<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlığınızı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sagliginizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sagliginizi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Sep 2025 10:30:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sağlığınızı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sagliginizi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bu hastalıklar sağlığınızı tehdit etmesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-hastaliklar-sagliginizi-tehdit-etmesin-574152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 10:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etmesin]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcak havalar hamilelik döneminde hormonların etkisiyle daha yoğun hissedilirken vücuttaki su kaybı da fazla oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastaliklar-sagliginizi-tehdit-etmesin-574152">Bu hastalıklar sağlığınızı tehdit etmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcak havalar hamilelik döneminde hormonların etkisiyle daha yoğun hissedilirken vücuttaki su kaybı da fazla oluyor. Dolayısıyla sonbahar mevsimi yaz aylarına göre anne adayları için daha konforlu bir dönem. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme</strong>, ancak bu avantajlarının yanı sıra sonbahar aylarında enfeksiyon hastalıkları da yaygınlaştığı için anne adaylarının dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, “Bu enfeksiyonlar daha çok nezle, grip, larenjit ve bademcik iltihabı gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve gastroenterit, yani bağırsak enfeksiyonlarıdır. Hamilelik döneminde bağışıklığın daha düşük olması nedeniyle enfeksiyonlar anne adaylarında daha ağır seyredebilir ve bu durum uzun sürdüğünde bebekte gelişim geriliğiyle sonuçlanabilir” diyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme,</strong> sonbahar mevsimini sağlıklı geçirmeniz için almanız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Maske takın, ellerinizi sık sık yıkayın! </strong></p>
<p>Sonbahar dönemi üst solunum yolu enfeksiyonlarını da beraberinde getiriyor. Dolayısıyla, bu dönemde kalabalık ortamlarda maske takmalı ve yakın temastan kaçınmalısınız. Ayrıca dış ortamdan geldikten sonra veya başka insanlarla temas ve tokalaşmanın ardından ellerinizi en az 20 saniye bol sabunla yıkamanız da enfeksiyonlardan korunmanız için çok önemli. </p>
<p><strong>Grip aşınızı mutlaka yaptırın</strong></p>
<p>Hamilelik sürecinde bağışıklığınız daha düşük olduğu için grip daha ağır seyrediyor, bunun sonucunda pnömoni (zatürre), hastane yatışı gerektiren durumlar ve uzun süren enfeksiyonlarda bebekte gelişim geriliği<strong> </strong>gibi ciddi sorunlar oluşabiliyor. Bu nedenle, gripten korunmak için hamilelik döneminde de grip aşısı öneriliyor. Dr. Seyhan Özleme, “Grip aşısı canlı virüs aşısı değildir ve uzun dönem çalışmalarda anne adaylarında güvenli olduğu ortaya konmuştur. Dolayısıyla, hamileliğin özellikle 3’üncü ayı sonrasında grip aşınızı yaptırabilirsiniz“ diyor. </p>
<p><strong>C vitamininden zengin besinleri daha çok tüketin</strong></p>
<p>Dengeli ve  sağlıklı beslenme, yeterli vitamin alımı da hem sizin bağışıklığınız hem de bebeğinizin sağlıklı gelişimi için büyük bir öneme sahip.    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme, hamilelik döneminde beslenmenizde dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle özetliyor: “Öğünleriniz az az, sık sık olmalı; her besin grubunu dengeli olarak içermelidir. Bağışıklığınızı güçlendirmek için özellikle C vitamininden zengin besinlere diyetinizde daha çok yer vermelisiniz. Sonbahar aylarında    C vitamininden en zengin olan besinler; turunçgiller, limon, ıspanak, brokoli, kırmızı lahana, pırasa ve kividir.” </p>
<p><strong>Bu besinlerden uzak durmanız şart! </strong></p>
<p>Sonbahar dönemi sadece üst solunum yolları enfeksiyonları açısından değil, aynı zamanda mide gribi olarak bilinen gastroenterit salgınları açısından da riskli bir dönem. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme, “Brusella enfeksiyonları<strong> </strong>riski taşıdıkları için<strong> </strong>pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden özellikle kaçınmanız gerektiği uyarısında bulunarak, “Yapılan araştırmalar sonucunda, Brusella enfeksiyonlarının anne karnındaki bebekte doğum kusurlarına neden olabileceği vurgulanmıştır. Ayrıca,  hamileliğin ilk üç ayında iseniz yine bebeğinizde doğum kusurlarına yol açma riski nedeniyle toksoplazma enfeksiyonlarından kaçınmak için çiğ köfte, sushi, salam, sosis gibi çiğ et ürünlerinden de uzak durmalısınız” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Pamuklu ve çok terletmeyen kıyafetler giyin </strong></p>
<p>Günün sıcaklığına göre çok ince veya çok kalın giyinmemek de hamilelik sürecinde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli noktayı oluşturuyor.    Hatalı kıyafet seçimi; yani havanın sıcaklığına göre çok ince veya çok kalın giyinmek vücut sıcaklığını olumsuz etkileyecek, enfeksiyonlara davetiye çıkaracaktır. Bu nedenle, sonbahar aylarında<strong> </strong>özellikle pamuklu, çok terletmeyen kıyafetler tercih etmelisiniz. </p>
<p><strong>Haftada bir kez mutlaka balık tüketin </strong></p>
<p>Anne adayının kemik kaybının, immun tolerans ile düşüğün önlenmesinde; bebeğin sağlıklı kemik gelişiminde, yeterli doğum kilosuna erişmesinde ve erken doğumun önlenmesinde D vitamini önemli bir rol oynuyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyhan Özleme,   yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte artan D vitamini açığını kapatmak için doktorunuzun tavsiye ettiği takviyelerin yanı sıra düzenli olarak balık tüketmeniz gerektiğini vurgulayarak,   “Haftada bir, mevsim balıklarını yemek, D vitamini ve omega açısından sizi ve bebeğinizi destekleyecektir. Ancak, büyük ve dipte yaşayan balıkların cıva birikimi fazla olacaktır. Dolayısıyla, balık tercih ederken çok büyük ve dip balıkları olmamasına, taze olmasına özen göstermeniz çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Bol bol su içmeyi alışkanlık edinin</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde yeterli su içmemek ve bunun sonucunda dehidratasyon gelişmesi düşük ile erken doğum riskini artırabiliyor.  Her gün 1,5-2 litre su tüketimini gün içerisinde dengeli olarak sağlamanız sizi hem zinde tutacak, hem de dehidratasyonu önleyecektir.  </p>
<p><strong>Uyku saatleriniz düzenli olsun</strong></p>
<p>Sonbahar döneminde güçlü bir bağışıklık sistemi için en önemli faktörlerden biri de uyku düzeninin sağlanmasıdır. Dolayısıyla, her gün en az 7 saat uyumayı ihmal etmeyin.<strong> </strong></p>
<p><strong>Her gün 30 – 40 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde hareketinizi kısıtlayan tıbbi bir durumunuz yoksa, özellikle günün çok sıcak veya soğuk olmayan saatlerinde, örneğin akşamüzeri normal tempoda 30 – 40 dakika yürüyüş yapmayı alışkanlık edinin. Düzenli yürüyüş yapmak sırt ve bel ağrılarınızı azaltacak, kilo kontrolünüzü de olumlu yönde etkileyecektir.</p>
<p><strong>Cildinizi nemlendirmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Sonbahar döneminde de güneşli havalarda yüzünüzü ve cildinizi korumak için en az 40 faktör, mineralli ve kimyasal içermeyen güneş koruyucunuzu sürmeyi alışkanlık edinin. Zira, hamilelik döneminde cilt kurumaya; buna bağlı kaşıntı ve çatlak oluşumuna yatkın oluyor. Düzenli nemlendirme sağlarsanız bu riski azaltabilirsiniz. Özellikle gün sonunda cildinizi; göğüs altı, kol altı, göbek çevresi ve baldırlar başta olmak üzere hamilelik dönemine uygun yağlarla masaj yaparak nemlendirin.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hastaliklar-sagliginizi-tehdit-etmesin-574152">Bu hastalıklar sağlığınızı tehdit etmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diz sağlığınızı korumak için 6 kritik kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diz-sagliginizi-korumak-icin-6-kritik-kural-559072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:11:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında fiziksel aktivitelerimiz yoğunlaşıyor  ve açık havada daha fazla zaman geçiriyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diz-sagliginizi-korumak-icin-6-kritik-kural-559072">Diz sağlığınızı korumak için 6 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında fiziksel aktivitelerimiz yoğunlaşıyor  ve açık havada daha fazla zaman geçiriyoruz. Ancak, bu artan hareketlilik, özellikle diz eklemini etkileyen bazı ciddi yaralanmalara davetiye çıkarabiliyor. Isınmadan yapılan sportif faaliyetler, dengesiz ya da sert zeminlerde koşmak ve ani yön değiştirmeler, özellikle menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ kopmaları ile diz kapağı çıkıkları gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, </strong>bu tür yaralanmaların sadece profesyonel sporcularda değil, sporla hobi düzeyinde ilgilenen ve tatil sırasında aktif hareket eden bireylerde de yaygın olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,</strong> dizlerde oluşan yaralanmalarda erken tanı ve tedavinin bireylerin hem yaşam kalitelerinin hem de aktivite düzeylerinin korunmasında son derece önemli bir rol oynadığını belirterek, “Dizlerdeki yaralanmaların ortak noktası, geç tanı konulması halinde kronikleşmeye meyilli olmalarıdır. Tedavi edilmeyen diz yaralanmaları; ağrı, hareket kısıtlılığı, güvensizlik hissi ve uzun vadede eklem dejenerasyonuna, yani kireçlenmeye yol açabilmektedir. Bu nedenle dizde ani gelişen ağrı, şişlik, takılma veya boşalma hissi gibi belirtiler ciddiye alınmalı ve gecikmeden ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir” diyor. Tedavinin kişinin yaşı, aktivite düzeyi ve yaralanmanın şiddetine göre planlandığını anlatan <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,</strong> “Cerrahi girişim gerektiren durumlar günümüzde artroskopik, yani kapalı yöntemlerle başarıyla yapılabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><b>MENİSKÜS YIRTIĞI</b></p>
<p>Dizin iç yapısında yer alan ve yük taşıyan darbe emici kıkırdaksı yapılar menisküs olarak tanımlanıyor. Menisküsler genellikle ani dönme hareketleri, çömelme sırasında zorlanma veya dengesiz düşmelerle yırtılıyor. Yırtık menisküs; dizde takılma, kilitlenme, ağrı ve ödemle kendini gösterebiliyor. Zamanla eklem kıkırdağında bozulmalara ve dizin mekanik işlevinde azalmaya neden olabiliyor. Yaz aylarında hazırlıksız başlanan sporlar, ısınmadan yapılan egzersizler, plajda çıplak ayakla voleybol oynarken ani sıçrama ve yön değişikliği içeren hareketler yapılması, menisküs yırtığını tetikleyebiliyor.  Dizde ani ve lokalize ağrı, bükülürken takılma hissi, yürüyüş sırasında güvensizlik, bazen de şişlik gelişebiliyor. Bu bulgular birkaç gün içinde geçmiyorsa, ortopedi değerlendirmesi gerekiyor. </p>
<p><strong>Nasıl tedavi ediliyor?</strong></p>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,<strong> </strong>menisküs yırtıklarında erken tanı ve tedavinin dokunun korunması açısından kritik bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, “Hafif yırtıklarda fizik tedavi ve istirahat yeterli olurken, ciddi yırtıklarda artroskopik cerrahi tercih edilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><b>ÖN ÇAPRAZ BAĞ KOPMASI</b></p>
<p>Dizin stabilitesini sağlayan temel yapılardan biri olan ön çapraz bağ ani duruşlar, yön değişimleri veya travmalar sonucu kopabiliyor. Kopma sonrasında dizde boşalma hissi, güven kaybı ve tekrarlayan burkulmalar yaşanıyor. Yaz aylarında; basketbol, futbol, plaj sporları ve doğa yürüyüşü sırasında yapılan ani hareketler, kontrolsüz zıplama ve inişler, ön çapraz bağ yaralanmalarına neden olabiliyor.  Dönme hareketi sonrasında “pat” sesi eşliğinde şiddetli ağrı, hızla gelişen ödem ve güvensizlik hissi, en tipik bulgularını oluşturuyor. Bu belirtiler varsa, mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmak gerekiyor. </p>
<p><strong>Nasıl tedavi ediliyor?</strong></p>
<p>Erken müdahaleyle, oluşabilecek menisküs ve kıkırdak hasarlarının önüne geçilebiliyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, “Aktif bireylerde genellikle artroskopik yöntemle bağ rekonstrüksiyonu uygulanır” diyor. </p>
<p><b>DİZ KAPAĞI ÇIKIĞI</b></p>
<p>Tıbbi dilde patella olarak adlandırılan diz kapağının yuvasından kayarak dışa doğru çıkması, diz kapağı yani patella çıkığı olarak ifade ediliyor. Genellikle travma sonrasında veya eklem yapısına ve kas zayıflığına bağlı oluşuyor. Şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı ve dizin görünümünde bozulmayla kendini gösteriyor. Yaz aylarında; yüksekten atlama, dengesiz zeminlerde yapılan hareketler, düşmeler ve kas yetersizlikleri, patella çıkığını tetikleyebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,<strong> </strong> “Diz kapağı dışa doğru kaymışsa veya kayıp yerine gelse bile hareket sırasında ağrı ile güvensizlik hissi varsa, zaman kaybedilmeden ortopedi değerlendirmesi gerekir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Nasıl tedavi ediliyor?</strong></p>
<p>İlk çıkıklarda dizlik, istirahat ve fizik tedavi uygulanabiliyor. Ancak tekrarlayan çıkıklarda izole veya kemik prosedürleriyle kombine edilmiş cerrahi stabilizasyon olan MPFL (Medial Patellofemoral Ligament) rekonstrüksiyonu, bir başka deyişle diz kapağını uyluk kemiğine bağlayan bağın onarımı gündeme geliyor.</p>
<p><strong>Diz yaralanmalarını önlemek için 6 önemli kural!</strong></p>
<ul>
<li>Spor öncesinde, kaslarınızı ısıtacak şekilde esneme ve ısınma egzersizleri yapın.</li>
<li>Düzenli egzersiz yaparak kas gücünüzü artırın.</li>
<li>Aşırı kilonuz varsa diz ekleminizi korumak adına kilo kontrolü sağlayın.</li>
<li>Düzgün tabanlı ve yapacağınız sporun türüne uygun ayakkabılar tercih edin.</li>
<li>Zeminin özelliklerine göre hareket edin; kaygan ve eğimli alanlarda ani manevralardan kaçının.</li>
<li>Herhangi bir ağrı, takılma, boşalma hissi veya şişlik oluşmuşsa spora ara verip, ortopedi uzmanına başvurun.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diz-sagliginizi-korumak-icin-6-kritik-kural-559072">Diz sağlığınızı korumak için 6 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safra Kesesi Rahatsızlıkları Sağlığınızı Tehdit Etmesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/safra-kesesi-rahatsizliklari-sagliginizi-tehdit-etmesin-463244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 12:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etmesin]]></category>
		<category><![CDATA[kesesi]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[safra]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safra sıvısını depolayan bir organdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/safra-kesesi-rahatsizliklari-sagliginizi-tehdit-etmesin-463244">Safra Kesesi Rahatsızlıkları Sağlığınızı Tehdit Etmesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Besinlerin sindirimine yardımcı olmak için safra kesesinden salgılanan safra, sindirim sisteminde yağların parçalanmasına ve emilimine yardımcı olur. Bu nedenle safra kesesi sağlığı önemlidir. Peki, safra kesesi hastalıkları ve belirtileri nelerdir, kansere dönüşme ihtimali var mıdır?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülnar Zeynalova; ‘Safra Kesesi’ ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu</strong></p>
<p><strong>Safra kesesi hastalıkları nelerdir?</strong></p>
<p>Safra kesesi hastalıkları arasında safra taşları, safra kesesi iltihabı (kolesistit), safra kesesi polipleri, safra kesesi kanseri ve safra kesesi fonksiyon bozuklukları gibi çeşitli durumlar bulunmaktadır. Bu hastalıkların belirtileri ve tedavileri farklılık gösterebilir. </p>
<p><strong>Safra kesesi taşı olduğunun belirtileri nedir?</strong></p>
<p>Safra kesesinde taş varlığında hastalarda genellikle şu belirtiler görülebilir:</p>
<p>1. Şiddetli karın ağrısı; özellikle sağ üst karın bölgesinde yoğunlaşan ağrı</p>
<p>2. Mide bulantısı ve kusma</p>
<p>3. Yemeklerden sonra artan ağrı</p>
<p>4. Sırt ve omuz ağrısı</p>
<p>5. Sarılık (cilt ve gözlerde sararma)</p>
<p>6. Kabızlık veya ishal</p>
<p>7. Gaz ve hazımsızlık</p>
<p><strong>Safra kesesindeki taş her zaman kendini belli eder mi?</strong></p>
<p>Safra kesesinde taş oluşumu her zaman belirti göstermeyebilir. Bazı insanlar safra kesesinde taş olduğunun farkında olmayabilir ve belirtiler ortaya çıkmayabilir; ancak taşlar belirli bir boyuta ulaştığında veya safra kesesinden çıkarak safra yolunu tıkadığında belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle, belirtiler olmasa bile düzenli sağlık kontrolleri yapmak önemlidir. </p>
<p><strong>Safra kesesindeki taş sayısı önemli midir?</strong></p>
<p>Safra kesesindeki taşların sayısı önemli olabilir. Birden fazla taşın olması durumunda, safra kesesinin fonksiyonunu daha fazla etkileyebilir ve komplikasyon riski artabilir. Özellikle, taşlar safra yolunu tıkayarak safra kesesi iltihabına (kolesistit) veya safra yollarında tıkanıklığa neden olabilirler. Birden fazla taşın varlığı, tedavi yaklaşımını etkileyebilir ve cerrahi müdahale gerekebilir. Bu nedenle, safra kesesinde birden fazla taş olduğunu düşündüğünüzde bir doktora başvurmanız ve gerekli testlerin yapılmasını sağlamanız önemlidir.</p>
<p><strong>Safra kesesinde taş teşhisi konduğunda safra kesesi alınmalı mıdır?</strong></p>
<p>Safra kesesinde taş saptandığında safra kesesinin alınıp alınmaması, durumun ciddiyetine ve belirtilere bağlıdır. Safra kesesinde taşlar belirtilere yol açmıyorsa ve taşlar küçükse genellikle cerrahi müdahale gerekli olmayabilir. Bununla birlikte taşlar belirtilere neden oluyorsa, safra kesesi iltihaplanmışsa veya taşlar safra yolunu tıkıyorsa doktorlar genellikle safra kesesinin çıkarılmasını (kolesistektomi) önerirler.</p>
<p>Safra kesesinin alınması çoğunlukla laparoskopik cerrahi yöntemle yapılır, bu da daha az kesi gerektiren bir işlem anlamına gelir. Safra kesesinin alınmasıyla birlikte genellikle insanlar normal hayatlarına devam edebilirler ve safra kesesi olmadan da vücut normal bir şekilde işlev görebilir.</p>
<p>Bu nedenle, safra kesesinde taş problemi yaşayan kişilerin doktorlarıyla detaylı bir şekilde konuşarak durumlarını değerlendirmeleri ve önerilen tedavi seçenekleri hakkında bilgi almaları önemlidir. Her durum farklı olduğundan, doktorunuz size en uygun tedavi seçeneğini önerecektir.</p>
<p><strong>Safra kesesindeki taşlar kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Safra kesesi taşları, çoğunlukla safra kesesinde oluşan kristalize parçalardır ve genellikle safra akışını engelleyebilirler. Bu durum safra kesesinin iltihaplanmasına yol açabilir; ancak safra kesesi taşlarının kansere dönüşebilmesi için bilimsel olarak kanıtlanmış bir mekanizma bulunmamaktadır. Kanser oluşumu genellikle farklı faktörlerin birleşimi sonucunda ortaya çıkar ve safra kesesi taşları doğrudan kansere dönüşmezler. Eğer bu konuda endişeleriniz varsa, bir sağlık uzmanı ile görüşmek en doğru yaklaşım olacaktır.</p>
<p><strong>Peki, safra kesesindeki polipler tehlikeli midir?</strong></p>
<p>Safra kesesindeki polipler genellikle küçük ve zararsız olabilir; ancak bazı durumlarda potansiyel olarak tehlikeli olabilir. Polipler genellikle safra kesesinin iç yüzeyinde oluşan küçük tümseklerdir. Eğer polipler büyürse veya kanserleşirse tehlikeli olabilir. Bu nedenle, bir doktor tarafından poliplerin boyutu, sayısı ve türü değerlendirilmelidir. Polipler genellikle belirti vermezler, bu yüzden rutin sağlık kontrolleri ve doktor ziyaretleri önemlidir. </p>
<p><strong>Safra kesesindeki poliplere ne zaman müdahale edilmelidir?</strong></p>
<p>Safra kesesindeki poliplerin ne zaman ameliyat edilmesi gerektiği poliplerin boyutu, sayısı ve türüne bağlı olarak değişebilir. Genellikle, safra kesesindeki polipler 1 cm&#8217;den büyükse, hızla büyüyorsa, belirli tipte kanser riskini artırıyorsa veya safra yollarını tıkıyorsa cerrahi müdahale gerekebilir.</p>
<p>Doktorunuz poliplerinizi düzenli olarak takip ederek ve gerekli testleri yaparak en uygun tedavi planını belirleyecektir. Poliplerin boyutu ve türüne bağlı olarak ameliyat gerekip gerekmediği konusunda doktorunuz size en iyi yönlendirmeyi sağlar. </p>
<p><strong>Safra kesesi iltihabı nedir?</strong></p>
<p>Safra kesesi iltihabı, safra kesesinin enfeksiyonu veya iltihaplanması durumunu ifade eder. Bu durum genellikle safra kesesi taşları nedeniyle oluşabilir. Safra kesesi taşları, safra kesesinin içinde oluşan kristalize parçalardır ve safra akışını engelleyebilir. Bu durumda safra kesesi iltihaplanabilir ve belirtiler ortaya çıkabilir. Safra kesesi iltihabının belirtileri arasında karın ağrısı, bulantı, kusma, ateş, sarılık ve sindirim problemleri yer alabilir. Tedavi genellikle antibiyotikler, ağrı kesiciler ve bazen safra kesesi ameliyatını gerektirebilir. </p>
<p><strong>Safra kesesi hastalıkları nasıl tespit edilir?</strong></p>
<p>Safra kesesi hastalıklarının tespiti için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. İşte bazı yaygın tespit yöntemleri:</p>
<p>1. **Fiziksel Muayene:** Doktor, muayenesi sırasında karın bölgesini kontrol ederek safra kesesi hastalıklarının belirtilerini arayabilir.</p>
<p>2. **Kan Testleri:** Karaciğer fonksiyon testleri ve safra kesesi ile ilgili enzim seviyelerini ölçmek için yapılan kan testleri hastalıkların teşhisinde yardımcı olabilir.</p>
<p>3. **Ultrasonografi (USG):** En sık kullanılan görüntüleme yöntemlerinden biridir. Safra kesesinin yapısını, taşları ve diğer hastalıkları görmeye yardımcı olabilir.</p>
<p>4. **Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG):** Daha detaylı görüntüler elde etmek için bu görüntüleme teknikleri kullanılabilir.</p>
<p>5. **Safra Kesesi Ultrasonu:** Safra kesesinde polipler, taşlar ve diğer anormalliklerin görüntülenmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>6. **Endoskopik Retrograd Kolanjiopankreatografi (ERCP):** Safra yollarının ve safra kesesinin içine doğrudan bakmak için kullanılabilir.</p>
<p>Safra kesesi hastalıklarının teşhisi genellikle yukarıdaki yöntemlerin bir veya birkaçının kullanılmasını gerektirebilir. Eğer safra kesesi hastalıklarına ait belirtiler hissediyorsanız, bir doktora başvurarak uygun tanı ve tedavi planını belirlemeniz önemlidir.</p>
<p><strong>Safra kesesi alındıktan sonra hangi sorunlar olabilir?</strong></p>
<p>Safra kesesi alındıktan sonra bazı insanlar şu sorunları yaşayabilir:</p>
<p>1. Sindirim Problemleri: Safra kesesi, sindirimde önemli bir rol oynar ve safra asitlerini depolar. Safra kesesinin alınması sindirim sürecini etkileyebilir ve bazı insanlarda sindirim problemlerine neden olabilir.</p>
<p>2. Safra Taşı Oluşumu: Safra kesesi alındıktan sonra bazı insanlarda safra taşı oluşumu riski artabilir. Bu durum, safra yollarında taş oluşması sonucunda karın ağrısı, mide bulantısı ve sindirim sorunlarına yol açabilir.</p>
<p>3. Diyet Değişiklikleri: Safra kesesi alındıktan sonra bazı insanlar belirli yiyecekleri sindiremeyebilir ve bu durum onları belirli diyet değişiklikleri yapmaya zorlayabilir.</p>
<p>4. İshal: Safra kesesi alındıktan sonra bazı insanlarda sık ishal görülebilir. Safra kesesinin olmaması sindirim sistemindeki normal dengenin bozulmasına neden olabilir.</p>
<p>Bu sorunlar herkes için geçerli olmayabilir ve belirli bireylerde belirli semptomlar farklılık gösterebilir. Eğer safra keseniz alındıktan sonra belirtilen sorunlardan herhangi birini yaşıyorsanız, doktorunuza danışmanız önemlidir.</p>
<p><strong>Safra kesesi alınan bireyler nasıl beslenmelidir?</strong></p>
<p>Safra kesesi alınan bireylerin beslenme alışkanlıklarında bazı değişiklikler yapmaları gerekebilir. Safra kesesi olmadan yağlı yiyecekleri sindirmek zorlaşabilir, bu nedenle şu önerileri dikkate alabilirler:</p>
<p>1. Daha az yağlı ve kızartma yiyecek tüketmeye özen gösterin.</p>
<p>2. Lifli gıdaları (sebzeler, meyveler, kepekli tahıllar) tercih edin.</p>
<p>3. Protein kaynakları arasında tavuk, balık, yumurta gibi yağsız seçenekleri tercih edin.</p>
<p>4. Küçük porsiyonlar halinde sık sık yemek yemeyi tercih edin.</p>
<p>5. Baharatlar, limon suyu gibi lezzetlendiricilerle yemekleri tatlandırın, yağsız sosları tercih edin.</p>
<p>6. Bol su tüketmeye özen gösterin.</p>
<p>7. Doktorunuzun önerdiği takviyeleri almayı unutmayın.</p>
<p>Bu önerileri dikkate alarak sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı oluşturabilirsiniz; ancak bireysel ihtiyaçlarınızı belirlemek için mutlaka bir beslenme uzmanına danışmanız önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/safra-kesesi-rahatsizliklari-sagliginizi-tehdit-etmesin-463244">Safra Kesesi Rahatsızlıkları Sağlığınızı Tehdit Etmesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalorisiz Ve Şekersiz Yaz İçecekleri İle Sağlığınızı Destekleyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalorisiz-ve-sekersiz-yaz-icecekleri-ile-sagliginizi-destekleyin-386516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 10:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyin]]></category>
		<category><![CDATA[içecekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalorisiz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[şekersiz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeteri kadar su tüketmemek ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalorisiz-ve-sekersiz-yaz-icecekleri-ile-sagliginizi-destekleyin-386516">Kalorisiz Ve Şekersiz Yaz İçecekleri İle Sağlığınızı Destekleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeteri kadar su tüketmemek ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabiliyor. Yemekten sonra hala aç hissetmenin, gece ya da gün içerisinde yaşanan açlık krizlerinin bir sebebi de susuzluk olabiliyor. Susuzluk ve açlık hissi beyinde aynı noktayı uyardığı için vücut susuz kaldığında daha fazla yiyeceğe ihtiyacı olduğu hissine kapılabiliyor. Bu sebeple yeterli su tüketimi önem taşıyor. Su tüketimi dolaşım ve sindirim sisteminden endokrin ve sinir sistemine kadar sağlığı destekliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uz. Dyt. Nur Sinem Türkmen, suyun faydaları ve sağlıklı içecek alternatifleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Az su tüketimi bu sorunlara yol açabilir</strong></p>
<ul>
<li>Yeteri kadar su tüketmemek, tükürük üretiminin azalmasına sebep olarak ağız ve dudak kuruluğuna yol açar. Ağız kuruluğunu geçirmek için, hiçbir içecek suyun yerini tutamaz. Su harici içecekler ağız ve boğazdaki mukoza membranları kayganlaştırmadıkları için ihtiyaç olan sıvı miktarına ulaşamamaktadır.</li>
<li>İdrar rengi sağlık hakkında birçok ipucu vermektedir. Normal şartlar altında idrar rengi saydam, hafif bulanık ve açık renk olmalıdır. Koyu sarı ve turuncu renkler vücudun susuz kaldığına bir işarettir.</li>
<li>Yeteri kadar su tüketilmemesi vücutta kansızlığa çok benzer belirtiler gösterebilir. Vücut susuz kaldığında, kandan su almaya başlar ve bu da organlardaki oksijen miktarının azalmasına sebebiyet verebilir.</li>
<li>Oksijensizlik ise yorgunluk ve uyuşuklukla birlikte enerjisiz hissetmeye yol açmaktadır. </li>
<li>Kıkırdak ve omurga disklerinin yaklaşık yüzde 80’i sudan oluşur. Eklem kireçlenmelerine sebebiyet vermemek için su tüketimine özen göstermek gerekir.</li>
<li>Işıltılı bir cilt için bol su tüketmek şarttır. Vücudumuz yeterli su alamadığında kalan su hayati fonksiyonlar için kullanılır ve susuzluk cilt kuruluğu ile gözlemlenebilir hale gelir. Bu etki uzun vadede hızlı yaşlanmaya neden olmaktadır. </li>
</ul>
<p>Su sağlığınız için çok önemlidir. Suyu olduğu gibi için veya tercih ettiğiniz malzemelerle tatlandırın. Sade suyu çok sıkıcı buluyorsanız, aromalı su size lezzetli bir alternatif sunabilir.</p>
<p>Birkaç nane yaprağıyla birlikte birkaç dilim limon, misket limonu, salatalık veya portakal ekleyerek bunu evde yapabilirsiniz. Ayrıca donmuş meyveleri veya en sevdiğiniz meyve suyunu bardağınıza damlatabilirsiniz. Yazın su dışında tüketilebilecek sağlıklı içecek alternatifleri şunlardır; </p>
<p> <strong> </strong></p>
<p><strong>Soğuk Çay </strong></p>
<p><strong> </strong>Çay (siyah, yeşil veya beyaz), iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilecek sağlıklı antioksidanlar ve bitki bileşikleri ile doludur. Çalışmalar, düzenli olarak çay içmenin kilo verilmesine ve kan basıncının düşürülmesine yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Yaz mevsiminde, şeker eklenmeden hazırlanabilecek soğuk çaylar, yeterli sıvı tüketiminin sağlanabilmesi için sağlıklı bir alternatif olacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Limonlu soğuk yeşil çay tarifi </strong></p>
<p><strong>Malzemeler (5 kişilik/ 1 fincan: 30 kcal) </strong></p>
<ul>
<li>4 poşet yeşil çay </li>
<li>3 tatlı kaşığı bal</li>
<li>1 limon</li>
<li>6-7 yaprak taze nane </li>
<li>2 çubuk tarçın </li>
<li>8-10 küp buz </li>
<li>1 litre su</li>
</ul>
<p><strong>Yapılışı: </strong></p>
<p>4 poşet yeşil Cçay&#8217;ı 400 ml taze kaynatılmış su ile 3 dakika demleyin. Poşetleri çıkardıktan sonra 400 ml soğuk su ekleyin. İçine 3 tatlı kaşığı bal ekleyip, karıştırarak çözünmesini sağlayın. Ardından dilimlenmiş limonu, nane yapraklarını ve tarçını ekleyin. Son olarak 8-10 küp buz ekleyerek servis edebilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sebze Suları</strong></p>
<p>Sağlıklı bir yaşam için günde en az 3 porsiyon sebze tüketimi oldukça önemlidir. Sebze suları hazırlamak, fazladan birkaç porsiyon sebze tüketmenin hızlı bir yoludur. Meyve suyu yerine, sebze suları tercih etmek şeker ve kalori alımını azaltır, bu nedenle daha iyi bir seçimdir. </p>
<p>Meyveler gibi sebzeler de kesildiklerinde veya sıkıldıklarında besinlerinin bir kısmını kaybederler. Bu nedenle taze yapılmış sebze suları tercih edilmelidir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sebze suyu tarifi </strong></p>
<p><strong>Malzemeler (1 kişilik, 10 kcal)</strong></p>
<ul>
<li>3 dal roka</li>
<li>5-6 dal maydanoz</li>
<li>2 adet salatalık</li>
<li>Yarım limonun suyu</li>
<li>1-2 adet kereviz sapı</li>
<li>1 su bardağı su </li>
</ul>
<p><strong>Yapılışı:</strong></p>
<p>Tüm malzemeleri blenderdan geçirin, daha akışkan bir kıvam için üzerine su ekleyebilirsiniz. Süzgeçten geçirip içebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong> Karpuz Suyu</strong></p>
<p><strong> </strong>Karpuz suyu, karpuzdan gelen meyve şekeri sayesinde tatlı bir içecek arayanlar için güzel bir seçenektir. Ayrıca potasyum açısından zengindir, kalsiyum ve fosfor da içerir. Karpuz tamamen sıvılaşana kadar ezilerek karpuz suyu yapılabilir. Fakat çok terlerken kaybedilen ana elektrolit olan sodyumdan fakirdir. Bu nedenle, çok sıcak bir iklimde yaşanıyorsa ve karpuz suyu egzersiz sonrası hem serinlemek hem de kaybedilen elektrolitleri geri almak için tercih edilecekse, bir tutam tuz ilave edilerek tüketilebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Şalgam Suyu </strong></p>
<p>Şalgam suyu; mor havuç, şalgam ve baharatlarla hazırlanıp soğuk tüketilen bir içecektir. C vitamininden zengindir. 1 bardağı yaklaşık 10-15 kaloridir. Yaz aylarında hem ferahlatır hem de bağırsak sağlığını destekler. Fakat içerdiği tuz ve baharatlar dolayısı ile sık sık tüketilmemelidir. Tansiyon ve kalp hastaları ise hekimlerine danışmadan tüketmemelidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Maden Suyu</strong></p>
<p><strong> </strong>Maden suyu sade iken kalorisiz ve mineral yönünden zengin bir içecektir. Meyveli maden suları ise, içerisindeki eklenti şekerden dolayı bir bardağında 70 kaloriye kadar çıkmaktadır. Bu sebeple maden suyunu sade tüketmek gerekir. Tatlandırmak için içine meyve dilimleri ekleyerek, limon sıkarak meyve aroması verilebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Soğuk Kahve</strong></p>
<p><strong> </strong>Kahve, dünyadaki en popüler içeceklerden biridir. Çay gibi, kahve de sıcak veya buzlu olarak tüketilebilir, bu da onu yıl boyunca çok yönlü bir seçim haline getirir. Kahve, yüksek bir kafein içeriğine sahiptir ve B vitaminleri, manganez, potasyum, magnezyum, fosfor mineralleri içerir. Ayrıca kalp hastalıkları, Tip 2 diyabet, karaciğer hastalığı, Alzheimer, bunama, felç ve kanser riskini azalttığı bilimsel çalışmalarda tespit edilmiştir. Günde maksimum 400 mg&#8217;a kadar kafein tüketimi idealdir. Fazla kahve tüketimi;</p>
<ul>
<li>Stres seviyesini artırabilir,</li>
<li>Kalp çarpıntısı,</li>
<li>Uyku bozuklukları gibi sorunlara yol açabilir. </li>
</ul>
<p>Yaz aylarında, serinlemek için soğuk kahveler; krema, şurup, şeker eklenmeden hazırlandığı sürece iyi bir tercih olacaktır. Şekersiz bitkisel sütler veya yağsız sütle hazırlanmış latte, soğuk amerikano, soğuk filtre kahveden tüketilerek kalori tasarrufu yapılabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Smoothieler</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı sağlamak için mükemmel bir seçenek olan smoothieler de, etkileyici bir vitamin, mineral ve faydalı bitki bileşikler yelpazesine sahiptir.</p>
<p>Buzdolabınızda veya dondurucunuzda bulunan hemen hemen her malzeme kombinasyonuyla smoothie yapılabilir. Fakat smoothielerin birden fazla meyve eklenerek yapılması, kan şekeri dengesinin bozulmasına ve kilo alımına neden olabilir. Bu nedenle aşağıdaki 4 gruptan yalnızca 1 çeşit seçerek 4 malzemeyle sağlıklı smoothie’ler hazırlanmalıdır.</p>
<p>1.Grup Meyve: muz, yaban mersini, çilek, ananas, elma</p>
<p>2.Grup Süt: süt, laktozsuz süt, yağsız süt, badem sütü, Hindistan cevizi sütü, yulaf sütü</p>
<p>3.Grup Tatlandırıcı: bal, pekmez</p>
<p>4.Grup Yağ: keten tohumu, Chia tohumu, badem, fındık, ceviz</p>
<p>Ekstra olarak smoothie bir öğün yerine tüketilmek isteniyorsa içine 1-2 yemek kaşığı yulaf ezmesi de eklenebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Limonata</strong></p>
<p>Limonata içine koyulan şeker miktarının artışına bağlı olarak daha kalorili bir hal almaktadır. Limonata evde şeker oranı düşük tutularak yapılabilir. Limonata daha doğal ve daha düşük kalorili olarak tüketilmek isteniyorsa içerisine 1 tatlı kaşığı bal eklenebilir. Günde 1 bardak tüketilmesi hem ferahlamaya hem de C vitamini alımına destek olmaktadır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalorisiz-ve-sekersiz-yaz-icecekleri-ile-sagliginizi-destekleyin-386516">Kalorisiz Ve Şekersiz Yaz İçecekleri İle Sağlığınızı Destekleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlığınızı Riske Atmayın, Gıdanızı Güvenle Koruyun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sagliginizi-riske-atmayin-gidanizi-guvenle-koruyun-380670</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 10:10:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atmayın]]></category>
		<category><![CDATA[gıdanızı]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[koruyun]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380670</guid>

					<description><![CDATA[<p>7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla gıda güvenliği ve peynirin saklanma koşullarıyla ilgili tüketicilere uyarılarda bulunan Muratbey, gıdaları korumanın püf noktalarını tüketicilerle paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagliginizi-riske-atmayin-gidanizi-guvenle-koruyun-380670">Sağlığınızı Riske Atmayın, Gıdanızı Güvenle Koruyun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla gıda güvenliği ve peynirin saklanma koşullarıyla ilgili tüketicilere uyarılarda bulunan Muratbey, gıdaları korumanın püf noktalarını tüketicilerle paylaşıyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Gıda güvenliği, üretimden tüketime kadar tüm zincir süresince gıda kaynaklı riskleri önlemek ve gıdanın kalitesini korumak için gerekli tüm uygulamaları kapsayan bir genel kavramdır. Gıda güvenliği; üretim, sunum, tüketim gibi süreçlerde gıdalardaki kimyasal, fiziksel, biyolojik olası tehlikeleri öngörerek engellemek olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla gıda güvenliğine sadece gıda firmalarının değil, tüm gıda işletmelerinin ve tüketicilerin gerekli önemi göstermesi gerekiyor. Halk sağlığını koruma ve bağışıklık güçlendirme odaklı inovasyonlarla adından söz ettiren Muratbey, zenginleştirilmiş peynirleriyle tüketicilerin sağlıklı yaşam beklentilerini karşılarken, tüm dünyada sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlıyor. Muratbey; kaliteli, lezzetli, sağlıklı ve yenilikçi ürünler yapmak olarak tanımladığı marka misyonu gereği geliştirdiği D vitaminiyle zenginleştirilmiş ürünleriyle gelecek nesillerin sağlıklı ve sürdürülebilir gıdalarla beslenmesi yönünde çalışıyor. Bu hedef doğrultusunda günümüz ve gelecek nesiller için sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir gıda sistemleri değişim ve dönüşümünü hızlandırmak için çalışan Sürdürülebilir Gıda Platformu’nda görev alıyor. Muratbey; Sürdürülebilir Gıda Platformu Sorumlu Tüketim ve Sağlıklı Beslenme Grubu Eş Başkanı olarak başta gıda güvenliği ve gıdaların doğru saklanması konuları olmak üzere tüketicinin bilinçlendirilmesi yönünde çalışmalarını yürütüyor.  </p>
<p><strong>Güvenli Adımlarla Gıdaların Saklanma Koşulları Nasıl Olmalı?</strong></p>
<p>Gıdaların bozulmaması için doğru bir şekilde saklanması büyük önem arz ediyor. Özellikle uygun olmayan pişirme ve saklama koşulları enfeksiyon riski, akut bağırsak enfeksiyonu gibi riskli sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Sağlığı riske atmadan güvenli ve basit kurallar ile gıdaları korumak mümkün. Muratbey Beslenme Danışmanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu, “Gıdaları taze ve güvenilir bir şekilde korumak için dikkat edilmesi gereken bazı kuralları vardır. Buzdolabında tutulan yiyecek ve içeceklerde de özenli olunması gerekir. Bütün gıdalar buzdolabında saklanmamalıdır. Örneğin, kuru gıdalar, konserveler; güneş ışığı görmeyen, nemli olmayan serin ve kuru yerlerde muhafaza edilmelidir. Üzerinde toprak kalıntısı bulunan yeşil sebzeler, buzdolaplarına birçok zararlı bakteriyi de beraberinde taşır. Bu nedenle sebzelerin yıkanıp doğranarak saklama kaplarına alınması ve kısa sürede tüketmek koşuluyla korunması daha uygun olacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>Peynir alışverişin sonuna doğru alınmalı</strong></p>
<p>Hastalık yapıcı mikroorganizmaların kolayca üreyebildiği süt, peynir, dondurma, yumurta, et, tavuk, balık gibi besinlerin saklanmasında dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Garipağaoğlu, “Ürünler buzdolabına açık bir şekilde konulmamalıdır. Peynirin marketlerde mutlaka buzdolabında ya da soğutucuda olması, buzdolabı sıcaklığının +2 ile +4 derece arasında olduğunun kontrol edilmesi, soğutucu dışında sergilenen ürünlerin alınmaması, peynirin alışverişin sonuna doğru alınması, soğuk zincirin kırılmaması, mümkünse ambalajı açıldıktan sonra birkaç gün içerisinde tüketilecek miktarda alınması önemlidir” dedi. </p>
<p><strong>Peynir kendi ambalajında korunmalı</strong></p>
<p>Peynirin açıldıktan sonra kendi ambalajında sıkı kapalı bir şekilde korunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Garipağaoğlu, “Sofrada, tezgâhta bekletilmiş peynir, ambalajı içindeki buzdolabındaki peynirin içine tekrar katılmamalıdır. Ayrı bir kap ile saklanmalıdır. Eğer peynir ambalajından çıkarıldıysa cam saklama kaplarında kapalı bir şekilde korunmalıdır. Peynirler, buzdolabında mutlaka kahvaltılık bölümü olan kapaklı kısımlara yerleştirilmelidir. Kapalı kapta ve salamura suyu içinde satılan Sürmeli, Burgu, Topi, Misto gibi peynirlerin kendi salamura suyunun içinde tutulması, suyu azaldığında içme suyu eklenerek peynirin havayla temasının kesilmesi gerekir. Sert ve yarı sert peynirleri ise, kesilen yerlerine zeytinyağı sürüp streçle sararak hava ile temasını kesip daha fazla koruma sağlayabilirsiniz. Sürmeli ve krem peynirler ise kaplarından bir öğünde yenilecek porsiyonlar olarak çıkarılıp servis edilmeli ve tüm paket sofraya konmamalıdır. Çünkü oda sıcaklığı peynir için uygun değildir. Peynir buzdolabı ısısında korunmalıdır. Yani +2 ile +4 derecede korunmalıdır. Oysa normal oda sıcaklığı  +20 ile +22 derece civarındadır. ” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagliginizi-riske-atmayin-gidanizi-guvenle-koruyun-380670">Sağlığınızı Riske Atmayın, Gıdanızı Güvenle Koruyun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[tetkiklerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand böbrek kistlerinin yol açabileceği risk faktörlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861">Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand böbrek kistlerinin yol açabileceği risk faktörlerini anlattı. Böbrek kistlerinin türüne bağlı olarak hiçbir belirti vermeden de oluşabileceğini ileten Uzm. Dr. Aresh Soudmand, &#8220;Her insanda görüldüğü belirtilse de böbrek kistleri gözden kaçırılmaması ve doktor kontrolünde takibi gerekebilen kistlerdir” diye konuştu. </p>
<p><strong>DOKTOR KONTROLÜNDE TAKİP EDİLMELİ</strong></p>
<p>Böbrek kistleri böbreğin dış katmanında oluşan ve içi sıvı dolu keseciklerdir. Genellikle basit kistler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Çok nadir de olsa kanserleşme ihtimalleri mevcuttur. Böbrek kistlerinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Böbreğin yüzey tabakasının incelmesi sonucu bir kese oluştuğu görüşü ileri sürülmektedir. Bir insanın hayatında yaptığı, böbrek kistlerine neden olabilecek hiçbir şey yoktur. Hiçbir yaşam tarzı davranışı, çevresel maruziyet veya diyet böbrek kistleri ile ilişkilendirilmemiştir. Basit kistler hem erişkin hem de çocuklarda görülebilen lezyonlardır. Genellikle tek böbrekte bir adet oluşur ancak bazen polikistik böbrek hastalığı gibi durumlarda her iki böbrekte çok sayıda lezyon olarak da görülebilir.</p>
<p><strong>50 YAŞIN ÜZERİNDE GÖRÜLME SIKLIĞI YÜKSEK</strong></p>
<p>Basit böbrek kistleri polikistik böbrek hastalığında görülen kistlerden farklıdır. Çoğu zaman hastada hiçbir şikâyete neden olmazlar ve hiçbir belirti vermezler. İlerleyen yaşlarda daha sık görülen basit kistler, ultrasonografi ve radyolojik değerlendirmeler neticesinde fark edilebilir. Hastalar kistlerinin varlığından bilgisayarlı tomografi veya MR sonrasında da tesadüfi olarak haberdar olabilirler. Genellikle kansere dönüşmediğinden ve içleri sıvı dolu olduğundan dolayı bu kistler “basit böbrek kistleri” olarak bilinirler. Az sayıda ve iyi huylu olan kistler toplumda sıklıkla rastlanan bir durum iken her iki böbrekte ve çok sayıda karşılaşılan kistler böbrek yetmezliğine kadar sonuçları olan kistlerdir. Böbrek kistlerinin görülme oranları yaşlanma ile birlikte giderek artmaktadır. Bu lezyonlar 50 yaş üstü erkek ve kadınlarda %50 oranında görülmektedir.</p>
<p><strong>ERKEKLERDE DAHA SIK RASTLANIYOR</strong></p>
<p>Ortaya çıkma nedeni tam olarak bilinmese de böbrek kistlerine daha sık rastlanmasına neden olan bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Yaşlanmaya bağlı olarak daha sık görülebildiği bilinen böbrek kistleri ayrıca hipertansiyon hastalarında, böbrek fonksiyon bozukluğu hastalarında ve böbrek taşı hastalarında diğer bireylere oranla daha sık görülür. Cinsiyete bağlı risk faktörleri ele alındığında erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla daha yüksektir.</p>
<p> </p>
<p> Böbrek kistlerinin 2 tipi vardır: </p>
<p> </p>
<ul>
<li>Basit böbrek kistleri: Basit böbrek kistleri insan böbreğinde bulunan en yaygın lezyonlardır. Yaşla birlikte görülme oranları giderek artmaktadır. Genellikle hiçbir belirti vermezler. Böbreğe ciddi bir zarar vermezler, ancak büyük boyutlu lezyonlarda tedavi gerekebilmektedir.  Genellikle tek bir böbrekte görülürler, bazen her iki böbrekte birden fazla sayıda da görülebilirler. Basit kistlerin tanısı radyolojik incelemeler sırasında rastlantısal olarak konulmaktadır. Kistler daha çok ultrasonografi ile tespit edilir.</li>
<li> </li>
<li>Polikistik böbrek hastalığı: Genetik geçişlidir. Her iki böbrekte yer alan çok sayıda kistle kendini gösteren, karaciğer, pankreas gibi diğer organlarda da kistlere neden olabilecek genetik geçişli bir hastalıktır. </li>
</ul>
<p>Böbrek kistleri küçük boyutlarda iken herhangi bir belirtiye neden olmazlar, ancak büyüdükleri zaman hastalarda bazı şikayetlere neden olabilirler. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Karında elle hissedilen kitle</li>
<li>Yan ve sırtta ağrı </li>
<li>Böbrek ağrısı (genellikle baskıya ve kanamaya bağlı oluşmaktadır)</li>
<li>Tansiyon yüksekliği</li>
<li>İdrarda kanama</li>
<li>Ateş</li>
<li>Sık idrara çıkma</li>
<li>İdrarda koyulaşma</li>
</ul>
<p><strong>RADYOLOJİK TETKİKLERLE KANSER ERKEN EVREDE SAPTANABİLİR</strong></p>
<p>Böbrek kistlerinde tedavi yöntemine kistin sayısı, boyutu ve hastada hangi şikayetlere neden olduğu değerlendirilerek karar verilmektedir. Kistin içinin iğne ile boşaltılması, kist duvarını yapıştıracak maddenin ultrason eşliğinde kist içerisine enjekte edilmesi yoluyla kistin inaktif edilmesi ve cerrahi yöntem ile kistin vücuttan alınması gibi yöntemler uygulanabilmektedir. Sizin için hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna karar vermesi gereken kişi takibinizi yapan hekiminizdir. Böbrek kistleri her zaman zararlı değildir.  Ancak radyolojik tetkiklerde kanserleşme riski açısından şüpheli bulgular mevcut ise hastanın kanser ihtimali mutlaka araştırılmalıdır. Rutin kontrol ve radyolojik tetkikler kanser ihtimalinde erken evrede tedaviye başlanması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861">Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
