<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlığını | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sagligini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sagligini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 10:13:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sağlığını | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sagligini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Konak zabıtası, halk sağlığını hiçe sayanlara geçit vermedi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konak-zabitasi-halk-sagligini-hice-sayanlara-gecit-vermedi-625983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 10:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[geçit]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hiçe]]></category>
		<category><![CDATA[işletme]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sayanlara]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelen ihbar üzerine harekete geçen Konak Belediyesi zabıta ekipleri, halk sağlığını hiçe sayan işletmeye yapılan denetimde 600 koliye yakın son kullanma tarihi geçmiş ürün yakalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-zabitasi-halk-sagligini-hice-sayanlara-gecit-vermedi-625983">Konak zabıtası, halk sağlığını hiçe sayanlara geçit vermedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gelen ihbar üzerine harekete geçen Konak Belediyesi zabıta ekipleri, halk sağlığını hiçe sayan işletmeye yapılan denetimde 600 koliye yakın son kullanma tarihi geçmiş ürün yakalandı. Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüyle birlikte yapılan çalışmada gıda ürünlerinin imhası gerçekleştirildi, söz konusu işletmeye cezai işlem uygulandı.</b></p>
<p>Konak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, ihbar üzerine denetim gerçekleştirdiği Millet Mahallesi’ndeki bir işletmede, son kullanma tarihi geçmiş kolilerce ürün tespit etti. Durumun Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bildirilmesiyle birlikte iki kurum halk sağlığı için birlikte hareket ederek gerekli işlemleri hayata geçirdi. Tutanak tutan ve işletme sahibine gerekli uyarılarda bulunan Konak zabıta ekipleri, denetim sırasında işletmenin ruhsat kaydının olmadığını tespit ederek ruhsata dair de işlem gerçekleştirdi. Söz konusu işletmeden çıkarılan son kullanma tarihi geçmiş gıda ürünleri bir kamyon ve bir kamyonetin kasasını doldurdu. Satışı halinde halk sağlığını göz göre göre tehdit eden 600 koliye yakın ürün imha edildi. İşletme sahibine ayrıca Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce para cezası uygulandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-zabitasi-halk-sagligini-hice-sayanlara-gecit-vermedi-625983">Konak zabıtası, halk sağlığını hiçe sayanlara geçit vermedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[sütüyle]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu diş hekimliği ile çürükler ve anomaliler önlenir!</strong></p>
<p>Pedodonti, yani çocuk diş hekimliğinin, bebeklikten ergenlik dönemine kadar çocukların ağız ve diş sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanı olduğunu aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Bu süreç, aslında anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anneye verilen eğitimlerle temeller atılır ve bebeğin ilk dişinin çıkmasıyla birlikte düzenli muayene süreci başlar.” dedi.</p>
<p>Pedodonti uzmanlarının temel hedeflerinden birinin, çocuklarda diş hekimi korkusu oluşmadan, güvenli ve olumlu bir deneyim sağlamak olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Karabulut, “Bu sayede çocukların diş hekimi ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmeleri ve ağız-diş sağlığını yaşam boyu korumaları amaçlanır. Aynı zamanda koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla, çürükler ve olası anomaliler oluşmadan önce önlem alınır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süt dişleri, geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahip! </strong></p>
<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamaları kapsamda fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi işlemler yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Barış Karabulut, “Erken çocukluk çağı çürükleri tespit edilerek gerekli durumlarda dolgu veya kanal tedavisiyle dişler restore edilir. Ayrıca dişlerde oluşabilecek çapraşıklıklar erken dönemde belirlenerek ileride oluşabilecek ortodontik sorunların önüne geçilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların ilk diş muayenesinin, ilk diş çıkar çıkmaz ya da en geç bir yaş civarında yapılmasının önerildiğine değinen Doç. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu erken tanışma, çocuğun diş hekimine alışmasını kolaylaştırırken, ailelerin de doğru beslenme ve ağız bakımı konusunda bilinçlenmesini sağlar.</p>
<p>Süt dişleri, sanıldığının aksine geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahiptir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, düzgün konuşabilmesi ve estetik açıdan kendine güven geliştirebilmesi için süt dişlerinin korunması gerekir. Ayrıca süt dişleri, kalıcı dişler için rehber görevi görür. Erken kayıplar, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir.”</p>
<p><strong>Beslenme sonrası ağız temizliği ihmal edilmemeli! </strong></p>
<p>Erken yaşta yapılan düzenli kontrollerin, diş çürüklerinin başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığını yineleyen Doç. Dr. Barış Karabulut, “Böylece daha basit ve ağrısız yöntemlerle tedavi mümkün olur, ileri aşamalarda gerekebilecek kanal tedavisi veya genel anestezi gibi uygulamaların önüne geçilebilir.” dedi.</p>
<p>Bebeklik döneminde ağız temizliğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Karabulut, “Dişler çıkmaya başladıktan sonra, her beslenme sonrası diş yüzeyinde kalan süt mutlaka temizlenmelidir. Bu temizlik başlangıçta nemli bir bez veya tülbentle yapılabilir, ilerleyen dönemde ise parmak fırçaları kullanılabilir. Ayrıca bebeklerin memede ya da biberonla uyutulmaması ve beslenme sonrası ağız temizliğinin ihmal edilmemesi önerilir. Parmak emme ve uzun süreli emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, 2-3 yaşından sonra devam ettiğinde diş ve çene yapısında bozulmalara yol açabilir. Bu nedenle bu alışkanlıkların kademeli olarak ve çocuğu zorlamadan bırakılması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pedodonti, tedaviden çok koruyucu bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Çocuklarda diş gıcırdatmanın, özellikle diş sürme dönemlerinde geçici olarak normal kabul edilebileceğini aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Ancak bu durum uzun süreli ve yoğun şekilde devam ediyorsa, dişlere ve çene eklemine zarar verebileceğinden mutlaka değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu plaklar, psikolojik destek veya medikal tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.</p>
<p>Gece sütüyle uyutma alışkanlığının da diş sağlığı açısından riskli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Anne sütü ya da biberonla verilen süt, diş yüzeyinde uzun süre kaldığında çürük oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle uyku sırasında tükürük akışının azalması bu riski artırır. Bu nedenle beslenme sonrası dişlerin temizlenmesi ve biberon kullanımının mümkün olan en erken dönemde bırakılması önerilir.</p>
<p>Sonuç olarak pedodonti, sadece mevcut sorunların tedavi edildiği bir alan değil; aynı zamanda çocukların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önleyici yaklaşımların merkezinde yer alan önemli bir bilim dalıdır. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-624622">Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[alerjiler]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut, farklı hastalıklara karşı çeşitli tepkiler geliştirebilen karmaşık bir yapıya sahip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501">Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vücut, farklı hastalıklara karşı çeşitli tepkiler geliştirebilen karmaşık bir yapıya sahip. Öyle ki bağışıklık sisteminin verdiği tepkilerle kalp sağlığının kesiştiği durumlara da rastlanabiliyor. Kounis Sendromu’nun, bağışıklığın aşırı koruyucu tepkisinin kalbi zorlamasıyla ortaya çıktığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Alerjik bünyeye sahip olanlarda ya da bilinen kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde ani gelişen reaksiyonlarla birlikte görülen göğüs ağrısı önem taşıyor. Erken tanı ve doğru müdahale ile kalıcı hasar riski en aza indirilebiliyor. Kalp ve bağışıklık sistemi birlikte çalıştığı için birinde yaşanan sorun diğerini de etkiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Reçetesiz satılan bir ilaç, arı sokması ya da akşam yemeğinde tüketilen deniz ürünleri… Vücudun bu tür etkenlere verdiği alerjik yanıtın bazı durumlarda kalbi de etkileyebildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kounis Sendromu, alerjik veya aşırı duyarlılık reaksiyonları sırasında ortaya çıkan akut koroner sendrom olarak tanımlanır. Halk arasında alerjik kalp krizi ya da alerjik anjina olarak da bilinen bu tabloda, bağışıklık hücrelerinin aktive olmasıyla salınan bazı maddeler, kalp damarlarında spazma yol açabilir” dedi.</p>
<p><strong>Fındık, fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler tehlikeyi artırıyor</strong></p>
<p>Kounis Sendromu teşhisini zorlaştıran en önemli etkenin, alerji belirtileri ile kalp krizi semptomlarının iç içe geçmesi olduğunu vurgulayan Koylan, “Hastalarda göğüs ağrısı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı ile birlikte vücutta yaygın kaşıntı, kızarıklık veya kurdeşen görülebilir. Buna tansiyon düşüklüğü, bayılma hissi ya da bilinç kaybı da eşlik edebilir. Sendromu tetikleyen en yaygın unsurlar; antibiyotikler başta olmak üzere bazı ilaçlar, ağrı kesiciler ve kontrast maddeler, arı ve eşek arısı sokmalarıdır. Kabuklu deniz ürünleri, fındık ve fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler ile lateks alerjisi ya da bazı kimyasal maruziyetler de tetikleyici olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bazı vakalarda adrenalin hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Teşhis aşamasında EKG, troponin testleri ve bazı durumlarda ekokardiyografinin kullanıldığını açıklayan Koylan, “Tanıda en kritik nokta hastanın öyküsünde alerjen maruziyetinin olup olmadığının belirlenmesidir. Tedavi sürecinde ise hem alerjik reaksiyonun baskılanması hem de kalp damarlarının rahatlatılması gerekir. Şiddetli vakalarda adrenalin hayat kurtarıcı olabilirken, Tip I Kounis vakalarında damar spazmını artırabileceği için dikkatli kullanılmalı. Bu süreçte hipertansiyon ve damar sağlığına yönelik yaklaşımlar hastanın uzun dönem takibinde önemli rol oynar” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501">Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</span></span></span> Y</b><b><span><span><span>aşam alışkanlıklarının değiştirilerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmesinin etkili bir önlem olacağını belirten Torun, “Doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, 25-31 Mart Kalp Haftası kapsamında kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp ve damar hastalıkları, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının kanserle birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Sadece hayatı tehdit etmekle kalmayan bu hastalık grubu, aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyebilen çeşitli rahatsızlıklardan meydana geliyor.  Bu rahatsızlıklar genel olarak kalp damar tıkanıklığı, boyun ve bacak damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği ve kapak hastalıkları ile kalp ritim bozukluklarından oluşmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp hastalıkları, yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu hastalıkların bir kısmının önlenebilir olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Bu hastalıkların bir kısmı doğuştan olabilmekle birlikte birçoğu sonraki tercihlerimiz neticesinde oluşmaktadır. Örneğin kalp krizine baktığımız zaman buna birçok sebep etki ederken bu sebeplerin yüzde 90’ı değiştirilebilir faktörlerden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle yüzde 90’ı bizim yanlış tercihlerimiz neticesinde oluyor. Belki genetik risklerden kaçamayız ama yaşam tarzı alışkanlıklarımızla bunların bir çoğunluğunun önüne geçmek mümkün” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her üç ölümden biri kalp damar hastalıklardan kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin verilere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden biri kalp damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Yıllık olarak baktığımızda bir yetişkinin kalp krizi riski ülkemizde yüzde 0,5-1 arasında gözükmektedir. Kalp damar hastalıklarının yanına ritim bozukluklarını, kalp yetmezliklerini ve kapak hastalıklarına da eklersek ülkemizde yaklaşık 5 milyon kalp damar hastası olduğu düşünülmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşam tarzı en önde gelen risk faktörleri arasında yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ülkemizde kalp ve damar hastalıklarının bu denli yaygın olmasının ana sebeplerinden birinin yaşam tarzı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımız zaman Türk toplumunda kalp ve damar hastalıklarının daha sık olduğunu görüyoruz. Bunun en büyük sebebi, maalesef bizim tercihlerimiz. Biz Avrupa’nın en çok sigara içen ülkesiyiz ve en obez ülkesiyiz. Bunun yanında düzenli spor alışkanlığı en düşük ülkeyiz. Hal böyle olunca kalp damar hastalıkları majör risk faktörleri arasında yer alan bu faktörler, ülkemizde daha çok kalp damar hastalıklarının görülmesinde başı çeken sebepler olarak öne çıkıyor. Bunların dolaylı etkileri olarak da hipertansiyon, şeker hastalığı ve kolesterol bozuklukları meseleyi daha da olumsuz hale getiriyor. Bilimsel gerçekler bu denli ortadayken ve ülke olarak son derece olumsuz birinciliklerimiz varken kalp damar hastalığı yönünden ortalama bir Avrupa vatandaşına göre çok daha riskliyiz” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>40 yaş sonrası kardiyoloji kontrolleri yaptırılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için alınacak tedbirlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu tavsiyelerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Kalp ve damar hastalıklarında değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri vardır. Dolayısıyla her şeyden önce yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmeye çalışılmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulması, doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir. Bunun yanında günümüz teknolojisiyle kalp damar hastalıkları çok erken dönemde yakalanabilmektedir. 40 yaş sonrası yaptırılacak kardiyoloji kontrolleri, olumsuz bir sürprizle karşılaşmadan büyük oranda kalp hastalıklarının kontrol altına alınmasında etkili olacaktır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değerli]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837">Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretleri, aidiyet ve bağlılığı güçlendiriyor!</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinin bireylerin aidiyet ve bağlılık duygularını güçlendiren önemli sosyal ritüellerden biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle Ramazan Bayramı gibi kültürel ve dini bayramlarda yapılan ziyaretler, bireylerin sosyal destek ağlarını canlı tutmasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Aile büyüklerini ziyaret etmenin bireylerde bazı duyguları tetikleyebileceğini aktaran Tunçel, “Kişi kendisini bir ailenin ve geçmişin parçası olarak hisseder bu da Aidiyet ve köklenme duygusunu açığa çıkarır. Büyüklerin yaşam deneyimlerini görmek bireyde takdir, minnettarlık ve saygı duygularını artırır. Tanıdık aile ortamı stresin azalmasına katkı sağlar, güven ve duygusal rahatlama hissedilir. Çocukluk anıları ve ortak ritüeller olumlu duyguları güçlendirir, mutluluk artar. Bu tür sosyal temaslar, psikolojide ‘koruyucu faktör’ olarak adlandırdığımız unsurlar arasında yer alır ve kişinin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretleri, yaşlılara hâlâ değerli olduklarını hissettirir!</strong></p>
<p>Yaşlı bireyler için bayram ziyaretlerinin çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim olduğuna değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaş ilerledikçe sosyal çevre daralabilir ve birey kendini toplumdan kopmuş hissedebilir. Bayram ziyaretleri ise yaşlı bireylere ‘sen hâlâ ailenin merkezindesin ve değerlisin’ mesajı verir.” dedi. </p>
<p>Bu ziyaretlerin yaşlı bireyler için önemli olduğuna vurgu yapan Tunçel, “Değerli ve hatırlanmış hissetmelerini sağlar, yaşam deneyimlerini aktarma fırsatı sunar, yalnızlık ve izolasyon duygularını azaltır, yaşam doyumlarını artırabilir. Klinik gözlemler, düzenli sosyal temasın yaşlı bireylerde depresif duygulanımı azaltabildiğini ve genel psikolojik dayanıklılığı desteklediğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Aile büyükleriyle vakit geçirmek, çocukların duygusal gelişimi için çok değerli</strong></p>
<p>Çocuklar ve gençler için de aile büyükleriyle vakit geçirmenin, duygusal gelişim ve kimlik oluşumu açısından oldukça değerli olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte çocuklar; kuşaklar arası bağ kurmayı öğrenirler, empati ve saygı gibi sosyal beceriler geliştirirler, aile hikâyeleri aracılığıyla kimlik ve aidiyet duygusu kazanırlar, sabır, hoşgörü ve farklı yaşam deneyimlerini anlamayı öğrenirler. Ayrıca büyükanne ve büyükbabalar genellikle çocuklara koşulsuz kabul ve sıcaklık sunan figürler olabilir. Bu da çocukların duygusal güvenlik hissini güçlendirebilir.”</p>
<p><strong>Dijital iletişim, yüz yüze etkileşimin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir araç!</strong></p>
<p>Görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi dijital iletişim araçlarının özellikle mesafe nedeniyle ziyaretlerin mümkün olmadığı durumlarda çok değerli bir alternatif olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak psikolojik açıdan yüz yüze etkileşimin bazı benzersiz yönleri vardır.” dedi.</p>
<p>Yüz yüze iletişimde beden dili, sarılma, el öpme gibi dokunsal temas, ortak fiziksel ortam<strong> </strong>gibi unsurlar bulunduğunu ve bunların duygusal bağın güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Tuncel, bu nedenle dijital iletişimin tam bir ‘yerine geçme’ değil, daha çok ‘tamamlayıcı bir araç’ olarak değerlendirilebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Anlamlı ilişkiler ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biri!</strong></p>
<p>Aile bağlarını güçlendiren bayram ritüellerinin, bazı terapi yaklaşımlarının günlük hayatta uygulanmasını destekleyebileceğini de dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Minnettarlık ve takdir duygularını ifade etmek pozitif psikoloji yaklaşımı, kuşaklar arası iletişimi güçlendirmek aile terapisi perspektifi, güvenli ilişkiler kurmayı pekiştirmek bağlanma temelli yaklaşımlar ve aileyle geçirilen anın değerini fark etmek mindfulness (farkındalık) yaklaşımlarını destekleyebilir. </p>
<p>Kişinin anlamlı ilişkiler kurması ve sürdürmesi, ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biridir. Bayram ziyaretleri de bu ilişkileri canlı tutan önemli sosyal ve kültürel pratikler arasında yer alır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837">Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir. Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır.  Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketimi:</strong> Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller.</li>
<li> <strong>Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek:</strong> İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>Düzenli Taramalar:</strong> Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır.</li>
<li><strong>Kan Şekeri Kontrolü:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır.</li>
<li><strong>Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması:</strong> Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır.  Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır.</li>
<li><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak:</strong> Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak:</strong> Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar.</li>
<li><strong>Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü:</strong> Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çiğ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[önerilere]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ramazan’a uygun beslenme alışkanlıkları geliştirilmesi önemli! </strong></p>
<p>Ramazan ayında beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özellikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca su kaybının daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle yeterli suyun iftar ve sahur aralığında tüketilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Suyu bir anda içmenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Günlük ortalama 2-3 litre su hedeflenmeli. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir. İftarda birkaç bardak suyun ardından ılık, hafif ballı ve limonlu su tüketmek şeker dengesinin ayarlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Çay ve kahve tüketimi ise sınırlandırılmalı. İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezinin baskılanmasına neden olarak yeterince su içmeyi engelleyebilir. Ayrıca idrar söktürücü etkileri nedeniyle gün içinde su kaybını artırabilirler. Bu nedenle Ramazan boyunca kontrollü tüketilmeleri önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise uzak durulmalı.”</p>
<p><strong>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesi önemli!</strong></p>
<p>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesinin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürün tüketildikten sonra diğer yemeğe geçilmeli.” dedi.</p>
<p>Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımının fazla olabileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “İlk 15 dakika az ölçüyle başlanırsa, devamında da yine az porsiyon ile devam edilir ve bu sayede kilo alımının önüne geçilebilir. Her grup besin kaynağı az ve dengeli şekilde tüketilmeli. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalı. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam buğday ve kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi daha az olan gıdalar tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı beslenme iştah kontrolünü destekler!</strong></p>
<p>Protein alımının azaltılmasının iştah kontrolünü zorlaştıracağına ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Protein ağırlıklı beslenmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Balığın haftada iki kez, kızartma yerine diğer pişirme yöntemleriyle tüketilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Atamer, “Aşırı yağlı tüketilen protein kaynakları; sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma ve yağlı peynir gibi besinler kilo alımına neden olabilir. Özellikle kırmızı et ve balık eti hazırlanırken sebzelerle sote edilmeli; yoğurt, ayran veya kefirle birlikte tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalı!</strong></p>
<p>Yemeklerin çok çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalıdır. Çiğnenme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Özellikle iftarda, ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, beynin doğru besin sinyali oluşturabilmesi için ilk lokmadan itibaren en az 13 dakika geçmesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Sahurda tatlı tüketilmemeli!</strong></p>
<p>Sahurda tatlı yenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İftarda ise haftada en fazla bir-iki kez hafif tatlılar tercih edilebilir.” dedi.</p>
<p>Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtların tercih edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bu tatlılar yemekten en az bir saat sonra tüketilmeli. Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. İftar sonrası yatıncaya kadar olan dönemde ve sahurda sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile birlikte çiğ, kavrulmamış kuru yemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan meyveler zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak hazırlanabilir. Ancak meyvelerin şeker içeriği unutulmamalı ve günde iki porsiyondan fazla tüketilmemeli.</p>
<p>Ceviz, içerdiği Omega 3 desteği ve tokluk süresini uzatması nedeniyle hem sahurda hem iftarda 2-3 adet tüketilebilir. Bunun yanında çiğ olarak 4 adet badem, 3 adet fındık veya fıstık alınması önerilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergonomi-ve-egzersiz-cay-iscilerinin-sagligini-guclendiriyor-607234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 09:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılar]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ergonomi]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçilerinin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergonomi-ve-egzersiz-cay-iscilerinin-sagligini-guclendiriyor-607234">Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi.</p>
<p><strong>Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor</strong></p>
<p>Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi.</p>
<p>Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi.</p>
<p><strong>Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar</strong></p>
<p>Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu.</p>
<p>12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi.</p>
<p>Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi.</p>
<p><strong>Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor</strong></p>
<p>Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli</strong></p>
<p>Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergonomi-ve-egzersiz-cay-iscilerinin-sagligini-guclendiriyor-607234">Ergonomi ve egzersiz, çay işçilerinin sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Torbalı Zabıtası&#8217;ndan halk sağlığını tehdit eden marketlere mühür</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/torbali-zabitasindan-halk-sagligini-tehdit-eden-marketlere-muhur-606264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 12:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[Son Kullanma Tarihi Geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[torbalı]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606264</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de ilk kez Torbalı Belediyesi tarafından uygulamaya alınan kapatma yetkisi, halk sağlığını hiçe sayan işletmelere göz açtırmadı. Son kullanma tarihi geçmiş ürün sattığı tespit edilen iki zincir market şubesi, 3 günlüğüne kapatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/torbali-zabitasindan-halk-sagligini-tehdit-eden-marketlere-muhur-606264">Torbalı Zabıtası&#8217;ndan halk sağlığını tehdit eden marketlere mühür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de ilk kez Torbalı Belediyesi tarafından uygulamaya alınan kapatma yetkisi, halk sağlığını hiçe sayan işletmelere göz açtırmadı. Son kullanma tarihi geçmiş ürün sattığı tespit edilen iki zincir market şubesi, 3 günlüğüne kapatıldı.</p>
<p><b>TORBALI ZABITASI’NDAN HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN MARKETLERE MÜHÜR</b></p>
<p>Torbalı Belediyesi Ocak Ayı Meclisi’nde alınan ve İzmir’de bir ilke imza atan kararla, Zabıta Müdürlüğü’ne halk sağlığını tehdit eden işletmelere kapatma yetkisi verilmişti. Bu kararın ardından Torbalı Zabıtası, ilçede gerçekleştirdiği denetimlerle uygulamayı hayata geçirdi.</p>
<p>Denetimlerini sıklaştıran zabıta ekipleri, Tepeköy Mahallesi’nde bulunan bir zincir market şubesi ile Subaşı Mahallesi’nde faaliyet gösteren başka bir zincir markete ait şubeye denetim yaptı. Yapılan kontrollerde, her iki işletmede de son kullanma tarihi geçmiş gıda ürünlerinin satışa sunulduğu tespit edildi. Söz konusu iş yerleri 3 gün süreyle kapatılarak mühürlendi.</p>
<p><b>ÜÇ KEZ İHLAL HALİNDE RUHSAT İPTAL EDİLECEK</b></p>
<p>İşletmelere, Belediye Emir ve Yasakları Uygulama Yönetmeliği Ek-1 Maddesi kapsamında ceza uygulandı. Yönetmelikte yer alan “İlçe halkının düzenine, esenliğine, huzuruna ve sağlığına zarar veren bozulmuş ya da son kullanma tarihi geçmiş gıda maddelerinin satışı” hükmüne aykırı hareket edildiği gerekçesiyle verilen kapatma cezasının ardından, benzer ihlaller için de net yaptırımlar açıklandı.</p>
<p>Kapatılan market yetkililerine, aynı işletmelerin ikinci kez bozuk ya da son kullanma tarihi geçmiş ürün satması halinde daha uzun süreli kapatma cezası uygulanacağı, üçüncü kez ihlal edilmesi durumunda ise iş yeri çalıştırma ruhsatlarının tamamen iptal edileceğin tebliğ edildi.</p>
<p><b>HALK SAĞLIĞI TORBALI BELEDİYESİ’NİN GÜVENCESİ ALTINDA</b></p>
<p>İzmir’de ilk kez Torbalı Belediyesi tarafından hayata geçirilen bu uygulama, ilçe halkı tarafından memnuniyetle karşılanırken, halk sağlığının korunması adına önemli bir güvence oldu.</p>
<p><b>BAŞKAN DEMİR: “KİMSE HALKIN SAĞLIĞIYLA OYNAYAMAZ”</b></p>
<p>Torbalı’da hiç kimsenin halkın sağlığını tehdit edemeyeceğini söyleyen Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, denetimlerin kararlılıkla süreceğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><b>“Söz verdik, gereğini yaptık. Zabıta ekiplerimiz kontrollerde son kullanma tarihi geçmiş ürünler tespit etti. 2 ayrı zincir market 3 gün süreyle mühürlendi. Kimse Torbalı’nın sofrasıyla, halkımızın sağlığıyla oynayamaz.</b></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/torbali-zabitasindan-halk-sagligini-tehdit-eden-marketlere-muhur-606264">Torbalı Zabıtası&#8217;ndan halk sağlığını tehdit eden marketlere mühür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarsus’ta Halk Sağlığını Tehdit Eden “Çöp Ev” Temizlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarsusta-halk-sagligini-tehdit-eden-cop-ev-temizlendi-606105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 23:20:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tarsus]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin koordineli çalışmasıyla, Tarsus’un Şehit Kerim Mahallesi'nde “çöp ev” temizlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarsusta-halk-sagligini-tehdit-eden-cop-ev-temizlendi-606105">Tarsus’ta Halk Sağlığını Tehdit Eden “Çöp Ev” Temizlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vatandaşlardan gelen yoğun şikayetler üzerine harekete geçen zabıta ekipleri, adrese giderek incelemelerde bulundu. Yapılan kontroller sonucunda, çevreye yayılan kötü koku ve biriken atıklar nedeniyle halk sağlığını tehdit eden durum tespit edildi. İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı doğrultusunda ev için boşaltma ve temizlik kararı alındı.</p>
<p><b>28 KAMYON, 168 TON ATIK ÇIKARILDI</b></p>
<p>Zabıta Amiri Cem Tayfun Yılmaz, Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetiminde gerçekleştirilen çalışmalarda ev ve çevresinde fide, eski kıyafetler, halılar, teneke kutular ve çeşitli evsel atıkların bulunduğunu açıkladı. Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin, emniyet güçlerinin gözetiminde evi tamamen boşalttığını belirten Yılmaz, evden 28 kamyon dolusu yaklaşık 168 ton atık çıkarıldığını ifade etti.</p>
<p>Toplanan atıklar Tarsus Belediyesi tarafından bertaraf edilirken, mahalle kötü koku ve görüntü kirliliğinden arındırılmış oldu. Temizlik çalışmaları sonrası mahalle sakinleri, yaşanan olumsuzluğun giderilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek Tarsus Belediyesi ekiplerine teşekkürlerini iletti.</p>
<p><b>BAŞKAN BOLTAÇ: “HALK SAĞLIĞI BİZİM İÇİN ÖNCELİKTİR”</b></p>
<p>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, gerçekleştirilen çalışmalarla ilgili yaptığı değerlendirmede, &#8220;Vatandaşlarımızın sağlığını tehdit eden hiçbir duruma kayıtsız kalmamız söz konusu olamaz. ALO 153 TİM çağrı hattımıza gelen şikayetler üzerine Şehit Kerim Mahallesi&#8217;nde bir çöp ev tespiti yapıldı. Tarsus Belediyesi ekiplerimizin titiz ve kararlı çalışmasıyla bugün çöp ev temizlendi, atıklar bertaraf edildi. Halk sağlığını tehlikeye atan her durumda, ilgili kurumlarımızla birlikte aynı hassasiyetle müdahalelerimizi sürdüreceğiz. Amacımız; Tarsusluların güvenli, sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamalarını sağlamaktır.” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarsusta-halk-sagligini-tehdit-eden-cop-ev-temizlendi-606105">Tarsus’ta Halk Sağlığını Tehdit Eden “Çöp Ev” Temizlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Torbalı Belediye Meclisi&#8217;nden emsalsiz karar: Kimse Torbalı halkının sağlığıyla oynamayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/torbali-belediye-meclisinden-emsalsiz-karar-kimse-torbali-halkinin-sagligiyla-oynamayacak-602743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 15:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[emsalsiz]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kimse]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[torbalı]]></category>
		<category><![CDATA[Torbalı Belediye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Torbalı Belediyesi, halk sağlığıyla oynayan işletmelere karşı düğmeye bastı. Mecliste alınan kararla, hile yapan ve insan sağlığını tehdit eden iş yerleri artık yalnızca ceza almayacak, kapısına kilit vurulacak. Torbalı, bu yetkiyi fiilen uygulayan İzmir’in ilk belediyesi olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/torbali-belediye-meclisinden-emsalsiz-karar-kimse-torbali-halkinin-sagligiyla-oynamayacak-602743">Torbalı Belediye Meclisi&#8217;nden emsalsiz karar: Kimse Torbalı halkının sağlığıyla oynamayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>Torbalı Belediyesi, halk sağlığıyla oynayan işletmelere karşı düğmeye bastı. Mecliste alınan kararla, hile yapan ve insan sağlığını tehdit eden iş yerleri artık yalnızca ceza almayacak, kapısına kilit vurulacak. Torbalı, bu yetkiyi fiilen uygulayan İzmir’in ilk belediyesi olacak.</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Torbalı Belediyesi Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, alınan kritik karar ile ilçede önemli bir dönüm noktası oldu. Belediye Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda özellikle zabıta yetkilerinin genişletilmesine ilişkin düzenleme, meclisin en dikkat çeken gündem maddesi olarak öne çıktı. Mecliste kabul edilen ve İzmir’de bir ilk olan, emsalsiz düzenleme ile Torbalı Belediyesi, halk sağlığını tehdit eden, usule aykırı çalışan ve hile yapan iş yerlerine kapatma yetkisi kazandı. Bu kararın hayata geçmesiyle Torbalı, İzmir’de bu yetkiyi fiilen uygulayan ilk ilçe belediyesi olacak. </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>RUHSATIN TAMAMEN İPTALİ SÖZ KONUSU OLACAK</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yeni düzenleme, özellikle gıda güvenliği başta olmak üzere çevre ve kamu sağlığını tehdit eden uygulamalara karşı belediyenin elini güçlendirdi. Son kullanma tarihi geçmiş ürün satan, bozulmuş gıdaları piyasaya süren, menşei belirsiz ürünlerle halk sağlığını riske atan ve çevre kirliliğine yol açan iş yerleri artık yalnızca para cezasıyla geçiştirilmeyecek. Belediyenin denetimlerinde kasıt ve tekrarlanan ihlaller tespit edilmesi halinde iş yerlerinin ruhsatları iptal edilecek ve faaliyetlerine son verilecek. İlk ve ikinci kabahatlerde geçici süreyle ticaretten men cezası verilecek. Ancak insan sağlığının ağır şekilde ihlal edildiği ve ilk iki ihtara rağmen üçüncü kez benzer suçu işleyen iş yerinin ruhsatı iptal edilerek tamamen kapatılacak.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>TOPLUMDAN GELEN TALEP KARŞILIK BULDU</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Uzun süredir ilçe halkından gelen “denetimler yetersiz kalıyor” ve “cezalar caydırıcı değil” yönündeki talepler, bu kararla birlikte karşılık bulmuş oldu. Belediyenin artık yalnızca ceza yazan değil, doğrudan kapatma uygulayabilen bir yetkiye sahip olması, özellikle gıda güvenliği konusunda güçlü bir adım olarak değerlendiriliyor. Alınan kararlarla birlikte Torbalı Belediyesi, “Cezasızlık” algısına son veren, halk sağlığını önceleyen ve kamu düzenini korumayı esas alan bir yerel yönetim anlayışını resmen hayata geçirmiş oldu. Mecliste konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, “Başta zincir marketler olmak üzere tarihi geçmiş ürün satan, Torbalı halkının sağlığıyla oynayan işletmelere müsaade etmeyeceğiz. Kimse Torbalı halkının sağlığıyla oynayamaz. Oynayanların da karşısında Torbalı Belediyesi” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/torbali-belediye-meclisinden-emsalsiz-karar-kimse-torbali-halkinin-sagligiyla-oynamayacak-602743">Torbalı Belediye Meclisi&#8217;nden emsalsiz karar: Kimse Torbalı halkının sağlığıyla oynamayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de &#8220;Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru&#8221; Paneli Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-diyabeti-tani-sagligini-koru-paneli-duzenlendi-601740</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[eczacı]]></category>
		<category><![CDATA[koru]]></category>
		<category><![CDATA[lions]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601740</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediyesi, Lions International (Lions Kulüpleri), Türk Eczacılar Birliği 25. Bölge Mersin Eczacı Odası, Uluslararası Lions Dernekleri 118-U Yönetim Çevresi Federasyonu ve Anadolu Lions Diyabet Teşhis Tedavi ve Eğitim Vakfı (ALDİVAK) iş birliğiyle düzenlenen “Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru” paneli, Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-diyabeti-tani-sagligini-koru-paneli-duzenlendi-601740">Yenişehir&#8217;de &#8220;Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Mersin Yenişehir Belediyesi, Lions International (Lions Kulüpleri), Türk Eczacılar Birliği 25. Bölge Mersin Eczacı Odası, Uluslararası Lions Dernekleri 118-U Yönetim Çevresi Federasyonu ve Anadolu Lions Diyabet Teşhis Tedavi ve Eğitim Vakfı (ALDİVAK) iş birliğiyle düzenlenen <strong><span>“Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru”</span></strong> paneli, Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İnsülin kullanan hastalar ve diyabet yakınlarına yönelik düzenlenen panelde, diyabet konusunda farkındalık oluşturulması ve sağlıklı yaşam bilincinin artırılması amaçlandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span>Panelin açılış konuşmasını yapan <strong><span>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit</span></strong>, diyabetin erken teşhis edilmediğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek “Diyabet farkında olunursa hastalık bile sayılmaz ama farkında olmazsak içten içe bizi tüketir, organlar zarar görür. Bir gün bakmışız ki her şey için çok geç kalınmış.” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bilgilenmenin ve uzmanlara danışmanın önemine vurgu yapan Başkan Özyiğit, eczacıların bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirterek, “Eczacınıza danışmak çok önemli. Bu nedenle bugün burada bir farkındalık ve eğitim toplantısı için bir aradayız,” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sağlıklı ve yaşanabilir bir kent hedefini yineleyen Özyiğit, “Daha sağlıklı, güzel ve yaşanabilir bir kenti; el ele, omuz omuza, dayanışma içinde inşa edeceğiz.” diyerek katkı sunan tüm kurum ve katılımcılara teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panelde ayrıca Uluslararası Lions Dernekleri 118-U Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni <strong><span>Faruk Birsen</span></strong>, Mersin Eczacı Odası Başkanı <strong><span>Aliye Akgül Aydın</span></strong> ve <strong><span>ALDİVAK Başkanı Tülin Koçoğlu</span></strong> da açılış konuşmaları yaptı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Açılış konuşmalarının ardından alanında uzman isimler katılımcılara önemli bilgiler aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzm. Ecz. <strong><span>Cansu Korkmaz</span></strong> “Diyabet nedir, belirtileri nelerdir?”, Psikolog <strong><span>Tuğçe Derkuş</span></strong> “Diyabette Aile ve Sosyal Destek”, Diyetisyen <strong><span>Hazal Asfuroğlu Dönmez</span></strong> “Diyabette Dikkat Edilmesi Gerekenler”, Diyetisyen <strong><span>Seza Berran Kaya</span></strong> “Diyabette Yaşam ve Pratik Beslenme Önerileri” ve Fizyoterapist <strong><span>Güler Kılıç</span></strong> ise “Fiziksel Aktivitenin Diyabetteki Rolü” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panel sonunda konuşmacılara plaket takdim edilirken, <strong><span>insülin iğnesi kullanan katılımcılara iğnelerini yanlarında güvenle taşıyabilmeleri amacıyla insülin çantaları ücretsiz olarak dağıtıldı.</span></strong></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-diyabeti-tani-sagligini-koru-paneli-duzenlendi-601740">Yenişehir&#8217;de &#8220;Diyabeti Tanı, Sağlığını Koru&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 10:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638">Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor. Senenin son günlerine girmişken, herkesin bu umuda sarılarak kişisel hedeflerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Hayattaki her şeyin bütünüyle kontrolümüzde ilerlemesini ya da kusursuz olmasını beklemek gerçekçi değil. Yeni yılda hem güzel gelişmelerin hem de zorlayıcı durumların bizi bekleyebileceğini sakinlikle öngörebilmeliyiz. Böyle zamanlarda kendimize daha anlayışlı ve şefkatli yaklaşmak, karşımıza çıkabilecek güçlüklerin üstesinden gelebilmemiz için son derece kıymetli” dedi.</strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, yeni yılda ruhsal iyilik halini güçlendirecek 10 öneri sıraladı.</strong></p>
<ol>
<li>Gelecekle ilgili düşünürken karamsarlıktan uzak durmalı ve “Ya olursa, ya yapamazsam” gibi söylemler yerine, şu anda sahip olunan koşullar ve kazanımlar göz önünde bulundurarak hareket edilmeli. Geçmişteki hatalar ya da geleceğe dair henüz yaşanmamış olumsuzluklar sebebiyle şimdiki zaman kaçırılmamalı.</li>
<li>Kişi kendine ve sevdiklerine günlük yaşam yoğunluğunda zaman ayırmayı ihmal etmemeli. Zaman hızla akıp giderken güzel anılar biriktirmek ve küçük şeylerden keyif almak hem yaşama motivasyonunu hem de iç huzuru destekler.</li>
<li>Hayattan beklentiler net bir şekilde belirlenmeli ve yaşam buna göre şekillendirilmeli. Kişinin kendini daha iyi tanıyabilmesi için ‘Ben ne istiyorum, bunu neden istiyorum, bana nasıl bir katkı sağlayacak?’ soruları üzerinde düşünmeli. </li>
<li>Büyük hedefler her ne kadar motive edici olsa da onları hayata geçirebilmek için önce küçük adımlara ihtiyaç olduğu unutulmamalı. Ulaşılabilir olmaları için hedefler daha küçük parçalara ayrılmalı, bu varış noktalarına yaklaşmak adına bireysel olarak çaba sarf edilmeli.</li>
<li>Hedefler oluşturulurken kullanılan dilin olumlu olmasına dikkat edilmeli. Örneğin “Başarısız olmayacağım” yerine “Daha başarılı olmak için çaba göstereceğim” şeklinde ifadeler tercih edilmeli.</li>
<li>Yeni yıl planlamaları yapılırken geçmişteki başarılar, başarısızlıklar ve halihazırda sahip olunanlar gerçekçi biçimde kabul edilmeli, kişi kendini değerlendirirken başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmalı.</li>
<li>Hayattaki eksiklere yoğunlaşmak yerine sahip olunanlara odaklanılmalı. Var olanlar için teşekkür etmek, motivasyonu artırarak daha iyi hissetmeyi sağlar.</li>
<li>Mutluluğun bir araç değil, bir sonuç olduğu unutulmamalı. Bu yüzden mutlu olmanın yollarını aramak yerine, kişi öncelikle ona gerçekten neyin iyi geldiğini keşfetmeli.</li>
<li>Geçmişte yapılan tüm hatalar analiz edilmeli ve gerekli dersler çıkarılmalı. Bu sayede kişi kendini daha iyi tanır ve daha güçlü ve bilinçli adımlar atmaya başlar.</li>
<li>Belki başarısızlık kaygısı belki de yaratılamayan zaman nedeniyle tecrübe edilemeyen deneyimlere yeni yılda şans verilmeli. Bu yeni deneyimlerle kişi kendini biraz daha iyi tanıma şansı bulabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638">Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 10 kadından birinde görülen Polikistik over sendromu (PCOS), hormon değişikliği ve adet düzensizliği problemleri ile kendini gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143">Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her 10 kadından birinde görülen Polikistik over sendromu (PCOS), hormon değişikliği ve adet düzensizliği problemleri ile kendini gösterebiliyor. PCOS, sadece üreme sağlığını etkilemekle kalmayıp, ileri yaşlarda diyabet ve kalp hastalığı riskini de artırıyor. Gebelik planı olmayan polikistik over sendromu hastalarının adet dönemleri rahim sağlığını koruyacak şekilde düzenleniyor. Bebek planı olan kadınlarda ise yumurtlama tedavisi, adım adım aşılama veya tüp bebek uygulamalarına başlanıyor. Ayrıca hastanın yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve kilo kontrolü de tedavinin olumlu sonuçlanmasında önemli rol oynuyor. Memorial Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Başkanı Prof. Dr. Aygül Demirol, Polikistik Over Sendromu (PCOS) hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Üreme çağındaki kadınların %15-20’sinde görülüyor</strong></p>
<p>Polikistik over sendromu görülme sıklığı, dünya genelinde kullanılan tanı kriterlerine göre değişmekle birlikte %5 ila 15 oranında değişmektedir. Türkiye’de üreme çağındaki kadınlarda en az %15-20’si bu rahatsızlığı yaşamaktadır. Belirgin bir risk faktörü olmamakla birlikte, temel olarak genetik faktörlerin hazırladığı zeminde, çevresel faktörler, karbonhidrat ağırlıklı beslenme gibi durumlar etkili olabilmektedir. </p>
<p><strong>Hormonal değişiklikler ve adetler düzensizliklerini hafife almayın</strong></p>
<p>Polikistik over sendromunun bazı önemli belirtileri şöyle sıralanmaktadır. </p>
<ul>
<li>Hormonal değişiklikler</li>
<li>Yumurtlama sorununa bağlı olarak gelişen adet düzensizlikleri</li>
<li>Yumurtlama olmaması nedeniyle hamile kalamama</li>
<li>Aşırı tüylenme</li>
<li>Ciltte sivilcelenme ve yağlanma</li>
<li>Kiloda artış</li>
</ul>
<p><strong>Kalp hastalığı ve diyabet riskini artırıyor</strong></p>
<p>Hastalıkta belirtiler direkt olarak üreme sağlığını etkilemekte, yumurtlama sorunuyla gebelik oluşması zorlaşmaktadır. Bu belirtileri yaşayan kadınların mutlaka bir uzmana başvurması gerekmektedir. Kişiye özel tedaviler bu noktada önemli rol oynamaktadır. PCOS, genel sağlığı da dolaylı olarak etkilemektedir. Kalp sağlığını, şeker metabolizmasını ve lipit metabolizmasını ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz ve dengeli beslenme çok önemlidir. </p>
<p><strong>Tanıda adet döngüsü ve hormon düzeyleri etkili oluyor</strong></p>
<p>Polikistik over sendromun tanısında, hastanın hikayesi ve adet döngüsü önemlidir. Yapılan ultrasondaki yumurtaların morfolojik görünümü ve bazı kan testlerine bakılır. İlerleyen teknoloji ve yeni tanı kriterleri ile kişiye özel gerekli testlerin yapılması tavsiye edilmektedir. Bunlar için de yumurtalıkları, salgıladığı FSH ve LH hormon oranları, insülin direnci, tiroid fonksiyonları ve prolaktin hormonunun dengesi önem taşımaktadır. Kişinin şikayetlerine göre total testosteron düzeyi ve böbrek üstü bezlerinden salgılanan androjen hormonların analizi de gerekli olabilir.</p>
<p><strong>Gebelik isteği var ise yumurtlama, aşılama ya da tüp bebek tedavileri yapılabilir </strong></p>
<p>Polikistik over sendromunda tedavi yöntemleri hastanın eğer bir gebelik isteği yok ise adetlerinin rahim sağlığını koruyacak şekilde düzenlenmesi esasına dayanır. Bunun için her hastaya klasik tek tip doğum kontrol hapı gibi tedaviler uygulanması doğru değildir. Kişiye göre tedavi şekillendirilmelidir. Eğer bebek isteği var ise buna yönelik olarak baba adayının da özellikleri göz önünde bulundurularak, yumurtlama tedavisine başlanır. Olumlu sonuç alınamıyorsa adım adım aşılama en son aşamada tüp bebek tedavisi gündeme gelir. Bununla birlikte, yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve kilo verme gibi faktörler de tedavinin olumlu sonuçlanmasında etkili olmaktadır. Polikistik over sendromlu kadınlarda gebelik şansı hastanın yaşına, altta yatan diğer faktörlere ve baba adayının sperm parametresine göre de değişmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143">Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 13:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863">Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süre ekran başında kalındığında diş fırçalamak unutulabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının, ağız sağlığı açısından da önemli olduğunu dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Özellikle gençler arasında dijital bağımlılığın yaygınlaşmasıyla birlikte ağız sağlığı da doğrudan etkilenmeye başladı.” dedi.</p>
<p>Ekran süresinin tek başına çürük ya da periodontal hastalık oluşturmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Fakat beraberinde getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ağız sağlığını belirgin şekilde bozabiliyor. Uzun süre ekran başında kalındığında en sık görülen durum, bireyin günlük rutinlerini aksatması oluyor. Özellikle ergenlerde ve genç erişkinlerde, telefon veya bilgisayara dalındığında diş fırçalama kolayca atlanabiliyor, ertelenebiliyor ya da tamamen unutuluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gece telefon kullanımı diş eti iltihabını artırabiliyor</strong></p>
<p>Ekran başında geçirilen sürenin çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor. Yeme sonrası ağız bakımı yapılmadığı için de bu durum çürük riskini ciddi şekilde artırıyor.” dedi.</p>
<p>Bir diğer önemli etkinin uyku düzeninin bozulması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle gece telefon kullanımının artması melatonin üretimini etkiliyor, uyku kalitesini düşürüyor. Kalitesiz uyku ise hem bağışıklığı zayıflatıyor hem de periodontal  dokularda inflamasyonu (diş eti iltihabı) artırabilecek hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Buna ek olarak, uzun süre aynı pozisyonda ekrana bakmak boyun ve çene kaslarında gerginlik yaratarak ve çene ekleminde (tempromndibular-TME ) sorunlarını tetikleyebiliyor.”</p>
<p><strong>Ekran süresinin artmasıyla, ağız hijyeni bozuluyor ve çürük oranları yükseliyor!</strong></p>
<p>Beslenme düzeninin de dijital bağımlılığın en çok bozduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Dijital platformlara dalmış bireylerde öğün atlama, gece geç saatlerde yemek yeme, şekerli içecek tüketiminin artması gibi davranışlar daha sık görülüyor.” dedi.</p>
<p>Bu yaşam tarzı bozukluklarının, çürük oluşumunu artırdığının birçok çalışmayla gösterilmiş durumda olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Son yıllarda gençlerin ekran süresinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte ağız hijyeni davranışlarındaki bozulmanın ve çürük oranlarının yükseldiğine dair bulgular da giderek güçleniyor. Özellikle ergenlerde internet bağımlılığı oranlarının yüzde 15–30 arasında değiştiği bildiriliyor ve bu grubun ağız sağlığı davranışları, ekran süresi düşük olanlara göre belirgin şekilde daha zayıf.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dijitali tamamen bırakmaya gerek yok; küçük günlük düzenlemeler bile çok etkili!</strong></p>
<p>Risk grubundakilerin ağız sağlığını korumalarının mümkün olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Öncelikle dijital kullanımın tamamen bırakılması gerekmiyor; ancak günlük rutinde bazı küçük düzenlemeler oldukça etkili oluyor.” dedi.</p>
<p>Yapılabilecek düzenlemeler hakkında önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemeklerden sonra telefon/tablet kullanılmadan önce kısa bir fırçalama rutini oluşturmak, ekran başında geçirilen sürede şekerli içecek ve atıştırmalıkları sınırlandırmak, su tüketimini artırmak, gece telefon kullanımını azaltmak ve uyku düzenini toparlamak ağız sağlığı üzerinde çok olumlu sonuçlar doğuruyor. Hatta dijital teknolojinin olumlu yönlerinden yararlanmak da mümkün. Fırçalama süresini takip eden uygulamalar, AI destekli diş fırçaları ve teledentistry gibi araçlar ağız bakımını destekleyebiliyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-bagimliligi-agiz-sagligini-tehdit-ediyor-592863">Ekran bağımlılığı ağız sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabah rutinleri ses sağlığını etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabah-rutinleri-ses-sagligini-etkiliyor-588797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[rutinleri]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, ses sağlığını korumanın önemi ve sabah rutinleriyle ses tellerinin nasıl doğru şekilde uyandırılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabah-rutinleri-ses-sagligini-etkiliyor-588797">Sabah rutinleri ses sağlığını etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, ses sağlığını korumanın önemi ve sabah rutinleriyle ses tellerinin nasıl doğru şekilde uyandırılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sesimize iyi bakmazsak, gün boyu yorgunluk ve kısıklık kaçınılmaz olur!</strong></p>
<p>Sesin, bedenin en narin enstrümanı olduğunu aktaran Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Sesimize iyi bakmazsak, gün boyu sürecek yorgunluk, kısıklık ve hatta ağrılarla karşılaşmak kaçınılmaz olur.” dedi.</p>
<p>Sabahları gerçekleştirilen küçük alışkanlıkların, sesin gün boyunca nasıl duyulacağını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Tahmincioğlu, “Ses sağlığı, sabah başlar. Güne başlarken sesinizi güçlendirmenin ve korumanın basit ama etkili adımları var.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kahve yerine güne ılık bir bardak su ile başlayın!</strong></p>
<p>Bulunulan ortamın ve sesin nemlendirilmesini öneren Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Kahve yerine güne ılık bir bardak su ile başlayın.” dedi.</p>
<p>Kış aylarında ya da klimalı ortamlarda nem oranının düştüğünü hatırlatan Tahmincioğlu, bu durumun, ses tellerinin doğal nem dengesini bozarak kurumasına yol açtığını söyledi ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Eğer sabahları boğazınızda yanma hissediyorsanız, bu sadece bir üşütme belirtisi değil, havada yeterli nem olmadığının da göstergesi olabilir. Sabah kahvesi çoğumuz için vazgeçilmez bir ritüel olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki kafein vücudu ve sesi kurutur. Bu nedenle kahvenizi günün ilerleyen saatlerine bırakmak, sabahın ilk dakikalarında ses tellerine dinlendirici bir başlangıç yapmanızı sağlar. Sabah içeceğiniz bir bardak su, sadece vücudunuzu değil, ses tellerinizi de uyandırır. Küçük bir alışkanlık değişikliğiyle sesinizi daha yumuşak ve daha dayanıklı bir hale getirebilirsiniz.”</p>
<p><strong>Doğru duruş, doğru sesi getiriyor!</strong></p>
<p>Postürün, sesin kalitesini doğrudan etkilediğini dile getiren Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Güne başlarken birkaç küçük gerinme hareketi yapmak sadece bedeninizi değil, sesinizi de özgürleştirir.” dedi.</p>
<p>Sesin nefesle başladığını ifade eden Tahmincioğlu, “Uykudan yeni uyanmışken diyaframınız biraz ‘tembel’ olabilir. Yatağınızda oturun, omuzlarınızı geriye alın ve çenenizi hizalayın, bir elinizi göğsünüze, diğer elinizi karnınıza koyun. Nefesinizi burnunuzdan alın, karnınız hafifçe şişsin, sonra yavaşça verin. Bu birkaç nefes, sesinizi gün boyu taşıyacak enerjiyi sağlar. Unutmayın, doğru duruş, doğru sesi getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sabahları konuşmadan önce sesi ısıtmak gerekir!</strong></p>
<p>Uyanır uyanmaz yüksek sesle konuşmanın ya da şarkı söylemenin, ses tellerini ısınmadan zorlamak anlamına geldiğini aktaran Tahmincioğlu, “Sabahın ilk yarım saatinde mümkünse sessiz kalın. Bu kısa sessizlik, hem ses tellerinize hem de zihninize bir ‘ısınma molası’ verir.” dedi.</p>
<p>Koşudan önce kaslar nasıl ısıtılıyorsa, konuşmadan önce de sesi ısıtmak gerektiğini kaydeden Tahmincioğlu, “Sesi ısıtmak yoğun konuşmalı bir güne başlamadan ses tellerinize yapabileceğiniz hızlı ama etkili bir ritüeldir. Ses ısınmaları sadece şarkıcılara değil, sağlık çalışılanlarına, öğretmenlere, avukatlara, sunuculara, satış görevlilerine, çağrı merkezi çalışanlarına ve tüm profesyonel ses kullanıcılarına da fayda sağlar. Aynanın karşısına geçin, dudaklarınızı titreştirin, ‘brrrrr’ sesi çıkmalı. Ardından nazal ‘mmm’ ya da ‘nnn’ sesleriyle titreşimin hissini fark edin. Bu egzersizler ses tellerinizi nazikçe uyandırır. Yalnızca iki dakikalık bu egzersiz, sesinize bütün gün sürecek bir rahatlık kazandırır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sesinizi sabah nasıl uyandırırsanız, gün boyu öyle duyulur!</strong></p>
<p>Gece geç yemenin veya sabah kalkar kalkmaz hemen yemek yemenin, mide asidini yukarı çıkarak ses tellerine ulaşmasına neden olabileceğine vurgu yapan Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Buna bağlı olarak da sabah boğazınızda yanma ve ‘boğaz temizleme’ ihtiyacı kendini gösterebilir. Rahatlamak için uygulayacağınız ‘boğaz temizleme’ hareketi de ses tellerinize zarar verir.” dedi.</p>
<p>Bu sebeple sabah kahvaltısının aceleye getirilmemesi gerektiğine işaret eden Tahmincioğlu, “Aşırı baharatlı ya da yağlı yiyeceklerden kaçının ve öğününüzü yavaş bir şekilde yiyin. Her sabah sesinizi nasıl uyandırdığınız, gün boyunca sesinizin nasıl duyulacağını da belirler. Güzel olan şu ki sesinize iyi davranmak için özel bir yeteneğe ihtiyacınız yok, sadece biraz dikkat ile ses sağlığını koruyabilirsiniz.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabah-rutinleri-ses-sagligini-etkiliyor-588797">Sabah rutinleri ses sağlığını etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>
<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>
<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>
<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>
<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>
<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>
<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>
<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den diz sağlığını korumak için öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-564662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 08:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, kadınların diz sağlığını koruması amacıyla Anne Şehir Merkezi Akasya’da bilgilendirme semineri düzenledi. Seminerde katılımcılara diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-564662">Büyükşehir&#8217;den diz sağlığını korumak için öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, kadınların diz sağlığını koruması amacıyla Anne Şehir Merkezi Akasya’da bilgilendirme semineri düzenledi. Seminerde katılımcılara diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verildi.</p>
<p><b>DİZ PROBLEMLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların sağlık bilincini artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri fizyoterapistlerinden Hatice Kübra Gür, düzenlenen seminerde üyelere diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><b>“DİZ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN”</b></p>
<p>Diz ekleminin yapısını, menisküs, bağ yaralanmaları, bursit, kireçlenme, romatoid artrit gibi yaygın diz problemlerini anlatan Gür, “Diz ağrısının kaynağı doğru tespit edilmeden yapılan uygulamalar bazen sorunu büyütebilir. Bu yüzden bu ağrıyı hafife almayın. Doğru teşhis, doğru tedavi planının temelidir. Diz sağlığı için uygun zeminlerde yürümenin, doğru egzersizlerin ve ayak basış problemlerinin düzeltilmesi önemlidir. Diz eklemini zorlayacak tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü sağlamak, doğru egzersizleri tercih etmek, ayak basış problemlerini gidermek ve doğru ayakkabı seçmek diz sağlığını korumada en önemli adımlardır” dedi. Seminerin sonunda katılımcıların soruları yanıtlanarak, merak edilen konulara açıklık getirildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-564662">Büyükşehir&#8217;den diz sağlığını korumak için öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yılın 22 Temmuz Dünya Beyin Günü teması “Her Yaşta Beyin Sağlığı.” Çünkü beyin, yalnızca yaşlandıkça değil, hayatın her döneminde özen istiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078">Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın 22 Temmuz Dünya Beyin Günü teması “Her Yaşta Beyin Sağlığı.” Çünkü beyin, yalnızca yaşlandıkça değil, hayatın her döneminde özen istiyor.</p>
<p>Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından belirlenen bu tema, beyin sağlığının sadece yaşlılık dönemine özgü bir konu olmadığını; yaşamın her aşamasında dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, konuyla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>“Beyin sağlığı, sadece unutkanlık başladığında düşünülmesi gereken bir konu değildir. Anne karnındaki gelişimden çocukluğa, yetişkinlikten ileri yaşlara kadar beynimiz her dönemde korunmaya ihtiyaç duyar. Çünkü beynimiz hayatımızın merkezidir: düşünür, karar verir, duygularımızı yönetir, hatırlar ve öğrenir. Onun sağlığı da yaşam kalitemizi doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığı için En Güçlü İlaç Yaşam Tarzı!</strong></p>
<p>Küresel verilere göre, bugün dünyada her iki kişiden biri hayatının bir döneminde bir nörolojik hastalıkla karşılaşıyor. Bu hastalıklar arasında epilepsi, migren, inme, parkinson, alzheimer, dikkat eksikliği ve otizm gibi çok farklı sorunlar yer alıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar… Her yaş grubunun karşı karşıya kaldığı farklı riskler var. Beyin sağlığı dediğimiz şey, yalnızca bir hastalık ortaya çıktığında devreye giren bir tedavi süreci değil; tam tersine, bu hastalıkları oluşmadan önce önleyebilme becerisidir. Ve bu beceri, günlük yaşam alışkanlıklarımızla doğrudan ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığını Korumak İçin 6 Öneri</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, sağlıklı bir beyin için şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li><strong>Beslenme: </strong>“Akdeniz tipi, doğal besinlere dayalı bir beslenme modeli, beyin dostu bir tercihtir. Renkli sebzeler, meyveler, balık, zeytinyağı, ceviz ve tam tahıllar hem bedenimizi hem zihnimizi korur.”</li>
<li><strong>Hareket: </strong>“Her gün yapılan 30 dakikalık tempolu yürüyüş bile beyne giden kan akışını artırır. Bu da öğrenme, dikkat ve hafıza üzerinde olumlu etki yapar.”</li>
<li><strong>Uyku: </strong>“Beyin, uykuda kendini yeniler. Yetişkinler için ideal olan her gece 7-8 saat kesintisiz, kaliteli uykudur.”</li>
<li><strong>Stres Yönetimi: </strong>“Stres, beynin düşmanıdır. Onu tamamen hayatımızdan çıkaramayız ancak yönetmeyi öğrenebiliriz. Derin nefes almak, doğada zaman geçirmek, sevdiğiniz bir işle uğraşmak bu konuda etkili olur.”</li>
<li><strong>Zihinsel Aktivite: </strong>“Beyin kullanılmazsa körelir. Kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni bir beceri öğrenmek beynin canlı kalmasına yardımcı olur.”</li>
<li><strong>Sosyal İlişkiler: </strong>“İnsan sosyal bir varlıktır. Sevdiklerimizle vakit geçirmek, sohbet etmek, birlikte gülmek sadece ruhu değil, zihni de besler.”</li>
</ul>
<p><strong>Beyin Sağlığı Her Yaşta Farklı Şekilde Desteklenmeli!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, her yaşın beyin sağlığı açısından farklı ihtiyaçlar taşıdığına dikkat çekiyor:</p>
<p>“Bebeklikte beyin gelişimi için sağlıklı bir gebelik süreci ve güvenli bir doğum çok önemlidir. Çocukluk döneminde ise koruyucu bir çevre ve nitelikli bir eğitim sistemi beyin gelişimini destekler. Ergenlikte duygusal dengeyi sağlayacak ruhsal destek gerekirken, yetişkinlikte sağlıklı yaşam alışkanlıkları ön plana çıkar. İleri yaşlarda ise sosyal bağların güçlendirilmesi ve düzenli sağlık kontrolleri, beyin sağlığının korunmasına katkı sağlar.”</p>
<p><strong>Beyin Sağlığı Yaşam Önceliği Olmalı!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, beyin sağlığının önemine şu sözlerle dikkat çekti:</p>
<p>“Beyin sağlığı bir lüks değil, bir yaşam önceliğidir. Herkes, her yaşta, kendi hayatında küçük ama etkili adımlarla beynine iyi bakabilir. Bugün atacağımız adımlar, hem bugünkü hem de gelecekteki zihinsel sağlığımızı belirler. Dünya Beyin Günü vesilesiyle herkesi bu konuda düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyorum.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-degil-yasam-tarzi-beyin-sagligini-etkiliyor-556078">Yaş Değil, Yaşam Tarzı Beyin Sağlığını Etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 08:11:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[havuzda]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavurucu yaz sıcaklarıyla mücadelede serinlemek için girilen deniz ve havuzlar, önemli noktalara dikkat edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300">Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kavurucu yaz sıcaklarıyla mücadelede serinlemek için girilen deniz ve havuzlar, önemli noktalara dikkat edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor. Tuzlu su, klor, UV ışınları ve mikropların gözlerde kalıcı hasarlar bırakabileceği uyarısında bulunan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, “Suyun içindeyken göz sağlığını tehdit edebilecek birden fazla unsuru engellemenin en iyi yolu yüzücü gözlüğü kullanmak. Örneğin klor gibi kimyasal maddeler sebebiyle konjunktivit dediğimiz göz irritasyonu, en sık karşılaşılan şikayetlerden biri. Bu nedenle yüzme sonrası ortaya çıkan kızarıklık, batma, kaşınma ve çapaklanma gibi belirtilerde bir sağlık merkezine başvurmak önemli” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, yaz aylarında akın edilen deniz ve havuzların göz sağlığına kalıcı zararlar vermemesi için 6 önemli tavsiyede bulundu:</p>
<p><strong>Yüzücü gözlüğü takın</strong></p>
<p>Deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klor, gözleri tahriş edebilir. Yüzücü gözlüğü, fazla tuz ve klor gibi kimyasalların göze temasını engelleyerek koruyucu bir bariyer oluşturur.</p>
<p><strong>Kontakt lensle yüzmekten kaçının</strong></p>
<p>Kontakt lenslerle denize ya da havuza girmek, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Suda bulunan mikroorganizmalar lense yapışarak kornea bütünlüğünü tehdit eder. </p>
<p><strong>Hijyeninden emin olmadığınız havuzlara girmeyin</strong></p>
<p>Berrak olmayan, ağır klor kokan veya kalabalık havuzlar bakteri riski taşır. Göz enfeksiyonlarının önemli bir kısmı bu tarz ortamlardan kaynaklanır.</p>
<p><strong>Sudan çıktıktan sonra gözlerinizi temizleyin</strong></p>
<p>Deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra gözlerinizi mutlaka temiz suyla durulayın. Göz kuruluğu ya da batma hissi varsa, suni gözyaşı damlası kullanmak faydalı olabilir.</p>
<p><strong>UV korumalı güneş gözlükleri kullanın</strong></p>
<p>Kaynağı güneş olan UV ışınları, dozunda faydalı olsa da kontrolsüz bir şekilde maruz kalındığında önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle su yüzeyi güneş ışığını yansıttığı için gözler daha fazla zarar görebilir. Özetle sadece cildi değil gözleri de etkileyen bu ışınlardan korunmak için UV filtresi olan güneş gözlükleri tercih edilebilir.</p>
<p><strong>Şikayetleri önemseyin, doktora başvurun</strong></p>
<p>Gözlerde kısa sürede geçmeyen; batma, kızarıklık, kaşıntı, bulanık görme ya da çapaklanma gibi belirtiler varsa bir göz uzmanına görünmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300">Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günlük Hazır Kahve, Görme Sağlığını Tehdit Ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunluk-hazir-kahve-gorme-sagligini-tehdit-ediyor-551546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 11:07:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çinli uzmanlara göre günlük hazır kahve tüketimi, makula dejenerasyonu riskini artırarak görme kaybına yol açabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-hazir-kahve-gorme-sagligini-tehdit-ediyor-551546">Günlük Hazır Kahve, Görme Sağlığını Tehdit Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Krallık Biobank veri tabanından alınan 500 binden fazla kişinin sağlık verileri incelendi. Araştırmada, özellikle hazır kahve tüketen bireylerde, ileri yaşlarda görme kaybına yol açan kuru tip yaşa bağlı sarı nokta riskinin arttığı saptandı. Diğer yandan, filtre kahve veya kafeinsiz kahve tüketen bireylerde benzer bir risk gözlemlenmedi.</p>
<p>Sarı nokta hastalığı, merkezi görmeden sorumlu bir retina hastalığı olduğunu belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, &ldquo;Genellikle bu hastalık 55 yaşından sonra ya da kalıtsal olarak daha erken görülebiliyor. Hastalık tedavi edilmezse görme kayıplarına yol açabiliyor. Araştırmaya katılanların görme merkezinde bir kısmının yıprandığını ve insanların okuma, araba kullanma ve yüzleri tanıma yeteneğinin etkilediği görüldü. Hazır kahvede kullanılan katkı maddeleri ya da üretim sürecine bağlı bazı bileşenlerin retina sağlığı üzerinde zararlı etkileri olabilir. Özellikle 50 yaş üstü bireylerde, görme merkezi olan makula bölgesi zamanla zayıflar. Hazır kahve bu süreci hızlandırabilir&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>TÜRK KAHVESİ TERCİH EDİLEBİLİR</strong></p>
<p>Yaşa bağlı sarı nokta hastalığının esas risk etkenlerini anlatan Op. Dr. Fevzi Akkan, esas risk nedenlerinin yaş ve kalıtımsal özellikler olduğunu belirterek, &#8220;Diğer risk etkenleri ise hipertansiyon, sigara, beslenme şekli, lipid &#8211; kolesterol yüksekliği, güneş ışığına uzun süre maruz kalma ve şişmanlıktır. Yaşa bağlı ve kalıtımsal etkenleri ortadan kaldırmak mümkün değildir ancak diğer risk etkenleri kontrol edilebilir. Özellikle günümüzde beslenme bozukluğu olan kişilerde sarı nokta hastalığına rastladığımızda Akdeniz diyeti öneriyoruz. Bu nedenle yaşa bağlı sarı nokta riski yüksek olan kişiler hazır kahveden kaçınmalıdır. Ailesinde hastalık öyküsü olan, aşırı kilolu, sigara içen veya yüksek tansiyonu olan kişilerin tümü bu durum için daha yüksek risk altındadır. Hazır kahve yerine filtre, Türk kahvesi ya da espresso tercih edilebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Op. Dr. Akkan, sarı nokta hastalığının özellikle 60 yaş üstü bireylerde körlüğün en yaygın nedenlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, &#8220;Hastalık erken fark edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir. Kuru ve yaş tip olmak üzere iki tipi olan sarı nokta hastalığında tedavinin başarısını etkileyen en önemli unsur; göz doktoru tarafından yapılacak damlalı göz dibi muayenesi ve detaylı incelemeler sonucunda doğru hastaya doğru tedavinin tespitine dayanır&rdquo; diyerek uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-hazir-kahve-gorme-sagligini-tehdit-ediyor-551546">Günlük Hazır Kahve, Görme Sağlığını Tehdit Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altta yatan sebepler hamilelikte ağız sağlığını kötüleştirebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altta-yatan-sebepler-hamilelikte-agiz-sagligini-kotulestirebilir-544124</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 10:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[altta]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[kötüleştirebilir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sebepler]]></category>
		<category><![CDATA[yatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, hamilelik döneminde görülebilen diş eti problemleri ve nedenleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altta-yatan-sebepler-hamilelikte-agiz-sagligini-kotulestirebilir-544124">Altta yatan sebepler hamilelikte ağız sağlığını kötüleştirebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, hamilelik döneminde görülebilen diş eti problemleri ve nedenleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Diş eti problemlerinin nedeni direkt hamilelik değil!</strong></p>
<p>Hamile kadınlarda hormonal dengelerin bozulması nedeniyle diş etlerinde şişme veya kızarıklık görülebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu şişmeler genel bir diş eti şişmesi veya lokal denilen bir dişi ya da bir kısım diş etini kapsayabilir.” dedi.</p>
<p>Diş eti şişmesinin sebebinin direkt hamilelik olmadığını vurgulayan Bahar, “Eğer altta yatan bir sebep olarak dişlerimize iyi bakmıyorsak, hamilelik döneminden önce de oral hijyen iyi yapılmamışsa, hamilelik dönemi bu oral hijyenin eksikliğini daha çok arttırabilir. Sonuç olarak daha şiddetli bir tablo ortaya çıkabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hamilelerde diş eti iltihabı farklı olumsuzluklara neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuk sahibi olma planları yapanların gebelik döneminden önce mutlaka ağız ve diş sağlığı bakım ve muayenelerini yaptırmaları gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Diş eti iltihabının hamileler üzerinde erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, düşük, preeklampsi ve alt genital bölge enfeksiyonu gibi çeşitli olumsuz etkilere sahip olduğu farklı çalışmalarla ortaya konmuştur.” dedi.</p>
<p>Çalışmaların, hamileliğin ikinci üç aylık döneminde yapılan cerrahisiz periodontal tedavinin güvenli olduğunu ve istenmeyen hamilelik problemlerinde bir artışa neden olmadığını açıkça gösterdiğine değinen Bahar, periodontal tedavinin diğer tedavi yöntemlerine göre olumsuz hamilelik sonuçlarında önemli bir azalma sağladığının birçok çalışmayla da gösterildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kadın doğum uzmanının onayı ile tedavi yapılabilir…</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde diş tedavisi için hastanın kadın doğum doktoruna danışılması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Hamilelik döneminde diş taşı temizliği gibi cerrahisiz periodontal tedavilerin yapılabilmesi için hastanın kadın doğum doktoruna danışılması önemli. Akabinde hamile hastalara uygulanan özel protokoller yerine getirilir ve uygulama yapılır. Cerrahi tedavilerin ise çok acil olmadığı sürece hamilelik sonrasına bırakılması tavsiye edilir.” dedi.</p>
<p>Hamileliğin doğrudan diş ve diş etlerinde var olmayan bir rahatsızlığa sebep olmadığını yineleyen Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hormonal denge değişimi altta yatan bir enflamasyonu veya problemi daha da alevlendirebilir. Bu yüzden hamilelik planlayan kadınların mutlaka diş bakımlarını yaptırmaları ve mümkünse diş eti uzmanı kontrollerini aksatmamaları tavsiye edilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altta-yatan-sebepler-hamilelikte-agiz-sagligini-kotulestirebilir-544124">Altta yatan sebepler hamilelikte ağız sağlığını kötüleştirebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın favori tatlısı diş sağlığını tehdit ediyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-favori-tatlisi-dis-sagligini-tehdit-ediyor-mu-535494</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 10:48:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[favori]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tatlısı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=535494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, havaların ısınmasıyla tüketimi artan dondurmanın ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-favori-tatlisi-dis-sagligini-tehdit-ediyor-mu-535494">Yazın favori tatlısı diş sağlığını tehdit ediyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, havaların ısınmasıyla tüketimi artan dondurmanın ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dondurma diş sağlığını etkileyebilir</strong></p>
<p>Havaların ısınmaya başlamasıyla dondurma tüketiminin arttığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, “Dondurmanın diş sağlığı üzerinde bazı genel etkileri var.” dedi.</p>
<p>Dondurmanın, yüksek şeker içeriği nedeniyle diş çürüğü riskini artırabileceğine dikkat çeken Erdoğan, “Şeker, ağızdaki bakterilerle birleştiğinde asit üretir ve bu asit diş minesini aşındırabilir. Soğuk yapısı ise hassas dişlerde rahatsızlığa neden olabilir. Ancak ölçülü tüketildiğinde ciddi sorunlara yol açmaz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Soğuk hassasiyeti olanlar dondurma tüketirken dikkat etmeli</strong></p>
<p>Halihazırda dolgu, kanal tedavisi veya ortodontik tedavi görenlerde dondurma tüketiminin dikkat gerektirdiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, “Şekerli içeriği çürük riskini artırabilir, yapışkan dondurmalar braketlere zarar verebilir. Soğuk hassasiyeti olan dişlerde ağrı tetiklenebilir. Tedavi sürecine göre diş hekimine danışılmalıdır.” dedi.</p>
<p>Soğuk hassasiyeti olanların dondurma tüketirken dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Küçük porsiyonlarla, yavaşça tüketmek ve ağızda biraz ısıtarak yemek hassasiyeti azaltabilir. Hassasiyet için özel diş macunları kullanılabilir ve aşırı soğuk özellikle buz formunda olan dondurmalardan kaçınılmalıdır. Diş hekimine danışmak faydalıdır.”</p>
<p><strong>Dondurma tüketmeyi sevenler, bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p>Dondurmanın kalsiyum ve fosfat içeriği sayesinde diş minesini güçlendirebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, “Ancak şeker içeriği bu olumlu etkiyi gölgeleyebilir. Şekersiz veya düşük şekerli süt bazlı dondurmalar daha faydalı olabilir. Şekerli dondurmalar ise çürük riskini artırır.” dedi.</p>
<p>Dondurma tüketiminden sonra ağız hijyeni için önerilerde bulunan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dondurma yedikten sonra ağzı suyla çalkalamak şeker ve asit kalıntılarını azaltır. Diş fırçalamak için 30 dakika beklenmeli, çünkü asit mineyi yumuşatır ve hemen fırçalamak mineye zarar verebilir. Diş ipi veya ağız gargarası kullanmak plak oluşumunu önler. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgısını artırarak asidi nötralize eder.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-favori-tatlisi-dis-sagligini-tehdit-ediyor-mu-535494">Yazın favori tatlısı diş sağlığını tehdit ediyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 10:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, aşırı şeker tüketiminin yetişkinlerde neden olabileceği ağız ve diş sağlığı sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178">Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, aşırı şeker tüketiminin yetişkinlerde neden olabileceği ağız ve diş sağlığı sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şeker, diş eti iltihabına neden olan bakterileri besliyor!</strong></p>
<p>Şekerli yiyeceklerin, dişler üzerinde plak oluşturan bakteriler için mükemmel bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu bakteriler şekeri fermente ederken asit üretir ve bu asit diş minesine saldırarak çürük oluşumuna neden olur. Uzun vadede diş kaybına kadar ilerleyen ciddi problemlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Güler ayrıca, şeker tüketiminin diş eti iltihabına (gingivitis) sebep olan bakterilerin beslenip plak içerisindeki yerleşimlerini artırdığını ve zamanla ilerleyici boyutta diş eti hastalığına sebep olabildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Şekerin olumsuz etkileri bu yöntemlerle azaltılabilir! </strong></p>
<p>Bu etkileri azaltmak için bazı önlemler alınabileceğini kaydeden<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, şunları söyledi:</p>
<p>“Şeker tüketimini sınırlandırın. Özellikle yapışkan ve işlenmiş şeker içeren gıdalardan kaçının. Ağız hijyenine özen gösterin. Yemeklerden sonra dişlerinizi düzenli olarak florürlü diş macunu ile fırçalayın ve diş ipi kullanarak diş aralarını temizleyin. Düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmeyin. 6 ayda bir diş hekiminizi ziyaret ederek erken müdahaleler için adım atın. Bol su tüketin. Yemeklerden sonra su içmek, ağızdaki asit oranını nötralize eder ve şeker kalıntılarının uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kazein içeren besinler tüketin. Şekerli gıdalardan sonra bir lokmacık olsun peynir, yoğurt gibi kazein içeren ürünleri yarım dakika ağız içinde bekletip tüketerek şekerin olumsuz etkilerini nötrleyin.”</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını da destekliyor… </strong></p>
<p>Yetişkinlerin diş sağlığına zarar veren şekerli yiyeceklerin tüketimine karşı beslenme alışkanlıkları önerilerinde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Şekerli atıştırmalıklar yerine taze meyve, çiğ sebze ve fındık gibi doğal ve besleyici yiyecekler tüketin.” dedi.</p>
<p>Ksilitol içerikli sakız çiğnemenin bakterilerin plak içerisine tutunma gücünü azalttığının çalışmalarla kanıtlanmış olduğunu da sözlerine ekleyen Güler, “Genel olarak sakız çiğnemek tükürük üretimini artırarak ağızdaki asit seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Tam tahıllı, lifli gıdalar tüketmek ağız sağlığı için faydalıdır, çünkü bu yiyecekler ağızdaki tükürük akışını destekler. Şekerli içecekler yerine su, soda, ayran gibi diş dostu içecekleri tercih edin.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Şeker ağırlıklı bir diyet, diş etlerinin iltihaplanma riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Diş etlerinin, genel sağlığımızdan doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Günümüzde besin bolluğu sayesinde çok nadir gördüğümüz bir durum olsa da, C vitamini eksikliği, diş eti iltihaplarına ve kanamalara neden olabilir. Omega-3 yağ asitleri gibi anti-enflamatuar gıdalar ise diş eti hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabilir. Aşırı işlenmiş gıdalar ve şeker ağırlıklı bir diyet, bağışıklık sistemimizi etkileyerek ağız içerisindeki bakterilere karşı bizi güçsüz bırakabilir ve diş etlerinin iltihaplanma riskini artırarak diş eti sağlığını tehdit edebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi diş eti yaşlanmasını hızlandırabilir!</strong></p>
<p>Diş eti yaşlanmasının, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığını da dile getiren Güler, “Ancak aşırı şeker tüketimi bu süreci hızlandırabilir. Şeker, diş eti iltihabını tetikleyen bakterilerin çoğalmasını artırır. Kronik iltihaplanma, zamanla diş eti çekilmesine ve diş destek dokularının kaybına neden olur. Bu süreç yaşlanma belirtilerini hızlandırabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ortodontik tedavi sırasında şekerden uzak durulması tedavinin başarısını artırabilir…</strong></p>
<p>Ortodontik tedavi sırasında dişlerin temizliğinin daha zor olduğunun altını çizen Güler, “Bu nedenle şekerli gıdalar tüketmek, braketlerin çevresinde çürük riskini artırır. Ayrıca, diş eti iltihabı oluşursa tedavi süreci aksayabilir. Ortodontik tedavi sırasında ağız hijyenine daha fazla dikkat edilmesi ve şekerden mümkün olduğunca kaçınılması tedavinin başarısını artırır. Diş sağlığınız için doğru alışkanlıklar edinmek hem ağız hem de genel sağlığınızı korumanın anahtarıdır. Sağlıklı gülümsemeler için şeker tüketimini sınırlandırmayı ve düzenli ağız bakımını ihmal etmeyin!” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-yetiskinlerde-de-agiz-ve-dis-sagligini-tehdit-ediyor-531178">Şeker, yetişkinlerde de ağız ve diş sağlığını tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın sağlığı küresel bir sorun, iyileştirilmesi toplumların sağlığını yükseltir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-sagligi-kuresel-bir-sorun-iyilestirilmesi-toplumlarin-sagligini-yukseltir-525676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 11:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[toplumların]]></category>
		<category><![CDATA[yükseltir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525676</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Derneği tarafından düzenlenen III. Uluslararası ve IV. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nde kadın sağlığı her yönüyle ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-sagligi-kuresel-bir-sorun-iyilestirilmesi-toplumlarin-sagligini-yukseltir-525676">Kadın sağlığı küresel bir sorun, iyileştirilmesi toplumların sağlığını yükseltir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Derneği tarafından düzenlenen III. Uluslararası ve IV. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nde kadın sağlığı her yönüyle ele alındı. Hemşirelik biliminin günümüzde araştırmalarla çok güçlü bir hale geldiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, hemşirelik alanında üretilen bilginin mutlaka alana inmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Yıldırım, “Kadın, çocuk, genç ve yaşlı fark etmeksizin toplumun sağlık hakkına erişmesinde, hizmetin var edilmesinde kabul edilebilir ve erişilebilir noktaya getirilmesinde sorumluluklarımız çok yüksek” dedi. Kadın sağlığının sadece kadınları ilgilendiren bir sorun olmadığını belirten  Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Kafiye Eroğlu da kadın sağlığının küresel bir sorun olduğunu belirterek kadın sağlığının iyileştirilmesiyle birlikte toplumların ve ulusların sağlığının yükseltileceğini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda düzenlenen III. Uluslararası ve IV. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi, “Kadın Sağlığı Hemşireliği için Yeni Ufuklar: Kadın Sağlığında Sürdürülebilirlik ve Liderlik” temasıyla düzenlendi. Üç gün süren kongrede kadın sağlığı farklı yönleriyle ele alındı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Kadın, toplumu dönüştüren bir varlık”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmasında bugün burada yalnızca bilimsel bilgi paylaşımı için değil, aynı zamanda kadının yaşamın her alanındaki yerini, rolünü ve karşılaştığı sorunları birlikte düşünmek ve tartışmak için de bir arada olunduğunu belirterek kadının yalnızca biyolojik bir varlık değil, toplumu dönüştüren, besleyen, büyüten, şekillendiren bir güç  olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kadına yönelik şiddet eğitimle ve toplumsal farkındalıkla iyileştirilebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kadının toplumu var eden bir varlık olduğunu belirten Prof. Dr. Kocabıçak, “Kadın eş, kadın anne, kadın evlat, kadın sağlık profesyoneli, kadın meslek sahibi… Kadın pek çok rolüyle toplumu ayakta tutan en temel yapı taşı. Tüm bu değerli rollere rağmen hem dünyada hem de ülkemizde kadınlar hala eşitsizliklerle, ötekileştirme ve en acısı şiddetle karşı karşıya. Kadına yönelik şiddet, sadece bireysel değil, toplumsal bir yara aslında. Bu yarayı da ancak eğitimle, toplumsal farkındalıkla, bilinçle ve kararlılıkla iyileştirebiliriz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Üniversiteler bu dönüşümün lokomotifi olmak zorunda</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Üniversitelerin aslında bu dönüşümün lokomotifi olmak zorunda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kocabıçak, “Bizler burada sadece bilim üretmekle değil, aynı zamanda eşitlikçi, adil ve insan haklarına saygılı bir toplumsal yapı kurmakla da sorumluyuz. Bu nedenle bu kongreyi yalnızca bilimsel bir etkinlik değil, aynı zamanda toplumsal bir çağrı, bir vicdan muhasebesi olarak da görüyorum” dedi. Prof. Dr. Kocabıçak, “Kadınların güvenle yaşadığı, üretebildiği ve kendini ifade edebildiği bir dünya mümkün” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Aytolan Yıldırım: “Meslek üyeleri olarak çok önemli sorumluluklarımız var”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, açılış konuşmasında kongre temasının çok önemli olduğunu, kadın sağlığının sürdürülebilir olması için kadın varlığının etkin kılınması gerektiğini söyledi. Kadınların tarihsel süreç içerisinde bilimde, sanatta, eğitimde, yönetimde, iş gücüne katılımda ve her alanda ayrımcılığa uğradığını belirten Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, “Meslek üyeleri olarak sorumluluğumuz, yani sağlıkta sürdürülebilirlikte ve sağlıktaki eşitsizliğin giderilmesinde çok önemli sorumluklarımızın olması. Yani toplumda sağlığa erişimde, sağlığın korunması, geliştirilmesi ve temel sağlık hizmetlerindeki rollerimiz aslında kadın sağlığını, çocuk sağlığını, aile sağlığını ve toplumun sağlığının tamamını karşılayan bir düzeyde. Şöyle güzel bir olgu var: Bu salondaki kalabalık hemşireliğin bilimsel noktadaki gelişiminin de bir göstergesi” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Üretilen bilgi mutlaka alana inmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hemşirelik biliminin günümüzde araştırmalarla çok güçlü bir hale geldiğini belirten Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, “Ama daha ilerisinde yapılacak şey, üretilen bu bilginin artık gerçekte uygulamaya dönüşmesi, birey, toplum ve aile sağlığına yansıtılarak gerçek anlamda hemşirelik eli ile değişim ve dönüşümün yaratılması noktasında. Yani artık üretilen bilgi mutlaka alana inmeli. Kadın, çocuk, genç yaşlı fark etmeksizin toplumun sağlık hakkına erişmesinde, hizmetin var edilmesinde kabul edilebilir ve erişilebilir noktaya getirilmesinde sorumluluklarımız çok yüksek. Bu vesileyle bugünkü kongrede işlenecek tema ve ortaya konulacak araştırma sonuçlarının mesleğe çok yararlı olacağını ve önemli katkılar sunacağını düşünüyorum” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Kafiye Eroğlu: “Kadın sağlığı küresel bir sorundur”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Kafiye Eroğlu ise açılış konuşmasında kongreyi düzenlerken farklılıklar yaratmayı hedeflediklerini belirterek “Çoğulcu bir bakış açısıyla kadın sağlığının geleceğini,  kadın sağlığının sorunlarını, kadın sağlığı ile ilgili fırsatları ve hatta kadını gelecekte en iyiye taşıyacak yolda akademisyen, klinisyen ve öğrenci olarak neler yapacağımız konusunda ortak bir amaç oluşturacağız. Bu amaca ulaşmak için izleyeceğimiz yollar konusunda da ortak bir karara varacağız” dedi. Kadın sağlığının sadece kadınları ilgilendiren bir sorun olmadığını belirten  Prof. Dr. Kafiye Eroğlu, “Kadın sağlığı küresel bir sorundur. Kadın sağlığını iyileştirerek yine sadece kadınların sağlığını iyileştirmeyeceğimizi, toplumların ve ulusların sağlığını yükselteceğimizi, birlikte çalışarak kadınları hem sağlıkta hem de adalette eşit fırsatlardan yararlanmasına katkıda bulunacağımızı belirtmek isterim” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Nevin Şahin de açılış konuşmasında kongre programı ile ilgili bilgi vererek kongrenin düzenlenmesinde katkıları olanlara teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Teddie Potter: “Küresel sorunlardan en çok kadınlar etkileniyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kongre ABD’de Minnesota Üniversitesi Hemşirelik Okulu Gezegen Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Teddie Potter’in “Gezegen Sağlığı: Kadın Sağlığı İçin Yeni Umut” başlıklı konferansı ile başladı.<br />Oturum başkanlığını Prof. Dr. Anahit Coşkun ve Prof. Dr. Nevin Şahin’in yaptığı konferansta Prof. Dr. Teddie Potter, kadın sağlığının küresel ölçekte önemli olduğunu belirterek iklim değişiklikleri ve aşırı sıcaklar gibi sorunlardan en çok kadınların etkilendiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İlk gün hemşirelikle ilgili kursların düzenlendiği kongrenin ikinci gününde “Kadın Sağlığı Hemşireliğine Bakış: Roller, Liderlik ve Stratejiler”, “Kadın Sağlığına Güncel Bakış”, “İyileşmek ve İyileştirmek İçin Bakımı Anlamak” başlıklı paneller gerçekleştirildi. Kongrenin ikinci günü “Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliğinin Çalışma Alanları, Görev, Yetki ve Sorumluluklarına İlişkin Mevcut Yönetmelikte Güncelleme: Yol Haritamız” başlıklı forum ile sona erdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>400 bildiri sunumu gerçekleşti</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>III. Uluslararası ve IV. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nin üçüncü gününde “Kadının Üreme Sağlığında Güncel Tedavi ve Yaklaşımlar”, “Kriz Durumlarında Kadın Sağlığı ve Hemşirelik”, “Kadın Sağlığı Hemşireliğinde Bilişim ve Teknoloji<b>”, </b>“Özel Gruplarda Üreme ve Cinsel Sağlık” başlıklı paneller gerçekleştirildi. 450’nin üzerinde katılımla gerçekleşen kongrede sözel ve poster olmak üzere toplam 400 bildiri sunumu  gerçekleşti ve  kongre kapsamında yapılan Kadın Sağlığını Destekleyici İnovatif Ürünler Yarışması’nda  ödüller sahiplerini buldu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-sagligi-kuresel-bir-sorun-iyilestirilmesi-toplumlarin-sagligini-yukseltir-525676">Kadın sağlığı küresel bir sorun, iyileştirilmesi toplumların sağlığını yükseltir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 11:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[ortamındaki]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin önemine dikkat çeken uzmanlar, iş yerindeki stresin, mobbing gibi olumsuz durumların, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek, ruhsal sorunlara yol açabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892">İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aşırı çalışma gibi durumların psikolojik dayanıklılığı zorlayabildiğini ve kişinin motivasyonunu azaltabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ruhsal sorunların gelişiminde çalışma koşullarının etkisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerinde etkisi var</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin oldukça önemli olduğunu ifade ederek, “İş yerindeki stres, mobbing gibi olumsuz durumlar, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir ve ruhsal sorunlara yol açabilir. Bununla başa çıkmanın anahtarı, uyum sağlama yeteneğini geliştirmek ve kişisel ruh sağlığını korumaktır. Bedensel ve ruhsal sağlık için düzenli olarak çaba sarf etmek, yaşamda anlamı bulmak ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik dayanıklılık zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ediyor</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılığın, zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ettiğini, iş ve özel hayat dengesini sağlama, sosyal ilişkilere zaman ayırma ve iş stresiyle başa çıkma becerisiyle ilişkili olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak, aşırı çalışma gibi durumlar psikolojik dayanıklılığı zorlayabilir ve kişinin motivasyonunu azaltabilir. Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Samimi ilişkiler içtenlik ve dürüstlük temelinde kuruluyor</strong></p>
<p>Samimi ilişkilerin içtenlik ve dürüstlük temelinde kurulan ilişkiler olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İnsanlar arasındaki güven ve destek duygusunu ifade eder. Ancak, samimiyet hissi bazen yanıltıcı olabilir ve ilişkilerde hayal kırıklıklarına neden olabilir. Pandemi döneminde dijital iletişim artsa da gerçek, derin ilişkilerin önemi daha da arttı.” dedi.</p>
<p><strong>Uzun süreli stres durumları depresyon ve anksiyeteye neden oluyor</strong></p>
<p>Stresin kronik hale gelmesinin, uzun süreli stres durumlarında ortaya çıktığını ve depresyon, anksiyete gibi birçok sağlık sorununa yol açabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Stresin belirtileri bazen fark edilmeyebilir ancak sürekli yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler kronik stresin işaretleri olabilir. Bu durumda, sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmek önemlidir çünkü düzenli ve yeterli uyku, tükenmişliğe karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Uyku düzenine dikkat etmek, melatonin hormonunun belirli saatlerde salgılanmasını sağlamak önemlidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892">İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ses Yalıtımı İnsan Sağlığını Gürültü Kirliliği Tehdidinden Koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ses-yalitimi-insan-sagligini-gurultu-kirliligi-tehdidinden-koruyor-452643</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2024 10:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gürültü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidinden]]></category>
		<category><![CDATA[yalıtımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gürültü Kirliği, Yaşam Kalitesini ve Çalışma Verimliliğini Olumsuz Etkilemekle Kalmıyor, Sağlık Sorunlarını da Tetikliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ses-yalitimi-insan-sagligini-gurultu-kirliligi-tehdidinden-koruyor-452643">Ses Yalıtımı İnsan Sağlığını Gürültü Kirliliği Tehdidinden Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>1996 yılında dünya genelinde kabul edilen Uluslararası Gürültü Farkındalık Günü’nde, gürültü kirliliğinin işitme, sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki zararlı etkilerine dikkat çekiliyor. Gürültü kirliliği konutlarda, iş yerlerinde, kamu hizmet binalarında ve üretim tesislerinde yaşam kalitesi ve iş verimliliğini olumsuz etkilemenin de ötesinde, birçok sağlık sorununa da yol açabiliyor. Jinan Üniversitesi’nin, Avrupa Halk Sağlığı Dergisi&#8217;nde yayımlanan meta-analiz tabanlı ve geniş kapsamlı araştırması, gürültü kirliliği ve işitme bozukluğu, kardiyovasküler rahatsızlıklar, diyabet, nörolojik sorunlar, reprodüksiyon sorunları gibi sağlık durumları arasındaki ilişkiye işaret ediyor. Farklı bilimsel araştırmalar, Avrupa&#8217;da her yıl gürültü kaynaklı kalp hastalıklarından dolayı 48 bin yeni vaka ortaya çıktığını ve 6.5 milyon insanın uykusunun bu yüzden bozulduğunu da ortaya koyuyor. Doğru yapılmış ses yalıtımı uygulamaları, iş ve yaşam alanlarımızı, dünya genelinde bir halk sağlığı sorunu olarak kabul gören gürültü kirliliğinden koruyor.</span></strong></p>
<p><span>Uluslararası Gürültü Farkındalık Günü, gürültü kirliliğinin işitme, sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki zararlı etkileri hakkında dünya genelinde farkındalık oluşturmak için 1996 yılından beri her yıl kutlanıyor. Yaşam kalitesi ve iş verimliliğini olumsuz etkilemenin de ötesinde, birçok sağlık sorununa da yol açabilen gürültü kirliliği, dünya genelinde bir halk sağlığı sorunu olarak kabul görüyor.</span></p>
<p><span>Yalıtım sektörünün yüzde 100 yerli sermayeli tek Türk markası Bonus Yalıtım’ı bünyesinde barındıran Eryap Grup’un Satış ve Pazarlama Müdürü Tolga Ceylan, ses yalıtımı ve gürültü kontrolünün, yaşam kalitesi ve çalışma veriminin yanı sıra insan sağlığı açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. </span></p>
<p><span>Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalara dikkat çeken Tolga Ceylan, “Çin Halk Cumhuriyeti Jinan Üniversitesi’nin, 2021 yılında gerçekleştirdiği ve Avrupa Halk Sağlığı Dergisi&#8217;nde yayımlanan meta-analiz tabanlı, geniş kapsamlı şemsiye araştırma, gürültü kirliliğinin farklı sağlık sorunları ile ilişkisine odaklanıyor. Araştırma bulguları, gürültü kirliliği ve işitme bozukluğu, kardiyovasküler rahatsızlıklar, diyabet, nörolojik sorunlar, reprodüksiyon sorunları gibi sağlık durumları arasındaki ilişkiye işaret ediyor. Doğru yapılmış ses yalıtımı uygulamaları, iş ve yaşam alanlarımızı gürültü kirliğinden korumanın en iyi yoludur” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Gürültü Kirliliği Kardiyovasküler Rahatsızlıkları ve Ölüme Varan Durumları Tetikleyebiliyor</span></strong></p>
<p><span>Jinan Üniversitesi araştırmasında,</span> <span>farklı uluslararası sağlık yayınları tarandı ve sağlık sorunlarının gürültü kirliliği ile ilişkisi meta analiz ve değerlendirme derecelendirme yöntemleriyle araştırıldı. Avrupa Halk Sağlığı Dergisi&#8217;nde yayımlanan araştırma bulguları, yüksek düzeyde gürültü kirliliğini kardiyovasküler hastalık riskinde yüzde 34, kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklanan ölüm riskinde ise yüzde 12 oranında artışla ilişkilendiriyor. Gürültü kirliliği ayrıca, yüksek tansiyon rahatsızlıklarında yüzde 58-72 arası, diyabette yüzde 23 ve reprodüksiyon rahatsızlıklarında yüzde 22-43 arası risk artışıyla da ilişkilendiriliyor. Öte yandan, doz-tetik ilişkisi, diyabet, iskemik kalp hastalığı (IHD), kardiyovasküler mortalite, inme, anksiyete ve depresyon riskinin gürültü maruziyeti arttıkça arttığını ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, iş yerinde gürültü kirliliğine maruz kalan grubun işitme kaybı riskinde, konuşma frekansında 6.68, yüksek frekansta da 4.46 oranlarıyla en büyük risk artışına sahip olduğuna dikkat çekiliyor.</span></p>
<p><strong><span>Gürültü Kirliliği Avrupa’da Yılda 648 Bin Kalp Hastalığı Vakasına, 6.5 Milyon Kişide Uyku Bozukluğuna Neden Oluyor</span></strong></p>
<p><span>Öte yandan, Harvard Medicine Magazine’de yer alan bir makaleye göre, özellikle kalp hastalıkları, uyku bozuklukları ve zihinsel sağlık sorunları, gürültü kirliliği ile bağlantılı rahatsızlıklar arasında öne çıkıyor. Makaleye göre bilimsel araştırmalar, Avrupa&#8217;da her yıl gürültü kaynaklı kalp hastalıklarından dolayı 48,000 yeni vaka ortaya çıktığını ve 6.5 milyon insanın uykusunun bu yüzden bozulduğunu gösteriyor.</span></p>
<p><strong><span>Ses Yalıtımı İnsan Sağlığını Gürültü Kirliliği Tehdidinden Koruyor</span></strong></p>
<p><span>Farklı bilimsel araştırma sonuçlarının, dünya genelinde bir halk sağlığı sorunu olarak kabul gören gürültü kirliliğinin neden olduğu riskleri tekrar tekrar vurguladığını ifade eden Tolga Ceylan, “Binalarda sonradan da uygulanabilir bir yalıtım türü olan ses yalıtımı konutlar, okullar, hastaneler, işyerleri, kamu hizmet binaları, gibi yapıları gürültüden izole etmek; kayıt stüdyoları, sinema ve konser salonları gibi alanlarda istenmeyen sesleri kontrol etmek için kullanılır. Öte yandan sanayi ve üretim tesislerinde motor, makine aksamları, jeneratör, hidrofor ve ısınma sistemleri gibi gürültü kaynaklarını sessizleştirmek için kullanılır. İyi bir ses yalıtımı endüstriyel tesislerde çalışan verimini düşürebilen, dikkat dağınıklığına ve iş kazalarına neden olabilen gürültü kirliliğini bertaraf eder; evlerimizde, hastanelerde, kamu ve özel sektör iş yerlerinde, eğitim kurumlarında daha sessiz, daha verimli, daha sağlıklı ortamlar sağlar ve insan sağlığını gürültü kirliliği tehdidinden korur” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Doğru Ses Yalıtımı İçin 10 Altın Öneri</span></strong></p>
<p><span>Sadece inşaat aşamasında değil sonradan da binalarda uygulanabilir ses yalıtımı için kullanılabilecek en doğru malzeme olan taş yünü; sadece ses yalıtımı değil, ısı ve yangın yalıtımında göstermiş olduğu yüksek performans ile de dikkat çekiyor. Taş Yünü ile çatı, cephe, döşeme, ara bölme ve komşu duvar gibi alanlarda uygulama yaparak kaliteli ses yalıtımı yapılabileceğini vurgulayan Tolga Ceylan, iyi ve doğru bir ses yalıtımı için dikkat edilmesi gerek 10 maddeyi şöyle sıraladı:</span></p>
<ul>
<li>Ses kaynağının frekansına göre farklı yoğunluklarda taş yünü kullanılmalı,</li>
<li>Yapılan hesaplamalara göre uygun taş yünü levha kalınlıkları belirlenmeli,</li>
<li>İki duvar arasında her iki yönde de taş yünü kullanılmalı,</li>
<li>Taş Yünü levhalar arasında hava boşluğu bırakılmalı,</li>
<li>Kullanılacak olan tuğlalar yatay delikli seçilmeli, alçı levhalar ile yapılacak ise her bir duvar için çift alçı levha kullanılmalı ve şaşırtmalı döşenmeli,</li>
<li>İki duvarın farklı yüzey ağırlıkları olmalı,</li>
<li>Duvarlar arası hava köprüsü olmamalı,</li>
<li>Duvarlar birbirine sesi ileten malzemeler ile bağlantılı olmamalı,</li>
<li>Duvarlarda ses köprüsüne sebebiyet verebilecek bağlantı elemanları montajında ses yalıtım bandı kullanılmalı,</li>
<li>Kolon, kiriş ve döşemelerden geçebilecek sesler için duvar köşelerinde önlemler alınmalı.</li>
</ul>
<p><strong><span>Ses Yalıtımı için Çözüm, Bonus Taş Yünü</span></strong></p>
<p><span>Tolga Ceylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ses yalıtımı, aynı yapı içerisinde konforlu bir yaşamın ana gereksinimlerinden biridir. Binalarda ses yalıtımı, sadece dış duvarlar için değil, tüm iç komşu duvarlar için de önem taşır ve yönetmeliklere uygun kalınlıklarda yapılmalıdır. Komşu duvarlarda ses yalıtımı yapmak, zihnimizin ve vücudumuzun ihtiyacı olan kaliteli uyku için uygun ortam oluşturmanın yanı sıra, hem kendi yaşam alanınızın gürültüden korunmasını hem de komşularınıza daha az rahatsızlık vermenizi sağlar. Volkanik kayaçlardan elde edilen mineral, inorganik taşların elyaf haline getirilmesiyle üretilen, ekolojik sisteme uyumlu ve çevre dostu Bonus Taş Yünü ürünümüz dış duvarların iç yüzeylerinde, iç bölme ve komşu duvarlarda, merdiven ve asansör boşluklarına bitişik duvarlarda ve ahşap karkas yapıların içten giydirilmesinde kullanılır. Sektörümüzün en modern tesisi olan Hendek Sakarya tesislerimizde üretimini gerçekleştirdiğimiz Bonus Taş Yünü ürünümüz, binalarda ses yalıtımın yanı sıra ısı, su ve yangın yalıtımı da sağlar.” </span></p>
<p><strong><span>Ses Yalıtımı 2018’den Bu Yana Yasal Zorunluluk </span></strong></p>
<p><span>Uyku eksikliği ya da bozukluğunun nedenleri arasında, beslenme düzensizliği, yüksek stres ve hatta elektronik cihazların aşırı kullanımının yanı sıra, gürültü kirliliği de yer alıyor. Kaliteli malzemelerle ve yönetmeliklere göre yapılmış Ses Yalıtımı, yaşam alanlarında gürültü kirliliğini azaltıp, uyku için konforlu bir ortam oluşturmanın en etkin yöntemlerinden biri olarak öne çıkıyor. 1 Haziran 2018’de yürürlüğe giren Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik uyarınca, yeni binalarda Ses Yalıtımı uygulanması zorunlu tutuluyor.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ses-yalitimi-insan-sagligini-gurultu-kirliligi-tehdidinden-koruyor-452643">Ses Yalıtımı İnsan Sağlığını Gürültü Kirliliği Tehdidinden Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyanürün dolaylı zararları neler? Siyanür sızıntıları çevreyi ve halk sağlığını tehdit eder mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siyanurun-dolayli-zararlari-neler-siyanur-sizintilari-cevreyi-ve-halk-sagligini-tehdit-eder-mi-447128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2024 21:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çevreyi]]></category>
		<category><![CDATA[dolaylı]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[siyanür]]></category>
		<category><![CDATA[siyanürün]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=447128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son derece tehlikeli bir bileşik olan siyanürün çevreye salınması durumunda önemli çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabileceğine işaret eden uzmanlar, siyanür sızıntılarının toplu balık ölümlerinden, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve hatta tarım arazilerinin zarar görmesine neden olacağını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyanurun-dolayli-zararlari-neler-siyanur-sizintilari-cevreyi-ve-halk-sagligini-tehdit-eder-mi-447128">Siyanürün dolaylı zararları neler? Siyanür sızıntıları çevreyi ve halk sağlığını tehdit eder mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son derece tehlikeli bir bileşik olan siyanürün çevreye salınması durumunda önemli çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabileceğine işaret eden uzmanlar, siyanür sızıntılarının toplu balık ölümlerinden, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve hatta tarım arazilerinin zarar görmesine neden olacağını söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Yeraltı suyuna olan siyanür sızıntısının uzun süre devam edebileceğini ve içme suyu kaynaklarını kirletebileceğini ifade eden Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Yeraltı suyuna sızan siyanür yeraltı suyunun bağlantılı bulunduğu havza boyunca da taşınabilir.” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, Erzincan İliç’te altın madeninde meydana gelen toprak kaymasının ardından bölgede yaşanan sızıntısı şüphesi nedeniyle siyanür ve siyanürün olası zararları tartışmaya başlandı. Bunun üzerine Dr. Adiller, toprağa ve suya karışması konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Siyanür çevreye salınması durumunda çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabilir”</strong></p>
<p>Siyanürün hızla etki eden ve potansiyel olarak ölümcül etki yaratabilecek bir kimyasal olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Siyanür son derece tehlikeli bir bileşiktir ve çevreye salınması durumunda önemli çevresel etkilere ve halk sağlığı risklerine yol açabilir. Siyanürün uzun süreli kullanımlarında toprağa, suya hatta havaya bile karışması söz konusu olabilir. Siyanür sızıntıları toplu balık ölümlerinden, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve hatta tarım arazilerinin zarar görmesine neden olur. Bazı kaynaklar, siyanürün nispeten güvenli olduğunu, çünkü dökülse bile yüzey suyunda hızla parçalandığını iddia etmektedir. Ancak siyanürün parçalandığı bileşikler de zararlı olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Sızan siyanür yeraltı suyunun bağlantılı bulunduğu havza boyunca da taşınabilir”</strong></p>
<p>“Toprakta bulunan siyanür, yağışlarla birlikte çözünerek yeraltı ve yüzeysel sulara geçebilir. Bu suda çözünmeyle birlikte dereler ve nehirlerle akarsu havzası boyunca taşınabilir. Ayrıca yeraltı suyuna sızan siyanür yeraltı suyunun bağlantılı bulunduğu havza boyunca da taşınabilir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yeraltı suyuna siyanür sızıntısı uzun süre devam edebilir ve içme suyu kaynaklarını kirletebilir. Siyanürle kirlenmiş yeraltı suyu, bağlantılı olduğu komşu akarsuları da kirletebilir.</p>
<p><strong>Siyanürün dolaylı etkileri neler?</strong></p>
<p>Siyanürün doğrudan etkilerinin yanında bir de dolaylı etkileri bulunmaktadır. Siyanür öncellikle toprak bünyesine girdiğinde toprak içerisinde dengede bulunan pek çok minerali reaksiyona girecek hale getirebilir. Bu maddeler arasından Arsenik gibi oldukça toksik ve kanserojen özellikli maddeler de yer alıyor. </p>
<p>Siyanür doğada kolay parçalansa da bu maddeler doğada kısa sürede parçalanmaz ve çevrenin unsurları arasında taşınabilir. Özellikle tarım arazilerine ve otlak alanlara taşınması bu maddelerin besinlere geçmesine ve etki derecesini arttırmasına sebep olur.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyanurun-dolayli-zararlari-neler-siyanur-sizintilari-cevreyi-ve-halk-sagligini-tehdit-eder-mi-447128">Siyanürün dolaylı zararları neler? Siyanür sızıntıları çevreyi ve halk sağlığını tehdit eder mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evcil dostların deri ve tüy sağlığını zengin birleşenli takviyelerle güçlendirmek mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/evcil-dostlarin-deri-ve-tuy-sagligini-zengin-birlesenli-takviyelerle-guclendirmek-mumkun-436809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 09:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birleşenli]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[dostların]]></category>
		<category><![CDATA[evcil]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmek]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[takviyelerle]]></category>
		<category><![CDATA[tüy]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evcil dostların sağlığında önemli bir gösterge olan deri ve tüy yapısı, çoğunlukla pire ve kene gibi etmenlere maruz kalıyor. Dış uyaranlara karşı bariyer işlevi gören deri ve tüyler, kedi ve köpeklerin bağışıklığından vücut ısısını dengelemeye, su ve nem tutma miktarından besin depolamaya kadar birçok bedensel sürecinde hayati rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evcil-dostlarin-deri-ve-tuy-sagligini-zengin-birlesenli-takviyelerle-guclendirmek-mumkun-436809">Evcil dostların deri ve tüy sağlığını zengin birleşenli takviyelerle güçlendirmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evcil dostların sağlığında önemli bir gösterge olan deri ve tüy yapısı, çoğunlukla pire ve kene gibi etmenlere maruz kalıyor. Dış uyaranlara karşı bariyer işlevi gören deri ve tüyler, kedi ve köpeklerin bağışıklığından vücut ısısını dengelemeye, su ve nem tutma miktarından besin depolamaya kadar birçok bedensel sürecinde hayati rol oynuyor. Evcil dostların cilt ve tüy sağlığını kaliteli mama, düzenli parazit kontrolü gibi çeşitli önlemlerin yanı sıra doğal içerikli gıda takviyeleriyle desteklemek önem taşıyor. Evcil dostların yaşam kalitesini artırmaya yönelik özel olarak formüle edilmiş gıda takviyeleri sunan Bonafel’in Kurucusu Uğur Peker, omega, multivitaminler, çinko gibi bileşenlere sahip doğal takviyelerin, evcil dostların cilt sağlığında önemli bir anahtar görevi gördüğünden bahsediyor. </strong></p>
<p>Vücudun tamamını kapsayan deri ve tüy, dışarıdan gelecek etmenlere karşı bir savunma hattı olsa da evcil dostların günlük yaşamında pire ve kene gibi parazitlere yakalanma riski barındırıyor. Sağlık problemlerine yönelik önemli sinyaller veren deri ve tüy, evcil dostların toplam vücut ağırlığının yaklaşık %10 ila %15’ini oluşturuyor. Aynı zamanda evcil dostların deri ve tüyleri alerjilere karşı koruma, vücudun nem ve ısı dengesi gibi bedensel süreçlerde önemli bir rol oynadığından etkili bir bakımla desteklenmesi gerekiyor. Kedi ve köpeklerin çoğunlukla pul pul dökülme, akıntı, tahriş gibi belirtilerle ortaya çıkan cilt rahatsızlıklarına, doğru şekilde müdahale etmek önem taşıyor. Bu noktada düzenli parazit kontrolü, banyo sıklığı, güneşten koruma gibi faktörlerin yanı sıra gıda takviylerine başvurmak, kedi ve köpeklerin cilt sağlığında tam ve dengeli bir koruma sağlıyor. Evcil dostların yaşam kalitesini artırmaya yönelik özel olarak formüle edilmiş gıda takviyeleri sunan Bonafel’in Kurucusu Uğur Peker, omega, vitamin ve mineraller açısından zengin takviyelerin cildi toksinlerden arındırarak alerjiden koruduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>Gıda Takviyeleri, Deri ve Tüy Sağlığını Optimize Ediyor</strong></p>
<p>Evcil dostların deri ve tüy sağlığı, dış görünüşün yanı sıra optimal sağlık için üstün bir koruma sağlıyor. Kedi köpeklerin bağışıklığı zayıfladığında cilt üzerinde zararlı bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar ve potansiyel hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Vücut üzerinde nem dengesini koruyan deri ve tüy aynı zamanda yalıtım görevi görerek evcil dostların vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Ter bezi olmadığı için su kaybı yaşayabilen kedi ve köpekler, deri ve tüy yoluyla vücudunun ihtiyaç duyduğu su miktarını düzenleyebildiği gibi metabolizmasını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu enerji miktarını da artırıyor. Bu sebeple evcil dostların yaşam alanlarının her zaman temiz tutulmasına, güneşe maruz kalma süresine, banyo sıklığına ve onlara uygun olacak ürünlerin kullanılmasına özen göstermek gerekiyor.</p>
<p><strong>“Evcil Hayvanların Cilt Problemlerini Genel Vücut Sağlığı Etkileyebilir”</strong></p>
<p>Cilt sağlığının, evcil hayvan ebeveynlerinin önemle yaklaşması gereken bir konu olduğunu söyleyen Peker, “Deri ve tüy, evcil hayvanların optimal sağlığında önemli bir yere sahip olduğundan bu noktada bütünsel olarak vücut sağlığına odaklanılması gerektiğine inanıyorum. İnsanlar cildi için krem, serum gibi ürünler kullanırken bir yandan da beslenmesine ve düzenli vitamin alımına dikkat ediyorsa evcil hayvanlar için de aynı durum geçerli. İnsanlarda olduğu gibi evcil hayvanlarda da birçok cilt problemi genel vücut sağlığından kaynaklanabilir. Bu sebeple sadece deri ve tüy sağlığına etki eden ürünlerle birlikte kaliteli mama ve mineraller açısından zengin takviyeler kullanmak önem teşkil ediyor. Özellikle kolajen, omega, çinko, multivitamin gibi bileşenlerden oluşan takviyeler evcil dostların metabolizmasını güçlendirmekten bağışıklığını artırmaya kadar pek çok fayda sunacağı için deri ve tüy sağlığında da daha etkin bir koruma sağlıyor.” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evcil-dostlarin-deri-ve-tuy-sagligini-zengin-birlesenli-takviyelerle-guclendirmek-mumkun-436809">Evcil dostların deri ve tüy sağlığını zengin birleşenli takviyelerle güçlendirmek mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim ekibi, afetlerde kadın sağlığını değerlendirmeye yönelik ölçüm aracı geliştirecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibi-afetlerde-kadin-sagligini-degerlendirmeye-yonelik-olcum-araci-gelistirecek-435506</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 09:24:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afetlerde]]></category>
		<category><![CDATA[aracı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirmeye]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirecek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüm]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenay Ünsal Atan’ın yürütücülüğünü yaptığı, araştırma görevlisi ve doktora öğrencisi Selin Paker ve Figen Kazankaya ile Uzman Hemşire Furkan Doğan’ın araştırmacı olarak görev aldığı “Afet ve Acil Durumlarında Kadın Sağlığını Değerlendirme Ölçeğinin Geliştirilmesi” adlı proje, TÜBİTAK 1002 B Acil Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibi-afetlerde-kadin-sagligini-degerlendirmeye-yonelik-olcum-araci-gelistirecek-435506">Egeli bilim ekibi, afetlerde kadın sağlığını değerlendirmeye yönelik ölçüm aracı geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenay Ünsal Atan’ın yürütücülüğünü yaptığı, araştırma görevlisi ve doktora öğrencisi Selin Paker ve Figen Kazankaya ile Uzman Hemşire Furkan Doğan’ın araştırmacı olarak görev aldığı “Afet ve Acil Durumlarında Kadın Sağlığını Değerlendirme Ölçeğinin Geliştirilmesi” adlı proje, TÜBİTAK 1002 B Acil Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje ile afet ve acil durumlarda kadın sağlığını değerlendirmeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirilerek literatüre kazandırılacak.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite</p>
<p>araştırma Üniversitemiz bilim insanları önemli çalışmalara imza atmaya devam</p>
<p>ediyorlar. Hemşirelik Fakültemiz akademisyenleri, afet ve acil durumlarda</p>
<p>sağlık profesyonelleri tarafından kadın sağlığının değerlendirmesi ve afetin</p>
<p>kadın sağlığına etkilerini araştırarak, kadınların afet sırası ve sonrasında</p>
<p>karşılaştıkları sorunların tespit edilmesine yönelik somut bir ölçüm aracı</p>
<p>geliştirecek. Çok önemli ve anlamlı bulduğum bu projenin yürütücülüğünü</p>
<p>yapan Prof. Dr. Şenay Ünsal Atan’a ve projeye araştırmacı olarak katkı veren</p>
<p>mensuplarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>“Afetler kadınlar üzerinde daha fazla olumsuz etki yaratıyor”</p>
<p>Projenin kapsamı ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Şenay Ünsal Atan “Afet,</p>
<p>etkilenen toplumun kendi kaynaklarını kullanarak başa çıkma kabiliyetini aşan</p>
<p>insani, çevresel ve ekonomik kayıplara neden olarak toplumun işleyişinde ciddi</p>
<p>aksaklıklar meydana getiren olaylardır. Afetler temelde doğal ve insan kaynaklı</p>
<p>olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. İnsan kaynaklı afetler; kimyasal kazalar,</p>
<p>büyük yangınlar, terör, savaş ve barajların yıkılması gibi olayları kapsarken</p>
<p>doğal afetler; deprem, heyelan, su baskını, kaya düşmesi ve çığ gibi olayları</p>
<p>kapsamaktadır. Meydana gelen afetler toplumları olumsuz olarak etkilemekte</p>
<p>olup sağlık, psikolojik ve ekonomik sorunlara yol açmaktadır. Ancak toplumda</p>
<p>her birey afetlerden aynı şekilde etkilenmemekle birlikte kadınlar üzerinde daha</p>
<p>fazla olumsuz etki yaratmaktadır” diye konuştu. </p>
<p>Doğal afetlerin cinsiyetten bağımsız olarak ortaya çıktığını ancak</p>
<p>sonuçları itibariyle cinsiyetten bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Prof.</p>
<p>Dr. Şenay Ünsal Atan, “Çünkü sosyoekonomik, kültürel ve geleneksel olarak</p>
<p>cinsiyet eşitsizliklerinin varlığı ve kadının biyolojik farklılıkları nedeniyle</p>
<p>fiziksel olarak daha güçsüz olması afetlerde daha dezavantajlı bir konuma</p>
<p>gelmesine neden olmaktadır. Kadınların yüzme ve tırmanma gibi becerilerinin</p>
<p>erkeklere göre daha az olması afet sırasında fiziksel zarar görebilirliğini</p>
<p>artırmaktadır. Ayrıca afet sonrasında üreme sağlığı hizmetlerine erişimde</p>
<p>zorluklar yaşanabilmektedir. Afet sonrasında maruz kalınan ağır stres durumuna</p>
<p>bağlı olarak erken doğumlar olabilmekte, lohusalarda yetersiz beslenme</p>
<p>problemleri oluşabilmektedir. Ayrıca kadınlar afet sonrası dönemde her yönüyle</p>
<p>şiddete maruz kalabilmekte ve yaşam alanlarında güvenlik sıkıntıları</p>
<p>yaşayabilmektedir. Kadınların afetlerde fiziksel, cinsel, psikolojik şiddet, insan</p>
<p>ticareti ve istismar ile karşı karşıya kaldıkları bildirilmektedir. Tüm bu unsurlar</p>
<p>göz önüne alındığında kadın sağlığının korunup geliştirilmesi ve ülkelerin Bin</p>
<p>Yıllık Kalkınma Hedeflerine ulaşabilmesi için afetlerin etkilerinin cinsiyet</p>
<p>temelli yaklaşımla ele alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır” dedi.</p>
<p>“Yaşanabilir bir dünya sağlıklı kadınlarla mümkündür”</p>
<p>Prof. Dr. Şenay Ünsal Atan, “Birleşmiş Milletler (BM) topluluğunun</p>
<p>dünya gündemine taşıdığı Binyıl Kalkınma Hedeflerinin (BKH) birincil</p>
<p>hedefleri arasında kadın sağlığını iyileştirmek yer almaktadır. BM üye ülkeleri</p>
<p>2015 yılında BKH’ini takip etmek üzere 2030 yılına kadar izlenecek</p>
<p>Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ortaya koymuştur. SKA, 2015 yılı</p>
<p>sonrası gündem için bir yol haritası olup tüm ülkelerin kadın, çocuk ve</p>
<p>ergenlerin önlenebilir tüm ölümlerini sona erdirmek ve bu grupların sadece</p>
<p>hayatta kalma değil, aynı zamanda gelişmelerine uygun bir ortam yaratmalarını</p>
<p>amaçlamaktadır. Hem BKH hem SKA’nın temel odağında kadın sağlığı yer</p>
<p>almaktadır. Çünkü kadınlar sağlıklı olduklarında ve yaşamın her alanında</p>
<p>eşitliğe sahip olduklarında yaşanabilir bir dünya mümkün olacaktır. Kadınların</p>
<p>refah düzeyinin iyileştirilmesi, sürdürülebilir kalkınmanın pek çok alanını</p>
<p>önemli ölçüde etkilemektedir. Afet dönemlerinde kadının refahının</p>
<p>iyileştirilmesi ve sürdürülebilmesi için afet yönetimi önemli bir kavramdır” diye</p>
<p>konuştu.</p>
<p>Afet ve acil durumlarda kadın sağlığını değerlendirmeye yönelik geçerli</p>
<p>ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmek amacıyla bu projeyi hazırladıklarına</p>
<p>dikkat çeken Prof. Dr. Şenay Ünsal Atan, “Afet yönetimi; afet meydana</p>
<p>gelmeden risklerin tespit edilmesi, zararlarının azaltılması ya da önlenmesi ile</p>
<p>afet meydana geldikten sonra hızlı yanıt verilmesi ve sonrasında iyileştirme</p>
<p>çalışmalarının yürütülmesini sağlayan stratejik bir yönetim sistemidir. Afet ve </p>
<p>acil durumlarda sağlık profesyonelleri tarafından kadın sağlığının</p>
<p>değerlendirmesi ve afetin kadın sağlığına etkilerinin yönetimi önemlidir.</p>
<p>Bununla birlikte afet yönetiminin etkinliği için öncelikli olarak kadınların afet</p>
<p>sırası ve sonrasında karşılaşmış oldukları sorunların tespit edilmesi</p>
<p>gerekmektedir. Sorunların doğru tespiti içinse uygun araçlarla tespitler yapılmalı</p>
<p>ve uygun sorular sorulmalıdır. Buradan hareketler afet ve acil durumlarda</p>
<p>kadınların sorunlarını belirlemeye yönelik somut bir ölçüm aracı ihtiyacı ortaya</p>
<p>çıkmaktadır. Bu nedenle Afet ve Acil Durumlarında Kadın Sağlığını</p>
<p>Değerlendirme Ölçeğinin Geliştirilmesi çalışması planlanmıştır” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibi-afetlerde-kadin-sagligini-degerlendirmeye-yonelik-olcum-araci-gelistirecek-435506">Egeli bilim ekibi, afetlerde kadın sağlığını değerlendirmeye yönelik ölçüm aracı geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 10:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların yanlış beslenme alışkanlıklarının sebep olduğu problemler, beslenme yetersizliklerinin yol açtığı farklı şikayetlerle ve hastalıklarla kendini belli ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981">Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların yanlış beslenme alışkanlıklarının sebep olduğu problemler, beslenme yetersizliklerinin yol açtığı farklı şikayetlerle ve hastalıklarla kendini belli ediyor. Okullarda atıştırmalık olarak tüketilen paketli gıda ve içeceklerin pek çoğunun çürük riskini arttırdığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bir gerçek olmasına rağmen bu şikayetle gelen hasta sayılarında bir azalma olmamasına vurgu yapan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>okullardaki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong> </strong>Çocuklarda oluşan beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkilerine dair önemli açıklamalarda bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>“Karbonhidrat zengin beslenme alışkanlıkları, ağız hijyeni alışkanlıklarının sağlanmasındaki eksiklikler, lokal veya sistemik etkenler sebebiyle diş çürümeleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Okullarda sıklıkla tüketilen çürük yapıcı gıdalar ve şekerle tatlandırılmış içecekler de çocuklarda çürüme riskini arttıran diğer faktörlerden. Bu durum maalesef hemen hemen her gün kliniklerimizde karşılaştığımız ciddi bir problem haline geldi” dedi.</p>
<p><strong> Şekerle tatlandırılmış içecekler diş sağlığını tehlikeye sokuyor </strong></p>
<p>Meyveli sodalar, kutu meyve suları, hazır kahveler, enerji içecekleri gibi içeceklerin çocuklarda, ağızdaki çürük yapan bakteriler için önemli bir besin kaynağı olan şekeri yüksek oranda içerdiğini söyleyen <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Şekerle tatlandırılmış içecekler, dişlerde çürük oluşması riskini arttırır. Çoğu ebeveynin geçmişinde süt dişi tedavisi öyküsü yoktur ancak maalesef günden güne çocuklarda giderek artan çürük görülme sıklığı, bahsettiğim durumun vahametini gözler önüne seriyor. Bunun en göze çarpan sebebi, çocukların günlük olarak aldıkları rafine şeker miktarıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gazlı içeriklerdeki tehlike</strong></p>
<p>“Gazlı içeceklerin yapısındaki asitin ise şekerli içeceklerin ağız içinde çözünmesi ile ortaya çıkan asite göre, diş minesi üzerinde daha yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu vurgulamak gerekir” diyen Nurgül Demir “Okul çağındaki çocukların şekerle tatlandırılmış içeceklere erişim kolaylığının, içecek otomatlarının her yaştan çocuğun ulaşabileceği kadar yaygın olmasının bir sonucu olarak bu durumlar ile karşı karşıyayız. Beslenmelerini okulda yapan çocuklarda bu içeceklerin tüketimlerinde meydana gelen artış, çocukların tükettiği süt miktarının giderek azalmasına sebep olarak; vücuda kalsiyum girişini düşürüyor.  Çocuklarda çürük oluşma riskinin düşürülmesi için ağız hijyeni sağlama alışkanlıklarının yanısıra çürük yapıcı beslenme alışkanlıklarından da uzak durmak gerekiyor. Bunun akabinde ‘Antikaryojenik’ yani ‘çürük yapıcı olmayan’ gıdaları tüketmek de büyük önem taşıyor. Bu noktada evde ebeveynlerin kontrolünde idame ettirilebilen beslenme alışkanlıklarına ek olarak, okuldaki beslenme alışkanları için de mutlaka ebeveynler yönlendirici olmalı ve çocukların okulda yapılan her ara öğünden sonra ağızlarını suyla çalkalamaları veya bolca su içmeleri sağlanmalıdır.</p>
<p><strong> Minikler için Beslenme çantası önerileri;</strong></p>
<ol>
<li>Elma, kereviz sapı ve havuç; gevrek yapısıyla çocukların okulda diş fırçalayamadıkları zamanlarda diş yüzeylerinin bir miktar temizlenmesini sağlayabilir.</li>
<li>Kalsiyum ve fosfor içeriği bakımından peynir ve yoğurt, diş minesinin hasar görmüş bölgelerinin onarılarak, yeniden güçlenmesine yardımcı olur. Seçilen ürünlerin ‘şeker ilavesiz’ olmasına dikkat edilmesi gerekir. Yoğurt, dilimlenmiş mevsim meyveleri ile tüketilebilir.</li>
<li>Lahana, ıspanak ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, vitamin ve mineral içeriği zenginleşmiş tükürük yapımını sağlayarak; ağız içinin temizlenebilirliğini arttırır ve diş sağlığını korur.</li>
<li>Ay çekirdeği, badem ve ceviz gibi kuruyemişler içerdikleri mineraller ile dişleri korur, asit atakları ile hasar gören diş dokularının onarılmasına yardımcı olarak, güçlendirir.</li>
<li>İçecek olarak, günlük süt, ayran, taze sıkılmış ve katkısız meyve suları tercih edilebilir.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981">Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masa-basi-calisirken-boyun-ve-omurga-sagligini-korumanin-yollari-417979</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 09:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çalışırken]]></category>
		<category><![CDATA[korumanın]]></category>
		<category><![CDATA[masa]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın geçmişte atlattığımız pandemi dönemiyle birlikte giderek yaygınlaşan; tamamen uzaktan veya hibrit adı verilen çalışma modellerinin pek çok iş yeri için kalıcı hale gelmesi, çalışanlara sağladığı kolaylıkların yanında bazı tehlikeleri de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masa-basi-calisirken-boyun-ve-omurga-sagligini-korumanin-yollari-417979">Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Yakın geçmişte atlattığımız pandemi dönemiyle birlikte giderek yaygınlaşan; tamamen uzaktan veya hibrit adı verilen çalışma modellerinin pek çok iş yeri için kalıcı hale gelmesi, çalışanlara sağladığı kolaylıkların yanında bazı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Masa başı ve evden çalışmanın sebep olabileceği psikolojik zorlukların yanı sıra fiziksel problemlere de dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayropraktist Prof. Dr. Semih Akı, “Boyun ve omurga sağlığı açısından bilgisayar ekranının üst kenarı, göz hizasında ya da biraz altında olacak şekilde düzenlenmeli ve telefon kafa ve boyun arasına sıkıştırılmamalı, kulaklık kullanılmalı” tavsiyesinde bulundu.</strong></p>
<p>Masa başında ya da evde çalışırken düzenli olarak çeşitli egzersizler yapılmasının bel, boyun ve omurga sağlığı için çok önemli olduğuna değinen Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayropraktist Prof. Dr. Semih Akı, “Olabildiğince hareket edilmeli. Düzenli fiziksel aktivite yapan bireylerin tekrar eden boyun ağrısı geliştirme olasılığı daha azdır” dedi. Evde de tıpkı iş yerinde olduğu gibi bir çalışma alanının oluşturulmasının boyun sağlığı açısından çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Semih Akı, evden çalışanların kendi boyun ve omurga sağlıklarını koruyabilmeleri için 7 önemli madde paylaştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Masa başı çalışırken boyun ve omurga ağrılarını önlemenin 7 yolu</strong></p>
<p>Masa başı çalışanlar sık sık gerinmeli ve masa başında basit egzersizler yapmalı. Omuzlar yukarı doğru, kulak hizasına kadar yükseltildikten sonra düşürülebildiği kadar düşürülerek 5 kez tekrar edilmeli. Ayrıca kürek kemikleri birleştirilerek beş saniye beklendikten sonra gevşeme egzersizi yapılmalı. Yan boyun kaslarını esnetmek için oturur pozisyonda sol elle koltuğun oturağına tutunarak gövde ve boyun zıt tarafa doğru eğilmeli ve bu hareket sağ elle diğer yöne doğru olacak şekilde tekrar edilmeli.</p>
<p>Çalışma masası ve koltuğu, bilgisayar ekranının üst kısmı göz hizasına gelecek şekilde ayarlanmalı. Masa her koşulda sandalyenin aşağısında kalıyorsa bilgisayarın altına destek konularak göz hizasına getirilmeli.</p>
<p> </p>
<p>Olabildiğince hareket edilmeli özellikle de bilinçli boyun ve omurga egzersizleri yapılmalı. Düzenli fiziksel aktivite içinde olan bireylerin tekrar eden boyun ağrıları yaşama olasılığı daha düşüktür.</p>
<p> </p>
<p>Uzun görüşmeler yapılması gerektiğinde telefon, kafa ve omuz arasında sıkıştırılmamalı. Telefonda çok konuşuluyorsa ses düzeyi çok yüksek olmamasına dikkat edilerek kulaklık kullanılmalı.</p>
<p> </p>
<p>Dişleri sıkmamaya gayret edilmeli. Diş sıkmak boyun kaslarını gerebilir dolayısıyla çeşitli ağrılara yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>Zihinsel stres oranı düşürülmeli. Boyun bölgesindeki gerilmeler kas zorlanmalarına neden olabilir. Fiziksel sağlığa önem verildiği kadar psikolojik sağlığa da önem verilmeli.</p>
<p> </p>
<p>Yüzüstü yatılmamalı ve boyun kısmının doğal kıvrımını destekleyecek bir yastık seçilmeli. Yüzüstü yatmak boyun bölgesine fazladan yük bindirir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masa-basi-calisirken-boyun-ve-omurga-sagligini-korumanin-yollari-417979">Masa başı çalışırken boyun ve omurga sağlığını korumanın yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Küçültme Ameliyatları Estetik Sonuçlarının Yanında Kadının Sağlığını da Koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kucultme-ameliyatlari-estetik-sonuclarinin-yaninda-kadinin-sagligini-da-koruyor-414860</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 15:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[küçültme]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlarının]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme küçültme ameliyatlarının kadının genel sağlığı üzerinde yarattığı olumlu sonuçlarıyla yaşam kalitesini de artırdığını söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bilge Kağan Aysal, “Kadınlarda meme büyüklüğü boyun ağrısı, bel ağrısı, bel fıtığında tetiklenme veya hijyen problemleri gibi sıkıntılara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kucultme-ameliyatlari-estetik-sonuclarinin-yaninda-kadinin-sagligini-da-koruyor-414860">Meme Küçültme Ameliyatları Estetik Sonuçlarının Yanında Kadının Sağlığını da Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Meme küçültme ameliyatlarının kadının genel sağlığı üzerinde yarattığı olumlu sonuçlarıyla yaşam kalitesini de artırdığını söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bilge Kağan Aysal, “Kadınlarda meme büyüklüğü boyun ağrısı, bel ağrısı, bel fıtığında tetiklenme veya hijyen problemleri gibi sıkıntılara yol açabiliyor. Meme küçültme ameliyatları sıklıkla estetik kaygılarla yapılmakla birlikte, sağlıkla ilgili de çok ciddi düzeylerde hastalara yardımcı oluyor” diye konuştu. Doç. Dr. Aysal, “Meme küçültmenin her anlamda yüz güldürücü bir ameliyat olduğunu söyleyebiliriz” dedi. </em></p>
<p>Kadının gebelik, emzirme ya da yaşlanma gibi yaşamının her döneminde memelerin kadın kimliğinin bir parçası olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif, Estetik Cerrahi Doç. Dr. Bilge Kağan Aysal, vücuttaki pek çok yapısal ya da hormonal değişikliklerin meme dokusunu etkileyebileceğini söyledi. Dolayısıyla kalıtımsal nedenlerin dışında gebelik, emzirmek gibi kadınlık eylemleri sonucunda meme boyutunun da etkilenebileceğini anlattı. Kadının beden yapısına göre memelerinin normalden daha büyük olması durumunda bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkabildiğini ve buna bağlı olarak da kadının yaşam kalitesinin ciddi oranda etkilenebileceğine işaret eden Doç. Dr. Aysal, “Bu nedenle meme küçültme ameliyatları sadece estetik kaygılar nedeniyle yapılmaz. Kadınların yaşadığı bu fiziki problemlerin çözülmesi için uygulanabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong> “BÜYÜK MEME KADINDA OMURGA BOZUKLUKLARINA YOL AÇABİLİYOR” </strong></p>
<p>Meme büyüklüğünün yaratabileceği fiziksel sorunlarla ilgili bilgi veren Doç. Dr. Bilge Kağan Aysal, şunları anlattı: “Özellikle genç kadınlarda sosyal olarak utanma, çekinme gibi durumlar oluşabilir. Buna ek olarak boyun ağrısı, bel ağrısı, bel fıtığında tetiklenme veya hijyen problemleri gibi sıkıntılar, omurga bozukluklarına yol açabilir. Vücudumuz farklı durumlara adapte olabilen biyolojik bir mekanizmadır. Bu nedenle de ağırlık merkezi bozulduysa omurgamızdaki ligamanlar ve kemiklerin yapılarında öne doğru bir adaptasyon söz konusu olur. Yani ağırlık öne doğruysa kamburlaşma, sırt ve bel ağrıları gibi durumlar yaşanabiliyor. Ekstradan meme altlarındaki terlemeye bağlı egzamalar ya da hijyen bozuklukları da oluşabiliyor. Memesinin büyüklüğünden rahatsız olan kadınlarda yaşanabilecek hem sosyal hem de sağlık problemlerini çözmek için meme küçültme ameliyatları etkin olarak yapılıyor.”</p>
<p><strong>“SOSYAL SORUNLARA NEDEN OLABİLİYOR” </strong></p>
<p>Büyük ve sarkmış bir memenin kadında yarabileceği sağlık problemlerinin yanı sıra sosyal sorunları da beraberinde getirebileceğini belirten Doç. Dr. Aysal, “Standart ve büyük olmayan bir meme aynı zamanda sarkmanın da beraberinde olduğu bir meme anlamına geliyor. Yani büyük bir meme sıklıkla hacmi büyüktür ve sarkmıştır. Bu durum da sağlık problemlerinin yanı sıra kıyafet seçememe, genç hastaların kendini izole etmeye çalışmaları, bedene göre kıyafet aldığında memelere uygun olmama, memeye göre kıyafet aldığında bedene bol gelmesi gibi bir takım sosyal sorunlara yol açabiliyor” diye konuştu.   </p>
<p><strong>“AMELİYAT ÖNCESİNDE TARAMA YAPILIYOR!”</strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatında tüm hastaları ilk önce sağlık taramasından geçirdiklerini belirten Doç. Dr. Aysal, “Meme küçültme ameliyatı için yapılan ilk değerlendirmede öncelikle hasta uygunsa meme ultrasonu ile tarayarak herhangi bir kanser riski olup olmadığına bakılıyor. Tümör ya da herhangi bir riskli bir durum yoksa ameliyat için aday haline gelen kadını ameliyat için hazırlıyoruz.” Diye konuştu.<strong> </strong></p>
<p><strong>“18 YAŞ ÜSTÜNDEKİ KADINLARA ÖNERİYORUZ” </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatının vücut gelişimini tamamlamış her kadına yapılabileceğini söyleyen Doç. Dr. Aysal, “Sıklıkla erişkin çağa gelmesini ve kendi kararlarını verebilmesi açısından 18 yaş üstündeki kadınlara öneriyoruz ve meme küçültmenin her anlamda yüz güldürücü bir ameliyat olduğunu söyleyebiliriz” dedi. </p>
<p>Doç. Dr. Aysal, ameliyat öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gerekenler hakkında şu bilgileri verdi: “Eğer hastamız gerekli değerlendirmeler sonrasında ameliyat için uygun olduğu ortaya konulursa ameliyat gerçekleştiriliyor. Yaklaşık üç saat süren bir ameliyat sonrasında işlem tamamlanıyor. Meme ameliyatından sonra hastalarımız ortalama bir gün hastanede kalıyor ve yaklaşık bir haftalık iyileşme süresi oluyor. Bu sürenin sonunda ufak tefek gündelik işlerine dönebiliyor ve bir ay sonrasında da rutin hayatlarına dönebiliyor.”</p>
<p><strong>“AMELİYATTAN SONRA EMZİRMEK MÜMKÜN” </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatının tanımlanmış bir zararı olmadığını ancak kadınlarda bazen ‘süt veremem, bebeğim olursa emziremem’ gibi bir kaygı oluştuğunu söyleyen Doç. Dr. Aysal, “Hangi kadının süt verip vermeyeceğini zaten önceden öngörmek mümkün değil. Ancak şunu söyleyebiliriz ki meme küçültme ameliyatları sonrasında emzirebilen annelerimiz mevcuttur” diye konuştu. </p>
<p><strong> “MEME KANSERİNİ TETİKLEMEZ!” </strong></p>
<p>Halk arasında meme estetiği ameliyatları konusunda bazı yanlış düşüncelerin olduğunu hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif, Estetik Cerrahi Doç. Dr. Bilge Kağan Aysal, bu konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi: “Meme küçültme ameliyatı olmak meme kanserini tetiklemez. Hatta memenin hacmi azaldığı için, ameliyat esnasında çıkartılan bölgede ileride oluşacak bir tümörün oluşma ihtimalini azaltabilir. Ama ‘vücuduma bıçak değmesi meme kanserine yol açar mı’ diye bir merak var ise meme küçültme ameliyatı tek başına meme kanseri yapmaz” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kucultme-ameliyatlari-estetik-sonuclarinin-yaninda-kadinin-sagligini-da-koruyor-414860">Meme Küçültme Ameliyatları Estetik Sonuçlarının Yanında Kadının Sağlığını da Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel Sağlığını Tehdit Eden 10 Hatalı Alışkanlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-sagligini-tehdit-eden-10-hatali-aliskanlik-413265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte soğuyan hava pek çok hastalığa davetiye çıkarmasının yanı sıra omurga sağlığımızı da tehdit ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-sagligini-tehdit-eden-10-hatali-aliskanlik-413265">Bel Sağlığını Tehdit Eden 10 Hatalı Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte soğuyan hava pek çok hastalığa davetiye çıkarmasının yanı sıra omurga sağlığımızı da tehdit ediyor. Ayrıca hareketsiz bir yaşam tarzı, masa başında geçirdiğimiz uzun saatler, spor yaparken bedenimizi fazla zorlamamız ve daha pek çok hatalı alışkanlıklarımız bel ağrısı, tutulmalar ve bunlara bağlı olarak hareket kısıtlılığına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Murat Hamit Aytar,</strong> ülkemizde her 10 kişiden 8’inin hayatında en az bir kez bel ağrısı sorunu yaşadığına dikkat çekerek, “Omurgamızın hareketli kısmının en altında kalan, yük binen taşıyıcı kısmı olan belimiz konumu itibariyle ağır yük, hatalı hareketler, travmalar ile alışkanlıkların getirdiği birçok olumsuz duruma maruz kalarak yıpranıyor ve sorunlu hale gelebiliyor. Omurlarımız arasında yer alan kıkırdak yapılı disklerimize bağlı oluşan dejenerasyon ve yıpranma bel ağrısı ile tutulmalara yol açabilen bel fıtığına neden olabiliyor. Ayrıca kemik, tendon, kas yapıları, omurilik ve omurilikten çıkan sinir köklerinde oluşan problemler de bel ağrısıyla sonuçlanabiliyor. Tüm bu etkenler zamanında tedavi edilmezse ilerleyerek büyük cerrahi girişimler ile düzeltilebilen önemli sorunlara dönüşebiliyor” diyor. Aslında, yaşam alışkanlıklarımızda yapacağımız düzenlemelerle vücudumuzun tüm yükünü üstlenen belimizi korumak tamamen elimizde. <strong>Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, </strong>bel sağlığımızı tehdit eden 10 hatalı alışkanlığımızı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p><strong>Terli halde sokağa çıkmak </strong></p>
<p>Mevsim değişiminde serin havalar belde kas ile tendonların soğuması, bunun sonucunda kolaylaşmış tutulmalar ve ağrılar anlamına geliyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, “Bel sağlığınız için sonbahar mevsimine göre giyinmeniz, ince giyinip üşümemeye ve kalın giyinip terlemeye fırsat vermemeniz çok önemli. Özellikle terlemek ve ardından soğuk havaya maruz kalmak bel ağrılarının temel sorumlularından biridir. Zira, terli bölgeler soğuk havayla aniden temas edince kas spazmlarına, böylece bel ağrılarına neden olabiliyor” diyor.</p>
<p> <strong>Isınmadan spor yapmak</strong></p>
<p>Düzenli spor yapmak sağlıklı bir omurga için en etkili yöntemlerden biri ama iyi ısınmadan, kontrolsüz, ani şekilde başlanan aktivite ve ağır yük altına girilen sporlar bel sorunlarına davetiye de çıkarabiliyor. Bu nedenle vücut geliştirme ile squash gibi ağır ve omurgaya yüklenilen sporlarda iyi ısınmayı, kontrollü hareket etmeyi alışkanlık edinmeye özen gösterin. </p>
<p> <strong>Fast – food tarzı beslenmek</strong></p>
<p>Aldığımız kilolar da bel sorunlarına yol açan bir diğer önemli nedeni oluşturuyor. Abur cubur veya fast-food olarak adlandırdığımız bol kalorili ve sağlıksız beslenme alışkanlığı, artan kilo ile özellikle bel bölgesi yağlanmasıyla birlikte bele binen yükü çok artırarak bu bölgedeki kas kalitesini düşürüyor.</p>
<p> <strong>Ağır ve büyük çanta taşımak</strong></p>
<p> Ağır ve büyük çantayı, özellikle de tek tarafta vücudumuza asimetrik yük oluşturur şekilde taşıma alışkanlığı da belimizdeki kas kalitemizi düşüren hatalı alışkanlıklarımızdan.   </p>
<p><strong>Korseyi bilinçsizce kullanmak</strong></p>
<p>Sonbaharla birlikte havalar giderek serinlerken belimizi korumak amacıyla korse ve kuşak gibi destekleri sürekli ve gereğinden fazla kullanmamız bel kaslarımızı tembelleştirip, zayıflamalarına neden olabiliyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar,<strong> </strong>bunun sonucunda destekleyici ürünlerin belimize faydadan çok zarara yol açtıklarına işaret ederek, “Korse ve kuşakları; zorlanabileceğiniz çalışma ortamında, soğuk ve rüzgârlı havalarda veya ciddi ağrılı tutuk bir anınızda ihtiyaç duyduğunuz süre kadar kullanmanız bel sağlığınız için en doğru olanıdır” diyor.</p>
<p><strong>Yumuşak yatakta yatmak</strong></p>
<p>“Yumuşak yatakta yatmak kadar, yerde çok sert zeminde yatma alışkanlığı da belimiz için hiç istemediğimiz yıpratıcı faktörlerdendir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, “Orta sert, ortopedik veya yoğun içerikli visko süngerden yapılmış, vücudun şeklini alan ama çökmeyen yataklar en ideal seçimdir” bilgisini veriyor. </p>
<p> <strong>Masa başında uzun saatler oturmak</strong></p>
<p>Kapalı, özellikle klimalı ortamlarda masa başında oturmak ve omurgamızı hatalı bir şekilde döndürmek bel sorunlarına davetiye çıkarmak gibi. Bilgisayar başında uzun saatler çalışmak belimizi hem uygunsuz pozisyona maruz bırakıyor hem de kasların zamanla zayıflayıp yağlanmaya başlamasına yol açıyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, bel sağlınız için masa başında çalışıyorsanız bel boşluğunu destekleyen bir yastık kullanmanız gerektiğini belirterek, “Ayrıca dik ya da dike yakın bir oturuş pozisyonu da bel sağlığınız için çok önemli. Kullandığınız bilgisayarın seviyesini, klavyenin bulunduğu yeri ve masa yüksekliğini de vücut ölçülerinize uygun hale getirmeyi ihmal etmeyin” diyor.  </p>
<p><strong>Klimaya doğrudan maruz kalmak</strong></p>
<p>Ofiste ya da evde doğrudan klimaya maruz kalmak da bel sağlığını tehdit ediyor. Bu nedenle klimaların hava üfleyen kanallarının önünde durmamaya özen gösterin.  Ayrıca sıcak ortamdan çok soğuk ortama aniden geçmemeye de dikkat edin. </p>
<p><strong>Teknolojik cihazları kullanırken öne eğilmek!</strong></p>
<p>Elimizden neredeyse hiç düşürmediğimiz cep telefonuna veya dizüstü bilgisayar ekranına bağımlı olmak, yani öne eğik pozisyonda telefona veya bilgisayar ekranına bakar halde uzun zaman geçirmek bel sağlığını olumsuz etkiliyor. Doç. Dr. Murat Hamit Aytar, cihazların olumsuz etkilerine karşı omurgamızı korumak için dikkat etmemiz gereken noktaları şöyle anlatıyor: </p>
<ul>
<li>Bilgisayar ekranınızın üst kenarını göz seviyesine hizalar şekilde konumlayın,  bilgisayar altı sehpa ya da yükselti kullanın </li>
<li>Başınızı çevirerek açılı bakmak yerine telefonu veya bilgisayar ekranını karşınıza alın </li>
<li>Mümkünse aynı pozisyonda uzun süre kalmayıp ara ara mola verin </li>
<li>Baş -boyun &#8211; sırt esneme hareketleri yapın, hatta mümkünse ayağa kalkın</li>
<li>Birkaç adım atın ve ayakta esneme hareketleri yapın</li>
</ul>
<p> <strong>Sigara içmek </strong></p>
<p>Sigara kullanımı bele ait dejenere olmuş yapıların iyileşme sürecine olumsuz etkisiyle bel sağlığını tehdit ediyor. Belin yanı sıra vücudumuzda yol açtığı pek çok zarar nedeniyle sigara içiyorsanız, hemen bırakmanız çok önemli. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-sagligini-tehdit-eden-10-hatali-aliskanlik-413265">Bel Sağlığını Tehdit Eden 10 Hatalı Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Okul Çantası Omurga Sağlığını Etkilemesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-okul-cantasi-omurga-sagligini-etkilemesin-405923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Sep 2023 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çantası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[etkilemesin]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişme çağındaki çocuklarda uygunsuz çanta kullanımının ileri yaşlarda kalıcı sağlık sorunları oluşturmaması için ebeveynler dikkatli olmalı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-okul-cantasi-omurga-sagligini-etkilemesin-405923">Çocuğunuzun Okul Çantası Omurga Sağlığını Etkilemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul zili çaldı, yeni eğitim öğretim yılı heyecan ve coşkuyla başladı bile.</p>
<p>Ebeveynler çocuklarının yaş gruplarına göre tüm listeleri tamamlama telaşında. Özellikle okul çantası;    ihtiyaçlar listesinde ilk sırada yer alıyor. Sırtta veya elde taşınacak olan okul çantalarının çocuğun omurga sağlığı üzerindeki etkisi ve bunu en sağlıklı şekilde ayarlama yapma görevi ise anne babalara düşüyor. Peki o halde okul çantası konusunda nelere dikkat edilmeli, neler yapılmalı?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden, Doç. Dr. Sinan Karaca ‘okul çantası kullanımının omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve alınabilecek önlemler’e dikkat çekti</strong></p>
<p>Okul çantası, birçok öğrencinin günlük yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Öğrencilerin kitaplar, defterler, kırtasiye malzemeleri ve hatta bazen dizüstü bilgisayarlar gibi önemli eşyalarını taşımak için kullandığı bu çantalar, çocukların eğitim hayatında vazgeçilmezleridir. Bununla birlikte, okul çantalarının yanlış kullanımı veya aşırı ağırlıkla doldurulması, çocukların sağlığına zarar verebilecek ciddi sorunlara yol açabilir.</p>
<p><strong>Okul çantasının çocukların omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?</strong></p>
<p>Okul çantasının ağırlığı ve yanlış kullanımı, çocukların omurga sağlığına zarar verebilir. İşte bu olumsuz etkilerin bazıları:</p>
<p><strong>Bel ve Sırt Ağrıları:</strong> Aşırı ağırlık taşıma veya yanlış taşıma biçimleri, çocuklarda bel ve sırt ağrılarına yol açabilir.</p>
<p><strong>Kötü Duruş Alışkanlıkları:</strong> Ağır çantaları tek omuzda taşıma veya eğilmiş bir şekilde yürüme, çocuklarda kötü duruş alışkanlıklarına neden olabilir.</p>
<p><strong>Omurga Deformiteleri:</strong> Hızlı büyüme döneminde çocukların omurgası hızla gelişir. Aşırı ağırlık taşımak veya yanlış taşıma biçimleri, omurga deformitelerine sebep olabilir.</p>
<p><strong>Sinir Sıkışmaları:</strong> Ağır çantaların neden olduğu sürekli baskı, omurga etrafındaki sinirleri sıkıştırabilir.</p>
<p><strong>Omurga Esnekliğinin Azalması:</strong> Yanlış taşıma biçimleri, omurganın doğal esnekliğini azaltabilir.</p>
<p><strong>Okul çantalarının çocukların omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek için neler yapılabilir?</strong></p>
<p><strong>Doğru Çanta Seçimi:</strong> Çocuğunuz için uygun bir okul çantası seçmek önemlidir. Omuz askıları rahat ve ayarlanabilir olmalıdır. Sırt çantası şeklinde tasarlanmış çantalar, yükü daha iyi dağıttığından omurga sağlığı için daha uygun bir seçenektir.</p>
<p><strong>Ağırlık Kontrolü:</strong> Okul çantasının ağırlığı, çocuğun vücut ağırlığının %10&#8217;unu geçmemelidir. Ağırlığı kontrol etmek için çocuklarınıza düzenli olarak çanta içeriğini gözden geçirmelerini ve gereksiz eşyaları çıkarmalarını öğretmelisiniz.</p>
<p><strong>Dengeli Taşıma:</strong> Okul çantasının omuz askıları, çantanın her iki omuza eşit olarak dağıtılmasını sağlamalıdır. İki omuz askısının kullanılması, yükün eşit olarak taşınmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Ara Sıra Mola Verme:</strong> Çocuğunuzun okul çantasını her zaman sırtında taşımasını engellemek için, ara sıra çantayı yerde veya bir masada dinlendirmesini teşvik edin. Bu, omurga üzerindeki sürekli baskıyı azaltacaktır.</p>
<p><strong>Egzersiz ve Doğru Duruş:</strong> Çocuklarınıza düzenli egzersiz yapmalarını ve doğru duruş alışkanlıkları kazanmalarını öğretin. Bu alışkanlıklar, omurga sağlığına olumlu katkılarda bulunur.</p>
<p>Sonuç olarak, okul çantası kullanımında dikkatli olunması ve çocuklara doğru taşıma teknikleri öğretilmesi son derece önemlidir. Omurga sağlığını korumak için çocukların omuzlarına yüklenen ağırlık kontrol edilmeli ve çantalar doğru şekilde taşınmalıdır. Unutmayın, çocukların sağlığı geleceğin teminatıdır ve bu nedenle omurga sağlığını korumak, uzun vadeli bir yatırımdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-okul-cantasi-omurga-sagligini-etkilemesin-405923">Çocuğunuzun Okul Çantası Omurga Sağlığını Etkilemesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olumsuz rutinlerini değiştir, sağlığını koru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olumsuz-rutinlerini-degistir-sagligini-koru-401897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 16:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değiştir]]></category>
		<category><![CDATA[koru]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[rutinlerini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401897</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sağlığın korunması ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesi bütüncül bir yaklaşımla kolay ve mümkündür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-rutinlerini-degistir-sagligini-koru-401897">Olumsuz rutinlerini değiştir, sağlığını koru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Sağlığın korunması ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesi bütüncül bir yaklaşımla kolay ve mümkündür. Hastalıktan korkmak yerine; sağlıklı olma haline odaklanmak, sağlığımızı korumak ve geliştirmek için adımlar atmak uzun ve sağlıklı bir yaşam vadetmektedir.” diyen Liv Hospital Aile Hekimi Uzman Dr. Gözde Nizamoğlu Mercan 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası özelinde halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurguluyor.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü sağlığı; “Yalnızca hastalık ve sakatlığın olmaması değil; fiziksel, sosyal ve ruhsal tam bir iyilik halinde olma” olarak tanımlamıştır. Pandemi ile birlikte sağlıklı yaşamın da önemi daha çok anlaşılmıştır. Sağlıklı bir yaşam için sağlığın korunması ve sağlıklı olma halinin sürdürülmesi de esastır.</p>
<p>Aslında günlük hayatımızda uygulayabileceğimiz küçük değişiklikler bile sağlığımızın korunmasında ve geliştirilmesinde büyük yer bulur. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak: </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı beslenme:</strong> Protein, karbonhidrat ve yağ dengesi korunmuş, taze ve doğal besinlerle beslendiğiniz bir diyet idealdir. Ancak kişiye özel olarak diyet programları düzenlenebilir. Günlük olarak en az 8 bardak su tüketiminiz önemlidir. </li>
<li><strong>Düzenli egzersiz:</strong> Haftada 5 gün yarım saatlik hafif tempolu yürüyüş kalp ve beden sağlığınızı desteleyecek, enerji düzeyinizi arttırıp yaşam kalitenizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.</li>
<li>Temizlik ve hijyen kurallarına uyma.</li>
<li><strong>Stres yönetimi:</strong> Gevşeme teknikleri, meditasyon, yoga, nefes egzersizleri, düzenli ve kaliteli uyku stresinizi azaltmanıza yardımcı olabilecek seçeneklerdir.</li>
<li>Sigara, alkol, uyarıcı ve uyuşturucu maddelerden uzak durma.</li>
<li><strong>Sağlıklı ilişkiler:</strong> Sağlıklı sosyal ilişkiler ve destekleyici bir çevre zihinsel, ruhsal, bedensel ve sosyal sağlığınızı her zaman olumlu etkileyecektir. En önemli ilişkinin ise kendinizle kurduğunuz ilişkiniz olduğunu hatırlayıp, kendinize vakit ayırmak, değer vermek, şefkatli olmak ve ruh-zihin-beden dengenizi korumak bütüncül sağlığınıza katkı sağlayacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli kontrol önemli!<br /> </strong>Sağlıklı bir yaşam için düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırmak, sizi pek çok ciddi hastalıktan koruyacak ve hatta kanser gibi hastalıklarda erken teşhis ile hayat kurtarıcı olacaktır. Düzenli check-up’larınız ile kalp damar hastalıkları, diyabet, obezite, kanser hastalıkları için sağlık kontrollerinizi yaptırabilir, izlem ve tedavi planlarınızı oluşturabilirsiniz.<br /> </p>
<ul>
<li>18 yaş ve üstündeki bireyler için yılda en az bir kez, kan basıncı, boy, kilo ve bel çevresi ölçümü, rutin kan ve sağlık testleri değerlendirilmeli.</li>
<li>40 yaş ve üstündeki bireylerde yılda en az bir kez kan şekeri ölçümü ve kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmalı.</li>
<li>Yaş ve cinsiyete uygun kanserde erken tanı için sağlık kontrollerinin yapılması:</li>
</ul>
<p><strong>1- Meme Kanseri </strong></p>
<p>Ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi</p>
<p>Yılda bir kez klinik meme muayenesi</p>
<p>40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir mamografi çekimi</p>
<p><strong>2- Serviks Kanseri</strong></p>
<p>30-65 yaş aralığındaki kadınlardan 5 yılda bir smear ve HPV-DNA testi yapılması</p>
<p><strong>3- Kolorektal Kanser </strong></p>
<p>50-70 yaş aralığındaki erkek ve kadınlarda 2 yılda bir gaitada gizli kan testinin yapılması</p>
<p>50-70 yaş arasında 10 yılda bir kolonoskopi yapılması</p>
<ul>
<li><strong>Yaş ve risk grubuna uygun aşılama</strong></li>
</ul>
<p>Grip, pnömokok, erişkin tip tetanoz, HPV, hepatit B, hepatit A, KKK, meningekok aşıları farklı yaş ve risk gruplarındaki erişkinlere uygulanmaktadır.</p>
<p>Sağlığın korunması ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesi bütüncül bir yaklaşımla kolay ve mümkündür. Hastalıktan korkmak yerine; sağlıklı olma haline odaklanmak, sağlığımızı korumak ve geliştirmek için adımlar atmak uzun ve sağlıklı bir yaşam vadetmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-rutinlerini-degistir-sagligini-koru-401897">Olumsuz rutinlerini değiştir, sağlığını koru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-398126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ilerlerken]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve düzenli diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten uzmanlar, ağız ortamının temizliğinin aksamasının hastalıkların başlaması için fırsat olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-398126">Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağız ve diş sağlığını korumanın her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve düzenli diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten uzmanlar, ağız ortamının temizliğinin aksamasının hastalıkların başlaması için fırsat olduğunu söylüyor. İleri yaşa gelmeden önce diş sağlığının korunmasının önemine vurgu yapan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, ileri yaştaki hastaların kas kuvveti ve tükürük akışı azalmış olabileceğinden etkili ağız hijyeni sağlayamayabileceklerine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, genç yaşlardan itibaren ağız ve diş sağlığının korunmasının önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığını korumak önce düzenli kontrolden geçiyor</strong></p>
<p>Temelde ağız ve diş sağlığını korumanın, her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ağız temizliğinden kasıt; etkili diş fırçalama ve diş hekiminin gerekli görmesi durumunda diş ipi kullanımı, arayüz fırçası kullanımı ya da ağız duşu kullanımı gibi temizleme etkinliklerinin yanı sıra, dişler üzerinde plak birimini kolaylaştıran, çürük ve diş eti hastalıklarının artışına neden olan karbonhidrat içerikli gıdaları olabildiğince az tüketmek, sert ve çiğneme gerektiren pişmemiş ürünlere ağırlık vermektir.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız ortamının temizliğinin aksaması hastalıkların da başlangıcıdır</strong></p>
<p>Ağzın milyarlarca mikroorganizma barındıran bir ortam olduğunu hatırlatan Güler, “Bu mikroorganizmalar ortam temiz tutulduğu sürece güzel komşuluk ilişkileri içinde yaşarlar. Ne zaman ki ağız ortamının temizliği aksar işte o zaman bu güzel komşuluk ilişkileri bozulur ve bazı mikroorganizmalar diğerlerinden daha fazla çoğalmaya başlar. Çoğalmaları hastalık başlangıcı anlamına gelir ve diş eti kanamaları ya da daha yavaş gerçekleşen bir durum olsa da, diş çürüğü ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Mikroorganizmalar ile ilişkili olmayan ama ağız sağlığını bozan bir başka durumun da bruksizm olduğunu sözlerine ekleyen Güler, “Bu durum hastalarda rutinde karşılaştığımız bir tablo haline geldi. Maalesef ki çiğneme kası ya da diş ağrı-hassasiyeti yapmadığı takdirde hastalar genelde diş sıktıklarının farkında olmayabiliyor. Diş hekimi kontrolü sırasında diş yüzeylerindeki aşınmalar fark edilir. Bu aşınmalar zamanla çene ekleminde probleme neden olabilmekle birlikte, dişlerin şeklinin bozulmasına ve daha koyu renkli görünmesine sebep olabiliyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>İleri yaşlarda etkili ağız hijyeni sağlanamayabiliyor</strong></p>
<p>İleri yaştaki hastalarda uygulanan tedavi protokollerinin çok fazla farklılık göstermediğine değinen Güler, sistemik bir takım hastalıklar da yaşlı bireylere eşlik edebildiğinden, dikkat edilen noktanın kısa randevularla hastayı çok yormadan ağız içi işlemlerinin tamamlanması olduğunu ifade etti.</p>
<p>Güler, “Çok ileri yaştaki hastalarımızda kas kuvveti ve tükürük akışı azalmış olabileceğinden manuel fırçalama ile etkili ağız hijyeni sağlayamayabiliyorlar. Bu hastalara ağız hijyen metodu olarak döner başlıklı diş fırçaları ve ağız duşları gibi elektronik aletler tavsiye edilebilir. Ağız kuruluğu diş yüzeylerine plak birikimini kolaylaştırdığından, ağız kuruluğundan şikayeti olan hastaların ara ara yudumla su alıp ağız ortamını ıslatmaları veya sakız çiğnemeleri tavsiye edilebilir. Suyu her seferinde içmek zorunda değiller, gargara yapıp tükürebilirler. Çünkü normalden fazla su tüketmek de zararlı olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</strong></p>
<p>İleri yaşa gelmeden önce diş sağlığını korumak için düzenli diş hekimi kontrolüne gidilmesi gerektiğine dikkat çeken Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolleri bir çok ağız içi hastalığın erken dönemde tespit edilip tedavi edilebilmesini ya da daha güzeli, hastalıkların oluşmadan önlem alınabilmesini sağlar. Tüm ağız içi hastalıklar ağrı ya da kanama şeklinde bulgu vermeyip sessizce ilerleyebilir. Bu nedenle kontrol önemlidir. Bunun yanı sıra ağız temizliğine dikkat etmek ve özenli bir temizlik yapmak gerekir. Günümüzde yiyecek ve içecekler oldukça yumuşak ve yapışkan bir hal almıştır ki bu da diş yüzeylerine ve diş aralarına tutunmalarını kolaylaştırır. Yemesi kolay olan yiyeceklerin genel olarak temizliği daha zordur denebilir.” dedi.</p>
<p>Dişlerin ve diş etlerinin uzun yıllar kullanımı sonucu aşınmalar oluşabildiğini belirten Güler sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Zamanla diş yüzeylerinde minör aşınmalar ve diş etinde 1-2 milimetreyi geçmeyen çekilmeler görülmesi normaldir. Bunun için ortalama bir yaş aralığı verilemeyecek olmakla birlikte 60 yaşından sonra görülebilir, denebilir. Bu durum bir hastalık ifade etmez. Diş etinde kanama ya da diş yüzeyinde çürük olmadığı sürece ağız ortamı sağlıklıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-398126">Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:54:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü; halen çok yüksek değerlerde seyreden sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini derledi. Aşırı sıcaklar vücudun bağışıklık sistemini zaafa uğratmakla kalmıyor ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek saldırganlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sonuçlar doğurabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123">Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü; halen çok yüksek değerlerde seyreden sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini derledi. Aşırı sıcaklar vücudun bağışıklık sistemini zaafa uğratmakla kalmıyor ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek saldırganlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sonuçlar doğurabiliyor. Aşırı sıcaklar aynı zamanda beyin fonksiyonlarını sekteye uğratıyor, bellek, dikkat ve karar verme performansını düşürüyor.</strong></em></p>
<p>Yaz mevsiminin sonlarına yaklaşırken, Türkiye’nin dört bir yanında yüksek sıcaklıklar hüküm sürmeye devam ediyor. Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü de aşırı sıcakların ve iklim değişikliklerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair kritik bilgiler derledi.</p>
<p><strong>İntihar vakalarında artışa dahi yol açabiliyor</strong></p>
<p>Belli bir seviyenin üstündeki sıcaklıklar gerek ruh gerekse beden sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Nitekim Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yaptığı araştırmaya göre, aşırı sıcağa maruz kalma, stresle başa çıkmak için alkol kullanımı tetikliyor, psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan kişilerin hastaneye başvurularının artmasına ve hatta intihar vakalarında artışa kadar bir dizi olumsuz sonucu tetikliyor. </p>
<p><strong>Susuzluk, beyin fonksiyonlarını sekteye uğratıyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava, vücudumuzun terleme yoluyla ısıyı dışarı atmasını zorlaştırır. Bu da, vücut ısımızın yükselmesine ve susuz kalmasına neden olur. Susuzluk, baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik ve depresyon gibi psikolojik belirtilere yol açabilir. Ayrıca, susuzluk beyin fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilir. Araştırmalar, susuz kalan kişilerin bellek, dikkat ve karar verme gibi bilişsel görevlerde daha kötü performans gösterdiklerini ortaya koymuştur.</p>
<p>Aşırı sıcakların aynı zamanda uyku kalitesini de olumsuz etkileyerek, uyku süresini kısaltır. Bu durum da stres, kaygı, depresyon, öfke ve duygudurum bozuklukları gibi psikolojik sorunlara neden olabilir. Uyku yetersizliği aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirir.</p>
<p><strong>Sosyal ilişkileri zayıflatıp yalnızlığa itiyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava, sosyal ilişkileri de olumsuz etkileyebilir. Sıcaklık insanların davranışlarını ve duygularını değiştirebilir. Araştırmalar, sıcak havalarda insanların daha saldırgan ve şiddet eğilimli olduğunu göstermiştir. Sıcak havalarda insanlar daha az sosyalleşmek ister ve evde kalmayı tercih eder. Bu da, yalnızlık, izolasyon ve sosyal destek eksikliği gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123">Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Murat Arslan: Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil, İnsanların da Sağlığını Korur!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-murat-arslan-duzenli-veteriner-hekim-kontrolleri-yalnizca-kedilerin-degil-insanlarin-da-sagligini-korur-389697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 14:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[insanların]]></category>
		<category><![CDATA[kedilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[murat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, koruyucu hekimliğin hayvan sağlığı ve refahı kadar zoonotik hastalık risklerinin önüne geçilebilmesi için de önemli olduğunu vurguladı: </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-murat-arslan-duzenli-veteriner-hekim-kontrolleri-yalnizca-kedilerin-degil-insanlarin-da-sagligini-korur-389697">Prof. Dr. Murat Arslan: Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil, İnsanların da Sağlığını Korur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil,</strong></p>
<p><strong>İnsanların da Sağlığını Korur!</strong></p>
<p><em>Birçok hayvan sahibinin, hayvanları için düzenli veteriner hekim kontrolleri planlamadığını, bu durumun özellikle hastalık semptomlarını ustalıkla gizleyebilen kediler için önemli sağlık riskleri barındırdığını ifade eden Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, “Veterinerlik tıbbında gelişmiş bir ülkeyiz, yeter ki daha fazla hayvanın yaşamını kurtarabilmemiz ve zoonotik hastalık risklerini en aza indirgeyebilmemiz adına kedilerin veteriner hekim kontrolleri aksatılmasın. Düzenli veteriner hekim kontrolleri yalnızca kedilerin değil, insanların da sağlığını korur,” dedi.</em></p>
<p>Dünyada her 10 kediden yalnızca 4’ü düzenli sağlık kontrollerinden geçiriliyor. Kedi sahipleri, kedilerini yalnızca hastalandığında veya yaralandığında veteriner kliniğine götürdüklerini belirtirken, Türkiye’deki kedi sahiplerinde de maalesef benzer bir durum  söz konusu. Araştırmalara göre, günümüzde her 3 kedi sahibinden 1’i kedileri hastalık semptomu göstermesine rağmen kedilerini hemen sağlık kontrollerinden geçirmediğini belirtiyor. Doğaları gereği hastalık semptomlarını ustalıkla gizleyebilen kediler için ise, bu durum ciddi sağlık sonuçlarını beraberinde getiriyor. </p>
<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, koruyucu hekimliğin hayvan sağlığı ve refahı kadar zoonotik hastalık risklerinin önüne geçilebilmesi için de önemli olduğunu vurguladı: </p>
<p>“Hayvanseverlik oldukça fazla bilinç, özveri ve sorumluluk gerektiriyor. Yaşamlarını evde geçiren kedilerin veteriner hekimlere daha az götürülmeye ihtiyacı varmış gibi yanlış bir kanı mevcut. Veteriner hekimlik mesleği olarak hayvanlara sağlıklı bir yaşam sunabilmek üzere yeterli donanıma sahibiz, fakat yine de yaşamını kurtarabileceğimiz, hastalıklarını onlara çok fazla zarar vermeden engelleyebileceğimiz oldukça fazla sayıda kedi, düzenli veteriner hekim kontrollerinden geçirilmemeleri sebebiyle sağlığından ve daha da kötüsü hayatından oluyor. Öte yandan, zoonotik hastalıklarla mücadelede ön koşul, hayvan sağlığı hizmetlerinin etkin olarak sürdürülmesi ve ulaşılabilir olmasının sağlanmasıdır. Bu noktada tüm hayvan sahiplerinin farkındalığına ve sorumluluklarını yerine getirmelerine ihtiyacımız var. Daha fazla hayvanın yaşamını kurtarabilmemiz ve insanlar için zoonotik hastalık risklerini kontrol edebilmemiz adına veteriner hekim kontrollerinin aksatılmaması gerekir.”</p>
<p>Arslan sözlerine şu şekilde devam etti: “Koruyucu hekimlik uygulamaları kedinizin sağlığına, birlikte yaşam boyu sürecek dostluğunuza yapılmış değerli bir yatırımdır. Sürdürülebilir bir sağlık ve refah bir yaşam için tedavi edici sağlık uygulamalarına paralel ‘koruyucu hekimlik’ anlayış ve uygulamaları önceliklendirilmelidir. Çünkü korumak tedavi etmekten daha kolay, daha ekonomik ve daha insancıldır. Yapılan çalışmalar, sağlık ile ilgili endişelerin yanında koruyucu hekimlik uygulamalarının hasta sahibi için yarattığı maliyetin, hastalık tedavisinin yarattığı maliyetin çok daha üzerinde olduğunu gösteriyor. Sağlık riskleri ertelemeye gelmez; kedinizin rutini dışına çıkan tüm davranışlarını ve tuvalet, miyavlama, kaşınma gibi size farklı sağlık verileri sunabilecek eylemlerini takip altında tutmalısınız. Şüphelendiğiniz herhangi bir durumda vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle iletişime geçmeniz ve düzenli ziyaret planlamanız kedinizin yaşamı için fark yaratan bir adım olabilir.”</p>
<p>İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO), Kedici Veteriner Hekimler Derneği (KEDVET), Kedi Hekimliği Derneği (KHEDİ), Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği (KLİVET), Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği (KHVHD) ve Acil Veteriner Hekimleri Derneği’nin (TuVECCA) destekleri ile, Royal Canin tarafından hayvan sahiplerini kedileri için düzenli sağlık kontrolleri planlamaya teşvik ederken koruyucu hekimlik uygulamalarının önemi konusunda farkındalık yaratmayı ve kedilere yönelik sağlık hizmetlerini iyileştirmeyi amaçlayan “Kedinizi Veteriner Hekimine Götürün” ulusal farkındalık kampanyası düzenleniyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-murat-arslan-duzenli-veteriner-hekim-kontrolleri-yalnizca-kedilerin-degil-insanlarin-da-sagligini-korur-389697">Prof. Dr. Murat Arslan: Düzenli Veteriner Hekim Kontrolleri Yalnızca Kedilerin Değil, İnsanların da Sağlığını Korur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 09:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı son yıllarda giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656">Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı son yıllarda giderek artıyor. Gerek dünyada gerekse ülkemizde ölüme yol açan hastalıklar arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıkları geçmişte ‘ileri yaş’ hastalığı olarak görülürken, günümüzde ise artık 30 yaşın altında da kalp krizlerine sıkça rastlanıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong> “Kalp hastalıkları bütün dünyada pandeminin sürekli hali olarak tanımlanan endemiye dönüşmüştür. Kalp hastalıklarının üçte biri de sinsice seyrettiğinden, doğrudan kalp krizi olarak kendini gösterebilir. Bu nedenle ailesel yatkınlığı olan, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin ve kronik hastalığı olanların gizli kalp açısından muayene ve tetkiklerinin yapılması hayati önem taşımaktadır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut <strong>10-16 Nisan Kalp Sağlığı Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada kalp sağlığı için mutlaka bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam tarzı, ilaçlardan daha etkili! </strong></p>
<p>Kalp hastalıklarını önlemede sağlıklı yaşam tarzının ilaçlardan daha etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Kalp hastalıkları kronik yani uzun süreli hastalıklardır. Bu nedenle ana hedef hastalığın önlenmesi olmalıdır. İlaç tedavisi hastalık tanısı konan kişilere uygulanmaktadır. Hastalığın önlenmesi sağlıklı yaşam tarzı ile mümkündür. Düzenli egzersiz, ideal kilo, Akdeniz tipi beslenme, tütün ve alkolden uzaklaşma, kaliteli uyku ve stres yükünü azaltma ile kalp hastalıkları gelişme riskinde belirgin azalma sağlanabilir” diyor. </p>
<p><strong>Beslenme tarzınıza dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Akdeniz tipi beslenmenin, dünyada kabul görmüş en sağlıklı beslenme şekli olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor: “Kalp sağlığı açısından; sakatat ve işlenmiş et ürünleri, beyaz unlu mamüller, hazır şekerlemeler, şekerli ve gazlı içecekler, nanoteknolojik hazır gıdalar, kızartmalar ve aşırı tuz tüketiminden uzak durulmalıdır. Akdeniz tipi beslenmeye yani bolca sebze, yeterli miktarda meyve, ceviz, zeytin, kararında zeytinyağı, esmer tam tahıllı ekmek ve taze yağlı deniz balıkları tüketmeye özen gösterilmelidir. Günlük yumurta tüketimi bir adet haşlanmış şekilde olmalıdır. Hekimin onayı ile kalp sağlığı için yeterli miktarda güneş vitamini olan D vitamini ve B9 olarak bilinen folik asit alınmalıdır.”</p>
<p><strong>Ailenizde 50 yaş altı kalp hastası varsa!</strong></p>
<p>Kalp hastalıkları ailesel geçiş gösterirken, özellikle birinci derece akrabalarda 50 yaş öncesi gözlenen kalp krizi ailesel yatkınlığa işaret ediyor. Annede 65 yaş, babada ise 55 yaş öncesi ortaya çıkan kalp hastalıkları çocuklar için genetik risk oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kan sulandırıcı ilaç kullanımında bu hataya düşmeyin!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kan sulandırıcı ilaç kullanımına yönelik toplumda yanlış bir düşüncenin olduğunu belirterek şu sözlerle uyarıyor: “Kan sulandırıcı tedavi damar sertliği olan, kalp krizi ya da felç geçiren herkese ömür boyu önerilir. Kan sulandırıcı tedavinin faydaları kalp hastalığı olmayan kişilerin de kan sulandırıcı almasına yol açmıştır. Öyle ki; ‘40 yaşın üzerine gelen aspirin kullansın’ sözü şehir efsanesine dönüşmüştür. Ancak bilimsel verilere göre; kalp hastalığı olmayan kişilerde koruma amaçlı verilen aspirin uzun vadede kanama riskini artırırken, kalp hastalığı için de belirgin ek bir fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle kalp ve damar hastalığı olmayan orta yaş ve ileri yaştaki kişilere koruma amaçlı kan sulandırıcı tedavi önermiyoruz. Mutlaka hekime başvurarak, gerekli tetkiklerin yapılmasının ardından, hekimin gerekli görmesi durumunda kan sulandırıcı kullanılmalıdır.”</p>
<p><strong>Sigara ve alkolden uzak durun!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalar; sigara, nargile, elektronik sigara gibi tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanımının kalp ve damar hastalığına ciddi şekilde davetiye çıkardığını ortaya koyuyor. Çalışmalara göre; bu zararlı maddelerin kullanımı nedeniyle hem kalp hastalıkları erken yaşlarda ortaya çıkıyor hem de damarlarda tıkanma daha hızlı oluyor, kalp krizi ve felç riski artıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kronik hastalığı olanlar dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kronik hastalıkların da kalp ve damar hastalığını daha erken yaşlarda ortaya çıkardığını belirterek “Hipertansiyon, diyabet ve kolesterol üçlüsü kalp hastalıkları ile doğrudan ilişki içindedir. Tansiyonu kontrol altında olan, kan şeker ve kolesterol dengesi iyi sağlanan kişilerde kalp krizi riski azalır” diyor. </p>
<p><strong>Çocuk yaşlara indi!</strong></p>
<p>Geçmişte 40 yaşın altındaki kişilerde nadir görülen kalp hastalıkları artık 30’lu yaşlarda karşımıza kalp krizi olarak çıkıyor. Gençlerde hatta çocuklarda kalp krizine bağlı ölümcül ritim bozuklukları daha sık görülüyor.</p>
<p><strong>Covid-19 sonrası kalp hastalıkları arttı!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Covid-19 sonrası kalp hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirterek şu bilgileri veriyor: “Covid-19 doğrudan damarlara etki ederek pıhtı oluşumunu artırıyor. Yapılan araştırmalara göre; Covid aşıları sonrası da benzer bulgular gözlenmiştir. Covid-19 enfeksiyonu geçiren kişilerde sonraki 1 yıl içerisinde kalp krizi riski daha yüksek olmaktadır. Aşı olan kişilerde özellikle erken dönemde miyokardit (kalp kasının iltihaplanması) gibi kalp ile ilgili yan etkiler daha sık gözlenmiştir. Bu nedenle özellikle Covid-19 enfeksiyonu geçirenlerin ve Covid-19 aşısı olanların ilk bir yıl içerisinde kalp muayenelerini mutlaka olmaları gerekir.” Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Covid-19 enfeksiyonunun gizli seyreden kalp hastalıklarını da açığa çıkarabildiğini belirterek “Kalp hastalığı için ailesel riski olanlar, sağlıksız yaşayanlar, kronik hastalıkları olan kişiler Covid-19 enfeksiyonu ya da aşısı sonrası düzenli takip altında olmalıdır.” diyor.</p>
<p><strong>Bitkisel tedavi kalp hastalığını durdurup yok etmez!</strong></p>
<p>Vegan beslenen kişilerde kalp hastalıkları daha az görülüyor. Ancak toplumda, ilaç kullanmak istemeyenlerin bitkisel takviyelere yönelmesi gibi bir yanlışa düşülüyor. Zira vegan tipi beslenme ile bitkisel tedavinin aynı şeyler olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut, aksine modern ilaç tedavisi yerine bitkisel ilaçlar almanın kalp hastalığının daha da ilerlemesine yol açabileceğini söylüyor. Bu nedenle kalp hastalığı olan kişilerde hekimin önermesi durumunda diyet, ilaç tedavisi ve takviye gıda desteğinin bir bütünlük içerisinde yapılması gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656">Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelik Diyabeti Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehlikeye Atabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir-360712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:03:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[atabilir]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebelikte şeker hastalığı yani gestasyonel diyabet, anne adaylarında hamilelik öncesinde diyabet olmamalarına rağmen ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir-360712">Gebelik Diyabeti Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehlikeye Atabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte şeker hastalığı yani gestasyonel diyabet, anne adaylarında hamilelik öncesinde diyabet olmamalarına rağmen ortaya çıkabiliyor. Hamilelikte şeker hem anne hem bebek sağlığını tehlikeye atabildiğinden, şeker düzeylerinin gebelik süreci boyunca kontrol altında tutulması önem taşıyor. Gebelik diyabeti hamileliğin 24 ve 28’inci haftaları arasında yapılan şeker yükleme testiyle teşhis ediliyor ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gürkan Gürsoy, gebelikte şeker hastalığı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hamilelikte vücut yeteri kadar insülin üretemiyor</strong></p>
<p>İnsülin, pankreas tarafından üretilen ve kan şekerinin enerji olarak kullanılmak üzere hücrelere girmesine izin veren, anahtar gibi davranan bir hormondur. Hamilelik sırasında vücut daha fazla hormon üretir ve kilo alımı gibi diğer değişikliklerden geçer. Bu değişiklikler, hücrelerin insülini daha az etkili bir şekilde kullanmasına neden olur, buna insülin direnci denir. İnsülin direnci vücudun insülin ihtiyacını artırır. Gestasyonel diyabet, vücudun hamilelik sırasında yeterli insülin üretememesi durumunda ortaya çıkar. Tüm hamile kadınlar, hamileliğin son dönemlerinde bir miktar insülin direncine sahiptir. Bununla birlikte, bazı kadınlarda hamilelikten önce de insülin direnci bulunmaktadır. Bu kişiler gebeliğe artan insülin ihtiyacı ile başlar ve bu nedenle gestasyonel diyabet riski daha da yükselir. </p>
<p><strong>Fazla kilo alımı gebelik şekerine neden olabiliyor</strong></p>
<p>Gestasyonel diyabet, tipik olarak herhangi bir semptom göstermez. Tıbbi geçmiş ve herhangi bir risk faktörü olup olmadığı gestasyonel diyabetin olabileceğini düşündürebilir, ancak emin olmak için test yaptırılması gerekir. Bu risk faktörlerinden bazıları gebelerde aşırı kilo alımı olabilir. Çok su içmek, çok sık idrara çıkmak, idrarda glikoz saptanması, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ya da vajinal enfeksiyonlar, bulantı veya halsizlik gebelik şekerini işaret ediyor olabilir. Bunu saptamak için de şeker yükleme testi yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Şeker yükleme testi zararlı bir test değildir</strong></p>
<p>Gebelik şekeri bebekte gelişme geriliği, bazen anne karnında can kaybı riskinde artış, plasentanın erken yaşlanması ya da iri bebek durumundan dolayı doğum travmalarına yol açabilmektedir. O nedenle gebelik şekerinin belirlenen sınırlarda olması gerekir. Şeker yükleme testi zararlı bir test değildir. Aksine iri bebek, erken doğum, ölü doğum, doğacak bebekte solunum problemi ya da hipoglisemi görülmesi, ilerleyen dönemlerde obezite gibi riskleri önlemek için yapılması gereken bir testtir.</p>
<p><strong>Vücudun şekere karşı tepkisi ölçülüyor</strong></p>
<p>Şeker yükleme testi yani oral glukoz tolerans testi, vücudun şekere karşı tepkisini ölçer. Gebenin tıbbi durumuna göre testin nasıl yapılacağı belirlenir. 50 gr. şeker yüklemesi gebenin aç ya da tok olmasına bağlı olmadan yapılabilir. Doktor kontrolünde 50 gram şeker içeren bir solüsyon gebeye içirilir. Bu içildikten 1 saat sonra kan şekeri ölçülür. Eğer şeker 140 üzerinde çıkarsa gebe şüpheli olarak değerlendirilir ve buna istinaden ek 100 gram OGTT istenir.100 gram OGTT&#8217;de açlık 95 mg/dL, 1. saat 180,  2. saat 155, 3. saat ile 140 mg/dL altında olması gerekir.  Eğer 2 değer eşit veya yüksekse gebelik şekeri tanısı konur. Bir diğer şeker tarama testi olan 75 gram OGTT ise açlık 92 mg/dL, 1. saat 180,   2. saat 153 mg/dL’nin altında olması beklenir. Eğer bir değer eşit veya yüksekse gebelik şekeri tanısı konur. 75 gram şeker yüklemesi ya da 100 gram şeker yüklemesi testi arasında bir fark olmaz. Anne adayı en az 8-12 saat açlıkla teste gider. Öncelikle açlık kan şekeri ölçülür. Sonrasında 75 veya 100 gramlık şeker içeren solüsyon 5-10 dk. içinde tüketilir. Buna istinaden anne adayının 1. 2. ve 3. saatlerde şeker değerine bakılır. </p>
<p><strong>Anne adayının şekerinin belli aralıklarda olması gerekiyor</strong></p>
<p>Şeker yükleme testinin aç yapılıp yapılmayacağı, verilecek glikoz miktarına göre değişebilmektedir. 50 gramlık formda yapılırsa açlık ya da tokluk fark etmez, 75 ya da 100 gramlık formu yapılırsa en az 8-12 saat açlık istenir. Anne adayının gebelikte şekeri yüksek çıkarsa, düzenli aralıklarla kan şekerinin ölçülmesi, ilaç ya da insülin tedavisi ve bir beslenme diyet uzmanından destek alınarak anne adayına sağlıklı bir beslenme programı oluşturulması gerekir. Gebelikte bu dönemde orta derecede egzersiz yapılması önem taşır. Yürüyüş de gebelikte önemlidir. Bunun yanında tüm kontrollere düzenli gidilmesi gerekmektedir. Burada amaç, anne adayının şekerinin belirli aralıklarda tutulmasıdır. Yaşam tarzı değişiklikleri bu anlamda önem taşımaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir-360712">Gebelik Diyabeti Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehlikeye Atabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağız Sağlığını Koruyan 5 Önemli Alışkanlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agiz-sagligini-koruyan-5-onemli-aliskanlik-348765</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 08:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-sagligini-koruyan-5-onemli-aliskanlik-348765">Ağız Sağlığını Koruyan 5 Önemli Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</strong></p>
<p>Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere </strong>ağız sağlığının doğrudan tüm vücut sağlığı ile ilgili olduğunun unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak şunları söylüyor “Günde iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme gibi basit ve etkili alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmek büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p>Ağzımızda çoğunlukla zararsız bakteriler bulunduğunu söyleyen Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere “Ağzımız sindirim ve solunum sisteminize giriş noktasıdır ve ağız yoluyla giren bazı bakteriler hastalıklara yol açabilir. Ağız hijyeni olmayan bireylerde bu bakteriler, diş çürüğü ve diş eti hastalığı gibi ağız enfeksiyonlarına yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların da tükürük akışını bozması ağız hijyenini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü tükürük, ağzımıza giren yiyecekleri yıkar ve ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitleri nötralize ederek mikroplardan korunmaya yardımcı olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk sahibi olmak isteyenler dikkat!</strong></p>
<p>Sağlıksız ağız yapısının kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra, felç, bakteriyel zatürre gibi hayati sorunlara yol açabileceğini kaydeden Dr. Eda Özdere, hamilelere de uyarılarda bulunuyor. ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;nde yapılan beş yıllık bir araştırmaya göre periodontal hastalığı olan hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskinin 7 kat arttığını anlatan Dr. Eda Özdere, “Diyabeti olan kişilerde diş eti çekilmesi daha sık ve şiddetli seyrediyor. Yapılan çalışmalar, diş eti hastalığı olan kişilerin kan şekeri seviyelerini kontrol etmekte daha zorlandıklarını da ortaya koyuyor. Kısacası düzenli ağız ve diş bakımı, diyabet kontrolünü kolaylaştırabiliyor. Yani kontrolsüz diyabet, diş eti hastalıklarına davetiye çıkartırken diyabetli bireylerde tedavi edilmeyen bu hastalıklar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor” diyor.</p>
<p><strong>Kalp hastalığı riski üç katına çıkıyor</strong></p>
<p>Ağız bakterilerinin ve diş eti iltihabının birtakım kronik hastalıklara da yol açtığını aktaran Dr. Eda Özdere şunları söyledi: “Kalpte meydana gelen ve endokardit adı verilen enfeksiyon, genellikle ağız yoluyla vücuda giren bakteri veya diğer mikropların kan dolaşımı yoluyla kalbin belirli bölgelerine ulaşmasıyla ortaya çıkar. Araştırmalara göre periodontal (diş ve dişetlerini etkileyen iltihap) hastalığı olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma riski üç kat fazla.” </p>
<p><strong>Ağız sağlığını korumak için 5 temel alışkanlık</strong></p>
<p>Peki, sağlıklı diş ve diş eti için neler yapılması gerekiyor? Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere, bu sorunun cevabı olan yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p>-Dişlerinizi günde iki kez düzenli olarak fırçalamayı ihmal etmeyin.</p>
<p>-Dişlerin arasına kaçan gıdaların ağız kokusuna, diş etinde tahrişe ve hastalığa neden olmasını önlemek için günlük diş ipi kullanmaya özen gösterin.</p>
<p>-Oluşabilecek sorunları önlemek veya erken aşamalarında tespit edebilmek için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret edin. </p>
<p>-Sağlıklı ve dengeli beslenin.</p>
<p>-Sigara kullanmayın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-sagligini-koruyan-5-onemli-aliskanlik-348765">Ağız Sağlığını Koruyan 5 Önemli Alışkanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
