<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlığımızı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sagligimizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sagligimizi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 08:35:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>sağlığımızı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sagligimizi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Biyoçeşitlilik kaybı sadece doğayı değil, sağlığımızı ve ekonomiyi tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/biyocesitlilik-kaybi-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-ve-ekonomiyi-tehdit-ediyor-637032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 08:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğayı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomiyi]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Cemal Turan]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biyoçeşitlilik kaybının sadece doğayı değil, doğrudan sağlığımızı ve ekonomimizi tehdit ettiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, “Doğanın yaşam sigortası biyoçeşitlilik alarm veriyor: Denizlerdeki istilacı türlerden soframıza kadar uzanan mikroplastik tehdidine karşı, yerelde atılacak küçük adımlarla küresel bir koruma kalkanı oluşturmak bizim elimizde” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/biyocesitlilik-kaybi-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-ve-ekonomiyi-tehdit-ediyor-637032">Biyoçeşitlilik kaybı sadece doğayı değil, sağlığımızı ve ekonomiyi tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biyoçeşitlilik kaybının sadece doğayı değil, doğrudan sağlığımızı ve ekonomimizi tehdit ettiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, “Doğanın yaşam sigortası biyoçeşitlilik alarm veriyor: Denizlerdeki istilacı türlerden soframıza kadar uzanan mikroplastik tehdidine karşı, yerelde atılacak küçük adımlarla küresel bir koruma kalkanı oluşturmak bizim elimizde” diye konuştu.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, bu yıl “Küresel etki için yerel hareket” temasıyla kutlanan 22 Mayıs Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada biyoçeşitliliğin önemi hakkında değerlendirmede bulundu.<br />Türkiye’de 10 binden fazla bitki türünün üçte biri endemik <br />Biyoçeşitliliğin doğanın yaşam sigortası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Cemal Turan, “Biyoçeşitlilik dünyamızdaki genlerin, türlerin, ekosistemlerin ve ekolojik süreçlerin oluşturduğu o muazzam ve kusursuz yaşam ağının kendisidir. Kısacası, doğanın yaşam sigortasıdır. Soluduğumuz oksijenden içtiğimiz temiz suya, yediğimiz yiyeceklerden ilaçlarımızın ham maddesine kadar her şeyi bu çeşitliliğe borçluyuz. Türkiye bu açıdan tam bir cennet. Tüm Avrupa kıtasında yaklaşık 12 bin bitki türü varken, sadece bizim ülkemizde 10 binden fazla bitki türü var ve bunların üçte biri endemik yani dünyada sadece bu topraklarda yaşıyor. Biyoçeşitlilik bir lüks değil; insanlığın bu gezegende hayatta kalabilmesinin temel şartıdır. Zincirin tek bir halkasını kopardığımızda, tüm sistemin çökme riskiyle karşı karşıya kalırız” diye konuştu.<br />Denizlerdeki görünmez tehdit, soframızı ve sağlığımızı etkiliyor <br />Ülkemizin bu büyük zenginliğin yanında maalesef ciddi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade eden Prof. Dr. Cemal Turan, şunları söyledi:<br /> “En kritik tehditlerin başında yaşam alanı kaybı ve parçalanması geliyor. Kontrolsüz kentleşme, sanayileşme ve tarım alanlarının genişlemesi canlıların yuvalarını yok ediyor. Ancak karada yaşadığımız bu tehditlerin bir benzeri, belki de daha görünmezi denizlerimizde yaşanıyor: İklim değişikliğiyle birleşen istilacı yabancı türler. Süveyş Kanalı’nın açılması ve Akdeniz’in giderek ısınmasıyla birlikte, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz kökenli birçok istilacı tür denizlerimize akın etti. Bugün Akdeniz ve Ege&#8217;de hızla yayılan balon balıkları, aslan balıkları ve zehirli denizanaları gibi türler, yerli ve endemik deniz canlılarımızın yaşam alanlarını ve besin kaynaklarını gasp ediyor. Bu durum sadece deniz ekosistemini çökertmekle kalmıyor; balıkçılık ekonomimize darbe vuruyor, turizmi baltalıyor ve hatta içerdiği güçlü zehirler nedeniyle halk sağlığını tehdit edip ölümcül vakalara yol açabiliyor. Yani biyoçeşitlilik kaybı, doğrudan soframızı ve sağlığımızı etkiliyor.”<br />Aşağıdan yukarıya bir koruma dalgası başlatılmalı<br />Biyoçeşitliliğin korunması için yerel yönetimler, topluluklar ve bireysel olarak yapılabileceklere işaret eden Prof. Dr. Cemal Turan, “Bu yılki tema aslında bize çok net bir mesaj veriyor: &#8216;Yukarıdan aşağıya&#8217; kararlar beklemek yerine, &#8216;aşağıdan yukarıya&#8217; bir koruma dalgası başlatmalıyız” diyerek yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:<br />Yerel Yönetimler (Belediyeler): Şehir planlaması yaparken beton odaklı değil, doğa tabanlı çözümler üretmeli. İstilacı yabancı bitkiler yerine, o yörenin yerel ve az su isteyen bitkileriyle parkları donatmalı. Yerel tohum merkezleri kurmalı ve korunan alanlar ilan etmeli.<br />Topluluklar ve STK&#8217;lar: Kendi bölgelerindeki akarsuları, ormanları ve biyoçeşitlilik noktalarını izlemeli, &#8216;vatandaş bilimi&#8217; projeleriyle veri toplamalı ve yerel yönetimler üzerinde yapıcı bir baskı unsuru oluşturmalı.<br />Bireyler: En güçlü halka biziz. Evimizde, bahçemizde ya da balkonumuzda doğaya yer açarak, tüketim tercihlerimizi değiştirerek bu hareketin bir parçası olabiliriz.<br />Yerelde atılan küçük adımlar kelebek etkisi yaratabilir<br />Yerelde atılan küçük adımların küresel ölçekte bir kelebek etkisi yaratabileceğini ifade eden Prof. Dr. Cemal Turan, “Doğada hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir; kelebek etkisi burası için de geçerlidir. Karadaki ekosistemler gibi denizlerimizde de durum aynı. Örneğin yerel ölçekte istilacı türlerle mücadele etmek küresel bir başarı getirir. Bugün Akdeniz’i istila eden aslan balığı veya balon balığına karşı yerel balıkçılık kooperatiflerinin desteklenmesi, bu türlerin avcılığının teşvik edilmesi ya da kıyı topluluklarının bilinçlendirilmesi yerel birer adımdır. Ancak bu yerel mücadele sayesinde, Akdeniz’in yerli türlerini korumuş ve tüm dünya için hayati olan Akdeniz ekosisteminin küresel ölçekte çökmesini engellemiş olursunuz. Aynı şekilde, bir çiftçinin damla sulamaya geçerek su kaynaklarını koruması, o suyla beslenen sulak alanların kurumasını önler ve Afrika-Avrupa hattında göç eden milyonlarca kuşun küresel göç rotasını kurtarır. Milyonlarca insanın yerelde attığı o küçük adımlar birleştiğinde, küresel biyolojik çöküşü durdurabilecek devasa bir kalkana dönüşür” diye konuştu.<br />Günlük yaşamdaki alışkanlıklar biyolojik çeşitliliği korumada etkili olabilir<br />Bireylerin günlük yaşamlarında biyolojik çeşitliliği korumak için yapabileceklerine de değinen Prof. Dr. Cemal Turan, bireysel olarak yapılabileceklerin sanılandan çok daha fazla ve oldukça basit olduğunu söyledi. Prof. Dr. Cemal Turan, bu davranışları şöyle açıkladı:<br />Su tüketimini azaltmak: Çünkü evimizde boşa akıttığımız her damla su, sulak alanlarımızdan, yani kuşların ve balıkların yuvasından çalınıyor.<br />Kimyasallardan kaçınmak: Ev temizliğinde veya kişisel bakımda çevre dostu, biyo-bozunur ürünler seçmek. Lavaboya dökülen zararlı kimyasallar en nihayetinde denizlerimize ulaşıp oradaki ekosistemi zehirliyor.<br />Balkon ve bahçeleri doğaya açmak: Balkonumuza ekeceğimiz yerli arıcı bitkileri (lavanta, kekik vb.) şehir içindeki arılara ve polenleyicilere bir vahalar zinciri sunar.<br />Evcil hayvan ve akvaryum canlılarını doğaya bırakmamak: Bu çok önemli bir konu. Akvaryumda beslediğimiz başka ülkelerden gelen egzotik balıkları, bitkileri veya kırmızı yanaklı su kaplumbağası gibi canlıları, bakamadığımız zaman iyilik olsun diye göllere, nehirlere ya da denizlere asla bırakmamalıyız. İyi niyetle yapılan bu hareket, o yabancı türlerin sularımızda istilacı hale gelmesine, yerli türlerimizi yiyerek veya onlara hastalık bulaştırarak biyoçeşitliliğimizin tamamen yok olmasına neden oluyor. Bir canlıyı özgür bırakmak isterken koca bir ekosistemi esir edebiliyoruz ve ayrıca bu doğaya bırakılan istilacı ile mücadele etmek için milyon dolarlar harcanabiliyor. <br />Plastik tüketimini radikal bir şekilde azaltmak: Plastik kirliliği artık sadece çevresel bir kirlilik değil, doğrudan bir besin zinciri krizidir. Doğaya bıraktığımız plastikler (poşetler, pet şişeler, ambalajlar) güneş ışığı, dalgalar ve rüzgârın etkisiyle asla yok olmuyor; sadece ufalanarak mikroplastik dediğimiz gözle görülmeyen küçük parçacıklara ayrışıyor. Su kaynaklarımıza ve denizlerimize karışan bu mikroplastikleri balıklar, midyeler ve diğer deniz canlıları besin zannederek yutuyor. Bu plastikler canlıların dokularına, kaslarına işliyor. En nihayetinde ne oluyor biliyor musunuz? O balıkları avlayıp akşam soframıza koyduğumuzda, kendi ellerimizle doğaya fırlattığımız plastikleri bu kez kendi sağlığımızı tehdit edecek şekilde yiyoruz. Yapılan araştırmalar, insanların artık her hafta bir kredi kartı ağırlığında plastik yuttuğunu gösteriyor. Yani tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan çıkarmak, sadece deniz kaplumbağalarını veya balıkları korumak değil, kendi sağlığımızı ve geleceğimizi de korumaktır.<br />Yerel üretim desteklenmeli ve mevsiminde beslenilmeli<br />Biyoçeşitliliğin yerel üretim ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarından da etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Cemal Turan, sözlerini şöyle tamamladı: <br />“Tüketim alışkanlıklarımız, biyoçeşitliliğin ya katili ya da kurtarıcısıdır. Küresel ve endüstriyel gıda sistemi, dünyayı giderek tek tipleştiriyor. Bugün süpermarketlerde hep aynı tip domatesi, aynı tip elmayı görüyoruz. Bu durum, binlerce yıllık yerel ve atalık tohumlarımızın, yani tarımsal biyoçeşitliliğimizin yok olmasına neden oluyor. Yerel üretimi desteklediğimizde ve mevsiminde beslendiğimizde, hem karbon ayak izimizi (nakliye süreçlerini azaltarak) düşürüyoruz hem de Anadolu’nun genetik mirası olan o yerel tohumların toprakla buluşmaya devam etmesini sağlıyoruz. Sürdürülebilir tüketim, doğaya &#8216;senin üretebileceğinden daha fazlasını tüketmeyeceğim&#8217; deme nezaketidir. Biz yerel üreticiyi ve sürdürülebilir ürünleri seçtikçe, piyasa da doğayı talan etmekten vazgeçmek zorunda kalacaktır.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/biyocesitlilik-kaybi-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-ve-ekonomiyi-tehdit-ediyor-637032">Biyoçeşitlilik kaybı sadece doğayı değil, sağlığımızı ve ekonomiyi tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orman Yangınları Sadece Doğayı Değil, Sağlığımızı da Tehdit Ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/orman-yanginlari-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-da-tehdit-ediyor-557907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 13:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğayı]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yangınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orman yangınlarıyla birlikte ülkemizin ciğerleri yanarken aynı zamanda solunan hava da akciğerleri hasta ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orman-yanginlari-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-da-tehdit-ediyor-557907">Orman Yangınları Sadece Doğayı Değil, Sağlığımızı da Tehdit Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Orman yangınlarıyla birlikte ülkemizin ciğerleri yanarken aynı zamanda solunan hava da akciğerleri hasta ediyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, doğrudan dumana maruz kalmayan ve yangının etki alanında olmayanların dahi sağlığının tehlikede olduğuna dikkat çekti. Özellikle altta yatan KOAH, astım gibi akciğer hastalığı olanlar için tehlikenin daha fazla olabileceğini söyledi. </em></p>
<p>Günlerdir ülkemizin her yerinde yaşanan yangınlar ülkemizin akciğerleri ormanlarımızı etkisi altında aldı. Söndürme çalışmaları devam ederken atmosfere salınan duman da tüm bölgeye yayılıyor. Dolayısıyla solunan havanın kalitesinin ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, bu durumun başta KOAH, astım gibi akciğer hastaları olmak üzere bölgede yaşayan herkesin sağlığını tehdit ettiğine işaret etti.</p>
<p><strong>YANGINLAR SOLUNAN HAVAYI KİRLETİYOR</strong></p>
<p>Yangın dumanının PM2.5 (2.5 mikrondan küçük partiküller) ve PM10 gibi ince parçacıklar yaydığını anlatan Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Bu partiküller akciğerlere ve kan dolaşımına kadar ulaşarak solunum ve kalp hastalıklarının tetiklenmesine neden olur. Çünkü böyle bir felaket anında bu partikül sayısı WHO’nun belirlediği limitlerin kat kat üzerine çıkar. Beraberinde havaya kimyasal maddeler de salınır ve karbondioksit oranı da limitlerin çok aşar. Sonuçta gözlerden cilde, akciğerlerden kalbe kadar geniş bir yelpazede etki alanı bulur. Öksürük, hırıltılı nefes alma gibi şikayetler artarken kalp yetmezliği, kalp krizi ve felç riski de gelişir.”</p>
<p><strong>KOAH HASTALARINDA ATAK RİSKİNİ 5 KAT ARTIRABİLİYOR!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Akduman bu konuda özellikle solunum yolu hastalıkları ve kardiyovasküler hastalıklara sahip olan kişilerin risk altında olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Astım, KOAH, bronşit gibi solunum hastalığı olanlarda yoğun duman hava yollarını tahriş ederek iltihaplanmaya ve spazma yol açar. KOAH hastalarında dumanlı havalarda atak geçirme riski 5 kata kadar çıkabilir. Bu kişilerde nefes darlığı, oksijen yetersizliği, öksürük gibi şikayetler gözlenir. Aynı şekilde hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi sorunları olanlarda da duman, damarlarda inflamasyonu tetikleyerek kalp üzerinde ek bir yük oluşturur. Yapılan araştırmalar, hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde kalp krizi riskinin yaklaşık yüzde 42 oranında arttığını gösteriyor. Kardiyovasküler sorunları olanlarda da dumana maruziyet sonrasında çarpıntı, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler ortaya çıkabilir.”</p>
<p><strong>YAŞLILAR VE ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA</strong></p>
<p>Özellikle 65 yaş üzerinde olan kişiler, çocuklar ve hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin de dikkatli olması gereken grupta yer aldığını anlatan Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, sözlerine şöyle devam etti: “İleri yaştaki kişilerde akciğer fonksiyonları azalır ve bağışıklık sistemi de zayıflar. Beraberinde bu kişilerde kronik hastalık oranı da daha yüksektir. Dolayısıyla dumandan daha fazla etkilenir. Aynı şekilde çocukların akciğerleri henüz gelişme aşamasındadır ve bu da onları çevresel kirleticilere karşı daha savunmasız hale getirir. PM2.5 gibi ince partiküller, çocukların solunum yollarında tahrişe neden olarak astım gelişme riskini artırabilir. Ayrıca, hamilelik döneminde maruz kalınan duman, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskinin yükselmesine neden olabilir. Özellikle kemoterapi gören hastalarda enfeksiyon ve zatürre riski belirgin şekilde artacağı için önlem almaları gerekir.”</p>
<p><strong>“BOL SU İÇİLMELİ VE İLAÇLARLAR İHMAL EDİLMEMELİ”</strong></p>
<p>Bu risk gruplarına dahil bireylerin, hava kalitesinin kötü olduğu günlerde önlem almaları hayati önem taşıdığının altını çizen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, alınması gereken önlemler konusunda şu bilgileri verdi: “Öncelikle bu grupta yer alan kişiler mümkün olduğunca kendilerini kapalı ortamlarda tutmaya çalışmalı, kapı ve pencereleri sıkıca kapamalı. Ayrıca küçük partiküllere karşı N95/N99 filtreli maskeler kullanmalı. Yine bol su içmek de dumanın solunum yollarındaki mukozanın yapışmasını azaltacaktır. Özellikle düzenli kullanmakta olduğu ilaçları kullanmalı ve kurtarıcı niteliği taşıyan nefes açıcılar yanlarında bulundurulmalı. Kurtarıcı ilaçları kullanmalarına rağmen şikayetlerinde azalma görülmüyorsa mutlaka hekime başvurulmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orman-yanginlari-sadece-dogayi-degil-sagligimizi-da-tehdit-ediyor-557907">Orman Yangınları Sadece Doğayı Değil, Sağlığımızı da Tehdit Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bunaltıcı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son günlerde tüm yurdu etkiyen artan sıcaklar sadece bedenimizi değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787">Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son günlerde tüm yurdu etkiyen artan sıcaklar sadece bedenimizi değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiliyor. Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, sıcak havanın uyku bozukluklarından öfke kontrolüne, anksiyeteden depresyona kadar birçok ruhsal sorunu tetikleyebileceğine dikkat çekti.  Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, yaz aylarında ruh sağlığını korumanın yollarını anlattı.</em></p>
<p>Termometrelerdeki yükselişle birlikte nefes almanın bile zorlaştığını bu günlerde sıcak havanın fiziksel konforumuzun yanında ruh sağlığımızı da tehdit ettiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, “Sıcağın bir kişinin üretkenliğini ve basit görevlerdeki performansını etkileyebileceği biliniyor. Bununla birlikte aşırı sıcağa maruz kalmak karar verme sürecini de etkileyebilmektedir” dedi. </p>
<p><strong>SICAK HAVA RUHSAL DURUMU HEM DOLAYLI HEM DE DİREKT ETKİLEYEBİLİYOR!</strong></p>
<p>Sıcaklık değişiminin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinde cinsiyet, yaş ve sosyoekonomik duruma göre farklılıklar olabileceğine değinen Öz, &#8220;Yüksek sıcaklık; depresyon, şizofreni gibi zihinsel bozuklukların yanı sıra madde bağımlılığı gibi ruh sağlık göstergeleri üzerinde doğrudan veya dolaylı etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra uyku bozukluğu, halsizlik, tahammülsüzlük, isteksizlik ve genel bir yorgunluk hissi de beraberinde gelebiliyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>UYKUSUZLUK TAHAMMÜL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜYOR</strong></p>
<p>Sıcak havaların en büyük etkilerinden birin de uyku üzerine olduğunu anlatan Öz, “Uykunun kalitesi düştüğü gibi süresi de kısalıyor. Bu durum iş verimini ve yaşam kalitesini düşürürken, tahammül seviyesini azaltıp öfke kontrolünü zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. Özellikle bipolar bozukluğu olan bireylerde uykusuzluğun mani dönemini tetikleyebileceğini hatırlattı.</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU OLANLAR ŞİKAYETLERİ YANLIŞ ANLAYABİLİYOR!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıklar kalp ritmini artırarak bunaltı ve baygınlık hissine yol açabileceğini ve özellikle panik bozukluğu olan kişilerin bu fiziksel belirtileri panik atak zannedebildiğine işaret eden Merve Öz, “Böyle bir durum ortaya çıktığında bu belirtilerin sıcağa bağlı ortaya çıkabileceğini kendilerine hatırlatarak sakinleşmeye çalışmalılar.” Dedi.  Depresyon hastalarının zaten var olan isteksizliğinin, sıcak havalarda daha da artırabileceğini anlatan Öz, “Depresyondaki kişiler için yataktan kalkıp yüzünü yıkamak bile zulümdür. Depresyonun temelinde daha önce isteyerek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik, hayattan zevk alamama ve depresif ruh hali vardır. Hava sıcaklığı, depresyondaki hastada zaten var olan isteksizliği artırarak depresyondaki bireylerin depresyon şiddetini artırabilmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>ÖFKENİZİ KONTROL EDEBİLİRSİNİZ!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıkların dikkat dağınıklığına ve öfke kontrolü zayıflığına yol açtığını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, sıcak havalarda daha sık öfke patlamaları yaşanabildiğini hatırlatarak şunları anlattı: “Sıcak hava; kızgın, saldırgan ve hatta şiddet içeren davranışları artırabilmektedir. Öfke kontrolünüzü sağlamak ve sinirlerinize hâkim olmak için öfkenizin farkına varın. Öfke ile hareket etmeden önce düşünün. Asıl sizi öfkelendiren durum ne? Öfkenizi neden ve nereye yansıtıyorsunuz? Sorularını kendinize mutlaka sorun. Öfkelendiğinizde derin derin nefes alıp nefes egzersizi yapabilirsiniz. Gerçekte var olan ya da hayalinizde var olan, sizi güvende ve mutlu hissettiren bir yer seçip kendinizi öfkeli hissettiğinizde o yerde olduğunuzu hayal edebilirsiniz.</p>
<p>Kafein ve sıcak hava birlikteliği öfke kontrolünü zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle sıcak havalarda kahveyi ve çayı sınırlandırın. Hatta yapabilirseniz, çay ve kahveyi tamamen kesin, uykunuzu iyi aldığınızdan emin olun. Düzenli yapılan egzersiz, öfke kontrolünü sağlamak için önemlidir. Yine rahatlamak için yoga ve meditasyon yapabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BU ÖNERİLERE KULAK VERİN!</strong></p>
<p>Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, özellikle altta yatan bir psikolojik rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere herkes için faydalı olabilecek önerilerini şöyle sıraladı: </p>
<ul>
<li>Sıcak yaz günlerinde zorunda kalmadıkça 12.00 ile 14.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın. Yaz aylarını mümkünse daha yüksek ve daha serin yerlerde geçirmeye çalışın. Aşırı sıcaklarda olabildiğince trafik gibi stres yaratan ortamlardan uzak durun.</li>
<li>Öğle saatleri dışarı çıkmak zorunda kalsanız bile güneşe çok fazla maruz kalmamak için şapka ve güneş gözlüğü kullanın. Rahat kıyafetler tercih edin. </li>
<li>Rahatlamak için ılık duş alın. Uyku kalitesini artırmak için yastığınıza 1 damla lavanta yağı dökebilirsiniz. Ayrıca yatmadan önce düzenli olarak içeceğiniz melisa çayının uyku kalitesini artırma özelliği vardır. Kahve, çay, yeşil çay uykunuzu kaçıracağı için akşamları bu içeceklerden uzak durmaya çalışın. </li>
<li>Halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi ve isteksizliğin bir nedeninin de elektrolit dengesizliği olabileceği için bol sıvı tüketmeyi ihmal etmeyin Ayrıca soda tüketmeye herhangi bir engeliniz yoksa (tansiyon hastalığı gibi) bu günlerde, günde 1 adet soda tüketebilirsiniz. </li>
<li>Çok ağır beslenmemeye ve su oranı yüksek sebze ve meyve gibi gıdaları tüketmeye özen gösterin. Sıcaklıktan dolayı gün içinde yapamadığınız aktiviteleri akşam saatlerine planlayın. Spor yapacaksanız akşam saatlerini ve erken sabah saatlerini tercih edin.</li>
<li>Bu günlerde lütfen empati duygusunu yanınızdan eksik etmeyin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787">Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz sağlığımızı korumanın 10 yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-sagligimizi-korumanin-10-yolu-413169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 08:24:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[korumanın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğumuzun alışkanlığı hastalık kendini göstermeye başladığında doktora gitmek olsa da bu en sık yaptığımız hataların başında gelen kötü bir özelliğimiz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagligimizi-korumanin-10-yolu-413169">Göz sağlığımızı korumanın 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çoğumuzun alışkanlığı hastalık kendini göstermeye başladığında doktora gitmek olsa da bu en sık yaptığımız hataların başında gelen kötü bir özelliğimiz. Son derece önemli organlarımızın başında gelen gözlerimiz ayrı bir özen istiyor. Bu bağlamda da gözümüzde herhangi bir sorun hissetmesek bile her yıl bir kere göz muayenesi yaptırmalıyız. Çünkü sinsi seyreden bir göz hastalığı başlamış fakat henüz kendisini hissettirmemiş olabilir.</strong> <strong>Göz sağlığımızı korumanın 10 önemli yolunu Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İhsan Yılmaz anlattı.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1- Sigara içmeyin</strong><br />Sigara kullanımı göz hastalıklarının daha sık görülmesine sebep olur. Buna ilave olarak bazı göz hastalıkları daha şiddetli seyreder. Uyguladığımız tedavilerin başarı şansı azalır ve hastalık sık tekrarlar hale gelebilir.</p>
<p><strong>2- Sağlıklı beslenin</strong><br />Günümüz şartlarında sağlıklı beslenmek zorlaştı. Sağlıklı gıdaya erişim artık daha zor. Bununla birlikte sağlıklı beslenmeye ayıracak zamanı bulmak yoğun iş temposunda daha zor hale gelmiş durumda. Sağlıksız beslenmeye hareketsizlik, stres gibi faktörler de eklenince Şeker hastalığı (Diyabet) ve Hipertansiyon hastalığı adeta bir salgın hastalık gibi çok sık görülmeye başlandı. Bu iki hastalık maalesef gözün en dışındaki göz kapaklarından, gözün en arkasındaki retina tabakasına kadar tüm göz yapılarını olumsuz olarak etkilemektedir.</p>
<p><strong>3- Her yıl düzenli göz muayenesi yaptırın</strong><br />Gözümüzde herhangi bir sorun hissetmesek bile her yıl bir kere göz muayenesi yaptırmalıyız. Sinsi seyreden bir göz hastalığı başlamış fakat henüz kendisini hissettirmemiş olabilir. Rutin yaptırılan yıllık muayeneler hastalıkları başlangıç safhalarında yakalamamızı sağlar ve bize erken tedavi şansı verir. Böylece hastalık ilerleyip göze henüz zarar vermeden tedavi edilebilir.</p>
<p><strong>4- Egzersiz yapın</strong><br />Yapılan çalışmalar düzenli yapılan egzersizlerin göz sağlığını önemli oranda olumlu etkilediğini göstermiştir. Düzenli egzersiz yapmanın göz içi basıncını düşürdüğü, göz kanlanmasını olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir.</p>
<p><strong>5- Ekran kullanım süresini azaltın</strong><br />Günümüzde hem iş ortamında hem de sosyal yaşamda çok fazla ekrana maruz kalıyoruz. Cep telefonu ve akıllı tabletlerin yaygın kullanımı, iş yerlerinde bilgisayar ekranlarına uzun süre maruz kalmak, evde büyük ekranlı televizyonları uzun süreli kullanmak göz sağlığını olumsuz etkilemektedir. Göz kuruluğu, göz yorgunluğu, göz-baş-boyun ağrıları, gözde kızarıklık-hassasiyet, hatta uyku problemlerine sebep olabilmektedir. Çözüm olarak bazı özel gözlükler ve medikal tedaviler uygulanabilmektedir.</p>
<p><strong>6- Güneşten gözlerinizi koruyun</strong><br />Güneşin sayısız faydasının yanında fazla güneşe maruz kalma sonucu gözler zarar görebilmektedir. Kornea dediğimiz gözün saydam tabakasında yanıklar oluşabilir. Göz zarı (konjonktiva) etkilenebilir. Kuru göz şiddetlenebilir. Gözün sinir tabakası (retina) etkilenebilir. Doğru güneş gözlüğü ve şapka kullanımı özellikle yaz aylarında çok önemlidir.</p>
<p><strong>7- Göz doktoruna görünmeden, rastgele göz damlası kullanmayın</strong><br />Herhangi bir göz sorunu yaşadığımız zaman göz doktoruna muayene olmadan, çevremizden duyduğumuz ya da daha önce kullandığımız bir göz damlasını rastgele kullanmak gözümüze ciddi zarar verebilir.</p>
<p><strong>8- Kuru göze dikkat edin</strong><br />Sağlıklı bir göz için, net bir görüş, yeterli miktarda ve kalitede bir gözyaşı gerekmektedir. Gözyaşı tabakası gözün en dış kısmını kaplar ve net görüş sağlar. Ekran kullanımıyla ilgili tedbirlere uyarak, yeteri kadar A vitamini içerikli beslenerek, güneş gözlüğü kullanarak kuru gözden bir miktar korunmak mümkün. Kuru göz geliştiğinde ise damla, pomat, punktum tıkaçları, bazı özel cihazlar ile göze masaj veya lazer uygulamaları tedavide sık kullandığımız seçeneklerden bir kaçı olarak sayılabilir.</p>
<p><strong>9-Reçete edilen gözlükleri kullanın</strong><br />Özellikle astigmat gibi görmeyi ciddi oranda etkileyen göz numaralarının varlığında mutlaka doktor tarafından verilen gözlükler kullanılmalıdır. Aksi halde göz, göz çevresi ve hatta baş-boyun ağrıları gelişebilir. Migren atakları sıklaşabilir. Doktorun önerdiği gözlüğü, önerilen durumlarda kullanmak büyük önem arz eder.</p>
<p><strong>10-Kontakt lens kullanımında kurallara uyun</strong><br />Kontakt lens kullanımında temizlik kurallarına uyulması, kontakt lenslerin ömrü bittiğinde mutlaka yenisiyle değiştirilmesi ve düzenli göz muayenelerine gelinmesi önemlidir. Havuz, deniz, duş gibi su ile temas olacak durumlarda kesinlikle kontakt lens kullanılmaz. Kontakt lens ile uyumak yasaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagligimizi-korumanin-10-yolu-413169">Göz sağlığımızı korumanın 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem bilişsel hem de fiziksel işlevlerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek için beyin sağlığının mutlaka korunması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126">Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Hem bilişsel hem de fiziksel işlevlerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek için beyin sağlığının mutlaka korunması gerekiyor. Üstelik yaşam kalitemizin artırılması için de bu konunun son derece önemli olduğunu söyleyen Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, “Aslında genel sağlığımızı korumamıza yönelik yaptığımız her şey aynı zamanda beyin sağlığımızı korumamıza da yardımcı olur” dedi.</em></p>
<p>Beyin sağlığımız yaşam tarzımız, alışkanlıklarımız ve günlük etkinliklerimizle güçlü ilişkisi olan bir durum. Dolayısıyla günlük yaşamımızda yapacağımız küçük değişikliklerin beyin sağlığımızı korumamıza katkı sağlayacağının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Dede, “Dünya Beyin Günü”nde bu konuda yapabileceklerimiz konusunda önerilerde bulundu. </p>
<p>Bilişsel ve fiziksel işlevlerimizi sorunsuz yerine getirebilmenin yanında hayat kalitemizi de yükseltmek için sağlıklı bir beyne sahip olmamız gerektiğine işaret eden Uzm. Dr. Dede, günlük yaşamımızda beslenmeden uyku düzenine, egzersiz alışkanlığından stresi kontrol edebilme becerimize kadar pek çok unsurun beyin sağlığımız ile birebir ilişkili olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>“AKDENİZ TİPİ BESLENİN”</strong></p>
<p>Sağlığımızın temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri olan beslenmenin beyin sağlığı için de olmazsa olmazların başında geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Dede, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin beyin sağlığını korumaya yönelik etkisinin bilimsel olarak da kanıtlandığını ifade etti.   Uzm. Dr. Dede, liften zengin meyve ve sebzenin bol tüketilmesi, tam tahıl, kuruyemiş ve protein kaynaklarının dengeli kullanılması, omega 3 yağ asitlerinden zengin balık, ceviz, keten tohumu gibi besinlerin günlük beslenme düzeninde mutlaka olması gerektiğini söyledi. </p>
<p><strong>“AKTİF BİR HAYAT SÜRÜN”</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmanın ve fiziksel açıdan aktif bir hayat sürmenin beyin sağlığına olumlu etki yaptığını anlatan Uzm. Dr. Dede, “Egzersiz sırasında kan dolaşımı artar, beyne daha fazla oksijen taşınır. Aynı zamanda egzersiz yapmak stresin de azalmasına katkı sağlar. Bu nedenle hangi yaşta olursanız olun mutlaka kendinize uygun bir egzersizi hayatınıza alın. Yürüyüş, koşu, pilates ya da farklı bir egzersiz. Önemli olan nokta bunu düzenli hale getirebilmektir” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GÜNDE MUTLAKA 7 SAAT UYUYUN”</strong></p>
<p>Bedenin uykuyla kendini yenileyip dinlendirebildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Dede, kaliteli ve yeterli bir uykunun beyin sağlığı için olmazsa olmaz bir unsur olduğunu belirti.  “Günde en az 7 saat uyku uyumak beynin onarım ve dinlenme süreci için gereklidir. Daha kaliteli bir uyku için öğleden sonra kafein tüketilmemeli, uykudan önce ağır yemekler yememeye çalışılmalı, belirli bir uyku düzeni oluşturulmalı ve karanlık, sessiz, uygun sıcaklıkta iyi bir uyku ortamı sağlanmalıdır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“STRESİNİZİ KONTROL ETMEYE ÇALIŞIN”</strong></p>
<p>Beyin sağlığı için yapılması gerekenlerle birlikte yapılmaması gerekenlerin de bulunduğunu ve bunların başında da stresin geldiğini söyleyen Dr. Dede, “Kronik stresin beyin sağlığını olumsuz etkilediği biliniyor. Bu önlemek için yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi stresle başa çıkma yöntemlerini kullanmak, hobilere vakit ayırmak, doğada vakit geçirmek faydalı olacaktır” dedi. </p>
<p><strong>“SOSYALLEŞİN VE BEYNİNİZİ ZİNDE TUTACAK AKTİVİTELER YAPIN”</strong></p>
<p>Beynin sürekli aktif tutulmasının ve bunu sağlarken de keyif verici, stres azaltıcı aktivitelere yönelmenin her yaşta pozitif etkileri olacağını belirten Dr. Yüksel Dede, “Beyni zinde tutmak için düzenli olarak zihinsel aktivite yapmak önemlidir. Yeni bir dil öğrenme, kitap okuma, bulmaca çözme, satranç oynama, yeni beceriler edinme gibi zihinsel aktiviteler beyin sağlığına büyük katkı sağlar” diye konuştu. </p>
<p>Bununla birlikte sosyal bir hayat sürmenin sosyalleşmenin ve farklı insanlarla etkileşimde bulunmanın de sağlıklı bir beyin için önemli bir unsur olduğunu belirten Dr. Dede, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal etkileşimde bulunmanın, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmenin, beyin sağlığını olumlu yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle her yaş dönemindeki ama özellikle ileri yaştaki kişilerin yalnız kalmamalarını, farklı ortamlara girmelerini ve beyinlerini aktif tutacak çalışmalarda bulunmalarını tavsiye ediyoruz.” </p>
<p><strong>SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN</strong></p>
<p>Sadece beyin sağlığı değil genel sağlığın korunması için de sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durmak gerektiğini hatırlatan Dr. Dede, “Bu maddelerin kalp ve damar sağlığına olumsuz etkilerinin yanı sıra kaliteli bir uykunun sağlanmasına ve beynin bilişsel fonksiyonlarına da olumsuz etkileri biliniyor. Bu nedenle bu alışkanlıklar varsa geç kaldım diye düşünmeden hemen bırakılmalı” diye konuştu. </p>
<p><strong>KAFA TRAVMALARINA KARŞI KENDİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Son derece önemli olmakla birlikte zaman zaman gözden kaçan bir durum olan kafa travmalarının da beyin sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Dr. Dede, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada özellikle travmaya mahal verebilecek sporları yaparken gerekli önlemlerin alınması önemli. Gerekli ve doğru ekipmanların kullanılması ve emniyetin sağlanması her yaştaki kişilerin için mutlaka alınması gereken önlemler arasında yer alıyor.”</p>
<p><strong>KRONİK HASTALIKLARINIZ İÇİN DÜZENLİ KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEYİN</strong></p>
<p>Beyin sağlığının genel vücut sağlığı ile çok yakın ilişkide olduğunu ve genel sağlığın iyi ya da kötü olmasının beyni birebir etkilediğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Dede, özelikle kronik hastalıkları olan kişilerin sağlık muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları gerektiğinin belirtti. Dr. Dede, “Diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi kronik hastalıklar kalp ve damar sağlığının yanı sıra beyin sağlığı üzerinde de etkili olabilir. Bu nedenle kronik hastalıkların kontrol altında tutulması gerekir. Aynı zamanda genel sağlığın kontrolü ve potansiyel sorunların çözümü için de düzenli hekim kontrolleri sağlanmalıdır” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126">Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
