<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sabır | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/sabir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sabir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Dec 2025 08:21:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>sabır | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/sabir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[edeptir]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[Kusur]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tahammül]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><strong>‘Her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yeniterzi, hoşgörü kavramına işaret ederek, “Hoşgörü kavramı günümüzde; ‘Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans’ şeklinde ‘tahammül’ odaklı açıklansa da tasavvuf geleneğinde bu tanımdaki ‘her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir; Allah’ın rahmet sıfatının ve Halim isminin kulda tecelli etmesine yönelik bir eylemdir. Bu yüzden sufiler Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak için her canlıya merhamet, her kusura af penceresinden bakarlar.” dedi.</p>
<p><strong>Türk-İslâm kültürü insanları hoşgörülü olmaya teşvik ediyor</strong></p>
<p>Türk-İslâm kültüründe; “Yaratılanı hoş gör Yaratan’dan ötürü” söyleminin insanları hoşgörülü olmaya teşvik ettiğini kaydeden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu hoşgörü alanları çeşitlidir. Öncelikle farklılıklara hoşgörü göstermek esastır. Zira İslâm dini din, ırk, renk, dil, mevki gibi farklara yer vermeden insanlar arasında kardeşlik, eşitlik, adalet ve barışı yaymayı teşvik eder. Kur’an-ı Kerim’de bütün insanların tek bir kaynaktan yaratıldığı (Nisâ 4/1) ve Allah nezdinde en değerli olmanın yalnızca Allah’a karşı gelmekten en çok sakınmakla olduğu (Hucurât 49/13) bildirilir. ‘İnsanların tamamı Allah’ın aile fertleri gibidir’ hadis-i şerifi de insanlar arasında ayrım yapılmaması ve yetmiş iki millete birlik gözüyle bakılmasını tavsiye eder; herkesin sevgi ve saygıya layık olduğunu bildirir. Nitekim her şeyi Hak’tan bilen bu anlayış farklılıklara takılmayı ve “öteki” düşüncesini reddeder. Bu yüzden farklılıklara saygı duymak hoşgörünün ilk adımıdır.”</p>
<p><strong>Kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı var</strong></p>
<p>Doğrudan bizi<strong> </strong>hedef alan, bize zarar veren hatalı davranışlar karşısında hoşgörülü olmanın olgun ve güçlü insanın tavrı olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kur’an-ı Kerim’de böyle hâller için; ‘Eğer ceza vermek isterseniz, size yapılanın aynıyla mukabele edin. Fakat sabrederseniz, and olsun ki bu sabredenler için daha iyidir’ (Nahl 16/126) ayeti ile hakkımızı aramamız konusunda izin verilmiştir. Ancak ayetin ikinci kısmında hatayı, kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı bildirilir. Zira ‘kudreti olduğu hâlde kötülüğü cezalandırmayan, yumuşaklıkla davranan’ anlamındaki Halim isminin sahibi olan Cenab-ı Hak, bu güzel ismini kendinde tecelli ettirenleri, öfkesini yenen, sabreden ve yumuşaklıkla hoşgörüyle davrananları sever.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her insanda hata veya kusur olabilir</strong></p>
<p>Mükemmelliğin Allah’a mahsus olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Her insanda hata veya kusur olabilir. Bu durumda kişisel kusurlara takılmadan insanların olumlu özelliklerine odaklanmak ve hataları yüze vurmamak öğütlenir. Tasavvuf edebinde kimsenin kusurunu araştırmamak ve Cenab-ı Hakk’ın Settar ismine uyarak kusurları örtmek gerekir. Nitekim geçmişte dervişlerin giydikleri geniş hırka, dervişin gözüyle gördüğünü eteğiyle örtmesini sembolize ederdi.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Öfkelenince akıl baştan gidiyor…</strong></p>
<p>Hoşgörülü olmanın kolay olmadığını, öncelikle kibre kapılmamak, öfkeyi yenmek ve önyargıdan sakınmak gerektiğini anlatan Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kibir ve öfke nefisten, önyargı ise acele ve bilgisizlikten kaynaklanır. İnsanların hoşgörüden en uzak hali kızgınlığa esir oldukları zamandır. Öfkelenince akıl baştan gider. Hoşgörü ise duyguları ve mantığı dizginlemekle mümkündür. ‘Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler’ (Âli İmran 3/134) ayeti öfkeyi kontrol etmeyi tavsiye eder. ‘Gerçek yiğit güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır’ hadisi de öfkeye hakim olmanın faziletini anlatır. Önyargı da insanlarla iletişimde yeterli bilgi sahibi olmadan varılan peşin hükümlerle insanı yanılgıya düşürür, hoşgörülü davranmaya mani olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır</strong></p>
<p>Empatinin (duygudaşlık), kısaca kendimizi karşımızdakinin yerine koymak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “(Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe kâmil manada iman etmiş olmaz) hadis-i şerifi İslâm dinindeki empati düşüncesinin temelini oluşturur. Yunus Emre’nin; Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san / Dört kitâbın mânâsı budur eğer var ise mısralarında empatinin anlamı ve iman açısından önemi veciz bir dille ifade edilir. Empati kuramayan insanın hoşgörülü olması mümkün değildir. Herkes birbirinden farklı olabilir, herkes hata yapabilir. Ancak kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır. İnsanlara sevgiyle yaklaşmanın, hoşgörüyle davranmanın en temel gereği bu eşitlik ve birlik şuurunu kazanmakla gerçekleşir.” dedi.</p>
<p><strong>Hoşgörünün bir ayağı da sabır!</strong></p>
<p>Hoşgörünün bir ayağının da sabır olduğunu dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Sabırlı olmak zordur, Allah’ın bir adı da Sabûr’dur ama Esmâ-i Hüsnâ’nın doksan dokuzuncu yani sonuncu ismidir. Hz. Peygamber’e ‘En üstün amel nedir’ diye sorulmuş, cevabı; ‘Semahat (hoşgörü, müsamaha) ve sabırdır’ olmuştur. Sabır, dünyevî ve uhrevî her başarının, mutluluğun temeli olduğu gibi imanın, ahlâkın, ilmin, salih amellerin; kısaca iyi ve güzel bütün işlerin başıdır. Hoşgörülü olmak da sabırla gerçekleşir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tasavvufun özü sevgi…</strong></p>
<p>Hoşgörünün temelindeki en önemli unsurun sevgi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tasavvufun özü olan sevgi, insanın yaratılışını temizleyen, kötü huylarını iyileştiren bir şifadır. Şu hikaye konuyu özetler: Bir adam âşık olur. Sevgisinin şiddetinden yerinde duramaz, sokaklarda koşturur. Çocuklar adamı deli zannederek taşlamaya başlarlar. Bir dostu onun hâline üzülür. ‘Seni incitmelerine kıyamıyorum. Eline bir taş alsan da o çocuklara atsan, seni bir daha incitmezler’ der. Âşık çok çarpıcı bir cevap verir: ‘Gönlümü sevgilinin aşkı öylesine kaplamış ki oraya kötülük, kin, nefret giremiyor!’ Nitekim olumlu bakış açısı, bizi olumlu düşünmeye; olumsuz bakış da olumsuz düşünmeye sevk eder. Bu yüzden tenkit değil takdir, ret yerine de kabul gözüyle bakmak hoşgörülü olmamızı kolaylaştırır. ‘Dost ol da dost gör’ diyen Hz. Mevlânâ bize bu bakış açısını öğütler: İyilik aradı mı, insanda kötü şey kalmaz ki.”</p>
<p><strong>Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor</strong></p>
<p>Hız ve hazzın esiri olan günümüz dünyasında insanların sürekli bir bilgi bombardımanı ve performans baskısına maruz kalmasının; dikkat dağınıklığı, empati yorgunluğu, bireysel gerginlik ve sürekli tetikte olma hallerine yol açtığını belirten Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Bunun sonucunda bir tür yorgun ruhlar çağını yaşayan insanların birbirini anlama, dinleme ve sabretme dolayısıyla da hoşgörülü olma kapasiteleri zayıflatmaktadır. Aynı zamanda dijital çağda düşünmek yerini anlık tepkilere bırakmış ve sosyal medya beğenilme ve haklı olma isteğini beslemektedir. Bunun sonucunda hız, sabrı ve anlam derinliğini; öfke de anlayışı gölgeliyor. Farklı düşünceler tehdit gibi algılanıyor. Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Tasavvuf, yorgun ruhlar için bir şifa kaynağı</strong></p>
<p>Günümüzdeki hoşgörüsüzlüğün; nefretin değil hem “ben merkezli” kültürün hem de sürekli zamanın hızına ayak uydurma çabasıyla ortaya çıkan yorgunluğun ürünü gibi göründüğünü ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “İnsanın iç dünyasını zenginleştiren, derinleştiren, ruhlara şifasıyla dinginlik veren tasavvuf öğretileri ise kendisiyle, toplumla ve Rabbiyle barışık, huzurlu insan reçetesini sunan, insanın iç dengesini onaran manevi bir kaynak oluyor. Günümüz dünyasında hoşgörüyü yeniden hatırlamak hem bireysel huzurun hem de toplumsal barışın anahtarı olabilir. Bunun için tasavvuf âlemini asırlardır şifalandıran Mevlânâ ve Yunus Emre gibi gönül sultanlarını daha yakından tanımaya, okumaya ihtiyacımız var.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 11:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595746</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746">Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.</p>
<p><strong>Hastalığın çok yönlü etkileri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının bellek, dikkat ve dil gibi işlevlerde bozulmaya yol açarken, kişinin kendisiyle ve çevresiyle ilgili algısını da değiştirdiğini vurguladı.</p>
<p>Bu durumun, hastada davranış bozukluklarına zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Hasta yaşananları aklında tutamaz, kendisine söylenilenlere dikkat edemez ve derdini tam anlatamaz. Diğer yandan da sosyal norm ve kurallardan uzaklaşabilir ve kendi davranışlarını değerlendiremez ve denetleyemez. Çoğu zaman da onları normal kabul eder. Bu bakımlardan Alzheimer hastası yakınının ya da hasta bakıcısının hastalarıyla iletişim kurarken bilmesi gereken hususlar vardır.” dedi.</p>
<p><strong>Empati, sabır ve anlayış esas</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, hastalarla iletişimde temel alınması gereken ilkeleri şöyle sıralıyor:</p>
<p>“Empati kurun. Her şeyden önce kendinize şu soruyu sormalısınız; ‘Eğer Alzheimer hastası o değil de ben olsaydım nasıl bir ilgi beklerdim? Sevgiyle, anlayışla ve sabırla mı karşılanmak isterdim yoksa ilgisizlik ve kabalık mı görmek isterdim?’. Sabırlı olun. Hastanız anlattıklarınız ya da ondan istedikleriniz konusunda kolaylıkla karmaşaya girebilir. Eğer bu tür bir sıkıntı hissediyorsanız isteklerinizi farklı yöntemlerle anlatmaya çalışmalısınız. Bunları yaparken asla fiziksel bir zorlama içine girmeyin. Bunu yaparken iyi niyetli olsanız bile onun tarafından kendisini zorlama olarak algılanabilir.”</p>
<p><strong>Tartışmayın!</strong></p>
<p>Hastalarla iletişimde anlayışlı olmak ve tartışmamak gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hastanız 1958 yılında olduğunu ya da sizin onun annesi olduğunu ileri sürebilir. Siz ona 2025 yılında olduğumuzu ve annesinin de uzun bir süre önce öldüğünü söylemeye kalktığınızda, o önce şaşıracak, ilerlemiş bir hasta değilse yanlış söylediğini anlayarak üzülecek ya da ilerlemiş bir hastaysa söylediklerinde ısrarcı olacak ve sizin neden ona böyle söylediğinizi anlamayarak belki de kızacaktır. Her iki durumda da hastayla iletişiminiz başarısız olacaktır. Alzheimer hastalığında kayıt zorluğu olduğundan siz ona doğruları söylemiş olsanız da o bunları aklında tutamayacaktır. Bu bakımdan hastanın yanlışlarının düzeltilmesinin ve bunlar üzerinden hastayla tartışmanın bir yararı yoktur. Hastanızla zaman ve mekan kavramlarını gündeme getirmeden rahatlıkla konuşmaya çalışın. Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.”</p>
<p><strong>Yapılmaması gerekenler…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer hastalarıyla iletişimde kaçınılması gereken bazı durumları da şöyle sıraladı:</p>
<p>“Zorlamaktan kaçının. Hastanızı onun yapmaktan hoşlanmadığı şeyler konusunda zorlamayın. Çoğu hasta yakını bulmaca çözmenin yararlı olacağını düşünerek hastalarını saatler boyu bulmaca çözmeleri için zorlamaktadır. Bulmaca çözmenin ispatlanmış bir yararı ve mantıksal bir dayanağı yoktur. Bu bakımdan bu zamanın dışarıda ya da evin içinde müzik dinlemek ya da ilgi çekici şeyler seyretmek amacıyla geçirilmesi hasta için daha uyarıcı olacaktır.</p>
<p><strong>İlaçlarını kendileri almasın</strong></p>
<p>Hastanızın ilaçlarını kendi başına almasına izin vermeyin. Hafif-orta evrede bulunan çoğu hasta ilaçlarını düzenli alabileceği iddiasında bulunabilir. Hatta bu iddia bir kısmı için doğru da olabilir. Ancak genel bir prensip olarak unutkanlık ve dikkat azlığı yakınmaları olan hastaların kendi ilaçlarını kendilerinin alması sakıncalıdır. Bunun dışında bazı hastalar ilaçlarını aldıklarını söyleyerek onları halıların altına saklar ya da çöpe atarlar.</p>
<p><strong>Huzurevinden söz etmeyin</strong></p>
<p>Hastalarınızın yanında huzurevi ihtimalinden söz etmeyin. Alzheimer hastalığı sırasında yaşanan kayıplar hastaları önceden olduğundan daha fazla duygusal ve alıngan yapar. Bu nedenle onların geleceğiyle ilgili tahminleri ve bir seçenek olarak huzurevi ihtimalini onların yanında dile getirmeyin. Bu sözleri duyan hastalardan en azından bir bölümü sizin onların ölümünü istediğinizi ya da kendilerinden kurtulma planları yaptığınızı sanabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746">Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İtfaiyecilik cesaret, sabır, fedakârlık ve umut mesleğidir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-itfaiyecilik-cesaret-sabir-fedakarlik-ve-umut-meslegidir-594560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 18:48:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fedakârlık]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[memurlar]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyecilik]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594560</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, günlerdir sıkı eğitimlerle göreve hazırlanan yeni itfaiye memurlarının mezuniyet ve yemin törenine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-itfaiyecilik-cesaret-sabir-fedakarlik-ve-umut-meslegidir-594560">Başkan Tugay: İtfaiyecilik cesaret, sabır, fedakârlık ve umut mesleğidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, günlerdir sıkı eğitimlerle göreve hazırlanan yeni itfaiye memurlarının mezuniyet ve yemin törenine katıldı. 8 hafta süresince yaklaşık 320 saat eğitim alan itfaiye personeline başarılar dileyen Başkan Tugay, “Bu meslek gecenin bir yarısı sirenle uyanmayı, alevlerin içine koşmayı, risk almayı, insan hayatını kurtarmayı gerektirir. Cesaret, sabır, fedakârlık ve umut mesleğidir. Kurumumuzda çalışan, hizmet yolunda yüreğini, karakterini ortaya koyan tüm arkadaşlarımın her zaman yanındayım” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı çatısı altında görev yapacak 152 yeni itfaiye memurunun 139’u eğitimlerini tamamladı. Teşkilata güç verecek yeni memurlar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın da katıldığı İtfaiye Temel Eğitim Mezuniyet ve Yemin Töreni ile göreve başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Toros Yangın ve Doğal Afet Eğitim Merkezi’nde düzenlenen törene, Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, İzmir İl Afet Ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Nazif Ekinci ile memurların aileleri katıldı. Ateş savaşçılarına 8 hafta, 40 gün, 320 saat süresince başta yangınlarla mücadele yöntemleri olmak üzere deprem, arama kurtarma, araç kazaları, tünel yangınları gibi alanlarda çok yönlü bir eğitim verildi. Teşkilatın genç memurları, aldıkları eğitimlerin ardından 10 ayrı başlıkta tatbikat da düzenledi.</p>
<p><strong>“İzmir birçok olayla sınandı ama hiçbir zaman çaresiz kalmadı”</strong></p>
<p>Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İtfaiye Teşkilatına yeni neferler kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. İzmir İtfaiyesi’nin 19. yüzyıla uzanan köklü tarihiyle ülkenin en saygın kurumlarından biri olduğunu ifade eden Başkan Tugay, “Yangına, sele, enkaza koşarken hiç düşünmeden tehlikeye atılan, hayat kurtaran bu büyük teşkilata teşekkür ediyorum. İzmir, afetlerle mücadele etmeyi tarihinin parçası haline getirmiş bir şehir… Depremle sınanmış, orman yangınlarıyla acı çekmiş, sel ve fırtınayla mücadele etmiş bir şehir… Ama hiçbir zaman çaresiz kalmadı. Çünkü İzmir, afetlere karşı bütünleşik bir yönetim anlayışıyla çalışan, güçlü bir itfaiye teşkilatına sahip. Biliyoruz ki afetler sadece anlık müdahaleyle yönetilemez. Hazırlık, eğitim, koordinasyon ve toplumun güven duygusu da bu mücadelenin parçalarıdır” dedi. </p>
<p><strong>“Onlar artık İzmir’in can güvenliği için sorumluluk üstlenen cesur itfaiyecileri”</strong></p>
<p>İtfaiye erlerinin sıkı eğitimlerden geçerek göreve hazırlandığını anımsatan İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Her tür yangına müdahale edecek, her türlü kurtarma faaliyetinde can kurtaracak şekilde yetiştirildiler.  Kurum içi 19 ve kurum dışı 5 eğitmen, mezunlarımıza mesleğin ruhunu da kazandırdı. Onlara, itfaiyeciliğin dayanışma, cesaret ve fedakârlık isteyen bir meslek olduğunu da öğrettiler. Onlar artık İzmir’in can güvenliği için sorumluluk üstlenen, gerektiğinde hayatını riske atacak kadar cesur itfaiyecilerdir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İtfaiyecilik cesaret, sabır, fedakârlık ve umut mesleğidir”</strong></p>
<p>Bir yandan afetlere müdahale ederken, bir yandan da afet yönetimi üzerine çalıştıklarına değinen Başkan Cemil Tugay, şunları söyledi: “İzmir’in dört yanındaki modern tesislerimizle, donanımlı araçlarımızla, güncel eğitimlerimizle ve simülasyon teknolojilerimizle sürekli güçleniyoruz. Çünkü itfaiye teşkilatımız, 7 gün 24 saat yaşayan ve sürekli gelişen bir güven kurumudur. Bu meslek; gecenin bir yarısı sirenle uyanmayı, alevlerin içine koşmayı, risk almayı, insan hayatını kurtarmayı gerektirir. Cesaret, sabır, fedakârlık ve umut mesleğidir. İtfaiyeci olmak demek, onur brövesini her zaman kalbinde taşımak demektir. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan ve bugün meslek yemini eden sevgili arkadaşlarım; bugün burada ettiğiniz yemin, insan hayatına ve meslek onuruna verdiğiniz sözdür. Bu sözü içtenlikle taşıyacağınıza, İzmir’e ve yurttaşlarımıza layık şekilde görev yapacağınıza yürekten inanıyorum. Her birinizi gönülden tebrik ediyor, alnınızdan öpüyorum. Sizlere emek veren ailelerinize, eğitmenlerimize, kurumumuzu güçlendiren tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”</p>
<p><strong>“Benim gözbebeğim olan mesleklerden biri itfaiyecilik”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Diliyorum canımızı yakan olaylar hiç yaşanmasın. Göreviniz hayırlı olsun. Ben belediye başkanı olarak kurumumuzda çalışan, emek harcayan, hizmet yolunda yüreğini ortaya koyan, karakterini ortaya koyan tüm arkadaşlarımın her zaman yanındayım. Benim gözbebeğim olan mesleklerden biri itfaiyecilik. Belki bugünlere kadar kendi çocuklarının, ailelerinin kahramanları oldular. Ama bugünden sonra sizler bizim, bu şehrin kahramanlarısınız. Sizin yaşayacağınız riskleri azaltmak, sahip olduğunuz imkanları arttırmak, sahip olduğunuz tüm olanakları güçlendirmek için çalışıyoruz. Sizi asla yalnız bırakmadan, mesleğinizin daha iyi koşullarda yapılması için ve hak ettiğiniz her türlü saygıyı, değeri görmeniz için her zaman yanınızda olmaya devam edeceğim.”</p>
<p><strong>Orman yangınlarına dikkat çekti</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Yaşar Korkmaz da yaz aylarında çıkan yangınlara değindi. İzmir&#8217;de ve ülke genelinde yangınların sayısının ve şiddetinin arttığını belirten Yaşar Korkmaz, “İklim krizinin tetiklediği sıcak dalgaları, kuraklık ve kuvvetli rüzgâr; kentleşmenin oluşturduğu yeni risklerle birleştiğinde yangınların yayılım hızını ve etkisini daha da arttırıyor. Bu tablo, disiplinli, bilimsel ve pratik temelli bir eğitimle yetişen itfaiye teşkilatlarının önemini her zamankinden daha görünür kılıyor” dedi.</p>
<p>İtfaiyeciliğin yalnızca beceri değil aynı zamanda karakter işi olduğunu söyleyen Korkmaz, “Disiplin, cesaret, dayanıklılık kadar; liyakat ve şeffaflık da bu mesleğin temel taşıdır. Bu teşkilatın her bir neferi, sahip olduğu görevi bilgiye, emeğe, adalete ve dürüstlüğe dayanarak taşır. Bu değerleri kendine rehber edinen her çalışan, bu şehrin güvenliğine sadece görev bilinciyle değil, aynı zamanda örnek bir duruşla katkı sunar. İyi bir itfaiyeci yalnızca sahadaki yeteneğiyle değil; sosyal çevresindeki tutumuyla, topluma karşı sorumluluğuyla ve davranışlarıyla da örnek olur.  Bu teşkilat, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde örnek gösterilmeye devam edecektir. Hep birlikte daha güvenli bir gelecek; havası, suyu, toprağı, ormanı tertemiz bir İzmir için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.  </p>
<p><strong>“Aldığımız eğitimler disiplinli olmayı, ekip ruhunu öğretti”</strong></p>
<p>Dönem birincisi İbrahim Bolat ise eğitim sürecinin hem çok zorlu hem de verimli geçtiğini belirterek, “Tüm çalışmalar boyunca sadece bedenimiz değil zihnimiz ve karakterimiz de sınandı. Bu yoğun tempoda aldığımız eğitimler bizlere disiplinli olmayı, ekip ruhunu, kriz anında soğukkanlı olmayı, en zor şartlarda bile doğru karar verebilmeyi öğretti. İzmir İtfaiyesi&#8217;nin donanım ve kabiliyetinin ne kadar yüksek olduğunu eğitim sürecimiz boyunca deneyimledik. Kullandığımız modern araçlar, güncel teknolojik ekipmanlar, gerçek olaylara en yakın şekilde tasarlanan tatbikat alanları bizlere sahada karşılaşabileceğimiz her türlü duruma hazırlıklı olma imkanı sundu” dedi.</p>
<p><strong>10 ayrı senaryoda göz dolduran tatbikatlar</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından yeni memurlar yemin etti. Ardından dönem birincisi İbrahim Bolat temsili olarak kütüğe plaketini çaktı. Ardından Başkan Tugay, yeni memurları temsilen Bolat&#8217;a sertifika verdi. İzmir İtfaiyeciler Derneği Başkanı Engin Karakoyun da Tugay&#8217;a verdiği desteklerden dolayı hediye takdim etti. Başkan Tugay, yeni memurların aldığı eğitimlere dair hazırladıkları 10 ayrı tatbikatı da izledi.</p>
<p><strong>AKOM&#8217;u ziyaret etti</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, aynı yerleşke içerisinde bulunan Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi&#8217;ni (AKOM) ziyaret etti. Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, AKOM&#8217;un çalışmaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-itfaiyecilik-cesaret-sabir-fedakarlik-ve-umut-meslegidir-594560">Başkan Tugay: İtfaiyecilik cesaret, sabır, fedakârlık ve umut mesleğidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tuvalet eğitimi sabır, sevgi ve anlayış gerektiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tuvalet-egitimi-sabir-sevgi-ve-anlayis-gerektiriyor-553849</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 09:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocuklarda tuvalet eğitiminin doğru zamanı, yöntemleri ve ebeveyn tutumlarının sürece etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuvalet-egitimi-sabir-sevgi-ve-anlayis-gerektiriyor-553849">Tuvalet eğitimi sabır, sevgi ve anlayış gerektiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocuklarda tuvalet eğitiminin doğru zamanı, yöntemleri ve ebeveyn tutumlarının sürece etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuğun fiziksel ve duygusal olarak tuvalet eğitimine hazır olması önemli! </strong></p>
<p>Çocuk gelişiminin önemli adımlarından biri olan tuvalet eğitiminin, hem çocuk hem de aile için sabır, anlayış ve sevgi gerektiren bir süreç olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Her çocuğun gelişimsel ritmi farklıdır. Bu nedenle hazır oluşa saygı duymak ve çocuğu tanımak, süreci çok daha sağlıklı kılar.” dedi.</p>
<p>Genellikle 18-36 ay arası dönemin tuvalet eğitimi için uygun olduğunu aktaran Ülkü, “Ancak bu yaş aralığı kesin bir kural değil, bir genel rehberdir. Bazı çocuklar 18 aylıkken hazır olabilirken, bazıları 3 yaşından sonra hazır hisseder. Önemli olan, çocuğun fiziksel ve duygusal olarak bu beceriye hazır olmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Eğitim sürecinde kararsız davranmak, çocuğun kafasını karıştırıyor! </strong></p>
<p>Bir çocuğun tuvalet eğitimine hazır olduğunu gösteren bazı işaretler olduğuna dikkat çeken<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bezi 2 saatten uzun süre kuru kalabiliyorsa, tuvalet yapmadan önce yüz ifadesi değişiyor, davranış farklılıkları gibi sinyaller veriyorsa, tuvaletle ilgili sözcükleri anlayıp kullanabiliyorsa, kendi basit ihtiyaçlarını ifade edebiliyorsa, kaka veya çiş yaptıktan sonra rahatsızlık hissediyorsa, alt değiştirme zamanında işbirliği yapıyorsa, bu işaretler çocuğun eğitime psikolojik olarak da hazır olabileceğini gösterir.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte ebeveynlerin sık yaptığı hatalar da olduğuna değinen Ülkü, “Çocuğun hazır olduğu bir dönemde başlanması oldukça önemlidir. Islatma durumunda azarlama, başkalarıyla kıyaslama  yapılmamalı. Eğitim sürecinde kararsız davranmak, bir başlatıp bir bırakmak çocuğun kafasını karıştırır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Eğitimi oyunlaştırmak öğrenmeyi kolaylaştırır!</strong></p>
<p>Tuvalet eğitiminde zorlanan çocuklar için önerilerde bulunan<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, şunları söyledi:</p>
<p>“Eğitim öncesi özellikle hafta sonu gibi daha sakin, evde olunan zamanlarda birkaç gün hazırlık aşaması yapılması, hem ebeveynin hem de çocuğun daha güvenli hissetmesini sağlar. Tuvalet eğitimine hafta sonu başlamak oldukça işlevseldir. Ebeveynin çocukla geçirdiği zaman artar. Çocuk için kreş, misafir, alışveriş gibi dikkat dağıtıcı dış etkenler azalır. Daha tutarlı ve kararlı bir yaklaşım geliştirme fırsatı doğar. İdeal olarak 2-3 gün boyunca çocuğun tuvalet sürecine odaklanabileceği, evde rutin bir ortamın olduğu bir dönem tercih edilmeli. Çocuklar somut öğrenir ve görselleştirilmiş geçişler onlara güven verir. Bu nedenle eğitimi oyunlaştırmak öğrenmeyi kolaylaştırır. </p>
<p>Örneğin, bez kutusu oyunu ile çocuk teşvik edilebilir. Bir sepet ya da kutunun içine çocuğun son kullanacağı bezler konur. Her bezin altına gülen yüz, çıkartmalar gibi küçük sürpriz kartlar yerleştirilir ve en alta çocuğun seçeceği renkli iç çamaşırları konur. Her tuvalet deneyiminden sonra çocuk bir bezini kutudan çıkarır. Kutuda bez kalmadığında, artık iç çamaşırlarına geçme zamanı gelmiştir. Bu geçiş oyun gibi sunulduğunda çocuklarda ‘zorunluluk’ değil, ‘başarı ve büyüme’ hissi uyandırır. Ayrıca bu süreçte çocuğa ‘artık büyüdün’, ‘bezlerini uğurlayalım mı?’ gibi cümlelerle geçişin olumlu yönleri vurgulanabilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynler sabırlı, anlayışlı ve destekleyici olmalı! </strong></p>
<p>Eğitime başlamadan birkaç gün önce bazı hazırlıklar yapılması gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Lazımlık ya da klozet adaptörü çocukla birlikte seçilebilir. Tuvalet kitapları birlikte okunabilir. Kuklalarla, oyuncaklarla tuvalete gitme oyunu oynanabilir. Tuvalet zamanında birlikte banyoya giderek, lazımlığa oturmasa da yanında bulunulması önemlidir.” dedi.</p>
<p>Bu hazırlıkların çocuğun merakını artırarak korkularını azaltacağını ve zihinsel olarak kendini bu sürece alıştırmasına yardımcı olacağını aktaran Ülkü, “Tuvalet eğitimi her çocuk için aynı hızda ilerlemez. Bazı çocuklar bu süreci kolaylıkla atlatırken, bazıları direnç gösterebilir, korkabilir veya geri adım atabilir. Böyle zamanlarda ebeveynlerin sabırlı, anlayışlı ve destekleyici olmaları kritik önemdedir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Tuvalet eğitimi bir yarış değil! </strong></p>
<p>Çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırmak için rutin oluşturmanın önemini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Günlük rutine uygun zamanlarda tuvalete gitmek çocukta alışkanlık oluşturur. Özellikle, uyanınca, yemeklerden sonra ve yatmadan önce. Bu zamanlar tuvalete oturmak için uygun anlardır. Burada amaç, ‘çişin geldi mi?’ diye sormaktan çok ‘hadi birlikte tuvalete oturalım’ gibi yönlendirmeler yapmaktır. Oturma süresi 3–5 dakikayı geçmemelidir.” dedi.</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken diğer önemli noktalara da değinen Ülkü sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Çocuklar ebeveynlerinin duygularını aynalar gibi yansıtır. Tuvalet kazaları karşısında ebeveynin öfkelenmesi ya da hayal kırıklığı göstermesi, çocukta kaygıyı artırabilir. Bunun yerine, sakin ve yapıcı bir tutum sergilemek, ‘bak ben de şimdi tuvalete gidiyorum’ gibi örnek olmak, ‘sanırım biraz korktun, bu çok normal’ gibi sözlerle duygularını anlamlandırmasına yardımcı olmak gerekir. Eğer çocuk yoğun direnç gösteriyor, kabızlık, korku, inatçılık, ağlama gibi stres belirtileri artıyorsa bir süreliğine eğitime ara verilebilir. Bu mola, hem çocuğun rahatlaması hem de ebeveynin yaklaşımını gözden geçirmesi açısından sağlıklı olabilir. Bu stratejilerin temelinde şefkatli sınırlar, çocuk merkezli bir bakış açısı ve güvene dayalı iletişim vardır. Tuvalet eğitimi bir yarış değil, çocuğun gelişimine eşlik edilen doğal bir süreçtir.”</p>
<p><strong>Yeni bir kardeşin gelişi eğitimi geriye götürebilir!</strong></p>
<p>Tuvalet eğitiminin, çocuğun özbakım becerisi kazanması açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Başarıyla tamamlanan bu süreç, özgüveni artırır, bağımsızlık duygusunu destekler ve beden farkındalığını geliştirir. Ancak baskı ve cezayla ilerleyen bir eğitim, ileride kaygı, utanç, kontrol sorunları gibi olumsuz psikolojik etkiler bırakabilir.” dedi.</p>
<p>Gece ıslatmalarına da değinen Ülkü, “Gece altını ıslatma, 5 yaşına kadar gelişimsel olarak normal kabul edilir. Bu yaşa kadar çocuğun sinir sistemi, mesane kontrolü gibi alanlarda olgunlaşma devam eder. 5 yaş sonrası devam eden durumlarda ‘enürezis’ olarak adlandırılır ve bir uzman değerlendirmesi önerilir. Yeni bir kardeşin gelişi de çocuğun regresyon yaşamasına sebep olabilir. Bu dönemde çocuk tekrar altına kaçırabilir veya beze dönmek isteyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğru zaman, çocuğun bireysel hazır oluşuna göre belirlenmeli!</strong></p>
<p>Tuvalet eğitiminin erken ya da geç başlatılmasının bazı olumsuz yönleri olabileceğinin altını çizen<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocuk henüz bedensel ya da duygusal olarak hazır değilse, inatlaşma, korku, kaçınma davranışları gelişebilir. Geç başlatıldığında ise akranlarıyla kıyaslandığında utanabilir, özgüveninde zedelenme yaşanabilir. Ayrıca sosyal ortamlarda zorlanabilir. Dolayısıyla en doğru zaman, çocuğun bireysel hazır oluşuna göre belirlenmelidir.” dedi.</p>
<p>Kreşte çocukların tuvalete gitmeye teşvik edilmesini ama asla zorlanmamaları gerektiğini vurgulayan Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öğretmenlerle ebeveynlerin iş birliği içinde olması süreci güçlendirir. Tuvalet eğitimi alan çocuklara destekleyici, anlayışlı ve yargılamayan bir tutum sergilenmeli. Tuvalet kazaları karşısında cezalandırma değil, sakinlik ve destek önemlidir. Sonuç olarak, tuvalet eğitimi çocuğun gelişiminde doğal ama hassas bir adımdır. Her çocuğun kendi hızında öğrenmeye hakkı vardır. Bu süreçte sevgi, sabır ve anlayış çok önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tuvalet-egitimi-sabir-sevgi-ve-anlayis-gerektiriyor-553849">Tuvalet eğitimi sabır, sevgi ve anlayış gerektiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
