<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rutin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/rutin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/rutin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jun 2025 11:10:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>rutin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/rutin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anne Aşı Olursa, Bebek Korunur: Gebelikte Boğmaca Aşısı Rutin Uygulamalar Arasında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-asi-olursa-bebek-korunur-gebelikte-bogmaca-asisi-rutin-uygulamalar-arasinda-546049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 11:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[boğmaca]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[korunur]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebelikte uygulanan boğmaca aşısı, bebekleri doğumdan sonra karşılaşabilecekleri ciddi enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla artık rutin bağışıklama programına dahil edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-asi-olursa-bebek-korunur-gebelikte-bogmaca-asisi-rutin-uygulamalar-arasinda-546049">Anne Aşı Olursa, Bebek Korunur: Gebelikte Boğmaca Aşısı Rutin Uygulamalar Arasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gebelikte uygulanan boğmaca aşısı, bebekleri doğumdan sonra karşılaşabilecekleri ciddi enfeksiyonlara karşı korumak amacıyla artık rutin bağışıklama programına dahil edildi. Bu yaklaşım sayesinde, bebeklerin bağışıklık sistemi henüz gelişmemişken maruz kalabilecekleri boğmaca gibi yaşamı tehdit edebilecek solunum yolu enfeksiyonlarına karşı erken koruma sağlanması hedefleniyor. Peki boğmaca neden bu kadar tehlikeli? Aşı gebeliğin hangi döneminde yapılmalı, kimlere uygulanıyor? Tüm bu soruları Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Zeynep Utkan Korun yanıtladı…</em></p>
<p>Boğmaca, tıbbi adıyla pertussis, solunum yollarını etkileyen, son derece bulaşıcı ve özellikle bebeklerde yaşam kaybına varabilen sonuçlar doğurabilen bakteriyel bir hastalık. Dünya genelinde yıllık 20-40 milyon civarı boğmaca vakası olduğunun tahmin edildiğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, “Maalesef her yıl yaklaşık 300.000 kişi (çoğu çocuk) boğmaca sebebiyle hayatını kaybetmektedir.” dedi. </p>
<p><strong>YENİDOĞANLARDA HAYATİ RİSK OLUŞTURABİLİYOR!</strong></p>
<p>En büyük riskin bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş ve aşı serilerini tamamlamamış yeni doğanlarda olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Kara, “Boğmaca, özellikle bir yaş altı bebeklerde nefes durmasına, beyin içi kanamaya, nöbetlere ve hatta yaşam kaybına yol açabilecek kadar ağır seyredebiliyor” diyerek hastalığın ciddiyetine dikkat çekti. </p>
<p><strong>“İLK HAFTALARDA SOĞUK ALGINLIĞI İLE KARIŞTIRILABİLİYOR”</strong></p>
<p>Hastalığın üç evrede ilerlediğini belirten ve özellikle ilk haftalarda soğuk algınlığıyla karıştırıldığını, bu dönemde bulaşıcılığın da en yüksek seviyede olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kara, sözlerine şöyle devam etti: “Hastalık genellikle 3 evrede seyreder ve belirtiler zamanla şiddetlenir. Hastalığın başlangıcındaki “kataral evre” yaklaşık 1-2 hafta sürmekte olup, bu evrede hastaları basit bir soğuk algınlığından ayırt etmek mümkün değildir. Hafif ateş, burun akıntısı, hafif öksürük, halsizlik, gözlerde sulanma gibi “nezle” benzeri bulgular gözlenir. Bu dönem, bulaşıcılığın en yüksek olduğu evredir.</p>
<p>Hastalığın 2.evresinde (paroksizmal evre; 2-6 hafta) klinik bulgular belirginleşir. Çocuklarda morarmanın eşlik ettiği peşpeşe öksürük, derin bir iç çekme şeklinde nefes alma ve arkasından çoğu zaman kusma gözlenir. Bu evrede öksürükler o kadar şiddetli olabilir ki, bu sırada hastada beyin içi kanama, kaburgalarda çatlaklar ve nöbet geçirme gibi şiddetli komplikasyonlar gözlenebilir. </p>
<p>Sonraki evrede (iyileşme evresi) öksürük nöbetleri azalır ama haftalarca sürebilir. Genel durum düzelir. Ancak, bu dönemde başka bir solunum yolu enfeksiyonu öksürüğü yeniden alevlendirebilir.”</p>
<p><strong>BOĞMACA BEBEKLERDE ÇOK CİDDİ SEYREDİYOR!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Kara, “Boğmaca, yoğun ve kontrol edilemeyen öksürük nöbetlerine neden olur. Bu nöbetler solunum güçlüğüne, kusmaya, bayılmaya ve hatta kaburga kırıklarına yol açabilir. Bebeklerde nefes durmasına (apne) ve ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir. Bu tablo nedeniyle hastalık çok ciddi seyreder.” Dedi. </p>
<p><strong>“KOLAYCA YAYILIR, TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN DE RİSK OLUŞTURUR”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Manolya Kara’nın verdiği bilgiye göre, boğmaca, öksürük ve hapşırıkla çok kolay yayılabiliyor ve kalabalık yerlerde hızla bulaşabiliyor. Özellikle ergenler ve genç erişkinlerin hastalığı hafif bulgularla geçirebileceğinden, çevreye kolaylıkla bulaştırabileceğine işaret eden Doç. Dr. Kara, “Bunun yanında yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hamile kadınlar için de risklidir. Toplum bağışıklığı (sürü bağışıklığı) sağlanamazsa salgınlar artabilir. Aşıyla önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, bağışıklığın zamanla azalması ve aşılanma oranlarının düşmesi nedeniyle dönem dönem salgınlar görülebilir. Aşılanmamış kişiler toplumda hastalığın yayılmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle boğmaca önlenmesi gereken, ciddi ve toplum sağlığı açısından önemli bir hastalıktır.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>“BEBEKLERİ KORUMANIN EN ETKİLİ YOLU: ANNENİN AŞILANMASI”</strong></p>
<p>Bu tablonun önüne geçmek ve toplumsal korunmaya destek olmak amacıyla atılan bu adımı değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kadın Hastalıkları, Doğum Uzmanı Dr. Zeynep Ece Utkan Korun, sözlerine şöyle devam etti: “Boğmaca aşısı çocuklara 2. aydan itibaren yapılmaya başlanıyor. Fakat bu süre zarfında bebek tamamen savunmasız durumda kalıyor. Bunun yanında anne adaylarının bağışıklığı, bebeğe doğumdan önce antikor geçişi ile koruma sağlanabiliyor. Eğer anne gebelikte Tdap aşısı olursa, vücudunda oluşan antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer ve onu doğumdan sonraki ilk aylarda korur. Bu koruma hayati önem taşır. Bu nedenle her gebelikte Tdap aşısı yapılması önerilmektedir.”</p>
<p><strong>AŞI NE ZAMAN VE KİMLERE YAPILACAK?</strong></p>
<p>Yeni uygulama kapsamında boğmaca aşısının gebeliğin 18 ile 36. haftaları arasında, tercihen 20. haftadan sonra yapılacağı bilgisini veren Uzman Dr. Utkan Korun şunları ekledi: “Daha önceki gebeliğinde bu aşıyı olmuş bir kadın, yeni gebeliğinde tekrar yaptırmalı. Çünkü bağışıklık zamanla azalacağı için aşı her gebelikte tekrarlanmalıdır.”</p>
<p>Boğmaca aşısı uygulamasının ABD, İngiltere, Kanada ve birçok Avrupa ülkesinde uzun süredir devam ettiğini hatırlatan Uzm. Dr. Korun, en çok merak edilen konulardan biri olan aşının güvenilirliği konusunda şu bilgileri aktardı: “Bu aşı inaktif, yani ölü aşıdır. Canlı mikrop içermez. Dolayısıyla gebelikte uygulanması güvenlidir. Yan etkileri genellikle hafiftir; enjeksiyon yerinde ağrı, hafif ateş ya da halsizlik gibi geçici durumlar görülebilir.”</p>
<p><strong>ANNE ADAYLARINA ÇAĞRI: AŞINIZI GECİKTİRMEYİN</strong></p>
<p>“Unutmayın, sizin bağışıklığınız, bebeğinizin ilk savunmasıdır” diyerek tüm anne adaylarını bu konuda bilinçli davranmaya davet eden Dr. Zeynep Ece Utkan Korun, sözlerini şöyle tamamladı: “Gebeliğinizin ikinci trimesterine girdiğinizde, takiplerinizi yapan hekiminizle mutlaka bu konuyu görüşün. Aşıyı Aile Sağlığı Merkezinizde veya hastanenizde ücretsiz olarak yaptırabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-asi-olursa-bebek-korunur-gebelikte-bogmaca-asisi-rutin-uygulamalar-arasinda-546049">Anne Aşı Olursa, Bebek Korunur: Gebelikte Boğmaca Aşısı Rutin Uygulamalar Arasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, kalp sağlığının korunmasında varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olmasını, 40 yaşından sonra belli aralıklarla kalp kontrollerinin yapılmasını, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını tavsiye etti.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, 8-14 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kalp sağlığını tehdit eden birçok risk var</p>
<p>Kalp sağlığı için bilinen risk faktörlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Diyabet yani halk arasındaki bilinen ismiyle şeker hastalığı, hipertansiyon, ileri kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ve kolesterol yüksekliği bilinen risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.</p>
<p>Yaş ilerledikçe risk yükseliyor</p>
<p>Kalp sağlığı açısından ne kadar çok risk faktörü varsa ve yaş ne kadar ileri ise riskin o kadar yüksek olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “İleride kalp hastalığı riskini tahmin etmek için yaş ve risk faktörlerini kullanarak geliştirilmiş skorlamalar mevcuttur” dedi.</p>
<p>40 yaşından itibaren rutin kontrol yapılmalı</p>
<p>Kalple ilgili kontrollerin önemine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Eğer daha önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörleri yoksa 40 yaşından itibaren periyodik kalp kontrolleri önerilir. Önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörü olan hastalar hekimlerinin önerdiği sıklıkta kalp kontrollerine gitmelidir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Hareketsiz ve stresli yaşam koşulları kalbi yoruyor</p>
<p>Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde modern yaşam tarzının yaygınlaşması ve bunun sonucunda fastfood ve işlenmiş gıda tüketiminin artması, hareketsiz ve stresli yaşam koşulları sayılabilir. Ayrıca bilinen kalp rahatsızlığı olan ya da kalp hastalığı için risk faktörleri olan hastalardaki tedaviye uyumsuzluk oranları da kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler arasında sayılabilir” dedi.</p>
<p>Haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürünmeli</p>
<p>Kalp sağlığının korunması için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Sağlıklı beslenmek, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapmak, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan ve stresten uzak durmak, varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olması ve risk faktörlerine göre belli aralıklarla kalp kontrol muayenesi yapılması önerilir” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir kalp için hayat tarzı değişikliği ve rutin kontroller şart</p>
<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Erken dönemde ölüme neden olmayan kalp hastalıklarında dahi ilerleyen zamanlarda hayat kalitesi ne yazık ki ciddi anlamda düşmektedir. Hayat tarzı değişikliği ve rutin kalp kontrolleri gibi alacağımız bazı önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmak, daha kaliteli ve uzun yaşamak mümkündür” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkese 6 ayda bir rutin diş kontrolü önerisi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/herkese-6-ayda-bir-rutin-dis-kontrolu-onerisi-435121</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2024 15:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayda]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[herkese]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş hekimliğinde ağız içi muayene ile sağlık sorunlarının erken teşhisi ve doğru tedavi planlaması sağlanıyor. Ağız ve diş ile ilgili problemlerin her zaman belirti vermeyebildiğini dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, “Bu nedenle 6 aylık periyotlarla rutin diş hekimi kontrolleri ve muayeneleri herkese önerilmektedir.” dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkese-6-ayda-bir-rutin-dis-kontrolu-onerisi-435121">Herkese 6 ayda bir rutin diş kontrolü önerisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diş hekimliğinde ilk muayene, tanı ve tedavi planlamasının önemi…</strong></p>
<p><strong>Diş hekimliğinde ağız içi muayene ile sağlık sorunlarının erken teşhisi ve doğru tedavi planlaması sağlanıyor. Ağız ve diş ile ilgili problemlerin her zaman belirti vermeyebildiğini dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, “Bu nedenle 6 aylık periyotlarla rutin diş hekimi kontrolleri ve muayeneleri herkese önerilmektedir.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisinden Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, ağız, diş ve çene radyolojisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hastanın iyi bir sağlık hizmeti alması</strong></p>
<p>Ağız, diş ve çene radyolojisinin hastaların ilk başvuruları sonrası gerekli radyolojik ve laboratuvar tetkikleriyle beraber tanı, teşhis ve tedavi planlamalarının yapıldığı ve ilgili bölümlere yönlendirildiği bir diş hekimliği dalı olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, “Bu bölüm hastaların ilk muayenelerinin yapıldığı yerdir. Ağız içi muayene bulguları, ciddi hastalıkların belirtisi olabiliyor. Baş boyun bölgesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, doğru tedavi yönteminin planlamasının yapılması, hastanın iyi bir sağlık hizmeti alması açısından önemli bir adım.” dedi.</p>
<p><strong>Tıbbi öykünün detaylı öğrenilmesi</strong></p>
<p>Burada muayene sırasında hastanın mevcut hastalıkları ve geçmiş hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve tıbbi öyküsünün detaylı bir şekilde öğrenildiğini ve diş hekimliği açısından risk oluşturabilecek sağlık problemleri sorgulandığını da anlatan Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, “Eğer herhangi bir sağlık problemi varsa hasta, ilgili tıbbi birime yönlendirilip doktoru ile konsültasyon yapılır.” dedi.</p>
<p><strong>Hastayı radyasyondan koruma</strong></p>
<p>Radyolojik tetkikler öncesi hastayı radyasyondan korumak adına gerekli tedbirlerin alındığını da dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, “Kurşun önlük ve tiroit koruyucu yakalık gibi tedbirlerle hastalar radyasyondan en iyi şekilde korunur. Radyolojik tetkiklerle beraber implant planlamaları, çürüklerin tespiti, periodontal hastalıklara bağlı kemik kayıplarının tespiti, ortodontik tedavi öncesi çene içlerinin belirlenmesi, bir ağrıya neden olan lezyonun hangi dişten kaynaklandığı gibi birçok alanda hastaya özel tanı konulması yapılır.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız ve diş ile ilgili problemler her zaman belirti vermeyebiliyor</strong></p>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Baki Meşe, ağız ve diş ile ilgili problemlerin her zaman belirti vermeyebildiğini de dile getirerek, “Bu nedenle 6 aylık periyotlarla rutin diş hekimi kontrolleri ve muayeneleri herkese önerilmektedir.” sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkese-6-ayda-bir-rutin-dis-kontrolu-onerisi-435121">Herkese 6 ayda bir rutin diş kontrolü önerisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[tetkiklerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand böbrek kistlerinin yol açabileceği risk faktörlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861">Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Dr. Aresh Soudmand böbrek kistlerinin yol açabileceği risk faktörlerini anlattı. Böbrek kistlerinin türüne bağlı olarak hiçbir belirti vermeden de oluşabileceğini ileten Uzm. Dr. Aresh Soudmand, &#8220;Her insanda görüldüğü belirtilse de böbrek kistleri gözden kaçırılmaması ve doktor kontrolünde takibi gerekebilen kistlerdir” diye konuştu. </p>
<p><strong>DOKTOR KONTROLÜNDE TAKİP EDİLMELİ</strong></p>
<p>Böbrek kistleri böbreğin dış katmanında oluşan ve içi sıvı dolu keseciklerdir. Genellikle basit kistler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Çok nadir de olsa kanserleşme ihtimalleri mevcuttur. Böbrek kistlerinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Böbreğin yüzey tabakasının incelmesi sonucu bir kese oluştuğu görüşü ileri sürülmektedir. Bir insanın hayatında yaptığı, böbrek kistlerine neden olabilecek hiçbir şey yoktur. Hiçbir yaşam tarzı davranışı, çevresel maruziyet veya diyet böbrek kistleri ile ilişkilendirilmemiştir. Basit kistler hem erişkin hem de çocuklarda görülebilen lezyonlardır. Genellikle tek böbrekte bir adet oluşur ancak bazen polikistik böbrek hastalığı gibi durumlarda her iki böbrekte çok sayıda lezyon olarak da görülebilir.</p>
<p><strong>50 YAŞIN ÜZERİNDE GÖRÜLME SIKLIĞI YÜKSEK</strong></p>
<p>Basit böbrek kistleri polikistik böbrek hastalığında görülen kistlerden farklıdır. Çoğu zaman hastada hiçbir şikâyete neden olmazlar ve hiçbir belirti vermezler. İlerleyen yaşlarda daha sık görülen basit kistler, ultrasonografi ve radyolojik değerlendirmeler neticesinde fark edilebilir. Hastalar kistlerinin varlığından bilgisayarlı tomografi veya MR sonrasında da tesadüfi olarak haberdar olabilirler. Genellikle kansere dönüşmediğinden ve içleri sıvı dolu olduğundan dolayı bu kistler “basit böbrek kistleri” olarak bilinirler. Az sayıda ve iyi huylu olan kistler toplumda sıklıkla rastlanan bir durum iken her iki böbrekte ve çok sayıda karşılaşılan kistler böbrek yetmezliğine kadar sonuçları olan kistlerdir. Böbrek kistlerinin görülme oranları yaşlanma ile birlikte giderek artmaktadır. Bu lezyonlar 50 yaş üstü erkek ve kadınlarda %50 oranında görülmektedir.</p>
<p><strong>ERKEKLERDE DAHA SIK RASTLANIYOR</strong></p>
<p>Ortaya çıkma nedeni tam olarak bilinmese de böbrek kistlerine daha sık rastlanmasına neden olan bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Yaşlanmaya bağlı olarak daha sık görülebildiği bilinen böbrek kistleri ayrıca hipertansiyon hastalarında, böbrek fonksiyon bozukluğu hastalarında ve böbrek taşı hastalarında diğer bireylere oranla daha sık görülür. Cinsiyete bağlı risk faktörleri ele alındığında erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla daha yüksektir.</p>
<p> </p>
<p> Böbrek kistlerinin 2 tipi vardır: </p>
<p> </p>
<ul>
<li>Basit böbrek kistleri: Basit böbrek kistleri insan böbreğinde bulunan en yaygın lezyonlardır. Yaşla birlikte görülme oranları giderek artmaktadır. Genellikle hiçbir belirti vermezler. Böbreğe ciddi bir zarar vermezler, ancak büyük boyutlu lezyonlarda tedavi gerekebilmektedir.  Genellikle tek bir böbrekte görülürler, bazen her iki böbrekte birden fazla sayıda da görülebilirler. Basit kistlerin tanısı radyolojik incelemeler sırasında rastlantısal olarak konulmaktadır. Kistler daha çok ultrasonografi ile tespit edilir.</li>
<li> </li>
<li>Polikistik böbrek hastalığı: Genetik geçişlidir. Her iki böbrekte yer alan çok sayıda kistle kendini gösteren, karaciğer, pankreas gibi diğer organlarda da kistlere neden olabilecek genetik geçişli bir hastalıktır. </li>
</ul>
<p>Böbrek kistleri küçük boyutlarda iken herhangi bir belirtiye neden olmazlar, ancak büyüdükleri zaman hastalarda bazı şikayetlere neden olabilirler. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Karında elle hissedilen kitle</li>
<li>Yan ve sırtta ağrı </li>
<li>Böbrek ağrısı (genellikle baskıya ve kanamaya bağlı oluşmaktadır)</li>
<li>Tansiyon yüksekliği</li>
<li>İdrarda kanama</li>
<li>Ateş</li>
<li>Sık idrara çıkma</li>
<li>İdrarda koyulaşma</li>
</ul>
<p><strong>RADYOLOJİK TETKİKLERLE KANSER ERKEN EVREDE SAPTANABİLİR</strong></p>
<p>Böbrek kistlerinde tedavi yöntemine kistin sayısı, boyutu ve hastada hangi şikayetlere neden olduğu değerlendirilerek karar verilmektedir. Kistin içinin iğne ile boşaltılması, kist duvarını yapıştıracak maddenin ultrason eşliğinde kist içerisine enjekte edilmesi yoluyla kistin inaktif edilmesi ve cerrahi yöntem ile kistin vücuttan alınması gibi yöntemler uygulanabilmektedir. Sizin için hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna karar vermesi gereken kişi takibinizi yapan hekiminizdir. Böbrek kistleri her zaman zararlı değildir.  Ancak radyolojik tetkiklerde kanserleşme riski açısından şüpheli bulgular mevcut ise hastanın kanser ihtimali mutlaka araştırılmalıdır. Rutin kontrol ve radyolojik tetkikler kanser ihtimalinde erken evrede tedaviye başlanması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagliginizi-rutin-tetkiklerle-koruyabilirsiniz-374861">Böbrek Sağlığınızı Rutin Tetkiklerle Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş sağlıklı oruç tutmakla ilgili uyarılarda bulundu: &#8220;Rutin Çalışıyor da Olsanız Sahuru Vaktinde Yapın&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fitoterapi-uzmani-dr-umit-aktas-saglikli-oruc-tutmakla-ilgili-uyarilarda-bulundu-rutin-calisiyor-da-olsaniz-sahuru-vaktinde-yapin-360383</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 10:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[fitoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[olsanız]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahuru]]></category>
		<category><![CDATA[tutmakla]]></category>
		<category><![CDATA[ümit]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılarda]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[vaktinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayında ideal beslenme modeli nasıl olmalı sorusuna yanıt verirken, açlıkla geçen uzun saatlerin ardından yanlış beslenmenin aniden artan kan şekeri, baş ağrısı, halsizlik, hazımsızlık, kalp krizi gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayarak sağlıklı oruç tutma kılavuzunu paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fitoterapi-uzmani-dr-umit-aktas-saglikli-oruc-tutmakla-ilgili-uyarilarda-bulundu-rutin-calisiyor-da-olsaniz-sahuru-vaktinde-yapin-360383">Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş sağlıklı oruç tutmakla ilgili uyarılarda bulundu: &#8220;Rutin Çalışıyor da Olsanız Sahuru Vaktinde Yapın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayında ideal beslenme modeli nasıl olmalı sorusuna yanıt verirken, açlıkla geçen uzun saatlerin ardından yanlış beslenmenin aniden artan kan şekeri, baş ağrısı, halsizlik, hazımsızlık, kalp krizi gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayarak sağlıklı oruç tutma kılavuzunu paylaştı. Önemli uyarılarda bulunan Dr. Ümit Aktaş, sabah 9 akşam 6 çalışırken de vaktinde sahur yapılması gerektiğine özellikle dikkat çekti. </strong></p>
<p>Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayı için sunduğu sağlıklı oruç tutma kılavuzunda; iftarda 20 dakika kuralı, sahurun gerekliliğinin nedenleri, çorbaların ve bitki çaylarının önemi gibi birçok detayı dile getirdi. Tüm gün süren bir açlığın ardından yanlış, hızlı ve ağır beslenmenin, sağlığı tehlikeye atmak anlamına geleceğini belirten Dr. Ümit Aktaş, “Orucun özellikle ilk günlerinde kan şekeri dibe vuracağından zorluk yaşayabilirsiniz. Ramazan’da hazımsızlık, yüksek tansiyon ve kalp krizi vakalarına çok rastlanır. Bu nedenle sağlığınızı gözetecek beslenme modeli uygulamalısınız. Ayrıca sahur yapmadan olmaz, modern çağda sabah 9 akşam 6 çalışırken de sahur mümkün” diyerek önerilerini paylaştı.</p>
<p><strong>Sağlıklı Bir Oruç İçin Bunlara Dikkat!</strong></p>
<p>Orucun ilk günleri zorlu geçebilir. Sonuçta metabolizmanızın alışmış olduğu düzen değişecek, açlıkla geçen uzun saatlerde kan şekeriniz dibe vuracaktır. Bu değişiklik kendini baş ağrıları, hâlsizlik gibi semptomlarla gösterebilir. Ancak aşağıda ana hatlarını vereceğim bir beslenme modeli ile bu belirtiler kısa sürede geçecektir.</p>
<ul>
<li><strong>İftar sofrasında neler olmalı? </strong>Unutmayın abartılı ziyafet sofralarının sonu acilde biter!<strong> </strong>Ramazan’da hazımsızlık, yüksek tansiyon ve kalp krizi vakalarına çok rastlanır. Bunun nedeni çok açık. Tüm gün yemek yemeyip akşamları bir anda sisteme yüklenirseniz kendinizi bir hastanenin acil servisinde bulma ihtimaliniz de ciddi oranda artar. İdeal bir iftar menüsü çorba, et, balık ya da tavuk, zeytinyağlı bir sebze yemeği, ev yoğurdu veya ev turşusu ve mevsim salatasından oluşmalı. Kan şekerinizin dengeli seyretmesi için tüm buğday ürünlerinden, glisemik indeksi yüksek olan pilavdan ve tabii ki tüm tatlılardan uzak durun.</li>
<li><strong>Çorbasız olmaz: </strong>Geleneksel olarak oruç çorbayla açılır. Böylece mideye fazla yüklenmeden, besleyici, bol su içeren bir yiyecekle iftar yapmış olursunuz. Unla meyane edilmiş çorbalardan kaçının. İşkembe çorbası,<strong> </strong>kelle paça çorbası, kemik suyuna yapılmış sebze çorbaları orucunuzu açmak için harika seçeneklerdir. Ama özellikle Ramazan ayında bamya çorbasının (ve her türlü bamya yemeğinin) yeri ayrıdır. Bamya içindeki müsilaj denen bir madde ile mide ve bağırsak duvarını adeta koruyucu bir sıva gibi kaplayarak iftar sonrası hazımsızlık problemini önler, sindirim sorunlarının önüne geçer.</li>
<li><strong>20 dakika kuralını atlamayın: </strong>İftarınızı açtınız, çorbanızı içtiniz ana yemeğe geçinceye kadar 20 dakika beklemelisiniz. İftar veren restoranların bile buna dikkat etmesi gerekir. O 20 dakikalık molayı vermezsiniz kan şekeriniz fırlar ve beyniniz size daha çok yemeniz için emir verir. Yine bu molayı vermezseniz sindirim sorunları yaşar, mide spazmları geçirir, hatta hastanelik bile olabilirsiniz.</li>
<li><strong>Dengeli su tüketimi önemli: </strong>Gün boyu fazla susamadan sıcak yaz günlerini atlatmanın yolu dengeli su içmekten geçiyor. Bir anda çok su içerseniz, o su böbrekler tarafından aynı hızla vücuttan atılır.  İdeali iftardan imsak vaktine kadar her yarım saatte bir, bir bardak su içmektir.</li>
<li><strong>Sahur yapmadan olmaz: </strong>Eğer çalışmıyorsanız tavsiyem sahura kadar uyumamanız. Sahurunuzu yapıp namazınızı kılıp sonra uyuyabilirsiniz. Peki, sahurda beslenme nasıl olmalı? Yumurta harika bir yiyecektir. Özellikle bol tereyağıyla pişirirseniz saatlerce tok tutar. Kavurma ya da geleneksel yöntemlerle yapılmış sucukla hazırlanmış yumurta da iyi bir kombinasyon. Yanına bir de mevsim salatası eklerseniz kan şekeriniz saatlerce dengeli seyreder ve ertesi günü rahat geçirirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Çalışanlar Sahur İçin Ne Hazırlayabilir?</strong></p>
<p>Rutin çalışanlar sahur yapmamayı, sahura kalkmak yerine bu vakti uyuyarak geçirmeyi tercih ediyor ki bunu yapmamak gerekiyor. Sahura kalkmadan oruç tutarsanız ertesi gün işinize, gücünüze odaklanamaz, tüm günü açlık ataklarıyla boğuşarak geçirirsiniz. Hâl böyle olunca da iftarda yemeklere saldırmanız kaçınılmaz olur. Yani, ben yiyip yatayım dememeli, muhakkak surette sahur yapmaya çalışmalısınız. Hemen bir not düşelim: Börekler, çörekle, pideyle sahur yaparsanız sabah kalktığınızda kanınızda çok miktarda insülin olur ve gün boyu çok acıkırsınız.</p>
<p>Peki, gece yatmadan hazırlayıp, uykunuzu fazla bölmeden yiyebileceğiniz sağlıklı sahur seçenekleri neler?</p>
<ul>
<li>Omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir kaynak olan badem, ceviz ya da fındık gibi kuruyemişleri kabaca dövüp ev yoğurdunun içine ekleyip, karışımı gece yatmadan önce hazırlayıp sahurda yiyebilirsiniz.</li>
<li>İki yumurta haşlayıp dörde bölün. Bol sızma zeytinyağlı bir mevsim salatasının içine ekleyip sahurda yemek üzere hazır edin.</li>
<li>Yeşil mercimek, nohut ve kuru fasulyeyle hazırlanmış salatalar harika birer sahur yemeğidir. Akşamdan haşlayıp maydanoz, dereotu ve bol sızma zeytinyağı ile salata haline getirin. Hatta Ramazan ayı boyunca dolabınızda hep haşlanmış yeşil mercimek, nohut ve kuru fasulye bulunsun. Bunları salatalara ekleyerek iftarda da tüketebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Ramazan Dostu 5 Bitki Çayları </strong></p>
<p>Bu ay boyunca çay ve kahve tüketiminizi sınırlamaya çalışın. Çünkü her ikisi de vücuttan su atılmasına neden olur. Çay, kahve yerine aşağıdaki bitki çaylarını tercih edin.</p>
<ol>
<li><strong>Ihlamur çayı:</strong> Sadece soğuk algınlığı ile ilişkilendirdiğimiz ıhlamur, aynı zamanda harika bir mide bağırsak dostudur. Susuzluğu gidermeye de yardımcı olur.</li>
<li><strong>Kimyon çayı: </strong>Mideyi rahatlatır, hazımsızlık ve gaz problemine iyi gelir.</li>
<li><strong>Lavanta çayı: </strong>Susuzluğu gidermek için<strong> </strong>birebirdir.</li>
<li><strong>Nane çayı: </strong>Sindirim sorunlarına karşı doğal bir ilaç olan nane çayı hazırlarken bahçe nanesi denen türü tercih edin. Bu, şifalı özellikleri olan tıbbi nanedir.</li>
<li><strong>Papatya çayı: </strong>İftardan sonra sindirim sorunları yaşayanlara tavsiye ederim. Ancak kullandığınız papatyanın Alman papatyası olmasına dikkat edin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fitoterapi-uzmani-dr-umit-aktas-saglikli-oruc-tutmakla-ilgili-uyarilarda-bulundu-rutin-calisiyor-da-olsaniz-sahuru-vaktinde-yapin-360383">Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş sağlıklı oruç tutmakla ilgili uyarılarda bulundu: &#8220;Rutin Çalışıyor da Olsanız Sahuru Vaktinde Yapın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
