<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ruh | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ruh/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ruh</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ruh | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ruh</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değerli]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837">Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretleri, aidiyet ve bağlılığı güçlendiriyor!</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinin bireylerin aidiyet ve bağlılık duygularını güçlendiren önemli sosyal ritüellerden biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle Ramazan Bayramı gibi kültürel ve dini bayramlarda yapılan ziyaretler, bireylerin sosyal destek ağlarını canlı tutmasına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Aile büyüklerini ziyaret etmenin bireylerde bazı duyguları tetikleyebileceğini aktaran Tunçel, “Kişi kendisini bir ailenin ve geçmişin parçası olarak hisseder bu da Aidiyet ve köklenme duygusunu açığa çıkarır. Büyüklerin yaşam deneyimlerini görmek bireyde takdir, minnettarlık ve saygı duygularını artırır. Tanıdık aile ortamı stresin azalmasına katkı sağlar, güven ve duygusal rahatlama hissedilir. Çocukluk anıları ve ortak ritüeller olumlu duyguları güçlendirir, mutluluk artar. Bu tür sosyal temaslar, psikolojide ‘koruyucu faktör’ olarak adlandırdığımız unsurlar arasında yer alır ve kişinin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretleri, yaşlılara hâlâ değerli olduklarını hissettirir!</strong></p>
<p>Yaşlı bireyler için bayram ziyaretlerinin çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim olduğuna değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaş ilerledikçe sosyal çevre daralabilir ve birey kendini toplumdan kopmuş hissedebilir. Bayram ziyaretleri ise yaşlı bireylere ‘sen hâlâ ailenin merkezindesin ve değerlisin’ mesajı verir.” dedi. </p>
<p>Bu ziyaretlerin yaşlı bireyler için önemli olduğuna vurgu yapan Tunçel, “Değerli ve hatırlanmış hissetmelerini sağlar, yaşam deneyimlerini aktarma fırsatı sunar, yalnızlık ve izolasyon duygularını azaltır, yaşam doyumlarını artırabilir. Klinik gözlemler, düzenli sosyal temasın yaşlı bireylerde depresif duygulanımı azaltabildiğini ve genel psikolojik dayanıklılığı desteklediğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Aile büyükleriyle vakit geçirmek, çocukların duygusal gelişimi için çok değerli</strong></p>
<p>Çocuklar ve gençler için de aile büyükleriyle vakit geçirmenin, duygusal gelişim ve kimlik oluşumu açısından oldukça değerli olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte çocuklar; kuşaklar arası bağ kurmayı öğrenirler, empati ve saygı gibi sosyal beceriler geliştirirler, aile hikâyeleri aracılığıyla kimlik ve aidiyet duygusu kazanırlar, sabır, hoşgörü ve farklı yaşam deneyimlerini anlamayı öğrenirler. Ayrıca büyükanne ve büyükbabalar genellikle çocuklara koşulsuz kabul ve sıcaklık sunan figürler olabilir. Bu da çocukların duygusal güvenlik hissini güçlendirebilir.”</p>
<p><strong>Dijital iletişim, yüz yüze etkileşimin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir araç!</strong></p>
<p>Görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi dijital iletişim araçlarının özellikle mesafe nedeniyle ziyaretlerin mümkün olmadığı durumlarda çok değerli bir alternatif olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak psikolojik açıdan yüz yüze etkileşimin bazı benzersiz yönleri vardır.” dedi.</p>
<p>Yüz yüze iletişimde beden dili, sarılma, el öpme gibi dokunsal temas, ortak fiziksel ortam<strong> </strong>gibi unsurlar bulunduğunu ve bunların duygusal bağın güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Tuncel, bu nedenle dijital iletişimin tam bir ‘yerine geçme’ değil, daha çok ‘tamamlayıcı bir araç’ olarak değerlendirilebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Anlamlı ilişkiler ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biri!</strong></p>
<p>Aile bağlarını güçlendiren bayram ritüellerinin, bazı terapi yaklaşımlarının günlük hayatta uygulanmasını destekleyebileceğini de dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Minnettarlık ve takdir duygularını ifade etmek pozitif psikoloji yaklaşımı, kuşaklar arası iletişimi güçlendirmek aile terapisi perspektifi, güvenli ilişkiler kurmayı pekiştirmek bağlanma temelli yaklaşımlar ve aileyle geçirilen anın değerini fark etmek mindfulness (farkındalık) yaklaşımlarını destekleyebilir. </p>
<p>Kişinin anlamlı ilişkiler kurması ve sürdürmesi, ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biridir. Bayram ziyaretleri de bu ilişkileri canlı tutan önemli sosyal ve kültürel pratikler arasında yer alır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-ruh-sagligini-guclendiriyor-620837">Bayram ziyaretleri ruh sağlığını güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Karataş Söyleşisi, Zeytinburnu Kültür Sanat&#8217;ta Gerçekleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mustafa-karatas-soylesisi-zeytinburnu-kultur-sanatta-gerceklesti-619846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[karataş]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Nefs]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinburnu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan coşkusu Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yaşanmaya devam ediyor. Söyleşiler, konserler ve çocuklar için hazırlanan özel etkinliklerle Ramazan atmosferi Zeytinburnu’nda hissediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mustafa-karatas-soylesisi-zeytinburnu-kultur-sanatta-gerceklesti-619846">Mustafa Karataş Söyleşisi, Zeytinburnu Kültür Sanat&#8217;ta Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>Ramazan coşkusu Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yaşanmaya devam ediyor. Söyleşiler, konserler ve çocuklar için hazırlanan özel etkinliklerle Ramazan atmosferi Zeytinburnu’nda hissediliyor. 7 Mart Cumartesi akşamı saat 21.30’da Mustafa Karataş, Zeytinburnu’nda Ramazan iklimini yansıtan bir sohbet gerçekleştirdi. </b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mustafa Karataş, Ramazan etkinlikleri kapsamında Zeytinburnu Kültür Sanat’ın konuğu oldu. 7 Mart Cumartesi akşamı saat 21.30’da gerçekleştirilen söyleşi öncesinde Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy bir selamlama konuşması yaptı. Söyleşi, Zeytinburnu halkı tarafından yoğun ilgi gördü. </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Nefsi temizlediğimiz zaman ruh, bizi melekleştirir.”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mustafa Karataş; orucun ve nefsi temizlemenin önemine vurgu yaptı:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Ruh iyiyi, güzeli sever. Nefsi temizlediğimiz zaman ruh bizi melekleştirir. Nefsi kirlettiğimi zaman ruhu kirletiriz, bizi şeytanlaştırır. Ve bizi günahtan günaha sürükler. Ruhun terbiyesi de nefs terbiyesi gibi gıda almakla mümkündür. Oruç, namaz, zikir, tefekkür ruhu terbiye eder. Ruhun en çok dinlendiği, rahat olduğu zaman bedenin baskısından kurtulduğu zamandır. Oruçlu olduğumuz zamanlarda ve sabaha karşı vücudun dinlendiği zamanlarda ruhun hareket kabiliyeti artar.”  </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Ruh, zamana sığmaz.”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mustafa Karataş, ruh ve zaman kavramlarına dair bazı yorumlarda bulundu:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Allah için bütün zamanlar şimdiki bir nokta olduğuna göre Allah tarafından gönderilen ruh için de zaman söz konusu değildir. Ruh, zaman sığmaz. Rüya bunun ispatıdır. İnsan ruhu ispat ettiğinde ahireti ispat eder. Zamanı çözdüğünde Allah’ın varlığını ispatlamış olur. Ama henüz böyle bir güç yok. Bu da imtihan gereğidir. Her şey ayan beyan ortaya konsa, cennet cehennem bize gösterilse imtihanın bir anlamı kalmaz. Gayba inanmamız Allah katında değerlidir.”</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mustafa-karatas-soylesisi-zeytinburnu-kultur-sanatta-gerceklesti-619846">Mustafa Karataş Söyleşisi, Zeytinburnu Kültür Sanat&#8217;ta Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bazı kullanıcılar &#8216;yapay zeka psikozu&#8217; riski altında olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bazi-kullanicilar-yapay-zeka-psikozu-riski-altinda-olabilir-618919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilerde]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[psikozu]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, yapay zekâ sohbet robotlarının yaygın kullanımı, olası psikolojik etkileri, riskli gruplar ve güvenli kullanımına dair bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bazi-kullanicilar-yapay-zeka-psikozu-riski-altinda-olabilir-618919">Bazı kullanıcılar &#8216;yapay zeka psikozu&#8217; riski altında olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, yapay zekâ sohbet robotlarının yaygın kullanımı, olası psikolojik etkileri, riskli gruplar ve güvenli kullanımına dair bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Yoğun sohbet robotu kullanımı bazı kişilerde ruhsal belirtileri etkileyebilir mi?</strong></p>
<p>Son yıllarda yapay zekâ teknolojilerinin günlük hayatın önemli bir parçası hâline geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle ‘sohbet robotları’ olarak adlandırılan ve kullanıcılarla yazılı veya sözlü iletişim kurabilen sistemler, milyonlarca insan tarafından bilgi edinmek, sohbet etmek veya duygusal destek almak amacıyla kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Sohbet robotlarının; insanların yazdığı metinleri analiz ederek olası cevaplar üreten yazılım sistemleri olduğunu ve günümüzde çok gelişmiş dil modellerine dayandığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Özellikle son yıllarda klinisyenler ve araştırmacılar, yoğun sohbet robotu kullanımının bazı kişilerde ruhsal belirtileri etkileyip etkileyemeyeceğini tartışmaya başladı. 2023 yılında bazı araştırmacılar, sohbet robotu kullanımının psikotik belirtilerle ilişkili olabileceğini ifade ederek ‘yapay zekâ psikozu’ kavramını gündeme getirdi. Ancak bu kavram henüz resmi bir psikiyatrik tanı değil ve bu konuda kesin bilimsel veriler oldukça sınırlı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sohbet robotu kullanmak tek başına ruhsal hastalığa yol açmaz!</strong></p>
<p>Bugün yapay zekâ sistemlerinin dünya genelinde çok büyük bir kullanıcı kitlesine ulaştığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bazı araştırmalar, özellikle genç yetişkinlerin önemli bir kısmının ruh sağlığıyla ilgili sorular için yapay zekâ sistemlerine başvurduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bununla birlikte, uzmanların önemli bir noktaya dikkat çektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, şunları söyledi:</p>
<p>“Sohbet robotu kullanmak tek başına ruhsal hastalığa yol açmaz. Bugüne kadar yapay zekânın doğrudan psikoz başlattığını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar bulunmamakta. Mevcut bilgiler daha çok vaka raporları, klinisyen gözlemleri ve medya haberlerinden elde edilmekte.</p>
<p>Ancak bazı vakalarda yoğun ve uzun süreli kullanımın mevcut psikiyatrik hassasiyetleri etkileyebileceği düşünülmekte. Örneğin bazı klinisyenler, günler boyunca çok yoğun yapay zekâ sohbeti yapan kişilerde sanrısal düşünceler veya gerçeklik algısında bozulma gibi belirtilerin arttığını bildirmiştir.”</p>
<p><strong>Bazı kullanıcılar sistemi insan gibi algılayıp ona bilinç atfedebilir!</strong></p>
<p>Sohbet robotlarının insan gibi düşünmediğini veya bilinç sahibi olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu sistemler yalnızca büyük veri kümelerinden öğrendikleri dil kalıplarına dayanarak istatistiksel olarak en olası cevabı üretirler. Yani kullanıcıya doğru ya da yanlış olduğuna bakmadan, konuşmayı sürdürmeye en uygun yanıtı vermeye çalışırlar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun bazı problemlere neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Çünkü sohbet robotları çoğu zaman kullanıcıya karşı çıkmak yerine onu onaylayan cevaplar verebilir. Araştırmalar, bazı yapay zekâ modellerinin kullanıcı davranışlarını insanlarınkinden daha sık onayladığını gösteriyor. Ayrıca yapay zekâ sistemlerinin konuşma tarzı oldukça akıcı ve insan benzeridir. Bu durum bazı kullanıcıların sistemi bir insan gibi algılamasına, hatta ona özel bir bilgi veya bilinç atfetmesine neden olabilir. Psikolojide buna antropomorfizm, yani insan özelliklerinin cansız varlıklara atfedilmesi denir.</p>
<p>Uzun ve kesintisiz sohbetler de başka bir sorun yaratabilir. Araştırmalar, uzun süreli etkileşimlerde bazı yapay zekâ modellerinin tutarsız veya hatalı cevaplar verme eğiliminin arttığını gösteriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bazı kişilerde daha dikkatli olunmalı!</strong></p>
<p>Genel nüfus için sohbet robotu kullanımının çoğu zaman güvenli kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Ancak bazı kişilerde daha dikkatli olunması gerekir.” dedi.</p>
<p>Özellikle bazı grupların daha hassas olabileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Psikotik bozukluklara yatkın kişiler, yoğun sosyal izolasyon yaşayan bireyler, duygusal destek ihtiyacı yüksek olan kişiler, uzun süre ve yoğun biçimde yapay zekâ ile sohbet eden kullanıcılar risk altında sayılabilir. Bu kişilerde yapay zekâ ile kurulan ilişki bazen gerçek sosyal ilişkilerin yerini alabilir veya mevcut düşünce kalıplarını güçlendirebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>“Yapay zekâ sistemleri psikiyatrist veya psikologların yerini tutamaz!”</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojilerinin tamamen zararlı olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Aksine, doğru tasarlanmış ve sınırları belirlenmiş sistemlerin ruh sağlığı alanında faydalı olabileceğini gösteren çalışmalar da bulunmakta. Bazı klinik araştırmalar, yapılandırılmış sohbet robotlarının depresyon ve anksiyete belirtilerinde iyileşme sağlayabildiğini gösteriyor.” dedi. </p>
<p>Ancak bu teknolojileri kullanırken bazı temel noktaların unutulmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay zekâ bir insan değildir.<strong> </strong>Bu sistemler düşünmez, hissetmez ve profesyonel klinik değerlendirme yapamaz. Ruh sağlığı sorunlarında profesyonel destek esastır.<strong> </strong>Yapay zekâ sistemleri psikiyatrist veya psikologların yerini tutamaz. Kullanım süresine dikkat edilmelidir.<strong> </strong>Uzun ve yoğun sohbetler gerçek sosyal ilişkilerin yerini almamalıdır. Gerçek ilişkiler korunmalıdır.<strong> </strong>Aile, arkadaş ve profesyonel destek ağları ruh sağlığı için temel unsurlardır. Şüpheli belirtiler ortaya çıkarsa yardım alınmalıdır.<strong> </strong>Gerçeklik algısında bozulma, sosyal hayattan uzaklaşma veya yoğun yapay zekâ bağımlılığı gibi durumlarda bir uzmana başvurmak önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bazi-kullanicilar-yapay-zeka-psikozu-riski-altinda-olabilir-618919">Bazı kullanıcılar &#8216;yapay zeka psikozu&#8217; riski altında olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıya]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalabalık şehirler, yoğun bir hayat temposu, hiç susmayan telefonlar… Ancak günün sonunda milyonlarca insan, kimseye anlatamadığı bir duyguyla baş başa kalıyor: Yalnızlık…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832">Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalabalık şehirler, yoğun bir hayat temposu, hiç susmayan telefonlar… Ancak günün sonunda milyonlarca insan, kimseye anlatamadığı bir duyguyla baş başa kalıyor: Yalnızlık…</p>
<p>Uzmanlara göre bu tablo artık bireysel bir ruh haliyle açıklanamaz durumda. Dünya, bilimsel literatürde “Yalnızlık Salgını” <em>(Loneliness Epidemic)</em> olarak tanımlanan, sessiz ama etkisi çok derin bir salgınla karşı karşıya.</p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan uluslararası araştırmalar, yalnızlığın kişisel bir mesele olmaktan çıkıp küresel bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bugün dünya genelinde her altı kişiden biri kronik yalnızlık yaşıyor.</p>
<p>Uzmanlar, yalnızlığın sigara kullanımı, obezite ve hareketsizlik kadar ciddi bir ölüm riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 tarihli raporuna göre yalnızlık ve sosyal izolasyon, dünya genelinde yılda yaklaşık 871 bin ölüme katkıda bulunuyor. Bu da saatte ortalama 100 ölümün, doğrudan ya da dolaylı olarak yalnızlıkla ilişkili olduğu anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Yalnızlık Sadece Ruhu Değil, Bedeni de Hasta Ediyor</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın klinik etkilerinin artık görmezden gelinemeyecek düzeyde olduğunu vurguluyor:</p>
<p>“Son iki yılda yayımlanan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, yalnızlığın yalnızca ruhsal bir durum olmadığını açıkça gösteriyor. Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor; kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor.”</p>
<p>2025–2026 döneminde yayımlanan bilimsel araştırmalara göre yalnız bireylerde demans riski yaklaşık yüzde 50, kalp hastalığı riski yüzde 29, inme riski yüzde 32 oranında artıyor. Erken ölüm riski de yalnız yaşayan ve kendini yalnız hisseden bireylerde belirgin biçimde yükseliyor.</p>
<p><strong>Gençler Kalabalıklar İçinde Yalnız</strong></p>
<p>Yalnızlık denince akla genellikle yaşlılar gelse de, son veriler asıl risk grubunun gençler olduğunu gösteriyor. Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat, bu tabloyu “Modern Yalnızlık Paradoksu” olarak tanımlıyor:</p>
<p>“Gençler sürekli çevrim içi, sürekli bağlantıda. Ama bu bağlantılar derinlik taşımıyor. Araştırmalar, 18–25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60’a ulaştığını gösteriyor. Bu, ‘kimsem yok’ yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik.”</p>
<p>Sosyal medyanın yoğun kullanımı ve yüz yüze temasın azalması gibi nedenler, bu duygunun gençler arasında daha da derinleşmesine yol açıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de Tablo Farklı Değil</strong></p>
<p>TÜİK’in 2026 verilerine göre, tek kişilik hane sayısı 5,5 milyonu aşmış durumda. Son on yılda yalnız yaşayanların sayısındaki artış yüzde 60’ın üzerinde. En yüksek oranlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülüyor.</p>
<p>Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu’na göre bu artış, toplumsal dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu:</p>
<p>“Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor.”</p>
<p><strong>Yapay Zeka ve Sosyal Medyanın Etkisi</strong></p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında yalnızlıkla mücadelede yapay zeka destekli sohbet uygulamaları ve dijital yoldaşlar hızla yaygınlaştı. Bazı çalışmalar bu araçların kısa vadede yalnızlık hissini azalttığını gösterse de, uzmanlar temkinli.</p>
<p>Doç. Dr. Berke Kırıkkanat bu noktada uyarıyor: “Yapay zeka kişiye ‘duyulma’ hissi verebiliyor. Ancak bu, gerçek ilişkilerin yerini tutmuyor. Aşırı kullanımda sosyal beceriler körelebiliyor ve kişi gerçek hayattan daha da kopabiliyor. Sosyal medya ise insanları birbirine bağlamak yerine çoğu zaman karşılaştırma, yetersizlik ve dışlanmışlık duygusunu besliyor.”</p>
<p><strong>Yalnızlık Duygusu Kişisel Zayıflık Değil</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü ve OECD raporları, yalnızlıkla mücadelenin yalnızca bireysel terapi ya da kişisel çabayla çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre sorun, bireylerin değil, modern yaşamın yapısında yatıyor. Bu nedenle çözümün sağlık sistemlerinden şehir planlamasına, eğitim politikalarından sosyal yaşama kadar geniş bir toplumsal çerçevede ele alınması gerekiyor.</p>
<p>Son yıllarda bazı ülkelerde hayata geçirilen “sosyal reçeteleme” modelleri bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu modeller, bireyleri topluluk etkinliklerine ve sosyal alanlara yönlendirerek yalnızlık hissini azaltmayı hedefliyor. İlk sonuçlar umut verici olsa da, bu adımların kalıcı ve yaygın hale getirilmesinin kritik olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, yalnızlığın yapısal boyutuna dikkat çekiyor: “Yalnızlık bir karakter kusuru değil, modern yaşamın ürettiği yapısal bir sorun.”</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat ise çözümün yönünü şu sözlerle özetliyor: “Toplum olarak daha fazla bağlantıya değil, daha fazla anlamlı bağa ihtiyacımız var.”</p>
<p>Özetle araştırmalar şunu gösteriyor: Bireylerin yalnızlık duygusu görmezden gelindiğinde, en kalabalık toplumlar bile zamanla içten içe yalnızlaşıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-yalnizlik-salgini-ile-karsi-karsiya-618832">Dünya YALNIZLIK SALGINI ile Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[getiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirici]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[iyilikler]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluklar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, yardım etmenin hem birey hem toplum için psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan iyileştirici etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462">Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, yardım etmenin hem birey hem toplum için psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan iyileştirici etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yardım etmek, başkası kadar kendi ruh sağlığınızı da iyileştiriyor!</strong></p>
<p>Psikoloji literatüründe ‘yardım etmek iyileştirir’ ifadesinin, bireyin başkasına destek sunduğunda yalnızca karşı tarafın değil, kendi psikolojik iyilik halinin de güçlendiğini anlattığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, yardım etme davranışının beyinde dopamin, oksitosin ve serotonin gibi iyi hissettiren kimyasalların artmasına yol açtığını, bunun da kişinin ruh halini düzenlediğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Yaşlı bir komşunun alışverişini taşımak ya da bir arkadaşının zor anında yanında olmak gibi küçük bir desteğin bile kişide ‘değerliyim, işe yarıyorum’ duygusunu tetiklediğini ifade eden Aydın, bu nedenle yardım etmenin yalnızca dışa dönük bir prososyal davranış değil; aynı zamanda kişinin içsel dünyasında bir iyileşme döngüsü başlatan psikolojik bir süreç olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Yardım etmek, beden ve ruh üzerinde iyileştirici bir etki yaratıyor!</strong></p>
<p>Yardım etmenin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin biyolojik, psikolojik ve sosyal mekanizmalar üzerinden açıklandığını dile getiren Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bilimsel çalışmalar, yardım eden kişilerin stres hormonlarında azalma, mutluluk hormonlarında artış yaşadığını, bağışıklık sisteminin bile güçlendiğini ortaya koyuyor. Gönüllülük üzerine yapılan uzun dönemli araştırmalar, düzenli yardım eden kişilerin depresyon oranlarının anlamlı şekilde düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, yardım etmenin kişide bir ‘anlam hissi’ oluşturması, kimlik duygusunu güçlendirmesi ve kişinin kendini daha işlevsel hissetmesini sağlamasıdır. Böylece yardım etme davranışı, hem biyolojik hem duygusal hem de bilişsel düzeyde iyileştirici bir etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Güçlü toplumsal bağlar, güçlü ruhsal dayanıklılık demek!</strong></p>
<p>Yardım etmenin toplumsal bağları belirgin şekilde güçlendirdiğini kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu bağların güçlü psikolojik etkileri vardır.” dedi.</p>
<p>Bir toplumda insanların birbirine destek verdikçe aralarındaki güvenin arttığına işaret eden Aydın, “‘Bu toplumun bir parçasıyım’ duygusu pekişir ve yalnızlık hissi azalır. Sosyal destek ağlarına sahip bireylerin stres karşısında daha dayanıklı olduğu, travmatik olayları daha hızlı atlattığı, hatta yaşam memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur. Apartmanda komşusuna yardım eden veya iş yerinde bir arkadaşının yükünü hafifleten bir kişi, farkında olmadan kendi psikolojik direnç kapasitesini de artırır. Toplumsal bağlar güçlendikçe bireylerin ruhsal dayanıklılığı ve yaşamla başa çıkma becerileri de güçlenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Uzun vadeli iyileşme, küçük ama sürekli iyiliklerle mümkün!</strong></p>
<p>Küçük günlük iyiliklerle büyük çaplı yardım eylemleri arasında etki derinliği açısından fark olduğuna değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak ikisi de olumlu psikolojik sonuçlar doğurur.” dedi.</p>
<p>Günlük küçük iyiliklerin hızlı bir moral yükselmesi sağladığını vurgulayan Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kapıyı tutmak, birine nazikçe gülümsemek veya bir arkadaşına kısa bir mesaj göndermek bile bu etkiye örnektir. Bu davranışlar kişide anlık bir iyi olma hali yaratırken, düzenli bir sosyal sorumluluk projesine katılmak gibi büyük çaplı yardım eylemleri daha kalıcı bir anlam ve kimlik duygusu sağlar. Ancak büyük yardım eylemleri daha fazla zaman, enerji ve duygusal kapasite gerektirdiğinden sürdürülebilirlik çoğu zaman küçük iyiliklerde daha fazladır. Bu nedenle psikolojik açıdan en dengeli ve uzun vadeli iyileşme, küçük ama sürekli yapılan iyiliklerle sağlanır.”</p>
<p><strong>Zorunlu yardım iyileştirmez!</strong></p>
<p>Yardım davranışının zorunlulukla ya da baskı altında yapıldığında, beklenen iyileştirici etkinin genellikle ortaya çıkmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çünkü bu durumda kişi içsel motivasyonla değil, dışsal baskıyla hareket eder.” dedi.</p>
<p>Psikolojide bu durumun ‘dışsal motivasyon’ olarak adlandırıldığını belirten Aydın, “Nörobiyolojik olarak ödül sistemini aktive etmez. Bu nedenle kişi yardım ederken kendini yorgun, baskılanmış ya da tükenmiş hissedebilir. Örneğin aile baskısıyla bir akrabaya bakım veren ya da iş yerinde zorunlu gönüllülük programına katılan bir kişinin ruhsal açıdan rahatlamak yerine daha fazla stres yaşaması sık görülür. Yardım etmenin iyileştirici etkisinin ortaya çıkması için eylemin gönüllülük, özgür irade ve içten bir istekle gerçekleşmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yardım kusursuz olmak zorunda değil; bazen sadece dinlemek de yeter!</strong></p>
<p>Yardım etmenin iyileştirici etkisini günlük yaşama entegre etmenin, büyük adımlar gerektirmediğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Küçük ama düzenli davranışlarla bu süreç kolayca yerleşir.” dedi.</p>
<p>Her gün bir kişiye küçük bir iyilik yapmanın, ihtiyaç duyan birine kısa bir mesaj göndermenin, aile içinde daha fazla teşekkür etmenin, bir komşunun ya da arkadaşın küçük bir işine destek olmanın bu döngüyü güçlendireceğini dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gönüllülük çalışmalarına küçük adımlarla başlamak hem kişinin toplumla bağını güçlendirir hem de stres düzeyini düşürür. Günlük hayatın içine yerleştirilen bu küçük destek davranışları, kişinin hem topluma katkı sağladığını hissetmesine hem de kendi ruh sağlığını korumasına yardımcı olur.</p>
<p>Yardım etmek isteyip çekingen davranan kişilere ilk öneri, yardım davranışını büyük sorumluluklar gibi görmek yerine küçük sosyal temaslarla başlatmalarıdır. Çoğu çekingen birey ‘yanlış anlaşılırım’, ‘yardımım yeterli olmaz’ ya da ‘rahatsız ederim’ düşünceleriyle geri durur; ancak bilişsel davranışçı terapinin de gösterdiği gibi bu düşünceler gerçeklikten çok kaygı odaklıdır. Bu nedenle kişinin küçük adımlarla pratik yapması önemlidir; birine gülümsemek, küçük bir teşekkür notu yazmak ya da yakın çevresinde kısa süreli bir destek sunmak bu süreci başlatabilir. Ayrıca kişinin, hayvanlarla çalışmak, çevrimiçi gönüllülük yapmak veya birebir iletişimi az olan etkinliklere katılmak gibi ilgi alanına uygun yardım yollarını seçmesi kaygıyı azaltır. Yardımın kusursuz olmasına gerek yoktur; bazen sadece birini dinlemek bile hem yardım eden hem de yardım alan için iyileştirici bir temas yaratır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462">Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[swot]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686">Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ramazan, anlamı gözden geçirme fırsatı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın psikiyatrik açıdan taşıdığı anlama dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ramazan, şahsi görüşümün dışında psikiyatrik açıdan şöyle bir anlamı var: İnsan hayatında ‘dur, düşün, yeniden başla’ demesi gereken zamanlar vardır. Bu, yeniden başlamak için bir fırsattır. Bu hatta inovasyonun, yani yenilikçiliğin, girişimciliğin temel kurallarından birisidir; %15 kuralı. Bir insan 10 saat bir iş yapıyorsa, 1,5 saat yaptığı iş hakkında düşünsün, düşündüğü hakkında düşünsün ve bir özeleştiriden geçsin, bir kendi iç muhasebesinden geçsin ve bunun sonucunda yeniden bir düzenleme yapsın. Bir moratoryum ilan etmek gibidir bir açıdan. Ve bu arada birçok şey masaya yatırılıp yeniden ele alınır. Ramazan da insanın hayat yolculuğunda giderken, 12 aydan bir ayını böyle bir içsel yolculuğa çıkmak gibi ele alması; kendini anlamak ve yaptığı rutin işlere farklı açılardan bakabilmek, yeni bakışlar getirebilmek, yeni anlamlar katabilmek ve hayatıyla ilgili sorgulamalar yapabilmesi için bir fırsattır. Yani ‘anlamı gözden geçirme fırsatı’ Ramazan diyebiliriz.”</p>
<p><strong>“Ruhumuza atılan bir resetleme”</strong></p>
<p>Ramazan’ı ruhsal bir yenilenme süreci olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, beynin duygu, düşünce ve değer kalıplarının kayıtlı olduğu bir merkez olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruhumuza atılan bir resetleme gibi tanımlamak burada çok önemli. Nasıl oluyor peki? İnsanın ruhunda&#8230; Ruhumuzun mana dünyası ile madde dünyası arasındaki aracı organımız beynimiz. Duygu, düşünce, davranış ve değer kalıplarımız, değer yargılarımız beyinde kayıtlıdır, yazılıdır. Çocukluktan beri öğrendiğimiz hayat senaryoları vardır ve son bir sene içerisinde hayatımıza yeni aktörler katılmıştır, yeni düşünce kalıpları ortaya çıkmıştır, yeni tehditler, fırsatlar ortaya çıkmıştır. Bunları yeniden analiz etmek gerekiyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Ramazan, psikolojik SWOT analizi yapma dönemi</strong></p>
<p>Ramazan’ın bir tür psikolojik SWOT analizi yapma dönemi olarak değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Beyin fırtınası çalışmalarında önerilen bir yöntem vardır; buna SWOT analizi denir. Kişi bu çalışmayı yaparken kendisine farklı bir açıdan, adeta üçüncü bir gözle bakarak değerlendirme yapar. Güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini tespit eder, amacını netleştirir. Amacını belirledikten sonra da o hedefe ilerlerken karşılaşabileceği tehditleri ve sahip olduğu fırsatları analiz eder. Bu tür değerlendirmeler birçok vizyon toplantısında, kurumsal düzeyde ve resmi uygulamalar çerçevesinde yapılmaktadır. Ramazan ayı da insan için benzer bir imkân sunar. Hayat yolculuğu açısından bakıldığında Ramazan, kişinin kendi yaşamına dair psikolojik bir SWOT analizi yapabileceği özel bir dönem olarak değerlendirilebilir.”</p>
<p><strong>“Oruç, niyetle başlar”</strong></p>
<p>Ramazan’ın yalnızca bedensel bir açlık süreci olmadığını, asıl anlamının niyetle başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan şöyle devam etti:</p>
<p>“Mesela kişi, “Yaptığım iş ne kadar doğru? Amaçlarıma ne ölçüde hizmet ediyorum? Doğru bir stratejiyle mi ilerliyorum? Farkında olmadan yaptığım hatalar var mı?” gibi soruları kendisine yöneltip hayatının anlamı ve amacı üzerine yeniden düşünme fırsatı olarak Ramazan’ı değerlendirirse, bu dönem yalnızca bir açlık kürünün ötesine geçer. Anlamı bilinmeden tutulan oruç ise sadece bir açlık pratiği olarak kalır. Elbette bu da bütünüyle karşılıksız değildir; vücut belli bir süre aç kaldığında DNA hasarlarının onarımına katkı sağladığına dair bulgular vardır. Yani bedensel faydaları da söz konusudur. Ancak Ramazan’ın asıl değeri niyetle başlar. Anadolu’da Ramazan için “Niyetli misin?” diye sorulması son derece manidardır. Çünkü Ramazan orucunun temelinde niyet vardır.”</p>
<p>Ramazan ve namazda niyetin varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Ramazan’da niyet var, namazda niyet var. Bunlar da niye niyet var? Çünkü insanın Allah’la bağ kurduğu andır bu dönemler. O dönemler kalbini Rabbine yönelttiği dönemlerdir insanın. Varoluşun amacını değerlendirdiği, varoluşuna uygun geçtiği sınav sürecini yeniden ele aldığı günlerdir bunlar.” dedi.</p>
<p><strong>Eski Ramazanlar çocukluğumuzun Ramazan’ı…</strong></p>
<p>Ramazan’ın toplumsal huzura katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, alkol ve madde kullanan bireylerin yaklaşık yüzde 50’si Ramazan ayında bu alışkanlıklarına ara veriyor. Yüzde 50 gibi yüksek bir oran dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Nitekim cezaevlerindeki suç oranlarına bakıldığında, vakaların yaklaşık yüzde 60’ının alkol ve madde kullanımıyla ilişkili olduğu görülüyor. Ramazan döneminde alkol ve madde kullanımının azalması, aile içi ilişkileri de olumlu yönde etkiliyor. Ev ortamında huzurun arttığı, aile bireyleri arasındaki iletişimin ve uyumun güçlendiği ifade ediliyor. Bu nedenle çocuklar da Ramazan günlerini daha sıcak, daha sakin ve daha huzurlu bir dönem olarak hatırlıyor ve özlüyorlar. Çünkü çocukları sevindirmek hayırdır, sevaptır, güzeldir. İyilik yapmak teşvik ediliyor. Bunun etkisiyle insanoğlu Ramazan’ı hep güzel anılarla beynine kaydetmiş. Bu çocuklardaki Ramazan’ı biz ‘eski Ramazan’ gibi söylüyoruz; aslında kendi çocukluğumuzun Ramazan’ını kastediyoruz buradan farkında olmadan, bilinçaltı bir mekanizmayla.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ramazan, psikolojik sağlamlık antrenmanıdır”</strong></p>
<p>Ramazan’ın bir dayanıklılık eğitimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ramazan, bir bakıma insan için bir antrenman sürecidir. Bu dönem, kişinin psikolojik sağlamlığını güçlendirmek üzere kendisiyle çalıştığı, bir idman yaptığı özel bir ay gibidir. Dayanıklılık eğitimi verdiği, isteklerini erteleme becerisini geliştirdiği ve sosyal empati duygusunu güçlendirdiği bir süreçtir. Empati, en temel sosyal duygulardan biridir; karşı tarafın duygularını anlayabilme becerisidir. Nitekim Danimarka’da okullarda empati dersi verildiği bilinmektedir. Bu dersin amacı, çocukların bencil bireyler olarak yetişmemesi; yalnızca kendi çıkarlarını düşünen değil, bireysel fayda ile toplumsal fayda arasında denge kurabilen bireyler olmalarını sağlamaktır.</p>
<p>Ramazan da bu yönüyle sosyal bir aydır. Kişi, açlık deneyimi üzerinden ihtiyaç sahiplerini daha iyi anlar; iyilik yapmanın bir ibadet olduğunu idrak eder. ‘Her türlü iyilik sadakadır’ anlayışı, selam vermeyi ve tebessüm etmeyi dahi bir hayır olarak gören bir inanç perspektifini yansıtır. Bu nedenle Ramazan ayı, ruhların olgunlaştığı, geliştiği ve tekâmül ettiği bir dönem niteliği taşır. Elbette bunun gerçekleşmesi, Ramazan’ın anlamına uygun şekilde yaşanmasına bağlıdır.”</p>
<p><strong>Çağın iki temel hastalığı: Bencillik ve dünyacılık…</strong></p>
<p>Toplumsal bencillik ve dünyacılık eğilimlerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ancak içinde bulunduğumuz çağın iki temel hastalığından söz edilebilir: Biri bencillik, diğeri ise dünyacılık. Bu iki eğilim, insanın manevi kaynaklarını zayıflatmakta, içsel derinliğini daraltmaktadır. Bencil bakış açısına sahip kişi, çoğu zaman herkesi kendisine borçlu gibi görür; önceliği daima kendi çıkarıdır. ‘Önce can, sonra canan’ anlayışıyla hareket eder, gerektiğinde en yakınlarını dahi geri planda bırakabileceğini ifade eder. Bu yaklaşım, fedakârlık duygusunun zayıfladığı bir insan tipinin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Geçmişte psikiyatri pratiğinde daha çok aşırı fedakâr, kendini ihmal eden, adeta ‘kendini paspas yapan’ kişilerle karşılaşılırken; günümüzde ise daha çok bencil ve narsistik özellikler gösteren bireylerle çalışıldığını söylemek mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan’da sessiz iyilik yapılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan’da öncelikle sessiz iyilik yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Üsküdar’da hâlen varlığını sürdüren sadaka taşları bu anlayışın bir yansımasıdır; veren de alan da birbirini görmez. Anadolu geleneğinde de benzer uygulamalar vardır. Ramazan ayında bir kişi çıkar, mahalle bakkalının veresiye defterindeki borçları kapatır ve bunu zekâtına sayar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Buna karşılık günümüz küresel sistemine bakıldığında, ‘sen çalış ben yiyeyim’ anlayışının hâkim olduğu bir düzenin dikkat çektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Sermayesini ranta yatırarak emek harcamadan geçinmeyi tercih eden bir yaklaşım söz konusudur. Bunun yanında ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışı da yaygındır; ‘başkası açlıktan ölse de ben tok olduktan sonra bana ne’ diyen bir bakış açısı vardır. Ramazan ayı, işte bu sistemi ve bu zihniyeti sorgulamak için önemli bir fırsat sunar.” dedi.</p>
<p><strong>Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabiliriz</strong></p>
<p>“Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabilir ve bunu Ramazan sonrasında da sürdürebilirsek, bu dönüşümü kalıcı hâle getirebiliriz.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle yalnızca midemize değil, duygularımıza da oruç tutturmak gerekir. İnsanın ruh yapısında vicdan, nefis, akıl, kalp ve ruh gibi farklı melekeler vardır. Bu ruhi unsurların tamamını disipline edebilirsek, Ramazan bizim için bir yenilenme ve manevi bir aydınlanma ayına dönüşür. Ramazan’dan sonra daha olumlu yönde değişmiş bir şekilde hayata devam edebilmek ise ilahi hedefi kavrayabilmekle mümkündür. Kur’an-ı Kerim’de Ramazan’ın emredilişi, insanlara yalnızca açlık çektirmek için değildir. İlahi hedefin ne olduğunu düşünmek, kaderin bu süreçte insandan ne istediğini sorgulamak gerekir. İnsan aklını kullandığında bu anlamı bulabilir. Her bireyin kendine özgü bir hayat amacı ve yol haritası vardır; önemli olan o yol haritasını doğru çizebilmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686">Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-psikolojik-iyi-olusa-katki-saglayabiliyor-614386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[oluşa]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Ramazan ayının ruh sağlığı üzerindeki hem olumlu hem de zorlayıcı etkileri ile özellikle ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin süreci nasıl geçirmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-psikolojik-iyi-olusa-katki-saglayabiliyor-614386">Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Ramazan ayının ruh sağlığı üzerindeki hem olumlu hem de zorlayıcı etkileri ile özellikle ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin süreci nasıl geçirmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir!</strong></p>
<p>Ramazan ayının, bireyler için hem fiziksel hem de ruhsal bir arınma süreci olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Oruç tutmak, sabır ve öz disiplin geliştirirken, stres yönetimine de katkıda bulunabilir.” dedi.</p>
<p>Ancak, uyku ve beslenme düzeninin değişmesinin bazı bireylerde kaygıyı artırabileceğine dikkat çeken Taşkın, “Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir. Manevi yönelim ve ibadetler, stres seviyelerini azaltabilir. Ancak, açlık ve susuzluk bazı bireylerde sinirlilik ve huzursuzluk yaratabilir. Bu nedenle, dengeli beslenmek ve yeterli uyumak önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan ayı hem olumlu hem zorlayıcı etkiler yaratabilir!</strong></p>
<p>Ramazan ayının, bireylerin kendilerini değerlendirdiği, geçmişiyle yüzleştiği ve yeni hedefler belirlediği bir dönem olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu süreç, duygusal dayanıklılığı artırarak psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabilir. Ayrıca, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ruhu, bireylerin yalnızlık hissini azaltır.” dedi.</p>
<p>Depresyon, anksiyete veya diğer ruhsal rahatsızlıkları olan bireyler için Ramazan’ın hem destekleyici hem de zorlayıcı olabileceğine vurgu yapan Taşkın, “Manevi ritüeller bireyin ruh halini olumlu etkileyebilirken, rutin değişiklikleri bazı bireylerde stres yaratabilir. Bu yüzden, uzman görüşü almak, sağlıklı beslenmek ve uyku düzenine dikkat etmek gereklidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruhsal rahatsızlığı olanlar Ramazan’ı uzman görüşü alarak geçirmeli!</strong></p>
<p>Ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin, Ramazan sürecinde kendilerini zorlamadan hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Oruç tutma konusunda doktor veya terapistlerine danışmalı, yaşam tarzına özen göstermeli ve sosyal destek almaya önem vermelidirler. Sonuç olarak, Ramazan ayı bireylerin ruh sağlığı üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Bu süreç, bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde deneyimlenmeli ve dengeli bir yaklaşım benimsenmelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-psikolojik-iyi-olusa-katki-saglayabiliyor-614386">Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh sağlığı yaşamın temeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 10:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığın]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü kapsamında ruh bakımının genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki öneminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475">Ruh sağlığı yaşamın temeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü kapsamında ruh bakımının genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki öneminden bahsetti.</p>
<p><strong>Ruh bakımına özen göstermek genel sağlığın temel taşlarından biri!</strong></p>
<p>Ruh bakımının kişinin duygularını fark etmesi, düzenleyebilmesi, ihtiyaçlarını tanıyabilmesi ve zorlayıcı yaşam olaylarıyla sağlıklı baş etme yolları geliştirebilmesi olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yani sadece ‘iyi hissetmek’ değil, zor hislerle de temas edebilme ve onları taşıyabilme becerisidir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal iyi oluşun, beden sağlığından bağımsız olmadığına vurgu yapan Tunçel, “Uzun süreli stres, bastırılmış duygular ve çözümlenmemiş ruhsal yükler; bağışıklık sistemi sorunlarından uyku bozukluklarına, kronik ağrılardan kalp-damar hastalıklarına kadar birçok alanda etkisini gösterebilir. Ruh bakımına özen gösteren bireylerde stres düzeyi azalır, uyku ve enerji dengesi iyileşir, yaşam doyumu artar. Bu da genel sağlığın temel taşlarından biridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygularını fark eden ve ifade edebilenler, stres karşısında daha dayanıklı oluyor!</strong></p>
<p>“Ruh sağlığını korumak için büyük değişimler şart değildir.” diyen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıkların oldukça etkili olduğunu aktardı.</p>
<p>Küçük değişimlere örnekler veren Tunçel şunları söyledi:</p>
<p>“Günde birkaç dakika durup ‘şu an ne hissediyorum?’ diye kendine sormak, düzenli uyku ve beslenme, gün ışığı almak ve bedeni hareket ettirmek, duyguları yazmak ya da güvendiği biriyle paylaşmak gibi alışkanlıklar, kişinin kendisiyle bağını güçlendirir. Duygularını fark eden ve ifade edebilen bireyler, stres karşısında daha dayanıklı olur ve duygusal yük birikmeden boşalabilir.”</p>
<p><strong>Kişinin kendisi gibi olabildiği ilişkiler, ruhsal iyilik hâlini destekliyor!</strong></p>
<p>İnsanın doğası gereği sosyal bir varlık olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Anlaşıldığını, kabul edildiğini ve desteklendiğini hissetmek ruh sağlığı için temel bir ihtiyaçtır.” dedi.</p>
<p>Güvenli sosyal ilişkilerin stres hormonlarını azalttığını, yalnızlık hissini hafiflettiğini ve kişinin kendilik değerini güçlendirdiğini ifade eden Tunçel, “Burada önemli olan ilişki sayısından çok ilişkilerin niteliğidir. Kişinin kendisi gibi olabildiği, sınırlarını koruyabildiği ve duygularını yargılanmadan paylaşabildiği ilişkiler, ruhsal iyilik hâlini belirgin şekilde destekler.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruh bakımını gözeten kişisel gelişim, şefkatli ve sürdürülebilir olandır!</strong></p>
<p>Kişisel gelişimin, çoğu zaman ‘daha iyi olmak’ hedefiyle ele alındığına dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak ruh bakımıyla birleştiğinde bu yaklaşım ‘kendini olduğu hâliyle tanımak ve kabul etmek’ noktasına evrilir. Kişi güçlü ve zayıf yönlerini fark ettiğinde, sınırlarını tanıdığında ve gerçekçi hedefler koyduğunda gelişim sağlıklıdır. Aksi hâlde sürekli kendini zorlayan, yetersizlik hissini besleyen bir sürece dönüşebilir. Ruh bakımını gözeten kişisel gelişim, şefkatli ve sürdürülebilir olandır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı bir lüks değil, yaşam kalitesinin temeli!</strong></p>
<p>Günlük hayatta farkında olmadan ruh sağlığını zorlayan bazı alışkanlıklar olduğunu aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Duyguları sürekli bastırmak veya görmezden gelmek, aşırı ekran ve sosyal medya kullanımı, kendini başkalarıyla sürekli kıyaslamak, dinlenmeyi ‘zaman kaybı’ olarak görmek, yardım istemeyi zayıflık olarak algılamak bu alışkanlıklar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Bu alışkanlıkların zamanla duygusal tükenmişliğe ve içsel kopukluğa yol açabileceğinin altını çizen Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ruh bakımı, tam da bu noktada yavaşlamaya, fark etmeye ve destek almaya izin vermeyi içerir. 17 Şubat Dünya İnsan Ruhu Günü vesilesiyle şunu hatırlatmak isterim: Ruh sağlığı bir lüks değil, yaşam kalitesinin temelidir. Ona iyi bakmak, kendimize gösterebileceğimiz en insani özenlerden biridir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-yasamin-temeli-613475">Ruh sağlığı yaşamın temeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 04:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[üzerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok işçi toksik yöneticilerin hayatlarını etkilediğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük bir halkla ilişkiler ajansındaki iş imkanı, kağıt üzerinde ideal görünüyordu: Uyumlu bir ekip, yüksek profilli müşteriler ve hızlı ilerleyen bir kariyer inşa etme şansı.</strong> </p>
<p>Ancak Maya&#8217;nın (gerçek adı değil) beklemediği şey, &#8220;inanılmaz derecede yüksek standartlar&#8221; koyan ve bunları karşılamayan personeli alenen azarlayan &#8220;toksik bir patron&#8221;du.</p>
<p>&#8220;Düzenli olarak tüm ekibin önünde insanlara &#8216;kalın kafalı mısın&#8217; ve &#8216;bu iş saçmalık&#8217; gibi hakaretler savururdu&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Maya, yöneticisinin davranışlarının çoğu zaman performans yönetiminin ötesine geçip kişisel saldırılara dönüştüğünü söylüyor.</p>
<p>Hatta bir meslektaşı düğünü öncesinde kişisel antrenör tuttuğunu söylediğinde patronu masasına kilolu bir gelin fotoğrafı bırakmış. </p>
<p>Maya, işe başladıktan birkaç ay sonra &#8220;her bir meslektaşının neredeyse her gün ağladığını&#8221; fark etti.</p>
<p>Ekipte &#8220;kötü ruh sağlığı nedeniyle&#8221; sürekli hastalıklar yaşanıyordu. Maya sonunda işten ayrıldı.</p>
<p><b>Toksik mi yoksa kişilik çatışması mı?</b></p>
<p>Maya yalnız değil: Araştırmalara göre her üç kişiden biri toksik bir işyeri ya da kötü bir yönetici nedeniyle işten ayrılıyor.</p>
<p>Ancak Chartered Management Institute CEO&#8217;su Ann Francke, her kötü yöneticinin toksik olmadığını ve aradaki farkı anlamanın önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p>Birçok lider, enstitünün &#8220;tesadüfi yönetici&#8221; olarak adlandırdığı kategoriye giriyor: Bu kategoride insanlar liderlik becerilerinden ziyade teknik becerileri nedeniyle terfi ettiriliyor.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, kötü davranışlar genellikle kasıttan değil, deneyimsizlik veya belirsizlikten kaynaklanıyor.</p>
<p>Toksik bir patron ise kötü yöneticilerin aksine &#8220;hem empatiden hem de genellikle öz farkındalıktan yoksun oluyor&#8221;.</p>
<p>Francke, &#8220;Ekiplerini aktif olarak baltalayabilir, başkalarının çalışmalarından kendilerine pay çıkarabilir veya korkuyla yönetip gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler&#8221; diyor. </p>
<p>Bu etki, kişilik çatışmalarının ötesine geçerek hem ruh sağlığına hem de performansa zarar verebilecek bir kaygı yaratır:</p>
<p>&#8220;Pazartesi sabahı midenizde bir düğüm varsa, yüzleşmekten kaçınmak için sürekli koridorlarda siniyorsanız veya cezalandırılma korkusuyla toplantılarda konuşmaktan korkuyorsanız, bu bir kişilik çatışması değil, toksikliktir.&#8221;</p>
<p>Josie (gerçek adı değil) yıllarca kendisini sürekli gözetim altında tutan bir yönetici için çalıştığını anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Sabah 7&#8217;den akşam 10&#8217;a kadar durmaksızın beni arar, yazılı ve sesli mesajlar atardı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çalışmadığı günlerde bile her zaman nerede olduğunuzu bilmek isterdi.&#8221;</p>
<p>Ayrıca projeleri Josie&#8217;den alıp başkalarına verdi ve ekip üyelerini grup öğle yemeklerinden dışladı.</p>
<p>BBC&#8217;nin konuştuğu bir diğer işçi Hannah (gerçek adı değil) büyük bir süpermarket zincirinde çalışırken patronu tarafından düzenli olarak aşağılandığını söylüyor.</p>
<p>Bir keresinde kurumsal bir etkinliğe konuklardan biriyle aynı kazağı giyerek gelmiş.</p>
<p>&#8220;Patronum Kasım ayında kazağımı çıkarttırıp yeleğimle etkinlikte çalışmamı istedi. Kendimi aptal gibi hissettim ve çok aşağılayıcıydı&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Bu yıl vizyona giren, bir uçak kazasının ardından ıssız bir adada birlikte mahsur kalan bir yönetici ve çalışanın, çözümlenmemiş işyeri gerilimleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları karanlık ve komik bir hayatta kalma gerilimi olan Send Help (Yardım Çağrısı) filminde, toksik zehirli bir patron ile ekip üyelerinden biri arasındaki gerilim ele alınıyor.</p>
<p>Haksızlığa uğrayan çalışanı canlandıran Rachel McAdams, film prömiyerinde yaptığı konuşmada, zor işyerlerinde çalışmak zorunda kaldığını ve bir yaz işinde özellikle kötü bir patrona denk geldiğini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Ben sadece bıraktım ve tavsiyem eğer yapabiliyorsanız sessizce bırakmanız, yapamıyorsanız da biraz zen pratiği yapmanız.&#8221;</p>
<p><b>Toksik bir patronla nasıl başa çıkılır?</b></p>
<p>Ancak çoğu kişi için başka bir rol bulana kadar işi bırakmak bir seçenek değildir.</p>
<p>Francke, bir sonraki adımın ne olacağına karar verirken durumu idare etmenin yolları olduğunu söylüyor.</p>
<p>Şunları öneriyor:</p>
<p><strong>&#8211; Birine anlatın:</strong> Doğrudan yöneticiniz olmayan, kurumu tanıyan ve size dürüst, bağımsız tavsiyeler verebilecek bir danışman bulun.</p>
<p><strong>&#8211; Davranışa meydan okuyun:</strong> Patronunuza tuzak kurmayın, bir toplantı ayarlayın ve endişelerinizi belirli örneklerle sakin ve resmi bir şekilde dile getirin. İş arkadaşlarınız da etkileniyorsa, daha geniş etkiyi göstermek için birlikte ele almayı düşünün. Patronunuz davranışlarıyla neden olduğu zararın farkında olmayabilir.</p>
<p><strong>&#8211; Kendinizi koruyun: </strong> Sınırlar belirleyin, sağlığınıza öncelik verin ve iş dışında kendinize alan yaratın. Zor olabilir, ancak kendinizi bir durumdan nasıl ayıracağınızı öğrenmek, perspektifinizi yeniden kazanmanıza ve sonraki adımları planlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>&#8211; İK&#8217;yı dikkatli kullanın:</strong> Kuruluşunuzda iyi bir İK (İnsan Kaynakları) varsa, onlara kesinlikle güvenebilirsiniz, ancak kötü davranışları görmezden gelmek yerine bunlarla mücadele etme konusunda bir geçmişleri olup olmadığını kontrol etmeye değer.</p>
<p><strong>&#8211; Olayı ne zaman büyüteceğinizi bilin:</strong> Davranış taciz içeriyorsa veya itibar riski oluşturuyorsa, resmi bir ihbar süreci gerekli olabilir, ancak cezalandırılma korkusuyla bunu yapmak daha zor olabilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-0-VqsCLAB8.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[Ayas]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p>Küresel ölçekte 72 bin 288 lisans öğrencisinin katıldığı araştırma, dünya genelindeki üniversitelerde ciddi bir ruh sağlığı krizi yaşandığına, son on yılda lisans öğrencileri arasında kaygı, depresyon, intihar düşüncesi ve kendine zarar verme vakalarının belirgin biçimde arttığına dikkat çekti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, dikkat çeken bu araştırmayı değerlendirdi.</p>
<p><strong>Pandemi, ruh sağlığı açısından da bir krizdi</strong></p>
<p>Araştırmanın, üniversitelerdeki ruh sağlığı krizinin Covid-19 Pandemisi döneminde artış gösterdiğini ve sonrasında biraz azalma eğilimi olduğunu vurguladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Fakat yine de 2013’ten bu yana bir artıştan söz edilebilir. Pandemiyi yalnızca fizyolojik bir sağlık krizi olarak değil hem fizyolojik sağlığa hem sosyal hayata hem de ruh sağlığına yönelik bir kriz olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla ruh sağlığı alanındaki sorunlarda görülen pandemi dönemdeki artış, kriz olarak tanımlanabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı</strong></p>
<p>Ruh sağlığı sorunlarının yalnızca bireysel zorluklardan kaynaklanmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Pandemi dönemi aktif olarak sona erse de psikolojik anlamdaki etkilerinin sona ermesi daha uzun soluklu olacaktır. Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı olarak belirlemiştir. Bu yaş dönemindeki artışın, bireysel sorunlardan öte biyolojik ve toplumsal nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle şizofreni, bipolar bozukluk gibi bazı psikotik özellikli bozuklukların başlangıç yaşı ortalama olarak (19-25) bu döneme denk gelmektedir. Bu tamamen ruhsal bozukluğun ortaya çıkışına yönelik biyolojik bir nedendir. Bunun yanında bu yaş döneminin getirdiği bazı bireysel ve toplumsal nedenler de bu hastalıkların oraya çıkışında önemli stres faktörü olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Üniversiteye geçiş psikolojik olarak kırılgan bir dönem</strong></p>
<p>Üniversiteye geçiş sürecinin gençler için neden bu kadar hassas olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, şöyle devam etti:</p>
<p>“Biyolojik nedenlerin yanında, toplumsal açıdan bakıldığında üniversite dönemi; aileden bağımsızlaşılan, sorumlulukların arttığı, akran ilişkilerinin yoğunlaştığı, mali problemlerin oluşabildiği, zaman yönetiminin önem kazandığı bir dönmedir. Tüm bu sayılanlara mali zorluklar, gelecek endişeleri gibi daha çok sosyoekonomik açıdan dezavantajlı koşullar eşlik ettiğinde kaygı bozukluğu, depresyon gibi ruhsal bozuklukların oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla üniversite dönemindeki değişim ve bağımsızlık tek başına gençlerin gelişimi, olgunlaşması, yetişkinliğe adım atılması için avantaj sağlarken, bu döneme mali dezavantaj, gelecek endişeleri, sosyal destek eksikliği, politik endişeler gibi olumsuz durumlar dezavantaja çevirebilir ve gençlerin ruh sağlığında kırılganlık yaratabilir. Fakat unutmamak gerekir ki üniversite dönemindeki bu bağımsızlaşma girişimleri ve üniversite yaşam deneyimleri gençlerin yetişkinlik dönemi için çok önemli bir temel oluşturmaktadır. Özellikle ailesinden ayrı şehirde bulunan üniversite öğrencileri için bu çok daha önemli ve kazandırıcı bir deneyim olmaktadır.”</p>
<p><strong>Psikolojik esneklik ve duygu düzenleme çok önemli</strong></p>
<p>Kaygı ve depresyon oranlarındaki artışı da ele alan Dr. Ayas, “Bireylerin psikolojik dayanıklılığının belirleyicisinin, başına gelen olaylardan çok başına gelen olayları nasıl yorumladığı olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla psikolojik esneklik bireylerin karşılaştıkları zorlu yaşam olaylarına karşı daha az ruhsal bozukluk geliştirmeleri için önemli faktördür. Duyguları tanıma, ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri psikolojik esneklik ve psikolojik dayanıklılık için geliştirilmesi gereken önemli becerilerdir.” dedi.</p>
<p>Belirsizlik, gelecek kaygısı ve başarısızlık korkusunun, öğrencilerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “İçinde bulunan ekonomik zorluklar, gelecek endişeleri, sosyal açıdan dezavantajlı gruplarda ruh sağlığı için önemli risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli</strong></p>
<p>Üniversitelerde sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Üniversitelerdeki psikolojik destek birimlerinin; oryantasyonlarda daha iyi tanıtılması, öğrenciler açısından ulaşılabilir olması, alanında uzman profesyonelleri çalıştırması çok önemlidir. Bunun yanında üniversitelerin koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmalar yapmaları da önemlidir.</p>
<p><strong>Dezavantajlı gruplardaki öğrenciler ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmeli</strong></p>
<p> Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmaların, ruhsal problemler ortaya çıkmadan önlemeye yönelik çalışmalar olduğu için, en az ruh sağlığı müdahale programları kadar önemli olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle özellikle üniversitelerde; öğrencilerin sosyal becerileri geliştirici kulüp etkinliklerine önem verilmesi ve desteklenmesi, öğrencilerin yaşadığı hem akademik hem de diğer zorlukla baş edebilmeleri ve olumlu yaşam deneyimleri kazanabilmeleri adına etkinlik, festival, şenlik gibi organizasyonların düzenlenmesi, dezavantajlı gruplardaki öğrencilerin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesi üniversite öğrencilerinin ruh sağlığına yönelik önemli koruyucu hizmetler olarak önem arz etmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>13 yıldan bu yana Pozitif Psikoloji dersi…</strong></p>
<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olan ve kurulduğu günden beri pozitif psikoloji alanında önemli çalışmalar yürüten Üsküdar Üniversitesi’nde 2013 yılından bu yana Pozitif Psikoloji dersleri zorunlu ders olarak veriliyor.</p>
<p><strong>Dünyanın sayılı üniversitelerine öncü oldu </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, bu alanda öncü olarak dünyanın sayılı üniversitelerinden yıllarca önce bu dersi akademik ders programına alan ilk üniversite oldu. Mutluluk dersleri, pozitif psikoloji alanında ülkemizde yapılan çalışmaların önemini de hatırlattı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Bir ve beraber olmanın ruhunu yaşatıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-bir-ve-beraber-olmanin-ruhunu-yasatiyoruz-607668</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 15:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[olmanın]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşatıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve Kocaeli Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen 5. Geleneksel Kaz Bayramı, bu yıl da büyük bir coşku ve heyecana sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-bir-ve-beraber-olmanin-ruhunu-yasatiyoruz-607668">Büyükakın: &#8220;Bir ve beraber olmanın ruhunu yaşatıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve Kocaeli Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen 5. Geleneksel Kaz Bayramı, bu yıl da büyük bir coşku ve heyecana sahne oldu. Başkan Büyükakın, Kaz Bayramı gibi geleneklerin bizi bir arada tutan ruh olduğunu vurguladı.</p>
<p><b> BÜYÜKAKIN STANTLARI GEZDİ, BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ</b></p>
<p>Kocaeli&#8217;de 200 yıllık bir gelenek olan Kaz Bayramı, İzmit Eseler Köyü’nde gerçekleştirildi. Kocaeli’nin kırsal kültürünü yaşatmayı, toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi ve geçmişle geleceği birleştirmeyi amaçlayan programa ilgi son derece yüksek olurken, heyecan ve coşku da üst seviyedeydi. Program öncesinde festival için kurulan stantları gezen ve vatandaşlarla sohbet eden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, katılımcılardan büyük ilgi gördü.</p>
<p><b> GENİŞ KATILIM SAĞLANDI</b></p>
<p>Programa Başkan Büyükakın, annesi Semra Büyükakın ve eşi Prof. Dr. Figen Büyükakın ile birlikte katıldı. Kocaeli Garnizon Komutanı Tuğamiral Selçuk Akarı, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ın eşi Songül Aktaş, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, AK Parti İl Başkan Vekili Alper Doğan, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Güngör Dokuzlar, MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin, Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Dr. Metin Şentürk, önceki dönem Sağlık Bakanı Kazım Dinç ve eşi Nihal Dinç, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş, programda hazır bulundu.</p>
<p><b>GEÇMİŞTEN BUGÜNE DAYANIŞMANIN RUHU</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, konuşmasına Kaz Bayramı’nın 200 yılı aşkın geçmişine dikkat çekerek başladı, “O zaman Kaz Bayramı yapılmıyordu. Adı bayram değildi. İmece yapıyorlardı. Herkes bir araya gelir, yardımlaşırdı. Ama değişmeyen tek şey, birbirimize olan ihtiyacımızdır. Bir ve beraber olmaya, yardımlaşmaya duyduğumuz ihtiyaç geçmişte de vardı, bugün de var, yarın da olacak” dedi.</p>
<p><b>GEÇMİŞ İLE GELECEK ARASINDA KÖPRÜ</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, Kaz Bayramı’nın sadece bir yemek etkinliği olmadığını, ortak değerleri ve kültürel ruhu yaşatan bir gelenek olduğunu vurguladı. Büyükakın, “Gelenek, geçmişle gelecek arasında köprüyü kuran görünmez yapıyı temsil eder. Geleneksel kıyafetlerimiz ve o zaman yapılan adetlerle bugüne çağrışım yaptırarak eski ruhu canlı tutuyoruz. Bu, bizi Anadolu topraklarında güçlü kılan, bizi biz yapan ruh. Gençlerimiz ve çocuklarımız bu ruhu öğrendikçe, devlet ebed müddet ve Türk milleti ilelebet payidar olacaktır&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p><b>FESTİVAL RUHUNA DESTEK</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, Eseler Köyü Muhtarı Tuncay Bostan’ın Kaz Bayramı’nın daha etkin kutlanması için üç gün sürecek bir festival düzenleme önerisini memnuniyetle karşıladı. Başkan Büyükakın, “Üç gün, beş gün ya da on beş gün sürebilir, size bağlı. Siz sahip çıkarsanız bu güzellik devam eder” diyerek festivalin sürekliliğine ve köy halkının heyecanına dikkat çekti.</p>
<p><b>ŞENTÜRK: BU KÜLTÜRÜ YAŞATMAK HEPİMİZİN GÖREVİ</b></p>
<p>Kocaeli Yerel Kültür Platformu Başkanı Dr. Metin Şentürk, Kaz Bayramı’nın sadece bir lezzet değil, kültürel bir köprü olduğunu vurgulayarak, “Bu değeri korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin görevi” şeklinde konuştu. Kocaeli Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin de, etkinliğin geçmişten günümüze kültürü, birlik ve beraberliği yansıttığını belirterek, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
<p><b>İMECE VE YÖRESEL LEZZETLER</b></p>
<p>Kaz Bayramı, imece usulüyle hazırlanan yöresel kaz yemekleri ve köy halkının kendi üretimi olan ürünleri ile ziyaretçilere sunuldu. Kocaeli’nin kültürel mirasını yaşatmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek açısından önemli bir sosyal buluşma niteliği taşıyan Kaz Bayramı, renkli görüntüleri ile hafızalara kazınırken, adeta festival havası yaşattı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-bir-ve-beraber-olmanin-ruhunu-yasatiyoruz-607668">Büyükakın: &#8220;Bir ve beraber olmanın ruhunu yaşatıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyesi&#8217;nden ruh sağlığı farkındalığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesinden-ruh-sagligi-farkindaligi-605250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”na konuk olan psikiyatrist Uzman Dr. Ömer Öz, toplumda sıkça yanlış yorumlanan depresyon, panik atak ve kaygı durumlarına açıklık getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesinden-ruh-sagligi-farkindaligi-605250">Nilüfer Belediyesi&#8217;nden ruh sağlığı farkındalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”na konuk olan psikiyatrist Uzman Dr. Ömer Öz, toplumda sıkça yanlış yorumlanan depresyon, panik atak ve kaygı durumlarına açıklık getirdi. Öz, psikiyatrik desteğin ve tedavinin temel amacının, kişinin korkuları nedeniyle kaybettiği “ruhsal bağımsızlığını” geri kazandırmak olduğunu vurguladı.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve halkı bilinçlendirmek amacıyla düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”nın konuğu psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz oldu. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen etkinlikte Öz; depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları ve takıntılar hakkında doğru bilinen yanlışları katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><b>“HER ENDİŞE PANİK ATAK DEĞİLDİR”</b></p>
<p>Konuşmasına “panik atak” kavramının günümüzde içinin boşaltıldığını belirterek başlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, endişeli veya tez canlı olmanın hemen bir hastalık olarak etiketlenmemesi gerektiğine dikkat çekti. Öz, “Günümüzde biraz evhamlı, ‘aman başımıza bir şey gelir mi’ diye düşünen herkes kendisine panik atak etiketi yapıştırıyor. Oysa kaygı ve üzüntü, tıpkı mutluluk gibi son derece insani ve gerekli duygulardır. Değer verdiği şeyleri olan her insan, onları kaybetme korkusuyla endişe yaşar. Bu, tek başına bir hastalık göstergesi değildir” dedi.</p>
<p><b>“HEDEFİMİZ KİŞİNİN BAĞIMSIZLIĞINI GERİ KAZANMASI”</b></p>
<p>Psikiyatrik desteğe ne zaman ihtiyaç duyulacağı konusuna da açıklık getiren Uzm. Dr. Öz, kilit noktanın “bağımsızlık” olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Bir kişi kaygıları yüzünden yemek yiyemiyor, dışarı çıkamıyor veya evde yalnız kalamıyorsa, o kişi bağımsızlığını kaybetmiş demektir. Bizim bilimsel olarak yapmaya çalıştığımız şey, kişinin bu korkular nedeniyle kısıtlanan özgürlüğünü ona geri vermektir. Yoksa amacımız insanı hiç üzülmeyen, hiç kaygılanmayan robotik bir canlıya dönüştürmek değil.”</p>
<p>Ruh sağlığı sorunlarını tanımlarken kullanılan dilin önemine değinen Öz, “bozukluk” kavramına mesafeli yaklaştığını belirtti. “Bende bozukluk var” düşüncesinin kişiyi aciz hissettirdiğini ifade eden Öz, “Cerrah değiliz, elimizde neşterle bir şeyi kesip atamayız. İyileşme, kişinin düşünce yapısını ve olayları yorumlama biçimini değiştirmesiyle başlar. ‘Korkma, takma, geçer’ gibi cümlelerin tedavide yeri yoktur. Kişi o an gerçekten öleceğini ya da bayılacağını düşünüyorsa ona sadece ‘korkma’ demek anlamsızdır. Önemli olan düşünce ile gerçeği ayırt etmesini sağlamaktır” diye konuştu.</p>
<p>Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, psikiyatrik ilaçlarla ilgili toplumdaki “uyuşturur, bağımlılık yapar, kilo aldırır” gibi önyargılara da değindi. Bilimin ve farmakolojinin çok geliştiğini belirten Öz, “Tedavide hedefimiz kişiyi uyuşturmak değil, işlevselliğini artırmaktır. Ancak ilaç tek başına sihirli bir değnek değildir. Yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, düşünce biçimlerini düzenlemek ve gerekirse terapi ile süreci desteklemek gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesinden-ruh-sagligi-farkindaligi-605250">Nilüfer Belediyesi&#8217;nden ruh sağlığı farkındalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruhsal yüklerin bedendeki yansıması: Bruksizm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruhsal-yuklerin-bedendeki-yansimasi-bruksizm-599546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bedendeki]]></category>
		<category><![CDATA[bruksizm]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Sıkma]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yansıması]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüklerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, bruksizmin stres ve ruhsal yüklerle ilişkisi, yol açabileceği sağlık sorunları ve nasıl yönetilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruhsal-yuklerin-bedendeki-yansimasi-bruksizm-599546">Ruhsal yüklerin bedendeki yansıması: Bruksizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, bruksizmin stres ve ruhsal yüklerle ilişkisi, yol açabileceği sağlık sorunları ve nasıl yönetilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Stres diş sıkmayı artırır, diş sıkma da kişinin stresini besler!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bizlere pek çok kolaylık getirdiğini dile getiren Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Ancak beraberinde artan sorumluluklar, ekonomik kaygılar, sosyal baskılar ve belirsizlikler de insanları hiç olmadığı kadar yoğun bir stres altına soktu. Bilindiği üzere artan stres, sadece ruh sağlığını değil, fiziksel sağlığı da etkiliyor. Son yıllarda diş kliniklerinde artan diş sıkma ve gıcırdatma, yani bruksizm vakaları, bu durumu açıkça gözler önüne seriyor.” dedi.</p>
<p>Bruksizmin kişinin farkında olmadan, uyanıklık veya uyku sırasında dişlerini sıkması ya da gıcırdatması olarak tanımlandığını hatırlatan Doç. Dr. Tınastepe, “Hatta bazı durumlarda gerçek bir diş teması olmaksızın, kaslardaki gerginlik şeklinde de karşımıza çıkabiliyor. Uyku sırasında ve uyanıklık anında ortaya çıkan her iki bruksizm türünün ortaya çıkış sebepleri farklılık gösterse de, yoğun stres ve anksiyete ikisinde de ortak rol oynar. Stres diş sıkmayı artırır, diş sıkma da kişinin stresini besler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bruksizm, basit bir alışkanlık değil, birçok sağlık sorununu beraberinde getiren ciddi bir durum!</strong></p>
<p>Bruksizmin, sadece stres karşısında ortaya çıkan basit bir alışkanlık olarak adlandırılabilecek kadar hafif bir durum olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Bruksizm, beraberinde birçok sağlık sorununu da getirir.” dedi.</p>
<p>Dişlerin, normal çiğneme kuvvetlerine kıyasla çok daha fazla yüklere maruz kalmasının etkilerinden bahseden Doç. Dr. Tınastepe, şunları söyledi:</p>
<p>“Dişlerde aşınma, çatlak ve kırık gibi hasarlar görülebilir. Dişleri çevreleyen kemik dokular ve bağ dokuları da aynı şekilde bu durumdan olumsuz etkilenir. Bruksizm yaşayan kişiler sabahları ağız açmada zorluk yaşayabilir; açtıklarında ise tıklama sesi ve ağrı ile karşılaşabilirler. Ağrı sadece çene eklemi ile sınırlı kalmayabilir; dişlerde, çenelerde ve baş, şakak ile boyun bölgesinde de ciddi rahatsızlık yaratabilir. Diş sıkma ve gıcırdatma yaşayan kişilerde uyku kalitesi düşer ve sabahları yorgun uyanırlar. Dikkat dağınıklığı, sinirlilik ve gerginlik gün boyu onlara eşlik edebilir.</p>
<p>Bruksizm çoğu zaman tek başına görülmez; en sık anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları (özellikle uyku apnesi), çene eklemi problemleri ve reflü ile birlikte görülür. Son dönemde yapılan çalışmalarda, akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte bruksizmin daha sık görüldüğü, bu kişilerde depresyon ve anksiyete belirtilerinin de daha yüksek oranlarda eşlik ettiği dikkat çekiyor.” </p>
<p><strong>Bruksizmin kesin tedavisi yok, ancak zararları azaltılabilir!</strong></p>
<p>Diş hekimlerinin, diş sıkma ve gıcırdatmanın vereceği zararları azaltmak için genellikle gece plaklarından (splintlerden) faydalandıklarını aktaran Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Splintler; dişlere, kaslara ve diğer ilgili yapılara gelen kuvvetleri azaltır ve kasların daha dengeli çalışmasını sağlar.” dedi.</p>
<p>Gerektiğinde ilaç tedavisi ve fizik tedavi yöntemlerinden de yararlanıldığını kaydeden Doç. Dr. Tınastepe, “Ayrıca botulinum toksin uygulamaları da bu amaçla oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Ancak burada kritik bir gerçek var; bruksizmin henüz kesin bir tedavisi bulunmuyor. Alınacak önlemlerle oluşturabileceği zararlar minimuma indirilebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, uyku düzeni, gevşeme egzersizleri ve bedensel farkındalık bruksizmi azaltır! </strong></p>
<p>Tedavinin bir parçası olması gereken yaklaşımlar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, “Psikolojik destek alınmalı, uyku düzenlenmeli, nefes ve gevşeme egzersizlerinden faydalanılmalı, dijital ve zihinsel yük azaltılmalı ve bedensel farkındalık artırılmalı.” dedi.</p>
<p>Bu yöntemlerden destek alınmasının, yalnızca dişleri, çene kaslarını ve çevre dokuları korumakla kalmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Tınastepe, “Bu yöntemler aynı zamanda bruksizmin ortaya çıkmasına neden olan temel zihinsel ve duygusal yükleri de azaltmayı hedefler. Özellikle stresin doğru bir şekilde yönetilmesi ve uyku kalitesinin uyku hijyeni sağlanarak artırılması, diş sıkmanın oluşması ve  şiddetinde belirgin bir azalma sağlayabilir. Nefes ve gevşeme egzersizleri ile kasların gevşemesine yardımcı olunurken, dijital ve zihinsel yükün azaltılması ise kişinin sürekli tetikte olma sürecinden kurtulmasına destek olur. Bedensel farkındalığın artmasıyla kişi gündüzleri dişlerini sıktığını daha kolay fark eder ve bu davranışı bilinçli olarak kontrol etmeyi öğrenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bruksizm, ruhsal yüklerin bedendeki yansıması olarak düşünülebilir! </strong></p>
<p>Bruksizm, vücudumuzun bizimle iletişim kurma yollarından biri olduğunun altını çizen Doç. Dr. Neslihan Tınastepe, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ruhumuza fazla gelen yüklerden kurtulmamız ve belki de biraz yavaşlamamız için bir uyarıdır. Bazen söyleyemediklerimiz, bastırdıklarımız, ertelediklerimiz ve içe attıklarımız bu şekilde dışarı çıkar. Bunu görmezden gelirsek, bruksizme eşlik eden diğer fiziksel rahatsızlıkları da çok zaman geçmeden yaşamımızda görmeye başlayabiliriz. Bruksizm, ruhsal yüklerimizin bedendeki yansıması olarak düşünülebilir. Sonuç olarak bruksizm için çözüm yine bizde, ruhumuzun derinliklerinde saklı görünüyor. Bazen bu belirtileri hayatın yoğunluğu içinde fark etmeyebiliriz; ancak bedenimizin verdiği bu sinyaller süreklilik kazanmaya başladıysa, profesyonel destek almak en sağlıklı adım olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruhsal-yuklerin-bedendeki-yansimasi-bruksizm-599546">Ruhsal yüklerin bedendeki yansıması: Bruksizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 10:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638">Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor. Senenin son günlerine girmişken, herkesin bu umuda sarılarak kişisel hedeflerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Hayattaki her şeyin bütünüyle kontrolümüzde ilerlemesini ya da kusursuz olmasını beklemek gerçekçi değil. Yeni yılda hem güzel gelişmelerin hem de zorlayıcı durumların bizi bekleyebileceğini sakinlikle öngörebilmeliyiz. Böyle zamanlarda kendimize daha anlayışlı ve şefkatli yaklaşmak, karşımıza çıkabilecek güçlüklerin üstesinden gelebilmemiz için son derece kıymetli” dedi.</strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, yeni yılda ruhsal iyilik halini güçlendirecek 10 öneri sıraladı.</strong></p>
<ol>
<li>Gelecekle ilgili düşünürken karamsarlıktan uzak durmalı ve “Ya olursa, ya yapamazsam” gibi söylemler yerine, şu anda sahip olunan koşullar ve kazanımlar göz önünde bulundurarak hareket edilmeli. Geçmişteki hatalar ya da geleceğe dair henüz yaşanmamış olumsuzluklar sebebiyle şimdiki zaman kaçırılmamalı.</li>
<li>Kişi kendine ve sevdiklerine günlük yaşam yoğunluğunda zaman ayırmayı ihmal etmemeli. Zaman hızla akıp giderken güzel anılar biriktirmek ve küçük şeylerden keyif almak hem yaşama motivasyonunu hem de iç huzuru destekler.</li>
<li>Hayattan beklentiler net bir şekilde belirlenmeli ve yaşam buna göre şekillendirilmeli. Kişinin kendini daha iyi tanıyabilmesi için ‘Ben ne istiyorum, bunu neden istiyorum, bana nasıl bir katkı sağlayacak?’ soruları üzerinde düşünmeli. </li>
<li>Büyük hedefler her ne kadar motive edici olsa da onları hayata geçirebilmek için önce küçük adımlara ihtiyaç olduğu unutulmamalı. Ulaşılabilir olmaları için hedefler daha küçük parçalara ayrılmalı, bu varış noktalarına yaklaşmak adına bireysel olarak çaba sarf edilmeli.</li>
<li>Hedefler oluşturulurken kullanılan dilin olumlu olmasına dikkat edilmeli. Örneğin “Başarısız olmayacağım” yerine “Daha başarılı olmak için çaba göstereceğim” şeklinde ifadeler tercih edilmeli.</li>
<li>Yeni yıl planlamaları yapılırken geçmişteki başarılar, başarısızlıklar ve halihazırda sahip olunanlar gerçekçi biçimde kabul edilmeli, kişi kendini değerlendirirken başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmalı.</li>
<li>Hayattaki eksiklere yoğunlaşmak yerine sahip olunanlara odaklanılmalı. Var olanlar için teşekkür etmek, motivasyonu artırarak daha iyi hissetmeyi sağlar.</li>
<li>Mutluluğun bir araç değil, bir sonuç olduğu unutulmamalı. Bu yüzden mutlu olmanın yollarını aramak yerine, kişi öncelikle ona gerçekten neyin iyi geldiğini keşfetmeli.</li>
<li>Geçmişte yapılan tüm hatalar analiz edilmeli ve gerekli dersler çıkarılmalı. Bu sayede kişi kendini daha iyi tanır ve daha güçlü ve bilinçli adımlar atmaya başlar.</li>
<li>Belki başarısızlık kaygısı belki de yaratılamayan zaman nedeniyle tecrübe edilemeyen deneyimlere yeni yılda şans verilmeli. Bu yeni deneyimlerle kişi kendini biraz daha iyi tanıma şansı bulabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-ruh-sagligini-guclendirmenin-10-yolu-597638">Yeni yılda ruh sağlığını güçlendirmenin 10 yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyonun 7 İşaretine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyonun-7-isaretine-dikkat-596463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şaretine]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan her üzüntü, yorgunluk, isteksizlik, keyifsizlik durumunda genellikle akla ilk olarak “depresyon” geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonun-7-isaretine-dikkat-596463">Depresyonun 7 İşaretine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanan her üzüntü, yorgunluk, isteksizlik, keyifsizlik durumunda genellikle akla ilk olarak “depresyon” geliyor. Bu tepkiler çoğu zaman hayatın doğal akışı içinde yaşanan olumsuzluklara karşı verilen geçici yanıtlar şeklinde gelişiyor. Stres, mevsimsel değişiklikler ya da olumsuz olayların ruh halini etkileyebileceğini belirten uzmanlar, depresyonda en önemli kriterin bu duyguların süresi ve yoğunluğu olduğuna dikkat çekiyor. Erken dönemde alınan profesyonel destek ile depresyon tedavi süreci kolaylaşıyor ve yaşam kalitesi kısa sürede artırılabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Sevda Hajiyeva, depresyonun belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Moral bozukluğu depresyonla karışabiliyor</strong></p>
<p>Günlük yaşamda her birey kendini zaman zaman üzgün, bitkin ya da isteksiz hissedebilir. Bu duygular çoğu zaman hayatın doğal akışı içinde ortaya çıkar. Bu duyguların çoğu stres, yorgunluk, hayal kırıklıkları veya kayıplar karşısında yaşanan geçici tepkilerdir. Ancak bu durumların hepsi depresyon anlamına gelmez. Yoğun iş temposu, kısa süreli stres, mevsimsel değişiklikler veya önemli bir olay sonrası yaşanan üzüntü, çoğu kişide doğal olarak düzelir. Fakat şikayetler uzun sürüyor, şiddetleniyor ve günlük yaşamı etkilemeye başlıyorsa, bu durumda bir uzmana başvurmak gerekir. Yaşadığınız her moral bozukluğu depresyon değildir ancak her depresyon dikkate alınması gereken tıbbi bir durumdur. </p>
<p><strong>Depresyon belirtileri 2 haftadan uzun sürer</strong></p>
<p>Depresyon, tıbbi olarak majör depresif bozukluğu ifade eder. Depresyon yalnızca “üzgün olmak” değildir, kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde düşüren, duygusal, zihinsel ve fiziksel belirtilerle seyreden bir ruhsal hastalıktır. Kişi kendini sürekli mutsuz, üzgün ve enerjisiz hisseder. Genel olarak insanların zevk aldığı şeylerden hatta insanlardan da uzaklaşma eğilimindedir. Depresyon tanısında en önemli unsur, depresyona ait belirtilerin en az iki hafta boyunca sürmesidir.</p>
<p><strong>Depresyonun 7 işareti!</strong></p>
<p>1. Sürekli mutsuzluk veya boşluk hissi</p>
<p>2. Önceden zevk veren aktivitelerden keyif almama</p>
<p>3. Enerji düşüklüğü, çabuk yorulma</p>
<p>4. Dikkat ve konsantrasyonda azalma</p>
<p>5. Uyku ve iştah değişiklikleri</p>
<p>6. Değersizlik veya suçluluk düşünceleri</p>
<p>7. Hayata karşı isteksizlik veya umutsuzluk</p>
<p><strong>Depresyon çocuklarda da görülebilir</strong></p>
<p>Depresyon çok faktörlü bir hastalıktır. Genetik ve aile öyküsünün yanı sıra birçok biyolojik, psikolojik ve çevresel etken rol oynar. Depresyon, yalnızca ruh haliyle ilgili bir sorun değildir; beyindeki kimyasal, hormonal ve sinirsel mekanizmaları etkileyen, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen bir hastalıktır. Araştırmalar, depresyonun ortaya çıkışında birden fazla faktörün etkileşim içinde olduğunu göstermektedir. Depresyonun yalnızca yetişkin hastalığı olduğuna dair yanlış bir görüş bulunmaktadır. Depresyon aynı zamanda çocukları ve ergenleri de etkileyebilen bir ruhsal sağlık sorunudur.</p>
<p><strong>Ne zaman uzman desteğine başvurmalı?</strong></p>
<p>Öncelikle depresyon belirtilerini bilmek gerekir. Eğer belirtiler iki haftadan daha fazla devam ediyorsa bu önemlidir. Günlük işleriniz, iş veya okul performansınız belirgin bir şekilde etkilenmişse, sosyal ilişkileriniz zayıflamaya başladıysa, umutsuzluk ya da intihar gibi düşünceleriniz varsa veya kendinize zarar verme isteği oluştuysa, yaşamdan zevk alma hissiniz belirgin biçimde azaldıysa en kısa zamanda uzman desteği almanız ve bir psikiyatra başvurmanız gerekir.</p>
<p><strong>Erken destek hızlı iyileşme</strong></p>
<p>Günümüzde en yaygın ruhsal sağlık sorunlarından biri olan depresyon, profesyonel destek ve uygun tedavi ile büyük oranda iyileşebilen bir hastalıktır. Erken tanı, tedavi sürecini kolaylaştırır ve yaşam kalitesini kısa sürede artırır. Depresyon tanısı sonrası hastalığın derecesine ve hastanın kişisel ihtiyaçlarına göre tedavi planlanır. Tedavi genellikle ilaç, psikoterapi ve yaşam tarzı değişikliklerinin kombinasyonu şeklinde yürütülür. Hafif depresyonlarda psikoterapi ve yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olabilirken, orta ve ağır depresyonda ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte uygulanması genellikle daha etkilidir. Tedavi süreci düzenli takip ve semptom izlemeyi içerebilir; çünkü yanıt kişiden kişiye değişir.</p>
<p><strong>Depresyondan korunmak için…</strong></p>
<p><strong>1. Düzenli uyu, sağlıklı beslen:</strong> Her gün aynı saatte uyumak ve kalkmak, yeterli uyku almak, taze sebze-meyve tüketmek ve dengeli beslenmek ruh halinizi korur.</p>
<p><strong>2. Hareket et:</strong> Haftanın en az 3-4 günü 30-40 dakikalık tempolu yürüyüş, koşu, yüzme veya yoga gibi aktiviteler, mutluluk hormonu salgılayarak stresi azaltır.</p>
<p><strong>3. Stresini yönet:</strong> Stres kaçınılmaz bir gerçektir. O halde stresle yaşamayı ve onu yönetmeyi bilmemiz gerek. Nefes egzersizi yapmak, yeni hobiler edinmek zihninizi rahatlatmaya yardımcı olur.</p>
<p><strong>4. Sosyal bağlarını güçlendir:</strong> Güvendiğiniz kişilerle daha fazla zaman geçirin, onlarla duygularınızı, düşüncelerinizi paylaşın. Yalnızlık da depresyon riskini artırabilir.</p>
<p><strong>5. Erken sinyalleri fark et:</strong> Uzun süreli mutsuzluk, ilgi kaybı veya yorgunluk hissediyorsanız profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Çünkü ruh sağlığı da bedensel sağlığı kadar önemlidir. Unutmayın; önlem almak, tedaviye başlamaktan her zaman daha kolaydır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonun-7-isaretine-dikkat-596463">Depresyonun 7 İşaretine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amatör ruh, Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu&#8217;nda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amator-ruh-kocaeli-spor-tarihi-sempozyumunda-591933</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 16:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[amatör]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör Spor]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu, amatör sporun duayen isimlerini de bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amator-ruh-kocaeli-spor-tarihi-sempozyumunda-591933">Amatör ruh, Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu, amatör sporun duayen isimlerini de bir araya getirdi. Amatör sporu ve sporcularına sürekli destek verilmesi gerektiğini belirten katılımcılar, kentin yetiştirdiği sporcuların da kente birçok yönden destek vermeleri gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“KENTİN YETİŞTİRDİKLERİ KENTE DESTEK VERMELİ”</b></p>
<p>Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu, konu ve konuklarıyla Kongre Merkezi’nde devam ediyor. Bu bağlamda Kocaelispor Yönetim Kurulu Üyesi Rafet Kırgız, MHK Eski Başkanı Mustafa Çulcu, Emekli Beden Eğitimi Öğretmeni Erol Arutan, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) Kocaeli Şube Başkanı Remzi Demirer, “Kocaeli’de Amatör Spor Tarihi” konulu söyleşide bir araya geldi. Amatör sporu ve sporcularına sürekli destek verilmesi gerektiğini belirten katılımcılar, kentin yetiştirdiği sporcuların da kente birçok yönden destek vermeleri gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“SPORA İDARECİLİK YÖNÜMLE DESTEK VERDİM”</b></p>
<p>Konuk konuşmacıların spor geçmişinin kısaca anlatıldığı söyleşinin moderatörlüğünü Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kürşad Sertbaş yaptı. Kocaelispor Yönetim Kurulu Üyesi Rafet Kırgız, amatör spora duyduğu ilgiyi aktararak, “Spor hayatım çeşitli nedenlerden dolayı erken bitti. Sporu çok seviyorum. Kendim yapamadığım için idarecilik yönümle spora destek verdim. Tahir Büyükakın başkanımız amatör spora gerçekten büyük destekler veriyor, kendisine çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b>“OKUL SPORLARI SEZONA YAYILMALI”</b></p>
<p>Rafet Kırgız’ın ardından söz alan Emekli Beden Eğitimi Öğretmeni Erol Arutan okul sporları konusuna değindi. Okul sporlarında futbolun sadece bir hafta oynandığını ve bir haftada bu heyecanın bittiğini belirten Arutan, “Okul sporlarının bir sezona yayılmasından yanayım. Özel okullar en iyi sporcuları transfer ediyor. Gariban futbol takımları ise bir şey yapamıyor. Bizlerden birilerinin hem siyasette hem bürokraside olması gerekiyor. Çünkü ne demek istediğimizi, derdimizi anlamıyorlar” dedi.</p>
<p><b>“SPOR KÖTÜ ALIŞKANLIKLARI BERTARAF EDER”</b></p>
<p>Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) Kocaeli Şube Başkanı Remzi Demirer ise amatör spor kulüplerine destek verilmesi gerektiğine değinerek, “Kocaeli spor tarihine baktığımızda çok önemli isimler var. Baç Spor, İzmit Gençlik ve Doğan Spor isimli 3 amatör kulübün sayesinde Kocaelispor kuruldu. Amatör spora katkı vermeliyiz. Çünkü spor gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutuyor. Amatör sporda bu disiplini alan otokontrol disiplinini yapan bir gençlik yetişiyor. Bu gençliği sürekli desteklemek lazım” İfadelerini kullandı.</p>
<p><b>“GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN KAYBOLMAYA MAHKUMDUR”</b></p>
<p>MHK Eski Başkanı Mustafa Çulcu ise, “O kadar kente gittim, bu kadar geniş kapsamlı bir sempozyuma ilk kez denk geliyorum. Fikir adamları, akademisyenler ve rol model olmuş onlarca sporcu burada. Çok geniş bir sempozyum. Bu organizasyonu düzenlemek çok kolay bir iş değil. Bir halı saha maçına gitmek için bile 3 saat telefon trafiği yapıyorsunuz. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Bey başta olmak üzere destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum. Bu sempozyumun amacı geçmişle bağlantıyı kurmak. Geçmişini bilmeyen kaybolmaya mahkumdur” dedi.</p>
<p><b>“KOCAELİ, AMATÖR SPORDA ÇOK YOL KAT ETTİ”</b></p>
<p>Çulcu sözlerinin devamında ise şunları aktardı, “Bu kent amatör sporda çok yol kat etmiş. Odun sobası kulüplerden kara tahtada oyun kurallarını anlatan ve oradaki insanları aydınlatmaya çalışan insanların olduğu o zor günleri hatırlıyorum. Bugün kulüplerin çok güzel odaları ve çok güzel malzemeleri var. Bu gelişime destek vermiş emekçileri unutursam kendime ihanet etmiş olurum. Futbolda ve diğer branşlarda emeği geçen herkese binlerce teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“MUSTAFA ÇULCU İSMİNİ BANA BU KENT VERDİ”</b></p>
<p>Kocaeli sporuna çok şey borçlu olduğunu ifade eden Çulcu, “Bu kentin dünya şampiyonları ve olimpiyat şampiyonları var. Kocaelispor gibi bir markanın Avrupa kupalarında isim ve marka olmuş çizgisini yakalamak kolay değil. Bazı hakemler var. Kariyerlerinde yükselince amatör maçları yönetmiyor. Seni oralara amatör spor getirdi. Yüzbaşı Mustafa Çulcu çok var ama eski hakem Mustafa Çulcu bir tane var. O ismi bu kent bana verdi. Bu kente ölene kadar borcum var. Bu kentin sporu için elimden geleni yaparım” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amator-ruh-kocaeli-spor-tarihi-sempozyumunda-591933">Amatör ruh, Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tanısının hastalarda yarattığı psikolojik etkileri ve psikolojik desteğin tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578">Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, kanser tanısının hastalarda yarattığı psikolojik etkileri ve psikolojik desteğin tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>
<p><strong>Kanser tanısı, bedeni ve ruhu sarsan bir deneyim!</strong></p>
<p>Kanser tanısı almanın, insanın yaşamını yalnızca bedensel değil ruhsal anlamda da sarsan bir deneyim olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kişinin hayatındaki pek çok alanın yeniden yapılanmasıyla birlikte en temel inanç sistemleri de değişir.” dedi.</p>
<p>Tanı konulduğunda, birçok hastanın ilk anda yoğun bir şok, korku, inkar ve çaresizlik hissettiğini ifade eden Erol, “Bu süreçlerde çoğu hastanın zihninde beliren yaygın otomatik düşünceler ‘artık eskisi gibi olamayacağım’ ya da ‘bunu hak ettim’ gibi yıkıcı olumsuz inançlardır. Bu düşünceler, kişinin geleceğe dair umudunu ve kontrol duygusunu zayıflatır. ‘Neden ben?’ sorusu zihinde yankılanırken, ölüm korkusu, belirsizlik, bedensel kontrolün kaybedilmesi ve sosyal rollerin değişmesi gibi faktörler duygusal yükü artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, hastanın duygusal yükünü hafifleterek, tedaviye uyumunu artırıyor!</strong></p>
<p>Bu süreçte hastaların genellikle anksiyete, depresyon, öfke patlamaları, uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı, umutsuzluk ve sosyal izolasyon gibi psikolojik belirtiler yaşadığına dikkat çeken Erol, “Bu noktada psikolojik desteğin devreye girmesi, hem duygusal yükün hafiflemesi hem de tedavi sürecine uyumun artması açısından kritik bir önem taşır.” dedi.</p>
<p>Bilimsel verilerin, psikolojik desteğin yaşam kalitesini artırdığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve tedaviye uyumu arttırdığını ortaya koyduğunu kaydeden Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ruhsal olarak iyi hisseden bir hastanın, kemoterapi ve radyoterapi gibi zorlu tedavi süreçlerine daha dayanıklı olduğu gözlenmiştir. Klinik deneyimlerde de sıkça görüldüğü üzere, psikoterapi desteği alan hastalar yan etkilerle daha iyi baş edebiliyor. İlaçlarını düzenli kullanıyor ve hastalığa rağmen günlük yaşam aktivitelerine devam edebiliyor. Psikolojik desteğin etkisi, beynin stres ve bağışıklık sistemleri arasındaki bağlantıyla da açıklanabilir; çünkü yüksek stres, kortizol düzeylerini artırarak bağışıklık sistemini zayıflatırken, duygusal dengeyi korumak bu biyolojik mekanizmayı da olumlu etkiler.”</p>
<p><strong>Psikoterapi, hastaların kontrol edilebilir yönlere odaklanmasını sağlar!</strong></p>
<p>Psikoterapinin kanser hastalarında sıkça görülen olumsuz otomatik düşünceleri fark etmeyi ve yeniden yapılandırmayı hedeflediğine değinen Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Yani yıkıcı inanışlar yerine hastalığın kontrol edilebilir yönlerine ve yaşamın halen sürdürülebilir değerlerine odaklanma sağlanır.” dedi.</p>
<p>Kabul ve Kararlılık Terapisinin (ACT) ise hastalığın getirdiği belirsizlik ve acı karşısında duygusal kabul geliştirmeye, kişinin yaşamına anlam katan değerlere yeniden yönelmesine yardımcı olduğuna işaret eden Erol, “Mindfulness temelli yaklaşımlar, kişinin şu ana odaklanmasını ve bedeninde olan değişimlerle savaşmak yerine onlarla birlikte var olmayı öğrenmesini destekler. Bu sayede kaygı düzeyi azalır, duygusal regülasyon artar ve yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme gözlenir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı desteklenmeden yapılan bir tedavi, eksik kalır! </strong></p>
<p>Psikolojik desteğin yalnızca bireysel terapiyle sınırlı olmadığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri, sanat terapisi ve aileye yönelik psiko-eğitim programları da büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Grup terapilerinin, hastaların benzer deneyimlerden geçen kişilerle paylaşım yapmasını sağlayarak yalnızlık hissini azalttığını ve umut duygusunu güçlendirdiğini vurgulayan Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sanat terapisi, hastalığı söze dökmenin zor olduğu durumlarda duyguların ifade edilmesine olanak tanır. Aileye verilen psiko-eğitim ise hastanın yakın çevresinin de sürece bilinçli ve destekleyici şekilde katılmasını sağlar. Çünkü kanser yalnızca bireyi değil, ailesini ve sosyal çevresini de etkileyen bir krizdir.</p>
<p>Kanserle başa çıkmak, hastalığı yenmek kadar, yeniden yaşama tutunmayı, yeniden umut etmeyi öğrenmektir. Ruh sağlığı desteklenmeden yapılan bir tedavi, eksik kalır. Çünkü insan yalnızca bedenden ibaret değil; iyileşme de yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda ruhsal bir süreçtir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-ruhsal-destek-sart-589578">Kanser tedavisinde ruhsal destek şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johnson &#038; Johnson Ruh Sağlığının Önemine Vurgu Yapmak İçin Moda Merdivenlerini Renklendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/johnson-johnson-ruh-sagliginin-onemine-vurgu-yapmak-icin-moda-merdivenlerini-renklendirdi-585628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 15:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[johnson]]></category>
		<category><![CDATA[önemine]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığının]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Johnson &#038; Johnson, Ekim ayında kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, ruh sağlığının önemine dikkat çekmek amacıyla çalışmalarına devam ediyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/johnson-johnson-ruh-sagliginin-onemine-vurgu-yapmak-icin-moda-merdivenlerini-renklendirdi-585628">Johnson &#038; Johnson Ruh Sağlığının Önemine Vurgu Yapmak İçin Moda Merdivenlerini Renklendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Johnson &#038; Johnson</strong>, Ekim ayında kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, ruh sağlığının önemine dikkat çekmek amacıyla çalışmalarına devam ediyor.  Farklı Renklerle Aynı Resimdeyiz” projesinin devamı niteliğinde bu yıl da farkındalık çalışmalarını sürdüren <strong>Johnson &#038; Johnson</strong>, İstanbul Kadıköy Belediyesi iş birliğinde Moda’nın sembolleri arasında yer alan Moda Merdivenlerini, özel bir eserle renklendirdi. Eser, ruh sağlığı bozulmalarında dalgalı ruh hallerinden gerekli sosyal destek ve tedavilerle iyileşme ile feraha doğru ilerleyen yolculuğu betimliyor. Eserde ruhsal iyileşme derinliklerden özgürlüğe uzanan bir dönüşüm ilhamıyla balıktan kelebeğe dönüşen görsel imgeler kullanılarak anlatılıyor. </p>
<p><strong>Johnson &#038; Johnson Türkiye Dış İlişkiler Direktörü Başak Yılmaz</strong> proje ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “Ruh sağlığı, genel sağlığımızın ve yaşam kalitemizin temel taşlarından biridir. Ruh sağlığı, beden sağlığı kadar önemlidir ve ona özen göstermek, yaşam kalitemizi artırır. İyi bir ruh sağlığı hem duygusal hem de psikolojik dengeyi korumamıza yardımcı olur ve yaşamın zorluklarıyla başa çıkmamızı kolaylaştırır. Biz Johnson &#038; Johnson olarak, ruh sağlığı alanında global olarak 70 yıllık köklü mirasımızla hastaların yanındayız. Geliştirdiğimiz tedaviler ile ruh sağlığı hastalıklarıyla mücadele eden hastaların yaşamlarını iyileştirmek ve hastalara asla yalnız olmadıklarını hissettirmek istiyoruz. Ruh sağlığı alanında yalnızca tedaviyle değil, toplumsal bilinç oluşturarak da fayda sağlamak arzusundayız. Bu kapsamda faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Kadıköy Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilen bu anlamlı projenin ruh sağlığı hastalıklarıyla ilgili toplumun bilinçlenmesine katkı sağlaması en büyük temennimiz” dedi.</p>
<p><strong>Johnson &#038; Johnson Türkiye Nörobilim Grup Medikal Müdürü Dr. Özhan Özdemir</strong> ise yaptığı açıklamada “Ruhsal bozukluklar dünya genelinde en yaygın hastalık grupları arasında; yaşam boyu yüksek prevalans, erken başlangıç ve ciddi işgücü/üretkenlik kaybı yaratıyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, nüfusumuzun %17’si ruh sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya, 3,2 milyon kişi depresyon yaşıyor ve antidepresan kullanım oranı son beş yılda %56 oranında artış göstermiş durumda. Özetle Türkiye’de yaklaşık 83 milyonluk nüfusumuzun içinde, her yıl yaklaşık 9 milyon kişi ruh sağlığı konusunda destek arıyor.* Ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığı arttırmak, damgalanmanın azalmasına ve insanların ihtiyaç duyduğu yardımı aramasına olanak sağlıyor. Hedefimiz, tüm hastalara etkin tedavi olanaklarını sunarak yaşam kalitelerini iyileştirmenin yanı sıra ruh sağlığı alanındaki tüm paydaşlarla omuz omuza çalışarak ve sağlık ekosistemini geliştirecek, hastalık süreçlerini pozitif yönde dönüştürecek ve toplumsal farkındalığı artıracak projeleri hayata geçirmek. Bu yıl da Ruh Sağlığı Günü kapsamında “Farklı Renklerle Aynı Resimdeyiz Projesi” ile toplumsal anlayışı ve desteği artırmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Fotoğraf Altı: Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı İbrahim Başar Necipoğlu, J&#038;J Dış İlişkiler Direktörü Başak Yılmaz, Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Rasim Emre Fırıncı, J&#038;J Nörobilim Grup Medikal Direktörü Dr. Özhan Özdemir</strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/johnson-johnson-ruh-sagliginin-onemine-vurgu-yapmak-icin-moda-merdivenlerini-renklendirdi-585628">Johnson &#038; Johnson Ruh Sağlığının Önemine Vurgu Yapmak İçin Moda Merdivenlerini Renklendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenlerin projesi ile ruhsal bozukluğu olan bireylerin 3D yazıcı kullanarak işlevselleşmesi araştırılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerin-projesi-ile-ruhsal-bozuklugu-olan-bireylerin-3d-yazici-kullanarak-islevsellesmesi-arastirilacak-584164</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal yürütücülüğünde, farklı disiplinlerden uzmanların iş birliğiyle hazırlanan “Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin 3D Yazıcı Kullanımlarının İşlevsellik Düzeylerine Etkisi” adlı proje, “TÜBİTAK 1002 A Hızlı Destek Modülü” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerin-projesi-ile-ruhsal-bozuklugu-olan-bireylerin-3d-yazici-kullanarak-islevsellesmesi-arastirilacak-584164">Egeli akademisyenlerin projesi ile ruhsal bozukluğu olan bireylerin 3D yazıcı kullanarak işlevselleşmesi araştırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal yürütücülüğünde, farklı disiplinlerden uzmanların iş birliğiyle hazırlanan “Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin 3D Yazıcı Kullanımlarının İşlevsellik Düzeylerine Etkisi” adlı proje, “TÜBİTAK 1002 A Hızlı Destek Modülü” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje, kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitesini artırmak için 3D yazıcı kullanımının etkilerini araştıracak.</p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi, bilimin ışığında insanlığa hizmet etmeye devam ediyor. Ege Üniversitesi olarak, toplumumuzun sağlık ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler üretme misyonumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu proje, ruhsal bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitelerini artırma ve topluma katılımlarını güçlendirme adına atılmış çok değerli bir adımdır. Disiplinlerarası iş birliğinin en güzel örneklerinden biri olan bu çalışmanın, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ruh sağlığı alanına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Proje yürütücüsü Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal, “Dünya genelinde her sekiz kişiden biri ruhsal bozukluk yaşıyor ve bu bireylerin önemli bir kısmı etkili tedaviye erişemiyor. Ruhsal bozukluklar; bilişsel, duygusal ve sosyal işlevlerde kayıplara yol açabiliyor, yalnızca ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda psikososyal müdahaleler iyileşme sürecinde kritik bir rol üstleniyor. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri bu alanda önemli hizmetler sunmakla birlikte, bireylerin yaratıcılık ve üretkenliğini destekleyecek yenilikçi uygulamalara ihtiyaç duyuluyor. Bu proje, kronik ruhsal bozukluk tanısı almış bireylerin 3D yazıcı kullanımlarının işlevsellik düzeylerine etkisini araştıracak” diye konuştu.</p>
<p><b>“Disiplinler arası iş birliği ile yenilikçi yaklaşım”</b></p>
<p>Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal, “Proje kapsamında, alanında uzman farklı disiplinlerden araştırmacılardan oluşan bir ekip belirlendi. Bu ekipte akademisyen ve klinisyen psikiyatri hemşireleri ve psikiyatri hekimi; ruhsal bozukluğu olan bireylerin klinik değerlendirmesi, işlevsellik düzeylerinin ölçülmesi ve psikososyal müdahalelerin uygulanmasında görev alacaklar. Ayrıca, makine mühendisi akademisyenimiz de, 3D yazıcıların teknik boyutu, tasarım ve üretim süreçlerinin yürütülmesinde katkı sağlayacak. Bu disiplinler arası iş birliği, projenin hem sağlık hem de mühendislik boyutunu kapsayarak yenilikçi bir yaklaşım geliştirmesine olanak tanıyacak. Böylece proje, yalnızca ruh sağlığı alanına değil, aynı zamanda teknolojinin bireylerin rehabilitasyon süreçlerine entegrasyonuna da katkı sunmayı hedefliyor. Uygulama, Ege Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde yürütülecek” dedi.</p>
<p>Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal’ın yürütücüsü olduğu projede; Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Damla İşman Haznedaroğlu, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Arş. Gör. Dr. Hasan Yavuz Ünal, Ege Üniversitesi Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hemşiresi Dr. Tülün Liman araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerin-projesi-ile-ruhsal-bozuklugu-olan-bireylerin-3d-yazici-kullanarak-islevsellesmesi-arastirilacak-584164">Egeli akademisyenlerin projesi ile ruhsal bozukluğu olan bireylerin 3D yazıcı kullanarak işlevselleşmesi araştırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyhan Budak, ruh sağlığına ışık tuttu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyhan-budak-ruh-sagligina-isik-tuttu-583404</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 14:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyhan]]></category>
		<category><![CDATA[budak]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığına]]></category>
		<category><![CDATA[tuttu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolog Beyhan Budak, Kocaeli Kitap Fuarı’nda “Geçmişin Yüklerinden Kurtulmak” başlıklı söyleşisinde okurları ile buluştu. Ruh sağlığına ışık tutan Budak, “Kendi küçük dünyamıza dönmeden iyileşemeyiz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyhan-budak-ruh-sagligina-isik-tuttu-583404">Beyhan Budak, ruh sağlığına ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psikolog Beyhan Budak, Kocaeli Kitap Fuarı’nda “Geçmişin Yüklerinden Kurtulmak” başlıklı söyleşisinde okurları ile buluştu. Ruh sağlığına ışık tutan Budak, “Kendi küçük dünyamıza dönmeden iyileşemeyiz” dedi.</p>
<p><b>“GEÇMİŞİN YÜKLERİNDEN KURTULMAK”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, bu yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında anlamlı bir etkinliğe sahne oldu. Bu kapsamda gerçekleştirilen özel programda, Psikolog Beyhan Budak, Akçakoca Salonu’nda “Geçmişin Yüklerinden Kurtulmak” başlıklı söyleşide katılımcılarla buluştu. Budak ilgiyle izlenen söyleşinde, “Kendi küçük dünyamıza dönmeden iyileşemeyiz” dedi.</p>
<p><b>“DEPRESYON YAŞADIĞIMIZ HAYATIN SONUCUDUR”</b></p>
<p>Söyleşide, modern çağın birey üzerinde yarattığı ruhsal baskılara ve çözüm yollarına değinen Budak, terapiye ulaşmanın zorluklarını ve kişisel sorumluluk bilincinin önemini vurguladı. “Depresyon bir sebep değil, yaşadığınız hayatın bir sonucudur” diyen Budak, bireylerin sürekli dış dünyayı suçlamak yerine iç dünyaya dönerek kendi yaralarını anlamlandırmaları gerektiğini ifade etti.</p>
<p><b>“FEDAKÂRLIKLA DEĞİL, FARKINDALIKLA İYİLEŞİRİZ”</b></p>
<p>Budak konuşmasında, insan ilişkilerinde yaşanan hayal kırıklıklarının çoğunlukla kişinin kendine yüklediği değersizlik hissinden kaynaklandığını belirtti. “Ben kendimi yeterli hissetmediğim için, fedakârlıkları rüşvet gibi sunuyorum” diyen Budak, “Ama bir şeyi çok fazla verirseniz, o şey değersizleşir. Sevgiye ulaşmak için kendimizi feda etmek zorunda değiliz” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“KALİTELİ YALNIZLIK, KALİTELİ DEPRESYON GETİRİR”</b></p>
<p>Önemli tespit ve değerlendirmeleri dikkatle dinlenen Beyhan Budak, söyleşinde yalnızlık ve sosyal ilişkiler arasındaki dengeye dikkat çekti.  Budak bu çerçevede, “İnsanın varlığının kanıtı başka bir insandır. Sosyal destek olmadan iyileşmek zordur” dedi. Sosyal medyada dünyanın yükünü sırtlamaya çalışan bireylerin, en yakındaki insanlara ilgisiz kalmasının altının çizen Budak, “Dünyadaki acılara üzülüyoruz ama komşumuza selam vermiyoruz. Bu çelişki bizim psikolojimizi yoruyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>PROGRAM SONUNDA PLAKET TAKDİM EDİLDİ</b></p>
<p>Yoğun ilgi gören programın sonunda, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç, katkılarından dolayı Beyhan Budak’a teşekkür ederek plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyhan-budak-ruh-sagligina-isik-tuttu-583404">Beyhan Budak, ruh sağlığına ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 13:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”<br />Bu yılın teması, “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirlendi. Bugün aynı zamanda Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümü. Bu acı tesadüf, bireysel ve toplumsal düzeyde yaşanan travmaların, afetlerin ve krizlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini bir kez daha hatırlatıyor. Ne yazık ki bugün, dünyanın pek çok yerinde insanlar hâlâ savaşların, çatışmaların ve afetlerin gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Gazze’de başlayan ve tüm Orta Doğu’nun güvenliğini tehdit eden saldırılar, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, yerküreyi ve insanlığı derinden etkileyen ekolojik krizler – iklim değişikliği, yangınlar, su baskınları ve depremler – insan davranışlarıyla daha da yıkıcı hale geliyor. Doğal afetlerin bu biçimde insan eliyle tetiklenmiş versiyonları, yeni afet ve acil durumların her geçen gün ortaya çıkmasına neden oluyor.</p>
<p>Tüm bu afetler ve çatışmaların yanı sıra, insanların kadınlara, çocuklara, toplumun “öteki” kesimlerine, hayvanlara ve doğaya yönelttiği şiddet, çalışma ortamlarındaki güvensizlikler, yalnızca ruh sağlığı sorunlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerine erişimi de zorlaştırıyor. Bu durum, özellikle en savunmasız grupları derinden etkiliyor ve afet ile acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>İnsan eliyle oluşturulan ve ruh sağlığını kimi zaman ölçülemez boyutlarda olumsuz etkileyen felaketlerin başında savaşlar ve silahlı çatışmalar gelmektedir. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmaların sivil halka yaşattığı zorlukları, kayıpları her defasında benzer acı duygularla izlemekteyiz. Yanı başımızda ikinci yılını dolduran soykırım sürecinde Gazze’nin sağlık sisteminin çöküşünün, hastanelerin %94’ünün işlevsiz hale gelişinin, eğitimin bütünüyle durduğu, barınmanın mümkün olmadığı koşullarda zorla yerlerinden edilen insanların açlık, hastalıklar ve hiç durmayan saldırılar altında hayatta kalma mücadelesi verdiklerinin tanığıyız. Çatışmaların başladığı dönemden bu yana yataklı psikiyatri hizmeti verilemez hale geldiğini bildiğimiz Gazze özelinde de diğer tüm çatışma bölgelerinde de ruh sağlığının desteklenmesine en çok ihtiyaç duyulan dönemler maalesef belki de ruh sağlığı hizmetinin en az verilebildiği ortamları içeriyor.  Olumsuz etkilerinin pek çok açıdan nesiller boyunca süreceğini görebildiğimiz bu süreçte incinebilir grupların her zamanki gibi çok daha fazla etkilendiği ortadadır. Yıkım ortamlarında uluslararası örgütlerin, insan hakkı temelli kurumların bile yardım sağlamada yetersiz kaldıklarında, engellendiklerinde yapılabilecekler ve yapılması gerekenlerle ilgili tüm dünyada çok daha farklı çalışmalara ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. </p>
<p>Günümüzde ne yazık ki kadına şiddet neden olduğu kayıplarla acil bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Her yıl yüzlerce kadın tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınların güvenlik algısını zedeleyen ve pek çok ruh sağlığı sorununa zemin hazırlayan bu ortamda çok yönlü bir mücadele ve iyileştirme sürecinin planlanması gerektiği açıktır. Erkek egemen kültürde temellenen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları ekonomi, politika, eğitim ve sağlık alanlarındaki haklarından mahrum bırakmakta ve çok etkenli bir şiddet sarmalını beslemektedir.  </p>
<p>Şiddetin hiçbir türünü bir diğerinden bağımsız düşünmek mümkün değildir; Ahmet Minguizzi’nin yaşıtı olan gençler tarafından öldürülmesi, çocukların çeteler tarafından kullanılmasının ve suça sürüklenmesinin arkasındaki derin toplumsal, ekonomik ve ruhsal nedenleri gözler önüne sermiştir. Yoksulluk, ihmal, aile içi şiddet, okuldan kopma ve sosyal dışlanma gibi faktörler, çocukların savunmasızlıklarını artırmakta; örgütlü suç yapılarının kolay hedefi hâline getirmektedir. Bu durum, yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, ruh sağlığı odaklı, koruyucu ve rehabilite edici bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Çocukların şiddet ortamlarından uzaklaştırılması, psikososyal destek ve aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal programlara erişimin artırılması yaşamsal önem taşımaktadır. Çocukların suçun değil, umudun parçası olabilmesi için devletin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Bu bağlamda şiddetin acil bir sorun olduğunu, toplumun her katmanından bireylerin, eğitimcilerin, kanun yapıcı ve uygulayıcı mekanizmalarıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşların çözümün parçası olması gerektiğini hatırlatıyoruz.</p>
<p>Bolu Kartalkaya bölgesinde bir otelde meydana gelen yangın, ihmalkarlığın ve denetim eksikliklerinin yol açtığı önlenebilir bir felaket olarak hafızalarımıza yerleşmiştir. Yapıların güvenliğini sağlaması gereken sistemler, kâr etmek uğruna kamu yararını gözetmeden işletilmekte ve denetlenmektedir. Bu ihmaller, yapılaşma ve işletme politikalarının insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yangın sonrası müdahale çalışmalarının yetersizliği ve yaşanılan kayıpların önlenebilir olduğu gerçeği, travmanın etkisini daha da artırmaktadır. Bu büyük acı ve kayıplar, yoğun kaygı, öfke, çaresizlik, yas ve belirsizlik duygularını beraberinde getirerek toplumun temel güven duygusunu ve adalete olan inancını derinden etkilemiştir.</p>
<p>On binlerce insanını depremler ve doğal afetlerle yitirmiş bir ülke olan Türkiye, kurumları ile afetlere hazır olmadığı gerçeğini 6 Şubat Depremleri ile tekrar acı bir şekilde yaşadı. Deprem sonrası psikososyal destek sunumu ve yaşamın yeniden toparlanması süreci ise başta ruh sağlığı hizmetleri olmak üzere afet sonrasına yönelik planların ve uygulamaların da ne derece yetersiz olduğunu ve yanlış planlandığını gözler önüne serdi.</p>
<p>Türkiye sadece yıkıcı depremlerin yaşandığı değil aynı zamanda çarpık yapılaşma ve yetersiz önlemler nedeniyle orman yangınları ve sel felaketlerinin yerleşim yerlerini tehdit ettiği, kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin çevre felaketlerine yol açtığı bir coğrafya haline gelmiştir. Bu açıdan afetlerde ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin planlanması daha da önemli hale gelmektedir. Afetler ve ruh sağlığı ilişkisi her şeyden önce afetlere hazırlık ve afetin yıkıcı etkilerini azaltacak önlemler ile başlar. Güvenli bir çevrede yaşamak temel insan hakkıdır, koruyucu ruh sağlığı açısından vazgeçilmezdir.  </p>
<p>Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte artan orman yangınları, seller ve depremler, yalnızca çevresel yıkımlara değil, bireylerin ve toplumların ruh sağlığı üzerinde derin ve uzun süreli etkiler bırakan kitlesel travmalara yol açmaktadır. Bu afetlerin yeterli hazırlık, önlem ve kriz yönetimi olmadan yaşanması; yaşamsal kayıpların yanında güvenlik duygusunun zedelenmesine, geleceğe dair umutsuzluk ve çaresizlik hislerinin artmasına neden olmaktadır. Ruh sağlığını korumak, yalnızca bireysel dayanıklılığı güçlendirmekle değil, aynı zamanda doğa ile uyumlu, güvenli, denetlenebilir ve adil yaşam koşulları oluşturmakla mümkündür.</p>
<p>Afetler ve acil durumlarda insanların alacakları her türlü sağlık hizmeti ve sosyal destekler de bir yardım faaliyeti değil en temel yurttaşlık hakkıdır ve bunun sağlanması kamusal yükümlülüktür. Ruh sağlığı desteği tüm etkilenenler için ulaşılabilir ve nitelikli olmalıdır. Sadece ruh sağlığı profesyonellerince sunulan destekler değil afetler ardından yapılan tüm destek faaliyetleri de dolaylı bir ruh sağlığı hizmeti olup tüm bu hizmetlerin kesintisiz olması, insan haysiyeti ve otonomisi gözetilerek sürdürülmesi sağlanmalıdır. Ülkemiz bilimin ve yaşanılan onlarca acı deneyimin ışığında ve bu alanda çalışan meslek ve bilim kuruluşlarının katılımı ile gerçekçi bir ruh sağlığı eylem stratejisi oluşturmalıdır.</p>
<p>Bu yıl Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün teması, felaket ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerine erişimin önemine vurgu yapmaktadır. İnsan yaşamının büyük kısmı iş yerlerinde geçmekte ve bu alanlardaki psikososyal koşullar bireylerin ruhsal iyilik hâlini doğrudan etkilemektedir. Yoğun iş yükü, belirsizlikler, mobbing ve güvencesizlik gibi faktörler çalışanlarda anksiyete, depresyon ve tükenmişlik riskini arttırmakta, mobbinge bağlı intihar ve iş cinayetlerindeki artış her geçen gün önlenebilir kayıplarla karşımıza çıkmaktadır.  Oysa destekleyici ve güvenli çalışma ortamları ile hem bireysel hem kurumsal verimliliği güçlendirmek mümkündür.</p>
<p>Ruh sağlığı meslek mensupları olarak, tüm kurumları ruh sağlığını iş güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye davet ediyoruz. İşyerlerinde psikososyal risklerin değerlendirilmesi, çalışanlara erişilebilir psikolojik destek sağlanması, farkındalık eğitimleriyle ruhsal iyiliğin güçlendirilmesi ve afet gibi kriz durumlarında psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesi öncelikli hedef olmalıdır. Ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel bir gereklilik değil, toplumsal dayanıklılığın da temelidir.</p>
<p>Son dönemde toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığını ciddi biçimde tehdit eden yaralama, cinayet, cinsel saldırı gibi suçlara verilen yetersiz cezalar; bu suçların bir kısmının faillerinin “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” uygulamasıyla kısa sürede toplum içine dönmesi, kamu güvenliği ve toplumun ruh sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Buna karşın, toplum güvenliğini tehdit etmeyen, kaçma riski bulunmayan ya da doğrudan suç tanımına uymayan isnatlarla bazı kişilerin aylarca, hatta yıllarca cezaevlerinde tutulması, toplumda adalet duygusunu zedelemekte ve güvenlik hissini sarsmaktadır. Bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ruh sağlığını olumsuz etkilemekte, toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı beslemektedir.</p>
<p>Öte yandan cezaevlerinde aşırı kalabalık, yetersiz altyapı, tecrit ve izolasyonun yoğun uygulanması, özel ihtiyaçların dikkate alınmaması, çıplak arama gibi hak ihlalleri cezaevi ortamını ve buradaki sağlık ihtiyacını acil ve özellikli hale getirmekte, muayenelerde mahremiyetin ihlali, uzman desteği ve sevk mekanizmalarındaki aksaklıklar, ağır hastaların sağlık hizmetine erişimindeki aksaklıklar, ağır hastalığı olan ve insana karşı suç işlememiş olanların ısrarla tutuklu yargılamaları mahpusların hem bedensel hem de ruhsal sağlıklarını ciddi biçimde riske atmaktadır. Bu koşullar, hayati durumlarda müdahalenin gecikmesine ve ölüm dahil geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim tutuklu ve hükümlülerin de temel hakkıdır. Bu hak hem insan onurunun korunması hem de toplumsal adaletin sağlanması açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü” temamız “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı”!</p>
<p>Dünyanın pek çok yerinden gelen savaş, ekolojik felaketler, toplumsal olaylar, toplumun belli kesimlerine yönelen çeşitli şiddet olayları gibi afet ve acil durum haberlerinin gölgesinde unutmamalı, unutturmamalıyız ki:<br />Ruh sağlığına erişim bir insan hakkıdır!</p>
<p>Dayanışma ile,</p>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği<br />Türk Psikologlar Derneği<br />Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği<br />Türk Nöropsikiyatri Derneği<br />Psikiyatri Hemşireleri Derneği<br />Şizofreni Dernekleri Federasyonu<br />Abdulkadir Özbek Psikodrama Dernekleri Federasyonu<br />Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği<br />İstanbul Yetişkin Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Dünya İnsani Dayanışma Derneği<br />Psike İstanbul Psikanaliz Derneği<br />Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği<br />Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği<br />İzmir Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği<br />Travma Çalışmaları Derneği<br />Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği<br />Otizm ve Nörogelişimsel Araştırmalar Derneği</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh sağlığı ve kaygının önemini Osmangazi&#8217;de konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-ve-kayginin-onemini-osmangazide-konusuldu-583383</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 13:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kaygının]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[önemini]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde stres ve kaygı konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-ve-kayginin-onemini-osmangazide-konusuldu-583383">Ruh sağlığı ve kaygının önemini Osmangazi&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde stres ve kaygı konulu seminer düzenledi. Düzenlenen seminerde alanında uzman psikologlar<br />ruh sağlığının önemi ve herkesin ortak problemlerinde biri olan kaygıyla başa çıkabilme yöntemlerini anlattı. <br /> Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Çekirge Rotary Kulübü, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nü kutlamak için “Stresli Dünyada Kaygıyı Yönetmek” konulu seminer düzenledi. Prof. Dr. Alp Gurbet’in moderatörlüğünü yaptığı Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde düzenlenen programda Uzman Klinik Psikolog Selin Çelen ve Uzman Klinik Psikolog Begüm Ece Çalışkan, Stresli bir dünyada kaygı ve stresle başa çıkma yöntemleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Osmangazi’de yaşayan vatandaşların yoğun katılım gösterdiği programda  10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günüde kutlandı. </p>
<p> “Başa edilemeyen duygular zamanla fiziksel sorunlara yol açıyor”<br />10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nü kutlamak için bir araya geldiklerini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Begüm Ece Çalışkan, “10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü bugün dünyada ruh sağlığının önemini kutladığımız bir gün burada hem ruh sağlığının önemi ve herkesin ortak problemlerinde biri olan kaygı hakkında konuştuk.  Stresli bir dünyada kaygıyı nasıl yönetebiliriz, stresle nasıl baş edebiliriz hakkında bilgiler verdik. Stres günlük hayatımızda hayatımız da bizim tehdit altında hissettiğimiz normal bir duygu aslında işlevsel olabilir ve kullanabiliriz ama kullanamadığımız işlevimizi bozduğu yerlerde biraz daha onun etrafını doldurarak stresin kaynağını ve nereden geldiğini anlayarak bununla baş etme stratejilerini anlattık. Dünyada herkesin stres seviyesinin arttığını biliyoruz. İstatistik olarak bu eski zamanlara göre çok daha fazla, zamanının büyük çoğunluğunu kazanmak üzere geçiren kişilerde stres çok daha fazla gözüküyor. Dışarı atılmayan başa edilemeyen duygular zamanla fiziksel sorunlara yol açıyor” dedi. <br /> <br /> “Kaygıların başarıda sağlayabilir başarımızı gölgeleyedebilir” <br />Fiziksel sağlığın önemli olduğu kadar ruh sağlığının da önemine dikkat çektiklerini belirten Uzman Klinik Psikolog Selin Çelen, “Kaygılar çeşitli fiziksel hastalıklara sebebiyet verebilir ama sağlıklı yanları da var bunlar performansımızı sağlayan bir şey mesela sınav stresi bizim başarılı olmamıza da sebep olabilir, yada hedeflediğimiz bir şey bir şekilde kaygılı olduğumuz da ona daha kolaylıkla ulaşabilmemizi sağlıyor. İşlevsellik dışına çıktığımızda onu gölgelediği vakitte bu noktada kaygı daha tehlikeli bir boyuta geliyor ve başarımızı gölgeliyor” şeklinde konuştu. </p>
<p>    “Yaşadığımız stres kaygıya ve endişeye dönüşebiliyor”<br /> Dünyada stres altında yaşadıklarını söyleyen Prof. Dr. Alp Gurbet, “Yaşadığımız stres kaygıya ve endişeye dönüşebiliyor. Çok kaygılı ve stresliysek bunları nasıl yönetebiliriz, hakkında Uzman Klinik Psikolog arkadaşlarımız katılıcılara bilgiler verdi” diye konuştu. <br /> <br />    “İnsanı merkez alan her projede yer almaya devam ediyoruz”<br /> Dünya Ruh Sağlığı Günü için bir araya geldiklerini sözlerine ekleyen Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Fatma Çil Yılmaz, “Ruh sağlığı sadece bireysel değil toplumumuzu da ilgilendiren çok önemli bir konu insan olarak ne kadar mutlu olursak toplumumuza o kadar faydalı oluruz. Biz Osmangazi Kent Konseyi olarak insanı merkez alan her projede yer almaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>     “Ruhumuz bedenimizin en değerli hazinesidir”<br /> İyi sağlığın zihinsel ve duygusal dengenin korunması ile mümkün olduğunu söyleyen Çekirge Rotary Kulübü Başkanı Yüksel Aşnı, “Ruhumuz<br />bedenimizin en değerli hazinesidir. Ruh sağlığı ve ruh hastalıklarının<br />toplumda farkındalığını ve anlaşılırlığını artırmak amacıyla 1992 yılından bu<br />yana her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlanmaktadır. Bizde bu anlamlı günü kutlamak için bir araya geldik” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-ve-kayginin-onemini-osmangazide-konusuldu-583383">Ruh sağlığı ve kaygının önemini Osmangazi&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[krizlerde]]></category>
		<category><![CDATA[olgun]]></category>
		<category><![CDATA[Olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu yılın temasını “Hizmetlere Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirledi. Tema, küresel ölçekte artan istikrarsızlık dönemlerinde bireylerin ruh sağlığını koruyabilmelerinin ve destek hizmetlerine erişimlerinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, krizlerde psikolojik sağlamlık konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşamın getirdiği yoğunluğun insanları ruhsal bir yorgunluğa sürüklediğini ve bu durumun farkında olmadan birikimlere yol açtığını belirterek, &#8220;Çağımızın en büyük zararlı davranışlarından biri, yoğun ve rutin yaşam. İnsanlar sosyal bir yoğunluk içerisinde ve bu durum çok fazla fark edilmiyor. Kendilerine dur, düşün, yeniden başla yapmalılar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kriz yönetiminde risk analizinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan; “Kriz yönetimindeki en kritik nokta krize hazırlıklı olmaktır. Kişi krize hazırlıklıysa krizi çok rahat yönetir. Hazırlıklı değilse panik yapar. Mesela doğu toplumlarının çok zayıf taraflarından birisidir. Mesela bir kriz olduğu zaman onu yönetiyoruz, kurtarıyoruz ama krizin çıkmaması için hazırlığımız yeterli değil. Risk analizi ve risk yönetimi yok. Onun için krizden önce risk analizi yapıp risk yönetimi yaparsanız o krizi iyi yönetirsiniz. Bu da tabii bilgeleşmeyle ilgili.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kriz dönemlerinde psikolojik dayanıklılığın insanın öğrenebileceği ve geliştirebileceği bir beceri olduğunu belirterek, “Krizleri bir dayanıklılık eğitimi gibi görmek gerekiyor. Yaşanan her zorluk, insanın içsel gücünü fark etmesi için bir fırsattır.” dedi.</p>
<p><strong>“Zaman zaman fabrika ayarlarına dönülmeli”</strong></p>
<p>Bireylerin tıpkı bir cihazın fabrika ayarlarına dönmesi gibi, kendilerini de belirli aralıklarla &#8220;refresh&#8221; etmeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu, hayatı daha sağlıklı, verimli ve huzurlu bir şekilde yaşamanın anahtarı. Kontrol edilebilen stres insanı geliştirir.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsanın kendi varoluşunun farkında olan tek varlık olduğunu ve dolayısıyla özgür iradeye sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu özgür iradenin kişiye hedef belirleme, gelecek projeksiyonu oluşturma ve stratejileri gözden geçirme sorumluluğu yüklediğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Beynimizin kendini programlama özelliği var. Eğer biz kendi kendimizi programlamazsak dış olaylar bizi programlıyor. Kendimizi yenilemek aslında kendimizi programlamak ve güncellemektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, bu bağlamda, hayatı verimli kullanmanın ve anlamlı bir geçmiş bırakabilmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Geçmişte yaşayan insanlar mutlu ve huzurlu olamaz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;anı yaşamak değil anda yaşamak&#8221; felsefesinin önemine dikkat çekerek, “Geçmişte keşkelerle yaşayan veya gelecekle ilgili aşırı kaygılar taşıyan insanlar huzurlu olamaz. Keşke ve acaba kelimeleri altında insan eziliyor. Huzurlu insan geçmişi değerlendirir, dersler çıkarır, geleceğe bakar, planını yapar ama bugünü kendiyle barışık olarak yaşar. Bu nedenle kendiyle barışık olarak yaşamak kelimesi, huzur kelimesini çok güzel ifade ediyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Acıyı kabullenmek ve yönetmek</strong></p>
<p>&#8220;İnsan en kötü ortamda bile olsa huzurlu olmayı başarabiliyor. Huzuru yakalayabilmek, acıdan, olumsuzdan kaçmak değildir. Olumluyu ve olumsuzu birlikte ele alıp, oradan dersler çıkarıp olumluya doğru bir şey yapabilmektir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, zorluklar karşısında dirençli olmanın önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişinin &#8220;olması gereken benliği&#8221; yakaladığında huzuru bulacağını, bunun için de içsel bir yolculuğa çıkıp kendini tanıması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>‘Wellbeing’ (afiyette olma hali)</strong></p>
<p>Beynin serotonin salgıladığı &#8220;rahatlatıcı duygu durumu&#8221; ile aktif ve güvenli duygulanımı bir arada yönetmenin huzur olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, buna &#8220;öznel iyi oluş&#8221; veya literatürdeki adıyla &#8220;Wellbeing&#8221; (Afiyette olma) dendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, afiyetin psikolojik rahatlık ve iyilik olduğunu, bunun bedensel sağlıkla birleştiğinde gerçek huzurun ortaya çıktığını ifade ederek, &#8220;Kabul edeceksin, kabul etmek teslim olmak değil. Yanlışları kabul edeceksin ama bunu yöneteceksin.&#8221; diyerek, dinginlik ve sakinliğin ön koşulunun kabullenme olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“Şükrün ölçüsü kanaattir&#8230;”</strong></p>
<p>Huzurun, sahip olunan şeylerin kıymetini bilme, yetinmenin kanaat duygusuyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şükrün ölçüsü kanaattir. Kanaat eden bir kimse şükrediyor demektir. Küçük şeylerden mutlu olabilmek. Bunu başardığın zaman şükür duygusunun kavramsal anlamını yerine getirmiş oluyorsun.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>“Şükür duygusu insana kendini iyi hissettiriyor ve huzura ulaştırıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, sabah kalktığında sahip olunan temel nimetlerin farkında olmanın, olumsuz düşünceleri uzaklaştırmanın ve rutin şeylerden mutlu olmanın huzuru yakalamanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Zihinsel ve duygusal olgunluk</strong></p>
<p>Ruhsal anlamda büyümenin zihinsel ve duygusal olgunluk olmak üzere iki önemli ayağı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Zihinsel olgunluk, kişinin mantık, muhakeme, analiz, konuşma, hesaplama gibi akademik başarı ile ilgili yönleridir. Duygusal boyutu ise kişinin daha çok içsel başarıyla ilgili olan boyutudur. Bu ikisi dengeli bir şekilde gittiği zaman olgunluk ortaya çıkıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eğitim sistemimizin daha çok zihinsel olgunluğu ölçtüğünü, ancak davranışsal ve duygusal olgunluğun eksik kaldığını vurguladı.</p>
<p><strong>“Olgunluk öğrenilen bir şeydir”</strong></p>
<p>Olgunluğun yaşla değil, öğrenildiğini ve bir süreçle elde edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Olgunlaşma anlık bir durum değildir, hayat boyu süren bir süreçtir. O nedenle de olgunlaşma bir durak değildir, yolculuktur.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Hatadan ders almanın olgun kişinin en büyük özelliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, akıllı insanların başkalarının hatalarından da ders çıkararak aynı hataları yapmadığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sorumluluk bilinci ve narsisizm salgını</strong></p>
<p>Sadece kendine faydalı olmayı düşünen insanların bencil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bireyin içinde yaşadığı topluma, ailesine, vatanına ve yaratıcısına karşı sorumlulukları olduğunu belirtti.</p>
<p>Kapitalist sistemin ve varoluşçu felsefenin insanı bencilliğe sürüklemesini eleştiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Narsisizm salgın haline geliyor. Bunu yapan da yaşam felsefemizin değişmesi. Onun için önce kendimizi sonra çocuklarımızı düzeltmeliyiz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hayatın amacının bencillik, haz peşinde koşmak veya narsist olmak olmadığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Hatalar birer eğitmen, eleştiri de bir armağandır. Eleştiriye açık olmak özgüven gerektirir ve olgunluk işaretidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın yaş alarak değil, yaşayarak olgunlaştığını, sürekli kendini geliştirerek bu yolda ilerlediğini dile getirerek, olgunlaşmanın önündeki engellerden birinin de şikayetçilik olduğunu, insanların olumlu yönleri görmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;Akıl bizim için pusuladır. Ama akılla kalbi birleştirmek gerekiyor. Akıl her şeyi göremiyor. Aklın görebildiği mesafe kısıtlı. Ama duyguları da katarsak sezgisel algılamalar oluyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, eleştiriye açık olmanın ve çoğulcu özgürlükçü bir bakış açısına sahip olmanın önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-krizlerde-psikolojik-saglamlik-582943">10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü &#8220;Krizlerde psikolojik sağlamlık&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenme ruh sağlığı için de önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenme-ruh-sagligi-icin-de-onemli-581276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:25:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, Akdeniz Diyeti’nin depresyona karşı koruyucu etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-ruh-sagligi-icin-de-onemli-581276">Beslenme ruh sağlığı için de önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, Akdeniz Diyeti’nin depresyona karşı koruyucu etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Depresyon tedavisinde beslenme ön planda!</strong></p>
<p>Depresyonun toplumun sosyal ve ekonomik yapısını etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Dr. Günay Hajiyeva, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre depresyon, yaşam kalitesindeki azalma ve iş gücü kaybının önde gelen nedenlerinden biri.” dedi. </p>
<p>Dr. Hajiyeva, farmakoterpi, psikoterapi ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavide önemli rol oynasa da, son yıllarda bilim dünyasının beslenme faktörünü öne çıkardığını vurguladı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kronik inflamasyon, birçok hastalığın temelinde yer alan görünmez bir risk faktörü! </strong></p>
<p>Modern yaşamın oluşturduğu  stresin, hazır gıdalar ve hareketsiz yaşam tarzının, vücudumuzda sessiz bir düşman olan kronik inflamasyonu tetiklediğine dikkat çeken Dr. Günay Hajiyeva, “Kronik inflamasyon; kalp-damar hastalıklarından kansere, otoimmün hastalıklardan depresyona kadar birçok hastalığın temelinde yer alan görünmez bir risk faktörü.” dedi.</p>
<p>Bu tabloyu dengeleyecek doğal bir yol olarak bilim dünyasının ‘Akdeniz Diyeti’ni işaret ettiğini ifade eden Dr. Hajiyeva, “Yapılan geniş kapsamlı çalışmalar, bu diyeti uygulayan bireylerde depresyon riskinin yaklaşık yüzde 30 oranında azaldığını gösteriyor. Araştırmalar, Akdeniz Diyeti uygulayan bireylerde C-reaktif protein (CRP), IL-6 gibi inflamasyon göstergelerinin belirgin şekilde daha düşük olduğu ve   BDNF (Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör) düzeylerinin arttığı gösterilmiştir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Akdeniz mutfağı depresyona karşı koruyucu bir kalkan oluşturuyor!</strong></p>
<p>Akdeniz Diyeti içeriğinin etkilerine değinen Dr. Günay Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Zeytinyağının antioksidan ve antiinflamatuvar etkileri mevcut.  Zeytinyağında bulunan oleokantal adlı doğal bileşik, vücuttaki inflamatuar süreçleri baskılar. Balıkta bulunan Omega-3 yağ asitleri bileşeni olan EPA ve DHA sayesinde, inflamatuar sitokinlerin salınımını azaltır. Kuruyemişler, enerji kaynağı olmasının yanı sıra, beyin hücreleri arasındaki iletişimi destekler. Polifenoller ve lif açısından zengin<strong> </strong>sebze ve meyveler,<strong> </strong>bağırsak-beyin eksenini güçlendirir. Akdeniz mutfağının bu renkli ve doğal öğeleri, beynin kimyasal dengesini olumlu etkileyerek depresyona karşı koruyucu bir kalkan oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenme-ruh-sagligi-icin-de-onemli-581276">Beslenme ruh sağlığı için de önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürüyüş hem bedeni hem ruhu iyileştiriyor! Kısa bir yürüyüş bile zihni resetliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuruyus-hem-bedeni-hem-ruhu-iyilestiriyor-kisa-bir-yuruyus-bile-zihni-resetliyor-581075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 11:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[resetliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[vadede]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<category><![CDATA[Yürüyüşün]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yürüyüşün özellikle ruhsal sağlık üzerindeki kısa ve uzun vadeli faydaları ile toplum genelinde yaygınlaştırılmasının öneminden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuruyus-hem-bedeni-hem-ruhu-iyilestiriyor-kisa-bir-yuruyus-bile-zihni-resetliyor-581075">Yürüyüş hem bedeni hem ruhu iyileştiriyor! Kısa bir yürüyüş bile zihni resetliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yürüyüşün özellikle ruhsal sağlık üzerindeki kısa ve uzun vadeli faydaları ile toplum genelinde yaygınlaştırılmasının öneminden bahsetti.</p>
<p><strong>Kısa bir yürüyüş bile zihinsel reset görevi görebiliyor!</strong></p>
<p>Yürüyüşün, en ulaşılabilir ve en basit görünen ama etkisi çok derin olan bir egzersiz biçimi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Psikolojik açıdan bakıldığında, düzenli yürüyüşün stres seviyesini azalttığı, kaygıyı hafiflettiği ve depresif belirtileri azaltmaya yardımcı olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.” dedi.</p>
<p>Uzun yıllar süren çalışmaların, haftada 150 dakika yürüyen kişilerin depresyon riskinin yaklaşık yüzde 30 daha düşük olduğunu gösterdiğini hatırlatan Aydın, “Bunun sebebi, yürüyüş sırasında salgılanan endorfin ve serotonin gibi ‘iyi hissettiren’ hormonlardır. Günlük hayatta basitçe söylemek gerekirse, yürüyüş zihni toparlar, düşünceyi berraklaştırır ve ruhu rahatlatır. Özellikle yoğun iş temposunda kısa bir yürüyüş bile zihinsel reset görevi görebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her yürüyüş iyi, ama doğada yapılan yürüyüş ‘çifte etkili’…</strong></p>
<p>“Şehir içinde yapılan yürüyüş de elbette faydalıdır, ancak doğa yürüyüşlerinin ekstra katkıları vardır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Doğada yürümek, sadece hareket etmeyi değil, aynı zamanda çevresel faktörlerden beslenmeyi de içerir. Kuş sesleri, temiz hava, yeşil renklerin sakinleştirici etkisi beyin üzerinde doğrudan rahatlatıcı bir etki yaratır.” dedi.</p>
<p>‘Yeşil alan terapisi’ olarak bilinen çalışmaların, doğada geçirilen 20 dakikalık bir yürüyüşün bile kan basıncını düşürdüğünü, zihinsel yorgunluğu azalttığını ve yaratıcılığı artırdığını gösterdiğini kaydeden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Şehirde yürürken kalabalık, gürültü ve trafik dikkati dağıtabilir. Yine de şehirde yürüyüş yapmak, hareketsiz kalmaktan çok daha faydalıdır. Spor salonunda ya da evde koşu bandında yürümek de kalp-damar sağlığını ve kas sistemini güçlendirir. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında, doğanın sunduğu çok-duyulu deneyimi tam olarak vermez. Kısacası, her yürüyüş iyidir, ama doğada yapılan yürüyüş ‘çifte etkilidir’ diyebiliriz.”</p>
<p><strong>Kısa vadede ruh halini düzeltiyor, uzun vadede duygusal dayanıklılığı artırıyor!</strong></p>
<p>Yürüyüşün kısa vadede ruh halini hızla iyileştirdiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Zihinsel olarak sıkıştığınız bir anda dışarı çıkıp 15 dakikalık bir yürüyüş yaptığınızda kaygı düzeyinizin düştüğünü, düşüncelerinizi daha net toparlayabildiğinizi fark edersiniz. Bunun nedeni, yürüyüşün beynin dopamin ve endorfin üretimini hızla artırmasıdır.” dedi.</p>
<p>Uzun vadede ise düzenli yürüyüşün, daha kalıcı bir duygusal denge sağladığına vurgu yapan Aydın, “Araştırmalar, yürüyüşün beyin yapısını bile olumlu yönde değiştirdiğini gösteriyor. Düzenli egzersiz yapan bireylerde öğrenme ve hafıza ile ilişkili beyin bölgesi hipokampus hacminin arttığı görülmüştür. Bu, sadece daha iyi bir hafıza değil, aynı zamanda daha dirençli bir duygu düzenleme sistemi anlamına gelir. Yani kısa vadede ruh halini düzeltir, uzun vadede ise duygusal dayanıklılığı artırır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yürüyüş, şehir yaşamını iyileştiren bir alışkanlık olarak görülmeli!</strong></p>
<p>Yürüyüşü yaygınlaştırmanın en önemli yolunun, onu günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmek olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Belediyeler güvenli, aydınlatılmış ve yeşil yürüyüş yolları yapmalı. İnsanlar kendini güvende hissettikçe yürüyüş alışkanlığı artar. Mahallede ya da iş yerlerinde grup yürüyüşleri düzenlenebilir. İnsanlar sosyalleşirken hareket etmeyi daha kolay benimser. Medyada ve okullarda yürüyüşün ‘sağlık yatırımı’ olduğu daha çok vurgulanmalı. Örneğin Japonya’da ‘orman banyosu’ kültürü halk sağlığının bir parçası haline geldi. Araba ya da toplu taşıma yerine kısa mesafelerde yürümeyi tercih etmek, asansör yerine merdiven kullanmak gibi küçük değişiklikler bile büyük fark yaratır.</p>
<p>Toplum genelinde yürüyüş, sadece bireysel sağlık değil, aynı zamanda sosyal bağları güçlendiren ve şehir yaşamını iyileştiren bir alışkanlık olarak görülmeli.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuruyus-hem-bedeni-hem-ruhu-iyilestiriyor-kisa-bir-yuruyus-bile-zihni-resetliyor-581075">Yürüyüş hem bedeni hem ruhu iyileştiriyor! Kısa bir yürüyüş bile zihni resetliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 10:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasında çift yönlü bir ilişki var! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, kalp ve damar hastalıklarının, dünya genelinde en yaygın ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ise, ülkemizde gerçekleşen ölümler arasında yüzde 36 oranı ile kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Kalp-damar hastalıklarına yol açan pek çok farklı etken bulunduğunu ve bu etkenlerin kişiden kişiye değişebildiğini aktaran Aytop, “Fiziksel risk faktörlerine ek olarak, ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasındaki ilişkinin de önemli olduğu bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Depresyon, anksiyete ve kronik stres gibi psikolojik sorunlar, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırabilir ve mevcut hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sosyal izolasyon, yetersiz sosyal destek ve yalnızlık gibi etkenler de hem kalp sağlığını hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları fiziksel sınırlılıklar, sosyal ve iş yaşamında değişiklikler, maddi sıkıntılar ve belirsizlikler gibi etkenler aracılığıyla depresyon ve anksiyete gelişimine zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon, kalp-damar hastalıkları riskini hem doğrudan hem de yaşam tarzı üzerinden artırıyor! </strong></p>
<p>Ruhsal iyilik hâlinin hem kalp-damar hastalıklarından korunmada hem de tedavi sürecine uyum sağlamada olumlu katkılar sağladığının bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kalp sağlığının yerinde olması da ruhsal iyiliği destekler. Bu nedenle, kalp sağlığını değerlendirirken bireyin ruhsal durumunu da dikkate almak, hastalığın önlenmesi ve tedavisinde daha etkili bir yaklaşım sağlar.” dedi.</p>
<p>Depresyon yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıklarının daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Depresyon, duygu, düşünce ve davranışları olumsuz etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Kronik, düşük dereceli iltihaplanmaya yol açarak damar iç yüzeyinde hasara ve damar daralmasına neden olabilir. Depresyon sırasında artan kortizol, adrenalin ve noradrenalin gibi kimyasallar kan basıncını yükseltebilir, kalp ritim bozukluklarına ve bağışıklık sistemi işlevlerinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca trombosit aktivitesini artırarak kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.</p>
<p>Davranışsal olarak depresyon, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıklarının gelişmesine zemin hazırlar; sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite eksikliği ve ilaç tedavisine uyumsuzluk daha sık görülür. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları tanısı alan bireylerde yaşanan değişiklikler depresyon ve anksiyete gelişimi için risk oluşturur.”</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ruh hali, sağlıklı bir kalp demek!</strong></p>
<p>Ruhsal açıdan sağlıklı bireylerin, duygularla daha dengeli başa çıkabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu kişilerin psikolojik dayanıklılıkları güçlüdür, sorunlarla başa çıkma kapasitesine sahiptir ve gerektiğinde destek aramaktan çekinmezler.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bireylerin bedenlerine özen gösterdiğini, sağlıklı beslendiğini, düzenli uyuduğunu ve fiziksel aktiviteyi yaşamlarına dahil ettiğini dile getiren Aytop, “Stres tepkileri uyumludur ve tedavi süreçlerine uyum sağlarlar. Bu bilişsel, duygusal ve davranışsal artılar; kalp ritmi, tansiyon, damar esnekliği ve inflamatuar süreçler üzerinde koruyucu etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikoterapi ve stres yönetimi kalp sağlığını koruyor!</strong></p>
<p>Psikoterapi ve stres yönetimi tekniklerinin kalp sağlığına etkilerine değinen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Psikoterapi, bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini fark etmesine ve daha işlevsel biçimde yapılandırmasına yardımcı olur. Psikolojik dayanıklılık, özyeterlilik, özgüven, özdeğer ve içsel motivasyon güçlenir. Bu süreç, kalp-damar sağlığını destekleyen fizyolojik mekanizmaları dengeler, inflamasyonu azaltır, damar yapısını korur ve kan akışını düzenler. Psikoterapi ayrıca sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya yardımcı olur.</p>
<p>Nefes çalışmaları, gevşeme egzersizleri, meditasyon ve farkındalık temelli uygulamalar yani stres yönetimi teknikleri otonom sinir sistemi üzerinde dengeleyici etki oluşturur, kalp atım hızını ve kan basıncını düzenler. Uzun vadede stresin kalp-damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.”</p>
<p><strong>Kalp ve zihin sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğu kabul edilmeli!</strong></p>
<p>Psikolojik sorunların kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu nedenle, sorunları göz ardı etmemek, sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmek ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde ilaç kullanımı ve kontrollerin aksatılmaması ve kalp fonksiyonlarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve sosyal destek güçlü tutulmalıdır. Kalp ve zihin sağlığını birlikte korumanın en önemli adımı, bunların ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul etmek ve fiziksel ile psikolojik sağlığa bütüncül bir yaklaşımla özen göstermektir. Bu, sağlıklı yaşam tarzı, dengeli yaşam ve gerektiğinde profesyonel destek almayı kapsar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzlerce Koşucu 18. Under Armour Gece Koşuları&#8217;nda Sınırları Zorladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuzlerce-kosucu-18-under-armour-gece-kosularinda-sinirlari-zorladi-578214</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 15:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[armour]]></category>
		<category><![CDATA[Belgrad Ormanı]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[koşu]]></category>
		<category><![CDATA[koşucu]]></category>
		<category><![CDATA[koşuları]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[under]]></category>
		<category><![CDATA[yüzlerce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belgrad Ormanı, bir kez daha hem doğa hem de insan dayanıklılığıyla sınırların zorlandığı bir efsaneye sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuzlerce-kosucu-18-under-armour-gece-kosularinda-sinirlari-zorladi-578214">Yüzlerce Koşucu 18. Under Armour Gece Koşuları&#8217;nda Sınırları Zorladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Belgrad Ormanı, bir kez daha hem doğa hem de insan dayanıklılığıyla sınırların zorlandığı bir efsaneye sahne oldu. Uzunetap tarafından düzenlenen, Under Armour’un isim sponsorluğunda ve Volkswagen ana sponsorluğunda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Türkiye Atletizm Federasyonu destekleriyle gerçekleştirilen Under Armour Gece Koşuları’nda sporcular, Belgrad Ormanı’nın doğal parkurunda 6K ve 12K kategorilerinde performans sergiledi. </p>
<p><strong>Performans, Dayanıklılık ve Takım Ruhu Bir Araya Geldi</strong></p>
<p>Dayanıklılık, performans ve birlikte başarma ruhunun öne çıktığı koşuda, katılımcılar bir yandan bireysel hedeflerine ulaşmak için mücadele verirken bir yandan da birlikte başarmanın coşkusunu yaşadı. 20 Eylül Cumartesi günü, Belgrad Ormanı Neşet Suyu Mesire Alanı’nda gerçekleşen koşu, doğa ile iç içe parkuru, renkli ve heyecan verici etkinlikleriyle spor tutkunlarına unutulmaz bir deneyim yaşattı. Yarış öncesinde düzenlenen etkinlikler, müzik, ısınma, sahne performansları ve sürprizler geceye enerji kattı. Katılımcılar; arkadaşlarıyla, aileleriyle veya kendi kişisel hedefleriyle bu geceye dahil olarak sporun birleştirici ruhunu doyasıya yaşadı.</p>
<p><strong>Türkiye’nin dört bir yanından gelen koşu tutkunları Belgrad Ormanı’nda buluştu </strong></p>
<p>Under Armour Gece Koşuları, Türkiye’nin dört bir yanından gelen koşucuları aynı hedefe kilitleyerek tek bir ritimde buluşturdu. Her adımda sınırlarını zorlayan sporcular, Belgrad Ormanı’nın büyüleyici atmosferinde dayanıklılığı, performansı ve birlikte başarma ruhunu en yüksek noktada deneyimledi. Yarış boyunca oluşan dayanışma duygusu ve birlikte hareket etmenin verdiği güç, geceye yalnızca sportif değil, kolektif bir ruh kazandırdı. </p>
<p><strong>Kazananlar Belli Oldu</strong></p>
<p>Under Armour Gece Koşuları’nın 12K parkurunda kadınlarda Gülin Özmen Keskin (01:00:35) erkeklerde Fatih Korkunç (00:40:10) birinciliğe ulaştı. 6 K parkurunda birinciliği kadınlarda Maria Kolpakova (00:25:36), erkeklerde Erhan Taç (00:20:24)<strong> </strong>elde etti. Her iki parkurda dereceye giren ilk 3 sporcuya sırasıyla 25.000 TL, 20.000 TL, 15.000 TL para ödülü verildi. </p>
<p>6K ve 12K parkurlarında dereceye giren sporcular şöyle: </p>
<p><strong>12K</strong></p>
<p><strong>Kadınlar:</strong></p>
<p>Gülin Özmen Keskin <strong>01:00:35</strong></p>
<p>Nevin Avşar <strong>01:04:25</strong></p>
<p>Marina Gacto <strong>01:04:41</strong></p>
<p><strong>Erkekler:</strong></p>
<p>Fatih Korkunç <strong>00:40:10</strong></p>
<p>Musa Achilov <strong>00:42:54</strong></p>
<p>Mehdi Alizadeh <strong>00:43:57</strong></p>
<p><strong>6K</strong></p>
<p><strong>Kadınlar:</strong></p>
<p>Maria Kolpakova <strong>00:25:36</strong></p>
<p>Daria Boichuk <strong>00:27:59</strong></p>
<p>İrem İrdem <strong>00:29:12</strong></p>
<p><strong>Erkekler:</strong></p>
<p>Erhan Taç <strong>00:20:24</strong></p>
<p>Batuhan Çekiç <strong>00:20:50</strong></p>
<p>Efe Tavukçuoğlu <strong>00:21:42</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuzlerce-kosucu-18-under-armour-gece-kosularinda-sinirlari-zorladi-578214">Yüzlerce Koşucu 18. Under Armour Gece Koşuları&#8217;nda Sınırları Zorladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>
<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>
<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>
<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>
<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>
<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>
<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>
<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh Halimize Göre Kahve Seçiyoruz: Philips, Tüketicilerin Kahve Tüketim Alışkanlıklarını Açıkladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruh-halimize-gore-kahve-seciyoruz-philips-tuketicilerin-kahve-tuketim-aliskanliklarini-acikladi-574995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 18:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[Espresso]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[halimize]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[philips]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sade]]></category>
		<category><![CDATA[seçiyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[tüketicilerin]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahve makineleri sektörünün lider markası Philips’i bünyesinde bulunduran Versuni, 11-14 Eylül’de düzenlenecek Avrupa’nın en büyük kahve festivali olan 11. İstanbul Kahve Festivali öncesinde Feriye İstanbul’da gerçekleştirdiği basın toplantısıyla Türkiye’deki değişen kahve alışkanlıklarını ve kahve kategorisinde son yıllarda yaşanan hızlı dönüşümü paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-halimize-gore-kahve-seciyoruz-philips-tuketicilerin-kahve-tuketim-aliskanliklarini-acikladi-574995">Ruh Halimize Göre Kahve Seçiyoruz: Philips, Tüketicilerin Kahve Tüketim Alışkanlıklarını Açıkladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahve makineleri sektörünün lider markası Philips’i bünyesinde bulunduran Versuni, 11-14 Eylül’de düzenlenecek Avrupa’nın en büyük kahve festivali olan 11. İstanbul Kahve Festivali öncesinde Feriye İstanbul’da gerçekleştirdiği basın toplantısıyla Türkiye’deki değişen kahve alışkanlıklarını ve kahve kategorisinde son yıllarda yaşanan hızlı dönüşümü paylaştı. <strong>Versuni Türkiye Genel Müdürü Esin Karadede</strong>’nin ev sahipliğinde ve yazar Bahar Akıncı&#8217;nın moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte, Türkiye’de kahve tüketiminin artık bir yaşam tarzına dönüştüğü ve Philips’in bu dönüşüme %63 pazar payı ile açık ara lider konumuyla yön verdiği vurgulandı.</p>
<p>Bir zamanlar “çay ülkesi” olarak anılan Türkiye’de kahve tüketiminin son yıllarda kaydettiği dikkate değer artış, tüketici alışkanlıklarını ve ev içi deneyimleri kökünden değiştiriyor. “Evleri yuvaya dönüştürme” misyonuyla hareket eden küresel ev ürünleri şirketi Versuni, bu kültürel dönüşümün nabzını tutan yeni araştırmasının sonuçlarını ve pazar öngörülerini paylaştı. Toplantıda, kahvenin artık yalnızca bir içecek değil, aynı zamanda anıların, sosyalleşmenin ve kişisel ritüellerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiği belirtildi.</p>
<p>Toplantının açılış konuşmasında kahvenin günlük ritüellerdeki merkezi rolüne dikkat çeken Versuni Türkiye Genel Müdürü Esin Karadede, “Türkiye’de yıllık kişi başına kahve tüketimi 1,1 kilograma ulaşmış durumda. Bu veriler bize özellikle genç nesilde çay kültüründen hızla kahveye bir geçiş olduğunu gösteriyor. Özellikle espresso bazlı kahvelere olan ilgi her geçen gün artıyor. Philips LatteGo serimizle bu trendin öncüsü olduk. Philips LatteGo, çekirdekten öğüterek taze espresso bazlı sade ve sütlü kahveler hazırlama, buz gibi soğuk kahve yapabilme, sessiz çalışma ve kolay temizlik gibi özellikleriyle öne çıkıyor. Kahve tutkunları için barista kalitesinde taze çekirdekten espresso bazlı kahveyi evlerine taşıyoruz.” diyerek Philips’in pazardaki rolünün altını çizdi.</p>
<p><strong>Pazar üç yılda üç kat büyüdü, evde barista deneyimi yatırıma dönüştü</strong></p>
<p>Esin Karadede, özellikle espresso bazlı kahvelere olan ilginin artmasıyla tam otomatik espresso makineleri pazarının son üç yılda üç kat büyüdüğünü ifade etti. Tüketicilerin artık dışarıda deneyimledikleri barista kalitesindeki kahveyi, kendi damak zevklerine göre kişiselleştirerek evlerinin konforunda deneyimlemek istediklerini söyleyen Karadede, bu eğilimin bir “ulaşılabilir lüks” arayışına dönüştüğünü belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl 400 bin adedin üzerinde tam otomatik espresso makinesi satılmasını bekliyoruz. Tüketiciler bu ürünleri artık, evlerine ve yaşam kalitelerine yaptıkları uzun vadeli bir yatırım olarak görüyor. Biz de Philips LatteGo serimiz ile son 12 ayda ulaştığımız %63’lük pazar payıyla sadece lider değil, aynı zamanda kategoriyi büyüten ve şekillendiren itici güç konumundayız.”</p>
<p><strong>Kahvenin her yaşa ve ruha hitap eden farklı anlamları var</strong></p>
<p>Toplantıda paylaşılan kapsamlı tüketici araştırması, kahvenin farklı demografik gruplar için taşıdığı çeşitli anlamları ve sosyal kodları gözler önüne serdi. Araştırmaya göre kahve, 18-34 yaş grubu için “ilham ve sosyalleşme” anlamına gelirken, 35-44 yaş grubu için “enerji, odaklanma ve kişisel bir konfor alanı” sağlıyor. Yaş ilerledikçe kahve, bir “ritüel ve günlük keyif” aracına dönüşüyor. </p>
<p>Araştırma ayrıca, kadınların kahveyle dertleşme ve paylaşma gibi anlarla daha duygusal bir bağ kurduğunu, erkeklerin ise kahveyi daha çok odaklanma ve enerji artırıcı fonksiyonel bir araç olarak gördüğünü ortaya koydu. Meslek grupları arasında da belirgin farklar dikkat çekiyor; yaratıcı profesyoneller için kahve ilhamla eşleşirken, beyaz yakalılar için sabah rutinlerinin ve odaklanmanın vazgeçilmezi oluyor.</p>
<p>Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen yazar Bahar Akıncı, araştırma sonuçlarına ilişkin gözlemleriyle buluşmaya renk kattı. Akıncı, “Gençler için kahve özellikle sosyalleşmeyi temsil ediyor; tüketimlerini genellikle dışarıda ve arkadaşlarıyla gerçekleştiriyorlar. Fakat benim dikkatimi en çok çeken, bizim yaşıtlarımızın olduğu 35 yaş üstü grup oldu. Yaş ilerledikçe hem kahve tüketiminin artması hem de kahveyle kurulan bağın derinleşmesi çok değerli. Bu gruba &#8216;kahve gustosu yüksek&#8217; desek yeridir. Onlar için kahve, sadece bir içecek değil, günün yoğun koşturmacasında dinlenmek için bir mola, enerji toplamak için bir destekçi. Son dönemde sosyal medyada da sıkça gördüğümüz, evlerde özenle hazırlanan &#8216;kahve köşeleri&#8217; trendi de tam olarak bu durumu yansıtıyor. Kahveye daha bilinçli ve keyif odaklı yaklaşıyorlar.” yorumunda bulundu.</p>
<p><strong>Keyif ve ruh hali tercihleri şekillendiriyor</strong></p>
<p>Araştırmanın derinlemesine sonuçları, Türk tüketicisinin kahveyle kurduğu ilişkinin ardındaki motivasyonları da ortaya koyuyor. Katılımcıların %78,2’si için kahve, her şeyden önce “keyif ve kendine zaman ayırma” anlamına geliyor. Bu bulgu, kahvenin enerji ve uyanıklık (%51,3) gibi fonksiyonel faydalarının ötesinde, kişisel bir mola ve ödül anı olarak konumlandığını gösteriyor. Kahve tercihlerini neyin etkilediği sorulduğunda ise en baskın cevap %37,5 ile “ruh halim” oluyor. Bu durum, özellikle kadınlar ve 25-34 yaş grubunda, kahve seçiminin anlık duygulara ve deneyim arayışına göre şekillenen bir ritüel olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>Tüketim alışkanlıkları incelendiğinde, en çok tercih edilen kahve çeşidinin açık ara Americano (%58,3) olduğu görülüyor. Onu Espresso (%34,1) ve Latte (%32,3) takip ediyor. Sütlü mü yoksa sade mi sorusunda ise sıcak olarak tüketilmek istendiğinde sade öne çıkarken, soğuk kahve seçeneklerinde ise sütlü tercihi ön plana çıkıyor ve pazardaki çeşitlilik talebini doğruluyor. Bu veriler, Philips&#8217;in tek tuşla 20 farklı sıcak ve soğuk kahve sunan LatteGo 5500 gibi ürünlerle, tüketicinin hem ruh haline hem de damak zevkine uygun kişiselleştirilmiş deneyim talebine doğrudan yanıt verdiğini gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-halimize-gore-kahve-seciyoruz-philips-tuketicilerin-kahve-tuketim-aliskanliklarini-acikladi-574995">Ruh Halimize Göre Kahve Seçiyoruz: Philips, Tüketicilerin Kahve Tüketim Alışkanlıklarını Açıkladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Destek mi oluyor, risk mi oluşturuyor? Ruh sağlığında yapay zeka kullanımı kontrollü olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/destek-mi-oluyor-risk-mi-olusturuyor-ruh-sagliginda-yapay-zeka-kullanimi-kontrollu-olmali-574278</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 18:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturuyor]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki faydalarına ile risklerine değindi ve özellikle psikotik belirtileri olan bireylerde neden olabileceği sorunlardan bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/destek-mi-oluyor-risk-mi-olusturuyor-ruh-sagliginda-yapay-zeka-kullanimi-kontrollu-olmali-574278">Destek mi oluyor, risk mi oluşturuyor? Ruh sağlığında yapay zeka kullanımı kontrollü olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki faydalarına ile risklerine değindi ve özellikle psikotik belirtileri olan bireylerde neden olabileceği sorunlardan bahsetti.</p>
<p><strong>Yapay zeka, gerçek dışı düşünceleri besleyen ve destekleyen yanıtlar üretebiliyor!</strong></p>
<p>Son dönemde yapay zekânın giderek daha fazla kullanıldığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Hastaların bir kısmı bu teknolojiyi psikolojik ya da psikiyatrik destek amacıyla da deniyor.” dedi.</p>
<p>Genel olarak, yapay zekânın çoğu hastada olumlu etkiler ortaya çıkardığını gözlemlediğini aktaran Zorbozan, “Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken noktalar da var. Psikotik belirtiler gösteren bir hastamda yaşadığım deneyim bu açıdan düşündürücü oldu. Gerçeği değerlendirme yetisi bozulan bu hastam, gerçek dışı düşüncelerini yapay zekâya aktarmıştı. Sistem ise bu düşünceleri sorgulamak yerine, adeta besleyen ve destekleyen yanıtlar üretmişti. Bu durum hastanın gerçeklikten daha da uzaklaşmasına yol açabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Halk sağlığı açısından yapay zeka sistemlerinin eğitimi önemli!</strong></p>
<p>Özellikle yapay zeka yazılımcılarının psikotik belirtilerle ilgili eğitilmesini öneren Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Çünkü bu tür düşüncelerin beslenmesi yalnızca hastanın kendisi için değil, çevresi açısından da risk oluşturabiliyor.” dedi.</p>
<p>Toplum sağlığı açısından da ciddi sonuçlara yol açabilecek bir durum söz konusu olduğuna vurgu yapan Zorbozan, “Bu nedenle bu konuda eğitim verilmesiyle ilgili otoritelerle toplantılar yapılması da önemli olabilir. Bu, gelişen teknoloji ile birlikte halk sağlığı açısından bir zorunluluk haline geldi.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yapay zekanın faydalarını ve risklerini birlikte değerlendirmek gerekiyor!</strong></p>
<p>Yapay zekânın her bireyin ruhsal durumunu ayırt etmesinin kolay olmadığını ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Ancak, gerçekle bağdaşmayan ya da psikotik içerikli ifadeler karşısında destekleyici değil, daha nötr ve güvenli bir dil geliştirilmesi önemli olabilir.” dedi.</p>
<p>Böylece sistemlerin bu tür içerikleri fark ederek kişiyi profesyonel destek almaya teşvik edebileceğini kaydeden Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kendi deneyimlerime baktığımda, yapay zekânın çoğu hastamda iyi öneriler sunduğunu da belirtmeliyim. Özellikle bilişsel davranışçı terapi tekniklerini hatırlatma, erteleme davranışını azaltma, günü planlama ya da yalnız hissetme gibi konularda oldukça işlevsel destek sağladığını gözlemledim.</p>
<p>Dolayısıyla bu teknolojinin hem faydalarını hem de risklerini birlikte değerlendirmek gerekiyor. İlgili otoritelerle görüşülerek, ruhsal sağlık açısından güvenli kullanımın çerçevesinin çizilmesi uygun olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/destek-mi-oluyor-risk-mi-olusturuyor-ruh-sagliginda-yapay-zeka-kullanimi-kontrollu-olmali-574278">Destek mi oluyor, risk mi oluşturuyor? Ruh sağlığında yapay zeka kullanımı kontrollü olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 08:27:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların hayatındaki doğal ve güçlü bir eşik olan menopoz, dönüşümün ve içsel gücün yeniden keşfedildiği çok özel bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146">Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların hayatındaki doğal ve güçlü bir eşik olan menopoz, dönüşümün ve içsel gücün yeniden keşfedildiği çok özel bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol</strong> “Menopoz, yaşamdan kopuş değil, yeniden dengeye geliş sürecidir. Her kadın, kendi ikinci baharınının mimarıdır. İkinci baharda kendinizi yenilemeniz, doğru bilgi, bilinçli tercihler ve düzenli sağlık takibi ile bu dönemi daha sağlıklı, daha özgür ve daha huzurlu geçirebilmeniz mümkündür. Kendinize kulak verin, bedeninizin sesine duyarlı olun ve bu yeni dönemi bir fırsat gibi kucaklayın” diyor. Doç. Dr. Gülfem Başol, menopozda kendinizi yenilemenizin, ‘İkinci bahar’ olarak da adlandırılan bu dönemi fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı geçirebilmenizin basit ama etkili yollarını sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeninize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte birçok kadında uykuya dalmakta güçlük, gece terlemeleri ve sık uyanmalar görülür. Oysa kaliteli uyku, bağışıklık sisteminden ruh haline kadar birçok şeyi doğrudan etkiler. Akşamları ağır yemeklerden kaçınmak, mavi ışık yayan ekranları sınırlamak, ılık bir duş ya da bitki çayları gibi küçük dokunuşlar uyku kalitesini artırır. Gerekirse bir uzmandan destek almak, uyku sorunlarını kronik hale gelmeden çözmek için önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı ve bilinçli beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozla birlikte kemik erimesi riski, kilo artışı ve insülin direnci gibi durumlar ön plana çıkar. Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin gıdalar (yoğurt, kefir, sardalya, yeşil yapraklı sebzeler) kemik sağlığı için vazgeçilmezdir. Protein alımına dikkat edilmesi kas kaybını engeller. Lif açısından zengin sebzeler ve tam tahılların tüketilmesi, şeker ve işlenmiş gıdaların azaltılması önemlidir. Doktorun tetkikler sonrası ihtiyacınıza göre vereceği kalsiyum ve D vitamini, magnezyum ve omega-3 yağ asitleri büyük fayda sağlar. Ancak vitamin ve takviye kullanımında bilinçli olmak son derece önemlidir. Çünkü gelişigüzel alınan takviyeler karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını zorlayabilir, bazıları ilaçlarla etkileşime girebilir. En doğru yol, kişiye özel beslenme ve takviye planını bir uzman eşliğinde belirlemektir.</p>
<ul>
<li><strong>Sigaradan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Sigara kullanımı menopozu hem erken başlatabilir hem de semptomların şiddetini artırabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sigara içen kadınlarda sıcak basması, kemik kaybı ve kalp hastalığı riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca sigara, östrojenin vücutta etkili kullanılmasını engelleyerek hormon dengesini daha da bozabilir. Bu dönemde sigarayı bırakmak sadece menopoz şikayetlerini hafifletmekle kalmaz, genel yaşam kalitesini de ciddi oranda artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bu yanlışlara düşmeyin!</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Gülfem Başol “Menopoz döneminde çok sık karşılaşılan yanlışlardan biri, “nasılsa geçti artık” diyerek kadın sağlığını ihmal etmektir. Oysa bu dönem, meme sağlığından kalp-damar sağlığına kadar düzenli kontrollerin daha da önemli hale geldiği bir evredir. Bir diğer yaygın hata, hormon tedavilerine kulaktan dolma bilgilerle yaklaşmak veya tümden reddetmektir. Oysa uygun hastaya, uygun doz ve formda verilen hormon replasman tedavileri (HRT), sıcak basmaları, uykusuzluk, ruh hali değişiklikleri, vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltmada oldukça etkilidir. Aynı zamanda kemik erimesi ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi de olabilir. HRT her kadın için uygun olmayabilir; ancak bu tedavi seçeneği, doğru hasta seçiminde oldukça yüz güldürücü sonuçlar verir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Fiziksel aktivite sadece kilo kontrolü için değil; kemik sağlığı, kas gücü, ruh hali ve hatta sıcak basmaları üzerinde bile olumlu etkiler sağlar. Haftada en az 3-4 gün 30 dakika tempolu yürüyüş, yoga veya hafif ağırlık egzersizleri hem vücuda hem zihne iyi gelir. Egzersiz, endorfin salgısını artırarak ruh halini iyileştirir; böylece menopozun getirdiği dalgalanmalarla baş etmek daha kolay olur.</p>
<ul>
<li><strong>Mutlaka düzenli doktor kontrollerinizi yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol “Menopozla birlikte değişen hormon dengesi, kemik sağlığı, meme ve rahim sağlığı açısından düzenli kontrolleri zorunlu kılar. Kemik yoğunluğu ölçümü, mamografi, smear testi gibi taramalar bu dönemde aksatılmamalıdır. Aynı zamanda kardiyovasküler risklerin artma ihtimali nedeniyle kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri düzeylerinin takibi de önemlidir. Sağlıkla geçen bir ikinci bahar için yılda bir yapılan rutin kontrol, hayat kurtarıcı olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hayatı yeniden keşfedin, kendinize alan açın </strong></li>
</ul>
<p>Menopoz sadece biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda kadınlık bilincinin yeniden tanımlandığı bir yolculuktur. Artık çocuk büyütme telaşı azalmış, iş hayatında belli bir noktaya gelinmiştir. Bu zamanı, ertelediğiniz hobiler, seyahatler, kitaplar ve dostluklarla taçlandırın. Meditasyon, nefes çalışmaları ya da sanatsal uğraşlar, zihinsel detoks etkisi yaratır. Çünkü ikinci bahar, sadece bedensel değil; ruhsal bir uyanış dönemidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146">Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatil Dönüşü Sendromuna Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatil-donusu-sendromuna-dikkat-567922</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:23:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşü]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz tatili iş ve okul hayatına ya da günlük yaşamın yoğun temposuna kısa bir ara vermek için önemli bir fırsattır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-donusu-sendromuna-dikkat-567922">Tatil Dönüşü Sendromuna Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatili iş ve okul hayatına ya da günlük yaşamın yoğun temposuna kısa bir ara vermek için önemli bir fırsattır<strong>. </strong>Çoğu insan bu dönemi en iyi şekilde değerlendirip tatilin keyfini çıkarabilmektedir. Ancak bazı insanlarda ise tatil ve tatil dönüşleri hayal edildiği kadar keyifli olmayabiliyor. Tatil dönüşünde bekleyen işler ve sorumluluklar, tekrar erken kalkma zorunluluğu ya da trafikte geçirilen zaman, kişide bıkkınlık ve isteksizliğe yol açarak tatil dönüşü sendromuna ya da yaz depresyonuna neden olabilir. Memorial Bodrum Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psk. Semiha Alparslan, yaz depresyonu ve tatil dönüşü ruh sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tatil dönüşü sendromuna yakalanmayın</strong></p>
<p>Uzun zamandır beklenen tatilin ardından depresif hissetmek oldukça yaygın bir durumdur. Rutinlerin bozulduğu, sorumlulukların bir süreliğine rafa kaldırıldığı tatil günlerinden sonra yeniden iş hayatına ya da günlük düzene dönmek zorlayıcı olabilir. Bu durum, “tatil dönüşü sendromu” olarak adlandırılır. Tatil sırasında dinlenmenin yanı sıra bolca keyif alınır, beyin sürekli yeni uyaranlarla karşılaşır. Ancak dönüşte bekleyen işler, yığılmış sorumluluklar, tekrar erken kalkma zorunluluğu ya da trafikte geçirilen zaman, kişide bıkkınlık ve isteksizlik yaratabilir. Bu süreçte “tatilden döndüm, artık hayat yine aynı sıradanlığa girdi” düşüncesi depresif bir ruh haline zemin hazırlayabilir.</p>
<p><strong>Tatil paylaşımlarına bakarken depresyona girmeyin</strong></p>
<p>Yaz depresyonunu tetikleyen unsurlar başında günümüzdeki sosyal medya paylaşımları önemli bir yer tutmaktadır. İmkanı olan kişilerin gittikleri tatil ve bu tatil dönemlerinin görsellerini sosyal medyada paylaşımları, tatile gidemeyen bireylerde eksiklik, yetersizlik ve kıyas duygularını artırarak depresif bir ruh haline yol açabilmektedir. Bu nedenle sosyal medyada sadece “en mutlu anların” paylaşıldığını, gerçeğin tüm yönleri göz önünde bulundurularak bu görseller incelenmesi gerekir.</p>
<p><strong>Tatili sorunlarınızın çözümü olarak görmeyin</strong></p>
<p>Depresyon çoğunlukla kış mevsimiyle ilişkilendirilse de yaz mevsiminde de görülebilir. Yaz mevsiminde depresyon için risk faktörlerine taşıyorsanız belirtiler günlük işlevselliğini etkiliyorsa öncelikle ruh sağlığı açısından uzman desteği almak gerekir. Tüm bunların dışında geçiş sürecini en iyi şekilde yönetebilmek için şu önlemler alınmalıdır:</p>
<p><strong>Beklentiyi gerçekçi tutmak:</strong> Tatilin tüm sorunları çözecek bir kaçış olmadığını bilmek önemlidir. Tatili bir mola olarak görmek, hayal kırıklığını azaltır.</p>
<p><strong>Geçiş süresi tanımak:</strong> Tatilden hemen sonra yoğun işlere girmek yerine bir–iki günü adaptasyon için ayırmak süreci kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Dengeli bir serotonin salınımı için uygun saatlerde güneşe çıkın</strong></p>
<p>Depresyon üzerinde etkili olan serotonin ve melatonin hormonlarının salınımı da mevsimlere göre değişir. Yaz aylarında melatonin salgısının azalması uyku bozukluklarını tetikleyebilirken, yeterince güneşe çıkamamak serotonin düzeyini olumsuz etkileyebilir. Bu durum da depresif belirtilerin artmasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Düzenli uyku ruh sağlığınıza iyi gelir </strong></p>
<p>Her mevsimin ruh halimiz üzerinde farklı etkileri olsa da, yaz depresyonunu önlemenin en etkili yollarından biri dengeli bir rutin oluşturmaktır. Bu kapsamda alınacak şu birkaç basit önlemle yaz depresyon riskini en aza indirmek mümkün;</p>
<ol>
<li><strong>Uyku düzeni:</strong> Yazın melatonin salgısı azaldığı için uyku kalitesi bozulabilir. Belirli saatlerde yatıp kalkmak, serin ve karanlık bir ortamda uyumak uyku hijyenini destekler.</li>
<li><strong>Beslenme: </strong>Ağır yiyecekler yerine hafif, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek ruhsal dengeyi korur.</li>
<li><strong>Hareket etmek</strong>: Sabah ya da akşam serinliğinde yapılacak yürüyüşler serotonin salınımını artırır, ruh halini iyileştirir.</li>
<li><strong>Küçük molalar:</strong> Tatile gidemeseniz bile gün içinde kısa aralar vermek veya hafta sonu küçük aktiviteler planlamak mini tatil etkisi yaratır.</li>
<li><strong>Sosyal bağlar:</strong> Yakın çevreyle vakit geçirmek ve paylaşımda bulunmak yalnızlık hissini azaltır.</li>
<li><strong>Çalışma alanı:</strong> Çalışma ortamını ferah ve motive edici hale getirmek, yazın sıkışmışlık duygusunu azaltabilir.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-donusu-sendromuna-dikkat-567922">Tatil Dönüşü Sendromuna Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bunaltıcı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son günlerde tüm yurdu etkiyen artan sıcaklar sadece bedenimizi değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787">Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son günlerde tüm yurdu etkiyen artan sıcaklar sadece bedenimizi değil ruh sağlığımızı da olumsuz etkiliyor. Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, sıcak havanın uyku bozukluklarından öfke kontrolüne, anksiyeteden depresyona kadar birçok ruhsal sorunu tetikleyebileceğine dikkat çekti.  Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, yaz aylarında ruh sağlığını korumanın yollarını anlattı.</em></p>
<p>Termometrelerdeki yükselişle birlikte nefes almanın bile zorlaştığını bu günlerde sıcak havanın fiziksel konforumuzun yanında ruh sağlığımızı da tehdit ettiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, “Sıcağın bir kişinin üretkenliğini ve basit görevlerdeki performansını etkileyebileceği biliniyor. Bununla birlikte aşırı sıcağa maruz kalmak karar verme sürecini de etkileyebilmektedir” dedi. </p>
<p><strong>SICAK HAVA RUHSAL DURUMU HEM DOLAYLI HEM DE DİREKT ETKİLEYEBİLİYOR!</strong></p>
<p>Sıcaklık değişiminin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinde cinsiyet, yaş ve sosyoekonomik duruma göre farklılıklar olabileceğine değinen Öz, &#8220;Yüksek sıcaklık; depresyon, şizofreni gibi zihinsel bozuklukların yanı sıra madde bağımlılığı gibi ruh sağlık göstergeleri üzerinde doğrudan veya dolaylı etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra uyku bozukluğu, halsizlik, tahammülsüzlük, isteksizlik ve genel bir yorgunluk hissi de beraberinde gelebiliyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>UYKUSUZLUK TAHAMMÜL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜYOR</strong></p>
<p>Sıcak havaların en büyük etkilerinden birin de uyku üzerine olduğunu anlatan Öz, “Uykunun kalitesi düştüğü gibi süresi de kısalıyor. Bu durum iş verimini ve yaşam kalitesini düşürürken, tahammül seviyesini azaltıp öfke kontrolünü zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. Özellikle bipolar bozukluğu olan bireylerde uykusuzluğun mani dönemini tetikleyebileceğini hatırlattı.</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU OLANLAR ŞİKAYETLERİ YANLIŞ ANLAYABİLİYOR!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıklar kalp ritmini artırarak bunaltı ve baygınlık hissine yol açabileceğini ve özellikle panik bozukluğu olan kişilerin bu fiziksel belirtileri panik atak zannedebildiğine işaret eden Merve Öz, “Böyle bir durum ortaya çıktığında bu belirtilerin sıcağa bağlı ortaya çıkabileceğini kendilerine hatırlatarak sakinleşmeye çalışmalılar.” Dedi.  Depresyon hastalarının zaten var olan isteksizliğinin, sıcak havalarda daha da artırabileceğini anlatan Öz, “Depresyondaki kişiler için yataktan kalkıp yüzünü yıkamak bile zulümdür. Depresyonun temelinde daha önce isteyerek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik, hayattan zevk alamama ve depresif ruh hali vardır. Hava sıcaklığı, depresyondaki hastada zaten var olan isteksizliği artırarak depresyondaki bireylerin depresyon şiddetini artırabilmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>ÖFKENİZİ KONTROL EDEBİLİRSİNİZ!</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıkların dikkat dağınıklığına ve öfke kontrolü zayıflığına yol açtığını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Öz, sıcak havalarda daha sık öfke patlamaları yaşanabildiğini hatırlatarak şunları anlattı: “Sıcak hava; kızgın, saldırgan ve hatta şiddet içeren davranışları artırabilmektedir. Öfke kontrolünüzü sağlamak ve sinirlerinize hâkim olmak için öfkenizin farkına varın. Öfke ile hareket etmeden önce düşünün. Asıl sizi öfkelendiren durum ne? Öfkenizi neden ve nereye yansıtıyorsunuz? Sorularını kendinize mutlaka sorun. Öfkelendiğinizde derin derin nefes alıp nefes egzersizi yapabilirsiniz. Gerçekte var olan ya da hayalinizde var olan, sizi güvende ve mutlu hissettiren bir yer seçip kendinizi öfkeli hissettiğinizde o yerde olduğunuzu hayal edebilirsiniz.</p>
<p>Kafein ve sıcak hava birlikteliği öfke kontrolünü zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle sıcak havalarda kahveyi ve çayı sınırlandırın. Hatta yapabilirseniz, çay ve kahveyi tamamen kesin, uykunuzu iyi aldığınızdan emin olun. Düzenli yapılan egzersiz, öfke kontrolünü sağlamak için önemlidir. Yine rahatlamak için yoga ve meditasyon yapabilirsiniz.”</p>
<p><strong>BU ÖNERİLERE KULAK VERİN!</strong></p>
<p>Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, özellikle altta yatan bir psikolojik rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere herkes için faydalı olabilecek önerilerini şöyle sıraladı: </p>
<ul>
<li>Sıcak yaz günlerinde zorunda kalmadıkça 12.00 ile 14.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın. Yaz aylarını mümkünse daha yüksek ve daha serin yerlerde geçirmeye çalışın. Aşırı sıcaklarda olabildiğince trafik gibi stres yaratan ortamlardan uzak durun.</li>
<li>Öğle saatleri dışarı çıkmak zorunda kalsanız bile güneşe çok fazla maruz kalmamak için şapka ve güneş gözlüğü kullanın. Rahat kıyafetler tercih edin. </li>
<li>Rahatlamak için ılık duş alın. Uyku kalitesini artırmak için yastığınıza 1 damla lavanta yağı dökebilirsiniz. Ayrıca yatmadan önce düzenli olarak içeceğiniz melisa çayının uyku kalitesini artırma özelliği vardır. Kahve, çay, yeşil çay uykunuzu kaçıracağı için akşamları bu içeceklerden uzak durmaya çalışın. </li>
<li>Halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi ve isteksizliğin bir nedeninin de elektrolit dengesizliği olabileceği için bol sıvı tüketmeyi ihmal etmeyin Ayrıca soda tüketmeye herhangi bir engeliniz yoksa (tansiyon hastalığı gibi) bu günlerde, günde 1 adet soda tüketebilirsiniz. </li>
<li>Çok ağır beslenmemeye ve su oranı yüksek sebze ve meyve gibi gıdaları tüketmeye özen gösterin. Sıcaklıktan dolayı gün içinde yapamadığınız aktiviteleri akşam saatlerine planlayın. Spor yapacaksanız akşam saatlerini ve erken sabah saatlerini tercih edin.</li>
<li>Bu günlerde lütfen empati duygusunu yanınızdan eksik etmeyin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bunaltici-sicaklar-ruh-sagligimizi-da-tehdit-edebiliyor-552787">Bunaltıcı Sıcaklar Ruh Sağlığımızı da Tehdit Edebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul, ruh sağlığı ve nörobilimin dünya yıldızlarını ağırladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-ruh-sagligi-ve-norobilimin-dunya-yildizlarini-agirladi-552781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırladı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilimin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ayşegül Yıldız (Yavuz) Başkanlığında, Duygudurum Vakfı (DUVAK) tarafından düzenlenen Bipolar Zirvesi Master Akademi 2025, Amerika, Kanada, İngiltere ve Avrupa'nın da dahil olduğu 12 ülkeden 27 bilim insanını İstanbul’da bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-ruh-sagligi-ve-norobilimin-dunya-yildizlarini-agirladi-552781">İstanbul, ruh sağlığı ve nörobilimin dünya yıldızlarını ağırladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ayşegül Yıldız (Yavuz) Başkanlığında,<strong> </strong>Duygudurum Vakfı (DUVAK) tarafından düzenlenen Bipolar Zirvesi Master Akademi 2025, Amerika, Kanada, İngiltere ve Avrupa&#8217;nın da dahil olduğu 12 ülkeden 27 bilim insanını İstanbul’da bir araya getirdi.</p>
<p>5-6 Temmuz 2025 tarihlerinde İTÜ Taşkışla’da gerçekleştirilen bu özel bilimsel etkinlikte, 12 ülkeden gelen nörobilimciler, psikiyatristler ve klinik uzmanlar, bipolar bozukluk ve depresyon başta olmak üzere zihinsel sağlık konularında en güncel araştırmaları ve tedavi yaklaşımlarını paylaştı. Yoğun ilgi gören zirvede, bipolar bozukluğun tanı ve tedavisinde gelinen son nokta, ezber bozan araştırmalar ve geleceğin tedavi paradigmaları tartışıldı.</p>
<p>Etkinlikte, bipolar bozukluk ile metabolizma ilişkisi, lityum tedavisinin güncel boyutları, gebelik ve emzirme döneminde güvenli psikiyatri, TMS ve modern EKT uygulamaları, genetik belirteçler ve kişiye özel tedavi, bipolar II’nin tanı ve tedavisindeki yeni paradigmalar gibi konular ele alındı.</p>
<p><strong>Amacımız yalnızca bilim üretmek değil; bizden sonraki genç kuşaklara da yol göstermek</strong></p>
<p>DUVAK Kurucu Başkanı ve Bipolar Zirvesi Master Akademi Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Yıldız, bu zirvenin Duygudurum Vakfı ve kendisi adına önemli bir misyonu gerçekleştirdiğini ifade etti. Dr. Yıldız,</p>
<p>“Bipolar Master Akademi’nin üçüncüsünü gerçekleştiriyor olmamız çok kıymetli. Bilim insanları olarak amacımız yalnızca bilim üretmek değil; bizden sonraki genç kuşaklara da yol göstermek, bilgiye erişim kapılarını açmak olmalı. Genç, taze, öğrenmeye açık ve istekli beyinler için bu tür organizasyonlar çok değerli. Türkiye, genç beyinleriyle, tedavi bekleyen hastalarıyla, dünyada bizlerin Türk Bilim İnsanları olarak geldiği yer ve bu toplantıda kanıtlanan Bilim Liderleri ve Kurumları ile Network imkanı ile açısından önemli bir potansiyel arz ediyor. Yeter ki bu potansiyel doğru şekilde yönlendirilsin. Ülkemizdeki hastalar da dünyanın diğer yerlerindekilerle aynı tedavi kalitesini hak ediyorlar. Üstelik verilen iyi hizmet, doğru tedavi yaklaşımı ve alınan olumlu yanıtlar, hastalar tarafından büyük bir minnettarlıkla karşılanıyor. Türkiye için bu yüksek potansiyeli ürüne dönüştürmekteki ilk adım, bireysel çıkarların önüne evrensel bilimi ve bu doğrultudaki değerleri koyabilmektir.” dedi. </p>
<p><strong>Bilimde klinik deneyim önemli</strong></p>
<p>Bilimde elbette klinik deneyim önemlidir. Ancak bilimsel rehberin temeli kanıta dayalı bilgidir<strong>.</strong> Doğru kanıt analizi ve doğru yorumlama ile ilerlediğinizde, bu bilimsel rehber sizi tedavide başarıya çok daha yakınlaştırır. Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey de tam olarak bu: Yıllardır ilaçların hem etki gücünü hem de yan etkilerini matematiksel modellerle analiz ediyoruz. Aynı zamanda henüz piyasaya çıkmamış olan yeni ilaç adaylarının da klinik araştırmalarını yakından takip ediyoruz. Bu verileri de modellerimize dâhil ederek hem etkilerini hem de olası yan etkilerini öngörebiliyoruz. İlaç seçiminde bu matematiksel yaklaşımı kullandığınızda, tedavi stratejiniz tamamen farklı bir boyuta taşınıyor. Bu sayede tedavideki başarı oranı da çok daha belirgin şekilde yükseliyor.”</p>
<p>Prof. Dr. Yıldız, Türk hekimlerinin öğrenme arzusuna dikkat çekerek, “Salon tamamen dolu. Bu, Türkiye&#8217;de ciddi bir öğrenme isteği ve beyin kapasitesi olduğunu gösteriyor. Potansiyelimiz dünyadan farklı değil, yeter ki doğru kapıları açabilelim.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İlk izlenimle tanı koymak gerçekçi değil!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bipolar bozukluğun bir hastalık olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu nedenle bir kişiye yalnızca ilk izlenimle tanı koymak gerçekçi değildir. Ancak, bazı davranışlar bireyin bipolar bozukluğa yatkın olup olmadığını gösterebilir. Bu bireyler sıklıkla bir günde dört mevsimi yaşamak şeklinde tanımlanabilecek duygu durum dalgalanmaları sergilerler. Sabah çok övdükleri bir şeyi öğleden sonra yoğun bir şekilde eleştirebilir veya nefret ettiklerini söyleyebilirler. Duygular arası geçişleri oldukça hızlıdır; örneğin ağlarken birden gülmeye başlayabilirler. İkili ilişkilerde de bu dalgalı duygu durumları belirgindir. Gün içinde, hatta tek bir görüşme sırasında bile farklı ruh hallerine geçiş yapabilirler. Bu tür yoğun ve değişken duygulanımlar, duygu durum bozukluklarında sık rastlanan belirtilerdir.”</p>
<p><strong>Bazı hastalar yalnızca mani dönemleri geçiriyor</strong></p>
<p>Bipolar bozukluğun bir yönünün depresyon, diğer yönünün ise mani olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kaynak, “Klasik bipolar bozukluk vakalarında bazı hastalar yalnızca mani dönemleri geçirirken, depresyon belirtileri hiç görülmeyebilir. Bu, özellikle Bipolar Tip I bozuklukta daha yaygındır. Bipolar Tip II bozuklukta ise hipomani dönemleri ile birlikte tekrarlayan depresif ataklar söz konusudur. Bipolar bozukluk, duygu durum spektrumunda yer alan bir hastalıktır ve birçok alt tipi bulunmaktadır. Depresyon da bu spektrumun bir alt grubudur. Bipolar depresyon yaşayan bireylerde çok ciddi depresif belirtiler gözlemlenebilir; bu durum intihar eğilimleriyle birlikte de seyredebilir. Bu nedenle bipolar bozukluk; panik bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ve diğer anksiyete bozuklukları gibi önemli bir psikiyatrik hastalık grubunda yer almaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bipolar bozukluğun beyinle olan bağlantısını anlamak temel hedef</strong></p>
<p>Bipolar Master Akademinin, dünya çapında duygu durum bozuklukları ve özellikle bipolar bozukluk üzerine çalışan, bu alanda bilimsel üretimde bulunan ve hasta takibi yapan klinisyen ve akademisyenlerin bir araya geldiği prestijli bir toplantı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Etkinlikte, kapsamlı literatür paylaşımları, klinik deneyim aktarımı ve dirençli vakaların tedavisinde yeni yaklaşımların tartışıldığı oturumlar yapıldı. Özellikle kanıta dayalı tedavi protokolleri, genetik algoritmaların tedavi planlamasındaki rolü ve kişiye özel tedavi stratejileri ön plandaydı. Bipolar bozukluğun beyinle olan bağlantısını anlamak da temel hedeflerden biri. Çünkü bipolar bireylerde düşünen beyin, hisseden beyin ve karar veren beyin sistemlerinin uyumlu çalışmadığı biliniyor.” dedi.</p>
<p><strong>‘Hastalık yoktur, hasta vardır.’</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzm. Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’ın moderatörlüğünde &#8220;Duygudurum Bozukluklarında LORETA QEEG Yöntemi ve Kişiselleştirilmiş Tedavi&#8221; başlıklı sunum yapan Tarhan, psikiyatride, özellikle tedaviye dirençli vakalarda, kişiye özel tedavi uygulamalarının giderek daha fazla önem kazandığını kaydetti. Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu yaklaşımın temelinde tıbbın en temel ilkesi yer alır. ‘Hastalık yoktur, hasta vardır.’ Aynı tanıya sahip iki bireyde hastalığın seyri, belirtileri ve tedaviye yanıtı birbirinden tamamen farklı olabilir. Bu nedenle her bireyin biyolojik, psikolojik ve çevresel özellikleri dikkate alınarak kişiselleştirilmiş bir tedavi planı yapılmalıdır. Kişiye özel tedavinin ilk adımı, bireyin genetik yapısının analiz edilmesidir<strong>.</strong> Özellikle serotonin ve dopamin gibi nörotransmitter sistemlerine ait genlerin bireyde nasıl çalıştığı değerlendirilmeli, bu sayede kişinin nörokimyasal profili ortaya konmalıdır. Bu noktada farmakogenetik devreye girer: Hangi ilaçların bireyde hızlı ya da yavaş metabolize edildiği, ilaca olan yanıtı ve olası yan etkiler önceden öngörülebilir hâle gelir. Böylece “deneme-yanılma” süreci azaltılarak tedavi daha hedefe yönelik ve etkili bir şekilde planlanabilir.”</p>
<p><strong>Diğer ayak beyin fonksiyonlarının değerlendirilmesi</strong></p>
<p>Kişiye özel tedavinin bir diğer önemli ayağının ise beyin fonksiyonlarının değerlendirilmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Gelişmiş beyin görüntüleme teknikleriyle beynin hangi bölgelerinde işlevsel bozulmalar olduğu tespit edilebilmektedir. Özellikle fonksiyonel bağlantı haritaları (fonksiyonel konektomlar) sayesinde beynin sinirsel network yapısı analiz edilebilmektedir. Hangi ağlar ya da bölgeler bozulmuşsa, tedavi bu spesifik yapı ve işlevlere odaklanarak planlanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde, bireyin özgün beyin yapısı ve işlevleri dikkate alınarak çok daha etkili, bilimsel ve kişiye özel bir tedavi uygulanabilmekte; böylece tedavi sürecinde başarı oranı artmakta, zaman ve kaynak kaybı en aza indirilmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kişiselleştirilmiş psikiyatri… Hiçbir hasta birbirine benzemez…</strong></p>
<p>Zirvenin ana temalarından biri, her hastanın benzersiz olduğu gerçeğine dayanan kişiselleştirilmiş tedaviydi. Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Konstantinos Fountoulakis, bu yaklaşımı “tıbbın kutsal kâsesi” olarak tanımladı. Bipolar bozukluğun karmaşıklığına vurgu yapan Prof. Dr. Fountoulakis, özellikle en yıkıcı aşama olan kronik bipolar depresyonu “manik yangının külleri” olarak nitelendirdi.</p>
<p>“Hiçbir hasta birbirine benzemez. Tedavi stratejimiz, o hastanın özel ihtiyaçlarına en uygun şekilde hazırlanmalı. Bu, rastgele hareket etmek değil, hastanın özelliklerini derinlemesine araştırmaktı.” diyen Prof. Dr. Konstantinos Fountoulakis, modern psikiyatrinin insancıl yönünü vurguladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Lityumun sırrı çözülüyor</strong></p>
<p>Kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının somut bir örneği de Paris Üniversitesi’nden Prof. Dr. Frank Bellivier tarafından sunuldu. Bipolar bozukluğun temel ilacı olan lityumun neden bazı hastalarda işe yarayıp bazılarında yaramadığını araştıran “R-LiNK” adlı Avrupa projesini yöneten Prof. Dr. Bellivier, çığır açan bulguların eşiğinde olduklarını belirtti.</p>
<p>“Kan ve nörogörüntüleme biyobelirteçleri toplayarak kimin lityuma yanıt vereceğini öngörmeye çalışıyoruz. Veri toplama bitti, analizler sürüyor.” diyen Prof. Dr. Bellivier, müjdeli bir haberi de paylaşarak, “Büyük bir mutlulukla belirtmek isterim ki, İstanbul’daki bir Türk merkezi de projenin bir sonraki aşamasına katılacak.” dedi.</p>
<p>Danimarka’dan gelerek zirveye katılan Prof.Dr.Rene Ernst Nielsen Lityum’un böbrek üzerindeki etkileri üzerine yaptıkları büyük Avrupa çalışmasının bulgularını anlattı.</p>
<p>Bu zirvede bir ilk de Lityum-Böbrek oturumuna bir Nefroloji uzmanının katılmasıydı. Hacettepe Üniversitesi Nefroloji A.D. öğretim üyesi ve Avrupa Nefroloji Birliği Genel sekreteri Prof.Dr.Mustafa Arıcı böbrek ve böbrek lityum ilişkisi üzerine çok önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Hastayla kurulan güçlü bağı tedavinin temeli</strong></p>
<p>Budapeşte Semmelweis Üniversitesi’nden Klinik Psikolog Dr. Xenia Gonda, “Biyopsikososyal Yaklaşım” başlıklı sunumunda, &#8220;Yüksek intihar riski taşıyan veya aktif madde kullanım bozukluğu olan hastalar, metodolojik nedenlerle randomize kontrollü çalışmaların dışında bırakılmaktadır. Bu durum, bu özel popülasyon için kanıta dayalı tedavi kılavuzları geliştirmemizi engellemektedir.&#8221; dedi.</p>
<p>Dr. Xenia Gonda, klinisyenlere bipolar bozukluğun bu en zorlu formunda, reaktif değil proaktif olma, tek bir yönteme bağlı kalmak yerine çoklu müdahaleleri entegre etmeyi ve her şeyden önce hastayla kurulan güçlü bağı tedavinin temeli olarak görme konusunda öneride bulundu.</p>
<p><strong>Etkinlik 2 gün sürdü</strong></p>
<p>Etkinlik kapsamında, katılımcılara Oxford Üniversitesi onaylı Türkçe Bipolar Kitabı, uluslararası anlam ve geçerlilik arz eden özel katılım sertifikası takdim edildi. Genç araştırmacı hekimlerin dünya bilim liderleri ile doğrudan iletişim kurması sağlandı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesinin standının yoğun ilgi gördüğü, 2 gün süren etkinlikte, lityumun böbrekle uyumundan, Nobel&#8217;e aday olabilecek epigenetik araştırmalara, metabolik sendrom ve beyin ilişkisinden, kişiye özel tedavide farmakogenetiğin rolüne kadar birçok konu ele alındı.</p>
<p><strong>Medikal estetik ve psikoloji ilişkisi de ele alındı…</strong></p>
<p>Ünlü Medikal Estetik Uzmanı Dr. Ali Kerim Diler de konuşmacılar arasındaydı. Zirve Prof. Dr. Ayşegül Yıldız ve Dr. Ali Kerim Diler ortak konferansında Ruh ve Beden Estetiğinin bütünlüğünü ele almakta da bir ilke imza atmış oldu.</p>
<p>Zirveye katkılarından dolayı destekleyenlere teşekkür plaketi verilirken İnt. Dr. Helin Özdemir&#8217;e de programa olan katkılarından dolayı teşekkür ve onur belgesi takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-ruh-sagligi-ve-norobilimin-dunya-yildizlarini-agirladi-552781">İstanbul, ruh sağlığı ve nörobilimin dünya yıldızlarını ağırladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul, ruh sağlığı ve nörobilimin dünya yıldızlarını ağırlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-ruh-sagligi-ve-norobilimin-dunya-yildizlarini-agirliyor-550843</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 08:06:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilimin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ayşegül Yıldız (Yavuz) Başkanlığında, Duygudurum Vakfı (DUVAK) tarafından düzenlenen Bipolar Zirvesi Master Akademi 2025, Amerika, Kanada, İngiltere ve Avrupa'nın da dahil olduğu 12 ülkeden 27 bilim insanını İstanbul’da bir araya getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-ruh-sagligi-ve-norobilimin-dunya-yildizlarini-agirliyor-550843">İstanbul, ruh sağlığı ve nörobilimin dünya yıldızlarını ağırlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ayşegül Yıldız (Yavuz) Başkanlığında, Duygudurum Vakfı (DUVAK) tarafından düzenlenen Bipolar Zirvesi Master Akademi 2025, Amerika, Kanada, İngiltere ve Avrupa&#8217;nın da dahil olduğu 12 ülkeden 27 bilim insanını İstanbul’da bir araya getiriyor.</p>
<p>5-6 Temmuz 2025 tarihlerinde İTÜ Taşkışla’da gerçekleştirilecek bu özel bilimsel etkinlikte, 12 ülkeden gelen nörobilimciler, psikiyatristler ve klinik uzmanlar, bipolar bozukluk ve depresyon başta olmak üzere zihinsel sağlık konularında en güncel araştırmaları ve tedavi yaklaşımlarını paylaşacak.</p>
<p>Etkinlik kapsamında, sadece bilimsel içerik değil; katılımcılara özel Oxford Üniversitesi onaylı Türkçe Bipolar Kitabı, uluslararası geçerliliğe sahip özel katılım sertifikası ve dünya çapında kabul gören network meta-analiz eğitimi gibi önemli kazanımlar da sunulacak.</p>
<p>Etkinlikte, bipolar bozukluk ile metabolizma ilişkisi, lityum tedavisinin güncel boyutları, gebelik ve emzirme döneminde güvenli psikiyatri, TMS ve modern EKT uygulamaları, genetik belirteçler ve kişiye özel tedavi, bipolar II’nin tanı ve tedavisindeki yeni paradigmalar gibi konular ele alınacak.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan modern teknolojinin psikiyatrideki rolüne ışık tutacak</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, etkinlikte <strong>6 Temmuz Pazar günü saat 17.40</strong>’ta &#8220;Duygudurum Bozukluklarında LORETA QEEG Yöntemi ve Kişiselleştirilmiş Tedavi&#8221;<strong> </strong>başlıklı sunumuyla, modern teknolojinin psikiyatrideki rolüne ışık tutacak.</p>
<p><strong>Ezber bozan konular masaya yatırılacak</strong></p>
<p>2 gün sürecek etkinlikte, lityumun böbrekle uyumundan, Nobel&#8217;e aday olabilecek epigenetik araştırmalara, metabolik sendrom ve beyin ilişkisinden, kişiye özel tedavide farmakogenetiğin rolüne kadar birçok ezber bozan konu 31 özel oturumda masaya yatırılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-ruh-sagligi-ve-norobilimin-dunya-yildizlarini-agirliyor-550843">İstanbul, ruh sağlığı ve nörobilimin dünya yıldızlarını ağırlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 14:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikede]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547345</guid>

					<description><![CDATA[<p>TELUS Health’in Mental Health Index raporunun paylaşıldığı zirvede, Asya-Pasifik (APAC) ve Avrupa-Ortadoğu-Afrika (EMEA) bölgelerindeki çalışanların ruh sağlığına dair çarpıcı veriler ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345">İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yetişkinler, hizmet sektörü çalışanları ve acil tasarrufu olmayan bireyler arasında ruhsal zorlanmaların hızla yükseldiği belirtildi. Çalışanların önemli bir kısmı daha öfkeli, güvensiz ve sosyal olarak izole hissettiğini ifade ederken, bu durum özellikle gençler ve finansal güvencesi düşük olanlar arasında daha belirgin.</p>
<p><strong>GÜVEN EKSİKLİ&#286;İ YALNIZLI&#286;I ARTIRIYOR</strong></p>
<p>Zirvede, iş yerlerinde güven ilişkilerinin zayıf olmasının çalışanlarda yalnızlık ve izolasyon duygusunu artırdığı vurgulandı. Güven eksikliği, bağlılık, motivasyon ve iş memnuniyetini olumsuz etkiliyor. Singapur’da çalışanların yalnızca yüzde 45’i güvenilir iş ilişkilerine sahip olduğunu belirtirken, Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 52-55 civarında seyrediyor.</p>
<p><strong>RUH SA&#286;LI&#286;I VE VERİMLİLİK KAYBI</strong></p>
<p>Rapor, ruh sağlığı sorunlarının iş verimliliği üzerindeki etkisine dikkat çekti. Singapur’da çalışanların yüzde 41’i, Avustralya’da ise yüzde 31’i verimlilik kaybı yaşadığını bildirdi. Kaygı tanısı alan Singapurlu çalışanlar yılda 71, Avrupalı çalışanlar ise 76 iş günü verimlilik kaybı yaşıyor. İşveren desteğinin kalitesi de bu kayıplarda belirleyici. Fiziksel refah desteği &ldquo;mükemmel&rdquo; olan çalışanlar yılda 43 gün kayıp yaşarken, &ldquo;zayıf&rdquo; destek alanlarda bu sayı 80 güne çıkıyor. Mental destek alanlarda kayıp 37 günken, destek alamayanlarda 79 güne ulaşıyor.</p>
<p><strong>ZİHİNSEL DESTEK TALEBİ ARTIYOR</strong></p>
<p>Singapur ve Güney Kore’de çalışanların yaklaşık yarısı, yüzde 10’luk maaş zammı yerine daha güçlü zihinsel destek altyapısını tercih edeceğini belirtti. Diğer bölgelerde bu oran yüzde 30-35 seviyesinde. Ancak zihinsel destek hizmetlerine erişimde bariyerler mevcut. Singapur’da yalnızca yüzde 13’ün Çalışan Destek Programı’na (EAP) erişimi varken, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 50’ye yaklaşıyor. 2024’te her iki çalışandan biri tıbbi yardımı erteledi veya hiç almadı.</p>
<p>Zirvede, Çalışan Destek Programları’nın (EAP) çalışanların işlevselliğini ve yaşam memnuniyetini artırdığı vurgulandı.</p>
<p>Şirketlerin bu konuda hareketsiz kalmasının, üretkenlik, bağlılık ve memnuniyet kayıplarına yol açacağı uyarısı yapıldı. Genç iş gücünün yaşlanmasıyla risklerin derinleşeceği belirtilirken, müdahale edilmezse gelecekte yüksek maliyetlerle karşılaşılacağı ifade edildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345">İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeş Vatan&#8217;da TEKNOFEST Coşkusu: KKTC&#8217;de Teknoloji ve Milli Ruh Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardes-vatanda-teknofest-coskusu-kktcde-teknoloji-ve-milli-ruh-bir-araya-geldi-525385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 07:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[coşkusu]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[kktcde]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[teknofest]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[vatanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST, 1-4 Mayıs 2025 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde büyük bir heyecan ve yüzbinlerin katılımıyla gerçekleşti. Lefkoşa’daki Eski Ercan Havalimanında düzenlenen ve dört gün süren TEKNOFEST KKTC, 225 bin ziyaretçiyi teknoloji, bilim ve milli duygularla buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardes-vatanda-teknofest-coskusu-kktcde-teknoloji-ve-milli-ruh-bir-araya-geldi-525385">Kardeş Vatan&#8217;da TEKNOFEST Coşkusu: KKTC&#8217;de Teknoloji ve Milli Ruh Bir Araya Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST</strong>, 1-4 Mayıs 2025 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nde büyük bir heyecan ve yüzbinlerin katılımıyla gerçekleşti. Lefkoşa’daki Eski Ercan Havalimanında düzenlenen ve dört gün süren TEKNOFEST KKTC, <strong>225 bin ziyaretçiyi</strong> teknoloji, bilim ve milli duygularla buluşturdu. Katılım ve ilginin oldukça yoğun olduğu festival, dört gün boyunca birçok etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Her anının dolu dolu geçtiği festival boyunca <strong>teknoloji yarışma çadırlarında </strong>gençler yeteneklerini sergiledi. Teknoloji yarışmaları <strong>Sosyal İnovasyon Yarışması, Uçan Araba Simülasyon Yarışması ve TEKNOFEST Robolig Mavi Vatan Yarışması</strong> gibi 6 ana kategori, 13 alt kategoride gerçekleşti. <strong>Bilim Sokağı, Uzay Sergisi, Planetaryum, XR Deneyim Alanları</strong>, <strong>Kıbrıs Barış Harekâtı Deneyim Alanı, Türk Mukavemet Teşkilatı Milli Mücadele Sergi Alanı, DENEYAP Atölyeleri</strong> ile her yaştan katılımcıya hitap eden etkinlikler festival boyunca KKTC’de düzenlendi. Gökyüzünde <strong>Türk Yıldızları, SOLOTÜRK, Bayraktar Akıncı, Bayraktar TB2, Hürkuş</strong> ve diğer hava araçlarının gösterileri ise festival boyunca nefesleri kesti. </p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan TEKNOFEST Mesajı: “Nice Asırlar Boyunca Buradayız”</strong></p>
<p>Festivalin üçüncü gününde <strong>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TEKNOFEST’e</strong> katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan TEKNOFEST ana sahnesinde yaptığı konuşmada; “TEKNOFEST gençliğiyle, Kuzey Kıbrıs&#8217;ın dört bir yanında yükselen eserlerimizle nice asırlar boyunca burada olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullanarak Milli Teknoloji Hamlesine verdiği önemi vurguladı.</p>
<p>Festival kapsamında <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>, teknoloji yarışmalarında dereceye girerek birinci olan gençlere ödüllerini takdim etti. Erdoğan, festivalin sadece bir etkinlik değil, &#8220;bir milletin, iki devletin, tek yüreğin ortak istikbaline doğru attığı kararlı bir adım&#8221; olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Lefkoşa’daki Eski Ercan Havalimanında</strong> düzenlenen festival, sadece teknolojiyi değil; bir milletin inancını, kararlılığını ve birlik ruhunu da sahneye taşıdı. Festival boyunca gençler geleceği inşa ederken, semalarda gerçekleşen uçuş gösterileri yürekleri gururlandırdı. Her yaş grubundan ziyaretçinin yoğun ilgisiyle karşılanan etkinlik, KKTC’nin dört bir yanından gelen misafirlerle adeta bir <strong>teknoloji seferberliğine</strong> dönüştü.</p>
<p> </p>
<p><strong>TEKNOFEST KKTC Kapanış Töreniyle Zirveye Ulaştı: Yüzbinler Geleceğe Ortak Oldu</strong></p>
<p><strong>TEKNOFEST</strong>, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dört gün süren muhteşem bir organizasyonun ardından düzenlenen kapanış seremonisi ile sona erdi. Festivalin <strong>kapanış töreni</strong>, coşku ve gurur dolu anlara sahne oldu. Törene T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır katıldı. </p>
<p><strong>Kapanış töreninde</strong> yapılan konuşmalar, TEKNOFEST’in yalnızca bir festival değil, <strong>bir milletin ortak geleceğine duyduğu inancın en güçlü sembolü</strong> olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p><strong>T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar</strong>, TEKNOFEST’in kapanış töreninde yaptığı konuşmada; <em>“TEKNOFEST yalnızca bir teknoloji yarışması değildir. TEKNOFEST bir milletin uyanış hikayesidir. Kendine güvenen bir neslin inşa edildiği yerdir. Bu yol kolay değil, önümüze engeller çıkacak ama biz asla durmayacağız. Bu birlik ruhunun yeni rotası İstanbul. Eylül ayında, dünyanın göz bebeği İstanbul’da TEKNOFEST coşkusuyla yeniden buluşacağız.” dedi.</em></p>
<p><strong>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır</strong> ise KKTC’nin artık sadece izleyen değil, üreten bir merkez haline geldiğini vurgulayarak<em>: “Kıbrıs Türk halkı misafir değil, bu toprakların ev sahibidir. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu topraklarda, KKTC’nin dünyanın dört bir yanına hizmet sunan bir bilişim üssüne dönüşmesini arzu ediyoruz. TEKNOFEST bu vizyonun kıvılcımıdır.” dedi.</em></p>
<p><strong>T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz</strong> ise yaptığı konuşmada TEKNOFEST&#8217;in mimarı Selçuk Bayraktar&#8217;a, gençlere ilham verdiği için teşekkür ederken, merhum Özdemir Bayraktar&#8217;ın kendi ailesine aşıladığı ruhun, bugün milyonlara ulaştığını, TEKNOFEST ruhunun yayılmasında emeği geçen herkesi minnetle andığını dile getirdi. Etkinliğin Kıbrıs&#8217;ta gerçekleştirilmesine büyük katkı sunan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar&#8217;a teşekkür eden Yılmaz, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibini gösterdikleri misafirperverlikten dolayı tebrik etti.</p>
<p>Festivalin kapanış töreninin son konuşmasını ise <strong>KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar</strong> yaptı. <strong>Tatar</strong> konuşmasında: “<em>Biz, Türk milletinin kopmaz bir parçasıyız. TEKNOFEST’in kardeş vatanımızda gerçekleşmesi büyük bir onur. Bu festival sadece gençlerimiz için değil, tüm Kıbrıs Türk halkı için bir gurur kaynağıdır. Her anı coşku ve inançla doluydu.”</em></p>
<p>Kapanış seremonisi ve konuşmaların ardından TEKNOFEST KKTC, teknoloji yarışmalarında dereceye giren takımların ödül töreni ve aile fotoğrafının çekilmesi ile sona erdi. Büyük ilgi gören TEKNOFEST KKTC, teknoloji ve milli ruhun birleştiği, ilham dolu bir etkinlik olarak hafızalarda yer etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardes-vatanda-teknofest-coskusu-kktcde-teknoloji-ve-milli-ruh-bir-araya-geldi-525385">Kardeş Vatan&#8217;da TEKNOFEST Coşkusu: KKTC&#8217;de Teknoloji ve Milli Ruh Bir Araya Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, Konya&#8217;ya sağlık alanında değer katacak Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi&#8217;nde incelemelerde bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediye-baskani-ahmet-pekyatirmaci-ve-konya-il-saglik-muduru-mehmet-koc-konyaya-saglik-alaninda-deger-katacak-toplum-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezinde-incelemelerde-bulundu-462897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 May 2024 08:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[incelemelerde]]></category>
		<category><![CDATA[katacak]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[konyaya]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinde]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[pekyatırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işbirliğinde Yazır Mahallesi’nde yapımı devam eden Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nde inşaat çalışmaları aralıksız sürüyor. Vatandaşların sağlık hizmetine daha modern ve konforlu alanlarda ulaşmasını sağlayacak merkezin bu yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediye-baskani-ahmet-pekyatirmaci-ve-konya-il-saglik-muduru-mehmet-koc-konyaya-saglik-alaninda-deger-katacak-toplum-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezinde-incelemelerde-bulundu-462897">Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, Konya&#8217;ya sağlık alanında değer katacak Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi&#8217;nde incelemelerde bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, vatandaşların daha konforlu sağlık hizmeti alabileceği tesiste incelemelerde bulundu ve yetkililerden bilgi aldı. Başkan Pekyatırmacı, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nin Türkiye’ye örnek olacak nitelikte olduğunu söyledi.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı “Belediyeler olarak elimizden gelen desteği gösteriyoruz”</b></p>
<p>Selçuklu Belediyesi olarak Konya’da sağlık standartlarının daha da yükselmesi için çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Başkan Pekyatırmacı, “Değerli İl Sağlık Müdürümüz ve Psikiyatri Bölümünden İkbal Hocamızla birlikte Sağlıklı Hayat Merkezi ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi binamızın şantiyesini dolaştık. Artık inşaatta sona doğru geliyoruz. Konyamıza el birliğiyle, İl Sağlık Müdürlüğümüzle birlikte inşallah çok önemli bir yatırımı, hizmeti de kazandırmış olacağız. Burada iki farklı bölümümüz var. Sağlıklı Hayat Merkezi tamamen vatandaşlarımızın hem beslenme konusunda hem fiziki aktiviteler konusunda hem de ruh sağlığı konusunda hizmet alabilecekleri bütün birimleri içerisinde bulunduran aynı zamanda önleyici sağlık hizmetlerinin de uygulanabileceği farklı birimlerle önemli bir merkez olacak. Toplum Ruh Sağlığı Merkezimiz de Beyhekim Bölge Hastanemizde bulunan psikiyatri bölümümüzün ihtiyacını karşılayacak şekilde oradaki hastalarımızın rehabilitasyon anlamında ihtiyaçlarını giderebilecekleri, rehabilitasyon hizmetlerinin en sağlıklı bir şekilde verilebileceği bir merkez olacak. Konyamızda Türkiye&#8217;de örnek olabilecek bir merkezi burada inşallah kazandırıyoruz. Toplamda 7 bin 500 metrekarelik alan üzerinde inşaat çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah önümüzdeki 2-3 aylık süre zarfında inşaat faaliyetlerini tamamlamış olacağız. İl Sağlık Müdürlüğümüz de bu binalarımızın kullanımıyla ilgili hazırlıklarını şimdiden başladı. Konyamıza, Selçuklumuza hayırlı olsun” dedi. </p>
<p>Sağlık alanında Konya’da çok büyük yatırımlar ve çok önemli hizmetlerin yapıldığını belirten, Pekyatırmacı, “Başta Sağlık Bakanımız olmak üzere İl Sağlık Müdürümüze, tüm ekibine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bizim vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine en hızlı ve en kolay şekilde ulaşabilmeleri, bu hizmetleri en nitelikli, en kaliteli şekilde alabilmeleri noktasında bizler de belediyeler olarak elimizden gelen desteği gösteriyoruz. Bütün mahallelerimizde hem aile sağlığı merkezlerinin yapımı noktasında hem 112 acil sağlık hizmetleri merkezlerinin yapımı noktasında il sağlık müdürlüğümüzle sürekli temas halindeyiz. Bu ihtiyaçların karşılanması için hayırseverlerimizle de birlikte hızlı bir şekilde hareket ediyoruz. Yine Şehir Hastanemiz, Numune Hastanemiz, diğer hastanelerimiz Konyamızda bütün hemşehrilerimize en nitelikli, en kaliteli, beş yıldızlı bir sağlık hizmetini veriyor. Bu manada İl Sağlık Müdürümüzün şahsında bütün doktorlarımıza, sağlık personelimize hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Konyamızda insanımızın hayat standardını yükseltmek için, sosyal ve toplumsal refahını artırmak için inşallah hep birlikte bu çalışmalarımızı en güçlü şekilde devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>İl Sağlık Müdürü Koç,“ Sağlığın her alanında desteklerinden dolayı başkanıma teşekkür ediyorum”        </b></p>
<p>2 güzide eserin hızla yükseldiğini ve tamamlandığını görmekten dolayı mutluluk duyduğunu ifade eden Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç ise, “Başkanımıza özellikle teşekkür ediyorum. Sağlıklı Hayat Merkezi ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Türkiyemize örnek bağımsız binalarda hizmet veren 2 güzide eser oluyor inşallah.  Bizler de gerek personel, gerek iç dizaynı konusunda gerekli hazırlıkları tamamlamak üzereyiz. Sağlığın her alanında desteklerinden dolayı başkanıma ve ekibine çok teşekkür ediyorum.  Buranın hem dizaynı hem lokalizasyonu açısından vatandaşlarımızın kolay ulaşacağı çok gözde bir yerde tesis edilmesi de ayrıca önem arz ediyor. İnşallah en kısa sürede açılışını birlikte yaparız” diye konuştu.</p>
<p><b>Her iki merkezde çok kapsamlı olacak  </b></p>
<p>Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi toplam 4699 metrekare alandan oluşacak. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi içerisinde 1 Adet Spor Salonu, 4 Gözlem ve Tedavi Odası, 1 Psikolog Odası, 1 Ekip Odası, 1 Sosyal Görüşme Odası, 1 Kütüphane, 9 Atölye, 1 Çok Amaçlı Salon, 1 Doktor Odası yer alacak. Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ise 1 adet Çok Amaçlı Salon, 1 adet Röntgen Odası, 1 Kan Alma Odası, 1 adet Mamografi Odası, 1 adet Laboratuvar, 2 adet Üreme Sağlığı ve Muayene Odası, 1 adet KETEM Odası, 1 adet Üreme ve KETEM Danışma Odası, 1 adet USG, 1 adet Gebe Sınıfı 1 adet Acil Müdahale Odası, 1 adet Fiziksel Aktivite Koçu, 2 adet Sigara Bırakma Odası, 3 adet Fiziksel Aktivite Alanı &#8211; Fizyoterapist, 1 adet Pedagog, 2 adet Diyetisyen, 1 adet Ağız ve Diş Sağlığı, 1 adet Ergoterapist, 2 adet Psikolog, 2 adet Sosyal Hizmet Odası, 2 adet Çocuk Gelişim Odası ve 1 adet Hasta Eğitim Odası ile vatandaşlara hizmet verecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediye-baskani-ahmet-pekyatirmaci-ve-konya-il-saglik-muduru-mehmet-koc-konyaya-saglik-alaninda-deger-katacak-toplum-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezinde-incelemelerde-bulundu-462897">Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, Konya&#8217;ya sağlık alanında değer katacak Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi&#8217;nde incelemelerde bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 11:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[ortamındaki]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin önemine dikkat çeken uzmanlar, iş yerindeki stresin, mobbing gibi olumsuz durumların, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek, ruhsal sorunlara yol açabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892">İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aşırı çalışma gibi durumların psikolojik dayanıklılığı zorlayabildiğini ve kişinin motivasyonunu azaltabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ruhsal sorunların gelişiminde çalışma koşullarının etkisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerinde etkisi var</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin oldukça önemli olduğunu ifade ederek, “İş yerindeki stres, mobbing gibi olumsuz durumlar, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir ve ruhsal sorunlara yol açabilir. Bununla başa çıkmanın anahtarı, uyum sağlama yeteneğini geliştirmek ve kişisel ruh sağlığını korumaktır. Bedensel ve ruhsal sağlık için düzenli olarak çaba sarf etmek, yaşamda anlamı bulmak ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik dayanıklılık zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ediyor</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılığın, zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ettiğini, iş ve özel hayat dengesini sağlama, sosyal ilişkilere zaman ayırma ve iş stresiyle başa çıkma becerisiyle ilişkili olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak, aşırı çalışma gibi durumlar psikolojik dayanıklılığı zorlayabilir ve kişinin motivasyonunu azaltabilir. Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Samimi ilişkiler içtenlik ve dürüstlük temelinde kuruluyor</strong></p>
<p>Samimi ilişkilerin içtenlik ve dürüstlük temelinde kurulan ilişkiler olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İnsanlar arasındaki güven ve destek duygusunu ifade eder. Ancak, samimiyet hissi bazen yanıltıcı olabilir ve ilişkilerde hayal kırıklıklarına neden olabilir. Pandemi döneminde dijital iletişim artsa da gerçek, derin ilişkilerin önemi daha da arttı.” dedi.</p>
<p><strong>Uzun süreli stres durumları depresyon ve anksiyeteye neden oluyor</strong></p>
<p>Stresin kronik hale gelmesinin, uzun süreli stres durumlarında ortaya çıktığını ve depresyon, anksiyete gibi birçok sağlık sorununa yol açabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Stresin belirtileri bazen fark edilmeyebilir ancak sürekli yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler kronik stresin işaretleri olabilir. Bu durumda, sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmek önemlidir çünkü düzenli ve yeterli uyku, tükenmişliğe karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Uyku düzenine dikkat etmek, melatonin hormonunun belirli saatlerde salgılanmasını sağlamak önemlidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ortamindaki-stres-ve-mobbing-ruh-sagligini-bozuyor-454892">İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların yıllık izinlerini kullanma motivasyonları değişti! Çalışanlar artık &#8216;Ruh Sağlığı İzni&#8217; de alıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-yillik-izinlerini-kullanma-motivasyonlari-degisti-calisanlar-artik-ruh-sagligi-izni-de-aliyor-452042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2024 13:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[değişti]]></category>
		<category><![CDATA[izinlerini]]></category>
		<category><![CDATA[izni]]></category>
		<category><![CDATA[kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası analizlere göre son yıllarda çalışanların büyük çoğunluğunun yıllık izinlerini ‘ruh sağlığı izni’ olarak kullandığına yönelik verilerin olduğunu kaydeden uzmanlar, özellikle 2017’den 2023’e kadar ruh sağlığı ile ilgili izinlerin yüzde 300 oranında arttığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-yillik-izinlerini-kullanma-motivasyonlari-degisti-calisanlar-artik-ruh-sagligi-izni-de-aliyor-452042">Çalışanların yıllık izinlerini kullanma motivasyonları değişti! Çalışanlar artık &#8216;Ruh Sağlığı İzni&#8217; de alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası analizlere göre son yıllarda çalışanların büyük çoğunluğunun yıllık izinlerini ‘ruh sağlığı izni’ olarak kullandığına yönelik verilerin olduğunu kaydeden uzmanlar, özellikle 2017’den 2023’e kadar ruh sağlığı ile ilgili izinlerin yüzde 300 oranında arttığını söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Modern dünyada stres ve tükenmişlik arttıkça fiziksel hastalıklar kadar ruh sağlığının da ön plana çıktığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Toplumsal olarak mutlu bir gelecek için bugün tüm kurumlarımızın çalışanların ruh sağlığı için adım atması ve ruh sağlığını korumaya yönelik izin uygulamaları başlatması gerekiyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, çalışanların “ruh sağlığı izni” konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı izinlerinde artış var</strong></p>
<p>Uluslararası analizlere göre son yıllarda çalışanların büyük çoğunluğunun yıllık izinlerini “ruh sağlığı izni” olarak kullandığına yönelik verilerin olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle 2017’den 2023’e kadar ruh sağlığı ile ilgili izinlerin yüzde 300 oranında arttığı bildiriliyor. İçinde bulunduğumuz modern dünyada stres ve tükenmişlik arttıkça fiziksel hastalıklar kadar ruh sağlığının da ön plana çıktığını görüyoruz.  Artık ruh sağlığı bize kendini zorla hatırlatıyor. Covid-19 pandemisi, devam eden uluslararası çatışmalar, savaşlar, toplumsal huzursuzluk, kutuplaşmalar, istikrarsız ekonomi ve iklim krizi gibi çalkantılı olayları göz önüne aldığımızda, üreten, çalışan insanların yıllık izinlerini kullanma motivasyonları da değişiyor. Eskiden sadece fiziksel hastalıklar dahilinde izin alınırken şimdilerde insanların tükenmiş bir halde kendilerini işe gitmek için zorladıklarını, özellikle ülkemizde ruhsal sağlıkları için adım atmadıklarını görüyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanlar umutsuz bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışıyor</strong></p>
<p> İnsanlar toplu taşıma araçlarında, meydanlarda, sokaklarda umutsuz bir şekilde gündelik hayatını sürdürmeye çalıştığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu durum sanılanın aksine verimli bir üretim ve mutlu bir toplum geleceği için bir tehdit. Toplumsal olarak mutlu bir gelecek için bugün tüm kurumlarımızın çalışanların ruh sağlığı için adım atması ve ruh sağlığını korumaya yönelik izin uygulamaları başlatması gerekiyor. Bugün mutsuz bir çalışan, saatlerce ofiste otursa üretken olamaz, yaratıcılık körelir, yapılan işlerde hata oranı artar. Tükenmişlik sendromu zaman zaman herkesin yaşayacağı bir süreçtir. İşte tam da bu dönemlerde kurumlar çalışan psikolojisini önemsemeli ve gereken adımları atmalıdır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Kuşaklararası farklılıklar çalışma hayatında da ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Kuşaklararası farklılıkların çalışma hayatında da ön plana çıktığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hatırlamak gerekirse X kuşağı <span>1965-1979</span> yılları arası doğan, Y kuşağı ise <span>1980-1999</span> yılları arasındaki kuşak. X kuşağına baktığımızda, iş yaşamında sadık, aynı işte uzun seneler çalışabilen, iyi kariyer hedefinde olan bireylerdir. Toplumsal sorunlara karşı duyarlı, iş motivasyonları yüksek ve otoriteye saygılılar. Y kuşağı ise dünyada etki yaratmak isteyen, iş ve özel hayat dengesini kurmayı amaçlayan, X kuşağının aksine hayatı yaşayabilmek için çalışmayı amaçladıkları araştırmalarla ortaya konmuştur. Y kuşağı için çalışmak bir amaç değil; sevdikleri ile zaman geçirmek, gezmek, kazandıkları parayı harcamak için bir araç olarak görülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Y kuşağı uzun çalışma saatleri sevmiyor</strong></p>
<p>Bu nedenle mesai saatleri sonrası devam eden rutin ve uzun çalışma saatleri, hafta sonu ek çalışmaların Y Kuşağı üyelerinin işten uzaklaşmasına neden olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şunları kaydetti:</p>
<p>“Y kuşağı aile ve özel hayat dengesini kurmaya çalışıyor. Ancak bir yandan özellikle kadınların iş hayatındaki yerinin artması, ancak ev içi iş yükünü aile üyeleri ile paylaşmamaları tükenmişlik düzeylerini arttırıyor. Erkeklerde bunun düşük olmasının nedeni, erkeğin kamusal alanda aktif olması ve sadece bu sorumlulukla yaşaması.”</p>
<p><strong>X kuşağı, Y kuşağı çalışanlarına göre psikolojik olarak daha dayanıklı</strong></p>
<p>Kadın çalışanların hem iş yerinde hem evde çalışmalarının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu çerçevede aile içi dinamikler düzenlenmeli, bir aileyi oluşturan tüm fertler ev ortamında eşit sorumluluk almalılar.” dedi.</p>
<p>Yapılan çalışmaların X kuşağının, Y kuşağı çalışanlarına göre psikolojik olarak daha dayanıklı olduğunu ortaya koyduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, X kuşağının çok çalışarak başarıya ulaşabileceklerine dair inançlarıyla işlerine bağlılık gösterdiklerini, Y kuşağının ise teknolojik imkanların daha gelişmiş olduğu bir ortamda büyümelerine rağmen, küreselleşen dünyada rekabet etme zorunluluğuyla karşı karşıya olduklarını ve bu nedenle, psikolojik dayanıklılık açısından X kuşağı avantajlı konumdayken Y kuşağının daha dezavantajlı olduğunu anlattı.</p>
<p><strong>Yıllık izinler artık sadece evlilik, ölüm, fiziksel hastalık gibi konularda olmamalı</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu sonuçlar ışığında kuşaklar arası farklılaşma olmakla beraber genel olarak çalışanların ruh sağlığına yapılan yatırımın şirketlere ve ülkemize olumlu dönüşlerinin olacağını vurgulayabiliriz. Yıllık izinler artık sadece evlilik, ölüm, fiziksel hastalık gibi konularda olmamalı, çalışanlar açık bir şekilde tükenmiş hissettiklerini ya da farklı bir ruhsal dönemden geçtiğini ifade edebilmeli ve gerektiğinde kendilerini şarj edebilmeleri için ruh sağlığı izni alabilmelidirler.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-yillik-izinlerini-kullanma-motivasyonlari-degisti-calisanlar-artik-ruh-sagligi-izni-de-aliyor-452042">Çalışanların yıllık izinlerini kullanma motivasyonları değişti! Çalışanlar artık &#8216;Ruh Sağlığı İzni&#8217; de alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkinci Yüzyılda ihracatı önceliklendiren yeni bir ruh gerekiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ikinci-yuzyilda-ihracati-onceliklendiren-yeni-bir-ruh-gerekiyor-418382</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 12:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[gerekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatı]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[önceliklendiren]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümünü kutlarken, 100 yıl önce hangi koşullarda Cumhuriyetimize sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmamamız gerektiğini düşünüyorum. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ikinci-yuzyilda-ihracati-onceliklendiren-yeni-bir-ruh-gerekiyor-418382">İkinci Yüzyılda ihracatı önceliklendiren yeni bir ruh gerekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümünü kutlarken, 100 yıl önce hangi koşullarda Cumhuriyetimize sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmamamız gerektiğini düşünüyorum. </p>
<p>Hasta adam olarak nitelendirilen Osmanlı İmparatorluğu’ndan genç, tüm dünya halklarına özgürlük noktasında ilham kaynağı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüşüm hiç kolay olmadı. </p>
<p>Dünyadaki bilim ve teknolojik gelişmelerin uzağında kalan Osmanlı İmparatorluğu 16. Yüzyılının son çeyreğinden, 20. Yüzyılın başına geçen yaklaşık 350 yıllık süreçte sürekli kan kaybetti. </p>
<p>1699 yılında Karlofça Antlaşmasıyla; Macaristan, Erdel Prensliği, Ukrayna, Podolya, Mora ve Dalmaçya’yla başlayan, 19. ve 20. yüzyılda dünya genelindeki özgürlük hareketleriyle devam eden toprak kayıpları hasta adam olarak nitelendirilen Osmanlı İmparatorluğunun adeta bitkisel hayata girmesine yol açtı. </p>
<p>Robert Schuman Merkezi&#8217;ne göre Osmanlı sadece 1. Dünya Savaşı’nda 772 bin gencini kaybetti. Bazı liselerimiz savaş yıllarında mezun veremediler. </p>
<p>Yoksulluk, umutsuzluk, imkânsızlık, tükenmişlik içinde bir halkı olan Hasta adam olarak nitelendirilen Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya savaşı sonrasında topraklarını paylaşma hesabı yapan İngiltere, Fransa ve Yunanistan, yüzyılın dahisi olarak nitelendirilen Gazi Mustafa Kemal’i hesaba katmamışlardı. İngiltere Başbakanı David Lloyd George; “Şu talihsizliğimize bakın ki, 20. yüzyılın dahisi Türklere nasip oldu ve kader onu bizim karşımıza çıkardı” diyerek durumu özetliyordu.</p>
<p>Bu kötü gidişe dur demek için 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlıların İzmir’i işgaline ilk kurşunu atan Gazeteci Hasan Tahsin Kurtuluş mücadelemizin fitilini ateşlerken, Kurtuluş Savaşı için hazırlıklarını tamamlayan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’dan yaktıkları özgürlük ateşini 29 Ekim 2023 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla taçlandırdılar.</p>
<p>Bu süreçte Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde insan üstü bir çaba gösteren Anadolu insanı az zamanda büyük bir iş başardı. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla Kurtuluş Savaşına büyük destek verdi.</p>
<p>Savaştan mutlak zafer ile ayrılmamız sömürge altındaki diğer ülkeler ve milletler için de bir feyz kaynağı ve büyük bir örnek oluşturdu. Başta Cezayir olmak üzere birçok ülke Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün başlattığı bağımsızlık mücadelesini örnek alarak kendi mücadelelerini başlatmış ve bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Milletlerin kaderlerini tayin etme hakkı da bir kez daha tüm dünyaya gösterilmiştir.</p>
<p>9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in kurtuluşu sonrasında yeni cumhuriyeti kurmak için yoğun bir mesai harcandı. </p>
<p>Türk toplumunun Kurtuluş Savaşı’ndaki zaferinin ekonomik zaferlerle taçlanması için Cumhuriyet ilanından 8 ay önce Gazi Mustafa Kemal, ekonomide geleceğin ana stratejilerini oluşturmak için büyük bir hazırlığa girişti. İktisat Vekili Mahmut Esat’tan ekonominin tüm kesimlerini içine alacak büyük bir kongre organize edilmesini istedi. </p>
<p>Askeri başarıların, iktisadi başarılarla taçlandırılması gerektiğine inanan, bu sayede güçlü bir devlet olacağımıza inanan Gazi Mustafa Kemal, çok iyi bir iktisadi program oluşması için sanayi ve ihracat kenti olan İzmir’i toplantı yeri olarak bizzat kendisi seçti. Kongreye verdiği önemi de şu sözlerle özetledi; <strong>“Erzurum Kongresi nasıl ki bu milletin ayağa kalkmasını sağladıysa, İzmir İktisat Kongresi de Türk ekonomisinin çıkış noktası olacaktır. Bu kongre bu nedenle çok mühimdir.”</strong></p>
<p>İzmir İktisat Kongresi’nde sanayinin ve ihracatın gelişimi için alınan kararların önemlileri şunlar oldu; “Yerli sanayi, yabancı mala karşı ağır gümrüklerle korunacaktır. Sanayiye gereken ara mallar gümrüksüz girecektir. Yatırım için gelecek tesislerden gümrük alınmayacaktır. İç ihalelerde yerli malın fiyat farkı ithal ürüne göre yüzde 100’ü geçse bile yeri mal tercih edilecektir. 5 dönüme kadar olan devlet arazileri, üzerinde tesis kuracak girişimcilere bedelsiz verilecektir. Burada muafiyet Türk tebasında olanlaradır. Şirketlerde ise buna uyulması için hissenin yüzde 75’inin yerli olması yeterli olacaktır. Sanayi teşviki 5 yıl geçerlidir. Bu süre bitince 25 yıl daha uzatılabilecektir. Halk, memur ve askerlerin yerli mensucat kullanmaları sağlanacaktır. Sanayi eğitimine önem verilecektir. Sanayi odaları kurulacak ve bu odaların üst kuruluşu olacaktır. Sanayiye kaynak aktaracak bankalar kurulacaktır. Bu girişim mevcut bankalardan hisse alınarak ve devletin de katkısı ile gerçekleşecektir. Sanayi tesisi kurmaya uygun yerlere ve ülkenin doğal kaynaklarına ulaşım sağlanacaktır. Demiryolları yapılacak ve şoseler döşenecektir. Emtia taşınması ucuz tarife ile sağlanacaktır.”</p>
<p>İktisat Kongresi’nde alınan kararların büyük bölümü ihracatı tetikleyecek niteliktedir. Sanayi teşvikleri, üretimin artırılmasına yönelik önlemler, demiryollarının ve limanların genişletilmesi, navlun indirimleri, ipotek karşılığı kredi, yurt dışında ticaret ataşeliklerinin kurulması, sigortacılığın geliştirilmesi, mamul ürün ihracatının teşviki bunların başında gelmektedir. </p>
<p>29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyet’in ekonomi yönetimi, Atatürk’ten aldığı direktifle, 17 Şubat’ta yapılan İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararları yaşama geçirmekle işe başladı. Sanayi ve tarım alanında üretimi artıracak adımlar 1. Kalkınma Planında yerini buldu. </p>
<p>Eğitim, sanayi, tarım, ticaret, ihracat ve diğer alanlarda büyük bir gelişmiş gösteren Türkiye Cumhuriyeti günümüzde dünyanın 20 büyük ekonomisi arasında yerini aldı. </p>
<p>1923 yılında tamamına yakını tarım ürünlerinden oluşan 51 milyon dolarlık ihracatımız 100 yılın sonunda yaklaşık 5 bin katlık artışla sanayi ürünleri ağırlıklı bir desenle 255 milyar dolar seviyesine ulaştı. İhracatçı sayımız sürekli artarak bugün 110 bine ulaştı. </p>
<p>İzmir, İzmir Limanı’nın da pozitif katkısıyla tarih boyunca ihracat kenti oldu. Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında Türkiye’nin yaptığı 51 milyon dolarlık ihracata 42 milyon dolarlık katkı sağladı. Bu ihracatta öne çıkan ürünler; pamuk, kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı, palamut, halı, arpa öne çıkan ürünler idi. </p>
<p>İzmir, Cumhuriyetimizin kuruluşundan 1980’e kadar Türkiye’nin ihracatını domine etti. 1980 sonrasında sanayileşme hamlesiyle ihracatta İstanbul ihracatta liderliği eline alsa da, İzmir halen yıllık 17 milyar doları aşan ihracatıyla Türkiye’de en çok ihracat yapan ikinci il konumunu sürdürüyor. </p>
<p>Manisa ve Denizli Türkiye’de en çok ihracat yapan ilk 10 il arasında yer alıyorlar. Muğla 2022 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yaparken, Balıkesir 2023 yılında ihracatta 1 milyar dolar barajını geçmek için var gücüyle çalışıyor. Ege Bölgesi olarak 2022 yılında 32 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdık. İhracatımızın ithalatımızı karşılama oranı yüzde 142 seviyesinde. </p>
<p>Ege Bölgesi, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ilk 1000 ihracatçı listesinde 159 firma ile temsil ediliyor. </p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında ihracatımızın deseninde tarım ürünleri ağırlıklı iken, günümüzde sanayi ürünleri ihracatımız öne çıkıyor. Hizmet sektörlerimiz ciddi bir döviz getirisi sağlıyor. </p>
<p>Türkiye’nin ikinci yüzyılında da kalkınmasını sürdürmesi ve dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olabilmesi için ihracatın itici güç olacağına inanıyoruz. Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki ruhla ikinci yüzyıla odaklanmalıyız. </p>
<p>İlk 10 ekonomi arasına girebilmemiz için ihracatla büyümeliyiz. İhracatta her yıl minimum yüzde 10 artış yakalamalıyız. Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümünde maalesef bu hedefin uzağında kalacağız. Sonraki yıllarda bu hedefi yakalayabilmemiz için ihracatçıların çarklarının dönmesi, üretimin devamı için dünyadaki rakiplerimizle rekabetçiliğimizi koruyacak koşullarda enflasyona yenilmeyen döviz kuru, uygun vadeli finansman, ihracatçılarımıza kullandırılan devlet yardımlarının geçmiş yıllarda olduğu gibi döviz bazında kullandırılması gerektiğine inanıyoruz. </p>
<p>Teknoloji başdöndürücü bir hızla gelişiyor. Önümüzdeki yüzyılda bu değişim daha da hızlanacak. Öyleki önümüzdeki 10 yılda günümüzdeki mesleklerin yüzde 30’u güncelliğini yitirirken, yeni meslekler iş hayatında öne çıkacak. Bugün doğan çocukların büyük çoğunluğu bugün var olmayan meslekleri yapar hale gelecek. Veri analizi her zamankinden daha kıymetli hale gelecek. </p>
<p>Önümüzdeki süreçte ürünler ve hizmetler çeşitlenecek ama binlerce yıldır olduğu gibi önümüzdeki yüzyılda da ihracat devam edecek. Ege İhracatçı Birlikleri’nin ilk kurulduğu yıllarda tarım sektörleri öndeyken günümüzde EİB’nin ihracatında sanayi sektörleri öne geçmiş durumda. Temiz enerji, yazılım, geri dönüşüm, bilişim sistemleri, savunma teknolojileri, telekomünikasyon, mesleki eğitim, tasarım, tarım sektörlerimiz ikinci yüzyılda öne çıkacak. </p>
<p>İhracatta geleneksel pazarlama yöntemlerimiz devam ederken dijital pazarlama yoğunlaşmamız gereken başlıklardan birisi olacak. Bugün konteynerlerle yaptığımız ihracatı önümüzdeki süreçte tüketicilere doğrudan yapar noktaya gelen adımları daha hızlı atacağız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı yapay zekanın yüzyılı olacak. Tabii bütün bunları yaparken sürdürülebilirlik ana ilkemiz olacak. </p>
<p>Cumhuriyetimizin 100. Yaşını kutluyor, ikinci yüzyılda Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefine ulaşmak için yeni bir ruhla 7 gün 24 saat çalışmaya devam edeceğiz. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ikinci-yuzyilda-ihracati-onceliklendiren-yeni-bir-ruh-gerekiyor-418382">İkinci Yüzyılda ihracatı önceliklendiren yeni bir ruh gerekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi ve sağlıklı hayat merkezi&#8217;nin yapımı devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplum-ve-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezinin-yapimi-devam-ediyor-418096</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 13:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinin]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yapımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işbirliğinde Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yapım çalışmaları devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplum-ve-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezinin-yapimi-devam-ediyor-418096">Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi ve sağlıklı hayat merkezi&#8217;nin yapımı devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZİ VE SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİ’NİN</p>
<p>YAPIMI DEVAM EDİYOR</p>
<p> </p>
<p>Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl</p>
<p>Müdürlüğü işbirliğinde Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi</p>
<p>ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yapım çalışmaları devam ediyor.</p>
<p>Selçuklu’da ilçenin farklı noktalarına vatandaşların daha konforlu sağlık hizmeti sunulması amacıyla</p>
<p>yeni tesisler kazandırılamaya devam ediliyor. Selçuklu Belediyesi tarafından Yazır Mahallesi’ne</p>
<p>kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi Binası yapımı devam ediyor.</p>
<p>Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi toplam 4699 metrekare alandan oluşacak.</p>
<p>Toplum Ruh Sağlığı Merkezi içerisinde 1 Adet Spor Salonu, 4 Gözlem ve Tedavi Odası, 1 Psikolog</p>
<p>Odası, 1 Ekip Odası, 1 Sosyal Görüşme Odası, 1 Kütüphane, 9 Atölye, 1 Çok Amaçlı Salon, 1 Doktor</p>
<p>Odası yer alacak.</p>
<p>Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ise 1 adet Çok Amaçlı Salon, 1 adet Röntgen Odası, 1 Kan Alma Odası, 1</p>
<p>adet Mamografi Odası, 1 adet Laboratuvar, 2 adet Üreme Sağlığı ve Muayene Odası, 1 adet KETEM</p>
<p>Odası, 1 adet Üreme ve KETEM Danışma Odası, 1 adet USG, 1 adet Gebe Sınıfı 1 adet Acil Müdahale</p>
<p>Odası, 1 adet Fiziksel Aktivite Koçu, 2 adet Sigara Bırakma Odası, 3 adet Fiziksel Aktivite Alanı &#8211;</p>
<p>Fizyoterapist, 1 adet Pedagog, 2 adet Diyetisyen, 1 adet Ağız ve Diş Sağlığı, 1 adet Ergoterapist, 2 adet</p>
<p>Psikolog, 2 adet Sosyal Hizmet Odası, 2 adet Çocuk Gelişim Odası ve 1 adet Hasta Eğitim Odası ile</p>
<p>vatandaşlara hizmet verecek.</p>
<p>Başkan Pekyatırmacı “Yazır Mahallemize önemli bir yatırım kazandırıyoruz”</p>
<p>Selçuklu için değerli bir sağlık yatırımını daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden</p>
<p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı; “Selçuklu’da vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine</p>
<p>erişimi noktasında ilçemizin hangi bölgesinde ihtiyaç varsa o bölge için projeler üretmeye devam</p>
<p>ediyoruz. Kurumlar arası işbirliği çerçevesinde Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik İklim</p>
<p>Değişikliği İl Müdürlüğümüzle imzaladığımız işbirliği protokolü kapsamında Yazır Mahallemize Toplum</p>
<p>Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi kazandırmak için çalışmalarımıza başladık. Bizim için</p>
<p>önemli olan bu projede tesislerimizin yapımı hızla devam ediyor. İnşallah yapım tamamlanmasıyla</p>
<p>birlikte Selçuklumuz her kesimden insanımızın yararlanabileceği, sağlık hizmetini alabileceği yeni</p>
<p>tesislere kavuşmuş olacak. Şehrimize ve ilçemize bu değerli yatırımın hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplum-ve-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezinin-yapimi-devam-ediyor-418096">Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi ve sağlıklı hayat merkezi&#8217;nin yapımı devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 16:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[direktörlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[medikal]]></category>
		<category><![CDATA[önemlidir]]></category>
		<category><![CDATA[otsuka]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka her yılın 10 ekim günü kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde önemli bilgiler derledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka her yılın 10 ekim günü kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde önemli bilgiler derledi. BM tarafından 1992 yılında ilan edilen 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün temel amacı, ruh sağlığına yönelik ayrımcılık ve damgalamanın azaltılması ve toplumsal farkındalık yaratılmasıdır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Ruh sağlığı en az fiziksel sağlık kadar önemlidir. Profesyonel ve sosyal hayat üzerinde de belirleyici bir etkiye sahiptir. İyi bir ruh sağlığına sahip olmak, insanların yaşamın zorluklarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olur. </strong></em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>ABDİ İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, Dünya Ruh Sağlığı Ayı kapsamında, ruh sağlığının önemi ve 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’ne dair kritik bazı bilgiler derledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır</strong></p>
<p>Her yılın 10 Ekim günü “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında belirlenmiştir. Bu kapsamda ruh sağlığına yönelik ayrımcılık ve damgalamanın azaltılmasına, daha iyi bir toplumsal destek sistemine zemin hazırlamaya yönelik olarak, ekim ayı boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmedir.  Temel amaç ise toplumsal farkındalığı arttırmak, ruh sağlığının önemine vurgu yapmak, insanların bu konuda daha açık ve anlayışlı olmalarını teşvik etmek, bu konuda daha fazla dayanışma geliştirmektir.</p>
<p>Her yıl, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü ve ekim ayı bir tema etrafında kutlanır. Bu temalar, ruh sağlığına yönelik çeşitli konuları vurgular, aynı zamanda da sorunları gidermek ve sağlıklı bir yaşam tarzının bir parçası olarak ruh sağlığını teşvik etmek için tasarlanır. BM 2023 yılının temasını “Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır” olarak belirledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ruh sağlığı, iş yaşamından insan ilişkilerine kadar hayatın her alanına etki eder</strong></p>
<p>Unutulmamalıdır ki ruh sağlığı en az fiziksel sağlığımız kadar önemlidir. İyi bir ruh sağlığına sahip olmak, insanların yaşamın zorluklarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, ruh sağlığı sorunlarına erken müdahale edilmesi, daha ciddi sorunların önüne geçilmesine olanak tanır. Ruh sağlığı, insan ilişkileri, iş performansı, eğitim başarısı ve genel yaşam kalitesi üzerinde derin bir etkiye sahiptir.</p>
<p>BM’nin bu seneki temasında vurguladığı gibi ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır ve herkesin ruh sağlığına saygı gösterilmesi ve desteklenmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Dülgerler, &#8220;Hepimiz Doğuştan Ruh Sağlığı Hakkına Sahibiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-dulgerler-hepimiz-dogustan-ruh-sagligi-hakkina-sahibiz-413727</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 12:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[doğuştan]]></category>
		<category><![CDATA[dülgerler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkına]]></category>
		<category><![CDATA[hepimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sahibiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı ve EÜ Öğrenci Dekanlığı iş birliğinde “Dünya Ruh Sağlığı Günü” dolayısıyla bir etkinlik gerçekleştirildi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-dulgerler-hepimiz-dogustan-ruh-sagligi-hakkina-sahibiz-413727">Doç. Dr. Dülgerler, &#8220;Hepimiz Doğuştan Ruh Sağlığı Hakkına Sahibiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı ve EÜ Öğrenci Dekanlığı iş birliğinde “Dünya Ruh Sağlığı Günü” dolayısıyla bir etkinlik gerçekleştirildi. EÜ Öğrenci Dekanlığı bahçesinde  düzenlenen “Temel Hakkım Ruh Sağlığım” konulu söyleşiye Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Fırat Sarsar, Öğrenci Dekanlığı Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Taylan Günay, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Söyleşiyi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şenay Dülgerler verdi.</p>
<p>Söyleşi öncesi konuşan Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Fırat Sarsar, Dünya Ruh Sağlığı gününün önemine değindi. Doç. Dr. Sarsar, “Dünya Ruh Sağlığı Günü etkinlikleri kapsamında Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı ve Öğrenci Dekanlığımız işbirliği ile ‘Temel Hakkım Ruh Sağlığım’ konulu söyleşi Doç. Dr. Şeyda Dülgerler Hocamızın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek.  Rektör Hocamız Prof. Dr.  Necdet Budak’ın öğrenci odaklı üniversite misyonuyla öğrencisinin her zaman yanında olduğunu bilmenizi isterim. Covid-19 süreci ve ülkemizin yaşadığı deprem felaketi tüm halkımızda travma etkisi yarattı. Ancak travma sonrası büyüme ve güçlenmek mümkün. Bunun için de temel hakkımız olan ruh sağlığı hakkımızı korumalıyız” dedi.</p>
<p><b>“Olgun insan olmak temel ruh sağlığı ile mümkün”</b></p>
<p>Doç. Dr. Şenay Dülgerler ise ruh sağlığının tanımı ve ruh sağlığını etkileyen faktörler hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Dülgerler, “Konuşmamın başında öncelikle sizlere sağlığın tanımını hatırlatmak istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü anayasasında sağlık şöyle tanımlanmıştır. ‘Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir.’ Bu tanımda bedence ve ruhça iyilik hali sağlığın bilinen yönüdür. Hepimiz doğuştan ruh sağlığı hakkına sahibiz. Öncelikle bu hakkımızı sonuna kadar savunmalıyız. Covid-19 süreci ve yaşadığımız deprem felaketi sonucu hepimiz doğrudan ya da dolaylı olarak travma yaşadık. Özellikle Covid-19 sürecinde yaşadığımız izolasyon sonucu ikili ilişkilerimiz bozuldu” dedi.</p>
<p>Olgun insan olmanın ruh sağlığı ile bağlantılı olduğuna değinen Doç. Dr. Dülgerler, “Olgun insan tanımını yapacak olursak ruh sağlığı yerinde olan ve kendini seven birisinin tanımı yapmak yerinde olacaktır. Bu tanımdan yola çıkarak olgun insan olmak için temel ruh sağlığı hakkımızı aramalıyız” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-dulgerler-hepimiz-dogustan-ruh-sagligi-hakkina-sahibiz-413727">Doç. Dr. Dülgerler, &#8220;Hepimiz Doğuştan Ruh Sağlığı Hakkına Sahibiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Büyükşehir &#8220;Dünya Ruh Sağlığı Günü&#8221; Dolayısıyla Masa Tenisi Turnuvası Düzenledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-dunya-ruh-sagligi-gunu-dolayisiyla-masa-tenisi-turnuvasi-duzenledi-413067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 23:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[dolayısıyla]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenledi]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[masa]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tenisi]]></category>
		<category><![CDATA[turnuvası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde tedavi gören hastalara yönelik “TRSM’ler Arası Masa Tenisi Turnuvası” düzenledi. Düzenlenen turnuvaya katılım sağlayan hastalar, etkinlik sayesinde sosyalleşme imkanı buldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-dunya-ruh-sagligi-gunu-dolayisiyla-masa-tenisi-turnuvasi-duzenledi-413067">Konya Büyükşehir &#8220;Dünya Ruh Sağlığı Günü&#8221; Dolayısıyla Masa Tenisi Turnuvası Düzenledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde tedavi gören hastalara yönelik “TRSM’ler Arası Masa Tenisi Turnuvası” düzenledi. Düzenlenen turnuvaya katılım sağlayan hastalar, etkinlik sayesinde sosyalleşme imkanı buldu.</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ve Konya İl Sağlık Müdürlüğü, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerindeki (TRSM) hastalar için masa tenisi turnuvası gerçekleştirdi.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet Spor Tesisleri’nde gerçekleştirilen turnuvada konuşan Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür etti.</p>
<p>Koç, “Bu turnuvayla danışanlarımızın bizlerle, toplumla kaynaşmasına katkıda bulunuyoruz. İnşallah bu güzel etkinliklerimize devam edeceğiz. Her zaman yanımızda gördüğümüz Büyükşehir Belediyemiz ve alt kuruluşlara da ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Konya Numune Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Ekrem Akkurt, Konya Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Murat Közoğlu, Numune Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi Uzm. Doktor Ülkü Beşiktepe Ayan’ın da katıldığı programda; Beyhekim, Numune, Akşehir ve Ereğli TRSM’de tedavi gören hastalar, şampiyonluk için turnuvada mücadele etti.</p>
<p>Turnuva açılışında Özel Gençler Mehter Takımı’nın konseri ilgi görürkün; TRSM’deki hastalardan oluşan amigo ekibi de etkinliğe renk kattı.</p>
<p>Katılımcılar da etkinlikler sayesinde stres attıklarını, benzer programlarla sosyalleşerek kendilerini daha mutlu hissettiklerini söyledi.</p>
<p>Turnuva kapsamında; Beyhekim TRSM birinci, Numune TRSM ikinci, Akşehir TRSM üçüncü ve Ereğli TRSM dördüncü oldu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-dunya-ruh-sagligi-gunu-dolayisiyla-masa-tenisi-turnuvasi-duzenledi-413067">Konya Büyükşehir &#8220;Dünya Ruh Sağlığı Günü&#8221; Dolayısıyla Masa Tenisi Turnuvası Düzenledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Mert Sinan Bingöl: &#8220;Ruh Sağlığımız için Sorumluluk Almalıyız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-mert-sinan-bingol-ruh-sagligimiz-icin-sorumluluk-almaliyiz-412665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 19:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mert]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımız]]></category>
		<category><![CDATA[sinan]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığının, en az beden sağlığı kadar hatta daha önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenlerin arasında değer odaklı yaşama, gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteme, yaşatılanları unutmadan affetme ile uyku ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etme geldiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-mert-sinan-bingol-ruh-sagligimiz-icin-sorumluluk-almaliyiz-412665">Dr. Mert Sinan Bingöl: &#8220;Ruh Sağlığımız için Sorumluluk Almalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ruh sağlığının, en az beden sağlığı kadar hatta daha önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenlerin arasında değer odaklı yaşama, gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteme, yaşatılanları unutmadan affetme ile uyku ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etme geldiğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Beden sağlığımız için nasıl ki sorumluluk alarak diyetler, egzersizler, estetik operasyonlar ve spor yapıyorsak, ruhsal sağlığımız için de sorumluluk almamız gerekir. Yoksa hayatın getirdiği yükleri ve bizden götürdüklerini hazmedemeyiz ve altında eziliriz.” dedi.</strong></p>
<p>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından 1992 yılından itibaren Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlanıyor. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü dolayısıyla, ruh sağlığı ve ruhsal iyilik hali hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan tanıma göre ‘ruh sağlığı’nın; kişinin potansiyellerinin farkında olduğu, yaşamındaki stres faktörlerini yönetebildiği, üretken olduğu ve verimlilik içerisinde yaşamını sürdürerek topluma ve kendisine katkı sağlayabildiği bir ‘iyi olma’ hali olduğunu vurgulayan Dr. Bingöl, şunları dile getirdi:</p>
<p><strong>Ruh sağlığımız için sorumluluk almalıyız</strong></p>
<p>“Bu bağlamda ruhsal ‘iyilik’ halimizin, fiziksel sağlığımızı ve bedenimizi doğrudan etkilediği gözden kaçmamalıdır. </p>
<p>Ruh sağlığı, en az beden sağlığı kadar önemlidir, hatta daha önemlidir diyebiliriz. Bu bağlamda, beden sağlığımız için nasıl ki sorumluluk alarak diyetler, egzersizler, estetik operasyonlar ve spor yapıyorsak, ruhsal sağlığımız için de sorumluluk almamız gerekir. Yoksa hayatın getirdiği yükleri ve bizden götürdüklerini hazmedemeyiz ve altında eziliriz.”</p>
<p><strong>Olumlu düşünmek iyi hissetmeyi sağlıyor</strong></p>
<p>Olumlu düşünmenin hem ruh hem beden sağlığına olumlu etkilerinin bulunduğunu da kaydeden Dr. Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yapılan çalışmalarla olumlu düşünmenin, sadece ruhsal yönden bir rahatlama sağlamadığı, aynı zamanda vücut hücrelerimizin de işleyişini düzenlediği, iyi hissetmemizi sağlayacak hormonların ve moleküllerin sentezini arttırdığı gösterildi. Son dönemdeki bilimsel veriler, pozitif düşünmenin, genlerimizin yeniden düzenlenmesinde son derece olumlu katkılarının olduğunu gösteriyor.”</p>
<p><strong>Kaygılı ve telaşlı olmayı ebeveynden öğreniyoruz</strong></p>
<p>Gerçekten bir fiziksel saldırı altındayken her insanın kaygılanarak stres yaşayabileceğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Fakat pek çoğumuz hayatın riskli doğasını ve belirsizlikleri kabul edemediğimiz için (riskleri sıfırlama çabası ve aşırı kontrol), ‘katı’ tutumlarımız nedeniyle değişime, dönüşüme kapalı yaşayarak kendimizi güncellemeyi ihmal ettiğimiz için, ‘çözüm’ odaklı davranmak yerine ruminatif (Olumsuz anıları daha sık zihne getirme) ve tekrarlayıcı bir şekilde soruna takılı kaldığımız için, belki de ebeveynlerimiz bizi küçük yaşlardan itibaren en kötü olasılığı düşünmeye ve öncelikle korunmaya, güvenliğe, önlem almaya motive ettiği için, bu derece kaygılı ve telaşlı olmayı öğrenmiş olabiliriz.”</p>
<p><strong>Stres olgunlaştırırken, kronik stres zarar veriyor</strong></p>
<p>Stres, acı, ağrı, kaygı ve korku gibi durumların insanlar için yaşamsal önemi olan, son derece gerekli mekanizmalar olduğunu belirten Dr. Bingöl, “Stres, her ne kadar kaçınılması gereken bir durum gibi gözükse de çoğu zaman büyümeyi ve olgunlaşmayı destekler; kişisel gelişimin ve değişimin önünü açar. Bu nedenle asıl problem, stresin varlığı değil, bir stres faktörünün zihninizi saatlerce, günlerce, haftalarca meşgul etmesi, yani kronikleşmesidir. Her şeyin dozunda ve dengeli olması önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p>Stres anında vücudun kendisini olası bir ‘savaş’a hazırladığını da anlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, bu durumun sadece gerçek bir fiziksel saldırı altındayken değil, aynı zamanda ilişkisel sorunlar, maddi kaygılar, eleştiri veya nefret söylemleri gibi süreğen bir şekilde kafaya takılan herhangi bir zihinsel mesele yüzünden de tetiklenebildiğini dile getirdi.</p>
<p>Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu esnada kalpte çarpıntı olur, şeker seviyesi yükselir, göz bebekleri büyür, sırt, boyun ve baş ağrıları olur, boşaltım ihtiyacı artar, vücut, kanı kol ve bacaklara daha fazla gönderebilmek için tansiyonu yükseltir ayrıca bulantı ve kusma olur.” dedi.</p>
<p><strong>Sen dans edersen, hücrelerin de dans eder!</strong></p>
<p>‘Bedensel’ ve ‘zihinsel’ sistemlerin iç içe geçtiğini dile getiren Dr. Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Mevcut sıkıntı ve stresiniz arttığı zaman hem bedensel hem ruhsal yapınız, herhangi bir şeyi içine alacak durumda değildir. Bu durumda ne rahat bir nefes alabilirsiniz içinize, ne bir yiyecek, ne bir düşünce. O an, her şey size fazla ve zorlayıcı gelir. </p>
<p>Unutmayın, zihin ve beden, karşılıklı etkileşim halindedir. Bu nedenle zihin, bir şeyden haz alırken, beden de haz alır. Zihin korkarken, beden de korkar. Zihin kaygılıysa, beden de kaygılıdır. Sen dans edersen, hücrelerin de dans eder. Bu nedenle, yaşadığımız olaylar hakkında ne düşündüğümüz, hangi sonuçlara ulaştığımız, başımıza gelenleri nasıl yorumladığımız ve nasıl tepki vermeyi seçtiğimiz çok önemlidir. Ruh sağlığımız çok önemlidir.”</p>
<p>Dr. Bingöl, her partnerinden ayrılan veya işinden çıkarılan kişinin aynı düzeyde stres yaşamadığını, bu bağlamda, psikolojik sorunların çoğunlukla yaşananları doğru anlamlandıramamaktan, değişime direnç göstermekten veya sorunların varlığını kabullenememekten kaynaklandığını ifade ederek, “Belirsizlikleri, acıları, riskleri, hastalıkları, ölüm gerçeğini ve hayatın özü itibariyle &#8216;sorunlar&#8217; yumağı olduğunu belli bir ölçüde fark edip, anlayıp, kabul ettiğimizde gerçek hayatla uyumlanmış oluruz ve ruhsal iyileşme başlar.” şeklinde ifade etti.</p>
<p><strong>Ruh sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz? </strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Değerlerinizin farkında olun ve değer odaklı yaşayın, </p>
<p>&#8211; Yaptıklarınızın ve yapacaklarınızın bir anlamı olsun,</p>
<p>&#8211; Sonuç odaklı değil, ‘süreç’ odaklı olun, </p>
<p>-Hayatınızla ilgili kararlar alırken olabildiğince esnek olun ve farklı koşullara da uyumlanma, adapte olma özelliğinizi geliştirin, </p>
<p>-Diğer insanlarla iyi ilişkiler kurmayı hedefleyin, </p>
<p>-Başkaları için çabalarken kendi kişisel gelişimimizi ihmal etmeyin, </p>
<p>-Özgüveninizi ve değerinizi dışsal faktörlere bağlamayın, </p>
<p>-Geçmişinizi unutmaya çalışmak yerine onu anlamlandırmaya çalışın, </p>
<p>-Sorun odaklı olmak yerine çözüm odaklı olun, </p>
<p>-Sorunlarınız için tek bir ‘katı’ bakış açısı benimsemek yerine bol alternatifli çözümler üretin, </p>
<p>-Hayattaki biricikliğimizi unutmadan kendinizi başkalarıyla değil sadece dünkü kendinizle kıyaslayın, </p>
<p>-Empatinizi geliştirerek başkalarının hissettiği duyguları anlamaya çalışın ve asla küçümsemeyin, </p>
<p>-Gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteyin, </p>
<p>-Size yaşatılanları unutmayın ama affetmeyi deneyin, </p>
<p>-Uyku ve beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin, </p>
<p>-Yaşam havuzunuzu farklı musluklarla besleyecek şekilde zenginleştirin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-mert-sinan-bingol-ruh-sagligimiz-icin-sorumluluk-almaliyiz-412665">Dr. Mert Sinan Bingöl: &#8220;Ruh Sağlığımız için Sorumluluk Almalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:54:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü; halen çok yüksek değerlerde seyreden sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini derledi. Aşırı sıcaklar vücudun bağışıklık sistemini zaafa uğratmakla kalmıyor ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek saldırganlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sonuçlar doğurabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123">Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü; halen çok yüksek değerlerde seyreden sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkilerini derledi. Aşırı sıcaklar vücudun bağışıklık sistemini zaafa uğratmakla kalmıyor ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek saldırganlık ve sosyal hayattan uzaklaşma gibi sonuçlar doğurabiliyor. Aşırı sıcaklar aynı zamanda beyin fonksiyonlarını sekteye uğratıyor, bellek, dikkat ve karar verme performansını düşürüyor.</strong></em></p>
<p>Yaz mevsiminin sonlarına yaklaşırken, Türkiye’nin dört bir yanında yüksek sıcaklıklar hüküm sürmeye devam ediyor. Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü de aşırı sıcakların ve iklim değişikliklerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair kritik bilgiler derledi.</p>
<p><strong>İntihar vakalarında artışa dahi yol açabiliyor</strong></p>
<p>Belli bir seviyenin üstündeki sıcaklıklar gerek ruh gerekse beden sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Nitekim Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yaptığı araştırmaya göre, aşırı sıcağa maruz kalma, stresle başa çıkmak için alkol kullanımı tetikliyor, psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan kişilerin hastaneye başvurularının artmasına ve hatta intihar vakalarında artışa kadar bir dizi olumsuz sonucu tetikliyor. </p>
<p><strong>Susuzluk, beyin fonksiyonlarını sekteye uğratıyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava, vücudumuzun terleme yoluyla ısıyı dışarı atmasını zorlaştırır. Bu da, vücut ısımızın yükselmesine ve susuz kalmasına neden olur. Susuzluk, baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik ve depresyon gibi psikolojik belirtilere yol açabilir. Ayrıca, susuzluk beyin fonksiyonlarını da olumsuz yönde etkileyebilir. Araştırmalar, susuz kalan kişilerin bellek, dikkat ve karar verme gibi bilişsel görevlerde daha kötü performans gösterdiklerini ortaya koymuştur.</p>
<p>Aşırı sıcakların aynı zamanda uyku kalitesini de olumsuz etkileyerek, uyku süresini kısaltır. Bu durum da stres, kaygı, depresyon, öfke ve duygudurum bozuklukları gibi psikolojik sorunlara neden olabilir. Uyku yetersizliği aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirir.</p>
<p><strong>Sosyal ilişkileri zayıflatıp yalnızlığa itiyor</strong></p>
<p>Aşırı sıcak hava, sosyal ilişkileri de olumsuz etkileyebilir. Sıcaklık insanların davranışlarını ve duygularını değiştirebilir. Araştırmalar, sıcak havalarda insanların daha saldırgan ve şiddet eğilimli olduğunu göstermiştir. Sıcak havalarda insanlar daha az sosyalleşmek ister ve evde kalmayı tercih eder. Bu da, yalnızlık, izolasyon ve sosyal destek eksikliği gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sicaklar-hem-ruh-hem-de-beden-sagligini-etkiliyor-398123">Aşırı sıcaklar hem ruh hem de beden sağlığını etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlıklar ruh ve beden sağlığımız için çok önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arkadasliklar-ruh-ve-beden-sagligimiz-icin-cok-onemli-391964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jul 2023 11:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutlu olduğumuz, mutsuz olduğumuz, paylaşmaya dair anılarımızı anlatmak istediğimiz, saçmaladığımız, güldüğümüz, ağladığımız anlardaki duygularımızı paylaşabileceğimiz insanlara sahip olmak şüphesiz hayatımızın en büyük zenginliğidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arkadasliklar-ruh-ve-beden-sagligimiz-icin-cok-onemli-391964">Arkadaşlıklar ruh ve beden sağlığımız için çok önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mutlu olduğumuz, mutsuz olduğumuz, paylaşmaya dair anılarımızı anlatmak istediğimiz, saçmaladığımız, güldüğümüz, ağladığımız anlardaki duygularımızı paylaşabileceğimiz insanlara sahip olmak şüphesiz hayatımızın en büyük zenginliğidir. Tüm dünyada 30 Temmuz; “Dünya Arkadaşlık Günü” olarak kutlanmakta. Peki sosyal destek sağlayan arkadaşlarımızın bizi rahatlatan diğer psikolojik tarafları neler? Liv Hospital, Klinik Psikolog Alara Alagül anlattı.</strong></p>
<p><strong>Hayatın önemli bir parçası</strong></p>
<p>Hem mutlu anların hem de zor zamanların paylaşılabildiği, kimi zaman kişinin “seçilmiş ailesi” olan arkadaşlar hayatın önemli bir parçasını oluşturur. Sahip olunan arkadaşlıklar kişinin psikolojik iyi-oluş hali için büyük bir önem taşır. Arkadaşlar kişiye kendi seçimiyle bir gruba aidiyet hissetmeyi, farklılıklara saygı duymayı ve empatiyi öğretir.</p>
<p><strong>Sosyal desteğin kritik bir parçası</strong></p>
<p>Kişi kendi düşünce ve duygularını daha iyi anlamayı ve ifade etmeyi, kendi sınırlarını ve değerlerini öğrenir. Arkadaşlıklar ruh ve beden sağlığı için oldukça önemli olan sosyal desteğin de kritik bir parçasını oluşturur.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı için önemli</strong></p>
<p>İyi bir sosyal destek ağına sahip olmanın birçok hastalık için koruyucu bir etkiye sahip olduğu ve sosyal desteğin daha uzun bir yaşam süresiyle ilişkili olduğu görülmektedir. Sosyal destek ruh sağlığı için ve özellikle depresyona karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. İyi bir sosyal destek ağına sahip olmak daha yüksek bir yaşam doyumu ile ilişkilidir. Sosyal desteğin varlığı ruh ve beden sağlığı için koruyucu bir etkiye sahip olduğu gibi yokluğu ise kişinin bedensel ve ruhsal sağlığı için bir risk faktörü oluşturur.</p>
<p><strong>Sosyal desteğin yetersizliğinde kişi strese daha duyarlı hale gelir</strong></p>
<p>Yalnızlığın vücudun stres tepkisinde artışla ilişkili olduğu bilinmektedir. Arkadaşların sağladığı sosyal destek stresle baş etme, bağımlılıklardan uzaklaşma ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmede önemli rol oynar. İyi arkadaşlıklara sahip olmak yalnızlık ve sosyal izolasyondan korunmayı, ihtiyaç duyulduğunda destek bulabilmeyi sağlar. Dünya arkadaşlık gününüz kutlu olsun!</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arkadasliklar-ruh-ve-beden-sagligimiz-icin-cok-onemli-391964">Arkadaşlıklar ruh ve beden sağlığımız için çok önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediyesi,Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi için protokol imza töreni gerçekleştirildi.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesitoplum-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezi-icin-protokol-imza-toreni-gerceklestirildi-380804</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 13:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesitoplum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[töreni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380804</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işbirliğinde Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi için protokol imza töreni gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesitoplum-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezi-icin-protokol-imza-toreni-gerceklestirildi-380804">Selçuklu Belediyesi,Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi için protokol imza töreni gerçekleştirildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işbirliğinde Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi için protokol imza töreni gerçekleştirildi.</b></p>
<p>Selçuklu Belediyesi sağlık alanında sürdürdüğü yatırım ve iş birliğine bir yenisini daha ekliyor. Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi Binası için protokol imza töreni gerçekleştirildi. </p>
<p>Selçuklu’nun sağlık alanında önemli bir eksiğini giderecek olan merkezin yapımı için Selçuklu Belediyesi Encümen Salonu’nda gerçekleştirilen protokol imza törenine Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hülya Şevik katıldı.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı,“ Yeni sağlık yatırımımızdan toplumumuzun her ferdi faydalanabilecek”</b></p>
<p>Selçuklu için çok önemli bir projenin protokolünde bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı,“ İnşallah  Selçuklu&#8217;muza yeni bir sağlık hizmetini daha hem İl Sağlık Müdürlüğümüz hem de Çevre Şehircilik İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüzle birlikte ortak protokol kapsamında şehrimize kazandırmış olacağız<b>.</b> Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bizim için önemli bir proje. Selçuklu Belediyesi olarak özellikle üzerinde durduğumuz Aile Gelişim Merkezi Projemizin de inşallah bileşenlerini oluşturacak. Çünkü toplumumuzdaki her kesimden insanın yararlanabileceği, sağlık hizmetini alabileceği, belli alanlarda danışmanlık hizmetini alabileceği, belli alanlarda yine rehabilitasyon hizmetlerini alabileceği merkezlere özellikle ihtiyaç duyuyoruz. Bu manada biz toplumumuzun her kesimine erişmek tüm insanlarımıza hizmet verebilmek anlamında Aile Gelişim Merkezi Projesiyle birlikte hem okul dışı öğrenme ortamlarında hem Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde hem Sağlıklı Hayat Merkezlerinde bütün insanlarımıza dokunmak istiyoruz. Bu manada bugün protokolünü yapacağımız ve inşallah hızlı bir şekilde hayata geçireceğimiz bu iki projemiz bizim Aile Gelişim Merkezi Projemizin de önemli bileşenlerini oluşturmuş olacaklar. Burada Çevre Şehircilik ve iklim Değişikliği İl Müdürlüğümüzle güzel bir işbirliği yapıyoruz. Milli Emlak’a ait olan alan üzerinde Selçuklu Belediyesi olarak binaların yapımını gerçekleştireceğiz ve binaların yapımını gerçekleştirdikten sonra da yine yapım maliyeti karşılığında Milli Emlak’a ait olan arsalardan belediyemize verilecek. Böylelikle daha sürdürülebilir bir hizmeti sağlamış olacağız. Bu manada ben özellikle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürümüze sundukları katkılardan burada teşekkür ediyorum. Tabii ki İl Sağlık Müdürlüğümüz sağlık alanında bütün şehrimizin tüm mahallelerinde, tüm ilçelerinde çok önemli hizmetler yapıyorlar. Sağlık alanında artık çok çok ileri bir noktadayız üke olarak da, şehir olarak da. Konya olarak da örnek işler yapıyoruz. Bu anlamda İl Sağlık Müdürümüze de hem sundukları katkılar hem de yaptıkları çalışmalarından dolayı özellikle teşekkür ediyorum. Bu protokolümüzün hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“Biten sağlık yatırımlarımızın yakında açılışlarını gerçekleştireceğiz”</b></p>
<p> Selçuklu’daki güncel sağlık yatırımlarına da değinen Başkan Pekyatırmacı,“Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimi noktasında ilçemizin hangi bölgesinde ihtiyaç varsa o bölgede hem aile sağlığı merkezlerinin yapımıyla ilgili hem de 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarının yapımıyla ilgili hem hayırseverlerimizle, hem kurumlarımızla iş birliği içerisinde projelerimizi devam ettiriyoruz. Yakın zamanda Hocacihan, Yazır ve Kılıçarslan Mahallelerimizde aile sağlığı merkezlerimizin açılışlarını gerçekleştirmiştik. Yine yapımını tamamladığımız Bedir Aile Sağlığı Merkezimiz faaliyetine başladı. Ardıçlı’da yapımını artık son noktaya getirdiğimiz Aile Sağlığı Merkezimizin de çevre düzenleme işlerini şu anda devam ettiriyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde her iki aile sağlığı merkezimizin de resmi açılışlarını yapacağız. Bu protokoller kapsamında yine farklı mahallelerimizde hem 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarımızın hem de Aile Sağlığı Merkezlerimizin yapımı hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla birlikte de devam ediyor.” İfadelerini kullandı.  </p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hülya Şevik de Selçuklu’ya sağlık hizmetlerinde önemli katkı sunacak tesisin hayırlı olması temennisinde bulunarak yatırımların gerçekleşmesine emeği geçen  Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’ya teşekkür etti. </p>
<p><b>Konya İl Sağlık Müdürü Koç, “Çok kapsamlı ve güzel bir hizmet olacak”</b></p>
<p>Konya’nın sağlık açısından son beş yılda çok güzel bir ivme yakaladığını ifade eden Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç,“ Bu ivme de tabii belediyelerimizin katkısı çok büyük. Her zaman yanımızda. Gerek arsa temini, gerek binaların yapımı, gerek çevre düzenlemesi açısından her zaman bizlere kolaylık gösteriyorlar. Bugün de hayırlı bir vesile ile bir araya gelmiş bulunuyoruz. Öncelikle ev sahipliğinden için başkanımıza teşekkür ediyorum ve katkılarından dolayı da Çevre Şehircilik İl Müdürümüze teşekkür ediyorum. Bu arada bugünkü tesislerimiz çok özellikli tesisler. Gerçekten Toplum Ruh Sağlığı Merkezimiz, baştan beri projesiyle birlikte çalıştığımız Beyhekim Psikiyatri Bilim dalındaki hocalarımızla birlikte projesini olgunlaştırdığımız bir proje. Burada kronik ruhsal hastalığı olan ve ağır tedavi gören hastalarımızın taburcu olduktan sonra topluma kazandırılması ve hayata adaptasyonu açısından buralar çok büyük fonksiyonlar görecekler. Burada el uğraş becerileri geliştirilecek, zanaat kazanmaları sağlanacak, müzik yetenekleri geliştirilecek. Bu ve benzeri işlerle bu hastalarımızın hayata adaptasyonları sağlanmış olacak. Bu açıdan gerçekten sıfırdan TRSM Projesi olarak birlikte yapılan nadir projelerden biri oluyor. İnşallah Rabb&#8217;im tamamına erdirir. Tabii ikinci özellikli projemiz de Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizin özelliği hasta olmadan hastalıkların kontrolü amacıyla planlanan bir tesis. Bu da Sağlık Bakanlığımızın son dönemlerde önem verildiği bir hizmet. Selçuklu Belediyemiz zaten bize yaklaşık 4 yıl önce Türkiye’ye örnek bir Sağlıklı Hayat Merkezi kazandırmıştı ve biz gerçekten hem bakanlığımızdan, hem Konya dışından gelenlere gezdirdiğimiz örnek bir yer olarak gösterdiğimiz bir projeydi. İnşallah burası da yine bağımsız çok güzel bir Sağlıklı Hayat Merkezi olacak. Burada sosyal çalışmacılarımız, diyetisyenimiz, psikologlarımız, fizyoterapistlerimiz, çocuk gelişimcilerimiz vatandaşlarımıza sağlıklı hayat açısından ne gerekiyorsa bilgilendirmeleri yapacaklar ve destek olacaklar. Ayrıca kanser taramaları da buralarda yapılacak. Bu da çok çok önemli. Yine kadın doğum ve çocuk sağlığı hizmetleri de koruyucu sağlık hizmetleri de burada verilecek. Çok kapsamlı ve güzel bir hizmet olacak. Görüldüğü gibi ülkemiz sağlık açısından artık standardın üzerine çıkmış durumda ve gelişmiş ülkelerdeki standartlarda vatandaşlarımıza hizmet verme adına çok güzel işlere imza atmaktayız hep birlikte. Tabii sağlık tesislerinde en önemli işlerden birisi de vatandaşlarımızın olması. Bu tesislerin yapılacağı yerler de gerçekten Selçuklu ilçemizde çok kolay erişilebilir ve vatandaşlarımızın kolaylıkla hizmet alacağı merkezler. Bu da önemli. Bu nedenle de özellikle yine Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği il müdürümüze ve belediye başkanımıza çok çok teşekkür ediyorum. El birliğiyle yola devam ediyoruz. Allah hayırlı etsin” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Konuşmaların ardından Selçuklu’ya kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi için protokol imza töreni gerçekleştirildi.</p>
<p><b>Tesis birçok donanımıyla hizmet verecek</b></p>
<p>Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi toplam 4699 metrekare alandan oluşacak. <b>Toplum Ruh Sağlığı Merkezi</b> içerisinde 1 Adet Spor Salonu, 4 Gözlem ve Tedavi Odası, 1 Psikolog Odası, 1 Ekip Odası, 1 Sosyal Görüşme Odası, 1 Kütüphane, 9 Atölye, 1 Çok Amaçlı Salon, 1 Doktor Odası yer alacak.</p>
<p><b>Sağlıklı Hayat Merkezi</b>’nde ise 1 Adet Çok Amaçlı Salon, 1 Adet Röntgen Odası, 1 Kan Alma Odası, 1 Adet Mamografi Odası, 1 Adet Laboratuvar, 2 Adet Üreme Sağlığı ve Muayene Odası, 1 Adet Ketem Odası, 1 Adet Üreme ve Ketem Danışma Odası, 1 Adet USG, 1 Adet Gebe Sınıfı 1 Adet Acil Müdahale Odası, 1 Adet Fiziksel Aktivite Koçu, 2 Adet Sigara Bırakma Odası, 3 Adet Fiziksel Aktivite Alanı –Fizyoterapist, 1 Adet Podolog, 2 Adet Diyetisyen, 1 Adet Ağız ve Diş Sağlığı, 1 Adet Ergoterapist, 2 Adet Psikolog, 2 Adet Sosyal Hizmet Odası, 2 Adet Çocuk Gelişim Odası ve 1 Adet Hasta Eğitim Odası ile vatandaşlara hizmet verecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesitoplum-ruh-sagligi-merkezi-ve-saglikli-hayat-merkezi-icin-protokol-imza-toreni-gerceklestirildi-380804">Selçuklu Belediyesi,Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi için protokol imza töreni gerçekleştirildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 12:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[eşdeğer]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[filmi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanına]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıldı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[uyanış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efsanevi korku serisi, yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” (Evil Dead Rise) ile geri döndü. Korku sineması hayranlarının merakla beklediği film için yaklaşık 6.500 litre yani 1.000'den fazla insanın kanına eş değer sahte kan üretildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084">&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Efsanevi korku serisi, yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” (Evil Dead Rise) ile geri döndü. Korku sineması hayranlarının merakla beklediği film için yaklaşık 6.500 litre yani 1.000&#8217;den fazla insanın kanına eş değer sahte kan üretildi.</strong></p>
<p><strong>Filmin yönetmeni Lee Cronin, Kötü Ruh Uyanış&#8217;ı hayata geçirecek kadar kanı üretmek için bir endüstriyel mutfak kiralamak zorunda kaldıklarını anlatırken, “tıpkı gerçeğe yakın olması için kanı pişirdik” dedi. </strong></p>
<p>1980&#8217;lerin başından günümüze kadar izleyiciyi yarattığı doğa üstü evrenle korkutmayı başaran Evil Dead serisi yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” ile geri döndü. Korku filmi tutkunları tarafından heyecanla beklenen filmin yapımında kullanılan kan miktarı ise adrenalini artırdı. Kötü Ruh: Uyanış’ın çekimlerinde yaklaşık 6.500 litre yani 1.133 insanın toplamı kadar sahte kan kullanılırken, filmin yönetmeni Lee Cronin ihtiyaç duydukları kanı nasıl ürettiklerini anlattı.</p>
<p><strong>Çekimler sırasında ekranın her yerine kan sıçradı</strong></p>
<p>Kötü Ruh: Uyanış&#8217;ı hayata geçirmek için gereken sahte kan üretimi miktarının 1.000&#8217;den fazla insanın kan toplamına eş değer olduğunu doğrulayan Yönetmen Lee Cronin, “İhtiyacımız olan kan için bir miktar suya kırmızı gıda boyası katmak gibi bir hile yapmadık çünkü bu olmazdı. Gereken miktarda kan üretmek için bir endüstriyel mutfak kiralamak zorunda kaldık. Burada pişirerek, tıpkı gerçeği gibi, tamamen yapışkan bir kan ürettik” dedi. Film için kiralan evden çıkarken ev sahibini “Dairenin her yerinde kanlı el izleri bulacaksınız ama onlar gerçek değil, doğru söylüyorum!” diye uyarmak zorunda kaldığını da anlatan Cronin, “Sette o kadar fazla sahte kan kullandık ki, kan her yerdeydi ve ekranın her yerine sıçradı” diye konuştu.</p>
<p>Kötü Ruh’ta sadece akılsız zombilerin olmamasını ve zombilerin konuşup, alay etmelerini sevdiğini ifade eden Yönetmen Cronin, Kötü Ruh: Uyanış’ta her zamankinden daha fazla Deadite diyaloğu olduğu bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Kötü Ruh serisinde aksiyon ormandan şehre taşınıyor</strong></p>
<p>Kötü Ruh serisinin yaratıcılarından Sam Raimi’nin 1981 tarihli kült klasiği Kötü Ruh&#8217;la başlayan uzun soluklu serinin en yeni filmi olan Kötü: Ruh Uyanış’ta hikâye her zamanki ormanlık alanlarından çıkıp Deadite salgınını Los Angeles&#8217;taki bir binanın duvarlarının içine taşıyor. İzleyiciyi kâbus gibi bir hayatta kalma mücadelesine ortak eden filmde, zamanla birbirlerinden uzaklaşmış iki kardeşin bir araya gelişi, et yiyen kötü ruhların canlanmasıyla sekteye uğruyor. Sutherland ve Sullivan’ın canlandırdığı iki kardeş bir ailenin karşı karşıya gelebileceği en kâbus dolu anları yaşıyor ve vahşi bir hayatta kalma savaşının ortasında kalıyor.</p>
<p>A New Line Cinema / Renaissance Pictures’ın sunduğu, Pacific Renaissance ve Wild Atlantic Pictures yapımı “Kötü Ruh Uyanış”ın yönetmenliğini ve senaristliğini Lee Cronin yapıyor. Filmin başrollerini Lily Sullivan (“I Met a Girl,” “Barkskins”), Alyssa Sutherland (“The Mist,” “Vikings”), Morgan Davies (“Storm Boy,” “The End”), Gabrielle Echols (“Reminiscence”) paylaşıyor.  &#8220;Kötü Ruh Uyanış&#8221; Nell Fisher’ın (“Northspur”) rol aldığı ilk film olarak tarihe geçiyor.</p>
<p>“Kötü Ruh Uyanış”ın yapımcısı Rob Tapert (“Ash vs Evil Dead,” “Don’t Breathe”), yönetici yapımcısı ise film serisinin aynı zamanda yaratıcısı ve korku filmleri ikonu Sam Raimi. Korku filmleri efsanesi “Ash” Bruce Campbell, John Keville, Macdara Kelleher, Richard Brener, Dave Neustadter, Romel Adam ve Victoria Palmieri de filmin diğer yapımcıları arasında yer alıyor.</p>
<p>Cronin’e kamera arkasında görüntü yönetmeni Dave Garbett (“Z for Zachariah,” “Underworld: Rise of the Lycans”) eşlik ederken, yapım tasarımcılığını Nick Bassett, (“Guns Akimbo,” “Sweet Tooth”), kurguyu Bryan Shaw, (“Ash vs Evil Dead,” “Spartacus”) kostüm tasarımını Sarah Voon, (“Chasing Great,” “Inside”), müzikleri ise Stephen McKeon (“The Hole in the Ground,” “Primeval”) üstleniyor.</p>
<p><strong>Kötü Ruh: Uyanış</strong>, dublaj ve altyazı seçenekleriyle<strong> 21 Nisan</strong>’da sinemalarda olacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084">&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efsanevi korku serisi, &#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; ile geri dönüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efsanevi-korku-serisi-kotu-ruh-uyanis-ile-geri-donuyor-347103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 18:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[dönüyor]]></category>
		<category><![CDATA[efsanevi]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[uyanış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efsanevi korku serisi, yeni filmi Evil Dead Rise (Kötü Ruh: Uyanış) ile sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efsanevi-korku-serisi-kotu-ruh-uyanis-ile-geri-donuyor-347103">Efsanevi korku serisi, &#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; ile geri dönüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Efsanevi korku serisi, yeni filmi Evil Dead Rise (Kötü Ruh: Uyanış) ile sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Kötü Ruh serisinin yaratıcılarından yönetmen Sam Raimi’nin yönetici yapımcı olarak karşımıza çıktığı filmin yönetmen koltuğunda Lee Cronin oturuyor. 1980&#8217;lerin başından günümüze kadar izleyiciyi yarattığı doğa üstü evrenle korkutmayı başaran Evil Dead serisinde bu kez aksiyon ormandan şehre taşınıyor! </strong></p>
<p><strong>Ülkemizdeki dağıtımını TME Films’in üstlendiği ve korku sineması tutkunları tarafından merakla beklenen Kötü Ruh: Uyanış, 21 Nisan’da sinemalarda!</strong></p>
<p>Korku sinemasının klasikleri arasında yer alan ünlü Kötü Ruh filmi, serinin beşinci filmi Kötü Ruh Uyanış ile geri dönüyor. Ormanda bir kulübede geçen serinin diğer filmlerinin aksine şehirde geçecek olan hikâye, Sutherland ve Sullivan’ın canlandırdığı, birbirine yabancılaşmış iki kız kardeşin karmaşık hikâyesini konu alıyor.</p>
<p><strong>Kâbus gibi bir hayatta kalma mücadelesi</strong></p>
<p>Korku filmi tutkunları tarafından heyecanla beklenen Kötü Ruh Uyanış, izleyiciyi kâbus gibi bir hayatta kalma mücadelesine ortak ediyor. Zamanla birbirlerinden uzaklaşmış iki kardeşin bir araya gelişinin, et yiyen kötü ruhların canlanmasıyla sekteye uğradığı hikâyede, iki kardeş bir ailenin karşı karşıya gelebileceği en kâbus dolu anları yaşıyor ve vahşi bir hayatta kalma savaşının ortasında kalıyor.</p>
<p>A New Line Cinema / Renaissance Pictures’ın sunduğu, Pacific Renaissance ve Wild Atlantic Pictures yapımı “Kötü Ruh Uyanış”ın yönetmenliğini ve senaristliğini Lee Cronin yapıyor. Filmin başrollerini Sullivan (“I Met a Girl,” “Barkskins”), Alyssa Sutherland (“The Mist,” “Vikings”), Morgan Davies (“Storm Boy,” “The End”), Gabrielle Echols (“Reminiscence”) paylaşıyor.  &#8220;Kötü Ruh Uyanış&#8221; Nell Fisher’ın (“Northspur”) rol aldığı ilk film olarak tarihe geçiyor.</p>
<p>“Kötü Ruh Uyanış”ın yapımcısı Rob Tapert (“Ash vs Evil Dead,” “Don’t Breathe”), yönetici yapımcısı ise film serisinin aynı zamanda yaratıcısı ve korku filmleri ikonu Sam Raimi. Korku filmleri efsanesi “Ash” Bruce Campbell, John Keville, Macdara Kelleher, Richard Brener, Dave Neustadter, Romel Adam ve Victoria Palmieri de filmin diğer yapımcıları arasında yer alıyor.</p>
<p>Cronin’e kamera arkasında görüntü yönetmeni Dave Garbett (“Z for Zachariah,” “Underworld: Rise of the Lycans”) eşlik ederken, yapım tasarımcılığını Nick Bassett, (“Guns Akimbo,” “Sweet Tooth”), kurguyu Bryan Shaw, (“Ash vs Evil Dead,” “Spartacus”) kostüm tasarımını Sarah Voon, (“Chasing Great,” “Inside”), müzikleri ise Stephen McKeon (“The Hole in the Ground,” “Primeval”) üstleniyor.</p>
<p>Dağıtımını Warner Bros. Pictures’ın yaptığı filmin ülkemizdeki dağıtımını TME Films üsteniyor. </p>
<p><strong>Kötü Ruh: Uyanış</strong>, <strong>21 Nisan</strong>’da sinemalarda olacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efsanevi-korku-serisi-kotu-ruh-uyanis-ile-geri-donuyor-347103">Efsanevi korku serisi, &#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; ile geri dönüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
