<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ruh Sağlığı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ruh-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ruh-sagligi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Feb 2026 08:13:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Ruh Sağlığı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ruh-sagligi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doç. Dr. Ersin Uygun: &#8220;Deprem bölgesinde ruhsal iyileşme psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ersin-uygun-deprem-bolgesinde-ruhsal-iyilesme-psikososyal-destegin-surekliligiyle-mumkun-610759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ersin]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610759</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı öğretim üyesi Doç. Dr. Ersin Uygun, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde, deprem bölgesindeki ihtiyaçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ersin-uygun-deprem-bolgesinde-ruhsal-iyilesme-psikososyal-destegin-surekliligiyle-mumkun-610759">Doç. Dr. Ersin Uygun: &#8220;Deprem bölgesinde ruhsal iyileşme psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı öğretim üyesi Doç. Dr. Ersin Uygun, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde, deprem bölgesindeki ihtiyaçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Depremin ilk günlerinden itibaren BİLGİ Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı olarak öğrenci ve öğretim üyeleriyle sahadaki ihtiyaçlara yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Doç. Dr. Uygun “Depremin hemen ardından bölgede çalışmalara başladık. Bu kapsamda, bireysel psikolojik destek görüşmeleri, çocuklar ve ergenlere yönelik oyun ve grup temelli uygulamalar; aileler, öğretmenler ve saha çalışanlarına yönelik destek ve psiko-eğitim çalışmaları ile yerel ihtiyaçlara göre şekillenen topluluk temelli ruh sağlığı uygulamalarını hayata geçirdik. Bu çalışmalarla travmanın akut etkilerinin hafifletilmesi kadar, uzun vadeli ruhsal iyilik hâlinin desteklenmesini amaçladık” dedi.</p>
<p>Depremin yol açtığı en ağır sonuçlardan birinin, çoğu zaman gözle görülmeyen ancak günlük yaşamı derinden etkileyen ruhsal yıkım olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Uygun, “Travma, yalnızca yaşanan ana ait bir deneyim değil; zaman içinde biçim değiştirerek bireyin ve toplumun hayatına etki eden bir süreç. Travma uzun süre bireyin hayatına eşlik edebilir. Bu nedenle deprem bölgesinde ruhsal iyileşme, psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Psikososyal destek kısa süreli projelerle sınırlı kalmamalı’</strong></p>
<p>Doç. Dr. Uygun, “Travma sonrası belirtiler çoğu zaman kendiliğinden ortadan kalkmaz; ertelenmiş biçimlerde yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle psikososyal destek hizmetlerinin kısa süreli projelerle sınırlı kalmaması büyük önem taşıyor. Özellikle çocuklar ve gençler için ruh sağlığı desteği, eğitimin ve toplumsal iyileşmenin ayrılmaz bir parçası olarak görülmeli” dedi.</p>
<p>Depremden etkilenen bireylerin uzun süreli ruh sağlığı desteğine erişiminin önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Uygun, “Bugün deprem bölgesinde ihtiyaçlar, acil yardım aşamasının ötesine geçmiş durumda. Kalıcı, güvenli ve sağlıklı koşullarda barınma ihtiyacının tamamen karşılanması; sürekli, erişilebilir ve toplum temelli bir psikososyal perspektifle sunulan ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi; eğitimde sürekliliği destekleyen akademik ve psikososyal programların yaygınlaştırılması; yerel istihdamı ve ekonomik toparlanmayı destekleyen uygulamaların artırılması önümüzdeki dönemin temel ihtiyaçları arasında yer alıyor.” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ersin-uygun-deprem-bolgesinde-ruhsal-iyilesme-psikososyal-destegin-surekliligiyle-mumkun-610759">Doç. Dr. Ersin Uygun: &#8220;Deprem bölgesinde ruhsal iyileşme psikososyal desteğin sürekliliğiyle mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[Ayas]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p>Küresel ölçekte 72 bin 288 lisans öğrencisinin katıldığı araştırma, dünya genelindeki üniversitelerde ciddi bir ruh sağlığı krizi yaşandığına, son on yılda lisans öğrencileri arasında kaygı, depresyon, intihar düşüncesi ve kendine zarar verme vakalarının belirgin biçimde arttığına dikkat çekti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, dikkat çeken bu araştırmayı değerlendirdi.</p>
<p><strong>Pandemi, ruh sağlığı açısından da bir krizdi</strong></p>
<p>Araştırmanın, üniversitelerdeki ruh sağlığı krizinin Covid-19 Pandemisi döneminde artış gösterdiğini ve sonrasında biraz azalma eğilimi olduğunu vurguladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Fakat yine de 2013’ten bu yana bir artıştan söz edilebilir. Pandemiyi yalnızca fizyolojik bir sağlık krizi olarak değil hem fizyolojik sağlığa hem sosyal hayata hem de ruh sağlığına yönelik bir kriz olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla ruh sağlığı alanındaki sorunlarda görülen pandemi dönemdeki artış, kriz olarak tanımlanabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı</strong></p>
<p>Ruh sağlığı sorunlarının yalnızca bireysel zorluklardan kaynaklanmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Pandemi dönemi aktif olarak sona erse de psikolojik anlamdaki etkilerinin sona ermesi daha uzun soluklu olacaktır. Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı olarak belirlemiştir. Bu yaş dönemindeki artışın, bireysel sorunlardan öte biyolojik ve toplumsal nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle şizofreni, bipolar bozukluk gibi bazı psikotik özellikli bozuklukların başlangıç yaşı ortalama olarak (19-25) bu döneme denk gelmektedir. Bu tamamen ruhsal bozukluğun ortaya çıkışına yönelik biyolojik bir nedendir. Bunun yanında bu yaş döneminin getirdiği bazı bireysel ve toplumsal nedenler de bu hastalıkların oraya çıkışında önemli stres faktörü olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Üniversiteye geçiş psikolojik olarak kırılgan bir dönem</strong></p>
<p>Üniversiteye geçiş sürecinin gençler için neden bu kadar hassas olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, şöyle devam etti:</p>
<p>“Biyolojik nedenlerin yanında, toplumsal açıdan bakıldığında üniversite dönemi; aileden bağımsızlaşılan, sorumlulukların arttığı, akran ilişkilerinin yoğunlaştığı, mali problemlerin oluşabildiği, zaman yönetiminin önem kazandığı bir dönmedir. Tüm bu sayılanlara mali zorluklar, gelecek endişeleri gibi daha çok sosyoekonomik açıdan dezavantajlı koşullar eşlik ettiğinde kaygı bozukluğu, depresyon gibi ruhsal bozuklukların oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla üniversite dönemindeki değişim ve bağımsızlık tek başına gençlerin gelişimi, olgunlaşması, yetişkinliğe adım atılması için avantaj sağlarken, bu döneme mali dezavantaj, gelecek endişeleri, sosyal destek eksikliği, politik endişeler gibi olumsuz durumlar dezavantaja çevirebilir ve gençlerin ruh sağlığında kırılganlık yaratabilir. Fakat unutmamak gerekir ki üniversite dönemindeki bu bağımsızlaşma girişimleri ve üniversite yaşam deneyimleri gençlerin yetişkinlik dönemi için çok önemli bir temel oluşturmaktadır. Özellikle ailesinden ayrı şehirde bulunan üniversite öğrencileri için bu çok daha önemli ve kazandırıcı bir deneyim olmaktadır.”</p>
<p><strong>Psikolojik esneklik ve duygu düzenleme çok önemli</strong></p>
<p>Kaygı ve depresyon oranlarındaki artışı da ele alan Dr. Ayas, “Bireylerin psikolojik dayanıklılığının belirleyicisinin, başına gelen olaylardan çok başına gelen olayları nasıl yorumladığı olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla psikolojik esneklik bireylerin karşılaştıkları zorlu yaşam olaylarına karşı daha az ruhsal bozukluk geliştirmeleri için önemli faktördür. Duyguları tanıma, ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri psikolojik esneklik ve psikolojik dayanıklılık için geliştirilmesi gereken önemli becerilerdir.” dedi.</p>
<p>Belirsizlik, gelecek kaygısı ve başarısızlık korkusunun, öğrencilerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “İçinde bulunan ekonomik zorluklar, gelecek endişeleri, sosyal açıdan dezavantajlı gruplarda ruh sağlığı için önemli risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli</strong></p>
<p>Üniversitelerde sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Üniversitelerdeki psikolojik destek birimlerinin; oryantasyonlarda daha iyi tanıtılması, öğrenciler açısından ulaşılabilir olması, alanında uzman profesyonelleri çalıştırması çok önemlidir. Bunun yanında üniversitelerin koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmalar yapmaları da önemlidir.</p>
<p><strong>Dezavantajlı gruplardaki öğrenciler ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmeli</strong></p>
<p> Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmaların, ruhsal problemler ortaya çıkmadan önlemeye yönelik çalışmalar olduğu için, en az ruh sağlığı müdahale programları kadar önemli olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle özellikle üniversitelerde; öğrencilerin sosyal becerileri geliştirici kulüp etkinliklerine önem verilmesi ve desteklenmesi, öğrencilerin yaşadığı hem akademik hem de diğer zorlukla baş edebilmeleri ve olumlu yaşam deneyimleri kazanabilmeleri adına etkinlik, festival, şenlik gibi organizasyonların düzenlenmesi, dezavantajlı gruplardaki öğrencilerin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesi üniversite öğrencilerinin ruh sağlığına yönelik önemli koruyucu hizmetler olarak önem arz etmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>13 yıldan bu yana Pozitif Psikoloji dersi…</strong></p>
<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olan ve kurulduğu günden beri pozitif psikoloji alanında önemli çalışmalar yürüten Üsküdar Üniversitesi’nde 2013 yılından bu yana Pozitif Psikoloji dersleri zorunlu ders olarak veriliyor.</p>
<p><strong>Dünyanın sayılı üniversitelerine öncü oldu </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, bu alanda öncü olarak dünyanın sayılı üniversitelerinden yıllarca önce bu dersi akademik ders programına alan ilk üniversite oldu. Mutluluk dersleri, pozitif psikoloji alanında ülkemizde yapılan çalışmaların önemini de hatırlattı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-kisiye-ozel-dijital-terapotiklerle-bellek-guclendirme-onumuzdeki-yillarda-yayginlasacak-594007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zirve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, küresel ölçekte sinir bilimi, ruh sağlığı ve nöroteknoloji alanlarında belirleyici çalışmaların ele alındığı 12. G20 / N20 (Neuroscience) Yıllık Bilimsel Zirvesi’ne Johannesburg Güney Afrika’da katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-kisiye-ozel-dijital-terapotiklerle-bellek-guclendirme-onumuzdeki-yillarda-yayginlasacak-594007">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, küresel ölçekte sinir bilimi, ruh sağlığı ve nöroteknoloji alanlarında belirleyici çalışmaların ele alındığı 12. G20 / N20 (Neuroscience) Yıllık Bilimsel Zirvesi’ne Johannesburg Güney Afrika’da katıldı.</p>
<p>Dünyanın önde gelen bilim insanlarını, mühendislerini, hekimlerini ve girişimcilerini bir araya getiren zirve, nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıklara yönelik hızlı klinik çözümler geliştirmeyi ve G20 ülkelerinde nöroteknoloji girişimlerini güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Beyin Haritalama ve Terapötik Bilimler Derneği tarafından yürütülüyor</strong></p>
<p>N20, önceki ABD başkanlarından Barack Obama’nın BRAIN Girişimi’ne katkıda bulunmayı ve G20 ülkeleri genelindeki mevcut ve gelecek projelere yönelik faaliyetleri genişletmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Neuroscience20, yıllık zirve aracılığıyla Obama’nın Beyin Girişimi’ne destek sunarken, nörolojik, psikiyatrik ve omurga bozukluklarının tanı ve tedavisini hızlandırmak üzere küresel bir Nöroteknoloji İnovasyon konsorsiyumu kurmayı da hedefliyor.</p>
<p>Beyin Haritalama ve Terapötik Bilimler Derneği tarafından yürütülen Neuroscience20 organizasyonu, dünya çapında çeşitli yıkıcı nöropsikiyatrik bozukluklarla mücadele etmeyi amaçlayan birleşik bir cephe oluşturmak üzere küresel bir Beyin Girişimleri konsorsiyumu kurmak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>12. yıllık zirvede; beyin haritalama ve terapötikler, nöroteknoloji inovasyonları, yatırımlar, nöropsikiyatrik bozukluklar, PTSD, yapay zeka, ruh sağlığı bozuklukları, nöroşirürji (vasküler), nöro-görüntüleme, nöroonkoloji, opioid bağımlılığı (pandemi), intihar önleme, epilepsi, omurga, nörolojik enfeksiyonlar, düzenleyici konular, MS, ALS ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar, TBI ve omurilik yaralanmaları gibi geniş bir yelpazede konu başlıkları ele alındı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’den zirveye katılan tek üniversite, Üsküdar Üniversitesi!</strong></p>
<p>Türkiye’den zirveye katılan tek üniversite olan Üsküdar Üniversitesi, ruh sağlığı, sinir bilimi ve mühendislik alanlarındaki güçlü akademik birikimi ile SBMT iş birliği kapsamında son 15 yıldır Küresel Beyin Girişimleri’nin kurulmasında öncü bir rol üstleniyor.</p>
<p>Zirvede açılış konuşması gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üniversitede yürütülen sinir bilimi çalışmaları, NP model ve Terapötik İlaç İzleme (TDM) Veri Tabanı üzerine bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan, sağlık alanında büyük veri odaklı yapay zeka uygulamalarına dikkat çekti</strong></p>
<p>Sağlık alanında büyük veri odaklı yapay zeka uygulamalarının önemine dikkat çeken Prof. Tarhan, 2024’te yapay sinir ağları ve makine öğrenimini mümkün kılan temel keşif ve icatlar için verilen Nobel Ödülü’nün fizikçilere değil, genetikçi Hatfield ve kognitif psikolog Hinton’a verildiğini hatırlatarak, genetik şifrelerle yapay sinir ağlarının işleyişini birleştiren bulguların yapay zekânın temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Yapay zekânın en büyük katkılarından birinin “dijital terapötikler” olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişiye özel dijital oyunlar, yazılımlar geliştiriyoruz. Kişi, yapay zekayı kullanarak kendi kendini tedavi ediyor, korkusunu yeniyor. Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme, dikkat eğitimi gibi uygulamalar önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak. Bu, nörobilimin nöropsikiyatriye önemli bir katkısı olacak.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Öğleden sonra gerçekleştirilen ikinci oturumda konuşan Prof. Dr. Tarhan, ME+ inisiyatifinin kuruluş ve gelişim sürecini, SBMT ile yürütülen iş birliklerini ve üniversitenin uluslararasılaşma kapsamında elde ettiği başarıları aktardı. Prof. Dr. Tarhan, multidisipliner ve çok uluslu araştırmacıların katkısıyla yürütülen çalışmaların küresel ölçekte güçlü akademik ve sosyal etki üretebildiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergüzel, sağlıkta yapay zeka, girişimcilik ve sinir bilimi alanlarındaki çalışmaları anlattı</strong></p>
<p>Aynı oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, sağlıkta yapay zeka, girişimcilik ve sinir bilimi alanlarındaki çalışmaları değerlendirdi.</p>
<p>Genç araştırmacıların girişimcilik motivasyonunun yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, bu alana yönelik yapısal dönüşümlerin planlanması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Yapay zekâ odaklı sağlık girişimlerinin büyük veri analitiği, makine öğrenmesi ve doğal dil işleme teknikleriyle klinik karar destek sistemlerinin doğruluğunu artırdığını, maliyet-etkinliğin güçlendiğini, ilaç geliştirme, tedavi ve klinik iş akışlarında yenilikçi çözümler ürettiğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, girişimlerin başarısı için düzenleyici uyumluluk, veri güvenliği, etik kullanım, sürdürülebilir iş modelleri gibi unsurların kritik olduğuna değindi.</p>
<p>Prof. Dr. Ergüzel, kamu-özel sektör iş birlikleri, erken aşama fon mekanizmaları ve pilot uygulamaların, yapay zeka tabanlı sağlık inovasyonlarının ölçeklendirilmesini hızlandırdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Dönüşüm neyi içeriyor?</strong></p>
<p>Prof. Türker Ergüzel’in yakın, orta ve uzun vadeli planlar halinde ifade ettiği dönüşümün öncelikleri, kısa vadede (1–3 yıl) AI terapist yardımcılarını, AI triyaj ve risk tarama araçlarını, AI konuşma tabanlı ruh sağlığı asistanlarını ve giyilebilir cihazlar ile AI ruh sağlığı analitiğini; orta vadede (3–7 yıl) ilaç cevap tahmini için AI, erken evre okul tabanlı AI ruh sağlığı sistemleri ve işyeri ruh sağlığı istihbarat sistemlerini; uzun vadede (7–15 yıl) ise duygudurum bozukluklarının ilaçsız tedavisi için AI + BCI, duygusal düzenleme için gerçek zamanlı beyin durumu kod çözme ve AI destekli kapalı döngü nöromodülasyonu içeriyor.</p>
<p><strong>Sağlıkta yapay zekâ kullanımı teşhis doğruluğunu artırıyor</strong></p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi özelinde yürütülen çalışmalardan bahseden ve sürecin finansal parametrelerine dikkat çeken Yönetim Kurulu üyesi Fırat Tarhan, sağlıkta yapay zekâ kullanımının teşhis doğruluğunu artırdığını, tedavi süreçlerini kişiselleştirdiğini ve sağlık hizmetlerinde verimliliği yükselttiğini ifade etti.</p>
<p>Fırat Tarhan, bu teknolojilerin güvenli ve etkin biçimde benimsenebilmesi için ekonomik politikaların veri altyapısı yatırımları, düzenleyici çerçeveler, kamu-özel iş birliği modelleri ve maliyet–etkililik analizlerini içerecek şekilde bütüncül olarak tasarlanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Yapay zeka uygulamalarıyla binlerce ölüm önlenebilir</strong></p>
<p>Literatürde yer alan çalışmalardan aktardığı sayısal verilerle yapay zeka yatırımlarının ekonomik etkisine işaret eden Fırat Tarhan, “The Potential Impact of Artificial Intelligence on Health Care Spending” çalışmasına göre, ABD’de yapay zekânın yaygın benimsenmesi durumunda sağlık harcamalarında %5–10 düzeyinde azalma olabileceğini ve bunun 2019 yılı itibarıyla 200–360 milyar USD tasarrufa karşılık geldiğini söyledi.</p>
<p><strong>Yılda yaklaşık 400 bin ölüm önlenebilir!</strong></p>
<p>Avrupa’da yapılan bir raporda ise yapay zeka uygulamalarıyla yılda yaklaşık 400 bin ölümün önlenebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Fırat Tarhan, literatürdeki bulgulara göre sağlıkta yapay zekâ için ekonomik politika oluşturulmasında iki kritik noktaya dikkat çekildiğini belirtti ve “Yapay zekânın potansiyel tasarruf kapasitesi yüksek; ancak yatırım maliyetleri, uygulama süreci ve etkinlik verilerine ilişkin eksiklikler politika kararlarını zorlaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Küresel Nöroteknoloji inisiyatifleri mütabakat imzaladı</strong></p>
<p>N20 zirvesinin son gününde ise Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avustralya ve Avrupa ülke delegasyonlarının Nöroteknoloji inisiyatifleri aşağıda verilen mutabakat metnini politika belirleyici liderler ile paylaşılmak üzere imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-kisiye-ozel-dijital-terapotiklerle-bellek-guclendirme-onumuzdeki-yillarda-yayginlasacak-594007">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johnson &#038; Johnson Ruh Sağlığının Önemine Vurgu Yapmak İçin Moda Merdivenlerini Renklendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/johnson-johnson-ruh-sagliginin-onemine-vurgu-yapmak-icin-moda-merdivenlerini-renklendirdi-585628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 15:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[johnson]]></category>
		<category><![CDATA[önemine]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığının]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Johnson &#038; Johnson, Ekim ayında kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, ruh sağlığının önemine dikkat çekmek amacıyla çalışmalarına devam ediyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/johnson-johnson-ruh-sagliginin-onemine-vurgu-yapmak-icin-moda-merdivenlerini-renklendirdi-585628">Johnson &#038; Johnson Ruh Sağlığının Önemine Vurgu Yapmak İçin Moda Merdivenlerini Renklendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Johnson &#038; Johnson</strong>, Ekim ayında kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, ruh sağlığının önemine dikkat çekmek amacıyla çalışmalarına devam ediyor.  Farklı Renklerle Aynı Resimdeyiz” projesinin devamı niteliğinde bu yıl da farkındalık çalışmalarını sürdüren <strong>Johnson &#038; Johnson</strong>, İstanbul Kadıköy Belediyesi iş birliğinde Moda’nın sembolleri arasında yer alan Moda Merdivenlerini, özel bir eserle renklendirdi. Eser, ruh sağlığı bozulmalarında dalgalı ruh hallerinden gerekli sosyal destek ve tedavilerle iyileşme ile feraha doğru ilerleyen yolculuğu betimliyor. Eserde ruhsal iyileşme derinliklerden özgürlüğe uzanan bir dönüşüm ilhamıyla balıktan kelebeğe dönüşen görsel imgeler kullanılarak anlatılıyor. </p>
<p><strong>Johnson &#038; Johnson Türkiye Dış İlişkiler Direktörü Başak Yılmaz</strong> proje ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “Ruh sağlığı, genel sağlığımızın ve yaşam kalitemizin temel taşlarından biridir. Ruh sağlığı, beden sağlığı kadar önemlidir ve ona özen göstermek, yaşam kalitemizi artırır. İyi bir ruh sağlığı hem duygusal hem de psikolojik dengeyi korumamıza yardımcı olur ve yaşamın zorluklarıyla başa çıkmamızı kolaylaştırır. Biz Johnson &#038; Johnson olarak, ruh sağlığı alanında global olarak 70 yıllık köklü mirasımızla hastaların yanındayız. Geliştirdiğimiz tedaviler ile ruh sağlığı hastalıklarıyla mücadele eden hastaların yaşamlarını iyileştirmek ve hastalara asla yalnız olmadıklarını hissettirmek istiyoruz. Ruh sağlığı alanında yalnızca tedaviyle değil, toplumsal bilinç oluşturarak da fayda sağlamak arzusundayız. Bu kapsamda faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Kadıköy Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilen bu anlamlı projenin ruh sağlığı hastalıklarıyla ilgili toplumun bilinçlenmesine katkı sağlaması en büyük temennimiz” dedi.</p>
<p><strong>Johnson &#038; Johnson Türkiye Nörobilim Grup Medikal Müdürü Dr. Özhan Özdemir</strong> ise yaptığı açıklamada “Ruhsal bozukluklar dünya genelinde en yaygın hastalık grupları arasında; yaşam boyu yüksek prevalans, erken başlangıç ve ciddi işgücü/üretkenlik kaybı yaratıyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, nüfusumuzun %17’si ruh sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya, 3,2 milyon kişi depresyon yaşıyor ve antidepresan kullanım oranı son beş yılda %56 oranında artış göstermiş durumda. Özetle Türkiye’de yaklaşık 83 milyonluk nüfusumuzun içinde, her yıl yaklaşık 9 milyon kişi ruh sağlığı konusunda destek arıyor.* Ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığı arttırmak, damgalanmanın azalmasına ve insanların ihtiyaç duyduğu yardımı aramasına olanak sağlıyor. Hedefimiz, tüm hastalara etkin tedavi olanaklarını sunarak yaşam kalitelerini iyileştirmenin yanı sıra ruh sağlığı alanındaki tüm paydaşlarla omuz omuza çalışarak ve sağlık ekosistemini geliştirecek, hastalık süreçlerini pozitif yönde dönüştürecek ve toplumsal farkındalığı artıracak projeleri hayata geçirmek. Bu yıl da Ruh Sağlığı Günü kapsamında “Farklı Renklerle Aynı Resimdeyiz Projesi” ile toplumsal anlayışı ve desteği artırmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Fotoğraf Altı: Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı İbrahim Başar Necipoğlu, J&#038;J Dış İlişkiler Direktörü Başak Yılmaz, Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Rasim Emre Fırıncı, J&#038;J Nörobilim Grup Medikal Direktörü Dr. Özhan Özdemir</strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/johnson-johnson-ruh-sagliginin-onemine-vurgu-yapmak-icin-moda-merdivenlerini-renklendirdi-585628">Johnson &#038; Johnson Ruh Sağlığının Önemine Vurgu Yapmak İçin Moda Merdivenlerini Renklendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenlerin projesi ile ruhsal bozukluğu olan bireylerin 3D yazıcı kullanarak işlevselleşmesi araştırılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerin-projesi-ile-ruhsal-bozuklugu-olan-bireylerin-3d-yazici-kullanarak-islevsellesmesi-arastirilacak-584164</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584164</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal yürütücülüğünde, farklı disiplinlerden uzmanların iş birliğiyle hazırlanan “Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin 3D Yazıcı Kullanımlarının İşlevsellik Düzeylerine Etkisi” adlı proje, “TÜBİTAK 1002 A Hızlı Destek Modülü” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerin-projesi-ile-ruhsal-bozuklugu-olan-bireylerin-3d-yazici-kullanarak-islevsellesmesi-arastirilacak-584164">Egeli akademisyenlerin projesi ile ruhsal bozukluğu olan bireylerin 3D yazıcı kullanarak işlevselleşmesi araştırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal yürütücülüğünde, farklı disiplinlerden uzmanların iş birliğiyle hazırlanan “Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin 3D Yazıcı Kullanımlarının İşlevsellik Düzeylerine Etkisi” adlı proje, “TÜBİTAK 1002 A Hızlı Destek Modülü” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje, kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitesini artırmak için 3D yazıcı kullanımının etkilerini araştıracak.</p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi, bilimin ışığında insanlığa hizmet etmeye devam ediyor. Ege Üniversitesi olarak, toplumumuzun sağlık ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler üretme misyonumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu proje, ruhsal bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitelerini artırma ve topluma katılımlarını güçlendirme adına atılmış çok değerli bir adımdır. Disiplinlerarası iş birliğinin en güzel örneklerinden biri olan bu çalışmanın, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ruh sağlığı alanına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Proje yürütücüsü Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal, “Dünya genelinde her sekiz kişiden biri ruhsal bozukluk yaşıyor ve bu bireylerin önemli bir kısmı etkili tedaviye erişemiyor. Ruhsal bozukluklar; bilişsel, duygusal ve sosyal işlevlerde kayıplara yol açabiliyor, yalnızca ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda psikososyal müdahaleler iyileşme sürecinde kritik bir rol üstleniyor. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri bu alanda önemli hizmetler sunmakla birlikte, bireylerin yaratıcılık ve üretkenliğini destekleyecek yenilikçi uygulamalara ihtiyaç duyuluyor. Bu proje, kronik ruhsal bozukluk tanısı almış bireylerin 3D yazıcı kullanımlarının işlevsellik düzeylerine etkisini araştıracak” diye konuştu.</p>
<p><b>“Disiplinler arası iş birliği ile yenilikçi yaklaşım”</b></p>
<p>Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal, “Proje kapsamında, alanında uzman farklı disiplinlerden araştırmacılardan oluşan bir ekip belirlendi. Bu ekipte akademisyen ve klinisyen psikiyatri hemşireleri ve psikiyatri hekimi; ruhsal bozukluğu olan bireylerin klinik değerlendirmesi, işlevsellik düzeylerinin ölçülmesi ve psikososyal müdahalelerin uygulanmasında görev alacaklar. Ayrıca, makine mühendisi akademisyenimiz de, 3D yazıcıların teknik boyutu, tasarım ve üretim süreçlerinin yürütülmesinde katkı sağlayacak. Bu disiplinler arası iş birliği, projenin hem sağlık hem de mühendislik boyutunu kapsayarak yenilikçi bir yaklaşım geliştirmesine olanak tanıyacak. Böylece proje, yalnızca ruh sağlığı alanına değil, aynı zamanda teknolojinin bireylerin rehabilitasyon süreçlerine entegrasyonuna da katkı sunmayı hedefliyor. Uygulama, Ege Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde yürütülecek” dedi.</p>
<p>Arş. Gör. Dr. Merve Uğuryol Ünal’ın yürütücüsü olduğu projede; Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Damla İşman Haznedaroğlu, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Arş. Gör. Dr. Hasan Yavuz Ünal, Ege Üniversitesi Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hemşiresi Dr. Tülün Liman araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenlerin-projesi-ile-ruhsal-bozuklugu-olan-bireylerin-3d-yazici-kullanarak-islevsellesmesi-arastirilacak-584164">Egeli akademisyenlerin projesi ile ruhsal bozukluğu olan bireylerin 3D yazıcı kullanarak işlevselleşmesi araştırılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 13:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”<br />Bu yılın teması, “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirlendi. Bugün aynı zamanda Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümü. Bu acı tesadüf, bireysel ve toplumsal düzeyde yaşanan travmaların, afetlerin ve krizlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini bir kez daha hatırlatıyor. Ne yazık ki bugün, dünyanın pek çok yerinde insanlar hâlâ savaşların, çatışmaların ve afetlerin gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Gazze’de başlayan ve tüm Orta Doğu’nun güvenliğini tehdit eden saldırılar, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, yerküreyi ve insanlığı derinden etkileyen ekolojik krizler – iklim değişikliği, yangınlar, su baskınları ve depremler – insan davranışlarıyla daha da yıkıcı hale geliyor. Doğal afetlerin bu biçimde insan eliyle tetiklenmiş versiyonları, yeni afet ve acil durumların her geçen gün ortaya çıkmasına neden oluyor.</p>
<p>Tüm bu afetler ve çatışmaların yanı sıra, insanların kadınlara, çocuklara, toplumun “öteki” kesimlerine, hayvanlara ve doğaya yönelttiği şiddet, çalışma ortamlarındaki güvensizlikler, yalnızca ruh sağlığı sorunlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerine erişimi de zorlaştırıyor. Bu durum, özellikle en savunmasız grupları derinden etkiliyor ve afet ile acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>İnsan eliyle oluşturulan ve ruh sağlığını kimi zaman ölçülemez boyutlarda olumsuz etkileyen felaketlerin başında savaşlar ve silahlı çatışmalar gelmektedir. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmaların sivil halka yaşattığı zorlukları, kayıpları her defasında benzer acı duygularla izlemekteyiz. Yanı başımızda ikinci yılını dolduran soykırım sürecinde Gazze’nin sağlık sisteminin çöküşünün, hastanelerin %94’ünün işlevsiz hale gelişinin, eğitimin bütünüyle durduğu, barınmanın mümkün olmadığı koşullarda zorla yerlerinden edilen insanların açlık, hastalıklar ve hiç durmayan saldırılar altında hayatta kalma mücadelesi verdiklerinin tanığıyız. Çatışmaların başladığı dönemden bu yana yataklı psikiyatri hizmeti verilemez hale geldiğini bildiğimiz Gazze özelinde de diğer tüm çatışma bölgelerinde de ruh sağlığının desteklenmesine en çok ihtiyaç duyulan dönemler maalesef belki de ruh sağlığı hizmetinin en az verilebildiği ortamları içeriyor.  Olumsuz etkilerinin pek çok açıdan nesiller boyunca süreceğini görebildiğimiz bu süreçte incinebilir grupların her zamanki gibi çok daha fazla etkilendiği ortadadır. Yıkım ortamlarında uluslararası örgütlerin, insan hakkı temelli kurumların bile yardım sağlamada yetersiz kaldıklarında, engellendiklerinde yapılabilecekler ve yapılması gerekenlerle ilgili tüm dünyada çok daha farklı çalışmalara ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. </p>
<p>Günümüzde ne yazık ki kadına şiddet neden olduğu kayıplarla acil bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Her yıl yüzlerce kadın tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınların güvenlik algısını zedeleyen ve pek çok ruh sağlığı sorununa zemin hazırlayan bu ortamda çok yönlü bir mücadele ve iyileştirme sürecinin planlanması gerektiği açıktır. Erkek egemen kültürde temellenen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları ekonomi, politika, eğitim ve sağlık alanlarındaki haklarından mahrum bırakmakta ve çok etkenli bir şiddet sarmalını beslemektedir.  </p>
<p>Şiddetin hiçbir türünü bir diğerinden bağımsız düşünmek mümkün değildir; Ahmet Minguizzi’nin yaşıtı olan gençler tarafından öldürülmesi, çocukların çeteler tarafından kullanılmasının ve suça sürüklenmesinin arkasındaki derin toplumsal, ekonomik ve ruhsal nedenleri gözler önüne sermiştir. Yoksulluk, ihmal, aile içi şiddet, okuldan kopma ve sosyal dışlanma gibi faktörler, çocukların savunmasızlıklarını artırmakta; örgütlü suç yapılarının kolay hedefi hâline getirmektedir. Bu durum, yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, ruh sağlığı odaklı, koruyucu ve rehabilite edici bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Çocukların şiddet ortamlarından uzaklaştırılması, psikososyal destek ve aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal programlara erişimin artırılması yaşamsal önem taşımaktadır. Çocukların suçun değil, umudun parçası olabilmesi için devletin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Bu bağlamda şiddetin acil bir sorun olduğunu, toplumun her katmanından bireylerin, eğitimcilerin, kanun yapıcı ve uygulayıcı mekanizmalarıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşların çözümün parçası olması gerektiğini hatırlatıyoruz.</p>
<p>Bolu Kartalkaya bölgesinde bir otelde meydana gelen yangın, ihmalkarlığın ve denetim eksikliklerinin yol açtığı önlenebilir bir felaket olarak hafızalarımıza yerleşmiştir. Yapıların güvenliğini sağlaması gereken sistemler, kâr etmek uğruna kamu yararını gözetmeden işletilmekte ve denetlenmektedir. Bu ihmaller, yapılaşma ve işletme politikalarının insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yangın sonrası müdahale çalışmalarının yetersizliği ve yaşanılan kayıpların önlenebilir olduğu gerçeği, travmanın etkisini daha da artırmaktadır. Bu büyük acı ve kayıplar, yoğun kaygı, öfke, çaresizlik, yas ve belirsizlik duygularını beraberinde getirerek toplumun temel güven duygusunu ve adalete olan inancını derinden etkilemiştir.</p>
<p>On binlerce insanını depremler ve doğal afetlerle yitirmiş bir ülke olan Türkiye, kurumları ile afetlere hazır olmadığı gerçeğini 6 Şubat Depremleri ile tekrar acı bir şekilde yaşadı. Deprem sonrası psikososyal destek sunumu ve yaşamın yeniden toparlanması süreci ise başta ruh sağlığı hizmetleri olmak üzere afet sonrasına yönelik planların ve uygulamaların da ne derece yetersiz olduğunu ve yanlış planlandığını gözler önüne serdi.</p>
<p>Türkiye sadece yıkıcı depremlerin yaşandığı değil aynı zamanda çarpık yapılaşma ve yetersiz önlemler nedeniyle orman yangınları ve sel felaketlerinin yerleşim yerlerini tehdit ettiği, kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin çevre felaketlerine yol açtığı bir coğrafya haline gelmiştir. Bu açıdan afetlerde ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin planlanması daha da önemli hale gelmektedir. Afetler ve ruh sağlığı ilişkisi her şeyden önce afetlere hazırlık ve afetin yıkıcı etkilerini azaltacak önlemler ile başlar. Güvenli bir çevrede yaşamak temel insan hakkıdır, koruyucu ruh sağlığı açısından vazgeçilmezdir.  </p>
<p>Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte artan orman yangınları, seller ve depremler, yalnızca çevresel yıkımlara değil, bireylerin ve toplumların ruh sağlığı üzerinde derin ve uzun süreli etkiler bırakan kitlesel travmalara yol açmaktadır. Bu afetlerin yeterli hazırlık, önlem ve kriz yönetimi olmadan yaşanması; yaşamsal kayıpların yanında güvenlik duygusunun zedelenmesine, geleceğe dair umutsuzluk ve çaresizlik hislerinin artmasına neden olmaktadır. Ruh sağlığını korumak, yalnızca bireysel dayanıklılığı güçlendirmekle değil, aynı zamanda doğa ile uyumlu, güvenli, denetlenebilir ve adil yaşam koşulları oluşturmakla mümkündür.</p>
<p>Afetler ve acil durumlarda insanların alacakları her türlü sağlık hizmeti ve sosyal destekler de bir yardım faaliyeti değil en temel yurttaşlık hakkıdır ve bunun sağlanması kamusal yükümlülüktür. Ruh sağlığı desteği tüm etkilenenler için ulaşılabilir ve nitelikli olmalıdır. Sadece ruh sağlığı profesyonellerince sunulan destekler değil afetler ardından yapılan tüm destek faaliyetleri de dolaylı bir ruh sağlığı hizmeti olup tüm bu hizmetlerin kesintisiz olması, insan haysiyeti ve otonomisi gözetilerek sürdürülmesi sağlanmalıdır. Ülkemiz bilimin ve yaşanılan onlarca acı deneyimin ışığında ve bu alanda çalışan meslek ve bilim kuruluşlarının katılımı ile gerçekçi bir ruh sağlığı eylem stratejisi oluşturmalıdır.</p>
<p>Bu yıl Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün teması, felaket ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerine erişimin önemine vurgu yapmaktadır. İnsan yaşamının büyük kısmı iş yerlerinde geçmekte ve bu alanlardaki psikososyal koşullar bireylerin ruhsal iyilik hâlini doğrudan etkilemektedir. Yoğun iş yükü, belirsizlikler, mobbing ve güvencesizlik gibi faktörler çalışanlarda anksiyete, depresyon ve tükenmişlik riskini arttırmakta, mobbinge bağlı intihar ve iş cinayetlerindeki artış her geçen gün önlenebilir kayıplarla karşımıza çıkmaktadır.  Oysa destekleyici ve güvenli çalışma ortamları ile hem bireysel hem kurumsal verimliliği güçlendirmek mümkündür.</p>
<p>Ruh sağlığı meslek mensupları olarak, tüm kurumları ruh sağlığını iş güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye davet ediyoruz. İşyerlerinde psikososyal risklerin değerlendirilmesi, çalışanlara erişilebilir psikolojik destek sağlanması, farkındalık eğitimleriyle ruhsal iyiliğin güçlendirilmesi ve afet gibi kriz durumlarında psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesi öncelikli hedef olmalıdır. Ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel bir gereklilik değil, toplumsal dayanıklılığın da temelidir.</p>
<p>Son dönemde toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığını ciddi biçimde tehdit eden yaralama, cinayet, cinsel saldırı gibi suçlara verilen yetersiz cezalar; bu suçların bir kısmının faillerinin “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” uygulamasıyla kısa sürede toplum içine dönmesi, kamu güvenliği ve toplumun ruh sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Buna karşın, toplum güvenliğini tehdit etmeyen, kaçma riski bulunmayan ya da doğrudan suç tanımına uymayan isnatlarla bazı kişilerin aylarca, hatta yıllarca cezaevlerinde tutulması, toplumda adalet duygusunu zedelemekte ve güvenlik hissini sarsmaktadır. Bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ruh sağlığını olumsuz etkilemekte, toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı beslemektedir.</p>
<p>Öte yandan cezaevlerinde aşırı kalabalık, yetersiz altyapı, tecrit ve izolasyonun yoğun uygulanması, özel ihtiyaçların dikkate alınmaması, çıplak arama gibi hak ihlalleri cezaevi ortamını ve buradaki sağlık ihtiyacını acil ve özellikli hale getirmekte, muayenelerde mahremiyetin ihlali, uzman desteği ve sevk mekanizmalarındaki aksaklıklar, ağır hastaların sağlık hizmetine erişimindeki aksaklıklar, ağır hastalığı olan ve insana karşı suç işlememiş olanların ısrarla tutuklu yargılamaları mahpusların hem bedensel hem de ruhsal sağlıklarını ciddi biçimde riske atmaktadır. Bu koşullar, hayati durumlarda müdahalenin gecikmesine ve ölüm dahil geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim tutuklu ve hükümlülerin de temel hakkıdır. Bu hak hem insan onurunun korunması hem de toplumsal adaletin sağlanması açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü” temamız “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı”!</p>
<p>Dünyanın pek çok yerinden gelen savaş, ekolojik felaketler, toplumsal olaylar, toplumun belli kesimlerine yönelen çeşitli şiddet olayları gibi afet ve acil durum haberlerinin gölgesinde unutmamalı, unutturmamalıyız ki:<br />Ruh sağlığına erişim bir insan hakkıdır!</p>
<p>Dayanışma ile,</p>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği<br />Türk Psikologlar Derneği<br />Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği<br />Türk Nöropsikiyatri Derneği<br />Psikiyatri Hemşireleri Derneği<br />Şizofreni Dernekleri Federasyonu<br />Abdulkadir Özbek Psikodrama Dernekleri Federasyonu<br />Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği<br />İstanbul Yetişkin Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Dünya İnsani Dayanışma Derneği<br />Psike İstanbul Psikanaliz Derneği<br />Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği<br />Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği<br />İzmir Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği<br />Travma Çalışmaları Derneği<br />Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği<br />Otizm ve Nörogelişimsel Araştırmalar Derneği</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruh sağlığı ve kaygının önemini Osmangazi&#8217;de konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-ve-kayginin-onemini-osmangazide-konusuldu-583383</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 13:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kaygının]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[önemini]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde stres ve kaygı konulu seminer düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-ve-kayginin-onemini-osmangazide-konusuldu-583383">Ruh sağlığı ve kaygının önemini Osmangazi&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde stres ve kaygı konulu seminer düzenledi. Düzenlenen seminerde alanında uzman psikologlar<br />ruh sağlığının önemi ve herkesin ortak problemlerinde biri olan kaygıyla başa çıkabilme yöntemlerini anlattı. <br /> Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Çekirge Rotary Kulübü, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nü kutlamak için “Stresli Dünyada Kaygıyı Yönetmek” konulu seminer düzenledi. Prof. Dr. Alp Gurbet’in moderatörlüğünü yaptığı Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde düzenlenen programda Uzman Klinik Psikolog Selin Çelen ve Uzman Klinik Psikolog Begüm Ece Çalışkan, Stresli bir dünyada kaygı ve stresle başa çıkma yöntemleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Osmangazi’de yaşayan vatandaşların yoğun katılım gösterdiği programda  10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günüde kutlandı. </p>
<p> “Başa edilemeyen duygular zamanla fiziksel sorunlara yol açıyor”<br />10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nü kutlamak için bir araya geldiklerini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Begüm Ece Çalışkan, “10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü bugün dünyada ruh sağlığının önemini kutladığımız bir gün burada hem ruh sağlığının önemi ve herkesin ortak problemlerinde biri olan kaygı hakkında konuştuk.  Stresli bir dünyada kaygıyı nasıl yönetebiliriz, stresle nasıl baş edebiliriz hakkında bilgiler verdik. Stres günlük hayatımızda hayatımız da bizim tehdit altında hissettiğimiz normal bir duygu aslında işlevsel olabilir ve kullanabiliriz ama kullanamadığımız işlevimizi bozduğu yerlerde biraz daha onun etrafını doldurarak stresin kaynağını ve nereden geldiğini anlayarak bununla baş etme stratejilerini anlattık. Dünyada herkesin stres seviyesinin arttığını biliyoruz. İstatistik olarak bu eski zamanlara göre çok daha fazla, zamanının büyük çoğunluğunu kazanmak üzere geçiren kişilerde stres çok daha fazla gözüküyor. Dışarı atılmayan başa edilemeyen duygular zamanla fiziksel sorunlara yol açıyor” dedi. <br /> <br /> “Kaygıların başarıda sağlayabilir başarımızı gölgeleyedebilir” <br />Fiziksel sağlığın önemli olduğu kadar ruh sağlığının da önemine dikkat çektiklerini belirten Uzman Klinik Psikolog Selin Çelen, “Kaygılar çeşitli fiziksel hastalıklara sebebiyet verebilir ama sağlıklı yanları da var bunlar performansımızı sağlayan bir şey mesela sınav stresi bizim başarılı olmamıza da sebep olabilir, yada hedeflediğimiz bir şey bir şekilde kaygılı olduğumuz da ona daha kolaylıkla ulaşabilmemizi sağlıyor. İşlevsellik dışına çıktığımızda onu gölgelediği vakitte bu noktada kaygı daha tehlikeli bir boyuta geliyor ve başarımızı gölgeliyor” şeklinde konuştu. </p>
<p>    “Yaşadığımız stres kaygıya ve endişeye dönüşebiliyor”<br /> Dünyada stres altında yaşadıklarını söyleyen Prof. Dr. Alp Gurbet, “Yaşadığımız stres kaygıya ve endişeye dönüşebiliyor. Çok kaygılı ve stresliysek bunları nasıl yönetebiliriz, hakkında Uzman Klinik Psikolog arkadaşlarımız katılıcılara bilgiler verdi” diye konuştu. <br /> <br />    “İnsanı merkez alan her projede yer almaya devam ediyoruz”<br /> Dünya Ruh Sağlığı Günü için bir araya geldiklerini sözlerine ekleyen Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Fatma Çil Yılmaz, “Ruh sağlığı sadece bireysel değil toplumumuzu da ilgilendiren çok önemli bir konu insan olarak ne kadar mutlu olursak toplumumuza o kadar faydalı oluruz. Biz Osmangazi Kent Konseyi olarak insanı merkez alan her projede yer almaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>     “Ruhumuz bedenimizin en değerli hazinesidir”<br /> İyi sağlığın zihinsel ve duygusal dengenin korunması ile mümkün olduğunu söyleyen Çekirge Rotary Kulübü Başkanı Yüksel Aşnı, “Ruhumuz<br />bedenimizin en değerli hazinesidir. Ruh sağlığı ve ruh hastalıklarının<br />toplumda farkındalığını ve anlaşılırlığını artırmak amacıyla 1992 yılından bu<br />yana her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlanmaktadır. Bizde bu anlamlı günü kutlamak için bir araya geldik” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ruh-sagligi-ve-kayginin-onemini-osmangazide-konusuldu-583383">Ruh sağlığı ve kaygının önemini Osmangazi&#8217;de konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 13:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[katına]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><strong>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</strong></p>
<p>Türkiye’de antidepresan kullanımının son 10 yılda neredeyse iki katına çıktığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2010’ların başında her 100 kişiden yaklaşık 3’ü düzenli antidepresan kullanırken, bugün bu sayı 6’ya yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu artış daha da hızlandı: 2020 sonrası sadece iki yıl içinde piyasaya sürülen antidepresan miktarında yaklaşık 10 milyon kutuluk bir artış yaşandı. Bu veriler, toplumda ruh sağlığı sorunlarının artışıyla birlikte sosyal koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıkları da düşündürüyor.”</p>
<p><strong>Antidepresan kullananların yüzde 70’i kadın</strong></p>
<p>Antidepresan kullanımında en büyük farkın kadınlarda görüldüğünü belirten Prof. Dr. Şalcıoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Reçetelerin yaklaşık yüzde 70’i kadınlara yazılıyor. Yani antidepresan kullanan her 10 kişiden 7’si kadın. Bu fark, kadınların daha fazla ruh sağlığı sorunları geliştirmesinden mi yoksa erkeklere göre tedavi aramaya daha fazla açık olmalarından mı kaynaklanıyor, bu hâlâ tartışmalı bir konu. Yaş grubunda ise 35 yaş üstü bireyler öne çıkıyor. Özellikle 36-50 yaş aralığında kullanım yaygın. Ancak gençler arasında da son yıllarda artış olduğu gözleniyor. Bu gençlerin gittikçe daha fazla ruh sağlığı sorunları için risk altında olduğuna işaret ediyor. İllere göre dağılımda dikkat çeken farklar var: Büyükşehirlerde kullanım oranları daha yüksek. Bazı şehirlerde, özellikle batı ve iç Anadolu bölgelerinde, kişi başına düşen antidepresan kullanımı diğer illere göre iki kata kadar çıkabiliyor. Büyük şehirlerde yaşamın zorlukları burada belirleyici bir faktör olabilir.”</p>
<p><strong>Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu, bu artışın nedenlerini ise şöyle özetledi:</p>
<p>“Ruh sağlığı sorunları hem Türkiye’de hem dünyada artıyor. Pandemi sonrası dönemde, ekonomik kriz, işsizlik, belirsizlik, göç ve doğal afetler gibi toplumsal koşullar, özellikle Türkiye’de kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi ruhsal sorunların daha görünür hale gelmesine yol açtı. Böyle bir ortamda antidepresan kullanımındaki artış bir yönüyle toplumun ruh sağlığına dair farkındalığının artması, damgalayıcı tutumların zayıflaması ve bireylerin yardım arayışına daha açık hale gelmesiyle ilişkili olabilir. Ancak madalyonun öteki yüzünde sistemsel sınırlılıklar var. Süresi kısıtlı poliklinik muayenelerinde, ilaç reçete etmek genellikle en hızlı müdahale biçimi haline geliyor. Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor. </p>
<p>İlaçların bir kısmı reçetesiz temin edilebildiği için, kendi kendine ilaca başlama veya sürdürme davranışı da yaygınlaşıyor. Bu durum, resmi kullanım verilerinin bile ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. İlaç daha erişilebilir olsa da araştırmalar, özellikle bilişsel ve davranışçı terapi gibi bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımlarının daha uzun vadeli ve kalıcı çözümler sunduğunu gösteriyor. Ne yazık ki hem maddi hem de yapısal engeller, toplumun geniş kesimlerinin bu tür bilimsel temelli terapilere ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu noktada ilaç endüstrisinin rolü de göz ardı edilemez. Psikolojik sorunların yalnızca biyolojik ya da kimyasal temelli hastalıklar gibi çerçevelenmesi (medikalizasyon), antidepresanların yaygın biçimde önerilmesini kolaylaştırıyor. Elbette ilaç tedavisi bazı durumlarda gerekli ve faydalı olabilir. Ancak bu faydanın bireyler arası farkları, yan etkileri ve alternatif müdahale yolları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Kişi başına düşen</strong> <strong>antidepresan tüketimi iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi</strong></p>
<p>Pandemiyle birlikte Türkiye’de antidepresan kullanımının belirgin şekilde artığına değinen Profesör, “Kişi başına düşen tüketim sadece iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi. Ancak aynı dönemde psikiyatri reçetelerinde düşüş gözlemlendi. Bu da birçok kişinin doktora başvurmadan, kendi kararıyla ilaç kullanmaya yöneldiğini gösteriyor. Nitekim pandemi sırasında dünya genelinde kendi kendine ilaç kullanma oranının yüzde 48’in üzerine çıktığını görüyoruz. Pandemi sırasında ilaç kullanımdaki artışın arkasında kapanmaların yol açtığı yalnızlık ve belirsizlik, hastalığa yakalanma korkusu, kayıplar, ekonomik zorluklar ve işsizlik gibi etkenler var. Ayrıca ev içi çatışmaların artması, kadınların artan bakım yükü ve sosyal desteğin zayıflaması da bu tabloyu derinleştirdi. Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’de antidepresan kullanımı birçok Avrupa ülkesinin gerisinde</strong></p>
<p>Türkiye’deki antidepresan kullanımını dünya genelinde değerlendiren akademisyen, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye’de antidepresan kullanımı artıyor ama hâlâ birçok Avrupa ülkesinin gerisindeyiz. OECD verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında antidepresan kullanım oranı en düşük ülkelerden biri. Örneğin, İzlanda, Portekiz, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde kişi başına düşen antidepresan kullanımı Türkiye’nin 3 ila 4 katı kadar. Ancak bu fark, Türkiye’de toplumun daha sağlıklı olduğunu değil, psikoterapiye ve psikiyatrik hizmetlere erişimin daha sınırlı olduğunu gösteriyor da olabilir. Batı ülkelerinde psikoterapi hizmetleri daha yaygın ve erişilebilir düzeyde olduğu için insanlar, Türkiye’de örneğindeki gibi, sadece ilaca yönelmiyor. Yani düşük oranlar her zaman olumlu bir tabloya işaret etmiyor.”</p>
<p><strong>Antidepresanların yanlış ya da gereksiz kullanımı riskli</strong></p>
<p>Antidepresan kullanım süresi ve miktarlarıyla ilgili de konuşan Şalcıoğlu,<strong> </strong>“Elimizdeki bilimsel kaynaklarda, Türkiye’de antidepresanların ortalama kullanım süresi ya da bireysel doz tercihlerine dair güvenilir bir veri bulunmuyor. Klinik rehberlerde genellikle 6 ay ve üzeri kullanım önerilir, ancak bu süre vakaya göre değişir. Genellikle kişilerin bu süreyi aştığını, yıllarca ilaç kullanabildiğini görüyoruz. Antidepresan kullanımını anlayabilmek için daha detaylı saha araştırmalarına ihtiyaç var” dedi. Gereksiz kullanımın riskler taşıdığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antidepresanlar yanlış ya da gereksiz kullanıldıklarında ciddi riskler taşırlar. Öncelikle biyolojik açıdan, yan etkiler (uyku bozuklukları, kilo değişimi, cinsel işlev sorunları, mide‑bağırsak yakınmaları vb.) görülebilir; bazı ilaçlarda ani kesilme sendromu yaşanabilir. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım, beynin kimyasal dengesini yapay biçimde değiştirebilir. Psikolojik açıdan ise en önemli risk, duygusal dayanıklılığın ve başa çıkma becerilerinin zayıflamasıdır. Kişi her zorlanmada ilaca yönelme eğilimi geliştirebilir; bu da psikoterapi veya yaşam koşullarını değiştirme gibi daha kalıcı çözümleri geciktirebilir. Toplumsal düzeyde ise, ‘hızlı çözüm’ kültürü ve sağlık sisteminin ilaca dayalı yapısı güçlenir; böylece ruhsal sıkıntıların altında yatan sosyo‑ekonomik nedenler görünmez hale gelir. Bu nedenle ilaçlar, doğru tanı, düzenli izlem ve gerektiğinde psikoterapi desteğiyle birlikte kullanıldığında anlamlı bir fayda sağlar.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığı hizmetlerinin, psikoterapilerle desteklenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu ruh sağlığını korumak için atılması gereken adımlarla ilgili ise şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruh sağlığını sadece bireysel değil, kamusal bir iyilik hali olarak görmek zorundayız ve bu da yapısal çözümler gerektiriyor. Önleyici adımlar bu çerçevede büyük önem taşıyor: Okullarda duygusal okuryazarlık eğitimlerinin verilmesi, sosyal bağları güçlendiren topluluk temelli programların hayata geçirilmesi, ekonomik güvencesizlikle mücadele edilmesi, bireysel dayanıklılığı artırmakla kalmaz, toplumsal ruh sağlığını da güçlendirir. Bu noktada Türkiye’de sayısı 100 bini aşan psikoloji lisans mezunu önemli bir kaynak oluşturuyor. Etkili psikoterapi yaklaşımları alanında eğitilen psikologlar farkındalık ve erken müdahale programlarında etkin biçimde değerlendirilerek toplum ruh sağlığına katkı sunabilir. Sorunlar ortaya çıktığında ise, müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu aşamada yalnızca ilaca dayalı kısa süreli çözümler kalıcı iyilik halini sağlamak için yeterli değil. Ruh sağlığı hizmetlerinin, bilimsel etkinliği kanıtlanmış psikoterapilerle desteklenmesi gerekir. Bilimsel temelli psikoterapilerin sağlık sistemine entegre edilmesi ve bu alanda çalışan personelin psikolojik müdahale konusunda eğitilmesi, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerinin ilaç odaklı yaklaşımdan iyileşme odaklı bir modele dönüşmesi için en kritik adımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
