<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>riskli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/riskli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/riskli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 08:39:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>riskli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/riskli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>En riskli grup 5 yaş altındaki çocuklar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-riskli-grup-5-yas-altindaki-cocuklar-625667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[altındaki]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaralar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-riskli-grup-5-yas-altindaki-cocuklar-625667">En riskli grup 5 yaş altındaki çocuklar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun yakalandığı bu enfeksiyon en sık Coxsackie virüsünden kaynaklanıyor.  Genellikle kreş ve okul öncesi dönemde, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen hastalığın bu yaş grubunda yaygın olmasının temel nedeni ise bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi. El ile ayak bölgesinde döküntüler ve ağız içinde yaralar ile kendini gösteren hastalık çoğu zaman hafif seyretmesine rağmen hızlı bulaşma özelliği nedeniyle dikkatle takip edilmeli. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi</strong> <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Akif Atlan, </strong>genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden geçen el ayak ve ağız hastalığının nadiren de olsa ciddi tablolara yol açabileceğini belirterek, “Bu nedenle, erken dönemde doktora başvurmak hem çocuğun sağlığını korur hem de hastalığın yayılmasını önler” diyor. Nadiren de olsa sinir sistemi veya kalp tutulumu gibi ciddi komplikasyonlar gelişebileceği için hastalığın hafife alınmaması gerektiği uyarısında bulunan <strong>Dr. Muhammed Akif Atlan,</strong> “Çocuk yeterli sıvı alamıyorsa, yüksek ateş uzun sürüyorsa, belirgin halsizlik varsa veya çocuk genel olarak iyi görünmüyorsa mutlaka yeniden doktora başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, özellikle sıvı kaybına bağlı komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemlidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>En sık neden Coxsackie virüsü</strong></p>
<p>El ayak ve ağız hastalığı; genellikle Coxsackie virüsü ve halk arasında &#8216;bağırsak virüsleri&#8217; olarak bilinen enterovirüslerin neden olduğu viral bir enfeksiyondur. Hastalığın genellikle hafif ateş, halsizlik ve iştahsızlıkla başladığını vurgulayan Dr. Muhammed Akif Atlan, ilerleyen süreçte görülen belirtileri şöyle sıralıyor: “Ardından ağız içinde ağrılı yaralar gelişir. Bu yaralar çocukların yemek yemesini zorlaştırabilir. Daha sonra el içi, ayak tabanı ve bazen kalça bölgesinde döküntüler ortaya çıkar. Bu döküntüler bazen küçük kabarcıklar şeklinde olabilir.”</p>
<p><strong>Çocuklarda hızla bulaşıyor! </strong></p>
<p>El ayak ve ağız hastalığı hızla bulaşabilen bir viral enfeksiyon özelliği taşıyor. Virüs, hastalığı taşıyan çocuğun tükürüğü, burun akıntısı, dışkısı (özellikle bez değiştirme sırasında) ve vücut salgılarıyla temas edilmesi yoluyla kolayca bulaşabiliyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüsün özellikle çocukların bir arada bulundukları kreş ve okul gibi toplu ortamlarda hızla bulaşabildiğini vurgulayarak, “Bulaşma riskine karşı çocuğun ellerinin sık sık yıkanması, oyuncakların ve ortak kullanılan yüzeylerin temizlenmesi ve hasta çocukların mümkünse evde dinlendirilmesi son derece önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide amaç konforu artırmak</strong></p>
<p>El ayak ve ağız hastalığında döküntüler birkaç gün içinde azalırken, ağız yaraları biraz daha uzun sürebiliyor. Hastalığa özgü bir tedavi yöntemi olmadığı için çocuğun şikayetlerini azaltmaya ve konforunu sağlamaya yönelik yöntemlere başvuruluyor. Dr. Muhammed Akif Atlan, virüs kaynaklı olması nedeniyle el ayak ve ağız enfeksiyonunda antibiyotik tedavisinin etkili olmadığına işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Ateş düşürücüler ve yeterli sıvı alımı tedavinin temelini oluşturmaktadır. Ağız içindeki yaraların rahatlatılması amacıyla ağız gargaraları veya ağrı kesici spreyler kullanılabilir. Hijyen kurallarına dikkat etmek, çocuğun sıvı alımını korumak ve yeterli istirahat hastalığın yönetiminde en önemli üç noktayı oluşturmaktadır.” </p>
<p><strong>Ebeveynlere 5 kritik uyarı!</strong></p>
<p>Dr. Muhammed Akif Atlan, ebeveynlerin hastalık sürecinde dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Bol sıvı almasını sağlayın.</li>
<li>Ağız yaralarını artırabilecek asidik ve sert gıdalardan kaçının. </li>
<li>Yumuşak ve ılık gıdalar tercih edin. </li>
<li>Viral bir hastalık olması nedeniyle gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının. </li>
<li>Yanlış tedavilere ve yan etkilere yol açabileceği için doktor önerisi dışında tedavi uygulamayın. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-riskli-grup-5-yas-altindaki-cocuklar-625667">En riskli grup 5 yaş altındaki çocuklar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinler]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[ingilterede]]></category>
		<category><![CDATA[Küme]]></category>
		<category><![CDATA[menenjitte]]></category>
		<category><![CDATA[meningokok]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[vakalar]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592">Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Halk arasında menenjit olarak bilinen meningokok hastalığı, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir bakteri enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de ortaya çıkan menenjit vakalarının geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirildiğini söyledi. Meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Bozkurt, bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinlerin en riskli grupları oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu kaydetti. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, son günlerde İngiltere’de görülen vakalarla gündeme gelen menenjit hastalığına ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Adölesan ve genç erişkinlerde genel taşıyıcılık oranı yükseliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok hastalığının, Neisseria meningitidis adlı bakterinin neden olduğu, nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyebilen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu bakteri genellikle nazofarenkste yani boğazın arka kısmında bulunur ve çoğu zaman herhangi bir belirtiye neden olmadan taşınabilir. Toplumda genel taşıyıcılık oranı yüzde 5–10 civarındayken, özellikle adölesan ve genç erişkinlerde bu oran yüzde 20–30’a kadar çıkabilmektedir. Buna rağmen invaziv hastalık yalnızca taşıyıcı bireylerin küçük bir kısmında gelişir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalabalık kapalı alanlarda bulaş riski artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok bakterisinin esas olarak damlacık yoluyla bulaştığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Öksürük ve hapşırıkla yayılan solunum damlacıkları, öpüşme, ortak eşya kullanımı ve sigara veya elektronik sigara paylaşımı bulaşta önemli rol oynar. Bununla birlikte meningokok, influenza gibi yüksek bulaşıcılığa sahip değildir; bulaş için genellikle uzun süreli ve yakın temas gereklidir. Bu nedenle hastalık çoğunlukla aynı evde yaşayan bireyler, yurt ortamındaki öğrenciler veya kalabalık kapalı alanlarda uzun süre vakit geçiren kişiler arasında görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En riskli gruplar; bebekler ve genç erişkinler</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epidemiyolojik açıdan bakıldığında, meningokok hastalığının belirli yaş gruplarında daha sık ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bebekler ve 15–25 yaş arası genç erişkinler en riskli grupları oluşturur. Özellikle üniversite öğrencileri, hem artmış taşıyıcılık oranı hem de yoğun sosyal temas nedeniyle dikkat çekmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde hastalık gelişme riski belirgin şekilde artar” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Menenjit” ve “meningokoksemi” şeklinde kendini gösteriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Klinik olarak meningokok hastalığının “menenjit” ve “meningokoksemi” olarak iki ana tablo ile kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Menenjit durumunda ateş, baş ağrısı, ense sertliği ve ışığa hassasiyet gibi bulgular ön plandadır. Meningokoksemi ise bakterinin kana geçmesiyle oluşur ve daha ağır seyirlidir. Bu tabloda ateş, halsizlik, hipotansiyon ve özellikle basmakla solmayan mor döküntüler görülür. Hastalık bazı durumlarda saatler içinde ilerleyebilir ve yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir” şeklinde bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Türkiye’de özellikle serogrup W ön planda yer alıyoır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok bakterisinin kapsül yapısına göre farklı serogruplara ayrıldığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Günümüzde 12’den fazla serogrup tanımlanmış olmakla birlikte, hastalığa en sık neden olanlar A, B, C, W ve Y serogruplarıdır. Bu serogrupların dağılımı coğrafi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Avrupa’da serogrup B daha yaygınken, Türkiye’de özellikle serogrup W ön plandadır. Bu durum, uluslararası seyahatler, özellikle hac ve umre gibi toplu organizasyonlar ve aşılama politikaları ile ilişkilidir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İngiltere’deki vakalar salgın değil, sınırlı bir küme</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya gündeminde son günlerde yer alan menenjit vakalarını değerlendiren Prof. Dr. Fatma Bozkurt, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “Son yıllarda İngiltere’de, özellikle Kent ve Canterbury bölgesinde meningokok vakalarının kümelendiği bildirilmiştir. Bu durum geniş çaplı bir salgın olarak değil, sınırlı bir “küme” olarak değerlendirilmektedir ve vakaların çoğunun serogrup B ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu tür lokal kümelenmeler, meningokok hastalığının genellikle geniş çaplı pandemiler yerine belirli sosyal ağlar içinde yayıldığını göstermektedir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yayılımlar sınırlı kalır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: İngiltere’de görülen bu vakalar Türkiye’ye yayılabilir mi? Teorik olarak, taşıyıcı bireylerin uluslararası seyahatleri yoluyla bakterinin farklı ülkelere taşınması mümkündür. Ancak meningokokun bulaşması için yakın ve uzun süreli temas gerektiğinden, bu tür yayılımlar genellikle sınırlı kalır. Mevcut epidemiyolojik veriler, İngiltere’deki vakaların Türkiye’de geniş çaplı bir artışa yol açtığını göstermemektedir. En olası senaryo, uygun koşullar oluştuğunda küçük ve lokal kümelenmelerin ortaya çıkmasıdır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>En etkili yöntem aşılama</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, meningokok hastalığından korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu belirterek “Günümüzde iki temel aşı grubu bulunmaktadır: MenACWY ve MenB aşıları. MenACWY aşısı, A, C, W ve Y serogruplarına karşı kapsül temelli konjuge bir aşı olup hem bireysel koruma sağlar hem de bakterinin taşınmasını azaltarak toplum bağışıklığı oluşturur. MenB aşısı ise kapsülün insan dokularına benzerliği nedeniyle protein temelli olarak geliştirilmiştir ve özellikle bireysel koruma sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama stratejilerinin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Örneğin İngiltere’de MenB aşısı bebeklik döneminde rutin olarak uygulanırken, MenACWY aşısı ergenlik döneminde uygulanarak taşıyıcılığın azaltılması hedeflenir. Türkiye’de ise meningokok aşıları rutin ulusal aşı programında yer almamakta, daha çok risk gruplarına ve özel durumlara göre önerilmektedir. Ancak mevcut epidemiyolojik veriler göz önüne alındığında, özellikle genç erişkinler ve risk altındaki bireyler için aşılamanın önemi giderek artmaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yerel kümelenmeler dikkatle izlenmeli ve uygun aşılama stratejileri uygulanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Meningokok hastalığının nadir görülmesine rağmen hızlı ilerleyen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Hastalığın kontrolünde yalnızca klinik vakaların tedavisi değil, aynı zamanda taşıyıcılığın ve bulaş dinamiklerinin anlaşılması da büyük önem taşımaktadır. Küresel hareketliliğin arttığı günümüzde, yerel kümelenmelerin dikkatle izlenmesi ve uygun aşılama stratejilerinin uygulanması, hastalığın kontrolünde temel unsurlar arasında yer almaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menenjitte-en-riskli-grup-bebekler-ve-genc-eriskinler-622592">Menenjitte en riskli grup, bebekler ve genç erişkinler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den kentsel dönüşümde stratejik hamle</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-kentsel-donusumde-stratejik-hamle-620503</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[Kira Yardımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620503</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kentsel dönüşüm süreçlerini hızlandırmak amacıyla kira yardımlarında iki kritik değişikliğe gidiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-kentsel-donusumde-stratejik-hamle-620503">İBB&#8217;den kentsel dönüşümde stratejik hamle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kentsel dönüşüm süreçlerini hızlandırmak amacıyla kira yardımlarında iki kritik değişikliğe gidiyor. İBB Meclisi’ne sunulan teklifle, güçlendirme ruhsatı alan binalar kira yardımı kapsamına alınırken; Bakanlığın kira yardımı vermediği İBB yetkisindeki riskli ve rezerv yapı alanlarında da yardım miktarları artırıldı.</strong></p>
<p>İBB, saha çalışmalarında kentsel dönüşümü yavaşlatan mali ve teknik engelleri gidermek adına mevcut uygulamalarında önemli düzenlemeler yaptı. Yapılan çalışma, özellikle kentsel dönüşüm alanlarındaki uzlaşma süreçlerini hızlandırmayı ve riskli yapıların tahliyesini kolaylaştırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARI KAPSAMA ALINDI</strong></p>
<p>Düzenlemedeki en önemli yeniliklerden biri güçlendirme yöntemine yönelik oldu. İBB’nin “Hızlı Tarama” yöntemiyle incelenen ve statik açıdan riskli olduğu tespit edilen binalar için Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği standartlarına uygun güçlendirme ruhsatı alınması halinde, hak sahipleri kira yardımı sistemine dahil edilecek. Bu sayede, binasını tamamen yıkarak yeniden inşa etmek yerine teknik olarak güçlendirmeyi tercih eden vatandaşların üzerindeki mali yük hafifletilerek, güvenli yapı stokuna geçiş süreci desteklenecek.</p>
<p><strong>BAKANLIK DESTEĞİ OLMAYAN ALANLARDA GÜNCELLEME</strong></p>
<p>İkinci düzenleme ise Bakanlık tarafından kira yardımı yapılmayan “Riskli Alan” ve “Rezerv Yapı Alanı” sınırlarındaki binaları kapsıyor. Sadece İBB tarafından kira yardımı sağlanan bu riskli ve rezerv yapı alanlarında, mevcut tutarların İstanbul’daki kira rayiçleri karşısında düşük kalması nedeniyle miktarların artırılması talep edildi. Yapılacak kira artışı ile söz konusu riskli alanlardaki tahliye süreçlerinin hızlandırılması öngörülüyor.</p>
<p><strong>VERİLERLE İBB’NİN DÖNÜŞÜM DESTEĞİ</strong></p>
<p>İBB, bugüne kadar toplam 4.287 bağımsız birimde 5.223 hak sahibine 372.181.307,56 TL kira yardımı ödemesi gerçekleştirdi. Yeni düzenlemelerle birlikte, özellikle uzlaşma görüşmelerinin tıkandığı bölgelerde çözüm üretilmesi ve İstanbul’un deprem direncinin artırılması hedefleniyor. Süreç, İBB’nin yetki alanındaki projeler dahilinde şeffaf ve çözüm odaklı bir şekilde yönetilmeye devam edecek. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-kentsel-donusumde-stratejik-hamle-620503">İBB&#8217;den kentsel dönüşümde stratejik hamle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canik&#8217;te Depreme Dayanıksız 741 Bina Yıkılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canikte-depreme-dayaniksiz-741-bina-yikiliyor-617016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 11:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[741]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[canik]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıksız]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuksu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Alanları]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürdüklerini, depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkımlarına devam ettiklerini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canikte-depreme-dayaniksiz-741-bina-yikiliyor-617016">Canik&#8217;te Depreme Dayanıksız 741 Bina Yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürdüklerini, depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkımlarına devam ettiklerini ifade etti. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ettiklerini belirtti. 17,5 hektar alanda sürdürdükleri ve bölgenin en büyük kentsel dönüşüm projeleri arasında yer alan Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde, depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı,  projeyle vatandaşları depreme karşı dayanıklı konutlarla ve yeni sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacaklarını belirterek, &#8220;Canik&#8217;imizde kentsel dönüşümü sürdürüyor, depreme dayanıklı yaşam alanları için var gücümüzle çalışıyoruz&#8221; dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>741 Bina Yıkılıyor </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi&#8217;yle ilçede yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarını adım adım sürdürdüklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projemizle ilçemiz Soğuksu Mahallesi&#8217;nde yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkım çalışmalarına ara vermeden devam ediyoruz. Soğuksu Mahallemizde 17,5 hektar alanda sürdürdüğümüz kentsel dönüşüm projemizle, mahallemizde yer alan ve 2 bin 864 bağımsız birimden oluşan depreme dayanıksız ve yüksek riskli toplam 741 binanın tamamının yıkım işlemini tamamlayacağız. Depreme dayanıksız 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ediyoruz. Depreme dayanıksız yapıların ortadan kalkmasıyla yeni ve güvenli yaşam alanlarına dair yapım sürecimizle kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam edecek. Hemşehrilerimizi depreme dayanıklı konutlarla ve güvenli sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacağız&#8221; diye konuştu.  </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Canik&#8217;te Güvenli Şehirleşme Hamlesi </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Canik&#8217;te kentsel dönüşüm, ulaşım ve sosyal yaşam alanlarına yönelik projelerle güvenli ve modern şehirleşme hamlesini hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Canik&#8217;imizde güvenli ve modern şehirleşme hamlemize kararlılıkla devam ediyoruz. Bir taraftan kentsel dönüşüm çalışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan yeni yolları ve sosyal yaşam alanlarını hemşehrilerimizin hizmetine sunmaya devam ediyoruz. Yeni sosyal donatı alanlarıyla ilçemizin çehresine değer katıyoruz. Canik&#8217;imizin güçlü yarınları için bugünden çalışıyoruz. Geleceğe yönelik eserleri ilçemize kazandırıyoruz&#8221; şeklinde ifade etti.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canikte-depreme-dayaniksiz-741-bina-yikiliyor-617016">Canik&#8217;te Depreme Dayanıksız 741 Bina Yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[don]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[sulama]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zirai]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için önemli tehdit oluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143">Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için önemli tehdit oluşturmaya devam ediyor. Özellikle çiçeklenme döneminde gerçekleşen don olayları, bitkilerin gelişim döngüsünü kesintiye uğratarak ciddi verim kayıplarına yol açabiliyor. Bu nedenle çiftçilerin, tarımsal üretimde don riskini etkin şekilde yönetmeleri büyük önem taşıyor.</p>
<p>2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşanan zirai don felaketi, son 30 yılın en ağır tarımsal bilançosunu oluşturmuş; fındıkta <strong>%60</strong>, çayda <strong>%30–35</strong>, üzüm bağlarında ise bazı bölgelerde <strong>%80</strong>’lere varan rekolte kayıplarına sebep olmuştu. Donun ardından kayısı fiyatları ton başına <strong>5.000 dolardan 11.000 doların üzerine</strong> çıkarak piyasalarda sert dalgalanmalara yol açmıştı. </p>
<p>Bu olumsuz tablo, çiftçilerin 2026 sezonuna girerken daha hazırlıklı olmasını zorunlu hale getiriyor. İklim değişikliğinin etkisiyle mevsimsel sıcaklık dalgalanmalarının artması, don riskinin hem sıklığını hem de şiddetini yükseltiyor. Özellikle 0°C’nin altındaki sıcaklıklar, bitkilerin donma riskini artırırken,  -2°C ve altındaki sıcaklıklar, çoğu bahçe bitkisi için tehlikeli kabul ediliyor. Uzmanlar, çiftçilerin modern sulama ve iklim kontrol sistemleri kullanarak bu riske karşı daha etkili çözümler geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Bahçelerde rüzgâr koruma duvarlarının inşa edilmesi, ağaçların soğuk hava akımlarına karşı dayanıklılığını artıran yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Don oluşumunu önlemeye yönelik aktif mücadele teknikleri de her geçen yıl daha fazla önem kazanıyor. Sulama, sisleme ve sıcak hava akımı uygulamaları arasında özellikle <strong>mikro-sprinkler sistemleri</strong>, bitkilerin etrafındaki sıcaklık dengesini koruyarak don riskini önemli ölçüde azaltan çözümler arasında yer alıyor. Suyun kontrollü bir şekilde atomize edilmesi, bitkiler üzerinde buharlaşma ve ısı transferi süreçlerini optimize ederek koruyucu bir mikro iklim oluşturuyor.</p>
<p>Tarımsal sulama teknolojilerinde dünya liderlerinden biri olan <strong>NETAFIM</strong>, PulsarTM, SuperNetTM ve GyroNetTM gibi mikro-sprinkler çözümleriyle çiftçilere don riskine karşı yüksek verimlilik sunuyor. Bu sistemler, <u>%50’lere varan su tasarrufu</u> sağlarken <u>basınç ayarlı</u> olmaları nedeniyle, özellikle engebeli arazilerde yer alan bağ, fidelik ve bahçelerde <u>gereken su miktarında artma ya da azalmanın</u> önüne geçiyor. Böylece suyun bitkiler üzerinde dengeli dağılımını sağlayarak sıcaklık değişimlerinin etkisini azaltıyor ve meyve ağaçlarının don kaynaklı stresini minimuma indiriyor. Aynı zamanda suyun belirli bir sıcaklıkta tutulması, bitkilerin su ihtiyacının karşılanarak gelişim süreçlerinin desteklenmesine katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>NETAFIM TÜRKİYE’DEN ÇİFTÇİLERE TEKNOLOJİK DESTEK</strong></p>
<p>Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren <strong>NETAFIM Türkiye</strong>, tarımsal sulama, dijital tarım ve donla mücadele alanında yenilikçi teknolojilerini üreticilerle buluşturuyor. NETAFIM’in gelişmiş sulama çözümleri, geleneksel yöntemlere kıyasla <strong>%70’e varan su tasarrufu</strong> sağlarken; işçilik, enerji ve girdi maliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<p>Şirket, iklim krizi ve kuraklık riskine karşı daha sürdürülebilir bir tarım geleceği oluşturmak adına hassas sulama sistemleri, veri odaklı tarım uygulamaları ve donla mücadele teknolojileri geliştirerek üreticilere güçlü bir teknik avantaj sunuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zirai-don-icin-riskli-donem-yaklasiyor-616143">Zirai Don İçin Riskli Dönem Yaklaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 07:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutma]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[steyen]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar. Ancak Ramazan ayında oruç ibadeti yerine getirilirken dikkat edilmesi gerekenler olabiliyor. Çünkü Ramazan ayında acil servis başvuruları, iftar sonrası ilk birkaç saatte artıyor. Tüm gün aç kaldıktan sonra iftarda yenilen ağır yiyecekler kalbi yorabiliyor. Özellikle kalp krizi öyküsü olanlar, stent takılmış bireyler ve kalp yetmezliği hastaları, oruç tutmadan önce doktorlarına danışmalı ve kişisel sağlık durumlarını değerlendirmelidirler. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp Hastaları İçin Oruç Tutma Kararı Hastayı Takip Eden Doktoruyla Değerlendirilmeli! </strong></p>
<p>Sağlıklı bireylerde yapılan çalışmalar, orucun yararlı etkilerine işaret etmektedir.  Sağlıklı bireylerde Ramazan süresince ve sonraki birkaç haftalık dönemde HDL yani iyi kolesterol düzeylerinin Ramazan öncesine göre arttığı, LDL yani kötü kolesterol düzeylerinin ise azaldığı görülmüştür. Doğru şekilde tutulan bir oruçta günlük kalori alınımının kısıtlanması ile insülin duyarlılığı artmakta, strese dayanma kolaylaşmaktadır. Hatta ayda en az bir gün oruç tutanlarda bile damar sertliğinin daha az olduğu bildirilmiştir.<br /> Kalp hastaları için oruç tutma kararı, bireysel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Uzmanlar, hastaları düşük, orta ve yüksek riskli gruplar olarak değerlendirmektedir:</p>
<p><em>Düşük-Orta Riskli Grup:</em> Stabil kalp hastalığı olan, tansiyonu kontrol altında olan ve doktoru tarafından onay verilen hastalar oruç tutabilir.</p>
<p><em>Yüksek Riskli Grup:</em> Son 6 hafta içinde kalp krizi geçirenler, ciddi kalp yetmezliği olanlar, kontrolsüz ritim bozukluğu yaşayanlar ve ileri evre damar tıkanıklığı bulunanlar hastalar oruç tutmamalıdır.</p>
<p><em>Çok Yüksek Riskli Grup:</em> İleri evre kalp yetmezliği, ciddi pulmoner hipertansiyonu (akciğer tansiyonu) olan hastaların oruç tutmaları kesinlikle önerilmez.</p>
<p>Ramazan’da uzun süreli açlık ve susuzluk, vücuttaki sıvı dengesini bozarak kalp hastaları için çeşitli riskler doğurabilmektedir.</p>
<ol>
<li>Tansiyon Dengesizlikleri: Uzun süre susuz kalmak, kan basıncında ani düşüşlere veya yükselmelere neden olabilir.</li>
<li>Ritim Bozuklukları: Elektrolit dengesizlikleri, kalp ritminde düzensizliklere yol açabilir.</li>
<li>Sıvı Kaybı: Dehidrasyon, özellikle kalp yetmezliği hastaları için ciddi bir risktir.</li>
<li>Kan Şekeri Dalgalanmaları: Diyabet ile birlikte kalp hastalığı bulunan kişilerde kan şekeri seviyelerinde ani değişiklikler meydana gelebilir.</li>
</ol>
<p>Son 6 ay içerisinde kalp krizi geçiren hastalar, kalp hastalığı nedeniyle göğüs ağrısı olan hastalar, son 6 ay içerisinde kalp damarlarına balon yapılan, stent takılan veya bypass ameliyatı olmuş hastalar da oruç tutmaktan kaçınmalıdır.<br />Kontrol altına alınamayan veya hayatı tehdit edici aritmi riski olan hastalarda da oruç riskli olabilir. Dirençli hipertansiyonu olan yani ilaç tedavisine rağmen kan basıncı yüksek olan hastalar da tansiyonları normale inmeden oruç tutmamalıdır. </p>
<p>Tek başına hipertansiyonu olan ve ilaçla kan basıncı normal düzeylerde seyreden hastalar ise ilaçlarını her gün düzenli almak koşulu ile oruç tutabilirler. Bu sayılan durumların dışındaki tüm kalp damar hastaları oruç tutup tutamayacaklarını mutlaka hekimlerine danışmalıdır.</p>
<p><strong>Oruç Tutan Kalp Hastaları Dikkat Etmeli!</strong></p>
<p>Kalp hastalarının doktoruyla görüşüp uygun görüldüğü takdirde oruç tutarken dikkat etmesi gereken bazı noktalar var. Öncelikle ilaçların düzenlenmesi gerekmektedir. Hasta, doktoruyla görüşerek ilaçlarını iftar ve sahur saatine uygun şekilde ayarlamalıdır. İftar veya sahurda aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalı, sağlıklı proteinler ve lif açısından zengin besinler tüketilmelidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içerek vücudun sıvı dengesi korunmalıdır. Gün içinde aşırı hareketten kaçınarak kalbin yorulmaması gerekmektedir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler hissedilirse, hemen doktora danışılmalıdır. </p>
<p>Kalp hastalarının Ramazan ayında sağlıklı bir şekilde oruç tutabilmeleri için doktor kontrollerini aksatılmamalı, ilaç düzenlemeleri yapılmalı ve beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbulda-e-sinifi-yuksek-riskli-binanin-yikimi-gerceklesti-611554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:11:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binanın]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkımı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611554</guid>

					<description><![CDATA[<p>İl genelinde “Hızlı Tarama” metodu ile tespiti yapılan ve E sınıfı (Çok Yüksek Riskli) bina ilan edilen bir bina daha İBB ekiplerinin gözetiminde yıkıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-e-sinifi-yuksek-riskli-binanin-yikimi-gerceklesti-611554">İstanbul&#8217;da E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> 6 bin 840 çok yüksek riskli bina içerisinde yer alan Bakırköy’deki Onur Apartmanı öğle saatlerinde yıkıldı.</strong></p>
<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB),</strong> Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığının Kentsel Dönüşüm Uygulama Şube Müdürlüğünce İl genelinde “Hızlı Tarama” metodu uygulamasıyla çok yüksek riskli binalar tespit edildi. Yapılan tespitlerde 6 bin 840 bina E sınıfı kategorisinde yer aldı. Bakırköy’deki bu bina da çok riskli binalar arasında yer alıyor. 29 Ocak 2026 tarihinde yapının, İlçe Belediyesi ile yapılan görüşmesine göre yıkım ruhsatının hafta içerisinde hazırlanmasına bağlı olarak yıkım gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>46 YILLIK ONUR APARTMANI DEPREM DİRENÇLİ HALE GELİYOR</strong></p>
<p>6 Şubat depreminin yıldönümünde ise İBB, kentsel dönüşüme can katan çalışmalarını sürdürüyor. Bugün öğle saatlerinde yıkımı gerçekleştirilen Bakırköy İlçesi, Zuhuratbaba Mahallesi, 245 ada 2 numaralı parselde konumlu bina; bodrum, zemin, 3 normal katlı olmak üzere toplamda 5 katlı ayrıca 15 bağımsız birimden oluşuyor. 46 Yıllık binanın yıkımına İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Murat Yün katıldı. İBB olarak çalışmaların sürdürüleceğini belirten Demir sözlerine şöyle devam etti; “Bir kez daha depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Tüm ülkemize, tüm vatandaşlarımıza da sabırlar diliyoruz. Allah bir daha böyle acıları ülkemize ve vatandaşlarımıza yaşatmasın bunun için de çalışmaya devam ediyoruz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak. Gördüğünüz Onur Apartmanı hızlı tarama testine başvuruyor. Hızlı tarama testi sonucunda yapı E sınıfı yani çok riskli yapı olarak tescilleniyor.  Dönüşümü başlatıyoruz. Bu dönüşümlerimiz de biz kira desteği veriyoruz. Hem ev sahiplerine hem de varsa kiracıya da kira desteği veriyoruz. Sabah yine mutlulukla söylüyorum ki Kadıköy’de bir yıkım gerçekleştirdik. Yine kentsel dönüşüm kapsamında nitelikleri farklı olabiliyor onların. Yarın Büyükçekmece‘de bir yıkımımız var. Biz hızlı tarama testlerine devam ediyoruz.”</p>
<p>D Sınıfı binalarla ilgili de kira yardım teklifinin meclise sunulacağının müjdesini veren Demir, “İBB Meclis üyelerimize ayrı ayrı çok teşekkür ediyoruz. Gelecek aylarda da yanılmıyorsam bir ay sonra meclise bu sefer D sınıfı güçlendirme ruhsatı alan binalarda da kira yardımını sunacağız. O da geçerse hem güçlendirmeyi hem dönüşüm hızlandırarak vatandaşlarımızı güvenli konutlara almaya başlayacağız. İstanbul’da bilimsel bir gerçek deprem her an olabilir. Bunu kabullenmeliyiz buna karşı bir yaşam biçimi geliştirmeliyiz. Hem kamu olarak hem vatandaşlarımız olarak el birliğiyle ne gerekiyorsa yapmalıyız. Yani vatandaşlarımızın fedakarlığı evet konfor alanlarından çıkmak kolay değil oturduğunuz yerlerden çıkmak kolay değil ama bir sene maksimum bir buçuk sene biraz feragat edip yapılarını güçlendirmek veya yenilemek onların ellerinde. Biz onlara çağrıda bulunuyoruz. Büyükşehir belediyesine başvursunlar bizim birkaç tane kampanyamız var. İstanbul Yenileniyor kampanyamız var. Hızlı tarama ile ilgili ilgili testlerimiz var. Güçlendirme çalışmalarımız var. Hangisi uyuyorsa biz onlara yardımcı olalım ve hep beraber daha rahat uyuyalım” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>KİRA YARDIMI DESTEĞİ SAĞLANIYOR</strong></p>
<p>Hak sahiplerinin başvuru yapması durumunda İBB, 18 ay boyunca kira yardımı yapacak. Hızlı Tarama ile Bina inceleme yöntemi ile E sınıfında (çok yüksek riskli) olduğu belirlenen 6840 binanın tahliye, yıkım ve yenileme süreçlerine ivme kazandırmak amacıyla bir kira yardım paketi hazırlandı.</p>
<p>2024 yılı Temmuz ayı itibariyle İBB Meclisi tarafından onaylanan yardım paketine göre bu binalarda ikamet eden ev sahiplerine 18 ay boyunca 10.000 TL (emeklilere 12.000 TL), maliki olduğu binalarda ikamet etmeyen ev sahiplerine 18 ay boyunca 6.500 TL destek sağlanacak. Bu binalarda ikamet eden kiracılara ise 12 ay boyunca 10.000 TL, (emekli ise 12.000 TL) kira yardımı yapılacak. Ayrıca riskli ve rezerv alanlardaki hak sahiplerine 48 ayı geçmemek üzere aylık 10.000 TL, emekli ise 12.000 TL, kiracılara 12 ay boyunca aylık 10.000 TL, emekli ise 12.000 TL kira yardımı yapılacak. Şimdiye kadar İstanbul genelinde 4.313 kişiye 263.761.923,2 TL kira yardımı planlandı ve ödemeler başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-e-sinifi-yuksek-riskli-binanin-yikimi-gerceklesti-611554">İstanbul&#8217;da E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/e-sinifi-yuksek-riskli-binanin-yikimi-gerceklesti-611278</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 15:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[binanın]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşti]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[yıkımı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611278</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığının Kentsel Dönüşüm Uygulama Şube Müdürlüğünce İl genelinde “Hızlı Tarama” metodu uygulamasıyla çok yüksek riskli binalar tespit edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-sinifi-yuksek-riskli-binanin-yikimi-gerceklesti-611278">E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB),</strong> Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığının Kentsel Dönüşüm Uygulama Şube Müdürlüğünce İl genelinde “Hızlı Tarama” metodu uygulamasıyla çok yüksek riskli binalar tespit edildi. Yapılan tespitlerde 6 bin 840 bina E sınıfı kategorisinde yer aldı. Bakırköy’deki bu bina da çok riskli binalar arasında yer alıyor. 29 Ocak 2026 tarihinde yapının, İlçe Belediyesi ile yapılan görüşmesine göre yıkım ruhsatının hafta içerisinde hazırlanmasına bağlı olarak yıkım gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>46 YILLIK ONUR APARTMANI DEPREM DİRENÇLİ HALE GELİYOR</strong></p>
<p>6 Şubat depreminin yıldönümünde ise İBB, kentsel dönüşüme can katan çalışmalarını sürdürüyor. Bugün öğle saatlerinde yıkımı gerçekleştirilen Bakırköy İlçesi, Zuhuratbaba Mahallesi, 245 ada 2 numaralı parselde konumlu bina; bodrum, zemin, 3 normal katlı olmak üzere toplamda 5 katlı ayrıca 15 bağımsız birimden oluşuyor. 46 Yıllık binanın yıkımına İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Murat Yün katıldı. İBB olarak çalışmaların sürdürüleceğini belirten Demir sözlerine şöyle devam etti; “Bir kez daha depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Tüm ülkemize, tüm vatandaşlarımıza da sabırlar diliyoruz. Allah bir daha böyle acıları ülkemize ve vatandaşlarımıza yaşatmasın bunun için de çalışmaya devam ediyoruz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak. Gördüğünüz Onur Apartmanı hızlı tarama testine başvuruyor. Hızlı tarama testi sonucunda yapı E sınıfı yani çok riskli yapı olarak tescilleniyor.  Dönüşümü başlatıyoruz. Bu dönüşümlerimiz de biz kira desteği veriyoruz. Hem ev sahiplerine hem de varsa kiracıya da kira desteği veriyoruz. Sabah yine mutlulukla söylüyorum ki Kadıköy’de bir yıkım gerçekleştirdik. Yine kentsel dönüşüm kapsamında nitelikleri farklı olabiliyor onların. Yarın Büyükçekmece‘de bir yıkımımız var. Biz hızlı tarama testlerine devam ediyoruz.”</p>
<p>D Sınıfı binalarla ilgili de kira yardım teklifinin meclise sunulacağının müjdesini veren Demir, “İBB Meclis üyelerimize ayrı ayrı çok teşekkür ediyoruz. Gelecek aylarda da yanılmıyorsam bir ay sonra meclise bu sefer D sınıfı güçlendirme ruhsatı alan binalarda da kira yardımını sunacağız. O da geçerse hem güçlendirmeyi hem dönüşüm hızlandırarak vatandaşlarımızı güvenli konutlara almaya başlayacağız. İstanbul’da bilimsel bir gerçek deprem her an olabilir. Bunu kabullenmeliyiz buna karşı bir yaşam biçimi geliştirmeliyiz. Hem kamu olarak hem vatandaşlarımız olarak el birliğiyle ne gerekiyorsa yapmalıyız. Yani vatandaşlarımızın fedakarlığı evet konfor alanlarından çıkmak kolay değil oturduğunuz yerlerden çıkmak kolay değil ama bir sene maksimum bir buçuk sene biraz feragat edip yapılarını güçlendirmek veya yenilemek onların ellerinde. Biz onlara çağrıda bulunuyoruz. Büyükşehir belediyesine başvursunlar bizim birkaç tane kampanyamız var. İstanbul Yenileniyor kampanyamız var. Hızlı tarama ile ilgili ilgili testlerimiz var. Güçlendirme çalışmalarımız var. Hangisi uyuyorsa biz onlara yardımcı olalım ve hep beraber daha rahat uyuyalım” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>KİRA YARDIMI DESTEĞİ SAĞLANIYOR</strong></p>
<p>Hak sahiplerinin başvuru yapması durumunda İBB, 18 ay boyunca kira yardımı yapacak. Hızlı Tarama ile Bina inceleme yöntemi ile E sınıfında (çok yüksek riskli) olduğu belirlenen 6840 binanın tahliye, yıkım ve yenileme süreçlerine ivme kazandırmak amacıyla bir kira yardım paketi hazırlandı.</p>
<p>2024 yılı Temmuz ayı itibariyle İBB Meclisi tarafından onaylanan yardım paketine göre bu binalarda ikamet eden ev sahiplerine 18 ay boyunca 10.000 TL (emeklilere 12.000 TL), maliki olduğu binalarda ikamet etmeyen ev sahiplerine 18 ay boyunca 6.500 TL destek sağlanacak. Bu binalarda ikamet eden kiracılara ise 12 ay boyunca 10.000 TL, (emekli ise 12.000 TL) kira yardımı yapılacak. Ayrıca riskli ve rezerv alanlardaki hak sahiplerine 48 ayı geçmemek üzere aylık 10.000 TL, emekli ise 12.000 TL, kiracılara 12 ay boyunca aylık 10.000 TL, emekli ise 12.000 TL kira yardımı yapılacak. Şimdiye kadar İstanbul genelinde 4.313 kişiye 263.761.923,2 TL kira yardımı planlandı ve ödemeler başladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/e-sinifi-yuksek-riskli-binanin-yikimi-gerceklesti-611278">E Sınıfı Yüksek Riskli Binanın Yıkımı Gerçekleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor ile Riskli Yapıları Dönüştürmeye Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-ile-riskli-yapilari-donusturmeye-devam-ediyor-611164</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 10:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürmeye]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kiptaş]]></category>
		<category><![CDATA[ptaş]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[yapıları]]></category>
		<category><![CDATA[yenileniyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611164</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB iştiraki KİPTAŞ; Kadıköy’de bulunan, 1976 yılında inşa edilen ve 24 bağımsız birimden oluşan riskli Duygu Apartmanı’nın dönüşümüne başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-ile-riskli-yapilari-donusturmeye-devam-ediyor-611164">KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor ile Riskli Yapıları Dönüştürmeye Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB iştiraki KİPTAŞ; Kadıköy’de bulunan, 1976 yılında inşa edilen ve 24 bağımsız birimden oluşan riskli Duygu Apartmanı’nın dönüşümüne başladı. 16 Ekim 2025 tarihi itibarıyla hak sahiplerinin yüzde 100’üyle uzlaşı sağlanan depreme dirençsiz Duygu Apartmanı’nın kısa sürede temelinin atılması hedefleniyor.</strong></p>
<p>İstanbul Yenileniyor kapsamında yenilenecek olan Duygu Apartmanı’nın yıkımı, İBB Genel Sekreteri Volkan Demir, KİPTAŞ Genel Müdürü Gürkan Kaya ve hak sahiplerinin katılımıyla bugün saat 10.00’da gerçekleşti.</p>
<p><strong>&#8220;18 AYDA GÜVENLİ EVLERİNE KAVUŞACAKLAR&#8221;</strong></p>
<p>İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünü hatırlatarak, “O günleri maalesef biraz daha derinden hissediyoruz ama aynı zamanda bizim için anlamlı bir gün. Burada Duygu Apartmanı önündeyiz, bina sakinlerimiz İBB&#8217;nin KİPTAŞ ile birlikte yürüttüğü İstanbul Yenileniyor sistemine başvurdu ve dönüşüm süreci başladı, bugün hak sahiplerimizle beraber ilk yıkımı gerçekleştiriyoruz, 18 ay gibi bir sürede de güvenli evlerine kavuşacaklar. Bu çalışmalar bizi çok mutlu ediyor. Ne kadar vatandaşımızı daha güvenli evlere alabilirsek hepimiz o kadar daha rahat uyuruz. 6 Şubat hepimize gösterdi ki ülke olarak kimse güvende değil. Daha fazla çalışacağız, dönüşümü hızlandıracağız. El birliğiyle bu sorunu çözmeye çalışacağız&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;İSTANBUL YENİLENİYOR&#8217;A TALEP YOĞUN&#8221;</strong></p>
<p>KİPTAŞ Genel Müdürü Gürkan Kaya ise Duygu Apartmanı&#8217;nın dönüştürülen örnek binalardan bir tanesi olduğunu belirterek, &#8220;50 yıllık bir bina, vatandaşlarımız 6 Şubat depremlerinin ardından bize başvurdu. Riskli yapı ilan ettik ve uzlaşının ardından tahliye ettik, bugün de yıkım işlemlerini gerçekleştiriyoruz. İstanbul Yenileniyor sistemimize yoğun ilgi var. Şu ana kadar 20 bin vatandaşımıza güvenli evlerini teslim ettik, 37 bini aşkın da başvuru aldık. Vatandaşlarımıza dönüş sağlayıp süreçleri yürütüyoruz. Sistemimize herkes başvurabilir, bizimle irtibat kurabilir, İstanbullular için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNDE YENİDEN İNŞA EDİLECEK</strong></p>
<p>Kadıköy İlçesi’nin Feneryolu Mahallesi’nde bulunan Duygu Apartmanı sakinleri, depreme karşı dayanıksız yapılarını yenilemek için istanbulyenileniyor.com’a başvurdu. Mimari proje çalışmalarının ardından uzlaşma görüşmeleri gerçekleştirildi. 21 Nisan 2025’te sözleşmeler noter huzurunda imzalanmaya başladı, 16 Ekim 2025 tarihi itibarıyla ise yüzde 100 uzlaşı sağlandı. </p>
<p>İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı koordinasyonunda İBB ile KİPTAŞ arasında imzalanan protokolle riskli yapılarını KİPTAŞ güvencesiyle dönüştürmek isteyen dar gelirli vatandaşlar ve emekliler için İBB Kentsel Dönüşüm Mali Destek Paketi hayata geçirilmişti. 29 hak sahibinin bulunduğu Duygu Apartmanı’nda da bir emekli hak sahibi mali destek paketinden faydalanmaya hak kazandı. 26 Eylül 2025 tarihinde riskli yapı ilan edilen ve tahliye süreçleri tamamlanan Duygu Apartmanı’nın yıkım sürecinin tamamlanmasının ardından 37 konut bağımsız birimden oluşan yeni projenin temeli atılacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-ile-riskli-yapilari-donusturmeye-devam-ediyor-611164">KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor ile Riskli Yapıları Dönüştürmeye Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Riskli Gebeliklerde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-gebeliklerde-erken-tani-hayat-kurtariyor-611038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Anomali]]></category>
		<category><![CDATA[Durumla]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebeliklerde]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Riskli gebeliklerin takip ve tedavisiyle ilgilenen bilim dalı perinatoloji olarak adlandırılır. Perinatoloji; anne ve fetüs sağlığını korumayı amaçlayan, gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek riskli durumların erken tanısı, izlenmesi ve yönetimini kapsayan ileri bir uzmanlık alanıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-gebeliklerde-erken-tani-hayat-kurtariyor-611038">Yüksek Riskli Gebeliklerde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Riskli gebeliklerin takip ve tedavisiyle ilgilenen bilim dalı perinatoloji olarak adlandırılır. Perinatoloji; anne ve fetüs sağlığını korumayı amaçlayan, gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek riskli durumların erken tanısı, izlenmesi ve yönetimini kapsayan ileri bir uzmanlık alanıdır.</p>
<p><strong>Riskli Gebeliklerde Erken Tanının Önemi</strong></p>
<p>Perinatoloji alanında prenatal tarama testleri, genetik tanı yöntemleri ve detaylı fetal ultrason incelemeleri uygulanarak olası risklerin erken dönemde saptanması hedeflenir. Yüksek riskli gebeliklerde özellikle gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği, diyabet ve tiroid hastalıkları, erken doğum riski, plasenta yerleşim anomalileri, çoğul gebelikler ve fetal anomalilerin erken teşhisi ve etkin yönetimi büyük önem taşır. Bu süreçte yapılan düzenli kontroller, anne ve bebeği tehdit edebilecek komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar.</p>
<p>Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Op. Dr. Alp Nuhoğlu, yüksek riskli gebeliklerde erken tanı ve düzenli perinatolojik takibin anne ve bebek sağlığı açısından kritik rol oynadığını belirterek, bu gebeliklerin mutlaka uzman kontrolünde ve planlı bir şekilde izlenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>İleri Tanı Yöntemleri ve İnvaziv İşlemler</strong></p>
<p>Perinatoloji kapsamında, gerekli görülen durumlarda plasentadan biyopsi, amniyosentez ve kordosentez gibi invaziv tanı yöntemleri uygulanır. Bu işlemler sayesinde fetal gelişim yakından izlenir ve şüpheli durumlarda kesin tanıya ulaşılması mümkün olur.</p>
<p><strong>Fetal DNA Testi ile Genetik Tarama</strong></p>
<p>Gebelikte yapılan en önemli tarama testlerinden biri Fetal DNA testidir. Anne kanından alınan örnekle, bebeğe ait hücrelerin incelendiği bu test sayesinde genetik anomalilere yönelik yüksek doğruluk oranıyla tarama yapılabilmektedir. Şüpheli sonuçlar elde edilmesi durumunda ise kesin tanı için amniyosentez gibi ileri tanı yöntemlerine başvurulmaktadır.</p>
<p><strong>Detaylı Ultrasonun Hayati Rolü</strong></p>
<p>Tüm gebeliklerin yaklaşık yüzde 3–5’inde fetal anomali görülmektedir. Bu anomalilerin büyük bir kısmı organ gelişim bozukluklarıyla ilişkilidir. Bu nedenle gebeliğin 21–23’üncü haftaları arasında yapılan detaylı ultrasonografi büyük önem taşır. Özellikle beyin ve kalp anomalileri bu dönemde daha sık saptanmakta, bazı durumlarda yaşamla bağdaşmayan tablolar ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında, aile ile ayrıntılı şekilde görüşülerek sürecin birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Kişiye Özel Takip ve Multidisipliner Yaklaşım</strong></p>
<p>Uzmanlar, riskli gebeliklerin kişiye özel takip planlarıyla izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Anne ve bebeğin ihtiyaçlarına göre planlanan multidisipliner yaklaşım sayesinde gebeliğin güvenli bir şekilde sürdürülmesi ve sağlıklı bir doğum sürecinin desteklenmesi amaçlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-gebeliklerde-erken-tani-hayat-kurtariyor-611038">Yüksek Riskli Gebeliklerde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-operasyonlarda-is-guvenligi-kritik-bir-zorunluluk-609289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[İnverter]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[operasyonlarda]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[Vinç]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) değerlendirmeleri, dünya genelinde iş kazalarının önemli bir bölümünün ağır ekipman kullanılan çalışma alanlarında meydana geldiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-operasyonlarda-is-guvenligi-kritik-bir-zorunluluk-609289">Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu tablo, vinç operasyonları gibi yüksek risk barındıran uygulamalarda, süreç kaynaklı riskleri minimize eden otomasyon ve gelişmiş güvenlik teknolojilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Mitsubishi Electric, vinç sektöründe sunduğu inverter, anti-sway gibi ileri teknoloji çözümlerle, iş güvenliği standartlarının yükselmesine katkı sağlıyor.</strong></p>
<p>Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre iş kazaları ve meslek hastalıkları, her yıl dünya genelinde milyonlarca çalışanın sağlık kaybı yaşamasına ve iş gücünden uzak kalmasına neden oluyor. Türkiye’de de SGK tarafından açıklanan verilere göre, 2024 yılında 733.646 iş kazası kayıtlara geçti. Bu rakamlar, özellikle vinç ve ağır sanayi gibi yüksek riskli sektörlerde iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir mevzuat gerekliliği değil, kritik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Vinç Operasyonlarında Güvenli ve Kontrollü Performans</strong></p>
<p>Vinç uygulamalarında güvenlik, süreklilik ve hassas kontrol; operasyonel başarının temelini oluşturuyor. Mitsubishi Electric, vinç sektörünün bu kritik ihtiyaçlarını yakından tanıyor ve özel olarak geliştirdiği inverter çözümleriyle güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasına destek oluyor.</p>
<p>0.4 kW ile 1.3 MW güç aralığını kapsayan Mitsubishi Electric inverterleri; sıcak, soğuk, nemli ve tozlu ortamlar gibi zorlu çalışma koşullarında dahi yüksek performans ve dayanıklılık sunuyor. İleri seviye kontrol kabiliyetleri sayesinde operasyonel verimliliği artıran bu çözümler, güvenli çalışma koşullarının sağlanmasına katkıda bulunuyor. Mitsubishi Electric inverterleri; gezer köprü vinçleri, portal vinçler, kule vinçleri ve döner liman vinçleri gibi farklı uygulama alanlarında güvenle kullanılabiliyor.</p>
<p>Mitsubishi Electric’in vinç uygulamalarında sunduğu inverter çözümleri, yüksek yüklenme kapasitesiyle güçlü bir performans sunarken, fren senkronizasyonu sayesinde yüklerin kontrollü ve güvenli bir şekilde taşınmasını mümkün kılıyor. Zorlu saha koşulları için çift kat vernik kaplama ile güçlendirilen sistemler, uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Dahili PLC yapısı sayesinde vinç otomasyonunun ihtiyaçlara göre özelleştirilmesine olanak tanıyan bu çözümler, operatör müdahalesini azaltarak insan kaynaklı risklerin minimize edilmesine katkıda bulunuyor. Bunun yanı sıra, global haberleşme protokollerini destekleyen inverterler, farklı kontrol ve otomasyon sistemleriyle kolay entegrasyon avantajı da sağlıyor. </p>
<p><strong>Anti-Sway Teknolojisi ile Üst Düzey Güvenlik</strong></p>
<p>Vinç operasyonlarında güvenliği doğrudan etkileyen unsurların başında yük salınımı geliyor. Mitsubishi Electric’in E800 ve A800 serisi inverterlerinde yer alan dahili anti-sway özelliği, yük salınımı seviyesini düşürerek daha hassas, kontrollü ve güvenli bir taşıma süreci sağlıyor.</p>
<p>Yük konumlandırma hassasiyetini artıran anti-sway teknolojisi, operasyonların daha hızlı ve verimli ilerlemesine katkı sunarken; fren senkronizasyonu ile yük kaymalarının ve olası iş kazalarının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. </p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-operasyonlarda-is-guvenligi-kritik-bir-zorunluluk-609289">Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli: &#8220;Denetimsiz Algoritmalar Hak İhlallerine Yol Açabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-goc-yonetiminde-etkili-ama-riskli-denetimsiz-algoritmalar-hak-ihlallerine-yol-acabilir-607647</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 13:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[biyometrik]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[denetimsiz]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yönetiminde]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607647</guid>

					<description><![CDATA[<p> İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-goc-yonetiminde-etkili-ama-riskli-denetimsiz-algoritmalar-hak-ihlallerine-yol-acabilir-607647">Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli: &#8220;Denetimsiz Algoritmalar Hak İhlallerine Yol Açabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi. Denetimsiz algoritmaların hak ihlallerine yol açabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir” dedi.</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli sistemler, dünya genelinde göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize değerlendirmelerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda aktif olarak kullanılıyor. Ancak bu teknolojilerin yeterli şeffaflık ve denetimden yoksun şekilde uygulanması, ayrımcılıktan veri ihlallerine kadar ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Türkiye ve dünyada yaygın kullanım</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Kaya’ya göre yapay zekâ, bugün göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında yer alıyor. Türkiye’de GöçNet sistemi 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın YİMER 157 çağrı merkezi ise yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin biyometrik alandaki kapasitesine de dikkat çeken Kaya, “Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde Türkiye, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren dünyadaki yedinci ülke konumunda” dedi. Uluslararası alanda ise Avrupa Birliği’nin Frontex ajansının drone’larla göçmen geçişlerini izlediğini, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma sistemleri kullandığını hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Kaya şöyle konuştu:</p>
<p>“Suriye&#8217;de iç savaş öncesi nüfus kayıt oranı yüzde yüze yakınken, çatışmalarla birlikte birçok nüfus müdürlüğü kısmen veya tamamen tahrip oldu. BM verilerine göre Suriyeli mültecilerin yüzde 70&#8217;i temel kimlik belgelerinden yoksun. Türkiye, belge şartı aramaksızın milyonlarca Suriyeliye kapılarını açtı; bu insani yaklaşım, aynı zamanda kayıt sistemlerinin öz beyana dayalı verilerle kurulması anlamına geldi. Biyometrik sistemler kişinin daha önce kayıt yaptıran kişiyle aynı olduğunu doğrulayabiliyor, ancak ilk kayıttaki bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyor. Bu konular, İstinye Üniversitesi&#8217;nin UNESCO ile birlikte Temmuz 2025&#8217;te düzenlediği ‘Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı’ okulunda ve Göç İdaresi Başkanlığı&#8217;nın 23 Ekim 2025&#8217;te Ankara&#8217;da düzenlediği etkinlikte ele alındı. Kanada&#8217;da yapay zekâ destekli sistemle Afrikalı öğrencilerin vize red oranı yüzde 75&#8217;e ulaşırken Çinli öğrencilerin yüzde 90&#8217;ı kabul alıyor. Yüz tanıma algoritmalarında koyu tenli yüzleri yanlış tanıma oranı açık tenli yüzlere göre 100 kata kadar daha yüksek. Güvenilir yapay zekâ için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerekiyor; ancak bu standartlar göç sistemlerinde henüz yeterince sağlanmıyor.”</p>
<p><strong>“Algoritmalar tarafsız değil”</strong></p>
<p>Yapay zekânın en büyük risklerinden birinin algoritmik ayrımcılık olduğunu vurgulayan Kaya, yüz tanıma sistemlerinin koyu tenli bireylerde hata oranının açık tenlilere göre 100 kata kadar çıkabildiğini söyledi. “ABD’de yüz tanıma hataları nedeniyle yapılan hatalı tutuklamaların tamamının Siyahi bireyleri kapsaması tesadüf değil,” diyen Kaya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de belirli ülke vatandaşlarının otomatik olarak daha ‘riskli’ sınıflandırıldığını belirtti.</p>
<p>Kaya’ya göre sorun, sistemlerin açıkça ırk ya da etnik köken sorması değil; posta kodu, ülke, lehçe gibi ‘tarafsız’ görünen değişkenlerin dolaylı ayrımcılık aracı haline gelmesi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Türkiye&#8217;de Milli Biyometrik Sistemi yüzde 99,42 hassasiyet ve yüzde 99,995 doğruluk oranı açıklıyor. Ancak bu rakamların bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biyometrik sistemlerin temel sınırlılığı şu: kayıt anında beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyorlar, yalnızca aynı kişinin tekrar geldiğini doğrulayabiliyorlar” dedi.</p>
<p><strong>Biyometrik veriler geri döndürülemez riskler taşıyor</strong></p>
<p>Göç yönetiminde tutulan biyometrik verilerin siber güvenlik açısından son derece hassas olduğuna dikkat çeken Kaya, “Şifre değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında, bu veriler kişinin hayatı boyunca risk yaratır” ifadelerini kullandı. Göçmenlere ait biyometrik ve kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesinin, siber güvenlik açısından yarattığı tehlikelerle ilgili örnek de veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “2022&#8217;de Amerika Göçmenlik Dairesi&#8217;nin sitesindeki bir hata yüzünden 6 bin 252 sığınmacının bilgileri herkese açık hale geldi. İçlerinden 103 Kübalı sığınmacının verileri yanlışlıkla Küba hükümetine gönderildi. Federal mahkeme bu sızıntının ‘işkence veya zulüm riskini artırdığını’ kabul etti” dedi.</p>
<p>ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntılarını hatırlatan Kaya, bu tür ihlallerin sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerde kalan ailelerini de tehlikeye atabileceğini söyledi. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmaların, saldırı yüzeyini daha da genişlettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti:</p>
<p>“Göç sistemlerindeki güvenlik açıklarının önemli bir kaynağı, bağımsız denetimden geçmeyen taşeron firmalar ve merkezi veri depolama yapıları. Amerika&#8217;nın 290 milyon kişinin biyometrik verisini saklayan HART sistemi, kamu denetim raporlarına göre gerekli 12 gizlilik korumasından yalnızca 5&#8217;ini karşılıyor. Beş Göz İstihbarat İşbirliği anlaşmasıyla ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki göçmen verisi paylaşımı son yıllarda 100 kat arttı; yılda 8 milyon veri sorgusu yapılıyor. En trajik örnek ise BM Mülteciler Örgütü&#8217;nün 830.000 Rohingya mültecisinin parmak izi ve fotoğraflarını Myanmar hükümetiyle paylaşması; mültecilerin büyük çoğunluğu verilerinin bu şekilde kullanılacağından habersizdi. Veri egemenliği ve yerel kontrol, bu alanda giderek daha kritik hale geliyor. Güvenilir yapay zekâ sistemleri şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerektirir. Oysa göç veri tabanları çoğu zaman taşeron firmalarının ihmaline ve devletlerarası gizli anlaşmalara dayanıyor.”</p>
<p><strong>Uluslararası hukukla gerilim</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli göç sistemlerinin uluslararası hukuk ve insan hakları normlarıyla tam uyumlu olmadığını belirten Kaya, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak sınıflandırmasına rağmen, sığınmacılar için bazı yasaklı teknolojilere hâlâ izin verildiğine dikkat çekti.</p>
<p>“Vatandaşlar üzerinde kullanılsaydı sıkı denetime tabi tutulacak sistemler, en savunmasız gruplar olan sığınmacılar üzerinde daha gevşek kurallarla uygulanıyor,” diyen Kaya, geri göndermeme ilkesinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Gelecekte neler öne çıkacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda göç politikalarını en çok etkileyecek gelişmeler arasında yapay zekâ destekli sahte belge üretimi, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanılması ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması yer alıyor. Kaya, deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgelerin artık insan gözüyle ayırt edilemez hale geldiğini, buna karşı denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğini ifade etti. Avrupa’da ve Türkiye’deki çalışmalarla ilgili de bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şunları söyledi:</p>
<p>“Avrupa Birliği&#8217;nin 2030&#8217;a kadar tamamlayacağı ‘Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi’ altı büyük veri tabanını birbirine bağlayarak dünyanın en büyük biyometrik deposunu oluşturacak; 6 yaşındaki çocukların bile yüz tanıma verileri bu sisteme girecek. Aralık 2025&#8217;te kurulan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Türkiye&#8217;nin bu alandaki kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye&#8217;de İstanbul Havalimanı tamamen kağıtsız ve temassız seyahat deneyimi için biyometrik sistemler test ediyor; THY Boston ve Miami&#8217;de yüz tanıma ile uçuşa kabul süresini yüzde 50&#8217;ye kadar kısalttı. Milli Biyometrik Sistemi&#8217;ne gelecekte yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonu planlanıyor. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 kapsamında 50 bin yapay zekâ uzmanı ve 1.000 girişim hedefleniyor.”</p>
<p><strong>“Asıl soru hukuk mekanizmalarının bu hıza nasıl yetişeceği”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:</p>
<p>“Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir. Asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil; bu hıza denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl yetişeceğidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-goc-yonetiminde-etkili-ama-riskli-denetimsiz-algoritmalar-hak-ihlallerine-yol-acabilir-607647">Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli: &#8220;Denetimsiz Algoritmalar Hak İhlallerine Yol Açabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayrampaşa&#8217;da kentsel dönüşüm hız kesmiyor: Riskli binalar yıkıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrampasada-kentsel-donusum-hiz-kesmiyor-riskli-binalar-yikildi-607004</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayrampaşa]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kesmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607004</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bayrampaşa’da kentsel dönüşüm çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrampasada-kentsel-donusum-hiz-kesmiyor-riskli-binalar-yikildi-607004">Bayrampaşa&#8217;da kentsel dönüşüm hız kesmiyor: Riskli binalar yıkıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Bayrampaşa’da kentsel dönüşüm çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Dönüşüm kapsamında, Yıldırım Mahallesi’nde bulunan riskli iki bina yıkıldı. Fiili olarak yıkıma katılan ve yöneten Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın,  “Vatandaşlarımızın güvenliği her şeyden önce gelir. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız kararlılıkla sürecek” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bayrampaşa Belediyesi, kentsel dönüşüm projeleri ve modern şehircilik vizyonu ile vatandaşlara güvenli yaşam alanları ve daha sağlıklı bir gelecek sunmayı hedefliyor. Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında, Yıldırım Mahallesi’nde bulunan ve riskli olduğu belirlenen iki bina yıkıldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Fiili olarak yıkıma katılan ve yöneten Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili İbrahim Akın, “Vatandaşlarımızın güvenliği her şeyden önce gelir. Riskli binaların kaldırılması, modern ve güvenli yaşam alanları oluşturma yolunda attığımız kritik bir adım. Bayrampaşalı komşularımız için kentsel dönüşümü kararlılıkla devam ettireceğiz” şeklinde konuştu</span></span></span></p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrampasada-kentsel-donusum-hiz-kesmiyor-riskli-binalar-yikildi-607004">Bayrampaşa&#8217;da kentsel dönüşüm hız kesmiyor: Riskli binalar yıkıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Odeabank ve İş Portföy&#8217;den Düşük Riskli, Yüksek Performanslı Fon: &#8220;IOP&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/odeabank-ve-is-portfoyden-dusuk-riskli-yuksek-performansli-fon-iop-606769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[fon]]></category>
		<category><![CDATA[fonu]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Portföy]]></category>
		<category><![CDATA[Likidite]]></category>
		<category><![CDATA[odeabank]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[performanslı]]></category>
		<category><![CDATA[piyasa]]></category>
		<category><![CDATA[portföy]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Odeabank ve İş Portföy’ün ortak çalışmasıyla hayata geçirilen İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu (IOP), 2025 yılında yüzde 50’yi aşan getirisi ve düşük riskli yapısıyla yatırımcılar için alternatif bir yatırım aracı oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odeabank-ve-is-portfoyden-dusuk-riskli-yuksek-performansli-fon-iop-606769">Odeabank ve İş Portföy&#8217;den Düşük Riskli, Yüksek Performanslı Fon: &#8220;IOP&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Odeabank ve İş Portföy’ün ortak çalışmasıyla hayata geçirilen İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu (IOP), 2025 yılında yüzde 50’yi aşan getirisi ve düşük riskli yapısıyla yatırımcılar için alternatif bir yatırım aracı oluyor. TEFAS verilerine göre 05 Ocak 2026 itibarıyla yatırımcılarına yüzde 53 getiri sağlayan Fon, istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Rekabetçi faiz ortamında birikimlerini etkin şekilde değerlendirmek ve likiditesini yönetmek isteyen yatırımcılar için tasarlanan yatırım aracı, para piyasası fonu olması nedeniyle aynı gün içinde nakde dönüşebilme imkânı sunuyor.</p>
<p><strong>Likiditesi yüksek ve düşük riskli yatırım alternatifi </strong></p>
<p>TEFAS dışında işlem gören fon, yalnızca Odeabank müşterilerine özel olarak 09.30 &#8211; 15.00 saatleri arasında anında alım-satım yapılmasına olanak tanıyor. Böylece yatırımcılar, piyasa fırsatlarına hızlı erişerek likidite ihtiyaçlarını beklemeden karşılayabiliyor. Tüm yatırım araçları, güçlü araştırma ekipleri tarafından detaylı analiz ve değerlendirmelerle seçilen fonun portföyü, kısa vadeli ve likit araçlardan oluşuyor. Portföyün en az yüzde 10’u Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) gibi sabit getirili varlıklarda tutuluyor. </p>
<p>İş Portföy ve Odeabank’ın uzmanlığıyla portföyün risk dengesi ve likidite yapısı yakından izleniyor; yatırımlar, piyasa koşullarına göre özenle şekillendiriliyor. Enflasyon oranlarının üzerinde seyreden faiz ortamında birikimlerini değerlendirmek ve nakit akışlarını kolaylıkla yönetmek isteyen yatırımcılar için fon avantajlı bir seçenek olarak öne çıkarıyor. Düşük risk grubunda yer alan Fon, temkinli yatırımcıların yanı sıra likiditesini yönetmek, kısa vadeli nakitlerini değerlendirmek veya yeni piyasa fırsatlarını beklerken geçici park alanı yaratmak isteyen yatırımcılar tarafından da tercih edilebiliyor. Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmeye odaklı temkinli para politikası yaklaşımını koruyacağı bir konjonktürde İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu’nun getirilerinin orta-uzun vadede enflasyonun üzerinde seyretmesi ve yatırımcı ilgisinin önümüzdeki dönemde de sürmesi beklenen projeksiyonlar arasındadır.</p>
<p><strong>Odeabank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürcan Kırmızı:</strong> “Odeabank olarak İş Portföy ile hayata geçirdiğimiz IOP kapsamında, müşterilerimizin güvenli bir şekilde birikimlerini değerlendirmelerini önceliklendiriyoruz.” İş birliklerinin bununla sınırlı olmadığını belirterek şunları ekledi: “Odeabank, TEFAS’ta işlem gören tüm İş Portföy fonlarının dağıtıcısı olarak müşterilerine geniş bir yatırım seçeneği sunuyor. Bu yakın iş birliği sayesinde yatırımcılar, İş Portföy fonlarına dair güncel bilgilere ve piyasa gelişmelerine hızlı şekilde ulaşabiliyor. Üstelik Odeabank müşterileri sadece TEFAS fonlarına değil, TEFAS dışında sunulan diğer İş Portföy fonlarına da erişim imkânına sahip. Böylece yatırımcılar, daha geniş ürün gamına ulaşarak portföylerini çeşitlendirebiliyor, risklerini etkin şekilde yönetebiliyor ve yatırım kararlarını zamanında alabiliyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Nilüfer Sezgin: </strong>“Odeabank ile sağlam temellere dayanan bir iş birliği içerisinde hayata geçirdiğimiz IOP – İş Portföy Odeabank Para Piyasası (TL) Fonu, yatırımcıların likidite ihtiyacını ön planda tutarken istikrarlı getiri beklentilerine de yanıt veren önemli bir ürün olarak öne çıkıyor. Odeabank ile yakın ve uyumlu çalışmalarımız sayesinde bugüne kadar başarılı çalışmalara imza attık. Önümüzdeki dönemde de bu iş birliğini daha da ileri taşıyarak yatırımcılarımıza değer yaratacak yeni ürün ve çözümler sunmayı hedefliyoruz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odeabank-ve-is-portfoyden-dusuk-riskli-yuksek-performansli-fon-iop-606769">Odeabank ve İş Portföy&#8217;den Düşük Riskli, Yüksek Performanslı Fon: &#8220;IOP&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıllarca belirti vermeden sinsice ilerliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yillarca-belirti-vermeden-sinsice-ilerliyor-603112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 08:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[ilerliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[muayene]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sinsice]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ağzı (serviks) kanseri, dünyada ve ülkemizde kadın sağlığını tehdit eden en önemli kanser türleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yillarca-belirti-vermeden-sinsice-ilerliyor-603112">Yıllarca belirti vermeden sinsice ilerliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı (serviks) kanseri, dünyada ve ülkemizde kadın sağlığını tehdit eden en önemli kanser türleri arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, rahim ağzı kanseri kadınlarda en sık görülen kanserler arasında dördüncü sırada bulunuyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 660 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulurken, yaklaşık 350 bin kadın ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa,</strong> Türkiye’de de her yıl yaklaşık 2 bin 400 yeni rahim ağzı  kanseri vakası görülürken, yaklaşık bin 200 kadının bu hastalık sebebiyle yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek,  “Bu kayıpların en önemli nedenlerinden biri,  ülkemizde uzun yıllardır uygulanmakta olan tarama programlarına katılımın yetersiz olmasıdır. Ayrıca, hastalığın erken dönemde belirti vermemesi ve hastalarımızın anormal vajinal kanama ile kasık ağrısı gibi yakınmalarında hekime geç başvurmaları diğer önemli sebepleri oluşturmaktadır” diyor. </p>
<p>Oysa rahim ağzı kanserinin erken tanı konulduğunda başarıyla tedavi edilebilen, hatta  önlenebilen bir kanser türü olduğunu belirten <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, </strong>“Hiçbir yakınması olmasa  bile her kadının düzenli olarak jinekolojik muayenelerini yaptırması, gerekli testlerden geçmesi ve rahim ağzı kanseri aşısını olması son derece değerlidir. Zira, tarama testlerinde tespit edilen kanser öncüsü lezyonlar LEEP (Loop elektrocerrahi eksizyonu prosedörü) veya konizasyon gibi günübirlik cerrahi işlemlerle kansere dönüşmeden ortadan kaldırılmaktadır. Rahim ağzı kanseri aşısı da kanser oluşumunu büyük oranda önleyebilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>En yaygın sebebi HPV enfeksiyonu</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanserinin yaklaşık yüzde 99’u Human Papilloma Virüsü (HPV) ile ilişkili oluyor. Çalışmalar, her 10 kadından 8’inin yaşamları boyunca en az bir kez Human Papilloma Virüsü ile enfekte olduğunu gösteriyor.  Cinsel temas yoluyla bulaşan ve son derece yaygın bir virüs olan Human Papilloma Virüsü, herhangi bir belirti vermeden vücutta uzun yıllar kalabiliyor. Bağışıklık sistemi gerilediğinde virüs kendini yeniden gösterebiliyor. Bazı yüksek riskli HPV tipleri ise rahim ağzındaki hücrelerde zamanla kanser öncüsü değişikliklere ve tedavi edilmediğinde rahim ağzı kanserine yol açabiliyor. Rahim ağzı kanseri genellikle ileri evreye kadar sessiz seyrettiği için düzenli yapılan muayene ve taramalar hayati önem taşıyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa,</strong> rahim ağzı kanserine karşı hayat kurtaran 4 önlemi anlattı; önemli uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Jinekolojik muayene</strong></p>
<p>Düzenli jinekolojik muayeneler, rahim ağzı kanserinin erken tanısında ilk ve en önemli adımı oluşturuyor. Kadınların hiçbir yakınmaları olmasa bile 21 yaşından itibaren yılda en az bir kez jinekolojik muayene olmaları öneriliyor. Muayene sırasında hekimin gerekli gördüğü tarama testleri planlanıyor ve detaylı bilgilendirme yapılıyor. </p>
<p><strong>Pap Smear testi</strong></p>
<p>Pap smear testi, rahim ağzından yumuşak bir fırça ile alınan hücre örneklerinin patoloji doktoru tarafından incelenmesiyle yapılıyor. Bu test, kanser öncesi hücresel değişiklikleri erken dönemde saptayarak hastalığın gelişmesini önlemek için doktora ve hastaya zaman tanıyor. Kadınların hiçbir yakınmaları olmasa bile, 21 yaşından itibaren smear testine başlamaları ve testi 3 yılda bir düzenli olarak  yaptırmaları öneriliyor. </p>
<p><strong>HPV tarama testleri</strong></p>
<p>HPV tarama testleri; rahim ağzı kanserine yol açabilen yüksek riskli Human Papilloma Virüs tiplerini saptıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, özellikle 30 yaşından itibaren önerilen bu testlerin kanser riskini belirlemede son derece etkili olduklarını anlatarak, “Bazı HPV tipleri düşük riskli olup genital siğiller ile sınırlı kalırken, yüksek riskli olan bazı tipleri ise rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir. HPV taraması sayesinde, risk altındaki kadınlar erken dönemde belirlenerek, yakın takibe alınmaktadır” diyor.  Doç. Dr. Murat Yassa, smear veya HPV testlerinde virüsün tespit edilmiş olmasının kadınlarda kansere yakalanma kaygısına neden olabildiğini ifade ederek, “Bu durum hastalarımızın cinsel yaşamlarını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir. Aslında, anormal smear sonucu ve HPV pozitifliği hastanın kanser olduğu anlamına gelmemektedir. Bunlar potansiyol kanser öncüsü lezyonlardır ve çoğu durumda erken müdahale ile  kontrol altına alınmaktadır” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Human Papilloma Virüsü aşısı</strong></p>
<p>Dünyadaki tek kanser aşısı olan HPV (Human Papilloma Virüsü) aşısı, rahim ağzı kanserine neden olan yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlıyor.  Günümüzde 9’lu HPV aşısının ülkemizde de uygulandığını belirten Doç. Dr. Murat Yassa, bu aşının rahim ağzı kanseriyle ilişkili en yaygın ve en riskli HPV tiplerine karşı geniş koruma sağladığını vurguluyor. HPV aşısının ideal olarak 9-14 yaş arasında uygulanmakla birlikte, 15 yaş ve sonrasında da tüm kadınlara ve erkeklere yapılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Murat Yassa, sözlerine şöyle devam ediyor: “Rahim ağzı kanseri aşısı HPV ile daha önce karşılaşmamış bireylerde en yüksek koruyuculuğu sağlamaktadır. Ancak, HPV enfeksiyonu pozitif olan kadınlarda da fayda sağlayabilir; diğer HPV tipleriyle oluşan enfeksiyonu engelleyebilir ve hastalığın ilerlemesini önlemeye katkıda bulunabilir. Bu nedenle aşı kararı, yaş ve bireysel riskler göz önünde bulundurularak, kadın hastalıkları ve doğum hekimiyle birlikte değerlendirilmelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yillarca-belirti-vermeden-sinsice-ilerliyor-603112">Yıllarca belirti vermeden sinsice ilerliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onat Tüneli etkileşim alanındaki riskli yapılar için tahliye ve destek paketi Meclis&#8217;e sunuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onat-tuneli-etkilesim-alanindaki-riskli-yapilar-icin-tahliye-ve-destek-paketi-meclise-sunuldu-597566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alanındaki]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hektarlık]]></category>
		<category><![CDATA[karşılığı]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[onat]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[tüneli]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597566</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin aralık ayı ilk oturumunda, Buca Onat Tüneli etkileşim bölgesindeki riskli yapıların güvenli şekilde tahliye edilmesi ve yurttaşların mağduriyet yaşamaması için hazırlanan destek paketi önergesi, komisyonlara gönderildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onat-tuneli-etkilesim-alanindaki-riskli-yapilar-icin-tahliye-ve-destek-paketi-meclise-sunuldu-597566">Onat Tüneli etkileşim alanındaki riskli yapılar için tahliye ve destek paketi Meclis&#8217;e sunuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin aralık ayı ilk oturumunda, Buca Onat Tüneli etkileşim bölgesindeki riskli yapıların güvenli şekilde tahliye edilmesi ve yurttaşların mağduriyet yaşamaması için hazırlanan destek paketi önergesi, komisyonlara gönderildi. Sosyal belediyecilik ilkesi ile hareket eden Büyükşehir Belediyesi, hak sahiplerine kira yardımının aylık 30 bin TL’ye çıkarılması, 25 bin TL taşınma desteği sunulması ve kat karşılığı sözleşme modeli gibi öneriler sunacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Buca Onat Tüneli’nin etkileşim alanında yer alan ve riskli olduğu tespit edilen yapıların güvenli şekilde tahliye edilmesi ve yurttaşların mağduriyet yaşamaması için süreci sosyal belediyecilik anlayışıyla, şeffaf ve hızlı bir şekilde yürütmeyi hedefliyor. Bu kapsamda Onat Tüneli üstünde yer alan ve teknik ekipler tarafından hasarlı olduğu belirlenen konut ve iş yerlerinin can ve mal güvenliği açısından hızlı bir şekilde tahliye edilmesi için kapsamlı bir destek paketi hazırlandı. Riskli yapıların bir an önce boşaltılmasını sağlamak amacıyla hazırlanan destek paketi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin aralık ayı ilk oturumunda gündeme alındı.</p>
<p><strong>Hak sahiplerine 25 bin TL taşınma desteği verilecek</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın idaresinde yapılan oturumda gündeme gelen düzenleme; tahliye sürecine katılacak hak sahiplerine farklı seçenekler ve güçlü destekler sunuyor. Buna göre, evini ya da iş yerini tahliye eden hak sahiplerinin arsa ve yapısı belediye tarafından güncel bedelle satın alınabilecek. Hak sahibinin talep etmesi durumunda sadece yapının satın alınması ve mülkiyet hakkının korunması da mümkün olacak. Ayrıca tüm hak sahiplerine tek seferlik 25 bin TL taşınma desteği verilecek. İsteyenlere, taşınmazlarının satın alma bedeli karşılığında Uzundere Toplu Konutları’ndan daire teklifi yapılacak.</p>
<p><strong>Kat karşılığı sözleşme modeli</strong></p>
<p>Bir diğer seçenek ise kat karşılığı sözleşme modeli olarak belirlendi. Bölgede yürütülen zemin analizlerinin yapılaşmaya uygun çıkması halinde, belediye imar uygulamalarını tamamlayarak aynı bölgede yeni konut ve iş yerleri inşa edecek. Bu süreçte hak sahiplerine aylık 30 bin TL kira yardımı yapılacak. Yeni konutlar teslim edilene kadar isteyen hak sahiplerine Uzundere toplu konutlarında bedelsiz konut tahsisi sağlanacak. Ayrıca bu modelde de 25 bin TL taşınma desteği sunulacak.</p>
<p><strong>Alternatif çözüm önerileri masada</strong></p>
<p>Zemin analizlerinin yapılaşmaya uygun çıkmaması durumunda ise hak sahiplerine belediyenin mülkiyetindeki başka alanlarda yer alan mevcut veya yeni yapılacak konut ve iş yerleri teklif edilecek. Bu seçenekleri kabul etmeyen hak sahipleri isterlerse arsa ve yapılarının güncel bedelle satın alınmasını talep edebilecek. Konut veya iş yerini satmak ya da kat karşılığı anlaşma yapmak istemeyen hak sahipleri de destek kapsamına alındı. Bu durumda olanlara bir yıl boyunca aylık 30 bin TL kira desteği ile 25 bin TL taşınma yardımı sağlanacak. Önerge Plan ve Bütçe Komisyonu ile Kentsel Dönüşüm Komisyonu’nda görüşüldükten sonra meclis gündemine gelecek.</p>
<p><strong>3 partiden Karabağlar için ortak önerge</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi&#8217;nde önemli bir konu daha gündeme geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Karabağlar’da 2012 yılında riskli ilan edilen 540 hektarlık alanın, 440 hektarlık bölümünde planlama çalışmalarının yürütülebilmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na yetki devri yapılmasına yönelik önerge görüşüldü. CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız ile MHP Grup Başkan Vekili Bahadır Altınkeser&#8217;in imzası ile meclise sunulan önerge, oy birliği ile kabul edildi.</p>
<p>Önergeye hakkında konuşan Levent Yıldır, bölgede uzun süredir sorunların yaşandığını belirterek, “Bu uzun bir süredir insanlarımızın bir takım hizmetleri almasına engel olan bir konuydu. Meclisin ortak irade koyması oldukça önemli” dedi.</p>
<p><strong>101 hektarlık alanda bakanlık çalışma yaptı</strong></p>
<p>Karabağlar’daki 540 hektarlık alan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu kapsamında 2012 yılında riskli alan ilan edilmişti. Ancak söz konusu 540 hektarlık riskli alanın bakanlık tarafından hazırlanan imar planları, açılan davaların ardından iptal edilmişti. 540 hektarlık alanın 101 hektarlık bölümünde ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından planlama çalışması yapılmıştı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onat-tuneli-etkilesim-alanindaki-riskli-yapilar-icin-tahliye-ve-destek-paketi-meclise-sunuldu-597566">Onat Tüneli etkileşim alanındaki riskli yapılar için tahliye ve destek paketi Meclis&#8217;e sunuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük Riskli Yapılardan Arındırılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-riskli-yapilardan-arindiriliyor-596992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 13:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arındırılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[yapılardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı ya da sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-riskli-yapilardan-arindiriliyor-596992">Gölcük Riskli Yapılardan Arındırılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı ya da sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p>Gölcük Belediyesi, ilçe genelinde onarım ve güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı binalar ile vatandaşların can güvenliğini tehdit eden, sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor. Çalışmalarda son olarak Değirmendere Yalı Mahallesi Leyla Atakan Caddesi No.16, Yalı Mahallesi Faruk Demirer Sokak No. 69 adresinde ile Güneş Veteriner Kliniği yanında bulunan metruk binaların yıkım ve enkaz kaldırma işlemini belediye ekipleri tarafından tamamlandı. </p>
<p><b>İlçe Genelinde Çalışmalar Sürüyor</b></p>
<p>Çalışmanın tamamlanması ile birlikte; ilçe genelinde, sosyal riskler oluşturan ve metruk ya da orta hasarlı olup güçlendirmesi ve onarımı yapılmayan 152 yıkılıp enkazı kaldırılmış oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-riskli-yapilardan-arindiriliyor-596992">Gölcük Riskli Yapılardan Arındırılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-riskli-bir-yontem-mi-574572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 12:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite son yıllarda dünya genelinde hızla yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-riskli-bir-yontem-mi-574572">Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite son yıllarda dünya genelinde hızla yaygınlaşıyor. Küresel verilere göre, günümüzde dünyada her 8 kişiden 1&#8217;i obezite hastası<strong>.</strong> Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 43’ü fazla kilolu<strong>, </strong>yüzde 16’sı obezite sınıfında.<strong> Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici,</strong> Türkiye’de tablonun daha da dikkat çekici olduğunu belirterek, “Ülkemizde yetişkinlerin yaklaşık yüzde 32’si obezite hastası, nüfusun üçte ikisi ise fazla kilolu<strong>. </strong>Yani, ülkemizde her 3 kişiden 1’i obezite, 2 kişiden 1’i de fazla kilo sorunu yaşamaktadır. Bu oranlar Türkiye’nin Avrupa’nın en kilolu ülkelerinden biri haline geldiğini ortaya koymaktadır” uyarısında bulunuyor. En önemli nedenleri arasında hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili fast-food beslenme alışkanlıkları, artan ekran süresi ve uyku bozukluklarının yer aldığı obezite sadece sağlığı değil,  yaşam  süresini de olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, ağır obezite hastalarının hayatını ortalama 8–10 yıl daha erken kaybettiğini<strong> </strong>ortaya koyuyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi hayat kurtarıyor! </strong></p>
<p>Çağımızın önemli sorunu olan obezite; diyabetten kalp hastalıklarına, infertiliteden depresyona, Alzheimer’dan felce kadar çok geniş bir yelpazede ciddi riskler oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 milyon insan obeziteye bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Ülkemizde de kalp krizi, inme ve diyabet kaynaklı ölümlerin önemli bir kısmının temelinde obezite yatıyor. Obezite oranlarında yaşanan artış ve hastalığın sebep olduğu ciddi riskler nedeniyle obezite cerrahisine olan başvurular da gün geçtikçe artıyor. <strong>Genel   Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, </strong>toplumda çoğu zaman sadece bir “zayıflama ameliyatı” olarak görülen obezite cerrahisinin aslında kişinin yaşam kalitesini ve süresini doğrudan artıran hayati bir gereklilik olduğuna işaret ederek, “Çünkü cerrahi yöntem sonrasında sadece kilo kaybı olmamakta; tip 2 diyabet gerilemekte, hipertansiyon kontrol altına alınmakta, uyku apnesi düzelmekte ve kalp krizi ile inme riski belirgin şekilde azalmaktadır. Obezitenin yaşam beklentisini 10 yıla kadar kısaltabildiği düşünüldüğünde, cerrahinin doğru hastada uygulanmasının ömre yıllar ekleyebildiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır” diyor.  <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici,</strong> obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><b>Obezite tedavisinde hedef nedir?</b></p>
<p>Obezite tedavisinde asıl hedef, fazla kilolarla birlikte obezitenin yol açtığı tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, infertilite ve eklem problemleri gibi hastalıkların kontrol altına alınmasıdır. Başlangıçta diyet, düzenli fiziksel aktivite, uyku düzenlemesi ve davranış değişiklikleri obezitenin temel tedavi yöntemlerini oluşturuyor. Ancak ileri evre obezitede bu yöntemler çoğu zaman kalıcı sonuç vermiyor. Bu noktada obezite cerrahisi, uzun dönemli başarı şansı yüksek tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor.</p>
<p><b> Obezite cerrahisine ne zaman başvuruluyor? </b></p>
<p>Obezite cerrahisi, mide ve bağırsaklarda yapılan cerrahi değişikliklerle hem besin alımını kısıtlayan,<strong> </strong>hem de<strong> </strong>hormonal ve metabolik düzenlemeler sağlayan<strong> </strong>işlemlerin genel adıdır. Sıklıkla “zayıflama ameliyatı” olarak bilinse de, esasen bu ameliyatların amacı<strong> </strong>metabolik hastalıkları kontrol etmek, yaşam kalitesini artırmak ve süresini uzatmaktır. Uluslararası kılavuzlara göre, vücut kitle indeksi (VKİ) 40 kg/m² ve üzeri olan hastalarda cerrahi tedavi öneriliyor.  Ayrıca, VKİ 35–40 kg/m² arasında olup tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi ek hastalıklara sahip olan hastalarda da cerrahi güçlü bir seçenek olarak ön plana çıkıyor. Güncel bilimsel veriler, VKİ 30–34,9 aralığında olup kontrolsüz tip 2 diyabet gibi ciddi metabolik sorun yaşayan hastalarda da ameliyatın faydalı olabileceğini gösteriyor. </p>
<p><b>Kimler obezite cerrahisinden yararlanabiliyor?</b></p>
<p>Her hasta, multidisipliner bir kurul (cerrah, endokrinolog, anestezi uzmanı, diyetisyen ve psikiyatrist) tarafından detaylı şekilde değerlendiriliyor.  Kondisyonu yeterli olan, daha önce diyet ve medikal tedavi yöntemleriyle kalıcı başarı sağlanamamış, ameliyat sonrasındaki takiplere uyum gösterebilecek, ciddi psikiyatrik engeli olmayan kişiler ameliyat için aday oluyorlar. </p>
<p><b> Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?  </b></p>
<p>Her cerrahi girişimde olduğu gibi obezite cerrahisinin de riskleri mevcut. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, ancak laparoskopik yöntemlerin yaygınlaşması, anestezi güvenliğinin artması ve deneyimli cerrahların uygulamaları sayesinde bu risklerin günümüzde oldukça düştüğünü anlatarak, “Büyük serilerde ölüm oranı yüzde 0,1 civarındadır, yani safra kesesi ameliyatı ile benzer düzeydedir. Obezite cerrahisi doğru merkezde ve uzman ekiplerce uygulandığında güvenli bir tedavi seçeneğidir.<strong> </strong>Üstelik obezitenin yol açtığı kalp hastalığı, felç ve erken ölüm riskiyle karşılaştırıldığında, cerrahinin sağladığı faydalar çok daha ağır basmaktadır” diyor. </p>
<p><b>Ameliyata hazırlık sürecinde nelere dikkat edilmeli?</b></p>
<p>Hazırlık sürecinde, detaylı kan tetkiklerinden endoskopik incelemeye kalp ve akciğer sistemini ortaya koyan yöntemlerden psikiyatrik değerlendirmeye ve diyete kadar pek çok yönteme başvuruluyor. Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Ameliyat öncesinde sigaranın bırakılması, düzenli yürüyüş yapılması ve vitamin-mineral eksikliklerinin giderilmesi, potansiyel riskleri ciddi ölçüde azaltırken hastanın süreçten faydasını maksimum düzeyde artırmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><b>Obezite cerrahisinde hangi yöntemler uygulanıyor?</b></p>
<p>Günümüzde obezite cerrahisinde her yöntemin avantajları ve dezavantajları olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Örneğin reflüsü olan hastalarda bypass daha uygun olabilirken, reflüsü olmayan genç hastalarda tüp mide daha çok tercih edilmektedir” bilgisini veriyor. Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi yöntemlerini şöyle özetliyor: </p>
<p>Sleeve gastrektomi (Tüp mide ameliyatı): Midenin yüzde 70–80’inin çıkarıldığı bu yöntemde mide tüp şeklini almaktadır. İştah hormonu olan ghrelin azalmakta, hasta daha az yemekle doyar hale gelmektedir.</p>
<p>Roux-en-Y gastrik bypass: Küçük bir mide poşu oluşturulmakta ve ince bağırsak yeniden düzenlenmektedir Hem kilo kaybı hem de metabolik hastalıkların kontrolünde oldukça etkili bir yöntemdir.</p>
<p>Mini gastrik bypass: Yaklaşık 6 – 8 cm uzunluğunda bir mide poşu oluşturulup belirli bir miktar bağırsak sindirim dışında tutulmaktadır. Tek bir bağlantı yapılması nedeniyle kısa sürede uygulanabilmektedir.</p>
<p><b>Günlük yaşama ne zaman dönülüyor?</b></p>
<p>Hastaların ameliyat sonrasında genellikle 3–4 gün içinde taburcu edildiğini anlatan Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Masa başı çalışanlar 1–2 hafta içinde işlerine dönebilir. Daha aktif işlerde çalışanlarda bu süre 3–4 haftayı bulabilir. Spor aktivitelerine dönüş ise ortalama 6–8 hafta içinde gerçekleşir” diyor.</p>
<p><b> Kilo kaybı ne zaman başlıyor? </b></p>
<p>Obezite cerrahisinin hemen ardından mide hacminin küçülmesi nedeniyle alınan besin miktarı azalıyor, iştah hormonu ghrelinin azalmasıyla birlikte açlık hissi belirgin şekilde düşüyor.  Dolayısıyla, hastalar neredeyse ilk haftalardan itibaren kilo kaybetmeye başlıyor, ilk 1–3 ayda en hızlı kilo kaybı yaşıyorlar.  Doç. Dr. Eyüp Gemici,<strong> </strong>ameliyatın üzerinden 6–12 ay geçtiğinde fazla kiloların büyük kısmının kaybedilmiş olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Çalışmalar, hastaların ilk 6 ayda fazla kilolarının yarısını, birinci yılın sonunda ise yüzde 60–80’ini verdiklerini<strong> </strong>göstermektedir. İkinci yıldan itibaren kilo kaybı daha yavaş ilerlemekte ve dengelenmektedir. Bu noktadan sonra amaç, mevcut kilonun korunmasıdır.” </p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında tekrar kilo alma riski var mı? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında çoğu hasta ilk yıllarda fazla kilolarının büyük kısmını kaybediyor. “Ancak bu kaybın kalıcı olması hastanın yaşam tarzı kurallarına uyumuna bağlıdır” uyarısında bulunan Doç. Dr. Eyüp Gemici,<strong> </strong>“Eğer beslenme kurallarına uyulmaz, egzersiz ihmal edilir ya da düzenli doktor ve diyetisyen kontrolleri aksatılırsa, zamanla verilen kiloların bir kısmı geri alınabilir. Araştırmalar, hastaların yaklaşık dörtte birinde uzun vadede belirli ölçüde kilo artışı görülebildiğini göstermektedir. Yüksek kalorili sıvılar, sık atıştırma, düşük protein alımı ve hareketsiz yaşam bu duruma en çok zemin hazırlayan faktörlerdir” diyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında kalıcı başarı, hastaların yaşam tarzı değişikliklerine uyum göstermesine bağlı oluyor. Küçülmüş mideye uygun şekilde beslenmek, küçük porsiyonlar halinde ve yavaş yemek, erken doygunluğu fark etmek açısından önem taşıyor. Yemeklerle birlikte sıvı alınması sindirimi bozup mideyi hızla doldurabileceğinden, sıvıların öğünlerden en az yarım saat önce ya da sonra tüketilmeleri gerekiyor. Beslenmede protein öncelikli olmalı; çünkü yetersiz protein kas kaybına ve metabolik dengenin bozulmasına yol açabiliyor. Ayrıca ameliyat sonrasında vitamin ve mineral emilimi değiştiği için özellikle B12, demir, kalsiyum ve D vitamini takviyelerinin düzenli alınması önem taşıyor. Kilo kaybının sürdürülebilmesi için düzenli fiziksel aktivite yapılması son derece önemli; başlangıçta yürüyüşlerle başlanıp zamanla daha yoğun egzersizlere geçilmesi öneriliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-riskli-bir-yontem-mi-574572">Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;deki binalara deprem testi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoydeki-binalara-deprem-testi-569341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 15:34:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[karot]]></category>
		<category><![CDATA[ovalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hızlı Tarama Testi” çalışmaları sonucunda riskli olduğu tespit edilen binalarda karot alma süreci başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoydeki-binalara-deprem-testi-569341">Bakırköy&#8217;deki binalara deprem testi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hızlı Tarama Testi” çalışmaları sonucunda riskli olduğu tespit edilen binalarda karot alma süreci başladı. Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, Kartaltepe Mahallesi’nde hızlı tarama testi sayesinde risk grubunda değerlendirilen bir binada gerçekleştirilen karot alma çalışmalarına katıldı. Süreci yerinde takip eden Başkan Ovalıoğlu, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek, “Bakırköy’ün geleceğini güvenle inşa ediyoruz. Kentsel dönüşüm sadece binaları değil, yaşamlarımızı da dönüştürüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bakırköy’de riskli yapıların belirlenmesi amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Bakırköy Belediyesi ekipleri ortak çalışma yürütüyor. İBB’nin Hızlı Tarama testleri sonucunda riskli olduğu öngörülen D ve E sınıfı binalarda, Bakırköy Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü ekipleri tarafından karot örnekleri alınıyor. Alınan örnekler, Bakanlık tarafından lisans verilmiş firma ve kuruluşlarca incelenerek ARAAD sistemine yükleniyor. Bu süreç sonunda binaların risk durumu Bakırköy Belediyesi tarafından değerlendiriliyor ve dönüşüm süreci için adım atılıyor.</p>
<p>Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, Kartaltepe Mahallesi’nde hızlı tarama testi sayesinde risk grubunda değerlendirilen bir binada gerçekleştirilen karot alma çalışmalarına katıldı. Süreci yerinde takip eden Başkan Ovalıoğlu, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek, “Bakırköy’ün geleceğini güvenle inşa ediyoruz. Kentsel dönüşüm sadece binaları değil, yaşamlarımızı da dönüştürüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ADA BAZLI DÖNÜŞÜM”</b></p>
<p>Bakırköy’de deprem riski taşıyan 201 bina için karot alımı başladığını belirten Başkan Ovalıoğlu, riskli yapı tespit edilen binalar için parsel bazlı değil, ada bazlı kentsel dönüşümün devreye gireceğini vurguladı. “Bakırköy yenileniyor” diyerek başlatılan çalışmada, vatandaşların Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü danışma ofisleri ve mobil araçlar aracılığıyla bilgilendirildiğini kaydetti.</p>
<p>Vatandaşların en çok merak ettiği konulardan, karot alımının binanın dayanıklılığına zarar verip vermediği sorusuna da Ovalıoğlu, &#8220;Karot alımında sadece beton bloktan küçük çaplı parçalar çıkarılıyor. Demir donatılara kesinlikle zarar verilmiyor. Koca bir binada bu işlem dayanıklılığı bozmaz. Asıl risk, E sınıfı tespit edilmiş binalarda yaşamaya devam etmektir&#8221; yanıtını verdi.</p>
<p><b>“DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMAYALIM”</b></p>
<p>Başkan Ovalıoğlu, 6 Şubat depremlerini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer benzer bir deprem senaryosu İstanbul’da gerçekleşirse, yıkımın boyutlarını uzmanlar da sürekli dile getiriyor. Bizim asıl amacımız, olası bir depremde yıkılma ihtimali yüksek olan binaların bir an önce yenilenmesi. İBB’nin sağladığı kira ve taşınma destekleri, Bakanlığın ‘Yarısı Bizden’ kampanyası gibi modellerle vatandaşlarımızı güvenli konutlara taşımak zorundayız. Bu yalnızca Bakırköy’ün değil, İstanbul’un bir deprem gerçeği. Bu noktada imar planlarımız büyük önem taşıyor. 1999 depreminin hemen ardından günümüze kadar bekleyen imar planlarımız da göreve geldikten bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde hem Bakırköy Belediye Meclisimizden hem de İBB Meclisimizden onaylandı” dedi”</p>
<p><b>KAROT ALMA SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?</b></p>
<p>Test sonucunda binalar, çıkan sonuçlara göre, A ve B düşük risk, C orta risk, D yüksek risk, E çok yüksek risk olarak sınıflandırılıyor. Hızlı tarama sonucunda D ve E sınıfı çıkan binalara, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun gereğince kapsamlı analiz yapılması öneriliyor.</p>
<p>Karot alımını vatandaş kendi yaptırırsa ortalama 40 bin TL’ye mal olurken, belediye aracılığıyla yapıldığında ise bu bedel yaklaşık 18 bin TL’ye düşüyor. İBB ve Bakırköy Belediyesi işbirliğiyle yürütülen çalışmalarda, ihale edilen firma ve belediye ekipleri karot alımını birlikte gerçekleştiriyor. Beton bloklardan alınan örnekler laboratuvarlarda inceleniyor. Elde edilen sonuçlara göre binaların “riskli yapı” ilan edilip edilmeyeceği belirleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoydeki-binalara-deprem-testi-569341">Bakırköy&#8217;deki binalara deprem testi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de Yüksek Riskli Yapılar İçin Dönüşüm Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-yuksek-riskli-yapilar-icin-donusum-basladi-563948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 14:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköyde]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563948</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, İstanbul genelinde yapılan hızlı tarama çalışmaları sonucunda D ve E Sınıfı Yapı Grubunda (Yüksek ve Çok Yüksek Riskli) olduğu tespit edilen binaların yıkımına Bakırköy’de devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-yuksek-riskli-yapilar-icin-donusum-basladi-563948">Bakırköy&#8217;de Yüksek Riskli Yapılar İçin Dönüşüm Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, İstanbul genelinde yapılan hızlı tarama çalışmaları sonucunda D ve E Sınıfı Yapı Grubunda (Yüksek ve Çok Yüksek Riskli) olduğu tespit edilen binaların yıkımına Bakırköy’de devam etti. Yıkım çalışmalarının startını veren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, 1.100 çok yüksek riskli yapıda dönüşümün başlatıldığını kaydetti. Özel, “Bu yıkım işlemleri tabii ki çok hayati. 40 binin üzerinde bir nüfusu etkileyen bir yıkım çalışması bu. Şu anlama geliyor; beklenen depremde 40 bin kişinin hayatı kurtuldu. Bir sürecin başlangıcını yaratmış olduk. O açıdan çok hayatiydi” dedi.</strong></p>
<p><strong>BAKIRKÖY / İSTANBUL </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı, kent genelinde yürütülen hızlı tarama çalışmalarıyla riskli yapı tespitlerini, tahliye ve yıkım süreçlerini ilçe belediyeleriyle koordineli olarak sürdürüyor. Bu kapsamda, Bakırköy Yeşilköy Mahallesi’nde 1985 yılında inşa edilmiş bir yapının dönüşümü de tamamlanıyor.</p>
<p>Beş katlı ve 13 bağımsız bölümden oluşan binanın yıkım çalışmaları; Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel ve İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Murat Yün’ün katılımıyla başlatıldı. Yıkıma başlanmadan önce, Özel, Ovalıoğlu ve Yün sırasıyla birer konuşma yaptı.</p>
<p><strong>İBB GENEL SEKRETER YARDIMCISI OKTAY ÖZEL: DEPREMDE 120 BİN KONUT AĞIR HASAR ALABİLİR</strong></p>
<p>İstanbulluların can güvenliğinin sağlanması açısından hayati dönemlerden geçildiğini kaydeden İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, “Ekrem Başkan&#8217;ın göreve başladığı 2019 itibariyle kentsel dönüşüm süreci açısından başlangıç noktası olan bina tespiti aşamasına başladık. Hızlı tarama tekniğini İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;yle beraber geliştirdik. Bu süreç içerisinde 190 binin üzerinde bina değerlendirmesinde bulunduk… Biz biliyoruz ki ortalama ve üstü depremde özellikle Kandilli tarafından beklenen senaryoya göre 7-7,5 şiddetindeki bir depremde 120 bin konutun ağır hasar alacağını ve can kaybı yaşanacağını bildiğimiz bir noktada, aslında vatandaşların konutlarının durumuyla ilgili şeffaf bilgi edinme gibi bir sürecin tamamlanması gerekiyordu” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“40 BİN KİŞİNİN HAYATI KURTULDU”</strong></p>
<p>6 Şubat depreminden sonra 40 bin yapıda incelemede yapıldığı bilgisini paylaşan Özel, bu yapıların yarısından fazlasının D ve E sınıfı olarak belirlendiğini, bunun da yüksek risk grubu anlamına geldiğini belirtti. Bu yapılardan 1.100’ünün yakın zamanda yıldığını kaydeden Özel, “Bu yıkım işlemleri tabii çok hayati.40 binin üstünde bir nüfusa etkisi olan bir yıkım çalışması. Şu anlama geliyor; beklenen depremde 40 bin kişinin hayatı kurtuldu. Bir durumun başlangıcını yaratmış olduk. O açıdan çok hayatiydi” diye konuştu.</p>
<p><strong>İSTANBUL İMAR YÖNETMELİĞİ İLE SÜREÇ HIZLANACAK</strong></p>
<p>Çevre Şehircilik Bakanlığının verdiği desteklere, iBB&#8217;nin vermiş olduğu kira desteğinin de eklendiğini söyleyen Özel, “Kentsel dönüşüm konusunda özellikle yoksul hanelere   yapım maliyetinin yüzde 65’inin üstlenileceği kampanyanın İBB tarafından başlatılması, bakanlığın yürüttüğü yarısı bizden kampanyaları ve toplumsal duyarlılığının artmasıyla birlikte bu yıkım süreçlerinin hızlanacağını, bununla birlikte yerinde dönüşüm konusunun özellikle güçlendirme konusunun hareketleneceğini umuyoruz. Bu ay İBB Meclisi&#8217;nde oy birliğiyle İstanbul İmar Yönetmeliği geçmiş oldu. Bakanlığa uygun görüşe gönderdik. Biz imar yönetmeliğiyle, bina muayene yönetmeliğiyle birlikte kentsel dönüşümün ve güçlendirmenin önünün açılacağı, daha hızlanacağı İstanbullunun güven duyacağı bir ortam yaşayacağımızı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANI DOÇ. DR. AYŞEGÜL OVALIOĞLU: “VATANDAŞTAN YANA BİR TAVIR İÇERİSİNDE BU İŞİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ</strong></p>
<p>Dönüşüm çalışmalarının başlangıcına tanıklık eden Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu ise şöyle konuştu:</p>
<p>“Bakırköy özelinde baktığımızda  bina stoğumuz 16 binin üzerinde yüzde 80’i de aslında 2000 yılı öncesine ait yapılar bunlar. Olası beklenen İstanbul depreminde de Bakırköy en ağır hasarı alacak ilçelerin başında geliyor. Bugün bu yıkım işlemiyle beraber İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#8217;yle beraber 26’ncısını gerçekleştirdiğimiz binamızda artık insanlar güvensiz yapılarında  oturmayacaklar. Ve bunun da bir an evvel az önce de söylediğimiz gibi İstanbul yönetmeliğinde de söylediğimiz üzere hızlı, vatandaşın yanında, ondan yana bir tavır takınarak, onun hem hukuki desteklerinde yanında olarak hem de bu ruhsatlan imar yıkım aşamalarında onların yanında olarak belediye olarak yerel yönetimler olarak ilçe belediyesi olarak tamamen vatandaştan yana, onun menfaatine bir tavır içerisinde bu işi gerçekleştireceğiz.”</p>
<p><strong>İBB DEPREM RİSK YÖNETİMİ VE KENTSEL İYİLEŞTİRME DAİRESİ BAŞKANI MURAT YÜN: 17 AĞUSTOS’LAR 6 ŞUBAT’LAR YAŞANMASIN, MİLADIMIZ DEĞİŞMESİN</strong></p>
<p>Hızlı tarama risk tespit projesinde sadece tespit edip bırakmadıklarını kaydeden İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Murat Yün de şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bu yıkılan binalarda 40 binin üstünde nüfus yaşıyordu. Şu an hepsi can güvenliğine ulaşmış durumda. Bunu da bütün kurumların çabası var. İlçe belediyesinin de vatandaşın da büyükşehir belediyesinde&#8230; Bunu büyüterek, bu riski minimize etmemiz lazım. Çünkü İstanbul için bu elzem bir şey. Mevcut yapı stoğunun yaklaşık yüzde 80’inin 2000 yılı öncesi olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Büyük bir metropolde ve İstanbul da bu önlemlerin tamamını sağlarsak Türkiye&#8217;ye örnek olacağını da biliyoruz… Bizim buradaki bütün amacımız aslında bu hafta 17 Ağustos haftası. 17 Ağustos’lar 6 Şubat’lar yaşanmasın diye. Biz miladımızın değişmesini istemiyoruz. Ders alarak ilerlemek istiyoruz.”</p>
<p><strong>KENTSEL DÖNÜŞÜM DESTEĞİ HAKKINDA</strong></p>
<p>Hızlı Tarama ile Bina inceleme yöntemi ile hiçbir deprem güvenliği olmadığını belirlenen bu 1.556 binaya ek olarak E sınıfında (çok yüksek riskli) olduğu belirlenen 6.840 binanın tahliye, yıkım ve yenileme süreçlerine ivme kazandırmak amacıyla bir kira yardım paketi hazırlandı. 2024 yılı Temmuz ayı itibariyle İBB Meclisi tarafından onaylanan yardım paketine göre bu binalarda ikamet eden ev sahiplerine 18 ay boyunca 10.000 TL (emeklilere 12.000 TL),  maliki olduğu binalarda ikamet etmeyen ev sahiplerine 18 ay boyunca 6.500 TL,  bu binalarda ikamet eden kiracılara ise 12 ay boyunca 10.000 TL, (emekli ise 12.000 TL) kira yardımı yapılacak. Şimdiye kadar İstanbul genelinde 2.709 kişiye 129.652.775,94₺ kira yardımı planlandı ve ödemeler başladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-yuksek-riskli-yapilar-icin-donusum-basladi-563948">Bakırköy&#8217;de Yüksek Riskli Yapılar İçin Dönüşüm Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Riskli haftaya girerken denetimler sıklaştırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/riskli-haftaya-girerken-denetimler-siklastirildi-562536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 19:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[denetimler]]></category>
		<category><![CDATA[girerken]]></category>
		<category><![CDATA[haftaya]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sıklaştırıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcaklıkların yüksek, nem oranının düşük ve rüzgarın etkili olmasının beklendiği 8 Ağustos Cuma gününden itibaren başlayan hafta, orman yangını riski açısından oldukça yüksek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/riskli-haftaya-girerken-denetimler-siklastirildi-562536">Riskli haftaya girerken denetimler sıklaştırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıcaklıkların yüksek, nem oranının düşük ve rüzgarın etkili olmasının beklendiği 8 Ağustos Cuma gününden itibaren başlayan hafta, orman yangını riski açısından oldukça yüksek. Bu durum, yetkilileri harekete geçirdi ve ormanlarda yangınlara karşı alınan önleyici tedbirler sıkılaştırıldı. Orman Genel Müdürlüğü (OGM), yangınların önüne geçmek için özellikle ormanlık alanlarda denetimleri artırırken, vatandaşların bilinçlendirilmesi amacıyla orman köylerinde anonslara da devam ediyor. </strong></p>
<p>Ormanlarda sigara içmek, ateş yakmak ve izinsiz kamp kurmak gibi yangına yol açabilecek davranışların yasak olduğunun altı çizen OGM, Türkiye’nin özellikle yangına hassas bölgelerinde yürütülen denetimlerle bu tür ihlallerin önüne geçilmeyi hedefleniyor. Yetkililer, orman yangınlarının büyümeden kontrol altına alınması için pek çok yöntem kullanıyor. </p>
<p>Uyarıcı anonslarla, orman köylerinden başlayarak yangın riski yüksek bölgelerde halk, yangın tehlikesi ve kurallarla ilgili sürekli bilgilendiriliyor. Bu sayede, toplumsal farkındalık artırılarak yangın riskine karşı ortak bir mücadele hedefleniyor.</p>
<p>Türkiye genelindeki ormanlarda toplamda 776 adet gözetleme kulesi yer alıyor. Bu kulelerin 184 adedinde ise 368 kamera sistemi bulunuyor. OGM bu kulelerden olası yangınlara karşı ormanları yedi gün 24 saat izliyor. </p>
<p>Dakikada 3.5 milyon hektarı tarayan insansız hava aracı (İHA) da kullanan OGM, jandarma gibi kolluk kuvvetlerinden de destek alıyor. Özellikle Muğla, Marmaris, İzmir, Balıkesir, Çanakkale gibi yangın riskinin yüksek olduğu illerde Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri jandarma ile birlikte orman gözetleme ve müşterek devriye faaliyetleri yürütüyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/riskli-haftaya-girerken-denetimler-siklastirildi-562536">Riskli haftaya girerken denetimler sıklaştırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çayırova&#8217;da riskli yapıların yıkımına başlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cayirovada-riskli-yapilarin-yikimina-baslandi-560982</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 07:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlandı]]></category>
		<category><![CDATA[çayırovada]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[yapıların]]></category>
		<category><![CDATA[yıkımına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560982</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çayırova Şekerpınar Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan riskli alandaki yapılarda yaşayan vatandaşların TOKİ konutlarına taşınması sonrası, eski yapıların yıkımına Büyükşehir tarafından başlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cayirovada-riskli-yapilarin-yikimina-baslandi-560982">Çayırova&#8217;da riskli yapıların yıkımına başlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çayırova Şekerpınar Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan riskli alandaki yapılarda yaşayan vatandaşların TOKİ konutlarına taşınması sonrası, eski yapıların yıkımına Büyükşehir tarafından başlandı.</p>
<p><b>VATANDAŞLAR YENİ KONUTLARA TAŞINDI</b></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından Çayırova Şekerpınar Cumhuriyet Mahallesinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalışmalarında son aşamaya gelindi. Yaklaşık 6.19 hektarlık riskli alan içerisindeki yapılarda yaşayan vatandaşların 2025 yılı itibariyle TOKİ konutlarına taşınması sonrasında riskli alandaki 81 eski yapının yıkımına Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından başlandı.</p>
<p><b>ESKİ YAPILARI BÜYÜKŞEHİR YIKIYOR</b></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında Çayırova ilçesi Şekerpınar bölgesi Cumhuriyet Mahallesinde otoyol bağlantı yolunun hemen yanında bulunan, deprem ve afet yönünden riskli görülen yapılarda oturan vatandaşlar bölgeye yakın bir alana TOKİ tarafından inşa edilen modern ve sağlam konutlara yerleştirildi. 61 bin 900 metrekare alan üzerindeki eski, riskli bölgedeki 81 yapının yıkımını Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri gerçekleştiriyor. Yıkım çalışmaları ile çarpık yapılaşma ve gecekondulaşmanın şehre verdiği estetik zararın da önüne geçilmiş olunacak.</p>
<p><b>HAK SAHİPLERİ ANAHTARLARINI ALDI</b></p>
<p>Deprem ve diğer afetlere yönelik hazırlık kapsamında vatandaşların daha güvenli yapılarda yaşamasını amaçlayan TOKİ, Çayırova Şekerpınar Cumhuriyet Mahallesinde bulunan riskli alandaki vatandaşların, bölgenin hemen yanındaki rezerv alanda inşa ettiği konutlara geçişini sağladı. Rezerv alanda 2022 yılında başlanarak inşa edilen modern 119 konutun anahtarları, kura çekimi yapılarak hak sahiplerine 2025 yılı itibariyle teslim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cayirovada-riskli-yapilarin-yikimina-baslandi-560982">Çayırova&#8217;da riskli yapıların yıkımına başlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmit&#8217;te riskli bölgeye güvenlik kalkanı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmitte-riskli-bolgeye-guvenlik-kalkani-552841</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeye]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[izmitte]]></category>
		<category><![CDATA[kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Akçakoca Mahallesi’nde can ve mal güvenliğini tehdit eden riskli bir alanda kapsamlı bir çalışmayı tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmitte-riskli-bolgeye-guvenlik-kalkani-552841">İzmit&#8217;te riskli bölgeye güvenlik kalkanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Akçakoca Mahallesi’nde can ve mal güvenliğini tehdit eden riskli bir alanda kapsamlı bir çalışmayı tamamladı. Eğimli arazi üzerinde, toprak ve taşların düşerek çevreye zarar vermesini önlemek amacıyla, çelik güçlendirme halatlarıyla desteklenen dayanıklı bir çelik ağ sistemi kuruldu.</p>
<p><b>GÜVENLİK İÇİN ESKİ DUVAR YENİLENDİ</b></p>
<p>Geçen yıl İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İzmit Halk Eğitim Merkezi binasının bulunduğu bölgede risk oluşturan istinat duvarı yıkılarak, yerine daha sağlam ve güvenli bir duvar inşa edildi. Sırrı Paşa Caddesi üzerindeki 5 metre yüksekliğindeki istinat duvarı, taş pere kaplama ile hem estetik hem de yapısal açıdan güçlendirildi.</p>
<p><b>100 METREKARELİK ALANDA ÇELİK AĞ SİSTEMİ</b></p>
<p>Toprak kayması ve kaya düşmesi riski taşıyan 100 metrekarelik alan için yapılan çalışmada, çelik güçlendirme halatları ile desteklenen çelik ağ sistemi monte edildi. Montaj işlemi, ileri seviye dağcılık eğitimi almış ve Ağrı Dağı’na tırmanış gerçekleştirmiş profesyonel bir ekip tarafından titizlikle gerçekleştirildi.</p>
<p><b>GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTTIRILDI</b></p>
<p>Yüksekten kayabilecek kaya parçalarının çevreye zarar vermesi önlenirken, eğimli arazinin üst kısmına güvenlik amacıyla korkuluk yerleştirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu müdahalesi, bölgedeki yapıların güvenliğini sağlamakla kalmayıp, olası afet risklerini de en aza indirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmitte-riskli-bolgeye-guvenlik-kalkani-552841">İzmit&#8217;te riskli bölgeye güvenlik kalkanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobil cihazlar iş için vazgeçilmez ama riskli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobil-cihazlar-is-icin-vazgecilmez-ama-riskli-552805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 08:23:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ama]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçilmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mobil cihazlar iş verimliliği için vazgeçilmez araçlar hâline geldi. Hassas şirket verilerine erişimden hareket hâlindeyken iletişimleri yönetmeye kadar, çalışanlar bağlantıda ve verimli kalmak için akıllı telefonlarına ve tabletlerine her zamankinden daha fazla güveniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobil-cihazlar-is-icin-vazgecilmez-ama-riskli-552805">Mobil cihazlar iş için vazgeçilmez ama riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mobil cihazlar iş verimliliği için vazgeçilmez araçlar hâline geldi. Hassas şirket verilerine erişimden hareket hâlindeyken iletişimleri yönetmeye kadar, çalışanlar bağlantıda ve verimli kalmak için akıllı telefonlarına ve tabletlerine her zamankinden daha fazla güveniyor. Mobil cihazların iş dünyasında bu kadar yaygınlaşması, beraberinde riskleri de getiriyor. Siber güvenlik şirketi ESET, işletmeleri artan tehditlere karşı uyararak mobil cihazlar üzerinden yaşanabilecek veri ihlallerini önlemek için dikkat edilmesi gereken 8 temel adımı paylaştı.</strong></p>
<p>İş süreçlerinin mobil cihazlara taşınması çalışan verimliliğini artırsa da aynı zamanda siber suçlular için yeni fırsatlar yaratıyor. ESET’in 2024 yılı ilk yarısını kapsayan Tehdit Raporu’na göre, Android cihazlara yönelik finansal kötü amaçlı yazılımlar, derin sahte dolandırıcılıkta kullanılan yüz tanıma hırsızlıkları ve kimlik avı saldırıları önemli ölçüde artış gösterdi.</p>
<p>ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, “Mobil cihazlar şirketlerin güvenlik zincirindeki en zayıf halkaya dönüşebiliyor. Bu yüzden mobil güvenlik stratejilerini güncellemek ve önleme odaklı bir yaklaşımı benimsemek büyük önem taşıyor. Siber tehditler sürekli gelişiyor. Bu nedenle mobil güvenliğe öncelik vermek, işletmelerin her zaman bir adım önde olmasını sağlıyor. Alınacak bu önlemler sayesinde mobil cihazlar üretkenlik için güvenli araçlar olmaya devam edebilir. ESET olarak temel ilkelerimizden biri, tehditleri daha ağa girmeden durdurmayı hedefleyen önleme öncelikli bir yaklaşım. İşletmeler bu zihniyeti ve stratejiyi benimseyerek saldırı yüzeylerini daraltabilir ve savunmalarını güçlendirerek mobil cihazların güvenlik zincirindeki zayıf halkalar yerine üretkenlik için güvenli araçlar olarak kalmasını sağlayabilir.” açıklamasını yaparak şu önerilerde bulundu:</p>
<p><strong>Çalışanlarınızı ve kurumunuzu korumak için 8 ipucu:</strong></p>
<ol>
<li><strong>Güçlü bir Mobil Cihaz Yönetimi (MDM) çözümü uygulayın</strong>. Cihazları merkezi olarak yönetin, kaybolan cihazları uzaktan kilitleyin veya silin.</li>
<li><strong>Çok Faktörlü Kimlik Doğrulamayı (MFA) zorunlu kılın</strong>. Tek paroladan fazlasını talep ederek erişimi daha güvenli hâle getirin. </li>
<li><strong>Güvenli ağların kullanımını teşvik edin.</strong> Halka açık Wi-Fi yerine VPN kullanarak veri trafiğini şifreleyin. </li>
<li><strong>Cihazları ve uygulamaları düzenli olarak güncelleyin</strong>. Hem cihaz hem uygulamalarda en son güvenlik yamalarının uygulanmasını sağlayın.</li>
<li><strong>Hassas verileri şifreleyin.</strong> Cihaz ele geçirildiğinde bile veriler koruma altında kalsın.</li>
<li><strong>Çalışanlara düzenli olarak eğitim verin. </strong>Kimlik avı, kötü amaçlı yazılım ve sosyal mühendisliğe karşı farkındalığı artırın.</li>
<li><strong>Mobil Tehdit Savunması (MTD) çözümleri kullanın.</strong> Gerçek zamanlı tehdit algılama ile ekstra koruma sağlayın.</li>
<li><strong>Hassas bilgilere erişimi sınırlandırın.</strong> Çalışanlara yalnızca işlerini yapmaları için gerekli bilgilere erişim verin.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobil-cihazlar-is-icin-vazgecilmez-ama-riskli-552805">Mobil cihazlar iş için vazgeçilmez ama riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük Belediyesi riskli yapılara geçit vermiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-riskli-yapilara-gecit-vermiyor-551713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[geçit]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[vermiyor]]></category>
		<category><![CDATA[yapılara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı ya da sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-riskli-yapilara-gecit-vermiyor-551713">Gölcük Belediyesi riskli yapılara geçit vermiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, ilçede güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı ya da sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor.</p>
<p>Gölcük Belediyesi, ilçe genelinde onarım ve güçlendirmesi yapılmayan orta hasarlı binalar ile vatandaşların can güvenliğini tehdit eden, sosyal riskler oluşturan metruk binaların yıkımına devam ediyor. Çalışmalarda son olarak Hasaneyn Köyü&#8217;nde bulunan 4 metruk binanın maili inhidam raporu doğrultusunda yıkımı ve enkazının kaldırılma işlemini belediye ekipleri tarafından tamamlandı. </p>
<p><b>RİSKLİ YAPILAR BİRER BİRER YIKILIYOR</b></p>
<p>Çalışmanın tamamlanması ile birlikte; ilçe genelinde, sosyal riskler oluşturan ve metruk ya da orta hasarlı olup güçlendirmesi ve onarımı yapılmayan 145 bina, Merkez Kentsel Dönüşüm alanındaki 322 konut, 247 dükkan, 54 ofis, Denizevler’deki 50 ve eski sanayi alanındaki 10 bina yıkılıp enkazı kaldırılmış oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-riskli-yapilara-gecit-vermiyor-551713">Gölcük Belediyesi riskli yapılara geçit vermiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;da metruk ve riskli binalar tek tek yıkılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-metruk-ve-riskli-binalar-tek-tek-yikiliyor-548821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 12:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyakada]]></category>
		<category><![CDATA[metruk]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, halkın can ve mal güvenliği için tehdit oluşturan metruk ve riskli yapılara karşı mücadelesini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-metruk-ve-riskli-binalar-tek-tek-yikiliyor-548821">Karşıyaka&#8217;da metruk ve riskli binalar tek tek yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Karşıyaka Belediyesi, halkın can ve mal güvenliği için tehdit oluşturan metruk ve riskli yapılara karşı mücadelesini sürdürüyor. Ekipler son olarak, Dedebaşı ve Bostanlı mahallelerindeki iki binanın yıkımını gerçekleştirdi. Başkan Yıldız Ünsal “Bu önemli soruna karşı yasalar çerçevesinde mücadelemize devam edeceğiz” dedi.</b></p>
<p>Karşıyakalıların can ve mal güvenliğini korumak için her alanda etkin çalışmalar yürüten Karşıyaka Belediyesi, metruk ve riskli yapı yıkımlarına da hız verdi. Mevzuat kapsamında yapılan uygulamalarla; hem asayiş sorunlarına yol açan metruk binalar hem de 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde riskli yapı olarak tescillenen ve boşaltılan ancak gerekli süre içinde yıkılmayan yapılar mercek altına alındı. Belediye ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında bu hafta Dedebaşı ve Bostanlı mahallelerinde bulunan iki binanın yıkımı tamamlandı. Ekipler, önümüzdeki süreçte de güvenlik riski oluşturan terk edilmiş yapıların yıkımlarına devam edecek.</p>
<p><b>KARARLI MÜCADELE</b><br />Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal “Söz konusu binalar, hem ciddi şekilde güvenlik riski oluşturuyor hem de çevre ve görüntü kirliliklerine yol açıyor. İlgili müdürlüklerimiz, tüm süreçleri yasalara uygun şekilde yürüterek bu yapılara karşı etkin çalışmalar yürütüyor. Halkımızın ilettiği talep ve şikayetler ile ekiplerimizin tespitleri doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-metruk-ve-riskli-binalar-tek-tek-yikiliyor-548821">Karşıyaka&#8217;da metruk ve riskli binalar tek tek yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 00:50:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[yaştan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıkları 65 yaşından sonra daha riskli hale geliyor. Uzmanlar erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267">Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıkları 65 yaşından sonra daha riskli hale geliyor. Uzmanlar erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını söyledi.</p>
<p><b>Kalp Kapak Hastalıkları</b></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><b>Kalp Hastalığı, Bu Belirtileri Hafife Almayın</b></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır”</p>
<p><b>Kalp Kapak Hastalığı Olan Herkes Ameliyat Olmalı mı</b></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>Ritim Bozukluğu Başlamışsa Dikkat !</b></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Cerrahide Güvenli Yöntem Seçimi Önemli</b></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir”  Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” diye konuştu.</p>
<p><b>Yaşam Boyu Tedavi Algoritması</b></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz”</p>
<p><b>Ameliyat Sonrası Enfeksiyon Görülme Riski</b></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267">Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özellikle 5 yaş altındaki çocuklar için çok riskli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozellikle-5-yas-altindaki-cocuklar-icin-cok-riskli-541161</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 07:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altındaki]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık karşılaşılan ve halk arasında “mide üşütmesi” olarak bilinen gastroenterit, bir başka deyişle bağırsak enfeksiyonu, çocuk acil servis başvurularında ilk sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-5-yas-altindaki-cocuklar-icin-cok-riskli-541161">Özellikle 5 yaş altındaki çocuklar için çok riskli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık karşılaşılan ve halk arasında “mide üşütmesi” olarak bilinen gastroenterit, bir başka deyişle bağırsak enfeksiyonu, çocuk acil servis başvurularında ilk sıralarda yer alıyor. Su ve gıda yoluyla veya kişiden kişiye bulaşabilen bu enfeksiyon, özellikle hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda hızla yayılabiliyor; kreş, okul ve bakım evleri gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar oluşturabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Sami Tufan,  </strong>bağırsak enfeksiyonunun<strong>  </strong>vücutta<strong> </strong>hızla sıvı kaybına yol açtığı için tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlar oluşturabileceği uyarısında bulunarak, “Bu enfeksiyon dünyada 5 yaş altındaki çocuklarda hastane başvurularının hatta ölüm nedenlerinin başında gelmektedir.  Bu nedenle,<strong> </strong>enfeksiyon belirtileri başlar başlamaz çocuğun sıvı alımı sağlanmalı, iştahsızlık ya da kusma nedeniyle sıvı alamıyorsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve çocuk gözlem altında tutulmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Nedeni genellikle virüs oluyor </strong></p>
<p>Virüs, bakteri veya parazitlerin yol açtığı ve bağırsak sistemini etkileyen gastroenterit, çocukluk döneminde, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda yılda birkaç kez görülebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Sami Tufan, bebeklik döneminde görülen bağırsak enfeksiyonlarının en yaygın nedeninin rota virüsü olduğunu belirterek, diğer etkenleri şöyle sıralıyor: “Bunun dışında, adeno virüs ve noro virüs gibi diğer viral ajanlar da sık görülür. Bakteriyel nedenler arasında salmonella, shigella, campylobacter ve E. coli gibi mikroorganizmalar sayılabilir. Parazitler, daha uzun süren ishallerle kendini gösterir.”</p>
<p><strong>6 ay ile 5 yaş arası en riskli grup</strong></p>
<p>Bağırsak enfeksiyonlarında, bağışıklık sistemi tam gelişmediği için 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklar en riskli grubu oluşturuyorlar. Dr. Muhammed Sami Tufan, ayrıca bu yaş grubundaki çocukların ellerini ağızlarına götürme davranışlarını sık yaptıkları için dışkı-ağız yoluyla bulaşan enfeksiyonlara daha açık olduklarına işaret ederek, “Bağırsak enfeksiyonu genellikle hafif belirtilerle seyretmekle birlikte, bazı çocuklarda ciddi sıvı kaybı, elektrolit bozuklukları ve beslenme yetersizliği gibi sonuçlar oluşabilir. Bu da özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda hastaneye yatış hatta yoğun bakım ihtiyacına neden olabilir. Ciddi tablolarda bilinç kaybı, böbrek yetmezliği ve çoklu organ hasarı gelişebilir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Ani başlayan ishal, kusma ve karın ağrısına dikkat!</strong></p>
<p>Çocuklarda çoğunlukla aniden başlayan ishal, kusma ve karın ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteren bağırsak enfeksiyonunun şiddetine göre belirtiler hafif ya da ağır seyredebiliyor. Dr. Muhammed Sami Tufan, dışkının genellikle sulu ve kötü kokulu olduğunu belirterek, “Bakteriyel enfeksiyonlarda dışkıda kan ya da mukus da görülebilir. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar yapamama, halsizlik ve uykuya meyil gibi belirtiler de sıvı kaybının ciddiyetini gösterir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı ve elektrolit takviyesi çok önemli!</strong></p>
<p>Bağırsak enfeksiyonlarının tedavisinde temel hedef, sıvı ve elektrolit kaybının yerine konulması oluyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Sami Tufan, hafif tablolarda evde ağızdan sıvı takviyesi yeterli olurken, orta ve ağır durumlarda ise çocuğa hastanede damar yoluyla sıvı verilmesi gerekebildiğini vurgulayarak, ”Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisi yoktur ve kullanılmamalıdır. Bakteriyel enfeksiyonlarda ise ancak hekim önerisiyle antibiyotik tedavisine başlanabilir. Zira, gereksiz yere alınan antibiyotikler çocuklarda antibiyotik direncinin gelişmesine, yararlı bağırsak bakterilerinin zarar görmesine ve bağışıklık sisteminin dengesinin bozulmasına yol açabilir” diyor.  Dr. Muhammed Sami Tufan, ağızdan sıvı alabilen çocuklara sıvı kaybını önlemek için su, ayran, çorba ile meyve suyu gibi sıvılar verilmesinin son derece önemli olduğunu ve iştahı olan çocukların beslenmelerine de devam edilmesi gerektiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Kolay sindirilen gıdalar verilmeli</strong></p>
<p>İshal döneminde çocuğun posalı, haşlanmış, yağsız ve kolay sindirilen gıdalar ile beslenmesi gerektiğini belirten Dr. Muhammed Sami Tufan, “Pirinç lapası, patates püresi, muz, yoğurt gibi besinler verilebilir. Şekerli, yağlı ve süt içeren gıdalar sindirim sistemini zorlayabileceği için tavsiye edilmez. Emzirilen bebeklerde ise anne sütüne mutlaka devam edilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Rota virüs aşısı yüksek koruma sağlıyor</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Sami Tufan, bağırsak enfeksiyonlarından korunmak için rota virüsü aşısının rutin aşı programına dahil edilmesinin önemini anlatarak, “Zira bu aşı çocukları enfeksiyondan yüksek oranda korumaktadır. Ayrıca ellerin sabunla yıkanması, güvenilir içme suyu kullanımı, gıdaların iyi pişirilmesi ve saklanması, hijyen kurallarına dikkat edilmesi bağırsak enfeksiyonlarını önlemede temel adımları oluşturmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-5-yas-altindaki-cocuklar-icin-cok-riskli-541161">Özellikle 5 yaş altındaki çocuklar için çok riskli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 Hamileliğin 1&#8217;i Riskli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-hamileligin-1i-riskli-453404</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2024 09:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hamileliğin]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik döneminde her kadının tek dileği bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almak oluyor kuşkusuz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hamileligin-1i-riskli-453404">Her 10 Hamileliğin 1&#8217;i Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik döneminde her kadının tek dileği bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almak oluyor kuşkusuz.</p>
<p>Ancak bazı hamileliklerde, risk oluşturan çeşitli etkenler nedeniyle anne adayının ve karnındaki bebeğin sağlığı, hatta hayatı tehlikeye girebiliyor.</p>
<p>Günümüzde her 10 hamileden 1&#8217;inin ‘riskli’ grupta yer aldığı belirtiliyor.   Risk oluşturan etkenlerin bazıları hamilelik sürecinde ortaya çıkarken, bir kısmı ise  hamilelik öncesinde zaten mevcut oluyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen,</strong>   bu nedenle her kadının hamile kalmayı planladığında mutlaka hekime başvurması gerektiğine dikkat çekerek, “Hamileliğin normal ve bebeğin sağlıklı gelişmesi için anne adayına ait sağlık sorunları varsa bunların hamilelikten önce tespit edilmesi ve tedaviye başlanması çok önemlidir.</p>
<p>Ayrıca, anne adayı   kalp, tansiyon veya diyabet hastası ise bu hastalıkların hamile kalınmadan önce kontrol altına alınmaları gerekir” diyor. Düzenli aralıklarla yapılan hamilelik takiplerinin yaşamsal önem taşıdığına işaret eden <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, </strong>“Her genel kontrollerde;  kilo takibi, tansiyon ölçümü, karın büyüklüğünün değerlendirilmesi, bebeğin kalp atışlarının tespiti, ödem, bebeğin anne karnındaki pozisyonu, ultrason ile bebeğin gelişimi, plasenta (eş) ve amnios suyu değerlendirilir.</p>
<p>Yüksek riskli anne adayları hekimlerinin tavsiyeleri doğrultusunda daha sık ve yakın takibe alınmaktadır. Günümüzde risk grubundaki anne adayları, düzenli takip ve tedavi sayesinde sağlıklı bir hamilelik süreci ve doğum gerçekleştirebilmektedir” bilgisini veriyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Hüsnü Görgen</strong>, riskli hamileliğe yol açan bazı etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Bebeğin plasentası ile ilgili sorunlar</strong></p>
<p>Bazı anne adaylarında bebeğin plasentası rahmin içine değil alt kısmına yerleşiyor ve doğum kanalını kapatıyor. ‘Plasenta previ’ olarak adlandırılan bu durumun en önemli bulgusu ağrısız vajinal kanama oluyor.  Hamilelik takiplerinde  ultrasonografik inceleme ile belirlenebilen plasenta previ, bazen fazla kanamaya neden olarak annenin ve bebeğin hayatını tehdit edebiliyor. Kanamanın kontrol edilemediği durumlarda doğumun sezeryan ile acil olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor.<br /> </p>
<p><strong>Çoğul hamilelik</strong></p>
<p>Çoğul hamilelikte; gebelik zehirlenmesi (preeklempsi), bebekte gelişim geriliği, doğumsal anomaliler ve erken doğum gibi riskler sık görülüyor.  Bu riskler  anne adayının sigara alışkanlığı, bazı ilaçların kullanımı ve sistemik hastalıkların varlığında daha da artabiliyor. Prof. Dr. Hüsnü Görgen, tüm bu zorluklara rağmen düzenli kontroller ve gelişmiş yeni doğan üniteleri sayesinde, ikizlerin yüzde 90&#8217;dan fazlasının dünyaya sağlıklı olarak geldiklerini belirtiyor.</p>
<p><strong>Geç veya erken yaş hamilelikleri</strong></p>
<p>Özellikle 40 yaşından sonra oluşan hamileliklerde ciddi bir sorun olan hipertansiyon, gebelik diyabeti, erken doğum, anne karnında bebek kaybı, doğum öncesi ve sonrası dönemde gelişebilen kalp yetmezliği, doğum sonrası kanamalar, plasental anormallikler, erken veya ölü doğum gibi tablolar daha sık yaşanıyor. Bunların yanı sıra anne yaşının ilerlemesiyle birlikte hamilelikte diğer sistemik hastalıkların gelişme riski de artıyor. Erken yaşta oluşan hamilelikler de anne ve bebeğin hayatını tehdit edebiliyor. Özellikle 15-19 yaş arasında, yani adolesan döneminde anne adayının vücudunun tam gelişmemiş olması ve yetersiz beslenme ile sigara alışkanlığı gibi etkenler ciddi risk oluşturuyor. Örneğin, erken yaş hamileliklerde preeklampsi riski artıyor.</p>
<p><strong>Gebelikte preeklampsi</strong></p>
<p>Daha önce kan basınçları normal olan anne adayında, hamileliğin 20. haftasından sonra tansiyon yükselmesiyle (140/90 üzeri) birlikte idrarda protein atılımı varsa, bu tabloya preeklampsi, toplumdaki bilinen adıyla ‘gebelik zehirlenmesi’ deniyor. Sebebi belli olmayan bu hastalık çok ciddi sorunlardan, hatta gebeliğe bağlı anne ölümlerinin yüzde 14’ünden sorumlu oluyor. Ayrıca bebekte   erken doğuma bağlı prematürite, gelişme geriliği ve oksijen azalması nedeniyle nörolojik sorunlara yol açabiliyor.   Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, düzenli hamilelik takiplerinin gebelik zehirlenmesine erken tanı konulmasında kilit rol üstlendiğine işaret ederek, “Preeklampsi tanısı konulduktan sonra anne ve  bebek yakın takibe alınmaktadır. Hafif preeklamptik hamileler takip edilerek 37. hamilelik haftasından sonra doğum gerçekleştirilmektedir. Ağır preeklamptik anne adayları ise hastaneye yatırılarak hem tedavi edilir hem de doğum planlaması yapılır” diyor.</p>
<p><strong>Kalp hastalıkları</strong></p>
<p>Günümüzde kalp hastalığı olan kadınların birçoğu hamilelik sırasında dikkatli takip ve gerekli önlemler alındığında, sağlıklı çocuk sahibi olabiliyor. Ancak kendisinin ve bebeğinin hayatını riske atacak ağır kalp hastalığı varsa, önce bu sorunun tedavi edilmesi gerekiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, hamileliklerde başlıca iki nedenle kalp hastalığı görülme riskinin arttığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu artışın birinci nedeni, tıptaki ilerlemeler sayesinde doğumsal kalp hastalığı olan kadınların daha fazla hamile kalabilmeleri. İkincisi ise hamile kalma yaşının ileri yaşlara kaymasıdır. Hamileliğin ilk üç ayında kalbin yükü artmaya başlar ve doğum sırasında da dolaşım sisteminde ani değişiklikler yaşanır. Bunun sonucunda anne ve bebeğin sağlığını, hatta hayatını tehdit edecek tablolar gelişebilmektedir. Örneğin, kalp hastalığı olan anne adaylarının bebeklerinde gelişim geriliği ve prematüre doğum riski artmaktadır. Dolayısıyla kalp hastalığı olan hamilelerin daha sık izlenmeleri yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Diyabet</strong></p>
<p>Hamilelik öncesinde diyabeti olan hastalarda kan şekerinin kontrol altında olmasının son derece önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Görgen, “Hamilelikte kan şekerinin kontrol altında olmadığı tablolarda doğumsal anomaliler daha çok görülmektedir. Hamilelik döneminde diyabet nedeniyle oluşan retinopati (gözdeki bozukluk) daha da kötüleşebilir. Diyabet hastalığına bağlı böbrek problemleri olan kadınlarda yüksek tansiyon ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gelişebilmektedir. Bu nedenle kan şekeri kontrolü son derece önemlidir” diyor. Daha önce diyabet hastalığı olmayan kadınlarda ilk kez hamilelik sırasında şeker metabolizmasında bozukluk görülmesi ise &#8216;gestasyonel diyabet&#8217; olarak tanımlanıyor. Prof. Dr. Hüsnü Görgen, tanı konulmayan ve takip edilmeyen gestasyonel diyabetli anne adaylarının bebeklerinde problem çıkma riskinin normal hamilelere oranla 2 kat arttığını belirterek, “Birçok hastada dengeli bir diyetle kan şekeri kontrol altına alınabilmektedir. Diyete rağmen kan şekerinin ayarlanamadığı durumlarda ise insülin kullanmak gerekebilir” diyor.</p>
<p><strong>Kan Uyuşmazlığı</strong></p>
<p>Annenin kan grubu Rh negatif, babanın kan grubu Rh pozitif olduğunda bebeğin kan grubu Rh pozitif olabiliyor. Bu durumda anne ve bebeğin kan grupları farklı olacağı için kan uyuşmazlığı gelişebiliyor. Annenin kanı RH proteinini yabancı olarak algılayınca bağışıklık sistemi RH pozitif faktörüne karşı antikor üretiyor, yani savunmaya geçiyor. Bu tablo ise bebekte ciddi sorunlara yol açabiliyor. Prof. Dr. Hüsnü Görgen,<strong> </strong>annede antikor oluşumunu önlemek için bu durumlarda anneye aşı yapılması gerektiğini belirterek, “Aşı yapılmayan ve antikor oluşumu ile duyarlılık kazanan annelerin bir sonraki hamileliklerinde bebekte kansızlık ve beyin hasarı gibi ciddi sorunlar oluşabilmektedir. Dolayısıyla  ilk hamilelik muayenesinde annenin kan grubu mutlaka öğrenilmeli ve anne kan grubunda antikor oluşup oluşmadığı test edilmelidir“ diyor.</p>
<p> <strong>Bebekte gelişim geriliği</strong></p>
<p>Hamilelik sürecinde bazı bebeklerde görülen gelişim geriliği ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Çoğul hamilelik, kötü beslenme, annenin kalp veya diyabet hastalığı, hipertansiyon, sigara alışkanlığı, alkol veya ilaç kullanımı, bebeğin kalp hastalığı veya doğumsal anomalileri ile kanama hastalıkları gibi etkenler bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor. Gelişim geriliğine bağlı olarak; organlarda sakatlık, doğumsal anomaliler, çocukluk döneminde düşük zeka, öğrenme ve davranış bozuklukları ile nörolojik bozukluklar görülebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, “Bebekte gelişim geriliği saptandığında, bebeğin anne karnında yakın takibi gerekmektedir. Ultrasonografi ve Fetal Kalp Monitorizasyonu (NST) gibi takip yöntemleriyle anne karnında artık sıkıntı saptanan bebeklerin doğumuna karar verilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hamileligin-1i-riskli-453404">Her 10 Hamileliğin 1&#8217;i Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neova Sigorta&#8217;dan riskli hastalıklara özel güvence: NeoKritik Güvence Sigortası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/neova-sigortadan-riskli-hastaliklara-ozel-guvence-neokritik-guvence-sigortasi-448502</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 09:22:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[güvence]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklara]]></category>
		<category><![CDATA[neokritik]]></category>
		<category><![CDATA[neova]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sigortadan]]></category>
		<category><![CDATA[sigortası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigorta sektörünün önde gelen şirketlerinden Neova Sigorta, kanser, inme, organ nakli gibi birçok farklı kritik hastalığı kapsayan NeoKritik Güvence Sigortası ürününü geliştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/neova-sigortadan-riskli-hastaliklara-ozel-guvence-neokritik-guvence-sigortasi-448502">Neova Sigorta&#8217;dan riskli hastalıklara özel güvence: NeoKritik Güvence Sigortası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Sigorta sektörünün önde gelen şirketlerinden Neova Sigorta, kanser, inme, organ nakli gibi birçok farklı kritik hastalığı kapsayan NeoKritik Güvence Sigortası ürününü geliştirdi. Üç farklı teminat paket seçeneği içeren ürün kapsamında, Prof.Dr. Muayenesi, Pet/Ct Çekimi ve Telefonda 7/24 Tıbbi Danışmanlık hizmetini içeren Ücretsiz Neo Avantaj Paketi ile birçok farklı ek hizmet sunuluyor. </span></strong></p>
<p><span>Yenilikçi ve müşteriyi odağa alan ürün ve hizmetler geliştiren </span><strong>Neova Sigorta</strong>, 18-55 yaş aralığındaki bireylerin sağlığını kritik hastalıklara karşı güvence altına alıyor. Neova Sigorta’nın yeni ürünü “NeoKritik Güvence Sigortası” ile kanser, inme, organ nakli, koroner by-pass cerrahisi, myokard infarktüsü, kalp kapakçığı değişimi, beyin anevrizma ameliyatı, böbrek yetmezliği, multiple skleroz (MS) ve kol ve bacak kaybı teminat altına alınıyor.<span> </span>NeoKritik Güvence Sigortası<span>, 50 bin, 75 bin ve 100 bin TL’lik farklı teminat seçenekleriyle sigortalıların poliçe kapsamındaki hastalıklarından birine yakalanması halinde poliçede yer alan limit doğrultusunda tazminat ödemesi gerçekleştiriliyor.</span></p>
<p><strong>“Sigortalılarımızın olası zor dönemlerinde hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Neova Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Habip Çetinkaya, 1-7 Nisan Ulusal Kanser haftasına dikkat çekerek NeoKritik Güvence Sigortası ile ilgili şunları söyledi: “Son dönemde artan kanser vakaları bu konudaki ciddiyeti gözler önüne seriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC)’nın yayınladığı rapora göre Avrupa&#8217;daki yeni kanser vakalarının sayısının gelecek yirmi yıl içinde yüzde 22,5 oranında artacağı tahmin ediliyor. Raporda, &#8220;Dünya genelinde yaklaşık her 5 kişiden 1&#8217;i hayatı boyunca kansere yakalanıyor.” ifadeleri yer alıyor. Neova Sigorta olarak, bu konudaki ihtiyaçlardan biri olan kritik hastalıklar sigortasını hayata geçiriyoruz. Sunduğumuz yeni ürünümüz ile sigortalılarımızın olası zor dönemlerini finansal açıdan kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Kanser, inme, organ nakli gibi birçok farklı kritik hastalığı kapsayan NeoKritik Güvence Sigortası, 18-55 yaş arasındaki bireyler için düzenlenebilecek. Poliçe kapsamında herhangi bir kritik hastalığın ortaya çıkmaması durumunda, devam eden poliçeler 60 yaşına kadar yenilenebilecek. Neova Sigorta olarak müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik ürünler geliştirmeye ve sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>NeoKritik Güvence Sigortası müşterilere pek çok ek avantaj sunuyor</strong></p>
<p>NeoKritik Güvence Sigortası yaptıran sigortalılar sunulan kapsamlı teminatlara ek olarak pek çok farklı ek avantajdan da yararlanabiliyor. Sigortalılar aralarında acil durumlarda 7/24 hastane organizasyon ve medikal bilgi köprüsü ve telefonda 7/24 tıbbi danışmanlık da dahil olmak üzere “Ücretsiz Neo Avantaj Paketi” adı altında pek çok avantajdan yararlanabilecek:</p>
<ul>
<li><strong><span>Prof. Dr. Muayenesi: </span></strong><span>Özel anlaşmalı profesör doktorlar tarafından bir poliçe dönemi içerisinde 1 defa limitli olarak hastalara ücretsiz muayene hakkı sunar.</span></li>
<li><strong><span>PET/CT Çekimi: </span></strong><span>Onkoloji hastaları için bir poliçe dönemi içerisinde, 1 defa olmak üzere, özel anlaşmalı kurumlarda hastalara ücretsiz PET/CT çekimi sağlar.</span></li>
<li><strong>İlaç Organizasyonu: </strong><span>Kemoterapi uygulamaları ve diğer ilaç kullanımlarında destek olmak için bir poliçe dönemi içerisinde, 1 defa olmak üzere ilaçların ücretsiz olarak hastaların tedavi aldığı kuruma ulaştırır.</span></li>
<li><strong><span>%70&#8217;e varan MR, BT Çekimi İndirimleri</span></strong><span>: </span><span>Bir poliçe dönemi içerisinde, 1 defa olmak üzere özel anlaşmalı kurumlarda, anlaşmalı kurum cari fiyatlarından hastalara %70’e varan indirim sağlar.</span></li>
<li><strong><span>Kemoterapi Uygulaması: </span></strong><span>Özel anlaşmalı kurumlarda 8 seansa kadar kemoterapi uygulamalarında, kurumun cari fiyatından hastalara %50 indirim sağlar.</span></li>
<li><strong><span>Radyoterapi uygulaması: </span></strong><span>Özel anlaşmalı kurumlarda 15 seansa kadar radyoterapi uygulamalarında, kurumun cari fiyatından hastalara %50 indirim sağlar.</span></li>
<li><strong><span>7/24 Acil Yardım Ambulans: </span></strong><span>Acil durumlarda, en yakın sağlık kuruluşuna hastaların ambulansla naklini gerçekleştirir.</span></li>
<li><strong>Acil Durumlarda 7/24 Hastane Organizasyon ve Medikal Bilgi Köprüs</strong>ü<strong>: </strong><span>Acil durumlarda Hastane Organizasyon ve Medikal Bilgi Köprüsü hastaların 7/24 hizmetindedir.</span></li>
<li><strong><span>Telefonda 7/24 Tıbbi Danışmanlık</span></strong></li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/neova-sigortadan-riskli-hastaliklara-ozel-guvence-neokritik-guvence-sigortasi-448502">Neova Sigorta&#8217;dan riskli hastalıklara özel güvence: NeoKritik Güvence Sigortası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[grupta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önceden]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[özveren]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti. Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere de dikkat çeken ve uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özveren, </em>özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmenin mümkün olduğunun altının çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla kalp hastası olduğunu ve 2 milyardan fazla kişinin ise kalp hastalığı riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, risk faktörleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’deki istatistiklerin dünyadaki verilerle paralellik gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Dünyada ve Türkiye’de tüm yaşam kayıplarının yaklaşık yüzde 33’ünün kardiyovasküler hastalıklar kökenli olduğunu biliyoruz. Obezite, sedanter yaşam tarzı, sigara kullanımı, ailesinde kalp hastalığı hikayesi, diyabet varlığı kalp krizi risk faktörleri arasında yer alıyor. Kalp krizinden korunmak değiştirilebilir risk faktörlerini elemine etmek gerekiyor” uyarısında bulundu.</p>
<p>Özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özveren, “Bu grupta yer alan kişilerde bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmek mümkün olabiliyor” ifadesini kullandı. </p>
<p><strong>&#8220;TEK BAŞINA SİGARANIN BIRAKILMASI, RİSKİ YÜZDE 36’YA VARAN ORANDA AZALTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Sigara kullanımının kalp krizi risk faktörleri arasında büyük bir yeri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Özveren, “Tek başına sigaranın bırakılması bile kalp krizi riskini yüzde 36’ya varan oranda azaltıyor. Yüksek kolesterol düzeyleri kalp krizi ve kalp damar hastalıkları riskini artıyor. Bunun tedavi edilmesi ve kolesterol düzeylerinin düşürülmesi de tek başına kalp krizi riskini azaltan faktörlerden bir tanesi. Diyabet varsa diyabet regülasyonu çok önemli. Yüksek kan şekeri, damar duvarında aterom plağının oluşmasına neden olur. Bu da kalp krizine giden yolda en belirgin durumlardan bir tanesidir. Bu durumun regüle edilmesi, kalp krizi riskini azaltan faktörler arasında yer alıyor. Egzersiz, kalp sağlığı açısından önem teşkil ediyor. Günlük 10-13 bin adım ya da 5 kilometre saat hızda günlük egzersiz yapılması da kalp krizi riskini azaltıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;10 BİN ADIM EFSANE DEĞİL&#8221;</strong></p>
<p>10 bin adımın bir efsane olmadığını söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Yeni yapılan çalışmalarda bunun bir efsane olmadığı teyit edildi. Bir değer vermek gerekirse 5.2 kilometre saat hızla yapılan egzersizler, kalp damar hastalıkları ve kalp krizine giden yolda risk faktörlerini azaltıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;KAS KÜTLESİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK YOĞUN EGZERSİZLER KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Yoğun egzersizin kalp krizine gidişatı artırdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Kalp krizi dediğimiz aslında kalp damarının tıkanmasıyla ortaya çıkan bir durum. Özellikle genç sporcularda yaşadığımız ani ölümlerle sonuçlanan durumlar, kalp damar hastalıkları dışındaki hastalık gruplarından kaynaklanıyor. Birtakım ritim problemleri veya kalp kasının kalınlaşmasıyla seyreden hipertrofik kardiyomiyopati dediğimiz hastalık kökenli oluyor. Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz bu anlamda önem arz ediyor. Özellikle izotonik egzersizleri bu anlamda tavsiye ediyoruz. Yani kalp kasını kalınlaştırmaya yönelik değil de kas uzunluğunu artırmaya yönelik egzersizlerin yapılması gerekiyor. Bunlar; yüzme, koşu, hızlı yürüme, bisiklet sürme gibi egzersizler. Bu tür egzersizlerin kalp krizi riskini engellediğini biliyoruz. Ama ağırlık kaldırmayla yapılan kas kütlesini artırmaya yönelik egzersizler, kan basıncını yükseltiyor ve kalp krizine gidişatı artırıyor. Yapılan çalışmalarda bunları gözlemliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizinin her yaşta görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “18-75 yaş aralığında biz bunu daha çok görüyoruz. Genç popülasyonda kalp krizi vakalarını sıklıkla görmemizin nedenlerinden bir tanesi fast food kültürünün yaygınlaşması. İkincisi sigara ve tütün mamullerinin kullanımının artması. Son zamanlarda ise kovid enfeksiyonları da pıhtılaşma faktörlerini etkiledi. Bu durum da kalp krizi riskini ve kovide bağlı ölümlerdeki kalp krizi kökenli ölümlerin artmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“SESSİZ BİR ŞEKİLDE KALP KRİZİ GEÇİRİLEBİLİR”</strong></p>
<p>Kalp krizi belirtilerinin geniş bir spektrumdan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Bir tarafta ani ölüm dediğimiz durumla karşılaşıyoruz bir tarafta ise hasta aslında sessiz bir şekilde kalp krizi geçirebilir. Özellikle diyabetik hastalar ve ileri yaş gruplarında daha sık rastlanıyor. Bu tür hasta gruplarında kalp damarı tıkanabiliyor ama kişi bunu fark etmeyebiliyor. Farklı nedenlerle hekime başvurduğunda birtakım görüntüleme yöntemleri veya fizik muayene ile bu durumu saptayabiliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>GÖĞÜSE, SIRTA, KOLLARA, OMUZLARA VE ÇENEYE YAYILAN AĞRILARA DİKKAT</strong></p>
<p>Hastalarda en sık göğüs ağrısı belirtisiyle karşılaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Özveren, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çene ile göbek arasındaki herhangi bir yerdeki ağrı kalp krizi buluntusu olabilir. Bunu biz tanımlarken daha çok göğüs ön duvarında, sırta, kollara, omuzlara, çeneye, mide ve yemek borusu bölgesine yayılan ve yansıyan ağrılar ile saptıyoruz. En az 5 dakika kadar sürer. Çoğunlukla eforla artar, istirahatle geçer. Eğer böyle bir klinik bulgu varsa en yakın hekime başvurulmasında fayda var.”</p>
<p><strong>&#8220;YAPILMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY SAKİN KALMAK&#8221;</strong></p>
<p>“Kalp krizi durumuyla karşılaştığınızda yapılması gereken en temel şey sakin kalmaktır” diyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Çünkü stres, heyecan ve korku durumunda kalp hızlanıyor ve iş yükü artıyor. Bu anlamda kişiyi sakinleştirmek ve 112’ye başvurup ambulans çağırarak krizi yönetmek gerekiyor. Öte yandan elinizin altında bir aspirin var ise 300 miligram olacak şekilde hastaya uygulanabilir. Hastayı yatırıp ayaklarını kaldırmak veya öksürtme gibi manevraların bir karşılığı yok” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;KİŞİ BİR KEZ KALP KRİZİ GEÇİRDİYSE TEKRARLAMA İHTİMALİ ARTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>İlk kez kalp krizi geçiren bir kişinin, seyreden 10 yıl içinde çok yüksek risk grubu içinde yer aldığını belirten Prof. Dr. Özveren, “Kalp krizi geçirdikten sonra tekrarlayan kalp krizi riski artıyor. İkinci veya üçüncü kalp krizi riskiyle karşılaşma ihtimali bu anlamda artıyor. Bir kez kalp krizi geçirdiyseniz veya kalp damarınızın tıkalı olduğu tespit edildiyse çok yüksek riskli grupta yer alıyorsunuz. Seyreden 10 yılda tekrar kalp krizi geçirme oranı neredeyse yüzde 30’lara varan oranda artabiliyor. Yani kalp krizi geçirmiş 10 hastadan 3’ünün 10 yıl içinde tekrar kalp krizi geçirme riski artıyor. Bunu önlemek için mevcut risk faktörlerini tedavi ederek minimize ediyoruz, tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabiliyor. Risk faktörlerini modifiye edip tedavi ederseniz kalp krizi geçirme oranı oldukça azalıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>SOĞUK HAVALAR VE SABAHA KARŞI SAATLERE DİKKAT</strong></p>
<p>Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere karşı da uyaran Prof. Dr. Özveren,  “Çalışmalarda ve klinik pratiklerde kış aylarında havanın soğumasıyla beraber özellikle vazospazm dediğimiz damarın büzüşme oranının arttığını görüyoruz. Bu da göğüs ağrısı semptomlarının oluşmasına ve haliyle kalp krizi riskinin artmasına neden oluyor. Hepimizin vücudunun bir sirkadiyen ritmi var. Sabaha karşı bu sirkadiyen ritimde nörohormanal dengenin değişmesinden dolayı kalp krizi riski daha da artıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;STRES, EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİNDEN BİRİ&#8221;</strong></p>
<p>“Tek başına stres bile kalp krizine giden yolda minör risk faktörüdür” diyen Özveren, “Yoğun stres hem hormonal dengeyle alakalı sorunlar yaratabiliyor hem kalp hızının artmasına sebep olabiliyor hem de koroner damarlardaki vazomotor yanıtın değişmesine sebep oluyor. Dolayısıyla stres, kalp krizine giden yolda en önemli risk faktörlerinden biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KALP KRİZİ BAŞKA HAASTALIKLARA DA YOL AÇABİLİYOR”</strong></p>
<p>Kalp krizinin kalple ilgili diğer hastalıklara da yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Örneğin kalbin ön yüzüyle ilgili geçirilen kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı, ilerleyen dönemde tedavi edilmezse kalp yetersizliğine de sebep olabilir. Kalp krizi aynı zamanda kalp kapak hastalıklarının bir kısmının da sebeplerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;KALP KRİZİ RİSKİNİ ÖNCEDEN BELİRLEYEBİLİYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizi risklerini belirlemeye yönelik uygulanan girişimlerden de söz eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özveren, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Teknolojinin gelişmesiyle görüntüleme yöntemlerinin daha kolay ulaşılabilir ve ucuz hale gelmesiyle beraber kalp krizi riskini önceden belirleyebiliyoruz. Özellikle tomografik anjiyografinin çok fazla kullanılmasıyla beraber damar hastalığının varlığı, neredeyse yüzde 100’e varan doğruluk oranlarıyla tespit edilebiliyor. Tabi bu da bizim kalp krizi riskini belirleyip önlememizde fayda sağlıyor. Tabi görüntüleme yöntemlerinin komplikasyon ve yan etki durumları da var. Radyasyon kullanılarak yapılan görüntüleme yöntemleri olduğu için herkese yapmıyoruz. Hastaları risk faktörlerine göre seçiyoruz. Örneğin diyabetik atipik göğüs ağrısı olanlar, yoğun sigara içenler, ailesinde hastalık geçmişi olanlar, 65 yaş altında kişiler gibi. Yaş önemli bir faktör. Çünkü 65 yaşın üzerinde özellikle koroner damarlarda kireçlenme fazla görüyoruz. Kalp damarındaki kireçlenme, tanı koymamızı zorlaştırıyor. Bu durumdaki kişilerde de nükleer tıp yöntemleri veya ilaçlı ekokardiyografik yöntemler veya kardiyak MR gibi yöntemler kullanılıyor. Son dönemlerde dünyadaki sağlık kılavuzlarında risk faktörleri bulunan kişilere yapılması yönünde gelişmeler yaşandığını da biliyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;RİSK FAKTÖRLERİNİ BELİRLEMEDE YAPAY ZEKA GÜNDEMDE&#8221;</strong></p>
<p>Risk faktörlerini belirlemede yapay zekanın da gündemde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Önümüzdeki 10 yıl içinde görüntüleme yöntemlerinin içerisinde yapay zekayı sıklıkla kullanabiliriz. Ama şimdi yapay zekayı kullanan donanımlı elektrokardiyografik yöntemler var. Bunlar da kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı riskini belirlemede kullanılıyor. Önümüzdeki süreçte yapay zekanın bu anlamda kullanımıyla çok sık karşılaşacağız” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Sigorta&#8217;dan Riskli Hastalıklara Özel Kampanya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-sigortadan-riskli-hastaliklara-ozel-kampanya-419637</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2023 21:04:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklara]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sigortadan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sigorta, Riskli Hastalıklar Sağlık Sigortaları’nda 15 Kasım’a kadar yüzde 25 indirim uyguluyor. Kampanya kapsamında Riskli Hastalıklar Sigortaları teminatı içerisindeki riskli hastalıklardan birine yakalanılması durumunda sigortalıya tazminat ödemesi yapılırken, 40 yaş üstü kadınlar ücretsiz Mamografi hizmetinden, erkekler ise PSA testinden faydalanabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-sigortadan-riskli-hastaliklara-ozel-kampanya-419637">Türkiye Sigorta&#8217;dan Riskli Hastalıklara Özel Kampanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Sigorta’dan Riskli Hastalıklara Özel Kampanya</strong></p>
<p><strong>Türkiye Sigorta, Riskli Hastalıklar Sağlık Sigortaları’nda 15 Kasım’a kadar yüzde 25 indirim uyguluyor. Kampanya kapsamında Riskli Hastalıklar Sigortaları teminatı içerisindeki riskli hastalıklardan birine yakalanılması durumunda sigortalıya tazminat ödemesi yapılırken, 40 yaş üstü kadınlar ücretsiz Mamografi hizmetinden, erkekler ise PSA testinden faydalanabiliyor.</strong></p>
<p>İnsan hayatını önemli ölçüde etkileyen, yüksek tedavi maliyetleri olan ve yaşam kalitesini düşüren riskli hastalıklar konusunda tedavi ve destek sigorta paketleri ile paydaşlarının her zaman yanında olan Türkiye Sigorta; Kadınlara Özel Riskli Hastalıklar Sigortası, Riskli Hastalıklar Tedavi ve Destek Sigortası ve Genişletilmiş Riskli Hastalıklar Sigortası’ndan faydalananlara özel Kasım ayının 15’ine kadar yüzde 25 indirim uyguluyor. Kampanya dönemi içerisinde 18 – 59 yaş aralığındaki kişiler bu sigortalardan faydalanabiliyor. </p>
<p>Türkiye Sigorta’nın düzenlediği özel indirimli Riskli Hastalıklar Sigortası ürünlerinin kapsamında kanser, kalp krizi, organ nakli gibi teminatlar yer alıyor. Kadınlara Özel Riskli Hastalıklar Sigortası ise rahim ağzı kanseri, meme kanseri gibi kadınlara özgü riskli hastalıklara teminat veriyor. Paketlerden herhangi birini alan 40 yaş ve üzeri kişiler için Mamografi ve PSA Testi hizmeti de ücretsiz olarak sunuluyor.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-sigortadan-riskli-hastaliklara-ozel-kampanya-419637">Türkiye Sigorta&#8217;dan Riskli Hastalıklara Özel Kampanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi bölgedeki riskli binalar yıkılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarihi-bolgedeki-riskli-binalar-yikiliyor-409825</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 00:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[binalar]]></category>
		<category><![CDATA[bölgedeki]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, Kavaklı Mahallesi’nde yaşanan toprak kayması nedeniyle zarar gören riskli binaların yıkımında sona yaklaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-bolgedeki-riskli-binalar-yikiliyor-409825">Tarihi bölgedeki riskli binalar yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, Kavaklı Mahallesi’nde yaşanan toprak kayması nedeniyle zarar gören riskli binaların yıkımında sona yaklaştı. Kamulaştırma çalışmaları tamamlanan bir bina daha belediye ekipleri tarafından yıkılırken bölge, hem güvenli hale geldi, hem de tarihi surların güzellikleri ortaya çıktı. </p>
<p>Kavaklı Mahallesi Üftade Sokak’taki Uğur Apartmanı’nın bahçesinde 25 Mart 2021 tarihinde yaşanan toprak kayması sonucu, bölgedeki apartman ve iş merkezleri zarar gördü. Osmangazi Belediyesi, bölgede yapılan jeolojik-jeoteknik etüt çalışmalarının ardından can güvenliği için yaşamanın son derece tehlikeli olduğu tespit edilen 98 mesken, 141 iş yeri olmak üzere toplam 239 bağımsız bölümün kamulaştırılması için meclis kararı alarak çalışmaları başlattı. Yasal süreçleri tamamlanarak kamulaştırılan binaların yıkımları hızla devam ederken, Kazım Baykal Caddesi üzerindeki bir binanın daha yıkımı gerçekleşti. Bölgedeki 4 riskli bina da yasal süreçlerinin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde yıkılacak.</p>
<p>Riskli bölgedeki binaların yıkılmasıyla Üftade Hazretlerinin Türbe ve Camisi’nin bulunduğu alandaki yüzlerce yıllık tarihi sur duvarları Osmangazi Belediyesi’nin çalışmasıyla gün yüzüne çıkmış oldu. </p>
<p> </p>
<p><b> “Osmangazi’yi yaptı</b><b>ğ</b><b>ımız hizmetlerle güzelle</b><b>ş</b><b>tiriyoruz”</b></p>
<p>Kavaklı’daki kamulaştırma çalışmalarına yaklaşık 60 milyon TL kaynak ayırdıklarını belirten Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “2 yıl önce yaşanan toprak kayması sonucunda bu bölge riskli alan ilan edilmişti. Olayın hemen ardından Osmangazi Belediyesi olarak bölgedeki riskli binalarda kamulaştırma çalışmalarına başladık. Kamulaştırma çalışmalarında sona geldik. Birkaç binanın daha yıkılmasıyla riskli binalar tamamen ortadan kalkmış olacak. Bu çalışmayla birlikte hem bölge güvenli hale gelmiş oldu, hem de tarihi surlar gün yüzüne çıktı.” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-bolgedeki-riskli-binalar-yikiliyor-409825">Tarihi bölgedeki riskli binalar yıkılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marmara depremi kapıda: İşte riskli ilçeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/marmara-depremi-kapida-iste-riskli-ilceler-399192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 09:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[depremi]]></category>
		<category><![CDATA[ilçeler]]></category>
		<category><![CDATA[işte]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kandilli Rasathanesi'nden Dr. Öztürk, Marmara depreminin nereden başlayacağı, büyüklüğü ve etkileyeceği yerleri anlamak için üç boyutlu simülasyonlar hazırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/marmara-depremi-kapida-iste-riskli-ilceler-399192">Marmara depremi kapıda: İşte riskli ilçeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Bilim insanları, beklenen Marmara depreminin artık kapıya dayandığı uyarısında bulunuyor. Marmara depreminin, tek ya da iki fay kırılmasına bağlı olarak kaç büyüklüğünde olacağı, kaç saniye süreceği, nereleri etkileyeceğine yönelik çalışmalar da yapılıyor.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Jeofizik bölümünden Dr. Yasemin Korkusuz Öztürk, Marmara depreminin nereden başlayacağı, büyüklüğü ve etkileyeceği yerleri anlamak için üç boyutlu simülasyonlar hazırladı. </p>
<p>BBC Türkçe&#8217;de yer alan habere göre, Öztürk, olası depreme yönelik hazırladığı bir senaryoda, depremin Kumburgaz segmenti üzerinde başladığını varsayarak doğuda Adalar segmentine doğru, batıda da Tekirdağ&#8217;a doğru ilerlediğini söyledi.</p>
<p>Öztürk, bu şekilde bir senaryoda depremin 7 saniyede İstanbul&#8217;un güney kıyılarına ulaşabileceğini belirtti. Adalar segmentinin ardından İzmit segmentinde depremin duracağını belirten Öztürk, bunun sebebinin 1999 depremi nedeniyle o hat üzerinde yeterli miktarda stres olmamasına bağladı.</p>
<p>Kumburgaz segmentinin Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Bakırköy&#8217;e 10 km uzaklıkta olması nedeniyle o bölgelerin daha da riskli olduğunu söyleyen Öztürk, bu senaryoda depremin 32-35 saniye aralığında süreceği belirtti.</p>
<p>Öztürk, Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Avcılar&#8217;ın zemin gevşekliğinden dolayı depremden çok etkileneceğini, Anadolu yakasında ise alüvyon zeminli olması nedeniyle Pendik sahil kesiminin riskli olacağını söyledi. Depremin çok büyük ihtimalle Kumburgaz segmenti üzerinde başlayacağını belirten Öztürk, deprem Kumburgaz&#8217;da ya da Adalar&#8217;da başlasa da sonuçların değişmeyeceğini söyledi.</p>
<p>Oluşturulan bir diğer senaryoya göre Ganos fayı kırılmazsa olası Marmara depreminin büyüklüğünün 7.3&#8217;ü geçmeyeceği ve ortalama 32 saniye süreceği ancak Ganos fayı kırılırsa depremin büyüklüğünün 7.5&#8217;i bulacağı ve depremin 40 saniyeden fazla süreceği ifade edildi.</p>
<p>Depremin ardından heyelan kaynaklı tsunamilerin de olabileceğini söyleyen Korkusuz&#8217;un hazırladığı senaryoda, ilk tsunami dalgası İstanbul kıyılarına 5-10 dakika içerisinde varacak. Marmara&#8217;nın tüm sahillerine ise 30 dakika içerisinde ulaşacak. Uzmanlar depremin ardından sahil şeridinden uzak kalınması konusunda uyarıyor.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/marmara-depremi-kapida-iste-riskli-ilceler-399192">Marmara depremi kapıda: İşte riskli ilçeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Strep A Enfeksiyonu, Bağışıklık Yetmezliği Olanlarda Daha Riskli Olabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/strep-a-enfeksiyonu-bagisiklik-yetmezligi-olanlarda-daha-riskli-olabiliyor-373512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 09:16:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[strep]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Strep A enfeksiyonu İngiltere başta olmak üzere Avrupa’da onlarca çocuğun ölümüne sebep olmuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/strep-a-enfeksiyonu-bagisiklik-yetmezligi-olanlarda-daha-riskli-olabiliyor-373512">Strep A Enfeksiyonu, Bağışıklık Yetmezliği Olanlarda Daha Riskli Olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Strep A enfeksiyonu İngiltere başta olmak üzere Avrupa’da onlarca çocuğun ölümüne sebep olmuştu. Türkiye’de de vakalar ortaya çıkınca enfeksiyon, ailelerin korkulu rüyası haline geldi. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Selime Özen Bölük bakterinin immün yetmezlik hastalarında daha riskli olabileceğini, herhangi bir aşı ile korunma mümkün olmadığı için hastalarda bulaş riskini azaltacak önlemler alınması gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p>Başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde çocuklar arasında hızla yayılan ve birçok çocuğun yaşamını yitirmesine yol açan Strep A enfeksiyonuna bağlı Türkiye’deki ilk ölüm ocak ayında gerçekleşmişti. Strep A bakterisi bağışıklık sistemimizi aşıp nasıl bu kadar ağır hastalık yapıyor? Ne şekilde bulaşıyor ve hangi semptomları gösteriyor? Korunmak için neler yapılmalı? İşte tüm bu soruların yanıtını <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Selime Özen Bölük</strong> verdi. </p>
<p>Toplumda beta mikrobu olarak da bilinen boğaz, burun ve ciltte yaşayabilen A grubu beta-hemolitik streptokoklar (GAS), bakterileri sıklıkla boğaz iltihabı ve cilt iltihabına neden oluyor, nadiren de başka organları tutan daha ağır enfeksiyonlara yol açabiliyor. A grubu beta-hemolitik streptokokların kan, kas, eklemler ve akciğer gibi normalde steril olan vücut bölgelerine yerleşmesiyle ortaya çıkan ciddi ve hayatı tehdit edici enfeksiyonlara ise invaziv yani ağır <strong>grup a streptokok enfeksiyonları</strong> deniyor. 2022 yılı itibari ile bazı ülkelerde daha belirgin olmak üzere ciddi, hayatı tehdit edici invaziv hastalık sayılarında artış oldu ve özellikle İngiltere ve Hollanda’dan ölümle sonuçlanan vakalar bildirildi.</p>
<p><strong>LENF BEZLERİNDE BÜYÜME, BAŞ AĞRISI, HALSİZLİK…</strong></p>
<p>Hastalığın bulaşıcı olduğu, hasta kişilerin öksürme ve hapşırmasıyla mikrop içeren damlacıklara doğrudan maruz kalmakla bulaştığını belirten Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Selime Özen Bölük, bulaşın bazen de mikroplu eşyalara temas etmekle veya enfekte cilt lezyonlarına doğrudan temas eden ellerin göz, ağız ve buruna değdirilmesi ile olduğunu söyledi. Ani başlayan ateş, boğaz ağrısı, boyundaki lenf bezlerinde büyüme, baş ağrısı, halsizlik, bazı vakalarda ciltte kızarıklık ve döküntü de görüldüğünün altını çizen Bölük, antibiyotik tedavisinin 24. saatinden sonra bulaştırıcılığın sonlandığını da belirtti.</p>
<p><strong>“BAĞIŞIKLIK YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARDA DAHA AĞIR SEYREDİYOR”</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi ya da immün sistemin doğumsal yetersizliklerinde hemen her enfeksiyonun normalden daha ağır seyrettiğini ifade eden Bölük, “Streptokok enfeksiyonları da bu hastalarda ağır klinik tablolara yol açar. Ancak immün sistemi tamamen normal olan, tamamen sağlıklı olan bireylerde de bu enfeksiyon, ağır klinik tablolara yol açabilir. Hayatı tehdit edici klinik tablolardan, mikroorganizmanın ortama saldığı toksinler sorumlu tutulur. Bu toksinler, immün sistemimizin doğal yanıt adını verdiğimiz ilk ve hızlı savunma basamağını pas geçebilir. Doğal immün sistem savunmasını hızlıca aşabilmesi nedeniyle bu toksinler, süperantijen olarak adlandırılır.  Süperantijenler, immün cevabın en temel hücreleri olan ve immün sistemin orkestra şefi olarak da nitelendirebileceğimiz T hücrelere doğrudan bağlanır, onları aktive eder ve ciddi bir yanıta neden olur. İmmün sistem tüm gücüyle mikroplarla savaşırken vücudumuz da hasar görür. Sınırlandırılması zor bir hale gelen bu tablo tüm tedavi yaklaşımlarına rağmen ölümcül olabilen çoklu organ yetmezliği ve şok tablosuna kadar ilerleyebilir” diye konuştu.</p>
<p>Bölük ayrıca; özellikle de suçiçeği, influenza ve diğer virüs enfeksiyonlarının hemen öncesinde Strep A’nın geçirilmiş olması, bu ağır tablonun ortaya çıkmasını büyük ölçüde kolaylaştırdığını, viral enfeksiyonlar ile mücadeleden sorumlu olan doğal immün sistemin bu esnada zayıflamasının, bu mikroorganizmanın steril olan dokulara da yayılmasını kolaylaştırdığını ifade etti.</p>
<p><strong>BULAŞ NASIL ÖNLENİR?</strong></p>
<p>“Diğer tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi ellerin temizliği, bulaşların önlenmesinde büyük önem taşıyor” diyen Bölük, bu bakteriye karşı enfeksiyonu önleyen bir aşının olmadığını söyleyerek ebeveynlere şu uyarıda bulundu: “Ancak çocuklara rutin aşı takvimindeki aşıların eksiksiz uygulanması, diğer enfeksiyonları önleyerek Strep A’ların bu enfeksiyonlar sonrası ağır klinik tablolara dönüşmesi olasılığını azaltacaktır. Diğer yandan bulaşı önlemek adına hasta kişilerle sarılmak, tokalaşmak, ortak havlu kullanmak, ortak kaşık kullanmak gibi durumlardan kaçınılmalı. Kişisel hijyen tedbirlerine çok dikkat edilmeli. Antibiyotik tedavisi başlandıktan 24-48 saat sonra bulaştırıcılık sonlanır ama tedavi almayan kişiler 2-3 haftaya kadar enfeksiyonu bulaştırabilir. İstirahat ve bol sıvı alımı çok önemlidir.”</p>
<p><strong>KİMLER RİSK ALTINDA?</strong></p>
<p>A grubu streptokok bakterisi her insanda hastalığa sebep olabilir fakat en fazla risk altında olan kişiler şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>15 yaşa kadar olan dönemdeki çocuklar</li>
<li>65 yaş üstü bireyler</li>
<li>Bağışıklık sistemi zayıf olanlar</li>
<li>Kronik hastalığı bulunanlar</li>
<li>Hijyen kurallarına dikkat etmeyenler</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/strep-a-enfeksiyonu-bagisiklik-yetmezligi-olanlarda-daha-riskli-olabiliyor-373512">Strep A Enfeksiyonu, Bağışıklık Yetmezliği Olanlarda Daha Riskli Olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeytinburnu Belediyesi&#8217;nden Ücretsiz &#8216;Riskli Yapı Denetimi&#8217; Hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zeytinburnu-belediyesinden-ucretsiz-riskli-yapi-denetimi-hizmeti-366155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 13:14:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[denetimi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinburnu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytinburnu Belediyesi ilçedeki kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmak için verdiği desteklere bir yenisini daha ekledi. Zeytinburnu’ndaki riskli yapıların tespit hizmeti artık ücretsiz olarak yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinburnu-belediyesinden-ucretsiz-riskli-yapi-denetimi-hizmeti-366155">Zeytinburnu Belediyesi&#8217;nden Ücretsiz &#8216;Riskli Yapı Denetimi&#8217; Hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytinburnu Belediyesi ilçedeki kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmak için verdiği desteklere bir yenisini daha ekledi. Zeytinburnu’ndaki riskli yapıların tespit hizmeti artık ücretsiz olarak yapılıyor.  </p>
<p>Zeytinburnu’nda kentsel dönüşüm gittikçe hızlanıyor. Zeytinburnu Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nün konuyla ilgili yürüttüğü çalışmalara geçtiğimiz günlerde bir yenisi daha eklendi. Bundan böyle Zeytinburnu’ndaki riskli yapıların tespiti ücretsiz olarak yapılacak. Bunun için, mülk sahiplerinin 3’te 2 çoğunluğu sağladıktan sonra, Zeytinburnu Belediyesi Kentsel Dönüşüm Danışma Ofisi’ne başvurmaları yeterli oluyor.</p>
<p><strong>ZAMAN KAZANMAK İÇİN TÜM SÜRECİ ZEYTİNBURNU BELEDİYESİ YÜRÜTÜYOR</strong></p>
<p>Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Zeytinburnu Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü Enes Şen, “Hepimizin hayali daha güvenli evlerde oturmak. Bunun için çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik. Zeytinburnu’nda riskli yapı tespitini artık ücretsiz olarak yapıyoruz. Hak sahiplerinin 3’te 2 çoğunluğu sağlayıp bize başvurması yeterli oluyor. Maliyet, bürokrasi ve zaman kaybı yok.” dedi.</p>
<p><strong>BİNANIZ RİSKLİ ÇIKARSA NE OLACAK?</strong></p>
<p>Yapılan tespit sonucunda binanın riskli çıkması durumunda, ilgili kanunun öngördüğü süre içinde tahliye ve yıkım işlemlerinin gerçekleştirileceğini söylen Şen, “Yeni binanızı yaparken de yanınızdayız. Tüm belediyelere örnek olan Yeni İmar Plan Notu başta olmak üzere, hak sahiplerini bekleyen birçok avantaj ve teşviğimiz var. Vatandaşlarımız konuyla ilgili olarak Kentsel Dönüşüm Danışma Merkezi’mize gelerek bilgi alabilir, haklarını öğrenebilirler. Başvuruları bekliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinburnu-belediyesinden-ucretsiz-riskli-yapi-denetimi-hizmeti-366155">Zeytinburnu Belediyesi&#8217;nden Ücretsiz &#8216;Riskli Yapı Denetimi&#8217; Hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da riskli okulların öğrencilerine nakil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbulda-riskli-okullarin-ogrencilerine-nakil-351094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2023 12:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerine]]></category>
		<category><![CDATA[okulların]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351094</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada, "20 Şubat 2023 Pazartesi Günü itibarıyla, riskli 93 okul ve eğitim kurumumuzdaki öğrencilerimiz, depreme güvenli okullara nakledilerek, eğitim öğretim görmeye devam edeceklerdir" denildi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-riskli-okullarin-ogrencilerine-nakil-351094">İstanbul&#8217;da riskli okulların öğrencilerine nakil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>İstanbul Valiliği, 20 Şubat&#8217;ta eğitim ve öğretime başlayacak eğitim ve öğretimin ardından 93 riskli okulun diğer okullara nakledilmesiyle alakalı açıklamada bulundu. Valilik tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: *17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve ilimizi de derinden etkileyen Marmara Depremi sonrası, olası depremlerin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için 2006 yılında İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) kuruldu. Bu birimimizin yürüttüğü İstanbul Sismik Riskin Azaltılması Projesi (İSMEP) kapsamında,</p>
<p>*limizde 1999 yılı öncesinde inşa edilen bin 418 okulumuzun etütleri yapıldığında 67&#8217;sinin depreme dayanıklı, bin 351&#8217;inin de riskli olduğu tespit edildi.</p>
<p>*Riskli bulunan bin 351 okulumuzdan 769&#8217;u güçlendirildi, 367&#8217;si yıkılıp yeniden yapıldı. 87 okulumuz da başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarımızca güçlendirildi, yıkılıp yeniden inşa edildi. *Deprem etüt ve analizleri sonrasında geriye kalan 128 riskli okulumuzdan 109&#8217;unun yıkılıp yeniden yapılması, 19&#8217;unun güçlendirilmesi kararlaştırıldı. *Geçen yıl, bu 128 riskli okulumuzdan 35&#8217;indeki öğrencilerimiz başka okullara nakledilerek; okullardaki güçlendirme ve yeniden yapım proje çalışmalarına başlandı. *Bugün itibarıyla geriye kalan 93 riskli okulumuzun etüt çalışmaları neticesinde, 76 okulumuzun yıkılıp yeniden yapılması; 17&#8217;sinin de güçlendirilmesi kararlaştırıldı.</p>
<p>20 Şubat 2023 Pazartesi Günü itibarıyla, bu riskli 93 okul ve eğitim kurumumuzdaki öğrencilerimiz ilçe kaymakamlıklarımız, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerimizin koordinasyonuyla depreme güvenli okullara nakledilerek, eğitim öğretim görmeye devam edeceklerdir. Bu okullarımız, ihtiyaca göre taşımalı eğitim kapsamına alınacaktır. İSMEP ile yenilenen okullarımız sayesinde ilimizdeki öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz depreme karşı güvenli okullarda eğitim ve öğretimlerine devam ediyorlar. Böylelikle 93 riskli okulumuzdaki 51 bin 995 öğrencimiz ve 2 bin 765 öğretmenimiz de depreme karşı güvenli okullarda eğitimlerine devam edecek. Bu süreçte sevgili öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve velilerimizin sabır ve anlayışına teşekkür ediyoruz. Kahramanmaraş ilimizin Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah&#8217;tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı 2. Yarıyıl dönemi hayırlı olsun.&#8221;</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-riskli-okullarin-ogrencilerine-nakil-351094">İstanbul&#8217;da riskli okulların öğrencilerine nakil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
