<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Retina | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/retina/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/retina</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 08:06:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Retina | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/retina</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erken yakalandığında görme kaybı korunabiliyor, hatta…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-yakalandiginda-gorme-kaybi-korunabiliyor-hatta-639987</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düz]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[korunabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Retina]]></category>
		<category><![CDATA[Sarı Nokta Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yakalandığında]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-yakalandiginda-gorme-kaybi-korunabiliyor-hatta-639987">Erken yakalandığında görme kaybı korunabiliyor, hatta…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişi sarı nokta hastalığıyla mücadele ederken, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona çıkması bekleniyor. Ülkemizde de  benzer şekilde yaşlanan nüfus nedeniyle sarı nokta hastalığının sıklığı giderek artıyor. Tıp literatüründe &#8220;Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu&#8221; olarak adlandırılan hastalık, gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeyi sağlayan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu gelişiyor. Hastalık ilerledikçe okuma, araç kullanma, yüz tanıma ve ayrıntıları seçme gibi durumlarda ciddi zorluklar ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin</strong>,  son yıllarda geliştirilen yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görme düzeyinin korunabildiğini, hatta bazı tablolarda görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini belirterek, “Erken teşhis, sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak ve görmeyi korumak için çok önemlidir. Başlangıç evrelerinde hastalık genellikle belirti vermediği için rutin göz muayeneleriyle erken teşhis edilirse yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli tedavilerle önlemler alınabilmektedir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerinde olan ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyetleri olmasa bile düzenli göz kontrollerini ihmal etmemeleri son derece önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Günlük yaşamı önemli ölçüde etkiliyor</strong></p>
<p>Sarı nokta hastalığı, gözün arka kısmında bulunan retina tabakasının merkezindeki makula </p>
<p>bölgesini etkileyen ve özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülen ilerleyici bir hastalık. Sarı nokta denmesinin sebebi ise bu bölgede yüksek ışık maruziyetine karşı korunma sağlanması amacıyla bolca lutein ve zeaksantin adlı sarı renkli pigmentler oluşması.   Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu oluyor. Bu bölgenin zarar görmesi sonucunda merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma veya görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Belirtiler önce tek gözde oluşabilirken hastalık ilerleyip her iki gözü de tuttuğunda günlük yaşam önemli şekilde etkileniyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görme kaybının belirginleşmesi nedeniyle hastalarda önemli sorunlar yaşandığına vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Şahin, “Bu tabloda hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri görme gibi durumlarda güçlük çekmektedir. Hastalık ileri evrede körlüğe varmasa da güvenli yürüyüşü zorlaştırmakta ve düşme riskini  artırmaktadır. Ayrıca görme kaybının yarattığı sosyal izolasyon, depresyon ve bağımsız aktivitelerde azalma (yemek yapma, televizyon izleme vb.) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Görme yetisinde hızla azalma yaşanabiliyor</strong></p>
<p>Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip geliştiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, “Kuru tipte retina altında zamanla biriken ve drusen adı verilen birikintiler ile buna eşlik eden hücre kaybı sonucunda görme yetisi yavaşça azalmaktadır. İleri evrelerinde de coğrafik atrofi olarak adlandırılan ve retina hücrelerinde belirgin kayıp ve bunun sonucunda görme kalitesinde azalmayla seyreden tablo gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. “Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen görme kaybından en sık sorumlu olan formudur” diyen Prof. Dr. Özlem Şahin, şu bilgileri veriyor:  “Bu tipte retina altında anormal ve kırılgan yeni damarlar gelişmektedir. Bu damarlar sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını bozabilmekte ve görmede haftalar, hatta günler içinde belirgin azalmaya neden olabilmektedir. Erken tanı ve zamanında tedavi, yaş tip sarı nokta hastalığında görmenin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” </p>
<p><strong>Sigara kullanımı riski yaklaşık 2 kat artırıyor!</strong></p>
<p>İlerleyen yaş sarı nokta hastalığının en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Görülme sıklığı özellikle 55 yaşından sonra belirgin olarak artıyor. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar sarı nokta hastalığının gelişme riskini anlamlı ölçüde artıran risk faktörleri arasında yer alıyor.  Güncel çalışmalar sigara kullanımının riski yaklaşık iki kat artırdığını gösteriyor. Ayrıca aile öyküsü ve bazı genetik varyasyonların da önemli risk faktörleri olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Özlem Şahin,  “Obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük antioksidan alımı gibi faktörlerin de katkıda bulunabileceği düşünülmekle birlikte bunların etkileri konusunda literatürde daha değişken sonuçlar bulunmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunları göz ardı etmeyin </strong></p>
<p>Sarı nokta hastalığı erken evrede genellikle belirti vermiyor veya belirtiler çok hafif seyrediyor. Bu nedenle hastalar sorunlarının yaşlılığa bağlı olduğunu düşünüyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görmede bozulma başladığına işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, aşağıda yer alan belirtilerden birinin ortaya çıkması halinde zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor. </p>
<ul>
<li>Düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi </li>
<li>Okuma sırasında harflerin bulanıklaşması</li>
<li>Karşıya  bakarken silik noktaların oluşması </li>
<li>Gölgelerin veya birbirine yakın renklerin ayırt edilmesinde güçlük</li>
<li>Karanlıkta görmenin belirgin şekilde zorlaşması</li>
<li>Işığa karşı hassasiyet artışı</li>
<li>Görüntülerdeki detayların kaybolma hissi </li>
</ul>
<p><strong>Tedaviden başarılı sonuçlar elde ediliyor</strong><br />Sarı nokta hastalığının tanı sürecinde detaylı göz muayenesinin yanı sıra retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi gibi gelişmiş teknolojilerden faydalanılıyor. Bu sayede retina tabakasındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde incelenebiliyor. Tedavinin temel hedefi ise mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, hastalığın tipi ve evresinin uygulanacak tedaviyi belirlediğini anlatarak, “Kuru tip sarı nokta hastalığında vitamin ve mineral takviyeleri uygun hastalarda hastalığın ilerleme riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azaltmaktadır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenme, omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol kontrolü ile sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de önem taşımaktadır” diyor. Son yıllarda ileri evre kuru tip hastaları için göz içi iğne tedavisinin de geliştirildiğini belirten Prof. Dr.<strong> </strong>Özlem Şahin,<strong> </strong>belirli aralıklarla göze uygulanan bu yöntemin hastalığın retina üzerindeki hasarının ilerleme hızını yavaşlatmaya yardımcı olabildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Görme düzeyleri kor</strong><strong>unabiliyor, hatta&#8230; </strong></p>
<p>Yaş tip sarı nokta hastalığının tedavisinde  ise göz içine enjeksiyonla uygulanan ilaçlar önemli bir yer tutuyor. Bu tedaviyle, retina altındaki anormal damar oluşumunun ve sıvı sızıntısının kontrol altına alınması hedefleniyor. Enjeksiyon tedavisi sayesinde hastaların görme düzeyleri korunabiliyor, hatta bazı hastalarda görme yeteneğinde iyileşme sağlanabiliyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, “Son zamanlarda bu iğne tedavilerinin sıklığının azalmasında önemli gelişmeler yaşanmakla beraber, yılda 10-12’ye varan iğne sayıları görme keskinliğinin korunmasında önemli rol oynamaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları koruyucu rol oynuyor</strong></p>
<p>Genetik kökeni ağır bastığından sarı nokta hastalığını önlemek her zaman  mümkün olmasa da riski azaltmaya ve ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilecek bazı önlemler bulunuyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, bu önlemleri şöyle sıralıyor: “Özellikle sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve kardiyovasküler risk faktörlerini kontrol altında tutmak önem taşımaktadır. Ayrıca dengeli beslenme (yeşil yapraklı sebzeler, balıkta bulunan omega-3 yağları), kan basıncı/şeker/kolesterol kontrolü gibi sağlıklı yaşam tarzı faktörleri hastalığın gelişimini yavaşlatmaktadır. Uzun süreli güneş ışığına maruziyeti azaltmak için güneş gözlüğü kullanmak da retina sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-yakalandiginda-gorme-kaybi-korunabiliyor-hatta-639987">Erken yakalandığında görme kaybı korunabiliyor, hatta…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Retinopati]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Retina]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong> diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, “Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur” diyor.  <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong>  bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, &#8220;Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor!</strong></p>
<p>Gözün sinir tabakası olan retinanın<strong> </strong>hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35’inde görülüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması’na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybına neden olabilir!</strong></p>
<p>Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduğu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliğinde azalmayla sonuçlanıyor.  Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluştuğunu belirterek, ”Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar.  Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur” diye konuşuyor.  Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı gelişebileceği uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, “Bu evreye geldiğinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>Glokomdan katarakta… </strong></p>
<p>Diyabet, retina dışında gözün başka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak,  şöyle devam ediyor: “Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız şekilde bulunabilen ya da günlük yaşamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Yılda bir kez</strong> <strong>göz muayenesi çok önemli!</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatide ilk damar değişiklikleri başladığında hastanın görme keskinliği hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduğunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini anlatarak, “Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır” diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiğinde veya şiddetli bir göz ağrısı oluştuğunda zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p><strong>Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
