<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikoterapi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/psikoterapi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/psikoterapi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Dec 2025 12:52:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>psikoterapi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/psikoterapi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Psikoterapi ve nörobiyolojide yenilikçi yaklaşım: Beyin parlatma!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikoterapi-ve-norobiyolojide-yenilikci-yaklasim-beyin-parlatma-600790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:52:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[nörobiyolojide]]></category>
		<category><![CDATA[parlatma]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, beyin parlatma tekniğinin psikoterapiyle birlikte kullanılmasının zihinsel sağlık, duygusal denge ve performans üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikoterapi-ve-norobiyolojide-yenilikci-yaklasim-beyin-parlatma-600790">Psikoterapi ve nörobiyolojide yenilikçi yaklaşım: Beyin parlatma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, beyin parlatma tekniğinin psikoterapiyle birlikte kullanılmasının zihinsel sağlık, duygusal denge ve performans üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin parlatma, beynin doğru frekansta çalışmasını hedefler!</strong></p>
<p>Günümüzün hızla değişen dünyasında, bireylerin zihinsel sağlıkları kadar, zihinsel performanslarını en üst düzeye çıkarma çabalarının da büyük bir önem taşıdığını aktaran Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Beyin parlatma kavramı, hem psikoterapi hem de nörobiyolojik sağlığın entegrasyonu açısından devrim niteliğinde bir yenilik sunuyor. Bu kavram, yalnızca psikolojik bozuklukların yönetimi için değil, aynı zamanda bireylerin kişisel gelişimi ve en yüksek potansiyellerine ulaşmaları adına da oldukça etkili bir araç.” dedi.</p>
<p>Beyin dalgalarının EEG cihazlarıyla ölçülmesinin, beynin düşünme, duygulanma ve tepki verme biçimini anlamaya olanak tanıdığını ifade eden Taşkın, “Bu dalgalar, beynimizin sağlıklı işleyişinin bir yansımasıdır ve belirli bozukluklar, örneğin depresyon, anksiyete, OKB ve DEHB gibi durumlar, beyin dalgalarının düzensiz çalışmasıyla ilişkilidir. Beyin parlatma tekniği, bu düzensizlikleri hedef alarak, beynin doğru frekansta çalışmasını sağlamayı amaçlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyin parlatma, psikoterapinin derinliğini ve etkisini artırır! </strong></p>
<p>Psikoterapinin, bireylerin içsel dünyalarını keşfederek, duygusal ve zihinsel sağlıklarını iyileştirmelerine yardımcı olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Ancak, bazen psikoterapi süreci yalnızca zihinsel ve duygusal düzeyde gerçekleşir. Beyin parlatma gibi nörolojik tekniklerle birleştirildiğinde, bireylerin zihinlerinin çalışma biçimlerine doğrudan müdahale edebilir, böylece daha hızlı ve etkili sonuçlar elde edilebilir.” dedi.</p>
<p>Taşkın ayrıca, beyin dalgalarını iyileştirmenin, bireylerin terapi sürecinde daha derin bir içgörüye ulaşmalarını ve duygusal dengeyi kurmalarını kolaylaştırabileceğini aktardı.</p>
<p><strong>Beyin dalgalarının eğitimi, hem verimliliği hem duygusal sağlığı destekliyor!</strong></p>
<p>Beyin parlatmanın, iyi oluş ve optimal performansın geliştirilmesinde de önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sporcular, sanatçılar ve iş dünyasında çalışan profesyoneller için beyin dalgalarının güçlendirilmesi, bireylerin verimliliğini, yaratıcılığını ve odaklanmalarını artırır.” dedi.</p>
<p>Beyin parlatmanın, yalnızca dışsal performansı artırmakla kalmadığını aynı zamanda içsel dengeyi ve duygusal sağlığı da güçlendirdiğini kaydeden Taşkın, “Zihinsel sağlığın korunması, yalnızca bireylerin yaşadığı anlık stres ve kaygıyı aşmalarına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli psikolojik refahı sağlar. Beyin dalgalarının doğru bir şekilde eğitilmesi, depresyon, kaygı gibi duygusal durumlarla başa çıkmada önemli bir rol oynar ve kişilerin duygusal zekalarını geliştirmelerine yardımcı olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beyin parlatma, psikoterapiyle birleştiğinde zihinsel iyilik hâlini ve bireyin potansiyelini artırıyor! </strong></p>
<p>Bu bağlamda, beyin parlatma tekniklerinin, psikoterapinin gücünü desteklerken, optimal performansın sınırlarını da zorlayabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Düzenli olarak yapılan beyin dalgası eğitimi, yalnızca zihinsel sağlık açısından değil, aynı zamanda kişisel gelişim açısından da önemli faydalar sunar.” dedi.</p>
<p>Yılda 4 kez yapılan alfa dalgası çalışmasının, bu tür bir yenilikçi yaklaşımın etkili olduğunu ve beyin sağlığının güçlendirilmesinin, duygusal ve bilişsel iyileşme sürecine katkı sağladığını gösterdiğini ifade eden Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sonuç olarak, beyin parlatma, psikoterapi ile birleşerek bireylerin zihin sağlığını iyileştirmek, içsel dengeyi sağlamak ve yaşam kalitelerini artırmak için güçlü bir araç haline gelir. Bu yenilikçi yaklaşım, beyin dalgalarının optimizasyonu ile hem iyi oluşu artırmayı hem de bireylerin en yüksek potansiyellerine ulaşmalarını sağlamayı mümkün kılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikoterapi-ve-norobiyolojide-yenilikci-yaklasim-beyin-parlatma-600790">Psikoterapi ve nörobiyolojide yenilikçi yaklaşım: Beyin parlatma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 13:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[katına]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><strong>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</strong></p>
<p>Türkiye’de antidepresan kullanımının son 10 yılda neredeyse iki katına çıktığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2010’ların başında her 100 kişiden yaklaşık 3’ü düzenli antidepresan kullanırken, bugün bu sayı 6’ya yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu artış daha da hızlandı: 2020 sonrası sadece iki yıl içinde piyasaya sürülen antidepresan miktarında yaklaşık 10 milyon kutuluk bir artış yaşandı. Bu veriler, toplumda ruh sağlığı sorunlarının artışıyla birlikte sosyal koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıkları da düşündürüyor.”</p>
<p><strong>Antidepresan kullananların yüzde 70’i kadın</strong></p>
<p>Antidepresan kullanımında en büyük farkın kadınlarda görüldüğünü belirten Prof. Dr. Şalcıoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Reçetelerin yaklaşık yüzde 70’i kadınlara yazılıyor. Yani antidepresan kullanan her 10 kişiden 7’si kadın. Bu fark, kadınların daha fazla ruh sağlığı sorunları geliştirmesinden mi yoksa erkeklere göre tedavi aramaya daha fazla açık olmalarından mı kaynaklanıyor, bu hâlâ tartışmalı bir konu. Yaş grubunda ise 35 yaş üstü bireyler öne çıkıyor. Özellikle 36-50 yaş aralığında kullanım yaygın. Ancak gençler arasında da son yıllarda artış olduğu gözleniyor. Bu gençlerin gittikçe daha fazla ruh sağlığı sorunları için risk altında olduğuna işaret ediyor. İllere göre dağılımda dikkat çeken farklar var: Büyükşehirlerde kullanım oranları daha yüksek. Bazı şehirlerde, özellikle batı ve iç Anadolu bölgelerinde, kişi başına düşen antidepresan kullanımı diğer illere göre iki kata kadar çıkabiliyor. Büyük şehirlerde yaşamın zorlukları burada belirleyici bir faktör olabilir.”</p>
<p><strong>Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu, bu artışın nedenlerini ise şöyle özetledi:</p>
<p>“Ruh sağlığı sorunları hem Türkiye’de hem dünyada artıyor. Pandemi sonrası dönemde, ekonomik kriz, işsizlik, belirsizlik, göç ve doğal afetler gibi toplumsal koşullar, özellikle Türkiye’de kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi ruhsal sorunların daha görünür hale gelmesine yol açtı. Böyle bir ortamda antidepresan kullanımındaki artış bir yönüyle toplumun ruh sağlığına dair farkındalığının artması, damgalayıcı tutumların zayıflaması ve bireylerin yardım arayışına daha açık hale gelmesiyle ilişkili olabilir. Ancak madalyonun öteki yüzünde sistemsel sınırlılıklar var. Süresi kısıtlı poliklinik muayenelerinde, ilaç reçete etmek genellikle en hızlı müdahale biçimi haline geliyor. Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor. </p>
<p>İlaçların bir kısmı reçetesiz temin edilebildiği için, kendi kendine ilaca başlama veya sürdürme davranışı da yaygınlaşıyor. Bu durum, resmi kullanım verilerinin bile ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. İlaç daha erişilebilir olsa da araştırmalar, özellikle bilişsel ve davranışçı terapi gibi bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımlarının daha uzun vadeli ve kalıcı çözümler sunduğunu gösteriyor. Ne yazık ki hem maddi hem de yapısal engeller, toplumun geniş kesimlerinin bu tür bilimsel temelli terapilere ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu noktada ilaç endüstrisinin rolü de göz ardı edilemez. Psikolojik sorunların yalnızca biyolojik ya da kimyasal temelli hastalıklar gibi çerçevelenmesi (medikalizasyon), antidepresanların yaygın biçimde önerilmesini kolaylaştırıyor. Elbette ilaç tedavisi bazı durumlarda gerekli ve faydalı olabilir. Ancak bu faydanın bireyler arası farkları, yan etkileri ve alternatif müdahale yolları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Kişi başına düşen</strong> <strong>antidepresan tüketimi iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi</strong></p>
<p>Pandemiyle birlikte Türkiye’de antidepresan kullanımının belirgin şekilde artığına değinen Profesör, “Kişi başına düşen tüketim sadece iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi. Ancak aynı dönemde psikiyatri reçetelerinde düşüş gözlemlendi. Bu da birçok kişinin doktora başvurmadan, kendi kararıyla ilaç kullanmaya yöneldiğini gösteriyor. Nitekim pandemi sırasında dünya genelinde kendi kendine ilaç kullanma oranının yüzde 48’in üzerine çıktığını görüyoruz. Pandemi sırasında ilaç kullanımdaki artışın arkasında kapanmaların yol açtığı yalnızlık ve belirsizlik, hastalığa yakalanma korkusu, kayıplar, ekonomik zorluklar ve işsizlik gibi etkenler var. Ayrıca ev içi çatışmaların artması, kadınların artan bakım yükü ve sosyal desteğin zayıflaması da bu tabloyu derinleştirdi. Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’de antidepresan kullanımı birçok Avrupa ülkesinin gerisinde</strong></p>
<p>Türkiye’deki antidepresan kullanımını dünya genelinde değerlendiren akademisyen, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye’de antidepresan kullanımı artıyor ama hâlâ birçok Avrupa ülkesinin gerisindeyiz. OECD verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında antidepresan kullanım oranı en düşük ülkelerden biri. Örneğin, İzlanda, Portekiz, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde kişi başına düşen antidepresan kullanımı Türkiye’nin 3 ila 4 katı kadar. Ancak bu fark, Türkiye’de toplumun daha sağlıklı olduğunu değil, psikoterapiye ve psikiyatrik hizmetlere erişimin daha sınırlı olduğunu gösteriyor da olabilir. Batı ülkelerinde psikoterapi hizmetleri daha yaygın ve erişilebilir düzeyde olduğu için insanlar, Türkiye’de örneğindeki gibi, sadece ilaca yönelmiyor. Yani düşük oranlar her zaman olumlu bir tabloya işaret etmiyor.”</p>
<p><strong>Antidepresanların yanlış ya da gereksiz kullanımı riskli</strong></p>
<p>Antidepresan kullanım süresi ve miktarlarıyla ilgili de konuşan Şalcıoğlu,<strong> </strong>“Elimizdeki bilimsel kaynaklarda, Türkiye’de antidepresanların ortalama kullanım süresi ya da bireysel doz tercihlerine dair güvenilir bir veri bulunmuyor. Klinik rehberlerde genellikle 6 ay ve üzeri kullanım önerilir, ancak bu süre vakaya göre değişir. Genellikle kişilerin bu süreyi aştığını, yıllarca ilaç kullanabildiğini görüyoruz. Antidepresan kullanımını anlayabilmek için daha detaylı saha araştırmalarına ihtiyaç var” dedi. Gereksiz kullanımın riskler taşıdığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antidepresanlar yanlış ya da gereksiz kullanıldıklarında ciddi riskler taşırlar. Öncelikle biyolojik açıdan, yan etkiler (uyku bozuklukları, kilo değişimi, cinsel işlev sorunları, mide‑bağırsak yakınmaları vb.) görülebilir; bazı ilaçlarda ani kesilme sendromu yaşanabilir. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım, beynin kimyasal dengesini yapay biçimde değiştirebilir. Psikolojik açıdan ise en önemli risk, duygusal dayanıklılığın ve başa çıkma becerilerinin zayıflamasıdır. Kişi her zorlanmada ilaca yönelme eğilimi geliştirebilir; bu da psikoterapi veya yaşam koşullarını değiştirme gibi daha kalıcı çözümleri geciktirebilir. Toplumsal düzeyde ise, ‘hızlı çözüm’ kültürü ve sağlık sisteminin ilaca dayalı yapısı güçlenir; böylece ruhsal sıkıntıların altında yatan sosyo‑ekonomik nedenler görünmez hale gelir. Bu nedenle ilaçlar, doğru tanı, düzenli izlem ve gerektiğinde psikoterapi desteğiyle birlikte kullanıldığında anlamlı bir fayda sağlar.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığı hizmetlerinin, psikoterapilerle desteklenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu ruh sağlığını korumak için atılması gereken adımlarla ilgili ise şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruh sağlığını sadece bireysel değil, kamusal bir iyilik hali olarak görmek zorundayız ve bu da yapısal çözümler gerektiriyor. Önleyici adımlar bu çerçevede büyük önem taşıyor: Okullarda duygusal okuryazarlık eğitimlerinin verilmesi, sosyal bağları güçlendiren topluluk temelli programların hayata geçirilmesi, ekonomik güvencesizlikle mücadele edilmesi, bireysel dayanıklılığı artırmakla kalmaz, toplumsal ruh sağlığını da güçlendirir. Bu noktada Türkiye’de sayısı 100 bini aşan psikoloji lisans mezunu önemli bir kaynak oluşturuyor. Etkili psikoterapi yaklaşımları alanında eğitilen psikologlar farkındalık ve erken müdahale programlarında etkin biçimde değerlendirilerek toplum ruh sağlığına katkı sunabilir. Sorunlar ortaya çıktığında ise, müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu aşamada yalnızca ilaca dayalı kısa süreli çözümler kalıcı iyilik halini sağlamak için yeterli değil. Ruh sağlığı hizmetlerinin, bilimsel etkinliği kanıtlanmış psikoterapilerle desteklenmesi gerekir. Bilimsel temelli psikoterapilerin sağlık sistemine entegre edilmesi ve bu alanda çalışan personelin psikolojik müdahale konusunda eğitilmesi, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerinin ilaç odaklı yaklaşımdan iyileşme odaklı bir modele dönüşmesi için en kritik adımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pozitif psikoterapi ile beyin algoritmaları yeniden düzenlenebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pozitif-psikoterapi-ile-beyin-algoritmalari-yeniden-duzenlenebiliyor-533967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 May 2025 08:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algoritmaları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=533967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, nörobilim temelli pozitif psikoterapi tekniği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pozitif-psikoterapi-ile-beyin-algoritmalari-yeniden-duzenlenebiliyor-533967">Pozitif psikoterapi ile beyin algoritmaları yeniden düzenlenebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, nörobilim temelli pozitif psikoterapi tekniği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikolojik bütünlük bozulduğunda farklı arayışlar ortaya çıkabiliyor!</strong></p>
<p>Terapi teknikleri içerisinde pozitif psikoloji 2.0’ın kapsadığı ve nörobilim temelli olmasından dolayı birçok psikoterapi ekolünü birleştiren bir yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biliyorsunuz, bize gelenler dertli insanlar. İnsanın fiziksel bütünlüğünde çatlak olduğunda ağrı hisseder, bunun için ilaç kullanır veya farklı tedaviler görür. Psikolojik bütünlüğümüzü koruyan bir kafes var, o kafes çatladığı zaman sızıntı oluyor, psikolojik belirtiler ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>Bu sızıntıyı kapatmanın çeşitli yolları olduğunu dile getiren Tarhan, “Bazı kişiler bunu, özellikle basit çatlakları kendi kendine halledebiliyor. Bazıları farkında olmadan büyütüyor. Kimisi bunu alkolle kapatıp doldurmaya çalışıyor, kimisi eğlenceye veriyor, dikkat dağıtarak yapıyor. Teknolojinin getirdiği YouTube’daki eğlenceyle birçok derdini unutmaya çalışıyor ama sorun daha da büyüyor, çatlak daha da büyüyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Gardner ölçeğini muhakkak hastalarda uygulanmalı” </strong></p>
<p>Pozitif psikoterapinin, bu bakış açısıyla kişinin çatlakları giderirken kendine öz şefkatle bakmasını önemsediğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Terapi tekniklerinden farkı, alıp da onu tamir etmeye çalışmak, negatifi düzeltmek değil; pozitif savunma mekanizmaları&#8230;” dedi.</p>
<p>Gardner ölçeğini hatırlatan Tarhan, “Bu ölçeğin muhakkak hastalarda uygulanması gerekiyor. Kişinin öz şefkat eğitimiyle yapılıyor. Ölçekte, kendini tanıma yolculuğuna çıkmak, kendini keşfetmek, kendi açısından içeriden yaraları düzeltmek var. Bunu yaptığınızda çatlaklar da düzeliyor. Bir terapist olarak bunu öğretmeliyiz hastalara. Bunu öğreten bir teknik bu. Bu kullanıldığında beyin de dinamiğini, algoritmalarını kullanıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bu tedavi tekniği insan beyindeki algoritmaları düzenliyor</strong></p>
<p>Kişinin geldiği noktada beyninin çocukluktan beri öğrenilen, genetik olarak kodlanan algoritmalara göre tepkiler verdiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Algoritmalara göre yaklaşımlar oluyor. Beynimizdeki algoritmaları terapi teknikleri yeniden yazıyor.” dedi.</p>
<p>Yapay zekâ algoritmaları üzerine yapılan çalışmalar, 2024 yılında Nobel Fizik Ödülü aldığını hatırlatan Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu ödülü kazananlardan biri kognitif psikolog, diğeri ise bir genetikçiydi. Kognitif psikoloğun çalıştığı alan, kognitif psikolojidir. Bu alan, beyni bir bilgisayar gibi gören psikoloji dalıdır. Genellikle bu kavramı kognitif terapi ile karıştırıyoruz; oysa burada söz konusu olan, kognitif psikolojidir. Bu psikolog, ödülünü yapay sinir ağları üzerine yaptığı çalışmalarla kazandı. Yani, bu tedavi tekniği insan beynindeki algoritmaları düzenliyor. Biz hem bu algoritmaları içeriden düzeltiyoruz hem de kişiye bunları nasıl düzelteceğini öğretiyoruz.</p>
<p>Bu nedenle bununla ilgili yöntemler gelecekte daha da parlayacak. Kullandıkça işe yaradığını görüyorsunuz. Çift terapilerinde, bağımlılıkta, anksiyetede işe yarıyor. Ama çok büyük, derin patolojiler varsa önce nörobiyolojik düzelme olacak, ondan sonra bu yöntemler uygulanabilir.”</p>
<p><strong>“Bu yöntemle hastalar kendini tedavi etmeyi öğreniyor”</strong></p>
<p>Bu yöntemin diğer tedavi tekniklerini reddetmediğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “CBT’nin yeri ayrı. Hatta bu son bir senede ‘Pozitif CBT’ diye bir yaklaşım getirdim. O da aslında bu yöntemin bir versiyonu gibi.” dedi.</p>
<p>Bu yöntemin uzun süreli takip gerektiren hastaların tedavisinde kolaylık sağladığını kaydeden Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastalar çok kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Onlara kendi kendini tedavi etmeyi öğretiyoruz. Bu sayede devamlı terapiste muhtaç olmuyorlar. Becerisi gelişmiş kişiler bunu kolaylıkla yapabiliyor. Bazı kişilerde bir seansta bile işe yarayabiliyor. Bir seansta kişiler kendi ihtiyacını çözebiliyor. Tabii bu her zaman bu şekilde ilerleyemeyebiliyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pozitif-psikoterapi-ile-beyin-algoritmalari-yeniden-duzenlenebiliyor-533967">Pozitif psikoterapi ile beyin algoritmaları yeniden düzenlenebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme mastektomisi sonrası psikoterapi önerisi… Kanserli memenin alınması kadınlarda ruhsal dengeyi derinden sarsabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-mastektomisi-sonrasi-psikoterapi-onerisi-kanserli-memenin-alinmasi-kadinlarda-ruhsal-dengeyi-derinden-sarsabiliyor-429972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 09:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[dengeyi]]></category>
		<category><![CDATA[derinden]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli]]></category>
		<category><![CDATA[mastektomisi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[memenin]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sarsabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser başlı başına varoluşsal kaygıları gündeme getiren bir hastalık iken meme kanseri söz konusu olduğunda fiziksel görünümdeki değişimler kadın ruh sağlığını derinden etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-mastektomisi-sonrasi-psikoterapi-onerisi-kanserli-memenin-alinmasi-kadinlarda-ruhsal-dengeyi-derinden-sarsabiliyor-429972">Meme mastektomisi sonrası psikoterapi önerisi… Kanserli memenin alınması kadınlarda ruhsal dengeyi derinden sarsabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser başlı başına varoluşsal kaygıları gündeme getiren bir hastalık iken meme kanseri söz konusu olduğunda fiziksel görünümdeki değişimler kadın ruh sağlığını derinden etkiliyor. Kanserli memenin alınması anlamına gelen mastektominin yalnızca bir uzuv kaybı değil, kadınlığı temsil eden bir organın yitimi anlamına geldiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Yaşamda varlığını sürdürmeye dair kaygıların yönetildiği, depresif yakınmaların ele alındığı, iç motivasyonun yüksek tutulmaya çalışıldığı ve sosyal desteğin yapılandırıldığı bir psikoterapi süreci planlanabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, meme mastektomisinin kadınların ruhunda yarattığı etkiye ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Yalnızca bir uzuv kaybı değil</strong></p>
<p>Kanserin başlı başına varoluşsal kaygıları gündeme getiren bir hastalık iken meme kanseri söz konusu olduğunda fiziksel görünümdeki değişimlerin kadın ruhsallığını etkilediğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Meme kanserinin tedavisindeki müdahalelerden biri olan mastektomi, en anlaşılabilir haliyle kanserli memenin alınması anlamına gelir. Bu cerrahi uygulama yalnızca bir uzuv kaybı değil, kadınlığı temsil eden bir organın yitimi ile kadınlarda ruhsal dengeyi derinden sarsabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Beden imajına dair algısını olumsuz etkiliyor</strong></p>
<p>Hastalığın kendisi her ne kadar yaşamı tehdit etse ve yaşamın devamlılığı için mastektominin gerekli görüldüğü durumlar olsa da bu yöntemin de zorlayıcı yanlarının olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Mastektomi ile birlikte bireyin cinsel hayatı, beden imajına dair algısı, işlevselliği, özgüveni ve yakın ilişkileri üzerinde olumsuz etkilere neden olması mümkün.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadınların duygusal açıdan sürece hazır olmasını beklemek gerçekçi değildir</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, fizyolojik açıdan birtakım değişiklikler yaşayan bireyin ruhsal açıdan da aynı kalmamasının beklenen bir durum olduğunu da söyleyerek, “Ancak birey süreç hakkında ne kadar bilgi sahibi olsa da duygusal açıdan sürece hazır olmasını beklemek gerçekçi değildir. Tedavi süreci, bir yandan hayatta kalmaya yönelik arzuların daha belirgin olduğu, diğer yandan hayatın sonlanabileceğine dair korkuların yaşandığı dalgalı seyredebilen bir dönemdir.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik iyi oluşun da sağlanması bu tedavide kritik öneme sahip</strong></p>
<p>Bu süreçte en iyi gelebilecek destek bireyin yakınlarıyla sağlanabildiğini de ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, şunları anlattı:</p>
<p>“Hem bireyin hem de yakınlarının psikolojik destek almaları bu sürecin iyi yönetilmesi açısından sıklıkla önerilir. Fizyolojik iyi oluşu hedeflerken, psikolojik iyi oluşun da sağlanması bu tedavide kritik öneme sahiptir. Yaşamda varlığını sürdürmeye dair kaygıların yönetildiği, depresif yakınmaların ele alındığı, iç motivasyonun yüksek tutulmaya çalışıldığı ve sosyal desteğin yapılandırıldığı bir psikoterapi süreci planlanabilir. Psikolojik dayanıklılığın desteklenmesiyle birlikte bireyin işlevselliğinin de korunması oldukça önemlidir. Tıbbi tedaviyi aksatmadan, özellikle bireye iyi gelen günlük rutinlerinin devam ettirilmesi uygun olacaktır.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-mastektomisi-sonrasi-psikoterapi-onerisi-kanserli-memenin-alinmasi-kadinlarda-ruhsal-dengeyi-derinden-sarsabiliyor-429972">Meme mastektomisi sonrası psikoterapi önerisi… Kanserli memenin alınması kadınlarda ruhsal dengeyi derinden sarsabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
