<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikolojik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/psikolojik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/psikolojik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 12:28:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>psikolojik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/psikolojik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hipnoterapi hem psikolojik sorunlar hem de kişisel gelişim için kullanılabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-hem-psikolojik-sorunlar-hem-de-kisisel-gelisim-icin-kullanilabilir-625134</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:28:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Klinik Psikolog İhsan Öztekin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılabilir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625134</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin nasıl uygulandığı, hangi durumlarda etkili ve güvenli olduğu ile hangi alanlarda kullanılabileceği hakkında bilgiler verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-hem-psikolojik-sorunlar-hem-de-kisisel-gelisim-icin-kullanilabilir-625134">Hipnoterapi hem psikolojik sorunlar hem de kişisel gelişim için kullanılabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin nasıl uygulandığı, hangi durumlarda etkili ve güvenli olduğu ile hangi alanlarda kullanılabileceği hakkında bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Hipnoterapi bazı durumlar dışında pek çok vakada uygulanabilir! </strong></p>
<p>Hipnoterapide kişinin dikkatinin en üst seviyede yoğunlaştığında ‘trans’ hali oluştuğunu dile getiren Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Birey telkinlere daha açık hale gelir. Ancak her bireyin hipnoterapiye verdiği yanıt farklıdır. Bazı kişiler kolaylıkla hipnotik etki altına girerken, bazılarında bu süreç daha uzun sürebilir.” dedi.</p>
<p>Ağır psikiyatrik vakalarda önceliğin her zaman psikiyatrik muayene ve tedavi olduğunu kaydeden Öztekin, “Hipnoterapi ise bazı durumlar dışında pek çok vakada uygulanabilir. Pozitif semptomların görüldüğü dezorganize psikoz vakalarında, verilen telkinleri algılayamayacak düzeyde ağır zeka geriliklerinde, yaşlılık ve travmalara bağlı beyin fonksiyon bozukluklarında, 5 yaş altı çocuklarda ve işitme engelli bireylerde hipnoterapi uygulanması uygun değildir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikoz vakalarında hipnoterapi çok daha dikkatli uygulanmalı! </strong></p>
<p>Psikoz vakalarında ise hipnoterapinin çok daha dikkatli uygulanması gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bu noktada uygulayıcının hem hipnoterapist hem de uzman bir klinisyen olması önemlidir.” dedi.</p>
<p>Uzmanın, risk faktörlerini değerlendirerek uygun gördüğü takdirde hastayı hipnoterapiye yönlendirdiğini aktaran Öztekin, “Hastanın remisyonda olması ve telkinleri alabilecek durumda bulunması da önem taşır. Bu tür vakalarda derinlemesine çalışmalardan ziyade, daha çok destekleyici ve ego güçlendirici telkinler tercih edilir.” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Hipnoterapi, birçok psikolojik sorunda destekleyici bir yöntem olarak kullanılabilir! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin kullanılabildiği alanlara değinen Klinik Psikolog İhsan Öztekin, şunları söyledi:</p>
<p>“Duygudurum bozuklukları (depresyon, bipolar), anksiyete bozuklukları (kontrol edilemeyen kaygı, korku, panik, gerilim ve sıkıntı), somatoform bozukluklar, yeme bozuklukları (obezite, anoreksiya, bulimia), uyku bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, psikoz (remisyon döneminde), tikler, kekemelik, gece idrar kaçırma, bağımlılıklar (sigara, alkol, madde, kumar, sanal bağımlılıklar), fobiler, travmalar, travma sonrası stres bozukluğu ve performans kaygısı gibi birçok psikolojik sorunda destekleyici bir yöntem olarak kullanılabilir.”</p>
<p><strong>Kişisel gelişim ve eğitim alanında da hipnoterapiden yararlanılabilir! </strong></p>
<p>Kişisel gelişim alanında da hipnoterapiden yararlanılabildiğine işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Kendine güvensizlik ve özgüven eksikliği, sosyal ortamlarda aşırı heyecan ve korku, topluluk önünde konuşamama, göz teması kuramama, ‘herkes bana bakıyor’ düşüncesi, karşı cinsle ilişkilerde yaşanan sorunlar, kendini kontrol edememe, aşırı tepkiler verme, duygu ve düşünceleri ifade etmede zorluk, titreme, terleme, kekeleme, kızarma, öfke kontrol problemleri ve dürtüsellik gibi durumlarda hipnoterapi destekleyici olabilir. Ayrıca sporda performans artırma amacıyla da kullanılabilir.” dedi.</p>
<p>Öztekin ayrıca hipnoterapinin, eğitim alanında ders çalışma isteksizliği, erteleme davranışı, dikkat süresinin kısalığı, çabuk sıkılma, ders ya da öğretmeni sevmeme gibi sorunların yanı sıra algılama, anlama, hafızaya alma, öğrenme ve bilgiyi hatırlama gibi bilişsel süreçlerin daha verimli hale getirilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Hipnoterapi yalnızca klinik psikologlar ve psikiyatristler tarafından uygulanmalı! </strong></p>
<p>Hipnoterapi uygulamasının, onaylı özel kurumlar ya da üniversiteler tarafından verilen eğitimleri tamamlamış ve bu alanda belge sahibi kişiler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizen Klinik Psikolog İhsan Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bununla birlikte hipnoterapinin yalnızca klinik psikologlar ve psikiyatristler tarafından uygulanması gerekir. İnsan psikolojisi konusunda yeterli uzmanlığa sahip olmayan kişilerin vereceği yanlış telkinler, ciddi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle hipnoterapinin etkili ve güvenli bir şekilde uygulanabilmesi için uygulayıcının hem psikoloji hem de hipnoterapi alanında eğitimli, donanımlı ve deneyimli olması büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-hem-psikolojik-sorunlar-hem-de-kisisel-gelisim-icin-kullanilabilir-625134">Hipnoterapi hem psikolojik sorunlar hem de kişisel gelişim için kullanılabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun-624041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:28:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılığı]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tepkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler, vücut imajı sorunları ve baş etme stratejileri ile sosyal desteğin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun-624041">Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler, vücut imajı sorunları ve baş etme stratejileri ile sosyal desteğin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Kanser teşhisi hayatın tamamını sarsan bir ‘eşik anı’ olabilir!</strong></p>
<p>Meme kanseri teşhisinin, birçok kadın için yalnızca tıbbi bir bilgi olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu teşhis hayatın tamamını sarsan bir ‘eşik anı’dır. Bu nedenle ilk tepkiler çoğunlukla yoğun, karmaşık ve dalgalı olur.” dedi.</p>
<p>En sık görülen ilk duygular arasında şok, inkâr, korku, kaygı ve kontrol kaybı hissinin yer aldığını ifade eden Aydın, “Pek çok kadın, tanıyı ilk duyduğunda ‘bu bana olamaz’ ya da ‘bir hata olmalı’ düşüncesine kapılır. Bu inkâr tepkisi, psikolojide akut stres tepkisinin doğal bir parçasıdır ve beynin ani tehdide karşı kendini koruma mekanizması olarak değerlendirilir. Araştırmalar, kanser tanısı alan bireylerin önemli bir kısmında ilk haftalarda travma sonrası stres belirtilerine benzer tepkiler görülebildiğini gösteriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Farklı tepkiler, baş etme tarzı ve kişilikle ilgili!</strong></p>
<p>Bu tepkilerin yanında ölüm korkusu, geleceğe dair belirsizlik, ‘çocuklarıma ne olacak?’, ‘hayatım yarım mı kalacak?’ gibi varoluşsal soruların da çok erken dönemde ortaya çıkabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bazı kadınlar bu süreçte aşırı bilgi arayışına girerken, bazıları tam tersine tıbbi konuşmalardan kaçınabilir. Her iki tepki de psikolojik açıdan anlaşılırdır. Bir kadın, tanıdan sonraki ilk günlerde sürekli internette hastalıkla ilgili içerik aradığını, geceleri uyuyamadığını ve zihninin hiç durmadığını ifade edebilir. Bir başka kadın ise tam aksine, ‘hiçbir şey duymak istemiyorum’ diyerek çevresinden gelen bilgileri kapatabilir. Bu farklılıklar, kişinin baş etme tarzı, geçmiş yaşam deneyimleri ve kişilik yapısıyla yakından ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Duygular tedavinin ‘yan etkisi’ değil, insani ve anlaşılır psikolojik tepkiler!</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavilerinin, bedeni hedef alıyor gibi görünse de psikolojik dünyayı da derinden etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi süreçleri; bedensel bütünlük algısını, kontrol hissini ve benlik algısını doğrudan etkileyen deneyimlerdir. Cerrahi müdahaleler sonrasında kadınlar sıklıkla bedenlerine yabancılaşma, ‘artık eskisi gibi değilim’ duygusu ve kayıp hissi yaşayabilir. Özellikle mastektomi geçiren kadınlarda bu duygular daha belirgin olabilir.” dedi.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların, cerrahi sonrası dönemde depresif belirtilerin ve anksiyetenin artabildiğini gösterdiğini aktaran Aydın, “Kemoterapi süreci ise yalnızca fiziksel yan etkilerle değil, psikolojik açıdan da zorludur. Saç dökülmesi, halsizlik, mide bulantısı gibi belirtiler, kişinin kendini ‘hasta’ olarak algılamasını pekiştirir. Bu süreçte kadınlar sıklıkla çaresizlik, öfke, sabırsızlık ve zaman zaman umutsuzluk hissedebilir. Ayrıca ‘kemobeyin’ olarak bilinen dikkat ve hafıza sorunları, kişinin kendine güvenini sarsabilir. Radyoterapi ise daha sessiz ilerleyen ama uzun vadede yorgunluk, tahammülsüzlük ve duygusal dalgalanmalar yaratabilen bir süreçtir. Tedavinin uzaması, ‘bu hiç bitmeyecek mi?’ düşüncesini besleyebilir. Önemli nokta şudur; bu duygular tedavinin ‘yan etkisi’ değil, insani ve anlaşılır psikolojik tepkilerdir. Araştırmalar, tedavi sürecinde psikolojik destek alan kadınların hem ruhsal dayanıklılığının hem de tedaviye uyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bedenle yeniden ilişki kurmak zamana ve şefkate ihtiyaç duyar!</strong></p>
<p>Meme kanseri sonrası vücut imajının, kadınlar için en hassas konulardan biri olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Meme, kültürel ve bireysel düzeyde kadınlık, annelik, cinsellik ve çekicilik ile ilişkilendirilen bir organdır. Bu nedenle bedende meydana gelen değişimler, yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir kayıp olarak da yaşanabilir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sonrası kadınların; ameliyat izleri, meme kaybı, protez kullanımı, kilo değişimleri veya ciltteki farklılıklar nedeniyle aynaya bakmakta zorlanabileceğini dile getiren Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“‘Artık kendimi tanımıyorum’ ya da ‘eşim beni eskisi gibi beğenir mi?’ gibi düşünceler sıkça dile getirilir. Araştırmalar, olumsuz vücut algısının özsaygı düşüşü, cinsel isteksizlik ve ilişkisel mesafelenme ile ilişkili olduğunu gösteriyor. </p>
<p>Tedavi süreci bitmiş, tıbben ‘iyi’ denilen bir kadın, sosyal ortamlardan kaçınmaya başlayabilir, denize girmekten çekinebilir ya da aynada kendine uzun süre bakmaktan kaçınabilir. Bu durum dışarıdan ‘abartı’ gibi algılansa da, aslında derin bir kimlik yeniden yapılanma sürecinin parçasıdır. Burada önemli olan, bedenle yeniden ilişki kurmanın zamana ve şefkate ihtiyaç duyduğunu kabul etmektir.”</p>
<p><strong>Güçlü olmak zorunda değilsiniz; ağlamak ve durmak da iyileşmenin parçası!</strong></p>
<p>Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, bazı baş etme stratejilerinin ruh sağlığını belirgin şekilde desteklediğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Öncelikle duyguları bastırmak yerine ifade etmenin büyük önem taşıdığının altını çizen Aydın, “Üzgün, öfkeli ya da korkmuş hissetmek zayıflık değil; insan olmanın doğal bir sonucudur. Yazmak, güvendiği biriyle konuşmak ya da bir uzmandan destek almak, bu duyguların yükünü hafifletir. İkinci olarak, kontrol edilebilir alanlara odaklanmak önemlidir. Tedavi sürecini yönetmek, randevularını planlamak, beslenme ve uyku düzenine özen göstermek, kişiye ‘aktif bir özne’ olma hissi kazandırır. Bu, kaygıyı azaltan temel faktörlerden biridir. Mindfulness, nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmaları gibi yöntemlerin, kanser hastalarında anksiyete ve depresyonu azalttığı bilimsel olarak gösterilmiştir. Ayrıca destek gruplarına katılmak, ‘yalnız değilim’ duygusunu güçlendirir. En önemlisi ise; güçlü olmak zorunda değilsiniz. Zaman zaman dağılmak, ağlamak, durmak da iyileşmenin bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevre, iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirir!</strong></p>
<p>Sosyal desteğin meme kanseri sürecinde en güçlü koruyucu faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Güçlü sosyal desteğe sahip kadınlar daha düşük depresyon düzeyleri yaşıyor ve tedaviye psikolojik olarak daha iyi uyum sağıyor.” dedi.</p>
<p>Ancak desteğin her zaman ‘çok konuşmak’ ya da ‘pozitif ol’ demek anlamına gelmediğini aktaran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bazen en iyisi, sadece orada olmak ve dinlemektir. ‘Güçlüsün, atlatırsın’ gibi iyi niyetli cümleler, kadının yaşadığı korkuyu görünmez kılabilir. Yakın çevreye düşen en önemli rol; yargılamadan dinlemek, duygulara alan açmak ve kadının temposuna saygı göstermektir. Yardım teklif etmek ama zorlamamak, bilgi vermeden önce izin almak, bedenle ilgili yorumlardan kaçınmak bu süreçte çok değerlidir. ‘İstersen bugün yanında olabilirim’ demek, ‘ben senin yerinde olsam böyle yapardım’ demekten çok daha destekleyicidir.</p>
<p>Sonuç olarak, meme kanseri yalnızca bireyin değil, bir ilişkiler sisteminin yaşadığı bir deneyimdir. Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevre, iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun-624041">Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Danışma Merkezi&#8217;nde sağlıklı beslenme ve psikolojik destek hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-danisma-merkezinde-saglikli-beslenme-ve-psikolojik-destek-hizmeti-622797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[Danışmanlık Hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, kadınları her alanda desteklemeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-danisma-merkezinde-saglikli-beslenme-ve-psikolojik-destek-hizmeti-622797">Kadın Danışma Merkezi&#8217;nde sağlıklı beslenme ve psikolojik destek hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, kadınları her alanda desteklemeye devam ediyor. Kadınlara merkezde hem diyetisyen hem de psikolojik danışmanlık hizmeti sunuluyor.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi</span></span><span><span> tarafından kadınların bireysel gelişimini desteklemek amacıyla hizmete açılan Kadın Danışma Merkezi, çok yönlü destek programlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Merkezde düzenlenen atölye ve eğitim faaliyetlerinin yanı sıra kadınlara ücretsiz psikolojik danışmanlık ve diyetisyen hizmeti de veriliyor. Her hafta farklı başlıklarda gerçekleştirilen eğitimlerle kadınların hem ruhsal yönden güçlenmeleri hem de yeni beceriler kazanmaları hedefleniyor. Bu kapsamda kadınlar, hem psikolojik destek alabiliyor hem de sağlıklı beslenme konusunda profesyonel danışmanlık hizmetinden yararlanabiliyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KADIN DANIŞMA MERKEZİ’NDE SAĞLIKLI YAŞAM DESTEĞİ</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kadın Danışma Merkezi’nde diyetisyen olarak görev yapan Kübra Sevinç, danışanlarının çoğunluğunu 18 yaş üzeri kadınların oluşturduğunu belirtti. Sevinç, merkeze başvuran kadınların kan tahlilleriyle birlikte geldiklerini ifade ederek, “İlk görüşmede tahlilleri değerlendiriyor, ardından vücut analizlerini yapıyoruz. Bu veriler doğrultusunda kişiye özel beslenme programı hazırlıyoruz. Kontrollerimizi iki haftada bir gerçekleştiriyoruz. Danışanlarımız randevularını yüz yüze ya da telefonla oluşturabiliyor. Kilo alma ve verme süreçlerinin yanı sıra kronik hastalıklara yönelik beslenme desteği de sağlıyoruz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>DİYETİSYEN HİZMETİ İLGİ GÖRÜYOR</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Diyetisyen hizmetinden yararlanan Esin Yağcı, Kadın Danışma Merkezi’nde diyetisyen desteği sunulduğunu arkadaşlarından öğrendiğini ve internet üzerinden yaptığı araştırmanın ardından merkeze başvuru yaptığını ifade etti. “Yaklaşık 6 aydır hizmet aldığını ifade eden Yağcı, hazırlanan beslenme programına düzenli şekilde uyarak bu süreçte yaklaşık 10 kilo verdiğini söyledi. Yağcı “Aldığım hizmetten çok memnunum ve programıma devam ediyorum. Burada atölye çalışmalarının yanı sıra diyetisyen hizmetinin de sunulması gerçekten çok güzel. Tüm kadınlara buraya gelmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>ÜCRETSİZ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK HİZMETİ</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Merkezde kadınlara ayrıca psikolojik danışmanlık hizmeti de sunuluyor. Kadın Danışma Merkezi’nde psikolojik danışman olarak görev yapan Merve Küçük, 18 yaş üzeri kadınlara ücretsiz danışmanlık hizmeti sunduklarını da söyledi. Küçük “Kaygı, stres ve hayatın farklı dönemlerinde yaşanan duygusal zorlanmalarda kadınlarımıza eşlik ediyor, bu süreci daha sağlıklı atlatabilmeleri için destek oluyoruz. Destek almak isteyen kadınlarımız 0242 247 11 07 numaralı telefondan bize ulaşabilir ya da merkezimize gelerek bu hizmetten faydalanabilirler” dedi.</span></span></span></span></p>
<p></p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-danisma-merkezinde-saglikli-beslenme-ve-psikolojik-destek-hizmeti-622797">Kadın Danışma Merkezi&#8217;nde sağlıklı beslenme ve psikolojik destek hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nedensiz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda  “yeniden düzenleme” sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong>  pek çok kişinin bu dönemde “Depresyona mı giriyorum?” endişesi taşıdığını belirterek, “Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir. Mevsimsel geçişler sırasında gün ışığı süresi, sıcaklık, sosyal hareketlilik ve günlük alışkanlıklar değişir. Bu değişimler doğrudan biyolojik ritmimizi etkileyen sirkadiyen sistemini devreye sokar. Sirkadiyen sistemi sağlıklı çalışmadığında, hormon dengesinde ve duygu durumunda bozulmalar ile depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda kendimizi daha yorgun hissedebilir, sabahları uyanmakta zorlanabilir veya zihinsel performansımızda düşüş yaşayabiliriz. Burada önemli olan nokta, bu belirtilerin geçici ve yönetilebilir olduğunun bilinmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Duygusal dalgalanmalar zayıflık değildir! </strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong> mevsim geçişlerinde yaşanan duygu dalgalanmalarının psikolojik açıdan bir zayıflık değil; aksine adaptasyon kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Önemli olan, bu değişimleri korkulacak bir durum olarak görmek yerine, bedenin ve zihnin uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmektir. Küçük yaşam düzenlemeleri, farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destekle bu dönemler daha dengeli, hatta kişisel farkındalığın arttığı bir süreç haline gelebilir. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca zor dönemlerde değil; değişim anlarında da kendimize nasıl eşlik ettiğimizle şekillenir.”  <strong>Uzman Psikolog Sena Sivri, </strong> klinik deneyim ve bilimsel verilerin, küçük ama sürdürülebilir yaşam düzenlemelerinin ruh hali üzerinde belirgin bir koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğini belirterek, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Gün ışığıyla temasınızı artırın</strong></p>
<p>Doğal ışık, beynin “uyanıklık” ve “denge” sinyallerini düzenliyor. Sabah saatlerinde alınan gün ışığı, serotonin seviyelerini destekleyerek, enerji artışı sağlıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15–20 dakika zaman geçirmeniz önemli.</p>
<p><strong>Uyku düzeninizi koruyun</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde uyku isteğimiz oldukça artabiliyor. Ancak, düzensiz uyku saatleri, biyolojik ritmi daha da bozarak yorgunluk hissini artırabiliyor. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir. </p>
<p><strong>Hareket etmeyi ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Düşen enerji seviyeleri kişiyi hareketsizliğe itebiliyor; oysa hareket etmek enerji üretimini artırıyor. Düzenli egzersiz endorfin salgısını destekliyor ve kaygı düzeyini azaltıyor. Hafif tempolu yürüyüşler, yoga veya esneme egzersizleri bile psikolojik rahatlama sağlıyor.  </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelim artabiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, bu seçimlerin kısa vadede rahatlatıcı görünse de sonrasında enerji düşüşüne yol açabileceğini vurgulayarak, “Beslenme alışkanlıkları, psikolojik iyi oluşun göz ardı edilmemesi gereken bir parçasıdır. Dengeli protein ve lif tüketimi ruh halinin daha dengeli kalmasına destek olur” diyor. </p>
<p><strong>Sosyal bağlarınızı sürdürün</strong></p>
<p>İçe kapanma eğilimi mevsim geçişlerinde artış gösterebiliyor. Ancak, sosyal etkileşim ve sağladığı aidiyet duygusu, psikolojik esnekliği güçlendiren önemli bir koruyucu faktördür. Kısa bir kahve buluşması ya da telefon görüşmesi bile aidiyet hissini güçlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Günlük küçük rutinler oluşturun</strong></p>
<p>Belirsizlik duygusu zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Gün içinde tekrar eden küçük alışkanlıklar ise kontrol hissi kazandırıyor. Sabah rutini, kısa yürüyüşler veya akşam sakinleşme ritüelleri psikolojik dengeyi destekliyor. </p>
<p><strong>Duygularınızı normalleştirin</strong></p>
<p>“Böyle hissetmemeliyim” düşüncesi çoğu zaman içsel baskıyı artırıyor. Mevsimsel değişim dönemlerinde düşük enerji veya isteksizlik hissi yaşamak olağandır. Bu duyguları fark etmek ve kabul etmek, psikolojik uyumu kolaylaştırıyor. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Dijital yükünüzü azaltın</strong></p>
<p>Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ekrana maruz kalmak uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Gün içinde vereceğiniz kısa dijital molalar zihninizin toparlanmasına yardımcı olacak ve böylece duygusal dalgalanmaları daha hafif hissetmenize katkıda bulunacaktır.</p>
<p><strong>Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin</strong></p>
<p>Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor.  Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor. Tamamlanan her küçük adım, psikolojik olarak “ilerleme” duygusu oluşturuyor ve bu etkisiyle ruh halini olumlu yönde destekliyor. </p>
<p><strong>Destek almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri, mutsuzluk, isteksizlik veya umutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek almanızın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Mevsimsel duygu durum değişimlerinin terapiyle oldukça iyi yönetilebildiğini belirten Sena Sivri, “Erken dönemde alacağınız destek, sürecin kronikleşmesini önler. Psikolojik yardım güçsüzlük değil, farkındalık göstergesidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[getiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirici]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[iyilikler]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluklar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616462</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, yardım etmenin hem birey hem toplum için psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan iyileştirici etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462">Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, yardım etmenin hem birey hem toplum için psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan iyileştirici etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yardım etmek, başkası kadar kendi ruh sağlığınızı da iyileştiriyor!</strong></p>
<p>Psikoloji literatüründe ‘yardım etmek iyileştirir’ ifadesinin, bireyin başkasına destek sunduğunda yalnızca karşı tarafın değil, kendi psikolojik iyilik halinin de güçlendiğini anlattığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, yardım etme davranışının beyinde dopamin, oksitosin ve serotonin gibi iyi hissettiren kimyasalların artmasına yol açtığını, bunun da kişinin ruh halini düzenlediğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Yaşlı bir komşunun alışverişini taşımak ya da bir arkadaşının zor anında yanında olmak gibi küçük bir desteğin bile kişide ‘değerliyim, işe yarıyorum’ duygusunu tetiklediğini ifade eden Aydın, bu nedenle yardım etmenin yalnızca dışa dönük bir prososyal davranış değil; aynı zamanda kişinin içsel dünyasında bir iyileşme döngüsü başlatan psikolojik bir süreç olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Yardım etmek, beden ve ruh üzerinde iyileştirici bir etki yaratıyor!</strong></p>
<p>Yardım etmenin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin biyolojik, psikolojik ve sosyal mekanizmalar üzerinden açıklandığını dile getiren Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bilimsel çalışmalar, yardım eden kişilerin stres hormonlarında azalma, mutluluk hormonlarında artış yaşadığını, bağışıklık sisteminin bile güçlendiğini ortaya koyuyor. Gönüllülük üzerine yapılan uzun dönemli araştırmalar, düzenli yardım eden kişilerin depresyon oranlarının anlamlı şekilde düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, yardım etmenin kişide bir ‘anlam hissi’ oluşturması, kimlik duygusunu güçlendirmesi ve kişinin kendini daha işlevsel hissetmesini sağlamasıdır. Böylece yardım etme davranışı, hem biyolojik hem duygusal hem de bilişsel düzeyde iyileştirici bir etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Güçlü toplumsal bağlar, güçlü ruhsal dayanıklılık demek!</strong></p>
<p>Yardım etmenin toplumsal bağları belirgin şekilde güçlendirdiğini kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu bağların güçlü psikolojik etkileri vardır.” dedi.</p>
<p>Bir toplumda insanların birbirine destek verdikçe aralarındaki güvenin arttığına işaret eden Aydın, “‘Bu toplumun bir parçasıyım’ duygusu pekişir ve yalnızlık hissi azalır. Sosyal destek ağlarına sahip bireylerin stres karşısında daha dayanıklı olduğu, travmatik olayları daha hızlı atlattığı, hatta yaşam memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur. Apartmanda komşusuna yardım eden veya iş yerinde bir arkadaşının yükünü hafifleten bir kişi, farkında olmadan kendi psikolojik direnç kapasitesini de artırır. Toplumsal bağlar güçlendikçe bireylerin ruhsal dayanıklılığı ve yaşamla başa çıkma becerileri de güçlenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Uzun vadeli iyileşme, küçük ama sürekli iyiliklerle mümkün!</strong></p>
<p>Küçük günlük iyiliklerle büyük çaplı yardım eylemleri arasında etki derinliği açısından fark olduğuna değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak ikisi de olumlu psikolojik sonuçlar doğurur.” dedi.</p>
<p>Günlük küçük iyiliklerin hızlı bir moral yükselmesi sağladığını vurgulayan Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kapıyı tutmak, birine nazikçe gülümsemek veya bir arkadaşına kısa bir mesaj göndermek bile bu etkiye örnektir. Bu davranışlar kişide anlık bir iyi olma hali yaratırken, düzenli bir sosyal sorumluluk projesine katılmak gibi büyük çaplı yardım eylemleri daha kalıcı bir anlam ve kimlik duygusu sağlar. Ancak büyük yardım eylemleri daha fazla zaman, enerji ve duygusal kapasite gerektirdiğinden sürdürülebilirlik çoğu zaman küçük iyiliklerde daha fazladır. Bu nedenle psikolojik açıdan en dengeli ve uzun vadeli iyileşme, küçük ama sürekli yapılan iyiliklerle sağlanır.”</p>
<p><strong>Zorunlu yardım iyileştirmez!</strong></p>
<p>Yardım davranışının zorunlulukla ya da baskı altında yapıldığında, beklenen iyileştirici etkinin genellikle ortaya çıkmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çünkü bu durumda kişi içsel motivasyonla değil, dışsal baskıyla hareket eder.” dedi.</p>
<p>Psikolojide bu durumun ‘dışsal motivasyon’ olarak adlandırıldığını belirten Aydın, “Nörobiyolojik olarak ödül sistemini aktive etmez. Bu nedenle kişi yardım ederken kendini yorgun, baskılanmış ya da tükenmiş hissedebilir. Örneğin aile baskısıyla bir akrabaya bakım veren ya da iş yerinde zorunlu gönüllülük programına katılan bir kişinin ruhsal açıdan rahatlamak yerine daha fazla stres yaşaması sık görülür. Yardım etmenin iyileştirici etkisinin ortaya çıkması için eylemin gönüllülük, özgür irade ve içten bir istekle gerçekleşmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yardım kusursuz olmak zorunda değil; bazen sadece dinlemek de yeter!</strong></p>
<p>Yardım etmenin iyileştirici etkisini günlük yaşama entegre etmenin, büyük adımlar gerektirmediğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Küçük ama düzenli davranışlarla bu süreç kolayca yerleşir.” dedi.</p>
<p>Her gün bir kişiye küçük bir iyilik yapmanın, ihtiyaç duyan birine kısa bir mesaj göndermenin, aile içinde daha fazla teşekkür etmenin, bir komşunun ya da arkadaşın küçük bir işine destek olmanın bu döngüyü güçlendireceğini dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gönüllülük çalışmalarına küçük adımlarla başlamak hem kişinin toplumla bağını güçlendirir hem de stres düzeyini düşürür. Günlük hayatın içine yerleştirilen bu küçük destek davranışları, kişinin hem topluma katkı sağladığını hissetmesine hem de kendi ruh sağlığını korumasına yardımcı olur.</p>
<p>Yardım etmek isteyip çekingen davranan kişilere ilk öneri, yardım davranışını büyük sorumluluklar gibi görmek yerine küçük sosyal temaslarla başlatmalarıdır. Çoğu çekingen birey ‘yanlış anlaşılırım’, ‘yardımım yeterli olmaz’ ya da ‘rahatsız ederim’ düşünceleriyle geri durur; ancak bilişsel davranışçı terapinin de gösterdiği gibi bu düşünceler gerçeklikten çok kaygı odaklıdır. Bu nedenle kişinin küçük adımlarla pratik yapması önemlidir; birine gülümsemek, küçük bir teşekkür notu yazmak ya da yakın çevresinde kısa süreli bir destek sunmak bu süreci başlatabilir. Ayrıca kişinin, hayvanlarla çalışmak, çevrimiçi gönüllülük yapmak veya birebir iletişimi az olan etkinliklere katılmak gibi ilgi alanına uygun yardım yollarını seçmesi kaygıyı azaltır. Yardımın kusursuz olmasına gerek yoktur; bazen sadece birini dinlemek bile hem yardım eden hem de yardım alan için iyileştirici bir temas yaratır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-iyilikler-buyuk-mutluluklar-getiriyor-616462">Küçük iyilikler büyük mutluluklar getiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den &#8220;Psikolojik Sağlamlık Eğitimi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-psikolojik-saglamlik-egitimi-614972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kurum bünyesindeki personellerin gelişimine katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-psikolojik-saglamlik-egitimi-614972">Büyükşehir&#8217;den &#8220;Psikolojik Sağlamlık Eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kurum bünyesindeki personellerin gelişimine katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından cenaze hizmetleri personelinin görevlerini daha sağlıklı, bilinçli ve güçlü bir şekilde sürdürebilmeleri amacıyla “Psikolojik Sağlamlık Eğitimi” gerçekleştirildi.</p>
<p><b>PERSONEL BİRÇOK KONUDA YETKİNLİK KAZANDI</b></p>
<p>Eğitim öncesinde açılış konuşmasını yapan İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanı Bayram Bayram, cenaze hizmetleri personelinin vatandaşların en hassas ve zor anlarında görev yaptığını vurgulayarak, yoğun duygusal yük ve stres altında çalıştıklarına dikkat çekti. Bayram, düzenlenen eğitimle stres yönetimi, duygusal dayanıklılık, travma sonrası baş etme yöntemleri, empatik iletişim ve tükenmişlikten korunma gibi konularda personelin yetkinlik kazanmasının amaçlandığını ifade etti.</p>
<p><b>PSİKOLOG TARAFINDAN EĞİTİM VERİLDİ</b></p>
<p>Psikolog Yasemin Aslantaş tarafından verilen program kapsamında katılımcılara zorlu çalışma koşullarında psikolojik dengeyi koruyabilme, kriz anlarında sağlıklı karar alabilme ve mesleki motivasyonu sürdürebilme konularında hem teorik hem de uygulamalı bilgiler aktarıldı. Eğitim süresince gerçekleştirilen interaktif çalışmalar ve vaka analizleriyle personelin karşılaştığı durumlara yönelik farkındalık düzeylerinin artırılması hedeflendi. Ayrıca ekip içi iletişimin güçlendirilmesi ve kurumsal dayanışmanın artırılması da programın önemli kazanımları arasında yer aldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-psikolojik-saglamlik-egitimi-614972">Büyükşehir&#8217;den &#8220;Psikolojik Sağlamlık Eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[swot]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686">Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ramazan, anlamı gözden geçirme fırsatı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın psikiyatrik açıdan taşıdığı anlama dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ramazan, şahsi görüşümün dışında psikiyatrik açıdan şöyle bir anlamı var: İnsan hayatında ‘dur, düşün, yeniden başla’ demesi gereken zamanlar vardır. Bu, yeniden başlamak için bir fırsattır. Bu hatta inovasyonun, yani yenilikçiliğin, girişimciliğin temel kurallarından birisidir; %15 kuralı. Bir insan 10 saat bir iş yapıyorsa, 1,5 saat yaptığı iş hakkında düşünsün, düşündüğü hakkında düşünsün ve bir özeleştiriden geçsin, bir kendi iç muhasebesinden geçsin ve bunun sonucunda yeniden bir düzenleme yapsın. Bir moratoryum ilan etmek gibidir bir açıdan. Ve bu arada birçok şey masaya yatırılıp yeniden ele alınır. Ramazan da insanın hayat yolculuğunda giderken, 12 aydan bir ayını böyle bir içsel yolculuğa çıkmak gibi ele alması; kendini anlamak ve yaptığı rutin işlere farklı açılardan bakabilmek, yeni bakışlar getirebilmek, yeni anlamlar katabilmek ve hayatıyla ilgili sorgulamalar yapabilmesi için bir fırsattır. Yani ‘anlamı gözden geçirme fırsatı’ Ramazan diyebiliriz.”</p>
<p><strong>“Ruhumuza atılan bir resetleme”</strong></p>
<p>Ramazan’ı ruhsal bir yenilenme süreci olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, beynin duygu, düşünce ve değer kalıplarının kayıtlı olduğu bir merkez olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruhumuza atılan bir resetleme gibi tanımlamak burada çok önemli. Nasıl oluyor peki? İnsanın ruhunda&#8230; Ruhumuzun mana dünyası ile madde dünyası arasındaki aracı organımız beynimiz. Duygu, düşünce, davranış ve değer kalıplarımız, değer yargılarımız beyinde kayıtlıdır, yazılıdır. Çocukluktan beri öğrendiğimiz hayat senaryoları vardır ve son bir sene içerisinde hayatımıza yeni aktörler katılmıştır, yeni düşünce kalıpları ortaya çıkmıştır, yeni tehditler, fırsatlar ortaya çıkmıştır. Bunları yeniden analiz etmek gerekiyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Ramazan, psikolojik SWOT analizi yapma dönemi</strong></p>
<p>Ramazan’ın bir tür psikolojik SWOT analizi yapma dönemi olarak değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Beyin fırtınası çalışmalarında önerilen bir yöntem vardır; buna SWOT analizi denir. Kişi bu çalışmayı yaparken kendisine farklı bir açıdan, adeta üçüncü bir gözle bakarak değerlendirme yapar. Güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini tespit eder, amacını netleştirir. Amacını belirledikten sonra da o hedefe ilerlerken karşılaşabileceği tehditleri ve sahip olduğu fırsatları analiz eder. Bu tür değerlendirmeler birçok vizyon toplantısında, kurumsal düzeyde ve resmi uygulamalar çerçevesinde yapılmaktadır. Ramazan ayı da insan için benzer bir imkân sunar. Hayat yolculuğu açısından bakıldığında Ramazan, kişinin kendi yaşamına dair psikolojik bir SWOT analizi yapabileceği özel bir dönem olarak değerlendirilebilir.”</p>
<p><strong>“Oruç, niyetle başlar”</strong></p>
<p>Ramazan’ın yalnızca bedensel bir açlık süreci olmadığını, asıl anlamının niyetle başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan şöyle devam etti:</p>
<p>“Mesela kişi, “Yaptığım iş ne kadar doğru? Amaçlarıma ne ölçüde hizmet ediyorum? Doğru bir stratejiyle mi ilerliyorum? Farkında olmadan yaptığım hatalar var mı?” gibi soruları kendisine yöneltip hayatının anlamı ve amacı üzerine yeniden düşünme fırsatı olarak Ramazan’ı değerlendirirse, bu dönem yalnızca bir açlık kürünün ötesine geçer. Anlamı bilinmeden tutulan oruç ise sadece bir açlık pratiği olarak kalır. Elbette bu da bütünüyle karşılıksız değildir; vücut belli bir süre aç kaldığında DNA hasarlarının onarımına katkı sağladığına dair bulgular vardır. Yani bedensel faydaları da söz konusudur. Ancak Ramazan’ın asıl değeri niyetle başlar. Anadolu’da Ramazan için “Niyetli misin?” diye sorulması son derece manidardır. Çünkü Ramazan orucunun temelinde niyet vardır.”</p>
<p>Ramazan ve namazda niyetin varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Ramazan’da niyet var, namazda niyet var. Bunlar da niye niyet var? Çünkü insanın Allah’la bağ kurduğu andır bu dönemler. O dönemler kalbini Rabbine yönelttiği dönemlerdir insanın. Varoluşun amacını değerlendirdiği, varoluşuna uygun geçtiği sınav sürecini yeniden ele aldığı günlerdir bunlar.” dedi.</p>
<p><strong>Eski Ramazanlar çocukluğumuzun Ramazan’ı…</strong></p>
<p>Ramazan’ın toplumsal huzura katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, alkol ve madde kullanan bireylerin yaklaşık yüzde 50’si Ramazan ayında bu alışkanlıklarına ara veriyor. Yüzde 50 gibi yüksek bir oran dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Nitekim cezaevlerindeki suç oranlarına bakıldığında, vakaların yaklaşık yüzde 60’ının alkol ve madde kullanımıyla ilişkili olduğu görülüyor. Ramazan döneminde alkol ve madde kullanımının azalması, aile içi ilişkileri de olumlu yönde etkiliyor. Ev ortamında huzurun arttığı, aile bireyleri arasındaki iletişimin ve uyumun güçlendiği ifade ediliyor. Bu nedenle çocuklar da Ramazan günlerini daha sıcak, daha sakin ve daha huzurlu bir dönem olarak hatırlıyor ve özlüyorlar. Çünkü çocukları sevindirmek hayırdır, sevaptır, güzeldir. İyilik yapmak teşvik ediliyor. Bunun etkisiyle insanoğlu Ramazan’ı hep güzel anılarla beynine kaydetmiş. Bu çocuklardaki Ramazan’ı biz ‘eski Ramazan’ gibi söylüyoruz; aslında kendi çocukluğumuzun Ramazan’ını kastediyoruz buradan farkında olmadan, bilinçaltı bir mekanizmayla.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ramazan, psikolojik sağlamlık antrenmanıdır”</strong></p>
<p>Ramazan’ın bir dayanıklılık eğitimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ramazan, bir bakıma insan için bir antrenman sürecidir. Bu dönem, kişinin psikolojik sağlamlığını güçlendirmek üzere kendisiyle çalıştığı, bir idman yaptığı özel bir ay gibidir. Dayanıklılık eğitimi verdiği, isteklerini erteleme becerisini geliştirdiği ve sosyal empati duygusunu güçlendirdiği bir süreçtir. Empati, en temel sosyal duygulardan biridir; karşı tarafın duygularını anlayabilme becerisidir. Nitekim Danimarka’da okullarda empati dersi verildiği bilinmektedir. Bu dersin amacı, çocukların bencil bireyler olarak yetişmemesi; yalnızca kendi çıkarlarını düşünen değil, bireysel fayda ile toplumsal fayda arasında denge kurabilen bireyler olmalarını sağlamaktır.</p>
<p>Ramazan da bu yönüyle sosyal bir aydır. Kişi, açlık deneyimi üzerinden ihtiyaç sahiplerini daha iyi anlar; iyilik yapmanın bir ibadet olduğunu idrak eder. ‘Her türlü iyilik sadakadır’ anlayışı, selam vermeyi ve tebessüm etmeyi dahi bir hayır olarak gören bir inanç perspektifini yansıtır. Bu nedenle Ramazan ayı, ruhların olgunlaştığı, geliştiği ve tekâmül ettiği bir dönem niteliği taşır. Elbette bunun gerçekleşmesi, Ramazan’ın anlamına uygun şekilde yaşanmasına bağlıdır.”</p>
<p><strong>Çağın iki temel hastalığı: Bencillik ve dünyacılık…</strong></p>
<p>Toplumsal bencillik ve dünyacılık eğilimlerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ancak içinde bulunduğumuz çağın iki temel hastalığından söz edilebilir: Biri bencillik, diğeri ise dünyacılık. Bu iki eğilim, insanın manevi kaynaklarını zayıflatmakta, içsel derinliğini daraltmaktadır. Bencil bakış açısına sahip kişi, çoğu zaman herkesi kendisine borçlu gibi görür; önceliği daima kendi çıkarıdır. ‘Önce can, sonra canan’ anlayışıyla hareket eder, gerektiğinde en yakınlarını dahi geri planda bırakabileceğini ifade eder. Bu yaklaşım, fedakârlık duygusunun zayıfladığı bir insan tipinin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Geçmişte psikiyatri pratiğinde daha çok aşırı fedakâr, kendini ihmal eden, adeta ‘kendini paspas yapan’ kişilerle karşılaşılırken; günümüzde ise daha çok bencil ve narsistik özellikler gösteren bireylerle çalışıldığını söylemek mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan’da sessiz iyilik yapılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan’da öncelikle sessiz iyilik yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Üsküdar’da hâlen varlığını sürdüren sadaka taşları bu anlayışın bir yansımasıdır; veren de alan da birbirini görmez. Anadolu geleneğinde de benzer uygulamalar vardır. Ramazan ayında bir kişi çıkar, mahalle bakkalının veresiye defterindeki borçları kapatır ve bunu zekâtına sayar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Buna karşılık günümüz küresel sistemine bakıldığında, ‘sen çalış ben yiyeyim’ anlayışının hâkim olduğu bir düzenin dikkat çektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Sermayesini ranta yatırarak emek harcamadan geçinmeyi tercih eden bir yaklaşım söz konusudur. Bunun yanında ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışı da yaygındır; ‘başkası açlıktan ölse de ben tok olduktan sonra bana ne’ diyen bir bakış açısı vardır. Ramazan ayı, işte bu sistemi ve bu zihniyeti sorgulamak için önemli bir fırsat sunar.” dedi.</p>
<p><strong>Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabiliriz</strong></p>
<p>“Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabilir ve bunu Ramazan sonrasında da sürdürebilirsek, bu dönüşümü kalıcı hâle getirebiliriz.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle yalnızca midemize değil, duygularımıza da oruç tutturmak gerekir. İnsanın ruh yapısında vicdan, nefis, akıl, kalp ve ruh gibi farklı melekeler vardır. Bu ruhi unsurların tamamını disipline edebilirsek, Ramazan bizim için bir yenilenme ve manevi bir aydınlanma ayına dönüşür. Ramazan’dan sonra daha olumlu yönde değişmiş bir şekilde hayata devam edebilmek ise ilahi hedefi kavrayabilmekle mümkündür. Kur’an-ı Kerim’de Ramazan’ın emredilişi, insanlara yalnızca açlık çektirmek için değildir. İlahi hedefin ne olduğunu düşünmek, kaderin bu süreçte insandan ne istediğini sorgulamak gerekir. İnsan aklını kullandığında bu anlamı bulabilir. Her bireyin kendine özgü bir hayat amacı ve yol haritası vardır; önemli olan o yol haritasını doğru çizebilmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686">Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-psikolojik-iyi-olusa-katki-saglayabiliyor-614386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[oluşa]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Ramazan ayının ruh sağlığı üzerindeki hem olumlu hem de zorlayıcı etkileri ile özellikle ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin süreci nasıl geçirmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-psikolojik-iyi-olusa-katki-saglayabiliyor-614386">Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Ramazan ayının ruh sağlığı üzerindeki hem olumlu hem de zorlayıcı etkileri ile özellikle ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin süreci nasıl geçirmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir!</strong></p>
<p>Ramazan ayının, bireyler için hem fiziksel hem de ruhsal bir arınma süreci olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Oruç tutmak, sabır ve öz disiplin geliştirirken, stres yönetimine de katkıda bulunabilir.” dedi.</p>
<p>Ancak, uyku ve beslenme düzeninin değişmesinin bazı bireylerde kaygıyı artırabileceğine dikkat çeken Taşkın, “Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir. Manevi yönelim ve ibadetler, stres seviyelerini azaltabilir. Ancak, açlık ve susuzluk bazı bireylerde sinirlilik ve huzursuzluk yaratabilir. Bu nedenle, dengeli beslenmek ve yeterli uyumak önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan ayı hem olumlu hem zorlayıcı etkiler yaratabilir!</strong></p>
<p>Ramazan ayının, bireylerin kendilerini değerlendirdiği, geçmişiyle yüzleştiği ve yeni hedefler belirlediği bir dönem olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu süreç, duygusal dayanıklılığı artırarak psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabilir. Ayrıca, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ruhu, bireylerin yalnızlık hissini azaltır.” dedi.</p>
<p>Depresyon, anksiyete veya diğer ruhsal rahatsızlıkları olan bireyler için Ramazan’ın hem destekleyici hem de zorlayıcı olabileceğine vurgu yapan Taşkın, “Manevi ritüeller bireyin ruh halini olumlu etkileyebilirken, rutin değişiklikleri bazı bireylerde stres yaratabilir. Bu yüzden, uzman görüşü almak, sağlıklı beslenmek ve uyku düzenine dikkat etmek gereklidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ruhsal rahatsızlığı olanlar Ramazan’ı uzman görüşü alarak geçirmeli!</strong></p>
<p>Ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin, Ramazan sürecinde kendilerini zorlamadan hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Oruç tutma konusunda doktor veya terapistlerine danışmalı, yaşam tarzına özen göstermeli ve sosyal destek almaya önem vermelidirler. Sonuç olarak, Ramazan ayı bireylerin ruh sağlığı üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Bu süreç, bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde deneyimlenmeli ve dengeli bir yaklaşım benimsenmelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayi-psikolojik-iyi-olusa-katki-saglayabiliyor-614386">Ramazan ayı psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefesin Biyolojisi ve Psikolojik Etkileri Efes Selçuk&#8217;ta Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefesin-biyolojisi-ve-psikolojik-etkileri-efes-selcukta-konusuldu-612252</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 07:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[nefesin]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuk Efes Kent Belleği’nde düzenlenen “Nefes Almanın Biyolojisi ve Anatomisi – Doğru nefes nasıl alınır?” başlıklı etkinlikte, nefesin insan sağlığı üzerindeki hayati rolü tüm yönleriyle ele alındı. Eğitmen Sevil Önem Sun’un anlatımıyla gerçekleştirilen etkinlik, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefesin-biyolojisi-ve-psikolojik-etkileri-efes-selcukta-konusuldu-612252">Nefesin Biyolojisi ve Psikolojik Etkileri Efes Selçuk&#8217;ta Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Efes Kent Belleği’nde düzenlenen “Nefes Almanın Biyolojisi ve Anatomisi – Doğru nefes nasıl alınır?” başlıklı etkinlikte, nefesin insan sağlığı üzerindeki hayati rolü tüm yönleriyle ele alındı. Eğitmen Sevil Önem Sun’un anlatımıyla gerçekleştirilen etkinlik, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Etkinlikte, nefesin yalnızca hayatta kalmak için değil; bedensel sağlık, ruhsal denge ve zihinsel berraklık açısından da temel bir işlev üstlendiği vurgulandı. Doğru nefes almanın sinir sistemi üzerindeki düzenleyici etkisine dikkat çeken Sun, özellikle stres, kaygı ve yoğun yaşam temposunun nefes alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.</p>
<p>Nefesin biyolojik ve anatomik yapısının ayrıntılı biçimde ele alındığı buluşmada; doğru nefes tekniklerinin kalp ritmini dengelediği, kas gerginliğini azalttığı, odaklanmayı artırdığı ve uyku kalitesini olumlu yönde etkilediği katılımcılarla paylaşıldı. Aynı zamanda doğru nefes alışkanlıklarının, kişinin duygusal regülasyonunu güçlendirdiği ve psikolojik dayanıklılığı artırdığına dikkat çekildi.</p>
<p>Etkinliğin uygulamalı bölümünde katılımcılar, nefes farkındalığını artırmaya yönelik pratikler yaparak kendi bedenlerini ve nefes ritimlerini gözlemleme fırsatı buldu. Bu çalışmalar sayesinde katılımcılar, günlük yaşamda karşılaşılan stresli durumlarla daha sağlıklı baş etme yolları üzerine farkındalık kazandı.</p>
<p>Eğitmen Sevil Önem Sun, samimi ve interaktif bir ortamda gerçekleşen etkinlikte nefesin iyileştirici gücünün yanı sıra beden, zihin ve ruh bütünlüğünün önemine de vurgu yaptı. Etkinlik sonunda katılımcılar Eğitmen Sevil Önem Sun’a katkıları ve için teşekkür ederek, önümüzdeki süreçte de benzer eğitimlerin devam etmesini istediklerini belirttiler. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefesin-biyolojisi-ve-psikolojik-etkileri-efes-selcukta-konusuldu-612252">Nefesin Biyolojisi ve Psikolojik Etkileri Efes Selçuk&#8217;ta Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[müşavir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Terapiste olan ihtiyaç gerçek mi, yapay mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern çağda terapinin yalnızca bir tedavi değil, bir yaşam gereksinimi hâline geldiğini belirterek, “Geçenlerde bir anne anlatıyordu; çocuğu terapiste gidiyormuş. ‘Anne, sen de çocukken gittin mi terapiye?’ diye sormuş. Anne de ‘Hayır, hiç gitmedim, ihtiyaç da hissetmedim’ demiş. Bu diyalog günümüzün gerçeğini gösteriyor. Şimdi ergenler bile terapi ihtiyacı hissediyor. Peki bu ihtiyaç gerçek mi, yoksa yapay mı? Tartışmalı bir konu. Modernizm, insanın stres yönetimini zayıflattı. İnsan artık problemlerini çözmekte zorlanıyor, duygusal baskı altında hissediyor. Böyle durumlarda terapi bir zorunluluk hâline geliyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendirerek, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi ‘psikolojik danışman’ sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” diye konuştu.</p>
<p>Modern yaşamın insanın stres eşiğini zorladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk çağlarda bir insan aslanla, kaplanla karşılaştığında nabzı yılda birkaç kez 140’a çıkardı. Bugün ise şehir trafiğinde, iş hayatında, her gün nabzı 140’a çıkan insanlar var. Stresörler arttı, beklentiler çoğaldı. İnsan artık her istediğini ihtiyaç zannediyor. Halbuki insanın ihtiyaçları sınırsız değil, istekleri sınırsız. Modern çağ, insanı bu farkı unutturdu.”</p>
<p><strong>Yalnızlık artık küresel bir tehdit hâline geldi</strong></p>
<p>Yalnızlığın artık küresel bir tehdit hâline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, modern insanın “derin bağ” kurma kapasitesini kaybettiğini ifade etti:</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte üç büyük sorun tanımlıyor; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. Yalnızlık çağın salgını hâline geldi. İnsan artık çok arkadaş sahibi ama güvenli, derin ilişkiler kuramıyor. Aile içinde bile güvenli bağ kuramayan gençler, bu ilişkiyi terapistle kurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klasik terapi yaklaşımları yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktı</strong></p>
<p>Klasik terapi yaklaşımlarının artık yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi değişim ihtiyacı hissediyorsa ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsa, pozitif psikoterapi devreye girer. Bu yaklaşımda patolojiye değil, potansiyele odaklanırız. Kişinin güçlü karakter özelliklerini ortaya çıkarıp, zayıf yönlerini bu kaynaklarla yönetmesini öğretiriz. Bu, yara açmadan iyileştirme yaklaşımıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Nörobilim alanındaki gelişmelerin psikoterapiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki mutlulukla ilgili alanların pozitife odaklı terapilerde daha aktif olduğu görüldü. Negatife odaklı terapiler, kişiyi geçmişe hapsederken; pozitife odaklı olanlar psikolojik bağışıklığı güçlendiriyor. Bu da travmalarla baş etmede daha kalıcı sonuçlar veriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Güven oluşmadan terapi olmaz</strong></p>
<p>Bir terapinin en temel unsurlarından birinin “terapötik ittifak” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Hiç kimseye anlatamadığı bir şeyi terapistine anlatacak. Eğer terapist geçmişteki danışanlarının isimlerini söylüyorsa, orada güven oluşmaz. Bu, mesleki etik sorunudur. Terapötik ittifak için güven, şeffaflık, samimiyet ve aktif dinleme şarttır. Samimi bir terapist, karşısındaki kişinin beynindeki ayna nöronları harekete geçirir. Bu nedenle güvenin oluştuğu her terapide, duygusal iyileşme çok daha hızlı gerçekleşir.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca “nonverbal iletişimin” yani mimik, jest ve beden dilinin terapi sürecinde sözcükler kadar önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar sadece sözle değil, duyguyla iletişim kurar. Bazen bir bakış, bir mimik bin kelimeden daha etkilidir. O sıcaklık hissi, terapinin yarısını çözer.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Her terapi kişiye özel</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz genelde 10 seanslık bir hedefle başlıyoruz. Önce kişilik testleri, ilişki değerlendirme ölçekleri yapıyoruz. Kişinin iç ve dış dünyasını, söylemediklerini projektif testlerle anlamaya çalışıyoruz. Sonra hangi terapi yönteminin uygun olduğuna karar veriyoruz. Tıpkı iyi bir tamircinin çantasında her aletin bulunması gibi, terapistin de araçları farklıdır. Bazen bilişsel davranışçı terapi, bazen nörofeedback, bazen psikanaliz gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Psikiyatrist ve psikologların ekip çalışmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı biyopsikososyal ve spiritüel bir bütün olarak ele almak gerekir. Biyolojik altyapı bozuksa, psikolojik müdahaleler tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle ilaç tedavisiyle birlikte terapi planı en ideal sonuçları verir. Terapide amaç sadece yarayı görmek değil, kişinin kendini yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktır.” dedi.</p>
<p><strong>“Terapist önyargılarını vestiyere asmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapistin kimlik rollerinden sıyrılıp, danışan karşısında yalnızca “klinis­yen” rolünde olması gerektiğini dile getirerek, “Terapide paylaşılabilecekler var, paylaşılamayacaklar var. Terapistin kişinin özeline, özrüne ve kutsalına saygı duyması gerekir. Mesela birinin kekemeliği olabilir, bu onun özrüdür. Ya da farklı bir alt kültüre mensup olabilir. Terapist bunu hissettirmemeli. Ön yargılarını vestiyere asmalı. Dışarıda anne, baba, eş, iş insanı, hatta politik kimliği olabilir ama terapide sadece klinisyen kimliğiyle bulunmalı. O role giremeyen, kategorik düşünce yapısına sahip olmayan kişi terapi yapamaz. Her vakayı ayrı değerlendirmek gerekir. Bir gün içinde on farklı vaka görebilirsiniz. Önceki vakayı rafa kaldırmadan yeni vakaya odaklanamazsınız. Bu yüzden yazılı not almak çok değerlidir. Danışan, ‘Benim anlattıklarım önemli, terapistim not alıyor’ duygusunu yaşar. O notlar sonraki seanslarda kullanıldığında güven ilişkisi güçlenir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nasihatle terapi aynı değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapiyi nasihatten ayıran temel farkın “yapılandırılmış bir süreç” olması gerektiğini belirterek, “Bazı kişiler nasihat arıyor. Oysa terapi nasihat değildir. Terapi, kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış bir süreçtir. Hedef belirlenir, yol haritası çizilir. Terapist, başlangıçta değerlendirme ölçekleriyle kişinin durumunu ölçer, terapi sonunda da aynı ölçeklerle değişimi gözlemler. Subjektif ve objektif veriler karşılaştırılır. Böylece terapinin somut etkisi izlenir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan akışı değiştiremiyorsa bakışı değiştirmeli</strong></p>
<p>Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Kişinin psikolojik kaynakları güçlü olsa bile düşünce çarpıtmaları varsa bunları kullanamaz. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir. Biz buna ‘kognitif fleksibilite’ diyoruz. Yani sadece A planı değil, B ve C planlarını da görebilmeli insan.”</p>
<p><strong>Ego savaşları ilişkilere zarar veriyor</strong></p>
<p>Aile ve çift terapilerinde sıkça gözlenen durumun “karşı tarafın değişmesini bekleme” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yakın ilişkilerde taraflar genellikle birbirini değiştirmeye çalışıyor. Oysa ‘İlişkimizin geleceği için doğru olan nedir?’ sorusunu sormak gerekir. Çoğu kişi ‘Eşim düzelirse ben de düzelirim’ diyor. Her iki taraf da böyle düşününce ego savaşları başlıyor. Değişim önce kendinden başlamalı. Terapi de bu farkındalığı kazandırmakla başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Değişim isteğinin terapiye başlamanın en önemli koşulu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi sürekli eşini, patronunu, çevresini anlatıyor ama kendinden hiç bahsetmiyorsa bu kişi değişim istemiyor demektir. O yüzden terapide ilk hedef değişim motivasyonu oluşturmaktır. Terapiste gitmeyi kabul etmek bile yüzde 50 iyileşme anlamına gelir. Çünkü bu bir olgunluk göstergesidir.” dedi.</p>
<p><strong>Terapide rahatlama değil değişim hedeflenir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinde “rahatlama” yerine “değişim” hedefinin altını çizerek, “Bazıları ‘Terapiden çıktım, çok rahatladım’ diyor. Oysa terapinin amacı rahatlama değil, değişimdir. Terapi bir basamak gibidir; kişi her seansta bir adım yukarı çıkmalıdır. Amaç belirlenmeli, bağ kurulmalı ve kişiye ödevler verilmelidir. Bu, terapötik sürecin yapıtaşlarından biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Terapötik ilişkinin duygusal boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişiler terapisti bir bağlanma nesnesi olarak görür; annesi, eşi ya da hayatındaki eksik rolün yerine koyar. Buna ‘transferans’ diyoruz. Terapist, böyle bir durumda profesyonel sınırlarını korumalı ve gerekiyorsa danışanı başka bir uzmana yönlendirmelidir. Aksi hâlde terapi bozulur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile içi ilişkilerdeki güç savaşlarına da değinerek, “Bazı kişiler gerçekten ‘hastayı eden’ kişiler oluyor. Ama kişi izin vermezse kimse onu hasta edemez. Kontrol duygusu yüksek, empati yoksunu bireyler karşı tarafı köleleştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Evliliğin ilk dönemlerinde ‘hayır deme becerisi’ kazandırmak çok önemli. ‘Bunu senin için yapıyorum ama doğru değil’ diyebilmek, ilişkileri dengede tutar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Terapinin nihai amacının kişinin kendine tarafsız bakabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yaşadığı soruna tarafsız olamıyorsa çözüm üretemez. Hep kendini haklı gören kişi, kendi kör noktasını göremez. Terapide hem danışanın hem terapistin kendi ön yargılarına karşı bağımsız olması gerekir. Gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>10 seanslık bir terapi almak kişinin kendine yatırımı</strong></p>
<p>Terapiye gitmenin bir “lüks” olarak değil, kişinin ruhsal sağlığına yaptığı orta ve uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Tabii lüks gibi gözüküyor ama kişi böyle durumlarda kaybedeceği şeyleri düşündüğü zaman, on seanslık bir terapi almak aslında orta-uzun vadeli bir yatırımdır. Bu, ileride birçok hata yapmasını, yalnız kalmasını, depresyona girmesini önler. Her olayı bir travma olarak değil, geliştiren bir deneyim olarak görebilmek mümkündür. Hayatın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmeli, ama odağı olumludan yana kurabilmeliyiz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kişinin bunu kendi başına başaramadığı durumlarda “bir bilenden yardım almasının son derece insani ve faydalı” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Hayat yolunda ilerlerken karşına bir engel çıktıysa ve sen aşamıyorsan, danışırsın. Bu konuda yüzlerce hasta görmüş bir uzman, ‘Bu açıdan bak, şöyle yaparsan düzelir’ diyebilir. Eskiden insanlar bu rehberliği bilge kişilerden alırdı, şimdi bunu mesleki formasyon almış terapistler yapıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Terapi sürecinde kültürel uyumun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Terapi eğitiminin içinde bile bu vurgulanır: Kişinin kültürünü, kimliğini ve değerlerini bilmek gerekir. Danışan kendi değerlerini anlamayan bir terapistten fayda göremez. Kültürüne uygun terapistle çalışan kişi daha hızlı yol alır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ terapinin süresini kısaltacak ama yerini alamaz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın terapi sürecindeki rolünü değerlendirerek, “Yapay zekâdan faydalanılabilir. Terapiste gitmeden önce kişi yapay zekâya sorular sorabilir, düşüncelerini tartabilir. Bu, seans sayısını azaltabilir. Belki on seansta yapılacak terapi altı seansta tamamlanabilir. Ama yapay zekâ bilinçli bir varlık değildir. Onu terapist yerine koyarsanız sizi yönetir, çocuk gibi yönlendirir. O yüzden alınan bilgileri terapistle birlikte değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremin-psikolojik-etkileri-suruyor-610978</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 06:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610978</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat 2023'te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan ve yaşanmakta olan acılar tazeliğini hâlâ koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-psikolojik-etkileri-suruyor-610978">Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> Central Hospital&#8217;dan Psikolog Dila Teksin; bu süreçte güçlü olmanın her zaman yeterli olamayacağını söyleyerek, &#8220;Üzüntü, kaygı bastırıldığında bedensel ve ruhsal sorunlar daha da artar. Bu nedenle bol bol konuşmak, duyguları paylaşmak çok önemli&#8221; diyor.</b></p>
<p>Depremler hafızalara oldukça acı bir şekilde kazındı. Can kayıpları, maddi zararlar rakamlara yansısa da depremin psikolojik etkilerini sayılarla ölçmek imkânsız. Deprem sonrasında yaşanan korku, kaygı ve belirsizlikler ise olay anıyla sınırlı kalmıyor, yıllar geçse de unutmak zorlaşıyor. Ama uzmanlara göre bu tepkiler bir zayıflık olarak görülmemeli&#8230; Zira deprem ani ve kontrol edilemeyen bir olay olduğu için kişilerin yaşadığı travmalar oldukça doğal.</p>
<p><b>Psikolojik etkileri devam ediyor</b></p>
<p>Central Hospital&#8217;dan Psikolog Dila Teksin&#8217;e göre depremin fiziksel zararları görülse de psikolojik etkileri fark edilemeyebilir. Bu durumda bireylerin hayata karşı sağlıklı uyum sergileyebilmesi zorlaşabilir. Depremi yaşayanlar arasında, sürekli tetikte olma, ufak seslerde bile irkilme, hep olay anını tekrar yaşama ve uyku sorunları yıllarca devam edebilir.</p>
<p>&#8220;Güçlü olmak her zaman yeterli değildir&#8221; diyen Psikolog Teksin bastırılan korku ve kaygıların zamanla bedeni ele geçirdiğini ve ani öfke patlamalarına neden olduğunu söylüyor. Bu nedenle duyguları açığa çıkarabilmek iyileşme sürecinin en önemli etkenleri arasında yer alıyor.</p>
<p><b>Duyguları paylaşmak önemli</b></p>
<p>Bu süreçte en sık karşılaşılan duygu ise olay anını tekrar yaşamak&#8230;. Bunun olması durumunda yapılması gerekenler arasında duyguların anlatılması, rutinlerin korunması ve kendine zaman tanınması yer alıyor. &#8220;Üzüntü, kaygı bastırıldığında bedensel ve ruhsal sorunlar daha da artıyor. Bu nedenle bol bol konuşmak, duyguları paylaşmak önemli.</p>
<p>Uyku düzeni, beslenme ve sosyal paylaşımların devam etmesi psikolojik rahatlamayı sağlıyor. Aynı zamanda travmalar hemen atlatılamadığı için sakin olmak ve sabırlı davranmak bu süreci yönetmenizi kolaylaştıracaktır&#8221; diyen Psikolog Teksin, deprem sonrası yaşanan psikolojik tepkiler azalmazsa, aylarca uyku ve iştah kaybı, asosyalleşme devam ederse uzman desteği almayı öneriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-psikolojik-etkileri-suruyor-610978">Depremin Psikolojik Etkileri Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 10:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[canlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yıldönümlerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 6 Şubat depreminin bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik etkiler, felaket yıldönümlerinin tetikleyici rolü ve sağlıklı başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366">Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 6 Şubat depreminin bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik etkiler, felaket yıldönümlerinin tetikleyici rolü ve sağlıklı başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Büyük ölçekli travmalar, doğrudan ya da dolaylı tanık olanlarda psikolojik etkiler bırakabiliyor!</strong></p>
<p>6 Şubat 2023’te yaşanan deprem felaketinin, Türkiye’nin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen kitlesel bir travmaya sebebiyet verdi.” dedi.</p>
<p>Böylesine büyük ölçekli bir travmanın hem felakete doğrudan maruz kalanlar hem de uzaktan tanık olanlar üzerinde derin ve kalıcı psikolojik etkiler bıraktığını kaydeden Beyaz, “Doğrudan felakete maruz kalan kişilerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu<strong> </strong>gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bu kişiler kabuslar, geri dönüşler (flashback), yoğun kaygı, aşırı uyarılma ve kaçınma gibi birtakım belirtiler yaşayabilir. Uzaktan tanık olanlarda ise kaygı, güvensizlik, geleceğe dair belirsizlik hissi gelişebilir. Toplum genelinde yaygın bir güvensizlik ve belirsizlik hali oluşarak toplumsal düzeyde kolektif travma<strong> </strong>meydana gelebilir. Toplumun genelinde kısa veya uzun süreli bir stres hali ve çaresizlik duygusu yaygınlaşabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Felaketlerin yıldönümleri, olayın hatıralarını yeniden canlandıran güçlü bir tetikleyici!</strong></p>
<p>Felaketlerin yıldönümlerinin, olayın hatıralarını yeniden canlandıran güçlü bir tetikleyici olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu nedenle travmaya maruz kalan veya uzaktan tanık olan bireylerde anksiyete ve depresyon belirtilerinin yaşanması gibi psikolojik sorunlara neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte kişilerin, daha önce yaşadıkları korku, çaresizlik ve kayıp duygularını yeniden yaşayabileceklerini ifade eden Beyaz, “Medya ve toplumsal ilgi, bu etkileri şiddetlendirip artırabilir. Özellikle travmatik içeriklere maruz kalma, sevdiklerini kaybetmiş kişilerde kederin ve yalnızlık hissinin yoğunlaşmasına, anksiyete seviyelerinin artmasına neden olabilir. Bireyler bu dönemde bir stres hali ve duygusal zorluklarla karşılaşabilirler, bu da gerekli olduğu koşulda psikolojik desteğe olan ihtiyacı artırır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Felaketin yıldönümünde yoğun medya içeriklerinden uzak durmak ruhsal yükü hafifletebilir!</strong></p>
<p>Felaketin yıldönümünde sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmenin, bireylerin bu zor dönemi daha iyi geçirmelerine yardımcı olabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Duyguları kabul ve ifade etmek, bu dönemde duygusal iyileşmenin zeminini oluşturur. Bireylerin, duygularını bastırmak yerine, onları ifade etmesi önemli bir husustur. Günlük yaşamın olağan rutinlerine bağlı kalmak, güvenlik ve kontrol hissinin artmasını destekleyici bir roldedir. Fiziksel aktiviteler, stresin ve kaygının azalmasına yardımcı olur. Sosyal etkileşim, yalnızlık hissini azaltarak duygusal dengeyi korumaya yardım eder. Eğer duygularla başa çıkmakta güçlük yaşanıyorsa profesyonel yardım almakta da fayda var. Anma törenleri,<strong> </strong>travmayı anlamlandırmada ve duygusal yükü hafifletmede etkili olabilir. Ayrıca<strong> </strong>medya<strong> </strong>kullanımını olabildiğince sınırlamak da bu dönemde önemli stratejiler arasında yer alır.”</p>
<p><strong>İyileşme süreci, bireysel ve toplumsal düzeyde ele alınmalı!</strong></p>
<p>Toplumun ve bireylerin psikolojik iyileşme sürecinin değişken ve uzun vadeli olabilen bir süreç olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Akut tepki ve şok dönemi, olayın hemen ardından gelen, yoğun duyguların yaşandığı bir dönemdir. Sonrasında, bireyler ve toplum genel olarak yaşananlarla başa çıkmaya çalışır.” dedi.</p>
<p>Toplumsal dayanışma ve yardımseverliğin<strong> </strong>bu süreçte oldukça önemli rol oynadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Topluluklar bir araya gelerek iyileşme sürecini başlatır. Travma işleme ve psikolojik destek, bireylerin travmayı anlamlandırması ve duygusal dengeyi yeniden kurması için kritiktir. Yeniden yapılanma ve normalleşme hem bireylerin hem de toplumun yaşananları geride bırakarak geleceğe odaklanmalarını sağlar. Uzun vadede ise, psikolojik dayanıklılığın artırılması, gelecekteki olası travmalara karşı bireylerin ve toplumların daha dirençli hale gelmesini sağlar. Felaket sonrası iyileşme süreci, bireysel ve toplumsal düzeyde ele alınmalı; duygusal iyileşme, sosyal destek, profesyonel yardım ve dayanışma gibi unsurlar bu sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak temel taşlar olarak kabul edilmelidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmalar-yildonumlerinde-yeniden-canlanabilir-610366">Travmalar, yıldönümlerinde yeniden canlanabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Oluş]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabilir!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlık olarak bilinen ‘resilience’ kavramının kişinin, kişilerarası ilişkilerde zorlanmalar, travmatik süreçler ve stresli yaşam olayları karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve hatta bu süreçlerden güçlenerek çıkabilme kapasitesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kanser tedavisi gibi hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlayıcı olan bir süreçte psikolojik desteğin önemi büyüktür.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser süreci açısından ele alındığında, tanı konduğu andan itibaren başlayan belirsizliğe, tedavi sürecindeki fiziksel ve ruhsal zorlanmalara, geleceğe dair kaygılar ve yaşam kalitesinde olası değişimlere rağmen ruhsal dengenin korunmasına yardımcı olduğunun bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Araştırmalar, psikolojik sağlamlığın bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Kronik olarak strese maruz kalmak ve depresif hissetmek, bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direncini azaltabilir. Buna karşılık, güçlü bir psikolojik duruş, stres hormonlarının dengelenmesine, inflamasyon seviyelerinin azalmasına ve hatta bazı durumlarda hastalığın ilerleme hızının yavaşlamasına katkıda bulunabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Önceki zorluklarla nasıl başa çıkıldığı hatırlanmalı!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser hastalarının tedavi sürecindeki olumlu etkilerinden birinin kişinin hayata bağlılığını arttırarak geleceğe dair umutlarını sürdürmesine katkıda bulunmak olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Hayata anlam katan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal bağları güçlendirmek kişinin tedavi uyumunu arttırır. Bu durum tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek yan etkilerle daha iyi baş edebilmesini sağlar.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığı arttırmak amacıyla uygulanabilecek pek çok farklı yöntem olduğuna değinen Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Psikoterapilerde en çok kullanılan yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntem süreçte kişide görülen negatif inançları gerçekçi bir bakış açısıyla ele almayı hedefler. Örneğin tanıyı alan kişi ‘tanı aldım, hayatımın geri kalanı tamamen mahvoldu’ düşüncesine kapılabilir. Bu düşüncesine gerçekçi bir perspektif kazandırmaya çalışmalı, ‘evet, zor bir süreçten geçiyorum, ama hayatımda hala devam eden güzel şeyler var’ diye düşünebilmeli. Kişi önceki zorluklarla nasıl başa çıktığını hatırlamalı, ‘daha önce de zor zamanlar yaşadım ve üstesinden geldim’ gibi yeniden çerçevelemeler bilişsel müdahalelerin temelini oluşturur.”</p>
<p><strong>Şükran duygusu depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı oluyor!</strong></p>
<p>Mindfulness teknikleri, derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşetme ve rehberli imgeleme gibi tekniklerin, hastaların kaygıyı azaltmasına, duygusal dalgalanmaları daha iyi yönetmesine ve zihinsel dayanıklılığı arttırmasına yardımcı olabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Günlük şükran listeleri oluşturmak, küçük mutluluklara odaklanmak ve olumlu anları fark etmek, psikolojik sağlamlığı artırır. Araştırmalar, şükran duygusunun depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, fiziksel iyileşmeyi de destekliyor!</strong></p>
<p>Aile, arkadaşlar ve destek grupları ile sosyal destek sistemi kurmanın, hastaların yalnız hissetmesini engelleyeceğini ve duygusal dayanıklılığı artıracağını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri veya kanser hastalarına özel topluluklarla iletişim kurmak, hastaların deneyimlerini paylaşmalarına ve güçlenmelerine yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Sanat ve müzik terapisinden de psikolojik sağlamlığı arttırmak için yararlanıldığını aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Estetik kaygısı gütmeden boyama, yazı yazma, enstrüman çalma gibi aktiviteler, hastaların duygularını ifade etmeleri için güvenli bir alan yaratır. </p>
<p>Kanser hastalarında psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, aynı zamanda fiziksel iyileşmeyi de destekleyen önemli bir faktör. Psikolojik iyi oluş için kullanılabilecek teknik ve yaklaşımlar, hastaların bu zorlu süreçte daha dirençli olmalarına yardımcı olabilir. Her bireyin ihtiyaçları farklı olduğu için, psikolojik destek planları kişiye özel olarak hazırlanmalı ve hastanın kendisini en iyi hissettiği yöntemlerle uyumlu olmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 09:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) stratejik partnerliğini üstlendiği, Zero Medya ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen Golden Pulse Health Summit, 15 Ocak 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) stratejik partnerliğini üstlendiği, Zero Medya ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen Golden Pulse Health Summit, 15 Ocak 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. </p>
<p>Sağlık, iletişim ve teknoloji ekseninde çok sayıda başlığın ele alındığı zirvede, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dijital Çağda Psikolojik Sağlamlık” başlıklı bir konuşma yaptı.</p>
<p><strong>Beyin biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Konuşmasına organizasyon için teşekkür ederek başlayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ, beyin ve insan davranışı arasındaki ilişkiye dikkat çekti ve 2024 yılında fizik ödülünü alan Geoffrey Hinton ve John Hopfield örneğini vererek, “Bir psikolog ve bir genetikçi fizik ödülü aldı. Bu çok ezber bozan bir durum. Bunun nedeni yapay sinir ağları. Beynin nasıl çalıştığı üzerine yapılan çalışmalar, beynin biyolojik bir bilgisayar gibi çalıştığını ve kuantum dinamiğiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Yapay zekâ da bu anlayışın üzerine inşa ediliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İnsan beyni de algoritmalarla çalışıyor</strong></p>
<p>Yapay zekânın geçmiş verileri tarayarak geleceğe dair tahminler ürettiğini ve bugünü buna göre şekillendirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyni de aynı şekilde algoritmalarla çalışır. Yapay zekânın kullandığı dil modelleri, beynin kullandığı dil modellerini taklit etmeye çalışıyor. Bir çocuk ne kadar çok insanla temas ederse beyni o kadar gelişir. Bugün hepimiz, farkında olmadan yapay zekânın veri kaynağı hâline geliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Değerler, beynimizdeki trafik levhaları gibidir</strong></p>
<p>Karar verme süreçlerinde değerlerin rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Değerler, hayatta ilerlerken karşımıza çıkan trafik levhaları gibidir. ‘Yalan söyle, söyleme’, ‘dürüst ol, olma’, ‘merhametli ol, olma’ gibi seçenekler beynimizde olasılık hesaplarıyla değerlendirilir. Beyin bir tahmin makinesi gibi çalışır ve karar verir” dedi.</p>
<p>Bu süreçte ön beynin, özellikle frontal lobun belirleyici rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sağlıklı bireylerle şizofreni hastalarının beyin görüntüleri arasındaki farklara değindi.</p>
<p>“Ön beyin, insanı insan yapan bölgedir” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Ön beyin olmasaydı ne medeniyet olurdu ne de insan. Bu bölgede oluşan hasarlar, kişinin kişiliğini tamamen değiştirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bilinç, kuantum ve yapay zekâ tartışması</strong></p>
<p>Bilinç kavramını “farkındalık” olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, insanın evrendeki konumunun bilincinde olan, amaçlı davranabilen bir varlık olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kuantum fiziğine de atıfta bulunan Prof. Dr. Tarhan, “İnsan kuantum dinamiği içerisinde subjektif bir gözlemcidir. Gözlemci etkisi, çift yarık deneyiyle bilinir. Bilinç olduğu için gözlemliyoruz ve madde dediğimiz şey ortaya çıkıyor. Sanki bir simülasyonun içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zekânın bilinç sahibi olup olamayacağına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekânın bilinç sahibi olabilmesi için evrendeki tüm olasılıkları aynı anda bilmesi gerekir. Big Bang’i ve öncesini bilmesi gerekir. Bu, şu an mümkün değil; biz evrensel bilginin yüzde birine bile sahip değiliz” dedi.</p>
<p><strong>İnsanın içinde narsisistik bir parça var</strong></p>
<p>Konuşmasında psikanalizin şu anda 90’lı yaşlarda yaşayan son temsilcilerinden birisi psikanalist Otto Kernberg’in görüşlerine de yer veren Prof. Dr. Tarhan, insanın içinde “kötü bir parça” bulunduğunu belirterek, “Bu narsisistik parça kanser hücresine benzer; sınırsız, sorumsuz ve doyumsuzdur. Sadece kendi çıkarını düşünür. Ne yazık ki bu özelliklere sahip kişiler, bugün küresel ölçekte güçlü pozisyonlara da gelebiliyor ve çok tehlikeli kararlar alabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu gücün nükleer enerji gibi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “İyiye kullanılırsa yapıcı, kötüye kullanılırsa yıkıcı olur. Değerler ve anlam, bu gücün yönünü belirler” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan sadece kendisi için yaşayan benmerkezci bir varlık değil</strong></p>
<p>Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, 2017 yılında yapılan çalışmalarda “kendini aşma” (self-transcendence) kavramının, “kendini gerçekleştirme”nin de üzerine yerleştirildiğini hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “İnsan sadece kendisi için yaşayan benmerkezci bir varlık değil. Başkalarına yardım etmek ve anlam üretmek, günümüz pozitif psikolojisinin temel başlıkları arasında” diye konuştu.</p>
<p>Beynin nöroplastik yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, beynin her yaşta yeni bağlantılar kurabildiğini, beynin yoğun ve nitelikli kullanıldığında, hastalıklara rağmen yeni yollar oluşturabildiğini dile getirdi.</p>
<p>Mutluluğu Aristoteles’in tanımladığı şekilde hedonik ve ödomanik olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Tarhan, “Haz odaklı mutluluk kısa sürelidir ve dopaminle ilişkilidir. Anlam ve sorumluluk temelli mutluluk ise serotonin ve oksitosinle ilgilidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi, duygusal diyaloglarımızı adeta ‘dinliyor’</strong></p>
<p>“Bağışıklık sistemi, duygusal diyaloglarımızı adeta ‘dinler’. Beyin ile bağışıklık sistemi arasında çift yönlü bir iletişim vardır; bu iki sistem sürekli olarak birbirleriyle konuşur.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Benzer bir etkileşim kalp ile beyin arasında da söz konusudur. Kalbin içinde yaklaşık 40 bin nörondan oluşan küçük bir sinir ağı, adeta ‘küçük bir beyin’ gibi çalışır. Beyinden kalbe giden afferent sinir liflerinin oranı yaklaşık yüzde 20 iken, kalpten beyne giden liflerin oranı yüzde 80’dir. Ayrıca kalpteki nöronların oluşturduğu elektromanyetik alanın, beyin nöronlarına kıyasla daha güçlü olduğu bilinmektedir. Bu veriler, kalbin yalnızca mekanik bir pompa olmadığını; beyinle sürekli bilgi alışverişi yapan işlevsel bir organ olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde bağışıklık sistemi ile mide-bağırsak aksı da beyinle etkileşim hâlindedir. Beslenme biçimi ve bağırsak mikrobiyotası, stresle başa çıkma kapasitesini doğrudan etkiler. Bu nedenle probiyotik ve prebiyotik ağırlıklı beslenme, psikolojik ve fizyolojik dayanıklılık açısından önemli bir rol oynamaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yalnızlık, küresel bir tehdit</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında yalnızlığın giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler’e göre geleceğin üç büyük tehdidi; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. 2018’de İngiltere’de yapılan bir araştırma, özellikle 16-24 yaş grubunda yalnızlık oranlarının çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle İngiltere, Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Gençlerdeki sosyal izolasyon, bugün en az yaşlılardaki yalnızlık kadar ciddi bir sorun” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm “Pozitif Psikoloji”de şekilleniyor</strong></p>
<p>Golden Pulse Health Summit’te konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada psikolojik sağlamlığa yönelik geliştirilen bilimsel yaklaşımlara dikkat çekerek, çözümün “Pozitif Psikoloji” ekolünde şekillendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu problemlere karşı dünyada ne yapılıyor diye baktığımızda karşımıza Pozitif Psikoloji çıkıyor. Psikolojik sağlamlığın bilim dalı artık Pozitif Psikoloji olarak kabul ediliyor” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın, hızla dijitalleşen ve belirsizliklerin arttığı bir çağda kritik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Harvard Üniversitesi, 2015 yılında Pozitif Psikoloji dersini müfredatına koydu. Bu derste beden-beyin ilişkisi, öz şefkat (self-compassion), merhamet, minnettarlık, mutluluk, anlam, değerler ve meditasyon gibi başlıklar öğretiliyor. Bu bir moda değil, bilimsel bir ihtiyaçtı.” diye konuştu.</p>
<p>Pozitif Psikoloji dersinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yale Üniversitesi 2018’de bu dersi açtı ve ‘çığır açan ders’ olarak tanımladı. Harvard da aynı ifadeyi kullanıyor. 2021’de New York Times, pandemi döneminde bu dersin web sayfasının 3 milyon kişi tarafından takip edildiğini haber yaptı. Yani 3 milyon insan mutluluk ve psikolojik sağlamlık eğitimi aldı” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Pandemi sonrası dünyada konforculuk yaygınlaştı</strong></p>
<p>Pandemi sonrasında küresel ölçekte yeni bir yaşam anlayışının ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Pandemiden sonra ‘Dünyaya bir defa geldim, kafama göre yaşayacağım’ anlayışı yaygınlaştı. ‘Niye bu kadar çalışayım, niye kendimi zorlayayım?’ yaklaşımı özellikle genç kuşakta çok belirgin. Aynı parayı alacaksam niye daha fazla çabalayayım diyorlar. Bu durum girişimcilik, yaratıcılık ve yenilikçiliği ciddi şekilde aşağı çekmeye başladı.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Silikon Vadisi örneğine de değinerek, “Silikon Vadisi’ni ayakta tutanların büyük çoğunluğu göçmenler; özellikle Hindistan ve Çin kökenliler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Pozitif Psikoloji, intihar salgınına karşı da kullanılıyor</strong></p>
<p>Pozitif Psikoloji uygulamalarının yalnızca akademik değil, toplumsal bir ihtiyaçtan doğduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bristol Üniversitesi, 2019 yılında bu dersi ‘intihar salgınına karşı’ müfredata koyduklarını açıkladı. İngiltere ve Japonya’da Yalnızlık Bakanlığı kuruldu. İngiltere’de bu bakanlık, 2016 yılında bir milletvekilinin ölümü sonrası Başbakanlık kararıyla kuruldu.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji dersini 2013’te başlattı!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin bu alanda erken adım atan kurumlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Harvard bu dersi 2015’te koydu ama biz Üsküdar Üniversitesi olarak 2013’te başlattık. Övünmek için söylemiyorum ama bu küresel gidişi erken fark ettik. Şu anda bu ders bizde sadece seçmeli değil, zorunlu ders. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde uygulanıyor. Bugüne kadar yaklaşık 50 bin mezunumuz bu dersi aldı.”</p>
<p>Dersin etki analizlerinin de yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ön test ve son testler uyguladık. ‘Arkadaşımla aram düzeldi’, ‘madde kullanıyordum bıraktım’, ‘kendimi daha iyi hissediyorum’ gibi geri bildirimler aldık. Bu sonuçları bilimsel yayınlara dönüştürdük” dedi.</p>
<p><strong>Küresel tehdit narsisizm epidemisi…</strong></p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında “Narsisizm Epidemisi” kavramına da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, narsisistik kişilik özelliklerinin giderek arttığını belirtti ve “1980’lerde Narsisistik Kişilik Envanteri skorları düşüktü. 2005’ten sonra ciddi bir artış var ve bugün daha da yüksek. Bu, bir tür kişilik salgınıdır. Narsisistik kişiler toksiktir; güç ellerindeyse ezerler, orman kanunlarıyla hareket ederler. ‘Güçlüysem her şey benim hakkım’ anlayışı hâkimdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Para artıyor, mutluluk artmıyor</strong></p>
<p>Mutluluk ve ekonomik refah arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, “1950 ile 2000 arasında kişi başı gelir 35 bin dolardı, bugün ABD’de 70 bin doları geçti. Ama mutluluk puanı aynı seviyede kaldı. Bu istatistik ‘parayla saadet satın alınmaz’ sözünü doğruluyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın temel basamakları</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojik sağlamlığın yedi temel ayağı olduğunu belirterek, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Birincisi duygusal düzenleme; olumsuz duyguları tanıyıp olumluya odaklanabilmek. İkincisi umut ve iyimserlik. Üçüncüsü öz yeterlilik; yani ‘başa çıkabilirim’ inancı. Sağlıklı benlik değerini içten alır, narsisistik benlik ise dış onaya bağımlıdır.”</p>
<p>Bilişsel esnekliğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “İnatçılık, bilişsel esnekliğin karşıtıdır. Bilişsel esnekliği olmayan kişiler, duvara toslasa bile geri adım atmaz” dedi.</p>
<p>Anlam bulmanın psikolojik dayanıklılıktaki rolünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Viktor Frankl’ın Logoterapi yaklaşımına atıfta bulunarak, “İnsan, acıya anlam yükleyebildiği ölçüde o acıyı yönetebilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Stres karşısında üç kişilik tipi var</strong></p>
<p>Stresle baş etme biçimlerini üç tip üzerinden özetleyen Prof. Dr. Tarhan, “A tipi kişiler yakınmacıdır; ağlar, enerji emer ve yalnız kalırlar. C tipi kişiler teflon gibidir; kendileri yanmaz ama etrafındakileri yakar. Psikolojik sağlamlığı olan B tipi kişiler ise kauçuk gibidir; esner, öğrenir ve tekrar güçlenir. Eğer biz stres karşısında soğukkanlı kalma becerisini istiyorsak kauçuk tip olacağız. Esneyeceğiz, karşı taraftan bir şeyler öğreneceğiz ve onu yöneteceğiz. ‘Ne öğretti bana?’ diyeceğiz. Her olay bir tehdit değil, fırsat boyutu da vardır. Fırsat boyutuna odaklanarak geleceğe bakabilen kimseler kendi olumlu ruh halini bozmadan olumsuzu yönetebilir. Onun için hastalıklar bizim düşmanımız değil, sadece bizim yönetmemiz gereken yol arkadaşımızdır. Hastalıklar ya da acılar bunlar bizim düşmanımız değil, yönetmemiz gereken şeyler, kaçınamayacağımız gerçekler. Olaylara bu şekilde bakmak psikolojik sağlamlığı oluşturuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Takım çalışmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, konuşmasını kaz sürüsü metaforuyla tamamladı:</p>
<p>“Kazlar dönüşümlü liderlik yaparak kıtalar arası uçar. Takım zekâsı, bireysel dehadan üstündür. Aynı amaç etrafında, farklı mizaçtaki insanlar birlikte hareket edebiliyorsa gerçek psikolojik sağlamlık oradadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[barındırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konforu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zeka davranışlarımızı ele geçirmez, ancak yanlış kullanıldığında bizi yönlendirebilir!</strong></p>
<p>Yapay zekayı, ‘günümüzde hayatımıza sessizce dahil olan, ancak etkisi giderek büyüyen bir güç’ olarak tanımlayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Biz uyurken gelişmeye devam eden, sosyal medyada gezinirken davranışlarımızdan öğrenen, sohbet ederken bile bizi dinleyen bu sistem, artık gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldi.” dedi.</p>
<p>‘Yapay zekanın davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı ele geçirmesi mümkün mü?’ sorusuna ‘hayır’ cevabını veren Demir, “Ancak mesele bu kadar basit değil. Yapay zeka, insan davranışlarına ait örüntüler üzerinden öğrenmek üzere tasarlanmış bir sistem. Asıl tartışılması gereken konu, bu sistemi hangi niyetle, kimlerin ve ne amaçla kullandığıdır. Çünkü yapay zekanın arkasındaki güç, bireylerin düşünce biçimlerini, duygularını ve davranışlarını dolaylı yoldan etkileyebilir, hatta manipülasyona açık hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zekaya sahip olsa da gerçek duygulara sahip değil!</strong></p>
<p>Yapay zekanın kökeninin oldukça eskiye dayandığına değinen Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Süreç, 1600’lü yıllara, felsefe ve matematik tarihine kadar uzanır. Matematikçi filozof Leibniz’in dört işlem yapabilen hesap makinesini icat etmesi, ‘insan yerine bazı işleri yapabilen sistemler mümkün mü?” sorusunu da beraberinde getirdi.” dedi. </p>
<p>O dönemde hesap makinesine yöneltilen ‘insanlar düşünemez hale gelecek’, ‘işler elimizden alınacak’ eleştirilerinin günümüzde yapay zeka için yapılan tartışmalarla büyük benzerlik taşıdığını aktaran Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün de benzer sorular soruyoruz; ‘Hangi meslekler yok olacak? Çocuklarımız işsiz mi kalacak? İnsan emeğinin değeri azalacak mı?’. Yapay zeka, insan beyninin bilgi işleme mantığını taklit eden dijital bir sistemdir. Nasıl ki insan beyni nöronlar ve sinapslar aracılığıyla çalışıyorsa, yapay zeka da dijital sinir ağları üzerinden veri işler. Ancak kritik bir fark var; zeka var, fakat duygu yok.</p>
<p>Bugün yapay zeka, duyguları taklit edebilir; ancak gerçek anlamda hissedemez. Duygu üretme kapasitesi ve bu duyguların gerçekliği hala insana özgü. Son dönemde bazı yapay zeka sistemlerinin küfürlü ifadeler kullanması ya da insana benzer tepkiler vermesi, bu sistemlerin ‘insanlaştığı’ izlenimini yaratabilir. Ancak bu durum, çoğunlukla arka planda yapılan etik ve davranışsal ayar değişikliklerinin bir sonucudur. Bu noktada, ‘eğer bazı ahlaki ya da davranışsal modüller değiştirilebiliyorsa, yapay zekaya başka neler yaptırılabilir?’ sorusu önem kazanıyor.” </p>
<p><strong>Psikoterapi yapay zekaya bırakılamaz!</strong></p>
<p>Günümüzde yapay zekanın, özellikle tanı ve veri analiz süreçlerinde sağlık alanında aktif olarak kullanıldığını ifade eden Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yakın gelecekte yalnızca yapay zekanın yer aldığı hastaneler gerçekçi görünmese de, uzmanların hata payını azaltan, karar destek sistemi olarak çalışan yapılar oldukça umut verici.” dedi.</p>
<p>Bu noktada yapay zekanın, insanın yerini alan değil; insanı destekleyen bir araç olarak değerlendirildiğinde faydalı bir rol üstlenebileceğini kaydeden Demir, “Ruh sağlığı alanında ise sınırlar çok daha net. Psikoterapi, iki insan arasındaki gerçek ve samimi bir ilişkiye dayanır. Teknikler, yöntemler ya da ekoller kadar önemli olan unsur, kurulan bağdır. Bu nedenle yapay zekanın psikoterapi yapması şu an için mümkün değil ve etik açıdan da sakıncalı. Buna rağmen, birçok insanın yapay zeka sistemlerini bir terapist gibi kullandığını görüyoruz. İnsanlar bu sistemlerle dertleşiyor, duygularını paylaşıyor ve bağ kuruyor. İşte tam bu noktada ‘parasosyal ilişki’ kavramı devreye giriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çatışma yoksa gelişim de yok!</strong></p>
<p>Parasosyal ilişkinin, canlı olmayan bir varlıkla canlıymış gibi kurulan tek taraflı bağı ifade ettiğini dile getiren Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İlk kez televizyonun yaygınlaşmasıyla tanımlanan bu kavram, bugün yapay zeka ile yeni bir boyut kazandı.” dedi.</p>
<p>Gerçek bir ilişkinin çatışma, hayal kırıklığı, reddedilme ve uzlaşmayı içerdiğine dikkat çeken Demir, “Tüm bu süreçler bireyin psikolojik gelişimini destekler. Oysa yapay zeka, kullanıcıyı memnun etmeye programlıdır. Çoğunlukla onaylayan, çatışmadan kaçınan bir yapı sunar. Çatışma yoksa gelişim de yoktur. Bu durum, kısa vadede konfor ve anlaşılma hissi verse de uzun vadede bireyin sosyal bağ kurma becerisini, psikolojik dayanıklılığını, gerçek ilişkilere tahammül kapasitesini zayıflatır. Özellikle günümüzde giderek artan yalnızlık pandemisi, bu süreci daha da riskli hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zeka, bizi yöneten bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar!</strong></p>
<p>Her şeyi yapay zekaya sormanın, düşünme becerilerimizi devre dışı bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Beyin, kullanılmayan becerileri zamanla köreltir. Bu nedenle yapay zekayı bir ‘uzman’ gibi değil, bir stajyer gibi görmek gerekir. Söylediklerini sorgulamak, eleştirel düşünmek ve nihai kararı insan aklıyla vermek sağlıklı olan yaklaşımdır.” dedi.</p>
<p>Yapay zekanın hayatı kolaylaştıran, üretkenliği artıran bir araç olarak kullanıldığında değerli olduğunun altını çizen Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bizi yöneten, kararlarımızı şekillendiren bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar. Gerekirse yapay zeka detoksu yapmak, dijital sınırlar koymak ve gerçek insan ilişkilerine alan açmak, ruh sağlığımız açısından koruyucu olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 14:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ailede]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gökkaya]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[maltepeli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti sunmak için hizmete açtığı Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi’nin (SEDEM), Maltepeli kadınlara yönelik eğitimleri tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497">Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti sunmak için hizmete açtığı Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi’nin (SEDEM), Maltepeli kadınlara yönelik eğitimleri tamamlandı. Ücretsiz düzenlenen eğitimler Maltepe Belediyesi’ne bağlı Esenkent, Gülsuyu, Cevizli, Küçükyalı, Fındıklı ve Başıbüyük Kadın Danışma Merkezi’nde verildi.</p>
<p>3 Kasım’da başlayan eğitimler bugün Başıbüyük Kadın Danışma Merkezi’ndeki eğitimle tamamlandı. Eğitimde SEDEM’de görevli Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile Danışmanı Güliz Gökkaya, Maltepeli kadınlar ile bir araya geldi. Gökkaya,  ailenin sadece aynı evde yaşayan bireylerin oluşturduğu bir topluluk değil sevgi, sabır, anlayış ve paylaşımın olduğu bir sistem olduğunu söyledi. Kriz ve kriz yönetimiyle ilgili katılımcıları bilgilendiren Gökkaya “Kriz beklenmedik bir durumdur. Kriz durumunda insanlar genellikle önce inkâr eder sonra öfkelenir ardından kabullenmeye geçer. Burada amaç krizi yok saymak değil krizle birlikte yaşamayı öğrenmektir. Kriz yönetimi duyguların kontrolüyle başlar. Bazen öfke, suçlama, sessizlik gibi tepkiler olur ama önemli olan duyguların bastırılmaması, paylaşılmasıdır. Kriz yönetimi aynı zamanda yardım istemeyi bilmektir. Bu bazen belediyeden bazen psikologdan bazen de sadece bir dostun olabilir.” şeklinde sözlerine devam etti.  Birlikte baş etme becerileri konusuyla ilgili de sunum yapan Gökkaya “Birlikte baş etme ben yerine biz diyebilme halidir. Bu süreçte açık iletişim, duyguların paylaşılması, sabır, ortak karar verme, birlikte yemek, sohbet, yürüyüş gibi günlük küçük rutinler önemlidir.” şeklinde konuştu. Gökkaya, sorunların çözümünde sosyal destek ve yardım kanalları hakkında katılımcıları bilgilendirerek soruları da yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-ailede-psikolojik-dayaniklilik-egitimleri-verildi-597497">Maltepeli kadınlara &#8220;Ailede Psikolojik Dayanıklılık&#8221; eğitimleri verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik dayanıklılık engelleri aşmayı kolaylaştırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-dayaniklilik-engelleri-asmayi-kolaylastiriyor-596070</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 14:38:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşmayı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyin]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklı]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[engelleri]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[özellikli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını etkileyen faktörleri değerlendirdi.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-dayaniklilik-engelleri-asmayi-kolaylastiriyor-596070">Psikolojik dayanıklılık engelleri aşmayı kolaylaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop,<strong> </strong>3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını etkileyen faktörleri değerlendirdi.  </p>
<p><strong>Engellilik bireyin mizacına göre olumlu veya olumsuz etkiler gösterebiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, engelliliğin doğuştan, kaza sonucu veya uzun süren bir hastalığa bağlı olarak organ bozukluğu ya da yokluğu nedeniyle bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerde çeşitli derecelerde kayıp olarak tanımlandığını ifade ederek, “Bazı bireyler engelli olarak doğarken, bazıları için engellilik yaşamın herhangi bir döneminde aniden ortaya çıkabilir veya zaman içinde yavaş yavaş gelişebilir. Bu iki durumun psikolojik etkileri farklılık gösterebilir. Bireyin mizacı, kişilik özellikleri ve sahip olduğu psikolojik, sosyal, çevresel ve finansal kaynaklar, özellikli bireylerin iyi oluşu üzerinde olumlu veya olumsuz etkiler gösterebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığı şartlara da bağlı</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılık, bireyin stresli ve zorlayıcı yaşam deneyimleri karşısında uyum sağlayabilme, esneklik gösterebilme ve güçlenerek ilerleyebilme yeteneği olduğuna dikkat çeken Aytop, “Engellilik deneyimi psikolojik dayanıklılığı hem olumlu hem olumsuz yönde etkileyebilir. Engellilik deneyimi, bireyleri yaşamın zorluklarına karşı daha sabırlı, esnek, uyumlu ve anlayışlı olmaya teşvik edebilir. Bu süreç, problem çözme becerilerini geliştirmelerine ve mevcut şartları daha yaratıcı ve işlevsel kullanmayı öğrenmelerine katkı sağlayabilir. Öte yandan, eşlik eden ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklar, engele bağlı gelişen fiziksel sınırlılıklar, toplumsal önyargılara ve etiketlemelere maruz kalmak, dışlanmak, sosyal izolasyon, çeşitli imkanlara erişilebilirlik sorunları (eğitim, sağlık, istihdam gibi), ekonomik zorluklar bireyin öz-şefkatini, öz-saygısını, öz-değerini, öz yeterliğini, öz- farkındalığını, kendisi ve çevresi üzerindeki kontrol hissini, umudunu, yaşam doyumunu, motivasyonunu, kişiler arası ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını zedeleyebilir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını artıran faktörler neler?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını artıran faktörlere işaret ederek, “Bireyin öz-şefkati, öz-saygısı, öz-değeri, öz-yeterliği, öz-farkındalığı, kendini kabulü, anlam ve amaç arayışı, erdemleri ve karakter güçleri ile etkili iletişim ve empati becerileri, dayanıklılığı güçlendiren önemli psikolojik kaynaklar arasında yer alıyor. Ayrıca aile içi sağlıklı iletişim, karşılıklı anlayış, adil görev dağılımı ve değişen koşullara uyum, bireyin kendini değerli hissetmesini ve zorluklarla başa çıkmasını destekliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sosyal ve toplumsal desteklerin de kritik olduğunu belirten Aytop, “Sosyal çevreden algılanan destek, yalnızlık ve izolasyon hissini azaltarak kaygı ve depresyona karşı koruyucu rol oynuyor. Yapılandırılmış psikoterapi, bireylerin esneklik, farkındalık ve problem çözme becerilerini artırırken, erişilebilir fiziksel ortam, eğitim ve istihdam olanakları, zorbalık ve ayrımcılığın azaltılması; özellikli bireylerin hem günlük yaşamda hem de psikolojik olarak daha dayanıklı olmalarını sağlıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toplumdaki önyargılar özellikli bireyin kendini değerli hissetmesini zorlaştırıyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını zayıflatan risklere de dikkat çekerek, “Engelin getirdiği zorunlu sınırlamalara ek olarak, toplumdaki önyargılar, etiketleyici tutumlar ve ayrımcılık bireyin kendini değerli hissetmesini zorlaştırıyor; eğitim, istihdam ve sosyal yaşamda yaşanan eşitsizlikler aidiyet duygusunu azaltıyor. Sürekli mücadele gerektiren mimari ve sistemsel engeller, kronik stres, tükenmişlik ve yorgunluğa yol açarken, aşırı korumacı veya baskıcı aile ve çevre tutumları bireyin bağımsızlık, özgüven ve kendini gerçekleştirme çabalarını engelleyebiliyor. Özellikle sonradan özellikli olan bireyler kayıp ve yas süreciyle karşı karşıya kalıyor, umutsuzluk ve belirsizlik düşünceleri psikolojik dayanıklılığı zayıflatıyor; tüm bunlar depresyon ve kaygı bozuklukları gibi ruhsal sorunların ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Hobilerle ilgilenmek ruhsal dengeyi ve içsel güveni artırıyor</strong></p>
<p>Özellikli bireylerin günlük yaşamda psikolojik dayanıklılıklarını artırmak için duygusal farkındalık geliştirmelerinin, zor duyguları tanıyıp kabul etmelerinin ve bunları yargısızca deneyimlemelerinin önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bireylerin güçlü yönlerine odaklanması, sanatsal ve sportif faaliyetler, problem çözme, teknoloji kullanımı gibi alanlarda kendini ifade etmesi özsaygı, öz-yeterlik ve motivasyonu artırıyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel hareket ve planlı bir gün gibi günlük rutinler ile sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi dayanıklılığı besliyor. Kendine zaman ayırmak, hobilerle ilgilenmek, öz-şefkat göstermek ve küçük, gerçekçi hedefler belirlemek ruhsal dengeyi ve içsel güveni artırıyor. Ayrıca rehabilitasyon programları, destek grupları ve gerektiğinde profesyonel psikolojik destek, bireyin kaynaklarını etkin şekilde kullanmasını, zorluklarla başa çıkmasını ve anlamlı, amaçlı bir yaşam sürmesini sağlıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Engellilere destekte toplumun rolü de büyük</strong></p>
<p>Özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığının yalnızca bireysel çabalarla sınırlı olmadığını, toplumun tutum, norm, değer ve fiziki yapılarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Aytop, “Toplumun özellikli bireyleri kabul eden, kapsayıcı ve çeşitliliği değerli gören bir atmosfer oluşturması, bireyin kendisini ait ve değerli hissetmesini sağlar. Fiziksel çevrede erişilebilirlik düzenlemeleri, eğitimde fırsat eşitliği ve kapsayıcı politikalar; bireyin bağımsızlık, özgüven ve sosyal aidiyet duygusunu güçlendirerek psikolojik dayanıklılığa katkı sunar. Ayrıca toplumun özellikli bireylere yönelik bilinçlenmesi ve farkındalık çalışmaları, yanlış inanç ve önyargıları azaltarak sosyal izolasyon ve psikolojik sıkıntı riskini düşürür.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Toplumun rolünün yalnızca farkındalıkla sınırlı kalmadığını; istihdam politikaları, sosyal destek sistemleri, gönüllü çalışmalar ve sosyal hizmet mekanizmaları da bireyin dayanıklılığını güçlendirdiğini ifade eden Aytop, “Özellikli bireylerin kamusal alanda görünür olması, karar alma süreçlerine dahil edilmesi ve haklarının uygulanabilir olması, kendilerini değerli ve güvende hissetmelerini sağlıyor. Sağlık hizmetlerine, rehabilitasyon ve psikolojik desteğe erişim imkânları ile sosyal güvenlik mekanizmaları; yaşam kalitesini artırarak, özellikli bireylerin hem zorluklarla başa çıkma kapasitesini hem de içsel güçlerini destekliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yüksek psikolojik dayanıklılık sağlığı olumlu etkiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, yüksek psikolojik dayanıklılığın özellikli bireylerin hem fiziksel hem de sosyal sağlığını olumlu etkidiğini belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dayanıklı bireyler stresle daha sağlıklı başa çıkar, duygularını düzenler, sorunlarla etkili şekilde yüzleşir ve gerektiğinde sosyal veya profesyonel destek alarak ruhsal yüklerini hafifletir; bu durum bağışıklık sistemi ve iyileşme süreçleri üzerinde koruyucu etki sağlar. Aynı zamanda dayanıklılık, bireyin kendi sağlığına yönelik sorumluluklarını yerine getirmesini kolaylaştırır; düzenli kontroller, tedaviye uyum, ilaç kullanımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları daha kolay benimsenir. Sosyal yaşamda da dayanıklılık, güvenli ilişkiler kurma, iletişimde rahatlık ve sosyal etkinliklere katılımı artırır; yalnızlık ve izolasyonu azaltarak yaşam doyumunu yükseltir. Dayanıklı bireyler zorluklarla karşılaştığında pes etmek yerine çözüm yolları üretir, eğitim, iş ve topluluk faaliyetlerinde aktif rol alır, özgüven ve öz-yeterlik duyguları sayesinde toplumsal rollere daha cesurca katılır. Bu tutum, hem sosyal başarıyı hem de yaşamdan keyif alma ve üretken olma kapasitesini artırarak özellikli bireylerin genel yaşam kalitesini güçlendirir.”</p>
<p><strong>Aileler aşırı koruyucu olmaktan kaçınmalı</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığında ailelerin ve bakıcıların rolünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Bireyin engelliliğini kabul etmek, eleştirel değil destekleyici bir tutum sergilemek ve güçlü yönlerine odaklanmak, özsaygı, yeterlilik inancı ve kendine güveni artırıyor. Aşırı koruyucu tutumlardan kaçınmak, bireyin bağımsızlık kazanmasını ve problem çözme becerilerini geliştirmesini sağlarken, etkili iletişim de duyguların ifade edilmesini kolaylaştırıyor. Bireyin günlük yaşamda sorumluluk almasına izin vermek, kişisel bakım, ev işleri veya sosyal aktivitelerde katkıda bulunmasını desteklemek; kontrol duygusunu ve dayanıklılığı güçlendiriyor.” dedi.</p>
<p>Ailelerin duygusal destek sağlamasının, empati kurmasının ve bireyin duygularını geçerli bulmasının psikolojik sağlamlık için kritik olduğunu belirten Aytop, “Özellikli bireylerin toplumsal hayata katılımını teşvik etmek, eğitim ve sağlık süreçlerine aktif katılımını desteklemek, başarılarını fark edip takdir etmek dayanıklılığı artırıyor. Ayrıca ailelerin ve bakım verenlerin kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarına özen göstermesi, sosyal ve profesyonel desteklerden faydalanmaları; özellikli bireye sağlıklı ve sürdürülebilir bir destek sunabilmelerini sağlıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-dayaniklilik-engelleri-asmayi-kolaylastiriyor-596070">Psikolojik dayanıklılık engelleri aşmayı kolaylaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailedeki]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yangını]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 13 Kasım Dünya İyilik Günü dolayısıyla, modern çağın getirdiği derin medeniyet krizi karşısında aile kurumunun durumunu ve "iyilik" kavramının psikolojik temellerini masaya yatırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 13 Kasım Dünya İyilik Günü dolayısıyla, modern çağın getirdiği derin medeniyet krizi karşısında aile kurumunun durumunu ve &#8220;iyilik&#8221; kavramının psikolojik temellerini masaya yatırdı.</p>
<p><strong>Derin medeniyet krizi ve aile</strong></p>
<p>Günümüz Batı dünyasında ailenin dağılma eşiğine gelmesini, çocuk ruh sağlığı sorunlarındaki artışı ve evlilik karşıtı akımların yükselişini, derin bir medeniyet krizinin somut göstergeleri olarak değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşam felsefesindeki köklü değişimlerin aileyle ilgili kadim değerleri hızla yıprattığını ve bu buhranın küresel psikolojik savaşlarla daha da şiddetlendiğini söyledi.</p>
<p>Hızlı yaşantının ve modernizmin beraberinde getirdiği anlam kaymaları, yaşam felsefesindeki köklü değişimlerin aileyle ilgili kadim değerleri süratle yıprattığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Ailenin çevresindeki toplumsal &#8216;surlar ve kaleler&#8217; yıkıldığında, aile üyeleri kendi yuvalarını dış etkilerden korumak zorunda kalmışlardır. Kültürel psikolojik savaşın bir sonucu olarak, her aile kendi içinde bu mücadelenin kurbanı olmaya başlamış; popüler kültür ve popüler rol modeller, bireylerin en mahrem alanlarına kadar sızmıştır. Bu sızma neticesinde uyuşturucu kullanımı, şiddet olayları, boşanmalar ve intiharlar gibi sorunlar salgın biçiminde yaygınlaşmıştır.” dedi.</p>
<p><strong>İyilik kavramı yeniden tanımlanmalı!</strong></p>
<p>Materyalizm, bencillik ve konforculuk gibi Batı değerlerinin toplumsal ahlakı yozlaştırdığını, empati yoksunluğu ve narsisistik değer yargılarını yaygınlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu vahim tablo karşısında, &#8220;iyilik&#8221; kavramını yeniden tanımlamanın ve bilimsel temellerle güçlendirmenin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>İyiliğin biyolojik kanıtı</strong></p>
<p>Psikiyatri bilimini kültürel değerlerle harmanlayan Prof. Dr. Tarhan, iyiliğin sadece manevi bir erdem değil, aynı zamanda insan doğasında var olan biyolojik bir potansiyel olduğunu kaydetti.</p>
<p>İyilik yapmanın, sadece yardım alana değil, yardım edenin psikolojisine de olumlu etki ettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İyilik, insan doğasında var olan bir potansiyeldir ve biyolojik bir temele sahiptir. Psikolojide ‘geri dönüş ilkesi’ olarak bilinen kavrama göre, insan ne yaparsa aynısı kendisine döner; iyilik yapan iyilik bulur, karşısındaki insanı dinleyen anlayış görür. İyilik yapmak, bilindiği gibi sadece maddi yardımda bulunmak değildir; insanlara güler yüz göstermek, bir çiçek vermek, tebessüm etmek, hoş bir söz söylemek gibi davranışların hepsi birer iyiliktir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Kötülük’ Entropi Yasasına göre ‘İyilik’ in olmaması…</strong></p>
<p>Beynin çalışma mekanizmalarının, ahlak ve duyguların fiziksel kanıtlarının bulunduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle ön beyin (frontal korteks) gelişimi dikkat, planlama, empati kurma ve sağduyu gibi fonksiyonlarda kritik rol oynuyor. Bu bağlamda, duygusal zekânın (EQ) evlilik ve hayat başarısındaki rolü, mantıksal zekâdan (IQ) daha önemli hale geliyor. Mantıksal zekânın (IQ) akademik başarıyı güçlendirirken, duygusal zekânın (EQ) hayat başarılarını, evlilikleri ve arkadaş ilişkilerini daha iyi hale getirdiği görülüyor. Duygusal zekâsı olan kişiler, kendi duygularıyla birlikte diğer insanların duygularını da okuyabilen, bağımsız davranan, uzlaşmayı başaran iyimser kişilerdir. Kötülük ise Entropi Yasasına göre iyiliğin olmamasıdır. Kişinin kendini tanıması, içindeki olumlu ve olumsuz eğilimleri bilmesi, iyiliğe yönelmek ve kötülükten korunmak için kritik öneme sahiptir.”</p>
<p><strong>İyiliğin ve kötülüğün tohumları 0-6 yaşta atılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, biyolojik ve psikolojik ihtiyaçların karşılandığı, sevgi, saygı ve güvenin inşa edildiği bir ailenin &#8220;son sığınak&#8221; olduğunu dile getirerek, “Özellikle çocukluk, 0-6 yaş dönemi, iyiliğin ve kötülüğün, güzelin ve çirkinin tohumlarının atıldığı kritik bir zamandır. Bu dönemde çocuk, çevresi tarafından ödüllendirilenleri doğru, cezalandırılanları yanlış kabul eder. Anne babanın çocuklarına karşı kötü ve iyi konusunda kararlı, devamlı ve tutarlı olması, tıpkı kar yağışının yavaş ve devamlı olduğunda tutması gibi, çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde etkilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklara iyilik yapma alışkanlığı kazandırılmalı</strong></p>
<p>Ailede iyiliğin temel direklerini; sevgi, saygı, sadakat ve sabrın yanı sıra, empatik ve adil iletişimin oluşturduğunu da anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Empati, bir başkasının acısını anlamak ve ona şefkatle yaklaşmaktır. Empatinin olmadığı bir aile ortamında sorunlar kolaylaşmaz. Empati ve şefkat, başkasının acısını anlama ve ona yardım etme fedakârlığını gerektirirken, adalet ve dengeli yaklaşım hem aile içi ilişkilerde hem de çocuk eğitiminde esastır. Sorumluluk alma, öz-eleştiri yapma, gerçekçi beklentilere sahip olma, kanaatkârlık ve evliliği bir ‘takım oyunu’ olarak görme anlayışı, ailedeki iyilik halini güçlendirir. İyilik, sadece ahlaki bir seçim değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal psikolojik sağlığın temelini oluşturan, beyin temelli bir süreçtir. Çocuklara iyilik yapma alışkanlığı kazandırmak, vicdan gelişimi, tutarlı disiplin ve gerçek özgürlük kavramlarını öğretmek, onların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için hayati değerdedir. Modernizm yağmur ekti fırtına biçiyor, ailedeki yangını iyilik söndürecek.”</p>
<p><strong>Ailede iyilik aktif bir süreç olmalı</strong></p>
<p>Çağımızın getirdiği materyalizm, tüketim odaklılık ve teknoloji bağımlılığının, ailede iyilik halini tehdit ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, mutluluğu dışsal unsurlara bağlamanın bir yanılsama olduğunu, asıl mutluluğun insanın iç dünyasıyla ilgili olduğunu ve bu tuzaklardan kurtulmanın yolunun kanaat ve sonuç bilinci olduğunu kaydetti.</p>
<p>Ailenin, modern dünyanın meydan okumaları karşısında yeniden tanımlanması ve güçlendirilmesi gereken son sığınak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailede iyilik, pasif değil, sürekli yatırım, öğrenme, bilinçli çaba ve dinamik bir denge gerektiren aktif bir süreçtir. Bu iyilik hali, bireylerin mutluluğunu sağlamanın yanı sıra, sağlıklı, huzurlu ve umutlu bir geleceğin temelini oluşturmaktadır ve ‘ailede iyilik’ yaklaşımı, çağımızın yaralarını sarmada önemli bir yol haritası sunmaktadır.” Şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler dış dünyadan eve sığınıyor! &#8216;Ev gençleri&#8217; artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-dis-dunyadan-eve-siginiyor-ev-gencleri-artiyor-587900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 15:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[genci]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sığınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, gençlerin sosyal hayattan çekilerek evde kalmayı tercih etmesine yol açan psikolojik ve toplumsal nedenleri, bu durumun sonuçlarını ve çözüm yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-dis-dunyadan-eve-siginiyor-ev-gencleri-artiyor-587900">Gençler dış dünyadan eve sığınıyor! &#8216;Ev gençleri&#8217; artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, gençlerin sosyal hayattan çekilerek evde kalmayı tercih etmesine yol açan psikolojik ve toplumsal nedenleri, bu durumun sonuçlarını ve çözüm yollarını anlattı.</p>
<p><strong>‘Dışarıda olmak’ fikri kaygı, başarısızlık korkusu ve değersizlik duygularını tetikliyor!</strong></p>
<p>‘Ev genci’nin temelde sosyal, akademik ya da mesleki hayattan büyük ölçüde çekilmiş, günlerinin çoğunu evde geçiren gençleri tanımlamak için kullanılan bir kavram olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Psikolojik açıdan bu durum, sosyal izolasyon, motivasyon kaybı ve öz yeterlik inancında azalma ile karakterizedir.” dedi.</p>
<p>Japonya’da ‘hikikomori’ olarak adlandırılan bu tablonun, artık Türkiye’de de gözle görülür biçimde arttığına dikkat çeken Aydın, “Bu gençler genellikle, ‘dışarıda olmak’ fikrinin kaygı, başarısızlık korkusu ya da değersizlik duygularını tetiklediğini söylüyor. Bu nedenle ev, bir ‘güvenli alan’ haline geliyor. Fakat uzun vadede bu güvenli alan, farkına varılmadan bir psikolojik kapana dönüşebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Genç dış dünyayı ‘imkânların değil, yetersizliklerinin aynası’ gibi görüyor!</strong></p>
<p>‘Ev genci’ tanımının, sadece işsiz veya öğrenci olmayan gençleri değil, aynı zamanda dijital dünyaya fazlaca yönelmiş, sosyal etkileşimleri sanal ortama taşımış gençleri de kapsadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Son yıllarda bu durumun artışında üç önemli faktör öne çıkıyor. Pandemi dönemi evde kalmayı normalleştirdi. Sosyal etkileşim kaslarımız zayıfladı. Ekonomik belirsizlik, gençlerde ‘ne yapsam da işe yaramıyor’ duygusunu güçlendirdi. Toplumsal başarı baskısı, özellikle sınavlar, iş bulma kaygısı ve mükemmeliyetçilik, bazı gençleri geri çekilmeye itti.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Artık birçok genç için dış dünyanın, ‘imkânların değil, yetersizliklerinin aynası’ gibi hissedildiğini dile getiren Aydın, bu nedenle içe kapanmanın, bir tür duygusal savunma mekanizması haline geldiğini kaydetti. </p>
<p><strong>Farklı faktörler gençlerin evde kalmasına neden olabiliyor! </strong></p>
<p>Bir gencin uzun süre evde kalmayı tercih etmesine yol açan başlıca durumlara değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Psikolojik olarak; kaygı bozuklukları, depresyon, özgüven eksikliği ve başarısızlık korkusu ön plana çıkıyor. Özellikle sosyal anksiyetesi olan gençler, topluluk içinde olmayı tehdit olarak algılar. Bazı gençler için ise ‘denemektense hiç başlamamak’ daha güvenli gelir. Ayrıca aşırı koruyucu veya eleştirel ebeveyn tutumları, bireyin ayrışma sürecini zorlaştırır. İşsizlik, geçim kaygısı, eğitim fırsatlarındaki eşitsizlik gibi faktörler, genci çaresizlik hissine sürükler. Sosyal medya ve oyunlar, kısa süreli haz sağlayarak gerçek yaşamla bağ kurmayı erteler. Bir genç oyun dünyasında başarılı olabiliyorken, okulda veya işte kendini yetersiz hissediyorsa, zihni doğal olarak daha az tehditkâr alana yani sanal ortama yönelir.”</p>
<p><strong>Uzun süreli evde kalma, beynin sosyal etkileşimle ilgili ağlarını da pasifleştiriyor! </strong></p>
<p>Bu durumun ilerleyen yaşlarda kalıcı bir sosyal çekilme ya da mesleki uyumsuzluk riskini artırabileceğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar uzun süreli sosyal izolasyonun özgüven, planlama becerisi ve duygusal dayanıklılık üzerinde kalıcı izler bırakabileceğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Japonya’daki ‘hikikomori’ üzerine yapılan bir araştırmaya değinen Aydın, “Bu gençlerin önemli bir kısmının 30’lu yaşlarında bile sosyal hayata yeniden entegre olmakta zorlandığı bulunmuştur. Türkiye’de de benzer risk mevcut. Uzun süreli evde kalma, sadece sosyal çevreyi değil, beynin sosyal etkileşimle ilgili ağlarını da pasifleştiriyor. Bu da ileride iş hayatına uyum sağlama, ekip çalışması yürütme veya ilişkiler kurma becerilerini zorlaştırıyor. Kısacası, bu durum bir ‘tembellik’ değil, zamanında ele alınmazsa sosyal ve mesleki uyum sorununa dönüşebilen bir psikolojik donma halidir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>‘Ev genci’ olmak bir son değil, yardım eli uzatıldığında çözülebilir!</strong></p>
<p>Bu süreçte ailelerin bazı hatalar yapabildiğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Aileler, ‘Bu kadar da tembellik olmaz’, ‘bir işe gir de kendine gelirsin’ gibi baskılarda bulunabiliyor. Bu tür yaklaşımlar, gencin çekilme nedenini ortadan kaldırmaz; aksine utanç duygusunu büyütür.” dedi. </p>
<p>Doğru yaklaşımın, gencin neden geri çekildiğini anlamaya çalışmak, onu zorlamak yerine küçük sosyal adımlar atması için teşvik etmek olduğunun altını çizen Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Psikolojik destek açısından ise bir uzman desteği alınabilir. Unutmamak gerekir ki ‘ev genci’ olmak bir son değil, yardım eli uzatıldığında çözülebilen geçici bir duraktır. Gencin yeniden sosyal hayata katılması, baskıyla değil; güven, anlayış ve küçük başarı deneyimleriyle mümkün olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-dis-dunyadan-eve-siginiyor-ev-gencleri-artiyor-587900">Gençler dış dünyadan eve sığınıyor! &#8216;Ev gençleri&#8217; artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 14:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[kapanma]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, özellikle deprem gibi travmalar sonrası evine kapanan gençlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bu durumun nedenleri, belirtileri ve ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837">Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, özellikle deprem gibi travmalar sonrası evine kapanan gençlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bu durumun nedenleri, belirtileri ve ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Evden çıkmamak, hayatta kalma stratejisi olarak devreye giren bir savunma düzeneği…</strong></p>
<p>Türkiye’de son yıllarda peş peşe yaşanan irili ufaklı depremlerin binlerce insanın hayatını olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Fiziki, sosyal ve maddi yıkımların yanı sıra sarsılan psikolojik dengeler de uzun yıllar toplum üzerinde etkisini sürdürmeye devam ediyor.” dedi.</p>
<p>Son günlerde medyada yer yer deprem sonrası evden çıkamayan, sosyal hayata dönemeyen, kendini odasına kapatan gençlerin hikayelerine rastlandığını hatırlatan Prof. Dr. Nurmedov, “Bu durum basit bir isteksizlik ve ilgi azalmasından ziyade buzdağının görünen kısmı misali, ciddi bir ruhsal sorunun yalnızca görünen yüzü olabilir. Deprem gibi ağır bir travmadan sonra bazı insanlar dış dünyayı tehlikeli olarak algılar. Ev, onlar için tek güvenli alan haline gelir. Bu sebeple evden çıkmamak bir tercih değil, beynin hayatta kalma stratejisi olarak devreye giren bir savunma düzeneğidir. Bu duruma psikolojide kaçınma davranışı (avoidance) denir ve çoğu zaman Akut Stres Reaksiyonu ve/veya Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilişkilidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Uzun süre evden çıkmamak ruhsal bir bozukluğun gelişmesi için önemli bir risk faktörü!</strong></p>
<p>Uzun süre evden çıkmamanın her zaman için ruhsal bir bozukluğun belirtisi olmayabileceğini fakat bu durumun, ruhsal bir bozukluğun gelişmesi için önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Uzun süre dışarı çıkmamak, okula ya da işe gitmemek, insanlarla görüşmeyi bırakmak; depresyon, kaygı bozukluğu, agorafobi veya sosyal fobi gibi ruhsal sorunların habercisi olabilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nurmedov, bunlara ek olarak ‘hayat anlamsız’ ya da ‘artık hiçbir şey yapmak istemiyorum’ gibi umutsuzluk da eşlik ediyorsa artık bu durumun ciddiye alınması gerektiğini aktardı.</p>
<p><strong>Aileler ya da kişinin yakın çevresi ne çok zorlayıcı ne de çok izin verici olmalı! </strong></p>
<p>Normal şartlarda bile dijital dünyaya olan eğilimin artmasına ek olarak travma sonrası bazı gençlerin gerçek hayattan iyice çekilip dijital dünyaya sığındıklarını kaydeden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Saatlerce telefonla oynamak, oyunlara bağımlı hale gelmek aslında duygusal acıdan kaçma yöntemidir. Zamanla bu durum gerçeklikten kopma, sosyal becerilerin körelmesi, yalnızlaşmanın artması gibi ciddi sonuçlar doğurur ve Hikikomori benzeri sosyal izolasyon sürecine evrilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür durumla karşılaşan ailelerin ya da kişinin yakın çevresinin ne çok zorlayıcı ne de çok izin verici olması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Nurmedov, şunları söyledi:</p>
<p>“Zorlamak direnci arttırır ve kişi daha çok içine kapanır. Öte yandan ‘bırakalım kendisi toparlasın’ yaklaşımı da sürecin uzamasına ve sorunun büyümesine vesile olur. Bu bağlamda aileler ya da kişinin yakın çevresi yargılamadan dinleyebilmeli, his ve duygularını önemsemeli, birlikte günlük küçük hedeflerle hayata dönüş planları yapmalı, uzman desteği için teşvik etmeliler. Öte yandan azarlamak, suçlamak, kıyaslamak ya da zorla dışarıya çıkarmaya çalışmak asla yapılmaması gereken davranışlardır.” </p>
<p><strong>Kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanmışsa durum ciddidir!</strong></p>
<p>Uzun süre evde kalmanın ve sosyal hayattan uzaklaşmanın yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda fiziksel sağlık üzerinde de olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu süreçte uyku düzeni bozulabilir, kişi geç kalkmaya ya da uykuya dalamamaya başlayabilir. Yeme alışkanlıkları değişir, iştahsızlık ya da tam tersi aşırı yeme davranışı sonucu kilo artışı ya da kaybı görülebilir. Zaman içinde kaygı ve depresyon belirtileri derinleşir, kişi özgüveninin kaybedebilir ve umutsuzluk gelişebilir. Tüm bunların sonucunda kişi sosyal hayattan tamamen koparak daha derin bir izolasyon sürecine sürüklenebilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür vakalarda gecikmeden müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nurmedov, “Aksi halde süreç kronikleşerek tedavi sürecini güçleştirir. Bu süreçte bazı belirtiler ciddi bir riskin habercisi olabilir ve acil uzman desteği gerektirir. Eğer kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanmış, günlük yaşam işlevlerini yerine getiremeyecek hale gelip okuldan ya da işten uzaklaşmışsa, sosyal ilişkilerini tamamen kesmişse ya da gerçeklikten kopuşu çağrıştıran ifadeler kullanmaya başlamışsa durum ciddidir. Hele sosyal medya hesaplarını kapatmaya başlamışsa bir genç, durum çok daha ciddidir. Böyle durumlarda günler değil, saatler içerisinde önlem almak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Evine kapanan biri travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyor olabilir! </strong></p>
<p>Benzer bir durum yaşayan kişilere doğru yaklaşım ve destekle içinde bulundukları sürecin tamamen aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Nurmedov, “İlk adım genellikle ruhsal durum muayenesidir. Kişinin ruhsal durumu, travmanın etkileri ve işlevsellik düzeyi açısından ayrıntılı olarak değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p>Gerek görüldüğünde ilaç tedavisi ile yoğun kaygı, uyku bozukluğu veya depresif belirtilerin de kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Travma odaklı psikoterapiler travmaya bağlı duygusal yükün işlenmesinde etkili yöntemlerdir. Kişinin günlük hayata yeniden katılımını desteklemek için kademeli sosyal aktivasyon planı uygulanabilir. Bu süreçte aile desteğinin doğru şekilde organize edilmesi önemlidir. Bu amaçla aileye psikoeğitim verilerek hem kişinin zorlandığı noktalar hem de ona nasıl destek olunacağı öğretilir. </p>
<p>Sonuç olarak evine kapanan bir insan sadece tembel, sorumsuz ya da isteksiz olmayabilir. O kişi aslında travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyordur. Görmezden gelmek değil, anlamak ve destek olmak gerekir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837">Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede Psikolojik Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kumar-bagimliligiyla-mucadelede-psikolojik-destek-575930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 19:27:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığıyla]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi Danışma Takip ve Rehabilite Hizmetleri Birimi, giderek artan kumar bağımlılığına karşı sunduğu ücretsiz psikoterapi hizmetiyle vatandaşların yanında. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kumar-bagimliligiyla-mucadelede-psikolojik-destek-575930">Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi Danışma Takip ve Rehabilite Hizmetleri Birimi, giderek artan kumar bağımlılığına karşı sunduğu ücretsiz psikoterapi hizmetiyle vatandaşların yanında. </p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi, son yıllarda artış gösteren kumar bağımlılığına karşı toplumsal farkındalık oluşturmak ve destek sunmak amacıyla ilçede yaşayan vatandaşlara ücretsiz psikoterapi desteği sunuyor. Belediyeye bağlı Danışma Takip ve Rehabilite Hizmetleri Birimi tarafından yürütülen bu hizmet kapsamında; bireysel terapi, aile terapisi ve gerekirse hastane yönlendirmeleri de sağlanıyor. Kumar bağımlılığı şikayetiyle belediyeye başvuran kişilerin uzman psikologlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda sadece psikoterapiyle mi, yoksa hastane desteğiyle mi ilerlemesi gerektiğine karar veriliyor. Ardından kişiye özel seans programı oluşturuluyor. </p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi vatandaşların yanında</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi Danışma Takip ve Rehabilite Hizmetleri Birimi’nde görev yapan uzman klinik psikolog Tuğçe Seçkin Esmeray kumar bağımlılığının hem dünyada hem de Türkiye&#8217;de ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirterek, “Eskiden kumar sadece fiziksel mekânlarda oynanırken, artık bir cep telefonu ya da bilgisayar üzerinden kolaylıkla erişilebiliyor. Araştırmalara göre kumar oynama yaşı ise 15 ile 29 yaş aralığına kadar düşmüş durumda. Kumara ilk başta eğlence amaçlı sadece oyun gibi görülerek başlanıyor. Belli bir süre sonra bu eğlence olmaktan çıkıyor. Kişi oynamadan vaktini geçiremiyor ya da kontrolünü kaybettiğinin farkına varamıyor. Kumar bağımlılığı da alkol ve madde bağımlılığı gibi tedavi edilebilir. Çevremizde bununla ilgili süreç yaşayan biri varsa veya biz oynuyorsak bu konuda bir uzmandan destek almalı ve tedavi sürecine başlamalıyız. Danışma Takip ve Rehabilite Hizmetleri olarak alkol, madde ve teknoloji bağımlılığının dışında kumar bağımlılığıyla da ilgili psikoterapi hizmeti sunuyoruz. Kumar bağımlılığıyla mücadele etmek üzere Beylikdüzü Belediyesi olarak vatandaşlarımızın yanındayız. Eğer hizmet almak istiyorlarsa 0212 872 98 20 veya 444 09 39 numaralarından bize ulaşabilirler” ifadelerini kullandı. Kumarın sadece ekonomik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda umut, zaman ve aile ilişkilerinde de ciddi kayıplara yol açtığını ifade eden psikolog Alper Pinaz ise “Kumar bağımlılığı sanılanın aksine bir irade meselesi değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Özellikle çocukların ve gençlerin teknoloji kullanımı aileler tarafından mutlaka denetlenmeli. Çünkü günümüzde online oyunlardaki &#8216;kutu açma&#8217; gibi içerikler bile artık kumar kapsamına giriyor” dedi. <br /> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kumar-bagimliligiyla-mucadelede-psikolojik-destek-575930">Kumar Bağımlılığıyla Mücadelede Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>
<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>
<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>
<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>
<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>
<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>
<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>
<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatil sonrası sendromuyla başa çıkmak için öneriler…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatil-sonrasi-sendromuyla-basa-cikmak-icin-oneriler-568131</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 13:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatilin bitişiyle birlikte ortaya çıkan isteksizlik, keyifsizlik, stres, kaygı, huzursuzluk ve motivasyon kaybı gibi duyguların bir araya geldiği psikolojik durum, “tatil sonrası sendromu” olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-sonrasi-sendromuyla-basa-cikmak-icin-oneriler-568131">Tatil sonrası sendromuyla başa çıkmak için öneriler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatilin bitişiyle birlikte ortaya çıkan isteksizlik, keyifsizlik, stres, kaygı, huzursuzluk ve motivasyon kaybı gibi duyguların bir araya geldiği psikolojik durum, “tatil sonrası sendromu” olarak tanımlanıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, tatil sonrası yaşanan psikolojik dalgalanmaları “yeniden uyumlanma dönemi” olarak görmenin başa çıkma sürecini kolaylaştıracağını söyledi.</p>
<p>Tatil dönüşünde işe ya da akademik yaşama ani bir geçiş yapmak yerine 1–2 günlük bir boşluk bırakmanın zihinsel ve bedensel adaptasyonu kolaylaştırabileceğini söyleyen Ömerbaşoğlu, tatil süresince edinilen huzur verici alışkanlıkların küçük versiyonlarını günlük yaşama taşımanın bireyin ruh halini dengede tutmasına katkı sağlayacağını belirtti. Hafif düzeydeki uyum zorluklarının genellikle birkaç gün içinde azalırken, orta şiddette dalgalanmaların bir-iki hafta sürebileceğini kaydeden Ömerbaşoğlu, ancak belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, tatil dönüşü psikolojisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Tatil sonrası sendromuna dikkat</p>
<p>Tatil sonrası dönemde çeşitli psikolojik belirtiler gözlemlenebildiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “’Tatil sonrası sendromu’ olarak da adlandırılan ‘tatil sonrası psikolojisi’, tatilin bitişiyle birlikte ortaya çıkan isteksizlik, keyifsizlik, stres, kaygı, huzursuzluk ve motivasyon kaybı gibi duyguların bir araya geldiği psikolojik durumdur.” dedi.</p>
<p>Tatil dönüşünde çeşitli semptomlar ortaya çıkabilir</p>
<p>Tatil dönüşü gözlemlenen bu belirtilerin duygusal, bilişsel, davranışsal ve fiziksel düzeylerde kendini gösterebileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Duygusal olarak bireylerde keyifsizlik, huzursuzluk, boşluk hissi ve hüzün gibi duygudurum değişiklikleri görülebilirken; bilişsel düzeyde konsantrasyon güçlüğü, kararsızlık ve dikkat dağınıklığı gibi zihinsel süreçlerde bozulmalar yaşanabilir. Davranışsal olarak ise bireylerin iş veya okula gitme isteğinde azalma, günlük görevleri erteleme ve sosyal etkileşimlerden kaçınma gibi tepkiler ortaya çıkabilir. Fiziksel düzeyde ise halsizlik, sürekli yorgunluk, uyku problemleri ve mide-bağırsak sistemiyle ilgili rahatsızlıklar sıkça bildirilen şikâyetler arasındadır. Bu semptomlar, genellikle tatilin sona ermesiyle birlikte yeniden adapte olma sürecine bağlı olarak geçici bir nitelik taşır; ancak bireyin tolere edebileceği düzeyi aşarsa bireyin günlük işlevselliğini olumsuz yönde etkileyebilir” diye konuştu.</p>
<p>Stres düzeyi yüksek meslektekiler daha yoğun etkileniyor</p>
<p>Tatil sonrası psikolojik etkilerin her bireyde gözlemlenebilmekle birlikte, bazı gruplarda bu etkilerin daha yoğun, belirgin ve uzun süreli olduğunun görüldüğünü kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Özellikle stres düzeyi yüksek meslek gruplarında (örneğin öğretmenler, sağlık çalışanları, beyaz yakalılar, çağrı merkezi personelleri ve yöneticilerde) tatilde yaşanan geçici rahatlık, iş yaşamına dönüşle birlikte daha keskin bir stres algısına yol açabilmektedir. Benzer şekilde, sınav yılı gibi akademik baskının yüksek olduğu dönemlerde bulunan öğrenciler (özellikle de ergenlik dönemindekiler), okul temposuna uyum sağlamakta zorlanarak artan kaygı düzeyiyle başa çıkmakta güçlük yaşayabilirler” dedi.</p>
<p>Mevcut koşullarla yüzleşmek zorlayıcı olabilir</p>
<p>Kaygıya yatkın (nevrotik yapıdaki) bireylerin ise belirsizlik ve sorumluluklara karşı daha hassas olduklarından, tatilin bitişiyle birlikte “yüklerin yeniden başlaması” hissiyle yoğun duygusal tepkiler verebileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Tatili bir ‘kaçış’ biçiminde değerlendiren bireylerde de benzer bir kırılganlık gözlemlenebilir. Özellikle iş, ev ya da şehir yaşamından memnun olmayan bireyler için tatil dönüşünde mevcut yaşam koşullarıyla yüzleşmek zorlayıcı olabilir” dedi.</p>
<p>Küçük çocuklar da etkilenebiliyor</p>
<p>Küçük yaştaki çocukların da rutin değişimlerine duyarlı olduklarından tatil sonrası huzursuzluk, uyku problemleri ve oyun isteğinde azalma gibi belirtiler gösterebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Bunun yanı sıra yoğun aile sorumluluğu taşıyan bireylerde (örneğin çocuk bakımı, yaşlı bakımı veya ev işleriyle yükümlü olanlar) tatil sonrası ‘mental yük’ün yeniden devreye girmesi psikolojik zorlanmaları artırabilir. Bu bağlamda, tatil sonrası psikolojik etkilerin şiddeti; bireyin mesleki stresi, duygusal kırılganlığı, tatil süresinin niteliği ve dönüş sürecine psikolojik hazırlık durumu gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Psikolojik dayanıklılığı yüksek olan bireylerde ise bu etkilerin daha hafif düzeyde seyretmesi daha olasıdır” dedi.</p>
<p>“Yeniden uyumlanma dönemi” olarak görülmeli</p>
<p>Tatil sonrası yaşanan psikolojik dalgalanmalarla başa çıkabilmek için bireyin bu süreci bir &#8220;yeniden uyumlanma dönemi&#8221; olarak görmesinin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Öncelikle, tatil dönüşünde işe ya da akademik yaşama ani bir geçiş yapmak yerine, 1–2 günlük bir boşluk bırakmak zihinsel ve bedensel adaptasyonu kolaylaştırabilir. Bu geçiş sürecinde ev işleri, uyku düzeni ve hafif fiziksel aktivitelerle toparlanmaya odaklanmak faydalıdır.</p>
<p>-Tatil süresince edinilen huzur verici alışkanlıkların küçük versiyonlarını günlük yaşama taşımak (örneğin sabah kahvesi, kısa yürüyüşler, kitap okuma vb.) bireyin ruh halini dengede tutmasına katkı sağlar.</p>
<p>-Tatilin sadece geçici bir kaçış değil, zihinsel tazelenme süreci olduğunu hatırlamak önemlidir.</p>
<p>-Dönüş sonrası büyük beklentilerle kendini zorlamak yerine örneğin sadece e-postaları gözden geçirmek ya da yalnızca öncelikli işlere odaklanmak gibi küçük, ulaşılabilir hedefler koymak bireyin öz yeterlik algısını güçlendirir. Ayrıca yeni bir hafta sonu kaçamağı ya da kültürel etkinlik planlamak dopamin düzeylerini artırarak moral yükselmesine katkı sağlar.</p>
<p>-Bu dönemde düzenli uyku ve dengeli beslenme zihinsel berraklık ve duygusal denge açısından kritik öneme sahiptir.</p>
<p>-Tatili mükemmel ve geri dönülmesi imkânsız bir süreç gibi görmektense, &#8220;yaşanmış güzel bir deneyimi şimdi hayatıma nasıl entegre edebilirim?&#8221; düşüncesiyle yaklaşmak geçişi yumuşatır. Aynı şekilde, yaşanan isteksizlik ya da motivasyon düşüklüğü karşısında kendini suçlamak yerine bu duygulara izin vermek, farkındalığı ve duygusal dayanıklılığı artırır.</p>
<p>-Eğer her tatil sonrası benzer bir çöküş yaşanıyorsa, bu durum bireyin genel yaşam yapısında yeniden değerlendirme yapması gerektiğine işaret edebilir; böyle durumlarda bir uzmandan destek almak yerinde olacaktır. Nefes egzersizleri, mindfulness uygulamaları, günlük tutmak ve düzenli egzersiz gibi tamamlayıcı stratejiler de bu süreci destekleyici araçlar arasında yer alır. Sonuç olarak tatil sonrası yaşanan psikolojik dalgalanmalar geçicidir ve bireyin küçük ama bilinçli adımlarla bu süreci yönetmesi çoğu zaman yeterli olmaktadır.</p>
<p>1-2 haftaya kadar uzayabilir</p>
<p>Tatil sonrası psikolojisinin genellikle kısa süreli ve geçici bir ruhsal dalgalanma olarak değerlendirildiğini ancak bu sürecin süresinin, bireysel özelliklere ve çevresel koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebildiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Çoğu birey için bu adaptasyon süreci 1 ila 3 gün içerisinde hafifleyerek sona ererken, bazı durumlarda etkiler 1-2 haftaya kadar uzayabilir. Tatilden dönüşte yaşanan stres seviyesi, bireyin psikolojik dayanıklılığı, tatilin süresi ve niteliği, sosyal destek düzeyi ve mevcut yaşam stresörleri bu sürecin uzunluğunu belirleyen başlıca faktörler arasındadır. Örneğin, iş veya okul yükü fazlaysa, kişi kişisel yaşamında başka stres kaynaklarıyla da mücadele ediyorsa veya tatil çok keyifli ve dinlendirici geçmişse, dönüşte yaşanan psikolojik dalgalanmanın daha uzun ve yoğun olması olasıdır. Buna karşın, psikolojik esnekliği yüksek ve sosyal desteği güçlü bireyler bu süreci daha kısa sürede ve daha hafif etkilerle atlatabilir” dedi.</p>
<p>Hafif düzeydeki uyum zorluklarının genellikle birkaç gün içinde azalırken, orta şiddette dalgalanmaların bir-iki hafta sürebileceğini kaydeden Ömerbaşoğlu, ancak belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-sonrasi-sendromuyla-basa-cikmak-icin-oneriler-568131">Tatil sonrası sendromuyla başa çıkmak için öneriler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narlıdere Belediyesi, psikolojik danışmanlık hizmetiyle vatandaşların yanında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesi-psikolojik-danismanlik-hizmetiyle-vatandaslarin-yaninda-562906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 14:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetiyle]]></category>
		<category><![CDATA[narlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşların]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediyesi’nin vatandaşlara ücretsiz olarak sunduğu psikolojik danışmanlık hizmetlerinden bugüne kadar 500’ün üzerinde vatandaş yararlandı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesi-psikolojik-danismanlik-hizmetiyle-vatandaslarin-yaninda-562906">Narlıdere Belediyesi, psikolojik danışmanlık hizmetiyle vatandaşların yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediyesi’nin vatandaşlara ücretsiz olarak sunduğu psikolojik danışmanlık hizmetlerinden bugüne kadar 500’ün üzerinde vatandaş yararlandı</i></b></p>
<p>Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun’un göreve gelmesiyle sosyal belediyecilik uygulamalarına her geçen gün yenilerini ekleyen Narlıdere Belediyesi, Psikolojik Danışmanlık hizmetiyle vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde ücretsiz olarak hizmet veren danışmanlık hizmeti ile vatandaşların hem bireysel hem de aile içindeki huzurunu korumak için destek sağlanıyor.</p>
<p>Alanında uzman isimlerin görev yaptığı birimde; psikolojik iyi oluş, duygu düzenleme, kaygı, stres, duygu-durum bozuklukları, ergen danışmanlığı, akran zorbalığı, siber zorbalık, evlilik öncesi ve sonrası uyum süreci gibi konularda vatandaşlara rehberlik ediliyor.</p>
<p><b>RANDEVU SİSTEMİYLE ÇALIŞIYOR</b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi’nin ilçe sakinlerinin yaşam kalitesini artırmak için hizmete aldığı danışmanlık hizmetlerinden şimdiye kadar 500’ün üstünde vatandaş yararlandı. Belediyenin ücretsiz olarak sunduğu danışmanlık hizmetinden faydalanmak isteyen vatandaşlar, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Pakize Ateş Danışma Merkezi’ne gelerek ya da 0 232 239 73 00 numaralı telefondan detaylı bilgi ve randevu alabiliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesi-psikolojik-danismanlik-hizmetiyle-vatandaslarin-yaninda-562906">Narlıdere Belediyesi, psikolojik danışmanlık hizmetiyle vatandaşların yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;nin Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul Genelinde Yaygınlaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbnin-psikolojik-danismanlik-merkezleri-istanbul-genelinde-yayginlasiyor-559105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[genelinde]]></category>
		<category><![CDATA[ibbnin]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559105</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi bireylerin ruh sağlığını desteklemek, yaşam kalitelerini artırmak ve sosyal uyumlarını güçlendirmek amacıyla açtığı Psikolojik Danışmanlık Merkezleri (PDM) ile İstanbul’un dört bir yanında ücretsiz hizmet vermeye devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbnin-psikolojik-danismanlik-merkezleri-istanbul-genelinde-yayginlasiyor-559105">İBB&#8217;nin Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul Genelinde Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi bireylerin ruh sağlığını desteklemek, yaşam kalitelerini artırmak ve sosyal uyumlarını güçlendirmek amacıyla açtığı Psikolojik Danışmanlık Merkezleri (PDM) ile İstanbul’un dört bir yanında ücretsiz hizmet vermeye devam ediyor. </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürlüğü bünyesindeki Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul’un birçok noktasında hizmet veriyor.</p>
<p><strong>MERKEZ SAYISI İKİYE KATLANDI</strong></p>
<p>Ruh sağlığı alanında destek almak isteyen vatandaşlara ücretsiz, kolay erişilebilir olması, adil-eşit bir şekilde fayda sunulması adına <strong>15 olan Psikolojik Danışmanlık Merkez sayısı 6 yıl içinde 31’e çıkarıldı.</strong> 2029 yılına kadar PDM sayının 39 ‘a çıkarılarak İstanbul’un tüm ilçelerinde, vatandaşların kendilerine yakın noktalarda erişip faydalanabileceği merkezler üzerinden hizmet verilmesi planlanıyor.</p>
<p><strong>3-65 YAŞ ARASI İSTANBULLULAR FAYDALANABİLİYOR</strong></p>
<p>Merkezlerde sunulan her bir hizmetten (psikometri, çocuk-ergen psikoterapisi ve danışmanlık, çocuk, ergen, yetişkin psikoterapisi ve danışmanlık, çift ve aile psikoterapisi ile psikiyatrik danışmanlık) 3-65 yaş arası<strong> </strong>İstanbullular ücretsiz bir şekilde faydalanabiliyor. Merkezlerde aynı zamanda beslenme ve yeme bozukluklarında psikolojik destek çalışmaları ve psiko eğitimler de veriliyor. Yaş almış bireyler için hizmete geçmesi planlanan geriatrik psikolojik danışmanlık çalışmalarında ise son aşamaya gelinmiş durumda.</p>
<p><strong>ÜCRETSİZ TESTLER </strong></p>
<p>Alanlarında uzman psikologlar, psikolojik destek hizmetlerini sunarken daha sistematik ve güvenilir bir değerlendirme yapmak adına bireylere zekâ, gelişim, kişilik, dikkat, görsel algı ve bellek alanlarında ücretsiz testler de yapıyor. İBB bünyesindeki PDM&#8217;lerde gerçekleştirilen bu testlerle bireylerin durumları analiz ediliyor ve bu doğrultuda kişiye özel eğitim, terapi veya psikolojik destek programları planlanıyor. Test sonuçları, uzman değerlendirmesi ve gözlemlerle birlikte ele alınıyor.<strong> </strong>Oldukça maliyetli olan ancak İBB tarafından Psikolojik Danışmanlık Merkezleri&#8217;nde ücretsiz uygulanan testlerden bazıları şu şekilde;</p>
<ul>
<li>Zekâ Testleri</li>
<li>Gelişim Ölçekleri</li>
<li>Okul Olgunluğu Testleri</li>
<li>Kişilik Envanterleri Testi</li>
<li>Dikkat Testleri</li>
<li>Görsel Algı Testleri</li>
<li>Bellek Testleri</li>
</ul>
<p><strong>Zekâ Testleri</strong>; bireyin genel zihinsel kapasitesini ölçmek amacıyla gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Gelişim Ölçekleri</strong> ile çocukların belirli gelişim dönemlerindeki becerilerini ve yetkinliklerini değerlendirmek, erken çocukluk döneminde gelişim geriliklerini tespit etmek, gelişimsel ilerlemeyi izlemek, eğitim ve rehabilitasyon programlarının planlanması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Okul Olgunluğu Testler</strong>i ile çocuğun okula başlamak için gerekli olan zihinsel, duygusal ve sosyal olgunluğa sahip olup olmadığı, çocuğun okula başlama yaşının belirlenmesi, okul öncesi eğitim ihtiyaçlarının tespiti yapılıyor.</p>
<p><strong>Kişilik Envanterleri Testi</strong> ile bireyin karakter özellikleri, davranış tarzları ve duygusal tepkileri ölçülüyor.</p>
<p><strong>Dikkat Testleri</strong> ile bireyin dikkat süresi, odaklanma yeteneği ve dikkat dağınıklığı analiz ediliyor. Öğrenme bozukluklarının tanısı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumların teşhisi bu testler aracılığıyla gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Görsel Algı Testleri</strong> ile bireyin görsel bilgileri nasıl algıladığı ve işlediği hakkında bilgi sağlanması, öğrenme güçlüklerinin belirlenmesi, rehabilitasyon programlarının planlanması ve nöropsikolojik değerlendirmeler yapılıyor.</p>
<p><strong>Bellek Testleri</strong>; bireyin hafıza kapasitelerini, hatırlama yetilerinin ölçülmesi ve bellek bozukluklarının teşhisi noktasında uygulanıyor.</p>
<p><strong>OKULLARDA AİLE VE ÇOCUKLARA YÖNELİK SEMİNERLER DÜZENLENİYOR</strong></p>
<p>İBB, Psikolojik Danışmanlık Merkezleri’nde sunulan yüz yüze danışmanlık hizmetinin yanı sıra okullarda veliler ve çocuklar için seminerler de gerçekleştiriyor. Seminerlerde; aile içi iletişim, çocuklarda sosyal gelişim, ergenlik dönemi gelişim, çocuklarda duygusal farkındalık, çocuklarda özgüven ve sorumluluk geliştirme, mahremiyet, ihmal, istismar, öfke kontrolü, çocuklarda akran zorbalığı, psikolojik sağlamlık, okul başarısı ve ailenin rolü konuları ele alınıyor.</p>
<p><strong>AFET VE KRİZ DURUMLARINDA PSİKOSOSYAL DESTEK </strong></p>
<p>İBB, sürdürülebilir bir sağlık hizmeti anlayışıyla, afet veya kriz durumlarında uzman psikologlarıyla çocuk, ergen ve yetişkinlere psikososyal destek sağlıyor.</p>
<p>2019&#8217;da tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının fizyolojik ve psikolojik etkilerine maruz kalan bireylere “Psikolojik Danışmanlık Hattı” ile telefonla uzaktan hizmet verdi.</p>
<p>6 Şubat 2023&#8217;te gerçekleşen ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremde ise çok önemli çalışmalar yürütüldü. İBB, İstanbul’da ikamet eden danışanlara yüz yüze, afet bölgesindeki bireylere ise hem telefonla hem de yerinde hizmet vererek depremzedelerin yanında oldu.</p>
<p><strong>BİLİM TEMELLİ HİZMET YÜRÜTÜYOR</strong></p>
<p>İBB, ruh sağlığı hizmetlerini geliştirmek, bilimsel temellere dayalı çalışmalar yürütmek ve bu alandaki uygulamalara danışmanlık sağlamak amacıyla 2023 yılında Toplum Ruh Sağlığı Bilim Kurulu’nu kurdu. Türk Psikologlar Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği&#8217;nin yanı sıra çeşitli üniversitelerden psikiyatri, psikoloji, hukuk, sosyal hizmet ve iletişim alanlarında uzman akademisyen ve profesyonellerin katılımıyla oluşturulan Bilim Kurulu, İBB’nin ruh sağlığı alanındaki mevcut ve planlanan hizmetlerine bilimsel destek sunmak, uygulamaların etkinliğini artırmak ve toplum temelli ruh sağlığı politikalarının geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütüyor.</p>
<p><strong>BAŞVURU SÜRECİ </strong></p>
<p>Psikolojik Danışmanlık Merkezlerine tüm başvurular Alo 153 Çözüm Merkezi üzerinden yapılıyor. Kişiler randevu almak için Alo 153 Çözüm Merkezi’ni aradıklarında kendilerine en yakın merkezdeki uzmana randevu oluşturuluyor. İlk görüşme sonrası klinik psikologlar; kişilerin psikoterapi seanslarını planlayıp, gerekli hallerde psikometrik bir değerlendirme veya psikiyatrik görüşme için danışanları kurum bünyesindeki ilgili uzmanlara yönlendiriyor.</p>
<p><strong>HİZMETTEN YARARLANMA KOŞULLARI</strong></p>
<ul>
<li>PDM’lerde kimliksiz işlem yapılmıyor.</li>
<li>Hizmetten faydalanmak için merkezde verilen onam formunun doldurulması gerekiyor.</li>
<li>Çocuk-ergen psikolojik danışmanlık için ilk görüşmeye ebeveyn katılımı zorunlu.</li>
</ul>
<p>Boşanmış ebeveynlerde velayete sahip olan ebeveyn ile merkeze gelinmesi ve velayet evrakının ibraz edilmesi gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbnin-psikolojik-danismanlik-merkezleri-istanbul-genelinde-yayginlasiyor-559105">İBB&#8217;nin Psikolojik Danışmanlık Merkezleri İstanbul Genelinde Yaygınlaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 07:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ruh sağlığı sorunlarında psikolojik desteğin önemi ve hangi belirtilerde yardım alınması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640">Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ruh sağlığı sorunlarında psikolojik desteğin önemi ve hangi belirtilerde yardım alınması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Duygusal, davranışsal ya da fiziksel belirtiler</strong> <strong>kalıcı hale geldiyse yardım alınmalı!</strong></p>
<p>Duygusal, davranışsal ve fiziksel düzeyde ortaya çıkan bazı belirtilerin, psikolojik desteğe ihtiyaç duyulduğunun sinyalini verdiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Sürekli kendini üzgün, çaresiz, yetersiz hissetmek, geleceğe dair umutsuz olmak ya da hiçbir şeyden keyif almamak duygusal düzeyde uyarıcı belirtilerdir.” dedi.</p>
<p>Davranışsal olarak içe kapanma, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, iş ya da okul performansında düşüş, öfke patlamaları ya da alkol ve madde kullanımına yönelmenin gözlemlenebileceğini aktaran Aydın, “Fiziksel belirtiler arasında ise nedensiz baş ağrıları, mide problemleri, kas ağrıları, çarpıntı, nefes darlığı gibi stresle ilişkili şikâyetler bulunur. Kişi sabah işe gitmekte zorlanıyor, gün boyu bedeni ağrıyor ve insanlarla görüşmek istemiyorsa, bu durum yalnızca geçici bir yorgunluk olmayabilir. Bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyor ve kişinin yaşam kalitesini etkiliyorsa bir uzmana başvurmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygular kişinin yaşam enerjisini götürmeden destek almak önemli!</strong></p>
<p>Herkesin zaman zaman kendini kötü hissedebileceğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bu duygular uzun süre geçmiyorsa, hayatın farklı alanlarında işlevselliği azaltıyorsa ya da kişi baş etmekte zorlanıyorsa bu durum artık bir uyarı sinyali haline gelir.” dedi.</p>
<p>Bireyin, gün içinde sürekli endişelenmesi, gece uyuyamaması, konsantre olamaması ve sevdikleriyle tartışmalara girmesinin yalnızca geçici bir stres olmadığına vurgu yapan Aydın, “Bu durum bir kaygı bozukluğunun belirtisi olabilir. Aynı şekilde, ilgisizlik ya da ‘hiçbir şeyin anlamı yok’ hissi uzun süredir devam ediyorsa, bu durum depresif bir süreç yaşandığını gösterebilir. Bu duygular kişinin yaşam enerjisini alıp götürmeden, bir uzmandan destek almak oldukça önemlidir.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Terapistle yürütülen süreç, kişinin kendini yeniden inşa etmesine olanak tanır!</strong></p>
<p>Hayatın, zaman zaman kontrolümüz dışında gelişen zorlayıcı olaylarla dolu olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Sevilen birinin kaybı, boşanma süreci, işsizlik, şehir değişikliği ya da ani bir hastalık, kişinin duygusal dengesini sarsabilir.” dedi. </p>
<p>Bu dönemlerde psikolojik destek almanın, yaşanan olayın etkilerini anlamlandırmak, duyguları bastırmadan ifade edebilmek ve sürece sağlıklı şekilde uyum sağlayabilmek açısından önemli olduğuna dikkat çeken Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Örneğin, boşanma süreci yaşayan bir kadın hem kendini suçlu hissedebilir hem de çevresinin baskısıyla baş etmeye çalışabilir. Bu süreçte destek almazsa hem kendi ruh sağlığı bozulabilir hem de çocuklarıyla ilişkisi zarar görebilir. Oysa bir terapistle yürütülen süreç, kişinin kendini yeniden inşa etmesine olanak tanır.”</p>
<p><strong>Psikolojik rahatsızlıklar erken fark edilirse kolay tedavi edilebilir!</strong></p>
<p>“Psikolojik rahatsızlıklar, tıpkı fiziksel hastalıklar gibi erken dönemde fark edilirse daha kolay ve kısa sürede tedavi edilebilir.” diyen Aydın, “Kaygı bozuklukları, depresyon ya da panik atak gibi durumlar ilk belirtilerle birlikte ele alınmazsa, zamanla kronik hale gelebilir ve kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebilir. İlk panik atağını yaşayan biri bunu kalp krizi zannedip acil servise başvurabilir. Ancak altta yatan neden anlaşılmaz ve yardım alınmazsa, kişi her dışarı çıkışında tekrar atak yaşayacağı korkusuyla evden çıkmamaya başlayabilir. Oysa bu durum erken dönemde bir psikologla çalışılarak kontrol altına alınabilir. Psikoterapi sayesinde hem duygular düzenlenir hem de kişi bu belirtilerle baş etmeyi öğrenir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, insanın kendine değer verdiğinin önemli bir işareti!</strong></p>
<p>Toplumda hâlâ ‘psikoloğa gitmek delilik belirtisidir’ ya da ‘güçlü insanlar kendi kendine baş eder’ gibi kalıp yargılar olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Oysa psikolojik destek almak, bireyin farkındalığını artırır, yaşam kalitesini yükseltir ve sağlıklı kararlar almasına katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Tıpkı fiziksel bir rahatsızlıkta doktora gitmek gibi, ruhsal bir zorlanmada psikoloğa gitmenin de bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Aydın, “Üstelik güçlü insanlar destek almaktan çekinmeyen, zorlukları tanıyıp çözüm arayan kişilerdir. Yoğun stres yaşayan bir anne çocuklarına bağırıp sonra suçluluk hissedebilir. Bu döngü onu hem tüketir hem de ilişkilerini zedeler. Bir uzmandan destek alarak bu döngüyü fark etmesi ve değiştirmesi mümkündür. Psikolojik destek, insanın kendine değer verdiğinin önemli işaretlerinden biri olarak kabul edilebilir. Bu algıyı değiştirmek için örnek olmaya, deneyimleri paylaşmaya ve ruh sağlığının bir lüks değil, temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulamaya devam etmeliyiz. Bu önyargılarla mücadele etmek için ise eğitim, medya ve açık konuşmalar çok önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolog ve psikiyatrist, ruh sağlığında birbirini tamamlayan uzmanlar… </strong></p>
<p>Psikoloğa gitmekle psikiyatriste gitmek arasındaki farklara da değinen<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Psikologlar, kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını anlamalarına, sorunlarıyla baş etme becerileri geliştirmelerine yardımcı olan ruh sağlığı uzmanlarıdır. Terapi yoluyla kişiye farkındalık kazandırırlar. Psikiyatristler ise tıp eğitimi almış, ilaç yazma yetkisi olan uzmanlardır. Kimi zaman ikisinin birlikte çalışması gerekir. Örneğin, ağır depresyonda olan bir kişi hem ilaç tedavisi almalı hem de terapi sürecine dahil olmalı. Uykusuzluk, halüsinasyon görme, intihar düşünceleri gibi durumlar varsa öncelikle psikiyatriste başvurulması uygundur. Daha hafif düzeyde zorlanmalarda psikolog desteği yeterli olabilir. Her iki uzman da ruhsal sağlığımızı korumak için farklı ama tamamlayıcı roller üstlenir. Bu nedenle çoğunlukla ikisinin bir arada yürütülmesi ruh sağlığımız açısından çok daha faydalı olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640">Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZSEM Psikolojik Destek Hizmetini Ücretsiz Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izsem-psikolojik-destek-hizmetini-ucretsiz-sunuyor-545233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 10:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetini]]></category>
		<category><![CDATA[izsem]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545233</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmirlilerin ruh sağlığını desteklemek amacıyla kurduğu psikolojik destek birimleri ile kent genelinde hizmet vermeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsem-psikolojik-destek-hizmetini-ucretsiz-sunuyor-545233">İZSEM Psikolojik Destek Hizmetini Ücretsiz Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı olarak yürütülen bu hizmet, hem yetişkinler hem de çocuk ve ergenler için erişilebilir, ücretsiz ve profesyonel bir psikolojik destek ağı sunmayı hedefliyor. Bu kapsamda İZSEM bünyesinde yer alan psikolojik destek birimi, İzmirli yurttaşlara ruh sağlığı hizmeti vermeye başladı. Uzman klinik psikologlar Başak Ormankıran ve Ela Cengar Çulha, yetişkin, çocuk ve ergen danışanlarıyla bireysel görüşme ve grup çalışmaları gerçekleştirerek psikolojik destek sağlıyor.</p>
<p><strong>SAYISINI ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Başak Ormankıran, “Çocuk ve yetişkin danışanların problem çözme becerisi ve kişilerin günlük hayatta yaşamış oldukları ve yönetmekte zorlandıkları durumlara ilişkin baş etme yöntemlerini güçlendirmek üzere bilişsel ve davranışçı çalışma yöntemlerini uygulayarak hizmet veriyoruz. Görüşmelerimizi düzenli seanslar şeklinde yürütüyoruz. Psikolojik destek almak isteyenler 153 Hemşehri İletişim Merkezi’ni arayıp başvuruda bulunabiliyor. Ardından meslektaşlarımızdan oluşan triaj ekibimiz vatandaşı arayarak psikolojik destek taleplerine yönelik bilgi alıyor ve İZSEM’e yönlendiriyor. Biz de uygun takvimi oluşturup danışanlarla görüşme sürecini başlatıyoruz. İZSEM ve psikolojik destek birimlerimizin sayısını artırmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsem-psikolojik-destek-hizmetini-ucretsiz-sunuyor-545233">İZSEM Psikolojik Destek Hizmetini Ücretsiz Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZSEM&#8217;de ücretsiz psikolojik destek hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izsemde-ucretsiz-psikolojik-destek-hizmeti-545005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 07:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[izsemde]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545005</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Küçük Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) yetişkin, çocuk ve ergen danışanlara yönelik ücretsiz ruh sağlığı hizmetine başladı. İİzmir Büyükşehir Belediyesi, Küçük Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) yetişkin, çocuk ve ergen danışanlara yönelik ücretsiz ruh sağlığı hizmetine başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsemde-ucretsiz-psikolojik-destek-hizmeti-545005">İZSEM&#8217;de ücretsiz psikolojik destek hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Küçük Çiğli’deki İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi’nde (İZSEM) yetişkin, çocuk ve ergen danışanlara yönelik ücretsiz ruh sağlığı hizmetine başladı. İki uzman klinik psikolog eşliğinde koruyucu ve önleyici ruh sağlığı hizmeti almak isteyen vatandaşlar, 153 Hemşehri İletişim Merkezi’ni arayabiliyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmirlilerin ruh sağlığını desteklemek amacıyla kurduğu psikolojik destek birimleri ile kent genelinde hizmet vermeye devam ediyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı olarak yürütülen bu hizmet, hem yetişkinler hem de çocuk ve ergenler için erişilebilir, ücretsiz ve profesyonel bir psikolojik destek ağı sunmayı hedefliyor. Bu kapsamda İZSEM bünyesinde yer alan psikolojik destek birimi, İzmirli yurttaşlara ruh sağlığı hizmeti vermeye başladı. Uzman klinik psikologlar Başak Ormankıran ve Ela Cengar Çulha, yetişkin, çocuk ve ergen danışanlarıyla bireysel görüşme ve grup çalışmaları gerçekleştirerek psikolojik destek sağlıyor.</p>
<p><strong>Sayısını artırmayı hedefliyoruz</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Başak Ormankıran, “Çocuk ve yetişkin danışanların problem çözme becerisi ve kişilerin günlük hayatta yaşamış oldukları ve yönetmekte zorlandıkları durumlara ilişkin baş etme yöntemlerini güçlendirmek üzere bilişsel ve davranışçı çalışma yöntemlerini uygulayarak hizmet veriyoruz. Görüşmelerimizi düzenli seanslar şeklinde yürütüyoruz. Psikolojik destek almak isteyenler 153 Hemşehri İletişim Merkezi’ni arayıp başvuruda bulunabiliyor. Ardından meslektaşlarımızdan oluşan triaj ekibimiz vatandaşı arayarak psikolojik destek taleplerine yönelik bilgi alıyor ve İZSEM’e yönlendiriyor. Biz de uygun takvimi oluşturup danışanlarla görüşme sürecini başlatıyoruz. İZSEM ve psikolojik destek birimlerimizin sayısını artırmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsemde-ucretsiz-psikolojik-destek-hizmeti-545005">İZSEM&#8217;de ücretsiz psikolojik destek hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;de &#8220;Psikolojik Dayanıklılık&#8221; Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-psikolojik-dayaniklilik-konusuldu-541862</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 10:25:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[kartepede]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, Psikolog Sibel Varol Salman ve Psikolog Ebru Kalkan, “Psikolojiyle Dayanıklılık” temalı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-psikolojik-dayaniklilik-konusuldu-541862">Kartepe&#8217;de &#8220;Psikolojik Dayanıklılık&#8221; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, Psikolog Sibel Varol Salman ve Psikolog Ebru Kalkan, “Psikolojiyle Dayanıklılık” temalı bir sunum gerçekleştirdi. Kartepe Kütüphanesi’nde gerçekleşen programda kadınların hayatla başa çıkma becerilerine dair önemli bilgiler paylaşıldı.</b></p>
<p><b>Kadınların Soruları Uzmanlardan Cevap Buldu</b></p>
<p>Kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı psikolojik zorluklar, stres yönetimi ve duygusal dayanıklılık gibi konular interaktif bir ortamda ele alındı. Sunumun ardından katılımcılar, merak ettikleri soruları psikologlara doğrudan yöneltti.</p>
<p>Kartepe Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirilen bu etkinlik, kadınların kişisel gelişimlerine katkı sundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-psikolojik-dayaniklilik-konusuldu-541862">Kartepe&#8217;de &#8220;Psikolojik Dayanıklılık&#8221; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:18:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[desteğin]]></category>
		<category><![CDATA[desteğinin]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğinin sağlanması, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik ve psiko-sosyal desteklerin sunulması ile birlikte çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının oluşturulması amacıyla kurulan</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805">&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğinin sağlanması, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik ve psiko-sosyal desteklerin sunulması ile birlikte çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının oluşturulması amacıyla kurulan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) psikologları, yeni kanser tanısı almış çocukların ve ailelerinin bu süreçte yaşadığı zorluklarla ve bu süreçteki psikolojik desteğin önemiyle ilgili bilgi verdi. Psikolojik desteğin tedavi sürecinde çocukların ve ailelerinin bu süreci daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine yardımcı olduğunu belirten psikologlar, “Unutulmamalıdır: Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir” diyor.</p>
<p><strong>Ailelerin en zorlandığı adımlardan biri hastalığı çocuğa nasıl anlatacakları</strong></p>
<p>Yeni kanser tanısı almış çocukların ve ailelerinin süreciyle ilgili bilgi veren psikologlar, şunları söylüyor:</p>
<p>“Kanser tanısı, bir çocuğun ve ailesinin hayatında derin izler bırakan bir dönüm noktasıdır. Bu tanıyla birlikte yalnızca tıbbi bir süreç başlamaz; duyguların, rutinlerin ve ilişkilerin yeniden şekillendiği bir dönem başlar. Aileler tanıyı ilk öğrendiklerinde sıklıkla büyük bir şok yaşar. Kimi zaman tanının gerçekliğiyle yüzleşmekte zorlanır, kimi zaman da ‘Neden biz?’ sorusu bu sürecin ilk günlerine eşlik eder. Üzüntü, korku ve kaygı gibi duygular aynı anda yaşanabilir. Tanıyla birlikte günlük yaşam hızla değişir. Okul, iş, ev düzeni gibi alışılmış yapıların yerini hastane kontrolleri, tedavi planları ve yeni bir tempo alır. Aile içinde roller yeniden şekillenir. Maddi yük artabilir, sosyal çevre daralabilir. Bu durumdan diğer çocuklar da etkilenebilir. Ailelerin en zorlandığı adımlardan biri de hastalığı çocuğa nasıl anlatacaklarıdır. Bu noktada çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır. Küçük yaşlardaki çocuklara hastane süreci ve tedaviler basit ve güvenli bir dille anlatılırken, ergenlik dönemindeki çocuklar daha açık ve doğrudan bilgiye ihtiyaç duyar. Her durumda, çocuğa gerçeği saklamadan, duygularını ifade edebileceği bir alan tanımak en sağlıklı yaklaşımdır. Zamanla aileler tedavi sürecine, hastane ortamına ve yeni yaşam düzenine uyum sağlamaya başlar. Günlük planlamalar yeniden yapılır, hastane rutinleri bir düzene oturur. Bu süreçte duygular değişken olabilir; bazen güçlü, bazen yorgun hissedilebilir. Profesyonel psikolojik destek, bu dönemi daha sağlıklı atlatabilmek adına önemli bir kaynak haline gelir. Kanserle mücadele eden çocuklar ve aileleri, tanı sonrası dönemde destek ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyar. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek, fiziksel olduğu kadar psikolojik iyilik hallerini de güçlendirir. Zor zamanlarda yanlarında olmak; bir sözle, bir oyunla, bir destek eliyle bu yolculuğu daha dayanılır kılmak mümkündür.”</p>
<p><strong>Çocuklar ve aileleri için psikolojik destek önemli</strong></p>
<p>Kanser tedavisi gören çocukların ve ailelerin psikolojik destek almasının önemiyle ilgili de konuşan psikologlar, şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“Kanser tedavisi gören bir çocuğun yaşadığı süreç yalnızca bedensel değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel yönden de oldukça yıpratıcıdır. Bu süreçte hem çocuklar hem de bakım veren aile bireyleri için psikolojik destek, tedavinin tamamlayıcı bir parçası olarak büyük önem taşır. Tanı ve tedavi süreci çocuklar için anlaşılması zor, çoğu zaman zorlayıcı bir deneyimdir. Hastane ortamı, fiziksel değişiklikler, sosyal yaşamdan kopma gibi durumlar; çocuklarda korku, yalnızlık, öfke ve kaygı gibi duyguları tetikleyebilir. Psikolojik destek; bu duyguların fark edilmesini, ifade edilmesini ve işlenmesini sağlar. Çocuklar, oyun, sanat ve beden temelli yöntemlerle duygularını daha kolay dışa vurabilir, hastalıkla baş etme becerilerini güçlendirebilir. Tedavi süreci sadece çocuğu değil, tüm aileyi etkiler. Günlük yaşamın düzeni değişir, belirsizlik artar, aile içinde roller yeniden şekillenir. Bu süreçte psikolojik destek, ailelerin duygusal yükünü hafifletir; suçluluk, üzüntü, kaygı gibi duygularla başa çıkmalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, çocuğa nasıl yaklaşılacağı, kardeşlerin sürece nasıl dahil edileceği gibi konularda da yol gösterici olur.”</p>
<p><strong>Psikolojik destek, ailenin süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur</strong></p>
<p>Psikolojik desteğin nasıl bir yarar sağladığıyla ilgili konuşan psikologlar, “Duygusal rahatlama ve destek, anlamlandırma ve baş etme yolları, aile içi iletişimin güçlenmesi, travmatik etkilerin önlenmesi ve uzun vadede psikolojik dayanıklılığın artması. Psikolojik destek, tedavi sürecinde çocuğun ve ailenin bu süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur. Unutulmamalıdır: Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser tedavisi gören çocukların en çok zorlandığı alanlar</strong></p>
<p>“Kanser tedavisi süreci, çocuklar için hem fiziksel hem de duygusal açıdan pek çok zorluk barındırır. Bu süreçte yaşanan bazı deneyimler, çocukların günlük yaşamında ve psikolojik uyumlarında önemli etkilere yol açabilir. Zorlayıcı deneyimler bağlamında tıbbi işlemler, yeni tanışılan yaşam kısıtlamaları, hastalığa ve tedaviye bağlı ortaya çıkan bedensel değişiklikler sıralanabilir” diyen psikologlar, kanser tedavisi gören çocukların en çok zorlandığı alanları ise şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Tıbbi İşlemler: </strong>Tedavi sürecinde sık karşılaşılan iğne, damar yolu girişimleri, ilaç uygulamaları, tahliller ve genel hastane ortamı, çocuklarda kaygı ve korku oluşturabilir. Özellikle tekrar eden ve ağrılı işlemler, ilk deneyimde yaşanan zorlayıcı faktörler, tedaviye dair yanlış bilgi ve inanışlar bu deneyimlerin daha da zorlayıcı olmasına neden olabilir.</li>
<li><strong>Bedensel Değişiklikler: </strong>Tedavinin yan etkisi olarak ortaya çıkan saç dökülmesi, kilo değişimi, ciltte farklılıklar ya da hareket kısıtlılığı gibi fiziksel değişimler çocukların beden algısını ve özgüvenini etkilemektedir. Bu değişimler, özellikle sosyal ortamlarda çocukların kendilerini farklı ya da dışlanmış hissetmelerine yol açabilir. </li>
<li><strong>Beslenme Zorlukları ve Beslenme Kısıtlamaları: </strong>Tedavi süresince bazı besin gruplarından uzak durmak gerekebilir. Besin tüketiminin bir başkası tarafından kontrol ediliyor olması ve karşılaşılan yasaklar çocuğun kendilik algısını, seçme özgürlüğünü ve kontrol etme dürtüsünü sekteye uğratmaktadır.  Yasakların yanı sıra; iştahsızlık, bulantı, tat değişiklikleri ya da tedaviye bağlı kilo değişiklikleri gibi nedenlerle de beslenme çocuklar için hem fiziksel hem de duygusal olarak zorlayıcı bir hal alabilir.</li>
<li><strong>İzolasyon ve Rutinlerden Uzaklaşmak: </strong>Okula gidememek, arkadaşlarından ve sevdiklerinden uzak kalmak, oyun alanlarından mahrum olmak gibi durumlar çocukların sosyal gelişimini ve duygusal dayanıklılığını etkileyebilir. Tedavi süresince ev ya da hastane ortamında uzun süre kalmak, çocuklarda yalnızlık hissini artırabilir.</li>
</ul>
<p><strong>KAÇUV Umut Merkezi’nde çocuklara ve ailelerine ücretsiz destek</strong></p>
<p>KAÇUV’un yeni açılan Psikolojik Danışma ve Destek Umut Merkezi’nde verilen desteklerle ilgili de bilgi veren psikologlar, şöyle konuşuyor:<strong> </strong></p>
<p>“KAÇUV Psikolojik Danışma ve Destek Umut Merkezi, kanser tanısı almış çocuklar ve ailelerine yönelik disiplinler arası destek sunmayı ve bunu tek çatı altında yapmayı amaçlar. Burada hedef psikolojik destek sunmak başta olmak üzere tedavi sürecindeki çocukların ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak, psiko-sosyal bütünlüklerini korumak, toplumsal entegrasyonlarını desteklemek ve bireylerin sağlıklı bir şekilde süreçle başa çıkabilmelerini sağlamaktır. Umut Merkezi, 0-18 yaş aralığında kanser tedavisi gören ya da tedavisini tamamlamış çocuklara, onların ailelerine ve bakım verenlerine, sağlık çalışanlarına ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Merkezde, psikolojik destek, sosyal hizmet desteği ve atölye çalışmaları olmak üzere üç ana eksende çalışmalar sürdürülür. Verilen bütüncül destek ile çocuk hem tedavi sırasında ve sonrasında yaşadığı psikolojik ve sosyal zorlanmalarla baş etme becerileri kazanır hem de travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik durumların ortaya çıkma ihtimali en aza indirgenmiş olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805">&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Öğrencilere Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-ogrencilere-ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmeti-541294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 09:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, öğrencilerin eğitim hayatlarını daha sağlıklı ve verimli sürdürebilmeleri için ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-ogrencilere-ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmeti-541294">Büyükşehir&#8217;den Öğrencilere Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, öğrencilerin eğitim hayatlarını daha sağlıklı ve verimli sürdürebilmeleri için ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunuyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi Eğitim Merkezleri (MABEM) bünyesinde yürütülen hizmetle, 12-18 yaş aralığındaki öğrencilere duygusal ve akademik anlamda destek sağlanıyor.</p>
<p>Öğrencilerin kaygı ve stresle başa çıkabilmesi, güçlü yönlerini keşfetmesi ve motivasyon kazanması amacıyla gerçekleştirilen danışmanlık süreci, öğrencilerin ihtiyaçlarına göre şekillendiriliyor. İlk olarak öğrencilerin ihtiyaçları belirleniyor, ardından haftalık yüz yüze görüşmelerle süreç ilerliyor. Görüşmelerde, öğrencilerin kendilerini daha iyi hissetmeleri ve akademik başarılarını artırmaları hedefleniyor.</p>
<p><b>“Yargılanmadan anlaşıldıklarını hissetmeleri bizim için önemli”</b></p>
<p>MABEM Psikolojik Danışmanı Hatice Uyar, sundukları hizmetin temel amacının öğrencilere kendilerini güvende ve anlaşılmış hissettirmek olduğunu vurguladı. Uyar, “Eğitsel süreçlerde duygusal destek, sınav sürecinde kaygı ve stres yönetimi, lise ve üniversite tanıtımları, akademik ve mesleki gelecek kaygıları gibi konularda öğrencilerimize yardımcı oluyoruz. Sınav kaygısı çok çalıştığımız konulardan. Bölüm seçimi, meslek seçimi konusunda öğrencilerin destek alması gerekiyor. Ders çalışma konusunda motivasyonsuz hisseden öğrencilerimiz, ders çalışma isteğini bulamayan öğrencilerimiz oluyor. Her öğrencimizin farklı bir hikayesi olabiliyor ve biz öğrencimizin ihtiyaçlarına yönelik psikolojik danışmanlık programı oluşturuyoruz” dedi.</p>
<p><b>Haftalık Görüşmelerle Sürekli Takip</b></p>
<p>Öğrencilerle her hafta düzenli olarak bire bir görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Uyar, “Ana konulardan en büyükleri; kaygılar, motivasyon eksikliği, verimli ders çalışamama, çalışma isteğinin olmaması. Öğrencilerimizle her hafta görüşme gerçekleştiriyoruz. Öğrenci, görüşmeleri bitirmek istemediği sürece onlarla her hafta görüşme yapmak için özen gösteriyoruz. O bir haftada neler yaşamışlar, neler değişmiş. Gerek okulda, gerek kendi ruh hallerinde. Bir öğrencinin ders çalışabilmesi için, odaklanabilmesi için kendini iyi hissetmesi çok önemli. Bu noktada biz, öğrencinin iç dünyasını anlamaya ve ona uygun bir yol çizmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-ogrencilere-ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmeti-541294">Büyükşehir&#8217;den Öğrencilere Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zorlukların üstesinden gelmek için psikolojik sağlamlık şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-psikolojik-saglamlik-sart-541291</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 09:39:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[üstesinden]]></category>
		<category><![CDATA[zorlukların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, duygusal dayanıklılığın öneminden bahsetti ve psikolojik sağlamlığı artırılabilecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-psikolojik-saglamlik-sart-541291">Zorlukların üstesinden gelmek için psikolojik sağlamlık şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, duygusal dayanıklılığın öneminden bahsetti ve psikolojik sağlamlığı artırılabilecek önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Duygusal dayanıklılık zayıfsa, hiçbir şeyin üstesinden gelinemeyebilir!</strong></p>
<p>Duygusal dayanıklılığın kişinin stresle baş edebilme kapasitesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Dr. Yıldız Burkovik, “Çok rahat, çok huzurlu olduğumuzda insanın güçlenmek için bir sebebi kalmıyor. O yüzden de güven alanımızın dışına çıkıp, zorluklar ve çaba gerektiren durumlarla karşılaştığımızda strese maruz kalmış oluyoruz ve buna karşı bir dayanıklılık sürecini başlatmış oluyoruz.” dedi.</p>
<p>Bireylerin çeşitli sorunlarla karşılaştığında daha güçlü ve daha az etkilenen olması gerektiğini vurgulayan Burkovik, “Bu yüzden duygusal dayanıklılık çok önemlidir. Bu dayanıklılığı gösteremediğimiz taktirde birdenbire çöken, hiçbir şeyin üstesinden gelemeyen ve herkesin çekip çevireceği, kendi kontrolünü elinde tutamayan insanlar haline gelmiş oluruz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı artırmak için gerçekçi bir öz değerlendirme yapılmalı!</strong></p>
<p>Duygusal dayanıklılığı geliştirmek için atılacak ilk adımın farkındalığı geliştirmek olduğuna dikkat çeken Dr. Yıldız Burkovik, “‘Güçlü ve güçsüz yönlerim nelerdir, beni tehdit eden unsurlar ne, benim fırsatlarım var mı, varsa bu fırsatları nasıl kullanmalıyım?’ gibi sorularla bunlar tespit edilmeli.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığı arttırmak için eksik olanın ne olduğunun bulunması ve gerçekçi bir değerlendirme yapılması gerektiğini sözlerine ekleyen Burkovik, “Yedek planlarımız olmalı, çözüme yönelik düşünülmeli. Çözümün bir parçası olarak hareket edilmeli. Bu nokta da çok korunaklı bir biçimde olunmamalı. Savunmayı ve dayanıklılığı arttıracak şekilde hareket etmeye çalışılmalı. Bu yapılmadığı taktirde küçük bir darbe bile son derece zarar verici olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sıkıntıları gizlemek yerine yardım alın! </strong></p>
<p>İnsanlarla iletişim kuramama, yataktan çıkmak istememe iştahsızlık, uykusuzluk, dikkatsizlik, dalgınlık ve sürekli düşünme hali gibi belirtiler ortaya çıktığında bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çizen Dr. Yıldız Burkovik, “Tanıyı ve sıkıntılarını gizlemek isteyen hastalar kesinlikle bir psikologdan yardım almalılar. Kişilere bunun kötü bir durum olmadığı anlatılmalı ve eğer gerekirse bir psikiyatristten yardım alınmalı.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-psikolojik-saglamlik-sart-541291">Zorlukların üstesinden gelmek için psikolojik sağlamlık şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy Belediyesi’nden afetlere karşı psikolojik ilk yardım protokolü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadikoy-belediyesinden-afetlere-karsi-psikolojik-ilk-yardim-protokolu-530199</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 21:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[afetlere]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadıköy Belediyesi ile Türk Psikologlar Derneği arasında afetlere karşı iş…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadikoy-belediyesinden-afetlere-karsi-psikolojik-ilk-yardim-protokolu-530199">Kadıköy Belediyesi’nden afetlere karşı psikolojik ilk yardım protokolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kadıköy Belediyesi ile Türk Psikologlar Derneği arasında afetlere karşı iş birliği protokolü imzalandı. Türkiye’de psikolojik ilk yardım alanında afetlere karşı iş birliği protokolünü ilk imzalayan belediye Kadıköy oldu.</em></strong></p>
<p>Kadıköy Belediyesi ile Türk Psikologlar Derneği (TPD) İstanbul Şubesi, afetlere hazırlık ve psikolojik ilk yardım alanlarında iş birliğini güçlendirmek amacıyla 12 Mayıs Pazartesi günü bir protokol imzaladı. Protokol imza törenine; Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Prof. Dr. Hale Bolak Boratav, TPD Genel Sekreteri Dr. Duygu Buğa, Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Başar Necipoğlu, Kadıköy Belediyesi Meclis Üyesi İpek Demirtaş ve Kadıköy Belediyesi Arama Kurtarma Takım Lideri Hakan Özdemir katıldı.</p>
<p>İmzalanan protokolün ilk aşamasında, BAK Kadıköy ekibine bağlı 612 gönüllünün Türk Psikologlar Derneği tarafından düzenlenecek eğitimlere katılması planlanıyor. Eğitimlerin devamında ise belediye personeli ve Kadıköylüler de bu sürece dahil edilecek. Bu eğitimler, Kadıköylüleri afetlere psikolojik olarak hazırlamak, afet anında ve sonrasında sağlıklı bir psikolojik ilk yardım süreci oluşturmak amacıyla yapılacak.</p>
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" title="Kadıköy Belediyesi'nden afetlere karşı psikolojik ilk yardım protokolü" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104708"></figure>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Her mahallede bir afet gönüllüsü olmalı”</strong></h2>
<p>Protokolün önemine değinen Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı; “İlk hedefimiz, her mahallede afet eğitimi almış bir gönüllünün olması. Bu gönüllüler, afet anında mahallelerinde aktif bir rol alacak ve halkın ihtiyaçlarını belirleyerek hızlı bir veri tabanı oluşturmamıza yardımcı olacaklar” dedi.</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" title="Kadıköy Belediyesi'nden afetlere karşı psikolojik ilk yardım protokolü" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="-afetlere-kar-psikolojik-ilk-yardm-protokol" class=" lazy wp-image-104703"></figure>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Protokolü ilk imzalayan belediye Kadıköy”</strong></h2>
<p>Başkan Kösedağı, depreme karşı hazırlığın yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da önemli olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “Afet hazırlığının bir parçası da psikolojik ilk yardım eğitimleridir. İnsanların afet öncesinde, sırasında ve sonrasında birbirlerine nasıl davranacaklarını ve nasıl iletişim kurmaları gerektiğini bilmeleri çok önemli. Bu protokolü ilk imzalayan belediye Kadıköy oldu. Diğer il ve ilçe belediyelerine de örnek olmasını umuyorum.”</p>
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" title="Kadıköy Belediyesi'nden afetlere karşı psikolojik ilk yardım protokolü" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104704"></figure>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>“bizim için büyük bir gurur kaynağı”</strong></h2>
<p>Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Prof. Dr. Hale Bolak Boratav ise protokolün iki kurum arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini belirterek şunları söyledi: “Türk Psikologlar Derneği olarak, kamu yararına yapılan bu tür çalışmalar bizi sevindiriyor. Kamu yararı statüsün sahip bir derneğiz. Önümüzdeki yıl derneğimizin 50. yılını kutlayacağız ve böyle önemli bir protokole imza atmak, bizim için büyük bir gurur kaynağı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadikoy-belediyesinden-afetlere-karsi-psikolojik-ilk-yardim-protokolu-530199">Kadıköy Belediyesi’nden afetlere karşı psikolojik ilk yardım protokolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Danışmanlara Özel Büyük Buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danismanlara-ozel-buyuk-bulusma-523812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 09:43:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlara]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri”, 6 Mayıs 2025 Salı günü Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danismanlara-ozel-buyuk-bulusma-523812">Psikolojik Danışmanlara Özel Büyük Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri”, 6 Mayıs 2025 Salı günü Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.</p>
<p>Bu yılki teması “Koruyucu ve Önleyici Ruh Sağlığında Güncel Konular” olarak belirlenen etkinlik; mesleki gelişimi desteklemeyi, güncel psikososyal sorunlara çözüm önerileri sunmayı ve akademi ile uygulama alanı arasında güçlü bir etkileşim ortamı yaratmayı hedefliyor.</p>
<p><b>Panel Programı</b></p>
<p><b>Panel 1: Okul Psikolojik Danışmanlığında Yeni Ufuklar: Dijital Çağda Ruh Sağlığı</b></p>
<p>Moderatör: Dr. Hakan Karaman</p>
<p>Konuşmacılar:</p>
<p>• Prof. Dr. Baki Duy: Birinci Basamak Ruh Sağlığı Hizmeti Olarak Okul Psikolojik Danışmanlığı</p>
<p>• Doç. Dr. Serdar Körük: Dijital Çağda Gençler ve Teknoloji Bağımlılığı: Okul Psikolojik Danışmanları İçin Etkili Yaklaşımlar</p>
<p>• Dr. Ömer Özer: Psikolojik Danışma ve Rehberlikte İnternet Tabanlı Müdahaleler</p>
<p><b>Panel 2: Zor Zamanlarda Okul Psikolojik Danışmanlığı: Yeni Nesil Zorluklar ve Çözümler</b></p>
<p>Moderatör: Uzm. Psk. Dan. Zübeyde Çınar</p>
<p>Konuşmacılar:</p>
<p>• Doç. Dr. Ayşen Köse: Eko-Anksiyete Okulda: Psikolojik Danışmanların Rolleri</p>
<p>• Prof. Dr. Seval Erden Çınar: Süreğen Hastalıklarda Çocuklar ve Aileler: Psikolojik Dayanıklılığı Destekleyen Okul Psikolojik Danışmanlığı</p>
<p>• Prof. Dr. Okan Taycan: Göç ve Toplum Ruh Sağlığı: Arada Kalan Çocuklar</p>
<p>Panellere ek olarak, psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının saygın akademisyenlerinden New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin ile Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, katılımcılara yönelik konferanslarıyla etkinliğe değer katacaklardır.</p>
<p><b>Uygulamalı 22 Atölye ile Pratik Beceriler</b></p>
<p>Etkinliğin en dikkat çeken bölümlerinden biri de gün sonunda gerçekleştirilecek olan 22 farklı uygulamalı atölye çalışması olacak. Katılımcı sayısı 10 ila 25 kişiyle sınırlı olan bu atölyelerde psikolojik danışmanlar çağdaş tekniklerle becerilerini geliştirme fırsatı bulacak.<br /> Öne çıkan bazı atölye başlıkları şunlardır:</p>
<p>• Dışavurumcu Sanat Terapileri ile İmgeye Yolculuk</p>
<p>• Sınır Koyma ve Psikodrama Çalışması</p>
<p>• Pozitif Psikoterapi ile Anda Kalma Sanatı</p>
<p>• Yapay Zekâ Temelli Kariyer Danışmanlığı Uygulamaları</p>
<p>• Okullarda Travmaya Müdahalede EMDR Teknikleri</p>
<p>• Çocuk Merkezli Oyun Terapisi</p>
<p>• Boşanma Sürecinde Ailelere Psikolojik Destek ve Arabuluculuk</p>
<p>• Kellogg Mantık Modeli ve AI Destekli Program Değerlendirmeleri</p>
<p><b>Akademi ile Sahanın Etkileşim Alanı</b></p>
<p>Anadolu Yakası PDR Günleri; akademisyenlerle sahada görev yapan psikolojik danışmanların bir araya gelerek deneyim paylaşımı yapabilecekleri, interaktif oturumlarla bilgi alışverişinde bulunabilecekleri verimli bir öğrenme ortamı sunmaktadır. Yeditepe Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek bu özel buluşma, alanındaki gelişmeleri takip eden tüm psikolojik danışmanlar için önemli bir mesleki paylaşım ve gelişim fırsatı niteliği taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danismanlara-ozel-buyuk-bulusma-523812">Psikolojik Danışmanlara Özel Büyük Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik destek almak sorun ve zorluklarla baş etmeyi öğretiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-sorun-ve-zorluklarla-bas-etmeyi-ogretiyor-457957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 21:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretiyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zorluklarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığı hizmeti sunan en önemli meslek gruplarından biri olan psikologlar, bireylerin baş etmekte zorlandığı yaşam olaylarında ya da anlam arayışlarında süreçlerine eşlik eden profesyoneller olarak önemli görevler üstleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-sorun-ve-zorluklarla-bas-etmeyi-ogretiyor-457957">Psikolojik destek almak sorun ve zorluklarla baş etmeyi öğretiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, psikolojik destek almanın kimi zaman zayıflık, yetersizlik ya da başarısızlık olarak değerlendirilebildiğini, ruhsal sağlık okur yazarlığının artmasıyla beraber bu önyargıların azaldığını söyledi. </b></p>
<p> </p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, 10 Mayıs Psikologlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ruh sağlığının korunmasında psikologların rolüne ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><b>Psikologlar, baş etme becerilerini geliştirmeye yardımcı olurlar</b></p>
<p>Psikologların ruh sağlığı hizmeti sunan en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Psikologlar, bireylerin baş etmekte zorlandığı yaşam olaylarında ya da anlam arayışlarında süreçlerine eşlik eden profesyonellerdir. Bireylerin baş etme becerilerini geliştirmeleri ve kendi anlam dünyalarını inşa etmelerini kolaylaştırmak için yargısız ve destekleyici bir tutumla psikoterapi süreçlerini yürütürler. Bu süreçte birey adına karar vermeyen ya da bireyin kararlarına müdahale etmeyen psikologların temel amacı bireyin, terapiye veya terapiste bağımlı olmadan, karşılaştığı sorunların türünden bağımsız olarak olay ya da durumlar karşısında daha güçlü ve bağımsız hissedebilmesi ve daha çözüm odaklı olabilmesidir” diye konuştu.</p>
<p><b>Psikoterapi süreci herkes için farklılık gösterir</b></p>
<p>Psikoterapi sürecinin herkes için farklı ve kendine özgü olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, bu sürecin bir yolculuğa benzediğini belirterek şunları söyledi: “Bu süreci şu metaforla açıklamak daha da somutlaşmasına yardımcı olacaktır. Psikoterapi sürecini iki şehir arasında yapılacak bir yolculuk olarak ele aldığımızda, yolculuk yapılan aracın şoför koltuğunda danışan (psikoterapiye başvuru yapan birey), kopilot koltuğunda ise psikolog (terapist) oturmaktadır. Her ne kadar iki şehir arasındaki mesafe kilometre olarak bilinse de her yolculukta varılmak istenen şehre ulaşma süresi birçok faktöre bağlı olarak nasıl değişiyorsa her bir danışanın terapi süresi de kendine özgüdür.</p>
<p><b>Terapist danışan yerine kararlar almaz</b></p>
<p>Terapist yol boyunca var olan dinlenme tesislerine, akaryakıt istasyonlarına, yolların özelliklerine ya da alternatif yollara hâkim olmakla birlikte danışanın bu konularla ilgili seçimlerine müdahale etmez, onun yerine kararlar almaz. Danışanın bu konularla ilgili yaptığı seçimler ve karar alma süreçlerini gözlemler. Bu süreçler birlikte sorgulanarak kişinin kendi zihinsel süreçlerine dair farkındalığının artırılması ve işlevsel şekilde yeniden yapılandırılması hedeflenir. Bu sayede kişinin karar alma ve sorun çözme kapasitesi süreç içinde artar.”</p>
<p><b>Etiketlenme kaygısı oluşabiliyor</b></p>
<p>Psikolojik destek almanın kimi zaman bazıları tarafından zayıflık, yetersizlik ya da başarısızlık olarak değerlendirilebildiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Günümüzde giderek değişmekle birlikte çoğu kişi için psikolojik destek aldığını söylemek utanç kaynağı olabilmektedir. Bireyler, ‘deli’ damgası yemekten eskisi kadar kaygılanmasa da psikolojik destek almayı zayıflık, yetersizlik ya da başarısızlık olarak nitelendirebilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Ruhsal sağlık okur yazarlığı arttıkça bakış açısı değişiyor</b></p>
<p>Ruhsal sağlık okur yazarlığının artmasıyla beraber kişilerin sadece doktor yönlendirmesi olmadan da psikoloğa başvurabildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Psikolojik destek alma söz konusu olduğunda toplumumuzda doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi de sadece depresyon, kaygı bozukluğu gibi klinik bir durum söz konusu olduğunda ve doktor yönlendirirse psikoloğa gidilmesi gerektiği yönündeki inanıştır. Bir hekim tarafından gerekli görülmesi, kişilerin başvuru yapmalarını genellikle hızlandırmakla birlikte ruhsal sağlık okur yazarlığının yavaş yavaş da olsa giderek yükselmesiyle kişiler artık hekim yönlendirmesi olmadan da bu tür başvurular için uzman arayışına girebilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>İki haftadan uzun süren şikayetlerde psikoloğa başvurulmalı</b></p>
<p>Ruh sağlığı ile ilgili şikayetlerin iki haftadan uzun sürmesi halinde uzman bir psikoloğa başvurulması gerektiğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları gibi klinik tabloların yanı sıra bu tabloları düşündürecek uyku sorunları, iştahta dikkat çeken bir artış ya da azalma ve buna bağlı olarak kiloda artış ya da azalma, bunalmışlık hali, her şeyin yük gelmesi, kişinin hiçbir şey yapmak istememesi, keyif alamama, sık sık ağlamaklı hissetme, huzursuzluk ve her an kötü bir şey oluverecekmiş gibi hissetme gibi durumlar psikolojik destek için en sık başvuru sebepleri arasında yer almaktadır. Zaman zaman kişilerin böyle hissetmesi normal olmakla birlikte bu durumların iki haftadan uzun sürmesi ve kişinin günlük yaşam kalitesini düşürmesi söz konusu olduğunda alanında uzman bir psikoloğa başvurulmalıdır” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><b>Kronik hastalıkların tedavi süreçlerinde destek önemli</b></p>
<p>Psikolojik desteğin kronik ağrılar, kanser ve ömür boyu devam eden kronik hastalıkların yönetilmesi sürecinde önemli bir yeri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Daha az bilinen bir durum olmakla birlikte migren, fibromiyalji ve miyofasial ağrı sendromları gibi kronik ağrı problemleri, kanser, kronik böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon gibi kronik hastalık yaşayan bireylerin hastalığa uyum süreçlerinin sağlıklı yönetiminde psikolojik destek önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü bu hastalıkların nedenleri arasında psikolojik zorlanmalar olabildiği gibi tedavi sürecine uyum sağlanmasında ve kişinin işlevselliğinin yükseltilmesinde de psikolojik destek önemli rol oynar” dedi.</p>
<p><b>Günlük yaşamda karşılaşılan sorunlarla başa çıkmak için destek alınabilir</b></p>
<p>İletişim sorunları ve cinsel sorunlar başta olmak üzere ilişkisel sorunlar yaşayanların da psikolojik destek alabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “İş stresini yönetememe gibi durumların yanı sıra günlük hayatın akışı içinde herhangi bir konuda belirsizlik yaşayan, karar almakta zorlanan, stresini işlevsel şekilde yönetemeyen herkes psikolojik destek almak için başvurabilir. Tüm bunların yanı sıra aktif herhangi bir sorun tanımlamasa da yaşam kalitesini yükseltmek, kendi iç dünyasını daha yakından tanıyarak kendi anlamlarını inşa etmek isteyen herkes psikoloğa başvurabilir” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-sorun-ve-zorluklarla-bas-etmeyi-ogretiyor-457957">Psikolojik destek almak sorun ve zorluklarla baş etmeyi öğretiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite ve psikolojik problemler arasında kısır döngü var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-ve-psikolojik-problemler-arasinda-kisir-dongu-var-451292</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 12:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[döngü]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[problemler]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyon ve obezitenin sıklıkla birlikte görülebildiğini ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmaların obez bireylerde depresyon gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ve-psikolojik-problemler-arasinda-kisir-dongu-var-451292">Obezite ve psikolojik problemler arasında kısır döngü var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon ve obezitenin sıklıkla birlikte görülebildiğini ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmaların obez bireylerde depresyon gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. Obezite ve psikolojik problemler arasında bir kısır döngü olduğunun söylenebileceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz,</strong> “<strong>Olumsuz duygulardan kaçınmak için yemek yemeye yönelme davranışı da obezitenin gidişatını olumsuz etkiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, obezitenin psikolojik nedenleri konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Obezitenin oluşumunda psikolojik sorunların rolü oldukça büyük”</strong></p>
<p>Obezitenin oluşumunda etkili olan pek çok faktörün var olduğunu ve psikolojik sorunların rolünün de oldukça büyük olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Depresyon ve obezite sıklıkla birlikte görülebiliyor. Yapılan araştırmalar obez bireylerde depresyon gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ve depresyona sahip olanlarda ise obezite gelişme riskinin olmayan bireylere göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Sosyal ortamlardan kaçınma davranışı obez bireylerde depresyona yol açıyor”</strong></p>
<p>Obezite ve psikolojik problemler arasındaki döngüye de işaret eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Obezite ve psikolojik problemler arasında bir kısır döngü olduğu söylenebilir. Obezite kişileri olumsuz duygulanıma iterken aynı zaman da olumsuz duygulanımdan kaçmak için geliştirilen tutumlar da obeziteye neden olabilir. Obezitede beden imajı bozukluğu ve damgalanmaya yatkınlık olduğu biliniyor. İnsanlar tarafından beğenilmeyeceğine dair inanç obez bireylerde sosyal kaçınmanın ortaya çıkmasına neden oluyor. Sosyal ortamlardan kaçınma davranışı obez bireylerde depresyon ve diğer bozuklukların gelişmesine de yol açabiliyor. Bununla birlikte, kilolu kişiler, fiziksel görünümlerini kötü algılayıp, vücutlarını beğenmeyebilir ve genellikle başkalarının da kendilerini bu yüzden çirkin veya gülünç bulduğunu düşünebiliyorlar. Bu nedenle obez bireylerin toplumda farklı bir şekilde algılanmaları, benlik saygılarının ve kendine güvenlerinin azalmasına, dolayısıyla depresyona daha yatkın olmalarına neden olabiliyor. Olumsuz duygulardan kaçınmak için yemek yemeye yönelme davranışı da obezitenin gidişatını olumsuz etkiliyor.” şeklinde anlattı.</p>
<p><strong> “Karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin stres azaltıcı etkisi var”</strong></p>
<p>Duygusal yemenin, duygularıyla başa çıkamama durumunda bireylerin bu duyguları bastırmak veya kaçınmak, rahatlamak için yiyecekleri kullanması ve aç olmadığı halde yemek yemeye yönelmesi olarak tanımlanabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin stres azaltıcı etkisi olduğu için bireyler stres veya olumsuz duygulanım anlarında özellikle tercih ederler. Bu durum obeziteye neden olabilir veya var olan obeziteyi arttırabilir.” dedi.  </p>
<p><strong>“Obezite günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri”</strong></p>
<p>Obezitenin günümüzün en ciddi sağlık sorunlarından biri olduğunu ve gelişiminde tek bir nedenden bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, “Genetik faktörlerin obezitenin oluşumunda yüzde 40 ile yüzde 70 arasında etkisi olmakla beraber obezite yalnızca fiziksel bir durum değil aynı zamanda psikososyal bir sorundur. Obezitenin kronik olması, hasta için uygun tedavi hedefleri belirleme, motivasyonu sağlama, istenen hedeflere ulaşmak için belli psikolojik tekniklerin kullanımı ve hastanın örendiklerini uygulaması konusunda destek olma gibi psikolojik destek sağlanması gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Beden algısına yönelik olumsuz duygular besleyen gençlere sosyal destek verilmeli”</strong></p>
<p>“Sosyal medyanın özellikle adolesan dönemdeki kızların olumsuz beden algısı geliştirilmesi açısından büyük bir risk taşıdığını biliyoruz. Beden algısına yönelik olumsuz duygular besleyen gençlere sosyal destek vermenin önemi kaçınılmaz.” diye konuşan Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Obezite karşısında multidisipliner bir tedavi yaklaşımı benimsenmeli ve sürece mutlaka bir uzman klinik psikoloğun dahil edilmelidir bu durum hem psikolojik sağlamlığın korunması hem de tedavinin gidişatının olumlu olması açısından oldukça önemlidir. </p>
<p><strong>“Davranışçı teknikler oldukça etkili…”</strong></p>
<p>Obeziteyle ilişkili psikolojik sorunlarda davranışçı tekniklerin oldukça etkili olduğu biliniyor. Obezitenin davranışçı tedavisinde amaç hastanın yeme ve egzersiz davranışında değişim yaratma ve bu bağlamda hastadan ‘kendini izleme, hedef belirleme, dürtüleri kontrol edebilme, davranışsal yerine koyma ve pozitif pekiştirme’ gibi birtakım becerileri edinmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra ‘bilişsel yeniden yapılandırma’ ile istenmeyen davranışların meydana gelmesine neden olan bilişsel süreçlere odaklanılıyor. Buradaki amaç ise değişimin önünde duran olumsuz düşünceleri ortadan kaldırmak.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-ve-psikolojik-problemler-arasinda-kisir-dongu-var-451292">Obezite ve psikolojik problemler arasında kısır döngü var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem travması birçok psikolojik bozukluğu tetiklemiş olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-travmasi-bircok-psikolojik-bozuklugu-tetiklemis-olabilir-439046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2024 14:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birçok]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[tetiklemiş]]></category>
		<category><![CDATA[travması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439046</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat Kahramanmaraş depreminin birinci yılında, yaşanan travmanın etkilerini değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, bu süreçte travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin görülebileceğine dikkat çekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-travmasi-bircok-psikolojik-bozuklugu-tetiklemis-olabilir-439046">Deprem travması birçok psikolojik bozukluğu tetiklemiş olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6 Şubat Kahramanmaraş depreminin birinci yılında, yaşanan travmanın etkilerini değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, bu süreçte travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin görülebileceğine dikkat çekiyor. Depremin tetiklediği kaygı ile baş etmenin yollarına da değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Nefes egzersizleri, doğa yürüyüşleri, sosyal bağları kuvvetlendirmek, uyku sürelerinin sağlıklı olması gibi başa çıkma davranışları tercih edilebilir.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir: “Bu önemli yıl dönümünde kayıplarımızı beraberce anmak var olan süreçte dayanışmak toplum ruh sağlığı açısından vazgeçilmezdir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, 6 Şubat Kahramanmaraş depreminin yıl dönümünde travma ve yas süreçlerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Travmatik olayların insanların yaşamsal bütünlüğünü tehdit eden ve bazı durumlarda da bu bütünlüğü bozan olaylar olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Afetler, insanların günlük yaşam akışını kesintiye uğratarak fiziksel, psikososyal ve ekonomik kayıplara yol açan, doğal veya insan kaynaklı olaylardır ve bazı durumlarda ‘travmatik olay’ diye tanımlanabilir.” dedi. </p>
<p>Depremin kişinin kendisinin ve yakınlarının hayatını tehdit eden, ölümle ya da ağır yaralanmayla sonuçlanabilecek bir afet olduğunu hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişi birinci dereceden depremi yaşamış olabilir, yaşamadıysa da bir yakınının başına geldiğini öğrenmiş olabilir ya da tamamen bağımsız bir şekilde olayları dışardan, medya aracılığıyla takip ediyor olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Travma sonrası stres bozukluğu tanısı için kritik belirtiler neler?  </strong></p>
<p>“Son bir yılda ne yaşadık diye baktığımızda korku, çaresizlik gibi duygular ön plandaydı diyebiliriz. İnsanların deprem anındaki ve sonrasındaki deneyimleri travmatik bir etki yaratabilecek nitelikteydi.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şöyle devam etti:</p>
<p>“6 Şubat tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremler, kişileri sağlık, sosyal ve ekonomik olarak olumsuz yönde etkiledi. Ülke içinde bilinen 500 binden fazla kişi yerinden oldu ve yaklaşık 2 milyon kişi evsiz kaldı. İnsanların hayatı kökten değişti ve zorlu bir yeniden ayağa kalkma, umut etme dönemine girdiler. </p>
<p>Bu bir yıl içinde travmatik olayı yeniden yaşama, tekrar tekrar o anların akla gelmesi, travmatik olayı hatırlatan şeylerden kaçınma, düşünce ve duygudurumda bozulma, artmış bir tetikte olma hali deprem sonrası görülebilecek travma sonrası stres bozukluğu tanısı için kritik belirtilerdir. Bu belirtilerin varlığında aynı zamanda kişi işe gidemez, ailevi sorumluluklarını yerine getiremez bir hale de gelebilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Birçok psikiyatrik bozukluk tetiklenmiş veya alevlenmiş olabilir </strong></p>
<p>Aynı zamanda birçok farklı problemin görülebileceğine değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Anksiyete bozuklukları, depresyon bozuklukları, alkol-madde kullanım bozuklukları, bedensel belirti bozuklukları, dissosiyatif bozukluklar, cinsel işlev bozuklukları, uyku bozuklukları, ağrı bozuklukları, psikotik bozukluklar gibi birçok psikiyatrik bozukluk da bu süreçte tetiklenmiş ya da hali hazırda var olan tanı alevlenmiş olabilir.” dedi. </p>
<p>Bu durumun sadece olumsuzlukları değil, bazen de büyümeyi getirebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Kişiler kendileri, diğer insanlar ve dünya ile ilgili farklı ve daha olumlu düşüncelerle bu süreçten çıkabilirler. Özellikle deprem gibi kitlesel travmaya neden olan afetler sonrasında sosyal desteğin ve dayanışmanın önemi büyüktür.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Verilen tepkiler normal </strong></p>
<p>Üzerinden bir yıl geçmişken yaşanılan bu afeti anmanın önemi büyük olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, anmanın yas sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi noktasında vazgeçilmez bir unsur olduğuna vurgu yaptı. </p>
<p>Herkesin deprem tehdidinin farkında olduğunu ancak bazılarının bunun kendi başlarına gelmeyeceğine dair düşünce içerisinde olabileceğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Bu nedenle kişiler deprem sonrasında da dramatik tepkiler verebilirler. Bu tepkilerin normal olduğu, kişinin güçsüzlüğü ile ilgili olmadığı bilinmelidir. İnsanların deprem sonrası tepkilerinin farklı olması noktasından yola çıkarak travmatik etki yaratabilme ihtimali yüksek olan deprem sonrasında da iyileşme süreleri farklıdır. Bu iyileşme sürecinde sosyal desteğin rolü yadsınamaz. Sosyal destek ile deprem hakkında sevdiklerimizle konuşmak, beraberce kayıpları anmak, duygu ve düşünceleri ifade etmek tedavi edicidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Sosyal destek travma sonrası büyümeyi sağlıyor </strong></p>
<p>Depremin tetiklediği kaygı ile baş etmek için daha işlevsel olan yöntemler seçmek gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Nefes egzersizleri, doğa yürüyüşleri, sosyal bağları kuvvetlendirmek, uyku sürelerinin sağlıklı olması, uyku öncesi uyku kalitesini bozucu çay, kahve tüketiminin kısıtlanması ve telefon ekranına maruz kalmamak gibi başa çıkma davranışları tercih edilebilir. Deprem sonrası yapılan araştırmalarda sosyal desteğin travma sonrası büyümeyi sağladığı, umudu arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Deprem sonrası kapalı ortama girememe, kalabalık ortamlarda bulunamama gibi çeşitli kaçınma davranışları oluştuysa bunların önüne geçilmeli, gerekirse psikolojik destek alınmalı.</p>
<p>Deprem gibi kitlesel travmatik etki yaratan afetin psikolojik etkileri geniş kapsamlıdır. Bu etkiden korunmak için gelecek olan afetlere de hazırlıklı olmak şarttır. Ülkemiz depremin yıkıcı sonuçları açısından her zaman için risk altındadır.  Bu riski minimuma indirgemek için hepimiz gelecek olan depremlere hazırlık açısından üstümüze düşen görevi yapmalıyız. Bu önemli yıl dönümünde kayıplarımızı beraberce anmak var olan süreçte dayanışmak toplum ruh sağlığı açısından vazgeçilmezdir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-travmasi-bircok-psikolojik-bozuklugu-tetiklemis-olabilir-439046">Deprem travması birçok psikolojik bozukluğu tetiklemiş olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin yaşlandıkça psikolojik olarak yaşlanmıyor, sadece yaş alıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-yaslandikca-psikolojik-olarak-yaslanmiyor-sadece-yas-aliyoruz-430957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 10:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlandıkça]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanma, hayat döngüsünde insanları farklı biçimlerde etkileyen bir süreç. Bu etki, kişilik özellikleri, sosyal destek, beyin yapısı, kronik hastalıklar ve kültür gibi bir dizi faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor. Yaş ile birlikte beyin mekanizmalarının daha az stresli olmaya, daha pozitif duyguları hatırlamaya meyilli olduğunu  vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Aslında beyin yaşlandıkça psikolojik olarak yaşlanmaz yaş alır sadece.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-yaslandikca-psikolojik-olarak-yaslanmiyor-sadece-yas-aliyoruz-430957">Beyin yaşlandıkça psikolojik olarak yaşlanmıyor, sadece yaş alıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşlanma, hayat döngüsünde insanları farklı biçimlerde etkileyen bir süreç. Bu etki, kişilik özellikleri, sosyal destek, beyin yapısı, kronik hastalıklar ve kültür gibi bir dizi faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor.</strong> <strong>Yaş ile birlikte beyin mekanizmalarının daha az stresli olmaya, daha pozitif duyguları hatırlamaya meyilli olduğunu  vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Aslında beyin yaşlandıkça psikolojik olarak yaşlanmaz yaş alır sadece.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, psikolojik yaşlanma konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yaşlılığı etkileyen beyin yapısı, kültür gibi bir dizi faktör var</strong></p>
<p>Yaşlılığın insan yaşamının bir dönemi olarak değerlendirildiğinde bu yaşam döngüsünün bireyleri nasıl etkileyeceğinin bir dizi faktöre bağlı olarak değiştiğini dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Kişilik özellikleri, sosyal destek, beyin yapısı, kronik hastalıklar, kültür bu faktörlerden bazılarıdır. Aslında beyin yaşlandıkça psikolojik olarak yaşlanmaz yaş alır sadece.” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşlılık için daha erken yaşlarda bazı yaşam alışkanlıklarını değiştirmek gerek</strong></p>
<p>Yaş ile birlikte beyin mekanizmalarının daha az stresli olmaya, daha pozitif duyguları hatırlamaya meyilli olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Yaşlandıkça daha sağlıklı psikolojik yapı ya da psikolojik sağlamlılık için daha erken yaşlarda bazı yaşam alışkanlıklarını değiştirmemizde fayda var.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beyin ve beden sağlığı için meşguliyet önemli</strong></p>
<p>Egzersiz, sağlıklı beslenme ve sosyal ilişkilerin yanı sıra aile bağlarını güçlendirme, beyne fayda sağlayabilecek egzersizleri düzenli olarak yapma ve günlük hedefler belirlemenin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Unutmayalım ki beyin ve beden sağlığı için meşguliyet önemlidir. Meşguliyeti olan cennettedir.” dedi.</p>
<p>Aktif bir zihnin, genellikle daha sağlıklı bir yaşam tarzı ve pozitif bir ruh halini beraberinde getirdiğini de dile getiren Prof. Dr. Gül Eryılmaz, yaşlılığın, daha sağlıklı ve dengeli bir psikolojik yapıyla daha keyifli bir dönem haline gelebileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-yaslandikca-psikolojik-olarak-yaslanmiyor-sadece-yas-aliyoruz-430957">Beyin yaşlandıkça psikolojik olarak yaşlanmıyor, sadece yaş alıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-siddet-magdurlari-kendilerini-degersiz-veya-kotu-hissediyor-426691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hissediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kendilerini]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik şiddetin ne olduğu ve nasıl tanımlanacağı hakkında bilgi eksikliğinin, mağdurların durumlarını tanımalarını zorlaştırdığını ifade eden uzmanlar, mağdurların sıkça yaşadıkları şiddeti inkâr edebildiklerini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-siddet-magdurlari-kendilerini-degersiz-veya-kotu-hissediyor-426691">Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</strong></p>
<p><strong>Mağdurlar şiddete uğradıklarını başkalarına açıklamaktan çekiniyor</strong></p>
<p><strong>Psikolojik şiddetin ne olduğu ve nasıl tanımlanacağı hakkında bilgi eksikliğinin, mağdurların durumlarını tanımalarını zorlaştırdığını ifade eden uzmanlar, mağdurların sıkça yaşadıkları şiddeti inkâr edebildiklerini söylüyor. Psikolojik şiddet mağdurlarının, şiddetin yarattığı yoğun stres nedeniyle TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) riski altında olabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Psikolojik şiddet, kişinin özsaygısını ve kimliğini ciddi şekilde etkileyebilir. Mağdurlar, kendilerini değersiz veya kötü hissetme eğiliminde olabilirler.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, toplumumuzda yeni yeni farkındalığı oluşan psikolojik şiddet ve etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>“Psikolojik şiddet, bir kişiye yönelik kasıtlı ve zarar verici davranışların, tehditlerin, manipülasyonların veya aşağılama gibi psikolojik taktiklerin kullanılmasıdır.” diyen Beyaz, bu tür şiddetin genellikle fiziksel şiddet kadar açıkça görünmeyebileceğini, bu yüzden fark etmenin bazen daha zor olabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Psikolojik şiddetin anlaşılmasında yardımcı olabilecek ipuçları neler?</strong></p>
<p>Beyaz, psikolojik şiddetin anlaşılmasında yardımcı olabilecek bazı ipuçlarını şöyle sıraladı:</p>
<p>“Bir kişi sık sık aşağılanıyor, küçük düşürülüyor veya hakaretlere maruz kalıyorsa, teker teker kişinin arkadaşları ve ailesi ile temasının sınırlandırılmaya çalışılmasıyla kişi daha izole bir hale geliyorsa, kişinin sürekli eleştirilmesiyle kusurlu hissettirilme çabası varsa, tehdit etme, intikam duyguları veya zarar verme amaçlı davranışlarla, kişinin hayatının neredeyse her yönü başkası tarafından kontrol edilmeye çalışılıyorsa, duygusal olarak manipülasyon, kararların etkilenmesi veya zorlaştırılması psikolojik şiddetin belirtileri olarak sıklıkla karşımıza çıkıyor.”</p>
<p><strong>Şiddet, partneri korumak için inkar edilebiliyor</strong></p>
<p>Psikolojik şiddet konusundaki bilgisizliğe işaret eden Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Psikolojik şiddetin ne olduğu ve nasıl tanımlanacağı hakkında bilgi eksikliği, mağdurların durumlarını tanımalarını zorlaştırıyor. Mağdurlar sıkça yaşadıkları şiddeti inkâr edebilirler. Bu, ilişkilerini veya partnerlerini koruma arzusuyla ilgili olabilir. Aynı zamanda toplumun psikolojik şiddeti normalleştirme eğilimi de bu inkârı destekleyebilir. Bunun dışında kişiler sıklıkla kendilerini suçlayabilir veya utanç duyabilirler. Şiddete uğradıklarını başkalarına açıklamaktan çekinebilirler. Bu da sosyal izolasyonu artırabilir. Mağdurlar bazen de şiddet uygulayan kişiye bağımlılık geliştirebilirler veya bağımlılık korkusu yaşayabilirler. </p>
<p><strong>Kişinin ailesi ve arkadaşları şiddeti anlamayabiliyor</strong></p>
<p>Mağduriyet yaşayan kişi ekonomik olarak şiddet uygulayan kişiye bağımlı olabilir. Yani finansal güvencesizlik, yardım aramayı zorlaştırabilir. Destek ağının eksikliği nedeniyle de yardım aramak zorlu gelebilir. Kişinin ailesinin veya arkadaşlarının şiddeti anlamamaları veya desteklememeleri, bu durumu daha da zorlaştırabilir. Bu engeller, psikolojik şiddet mağdurlarının yardım aramakta güçlük yaşayabilecekleri daha sık karşılaşılan bazı faktörlerdir.” </p>
<p><strong>Psikolojik şiddet mağdurları tekrarlayan kabuslar görebiliyor</strong></p>
<p>Psikolojik şiddet mağdurlarının yaşadıkları sıkıntılara yönelik de Beyaz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Psikolojik şiddet mağdurları, şiddetin yarattığı yoğun stres nedeniyle TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) riski altında olabilirler. TSSB, travmatik bir olayın sonrasında kişinin yaşadığı tekrarlayan kabuslar, sürekli uyarılma hali, duygusal uyuşukluk ve travmatik deneyimlerin tekrarlayıcı düşünceleri gibi belirtileri içerir. </p>
<p>Ayrıca sürekli duygusal istismar ve aşağılama nedeniyle depresyon riski de taşıyabilirler. İlgi kaybı, enerji eksikliği, kendine güvensizlik ve umutsuzluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir. Bunların dışında psikolojik şiddet, kişinin özsaygısını ve kimliğini ciddi şekilde etkileyebilir. Mağdurlar, kendilerini değersiz veya kötü hissetme eğiliminde olabilirler.</p>
<p>Ayrıca ilişkileri ve bağlantıları da olumsuz etkileyebilir. Güven sorunlarının yaşanması veya başkalarına açılmak, yardım istemekten çekinme olabilir. Ayrıca uzun vadeli psikolojik şiddet, fiziksel sağlık sorunlarına da yol açabilir. Bu, baş ağrıları, mide sorunları ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi sorunlar şeklinde kendini gösterebilir.”</p>
<p><strong>Psikolojik şiddetle baş etme stratejileri nelerdir?</strong></p>
<p>Psikolojik şiddetle baş etme adına kişinin çabasının fayda sağlayabildiğini de anlatan Beyaz, “Bu çaba mağdurların duygusal iyilik hallerini artırabilir, psikolojik şiddetin yarattığı zararları azaltabilir ve iyileşme sürecini destekleyebilir.” dedi. </p>
<p>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, psikolojik şiddetle baş etmek için bazı stratejileri de şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Destek Arayışı:</strong> İlk adım, güvendiğiniz bir aile üyesi, arkadaş veya profesyonel bir danışman gibi destek kaynaklarına başvurmak olabilir. Konuşmak ve duygularınızı ifade etmek, şiddeti deneyimlediğiniz duygusal yükü hafifletebilir.</p>
<p><strong>Eğitim ve Farkındalık:</strong> Psikolojik şiddeti tanımak ve anlamak önemlidir. Bu, kişinin şiddeti inkâr etmesini engelleyebilir. Bilgi sahibi olmak, sorunun üstesinden gelmeye yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>Sınırlar Koyma:</strong> Kendi sınırlarınızı belirlemek ve bu sınırları korumak önemlidir. Şiddet uygulayan kişiye karşı net sınırlar koymak ve bu sınırları ihlal etmemek, kişinin kendine saygısını artırabilir. </p>
<p><strong>Kendine Bakım:</strong> Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterince uyku almak, kişinin fiziksel ve duygusal sağlığını destekler. Meditasyon ve derin nefes egzersizleri de stresi azaltabilir. </p>
<p><strong>Güvende Olma Planı Oluşturma:</strong> Şiddet durumunda kendinizi güvende tutmayı planlamak önemlidir. Bu plan, şiddetin yaşandığı anlarda ne yapmanız gerektiğini ve kimden yardım alabileceğinizi içermelidir. </p>
<p><strong>Hukuki Yardım:</strong> Şiddet yasal bir boyut içeriyorsa, hukuki yardım almak önemlidir. Mahkemeye başvurmak veya bir avukattan destek almak gerekebilir. Bu stratejiler, psikolojik şiddet mağdurlarının sağlığını olumlu yönde etkileyebilir. </p>
<p><strong>Profesyonel Yardım Almak:</strong> Bir terapist veya danışmanla çalışmak, psikolojik şiddet sonucu ortaya çıkan travmaları ele almak ve kişinin psikolojik sağlığını iyileştirmek için çok etkili olabilir.  Bu yöntemler, kişinin kendi kendine saygısını artırabilir, duygusal iyilik halini destekleyebilir ve iyileşme sürecini başlatabilir. Ancak her durum farklıdır ve profesyonel destek almak, baş etme sürecini daha etkili hale getirebilir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-siddet-magdurlari-kendilerini-degersiz-veya-kotu-hissediyor-426691">Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deü filistinli öğrencilerine psikolojik destek verecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-filistinli-ogrencilerine-psikolojik-destek-verecek-422915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Nov 2023 07:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[filistinli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerine]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[verecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nden (DEÜ), İsrail’in katliam boyutundaki saldırılarına maruz kalan Filistin halkıyla dayanışmayı büyütecek anlamlı bir hamle daha geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-filistinli-ogrencilerine-psikolojik-destek-verecek-422915">Deü filistinli öğrencilerine psikolojik destek verecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DEÜ FİLİSTİNLİ ÖĞRENCİLERİNE PSİKOLOJİK DESTEK</p>
<p>VERECEK</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nden (DEÜ), İsrail’in katliam boyutundaki saldırılarına maruz</p>
<p>kalan Filistin halkıyla dayanışmayı büyütecek anlamlı bir hamle daha geldi. Bugüne kadar</p>
<p>düzenlediği basın açıklamaları, barış çağrıları ve İsrail mallarına yönelik aldığı boykot</p>
<p>kararıyla Gazze’deki insanlık dramına dikkat çeken DEÜ, bu kez Filistinli öğrencilerine</p>
<p>yönelik ‘Psikolojik Destek Programı’ başlatıyor. Program kapsamında DEÜ çatısı altında</p>
<p>öğrenim gören Filistinli öğrencilerle birebir görüşmeler yapılacağını aktaran DEÜ Rektörü</p>
<p>Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Böylelikle öğrencilerimize sunacağımız profesyonel destekle ruh</p>
<p>sağlıklarını, moral ve motivasyonlarını korumaya yönelik de bir adım atmış olacağız” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin saygın yükseköğretim kurumlarından birisi olan Dokuz Eylül Üniversitesi</p>
<p>(DEÜ), İsrail’in katliam boyutundaki saldırılarına maruz kalan Filistin halkıyla dayanışmasını</p>
<p>büyütüyor. Gazze kentindeki İsrail ablukasına ve insanlık dramına, bugüne kadar düzenlediği</p>
<p>basın açıklamaları, barış çağrıları ve İsrail mallarına yönelik aldığı boykot kararıyla dikkat</p>
<p>çeken ve zulmü kınayan DEÜ, bu kez Filistinli öğrencilerine yönelik ‘Psikolojik Destek</p>
<p>Programı’ başlatıyor. Üniversitenin Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı</p>
<p>Psikolojik Danışma ve Rehberlik Birimi tarafından uygulanacak program kapsamında, DEÜ</p>
<p>çatısı altında öğrenim gören öğrencilerle birebir görüşmeler yapılarak, öğrencilere psikolojik</p>
<p>destek sağlanacak.</p>
<p>PROFESYONEL DESTEK GÖRECEKLER</p>
<p>Çalışmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar,</p>
<p>uluslararası alanda tanınan bir yükseköğretim kurumu olan Dokuz Eylül Üniversitesi’nde çok</p>
<p>sayıda Filistinli öğrencinin de öğrenim gördüğünü belirtti. İsrail’in Filistin kuşatmasının ve</p>
<p>ağır saldırılarının DEÜ’deki Filistinli öğrencileri de etkilediğini belirten Rektör Hotar, “Sık</p>
<p>sık bir araya da geldiğimiz öğrencilerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Her fırsatta</p>
<p>destekçileri olmak için elimizden geleni yapıyor, acılarını ve sorunlarını paylaşıyoruz. Son</p>
<p>olarak öğrencilerimize profesyonel düzeyde psikolojik destek sağlamanın da özellikle ruh</p>
<p>sağlıkları, moral ve motivasyonları için önemli olacağını düşündük ve bu çalışmayı hayata</p>
<p>geçirdik. Üniversitemiz sosyal medya hesaplarından paylaşılacak duyurularımızdaki iletişim</p>
<p>adresinden bizlere ulaşan öğrencilerimizle irtibata geçip, desteğimizi kendilerine sunacağız”</p>
<p>dedi.</p>
<p>“DÜNYA KAMUOYU SESSİZLİĞİNİ KORUYOR”</p>
<p>7 Ekim tarihinde başlayan İsrail saldırılarında bugüne kadar 11 binden fazla insanın</p>
<p>katledildiğine dikkat çeken Rektör Hotar, uluslararası kuruluşların ve dünya kamuoyunun ise</p>
<p>sessizliğini sürdürdüğünü kaydetti. Saldırılarda öldürülenlerin çoğunluğunun çocuk ve</p>
<p>kadınlardan oluştuğunu vurgulayan Rektör Hotar, “Daha önceki basın açıklamalarımızda ve</p>
<p>söylemlerimizde de belirttiğimiz gibi, artık bir terör devleti haline gelen İsrail’i DEÜ olarak</p>
<p>sert bir biçimde kınamış; Filistin’e özgürlük çağrımızı öğrencilerimizle birlikte vurgulamıştık.</p>
<p>Değerli Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da altını çizdiği, ‘İsrail bir terör</p>
<p>devletidir’ vurgusu son derece önemli bir tespitti. İsrail yönetimine, baskısına ve saldırılarına </p>
<p>75 yıl boyunca katlanan Filistin halkının, bundan sonra da destekçisi olmaya devam edeceğiz”</p>
<p>ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-filistinli-ogrencilerine-psikolojik-destek-verecek-422915">Deü filistinli öğrencilerine psikolojik destek verecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den psikolojik danışmanlara &#8220;kariyer danışmanlığı&#8221; eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-psikolojik-danismanlara-kariyer-danismanligi-egitimi-419020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 06:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlara]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[deüden]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), ‘Kariyer Danışmanlığı Öz Yeterliğini Artırma’ konulu mesleki eğitim programına ev sahipliği yaptı. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve İzmir’in farklı ilçelerindeki eğitim kurumlarında görev yapan psikolojik danışmanların katıldığı etkinlikte, kariyer rehberliği ile ilgili yapılabilecek çalışmalar ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-psikolojik-danismanlara-kariyer-danismanligi-egitimi-419020">DEÜ&#8217;den psikolojik danışmanlara &#8220;kariyer danışmanlığı&#8221; eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DEÜ’DEN PSİKOLOJİK DANIŞMANLARA ‘KARİYER DANIŞMANLIĞI’ EĞİTİMİ</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), ‘Kariyer Danışmanlığı Öz Yeterliğini Artırma’ konulu</p>
<p>mesleki eğitim programına ev sahipliği yaptı. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve İzmir’in</p>
<p>farklı ilçelerindeki eğitim kurumlarında görev yapan psikolojik danışmanların katıldığı</p>
<p>etkinlikte, kariyer rehberliği ile ilgili yapılabilecek çalışmalar ele alındı.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), ‘Kariyer Danışmanlığı Öz Yeterliğini Artırma’ konulu</p>
<p>mesleki eğitim programına ev sahipliği yaptı. DEÜ Kariyer Planlama ve Mezunlarla İlişkiler</p>
<p>Koordinatörlüğünce düzenlenen ve TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma</p>
<p>Projelerini Destekleme Programı tarafından desteklenen etkinliğe, İzmir’in farklı ilçelerindeki</p>
<p>eğitim kurumlarında görev yapan 12 psikolojik danışman katıldı. DEÜ Sürekli Eğitim</p>
<p>Merkezi’nde (DESEM) 5 gün süren program kapsamında hayata geçirilen projede,</p>
<p>öğrencilerin kariyerleriyle ilgili bilgi kaynaklarına erişimleri, bu kaynakları nasıl</p>
<p>kullanabilecekleri, 21’inci yüzyılda iş dünyasında yaşanan değişimler, öğrencilerin ilgi,</p>
<p>yetenek ve mesleki değerlerini belirlemek amacıyla yapılabilecek çalışmalar, vaka örnekleri</p>
<p>üzerinden uygulamalar, kariyer rehberliği ile ilgili öğretmenlere ve ailelere yönelik</p>
<p>yapılabilecek çalışmalar ele alındı.</p>
<p>PSİKOLOJİK DANIŞMANLARDAN YOĞUN İLGİ</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer alan, öğrencilerin kariyer gelişimini</p>
<p>desteklemeye yönelik faaliyetlere ilişkin sunumlar eşliğinde yapılan programın detaylarını</p>
<p>aktaran DEÜ Kariyer Planlama ve Mezunlarla İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Diğdem Müge</p>
<p>Siyez, “Mesleki eğitim programımıza İzmir’deki psikolojik danışmanların inanılmaz bir ilgisi</p>
<p>oldu. Projemize, 250’nin üzerinde psikolojik danışman başvuruda bulundu. Ancak projenin</p>
<p>katılımcı sayısı önceden belirlendiği için farklı eğitim kademelerinde çalışan 12 psikolojik</p>
<p>danışman, 40 saatlik mesleki eğitim programımıza katılma fırsatı yakaladılar. Proje ile okul</p>
<p>psikolojik danışmanlarının kariyer danışmanlığı ile ilgili ihtiyaçlarını ve yeterliklerini</p>
<p>belirlemek için ülkemiz genelinde binin üzerinde psikolojik danışman ile araştırmalar</p>
<p>sonucunda geliştirilecek mesleki eğitim programının içeriği de belirlendi” dedi.</p>
<p>KARİYER ETKİNLİKLERİNİ TAKİP EDECEĞİZ</p>
<p>Kariyer rehberliği ve psikolojik danışmanlığın, okullarda sunulan rehberlik ve psikolojik</p>
<p>danışma hizmet alanlarından birisi olduğu bilgisini paylaşan Siyez, “Millî Eğitim</p>
<p>Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu 2023 Eğitim Vizyonu’nda öğrencilerin kariyer gelişimini</p>
<p>destekleme ile ilgili önemli hedefler yer almaktadır. Bu hedeflere ulaşılmasında okul</p>
<p>psikolojik danışmanlarına, yani rehber öğretmenlere önemli rol ve sorumluluklar</p>
<p>düşmektedir. Ülkemizde yapılan az sayıdaki araştırma okul psikolojik danışmanlarının bu</p>
<p>alandaki yeterliliklerinin az olduğunu ve kendilerini bu alanda yeterli hissetmediğini</p>
<p>göstermektedir. Bu nedenle Üniversitemiz ev sahipliğindeki ve yürütücülüğünü yaptığımız</p>
<p>programla, okul psikolojik danışmanlarının kariyer psikolojik danışmanlığı öz yeterliğini</p>
<p>arttırmak için TÜBİTAK 1001 destekli bu projeyi hayata geçirdik. Öte yandan eğitimimize</p>
<p>katılanların, 4 ay boyunca okullarında uyguladıkları kariyer etkinliklerini bizler de takip</p>
<p>edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-psikolojik-danismanlara-kariyer-danismanligi-egitimi-419020">DEÜ&#8217;den psikolojik danışmanlara &#8220;kariyer danışmanlığı&#8221; eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Doktorları: &#8220;Kriz Bölgelerindeki İnsani Yardım Çalışanları Psikolojik Sağlık Yönünden Desteklenmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-doktorlari-kriz-bolgelerindeki-insani-yardim-calisanlari-psikolojik-saglik-yonunden-desteklenmeli-412570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 13:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgelerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanları]]></category>
		<category><![CDATA[desteklenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[doktorları]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yönünden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kriz bölgelerinde tüm tehlike ve zorluklara karşı ön saflarda yer alarak ihtiyacı olanlara gerekli yardımı ulaştırmaya çalışan insani yardım çalışanları, tüm dünyada milyonlarca insana hiçbir karşılık beklemeden el uzatıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-doktorlari-kriz-bolgelerindeki-insani-yardim-calisanlari-psikolojik-saglik-yonunden-desteklenmeli-412570">Dünya Doktorları: &#8220;Kriz Bölgelerindeki İnsani Yardım Çalışanları Psikolojik Sağlık Yönünden Desteklenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kriz bölgelerinde tüm tehlike ve zorluklara karşı ön saflarda yer alarak ihtiyacı olanlara gerekli yardımı ulaştırmaya çalışan insani yardım çalışanları, tüm dünyada milyonlarca insana hiçbir karşılık beklemeden el uzatıyor. Dünya Doktorları,</strong> <strong>10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde özellikle kriz bölgelerinde görev alanların psikolojik sağlık yönünden desteklenmesi konusunda çağrıda bulunuyor.</strong></p>
<p>Dünyamızın her bölgesinde yaşanan doğal afetlerin yanı sıra savaşlar ve siyasi çekişmeler neticesinde yaşanan göçler ve yerinden edinen insanların yaşadığı zorluklar, insani yardım çalışanlarına olan ihtiyacı daha da arttırmaktadır. Dünya Doktorları, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde özellikle kriz bölgelerinde görev alan insani yardım çalışanlarının psikolojik sağlık yönünden desteklenmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Dünya Doktorları tarafından yapılan açıklamada, 6 Şubat&#8217;taki yıkıcı depremlerin, ruh sağlığı ve psikolojik desteğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha açıkça ortaya koyduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, görevlerinin etkinliğini ve verimliliğini önemli ölçüde etkileyebilecek olan insani yardım çalışanlarının psikolojik refahına yeterince vurgu yapılmadığı vurgulandı.</p>
<p><strong>Kendi acılarını bir kenara bırakarak sağ kalanlarla dayanışmayı büyüttüler</strong></p>
<p>Büyük deprem felaketinin ardından, yıkıma uğrayan bölgelerde görev yapan birçok insani yardım çalışanı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendi. Kimileri enkaz altından sağ çıkarken, kimi ise akrabalarını, arkadaşlarını ve meslektaşlarını kaybetti. Dünya Doktorları tarafından yapılan açıklamada, deprem travmasının yanı sıra, evlerini, iş yerlerini ve şehirlerini kaybetme zorluğuyla da baş etmek zorunda kalanların, kendi acılarını bir kenara bırakarak hayat kurtarmaya ve sağ kalanlara yardım etmeye devam ettiği bildiriliyor. Dünya Doktorları Suriye Programı Koordinatörü Mustafa El Othman gibi binlerce insani yardım çalışanı, meslektaşlarını enkaz altında kaybetmiş olmasına rağmen sağ kalanlara yardım etmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>İnsani yardım çalışanlarının psikososyal refahlarının iyileştirilmesi desteklenmeli</strong></p>
<p>Dünya Doktorları açıklamasında; özellikle savaş, zorunlu göç, deprem gibi olaylardan sonra insani yardım çalışanlarında ikincil travmatik stres, şefkat yorgunluğu ve tükenmişlik gibi tepkiler geliştiğini belirtiyor. Kriz bölgelerinde yoğun çalışma saatleri, dinlenme fırsatlarının yetersizliği, her şeyi başarma kaygısı ve yetersiz psikososyal destek gibi faktörler, sahadaki insani yardım çalışanlarının stres tepkilerinin artmasına yol açabiliyor. Dünya Doktorları, bu stresi yönetebilmek için, psikoeğitim, süpervizör desteği ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gibi önlemlerin önem taşıdığını belirtiyor. Dünya Doktorları, hükümetleri, uluslararası kuruluşları ve finansman kurumlarına şu çağrıda bulundu: ”İnsani yardım çalışanlarının zihinsel ve duygusal sağlığını korumaya yönelik uygun kapsamlı psikososyal destek programları için öncelik ve kaynak ayırılmalıdır. İnsanı yardım çalışanlarının psikolojik sağlığını öncelikli kılınması, yardım arayışının teşvik edildiği ve desteklendiği bir ortamın oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Yardım çalışanlarının uzun vadeli travma etkilerini daha iyi anlamak için araştırma girişimleri ve veri toplama çabaları gerekmektedir. Bunun gibi kanıta dayalı yaklaşımlarla insanı yardım çalışanlarının zihinsel sağlıklarının ve psikososyal refahlarının iyileştirilmesini destekliyoruz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-doktorlari-kriz-bolgelerindeki-insani-yardim-calisanlari-psikolojik-saglik-yonunden-desteklenmeli-412570">Dünya Doktorları: &#8220;Kriz Bölgelerindeki İnsani Yardım Çalışanları Psikolojik Sağlık Yönünden Desteklenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narlıdere Belediyesi Psikolojik Danışma Birimi&#8217;nden çocuğu okula başlayacak ailelere tavsiyeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesi-psikolojik-danisma-biriminden-cocugu-okula-baslayacak-ailelere-tavsiyeler-402216</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ailelere]]></category>
		<category><![CDATA[başlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[biriminden]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[narlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402216</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediyesi Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi bünyesinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi Sorumlusu Psikolog Ayça Gül Danış, okula yeni başlayacak çocuklar ve aileleri için tavsiye niteliğinde bir rehber hazırladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesi-psikolojik-danisma-biriminden-cocugu-okula-baslayacak-ailelere-tavsiyeler-402216">Narlıdere Belediyesi Psikolojik Danışma Birimi&#8217;nden çocuğu okula başlayacak ailelere tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediyesi Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi bünyesinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi Sorumlusu Psikolog Ayça Gül Danış, okula yeni başlayacak çocuklar ve aileleri için tavsiye niteliğinde bir rehber hazırladı. Danış, “Genellikle çocuklar uyum sürecini ortalama 3 haftada tamamlarlar. Çocuğunuzun daha uzun süre uyum sağlayamayacağını düşünüyorsanız çocuğunuzu karşılaştırmadan, korkutmadan, paniğe kapılmadan bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır” diye konuştu.</i></b></p>
<p>Türkiye genelinde 11 Eylül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılı öncesinde, okul öncesi, ilkokul 1 ve lise 9’uncu sınıflar için uyum programı başladı. Narlıdere Belediyesi’nin Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi bünyesinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi de okula başlayacak çocuklar ve aileleri için tavsiye niteliğinde bir rehber hazırladı.</p>
<p>Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi Psikolojik Danışma Birimi Sorumlusu Psikolog Ayça Gül Danış, okula başlama sürecinde ailelerin de en az çocuklar kadar heyecanlı olmasının normal bir durum olduğunu ifade ederek, “Çocuğun ve ailesinin bir miktar kaygı duyması gayet normal bir durumdur. Ancak bu dönem hakkında yeterli bilgiye sahip olmak, çocuğun olası korkularını anlamak ve en önemlisi ebeveynlerin kendi duygularının farkında olması ve bunların çocuğa nasıl yansıyabileceğini görmesi önemlidir. Unutulmamalıdır ki her çocuğun okula uyumu farklıdır. Genellikle çocuklar uyum sürecini ortalama 3 haftada tamamlarlar. Çocuğunuzun daha uzun süre uyum sağlayamayacağını düşünüyorsanız çocuğunuzu karşılaştırmadan, korkutmadan, paniğe kapılmadan bir uzmana başvurmanız faydalı olacaktır” dedi.</p>
<p><b>ÇOCUKLAR OKULA BAŞLARKEN EBEVEYNLER NELERE DİKKAT ETMELİ?</b></p>
<p>1.      Eve en yakın okul tercih edilmeli.</p>
<p>2.      Çocuğu okula kayıt yaptırmadan önce okulu ve öğretmeni tanıyın ve bilgi edinin.</p>
<p>3.      Çocuğunuzu sosyalleşmeye açık olmaya yönlendirin. Sizden bağımsız olarak okul hayatına uyum sağlaması için onu teşvik edin.</p>
<p>4.      Çocuğunuza okulda eğlencenin yanı sıra bazı sorumlulukların da olduğunu açıklayın. Çocuğunuz okulun kurallara uyması gereken bir yer olduğunu bilmelidir.</p>
<p>5.      Çocuğunuzun okul hayatıyla ilgili kaygı içeren ifadelerden kaçının. Sakin ve rahat görünmeye çalışın. Kaygınızı gidermek için gerekirse okulla iletişime geçin.</p>
<p>6.      Çocuğunuza sorumluluk verin. Örneğin, okul çantasını kendisine hazırlatın.</p>
<p>7.      Çocuğunuzla okul anılarınız ve arkadaşlıklarınız hakkında konuşun. Bu çocuğunuzun okula ısınmasını kolaylaştırır.</p>
<p>8.      Çocuğunuzun uyum sürecinde yaşayacağı normal zorlukları sorun olarak algılamayın. Çocuğun zorlukları kendi başına aşmasına izin verin.</p>
<p>9.      Çocuğunuz okula başlarken ev hayatınızda bir rutin oluşturun. Çocuğunuzun yemek düzenine ve uyku saatlerine özellikle dikkat edin.</p>
<p>10.  İlkokul çağındaki çocukların telefon, bilgisayar veya televizyon karşısında geçirdikleri süre günde 45 dakika ile 1 saat arasında olmalıdır. Buna da dikkat edin.</p>
<p>11.  Eğer çocuk okula gitmek istemiyorsa, altında yatan nedeni araştırın. Bunlar; arkadaşlarıyla sorun yaşaması, kıyafetiyle alay edilmesi, öğretmeninin davranışı, yemekleri sevmeme gibi nedenler olabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesi-psikolojik-danisma-biriminden-cocugu-okula-baslayacak-ailelere-tavsiyeler-402216">Narlıdere Belediyesi Psikolojik Danışma Birimi&#8217;nden çocuğu okula başlayacak ailelere tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afetlerin]]></category>
		<category><![CDATA[bakışlarını]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumdaki]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yönlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçların da, kaynakların kısıtlı olması nedeniyle çatışma ve agresif tutumların da görülebildiğine vurgu yapıyor. Travmatik olayların, çocukların düşünce kalıplarını, algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebileceğine dikkat çeken Çetin, toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin büyük önem taşıdığını söylüyor ve gerekli durumlarda profesyonel yardım alınmasını öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, afetlerin toplumlar üzerindeki travmatik etkilerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur </strong></p>
<p>Büyük afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilerin oluşmasına neden olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Korku, endişe, çaresizlik ve panik gibi duygusal tepkiler görülebilir. Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur. Topluluk içinde dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçlar görüyoruz ki bunu yakın dönemde deprem zamanında da gözlemledik. Bunun tam tersi kaynakların kısıtlı olduğu durumda ise çatışma ve agresif tutumlar artabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir</strong></p>
<p>Afetlerin, can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplar meydana getirdiğini hatırlatan Çetin, kayıp yaşayan bireylerin yasın inkar, öfke, depresyon, kabul etme gibi farklı etkilerini yaşadıklarını söyledi. Afet sonrasında stres bozukluğu gelişebileceğine de dikkat çeken Çetin, “Travmatik olayın ardından en az bir ay süren kaygı, korku ve kaçınma davranışları gözlemlenebilir. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu söylemek mümkündür. Yaşanılan durumun tepkisi, bireyden bireye farklılık gösterir. O nedenle profesyonel destek bu etki ile başa çıkmak için önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Afetlerin sonrasında TSSB yaygın görülüyor </strong></p>
<p>Afetlerin, kişilerin ve toplumların hayatlarında olumsuz etkiler bırakabileceğine değinen Çetin, buna örnek olarak, afet sonrasında yaygın olarak görülen bir psikolojik durum olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu (TSSB) gösterdi. Afet yaşayanların travmatik olayın neden olduğu stres, korku ve kaygıyla başa çıkmada zorlandıklarını dile getiren Çetin, “TSSB belirtileri arasında tekrarlayan hatıralar, kabuslar, aşırı uyarılma, anksiyete ve kaçınma davranışları yer alabilir. Ayrıca, afetlerin toplumlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, artan stres düzeyleri, öfke, güvensizlik ve sosyal izolasyon gibi diğer psikolojik sonuçlara da yol açtığını söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başa çıkmada sosyal destek çok önemli </strong></p>
<p>Afetlerin ani ve şiddetli yaşanmasının, kişide panik, çaresizlik, şaşkınlık, korku gibi tepkilere neden olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Deprem gibi ani afetler sonrasında depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Bu tür afetlerde başa çıkma mekanizmalarını şöyle izah edebiliriz; ilk olarak sosyal destek çok önemlidir. Sonrasında problem çözmek için pratik adımlar atmak kişiye güven ve kontrol hissi sağlayabilir. Bireyin yaşadığı süreci ve olası kendinde oluşabilecek sorunları fark etmesi ya da buna dair bilinçlenmesi zihinsel olarak denge sağlaması konusunda etkili olabilir. Afet sonrası başa çıkma süreci oldukça karmaşık olabilir. Bu durum her birey için farklıdır. Bireylerin duygusal desteğe ve sağlıklı başa çıkma stratejilerine ihtiyacı vardır. Bu mekanizmalar da kişiye özgüdür. O nedenle gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.” önerisinde bulundu. </p>
<p><strong>Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir </strong></p>
<p>Toplumları etkileyen travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine de değinen Çetin, “Çocuklar ve gençler, toplumsal travmalar sonrasında korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi yoğun duygusal tepkiler gösterebilirler. Bu tepkiler normaldir ancak uzun vadeli etkilere yol açabilir. Travmatik olaylar, çocukların düşünce kalıplarını da etkileyebilir. Algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebilir. Çocuklar, travmalar sonrasında davranışsal değişiklikler gösterebilir. Bunlar arasında uyku sorunları, yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sosyal geri çekilme ve agresyon yer alabilir. Toplumsal travmalar, çocukların okul performansını etkileyebilir. Konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları ve motivasyon eksikliği gibi zorluklar yaşayabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli </strong></p>
<p>Çocukların travmayla baş edebilmesi için yetişkinlere de görev düştüğünün altını çizen Çetin, “Ebeveynler ve yetişkinler, çocuklara güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamalı. Bu, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Çocuklara olayları anlamaları için açık ve anlayışlı bir iletişim kanalı sunulmalı. Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli ve sorularına dürüst cevaplar verilmeli. Ebeveynler, günlük rutinleri korumak ve normalleştirmek için çaba göstermeli. Bu, çocuklara güven ve istikrar hissi sağlayabilir.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır </strong></p>
<p>Ebeveynlerin, sağlıklı başa çıkma stratejilerini modellemeleri gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kendi duygusal tepkilerini yönetme ve olumlu davranışlar sergileme, çocuklara örnek olabilir. Eğer gerekliyse, profesyonel yardım alınmalıdır. Çocuklar ve gençler için uzman psikologlar veya danışmanlar, duygusal iyilik hali ve başa çıkma becerilerini desteklemekte yardımcı olabilir. Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır. Ebeveynlerin, yetişkinlerin ve toplumun desteği bu süreçte kritik bir rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik ilk yardım ve toplumsal cinsiyet rolleri atölyeleleri düzenleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-ilk-yardim-ve-toplumsal-cinsiyet-rolleri-atolyeleleriduzenleniyor-389144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeleleridüzenleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[rolleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bodrum Belediyesi, personellerine yönelik “Psikolojik İlk Yardım ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyeleri” düzenliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-ilk-yardim-ve-toplumsal-cinsiyet-rolleri-atolyeleleriduzenleniyor-389144">Psikolojik ilk yardım ve toplumsal cinsiyet rolleri atölyeleleri düzenleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum Belediyesi, personellerine yönelik “Psikolojik İlk Yardım ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyeleri” düzenliyor</p>
<p>Bodrum Belediyesi’nin çalışanlarına yönelik düzenlediği eğitimler kapsamında Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü&#8217;ne bağlı Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Bürosu ile Bodrum Kadın Dayanışma Derneği iş birliğinde “Saha Çalışanları İçin Psikolojik İlk Yardım Atölyesi ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyesi” yeni katılımcılarla devam ediyor.</p>
<p>Bodrum Ticaret Odası Toplantı Salonu’nda düzenlenen atölyelerde, Psikolojik Danışman Ada Ümmühan Köse tarafından &#8220;Saha Çalışanları İçin Psikolojik İlk Yardım Atölyesi&#8221; ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği&#8217;nden Füsun Doğan tarafından &#8220;Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyesi&#8221; sunuldu.</p>
<p>Psikolojik İlk Yardım Atölyesi&#8217;nde, sahada çalışacak personelin travmaya duyarlı hizmet üretmelerine yönelik yöntemler paylaşıldı. Atölye, personelin psikolojik güçlendirme ve destek konularında detaylı bilgi alarak hizmet sürecinin uzun soluklu yürütülmesini sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p>Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyesi&#8217;nde ise toplumsal cinsiyet rollerinin ayrımcılık ve eşitsizlik yarattığı konusu ele alınırken atölyede katılımcılara toplumsal cinsiyet rolleriyle ilgili farkındalık yaratmak ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler verildi.</p>
<p>Başkan Ahmet Aras’ın 2019 yerel seçimlerinin  hemen ardından hayata geçirdiği “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” perspektifinde yeni yönetim yaklaşımı sonrası  imzaladığı CEMR&#8217;in (Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı) gereklerinden olan Yerel Eşitlik Eylem Planı (YEEP) ve  Bodrum Kadın Dayanışma Derneği&#8217;nin Bodrum Belediyesi ile birlikte hayata geçirdiği, &#8221;Bodrum&#8217;dan Türkiye&#8217;ye Kadınlar Eşitlikçi ve Şiddetsiz Kentini Yaratıyor&#8221; projesi kapsamında  Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini etkin bir şekilde geliştirmek ve uygulamak üzere Bodrum Belediye personeline düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimleri sürüyor.</p>
<p>Bodrum Belediyesi, eğitimlerine belli bir program dahilinde düzenlemeye devam edecek. Personelin mesleki gelişimine katkı sağlamayı hedefleyen eğitimler, belediye çalışanlarının daha bilinçli, duyarlı ve etkili hizmet sunmalarını amaçlıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-ilk-yardim-ve-toplumsal-cinsiyet-rolleri-atolyeleleriduzenleniyor-389144">Psikolojik ilk yardım ve toplumsal cinsiyet rolleri atölyeleleri düzenleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler psikolojik sorunlara gebe olabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelik-donemindeki-hormonal-degisimler-psikolojik-sorunlara-gebe-olabiliyor-383720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 09:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönemindeki]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hormonal]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın vücudunda yeni bir hayatın oluştuğu, heyecan verici bir süreç olan hamilelik, hayatın en unutulmaz ve değerli anlarından da biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelik-donemindeki-hormonal-degisimler-psikolojik-sorunlara-gebe-olabiliyor-383720">Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler psikolojik sorunlara gebe olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın vücudunda yeni bir hayatın oluştuğu, heyecan verici bir süreç olan hamilelik, hayatın en unutulmaz ve değerli anlarından da biri. Hamileliğin fiziksel değişikliklerin yanı sıra, kadınların duygusal ve psikolojik sağlığını da etkilediğini belirten Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Dilara Cura İçten, “Gebelikte hormonal değişimler, kaygı, stres, duygusal dalgalanmalar gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu sorunlar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Hamilelikte eşlerin anne adaylarına destek olmaları, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri çok önemli. Bu süreçte psikolojik sorunlar yaygın olabilir, ancak destek ve tedaviyle anne adayları sağlıklı bir hamilelik ve doğum geçirebilir” dedi.</strong></p>
<p>Kadın bedeninin ve ruhunun bir arada büyüme ve dönüşüm yaşadığı bir zaman dilimi olan hamilelik döneminde anne adayları, hayatlarının en güzel ve unutulmaz deneyimlerini yaşıyor. Bebeğin ilk hareketlerini hissetmek ve onun gelişimini izlemek, gebeliğin en özel anlardan biri olsa da anne adayları bu dönemde fiziksel ve psikolojik olarak hassas bir dönemden geçebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Dilara Cura İçten, hamileliğin heyecan verici olsa da hormonal değişiklikler, fiziksel rahatsızlıklar ve gelecekle ilgili endişeler gibi birçok stres etkenini de beraberinde getirebileceğinin altını çizdi. Anne adayının hamilelik döneminde heyecanlı olabileceği gibi sürecin belirsizliği nedeniyle kaygılı hissedebileceğini de belirten Dilara Cura İçten, “Bebeğim sağlıklı olacak mı?”, “İyi bir anne olabilecek miyim?”, “Eşimle olan ilişki doğumdan sonra nasıl olacak?”, “Çok mu kilo alacağım?”, “Eşim doğumdan sonra da beni beğenmeye devam edecek mi?”, “Kariyerim nasıl şekillenecek?”, “Sosyal hayatım değişecek mi?” gibi birçok kaygı dolu soru, anne adayında stres yaratabiliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“BEKLENMEYEN GEBELİKLERDE DEPRESYON RİSKİ VAR”</strong></p>
<p>Hamileliğin ilk dönemlerinde kaygıların ve soru işaretlerinin normal olduğunu ifade eden Dilara Cura İçten, “Bu duygusal süreç boyunca desteğe ihtiyacı olan anne adayının yanında olmak ve bunu hissettirmek çok önemli. Anne adayları bu dönemde günlük hayatını olumsuz etkileyecek boyutta; uykusuzluk, bulantı, sinir, sürekli mutsuzluk hali, iştahsızlık, tahammülsüzlük, öfke gibi durumları yaşayabilir. Planlı ya da arzu edilen bir hamilelikte anne adayları mutlu hissetseler bile yoğun duygusal iniş-çıkışlar yaşayabiliyorken, istenmeyen ya da beklenmeyen gebelikler depresyon riskini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle hamileliği sürpriz olan anne adaylarının; hem vücudunda oluşabilecek değişimlere hem de ruh haliyle ilgili gelecekte yaşayabilecekleri kaygılarla ilgili profesyonel destek almalarında fayda var” diye konuştu. </p>
<p><strong>EŞ DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Hamilelik döneminin, aile hayatına geçiş süreci için çok büyük sorumluluk olduğunu söyleyen Dilara Cura İçten, “Çiftler, bebekle birlikte farklı bir role bürünecekleri bir döneme adım atıyor ve anne-baba olmaya hazırlanıyor. Eşinin ve ailesinin desteğini gördüğünü hisseden anne adayı, gebeliğini daha mutlu ve huzurlu geçirir. Eşlerin, anne adaylarının konforunu sağlamayarak, ona yardımcı olarak ve iş bölümü yaparak anne adayına destek olmaları gerekiyor. Gebelik döneminde eşlerin bu duruma ve rollerine adapte olmaya çalışırken birbirilerine saygı, sevgi ve anlayış göstermeleri gerekiyor. Unutulmamalı ki mutlu bir anne ve baba, mutlu çocuk demektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“BEBEKLER, ANNENİN HİSSETTİĞİ BÜTÜN DUYGULARI HİSSEDER”</strong></p>
<p>Anne adayının rahat bir hamilelik geçirmesinin de çok önemli olduğunu vurgulayan Dilara Cura İçten, “Aksi halde bebek, ihtiyaç duyduğu oksijen ve besini yeteri kadar alamaz. Ayrıca bebek, hormonlar sayesinde annenin hamilelik sürecinde hissettiği bütün duyguları hisseder ve anne karnındaki bebeğin huzursuz olmasına yol açabilir. Bu nedenle de anne adayının bebeğiyle temas kurması çok önemli. Karına dokunmak, duyguları paylaşmak gibi annenin bebeğiyle birlikte yapacağı sohbetler, anne ve bebeği birbirine bağlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>“MÜKEMMEL ANNE” OLMAK YERİNE “YETERİ KADAR İYİ ANNE” OLMAYA YOĞUNLAŞIN”</strong></p>
<p>Anne adaylarının hamilelik sürecini “mükemmel anne” olma hedefiyle geçirebildiğini de söyleyen  Dilara Cura İçten, bu hedefin çoğu anne adayının kendini yormasına, yeterliliğini sorgulamasına ve kendisini eksik hissetmesine neden olabileceğini de ifade etti. Anne adaylarının bunun yerine “yeteri kadar iyi anne” olmaya yoğunlaşmasının çok daha önemli olduğunu söyleyen Cula, hamilelik döneminde kendine zaman ayırmak ve arkadaş çevresiyle birlikte keyifli vakit geçirmenin bu fikirden uzaklaşmalarına yardımcı olacağını da bildirdi.</p>
<p><strong>HAMİLELİK SONRASI DEPRESYONA DİKKAT!</strong></p>
<p>Hamilelik düresinin geride kalmasıyla birlikte bebeklerine eline alan ve tüm zorlukları geride bıraktığını düşünen annelerin lohusalık hüznü yaşayabileceğini söyleyen Dilara Cura İçten, “Bu durum, doğumdan sonra başlıyor ve genellikle birkaç gün sürebiliyor. Anne bu dönemde; sıkıntı, sinir, ağlama ve unutkanlık gibi duygular yaşayabiliyor. Bazı durumlarda yeni annelerin içinde bulunduğu üzüntülü hislerle birlikte daha yoğun yaşamasına neden olabiliyor. Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonraki bir yıl içinde ortaya çıkabilen doğum sonrası depresyonu ise şiddeti hafif ve kısa süreliden, çok ağır ve uzun süreliye kadar değişkenlik gösterebiliyor. Bu durumda doğumdan sonraki ilk üç ay içinde azalması bekleniyor. Aksi takdirde profesyonel yardım alınması oldukça önemli” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelik-donemindeki-hormonal-degisimler-psikolojik-sorunlara-gebe-olabiliyor-383720">Hamilelik dönemindeki hormonal değişimler psikolojik sorunlara gebe olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nerlıdere Belediyesi&#8217;nden Yurttaşlara Psikolojik Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nerlidere-belediyesinden-yurttaslara-psikolojik-destek-379857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jun 2023 10:08:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[nerlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaşlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediyesi Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi bünyesinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi, toplumsal hayatta çeşitli problemlerle karşılaşan yurttaşlara ücretsiz olarak hizmet veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nerlidere-belediyesinden-yurttaslara-psikolojik-destek-379857">Nerlıdere Belediyesi&#8217;nden Yurttaşlara Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediyesi Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi bünyesinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi, toplumsal hayatta çeşitli problemlerle karşılaşan yurttaşlara ücretsiz olarak hizmet veriyor.  </i></b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi’nin Pakize Ateş Kadın Danışma Merkezi bünyesinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi, ilçede yaşayan yurttaşlara psikolojik destek sağlıyor. Toplumsal hayattaki gelişmelerden etkilenen vatandaşlara haftanın belirli günlerinde hizmet veren Psikolojik Danışma Birimi; stresli yaşam, aile sorunları, gelecek kaygısı gibi problemlerle karşı karşıya kalanların zor günlerinde yanlarında oluyor. Toplumsal yapıdaki dönüşümlerden etkilenen yurttaşların yaşadıkları sorunlarla başa çıkması için çalışmalar yürüten ve hayata adapte olmalarını sağlayan birim, ücretsiz olarak hizmet veriyor.</p>
<p><b>“KORKULARINI VE KAYGILARINI AZALTIYORUZ”</b></p>
<p>Psikolojik Danışma Birimi Sorumlusu Psikolog Ayça Gül Danış, vatandaşların günlük hayatta birçok problemle karşılaştığını ve her sorunu tek başına çözmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, “Bu noktada biz devreye giriyoruz. Stres, ailevi sorunlar ve çeşitli travmalarla mücadele etmek zorunda kalan vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Danışanlarımızı kendilerine güvenmeleri noktasında motive ediyoruz. Yaşadıkları sorunları nasıl aşacakları konusunda onları cesaretlendiriyor ve bilgilendiriyoruz. Örneğin, 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketinin ardından ilçemize yerleşen birçok depremzede yurttaşımız oldu. Onlarla sürekli görüşüyor ve kaygılarını azaltmaya yardımcı oluyoruz. Ayrıca otizmli bireylerimize, engelli yurttaşlarımıza yönelik özel çalışmalarımız oluyor. Genç, yaşlı, çocuk demeden her bir yurttaşımızın yanındayız. Danışanlarımızın öz-yeterliliklerini ve becerilerini harekete geçirmek için destekleyici ve yönlendirici olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Psikolojik Danışma Birimi Sorumlusu Danış, aile içinde ya da dışında fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete uğrayan kadınların da her zaman yanında olduklarını belirterek, “Birimimiz, toplumsal hayatta çeşitli problemlerle karşılaşan kadınların yanında olmaya, onların korkularını ve kaygılarını yenmesinde gereken rolü üstlenmeye devam edecek” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nerlidere-belediyesinden-yurttaslara-psikolojik-destek-379857">Nerlıdere Belediyesi&#8217;nden Yurttaşlara Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçimlerin Psikolojik Etkisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/secimlerin-psikolojik-etkisi-373440</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 08:14:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[seçimlerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seçim süreci ve sonuçları kişilerin yaşamında kültürel, fiziksel, ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan bazı değişikliklere neden olabilmektedir. Bu değişiklerin olumlu ya da olumsuz olmasında seçimlerin sonucu kadar seçmenin psikolojisinin de önemli olduğu söylenebilir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/secimlerin-psikolojik-etkisi-373440">Seçimlerin Psikolojik Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seçim süreci ve sonuçları kişilerin yaşamında kültürel, fiziksel, ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan bazı değişikliklere neden olabilmektedir. Bu değişiklerin olumlu ya da olumsuz olmasında seçimlerin sonucu kadar seçmenin psikolojisinin de önemli olduğu söylenebilir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>‘’Seçimlerdeki belirsizlikler kişilerde olumsuz duygu deneyimlerini arttırabilir. ‘’</strong></p>
<p> </p>
<p>Belirsiz olan her şey kişilerde kaygı uyandırabilir. Belirsizlik arttıkça kaygı deneyiminin yoğunluğu da o oranda artabilir. İçerisinde bulunduğumuz bu seçim süreci de seçmeni yoğun bir belirsizlikle karşı karşıya bırakan süreçlerden biri olduğu söylenebilir. Seçimler kişilerde hayatlarının daha iyiye gideceğini dair düşünceler oluşturabilir ve kişileri daha fazla umutlu hissettirebilir. Bu umut, birçok insan için motive edici olabilir ve geleceğe dair motivasyonu arttırabilir. Ancak diğer yandan da seçim sonuçlarının belirsizliği kişilerin seçim öncesinde kaygı ve stres gibi olumsuz duyguları deneyimleme ihtimallerini de arttırabilmektedir. Seçim öncesinde deneyimlediğimiz belirsizlik hisleri, seçim sonuçlarına dair endişe ve gelecekte ne olacağı hakkındaki belirsizlikler seçim sürecini insanlar için stres kaynağı haline getirebilmektedir. Bu durum kişilerde uyku problemi, konsantrasyon güçlüğü, iştahsızlık ya da iştahta artış gibi belirtilerinin tetiklenmesine neden olabilir. </p>
<p> </p>
<p>Her rekabette olduğu gibi seçimlerde de kazanan ve kaybeden taraflar olacaktır. Bu durum bazılarımız için sonuçların umduğumuz gibi olmayacağı anlamına gelmektedir. Bu durumda kişiler hayal kırıklığına uğrayabilir ve moral bozukluğu yaşayabilirler. Bütün umudun seçim sonucu gibi kendi kontrol alanımızda olmayan bir şeye bağlanması ve neticenin isteklerimiz dışında olduğu durumlarda yoğun bir mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Hatta bazılarımız için bu durum depresyon ya da anksiyete gibi ruhsal rahatsızlıkların başlangıcı dahi olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>‘’İyi olma halinde seçimlerin sonucu kadar psikolojik iyi oluşunuzun da önemli olduğunu unutmayın ‘’</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Görüldüğü üzere seçim süreci gibi toplamsal bir kavramın kişilerin bireysel psikolojik sağlığı üzerinde de oldukça önemli etkileri mevcuttur. Bu süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirmek için bazı öneriler;</p>
<p> </p>
<ul>
<li>Bu süreçte bilgi edinecek kadar haber kanallarını kullanmak önemli. Belirsizliğin oluşturduğu kaygıyla baş edebilmek için sosyal medya ve haber kanallarındaki olumsuz içeriklere sürekli olarak kendinizi maruz bırakmaktan kaçının. </li>
<li>Öfke, kaygı ve stres gibi olumsuz duygularınızı arttıracak iletişim ve içeriklere sınırlama getirin. </li>
<li>Kendinize zaman ayırın ve sevdiğiniz aktivitelere daha fazla alan açın. </li>
<li>Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri gibi stres seviyesini azaltmaya yardımcı aktivite ve teknikleri uygulayın. </li>
<li>Sosyal açıdan daha aktif olun.</li>
<li>Sürece dair duygularınızı etrafınızdaki sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla paylaşın. </li>
<li>Spor yapmak, belirli saatte yemek yemek, işe gitmek ya da kitap okumak gibi var olan rutinlerinizi sürdürmeye devam edin. </li>
<li>Psikolojik sağlığınız kadar fiziksel sağlığınıza da dikkat edin. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve varsa kullanılan ilaçların takibi oldukça önemli.</li>
<li>Gerçekçi olun ve herhangi bir sonucun insanların hayatını mahvetmeyeceğini kendinize hatırlatın. </li>
<li>Seçime dair planlarınızı her ihtimali göz önüne alarak yapın ki ummadığınız olası bir sonuçta hazırlıksız yakalanmayın. </li>
<li>Problemlerin insan hayatının bir parçası olduğunu hatırlayarak olası sorunları çözmek için sahip olduğunuz kaynakları kendinize hatırlatın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Seçimler zorlayıcı duygulara maruz kaldığımız zamanlardan biri olabilir, ancak bu dönemde kendimize iyi bakarak stresle başa çıkabilir ve sağlımızı koruyabiliriz. Tüm bunlara rağmen duygu durumunuzda bir değişiklik olmuyor aksine olumsuz duygulanımlar giderek artıyorsa ve tek başınıza baş etmekte zorlanıyorsanız psikoterapi desteği almanız, psikolojik iyi oluşunuz açısından önemli olacaktır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/secimlerin-psikolojik-etkisi-373440">Seçimlerin Psikolojik Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Hazırlık Yoksa Deprem Toplumu Derinden Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-hazirlik-yoksa-deprem-toplumu-derinden-etkiliyor-368009</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[derinden]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Üniversitesi “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” seminer dizisinin üçüncüsü yapıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-hazirlik-yoksa-deprem-toplumu-derinden-etkiliyor-368009">Psikolojik Hazırlık Yoksa Deprem Toplumu Derinden Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Sabancı Üniversitesi “Toplum ve Afet Risk Yönetimi”  </u></strong><strong><u>seminer dizisinin üçüncüsü yapıldı</u></strong></p>
<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi’nin afet risk yönetimi ve afet sonrası müdahale yöntemleri konularında başlattığı “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” seminer dizisinin üçüncüsü “Afet Risk Yönetiminde Psikoloji Bilimi ve Uygulamaları” başlığıyla yapıldı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Seminerde, afet risk yönetiminin omurgasının psikoloji bilimi uygulamalarına dayandığı vurgulanarak, psikolojik hazırlığın olmaması durumunda depremin toplumu çok derinden etkilediği ifade edildi.</strong></em></p>
<p>Sabancı Üniversitesi’nin afet risk yönetimi ve afet sonrası müdahale yöntemleri konularında başlattığı “Toplum ve Afet Risk Yönetimi” seminer dizisinin üçüncüsü 18 Nisan 2023, Salı günü yapıldı. </p>
<p><strong>“Afet Risk Yönetiminde Psikoloji Bilimi ve Uygulamaları” </strong>konusunun ele alındığı seminerin konukları Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi<strong> Prof. Dr. Nebi Sümer, </strong>Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Psikoloji Bölüm Başkanı<strong> Prof. Dr. Gökhan Malkoç </strong>ve TOBB ETÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Nuray Karancı </strong>oldu.<strong> </strong></p>
<p>Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi<strong> Prof. Dr. Nebi Sümer, </strong>seminerde yaptığı konuşmada<strong>, </strong>“Afetlerde daha çok müdahale sırasındaki psiko-sosyal destekte psikoloji akla geliyor. Ama evrensel olarak bilinen afet yönetimi dediğimiz genel evrensel modelinin 4 aşaması vardır: Risk ve zarar azaltımı, hazırlık, müdahale ve iyileştirme. Bunun her biri psikolojiyle ilgili. Yani davranış değişimi ile risk ve zarar azaltımında uygun normlar ve anlayış olmaz, toplum depreme hazırlık yapmaz, depreme maruz kalanlara zamanında müdahale edilmez ve iyileşme çalışması takip edilmez ise toplum ayağa kalkamaz. Dolayısıyla afet risk yönetiminin omurgası psikoloji bilimi uygulamalarına dayanır.”</p>
<p><strong>KADINLARIN %60’I, ERKEKLERİN %41’İ DEPREMDEN YÜKSEK YA DA ÇOK YÜKSEK ETKİLENDİĞİNİ SÖYLÜYOR</strong></p>
<p>6 Şubat’ta yaşanan depremin yıkıcılığının çok büyük olduğunu hatırlatan <strong>Prof.  Dr. Nebi Sümer</strong>, “3-4 Mart’ta depremden bir ay sonra benim de katıldığım bir araştırma kuruluyla kapsamlı bir deprem araştırması yapıldı. Resmi rakamlara göre 51 bin ölüm var, yaralı sayısı tam bilinmiyor ama 100 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. İnanılmaz büyük bir afet yaşadık. Araştırmaya göre, Türkiye&#8217;de her 4 kişiden biri, %27’si deprem bölgesinde bir yakınımı, arkadaşımı, akrabamı, dostumu kaybettim, diyor. Bu çok büyük rakam.”</p>
<p>Depremin psikolojik etkisine de baktıklarını söyleyen <strong>Prof. Dr. Nebi Sümer,</strong> şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu tarz büyük olaylarda olayın etkisini ölçen bir psikolojik ölçek vardır. Genellikle, bizim aktif dönem dediğimiz bir ay içerisinde etki azalır. Sadece maruz kalanlarda yüksek olur. Burada durum çok daha felaket. Deprem bölgesindeki beş ilde yaşayanlarda maruz kalma ölçeğindeki maddelere göre %61’i fazla ya da çok fazla düzeyde depremden etkilenmiş. Yani düşüncesini aklından atamıyor. Bundan kaçmaya çalışıyor ya da aşırı uyarıldığı için kendisini rahatsız hissediyor. Kadınların %60’ı, erkeklerin %41’i depremden yüksek ya da çok yüksek etkilendiğini söylüyor. Bunlar inanılmaz rakamlar. Bir ay boyunca ağlamak buna yetmez. Olayın özü bu psikolojik hazırlık yoksa deprem, toplumu çok derinden etkiliyor.”</p>
<p><strong>“İNŞAAT MÜHENDİSİNİN DE HİPOKRAT YEMİNİ ETMESİ LAZIM” </strong></p>
<p>TOBB ETÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Nuray Karancı </strong>ise seminerde yaptığı konuşmada,<strong> </strong>daha fazla önlem almaya teşvik edebilmesi için deprem korkusunun azalmaması gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “1995 yılında Japonya Kobe’de yaşanan deprem 1999’da yaşadığımız İstanbul depremine çok benziyor. Japonlar çok hazırlıklı denir, ancak Kobe depreminde hazırlıklı değillerdi. Yangın çıktı, çok kayıpları oldu. Japonlar bunun üzerine orada çok güzel bir müze yaptı. O travma unutulmasın ki; bizim rasyonel davranışlar gösterme, hazırlıklı olma, binaları güvenli yapma eğilimimiz devam etsin, diye. Yaşadığımız acılar, travmalar tabii ki hafifler, ancak depremin korkusu azalmamalı. Korkalım ki, bir şey yapalım. Korku kötü bir duygu değil, çünkü bizi uyarıyor: Problem var burada, ben daha sağlam yapılar yapmalıyım. İnşaat mühendisinin de Hipokrat yemini etmesi lazım aslında, yaptığı şey çok önemli; ancak süreçte mühendis de, belediye de, mal sahibi de var. Burada bir sorumluluk zinciri söz konusu.” </p>
<p>Seminere katılan Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Psikoloji Bölüm Başkanı<strong> Prof. Dr. Gökhan Malkoç </strong>da Psikologlar Derneği olarak deprem bölgesine yaşadıklarını paylaşarak, şöyle konuştu:</p>
<p>“Genelde sahaya yani bir çalışma yapmadan önce biz veri temelli müdahale programlarını önemseriz onun için de rutin bir çalışma olarak 6 kişilik bir ekiple yola çıktık. Büyük bir yıkımla karşılaştık. Depremin bir fiziksel büyüklüğü var, bir de psikolojik büyüklüğünün olduğunu gördük, psikolojik büyüklük gerçekten çok fazlaydı. Yıkım olmayan yerlerde de hayatı sormak istedik. Çok fazla yıkımın olmadığı Samandağ Vakıflı Köyü’nde yaşayan aileler çocuklarının neredeyse tamamını korkudan İstanbul’a göndermişler. Nereye girdiysek hangi şehre gittiysek orada farklı bir öykü gördük. Ama en önemlisi koordinasyon ve organizasyon problemiydi. “</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-hazirlik-yoksa-deprem-toplumu-derinden-etkiliyor-368009">Psikolojik Hazırlık Yoksa Deprem Toplumu Derinden Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tepe Savunma ve Güvenlik&#8217;ten çalışanlarına afete özel psikolojik webinar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tepe-savunma-ve-guvenlikten-calisanlarina-afete-ozel-psikolojik-webinar-364635</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afete]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlarına]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlikten]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[webinar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364635</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat’ta merkez üssü Kahramanmaraş olan depremler sonrasında gerek arama kurtarma gerekse yardımların gönderilmesi konusunda hızla aksiyon alarak yardıma koşan Tepe Savunma ve Güvenlik, 23 Şubat itibariyle Tepe Akademi üzerinden afet durumları karşısında çalışanlarını bilinçlendirmek için online webinarlara başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tepe-savunma-ve-guvenlikten-calisanlarina-afete-ozel-psikolojik-webinar-364635">Tepe Savunma ve Güvenlik&#8217;ten çalışanlarına afete özel psikolojik webinar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6 Şubat’ta merkez üssü Kahramanmaraş olan depremler sonrasında gerek arama kurtarma gerekse yardımların gönderilmesi konusunda hızla aksiyon alarak yardıma koşan Tepe Savunma ve Güvenlik, 23 Şubat itibariyle Tepe Akademi üzerinden afet durumları karşısında çalışanlarını bilinçlendirmek için online webinarlara başladı. Tepe Savunma ve Güvenlik Genel Müdürü Ünal Bay, “6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketi, başta o bölgede yaşayanlar olmak üzere hepimizi derinden sarstı. Bizler de çalışanlarımızı bulundukları bölgelerde olası bir deprem riskiyle karşılaştıklarında nasıl tepki vermeleri gerektiği ve de depremzedelerle kurulacak iletişim konularında bilinçlendirmek istedik. Bu konuda çok hassas çalışmalar yaparak, çalışanlarımıza uzman klinik psikologlar tarafından online webinar eğitimleri vermeye başladık. Tüm çalışanlarımızın bu eğitimlere dâhil olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.</strong></p>
<p>Çalışanlarının memnuniyetlerini ve aidiyet hislerine her zaman önem veren güvenlik sektörünün öncü konumundaki Tepe Savunma ve Güvenlik, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinin ardından çalışanlarının ruh sağlığını desteklemek adına Tepe Akademi üzerinden webinar eğitimlerine başladı.</p>
<p>Tepe Savunma çalışanlarının ve paydaşlarının sektörel eğitimler, kişisel gelişim ve genel kültür konularındaki içerikleriyle gelişimlerine katkı sunma amacıyla 2016 yılında kurulan Tepe Akademi, gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda güncelleniyor. Şubat ayında gerçekleşen deprem afetinden sonra, çalışanlarının hem ruh sağlığını desteklemek hem de yaşanabilecek olan deprem sonrasında nasıl tepki vermeleri gerektiğini bilmeleri açısından Tepe Akademi üzerinden uzman klinik psikologlar aracılığıyla webinar eğitimleri eklendi.</p>
<p>23 Şubat’ta ilk webinar eğitimlerine başladıkları bilgisini veren Tepe Savunma ve Güvenlik Genel Müdürü Ünal Bay, “Ülkemiz çok büyük bir felaket yaşadı. On binlerce can kaybımız ve yararlı insanlarımız var. Başta depremzedeler olmak üzere hepimiz bu felaketin acısını en derinden yaşadık. Depremin ilk gününden itibaren Tepe Hayat Ekibimiz ile bölgeye giderek gerek arama kurtarma gerek yardımlar konusunda elimizden gelen tüm desteği vermeye çalıştık. Deprem bölgelerinde yaşayan 2 bin 500’e yakın çalışanımızın da yanında olarak onlara el uzattık” dedi.</p>
<p><strong>WEBINARLAR 2023 YILI SONUNA KADAR</strong> <strong>DEVAM EDECEK</strong></p>
<p>Depremden sonra gerekli ihtiyaçları karşılamaya devam ettiklerini söyleyen Bay, çalışanlarına destek olmak için psikolojik destek vermenin çok faydalı olacağını düşündüklerinin altını çizdi. Bu kapsamda hemen çalışmalara başladıkları bilgisini veren Bay, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>“Çalışanlarımız bizler için çok önemli ve değerli. Böyle büyük bir depremin ardından afet durumlarında hem çalışanlarımızın psikolojik dayanıklılıklarını korumak hem de yaşanan afetin bizlerde yaşattığı kaygı ve endişeyle nasıl başa çıkacağımızı anlamak, bu gibi stresin yoğun yaşandığı durumlarda nasıl tepki vereceğimizi bilmek ve afetzedelerle ve travmayı doğrudan ya da dolaylı yaşan kişilerle sağlıklı iletişim kurabilmek çok önemli. Bizler de çok hassas bir süreç yürüterek uzman klinik psikologlar tarafından; yetişkinler, hamile kadınlar ve çocuklar için online webinar eğitimleri oluşturduk. 23 Şubat tarihinde ilk eğitimimiz gerçekleşti ve o tarihten itibaren her hafta eğitim programlarımız Tepe Akademi platformu üzerinden devam ediyor. Webinarlarımızın 2023 yılının sonuna kadar, belli aralıklarla kadar devam etmesini planlıyoruz. </p>
<p><strong>AMACIMIZ TÜM ÇALIŞANLARIMIZA ULAŞMAK</strong></p>
<p>Şu ana kadar 1000 çalışanımız bu webinar eğitimlerine katıldı. Tüm şirket genelindeki çalışanlarımıza ulaşarak hem kendileri hem de çocukları için bu sürecin en sağlıklı şekilde atlatılmasına destek olmayı amaçlıyoruz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tepe-savunma-ve-guvenlikten-calisanlarina-afete-ozel-psikolojik-webinar-364635">Tepe Savunma ve Güvenlik&#8217;ten çalışanlarına afete özel psikolojik webinar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aksigorta Afetler Sonrasında Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmeti Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aksigorta-afetler-sonrasinda-ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmeti-sunuyor-362330</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 08:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afetler]]></category>
		<category><![CDATA[aksigorta]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sonrasında]]></category>
		<category><![CDATA[sunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkece yaşanılan büyük deprem felaketleri sonrasında Aksigorta, tüm müşterilerine ücretsiz olacak şekilde online psikolojik danışmanlık hizmeti sağlayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aksigorta-afetler-sonrasinda-ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmeti-sunuyor-362330">Aksigorta Afetler Sonrasında Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmeti Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkece yaşanılan büyük deprem felaketleri sonrasında Aksigorta, tüm müşterilerine ücretsiz olacak şekilde online psikolojik danışmanlık hizmeti sağlayacak. </strong></p>
<p><strong>Aksigorta Mobil uygulaması üzerinden verilecek hizmet, Aksigortalıların travma sonrası stres bozukluğuna yönelik psikolojik destek alabilmelerine yardımcı olacak.</strong></p>
<p>Ürün ve hizmetlerini müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerine yönelik olarak geliştirmeye devam eden Aksigorta, son dönemde yaşanılan deprem felaketlerinin ardından ortaya çıkan stres bozukluğuna karşı psikolojik destek imkanı sağlıyor.</p>
<p>Moneta iş birliği ile hayata geçecek olan bu hizmet, tüm Aksigorta müşterilerine hangi ürüne sahip olduğu fark etmeksizin ücretsiz olarak psikolojik destek alabilme fırsatı sunuyor.</p>
<p>30 Haziran’a dek geçerli olacak olan, toplumsal faydaya dayalı bu hizmetle, Aksigorta Mobil üzerinden oluşturulacak olan randevuyla online ya da telefon görüşmesi aracılığıyla tüm müşterilere sağlanacak. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aksigorta-afetler-sonrasinda-ucretsiz-psikolojik-danismanlik-hizmeti-sunuyor-362330">Aksigorta Afetler Sonrasında Ücretsiz Psikolojik Danışmanlık Hizmeti Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremzede çocuk ve gençlere ücretsiz psikolojik destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremzede-cocuk-ve-genclere-ucretsiz-psikolojik-destek-357010</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depremzede]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depremlerine maruz kalan vatandaşlar için NP Sağlık Grubu ve bilim ortağı Üsküdar Üniversitesi tarafından hayata geçirilen Deprem Travma Psikolojik Destek Hattı, depremzede çocuk ve gençlere de ücretsiz psikolojik destek veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-cocuk-ve-genclere-ucretsiz-psikolojik-destek-357010">Depremzede çocuk ve gençlere ücretsiz psikolojik destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş depremlerine maruz kalan vatandaşlar için</strong> <strong>NP Sağlık Grubu ve bilim ortağı Üsküdar Üniversitesi tarafından hayata geçirilen Deprem Travma Psikolojik Destek Hattı, depremzede çocuk ve gençlere de ücretsiz psikolojik destek veriyor. Yaklaşık bir aydır devam eden uygulamada 18 yaş altındaki depremzedeler, ebeveynleri ya da bir büyükleri tarafından Deprem Travma Psikolojisi web sayfası üzerinden form doldurularak başvuruda bulunabiliyor. Depremden etkilenen çocuk ve gençler NPİSTANBUL Hastanesi uzmanlarına ücretsiz olarak danışabiliyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, deprem felaketine maruz kalan çocuk ve ergenlerin ücretsiz bir şekilde yararlandığı Deprem Travma Psikolojik Destek Hattına ilişkin bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk ve ergenler ücretsiz olarak yararlanabilir</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşayan çocuk ve ergenlerin hastane tarafından hayata geçirilen Deprem Travma Psikolojik Destek Hattından yaklaşık bir aydan bu yana ücretsiz bir şekilde yararlanabildiklerini söyledi.</p>
<p><strong>Web sitesi üzerinden form doldurularak başvurulabiliyor</strong></p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi tarafından depreme maruz kalan kişiler için hayata geçirilen Deprem Travma Psikolojik Destek Hattından çocuk ve ergenlerin de ücretsiz olarak yararlanabildiğini kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Depreme maruz kalan çocuklar ve ergenler için söz konusu destek hattına web sitemizden form doldurularak başvuruda bulunulabiliyor. 18 yaş altındaki bireyler için bu form ebeveynleri ya da bir büyükleri tarafından doldurularak başvuru yapılabiliyor. Başvusu alınan çocuk ve ergenler, yanlarında bir büyüğün bulunması şartıyla Deprem Travma Psikolojik Destek Hattına başvuruda bulunabilir. Amacımız, bu felaketin etkilerinin kalıcı travmatik hasarlara neden olmaması ve en kolay şekilde atlatılmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem Travma Psikolojik Destek Hattı, depremzedelere ücretsiz hizmet veriyor</strong></p>
<p>NP Sağlık Grubu ve bilim ortağı Üsküdar Üniversitesi olarak depremzedelere destek olmak amacıyla Deprem Travma Psikolojik Destek Hattı hayata geçirildi. Deprem Travma Psikolojik Destek Hattı, ihtiyaç duyan depremzedelere psikolojik destek vermek üzere hizmet ediyor.</p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi Deprem Travma Psikolojisi web sayfası üzerinde yer alan formu dolduran depremzedelere, en kısa zamanda uzmanlar dönüş yapıyor.  Depremzedeler, NPİSTANBUL Hastanesi uzmanlarından telefonla veya online olarak ücretsiz danışmanlık hizmeti alabiliyor. NPİSTANBUL Hastanesi psikiyatri uzmanları ve uzman klinik psikologlar, form üzerinden başvuran depremzedelere destek oluyor.</p>
<p><strong>Deprem Travma Psikolojisi web sayfası bilgilendirme yapıyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri ve NPİSTANBUL Hastanesi uzmanları katkılarıyla hazırlanan Deprem Travma Psikolojisi web sayfasında deprem sonrasında ortaya çıkabilecek deprem travma psikolojisi ve deprem hakkında bilinmesi gerekenlere ilişkin bilgiler yer alıyor. </p>
<p>Web sitesinde travmalar, depremin psikolojik etkisi, çocuklara yaklaşım, yas süreci başta olmak üzere deprem sonrası ortaya çıkabilecek psikiyatrik ve psikolojik sorunlara ilişkin bilgilerin yanı sıra NPİSTANBUL Hastanesi psikiyatri uzmanları ve uzman klinik psikologların görüşlerine yer veriliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-cocuk-ve-genclere-ucretsiz-psikolojik-destek-357010">Depremzede çocuk ve gençlere ücretsiz psikolojik destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Psikolog Serap Minaz Kıratik İle Psikolojik İlk Yardım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-psikolog-serap-minaz-kiratik-ile-psikolojik-ilk-yardim-355816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Mar 2023 09:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kıratik]]></category>
		<category><![CDATA[minaz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[serap]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftlere, çocuklara, ergenlere, ailelere ve yetişkinlere danışmanlık veren ve kurucusu olduğu anaokulu ile yüzlerce aile ve çocukla çalışmalar yapan Uzman Psikolog Serap Minaz Kıratik; acil durum, afet veya travmatik bir olaydan etkilenen kişilere destek vermek amacıyla gerçekleştirilen psikolojik ilk yardım hakkında MAG Mart sayısına özel açıklamalarda bulundu...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-psikolog-serap-minaz-kiratik-ile-psikolojik-ilk-yardim-355816">Uzman Psikolog Serap Minaz Kıratik İle Psikolojik İlk Yardım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çiftlere, çocuklara, ergenlere, ailelere ve yetişkinlere danışmanlık veren ve kurucusu olduğu anaokulu ile yüzlerce aile ve çocukla çalışmalar yapan Uzman Psikolog Serap Minaz Kıratik; acil durum, afet veya travmatik bir olaydan etkilenen kişilere destek vermek amacıyla gerçekleştirilen psikolojik ilk yardım hakkında MAG Mart sayısına özel açıklamalarda bulundu&#8230;</strong></p>
<p>“Psikolojik ilk yardım kavramı sanıldığı gibi psikoeğitim, tedavi, teşhis, terapi ya da bir danışmanlık değildir” açıklamasında bulunan Psikolog Serap Minaz Kıratik sözlerine şöyle devam etti: “Doğru şekilde anlaşılır ve ilk yardım yönergeleri doğru izlenirse herkes tarafından uygulanabilir. Bunun için ruh sağlığı alanında çalışıyor olmak şart değildir. Yıllar içinde, acil durumlardan sonra birçok insanın birtakım temel desteklerle iyileşebildikleri ve psikolojik sağlıklarında herhangi bir problemle karşılaşılmadığı gözlenince ilk aşamada öncelik, psikolojik ilk yardıma verildi. Hem çocuklara hem de yetişkinlere bu anlamda hepimiz destek olabiliriz. Çocukların bolca oyunla kendilerini ifade etmelerine alan tanımamız, yetişkinleri ise dikkatle ve samimiyetle dinlememiz gerekiyor.”</p>
<p>Psikolojik ilk yardım ile insanların kendilerini güvende, anın içinde, umudunu yitirmemiş hissetmelerini, sosyal olarak izole olmadan bağ kurmaya devam edebilmelerini ve yaşadıkları yoğun stresi azaltmayı amaçladıklarını belirten Kıratik “ “En azından yaşıyorsun,”, “En azından sakatlanmadın,” gibi durumu küçülten şeyler söylememeye özen göstermeli, avutmaya yönelik gerçekçi olmayan, tutulamayacak, umut vadeden sözlerden uzak durulmalıdır. “Seni anlıyorum,” gibi sığ ve anlaşılmamış bir cümle yerine “Seni anlamam mümkün değil ama yanındayım, güvendesin.” demek çok daha anlamlı olacaktır. Kişiye destekleyici, şefkatli ve güvenli bir ortam sağlamalı ve her nasıl hissediyorsa, böyle hissediyor olmasının çok insani ve doğal olduğu hatırlatılmalıdır. Travmatize olmuş kişilere, detay vermeleri veya yaşadıklarını anlatmaları yönünde herhangi bir şekilde ısrar etmemeye özen göstermeli, sadece dinlemek ve destek olmak için içtenlikle yanında olduğumuzu hissettirebilmeliyiz” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-psikolog-serap-minaz-kiratik-ile-psikolojik-ilk-yardim-355816">Uzman Psikolog Serap Minaz Kıratik İle Psikolojik İlk Yardım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabancı Üniversitesi Bünyesindeki BAGEM&#8217;den Deprem Sonrası Psikolojik Yardım Rehberi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabanci-universitesi-bunyesindeki-bagemden-deprem-sonrasi-psikolojik-yardim-rehberi-355597</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 11:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bagemden]]></category>
		<category><![CDATA[bünyesindeki]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Üniversitesi Bireysel Akademik Gelişim Merkezi (BAGEM) tarafından hazırlanan iki ayrı doküman, deprem felaketinin ortaya çıkardığı olumsuz psikolojik etkiyle baş edebilmenin yollarını anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-universitesi-bunyesindeki-bagemden-deprem-sonrasi-psikolojik-yardim-rehberi-355597">Sabancı Üniversitesi Bünyesindeki BAGEM&#8217;den Deprem Sonrası Psikolojik Yardım Rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabancı Üniversitesi Bireysel Akademik Gelişim Merkezi (BAGEM) tarafından hazırlanan iki ayrı doküman, deprem felaketinin ortaya çıkardığı olumsuz psikolojik etkiyle baş edebilmenin yollarını anlatıyor. </strong></p>
<p><strong>BAGEM tarafından hazırlanan “Afet Sonrası Psikososyal Yardım Rehberi” ve “Psikolojik İlkyardım ve Süreç Yönetimi” başlıklı dokümanlarda iyileşme süreciyle ilgili faydalı birçok konuya dikkat çekiliyor.</strong></p>
<p>Sabancı Üniversitesi Bireysel Akademik Gelişim Merkezi (BAGEM) tarafından hazırlanan <strong>“Afet Sonrası Psikososyal Yardım Rehberi”</strong> ve <strong>“Psikolojik İlkyardım ve Süreç Yönetimi”</strong> başlıklı iki ayrı doküman, deprem felaketinin toplum psikolojisinde yarattığı olumsuzluklara karşı çözüm yollarını bir araya getirdi.</p>
<p>Farklı destek hizmetlerinin bütünleştirici bir ortamda iş birliği içinde çalışmasına destek olmak amacıyla Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Bireysel ve Akademik Gelişim Merkezi <em>Direktörü</em> <strong>Prof. Dr. Alpay Filiztekin, “</strong>Bu dokümanlarla deprem felaketi sonrasında ortaya çıkan psikolojik sorunların doğru anlaşılmasını ve sürecin doğru yönetilmesini sağlamak için bir rehber oluşturmayı amaçladık.  </p>
<p>Bu zor günlerde her iki kitapçığın da toplumun tüm kesimlerine içinde bulundukları durumu anlamaları ve buna göre bir yol izlemeleri konusunda fayda sağlamasını ümit ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.<strong> </strong></p>
<p>Yaşanan son deprem felaketinin ardından BAGEM Ekibinden <strong>Klinik Psikolog Tuğçe Küpeli</strong> tarafından hazırlanan <strong>“Afet Sonrası Psikososyal Yardım Rehberi”</strong>nde, doğal afetlerin; bireylerin fiziksel, sosyal, duygusal işlevselliğini ya da ruhsal açıdan iyi hissetmesini olumsuz etkileyen koşulları barındırması nedeniyle travmatik etkiler doğurabildiğine dikkat çekiliyor. Afet sonrasında yaşanan geçici bir şok, korku, öfke, suçluluk, utanç, çaresizlik ve/ya umutsuzluk duygularının bireylerde yaratacağı olumsuz etkiler şöyle sıralanıyor: Yer- mekan- zamana dair kafa karışıklığı, uykusuzluk ve uyku sorunları, İştah kaybı ya da iştahta artış, kararsızlık, dikkati toplayamama, unutkanlık, genel ilgisizlik, bağışıklık sisteminde bozulma, huzursuzluk, güvensizlik, insanlardan uzaklaşma, ani öfke patlamaları, kendini reddedilmiş ya da terk edilmiş hissetme, aşırı yargılayıcı ve suçlayıcı olma, bedensel ağrı ve acılar, kalp atışlarında düzensizlik, bulantı, iştah değişimi, ani irkilmeler yaşama.</p>
<p>Bu olumsuz etkilerle başa çıkılabilmesi için önerilerin sıralandığı dokümanda, psikolojik travma ile başa çıkılamadığının düşünülmesi durumunda bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması öneriliyor. </p>
<p>BAGEM’de görev alan<strong> Klinik Psikolog Kaan Kabukçu</strong> tarafından hazırlanan <strong>“Psikolojik İlkyardım ve Süreç Yönetimi” </strong>başlıklı dokümanda ise psikolojik ilk yardım gerektiren durumlar sıralanıyor ve psikolojik ilk yardımın önemli adımları anlatılıyor. Buna göre psikolojik ilk yardımda yer alan adımlar şu şekilde sıralanıyor:  </p>
<ul>
<li>Tanışma ve bağ kurma,</li>
<li>Temel psikolojik ve fiziksel ihtiyaçların tespit edilmesi,</li>
<li>İhtiyaçların karşılanmasına yardımcı olmak,</li>
<li>Psikiyatrik acil durumlar için yönlendirmeleri gerçekleştirmek,</li>
<li>Olayın uzun dönemli etkilerinden korumak,</li>
<li>Normalleşmeyi kolaylaştırmak,</li>
<li>Stabilizasyona destek olmak,</li>
<li>Akut travmatik stres tepkileri konusunda rehberlik etmek,</li>
<li>Baş etme mekanizmalarını desteklemek,</li>
<li>Dirençliliği artırmak.</li>
</ul>
<p>Psikolojik ilk yardımın bir tedavi yöntemi olmadığının; “bakmayı, dinlemeyi, bağ kurmayı ve yönlendirmeyi amaçlayan bir prensip olduğunun vurgulandığı dokümanda akut dönemde ortaya çıkan yan etkilerin geçmemesi ve günlük hayatı kişi için zor kılması durumunda uzman desteğine başvurulması gerektiği vurgulanıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabanci-universitesi-bunyesindeki-bagemden-deprem-sonrasi-psikolojik-yardim-rehberi-355597">Sabancı Üniversitesi Bünyesindeki BAGEM&#8217;den Deprem Sonrası Psikolojik Yardım Rehberi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-duysal-askun-celik-depremin-psikolojik-etkileri-ile-basetme-yollari-355369</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 15:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[askun]]></category>
		<category><![CDATA[başetme]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[duysal]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355369</guid>

					<description><![CDATA[<p>“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-duysal-askun-celik-depremin-psikolojik-etkileri-ile-basetme-yollari-355369">Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor.</p>
<p>“6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin” de diğer birçok yıkıcı deprem gibi özellikle depremi yaşayanlar ve yakınları üzerinde psikolojik etkileri olması bekleniyor. “1999 Gölcük Depremi’nin ardından bölgede depremzedelere 2 yıl boyunca gönüllü psikoloijk destek veren Prof Dr. Duysal Aşkun Çelik, Kahramanmaraş Depremi sonrasında da depremzedelere destek vermek amacıyla WhatsApp destek hattı kurdu ve her pazar günü Zoom üzerinden pikolojik destek amaçlı toplantılar gerçekleştiriyor. Amerika`da akademisyen olan Prof. Dr. Aşkun Çelik, toplumsal psikolojik itiyaçlara destek amacıyla kurdugu ve 10 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Değişim Grup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik Platformu`na depremzedelerin WhatsApp hattı aracılığıyla ulaşabileceklerini kaydediyor.</p>
<p>Duysal Aşkun Çelik, depremin psikolojik etkileri ve bunlarla başetme yöntemleri konusunda başlıca soruları yanıtladı:</p>
<p><strong>Yaşadığımız deprem gibi felaketlerde deprem yasayanlar 1. derece yakınları psikolojik açıdan ne oranda depremden ne oranda etkileniyorlar? Bilimsel ya da bilgi kaynaklı tahmin var mı?</strong></p>
<p>Depremden etkilenme surecinde 4 grup var bana göre:</p>
<p>1. Depremden fiziksel olarak direk etkilenmemiş ancak deprem korkusuyla bas etmek zorunda olan bireyler</p>
<p>2. Daha önce deprem deneyimi geçirmiş ve bu son depremle korku ve endişeleri tetiklenen bireyler</p>
<p>3. Depremi direk yaşamamış yani deprem bölgesinden uzakta olan ancak depremde yakınlarını kaybedenler</p>
<p>4. Depremden yaşamış ve kurtulmuş ancak kayıpları olan bireyler&#8230;</p>
<p>Elbette depremde 1. Derece yakınları olanlar çok fazla etkileniyor. Eğer ortada can kaybı varsa bu kayıpların etkisi yakinlik derecesi arttıkça buyuyor. Ama etkilenme boyut ve sureci daha çok kişinin altta yatan herhangi bir psikolojik hassasiyeti olup olmamasına bağlı. Yani daha önce anksiyete ve depresyon yaşamış olan bireylerin bir de üzerine deprem travmasını yaşaması (direkt ya da indirekt olarak) altta yatan ama kendini pek de belli etmeyen psikolojik sorunu tetikleyebilir. Bu sorun bazen kendini travma atakları seklinde ya da uykusuzluk, panik atak ya da diğer tur anksiyete atakları seklinde kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>&#8211; Siz de Gölcük depremini yaşadınız. Uzun sure bölgede gönüllü çalışma yaptınız gözlemleriniz nelerdi?</strong></p>
<p>Evet tam 2 yıl sahada calistim. Genel gözlememim, ağır kayıp ya da yıkıntı yaşayanların yardim almaya çok gönüllü olmadıkları. Orda Türk Psikologlar Derneğinin Yalova Çınarcık bölgesinde Prefabrik merkezinde verdiğimiz yardım çalışmaları surecinde gördüğümüz, aslında normal günlük yasamda adaptasyon sorunu, genel anksiyete hatta ilişki sorunu yaşayanların daha çok yardıma başvurmasıydı. Bireylerin yârdim almaya çalışmasında da temel anlamda onları hayata bağlayan bir faktör olması gerekli ki, umutları olsun. Sanırım değişime ve yaşamın daha iyiye gideceğine olan inancın yüksekliğine göre yârdim alma eylemi de daha fazla gerçekleşiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>-Bu süreçte etkilenenler ne yapmalı? Özellikle de bölgede yasamak zorunda kalanlar?</strong></p>
<p>Eğer bölgeyi bir süreliğine de olsa terk etmek mümkün değilse (çünkü ayni ortamda bulunmak hatırlatıcılar nedeniyle travmayı daha fazla tetikler), mutlaka sosyal ve psikolojik destek kaynaklarına ulaşsınlar. Su anda bana gelen bilgiye göre aşağıdaki kurum ve kuruluşlar gönüllü psikologlar aracılığıyla depremzedelere destek vermektedirler:</p>
<p>Meb&#8217;in Psikososyal Destek Ekibi,</p>
<p>-Türk Psikologlar Derneği,</p>
<p>-Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği,</p>
<p>-Worth Human Derneği</p>
<p>-Travma ve Afet ile ilgili Prof. Dr Özlem Karaırmak&#8217;ın kurduğu dernek</p>
<p> </p>
<p><strong>&#8211; Neler tavsiye ediyorsunuz. Egzersiz psikiyatrist ilaçlar da dahil/ Ya da reçetesiz rahatlatıcı destekler papatya cayi gibi de dahil.</strong></p>
<p>Psikiyatrist olmadığım için ilaç tavsiyesi veremiyorum ancak Travma yasayan ya da yoğun anksiyete yasayan bireyler eğer su semptomları/belirtileri yaşıyorlar ise mutlaka bir psikiyatriste başvurmalılar:</p>
<ul>
<li>Depremi sürekli düşüncelerinde, duygularında ve anılarında yasatarak yoğun travma yaşıyor olmak</li>
<li>Kronik uykusuzluk</li>
<li>Aşırı iştah ya da iştahsızlık</li>
<li>Anksiyete ve/veya panik ataklar</li>
<li>Yoğun Depresyon belirtileri, günlük yasama karşı isteksizlik, enerji düşüklüğü…vb.</li>
<li>Sürekli deprem korkusu yaşıyor olmak (günlük, saatlik olarak)</li>
<li>Ve günlük yaşamı ciddi şekilde aksatan psikolojik rahatsızlık olarak tarif edebileceğimiz belirtiler</li>
</ul>
<p>Ek vitamin ve cay destekleri için gerek Homeopati uzmanların websiteleri gerekse aile hekimlerinden öneri alabilirler. Uykusuzluk ve anksiyete için bitkisel öneriler mevcut.</p>
<p>Psikolojik olarak destek konusunda travma uzmanları, psikoterapistlerden destek alabilirler. En önemlisi, eğer kendilerini terapiye ya da diğer psikolojik desteklere hazır hissetmiyorlar ise, bedensel ve ruhsal rahatlatıcılar olan egzersiz, açık havada yürüyüş, şifa sağlayıcı müzikler ve kendilerini koşulsuz ve yargısız dinleyebilen bireylerle zaman geçirme de sayılabilir. Ayrıca tüm bu konulara Psikolojik olarak nasıl yaklaşacaklarını daha iyi anlamak için kurmuş olduğumuz DeğişimGrup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik platformuna üye olabilirler. WhatsApp grubu linkini aşağıda paylaşıyorum.</p>
<p><strong>&#8211; O bölgeden ayrılmadan etkileri azaltmak çok güç değil mi?</strong></p>
<p>Evet yukarıda belirttiğim gibi orada kalarak travmanın etkisinden kurtulmak kolay değil çünkü çok fazla hatırlatıcı uyaran var ama tekrar etmek gerekirse bölgede kendilerine en kolay ulaşılabilecek destek kurum ve kuruluşlarına başvurabilirler. Ayrıca kendi duygu ve düşünce dünyalarını rahatlıkla paylaşabilecekleri sosyal destek ağlarını kullanabilirler. Eğer bir sure konuşmak istemiyorlarsa kendilerini zorlamamaları, ama yalnız kalmak ve diğerleri ile iletişim kurmak konusunda denge sağlamak için Psikolojik farkındalık ve bilinç kazanmaları önemli. En önemlisi de yârdim ve destek almaya hakları olduklarını bilmeleri ve istemekten kaçınmamaları.</p>
<p><strong>&#8211; Yakınları depremden sağ kurtulan ama yakınlarını varlıklarını kaybedenleri nasıl teskin etmeliler?</strong></p>
<p>Bu konuda yapılabilecek en iyi şey bu kişilerin kendilerini rahatlıkla ifade etmelerine izin vermektir. Her zaman birşey söylemek şart değil özellikle söylenen şeyler ters etki de yapabilir. Bunları uzmanlarına bırakmak lazım. Bazen sözsüz destek de çok etkilidir. Basitçe söylemek gerekirse kucaklaşmak, sarılmak, sıcak bir göz teması bile çok olumlu bir etkiye sahip olabilir.</p>
<p><strong>-Çocuklar nasıl yönlendirilmeli?</strong></p>
<p>Çocukların yemek ve uyku düzeni bozulmuşsa, günlük enerji düzeyleri düşmüşse, çocuklara da ek oyun terapisi tarzı destekler aldırmak iyi olabilir. Bunun dışında deprem konusunda bilinçlendirmek için çeşitli yayınlar mevcut. İlgili bazı kaynakları bizim kurduğumuz DeğişimGrup Psikolojik Farkındalık, Bilinç ve Birlik Platformuna yükledik. Eğer düzenli olarak WhatsApp grubumuzu takip ederlerse çeşitli destek mekanizmalarına rahatlıkla ulaşabilirler.</p>
<p><strong>&#8211; Yakınlarını kaybedenler ama kendisi sağ kurtulanlara ne tavsiye ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Mutlaka destek almalılar profesyonel olarak. Özellikle travma, yas ve depresyon konusunda. Ayrıca günlük yaşamlarını iyileştirmek için ne gerekiyorsa yapmalı ve yardıma ihtiyaç duyduklarını çevreleriyle paylaşmaktan çekinmemeliler.</p>
<p><strong>-Psikolojik yârdim için uzaktan ulaşabilecekleri kurum kişiler var mı?</strong></p>
<p>Evet basta Değişim Grup platformu olmak üzere yukarıda saydığım kurum ve kuruluşlara ulaşabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-duysal-askun-celik-depremin-psikolojik-etkileri-ile-basetme-yollari-355369">Prof. Dr. Duysal Askun Celik: Depremin Psikolojik Etkileri İle Başetme Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir&#8217;den depremzedelere psikolojik destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirden-depremzedelere-psikolojik-destek-353227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 09:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedelere]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem sonrasında Antalya’ya gelen depremzedelere psikolojik destek sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirden-depremzedelere-psikolojik-destek-353227">Antalya Büyükşehir&#8217;den depremzedelere psikolojik destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem sonrasında Antalya’ya gelen depremzedelere psikolojik destek sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi Aile Eğitim Merkezleri’nde depremzede ailelere öncelik sağlanarak, bu süreci daha sağlıklı atlatmaları noktasında yardımcı olunuyor.  </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’yi acıya boğan deprem sonrasında Antalya’ya gelen vatandaşlara her türlü desteği sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi Cam Piramit Afet Yardım Merkezi depremzedelerin ihtiyaçlarının karşılanması noktasında ilk adres olurken, alanında uzman psikolog ve sosyologlardan oluşan bir ekiple de depremzedelere psikolojik destek sağlanıyor. </p>
<p><strong>DEPREMZEDE AİLELERE ÖNCELİK</strong></p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Haşim İşcan Aile Eğitim Merkezi ve diğer aile eğitim merkezlerinde depremzedelere ve ailelerine öncelik sağlanıyor. Aile danışmanları ve psikologlar depremzedelere bu sürecin daha sağlıklı atlatılması noktasında gerekli desteği veriyor. Haşim İşcan Aile Eğitim Merkezi Birim Sorumlusu Psikolog Şakir Üzülen, ülke olarak zor bir durumdan geçtiğimize dikkat çekerek, alanında uzman bir ekiple aile eğitim merkezlerinde aile danışma hizmeti ve psikolog desteği sağlanması adına depremzede aileleri misafir ettiklerini kaydetti. </p>
<p><strong>ORTA VE UZUN VADEDE TEPKİLER TAKİP EDİLMELİ</strong></p>
<p>Deprem gibi beklenmedik durumlarda verilen ani öfke patlamaları, korku gibi tepkilerin normal olduğunu söyleyen Şakir Üzülen, “Akut dönemde bu tepkiler normal olarak değerlendirilmektedir. Orta ve uzun vadede bunun yoğunluğunun ve şiddetinin azalıyor olmasını beklemekteyiz. Bu anlamda kişiler hem kendi duygularını hem de çevresindeki kişilerin davranış ve tutumlarını iyi gözlemlemelidir. Kişiler kendilerini izole edebilir, korku ve tedirginlik durumları yaşayabilir. Uyku ve beslenme durumları değişiklik gösterebilir. Kimse ile görüşmek istemeyebilir. Türk toplumu olarak bu süreçte birbirimize sarılmak, dinlemek yardımcı olmak büyük bir iyileştirici etkiye sahiptir” dedi. </p>
<p><strong>ÇOCUKLAR BU SÜRECİ NASIL ATLATACAK</strong></p>
<p>Bu süreci çocukların nasıl geçireceğinin önemine değinen Şakir Üzülen, “Aileleri tedirgin eden, bize başvuranlarda da en çok karşılaştığımız durumlardan bir tanesi çocukların durumu. Çocuğum güvende mi? Burada deprem olur mu? gibi sorularla karşı karşıya kalıyoruz. Çünkü yaşamı tehdit eden bir olayla karşı karşıya kaldıktan sonra bu tür durumlarla karşılaşmak olası. Çocukların oyunlardan uzak kalıyor olması, içe kapanık bir durumla karşılaşmaları, kendini izole ediyor olması ve bir sessizlik hali devam ederse bir uzmandan destek alınması gerekir. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak yaraları sarmak, bu süreci beraberce atlatmak için elimizden gelen desteği vereceğiz” diye konuştu. </p>
<p><strong><em>AİLE DANIŞMANI DESTEĞİ ALSINLAR</em></strong></p>
<p>Aile Danışmanı Sosyolog Selda Şener ise deprem bölgesinden gelen vatandaşların aile danışmanlık hizmeti almasının önemli olduğunu söyleyerek, “Aileler ile görüşmeye başladık. Sık görüşmeyi tercih ediyoruz. Bununla ilgili bir planlama yaptık. Hayatlarını etkileyecek bir durum yaşadılar. Depremzede vatandaşların ve ailelerinin danışmanlık hizmeti alması gerekiyor. Gelecekleri için endişeleri var” dedi.  <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirden-depremzedelere-psikolojik-destek-353227">Antalya Büyükşehir&#8217;den depremzedelere psikolojik destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı&#8217; ile mücadele eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremin-olusturdugu-psikolojik-sarsinti-ile-mucadele-egitimi-352171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 09:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturduğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sarsıntı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) İzmir Şubesi, tüm ülkemizi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından toplumsal olarak yaşadığımız psikolojik yıkım ile mücadeleye ilişkin eğitim düzenledi. Psikolog Gamze Eren Kanpolat, ‘Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı’ başlığı ile çevrimiçi olarak verdiği eğitimde, “Kilometrelerce uzakta olan, sarsıntıyı hissetmeyenler olarak yaşadığımız durumun adı ikincil travma.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-olusturdugu-psikolojik-sarsinti-ile-mucadele-egitimi-352171">&#8216;Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı&#8217; ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) İzmir Şubesi, tüm ülkemizi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından toplumsal olarak yaşadığımız psikolojik yıkım ile mücadeleye ilişkin eğitim düzenledi. Psikolog Gamze Eren Kanpolat, ‘Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı’ başlığı ile çevrimiçi olarak verdiği eğitimde, “Kilometrelerce uzakta olan, sarsıntıyı hissetmeyenler olarak yaşadığımız durumun adı ikincil travma.” dedi. ‘İkincil travma ile mücadele etmek için kontrol algımızı yeniden oluşturmalıyız’ şeklinde konuşan Kanpolat, “Hepimizin başı sağ olsun. Ülkemiz açısından zor, etkisi uzun sürecek bir afet ile karşı karşıyayız. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza yardım etmeyi devam ettirmek için kendimizi, zihnimizi ve bedenimizi korumalıyız. Kendimize bakmak bizi sorumsuz, hissiz, kötü biri yapmaz. Kendinizi iyileştirmek için hareket edin. Su için, su iyi bir duygu düzenleyicidir. Günlük rutinlerinizi yapmaya devam edin. Duran şeylere değil, devam eden şeylere odaklanın. İşinize, okulunuza gidin.  Bir süre için kontrol edemediğiniz sosyal medya içeriklerini de kısıtlayın” tavsiyelerinde bulundu. </p>
<p>Eğitimin açılış konuşmasını gerçekleştiren GGYD Genel Başkanı M. Nezih Allıoğlu, “Büyük bir acı yaşıyoruz. Yaşadıklarımız bireysel ve toplumsal psikolojik yıkım. Yüreğimiz enkaz altında kaldı. Fiziki enkazlar ortadan kaldırılıyor ama duygularımızı nasıl onaracağımızı bilmiyoruz. Bugün bunun için bir araya geldik” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Evinizde güvenli yer oluşturun, eşyalarınızı sabitleyin” </strong></p>
<p>GGYD İzmir Şubesi, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bireysel ve toplumsal olarak yaşadığımız psikolojik yıkımın yaralarını sarmak amacıyla ‘Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı’ konulu eğitimi düzenledi. Psikolog Gamze Eren Kanpolat tarafından çevrimiçi olarak gerçekleştirilen eğitimde, “Depremzedelerle doğru iletişim nasıl olmalıdır?”, “Depremin ardından duygusal olarak nasıl toparlanabiliriz?”, “Depremin çocuklarımızda bıraktığı duygusal olarak etkilere nasıl yaklaşmalıyız?” başlıkları ele alındı. Ülkemiz açısından zor, etkisi uzun sürecek bir afet ile karşı karşıya olduğumuzu belirten Psk. Gamze Eren Canpolat, “Korku, endişe gibi duygularla yönetildiğimiz bir durum var. Bu bir ikincil travma. Bu travma ile mücadele etmek için kontrol duygusunu yeniden harekete geçirmeliyiz. Evimizde güvenli yer oluşturmalı, eşyalarımızı sabitlemeliyiz. İşimize, okula gitmek, toplantılara girmek gibi ‘süren’ şeylere odaklanmalıyız. Hareketsiz olana odaklanırsanız travmatize olmaya devam edersiniz” diye konuştu. Psk. Kanpolat sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>Su, iyi bir duygu düzenleyicidir </strong></p>
<p>“Basit hedeflerle kendimizi toparlayabiliriz. En basit yöntem olarak sosyal medyaya sınır koyabiliriz. Deprem hakkında konuşmaya sınır getirebiliriz ama duygularımıza değil. Korktuk, kaygılıyım, öfkeliyim, hayal kırıklığı yaşıyorum diyebilmeliyiz. Duygularımızı, çocuklarımızın duygularını es geçmemeliyiz. Beslenme, özellikle travmatik dönemlerde çok önemli. Yemekleri geçiştirmemiz gerekiyor. Vücudumuzu harekete geçirmek, 20 dakikalık yürüyüşler duygularınızı düzenlemenizde yardımcı olacaktır. Su çok iyi bir duygu düzenleyicidir. Bunları yapmazsak duygular bedenimizde kilitleniyor. Duygularınızı açın.</p>
<p><strong>İki ayağınızı ile yere basın </strong></p>
<p>Son üç yıl düşünüldüğünde kolay şeyler yaşamadık. Pandemi, İzmir depremi, yangın ve son olarak Kahramanmaraş depremi. Bu süreci atlatmak için ‘şimdi ve burada’ egzersizi yapın. Zihnimiz Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, bedenimiz Ankara’da iken bunu nasıl başaracağız? İki ayağınız ile yere basın, kendinizi topraklayın. Nefes, çok önemli bir düzenleyici. Beş duyunuz ile ‘şimdi ve burada’ olana odaklanın. Akışımızda olmayan görüntülerle karşılaştık. Bunlar bir vatandaş için ağır yükler. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza daha fazla yardım etmek, yardımı devam ettirmek için kendimize, zihnimizi korumalı, bedenimize bakmalıyız. Kendimize iyi bakmak bizi sorumsuz, hissiz, kötü biri yapmaz. Yas süreci dalgalı bir süreçtir; bazen üzülmek bazen mutlu olmak bunların hepsi anlaşılır. Hep aynı duyguda kalamayız.</p>
<p><strong>Depremzedelere ‘Ben buradayım’ deyin </strong></p>
<p>Diğer önemli bir konu depremzedeler ile iletişim. Yardım verenler olarak yapabileceğimiz ilk şey onlara kendilerinin anlaşıldığını hissettirmek. Fiziki yardımların dışında, ‘Ben buradayım’ demek, onları dinlemek gerekiyor. En zoru dinlemektir, dinlemeyi başarmak gerekiyor. Anlaşıldıklarını hissettirmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>GGYD olarak 2 Milyon TL ayni ve nakdi yardım yaptık</strong></p>
<p>‘GGYD olarak depremden etkilenen her bir ferdimizin yanında olmaya gayret edeceğiz’ şeklinde konuşan GGYD Genel Başkanı M. Nezih Allıoğlu ise ‘Yeniden milletimizin başı sağ olsun’ diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu afet bizlere zor zamanlarda dayanışmanın, birlik olmanın önemini acı bir şekilde hatırlattı. GGYD olarak, ilk etapta Dernek üyelerimizin yüksek katılımı ile ayni ve nakdi yardımı Hatay’a ulaştırdık. Bölgenin en acil ihtiyaçlarından çadır yardımlarımızı yine üyelerimizin destekleri ile temin edip bir heyetle Hatay’a giderek kendi ellerimizle teslim ettik. Kahramanmaraş’a ilaç desteğinde bulunduk. Üyelerimizin destekleriyle Ankara’ya zorunlu yerleşen depremzedelere ayni desteklerimizi yaptık. Üyelerimizin katkılarıyla 2 Milyon TL’nin üzerinde nakdi ve ayni destek olduk. GGYD olarak vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”</p>
<p>Eğitimin son bölümünde GGYD üyeleri Hatay’a yaptıkları ziyaret gözlemlerini aktardı ve GGYD İzmir Başkan Vekili Ahmet Kiraz, “Depremi unutturmayalım. Bugünkü gibi toplantılar ile depremi gündemimizde tutmaya devam edelim” vurgusu yaptı. Eğitim katılımcılar ile gerçekleştirilen soru-cevap bölümü ile tamamlandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-olusturdugu-psikolojik-sarsinti-ile-mucadele-egitimi-352171">&#8216;Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı&#8217; ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet sonrasında psikolojik sağlamlığa dikkat edilmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-sonrasinda-psikolojik-saglamliga-dikkat-edilmeli-351650</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 11:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlığa]]></category>
		<category><![CDATA[sonrasında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çaresizlikle baş etmenin en etkili yolu dayanışmadan geçiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-sonrasinda-psikolojik-saglamliga-dikkat-edilmeli-351650">Afet sonrasında psikolojik sağlamlığa dikkat edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çaresizlikle baş etmenin en etkili yolu dayanışmadan geçiyor </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>11 ili etkileyen yıkıcı afet sonrasında psikolojik sağlamlığın önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Oğuz Tan; kişilerin yaşanan afetlerden sonra her zamankinden daha büyük acılar yaşadığını, psikolojik sağlamlığı oluşturabilmek için kontrol edilebilecek olan noktalara odaklanmayı ve sosyal ilişkilerin benimsenmesi gerektiğini ifade ediyor. Doğal afetlerden sonra sadece belirli olumsuz duyguların yaşanmadığını kaydeden Doç. Dr. Oğuz Tan, çaresizlik duygusuyla baş etmek için dayanışma içerisinde olmayı ve iletişim kurmayı tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Tan, afet sonrasında kişilerdeki psikolojik sağlamlığın önemi hakkında kritik bilgiler paylaştı, tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı yitirmek sorunlara yol açıyor</strong></p>
<p>Doğal afetlerden sonra insanların her zamankinden daha büyük acılar yaşadığını vurgulayan Doç. Dr. Oğuz Tan, “Yaşanan durum çok daha büyük bir stres kaynağı oluyor. Psikolojik sağlamlığı travma karşısında zihin esnekliği gösterebilme, uyum gösterebilme, adapte olabilme ve yeterliğini sürdürebilme kabiliyeti olarak tanımlayabiliriz. Kişi psikolojik sağlamlığını yitirirse yapabileceklerini de yapamaz. Hem travmayla baş etme gücünü yitirir, ümitsizliğe kapılır, hem de çevresine yardım edemez” dedi.</p>
<p><strong>Kontrol edebilecek noktalara odaklanılmalı</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığı oluşturabilmek ve sürdürebilmek için yapılması gerekenlere değinen Doç. Dr. Oğuz Tan, “Kontrol edilemeyen noktalara değil, kontrol edebilecek noktalara odaklanılmalı. Kişi, elinden ne geliyorsa ve neyi başarabilecekse ona odaklanmalı. Bir diğer unsur ise geleceğe yönelmek. Kişi, gelecekte olabilecekleri ve elinden gelen olumlu şeyleri yapabileceğini düşünmeli. Son olarak kişi sosyal ilişkileri benimsemeli, arkadaşları, ailesi ve hayatta kalan dostlarına sarılabilmeli” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kolektif eylem işe yarayacaktır</strong></p>
<p>Doç. Dr. Oğuz Tan, doğal afetlerden sonra kişinin sadece kayıp, keder ve yas gibi duyguları yaşamayacağına işaret etti ve sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişi, korku ve güvensizlik de yaşayabilir. ‘Hayatım tehlikede, geleceğim mahvoldu, bu acıyla nasıl baş edeceğim?’ gibi düşüncelerle kişi kendisini çaresiz hissedebilir. Çaresizlikle baş etmede en etkili yol dayanışmadır. Hepimiz afetzedelerin yanındayız. Bunu hissetmeleri gerek. Afetzedeler de afetten kurtulanlarla, aileleriyle, arkadaşlarıyla dayanışma içinde olmalılar. İletişim çok iyi gelir, olumsuz duygular bile iletilebilir. Kişi kendini çok kötü hissediyorsa olumsuz duyguları bile herkesin duymasında fayda vardır. Kolektif eylem çok işe yarayabiliyor. Hep beraber bir işi yapmak, başkalarına yardım etmek, yardım istemek, yardım istemekten çekinmemek, çaresizlik duygularını aşmada afetzedelere ve hepimize yardımcı olacaktır” tavsiyelerinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-sonrasinda-psikolojik-saglamliga-dikkat-edilmeli-351650">Afet sonrasında psikolojik sağlamlığa dikkat edilmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisar Belediyesi&#8217;nden Depremzedelere Psikolojik Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisar-belediyesinden-depremzedelere-psikolojik-destek-351422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 13:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedelere]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’yi yasa boğan asrın felaketinin ilk gününden itibaren yardım çalışmaları ile depremzedelerin yanında olan Seferihisar Belediyesi, ilçeye gelen depremzedelerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için tam destek veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisar-belediyesinden-depremzedelere-psikolojik-destek-351422">Seferihisar Belediyesi&#8217;nden Depremzedelere Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’yi yasa boğan asrın felaketinin ilk gününden itibaren yardım çalışmaları ile depremzedelerin yanında olan Seferihisar Belediyesi, ilçeye gelen depremzedelerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için tam destek veriyor.</p>
<p>Seferihisar’da çeşitli otel, pansiyon ve evlerde yeni bir yaşama ilk adımlarını atan depremzedelerin temel ihtiyaçlarını Seferihisar Belediyesi bünyesindeki psikologların hazırladığı özel anketlerle belirleyen uzmanlar ihtiyaçların depremzedelere hızla iletilmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Depremzede vatandaşlara Seferihisar’da “Psiko- sosyal Market”</strong></p>
<p>Seferihisar Belediyesi Aile Danışmanlığı’nın çatısı altında afet travma deneyimli gönüllü psikiyatrist, psikologlardan oluşan bir ekip deprem şokunu yaşayan vatandaşlara ve çocuklara destek oluyor. Seferihisar Belediyesi Aile Danışmanlığı’ndan Sosyolog- Uzman Aile Danışmanı Şükran Tozduman, ilk iki hafta marinada Psiko-sosyal market kurularak burada depremzedelere hem bölgenin tanıtıldığını hem de psikolojik ilk yardım desteğinin sağlandığını belirtti. Depremzedelerin yaralarını sarmak için canla başla gönüllülerle birlikte çalıştıklarını söyleyen Tozduman bundan sonra ki süreçte ise artık ihtiyacı olan deprem mağdurlara bire bir psikolojik destek verileceğini anlattı.</p>
<p>Dayanışma çatısı altında belediye bünyesindeki psikologlar tarafından özel eğitilen personelin depremzede vatandaşlar için çalışmalarını sürdüreceğini açıklayan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin “İlçemize gelen misafirlerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılamak adına belediyemiz gönüllü vatandaşlarımız ile birlikte gece gündüz çalışmaktadır. Seferihisar&#8217;a gelen depremzedeler için uzman kadrolarımız kaldıkları yerlerde ziyaretlerini sürdürmeye devam edecek. Deprem mağduru vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmek adına elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İlk günden bu yana depremzedelerimizin yanında olduk ve her zaman olacağız” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisar-belediyesinden-depremzedelere-psikolojik-destek-351422">Seferihisar Belediyesi&#8217;nden Depremzedelere Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay&#8217;dan Afetzedelere Psikolojik İlk Yardım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilaydan-afetzedelere-psikolojik-ilk-yardim-350959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 16:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kızılaydan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350959</guid>

					<description><![CDATA[<p>AFET BÖLGELERİNDE “ÇOCUK DOSTU ALANLAR” KURULUYOR</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilaydan-afetzedelere-psikolojik-ilk-yardim-350959">Kızılay&#8217;dan Afetzedelere Psikolojik İlk Yardım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AFET BÖLGELERİNDE “ÇOCUK DOSTU ALANLAR” KURULUYOR</strong></p>
<p>Kahramanmaraş depreminin ardından Kızılay, beslenme ve temel ihtiyaç maddeleri desteğinin yanı sıra afetzedelere yönelik psikolojik ilk yardım faaliyetlerini de artırıyor. Gönüllü psikologların desteği ile afet bölgesinde “çocuk dostu alanlar” kuran Kızılay, afetin meydana getirdiği travmaların atlatılmasına destek olmayı amaçlıyor. </p>
<p>Ana hizmet alanı olan beslenme desteğinin yanı sıra afetzedelere diğer alanlarda da destek olmaya çalışan Kızılay, çocuklar başta olmak üzere afetzedelere yönelik vermeye başladığı psikolojik ilk yardım hizmetini artırıyor. Kızılay sahada çalışan 5 bine yakın gönüllüsü arasında yer alan psikolog, psikolojik danışmanlık ve rehberlik uzmanları ile sosyal hizmet uzmanlarından oluşturduğu ekiplerle deprem bölgesinde afet travmasının etkilerini azaltmaya gayret ediyor. Kızılaycılar, kurulan mobil çocuk dostu alanlarda çocuklarla oyun terapisi gerçekleştiriyor, gün içinde düzenlenen aktivitelerle ruhsal travmalara karşı çalışmalar yapılıyor.</p>
<p><strong>Beslenme hizmetleri sürdürülüyor</strong></p>
<p>Kızılay koordinasyonunda çalışan Afet Beslenme Grubu üyeleri afet bölgesinde;</p>
<p>5 Aşevi,</p>
<p>86 ikram aracı, </p>
<p>354 mobil mutfak, </p>
<p>38 mobil fırın, </p>
<p>22 sahra mutfak,</p>
<p>İle görev yapmaktadır.</p>
<p>NOT: Psikososyal destek hizmetlerimiz ile aşevlerimizin lokasyonları için bizimle iletişime geçebilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilaydan-afetzedelere-psikolojik-ilk-yardim-350959">Kızılay&#8217;dan Afetzedelere Psikolojik İlk Yardım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;a Gelen Depremzedelere Psikolojik Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcuka-gelen-depremzedelere-psikolojik-destek-350809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 09:15:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedelere]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[selçuka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi Kadın Dayanışma ve Engelsiz Yaşam Merkezi’nde deprem sonrasında kente gelen vatandaşlar için psikolojik danışmanlık hizmeti veriliyor. Depremden etkilenen vatandaşlara yönelik psikologlar tarafından gerçekleştirilen ev ziyaretlerinde vatandaşların yaşadıkları süreci paylaşmaları sağlanarak psikolojik ilk yardım desteği sağlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcuka-gelen-depremzedelere-psikolojik-destek-350809">Efes Selçuk&#8217;a Gelen Depremzedelere Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi Kadın Dayanışma ve Engelsiz Yaşam Merkezi’nde deprem sonrasında kente gelen vatandaşlar için psikolojik danışmanlık hizmeti veriliyor. Depremden etkilenen vatandaşlara yönelik psikologlar tarafından gerçekleştirilen ev ziyaretlerinde vatandaşların yaşadıkları süreci paylaşmaları sağlanarak psikolojik ilk yardım desteği sağlanıyor.</p>
<p>Psikolog Birgül Gönül ve Psikolog Özgül Karaalioğlu Yavuz Efes Selçuk Belediyesi Kadın Dayanışma ve Engelsiz Yaşam Merkezi bünyesinde deprem sonrasında Efes Selçuk’a gelen vatandaşlara yönelik düzenlenen psikolojik danışmanlık hizmeti hakkında bilgi verdiler.</p>
<p>Psikolog Birgül Gönül deprem bölgesinden gelen bireylerde rutinlerinin bozulması nedeniyle belirsizlik duygusunun ön plana çıktığı bilgisini vererek; “Biz bu aşamada burada güvenli alanda olduklarını onlara gösteriyoruz. Onlara bugüne kadar neler yaşadıklarını, onlarla nasıl başa çıkabildiklerini hatırlatıyoruz. Rutinlerini burada da gerçekleştirme açısından neler yapabileceklerini konuşuyoruz. Okullara gidecek çocukların tespit edilip okula gidebileceklerinin sağlanacağını söylüyoruz. Kaldıkları evlerde kendi evleri gibi yemek pişirme, çamaşır yıkama, alışverişe çıkma gibi aktivitelerle ruhsal iyilik hallerini arttıracağı için bu aktivitelerin gerçekleşmesi yönünde onlarla sohbet ediyoruz” dedi.</p>
<p>Psikolog Özgül Karaalioğlu Yavuz verilen psikolojik destek sürecinin depremden etkilenen bireylerin hayatlarını organize etme amacı taşıdığını da belirterek; “İlk temas kurduğumuz ailelerle ikişer üçer haftalık sürelerle telefonla görüşerek durumlarını takip edeceğiz. Afet bölgesinden gelen çocuklarımızın okula devam durumları için Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yönlendiriyoruz. Sağlık problemleri varsa sağlık kuruluşlarına yönlendiriyoruz. Aynı zamanda çocuklarımız için atölyeler planlayacağız. Anneler ile çocukların bir arada yer alacağı grup terapisi çalışmaları düzenlemeyi düşünüyoruz. Ziyaret ettiğimiz ailelerden bu süreçte bireysel terapiden çok grup çalışmasına yönelik bir istek var” dedi.</p>
<p>Deprem sonrasında Efes Selçuk’a gelen depremzedeler psikolojik danışmanlık hizmetinden yararlanmak için SELBİM’E (444 8 892) ya da Efes Selçuk Belediyesi Kadın Dayanışma ve Engelsiz Yaşam Merkezi’ne (0232 892 27 35) başvurabilecekler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcuka-gelen-depremzedelere-psikolojik-destek-350809">Efes Selçuk&#8217;a Gelen Depremzedelere Psikolojik Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay&#8217;ın Psikososyal Destek Ekipleri Ruhsal Travmalara Karşı Bölgede Psikolojik İlk Yardım Veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilayin-psikososyal-destek-ekipleri-ruhsal-travmalara-karsi-bolgede-psikolojik-ilk-yardim-veriyor-350326</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 13:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölgede]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kızılayın]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikososyal]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[travmalara]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin ardından Kızılay’ın psikososyal destek ekipleri ve gönüllüleri depremden etkilenen vatandaşlar için psikolojik ilk yardım çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilayin-psikososyal-destek-ekipleri-ruhsal-travmalara-karsi-bolgede-psikolojik-ilk-yardim-veriyor-350326">Kızılay&#8217;ın Psikososyal Destek Ekipleri Ruhsal Travmalara Karşı Bölgede Psikolojik İlk Yardım Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki depremin ardından Kızılay’ın psikososyal destek ekipleri ve gönüllüleri depremden etkilenen vatandaşlar için psikolojik ilk yardım çalışmalarını sürdürüyor. </strong></p>
<p>Afetin ilk anından itibaren depremin travmatik etkilerini azaltmak için psikolog, pdr uzmanı ve sosyal hizmet uzmanları ile sahada çalışmalar yürüten Kızılay, psikolojik ilk yardım hizmeti ile afetzedelerin yaralarını sarmak için yoğun çaba gösteriyor. </p>
<p>Psikolog, klinik psikolog, psikolojik danışma ve rehberlik uzmanı ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan 53 kişilik psikososyal ekibi; depremden etkilenen bölgelerde ihtiyaç tespiti, temel ihtiyaçlara destek, beslenme ve yardım malzemelerinin dağıtımı çalışmalarına destek verirken ruhsal travmalara karşı depremzedelere psikolojik ilk yardım uygulamaları yapıyorlar. Çocuk ve yetişkinlerle görüşmeler yapıp travmanın etkisini azaltmaya yönelik çalışan ekipler, çocukların deprem stresini ve travmalarını azaltmaya yönelik etkinlikler ve becerilerine göre iyileştirme çalışmaları yürütüyor. Psikososyal destek çadırları da kurmaya başlayan ekipler, çalışmalarını Aile Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile koordineli yürütüyor. </p>
<p><strong>5 Binin Üzerinde Gönüllü Ruh Sağlığı Uzmanı Başvurdu</strong></p>
<p>Bugüne kadar Kızılay’a başvuru yapan 5 binin üzerinde gönüllü ruh sağlığı uzmanı bulunuyor. Gönüllü uzmanlar, deprem bölgesinden başka illere giden afetzedelere yönelik çevrimiçi ve yüz yüze terapiler ve bilgilendirme eğitimleri düzenlemeyi planlıyor.</p>
<p>Özellikle çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu etkilerini azaltmak için oyun parkları, oyun alanları, oyuncak, boyama materyalleri ve çocuk hikaye kitaplarına ihtiyaç bulunuyor. Bağışta bulunmak isteyen hayırsever vatandaşlarımız, web sitesi www.kizilay.org.tr veya 168 çağrı merkezine ulaşarak bölgede en çok neye ihtiyaç olduğunu ve dağıtım noktalarını öğrenebilirler. Ayrıca DEPREM yazıp 2868’e SMS göndererek 20 TL bağışta bulunabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilayin-psikososyal-destek-ekipleri-ruhsal-travmalara-karsi-bolgede-psikolojik-ilk-yardim-veriyor-350326">Kızılay&#8217;ın Psikososyal Destek Ekipleri Ruhsal Travmalara Karşı Bölgede Psikolojik İlk Yardım Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;e gelecek depremzedeler için konaklama ve psikolojik destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmire-gelecek-depremzedeler-icin-konaklama-ve-psikolojik-destek-349850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2023 08:06:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedeler]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[izmire]]></category>
		<category><![CDATA[konaklama]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349850</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet bölgesindeki çalışmaların yanı sıra kente gelecek depremzedeleri misafir etmek için de hazırlıklarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmire-gelecek-depremzedeler-icin-konaklama-ve-psikolojik-destek-349850">İzmir&#8217;e gelecek depremzedeler için konaklama ve psikolojik destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet bölgesindeki çalışmaların yanı sıra kente gelecek depremzedeleri misafir etmek için de hazırlıklarını sürdürüyor. İlk olarak İZELMAN Buca Sosyal Tesisleri’nin kapıları açılacak. Tesiste psiko-sosyal destek de sağlanacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, merkez üssü Kahramanmaraş olan ve 10 ili etkileyen deprem için bölgeye desteklerini sürdürürken, İzmir’e gelecek depremzedeler için de hazırlıklarını sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 18 oda ve 108 kişi kapasiteli İZELMAN Buca Sosyal Tesisleri hazırlandı. Afet bölgesinden İzmir’e ulaşan depremzedelere internet, ısınma, sıcak su, yemekhane ve çamaşırhane hizmeti sunulacak. Tesise gelmek isteyen yurttaşlar, 552. 913 00 81 numaralı telefondan bilgi alabilecek. Depremzedeler için psiko-sosyal destek de sağlanacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmire-gelecek-depremzedeler-icin-konaklama-ve-psikolojik-destek-349850">İzmir&#8217;e gelecek depremzedeler için konaklama ve psikolojik destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
