<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/prof-dr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/prof-dr</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 17:38:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Prof. Dr. | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/prof-dr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Türk Tarih&#8221;Türk Tarihinden İzler&#8221;de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!inden İzler&#8221;de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-tarihturk-tarihinden-izlerde-nisan-ayi-konugu-prof-dr-ismail-turkoglu-olduinden-izlerde-nisan-ayi-konugu-prof-dr-ismail-turkoglu-oldu-626152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 17:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihinden]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[zler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626152</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türk Tarihinden İzler” adlı söyleşi dizisinde, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl moderatörlüğünde Türk tarihi farklı veçhelerden ele alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-tarihturk-tarihinden-izlerde-nisan-ayi-konugu-prof-dr-ismail-turkoglu-olduinden-izlerde-nisan-ayi-konugu-prof-dr-ismail-turkoglu-oldu-626152">&#8220;Türk Tarih&#8221;Türk Tarihinden İzler&#8221;de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!inden İzler&#8221;de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Türk Tarihinden İzler” adlı söyleşi dizisinde, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl moderatörlüğünde Türk tarihi farklı veçhelerden ele alınıyor. Alanında uzman konukların da katılımıyla Türklerin tarihte bıraktığı izler takip ediliyor, tarihsel serüvenleri inceleniyor. Söyleşi dizisinin nisan ayı konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu oldu. 7 Nisan Salı akşamı Zeytinburnu Kültür Sanat’ta gerçekleşen sohbette “Türk Dünyasında Aydınlanma” hakkında konuşuldu.</p>
<p>“Türk Tarihinden İzler” adlı programın nisan ayı söyleşisinde Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın moderatörlüğünde Prof. Dr. İsmail Türkoğlu konuk edildi. 7 Nisan Salı akşamı saat 19.30’da başlayan sohbette Türk dünyasının yakın tarih içindeki dönüşümü ve güncel durumu üzerinde duruldu.</p>
<p>“Alfabe farklılıkları, Türk dünyasının birbirini okumasını engelledi.”<br />Prof. Dr. İsmail Türkoğlu, Türk devletlerinde farklı alfabelerin kullanılmasının nedenlerine ve yarattığı sonuçlara dikkat çekti:<br />“Türklerin alfabelerini farklılaştırmak Nikolay İlminskiy adında bir Rus misyonerin projesiydi ama o bunu başaramadı. Ama daha sonra bu proje uygulamaya kondu. Kazak’ın, Tatar’ın, Özbek’in, Türkmen’in, Başkurt’un alfabesi ayrı hale geldi. Türkler birbirini okuyup anlamasın diye alfabedeki harf sayıları da farklı. O dönem biz de Latin alfabesine geçtik. Stalin bu kez Latin alfabesinden Kiril alfabesine geçti. 1991’e kadar bütün Türk soylular aynı alfabeyi kullanmalarına rağmen farklılıklar nedeniyle birbirlerini okuyup anlamakta zorluk çekiyorlardı.”</p>
<p>“Stalin, Türk dünyasının aydınlarını ortadan kaldırdı.”<br />Prof. Dr. İsmail Türkoğlu, Sovyetler’in dağılmasının Türk dünyası için bir şans olduğunu vurguladı:<br />“Stalin terör konusunda çok zeki. Türk dünyasının aleyhine işler yapıyor. Türk dünyasının aydınlarını ortadan kaldırıyor. Böylece bağımsızlık ya da Sovyetler’den kopma gibi bir ideoloji 1991’e kadar gündeme gelemiyor. 1991, Türk dünyasına Tanrı’nın bir hediyesi. Bugün en azından beş tane bağımsız Türk cumhuriyetimiz var. Türkmenistan hariç hepsiyle de ilişkilerimiz çok iyi.” </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-tarihturk-tarihinden-izlerde-nisan-ayi-konugu-prof-dr-ismail-turkoglu-olduinden-izlerde-nisan-ayi-konugu-prof-dr-ismail-turkoglu-oldu-626152">&#8220;Türk Tarih&#8221;Türk Tarihinden İzler&#8221;de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!inden İzler&#8221;de Nisan Ayı Konuğu Prof. Dr. İsmail Türkoğlu Oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 6&#8217;ncı Buluşmasında &#8220;Bilimin Işığında Güneşten Nasıl Korunmalıyız?&#8221; Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-6nci-bulusmasinda-bilimin-isiginda-gunesten-nasil-korunmaliyiz-konusuldu-626038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmasında]]></category>
		<category><![CDATA[Çalıkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kafe]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[ncı]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetlerinin 6’ncı buluşması, Rektörlük Yerleşkesi Eylül Bilim Kafede gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-6nci-bulusmasinda-bilimin-isiginda-gunesten-nasil-korunmaliyiz-konusuldu-626038">DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 6&#8217;ncı Buluşmasında &#8220;Bilimin Işığında Güneşten Nasıl Korunmalıyız?&#8221; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetlerinin 6’ncı buluşması, Rektörlük Yerleşkesi Eylül Bilim Kafede gerçekleştirildi. Etkinlikte, DEÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu, güneş ışınlarının cilt sağlığı üzerindeki etkileri, doğru korunma yöntemleri ve sağlıklı sınırlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Programa; DEÜ Genel Sekreter V. Prof. Dr. Dündar Yener ile akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“BİLİM TOPLUMLA BULUŞMALI”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren DEÜ Genel Sekreter Vekili Prof. Dr. Dündar Yener, bilimsel bilginin toplumla buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Dokuz Eylül Üniversitesi ailesi olarak bizler, bilginin yalnızca üretilmesini değil, toplumla buluşturulmasını da temel bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Bu anlayışla hayata geçirilen Bilim Kafe Sohbetleri, bilimi gündelik hayatla buluşturan, erişilebilir ve anlaşılır kılan kıymetli bir zemini ifade etmektedir. Bu değerli projenin hepimiz için yol gösterici olacağına inanıyorum. Bu nitelikli buluşmanın hayata geçirilmesinde başta Yükseköğretim Kurulu Bilim İletişimi Ofisi olmak üzere katkı sunan tüm birimlere teşekkür ediyorum,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“BİLİM; DOĞRUYU GÖSTEREN, YANLIŞI AYIKLAYAN EN ÖNEMLİ REHBERDİR”</b></p>
<p>Konuşmasında güneşten korunmanın önemine de değinen Yener, “Bugün ele aldığımız ‘Bilimin Işığında Güneşten Nasıl Korunmalıyız?’ konusu, günlük yaşamda çoğu zaman farkında olmadan maruz kaldığımız ancak doğrudan sağlığımızı etkileyen önemli bir meseleyi gündeme taşımaktadır. Güneş, yaşamın temel kaynağıdır; ancak bilinçsiz ve ölçüsüz maruziyet, bu kaynağı bir risk unsuruna dönüştürebilmektedir. Bu noktada bilim; doğruyu gösteren, yanlışı ayıklayan ve bireyin yaşam kalitesini artıran en önemli rehberdir,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“GÜNEŞ, FAYDA VE RİSKİ BİRLİKTE BARINDIRIYOR”</b></p>
<p>Sunumuna “Güneşten korunma hakkında bilim ne diyor?” sorusuyla başlayan Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu, güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Güneşin yaşam kalitesini artırdığını, psikoloji üzerinde olumlu etkiler sağladığını ve D vitamini sentezi açısından önemli olduğunu belirten Çalıkoğlu, aşırı maruziyetin ise ciddi riskler barındırdığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu yaptığı sunumda, “Güneş ışınlarına aşırı maruz kalmak, deride lekelenme ve erken yaşlanmaya neden olabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınlarını kanserojen olarak sınıflandırmaktadır,” dedi.</p>
<p>Güneş koruyucu ürün seçimine ilişkin de bilgi veren Çalıkoğlu, günümüzde kullanılan ürünlerin hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlaması gerektiğini belirterek, “Ürün tercih ederken geniş spektrumlu koruma sağlayıp sağlamadığına dikkat edilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü, en az 30 faktörlü koruyucu ürünlerin kullanılmasını önermektedir,” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Oksibenzon içeren kimyasal ürünler ile sprey formdaki güneş koruyucuların kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Çalıkoğlu, özellikle çocuklar ve bebekler için bu tür ürünlerin uygun olmadığını vurguladı.</p>
<p><b>“RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI”</b></p>
<p>Gebeler, çocuklar ve yaşlı bireylerin güneşten korunma konusunda daha hassas davranması gerektiğini ifade eden Çalıkoğlu, “Altı aydan küçük bebeklerde güneş koruyucu ürün kullanımı önerilmemektedir. Bunun yerine, uzun kollu kıyafetler tercih edilmeli ve fiziksel koruma yöntemleri uygulanmalıdır. Ayrıca, sprey formdaki ürünler çocuklar ve bebekler için kesinlikle önerilmemektedir,” dedi.</p>
<p>Bilim Kafe Sohbetleri, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümün ardından sona erdi. Programın sonunda, DEÜ Genel Sekreter Vekili Prof. Dr. Dündar Yener tarafından Prof. Dr. Emel Çalıkoğlu’na teşekkür belgesi takdim edildi.</p>
<p>Etkinlik, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-6nci-bulusmasinda-bilimin-isiginda-gunesten-nasil-korunmaliyiz-konusuldu-626038">DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 6&#8217;ncı Buluşmasında &#8220;Bilimin Işığında Güneşten Nasıl Korunmalıyız?&#8221; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZKS 6-12 Nisan Haftalık Etkinlik Takvimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zks-6-12-nisan-haftalik-etkinlik-takvimi-625393</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[6-12]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[duş]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[haftalık]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[zks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625393</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytinburnu Kültür Sanat’ta bu hafta birçok etkinlik, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta sanatseverleri bekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zks-6-12-nisan-haftalik-etkinlik-takvimi-625393">ZKS 6-12 Nisan Haftalık Etkinlik Takvimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytinburnu Kültür Sanat’ta bu hafta birçok etkinlik, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta sanatseverleri bekliyor. Zeytinburnu Kültür Sanat; sinemadan tiyatroya, söyleşiden dinletiye önemli etkinlikleri sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. İşte haftanın kültür sanat takvimi:</p>
<p><b>SİNEMA: Parmak Çocuk Emma</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihleri: 6, 7, 8, 9 Nisan</b></p>
<p><b>Gösterim Saatleri: 13.30, 16.00, 19.00</b></p>
<p>Parmak Çocuk Emma, köklerini aramak için macera dolu bir yolculuğa çıkan Emma’nın hikâyesini konu ediyor. Hayvan ebeveynler tarafından evlat edinilen minyatür bir insan kızı olan Emma, insan kökenleri hakkındaki gerçeği bilmeye kararlıdır. Bu amaçla yola koyulan Emma’ya yeni dostları dahi kaplumbağa Newton ve mucit kurt Edward eşlik eder. Ancak minik insanlarla dolu gizli bir ada keşfettiğinde, umduğu masal bu değildir. Geçmişinden sırları ortaya çıkarmak için bildiği her şeyi riske mi atacaktır?</p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Sergi Konuşmaları</b></p>
<p><b>Moderatör: Erkan Doğanay</b></p>
<p><b>Konuşmacılar: Günseli Kato, Semih İrteş</b></p>
<p><b>Yer: Kazlıçeşme Sanat</b></p>
<p><b>6 Nisan Pazartesi // 19.30</b></p>
<p>Ahmet Yakupoğlu’nun görsel sanatlardan musikîye uzanan, çok yönlü ve uzun soluklu sanat yolculuğu bu programda ele alınıyor. Bir hezarfenin izlerininin sürüleceği söyleşide moderatörlüğü serginin küratörü Erkan Doğanay üstlenirken Günseli Kato ve Semih İrteş, “Süheyl Ünver Atölyesinden Hezarfene Ahmet Yakupoğlu” konusu çerçevesinde konuşacak.</p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Türk Tarihinden İzler</b></p>
<p><b>Sunan: Prof. Dr. Ahmet Taşağıl</b></p>
<p><b>Konuk: Prof. Dr. İsmail Türkoğlu</b></p>
<p><b>7 Nisan Salı // 19.30</b></p>
<p>“Türk Tarihinden İzler” adlı söyleşi dizisinde, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl moderatörlüğünde Türk tarihi farklı veçhelerden ele alınıyor. Alanında uzman konukların da katılımıyla Türklerin tarihte bıraktığı izler takip ediliyor, tarihsel serüvenleri inceleniyor. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, nisan ayında Prof. Dr. İsmail Türkoğlu ile “Türk Dünyasında Aydınlanma” konusu etrafında bir sohbet gerçekleştirecek.</p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Bir Serebral Taşma Olarak Sanat</b></p>
<p><b>Sunan: Uğur Polat</b></p>
<p><b>Konuk: Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu</b></p>
<p><b>8 Nisan Çarşamba // 19.30</b></p>
<p>Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın bir üretim değil, insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programıdır. Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat’ın yürüttüğü söyleşiler, “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışır. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürer.</p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Kültür Üzerine</b></p>
<p><b>Sunan: Dr. Ziya Taşkent</b></p>
<p><b>Konuk: Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan</b></p>
<p><b>9 Nisan Perşembe // 19.30</b></p>
<p>Dr. Ziya Taşkent’in sunduğu “Kültür Üzerine” başlıklı söyleşi serisi, kültür kavramını tarihî kökenlerinden günümüzün dönüşen dinamiklerine kadar çok boyutlu bir biçimde ele almayı amaçlıyor. Söyleşi dizisi, kültürün toplumsal yapı, kimlik, şehir, ekonomi ve teknolojiyle kurduğu karmaşık ilişkilere odaklanıyor. Her oturumda alanında uzman isimler kültür kavramına kendi perspektiflerinden bakıyorlar. Nisan ayında Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan, “Kültür Ekonomisi ve Kültür Endüstrileri” üzerine konuşacak.</p>
<p><b>SİNEMA: Süper Köpekler Yaz Maceraları</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihleri: 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 Nisan</b></p>
<p><b>Gösterim Saatleri: 13.30, 16.00, 19.00</b></p>
<p>Süper Köpekler Yaz Maceraları, yazın gelmesiyle birlikte yeni yazlık evlerine giden Süper Köpekler’in maceralarını konu ediyor. Okulların tatil olmasıyla birlikte Cino köpek kendisini yeni deneyler yaparken bulur. Bu sırada kardeşi Aleks de balık tutmaya ve gitarıyla yeni besteler yapmaya çalışır. Esila, yeni arkadaşlar edinmekle meşgul olurken, Lisa ve Aliş ise oyunlar oynayarak yaz tatillerini en güzel şekilde geçirmeye çalışır.</p>
<p><b>NAĞMEDÂR: İlahi Nağmeler</b></p>
<p><b>11 Nisan Cumartesi // 14.00</b></p>
<p><b>Yer: Merkezefendi Dârülkurrâsı</b></p>
<p><b>ÇOCUK TİYATROSU: Renkli Düşler Atölyesi</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihi: 12 Nisan Pazar</b></p>
<p><b>Seanslar: 13.00-15.00</b></p>
<p>Çocukların düşlerini gerçekleştiren “Düş Ustası Floyd Usta” ve onları çocuklara ulaştıran “Düş Postacısı Barnie”, atölyelerinde her zamanki gibi çalışırken bir anda düş aletlerinin bozulduğunu fark ederler. Sırayla Doktor Watson, Tamirci Rubukova ve Sihirbaz Hömünü, düş aletlerini tamir etmeye çalışır ancak başarılı olamazlar. Derken, “Düşler Bakanlığı” atölyede çalışmanın durduğunu fark eder ve aletleri tamir etmesi için Düş Perisi Mila’yı atölyeye gönderir. Bu kez de Mila, atölyede neyin yanlış gittiğini ve aletlerin neden bozulduğunu anlamaya çalışacaktır. Üç kafadar sorunu çözmeye çalışırken işler biraz karışır!</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zks-6-12-nisan-haftalik-etkinlik-takvimi-625393">ZKS 6-12 Nisan Haftalık Etkinlik Takvimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in deniz savunma mirası dijital sergide</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-deniz-savunma-mirasi-dijital-sergide-625086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 07:38:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kale]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sergide]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625086</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Dijital Hafıza: İzmir’in 3 Deniz Kalesi” başlıklı sergi ve panel, 7 Nisan Salı günü Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM)’da 15.00-18.30 saatleri arasında düzenlenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-deniz-savunma-mirasi-dijital-sergide-625086">İzmir&#8217;in deniz savunma mirası dijital sergide</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Dijital Hafıza: İzmir’in 3 Deniz Kalesi” başlıklı sergi ve panel, 7 Nisan Salı günü Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM)’da 15.00-18.30 saatleri arasında düzenlenecek. Sergi, İzmir’in tarihsel kimliğinde önemli yer tutan ancak günümüze ulaşmayan kıyı savunma yapılarını dijital yöntemlerle yeniden ele almayı amaçlıyor. Panelde ise alanında uzman akademisyenler konuşmacı olarak yer alacak.</p>
<p>“17. Yüzyıl İzmir’inde Kayıp Mimari Mirasın Dijital Anlatısı” konulu TÜBİTAK destekli bilimsel araştırma projesi kapsamında yürütülen dijital atölye çalışmalarının çıktıları, “Dijital Hafıza: İzmir’in 3 Deniz Kalesi” başlıklı sergi ve panel ile kamuoyuyla paylaşılacak. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) arasında imzalanan kurumsal iş birliği protokolü çerçevesinde düzenlenecek etkinlikler, atölye sürecinde ortaya koyulan akademik, görsel ve dijital üretimleri bir araya getirerek katılımcıların araştırma ve üretim süreçlerini görünür kılmayı hedefliyor. Sergi, 19 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.</p>
<p><strong>Liman Kale, Geçit Kale, Sancak Kale…</strong></p>
<p>Disiplinlerarası yaklaşımla kurgulanan sergi, İzmir’in tarihsel kimliğinde önemli bir yer tutan ancak günümüze ulaşmayan kıyı savunma yapılarına odaklanıyor. Bu yapılar yalnızca savunma unsurları değil, aynı zamanda liman girişini ve deniz ticaretini denetleyen stratejik kontrol noktaları. Sergi bu çerçevede kentin kayıp kültürel mirasını yeniden düşünmeyi ve dijital araçlar aracılığıyla temsil etmeyi amaçlıyor. İzmir’in geçmişine ait mekânsal hafızayı günümüz izleyicisiyle buluşturacak ve kentsel belleğin sürekliliğine katkı sunacak sergi, üniversiteler arası iş birliğinin somut bir çıktısı olarak Liman Kale, Geçit Kale ve Sancak Kale’nin görselleştirilmesi yoluyla yapıların daha geniş kitleler tarafından erişilebilir ve anlaşılabilir hâle getirilmesine imkân sağlayan bir platform sunacak.</p>
<p><strong>Uzmanlar konuşacak</strong></p>
<p>Program, saat 15.00’te panel ve sergi açılışıyla başlayacak. Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Deniz Özkut sergiye ilişkin çerçeve sunumunu yapacak. Prof. Dr. Sema Gündüz Küskü ve Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Parladır “İzmir’in 3 Kalesinin Hikâyesi”ni aktarırken, Uzm. Mesut Yancı “İzmir’in 16.-20. Yüzyılları: Sahil Kasabasından Liman Kentine” başlıklı sunumuyla tarihsel dönüşümü ele alacak. İKÇÜ Arş. Gör. İsmet Emre Usta’nın yanı sıra Dokuz Eylül Üniversitesinden Prof. Dr. Hümeyra Birol, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Hülya Yüceer, İzmir Demokrasi Üniversitesinden Doç. Dr. Hikmek Eldek Güner, Yaşar Üniversitesinden Prof. Dr. Ahenk Yılmaz tarafından sunulacak atölye çıktıları katılımcılarla paylaşılacak. Etkinlik, 17.00-18.30 saatleri arasında serginin gezilmesi ve sergi videosunun izlenmesiyle sona erecek. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-deniz-savunma-mirasi-dijital-sergide-625086">İzmir&#8217;in deniz savunma mirası dijital sergide</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990">Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Fazla tuz tüketimi kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir! </strong></p>
<p>Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere neden olmasa da, mide sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak mide kanseri riskini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi.</p>
<p>Sürekli tahriş olan mide yüzeyinin, adeta zımpara kağıdıyla aşındırılmış gibi hassaslaşacağını ve bunun da iltihaplanma süreçlerini tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bilimsel çalışmalar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle turşu, konserve ve yüksek tuz içeren fermente gıdaların sık tüketildiği toplumlarda mide kanseri oranlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, mide kanseriyle ilişkili bir bakteri olan Helikobakter pylori’nin yüksek tuzlu ortamda daha kolay çoğalabilmesidir. Tuz, bu bakterinin mide duvarına verdiği zararı artırarak kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigara ve alkol kullanımıyla birlikte yüksek tuz tüketimi kanser riskini artırabilir! </strong></p>
<p>Tuz tüketiminin diğer risk faktörleriyle birleşmesinin de tehlikeyi büyüttüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Sigara ve alkol kullanımı, mide zarını zayıflatarak tuzun olumsuz etkilerini artırır ve birlikte değerlendirildiğinde kanser riskini daha da yükseltebilir.” dedi.</p>
<p>Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunması büyük önem taşıdığı uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “Genel olarak günlük sodyum alımının 2.300 miligramı aşmaması önerilir. Ancak çocuklar, hipertansiyon hastaları ve böbrek hastalığı bulunan bireyler için bu miktarın daha da düşük olması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Dengeli tuz tüketimi sağlığı korur! </strong></p>
<p>Modern beslenme alışkanlıklarında ‘gizli tuz’un önemli bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Cipsler, hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, dondurulmuş yemekler ve hatta bazı ekmek çeşitleri beklenenden çok daha fazla sodyum içerebilir. Örneğin, bir porsiyon konserve çorba 800 miligramdan fazla sodyum içerebilir; bu da günlük önerilen miktarın önemli bir kısmını tek başına karşılayabilir.” dedi.</p>
<p>Tuz tüketimini azaltmanın, lezzetten ödün vermek anlamına gelmediği değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yemeklerde sarımsak, kırmızı biber, kekik gibi baharatlar ve limon gibi turunçgiller kullanılarak daha zengin ve dengeli tatlar elde edilebilir. Ayrıca alışveriş yaparken ürün etiketlerindeki sodyum oranını kontrol etmek ve ‘az tuzlu’ ibaresi bulunan ürünleri tercih etmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.</p>
<p>Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı olan bireyler için tuz tüketimi daha kritik bir konudur. Fazla tuz alımı, bu hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyon riskini artırabilir. Bu nedenle dengeli ve kontrollü bir tuz tüketimi, hem mide sağlığını korumak hem de genel sağlığı desteklemek açısından büyük önem taşır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fazla-tuz-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor-624990">Fazla tuz, mide kanseri riskini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endonezya&#8217;da Bilim ve Bilgelik Buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endonezyada-bilim-ve-bilgelik-bulusmasi-624945</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:38:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgelik]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[endonezya]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, 4 günlük Endonezya programı kapsamında Cakarta’da. Programın ilkin günü, başkent Cakarta’nın en köklü kurumlarından Paramadina Üniversitesi’nde gerçekleştirilen yoğun diplomasi ve bilim trafiğiyle başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endonezyada-bilim-ve-bilgelik-bulusmasi-624945">Endonezya&#8217;da Bilim ve Bilgelik Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, 4 günlük Endonezya programı kapsamında Cakarta’da. Programın ilkin günü, başkent Cakarta’nın en köklü kurumlarından Paramadina Üniversitesi’nde gerçekleştirilen yoğun diplomasi ve bilim trafiğiyle başladı. İki üniversite arasında stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Prof. Dr. Tarhan’ın onur konuğu olarak katıldığı “Mesnevi Terapi” panelinde Tarhan, narsisizmden yapay zekâya, Mevlâna’dan dijitalleşmeye kadar modern dünyanın krizlerine &#8220;Anadolu İrfanı&#8221; ekseninde dikkat çekici reçete sundu. Endonezyalıların yoğun ilgisi gösterdiği Tarhan, kitaplarını da okurları için imzaladı.  </p>
<p><strong>Cakarta Büyükelçiliği’ne Resmi Ziyaret</strong></p>
<p>Cakarta’daki yoğun program kapsamında Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti Jakarta Büyükelçisi Prof. Dr. Talip Küçükcan’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p>Prof. Dr. Küçükcan, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken, iki ülke arasındaki eğitim ve kültür köprülerinin güçlendirilmesi üzerine istişarelerde bulunuldu.</p>
<p>Oldukça samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede Büyükelçi Küçükcan’a üniversitenin uluslararası vizyonu ve Endonezya’daki akademik projeleri hakkında bilgi veren Tarhan, Türkiye’nin ilmi birikimini küresel ölçekte temsil etmenin önemine değindi. Görüşme, karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</p>
<p><strong>İki üniversite arasında iyi niyet protokolü imzalandı</strong></p>
<p>4 günlük Endonezya programının ilk gününde ikinci durak başkent Cakarta’nın en köklü kurumlarından, İslami Bilimler alanında küresel ölçekte önemli çalışmalara imza atan Paramadina Üniversitesi oldu. İlk olarak iki üniversite arasında iyi niyet protokolü imzalandı.</p>
<p>Programın açılışında, organizasyonun partnerlerinden Edutolia Education CEO’su ve Kurucusu İbrahim Albayrak bir selamlama konuşması gerçekleştirerek, Türkiye ve Endonezya arasındaki eğitim köprülerinin önemine değindi.</p>
<p><strong>Akademik İş Birliğinde Stratejik Adım: MOU İmzalandı</strong></p>
<p>Programın en önemli kurumsal çıktılarından biri olarak, Üsküdar Üniversitesi ile Paramadina Üniversitesi arasında bir iyi niyet protokolü (MOU) imzalandı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Paramadina Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Lin Mayasari tarafından imzalanan iş birliği ile iki kurum arasında öğrenci ve akademisyen değişimi, ortak araştırma projeleri ve bilimsel yayın çalışmalarının önünü açılıyor. Özellikle tasavvuf araştırmaları ve psikoloji alanlarında küresel bir bilgi köprüsü kurmayı hedefleyen bu protokol, Türkiye ve Endonezya arasındaki eğitim diplomasisine de stratejik bir katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Mayasari: “Üsküdar Üniversitesi ile iş birliği büyük onur”</strong></p>
<p>Küresel ölçekte önemli çalışmalara imza atan önemli isimlerin üniversitelerinden çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Mayasari, Üsküdar Üniversitesi ile iş birliği yapmanın büyük onur ve akademik iş birliğinde fırsat doğurduğunu söyledi. Güney Doğu Asya ülkeleriyle birçok iş birliği yürüttüklerini belirten Mayasari, Türkiye ile bu girişimin üniversite olarak iş birliği ağlarını ciddi anlamda geliştireceğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Aynı medeniyet coğrafyasında bulunmanın kendisi için büyük şeref olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Tarhan, iki kurum arasında yürütülecek akademik iş birlikleri, öğrenci değişim programları ve özellikle Tasavvuf Araştırmaları alanındaki ortak projelerle Endonezya ve Türkiye için önemli adımlar atılacağını ifade etti.</p>
<p>İş birliği protokol imza töreninin ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın onur konuğu olarak katıldığı “Mesnevi Terapi” paneli ve imza programı gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>İki ülkenin milli marşları okunda, sema gösteresi yapıldı</strong></p>
<p>İki ülkenin milli marşlarının okunmasıyla başlayan programda, sema gösterisi de yer aldı.</p>
<p><strong>Büyükelçi Prof. Dr. Talip Küçükcan da katıldı</strong></p>
<p>Açılış konuşmaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Jakarta Büyükelçisi Prof. Dr. Talip Küçükcan, organizasyonun partnerlerinden Edutolia Education CEO’su ve Kurucusu İbrahim Albayrak ve Üsküdar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Daire Başkanı Peyman Jaferi de söz aldı.</p>
<p>Paramadina Üniversitesi Rektörü Prof. Didik J. Rachbini’nin de selamlama konuşması yaptığı programa panelist olarak, İslam felsefesi ve tasavvuf alanındaki derin çalışmalarıyla tanınan Prof. Kartanegara ile Tasavvuf ve etik üzerine çalışmalarını yürüten Yazar Dr. Haidar Bagir de katıldı.</p>
<p><strong>&#8220;Modern İnsan Kanser Hücresi Gibi Tüketiyor&#8221;</strong></p>
<p>Panelde katılımcılara hitap eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern dünyanın en büyük tehdidi olarak gördüğü narsisizm üzerine sarsıcı bir benzetme yaptı. Kapitalist sistemin sunduğu &#8220;Haz odaklı&#8221; yaşamın insanı bencilleştirdiğini ifade eden Tarhan, &#8220;Narsisizm, vücuttaki en özgür ama en tehlikeli hücre olan kanser hücresine benzer. Kanser hücresi sınır tanımaz, yanındakini yutarak büyür ama sonunda hem bünyeyi hem kendini öldürür&#8221; dedi.</p>
<p><strong>BM’nin Üç Büyük Tehlikesi ve &#8220;Bilgelik Kaybı&#8221;</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler’in geleceğe dair tanımladığı üç ana tehlikeye (gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık) dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, tüm bu sorunların temelinde <strong>&#8220;bilgelik kaybı&#8221;</strong> yattığını söyledi. Bu boşluğu doldurmak için Batı dünyasının &#8220;Pozitif Psikoloji&#8221;yi keşfettiğini belirten Tarhan, bu disiplinin aslında Mevlâna’nın asırlar önce sistemleştirdiği merhamet, şefkat ve minnettarlık gibi kavramların modern metodolojiyle sunulmuş hali olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>&#8220;Pozitif Psikoloji, Mevlâna’nın Metodolojisidir&#8221;</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi olarak Pozitif Psikoloji’yi 2013 yılında ders olarak müfredata koyduklarını hatırlatan Tarhan, Harvard (2015), Yale (2018) ve Bristol gibi dünya devlerinin bu dersi &#8220;intihar ve depresyon salgınına çözüm&#8221; olarak kabul ettiğini belirtti. Tarhan, &#8220;Mevlâna’yı bilim dünyasına sunmazsak vebal olur diye düşündüm. O, narratif terapi ve bibliyoterapi yöntemlerini 700 sene önce hikâyelerle kullanmıştı, Pozitif Psikoloji Mevlana’nın metodolojisidir&#8221; dedi.</p>
<p>Batı dünyasının son yıllarda keşfettiği &#8220;Pozitif Psikoloji&#8221;nin köklerinin 700 yıl önce Mevlâna tarafından atıldığını belirten Tarhan, BM’nin tanımladığı yalnızlık ve gelir eşitsizliği gibi krizlerin temel sebebinin bilgelik kaybı olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Mevlâna Bugün Yaşasaydı Dijital Bir Derviş mi Olurdu?</strong></p>
<p>Mevlâna’yı kendi zamanına hapsetmek yerine bugüne getirmek gerektiğini söyleyen Tarhan, &#8220;Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı ve sosyal medyayı kullanırdı. Ancak viral olmaktan çok derinliği, alkıştan çok anlam arayışını tercih ederdi. Allah ile &#8216;online&#8217; olmayı sağlardı&#8221; dedi.</p>
<p>Tarhan, ayrıca, Kur’an-ı Kerim’deki Tevhid delillerini akıl ve vahiy senteziyle açıklayan Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinin, Mevlâna’nın öğretilerini bu çağın diliyle sunduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ: Tevhid’in Matematiksel İspatı</strong></p>
<p>Katılımcıların sorularını da cevaplayan Tarhan, teknolojinin zirve noktası olan yapay zekâya da değindi. Tarhan, 2024 Nobel Fizik Ödülü alan çalışmaların (Fuzzy Logic) aslında kâinattaki &#8220;Akıllı Tasarım&#8221;ı desteklediğini vurguladı ve matematik ile felsefenin nikahından doğan yapay zekânın, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen &#8220;Levh-i Mahfuz&#8221; (evrensel veri tabanı) kavramına bilimsel bir delil teşkil ettiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Teknolojinin ulaştığı son nokta olan yapay zekânın, aslında ilahi bir tasarımın ve Tevhid’in en büyük delili olduğunu kaydeden Tarhan, &#8220;Fuzzy Logic&#8221; (Bulanık Mantık) ve matematik modelleri üzerinden dikkat çekici bir analiz yaptı. Tarhan;</p>
<p>“Matematik + Mantık: Bilgisayarları doğurdu.</p>
<p>Matematik + Felsefe: Yapay zekâyı doğurdu.</p>
<p>Akıllı Tasarım: Kâinatın tesadüfi olmadığını, ‘Süper-determinizm’ ve ‘Levh-i Mahfuz’ kavramlarıyla örtüşen evrensel bir veri tabanına dayandığını kanıtlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Bilimsel İspat: Sufi Meditasyonu Beyni Nasıl Etkiliyor?</strong></p>
<p>Konuşmasında Üsküdar Üniversitesi’nin 2014 yılında yaptığı MR görüntüleme çalışmalarına da değinen Tarhan, &#8220;Sufi Meditasyonu&#8221;nun beynin duygu regülasyon merkezi olan anterior singulat korteksi canlandırdığını bilimsel olarak kanıtladıklarını açıkladı ve Allah’a inanmanın ve O’nunla bütünleşme hissinin beyinde mutluluk hormonları (dopamin, serotonin, oksitosin) salgılattığını ve depresyona karşı koruyucu kalkan oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Tarhan Endonezyalılara kitaplarını imzaladı</strong></p>
<p>Panelin ardından gerçekleştirilen imza etkinliğinde Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Endonezyalı okurlarının yoğun ilgisiyle karşılaştı.</p>
<p>Tarhan’ın bölge diline (Bahasa Indonesia) çevrilen eserlerini imzalatmak için uzun kuyruklar oluşturan katılımcılar, Tarhan ile hatıra fotoğrafı çektirmek için adeta birbirleriyle yarıştı.</p>
<p>Kendi dillerinde yayımlanan kitapları büyük bir heyecanla inceleyen Endonezyalılar, Türk irfanı ile modern psikolojiyi buluşturan Tarhan’ın kitaplarına yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endonezyada-bilim-ve-bilgelik-bulusmasi-624945">Endonezya&#8217;da Bilim ve Bilgelik Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya&#8217;da Kütüphane Haftası Etkinlikleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankayada-kutuphane-haftasi-etkinlikleri-624108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 11:08:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan 2026]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, Kütüphane Haftası dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. İlçede Minik Adımlar Bebek Kütüphanesi’nden İşçi Kütüphanesi’ne, Sesli Kütüphane’den Oyuncak Kütüphanesi’ne, Gezici Kütüphane’den Sevgi Soysal Kütüphanesi’ne kadar toplam 17 farklı kütüphane ile her yaştan vatandaşa hizmet sunuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-kutuphane-haftasi-etkinlikleri-624108">Çankaya&#8217;da Kütüphane Haftası Etkinlikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi, Kütüphane Haftası dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. İlçede Minik Adımlar Bebek Kütüphanesi’nden İşçi Kütüphanesi’ne, Sesli Kütüphane’den Oyuncak Kütüphanesi’ne, Gezici Kütüphane’den Sevgi Soysal Kütüphanesi’ne kadar toplam 17 farklı kütüphane ile her yaştan vatandaşa hizmet sunuluyor.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi, 30 Mart – 5 Nisan 2026 tarihleri arasında kutlanan Kütüphane Haftası kapsamında “Ağaç Yaşken Eğilir: Çocuk-Yazar Buluşmaları” temasıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bebeklerden çocuklara ve yetişkinlere kadar her yaş grubuna hitap eden programlarla, katılımcılar kitap, yazar ve kültürel etkinliklerle buluşuyor.</p>
<p><b>Kütüphane Haftası etkinlik takvimi şöyle olacak:</b></p>
<p><b>1 Nisan 2026 Çarşamba</b></p>
<p>Saat 12.00 Sesli Kütüphanede Kitap Seslendirme</p>
<p>Aşık Veysel Engelsiz Yaşam Merkezi Sesli Kütüphane</p>
<p>Saat 13.00/ Neşe Çetiner ile Söyleşi</p>
<p>Çayyolu Hizmet Binası, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Konferans Salonu</p>
<p><b>3 Nisan 2026 Cuma</b></p>
<p>Saat 14.00  “Akademisyen Anne” Söyleşisi</p>
<p>Atatürk Sanat Merkezi, Mavi Salon</p>
<p><b>4 Nisan 2026 Cumartesi</b></p>
<p>Saat 14.00 Çocuk Kitapları Takas Şenliği</p>
<p>Çankaya Belediyesi Çayyolu Hizmet Binası Park Alanı<b> </b></p>
<p><b>5 Nisan 2026 Pazar</b></p>
<p>Saat 14.00 Çocuk Kitapları Takas Şenliği</p>
<p>Çankaya Belediyesi Zafer Park (Birlik Mahallesi)</p>
<p>Saat 15.00 Çocuklarla Kitap Söyleşisi ve Sanat Atölyesi (Başak Akgün Akil) </p>
<p>Zübeyde Hanım Çankaya Evi, Prof. Dr. Bahriye Üçok Kütüphanesi</p>
<p><b>KÜTÜPHANELERDE SESSİZ VE KONFORLU ORTAM</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi’nin üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerden akademik çalışmalarını sürdürenlere, hakimlik-savcılık ve tıpta-diş hekimliğinde uzmanlık sınavlarına hazırlanan adaylardan araştırma yapanlara kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden kütüphaneleri; ücretsiz internet erişimi, sessiz ve konforlu çalışma ortamlarıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>Özellikle üniversite bölgelerine yakın konumda bulunan Cebeci Sevgi Soysal Kütüphanesi ile 100. Yıl İrem Kütük Kütüphanesi, yoğun talep üzerine haftanın 7 günü 24 saat açık tutularak öğrencilere kesintisiz hizmet veriyor.</p>
<p>Çankaya Belediyesi Kütüphaneleri Kullanım Gün ve Saatleri (Resmi Tatiller Harici) ise şöyle</p>
<p>7 gün 24 saat açık olan kütüphaneler:</p>
<p>-Cebeci Sevgi Soysal Kütüphanesi</p>
<p>-100.Yıl Çankaya Evi İrem Kütük Kütüphanesi</p>
<p>Hafta içi ve hafta sonu 09.00-22.00 arasında açık olan kütüphaneler:</p>
<p>-Çayyolu Çankaya Evi Prof. Dr. Muammer Aksoy Kütüphanesi</p>
<p>-Yıldız Çankaya Evi Kemal Baytaş Kütüphanesi</p>
<p>-Oran Yaşar Kemal Kültür Merkezi Kütüphanesi</p>
<p>-Oran Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cem Evi Kütüphanesi</p>
<p>-Karapınar Çankaya Evi Adalet Ağaoğlu Kütüphanesi</p>
<p>Hafta içi ve hafta sonu 09.00-20.00 arası açık olan kütüphaneler:</p>
<p>-Kırkkonaklar Çankaya Evi Prof. Dr. Nermin Abadan Unat Kütüphanesi</p>
<p>-Zübeyde Hanım Çankaya Evi Prof. Dr. Bahriye Üçok Kütüphanesi</p>
<p>-Dilekler ve 50. Yıl Çankaya Evi Halide Edip Adıvar Kütüphanesi</p>
<p>-Sokullu Çankaya Evi Ahmed Arif Kütüphanesi</p>
<p>-Öveçler Nâzım Hikmet Çankaya Evi Kütüphanesi</p>
<p>Hafta içi 08.00-17.00 arası açık olan kütüphaneler:</p>
<p>-Sesli Kütüphane</p>
<p>-İşçi Kütüphanesi</p>
<p>-Minik Adımlar Bebek Kütüphanesi</p>
<p>-Gezici Kütüphane</p>
<p>Oyuncak Kütüphanesi ise Salı, Çarşamba, Cuma ve Cumartesi günleri 09.00-16.00 saatlerinde hizmet veriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-kutuphane-haftasi-etkinlikleri-624108">Çankaya&#8217;da Kütüphane Haftası Etkinlikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim insanları Körfez&#8217;in geleceğini konuştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilim-insanlari-korfezin-gelecegini-konustu-623522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623522</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde dünyanın önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilim-insanlari-korfezin-gelecegini-konustu-623522">Bilim insanları Körfez&#8217;in geleceğini konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin “Sağlıklı Körfez” hedefiyle düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde dünyanın önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, İzmir Körfezi’nin geleceğine dair bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Körfezdeki zararlı alg patlamalarından organik çökeltilere kadar birçok kritik konuya çözüm arandı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde de alanında uzman isimleri bir araya getirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, körfezin geleceğine yönelik bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu.</p>
<p><strong>ABD’li uzmandan modifiye kil önerisi</strong></p>
<p>ABD Ulusal Zararlı Alg Patlamaları Ofisi Direktörü Prof. Dr. Donald Anderson, “Deniz Sularında Zararlı Alg Patlamalarının Kontrolü: Kavramlar, Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri” başlıklı sunum yaptı. Körfezde yürütülecek çalışmaların bölgeye uygun olmasının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini belirten Anderson, kil uygulamalarının önemine dikkat çekti. Kilin herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığının bilindiğini vurgulayan Anderson, “İzmir Körfezi’nde alg patlamalarının ardından körfezin dibine bakmalısınız. Orada neredeyse tüm canlılar hayatını kaybediyor. Bu nedenle yürütülecek çalışmalarda kil uygulaması daha etkili bir yöntem olacaktır” dedi. </p>
<p><strong>“Alg patlamaları çevre dostu yöntemlerle önlenebilir”</strong></p>
<p>Japonya Civil Engineering Research Institute for Cold Regions’dan Dr. Nobuharu Inaba, konuşmasına katılımcıları Türkçe selamlayarak başladı. Doğu Japonya depremine ait bir fotoğraf paylaşan Inaba, arama kurtarma çalışmalarına katılan Türk ekiplerine teşekkür etti. “Biyolojik HAB Kontrolü” başlıklı sunumunda zararlı alg patlamalarına değinen Inaba, deniz çayırları ve makroalglerle ilişkili bakterilerin bu sorunun kontrolünde önemli rol oynayabileceğini belirtti. Inaba, “Zararlı alg patlamaları sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemlerle önlenebilir. Ancak deniz ortamında bu tür uygulamalar oldukça zordur. Bu nedenle deniz çayırları ve yosun yataklarının korunması, izleme çalışmalarının artırılması ve bu alanların yeniden kazandırılması büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>“Hastanın tek bir tedaviyle kurtulması mümkün değil”</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nuri Azbar, “İzmir Körfezi’nde Oksijen Restorasyonu” başlıklı sunumunda körfezin oksijen yetersizliği nedeniyle yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Körfezi bir hastaya benzeten Azbar, “Durumu ağır bir hastayla karşı karşıyayız. Uygulanan tedaviler yeterli değil. Tek bir yöntemle iyileşmesi mümkün değil; doğayla uyumlu, uzun vadeli çözümlere ihtiyaç var. Körfezin nefes alabilmesi için sürekli temizlik ve oksijen desteği şart” dedi. </p>
<p><strong>“Biyokütle kazanımını hızlandıracak sistem inşa etmek zorundayız”</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, “Mikroalg ve Entegre Sistem Uygulamaları ile Körfez Ekosistemlerinin Sürdürülebilir Restorasyonu” başlıklı sunumunda ekosistem bazlı çözümlere vurgu yaptı. Aydın, “Uygulamalar ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir olmalı. Dereler artık atık su taşıyor; Gediz dahil 25 havzada kirlilik sorunu var. Bu nedenle dere ağızlarında besin yükünü yakalayacak tampon bölgeler oluşturmalı ve biyokütle kazanımını hızlandıracak sistemler kurmalıyız. Mikroalg perdeleri ve kafesler bu konuda çözüm olabilir” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Altuğ: Körfez&#8217;deki birikimle savaşacak bakterileri artırmamız lazım </strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Gülşen Altuğ, “Türkiye Denizlerinden İzole Edilen Bakterilerin Biyoteknolojik Kullanım Potansiyelleri” başlıklı sunumunda, Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorununa biyolojik çözüm yöntemlerini anlattı. Altuğ, zeolit aracılığıyla bakterileri deniz dibine aktararak organik maddeyi parçalayan faydalı bakterilerin sayısını artırmanın ekosistem için kritik olduğunu vurguladı. “Bakteriler iyiler, kötüler ve fırsatçılar olarak ayrılıyor. Organik madde arttığında iyilerin sayısını artırmak gerekiyor. Her alanın özgün koşullarına göre sorunu tanımlayıp müdahale etmeliyiz” dedi. </p>
<p><strong>“Besin kirliliği toksik alg patlamalarını tetikliyor” </strong></p>
<p>Berlin Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferdinand L. Hellweger, “Zararlı Siyanobakteri Patlamaları: Ekoloji, Toksisite ve Yönetim” başlıklı sunumunda, su ekosistemlerini tehdit eden toksik alg patlamalarına dikkat çekti. Hellweger, besin kirliliğinin yüksek olduğu ortamlarda toksin üreten alg türlerinin arttığını vurguladı ve Kuzey Amerika’dan örnekler vererek yüksek kirliliğin toksik patlamaları tetikleyebileceğini söyledi. Ayrıca geliştirdikleri modellerle toksin üretimini tahmin ettiklerini ve sonuçların sahadaki verilerle uyumlu olduğunu belirtti. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Lök: Midyelerle Körfez&#8217;in kirliliğini izleyip temizleyebiliriz</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Lök, çift kabuklu canlıların suyu temizlemede etkili olduğunu vurguladı. Midyeler ve diğer çift kabuklular, planktonları, organik ve inorganik maddeleri, ağır metalleri, mikroplastikleri ve çeşitli kirleticileri filtreleyerek su kalitesini iyileştiriyor. Lök, “Midyeleri kullanarak körfezde kirliliği izleyebilir, atık suları arıtabilir ve ötrifikasyonu azaltabiliriz” dedi.</p>
<p><strong>“Deniz hıyarları Körfez&#8217;in temizliğinde rol oynayabilir”</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon, İzmir Körfezi’ndeki artan organik çökelti sorununa işaret etti. Tolon, deniz hıyarlarının “deniz tabanının temizlikçileri” olarak organik çökeltileri tüketip ekosistemin dönüşümüne katkı sağladığını belirtti. Yöntemin kontrollü uygulanması gerektiğini vurgulayan Tolon, “İyileşmeye yakın bölgelerde uygun alanlar belirlenmeli ve bu alanlar deniz hıyarlarıyla zenginleştirilmeli. Bu canlılar sürdürülebilir bir ekosistem için önemli” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Davidson: “Devlet müdahalesi şart”</strong></p>
<p>İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden Prof. Dr. Keith Davidson, erken uyarı sistemlerini anlattı. İskoçya’da alg patlamalarının doğal olduğunu ve Atlantik somonları ile kabukluları tehdit ettiğini belirten Davidson, 2013’te 70 kişinin kabuklu canlılardan zehirlendiğini hatırlattı. Alg patlamalarının İskoçya&#8217;da çok yaygın olduğunu vurgulayan Davidson, “Güvenliğin sağlanması için devletin müdahil olması gerekiyor. Potansiyel zararlı plankton ve toksinler takip edilmeli, sık analizlerle önceden tespit ve önlem alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Dr. Yuan: Modifiye kil ile körfezde hızlı iyileşme sağladık</strong></p>
<p>Çin Bilimler Akademisi Okyanus Bilimi Enstitüsü’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile körfezde yürüttükleri çalışmaları anlattı. Yuan, “2024 yılında Büyükşehir Belediyesi ile düzenlenen çalıştayın ardından iş birliğimiz başladı. Modifiye kil uygulamasıyla mikroorganizmaların oranını yüzde 85 azalttık, zararlı türlerde düşüş gözlemledik. Balık ölümleri durdu, yaklaşık bir ay içinde suyun rengi normale döndü. Tek bir uygulamayla önemli sonuçlara ulaştık. Gelecekte daha kapsamlı kil temelli sistemler ve erken uyarı mekanizmalarına ihtiyaç var. İş birliğimizi sürdürmek istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Lenoro: Kil uygulaması için devlet desteği şart</strong></p>
<p>İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden Anita Flores Lenoro, İskoçya’daki zararlı alg patlamaları ve modifiye kil uygulamalarını anlattı. Lenoro, “Acil bir durum var, özel sektör ve kamu birlikte hareket etmeli. Fon yetersiz kalabiliyor; hükümetin kaynak ayırması şart. Modifiye killer farklı toksinleri hedef alabiliyor. Önce suda hangi toksinler olduğunu bilmemiz ve doğru şekilde uygulamamız gerekiyor; aksi takdirde zarar verebilir” dedi.</p>
<p><strong>Dünyadan İzmir Körfezi’ne bakış</strong></p>
<p>Konferans kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Purdue Üniversitesi Öğretim Üyesi David Clıdence, Vanderbilt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Richard Dick Speece ile hazırladıkları “Düşük Çözünmüş Oksijen Seviyesine Sahip Su Kütlelerinde Oksijen Takviyesi Stratejisi”  hakkında sunum yaptı.  Malezya’dan Uluslararası Zararlı Algleri Araştırma Derneği (ISSHA) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. PoTeen Lim ve Çin Bilimler Akademisi’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan ise farklı coğrafyalardaki alg patlamalarının dinamiklerini ve ekolojik etkilerini İzmir örneğiyle karşılaştıran bir mesaj iletti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilim-insanlari-korfezin-gelecegini-konustu-623522">Bilim insanları Körfez&#8217;in geleceğini konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka ile hastalık tanı ve tedavisinde yüzde 90&#8217;a yakın doğruluk!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-hastalik-tani-ve-tedavisinde-yuzde-90a-yakin-dogruluk-623435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[90]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[eeg]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[sinyal]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce bu yıl ‘Demansın Erken Teşhisine Multidisipliner Yaklaşım’ ana temasıyla düzenlenen 14. Kognitif Nörobilim ve 4. Nöroteknoloji Kongresi, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-hastalik-tani-ve-tedavisinde-yuzde-90a-yakin-dogruluk-623435">Yapay zeka ile hastalık tanı ve tedavisinde yüzde 90&#8217;a yakın doğruluk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce bu yıl ‘Demansın Erken Teşhisine Multidisipliner Yaklaşım’ ana temasıyla düzenlenen 14. Kognitif Nörobilim ve 4. Nöroteknoloji Kongresi, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumu&#8217;nda gerçekleştirildi. Demansın erken belirtilerini ele veren yeni keşifler ile erken tanıda rol alan son gelişmelerin ele alındığı kongre, alanında uzman isimleri bir araya getirdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Önümüzdeki yıllarda psikiyatrik hastalıkların tanımlanma biçimi kökten değişecek” </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şu anda yapay zekâ ve dijital devrim yaşadığımızı aktardı. Sanayi devriminin daha yavaş bir değişime yol açtığını ancak dijital devrimin çok daha hızlı bir dönüşümü beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu hızlı değişim, klinik alanları ve tıbbi hastalıkları da etkiliyor. Birçok nöropsikiyatrik hastalık yeniden tanımlanıyor.” dedi.</p>
<p>Bugüne kadar hastalıkları tanımlarken kullanılan sistemlerin daha çok anatomik temelli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Şizofreni, demans gibi tanılar, büyük ölçüde anatomik bilgiler üzerinden ele alınıyordu. Ancak artık yalnızca anatomik bağlantılar değil, fonksiyonel bağlantılar da ölçülebilir hâle geldi. Biyobelirteçler ortaya çıktı, epigenetik etkiler ölçülebiliyor ve gen ifadesindeki değişimler izlenebiliyor. Tüm bunlar, önümüzdeki yıllarda psikiyatrik hastalıkların tanımlanma biçimini kökten değiştirecek. Örneğin ‘şizofreni’ demek yerine, beynin amigdala ile prefrontal bölgesi arasındaki ya da farklı bölgeler arasındaki bağlantı bozuklukları üzerinden tanımlamalar yapılabilecek.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Nörobilimi kaçıran, tarihsel olarak geride kalır”</strong></p>
<p>Günümüzde yeni bir beyin görüntüleme yöntemi olarak elektromanyetik tomografinin öne çıktığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Önce X-ray temelli tomografi, ardından manyetik rezonans görüntüleme teknikleri gelişmişti. Şimdi ise elektromanyetik tomografi, beyindeki elektriksel haritalamaları ortaya koyuyor. Böylece hastalıklarla beynin fonksiyonel bağlantıları arasındaki ilişkileri ölçebilir hâle geldik.” dedi.</p>
<p>Tüm bunların, tıpta ve özellikle psikiyatride ciddi bir paradigma dönüşümüne işaret ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nörobilimi kaçıran, tarihsel olarak geride kalacaktır. İnsan davranışıyla ilgilenen biri bu gelişmeleri kaçırırsa, bu hızlı dönüşümün dışında kalır. Son yıllarda psikiyatride dikkat çeken konulardan biri de ‘Default Mode Network’. Biz buna ‘anlam ağı2’da diyoruz; benlik algısıyla ilişkilidir. Bu ağ içinde, paryetal lobun medial bölgesinde yer alan precuneus adlı yapı özellikle dikkat çekiyor. Precuneus’un benlik algısıyla doğrudan ilişkili olduğu görülüyor. Bu oldukça önemli ve yeni bir bilgi.”   </p>
<p><strong>Tarhan: “Yüzde 90’a yakın doğrulukla tespit eden yazılımlar geliştirdik”</strong></p>
<p>Bilinçle ilgili çalışmalar da bu alanı destekliyor diyen Tarhan, “Anestezi uygulandığında bu bölgenin aktivitesi baskılanıyor ve bilinç kaybı gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu bölgenin bilinçle doğrudan ilişkili olduğu anlaşılıyor. Bu gelişmelerin tamamı, tanı ve tedavi süreçlerinde yeni yaklaşımların önünü açıyor. Özellikle geliştirdiğimiz ve patentini aldığımız ‘NP modeli’ bu açıdan önemli. Beynin elektriksel fonksiyonlarını, elektromanyetik dalgaları ve yapay zekâyı kullanarak hastalıkları değerlendirebiliyoruz. Örneğin obsesif kompulsif bozukluğu (OKB), hastayı hiç görmeden, normal popülasyonla karşılaştırarak yüzde 90’a yakın doğrulukla tespit edebilen yazılımlar geliştirdik. Şimdi hastalıklarda yüzde 90 oranında tanıyı doğrulama, yapay zeka ile beyin dalgalarının okunmasıyla mümkün hale geldi. Bu çalışmalar hâlen devam ediyor. Bu nedenle yapay zekâyı herkesin öğrenmesi ve anlaması gerektiğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Yapay zekâ bugün popüler hâle gelmiş olsa da biz bu çalışmaları yıllar öncesinden başlatmıştık”</strong></p>
<p>Bu konuya verilen önemin yeni olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “2008’li yıllardan itibaren bu alana yöneldik. 2017 yılında derin öğrenme üzerine bir laboratuvar kurmak istedik. Bu kapsamda bir proje hazırladık. Başlangıçta büyük bir ilgi gördü; ancak süreç ilerlerken beklenmedik şekilde durdu. Daha sonra Ankara’da NÖROM adlı bir merkez kuruldu. İçeriği büyük ölçüde bizim hazırladığımız projeyle örtüşüyordu. Elbette devletimizin böyle bir merkez kurması sevindiricidir; ancak proje fikrinin bize ait olduğunu da belirtmek isterim.” dedi.</p>
<p><strong>Nöroteknolojide güçlü konum</strong></p>
<p>2019 yılında ‘Hesaplamalı Psikiyatri’ başlığıyla hazırlanan çalışmaya da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çalışmayı 2020’de Amerikan Psikiyatri Birliği Kongresi’ne sunduk. Sunum kabul edildi ve büyük ilgi gördü. Hatta yılın sunumu seçildi. 2021 yılında bu sunum, tüm dünyada online olarak tekrar yayımlandı. Düşünün ki yapay zekâ bugün popüler hâle gelmiş olsa da biz bu çalışmaları yıllar öncesinden başlatmıştık. Bugün geldiğimiz noktada nöroteknoloji alanında güçlü bir konumdayız. Çünkü üniversitemizin kuruluş teması buna dayanıyor: nörobilim, genetik, sağlık, mühendislik ve bilgisayar bilimlerinin bir araya gelmesi. 2013 yılında başlattığımız Bilim ve Fikir Festivali de bu vizyonun bir parçasıydı. O dönemde Türkiye’de bilim festivali yoktu. ‘Neden bilim festivali yok?’ diye yola çıktık ve bu etkinliği başlattık. Bu yıl 11.’si düzenlenecek. Her yıl yüzlerce lise öğrencisi katılıyor. Bu festivalin amacı, geleceğin bilim insanlarını ve potansiyel Nobel adaylarını desteklemekti. Araştırmalar gösteriyor ki insan beyni, öğrenmeyi eğlenceli ve disiplinli bir ortamda daha iyi gerçekleştiriyor. Biz de bilimi eğlenceli hâle getirmek istedik ve bu yaklaşım büyük ilgi gördü. ” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Artık her şey hesaplamalı ve matematik temelli ilerliyor”</strong></p>
<p>Bu alandaki çalışmaların geleceğin tıbbını, nörobilimini ve psikiyatrisini şekillendireceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Artık her şey hesaplamalı ve matematik temelli ilerliyor. Matematik ile mantığın birleşmesi bilgisayarı doğurduysa, matematik ile psikiyatrinin birleşmesi de yapay zekâyı doğurdu.” dedi.</p>
<p>Eskiden bu alanda çalışanlara ‘fazla hayalci’ denildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Ancak bugün bu bakış açısı büyük ölçüde değişti. Nörobilimle ilgilenenler, geleceği daha iyi yakalayacaklardır. Bu nedenle bu toplantıya katılan herkesi vizyoner olarak görüyorum. Nöroteknoloji ile kognitif nörobilimi birleştiren tüm katılımcılara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Artık nöroloji de klasik yaklaşımlarını sorguluyor ve dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ: “Demans&#8217;ta erken tanı, geciktirilmiş tanıdır.”</strong></p>
<p>Kongrenin ilk sunumunu ‘Demansta Erken Tanı Kavramı’ konusunda gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı, NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Demans&#8217;ta erken tanı, geciktirilmiş tanıdır.” dedi ve bu kavramın, bir tecrübenin eseri ve aynı zamanda bir mesajı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Öncelikle ‘neden?’ sorusunu sormak gerektiğine değinen Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Demans, genel olarak kronik zeminde oluşmuş bir sendromdur. Tıbbi anlamda esas olan, risk faktörlerinin ve demans öncesi hastalık evrelerinin tanısıdır. Demans kavramının ortak iç yüzeyine baktığımızda kronik seyirli bir sendrom olduğu görülür ve dört ana özelliği vardır; bilinç korunmuştur, kognitif/bilişsel zayıflama vardır, kişilik ve davranış anormalliği vardır, gündelik yaşam işlevlerinde bozulma vardır.</p>
<p>Akut demans diye bir kavram yoktur. Eğer demansa benzeyen akut bir sendromla karşılaşırsanız, aklınıza ilk gelmesi gereken deliryumdur. Deliryum, psikiyatride demansla birlikte gündeme gelir ve tedavisi mümkün ve başarılı olan bir sendromdur.</p>
<p>Demansın ortaya çıkışını belirleyici faktörler arasında; süre faktörü, risk faktörleri, nörodejenerasyon faktörleri ve demans potansiyeli taşıyan hastalıklar bulunur. Her demansın bir oluşum süresi, belirli risk faktörleri, nörodejenerasyon aşamaları ve hastalık faktörleri vardır.</p>
<p>‘Demanslarda erken tanı, geciktirilmiş tanıdır’ derken dayandığımız faktörleri kısaca gözden geçirecek olursak: Alışılmış risk faktörleri arasında ileri yaş, inme, travma, enfeksiyon, sistemik hastalıklar ve psikiyatrik faktörler bulunurken, son 30-40 yılda genetik faktörler riskler arasında ilk sıraya yerleşmiştir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Barış Metin: “Erken tanıda kantitatif EEG, gözle fark edilemeyen ince değişiklikleri ortaya çıkarabilir”</strong></p>
<p>Kongre kapsamında sunum gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin ‘Demansın Erken Tanısında EEG Biyobelirteçleri’ konusunda bilgiler paylaştı.</p>
<p>EEG’nin, aslında çok eski bir tetkik olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Barış Metin, “Son yıllarda ise demansın erken tanısı için EEG biyobelirteçleri, özellikle hesaplamalı uygulamalar, hesaplamalı nörobilim ve sinyal işleme biliminin güçlenmesi ile yapay zekâ ve derin öğrenmenin kullanımına paralel olarak hızla artmıştır.” dedi.</p>
<p>Demansta EEG’nin neden iyi bir tetkik olduğunu açıklayan Prof. Dr. Metin, şunları söyledi:</p>
<p>“EEG uygulaması kolay, non-invaziv ve ucuz bir tetkiktir. Ayrıca beyin fonksiyonları hakkında bilgi verir ve herhangi bir risk oluşturmadan sıkça tekrar edilebilir. Kantitatif EEG yöntemi kullanıldığında, beyin osilasyonları sayısal veriye dönüştürülür ve bir kişinin osilasyonları veya EEG indeksleri, popülasyonun normatif değerleriyle karşılaştırılarak artmış veya azalmış gibi istatistiksel çıkarımlar yapılabilir. Bu yöntem, demans ile depresyon ayrımı gibi somut pratik problemleri çözmede de ciddi düzeyde yardımcı olur.</p>
<p>Erken tanıda kantitatif EEG, gözle fark edilemeyen ince değişiklikleri ortaya çıkarabilir. EEG, genellikle gözle analiz edilse de kantitatif yöntem, erken dönem farklarını tespit etmemizi sağlar. Ucuz ve kolay uygulanabilir olduğundan, tarama testi açısından geniş kitlelere uygulanabilir. Hasta takibi sırasında birçok EEG kaydı yapılabilir. Böylece demansa özgü bulgular ve başlangıç durumunun progresyonu takip edilebilir.</p>
<p>Demansın en temel EEG bulguları; yavaş dalgaların (teta, delta) artışı ve hızlı dalgaların (alfa, beta) azalmasıdır. Buna spektral kayma denir. Bu durum, klinik olarak demans henüz ortaya çıkmamış, fakat riski yüksek bireylerde de gözlemlenebilir. Kantitatif EEG ile bu tablo sıkça görülür; delta ve teta dalgalarının spektral gücü artmış, alfa ve beta dalgalarının spektral gücü azalmış olarak gösterilir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Sultan Tarlacı: “LORETA, EEG sinyalini üç boyutlu beyin yapısına dönüştürerek sinyalin hangi beyin bölgesinden geldiğini tespit etmeyi sağlar”</strong></p>
<p>‘Alzheimer Hastalığının Erken Tanısında Düşük Çözünürlüklü Beyin Eloktromanyetik Tomogrofisi (LORETA)’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı ise EEG’nin yüzyılı aşan bir hikâyeye sahip olsa da yazılımlar geliştikçe ve sinyal analizi yöntemleri ilerledikçe gördüğümüz bilgilerin giderek arttığına değindi.</p>
<p>Düşük çözünürlüklü elektromanyetik tomografinin nispeten yeni olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “Klasik bir EEG yüksek zamansal çözünürlük sağlar. Ancak uzun yıllar, kaydedilen elektriksel aktivitenin esas kaynağının neresi olduğu bilinmemekteydi. EEG kayıtları, korteksteki birçok piramidal nöronun elektriksel aktivitesini kaydeder. Elektrot sayısını artırarak belirli beyin loblarının veya bölgelerinin karşılığını görmek mümkündür; örneğin frontal lobun ön ve arka kısmı, temporal lobun ön ve arka kısmı veya orta hat gibi bölgeler hakkında fikir edinilebilir. Fakat bu sinyali beynin derin yapıları ve fonksiyonel anatomisiyle ilişkilendirmek uzun süre zor olmuştur.” dedi.</p>
<p>1996 yılında geliştirilen LORETA yöntemi ile bu sorunun aşıldığını aktaran Prof. Dr. Tarlacı, konuşmasında şu noktalara değindi:</p>
<p>“LORETA, matematiksel algoritmalar ve ileri hesaplamalar kullanarak düşük çözünürlüklü bir manyetik tomografi gibi işlev görür ve beynin derinliklerindeki elektriksel aktiviteyi anlamamızı sağlar.</p>
<p>Normal şartlarda EEG sinyali, düz bir beyin yüzeyi üzerine yayılır. Ancak kafatası ve beyin düz bir yapı değildir; elipsoidal, üç boyutlu bir yapıya sahiptir. LORETA tekniği, sinyali iki boyutlu yapıdan üç boyutlu beyin yapısına dönüştürür. Bu sayede gelen sinyalin beyin derinliklerinde hangi anatomik bölgeden kaynaklandığı tespit edilebilir ve alfa, beta, gama, delta, teta bantları üzerinden ilgili beyin alanı belirlenebilir.</p>
<p>LORETA’nın temel özelliği, elektriksel sinyali yapısal anatomi üzerine yerleştirip buradan fonksiyonu çıkarmaktır. Üç aşamalı bir yöntemdir.</p>
<p>Edinilen bilgiler, fonksiyonel MR’dan elde edilen verilerle de uyumludur. LORETA ile sinyalin kaynağı ve hangi yapının farklı çalıştığı, hangi fonksiyonların kaybolduğu anlaşılabilir. Konumuz demans olduğundan, belirli networkler doğrudan demansla ilişkilidir. Örneğin dil networkleri, hipokampus, entorhinal korteks ve amigdaloid çekirdek gibi yapılar hafıza ve duygu ile ilişkilidir. Sinyalin kaynaklarını yapısal anatomi ile birleştirerek fonksiyon kaybı LORETA ile gözlemlenebilir.</p>
<p>Erken teşhis sorunu her zaman önemlidir; prodromal evreyi yakalamak gerekmektedir.”</p>
<p><strong>Alanında uzman isimler sunum gerçekleştirdi! </strong></p>
<p>Kongrede daha sonra NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Nöropsikolog İnci Birincioğlu “Demansın Erken Teşhisinde Nöropsikolojik Değerlendirme Testleri”, NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Necati Alp Tabak “Demansta Erken Radyolojik Bulgular”, NPİSTANBUL Hastanesi Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Yeşim Özdemir “Unutkanlıktan Demansa Giden Yolda: Erken Tanıda Genetik Ve Mitokondriyal Göstergeler”, Prof. Dr. Erdinç Dursun<strong> </strong>“Demansta Kan Biyobelirteçleri Ve Kullanım Koşulları”, Prof. Dr. Duygu Gezen Ak<strong> </strong>“Demansta Beyin Omurilik Sıvısı Biyobelirteçleri”, Dr. Öğr. Üyesi Onur Erdem Şahin “Demans Tanısında Nükleer Tıp: Fdg-Pet İle Görüntülemenin Klinik Önemi”, Doç. Dr. Özgül Ekmekçioğlu “Demans Tanısında Nükleer Tıp: Diğer Moleküler Görüntüleme Yöntemleri”, Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu “Yeni Gelişen Hastalık Modifiye Edici Tedaviler Işığında Biyolojik Erken Tanıya Yaklaşım”, NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini “Demansta Nöromodülasyon Uygulamaları”, Üsküdar Üniversitesi Düzenleme Kurulu Sekreteri Dr. Psk. Shams Farhad “Amnestik Hafif Bilişsel Bozuklukta (Ahbb) İşlevsel Beyin Bağlantısallığı” ve Uzm. Müh. Sahar Taghizadeh Makouei “Demansın Erken Teşhisinde Yapay Zekâ Uygulamaları” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.</p>
<p><strong>Toplu fotoğraf çekimi yapıldı</strong></p>
<p>Kongreye sunumlarıyla katkı sağlayan konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-ile-hastalik-tani-ve-tedavisinde-yuzde-90a-yakin-dogruluk-623435">Yapay zeka ile hastalık tanı ve tedavisinde yüzde 90&#8217;a yakın doğruluk!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Körfezi&#8217;ne bilimsel bakış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezine-bilimsel-bakis-623174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[Kirli]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623174</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, temiz Körfez hedefiyle bilim dünyasını bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezine-bilimsel-bakis-623174">İzmir Körfezi&#8217;ne bilimsel bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, temiz Körfez hedefiyle bilim dünyasını bir araya getirdi. 28 Mart&#8217;a kadar Tarihi Havagazı Fabrikası&#8217;nda devam edecek konferansta, küresel deneyimlerin yanında yenilikçi çözüm önerileri de gündeme geldi. Özellikle Gediz&#8217;den yayılan kirliliğin konuşulduğu oturumlarda İzmir Körfezi&#8217;nin hangi yöntemlerle temizlenmesi gerektiğinin üzerinde duruldu. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” adıyla Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlenen İzmir Körfez Konferansı, bu alanda söz sahibi bilim insanlarını bir araya getirdi. Akademisyenler ve yurt dışından gelen konukların yer aldığı buluşmada zararlı alg patlamaları, küresel deneyimler, İzmir Körfezi için yenilikçi çözüm önerileri masaya yatırıldı. </p>
<p><strong>2024’te yaşanan sıcaklığa dikkat çekti</strong><br />Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe “İzmir Körfezi: Doğal Oşinografik Süreçler, İnsan Baskısı ve İklim Değişikliğinin Kesişiminde Bir Kıyı Denizi” sunumunda, körfezin sıcaklığı baskılamada önemli bir etken olduğunu ifade etti. Beşiktepe, “2023’ten başlayarak sıcaklık ciddi şekilde arttı, 2025’te normal artış eğilimine geldi, iklim araştırmacılarını çok korkuttu. 2024’te ciddi bir şey yaşadık. İzmir Körfezi’nde bunu nasıl gördük? 2024 yılı İzmir Körfezi’nde tarihsel olarak yaşadığımız en sıcak dönemdi. Körfez ısıyı tutarak daha güzel bir İzmir’de yaşatmayı başardı. Biz de ona biraz yardım edelim derim” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Körfez artık sadece kirlenmiyor, depo gibi kirleticileri tutuyor”</strong><br />İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ebru Yeşim Özkan, “İzmir Körfezi’nde Sediment Kaynaklı Kirlilik” başlığı altında yaptığı sunumda, “İzmir Körfezi artık kirlenen değil kirleticileri tutan ve riskli bir yapıya dönüşmüş durumdadır. Körfez yıllar içinde dinamik taşıma sisteminden çıkarak dev bir depo haline gelmiştir. Geçmişte taşınım baskınken günümüzde çökelim baskın ve sistem bir depo gibi çalışmaktadır diyebiliriz” dedi. Körfez kirliliğinde insan kaynağının aldığı role dikkat çeken Özkan, gerçekleştirilen analizlerden elde edilen teknik bilgileri de açıklamalarına ekledi. </p>
<p><strong>“Körfez hala ölmüş değil”</strong><br />TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden kıdemli araştırmacı ve deniz biyoloğu Dr. Alper Evcen ise “İzmir Körfezi’nde Kirletici Baskılar” başlığı altında önemli bilgiler verdi ve “Bir zamanlar körfez rüya gibiymiş. İnsanlar yüzüyor, kayıklar geçiyormuş. Körfezde denize girmek ne güzel bir hayal” dedi. Evcen ayrıca değerler üzerinden konuştu ve “Körfez yarı kapalı bir sistem. Baskılar var. Körfezde hayat ve nefes hala devam ediyor, ölmüş değil. Bu nefesi sürdürmek de bize ait” dedi.</p>
<p><strong>“Kurbağa yok, balık yok ama su körfeze akıyor”</strong><br />Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu da, “Gediz Nehri Su Kalitesi ve İzmir Körfezi’ne Kirlilik Yükü” sunumunda Gediz Nehri’nin temiz olan suyunun mesafe kat ettikçe içilebilir özelliğini kaybettiğini belirtti Kurucu, “Gediz Nehri 400 kilometre üzerinde bir yol kat ediyor. Murat Dağı’ndan pırıl pırıl bir su çıkıyor. Manisa’ya gelindiğinde içilebilir özelliği kayboluyor. Murat Dağı’ndan çıkan su Menemen’de çok kirli oluyor. Burada balık yok, kurbağa yok ve bu su körfeze ulaşıyor” dedi. Kurucu ayrıca İZSU tarafından her ay araştırmalar yapıldığını ifade ederken, “Bunları çok disiplinli olarak değerlendirmeye ihtiyacımız var. Biz tarımda da disiplin diyoruz ama körfez kesinlikle çok detaylı incelenmeyi gerektiriyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Körfeze her türlü girdinin azaltılması gerekiyor”</strong><br />Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü – Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ergün Taşkın da “İzmir Körfezi’nin Makroflorası, Ekolojik Kalite Durumu ve Aşırı Makroalg Çoğalması” sunumunda, İzmir Körfezi’nde yapılan ilk çalışmalara dair bilgiler verdi. Geçmiş değerlendirmelere ayrı parantez açmasının ardından konuşan Taşkın iç körfezde türlerde azalma görüldüğünü aktardı. Değişkenlerin ölçülmesinin önemine ilişkin açıklama yapan Taşkın, “Körfeze ciddi bir kirlilik girdisi var. Sıcaklık da artış gösterdiğinde deniz marulları daha çok görülmeye başlanıyor. Evsel, tarımsal, endüstriyel her türlü girdinin azaltılması, fosfat ve azotun kesilmesi gerekiyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>Balık ölümleri ele alındı</strong><br />Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hilal Aydın ise “İzmir Körfezi’nde Dinoflagellat Kistlerinin Dağılımı” sunumunda, tarihi süreçlerde İzmir Körfezi’nde balık ölümlerine değindi. Kalıcı kistleri ayrıca ele alan Aydın, oksijen, sıcaklık gibi çevresel değişkenlerin de öneme vurgu yaptı. </p>
<p><strong>“Derelerden gelen bir yük var”</strong><br />Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Dr. Levent Yurga, İzmir Körfezi&#8217;nde Fitoplankton Tür Dağılımı konusunda sunum yaptı. İzmir Körfezi&#8217;nde canlı türlerinin arttığını ifade eden Yurga, “İzmir Körfezi&#8217;ne müsilaj salgılayan türlere yoğunlaştım. Bu türlerin sayısı 7 ama bunlar müsilaj oluşturmuyor. İzmir Körfezi&#8217;nde aslında bir riskimiz var, görürsek şaşırmayacağım. Daha önce imkansız diyordum. Derelerden gelen bir yük var. Bana göre bir numaralı çözüm, derelere akan kirliliğin azaltılması” dedi.</p>
<p><strong>Balık ölümleri ticareti de etkiledi</strong><br />Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Doç. Dr. Ertan Dağlı, İzmir Körfezi&#8217;ndeki makroomurgasızlar hakkında bilgilendirmede bulundu. Dağlı, nüfus arttıkça sıkıntıların tekrar gündeme geldiğini kaydetti. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Zafer Tosunoğlu, İzmir Körfezi balıkçılığına genel bakış konulu sunum yaptı. 1982 yılında Güzelyalı – Bostanlı hattının içinde kalan, sonrasında ise İnciraltı – Bostanlı arasında kalan iç körfezde avlanmanın yasak olduğunu söyleyen Tosunoğlu, körfezde yaşanan balık ölümlerinin balık ticaretini de etkilediğini ifade etti. Tosunoğlu, sürdürülebilir balıkçılığa geçilmesi gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p><strong>“Bir plastik kapanı içindeyiz” </strong><br />Oturumda son olarak Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Ülgen Aytan,  “Körfezde görünmeyen tehlike: Mikroplastiklerin mikroalg dinamikleri üzerindeki olası etkileri” konusunda sunum yaptı. Plastik kirliliğinin en hızlı büyüyen tehdit olduğunu kaydeden Aytan, “İçimiz çok fazla senaryo ile dolu. Bir plastik kapanı içindeyiz. En çok maruz kalan biziz” diye konuştu. Aytan, “Her geçen gün körfezde mikroplastik çalışmaları artıyor. Yapabileceğimiz en önemli şey, mümkün olduğunca plastiği kaynağından azaltmak” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-korfezine-bilimsel-bakis-623174">İzmir Körfezi&#8217;ne bilimsel bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite-sanayi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073">DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), törende elde ettiği başarılarla dikkat çekti.</p>
<p>İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi EBSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen törene; EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir’deki üniversitelerin rektörleri ve temsilcileri ile akademisyenler ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p>Törenin açılışında konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, eğitimin ve sağlığın toplumsal kalkınmanın temel unsurları olduğunu vurgulayarak, üniversite–sanayi iş birliğinin Türkiye’nin rekabet gücünü artırmada kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Yorgancılar, İzmir’in akademik birikimi ve sanayi altyapısıyla önemli bir teknoloji üretim üssü olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.</p>
<p><b>YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR İZMİR’E GELECEK</b></p>
<p>Eğitime verdikleri katkıyı bir adım daha ileri taşımak için 9 Nisan’da Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla “Mesleki Eğitim Çalıştayı” düzenleyeceklerinin müjdesini veren Yorgancılar, “Bu çalıştayda hem sorunları hem de çözüm önerilerini detaylı şekilde ele alacağız. Ayrıca çalıştayın ardından sadece rektör düzeyinde gerçekleştireceğimiz toplantı ile sorunlarımızı ve taleplerimizi doğrudan başkanımıza iletme imkânı bulacağız,” dedi.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ödül töreninde, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, “Üstün Hizmet Onur Ödülü”ne layık görüldü. Ödül, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar tarafından takdim edildi.</p>
<p><b>DEÜLÜ AKADEMİSYENLERE ÖDÜL VE TAKDİR</b></p>
<p>Akademik Hizmet Ödülleri kategorisinde, DEÜ Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Yurddaşkal, “Modüler Dayanıklı Yüzer İskele Sistemi Çalışmaları” projesi ile ikincilik ödülü kazandı.</p>
<p>Üniversite–Sanayi İş Birliği (ÜSİ) Ödülü kategorisinde ise, Dokuz Eylül Üniversitesi ile Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. iş birliğinde yürütülen “ISTA 6A Paketlemesinde Ürüne Gelen Darbe Analizi ve Deneysel Validasyonu” projesi ödüle layık görüldü.</p>
<p>Program kapsamında ayrıca, DEÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tutku Didem Altun ile DEÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyra Duman’a katılım belgeleri takdim edildi.</p>
<p><b>“BİLGİNİN SANAYİ İLE BULUŞMASI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR”</b></p>
<p>DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite–sanayi iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Üniversitelerimizde üretilen bilginin sanayi ile buluşması, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda elde edilen başarılar, doğru iş birliklerinin güçlü sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Ödül alan projelerimizle üniversitemizin marka değerine katkı sağlayan tüm akademisyenlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, nitelikli bilgi üretmeye ve bu bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>
<p>Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073">DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Bolat İSTAF İftarında Konuştu &#8220;Bir Sofra Binlerce Dua&#8221; Dünyaya Umut Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakan-bolat-istaf-iftarinda-konustu-bir-sofra-binlerce-dua-dunyaya-umut-oldu-621050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[binlerce]]></category>
		<category><![CDATA[bolat]]></category>
		<category><![CDATA[ftarında]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<category><![CDATA[staf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621050</guid>

					<description><![CDATA[<p> İstanbul’da gerçekleştirilen programa siyaset, bürokrasi, akademi, iş dünyası, sanat ve medya camiasından çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-bolat-istaf-iftarinda-konustu-bir-sofra-binlerce-dua-dunyaya-umut-oldu-621050">Bakan Bolat İSTAF İftarında Konuştu &#8220;Bir Sofra Binlerce Dua&#8221; Dünyaya Umut Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> İstanbul’da gerçekleştirilen programa siyaset, bürokrasi, akademi, iş dünyası, sanat ve medya camiasından çok sayıda davetli katıldı. Programa; Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TBMM İdare Amiri İstanbul Milletvekili Hasan Turan, 24. Dönem İstanbul Milletvekili Gülay Dalyan, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Bayrampaşa Kaymakamı Abdullah Çiftçi, Önceki Dönem Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Mehmet Acar, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, Dekan Prof. Dr. Salim Yüce, İstanbul Kızılay İl Başkanı Burcu Kösem, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Üyesi Prof. Dr. Elif Haykır Hobikoğlu ile birlikte hakim ve savcılar, kamu kurumlarının il ve ilçe yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ile iş ve sanat dünyasından çok sayıda seçkin davetli katıldı. Programda konuşan Bakan Bolat, gönüllülük ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekerek Peygamber Efendimizin “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” hadisini hatırlattı ve topluma hizmet etmenin büyük bir sorumluluk olduğunu vurguladı. “Filistinli Kardeşlerimizin Acısı Hepimizin Acısıdır” Ramazan ayının birlik ve paylaşma ruhuna vurgu yapan Bolat, Gazze başta olmak üzere İslam dünyasında yaşanan acılara değinerek şu ifadeleri kullandı: “Bombalar altında yaşam mücadelesi veren Filistinli kardeşlerimizin durumunu düşündükçe, onlara karşı sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu bir kez daha hissediyoruz.” “Türkiye Bölgesinde İstikrarın Merkezi” Konuşmasında Türkiye’nin bölgesel rolüne de değinen Bakan Bolat, Türkiye’nin güçlü yönetimi, ekonomisi ve savunma sanayisiyle bölgesinde istikrarın merkezi haline geldiğini ifade etti. Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin uluslararası alanda saygın ve güçlü bir konuma ulaştığını vurguladı. “Batıda Korumacılık Artıyor” Küresel ekonomide artan rekabete dikkat çeken Bolat şunları söyledi: “Batıda korumacılık rüzgarları hızla artıyor. Bu durum ihracat kanallarımızı zorlaştırıyor. Doğudan da güçlü bir rekabet geliyor. Bu nedenle dış ticaretimizi geliştirmek, cari işlemlerde dengeli ve istikrarlı bir yapı oluşturmak zorundayız.” İSTAF Başkanı Dr. Yakup Yılmaz: “İyilik ve Dayanışma Sofrasında Buluştuk” İSTAF Başkanı Dr. Yakup Yılmaz, programda yaptığı konuşmada Ramazan ayının paylaşma ve kardeşlik ruhunu yaşatmak amacıyla her yıl bu buluşmayı gerçekleştirdiklerini ifade etti. Dr. Yılmaz, İSTAF’ın yalnızca Türkiye’de değil dünyanın farklı coğrafyalarında da insani yardım ve dayanışma faaliyetleri yürüttüğünü belirterek şunları söyledi: “Ramazan ayı, sadece aynı sofrada buluşmak değil, gönülleri birleştirmek demektir. Bu yıl da İSTAF olarak ‘Bir Sofra Binlerce Dua’ anlayışıyla Gazze, Suriye ve Afrika’da binlerce çocuk için iftar sofraları kurduk. Amacımız, iyiliği ve dayanışmayı sınırların ötesine taşımaktır.” İSTAF’ın bilim, düşünce ve sanat alanlarında yürüttüğü çalışmalarla toplumsal faydayı büyütmeyi hedeflediğini ifade eden Yılmaz, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti. Program Hatıra Fotoğrafı ile Sona Erdi Konuşmaların ardından Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a günün anısına hediye takdim edildi ve program hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-bolat-istaf-iftarinda-konustu-bir-sofra-binlerce-dua-dunyaya-umut-oldu-621050">Bakan Bolat İSTAF İftarında Konuştu &#8220;Bir Sofra Binlerce Dua&#8221; Dünyaya Umut Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alırken]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[geçme]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[karadağ]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, </strong>yapılan bilimsel çalışmaların; bunun mümkün olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor.<strong> </strong>Nasıl mı?<strong> </strong>Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10’unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmelerin de sayesinde, temel kurallara da dikkat edildiğinde  80’inde 60 gibi kalabilmenin mümkün hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, <strong>18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, size özel 10 sorudan oluşan test hazırladı, uzun ve sağlıklı yaşamanın temel kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>1. Sağlıklı besleniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir. </p>
<p><strong>2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ “Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız” diyor. </p>
<p><strong>3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar. </p>
<p><strong> 4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?</strong></p>
<p>Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Bazı hastalarım emeklilikten sonra yeni bir dil öğrenmeye başladıklarını ya da yıllardır erteledikleri hobileri hayata geçirdiklerini anlatıyorlar. Bu tür aktiviteler sadece zihni değil, aynı zamanda yaşam sevincini de canlı tutar ve hücreleri gençleştirir” diyor. </p>
<p><strong>5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir. </p>
<p><strong>6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz? </strong></p>
<p>Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz” diyor. </p>
<p><strong>7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?</strong></p>
<p>Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin. </p>
<p><strong> 8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir. </p>
<p><strong> 9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?</strong></p>
<p>Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir. </p>
<p><strong>10. Düzenli muayene oluyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapısı]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimine]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[simülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi tıp eğitiminde uygulamalı öğrenme süreçlerini güçlendirecek önemli bir eğitim altyapısını daha hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822">DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi tıp eğitiminde uygulamalı öğrenme süreçlerini güçlendirecek önemli bir eğitim altyapısını daha hayata geçirdi. DEÜ 15 Temmuz Sağlık Yerleşkesinde kurulan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Merkez, öğrencilerin klinik becerilerini güvenli ve gerçekçi simülasyon ortamlarında geliştirmelerini hedeflerken; çağdaş tıp eğitimi anlayışı doğrultusunda uygulamalı öğrenme süreçlerine önemli katkılar sunacak.</p>
<p>Açılış törenine; Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak, Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuğra Gençpınar ile akademisyenler, sağlık profesyonelleri ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><b>“NİTELİKLİ HEKİM YETİŞTİRME VİZYONUMUZA GÜÇLÜ KATKI”</b></p>
<p>Açılış töreninde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, merkezin açılmasının Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin nitelikli hekim yetiştirme vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, “Modern eğitim altyapısı ile donatılan merkezimiz, öğrencilerimizin klinik becerilerini güvenli ve gerçekçi simülasyon ortamlarında geliştirmelerine olanak sağlayarak nitelikli hekim yetiştirme hedefimize önemli katkı sağlayacak. Tıp eğitiminde uygulamalı öğrenmeyi güçlendirecek bu merkez, 48. Yılını kutlayan fakültemizin vizyonunun önemli bir göstergesi,” dedi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin Türkiye’nin sağlık sistemine sunduğu katkılara da değinen Prof. Dr. Bayram Yılmaz, 15 Temmuz Sağlık Yerleşkesini uluslararası ölçekte örnek gösterilen merkezlerden biri haline getirme hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Rektör Yılmaz, Dokuz Eylül Üniversitesi olarak sağlık alanında yürütülen bilimsel çalışmalar ve ileri düzey sağlık hizmetleriyle toplum sağlığına katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><b>“SİMÜLASYON TEMELLİ EĞİTİM BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”</b></p>
<p>DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak ise tıp eğitiminde uygulamalı öğrenmenin önemine dikkat çekerek, simülasyon temelli eğitim modelinin öğrencilerin klinik becerilerini geliştirmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Serdar Bayrak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Simülasyon temelli eğitim modeli sayesinde öğrencilerimiz, gerçek hasta ortamına geçmeden önce klinik becerilerini güvenli bir ortamda geliştirme fırsatı bulacak. Bu merkez, yalnızca teknik becerilerin değil; ekip çalışması, iletişim ve klinik karar verme süreçlerinin de güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Fakültemizin çağdaş tıp eğitimi anlayışı doğrultusunda önemli bir kazanım olan bu merkez, nitelikli hekim yetiştirme hedefimize güçlü bir destek sunacaktır.”</p>
<p><b>MODERN EĞİTİM ALTYAPISI</b></p>
<p>Modern eğitim altyapısıyla donatılan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi, öğrencilerin klinik becerilerini geliştirebilecekleri gerçekçi simülasyon ortamlarıyla dikkat çekiyor. Merkezde, öğrencilerin hasta güvenliği odaklı eğitim alabilecekleri uygulama alanları bulunurken; ekip çalışması, iletişim ve klinik karar verme becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim süreçleri de desteklenecek.</p>
<p>Açılış töreni, kurdele kesiminin ardından merkezin teknik altyapısına ilişkin yapılan incelemeler ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822">DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul ediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadir-gecesi-ramazan-ayinin-en-kiymetli-gecesi-olarak-kabul-ediliyor-620653</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kadir]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıymetli]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[öngören]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Kadir Gecesi’nin manevi değerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-gecesi-ramazan-ayinin-en-kiymetli-gecesi-olarak-kabul-ediliyor-620653">Kadir Gecesi, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Kadir Gecesi’nin manevi değerini anlattı.</p>
<p><strong>Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece…</strong></p>
<p>Kadir Gecesi’nin, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul edildiğini kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olarak bilinen Kadir Gecesi’nin, ilahi rahmet ve bağışlanmanın zirveye çıktığı zaman dilimlerinden biri olduğu ifade ediliyor.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının Kur’ân-ı Kerim’de anılan yegane ay olduğunu dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Nitekim Kur’an âyetlerinin indirilmeye başlandığı Kadir gecesi Ramazan ayı içinde yer alır. Öte yandan Peygamber Efendimizin her Ramazan’da o zamana kadar inmiş olan âyetleri Cebrail (a.s.) ile karşılıklı okudukları (mukabele) bilinmektedir. O yüzden Ramazan ayına ‘Kur’an ayı’ denilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p>Kadir Gecesi’nin kandil geceleri arasında en önemlisi kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Öngören, Kadir Gecesi’nin yalnızca bireysel ibadet açısından değil, toplumsal huzur ve dayanışma açısından da önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Bu gecede yapılan ibadet, dua ve tövbeler ayrı bir anlam taşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Öngören, “Ramazan ayı içerisinde idrak edilen bu mübarek gecede yapılan ibadet, dua ve tövbeler, manevi arınma ve yenilenme açısından ayrı bir anlam taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de “bin aydan daha hayırlı” olarak nitelendirilen Kadir Gecesi’nin, Allah’ın rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açık olduğu özel bir zaman dilimi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Öngören, bu gecenin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Zira “bin aylık” bir zaman dilimi 83 yıllık bir ömre karşılık geliyor; uzun yaşamış bir insan ömrü. O zaman gecenin her saniyesi ayrı bir önem kazanıyor. Bütün geceyi dua, tespih ve ibadetlerle değerlendirmek, uzunca bir ömrü ibadetlerle günahsız tamamlamak anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Peygamberimizin Kadir Gecesi’ne rastlanıldığında yapılmasını tavsiye ettiği dua </strong></p>
<p>Peygamber Efendimizin Ramazan&#8217;ın son 10 gününde itikaftan bahsettiğini dile getiren Prof. Dr. Öngören, “İtikaf yalnız başına, topluma karışmadan Allah&#8217;ı zikirle meşgul olmak. Yani kulun yanına hiç kimseyi almadan Allah ile baş başa kalması. Dolayısıyla Ramazan içerisinde oruç sebebiyle aç kalmakla “riyazet” var, İtikaf vesilesiyle “halvet” var. Gece ve gündüz istiğfar ile bağışlanma var. Nitekim Peygamber Efendimizin Kadir gecesi için tavsiye ettiği dua tam da bağışlanma talebi üzerine. Hazreti Ayşe validemiz, &#8216;Ben Kadir Gecesi&#8217;ne ulaşırsam ne yapayım?&#8217; diye sorduğunda, şu duayı oku buyuruyor: Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa&#8217;fü annî. Türkçesini de söyleyebilirsiniz: Allah&#8217;ım! Sen çok affedicisin, kerîmsin (cömert ve lütufkârsın), affetmeyi seversin; beni de affet.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-gecesi-ramazan-ayinin-en-kiymetli-gecesi-olarak-kabul-ediliyor-620653">Kadir Gecesi, Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in su güvenliği için &#8220;dijital yeraltı suyu&#8221; hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-su-guvenligi-icin-dijital-yeralti-suyu-hamlesi-617793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Tuzlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı Su]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617793</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği için Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği” panelinde, iklim krizi, kuraklık ve yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi tartışıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-su-guvenligi-icin-dijital-yeralti-suyu-hamlesi-617793">İzmir&#8217;in su güvenliği için &#8220;dijital yeraltı suyu&#8221; hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği için Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği” panelinde, iklim krizi, kuraklık ve yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi tartışıldı. Yaklaşık 8 saat süren panelde İzmir’in su yönetim politikalarından deniz suyu arıtma teknolojilerine, su kuyularından dere yönetimine kadar pek çok konu ele alındı.</p>
<p>İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği” projesi kapsamında İzmir’in su kaynakları, kıyı bölgelerinde artan tuzlanma riski, yeraltı sularının izlenmesi ve alternatif su üretim yöntemleri bilim insanları ve uzmanlar tarafından ele alındı. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen panelin ilk oturumunun moderatörlüğünü Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, ikinci oturumun moderatörlüğünü ise Prof. Dr. Alper Baba üstlendi. Birinci oturumda İzmir’in su durumu ve tuzlanma başlıkları masaya yatırılırken, ikinci oturumda kentsel drenaj ve metropollerde su yönetimi tartışıldı.</p>
<p><strong>Erdoğan: Barajlardaki tablo hiç bu kadar kötü olmamıştı</strong></p>
<p>İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, birinci oturumun açılış konuşmasında iklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Erdoğan, “Ekim, kasım ve aralık aylarında İzmir’e beklediğimiz yağışlar gelmemişti. Kayıtların tutulmaya başlandığı 1998 yılından bu yana hiçbir dönemde bu üç aydaki gibi düşük yağış görülmemiş. Bu nedenle yılbaşı gecesi su arzını sağlamakta çok zorluk çektik. Ancak aldığımız tedbirler ve yeni su kaynaklarını devreye alarak kentin su arzını sağladık. 3 Ocak itibariyle yağışlar başladı ve barajlarda tablo değişmeye başladı” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir’in içme suyunun yüzde 60’ı kuyulardan sağlanıyor”</strong></p>
<p>Erdoğan, İzmir’in su temininin Türkiye’nin diğer büyük kentlerinden farklı olduğunu belirterek “İstanbul’da suyun yüzde 98’i, Ankara’da yüzde 99’u barajlardan sağlanırken, İzmir’de suyun yaklaşık yüzde 60’ı kuyulardan, yüzde 40’ı barajlardan geliyor. İzmir genelinde yaklaşık 1600 kuyu bulunuyor. Kıyı akiferlerinde tuzlanma riski taşıyan 318 kuyu ise 11 kıyı ilçesinde yer alıyor. Deniz suyu arıtmanın maliyetinin tuzlu yeraltı suyu arıtmaya göre yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğu biliniyor. Bu nedenle kıyı akiferlerinde tuzlanma izleme ve tuzlu yeraltı suyuna yönelik pilot arıtma tesisi yaklaşımı öne çıkıyor. Bu projeyi bu nedenle kurum olarak çok önemsiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Orhan Gündüz: İzleme karar kalitesini artırır</strong></p>
<p>İYTE Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Gündüz, asıl müdahale alanının aşırı yeraltı suyu çekimlerinin azaltılması olduğunu söyledi. Tuzlanmış suların “kullanılabilir hale getirilebileceğini” belirten Gündüz, ters ozmoz gibi teknolojilerle arıtımın mümkün olduğunu, ancak enerji, işletme ve atık (konsantre) yönetimi gibi başlıklarda planlama gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Gündüz, “Tuzlanmış yeraltı suları ve/veya deniz suyu, kıyı yerleşimlerinin ihtiyacında kullanılabilir. İlk yatırım ve işletme maliyetleri yüksek olsa da kaynak çeşitlendirmede önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. M. Tolga Esetlili: Tuzlanma yalnız su değil; tarım ve toprak yönetimi demek</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. M. Tolga Esetlili, “Tarımsal Sulamada Tuzlanmanın Etkisi” başlıklı sunumunda tuzlanmanın tarımsal üretimi doğrudan etkilediğini anlattı. Esetlili; iklim değişikliğiyle birlikte çiftçinin verimi korumak için gübre kullanımına yöneldiğini, gübre ve toprak uygulamalarının zamanla tabana süzülerek yeraltı sularına ulaşabildiğini belirtti. Esetlili, salma sulama gibi yöntemlerin terk edilmesi gerektiğini vurgulayarak, basınçlı sulama sistemlerine geçiş ve sulama altyapısının iyileştirilmesi çağrısı yaptı. Tuzlu topraklarda kimyasal/iyileştirici uygulamalar, malçlama, yeşil gübreleme ve organik madde yönetimi gibi yaklaşımların da gündeme alınması gerektiğini belirten Esetlili, “Tuzlanma yalnızca su kalitesi sorunu değil; toprak-su-ekosistemleri birlikte yönetilmesi gereken bir süreç” dedi.</p>
<p><strong>İkinci oturum: Kentsel drenaj ve metropollerde su yönetimi</strong></p>
<p>Panelin ikinci oturumunda Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu “Kentsel Drenaj ve İzmir” başlığında; yağmur suyu yönetimi, altyapı planlaması ve taşkın riskleri üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu, iklim değişikliği nedeniyle yağışların şiddeti ve tekrar periyotlarında önemli değişimler yaşandığını belirterek, “İklim modellerine dayanarak İzmir için yaptığımız çalışmada yağış tekrar sürelerinin hızla değiştiğini görüyoruz. Yağışlarda yüzde 12-13’lük bir artış bile tasarım değerlerini ciddi şekilde değiştiriyor. Bugün 100 yıllık yağışa göre boyutlandırdığımız bir altyapı sistemi, 200 yıllık yağışla karşılaşabiliyor. İzmir’de mevcut hidrolojik sisteme baktığımız zaman kurak dönemlerde sistem daha çok atık su sistemi gibi çalışıyor. Yağışlı dönemlerde ise çatı ve parsel sularının da sisteme girmesiyle birlikte yağmur suyu etkisi artıyor. Hatta bazı durumlarda derelerden ve drenaj hatlarından suyu tahliye etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü kent yerleşimi zaman içinde doğal dere yataklarıyla iç içe gelişmiş durumda” şeklinde konuştu.</p>
<p>Fıstıkoğlu, “Biz aslında atık su sistemi tasarlamışız ama zaman içinde içine yağmur suyu da girmiş. Yağışlı dönemlerde sistemde ciddi debi artışları yaşanıyor. Bu nedenle yağmur suyu ve atık su sistemlerinin birlikte değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Ancak kent büyük, nüfus yoğun ve altyapının tamamını kısa sürede yenilemek kolay değil” dedi.</p>
<p><strong>Şimşek: İklim değişikliğinin etkilerini artık gözlemliyoruz</strong></p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Hidrojeoloji (yer altı suyu) Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek ise “Metropollerde Su Yönetimi” başlığıyla; büyükşehirlerde artan nüfus, iklim etkileri ve veri temelli yönetim gerekliliği üzerine görüşlerini paylaştı. Celalettin Şimşek, küresel iklim değişikliğinin artık ölçülebilir etkiler göstermeye başladığını belirterek son yıllardaki sıcaklık artışlarına dikkat çekti. Şimşek konuşmasında, “İklim değişirken dünya nüfusu da hızla artıyor. Bu da kullanılabilir su miktarının kişi başına azalmasına neden oluyor. 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık 9,2 milyara ulaşması bekleniyor. Bu kadar insanın su ihtiyacını karşılamak giderek daha zor hale geliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, küresel ölçekte su krizinin giderek büyüdüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bile dünyada yaklaşık 3 milyar insan suya erişimde ciddi sıkıntılar yaşıyor. Özellikle büyük şehirlerde su yönetimi giderek daha kritik bir konu haline geliyor. Aynı zamanda altyapı yetersizliği de su yönetimini zorlaştıran önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Şehirlerde ve metropollerde su yönetimini çok daha doğru yapmak zorundayız. Ancak geçmişten bugüne baktığımızda birçok yerde bu konular yeterince dikkate alınmadan şehirler büyüdü. Bugün geriye dönüp bunları düzeltmek oldukça zor ve maliyetli. Geçmişte yapılan hataları düzeltmek kolay değil. Ama bundan sonra yapılacak yeni yerleşim alanlarında su yönetimini mutlaka planlamanın bir parçası haline getirmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>Su tasarrufu, kayıp-kaçak ve önlemler: 8 ayda 14,2 milyon m³</strong></p>
<p>Panelde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun kuraklık döneminde uyguladığı tedbirlere ilişkin veriler de paylaşıldı. Sunumlarda; planlı ve dönüşümlü 23.00–05.00 saatleri arası kesintiler, park-bahçe aboneliklerinin iptali ve kademe sistemi gibi başlıklar anımsatılırken, 8 ayda toplam 14,2 milyon m³ su tasarrufu sağlandığı bilgisi aktarıldı. Kayıp-kaçakla mücadelede ise 2024’te kent merkezinde %27,17 olan oranın 2025’te %24,80’e gerilediği; bir yıllık düşüşün %2,37 olduğu ve bu iyileşmeyle yaklaşık 5,6 milyon m³ suyun sisteme kazandırıldığı kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-su-guvenligi-icin-dijital-yeralti-suyu-hamlesi-617793">İzmir&#8217;in su güvenliği için &#8220;dijital yeraltı suyu&#8221; hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş hekimliğinde yapay zekâ her yönüyle ele alındı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-hekimliginde-yapay-zeka-her-yonuyle-ele-alindi-617551</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yönüyle]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617551</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nce düzenlenen “Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ” başlıklı sempozyum Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimliginde-yapay-zeka-her-yonuyle-ele-alindi-617551">Diş hekimliğinde yapay zekâ her yönüyle ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nce düzenlenen “Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ” başlıklı sempozyum Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.  </p>
<p>Sağlık teknolojileri ve yapay zekânın (YZ) dental teşhis, tedavi ve planlama süreçlerindeki dönüştürücü rolünü akademik bir zeminde ele almak amacıyla düzenlenen sempozyumda, diş hekimliğinde yapay zekâ algoritmalarının teşhis doğruluğunu artırma, klinik karar destek sistemlerini güçlendirme ve kişiselleştirilmiş tedavi planlamaları oluşturma potansiyeli bilimsel yönleriyle ele alındı. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergün Yücel: “Yapay zekâ günümüzde bir klinik pratiğidir”</strong></p>
<p>Program, Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel’in açılış konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Ergün Yücel, yapay zekânın artık bir gelecek tasavvuru değil, sağlık alanında günlük uygulamanın parçası haline geldiğini vurguladı.</p>
<p>Yapay zekâ konusunun teorik bir tartışma başlığı olmaktan çıktığını ifade eden Prof. Dr. Yücel, “Yapay zekâ günümüzde bir gelecek senaryosu değil, artık günümüzün bizim açımızdan bir klinik pratiğidir. Teşhisten tedavi planlamasına kadar her aşamada mesleğimizin bütün ana bilim dallarında oyunun kuralları adeta yeniden yazılmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hata ihtimali sıfıra inecek</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yücel, “Yıllarca diş hekimliğinde ‘önce zarar verme’ dedik. Ama artık günümüzde yapay zekâ teknolojileri ile bir adım öteye geçtik ve ‘Hata yapma ihtimalini sıfıra indir’ diyoruz. Bu belki de yapay zekayla birlikte bir konsept olacak.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ hali hazırda kullanılıyor</strong></p>
<p>Yapay zekânın hâlihazırda birçok alanda aktif olarak kullanıldığını dile getiren Prof. Dr. Yücel, “Radyolojide insan gözünden kaçabilecek detayları yakalayabiliyoruz. Cerrahide milimetrik hassasiyetle rehberlik eden uygulamalar kullanıyoruz. Ortodontiden endodontiye, pedodontiden diğer alanlara kadar klinik destek mekanizması olarak bu teknolojilerden yararlanıyoruz.” dedi.</p>
<p>Ancak teknolojinin kutsallaştırılmaması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yücel, yapay zekânın hekimlik sanatının yerini alamayacağını söyledi ve “En gelişmiş algoritma bile bir hekimin hastasıyla kurduğu güven bağının ve insani dokunuşun yerini tutamaz. Hiçbir algoritmanın empati yeteneği yoktur” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Yücel, yapay zekânın mesleği tehdit etmediğini, aksine hata payını azalttığını ve zaman yönetiminde avantaj sağladığını ifade ederek, “Bu toplantının bir ilk olmasını ve bilimsel altyapı açısından daha farklı uygulamalarla geliştirilmesini diliyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel: “Geliştirdiğimiz sistemler hekimin yerine geçmez”</strong></p>
<p>Açılışın ardından gerçekleştirilen birinci oturumda yapay zekânın sağlık alanındaki genel çerçevesi ve etik boyutu ele alındı. Oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Yapay Zekâ ve Sağlıktaki Uygulamaları” başlıklı sunumunda özellikle klinik veriye dayalı gerçek uygulamaları paylaştı.</p>
<p>Yaklaşık 15 yıldır üniversite bünyesinde faaliyet gösteren NPİSTANBUL Hastanesi’nde üretilen klinik veriler üzerinden çalışmalar yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Geliştirdiğimiz sistemlerin tamamı bir ön tanı sistemidir. Bunlar karar destek sistemleridir. Karar hekime aittir, bizim sistemlerimiz o karara destek olur.” dedi. </p>
<p><strong>Yapay zekânın en büyük ihtiyacı veri </strong></p>
<p>Yapay zekâ uygulamalarının temelinde büyük veri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, Endüstri 4.0 süreciyle birlikte seri üretim mantığından “büyük veri odaklı” bir yapıya geçildiğini ifade etti ve “Günlük hayatta hepiniz veri üretiyorsunuz. Telefonlarınız yüzünüzü tanıyor, sesinizi tanıyor. Bunun arkasında sinyal işleme ve görüntü işleme algoritmaları var.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Makine öğrenmesinden derin öğrenmeye geçişle birlikte veri hacminin katlanarak arttığını, bu nedenle GPU’lu ve nöromorfik bilgisayarların devreye girdiğini ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Nöromorfik bilgisayar nöronu taklit eder. Hem veri işler hem geçici hem kalıcı hafıza gibi çalışır. Müthiş hızlıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Karınca, sürü ve arı algoritmaları</strong></p>
<p>Sunumunda biyomimetik (doğadan esinlenen) optimizasyon algoritmalarına da yer veren Prof. Dr. Ergüzel, karınca kolonisi, sürü zekâsı ve arı algoritmalarının sağlık verisi analizinde kullanıldığını anlattı. Karıncaların feromon yoluyla en kısa yolu bulma mekanizmasını örnek gösteren Prof. Dr. Ergüzel, bu mantığın veri içerisinden en anlamlı öznitelikleri seçmekte kullanıldığını söyledi ve “48 öznitelikle %60 doğruluk elde ediyorduk. Karınca koloni optimizasyonu kullandığımızda 22 öznitelik seçildi ve doğruluk %80’e çıktı.” dedi.</p>
<p>Sürü zekâsı ile sürü psikolojisinin karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, “Sürü psikolojisinde sorgusuz taklit vardır. Sürü zekâsında ise başkalarının tecrübelerinden istifade ederek rasyonel karar verme vardır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Arı algoritmasını ise “waggle dance” (arı dansı) üzerinden örnekleyen Prof. Dr. Ergüzel, arıların 6 kilometreye kadar noktasal doğrulukta nektar kaynağı adresi verebildiğini belirtti.</p>
<p><strong>40 bin veriyle duygu tanıma modeli</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların yanı sıra yüz üzerinden duygu tanıma çalışmaları da yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergüzel, 40 binin üzerinde veri kullanarak 7 temel duyguyu sınıflandırdıklarını açıkladı.</p>
<p>Konuşmasının sonunda yapay zekânın sunduğu fırsatların yanında eğitim sistemine düşen sorumluluğa dikkat çeken Prof. Dr. Ergüzel, gençlerin makinelerin kolayca yapamayacağı alanlarda yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bellaz: “Yapay zekâ diş hekimliğinde yeni bir cihaz değil, paradigmayı değiştirecek”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalından öğretim üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bilimsel Bilgi, Etik Sorunları ve Toplumsal Ön Yargılar” başlıklı konuşmasında yapay zekâ çalışmalarının etik sınırlarını ve toplumsal yansımalarını değerlendirerek, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir yenilik değil, bilimsel düşünceyi ve hekim kimliğini dönüştürebilecek bir paradigma değişimi anlamına geldiğini söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın diş hekimliğinde yalnızca yeni bir cihaz gibi algılanmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Bellaz, “Bilimsel doğrunun bile mutlak olmadığı bir dönemde yapay zekâ kararlarına nasıl yaklaşacağız?” sorusunu yöneltti.</p>
<p><strong>Yapay zekâ karar vermez, karar desteği sunar</strong></p>
<p>Yapay zekânın “her şeyi bilen bir falcı” gibi görülmesinin tehlikeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bellaz, “Yapay zekâ mevcut verileri tarar, olasılıkları ortaya koyar ve bir karar destek mekanizması sunar. Kararın kendisini vermez.” dedi.</p>
<p>Yapay zekâ ile birlikte etik ve hukuki tartışmaların kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz, “Bilimsel doğrunun kesin olmadığı bir dönemde verilen karardan kim sorumlu olacak? Hekim mi, yazılımcı mı, algoritma mı?” sorusunu gündeme getirdi.</p>
<p><strong>Hekim kimliği değişecek</strong></p>
<p>Otonom robotların devreye girmesiyle fiziksel yorgunluk, manipülasyon hatası gibi insana özgü sınırlılıkların azalacağını söyleyen Prof. Dr. Bellaz, “Yeni hekim; empati odaklı, karar koordinatörü ve koruyucu hekimlik merkezli bir profile evrilecek.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Bellaz, yapay zekânın teşhis ve tedavide kullanımı için zorunlu bir “yapay zekâ formasyon eğitimi”nin de gündeme gelebileceğini ifade ederek, “Nasıl öğretmenlik için formasyon gerekiyorsa, belki de yapay zekâ kullanan hekimler için de benzer bir eğitim şart olacak” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Yumuşhan Günay: “Yapay zekâ planlamada pusula olabilir ama tasarımda hâlâ yolun başındayız”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yumuşhan Günay, sempozyumda “Subperiostal İmplantların Yapımında Yapay Zekânın Kullanımı” başlıklı sunumuyla yapay zekânın implant planlamasındaki rolünü ve sınırlarını kapsamlı biçimde ele aldı.</p>
<p>Sunumunu, tez öğrencisi ve aynı zamanda intern diş hekimi Furkan Hastaoğlu ile birlikte hazırladıklarını belirten Prof. Dr. Günay, “Bu konu aynı zamanda öğrencimizin tez çalışması. Birlikte yürüttüğümüz bir araştırma sürecinin ara çıktıları niteliğinde.” dedi.</p>
<p><strong>Yüzde 30’a yakın bir popülasyonda klasik implant uygulanamıyor</strong></p>
<p>Subperiostal implantların önemine değinen Prof. Dr. Günay, günümüzde implant tasarımında hâkim olan konseptin “dübel mantığı” olarak ifade edilen yaklaşım olduğunu hatırlattı. “Bu tür implantların klinikte uygulanamadığı %30’a yakın bir popülasyon var” diyen Prof. Dr. Günay, ek cerrahi girişim gerektiren ya da buna rağmen uygulanamayan vakaların ciddi bir hasta grubunu oluşturduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Literatür ve planlamada güçlü, üç boyutlu tasarımda zayıf</strong></p>
<p>Yapay zekanın literatür ve planlamada güçlü, üç boyutlu tasarımda zayıf olduğunu söyleyen Prof. Dr. Günay, “Yapay zekânın tasarım aşamasındaki zayıflığının iki temel nedeni olabilir. Birincisi veri tabanının fakirliği. İkincisi görsel işleme yeteneğindeki zafiyet.” diye konuştu.</p>
<p>Planlama ve literatür derleme aşamasında yapay zekânın “inanılmaz bir tasarruf ve kolaylık” sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Günay, üç boyutlu gerçek anatomik modelleme söz konusu olduğunda ise henüz klinik beklentileri karşılamadığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Günay, yapay zekânın kolaycılık aracı olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek, “Beklentilerimizi kolaycılıkla eşleştirerek yapay zekâyı kullanmak sakat bir yaklaşım olur. İpin ucu bizim elimizde olmalı. Şu an itibarıyla yapay zekâ; yardımcı teşhis ve planlama aracı olarak çok güçlü, ama tasarımın sorumluluğunu devredeceğimiz bir noktada değil.” dedi.</p>
<p><strong>Sempozyumda neler yapıldı?</strong></p>
<p>İkinci oturumda Dr. Öğr. Üyesi Fatma Aslı Konca Taşova ortodontide yapay zekâ uygulamalarını ele alırken, Dr. Öğr. Üyesi Anıl Özgün Karatekin endodontide dijital rehberlik, artırılmış gerçeklik ve robotik destek konularını anlattı. Prof. Dr. Hacer Şahin Aydınyurt, periodontolojide akıllı tanı sistemlerinden kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına uzanan süreci değerlendirdi. Dr. Öğr. Üyesi Büşra Sınmaz, derin öğrenme yöntemleriyle MR görüntüleri üzerinden temporomandibular eklem (TME) yapısal bileşenlerinin segmentasyonunu bilimsel veriler ışığında aktardı. Sempozyumun son bölümünde Dr. Öğr. Üyesi Hazal Abat, gömülü üçüncü molar dişlerde oluşan patolojik durumların yapay zekâ modelleriyle tespitini ele aldı. Dr. Öğr. Üyesi Ece İrem Ravalı Ertan, ağız, diş ve çene cerrahisinde yapay zekâ uygulamalarına ilişkin güncel gelişmeleri paylaştı. Programın son sunumu ise Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedow tarafından gerçekleştirildi. Halmedow, protetik diş tedavisinde yapay zekâ ve akıllı ajanların kullanımına dair gelecek perspektifini katılımcılarla paylaştı. Sempozyumda katılımcılarla toplu fotoğraf da çekildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimliginde-yapay-zeka-her-yonuyle-ele-alindi-617551">Diş hekimliğinde yapay zekâ her yönüyle ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 08:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[davranıştan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda omuz ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181">Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda omuz ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren ve tedavisi geciktirildiğinde  çok daha ciddi sorunlara yol açabilen omuz ağrısının genç yaşlarda da yaygınlaştığını belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Turan Çift</strong>, “Vücudumuzun en hareketli eklemi olan omzumuzu hatalı davranışlarla hızla yıprandırıyoruz. Eskiden daha çok ağır iş yapanlarda görülen omuz ağrıları, artık gençlerde de çok sık görülüyor. ‘Nasılsa geçer’ deyip tedaviyi geciktirmek ise sorunun çok daha ciddi boyutlara ulaşmasına neden oluyor. Ofiste, masa başında ya da evde bazı pratik egzersizleri yapmak omuzlarımızı sağlıklı ve dinç tutabilirken, bir haftadan daha uzun süren ağrılarda ise doktora başvurmak gerekiyor” diyor. Prof. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan hatalı alışkanlıkları ve alınması gereken önlemleri anlattı, basit ama etkili 5 egzersizi açıkladı. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru oturuş alışkanlığı kazanın</strong></li>
</ul>
<p>Bilgisayar başında çalışırken sırt dik, omuzlar gevşek ve geride olmalıdır. Ekran göz hizasında olmalı, klavye ve mause kullanırken omuzlar yukarı kalkmamalıdır. Uzun süreli kambur duruş, omuz kaslarında gerginlik ve sıkışmaya yol açar.</p>
<ul>
<li><strong>Tek taraflı yük taşımayın</strong></li>
</ul>
<p>Çanta veya poşetleri tek omuzda ya da tek elde taşımak omuz dengesini bozar. Yükü iki kola eşit dağıtmak gerekir. Sırt çantası kullanılacaksa iki askı birlikte takılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Hareketsiz kalmayın</strong></li>
</ul>
<p>Omuz eklemi hareket ettikçe beslenir. Gün içinde en az 2-3 saatte bir omuz çevirme, esneme ve hafif germe hareketleri yapılmalıdır. Masa başında çalışanların kısa molalar vermesi omuz sağlığı için önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Spor öncesi mutlaka ısınma hareketi yapın</strong></li>
</ul>
<p>Isınmadan yapılan spor aktiviteleri, özellikle ağırlık kaldırma egzersizleri omuz tendonlarında yırtıklara yol açabilir. Egzersiz öncesi mutlaka ısınma yapılmalı ve bilinçli program uygulanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Ağrı uzarsa mutlaka doktora başvurun</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Çift, omuz ağrısının ‘nasılsa geçer’ denilerek ertelenmemesini, zamanında müdahale edilmeyen problemlerin omuz hareketlerinde kısıtlılık, kas güçsüzlüğü ve kronik ağrıya yol açabildiğini vurgulayarak “Omuz ağrısı bir-iki haftadan uzun sürüyorsa, gece uykudan uyandırıyorsa ya da kolu kaldırmayı zorlaştırıyorsa ihmal edilmemelidir. Erken dönemde yapılacak muayene ve görüntüleme yöntemleriyle sorunun ilerlemesini engellemek mümkündür” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Omuz ağrısına yol açan 7 hatalı alışkanlık!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan en yaygın 7 önemli hatayı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Uzun süre bilgisayar başında yanlış oturuş</li>
<li>Sürekli öne eğik telefon kullanımı</li>
<li>Ağır sırt çantası veya tek omuzda taşınan çantalar</li>
<li>Laptop ve dosya çantalarının taşınması</li>
<li>Ağır poşetlerin tek kolla kaldırılması</li>
<li>Hareketsiz yaşam tarzı, düzenli omuz egzersizleri yapmamak</li>
<li>Ani ve bilinçsiz yapılan spor hareketleri</li>
</ul>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>İşte basit ama etkili 5 egzersiz </strong></p>
<p>Günlük hayatta 5 egzersizin düzenli yapılmasının, boyun, omuz ve sırt kaslarının çalışmasına yardımcı olacağını belirten Prof. Dr. Hakan Turan Çift “Ancak egzersizler ağrı sınırını aşmadan yapılmalıdır. Şiddetli ağrı, uyuşma veya güç kaybı varsa egzersiz öncesi ortopedi uzmanına başvurulmalıdır” diyor.  Prof. Dr. Çift, basit ama etkili 5 egzersizi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Omuz germe</strong>: Otururken ya da ayakta dik durarak omuzlarınızı kulaklara doğru kaldırın, geriye doğru çevirerek indirin. 10 kez geriye, 10 kez öne doğru yapın.</li>
<li><strong>Kürek kemiği sıkıştırma</strong>: Omuzlarınızı geriye doğru çekerek iki kürek kemiğini birbirine yaklaştırın. 5 saniye tutun ve gevşetin. 10 tekrar yapın. </li>
<li><strong>Boyun germe</strong>: Çenenizi önce bir omuza değdirip 5’e kadar sayın. Sonra aynı işlemi diğer omuza yapıp hareketleri 10 defa tekrar edin. </li>
<li><strong>Duvar yürüyüşü</strong>: Yüzünüz duvara dönük şekilde durun.        Parmaklarınızı duvarda yukarı doğru “yürütün”. Kolunuzu zorlamadan yukarıya götürün. 5 saniye bekleyin, indirin. 10 tekrar yapın.Bu işlemi duvara yan dönerek de aynı şekilde uygulayın. </li>
<li><strong>Kol sallama</strong>: Hafifçe öne doğru eğilin ve bir elinizi masa ya da sabit bir yere destek olarak dayayın. Diğer kolunuzu serbest bırakın. Kolunuzu küçük daireler çizerek yavaş ve kontrollü şekilde hareket ettirin. Bu hareketleri her iki kola 3 dakika uygulayın.  </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181">Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD-İsrail ile İran Savaşı&#8217;nda ne oluyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abd-israil-ile-iran-savasinda-ne-oluyor-616825</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 07:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[abd-i]]></category>
		<category><![CDATA[kapasite]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ran]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[srail]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, ABD-İsrail bloğunun İran’a yönelik saldırı kapasitesini ve bölgedeki güç dengesini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abd-israil-ile-iran-savasinda-ne-oluyor-616825">ABD-İsrail ile İran Savaşı&#8217;nda ne oluyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, ABD-İsrail bloğunun İran’a yönelik saldırı kapasitesini ve bölgedeki güç dengesini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Herkesi bir vuruşta öldürmüşler</strong></p>
<p>Bir ülkenin güvenlik mimarisinin yalnızca belirli isimleri hedef alarak çökertilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, “Bir ülkenin güvenlik mimarisini çökertmek özellikle beklenene hazırlıklı bir halefiyet sistemi oluşturan ülkelerde kişileri öldürmekle mümkün olmaz. Nitekim İran açısından bu savaş sürpriz değil; hazırlıkları da var. Ancak, yapılan saldırı ABD-İsrail blokunun teknik ve askeri kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Ortada aşırı dengesiz bir durum var. Herkesi bir vuruşta öldürmüşler. Arzu ettikleri kişi koltuğu alana kadar da gelen herkesi bertaraf edebilecek bir teknik istihbarat kapasiteleri olduğu görünüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Ciddi bir güç asimetrisi var</strong></p>
<p>Ortada ciddi bir güç asimetrisi bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, “Gerek diasporada gerekse ülke içinde mevcut rejimi devirmeden İran’ın makus talihini değiştiremeyeceklerini düşünen muhalif kesimlerin sağladığı insani istihbarat kapasiteleri (humint) var. Şurası net: Hiçbir rejim dışarıdan gelen böylesine güçlü bir baskıya içeride tam bir dayanışma olmadan karşı koyamaz. Ulusal dayanışma ise on binlerce muhalifi öldürmek yoluyla sağlanmaz; aksine direnişi kırar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her iki ülkede de seçimler yaklaşıyor, savaşın etkisini göreceğiz</strong></p>
<p>İran’ın askeri kapasite açısından ABD-İsrail bloğuna karşı doğrudan bir savaşı kazanamayacağını öngörebilecek deneyime sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaynak, “İran devleti bu bloka karşı askeri bir savaşı kazanamayacağını bilecek kadar tecrübeli. Özellikle sosyal medya üzerinden gelişen kamuoyu desteğini kazanmak adına ‘savaş sonrası iletişim savaşına’ hazırlanıyorlar. Orada şimdilik kuvvetliler ama algoritmaları değiştirmek hala ABD/İsrail tarafının inisiyatifinde. Her iki ülkede de seçimler yaklaşıyor, savaşın etkisini göreceğiz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yaşanmakta olan şeyin gücünü küçümseme lüksümüz yok</strong></p>
<p>Toplumsal algının önemine de vurgu yapan Prof. Dr.  Kaynak, “Bize düşen şey de net: Yankı odalarımızda birbirimizin fikirlerini duyarak yaşanmakta olan şeyin gücünü küçümseme lüksümüz yok. Bu, hazırlıksız yakalanmamıza neden olabilir. Gözlüksüz bakma pratiğimizi geliştirmek durumundayız.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abd-israil-ile-iran-savasinda-ne-oluyor-616825">ABD-İsrail ile İran Savaşı&#8217;nda ne oluyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sleeve Gastrektomi uzmanları, İstanbul Cerrahi Günleri&#8217;nde buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sleeve-gastrektomi-uzmanlari-istanbul-cerrahi-gunlerinde-bulustu-616246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Atlas Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[gastrektomi]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sleeve]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616246</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Cerrahi Günleri (7) “Sleeve Gastrektomide Yenilikçi Teknikler Sempozyumu” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sleeve-gastrektomi-uzmanlari-istanbul-cerrahi-gunlerinde-bulustu-616246">Sleeve Gastrektomi uzmanları, İstanbul Cerrahi Günleri&#8217;nde buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Cerrahi Günleri (7) “Sleeve Gastrektomide Yenilikçi Teknikler Sempozyumu” başlığıyla gerçekleştirildi. </span></b><b><span>Sleeve gastrektominin, obezite cerrahisinin en sık uygulanan yöntemlerinden biri olduğunu belirten </span></b><b><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, </span></b><b><span>sempozyumun alanında uzman cerrahları bir araya getirerek hem bilimsel gelişmelerin pratiğe aktarılmasına hem de hasta güvenliği ve yaşam kalitesini artıracak yenilikçi çözümlerin değerlendirilmesine önemli bir platform sunduğunu söyledi. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleşen İstanbul Cerrahi Günleri (7), “Sleeve Gastrektomide Yenilikçi Teknikler Sempozyumu”, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden alanında uzman isimleri bir araya getirdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Doç. Dr. Emine Yıldırım: “O</span></b><b><span>bezite cerrahisinin en sık uygulanan yöntemlerinden biri”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, açılış konuşmasında s</span><span>leeve gastrektominin, obezite cerrahisinin en sık uygulanan yöntemlerinden biri olduğunu belirterek teknik ayrıntılar ve komplikasyon yönetiminin başarıyı doğrudan etkilediğini söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bilimsel gelişmeler pratiğe aktarılıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>S</span><span>empozyumun alanında uzman cerrahları bir araya getirerek hem bilimsel gelişmelerin pratiğe aktarılmasına hem de hasta güvenliği ve yaşam kalitesini artıracak yenilikçi çözümlerin değerlendirilmesine önemli bir platform sunduğunu kaydeden Doç. Dr. Emine Yıldırım</span><span>, “</span><span>Sempozyumun amacı, sleeve gastrektomi alanında güncel yenilikçi teknikleri ve cerrahi sonuçları iyileştirmeye yönelik yeni yaklaşımları tartışmak, farklı merkezlerden deneyim paylaşımını sağlamak ve özellikle reflü, analjezi ve perioperatif yönetim gibi kritik başlıklarda ortak bir bilgi zemini oluşturmaktır. Bu kapsamda, cerrahi pratiğe doğrudan katkı sağlayacak güncel uygulamaların ele alınması hedeflenmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Prof. Dr. Servet Karagül: “Komplikasyonların azaltılmasına yönelik stratejiler paylaşıldı”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Servet Karagül</span><span>, sempozyumun çıktıları arasında, sleeve gastrektomide komplikasyonların azaltılmasına yönelik stratejilerin paylaşılması, reflü yönetiminde farklı tekniklerin karşılaştırılmasının yer aldığını söyledi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Akademik iş birlikleri ile standartların yükseltilmesi hedefleniyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sempozyumda hasta konforunu artıran uygulamaların yaygınlaştırılması ve farklı merkezler arasında akademik iş birliğinin güçlendirilmesinin amaçladığını belirten </span><span>Prof. Dr. Servet Karagül, b</span><span>öylece hem klinik uygulamalara yön verecek öneriler geliştirilmesinin hem de obezite cerrahisinde standartların ilerletilmesinn hedeflendiğini ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>S</span></b><b><span>leeve gastrektomi yöntemi, farklı yönleriyle ele alındı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>S</span><span>empozyum moderatörlüğünü Prof. Dr. Günay Gürleyik ve Prof. Dr. Cüneyt Kayaalp üstlenirken p</span><span>rogramda sleeve gastrektomi sonrası reflüye yönelik antireflü cerrahi yaklaşımlar (falsiformopeksi, fundoplikasyon, krurorafi kombinasyonları), ağrı kontrolünde modern analjezi teknikleri (perigastrik uygulamalar, TAP blok, rejyonal anestezi) ve cerrahi teknik yenilikleri (tek port, bantlı sleeve, bikini sleeve, uzun stapler kartuşu kullanımı) gibi güncel ve pratik açıdan değerli konular kapsamlı biçimde ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Türkiye ve dünyadan uzmanlar bir araya geldi</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Düzce Üniversitesi: Dr. Mehmet Emin Gönüllü, Sleeve gastrektomide reflü için high resolution manometri kullanımı</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kocaeli, Konak Hastanesi: Dr. Fatih Kul, Sleeve gastrektomide reflü için falsiformopeksi</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yalova, Özel Atakent Hastanesi: Dr. İmad Salih, Sleeve gastrektomide reflü için kısa falsiform ile falsiformopeksi</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Özel muayenehane: Dr. Ozan Şen, Sleeve gastrektomide reflü için Nissen fundoplikasyon</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Özel Muayenehane: Dr. Ahmet Türkçapar, Sleeve gastrektomide reflü için Toupet fundoplikasyon</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Fatih Sultan Mehmet EA Hastanesi: Dr. Mehmet Mahir Fersahoğlu, Sleeve gastrektomide reflü için krurorafi ve gastropeksi kombinasyonu</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Biruni Üniversitesi: Dr Mehmet Kağan Katar, Sleeve gastrektomide perigastrik analjezik uygulaması</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Gedik Üniversitesi: Dr. Abdullah Şişik, Sleeve gastrektomide perigastrik analjezik etkinliğinin sınırları </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İzmir, İzmir Şehir Hastanesi: Dr Gökalp Okut, Sleeve gastrektomide transversus abdominus plain blok </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Atlas Üniversitesi: Dr Burak Kalakoğlu, Uzun stapler kartuşu (75 mm) ile sleeve gastrektomi </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Amman (Ürdün) Özel muayenehane: Dr. Hamzeh Halawani, Rejional anestezi ile sleeve gastrektomi</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Antalya, Özel Muayenehane: Dr. Burhan Mayır, Tek porttan sleeve gastrektomi </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağdat (Irak), Özel muayenehane: Dr Haider Al-Ramahi, Bantlı sleeve gastrektomi</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Adana, Medikal Park Hastanesi: Dr Cihan Gökler, Bikini sleeve gastrektomi </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İzmir, Bazekol Hastanes: Dr Ogün Erşen, Modifiye bikini sleeve gastrektomi </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gaziantep, Anka Hastanesi: Dr. Mehmet Ali Yağcı, Sleeve gastrektomide stapler bekleme süresi. Samsun, Samsun Şehir Hastanesi: Dr. Mehmet Gökhan Taflan, Sleeve gastrektomide steroid kullanımı faydalı mı? </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Antalya, Anatolia Hospital: Dr. Mehmet Nuri Koşar, Sleeve gastrektomide Buscopan kullanımı faydalı mı? </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul, Medeniyet Üniversitesi: Dr. Medeni Şermet, Sleeve gastrektomide Transamin kullanımı faydalı mı?</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sleeve-gastrektomi-uzmanlari-istanbul-cerrahi-gunlerinde-bulustu-616246">Sleeve Gastrektomi uzmanları, İstanbul Cerrahi Günleri&#8217;nde buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU&#8217;da Ramazan Ayına Özel Söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isuda-ramazan-ayina-ozel-soylesi-616137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayına]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[isu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Ayı]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, hizmet içi kültürel etkinlikler kapsamında Ramazan ayının manevi atmosferine katkı sunacak bir programa daha ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isuda-ramazan-ayina-ozel-soylesi-616137">İSU&#8217;da Ramazan Ayına Özel Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, hizmet içi kültürel etkinlikler kapsamında Ramazan ayının manevi atmosferine katkı sunacak bir programa daha ev sahipliği yaptı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Yıldız, “Ramazan, Cami ve Hayat” başlıklı konferansıyla İSU personeliyle bir araya geldi.</p>
<p>Personelin mesleki gelişiminin yanı sıra sosyal ve kültürel birikimine katkı sağlamayı da önemseyen İSU Genel Müdürlüğü, yıl boyunca farklı başlıklarda düzenlediği etkinliklere Ramazan ayı dolayısıyla anlamlı bir konferans ekledi. İSU Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda, Ramazan ayının bireysel ve toplumsal hayattaki yeri ele alındı.</p>
<p>“RAMAZAN HAYATI KUŞATAN BİR DÖNÜŞÜM AYIDIR”</p>
<p>Konuşmasında Ramazan ayının yalnızca oruç ibadetinden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kemal Yıldız, Ramazan’ın insanın hayatını bütün yönleriyle kuşatan bir bilinç ve dönüşüm süreci olduğunu ifade etti. Cami merkezli bir hayat tasavvurunun toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğine dikkat çeken Yıldız, Ramazan ayının bireyin hem kendisiyle hem de toplumla ilişkisini yeniden gözden geçirdiği özel bir zaman dilimi olduğunu belirtti.</p>
<p>Ramazan’ın manevi ikliminin, sabır, paylaşma ve yardımlaşma duygularını güçlendirdiğini dile getiren Yıldız, camilerin yalnızca ibadet mekânı değil aynı zamanda birer eğitim ve birlik merkezi olduğuna işaret etti.</p>
<p>“CAMİLER TOPLUMSAL HAYATIN MERKEZİDİR”</p>
<p>Prof. Dr. Kemal Yıldız, cami ve hayat arasındaki güçlü bağa değinerek, camilerin tarih boyunca toplumsal dayanışmanın, ilmin ve ahlaki gelişimin merkezi olduğunu ifade etti. Ramazan ayının bu birlikteliği daha görünür kıldığını belirten Yıldız, bu bilinç ve kazanımların yılın diğer aylarına da taşınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Program, katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşirken, konferans sonunda İSU Genel Müdürü Ali Sağlık tarafından Prof. Dr. Kemal Yıldız’a katkılarından dolayı teşekkür edilerek hediye takdiminde bulunuldu. Prof. Dr. Yıldız ise nazik davetlerinden dolayı İSU yönetimine ve programa katılan personele teşekkür ederek Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını temenni etti.</p>
<p>Etkinlik, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isuda-ramazan-ayina-ozel-soylesi-616137">İSU&#8217;da Ramazan Ayına Özel Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda sistemlerinin geleceği Antalya&#8217;da masaya yatırılıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gida-sistemlerinin-gelecegi-antalyada-masaya-yatiriliyor-615869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Kimyası]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yatırılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle; Üsküdar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve Kimyagerler Derneği iş birliğiyle düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi”, 9-12 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Kemer Juju Premier Palace’da kapılarını açıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gida-sistemlerinin-gelecegi-antalyada-masaya-yatiriliyor-615869">Gıda sistemlerinin geleceği Antalya&#8217;da masaya yatırılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle; Üsküdar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve Kimyagerler Derneği iş birliğiyle düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi”, 9-12 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Kemer Juju Premier Palace’da kapılarını açıyor. </p>
<p>“Kimyadan Beslenmeye Gıda Sistemleri” ana temasıyla toplanacak olan kongrede, gıda kimyası, beslenme, teknolojik atılımlar ve sürdürülebilirlik konularının derinlemesine incelenmesini, tarladan sofraya uzanan tedarik zincirinde kamu, üniversite ve sanayi iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>-Kimyadan beslenmeye; ‘’gıda sistemleri&#8221;-</strong></p>
<p>Kongre Başkanı Prof. Dr. Muhammet ARICI, kongrenin vizyonuna dair yaptığı açıklamada, “Ülkemiz, tarladan sofraya gıda üretimi konusunda büyük imkânlara sahip. Bu potansiyelin verimli kullanılabilmesi topyekûn bir iş birliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu yıl mottomuz olan ‘Kimyadan Beslenmeye Gıda Sistemleri’ çerçevesinde; bakanlıklarımızı, üniversitelerimizin ilgili bölümlerini, özel sektör temsilcilerini ve denetim otoritelerini ortak paydada buluşturuyoruz. Amacımız; sorun merkezli proje ekipleri oluşturmak, ortak proje yapma kültürünü geliştirmek ve ülkemiz için katma değer oluşturacak atılımlara zemin hazırlamaktır.”</p>
<p><strong>Alanında öncü bilim insanları en güncel gelişmeleri aktaracak</strong></p>
<p>Kongre Başkan Yardımcılığını Üsküdar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay’ın yaptığı Kongre, gıda alanında çığır açan teknolojileri, riskleri ve fırsatları alanında uzman ulusal ve uluslararası konuşmacılar eşliğinde ele alacak.</p>
<p>Kongrede Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge ARSLAN &#8220;Gıda İşleme Teknolojileri, İlişkili Kayıplar ve Güncel Teknolojik Yaklaşımlar” başlıklı sunum yapacak. </p>
<p>Kongrede ayrıca, Prof. Dr. H. Funda KARBANCIOĞLU GÜLER (İTÜ) &#8220;İklim Değişikliği ve Mikotoksinler: Riskler ve Stratejiler&#8221;, Prof. Dr. Osman SAĞDIÇ (YTÜ) &#8220;Gıda Zehirlenmesi ve Adli Tıp Perspektifinden Değerlendirilmesi&#8221;, Prof. Dr. Esra ÇAPANOĞLU (İTÜ) &#8220;Biyoaktif Bileşenlerin Değerlenmesinde Döngüsel Biyoekonomi Yaklaşımları&#8221;, Prof. Dr. Durmuş ÖZDEMİR (İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü) &#8220;Gıda Analizinde Kemometrik Uygulamalar&#8221;, Prof. Dr. Mustafa YAMAN (Sabahattin Zaim Üniversitesi) “Besinlerde Oluşan İleri Glikasyon Ürünlerinin Metabolik Hastalıkların Gelişimi ve İlerlemesindeki Rolü”, Prof. Dr. Mükerem KAYA (Atatürk Üniversitesi) “Et ve Deniz Ürünlerinde Nitrozaminler”, Prof. Dr. Sercan KARAV (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi) “Konak-Mikrobiyota Etkileşimleri ve Yenilikçi Fonksiyonel Gıda Tasarımı”, Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak ŞEKER (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) ‘’Mikrobiyal Gıda Sistemleri: Geleceğin Gıdası için Paradigma Değişimi’’, Assoc. Prof. Mustafa BENER, (İstanbul Üniversitesi) ‘’An Overview of Food Antioxidant Determination: Approaches from Past to Present’’, Assoc. Prof. Yunus Emre TUNÇİL, Necmettin Erbakan Üniversitesi’’ ‘’From Structure to Function: How Dietary Fiber Chemistry Directs Colonic Microbiome Modulation’’ gibi ufuk açıcı başlıklar katılımcılarla paylaşılacak.</p>
<p>5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde; fonksiyonel gıdalar, gıda katkı maddeleri, gıdalarda sağlık beyanı kullanımına ilişkin düzenlemeler, özel tıbbi amaçlı gıdaların ruhsatlandırılması, bitkisel gıdalar, hayvansal gıdalar, endüstriyel gıdalar, organik gıdalar, helal gıda, coğrafi işaretleme ve geleneksel gıdalar gibi onlarca farklı konu başlığı tartışılacak. </p>
<p><strong>Geçen yıl önemli isimleri misafir etmişti…</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl ana teması “Gıda üretiminde sürdürülebilirlik” olan “4. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi” yine önemli isimleri misafir etmişti. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Gıda Kimyasından Beyin Kimyasına: Beyin-Besin İlişkisi”, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak da “Krizler Yüzyılında Gıda Arzında Riskler ve Fırsatlar” konularını ele almıştı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gida-sistemlerinin-gelecegi-antalyada-masaya-yatiriliyor-615869">Gıda sistemlerinin geleceği Antalya&#8217;da masaya yatırılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pancar Deposu&#8217;nda sinema ve lezzet yolculuğu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pancar-deposunda-sinema-ve-lezzet-yolculugu-615285</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 10:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[deposu]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanık]]></category>
		<category><![CDATA[lezzet]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[pancar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin akademik ve kültürel birikimi harmanladığı “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” etkinliği, Şubat ayında “Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda” temasıyla sinema ve yemek ilişkisini ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pancar-deposunda-sinema-ve-lezzet-yolculugu-615285">Pancar Deposu&#8217;nda sinema ve lezzet yolculuğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin akademik ve kültürel birikimi harmanladığı “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” etkinliği, Şubat ayında “Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda” temasıyla sinema ve yemek ilişkisini ele aldı.</p>
<p>Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” buluşmalarının beşincisi “Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda” temasıyla gerçekleştirildi. Yemek ile müzik ilişkisini ele alan etkinlikte, bu ay sinemanın büyüleyici dünyası ve lezzet kültürü konuşuldu. Prof. Dr. İlkay Kanık’ın konuk olduğu programda, katılımcılar Bursa’nın sinema tarihinden Yeşilçam mutfağına uzanan geniş bir yelpazede bir yolculuğa çıktı.</p>
<p>Etkinlik, sinema kültürünün ayrılmaz parçaları olan Uludağ Gazozu ve patlamış mısır ikramıyla başladı. Bursa’nın sinema geçmişine vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, 1923 yılında Türk kadınlarının ilk kez rol aldığı “Ateşten Gömlek” filminin Bursa’da gösterilen ilk film olduğunu, ayrıca ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokakları’nın da Muhsin Ertuğrul tarafından yine Bursa’da çekildiğini hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. İlkay Kanık ise konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sinemaya verdiği öneme dikkati çekti. Atatürk’ün bir sinema senaryosu yazdığını ve sinemanın bir milletin çağdaşlaşmasındaki gücüne inandığını belirten Kanık, Yeşilçam’ın doğuşuna giden yolun bu vizyonla açıldığını ifade etti. Kanık, “Türkiye&#8217;de ilk film gösterimi 1897 yılında yapılmıştır ve o günden bugüne film sektörü çok yol kat etmiştir. Türk filmlerinde yemekler ve çeşitli lezzetler hep ön plana çıkmıştır&#8221; dedi.</p>
<p>SES VE LEZZET EŞLEŞTİRMESİ<br />Etkinlikte katılımcılara dinledikleri müzikler ile tattıkları lezzetler arasındaki duygusal bağı keşfetmeleri için anketler de dağıtıldı. Ratatuy, Neşeli Günler, Tosun Paşa, Muhsin Bey ve Chocolat gibi filmlerden kesitler paylaşılırken; aynı anda filmlerde yer alan çiğ köfte, kuru fasulye, boza ve çikolata gibi yiyecekler ile sahneler ve lezzet eşleştirmeleri gerçekleştirildi.</p>
<p>Etkinliğin sonunda Bursa’da çekilen Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filmi üzerinden gölge oyunu, semai kahvehaneleri ve bozahaneler eşliğinde eski Bursa’nın canlı kültürü ele alındı. Prof. Dr. İlkay Kanık, bu tür anlatıların toplumsal dönüşümü yansıttığını belirterek, “Filmlerde kurulan sofralar, pazarlar ve yemekler ile dönemin ve bölgenin canlılığı ve kültürü bize yansıtılmaktadır&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar etkinliği, önümüzdeki aylarda farklı temalarla devam edecek.  </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pancar-deposunda-sinema-ve-lezzet-yolculugu-615285">Pancar Deposu&#8217;nda sinema ve lezzet yolculuğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yogurt-dogal-bir-bagirsak-kalkani-islevi-goruyor-614816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 10:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sebzeler]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yoğurt başta olmak üzere doğru beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri riskini azaltmadaki koruyucu rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogurt-dogal-bir-bagirsak-kalkani-islevi-goruyor-614816">Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yoğurt başta olmak üzere doğru beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri riskini azaltmadaki koruyucu rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yoğurt tüketimi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu olabilir! </strong></p>
<p>Bağırsak sağlığı ve beslenme arasındaki ilişkinin son yıllarda bilim dünyasında yoğun bir şekilde araştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yeni yayınlanan çalışmalarda yoğurt tüketiminin bağırsak mikrobiyomuna olumlu yönde etki ederek kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etkileri olduğu saptanmıştır.” dedi.</p>
<p>Günde iki porsiyon yoğurt tüketen bireylerde, özellikle kalın bağırsağın proksimal kolon dediğimiz kısmında, kanser riskinin yüzde 20 düştüğünün görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Atamer, “Yoğurdun içeriğindeki probiyotik bakteriler, özellikle laktobasilus ve bifidobakteriyum türleri sayesinde bağırsak florasını dengeleyerek enflamasyon dediğimiz iltihaplanmayı baskılayabilirler, toksinlerin hücre hasarına neden olmasını engelleyebilirler. Araştırmacılar, bu bakterilerin bağırsak mukozasını güçlendirerek kanserojen  bileşiklerin zararını en aza indirmesini sağladığını belirtmektedirler. Yani yoğurt doğal bir kalkan olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yoğurt, bağırsak sağlığı için güçlü ve koruyucu bir besin! </strong></p>
<p>Yoğurdun sadece probiyotik bakteriler açısından değil, aynı zamanda biyoaktif bileşikler ve kalsiyum açısından da zengin bir kaynak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunlar da bağırsak bariyerinin güçlenmesini, fonksiyonlarının artmasını ve toksinlerin emiliminin engellenmesini sağlar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle yoğurt gibi fermente gıdaların tüketilmesinin, hem bağırsak mikrobiyotasının dengesini koruyarak iltihaplanmayı baskıladığını hem de uzun vadede kanser riskini azaltabileceğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, “Ancak yoğurt seçiminde dikkatli olunması gerekir. Şeker ilaveli veya yapay katkı maddeleri içeren yoğurtlar yerine doğal ve probiyotik açısından zengin ürünlerin tercih edilmeli.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Kolon kanserini önlemek için beslenme önemli! </strong></p>
<p>Kolon kanserlerinin, gastrointestinal kanserler arasında üçüncü sırada yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunu önlemek için beslenme son derece önemlidir.” dedi.</p>
<p>Beslenmede yer verilmesi gereken besinlere değinen Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Lifli gıdaların tüketilmesinde fayda vardır. Yüksek lif içeren besinler sindirimi düzenler, bağırsağın temizlenmesini sağlar ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Tam tahıllar, yulaf, arpa, kepekli ekmek ve baklagiller bu gruba girer. Ayrıca lifli gıdalar kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Brokoli ve turpgiller, karnabahar, lahana ve Brüksel lahanası gibi sebzeler yüksek oranda antioksidan içerirler. Bu sebzeler kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebilirler. Yeşil yapraklı sebzelerden olan ıspanak, pazı, roka gibi sebzeler yüksek oranda lif ve vitamin içerirler. Bu sebzeler vücutta iltihaplanmayı azaltır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca folat bakımından zengindirler ve DNA hasarını önlemeye yardımcı olabilirler. </p>
<p>Omega 3 yağ asitleri içeren somon, sardalya ve ceviz gibi besinler antienflamatuar özelliklere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri de vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak kansere karşı koruyucu etki gösterir. Yaban mersini, çilek, ahududu ve böğürtlen gibi meyveler yüksek oranda antioksidan içerirler. Oksidasyonun yarattığı serbest radikallerin vücuda zarar vermesini engelleyerek kansere karşı koruyucu etkileri vardır. Sarımsağın da kolon kanserine karşı koruyucu etkileri bulunmaktadır. Ayrıca alkolden uzak durulmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır; bunların da kansere karşı koruyucu etkisi vardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yogurt-dogal-bir-bagirsak-kalkani-islevi-goruyor-614816">Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depreme Disiplinlerarası Bakış: &#8220;Afetler Kader Değil, Hazırlık Meselesidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depreme-disiplinlerarasi-bakis-afetler-kader-degil-hazirlik-meselesidir-614175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 15:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetler]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplinlerarası]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614175</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Fahri Erenel, üniversitenin toplumsal sorumluluk vizyonundan hareketle hazırlanan “Depreme Disiplinlerarası Bakış” kitabının ortaya çıkış sürecini ve amaçlarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depreme-disiplinlerarasi-bakis-afetler-kader-degil-hazirlik-meselesidir-614175">Depreme Disiplinlerarası Bakış: &#8220;Afetler Kader Değil, Hazırlık Meselesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Fahri Erenel, üniversitenin toplumsal sorumluluk vizyonundan hareketle hazırlanan “Depreme Disiplinlerarası Bakış” kitabının ortaya çıkış sürecini ve amaçlarını anlattı. Depremin tüm boyutlarıyla ele alınmasının risk yönetimi süreçlerine önemli katkı sağlayacağını belirten Erenel, hem akademik dünyada hem de toplum genelinde deprem okuryazarlığının artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>
<p><strong>“Risk ve kriz yönetim süreçlerine katkı sağlayabileceğini düşündüm”</strong></p>
<p> Prof. Dr. Fahri Erenel, “Depreme Disiplinlerarası Bakış” kitap fikrinin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:</p>
<p>“10’uncu yaşını kutlayan İstinye Üniversitesi’nin genç yaşında ulaşmış olduğu başarılı seviyeye, topluma katkı ve toplumsal sorumluluk kapsamında nasıl katkıda bulunabilirim düşüncesi, bu çalışmanın filizlenmesine yol açtı. Daha önce, bu konuda uzman değerli bir hocam ile ‘Acil Durum ve Afet Yönetimine Güncel Bakış’ adlı çalışmayı hazırlamış ve yayınlamıştık. Yaptığım araştırmalar, sahada gördüklerim, afet konusunu farklı boyutlarıyla ortaya koyan çalışmalar olmakla birlikte deprem konusunun bütün boyutlarını kapsayan bir yayın olmadığını ve bu konunun bütün boyutlarıyla ele alınmasının risk ve kriz yönetim süreçlerinin daha etkin yürütülmesine katkı sağlayabileceğini düşündüm. Üniversitemizde mevcut çok sayıda disiplinin nasıl katkı sağlayabileceğini hocalarımızla paylaştığım anda gelen geri bildirimler katkının çok yüksek seviyede olacağını gösterdi ve beni de teşvik etti. Elbette Rektörümüz Prof. Dr. Erkan İbiş’in vizyoner tavrı ve desteği bu çalışmanın hayata geçmesinde önemli rol oynadı. Rektör yardımcımız Prof. Dr. Peyami Çelikcan’ın tıkandığımız noktalarda devreye girerek yol açması ve baskı sürecinde sağladığı katkı son derece değerli. Çalışmanın ortaya çıkmasında, birlikte çalıştığım Dr. Burak Buyun’un hem bölüm yazarı ve hem de kitabın tasarım sürecinde, Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın kapak tasarımında sağladığı destek çok önemliydi. Elbette bölüm yazılarıyla katkı sağlayan hocalarımız çalışmanın farkını ortaya koydu. Kısacası bu çalışma İstinye Üniversitesi’nin örnek bir ekip çalışmasının ürünü.”</p>
<p><strong>“İkincisini çıkarmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Prof. Dr. Erenel, kitabın okurlara sunduklarını ise şöyle özetliyor:</p>
<p>“Afetin hemen her türlüsüne maruz kalan ülkemizde deprem hem kapladığı alan, etkilediği nüfus, meydana gelişi sırasında ve sonrasında yarattığı etkiler açısından önceliğini korumaktadır. Bu afet türü öncesi ve sonrası ile birçok akademik disiplinin ortak çalışmasını gerektirmektedir. Deprem ile mücadeleyi disiplinlerarası bir bakış açısıyla ele almanın tek bir alanda çalışma yapanlara diğer alanlara da bakarak kendi çalışma alanına katkı sağlaması ve çalışma alanında dikkate almadığı veya gözden kaçırdığı farklı değişkenleri görmesini de sağlamak çalışmanın otaya çıkmasındaki amaçlardan biri olmuştur. Ayrıca, kitabı okuyacak olanlarda depremin birçok boyutunu bir arada görerek özellikle risk yönetim sürecinde deprem okuryazarlığı bilincinin artmasına ve bu suretle devletimizin çalışmalarına katkı sağlamakta hedeflerimizden bir olmuştur. Bu çalışmanın diğer bir özelliği de bölüm yazıları arasına deprem konusunda bilgilendirici metinler konulmuş olmasıdır. Çalışmada depremin birçok disiplinini ele almakla birlikte daha farklı disiplinleri de ilgilendirdiğinin farkında olarak zaman içerinde bu çalışmanın ikincisini çıkarmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çalışmaya sadece üniversitemiz kadrosunda yer alan hocalarımız ve öğrencilerimiz katkı sunmamışlar, farklı üniversite ve kurumlardan da katkı sağlanmış olması çalışmayı zenginleştirmiştir.”</p>
<p><strong>“Depremin bir kader olmadığını görecekler”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kitabı okuyanların öncelikle depremin bir kader olmadığını göreceklerini belirten Erenel, “Depremin risk ve kriz yönetim süreçlerinde nelerle karşılaşabilecekleri, ne tür tedbirler alabileceklerini ve nasıl hazırlanmaları gerektiği konusunda farkındalık oluşabilecektir. Deprem dahil afetlere birçok disiplin açısından hazırlanılması gerektiğini görebileceklerdir. Deprem hazırlık eğitim programlarında düzenlemeler yapılabilecektir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Yapılması gerekenlerle ilgili de bilgi veren Profesör, “Depreme hazırlığın birçok disiplini ilgilendiren boyutu bulunmaktadır. Bu boyutları bütüncül bir şekilde bir araya getirecek çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmaların daha kapsayıcı olması ve daha geniş kitlelere yayılacak olması özellikle risk yönetimi sürecinin başarısını artırabilecektir. Ayrıca, toplumun her kesimine yayılmış sistemli bir eğitim ve vatandaşları da içine katan değişik zamanlarda ve koşullarda, senaryoya dayalı olarak yapılacak tatbikatlarla hazırlanmamız gerekir. Sık tekrar ve uygulamalarla bilinçli bir alışkanlık haline getirilirse deprem anında doğru hareket tarzı uygulama olasılığı daha yüksek olacaktır. Tatbikatları gerçekçi senaryolara dayalı olarak tüm vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirmek planların başarı oranını arttıracak ve büyük yol kat etmemizi sağlayabilecektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Afetler toplumlar için asla kader değildir”</strong></p>
<p>Afetlerin toplumlar için kader olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Erenel, şöyle devam etti:</p>
<p>“Afetleri veya afetlerin verebileceği büyük zararlı önlemede çok başarılı adımlar atmış birçok ülke var. 9.5 büyüklük ile dünya tarihinin en şiddetli depremlerden birini yaşayan Şili bu afetten çıkardığı dersle depremle ilgili eğitimlerini artmış, alınacak tedbirleri detaylarıyla planlanmış ve gerçekçi senaryolarla tatbikatlar gerçekleştirerek bir sonraki 8.5 büyüklüğündeki depremden asgari düzeyde zararla etkilenmiştir. Afetler toplumlar için asla kader değildir. Bizler de hazırlık süreçlerini hızlandırarak üniversitelerimize zorunlu afet yönetimi dersleri koymalı ve afetlere gerçekçi bir şekilde hazırlanmalıyız. Anadolu’da bildiğimiz en yıkıcı felaketlerden biri olan 1932 yılında gerçekleşen Erzincan depremini örnek verecek olursak; teknolojinin ve karayollarının gelişmediği, arama kurtarma ekip ve ekipmanlarının yeterli olmadığı bir tarihte, Doğu Anadolu bölgemizin eksi 35 derecelere varan soğuğunda gerçekleşen bu deprem her türlü şartlara hazırlıklı olmamız gerektiğinin bir örneğidir. Bu örnek; afetlere hazırlıkta gerçekçi olmanın, çağa, iklime ve coğrafyaya göre senaryo çizerek tatbikat yapmanın ve elbette eğitimlerde sürekliliği sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.”</p>
<p><strong>“Deprem anında merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşmayın”</strong></p>
<p>Vatandaşların deprem anında ilk yapması gerekenlerlerle ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Erenel, şunları söyledi:</p>
<p>“Günlük yaşam içinde deprem farklı alanlarda/konumlarda yakalanabiliriz. Evimizde yakalandığımız zaman panik yapmamak gerekir. Hazırlıklar kapsamında düşmesi veya kırılması her türlü obje ve eşyayı sabitlememiz uygun olacaktır. Sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek veya uzanarak kendinize hayat üçgeni oluşturun. Başınızı iki elinizin arasına alarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb.) malzeme ile koruyun. Sarsıntı geçene dek bekleyin. Gece uyurken yatağınızın yanında terlik bulundurmayı unutmayın. Cam, pencere, dışarıya bakan duvar ve kapılardan, aydınlatma tesisatı veya armatürü gibi üzerinize düşecek her tür eşyadan uzak durun. Sarsıntı başladığında yataktaysanız orada kalın. Üzerinize düşecek ağır bir eşya yoksa bir yastıkla başınızı koruyun; varsa en yakındaki güvenli alana geçin. Size yakın çok sağlam ve yüke dayanıklı bildiğiniz bir kapı değilse, kapıyı kullanmayın. Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşmayın. Sarsıntı bitene kadar içeride kalın, ancak sarsıntı bitince dışarı çıkmak güvenlidir. Sarsıntı sırasında binayı terk etmeye çalışmayın. Balkona çıkmayın. Balkonlardan ya da pencerelerden atlamayın. Asansör kullanmayın. Merdivenlere koşmayın. Unutmayınız bir düdük bir lamba sizi hayata bağlayacaktır. Yıkıntı altında kalınması halinde paniklemeden durumunuzu kontrol ediniz. Hareket kabiliyetiniz kısıtlanmışsa çıkış için hayatınızı riske atacak hareketlere kalkışmayınız. Enerjinizi en tasarruflu şekilde kullanmak için hareketlerinizi kontrol altında tutunuz. El ve ayaklarınızı kullanabiliyorsanız su, kalorifer, gaz tesisatlarına, zemine vurmak suretiyle varlığınızı duyurmaya çalışın. Sesinizi kullanabiliyorsanız kurtarma ekiplerinin seslerini duymaya ve onlara seslenmeye çalışın. Ancak enerjinizi kontrollü kullanın.”</p>
<p><strong>“Koku alırsanız gaz vanasını kapatın”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Erenel depremden sonra yapılması gerekenlere dair ise, “Depremlerden sonra çıkan yangınlar oldukça sık görülen ikincil afetlerdir. Bu nedenle eğer gaz kokusu alırsanız, doğal gaz vanasını kapatın. Camları ve kapıları açın. Binayı hemen terk edin. Eğer gaz kokusu almıyorsanız sırasıyla elektrik, doğal gaz ve su vanalarını kapatın, soba ve ısıtıcıları söndürün.  Acil durum çantanızı yanınıza alın ve acil durum eylem planı yaptıysanız bu plana sadık kalarak mahalledeki toplanma noktanıza gidin. Radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarıyla yapılacak uyarıları dinleyin. Cadde ve sokakları acil yardım araçları için boş bırakın. Her büyük depremden sonra mutlaka artçı depremler olur. Artçı depremler zaman içerisinde seyrekleşir ve büyüklükleri azalır. Artçı depremler hasarlı binalarda zarara yol açabilir. Bu nedenle sarsıntılar tamamen bitene kadar hasarlı binalara girmeyin. Artçı depremler sırasında da ana depremde yapılması gerekenleri uygulayın. Evinizi veya binanızı terk ederken kıymetli eşyalarınızı, kalın giyecek, battaniye gibi eşyaları yanınıza alınız, ayakkabılarınızı giyin, biraz yiyecek ve içme suyu temin edin. Cep telefonlarını gereksiz yere kullanmayın” dedi.</p>
<p><strong>“Deprem öldürmez, ihmal öldürür”</strong></p>
<p>“’Deprem öldürmez, ihmal öldürür’ sözü, depremlerin doğal bir olay olduğunu, ancak bu olayların sonucunda yaşanan can ve mal kaybının çoğunlukla hazırlıksızlık ve ihmallerden kaynaklandığını ifade eder” diyen Erenel sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu söz, insanların depreme karşı yeterli önlemleri almadıkları, binaların güvenliğini sağlamadıkları veya acil durum planları yapmadıkları takdirde, depremin yarattığı zararın artacağına dikkat çeker. 45 saniye süren 1999 Marmara Depreminin Türkiye Cumhuriyeti’ne ekonomik maliyeti bağımsız kurumlar tarafından yapılan araştırmalara göre 20 milyar dolardır. Bu maliyet dünya üzerinde afetlerin yarattığı ekonomik etkileri açısından 6. Sırada yer almaktadır. Tüm dünyayı etkileyen pandemi sebebiyle ortaya çıkan ekonomik ve sağlık krizinin tam ortasında gerçekleşebilecek olası bir İstanbul depreminin Türkiye Cumhuriyeti’ni ciddi bir refah kaybına uğratacağı hatta beka sorunlarına dahi yol açabileceği açıkça görülmektedir. Afet ve Acil durumlarda kaybettiğimiz her vatandaşımız, yetiştirilen bir insanın, beşerî sermayemizi oluşturan nitelikli insan gücümüzü elimizden kayması kaybetmemiz dışında, yanan, yıkılan veya kullanılamaz hale gelen her türlü araç, tesis ve binalar ise büyük bir milli servet kaybı olarak karşımıza çıkmaktadır. Meydana gelebilecek afetlerden toplumun en az zararla kurtulabilmesi için gerekli teknik, yönetsel ve yasal önlemlerin afetten önce alınması; önlemenin mümkün olduğu hallerde afetin önlenmesi, mümkün olmadığı hallerde ise kurtarma, ilk yardım ve iyileştirme çalışmalarının mümkün olan en hızlı, verimli ve etkin şekilde gerçekleşmesinin sağlanması son derece önem taşımaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depreme-disiplinlerarasi-bakis-afetler-kader-degil-hazirlik-meselesidir-614175">Depreme Disiplinlerarası Bakış: &#8220;Afetler Kader Değil, Hazırlık Meselesidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da Glokom Hastalarına Kritik Uyarı: &#8220;Göz Damlasını İhmal Etmeyin&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-glokom-hastalarina-kritik-uyari-goz-damlasini-ihmal-etmeyin-614108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 10:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aykan]]></category>
		<category><![CDATA[damlasını]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Glokom hastalığının tedavisinde kullanılan damlalar, görme kaybını önlemek için basıncı kontrol altında tutan en kritik unsurlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-glokom-hastalarina-kritik-uyari-goz-damlasini-ihmal-etmeyin-614108">Ramazan&#8217;da Glokom Hastalarına Kritik Uyarı: &#8220;Göz Damlasını İhmal Etmeyin&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Glokom hastalığının tedavisinde kullanılan damlalar, görme kaybını önlemek için basıncı kontrol altında tutan en kritik unsurlardan biri. Ancak birçok hasta, Ramazan ayında &#8220;orucum bozulur&#8221; kaygısıyla göz damlalarını ihmal edebiliyor. Konu hakkında önemli bilgilendirmelerde bulunan Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, tedavide kullanılan damlaların ihmal edildiği takdirde geri dönüşü zor görme kayıplarına sebep olabileceğini söyledi.</p>
<p>Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastalığının tedavisinde kullanılan damlaların aksatılmasının risklerinden bahseden Prof. Dr. Ümit Aykan, “Oruç tutacak kişilerin göz damlalarını ihmal etmemeleri ve tedavilerinin sürekliliğine dikkat etmeleri gerekiyor. Ramazan ayında, ‘iftardan sonra damlatırım’ şeklinde bir görüş olabiliyor ancak gün içindeki basınç dalgalanmaları sinir hücrelerine zarar verebilir” dedi.</p>
<p>Göz muayenesi olması gereken hastaların da Ramazan dolayısıyla tedavilerini ertelememeleri gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aykan, muayene ve tedavide kullanılan göz damlasının orucu bozmayacağına dair Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın müspet görüşünün olduğunu da hatırlattı.</p>
<p><strong>İftarda aşırı su tüketimine dikkat</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süreli susuzluğun ardından iftar sofrasında hızlı su tüketiminin göz sağlığı açısından tehlikelerine dikkat çeken Prof. Dr. Aykan, “İftarın hemen ardından, kısa bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen aşırı su tüketimi, göz içi basıncında ani ve sert yükselişlere neden olabilmektedir. Metabolizmanın sıvı adaptasyonunu sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için su tüketimi iftar ile sahur arasındaki geniş zaman dilimine yayılmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlaç kullanımının sona ermesi mümkün</strong><br />Glokom hastalığında yenilikçi bir yöntem olarak öne çıkan stent tedavisinin, ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya cerrahi müdahale gerektiren hastalar için uygun bir seçenek olduğunu belirten Prof. Dr. Aykan, “İnsan vücuduna yerleştirilebilen en küçük implant olan stent tedavisi sayesinde, göz içi sıvısının akışını düzenleyerek basıncı düşürebiliyoruz. Böylece, glokom tedavisinde ilaç bağımlılığını ortadan kaldırırken, basınç kontrolünde yüksek başarı oranı sağlayabiliyoruz. Bu tedavi sonrası ilaç kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi de mümkündür. Ancak hastaların düzenli göz muayenelerine devam etmeleri ve doktorlarının önerilerine uymaları önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>Kimler glokom açısından risk altında?</strong></p>
<ul>
<li>40 yaş üzerindeki kişiler</li>
<li>Ailesinde glokom öyküsü olanlar</li>
<li>Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar hastalığı olanlar</li>
<li>Miyoplar</li>
<li>Ciddi göz travması geçirenler</li>
<li>Uzun süreli kortizon kullananlar</li>
<li>Retina hastalıkları, üveit ve göz tümörleri glokom riskini artıran durumlar arasındadır.</li>
</ul>
<p><strong>Doktora ne zaman gidilmeli?</strong></p>
<p>Dünya genelinde körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer alan bu ciddi hastalık, geç tanı konulduğunda geri dönüşü olmayan kalıcı görme kayıplarına yol açmaktadır. Hastalığın en yaygın türü olan açık açılı glokom, görme sinirinde telafisi mümkün olmayan ağır hasarlar oluşana kadar neredeyse hiçbir belirti vermez. Bu durum, hastaların ancak görme yetilerinin büyük bir kısmını kaybettiklerinde doktora başvurmalarına neden olur. Ancak unutulmamalıdır ki glokomda kaybedilen görme yetisini geri getirmek mümkün değildir; tedavinin tek amacı mevcut durumu korumaktır. Bu bakımdan düzenli göz muayeneleri, glokomun erken tanısı ve başarılı bir koruyucu tedavinin planlanmasında en güçlü anahtardır. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin şikâyetlerin ortaya çıkmasını beklemeden harekete geçmesi hayati önem taşır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-glokom-hastalarina-kritik-uyari-goz-damlasini-ihmal-etmeyin-614108">Ramazan&#8217;da Glokom Hastalarına Kritik Uyarı: &#8220;Göz Damlasını İhmal Etmeyin&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dokuz Eylül Üniversitesi Ev Sahipliğinde BİGGSinerji Programı Tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-ev-sahipliginde-biggsinerji-programi-tanitildi-614093</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 10:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dokuz]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[ggsinerji]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614093</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir girişimcilik ekosistemine yeni bir ivme kazandırması hedeflenen BİGGSİNERJİ Programı’nın lansman toplantısı, Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı (DEPARK) koordinasyonunda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-ev-sahipliginde-biggsinerji-programi-tanitildi-614093">Dokuz Eylül Üniversitesi Ev Sahipliğinde BİGGSinerji Programı Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir girişimcilik ekosistemine yeni bir ivme kazandırması hedeflenen BİGGSİNERJİ Programı’nın lansman toplantısı, Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı (DEPARK) koordinasyonunda gerçekleştirildi. Yaşar Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi Tekmer ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) iş birliğiyle yürütülen programın tanıtımı, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Bordo Salonda yapıldı.</p>
<p><b>AKADEMİ VE TEKNOLOJİ DÜNYASI BİR ARAYA GELDİ</b></p>
<p>Geniş katılımla düzenlenen lansman programına; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz’ın yanı sıra Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rasim Akpınar, DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç, Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, DEPARK Genel Müdürü Prof. Dr. Zeki Atıl Bulut, Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Burcu Felekoğlu, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İnan ile program paydaşları ve çok sayıda girişimci katıldı.</p>
<p>Programda, TÜBİTAK tarafından yürütülen Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı (BİGG) hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Girişimcilere sunulacak hibe destekleri, başvuru süreçleri ve iş fikirlerinin ticarileştirilmesine yönelik sağlanacak rehberlik mekanizmaları kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p><b>GİRİŞİMCİLERE HİBE VE TİCARİLEŞME DESTEĞİ</b></p>
<p>BİGGSİNERJİ Programı kapsamında girişimci adaylarının; yenilikçi iş fikirlerini geliştirme, yatırımcıya erişim sağlama ve teknoloji odaklı projelerini pazara taşıma süreçlerinde mentorluk desteği alacağı vurgulandı. Ayrıca, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirecek ağ yapısının girişimcilere stratejik avantaj sağlayacağı ifade edildi.</p>
<p><b>“GELECEK, ÜRETENLERİN OLACAK”</b></p>
<p>Lansmanın açılışında konuşan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, girişimcilik ve inovasyonun önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Hangi alanda olursa olsun; gelecek, araştırmacılarındır ve üretenlerin olacak. Girişimcilik ekosistemine katkı sunan ve yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesini destekleyen BİGGSİNERJİ Programı’nın, ülkemizin teknoloji ve inovasyon kapasitesine önemli katkılar sağlayacağına canı gönülden inanıyorum.”</p>
<p><b>YOL HARİTASI VE YENİ DÖNEM HEDEFLERİ PAYLAŞILDI</b></p>
<p>Etkinlikte BİGGSİNERJİ Programı’nın kapsamı, destek mekanizmaları ve yeni dönem stratejileri kamuoyuyla paylaşıldı. Deneyim aktarımı bölümünde daha önce destek almış girişimcilere söz verilirken, program paydaşlarına plaket takdim edildi. Lansman, fuaye alanında gerçekleştirilen ziyaret ve networking görüşmeleriyle sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokuz-eylul-universitesi-ev-sahipliginde-biggsinerji-programi-tanitildi-614093">Dokuz Eylül Üniversitesi Ev Sahipliğinde BİGGSinerji Programı Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annelik hayalini erteleyenler yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/annelik-hayalini-erteleyenler-yayginlasiyor-613936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 07:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Canlı Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[erteleyenler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hayalini]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[selam]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta Dondurma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda anne olma yaşı eğitim, kariyere odaklanma ya da ekonomik sıkıntılar gibi gerekçelerle ertelenerek çoğunlukla 35’in üzerine çıkarken, yaş ilerledikçe doğurganlık kapasitesi ise azalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/annelik-hayalini-erteleyenler-yayginlasiyor-613936">Annelik hayalini erteleyenler yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda anne olma yaşı eğitim, kariyere odaklanma ya da ekonomik sıkıntılar gibi gerekçelerle ertelenerek çoğunlukla 35’in üzerine çıkarken, yaş ilerledikçe doğurganlık kapasitesi ise azalıyor. İşte bu nedenle, ileride annelik hayaline kavuşabilmek amacıyla pek çok kadın yumurta dondurma konusunda araştırmalar yapıyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Belgin Selam</strong>, “Doğurganlığı koruma yöntemlerinde yumurta dondurmanın yeri önemlidir. Kadın yaşlandıkça, doğurganlığı azalmaktadır. Günümüzde yumurta dondurma düşüncesi, isteği ve uygulamasının arttığını görüyoruz. Bu işlemin 35 yaşından önce yaptırılması yumurta sayısı ve kalitesi açısından önem taşıyor çünkü yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve hamilelik şansı düşüyor” diyor. Prof. Dr. Belgin Selam yumurta dondurma hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Teknolojideki gelişmeler kaliteyi artırıyor</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki gelişmeler; yumurta dondurmada yeni bilgileri ve uygulamaları gündeme getirdi. 1986 yılında dondurulmuş yumurtalarla ilk kez canlı doğum gerçekleşti. İlk yıllarda işlem için yavaş dondurma tekniği kullanılırken, günümüzde ise yumurtaların vitrifikasyon adı verilen yüksek hızlı dondurma tekniği ile -196 °C derecede sıvı azot tanklarında saklandığını belirten Prof. Dr. Belgin Selam “Vitrifikasyon tekniği ile ilk canlı doğum 1999 yılında gerçekleşti. Teknoloji ve tıptaki gelişmeler ile tüp bebek tedavisinde çözülen vitrifiye embriyoların gebelik oranlarının taze embriyolar ile aynı olduğu izlenmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>36 yaş ve üzerinde başarı oranı azalıyor!</strong></li>
</ul>
<p>Kadınlarda yaşla birlikte, yumurtalıklarda, üreme hücresi olan yumurta sayısında ve kalitesinde azalma izlenirken anomali oranları da artıyor. 36 yaş ve üzerinde başarı oranlarının anlamlı bir şekilde düşüş gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Selam, sözlerine şöyle devam ediyor: “ESHRE Etik ve Hukuk Birimi planlanmış yumurta dondurma işleminin 35 yaş öncesinde yapılmasını, 38 yaş sonrasında uygulanmamasını önermektedir. 38 yaş, klinik gebelik için eşik değeri olarak izlenmektedir. Türkiye’de yumurta dondurma için yaş olarak üst veya alt sınır bulunmamaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>40’lı yaşla birlikte şans iyice azalıyor</strong></li>
</ul>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Belgin Selam, yumurta dondurma işlemi için kaç yumurta dondurulması gerektiğine yönelik şu bilgileri veriyor: “Mümkün olduğu kadar çok sayıda olgun yumurta dondurulması tercih edilir. 1 canlı doğum yapma olasılığının yüzde 70 olması için 35 yaşında bir bireyde en az 10 olgun yumurta gerekirken, 40 yaşta ise yaklaşık 35 olgun yumurta gerekmektedir. Yaş arttıkça canlı doğum oranı azalmaktadır. Dondurulmuş ve çözülmüş bir yumurtadan canlı doğum oranı 30–34 yaşta yüzde 8.2, 35–37 yaşta yüzde 7.3, 38–40 yaşta yüzde 4.5, 41–42 yaşta ise yüzde 2.5 olarak rapor edilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Yumurtalar 5 yıl saklanabiliyor ama…</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde yönetmeliğe göre; kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi gibi yumurtalık hücrelerine zarar veren tedaviler ile üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak yumurtalıkların alınması gibi operasyonlar öncesinde yumurta dondurma işlemi yapılabiliyor. Ayrıca düşük yumurtalık rezervi olup henüz doğurmamış veya aile öyküsünde erken menopoz hikayesi olan kadınlar da yumurta dondurabiliyor. Dondurulan yumurtalar merkezlerde  5 yıl süreyle saklanırken, daha uzun süre saklanması Sağlık Bakanlığı’nın iznine tabi tutuluyor. Başvuruda bulunarak talebin devam ettiğini ifade eden imzalı dilekçe veriliyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ortalama 2 haftada tamamlanabiliyor</strong></li>
</ul>
<p>Yumurta dondurma sürecinin yaklaşık 2 haftada tamamlanabildiğini belirten Prof. Dr. Selam, işlemin aşamalarını şöyle özetliyor: “Yumurtaların gelişmesi için adetin ilk günlerinde hormon tedavisi başlanıp, yumurtalıkların cevabına göre hormon iğnelerine 10-12 gün devam edilir. İğneden 34-36 saat sonra, anesteziyle, yumurtalar ultrasonografi eşliğinde toplanır. Uygun gelişim gösteren, olgun yumurtalar hızlı soğutmanın uygulandığı vitrifikasyon yöntemi ile dondurulur ve sıvı nitrojen tanklarında saklanır. Gebelik planlandığında bu yumurtalar çözülerek uygun spermle birleştirilip embriyo elde edilebilir ve kadın rahmine transfer edilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/annelik-hayalini-erteleyenler-yayginlasiyor-613936">Annelik hayalini erteleyenler yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın&#8217;dan ihracata tam destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-ihracata-tam-destek-613119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bolat]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Gebze]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ihracata]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebze'nin ihracat şampiyonu firmalar, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın da katıldığı törenle ödüllendirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-ihracata-tam-destek-613119">Başkan Büyükakın&#8217;dan ihracata tam destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gebze&#8217;nin ihracat şampiyonu firmalar, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat&#8217;ın da katıldığı törenle ödüllendirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükakın, ödül töreninde yaptığı konuşmada sanayicilere ve iş insanlarına seslendi: &#8220;Her zaman yanınızda olduğumuzu unutmayın.&#8221;</p>
<p><b>İLK DURAK MÜSİAD GEBZE</b></p>
<p>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, günün ilk programında MÜSİAD Gebze Şube Başkanı Abdülkadir Anık, yöneticiler ve üyeler ile bir araya geldi. Dernek üyesi sanayici ve iş insanlarının yoğun ilgi gösterdiği programın ardından protokol üyeleri, Gebze Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde, Gebze Teknik Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen İhracatın Liderleri Ödül Töreni&#8217;ne katıldı.</p>
<p><b>KOCAELİ&#8217;NİN EKONOMİK GÜCÜ TESCİLLENDİ</b></p>
<p>Vali İlhami Aktaş, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Veysel Tipioğlu, Cemil Yaman, CHP Milletvekili Nail Çiler, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan, YRP Milletvekili Mehmet Aşıla, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, KOÜ Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Adil Pelister, GTO Başkanı Abdurrahman Aslantaş ve KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu&#8217;nun katıldığı törene sanayiciler ve iş insanlarının ilgisi yoğundu.</p>
<p><b>BAKAN BOLAT, RAKAMLARLA KOCAELİ&#8217;Yİ ANLATTI</b></p>
<p>Törende konuşan Bakan Bolat, Kocaeli’nin toplam 35 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı. Bolat, “Kocaeli, Türkiye’nin mal ihracatının yaklaşık yüzde 12.5&#8217;ini gerçekleştiriyor. Gebze ise Türkiye’nin mal ihracatının yüzde 3.65’ini tek başına yapıyor. Kocaeli, İstanbul’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı kenti. Kocaeli, geçen yıl Türkiye genelinde 11,7 milyar dolarlık net ihracat artışı sağladı&#8221; dedi. Bolat, küresel ticarette korumacılığın arttığını vurgulayarak, &#8220;Eğer durursak bizi geçerler; gerilersek daha fazla geçerler. Bu nedenle üretmeye, büyümeye ve Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.</p>
<p><b>BAŞKAN BÜYÜKAKIN&#8217;DAN ÇAĞRI</b></p>
<p>Listeye girmeyi başaran firmaları tebrik eden Başkan Büyükakın, “Türkiye&#8217;nin yurt dışına mal satıyor olması, Türkiye&#8217;nin aslında gelecekteki varlık mücadelesinin de en büyük göstergesi. Ülkemizin sürdürülebilir ekonomisi için ya var olan süreci verimli hale getireceğiz ya da yeni bir şey bulup daha rekabetçi olacağız. Bunun üçüncü bir başlığı yok. Lafla peynir gemisi yürümez. İş insanlarımızın önü açılmasaydı, rekabetçiliği artıracak teşvik politikaları uygulanmasaydı bunların hiçbiri bugün mümkün olmayacaktı. Daha büyük olmak, dünya piyasalarına yön vermek istiyorsanız, büyük düşünmek zorundasınız. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yanınızdayız, yeter ki siz ihracat yapın” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>63 FİRMA ÖDÜLLENDİRİLDİ</b></p>
<p>Abdurrahman Aslantaş törende yaptığı konuşmada, “GTO olarak üyelerimizin ihracat kapasitesini artırmaları ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmaları temel önceliklerimiz arasındadır” dedi. Adil Pelister ise, “Bizim için Gebze, Türkiye ekonomisinin sahadaki karşılığıdır” dedi. Vali İlhami Aktaş da, “İhracat rakamları içerisinde İstanbul’un ardından Kocaeli ikinci sırada. Kocaeli, 20 yıl önceki ihracat rakamlarını tek başına bir il olarak yakalamış bir şehir&#8221; bilgisini verdi. Tören, &#8220;İlk 1.000 İhracatçı&#8221; listesinde yer alan GTO üyesi 63 firmaya ödüllerin takdim edilmesi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-ihracata-tam-destek-613119">Başkan Büyükakın&#8217;dan ihracata tam destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Dbs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuldular]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarının yapıldığı Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılışı, törenle gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851">Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarının yapıldığı Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılışı, törenle gerçekleşti. İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, modern anlamda Derin Beyin Stimülasyonu’nun 30 yılı aşkın süredir çeşitli nörolojik hareket bozukluklarının </span></span></b><b><span>ve psikiyatrik rahatsızlıkların <span>tedavisinde kullanıldığını belirterek derin beyin stimülasyonun bilimsel olarak kanıtlanmış ve güvenilir bir yöntem olduğunu söyledi. Geçmiş dönemde geçirdikleri DBS ameliyatıyla sağlıklarına kavuşan Parkinson hastası Erkan Yavuz ile Ömer Faruk Haşil, yaşadıkları zorlukların sona erdiğini ve beyin pili tedavisi sayesinde yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi’nde hizmet verecek olan Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin resmi açılış törenine Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektör Yardımcıları ve akademisyenleri, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi ekibi, Atlas Üniversitesi Hastanesi başhekimi, doktor ve personeli, Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Kurucu Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe ile Parkinson şikayetiyle DBS tedavisi gören hastaların da bulunduğu davetliler katıldı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Dr. Yusuf Elgörmüş: “Uluslararası iş birlikleri üzerinde duruyoruz”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, açılış konuşmasında en büyük hayallerinden birinin 2018’de kurdukları Atlas Üniversitesi ile gerçekleştiğini belirterek “Bu hayalim, sevdam ve heyecanım, bu merkez ve programları gördükçe her geçen gün artıyor. Bizim üniversite olarak en çok üzerinde durduğumuz konu uluslararası ilişkiler ve yurt dışı üniversitelerle iş birliği yapmak. Yurt dışı üniversitelerle yaptığımız iş birliklerini sadece kâğıt üzerinde değil, iş birliği yaptığımız üniversitelerin özellikleri ile kendi özelliklerimizi bir araya getirerek yürütmeye çalışıyoruz. Maastricht Üniversitesi ile Nöromodülasyon Merkezi iş birliğimiz yeniden hayırlı olsun” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Multidisipliner çalışmanın bir arada olabildiği yerlere ihtiyaç var” </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak açılış konuşmasında “Bu merkezde hem eğitim öğretim faaliyetleri oldu hem de rutin ve bazı özel hastalıkların tedavisi gerçekleştirildi. Bazı hastalıklar var ki tek bir hekimin tedavi etmesi mümkün değil. O yüzden ortak aklın bir araya geldiği, multidisipliner çalışmanın bir arada olabildiği yerlere ihtiyaç var. ‘’diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmalarının ardından “Nöromodülasyon ve DBS ” başlıklı bir konferans verdi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Nöromodülasyon: Çağdaş tıbbın güçlü tedavi seçeneklerinden biri</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Parkinson hastalığı başta olmak üzere esansiyel tremor, distoni, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ve zamanla kullanım alanı genişleyen DBS’nin obsesif kompulsif bozukluk, Tourette sendromu ve epilepsi gibi psikiyatrik ve nörolojik hastalıkların yanı sıra bağımlılık, majör depresyon, Alzheimer demansı, otizm ve tinnitus gibi alanlarda da umut verici klinik ve deneysel sonuçlar ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, son yıllarda MR görüntüleme ve DBS sistemlerindeki teknolojik gelişmeler, hasta seçimi, ameliyat sonrası takip ve programlama süreçlerinin daha güvenli ve etkin hale gelmesini sağlayarak nöromodülasyonu çağdaş tıbbın güçlü tedavi seçeneklerinden biri konumuna taşıdığını kaydetti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunacak</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>DBS’nin kullanıldığı alanlara da değinen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, bu bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında kurulan Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin nöromodülasyonun doğası gereği farklı disiplinleri bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunmayı hedeflediğini söyledi. Merkezde; nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, psikiyatri, nöropsikoloji, beslenme ve diyetetik, fizyoterapi, dil ve konuşma terapisi, nörofizyoloji, anestezi, radyoloji ve ilgili diğer branşlardan uzmanların iş birliğiyle hasta odaklı tanı ve tedavi süreçleri yürütüleceğini aktardı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Kişiselleştirilmiş ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımları sunulmaktadır</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Derin Beyin Stimülasyonu alanında uzun yıllara dayanan klinik ve cerrahi deneyim üzerine inşa edilen merkezin bilimsel yetkinlik, etik değerler ve hasta güvenliğini temel alan bir anlayışla hizmet verdiğini kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Dünyanın en ileri teknolojileri, deneyimli ve multidisipliner bir ekip eşliğinde uygulanarak, her hastaya kişiselleştirilmiş ve sürdürülebilir tedavi yaklaşımları sunulmaktadır. Başta Derin Beyin Stimülasyonu alanında ileri tanı ve tedavi olanakları sunan merkezde nöromodülasyonla ilgili diğer invaziv ve non-invaziv yöntemler, multidisipliner bir yaklaşımla uygulanmaktadır. Merkezin temel amaçları arasında; Derin Beyin Stimülasyonu ve diğer nöromodülasyon uygulamalarının bilimsel içeriğini, eğitimini, klinik pratiğini ve erişilebilirliğini artırmak, bu alandaki güncel bilgi ve deneyimi yaygınlaştırmak yer almaktadır. Bu kapsamda, DBS ve nöromodülasyona ilgi duyan sağlık profesyonellerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitim programları, vaka temelli öğrenme olanakları ve multidisipliner bilimsel paylaşımlar planlanmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>DBS Fellowship Programı yürütülmektedir</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nin ayrıca akademik ve klinik Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) uygulamalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alarak Prof. Dr. Yasin Temel’in akademik liderliği ve bilimsel danışmanlığında Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi (MUMC+) ile iş birliği içinde Nörolojik ve Psikiyatrik Bozukluklarda DBS Fellowship Programını yürüttüğünü sözlerine ekledi. Prof. Dr. Kocabıçak, “Bu program kapsamında katılımcılar, hem Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi hem de Atlas Üniversitesi Hastanesi’nin DBS programlarında aktif olarak yer alarak ileri düzey teorik bilgi, klinik gözlem ve cerrahi uygulama deneyimi kazanma fırsatı bulmaktadır. Akademik niteliği ve bilimsel üretkenliğiyle öne çıkan merkezde görev yapan DBS ekibi, 15 yılı aşkın klinik ve cerrahi deneyime sahip olup, ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda bilimsel yayına imza atmıştır. Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi, yalnızca güncel bilimsel verilerin aktarılmasını değil; aynı zamanda ortak bir bilimsel dilin ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin güçlendirilmesini amaçlayarak nöromodülasyon alanında ulusal ve uluslararası düzeyde referans bir merkez olmayı hedeflemektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel’den “Beyin: Görünmez Pusula” Konferansı</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel ise “Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı konferansında 1999 yılından bu yana uyguladıkları DBS ile ilgili yürüttükleri çalışmalardan örnekler sundu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi kurdele kesimiyle açıldı.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastaları DBS ile sağlığına kavuştu</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Geçmiş dönemde geçirdikleri DBS ameliyatıyla sağlıklarına kavuşan Parkinson hastaları, yaşadıkları zorlukların sona erdiğini ve beyin pili tedavisi sayesinde yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. 2022’de Parkinson teşhisi konulan 55 yaşındaki Erkan Yavuz, DBS ameliyatından sonra sağlığına kavuştuğunu belirterek “Şikayetlerim minimize edildi.  Yaşam konforum iyileşti” dedi. Parkinson hastası Ömer Faruk Haşil de 9 yıl önce teşhis konulduğunu, DBS operasyonu sonrasında şikayetlerinin büyük ölçüde geçtiğini kaydetti.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Parkinson hastaları için sosyal destek önemli </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Kurucu Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe ise Parkinson olan eşinin hastalığı nedeniyle 12 yıl önce kurduğu derneğin Parkinson hastaları ve ailelerine özellikle sosyal anlamda destek verdiğini söyledi. Parkinson hastalarında beyin pili tedavisinin yaşam konforunu artırmada etkili olduğunu belirten Gülnur Uğurlu Kelçe, Parkinson hastalığında sosyal desteğin önemini de vurguladı.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsondan-beyin-pili-ile-kurtuldular-611851">Parkinson&#8217;dan beyin pili ile kurtuldular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[bilimle]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[forum]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Sözbilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan depremlerin yıl dönümünde, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımı ile  “Deprem Forumu” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338">Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden sarsan depremlerin yıl dönümünde, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımı ile  “Deprem Forumu” düzenledi.</p>
<p>Çiğli Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin ardından afetlere karşı daha dirençli bir kent oluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Alanında uzman isimlerden Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in katılımıyla gerçekleştirilen forumda; deprem riski, afetlere hazırlık süreci ve alınması gereken önlemler ele alındı.  Forum öncesinde 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Forum sonunda ise Başkan Yıldız, Sözbilir’e bir plaket takdim etti.</p>
<p><b>Başkan Yıldız: “Depreme Dayanıklı Kentler İnşa Etmek Asli Görevimizdir”</b></p>
<p>Forumun açılış konuşmasını yapan Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, depreme karşı dirençli kentlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Yıldız,  “Göreve geldikten sonra her yerde söyledim; bir belediye başkanının asli hizmetleri arasında çöp, yol, asfalt ne kadar göreviyse, depreme dayanıklı bir kent inşa etmek de o denli önemli bir unsurdur. Bu kadar kıymetli bir hocamızı burada ağırlamaktan dolayı çok mutluyum. Depremin ne zaman ve nerede olacağını bilmiyoruz ama şunu iftiharla söyleyebilirim ki 18 ay gibi bir sürede 14 milyon metrekarelik bir alanda plan çalışması yaptık. Deprem öldürmez, depreme karşı çare bilimdir. Ne yazık ki ihmal öldürür. Umarım depremle yüzleşmeyiz ancak bizler dirençli kentler yapmalıyız. 6 Şubat’ta 11 ilimizde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet diliyorum. Umarım hem yerel hem de merkezi idareler üzerine düşen her şeyi yapar” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Sözbilir: “6 Şubat, Dünyadaki En Büyük Depremlerden Biri”</b></p>
<p>Forumda kapsamlı bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 6 Şubat depremlerinin bilimsel açıdan taşıdığı öneme dikkat çekti. Sözbilir, “Bu deprem, dünyada ‘süper döngü depremi’ olarak tanımlanan çok büyük depremlerden biridir. Yaklaşık 550 kilometrelik fay hattı kırıldı. Bu büyüklük, demiri ve çeliği bile bükebilecek bir enerjiyi ortaya çıkardı” dedi.</p>
<p><b>Sözbilir’den Çiğli Değerlendirmesi</b></p>
<p>Son 25 yılda depremlerin ülke ekonomisine yaklaşık 236 milyar ABD doları zarar verdiğini kaydeden Sözbilir, deprem yönetmeliğinin bu yıl bir kez daha değişeceğini ve İzmir için 200 eylem planı bulunduğunu aktardı. İzmir’de yapı stokunun yüzde 50’sinin eski yönetmeliğe ait olduğunu, yüzde 30’unun ise ruhsatsız ve kaçak olduğunu belirten Sözbilir, kentsel dönüşümün zorunlu olduğunu söyledi. Çiğli ilçesi özelinde değerlendirmelerde bulunan Sözbilir, ilçede doğrudan diri fay hattı bulunmadığını, en yakın aktif fayın Menemen Fayı olduğunu ifade etti. Çiğli’nin zemin yapısının İzmir’in birçok bölgesine göre daha iyi durumda olduğunu, 1999 öncesi yapı oranının yüzde 20’lerde olmasının önemli bir avantaj sağladığını belirtti.</p>
<p><b>“Asıl Hedefimiz Zarar Azaltma Olmalı</b>”</p>
<p>Türkiye’de özellikle 1975–1999 yılları arasında, jeolojik etüt yapılmadan inşa edilen yapıların büyük risk taşıdığını belirten Sözbilir, afet yönetiminde en önemli unsurun deprem öncesi alınacak önlemler olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sözbilir,  “Enkazdan kurtarma konusunda belirli bir deneyime sahibiz. Ancak asıl iyi olmamız gereken konu, zarar azaltma ve afet gelmeden önce önlem almaktır.</p>
<p><b>Ayda Bebek Afet Enstitüsü kuruluyor</b></p>
<p>Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir Deprem Master Planı kapsamında yürütülen çalışmalara değinerek, afetlere karşı daha bilinçli bir toplum oluşturmak amacıyla bir Afet Enstitüsü kurulmasına karar verildiğini açıkladı. Sözbilir, enstitüye 30 Ekim 2020 İzmir depreminde 92 saat sonra enkazdan kurtarılan Ayda Bebeğin adının verileceğini ifade et</p>
<p><b> “Deprem Konutları Hayati Önemde”</b></p>
<p>Deprem konutlarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Sözbilir, kentsel dönüşümün tek başına yeterli olmadığını belirtti. Deprem beklenen bölgelerde sağlam ve güvenli konutlar inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Sözbilir, çürük binalarda yaşayan vatandaşların bu konutlara taşınmasının can kayıplarını önleyeceğini ifade etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciglide-deprem-gercegi-bilimle-konusuldu-611338">Çiğli&#8217;de Deprem Gerçeği Bilimle Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı<strong> </strong>şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları, günümüzde değişen yaşam tarzı, stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik nedeniyle gençleri de tehdit eder hale geldi. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebec</strong>i “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı günümüzde belirgin artış göstermiştir. Bunun altında masum nedenler kadar, hayati riske yol açabilecek kalp kaynaklı ciddi etkenler de yatabildiği için, gereksiz kaygıyı azaltmak ama riskli durumları da kaçırmamak amacıyla doktor muayenesi büyük önem taşımaktadır” diyor. Prof. Dr. Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı kimi zaman masum nedenlerden kaynaklanabilirken, kimi zaman da önemli kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci</strong>, özellikle son yıllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle bu iki sorunun yaygınlaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Son yıllarda hem gençlerde hem de yetişkinlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış dikkat çekiyor. Hastalar çarpıntıyı çoğunlukla “kalbim hızlandı”, “tekli atımlar oluyor”, “göğsümde bir boşluk hissi”, “aniden çarpmaya başlıyor” şeklinde tarif ediyor. Göğüs ağrısı ise sık olarak batma, sıkışma, yanma tarzında; çoğu zaman eforla ilişkisi net olmayan, kısa süreli ve tekrarlayıcı özellikte anlatılıyor. Genç hastalarda bu şikayetlere sıklıkla nefes alamama hissi, baş dönmesi, huzursuzluk ve ölüm korkusu eşlik edebiliyor.”</p>
<p><strong>Modern yaşam tarzı en önemli etkenlerden biri ancak…</strong></p>
<p>Modern yaşam tarzının ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının, bu şikayetlerin artışında başı çektiğini belirten Prof. Dr. Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız hataların başında; yoğun kafein tüketimi, stresi yönetememek, sigara ve tütün ürünleri, uyku bozuklukları, bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri ve takviyeler, burun spreyleri, hareketsizlik, uzun süre ekran karşısında kalma, aşırı tuzlu ya da çok ağır yemekler, ani ve plansız egzersizler, yeterli ısınma yapmadan spora başlamak, hızlı yeme alışkanlığı, gece geç saatlerde yemek yeme geliyor. Özellikle gençlerde, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı olmaksızın hissedilen çarpıntı ve göğüs ağrılarının en sık nedenlerinden birinin de; sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar otonom sinir sistemi dengesini bozarak, kalbin normal ritmini olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya zemin hazırlar.” </p>
<p><strong>Diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar da çok etkili</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cebeci; obezite, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, mide-yemek borusu hastalıkları, akciğer enfeksiyonları, koroner arter hastalığı, diyabet ve tiroit hastalıklarının toplumda sık görülmesinin de, kalp kaynaklı şikayetlerin artmasına yol açtığını vurguluyor. Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı durumunda; olası ritim bozukluğu, yapısal kalp hastalığı veya metabolik nedenlerin ayrıntılı öykü, fiziki muayene ve uygun tetkiklerle mutlaka dışlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cebeci “Her kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı mutlaka ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez. Ancak bu şikayetlerin altında masum etkenler gibi ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı, iki yakınma ayrı ayrı değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse!</strong></p>
<p>Her kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısının kalıcı bir kalp hastalığına yol açmayacağını, ancak altta ciddi bir neden yatıyorsa ve tedavisiz bırakılırsa ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı hayati riske yol açabilecek hastalıkların ilk habercisi de olabilir. Bu nedenle şikayetlerin ciddiye alınması, doğru zamanda doğru değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Örneğin; çarpıntının nedeni tiroit hastalığıysa, hormonal dengesizlik tedavi edildiğinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ancak uzun süre tedavi edilmezse gelişen ritim bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Ayrıca göğüs ağrısı gençlerde sıklıkla kalp dışı nedenlere bağlı olsa da; eforla artıyorsa, baskı ve sıkışma tarzındaysa, kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa, nefes darlığı ve baş dönmesi eşlik ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sonuç olarak; kalp, genç yaşta da sinyal verir. Bu sinyalleri doğru okumak, gelecekte oluşabilecek kalıcı kalp hasarlarını ve hayati riskleri önlemenin en etkili yoludur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltıcı alışkanlıkların geliştirilmesi sağlıklı ve mutlu bir gelecek için temel esaslardır.”</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çarpıntı ve göğüs ağrısına yol açan hatalı alışkanlıklar;</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, </strong>kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein tüketimi </li>
<li>Sigara ve alkol </li>
<li>Düzensiz uyku saatleri</li>
<li>Uzun süre ekran karşısında kalma</li>
<li>Sağlıksız beslenme (Aşırı tuzlu, ağır yemekler, hızlı yemek yeme, gece geç saatlerde yemek yeme vb)</li>
<li>Hareketsiz yaşam</li>
<li>Ani ve plansız egzersizler, uzun süre egzersiz yapmama, yeterli ısınma yapmadan spora başlama</li>
<li>Stresle baş etme yöntemlerinin yetersizliği, sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete</li>
<li>Bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri, bitkisel takviyeler, sporcu destekleri, burun spreyleri</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Dil Felsefesi Buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dil-felsefesi-bulusmasi-610768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’nda bu kez ‘dil felsefesi’, Prof. Dr. Zeki Özcan’ın düşünceleri ışığında tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dil-felsefesi-bulusmasi-610768">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Dil Felsefesi Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’nda bu kez ‘dil felsefesi’, Prof. Dr. Zeki Özcan’ın düşünceleri ışığında tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p>Gerçekleştirdiği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları ile felsefeyi yalnızca akademik bir alan olmaktan çıkararak toplumun her kesimine ulaştıran anlamlı buluşmalara imza atan Osmangazi Belediyesi, ‘Şehrin Kalbinde Felsefe Rüzgarları Esiyor’ mottosundan hareketle dil felsefesi konusunu masaya yatırdı. Şadırvanlı Han’ın tarihi atmosferinde Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Zeki Özcan, 1880’li yıllarda ortaya çıkan dil felsefesinin amacına ve anlamına yönelik düşüncelerini kapsamlı bir şekilde aktardı.</p>
<p>Dil felsefesinin amacının, anlamı, anlaşmayı ve insanlar arası iletişimi iyileştirme hedefiyle dilin analiz edilmesi olduğuna değinen Prof. Dr. Zeki Özcan, “Önceden felsefe, sadece kavramlara dayalı yapılıyordu. Dil felsefesiyle birlikte felsefe artık dilimizde anlamı belirleyen, faktörleri ve anlamı belirsizleştiren, faktörleri belirleyerek daha iyi anlamayı, anlaşmayı ve iyi bir iletişim kurmayı amaçlamaktadır” diye konuştu.</p>
<p>“Kelimeleri Kendi İstediğimiz Gibi Kullanamayız”</p>
<p>Dilin yaşayan bir organizma olarak tanımlayarak, temel ayırt edici özelliğinin de kullanımı olduğunu belirten Prof. Dr. Özcan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dilin kullanımı keyfi değildir, uzlaşımsaldır. Herkes dilin içine doğar ve dilde kullanılan anlamları öğrenir, kullanır. Başka bir deyişle, kavramları, kelimeleri kendi istediğimiz gibi anlayıp, istediğimiz gibi kullanamayız. Zaten dil felsefesinin ayırt edici özelliği buradan gelir. Anlamın psikolojik sübjektif kavramlarla değil, toplumda öğrenilen, kullanılan ifadelerden öğrenileneceğini kabul eder. Dil felsefesine göre insan bir soğan gibidir, soğanın en dış kabuğunda kültür vardır, ikinci kabukta sosyal hayat vardır, üçüncü kabukta psikolojik durumlar vardır. Dil felsefesi, soğanın dış kabuğundaki kültürdeki anlamı, kullanımı, referansları temel alarak insanların nasıl daha iyi bir hayat ortaya koyabilmelerini, düşüncelerini nasıl daha berraklaştırılmaları gerektiğini ifade eder. Düşünce mi dili, dil mi düşünceyi doğurur? Gerçekte dil ve düşünce arasında öncelik sonralık ilişkisi yoktur. Biz bir şeyi düşünmeye başladığımız anda dilimiz vardır, dilimizle ifade ederiz. Dilimizden ayrı düşünce yoktur.”</p>
<p>“İnsanın Düşüncesinin Sınırları Diliyle Kısıtlı”</p>
<p>Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı E. Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hızalan da, Bursa’da son yıllarda yoğun felsefe etkinliklerinin olduğunu belirterek, “Dil felsefesi, felsefenin alt dalı mı, birebir kendisi mi, o kadar önemli. Çünkü dil insanın her şeyi. İnsanın dünyasının, düşüncesinin sınırları diliyle kısıtlı, dili kadar düşünebiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Panelin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Dr. Gürkan Kaya tarafından, moderatör Prof. Dr. İbrahim Hızalan ile konuşmacı Prof. Dr. Zeki Özcan’a teşekkür belgesi verildi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dil-felsefesi-bulusmasi-610768">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Dil Felsefesi Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması&#8217;na başvurular sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/degisik-dogal-tas-tasarim-yarismasina-basvurular-suruyor-609701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 10:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[başvurular]]></category>
		<category><![CDATA[değişik]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Taş]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamında]]></category>
		<category><![CDATA[mimar]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<category><![CDATA[yarışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609701</guid>

					<description><![CDATA[<p>14–17 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek, dünyanın en büyük doğal taş fuarları arasında yer alan Marble İzmir – Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı kapsamında düzenlenen 8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması için başvurular 8 Şubat 2026 tarihine kadar devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/degisik-dogal-tas-tasarim-yarismasina-basvurular-suruyor-609701">Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması&#8217;na başvurular sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>14–17 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek, dünyanın en büyük doğal taş fuarları arasında yer alan Marble İzmir – Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı kapsamında düzenlenen 8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması için başvurular 8 Şubat 2026 tarihine kadar devam ediyor. Alanında Türkiye’nin uluslararası ölçekte düzenlenen tek yarışması olma özelliğini taşıyan Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması, bu yıl da farklı ülkelerden genç yetenekleri İzmir’de bir araya getirerek doğal taşın yaratıcı ve yenilikçi kullanımına sahne olacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 14-17 Nisan 2026 tarihlerinde yapılacak Marble İzmir–Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı kapsamında düzenlenen 8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması için başvurular sürüyor. Akademisyenlerden tasarımcılara ve sektör profesyonellerine kadar birçok önemli ismin yer aldığı jüri tarafından tasarımların değerlendirileceği yarışmaya, 8 Şubat 2026 Pazar gününe kadar başvuru yapılabiliyor. Geçtiğimiz yıl yurt içi ve yurt dışından 892 genç tasarımcının başvurduğu yarışma kapsamında, bu yıl da çeşitli üniversitelerin ilgili bölümlerindeki öğrenciler için tanıtım toplantıları gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Final ve ödül töreni 14 Nisan’da</strong></p>
<p>Başvuruların tamamlanmasının ardından jüri değerlendirme süreci başlayacak ve finale kalan projeler belirlenecek. Yarışmanın finali ve ödül töreni, 14 Nisan 2026 tarihinde Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilecek. Finale kalan tasarımlar, fuar süresince sergilenerek sektör temsilcileri ve ziyaretçilerle buluşacak.</p>
<p>Bu yıl, yarışma kapsamında, 550 bin TL’yi aşan miktarda ödüller dağıtılacak. Birinciye 200 bin TL, ikinciye 130 bin TL, üçüncüye ise 65 bin TL para ödülü verilecek. Ayrıca Ege İhracatçı Birlikleri Özel ödülü, firma özel ödülleri, tasarım tescil desteği, yazılım ödülü, tatil ödülü, üretim ve staj imkanları ile yurt dışı katılımcılara yönelik özel ödüller de yarışma kapsamında yer alacak. Yarışmaya en çok öğrencinin başvuru yaptığı üniversiteye ise 3D yazıcı hediye edilecek.</p>
<p><strong>Üretime dönüşebilir nitelikte olması gerekiyor</strong></p>
<p>Yarışma, katma değeri yüksek ürünlerin ortaya çıkmasını, doğal taş sektörünün uluslararası piyasada rekabet gücünün artırılmasını ve genç tasarımcıların teşvik edilmesini hedefliyor. </p>
<p>Üniversitelerin mimarlık, mühendislik, mimarlık ve tasarım, sanat ve tasarım, güzel sanatlar ve tasarım fakültelerinin lisans bölümleri ile üniversitelerin tasarımla ilgili diğer lisans ve ön lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin katılımına açık düzenleniyor. Yüksek lisans ve doktora eğitimi gören adaylar da yarışmaya başvurabiliyor. </p>
<p>Katılımcılar, mevcut doğal taşlar ya da doğal taş artıklarını kullanarak geliştirecekleri projelerle yarışmaya başvurabiliyor. Dekoratif ev eşyaları ile tekil mobilya tasarımlarının yanı sıra ev ve ofis kullanımına yönelik katma değeri yüksek ürünler ile lavabo ve küvet gibi tasarımlar da yarışma kapsamında değerlendiriliyor. Tasarımların yalnızca fikir aşamasında kalmayıp üretime dönüşebilir nitelikte olması önem taşıyor.</p>
<p><strong>Jüride kimler var?</strong></p>
<p>Yarışmanın değerlendirme süreci; akademi, tasarım dünyası ve sektörün deneyimli isimlerinden oluşan jüri tarafından yürütülecek. Jüri Onur Konuğu olarak akademisyen ve sektör temsilcisi Prof. Önder Küçükerman’ın yer aldığı jüride; Dr. Öğr. Üyesi A. Can Özcan, Endüstriyel Tasarımcı Adnan Serbest, Endüstriyel Tasarımcı Ahmet Toplu, İç Mimar Atilla Kuzu, Doç. Dr. Ayşem G. Başar, Dr. Öğr. Üyesi Elif Kocabıyık, İç Mimar Esra Kazmirci, Prof. Dr. Çiğdem Kaya, Prof. Dr. Faruk Çalapkulu, Mimar Gökhan Karakuş, Prof. Dr. Ilia Palaguta, Prof. Dr. M. Lütfi Hidayetoğlu, Prof. Dr. Marinella Ferrara, Prof. Dr. Michal Stefanovski, sektör temsilcisi Oben İnceler, Mimar Öznur Turak Eke, sektör temsilcisi Remzi Boncuk, Prof. Dr. S. Meltem Özkaraman Şen, Doç. Dr. Selçuk Demirci, Prof. Dr. Serkan Güneş ve İç Mimar Yeşim Kozanlı bulunuyor.<br />8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’na ilişkin başvuru koşulları, yarışma takvimi ve detaylı bilgiler degisiktasarimyarismasi.com adresinde yer alırken yarışma başvuruları da yine aynı web sitesi üzerinden online olarak gerçekleştiriliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/degisik-dogal-tas-tasarim-yarismasina-basvurular-suruyor-609701">Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması&#8217;na başvurular sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şizofrenide nüksler Abu Dabi&#8217;de ele alındı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sizofrenide-nuksler-abu-dabide-ele-alindi-608837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 08:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[abu]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[dabi]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[nüksler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şizofrenide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, Abu Dabi’de devlete bağlı en büyük ruh sağlığı yapılanmalarından biri olan SAKINA Grup tarafından düzenlenen “Şizofrenide Sık Görülen Nüksler ve Olumsuz Belirtilerin Ele Alınması” başlıklı panele davetli konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sizofrenide-nuksler-abu-dabide-ele-alindi-608837">Şizofrenide nüksler Abu Dabi&#8217;de ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, Abu Dabi’de devlete bağlı en büyük ruh sağlığı yapılanmalarından biri olan SAKINA Grup tarafından düzenlenen “Şizofrenide Sık Görülen Nüksler ve Olumsuz Belirtilerin Ele Alınması” başlıklı panele davetli konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Dilbaz Abu Dabi’de klinik deneyimlerini paylaştı!</strong></p>
<p>Abu Dabi’de kamuya bağlı ruh sağlığı hizmetlerini yürüten SAKINA Grup bünyesinde görev yapan yaklaşık 100 psikiyatrist bulunuyor. Prof. Dr. Dilbaz, bu yapı içerisinde görev yapan ruh sağlığı uzmanlarına, şizofrenide nüks (relapse) önleme yaklaşımları, güncel tedavi yöntemleri ve klinik deneyim paylaşımı konularında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>Panelin aynı zamanda karşılıklı bir bilgi ve deneyim paylaşımı niteliği taşıdığını belirten Prof. Dr. Dilbaz, Abu Dabi’deki ruh sağlığı sisteminin güçlü yönlerine de dikkat çekti. Bölgede çok sayıda psikiyatristin konsültan olarak çalıştığını ve rehabilitasyon hizmetlerini de kapsayan büyük ölçekli bağımlılık merkezlerinin bulunduğunu ifade etti. Özellikle şizofreni ve bağımlılık alanındaki klinik deneyimlerine ilgi gösterildiğini aktaran Prof. Dr. Dilbaz, Türkiye’de uygulanan bütüncül tedavi ve iş birliği modelleri hakkında da bilgi verdi.</p>
<p><strong>İş birliği ilerleyebilir…</strong></p>
<p>Bağımlılık alanında olası iş birliklerinin de gündeme geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Dilbaz, “Burada yürüttüğümüz tedavi süreçleri ve disiplinler arası iş birliği modelleri hakkında sorular yöneltildi. Önümüzdeki dönemde bu temasların somut iş birliklerine dönüşmesini umut ediyoruz.” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sizofrenide-nuksler-abu-dabide-ele-alindi-608837">Şizofrenide nüksler Abu Dabi&#8217;de ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinin disiplinlerarası karbon yakalama projesine TÜBİTAK desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-disiplinlerarasi-karbon-yakalama-projesine-tubitak-destegi-608793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 07:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplinlerarası]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesine]]></category>
		<category><![CDATA[tübi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinin]]></category>
		<category><![CDATA[yakalama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Andiç Çakır yürütücülüğünde gerçekleştirilen  “Doğrudan CO₂ Yakalayan Bakteri Bazlı Kaplama ile İyileştirilmiş Geopolimer Beton ve Yakalanan CO₂ Ölçüm Cihazı Tasarımı” başlıklı proje, TÜBİTAK 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-disiplinlerarasi-karbon-yakalama-projesine-tubitak-destegi-608793">Ege Üniversitesinin disiplinlerarası karbon yakalama projesine TÜBİTAK desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Andiç Çakır yürütücülüğünde gerçekleştirilen  “Doğrudan CO₂ Yakalayan Bakteri Bazlı Kaplama ile İyileştirilmiş Geopolimer Beton ve Yakalanan CO₂ Ölçüm Cihazı Tasarımı” başlıklı proje, TÜBİTAK 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Disiplinlerarası bir yaklaşımla hazırlanan proje, farklı disiplinlerin uzmanlık alanlarını bir araya getirerek karbondioksit emisyonlarıyla mücadeleye yönelik yenilikçi çözümler üretmeyi hedefliyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı,</span></span> <span><span>sürdürülebilirlik ve çevre dostu projeyi hayata geçirerek TÜBİTAK’tan destek alan Prof. Dr. Özge Andiç Çakır ve ekini tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“Avrupa Yeşil Mutabakatı ve İklim Hedefleriyle Tam Uyum”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özge Andiç Çakır, “Proje kapsamında, doğrudan havadan karbondioksit yakalayabilen sürdürülebilir bir kaplama teknolojisi kullanılarak hem geopolimer beton hem de geleneksel Portland çimentosu betonu geliştirilecek. Proje bünyesinde tasarlanacak olan yerli ve özgün prototip cihaz sayesinde, elde edilecek veriler bilimsel olarak değerlendirilecek ve malzemelerin çevresel etkileri karşılaştırmalı olarak analiz edilebilecek. Tamamen yerli Ar-Ge imkânlarıyla geliştirilecek olan proje çıktıları, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin “karbon nötr” hedefleriyle tam uyum gösteriyor. Sürdürülebilir ve düşük karbonlu yapı malzemelerinin geliştirilmesine büyük katkı sağlaması beklenen projenin sonuçları, inşaat sektöründe karbon emisyonlarının azaltılması ve karbon yakalama teknolojilerinin yaygınlaştırılması açısından stratejik öneme sahip. Projenin ilerleyen aşamalarında elde edilen çıktıların ticarileşme potansiyeli ile ülke ekonomisine de katma değer sağlaması hedefleniyor” dedi</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“Ulusal ölçekte çevresel ve teknolojik kazanımlar sağlanacak”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje, farklı bilim dallarının uzmanlık alanlarını karbondioksit emisyonlarıyla mücadele ortak paydasında buluşturuyor. Prof. Dr. Özge Andiç Çakır’ın yürütücüsü olduğu projede; Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ataç Uzel ve Fizik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Metin Bilge araştırmacı olarak yer alıyor. Akademik bilgi üretiminin yanı sıra ulusal ölçekte çevresel ve teknolojik kazanımlar sağlamayı hedefleyen çalışma, aynı zamanda proje bursiyeri İnşaat Mühendisi Mehmet Kara’nın doktora tezi kapsamında yürütülüyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-disiplinlerarasi-karbon-yakalama-projesine-tubitak-destegi-608793">Ege Üniversitesinin disiplinlerarası karbon yakalama projesine TÜBİTAK desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşsizlik Tartışması Düşündürüyor: Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/issizlik-tartismasi-dusunduruyor-artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-608604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[diplomasından]]></category>
		<category><![CDATA[durman]]></category>
		<category><![CDATA[düşündürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mehmet Durman: “Diploma bir sonuçtur. Asıl mesele, üniversitenin gençlere nasıl bir düşünce biçimi kazandırdığıdır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/issizlik-tartismasi-dusunduruyor-artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-608604">İşsizlik Tartışması Düşündürüyor: Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Mehmet Durman: “Diploma bir sonuçtur. Asıl mesele, üniversitenin gençlere nasıl bir düşünce biçimi kazandırdığıdır.”</p>
<p>Üniversite diplomasının giderek değer kaybettiği yönündeki tartışmalar, artan işsizlikle birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, bu tartışmanın yalnızca “iş bulma” ekseninde yürütülmesini eksik buluyor.</p>
<p>Durman’a göre mesele, diplomanın varlığından çok, üniversitenin bireyi değişen dünyaya nasıl hazırladığıyla ilgili. Üniversitenin temel işlevinin, öğrenciyi sürekli dönüşen koşullara uyum sağlayabilecek bir düşünme ve öğrenme becerisiyle donatmak olduğunu vurgulayan Durman, diplomanın bu sürecin yalnızca bir çıktısı olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Geleceğin Güvencesi: Kendini Güncelleyebilmek</strong></p>
<p>Birkaç yıl öncesine kadar “geleceğin garantili mesleği” olarak görülen pek çok alanın bugün dönüşüm geçirmesi, diplomanın ötesinde yetkinliklerin önemini artırıyor. Prof. Dr. Durman’a göre asıl belirleyici olan, tek bir meslek bilgisine sahip olmak değil; kendini yenileyebilme ve öğrenmeye devam edebilme kapasitesi.</p>
<p>Prof. Dr. Durman, şu değerlendirmeyi yapıyor:</p>
<p>“Bir dönem belirli teknik beceriler, tek başına güçlü bir gelecek vaadi olarak görülüyordu. Ancak bugün bilgiye erişim hızlandı, araçlar çeşitlendi ve teknoloji birçok alanda insan emeğinin sınırlarını dönüştürüyor. Bu tablo, tek bir beceriye ya da mesleğe yaslanmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Kalıcı olan, bireyin değişen koşullara uyum sağlayabilme ve kendini sürekli yenileyebilme kapasitesidir. Geleceğin iş dünyasında ‘tek meslek’ anlayışı, yerini birden fazla alanda düşünebilen ve kendini yeniden konumlandırabilen bireylere bırakıyor.”</p>
<p><strong>Üniversite Gençleri Neye Hazırlamalı?</strong></p>
<p>Üniversite eğitiminin yalnızca sınıflarla ve ders programlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, eğitimin doğasına ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:</p>
<p>“Hayat tek disiplinli değil. Üniversite de öyle olmamalı. Öğrenci, dersin dışına çıkmalı; araştırmayla, üretimle, gerçek problemlerle karşılaşmalı. Mezuniyet, devam eden bir sürecin bir aşamasıdır.”</p>
<p><strong>Üniversite Tercihi Artık Nasıl Yapılmalı?</strong></p>
<p>Üniversite diploması etrafında yürüyen tartışmaların aday öğrenciler ve veliler için kaygı verici olmasının doğal olduğunu söyleyen Prof. Dr. Durman, çözümün üniversite eğitiminden vazgeçmek değil, üniversiteyi doğru yerden tanımlamak olduğunu belirtiyor:</p>
<p>“Bugün gençler için en büyük güvence, sadece diplomaya sahip olmak değil; düşünebilen, üretebilen ve gerektiğinde kendini yeniden inşa edebilen, farklı koşullara göre yön değiştirebilen bireyler olarak yetişmektir. Bu nedenle üniversite tercihi, yalnızca puan ve bölüm üzerinden değil, sunulan eğitim anlayışı üzerinden yapılmalıdır.”</p>
<p><strong>Veliler ve Gençler Aynı Soruyla Karşı Karşıya</strong></p>
<p>Velilerin çocuklarının geleceğine dair kaygılarının anlaşılır olduğunu ifade eden Durman, bugünün dünyasında güvence kavramının da değiştiğine dikkat çekiyor:</p>
<p>“Artık tek bir diplomayla ömür boyu güvende olmak mümkün değil. Ama öğrenmeye açık, kendini geliştirebilen ve değişime uyum sağlayabilen bireyler her koşulda ayakta kalabilir.”</p>
<p>Gençlere ise üniversite tercihi yaparken şu soruyu sormalarını öneriyor: “Bu üniversite bana ne kazandıracak değil; beni nasıl bir insan yapacak?”</p>
<p><strong>Bir Kriz Değil, Dönüşüm Süreci</strong></p>
<p>Üniversite diplomasının değeri üzerine yürüyen tartışmayı bir krizden çok, yükseköğretimi yeniden düşünme çağrısı olarak değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, üniversitelerin açık ve dürüst bir dil kullanması gerektiğini söylüyor:</p>
<p>“Nicelikten çok niteliği önceleyen, gençleri geleceğe hazırlayan bir anlayış olması önemlidir. Bir üniversitenin değeri, verdiği diplomadan çok, yetiştirdiği insanla ölçülmelidir.”</p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/issizlik-tartismasi-dusunduruyor-artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-608604">İşsizlik Tartışması Düşündürüyor: Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu proje ile meme kanseri tedavisinde güvenli, etkin ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-meme-kanseri-tedavisinde-guvenli-etkin-ve-kisisellestirilmis-yaklasimlar-gelistirilecek-608529</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselleştirilmiş]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Müftüler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Uygulamalar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fazilet Zümrüt Biber Müftüler’in yürütücülüğünü yaptığı “HER2-Pozitif Meme Kanserine Teranöstik Yaklaşımlar: ¹⁵⁵/¹⁶¹Tb-DOTA-Antikor Çifti ve Preklinik Değerlendirmeler” başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-meme-kanseri-tedavisinde-guvenli-etkin-ve-kisisellestirilmis-yaklasimlar-gelistirilecek-608529">Bu proje ile meme kanseri tedavisinde güvenli, etkin ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Uygulamalar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fazilet Zümrüt Biber Müftüler’in yürütücülüğünü yaptığı </span><span><span>“HER2-Pozitif Meme Kanserine Teranöstik Yaklaşımlar: ¹⁵⁵/¹⁶¹Tb-DOTA-Antikor Çifti ve Preklinik Değerlendirmeler” </span></span><span>başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje ile HER2 pozitif meme kanserinde hedefe yönelik tanı ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Proje, Amerika Birleşik Devletleri Alabama Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Bölümünden</span><span><span> Prof. Dr. Suzanne Lapi’nin </span></span><span>de yer aldığı uluslararası bir iş birliği ile Ege Bölgesi’ndeki çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin katkılarıyla yürütülecek.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, projesi TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenmeye uygun görülen </span><span><span>Prof. Dr. Zümrüt Müftüler ve ekibini tebrik ederek başarılarının devamını diledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Projenin amaçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan proje yürütücüsü</span><span><span> Prof. Dr. Zümrüt Müftüler</span></span><span>, meme kanserinin kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu ve</span><span><span> HER2 reseptörünün aşırı ekspresyonunun</span></span><span>, tümörlerin daha agresif bir biyolojik davranış sergilemesine yol açtığını vurguladı. Prof. Dr. Müftüler, HER2’yi hedefleyen monoklonal antikor temelli yaklaşımların klinik uygulamalarda yüksek özgüllük sağladığını, ancak bireysel tedavi yanıtlarındaki farklılıklar ve sistemik yan etkilerin halen önemli bir sorun teşkil ettiğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“Sağlıklı dokular radyasyondan korunacak”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Müftüler, “Bu proje kapsamında,</span><span><span> HER2 hedefli bir monoklonal antikor</span></span><span>, teranostik özelliklere sahip</span><span><span> Terbiyum-155 ve Terbiyum-161 </span></span><span>radyonüklidleri ile işaretlenerek hem tanı hem de tedavi amacıyla kullanılabilecek yenilikçi radyofarmasötiklerin geliştirilmesi hedefleniyor. Teranostik çift yaklaşımı sayesinde, tümör dokusuna özgü görüntüleme yapılması, tedavi etkinliğinin optimize edilmesi ve sağlıklı dokuların radyasyon maruziyetinin azaltılması amaçlanıyor. Proje süresince gerçekleştirilecek radyoişaretleme ve kalite kontrol çalışmalarının ardından, geliştirilen Terbiyum radyoizotopları ile işaretli bileşiklerin biyolojik etkinliği HER2 pozitif ve negatif meme kanseri hücre hatları üzerinde</span><span><span> in vitro </span></span><span>olarak değerlendirilecek.</span><span><span> In vivo </span></span><span>çalışmalarda ise deneysel tümör modelleri kullanılarak sintigrafik görüntüleme, biyodağılım, internal dozimetri ve tedavi etkinliği analizleri gerçekleştirilecek. Tedavi sonrası tümör yanıtları, hem görüntüleme yöntemleri hem de histopatolojik değerlendirmelerle incelenecek” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Müftüler, projenin HER2 hedefli teranostik radyofarmasötiklerin geliştirilmesine yönelik literatürde önemli bir boşluğu dolduracağını belirterek, “Bu proje, meme kanseri tedavisinde daha güvenli, etkin ve kişiselleştirilmiş yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Elde edilecek sonuçların hem ulusal hem de uluslararası bilimsel literatüre ve ülkemizin nükleer tıp ve radyofarmasötik alanındaki bilimsel birikimine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-meme-kanseri-tedavisinde-guvenli-etkin-ve-kisisellestirilmis-yaklasimlar-gelistirilecek-608529">Bu proje ile meme kanseri tedavisinde güvenli, etkin ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dalak Cerrahisi Sempozyumu, alanında uzman hekimleri bir araya getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dalak-cerrahisi-sempozyumu-alaninda-uzman-hekimleri-bir-araya-getirdi-608158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[dalak]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608158</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Cerrahi Günleri’nin altıncısı, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü “Dalak Cerrahisi Sempozyumu” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dalak-cerrahisi-sempozyumu-alaninda-uzman-hekimleri-bir-araya-getirdi-608158">Dalak Cerrahisi Sempozyumu, alanında uzman hekimleri bir araya getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Cerrahi Günleri’nin altıncısı, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü “Dalak Cerrahisi Sempozyumu” başlığıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de dalak cerrahisine özel olarak düzenlenen ilk kapsamlı bilimsel toplantı olma özelliğini taşıyan sempozyum, nadir görülmesine rağmen klinik açıdan hayati öneme sahip dalak hastalıklarının güncel cerrahi yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmasını amaçladı.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleşen Dalak Cerrahisi Sempozyumu, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın’ın açılış konuşması ile başladı.<br />Sempozyum moderatörlüğünü Prof. Dr. Günay Gürleyik ve Prof. Dr. Cüneyt Kayaalp’in üstlendiği sempozyum, genel cerrahi alanında uzun yıllardır klinik ve akademik çalışmalarıyla mesleğe yön veren öncü hocaları ve uzman hekimleri bir araya getirdi. <br />Dalak hastalıklarının multidisipliner yapısına dikkat çekildi<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karagül, sempozyumla ilgili şu bilgileri verdi:<br />“Türkiye’nin farklı üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile şehir hastanelerinden katılım sağlanan toplantıda, dalak patolojilerine yönelik bilgi ve deneyim paylaşımı üst düzey bir bilimsel ortamda gerçekleştirildi. Ayrıca dalak hastalıklarının multidisipliner yapısına dikkat çekmek amacıyla hematoloji alanından katılımcılar da sempozyum programında yer alarak, cerrahi karar süreçlerine farklı bir perspektif sundu.<br />İleri düzey ve nadir uygulamalar ele alındı<br />Bilimsel program kapsamında; dalak apseleri, dalak travmaları, kanama ve iskemi tabloları, aksesuar dalaklar, parsiyel splenektomi, laparoskopik ve minimal invaziv splenektomi teknikleri ayrıntılı biçimde tartışıldı. Bunun yanı sıra, karaciğer nakli cerrahisinde splenik arterin kullanımı gibi ileri düzey ve nadir uygulamalar, literatürde sınırlı sayıda yer alan örnekler eşliğinde ele alınarak sempozyuma özgün bir bilimsel derinlik kazandırdı. Dalak korunmasına yönelik yaklaşımlar, güncel klinik veriler ışığında katılımcılarla paylaşıldı.”<br />Prof. Dr. Servet Karagül, İstanbul Atlas Üniversitesi’nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu sempozyumun farklı merkezler arasında akademik etkileşimi güçlendirirken, gelecekte yapılacak çok merkezli bilimsel çalışmalar için de önemli bir zemin oluşturduğunu sözlerine ekledi. <br /> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dalak-cerrahisi-sempozyumu-alaninda-uzman-hekimleri-bir-araya-getirdi-608158">Dalak Cerrahisi Sempozyumu, alanında uzman hekimleri bir araya getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite ile iş dünyası güçlerini birleştirmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ile-is-dunyasi-guclerini-birlestirmeli-607728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 09:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[atlas]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[birleştirmeli]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[güçlerini]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rektör ve İş İnsanı Ortak Platformu (RİOP) kahvaltısı, İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ile-is-dunyasi-guclerini-birlestirmeli-607728">Üniversite ile iş dünyası güçlerini birleştirmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rektör ve İş İnsanı Ortak Platformu (RİOP) kahvaltısı, İstanbul Atlas Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Üniversite ile iş dünyasının güçlerini birleştirmesi gerektiğini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, akademinin bilgi birikimi ile iş dünyasının deneyim ve kaynaklarının bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti. Akademik bilginin sahada karşılık bulabilmesinin iş dünyasıyla kurulan güçlü ve sürdürülebilir iş birlikleriyle mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bu nedenle üniversite–iş dünyası etkileşimi bugün bir tercih değil, stratejik bir gerekliliktir” dedi.  Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin’in de aralarında bulunduğu rektörler ve iş insanları, üniversite ile iş dünyası arasında iş birliğinin önemini vurgulayarak topluma sağlayacağı katkı ve faydaları ele aldı.<br />Rektör ve İş İnsanı Ortak Platformu (RİOP) kahvaltısı, İstanbul Atlas Üniversitesi Atlas Vadi Kampüs Creative Lab’da gerçekleşti. İstanbul ve farklı şehirlerdeki üniversitelerden rektörler ve iş insanları bir araya gelerek üniversite, sanayi ve iş dünyası iş birliği hakkında yapılması gerekenlerle ilgili görüş alışverişinde bulundu. RİOP Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çelik ve RİOP yönetiminin de katıldığı buluşmada üniversite–iş dünyası iş birliğini güçlendirme, karşılıklı fikir alışverişinde bulunma ve ortak projelere zemin hazırlama konuları ele alındı.<br />Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Üniversiteler sektörün ihtiyaçlarına yanıt vermeli”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, bu buluşmanın üniversite ile iş dünyası arasındaki etkileşimin artırılması, sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesi ve yeni proje fırsatlarının değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Üniversiteler olarak sektörün ihtiyaçlarına cevap vermek gerektiğini belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Rektör ve İş İnsanı Ortak Platformunun (RİOP) bu anlamda önemli katkılar sunacağına inandıklarını söyledi.<br />Üniversite-iş dünyası etkileşimi, stratejik bir gereklilik<br />Üniversitelerin artık yalnızca bilgi üreten yapılar değil; ürettiği bilgiyi toplumsal faydaya, katma değere ve gerçek hayata dönüştürmekle sorumlu kurumlar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Akademik bilginin sahada karşılık bulabilmesi ise iş dünyasıyla kurulan güçlü ve sürdürülebilir iş birlikleriyle mümkündür. Bu nedenle üniversite–iş dünyası etkileşimi bugün bir tercih değil, stratejik bir gerekliliktir. Rektör–İş İnsanı Ortak Platformu da tam bu noktada çok kıymetli bir misyon üstlenmektedir. Üniversiteler ile sanayi ve iş dünyası arasında kalıcı ve nitelikli iş birlikleri kurarak, ülkemizin inovasyon, teknoloji ve bilgi temelli kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşım; yalnızca ekonomik büyümeyi değil, nitelikli insan kaynağını ve toplumsal dönüşümü de merkeze alan bütüncül bir vizyonu temsil etmektedir” diye konuştu.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektör Başdanışmanı Prof. Dr. Şenay Yalçın, YÖK’ün bir süre önce açıkladığı müfredat farklılığı uygulamasında eğitim ve sanayi iş birliğinin öne çıkacağını söyledi. Prof. Dr. Şenay Yalçın, İstanbul’da iş dünyası ile üniversiteler arasında iş birliğinin başlatılarak bunun diğer illerde de yaygınlaştırılabileceğini söyledi. <br />Prof. Dr. Emre Alkin: “RİOP’la ortak aklın oluşturulması önemli”<br />Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, güncel gelişmeleri de değerlendirdiği konuşmasında RİOP olarak ülkenin içinde bulunduğu şartların düşünülerek çözüm aranması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Emre Alkin, “RİOP sayesinde hem akademi hem de iş dünyası bir araya gelerek bilgi ve tecrübelerini paylaşacak. İş dünyası ile akademi arasında aksayan ne varsa onun bulunup ortaya çıkarılması RİOP’un görevlerinden biridir. Bununla beraber bir araya gelinerek sorunların ortaya konulması, tecrübeli ve bilgili insanların ‘Biz aslında bunu böyle çözebiliriz’ diyerek fikirleri bir platformda ortak aklı oluşturması önemli. Ortak akıl herkesin aynı fikirde olması demek değil. Ortak akıl birbirinden farklı fikirlerin bir araya gelip çoğunluğun kabul edeceği bir çözüm önerisine doğru ulaşmasıdır” dedi.<br />Dr. Hakan Çınar: “İş dünyası ile akademi daha fazla entegre olmalı”<br />Rektör ve İş İnsanı Ortak Platformu (RİOP) Başkan Yardımcısı Dr. Hakan Çınar, ülkemizde olduğu gibi dünyada da iş dünyası ile akademinin nasıl kesiştiği ve nasıl entegre edileceği konusunun tartışıldığını belirterek iş dünyası ile akademinin daha fazla iç içe ve entegre olması gerektiğini söyledi. Dr. Hakan Çınar, ”Üniversitelerin iş dünyasına yönelik olarak daha hazırlıklı öğrenciler yetiştirmesi, staj imkanları elde etmiş ya da sahayı biraz daha yakından tanıyan öğrenciler yetiştirme gayretini RİOP çatısı altında gerçekleştirmeye gayret ediyoruz. Bu buluşmayı da somut önerileri dinlemek için gerçekleştiriyoruz. Türkiye Avrupa ile kıyaslandığında genç bir nüfusa sahip. Bu genç nüfusun gelecekte iş dünyasında daha doğru yerlere, mesleklere ve işlere daha hazır bir biçimde gelmesini sağlamak maksadıyla bu platformlardan çıkan çıktılar önemli katkı sağlayacak” dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ile-is-dunyasi-guclerini-birlestirmeli-607728">Üniversite ile iş dünyası güçlerini birleştirmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;den zeytin sineğiyle mücadeleye yönelik TÜBİTAK projesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/euden-zeytin-sinegiyle-mucadeleye-yonelik-tubitak-projesi-607474</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mücadeleye]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sineğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tübi]]></category>
		<category><![CDATA[turanlı]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) tarımsal üretimde sürdürülebilir ve çevre dostu mücadele yöntemlerine katkı sunacak yeni bir projeye daha imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euden-zeytin-sinegiyle-mucadeleye-yonelik-tubitak-projesi-607474">EÜ&#8217;den zeytin sineğiyle mücadeleye yönelik TÜBİTAK projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) tarımsal üretimde sürdürülebilir ve çevre dostu mücadele yöntemlerine katkı sunacak yeni bir projeye daha imza attı. EÜ Ziraat Fakültesi Entomoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferit Turanlı’nın yürütücülüğünü üstlendiği “Zeytin Meyvesi Uçucu Organik Bileşiklerinin Zeytin Sineğiyle (<i>Bactrocera oleae</i>) Mücadelede Kullanım Olanaklarının Araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK ARDEB 1001  Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü ile Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü iş birliğinde yürütülecek olan proje, Türkiye’nin stratejik 2028 vizyonunda yer alan ‘temiz çevre, sağlıklı birey, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir tarım’ hedefleriyle uyumlu çıktılar üretmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversitemizin tarım ve çevre odaklı bilimsel araştırmalardaki güçlü birikimini yansıtan projeyi hayata geçiren Prof. Dr. Ferit Turanlı hocamızı ve proje ekibinde yer alan araştırmacıları kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ferit Turanlı, “Bu proje, zeytin meyvesi tarafından salındığı belirlenen uçucu organik bileşiklerin zeytinin en önemli zararlısı ‘<i>Bactrocera oleae</i>’ dişi bireyleri üzerinde gösterdiği elektrofizyolojik, davranışsal ve biyolojik etkinliğin ortaya konulması amacıyla hazırlanmıştır. Proje ile Zeytin Sineği ile mücadelede kullanılabilecek nitelikteki uçucu organik bileşikler dünyada ilk defa tanımlanmış olacaktır. Bu çalışma ile tarım ilaçlarına alternatif biyoteknik mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi için gerekli alet ve ekipman altyapısına katkı sunmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda bu alandaki bilgi birikiminin artırılmasını ve bu konularda çalışacak genç araştırmacıların yetiştirilmesini hedefliyoruz. Elde edilecek çıktılar, diğer tarımsal zararlılarla mücadelede kullanılabilecek çevre dostu yöntemlerin geliştirilmesi için de yeni bir ufuk açacaktır. Projenin başarıyla tamamlanması ve gerekli altyapının oluşturulmasıyla birlikte ülkemizin, böceklerin izlenmesi ve mücadelesinde kullanılan uçucu organik bileşiklerin üreticisi konumuna gelmesi mümkün olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>Yürütücülüğünü Prof. Dr. Ferit Turanlı’nın yaptığı projede; Dr. Erkan Yılmaz, Doç. Dr. Firdevs Ersin Türkelli, Dr. Tevfik Turanlı ve Zir. Yük. Mühendisi Mustafa Hakan Balcı araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euden-zeytin-sinegiyle-mucadeleye-yonelik-tubitak-projesi-607474">EÜ&#8217;den zeytin sineğiyle mücadeleye yönelik TÜBİTAK projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yıllar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda genellikle “titreme hastalığı” olarak bilinen Parkinson hastalığı, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136">Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda genellikle “titreme hastalığı” olarak bilinen Parkinson hastalığı, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen</strong> “Parkinson hastalığı titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertleşme ve denge sorunları gibi belirtilerle seyreder. Son yıllarda yapılan gözlemler, tanısı genellikle <strong>50–55 yaş civarında</strong> konulan hastalığın daha genç yaşlarda da ortaya çıktığını göstermektedir” diyor. Sevindirici olan gelişmenin ise; tıp teknolojisindeki hızlı gelişmelerle hastalığın cerrahi tedavisinde daha esnek yaklaşımlar uygulanabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kertmen, ileri teknoloji döneminin getirdiği yenilikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Beyinde hücre yıkımıyla ilerleyen ve Alzheimer’dan sonra görülme sıklığında ikinci sırada yer alan Parkinson hastalığı günümüzde artık genç yaşlarda da kapıyı çalabiliyor. Bu durumun ‘erken başlangıçlı Parkinson hastalığı’ olarak tanımlandığını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen</strong> “Günümüzde Parkinson hastalarının yaklaşık yüzde <strong>5–10’unda hastalık 40 yaşından önce</strong> başladığı görülmektedir. Erken yaşta Parkinson hastalığında genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Ayrıca <strong>bazı tarım ilaçları, ağır metallere maruz kalma ve hava kirliliği gibi çevresel etkenler</strong> de hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilmektedir” diyor.</p>
<p><strong>Günümüzde daha erken tanı konulabiliyor</strong></p>
<p>Son yıllarda tıp teknolojisinin gelişmesi ve toplumsal farkındalığın artmasıyla hastalığa daha erken ve daha doğru tanı konulabildiğini <strong>söyleyen Prof. Dr. Kertmen “</strong>Parkinson’un ilk ve en önemli tedavisi <strong>ilaç tedavisidir</strong>. Hastalığın ilk yıllarında özellikle dopamin içeren ilaçlar, genellikle çok iyi sonuç verdiği için halk arasında <strong>“balayı dönemi”</strong> olarak adlandırılır. Ancak zamanla ilaçların etki süresi kısalır; gün içinde daha sık ilaç alma ihtiyacı doğar. Bazı hastalarda ilaçlara bağlı istem dışı aşırı hareketler ortaya çıkabilir, doz sonu kötüleşmeleri yaşanabilir ve yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulur. Bu durumlarda, titremesi kontrol altına alınamayan hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelir” diyor. </p>
<p><strong>Temel hedef, başkalarına bağımlılığı azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin (beyin pili) her hastaya, hemen uygulanan bir yöntem olmadığını, uygun hastalarda cerrahinin daha erken dönemde uygulanmasının ise çok büyük faydalar sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Kertmen şöyle konuşuyor: “Böylece hastanın başkalarına bağımlılığı azalır ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artar. Hastaların büyük bölümünde ilaç ihtiyacı azalırken, bazılarında hiç gerek kalmaz. Tedavi süreci, hastanın klinik durumuna göre yeniden düzenlenir. Cerrahi sonrası düzenli kontroller, pil ayarlarının yapılması ve egzersiz ile fizik tedavinin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi durumunda ise hastanın kendi yemeğini yiyebilmesi, düğmesini ilikleyebilmesi ve daha güvenli yürüyebilmesi gibi becerilerin kazanımıyla bağımsız bir yaşam sürmesi mümkün olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Beyin pili için artık uzun yıllar beklemek gerekmiyor</strong></p>
<p>Eskiden geçerli olan “beyin pili için mutlaka yıllarca beklemek gerekir” anlayışının günümüzde yerini hastaya özel ve bilimsel verilere dayanan daha esnek bir yaklaşıma bıraktığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen “Tanının net konulması ve ilaçlardan sağlanan faydanın azalması durumunda, uygun hastalarda beyin pili ameliyatı için artık yıllarca beklemek gerekmiyor. Ancak ameliyat kararı; nöroloji ve beyin cerrahisi başta olmak üzere deneyimli bir ekip tarafından, hastanın genel durumu, zihinsel ve psikolojik özellikleri de göz önünde bulundurularak verilmelidir. Buradaki temel amaç; acele etmek değil, hastaya en fazla faydayı sağlayacak doğru zamanı yakalamaktır” diyor.</p>
<p><strong>Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</strong></p>
<p>Parkinson hastalığının cerrahi tedavisinde son yıllarda önemli teknolojik ilerlemeler sayesinde, özellikle beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu) uygulamalarının, geçmişe kıyasla hem daha hassas hem de hastaya özel çözümler sunabilir hale geldiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kertmen 5 önemli yeniliği şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Günümüzde kullanılan yönlendirilebilir elektrotlar sayesinde, tedavi etkinliği artarken, konuşma bozukluğu vb yan etkiler azalmaktadır. </li>
<li>Akıllı (adaptif) beyin pili sistemleri sayesinde tedavi daha dengeli, daha kişiselleştirilmiş ve daha etkili olabilmektedir. </li>
<li>Cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde, ameliyat esnasında artık çoğu hastanın uyanık kalma zorunluluğu yoktur. </li>
<li>Gelişmiş görüntüleme yöntemleri kullanılarak elektrotlar, hasta genel anestezi altındayken milimetrik doğrulukla hedef bölgeye yerleştirilebilmekte, bu da ameliyat sürecini hasta açısından daha konforlu hale getirmektedir. </li>
<li>Yeni nesil şarj edilebilir ve uzun ömürlü pil sistemleri ile pil değişim sıklığı önemli ölçüde azalmıştır. Kablosuz olarak şarj edilebilen bu piller, 10–15 yıla kadar kullanılabilmekte ve hastaların tekrar ameliyat olma ihtiyacını büyük ölçüde azaltmaktadır</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136">Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ, YÖK&#8217;ÜN EK-46 Verilerinde de Zirvede</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-yokun-ek-46-verilerinde-de-zirvede-606986</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 10:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[ek-46]]></category>
		<category><![CDATA[nitelikli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[verilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[zirvede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606986</guid>

					<description><![CDATA[<p>YÖK tarafından uygulanan EK-46 maddesi kapsamında yayımlanan verilerde; Dokuz Eylül Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi gibi Türkiye’nin köklü yükseköğretim kurumlarıyla birlikte listenin zirvesinde yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-yokun-ek-46-verilerinde-de-zirvede-606986">DEÜ, YÖK&#8217;ÜN EK-46 Verilerinde de Zirvede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>YÖK tarafından uygulanan EK-46 maddesi kapsamında yayımlanan verilerde; Dokuz Eylül Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi gibi Türkiye’nin köklü yükseköğretim kurumlarıyla birlikte listenin zirvesinde yer aldı.</p>
<p><b>EK-46 PROGRAMI NEDİR?</b></p>
<p>EK-46 Programı, yükseköğretimde nitelikli insan kaynağının üniversitelerle buluşturulmasını amaçlayan stratejik bir Yükseköğretim Kurulu uygulaması olarak öne çıkıyor. Program kapsamında; ulusal ve uluslararası alanda yetkinliği bulunan, akademik ve uygulamalı çalışma deneyimine sahip araştırmacıların üniversitelerde görev alması teşvik ediliyor.</p>
<p>Bu sayede üniversitelerin eğitim, araştırma ve yenilikçilik kapasitelerinin güçlendirilmesi, akademi ile sektör arasında sürdürülebilir iş birliklerinin kurulması ve öğrencilerin küresel bilgi ağlarıyla daha güçlü bağlar kurması hedefleniyor.</p>
<p><b>YÖK BAŞKANI ÖZVAR: ÜNİVERSİTELERİN SAHİPLENİCİ YAKLAŞIMI BELİRLEYİCİ</b></p>
<p>EK-46 uygulamasının yükseköğretimde nitelikli insan kaynağını üniversitelerle buluşturan stratejik bir imkân olduğuna dikkat çeken Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, programın başarısında üniversitelerin yaklaşımının kritik rol oynadığını vurgulayarak, “Bu programın potansiyelini gerçek bir kazanıma dönüştürecek olan ise üniversitelerimizin aktif, inisiyatif alan ve süreci sahiplenen bir yaklaşım benimsemesidir. Ek-46, yükseköğretimde nitelikli insan kaynağını üniversitelerimizle buluşturan stratejik bir imkândır. Bu bağlamda üniversitelerimizden beklentimiz akademi, sektör ve uluslararası bilgi ağları arasında kalıcı ve nitelikli bağlantılar kurmalarıdır,” dedi.</p>
<p><b>“DEÜ’DE EĞİTİMİ, ARAŞTIRMADA KALİTEYİ GÜÇLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</b></p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesinin bu sıralamada yer almasının öğrenciler açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Akademi ile sektör, ulusal ve uluslararası bilgi ağları arasında güçlü ve kalıcı bağlar kurmayı öncelikli hedef olarak görüyoruz. EK-46 bu hedeflerimizle birebir örtüşen, stratejik değeri yüksek bir programdır. EK-46 Programı sayesinde üniversitemizi, alanında yetkin, uluslararası deneyime sahip akademisyenlerle buluşturuyoruz. Bu program; öğrencilerimizin güncel bilgiye, güçlü akademik rehberliğe ve küresel araştırma ağlarına doğrudan temas etmesini sağlıyor. Hayatın ve bilimin merkezi DEÜ’de eğitimi ve araştırmada kaliteyi, ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>
<p>Prof. Dr. Bayram Yılmaz, programın hayata geçirilmesi ve üniversitelere sunduğu imkânlar dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a da teşekkür ederek, “Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve bu projenin hayata geçmesine katkı sunan tüm yöneticilerimize yükseköğretimde nitelikli insan kaynağını güçlendiren ve üniversitelerimizin uluslararası rekabet gücünü artıran bu program için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>KİMLER BAŞVURABİLİR?</b></p>
<p>EK-46 Programına; doktora derecesine sahip Türk veya yabancı uyruklu araştırmacılar başvuruda bulunabiliyor.</p>
<p><b>BAŞVURU ŞARTLARI</b></p>
<ul>
<li>Araştırmacıların aşağıdaki şartlardan en az birini karşılaması gerekiyor:</li>
<li>Uluslararası tanınırlığı bulunan yabancı yükseköğretim kurumlarında,</li>
<li>Kamu kurum ve kuruluşlarının araştırma merkezleri ve enstitülerinde,</li>
<li>Araştırma altyapılarında,</li>
<li>Laboratuvarlarda, teknoloji geliştirme bölgelerinde,</li>
<li>Özel sektör Ar-Ge merkezlerinde veya Ar-Ge birimlerinde fiilen çalışıyor olmak.</li>
</ul>
<p>Bu şartlara ek olarak başvuru yapacak adayların, mevzuatta belirtilen akademik üretim, araştırma faaliyeti ve uygulamalı çalışma deneyimine sahip olmaları gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-yokun-ek-46-verilerinde-de-zirvede-606986">DEÜ, YÖK&#8217;ÜN EK-46 Verilerinde de Zirvede</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ İletişim Fakültesinde &#8220;Çalışma Etiği&#8221; semineri düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinde-calisma-etigi-semineri-duzenlendi-606905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 07:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[etiği]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[letişim]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi, "Sohbetler" serisi kapsamında " Çalışma Etiği" seminerine ev sahipliği yaptı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinde-calisma-etigi-semineri-duzenlendi-606905">EÜ İletişim Fakültesinde &#8220;Çalışma Etiği&#8221; semineri düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi, &#8220;Sohbetler&#8221; serisi kapsamında &#8221; Çalışma Etiği&#8221; seminerine ev sahipliği yaptı. İletişim Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe Fakülte Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Topsümer,  akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı. Etkinliğe, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Danışmanı Avukat İzen Yaman konuşmacı olarak katıldı. Av. İzen Yaman’nın iş hayatında dürüstlük, şeffaflık ve sorumluluk kavramlarını detaylandırdığı seminerde, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan mobbing konusu hukuki çerçevede masaya yatırıldı.</p>
<p>Etkinliğin moderatörlüğünü yapan EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, bu tür buluşmaların geleneksel hale getirileceğini ve öğrencilerin kariyer yolculuklarında etik değerlerin pusula görevi göreceğini vurguladı. Prof. Dr. Gültekin, “Bugünkü  toplantımızın konusu çalışma etiği. Çalışma etiği, profesyonel yaşamda hepimiz için en temel unsurlardan biridir. İletişim kanallarının disiplinli kullanımından genel iş ahlakına kadar birçok önemli noktayı TBMM Danışmanı Avukat İzen Yaman’dan dinleyeceğiz. Kendisini aramızda görmek bizleri çok mutlu etti” dedi.</p>
<p>İşveren ve çalışan arasındaki dengenin korunması gerektiğini söyleyen Av. İzen Yaman, “Çalışma etiğinin temelini, hayatın her alanında vazgeçilmez olan dürüstlük, tarafsızlık, saygı ve nezaket ilkeleri oluşturur. Profesyonel hayatta kişisel sevgi zorunlu olmasa da karşılıklı saygı ve nezaket şarttır; bu durum eşitlik ve şeffaflıkla birleştiğinde sağlıklı bir iş ortamı doğar. Ayrıca, kişilerin eğitim ve yeteneklerine uygun görevlerde bulunması anlamına gelen mesleki yeterlilik, işveren ve çalışan arasındaki dengenin korunması açısından hayati önem taşır.  Dürüst ve şeffaf bir çalışma anlayışı, iş hayatındaki güvenin teminatıdır” diye konuştu</p>
<p><b>    “Mobbing, sadece üstten asta değil, asttan üste doğru da gerçekleşebilir”</b></p>
<p>Her şeyin mobbing olmadığını ve mobbing sayılabilmesi için “süreklilik” ve “kasıt” olması gerektiğini söyleyen Av. Yaman, “Günümüzde sıkça karıştırılan mobbing kavramı anlık gerginliklerden veya tek seferlik tartışmalardan ayrı tutulmalıdır; bir eylemin mobbing sayılabilmesi için ‘süreklilik’ ve ‘kasıt’ unsurlarını barındıran, kişiyi yıldırmaya yönelik sistematik bir süreç olması gerekir. Hukuki çerçevede kişinin onurunu ve sağlığını hedef alan bu baskı, sanılanın aksine sadece üstten asta değil, asttan üste doğru da gerçekleşebilir ve farklı disiplin uygulamalarıyla karıştırılmamalıdır. Bir çalışanın yöneticisini kasten mağdur etmesi, işleri yavaşlatması veya tehditkâr bir tavır sergilemesi de bir mobbing türüdür. Kapasite üzeri iş yüklemek, kişiyi pasifize etmek veya sistematik olarak aşağılamak mobbing kapsamına girerken, işin gereği yapılan uyarılar bu tanımın dışındadır. Esas olan, her iki tarafın haklarının korunduğu, saygı çerçevesinde verimli ve huzurlu bir çalışma ortamının tesis edilmesidir” dedi.</p>
<p>Etkinliğin sonunda Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, Av. İzen Yaman’a “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinde-calisma-etigi-semineri-duzenlendi-606905">EÜ İletişim Fakültesinde &#8220;Çalışma Etiği&#8221; semineri düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumda]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sanal dünya, hayatı kolaylaştırıyor; ancak aynı zamanda yeni ve görünmez bağımlılık alanları da yaratıyor. Bunların başında ise sanal kumar bağımlılığı geliyor. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen “Sanal Kumar Bağımlılığı Sempozyumu”, dijital çağın en hızlı yayılan ancak en az fark edilen sanal kumar bağımlılığını tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt’un liderliğinde gerçekleştirilen sempozyum, bu tehlikenin artık bireysel sınırları aştığını, Türkiye için de ciddi bir toplumsal risk haline geldiğini ortaya koyuyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünya genelinde sanal kumar ve çevrim içi bahis pazarı bugün 300 milyar dolara yaklaşan bir ekonomik hacim yaratıyor. Her yıl milyonlarca yeni kullanıcı bu dijital sistemin içine çekiliyor; kumar bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından davranışsal bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen hızla yayılıyor. Türkiye’de ise tablo daha da çarpıcı bir hal almış durumda. Sanal kumar ve yasa dışı bahis pazarının yıllık yaklaşık 120 milyar dolarlık bir ciroya ulaştığı ifade ediliyor. Sadece geçen yıl yaklaşık 42 bin yasa dışı kumar ve bahis sitesi kapatılmış olmasına rağmen dijital platformlar üzerinden kumara erişim her geçen gün daha da kolaylaşıyor. Uzmanlar, yasa dışı kumar ağlarında yaklaşık 100 bin kişinin aktif olarak çalıştığını, bu yapının dolandırıcılık, hırsızlık, şiddet ve intihar vakalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Fiziksel mekânlardan dijital ekranlara taşınarak artık bir tık uzaklıkta, kolaylıkla ulaşılabilir olan kumar, özellikle gençler için yüksek risk taşıyan, denetimi zor ve etkisi yıkıcı bir bağımlılık alanı oluşturuyor. İşte bu tablo, sanal kumarın yalnızca bireysel bir sorun değil, acil müdahale gerektiren ve aslında önlenebilen ciddi bir toplumsal tehlike olduğunu açıkça ortaya koyuyor…</strong></em></p>
<p>Araştırmalar; sanal kumarın sadece bir oyun değil, bireyin psikolojisini, ailesini ve yaşamını derinden etkileyen bir bağımlılık türü olduğunu gözler önüne seriyor. “Sanal kumar Türkiye için ciddi bir halk sağlığı tehdidi” diyen Prof. Dr. Murat Kurt, kumarın bireyin ruh sağlığını olumsuz etkilediği gibi, aile yapısını, ekonomik düzeni ve toplumsal güvenliği de tehdit ettiğine, ayrıca borçlanmayı artırarak aile içi şiddeti tetiklediğine ve suç oranlarını beslediğine de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Araştırmalar, sanal kumar bağımlılığı yaşayan bireylerde depresyon, anksiyete ve intihar girişimi riskinin birkaç kat arttığını gösteriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Kumar Mekan Değiştiriyor; Ödül Kazanmak Hızlanıyor</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumarın klasik kumardan en büyük farkının erişilebilirlik olduğunu anlatıyor. Eskiden kumar oynamak için belirli mekânlara gitmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Kurt, “Bugün sanal dünya bu uzaklığı ortadan kaldırıyor. İnsanlar mekâna gitmiyor, mekân insanların ayağına geliyor” diyerek sanal kumarın artık günün her saati, herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir alan haline geldiğini vurguluyor. </p>
<p>Dijitalleşme, kumarda ödül süreçlerini de hızlandırıyor. İnsanlar kısa sürede kazanıyor ya da kaybediyor. Bu hız, uzun vadeli düşünmeyi de zorlaştırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, paranın soyutlaşmasının risk algısını ciddi biçimde değiştirdiğini ifade ederek, “Para artık elde tutulan somut bir nesne olmaktan çıkıyor, ekranda görünen bir sayıya dönüşüyor. Bir dokunuşla transfer ediliyor, kazanılıyor ya da kaybediliyor. Bu soyutluk, kayıpların boyutuna ilişkin algıyı zayıflatıyor, harcanan paranın fark edilmesini zorlaştırıyor ve bireyi daha fazla risk almaya itiyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><b>“Aslında Kazanırdım” Düşüncesi, Bağımlılığa İtiyor<strong> </strong></b></p>
<p>Sanal kumar, aslında ilk başlarda sadece kazanmak için oynanan bir oyun olarak görülmüyor. Ancak zamanla stresle baş etme, yalnızlık duygusunu bastırma ve can sıkıntısını giderme aracı haline geliyor. Prof. Dr. Murat Kurt, birçok insanın sanal kumara kazanmak için değil, yalnız kalmamak için yöneldiğini söylüyor: “Dijital dünya, can sıkıntısına izin vermiyor; sosyal medya, oyunlar ve dijital içerikler sürekli bir uyarım sağlıyor. Özellikle gençlerin günde ortalama 7-8- saatlerini akıllı telefon başında geçirmesi, bu bağımlılığa zemin hazırlıyor. Bu yoğun dijital maruziyet, bireyleri sanal kumar ve bahis reklamlarına karşı daha savunmasız hale getiriyor”&#8230;</p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, ASUMA-Suç ve Şiddetle Mücadele, Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat, sanal kumar bağımlılığının psikolojik döngüsüne dikkat çekiyor. Sanal kumarın, özellikle “yakın ıska” etkisinin bağımlılığı beslediğini söyleyen Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kıl payı kaçırılan her oyundan sonra kişide ‘aslında kazanırdım’ düşüncesi oluşuyor. Bu duygu aşılamadığında ‘bir sonrakinde kesin olacak’ inancı devreye giriyor. Bu inanç, oynama süresini uzatıyor, harcanan parayı artırıyor ve bağımlılığı giderek derinleştiriyor” diyor. </p>
<p><b><strong>Aileler Dağılıyor, Hayatlar Çöküyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı belirli evrelerden oluşuyor. İlk aşamada kazanma duygusu hâkim oluyor ve kişi kendini kontrol altında hissediyor. Ardından kayıpların arttığına ve kişinin kaybettiklerini telafi etmeye çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Süreç ilerledikçe umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yoğunlaşıyor. Son aşamada ise tükenmişlik ve çöküş yaşanıyor. Bu noktada bireyin yalnızca maddi durumu değil, psikolojik sağlığı, aile ilişkileri ve iş yaşamı da ciddi biçimde zarar görüyor” diyor… Prof. Dr. Oğuz Polat’a göre bağımlılık ilerledikçe bireysel iflaslar yaşanıyor, borçlar artıyor, aile içi çatışmalar derinleşiyor, boşanmalar artıyor, çocuklar ihmal ediliyor. Kumar bağımlılığı, hırsızlık, dolandırıcılık ve şiddet gibi suçlara da zemin hazırlıyor. Bazı vakalarda sürecin, intiharla bile sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Polat, “Kumar bağımlılığı aslında bir irade sorunu değil, bir ‘başa çıkma’ sorunu” diyor. </p>
<p><b><strong>Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor</strong></b></p>
<p>Uzmanlara göre sanal kumar bağımlılığı önlenebilir, hatta tedavi edilebilir bir sorun. Erken farkındalık ise, bu noktada kritik bir rol oynuyor. Burada özellikle ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ailelerin, çocuklarının dijital dünyadaki davranışlarını yakından takip etmesi, yargılayıcı olmayan bir iletişim dili kurması ve sağlıklı baş etme yollarını desteklemesi büyük önem taşıyor. Psikolojik destek, profesyonel tedavi yaklaşımları ve toplumsal farkındalık çalışmaları da bu bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, sanal kumar bağımlılığıyla mücadelenin bireysel çabalarla sınırlı kalmaması gerektiğini; ailelerden eğitim kurumlarına, medyadan kamu otoritelerine kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Çünkü sanal kumar, görmezden gelindikçe büyüyor; fark edildikçe ve doğru müdahalelerle ele alındıkça kontrol altına alınabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinde-duzenlenen-sempozyumda-sanal-kumar-bagimliligi-ele-alindi-606673">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nde Düzenlenen Sempozyumda Sanal Kumar Bağımlılığı Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinin TÜBİTAK başarısı devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-tubitak-basarisi-devam-ediyor-606639</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tak]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tübi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinin]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606639</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜBİTAK-ARDEB 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı 2025 Yılı 2. Dönem değerlendirme sonuçları açıklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-tubitak-basarisi-devam-ediyor-606639">Ege Üniversitesinin TÜBİTAK başarısı devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK-ARDEB 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı 2025 Yılı 2. Dönem değerlendirme sonuçları açıklandı. TÜBİTAK projelerinde her dönem zirvede yer alan Ege Üniversitesinin çeşitli birimlerinden 10 akademisyenin projeleri program kapsamında desteklenmeye hak kazandı.</p>
<p>EÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ferit Turanlı, Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Fazilet Zümrüt Biber Müftüler, Sağlık Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ralph Leo Johan Meuwissen, Mühendislik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Gülten Gündüz, Prof. Dr. Selim Altın, Dr. Öğr. Üyesi Barış Oğuz Gürses, Dr. Öğr. Üyesi Hakan Akça, Fen Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Sinan Akgöl, Doç. Dr. Dicle Zengin Çamurdan ile  Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Özlem Sürel Karabilgin Öztürkçü projeleri kabul gören akademisyenler arasında yer aldı.</p>
<p><b>“Ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesine yönelik projeler üretmeye devam edeceğiz”</b></p>
<p>Başarılı akademisyenleri tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversitemizin 70 yıllık köklü araştırma ve eğitim geleneğinin yansıması olarak alanlarında uzman araştırmacılarımız bilimsel üretime katkı sunmaya devam ediyor. TÜBİTAK tarafından açıklanan Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı değerlendirme sonuçlarına göre üniversitemizden 10 akademisyenimizin projeleri desteklendi. Ege Üniversitesi olarak başta Devletimizin öncelikli olarak belirlediği alanlar olmak üzere, bilim temelli bilgi ve teknoloji üretmeye,  Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna yönelik projeler üretmeye ve kaynaklarımızı bu yönde kullanmaya devam edeceğiz. Projeleri kabul edilen hocalarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinin-tubitak-basarisi-devam-ediyor-606639">Ege Üniversitesinin TÜBİTAK başarısı devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli genç iletişimcilerden &#8220;hayat kurtaran&#8221; projeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-genc-iletisimcilerden-hayat-kurtaran-projeler-605578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 09:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Halkla İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimcilerden]]></category>
		<category><![CDATA[jüri]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[lösev]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi, toplumsal sorumluluk bilincini mesleki pratikle buluşturan örnek bir çalışmaya daha imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-genc-iletisimcilerden-hayat-kurtaran-projeler-605578">Egeli genç iletişimcilerden &#8220;hayat kurtaran&#8221; projeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi, toplumsal sorumluluk bilincini mesleki pratikle buluşturan örnek bir çalışmaya daha imza attı. Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan “LÖSEV Kamuoyu Bilinçlendirme ve Tanıtım Projesi”, genç iletişimcilerin yaratıcı vizyonunu toplum yararına sundu. Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilay Başok Okumuş’un yürüttüğü ders kapsamında gelenekselleşen projeler, bu yıl LÖSEV’in kurumsal kimliğiyle bütünleşti.</p>
<p>İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen etkinlik, teori ile pratik arasında köprü kurarak öğrencilere üniversite sıralarındayken gerçek bir ajans deneyimi yaşattı. Üniversite-Sivil Toplum Kuruluşu iş birliğinin en güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çeken etkinlikte öğrenciler; lösemili çocuklar ve aileleri için farkındalık yaratacak kapsamlı iletişim stratejilerini başarıyla sundu.</p>
<p><b>“Toplumsal farkındalık yaratan 30 yıllık bir akademik gelenek”</b></p>
<p>Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nahit Erdem Köker “Bu etkinlik, Prof. Dr. Nilay Başok Okumuş’un dersi kapsamında öğrencilere proje hazırlatmayı amaçlayan uzun soluklu bir uygulamadır. Bu yıl LÖSEV ile ortaklaşa yürütülen çalışma, vakfa yönelik bir bilinçlendirme kampanyası hazırlamayı hedefliyor. Etkinlik sürecinde öğrenciler hazırladıkları projeleri; hocalardan, sektör temsilcilerinden ve LÖSEV yetkililerinden oluşan bir jüriye sundu. Jüri üyeleri tarafından yapılan puanlama sonucunda ilk üç sırayı alan öğrencilere başarı dereceleri verildi. En az 30 yıllık bir geçmişi olan bu gelenek, öğrencilerin profesyonel hayata hazırlanmasında kritik bir rol oynuyor. Geçmişte Aydın Doğan Vakfı gibi kurumlarla düzenlenen yarışmalar üzerinden yürütülen süreç, bu yıl ikinci dönemde Türkiye Halkla İlişkiler Derneği ile yapılacak iş birlikleriyle devam edecek. Öğrenciler, bir ajans disipliniyle çalışarak projelerini doğrudan uygulama fırsatı buluyorlar. Sunumların ardından aldıkları geri bildirimlerle çalışmalarını geliştiriyor ve sektörün beklentilerini yaşayarak öğreniyorlar” dedi.</p>
<p><b>“Jüri kadrosu öğrencilerin proje sunumlarını değerlendirdi”</b></p>
<p>Öğrencilerin yoğun emekle hazırladığı projeler, akademi ve sektör dünyasının deneyimli isimlerini bir araya getiren seçkin bir jüri tarafından değerlendirildi. Jüri masasında akademik bakış açısını; Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Nahit Erdem Köker, Prof. Dr. Nilay Başok Okumuş, Prof. Dr. Müjde Ker Dinçer, Prof. Dr. Ayşen Temel Eğinli, Prof. Dr. Mine Yeniçeri Alemdar, Doç. Dr. Selin Bitirim Okumeydan ve Reklamcılık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Murat Çelik temsil etti. Sektörün nabzını tutan isimlerin de yer aldığı değerlendirme komitesinde ise; LÖSEV Halkla İlişkiler Koordinatörü Gamze Berçin Edirne, Fayda Proje Yöneticisi Berke Eğim ve Halkla İlişkiler Uzmanı Gizem Köse ile Gediz Elektrik Kurumsal İletişim Müdürü Gizem Dağ yer aldı.</p>
<p><b> “9 finalist grup projelerini sundu”</b></p>
<p>Ön eleme aşamasındaki 14 grup içinden seçilerek finale kalan 9 ekip, gün boyu devam eden sunumlarla projelerini jüriye beğendirmeye çalıştı. Öğrenciler; strateji, mecra planlaması ve bütçe yönetimi alanlarındaki teorik birikimlerini uygulamaya aktardıkları sunumlarında; &#8216;LÖSEV-Verse&#8217;ten &#8216;Umut Meclisi&#8217;ne, &#8216;Turuncu Kalpler&#8217;den &#8216;LÖSEV’in İncileri&#8217;ne kadar toplam dokuz farklı yaratıcı proje sergiledi. Jüri değerlendirmesi neticesinde &#8216;Umut Meclisi&#8217;, &#8216;Zafer Işığı&#8217;, &#8216;Turuncu Kalpler&#8217; ve &#8216;Yarım Kalan Masalı Sen Tamamla&#8217; projeleri, sergiledikleri performansla rakiplerini geride bırakarak ilk dörde girdi. Yarışma, dereceye giren ekiplere belgelerinin verilmesiyle tamamlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-genc-iletisimcilerden-hayat-kurtaran-projeler-605578">Egeli genç iletişimcilerden &#8220;hayat kurtaran&#8221; projeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoğu erkek &#8216;kadın kanseri&#8217; sanıyor ama…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cogu-erkek-kadin-kanseri-saniyor-ama-605560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 08:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydoğan]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[çoğu]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde erkeklerde meme kanseri, kadınlara göre nadir görülse de son yıllarda giderek artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cogu-erkek-kadin-kanseri-saniyor-ama-605560">Çoğu erkek &#8216;kadın kanseri&#8217; sanıyor ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde erkeklerde meme kanseri, kadınlara göre nadir görülse de son yıllarda giderek artış gösteriyor. Toplumumuzda ‘erkeklerde meme kanseri olmaz’ gibi yanlış bir algı olduğunu belirten <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan</strong> “Türkiye&#8217;de yılda yaklaşık 25 bin kadında, 200-250 erkekte meme kanseri teşhis ediliyor. Erkeklerde kadınlardan daha ileri dönemde 65-70 yaşlarında görülmektedir. En sık yapılan hataların başında; meme kanserinin sadece kadınlara özgü bir hastalık sanılması, gelişen kitlelerin önemsenmemesi ve doktora geç başvurulması gelmektedir. Bilimsel araştırmalar; erkeklerde meme kanserinin çoğunlukla geç fark edildiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Genetik yatkınlık ve ailede meme kanseri öyküsü olmasının riski artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Aydoğan buna karşın bazı yanlış yaşam alışkanlıklarının da meme kanserine zemin hazırlayabildiğini vurguluyor. <strong>Onkoloji Cerrahisi</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan</strong>, erkeklerde meme kanserine neden olan 7 etkeni sıraladı, erkeklerde meme kanserine yönelik uluslararası dergide yayınlanan bilimsel çalışmalarında ortaya çıkan çarpıcı sonucu paylaştı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Aşırı alkol kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Alkol, karaciğer fonksiyonlarını bozarak hormon dengesini etkileyebilir. Karaciğerin düzgün çalışmaması, vücutta östrojenin artmasına yol açar. Bu durum meme dokusunu olumsuz etkileyerek kanser riskini artırabilir. Düzenli ve aşırı alkol tüketimi, erkeklerde meme kanseriyle ilişkilendirilmiştir.</p>
<ul>
<li><strong>Fazla kilo ve obezite</strong></li>
</ul>
<p><strong>Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan</strong> “Fazla kilo, erkeklerde meme kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Yağ dokusu arttıkça vücutta kadınlık hormonu olarak bilinen östrojenin düzeyi yükselir. Bu hormon artışı meme dokusunu olumsuz etkileyebilir. Obezite aynı zamanda bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücuttaki iltihabi durumu artırır. Bu nedenle kilo kontrolü büyük önem taşır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Hareketsiz yaşam</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli fiziksel aktivitenin olmaması, meme kanseri riskini artıran faktörler arasındadır. Hareketsiz yaşam kilo alımına, hormon dengesinin bozulmasına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş, egzersiz ve aktif yaşam tarzı hem kilo kontrolünü sağlar hem de kanser riskini azaltır. Özellikle masa başı çalışan erkeklerde bu risk daha belirgindir.</p>
<ul>
<li><strong>Aile öyküsü ve genetik yatkınlık</strong></li>
</ul>
<p>Ailede meme kanseri öyküsü olan erkeklerde risk artar. Özellikle anne, kız kardeş ve erkek akrabalarda meme kanseri bulunması önemlidir. Bazı erkekler doğuştan meme kanseri riskini artıran genetik değişiklikler taşıyabilir. En bilineni BRCA2 genidir. Ancak ailede kanser öyküsü olmayan erkeklerde de meme kanseri görülebilir. </p>
<ul>
<li><strong>İleri yaş</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Aydoğan “Erkek meme kanseri en sık ileri yaşlarda görülür. Özellikle 60 yaşından sonra risk belirgin şekilde artar. Yaş ilerledikçe vücutta hormon dengesi değişir ve hücrelerde birikmiş hasar artar. Bu durum kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Erkeklerde meme kanserinin kadınlara göre daha geç yaşlarda ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri budur” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Göğüs bölgesine radyasyon maruziyeti</strong></li>
</ul>
<p>Daha önce göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış erkeklerde meme kanseri riski artabilir. Özellikle genç yaşta alınan radyasyonun etkisi daha fazladır. Lenfoma gibi hastalıklar nedeniyle göğüs bölgesine radyasyon alan kişilerde bu risk yıllar sonra ortaya çıkabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormon dengesizliği ve bazı hastalıklar </strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Aydoğan “Erkeklerde hormon dengesini bozan bazı durumlar meme kanseri riskini artırabilir. Karaciğer hastalıkları, testosteron düşüklüğü ve bazı endokrin sorunlar buna örnektir. Ayrıca Klinefelter sendromu gibi doğuştan gelen bazı durumlarda meme kanseri riski belirgin şekilde yükselir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bilimsel araştırmada çarpıcı gerçek! </strong></p>
<p><strong>Duygusal ve sosyal destek tıbbi tedavi kadar hayati rol oynuyor!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Fatih Aydoğan’ın da yer aldığı ekibin, uluslararası dergide yayınlanan çalışması, meme kanserinde çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Prof. Dr. Aydoğan şöyle konuşuyor: “Özellikle meme kanseri olan erkeklerde, toplumdaki önyargılar ve yanlış algılar nedeniyle yalnızlık sık görülebiliyor. Kanser tedavisinde ilaç kadar önemli olan bir şey varsa, o da moral ve paylaşım duygusudur. Yaptığımız bilimsel araştırmanın sonuçları; duygusal ve sosyal desteğin tıbbi tedavi kadar hayati olduğunu gösteriyor. Tedavi sürecinde hastanın yanında onu anlayan ve motive eden biri ya da birilerinin varlığı -ki bu aile bireyleri, arkadaş, komşu, hekim ekibi hatta hasta destek grupları olabilir- sağkalımı doğrudan etkileyebiliyor.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cogu-erkek-kadin-kanseri-saniyor-ama-605560">Çoğu erkek &#8216;kadın kanseri&#8217; sanıyor ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinlenmeden uyanıyorsanız dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dinlenmeden-uyaniyorsaniz-dikkat-605331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 12:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Anormal]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenmeden]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[eeg]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[uyanıyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, uyku bozuklukları tanısında kullanılan testler ve tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilecek ciddi sağlık riskleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenmeden-uyaniyorsaniz-dikkat-605331">Dinlenmeden uyanıyorsanız dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, uyku bozuklukları tanısında kullanılan testler ve tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilecek ciddi sağlık riskleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uyku bozukluklarında tanının temeli polisomnografidir (PSG)!</strong></p>
<p>Uyku bozukluklarının tanısında, hastanın şikayetlerinin ayrıntılı sorgulanması ve objektif uyku testlerinin birlikte değerlendirilmesinin esas olduğunu aktaran Prof. Dr. Barış Metin, “Obstrüktif uyku apnesi şüphesinde altın standart yöntem, gece boyunca beyin dalgaları, solunum akımı, oksijen satürasyonu, kas aktivitesi, göz hareketleri ve kalp ritminin eş zamanlı izlendiği polisomnografidir (PSG).” dedi.</p>
<p>Bu testin apne-hipopne indeksinin (saatte solunum durma sayısı) belirlenmesini ve hastalığın şiddet sınıflamasını sağladığını ifade eden Prof. Dr. Metin, “Narkolepsi  gibi aşırı uyuma durumlarının ayırıcı tanısında ise PSG’yi takip eden gün, tekrarlanan kısa uyku denemeleriyle ortalama uykuya dalma süresini ve REM’e girişin anormal derecede erken olup olmadığını ölçen Çoklu Uyku Gecikme Testi kullanılır. Narkolepside uyku başlangıç süresinin kısalması ve REM ile başlayan uyku dönemlerinin (SOREM) saptanması tanı açısından kritik bulgulardır. Başka bir deyişle narloeptik birey  gündüz uyku için yattığında uykuya hemen REM evresi ile başlar. Bunlara ek olarak tüm gece video EEG tetkiki de epilepsi şüphesi varlığında kullanılan bir testtir. Tüm gece video EEG testinde hastanın sabaha kadar video kaydı ve çok kanallı EEG kayıtları alınır ve ortaya çıkan anormal hareketlerin epilepsi kaynaklı olup olmadığı araştırılır.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Kullanılan ekipmanlar uyku bozukluklarının kapsamlı ve doğru şekilde tanınmasını sağlıyor!</strong></p>
<p>Uyku laboratuvarında PSG testi için kullanılan yöntemlere değinen Prof. Dr. Barış Metin, şunları söyledi:</p>
<p>“EEG beyin aktivitesini gösterir. EEG’ye bakarak hekim gece uyanıklıkları ve uyku evrelerini anlayabilir. Ayrıca epilepsi şüphesi varlığında EEG tanısal değer taşır. Kas aktivite kaydı (EMG), uykuda görülen hareketler ve anormal kas kasılmalarının anlaşılmasını sağlar. Solunum sensörleri, soluk alıp vermelerin kaydını yapar ve uykuda solunum durmalarının kaydedilmesini sağlar. Göğüs ve karın hareket sensörleri, solunum eforunun yeterli olup olmadığını anlamamızı sağlar. Horlama sensörü, horlamanın kaydedilmesini sağlar. EKG, kalp ritmini tüm gece ölçer ve anormal durumlar kaydedilir. Oksijen satürasyonu, kan oksijen miktarının yeterli olup olmadığını ölçer. Tüm gece ortaya çıkan anormal hareketlerin değerlendirilebilmesi için video kaydı alınır. Cpap/Bipap cihazları, yardımcı solunum cihazına ihtiyaç duyan hastalara uygun basınç ve cihaz tipinin belirlenmesini sağlar.”</p>
<p><strong>Dinlenmiş uyanmamak bile tek başına bir uyku problemine işaret ediyor!</strong></p>
<p>Uyku bozukluğu yaşayan bireylerin genel sağlıklarını korumak için önerilerde bulunan Prof. Dr. Barış Metin, “Öncelikle gece şiddetli horlama ve nefes durması yaşayan bireylerin hemen uyku hastalalıkları uzmanına başvurması gerekir.” dedi.</p>
<p>Uyku apnesinin, tedavi edilmezse birçok ciddi hastalığa neden olan sinsi bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin, “Hem dikkat, konsantrasyon gibi temel yaşam fonksiyonlarını bozar hem de kalp krizi ve felç gibi tehlikeli durumların olasılığını artırır. Gündüz aşırı uyuma da ciddiye alınması gereken bir durumdur. Uyku apnesine bağlı olabileceği gibi narkolepsi gibi hastalıkların da temel belirtisi engellenemeyen uyku ataklarıdır. Uyku yaşamımız için hayati bir fonksiyondur. Sağlıklı ve  başarılı bir iş, aile, akademik ve sosyal yaşama sahip olmak için kaliteli uyku uyumalıyız. Sabah uyandığınızda kendinizi dinç ve dinlenmiş hissetmiyorsanız bu durum bile tek başına bir uyku probleminiz olduğunu gösterir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenmeden-uyaniyorsaniz-dikkat-605331">Dinlenmeden uyanıyorsanız dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim ağzı (serviks) kanserinden ölüm oranı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-serviks-kanserinden-olum-orani-605256</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:51:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[oranı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[serviks]]></category>
		<category><![CDATA[Smear]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerden biri olan rahim ağzı (serviks) kanserini önlemek mümkün.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-serviks-kanserinden-olum-orani-605256">Rahim ağzı (serviks) kanserinden ölüm oranı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerden biri olan rahim ağzı (serviks) kanserini önlemek mümkün.  <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen</strong> “Meme kanserinden sonra en sık karşılaşılan rahim ağzı kanseri dünyada her yıl 500 binden fazla kadını tehdit ediyor ve yaklaşık yarısı hayatını kaybediyor. Oysa rahim ağzı kanserini<strong> önlemek mümkündür. Ülkemizde de KETEM’de (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) ‘Ulusal Serviks Kanseri Trama Programı’ kapsamında 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV taraması yapılmaktadır” diyor. </strong>Rahim ağzı kanserinden ölüm oranının gelişmiş ülkelerde yüzde 50-70 azaldığını vurgulayan Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen <strong>Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, bu kanser türünden korunmanın basit ama etkili yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Son yıllarda dünya genelinde görülme sıklığı artan rahim ağzı kanseri, ileri evreye kadar hiçbir belirti vermeden, sinsice gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen </strong>“Rahim ağzı kanserinin gelişmesi uzun yıllar içinde olmaktadır. Bu sürede rahim ağzındaki hücreler birtakım faktörlerle karşılaşarak (yüksek riskli HPV enfeksiyonu gibi) değişime uğramakta ve hücrelerde anormallikler saptanmaktadır. Düzenli yapılacak jinekolojik muayene ve smear testi ile rahim ağzındaki bu hücresel değişiklikler erken evrede saptanmaktadır. Böylece daha henüz kanser gelişmeden lezyonlar saptanarak kolayca ve hastaya zarar vermeden tedavide tam başarı sağlanabilmektedir” diyor. </p>
<p>Pap smear testi ve HPV testi sayesinde, rahim ağzındaki yüksek riskli HPV türlerinin tespit edilebildiğini, buna karşın her anormal hücrenin ya da her HPV pozitif testin kanser anlamına gelmediğini ekleyen Prof. Dr. Görgen sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu anormal hücrelerin ileride kansere dönüşebilme ihtimaline karşı hastanın takibi gerekir. Ayrıca rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olarak HPV aşısının yapılması da kanser riskini azaltmaktadır.<strong> Pap smear testi ve HPV aşısı ile </strong>rahim ağzı kanserlerinin yüzde 90’ı erken dönemlerinde, hatta henüz hücre değişimlerinin olduğu süreçte yakalanabilmekte ve böylece tam başarı sağlanabilmektedir.”</p>
<p><strong>Gelişmiş ülkelerde serviks kanserinden ölüm oranı yüzde 50-70 azaldı!</strong></p>
<p>2030 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılabilmesi için, tüm ülkelerde 100 bin kadında 4’ün altına düşürmeyi hedefliyor. Bu kapsamda; kız çocuklarının yüzde 90’ının, 15 yaşına kadar HPV aşısını tam olarak yaptırması, kadınların yüzde 70’inin rahim ağzı tarama testlerinin (smear ve HPV testi) yapılması ve prekanseröz lezyonu olan kadınların yüzde 90’ının tedavi edilmesi planlanıyor. Gelişmiş ülkelerde cinsel aktif kadınların yılda bir kez smear testi yaptırması zorunlu hale getirildikten sonra serviks kanserlerinden ölüm oranının yüzde<strong> 50-70 </strong>azaldığını vurgulayan Prof. Dr. Görgen şöyle konuşuyor: “Cinsel aktif kadınların smear ve HPV testi yaptırmaları serviks kanserinin erken tanısı açısından hayati önem taşımaktadır. Rahim ağzı (serviks) kanserinde tedavinin başarısı, tespit edildiği evreye göre değişir. Son yıllarda teknolojideki ve tıptaki gelişmeler sayesinde erken tanının artması ile daha minimal tedaviler uygulanmaya başlamıştır. Böylece genç ve çocuk isteyen hastalarda rahim korunarak çocuk sahibi olabilme imkanı sağlanabilmektedir.”</p>
<p><strong>Aşı ile önlenebilen kanser türü!</strong></p>
<p>Genellikle aşırı vajinal kanama ile kendini gösteren bu kansere, cinsel yolla bulaşan Human Papiloma Virüs’ün (HPV) neden olduğunu belirten Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Virüsün bulaşmasındaki temel yol cinsel ilişki olduğundan tek eşlilik korunmada çok önemli bir rol oynar. Virüsün bulaşmasını HPV aşısı sayesinde yüzde 90 oranında önlemek mümkündür. Pap smear ve HPV taramalarıyla da ikincil korunma sağlanmaktadır. Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı 9-15 yaşlarında iki doz, 15 yaşından itibaren üç doz uygulanmaktadır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-serviks-kanserinden-olum-orani-605256">Rahim ağzı (serviks) kanserinden ölüm oranı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Yeni Bitki Türü Keşfedildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-yeni-bitki-turu-kesfedildi-603992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[keşfedildi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan “İzmir Göbekotu”nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yeni-bitki-turu-kesfedildi-603992">İzmir&#8217;de Yeni Bitki Türü Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan “İzmir Göbekotu”nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı.</p>
<p>İzmir’in Ödemiş ilçesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda, Batı Anadolu’ya özgü yeni bir bitki türü keşfedildi. Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinden araştırmacıların ortak çalışmasıyla tanımlanan, bilimsel ismi “Umbilicus choripetalus” ve Türkçe ismi de “İzmir göbekotu” olarak önerilen bitki, uluslararası bilimsel taksonomi dergi <em>Phytotaxa</em>’da yayımlanan makaleyle bilim dünyasına duyuruldu.</p>
<p>Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni türün göbekotu cinsi içinde bugüne kadar bilinen tüm türlerden belirgin biçimde ayrıldığını belirtti. Türü farklı kılan en önemli özelliğin çiçek yapısı olduğu ifade Prof. Dr. Yıldırım, Umbilicus choripetalus’un taç yapraklarının tabana kadar tamamen ayrıldığını, yıldız biçimli bir çiçeğe sahip olduğunu vurgulayarak bu özelliğin, göbekotu cinsi içinde ilk kez gözlemlendiğini söyledi.</p>
<p>Türün yetişme alanı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Yeni tür, yalnızca İzmir’in Ödemiş ilçesinde, Ovacık Platosu’nda yaklaşık 1300–1400 metre rakımda, volkanik kaya çatlaklarında yetişiyor. En yakın akrabaları yalnızca kireçtaşı kayaçlarda yaşıyor. İzmir Göbekotu’nun volkanik zeminlere bağlı olması, türü ekolojik açıdan da özgün kılıyor. Bu türün en yakın akrabaları olan <em>Umbilicus tropaeolifolius</em> ve <em>Umbilicus paniculiformis</em>’in yayılış alanları ise İzmir Göbekotu’ndan tamamen farklı. <em>Umbilicus tropaeolifolius,</em> Türkiye’nin güneydoğusu ile İran ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu’ya uzanan bölgelerde yayılış gösteriyor. <em>Umbilicus paniculiformis</em> ise Sudan’da lokal olmak üzere Kuzeydoğu Afrika’da bulunuyor. Her iki tür de yalnızca kireçtaşı kayaçlara bağlı habitatlarda yaşıyor” diye konuştu.</p>
<p><b>“Türkiye’de Göbekotu cinsi içinde ilk endemik tür”</b></p>
<p>Çalışma kapsamında bitkinin morfolojik özelliklerinin yanı sıra genetik yapısının da incelendiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Yapılan DNA analizleri sonucunda, Umbilicus choripetalus’un yakın türleriyle akraba olmakla birlikte, genetik olarak ayrı ve izole bir soy oluşturduğu tespit edildi. Bu bulgular, türün yeni bir bilimsel takson olarak tanımlanmasını güçlü biçimde destekledi. Göbekotu cinsi, dünya genelinde 16 türle temsil ediliyor. Bu türler; Avrupa, Akdeniz Havzası, Yakın Doğu Asya, Afrika ve Hindistan’a kadar uzanan geniş ancak parçalı bir yayılışa sahip. Türkiye’de ise bu cins bugüne kadar yedi türle biliniyor ve bu türlerin tamamı Türkiye dışında da yayılış gösteriyordu. İzmir Göbekotu’nun tanımlanmasıyla birlikte, göbekotu cinsi içinde Türkiye’ye özgü ilk endemik tür bilimsel olarak ortaya konmuş oldu” dedi.</p>
<p><b>“Anadolu’nun doğal mirası korunmalı”</b></p>
<p>Türün korunmasının önemine değinen Prof. Dr. Yıldırım, “Bugüne kadar yalnızca tek bir lokaliteden bilinen ve yaklaşık 550 bireylik bir popülasyona sahip olan türün korunması büyük önem taşıyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre İzmir Göbekotu için “Hassas (Vulnerable)” koruma statüsü öneriliyor. Bu keşif, Batı Anadolu’nun hâlâ yeterince bilinmeyen biyolojik çeşitliliğine de dikkat çekiyor. Özellikle jeolojik olarak farklı alanların, beklenmedik biçimde özgün ve dar yayılışlı bitki türlerine ev sahipliği yapabildiği bir kez daha ortaya kondu. Bu yeni tür, yalnızca botanik literatürüne eklenen bir isim olmanın ötesinde, Anadolu’nun doğal mirasının korunmasının neden hayati olduğunu gösteren güçlü bir bilimsel kanıt niteliği taşıyor” diye konuştu.         </p>
<p>Çalışma; Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve farklı kurumlardan bilim insanlarının katkısıyla yürütüldü. Arazi çalışmaları, türün morfolojik incelemeleri ve bilimsel tanımı Ege Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl tarafından gerçekleştirildi. Türün genetik ve filogenetik analizleri Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can tarafından yapıldı. Çalışmanın laboratuvar süreçleri ve ölçümlerine Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan katkı sundu. Arazi çalışmalarına ve makalenin değerlendirme sürecine Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos destek verirken, Musa Geçit de saha çalışmaları ve türün yayılışına ilişkin gözlemleriyle çalışmaya katkı sağladı. Yeni türün bilimsel çizimleri ise bitki ressamı ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Hazelnas Varol tarafından hazırlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yeni-bitki-turu-kesfedildi-603992">İzmir&#8217;de Yeni Bitki Türü Keşfedildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Gücüyle Detaylı Göz Muayenesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-gucuyle-detayli-goz-muayenesi-603913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 07:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[detaylı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gücüyle]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[muayene]]></category>
		<category><![CDATA[muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şener]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz sağlığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Bozkurt Şener, Türkiye’de kullanılmaya başlanan yapay zekâ destekli göz muayene cihazları ile göz muayenesinin daha da detaylı bir şekilde yapılabildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-gucuyle-detayli-goz-muayenesi-603913">Yapay Zekâ Gücüyle Detaylı Göz Muayenesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz sağlığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Bozkurt Şener, Türkiye’de kullanılmaya başlanan yapay zekâ destekli göz muayene cihazları ile göz muayenesinin daha da detaylı bir şekilde yapılabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Bozkurt Şener, “Günümüzde göz hastalıklarının büyük bir kısmı, hasta farkına varmadan ilerleyebiliyor. Bu nedenle düzenli ve detaylı göz kontrolleri, görme kayıplarının önlenmesinde en etkili yaklaşım haline geliyor. Yapay zekâ destekli bu yeni nesil muayene cihazları sayesinde artık hastalarımıza çok hızlı ölçümler yaparak çok daha fazla veri sunarak detaylı göz muayenesi yapabiliyoruz. Yapay zeka destekli göz muayene cihazının bu verileri ölçüp sunabilmesi için yaklaşık 6-7 dakikada yeterli olabiliyor. Bu veriler ışığında göz doktorunun kişiye özel tedavi uygulayabilmesi için kapsamlı bir değerlendirme yapmasına imkan doğuyor” dedi.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ ile Hızlı, Kapsamlı ve Objektif Değerlendirme</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli göz muayene cihazının çalışma prensibini anlatan Prof. Dr. Şener, sistemin tek bir platformda çok sayıda ölçümü bir araya getirdiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Bu teknoloji, gözün optik ve anatomik yapısına ait 100’ün üzerinde parametreyi birkaç dakika içinde ölçüyor. 120’nin üzerinde göz rahatsızlığını; semptomlar, risk faktörleri, görsel testler ile tespit ediyor. 30 yapay zeka algoritması tarafından elde edilen veriler yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edilerek detaylı ve görsel bir rapora dönüştürülüyor. Bu sayede hekimin değerlendirmesi çok daha objektif, hızlı ve güvenilir hale geliyor.”</p>
<p><strong>Kişiye Özel Göz Sağlığı Verileri Sunuluyor</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli göz muayene cihazının sunduğu kapsamlı veri setine dikkat çeken Prof. Dr. Bozkurt Şener, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>Yapay zekâ destekli göz muayenesi ile yaklaşık 6-7 dakika içerisinde; kornea, retina ve göz tansiyonu alanlarında:</p>
<ul>
<li>Kornea topografisi ve kornea kalınlığı,</li>
<li>Retinada görme siniri ve sarı nokta değerlendirmesi,</li>
<li>Göz tansiyonunun gerçek değeri,</li>
<li>Gözün ön ve arka yapısına ilişkin detaylı ölçümler,</li>
<li>Gözün refraksiyon kusurlarına dair bilgiler vermektedir.</li>
</ul>
<p>Bu kapsamlı ölçümlerin, göz sağlığının mevcut durumunu net biçimde ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Şener, erken tanının ötesine geçen bir avantaj sağladığını ifade etti:</p>
<p>“Aynı zamanda bu veriler, hastanın lazer göz cerrahisine ve premium lens (akıllı lens) cerrahisine uygun olup olmadığı konusunda da bize çok değerli bilgiler sunuyor. Hastanın göz yapısı, kornea kalınlığı ve diğer biyometrik parametreler yapay zekâ ile analiz edilerek, cerrahiye uygunluk objektif şekilde değerlendirilebiliyor. Bu da hem hasta güvenliğini artırıyor hem de doğru hasta doğru tedavi yaklaşımını güçlendiriyor.”</p>
<p>Göz hastalıklarının ciddi bir bölümünün belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Prof. Dr. Bozkurt Şener, erken tanının önemini şu sözlerle vurguladı:</p>
<p>“Göz sağlığında erken tanı, tedavi başarısını artırmanın yanı sıra geri dönüşü olmayan görme kayıplarının önüne geçilmesini sağlar. Yapay zekâ destekli muayene ile tespit edilen risklere göre hastalar, tüm göz branşlarındaki uzman hekimlere yönlendirilerek değerlendirilir. Bu bütünleşik yaklaşım sayesinde her hasta, ihtiyacına özel bir tedavi sürecine dahil edilir. Risklerin doğru branşlarda ele alınması hem hasta güvenliği hem de sonuç başarısı açısından son derece büyük önem taşır.”</p>
<p><strong>Donanımlı Merkezlerde Muayene Büyük Avantaj Sağlıyor</strong></p>
<p>Gelişmiş teknolojinin, uzman hekim kadrosuyla birlikte anlam kazandığını belirten Prof. Dr. Şener sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu tür ileri teknolojiye sahip muayene sistemlerinin, tam donanımlı merkezlerde kullanılması son derece önemlidir. Yapay zekâ destekli bu teknoloji, hastalara hızlı, güvenilir ve kapsamlı bir göz sağlığı hizmeti sunarken, aynı zamanda dünyadaki ileri teknolojilerin deneyimlenmesine de imkân tanıyor. Yapay zekâ geliştikçe hekimlerin daha fazla bilgiye ulaşması, öğrenmesi ve kendini geliştirmesi mümkün oluyor. Bu bilgiler, doğru değerlendirildiğinde cerrahide ve medikal tedavi planlamalarda başarıyı ve güveni artırıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-gucuyle-detayli-goz-muayenesi-603913">Yapay Zekâ Gücüyle Detaylı Göz Muayenesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>45 yaş üzerine kolonoskopi uyarısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/45-yas-uzerine-kolonoskopi-uyarisi-602635</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 11:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[45]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kolon kanserinde erken tanının önemi, kolonoskopinin hayati rolü ve yaşam tarzı faktörleriyle korunmanın mümkün olduğu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/45-yas-uzerine-kolonoskopi-uyarisi-602635">45 yaş üzerine kolonoskopi uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kolon kanserinde erken tanının önemi, kolonoskopinin hayati rolü ve yaşam tarzı faktörleriyle korunmanın mümkün olduğu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Kolon kanseri tedavisi mümkün olan ancak düzenli takip gerektiren bir hastalık! </strong></p>
<p>Kolon kanserinin günümüzde en çok karşılaşılan üçüncü kanser çeşidi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yaygın olarak görülmesi nedeniyle takip edilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Kolon kanserinin tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “45 yaşın üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekir. Ancak ailesinde özellikle birinci derece akrabalarında kolon kanseri olan kişiler, akrabalarının kolon kanserine yakalandığı yaşın on yıl gerisinden başlayarak düzenli olarak kolonoskopi yaptırmaları önerilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kolon kanserleri genellikle belirti vermeden ilerliyor! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Kolonoskopi yapılarak düzenli takip edilen kişilerde hastalığı erken yakalamak mümkündür.” dedi.</p>
<p>Kolon kanserinin genellikle belirti vermediğini hatırlatan Prof. Dr. Atamer, “Kanserler polip olarak başlar. Bu nedenle kolonoskopi yapıldığında polip aşamasındayken yakalanırsa polibi çıkartmak suretiyle hastalığı önlemek mümkün. Çünkü kolon kanserleri genellikle sinsi seyreder. Sol kolon tarafını tutan kanserler kanamayla erken belirti verdiğinde doktora gelinir. Ancak sağ tarafı tutan kolon kanserleri geç belirti verir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kolonoskopi, kolon kanserinin ortaya çıkarılmasında altın standart! </strong></p>
<p>Kolon kanserinin sadece genetik faktörlere bağlı olarak oluşmadığının altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Beslenme alışkanlıkları, özellikle sigara ve alkol tüketimi de riski artırır.” dedi.</p>
<p>Kırmızı et tüketimi, şarküteri ürünleri, yağlı gıda tüketimi, aşırı kilo ve hareketsizliğin kolon kanserinin gelişmesinde rol oynadığını aktaran Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle yanmış et ürünleri kolon kanserleri oluşma riskini artırır. Bu nedenle yanmış gıdalardan uzak durmakta fayda var. Kolon kanserinden korunmak için özellikle düzenli egzersiz, kilo kontrolü, sigara ve alkolden uzak durmak ve yanmış gıdalardan kaçınmak önemlidir. Ayrıca Akdeniz diyeti dediğimiz bol lifli gıdalar ile sebze tüketilmesinde fayda vardır. Bu nedenle hiçbir şikâyeti olmasa dahi 45 yaşını geçen her bireyin kolonoskopi yaptırmasında fayda vardır ve hâlâ günümüzde kolonoskopi kolon kanserinin ortaya çıkarılmasında altın standart olarak rol oynar.</p>
<p>Kolonoskopiyi erteleyen ya da yaptırmaktan çekinen bireylere özellikle belirtmek gerekir ki kolonoskopi genellikle anestezi altında, tam uyutarak yapıldığı için hasta hiçbir şey hissetmez.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/45-yas-uzerine-kolonoskopi-uyarisi-602635">45 yaş üzerine kolonoskopi uyarısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinden &#8220;Yapay Zekâ Destekli Eğitim ve Araştırma&#8221; atılımı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-yapay-zeka-destekli-egitim-ve-arastirma-atilimi-602584</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 07:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[teşvik]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinden]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ ve kriptoloji alanında dünyanın sayılı akademisyenlerinden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı’yı ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-yapay-zeka-destekli-egitim-ve-arastirma-atilimi-602584">Ege Üniversitesinden &#8220;Yapay Zekâ Destekli Eğitim ve Araştırma&#8221; atılımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ ve<b> </b>kriptoloji alanında dünyanın sayılı akademisyenlerinden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı’yı ziyaret etti. Ziyarette, Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen eğitim ve araştırma faaliyetlerine yapay zekanın ne şekillerde dahil edilebileceğine dair fikir alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Yapay zekânın eğitimde kullanımın artık kaçınılmaz bir dünya gerçeği olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversite eğitimine ve araştırmalarına yapay zekânın entegrasyonu yalnızca teknolojik bir yükseltme değildir; bilgi aktarımında, öğrenmede ve uygulamada köklü bir değişimi temsil eder. Yapay zekâyı benimseyerek, üniversiteler eğitim deneyimini geliştirebilir, araştırmalarda yeniliği teşvik edebilir ve öğrencileri giderek daha karmaşık ve yapay zekâ odaklı bir dünyada başarılı olmaları için daha iyi bir şekilde hazırlayabilirler. Eğitime ve araştırmalara yapay zekânın entegrasyonu;    Kişiselleştirilmiş Öğrenme Deneyimleri, Geliştirilmiş Öğretim Verimliliği, Gelişmiş Araştırma Yetenekleri, Öğrencileri Gelecek İş Gücüne Hazırlama, Eşitlik ve Erişilebilirliğin İlerlemesi, Akademik Programlarda Yenilik ve Toplumsal Sorunların Çözülmesine Katkı gibi alanlarda önemli katkılar sağlama potansiyeline sahiptir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Kaynaklarımızı yapay zekâ odaklı eğitime yönlendireceğiz”</b></p>
<p>Ege Üniversitesinin yapay zekâ odaklı eğitime yönelik planlarını anlatan Prof. Dr. Alcı, “Ege Üniversitesi kurumsal bir planla bu yönde kararlı bir şekilde ilerleyecektir. Bir yandan müfredatta değişiklikler yaparken, diğer yandan yapay zekâ destekli eğitim ve araştırmaya odaklanmış doktora öğrencileri ve öğretim üyelerini üniversitemize getirmeyi planlıyoruz. Tüm bölümlerin müfredatına ‘Yapay Zekâ Okuryazarlığı’ dersi ilave edeceğiz. Çalışma alanında yapay zekâ destekli araştırmalar yapan yeni öğretim elemanlarını Üniversitemize çekmek için, vakıf kaynaklarından araştırma desteği sağlayacağız. ABD, AB, Çin, Japonya ve Singapur’dan yapay zekâ destekli araştırmalar yapan öğretim üyelerini Üniversitemize en az bir dönem misafir olarak getirmek için kaynaklarımızdan faydalanacağız.   Tersine Beyin Göçü Programı ile Türkiye’ye gelen öğretim üyelerinin Üniversitemize gelmeleri için imkânlar yaratıp, laboratuvar imkânı ve vakıf desteği türünden teşvikler vereceğiz.    Araştırmacılarımızı yerel öneme sahip; Su, Güneş Enerjisi, Ekoloji gibi alanlarda araştırmalar yapmaya teşvik edeceğiz ve onlara gereken kaynakları yerel endüstriden sağlamak için bir çalışma ekibi kuracağız. Teknoparkımızın imkânlarını artırıp, firmalarımıza gereken imkânları ve teşvikleri sağlayıp Üniversitemize davet edeceğiz. Yeni öğretim üyeleri, yeni laboratuvar, araştırma teşviklerinde bölüm ve fakültelere odaklanıp, yapılan çalışmaların kalıcı olmasını sağlayacağız. Yapay Zeka konusunda öğretim üyelerine ilaveten, doktora öğrencilerini Üniversitemize çeşitli teşviklerle davet edeceğiz” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’un ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Alcı, “Kriptoloji alanında ulusal ve uluslararası arenada pek çok ödül alan ve bu alanda pek çok komiteye öncülük eden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’u Üniversitemizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Yapay zekânın eğitim ve araştırma alanlarında kullanımı konusunda değerli hocamızın deneyimlerini dinledik. Kendisine nazik ziyaretlerinden ötürü teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p> Rektör Prof. Dr. Alcı’nın belirttiği hususlarda bütün tecrübesini Ege Üniversitesinin hizmetine sunmaktan memnun olacağını ifade eden Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, bu sayede üniversitenin kısa sürede gerek lisans gerekse lisansüstü eğitim ve araştırma alanlarında atılım yapma potansiyeline sahip olduğunu söyledi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Çetin Kaya Koç</b></p>
<p>Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğini birincilikle bitirdi. Doktorasını Kaliforniya Üniversitesinde yaptı. ABD’deki Oregon Eyalet Üniversitesinde Bilgi Güvenliği Merkezi kurdu. Buradaki çalışmaları sonucunda “Olağanüstü ve Sürdürülebilir Araştırma Liderliği” ödülüne layık görüldü. Kriptografi mühendisliğine yaptığı katkılarından dolayı 2007 yılında “IEEE Fellow” (alanında çok değerli işler yapmış bilim insanları) unvanı aldı. 50&#8217;den fazla kriptografik cihaz, yazılım ve donanımın tasarım ile geliştirilmesine katkıda bulundu. Kriptoloji ve şifreleme alanında en çok doktora öğrencisi yetiştiren dünyadaki üç akademisyeninden birisi olan Prof. Dr. Koç, Kriptografik mühendisliğe yaptığı sürekli katkılar nedeniyle IEEE (Elektrik- Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) Yaşam Boyu Üyesidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-yapay-zeka-destekli-egitim-ve-arastirma-atilimi-602584">Ege Üniversitesinden &#8220;Yapay Zekâ Destekli Eğitim ve Araştırma&#8221; atılımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in Deprem Master Planı için imzalar atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-deprem-master-plani-icin-imzalar-atildi-602219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 07:21:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[atıldı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Master Planı]]></category>
		<category><![CDATA[imzalar]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[master]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602219</guid>

					<description><![CDATA[<p> İzmir Büyükşehir Belediyesi, kenti depremlere karşı daha güvenli ve dirençli hale getirmek amacıyla yeni Deprem Master Planı çalışmalarını başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-deprem-master-plani-icin-imzalar-atildi-602219">İzmir&#8217;in Deprem Master Planı için imzalar atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> İzmir Büyükşehir Belediyesi, kenti depremlere karşı daha güvenli ve dirençli hale getirmek amacıyla yeni Deprem Master Planı çalışmalarını başlattı. Bilimsel veriye dayalı ve çok disiplinli bir yaklaşımla hazırlanacak plan için DEÜ ve İYTE ile yapılan iş birliği protokolü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın katıldığı törenle imzalandı. Törende konuşan Başkan Tugay, “Bu çalışma tamamlandıktan sonra İzmir halkına, yerel yönetimlere, İzmir&#8217;deki diğer kurumlara yapılmış en büyük iyiliklerden biri olacak” dedi. </p>
<p> İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni Deprem Master Planı ile yalnızca olası depremlerde oluşabilecek hasarları azaltmayı değil; kentin yaşam kalitesini yükselten, doğayla uyumlu ve uzun vadede sürdürülebilir bir dirençli kent modeli oluşturmayı hedefliyor. </p>
<p>İzmir’in yaşam kalitesini yükselten, doğayla uyumlu ve uzun vadede sürdürülebilir bir dirençli kent modeli oluşturmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni Deprem Master Planı için çalışmalara başladı. Hazırlanacak Deprem Master Planı’nın iş birliği protokolü; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran’ın yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, projede yer alan akademisyenler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratlarının katıldığı törenle imzalandı. Bütüncül ve önleyici bir yol haritası sunan Deprem Master Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025–2029 Stratejik Planı’nda yer alan “Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği” hedefiyle uyumlu olarak hazırlanıyor. </p>
<p><strong>“Deprem Master Planı için bazı ön çalışmalar yaptık”</strong><br />Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’ndeki törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, tarihi bir gün yaşandığını söyledi. İzmir’de depreme yönelik çalışmaların, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen RADIUS Projesi kapsamında 1998 yılında başlatıldığını anımsatan Başkan Tugay, “O günden bu güne bir master planı yapılmadı. Biz bunun çok önemli bir eksik olduğunu biliyorduk. Deprem Master Planı için bazı ön çalışmalar yaptık. Herkes biliyor ki İzmir’de Ege Bölgesi’nde deprem riski var” dedi. </p>
<p><strong>“Şu anda alınmış bir mesafe var”</strong><br />İzmir&#8217;in yer yapısının, fayların ve mevcut yapıların riskinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, “Belediye özellikle 30 Ekim depreminden sonra bazı çalışmalar yaptı. Şu anda alınmış bir mesafe var. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi olarak şunu biliyoruz ki İzmir&#8217;in tamamının her türlü risk açısından mümkün olan en kapsamlı ve doğru şekilde değerlendirilmesi lazım. Buna altyapıyı da dahil edeceğiz. Bundan sonraki imar planlamasını da dahil edeceğiz” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Bundan sonrasının çok daha iyi olacağına inanıyorum”</strong><br />Bu çalışmaların son derece önemli olduğuna değinen Başkan Dr. Cemil Tugay, şunları söyledi: “Bu çalışmanın tamamlanması, İzmir halkına, yerel yönetimlere, İzmir&#8217;deki diğer kurumlara yapılmış en büyük iyiliklerden biri olacak. Belirsizlikler, kafa karışıklıkları hepsi giderilmiş olacak. Biz her iki üniversitemiz ile gurur duyuyoruz. Bugüne kadar çok iyi niyetle herkes pek çok çaba gösterdi. Ama bundan sonrasının çok daha iyi olacağına gerçekten inanıyorum. Bugüne kadar şehre verdiğiniz katkılar için teşekkür ediyorum. Ne mutlu ki bu şehirdeyiz. Bu planı neden yaptığımızı hatırlamak için sadece 30 Ekim depreminde yaşadığımız acıyı düşünmemiz yeter. Yeni bir yıla giriyoruz. Ne 2026 ne de sonrası bize bu tür acıları yaşatsın. Ama sadece ‘inşallah’ demekle olmuyor. Burada ‘Kime görev düşüyor’ derseniz, işte tam olarak o heyetle birlikteyiz. Buradan İzmir&#8217;e dair bir güven duygusunun, herkese iyi hissettiren bir duygunun çıkacağına da eminim. Hem bugüne kadar yaptıklarımız hem de bundan sonrası için her birinize çok çok teşekkür ediyorum.” </p>
<p><strong>“Bu çalışmalarda yer almaktan mutluluk duyduk”</strong><br />DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da üniversite olarak deprem araştırmalarıyla ilgili, böyle bir iş birliği anlaşmasının tarafı olmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyduklarını belirtti. Yılmaz, “DEÜ, Türkiye&#8217;de depremle ilgili bölümlerin komple yer aldığı çok az sayıdaki üniversiteden biri. Üniversitemizde Deprem Araştırma Uygulama Merkezi’miz var. Fakat bu araştırma merkezimizin yetersiz kaldığını düşünüyoruz. Bunu daha ileriye taşımak gibi bir düşüncemiz var. Bu araştırma merkezini tıpkı Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nin Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü gibi bir konseptle enstitüye çevirmek gibi bir gidişimiz olacak. Bu merkez deprem araştırmaları ve deprem riskini azaltmaya yönelik araştırmalar için bir araştırma uygulama enstitüsü olarak düşünülüyor. Yani sadece deprem olduktan sonra araştıran değil, risk azaltmaya yönelik çalışmaları ve teknolojileri de araştıran, geliştiren, uygulayan bir enstitü olmasını istiyoruz. Bu vesile ile İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen çalışmaların bir parçası olmaktan milletimiz, ülkemiz, güzel İzmir&#8217;imiz adına da memnuniyet duydum” dedi. </p>
<p><strong>“Yapacağımız bilimsel çalışmalar bir başarı hikayesi, bir model proje olur”</strong><br />İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran ise doğal afetlerin hayatın bir parçası olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Aslında doğal afetler öldürmüyor. Tıpta nasıl önleyici tıp varsa doğal afetlerde de önleyici, akılcı, bilimsel yöntemler benimsenirse can kayıplarını, dolayısıyla acılarımızı azaltabileceğimiz bir denklem kurgulayabiliriz. 30 Ekim depreminde 117 insanımızı kaybettik. 6 Şubat depremi bütün dünya için aslında bir tecrübe oldu. İzmir için böyle bir çalışmanın büyükşehir belediyemiz ve Türkiye&#8217;nin çok kıymetli iki üniversitesi ile gerçekleştiriyor olması çok kıymetli. Umarım yapacağımız çalışmalar, alacağımız önlemler can kaybı olmaksızın bu doğal afetleri aşabileceğimiz bir süreci bizlere yaşatır. Umarım burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, attığımız imzalar, daha da önemlisi yapacağımız bilimsel çalışmalar bir başarı hikayesi, bir model proje olur ve Türkiye&#8217;nin bütün kentlerinde de benzer uygulamaları hep birlikte gözlemleriz. Bu sürece öncülük ettiği için çok kıymetli başkanımıza, rektörümüze ama asıl projeyi yapacak olan siz değerli bilim insanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Var olun.”</p>
<p><strong>Koordinasyon kurulu oluşturuldu</strong><br />Deprem Master Planı için Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Buna göre proje, DEÜ ile İYTE yürütücülüğünde yapılacak. Projenin koordinatörlüğünü DEÜ’den Prof. Dr. Özgür Özçelik üstlenirken; proje yürütücüleri ise DEÜ’den Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Prof. Dr. Serhan Tanyel ile Prof. Dr. Hilmi Evren Erdin; İYTE’den Prof. Dr. Nurhan Ecemiş, Prof. Dr. Cemalettin Dönmez ve Prof. Dr. Engin Aktaş olarak belirlendi. </p>
<p><strong>Tüm veriler tek çatı altında toplanacak</strong><br />Deprem Master Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025–2029 Stratejik Planı’nda yer alan “Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği” hedefiyle uyumlu olarak hazırlanıyor. Bu kapsamda İzmir’in afetlere karşı hazırlıklı, güvenli ve yaşam kalitesi yüksek bir kent haline getirilmesi amaçlanıyor. Planın bilimsel altyapısı için yapı stoku envanteri, depremsellik ve tsunami araştırmaları, mikrobölgeleme etüt çalışmaları tamamlandığında, güvenli kent planlaması için gerekli tüm veriler tek çatı altında toplanmış olacak.</p>
<p><strong>Yeni Master Planı bütüncül ve önleyici bir yol haritası sunuyor</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, güncel riskler, değişen iklim koşulları ve artan kent nüfusu doğrultusunda yeni bir Deprem Master Planı hazırlıyor. Yeni planın, olası bir deprem öncesinde İzmir’de alınması gereken tüm önlemleri eşgüdüm içinde ele alan ana strateji belgesi olması hedefleniyor. Plan kapsamında; yapılması gereken çalışmalar, birbirini tamamlayan bağımsız proje paketleri halinde tanımlanacak ve kentin tüm bileşenlerini kapsayan bütüncül bir yapı oluşturulacak.</p>
<p><strong>8 ana başlıkta bilimsel çalışma</strong><br />Deprem Master Planı için oluşturulan Koordinasyon Kurulu ile çalışmalar, İzmir’deki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin yürütücülüğünde ilerliyor. Plan kapsamında 8 ana başlıkta çalışma yürütülecek. Çalışma alanları; jeolojik, jeofizik ve geoteknik unsurlar ile deprem tehlikesinin belirlenmesi, üstyapı ve altyapı unsurları ve deprem riski açısından değerlendirilmesi, deprem bilgi altyapısının geliştirilmesi, şehir planlama ve imar uygulamaları, hukuki ve idari düzenlemeler, mali kaynak ve finansman modelleri, eğitim, bilinçlendirme ve sosyal hazırlık çalışmaları ile deprem risk yönetimi modelinin geliştirilmesi başlıkları olarak belirlendi. </p>
<p><strong>Hedef sadece hasarı azaltmak değil, yaşam kalitesini yükseltmek</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, Deprem Master Planı ile yalnızca olası depremlerde oluşabilecek hasarları azaltmayı değil; kentin yaşam kalitesini yükselten, doğayla uyumlu ve uzun vadede sürdürülebilir bir dirençli kent modeli oluşturmayı hedefliyor. </p>
<p><strong>İzmir’in deprem hazırlığında 25 yıllık birikim</strong><br />İzmir’de depreme yönelik kapsamlı çalışmalar, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen RADIUS Projesi kapsamında 1998 yılında başladı. Dünyada projeye başvuran 58 kent arasından seçilen 9 şehirden biri olan İzmir, Türkiye’de bu alanda öncü kentler arasında yer aldı. Boğaziçi Üniversitesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol doğrultusunda yürütülen çalışmalar sonucunda İzmir Deprem Master Planı 1999 yılında tamamlanmıştı. İzmir Deprem Master Planı’nın 2026 yılı içinde tamamlanması öngörülüyor. </p>
<p><strong>Deprem araştırmaları sürüyor</strong><br />Kenti afetlere dirençli hale dönüştürmek isteyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, kara ve denizde fay hatlarına yönelik yürüttüğü araştırmaların yanı sıra, şimdiye kadar 94 bini aşkın yapının envanterini çıkardı. Mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında 1 milyon 113 bin hektar alanda jeolojik etütler tamamlandı. Yine İzmir genelinde belirlenen 71 barınma alanı ve 2 bin 425 toplanma alanının alt yapısına yönelik çalışmalar sürüyor. Yapı envanteri, zemin çalışmaları, kara ve denizde yapılan depremsellik araştırmaları, kente dair önemli verilerin elde edilmesini sağlıyor. Tüm veriler Deprem Master Planı’na altlık oluşturacak.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-deprem-master-plani-icin-imzalar-atildi-602219">İzmir&#8217;in Deprem Master Planı için imzalar atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:05:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunu]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettiğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Sempozyumun açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı yaptı.</p>
<p><strong>Gelecekte insanlığı bekleyen büyük tehlike yalnızlık!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlık konusunu gündeme getirmelerinin temel nedeninin gelecekte insanlığı bekleyen büyük bir tehlikeyi fark etmeleri olduğunu ifade ederek, “Yalnızlık Sempozyumu’nun yedincisini gerçekleştiriyoruz. Bir psikiyatrist olarak yalnızlığın neden bu kadar önemli olduğunu özellikle gelecekte bekleyen tehlikeyi gördüğümüz için gündeme getirme ihtiyacı hissettik.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde literatürde giderek daha fazla tartışılan “Kaliforniya Sendromu” kavramına dikkat çekerek, “Bu sendromun dört temel belirtisi var. Kaliforniya Sendromu’nun birinci belirtisi hedonizmdir; yani haz odaklı yaşam felsefesi. Aslında Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti. İki tür mutluluk vardır: Biri hedonik mutluluk, yani haz mutluluğu; diğeri ise ödomanik mutluluk, yani anlam mutluluğu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor”</strong></p>
<p>Haz ve anlam mutluluğunun nörobiyolojik karşılıklarının da ortaya konduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, modern yaşamın anlam mutluluğunu ihmal ettiğini vurguladı ve “Haz mutluluğu beyinde dopaminle ilişkilidir; kısa vadeli ve geçicidir. Anlam mutluluğu ise serotoninle ilgilidir; daha yavaş salgılanır ama daha kalıcıdır. Kapitalist sistem hedonik mutluluğu tercih etmiş, anlam mutluluğunu ihmal etmiştir. Oysa insan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, psikolojide uzun süre göz ardı edilen önemli bir noktaya dikkat çekerek, “Maslow, son dönemde vefatından önce ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesine ‘kendini gerçekleştirme’yi değil, ‘kendini aşma’yı koymuştu. Kendini aşmanın en üst noktasında ise başkalarına yardım etmek ve manevi ihtiyaçlar vardı. Bu gerçek 2017 yılında açıklandı.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bencil insan, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar”</strong></p>
<p>Kaliforniya Sendromu’nun ikinci belirtisinin egoizm ve narsisizm olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, özellikle gençler arasında narsisizmin hızla yayıldığını söyledi.</p>
<p>“ABD’de ‘Narsisizm Epidemisi’ adıyla kitaplar yayımlandı. Narsisizm, egoizmin kişilik haline gelmesidir. Bencil insan, güçlü ve sağlıklı olduğu zaman iyidir; ancak hastalık, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar.” diye konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu sürecin kaçınılmaz olarak yalnızlık ve depresyonu beraberinde getirdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Dünyada depresyon küresel ölçekte artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Kaliforniya Sendromu’nun üçüncü belirtisi yalnızlık, dördüncü belirtisi ise mutsuzluk ve depresyondur. Bugün dünyada depresyonun küresel ölçekte artışında bir virüs mü var diye araştırılıyor. Aslında burada virüs, hedonizm virüsüdür.” dedi.</p>
<p>Yalnızlıkla baş etmenin yolunun anlam odaklı bir yaşamdan geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, insanın yalnızlığı kendini değiştirmek ve olgunlaşmak için bir fırsata dönüştürebileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Gençler yaşlılardan daha yalnız</strong></p>
<p>Gençlik ve yalnızlık arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, İngiltere’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaştı ve “Manchester Üniversitesi ve BBC’nin 55 bin kişiyle yaptığı araştırmada, 16-24 yaş arası gençlerin yüzde 40’ı ‘çok yalnızım’ diyor. 75 yaş üzerindekilerde bu oran yüzde 27. Yani gençler, yaşlılardan daha yalnız.” diye konuştu.</p>
<p>Yalnızlığın artık devlet politikalarını da etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İngiltere 2018’de, Japonya ise 2021’de Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Birleşmiş Milletler, geleceği bekleyen üç büyük tehlike tanımlıyor: Gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gençlerdeki yalnızlığın nedeni dijital yalnızlık!</strong></p>
<p>Gençlerde yalnızlığın en önemli nedenlerinden birinin dijital yalnızlık olduğunu da belirten Prof. Dr Tarhan, “Dijital dünyada ilişki çok ama derinlik yok. Sosyal paylaşım var ama duygusal paylaşım yok. Sosyal medya aslında sosyal değil; sanal medyadır. Duygusal aktarımın olmadığı yerde yalnızlık vardır.” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın temelinde derin ve anlamlı ilişkilerin yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Harvard Üniversitesi’nin 75 yıl süren araştırmasına atıfta bulunarak, “En uzun, en mutlu ve en sağlıklı yaşayanlar; zengin, ünlü veya başarılı olanlar değil, derin ve anlamlı ilişkileri olan kişiler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Türk kültüründeki “dost” kavramının altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Dost, insanın kendini yalnız hissettiğinde konuşabileceği kişidir. Güvenli ilişki kurabildiği, zor anında yanında olan kişidir. Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız. Anadolu irfanına, Doğu bilgeliğiyle Batı’nın bilimsel birikimini sentezlemeye ihtiyacımız var. Bu sorun ancak böyle çözülebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi”</strong></p>
<p>Konuşmasına sempozyuma katılanları selamlayarak başlayan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, “Önemli bir sempozyum, çok önemli bir konu. Son derece ciddi; çağımızın temel problemlerinden biriyle karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p>Yalnızlığın artık gündelik hayatın doğal bir parçası haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, bireylerin yalnızlaşmasını sadece teorik bir mesele olarak değil, yaşanan ve hissedilen bir gerçeklik olarak değerlendirdi ve “Bugün artık bireylerin yalnızlaştığını sadece akademik metinlerde değil, günlük konuşmalarımızın içinde de dile getiriyoruz. Çünkü görüyoruz, hissediyoruz ve yaşıyoruz. Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı”</strong></p>
<p>Yalnızlaşmanın tarihsel kökenlerine de değinen Prof. Dr. Güngör, modernleşme süreciyle birlikte aile yapısında yaşanan dönüşümlerin bu süreci hızlandırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Güngör, “Aslında modernleşmeyle birlikte bireyin yalnızlaşmaya başladığını söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedenlerinden biri büyük aileden, geleneksel aileden çekirdek aileye geçiştir. Elbette çekirdek ailenin modern yaşam açısından olumlu yönleri vardı; sanayileşmiş kentlerin bir gereği haline gelmişti. Ancak bu dönüşüm, kuşaklar arası kopuşu da beraberinde getirdi.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Aile yapısındaki bu parçalanmanın zamanla daha derin bir yalnızlaşmaya dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı. Çekirdek ailelerde bile ebeveynlerle çocukların arasına teknoloji girdi. Bu aracıyla birlikte aile bireyleri giderek birbirinden kopmaya başladı. İlk etapta bu durum özerklik ve özgürlük hissi verdi; hatta bir süre bunun keyfi yaşandı. Ancak zaman içinde aile bireylerinin aynı evin içinde bile birbirleriyle iletişim kurmadığını, kursalar bile bunu artık bir araç üzerinden yaptıklarını görmeye başladık.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Yalnızlıktan haz almaya başladık”</strong></p>
<p>Günümüzde bireylerin sanal dünya ile kurduğu ilişkinin gerçek sosyal ilişkilerin yerini aldığını söyleyen Prof. Dr. Güngör, “Artık her birimiz elimizdeki mobil telefonların sunduğu sanal dünyayla ilişki kuruyoruz. Bir kafeye sohbet etmek için gidiyoruz, aynı masada oturuyoruz ama birkaç dakika sonra hepimiz o kafenin dışındayız. Aynı masadayız ama her birimiz başka bir dünyadayız.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin en tehlikeli boyutunun yalnızlıktan haz almaya başlanması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Garip bir yalnızlaşma ve kopma yaşıyoruz. Daha da vahimi, yalnızlıktan haz almaya başladık. Bireylerin birbirine ihtiyaç duymamaya başlaması çok büyük bir tehlike. Oysa insan dediğimiz varlık sosyal bir varlıktır. Bugün bu sosyal varlık olma halinin çelişkilerini derin biçimde yaşamaya başladık.” diye konuştu.</p>
<p>Modern ve postmodern süreçlerin bireyi ve aileyi parçaladığını belirten Prof. Dr. Güngör, insanın artık hem gerçek hem de sanal dünyada parçalı bir yaşam sürdürdüğünü ifade etti ve “Bir yandan somut gerçeklikte yaşıyoruz, diğer yandan sanal gerçeklikte var oluyoruz. Bu da bizi parçalı hale getiriyor. İlk başta keyif verici gibi görünen bu durum, zamanla insanın kendi çelişkileriyle yüzleştiği çok daha vahim bir süreci beraberinde getiriyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik”</strong></p>
<p>Teknolojinin insanı makinelere bağımlı hale getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Güngör, bu süreci “şeyleşme” kavramıyla açıkladı ve “Birbirimizden uzaklaşırken makinelerle bütünleşmeye başladık. Makinelere eklemlendik. İnsan olmaktan, birey olmaktan uzaklaşıp, makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik. Bu son derece kaygı verici bir durum.” dedi.</p>
<p>Duyguların ve zihinsel süreçlerin de bu dönüşümden etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Duygularımız yumuşuyor, hatta olumsuz anlamda duygularımızdan arınmaya başlıyoruz. Zihnimizi yapay zekâya, duygularımızı sanal âleme teslim ediyoruz. Bunun sonucunda yalnızlaşma ve yabancılaşmanın iç içe geçtiği çok garip bir sürecin tam ortasında bulunuyoruz.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Süleymanlı: “Gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir”</strong></p>
<p>Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Kazakistan’ın başkenti Astana’dan çevrimiçi katılarak gençlerin dijital çağda giderek derinleşen yalnızlık deneyimlerine dikkat çekti.</p>
<p>Bu yıl sempozyumun ana temasının özellikle gençlik olarak belirlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, dijitalleşmenin gençlerin sosyal ilişkilerini dönüştürdüğüne işaret ederek, “Dijital çağın sunduğu tüm iletişim imkânlarına rağmen, sosyal medya üzerinden sürekli etkileşim içinde olan gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir. Bu tablo, gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel tercihlerden ziyade içinde bulundukları toplumsal koşullarla yakından ilişkili olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.</p>
<p>Sempozyum süresince gençlerin yalnızlık deneyimlerini şekillendiren çok sayıda başlığın ele alınacağını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Göçmen gençlikten üniversite gençliğine, dijital kuşaktan sosyal medya fenomenlerine, otizmli gençlerin özgün yalnızlık deneyimlerinden yurt dışında öğrenim gören gençlerin yaşadığı yalnızlık olgusuna kadar pek çok başlığı karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alacağız. Bu gruplar, günümüzde yalnızlığın yeni ve farklı görünümlerini en yoğun biçimde deneyimleyen toplumsal kesimler arasında yer almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırması</strong></p>
<p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da kapsamlı bir alan araştırmasının sempozyum kapsamında paylaşılacağını dile getiren Süleymanlı, “Sempozyumumuz kapsamında Method Research Company ile iş birliği içerisinde Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ başlıklı geniş kapsamlı alan araştırmasının bulgularını da değerlendireceğiz.</p>
<p>Sempozyumun yalnızca sorunları tespit etmeyi değil, çözüm üretmeyi hedeflediğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Biz burada yalnızlığı kader gibi kabullenen bir yaklaşımı değil; dönüştürülebilir bir toplumsal mesele olarak ele alan bir anlayışı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yalnızca sorunları tanımlayan değil, aynı zamanda çözüm üreten bir akademik zemin oluşturmayı önemsiyoruz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yalnızlığın evrensel bir mesele olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Sempozyumda bu yıl Azerbaycan, Finlandiya, İsviçre, Kazakistan, Rusya ve Özbekistan olmak üzere altı ülkeden yüz yüze ve çevrim içi katılımla geniş bir uluslararası temsil sağlanmıştır. Bu tablo, yalnızlık olgusunun sınırları aşan, evrensel bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijitalleşen dünyada gençlerin yalnızlık serüveni ele alındı</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin’in yaptığı birinci oturumda; Düzce Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Kılıç “Modernleşen Aile ve Dijitalleşen Gençlik”, Finlandiya Kızılhaçı’ndan Annakatriina Jylhä ve Tommi Korhonen “Yalnızlığın Gönüllülükle Önlenmesi”, Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Müge Akbağ “Gençlikte İlişkisel İhtiyaçlar” ve çevrim içi katılımıyla Prof. Dr. Mustafa Koç “Duyguda Yaşayan Gençliğin Yalnızlık Mücadelesi” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Türkiye’de Gençliğin Yalnızlığı Araştırması sonuçları açıklandı</strong></p>
<p>Sempozyumun en dikkat çekici bölümlerinden birinde; Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin ve Method Research Company’den Hale Aslı Kılıç tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlik, Yalnızlık ve Dijitalleşme: Güncel Araştırma Bulguları” ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Öğleden önceki ikinci oturumda ise; NEET (ne eğitimde ne istihdamda olan) gençlerden göçmen gençlere, otizmli bireylerden uluslararası öğrencilere kadar geniş bir yelpazede “Gençlik ve Toplumsal Yalnızlık Deneyimleri” ele alınacak. Doç. Dr. Cihan Ertan, Dr. Gökhan Özcan, Uzman Klinik Psikolog Buse Duran Birlik, Serden Ferhatoğlu Anıl (İsviçre), Nuriye Novruzova (Konuşma Terapisti) ve Sümeyra Yaman (Çocuk Gelişimi Uzmanı) gençlikte yalnızlığın psikopatolojik ve sosyolojik boyutlarını değerlendirildi.</p>
<p>Sempozyumun öğleden sonraki bölümü çevrim içi olarak devam etti. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı moderatörlüğündeki bu bölümde; Rusya (RUDN Üniversitesi), Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’dan katılan bilim insanları, kendi ülkelerindeki gençlik yalnızlığı, siber politikalar ve sosyal medya düzenlemeleri üzerine sunumlar yaptı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 16:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[eryılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sabote]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik anıların günlük yaşamı, ilişkileri ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077">Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik anıların günlük yaşamı, ilişkileri ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Travmatik anılar geçmiş olarak kodlanamaz; tetiklendiğinde beyin olayı yeniden yaşar! </strong></p>
<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” dedi.</p>
<p>Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Prof. Dr. Eryılmaz, “Yani güncel bilgilerimizin belleği olan hipokampüs (beynin hafıza merkezi), olayları işlerken zaman damgası vurur. ‘Bu 10 yıl önceydi’ der. Bu bilgi beynin duygu üretiminde ve davranış yönetiminde önemlidir. Duygu yükü yüksek olaylar yani travma sonrası bilgi hipokampüste işlenemez ve örtük bellekte kalır. Yani herhangi bir durum, nesne geçmişi hatırlattığında sanki bugün olmuş gibi beyin yeniden bu olayı yaşar. Neredeyse hatırlamaz yeniden yaşar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Travmatik bellek, kişinin hem kendisiyle hem de dünyayla ilişkisini bozar! </strong></p>
<p>Travmatik belleğin kişilerde hangi belirtilere neden olduğuna değinen Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşantılar sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak, kendi ya da dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış, sebepsiz anksiyete atakları, bedensel yakınmalar, sebebi bulunamamış ağrı bozuklukları, olumsuz ilişkilerden ayrılamama, sürekli kendini sabote etme, dikkat ya da bellek sorunları gibi belirtiler görülür.” dedi.</p>
<p>Bu durumun kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğine vurgu yapan Prof. Dr. Eryılmaz, “Günlük yaşamda kişinin işlevselliğinde bozulma olacaktır. Kişiler arası ilişkilerde bozulma, depresif yakınmalar ya da sürekli hep aynı hataları yapma gibi kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabilir.” ifadelerini kullandı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusallık travmatik belleğin bir belirtisi olabilir!</strong></p>
<p>Posttravmatik stres bozukluğunun (PTSD) travma sonrası gelişen bir psikiyatrik hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, “PTSB’de de travmatik bellek vardır.” dedi.</p>
<p>Travmatik belleğin; travmanın özel tedavisi, EMDR (bir psikoterapi çeşidi), gerekirse ilaç tedavileri ile tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar sonrası duygusal biri olarak kendini tanımlamak&#8230; Kişi kendisini ‘duygusal tepkiler veririm, hep duygum ön plandadır, bu nedenle hiç aklımı kullanmam’ dediği noktada duygusallık aslında travmatik belleğin bir belirtisi olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmatik-bellek-hayati-sabote-ediyor-601077">Travmatik bellek hayatı sabote ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Türk Dünyası ve Ortak Türk Kimliğinin İnşası&#8221; paneli düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-turk-dunyasi-ve-ortak-turk-kimliginin-insasi-paneli-duzenlendi-600969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 08:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğini]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[nşası]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600969</guid>

					<description><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu tarafından “Türk Dünyası ve Ortak Kimliğinin İnşası” konulu bir panel gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-turk-dunyasi-ve-ortak-turk-kimliginin-insasi-paneli-duzenlendi-600969">EÜ&#8217;de &#8220;Türk Dünyası ve Ortak Türk Kimliğinin İnşası&#8221; paneli düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu tarafından “Türk Dünyası ve Ortak Kimliğinin İnşası” konulu bir panel gerçekleştirildi. Etkinlikte, Türk Dünyasının ortak kimliği; kültür, tarih, dil ve din başlıklarında düzenlenen dört oturumda ele alındı. Panelin ilk bölümünde kültür konusu detaylı bir şekilde ele alındı.</p>
<p>Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonunda düzenlenen panele; EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammed Hanefi Palabıyık’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen, idari personel ve öğrenci katıldı.</p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasında Türk Dünyası alanında yürütülen akademik faaliyetlerin geldiği noktadan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Mehmet Ersan; “Türk dünyasında nelerin yapıldığını, nereden nereye gelindiğini gördük, yaşadık ve tarihe şahitlik ettik. Bu süreçlere tanıklık etmek bizim için son derece kıymetli. Allah bu günleri bize gösterdi; inşallah çok daha iyilerini de gösterir. Umarız, Türk devletlerinin bir bütün olarak teşkilatlandığını, kurumsal bir yapı olarak hayata geçtiğini görmeyi Allah bizlere nasip eder. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım.” dedi<b>.</b></p>
<p><b>“Türkler gittikleri her yerde ortak değerlerini yaşatmışlar”</b></p>
<p>Panelde, Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu adına konuşan Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammed Hanefi Palabıyık, Türklerin tarih boyunca geniş coğrafyalarda varlık gösterdiğini belirterek “Türkler gittikleri her yerde devlet kurmuş, kimliklerini taşımış ve korumuşlardır.” diye konuştu.</p>
<p>EÜ Türk Dünyası Akademik Araştırmalar Topluluğu Başkanı Muharrem Turgut ise “Ortak Türk kimliğini savunurken ayrıştırıcı değil bütünleştirici bir anlayışı esas alıyoruz. Kimlik inşasındaki başarı, parçalanarak değil bütünleştirilerek mümkündür. Paneli Türk Dünyasının ortak kimliğinin akademik bir zeminde yeniden ele alınması için bir fırsat olarak görüyorum.” dedi.</p>
<p>Panelin Doç. Dr. Fazıl Özdamar başkanlığında gerçekleştirilen kültür oturumunda Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Ekici; Munzur Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Aksoy ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadettin Yağmur Gömeç konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Doç. Dr. Fazıl Özdamar, Türk Dünyasının farklı coğrafyalarında ortak bir hafıza ve gönül bağının hâlen canlı olduğunu belirterek bu bağların siyasi düzlemde olduğu kadar akademik düzlemde de ele alınması gerektiğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Oturumun bir diğer konuşmacısı Prof. Dr. Metin Ekici ise somut olmayan kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılan ve topluluklara kimlik ile devamlılık duygusu kazandıran temel bir unsur olduğunu vurguladı. UNESCO’nun 2003 tarihli sözleşmesine değinen Prof. Dr. Ekici; Nevruz, Hıdırellez ve Dede Korkut anlatıları gibi ortak kültürel unsurların Türk Dünyası açısından birleştirici rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Konuşmasında Türk kültürünün somut miraslarına değinen<b> </b>Prof. Dr. Mustafa Aksoy, koçbaşlı ve atbaşlı mezar taşları ile damgalar üzerinden bu mirasları ele aldı. Prof. Dr. Aksoy; “Bu damgalar Türklerin bir bakıma imzası ve kültürel DNA’sıdır. Farklı coğrafyalarda görülen ortak motifler, kültürel sürekliliğin en açık göstergesidir.” dedi.</p>
<p><b>“Türk kimliği töre ve millî ruhla ayakta durur”</b></p>
<p>Kültür oturumunun son konuşmacısı Prof. Dr. Saadettin Yağmur Gömeç ise Türk kimliğinin tarihsel köklerine ve millî ruh boyutuna değinerek töre, gelenek ve tarih bilincinin Türk kimliğinin temel unsurları olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Gömeç, Türk milletinin tarih boyunca birlik ve bağımsızlık mücadelesi verdiğini vurguladı.</p>
<p>Oturumun sonunda EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, konuşmacılara “Teşekkür Belgesi” takdim etti. Panel; Dil, Din, Tarih oturumları ile devam etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-turk-dunyasi-ve-ortak-turk-kimliginin-insasi-paneli-duzenlendi-600969">EÜ&#8217;de &#8220;Türk Dünyası ve Ortak Türk Kimliğinin İnşası&#8221; paneli düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesleğe İlk Adım: KTO Karatay Üniversitesi Öğrencileri Baretlerini Taktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meslege-ilk-adim-kto-karatay-universitesi-ogrencileri-baretlerini-takti-600817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 15:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[baret]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[kto]]></category>
		<category><![CDATA[Kto Karatay Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[mesleğe]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[takma]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği ile Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Mimarlık ve İç Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencileri “9. Geleneksel Baret Takma Töreni” ile mesleğe ilk adımlarını attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meslege-ilk-adim-kto-karatay-universitesi-ogrencileri-baretlerini-takti-600817">Mesleğe İlk Adım: KTO Karatay Üniversitesi Öğrencileri Baretlerini Taktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği ile Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Mimarlık ve İç Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencileri “9. Geleneksel Baret Takma Töreni” ile mesleğe ilk adımlarını attı.<br />KTO Karatay Üniversitesi’nde düzenlenen Baret Takma Töreninde, İnşaat Mühendisliği, Mimarlık ve İç Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencileri mesleklerinin simgesi olan baretlerini takma heyecan ve mutluluğunu yaşadı. Törene, KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili, Rektör Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, Konya Barosu Başkanı Oktay Unkur, Konya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Özgür Yetiştirici, Konya Mimarlar Odası Başkanı Ahmet Övet, İç Mimarlar Odası Başkan Vekili, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Özütok, İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Faik Sevimli, Mimarlık Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Betül Hatipoğlu Şahin, İç Mimarlık Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Kaş, meslek odaları temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.<br />“Baretler, Meslek Hayatınız Boyunca Taşıyacağınız Bilincin ve Disiplinin Simgesidir”<br />Törenin açılış konuşmasını yapan KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç; “Üniversitemizin kuruluşu, sosyal bir amaç taşıyor. Dolayısıyla öğrencilerimizin bu alana yönelik olarak sosyal faaliyet yürütmeleri, KTO Karatay Üniversitesi&#8217;nin misyonunun bir parçasıdır. Biz bununla büyük gurur duyuyoruz. Baret takmak, söz vermektir. Sadece kendinizi korumayacaksınız. Bareti giyenler bizi koruyacaklar. Üniversitemiz, kuruluşundan itibaren sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden bir anlayış üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle öğrencilerimizin sosyal alanlarda aktif olarak yer alması, KTO Karatay Üniversitesi’nin misyonunun ayrılmaz bir parçasıdır. Öğrencilerimizin bu yöndeki her çalışması bizler için bir gurur kaynağıdır.<br />Baret takmak, kişisel bir önlem değildir; aynı zamanda verilen bir sözdür. Bareti takan öğrencilerimiz, kendilerini değil, çevresindeki herkesi koruma sorumluluğunu da üstlenmiş olurlar. Bu bilinç, üniversitemizin değerlerini güçlü biçimde yansıtmaktadır. Üstlendiğiniz meslekler, büyük sorumluluklar barındırıyor. Bu sorumluluk; etik değerlerden, bilimsel doğruluktan ve insan odaklı yaklaşımdan asla ödün vermemeyi gerektirir. Bugün taktığınız baretler, meslek hayatınız boyunca taşıyacağınız bilincin ve disiplinin simgesidir. Sizlerin; bilgisiyle, duruşuyla ve ürettiği değerle toplumda fark oluşturan mühendisler, mimarlar ve iç mimarlar olarak yetişmeniz için tüm imkânlarımızla yanınızda olacağız. Bu anlamlı günde öğrencilerimizi, ailelerini ve emeği geçen tüm akademisyenlerimizi tebrik ediyor, meslek yolculuğunuzda başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.<br />“Öğrencilerimizi Mesleklerine Alıştırmayı ve Farkındalık Oluşturmayı Önemsiyoruz”<br />Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Faik Sevimli; “İnşaat Mühendisliği, Mimarlık ve İç Mimarlık Bölümü öğrencilerimiz, burada baret takacak olan bütün öğrencilerimiz üniversitemizin incileridir. Amacımız, öğrencilerimizi mesleklerine şimdiden alıştırmak, ısındırmak, bir farkındalık meydana getirmek olduğu için bu töreni çok önemsiyoruz. Bu bir sosyal sorumluluk projesidir. Bu duygu ve düşüncelerle baretlerini takacak olan tüm öğrencilerimizi ve ailelerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.<br />Tören, öğrencilerin baretlerini takması, plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meslege-ilk-adim-kto-karatay-universitesi-ogrencileri-baretlerini-takti-600817">Mesleğe İlk Adım: KTO Karatay Üniversitesi Öğrencileri Baretlerini Taktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yükseköğretimde İngilizce Eğitiminin Geleceği Samsun&#8217;da Şekillendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksekogretimde-ingilizce-egitiminin-gelecegi-samsunda-sekillendi-600734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[eğitiminin]]></category>
		<category><![CDATA[Emı]]></category>
		<category><![CDATA[forum]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[ngilizce]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[samsun]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendi]]></category>
		<category><![CDATA[The Open University]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretimde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600734</guid>

					<description><![CDATA[<p>British Council, The Open University ve Oxford University iş birliğiyle düzenlenen Quality in English Medium Instruction Forum 2025 başarıyla tamamlandı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksekogretimde-ingilizce-egitiminin-gelecegi-samsunda-sekillendi-600734">Yükseköğretimde İngilizce Eğitiminin Geleceği Samsun&#8217;da Şekillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>British Council, The Open University ve Oxford University iş birliğiyle düzenlenen Quality in English Medium Instruction Forum 2025 başarıyla tamamlandı</strong></p>
<p>British Council Türkiye’nin öncülüğünde, <strong>The Open University</strong> ve <strong>Oxford University</strong> iş birliğiyle ve Samsun Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen <strong>‘Quality in English Medium Instruction Forum: A Decade of Progress and the Road Ahead’</strong>, 10–11 Aralık 2025 tarihlerinde Samsun’da başarıyla gerçekleştirildi. Forum, British Council tarafından 2015 yılında yayımlanan ve Türkiye’de yükseköğretimde İngilizce ile öğretimin gelişimine yön veren <em>The State of English in Higher Education in Turkey</em> raporunun 10. yılı kapsamında düzenlendi.</p>
<p>Forum, Türkiye ve Birleşik Krallık başta olmak üzere farklı ülkelerden yükseköğretim paydaşlarını bir araya getirerek, İngilizce ile öğretimin (EMI) mevcut durumu ve gelecek on yıla yönelik stratejik önceliklerin ele alındığı üst düzey bir uluslararası platform sundu.</p>
<p><strong>Üst düzey katılım ve güçlü akademik temsil</strong></p>
<p>Forumun açılışı; <strong>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy</strong>, <strong>Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın</strong> ve <strong>British Council Türkiye Direktörü Denise Waddingham</strong> tarafından gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarında, EMI’de kalite güvencesi, ölçme ve değerlendirme, öğretim elemanlarının mesleki gelişimi ve uluslararasılaşma ön plana çıktı.</p>
<p>Forumun ana konuşmasını, EMI alanının dünyaca tanınan isimlerinden <strong>Oxford University’den Prof. Dr. Ernesto Macaro</strong> yaptı. Prof. Dr. Macaro, EMI’nin küresel eğilimlerini, akademik kaliteyi etkileyen unsurları ve yapay zekânın öğretim süreçlerine etkisini ele aldı.</p>
<p>Etkinliğe ayrıca <strong>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın</strong>, <strong>Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi</strong> ve <strong>Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk</strong> katılım sağladı. Samsun Üniversitesi <strong>Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Adem Soruç ve Prof. Dr. Ali Bilgin</strong> de forum süresince oturumlara katkı sundu.</p>
<p>Forum boyunca, <strong>The Open University</strong> ve <strong>Oxford University</strong>’den akademisyenler, Türkiye’den ve farklı ülkelerden üniversitelerin temsilcileri, üst düzey yöneticiler, politika yapıcılar ve EMI alanında uzman çok sayıda akademisyen bilgi ve deneyimlerini paylaştı.</p>
<p><strong>British Council’dan stratejik liderlik ve kolaylaştırıcı rol</strong></p>
<p>British Council, The Open University ve Oxford University ile birlikte yürüttüğü bu iş birliği aracılığıyla, EMI alanındaki uluslararası akademik birikimi Türkiye bağlamına taşıdı. Forum süresince, politika yapıcılar ile üniversiteler arasında sürdürülebilir kalite güvencesine dayalı bir diyalog ortamı oluşturulmasına liderlik etti.</p>
<p><strong>Üç tematik eksende tartışılan konular</strong></p>
<p>İki gün süren forum programı;</p>
<ul>
<li><strong>Politika ve kalite sistemleri</strong>,</li>
<li><strong>Mesleki gelişim ve istihdam edilebilirlik</strong>,</li>
<li><strong>Stratejik konumlanma ve geleceğin zorlukları</strong></li>
</ul>
<p>başlıkları etrafında yapılandırıldı. Paneller, tartışma oturumları ve uygulamalı atölyeler aracılığıyla EMI’nin yalnızca bir öğretim dili tercihi değil, yükseköğretimde bütüncül bir dönüşüm alanı olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>Somut çıktı: EMI Kalite Aracı</strong></p>
<p>Forumun en önemli çıktılarından biri, British Council’ın kolaylaştırıcılığında ve The Open University’nin akademik katkılarıyla katılımcılarla birlikte geliştirilen <strong>EMI Kalite Aracı (EMI Quality Toolkit)</strong> oldu. Bu araç, üniversitelerin EMI uygulamalarını planlama, izleme ve geliştirme süreçlerinde kullanabilecekleri pratik bir rehber olarak tasarlandı.</p>
<p><strong>Geleceğe yönelik güçlü bir zemin</strong></p>
<p>Quality in English Medium Instruction Forum 2025, British Council, The Open University ve Oxford University iş birliğiyle, yükseköğretimde İngilizce ile öğretimin geleceğine yönelik ortak bir vizyonun şekillendiği; güçlü akademik iş birliklerinin kurulduğu ve somut kalite odaklı çıktıların üretildiği önemli bir buluşma olarak tamamlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksekogretimde-ingilizce-egitiminin-gelecegi-samsunda-sekillendi-600734">Yükseköğretimde İngilizce Eğitiminin Geleceği Samsun&#8217;da Şekillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal bilimlerin öncü isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-bilimlerin-oncu-isimlerinden-emeritus-prof-dr-mete-tuncay-istanbul-bilgi-universitesinde-anildi-600710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:50:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimlerin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[emeritus]]></category>
		<category><![CDATA[isimlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[mete]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Tunçay]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tuncay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600710</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi, 18 Ağustos 2025’te hayatını kaybeden sosyal ve beşeri bilimler disiplininin önde gelen isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay’ı “Mete Tunçay’a Saygı: Bilgi, Bilim ve Eleştirel Akıl” başlıklı bir etkinlikle andı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-bilimlerin-oncu-isimlerinden-emeritus-prof-dr-mete-tuncay-istanbul-bilgi-universitesinde-anildi-600710">Sosyal bilimlerin öncü isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi, 18 Ağustos 2025’te hayatını kaybeden sosyal ve beşeri bilimler disiplininin önde gelen isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay’ı “Mete Tunçay’a Saygı: Bilgi, Bilim ve Eleştirel Akıl” başlıklı bir etkinlikle andı.<strong>  santral</strong>istanbul Kampüsü’nde düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. Tunçay’ın bilime ve eleştirel düşünceye adanmış yaşamı, bıraktığı akademik ve entelektüel miras, kurumsal katkıları ve Türkiye düşünce hayatına etkileri dostları, meslektaşları ve öğrencilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda ele alındı. </p>
<p>Anma etkinliği, Milli Eğitim Eski Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemil Boyraz, Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay’ın eşi Gönül Paçacı Tunçay ve kardeşi Melda Tunçay’ın açılış konuşmalarıyla başladı.  Milli Eğitim Eski Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, “Mete Hoca’yı elli küsur sene önce o Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeyken tanımıştım. Ben ODTÜ’de öğrenciydim. 25 yıl sonra BİLGİ’nin kuruluşunda kendisiyle bir arada olma şansım oldu. Gerçekten benim için o yakınlıklar çok ufuk açıcı oldu. Kendisini rahmetle ve saygıyla anıyorum” dedi.</p>
<p>Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay ile anılarını paylaşan eşi Gönül Paçacı Tunçay, “Mete Bey, doğayı ve insanları çok seven, çok özel bir insandı. Çok değişik bilgileri bir arada harmanlayabilme kabiliyeti vardı. Sanıyorum bu özelliğiyle de topluma sirayet etti” dedi.  Prof. Dr. Tunçay’ın kardeşi Melda Tunçay ise “Ağabeyimle ilişkim, sevgi hayranlık, çekinme, dostluk ve güven hisleriyle gelişti. Onu hep hayranlıkla izledim” sözleriyle başlayan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Araştırma yapmaktan, bilgilerini öğrencilerine aktarmaktan mutlu oluyordu. Bitip tükenmez bir merakı vardı.  Her şeyi araştırır ve gözlemlerdi. Onu bana bıraktığı bu derin izler, öğrettikleri ve sessizce verdiği güçle her zaman gururla hatırlayacağım.”</p>
<p><strong>‘Yaşamını işinin merceğinden görürdü’</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bülent Bilmez’in moderatörlüğünde gerçekleşen ilk oturumda Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Tarih Vakfı’nın kurucularından Orhan Silier söz aldı. Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay’ın akademisyen ve entelektüel kimliği üzerine konuşan Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, “Mete Hoca’yı aydın konumuna taşıyan belirgin özellikleri vardı. Öfkelenmeyi bilen ama soğukkanlı ve sakin bir yapıya sahipti. Tümüyle işine odaklanır, yaşamını da işinin merceğinden görürdü. Son derece çalışkan olmasının yanı sıra, tüm yüksek entelektüel bilinçler gibi muzipti; güçlü bir ironisi ve nükteleri vardı. En önemlisi ise büyük bir özgüvene sahipti. Bu niteliklerin bir araya gelmesi, Mete Hoca’nın aynı zamanda derin bir tevazu ile hareket etmesini sağlıyordu.” dedi.</p>
<p>Emeritus Prof. Dr. Tunçay’ın İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kuruluş sürecindeki katkılarını anlatan üniversitenin ilk rektörü Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ise “Mete Hoca’ya çok eski yıllardan tanışıyoruz, ama gerçek anlamda buluşmamız BİLGİ’de oldu. Fransızların ‘érudite’ diye bir kavramı vardır.  Derinlemesine bilgi sahibi olan insan demektir. Benim neslimde bu sıfata gerçekten layık Mete Hoca’ydı. Müthiş zengin bir düşünce yapısına ve tarihsel hakimiyete sahipti. Etkilenmemek mümkün değildi” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Cemil Boyraz’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci oturumda ise yazar ve araştırmacı Tanıl Bora, Prof. Dr. Ali Birinci, Prof. Dr. Ahmet Demirel, Prof. Dr. Mehmet Alkan’ın katılımıyla Prof. Dr. Tunçay’ın sosyal ve beşeri bilimler alanındaki akademik katkıları ele alındı. </p>
<p><em>Tarih ve Toplum</em> ile <em>Toplumsal Tarih</em> dergilerinin yayınlanmasına öncülük eden, <em>Sokak</em> dergisinin ise Ankara Temsilciliği görevini üstlenmiş olan Prof. Dr. Tunçay’ın dergiciliği üzerine konuşma yapan Yazar Tanıl Bora, “Mete Hoca’nın tarih yayıncılığına yaklaşımı teorik akademik tarihçilik ile popüler magazin tarihçiliği arasında şekillendi. Her ikisine de mesafeli, özellikle ikincisine daha eleştirel bir orta yol benimsedi. Onun yayıncılık anlayışı, tarih uzmanı olmayı gerektirmeksizin, kamusal ilgileri olan herhangi bir entelektüelin metinlerde kendine hitap eden bir şeyler bulabilmesine imkan tanıyordu. Tarihi ve tarihin konularını yalnızca uzmanların kendi aralarında, kapalı bir jargonla konuştukları bir evrenden alıp biraz yere indirdi” dedi.</p>
<p><strong>Mete Hoca’nın paltosundan çıktık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tunçay’ın öğrencisi olarak onunla olan anılarını paylaşan Prof. Dr. Mehmet Alkan ise “Mete Hoca, ‘Rus edebiyatı nasıl Gogol’un Palto kitabından çıktıysa benim kuşağım da Tarık Zafer Tunaya’nın <em>Türkiye’de Siyasi Partiler</em> kitabından çıktı’ derdi. Bizim kuşak da Mete Hoca&#8217;nın <em>Türkiye&#8217;de Sol Akımlar</em> ve <em>Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması</em> kitaplarından çıktı. Onun açtığı yol ve sağladığı ortamla büyüdük” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan ise “Üniversitemizin kurucu, Emeritus hocalarından Mete Tunçay hocamıza sonsuz şükranlarımızı bu anma töreninde ifade etmek istiyorum. Üniversitemiz 1996 yılında kurulduğu zaman Mete Hocamız ve diğer hocalarımız Türkiye’de tanınan, akademik camiada isimleri olan hocalarımızdı. Ancak üniversitemiz yepyeni bir üniversiteydi. Böyle yeni bir üniversiteye katılmak cesaret isterdi. Mete Hocamız, bu cesareti gösteren hocalarımızın başında geldi ve üniversitemizin akademik dünyadaki bugünkü yerine ulaşmasında onun ve diğer hocalarımızın büyük katkıları oldu. Kendisine üniversite olarak ne kadar teşekkür etsek azdır.” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-bilimlerin-oncu-isimlerinden-emeritus-prof-dr-mete-tuncay-istanbul-bilgi-universitesinde-anildi-600710">Sosyal bilimlerin öncü isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BTÜ’de “Yapay Zekâda Yeni Ufuklar” Sempozyumu Yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/btude-yapay-zekada-yeni-ufuklar-sempozyumu-yapildi-600350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 10:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600350</guid>

					<description><![CDATA[<p>BTÜ’de “Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Yapay Zekâda Yeni Ufuklar” Sempozyumu Düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/btude-yapay-zekada-yeni-ufuklar-sempozyumu-yapildi-600350">BTÜ’de “Yapay Zekâda Yeni Ufuklar” Sempozyumu Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ) “Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına: Bir Öncünün İzinde Yapay Zekâda Yeni Ufuklar” başlıklı sempozyum düzenlendi.</p>
<p>Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Rektör Naci Çağlar, “Merhum Doç. Dr. Şakir Kocabaş, yapay zekâdan bilim felsefesine uzanan çalışmalarıyla, teknolojinin yalnızca nasıl üretildiğini değil, hangi amaçla geliştirildiğini de sorgulamış; bilginin ahlâk ve sorumluluk bilinciyle birlikte ele alınması gerektiğini bizlere hatırlatmıştır. Bugünkü program, Şakir Kocabaş Hocamızı anmanın ötesinde; öğrencilerimizin onun açtığı ilmî ve fikrî yolu yeniden düşünmesine, bilime daha derin, daha anlamlı bir perspektiften bakmasına vesile olacaktır” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/btude-yapay-zek-da-yeni-ufuklar-sempozyumu-yapildi-0-TT2PVkOz.jpeg"></p>
<p>“<b>ROBOT VE İNSANLARIN ARKADAŞ OLACAĞI HİBRİT TOPLUM MODELİNE DOĞRU GİDİYORUZ”</b></p>
<p>Açılış konuşmasının ardından sempozyumun ilk oturumuna geçildi. “Doç. Dr. Şakir Kocabaş ve Yapay Zekâ” başlıklı oturumda, Sempozyum Koordinatörü ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Öztemel, “Yapay Zekânın, Dünü, Bugünü ve Geleceği” başlıklı konuşmasını yaptı. Yapay zekânın ilk adımlarının 1900’lü yıllarda bir hayalle başladığını ifade eden Prof. Dr. Öztemel, günümüzde yapay zekânın insan düşüncesine yakın bir hale geldiğini belirtti. Prof. Dr. Öztemel, 2030 yılına kadar toplumla bütünleşecek olan yapay zekânın; günlük yaşamı, endüstriyi, yönetimi ve bilimsel süreçleri etkileyerek topluma derinlemesine yerleşeceğini ifade etti. 2030 yılından sonra insanların robotlarla arkadaş olacağını, dolaysıyla hibrit bir toplum modelinin yerleşeceğini ifade eden Prof. Dr. Öztemel, “Robotlar ile toplumun bütünleştiği bir yaşama doğru yolculuk hızla devam ediyor. Toplumun hiçbir kesimi, yapay zekâdan soyutlanamaz. Ancak şu unutulmasın ki; gelişen yapay zekâ değil insan zekâsıdır” diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/btude-yapay-zek-da-yeni-ufuklar-sempozyumu-yapildi-1-Ydl3MITK.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/btude-yapay-zekada-yeni-ufuklar-sempozyumu-yapildi-600350">BTÜ’de “Yapay Zekâda Yeni Ufuklar” Sempozyumu Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Verimliliğin yakıtı anlamdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-verimliligin-yakiti-anlamdir-600259</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:35:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına "İsraftan Verimliliğe" temasıyla düzenlenen “2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu,” NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-verimliligin-yakiti-anlamdir-600259">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Verimliliğin yakıtı anlamdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına<strong> </strong>&#8220;İsraftan Verimliliğe&#8221; temasıyla<strong> </strong>düzenlenen “2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu,” NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi gibi önemli paydaşların desteklediği sempozyum, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılış konuşmalarıyla başladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.”</strong></p>
<p>Sempozyum Onursal Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, israf ve verimlilik meselesinin yalnızca iktisadi değil, aynı zamanda psikolojik, sosyolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, “İnsan Homo Economicus değil, Homo Psychologicus’tur. Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.” dedi.</p>
<p>Sempozyumun bu yılki ana temasının verimlilik olarak belirlenmesinin bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, kuşaklar arası farklara dikkat çekerek, “Geçmiş kuşaklar yokluk içinde olgunlaşıyordu. Bugünün kuşakları ise varlık içinde olgunlaşmak zorunda. Bu çok daha zordur. Çünkü varlık, insanda algı körlüğü oluşturuyor. Her şeyin kolay elde edildiği, her şeyin garanti olduğu duygusu kaynak yönetimini zayıflatıyor. Bu durum özellikle gelecek nesiller için ciddi bir tehlikedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişki var</strong></p>
<p>Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişkinin bilimsel olarak 2000’li yıllarda net biçimde ortaya konduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, bir psikoloğun Nobel İktisat Ödülü almasının bu dönüşümün simgesi olduğunu belirterek, “Davranış İktisadı böyle doğdu. İnsan yalnızca rasyonel bir varlık değildir. İnsan karar verirken takdir edilme arzusu, beğenilme ihtiyacı ve duygusal boşluklarıyla hareket eder” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İnsan davranışlarında israfa yol açan pek çok örnek bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi ihtiyacından değil, alkış almak için yatırım yapabiliyor. Boş bir çerçeveye yüz bin dolar veriliyor. On binlerce dolarlık saatler, çantalar sosyal medyada sergileniyor. Üstelik bunu yaparken yoksulluğa karşı bir rahatsızlık hissi de oluşmuyor. Utanma duygusu kaybolmuş durumda. Bunların tamamı psikolojik faktörlerdir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Verimliliğin temelinde anlam ve amaç var</strong></p>
<p>Toplumların “yüksek güvenli” ve “düşük güvenli” olarak ikiye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yüksek güvenli toplumlarda güç kişilerde değil, kurallardadır. İstişare vardır, öngörülebilirlik vardır. Böyle toplumlarda orta ve uzun vadeli kaynak yönetimi sağlıklı yapılabilir” dedi.</p>
<p>Verimliliğin temelinde anlam ve amaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Verimliliğin yakıtı anlamdır. Anlamı olmayan bir insan kaynağı verimli kullanamaz. İstekle ihtiyaç arasındaki farkı ayırt edemeyen kişi israf eder” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçici…</strong></p>
<p>Haz ve anlam kavramlarını nörobilim üzerinden açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Dopamin haz hormonudur, serotonin ise anlam hormonudur. Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçicidir. Anlam mutluluğu ise emek ister yatırım ister ve kalıcıdır. Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti; bugün nörobilim bunu doğruluyor” dedi.</p>
<p>Haz odaklı yaşamın duyguları regüle edememeye yol açtığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Canı istediği için alışveriş yapan, öfkesini tüketimle telafi eden, bugünü düşünerek harcayan kişi kaynak yönetemez. Oysa beynin ön bölgesindeki karar mekanizması ‘Bu bir ihtiyaç mı?’ sorusunu sordurur. Bunu yapabilen insan anlam peşindedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir”</strong></p>
<p>Kaynak yönetiminin yalnızca finansal alanla sınırlı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Hayatın kendisi bir çeşit kaynak yönetimidir. Psikolojik sermaye, sosyal sermaye, zaman ve ilişkiler de kaynaklardır” dedi.</p>
<p>Bu bağlamda çocuklara erken yaşta bütçe yönetimi öğretilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız”</strong></p>
<p>Dijitalleşme ve sosyal medyanın tüketimi küresel ölçekte teşvik ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız. Beğeni kültürü, kozmetik ve estetik sektörlerini aşırı biçimde büyüttü. İhtiyaç olmadığı halde harcamalar artıyor. Bu sistem bir süre sonra tembel toplumlar üretir. Roma’nın çöküşü de böyle olmuştur” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu konuya sahip çıktığı için Prof. Dr. Mehmet Zelka hocamıza, katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür ediyorum. İnşallah bu sempozyumu önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla sürdürürüz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Duruel: “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır”</strong></p>
<p>İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, açılışta yaptığı konuşmada “Böylesine anlamlı, çok katmanlı ve geleceğe dair güçlü bir farkındalık zemini oluşturan bu sempozyumda bulunmaktan büyük bir onur duyuyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Modern dünyada israfın yalnızca fazla harcama anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Duruel, “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır. Bu durum yalnızca ekonomik yapıları değil, insanın doğayla, toplumla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de doğrudan etkilemektedir” dedi.</p>
<p><strong>Artan tüketim mutluluk üretmiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Duruel, tüketim ekonomisinin yalnızca maddi kaynakları değil, insan ilişkilerini ve ruhsal dengeyi de tükettiğini vurgulayarak, “Psikoloji, sosyoloji ve iktisadın kesişim noktasındaki araştırmalar, artan tüketimin mutluluk üretmediğini; aksine tatminsizlik, yalnızlık ve stres gibi sorunları derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, israfın aynı zamanda insani bir mesele olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu.</p>
<p>İsrafın güçlü bir ideolojik arka planı bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Duruel, mevcut küresel sistemde tüketimin bir ihtiyaçtan çok yaşam tarzı ve değer ölçüsüne dönüştüğünü belirtti. Prof. Dr. Duruel, “Bireyin varlığı sahip oldukları üzerinden tanımlanmaya başlanmıştır. Bu anlayış ekonomik eşitsizlikleri derinleştirirken, ahlaki ve kültürel bir aşınmayı da beraberinde getirmektedir” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kapitalist sistemin sürekliliği için tüketimi zorunlu kıldığını ifade eden Prof. Dr. Duruel, “Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve OECD raporları dünyada her yıl üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini ortaya koyuyor. Buna karşın yüz milyonlarca insan temel gıdaya ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşıyor. Yüksek gelirli ülkelerde kişi başına düşen tüketim, gezegenin ekolojik sınırlarını zorlayan bir noktaya ulaşmış durumda. Bu tablo bize sorunun kaynak yetersizliği değil, kaynakların yönetimi ve paylaşımındaki adaletsizlik olduğunu açıkça göstermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Bu yılki sempozyum odağını “verimliliği inşa etmek” sorusuna yöneltti</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl düzenlenen birinci sempozyumun güçlü bir zihinsel altyapı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Duruel, bu yılki sempozyumun ise odağını “israfı tanımlamak” yerine “verimliliği inşa etmek” sorusuna yönelttiğini ifade ederek, “Bu yaklaşım yalnızca teknik bir dönüşümü değil; zihniyet, değer ve yönetim anlayışında köklü bir değişimi de beraberinde getirmektedir” dedi.</p>
<p>Program kapsamında ele alınan üretimde israf, yalın üretim sistemleri, kamu ekonomisinde verimlilik ve pazarlamada sadeleşme başlıklarının önemine değinen Prof. Dr. Duruel, Japonya, Almanya ve İskandinav ülkelerinin uygulamalarını örnek göstererek, “Verimlilik ancak bilimsel yaklaşım, etik değerler ve uzun vadeli bir bakış açısıyla mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Sempozyumun, merhum Prof. Dr. Nazif Gürdoğan’ın anısına ithaf edilmesinin ayrıca anlamlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Duruel, “Kıymetli hocamız akademik hayatı boyunca bilginin yalnızca üretilen değil, hikmetle buluşturulması gereken bir değer olduğunu bizlere hatırlatmıştır.” diye konuştu.</p>
<p>İskenderun Teknik Üniversitesi olarak üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk üstlenen kurumlar olduğuna inandıklarını belirten Prof. Dr. Duruel, “Kaynağı korumak geleceği gözetmektir. Bugünü yönetirken yarını hesaba katmaktır. Bu anlayış hem evrensel etik ilkelerle hem de kadim değer dünyamızla uyumludur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Zelka: “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor”</strong></p>
<p>Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, sempozyumun ilk kez geçen yıl, üniversitenin Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın fikir ve destekleriyle hayata geçirildiğini hatırlattı. İsrafın yalnızca maddi kaynaklarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Zelka, “İsrafın kalbi, aklı, ömrü ve hatta nefesi kapsayan bir boyutu vardır. Bu nedenle konuya sadece iktisadi açıdan bakmak yetersiz kalır.” dedi.</p>
<p>“Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor. Türkiye’de ise bu rakam 8,7 milyon tonu aşıyor.” diyen Prof. Dr. Zelka, israfın gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerde benzer oranlarda yaşandığını, gelişmiş ülkelerde israf oranının yüzde 56, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 44 seviyesinde olduğunu kaydetti.</p>
<p>Doğal kaynakların hızla tükendiğine de değinen Prof. Dr. Zelka, “İnsanlık 2025 yılına ait doğal kaynakları yılın ilk yedi ayında tüketmiş durumda. Kalan süreçte ise gelecek nesillerden borç alıyoruz” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zelka, bu durumun ekonomik dengeleri bozduğunu, enflasyon, sosyal adaletsizlik ve ahlaki aşınma gibi sorunları beraberinde getirdiğini söyledi.</p>
<p><strong>İsrafla mücadele yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalmamalı</strong></p>
<p>İsrafla mücadelenin yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Zelka, bireysel sorumluluğun da büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>İngiltere’de Leeds Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya atıfta bulunan Prof. Dr. Zelka, “İngiltere’de de Atık ve Kaynakları Eylem Programı diye bir program hazırlanmış. Neden? İngiltere’de 30 milyona yakın açlık çeken kimse var. 9.5 milyon ton gıda israfı var. Bu 9.5 milyon tonun sadece 8.5 milyon tonu olumlu şekilde kullanılırsa, israftan kurtarılması halinde açlık diye bir şey kalmayacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Zelka, dünyada israf edilen kaynakların yalnızca yüzde 25’inin verimli kullanılması halinde açlık sorununun büyük ölçüde ortadan kalkabileceğini ifade ederek, her gün binlerce insanın açlıktan hayatını kaybettiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi önerisi</strong></p>
<p>Ekonomi, çevre bilimleri, sosyoloji, kamu yönetimi ve mühendislik gibi birçok farklı disiplinden uzmanı bir araya getiren etkinlikte, israfın bireysel, kurumsal ve toplumsal boyutları kapsamlı olarak ele alındı. Programda, tasarruf kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çözüm odaklı yaklaşımlar sunuldu ve alanında yetkin birçok akademisyen sunum yaptı.</p>
<p>Sempozyumda, İskenderun Teknik Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğr. Gör. Durmuş Baysal tarafından hazırlanan çalışma, borçlu ve alacaklı arasındaki güven bunalımını, toplumun köklerinde yer alan &#8220;helalleşme kültürü&#8221; üzerinden çözmeyi teklif eden Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi konusunda bir sunum da gerçekleştirdi.</p>
<p>ÜÜ TV’den canlı yayınlanan sempozyum kapsamında iki ayrı oturum gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Prof. Dr. Sırrı Akbaba oturum başkanlığında gerçekleştirilen ilk oturumda; Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Kurucusu “Prof.Dr. Aziz Akgül “İsraf Bir İnsanlık Suçudur”, Bartın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Said Ceyhan, “Bartın Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji Verimliliği Projesi Uygulaması ve Etkileri”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Doç. Dr. Özgun Burak Kaymakçı, “Üretimin Karmaşıklığı ve Tüketimin Dolaysızlığı Arasındaki Çelişki: Niçin Tüketiyoruz?” İskenderun Teknik Ünv. Ekonomi ve Finans ABD Öğr. Gör. Durmuş Baysal, Prof. Dr. Nazif Çalış ve Prof. Dr. Mehmet Duruel ise çalışmaları olan “Finansal Anlaşmazlıkların Çözümünde Uzlaştırma Endeksi”ni sundu.</p>
<p>Öğleden sonraki oturum ise Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünden Prof. Dr. İsmail Barış’ın oturum başkanlığında gerçekleşti. Düzce Üniversitesi-İşletme Fakültesi Prof. Dr. Abdulvahap Baydaş, “Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: Gönüllü Sade Hayat”, İstanbul Üniversitesi-İktisat Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Saraç “İslam İktisadı Perspektifinden Tasarruf Eğilimi: Temel İlkeler ve Ekonomik Sonuçları”, İstanbul Üniversitesi- İktisat Fakültesi Prof. Dr. Naci Tolga Saruç, “Davranışsal Maliye ve Tasarruf Eğilimleri”, Kocaeli üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Emin YardımcI ve Prof. Dr. İsmail Barış, “Osmanlı Esnaf Loncalarının İsrafı Önlemede Rolü”, Yalova Üniversitesi- İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Hacı Yunus Taş, İstanbul Medeniyet Üniversitesi- Yüksek Lisans Öğrencisi Nurefşan Taş “Modern Tüketim Tuzağında Tasarruf Bilinci: Üniversite Örneğinde Bir Araştırma”, Yalova Üniversitesi-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Selami Özcan “Üretimde İsraf Kaynakları ve Tam Zamanında Üretim (JIT)” başlıklı sunum yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-verimliligin-yakiti-anlamdir-600259">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Verimliliğin yakıtı anlamdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Üniversitemizin hedefleri için el ele gönül gönüle yekvücut olacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-universitemizin-hedefleri-icin-el-ele-gonul-gonule-yekvucut-olacagiz-600119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 18:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[Senato]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi (EÜ) Rektörlüğü görevine atanarak göreve başlayan Prof. Dr. Musa Alcı, rektör olarak ilk senato toplantısına başkanlık etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-universitemizin-hedefleri-icin-el-ele-gonul-gonule-yekvucut-olacagiz-600119">Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Üniversitemizin hedefleri için el ele gönül gönüle yekvücut olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi (EÜ) Rektörlüğü görevine atanarak göreve başlayan Prof. Dr. Musa Alcı, rektör olarak ilk senato toplantısına başkanlık etti.</p>
<p>EÜ Yeni Senato Salonunda gerçekleştirilen toplantıda Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, Ege Üniversitesi senato üyeleriyle bir araya geldi. Toplantıda, Ege Üniversitesinin akademik ve idari süreçlerine ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra yeni döneme yönelik temenniler dile getirildi.</p>
<p>İlk senato toplantısında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Rektör Prof. Dr. Musa Alcı; el ele, gönül gönüle, güç birliği içinde yekvücut olarak Ege Üniversitesi markasını daha da güçlendireceklerini söyledi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın takdiri ile İzmir’in en köklü kurumlarının başında gelen Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine başlamış bulunmaktayım. Hepimizin bildiği gibi üniversiteler, düşüncenin açıkça ifade edildiği, farklı görüşlerin akademik nezaket kuralları çerçevesinde dile getirildiği kurumlardır. Yarım asırdır mensubu olduğum üniversitemiz çoğulculuğu ve katılımcılığı bir kültür haline getiren güzide üniversitelerden biridir. Akademik ve bilimsel üretimi güçlendiren, eğitim-öğretimde kaliteyi esas alan, araştırma, yenilikçilik ve toplumsal katkıyı önceleyen, şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını benimseyerek; öğrencilerimiz, akademik ve idari personelimiz, mezunlarımız ve tüm paydaşlarımızla birlikte Ege Üniversitesini ulusal ve uluslararası düzeyde daha ileri seviyeye taşıyacağız. Bu onurlu görevi ifa ederken üniversitemizin tüm bileşenleriyle açık iletişim içinde olmaya, sorunları diyalog yoluyla ele almaya ve kurumsal huzuru korumaya azami özen göstereceğiz. Bu kapsamda, tüm paydaşlarımızla istişare ederek gerekli çalışmaları yürüteceğiz ve her türlü öneriye açık olacağız” dedi.</p>
<p>Yeni dönemde, üniversitenin bilimsel özerkliğini, akademik ve kurumsal saygınlığını, kurum içi ve kurum dışı paydaşlarla birlikte güçlendireceklerini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Alcı, “Bu onurlu görevi şahsıma tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; bugüne kadar üniversitemize emek vermiş tüm rektörlerimize, akademik ve idari kadrolarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Toplantı, senato üyelerinin talep ve önerilerinin dinlenmesinin ardından gündem maddelerinin görüşülmesi ile tamamlandı</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-alci-universitemizin-hedefleri-icin-el-ele-gonul-gonule-yekvucut-olacagiz-600119">Rektör Prof. Dr. Alcı, &#8220;Üniversitemizin hedefleri için el ele gönül gönüle yekvücut olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çameli pelemiri&#8221; bitki literatürüne kazandırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cameli-pelemiri-bitki-literaturune-kazandirildi-599752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çameli]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[literatürüne]]></category>
		<category><![CDATA[pelemiri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emekli Fen Bilgisi Öğretmeni Rıfat Özdemir’in doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken pelemir bitkisinin yeni bir tür olduğu ortaya çıktı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cameli-pelemiri-bitki-literaturune-kazandirildi-599752">&#8220;Çameli pelemiri&#8221; bitki literatürüne kazandırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emekli Fen Bilgisi Öğretmeni Rıfat Özdemir’in doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken pelemir bitkisinin yeni bir tür olduğu ortaya çıktı.  Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve ekibinin değerlendirmeleri sonucunda bitkiye,  &#8220;Cephalaria cameliensis&#8221;, Türkçe olarak da &#8220;Çameli pelemiri&#8221; ismi verildi.</p>
<p>Türkiye florası, bilim insanlarının yürüttüğü dikkatli arazi ve laboratuvar çalışmaları sayesinde her yıl yeni türlerle zenginleşmeye devam ediyor. Bu keşiflerin en yenisi, Denizli’nin doğaya saygısıyla bilinen sakin ilçesi Çameli’den geldi. Yaklaşık iki yıldır süren Biyoçeşitlilik Envanteri çalışmaları sırasında fark edilen ve detaylı incelemeleri tamamlanan bitki, Cephalaria cameliensis adıyla bilim dünyasına tanıtıldı.</p>
<p>Bitkinin keşif sürecini anlatan Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Yeni tür ilk olarak, bölgenin doğasını yakından takip eden ve arazi gözlemleriyle çalışmalara değerli katkılar sunan emekli öğretmen Rıfat Özdemir tarafından fark edildi. Ardından Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ramazan Süleyman Göktürk ile birlikte yürüttüğümüz kapsamlı morfolojik değerlendirmeler, bitkinin mevcut türlerle örtüşmediğini ortaya koydu. Türün yakın akrabalarından ayrıldığı noktaları moleküler düzeyde netleştiren ISSR analizleri ise Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ergun Kaya tarafından titizlikle gerçekleştirildi. Bilimsel çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte türün bilim için tamamen yeni olduğu kanıtlandı ve makale, taksonomi alanının saygın dergilerinden Phytotaxa’da yayımlanarak uluslararası literatüre girdi” dedi.</p>
<p><b>“Tür, yoğun otlatma baskısı nedeniyle tehlikede”</b></p>
<p>Prof. Dr. Yıldırım, “Araştırma sonuçlarına göre Cephalaria cameliensis, yalnızca Denizli–Çameli ve Muğla–Fethiye arasında yer alan dar bir coğrafyada, 1350–1850 metre arasındaki habitatlarda yayılış gösteriyor. Türün genel görünümü, yaprak yapısı ve çiçek özellikleri; Cephalaria saldaensis, Cephalaria dirmilensis ve Cephalaria lycica gibi yakın türlerden belirgin farklar taşıyor. Moleküler analizler de bu ayrımı güçlü şekilde destekleyerek türün bağımsız bir takson olduğunu doğruladı. Türün yaşam alanının sınırlı olması ve bölgede gözlenen yoğun otlatma baskısı nedeniyle, Cephalaria cameliensis’in IUCN kriterlerine göre ‘Tehlikede (EN)’ kategorisinde değerlendirilmesini öneriyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Ülkemiz bu bitki için önemli bir merkez”</b></p>
<p>Türün dünyadaki dağılımına değinen Prof. Dr. Yıldırım, “Cephalaria cinsi dünya genelinde yaklaşık 100 tür ile temsil edilen, Akdeniz Havzası’ndan Orta Asya’ya ve Güney Afrika’nın Cape bölgesine kadar uzanan geniş bir yayılışa sahip bir gruptur. Türkiye ise bu cins için önemli bir çeşitlenme merkezi olup, yakın dönem çalışmalarla birlikte en az 47 türün varlığı kesin olarak ortaya konmuştur; bu türlerin neredeyse yarısı endemiktir. Son tanımlanan Cephalaria cameliensis ve Cephalaria dumanii türlerinin de eklenmesiyle Türkiye’deki toplam Cephalaria tür sayısı 49’a yükselmiş, böylece ülkemizdeki endemik Cephalaria türlerinin sayısı da 25’e ulaşmıştır. Bu artış, Anadolu’nun cins içindeki küresel önemi ve yüksek endemizm oranını daha da belirgin hâle getirmektedir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Yıldırım, “Çameli, doğasını korumayı bilen, misafirperver insanlarıyla her zaman yanımızda olan özel bir ilçe. Bu keşif, hem Anadolu&#8217;nun eşsiz ekolojik mirasını hem de yerel halkın duyarlılığının bilime nasıl katkı sağlayabileceğini bir kez daha gösterdi. Çalışmamızın gerçekleşmesinde sundukları desteklerden ötürü Çameli Belediyesine ve Belediye Başkanı Cengiz Arslan’a teşekkür ediyoruz. Doğanın saklı güzelliklerini gün yüzüne çıkaran bu tür keşiflerin artması, Anadolu biyotasının henüz keşfedilmeyi bekleyen zenginliğini gözler önüne seriyor” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cameli-pelemiri-bitki-literaturune-kazandirildi-599752">&#8220;Çameli pelemiri&#8221; bitki literatürüne kazandırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya “Rektörlük Mazbatası”, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428">Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya “Rektörlük Mazbatası”, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından verildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesi Rektörlüğü görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda düzenlenen törende mazbatasını aldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Prof. Dr. Musa Alcı’yı tebrik ederek başarılar diledi.</p>
<p>Ege Üniversitesine rektör olarak atanmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, üniversitenin bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif gücünü, gençlerin geleceğe nitelikli olarak hazırlanmaları için seferber edeceklerini söyledi.</p>
<p>Ege Bölgenin ilk, ülkemizin dördüncü sırada kurulan bilim çınarı olan Ege Üniversitesi bünyesinde çeyrek asırdır görev yaptığını söyleyen Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Üniversitemizin kuruluşunun 70. yılında böyle önemli bir görevi üstlenmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Aynı zamanda üstlendiğim büyük sorumluluğun farkındayım” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hep birlikte var gücümüzle çalışacağız”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Yeni dönemde üniversitemizin kaynaklarını azami ölçüde bilim, araştırma ve eğitim için kullanacağız. Üniversitemizin köklü araştırma ve eğitim geleneğine yaslanarak, başta araştırma üniversiteleri sıralaması olmak üzere ulusal ve uluslararası alanda daha üst sıralarda yer alması için var gücümüzle hep birlikte çalışacağız. Dijitalleşme ve otomasyon ile verimlilik artırıcı önlemleri alarak idari ve akademik çalışanlarımızın iş yüklerini asgari seviyeye indirmek için gerekli çalışmaları yürüteceğiz. Adil, şeffaf ve ulaşılabilir bir yönetim anlayışı ile üniversite ailemizin tüm bireylerinin kurumumuza olan aidiyet duygusunu azami seviyeye çıkarma gayretinde olacağız” dedi.</p>
<p><b>    “Ülkemizin hedefleri doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz”</b></p>
<p>Üniversitelerin önemli görevlerinden birinin topluma hizmet misyonu olduğuna dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, “Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet uygulamalarımıza daha çok önem vererek ‘bilim iletişimi’ yoluyla üniversitemizin gücünü toplumla bulaştırmak için yoğun çaba göstereceğiz. Bu kapsamda özellikle EBİLTEM kanalıyla üniversite sanayi iş birliği faaliyetlerimizi artıracağız. Teknoloji transfer ofisimizi çok daha etkin kullanarak bilimsel üretimimizin teknolojiye dönüşmesini teşvik edeceğiz. Yükseköğretim Kurulu 2030 Yol Haritası, Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedefleri Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda nitelikli bilim ve teknoloji üreteceğiz. Üniversitemizde, özellikle binaların önemli bir bölümünün eski olması nedeniyle ciddi bir altyapı problemi bulunmaktadır. Bu problemlerin kalıcı bir şekilde çözümüne yönelik olarak binalar ve alt yapı ile ilgili master planı doğrultusunda çalışmalara başlayacağız. Ege Üniversitesi ailesi olarak mutlu ve huzurlu bir eğitim ve çalışma ortamında, hep birlikte ülkemize ve insanlığa faydalı olacak öğrenciler yetiştirmeye, araştırmalar yapmaya, bilimsel üretimde bulunmaya, toplumumuza katkı sunmaya devam edeceğiz.  Üniversitemizi, ülkemizin ve dünyanın en önemli bilim üretim markası haline getirene kadar gece gündüz demeden çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Bu vesileyle şahsıma bu görevi layık gören başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar Hocamıza tensip ve takdirleri için şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-rektoru-prof-dr-musa-alci-mazbatasini-aldi-599428">Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı mazbatasını aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal ve beşeri bilimlerin önde gelen ismi Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde anılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-ve-beseri-bilimlerin-onde-gelen-ismi-emeritus-prof-dr-mete-tuncay-istanbul-bilgi-universitesinde-anilacak-598636</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 07:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[beşeri]]></category>
		<category><![CDATA[bilimlerin]]></category>
		<category><![CDATA[emeritus]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[ismi]]></category>
		<category><![CDATA[önde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tuncay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598636</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi, 18 Ağustos 2025’te yaşamını yitiren Türkiye sosyal ve beşerî bilimler tarihinin önde gelen isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay için “Mete Tunçay’a Saygı: Bilgi, Bilim ve Eleştirel Akıl” başlıklı bir anma toplantısı düzenliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-ve-beseri-bilimlerin-onde-gelen-ismi-emeritus-prof-dr-mete-tuncay-istanbul-bilgi-universitesinde-anilacak-598636">Sosyal ve beşeri bilimlerin önde gelen ismi Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde anılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi, 18 Ağustos 2025’te yaşamını yitiren Türkiye sosyal ve beşerî bilimler tarihinin önde gelen isimlerinden Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay için “<strong>Mete Tunçay’a Saygı: Bilgi, Bilim ve Eleştirel Akıl</strong>” başlıklı bir anma toplantısı düzenliyor. Prof. Dr. Tunçay’ın bilime ve eleştirel düşünceye adanmış yaşamı, bıraktığı akademik ve entelektüel mirası, kurumsal katkıları ve   Türkiye düşünce hayatına etkileri dostları, meslektaşları ve öğrencilerinin katılımıyla düzenenlen toplantıda ele alınacak.</p>
<p>20 Aralık 2025’te <strong>santral</strong>istanbul Kampüsü’nde gerçekleşecek etkinlik İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Milli Eğitim Eski Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Prof. Dr. Mete Tunçay’ın eşi Gönül Paçacı Tunçay ve kardeşi Melda Tunçay’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. İki oturumda gerçekleşecek etkinliğin ilk oturumunda Prof. Dr. Bültent Bilmez’in moderatörlüğünde Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Prof. Dr. Murat Belge, Yayıncı Fahri Aral, Tarih Vakfı’nın kurucularından Orhan Silier, Tunçay’ın kurumsal katkılarını ele alacak. Prof. Dr. Cemil Boyraz’ın moderatörlüğünde gerçekşecek ikinci oturumda ise Prof. Dr. Hasan Bültent Kahraman, Prof. Dr. Ali Birinci, Prof. Dr. Ahmet Demirel, Prof. Dr. Fatmagül Berktay, Prof. Dr. Mehmet Alkan ve Yazar Tanıl Bora’nın katılımıyla Prof. Dr. Tunçay’ın akademik katkıları konuşulacak.</p>
<p>Etkinlikle ilgili detaylı bilgi ve program için tıklayın. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-ve-beseri-bilimlerin-onde-gelen-ismi-emeritus-prof-dr-mete-tuncay-istanbul-bilgi-universitesinde-anilacak-598636">Sosyal ve beşeri bilimlerin önde gelen ismi Emeritus Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde anılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde rektörlük devir teslim töreni yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-rektorluk-devir-teslim-toreni-yapildi-598495</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 10:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[devir]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[rektörlük]]></category>
		<category><![CDATA[teslim]]></category>
		<category><![CDATA[töreni]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapıldı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598495</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesine Rektör olarak atanan Prof. Dr. Musa Alcı, düzenlenen devir teslim töreniyle görevi Prof. Dr. Necdet Budak’tan devraldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-rektorluk-devir-teslim-toreni-yapildi-598495">Ege Üniversitesinde rektörlük devir teslim töreni yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ege Üniversitesine Rektör olarak atanan Prof. Dr. Musa Alcı, düzenlenen devir teslim töreniyle görevi Prof. Dr. Necdet Budak’tan devraldı.</p>
<p><b> </b>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararı ile Ege Üniversitesinin yeni rektörü belli oldu.  2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddesi uyarınca Ege Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Musa Alcı atandı. Gerçekleşen atamanın ardından Ege Üniversitesi Rektörlüğünde devir teslim töreni gerçekleştirildi.</p>
<p>Törende konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Ege Üniversitesi, ülkemizin dördüncü sırada bölgemizde ise ilk sırada kurulan bir yükseköğretim kurumudur. Bu sene üniversitemiz yetmişinci yılını kutluyor. Prof. Dr. Necdet Budak hocamızın döneminde üniversitemiz, tam akreditasyon ve araştırma üniversitesi statüsü alarak önemli kazanımlar elde etti.  İnşallah bundan sonra  da el birliği ile üniversitemizi daha ileriye taşıyacağız.  Ege Üniversitesinin kurucu rektöründen  başlayarak, görev yapan tüm rektörlerimize  şükranlarımı sunuyorum. Hayatta olanlara teşekkür ediyorum. Vefat edenlere Allah&#8217;tan rahmet diliyorum. Ege Üniversitesi olarak yeni dönemdeki önceliğimiz eğitim-öğretim ve araştırma-geliştirme  başta olmak üzere akademiye ağırlık vereceğiz.  Üniversitemizi hep birlikte daha ileriye götüreceğiz. Beni Rektörlük görevine layık gören başta Cumhurbaşkanımız Sayın  Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a şükranlarımı arz ederim” dedi.</p>
<p>Rektörlük görevini Prof. Dr. Musa Alcı’ya devreden Prof. Dr. Necdet Budak ise  “17 Ekim 2017 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın tensip ve takdirleriyle atanarak onurla yürüttüğüm Rektörlük görevini bugün, değerli öğretim üyemiz Prof. Dr. Musa Alcı’ya devrediyorum. Beni bu göreve layık görerek üniversiteme hizmet etme onurunu bahşeden Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Türkiye’nin 1955 yılında kurulan dördüncü üniversitesi olan Ege Üniversitesi, köklü geleneği ve güçlü akademik birikimiyle her zaman ülkemizin gururu olmuştur. Bu büyük mirasa layık olmak için hep birlikte çok çalıştık; üniversitemizin bugün ‘Araştırma Üniversitesi’ statüsüne yükselmesi ise en büyük mutluluklarımızdan biri olmuştur. Bu başarı, yalnızca bir yönetimin değil; akademisyeninden öğrencisine, idari personelinden tüm paydaşlarına kadar büyük bir ailenin ortak emeğidir. Hepinize gönülden teşekkür ediyorum. Bugün görevi devralan Prof. Dr. Musa Alcı’ya yürekten başarılar diliyorum. Ege Üniversitesinin daha da büyüyüp güçleneceğine; bilimde, araştırmada ve uluslararasılaşmada çok daha ileri noktalara ulaşacağına inancım tamdır. Her zaman olduğu gibi, bundan sonra da Ege Üniversitesinin ve Sayın Rektörümüzün yanında olacağımı özellikle belirtmek isterim. Bu bayrak, aynı kararlılık ve heyecanla yoluna devam edecektir” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından Prof. Dr. Necdet Budak, rektörlük görevine atanan Prof. Dr. Musa Alcı’ya çiçek takdiminde bulundu.</p>
<p><b>Prof. Dr. Musa Alcı kimdir?</b></p>
<p>Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünde tamamlayan Prof. Dr. Alcı, yüksek lisans eğitimini de aynı fakültede tamamladı. Doktorasını Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde tamamlayan Prof. Dr. Musa Alcı, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Devreler ve Sistemler Anabilim Dalında 2000 yılında doktor öğretim üyesi, 2010 yılında doçent ve 2016 yılında profesörlük unvanı aldı.</p>
<p>2017 – 2020 yılları arasında Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Bölüm Başkanlığı görevini de üstlenen Prof. Dr. Alcı; Sistem Tanılama, Yapay Zeka, Bilgisayarda Öğrenme ve Örüntü Tanıma, Benzetim, Modelleme ve Tanıma, Elektrik-elektronik Mühendisliği, Bulanık Kümeler ve Sistemler, Sistem Dinamiği ve Kontrolü ile Mühendislik ve Teknoloji alanlarında akademik çalışmalar yürütüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-rektorluk-devir-teslim-toreni-yapildi-598495">Ege Üniversitesinde rektörlük devir teslim töreni yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS Hastalarına Umut Olacak İlaç Geliştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-furkan-ayaz-ms-hastalarina-umut-olacak-ilac-gelistirdi-597891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:37:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[furkan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığını]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ms]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597891</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Ayaz, çalışma alanı olan bağışıklık sistemindeki gelişmelerle ilgili yaptığı sunum ile Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi tarafından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora’ya layık görüldü. Üniversite yetkilileri, Ukrayna’da devam eden savaşın seyrine bağlı olarak önümüzdeki bir yıl içinde Ukrayna’da ders vermek, projelerde yer almak ve akademik etkileşimi sürdürmek üzere Ayaz’ı ağırlamak istediklerini de duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-furkan-ayaz-ms-hastalarina-umut-olacak-ilac-gelistirdi-597891">Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS Hastalarına Umut Olacak İlaç Geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Ayaz, çalışma alanı olan bağışıklık sistemindeki gelişmelerle ilgili yaptığı sunum ile Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi tarafından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora’ya layık görüldü. Üniversite yetkilileri, Ukrayna’da devam eden savaşın seyrine bağlı olarak önümüzdeki bir yıl içinde Ukrayna’da ders vermek, projelerde yer almak ve akademik etkileşimi sürdürmek üzere Ayaz’ı ağırlamak istediklerini de duyurdu.</p>
<p>Günümüzde dünyada 3 milyon kişi, Türkiye’de ise 75 bin kişi merkezi sinir sistemiyle organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkan Multiple Skleroz (MS) hastalığıyla mücadele ediyor. Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS hastalığını engelleyecek bir ilaç geliştirmesiyle tanınıyor. MS hastalarına umut olacak olan bu ilaçla birlikte bu hastalıkla mücadele edenlerin yaşam standartlarını yükseltmeyi umduklarını belirten Prof. Dr. Ayaz, genetik olarak MS’e yatkınlığı olduğu düşünülenlere de bu ilacın önceden verilerek hastalığın engellenebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>“Çok şaşırdım ve onur duydum”</strong></p>
<p>Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi tarafından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora’ya layık görülmesinden dolayı onur duyduğunu belirten Prof. Dr. Ayaz, “Böyle bir şey olacağını tahmin etmiyordum. Bağışıklık sistemindeki gelişmelerle, biyoteknolojik ürünlerle ilgili online olarak üniversiteye bir sunum yaptım. Üniversite akademisyenlerinin ve öğrencilerinin ilgisi yoğundu. Sunumun ardından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora vereceklerini söylediler, çok şaşırdım ve onore oldum” diyerek üniversiteyle birlikte akademik çalışmalar ve araştırmalara devam edeceklerini belirtti.</p>
<p><strong>MS hastalığının engellenmesi için ilaç geliştirdi</strong></p>
<p>İnsan bağırsağında yer alan bir bakteriden elde edilen ekzopolisakkaritlerin MS hastalığını tamamen engellediğini gözlemledikten sonra ilaç için çalışmalara başlayan İstinye Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Ayaz, 2019’da başladığı çalışmanın ardından iki yılın sonunda laboratuvar deneylerinde hastalığı engellediğini gördüklerini söyledi. İlacın çalışmasının şu anda altı yıldır ABD’de devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ayaz, şöyle konuştu:</p>
<p>“İlaç, insan vücudundaki düzenleyici bakterilerden elde ediliyor. Bu bakteri aynı zamanda bağırsakta iltihaplanmayı engelliyor. Buradan yola çıkarak MS hastalığının tedavisinde kullanmak için çalışmaya başladık. Tabi bakteri direkt olarak insanlara enjekte edilemez. Bakterinin üzerindeki şeker molekülünün MS hastalığına iyi geldiğini keşfettikten sonra bunun üzerine çalıştım. Kısacası ilaç bu bakteriden elde ediliyor. MS hastalığında olumlu sonuç verdiği gözlendikten sonra romatizmal hastalıklarda da denendi. Onda da faydalı oldu. İki yıl süren çalışmanın ardından fare deneylerinde olumlu sonuç elde ettik. Deneylerimizde MS hastalığının ilerlemediğini gördük.”</p>
<p><strong>“Hastalığın tekrardan nüksetmesini engellemeyi hedefliyoruz”</strong></p>
<p>MS hastalığında merkezi sinir sistemini etkileyen iltihaplanmanın hastaların durumunun kötüleşmesine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Ayaz, “MS hastalarında iltihaplanma bir artıyor bir azalıyor. Azalma olduğu zaman bu ilaç uygulandığında hastalığın tekrardan nüksetmesini engellemeyi hedefliyoruz. Patenti alınan ilaca Amerika&#8217;daki uluslararası ilaç firması 500 bin dolar bütçe desteği sağladı. İlacın çalışmalarının devam etmesi için ABD’de bir şirket kuruldu, şirket şu anda altı yıldır ilaç üzerinde çalışmaya devam ediyor. Klinik denemeler için daha büyük ilaç firmaları ile anlaşma sağlanmaya çalışılıyor. Çalışmalar sonlandıktan sonra klinik denemelere </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-furkan-ayaz-ms-hastalarina-umut-olacak-ilac-gelistirdi-597891">Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS Hastalarına Umut Olacak İlaç Geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi yeni binası için ilk adım atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-tip-fakultesi-cocuk-hastanesi-yeni-binasi-icin-ilk-adim-atildi-597888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:37:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyathane]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Dünya Bankası Fonu ile yerinde yeniden inşa edilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-tip-fakultesi-cocuk-hastanesi-yeni-binasi-icin-ilk-adim-atildi-597888">Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi yeni binası için ilk adım atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Dünya Bankası Fonu ile yerinde yeniden inşa edilecek. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde proje süreçlerini değerlendirmek üzere; EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Ersan, Prof. Dr. İlkin Şengün, Prof. Dr. Devrim Bozkurt, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Namık Güver, Uluslararası Finans Kaynaklı Sismik Güçlendirme Daire Başkanı Önder Yurdakul, EÜ Tıp Fakültesi Dekanlık ve Başhekimlik yönetimi ve anabilim dalı başkanlarının katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi.  </p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin toplumla en yoğun buluştuğu birimlerin başında Tıp Fakültesi Hastanemiz geliyor. Hastanemiz, başta ilimiz ve bölgemiz olmak üzere ülkemiz ve komşu ülkelerden hastalara hizmet veriyor. EÜ üst yönetimi olarak kaliteli sağlık hizmeti sunmak hedefiyle Tıp Fakültemizin alt yapısını, donanımını çağın koşulları doğrultusunda sürekli güncelleyerek son teknolojik cihazlarla donatıyoruz. Bu kapsamda yeni bir adım daha atarak yeni bir Çocuk Hastanesi binası inşa edeceğiz. Yeniden inşa edeceğimiz Çocuk Hastanemiz bir yandan sağlık ve tıp eğitimi altyapımızı güçlendirirken diğer yandan da bölgemiz sağlık hizmetlerinde önemli rol üstlenecek. Binanın planlarını, sağlık hizmeti veren Anabilim Dalları ve Bilim Dallarında görevli akademisyenlerimizin görüşleri doğrultusunda oluşturmaya özel gösteriyoruz. Üniversitemize bölgemize ülkemize modern ve yüksek kapasiteli donanımlı bir çocuk hastanesi kazandıracağız. Yeni binamız hem depreme dayanıklı olacak hem de fiziki alt yapımızı daha konforlu ve ferah bir boyuta taşıyacak. Bölgemize A Plus standartlarında sağlık hizmeti sunan Tıp Fakültesi Hastanemizin yenilenmesine yönelik güçlü ve kararlı adımlarımızı devletimizin desteğiyle sürdürmeye devam edeceğiz. Çocuk Hastanemizin yerinde yenilenmesine yönelik verdikleri kıymetli destek için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Akıllı ameliyathaneler ile cerrahi işlemler öğrencilere izletilecek”</b></p>
<p>İnşa edilecek yeni hastanenin detaylarını paylaşan Prof. Dr. Budak, Hastanemiz,  7 bin 779 metrekare oturum alanına sahip, Acil Servis, Radyoloji, Ameliyathane, Yoğun Bakım gibi tüm işlevleri kendi bünyesinde barındıran 321 yatak kapasitesi ile Ege Bölgesine hizmet verebilecek bağımsız bir yapı olarak tasarlandı. Hastane; 231 servis yatağı, 30 yoğun bakım yatağı, 60 neonatoloji kuvöz kapasitesine sahip olacak.  Hastane bünyesinde teknolojinin en üst düzeyde kullanıldığı ve giderek yaygınlaşan ‘Akıllı Ameliyathane’ sistemleri planlandı. Akıllı ameliyathane sistemlerinde; bir ameliyathanede birbiriyle entegre olmuş hastane bilgi sistemi, laboratuvar bilgi sistemi, Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemleri (PACs), kameralar ve monitörler olacak. Cerrahi işlem gerçek zamanlı olarak ameliyathane dışındaki bölümlere görüntü aktarımı yöntemi ile aktarılarak diğer cerrah ve öğrencilerin izlemesi sağlanacak ve akıllı ameliyathane sistemleri aynı zamanda bir eğitim aracı olarak kullanılmış olacak.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-tip-fakultesi-cocuk-hastanesi-yeni-binasi-icin-ilk-adim-atildi-597888">Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi yeni binası için ilk adım atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Prof. Dr. Budak, &#8220;Bu başarı Ege Üniversitesi ailesinin topyekûn gayretinin ürünüdür&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-budak-bu-basari-ege-universitesi-ailesinin-topyekun-gayretinin-urunudur-597575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[budak]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzde 1]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Senato Toplantısında, üniversitenin araştırma üniversiteleri ligindeki başarılı yükselişi kutlandı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-budak-bu-basari-ege-universitesi-ailesinin-topyekun-gayretinin-urunudur-597575">Rektör Prof. Dr. Budak, &#8220;Bu başarı Ege Üniversitesi ailesinin topyekûn gayretinin ürünüdür&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Senato Toplantısında, üniversitenin araştırma üniversiteleri ligindeki başarılı yükselişi kutlandı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Araştırma Üniversiteleri Değerlendirme Toplantısında, 2025 yılı Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralamalarını açıkladı. Ege Üniversitesi, geçen yıla göre bir basamak yükselerek 12’nci sırada yer aldı. EÜ Senatosunda Rektör Prof. Dr. Necdet Budak başkanlığında bir araya gelen senato üyeleri, elde edilen başarıyı pasta keserek kutladılar.</p>
<p>Senato toplantısında konuşan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bundan 9 yıl önce, Türkiye’nin yükseköğretim sisteminde çok önemli bir adım atıldı. 2016 yılında Yükseköğretim Kurulu’nun ilgili kurullarında yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonucunda; üniversitelerin ortak temel değerleri korurken birbirlerinden farklılaşması, kendi tematik alanlarında özgün bir kimliğe kavuşması, eğitimden araştırmaya, teknoloji üretiminden bölgesel kalkınmaya kadar pek çok alanda daha derinlikli bir misyon üstlenmesi anlayışı benimsendi. İşte bu yaklaşım, yükseköğretim sistemimize yeni bir vizyon kazandırdı. Bu vizyonun bir parçası olarak başlatılan ‘Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma’ çalışmasının iki stratejik odağından biri Araştırma Üniversiteleri programıydı. Bu programla, köklü üniversitelerimizi araştırma ekseninde güçlendirmek, onları küresel ölçekte daha rekabetçi bir noktaya taşımak, bilgi üretimini ve bilimsel etkiyi derinleştirmek amaçlandı. Bu doğrultuda 10 Araştırma ve 5 Aday Araştırma Üniversitesi belirlenmesi hedeflendi. 2017’de gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda 10 Araştırma Üniversitesi ile 5 Aday Araştırma Üniversitesi belirlendi. Üniversitemiz aday araştırma üniversitesi içerisinde yer aldı” dedi.</p>
<p><b>“Sorunları ve ihtiyaçları hep birlikte belirledik”</b></p>
<p>Ege Üniversitesini araştırma üniversitesi yapmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Prof. Dr. Budak, “Göreve gelmemizle birlikte Ege Üniversitesinde araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda geniş kapsamlı, samimi ve kararlı bir seferberlik başlattık. Üniversitemizin bütün akademik ve idari birimlerine tek tek yapılan ziyaretlerle yerinde tespitler gerçekleştirdik. Sorunları değerlendirdik, ihtiyaçları belirledik. Bu ziyaretler, sadece teknik bir çalışma değil; aynı zamanda üniversitemizde yeniden güçlü bir aile kültürü oluşturmanın ilk adımlarıydı. İletişimi yeniden canlandırmak ve güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen ‘Rektörle Akşam Çayı’ etkinlikleri, üniversitemizin tüm bileşenlerini aynı masa etrafında buluşturdu. Yaklaşık 13 bini aşkın kişiyle bire bir temas kurdum. Belki sadece bir çay sohbeti gibi görünüyordu; ancak aslında o akşamlar, üniversitemizin geleceğini şekillendirecek görüşlerin paylaşıldığı, samimiyetle ifade edilen beklentilerin kayıt altına alındığı çok değerli buluşmalardı. O görüşmelerden alınan her not, bugün yürüttüğümüz dönüşüm çalışmalarının adeta pusulası oldu” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Budak, “Üniversitemizi Araştırma Üniversiteleri ligine taşıyacak yolculuğun en güçlü adımlarından biri ise 2018’de yaklaşık 1000 öğretim üyemizin katılımıyla düzenlenen ‘Ege Üniversitesi Gelecek Şurası’ oldu. Türkiye’de devlet üniversiteleri arasında bir ilk olan bu büyük kapsamlı şura, Ege Üniversitesinin önceliklerini, eğitim-öğretim anlayışını, araştırma kabiliyetini, uluslararasılaşma vizyonunu ve gelecek hedeflerini masaya yatırdı. Katılımcılarla gerçekleştirilen anketler daha sonra raporlaştırıldı ve yayımlandı. Ortaya çıkan görüşler ve öneriler doğrultusunda pek çok önemli adım atıldı. Bu çalışmalar, üniversitemizin geleceğini şekillendiren stratejik kararların temelini oluşturdu. Atama kriterlerinden BAP yönergesine, proje seferberliğinden patentlerin ticarileştirilmesine, araştırma koordinatörlüğünün kurularak araştırma ekosisteminin kurumsallaşmasından multidisipliner araştırma gruplarının kurulmasına kadar pek çok radikal değişim dönüşüm gerçekleştirdik. Tüm bu emeklerin karşılığı kısa sürede görünür hâle geldi” dedi.</p>
<p><b>“Her alanda gözle görülür artış yaşandı”</b></p>
<p>Sayısal verilerle gelinen noktayı vurgulayan Prof. Dr. Budak, “2017 yılında 24,44 olan performans puanımız, bugün itibariyle yüzde142 artışla 59,28’e çıktı. Geçen seneye göre ise toplam puanımızda yüzde 18 artış oldu. Araştırma Üniversitesi statüsünü kazandığımız 13 Aralık 2021 tarihinden bugüne toplam puanımızda yüzde 52 artış oldu. Araştırma kapasitesinde ise geçen seneye göre yüzde 1 artış yaşanırken, 2019 yılından bu yana yüzde 170, araştırma üniversitesi statüsü kazanmamızdan bu yana ise yüzde 73 artış yaşandı. Araştırma kalitesinde de geçen seneye göre yüzde 53 artış oldu. 2019 yılından bu yana yüzde 109, araştırma üniversitesi statüsü kazanmamızdan bu yana ise yüzde 54 artış sağlandı. İş birliği kategorisinde geçen seneye göre yüzde 10, araştırma üniversitesi statüsünü kazandığımız 2021 tarihinden bu yana yüzde 18 artış sağlandı.  2025 yılı sonuçlarına göre 31 parametrenin 17’sinde yükseliş oldu” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bu başarı, hepimizin başarısıdır”</b></p>
<p>Başarının yalnızca rakamlarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Budak, “Bu başarı hikâyesi, yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bu başarı; inancın, azmin, kurum kültürüne duyduğumuz bağlılığın, Ege Üniversitesi ailesinin topyekûn gayretinin ürünüdür. Her adımda birlikte düşündük, birlikte çalıştık, birlikte emek verdik. Çünkü biliyorduk ki Ege Üniversitesi sadece bir kurum değil; köklü bir gelenek, güçlü bir hafıza ve geleceğe dair ortak bir umuttur. Bizler bu inançla yolumuza devam ediyoruz. Bilimin ışığında, ortak aklın rehberliğinde, öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz, çalışanlarımız ve tüm paydaşlarımızla birlikte daha güçlü bir Ege Üniversitesi için çalışmayı sürdürüyoruz. Hep birlikte çıktığımız bu yolculukta emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu başarı hepimizin başarısıdır. Ege Üniversitesi, geçmişinden aldığı güçle, geleceğe daha kararlı, daha iddialı ve daha umut dolu adımlar atmaya devam edecektir” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p>Toplantı sonunda Prof. Dr. Necdet Budak tarafından Rektör Yardımcısı ve  Araştırma Koordinatörü Prof. Dr. İlkin Şengün ve ekibine teşekkür belgeleri takdim edildi. Belge takdiminin ardından üniversite üst yönetimi ve senato üyeleri, elde edilen başarıyı pasta keserek kutladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-budak-bu-basari-ege-universitesi-ailesinin-topyekun-gayretinin-urunudur-597575">Rektör Prof. Dr. Budak, &#8220;Bu başarı Ege Üniversitesi ailesinin topyekûn gayretinin ürünüdür&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mali Müşavirlerin Yoğun İlgi Gösterdiği 19. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu İzmir SMMM Odası Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mali-musavirlerin-yogun-ilgi-gosterdigi-19-turkiye-muhasebe-standartlari-sempozyumu-izmir-smmm-odasi-ev-sahipliginde-gerceklestirildi-597500</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 14:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[19]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gösterdiği]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[lgi]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[müşavirlerin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin dört bir yanından gelen akademisyenler, meslek mensupları ve sektör temsilcileri, İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İzmir SMMM Odası) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu’nda bir araya gelerek muhasebe mesleğinin geleceğini şekillendiren kritik başlıkları kapsamlı şekilde ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mali-musavirlerin-yogun-ilgi-gosterdigi-19-turkiye-muhasebe-standartlari-sempozyumu-izmir-smmm-odasi-ev-sahipliginde-gerceklestirildi-597500">Mali Müşavirlerin Yoğun İlgi Gösterdiği 19. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu İzmir SMMM Odası Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin dört bir yanından gelen akademisyenler, meslek mensupları ve sektör temsilcileri, İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İzmir SMMM Odası) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu’nda bir araya gelerek muhasebe mesleğinin geleceğini şekillendiren kritik başlıkları kapsamlı şekilde ele aldı. Mali müşavirlerin yoğun katılım gösterdiği sempozyumda yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve güncel muhasebe uygulamaları sektörün geleceği perspektifinde değerlendirildi.<br />05–06 Aralık 2025 tarihlerinde İzmir SMMM Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyuma, Türkiye’nin dört bir yanından gelen 1.000’i aşkın mali müşavir ve meslek mensubu katılım sağladı. Sempozyum, canlı yayınlar aracılığıyla da geniş kitlelere ulaşarak yaklaşık 3 bin görüntülenme elde etti.<br />________________________________________<br />Mali Müşavirlerden Yoğun İlgi<br />Sempozyuma çok sayıda akademisyen, kamu yöneticisi, sektör temsilcisi ve mali müşavirin katılım göstermesi, organizasyonun meslek camiasında gördüğü güçlü karşılığı bir kez daha ortaya koydu.<br />“Gündem 2026: Yapay Zekâ, Sürdürülebilirlik ve Mesleki Yetkinlikler” temasıyla düzenlenen sempozyumda, muhasebe sektöründe dönüşüm yaratacak başlıklar derinlemesine ele alındı.<br />________________________________________<br />Açılış Konuşmalarıyla Güçlü Başlangıç<br />Sempozyumun açılış konuşmaları;<br />• Mehmet Kuzu – İzmir SMMM Odası Başkanı<br />• Yalçın Ata – İESOB Başkanı<br />• Prof. Dr. Cemal İbiş – TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi<br />• Ömer Alanlı – İzmir Defterdarı<br />• Banu Gençkan – İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi<br />• Hayati Okuroğlu – Tire Belediye Başkanı<br />• Ünal Işık – Gaziemir Belediye Başkanı<br />• Rıfat T. Nalbantoğlu – İzmir Milletvekili<br />tarafından gerçekleştirildi.<br />Açılış programında ayrıca Prof. Dr. Volkan Demir, “Sürdürülebilir Şehirler” başlıklı ana konuşmasıyla sempozyuma bilimsel derinlik kazandırırken, KGK Başkanı Dr. Hasan Özçelik ise “Sürdürülebilirlik, Şeffaflık ve Geleceği Birlikte İnşa Etmek” başlıklı keynote konuşmasıyla güçlü mesajlar verdi.<br />________________________________________<br />Başkan Mehmet Kuzu’dan Mesleğin Geleceğine Dair Çarpıcı Mesajlar<br />İzmir SMMM Odası Başkanı Mehmet Kuzu, muhasebe standartlarının işletmeler ve ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekerek şunları vurguladı:<br />“Doğru muhasebe yöntemleri, işletmelerin finansal sağlıklarını korumasında hayati bir rol üstlenmektedir. Muhasebe standartlarının uluslararası düzeyde benimsenmesi, ülkemizin rekabet gücünü doğrudan artıracaktır.”<br />________________________________________<br />Yapay Zekâ ile Muhasebede Yeni Bir Dönem Başlıyor<br />Sempozyum süresince yapay zekânın muhasebe ve denetim süreçlerine etkileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Yapay zekâ destekli veri analizi, raporlama, risk tespiti ve hata kontrolü uygulamalarının meslek mensuplarına sağladığı katkılar, örnek çalışmalar eşliğinde katılımcılara aktarıldı.<br />________________________________________<br />Uzmanlardan Geleceğe Yön Veren Değerlendirmeler<br />Sempozyumda söz alan akademisyenler ve sektör temsilcileri, yapay zekânın muhasebe süreçlerinde verimliliği artırdığına, insan kaynaklı hataları en aza indirerek güvenilirliği üst seviyeye taşıdığına dikkat çekti. Dijital dönüşüme zamanında uyum sağlayan işletmelerin önümüzdeki dönemde önemli bir rekabet avantajı elde edeceği vurgulandı.<br />________________________________________<br />Güncel Uygulamalar ve Yoğun Etkileşim<br />Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda güncel muhasebe uygulamaları, standartların güncellenmesi, TSRS–TMS/TFRS uyumu, sürdürülebilirlik raporlaması ve denetimde dijital dönüşüm başlıkları ayrıntılı biçimde ele alındı. Katılımcılar, yönelttikleri sorular ve katkılarıyla oturumlara aktif katılım sağlayarak bilgi paylaşımını üst seviyeye taşıdı.<br />________________________________________<br />Hedef: Güçlü Standartlar, Güçlü Meslek<br />Sempozyum sonunda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye muhasebe standartlarının geliştirilmesi, meslek mensuplarının bilgi düzeylerinin artırılması ve dijital dönüşüme uyumun hızlandırılması açısından organizasyonun son derece verimli geçtiği vurgulandı.<br />Katılımcılar, bu ölçekte bir organizasyona gösterilen yoğun ilginin muhasebe camiasının gelişime verdiği önemi açıkça ortaya koyduğunu belirterek, sempozyumun eğitim, bilgi paylaşımı ve mesleki gelişim açısından son derece önemli bir platform olduğunu ifade etti.<br />05–06 Aralık 2025 tarihlerinde İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından düzenlenen 19. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu, meslek mensupları arasında güçlü bir bilgi alışverişi ortamı oluştururken, muhasebe mesleğinin geleceğine yön veren önemli bir organizasyon olarak büyük bir başarıyla tamamlandı.<br />________________________________________<br />Oturum Başkanları<br />Özkan Cengiz – TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi<br />Jülide Vardar Bekem – Aydın SMMM Odası Başkanı<br />Prof. Dr. Semra Öncü<br />Doç. Dr. Oğuzhan Bahadır<br />________________________________________<br />Sempozyumda Sunum Yapan Konuşmacılar<br />Prof. Dr. Çağnur Balsarı<br />Prof. Dr. Seçil Sigalı<br />Prof. Dr. Ayşegül Alaybeyoğlu<br />Anıl Taşkoyan, SMMM<br />Seval Sir (ACCA)<br />Prof. Dr. Serdar Özkan<br />Günkut Gürşen, SMMM<br />Prof. Dr. Aylin Poroy Arsoy<br />Didem Tuşel<br />Harun Reşit Tokcan, YMM<br />Serdar İnanç, SMMM<br />Mehmet Çengel, SMMM<br />Özgür Öney, SMMM<br />Hamdi Cura, SMMM<br />Prof. Dr. Necdet Sağlam</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mali-musavirlerin-yogun-ilgi-gosterdigi-19-turkiye-muhasebe-standartlari-sempozyumu-izmir-smmm-odasi-ev-sahipliginde-gerceklestirildi-597500">Mali Müşavirlerin Yoğun İlgi Gösterdiği 19. Türkiye Muhasebe Standartları Sempozyumu İzmir SMMM Odası Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yiyeceklerin Görünüşü Dünyayı Kurtarır mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yiyeceklerin-gorunusu-dunyayi-kurtarir-mi-597383</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:07:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Dostu]]></category>
		<category><![CDATA[Dokular]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayı]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[görünüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Karbon Salınımı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tat]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[yiyeceklerin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yiyeceklerin görüntüsünün sadece iştah açıcı olmadığını, çevreyi koruma konusunda da büyük bir rol oynayabileceğini biliyor muydunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yiyeceklerin-gorunusu-dunyayi-kurtarir-mi-597383">Yiyeceklerin Görünüşü Dünyayı Kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yiyeceklerin görüntüsünün sadece iştah açıcı olmadığını, çevreyi koruma konusunda da büyük bir rol oynayabileceğini biliyor muydunuz? Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sibel Özilgen ve ekibi, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici davranışlarını nasıl etkilediğini araştırdı. Sonuç: Görsel dokuyu kullanarak hem karbon ayak izini azaltabilir hem de tüketicileri sürdürülebilir yiyeceklere yönlendirebilirsiniz!</p>
<p>En çarpıcı örneklerden biri, görsel dokusu katmanlı hale getirilen sütlaç. Bu yöntemle sütlacın karbon salınımı tam yüzde 31 azaldı. Üstelik bu sunum, tüketiciler tarafından daha çok tercih edildi.</p>
<p><strong>“Tatmadan, Görünüşüne Bakıp Satın Alıyoruz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özilgen, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici seçimlerini büyük oranda etkilediğini söylüyor:</p>
<p>“Yumuşak, kıtır, çıtır ve köpüklü dokular tüketicilerin daha çok ilgisini çekiyor. Bu dokuları doğru kullanarak daha çevre dostu yiyecekler tasarlamak mümkün. Böylece tüketicileri sürdürülebilir yiyeceklere yönlendirebilirsiniz. Doğru kullanımdan çoğu zaman anlaşılan yenildiği zaman bu dokuların beğenilmesi. Ancak bizim yaptığımız bir tat çalışması değil, bilişsel (cognitive) bir çalışma. Gıdaları çoğu zaman tatmadan satın alıyoruz. Süpermarkette, çevrimiçi siparişlerde veya menülerde seçim yaparken hep görsellere dayanıyoruz. Beynimiz, bir gıdayı gördüğünde hafızamızdaki verilerle onu otomatik olarak algılıyor. Burada, yemeğin içindeki karbon salınımı yüksek olan ana malzemenin miktarını azaltırken, karbon salınımı daha düşük olan malzemelerin farklı dokularını belirli kombinasyonlarla kullanarak katmanlı görsel doku tasarımları oluşturduk ve beynin gıda algısını yönlendirmeye çalıştık. Hatta hafızamızda yer etmiş geleneksel bir tat olan sütlaç üzerinde bile bu yaklaşım başarılı oldu. Böylece tüketicilerin sürdürülebilir tercihlere yönelmesini sağlayabileceğimizi gördük—hem de herhangi bir indirim veya çevre dostu mesaj kullanmadan.”</p>
<p><strong>Kabuk, Sap ve Kökleri Toprağa Geri Kazandırın!</strong></p>
<p>Bir diğer ilginç bilgi ise gıdalardan geriye kalan kabuk, sap, kök gibi artıklarla ilgili. Prof. Dr. Özilgen, örneğin birçok kişinin kızartarak değerlendirdiği patates kabuklarının kompost yapılmasının daha çevre dostu olduğunu söylüyor:</p>
<p>“Patates kabuğunu kızartırken harcadığınız su, diğer malzemeler ve enerji, düşündüğünüzden daha fazla karbon salınımına ve kaynakların daha fazla tüketimine yol açıyor. Bunun yerine kompost yaparak toprağa geri kazandırın.”</p>
<p><strong>Her Bitkisel Gıda Masum Değil</strong></p>
<p>Bitkisel gıdaların çevre dostu olduğu düşünülse de durum her zaman öyle değil. Prof. Dr. Sibel Özilgen, örneğin pirincin küresel tarımsal metan emisyonlarının yüzde 30’unu oluşturduğunu hatırlatarak, seçimlerimizi daha dikkatli yapmamız gerektiğini vurguladı.</p>
<p>“2030’a kadar pirinç tarlalarından kaynaklanan sera gazı salınımının yüzde 60 artması bekleniyor. Bu nedenle bilinçli tercihler yapmalıyız.”</p>
<p><strong>Yerel Ürün Her Zaman Doğru Seçim Olmayabilir</strong></p>
<p>Yerel ürünlerin yerel halk ve ekonomi için çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özilgen, ne yazık ki bunların her zaman çevre dostu olmadığını da hatırlatıyor. Eğer bu ürünler teknolojiyle desteklenmiyorsa, yanlış tarım uygulamaları yüzünden daha fazla karbon salınımına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>“Mükemmel Görünmeyen Ürünlere Öncelik Verin”</strong></p>
<p>Gıda güvenilirliği açısından risk taşımayan, ancak görüntü açısından dezavantajlı olan gıdalara da dikkat çeken Prof. Dr. Özilgen, şunları kaydetti: </p>
<p>“Görünüşü mükemmel olmayan meyve ve sebzelerin mutlaka gıda tüketim zinciri içine katılmasının teşvik edilmesi gerekiyor. Tüketicinin bu konuda bilinçlendirilmesi ve alternatif yöntemler konusunda eğitilmesi çok önemli. Çalışmalarımızda bizim de kullandığımız gibi, örneğin, yumuşamış bir muz, ezilmiş bir armut, kararmış bir patlıcan, kıtırlaşmış ekmek, tat ve dokularından faydalanarak sürdürülebilir reçeteler oluşturmak için kullanılmalıdır. Ayrıca, son kullanma tarihi yaklaşmış olan gıdalar öncelikli olarak satın alınmalı ve tüketilmelidir. Bu noktada en büyük görev bu konunun iletişimini yapacak olan yetkililere, gıda mühendislerine ve eğitimli şeflere düşüyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yiyeceklerin-gorunusu-dunyayi-kurtarir-mi-597383">Yiyeceklerin Görünüşü Dünyayı Kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinden gururlandıran başarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-gururlandiran-basari-596821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma Üniversiteleri]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[gururlandıran]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinden]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Araştırma Üniversiteleri Değerlendirme Toplantısı, Yıldız Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-gururlandiran-basari-596821">Ege Üniversitesinden gururlandıran başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Araştırma Üniversiteleri Değerlendirme Toplantısı, Yıldız Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın yanı sıra araştırma üniversiteleri ile aday araştırma üniversitelerinin rektörleri katıldı. Toplantıda 2025 Araştırma Üniversiteleri sıralaması açıklandı. Ege Üniversitesi, araştırma üniversiteleri arasındaki yerini bir basamak yükselterek 12’nci sıraya yerleşti. EÜ ayrıca devlet üniversiteleri arasında dokuzuncu oldu.</p>
<p>Üniversitelerin ortaya koyduğu performansın memnuniyet verici olduğunu dile getiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “Önceliğimiz, üniversitelerimizin eğitim-öğretim, araştırma ve sosyal sorumluluk alanlarında daha güçlü ve saygın bir konuma ulaşmasıdır. Sıralamalara ilişkin yaklaşımımız da bu çerçevededir; asıl değer, sıralamaların kendisinde değil, üniversitelerimizin niteliksel gelişimine katkı sunmasındadır. Araştırma üniversitelerimizin bu motivasyonla ortaya koyduğu performans ve yükseliş ise memnuniyet vericidir. Bilim ve araştırmada emeği geçen tüm üniversitelerimizi tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam kurumsal akreditasyona sahip öğrenci odaklı, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, geçen yıla oranla bir basamak yükselerek, araştırma üniversiteleri arasında 12’nci sırada yer aldı. Üniversitemizde bilim ekosistemimizi oluştururken, daima devletimizin kalkınma planlarında yer alan öncelikli alanlara yönelmeye gayret gösterdik. Araştırma kapasitemizi, kalitemizi ve diğer kamu kurumları ile özel sektör arasındaki iş birliklerimizi sürekli artırıyoruz. 2021 yılından beri Araştırma Üniversitesi etiketini gururla taşıyor ve bu unvanın sorumluluklarının bilinciyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir yandan birçok disiplinde donanımlı mezunlar yetiştirirken diğer yandan da en çok proje, tescil ve patent üreten üniversiteler arasında zirvede yer alıyoruz. YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar Hocamız tarafından açıklanan verilerde önceki yıla göre bir basamak yükselerek 12’nci sırada yer aldık. Toplam performans puanı 59.28’e çıkaran üniversitemiz; Araştırma Kapasitesi puanını 25,19’a, Araştırma Kalitesi puanını 23.02’ye, İş Birliği puanını ise 11.08’e yükselterek büyük bir başarıya imza attı. ” diye konuştu.</p>
<p><b>        “Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğiz”</b></p>
<p>Ege Üniversitesinin 70 yıllık bilgi birikimini ve deneyimini Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda kullanmaya devem edeceğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Farklı disiplinleri bir araya getirerek oluşturduğumuz dinamik araştırma gruplarımızla, ortak akıl ilkesiyle ürettiğimiz bilimsel çıktılar sayesinde üniversitemizin araştırma kapasitesi ve kalitesini her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Üniversitemizin 70 yıllık bilgi birikimini ve deneyimini ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda kullanmayı sürdüreceğiz. Bu başarımızda bizlerden desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a şükranlarımı sunuyorum. Akademik ekosistemimizde ortaya koyduğumuz araştırma birikimini görünür kılarak Türk yükseköğretimindeki başarımıza katkı sunan tüm mensuplarımızı tebrik ediyorum. Ege Üniversitesi olarak güçlendirdiğimiz araştırma üniversitesi kimliğimizle; eğitim-öğretimden araştırma geliştirmeye, sosyal sorumluluktan toplumsal katkıya, dijitalleşmeden uluslararası görünürlüğe kadar her alanda daha nitelikli çalışmalara imza atarak ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedeflerine ve bilimsel gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-gururlandiran-basari-596821">Ege Üniversitesinden gururlandıran başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sofraya bir tabak da telefonlar için…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sofraya-bir-tabak-da-telefonlar-icin-596390</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 14:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sofraya]]></category>
		<category><![CDATA[tabak]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[telefonlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596390</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, AI Labs ve Üsküdar Üniversitesi İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLİMER) tarafından düzenlenen 2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı, Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sofraya-bir-tabak-da-telefonlar-icin-596390">Sofraya bir tabak da telefonlar için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, AI Labs ve Üsküdar Üniversitesi İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLİMER) tarafından düzenlenen 2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı, Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Günümüzün en kritik konularından biri olan yeni medya teknolojilerinin aile üzerindeki dönüşümünü ele alan “2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı” yoğun katılımla başladı. Çalıştay, dijitalleşmenin iletişim biçimlerimizi ve en temel kurumumuz olan ailenin dinamiklerini nasıl etkilediğini bilimsel bir bakış açısıyla tartışmaya açtı.</p>
<p>Çalıştayın açılış konuşmalarını Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Şu anda Türkiye’deki aile kurumu engelli”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada ve Türkiye’de aile kurumunun karşı karşıya olduğu risklere dikkat çekerek, dijital dönüşümün aileyi kültür aktarımında ikinci plana ittiğini vurguladı.</p>
<p>Konuşmasında 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, bugünün aile yapısına ilişkin düşüncelerle örtüştüğünü belirterek şöyle devam etti:</p>
<p>“3 Aralık Dünya Engelliler Günü… Nasıl kişiler engelli olabiliyorsa, kurumlar da engelli oluyor. Şu anda Türkiye’deki aile kurumu engelli. Dünyada da aile kurumu engelli hâle geldi.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Bir toplumun en güçlü yeri evin içi olmalı”</strong></p>
<p>Ailenin bir toplum için taşıdığı temel öneme vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, aile yapısının zayıflamasının uzun vadede ülkelere ağır bedeller getireceğini söyledi ve “Bir toplumun en güçlü yeri neresi olmalı? Evin içi olmalı. Çünkü insan yetiştiren, kültür aktaran aile kurumudur.” diye devam etti.</p>
<p><strong>Yeni bir medeniyet inşasına gidiyoruz</strong></p>
<p>Dijital çağda kültürün artık aileden ziyade medya tarafından aktarıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Şu anda kültür aktarımını artık aile yapmıyor; yeni medya yapıyor. Dijital dönüşüm yapıyor. Bu bizi dünyada yeni bir medeniyet inşasına doğru götürüyor. Küresel olarak hepimiz bu sürecin içindeyiz.” diye konuştu.</p>
<p>Batı ülkelerinde tek ebeveynli ailelerin ve evlilik dışı doğumların artışına değinen Prof. Dr. Tarhan, Türkiye’nin de bu eğilimden etkilendiğini hatırlatarak uluslararası verileri şöyle paylaştı:</p>
<p>“Tek ebeveynli aileler Türkiye’de de artıyor. Evlilik dışı doğum oranı Türkiye’de yüzde 2,9. Ama Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran çok yüksek: Fransa’da yüzde 59, İsveç ve Norveç’te yüzde 56, İzlanda’da yüzde 69, Almanya’da yüzde 44. Bunlar evlilik dışı doğum oranları; yani aile ve evlilik karşıtı küresel bir eğilim var.”</p>
<p>Bu eğilimin özellikle çocuk ve ergen ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin sahada açıkça görüldüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, “Biz bunun sonuçlarını psikiyatrist olarak görüyoruz. Çocuk ruh sağlığı bozuklukları artıyor. Şiddet olaylarında, suç oranlarında, bağımlılıkta, intiharlarda artış var.”</p>
<p><strong>“İntihar vakaları 2000 ile 2025 arasında yüzde 734 artmış”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, küresel ölçekte intihar vakalarındaki dramatik artışa dikkat çekerek, “İntihar vakaları 2000 ile 2025 arasında yüzde 734 artmış. Yüzde 734! Bu çok büyük bir rakam. Bu artış nedeniyle Birleşmiş Milletler intiharı önleme projesi hazırladı.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p>Aile kurumunu güçlendirmeye yönelik çalışmaların devam etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ailedeki dönüşüm özellikle dijital çağın getirdiği değişimle ortaya çıkıyor. Birincisi, iletişim biçimi değişti. Eskiden yüz yüze iletişim hâkimdi; şimdi camdan cama iletişim var. Candan cana değil, ekrandan ekrana… Bu iletişim biçimimizi de zaman yönetimimizi de değiştirdi.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Dijital dünyanın hız baskısının hem yetişkinlerde hem gençlerde sabır, dikkat ve düşünme sürekliliğini zayıflattığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ekranın hızına uyma çabası gençlerde sabrı azalttı, dikkati böldü. ‘Az konuş, hızlı konuş, bir dakikayı geçme’ baskısı var. Büyük bir hakikati kısa anlatmak zorlaştı ama zamanın şartları bunu dayatıyor” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, dijital çağın ilişki dinamiklerini nitelik açısından erozyona uğrattığını belirterek, “İlişki sayısı arttı ama nitelik düştü. Derin ve anlamlı ilişkiler zayıfladı, dostluklar yüzeyselleşti. Bu da ilişki kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kıyaslama kültürü büyüdü; herkes kendini dijitalde gördükleriyle karşılaştırıyor</strong></p>
<p>Dijital dönüşümün kişisel kimlik ve değerler üzerinde de güçlü etkiler oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Kimlikler ve değerler küresel olarak değişti. Gösteriş kültürü, beğeni kültürü öne çıktı. Değerlilik ölçüsü gibi sunulan şey, alınan beğeni sayısı oldu. Kıyaslama kültürü büyüdü; herkes kendini dijitalde gördükleriyle karşılaştırıyor. Çoğu sahte mutluluk, sahte eğlence, sahte gülüş… Ama insanlar bunları gerçek sanıyor.” şeklinde konuşmasını sürdürdü.</p>
<p><strong>Dijital sadakatsizlik ve ailede mahremiyet aşınması</strong></p>
<p>Aile içi ilişkilerde dijitalleşmenin oluşturduğu yeni kırılganlıklara da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Dijital sadakatsizlik çok arttı. Bir yönüyle dijitalleşme bazı gerçekleri görünür kıldı; eskiden ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanardı’, şimdi internete kadar yanıyor. Ama dijital sadakatsizlik aileyi ciddi şekilde etkiliyor. Ayrıca evin açık kapısı tabletler oldu. Anne baba ‘Çocuğum gözümün önünde’ sanıyor ama çocuğun dijital dünyaya sınırsız erişimi büyük risk oluşturuyor.” dedi.</p>
<p><strong>Duygusal beyin alanlarının gelişimi zayıflıyor</strong></p>
<p>Dijital çağın çocuk beyni üzerindeki etkilerini aktaran Prof. Dr. Tarhan, “Duygusal tonu olmayan dijital iletişim, sosyal ve fiziksel temasın yerini alınca sosyal becerilerle ilgili beyin alanları gelişmiyor. Duygusal beceriler zayıf kalıyor. Bunun klinik karşılığı otizmdir. Şu anda ‘öğrenilmiş otizm’ diye tanımlanan bir durum ortaya çıktı.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ekran kullanımında uluslararası sınırlamalara atıf yaparak, “Kuzey Avrupa’da 0–3 yaş arası ekran kesinlikle yasaklandı. Avustralya’da 16 yaşına kadar kısıtlama getirildi. Bizde de çocuk psikiyatrisinde ‘Haftada 21 saati geçmesin, günde 3 saat’ gibi uygulamalar var. Ekran maruziyeti nedeniyle kliniğe yatırılan çocuklarda artış görüyoruz” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Dijital çağın bireyleri haz peşinde koşmaya yönelttiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Dopamin odaklı yaşam felsefesi bu çağın en önemli özelliklerinden biri. Haz odaklılık artınca beyindeki dopamin yükseliyor, serotonin düşüyor. Serotonin anlam mutluluğuyla ilgili. Yani haz artıyor ama anlam azalıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bireyselleşme ve bencilleşme çizgisi</strong></p>
<p>Modern kültürün bireyselleşmeyi bencilleştirdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Bireyselleşme doğru ama bencilleşmeye dönüşmesi yanlış. ‘Bana haz veren iyidir, haz vermeyen kötüdür’ anlayışı ailede paylaşımı ve empatiyi azaltıyor. İnsan sadece kendi çıkarıyla yaşayan bir varlık değil. Ailenin, ülkenin, insanlığın çıkarıyla kendi çıkarı arasında denge kurmalı. Özgürlük-sorumluluk dengesi anlamın temelidir. Modern ülkelerde ‘Aile kutsal değil, birey kutsaldır’ anlayışı yaygınlaşıyor; bu da aile bağlarını zayıflatıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çağın en büyük risklerinden birinin dış onaya bağlı öz saygı olduğunu belirterek, “Bugün öz saygı, kişinin iç değerleriyle değil, aldığı beğeni ve onayla ölçülüyor. Dış nedene bağlı öz saygı çok kolay yıkılır. Bu durum depresyonun en önemli sebeplerinden biri” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Yapay zekâyı yasaklamayı yasaklayalım”</strong></p>
<p>Teknoloji ve dijitalleşmenin hayatın artık geri dönüşsüz bir parçası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Endüstri devrimini kaçırdık ama yapay zekâ devrimini kaçırmamalıyız. Senatoda ‘Yapay zekâyı yasaklamayı yasaklayalım’ diye konuştuk. Çünkü doğru kullanılırsa muazzam faydalar üretir. Bizim yapmamız gereken, iyicil kullanımı araştırmak ve geliştirmek.” dedi.</p>
<p><strong>Sofraya bir tabak da telefonlar için…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, dijitalleşmenin aile içi ilişkilere zarar veren yönlerine dikkat çekerek, çözüm önerilerini de anlattı.</p>
<p>Yemek esnasında telefonların tamamen kaldırılmasını öneren Prof. Dr. Tarhan, bazı ailelerde “telefonların toplandığı tabak” uygulamasının bile ortaya çıktığını aktardı. Yaşa göre ekran kuralının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini, bu konuda devletin de düzenleme çalışmalarını hızlandırdığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, aile içinde haftada belirli zamanların “dijital detoks” olarak ayrılmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Aile günü, anne günü, baba günü gibi uygulamalarla çocuklar dijitalden kısa süreli de olsa ayrılabilir. Böylece dijitalleşmenin toksik etkileri azaltılır, olumlu etkilerinden de yararlanmaya devam edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Karamsarlığa gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, teknolojinin insanı zayıflatan değil, doğru kullanıldığında güçlendiren bir araç olduğunun altını çizdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu: “Günümüzde yeni medya hem popüler hem çok hızlı değişen bir alan”</strong></p>
<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, konuşmasına 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü hatırlatarak başladı. Program çakışması nedeniyle çalıştaya fiziken katılamadığını belirten Prof. Dr. Erenoğlu, “Engelli ve dezavantajlı vatandaşlarımızın gününü kutluyorum. Çanakkale’den sevgi ve saygılarımı iletiyorum” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Erenoğlu, çağın baş döndürücü bir hızla değiştiğini vurgulayarak, özellikle bilgi, iletişim ve teknoloji alanlarındaki dönüşümün aile yapısını doğrudan etkilediğini söyledi.</p>
<p>Yeni medya teknolojilerinin bireylerin iletişim biçimlerinden toplumsal ilişkilere, çocuk ve gençlerin sosyal gelişiminden aile içi dinamiklere kadar geniş bir alanda etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Erenoğlu, “Günümüzde yeni medya hem popüler hem çok hızlı değişen bir alan. Aile kurumunun üzerinde hem fırsatlar hem tehditler oluşturuyor. Bu dönüşümü bilimsel zeminde tartışmak ve çözüm üretmek artık toplumumuz için bir zorunluluk.” diye konuştu.</p>
<p>ÇOMÜ olarak yeni medya araştırmaları, dijital toplum, yapay zekâ, iletişim psikolojisi ve aile çalışmalarında aktif faaliyet yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Erenoğlu, gençlerin medya okuryazarlığı, dijital etik ve güvenli iletişim konularında bilinçlendirilmesini önemsediklerini ve aileyi tehdit eden dijital riskler karşısında bilimsel temelli rehberlik modelleri geliştirme hedeflerinin de üniversitenin öncelikleri arasında olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Aileyi yeniden masaya yatırıp değerlendirmemiz gerekiyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerini değerlendirerek, “Bu yıl Aile Yılı. Aileyi yeniden masaya yatırıp değerlendirmemiz, toplum olarak, dünya olarak, insanlık olarak aileyi çekirdek yapı kabul eden anlayışımızı dijital çağ ışığında yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Dijital teknolojiler hayatımıza dahil olurken toplumdaki iletişim biçimlerini de dönüştürüyor. Bu dönüşüm tavırlarımızı, davranışlarımızı, değerlerimizi ve en önemlisi ilişkilerimizi yeniden şekillendiriyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Güngör, sanal dünyanın artık hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu ancak reel dünya ile uyum sağlanamadığında bunun ciddi riskler doğurabileceğini belirterek, “Gerçek dünyanın yanı sıra artık hepimiz sanal dünyanın bireyleriyiz. İlişkilerimizi bir yandan da orada yürütüyoruz. Reel ve sanal dünyanın uyum içinde olması, bireysel ve toplumsal sağlığımız için büyük önem taşıyor. Aksi hâlde bireyin duygu, ruh ve zihinsel yapısında kaos oluşur; bu kaos aile yapısına, oradan da topluma ve nihayetinde dünyaya yayılır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tarihte teknolojilerin bir kısmı insanlığın başına dert oldu</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin yanlış kullanımının yaratabileceği küresel risklere dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Tarih boyunca insanlar yeni teknolojiler üretmiştir; fakat bu teknolojilerin bir kısmı insanlığın başına dert olmuştur. Atomun parçalanmasıyla büyük gelişmeler yaşandı ama atom bombası da üretildi ve kitlesel imhalar meydana geldi. Dijital teknolojilerin de benzer şekilde kaotik süreçlere yol açmaması için doğru felsefe ve doğru politikalar gereklidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Ailenin, bireyin karakterinin şekillendiği en temel yapı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Güngör, “Her birimiz bir aileye doğuyoruz. Orada bize yüklenen ilk kodlamalar kişiliğimizi oluşturuyor. Aile içi ilişkiler ne kadar pozitif olursa toplum da o kadar pozitif olur. Ancak negatif ilişkilerle büyüyen bireylerden kimseye hayır gelmez. Bu nedenle aile ilişkilerinin dengeli yürütülmesi ve dijital dünyanın bu ilişkileri uzaklaştırmaması için politikalar geliştirilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gül Esra Atalay: “İlk çalıştay 2019’da düzenlendi”</strong></p>
<p>Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay,<strong> </strong>2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı’nın açılışında yaptığı konuşmada, dijital çağın aile üzerindeki dönüşümünü değerlendirerek çalıştayın önemine vurgu yaptı. 2019’da düzenlenen ilk çalıştayın ortaya koyduğu güçlü ihtiyaçtan sonra, 2025’te daha kapsamlı ve derinlikli bir tartışma zemini oluşturduklarını belirten Prof. Dr. Atalay, “Son altı yılda dijitalleşme evlerimizin kapısından bir rüzgâr gibi girip fırtınaya dönüştü” dedi.</p>
<p><strong>“Aile, dijital dünyanın tam ortasında şekilleniyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, yeni medyanın aile ilişkilerini çok yönlü biçimde etkilediğini ifade ederek, “Bir ebeveynle çocuğun göz göze bakışının arasına telefon ekranının girdiği, en mahrem anların bir tıkla tüm dünyaya yayıldığı, eşler arası iletişimin dijital kıskançlıkla yeniden şekillendiği bir çağdayız. Aile artık yalnızca dört duvar arasında yaşanmıyor; dijital dünyanın tam ortasında şekilleniyor.” diye konuştu.</p>
<p>Teknolojinin toplumsal yapıyı dönüştürme hızının arttığını belirten Prof. Dr. Atalay, çalıştayın temel amacının bu hızlı değişim içinde aileyi koruyacak çözüm önerilerini üretmek olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“Aile Yılı’na güçlü bir katkı sunacağız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atalay, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinin önemine dikkat çekerek, “Dijital çağın hızını yavaşlatamayabiliriz ama aileyi güçlendirmek için durup düşünmeyi, birlikte üretmeyi, çözüm aramayı seçebiliriz<strong>. </strong>Aile Yılı’na güçlü bir katkı sunacağız. Bugün burada ortaya konulacak ortak akıl, yarının daha güçlü aileleri için büyük bir adım olacak.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Yengin, dijital teknolojilerin aile yaşamı üzerindeki etkilerine dikkat çekti</strong></p>
<p>ÇOMÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Yengin, 2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, dijital teknolojilerin aile yaşamı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Prof. Dr. Yengin, 2019 yılında yapılan ilk çalıştayın ardından Türkiye’de yeni medya bölümlerinin sayısının 20’den 70’e yükseldiğini hatırlatarak, “Bu durum, nitelikli dijital iletişimci yetiştirme zorunluluğunu beraberinde getiriyor” dedi.</p>
<p>Dijital bağımlılığın artık ekran bağımlılığına dönüştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yengin, çocukların sosyal medya ve hızlı içerik tüketimi nedeniyle sabır sorunları yaşadığını ve aile içi iletişimin bu süreçten ciddi şekilde etkilendiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Yengin, yapay zekâ kullanımına dair de uyarılarda bulunarak, “Çocuklar yapay zekâdan destek alıyor, bunu engelleyemeyiz; ancak doğru şekilde kullanmayı öğretmek zorundayız” dedi.</p>
<p><strong>Toplu fotoğraf çekimi</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Çalıştayda, gün boyu sürecek olan ve eş zamanlı gerçekleştirilen oturumlarda; eşler arası iletişimden çocuk-ebeveyn ilişkisine, yapay zekâ destekli medya kültüründen aile değerlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, yeni medyanın aileye getirdiği zorluklar ve sunduğu fırsatlar masaya yatırılacak. Çalıştayın sonuç bildirgesinin önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sofraya-bir-tabak-da-telefonlar-icin-596390">Sofraya bir tabak da telefonlar için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nezaket]]></category>
		<category><![CDATA[nezaketi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595980</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak düzenlediği “Akran Nezâketi Zirvesi” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980">Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak düzenlediği “Akran Nezâketi Zirvesi” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Akran Nezaketi Zirvesi, öğretmenler, akademisyenler ve Milli Eğitim temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede, pozitif psikoloji ve iletişim yaklaşımlarıyla gençler arasındaki zorbalığın önlenmesi ve nezaket kültürünün güçlendirilmesi hedeflendi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Güngör: “Hayata dönüşmeyen bilimsel bilginin kıymeti yoktur.”</strong></p>
<p>Zirvenin açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, zirvenin önemine vurgu yaptı. Üniversitenin bilimsel üretimin toplumsal katkıya dönüşmesi hedefiyle çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Hayata dönüşmeyen bilimsel bilginin kıymeti yoktur. Üniversite olarak eğitimin yanında toplumsal sorumluluk projelerine de öncelik veriyoruz” dedi. </p>
<p>Konuşmasında, öğretmenlerin ve Milli Eğitim’in zirvede en önemli çözüm ortakları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Bugünkü konumuz ‘Akran Nezaketi’. Bugüne kadar bu konu genellikle ‘Akran Zorbalığı’ olarak adlandırılıyordu. Ancak burada, sizlerin de fark ettiği gibi, bir yandan pozitif psikolojinin, öte yandan pozitif iletişimin söylemini kullanarak, ciddi bir sorunu daha nazik, daha gurur verici ve gönülleri ferahlatıcı bir şekilde ele almayı amaçlıyoruz. Akran zorbalığı her zaman vardı; ancak dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bu sorun çok daha görünür hâle geldi ve zaman zaman şova dönüşmeye başladı. Görünürlük, sorunun fark edilmesi açısından olumlu bir fırsat sunuyor. Bu sayede, özellikle ergenlik döneminde daha yaygın olan sorunlara karşı, birlikte duyarlılık noktaları oluşturabilir, toplumda farkındalık yaratabilir ve çözüm yollarını birlikte geliştirebiliriz.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara, açılışta yaptığı konuşmada, zirveye katılanlara teşekkür ederek, etkinliğin iş birliği ve birlikte çalışmanın önemine işaret etti. </p>
<p><strong>İl Milli Eğitim Müdürü Yentür: “Nezaket ve tevazu kalıcı davranışlarla örneklenmelidir”</strong></p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise öğretmenlerin önemine dikkat çekti ve nezaketin en güzel örneklerinin sınıf ve okul ortamında sergilendiğini belirtti. Yentür, “Öğretmenlerimiz sadece sınıfta değil, evde de öğrencilerimizin yol göstericisidir. Nezaket ve tevazu insana yakışır, insanla anlamlanır. O yüzden bu tevazuda da öğretmenlerin, eğitimin rolü çok büyük. Nezaket ve tevazu kalıcı davranışlarla örneklenmelidir” diyerek kendi deneyimlerinden örnekler verdi.</p>
<p>Zirvede daha sonra Akran Nezaketi Paneli gerçekleştirildi. Panelde Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ve Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu yer aldı.</p>
<p><strong>“Önce selam, sonra kelam”</strong></p>
<p>Panelde konuşan Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, sözlerine Fethi Gemuhluoğlu’nun “Önce selam, sonra kelam” sözünü hatırlatarak başladı ve nezaketin yalnızca bir davranış biçimi değil, kökeni ve anlamı olan kültürel bir değer olduğunu, kelimelerin etimolojisine bakmanın “zihni zinde tutan bir egzersiz” olduğunu belirtti.</p>
<p>“Nezaket” kelimesinin Farsçada “nazuk”, yani ince anlamından geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Avcı, nezaketin özünde incelik ve insanın insana duyduğu saygı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“İnsan insanın kurdu mudur, yoksa kutsalı mı?”</strong></p>
<p>Konuşmasında Hobbes’un ünlü “İnsan insanın kurdudur” sözüne de değinen Prof. Dr. Avcı, bu ifadenin çoğu zaman bağlamından koparıldığını ifade etti. Hobbes’un aynı yerde “İnsan insanın tanrısıdır” sözünü de söylediğini dile getiren Prof. Dr. Avcı, “Bu, insanın insan için bir tehdit olduğu kadar bir değer ve kutsiyet taşıdığı anlamına gelir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Avcı, Martin Buber’in “Ben-Sen” ilişki modeline de değinerek insan ilişkilerinin ya “özne-nesne” ya da “özne-özne” formunda yaşandığını, nezaketin ise ancak özne-özne ilişkilerinde gelişebileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Dinleme süresi 3 dakikaya düştü”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nabi Avcı, özellikle genç kuşaklarda dinleme süresinin dramatik biçimde kısaldığına dikkat çekerek, eskiden öğrencilerin 15 dakikaya kadar dikkatle dinleyebildiğini, bugün ise bu sürenin 3 dakikaya kadar düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Avcı, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bugün geldiğimiz noktada gençlerin kaliteli dinleme süreleri yaklaşık 3 dakika. Üç dakika! Sonrasında konuşanın saçına, gözüne, sakalına, bıyığına, elindeki kaleme, saate bakıyorlar; yani dinlemiyor, seyrediyorlar. Bu durum sadece gençlere özgü değil, bize de sirayet etmiş durumda. Seyretmek daha kolay ve daha zevkli geliyor; ‘Ne biçim giyinmiş, nasıl oturuyor&#8230;’ diye dedikoduya yöneliyoruz. Mesele şu: Beyinde öğrenme alışkanlıklarımız patikalar oluşturuyor ve bu patikaların dışındaki süreçleri artık alamıyoruz. Günde 3–5 saat Twitter, Instagram, Facebook kullanınca, zihniniz 200 karakterlik bir alan içinde düşünmeye, mesajlaşmaya, iletişim kurmaya alışıyor. Kendinizi ancak 200 karakterle ifade edebilir hâle geliyorsunuz.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Öğretmen çocuğun beyninde sosyal ve duygusal mimariyi inşa eder”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuklarda sosyal ve duygusal sermayenin erken yaşlarda şekillendiğini, öğretmenlerin bu süreçte “ikinci mimar” konumunda olduğunu ifade ederek, “Çocuğun ruhuna ilk sosyal ve duygusal sermayeyi anne verir, okulda ise öğretmen çocuğun beyninde sosyal ve duygusal mimariyi inşa eder” dedi.</p>
<p><strong>“Zeki ve çalışkan çocuk yetmez; iyi insan yetiştirmek şart”</strong></p>
<p>Modern eğitimin çocuklara yalnızca somut hedefler verdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Modernizm çocuğa ‘zeki ve başarılı ol’ diyor. Ama zeki, çalışkan ve başarılı bir kişi erdem ahlakından yoksunsa, riskli alanlara kayabiliyor. Sentetik uyuşturucu üreten, yasa dışı yapılanmalara giren, etik dışı davranan iyi eğitimli gençleri bu yüzden görüyoruz. Üçüncü parametre olan ‘iyi insan yetiştirmek’ eksik bırakılıyor.” dedi.</p>
<p>Erdem ahlakının 4-6 yaş arasında kazanıldığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bu dönemden sonra bu eğitimin çok daha zorlaştığını belirtti. Japonya ve Çin’de karakter eğitiminin akademik eğitimin önüne konulduğu örneğini de verdi.</p>
<p><strong>“Eğitimin asıl amacı çocuğu hayata hazırlamaktır”</strong></p>
<p>Çocuğa tarih, coğrafya, matematik öğretmenin erken dönemde ikinci planda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “O yaşlardaki çocuğa, akvaryumdaki balığın ölebileceğini bile öğretiriz; çünkü çocuk hayatın gerçeklerini tanısın isteriz. ‘Aman strese girmesin, aman üzülmesin’ diyerek büyütülen çocuk mutlu olur ama hayata hazırlanmamış olur. Eğitimin asıl amacı çocuğu hayata hazırlamaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Nezaket, akran ilişkilerine çok yakışan bir kavramdır”</strong></p>
<p>Çocukların emek verebileceği, uğrunda çaba gösterebileceği bir amaçlarının olması gerektiğine de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Nasıl ki ekonomik sermayeden söz ediyorsak, sosyal sermaye ve duygusal sermaye de çocuğun hayat amacıyla ilgilidir. Bu noktada nezaket çok önemli bir kavramdır. Saygı değerlidir ama nezaket, saygının da üzerinde bir kavramdır. Nezaket, incitmek istememe duygusudur. Kültürümüzdeki nezaket kavramının kökeni de bunu gösterir. Bizde incelik anlamına gelir; karşı tarafı kırmamaya dayanır. En ağır söz bile en nazik şekilde söylenebilir — buna diplomasi denir, politik davranmak değil. Nezaket hem kültürel bir değerdir hem de akran ilişkilerine çok yakışan bir kavramdır.” dedi.</p>
<p><strong>“Ergenlik, çocuğun ‘Ben artık ailemden ayrı bir bireyim’ deme dönemidir”</strong></p>
<p>Gençlerin kendilerinden önceki kuşağı eleştirmekten hoşlandığını, ergenlikte bunun daha da belirginleştiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü ergenlik, çocuğun ‘Ben artık ailemden ayrı bir bireyim’ deme dönemidir. Ergenlik psikolojisinin temelinde bu ayrışma ihtiyacı yatar. Evden uzaklaşmak ister, kendi alanını kurmak ister. Geleneksel nasihat dili yerine, nezaketin özellikle empati boyutunu ön plana çıkaran bir yaklaşım çok daha etkili olur. Yani asıl vurgu, empatik iletişim olmalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Modernizmin bugün öğrettiği yaşam amacı hedonizmdir.”</strong></p>
<p>Modernizmin dayattığı haz kültürünün genç kuşakları zayıflattığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, çözümün “empati, akran nezaketi ve pozitif okul iklimi” olduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern haz kültürünün nörobiyolojik ve toplumsal etkilerine dikkat çekerken, endokrinolog Robert Lustig’in 2017 tarihli kitabına da atıfta bulunarak, “Lustig kitabında ‘Amerikan ekonomisinin Amerikan beynini hacklemesi’ diyor. Biz bu kitabı Türkçeye kazandırmak istiyoruz. Modernizmin hastalığı dediğimiz şey toplumlara hızla yayılıyor; bu durum ‘Kaliforniya Sendromu’ olarak da biliniyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Bugün tek ebeveynli hane oranlarının %30–35 seviyesine ulaştı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Türkiye’de aile yapısındaki dönüşüme dikkat çekerek, tek ebeveynli hanelerin belirgin biçimde arttığını söyledi. Daha önce geniş aile oranlarının yüksek olduğunu ancak bugün tek ebeveynli hane oranlarının %30–35 seviyesine ulaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun “ciddi bir hane kırılganlığı” anlamına geldiğini vurguladı.</p>
<p>Bu dönüşümde modern yaşamın etkisine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, kültür aktarımının geçmişte aile ve eğitim sistemi tarafından sağlandığını ancak günümüzde bu rolü büyük ölçüde sosyal medyanın üstlendiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Mutluluk Bilimi ve Değerler” kitabının ilk baskısı tükendi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, karamsarlığa kapılmamak gerektiğinin altını çizerek dijital çağda çözüm üreten yaklaşımların da bulunduğunu belirterek, Üsküdar Üniversitesi olarak bu alanda sorumluluk aldıklarını, 20 psikolog ile birlikte bir eğitim projesi hazırladıklarını aktardı.</p>
<p>Proje kapsamında hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı Yardımcı Ders Kitabı formatında 2022’de yayımlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” kitabının ilk baskısının tükendiğini, ikinci baskının da yayımlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, kitabın “hayatın anlamı ve amacı” temasıyla başladığını, gençlere dikkat piramidi, önem–öncelik piramidi, hedef belirleme, ardından bağışlayıcılık, empati, stres yönetimi, şükran ve minnettarlık gibi becerilerin öğretildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, Anadolu irfanının modern psikoloji ve pozitif bilimle birleştiği bu sistemin, gençlerin duygu ve değer dünyasını güçlendirmeyi amaçladığını ifade ederek, üniversitenin bu çalışmayı PDF formatında ücretsiz olarak halka ve tüm eğitim sistemine açtığını da dile getirdi.</p>
<p><strong>“Hedef Arkadaşlığı modeli, akran zorbalığını azaltıyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nde geliştirdikleri Hedef Arkadaşlığı modelinin Hacettepe Üniversitesi’nde yayımlanan bir makalede olumlu etkilerinin gösterildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, sistemin işleyişini şöyle anlattı:</p>
<p>“Akran mentorluğu ve akran arabuluculuğu sistemi kurduk. Bir sorun olduğunda önce akranlar çözmeye çalışıyor. Türk bir öğrenciyle yabancı öğrenciyi eşleştiriyoruz; body sistemi gibi. Hem gruplaşmayı hem tartışmaları azaltıyor.”</p>
<p>Ergenlikte yaşanan her problemin “büyüme fırsatı” olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Zorbalık yapıyorsun demek yerine ‘akran arabuluculuğu yapalım’ demek lazım. Pozitif davranışları güçlendirdiğinizde negatif kendiliğinden söner.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bir chatbot ile akran nezaketini öğretebiliriz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın bu süreçte önemli bir araç olduğunu söyleyerek, yeni bir proje önerisini de paylaştı:</p>
<p>“Akran Nezaketi Projesi için neler yapılabileceğini düşündüm. Bir chatbot ile akran nezaketini öğretebiliriz.<strong> </strong>Gençler yapay zekâ ve dijital ortamları çok seviyor. Bu nedenle bir chatbot geliştirilebilir. Bu chatbotun yazılım diline, bir ekip olarak üç ayrı modül ekleyebiliriz: öğrenci modülü, öğretmen modülü ve veli modülü. Sınıfta bir zorbalık ya da dışlanma yaşandığında öğrenci chatbot’a gelip sorusunu yöneltebilir. Bizim önerdiğimiz en temel şey, ‘sen dili’ yerine ‘ben dili’ kullanmak. Mesela çocuk, ‘Niye beni dışladınız?’ dediğinde karşı taraf da sert bir şekilde cevap verir ve kavga çıkar. Oysa ‘Beni dışladığınızda kendimi çok kötü hissettim’ dese, çatışma büyük ölçüde önlenir. Bu kadar basit bir beceri bile pek çok sorunu çözer.</p>
<p>Bütün öğrencilere bunu tek tek anlatmak hem zor hem de zaman alıcı olabilir. Fakat bir chatbot üzerinden altı ay ya da bir yıl içinde kapsamlı bir eğitim uygulanabilir. Üsküdar Üniversitesi olarak elimizde böyle bir içerik hazır. Milli Eğitim Bakanlığı ve bir yazılım takımıyla birlikte bu sistemi kurarsak, chatbot’u Türkiye’deki tüm ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda kullanabiliriz.”</p>
<p>Akran Nezaketi kavramının doğru bir kavram olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Akran zorbalığını sürekli konuşmak yerine, pozitif davranışları artırırsak zorbalık zaten kendiliğinden azalır. Okullarda empati eğitimini ve iyilik davranışlarını çoğalttığımızda, zorbalık da doğal olarak yavaş yavaş sönmeye başlayacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu: “Nezaket aslında çocukken öğrenilen bir şeydir.”</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümünden Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, çocukların nezaket ve empati gibi değerleri öğrenmesinde erken dönemin önemine dikkat çekerek, “Her çocuk doğduğunda müthiş bir kapasiteyle geliyor. Nezaket aslında çocukken öğrenilen bir şeydir. Eğer doğru zamanda öğrenmezsek, belki de hiç öğrenemeyeceğiz.” dedi.</p>
<p>Dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerden de bahseden Prof. Dr. Pembecioğlu, “Çocuklar ekran aracılığıyla dünyayı ve insanları, gelen bilgilerin yönlendirmesiyle algılıyor. Dijital ortamda çocuklar yalnızlaşıyor; izlediklerinde özdeşleşebilecekleri, rol model alabilecekleri bireyler bulamıyorlar. Nezaket ve empatiyi öğrenemeyen çocuk, başkalarına değerli davranışlar sergileyemez. Önce çocuğun kendisini değerli hissetmesi gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Pembecioğlu, “Çocuklar öğretmenleriyle de aileleriyle de kendilerini ifade ediyor. Gerçek ve samimi iletişim, onları motive ediyor ve kendilerini keşfetmelerine olanak sağlıyor. Dijital yalnızlık ve ekran bağımlılığı, çocukların diğer becerilerini köreltiyor. Çocuğun karşısına bilgisayar koymak, onları yalnızlaştırıyor. Onlarla birebir iletişim kurmak, bugün her zamankinden daha önemli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980">Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12 ülkeden 34 hekim bu sempozyuma katıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/12-ulkeden-34-hekim-bu-sempozyuma-katildi-595938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 08:25:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[34]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Gastrointestinal]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[katıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Rektum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyuma]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülkeden]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, uluslararası tıp camiasındaki yerini coğrafi konumunun sunduğu olanakları da değerlendirerek düzenlediği eğitim ve sempozyumla güçlendiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-ulkeden-34-hekim-bu-sempozyuma-katildi-595938">12 ülkeden 34 hekim bu sempozyuma katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türkiye, uluslararası tıp camiasındaki yerini coğrafi konumunun sunduğu olanakları da değerlendirerek düzenlediği eğitim ve sempozyumla güçlendiriyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde Türkiye’den katılımcıların yanı sıra 12 ülkeden 34 hekimin yer aldığı <strong>“Erken ve Lokal İleri Gastrointestinal Kanser Cerrahisi: Multidisipliner Bir Yaklaşım”</strong> sempozyumunda tanı ve tedavi yöntemlerindeki güncel yaklaşımlar ele alındı.</em></p>
<p>Gastrointestinal kanserler; tüm sindirim sistemini kapsayan tıbbi bir alan. Ağızdan başlayarak yemek borusu, mide, ince bağırsak, kolon ve rektumun yanı sıra, pankreas ve safra yolları gibi sindirim sistemine bağlı olan organlardaki kanseri kapsıyor. Bu hastalıkların mide ve kolon kanseri gibi sık görülmesi, hayat kaybı gibi ciddi sonuçları olması, bilim dünyasının dikkatini de bu kanser türlerine çekiyor. Tedavisinin multidisipliner şekilde olması ise, başarıyı artırıyor. Bu başarıda hekimlerin yeni bilgileri ve gelişmeleri paylaşması, çok önemli bir rol oynuyor.  Acıbadem Üniversitesi desteği ile Acıbadem Sağlık Grubu’nun<strong> </strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde gerçekleştirilen <strong>“Erken ve Lokal İleri Gastrointestinal Kanser Cerrahisi: Multidisipliner Bir Yaklaşım”</strong> sempozyumu, bu alandaki yeni gelişmelerin hekimlere aktarıldığı bir sempozyum oldu. Moldova, Romanya, Arnavutluk, Kosova, Hırvatistan, Rusya, Tacikistan, Gürcistan ve Burkina Faso’dan gelen 34 katılımcı, gastrointestinal onkoloji alanındaki güncel cerrahi ve tedavi yaklaşımlarla ilgili yeni bilgiler edindiler.</p>
<p><strong>“Karşılıklı öğrenme ortamı oluşuyor”</strong></p>
<p>Sempozyumun Bilimsel Başkanı Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, Türkiye’nin sağlık alanındaki gelişmeleri hızla takip ettiğini ve bu bilgisini çevre ülkelere aktarmakta öncü bir rol oynadığını vurguladı: “Türkiye hem bir Avrupa ülkesi hem bir Orta Doğu ülkesi. Bu nedenle Avrupa ve Amerika’da uygulanan tıbbi kılavuzları çok yakından takip ediyoruz. Orta Doğu ülkelerinde ve Asya’da hekimler öğrenmeye çok açık, cesur ve yeniliklere hızlı adapte olabiliyorlar. Türkiye bu özellikleriyle bölgesinde önemli bir konuma sahip. Biz Acıbadem Sağlık Grubu ve Acıbadem Üniversitesi olarak yurt dışındaki meslektaşlarımızla sürekli etkileşim hâlindeyiz. Bu sempozyumu düzenleyerek Amerika’da ve Avrupa’da yapılan tedavilerin inceliklerini, ayrıntılarını ve bizim tedavi yöntemlerimizi paylaşmak istedik. Sempozyum kapsamında üst gastrointestinal sistem (mide ve özefagus) ve alt gastrointestinal sistem (kolon ve rektum) kanserlerini iki bölümde ele aldık. Başka bölgelere yayılmamış olan tümörleri inceledik.”</p>
<p>Sempozyumda konuşmalar, paneller ve gerçek hasta vakaları üzerinden tartışmalarla yoğun bilgi paylaşımı yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Baca, “Yurt dışından gelen meslektaşlarımız karşılaştıkları zorlukları bizimle paylaşıyor, biz de deneyimlerimizi aktarıyoruz. Böylece karşılıklı bir öğrenme ortamı oluşuyor. Bu toplantıda ben özellikle özofagus (yemek borusu) ve rektum kanserlerinde minimal invaziv ve robotik cerrahi yöntemlerini anlattım. Bu teknikler, hem hastanın yaşam kalitesini korumak hem de kanser cerrahisini en iyi şekilde uygulamak açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Türkiye’deki hekimlerin Avrupa ve Amerika’daki gelişmeleri yakından izlediğini belirten Prof. Dr. Baca,“Amerikan Kolorektal Cerrahi Derneği ve Avrupa Medikal Onkoloji Derneği gibi uluslararası kurumların yayınladığı yeni tedaviler, Türkiye’de eşzamanlı uygulanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Yenilikçi yaklaşımları konuştular</strong></p>
<p>Sempozyuma konuşmacı olarak katılan Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, tıp dünyasında “eğitim almanın ve eğitim vermenin” birbirinden ayrılmayacak bir süreç olduğunu vurguladı. Etkinlikte özofagus ve gastroözofajial bileşke tümörleri ile lokal ileri rektum kanserlerinde total neoadjuvan tedavi protokolleri üzerine konuşma yapan Prof. Dr. Dane, tedavi yaklaşımları konusundaki yenilikler ve uygulamalara ilişkin şunları söyledi: “Lokal ileri rektum kanserlerinin tedavisinde eskiden düşük doz kemoterapi ve radyoterapi uygulanırken, şimdi çok daha güçlü kemoterapiler kullanıyoruz. Yeni uluslararası çalışmalar, bu tedavilere immünoterapi eklenmesinin başarıyı artırdığını gösteriyor. Biz de bu yaklaşımları uygulamaya başladık. Ayrıca rektum kanserinde cerrahisiz veya radyoterapisiz tedavi olasılıkları da tartışılıyor. Bazı hastalarda yalnızca immünoterapi vererek tümörün tamamen tedavi edilebildiği artık kanıtlandı. Diğer gruplarda kemoterapiyle radyoterapiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabiliyor. Amacımız hastayı gereksiz tedavilerden uzak tutmak, komplikasyonları azaltmak ve yaşam kalitesini yükseltmek. Bu multidisipliner bir yaklaşımla mümkün oluyor.”</p>
<p><strong>Deneyim paylaşımı önemli</strong></p>
<p>Teorik bilginin her kaynakta bulunabileceğini ancak deneyim paylaşımının çok daha etkili olduğunu ifade eden Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Bu tür toplantılar, bire bir deneyim paylaşmanın, karşılıklı öğrenmenin ve uluslararası iş birliğinin sağlam zeminini oluşturuyor” dedi. Türkiye’de tıp eğitiminin her zaman Avrupa ve Amerika düzeyinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Bu tür etkinliklerle farklı pratikleri birbirimize aktarma fırsatı buluyoruz. Hastaya uygulanan tedaviden yaklaşım tarzına, güncel tedavi paylaşımlarına kadar çeşitli konularda deneyim paylaşıyoruz.  Burada kişisel network sağlamak da önemli” diye devam etti. Sempozyumda mide kanseri tanısı alan hastalarda önce cerrahi yapılması yerine, uygun hastalarda tedaviye önce kemoterapi ile başlanıp sonra cerrahi ile devam edilmesi şeklindeki yeni yaklaşımları anlatan Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, ayrıca tedaviye  immünoterapi eklenmesinin  önemi üzerinde de durdu.</p>
<p><strong>Katılımcı doktorlar ne dedi?</strong></p>
<p>Doçentlik eğitimini 1993-1997 yılları arasında Türkiye’de tamamlayan Moldova IMSP Devlet Hastanesi Gastrointeroloji Endoskopi ve Minimal İnvaziv Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alexandr Danci, “Bu sempozyuma katılmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye tıp eğitiminde çok başarılı ve tedavilerde son güncel teknolojileri, yöntemleri kullanıyor. Burada bir kısmıyla daha önce tanıştığımız bazılarıyla ilk kez karşılaştığımız meslektaşlarımızla bilgi paylaşımında bulunmak bizim için çok önemli” dedi. </p>
<p>Sempozyuma Burkina Faso’dan katılan Genel Cerrahi Hastanesi Notre Dame de La Paix Polikliniği uzmanlarından Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Fidèle Sawadogo, “Türkiye’deki bu sempozyuma davet edilmekten, burada olmaktan mutluyuz. Gastrointestinal sistem kanserlerinin tedavisine yönelik bilgilerin ve yeni yaklaşımların paylaşıldığı sempozyum bizim açımızdan çok verimli geçiyor. Bizim ülkemizde kanser vakaları çok fazla ve tedavide yeni teknikleri, bilgileri öğrenmek büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Gürcistan’daki Kafkas Tıp Merkezi Onkoloji Bölümü’nden Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Irine Khubua, gastroinsetestinal kanser türlerinine yaklaşım ve tedavi konusunda yeniliklerin ele alındığı, vaka tartışmalarının yapıldığı etkinliğin çok verimli geçtiğini belirterek “Biz de hastalarımızı multidisipliner konseylerde değerlendiriyoruz. Buradaki toplantıda günlük pratiklerimizde kullanabileceğimiz bilgileri paylaşmak çok önemli” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-ulkeden-34-hekim-bu-sempozyuma-katildi-595938">12 ülkeden 34 hekim bu sempozyuma katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonundan Ege Üniversitesine ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tbmm-engelli-bireylerin-sorunlarini-arastirma-komisyonundan-ege-universitesine-ziyaret-595740</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 11:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[komisyonundan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlarını]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595740</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Dr. Mehmet Kasapoğlu başkanlığında, EÜ Engelli Çocuklar Rehabilitasyon ve Eğitim Parkı Araştırma ve Uygulama Merkezini ziyaret etti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tbmm-engelli-bireylerin-sorunlarini-arastirma-komisyonundan-ege-universitesine-ziyaret-595740">TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonundan Ege Üniversitesine ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Dr. Mehmet Kasapoğlu başkanlığında, EÜ Engelli Çocuklar Rehabilitasyon ve Eğitim Parkı Araştırma ve Uygulama Merkezini ziyaret etti. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak,  program öncesi İzmir Milletvekili ve TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu’nu ve komisyon üyelerini makamında ağırladı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Devrim Bozkurt ve Prof. Dr. İlkin Şengün’ün refakat ettiği komisyon, Ege Üniversitesinde engelliklere yönelik gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi alırken, engellilerin sorunlarını dinledi. </p>
<p>Ege Üniversitesinin “Engelsiz” bir üniversite olduğunu dile getiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Araştırma Üniversitesi olmanın yanında aynı zamanda Engelsiz bir Üniversiteyiz. Üniversitemiz kampüsünün her bir noktasını ‘Engelsiz Ege Üniversitesi’ mottosu ile üniversitemizde eğitim gören öğrencilerimiz başta olmak üzere tüm personelimiz için erişilebilir kılmak adına önemli çalışmalar yürüttük.  Başta ortak kullanım alanları olan sosyal tesisler, barınma, beslenme mekânları olmak üzere bünyemizde bulanan tüm birimleri, engellilerin daha rahat, daha verimli faydalanmaları, daha iyi eğitim almaları ve tüm imkânlara kolaylıkla ulaşabilmeleri adına hem fiziki hem de teknik anlamda uygun hale getirdik. Binalarımızın ve kampüs içerisindeki yollarımızın fiziki koşullarını engelli öğrencilerimiz ve personellerimize yönelik iyileştirmeler yaptık. Kütüphanemize görme engellilere yönelik seslendirilmiş eserler kazandırdık. Özel gereksinimi olan öğrencilerimizin güncel bilgi ve teknolojiyi kullanmalarını çok önemsiyoruz. Dijital uygulamamız olan EGEDERS sistemimizi hayata geçirerek tüm öğrencilerimizin eğitim öğretim materyallerine her yerden kolayca ulaşılmasını sağladık. Engelsiz Bilgilendirme Asistanı (EBA) uygulamasını Türkiye’de uygulayan ilk üniversite olduk. Üniversitemizde Web İşAret Dili Eklentisi ve Web Erişilebilirlik Aracı uygulaması aktif olarak kullanılmaya başlandı. Erişebilirlik aracı ile az gören ya da kısıtlı görme engelli ve yaşlı bireyler için metin boyutları, satır aralıkları ve satır yüksekliği ayarlanabiliyor; sistemin ekran okuyucu özelliği sayesinde görme engelli bireyler hızını ihtiyaçlarına göre ayarlayarak web sitesindeki bilgileri yapay zekaya okutabiliyor. Ayrıca işitme engelliler ve otizmli bireylere yönelik de hayatı kolaylaştırıcı pek çok uygulamayı web sitemizde hizmete sunduk ” dedi.</p>
<p><b>“Kalplerdeki engelleri aşacağız”</b></p>
<p>Bu aladan ödüllü bir üniversite olduklarını ifade eden Prof. Dr. Budak, “YÖK tarafından gerçekleştirilen 2024 Engelsiz Üniversite Ödül Töreni’nde ‘Engelsiz Program Nişanı’ kategorisinde iki programımız program nişanı ödülü alırken, üç alanda 14 bayrak ödülüne layık görüldük. Engelli öğrencilerimize eşit koşullarda eğitim hakkı sunmak en önemli hedeflerimizden birisi. Öğrencilerimize engelsiz bir üniversite yaşamı sunmanın yanı sıra mezuniyet sonrası da onlara destek vermek için de çabalıyoruz. Ege Üniversitesi olarak topluma katkı misyonumuz doğrultusunda yapacağımız çalışmalarla toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturarak, beyinlerdeki, kalplerdeki engelleri aşacağız” diye konuştu.</p>
<p><b>“Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını dinliyoruz”</b></p>
<p>Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu olarak alan çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Dr. Mehmet Kasapoğlu, “İzmir’de gerçekleştirdiğimiz alan çalışmamız kapsamında EÜ Engelli Çocuklar Rehabilitasyon ve Eğitim Parkı Araştırma ve Uygulama Merkezini ziyaret ederek gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi aldık. Komisyon olarak özel eğitim okullarını ve rehabilitasyon merkezlerini ziyaret ederek, engelli vatandaşlarımızın sorunlarını dinliyoruz. Amacımız; sahadan gelen tecrübe ve önerileri doğrudan duymak, sorunları yerinde tespit etmek ve komisyon raporumuzu yerelin sesiyle güçlendirmek. Ege Üniversitesine engellilere yönelik yürüttükleri çalışmalardan ötürü teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>EÜ Engelli Çocuklar Rehabilitasyon ve Eğitim Parkı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ece Çınar ise ziyaret kapsamında yaptığı konuşmada merkez bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Ziyaret esnasında komisyon üyeleri,  Merkezde bulunan engelli öğrencilerle bir araya gelerek sohbet etti.  Komisyon Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tbmm-engelli-bireylerin-sorunlarini-arastirma-komisyonundan-ege-universitesine-ziyaret-595740">TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonundan Ege Üniversitesine ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege&#8217;den &#8220;2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeden-2-su-ve-iklim-krizinde-genc-fikirler-calistayi-595649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:07:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[krizinde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi ve Ege Üniversitesi Biyoloji Topluluğu iş birliğinde “2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı” düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeden-2-su-ve-iklim-krizinde-genc-fikirler-calistayi-595649">Ege&#8217;den &#8220;2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi ve Ege Üniversitesi Biyoloji Topluluğu iş birliğinde “2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı” düzenlendi. EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe; Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç, Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kerim Çiçek, Biyoloji Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Serdar Gökhan Şenol, Biyoloji Topluluğu Başkanı Furkan Ali Akyol, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Programın açılışında konuşan Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç, “Su ve iklim krizi artık sadece bir çevre sorunu değil, günlük hayatımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Bu nedenle hem akademisyenler hem de öğrenciler olarak farkındalık çalışmalarını artırmamız gerektiğine inanıyorum. Bir astrofizikçi olarak multidisipliner çalışmaların önemini vurgulamak istiyorum. Güneşin artan aktivitesinin iklim üzerindeki etkilerini araştırmak gibi disiplinlerarası iş birlikleri, bu farkındalığı topluma yaymamız için önemli fırsatlar sunuyor. Aktif çalışmaları için Biyoloji Topluluğumuzu tebrik ediyorum. Hepimize başarılı ve verimli bir çalıştay diliyorum” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kerim Çiçek, “Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat ve Doğa Koruma Kanunu gibi önemli düzenlemelerle iklim değişikliğiyle mücadelede farklı yol haritaları oluşturuyor. Ülkemiz de bu politikalara dâhil oluyor ancak uygulama konusunda henüz istenen düzeyi görebilmiş değiliz. Bildiğiniz gibi şehrimizde de ciddi bir su krizi var fakat bu durum yeterince gündeme getirilmiyor. Önümüzdeki yılın ne getireceğini kaygıyla takip ediyorum. Bu nedenle genç arkadaşlarımızın bu etkinliklerde aktif rol alması bizim için ayrıca gurur verici” diye konuştu.</p>
<p>Ege Üniversitesi Biyoloji Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Serdar Gökhan ise “Bugün gençlerin günüdür. Geçen sene toplantı biterken gençlere şöyle demiştim. ‘Siz bugün bir şey başlattınız; seneye bunu büyütmek ve çoğaltmak zorundasınız.’ Biyoloji Topluluğu olarak bir toplulukla başladık, bugün ise üç toplulukla yolumuza devam ediyoruz. Bu toprakların kendine özgü rakamları, kadim bilgileri vardır; bunları unutmamak gerekir. Hepinizin elinde bir yapay zeka var ama yapay zekanın ötesinde, sokağa çıktığınızda gerçek dehanın yani biyolojinin ve doğanın yönettiği gerçekliği bilen insanların burada bir araya geliyor olması çok kıymetli” dedi.</p>
<p><b>“İklim değişikliği artık uzak bir gelecek değil”</b></p>
<p>Biyoloji Topluluğu Başkanı Furkan Ali Akyol, “Dünyanın birçok yerinde su kaynakları hızla tükenirken iklim değişikliği artık uzak bir gelecek değil, bugün doğrudan yüzleştiğimiz bir gerçekliktir. Sıcaklık rekorları, kuraklık ve ani hava olayları bize önemli bir şey söylüyor. Artık bekleyecek zaman yok. Bu çalıştayı değerli kılan ise çözüm üretme arayışının merkezinde biz gençlerin yer almasıdır. Çünkü geleceği en çok etkileyecek sorunlar, en fazla bizleri ilgilendiriyor. İnanıyoruz ki gençler sadece geleceğin sahipleri değil, bugünün de değişim aktörleridir” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından Biyoloji Topluluğu tarafından Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç, Prof. Dr. Kerim Çiçek ve Prof. Dr. Serdar Gökhan Şenol’a hediye takdiminde bulunuldu. Gün boyu süren çalıştayda öğrenciler, iklim değişikliği ve su krizi üzerine hazırladıkları sunumlarla güncel çevre sorunlarını ele aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeden-2-su-ve-iklim-krizinde-genc-fikirler-calistayi-595649">Ege&#8217;den &#8220;2. Su ve İklim Krizinde Genç Fikirler Çalıştayı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Ziraat Fakültesinde uluslararası akreditasyon sevinci</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-ziraat-fakultesinde-uluslararasi-akreditasyon-sevinci-594569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 19:48:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akreditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakülte]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sevinci]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ziraat]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Fakültesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi 9 bölümüyle, Avrupa Mühendislik Eğitiminde Akreditasyon Ağı (ENAEE) tarafından verilen Avrupa Mühendislik Programları Akreditasyonu (EUR-ACE) kapsamında akredite olmaya hak kazandı. Fakülte ayrıca, 10 bölümüyle ulusal akreditasyon sürecini de başarıyla tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-ziraat-fakultesinde-uluslararasi-akreditasyon-sevinci-594569">EÜ Ziraat Fakültesinde uluslararası akreditasyon sevinci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi 9 bölümüyle, Avrupa Mühendislik Eğitiminde Akreditasyon Ağı (ENAEE) tarafından verilen Avrupa Mühendislik Programları Akreditasyonu (EUR-ACE) kapsamında akredite olmaya hak kazandı. Fakülte ayrıca, 10 bölümüyle ulusal akreditasyon sürecini de başarıyla tamamladı.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Ziraat Fakültesini ziyaret ederek Dekan Prof. Dr. İsmail Can Paylan ve fakülte akademisyenlerinden süreç ile ilgili bilgi alarak başarılarını tebrik etti.</p>
<p>Ege Üniversitesinde kalite ve akreditasyonun bir kurum kültürü haline geldiğini dile getiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Türkiye’nin YÖKAK’tan beş yıllık tam kurumsal akreditasyon alan ilk devlet üniversitesi etiketine sahip üniversitemizde akredite program sayısı 8 yılda 7 kat arttı. 2017’de 11 olan akredite program sayımızı 2025 yılında 79’a yükselttik. Araştırma üniversitesi kimliğimizle birlikte, akreditasyon süreçlerine verdiğimiz büyük önem, mezunlarımızın iş dünyasında ve akademik kariyerlerinde bir adım önde olmalarını sağlıyor. Akademik birimlerimiz, sadece ulusal alanda değil uluslararası alanda da eğitim kalitelerini tescillemeyi sürdürüyorlar.  Avrupa Mühendislik Eğitiminde Akreditasyon Ağı tarafından verilen Avrupa Mühendislik Programları Akreditasyonu kapsamında Ziraat Fakültemiz 9 bölümüyle EUR-ACE akreditasyonunu almaya hak kazandı. Ayrıca Fakültemiz, 10 bölümüyle ulusal akreditasyon sürecini de başarıyla tamamlayan tek ziraat fakültesi oldu. Gurur verici başarılarından ötürü Fakülte yönetimimizi, hocalarımızı, idari çalışanlarımızı ve öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Üniversitemizde oluşturduğumuz kalite kültürünü sürdürülebilir kılarak başarılarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>EÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Can Paylan, fakültenin yakaladığı bu uluslararası başarıdan dolayı gurur duyduklarını belirterek verdiği desteklerden ötürü Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’a teşekkür etti.</p>
<p>Ziyaret sonunda Rektör Prof. Dr. Budak ve Ziraat Fakültesi akademisyenleri, pasta keserek başarılarını kutladılar.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-ziraat-fakultesinde-uluslararasi-akreditasyon-sevinci-594569">EÜ Ziraat Fakültesinde uluslararası akreditasyon sevinci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;den dünyaya, dünyadan İzmir&#8217;e: Buradayım, iyiyim</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirden-dunyaya-dunyadan-izmire-buradayim-iyiyim-594557</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 18:36:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buradayım]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dünyadan]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[iyiyim]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594557</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Eşit İzmir Eşit Dünya” temalı uluslararası video konferans etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirden-dunyaya-dunyadan-izmire-buradayim-iyiyim-594557">İzmir&#8217;den dünyaya, dünyadan İzmir&#8217;e: Buradayım, iyiyim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Eşit İzmir Eşit Dünya” temalı uluslararası video konferans etkinliği düzenledi. Gazetecilerden akademisyenlere, sanatçılardan siyasetçilere kadar çok sayıda kadın, Kültürpark’ta toplanan kadınlara seslenerek “Buradayım, iyiyim” mesajı verdi.</p>
<p>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, İzmir’in farklı noktalarında çok sayıda etkinlik düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü organizasyonunda gerçekleştirilen etkinlikler arasında “Eşit İzmir Eşit Dünya” temalı uluslararası video konferans programı da yer aldı. Kültürpark’ta düzenlenen etkinliğe kadın alanında uzman isimler, işçiler, gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar, aktivistler, siyasetçiler gibi farklı alanlardan katılımcılar canlı olarak bağlandı. Kadınlar, şiddete karşı mesajlarını alanda toplanan kadınlara iletti. Her konuşma, kampanya sloganı “Buradayım, iyiyim” cümlesi ile tamamlandı. Alanda bulunan kadınlar da “Buradayım, iyiyim” sloganları attı. Etkinlikte, Çocuk Çalışmaları Şube Müdürlüğü Yenişehir Çocuk Merkezi’nden hizmet alan çocuklar, ritim gösterisi de sundu.</p>
<p><strong>“Eşit İzmir ve eşit bir dünya için birlikte yürünecek bir yol”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “50’den fazla ülkede yaşayan kadınların yarısı, bedenleri hakkında haklarını kullanamıyor. Ne zaman evleneceklerine, kaç çocuk doğuracaklarına erkekler karar veriyor. Bu erkekler önce babalar ve erkek kardeşleri, büyüdüklerinde de eşleri ya da partnerleri oluyor. Aslında bu, bir toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorunu ve bu sorun aynı zamanda kadınlara yönelik şiddeti de getiriyor. Ülkemizde çok yakın zamanda yayınlanan istatistiklere göre her 10 kadından biri yaşamı boyunca fiziksel şiddete maruz kalmış oluyor. Her üç kadından biri ekonomik şiddet görüyor. Yolumuz zorlu ama çok kazanım elde ettik. Çünkü birlikteydik. Birlikte olmaya devam edeceğiz. Yoldaşlığınız çok önemli. Eşit İzmir ve eşit bir dünya için bu yol, birlikte yürünecek bir yol” dedi.</p>
<p><strong>“Beklemeye tahammülümüz yok”</strong></p>
<p>Alana canlı bağlantı ile katılan Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, “Kadına yönelik şiddet, sadece bireysel bir sorun değil toplumun temelini sarsan, geleceğimizi etkileyen derin bir yaradır. Maalesef hala kadınlar yaşamlarının birçok anında güvende olamıyor. Seslerini duyurmakta zorlanıyor. Şiddet, sadece fiziksel değil psikolojik, ekonomik ve dijital alanda da kendini gösteriyor. Bu nedenle bu sorunla mücadele etmek için artık beklemeye tahammülümüz yok. Bizler şiddete maruz kalan kadınlara destek oluyoruz. Güvenli adımlar atmaları için rehberlik ediyoruz ama biliyoruz ki bu sadece bir başlangıç. Kesin çözüm, şiddeti önleyen sistemleri kurmak, kadınların yaşam haklarını ve eşitliği güvence altına almaktan geçiyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Çok mücadele ettik”</strong></p>
<p>Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ise “Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti’nde pek çok hak kazanıldı ama bunlar ciddi bir kadın mücadelesinin sonucunda oldu. Zor dönemlerden geçiyoruz ama çok daha zor dönemlerden de geçmişliğimiz oldu. Biz o hakları elde edebilmek için çok mücadele ettik. Laflardan çok neyi icraata geçirilebildik, neyi yaşamımızın içine dahil edebildik, toplumu neyle yüzleştirebildik, en önemli kısım bu. Bu mücadeleyi büyütmemiz için erkek şiddetine ‘dur’ diyebilmemiz gerekiyor, patriyarkal düzene karşı, eşitsizliğe karşı ve adaletsizliğe karşı ‘biz buradayız’ dememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Etkinliğe video konferans ile katılanlar arasında Polonya Krakowa Belediyesi’nden Urzad Miasta Krakowa, KKTC CTP Milletvekili Doğuş Derya, akademisyen Prof. Dr. Sevda Alankuş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Enif Yavuz Dipşar, akademisyen Prof. Dr. Melek Göregenli, İranlı gazeteci Shataw Moezi, Eşit Yaşam Derneği’nden Prof. Dr. Nazik Işık ve Canan Aydemir Özkara, Gençlik Örgütleri Forumu’ndan Berfin Atlı, Romanya Calinesti Belediyesi Başkanı Calinerti Commune, Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği’nden Ayla Çelik, Kadın Dayanışma Derneği’nden Seher Gündoğan, akademisyen Prof. Dr. Eser Köker, gazeteci Pelin Batu, Dünya Kadın Yürüyüşü kapsamında Venezuela’dan Alejendra Leprea ve Yıldız Temürtürkan, sanatçı İlkay Akkaya, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’ndan (UNFPA) Aylin Çelik ve akademisyen Prof. Dr. Huriye Toker yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirden-dunyaya-dunyadan-izmire-buradayim-iyiyim-594557">İzmir&#8217;den dünyaya, dünyadan İzmir&#8217;e: Buradayım, iyiyim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri Hastalar, umut veren deneyimlerini anlattı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-pankreas-kanseri-tedavisindeki-son-yenilikleri-hastalar-umut-veren-deneyimlerini-anlatti-594521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 14:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas]]></category>
		<category><![CDATA[Pankreas Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisindeki]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yasin]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalarla uzmanların katıldığı “Bu öykülerde bilim, cesaret, umut var” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-pankreas-kanseri-tedavisindeki-son-yenilikleri-hastalar-umut-veren-deneyimlerini-anlatti-594521">Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri Hastalar, umut veren deneyimlerini anlattı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalarla uzmanların katıldığı<strong> “Bu öykülerde bilim, cesaret, umut var”</strong> başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. <strong>Sunucu </strong>Leyla Yıldırım’ın moderatörlüğünde söyleşiye katılan<em> <strong>Genel Cerrahi Uzmanları Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan ve Prof. Dr. Mert Erkan, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar ile Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çolak,</strong></em><strong> bilim alanındaki yeni gelişmeleri anlatırken, </strong>hastalar da şaşırtıcı ve umut dolu hikayelerini paylaştılar.. </p>
<p>Dünya genelinde her yıl 500 binden fazla, Türkiye’de de yaklaşık 8 bin kişiye pankreas kanseri tanısı konuluyor. Üstelik<em> </em>görülme sıklığı giderek artan pankreas kanserinin 2030 yılında ölüme neden olan kanser türleri arasında 4. sıradan 2. sıraya yükseleceği belirtiliyor. Buna karşın pankreas kanserine yönelik toplumsal farkındalık hala çok düşük. Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında <strong>Acıbadem Maslak  Hastanesi’nde</strong> düzenlenen söyleşide, pankreas kanseri hakkında genel bilgilerin yanı sıra hastanın yaşam kalitesini ve süresini artıran yenilikçi tedavi yöntemleri de anlatıldı. </p>
<p><em><strong>“5 yıllık sağkalım yüzde 54’lere ulaştı”</strong></em></p>
<p><em>Etkinlikte konuşan <strong>Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan</strong>, pankreas kanserinin teşhis ve tedavisinde son yıllarda çok önemli ilerlemeler sağlandığını belirterek, bu sayede kanserden sağkalım oranlarının da çok ciddi oranda arttığını vurguladı. Prof. Dr. Ceyhan sözlerine şöyle devam ett: “Sağ kalım oranları çok ciddi oranda arttı. Ben bilimsel olarak çalışmaya başladığım zaman, 25 sene önce ameliyat ettiğimiz hastaların sağ kalımı (5 yıl sağkalımdan hep hesaplarız) yüzde 12’lerdeydi şimdi 10 sene önce biz bunu yüzde 35, yüzde 40’a çıkartabildik. En son çalışmalardan sonra yüzde 54’e kadar bile arttı. Bu bir şekilde pankreas kanserinin şu an ön tedavilerle iyi bir şekilde kontrol edilip bu 5 yıllık sağ kalımları sağlayabilmemizi gösteriyor. Onkolojik tedavi, cerrahi tedavi iyi bir şekilde birleştiği zaman bu sonuçları artık hastalarımız için elde edebiliyoruz. Belki siz bana bu 5 yıl sağkalımı 10 yıl sonra sorarsanız, belki ben size yüzde 75 bile diyebileceğim.” </em></p>
<p><em><strong>“Kemoterapi sayesinde önemli ilerlemeler kaydediliyor”</strong></em></p>
<p><em>Özellikle damar tutulumunun olduğu lokal ileri pankreas kanserlerinde ya da sınırlı sayıda metastaz bulunan hastalarda da, uygulanan kemoterapi sayesinde önemli ilerlemeler kaydettiklerini belirten Prof. Dr. Ceyhan “Bu tedavi ile hastaları, sanki erken evre pankreas kanseriymiş gibi değerlendirme ve ameliyat şansı sunma imkanı oluyor. Bu bizim için çok değerli bir gelişme çünkü geçmişte bu hastaların çoğunu tedavi açısından kaybedilmiş kabul ediyorduk. Şimdi ise doğru tedaviyle bu hastalara da umut verebiliyor ve başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz” dedi.   </em></p>
<p><strong>“Son 6 ayda diyabet tanısı aldınızsa…”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mert Erkan da konuşmasında; </strong>pankreas kanserinin toplumda nadir görülmesine rağmen ciddiyeti ve hızla ilerleyen yapısı nedeniyle çok daha dikkat gerektiren bir noktada olduğunu vurguladı. Toplumda görülme oranı normalde 10 binde 1 düzeyindeyken, 50 yaşın üzerinde bireylerde son 6 ay içinde yeni diyabet tanısı konulması ve buna kilo kaybının eşlik etmesi durumunda riskin 150’de 1’e yükseldiğini belirten Prof. Dr. Erkan sözlerine şöyle devam etti: “Bu grupta yaklaşık 70 katlık bir yoğunlaşma var. Pankreas kanseri aslında en sık 60’lı 70’li yaşlarda gözüküyor. Ama baktığımızda pankreas kanseri yüzünden ameliyat 18’li 20’li yaşlara kadar hastalar geliyor. Çocukluk çağı tümörü olarak bile, 3-4 yaşında bile görebildiğimiz özel formları var.”</p>
<p><strong> “Erken tanı mümkün olmaya başladı”</strong></p>
<p>Kanserin tüm zorluklarına rağmen artık giderek daha kontrol edilebilir bir hastalık haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkan şöyle konuştu: “Pankreas kanserinde erken tanı artık mümkün olmaya başladı. Bir takım risk gruplarını tanımlayabiliyoruz. Pankreasında kisti olan hastalarımızı daha yakın takip ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki o kistler belli bir aşamada, tümü değil ama bir grubu kansere dönüşebiliyor. Yeni tanı diyabet bizim için çok önemli. Son 6 ay içinde diyabet tanısı konulmuş 50 yaşın üzerindeyse bu bireyler araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Geçen bir 1,5 yıl içinde ortaya çıkan yeni pankreas kanseri aşıları var. Yani pankreas kanseri bu bugün için hani dünden çok daha iyi durumda ama yarından hala daha kötü bir hastalık.”</p>
<p><strong>34 yaşında ileri evre pankreas kanseri teşhisi aldı</strong></p>
<p>Etkinliğe katılan <strong>Hasan Karaduman</strong> tanı ve tedavi sürecinde yaşadıklarını katılımcılarla paylaşırken gözyaşlarını tutamadı. 34 yaşında ileri evre pankreas kanseri ve karaciğerinde iki metastaz olduğunu öğrendiğinde şok olduğunu belirtti. O süreçte 6 yaşında bir oğlu ve aynı zamanda 4 aylık hamile olan eşiyle yeni bir bebek heyecanı yaşadığı günlere denk gelen tanı şokundan sonra neler yaşadığını ise şöyle anlattı:  </p>
<p> “Karın ağrısı şikayetiyle acile başvurduğumda yapılan tetkikler sonucunda pankreas kanseri olduğumu öğrendim. Oradaki hekim bu haberi bana vermedi eşime verdi. Eşime verdiği için de eşimden öğrendim ben bunu. Ondan sonra kemoterapi sürecim başladı. Üç aylık kemoterapi sürecimi güzel değerlendirdim. Ameliyat olma durumum oldu, cerrah araştırması içerisine girdik. Güralp hocayı internet araştırmasında bulduk. İyi ki de bulmuşum. Hocayla ilk görüşmemde online üzerinden görüştüğümde ben bu tanıyı 34 yaşında aldığım için ‘babam için mi’ aradığımı sormuştu. Kendim için aradığımı söyleyince çok şaşırmıştı. Ameliyatım güzel geçti, 12 saat sürdü. Ameliyat sonrası kemoterapi sürecim tekrar oldu. Bu süreçte eşim doğum yaptı. Ameliyatım ve kemoterapim iyi geçtiği ve kızım olduğu için kızımın adını Melek koydum. Hayatıma umut dolu Meleğim olsun diye Melek ismini koydum”</p>
<p><strong>“Ameliyat edilemez” denmişti, ancak…  </strong></p>
<p>76 yaşındaki Fazilet Molla da 2017 yılında halsizlik, iştahsızlık, çok şiddetli kaşıntı, karında ağrı ve göz aklarında yoğun sarılık nedeniyle hastaneye başvurduğunu, pankreas başı ve safra kanalını tıkayan kanserli tümör tespit edildiğini ve kanseri ileri evrede olduğu için ‘ameliyat edilemez’ denildiğini anlatan Mollaoğlu çarpıcı hikayesini şöyle özetledi: “Önce umutsuz hasta olduğum, katiyen iyileşmeyeceğim söylendi çocuklara. Benim haberim yoktu. Ondan sonra ‘15 gün ya da 3 ay yaşar götürün, hiçbir şey yapmayın’ dendi. Ondan sonra Mert Hoca&#8217;yı bulduk. Ameliyat oldum. Ben 76 yaşındayım. 9 senedir yaşıyorum ve Mert&#8217;in sayesinde kahraman gibi yaşıyorum. Her işimi yapıyorum, geziyorum, torunuma gidip yemek yapıyorum”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-pankreas-kanseri-tedavisindeki-son-yenilikleri-hastalar-umut-veren-deneyimlerini-anlatti-594521">Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri Hastalar, umut veren deneyimlerini anlattı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel ağrısı bel kaymasının belirtisi olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-agrisi-bel-kaymasinin-belirtisi-olabilir-594400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kayması]]></category>
		<category><![CDATA[kaymasının]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, bel kaymasının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-agrisi-bel-kaymasinin-belirtisi-olabilir-594400">Bel ağrısı bel kaymasının belirtisi olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, bel kaymasının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bel kayması farklı belirtiler gösterebilir!</strong></p>
<p>Bel kaymasının, alt omurlardan birinin diğerinin üzerine kayması sonucu ortaya çıkan klinik bir durum olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Kayan kemiğin veya diskin omuriliğe ya da bacağı besleyen sinirlere bası yapması, çeşitli belirtilere yol açabilir.” dedi. </p>
<p>Bel kaymasının en sık görülen belirtisinin bel ağrısı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yaman, “Kayan kemiğin sinirlere bası yapması durumunda bacaklarda ağrı, uyuşukluk ve kuvvetsizlik görülebilir. Daha ileri vakalarda idrar ve büyük abdest kontrolünde sorunlar yaşanabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yaşlanmaya bağlı sorunlar bel kaymasının en sık görülen nedeni!</strong></p>
<p>Bel kaymasının çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Yaşlanmaya bağlı olarak disk ve eklemlerde meydana gelen değişiklikler bel kaymasının en sık görülen nedenlerindendir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmaların da bel kaymasına yol açabileceğine işaret eden Prof. Dr. Yaman, bazı durumlarda ise doğuştan gelen anatomik farklılıklar nedeniyle bel kaymaları gelişebileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Bel kayması, uygun tanı ve tedavi ile yönetilebilen bir durum!</strong></p>
<p>Bel kaymasının tedavisinde hem konservatif hem de cerrahi yöntemler uygulanabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman, “Konservatif tedavide bel ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler, korse kullanımı ve ağrıya yol açan nedenin ortadan kaldırılması amaçlanır.” dedi.</p>
<p>Bu yöntemlerin, birçok hastada cerrahiye gerek kalmadan semptomların kontrol altına alınmasını sağladığının altını çizen Prof. Dr. Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Cerrahi tedavi ise, konservatif yöntemlerle şikayetleri geçmeyen veya nörolojik defisiti olan hastalarda uygulanır. Cerrahi endikasyonu, özellikle bacaklarda kuvvetsizlik, idrar kontrol problemleri ve uzun süreli ağrı şikayetleri belirler.</p>
<p>Bel kayması, uygun tanı ve tedavi ile yönetilebilen bir durumdur. Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı, komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-agrisi-bel-kaymasinin-belirtisi-olabilir-594400">Bel ağrısı bel kaymasının belirtisi olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Etnografya Müzesinde &#8220;Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü&#8221; Söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-sirkenin-mucitleri-ve-sirke-kulturu-soylesisi-594267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etnografya]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[Genom]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mucitleri]]></category>
		<category><![CDATA[müzesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sirke]]></category>
		<category><![CDATA[sirkenin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde, Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi Söyleşi Serileri kapsamında “Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü” söyleşisi düzenlendi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-sirkenin-mucitleri-ve-sirke-kulturu-soylesisi-594267">EÜ Etnografya Müzesinde &#8220;Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde, Canlı Bilimi Perspektifinde Kültür, Tarih ve Gastronomi Söyleşi Serileri kapsamında “Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü” söyleşisi düzenlendi.  Geçmişte Sirkehane olarak kullanılan EÜ Etnografya Müzesi binasında gerçekleşen etkinlikte konuşmacı olarak EÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Yaşa yer aldı. Etkinliğe Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun yanı sıra akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>Konuşmacı Prof. Dr. İhsan Yaşa, sirkenin binlerce yıllık yolculuğunu kültürel, tarihsel ve bilimsel yönleriyle anlattı. Prof. Dr. Yaşa, “Medeniyet kadar eski bir geçmişe sahip olan sirke, binlerce yıldır insanlar tarafından farklı amaçlarla kullanılmış; çeşitli tat ve renklerde üretilen sirkeler her dönemde sofralarda kendine yer bulmuştur” diyerek sirkenin insanlık tarihindeki köklü yerini vurguladı. Sirkenin bilinen en eski izlerinin M.Ö. 3000’lere, Mezopotamya’ya kadar uzandığını belirten Prof. Dr. Yaşa, antik çağlardan günümüze farklı toplumlarda sirkenin kullanım örneklerini paylaşarak koruyucu, tıbbi ve gastronomik işlevlerinin zaman içinde nasıl çeşitlendiğini aktardı.</p>
<p><b>“Sirke geniş bir ticari hacme sahip”</b></p>
<p>Sirke üretiminin mikrobiyal yönüne değinen Prof. Dr. Yaşa, “Sirkenin birincil mikrobiyal metabolizma ürünü olarak en geniş ticari hacme sahip fermantasyon ürünlerinden biri olduğu şüphesizdir” dedi. Günümüzde hızla gelişen genom teknolojilerinin önemine değinen Prof. Dr. Yaşa, “Günümüzde genom dizileme teknolojileri öylesine hızla gelişti ki, artık bir organizmanın ne yapabildiğini ve biyolojik potansiyelini anlamak için tüm genomunun analiz edilmesi adeta altın standart haline geldi” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlik, Prof. Dr. Yaşa’nın yürütücüsü olduğu TÜBİTAK 1002-A kapsamında desteklenen “Yerli asetik asit bakterisi (AAB) izolatlarının karşılaştırmalı genomik analizleri ile endüstride kullanım potansiyellerinin araştırılması” başlıklı projenin sosyo-kültürel çıktılarından biri olarak düzenlendi. Proje kapsamında yerli AAB suşlarının genomik kapasiteleri, endüstriyel sirke üretimindeki rolleri ve sürdürülebilir üretim potansiyelleri araştırıldı.</p>
<p>Konuşmaların ardından Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, katılımcılara Teşekkür Belgesi takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-etnografya-muzesinde-sirkenin-mucitleri-ve-sirke-kulturu-soylesisi-594267">EÜ Etnografya Müzesinde &#8220;Sirkenin Mucitleri ve Sirke Kültürü&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 11:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ersan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sizleri]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eğitim Fakültesinde, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237">Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eğitim Fakültesinde, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi. Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda yapılan törene EÜ Rektör Yardımcısı Mehmet Ersan, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, EÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı. Etkinlikte, öğretmenlik mesleğinin yaşam boyu öğrenmeyi merkeze alan, gelişen teknolojiyle toplumu dönüştüren ve geleceği inşa eden kutsal bir “insan yetiştirme sanatı” olduğu vurgulandı.</p>
<p>Öğretmenin görevlerinden biri, doğru bilgiyi öğrenmeyi yaşam boyu sürdürülebilir kılmayı öğretmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır. Ülkemizin düşünce dünyasını şekillendiren, toplumun gelişimine yön veren, çocuklarımızın kalbine dokunan en kutsal görevdir. Değerli öğrenciler, sevgili öğretmen adaylarımız, bir yıl sonra, ya da belki birkaç yıl sonra, sınıflara adımınızı attığınızda, artık yalnızca ders anlatan değil; umut veren, yol gösteren, ilham olan bireyler olacaksınız. İçinde bulunduğumuz yüzyıl; değişimin, dönüşümün ve hızla değişen teknolojilerin yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenle öğretmenlik, artık sadece bilgi aktarmak değil, doğru bilgiye nasıl ulaşılacağını öğretmek, eleştirel düşünceyi desteklemek, öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmak ve öğrenmeyi yaşam boyu sürdürülebilir kılmayı öğretmek demektir” dedi.</p>
<p><b>“İyi öğretmen, önce iyi bir öğrenendir”</b></p>
<p>Öğrencilere,  Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün “Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Sizlerden beklentimiz; yeniliklere açık olmanız, kendinizi sürekli geliştirmeniz ve çağın gerektirdiği donanıma sahip nitelikli öğretmenler olarak yetişmenizdir. Şunu unutmayın.  İyi öğretmen, önce iyi bir öğrenendir. Sizin öğrenme tutkunuz, öğrencilerinize yansıyacak, onların hayatına ışık olacaktır. Bugün burada Ege Üniversitesi olarak sizlere yalnızca bilgiyi değil, aynı zamanda bir eğitimci duruşu kazandırmayı hedefliyoruz. Çünkü öğretmenlik sabır ister, sevgi ister, vicdan ister. Öğrencisi için dünyayı güzelleştirmeye çalışan öğretmen, toplumun geleceğini de güzelleştirir. Bugün Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ‘Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır’ sözünü bir kez daha hatırlıyor ve bu sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu görüyoruz. Sizlerin yetiştireceği nesiller, ülkemizin yarınlarını belirleyecek. Bu vesileyle, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum. Halen görev yapan ve gelecekte görev yapacak olan tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü&#8217;nü yürekten kutluyorum. Yolunuz açık, gönlünüz aydınlık olsun. 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nüz kutlu olsun” diye konuştu.</p>
<p><b>“Asıl mesele duyguyu, empatiyi ve insani değerleri merkeze almaktır”</b></p>
<p>Öğretmenliğin bir insan yetiştirme sanatı olduğunu söyleyen Dr. Ömer Yahşi, “ Öğretmenlik, öğrencisinin başarısını kıskanmayan, aksine tıpkı bir anne-baba gibi onunla gurur duyanların icra ettiği, manevi tatmini hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek bir insan yetiştirme sanatıdır. Ancak günümüzde yapay zeka ve veri akışının getirdiği hızlı dönüşümle birlikte öğretmenlik tanımı da değişmektedir; artık bilgiye ulaşmak kolaylaşmışken, asıl mesele duyguyu, empatiyi ve insani değerleri merkeze alarak öğrencilere rehberlik etmek, sürekli güncellenmek ve mazeret üretmeden, atanma kaygısına düşmeden ‘başarı benim hakkımdır’ inancıyla çalışarak girişimci bir ruhla geleceği inşa etmektir. Bu duygularla, bu kutsal mesleği seçtiğiniz için sizleri tebrik ediyor; başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal eden tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Bir öğretmeni asıl değerli kılan adalet, saygı ve etik ilkeler”</b></p>
<p>Amaçlarının nitelikli öğretmenler yetiştirmek olduğunu söyleyen Dekan Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, “Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nü büyük bir gururla kutlarken, mesleğimizin değerini hatırlıyor ve sizlere duyduğumuz umutla geleceğe bakıyoruz. Eğitim Fakültesi olarak temel önceliğimiz; sizleri alanında derin bilgiye sahip, bilimsel düşünceyi rehber edinen ve çağın gerektirdiği yeterliliklerle donanmış bireyler olarak yetiştirmektir. Günümüz dünyasında eğitim, ezberden uzak, deneyimsel öğrenmeyi ve teknoloji entegrasyonunu zorunlu kılmaktadır. Bizler size bu pedagojik donanımı kazandırırken, bir öğretmeni asıl değerli kılan adalet, saygı ve etik ilkeler gibi karakter özelliklerini de benimsetmeyi hedefliyoruz. Unutmayın ki öğretmenlik, yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren dinamik bir süreçtir. Sınıfın ötesinde topluma ışık tutan, iletişimi güçlü ve sürekli gelişen eğitimciler olarak öğrencilerinizin hayatını değiştireceğinize inancım tamdır. Bu vesileyle Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor; mesleğinizi sevgi ve sabırla icra etmeniz temennisiyle 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nüzü kutluyorum” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin sonunda EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi’ye “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237">Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-kisiye-ozel-dijital-terapotiklerle-bellek-guclendirme-onumuzdeki-yillarda-yayginlasacak-594007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aı]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zirve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, küresel ölçekte sinir bilimi, ruh sağlığı ve nöroteknoloji alanlarında belirleyici çalışmaların ele alındığı 12. G20 / N20 (Neuroscience) Yıllık Bilimsel Zirvesi’ne Johannesburg Güney Afrika’da katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-kisiye-ozel-dijital-terapotiklerle-bellek-guclendirme-onumuzdeki-yillarda-yayginlasacak-594007">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, küresel ölçekte sinir bilimi, ruh sağlığı ve nöroteknoloji alanlarında belirleyici çalışmaların ele alındığı 12. G20 / N20 (Neuroscience) Yıllık Bilimsel Zirvesi’ne Johannesburg Güney Afrika’da katıldı.</p>
<p>Dünyanın önde gelen bilim insanlarını, mühendislerini, hekimlerini ve girişimcilerini bir araya getiren zirve, nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıklara yönelik hızlı klinik çözümler geliştirmeyi ve G20 ülkelerinde nöroteknoloji girişimlerini güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Beyin Haritalama ve Terapötik Bilimler Derneği tarafından yürütülüyor</strong></p>
<p>N20, önceki ABD başkanlarından Barack Obama’nın BRAIN Girişimi’ne katkıda bulunmayı ve G20 ülkeleri genelindeki mevcut ve gelecek projelere yönelik faaliyetleri genişletmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Neuroscience20, yıllık zirve aracılığıyla Obama’nın Beyin Girişimi’ne destek sunarken, nörolojik, psikiyatrik ve omurga bozukluklarının tanı ve tedavisini hızlandırmak üzere küresel bir Nöroteknoloji İnovasyon konsorsiyumu kurmayı da hedefliyor.</p>
<p>Beyin Haritalama ve Terapötik Bilimler Derneği tarafından yürütülen Neuroscience20 organizasyonu, dünya çapında çeşitli yıkıcı nöropsikiyatrik bozukluklarla mücadele etmeyi amaçlayan birleşik bir cephe oluşturmak üzere küresel bir Beyin Girişimleri konsorsiyumu kurmak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>12. yıllık zirvede; beyin haritalama ve terapötikler, nöroteknoloji inovasyonları, yatırımlar, nöropsikiyatrik bozukluklar, PTSD, yapay zeka, ruh sağlığı bozuklukları, nöroşirürji (vasküler), nöro-görüntüleme, nöroonkoloji, opioid bağımlılığı (pandemi), intihar önleme, epilepsi, omurga, nörolojik enfeksiyonlar, düzenleyici konular, MS, ALS ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar, TBI ve omurilik yaralanmaları gibi geniş bir yelpazede konu başlıkları ele alındı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’den zirveye katılan tek üniversite, Üsküdar Üniversitesi!</strong></p>
<p>Türkiye’den zirveye katılan tek üniversite olan Üsküdar Üniversitesi, ruh sağlığı, sinir bilimi ve mühendislik alanlarındaki güçlü akademik birikimi ile SBMT iş birliği kapsamında son 15 yıldır Küresel Beyin Girişimleri’nin kurulmasında öncü bir rol üstleniyor.</p>
<p>Zirvede açılış konuşması gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üniversitede yürütülen sinir bilimi çalışmaları, NP model ve Terapötik İlaç İzleme (TDM) Veri Tabanı üzerine bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan, sağlık alanında büyük veri odaklı yapay zeka uygulamalarına dikkat çekti</strong></p>
<p>Sağlık alanında büyük veri odaklı yapay zeka uygulamalarının önemine dikkat çeken Prof. Tarhan, 2024’te yapay sinir ağları ve makine öğrenimini mümkün kılan temel keşif ve icatlar için verilen Nobel Ödülü’nün fizikçilere değil, genetikçi Hatfield ve kognitif psikolog Hinton’a verildiğini hatırlatarak, genetik şifrelerle yapay sinir ağlarının işleyişini birleştiren bulguların yapay zekânın temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Yapay zekânın en büyük katkılarından birinin “dijital terapötikler” olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişiye özel dijital oyunlar, yazılımlar geliştiriyoruz. Kişi, yapay zekayı kullanarak kendi kendini tedavi ediyor, korkusunu yeniyor. Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme, dikkat eğitimi gibi uygulamalar önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak. Bu, nörobilimin nöropsikiyatriye önemli bir katkısı olacak.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Öğleden sonra gerçekleştirilen ikinci oturumda konuşan Prof. Dr. Tarhan, ME+ inisiyatifinin kuruluş ve gelişim sürecini, SBMT ile yürütülen iş birliklerini ve üniversitenin uluslararasılaşma kapsamında elde ettiği başarıları aktardı. Prof. Dr. Tarhan, multidisipliner ve çok uluslu araştırmacıların katkısıyla yürütülen çalışmaların küresel ölçekte güçlü akademik ve sosyal etki üretebildiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergüzel, sağlıkta yapay zeka, girişimcilik ve sinir bilimi alanlarındaki çalışmaları anlattı</strong></p>
<p>Aynı oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, sağlıkta yapay zeka, girişimcilik ve sinir bilimi alanlarındaki çalışmaları değerlendirdi.</p>
<p>Genç araştırmacıların girişimcilik motivasyonunun yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, bu alana yönelik yapısal dönüşümlerin planlanması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Yapay zekâ odaklı sağlık girişimlerinin büyük veri analitiği, makine öğrenmesi ve doğal dil işleme teknikleriyle klinik karar destek sistemlerinin doğruluğunu artırdığını, maliyet-etkinliğin güçlendiğini, ilaç geliştirme, tedavi ve klinik iş akışlarında yenilikçi çözümler ürettiğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, girişimlerin başarısı için düzenleyici uyumluluk, veri güvenliği, etik kullanım, sürdürülebilir iş modelleri gibi unsurların kritik olduğuna değindi.</p>
<p>Prof. Dr. Ergüzel, kamu-özel sektör iş birlikleri, erken aşama fon mekanizmaları ve pilot uygulamaların, yapay zeka tabanlı sağlık inovasyonlarının ölçeklendirilmesini hızlandırdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Dönüşüm neyi içeriyor?</strong></p>
<p>Prof. Türker Ergüzel’in yakın, orta ve uzun vadeli planlar halinde ifade ettiği dönüşümün öncelikleri, kısa vadede (1–3 yıl) AI terapist yardımcılarını, AI triyaj ve risk tarama araçlarını, AI konuşma tabanlı ruh sağlığı asistanlarını ve giyilebilir cihazlar ile AI ruh sağlığı analitiğini; orta vadede (3–7 yıl) ilaç cevap tahmini için AI, erken evre okul tabanlı AI ruh sağlığı sistemleri ve işyeri ruh sağlığı istihbarat sistemlerini; uzun vadede (7–15 yıl) ise duygudurum bozukluklarının ilaçsız tedavisi için AI + BCI, duygusal düzenleme için gerçek zamanlı beyin durumu kod çözme ve AI destekli kapalı döngü nöromodülasyonu içeriyor.</p>
<p><strong>Sağlıkta yapay zekâ kullanımı teşhis doğruluğunu artırıyor</strong></p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi özelinde yürütülen çalışmalardan bahseden ve sürecin finansal parametrelerine dikkat çeken Yönetim Kurulu üyesi Fırat Tarhan, sağlıkta yapay zekâ kullanımının teşhis doğruluğunu artırdığını, tedavi süreçlerini kişiselleştirdiğini ve sağlık hizmetlerinde verimliliği yükselttiğini ifade etti.</p>
<p>Fırat Tarhan, bu teknolojilerin güvenli ve etkin biçimde benimsenebilmesi için ekonomik politikaların veri altyapısı yatırımları, düzenleyici çerçeveler, kamu-özel iş birliği modelleri ve maliyet–etkililik analizlerini içerecek şekilde bütüncül olarak tasarlanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Yapay zeka uygulamalarıyla binlerce ölüm önlenebilir</strong></p>
<p>Literatürde yer alan çalışmalardan aktardığı sayısal verilerle yapay zeka yatırımlarının ekonomik etkisine işaret eden Fırat Tarhan, “The Potential Impact of Artificial Intelligence on Health Care Spending” çalışmasına göre, ABD’de yapay zekânın yaygın benimsenmesi durumunda sağlık harcamalarında %5–10 düzeyinde azalma olabileceğini ve bunun 2019 yılı itibarıyla 200–360 milyar USD tasarrufa karşılık geldiğini söyledi.</p>
<p><strong>Yılda yaklaşık 400 bin ölüm önlenebilir!</strong></p>
<p>Avrupa’da yapılan bir raporda ise yapay zeka uygulamalarıyla yılda yaklaşık 400 bin ölümün önlenebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Fırat Tarhan, literatürdeki bulgulara göre sağlıkta yapay zekâ için ekonomik politika oluşturulmasında iki kritik noktaya dikkat çekildiğini belirtti ve “Yapay zekânın potansiyel tasarruf kapasitesi yüksek; ancak yatırım maliyetleri, uygulama süreci ve etkinlik verilerine ilişkin eksiklikler politika kararlarını zorlaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Küresel Nöroteknoloji inisiyatifleri mütabakat imzaladı</strong></p>
<p>N20 zirvesinin son gününde ise Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avustralya ve Avrupa ülke delegasyonlarının Nöroteknoloji inisiyatifleri aşağıda verilen mutabakat metnini politika belirleyici liderler ile paylaşılmak üzere imzaladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-kisiye-ozel-dijital-terapotiklerle-bellek-guclendirme-onumuzdeki-yillarda-yayginlasacak-594007">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Kişiye özel dijital terapötiklerle bellek güçlendirme önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;ye konuk olan Prof. Dr. İbrahim Maraş, genç ilahiyatçılarla bir araya geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/euye-konuk-olan-prof-dr-ibrahim-maras-genc-ilahiyatcilarla-bir-araya-geldi-593911</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[İlahiyat Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mâtürîdî]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvur]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593911</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi’nin düzenlediği “Nasıl Bir Tanrıya İnanıyoruz?” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Konferansta konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Maraş yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euye-konuk-olan-prof-dr-ibrahim-maras-genc-ilahiyatcilarla-bir-araya-geldi-593911">EÜ&#8217;ye konuk olan Prof. Dr. İbrahim Maraş, genç ilahiyatçılarla bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi’nin düzenlediği “Nasıl Bir Tanrıya İnanıyoruz?” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Konferansta konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Maraş yer aldı.</p>
<p>Edebiyat Fakültesi Ahmet Arslan Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe; EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan, Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Caner Ilgaroğlu, Kariyer Planlama Birim Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Nuriye İnci,  akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi 3. Sınıf Öğrencisi Yunus Emre Nebioğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p>
<p>Konuşmasına herkesin bir Tanrı algısı olduğunu vurgulayarak başlayan Prof. Dr. İbrahim Maraş, Tanrı veya Allah anlayışının ‘Kelamcıların Tanrısı, Sufilerin Tanrısı ve Filozofların Tanrısı’ olarak üç grupta irdelendiğini söyledi.  İslam felsefesindeki farklı ekoller ile kelamcıların, sufilerin ve filozofların Tanrı algılarını karşılaştırmalı olarak anlatan Prof. Dr. Maraş, kelamcılar ve felsefecilerin üzerinde sıkça durdukları Tanrının varlığını ve evreni yaratmasını ifade eden ‘hudûs ve sudûr’ kavramlarının üzerinde durdu.</p>
<p>Konferansta konuşan Prof. Dr. İbrahim Maraş, “Bugün üzerinde durmak istediğim temel mesele şudur: Biz nasıl bir Tanrı’ya inanıyoruz? Bu tartışma, isim farklılıklarını aşan, hepimizin zihnindeki Tanrı tasavvuruyla ilgili köklü bir sorudur. Elbette Tanrı birdir; farklı olan, O’nu anlama biçimlerimizdir. Kelamcıların merkezinde yer alan hudûs kavramına göre Allah, ezelîdir ve herhangi bir zamanda iradesiyle varlığı yokluğa tercih ederek yaratmıştır; bu nedenle tercih ve irade kelimeleri onlar için kritik önemdedir. Ancak insan iradesi sınırlı ve etkilere açıkken, Tanrı’nın iradesi mutlak ve kuşatıcıdır. Evrenin ve bizim var oluşumuz da O’nun verdiği varlığa dayanır; çünkü kendiliğinden var olan yalnızca O’dur. Bugün amacım, bu algıların nasıl oluştuğunu sade ve anlaşılır bir biçimde birlikte düşünmektir” dedi.</p>
<p><b>“Her tercih bir tercih ettirici gerektirir ve bu Tanrı’nın mutlaklığını zedeler”</b></p>
<p>İmam Mâtürîdî&#8217;nin, Tanrı&#8217;nın ezeli yaratıcılığını savunarak, Onu sınırlayan görüşleri reddettiğini söyleyen Prof. Dr. Maraş, “Mâtürîdî’nin temel itirazı şudur. Tanrı’nın yaratma sıfatı O’ndan ayrı olamaz; Tanrı ezelde yaratıcıysa, yaratma da ezelidir. Bu yüzden Tanrı’yı ‘potansiyel yaratıcı’ gibi düşünmek, onu insan iradesiyle kıyaslamak doğru değildir. Kelamcıların ‘Tanrı varlığı yokluğa tercih etti’ anlayışı da sorunludur; çünkü her tercih bir tercih ettiriciyi gerektirir ve bu Tanrı’nın mutlaklığını zedeler. Mâtürîdî, Tanrı’yı bir anda yaratan bir varlık gibi tasavvur etmeyi de reddeder; Tanrı’nın yaratması, O’nun ezeli kudretinin doğal bir sonucudur. Akılcı yaklaşımı nedeniyle tarihte gölgede kalmış olsa da, Mâtürîdî bugün Tanrı tasavvurunda en tutarlı açıklamalardan birini sunar. O dönemin uleması Tanrı’yı sert ve keyfî bir varlık gibi algılarken, bütün irade, kader ve kötülük tartışmaları aslında Tanrı tasavvuruna dayanıyordu. Mâtürîdî, yaratmanın ezelî olduğunu vurgulayarak bu algıya itiraz etti; filozoflar ise sudur anlayışıyla Tanrı’yı tutarlı bir sistem içinde açıkladı. Kelamcıların bir kısmı Tanrı’yı potansiyel yaratıcı sayarak çelişkiler üretti, ama Fârâbî ve İbn Sînâ gibi filozoflar, geniş bir düşünce birikimini İslam ile harmanlayarak hakikatin kimsenin tekelinde olmadığını gösterdi”  diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Maraş, “Filozoflar, Tanrı’yı bilfiil ve ezelî olarak bilen, kudretli ve yaratıcı bir varlık olarak tasavvur ederler; potansiyel bir Tanrı anlayışı kabul edilemez. Bu yaklaşım, kelamcıların iki ayrı âlem ilahi ve hâdis ayrımındaki çelişkilerini aşar. Melekler, felsefede aşkın bir âlem olan melekût veya lâhut âleminde yer alır; yaratılmış ama Tanrı’ya bağlı bir konumda, hâdis âlemle karışmazlar. Tanrı, zamanın ötesinde hem tümelleri hem de tikelleri bilir; yaratma, O’nun ezelî kudretinin doğal sonucudur ve O’nda varlık-mahiyet ayrımı düşünülemez. Böylece filozoflar, hakikatin kimsenin tekelinde olmadığını ve Tanrı tasavvurunun sistemli, tutarlı bir anlayışla kavranması gerektiğini ortaya koyar” dedi. </p>
<p>Konuşmaların ardından katılımcıların soruları cevaplandı, akabinde Teşekkür Belgesi ve Hediye Takdimi ile etkinlik sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euye-konuk-olan-prof-dr-ibrahim-maras-genc-ilahiyatcilarla-bir-araya-geldi-593911">EÜ&#8217;ye konuk olan Prof. Dr. İbrahim Maraş, genç ilahiyatçılarla bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 12:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ibb]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obeziteyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593697</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, diyabet ve obezitenin önlenmesi ve sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı” düzenledi. 20 Kasım 2025’te Esenler İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleşen konferans, akademi dünyası, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımıyla toplam 500 kişiyi bir araya getirdi.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği “Diyabet ve Obeziteyle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Konferansı”nda İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, diyabet ve obeziteyle mücadelede güncel tedavi, teknoloji ve koruyucu sağlık yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>“OBEZİTE VE DİYABET TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK SAĞLIK BAŞLIKLARI”</strong></p>
<p>Konferansın açılışında söz alan <strong>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit</strong>, Türkiye’nin diyabet ve obezitede Avrupa’nın en yüksek oranlarına ulaştığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre obezite; 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir.  Türkiye’de, günümüzde her üç kişiden biri obez. Bu oran, bizi Avrupa&#8217;da ilk sıraya koymaktadır. Dahası İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içinde de obezitede Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en yüksek ikinci ülke konumundayız.”</p>
<p><strong>“EN İYİ TEDAVİ KORUNMAKTIR”</strong></p>
<p>Açılışın ikinci konuşmacısı İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ ise modern yaşamın obeziteyi artırdığını belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Son yıllarda en önemli mesaj şudur: En iyi tedavi korunmaktır. Obezite ve diyabeti yalnızca ilaçla ya da cerrahi ile çözmemiz mümkün değil. Toplumun tamamına yayılan sağlıklı yaşam farkındalığı şart. Bu nedenle yerel yönetimlerin bu konudaki öncü rolü son derece değerlidir.”</p>
<p><strong>KATILIMCILARDAN DİKKAT ÇEKEN UYARILAR</strong></p>
<p>Konferans boyunca söz alan akademisyen ve sağlık uzmanları, diyabet ve obezitenin yalnızca tıbbi değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması gerektiği ortak görüşünde birleşti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. İlhan Satman:</strong></p>
<p>“Türkiye’de diyabet görülme sıklığı son 20 yılda iki katına çıktı. Bu çok kritik bir artış. Erken tarama, iş yerinde sağlık programları ve dijital takip teknolojileri artık zorunlu hale gelmeli.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın:</strong></p>
<p>“Obezite yalnızca fazla kilo değildir; hormonal, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya geldiği kompleks bir tablodur. Tedavide kişiye özel yaklaşım hayati önem taşır.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik:</strong></p>
<p>“Pelemir gibi yerli ürünlerin kan şekeri üzerindeki olumlu etkilerinin bilimsel verilerle doğrulanması, hem beslenme politikaları hem de tarımsal üretim açısından stratejik önem taşıyor.”</p>
<p><strong>Diyetisyen Hanife Köksal:</strong></p>
<p>“Beslenme tedavisi doğru uygulanmadığında diyabet yönetimi neredeyse imkânsız hale geliyor. En büyük sorun, yanlış bilginin sosyal medya üzerinden hızla yayılması.”</p>
<p><strong>Diyabet Hemşiresi Melike Çevikdizici:</strong></p>
<p>“İnsülin pompaları, sürekli glikoz ölçüm sistemleri ve mobil uygulamalar sayesinde hastaların tedavi farkındalığı ciddi şekilde artıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Bayraktar:</strong></p>
<p>“Egzersiz, sıfır maliyetli en güçlü ilaçtır. Doğru planlanan fiziksel aktivite, diyabet riskini yüzde 50 azaltabilmektedir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Akın Savaş Toklu:</strong></p>
<p>“Diyabetik ayak, geç kalındığında en ağır sonuçları doğuran komplikasyonlardan biridir. Erken bakım, uygun yara tedavileri ve hiperbarik uygulamalar hastaların yaşam kalitesini doğrudan yükseltir.”</p>
<p><strong>5 OTURUMDA YENİ TEDAVİLER, BESLENME YAKLAŞIMLARI VE TEKNOLOJİLER </strong></p>
<p>1. Oturum: Diyabet ve İş Yeri – Prof. Dr. İlhan Satman</p>
<p>2. Oturum: Obezitenin Tanısı ve Tedavisi – Prof. Dr. Gülşah Yenidünya Yalın</p>
<p>3. Oturum: Beslenmede Bilimsel Yaklaşımlar – Prof. Dr. Özlem Soyluk Selçuk Biricik</p>
<p>4. Oturum: İnsülin Tedavisi, Dijital Teknolojiler ve Egzersiz – Hanife Köksal, Melike Çevikdizici, Prof. Dr. Bülent Bayraktar</p>
<p>5. Oturum: Diyabetik Ayak ve Yara Yönetimi – Prof. Dr. Akın Savaş Toklu</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE VE AVRUPA’DA DİYABET GÖRÜLME SIKLIĞI</strong></p>
<p>DSÖ verilerine göre Türkiye’de 18 yaş üzeri diyabet sıklığı 2022 itibarıyla %16,6’ya ulaştı. Avrupa ülkelerinde ortalama oran %7–8 civarındayken Türkiye bu oranı neredeyse ikiye katlıyor. Türkiye&#8217;de her altı yetişkinden biri diyabet hastası konumuna gelmiş bulunuyor. Risk özellikle 30 yaş üzeri grupta çok daha belirgin şekilde seyretmekte. Bu durum, önleyici sağlık hizmetlerinin kritik önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Oturumlar sonunda konuşmacılara İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Önder Yüksel Eryiğit ve Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Uzm. Dr. Hakan Yılmaztürk tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, tüm katılımcıların sahnede çekilen toplu fotoğrafıyla sona erdi.</p>
<p><strong>İBB’NİN HEDEFİ: “HASTALIK OLUŞMADAN ÖNCE KORUYUCU SAĞLIK”</strong></p>
<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi, diyabet ve obezite gibi hızla büyüyen sağlık sorunlarına karşı halkı bilinçlendiren sempozyum, eğitim ve bilimsel etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. İstanbul’un uzun vadede bir “sağlık kenti” olarak güçlendirilmesi ve koruyucu sağlık yaklaşımının toplumsal davranışa dönüşmesi hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibbden-diyabet-ve-obeziteyle-mucadelede-yeni-yaklasimlar-konferansi-593697">İBB&#8217;den diyabet ve obeziteyle mücadelede yeni yaklaşımlar konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri 29–30 Kasım&#8217;da Efes Selçuk&#8217;ta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-29-30-kasimda-efes-selcukta-593691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2025 12:22:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[29]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[Efes Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[herakleitos]]></category>
		<category><![CDATA[kuçuradi]]></category>
		<category><![CDATA[oanna]]></category>
		<category><![CDATA[oturum]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk, bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri ile 29–30 Kasım tarihlerinde yeniden felsefe severlere ev sahipliği yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-29-30-kasimda-efes-selcukta-593691">Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri 29–30 Kasım&#8217;da Efes Selçuk&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk, bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri ile 29–30 Kasım tarihlerinde yeniden felsefe severlere ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda antik çağın öncü düşünürlerinden Herakleitos’un anısına düzenlenen etkinlik, bu yıldan itibaren yaşayan en önemli filozoflardan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin isminin eklenmesiyle yeni bir kimlik kazanarak yoluna devam ediyor. Türkiye Felsefe Kurumu iş birliğiyle düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri’nin bu yılki teması ise “Demokrasiye ve Cumhuriyete Felsefe ile Bakmak” olarak belirlendi.</p>
<p>Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri, 29 Kasım Cumartesi günü saat 10.30’da Selçuk Efes Kent Belleği’nde yapılacak açılış oturumu ile başlayacak. Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, açılış programına video konferans yöntemiyle katılacak. Açılış konuşmalarının ardından ilk gün “Cumhuriyet ve Demokrasi” ile “Siyaset ve Adalet Üzerine” başlıklı oturumlarla devam edecek. Etkinliğin ikinci günü olan 30 Kasım Pazar günü ise 10.00 –12.00 saatleri arasında “Demokrasi ve Sorunları” başlıklı oturum gerçekleştirilecek.</p>
<p>Bu yılın önemli başlıklarından biri de Efes Selçuk Belediyesi tarafından verilen “1. Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Onur Ödülü” oldu. Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, ödülü sunmak üzere geçtiğimiz günlerde İstanbul’a giderek Maltepe Üniversitesi’nde Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi bizzat ziyaret etti ve akademisyenlerin huzurunda ödülü takdim etti.</p>
<p> Başkan Sengel, Kuçuradi’nin Efes Selçuk’a ve kentin kültürel yaşamına sağladığı entelektüel katkılar için teşekkür ederek, ödülün felsefe alanındaki önemini vurguladı. 2025 yılında ilki verilen bu özel onur ödülünün her yıl farklı bir felsefeciye takdim edileceği açıklandı.</p>
<p>Başkan Sengel, Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri kapsamında Prof. Dr. Kuçuradi ile özel bir söyleşi gerçekleştirdiklerini belirterek, bu söyleşinin açılış oturumunda katılımcılarla buluşacağını ifade etti. Etkinliğin kapanış oturumunda ise İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, onur konuğu olarak yer alacak.</p>
<p>Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel; “Felsefenin ışığını Efes Selçuk’ta yeniden yakıyoruz. Demokrasiye, cumhuriyete ve insan olma sorumluluğumuza felsefe ile bakmak için tüm halkımızı ve felsefeye ilgi duyan herkesi 29–30 Kasım’da Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri’ne katılmak için Selçuk Efes Kent Belleği’ne davet ediyorum.” dedi.</p>
<p>Efes Selçuk’un kültür ve sanat takviminde özel bir yer edinen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri hakkında detaylı bilgiye Efes Selçuk Belediyesi ve Selçuk Efes Kent Belleği sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-29-30-kasimda-efes-selcukta-593691">Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri 29–30 Kasım&#8217;da Efes Selçuk&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerden]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Eczacılık Fakültesi kuruluşunun 50. yıl dönümünü coşkuyla kutladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-eczacilik-fakultesi-kurulusunun-50-yil-donumunu-coskuyla-kutladi-592728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[50]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dönümünü]]></category>
		<category><![CDATA[eczacı]]></category>
		<category><![CDATA[eczacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Eczacılık Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakülte]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşunun]]></category>
		<category><![CDATA[mezun]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi kuruluşunun ellinci yıl dönümünü coşkulu bir törenle kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-eczacilik-fakultesi-kurulusunun-50-yil-donumunu-coskuyla-kutladi-592728">EÜ Eczacılık Fakültesi kuruluşunun 50. yıl dönümünü coşkuyla kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi kuruluşunun ellinci yıl dönümünü coşkulu bir törenle kutladı. Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde yapılan kutlama törenine; EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, EÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, 19. Dönem Sağlık Bakanı Ecz. Kazım Dinç, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Eczacıbaşı, Exeltis İlaç Genel Müdürü Dr. Ecz. Altan Demirdere, Eczacıbaşı Holding Eczacıbaşı Holding Kurumsal İletişim Koordinatörü İlkay Akalın, Eczacıbaşı Holding Kamu ve Kurumsal İlişkiler Koordinatörü Devrim Çubukçu, Kâtip Çelebi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şenyiğit, EÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz, EÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. F. Savaş Kılıççıoğlu, İzmir Eczacı Odası Sekreteri Ecz. Vildan Şemet, Aydın Eczacı Odası Başkanı Ecz. Sefa Karaaslan,  fakültenin emekli ve mevcut akademik ile idari personelinin yanı sıra mezunlar ve öğrenciler de katıldı.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende konuşan EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültemizin 50. kuruluş yıl dönümünü kutlamak için burada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Eczacılık Fakültemiz, kurulduğu 1975 yılından günümüze kadar verdiği kaliteli eğitim, gerçekleştirdiği nitelikli bilimsel araştırmalar ile üniversitemize ve ülkemize değer katan bir fakülte olmuştur. Ege Üniversitesi, öğrenci odaklılığı, eğitim-öğretimde kalite önceliği, araştırma üniversitesi niteliğiyle uluslararasılaşmayı ve dijitalleşmeyi hedefleyen bir üniversitedir. Eczacılık Fakültemiz de bu vizyon doğrultusunda faaliyet göstermekte ve Ege Üniversitesinin hedeflerine ulaşmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Sahip olduğu nitelikli ve deneyimli akademik kadrosu ile Eczacılık Fakültesi, bilimsel araştırma faaliyetlerinde üniversitemizin öncü fakültelerinden biri olmuştur. Fakültemiz öğretim üyeleri, geçen yıl görev aldıkları 30&#8217;un üzerinde TÜBİTAK, TÜSEB gibi dış kaynaklı projelerle, 90&#8217;ın üzerinde ulusal ve uluslararası bilimsel yayın ve etkinliklerle bu alandaki yetkinliklerini bir kez daha göstermişlerdir. Yarım asırlık bir başarı hikâyesine sahip olan Eczacılık Fakültemizi ve bu güzide kuruma emek vermiş, bir parçası olmuş tüm hocalarımızı, idari personelimizi, öğrencilerimizi ve mezunlarımızı gönülden tebrik ediyor, nice 50 yıllara ulaşmasını temenni ediyorum” dedi.</p>
<p><b>“Eczacılık mesleğini temsil eden sayısız değerli mezun yetiştirdik”</b></p>
<p>Sanatı, tarihi ve bilimi birleştiren genç sağlık profesyonelleri yetiştirmeyi amaçladıklarını söyleyen Dekan Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, “Fakültemizin 50. kuruluş yıl dönümünü kutladığımız bu anlamlı törende hepinizi fakültem adına içtenlikle selamlıyorum. 1975 yılında bağımsız kimliğine kavuşan fakültemiz, idealist genç akademisyenlerle çıktığı yolda bugün Türkiye&#8217;nin en saygın eczacılık fakültelerinden biri olmanın haklı gururunu yaşamaktadır. Geçen 50 yılda ülkemizin birçok Eczacılık Fakültesinin Dekanlarından sektör liderlerine kadar sayısız değerli mezun yetiştirdik. Fakülte olarak ikinci ellinci yılımıza girerken iki temel hedefimiz bulunmaktadır; ilki, ilaç yönetimine doğrudan katkı sunacak yetkin ve uzman eczacılar mezun etmek; ikincisi ise ilaç endüstrimizde Ar-Ge&#8217;ye destek verebilecek girişimci eczacılar yetiştirmektir. Ancak biz ne kadar parlak mezunlar yetiştirirsek yetiştirelim, eğer ülkemizde eczacılara gelişmiş ülkelerdeki gibi yetkiler verilmez ve ilaç sanayimiz yeterli Ar-Ge desteği alarak Ar-Ge’ye yatırım yapmazsa çabalarımızın toplumsal faydaya dönüşmesi mümkün olmayacaktır. Bu hedeflere ulaşmak için Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere tüm meslek örgütlerimiz ve sektör temsilcilerimizle kol kola yürümemiz gerektiğine inanıyoruz. Sanatı, tarihi ve bilimi birleştiren, ekip çalışmasına yatkın, empati sahibi genç sağlık profesyonelleri yetiştirme kararlılığıyla, ülkemize ve dünyaya ses getirecek işleri hep birlikte başaracağımıza yürekten inanıyor, bu mutlu günümüzde yanımızda olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>“<b>Eczacılık mesleğine vizyon kazandıran bir bilim yuvası”</b></p>
<p>19. Dönem Sağlık Bakanı Eczacı Kazım Dinç, “Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, tarihi boyunca yalnızca bir eğitim kurumu olmanın ötesine geçerek, eczacılık mesleğine vizyon kazandıran bir bilim yuvası olmuş ve yetiştirdiği her mezunuyla ülkemizin sağlık sistemine paha biçilmez katkılar sunmuştur. Bakanlık görevim süresince, Türkiye&#8217;nin ilaç sanayisini güçlendirme ve uluslararası standartlara taşıma sorumluluğunu üstlenirken, EÜ Eczacılık Fakültesinin bilimsel birikimi ve kurumsal ciddiyeti, attığımız adımlarda her zaman yol gösterici olmuştur. Bu vesileyle, fakültenin kurucularından bugüne emeği geçen tüm değerli bilim insanlarına ve gelişimine katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyor, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi&#8217;nin 50. yılını kutlayarak, bilim ve uluslararası başarılarla dolu nice 50 yıllar diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Memleketten aldığınızı yine memlekete verirsiniz”</b></p>
<p>Şifa Eczanesi’nin eczacılık tarihindeki önemini anlatan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Eczacıbaşı, “Çocukluk kalbinde bir ideal olarak beliren eczacılık mesleğine, Osmanlı İmparatorluğun’un en genç diplomalı eczacısı olarak atılan dedem Süleyman Ferit Bey’in İzmir’de  kurduğu Şifa Eczanesi, kısa sürede bir eczaneden çok öte, yoksulların ücretsiz tedavi edildiği, hekimlerin hasta kabul ettiği, geceleri kapıları kapanmayan ve genç kalfaların yetiştiği bir dayanışma merkezine dönüşmüştür. İlaçların kıt olduğu bir dönemde kendi formüllerini geliştirerek yerli üretime öncülük etmiş, şuruplardan tüm Türkiye&#8217;nin tanıdığı kolonyalara uzanan ürünlerle eczanesini bölgenin ihtiyacını karşılayan bir Ar-Ge ve üretim merkezine çevirmiştir. Kendini yalnızca mesleğine değil, Millî Kütüphane&#8217;nin kuruluşuna öncülük etmek gibi görevlerle İzmir&#8217;in kültürel ve sosyal kalkınmasına da adayan dedemin bu öncü mirasının, bugün fakülte içinde yeniden hayat bulan Şifa Eczanesi ile yaşatılması bizler için büyük bir onurdur. Bu imkânı sağlayan fakülte yönetimine teşekkür ediyor, 50. yılınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyorum” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlik kapsamında; Prof. Dr. Buket Aksu, “Robotik Çağda Eczacılık” konusunda konuşma yaparken, Prof. Dr. Zeliha Kerry, Prof. Dr. Bijen Kıvçak ve Prof. Dr. Özgen Özer’in katılımıyla “Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinin Tarihi” başlıklı panel düzenlendi.  Panelin ardından EÜ ve İKÇÜ Eczacılık fakültelerinin yanı sıra EÜ Diş Hekimliği, Hemşirelik, Sağlık Bilimleri ve Spor Bilimleri Fakültelerinden seçilen öğrencilerin katılımı ile &#8220;Sağlık Eğitiminde Sosyal Duygusal Beceriler&#8221; başlıklı bir öğrenci çalıştayı gerçekleştirildi.</p>
<p>Programda Piyanist Nihat Demirkol tarafından “Piyano ile Doğaçlamalar” dinletisi icra edildi. Ege Üniversitesi Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Eczacılık Fakültesi&#8217;nin 50 yıllık serüvenini anlatan özel tanıtım filmi izleyicilere sunuldu. Film gösteriminin ardından, EÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Yiğit Açık’a ve konuk konuşmacılara plaket taktim etti. Tören, toplu olarak kesilen 50. yıl dönümü pastası ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-eczacilik-fakultesi-kurulusunun-50-yil-donumunu-coskuyla-kutladi-592728">EÜ Eczacılık Fakültesi kuruluşunun 50. yıl dönümünü coşkuyla kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerden]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Tıp Fakültesinde prematüre bebekler için farkındalık etkinliği düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-tip-fakultesinde-premature-bebekler-icin-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-592412</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aileler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Bebeklerin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademik potansiyelini başta sağlık ve tıp olmak üzere farklı disiplinler tarafından düzenlenen etkinliklerle toplumla buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-tip-fakultesinde-premature-bebekler-icin-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-592412">EÜ Tıp Fakültesinde prematüre bebekler için farkındalık etkinliği düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademik potansiyelini başta sağlık ve tıp olmak üzere farklı disiplinler tarafından düzenlenen etkinliklerle toplumla buluşturmaya devam ediyor. EÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Neonatoloji Bilim Dalı, 17 Kasım Dünya Prematüre Farkındalık Günü dolayısıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisinde gerçekleşen programa; EÜ Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Tahir Atik, Neonatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Akisü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Neonatoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Altun,  akademisyenler ve prematüre bebeklerin aileleri katıldı. Etkinlikte, prematüre bebeklerin yaşam mücadelesi ile aileler ve sağlık çalışanlarının özverisi vurgulanarak prematüre farkındalığının artırılması amaçlandı. Etkinlikte 2008 yılında Ege Üniversitesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde izlenmiş bir prematüre bebek olan ve bugün konservatuvar eğitimi alan Defne Kırıcı “Ay Işığından Ezgiler” adlı piyano dinletisiyle sahne aldı.</p>
<p><b>“Prematüre doğsan da yalnız değilsin”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Mete Akisü, “Gebelik boyunca aileler, bebeklerini sağlıklı bir şekilde kucaklamayı hayal ederken prematüre doğum, büyük bir belirsizlik ve endişe süreci başlatabilir. Yenidoğan yoğun bakıma alınan bebekler için ailelerin aklındaki en büyük soru hep aynıdır. ‘Bebeğime iyi bakılıyor mu?’ Ege Üniversitesi Neonatoloji ekibi olarak her zaman şunu vurguluyoruz. ‘Prematüre doğsan da yalnız değilsin, Ege Tıp senin yanında’. Prematüre bebeklerimize şefkat ve özenle yaklaşarak onları sağlıklı bir geleceğe hazırlamak için titizlikle çalışıyoruz. Her yıl dünyada 15 milyon, Türkiye’de ise 150 bin prematüre bebek dünyaya geliyor. Bu nedenle 17 Kasım Dünya Prematüre Farkındalık Günü, prematüre bebeklerin sağlık ve gelişim süreçlerine dikkat çekilmesi açısından büyük önem taşıyor. Prematürenin rengi mordur; hem bebeklerin doğumdaki özel renklerini hem de verdikleri cesur mücadeleyi simgeler. Bugün burada, prematüre bebeklerin güçlü yolculuğunu, ailelerin sabrını ve sağlık çalışanlarının emeğini görünür kılmak için bir aradayız” dedi.</p>
<p><b>“Sağlıklı yaşamlarımız, yoğun bakım çalışanlarının özverisidir”</b></p>
<p>Yenidoğan yoğun bakım hizmetlerinin sadece tıbbi bir süreç olmadığını, büyük bir fedakârlık ve ekip ruhu gerektirdiğini dile getiren Prof. Dr. Tahir Atik, “Böyle özel günler aslında yalnızca bir günü değil, her günü temsil ediyor. Çünkü bir pediatri uzmanı olarak eğitimimin en zorlu ve en öğretici dönemlerini Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde geçirdim ve prematüre bakımının ne kadar değerli, özen isteyen ve multidisipliner bir süreç olduğunu birebir gördüm. Doktorlarımızdan hemşirelerimize, teknisyenlerimizden ailelerimize kadar herkesin ortak emeğiyle bu bebeklerin hayata tutunduğuna defalarca şahit oldum. Bugün ömrü 80 yıla uzatılan sağlıklı bireylerden söz ediyorsak, bunun büyük bir kısmı yenidoğan yoğun bakım çalışanlarının özverisine borçludur. Zorlaşan çalışma koşullarına rağmen adanmışlıkla sürdürülen bu emek, her bir bebek için yaşamı mümkün kılıyor. Bu nedenle, ünitemizi yıllar içinde Türkiye’ye ve dünyaya örnek hale getiren tüm ekibe ve etkinliği duygulara hitap eden bir buluşmaya dönüştüren organizasyon ekibine gönülden teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Müzik, prematüre bebek gelişimini güçlendirir”</b></p>
<p>“Prematüre Bebekler ve Müzik” başlıklı sunumunda, müziğin prematüre bebekler üzerindeki iyileştirici etkilerinden bahseden Prof. Dr. Özge Altun, “Prematüre bebeklerin doğdukları andan itibaren duyusal olarak çok kırılgan olduklarını ve anne karnındaki ritmik, güvenli ortamdan uzaklaştıklarını biliyoruz. Ancak uygun müzikle bu ritmi onlara geri verebildiğimizi, böylece beyin bağlantılarının güçlendiğini, kalp atışı ve solunumun düzene girdiğini, hatta ağrı ve streslerinin azaldığını görüyoruz. Müzik, prematüre bebeklerin beslenmesine, uyku düzenine, anne-baba ile bağlanmasına ve uzun vadede dikkat, hafıza, dil ve sosyal becerilerine kalıcı katkılar sağlıyor. En etkili olan ise annenin kendi sesiyle söylediği ninni; kısa, yumuşak ve ritmik melodiler bebeğin gelişimi için en doğal destek. Hastaneden sonra da her gün birkaç dakikalık müzik veya ninni, bebeğin duygusal ve bilişsel gelişimine güçlü bir yatırım oluyor. Müzik yalnızca bebeklere değil, anne babaya ve yoğun bakım atmosferine de iyi geliyor; bir güven ve iyileşme alanı yaratıyor. Bu nedenle müziğin prematüre bebekler için gerçek bir güç olduğunu düşünüyor ve bugün burada sizlere de müzikle dokunmak istiyoruz” dedi.</p>
<p><b>“17 yıl önce prematüre olarak tedavi gördüğü hastanede konser verdi”</b></p>
<p>Etkinlik kapsamında prematüre bebek annesi Begüm Yağcı Taktaş  “Prematüre Annelik: İlk Günlerin Duygusu” başlıklı konuşmasını yaparken, Leman Kırıcı ise “Prematüre Annelik: Bir Yolculuğun Ardından” konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından Ege Üniversitesi Hastanesinde Defne Kırıcı 17 yıl önce prematüre olarak tedavi gören Defne Kırıcı, “Ay Işığından Ezgiler” başlıklı bir konser verdi. Kırıcı’ya hastane döneminde kendisinin takibini gerçekleştiren Prof. Dr. Özge Altun ise flütle eşlik etti. Etkinlik, çiçek ve Teşekkür Belgesi takdimi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-tip-fakultesinde-premature-bebekler-icin-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-592412">EÜ Tıp Fakültesinde prematüre bebekler için farkındalık etkinliği düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, Kocaeli&#8217;nin spor tarihine bilimle ışık tuttu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-kocaelinin-spor-tarihine-bilimle-isik-tuttu-592068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 16:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[bilimle]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu kapanış oturumu ile sona erdi. Paneller ve özel oturumlar genel perspektiften değerlendirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-kocaelinin-spor-tarihine-bilimle-isik-tuttu-592068">Büyükşehir, Kocaeli&#8217;nin spor tarihine bilimle ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu kapanış oturumu ile sona erdi. Paneller ve özel oturumlar genel perspektiften değerlendirildi.<b> </b></p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR, SEMPOZYUMU BAŞARIYLA TAMAMLADI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve ilgi gören Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu kapanış oturumu ile sona erdi. Spor camiasının üç gün boyunca Kocaeli’ye odaklanmasını sağlayan sempozyum, sporun kent belleğindeki çok katmanlı izlerini bilimsel bir dikkatle ele aldı. Birbirinden önemli sporcu, akademisyen, gazeteci ve spor insanının katıldığı organizasyon, Kocaeli’nde sporun nasıl bir yaşam biçimine dönüştüğünü gözler önüne serdi.  2 gün boyunca gerçekleştirilen çalışmaları genel perspektifiyle değerlendiren akademisyenler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bir akademik çalışmayı daha yüzünün akıyla ve başarı ile tamamlandığı konusunda birleşti. </p>
<p><b> “ÖNERİNİZLE BİZİ DESTEKLEYİN”</b></p>
<p>Kapanış oturumunda konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali Yeşildal, sempozyumdan çıkan tüm akademik sonuçların Kent Araştırmaları Merkezi’nde değerlendirileceğini belirterek, “Buradan çıkan sonuçları, sporun kentteki gelişimine yönelik çalışmalarımız yönünde değerlendireceğiz. Master planı hazırlıyoruz. Bu nedenle sempozyumda tebliğ sunan akademisyenlerimizden ricamız buradaki tebliğlerine son şeklini verirken, proje önerilerini bizlerle paylaşmalarıdır. Önerilerinizle bizi desteklerseniz çok mutlu oluruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>KAPANIŞ OTURUMU DÜZENLENDİ</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde 14 Kasım Cuma günkü açılış programı ile başlayan Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu akademisyenlerin son değerlendirmesiyle tamamlandı. Selim Sırrı Paşa Salon’da düzenlenen kapanış oturumuna Prof. Dr. Haluk Selvi, Prof. Dr. Levent Atalı ve Prof. Dr. Kürşat Sertbaş katıldı. Kapanış oturumunu konuklarla birlikte Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ali Yeşildal ile Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Murat Yavuz izledi.</p>
<p><b>AKADEMİK OTURUMLAR DEĞERLENDİRİLDİ</b></p>
<p>Sempozyum boyunca gerçekleştirilen tüm akademik oturumlar, özel oturumlar ve paneller genel bir perspektiften değerlendirildi. Spor tarihine dair sunulan bildiriler, görüşler ve tartışmalar bilimsel yöntemler ışığında ele alındı. Bununla beraber sempozyum sürecinde öne çıkan başlıklar, öneriler ve ortak kanaatler üç akademisyen tarafından paylaşıldı.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR YİNE YÜZÜNÜN AKIYLA ÇIKTI</b></p>
<p>Kapanış oturumunda ilk konuşmayı Prof. Dr. Haluk Selvi yaptı. Panellerde son derece önemli bilgilerin ortaya konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Selvi, ”Büyükşehir Belediyemizin açtığı kapıdan içeriye girmek çok güzel. Böyle olunca da Kocaeli Ansiklopedisi gibi önemli akademik hizmetler ortaya çıkıyor. Genel Sekreter Yardımcımız Dr. Ali Yeşildal Bey de bu konuda bize önemli fikirlerini sundu. Başta Başkan Tahir Büyükakın olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Büyükşehir Belediyemiz bir akademik çalışmadan daha yüzünün akıyla çıkmıştır” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“SPORTİF ÇALIŞMALARA ÖRNEK BİR KENT KOCAELİ”</b></p>
<p>Prof. Dr. Levent Atalı ise gerçekleştirilen oturum ve özel oturumlarla ilgili detaylı bilgi aktardı. Prof. Dr. Atalı su ve doğa sporları, Kocaeli’nden yetişen şampiyon sporcular, Kocaeli’nde amatör spor tarihi, Kocaeli’nde basın spor tarihi ve Kocaelispor oturumu ilgili ortaya çıkan bilgilerin not edildiğini ve yazılı olarak bu bilgilerin ortaya konulacağını kaydetti. Kocaeli’nin birçok uygulamada sportif çalışmalara örnek bir kent olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalı, “Bu çalışmayla da örnek olduğunu görüyorum. Tarihte eksik hep var. O nedenle bu sempozyum da yapıldığı için üstüne bir şeyler daha söylenecek. Ve bilgi artacak. Ben bir akademisyen olarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bu çalışmaya bütünüyle sahip çıktıkları için teşekkür ederim” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR’İN VİZYONUNUN ÖNEMİ</b></p>
<p>Kapanış oturumunda son değerlendirmeyi Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kürşat Sertbaş yaptı. Sempozyumun,  disiplinler arası işbirliğine yönelik önemli bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sertbaş, “Spor bilimleri kongrelerinde hep tarih vardır. O nedenle bu konudaki işbirliği çok önemli. Bunu Büyükşehir’in vizyonuna bağlıyorum. Burada yeni fikirler aldık. Lisans ve lisansüstü öğrencilerimiz de yararlandı. Ben kendi öğrencilerime bu konuda tavsiyede bulunacağım. Sporun toplumsal dinamikleri harekete geçirme noktasındaki rolünü de gördük. Bunlar akademik anlamda çalışmalarımızda yer alacak. Buraya katılan bazı hocalarımızı biz de davet etmek ve öğrencilerimizle buluşturmak istiyoruz. Umarım bu çalışmalar artarak devam eder. Ben de başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere herkese teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>YEŞİLDAL’DAN AKADEMİSYENLERE TEŞEKKÜR PLAKETİ</b></p>
<p>Konuşmaların ardından Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ali Yeşildal, kapanış oturumunu gerçekleştirilen akademisyenlere teşekkür plaketi takdim etti. Dr. Ali Yeşildal akademisyenlere yönelik teşekkür konuşmasında ise önemli ayrıntılara dikkat çekti.</p>
<p><b>PROJE FİKİRLERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN</b></p>
<p>Büyükşehir sempozyumlarının yedincisini düzenlediklerini hatırlatan Dr. Yeşildal, “20 ciltlik bir külliyatımız ve kent ansiklopedimiz var. Yaklaşık 55’in üzerinde kültür yayınımız bulunuyor. Biz bu çalışmalara kentin kimliğinin oluşturulması açısından bakıyoruz. 15 yıl önce yabancılara Kocaeli dendiğinde sadece sanayi cevabı alınıyordu. Bunun değişmesi gerektiğine inandık. O nedenle Kent Laboratuvarı kuruldu. Burada kentin bütün alanları için çalışmalar yapılıyor. Biz bu sempozyumları yapmış olmak için yapmıyoruz. Buradan çıkan sonuçları kentin spor gelişimi yolunda değerlendireceğiz ve onun ışığında hizmetlerimize şekil vereceğiz.  O nedenle siz kıymetli akademisyenlerimizden de bir ricamız var. Buradaki tebliğlerinizi bize ulaştırırken, lütfen proje fikirlerinizi de yazın. Önerilerinizle bizi desteklerseniz çok mutlu oluruz” şeklinde konuştu. Kapanış oturumunun ardından tüm konukların katılımı ile Kocaeli Kongre Merkezi’nin önünde final fotoğrafı çektirildi.</p>
<p><b>BİLDİRİLER KİTAP HALİNE GETİRİLECEK</b></p>
<p>Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu, Büyükşehir Belediyesi’nin akademik ve bilimsel çalışmaları kapsamında gerçekleştirildi. Bu çerçevede kentin spor tarihi, oturum ve panellerde ele alındı. 69 tebliğ ve 18 akademik oturumun düzenlendiği bilimsel platformda akademisyenler, gazeteciler, Türk bayrağını uluslararası şampiyonalarda göndere yükseltmiş efsane sporcular ile spor insanları görüşlerini dile getirdi. Sempozyum kapsamındaki tüm bildiriler kitap haline getirilerek kent tarihine yönelik yazılı belge bırakılacak.<b> </b></p>
<p><b>ŞAMPİYONLAR GENÇLERİN ROL MODELİ OLDU</b></p>
<p>Sporun kentin geçmişinden günümüze uzanan çok yönlü serüvenin ele alındığı sempozyum bir çok ünlü sporcuyu ağırladı. Bu sayede spora ilgi duyan gençler rol model aldıkları büyüklerini görme ve onların tavsiyelerini dinleme fırsatı buldu. “Kocaeli’den Dünyaya Şampiyon Sporcular” özel oturumu bu kapsamda büyük ilgi gördü. 6. İslami Dayanışma Oyunları’ndan şampiyon olarak dönen ve Karate’de Türkiye’nin gururu olan Eray Şamdan, ayağının tozuyla bu oturumda gençlerle buluştu.  Aynı oturumda 2023 Dünya Karate Şampiyonu Tuba Yakan, 2023 Görme Engelli Dünya Şampiyonu Merve Uslu ile efsane güreşçi Kırpınar başpehlivanı Ahmet Taşçı da kendi başarı hikâyelerini anlatarak gençlere altın değerinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><b>SERGİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ</b></p>
<p>Öte yandan sempozyumun düzenlediği Kocaeli Kongre Merkezi’nin fuayesinde son derece anlamlı bir sergi açıldı. Kentin spor geçmişinde önemli yeri olan objelerden oluşan sergi büyük ilgi gördü. Sergide yer alan ve Kocaelispor’un 1966’dan bu yana kullandığı formalar ise dikkat çekti. Sergiyi gezen vatandaşlar formaların önünde hatıra fotoğrafları çektirdi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-kocaelinin-spor-tarihine-bilimle-isik-tuttu-592068">Büyükşehir, Kocaeli&#8217;nin spor tarihine bilimle ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemeraltı&#8217;nın kent kimliğindeki rolü Kültürel Miras Söyleşileri&#8217;nde ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemeraltinin-kent-kimligindeki-rolu-kulturel-miras-soylesilerinde-ele-alindi-592053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 13:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[kemeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kimliğindeki]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[şehrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi’nin düzenlediği Kültürel Miras Söyleşileri, Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli’nin Kemeraltı’nın kent kimliği ve toplumsal hafızadaki yerine ışık tutan sunumuyla sürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemeraltinin-kent-kimligindeki-rolu-kulturel-miras-soylesilerinde-ele-alindi-592053">Kemeraltı&#8217;nın kent kimliğindeki rolü Kültürel Miras Söyleşileri&#8217;nde ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konak Belediyesi’nin düzenlediği Kültürel Miras Söyleşileri, Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli’nin Kemeraltı’nın kent kimliği ve toplumsal hafızadaki yerine ışık tutan sunumuyla sürdü. Söyleşide Kemeraltı’nın yalnızca tarihsel bir çarşı değil, kentlilerin ortak duygularını ve aidiyetlerini taşıyan bir hafıza mekanı olduğu ele alındı.</p>
<p>Konak Belediyesi’nin kültürel mirası görünür kılmak amacıyla düzenlediği “Kültürel Miras Söyleşileri” dizisi, “İzmir Kent Belleğinde Kemeraltı” konulu etkinlikle devam etti. Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide, Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli konuşmacı olarak yer aldı. Kent kimliğinin oluşumunda mekanın ve toplumsal hafızanın rolünün masaya yatırıldığı söyleşide, kültürel mirasın geleceğe aktarılması ve Kemeraltı’nın bu süreçteki yerine vurgu yapıldı.</p>
<p><strong>“Kemeraltı’nın bu şehrin hayatındaki rolü çok büyük”</strong></p>
<p>Sosyal psikoloji ve kent belleği alanındaki önemli çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Göregenli, insanın fiziki çevrenin uyaranlarıyla şekillenen bir varlık olduğunu dile getirdi. Kemeraltı’nın, şehrin kimliği ve belleğinde geçmişten bugüne önemini kaybetmeyen bir mekan olduğunu belirten Prof. Dr. Göregenli, “Şehrin fiziksel yapısı bizim tüm davranışlarımızın en önemli belirleyicilerinden bir tanesi. O nedenle şehrin bir bölümü üzerine konuşurken bütün ile ilişkisini ele almak durumundayız. Aslında bütün fiziksel olgular birer gerçekliktir; sadece algılamanın ötesinde onlarla bir ilişki kurarız. Hissederiz, bağlanırız, anlamlar atfederiz ya da uzaklaşırız. İnsan yaşadığı şehre göre biçimlenir. Kemeraltı’nın bu şehrin hayatındaki rolü çok büyük” dedi.</p>
<p><strong>“Kolektif belleğin bir üyesi”</strong></p>
<p>Kemeraltı’nın kolektif hafızadaki yerini araştırmalarla ortaya koyan Prof. Dr. Göregenli, şunları söyledi: “Türkiye’de ilk kez bir çarşı ile ilgili İzmir Ticaret Odası’nın desteğiyle envanter çalışması yapmıştık. 9 bin 300 kişiyle anket yaptık, 12 bin 432 yapı birimini kaydettik. Aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediyesi ile geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz ‘Kemeraltı’nın Yüzleri’ ve ‘Yaşayan Kemeraltı Rehberi’ çalışmaları var. Kemeraltı’nın geçmişten bugüne tüm dinamizmini yansıtmaya çalıştığımız. Kemeraltı’nın çok dinli, çok dilli ve çok kültürlü bir yapısı var. İzmir için tarihsel önemi de bundan kaynaklanıyor. Kemeraltı, geçmişte hep şehrin farklı sınıflarının ortak mekanı olmuş. Hafıza sadece bireysel değil aynı zamanda kolektif bir şeydir. Kemeraltı aynı zamanda kolektif belleğin de bir üyesi.”</p>
<p>Söyleşi Prof. Dr. Göregenli’nin sunumunun ardından soru-cevap bölümüyle devam etti. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemeraltinin-kent-kimligindeki-rolu-kulturel-miras-soylesilerinde-ele-alindi-592053">Kemeraltı&#8217;nın kent kimliğindeki rolü Kültürel Miras Söyleşileri&#8217;nde ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 13:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Berke]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tık]]></category>
		<category><![CDATA[tourette]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591924</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, tik (Tourette sendromu) bozukluğu nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen bir hastaya beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924">Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, tik (Tourette sendromu) bozukluğu nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen bir hastaya beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından yapılan ameliyat sonrası 20 yaşındaki Berke Bilgin’in tiklerinde belirgin azalma görülürken, sosyal uyumu ve yaşam kalitesi anlamlı şekilde arttı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 20 yaşındaki Berke Bilgin’e  beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu – DBS) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Tıptaki adı Tourette Sendromu olantik bozukluğu nedeniyle yaklaşık 10 yıldır yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Berke Bilgin, şikayetinden büyük ölçüde kurtuldu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İzmir Tire’de yaşayan Berke Bilgin, çocukluk döneminde başlayan istemsiz hareketlerin (tikler), yıllar içinde şiddetlenmesi nedeniyle sosyal yaşamında ve eğitim hayatında zorluklar ve olumsuzluklar yaşadı. Uzun yıllar ilaç tedavilerinden fayda göremeyen Berke Bilgin’e, Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi ekibi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda beyin pili takılmasına karar verildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tiklerde belirgin azalma görüldü</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Cerrahi operasyon Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası tiklerde belirgin azalma görülürken, hastanın sosyal uyumu ve yaşam kalitesi anlamlı şekilde arttı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Beyin pili,  Tourette Sendromu’nda etkili bir seçenektir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Kocabıçak, “Beyin pili tedavisi, sadece Parkinson veya distoni gibi hastalıklarda değil, tedaviye dirençli tik (Tourette Sendromu)<b> </b>bozukluklarında da etkili bir seçenektir.” dedi. Prof. Dr. Kocabıçak, Atlas Üniversitesi Nöromodülasyon Merkezi’nde beyin pili cerrahisinde uluslararası standartlarda hizmet sunmaya devam edildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Berke Bilgin: “Yaşam kalitem yükseldi, sosyal ortamlarda rahatladım”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Beyin pili ameliyatı sayesinde yaşam kalitesinin arttığını belirten Berke Bilgin, “Ameliyattan sonra  tiklerimde çok fazla azalma oldu,artık arkadaşlarımla olduğum ortamlarda çok daha rahatım” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Berke’nin yaşam kalitesi arttı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Berke Bilgin’in annesi Zerrin Bilgin ve babası Nail Bilgin, çocuklarının 10 yaşında ortaya çıkan vokal ve hareket tik bozukluğu nedeniyle özellikle sosyal yaşamında zorluklar yaşadığını söyledi. Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve ekibi tarafından Mayıs ayında gerçekleşen başarılı beyin pili operasyonu ile Berke’nin şikayetlerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını söyleyen Bilgin çifti, Berke’nin yaşam kaltesinin arttığını, artık arkadaşlarıyla çok rahat bir şekilde sosyalleşebildiğini söyledi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-pili-ameliyati-tik-hastaligina-tourette-sendromu-umut-oldu-591924">Beyin pili ameliyatı, tik hastalığına (Tourette sendromu) umut oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmediginde-uyku-apnesine-yol-acabiliyor-591674</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 08:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[apnesine]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[edilmediğinde]]></category>
		<category><![CDATA[Geniz Eti]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda nefes almayı zorlaştıran, ağzının açık uyumasına neden olan, okul başarısını düşüren ve yüz gelişimini bozan geniz eti büyümesi, tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi tehlikeli bir hastalığa da yol açabiliyor! </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmediginde-uyku-apnesine-yol-acabiliyor-591674">Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda nefes almayı zorlaştıran, ağzının açık uyumasına neden olan, okul başarısını düşüren ve yüz gelişimini bozan geniz eti büyümesi, tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi tehlikeli bir hastalığa da yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay</strong> “Geniz eti büyümesi son yıllarda viral enfeksiyonlarda ve alerjideki artış nedeniyle, çocuklarda hızla yaygınlaşıyor. En sık 2-5 yaş aralığında çok sık görülen ve okul çağındaki çocukları tehdit eden geniz eti büyümesi tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi yaşam kaybına neden olabilen hastalığa da yol açabiliyor” diyor. Anne-babalara, çocuklarını dikkatli gözlemlemeleri önerisinde bulunan KBB Uzmanı Prof. Dr. Ertugay, hastalığın belirtilerini ve tehlikelerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p>Son yıllarda çocuklarda geniz eti büyümesi hızla yaygınlaşıyor. Özellikle 2-5 yaşları arasında çok sık görülen ve okul çağındaki çocukları tehdit eden hastalık, yalnızca burun tıkanıklığıyla sınırlı kalmayıp, uyku kalitesinden yüz gelişimine dek pek çok soruna yol açıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay “Geniz eti, burun boşluğunun arkasında yer alan ve üzüm salkımına benzeyen bir lenfoid dokudur. Sağlığımız açısından önemli görevler üstlenen geniz eti; vücuda giren bakterileri, virüsleri ve alerjenleri tanır ve onlarla savaşmaya yardımcı olan antikorları üretir. Buna karşın geniz eti büyüdüğünde birçok ciddi soruna yol açabilir. Ancak erken tanı ve uygun tedaviyle çocukların hem solunum hem de genel yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileştirmek mümkündür. Bu nedenle toplumsal farkındalık büyük önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerle kendini gösteriyor</strong></p>
<p>Çocuklarda geniz eti böyümesinin çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Ertugay şöyle konuşuyor: “Geniz eti büyümesi olan çocuklar genellikle burundan nefes almakta zorlanır. Bu nedenle ağızdan nefes alma alışkanlığı geliştirirler. Özellikle gece uykularında horlama, huzursuz uyuma, terleme ve sabah yorgun uyanma gibi belirtiler sıkça görülür. Aileler çoğu zaman bu durumu ‘çocuk uykuda çok hareketli’ diyerek geçiştiriyor ancak bu tablo aslında geniz etinin nefes yolunu daraltmasının bir sonucudur.”</p>
<p><strong>Tekrarlayan kulak enfeksiyonlarına yol açıyor</strong></p>
<p>Geniz etinin burnun arkasındaki bölgeye yerleştiği için, östaki borusunu tıkayabildiğini, bunun da sık sık orta kulak enfeksiyonuna ve işitme problemlerine yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğun televizyonu yakından izlemesi, sık sık ‘ne dedin?’ diye sorması veya derslerde dalgın görünmesi, öğrenme sorunları yaşaması ve okul başarısının düşmesi aslında işitme azlığının bir göstergesi olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde mutlaka kulak, burun ve boğaz muayenesi yapılmalıdır.”</p>
<p><strong>Yüz gelişimleri olumsuz etkileniyor</strong></p>
<p>Burundan nefes alamayan çocukların yüz gelişiminin de zamanla etkilenebildiğini, sürekli ağızdan nefes almanın, yüz kemiklerinde uzun ve dar bir görünüm oluşturabildiğini belirten Prof. Dr. Ertugay “Bu da hem estetik hem de fonksiyonel sorunlara yol açabilir. Yüz şekli bozulur (adenoid yüz) ve çocuğun psikolojinin de olumsuz etkilenmesine neden olur. Üstelik hipertansiyondan kalp problemlerine, insülin direncinden gelişme geriliğine ve uyku apnesi gibi bir başka tehlikeli hastalığa zemin hazırlayabilir. Bu nedenle en büyük görev öncelikle anne-babalara düşmektedir. Çocuklarını dikkatle gözlemleyerek, erken tanı ve uygun tedavi sayesinde sağlıklı gelişimlerini sağlayabilirler” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmediginde-uyku-apnesine-yol-acabiliyor-591674">Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de lösemi farkındalığı söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-losemi-farkindaligi-soylesisi-589761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 17:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Demirkaya]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında “Lösemi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?” başlıklı bir söyleşi düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-losemi-farkindaligi-soylesisi-589761">Nilüfer&#8217;de lösemi farkındalığı söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında “Lösemi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?” başlıklı bir söyleşi düzenledi. Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleşen etkinlikte Prof. Dr. Metin Demirkaya, hastalık ve tedavi yöntemleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi, “Sağlık Buluşmaları” kapsamında 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası’na özel bir söyleşi düzenledi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Lösemi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?” başlıklı etkinliğe Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı.</p>
<p>Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen LÖSEV Bursa İl İletişim ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Meral Aydın Yıldırım, açılış konuşmasında LÖSEV’in faaliyetleri hakkında bilgilendirmede bulundu. Bursa İl İrtibat ofisi olarak Güney Marmara’dan sorumlu olduklarını belirten Yıldırım, Çanakkale, Yalova ve Balıkesir’deki hastalara da destek ulaştırdıklarını ifade etti. Yıldırım, “Çocuklar ve yetişkinlerden oluşan 6 bine yakın kayıtlı hastamız var. Sadece maddi destekler sağlamıyoruz. Psikolojik desteklerimiz oluyor. Bir araya geldiğimiz atölyeler düzenliyoruz” dedi.</p>
<p><b>ERKEN TANI VURGUSU</b></p>
<p>Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Metin Demirkaya, kanser ve lösemi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Kanserin tüm yaş gruplarında görülebilen ve tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Demirkaya, farkındalığı artırarak erken tanı oranını yükseltmenin önemini vurguladı.</p>
<p>Kanserin, bir dokuda süreli çoğalan ve tedavi edilmezse o çoğalmanın sonsuza dek devam ettiği bir hastalık süreci olduğunu belirten Demirkaya, &#8220;Kanserin tedavi edilebilir ve iyileştirilebilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. Burada önemli olan erken tanı koymaktır&#8221; dedi. Herkesin kendi kendine muayeneyi öğrenmesi gerektiğini ifade eden Demirkaya, “Vücudunuzdaki problem geçici mi, kalıcı mı, yoksa giderek kötüleşen bir durum mu bunu bilmeniz gerekiyor. Buna göre de hekim başvurusunda bulunmanız lazım” diye konuştu.</p>
<p>Bursa’da yıllık ortalama 150-200 civarı çocukluk çağı kanseri görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Demirkaya, “İlk sırada yüzde 30 ile lösemi geliyor. Bunu yüzde 20 ile lenfoma takip ediyor. Ancak çocuklarda hastalıklardan kurtulma şansı daha yüksek” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Demirkaya, konuşmasında lösemi tiplerini ve modern tedavi yöntemlerini de katılımcılara anlattı.</p>
<p>Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, değerli bilgileri için Prof. Dr. Metin Demirkaya’ya ve katkılarından dolayı Meral Aydın Yıldırım’a günün anısına hediye takdim etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-losemi-farkindaligi-soylesisi-589761">Nilüfer&#8217;de lösemi farkındalığı söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İzmir&#8217;i teknolojiyi ihraç eden bir kente dönüştürmek için çalışıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmiri-teknolojiyi-ihrac-eden-bir-kente-donusturmek-icin-calisiyoruz-589746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 17:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürmek]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kente]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiyi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı (DEPARK), Dokuz Eylül Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (BAP) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Üniversite–Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu (EBSO ÜSKK) iş birliğiyle düzenlenen “İzmir Ar-Ge Ekosistemi Zirvesi: Üniversite–Sanayi–Girişimci Fuarı”, DEÜ Rektörlüğü Bordo Salonda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmiri-teknolojiyi-ihrac-eden-bir-kente-donusturmek-icin-calisiyoruz-589746">&#8220;İzmir&#8217;i teknolojiyi ihraç eden bir kente dönüştürmek için çalışıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı (DEPARK), Dokuz Eylül Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (BAP) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Üniversite–Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu (EBSO ÜSKK) iş birliğiyle düzenlenen “İzmir Ar-Ge Ekosistemi Zirvesi: Üniversite–Sanayi–Girişimci Fuarı”, DEÜ Rektörlüğü Bordo Salonda gerçekleştirildi.</p>
<p>Etkinliğe; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hamdi Şükür Kılıç ve Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan, DEPARK Genel Müdürü Prof. Dr. Zeki Atıl Bulut, EBSO Üniversite–Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel, girişimciler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><b>“BİLİMİN VE HAYATIN MERKEZİ OLARAK BİZ İŞ BİRLİKLERİNE HAZIRIZ”</b></p>
<p>Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite–sanayi iş birliklerinin stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“İzmir’de örnek bir girişim, örnek bir toplantının benzeri yok ve bundan sonra yapılacak etkinliklerin buradan çıkan sonuçlarla yapılacak olması bizleri canı gönülden mutlu ediyor. İzmir; sahip olduğu güçlü üniversiteleri, araştırma merkezleri ve sanayici kimliğiyle bu potansiyeli en güçlü şekilde yansıtacak şehirlerin başında geliyor. Sanayi kuruluşlarıyla üniversitelerin buluşmasına çok ihtiyacımız var. DEPARK, DETTO ve BAP akademik bilgi birikimini sanayiyle buluşturmak için güçlü adımlar atıyor. Üniversitelerde geliştirilen bilgilerin ticarileştirilmesinin, üniversitemizin bilgi birikimiyle sanayinin gücü birleştiğinde sadece şehrimizde değil, ulusal arenada da çok başarılı işler yapacağımıza inanıyoruz. Biz sadece araştırma üniversitesi değiliz; komple bir üniversiteyiz. Sadece bir alanda başarıya odaklı değiliz; her alanda komple bir üniversiteyiz. 300 binden fazla mezunumuzla uluslararası akademik sıralamalarda Türkiye’de hep ilk 10’dayız. Bilim ile sanayi el ele verdiğinde sadece bugünü değil, geleceği de inşa edebiliriz. Bu organizasyonda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Zirvenin yeni ortaklıkları, yeni fikirleri geliştirmesini canı gönülden istiyorum.”</p>
<p><b>“İZMİR’İ TEKNOLOJİYİ İHRAÇ EDEN BİR KENT YAPACAĞIZ”</b></p>
<p>EBSO Üniversite–Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel ise, “Dünya genelinde fuarlar, büyük organizasyonlar popülerliğini azaltmakta, kan kaybetmekte. Bu anlamda, daha önce İzmir’de benzeri yapılmamış olan etkinliğimize gösterilen ilgi bizi çok mutlu etmektedir. Bu kapsamda 11 şirketimizle bu etkinliği gerçekleştirmekteyiz. Buradan çıkacak sonuçlar, bundan sonra yapacağımız etkinlikler için bizlere yol gösterecek ve rehber olacaktır. Üniversite–sanayi iş birliğini yalnızca teknik bir kalkınma değil, stratejik bir iş birliği olarak görüyoruz ve bu yönde hareket ediyoruz. İzmir’i teknolojiyi ihraç eden bir kente dönüştürmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>TEŞEKKÜR PLAKETİ VERİLDİ</b></p>
<p>Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, katkılarından dolayı Ali Arda Yüksel’e teşekkür plaketi takdim etti. İki bölümden oluşan zirvenin sabah oturumunda açılış konuşmaları ile katılımcı firmaların sunumları yer alırken, öğleden sonraki bölümde ise etkileşimli çalıştaylar düzenlendi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmiri-teknolojiyi-ihrac-eden-bir-kente-donusturmek-icin-calisiyoruz-589746">&#8220;İzmir&#8217;i teknolojiyi ihraç eden bir kente dönüştürmek için çalışıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ, Uluslararası ERASMUS Plus projesiyle dijital girişimciliğe öncülük ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-uluslararasi-erasmus-plus-projesiyle-dijital-girisimcilige-onculuk-ediyor-589548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:41:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[girişimciliğe]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[plus]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ), Avrupa Birliği Erasmus Plus programı kapsamında yürütülecek uluslararası projenin ortağı oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-uluslararasi-erasmus-plus-projesiyle-dijital-girisimcilige-onculuk-ediyor-589548">EÜ, Uluslararası ERASMUS Plus projesiyle dijital girişimciliğe öncülük ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ), Avrupa Birliği Erasmus Plus programı kapsamında yürütülecek uluslararası projenin ortağı oldu. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yenilikçilik ve Girişimcilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Andiç Çakır’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Sürdürülebilir Pazar Platformları: Sorumlu Kalkınma İçin Dijital Girişimcilik (SAMPLE)” başlıklı Erasmus Plus KA220-HED projesi, desteklenmeye hak kazandı. Ege Üniversitesinin araştırma, eğitim ve toplumsal katkı alanlarındaki uluslararası iş birliklerini güçlendiren SAMPLE projesi, yükseköğretim öğrencilerine sürdürülebilir pazar platformları (SMP) ve hibrit iş modelleri (HBM) konularında kapsamlı eğitim olanakları sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Özge Andiç Çakır ve proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi olarak toplumsal faydayı önceleyen, kapsayıcı ve sürdürülebilir projeleri her zaman destekliyoruz. Üniversitemizin araştırma, eğitim ve toplumsal katkı alanlarındaki uluslararası iş birliklerini güçlendiren SAMPLE projesi, öğrencilerimizin dijital girişimcilik ve inovasyon kapasitelerini artırmayı hedefliyor. Bu proje, sürdürülebilir ve sorumlu kalkınma vizyonuna katkı sağlayacak yeni nesil iş modellerinin geliştirilmesi açısından da büyük önem taşıyor. Proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özge Andiç Çakır, “SAMPLE projesi, Polonya Lodz Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülecek olup, beş farklı ülkeden altı yükseköğretim kurumunun ortaklığında gerçekleştirilecektir. Toplam 24 ay sürecek projede Ege Üniversitesi, ortak kurum olarak yer alacaktır. Projemizin temel amacı, yükseköğretim öğrencilerine sürdürülebilir pazar platformları ve hibrit iş modelleri konularında yenilikçi eğitim fırsatları sunarak dijital girişimcilik ve inovasyon kapasitelerini geliştirmektir. Bu kapsamda, lisans ve lisansüstü öğrenciler, akademisyenler ve girişimcilik ekosistemindeki paydaşlar hedef kitle olarak belirlenmiştir. Proje süresince çevrim içi eğitim modüllerinin hazırlanması, Avrupa genelinde iyi uygulama örneklerinin derlenmesi, çok dilli açık eğitim kaynaklarının oluşturulması ve uluslararası bir öğrenci girişimcilik ağının kurulması planlanmaktadır. Elde edilecek proje çıktılarının, üniversitemiz öğrencileri ve akademik personeli için önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</p>
<p>Proje ekibinde Prof. Dr. Özge Andiç Çakır&#8217;ın yanı sıra ve EÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Elif Tunalı Çalışkan ve Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (UZEM) Müdürü ve Öğrenci Dekanı  Prof. Dr. Fırat Sarsar araştırmacı olarak yer alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-uluslararasi-erasmus-plus-projesiyle-dijital-girisimcilige-onculuk-ediyor-589548">EÜ, Uluslararası ERASMUS Plus projesiyle dijital girişimciliğe öncülük ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde 9. Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu ve 5. Kutup Şenliği Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-9-ulusal-kutup-bilimleri-sempozyumu-ve-5-kutup-senligi-basladi-589436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 15:06:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kutup]]></category>
		<category><![CDATA[Kutup Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[şenliği]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589436</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) koordinasyonunda düzenlenen “9. Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu” ve “5. Kutup Şenliği”, Ege Üniversitesinde bilim insanlarını, öğrencileri ve vatandaşları bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-9-ulusal-kutup-bilimleri-sempozyumu-ve-5-kutup-senligi-basladi-589436">Ege Üniversitesinde 9. Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu ve 5. Kutup Şenliği Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="504" data-end="783">Türkiye’nin kutup bölgelerindeki bilimsel çalışmalarını koordine eden <strong data-start="574" data-end="590">TÜBİTAK KARE</strong>, kutup bilimleri alanındaki en önemli ulusal buluşmayı bu yıl İzmir’e taşıdı. Etkinlik, <strong data-start="679" data-end="743">Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi</strong>’nde yapılan açılış töreniyle başladı.</p>
<p data-start="785" data-end="994">Açılış konuşmalarını <strong data-start="806" data-end="919">TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Burcu Özsoy</strong> ile <strong data-start="924" data-end="985">Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan</strong> yaptı.</p>
<h3 data-start="1001" data-end="1060"><strong data-start="1005" data-end="1058">“Kutup Bilimleri Stratejik Bir Alan Haline Geldi”</strong></h3>
<p data-start="1062" data-end="1530">EÜ Rektör Yardımcısı <strong data-start="1083" data-end="1109">Prof. Dr. Mehmet Ersan</strong>, kutup bölgelerinin iklim değişikliğinin en belirgin şekilde gözlemlendiği doğal laboratuvarlar olduğuna dikkat çekerek, ❝Bu bölgelerde yapılan her araştırma, yalnızca coğrafi sınırların değil, insanlığın geleceğinin ve küresel ekosistemin sürdürülebilirliğinin de anahtarıdır. Kutup bilimleri artık çevreyle sınırlı değil; enerji, ekonomi, güvenlik ve sürdürülebilirlik politikalarının da merkezinde yer alıyor❞ dedi.</p>
<p data-start="1532" data-end="1830">Türkiye’nin son yıllarda kutup bilimlerinde önemli bir ivme kazandığını belirten Ersan, ❝TÜBİTAK MAM koordinasyonunda yürütülen ulusal seferler, Antarktika ve Arktik bölgelerinde gerçekleştirilen projelerle ülkemiz bu alanda gözlemci konumundan aktif bir aktöre dönüşmüştür❞ ifadelerini kullandı.</p>
<h3 data-start="1837" data-end="1881"><strong data-start="1841" data-end="1879">“En Büyük Sorun İklim Değişikliği”</strong></h3>
<p data-start="1883" data-end="2411">TÜBİTAK MAM Başkanı <strong data-start="1903" data-end="1928">Prof. Dr. Burcu Özsoy</strong>, Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki ilerleyişini ve Enstitü’nün faaliyetlerini anlattı.<br data-start="2018" data-end="2021" />Arktik Bölgesi’nde son 40 yılda buzulların yüzde 40 oranında azaldığını belirten Özsoy, ❝Kutup bölgelerindeki en büyük sorun iklim değişikliğidir. Ancak aynı zamanda enerji kaynaklarına erişim ve yeni deniz yollarının açılması gibi fırsatlar da doğmaktadır. Antarktika, gezegenin iklim sisteminin omurgasıdır ve bilimsel çalışmalar açısından dünyanın en önemli kıtalarından biridir❞ dedi.</p>
<p data-start="2413" data-end="2685">Özsoy, <strong data-start="2420" data-end="2459">Kutup Bölgeleri Koordinasyon Kurulu</strong>nun Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle <strong data-start="2493" data-end="2537">Sanayi ve Teknoloji Bakanı başkanlığında</strong> faaliyetlerine başladığını hatırlatarak, Türkiye’nin kutup bilimleri alanında kurumsal ve uluslararası düzeyde önemli adımlar attığını vurguladı.</p>
<h3 data-start="2692" data-end="2731"><strong data-start="2696" data-end="2729">83 Bilimsel Bildiri Sunulacak</strong></h3>
<p data-start="2733" data-end="3039">Türkiye’nin <strong data-start="2745" data-end="2794">“Ulusal Kutup Bilimleri Stratejisi 2023–2035”</strong> hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen sempozyumda, farklı disiplinlerden <strong data-start="2871" data-end="2894">83 bilimsel bildiri</strong> sunulacak. Katılımcılar, iki gün boyunca 59 sözlü ve 24 poster sunumuyla kutup bölgelerine ilişkin en güncel araştırma sonuçlarını paylaşacak.</p>
<h3 data-start="3046" data-end="3108"><strong data-start="3050" data-end="3106">Kutup Şenliği ile Binlerce Öğrenci Bilimle Buluşuyor</strong></h3>
<p data-start="3110" data-end="3338">Sempozyumla eş zamanlı olarak düzenlenen <strong data-start="3151" data-end="3171">5. Kutup Şenliği</strong>, toplumda kutup bilincini artırmayı hedefliyor. <strong data-start="3220" data-end="3255">İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü</strong> iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinliğe binlerce öğrenci ve öğretmen katılıyor.</p>
<p data-start="3340" data-end="3685">Üniversite kampüsünde kurulan alanlarda <strong data-start="3380" data-end="3522">bilim söyleşileri, sanal gerçeklik (VR) deneyimleri, kutuplarda yaşam simülasyonları, etkileşimli atölyeler ve oyunlaştırılmış etkinlikler</strong> yer alıyor. Ayrıca <strong data-start="3542" data-end="3580">TÜBİTAK 2204-C Kutup Araştırmaları</strong> ve <strong data-start="3584" data-end="3612">2204-D İklim Değişikliği</strong> yarışmalarında dereceye giren lise öğrencileri projelerini sergiliyor.</p>
<p data-start="3687" data-end="3808">Genç araştırmacılar, kutup seferlerinde edindikleri deneyimlerini paylaşarak geleceğin bilim insanlarına ilham veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-9-ulusal-kutup-bilimleri-sempozyumu-ve-5-kutup-senligi-basladi-589436">Ege Üniversitesinde 9. Ulusal Kutup Bilimleri Sempozyumu ve 5. Kutup Şenliği Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nden halka açık seminerler dizisi başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesinden-halka-acik-seminerler-dizisi-basliyor-589380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:37:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Bölüm Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde halka açık ve ücretsiz bir seminer dizisi başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesinden-halka-acik-seminerler-dizisi-basliyor-589380">Üsküdar Üniversitesi&#8217;nden halka açık seminerler dizisi başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde halka açık ve ücretsiz bir seminer dizisi başlıyor. 8 farklı konunun 8 uzman akademisyen tarafından ele alınacağı program, katılımcılara güncel bilgiler ve uygulamaya dönük bakış açıları sunmayı hedefliyor.</p>
<p>Tamamen çevrimiçi gerçekleşecek olan ve 8 hafta boyunca sürecek seminer dizisi, her Çarşamba saat 20.00’de başlayacak.</p>
<p>Programı eksiksiz takip eden katılımcılara dijital katılım sertifikası verilecek.</p>
<p><strong>Seminer dizinin ilk konusu eleştirel düşünme becerileri</strong></p>
<p>Seminer dizisi, 19 Kasım Çarşamba 2025 tarihinde Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan’ın sunumuyla başlayacak.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Eleştirel Düşünme Becerileri&#8221; başlığı altında, rasyonel düşünmeyi engelleyen mantık hatalarını ve zihinsel süreçlere dair farkındalık kazanmanın yollarını anlatacak.</p>
<p>Programın ilerleyen haftalarında ele alınacak öne çıkan başlıklar ve konuşmacılar ise şöyle:</p>
<p><strong>Türk dizileri kimlik oluşumunu nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>3 Aralık Çarşamba 2025 tarihinde Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, ‘Türk Dizilerini Okumak: Kültür ve Temsiller’ başlıklı seminerinde, Türk dizi sektörünün kültürel kimlik oluşumundaki rolünü ve uluslararası pazardaki ekonomik etkilerini değerlendirecek.</p>
<p><strong>Dijital görgü kuralları Netiket!</strong></p>
<p>İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, 17 Aralık Çarşamba 2025’teki sunumunda, dijital çağda saygılı ve etik iletişimin temelleri olan Netiket’i ele alacak; siber zorbalık ve çevrimiçi çatışmaların önüne geçmenin yollarını tartışacak.</p>
<p><strong>‘Etkili İletişim’ ele alınacak!</strong></p>
<p>24 Aralık Çarşamba 2025’te Doç. Dr. Özge Uğurlu Akbaş, ‘Etkili İletişim’ semineriyle beden dili, empati kurma ve çatışma çözümü becerileri üzerinden kişisel markayı geliştirme yöntemlerini aktaracak.</p>
<p><strong>Bilinçli tüketici nasıl olunur?</strong></p>
<p>Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özgül Dağlı, 7 Ocak Çarşamba 2026’da ‘Bilinçli Tüketici Olmak’ başlığı altında, 502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde tüketicilerin haklarını ve mantıklı alışverişin püf noktalarını paylaşacak.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Tasarımlar toplumsal bilinç ve algısını nasıl etkiliyor? </strong></p>
<p>Seminer dizisinde medya ve iletişim alanının farklı disiplinlerine de yer veriliyor.</p>
<p>21 Ocak 2026’da Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül ile &#8220;Tasarım Okumaları&#8221; seminerinde, reklam görselleri üzerinden vaka analizleri yaparak tasarımların toplumsal bilinç ve algı üzerindeki etkilerini inceleyecek.</p>
<p><strong>Kent okumaları…</strong></p>
<p>4 Şubat 2026 tarihinde ise Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Cem Tutar, &#8220;Kent Okumaları: Kentsel Mekân ve Mahalle Kültürü&#8221; semineriyle, kentsel dönüşüm süreçleri çerçevesinde değişen mahalle yaşantısını ve mekân-insan ilişkisini ele alacak.</p>
<p><strong>Yurttaş haberciliği…</strong></p>
<p>Seminerler dizisi, 11 Şubat 2025’te Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın sunacağı &#8220;Yurttaş Haberciliği&#8221; semineriyle sona erecek. Prof. Dr. İrvan, dijital teknolojilerle haber üretimine katılan yurttaşların rolünü, bu olgunun etik ilkelerini ve geleneksel gazetecilikten farklarını açıklayacak.</p>
<p>Ücretsiz seminerlere katılmak ve detaylı bilgi almak isteyenlerin, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yayınlanan kayıt formunu doldurmaları gerekiyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesinden-halka-acik-seminerler-dizisi-basliyor-589380">Üsküdar Üniversitesi&#8217;nden halka açık seminerler dizisi başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ardı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süren]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşukluk]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin hangi durumlarda gerekli olduğunu, teknolojik ilerlemelerle cerrahinin güvenliğini ve omurga hastalıklarının belirtilerini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996">Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin ne zaman gerekli olduğu, teknolojik gelişmelerle cerrahinin güvenliği ve omurga hastalıklarının belirtileri hakkında bilgi verdi.</p>
<h3><strong>Cerrahiye karar vermeden önce cerrahi olmayan yöntemlere başvuruluyor!</strong></h3>
<p>Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda gerekli olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Bu durumların çoğu disk problemleri veya omurilik kanalındaki daralmalar nedeniyle ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Cerrahiye karar vermeden önce hastalarda öncelikle cerrahi olmayan (konservatif) yöntemlerin uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman, “Bu yöntemler şikayetleri gidermede yetersiz kaldığında, yaklaşık yüzde 10’luk küçük bir hasta grubunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi öncesi hastaların ameliyatın kapsamını, olası risklerini ve komplikasyonları anlaması kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Bazı durumlar acil cerrahi gerektirebiliyor!</strong></h3>
<p>Acil cerrahinin, omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.” dedi.</p>
<h3><strong>Teknolojik gelişmeler cerrahi işlemleri güvenli hale getiriyor!</strong></h3>
<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte omurga cerrahisinde kullanılan yöntemlerin de ilerlediğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, şunları söyledi:</p>
<p>“Yeni görüntüleme teknikleri sayesinde omurga ve omuriliğin milimetre hassasiyetinde incelenmesi mümkün. Cerrahi uygulamalarda daha küçük kesilerle yapılan minimal invaziv yöntemler tercih ediliyor. Ameliyathanelerde O-arm navigasyon sistemleri ve robotik cerrahi, vidaların ve diğer implantların daha güvenli yerleştirilmesini sağlıyor.”</p>
<h3><strong>Uzun süren ağrılarda mutlaka bir uzmana başvurulmalı!</strong></h3>
<p>Omurga hastalıklarının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ağrı, hastalığın kaynağına bağlı olarak boyun, sırt, bel veya kuyruk sokumunda ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra sinirlere basıya bağlı olarak kollar veya bacaklarda uyuşukluk, ağrı ve kuvvetsizlik gelişebilir. İleri vakalarda idrar ve bağırsak kontrolünde problemler de görülebilir. Uzun süren ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik durumlarında mutlaka uzman bir hekime başvurulmalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-suren-agri-ve-uyusukluk-goz-ardi-edilmemeli-588996">Uzun süren ağrı ve uyuşukluk göz ardı edilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;den MOF tabanlı membranlarla uranyum giderimine yenilikçi çözüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/euden-mof-tabanli-membranlarla-uranyum-giderimine-yenilikci-cozum-588594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 10:44:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[giderimine]]></category>
		<category><![CDATA[Membran]]></category>
		<category><![CDATA[membranlarla]]></category>
		<category><![CDATA[mof]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tabanlı]]></category>
		<category><![CDATA[uranyum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan’ın yürütücülüğünü yaptığı “MOF Katkılı Amidoksim Fonksiyonlu Kompozit Membranlarla Seçimli Uranyum Gideriminin Deneysel İncelemesi ve Yapay Sinir Ağı Modellemesi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euden-mof-tabanli-membranlarla-uranyum-giderimine-yenilikci-cozum-588594">EÜ&#8217;den MOF tabanlı membranlarla uranyum giderimine yenilikçi çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan’ın yürütücülüğünü yaptığı “MOF Katkılı Amidoksim Fonksiyonlu Kompozit Membranlarla Seçimli Uranyum Gideriminin Deneysel İncelemesi ve Yapay Sinir Ağı Modellemesi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje ile nükleer enerji üretimi ve uranyum madenciliği gibi faaliyetler sonucu çevreye salınan zararlı bileşenlerin, özellikle su kaynaklarına karışmasının engellenmesi hedefleniyor.</p>
<p>Proje ekibini makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz, TÜBİTAK nezdindeki başarısını sürdürüyor. Alanlarında uzman akademisyenlerimizin projeleri, çeşitli çağrılar kapsamında desteklenmeye devam ediyor. Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürümüz Prof. Dr. Sabriye Yuşan’ın yürütücülüğünü yaptığı, Arş. Gör. Taha Furkan Gül’ün katkılarıyla geliştirilen bu proje, uranyum madenciliği neticesinde çevreye ve içme sularına karışması olası insan sağlığı açısından zararlı bileşenlerin sağlıklı bir şekilde bertaraf edilmesini sağlayacak. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Hem ekosistem hem de halk sağlığı açısından tehlikeli”</b></p>
<p>Uranyum madenciliğinin ortaya çıkardığı risklerden bahseden Prof. Dr. Sabriye Yuşan, “Türkiye&#8217;de çeşitli bölgelerde; örneğin, Manisa-Salihli, Aydın-Koçarlı ve Sivas-Yıldızeli gibi sahalarda uranyum yatakları tespit edilmiş olup, bu alanlarda geçmişte uranyum arama ve madencilik faaliyetleri yürütülmüştür. Günümüzde ise Türkiye&#8217;nin nükleer enerji hedefleri doğrultusunda yerli uranyum kaynaklarının değerlendirilmesi, nükleer enerji üretiminin artması, nükleer yakıt çevrimleri ve uranyum madenciliği faaliyetlerinin yaygınlaşması sonucunda, çevreye özellikle uranil  iyonları gibi radyonüklidlerin salınım riski önemli bir çevresel tehdit haline gelmektedir. Söz konusu riskler, yalnızca maden sahaları çevresindeki ekosistemleri değil, aynı zamanda içme suyu kaynakları ve tarımsal faaliyetleri de etkilemektedir. Uranyumun +6 oksidasyon basamağındaki çözünmüş formları, özellikle uranil iyonu doğal su kaynaklarında uzun süre kararlı kalabilmekte ve canlı organizmalar tarafından biyolojik mekanizma ile kolayca alınabilmektedir. Bu da yalnızca ekosistem sağlığı değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da toksikolojik ve potansiyel karsinojenik etkiler doğurmaktadır” dedi.</p>
<p><b>“Dayanıklı ve yüksek performanslı membranlar geliştirilecek”</b></p>
<p>Projenin detaylarını paylaşan Arş. Gör. Taha Furkan Gül ise, “Bu projenin temel amacı, nükleer enerji üretimi ve uranyum madenciliği gibi faaliyetler sonucu çevreye salınan uranil iyonlarının, sulu ortamlardan seçimli ve yüksek verimle uzaklaştırılmasını sağlayacak fonksiyonel kompozit membran sistemlerinin geliştirilmesidir. Bu doğrultuda, fonksiyonel gruplarla işlevselleştirilmiş bir polimer taşıyıcı olan amidoksimlenmiş poliakrilonitril ve yüksek yüzey alanına sahip ZIF-8 tipi metal-organik kafes yapıları birlikte kullanılarak, çevresel uygulamalar için uygun, dayanıklı ve yüksek performanslı membran sistemleri tasarlanacaktır. Bu proje, uranyum giderimine yönelik ZIF-8 katkılı kompozit membranları ilk kez çift stratejili sentezle karşılaştırmalı olarak sunmakta; deneysel verileri yapay sinir ağı ile modelleyerek hem bilimsel hem dijital anlamda özgün bir çözüm önermektedir” diye konuştu.</p>
<p>Yürütücülüğünü Prof. Dr. Sabriye Yuşan’ın yaptığı projede, EÜ Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Şule Aytaş, Arş. Gör. Taha Furkan Gül araştırmacı olarak, EÜ Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nalan Kabay ise danışman olarak yer alıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/euden-mof-tabanli-membranlarla-uranyum-giderimine-yenilikci-cozum-588594">EÜ&#8217;den MOF tabanlı membranlarla uranyum giderimine yenilikçi çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi sanayi iş birliklerini güçlendirmeyi sürdürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-sanayi-is-birliklerini-guclendirmeyi-surduruyor-588627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 10:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birliklerini]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirmeyi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite-Sanayi iş birliğinde örnek çalışmalara imza atan Ege Üniversitesi, özel sektör paydaşlarına bir yenisini daha ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-sanayi-is-birliklerini-guclendirmeyi-surduruyor-588627">Ege Üniversitesi sanayi iş birliklerini güçlendirmeyi sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite-Sanayi iş birliğinde örnek çalışmalara imza atan Ege Üniversitesi, özel sektör paydaşlarına bir yenisini daha ekledi.   Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü ile Moltek Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş. arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol imza törenine;  Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün, Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdür Yrd. Prof. Dr. Çiğdem İçhedef,  Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Uygulamalar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. F. Zümrüt Biber Müftüler, Moltek Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Serkan Kazan, Operasyon Müdürü Teksin Begeç, İş Geliştirme Müdürü Salih Aydın ve Operasyon Direktörü Hakan Demirci katıldı.</p>
<p>İmzalanan protokol ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. İlkin Şengün,  “Protokol kapsamında, Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü bünyesinde Moltek A.Ş. desteğiyle bir proton hızlandırıcı tesisi kurulacak. Bu tesiste yeni radyonüklidlerin ve radyofarmasötiklerin üretimi, eğitimi ve Ar-Ge çalışmaları yürütülecek. Ayrıca, iş birliği kapsamında ulusal ve uluslararası düzeyde kongre, sempozyum, kurs, staj ve proje faaliyetleri düzenlenerek nükleer bilimler alanında bilgi paylaşımı ve kapasite geliştirme faaliyetleri desteklenecek” diye konuştu.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-sanayi-is-birliklerini-guclendirmeyi-surduruyor-588627">Ege Üniversitesi sanayi iş birliklerini güçlendirmeyi sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğu araya almak aileyi yıpratıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugu-araya-almak-aileyi-yipratiyor-588276</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:58:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aileyi]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eryılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[yıpratıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, anne-baba arasındaki çatışmalarda çocuğun araya girmesinin aile dinamiğine ve çocuğun ruhsal gelişimine etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugu-araya-almak-aileyi-yipratiyor-588276">Çocuğu araya almak aileyi yıpratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, anne-baba arasındaki çatışmalarda çocuğun araya girmesinin aile dinamiğine ve çocuğun ruhsal gelişimine etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukların anne ile baba arasına girmesi, ruhsal büyüme sürecini rotasından saptırıyor!</strong></p>
<p>Çocukların hakem rolü üstlendiği ilişkilerin aile dinamiklerini daha sağlıksız bir yapılanmaya sürükleyeceğini kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Anne ile babanın arasına giren çocuk üçgenleşmeye neden olur.” dedi.</p>
<p>Üçgenleşmenin ilk defa M. Bowen tarafından tanımlandığını aktaran Prof. Dr. Eryılmaz, “İki kişinin çatışmalı ilişkilerini çözememeleri durumunda ya da aralarında ilişki stresi olduğunda, bu strese katlanmanın tek yolu araya çocuğun girmesiyle mümkün olur. Eşler arasındaki ilişki bu sayede kısmen de olsa stabil olurken, çocuğun ruhsal büyüme süreci rotasından sapar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üçgenleşmede kalan çocuklar köken aileden ayrılamayabiliyor! </strong></p>
<p>Çocuğun sistemde kalmasının isteneceğini dile getiren Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Çocuk da buradan çıkma kaygısı içinde olacağından çoğu bu durumdaki ailelerde içe içe geçmişlik ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>İç içe geçmiş ailelerde sınırların olduğundan daha katı olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Eryılmaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Aileden birinin farklılaşmasına daha az tahammül edilir. Bu da kendi duygularını yönetemeyen bireylerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca üçgenleşmede kalan bu çocukların gelecekte benzer ilişki tarzlarını seçmelerine ya da başka bir aile kurmalarına rağmen köken aileden ayrılması gereken dozda ayrılamamalarına sık rastlanır.”</p>
<p><strong>Ailede sınırlar ve açık iletişim olmalı! </strong></p>
<p>Sağlıklı bir aile yapısının nasıl olması gerektiği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Ailede ebeveyn alt sistemi, eş alt sistemi ve çocuk alt sistemi gibi bir yapının olması; bu yapının sınırlarının olması, üçgenleşmelerin olmaması, iletişimin açık olması, koalisyonların olmaması, rollerin belirgin olması daha sağlıklı aile yapısı için önemlidir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugu-araya-almak-aileyi-yipratiyor-588276">Çocuğu araya almak aileyi yıpratıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de Cumhuriyet ve eğitim vizyonu konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-cumhuriyet-ve-egitim-vizyonu-konusuldu-588351</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” kapsamında, Prof. Dr. Rüyam Küçüksüleymanoğlu, Cumhuriyet, eğitim ve sosyal adalet ilişkisini konu alan bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-cumhuriyet-ve-egitim-vizyonu-konusuldu-588351">Nilüfer&#8217;de Cumhuriyet ve eğitim vizyonu konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” kapsamında, Prof. Dr. Rüyam Küçüksüleymanoğlu, Cumhuriyet, eğitim ve sosyal adalet ilişkisini konu alan bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Tematik Buluşmalar”a Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu konuk oldu. Nazım Hikmet Kültürevi Balaban Salonu’ndaki programda Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, “Cumhuriyet ve Eğitim: Sosyal Adaletin Temeli” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p>Atatürk’ün eğitime bakış açısının son derece vizyoner olduğunu ifade eden Küçüksüleymanoğlu, bir ülkenin gerçek zaferinin ve kurtuluşunun ulusal bir Milli Eğitim programından geçmesi gerektiği görüşünü benimsediğini vurguladı. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra eğitimde hızlı adımlar atıldığını söyleyen Küçüksüleymanoğlu, “Zira yeni Cumhuriyet’in temel inancı, ülkenin her türlü sorununun eğitimle çözüleceğiydi. Bu kapsamda Kurtuluş Savaşı yıllarında bile 1’inci Maarif Kongresi toplanarak eğitimde planlamalar yapıldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra eğitim adına atılan hızlı adımlar arasında millet mektepleri, halk evleri ve halk odaları, çeşitli illerde açılan kütüphaneler, müzeler, Köy Enstitüleri ve gençlerin yurt dışına eğitime gönderilmesi sayılabilir. Dünya Klasikleri’nin Türkçe’ye çevrilmesi de çok geniş bir perspektifte yürütülen eğitim çalışmalarındandı” diye konuştu.</p>
<p>Sosyal adaleti, fırsatlara ve imkanlara herkesin eşit şekilde ulaşabilmesi ve dağılımın hakkaniyetli olması olarak tanımlayan Küçüksüleymanoğlu, eğitime erişimin adil olması gerektiğini vurguladı. Eğitimdeki adaletsizliğin temel sebeplerine değinen Küçüksüleymanoğlu, bunları ekonomik koşullar ve maddi durumu düşük öğrenciler, eğitime ayrılan payın düşmesi<b>, </b>kitap eksikliği, dijital uçurum, bölgesel farklar ve PISA puanları, ev genci oranının yüksek olması, özel gereksinimli öğrenciler, farklı dil konuşulan öğrenciler ile travma ve göç olarak sıraladı.</p>
<p>Türkiye’nin zengin ve güçlü bir ülke olduğunu ve bu sorunların üstesinden gelebileceğini söyleyen Küçüksüleymanoğlu, bunlarla ilgili çözüm önerilerini de paylaştı. Önerilerinin başında kaliteli öğretmen ihtiyacı geldiğini anlatan Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, öğretmenin bir çocuğun kaderini değiştirebileceğini belirterek, Cumhuriyet’in en büyük nimetinin, annesi babası okuryazar olmayan birinin dahi en önemli beyin cerrahı olabilmesi gibi başarı hikayelerini yaratan iyi öğretmenler olduğunu vurguladı. Sonraki çözüm önerilerini de anlatan Küçüksüleymanoğlu, okullarda fiziksel koşulların iyileştirilmesi, derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması, okullarda ücretsiz yemek verilmesi, eğitim harcamalarında burs ve desteklerin arttırılması, kapsayıcı eğitim politikaları, destekleyici programların yaygınlaştırılması, dijital uçurumu azaltacak altyapı yatırımlarının arttırılması, liyakat, paydaşlara yeterince söz hakkı verip karar alma mekanizmalarında daha çok yer almalarının sağlanması ile şeffaflık ve hesap verebilirlik olarak sıraladı.</p>
<p>Sadece “Cumhuriyet çok yaşasın” demenin yeterli olmadığını dile getiren Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, Cumhuriyet’e ve ilkelerine sahip çıkılması gerektiğini belirterek, “Cumhuriyetin ilelebet yaşayabilmesi için adalet, liyakat ve hukukun var olması gerekiyor” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-cumhuriyet-ve-egitim-vizyonu-konusuldu-588351">Nilüfer&#8217;de Cumhuriyet ve eğitim vizyonu konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Atatürk&#8217;ün Barış Politikası&#8221; konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-ataturkun-baris-politikasi-konusuldu-587813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 12:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<category><![CDATA[uyar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi tarafından “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” kapsamında  “Atatürk’ün Barış Politikası” konulu konferans düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-ataturkun-baris-politikasi-konusuldu-587813">EÜ&#8217;de &#8220;Atatürk&#8217;ün Barış Politikası&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi tarafından “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” kapsamında  “Atatürk’ün Barış Politikası” konulu konferans düzenlendi. Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte konuşmacı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hakkı Uyar yer aldı. Konferansa, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Yasin Kaya, Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nuri Karakaş’ın yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Konferansta konuşan Prof. Dr. Hakkı Uyar, “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına adım atarken, Cumhuriyet tarihine yalnızca siyasi çatışmalar penceresinden değil, Atatürk’ün barış politikası ekseninden de bakmak gerektiğini düşünüyorum. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki o karanlık dönemde, Türkiye hem bir kurtuluş mücadelesi verip hem de çağdaş bir Cumhuriyet inşa etti. Atatürk’ün barış anlayışı, pasif değil; aktif ve onurlu bir barıştan yanaydı. ‘En kötü barış savaştan iyidir’ anlayışını doğru bulmuyorum; çünkü Sevr de bir barıştı ama onursuzdu, Lozan ise onurlu bir barışın simgesidir. Türkiye bu dönemde, dünyada savaş rüzgârları eserken, sorunlarını diplomasiyle çözmeyi seçti. Batı’yla, Sovyetler Birliği’yle ve komşularla dengeli ilişkiler kurarak hem dışta hem içte barışı korudu. Cumhuriyet’i kuran kadro ise 1880 kuşağının genç subaylarıydı; fikir ayrılıklarına rağmen Milli Mücadele boyunca uzlaşmayı başararak bu ülkenin temellerini attılar” dedi.</p>
<p><b>“Atatürk, Cumhuriyete giden yolu güvence altına aldı”</b></p>
<p>Atatürk’ün stratejik hamleleriyle Cumhuriyet yolunu güvence altına aldığını vurgulayan Prof. Dr. Uyar, “Milli Mücadele&#8217;nin başlangıcında tam bağımsızlık hedefiyle birleşen lider kadro, zaferin ufukta belirmesiyle birlikte ülkenin yeni rejiminin ne olacağı ve kim tarafından yönetileceği konularında derin bir fikir ayrılığına düştü. ‘Paşaların Kavgası’ olarak adlandırılan bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk, devrimci adımlarını destekleyecek olan İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak ile hareket ederken; Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele gibi silah arkadaşları, saltanat ve hilafetin geleceği konusundaki muhafazakâr kaygıları nedeniyle karşı safta yer almıştır. Atatürk&#8217;ün, Lozan&#8217;a İsmet Paşa&#8217;yı göndermesi ve 1924&#8217;te ordu mensuplarının aynı zamanda milletvekili olmasını engelleyerek siyasî rakiplerini askerî güçten yoksun bırakması gibi stratejik hamleleri, bu iktidar mücadelesinin en önemli dönüm noktalarını oluşturmuş ve Cumhuriyet&#8217;in ilanı ile devrimlere giden yolu şekillendirmiştir” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Uyar, “Kuvvetler birliği sistemi çerçevesinde meclisin ve Halk Fırkası’nın kontrolünü elinde tutan Atatürk, partili cumhurbaşkanlığıyla hem meclisi hem de devrim sürecini merkezden yönetti. Batı dışı bir toplum olan Türkiye’de devrimi, bürokrasi ve askeri destekle mümkün kılan Atatürk, muhalefeti 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması ve 1926’daki İzmir Suikastı yargılamalarıyla kansız bir şekilde tasfiye etti. Bu süreç, 1930’lara kadar toplumsal yapıya nüfuz eden şapka ve kıyafet düzenlemelerinden Medeni Kanun ve Harf Devrimi’ne kadar birçok reformun gerçekleştirilmesini sağladı; muhalif kadronun etkisizleştirilmesiyle devrimler güvence altına alındı ve Atatürk, 1931’de benimsediği barış politikasını kademeli olarak uygulamaya koydu” dedi.</p>
<p>Etkinlik, Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nuri Karakaş’ın, konuşmacı Prof. Dr. Hakkı Uyar’a “Teşekkür Belgesi” takdim etmesiyle son buldu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-ataturkun-baris-politikasi-konusuldu-587813">EÜ&#8217;de &#8220;Atatürk&#8217;ün Barış Politikası&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜTF&#8217;de &#8220;Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler&#8221; sergisi açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eutfde-milli-mucadeleden-cumhuriyete-giden-yolda-hekimler-sergisi-acildi-587789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyete]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[eütf]]></category>
		<category><![CDATA[giden]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[mücadeleden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yolda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Tıp Eğitimi Anabilim Dalı tarafından “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” etkinlikleri kapsamında “Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eutfde-milli-mucadeleden-cumhuriyete-giden-yolda-hekimler-sergisi-acildi-587789">EÜTF&#8217;de &#8220;Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler&#8221; sergisi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Tıp Eğitimi Anabilim Dalı tarafından “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” etkinlikleri kapsamında “Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi. Tıp Eğitimi Anabilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Şahin’nin küratörlüğünü yaptığı sergiye; EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Güneş Ak,  Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Atik,  Prof. Dr. Serkan Ertugay,  Doç. Dr. Sercan Yalçınlı, akademisyenler, sağlık çalışanları ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Serginin açılışında konuşan Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Güneş Ak,  “Cumhuriyetimizin 102. yılında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak bizleri derinden duygulandıran bu anlamlı sergide bir aradayız.  Cumhuriyetimizin kuruluş sürecinde fedakârca görev yapan tüm hekimlerimizi saygı ve minnetle anmak amacıyla düzenlenen ‘Millî Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler’ sergisi, bilimin, insan hayatına adanmışlığın ve Cumhuriyet ideallerinin bir yansımasıdır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ sözüyle bizlere yüklediği sorumluluğu, geçmişten aldığımız bu güçle, bilimin ve insanlığın hizmetinde sürdürmeye devam edeceğiz. Bu anlamlı çalışmayı hazırlayan Prof. Dr. Hatice Şahin hocamıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Cumhuriyetimizin 102. yılını gururla kutluyorum” dedi</p>
<p><b>“Hekimlerin emeklerini görünür kılmayı amaçladım ”</b></p>
<p>Serginin amacından bahseden Prof. Dr. Hatice Şahin “Bu sergiyi, ‘Milli Mücadele&#8217;den Cumhuriyet&#8217;e Giden Yolda Hekimler’ adıyla açmamın temel nedeni, Cumhuriyet&#8217;in ilanından önceki tüm mücadelelerde hekimlerin önemli bir rol oynamış olmasıdır. Ülkemizin en parlak ve ulusal değerler konusunda en duyarlı kesimlerinden biri olan hekimlerin bu emeklerinin görünür kılınmasını amaçladım. Cumhuriyet döneminde ve sonrasında bu ülkeye emek veren pek çok hekim bulunmaktadır. Örneğin, Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonraki ilk Milli Eğitim Bakanı ve ilk Sağlık Bakanı hekimdir. Ancak bu sergide ilk aşama olarak, 23 Nisan 1920&#8217;de ilk Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılışı sırasında emek veren hekimleri ön plana çıkarmak istedim. Bir diğer hedefim ise Tıp Fakültemizde eğitim gören başarılı öğrencilerimizin, geçmişimizle ilgili daha fazla bilgi edinmelerini sağlamaktı. Çünkü geçmişimizi bilmeden bugünümüzü yorumlamak, yarınımızla ilgili hayaller kurmak ve kendimizi motive etmek çok kolay değildir. Günümüzde her şeyin ve tüm değerlerin hızla eskidiği bir dönemde, ‘Nereden geldik, nereye gidiyoruz ve nasıl bir vizyon oluşturmalıyız?’ soruları üzerine düşünmelerini arzuluyorum. Bu konuda bir motivasyona ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerime bu konularla ilgili dersler verirken, anlatılanların somut ve gözle görülür hale getirilmesini istedim” diye konuştu</p>
<p><b>“Umutsuzluk yoktur; umutsuzluğa kapılan insanlar vardır”</b></p>
<p>Serginin herkese motivasyon kaynağı olmasını dileyen Prof. Dr. Hatice Şahin “Bugün bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bunun arkasında büyük emekler veren insanlar olduğunu ve onlara karşı bir minnet borcumuz olduğunu düşünüyorum. Bu gerçeğin gençler tarafından görülmesini özellikle önemsiyorum. Umuyorum ki bu sergi, hem ziyaretçiler hem personelimiz hem de öğrencilerimiz için bir motivasyon kaynağı olur. Milli Mücadele&#8217;nin başlangıcındaki zorluklar, zaman zaman bizim de yaşadığımız dönemlerde hissedilebilmektedir. Ancak hiçbir zaman umutsuzluk yoktur; sadece umutsuzluğa kapılan insanlar vardır. Atatürk&#8217;ün ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözünden ilhamla, Tıp Fakültesi öğrencilerinin bu sergiyi görerek kendileri için bir umut ve motivasyon kaynağı bulmalarını diliyorum. Umarım bu hedefime ulaşabilirim” dedi.</p>
<p>Sergi, 7 Kasım 2025 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eutfde-milli-mucadeleden-cumhuriyete-giden-yolda-hekimler-sergisi-acildi-587789">EÜTF&#8217;de &#8220;Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler&#8221; sergisi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de &#8216;Arkeoloji Gündemi&#8217; başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-arkeoloji-gundemi-basladi-586498</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 17:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[ekmeği]]></category>
		<category><![CDATA[gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[Küllüoba]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586498</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği “Arkeoloji Gündemi”nde Prof. Dr. Murat Türkteki’yi ağırladı. Erken Tunç Çağı ile ilgili bilgi veren Türkteki, Küllüoba Höyüğü’nde yaptıkları kazı çalışmalarından bahsetti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-arkeoloji-gundemi-basladi-586498">Nilüfer&#8217;de &#8216;Arkeoloji Gündemi&#8217; başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği “Arkeoloji Gündemi”nde Prof. Dr. Murat Türkteki’yi ağırladı. Erken Tunç Çağı ile ilgili bilgi veren Türkteki, Küllüoba Höyüğü’nde yaptıkları kazı çalışmalarından bahsetti. <br /> </p>
<p>Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve Arkeologlar Derneği Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “Arkeoloji Gündemi” söyleşi serisi Pancar Deposu’nda başladı. Programın ilk konuğu Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki, “Mayalanan Hayat, Mayalanan Toplum: Küllüoba Verileri Üzerinden Batı Anadolu Erken Tunç Çağı’na Bakış” başlıklı sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>Bu tür etkinliklerin arkeologlar için çok önemli ve anlamlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türkteki, bu sayede hem kendi çalışmalarının bir sonucunun alındığını, hem de eğitici bir programın gerçekleştirildiğini söyledi. Etkinlikle toplumla bağ kurulabildiğine de dikkat çeken Türkteki, emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Küllüoba kazı çalışmalarının 1996 yılında Prof. Dr. Turan Efe tarafından başlatıldığını hatırlatan Türkteki, kendisinin 2001 yılından itibaren kazılarda yer aldığını ve 2019’dan itibaren de kazı başkanı olarak görevi devraldığını söyledi.</p>
<p>Küllüoba Höyük’ün, Erken Tunç Çağı’nın<b> </b>tamamını temsil ettiğini söyleyen Türkteki, Höyük’ün, yaklaşık 7-8 hektarlık alana yayılmış olduğunu, ova seviyesinden yüksekliğinin de 10 metreyi bulan yayvan, orta büyüklükte bir yer olarak tanımladı. Erken Tunç Çağı’nın temel özelliklerine de değinen Prof. Dr. Türkteki, bu dönemin en belirleyici unsurunun tarımsal bir yaşam tarzı ve kırsal üretim olduğunu söyledi. Tarımsal üretimi hızlandıran önemli bir keşfin sabanın kullanılması olduğunu aktaran Türkteki, bu dönemde dokumacılık ve metalurjinin öne çıktığını kaydetti.</p>
<p>MİMARİSİ VE GÖMME PRATİĞİ</p>
<p>Küllüoba’daki yapılardan da bahseden Türkteki, duvarları 3 metre yüksekliğe kadar<b> </b>korunmuş evler tespit edildiğini kaydetti. Türkteki, “Bu yapılar, birbirine bitişik, ortak duvarlı ve dikdörtgen planlı inşa edilmişti. En dikkat çekici durum ise bu yapıların yıkılmayıp, içlerine kırmızı toprak yığılarak tamamen gömülmüş olmasıydı. Gömme işlemi sırasında evin kapısı taşlarla örülmüş ve kapının boşluğunda oğlak kemikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular, kurban eyleminin burada gerçekleştiğini göstermektedir” diye konuştu.</p>
<p>2024 YILI KEŞFİ KÜLLÜOBA EKMEĞİ</p>
<p>En çarpıcı keşiflerinden birisinin geçtiğimiz sene ortaya çıkarılan Küllüoba ekmeği olduğunu söyleyen Türkteki, “Bir evin arka odasında, eşiğin hemen yanında, yakılmış bir halde bulunan ekmek, bütün halde karbonlaşmış olarak ele geçti ve nadir bir bulgu niteliği taşıyor. Yapılan analizler, ekmeğin yakılmadan önce gerçekten pişirildiğini gösterdi. Kesitine bakıldığında, ekmeğin ana bileşeninin gergin buğday olduğu ve az miktarda da olsa mercimek içerdiği anlaşıldı. Ekmeğin pişirildikten sonra koparıldığı, yakıldığı ve sonrasında kırmızı toprakla eşiğe gömüldüğü tespit edildi” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-arkeoloji-gundemi-basladi-586498">Nilüfer&#8217;de &#8216;Arkeoloji Gündemi&#8217; başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ İletişim Fakültesinde Atatürk ve Cumhuriyet&#8217;in kazanımları sanatla anlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinde-ataturk-ve-cumhuriyetin-kazanimlari-sanatla-anlatildi-586471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 16:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kazanımları]]></category>
		<category><![CDATA[letişim]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde Cumhuriyet’in 102’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen “Cumhuriyet ve Atatürk Günleri” etkinlikleri kapsamında, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü ve EÜ İletişim Fakültesi iş birliğinde  “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Plastik Sanatlar Grup Sergisi” sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinde-ataturk-ve-cumhuriyetin-kazanimlari-sanatla-anlatildi-586471">EÜ İletişim Fakültesinde Atatürk ve Cumhuriyet&#8217;in kazanımları sanatla anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde Cumhuriyet’in 102’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen “Cumhuriyet ve Atatürk Günleri” etkinlikleri kapsamında, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü ve EÜ İletişim Fakültesi iş birliğinde  “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Plastik Sanatlar Grup Sergisi” sanatseverlerle buluştu.</p>
<p>EÜ İletişim Fakültesi Fuaye Alanında gerçekleştirilen sergi açılışına  İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Füsun Topsümer ve Prof. Dr. Elif Yıldız’ın yanı sıra akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>DEÜ Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tuba Gültekin ve Eğitim Fakültesi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yurdagül Kılıç Gündüz’ün küratörlüğünde gerçekleştirilen sergide, Resim Öğretmenliği Anabilim Dalı öğretim üyeleri ile lisansüstü öğrencilerinin “Zafer, Cumhuriyet Bayramı, Cumhuriyet ve Atatürk” temalı eserleri yer aldı. Yağlı boya, akrilik, linol ve ağaç baskı teknikleriyle hazırlanan eserlerde, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda yetişen sanatçı ve eğitimcilerin gözünden Cumhuriyet’in kazanımları, sanatın diliyle yansıtıldı.</p>
<p><b>“Cumhuriyetimiz, en büyük değerimizdir”</b></p>
<p>Serginin açılışında konuşan İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Topsümer, “Cumhuriyetimizin 102’nci yaşını kutlarken bu özel ve anlamlı sergiye ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Her zaman büyük bir coşkuyla kutladığımız Cumhuriyetimiz, bizim en büyük değerimizdir. Bize bu değeri kazandıran büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ Cumhuriyet ve sanatı bir arada ele aldığımız sergimizin açılışını yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Emek veren tüm gençlerimize, katkı sağlayan akademisyenlerimize ve bizlerle birlikte olan idari personelimize yürekten teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b>“Cumhuriyetimizin kazanımlarını sanatın diliyle görünür kıldık”</b></p>
<p>&#8220;Cumhuriyet Bayramı Sergi Serileri&#8221; hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tuba Gültekin ise “Eğitim Bilimleri Enstitüsü olarak her yıl Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediğimiz Cumhuriyet Bayramı Plastik Sanatlar Sergisi, artık geleneksel bir nitelik kazanarak kurumsal bir kültüre dönüşmüş durumda. Bu sergi serileri, yalnızca sanatsal bir etkinlik olmanın ötesinde; milli birlik ve beraberlik duygularını pekiştirmeyi, Cumhuriyetimizin kazanımlarını sanatın diliyle görünür kılmayı amaçlıyor. Aynı zamanda başta öğrencilerimiz olmak üzere tüm katılımcılarda tarihsel bilinç ve değer farkındalığı oluşturmayı hedefliyoruz. Sanat yoluyla duyguların, düşüncelerin ve ideallerin ifade edilmesini son derece önemsiyoruz. Enstitü olarak, bu tür etkinliklerle milli ve manevi değerlere bağlı, üretken ve duyarlı bireylerin yetişmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından katılımcılar sergiyi gezerek eserleri incelediler.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-iletisim-fakultesinde-ataturk-ve-cumhuriyetin-kazanimlari-sanatla-anlatildi-586471">EÜ İletişim Fakültesinde Atatürk ve Cumhuriyet&#8217;in kazanımları sanatla anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de Asya Rönesansı Sempozyumu, kültürel mirası ve geleceği buluşturdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-asya-ronesansi-sempozyumu-kulturel-mirasi-ve-gelecegi-bulusturdu-586302</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[asya]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[enstitü]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[rönesansı]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü koordinatörlüğünde, Kazakistan Al-Farabi Üniversitesi ve Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanlığı İktisat Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Asya Rönesansı Sempozyumu” başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-asya-ronesansi-sempozyumu-kulturel-mirasi-ve-gelecegi-bulusturdu-586302">EÜ&#8217;de Asya Rönesansı Sempozyumu, kültürel mirası ve geleceği buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü koordinatörlüğünde, Kazakistan Al-Farabi Üniversitesi ve Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanlığı İktisat Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası Asya Rönesansı Sempozyumu” başladı. Açılışa, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan, EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Kurucu Müdürü Prof. Dr. Fikret Türkmen, İkinci Asya Rönesansı Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Hamit Özman ve Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Fedakar ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. Abdullah Temizkan, “ ‘Işık Doğu’dan yükselir’ sözü kadim bir bilgeliktir. Tarih boyunca İpek Yolu, sadece ticaretin değil; kültürlerin, dillerin ve fikirlerin de köprüsü olmuştur. Batı, kağıt, pusula ve matbaayı doğudan öğrenip geliştirmiş, Rönesans ile güçlenirken, Doğu geride kalmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, bu gidişe dur diyerek mazlum milletlere örnek oldu. Bugün, hegemonya ancak bilim ve teknolojiyi üretmekle sona erebilir. Dünya yeniden Doğu’dan yükseliyor; Türkistan’daki genç Türk Cumhuriyetleri, Güney Kore, Çin ve Hindistan bilim ve teknolojide yükseliyor, Batı ile yarışıyorlar. Bu fırsatı kaçırmamak ve bilim, felsefe ile sanatta geride kalmamak zorundayız. Bu sempozyumun da bu amaca önemli katkı sağlayacağına inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.</p>
<p><b>“Sempozyum hayat ağacıyla kültürel bağları canlandırdı”</b></p>
<p>Sempozyumun sadece akademik bir etkinlik olmanın ötesinde, kültürlerarası bağlantıyı ve geleceğe yönelik bir vizyonu temel aldığını belirten Prof. Dr. Pınar Fedakar, “Asya Rönesansı Sempozyumu’nun logosu olan Hayat Ağacı, yalnızca bir tasarım değil, binlerce yıllık kültürel mirası ve insanlık bilgisini simgeliyor. Türk mitolojisinde insanın ortasında durduğu bu ağaç, kökleriyle geçmişi, dallarıyla geleceği, yapraklarıyla da farklı kültürleri ve dilleri temsil eder. Mezopotamya’dan Çin’e, Hıristiyanlıktan Mayalara kadar pek çok kültürde benzer anlamlarla yer alır ve tümünde ortak hakikati, yani hayatın birbirine bağlı olduğunu ifade eder. Hayat Ağacı, köklerinden güç alarak yeniden filizlenen, doğudan yükselen ışığı simgeler; Rönesans da bu yeniden doğuşu, geçmişle geleceği bağlamayı ve kültürel mirası günümüzle buluşturmayı temsil eder. Bu nedenle sempozyum, sadece geçmişin mirasını değil, aynı zamanda gelecekte tartışılacak fikirleri ve iş birliklerini de kucaklayan bir platformdur” diye konuştu.</p>
<p><b>“Türk dünyası, bu çağın aktif mimarı olmayı hedefliyor”</b></p>
<p>Doç. Dr. Hamit Özman ise, “İçinde bulunduğumuz ve bir &#8216;Asya Rönesansı&#8217; olarak gördüğümüz 21. yüzyılda, Türk dünyası olarak edilgen bir izleyici değil, bu yeni çağın aktif bir mimarı olmayı hedefliyoruz. G20 örneğinde sıkça vurguladığım gibi, gücümüz sadece geçici ekonomik verilerle değil, aynı zamanda politik ve stratejik özgül ağırlığımızla ölçülmelidir. Bu hedef doğrultusunda, devlet başkanlarımızın 2021&#8217;deki 8. Zirve&#8217;de imzaladığı &#8216;2040 Vizyonu&#8217; belgesi yol haritamızı oluşturmaktadır. Bu vizyonda biz bilim insanlarına düşen pay ise üniversiteler arası iş birliğini artırmaktır ki Özbekistan ve Azerbaycan&#8217;da kurulan ortak üniversiteler bu yolda attığımız somut adımlardır ve bu iş birliğini daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum”  dedi.</p>
<p><b>“Adil piyasa ve dijitalleşme ile iş birliğini güçlendiriyoruz”</b></p>
<p>Sempozyuma çevrimiçi katılan Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Can Balak, “Ticaret Bakanlığı olarak 85 milyon vatandaşımıza karşı sorumluluk bilinciyle hareket ediyor, adil ve rekabetçi bir piyasa yapısı içinde istikrarlı bir ticaret ortamı oluşturmak için çalışıyoruz. Esnafımızın, tacirlerimizin ve sanayicilerimizin daima yanındayız. Türk Ticaret Kanunu ve şirketler hukuku, Bakanlığımızın öncelikli alanlarından biridir. Güncel düzenlemelerle mevzuatımızı Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu hale getirdik. 2002 yılında 1 milyon 28 bin olan şirket sayısı bugün 2,5 milyonu aşmıştır. Dijitalleşme sürecinde de önemli adımlar attık. Elektronik Ticari Defter Sistemi ile ticari defterlerin dijital ortamda tutulmasını sağladık; tüm yeni şirketler bu sisteme entegre edilecektir. Ayrıca, esnaf ve kadın kooperatiflerinin e-ticarette daha etkin rol alması için düzenlemeler yaptık. Bu sempozyumun, ülkelerimiz arasında ekonomik iş birliğini güçlendirerek ortak hedeflerimize katkı sağlayacağına inanıyorum” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Fikret Türkmen ise “Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü’nün kuruluşu uzun ve zorlu bir süreçti. Amacımız, Türk dünyasının ortak kültürel mirasını, ekonomik değerlerini ve inanç sistemlerini bilimsel olarak ortaya koymak ve hem Türkiye hem de diğer Türk Cumhuriyetlerine uluslararası düzeyde veri sunmaktı. Bu gerekçeyle enstitümüz resmen kuruldu. “SES” kısaltmasıyla anılan Türk Dünyası Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı, bu sürecin organizasyonunu üstlenen temel birim oldu” dedi.</p>
<p>Al-Farabi Kazak Ulusal Üniversitesi Ekonomi ve İşletme Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Galiya Dauliyeva ise sempozyumun ekonomik faktörlerin ve uluslararası ilişkilerin tartışılması açısından büyük fayda sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>Konuşmaların ardından, Prof. Dr. Abdullah Temizkan, protokol konuşmacılarına teşekkür belgelerini ve hediyelerini takdim etti.</p>
<p>İki gün sürecek etkinlik kapsamında çeşitli oturumlarda uluslararası katılımcılar tarafından Türk dünyasında; ekonomi ve uluslararası ilişkilerde iş birliği, rekabet ve entegrasyon gibi konular tartışılacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-asya-ronesansi-sempozyumu-kulturel-mirasi-ve-gelecegi-bulusturdu-586302">EÜ&#8217;de Asya Rönesansı Sempozyumu, kültürel mirası ve geleceği buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Suat Çağlayan ve Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen&#8217;den öğrencilere altın değerinde tavsiyeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suat-caglayan-ve-prof-dr-yilmaz-buyukersenden-ogrencilere-altin-degerinde-tavsiyeler-586058</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 14:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükerşen]]></category>
		<category><![CDATA[çağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[suat]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586058</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP – 6. İzmir Kitap Fuarı’na konuk olan eski Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Suat Çağlayan ile eski Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen anılarını, eğitim hayatlarını ve yazarlık serüvenlerini öğrencilerle paylaştı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suat-caglayan-ve-prof-dr-yilmaz-buyukersenden-ogrencilere-altin-degerinde-tavsiyeler-586058">Prof. Dr. Suat Çağlayan ve Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen&#8217;den öğrencilere altın değerinde tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP – 6. İzmir Kitap Fuarı’na konuk olan eski Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Suat Çağlayan ile eski Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen anılarını, eğitim hayatlarını ve yazarlık serüvenlerini öğrencilerle paylaştı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP – 6. İzmir Kitap Fuarı’nda eski Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Suat Çağlayan ile eski Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen çocuklar ve gençlerle bir araya geldi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte iki duayen isim; anılarını, eğitim hayatlarını, yazarlık serüvenlerini ve kazandıkları ödülleri paylaştı. Öğrenciler de sorularıyla söyleşiye renk kattı.</p>
<p><strong> “İzmir Fuarı Türkiye’nin zenginliği”</strong><br />İZKİTAP’a ev sahipliği yapan Kültürpark ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, “Ailemin kucağında bebekken, sonra çocuk, sonra da yetişkin olarak da her fırsat bulduğumda geldim İzmir Fuarı’na. İzmir Fuarı sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin bir zenginliği. Uluslararası ticaretin ne olduğunu ve dünyadaki tüm yenilikleri burada gördük, buradan öğrendik. İzmir, Türkiye’nin incisidir. Ege Bölgesi’nin başkenti” dedi.</p>
<p><strong>“Yazmaktan vazgeçmeyin”</strong><br />Prof. Dr. Büyükerşen, çocuklara bol bol okumalarını ve yazmalarını, yazmaktan vazgeçmemelerini tavsiye etti. Büyükerşen, “Hayal kurun, hayal kurmak çok önemli yazmak için. Ben kitap okurken sayfaların kelimeleri bana geldikçe o kitabın kahramanlarını gözümün önünde canlandırırım ve bir film gibi okurum. Yeni teknolojinin sunduğu cep telefonları, yapay zeka programlarından ve televizyondan biraz uzak durmak gerekiyor. Yazmak size düzgün konuşmayı, Türkçeyi düzgün kullanmayı öğretir. Özellikle kelimelerden harfleri çıkartarak kelimeleri kısaltmayın” tavsiyelerinde bulundu.</p>
<p><strong>“Siz çok şanslısınız”</strong><br />“Yılmaz Büyükerşen &#8211; Deli Deli İşler Yapan Bir Eskişehirli” kitabı ile Büyükerşen’in biyografisini de yazan Prof. Dr. Çağlayan, esprili bir dille, kitabında hocanın çocukluk anılarına da yer verdiğini söyledi. Çocuklara seslenen Çağlayan, “Bir konuyu belirleyin ve o konuda kitaplar okuyun. Ben insanların geçmişlerini biyografilerini alıp romanlaştırmak ve kurgulamak üstüne yazmayı ve okumayı seviyorum. Hangi konuda meraklıysanız o kitapları okuyun. Kitap okurken sonuca değil, betimlemelere odaklanın, yazarın anlattığı ağaçları, çiçekleri, renkleri gözünüzde canlandırın” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suat-caglayan-ve-prof-dr-yilmaz-buyukersenden-ogrencilere-altin-degerinde-tavsiyeler-586058">Prof. Dr. Suat Çağlayan ve Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen&#8217;den öğrencilere altın değerinde tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ ile ADAU arasındaki iş birliği güçlenerek devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-ile-adau-arasindaki-is-birligi-guclenerek-devam-ediyor-585994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 11:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[güçlenerek]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[rektörü]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) ile Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi (ADAU) arasında 2019 yılından beri devam eden ziraat alanında  "Uluslararası Çift Diploma Eğitim Programı" protokolü yenilendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-ile-adau-arasindaki-is-birligi-guclenerek-devam-ediyor-585994">EÜ ile ADAU arasındaki iş birliği güçlenerek devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) ile Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi (ADAU) arasında 2019 yılından beri devam eden ziraat alanında  &#8220;Uluslararası Çift Diploma Eğitim Programı&#8221; protokolü yenilendi. Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesinde düzenlenen protokol törenine EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün, ADAU Rektörü Doç. Dr. Zafer Gurbanov, Azerbaycan devlet temsilcileri ile her iki üniversiteden akademisyenler katıldı.</p>
<p>Alanında ilk olma özelliği taşıyan protokolün sürdürülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Türk yükseköğretiminde örnek bir model olan Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi ile yürüttüğümüz İkili Diploma Programımızın altıncı yılında, iş birliği protokolümüzü yenileyerek sürdürüyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Ege Üniversitesi heyetimiz ile Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi Rektörü Doç. Dr. Zafer Gurbanov ve beraberindeki değerli heyetin katılımıyla, nitelikli ve güçlü iş birliği protokolümüzün imza törenini gerçekleştirdik. Ortak kültür ve mirası paylaştığımız can Azerbaycan ile eğitim, öğretim ve akademik iş birliklerimizi daha da güçlendirmek; Türk dünyası yükseköğretiminde kalıcı ve sürdürülebilir iş birliklerini geliştirmek amacıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>“70 yıllık bilgi birikimimizi kardeş ülkemiz ile paylaşıyoruz”</b></p>
<p>Protokolle, Ege Üniversitesinin 70 yıllık bilgi birikimini Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi ile paylaştığını ifade eden Prof. Dr. Budak, “Uluslararası nitelik taşıyan protokol kapsamında eğitimler, Ziraat Fakültemizin eğitim-öğretim programlarına eşdeğer ve eş zamanlı olarak yürütülüyor. Fakültemizin müfredatı ve eğitim planları, yöntemleri ve ölçme-değerlendirme uygulamaları kullanılıyor. Akademisyenlerimiz, Azerbaycan’a giderek orada eğitim faaliyetlerine katılıyorlar. ADAU’da programa dahil öğrenciler, öğrenim sürelerinin 4’üncü yılında Ege Üniversitesine gelip eğitimlerini burada sürdürerek, üniversitemizin tüm imkanlarından yararlanabiliyorlar. Program kapsamında ilk mezunlarımızı verdik. Alanında ilk olan bu programın, iki ülke arasındaki bağları daha da güçlendirdiğine inanıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve kardeş ülke Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde ‘Tek Millet İki Devlet’ şiarıyla gelişen iş birlikleri neticesinde YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’ın destekleriyle hayata geçirdiğimiz bu protokolü sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Her iki üniversite ve her iki ülke için hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p>ADAU Rektörü Doç. Dr. Zafer Gurbanov ise programın başarıyla sürdürüldüğünü belirterek, programa 2025/2026 akademik yılı öğrenci kayıtlarının yüzde 100 dolulukla tamamlandığını duyurdu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-ile-adau-arasindaki-is-birligi-guclenerek-devam-ediyor-585994">EÜ ile ADAU arasındaki iş birliği güçlenerek devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organ Naklinde Türk cerrahların başarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/organ-naklinde-turk-cerrahlarin-basarisi-585964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 10:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahların]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Karaciğer Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[Leiden Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[naklinde]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Organ Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[verici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk cerrahlar, Hollanda’nın en eski ve prestijli hastanelerinden biri olan Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde, ülkenin ilk erişkin canlı vericili karaciğer naklini gerçekleştirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organ-naklinde-turk-cerrahlarin-basarisi-585964">Organ Naklinde Türk cerrahların başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türk cerrahlar, Hollanda’nın en eski ve prestijli hastanelerinden biri olan Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde, ülkenin ilk erişkin canlı vericili karaciğer naklini gerçekleştirdi. </em></p>
<p><em>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı ve Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz ile Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat, Hollanda’da ilk defa yapılan canlı vericili karaciğer nakline imza attılar.  </em></p>
<p>Türkiye geçmişte yabancı cerrahların bilgi ve deneyimlerinden faydalanan bir ülke iken, bugün Türk cerrahlar, özellikle canlı vericiden yapılan organ nakilleri alanında dünyaya rehberlik ediyor. Bilgi birikimleri ve deneyimleriyle uluslar arası alanda örnek gösterilen hekimler, eğitimler gerçekleştiriyor, operasyonlara öncülük ediyor. Bunun son örneği, 250 bin nüfuslu üniversite şehri olan Leiden’de,<em> </em>450 yıl önce kasabaya ödül olarak kurulan Leiden Üniversitesi’nin hastanesinde gerçekleşti. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı ve Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz ile Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat</strong>, Hollanda’da ilk defa Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan canlı vericili karaciğer nakline imza atarken, üniversitenin tıp tarihinde yeni bir sayfa açan başarısına da ortak olmanın mutluluğunu yaşadılar. </p>
<p><strong>Geçen yıl Türkiye’ye gelmişlerdi </strong></p>
<p>Türkiye kadavradan nakilde dünya genelinde son sıralarda yer alırken, canlı vericiden organ naklinde ise ilk sırada bulunuyor. Bu alanda kazandıkları bilgi ve deneyimleri günümüzde yabancı meslektaşlarına aktarır duruma gelen Türk hekimler, önemli başarılara imza atıyor. Prof. Dr. Hamdi Karakayalı geçtiğimiz günlerde Hollanda’da Leiden Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirdikleri canlı vericiden karaciğer nakline yönelik şöyle konuştu: “Geçtiğimiz yıl Leiden’in organ nakli ekibi (cerrahlar, gastroenterologlar, radyologlar, patologlar, anestezi ve yoğun bakım uzmanları, ameliyat hemşireleri) bizleri Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’mizde ziyaret etmiş, bir hafta boyunca yanımızda bulunarak üç karaciğer nakli ameliyatımızı gözlemlemişti. Ülkelerine döndükten sonra nihayet ilk vaka için alıcı, verici hazırlandı, online olarak yaptığımız konseyde uygun olduklarına karar verip ameliyat gününü kararlaştırdık. 45 yaşındaki Hollandalı hastaya, 29 yaşındaki donör olan yeğeninden karaciğeri naklettik ve 13 saat süren ameliyatı başarı ile tamamladık. Bu arada verici ameliyatı, ekibe Tayvan’dan katılan bir cerrahın katkısıyla robotik olarak gerçekleştirildi. Leiden Üniversitesi Tıp Fakültesi gibi dünyada iyi bilinen prestijli bir kuruma böyle bir destek vermekten ülkemiz adına gurur duyduk.”</p>
<p><strong>Türkiye canlı vericili nakil başarısında dünyada 1. sırada</strong></p>
<p>Halen resmi verilere göre, Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bekleme Listesi’ne kayıtlı 35 bine yakın hastanın çoğunun acil organ nakline ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karakayalı “Organ bağışı ihtiyacı karşılamaya yetmiyor ve hastaların çoğu bekleme sürecinde ne yazık ki hayatını kaybediyor, bu sırada listeye sürekli yeni hastalar ekleniyor. Buna karşın donör bulan hastaların tedavi edilmesini sağlayan canlı vericili karaciğer nakli sayılarına bakıldığında ülkemiz 1. sırada yer alıyor. Oysa ideal olan kadavradan bağış oranının yüksek olması. Bu nedenle ülkemizde kadavradan nakilleri mutlaka artırmalıyız” dedi. Prof. Dr. Karakayalı, Sağlık Bakanlığı’nın yeni yayınladığı yönetmeliğe göre artık, organ bağışı beyanlarının E-Devlet ve E-Nabız üzerinden yapılabileceğini de belirterek bunun kadavradan bağışın artmasında umut verici bir gelişme olduğunu söyledi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organ-naklinde-turk-cerrahlarin-basarisi-585964">Organ Naklinde Türk cerrahların başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesinde &#8216;Bilimsel Bilgi&#8217;nin tarihsel süreci ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-birgivi-ilahiyat-fakultesinde-bilimsel-bilginin-tarihsel-sureci-ele-alindi-585802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 11:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birgivi]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesinde]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[lahiyat]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Birgivi İlahiyat Fakültesi tarafından “İsis’in Peçesini Açmak: İdrâk, İnşâ ve İfâde Arasında ‘Bilimsel Bilgi’ Nedir?” başlıklı konferans düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-birgivi-ilahiyat-fakultesinde-bilimsel-bilginin-tarihsel-sureci-ele-alindi-585802">EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesinde &#8216;Bilimsel Bilgi&#8217;nin tarihsel süreci ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Birgivi İlahiyat Fakültesi tarafından “İsis’in Peçesini Açmak: İdrâk, İnşâ ve İfâde Arasında ‘Bilimsel Bilgi’ Nedir?” başlıklı konferans düzenlendi.</p>
<p>Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı ve Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Caner Ilgaroğlu’nun organize ettiği konferans, Ege Üniversitesi Kültür ve Sanat Evinde gerçekleştirildi. Programa, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık’ın yanı sıra idari personel, akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi. Program, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Öğr. Gör. Osman Bostancı’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p>
<p>Konferansta konuşan Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, “Bilim, akıl ve din gibi kavramları sıkça kullanıyoruz ancak çoğu zaman bu kavramların derinliğine değil, yüzeysel anlamına odaklanıyoruz. Oysa bugün kullandığımız ‘bilim’ kavramı oldukça yenidir; modern anlamıyla 1831’e, bugünkü içkin anlamıyla ise 1924’e kadar uzanır. Bu nedenle İbn Sina’ya ya da Newton’a ‘bilim insanı’ demek tarihsel bir yanılgıdır, çünkü onlar kendilerini ‘doğa filozofu’ olarak tanımlamaktaydı. Düşünceye derinlik kazandıran tarih bilincidir; geçmişi bugünün kavramlarıyla okumaya çalışmak tarihi anlamak değil, onu çarpıtmaktır. Gazali’nin felsefeye yönelik eleştirileri de bu bağlamda ele alınmalıdır; onun hedefi günümüzdeki anlamda felsefe değil, kendi dönemindeki metafizik tartışmalarıdır” dedi.</p>
<p><b>“Felsefenin kökü Eski Mısır’a dayanıyor”</b></p>
<p>Bilginin kökeni, evrenin varoluşu, bilimin ve felsefenin doğası hakkındaki farklı anlayışları karşılaştıran Prof. Dr. Fazlıoğlu, “Klasik gelenekte bilgi bir ‘idrak’ faaliyeti olarak görülürken, Kant’tan sonra, özellikle non-Öklidyen geometriler ve modern fiziğin ortaya çıkışıyla birlikte bilim bir ‘inşa’ faaliyetine dönüşmüştür. Felsefenin kökeni sanıldığı gibi Yunan’a değil, Eski Mısır’a dayanır. ‘Philosophia’ kelimesi Grekçe olmayıp, bilgelik tanrıçası İsis, yani Sofya ile akıl yoluyla irtibat kurarak ondan doğru bilgiyi ‘episteme’yi alma eylemini ifade eder. Hermetizm ve simya gelenekleri ise nesnelerin temelindeki bu ‘sözü’ değiştirerek varlığı dönüştürme düşüncesine dayanır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Teoriler gözlemi şekillendirir”</b></p>
<p>Bilgi arayışında teorik ön kabullerin ve metafizik varsayımların, gözlem ve keşif üzerindeki belirleyici ve kısıtlayıcı rolünü vurgulayan Prof. Dr. Fazlıoğlu,  “Klasik dönemde bilginin temel amacı, Mısır tanrıçası İsis&#8217;in gerçekliği örten metaforik peçesini aralayarak, görünenin ardındaki değişmeyen sabit yapıyı, yani evrenin temelindeki ‘kodu’ keşfetmektir. Ancak bu arayış, kişinin sahip olduğu teorik ve metafizik kabuller tarafından doğrudan belirlenir; zira bir kavrama sahip değilseniz, o kavrama karşılık gelen olguyu göremezsiniz. Bunun en çarpıcı örneği, İslam medeniyetindeki büyük rasathanelerin, gökyüzünün ilahi ve kusursuz olduğu ön kabulü nedeniyle hiçbir süpernova patlaması veya güneş lekesi kaydetmemiş olmasıdır; oysaki aynı dönemlerde Çinliler bu gözlemleri belgelemiştir. Hatta İbn-i Sina&#8217;nın eserlerinde büyük bir gök olayından bahsetmesi ama bunu anlamlandıramaması, teorinin gözlemi nasıl öncelediğini kanıtlar. Karl Popper&#8217;ın da gösterdiği gibi, her araştırma neyin aranacağını belirleyen bir teoriyi ve metafizik kabulü zorunlu olarak önceler, bu da ampirizmin (deneyciliğin) tek başına gerçeği anlamak için yetersiz olduğunu ortaya koyar” dedi.</p>
<p>Etkinlik, Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’nun katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından, Dekan Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık’ın kendisine hediye takdim etmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-birgivi-ilahiyat-fakultesinde-bilimsel-bilginin-tarihsel-sureci-ele-alindi-585802">EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesinde &#8216;Bilimsel Bilgi&#8217;nin tarihsel süreci ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Karaman yılanpancarı&#8221; bilim dünyasına tanıtıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaman-yilanpancari-bilim-dunyasina-tanitildi-585729</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasına]]></category>
		<category><![CDATA[karaman]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtıldı]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yılanpancarı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585729</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok yeni türü keşfederek bilim dünyasına kazandıran Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, Karaman’da yeni bir yılanpancarı türünü keşfeden ekipte yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaman-yilanpancari-bilim-dunyasina-tanitildi-585729">&#8220;Karaman yılanpancarı&#8221; bilim dünyasına tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok yeni türü keşfederek bilim dünyasına kazandıran Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, Karaman’da yeni bir yılanpancarı türünü keşfeden ekipte yer aldı.</p>
<p>Prof. Dr. Yıldırım,  Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çeçen ve Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nde görevli Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos tarafından yürütülen bilimsel taksonomik çalışmalar sonucunda, Yılanyastığıgiller (Araceae) familyasına ait Yılanpancarı (Biarum) cinsinden yeni bir tür bilim dünyasına kazandırıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. Hasan Yıldırım’ı çalışmalarından dolayı tebrik ederek başarılarının devamını diledi.</p>
<p>Karaman ili Dereköy çevresinde tespit edilen türün bitki dünyası için tamamen yeni bir tür olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “Bu keşif, Anadolu’nun hâlâ keşfedilmemiş biyolojik zenginliklere sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor” dedi.</p>
<p>Bitkinin keşif hikayesini anlatan Prof. Dr. Yıldırım, “Bitki, ilk olarak Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Organik Tarım Programı mezunu ve organik tarım işletmecisi Gülşen Kavas tarafından bulundu.  Kavas, 2023 yılında mantar toplamak amacıyla çıktığı bir doğa gezisi sırasında fark ettiği bitkiyi fotoğraflayarak Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çeçen’e ulaştırdı.  Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çeçen, Türkiye’de Yılanyastığıgiller üzerinde uzun yıllardır çalışan araştırmacılardan oluşan ekibimizle iletişime geçti. Morfolojik incelemeler sonucunda bitkinin daha önce tanımlanmamış bir tür olduğu belirlendi. Yeni tür, en yakın akrabası olan ve Antalya çevresinde yayılış gösteren Dağ yılanpancarı (Biarum rifatii) ile karşılaştırmalı olarak incelendi. Spatha yapısının iç yüzeyi, çiçek borusunun biçimi ve stigma yapısı gibi karakterlerdeki belirgin farklar türün yeni olduğunu ortaya kondu. Bitki, onu ilk fark eden ve keşifte önemli rol oynayan Gülşen Kavas’a ithafen ‘Biarum gulsenianum’ olarak adlandırdı. Bitkinin Türkçe ismi ise yayılış gösterdiği bölgeye atıfla ‘Karaman yılanpancarı’ olarak belirlendi. Tür, taksonomik botaniğin saygın uluslararası dergilerinden Annales Botanici Fennici’de yayımlanarak bilim dünyasına tanıtıldı” dedi.</p>
<p><b>Türün durumu “Kritik tehlikede”</b></p>
<p>Cinsin küresel durumuna değinen Prof. Dr. Yıldırım, “Biarum cinsi, Akdeniz Havzası’ndan Güney Afrika’ya ve bazı Orta Doğu ülkelerine kadar uzanan geniş bir yayılışa sahip, yaklaşık 22 tür içeren bir cinstir. Bu türlerin önemli bir bölümü dar alanlara özgü endemiklerdir. Türkiye ise bu cinsin en önemli çeşitlenme merkezlerinden biri konumundadır. Bu keşifle birlikte Türkiye florasında bilinen Biarum türlerinin sayısı 12’ye, endemik tür sayısı ise 4’e yükseldi. Araştırma ekibimiz, yeni türün yalnızca çok dar bir alanda ve 100’den az bireyden oluşan küçük bir popülasyonla temsil edildiğini belirledi. Bu durum, IUCN (2025) kriterlerine göre türün ‘Kritik Tehlikede’ olduğunu gösteriyor. Bitki zehirli bir tür olduğu için hayvanlar tüketmiyor fakat bitkinin yaşadığı alanda toprak tahribatı ve habitat kaybı gibi tehditler mevcut. Bu nedenle yerel yönetimlerin, koruma kuruluşlarının ve bilim insanlarının iş birliğiyle acilen koruma planları hazırlanması ve habitatın güvence altına alınması gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>Çalışma,  Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Hasan Yıldırım, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çeçen, Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğünden Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi bitki ressamı Hazelnas Varol’un katkıları ile yürütüldü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaman-yilanpancari-bilim-dunyasina-tanitildi-585729">&#8220;Karaman yılanpancarı&#8221; bilim dünyasına tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Gıda Mühendisliği Bölümü, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-gida-muhendisligi-bolumu-kurulusunun-50-yil-donumunu-kutladi-585511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 10:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşunun]]></category>
		<category><![CDATA[mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Mühendislik Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk gıda mühendisliği bölümü olan Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, kuruluşunun 50. yıl dönümünü coşkulu bir törenle kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-gida-muhendisligi-bolumu-kurulusunun-50-yil-donumunu-kutladi-585511">EÜ Gıda Mühendisliği Bölümü, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk gıda mühendisliği bölümü olan Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, kuruluşunun 50. yıl dönümünü coşkulu bir törenle kutladı. EÜ Mühendislik Fakültesi Turgut Yazıcıoğlu Konferans Salonu’nda başlayan ve bölüm bahçesinde devam eden kutlamalara EÜ Rektör Yardımcısı ve Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlkin Şengün, Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Özge Andiç Çakır ve Doç. Dr. Gözde Ertekin, Gıda Mühendisliği Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurcan Koca, akademisyenler, öğrenciler, mezunlar ve sektör temsilcileri katıldı.</p>
<p>50.yıl kutlamaları, Mühendislik Fakültesi Turgut Yazıcıoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış konuşmalarıyla başladı. Bölümün akademik ve bilimsel birikiminin, elde edilen başarıların ve gelecek hedeflerinin paylaşıldığı konuşmalar yapıldı. Sektör temsilcilerine plaket takdim edildi. Ege Üniversitesi, gıda alanındaki yetkinliğiyle öne çıktığı ifade edildi. Konuşmaların ardından, katılımcılar ellerinde bayraklar eşliğinde coşkulu bir kortej oluşturarak Mühendislik Fakültesinden Gıda Mühendisliği Bölümü’ne yürüdü. </p>
<p><b>“Bugünün dünyasında gıda, stratejik bir güçtür”</b></p>
<p>Kutlamanın açılışında konuşan Prof. Dr. İlkin Şengün, “Bugün, Gıda Mühendisliği Bölümümüzün 50. kuruluş yılını kutlamanın gururunu ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bu özel gün, yalnızca bir bölümün değil, aynı zamanda Ege Üniversitesinin köklü akademik mirasının, üretkenliğinin ve bilimsel vizyonunun bir yansımasıdır. Benim için bu kürsüde bulunmak, sadece bir Rektör Yardımcısı ve Mühendislik Fakültesi Dekanı olarak değil, aynı zamanda bu bölümün bir mezunu olarak son derece anlamlı. Bölümümüz, uzman akademik kadrosu, güçlü lisansüstü eğitim yapısı, geniş laboratuvar altyapısı, pilot tesis imkânları, proje üretme kültürü ve sanayici ile olan güçlü işbirlikleri sayesinde, eğitim ve araştırmada örnek gösterilen bir konumda yer almaktadır” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Şengün, “Şunu belirtmek isterim ki, Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, dünya sıralamalarında kendine önemli bir yer bulmuştur. Üniversitemizde yetkinlik alanımızın gıda olduğu belirlenmiştir, bunu her zaman gururla taşıyor, dile getiriyoruz. Bugünün dünyasında gıda, stratejik bir güçtür. Bu gücü doğru yönetmek, bilim ve etik anlayışını bir arada taşıyan uzman mühendisler yetiştirmekle mümkündür. En büyük gücümüz ise mezunlarımızdır. Bugün dünyanın dört bir yanında, akademide, sanayide, kamu kuruluşlarında ve araştırma merkezlerinde çalışan mezunlarımız, bilgi ve birikimleriyle üniversitemizi ve bölümümüzü başarıyla temsil etmekteler. Onların başarısı, bölümümüzün saygınlığını ve kalitesini en üst düzeyde temsil etmektedir. Ege Üniversitesi olarak bizler, bu başarıyı daha ileriye taşımayı, Araştırma Üniversitesi vizyonumuz doğrultusunda, gıda biliminin geleceğine yön vermeyi ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz. Sözlerime son verirken, bu önemli yolculukta emeği geçen kurucu hocalarımıza, değerli akademik ve idari kadromuza, mezunlarımıza, öğrencilerimize ve bölümümüzü her zaman destekleyen paydaşlarımıza içten teşekkürlerimi sunuyorum” dedi</p>
<p><b>“Gıda mühendisliği değişen dünyaya uyarlanmalı”</b></p>
<p>Eğitim kalitesini artırmayı ve sektörle iş birliğini güçlendirmeyi amaçladıklarını söyleyen Bölüm Başkanı   Prof. Dr. Nurcan Koca “Ülkemizin ilk Gıda Mühendisliği bölümü olarak 50. yılımızı kutlamaktan onur duyuyorum. Bölümümüz, 1970&#8217;lerin başında Prof. Dr. Mustafa Uzay Öner, Prof. Dr. Erdal Saygın ve Prof. Dr. Mahir Çopuroğlu’nun öncülüğünde Ege Üniversitesinde kurulmuş ve 1975&#8217;te eğitim vermeye başlamıştır. Hocalarımızın, özellikle de Prof. Dr. Erdal Saygın’ın büyük çabalarıyla Gıda Mühendisliği, sektörde mühendislik, teknoloji ve gıda güvenliğini birleştiren bütünsel bir disiplin olarak kimliğini kazanmıştır. Günümüzde mesleğimizi değişen dünyaya uyarlamak amacıyla döngüsel ekonomi ve veri bilimi gibi küresel yaklaşımları eğitimimize entegre ediyoruz. Öğrenci kontenjanlarının optimize edilmesi; bu vizyonu hayata geçirmek için bir fırsat sunmaktadır. Bu sayede sektörle iş birliğimizi güçlendirerek öğrencilerimize yönelik mentorluk programları, derslerde gerçek sanayi problemlerinin çözümü, sistematik yeni ürün geliştirme dersleri ve uzun dönem staj imkânları gibi projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlik Gıda Mühendisliği Bölümü bahçesinde gerçekleştirilen müzik dinletisiyle son buldu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-gida-muhendisligi-bolumu-kurulusunun-50-yil-donumunu-kutladi-585511">EÜ Gıda Mühendisliği Bölümü, kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 14:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[eve]]></category>
		<category><![CDATA[kapanma]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584837</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, özellikle deprem gibi travmalar sonrası evine kapanan gençlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bu durumun nedenleri, belirtileri ve ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837">Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, özellikle deprem gibi travmalar sonrası evine kapanan gençlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bu durumun nedenleri, belirtileri ve ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Evden çıkmamak, hayatta kalma stratejisi olarak devreye giren bir savunma düzeneği…</strong></p>
<p>Türkiye’de son yıllarda peş peşe yaşanan irili ufaklı depremlerin binlerce insanın hayatını olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Fiziki, sosyal ve maddi yıkımların yanı sıra sarsılan psikolojik dengeler de uzun yıllar toplum üzerinde etkisini sürdürmeye devam ediyor.” dedi.</p>
<p>Son günlerde medyada yer yer deprem sonrası evden çıkamayan, sosyal hayata dönemeyen, kendini odasına kapatan gençlerin hikayelerine rastlandığını hatırlatan Prof. Dr. Nurmedov, “Bu durum basit bir isteksizlik ve ilgi azalmasından ziyade buzdağının görünen kısmı misali, ciddi bir ruhsal sorunun yalnızca görünen yüzü olabilir. Deprem gibi ağır bir travmadan sonra bazı insanlar dış dünyayı tehlikeli olarak algılar. Ev, onlar için tek güvenli alan haline gelir. Bu sebeple evden çıkmamak bir tercih değil, beynin hayatta kalma stratejisi olarak devreye giren bir savunma düzeneğidir. Bu duruma psikolojide kaçınma davranışı (avoidance) denir ve çoğu zaman Akut Stres Reaksiyonu ve/veya Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilişkilidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Uzun süre evden çıkmamak ruhsal bir bozukluğun gelişmesi için önemli bir risk faktörü!</strong></p>
<p>Uzun süre evden çıkmamanın her zaman için ruhsal bir bozukluğun belirtisi olmayabileceğini fakat bu durumun, ruhsal bir bozukluğun gelişmesi için önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Uzun süre dışarı çıkmamak, okula ya da işe gitmemek, insanlarla görüşmeyi bırakmak; depresyon, kaygı bozukluğu, agorafobi veya sosyal fobi gibi ruhsal sorunların habercisi olabilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nurmedov, bunlara ek olarak ‘hayat anlamsız’ ya da ‘artık hiçbir şey yapmak istemiyorum’ gibi umutsuzluk da eşlik ediyorsa artık bu durumun ciddiye alınması gerektiğini aktardı.</p>
<p><strong>Aileler ya da kişinin yakın çevresi ne çok zorlayıcı ne de çok izin verici olmalı! </strong></p>
<p>Normal şartlarda bile dijital dünyaya olan eğilimin artmasına ek olarak travma sonrası bazı gençlerin gerçek hayattan iyice çekilip dijital dünyaya sığındıklarını kaydeden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Saatlerce telefonla oynamak, oyunlara bağımlı hale gelmek aslında duygusal acıdan kaçma yöntemidir. Zamanla bu durum gerçeklikten kopma, sosyal becerilerin körelmesi, yalnızlaşmanın artması gibi ciddi sonuçlar doğurur ve Hikikomori benzeri sosyal izolasyon sürecine evrilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür durumla karşılaşan ailelerin ya da kişinin yakın çevresinin ne çok zorlayıcı ne de çok izin verici olması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Nurmedov, şunları söyledi:</p>
<p>“Zorlamak direnci arttırır ve kişi daha çok içine kapanır. Öte yandan ‘bırakalım kendisi toparlasın’ yaklaşımı da sürecin uzamasına ve sorunun büyümesine vesile olur. Bu bağlamda aileler ya da kişinin yakın çevresi yargılamadan dinleyebilmeli, his ve duygularını önemsemeli, birlikte günlük küçük hedeflerle hayata dönüş planları yapmalı, uzman desteği için teşvik etmeliler. Öte yandan azarlamak, suçlamak, kıyaslamak ya da zorla dışarıya çıkarmaya çalışmak asla yapılmaması gereken davranışlardır.” </p>
<p><strong>Kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanmışsa durum ciddidir!</strong></p>
<p>Uzun süre evde kalmanın ve sosyal hayattan uzaklaşmanın yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda fiziksel sağlık üzerinde de olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Bu süreçte uyku düzeni bozulabilir, kişi geç kalkmaya ya da uykuya dalamamaya başlayabilir. Yeme alışkanlıkları değişir, iştahsızlık ya da tam tersi aşırı yeme davranışı sonucu kilo artışı ya da kaybı görülebilir. Zaman içinde kaygı ve depresyon belirtileri derinleşir, kişi özgüveninin kaybedebilir ve umutsuzluk gelişebilir. Tüm bunların sonucunda kişi sosyal hayattan tamamen koparak daha derin bir izolasyon sürecine sürüklenebilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür vakalarda gecikmeden müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nurmedov, “Aksi halde süreç kronikleşerek tedavi sürecini güçleştirir. Bu süreçte bazı belirtiler ciddi bir riskin habercisi olabilir ve acil uzman desteği gerektirir. Eğer kişi iki haftadan daha uzun süredir içe kapanmış, günlük yaşam işlevlerini yerine getiremeyecek hale gelip okuldan ya da işten uzaklaşmışsa, sosyal ilişkilerini tamamen kesmişse ya da gerçeklikten kopuşu çağrıştıran ifadeler kullanmaya başlamışsa durum ciddidir. Hele sosyal medya hesaplarını kapatmaya başlamışsa bir genç, durum çok daha ciddidir. Böyle durumlarda günler değil, saatler içerisinde önlem almak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Evine kapanan biri travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyor olabilir! </strong></p>
<p>Benzer bir durum yaşayan kişilere doğru yaklaşım ve destekle içinde bulundukları sürecin tamamen aşılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Nurmedov, “İlk adım genellikle ruhsal durum muayenesidir. Kişinin ruhsal durumu, travmanın etkileri ve işlevsellik düzeyi açısından ayrıntılı olarak değerlendirilmeli.” dedi.</p>
<p>Gerek görüldüğünde ilaç tedavisi ile yoğun kaygı, uyku bozukluğu veya depresif belirtilerin de kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Travma odaklı psikoterapiler travmaya bağlı duygusal yükün işlenmesinde etkili yöntemlerdir. Kişinin günlük hayata yeniden katılımını desteklemek için kademeli sosyal aktivasyon planı uygulanabilir. Bu süreçte aile desteğinin doğru şekilde organize edilmesi önemlidir. Bu amaçla aileye psikoeğitim verilerek hem kişinin zorlandığı noktalar hem de ona nasıl destek olunacağı öğretilir. </p>
<p>Sonuç olarak evine kapanan bir insan sadece tembel, sorumsuz ya da isteksiz olmayabilir. O kişi aslında travmanın görünmeyen enkazı altında nefes almaya çalışıyordur. Görmezden gelmek değil, anlamak ve destek olmak gerekir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-eve-kapanma-psikolojik-acinin-sessiz-cigligi-olabilir-584837">Deprem sonrası eve kapanma, psikolojik acının sessiz çığlığı olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beden bağışının tıp eğitimindeki önemine dikkat çekildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beden-bagisinin-tip-egitimindeki-onemine-dikkat-cekildi-584720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aileler]]></category>
		<category><![CDATA[anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışçı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışının]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[çekildi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimindeki]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadavra]]></category>
		<category><![CDATA[önemine]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584720</guid>

					<description><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde (EÜTF), Dünya Anatomi Günü dolayısıyla Recep Egemen Amfisi’nde bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beden-bagisinin-tip-egitimindeki-onemine-dikkat-cekildi-584720">Beden bağışının tıp eğitimindeki önemine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde (EÜTF), Dünya Anatomi Günü dolayısıyla Recep Egemen Amfisi’nde bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe, EÜTF Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu ve Doç. Dr. Güneş AK, Başhekim Yardımcısı <span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Hüseyin Günay, </span></span></span></span></span></span></span>Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Bilge, Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği üyesi Prof. Dr. Servet Çelik, Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Ertürk, akademisyenler, idari personel, öğrenciler ve bağışçı aileler katıldı. Programda, anatomi biliminin geçmişten günümüze uzanan yolculuğu anlatılırken,  beden bağışçıları anıldı ve bağışçıların ailelerine teşekkür plaketi verildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikte konuşan EÜTF Dekan Yardımcısı <strong><span>Prof. Dr. Burcu Barutçuoğlu</span></strong>, anatominin tıp biliminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Barutçuoğlu, <b>“</b><strong><span>Anatomi, bildiğiniz gibi, Latince’de ‘ayırmak, kesip parçalamak’ anlamına gelen </span></strong><em>anatomia</em><strong> <span>kelimesinden gelir. Ancak anatomi, yaşamın, sağlığın ve insan bedeninin karmaşık düzenini anlamaktır</span></strong>” sözleriyle bilimin bu kadim dalının önemine dikkat çekti. Öğrencilere seslenen Barutçuoğlu, “<strong><span>Anatomiyi sadece bir ders olarak görmeyin lütfen; anatomi size insana saygıyı, detaylara dikkati ve hata yapmama sorumluluğunu öğretir</span></strong>” diyerek genç hekim adaylarına anlamlı mesajlar verdi. Konuşmasında<b> </b><strong><span>beden bağışı farkındalığının</span></strong><b> </b>önemini de vurgulayan Barutçuoğlu,<b> </b>“<strong><span>Bedenlerini bilime adayan bağışçılar, tıp eğitimimizin temel taşıdır</span></strong>” diyerek tüm bağışçılara ve ailelerine EÜ Tıp Fakültesi adına teşekkür etti. Anatominin geleceğine dair fakülte vizyonunu paylaşan Barutçuoğlu, “<strong><span>Geleneksel kadavra çalışmalarını, üç boyutlu görüntüleme, sanal gerçeklik ve yapay zekâ gibi modern yöntemlerle birleştirerek öğrencilerimizi geleceğin tıbbına hazırlamak en büyük hedefimizdir</span></strong>” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Barutçuoğlu konuşmasını, “<strong><span>Nulla Medicina Sine Anatomia – Anatomisiz Tıp Olmaz</span></strong>” sözleriyle tamamladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span> “Anatomi bilimi sağlık bilimlerinin temelini oluşturur”</span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>         Ege Üniversitesi Girişimsel Anatomi ve Plastinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezinin Türkiye için ilk ve tek olma özelliğini taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Okan Bilge, “Dünya Anatomi Günü 2019 yılından beri resmi gün olarak kutlanıyor. Dünya Anatomi Günü nedeniyle, bu günün anlam ve önemine en çok katkı sağlayan bağışçı ailelerimizle bir araya gelme fırsatı buluyoruz. Merkezimiz ülkemiz için ilk ve tek olma özelliğini taşıyor. Anatomi bilimi sağlık bilimlerinin temelini oluşturan en büyük yapı taşıdır. Bununda başında insan bedeni üzerinde yapılabilecek araştırmalar ve çalışmalar gelir. Bu nedenle insan bedeninin kadavra olarak kullanımını sağlık bilimleri eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> Türk Anatomi ve Klinik Anatomi Derneği adına konuşan Prof. Dr. Servet Çelik, anatomi biliminin tarihçesine değindi. Çelik “Anatomi, tıbbın en eski dallarından biridir. Antik Roma’dan Rönesans’a kadar süren bir gelişim yolculuğu var. Bugün de biz, o bilgi birikimini yaşatıyoruz” dedi.  </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>         <b>“Kadavranın eğitimdeki yeri büyük”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>EÜTF Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Ertürk, “Kadavranın tıp eğitimindeki yeri büyük. Her ne kadar maket, model veya bilgisayar programları kullansak da bunlar ancak yardımcı eğitim materyali olarak karşımıza çıkıyor. Kadavranın yerini asla tutamaz. Kadavra üzerinde eğitim alan öğrencilerimiz daha kaliteli yetişiyor ve yetişen hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız da daha kaliteli olarak halkımıza hizmet ediyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span>Bağışçı ailelere teşekkür plaketi verildi</span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>EÜ Intörn Doktoru Anıl Ateş Kondil ise “Kadavra üzerinden gerçekleştirilen eğitim bir hekim adayı için çok kıymetlidir.   Kadavra olarak bağışlanmış bir bedeni, tıp eğitimi ve tıbbın ilerletilmesi için orada olduğunu bilmek, bir hekim açısından empati ve saygının oluşmasının temel basamağı olarak görüyorum. EÜ Tıp Fakültesi öğrencileri adına siz bağışçılarımıza gönülden teşekkür ediyorum, İyi ki varsınız” dedi.  Etkinliğin sonunda, bağışçı ailelere “Teşekkür Plaketi” verildi. Beden bağışı yapan aileler de duygu ve düşüncelerini paylaşarak anlamlı günde duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlik, bu samimi paylaşımların ardından sona erdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beden-bagisinin-tip-egitimindeki-onemine-dikkat-cekildi-584720">Beden bağışının tıp eğitimindeki önemine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Serter]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor. Vücudun bütün organ ve sistemlerini bozan bir hastalık olan diyabetin, tedavi edilmediğinde kalp, damar, göz, böbrek ve sinirleri harap ettiğini, cinsel işlevi bozduğunu belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter </strong>“ Hipertansiyon, damar tıkanmaları, enfarktüs, inme, kalp yetmezliği, körlük, böbrek yetmezliği en olumsuz sonuçlardır. Kapanmayan yaralara, iyileşmeyen enfeksiyonlara ve bacak ampütasyonlarına yol açabilir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde 20-80 yaş arasında diyabetli hasta sayısının 2030 yılında 10,8 milyona çıkmasının beklendiğini, hastalığın artış hızının korkutucu düzeyde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serter, 4 milyonu aşkın kişinin de prediyabeti yani gizli şekeri olduğunu söylüyor. Tedavi edilmeyen prediyabetin bir süre sonra diyabete ilerlediğini, eskiden sadece yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabetin sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite nedeniyle artık çocukluk çağına kadar indiğini söyleyen Prof. Dr. Serter, diyabetten korunmak için 6 etkili önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetten korunmak için alınması gereken en önemli önlemlerden biri; doğru beslenme ile fazla kilo alımının ve aşırı yağlanmanın önlenmesidir. Örneğin; hızla kana karışan karbonhidratları içeren glisemik indeksi yüksek gıdalardan (beyaz ekmek, poğaça, börek, kek, beyaz pirinç vb) uzak durmak gerekir. Risk altındaki bireyler bu konuda eğitim almalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yemekte karnınızı tıka basa doyurmayın</strong></li>
</ul>
<p>Alınan toplam kalori önemli kriterdir. Tıka basa doymak yerine açlığın giderilmesi düzeyinde gıda alımı ile yetinmek hedeflenmelidir. Unutmamak gerekir ki; en sağlıklı gıdaların dahi aşırı miktarda tüketilmesi kilo alımına ve yağlanmaya yol açabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz yaparak (örneğin; hafta içi en az 3 gün 1 saat tempolu yürüyüş) fazla kilo alımı ve aşırı yağlanmanın önlenmesi çok önemlidir. Vücut kaslarının düzenli kullanılması yağlanmayı önleyici en önemli tedbirlerden birisidir. Sıklığı, süresi ve şiddeti belirlenmiş fiziksel aktiviteler egzersiz olarak tanımlanır.</p>
<ul>
<li><strong>Ölçümlerinizi düzenli yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Rüştü Serter “Özellikle fazla kilolu bireyler ve ailesinde birinci derece yakınlarında diyabet olanlar yüksek risk grubundadır. Bu kişilerin doktora başvurarak insülin direnci, kan şekeri tablolarını doktorun uygun gördüğü aralıklarla kontrol ettirmeleri erken önlem almak için önemlidir. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin bir de fazla kiloları varsa risk daha da yüksektir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Alkolden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Alkolden özellikle de aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır. Aşırı alkol tüketimi vücutta yağlanmaya yol açarak insülin direnci-prediyabet sürecini hızlandırır.</p>
<ul>
<li><strong>Gerekirse ilaç kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Serter “Diyet ve düzenli egzersize ek olarak doktor tarafından gerekli görüldüğünde düzenlenecek ilaç tedavisinin de koruyucu etkisi çoktur ve aksatılmamalıdır. Bütün bu tedbirlerin uygulanmasının ‘ömür boyu sağlıklı yaşam tarzı’ olarak benimsenmesi önemlidir. Bu yaşam tarzından çıkıldığı zaman daha evvel düzeltilmiş olan risklerin hızla geri geleceği unutulmamalıdır. Ayrıca biraz düzelme olunca tedavinin bırakılması çoğu bireyde nükslere yol açmaktadır. Doktorun onayı olmadan hiçbir şekilde tedavi bırakılmamalıdır” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prediyabet ve Diyabetin belirtilerine dikkat!</strong></p>
<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter “Prediyabet sinsi bir tablo olsa da bazı ipuçları bu konuda uyarıcı olabilmektedir. Gün içerisinde sık acıkmalar, tatlı yeme atakları, yemek sonrası tekrar acıkma, yemek sonrası uyku basması, kilo vermenin giderek zorlaşması bunlardan başlıcalarıdır. Şekerin yükselmesi ile birlikte sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, çok susama, ağız kuruluğu, el ve ayaklarda yanma uyuşma, vücut direncinde düşme, sık enfeksiyona yakalanma görülebilir. Şeker çok yükseldiğinde kilo kaybı başlar” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 14:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı. <strong> </strong></p>
<p>Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, 22. 23. 24. Dönem Milletvekili Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara ve Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Mustafa Ataş’ın da katılımıyla Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’ndaki törenin açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.<strong> </strong>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda verdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2025-2026 akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada, üniversitenin kısa sürede ulaştığı uluslararası başarıların “takım ruhu” ve “sistemli yönetim anlayışı” yla mümkün olduğunu vurguladı. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Times Higher Education sıralamalarında Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada, dünya genelinde ise 600-800 bandında yer aldığını hatırlatarak, “Bu başarı, 10-15 yıl gibi kısa bir sürede dünya üniversiteleri ligine girebilmiş olmanın göstergesidir. Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak” dedi. </p>
<p><strong>“Sistem toplumu olmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi’nin öğrenci odaklı bir vizyonla, adil ve şeffaf yönetim ilkelerini benimsediğini vurguladı. Üniversitenin mottosunda yer alan eleştirilebilirlik, özgürlükçülük, çoğulculuk ve katılımcılık değerlerinin kurumsal kültürün temelini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Gelişmiş toplumların en büyük özelliği sistem toplumları olmalarıdır. Güç kişilerde değil, kurallarda olmalıdır. Biz de üniversitemizde böyle bir kurumsal yapı oluşturuyoruz; kişiler değişse de sistem işlemeye devam etmeli” dedi. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin hem öğrenciler hem çalışanlar arasında güçlü bir aidiyet duygusu oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu ortak inanç ve birliktelik, başarımızın en önemli teminatıdır” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Kalite bizim artık sabit gündemimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, 2025-2026 akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, üniversitenin “kalite” ve “takım ruhu” ilkeleriyle emin adımlarla ilerlediğini vurguladı.</p>
<p>“Kalite bizim artık sabit gündemimiz.” diyen Prof. Dr. Güngör, kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinin üniversitenin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Güngör, “YÖKAK’a kalite başvurumuzu yaptık. Kasım ayı içerisinde kalite belgemizi almış olmanın mutluluğunu paylaşmayı umuyoruz. Çünkü bu yolda epey çalıştık, sistemimizi oluşturduk, şimdi heyecanla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bilim üreten üniversiteyiz”</strong></p>
<p>Eğitim-öğretimin yanı sıra bilimsel üretimin de üniversitenin en temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Son yıllarda TÜBİTAK projeleri ve bilimsel yayın sayılarında ciddi artış yaşandı. Son bir yılda yayın sayımızı iki katına çıkardık, onaylanan projelerimiz üç katına çıktı. Patentlerimiz, TÜBİTAK başarılarımız, öğrencilerimizin kazandığı ödüller; tüm bunlar Üsküdar Üniversitesi’nin yükselen ivmesini ortaya koyuyor.” diye konuştu. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin küresel arenadaki görünürlüğünün de her geçen gün arttığını ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Times Higher Education sıralamalarında ilk 600’e yükseldik. Artık Türk Üniversiteler Birliği üyesiyiz. Bu bizim için çok değerli bir adım. Diğer uluslararası birliklerle de temaslarımız sürüyor. Üsküdar artık sınırları aşan bir üniversite.” dedi.</p>
<p><strong>“Takım olmayı başardık”</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda “takım olma” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitenin başarısının temelinde güçlü bir ekip ruhu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güngör, “Üsküdar Üniversitesi’nin en önemli özelliklerinden biri uyumlu bir takım olması. Takım olmak sadece bir arada bulunmak değil, duygusal bir bağ kurmaktır. Biz bu duygusal birliği sağladık. Bu üniversite bir aile.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın liderliğinin bu birliktelikte önemli bir payı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Hocamızın liderliği hepimizi birbirimize bağladı. Artık başka seçenek yok, çünkü biz bir takımız.” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze’nin Psikopolitiği”</strong></p>
<p>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda beraber verdi. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Gazze’de yaşananların sadece politik değil, aynı zamanda derin bir psikolojik ve ruhsal boyutu bulunduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, soykırımın arkasındaki psikolojik mekanizmaları açıklarken, tarihteki örneklerle Gazze’deki durumu ilişkilendirerek, “Hitler döneminde olduğu gibi bugün de bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız. ‘Üstün ırk’, ‘seçilmiş halk’ gibi inançlar kötülüğü meşrulaştırıyor.” dedi.</p>
<p>İsrail’deki söylemlerin “biz üstünüz, vadedilmiş toprakları savunuyoruz” anlayışıyla şekillendiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu düşüncenin politik bir dini yorum haline getirildiğini ve “Bu anlayışla yetişen nesiller, karşı tarafı insan olarak görmüyor. Bu da zulmü normalleştiriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor”</strong></p>
<p>Gazze halkının maruz kaldığı travmaya değinen Prof. Dr. Tarhan, Freud’un “yas ve melankoli” kavramları ile Viktor Frankl’ın logoterapi yaklaşımını hatırlattı. Prof. Dr. Tarhan, “Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor ama yas tutacak vakit bulamıyorlar. Buna rağmen yaşadıkları acıya anlam yükleyerek dayanıyorlar. Viktor Frankl’ın dediği gibi; ‘İnsan bir acıya anlam yüklerse, o acıya dayanabilir.’ Gazzeliler için bu anlam şehitlik ve inanç üzerinden şekilleniyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Gazze’nin yaşadığı bu travma, Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Gazze’deki direncin “travma sonrası büyüme” örneği olduğunu ifade ederek, “Bu halk yenilgiyi kabul etmedi. Travmayı anlamlandırarak, umuda ve dirence dönüştürdü. Bu, küresel vicdanı da harekete geçirdi.” dedi.</p>
<p>Dünyadaki sessizliğe de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bugün kötülüğün yayılmasının en büyük nedeni sessizliktir. Kötülüğe sessiz kalanlar, kötülüğün ortağı olur. Gazze’nin yaşadığı bu travma, sadece Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mekanın bireysel ve kolektif bilinçaltındaki temsilini merkeze alan analizinde, kutsal alanların anlam yüklemeleri üzerinden barışın ve umudun yeniden inşasının gerekliliğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Gazzeliler kendi vatanlarını korudu”</strong></p>
<p>Filistin halkının direnişini ise hem psikolojik hem etik çerçevede değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Filistinlileri büyük bir küresel örnek olarak görüyorum… Onlar haklıyken haksız duruma düşmemek için intihar komandosu gibi masum sivili hedef alan eylemlerden kaçındılar—bu saygı kazandırdı. Gazzeliler kendi vatanını korudu. Dinin öğretilerinin dışına çıkmadı. İsrailli esirlere çok ciddi iyi davranıldığıyla ilgili de çok ciddi kanıtlar var.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, barışın korunmasının ve travmaların felaket yaratmamasının önemine değinerek, “Gerçekten bu savaşta böyle şartlarda ayakta kalabilmek büyük bir başarıdır. İnşallah Gazze’yi daha az konuşacağımız günler olur.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Gazze’deki durum planlı ve örgütlü bir soykırım”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, konuşmasında Gazze’deki durumu yalnızca bir savaş ya da çatışma değil, planlı ve örgütlü bir soykırım olarak tanımladı. Soykırımın yalnızca insan bedenine değil, aynı zamanda insanın ruhuna, kimliğine ve belleğine yönelen bir saldırı olduğunu belirten Prof. Dr. Kaynak, “Bu, insanı değersizleştiren, onu istatistik bir veri haline getiren bir anlayıştır.” dedi.</p>
<p><strong>“Kötülüğün sıradanlaşması”</strong></p>
<p>Soykırımın aşamalarına değinen Prof. Dr. Kaynak, “Önce bir topluluğu etnik ya da kültürel olarak sınıflandırırsınız, sonra damgalarsınız, ardından insan dışı hale getirirsiniz. Bu noktada artık onun imhası meşrulaşır. Çünkü insanlar artık karşısındakini insan olarak görmez.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Kötülüğün sıradanlaşması” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Kaynak, Hannah Arendt’in Nazi subayı Adolf Eichmann’ın yargılanmasına dair analizini hatırlattı ve “Arendt’e göre kötülüğün en tehlikeli hali, fark edilemez hale gelmesidir. İnsan, kötülüğü sıradanlaştırdığında, zalimlik artık görünmez olur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Gazze’de yaşananların yalnızca insan kaybı veya fiziksel tahribat olmadığını; bunun aynı zamanda kolektif hafıza, kimlik ve gelecek tahayyülüne yönelik sistematik bir saldırı olduğunu kaydederek, “Mekana saldırı ve yurtsuzlaştırma aslında aynı şey. Bir mekanın yıkımı sadece insan bedeninin yok olması anlamına gelmiyor. Mekan dediğimiz yer… bir hafıza mekanı, bir ortak ilişkiler mekanı, beraber ortak bir hikayenin mekanı. Saldırıların hedefinin yalnızca birey değil, ortak yaşam alanları da…” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze Filistin’in merkezi”</strong></p>
<p>Gazze’nin Filistin için taşıdığı merkezi konumu hatırlatan Prof. Dr. Kaynak, “Gazze’nin şöyle bir anlamı var. Filistin’in merkezidir Gazze. Bu, soykırım kolektif hafızaya yönelik bir saldırıdır. Ölüm tehdidi, açlık, daimî bir yaşam tehdidi altında yaşamak ‘şimdiki zamanın çökertilmesi’ algısı yaratıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Kaynak, uluslararası kamuoyunda yaşanan duyarlılığın önemine değinerek, “Bu bir insanlık davasıdır. Bu çapta bir soykırım, bütün dünyanın gözleri önünde naklen izlenerek yaşanıyor. İnsanlığın gözünde ben de Filistinlileri bu zaferi kazanmış ilan ediyorum; büyük bir direniş gösterdiler.” dedi.</p>
<p><strong>ISIF 2025’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi yapıldı</strong></p>
<p>Katılımın oldukça yoğun olduğu törende, 10. Uluslararası Buluş Fuarı (ISIF 2025)’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi, Meslekte 50. Yıl Plaket Takdim Töreni yapıldı.</p>
<p>Törende “Umbilical Cord Training Kit” adlı projesiyle Bronz Madalya kazanan Arş. Gör. Dr. Ebru Sağıroğlu’, “Gri Atık Suyun Değerlendirilmesine Yönelik Elektronik Akıllı Sifon Adaptör Sistemi” projesiyle Bronz Madalya kazanan Doç. Dr. Uğur Çini ve Hamada M.R. Abujazar, “Topuk Kanı Alma Cihazı” projesiyle Gümüş Madalya kazanan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan ve Dr. Öğr. Üyesi Günay Arslan, “(Rareasy) SMA Hastalığının Erken Tanı CE Taşıyıcılık Tespitinde Tek Adımda &#038; Kuru RT-PCR Tanı Kiti” adlı çalışmayla Gümüş Madalya kazanan Dr. Cihan Taştan önderliğinde Beyza Aydın, Buse Baran, Beste Gelsin, Hasret Araz ve İlayda Çavdar, “Temporomandibular Hipermobilite Aparatı” projesiyle Altın Madalya kazanan Dr. Dt. Hacer Fulya Üçem teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi.</p>
<p><strong>Meslekte 50. Yıl plaketleri</strong></p>
<p>Törende Meslekte 50. Yıl Plaket Takdimleri de yapıldı. </p>
<p>Buna göre, Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Üyesi Fırat Tarhan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a Meslekte 50. Yıl Plaketi takdim ederken, mesleğinde 50. Yılı dolduran; Prof. Dr. Sevil Atasoy, Prof. Dr. Osman Çerezci, Prof. Dr. Mehmet Savsar, Prof. Dr. Mehmet Yakup Tuna’ya da 50. Yıl plaketleri takdim edildi. </p>
<p>Törene katılamayan Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Prof. Dr. Nurper Ülküer ve Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ’a plaketleri daha sonra sunulacak.</p>
<p><strong>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme töreni yapıldı</strong> </p>
<p>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme ile 2025 Doktora Mezunları Diploma Takdim Merasimi de gerçekleştirildi. Doçentlikten Profesörlüğe, Dr. Öğretim üyeliğinden Doçentliğe yükseltilen akademisyenler cübbe giydi. Ayrıca Araştırma ve Öğretim Görevliğinden Dr. Öğretim Üyeliğine yükseltilen akademisyenler de cübbelerini törenle giydi</p>
<p>ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi resmi youtube hesabından canlı verilen program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UK Üniversitelerinden Yeditepe Üniversitesi&#8217;ne Anlamlı Ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uk-universitelerinden-yeditepe-universitesine-anlamli-ziyaret-584551</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 13:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[uk]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerinden]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeditepe]]></category>
		<category><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584551</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’da bulunan üniversitelerle iş birliği ağını genişletmek amacıyla İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da bulunan Üniversiteler tarafından kurulan “UK Four Nations Consortium” (Birleşik Krallık Dört Ulus Konsorsiyumu) Türkiye üniversiteleri ile kurumsal ortaklıklar kurmak üzere çıktığı gezi kapsamında Yeditepe Üniversitesi’ni ziyaret etti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uk-universitelerinden-yeditepe-universitesine-anlamli-ziyaret-584551">UK Üniversitelerinden Yeditepe Üniversitesi&#8217;ne Anlamlı Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’da bulunan üniversitelerle iş birliği ağını genişletmek amacıyla İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da bulunan Üniversiteler tarafından kurulan “UK Four Nations Consortium” (Birleşik Krallık Dört Ulus Konsorsiyumu) Türkiye üniversiteleri ile kurumsal ortaklıklar kurmak üzere çıktığı gezi kapsamında Yeditepe Üniversitesi’ni ziyaret etti. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Değişim ve İş Birliği Ofisi’nin organizasyonuyla üniversiteye gelen ekipte, Hull Üniversitesi, Stirling Üniversitesi, Aberystwyth Üniversitesi, Nottingham Üniversitesi, Worcester Üniversitesi, Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu (SOAS), York Üniversitesi, Swansea Üniversitesi, Royal Holloway Londra Üniversitesi ve Liverpool Üniversitesi&#8217;nden temsilciler yer aldı. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, Prof. Dr. İpek Karaaslan, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alper Altınanahtar ve Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Yeşim Ekinci’nin karşıladığı konsorsiyum heyeti, çok sayıda akademisyenle de bir araya gelerek öğrenci değişim anlaşması, master programlarına doğrudan geçiş anlaşması ve uzun vadede de çift diploma alanında iş birliklerini görüştü. Görüşmelerin ardından, üniversite temsilcileri Mühendislik Fakültesi fuaye alanında stantlar kurarak Yeditepe Üniversitesi öğrencileriyle sohbet etti, Birleşik Krallık&#8217;taki eğitim fırsatları ve burs imkanları hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Öğrencilerimize Çok Kültürlü Öğrenme Ortamı Sunmaya Devam Edeceğiz</strong></p>
<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Mehmet Durman, bu buluşmanın Yeditepe Üniversitesi’nin uluslararası ortaklıklarını güçlendirme ve öğrencileri için küresel akademik fırsatları genişletme yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Durman, “Yeditepe Üniversitesi olarak uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda, Birleşik Krallık üniversiteleriyle akademik ve araştırma temelli iş birliklerini geliştirmeyi önemsiyoruz. Bu tür temaslar, öğrencilerimize ve akademisyenlerimize yeni fırsat kapıları açıyor. Eğitimde uluslararası ortaklıklar sadece öğrenci değişimiyle sınırlı değil; araştırma, yenilik ve sürdürülebilirlik ekseninde de yeni projelerin önünü açıyor. Yeditepe Üniversitesi olarak uluslararası akademik ağlarımızı genişletmeye ve çok kültürlü bir öğrenme ortamı sunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uk-universitelerinden-yeditepe-universitesine-anlamli-ziyaret-584551">UK Üniversitelerinden Yeditepe Üniversitesi&#8217;ne Anlamlı Ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:33:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<category><![CDATA[yenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte</strong> meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </em></p>
<p><em>Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı  Her Raunda Hazırız” etkinliğine katılan <strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe </strong>de tanı ve tedavide en yeni gelişmeleri paylaştılar, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar… </em></p>
<p>Dünya genelinde her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Erken evrede tanı alan her 10 kadından 9’u ise meme kanserinden tamamen kurtuluyor. Kadınların ayda bir kendi kendine yapacakları meme muayenesi erken tanıda kritik rol oynuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ünlü sanatçı Hande Yener oldu. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken memesinde kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen Hande Yener, o dönem ailesini ve sevenlerini üzmemek için kanser tedavisi gördüğünü kimseye anlatmamıştı. Prof. Dr. Cihan Uras’ın başarıyla gerçekleştirdiği ameliyat ile kanseri yenen Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ve Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız” etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Kadınlara elle muayenenin ve erken teşhisin önemini anlatmak zorundayım” diyerek yaşadığı sancılı süreci tüm detaylarıyla, içtenlikle anlattı. </p>
<p><strong>Hande Yener: “Çok büyük şey yaşayıp, erken tanı sayesinde grip gibi atlattım”</strong></p>
<p>Meme kanserini, kendi kendine elle yaptığı muayene sırasında fark ettiğini, erken tanı ve doğru ellerde doğru tedavi sayesinde hızlıca atlattığını dile getiren Hande Yener konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Erken tanı için kendi kendini elle muayene çok önemli. Açıkçası bu kadar büyük şey yaşayıp, grip atlatmışım gibi çıktım hastalıktan. Değerli hocalarımın sayesinde, çok ağır bir şey yaşayıp çok hafif atlattım. Duyduğumda çok büyük travma yaşadım. Ben kendimi çok seven bir kişiyim, bu nedenle kendi kontrolümü elimle kendime yapıp, kendim buldum. O süreçte pandemi süreciydi, herkes hastanelere gitmekten korkarken ben hastaneye koşa koşa geldim. Henüz Cihan hocamızla tanışmamıştım, klasik jinekolojik kontrolümden birinde doktoruma ‘ben mememde bir şey hissediyorum, bakabilir misiniz?’ dedim. ‘Paniklik bir şey yok, takip ederiz’ deyip eve yolladı. Ama ben bir şey hissediyordum, çünkü bir şey vardı ve 3 ayı zor geçirdim, koşa koşa tekrar doktora gittim. ‘Bir şey var’ dedim. Bana ‘mamografi çektirelim mi?’ dedi, ‘tabi ki’ dedim. Akşam 7’de gittim, çektirdim, laboratuvarın önünde bekliyorum, kimseler yok. Hocalardan birinin odasına girdim. Keşke girmeseydim! O sırada laboratuvardaki doktorun ‘felaket’ diye konuştuğunu duydum. Yığıldım, büyük bir kriz geçirdim, ağlıyorum. Arkadaşımı aradım, ‘Cihan hoca’yı bul’ dedi bana. Hocamız akşam 7’de rapor okumaya hastaneye gidiyormuş. Cihan hoca beni kabul etti, odasına girdiğim an aydınlandım ben. Huzurlu bakışı ve profesyonelliğiyle beni çok rahatlattı. ‘Yarın sabah parça alacağım ama o kadar kötü durumun yok’ dedi. Annemden, ablamdan, oğlumdan, ailemden bir sene sakladım. ‘Hatam neydi, neden böyle oldum’ diye düşündüm. Ertesi gün ameliyat oldum. Bütün ekip odaya girdiler ve hocam elimi tuttu, dedi ki ‘lenfler güzel, hiçbir problem yok, iki üç güne taburcu olabilirsin.’  Direnlerim 15 gün kaldı, evdekiler fark etmesin diye ceplerime sakladım. Sonra ‘bu senin ikinci şansın, işine gücüne git’ dedim kendi kendime. Altın Kelebek’te ödül almaya direnlerimle gittim, direnlerimi vatkalarımın içine soktum belli olmasın diye… Bu süreçte uzaya fırlatılıp geri geldim adeta. 6 ayda bir kontrol oluyorum. Şu an 4. yılımdayım. Emin ellerde, güvende olmak, harika bir doktorla bu süreci atlatmak benim için çok büyük bir şans.” </p>
<p>Sağlığına çok özen gösterdiğini vurgulayan Yener “Hem yokmuş gibi, hem de işin ciddiyetinin farkında olarak adım adım ilerleyip, sağlığım için neler yapabilirim bunu sürekli takip ettiğim için, hala da öyleyim, spor yapıyorum, iyi besleniyorum, uykuma dikkat ediyorum, sebzeyle besleniyorum, bol su içiyorum ve sık sık hocamızı ziyaret ediyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Cihan Uras: “Erken tanı ile meme kanserini tamamen yenmek mümkün”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras konuşmasında; </strong>meme kanserinde erken tanı sayesinde hastalıktan büyük oranda hatta tamamen kurtulmanın mümkün hale geldiğini belirterek “Tekrar vurgulamak isterim ki; erken tanı çok önemli. Erken tanı hayat kurtarır. Erken tanının sağlanması da tarama yöntemleri ve kadınlarımızın kendi kendilerini muayene ederek memelerini tanımalarından geçiyor” dedi. Günümüzde meme kanseri tedavisinde çok ciddi ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Uras sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sayede çok ileri evredeki meme kanserli hastalarımızı iyi bir tedaviyle başlangıç noktasına döndürüp yeniden sağlıklı bir yaşama devam etmelerini sağlayabiliyoruz. Meme kanserlerinin biyolojik yapısını öğrendiğimizden beri her tümöre farklı yaklaşımlarımız var. Bunlar arasında standart kemoterapiler, antihormon tedavileri, immünoterapiler ve ‘akıllı ilaç’ olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler var. Bu sayede kadınlarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi ederek sağlıklarına kavuşturabiliyoruz.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Sönmez: “Birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir”</strong></p>
<p>Erken tanının meme kanseriyle mücadelede yaşam süresini ve tedavi başarısını belirleyen en kritik faktör olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, “</strong>Basit bir tarama, bir hayatın yönünü değiştirebilir.<strong> </strong>Modern tıpta artık geç kalmak istemeyen değil, erken davranan kadınlar kazanıyor. Çünkü birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir” dedi. Günümüzde ‘her hastaya aynı tedavi’ döneminin geride kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Sönmez sözlerini şöyle sürdürdü: “Her hastaya, kendi biyolojisine uygun en etkili tedavi uygulanabiliyor. Bu yaklaşım tedavideki başarıyı artırırken, yaşam kalitesini koruyor. Bilim artık yalnızca hastalığı değil, hastayı merkeze alıyor. Çünkü her kadının kanseri farklı ve tedavisi de öyle olmalı.  Meme kanseriyle mücadelede bilim artık bir devrim çağında. Yeni nesil hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve klinik araştırmalar sayesinde her geçen gün daha fazla kadına umut doğuyor. Her yeni keşif, bir sonraki raundun daha güçlü geçmesini sağlıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten: “Mamografi zararlı değil!”</strong></p>
<p>Mamografik taramanın erken tanıda etkinliği kanıtlanmış bir yöntem olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi</strong> <strong>Radyoloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten, </strong>“Mamografi ülkemizdeki tüm hastanelerde ve KETEM tarama merkezlerinde sunulan bir hizmet. Günümüzde sıklığı giderek artan meme kanserinin tanısında gecikmemek için 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlar bu hizmetten yararlanmalı. Yanlış bilgilendirmeler nedeniyle kadınlarımız mamografi tetkikinden çekiniyor ve zararlı olduğunu düşünüyor. Mamografi çekimlerinde dikkat edilmesi gereken faktörler, cihaz kalitesi ve incelemeyi değerlendirecek olan radyoloğun tecrübesi” dedi. Buna karşın mamografinin tek başına tüm meme kanserlerini saptayamayacağını vurgulayan Prof. Dr. İçten sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle meme dokusu yoğun olan kişilerde erken tanı, tümörün yayılımını değerlendirme ve tedavi sonrası için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç var. Erken tanıda risk bazlı yaklaşımlar gelecekte daha çok kullanılacak. Risk durumlarına göre kişiye özel planlanacak incelemeler daha fazla kadının en erken evrede tanı almasını sağlayacak.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nuran Beşe: “Gereksiz Protez Ameliyatlarından Kaçınılmalı”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Nuran Beşe, </strong>günümüzde tedavi sürelerinin kısaldığını belirterek “Radyoterapiyi çok özel bir durum olmadıkça 15-16 seansta tamamlıyoruz. Tedavilerde hastanın yaşam kalitesini koruyarak mümkün olduğunca en etkili, en minimal uygulamalara yöneliyoruz. Uygun hastalarda tüm meme yerine tümörün bulunduğu bölgeyi yani parsiyel meme ışınlaması uygulayarak kalp ve akciğerin aldığı dozları neredeyse sıfıra indiriyoruz ve radyoterapiyi 5 günde tamamlıyoruz” dedi. Hastaların gereksiz protez ameliyatlarından kaçınmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Beşe şöyle konuştu: “Gerçekten bir risk varsa -örneğin BRCA 1/2 pozitifliği gibi genetik bir faktör söz konusuysa ya da cerrah tarafından memenin takibi çok zorsa, memede farklı kadranlarda tümör varsa, özetle hekim bu işlemi mutlaka gerekli görüyorsa hastalığın olduğu memenin ya da her ikisinin boşaltılması gündeme gelebilir. Ancak işlem hastanın isteğiyle, ‘her iki meme boşaltılsın ve bu hastalıktan kurtulayım’ yanılsaması ile yapıldığında kozmetik sonuç ne kadar iyi olursa olsun kişi yapay iki meme taşıyor olur ve hiçbir zaman kendi memesi kadar konforlu olamaz. Eğer hastaya implant takıldıktan sonra radyoterapi uygulanması gerekirse bu durumda çok daha dikkatli olunmalı. İmplantı etkileme ve kozmetik sonucu bozma riski ile karşı karşıya oluruz. Bu nedenle hastalar bu kararı tamamen doktorlarına bıraksınlar ve mutlak gerekli ise yaptırsınlar. Sonuçta meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi altın standart olarak kabul edilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ AROM&#8217;da Erasmus K2 proje deneyimleri paylaşıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-aromda-erasmus-k2-proje-deneyimleri-paylasildi-584200</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 09:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[arom]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimleri]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[k2]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretim Üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Araştırma Koordinatörlüğü Proje Destek Ofisi tarafından ‘Erasmus Days’ etkinlikleri kapsamında ‘Erasmus K2 Projeleri Konulu Tecrübe Paylaşımı’ etkinliği düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-aromda-erasmus-k2-proje-deneyimleri-paylasildi-584200">EÜ AROM&#8217;da Erasmus K2 proje deneyimleri paylaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Araştırma Koordinatörlüğü Proje Destek Ofisi tarafından ‘Erasmus Days’ etkinlikleri kapsamında ‘Erasmus K2 Projeleri Konulu Tecrübe Paylaşımı’ etkinliği düzenlendi.</p>
<p>Araştırma Odaklı Öğrenci Merkezi (AROM) Etkinlik Salonu’nda gerçekleştirilen programa, Araştırma Koordinatörlüğü Proje Destek Ofisi sorumlusu Prof. Dr. Gamze Süperen Mengüç, Mühendislik Fakültesi Deri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Mete Mutlu, Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Andiç Çakır ve Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fırat Sarsar konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe akademisyenler ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p>Etkinlikte, akademisyenler Erasmus K2 Projelerinde edindikleri deneyimleri öğrenciler ile paylaşarak uluslararası projelere katılım süreçleri hakkında bilgi verdiler.</p>
<p>Etkinlik kapsamında Mühendislik Fakültesi Deri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Mete Mutlu projelerin amacı ve temel özelliklerinden bahsetti. Takım çalışmasının ve bireysel network oluşturmanın önemli olduğunu vurguladı.  Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Andiç Çakır, ERASMUS+ programı kapsamında Sürdürülebilir Pazar Plartformları Sorumlu Kalkınma İçin Dijital Girişimcilik projesi hakkında bilgi verdi.  Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fırat Sarsar ise VILLAGE projesi üzerinden proje yürütme süreçleri hakkında önemli bilgileri katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Etkinlik sonunda interaktif soru-cevap bölümleriyle akademisyenler ve öğrenciler, merak ettikleri konuları doğrudan uzmanlarına sorma ve kendi proje fikirleri için yol haritası çıkarma imkânı elde etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-aromda-erasmus-k2-proje-deneyimleri-paylasildi-584200">EÜ AROM&#8217;da Erasmus K2 proje deneyimleri paylaşıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde Türk Dünyasının Dil Birliği Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-turk-dunyasinin-dil-birligi-konusuldu-583950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 09:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasının]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye ve Kazakistan arasında köklü tarihî, kültürel ve dilsel bağlara dayanan akademik ilişkiler, karşılıklı ziyaretler ve bilimsel etkinliklerle güçlenmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-turk-dunyasinin-dil-birligi-konusuldu-583950">Ege Üniversitesinde Türk Dünyasının Dil Birliği Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Türkiye ve Kazakistan arasında köklü tarihî, kültürel ve dilsel bağlara dayanan akademik ilişkiler, karşılıklı ziyaretler ve bilimsel etkinliklerle güçlenmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi (Kazakistan) arasındaki ikili ilişkiler çerçevesinde önemli bir akademik buluşma daha gerçekleştirildi.</p>
<p>Filoloji Fakültesi Kazak Dilbilimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Lehçeleri Anabilim Dalı’nı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. İbrahim Şahin moderatörlüğünde ve tercümesinde, “Tarihî Dilcilik ve Türk Birliğinin Dil Modeli” başlıklı bir konferans düzenlendi.</p>
<p><b>“Türk birliği dil birliği ile mümkündür”</b></p>
<p>Konferansta Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Türk Dünyasının ortak değerlerini birleştirmede dil birliğinin merkezi önemine dikkat çekti. Türk Birliği’nin ancak ortak bir dil modeli üzerine inşa edilebileceğini vurgulayan Abdualıulı, konuşmasında antroponimlerin (kişiadları) ve toponimlerin (yeradları) tarihî dil bilimi açısından taşıdığı önemi örneklerle açıkladı. Kazakistan’daki dil çalışmalarının Türk Dünyası genelinde yürütülen ortak dil araştırmalarıyla ilişkilendirilmesinin, bilimsel iş birliğini güçlendireceğini belirten Prof. Dr. Abdualıulı, Türk dillerinin kök birliğine ve tarihsel sürekliliğine dair örneklerle dinleyicilere zengin bir perspektif sundu.</p>
<p><b>“Geleceğe yönelik bilimsel adımlar paylaşıldı”</b></p>
<p>Ziyaret sırasında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyeleriyle yapılan görüşmelerde, iki kurum arasında ortak araştırma projeleri ve ortak yayın çalışmaları ele alındı. Ayrıca, Türk Dünyası üniversiteleri arasında dil, kültür ve tarih alanlarındaki ortak çalışmaları geliştirmeye yönelik yeni iş birliği planları gündeme getirildi. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü yetkilileri, Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı’nin ziyareti vesilesiyle iki kurum arasındaki akademik ilişkilerin daha da güçleneceğini ifade ettiler.</p>
<p><b>“Ortak kültürel miras bilimsel temelde korunuyor”</b></p>
<p>Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi arasındaki bu akademik temas, Türk Dünyasının ortak kültürel ve dilsel mirasını bilimsel düzlemde koruma ve geliştirme yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-turk-dunyasinin-dil-birligi-konusuldu-583950">Ege Üniversitesinde Türk Dünyasının Dil Birliği Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZKS 13-19 Ekim Haftalık Etkinlik Takvimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zks-13-19-ekim-haftalik-etkinlik-takvimi-583760</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 15:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[haftalık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[zks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yeni sezon başladı! Yıllardır istikrarla süren etkinliklerin yanı sıra bu sezon ilk kez yapılacak birçok program da takvimde yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zks-13-19-ekim-haftalik-etkinlik-takvimi-583760">ZKS 13-19 Ekim Haftalık Etkinlik Takvimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yeni sezon başladı! Yıllardır istikrarla süren etkinliklerin yanı sıra bu sezon ilk kez yapılacak birçok program da takvimde yer alıyor. Bu hafta birçok etkinlik, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta sanatseverleri bekliyor. Zeytinburnu Kültür Sanat; sinemadan tiyatroya, söyleşiden seminere, konserden anma programına önemli etkinlikleri sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. İşte bu haftanın kültür sanat takvimi:</b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>SİNEMA: Çılgın Dostum Finnik</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihleri: 13, 14, 15, 16 Ekim</b></p>
<p><b>Gösterim Saatleri: 13.30, 16.00, 19.00</b></p>
<p>Her evde Finlerin yaşadığını çoğu kişi bilmez. Onlar, insan dünyasında bir eve bakmak ve ocağı tutmak için ortaya çıkan tüylü yaratıklardır. Finnick ise bu sorumlulukta olmayan genç bir Fin’dir. O, ev halkına sadece şakalar yapar ve bu nedenle ailelerden hiçbiri onun evinde uzun süre kalmak istemez. Finnick’in evine, hilelerinin hiç işe yaramadığı yeni bir aile geldiğinde her şey değişir. 13 yaşındaki Christine ile Finnick’in tanıştığı dönemde şehirde beklenmedik olaylar yaşanmaya başlar. Birbirinden çok farklı olan Finnick ve Christine, olayların gizemini çözmek ve şehri kurtarmak için bir araya gelip birlikte çalışmak zorunda kalır.</p>
<p> </p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Türk Tarihinden İzler</b></p>
<p><b>Sunan: Prof. Dr. Ahmet Taşağıl</b></p>
<p><b>Konuk: Doç. Dr. Elvin Yıldırım</b></p>
<p><b>13 Ekim Pazartesi // 19.30</b></p>
<p>“Türk Tarihinden İzler” adlı söyleşi dizisinde, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl moderatörlüğünde Türk tarihi farklı veçhelerden ele alınıyor. Alanında uzman konukların da katılımıyla Türklerin tarihte bıraktığı izler takip ediliyor, tarihsel serüvenleri inceleniyor. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, ekim ayında Doç. Dr. Elvin Yıldırım ile “Avrasya Bozkırlarında Türk Tarihinin Başlangıcı” konusu etrafında bir sohbet gerçekleştirecek.</p>
<p> </p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Peyam-ı Garb</b></p>
<p><b>Sunan: Aykut Ertuğrul</b></p>
<p><b>Konuk: Nabi Avcı</b></p>
<p><b>14 Ekim Salı // 19.30</b></p>
<p>Peyam-ı Garb, insanların iletişim kurmakta, birbirini anlamakta her gün biraz daha zorlandığı; üzerinde ve üzerine konuşulan ortak sembollerin gitgide buharlaştığı çağımızda, Wittgenstein’ın ifadesiyle “dilinin ve dünyasının sınırları” birbirine yakınlaşan bir topluluk inşa etmeyi amaçlıyor. Çünkü birbirinin okuduğu kitaplardan, izlediği filmlerden, temaşa ettiği eserlerden haberdar fertlerden müteşekkil küçük ya da büyük bir toplulukta bulunmak tam da bugünlerde dünyanın en zor ve anlamlı eylemi sayılabilir. Her bir dinleyicinin müşahhas entelektüel deneyimiyle; biricik okurluk macerasıyla kıymetli sayıldığı Peyam-ı Garb’ta Nabi Avcı, Aykut Ertuğrul’un moderatörlüğünde her ay bir kitaptan; filmlere, şarkılara, resimlere, Türkiye ve dünyadaki edebiyat ve sanat olaylarına serâzat uzanan bir sohbet yürütüyorlar. Kelimelere, kavramlara, düşüncelere, kitaplara doğru yapılan her yolculuk şahsi, büyük ve gizemlidir. Bu yolculuğa hepiniz davetlisiniz.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>SEMİNER: Uygarlık Tarihi</b></p>
<p><b>“Uygarlık Tarihi Bağlamında Türklük Araştırmaları: Türk Tarihini Açıklama Girişimleri”</b></p>
<p><b>Prof. Dr. İsmail Coşkun</b></p>
<p><b>15 Ekim Çarşamba // 19.30</b></p>
<p>Türklerin uygarlık tarihindeki serüvenleri, tarihteki rolleri, farklı uygarlıklarla ilişkileri tarihsel bir perspektifle ele alınıyor. Konuşma dizisi boyunca Türklerin devlet, toplum ve kültür tecrübeleri ortaya koydukları uygarlık çerçevesinde inceleniyor. Türk tarihinin farklı evrelerine odaklanan programda ekim ayının konusu “Uygarlık Tarihi Bağlamında Türklük Araştırmaları: Türk Tarihini Açıklama Girişimleri” olacak. Bu başlık altında Türk tarihinin çeşitli bağlamlarda nasıl algılandığı üzerinde durulacak.</p>
<p> </p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Başka Sorular</b></p>
<p><b>Sunan: Zeliha Eliaçık</b></p>
<p><b>Konuk: Dr. M. Sinan Genim</b></p>
<p><b>16 Ekim Perşembe // 19.30</b></p>
<p>Kültür, akademi ve sanat dünyasından değerli isimlerle birlikte toplumu ilgilendiren konulara mercek tutuluyor. Kamuoyunun yakından tanıdığı simalarla alışılmışın dışında gündemler ele alınıyor, “konuşulmayanları konuşmak” hedefleniyor. Kamuoyunun yeterince tanımadığı değerli pek çok ismin düşünce dünyaları da topluma daha yakından tanıtılıyor. Zeliha Eliaçık’ın moderatörlüğünü yaptığı programın ekim ayı konuğu mimar Dr. M. Sinan Genim.</p>
<p> </p>
<p><b>SİNEMA: Sindirella ve Sevimli Arkadaşları</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihleri: 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23 Ekim</b></p>
<p><b>Gösterim Saatleri: 13.30, 16.00, 19.00</b></p>
<p>Sindirella ve Sevimli Arkadaşları, prensi kurtarmak için macera dolu bir yolculuğa çıkan Ella ve arkadaşlarının hikâyesini konu ediyor. Prens Alex bir farenin vücudunda kapana kısıldığında, Ella ve arkadaşları onu kurtarmak için harekete geçer. Onlar, Prens Alex’in eski haline gelebilmesi için gereken sihirli malzemeleri bulma amacıyla macera dolu bir yolculuğa çıkar. Ella ve arkadaşları, bu süreçte arkadaşlığın zor zamanlardaki en güçlü ilaç olduğunu keşfeder.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>ANMA PROGRAMI: Doğumunun 115. Yılında Cahit Arf</b></p>
<p><b>Konuşmacılar: Prof. Dr. Halil İbrahim Karakaş</b></p>
<p><b>Prof. Dr. Haluk Oral</b></p>
<p><b>17 Ekim Cuma // 19.30</b></p>
<p>Bilim dünyasının önde gelen isimlerinden Cahit Arf, doğumunun 115. yılında Zeytinburnu Kültür Sanat’ta anılıyor. Bir matematikçi olarak portresinin çizileceği etkinlikte, Cahit Arf’ın bilim tarihindeki önemi masaya yatırılacak. Prof. Dr. Halil İbrahim Karakaş ve Prof. Dr. Haluk Oral, programa konuşmacı olarak katkıda bulunacak.</p>
<p> </p>
<p><b>NAĞMEDÂR:</b> <b>İstanbul Faslı</b></p>
<p><b>18 Ekim Cumartesi // 15.00</b></p>
<p><b>Yer: Merkezefendi Dârülkurrâsı</b></p>
<p> </p>
<p><b>SİNEMA: Hep Otuz Üç Yaşında</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihi: 18 Ekim Cumartesi</b></p>
<p><b>Gösterim Saati: 19.00</b></p>
<p>Hep Otuz Üç Yaşında, Türkiye Cumhuriyet tarihinin kolektif bir hafızayla hayata geçirilmiş kültür hareketlerinden birisinin 33 yıla yayılan çarpıcı hikâyesini konu ediyor. Niyaz, İlahiyat Fakültesini bitiren genç bir akademisyendir. Üniversitede altmışlı yaşlarda bir hoca olan Ekmel ile yolu, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nde kesişir.</p>
<p> </p>
<p><b>SÖYLEŞİ: Sinema Söyleşileri</b></p>
<p><b>Sunan: İhsan Kabil</b></p>
<p><b>Konuk: Murat Pay</b></p>
<p><b>18 Ekim Cumartesi // 21.00</b></p>
<p>İhsan Kabil moderatörlüğünde her ay bir film merkeze alınıyor, filmin yolculuğu ve içeriği bütün boyutlarıyla tartışılıyor. Sinemanın gücünü ve etkisini ortaya koyan “Sinema Söyleşileri”nde ekim ayı konuğu yönetmen Murat Pay olacak. Film gösteriminin hemen ardından, Murat Pay’ın son filmi “Hep Otuz Üç Yaşında” üzerine sohbet edilecek.</p>
<p>(“Hep Otuz Üç Yaşında” filmi saat 19.00’da gösterilecektir.)</p>
<p> </p>
<p><b>ÇOCUK TİYATROSU: Akıncı Kayıp Orman</b></p>
<p><b>Gösterim Tarihi: 19 Ekim Pazar</b></p>
<p><b>Seanslar: 13.00, 15.00</b></p>
<p>Tüm vaktini ve enerjisini hiçbir karşılık beklemeden dünyadaki bozuklukları düzeltmeye adamış olan Akıncı ve daima karnı aç olan biricik yardımcısı Tıkabasa ormandaki kulübelerine döndüklerinde ormanın da kulübelerinin de yerinde yeller estiğini fark ederler. Onların yokluğunda beton, plastik ve duman imparatorluğu kurulmuştur bile. Kahramanlarımız bu facia karşısında boş durur mu? Aksakallı Dede’nin yardım ve yönlendirmesiyle ormanı ve kulübelerini yeniden ihya etmeye girişirler tabii. Fakat rakipleri güçlüdür ve sayıca onlardan fazladır. Acaba başarılı olabilecekler mi?</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zks-13-19-ekim-haftalik-etkinlik-takvimi-583760">ZKS 13-19 Ekim Haftalık Etkinlik Takvimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde mühendislik eğitiminde yenilikçi teknolojiler sempozyumu düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-muhendislik-egitiminde-yenilikci-teknolojiler-sempozyumu-duzenlendi-583669</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 11:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[eğitiminde]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[Mühendislik Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583669</guid>

					<description><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi, "7. Uluslararası Mühendislik Eğitiminde Öğretim Teknolojileri Sempozyumu"na ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-muhendislik-egitiminde-yenilikci-teknolojiler-sempozyumu-duzenlendi-583669">Ege Üniversitesinde mühendislik eğitiminde yenilikçi teknolojiler sempozyumu düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> </b>Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi, &#8220;7. Uluslararası Mühendislik Eğitiminde Öğretim Teknolojileri Sempozyumu&#8221;na ev sahipliği yaptı. EÜ Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özge Andiç Çakır’ın açılış konuşmalarının ardından Doç. Dr. Fırat Sarsar koordinatörlüğünde yürütülen Avrupa Birliği destekli &#8220;VILLAGE&#8221; projesi tanıtımı ile başlayan sempozyum, Turgut Yazıcıoğlu Konferans Salonunda çevrimiçi ve yüz yüze gerçekleştirildi. Mühendislik eğitimindeki yenilikçi öğretim teknolojileri ve küresel yaklaşımların ele alındığı etkinliğe çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.</p>
<p>Sempozyuma davetli konuşmacı olarak katılan, Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağı (ENAEE) Başkanı Prof. Dr. José Carlos Quadrado “Programlardan İnsanlara: Kalite Güvencesine Bir Ekosistem Yaklaşımı” başlıklı sunumunu yaparken; TÜBİTAK EURAXESS Ulusal Koordinatörü ve Marie Skłodowska-Curie Actions (MSCA) Program Komitesi Delegesi ve Ulusal İrtibat Noktası Şeyma Sayımlar ise “Araştırmacılar İçin Köprüler Kurmak: Ufuk Avrupa ve Marie Skłodowska-Curie Eylemleri” konulu bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. Özge Andiç Çakır, “Yedinci Uluslararası Mühendislik Eğitimi Teknolojileri Sempozyumunun açılışını yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Amacımız, bilgi paylaşımı, etkileşim ve iş birliği kapasitemizi artırmak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da mühendislik eğitiminde dijital dönüşüm, yapay zekâ entegrasyonu, uzaktan ve harmanlanmış laboratuvarlar, VR uygulamaları ve yetkinlik temelli program tasarımı gibi güncel konuları ele alıyoruz. Bu yıl ayrıca, dijitalleşmenin yanı sıra sürdürülebilirlik ve girişimcilik gibi gelişen eğitim yaklaşımlarına da odaklanacağız. Bu sempozyum, ekosistem düzeyindeki dönüşümün ve paydaşlar arasındaki değer zincirinin önemini vurgularken, etki odaklı uygulamalara dair birçok örnek sunacak. Katkılarıyla bilgi birikimimizi güçlendiren araştırmacılarımıza, düzenleme kuruluna ve emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum. Hepiniz için verimli, yeni ortaklıklara kapı aralayacak güzel bir sempozyum olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Bilgi, paylaşıldığında anlam kazanır”</b></p>
<p>Doç. Dr. Fırat Sarsar, “VILLAGE Projesi, adı ‘köy’ü çağrıştırsa da, yeni nesil bir topluluğu bir araya getirerek mühendislik eğitiminde bir sonraki adımı keşfetmeyi hedefliyor. HORIZON MSCA programında desteklenen proje, ‘Virtual Innovative Learning Laboratories for Global Engineering Education’ ifadesinin kısaltması olup, küresel mühendislik eğitimi için uzun vadeli bir vizyon sunuyor. Eğitimin her parçası bir bütünü oluşturur; bu yüzden bilgiyi aktaran bizlerin de sürekli gelişmesi gerekir. Aynı zamanda bir personel değişim projesi olan VILLAGE kapsamında ortaklarımızla karşılıklı ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Bu programla biz onların kurumlarında  onlar da bizim kurumlarımızda çalışıyor ve bilgi paylaşımı yapıyoruz; böylece ortak bir dil ve anlayış geliştiriyoruz. Amaç, yeni beceriler kazanmak, bilgi paylaşmak ve birbirimizin ihtiyaçlarını anlamak. Ayrıca sanal laboratuvarları yalnızca bir araç değil, öğrenmeyi zenginleştiren bir deneyim olarak kullanmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><b> “Etrafımızdaki her şey mühendislik ürünüdür”</b></p>
<p>Sunumunda mühendislik mesleğinin değişen doğasına ve eğitimin dönüştürücü rolüne değinen Prof. Dr. José Carlos Quadrado, “Paradigma değişimi kimsenin isteğiyle değil, teknolojik ve toplumsal dönüşümlerin hızlanmasıyla ortaya çıktı. Günümüzde değişim geçmişe göre çok daha hızlı ilerliyor ve bu da geleceğe dair düşünme biçimimizi yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Mühendislik eğitimi, yalnızca bilgi aktarmayı değil, gerçek anlamda sahada deneyim kazanarak profesyonel mühendisler yetiştirmeyi amaçlamalı. Çünkü etrafımızdaki her şey mühendislik ürünüdür ve bu meslek toplum için hayati öneme sahiptir. Bu noktada meslek öncesi akreditasyon büyük önem taşıyor; eğitim kalitesini ve mezunların yetkinliğini güvence altına alıyor. Kalite, işleri doğru yapmaksa, mükemmellik, doğru şeyleri doğru yapmaktır. Sürekli öğrenme, geri bildirim ve gelişim, iyi bir mühendisin en güçlü yanıdır” dedi.</p>
<p>TÜBİTAK EURAXESS Ulusal Koordinatörü Şeyma Sayımlar ise sunumunda araştırmacılar için Avrupa Birliği fonlarına erişim ve kariyer fırsatları hakkında önemli bilgiler aktardı. Konuşmasında HORIZON Europe, MSCA doktora ve doktora sonrası burs programlarının başvuru koşullarını ve verilen destekleri detaylıca anlatan Sayımlar, konuşmasının sonunda akademisyenlerin ve öğrencilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Etkinlik sonunda Prof. Dr. Özge Andiç Çakır ve Doç. Dr. Fırat Sarsar tarafından Prof. Dr. José Carlos Quadrado ve Şeyma Sayımlar’a sunumlarından dolayı plaketleri ve teşekkür belgeleri takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-muhendislik-egitiminde-yenilikci-teknolojiler-sempozyumu-duzenlendi-583669">Ege Üniversitesinde mühendislik eğitiminde yenilikçi teknolojiler sempozyumu düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli araştırmacıların ürettiği &#8216;Sağlıkta Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü&#8217; faydalı model belgesi aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-arastirmacilarin-urettigi-saglikta-guvenli-ilac-hazirlama-onlugu-faydali-model-belgesi-aldi-583606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmacıların]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[ürettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel ile Hemşirelik Fakültesi mezunu Deniz Tekin, sağlık çalışanlarının güvenliğini önceleyen yenilikçi bir buluşa imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-arastirmacilarin-urettigi-saglikta-guvenli-ilac-hazirlama-onlugu-faydali-model-belgesi-aldi-583606">Egeli araştırmacıların ürettiği &#8216;Sağlıkta Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü&#8217; faydalı model belgesi aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel ile Hemşirelik Fakültesi mezunu Deniz Tekin, sağlık çalışanlarının güvenliğini önceleyen yenilikçi bir buluşa imza attı. İkili tarafından geliştirilen “Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü”, Türk Patent ve Marka Kurumundan “Faydalı Model Belgesi” almaya hak kazandı. Proje kapsamında üretilen önlük, ilaç hazırlama süreçlerinde çalışanları korumak ve hataları en aza indirmek amacıyla tasarlandı.</p>
<p>Faydalı Model Belgesi kazanan Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel ve Deniz Tekin’i makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde üretilen bilimsel projeler, faydalı ürünlere dönüşmeye devam ediyor. Akademisyenlerimiz ve mezunlarımızın ortak çalışmalarıyla ortaya çıkan ‘Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü’ projesi, sağlık çalışanlarının iş güvenliği açısından son derece değerli.  Faydalı Model Belgesi almaya hak kazanan buluşlarından ötürü Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel hocamızı ve mezunumuz Deniz Tekin’i tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “İlaç hazırlığı, özellikle antineoplastik ilaçlarda sağlık çalışanları için risk oluşturabiliyor. Mevcut önlükler tek kullanımlık, sıvı geçirmez ve uzun kollu olsa da ilaç hazırlamayı kolaylaştıracak aydınlatma sistemlerinden yoksun. Bizim geliştirdiğimiz önlük, ışıklı uyarı ifadeleri ve aydınlatma birimleriyle sağlık çalışanına güvenli bir ortam sunuyor. Böylece hem hazırlık aşamasındaki hataların önüne geçilmesi hem de çalışan güvenliğinin artırılması amaçlanıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-arastirmacilarin-urettigi-saglikta-guvenli-ilac-hazirlama-onlugu-faydali-model-belgesi-aldi-583606">Egeli araştırmacıların ürettiği &#8216;Sağlıkta Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü&#8217; faydalı model belgesi aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Şehir Araştırmaları Sempozyumu Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-sehir-arastirmalari-sempozyumu-devam-ediyor-583243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 17:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[Oturumda]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[salonunda]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583243</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin 4 üniversite iş birliğinde düzenlediği ve 3 gün boyunca 15 farklı üniversiteden akademisyenler ile yerel araştırmacıların şehre dair sunumlarını yapacağı 2. Uluslararası İnegöl Şehir Araştırmaları Sempozyumu, ikinci gününde de dolu dolu geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-sehir-arastirmalari-sempozyumu-devam-ediyor-583243">İnegöl Şehir Araştırmaları Sempozyumu Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin 4 üniversite iş birliğinde düzenlediği ve 3 gün boyunca 15 farklı üniversiteden akademisyenler ile yerel araştırmacıların şehre dair sunumlarını yapacağı 2. Uluslararası İnegöl Şehir Araştırmaları Sempozyumu, ikinci gününde de dolu dolu geçiyor.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin; Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, Mudanya Üniversitesi ve Balıkesir Üniversitesi iş birliğinde düzenlediği “2. Uluslararası İnegöl Şehir Araştırmaları Sempozyumu” ikinci gününde de dolu dolu geçiyor. Perşembe günü başlayan, 3 gün boyunca devam edecek olan ve 9 ayrı oturumda 73 bildirinin sunulacağı sempozyumun sunumları Kültür Sanat ve Gençlik Merkezinde iki ayrı salonda gerçekleştiriliyor. Belediye Başkanı Alper Taban da sabah yapılan oturumlara katılarak sunumları takip etti.</span></span></p>
<p><span><span><b>YAPILAN SUNUMLAR</b></span></span></p>
<p><span><span>Dördüncü Oturumda A Salonunda sabah Prof. Dr. Ali Fuat Örenç’in Oturum Başkanlığında Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu ve Prof. Dr. Esra Sarıkoyuncu Değerli’nin “Milli Mücadele’de İnegöl Müftüsü Hasan Fehmi Efendi (Arslan)” sunumuyla başlayan sempozyum, ardından Arş. Gör. Ali Can Özçelik ile Prof. Dr. Mustafa Çetinaslan’ın “İnegöl İlçe Merkezindeki Tarihi Hamamlar” sunumuyla devam etti. Dr. Mehmet Can Çetin ile Prof. Dr. Refik Arıkan’ın da “Osman Gazi’nin İnegöl’ü Fethi” sunumuyla katkı sunduğu sempozyumda, Hatice Uzer “Osmanlı’da Eğitimin Modernleşmesi: İnegöl İnas Rüşdiye Mektebi” sunumunu gerçekleştirdi. B Salonunda ise yine 09.30’da Doç. Dr. Mustafa Polat Oturum Başkanlığında; Ali Akça “İnegöl Yerleşiminde Aleviler: İnançları, Kurumları ve Uygulamaları” sunumu, Nedim Bayram “Kent ve Mobilya Müzeleri Kuruluş Hikâyesi”, Pınar Yıldız, Sıla Yavuz ve Ali Kurnaz “Coğrafi İşaretli Ürünün İzinden Saklı Tarihe: İnegöl Cerrah Kırsal Mahallesi İncelemesi” ve Fatmanur Yavuz ile Eda Büşra Yener de “Dijital Temsilde Kurumsal Yüz: İnegöl Mobilya Sektörü” sunumlarıyla yer aldı.</span></span></p>
<p><span><span>Beşinci Oturumda A Salonunda Öğr. Gör. Dr. Cihad Doğan Oturum Başkanlığında; Prof. Dr. Uğur Bilgili ile Dr. Sinem Zere Taşkın “İnegöl Ekonomosinde Tarımın Yeri ve Önemi”, Öğr. Gör. Dr. Ömer Faruk Aslan “Yerel Kalkınmada Kümelenmenin (Yığınlaşmanın) Yeri ve Önemi: İnegöl Örneği”, Dr. Öğr. Üyesi Seyda Fatih Harmandaroğlu “Yeşil Pazarlama ve Tüketici Davranışları: İnegöl’de Çevre Dostu Ürünlere Yönelim”, Mustafa Kemal Köse de “İnegöl’de Kamu Yatırımlarının Ekonomik Ve Sosyal Etkileri” sunumunu yaptı. B Salonunda ise; Prof. Dr. Hülya Taş Oturum Başkanlığında; Rıdvan Sayın “İnegöl Türkülerinin Derlenmesi, Korunması, Gelecek Kuşaklara Aktarımı ve Notalandırılması”, Nurefşan Karadağ “İnegöl’de Bir Şifa Kaynağı: Tarihi ve Turizm Potansiyeli Bağlamında Çitli</span></span></p>
<p><span><span>Maden Suyu”, Alican Oflaz “İnegöl Mobilya ve Mobilya Yan Sanayi Sektörlerinin Pazara Yönelik Gelişimi ve İnovasyon Modeli Önerisi: Bölgesel Rekabetçilik ve Küresel Pazar Stratejileri”, Esin Uçaravcı da “İnegöl Eski Belediye Binası Yeniden İşlevlendirme Önerisi” sunumlarını gerçekleştirdi.</span></span></p>
<p><span><span>Altıncı Oturumda A Salonunda Prof. Dr. Mehmet Deniz Oturum Başkanlığında; Prof. Dr. Refik Arıkan ile Hamiyet Bilgili Çetin “Osman Gazi’nin Ermenibeli Muharebesi ve Bayhoca’nın Mezarı”, Doç. Dr. Mustafa Polat “Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşiv Kayıtları Işığında İnegöl Vakıfları” Dr. Adem Polat “XIX. Yüzyıl Ortalarında İnegöl’ün Sosyoekonomik Yapısı” ve Zümrüt Taş Üskül ise “Hudâvendigâr Vilâyet Salnamelerinde (1907-1927) İnegöl’ün Tütün Tarihi” sunumlarını yaptı. B Salonunda Prof. Dr. Mustafa Çetinaslan Oturum Başkanlığında; Hayrettin Göçmen “Türkiye’de Bir İlk, Hak Edilen ve Beklenen Unvan Gazi Hastane, İnegöl Devlet Hastanesi”, Seda Çakmak “İnegöl Tarihi Kent Merkezinin Değişiminin İncelenmesi”, Merve Doğan “Engelsiz Bir Adım: İnegöl Engelsiz Genç Kafe’nin Özel Gereksinimli Bireylerin Sosyal Katılımına Katkısı”, Özdem Suvat “Avrupa’da ki Hayriye Köylüler” sunumlarıyla sempozyumda yerini aldı.</span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span>Yedinci Oturumda A Salonunda Prof. Dr. Orhan Bozkurt Oturum Başkanlığında; Prof. Dr. Hülya Taş “İnegöl İlçesine Bağlı Kurşunlu Mahallesinde Mezar ve Kültürü, Dr. Öğr. Üyesi Erhan Tarhan, Doç. Dr. Alper Yener Yavuz, Doç. Dr.</span></span></p>
<p><span><span>Ahmet İhsan Aytek, Büşra Aladağ ve Prof. Dr. M. Cihat Alçiçek ise “İnegöl İlçesi Memeli Fosil Bulguları: Paleontolojik Bir Ön Çalışma”, Dr. Öğr. Üyesi Nihal Derin Coşkun ile Öğr. Gör. Yeliz Okşak, “İnegöl Çavuş Köyü Toprak Örneklerinin Seramikte Kullanılabilirliğinin İncelenmesi ve Linol Kalıp Tasarımla Seramik Uygulama Çalışması”, Öğr. Gör. Dr. Günnur Tuba Türksavaş “Kent Sosyolojisinden Uluslararası İlişkilere Göç: İnegöl’de Çerkesler ve Ahıska Türkleri” sunumunu yaptı. B Salonunda da Öğr. Gör. Dr. Cihad Doğan Oturum Başkanlığında; Prof. Dr. Mehmet Deniz, Elif Şimşek ve Arş. Gör. Mustafa Gürçeşme tarafından “İnegöl Şehrinde Yaşlıların Aile Sağlık Merkezlerine Erişebilirliği” sunumu, Arş. Gör. Dr. Hatice Erdoğan ile Arş. Gör. Dr. Faruk Sarıusta tarafından “Oylat Kaplıcaları ve Mağarası Nasıl Deneyimlenmekte? Ziyaretçi Perspektifiyle Bir Analiz” sunumu, Dr. Hatice Sargın “Yaprak Destanlarda Aile İçi Şiddet (Ebeveyn Ölümleri ve Kardeşler Arası Cinayet): Bursa ve İnegöl Örnekleri” ve Dr. Sezgin Koyun tarafından “İnegöl’de Turizm Markalaşması ve İstihdam İlişkisi: Yerel Değerlerin</span></span></p>
<p><span><span>Ekonomik Katkısı Üzerine Bir İnceleme” sunumları gerçekleştirildi.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-sehir-arastirmalari-sempozyumu-devam-ediyor-583243">İnegöl Şehir Araştırmaları Sempozyumu Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, ömrün uzamasında genetik bilim, biyoteknoloji ve organ yenilenmesinin rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsan yaşam süresi son 70 yılda uzadı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan yaşam süresinin son 70 yılda belirgin biçimde uzadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:</p>
<p>“1950’li yıllardan beri insan ömrü zaten uzadı. Ortalama yaşam süresi 50’li, 60’lı yaşlardan 83-85 yaşlara kadar çıktı. Yapılan bilimsel çalışmalar, organların dayanıklılığı ve biyoteknolojik gelişmeler dikkate alındığında insan ömrünün 150 yıla kadar uzayabileceğini gösteriyor. Rockefeller neredeyse 100 yaşına kadar yaşamıştı ve yaşamı boyunca birden fazla organ nakli geçirmişti. Karaciğer, böbrek gibi organlar sayesinde o yaşa kadar dayanabildi. Bu da gösteriyor ki organ nakliyle bir noktaya kadar idare edebilmek mümkün olabiliyor.”</p>
<p><strong>Konu uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşamak</strong></p>
<p>Ömrü uzatma araştırmalarının artık sadece “yaş almak” değil, sağlıklı yaşlanmak üzerine yoğunlaştığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Longevity yani uzun ama kaliteli yaşam bilimi, bugünlerde çok revaçta. İnsan ömrü uzadıkça nörolojik, kalp ve hücresel düzeyde sağlığı korumak daha önemli hale geliyor. Artık sadece uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşlanmak tartışılıyor. Bunun öncüleri var dünyada. Brian Johnson her gün 2000’in üzerinde test yaparak vücudunu sürekli izliyor ve buna göre yaşam biçimini düzenliyor. Kendini adeta bir bilimsel denek gibi konumlandırdı. Sağlıklı yaşlanmanın sınırlarını bu tür örnekler üzerinden göreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Organ nakliyle değil, genetikle ulaşabiliriz</strong></p>
<p>Organ nakillerinin insan ömrünü uzatmada geçici bir çözüm sunduğunu belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Başkasının organını aldığınızda vücudun bu organı kabul etmesi için uzun süre immün süpresif yani bağışıklık baskılayıcı tedavi görmeniz gerekir. Bu da sizi bakteriyel, viral, mantar enfeksiyonlarına açık hale getirir. Bu nedenle sadece organ nakliyle yüzyıllarca yaşamak mümkün değil. Geleceğin çözümü genetik mühendislik ve hücresel yenilenmede. Yaşlanmayı geciktiren moleküller yani senolitikler üzerinde çalışmalar hızla ilerliyor. Japonya’da yeniden diş çıkarmayı sağlayan ilaç denemeleri başladı. Benzer şekilde yaşlanmayı yavaşlatan hatta geriye çevirebilen moleküller üzerinde çalışmalar yürütülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendi organlarımızı üretme dönemi yaklaşıyor</strong></p>
<p>Gelecekte insanların kendi kök hücrelerinden organ üretmesinin mümkün olacağını belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Tissue regeneration dediğimiz doku yenileme teknikleri gelişiyor. IPS teknolojileri sayesinde bireyin kendi hücresinden organ üretmek mümkün hale gelecek. Böylece artık başkasının organını almak yerine kendi organımızı yeniden üretebileceğiz.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca, genetiği değiştirilmiş hayvanlardan organ nakli çalışmalarının da ilerlediğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Domuzlarda insan bağışıklık sisteminin tanıyıp saldırdığı proteinler genetik olarak silindi. Bu organlar insanlara nakledilebilir hale geliyor. Yani hayvan kaynaklı organ nakli çok yakın bir gelecekte klinik aşamaya gelecek.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>150 yıl ilk Asya’da mümkün olabilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan ömrünün 150 yıla ulaşmasının ilk olarak Batı’da değil, Asya ülkelerinde gerçekleşeceğini ifade ederek, “Regülasyonlar (düzenleme) Batı’da çok sıkı ama Asya ülkelerinde daha esnek. Genetiği değiştirilmiş ilk insanlar da Çin’de doğdu. Bu nedenle 150 yıllık ömür hedefi ilk olarak Çin gibi ülkelerde uygulanabilir. Orada bilimsel riskler daha serbest test ediliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Putin–Şi arasındaki diyaloğun “sadece bir sohbet değil, aynı zamanda bir mesaj” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Biyoteknoloji ilk olarak bu ülkelerde hızlı gelişecek. Bilimsel etik ve yasal sınırlamalar Batı’da daha katı olduğu için orada bu gelişmeleri daha geç göreceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Bugün doğan çocuklar 150 yılı görebilir</strong></p>
<p>İnsan ömrünün 150 yıla ulaşmasının 2030’da değil ama gelecek 50 yıl içinde mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2030 yılı biraz erken. Belki 90’lı yaş ortalamalarına ulaşabiliriz ama 150 yıl için 50 yıl daha gerekiyor. Bugün doğan çocuklar bu gelişmelere şahit olacak. Onların 150 yaşına kadar yaşayabileceğini görebiliriz. Bizim kuşak için sınır hala 100 yaş civarında.”</p>
<p><strong>Gen düzenleme hızla ilerliyor ama sağlıkta süreçler yavaş</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, CRISPR ve PA (Prime Editing) gibi gen düzenleme teknolojilerinin insan ömrünü uzatmada devrim yaratacağına işaret ederek, “Bozuk genetik materyali çıkarıp yerine sağlıklı genleri takabiliyoruz. Tek bir mutasyonu bile değiştirmek artık mümkün. Ancak sağlıkta mevzuat çok yavaş. Bir ilacın klinik uygulamaya girmesi 5 ila 15 yıl sürüyor. Dolayısıyla laboratuvardaki buluşları biz ancak 15-20 yıl sonra klinikte görebiliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Yapay zeka (AI) teknolojilerinin hızla ilerlemesine karşın sağlıkta aynı hızın mümkün olmadığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Yapay zekada güvenlik regülasyonu yok, o yüzden çok hızlı. Ama sağlıkta etik ilkeler, onay süreçleri ve regülasyonlar var. Bu da ilerlemeyi doğal olarak yavaşlatıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ, CODEC Konsorsiyumu 3. Süreç Değerlendirme Toplantısı&#8217;na ev sahipliği yaptı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-codec-konsorsiyumu-3-surec-degerlendirme-toplantisina-ev-sahipligi-yapti-582439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 08:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[codec]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[Konsorsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[konsorsiyumu]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaktan Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trabzon Üniversitesinin koordinatörlüğünü yürüttüğü, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Atatürk Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesinin konsorsiyum ortağı olarak yer aldığı 20231-TR01-KA131-HED-000136980 numaralı Erasmus+ Değişim Programı Uzaktan Eğitim Merkezleri Konsorsiyumu (CODEC) hareketliliği kapsamında düzenlenen “CODEC Konsorsiyumu 3. Süreç Değerlendirme Toplantısı”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-codec-konsorsiyumu-3-surec-degerlendirme-toplantisina-ev-sahipligi-yapti-582439">DEÜ, CODEC Konsorsiyumu 3. Süreç Değerlendirme Toplantısı&#8217;na ev sahipliği yaptı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon Üniversitesinin koordinatörlüğünü yürüttüğü, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Atatürk Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesinin konsorsiyum ortağı olarak yer aldığı 20231-TR01-KA131-HED-000136980 numaralı Erasmus+ Değişim Programı Uzaktan Eğitim Merkezleri Konsorsiyumu (CODEC) hareketliliği kapsamında düzenlenen “CODEC Konsorsiyumu 3. Süreç Değerlendirme Toplantısı”, 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde DEÜ Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEUZEM) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.</p>
<p>DEÜ Rektörlük Senato Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya; DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan, DEÜ Genel Sekreter V. Prof. Dr. Dündar Yener, Uluslararası Akademik Dış İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. M. Banu Durukan Salı, Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Ülviyye Aydın, Öğr. Gör. Ozan Oşafoğlu, Bilgi İşlem Daire Başkanı İsmail Özkan, Trabzon Üniversitesinden Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ali Kürşat Erümit ve Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Alper Şimşek, Atatürk Üniversitesinden Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Engin Kurşun, Doç. Dr. Serkan Yıldırım, Öğr. Gör. Arif Daş, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen, Uzaktan Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mutlu Tahsin Üstündağ, Dr. Öğr. Üyesi Seher Özcan, Özlem Yıldırım, Melek Koçakçı, Karadeniz Teknik Üniversitesinden Uzaktan Eğitim Merkezi Müdürü Doç. Dr. Muhammet Berigel ve Öğr. Gör. Onur Aydın katıldı.</p>
<p><b>DEÜ’NÜN UZAKTAN EĞİTİM ALTYAPISI TANITILDI</b></p>
<p>Toplantı kapsamında katılımcılara, DEÜ’nün uzaktan eğitim sistemi ve dijital altyapısı hakkında detaylı bilgiler sunuldu. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ziyaret edilerek, üniversitenin uzaktan eğitimde kullandığı teknolojik altyapı tanıtıldı. DEUZEM Müdürü Prof. Dr. Bahar Baran tarafından yapılan sunumlarda, pandemi ve deprem dönemlerinde yürütülen acil uzaktan eğitim süreçleri, merkezde gerçekleştirilen akademik çalışmalar ve hizmet içi eğitim faaliyetleri anlatıldı.</p>
<p>Katılımcılar ayrıca, ADEP Projesi kapsamında hayata geçirilen Meta Sınıfını deneyimleme fırsatı buldu. Toplantı süresince projede yürütülen hareketliliklerin genel değerlendirmesi yapılarak, konsorsiyumun daha etkili biçimde sürdürülmesine yönelik öneriler paylaşıldı.</p>
<p><b>KÜLTÜREL ETKİNLİKLERLE DESTEKLENEN PROGRAM</b></p>
<p>Akademik iş birliklerinin yanı sıra, toplantı programı sosyal ve kültürel etkinliklerle de zenginleştirildi. Katılımcılarla birlikte DEÜ Bayrakbilim ve Türk Bayrakları Müzesi ziyaret edildi. Ayrıca, İzmir’in tarihini ve kültürel mirasını tanıtmak amacıyla Doç. Dr. Mehmet Emin Elmacı ve Doç. Dr. Eda Avcı rehberliğinde Konak Tarih Turu ve Efes Antik Kenti gezisi düzenlendi.</p>
<p><b>CODEC KONSORSİYUMU’NUN HEDEFİ</b></p>
<p>CODEC Konsorsiyumu’nun temel amacı, Türkiye’de uzaktan eğitim alanında çalışan akademik ve idari personelin mesleki gelişimini desteklemek, alana özgü yetkinlikler kazandırmak ve yenilikçi bir uzaktan eğitim modelinin ulusal ve uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasını sağlamaktır.  Bu kapsamda, 2021 yılından bu yana 42 personel hareketliliği ve 63 öğrenci hareketliliği olmak üzere toplam 105 hareketlilik gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-codec-konsorsiyumu-3-surec-degerlendirme-toplantisina-ev-sahipligi-yapti-582439">DEÜ, CODEC Konsorsiyumu 3. Süreç Değerlendirme Toplantısı&#8217;na ev sahipliği yaptı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[enstitü]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[tohumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tohumculuk Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Budak, “Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387">Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Budak, “Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Ege Üniversitesi olarak sektörle aynı vizyonu paylaşıyoruz. Daha güçlü, daha rekabetçi, daha yenilikçi bir Türk tohumculuk sektörü inşa etmek. Bunun için üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeye, ortak Ar-Ge projeleri geliştirmeye ve bilgi paylaşımını artırmaya hazırız” dedi.</p>
<p><b>*Sektör temsilcileri ise güçlü laboratuvar altyapısına sahip olan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün; stratejik önemi gittikçe artan tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde geliştirilmesi, sertifikalı ve yerli tohum üretiminin yaygınlaştırılması, biyoçeşitliliğin korunması, yüksek katma değerli üretimin yapılması, bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanında bilimsel çalışmaların yürütülmesi için önemli rol üstleneceğini vurguladılar.</b></p>
<p>Tohum bilimi ve teknolojisi alanında bilimsel çalışmalar yürütmek ve lisansüstü insan kaynağı yetiştirmek amacıyla faaliyete başlayan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü tarafından tohumculuk sektörünün paydaşlarının katılımı ile istişare toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Yeni Senato Salonunda yapılan toplantıya, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ın yanı sıra Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlkin Şengün, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Can Paylan, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Gülsüm Öztürk, özel sektör temsilcileri, birliklerin yetkilileri ve  akademisyenler katıldı. </p>
<p>Toplantının açılışında enstitünün kuruluş amacı ve önemi ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün burada, ülkemizin tarım ve tohumculuk sektörünün en önemli aktörlerini aynı masa etrafında buluşturan anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyorum. Türkiye’nin tarım sektöründe geleceğe dair atacağı adımların merkezinde yer alan tohumculuk, yalnızca bir üretim girdisi değil; aynı zamanda milli bağımsızlığımızın, gıda güvenliğimizin ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimizin de anahtarıdır. Ege Üniversitesi olarak bizler, bu stratejik alanda bilimin ışığında yol almak için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Akademi ile sektör arasında güçlü bir köprü olacağız”</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün sizlerle buluşmamıza vesile olan toplantımız, yalnızca fikir alışverişi yapmakla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda ülkemizin tohumculuk alanındaki yol haritasına yön verecek, akademi ve sektör arasında güçlü bir köprü kuracaktır. Zira biliyoruz ki bilimsel bilgi ile piyasa tecrübesi birleştiğinde ortaya çıkan sinerji, toplumsal faydayı en üst düzeye çıkaracaktır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleri ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin destekleriyle 14 Temmuz 2025 tarihinde kurulan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü, tam da bu vizyonun bir ürünü olarak hayata geçirilmiştir. Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü 2021 yılından bu yana Uluslararası American Systems Registrar (ASR), ANSI National Accreditation Board (ANAB) akreditasyona sahip 2022 yılında ise Uluslararası Tohum Test Birliği (ISTA) üyeliğini alarak dünyada bu üyeliğe sahip 5 akredite üniversite laboratuvardan birisini bünyesinde bulunduran ve tohumlarda pestisit kullanımının azaltılmasında en önemli rolü üstlenecek dünyada ilk defa üretilecek yerli ve milli tohum dezenfeksiyon cihazının yapımını da içeren TUBİTAK 1004 projesini yürütmektedir. Ayrıca enstitümüzde tohum analizlerinin yanı sıra yüksek lisans ve doktora eğitimleri de verilmektedir. Enstitümüz, ülkemizin biyolojik çeşitliliğini korumak, yerli ve milli tohumları geliştirmek, inovatif teknolojilerle sektöre katkı sağlamak üzere çalışmalarını büyük bir heyecanla sürdürmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır”</b></p>
<p>Enstitünün önceliğinin, tohumculukta sürdürülebilirliği sağlamak olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bu kapsamda, sadece yeni çeşitlerin geliştirilmesi değil, aynı zamanda tarımsal üretimde iklim değişikliği, kuraklık ve hastalıklarla mücadeleye karşı dirençli çözümler sunmak da temel hedeflerimiz arasındadır. Çünkü biliyoruz ki tohum, geleceğin en büyük stratejik kaynağıdır. Bugün burada sektörün öncü firmaları ve birlikleriyle bir araya gelmemiz, bu hedeflerin hayata geçirilmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Bizler, Ege Üniversitesi olarak sizlerle aynı vizyonu paylaşıyoruz: daha güçlü, daha rekabetçi, daha yenilikçi bir Türk tohumculuk sektörü inşa etmek. Bunun için üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeye, ortak Ar-Ge projeleri geliştirmeye ve bilgi paylaşımını artırmaya hazırız. Ayrıca, enstitümüzün hedeflerinden biri de uluslararası ölçekte ses getirecek projelere imza atmaktır. Bu çerçevede, sadece ulusal değil, aynı zamanda küresel tohumculuk piyasasında da Türkiye’nin etkin bir aktör olmasını desteklemek istiyoruz. Bilimsel kapasitemiz, altyapımız ve insan kaynağımız ile ülkemizin tohumculuk ihracatında çok daha güçlü bir noktaya gelmesi için sorumluluk almaya kararlıyız. Bugünkü toplantımızın çıktılarını rapor haline getirerek Cumhurbaşkanımıza ileteceğiz. Sizin değerli katkılarınız, önerileriniz ve eleştirileriniz, enstitümüzün yol haritasına yön verecek, ortak hedeflerimizi daha somut adımlara dönüştürecektir. Sözlerime son verirken, bu toplantıya katkı sunan tüm sektör temsilcilerine, birliklerimize, değerli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tohum bilimi ve teknolojisinin gelişmesi için attığımız bu ortak adımın, ülkemize ve insanlığa hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Enstitü sektörümüz için önemli rol üstlenecek”</b></p>
<p>Sektör temsilcileri ise Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün, Türk tohumculuk sektörünün geliştirilmesi, küresel düzeyde tanıtılması, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ile sektörün sorunlarına bilimsel çözümler üretilmesi noktasında çok önemli görev üstleneceğini ifade ettiler.  Güçlü laboratuvar altyapısına sahip olan Ege Üniversitesi Emine Erdoğan Tohum Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsünün; stratejik önemi gittikçe artan tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde geliştirilmesi, sertifikalı ve yerli tohum üretiminin ve kullanımının yaygınlaştırılması, biyoçeşitliliği korunması, yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesi, bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanında bilimsel çalışmaların yürütülmesi için önemli rol üstleneceğini vurguladılar. Toplantının sonunda katılımcılar, laboratuvarları gezerek, yürütülen bilimsel çalışmalar ile ilgili bilgi aldılar.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tohumculuk-sektorunun-temsilcileri-ege-universitesinde-bir-araya-geldi-582387">Tohumculuk sektörünün temsilcileri Ege Üniversitesinde bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi ve Namangan Devlet Üniversitesi arasındaki uluslararası kültürel iş birliği güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-ve-namangan-devlet-universitesi-arasindaki-uluslararasi-kulturel-is-birligi-gucleniyor-582096</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamında]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[namangan]]></category>
		<category><![CDATA[özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Şahin’in Türkiye yürütücüsü olduğu,  TÜBİTAK ve Özbekistan Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen "Özbekçe ve Türkçe Geortonimlerin Dilsel-Kültürel ve Etno-Dilsel İncelemesi" başlıklı proje kapsamında Özbekistan’dan Türkiye’ye gelen heyet Ege Üniversitesini ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-ve-namangan-devlet-universitesi-arasindaki-uluslararasi-kulturel-is-birligi-gucleniyor-582096">Ege Üniversitesi ve Namangan Devlet Üniversitesi arasındaki uluslararası kültürel iş birliği güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Şahin’in Türkiye yürütücüsü olduğu, </strong> TÜBİTAK ve Özbekistan Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen <strong>&#8220;Özbekçe ve Türkçe Geortonimlerin Dilsel-Kültürel ve Etno-Dilsel İncelemesi&#8221; başlıklı proje</strong> kapsamında Özbekistan’dan Türkiye’ye gelen heyet Ege Üniversitesini ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. İbrahim Şahin,  Namangan Devlet Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Nasircan Uluqov ve Doç. Dr. Mömincan Yusufcanoviç Sulaymanov, proje hakkında Prof. Dr. Ersan’ı bilgilendirdi.</p>
<p>Ege Üniversitesinin Türk dünyası ile güçlü ikili iş birlikleri kurduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Özbekistan <strong>Namangan Devlet Üniversitesi ile yürütülen proje kapsamında değerli akademisyenlerimizle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunduk. İki üniversite arasında yürütülebilecek ortak bilimsel faaliyetleri ve gelecekte gerçekleştirilebilecek iş birliklerini ele aldık. İki kurum arasındaki iş birliğinin daha da güçlenerek sürdürüleceğine inanıyorum” dedi.</strong></p>
<p><strong>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. İbrahim Şahin ise “</strong>Söz konusu proje, Türkçe ve Özbekçe coğrafi adların (geortonimlerin) dilsel, kültürel ve etno-dilsel yönlerden karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçlıyor. Proje, yalnızca dilbilimsel bir çalışma olmanın ötesinde, Türk ve Özbek toplumlarının ortak kültürel belleğini bayramlar, festivaller ve anma günleri üzerinden ele alıyor. İki ülkedeki kutlama geleneklerinin karşılaştırmalı analiziyle hazırlanacak ortak veri tabanının, Türkoloji araştırmalarına ve kültürel diplomasiye önemli katkılar sunması hedefleniyor. Ege Üniversitesi ile Namangan Devlet Üniversitesi arasındaki bu akademik iş birliğini, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinde kültürel köprüleri güçlendiren örnek bir adım olarak değerlendirebiliriz. Projenin, Türk dünyası üniversiteleri arasında bilimsel bağların güçlendirilmesine ve kültürel mirasın ortak değerler çerçevesinde araştırılmasına katkı sağlamasını bekliyoruz. Bu doğrultuda Özbekistan’dan gelen hocalarımız ile Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Ersan’ı ziyaret ederek bilgi alışverişinde bulunduk. Üniversitemiz üst yönetiminin bizlere sağladığı katkılardan ötürü teşekkür ediyorum. ” diye konuştu.</p>
<p><b>Özbek akademisyenlerden bilimsel konferanslar</b></p>
<p>Proje kapsamında, Prof. Dr. Nasircan Uluqov başkanlığındaki Özbekistan heyeti, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsünde bir dizi akademik görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde projenin ilk yılına ait akademik çıktılar değerlendirilirken, ikinci yıl için planlanan yöntem, saha çalışmaları ve yayın süreçleri ayrıntılı biçimde ele alındı. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. Nasircan Uluqov ve Doç. Dr. Mömincan Yusufcanoviç Sulaymanov tarafından iki ayrı bilimsel konferans verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-ve-namangan-devlet-universitesi-arasindaki-uluslararasi-kulturel-is-birligi-gucleniyor-582096">Ege Üniversitesi ve Namangan Devlet Üniversitesi arasındaki uluslararası kültürel iş birliği güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[dengesini]]></category>
		<category><![CDATA[İç Kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyinde denge kaybının nedenleri, belirtileri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri ile yaşam kalitesine etkisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması beynin dengesini de bozuyor!</strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının, günlük yaşamda fark edilmese bile kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Düşme riskini artıran, baş dönmesi ve sersemlik hissiyle kendini gösteren bu durumun ardında basit nedenler olabileceği gibi ciddi hastalıklar da yatabilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, merkezi sinir sisteminde dengeyi sağlayan beyin, beyincik ve iç kulak arasındaki iletişimin bozulması sonucu ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Metin, “Bu durum, kişinin yürüme, oturma veya ayakta durma gibi temel hareketlerinde dengesizlik, sendeleme veya baş dönmesi hissetmesine yol açar. Denge, yalnızca beyincik tarafından değil, gözler, iç kulak ve sinir sisteminden gelen bilgilerin bütünleşmesiyle sağlanır. Bu sistemdeki en küçük bir aksama bile kişinin günlük yaşamını zorlaştıran semptomlara neden olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir!</strong></p>
<p>Denge kaybının en sık ileri yaş grubunda görülse de gençlerde de rastlanabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Beyinde denge kaybı pek çok nedenle ortaya çıkabilir. Yaşla birlikte beyincik dokusunda hücresel kayıplar ve sinir iletim hızının düşmesi dengeyi etkiler.” dedi.</p>
<p>Beyincik hasarının ve koordinasyon merkezinin etkilenmesinin yürüyüşte bozulma ve yalpalamaya yol açabileceğini aktaran Prof. Dr. Metin, diğer problemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“İç kulak problemleri, yani vestibüler sistemdeki enfeksiyonlar ve Meniere hastalığı dengeyi doğrudan bozabilir. Beyin tümörleri nedeniyle oluşan basınç artışı dengeyi etkiler. İnme ve damar tıkanıklığı gibi sorunlar beyne giden kan akışının azalmasına neden olarak ani denge kaybına yol açabilir. Multipl skleroz, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar sinir iletimini etkiler. Özellikle B12 eksikliği sinir sistemini olumsuz etkileyerek denge sorunlarını tetikler.”</p>
<p><strong>Çeşitli fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir! </strong></p>
<p>Beyinde denge kaybının belirtilerine değinen Prof. Dr. Barış Metin, “Yürüme veya ayakta durmada sağa sola yalpalama, sürekli veya tekrarlayan baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma, kulakta uğultu ve baş ağrısı, bulanık görme veya çift görme, ileri vakalarda konuşmada bozulma, kas güçsüzlüğü ve titreme ortaya çıkabilir. Bazı hastalar odanın döndüğünü hissederken, bazıları ayaklarının altındaki zemin kayıyormuş gibi tarif eder. İleri vakalarda bilinç bulanıklığı görülebilir.” dedi.</p>
<p>Denge kaybının kaynağını belirlemek için bazı yöntemler kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Metin, “Hastanın hikayesi dinlenir ve fiziksel muayeneyapılır. MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri ile beyin tümörü, kanama veya damar tıkanıklığı olup olmadığı tespit edilir. Romberg testi başta olmak üzere denge ölçümleri yapılır. İç kulak kaynaklı sorunlar ile vitamin eksiklikleri ve metabolik nedenler araştırılır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir!</strong></p>
<p>Tedavinin, altta yatan nedene göre planlandığını kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, “Neden tespit edildikten sonra, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, cerrahi müdahale, yaşam tarzı düzenlemeleri ve psikolojik destek yöntemlerinden biri veya birkaçı hastaya önerilebilir.” dedi.</p>
<p>Beyinde denge kaybının, kendi başına ölümcül olmasa da düşme riskini artırarak özellikle yaşlılarda kırık ve yaralanma riskini yükseltebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çoğu durumda doğru teşhis ve tedavi ile denge kaybı düzelebilir veya kontrol altına alınabilir. Bu duruma en sık B12 vitamini eksikliği yol açarken, yoğun stres ve anksiyete de bazı kişilerde baş dönmesi ve dengesizlik hissi yaratabilir. Denge kaybı yaşayan kişilerin öncelikle nöroloji uzmanına başvurması önerilir; iç kulak kaynaklı sorunlarda KBB uzmanı da değerlendirme yapabilir. Her zaman kalıcı olmamakla birlikte, altta yatan neden tedavi edilirse denge genellikle düzelir. Ayrıca vestibüler rehabilitasyon ve denge egzersizleri, beynin denge mekanizmasının yeniden uyum sağlamasına yardımcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-de-dengesini-kaybedebiliyor-581918">Beyin de dengesini kaybedebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cildiniz kışa hazır mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cildiniz]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dudak]]></category>
		<category><![CDATA[elmas]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havaların cilt üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475">Cildiniz kışa hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havaların cilt üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havada cilt, nemini kaybediyor!</strong></p>
<p>Soğuk havanın cildin nemini kaybetmesine yol açtığını dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, “Bunun nedeni, havadaki nem oranının düşmesi ve soğuk rüzgârların cildin doğal koruyucu tabakasını zayıflatmasıdır. En çok etkilenen bölgeler ise açıkta kalan yüz, dudaklar ve ellerdir. Bu bölgelerde kuruluk, kızarıklık, çatlama ve hassasiyet sık görülür.” dedi.</p>
<p><strong>Soğukta cilt yüzeyindeki yağ tabakası azalıyor </strong></p>
<p>Soğukta el, yüz ve dudaklarda sık görülen kuruluk ve çatlamaların nedenlerini de değerlendiren Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, “Soğukta cilt yüzeyindeki yağ tabakası azalır, bu da suyun ciltten buharlaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca rüzgâr ve düşük sıcaklıklar cildin kan dolaşımını yavaşlatır. Sonuç olarak ciltte kuruma, gerginlik, çatlama ve hatta bazen kanama görülebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Krem, yaz kış kullanılmalı! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, soğuk havalarda cilt bakım rutininde yapılması gereken değişikliklere değinerek, “Temizlik ürünleri nazik ve sabun içermeyen türlerden seçilmelidir. Nemlendirici kullanımı artırılmalı, özellikle banyodan sonra mutlaka uygulanmalıdır. Güneş koruyucu krem yaz kış kullanılmalıdır çünkü kış güneşi de zararlıdır. El ve dudak bakımına özel önem verilmelidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Cilt tipine uygun nemlendirici seçilmeli</strong></p>
<p>Nemlendirici seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaları da aktaran Prof. Dr. Elmas, “Nemlendirici seçerken cilt tipine uygun ürün tercih edilmelidir. Kuru ciltlerde yoğun ve yağ bazlı kremler faydalıdır. Hassas ciltlerde parfümsüz ve hipoalerjenik ürünler tercih edilmelidir. Doğal içerikler (shea yağı, badem yağı) faydalı olsa da dermokozmetik ürünler bilimsel olarak geliştirilmiş formülleri sayesinde genellikle daha etkilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dudakları yalamak kuruluğu artırır </strong></p>
<p>Soğuk havalarda dudak çatlamasını önlemek için uygulanabilecek yöntemlere değinen Prof. Dr. Elmas, “Hindistan cevizi yağı, shea yağı veya zeytinyağı dudaklara sürülebilir. Dudakları yalamaktan kaçınılmalıdır çünkü bu durum kuruluğu artırır. Bol su içmek de dudak sağlığı için önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cilt temizliğinde suyun sıcaklığına dikkat edilmesi gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Elmas, “Çok sıcak su cildin koruyucu yağ tabakasını daha da hızlı yok eder. Bu da kuruluğu artırır ve cildi tahriş eder. Ilık suyla yıkamak cilt sağlığı için en uygun seçenektir.” diye konuştu.</p>
<p>Evde uygulanabilecek doğal bakım önerileri de paylaşan Prof. Dr. Elmas, “Yarım olgun avokado ezmesi 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile karıştırılıp, yüze uygulanır. 20 dakika bekletilip durulanır. Zeytinyağı ve birkaç damla E vitamini yağı karışımı ciltte koruyucu bariyer oluşturur. Bu doğal yöntemler haftada 1-2 kez uygulanabilir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cildiniz-kisa-hazir-mi-581475">Cildiniz kışa hazır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Protez estetik ve sağlığı geri kazandırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/protez-estetik-ve-sagligi-geri-kazandiriyor-580796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[protezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş protezlerinin çeşitleri, amaçları ve bu protezlere alışma süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/protez-estetik-ve-sagligi-geri-kazandiriyor-580796">Protez estetik ve sağlığı geri kazandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş protezlerinin çeşitleri, amaçları ve bu protezlere alışma süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Temel amaç, eksik dişlerin tamamlanarak ağız sağlığı ve estetik fonksiyonların düzeltilmesi…</strong></p>
<p>Protezin, vücuttaki eksik bir organın tamamlanması anlamına geldiğini hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Diş protezi ise dişlerle ilgili eksikliklerin giderilmesi, ağız dokusunun fonksiyonlarının geri iade edilmesi söz konusudur.” dedi.</p>
<p>Dişlerin estetik, konuşma ve fonksiyonel özellikleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bellaz, “Eksildiğinde bu özellikler azalır. Biz de dişleri yerine koyarak bu kayıpları telafi ederiz. Bir kişinin yalnızca tek bir dişi eksik olabilir. Bu durumda yandaki dişlerden destek alınarak bir protez yapılabilir. Hiç dişi olmayan bir kişiye, halk arasında ‘damak protezi’ olarak bilinen protez yapılabilir. Birden fazla diş eksikliği durumunda köprü tarzında protez yapılabilir veya implantlar uygulanarak üzerine protez yapılabilir. Sonuçta bunların hepsi protezdir. Kimisi hareketlidir, kimisi sabittir. Ancak temel amaç, ağızdaki eksik yapıların tamamlanması, ağız dokularının sağlığının korunması, estetiğin, fonksiyonun ve konuşmanın düzeltilmesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Diş protezine alışma süresi, yapılan proteze göre değişiklik gösteriyor!</strong></p>
<p>Diş protezine alışma süresinin yapılan protezin kapsamına ve tipine göre değişiklik gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Damak protezi veya hareketli protez yapıldığında ilk birkaç gün çiğneme zorluğu yaşanabilir. Birkaç gün içinde dil ve yanaklar proteze alışır. Yaklaşık bir hafta ile on gün içerisinde kişi büyük ölçüde adapte olur. Bir ay içinde de protezin varlığını unutur. Bu süreçte diş hekiminin kontrolü gerekir. Hekim gerekli düzeltmeleri yapar ve kas adaptasyonu sağlanır.” dedi.</p>
<p>Köprü veya kaplama gibi sabit protezlerde ise adaptasyonun çok daha hızlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir iki gün içinde kişi alışır ve hiçbir zorluk yaşamaz. Çünkü sabit protezler ağızda oynamadığı için dil ve yanak kasları daha hızlı adapte olur. Adaptasyonun gerekli olmasının bir nedeni de şudur: İster hareketli, ister sabit protez olsun, vücutta boşluk olmamalı. Ağızda bir diş eksik olduğunda yanak ve dil kasları o boşluğu kapatmaya çalışır. Ancak araya bir diş koyulduğunda, bu tek bir diş bile olsa, başlangıçta dil ve yanak için fazlalık gibi gelir. Fakat birkaç gün içinde bu yeni duruma uyum sağlanır. Hareketli protezlerde ise adaptasyon biraz daha uzun sürer çünkü dilin ve yanağın şekillerinin değişmesi gerekir. Bu nedenle adaptasyon sürecine ihtiyaç vardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/protez-estetik-ve-sagligi-geri-kazandiriyor-580796">Protez estetik ve sağlığı geri kazandırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim ekibinden, Kuzeydoğu Anadolu&#8217;nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-kuzeydogu-anadolunun-tehlike-altindaki-engerekler-icin-yeni-arastirma-580200</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alanları]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibinden]]></category>
		<category><![CDATA[kuzeydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[türler]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı “Kuzeydoğu Anadolu’nun Subalpin Kuşağında Yaşayan Darevski Engereği (Vipera darevskii) ve Step Engereği (Vipera eriwanensis) Türlerinin Termal Ekolojisi, Habitat Tercihi ve İklim Değişimine Duyarlılığının Araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK-1001 programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-kuzeydogu-anadolunun-tehlike-altindaki-engerekler-icin-yeni-arastirma-580200">Egeli bilim ekibinden, Kuzeydoğu Anadolu&#8217;nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı “Kuzeydoğu Anadolu’nun Subalpin Kuşağında Yaşayan Darevski Engereği (<i>Vipera darevskii</i>) ve Step Engereği (<i>Vipera eriwanensis</i>) Türlerinin Termal Ekolojisi, Habitat Tercihi ve İklim Değişimine Duyarlılığının Araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK-1001 programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu.</p>
<p>EÜ Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz’ı, Prof. Dr. Kerim Çiçek’i ve Doç.Dr. Yusuf Bayrakcı’yı makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesinin bilim üretme kapasitesine katkılarından dolayı tebrik ederek başarılar diledi. Prof. Dr. Budak, “Tam akredite, araştırma üniversitemiz ekosistemi içerisinde bilim insanlarımız tarafından hazırlanan projeler TÜBİTAK nezdinde kabul görmeye devam ediyor. Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek’in yürütücülüğünü yaptığı proje kapsamında Kuzeydoğu Anadolu’nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma başlatıldı. Ülkemizde ilk defa yapılan araştırma kapsamında Darevski Engereği ve Step Engereği türlerinin yaşam alanları, ihtiyaçları saptanacak. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Kuzeydoğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinde yaşayan Darevski Engereği (<i>Vipera darevskii</i>) ve Step Engereği (<i>Vipera eriwanensis</i>), dar yayılış alanları ve hassas yaşam koşulları nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya. Her iki türün de popülasyonlarının azaldığı ve iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiği biliniyor. Bu durumdan yola çıkarak Türkiye’de ilk kez yürütülecek kapsamlı bir araştırma projesi başlatıldı. Proje, bu iki türün yaşam alanlarını, çevresel ihtiyaçlarını ve iklim değişikliğine karşı duyarlılıklarını daha iyi anlamayı hedefliyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Kerim Çiçek yürütücülüğünde proje ekibi üç yıl boyunca, yılanların yaşadığı tüm bilinen bölgeleri ziyaret edecek, yeni popülasyonların izini sürecek ve türlerin yaşam alanlarını detaylı biçimde inceleyecek. Araştırmada, yılanların yaşam alanlarıyla iklim koşulları arasındaki ilişkiler değerlendirilecek ve gelecekte karşılaşabilecekleri tehditler ortaya konacak.</p>
<p>Elde edilecek bilgiler, başta Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olmak üzere ilgili kurumlarla paylaşılacak ve bu türler için daha güçlü koruma planları hazırlanmasına yardımcı olacak.</p>
<p>Üç üniversiteden beş akademisyen ve iki lisansüstü öğrencisinin yer aldığı 7 kişilik ekip, bu endemik yılan türlerinin doğadaki geleceğini güvence altına almak için kapsamlı veriler toplayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-kuzeydogu-anadolunun-tehlike-altindaki-engerekler-icin-yeni-arastirma-580200">Egeli bilim ekibinden, Kuzeydoğu Anadolu&#8217;nun tehlike altındaki engerekler için yeni araştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nurettin Topçu Sempozyumu Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nurettin-topcu-sempozyumu-basladi-579650</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 13:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[nurettin]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sezer]]></category>
		<category><![CDATA[topçu]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi edebiyat sempozyumları serisinin 7’ncisi olan “Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu” geniş katılımla başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nurettin-topcu-sempozyumu-basladi-579650">Nurettin Topçu Sempozyumu Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi edebiyat sempozyumları serisinin 7’ncisi olan “Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu” geniş katılımla başladı.</p>
<p>Edebiyat dünyasına kazandırdığı sempozyumlar ve bu sempozyumlardaki bildirilerden oluşan 6 kitapla adından söz ettiren Gölcük Belediyesi, 7. sempozyuma ev sahipliği yapıyor. Vefatının 50. yılında Nurettin Topçu’yu genç kuşağa tanıtmak ve edebiyat dünyasına katkılarını anlatmak amacıyla düzenlenen sempozyum, Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın açılış konuşmasıyla başladı.</p>
<p><b>EDEBİYAT DÜNYASININ ÖNEMLİ İSİMLERİ 7. KEZ BİR ARAYA GELDİ</b></p>
<p>Gölcük Belediyesi, edebiyat ve felsefe dünyasının önemli isimlerini 7. kez bir araya getirdi. Sempozyumun açılışına; Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve edebiyat tutkunu izleyiciler katıldı.</p>
<p><b>“AMACIMIZ GELECEĞE IŞIK TUTACAK FİKİRLERİ GÜNDEME TAŞIMAK”</b></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği telgrafı okuyarak sözlerine başlayan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer şöyle konuştu: “Geçmişten günümüze kültür ve sanat dünyasının nabzını tutmamıza vesile olan dergiler, Cemil Meriç’in ifadesiyle, ‘Hür tefekkürün kaleleridir.’ Her büyük kültürel ve fikir hareketinin arkasında muhakkak bir dergi bulunmaktadır. Biz de ülkemizin hafızasında derin izler bırakan dergileri merkeze alarak bir sempozyumlar serisi düzenledik. Amacımız sadece geçmişi anmak değil, geleceğe ışık tutacak fikirleri yeniden gündeme taşımak ve bunların tartışılmasını sağlamaktır. Nurettin Topçu, düşünceleriyle sadece akademik dünyayı değil, irfanı ve ahlaklı duruşuyla genç nesilleri de etkilemiş büyük bir düşünürdür. Bu vesileyle sempozyumun hazırlanmasına emeği geçenlere ve değerli konuklarımıza teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“FİKİR VE SANAT, HEPİMİZİN İHTİYACI”</b></p>
<p>AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Fikir ve sanat hepimizin, farkında olsak da olmasak da ihtiyacı. Bunun farkında olmadığımızda bu ihtiyacı dünyevi şeylerle gidermeye çalışıyoruz. Oysa esas ruhumuzun, maneviyatımızın ihtiyacı olan; düşünmek, güzel ahlakla yaşayabilmek ve bir sanat üzerine yoğunlaşabilmektir. İşte bunlar ruhumuza iyi gelecek şeylerdir. Bundan uzağız. Bu sebeple 7’ncisini düzenlediği sempozyumda şehrimizin ve ülkemizin değerli insanlarını bizlerle buluşturan, bilgilerimizi tazeleme fırsatı veren Gölcük Belediye Başkanımız Ali Yıldırım Sezer’e teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“BU ESERLERİ OKUYABİLMEK BÜYÜK BİR DEĞER”</b></p>
<p>Sempozyuma katılan akademisyenler ve yazarların çalışmalarına değinen AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal ise şöyle konuştu: “Onlar, her şeyin bir popüler olma kültüründen ibaret olduğu dünyada, kendi duruşları ve tavırlarıyla hakikate tutunarak, istikametlerini ve bir gün çalışmalarını takip edenler için çok kıymetli eserler bırakıyorlar. Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad, Hareket Dergisi, Büyük Doğu, Diriliş, ardından Nuri abinin edebiyat dergisi, sonra Mavera… Bunlar aslında bir damarı, ana akışı temsil ediyorlar. Her birine baktığınızda elimizde olmaları, bu eserleri okuyabiliyor olmamız sahiden büyük bir değer.”</p>
<p><b>TOPÇU’NUN DÜŞÜNCE DÜNYASI TARTIŞILDI</b></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından akademisyenlerin bildirileri sunuldu. İlk oturum Prof. Dr. İsmail Kara’nın “Hareket Dergisi’nin Kendine Mahsus Bazı Özellikleri” başlıklı bildirisiyle başladı. Ardından Yazar Beşir Ayvazoğlu başkanlığında Prof. Dr. Mustafa Kara, Dr. Mehmet Sılay ve Prof. Dr. M. Fatih Andı’nın bildirileriyle devam etti. Gün boyunca farklı oturumlarda Prof. Dr. Ali Utku, Prof. Dr. Mehmet Fatih Birgül, Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yenilmez, Prof. Dr. Beyhan Kanter, Prof. Dr. Şaban Sağlık, Prof. Dr. Hayati Develi, Doç. Dr. Mustafa Aslan, Doç. Dr. Koray Üstün, Dr. Öğr. Üyesi İhsan Şen ve Yusuf Turan Günaydın sunumlarını gerçekleştirdi.</p>
<p><b>SEMPOZYUM İKİNCİ GÜNÜNDE DEVAM EDECEK</b></p>
<p>Sempozyumun 27 Eylül 2025 Cumartesi günkü programı Prof. Dr. Cengiz Çakmak’ın oturum başkanlığında başlayacak. Gün boyunca Prof. Dr. Ahmet Dağ, Prof. Dr. Ali Kurt, Dr. Hüseyin Yorulmaz, Doç. Dr. Yunus Emre Özsaray, Prof. Dr. Özlem Fedai, Doç. Dr. Erdem Dönmez, Doç. Dr. Yakup Öztürk ve Dr. Gökçe Aydın Bal’ın da aralarında bulunduğu birçok akademisyen bildirilerini sunacak.</p>
<p><b>MÜZAKERE İLE SONA ERECEK</b></p>
<p>Sempozyum; Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Ali Kurt, Prof. Dr. Cengiz Çakmak, Prof. Dr. Ali Utku, Dr. Mehmet Sılay ve Prof. Dr. Mehmet Fatih Birgül’ün katılacağı müzakere bölümüyle sona erecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nurettin-topcu-sempozyumu-basladi-579650">Nurettin Topçu Sempozyumu Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;de &#8220;İkiz Dönüşümün İzinde Teknoloji ve Bilim Şenliği&#8221; coşkuyla başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deude-ikiz-donusumun-izinde-teknoloji-ve-bilim-senligi-coskuyla-basladi-579477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 09:07:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümün]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şenliği]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ve İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan “İkiz Dönüşümün İzinde Teknoloji ve Bilim Şenliği” coşkulu bir açılış töreniyle kapılarını öğrencilere açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deude-ikiz-donusumun-izinde-teknoloji-ve-bilim-senligi-coskuyla-basladi-579477">DEÜ&#8217;de &#8220;İkiz Dönüşümün İzinde Teknoloji ve Bilim Şenliği&#8221; coşkuyla başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ve İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan “İkiz Dönüşümün İzinde Teknoloji ve Bilim Şenliği” coşkulu bir açılış töreniyle kapılarını öğrencilere açtı. TÜBİTAK 4007 desteğiyle hayata geçirilen etkinlik, 25-27 Eylül tarihleri arasında DEÜ Buca Eğitim Fakültesinde düzenleniyor. İzmir ve çevre illerden yaklaşık 30 bin öğrencinin katılması beklenen şenlik; bilim, teknoloji, değişim ve sürdürülebilirlik temalarını gençlerle buluşturacak.</p>
<p>Açılış törenine; DEÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan, DEÜ Genel Sekreter V. Prof. Dr. Dündar Yener, İzmir İl Millî Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, Cumhurbaşkanlığı Gençlik ve Sosyal Politikalar Kurulu Üyesi Abdulkadir Özbek ve çok sayıda akademisyen, öğretmen ile öğrenci katıldı.</p>
<p><b>“YAPAY ZEKÂYI YAPAN NESİLLERE İHTİYACIMIZ VAR”</b></p>
<p>Törende konuşan DEÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, yapay zekâyı daha da geliştirecek olanın öğrenciler olduğuna dikkat çekerek, “DEÜ, bir bilim ve araştırma üniversitesi. Biz burada yeşil dönüşümü tamamlamış, teknolojik dönüşümü en yakından takip eden kurumların başında geliyoruz. Bizim yapay zekâya değil, yapan zekâlara ihtiyacımız var. Yapay zekâları yapacak olan sizlersiniz, biz sadece sizlere yol göstereceğiz,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“DEĞİŞEN DÜNYAYA UYUM SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”</b></p>
<p>İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi ise eğitimde dönüşümün önemine vurgu yaparak, “Dünyayı yapay zekâ kasıp kavuruyor. Bizler de yapay zekânın önemine ve uygulamalarına odaklandık. Geleceği, doğayı ve teknolojiyi önemseyen nesillerin yetişmesi bizim için çok değerli,” dedi.</p>
<p>Şenliğe ev sahipliği yapan Buca Eğitim Fakültesi’nde Dekan Prof. Dr. Sibel Yeşildere İmre, öğrencilere seslenerek, “Bilimin rehber, Cumhuriyet’in değerlerinin pusula olduğu bir fakültedeyiz. Keşfetmenin heyecanı ve öğrenmenin coşkusu birleştiğinde ortaya çıkan güç dünyayı değiştirebilir,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>SÖYLEŞİLER VE ATÖLYELERLE ZENGİNLEŞEN PROGRAM</b></p>
<p>Açılışın ardından protokol üyeleri öğrencilerin hazırladığı projeleri yerinde inceledi. Şenlik, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, Cumhurbaşkanlığı Gençlik ve Sosyal Politikalar Kurulu Üyesi Abdulkadir Özbek ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur’un öğrencilerle gerçekleştirdiği söyleşilerle devam etti.</p>
<p><b>KAPILAR 3 GÜN BOYUNCA AÇIK</b></p>
<p>Sadece öğrenciler için değil; anaokulundan üniversiteye, öğretmenlerden İzmir halkına kadar her yaş grubuna hitap eden şenlik, üç gün boyunca bilim ve teknoloji meraklılarını ağırlayacak</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deude-ikiz-donusumun-izinde-teknoloji-ve-bilim-senligi-coskuyla-basladi-579477">DEÜ&#8217;de &#8220;İkiz Dönüşümün İzinde Teknoloji ve Bilim Şenliği&#8221; coşkuyla başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Has Üniversitesi Akademisyenleri Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-akademisyenleri-dunyanin-en-etkili-bilim-insanlari-listesinde-579100</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:27:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[has]]></category>
		<category><![CDATA[kadir]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi ve Elsevier iş birliğiyle hazırlanan “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesi 2024 yılı sonuçlarına göre, Kadir Has Üniversitesi’nden 9 akademisyen, hem “Kariyer Boyu Etki” hem de “Yıllık Etki” kategorilerinde dünyanın en seçkin bilim insanları arasında gösterildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-akademisyenleri-dunyanin-en-etkili-bilim-insanlari-listesinde-579100">Kadir Has Üniversitesi Akademisyenleri Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi ve Elsevier iş birliğiyle hazırlanan “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesi 2024 yılı sonuçlarına göre, Kadir Has Üniversitesi’nden 9 akademisyen, hem “Kariyer Boyu Etki” hem de “Yıllık Etki” kategorilerinde dünyanın en seçkin bilim insanları arasında gösterildi.</p>
<p><strong>Nesnel Ölçütlerle Küresel Başarı</strong></p>
<p>Dünyadaki akademisyenlerin bilimsel yayın performanslarını, aldıkları atıfları ve araştırmalarının etkisini objektif şekilde ölçmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmada atıf sayısı, h-indeksi, ortak yazarlıktan arındırılmış atıf indeksi gibi 6 farklı ölçüt üzerinden kapsamlı bir analiz yapılıyor. Dünya çapında 200 binden fazla akademisyeni kapsayan çalışmada, araştırmacılar; yayın kalitesi, atıf etkisi, h-indeksi, patent katkıları ve disiplinler arası görünürlük gibi ölçütlerle değerlendiriliyor. Bu değerlendirmede Kadir Has Üniversitesi akademisyenleri, yalnızca Türkiye’de değil dünya sıralamalarında da üst sıralarda yer aldı.</p>
<p><strong>Türkiye’den Dünyaya Bilimsel Katkı</strong></p>
<p>Kadir Has Üniversitesi, farklı disiplinlerde dünyada ilk 50, ilk 100 ve ilk 500 sıralamalarına giren akademisyenleriyle, Türkiye yükseköğretiminde bilimsel üretkenliği en güçlü ve etkili şekilde temsil eden kurumlar arasında öne çıktı. Stanford Üniversitesi ve Elsevier iş birliğiyle hazırlanan “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde; Prof. Dr. Metin Kozak, Doç. Dr. Seyed Sajad Ahmadpour, Prof. Dr. Engin Karadağ, Prof. Dr. Özgür Orhangazi, Prof. Dr. Volkan S. Ediger ve Prof. Dr. Ömer Faruk Görçün <strong>ilk 500’de</strong> yer alarak KHAS’ın küresel ölçekteki akademik gücünü ortaya koyarken, Prof. Dr. Önder M. Pekcan, Prof. Dr. Erdal Panayırcı ve Prof. Dr. Ali Sinağ da listede üst sıralarda konumlanarak küresel etkiyi genişleten isimler arasında yer aldı.  Ayrıca KHAS Mütevelli Heyeti üyelerinden Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve Doç. Dr. Canan Dağdeviren de dünya bilim sahnesinde yön veren çalışmalarıyla üniversitenin uluslararası saygınlığını pekiştirdi.</p>
<p><strong>‘Araştırma Kalitemizin ve Uluslararası Etkimizin Göstergesi’</strong></p>
<p>Elde edilen başarıyı değerlendiren<strong> Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu</strong> <strong>Feyiz</strong>; <em>“Üniversitemizden 9 akademisyenin dünyanın en etkili bilim insanları listesinde yer alması, araştırma kalitemizin ve uluslararası etkimizin güçlü bir göstergesidir. KHAS’ın vizyonu, yalnızca bilgi üretmek değil, bu bilgiyi dünya çapında dönüştürücü bir etkiye dönüştürmektir. Bu başarı, genç araştırmacılarımız için de ilham verici bir örnektir” </em>dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadir-has-universitesi-akademisyenleri-dunyanin-en-etkili-bilim-insanlari-listesinde-579100">Kadir Has Üniversitesi Akademisyenleri Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu Gölcük&#8217;te Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hareket-dergisi-ve-nurettin-topcu-sempozyumu-golcukte-basliyor-578842</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[nurettin]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[topçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578842</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi edebiyat sempozyumları serisinin 7.’si olacak olan "Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu" 26 Eylül Cuma günü, Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın katılımıyla Kervansaray’da başlayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareket-dergisi-ve-nurettin-topcu-sempozyumu-golcukte-basliyor-578842">Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu Gölcük&#8217;te Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi edebiyat sempozyumları serisinin 7.’si olacak olan &#8220;Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu&#8221; 26 Eylül Cuma günü, Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın katılımıyla Kervansaray’da başlayacak.</p>
<p>Düzenlediği sempozyumlar ile edebiyat dünyasına önemli katkılar sunan Gölcük Belediyesi, edebiyat ve felsefe dünyasının önemli isimlerini 7.kez bir araya getirecek. Bu kapsamda düzenlenecek “Hareket Dergisi Ve Nurettin Topçu Sempozyumu”, 26 Eylül Cuma günü Kazıklı Kervansarayı Kültür Yapısı’nda edebiyat tutkunlarına kapılarını açacak. Kültür ve Turizm eski Bakanı, AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın katılacağı sempozyumda Topçu’nun düşünce dünyası hakkında önemli bilgiler paylaşılacak.</p>
<p><b>AKADEMİSYENLER BİLDİRİLER SUNACAK</b></p>
<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer&#8217;in açılış konuşmasıyla başlayacak olan sempozyumda akademisyenler, yazarlar ve araştırmacılar, ünlü düşünür Nurettin Topçu ve onun kurucusu olduğu Hareket Dergisi&#8217;ni farklı yönleriyle ele alan bildiriler sunacak.</p>
<p><b>TOPÇU’NUN FİKİRLERİ ELE ALINACAK</b></p>
<p>Etkinlik boyunca yapılacak konuşmalarda, Topçu&#8217;nun felsefesi, Anadolu görüşü, edebiyat ve sanat anlayışı gibi konular tartışılacak. Sempozyum, akademisyenlerin ve ilgililerin Topçu&#8217;nun fikirleri üzerine derinlemesine bir tartışma yürütmesine olanak tanıyacak. Sempozyum, ikinci gün gerçekleşecek kapanış ve müzakere oturumlarının ardından sona erecek.</p>
<p><b>SEMPOZYORUM PROGRAMI</b></p>
<p>AÇILIŞ</p>
<p>26 Eylül 2025 Cuma / Saat: 10.00 &#8211; 10.50</p>
<p>SERGİ &#8211; Nurettin Topçu</p>
<p>1. OTURUM</p>
<p>26 Eylül 2025 Cuma / Saat: 11.50 &#8211; 12.30</p>
<p>“Hatıralar- Nurettin Topçu ve Hareket Dergisi”</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Beşir Ayvazoğlu</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa Kara “Bir Dostluk &#8216;Hareket&#8217;i İle Tanışmamın Altmış Yılı”</p>
<p>Dr. Mehmet Sılay “Nureddin Topçu ve İsmi Hüda Hürmetine!”</p>
<p>Beşir Ayvazoğlu &#8220;Benim Nazarımda Hareket&#8221;</p>
<p>2. OTURUM</p>
<p>26 Eylül 2025 Cuma / Saat: 14.30 &#8211; 15.30</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. M. Fatih Andı  &#8211; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi</p>
<p>Prof. Dr. Ali Utku &#8211; Atatürk Üniversitesi</p>
<p>“Hareket&#8217;in Felsefesi: Nurettin Topçu ve Hareket Felsefesi”</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Fatih BİRGÜL &#8211; Uludağ Üniversitesi</p>
<p>“Cumhuriyetin ilk Müslüman, Muhalif, Metafiziğe Yaslanan Dergisi Olarak &#8220;Hareket&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu &#8211; Akdeniz Üniversitesi</p>
<p>“Türkiye&#8217;nin Hareket&#8217;i”</p>
<p>3. OTURUM</p>
<p>26 Eylül 2025 Cuma  / Saat: 15.40 &#8211; 16.40</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Mehmet Fatih Birgül &#8211; Uludağ Üniversitesi</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yenilmez &#8211; Kocaeli Üniversitesi</p>
<p>“Hareket&#8217;in Özelleri; Özel Sayılara Dair Notlar”</p>
<p>Prof. Dr. Beyhan Kanter  &#8211; Fırat Üniversitesi</p>
<p>“Hareket Dergisinde Kadın Yazarlar”</p>
<p>Prof. Dr. Şaban Sağlık &#8211; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi</p>
<p>&#8220;Hareket Dergisinde Hareket&#8217;siz Yazılar: Amerikan Mektupları&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Hayati Develi  &#8211; İstanbul Üniversitesi</p>
<p>&#8220;Hareket Dergisi ve Dil Anlayışı”</p>
<p>4. OTURUM</p>
<p>26 Eylül 2025 Cuma  / Saat: 16.50 &#8211; 17.50</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Mustafa Kara</p>
<p>Doç. Dr.Mustafa Aslan &#8211; Sakarya Üniversitesi</p>
<p>Hareket Dergisi&#8217;nde Yayınlanan Sinema Yazılarının Tematik ve Eleştirel Analizi”</p>
<p>Doç. Dr. Koray Üstün &#8211; Hacettepe Üniversitesi</p>
<p>“Hareket&#8217;te Güzel Sanatlar”</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi İhsan Şen &#8211; Kocaeli Üniversitesi</p>
<p>“Hareket Dergisinde Yayınlanan Müzik Yazıları Üzerine Bir İnceleme”</p>
<p>Yusuf Turan Günaydın &#8211; Araştırmacı, Yazar</p>
<p>“Hareket Dergisinde Mustafa Kutlu&#8217;nun Desenleri ve Diğer Desen Çizerleri”</p>
<p>5. OTURUM</p>
<p>27 Eylül 2025 Cumartesi / Saat: 09.30 &#8211; 10.30</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Cengiz Çakmak &#8211; Yalova Üniversitesi</p>
<p>Ali Vasfi Kurt &#8211; E. Öğretim Üyesi</p>
<p>“Hareket Dergisi Işığında Nurettin Topçu&#8217;nun Tasavvuf&#8217;a Bakışının Eleştirisi”</p>
<p>Dr. Ögr. Üyesi Muhammed Yuşa Yaşar  &#8211; İstanbul Üniversitesi</p>
<p>“Nurettin Topçu&#8217;nun Hareket Dergisi&#8217;nde Ehl-i Sünnet Algısı”</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Zafer Özdemir &#8211; Kırklareli Üniversitesi</p>
<p>Aynada Kırılan İdealler: Cumhuriyet Edebiyatı ve Nurettin Topçu&#8217;nun &#8216;Taşralı&#8217;sında Din Adamı Eleştirisinin Karşılaştırılması</p>
<p>Prof. Dr. Ahmet Dağ &#8211; Uludağ Üniversitesi</p>
<p>Hareket Dergisinde Bir Mevzu Olarak Batılılaşma ve Sekülerleşme</p>
<p>6. OTURUM</p>
<p>27 Eylül 2025 Cumartesi / Saat: 10.40 &#8211; 11.40</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: :  Prof. Dr. Ali Utku  &#8211; Atatürk Üniversitesi</p>
<p>Tahsin Yıldırım &#8211; Eğitimci, Yazar</p>
<p>“Nurettin Topçu&#8217;nun Kütüphanesi”</p>
<p>Dr. Hüseyin Yorulmaz</p>
<p>“Orhan Okay&#8217;ın Felsefe Hocası: Nurettin Topçu&#8221;</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Durmaz &#8211; Uludağ Üniversitesi</p>
<p>&#8220;İsyan ve Direniş: N. Topçu ve S. Karakoç&#8217;ta Reddin Var Ettiği&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Yunus Emre Özsaray &#8211; İstanbul Medeniyet Üniversitesi</p>
<p>“Tesadüfü Deneyen Kumarcı: Bir Metafor Etrafında Nurettin Topçu&#8217;da Hareket, Necip</p>
<p>Fazıl&#8217;da Aksiyon”</p>
<p>7. OTURUM</p>
<p>27 Eylül 2025 Cumartesi  / Saat: 11.50 &#8211; 12.50</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Mustafa Balcı &#8211; İstanbul Üniversitesi</p>
<p>Doç. Dr. Mustafa Eren &#8211; Kocaeli Üniversitesi</p>
<p>“Nurettin Topçu Bir Filozof mu?”</p>
<p>Prof. Dr. Özlem Fedai &#8211; İstanbul Medeniyet Üniversitesi</p>
<p>“Bir Duruşun Dergisi Olarak Hareket ve Nurettin Topçu&#8217;nun Anadoluculuk Görüşü Üzerine”</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Şaban Bıyıklı &#8211; Marmara Üniversitesi</p>
<p>“Anadolu Sosyalizminde Ütopik Çağrışımlar ve Marksist Etkiler”</p>
<p>Doç. Dr. Erdem Dönmez  &#8211; Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi</p>
<p>“Hareket Dergisindeki Hikâyelerde Yerlilik Söylemi”</p>
<p>8. OTURUM</p>
<p>27 Eylül 2025 Cumartesi  / Saat: 14.00- 15.00</p>
<p>OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Ali Kurt &#8211; Kırklareli Üniversitesi</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa Balcı &#8211; İstanbul Üniversitesi</p>
<p>“Nurettin Topçu&#8217;nun Kurmaca Metinlerinde Tercih Ettiği Dil -Taşralı Örneği-”</p>
<p>Doç Dr. Muhammed Hüküm &#8211; Sakarya Üniversitesi</p>
<p>“Türk Hikâyeciliğinde Yerli Bir Hareket Hikâyecisi: Şevket Bulut”</p>
<p>Doç. Dr. Yakup Öztürk &#8211; Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi</p>
<p>&#8220;Mustafa Kutlu ve Hareket Dergisi”</p>
<p>Dr. Gökçe Aydın Bal  &#8211; Haliç Üniversitesi</p>
<p>“Mustafa Kutlu&#8217;nun Hikâyelerinde Nurettin Topçu&#8217;nun İzleri: Ya Tahammül Ya Sefer&#8217;de Dava Bilinci”</p>
<p>MÜZAKERE</p>
<p>27 Eylül 2025 Cumartesi  / Saat: 15.10- 16.00</p>
<p>Ali Yıldırım SEZER &#8211; Gölcük Belediye Başkanı</p>
<p>Prof. Dr. İsmail Kara &#8211; İstanbul Zaim Üniversitesi</p>
<p>Prof. Dr. Ali KURT &#8211; Kırklareli Üniversitesi</p>
<p>Prof. Dr. Cengiz ÇAKMAK &#8211; Yalova Üniversitesi</p>
<p>Prof. Dr. Ali UTKU &#8211; Atatürk Üniversitesi</p>
<p>Dr. Mehmet SILAY</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Fatih BİRGÜL &#8211; Uludağ Üniversitesi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareket-dergisi-ve-nurettin-topcu-sempozyumu-golcukte-basliyor-578842">Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu Gölcük&#8217;te Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de Alzheimer konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-alzheimer-konusuldu-578235</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 16:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Bakar]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü etkinlikleri kapsamında, “Çağımızın Hastalığı Alzheimer” isimli bir söyleşi düzenledi. Söyleşide alanında uzman isimler hastalığın teşhisi, korunma yöntemleri, beslenme ve egzersiz gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-alzheimer-konusuldu-578235">Nilüfer&#8217;de Alzheimer konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü etkinlikleri kapsamında, “Çağımızın Hastalığı Alzheimer” isimli bir söyleşi düzenledi. Söyleşide alanında uzman isimler hastalığın teşhisi, korunma yöntemleri, beslenme ve egzersiz gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, “Nilüfer’de Sağlık” söyleşileriyle vatandaşları bilgilendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’ne yönelik “Çağımızın Hastalığı Alzheimer” isimli bir söyleşi düzenlendi. Uzm. Dr. Kamuran Çelik moderatörlüğündeki söyleşide, Prof. Dr. Mustafa Bakar, Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu, Doç. Dr. Demet Yıldız ve Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel hastalık ve tedavi süreçleri hakkında bilgilendirmelerde bulundular. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşiye Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı.</p>
<p>“BAKIMEVLERİNİN SAYISI ARTMALI”</p>
<p>Söyleşide konuşan Prof. Dr. Mustafa Bakar, demans hastalarının yüzde 60’ının Alzheimer olduğunu söyledi. Alzheimer hastalığının açığa çıkmadan 15 – 20 yıl önce başladığını kaydeden Prof. Dr. Bakar, çeşitli tanı yöntemleriyle erken teşhis konulabildiğini söyledi. Dünyada her 3 saniyede bir kişiye demans tanısı konulduğunu ifade eden Prof. Dr. Bakar, “Türkiye nüfusunun yüzde 10’u 65 yaş üstünde. Bunun da yüzde 10’u demans hastası. Bursa nüfusuna baktığımızda 30 bin kişinin demans hastası olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak bu hastalarımız için yeterli sayıda bakımevi yok. Nilüfer Belediyesi bu konuda örnek bir işe imza atıyor ancak bu tarz bakımevlerinin sayısının artırılması lazım” dedi. Prof. Dr. Bakar, ekran bağımlılığı, sosyalleşmemek, genetik etkenler ve toplumdan izole bir şekilde yalnız yaşamak gibi etkenlerin Alzheimer riskini artırdığını sözlerine ekledi.</p>
<p>UZMANLARDAN EGZERSİZ ÖNERİSİ</p>
<p>Erken yaşlarda başlanan egzersizin ilerleyen yaşlarda fonksiyonel olarak daha faydalı olduğunu belirten Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu ise, “Egzersiz yaptığınızda konuşabilecek seviyede olmanızı istiyoruz. Çok yorgun, nefes nefese kalmanızı istemiyoruz. Yürüyüş, aerobik, yüzme ve kas kütlesini artıracak hareketler yapabilirsiniz. Alzheimer ile birlikte solunum fonksiyonları azalıyor, çok sık düşmeler yaşanabiliyor. Bunlara yönelik de solunum kapasitesini artırıcı ve denge egzersizleri öneriyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Kasapoğlu, yatılı Alzheimer hastalarının belirli aralıklarla pozisyonlarının değiştirilmesi, yatak örtüsünde kıvrılma olmaması önerisinde bulunarak, temizliğin çok önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>“SORUMLULUK PAYLAŞILMALI”</p>
<p>Alzheimer hastalığının sadece bellek bozukluğu değil aynı zamanda davranış bozukluğu da getirdiğini kaydeden Doç. Dr. Demet Yıldız da, ileri dönem hastalarının yakınlarını en çok zorlayan şeyin de bu olduğunu söyledi. Medikal tedavilerle bunun kontrol altına alınmaya çalışıldığını dile getiren Doç. Dr. Yıldız, “Bu tarz hastalarda uyku problemi de çok sık görülüyor. Bunları ilaçlarla kontrol altına almaya çalışıyoruz. Bu durumlarda hastaya, bakım veren üzerinden yaklaşmak daha doğrusu. Çünkü hastalık ilerledikçe 0 – 2 yaş çocuğu gibi bir kişiliğe bürünülüyor. Bu nedenle bakım ve yönetimi çok zor. Hastaya bakan kişilerde depresyon, anksiyete, tükenmişlik sendromu gibi rahatsızlıklar görülüyor. Alzheimer bakımı 5 – 10 yıllık bir süreç ve bu tek kişinin alacağı bir sorumluluk değil. Mutlaka paylaşılmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p>DOĞRU BESLENMEK ÖNEMLİ</p>
<p>Beslenme ve bağırsakların beyin sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise, Alzheimer hastalığına yakalanmadan, 30 – 40’lı yaşlarda beslenmenin büyük önem taşıdığının altını çizdi. Özellikle orta ve ileri evrede hastaların yutma problemi gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Pekel, “Hastaya bir şeyi yutmaya çalışırken boğulacak gibi oluyorsa, öksürüyorsa bu durum tanı koymanızı sağlayabilir. Bu gibi durumlarda yemekleri püre ve lapa gibi kıvamlara getirerek verebilirsiniz. Ancak daha ileride bu da etkili olmayacaktır. Sonrasında çeşitli tıbbi müdahalelerle hastayı beslemeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Katılımcıların sorularını da yanıtlayan doktorlara, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin günün anısına hediye verdi. Katılımcılar, söyleşinin ardından Nilüfer Belediyesi Lions &#038; Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi’ndeki hastalar tarafından hazırlanan resim sergisini gezdiler.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-alzheimer-konusuldu-578235">Nilüfer&#8217;de Alzheimer konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuğulu Park&#8217;ta Jinekolojik kanserlere yönelik farkındalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kugulu-parkta-jinekolojik-kanserlere-yonelik-farkindalik-577969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2025 13:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[kanserle]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlere]]></category>
		<category><![CDATA[kuğulu]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, Kanserle Dans Derneği iş birliğiyle "Farkındayım, Güvendeyim" başlığıyla Kuğulu Park’ta 20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü etkinliği düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kugulu-parkta-jinekolojik-kanserlere-yonelik-farkindalik-577969">Kuğulu Park&#8217;ta Jinekolojik kanserlere yönelik farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi, Kanserle Dans Derneği iş birliğiyle &#8220;Farkındayım, Güvendeyim&#8221; başlığıyla Kuğulu Park’ta 20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü etkinliği düzenledi.</b></p>
<p><b> </b>Çankaya Belediyesi, Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği (ESGO) ve Avrupa Jinekolojik Kanser Destek Grupları Ağı (ENGAGe) tarafından ilan edilen &#8220;20 Eylül Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü&#8221; kapsamında, Kanserle Dans Derneği ile düzenlenen etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kuğulupark’ta düzenlenen etkinlikte, alanında uzman doktorlar, kadınlara özgü kanserlerin tanı ve tedavisi hakkında bilgi aktardı. </p>
<p>&#8220;Farkındayım, Güvendeyim&#8221; sloganıyla düzenlenen etkinlikte, Prof. Dr. Fırat Ortaç, Prof. Dr. Esra Kuşçu, Prof. Dr. Özden Altundağ, Prof. Dr. Arzu Oğuz, Prof. Dr. Nejat Özgül, Prof. Dr. Murat Gültekin, Prof. Dr. Kadri Altundağ ve Doç Dr. Hüseyin Akıllı&#8217;dan oluşan uzman doktorlar Çankayalılarla buluştu. Erken tanının önemine dikkat çeken doktorlar, &#8220;Kanser&#8221; ve &#8220;Jinekolojik Onkoloji&#8221; ile ilgili vatandaşlardan gelen tüm soruları cevapladı.</p>
<p><b> DANSLI FARKINDALIK</b></p>
<p>Etkinlikte, Akademi Flemenko Dans Grubu&#8217;nun gösterisiyle birlikte Çankayalılar; Olefit adıyla yaygınlaşan Flemenko Fitness spor etkinliğine de katılarak hem bilgilendi hem de keyifli anlar yaşadı.</p>
<p>2019 yılından bu yana her yıl 20 Eylül’de, Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü olarak kadınlara özgü kanser türlerine dikkat çekmek, toplumda farkındalık yaratmak, erken tanının önemini vurgulamak ve kadın sağlığına yönelik bilinci artırmak için çeşitli etkinlikler düzenleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kugulu-parkta-jinekolojik-kanserlere-yonelik-farkindalik-577969">Kuğulu Park&#8217;ta Jinekolojik kanserlere yönelik farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyen Prof. Dr. Hilmi Orhan EUROTOX Federasyonuna başkan seçildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-prof-dr-hilmi-orhan-eurotox-federasyonuna-baskan-secildi-576905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 10:25:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[eurotox]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi]]></category>
		<category><![CDATA[orhan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Toksikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenleri, alanlarındaki deneyimleri ve bilgi birikimleri ile üniversite dışında ve uluslararası alanda önemli görevler üstlenmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-prof-dr-hilmi-orhan-eurotox-federasyonuna-baskan-secildi-576905">Egeli akademisyen Prof. Dr. Hilmi Orhan EUROTOX Federasyonuna başkan seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi akademisyenleri, alanlarındaki deneyimleri ve bilgi birikimleri ile üniversite dışında ve uluslararası alanda önemli görevler üstlenmeye devam ediyor. EÜ Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Hilmi Orhan, 38 Avrupa ülkesi ulusal toksikoloji derneklerinin çatı kuruluşu olan ve yaklaşık olarak 7 bin üyesi bulunan EUROTOX Federasyonuna başkan olarak seçildi.</p>
<p>Başarısından ötürü Prof. Dr. Hilmi Orhan’ı tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “70 yıllık bilgi birikimimizle hem ülkemiz hem de dünya literatürüne katkı sağlayan, alanında uzman akademisyenlere sahip bir üniversiteyiz. Bu da hocalarımızın gerek ulusal gerekse uluslararası alanda önemli görevler üstlenmesine yol açıyor. Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Hilmi Orhan, Avrupa’da alanında öncü bir kuruluş olan EUROTOX’a başkan olarak seçildi. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>EUROTOX hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Hilmi Orhan, “EUROTOX, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Ulusal Toksikoloji Dernekleri Federasyonudur, yani toksikoloji bilim dalının çatı kuruluşu konumundadır. Fakülte Dekanımız Prof. Dr. Hande Gürer Orhan ile birlikte EUROTOX’un Atina’da düzenlenen 59’uncu kongresine katıldık. Bu kongrede EUROTOX Başkanı olarak seçildim. 2 yıl ‘President-Elect’, 2 yıl ‘President’, 2 yıl da ‘Past-President’ olarak toplam 6 yıl görev yapacağım. Daha önce 2013-2019 arası 6 yıl EUROTOX Yönetim Kurulu üyesi olarak, 2014-2021 arası 7 yıl ise ‘Molecular Toxicology Specialty Section’ Başkanı olarak görev yapmıştım. Üniversitemizi ve ülkemizi uluslararası alanda temsil edeceğim bu 6 yıl boyunca öngörüsel bir yaklaşımla halk sağlığının korunmasını geliştirerek sürdürmeyi ve ülkemizde toksikoloji alanının ve ilgili bilim dallarının gelişmesine önemli katkı sağlamayı amaçlıyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyen-prof-dr-hilmi-orhan-eurotox-federasyonuna-baskan-secildi-576905">Egeli akademisyen Prof. Dr. Hilmi Orhan EUROTOX Federasyonuna başkan seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Basit Unutkanlık&#8217; ile Alzheimer unutkanlığı farklı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-unutkanlik-ile-alzheimer-unutkanligi-farkli-576835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 08:06:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576835</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, basit unutkanlıkla Alzheimer unutkanlığı arasındaki farkı anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-unutkanlik-ile-alzheimer-unutkanligi-farkli-576835">&#8216;Basit Unutkanlık&#8217; ile Alzheimer unutkanlığı farklı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, basit unutkanlıkla Alzheimer unutkanlığı arasındaki farkı anlattı.</p>
<p><strong>Unutmak beynin doğal bir sürecidir</strong></p>
<p>&#8220;Unutma ve unutkanlık farklı şeylerdir. Unutmak beynin doğal bir sürecidir. Unutma, her yaşta herkes için geçerli olağan bir olayken, unutkanlık ise bu durumun süreklilik kazanmasıdır ve incelenmesi gerekir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tanrıdağ, beynin doğal unutma kurallarını şöyle sıraladı:</p>
<p>“Çocukluk ve gençlik anıları daha kalıcıdır çünkü o dönemde beynin öğrenme ve bağ kurma kapasitesi en yüksek seviyededir. Sık tekrar edilen bilgiler, daha az tekrar edilenlere göre daha zor unutulur. Duygusal etki yaratan olaylar (büyük başarılar, doğal felaketler, önemli kişisel anlar) sıradan günlere göre çok daha kolay hatırlanır.”</p>
<p><strong>&#8216;Basit unutkanlık&#8217; nedir ve ne zaman normaldir?”</strong></p>
<p>Halk arasında sıkça kullanılan &#8220;basit unutkanlık&#8221; kavramının aslında bir hastalık olmadığını, yaşla birlikte artan doğal unutma sürecini ifade ettiğini belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, “Eğer 70 yaşındaki bir kişi, kendi yaş grubu içinde dikkat çeken bir unutkanlık göstermiyor da sadece gençlere oranla daha fazla unutuyorsa, bunun &#8216;basit unutkanlık&#8217; olma olasılığı yüksektir. Önemli olan, kişinin kendi yaşıtlarına göre durumudur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Alzheimer için kırmızı alarm</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer unutkanlığını basit unutkanlıktan ayıran en hayati farkın, unutulan bilginin türü olduğunu dile getirerek, “Basit unutkanlıklarda kişi hem eski hem de yeni olayları zaman zaman unutabilir. Ancak asıl tehlike sinyali, eskileri çok iyi hatırlarken yakın dönemde yaşananları hatırlamakta güçlük çekmektir. Bu durum, beynin yeni bilgileri kaydetmekte zorlandığını, yani bir &#8216;kayıt zorluğu&#8217; yaşadığını gösterir ve bu kişiler mutlaka incelenmelidir. Örneğin, 40 yıl önceki sınıf arkadaşını tüm detaylarıyla hatırlayan bir kişinin, bir gün önce kiminle telefonda konuştuğunu unutması, basit bir unutkanlıktan çok daha ciddi bir duruma işaret edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ne zaman doktora başvurulmalı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, iki durumda mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini belirterek, “Kişi, kendi yaş grubundaki arkadaşlarına veya akranlarına göre bariz bir şekilde daha unutkan hale gelmişse. Eski anıları net bir şekilde hatırlamasına rağmen, özellikle son günlerde veya haftalarda yaşanan olayları hatırlamakta belirgin bir zorluk yaşıyorsa.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Bu belirtilerin, olası bir Alzheimer hastalığının erken teşhisi için kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tanrıdağ, zamanında yapılacak bir incelemenin hastalığın yönetimi açısından büyük fark yaratacağını sözlerine ekledi</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-unutkanlik-ile-alzheimer-unutkanligi-farkli-576835">&#8216;Basit Unutkanlık&#8217; ile Alzheimer unutkanlığı farklı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim ekibi HIV enfeksiyonunun erken tanısına yönelik nanobiyosensör geliştirecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibi-hiv-enfeksiyonunun-erken-tanisina-yonelik-nanobiyosensor-gelistirecek-576826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 07:46:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonunun]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hiv]]></category>
		<category><![CDATA[Hıv Enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tanısına]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara’nın yürütücüsü olduğu “HIV Enfeksiyonunun Erken Tanısında Tarama, Antijen / Antikor Ayrımı ve Doğrulama Testlerini Birleştiren 3 Boyutlu Baskı (3B) Yöntemi ile Üretilmiş Elektrokimyasal Tabanlı Prototip Biyosensör Geliştirilmesi” başlıklı proje, TUSEB’ten destek almaya hak kazansı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibi-hiv-enfeksiyonunun-erken-tanisina-yonelik-nanobiyosensor-gelistirecek-576826">Egeli bilim ekibi HIV enfeksiyonunun erken tanısına yönelik nanobiyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara’nın yürütücüsü olduğu “HIV Enfeksiyonunun Erken Tanısında Tarama, Antijen / Antikor Ayrımı ve Doğrulama Testlerini Birleştiren 3 Boyutlu Baskı (3B) Yöntemi ile Üretilmiş Elektrokimyasal Tabanlı Prototip Biyosensör Geliştirilmesi” başlıklı proje, TUSEB’ten destek almaya hak kazansı.</p>
<p>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Pınar Kara’yı ve ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, öğrenci odaklı, sağlık temalı araştırma üniversitemiz bilim insanları; sağlık bilimleri ve teknolojileri temalı, yenilikçi, ihtiyaç odaklı ve ürün geliştirmeye yönelik stratejik araştırma geliştirme projeleri üretmeye devam ediyor. İnsan ve toplum sağlığını yakından ilgilendiren HIV enfeksiyonunun erken tanısına yönelik yenilikçi projeleri desteklenmeye uygun bulunan Eczacılık Fakültemiz öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara’yı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, “Edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu (AIDS), insan immün yetmezlik virüsünün (HIV) neden olduğu ülkemizde ve dünyada her bölgeyi etkileyen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tanı ve tedavi alanında yaygın gelişmelere karşın, HIV enfeksiyonu klinik ve halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. HIV enfeksiyonun hızlı tanısı ve özellikle ulaşılması zor toplulukların test edilmesini sağlayacak hızlı ve doğru tanı gerçekleştiren tanı kitleri oldukça önem taşımaktadır. Günümüzde HIV enfeksiyonunun tanı algoritmasında önce dördüncü kuşak kombine antijen + antikor testi ile tarama, ardından HIV-1 / HIV-2 ayırt edebilen destekleme testi ile doğrulamak zorunludur. Projemiz kapsamında, HIV enfeksiyonunun erken tanısına yönelik, HIV1/ HIV 2 virüslerinin eş zamanlı ayırımına olanak sağlayan aynı zamanda antijen/antikor ayırımı ve doğrulama testlerini birleştiren 3D baskılı çoklu platform tabanlı nanobiyosensör geliştirilecektir. Geliştirilecek bu test sayesinde, HIV tanısında yaşanan zorlukların aşılması, özellikle ulaşılması zor ve kilit toplulukların test edilmesi amacıyla erken ve doğru tanı ile HIV pandemisinin sonlandırılması hedeflerine ulaşılması amaçlanmaktadır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibi-hiv-enfeksiyonunun-erken-tanisina-yonelik-nanobiyosensor-gelistirecek-576826">Egeli bilim ekibi HIV enfeksiyonunun erken tanısına yönelik nanobiyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ, 8. Nöromusküler Hastalıklar Kongresi&#8217;ne ev sahipliği yapıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-8-noromuskuler-hastaliklar-kongresine-ev-sahipligi-yapiyor-576814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 19:46:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[nöromusküler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliği]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yapıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM), Türkiye’nin en önemli bilimsel buluşmalarından biri olan “8. Nöromusküler Hastalıklar Kongresi”ne ev sahipliği yapıyor. 17-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen kongre, Türkiye’den ve dünyadan alanında uzman akademisyenleri İzmir’de bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-8-noromuskuler-hastaliklar-kongresine-ev-sahipligi-yapiyor-576814">DEÜ, 8. Nöromusküler Hastalıklar Kongresi&#8217;ne ev sahipliği yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM), Türkiye’nin en önemli bilimsel buluşmalarından biri olan “8. Nöromusküler Hastalıklar Kongresi”ne ev sahipliği yapıyor. 17-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen kongre, Türkiye’den ve dünyadan alanında uzman akademisyenleri İzmir’de bir araya getirdi.</p>
<p>VIII. Nöromusküler Hastalıklar Kongresi Düzenleme Kurulu ve Nöromusküler Hastalıklar Araştırma Derneği tarafından organize edilen kongreye, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık 200 araştırmacı katıldı. İngilizce sunumlarla gerçekleşen kongrede; musküler distrofiler, spinal musküler atrofi, metabolik ve nörogenetik hastalıklar, myopatiler ve fizyoterapi prensipleri ayrıntılı şekilde ele alındı. Ayrıca gen ve ekzon tedavileri gibi moleküler tedavi yöntemleri de geniş oturumlarda tartışıldı.</p>
<p><b>“ÜNİVERSİTEMİZ, GÜÇLÜ BİR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA KÜLTÜRÜNE SAHİP”</b></p>
<p>Kongrenin ikinci gününde katılımcılara hitap eden DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversitenin bilimsel ve akademik başarılarını vurgulayarak, Dokuz Eylül Üniversitesinin son yıllarda hem ulusal hem de uluslararası sıralamalarda çok önemli aşamalar kaydettiğini belirterek, “Biz araştırma odaklı bir üniversiteyiz. Sadece orta büyüklükte bir üniversite değiliz; çok güçlü bir mühendislik altyapımız var. Öğrenci sayımız toplamda yaklaşık 60 bin civarında. Fakülte üye sayımız ise üniversitenin tamamında 1800’ün üzerinde. Üniversitemiz yaklaşık 43 yıl önce kuruldu. 1988 yılında mühendislik fakültesiyle başladık. Bazı fakültelerimiz ise üniversitemizden bile daha eski; yani yaklaşık 70 yıllık bir geçmişe sahip. Bunun da güçlü bir eğitim ve araştırma kültürüne işaret ettiğini vurgulamak isterim,” dedi.</p>
<p><b>“ULUSAL VE ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİMİZLE GURUR DUYUYORUM”</b></p>
<p>Üniversitenin ulusal ve uluslararası başarılarına dikkat çeken Yılmaz, “Üniversitemiz son yıllarda önemli ilerlemeler kaydetti. Sadece bir yıl içinde bile çok daha iyi bir noktaya geldi. Hem ulusal sıralamalarda hem de uluslararası sıralamalarda (Times Higher Education, QS ve diğer indekslerde) daha iyi konuma yükseldiğimizi görüyoruz. Son dönemde “metrikler” üzerine yazılmış bir kitap okuyorum. Günümüzde metriklerin önemli olduğunu biliyoruz, ama her şey demek değildir. Birinci sırada olsanız bile yapılması gerekenler bitmiyor. Biz, tıp fakültemiz ve hastanemiz için, lisans öğrencilerimizin eğitimi için, araştırma altyapısını geliştirmek için neler yapmamız gerektiğinin farkındayız. Ancak yine de metrikleri de göz ardı etmiyoruz. Ulusal ve uluslararası iş birliklerimizle gurur duyuyorum. Son 10-12 ayda, Oxford Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi, King’s College London gibi prestijli kurumlarla iş birliği başlattık. Önümüzdeki 3 ay içinde Almanya’dan Bonn Üniversitesi ile de bir protokol imzalamayı hedefliyoruz. Bu da üniversitemizin araştırmaya yatırım yapmaya ve destek olmaya kararlı olduğunun göstergesidir,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>NÖROBİLİM VE KAS ARAŞTIRMALARINA ÖNEM VURGUSU</b></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, kongrede yaptığı konuşmada kas sağlığının önemine değinerek şunları söyledi:</p>
<p>“Nörobilim alanındaki çalışmalarımızda, insan vücudunun yüzde 65-70’inin kaslardan oluştuğunun farkındayız. Kas sistemi her organ kadar önemlidir; bu nedenle bu alandaki araştırmalar bizim için çok kıymetli. Alanında uzman araştırmacıların üniversitemizde bir araya gelmesi, araştırma ve klinik bulgularını meslektaşlarıyla paylaşması bizi ayrıca memnun ediyor.”</p>
<p>Rektör Yılmaz ayrıca, İzmir’de hayata geçirilen Meditasyon ve Nörobilim Merkezi gibi projelerle temel bilim ve klinik bilim insanlarını buluşturduklarını vurguladı.</p>
<p><b>KONGRENİN DÜZENLEME VE BİLİM KURULU</b></p>
<p>Dört gün sürecek kongrenin organizasyonunda şu isimler görev aldı:</p>
<p>Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı: Prof. Dr. Haluk Aydın Topaloğlu</p>
<p>Kongre Sekreteri : Arş. Gör. Gülçin Akıncı</p>
<p>Yerel Organizasyon Komitesi: Prof. Dr. Ayşe Semra Hız, Doç. Dr. Pakize Karaoğlu, Doç. Dr. Ayşe İpek Polat, Prof. Dr. Aycan Ünalp, Prof. Dr. Uluç Yiş</p>
<p>Bilim Kurulu: Prof. Dr. Ayşe Aksoy, Arş. Gör. Didem Ardıçlı, Dr. Ögr. Üyesi Ayşe Nur Coşkun, Prof. Dr. İlknur Erol, Prof. Dr. Mustafa Kömür, Doç. Dr. Gültekin Kutluk, Prof. Dr. Hüseyin Per, Prof. Dr. F. Müjgan Sönmez, Prof. Dr. Haluk Aydın Topaloğlu, Doç. Dr. Gökçen Öz Tunçer, Prof. Dr. Olcay Ünver, Arş. Gör. Deniz Yüksel</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-8-noromuskuler-hastaliklar-kongresine-ev-sahipligi-yapiyor-576814">DEÜ, 8. Nöromusküler Hastalıklar Kongresi&#8217;ne ev sahipliği yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/20-eylul-dunya-jinekolojik-kanserler-farkindalik-gunu-576716</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 16:05:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[jinekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Jinekolojik Kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576716</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü için anlamlı bir projeye imza atan Çankaya Belediyesi, Kanserle Dans Derneği işbirliğiyle "Farkındayım, Güvendeyim" başlığıyla Kuğulupark'ta farkındalık etkinliği düzenleyecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20-eylul-dunya-jinekolojik-kanserler-farkindalik-gunu-576716">20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü için anlamlı bir projeye imza atan Çankaya Belediyesi, Kanserle Dans Derneği işbirliğiyle &#8220;Farkındayım, Güvendeyim&#8221; başlığıyla Kuğulupark&#8217;ta farkındalık etkinliği düzenleyecek.</b></p>
<p>Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği (ESGO) ve Avrupa Jinekolojik Kanser Destek Grupları Ağı (ENGAGe) tarafından ilan edilen &#8220;20 Eylül Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü&#8221; kapsamında bu yıl Başkent Ankara&#8217;da, Çankaya Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde etkinlikler düzenleniyor.  </p>
<p>Çankaya Belediyesi, Kanserle Dans Derneği iş birliğinde &#8220;Farkındayım, Güvendeyim&#8221; sloganıyla düzenleneceği etkinlikte, Prof. Dr. Fırat Ortaç, Prof. Dr. Esra Kuşçu, Prof. Dr. Özden Altundağ, Prof. Dr. Arzu Oğuz, Prof. Dr. Nejat Özgül, Prof. Dr. Murat Gültekin, Prof. Dr. Kadri Altundağ ve Doç Dr. Hüseyin Akıllı&#8217;dan oluşan uzman doktorlar Çankayalılarla buluşacak. 20 Eylül&#8217;de Kuğulu Park&#8217;taki etkinlikte doktorlar &#8220;Kanser&#8221; ve &#8220;Jinekolojik Onkoloji&#8221; ile ilgili vatandaşlardan gelen tüm soruları da cevaplayacak.</p>
<p>20 Eylül günü Saat 13&#8217;te başlayıp 17&#8217;ye kadar sürecek etkinlikte, Akademi Flemenko Dans Grubu&#8217;nun gösterisiyle birlikte Çankayalılar; Olefit adıyla yaygınlaşan Flemenko Fitness spor etkinliğine de katılabilecek.</p>
<p><b>JİNEKOLOJİK KANSERLER NELERDİR?</b><br />Dünyada her yıl bir milyondan fazla kadın jinekolojik kanserlerle tanışıyor. Jinekolojik kanserler arasında; rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vulva, vajina ve tuba (tüpler) bulunuyor. Bu kanserlerin görülme oranı ülkeden ülkeye farklılaşsa da, jinekolojik kanserlerin tüm kanserler içindeki oranı, önemli bir sayıya ulaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 8 bin 500 kadın jinekolojik kanser tanısı alıyor. Jinekolojik kanserlerin tüm kanserler arasında tırmandıkları sıralama da dikkat çekici. Öyle ki, Türkiye’de tüm kanserler içinde rahim kanseri 4. sırada. Rahmin hemen ardından 5. sırada yumurtalık kanseri geliyor. Rahim ağzı kanseri ise 9. sırada.</p>
<p>2018 yılında tüm dünyada 1.3 milyondan fazla kadına jinekolojik kanser tanısı konuldu. 2018 yılında tüm dünyada 468 bin kadın, hayatını jinekolojik kanserler nedeniyle kaybetti. Dünyada yeni tanı alan jinekolojik kanserlerin içinde yaklaşık; yüzde 44’ü rahim ağzı kanseri, yüzde 29’u endometrial kanseri, yüzde 23’ü yumurtalık kanseri, yüzde 5’ten azı vulva ve vajen kanserleri gibi diğer jinekolojik kanserler oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/20-eylul-dunya-jinekolojik-kanserler-farkindalik-gunu-576716">20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217; de &#8220;Nanoteknoloji ve İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler Sempozyumu&#8221; düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-de-nanoteknoloji-ve-ilac-tasiyici-sistemlerde-yenilikler-sempozyumu-duzenlendi-576627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 12:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Eczacılık Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sistemlerde]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576627</guid>

					<description><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı, “3’üncü İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler  (3rd Innovations in Nanotechnology and Drug Delivery) Sempozyumu”na ev sahipliği yaptı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-de-nanoteknoloji-ve-ilac-tasiyici-sistemlerde-yenilikler-sempozyumu-duzenlendi-576627">EÜ&#8217; de &#8220;Nanoteknoloji ve İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler Sempozyumu&#8221; düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b> </b><span><span><span>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı, “3’üncü İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler  (3rd Innovations in Nanotechnology and Drug Delivery) Sempozyumu”na ev sahipliği yaptı. EÜ Eczacılık Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte Paris-Saclay Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi ve UMR CNRS 8612 Araştırma Birimi Direktörü Prof. Dr. Elias Fattal, Napoli Federico II Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giuseppe De Rosa, Fenerbahçe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nahide Zeren Arda Öztürk,  EÜ Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr Üyesi Burcu Binici ve Araş. Gör. Gökselin Özgen sunumlarını gerçekleştirdi. Etkinliğe Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Bayrı Eraç ile Prof. Dr. Evren Atlıhan Gündoğdu, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>EÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, Sempozyuma video mesaj ile katılarak katılımcılara hitap etti. Prof. Dr. Orhan “Bu önemli etkinliğin hazırlanmasındaki özverili çalışmaları için Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı öğretim üye ve yardımcılarına teşekkür etmek isterim. Ayrıca ulusal ve uluslararası düzeyde değerli konuşmacılarımıza teşekkürlerimi ifade etmek isterim. Akademik birikimleri ve katkıları, sempozyumumuzu büyük ölçüde zenginleştirdi. Katılımlarınız bizler için son derece kıymetli. Bugünkü programın, bilimsel fikir alışverişine, yeni iş birliklerine ve ilham verici tartışmalara vesile olacağına inanıyorum. Hepinize verimli ve keyifli bir sempozyum diliyor ve teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>“Endüstri ile güçlü iş birliklerimiz var”</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sempozyum Başkanlığını üstlenen Prof. Dr. Özgen Özer “Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalımız, Kozmetoloji ve Biyofarmasötik Farmakokinetik bilim dallarını da kapsamaktadır. 5 farklı yüksek lisans ve 2 doktora programına kayıtlı 60’tan fazla lisansüstü öğrencimiz var. Endüstri ile ulusal ve uluslararası alanda güçlü iş birliklerimiz bulunmaktadır. Endüstri için çeşitli ilaç ve kozmetik ürünler geliştirmekteyiz. Özellikle Prof. Dr. Fattal ile birlikte geliştirdiğimiz mikropartiküllerin kolajen-laminin bazlı dermal matrikslere yüklenmesi ile hazırlanmış yara örtüsü, klinik çalışmalarla başarıya ulaşmıştır. Yaşanan süreç akademisyenler için uzun ve zorlu olmakla birlikte bizler için değerli bir deneyim oldu. Nanoteknoloji ve ilaç alanında en güncel konuları değerlendireceğimiz bu sempozyumun, bilimsel paylaşım ve iş birliği için değerli bir platform olacağına inanıyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Elias Fattal, gerçekleştirdiği sunumda, “Nanopartiküller hedef dokuya ulaşırken tümörlerdeki yoğun matriks, yüksek sıvı basıncı ve hipoksi gibi engellerle karşılaşıyor. FDA onaylı nanoteknolojik ürünler kanser, anemi, enfeksiyon ve Covid-19 aşılarında kullanılıyor; ancak inflamatuar hastalıklar için onaylı ürün neredeyse yok. Bu nedenle çalışmalarımızı romatoid artrit, inflamatuar bağırsak hastalıkları, sepsis ve skleroderma gibi alanlara yönlendirdik. Nanoteknolojik ürünleri bir otobüse benzetiyorum: ilacı doğru hedefe götürmeli, yolun ortasında bırakmamalı. Bu yüzden kapsülleme oranı, salım hızı ve dolaşımda kalma süresi kritik. Pro-ilaç stratejisi ile PEG kaplı nanopartiküller ürettik; böylece parçacıklar dolaşımda daha uzun süre kalıyor ve özellikle aktive olmuş makrofajlarda ilacı serbest bırakabiliyor. Bu yaklaşım, hedefe yönelik ve daha etkili tedavi imkânı sunuyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Giuseppe De Rosa ise bileşenlerin kolaylıkla bir araya gelerek nanopartiküller oluşturduğu yenilikçi bir sistem geliştirdiklerini anlatarak kendiliğinden oluşan nanopartiküllerin kliniklerde kolayca hazırlanabileceğini ifade etti. Aşı ve gen terapilerinde, nükleik asit ve peptit taşınması gibi farklı alanlarda bu sistemlerin uygulanabileceğini belirten De Rosa, kemoterapötik ajanların tümöre hedeflenmesini sağlamak ve kan-beyin bariyerini aşmak için potansiyel bir yapı olarak kullanılabileceklerini de özellikle vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>Güncel bilgiler katılımcılara aktarıldı</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Program kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Zeren Arda Öztürk endozom-mimetikler, Dr. Öğr. Üyesi Burcu Binici mRNA aşılarında taşıyıcı sistemler ve Arş. Gör. Gökselin Özgen mikrorobotlar hakkında en güncel bilgileri sundu. Sunumların ardından akademisyenler gelen soruları yanıtladı. Akabinde Prof. Dr. Özgen Özer tarafından konuşmacılara “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikle ayrıca yakın zamanda emekli olacak Fransız Bilim Akademisi Onur ödülü sahibi Prof. Dr. Elias Fattal için bir emeklilik töreni düzenlendi ve birlikte çalıştığı akademisyenler konuşmalar yaptı. Eczacılık Fakültesi Dekanlığı ve Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı tarafından Prof. Dr. Fattal’a hediyeler sunuldu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-de-nanoteknoloji-ve-ilac-tasiyici-sistemlerde-yenilikler-sempozyumu-duzenlendi-576627">EÜ&#8217; de &#8220;Nanoteknoloji ve İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Yenilikler Sempozyumu&#8221; düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenden Nöroinflamasyonun tedavisine yönelik yenilikçi proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-noroinflamasyonun-tedavisine-yonelik-yenilikci-proje-576009</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 08:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroinflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nöroinflamasyonun]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemiz]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Yeşil Çeliktaş’ın yürütücülüğünü yaptığı “Kuantum Nokta Tabanlı Biyoarayüzler ile Nöroinflamasyonun İndüklendiği Serebral Organoidlerin Fotobiyomodülasyonu” başlıklı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) nezdinde kabul edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-noroinflamasyonun-tedavisine-yonelik-yenilikci-proje-576009">Egeli akademisyenden Nöroinflamasyonun tedavisine yönelik yenilikçi proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> </b>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Yeşil Çeliktaş’ın yürütücülüğünü yaptığı “Kuantum Nokta Tabanlı Biyoarayüzler ile Nöroinflamasyonun İndüklendiği Serebral Organoidlerin Fotobiyomodülasyonu” başlıklı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) nezdinde kabul edildi. Proje ile nöroinflamasyonun tedavisinin yeni sıra, tanısında ve şiddetinin ölçülmesinde kullanılacak algoritma geliştirilecek.</p>
<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Sağlık temalı araştırma üniversitemiz, bu alana yönelik önemli projeleri literatüre kazandırmaya devam ediyor. Biyomühendislik Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Özlem Yeşil Çeliktaş’ın yürütücülüğünde multidisipliner bilim ekibvi tarafından hazırlanan proje, TÜSEB tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Hocamızı ve proje ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Projenin amacını anlatan Prof. Dr. Özlem Yeşil Çeliktaş, “Projemizdeki amaç; dünyada çığır açan ve günümüzde birçok araştırmanın ilgi odağında yer alan biyoteknolojik araçlardan biri olarak, zengin nöronal ve glial hücre tiplerine sahip ve gerçek insan beynini laboratuvar koşullarında taklit edebilen yapay beyin organoidleri ile oluşturacağımız nöroinflamasyon modelinde, kuantum nokta tabanlı biyoarayüzler ile çalışacağımız fotobiyomodülasyon yönteminin terapötik etkisini incelemektir. Ayrıca, bu uygulama ile elde edilecek veriler ile nöroinflamasyonun varlığını, şiddetini ve terapötik yanıtını tahmin etmek için yüksek doğrulukta kullanılabilecek yapay zekâ temelli derin öğrenme algoritmalarının geliştirilmesi hedeflenmektedir” dedi.</p>
<p><b>“Yenilikçi yaklaşımlar ülkemiz ve dünya için önem taşıyor”</b></p>
<p>Nöroinflamasyonun tanımını yapan Prof. Dr. Yeşil Çeliktaş, “Nöroinflamasyon, merkezi sinir sistemindeki immün yanıtın şiddetlenmesi ve kronik bir hale gelmesiyle karakterize edilen bir durumdur. Alzheimer, Parkinson ve multiple skleroz gibi nörodejeneratif hastalıklarda temel bir patofizyolojik unsur olarak öne çıkmakta ve hastalığın progresyonunu hızlandıran bir faktör olarak rol oynamaktadır. Bu nedenle, nöroinflamasyonu hedef alan yenilikçi terapötik yaklaşımlar hem ülkemiz hem de tüm dünya için büyük önem taşımaktadır. Son dönemde yürütülen translasyonel çalışmalarda, özgün optoelektronik özelliklere sahip yarı iletken kuantum noktalar ve belirli dalga boylarındaki ışığın biyolojik dokular üzerinde terapötik etkiler yaratmasını içeren fotobiyomodülasyon adı verilen tedavi yönteminin geliştirilmesi oldukça özgündür. Bu sebeple söz konusu projemizde, fotobiyomodülasyon ile inflamatuar sinyaller arasındaki moleküler etkileşimleri incelemek, nöronal hastalıkların patogenezini anlamak ve kliniğe yönelik tedavilerin geliştirilmesi için büyük önem arz etmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>“12. Kalkınma Planı hedeflerine uygun proje”</b></p>
<p>Prof. Dr. Yeşil Çeliktaş, “Projemiz, ülkemizin 12. Kalkınma Planlarında yer alan hedefler kapsamındaki öncelikli çalışma alanlarında ilerleyen multidisipliner translasyonel araştırma niteliğindedir. Bu proje ile ülkemizde translasyonel nörobilim alanında, dünya standartlarında çalışmalar yürütülecek olup, ülkemizin kalkınması ve yeni nesil araştırmacıların yetiştirilmesi konusunda katkı sağlanacaktır” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Özlem Yeşil Çeliktaş yürütücülüğünü yaptığı multidisipliner projede; Ege Üniversitesi Solunum Araştırmaları Merkezinden Dr. Pelin Sağlam Metiner, Koç Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sedat Nizamoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsünden araştırmacı Doç. Dr. Serhat Tozburun ve Dr. Öğr. Üyesi Merve Türker Burhan yer alıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-noroinflamasyonun-tedavisine-yonelik-yenilikci-proje-576009">Egeli akademisyenden Nöroinflamasyonun tedavisine yönelik yenilikçi proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217; de TENMAK desteğiyle nükleer yakıt üretiminde yeni yöntem geliştiriliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-de-tenmak-destegiyle-nukleer-yakit-uretiminde-yeni-yontem-gelistiriliyor-574481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 09:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[desteğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[inan]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tenmak]]></category>
		<category><![CDATA[Toryum]]></category>
		<category><![CDATA[uranyum]]></category>
		<category><![CDATA[üretiminde]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman İnan’ın yürütücülüğünü yaptığı ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) tarafından desteklenen projede, iç jelleşme (sol-jel) yöntemi kullanılarak uranyum ve uranyum-toryum karışık oksit yakıt peletlerinin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-de-tenmak-destegiyle-nukleer-yakit-uretiminde-yeni-yontem-gelistiriliyor-574481">EÜ&#8217; de TENMAK desteğiyle nükleer yakıt üretiminde yeni yöntem geliştiriliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman İnan’ın yürütücülüğünü yaptığı ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) tarafından desteklenen projede, iç jelleşme (sol-jel) yöntemi kullanılarak uranyum ve uranyum-toryum karışık oksit yakıt peletlerinin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Süleyman İnan’ı tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, öğrenci odaklı, araştırma üniversitemiz bilim insanları, topluma fayda sağlayacak pek çok projeyi hayata geçirmeye devam ediyor. Ege Üniversitesi olarak ülkemizin stratejik enerji hedeflerine katkı sağlamak amacıyla yürütülen bu önemli proje TENMAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Prof. Dr. Süleyman İnan hocamızı tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Süleyman İnan, “Projemizde, iç jelleşme sol-jel yöntemiyle uranyum ve uranyum-toryum karışık oksit yakıt peletlerinin yüksek homojenlikte ve yoğunlukta, kolay sinterlenebilir şekilde üretimini amaçlıyoruz. Bu teknoloji, yakıtın verimliliğini ve dayanıklılığını artırarak, nükleer yakıt üretiminde önemli bir yenilik sunacak. Ayrıca, bu çalışma ülkemizde inşası devam eden Mersin-Akkuyu Nükleer Güç Santralinde kullanılacak yakıt teknolojileri için kritik önem taşıyor. Ülkemizin nükleer enerji sektöründeki sürdürülebilirliği için hem uranyum kaynaklarının etkin kullanımı hem de toryumun potansiyelinin değerlendirilmesi kritik bir adımdır” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin yerli kaynaklarından olan toryumun nükleer yakıtta alternatif veya tamamlayıcı olarak kullanımının mümkün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İnan,  “Bildiğiniz gibi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde, dünyadaki birçok nükleer santralde olduğu gibi yüzde 3,5-5,0 oranında zenginleştirilmiş uranyum dioksit (UO2) peletleri yakıt olarak kullanılacak. Ancak, mevcut uranyum kaynaklarımız sınırlı ve bu teknoloji büyük ölçüde madencilik faaliyetlerine bağlı. Bu yüzden bizler, alternatif yakıt çözümleri üzerine çalışmalar yapıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde önemli miktarda bulunan yaklaşık 380 bin tonluk toryum cevherini değerlendirme fırsatımız var. Toryum, tek başına fisil bir madde olmadığı için nükleer yakıt olarak doğrudan kullanılamıyor, ancak uranyumla birlikte karışık oksit yakıt olarak kullanılabilmesi mümkün. Biz de projemizde bu potansiyeli hayata geçirecek teknolojiler üzerinde çalışıyoruz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-de-tenmak-destegiyle-nukleer-yakit-uretiminde-yeni-yontem-gelistiriliyor-574481">EÜ&#8217; de TENMAK desteğiyle nükleer yakıt üretiminde yeni yöntem geliştiriliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çift Diploma Programı ile EÜ&#8217;ye gelen Özbek öğrenciler Rektör Prof. Dr. Budak&#8217;ı ziyaret etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cift-diploma-programi-ile-euye-gelen-ozbek-ogrenciler-rektor-prof-dr-budaki-ziyaret-etti-574475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 09:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[diploma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[fen]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ile Özbekistan Andijan Devlet Üniversitesi arasında yürütülen İkili Diploma Programı kapsamında İzmir’e gelen Özbek öğrenciler, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ı ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cift-diploma-programi-ile-euye-gelen-ozbek-ogrenciler-rektor-prof-dr-budaki-ziyaret-etti-574475">Çift Diploma Programı ile EÜ&#8217;ye gelen Özbek öğrenciler Rektör Prof. Dr. Budak&#8217;ı ziyaret etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ile Özbekistan Andijan Devlet Üniversitesi arasında yürütülen İkili Diploma Programı kapsamında İzmir’e gelen Özbek öğrenciler, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ı ziyaret etti. Öğrencileri makamında ağırlayan Prof. Dr. Budak, başarı dileklerinde bulundu. Toplantıya Rektör Budak’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz, Andijan Devlet Üniversitesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tolibjon Madumarov, her iki kurumun akademisyenleri katıldı.</p>
<p>Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda, yurt dışındaki üniversiteler ile ikili anlaşmalar yaptıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Araştırma Üniversitemizin, Türk dünyası ile sürdürdüğü akademik iş birlikleri başarı ile devam ediyor. Sağlık, ziraat, mühendislik ve temel bilimler alanında ülkemizin köklü birimlerini bünyesinde bulunduran üniversitemiz bu disiplinlerdeki birikimini ve tecrübesini Türk dünyası ile paylaşıyor. Bu kapsamda Üniversitemiz Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ile Özbekistan Andijan Devlet Üniversitesi arasında yürütülen İkili Diploma Programını başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Öğrencilerimiz ilk iki yıllık eğitimlerini Özbekistan Andijan Devlet Üniversitesi Biyoloji Bölümünde tamamladılar. Yeni eğitim-öğretim döneminde Fen Fakültemizin Biyoloji Bölümünde 3’üncü sınıf eğitimlerine başlayacaklar. Türk yükseköğretiminin 70 yıllık bilim çınarı olan üniversitemizin birikimi ile mezun olacaklar” dedi.</p>
<p>     “<b>Öğrenciler farklı kültürlerle etkileşime geçerek ufuklarını genişletiyor”</b></p>
<p>Prof. Dr. Budak, “Uluslararasılaşma hedefimiz doğrultusunda yürüttüğümüz çift diploma programları sayesinde farklı ülkelerden öğrencileri kampüsümüzde ağırlıyoruz. Yurt dışından gelen öğrenciler, hem akademik hem de sosyal anlamda zengin bir deneyim yaşarken, kendi kültürlerini de arkadaşlarıyla paylaşma fırsatı buluyor. İkili iş birlikleri ve çift diploma programı ile akademisyenler ve öğrenciler, alanlarında yeni bilgi ve beceriler edinirken farklı bir eğitim ortamının sunduğu imkânları değerlendiriyor. Öğrenciler derslerde elde ettikleri kazanımların yanı sıra, farklı kültürlerden arkadaşlıklar kurarak ufuklarını genişletiyor ve gelecekteki kariyer planlarına önemli katkılar sağlıyorlar. Gönül coğrafyamızda yer alan Türk Cumhuriyetleri ile her geçen gün bağlarımızı kuvvetlendirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bilimsel iş birliklerimize devam edeceğiz”</b></p>
<p>Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz, “Fen Fakültemiz ile Özbekistan Andijan Devlet Üniversitesi arasındaki iş birliği yaklaşık üç yıl öncesine dayanıyor. Bu süreçte Biyoloji Bölümümüzden pek çok hocamız, Andijan Devlet Üniversitesi için çevrimiçi dersler ve seminerler düzenledi. Özbekistan’dan birçok akademisyen ve lisansüstü öğrencisi üniversitemize geldi ve Biyoloji Bölümü laboratuvarlarında çalışmalar yaptı. Birlikte ortak projeler ürettik. Çift diploma programımız ise 2+2 sistemi ile yürüyor. Çift diploma lisans programının ilk iki yılında öğrenciler, Özbekistan Andijan Devlet Üniversitesi Biyoloji Bölümünde eğitimlerini tamamladılar. 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde Fen Fakültemizin Biyoloji Bölümünde 3’üncü sınıf eğitimlerine başlayacaklar” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cift-diploma-programi-ile-euye-gelen-ozbek-ogrenciler-rektor-prof-dr-budaki-ziyaret-etti-574475">Çift Diploma Programı ile EÜ&#8217;ye gelen Özbek öğrenciler Rektör Prof. Dr. Budak&#8217;ı ziyaret etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ Ev Sahipliğinde &#8220;İşgalden Kurtuluşa: Batı Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221; Paneli Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-ev-sahipliginde-isgalden-kurtulusa-bati-anadoluda-yunan-mezalimi-paneli-duzenlendi-574460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 08:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluşa]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[şgalden]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ve Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) iş birliği ve İzmir Valiliği’nin desteğiyle düzenlenen “İşgalden Kurtuluşa Batı Anadolu’da Yunan Mezalimi” başlıklı panel, İzmir’in kurtuluşunun 103. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-ev-sahipliginde-isgalden-kurtulusa-bati-anadoluda-yunan-mezalimi-paneli-duzenlendi-574460">DEÜ Ev Sahipliğinde &#8220;İşgalden Kurtuluşa: Batı Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ve Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) iş birliği ve İzmir Valiliği’nin desteğiyle düzenlenen “İşgalden Kurtuluşa Batı Anadolu’da Yunan Mezalimi” başlıklı panel, İzmir’in kurtuluşunun 103. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi.</p>
<p><b>AÇILIŞTA İZMİR’İN KURTULUŞ RUHU VURGULANDI</b></p>
<p>Panelin açılış konuşmasını yapan DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan, konuşmasına Balçova Salih İşgören Polis Karakolu’na yönelik saldırıyı kınayarak başladı ve şehitlere rahmet, ailelerine baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diledi. Erdoğan, ardından şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bugün Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi olan, kurtuluşun ve kuruluşun şehri İzmir’deyiz. 9 Eylül, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen yalnızca askerî bir zafer değil; Türk milletinin yeniden doğuşunun ve özgürlüğüne kavuşmasının hikâyesidir. 9 Eylül, milletimizin geleceğine duyduğu güvenin, özgürlük aşkının ve vatan sevgisinin ifadesidir.”</p>
<p><b>TARİHSEL HAFIZANIN SORUMLULUĞU</b></p>
<p>Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, konuşmasında tarihin milletlerin hafızası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“1919 ile 1922 yılları arasında Batı Anadolu’da Yunan ordusu ve Rum çeteler tarafından icra edilen vahşet, gerek savaş hukuku gerekse insanlık vicdanı nezdinde telafisi imkânsız tahribatlar bırakmıştır. Manisa, Salihli, Alaşehir, Afyon, Uşak ve nihayet İzmir… Bu kadim şehirler Yunan mezalimine bizzat tanık olmuştur. Bilinmelidir ki bu vahşet yalnızca Türk kaynaklarında değil, müttefik devletlerin harp heyetlerinin raporlarında da doğrulanmıştır. Batı Anadolu’da Yunan mezalimi belgelerle sabittir ve inkârı mümkün olmayan tarihî bir gerçektir. Amacımız intikam ya da nefret duyguları değil; hakikatin tüm açıklığıyla ortaya konulması ve milletimizin sesine tercüman olmaktır.”</p>
<p><b>BİRLİK VE DAYANIŞMA MESAJI</b></p>
<p>Bu tür panellerdeki amacın düşman oluşturmak olmadığını belirten T.C. Dışişleri Bakanlığı Kuzeydoğu Akdeniz Genel Müdürü Büyükelçi Burak Özügergin ise şu ifadeleri kullandı: Özügergin, &#8220;Amacımız, tarihi doğru okuyan, anlayan, yalanlar ve iftiralar karşısında güçlü ve bilinçli tezlerle gerçekleri anlatabilen, bunu yaparken karışlıklı kin ve nefreti gütmeyecek olgunluğa erişmiş nesiller yetiştirmektir. Türk milletinin karakteri bunu bizim açımızdan Yunanistan&#8217;a kıyasla daha kolay yapabilmektedir. Dostluk elimizi Yunanistan&#8217;a karşı olabildiğince uzatırken her iki tarafın da samimiyet, iyi niyet ve iş birliği temelinde kazançlı çıkacağı bir gelecek için çabalamaya devam ediyoruz.&#8221;</p>
<p><b>AKADEMİK KATKILAR</b></p>
<p>Panelin bilimsel oturumunda ise akademisyenler İzmir’in işgal ve kurtuluş sürecini farklı yönleriyle ele aldı. Prof. Dr. Haluk Selvi (SAÜ), işgalin kamuoyundaki yansımalarını değerlendirirken; panelde hem oturum başkanı hem de konuşmacı olarak yer alan DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dilşen İnce Erdoğan (DEÜ), kentin kaderini uluslararası perspektiften yorumladı. Prof. Dr. Mehmet Emin Elmacı (DEÜ) ise kurtuluşun hemen ardından yaşanan İzmir Yangını’nı tarihsel belgeler ışığında aktardı.</p>
<p><b>DEÜ’DEN GELECEK NESİLLERE MESAJ</b></p>
<p>Panelin sonunda, DEÜ’nün adını aldığı 9 Eylül ruhunu gelecek kuşaklara aktarma kararlılığı bir kez daha vurgulandı. Üniversite yönetimi, “Tarih yazmak, yalnızca olup biteni kaydetmek değil; aynı zamanda doğruluk ve sorumlulukla geleceğe yön vermektir. Dokuz Eylül Üniversitesi, bu bilinçle İzmir’in kurtuluş hafızasını bilimsel çalışmalar ve ortak etkinliklerle yaşatmaya devam edecektir” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-ev-sahipliginde-isgalden-kurtulusa-bati-anadoluda-yunan-mezalimi-paneli-duzenlendi-574460">DEÜ Ev Sahipliğinde &#8220;İşgalden Kurtuluşa: Batı Anadolu&#8217;da Yunan Mezalimi&#8221; Paneli Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 Kadın Hekim, “Kadına Sağlık” Podcast’inde Mikrofon Başına Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/15-kadin-hekim-kadina-saglik-podcastinde-mikrofon-basina-gecti-574358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 21:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk kapsamlı kadın sağlığı podcast serisi “Kadına Sağlık”, 2. sezonuyla 9 Eylül’den itibaren dinleyicilerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/15-kadin-hekim-kadina-saglik-podcastinde-mikrofon-basina-gecti-574358">15 Kadın Hekim, “Kadına Sağlık” Podcast’inde Mikrofon Başına Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde kadın sağlığı okuryazarlığını artırmayı hedefleyen proje, bu sezon da alanında uzman 15 gönüllü kadın hekimin katkısıyla ses getirmeye hazırlanıyor.</p>
<p>“Kadına Sağlık” podcast serisinin yeni sezonunda, migren, kalp sağlığı, demans, menopoz ve obezite gibi kadınları yakından ilgilendiren kritik sağlık konuları ele alınıyor. Her bölümde farklı bir uzman hekimin yer aldığı seride, kadın sağlığına bütüncül bir bakış açısı sunuluyor.</p>
<p>‘Kadına Sağlık’ podcast serisi 2. sezon Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler gönüllü proje ekibi, Ayşenur Kökenli Paksoy, Uzm. Dr. Burcu Yazıcı Elmas, Dr. Çağcan Ölmez, İrem Kıratlıoğlu Sakar, Şule Kahveci Sayar’dan oluşuyor.</p>
<p><strong>GÖNÜLLÜ KADIN HEKİMLER MİKROFON BAŞINDA</strong></p>
<p>Podcast serisinin 2. sezonunda Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, Prof. Dr. Asuman İnan, Op. Dr. Banu Çiftçi, Prof. Dr. Derya Karadeniz, Prof. Dr. Devrim Çabuk, Prof. Dr. Dilek Yılmaz, Prof. Dr. Elif Eroğlu Büyüköner, Prof. Dr. Emel Sezer, Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, Doç. Dr. Naşide Mangır, Prof. Dr. Özlem Çelik, Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen, Doç. Dr. Telce Ayşen Küçükceran ve Prof. Dr. Ülver Derici gibi isimler yer alıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/15-kadin-hekim-kadina-saglik-podcastinde-mikrofon-basina-gecti-574358">15 Kadın Hekim, “Kadına Sağlık” Podcast’inde Mikrofon Başına Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz tembelliği 12 yaşına kadar tedavi edilmezse!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-tembelligi-12-yasina-kadar-tedavi-edilmezse-573536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 08:22:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[edilmezse]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Tembelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tembelliği]]></category>
		<category><![CDATA[yaşına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların okul başarısından konsantrasyon bozukluğuna sosyal ilişkilerinden ileride meslek seçimine dek pek çok soruna yol açan görme sorunlarına karşı, anne-babaların gözlerini dört açmaları gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-tembelligi-12-yasina-kadar-tedavi-edilmezse-573536">Göz tembelliği 12 yaşına kadar tedavi edilmezse!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların okul başarısından konsantrasyon bozukluğuna sosyal ilişkilerinden ileride meslek seçimine dek pek çok soruna yol açan görme sorunlarına karşı, anne-babaların gözlerini dört açmaları gerekiyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Esgin</strong> “Çocuklarda görme sorunları erkenden tespit edilip tedavi edilmelidir. Aksi taktirde zamanla gelişen göz tembelliğine bağlı kalıcı görme azlıkları oluşabilir” diyor. Bazı belirtilerin evde ebeveynleri, okulda da öğretmenleri alarma geçirmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Esgin, göz hastalıklarının sinyallerini veren 5 kritik ipucunu sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocuklarının üzerine titreyen, en küçük bir sorunda çocuk doktoruna başvuran pek çok anne baba, göz muayenesi söz konusu olduğunda ise bunu ihmal edebiliyor. Oysa bazı göz hastalıkları hiçbir belirti vermeden ilerleyerek çocuğun eğitim hayatından sosyal ilişkilerine hatta meslek seçimine dek birçok soruna yol açabiliyor. Günümüzde yaygın görülen göz tembelliği de sinsice gelişen hastalıkların başında geliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Esgin</strong> “Çocuklarda görme azlığı erkenden tespit edilip tedavi edilmelidir. Aksi taktirde zamanla gelişen göz tembelliğine bağlı kalıcı görme azlıkları oluşabilir” uyarısında bulunuyor. Göz tembelliğinin ancak muayene sırasında anlaşılabildiğini belirten Prof. Dr. Esgin “Göz tembelliği tek gözde veya iki gözde gelişebilir. Tembellik olan gözde görüntülerin yeterince ayrıştırılamaması ve iç içe geçmesi sonucu keskin görememe söz konusudur. Tek taraflı göz tembelliğinin anlaşılabilmesi için, gözlerin ayrı ayrı kapatılarak kontrol edilmesi gerekir. Göz tembelliği iki gözde de varsa hastalar bazen herkesin kendileri gibi gördüğünü düşünerek bunun normal bir durum olduğunu düşünebiliyorlar” diyor.</p>
<p><strong>12 yaşına kadar tedavi şart!</strong></p>
<p>Göz tembelliğine yol açan nedenlerin başında gözde kaymalar (şaşılık) gelirken, doğumsal katarakt, göz kapağı düşüklükleri, gözde kaymalar ya da gözdeki numara bozuklukları da önemli rol oynuyor. 12 yaşına kadar göz tembelliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Haluk Esgin “Göz tembelliği 12 yaşına kadar tedavi edilmezse, beyindeki görme merkezi, her iki gözün de görme gücünü son durum olarak kabul eder ve bu yaştan sonra görmede herhangi bir artış sağlamak mümkün olmaz. Tanı ne kadar erken konursa tedaviden de o kadar hızlı cevap alınır. Ancak tedavi ile görme yüzde 100’e çıksa da göz tembelliği olan çocukların 12 yaşına kadar takip edilmeleri gerekir. Çünkü bazı çocuklarda bu düzelme sonradan tekrar kaybedilebilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Çocuğunuzda bu belirtiler var mı? 7 adımda test edin!</strong></p>
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Esgin, evde ebeveynlerin, okulda da öğretmenlerin yapacağı basit gözlemlerin çocuğun göz sağlığı konusunda önemli ipuçları vereceğini belirterek, bu belirtileri şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Çocuğunuz evde televizyonu yakından izlemek için sürekli ekran önüne yaklaşıyor mu?</li>
<li>Gözlerini gün içerisinde sık ovuşturup kaşıyor mu?</li>
<li>Okulda sürekli yandaki arkadaşından bakarak not almaya mı çalışıyor?</li>
<li>Gözlerini sıklıkla kısarak mı bakıyor?</li>
<li>Göz kapağında düşüklük var mı?</li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Esgin, bu belirtilerden en az bir tanesinin olması durumunda mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini vurguluyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-tembelligi-12-yasina-kadar-tedavi-edilmezse-573536">Göz tembelliği 12 yaşına kadar tedavi edilmezse!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
