<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/prof-dr-nevzat-tarhan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/prof-dr-nevzat-tarhan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Oct 2025 14:46:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/prof-dr-nevzat-tarhan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 14:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı. <strong> </strong></p>
<p>Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, 22. 23. 24. Dönem Milletvekili Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara ve Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Mustafa Ataş’ın da katılımıyla Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’ndaki törenin açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.<strong> </strong>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda verdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2025-2026 akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada, üniversitenin kısa sürede ulaştığı uluslararası başarıların “takım ruhu” ve “sistemli yönetim anlayışı” yla mümkün olduğunu vurguladı. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Times Higher Education sıralamalarında Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada, dünya genelinde ise 600-800 bandında yer aldığını hatırlatarak, “Bu başarı, 10-15 yıl gibi kısa bir sürede dünya üniversiteleri ligine girebilmiş olmanın göstergesidir. Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak” dedi. </p>
<p><strong>“Sistem toplumu olmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi’nin öğrenci odaklı bir vizyonla, adil ve şeffaf yönetim ilkelerini benimsediğini vurguladı. Üniversitenin mottosunda yer alan eleştirilebilirlik, özgürlükçülük, çoğulculuk ve katılımcılık değerlerinin kurumsal kültürün temelini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Gelişmiş toplumların en büyük özelliği sistem toplumları olmalarıdır. Güç kişilerde değil, kurallarda olmalıdır. Biz de üniversitemizde böyle bir kurumsal yapı oluşturuyoruz; kişiler değişse de sistem işlemeye devam etmeli” dedi. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin hem öğrenciler hem çalışanlar arasında güçlü bir aidiyet duygusu oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu ortak inanç ve birliktelik, başarımızın en önemli teminatıdır” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Kalite bizim artık sabit gündemimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, 2025-2026 akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, üniversitenin “kalite” ve “takım ruhu” ilkeleriyle emin adımlarla ilerlediğini vurguladı.</p>
<p>“Kalite bizim artık sabit gündemimiz.” diyen Prof. Dr. Güngör, kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinin üniversitenin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Güngör, “YÖKAK’a kalite başvurumuzu yaptık. Kasım ayı içerisinde kalite belgemizi almış olmanın mutluluğunu paylaşmayı umuyoruz. Çünkü bu yolda epey çalıştık, sistemimizi oluşturduk, şimdi heyecanla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bilim üreten üniversiteyiz”</strong></p>
<p>Eğitim-öğretimin yanı sıra bilimsel üretimin de üniversitenin en temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Son yıllarda TÜBİTAK projeleri ve bilimsel yayın sayılarında ciddi artış yaşandı. Son bir yılda yayın sayımızı iki katına çıkardık, onaylanan projelerimiz üç katına çıktı. Patentlerimiz, TÜBİTAK başarılarımız, öğrencilerimizin kazandığı ödüller; tüm bunlar Üsküdar Üniversitesi’nin yükselen ivmesini ortaya koyuyor.” diye konuştu. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin küresel arenadaki görünürlüğünün de her geçen gün arttığını ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Times Higher Education sıralamalarında ilk 600’e yükseldik. Artık Türk Üniversiteler Birliği üyesiyiz. Bu bizim için çok değerli bir adım. Diğer uluslararası birliklerle de temaslarımız sürüyor. Üsküdar artık sınırları aşan bir üniversite.” dedi.</p>
<p><strong>“Takım olmayı başardık”</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda “takım olma” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitenin başarısının temelinde güçlü bir ekip ruhu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güngör, “Üsküdar Üniversitesi’nin en önemli özelliklerinden biri uyumlu bir takım olması. Takım olmak sadece bir arada bulunmak değil, duygusal bir bağ kurmaktır. Biz bu duygusal birliği sağladık. Bu üniversite bir aile.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın liderliğinin bu birliktelikte önemli bir payı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Hocamızın liderliği hepimizi birbirimize bağladı. Artık başka seçenek yok, çünkü biz bir takımız.” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze’nin Psikopolitiği”</strong></p>
<p>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda beraber verdi. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Gazze’de yaşananların sadece politik değil, aynı zamanda derin bir psikolojik ve ruhsal boyutu bulunduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, soykırımın arkasındaki psikolojik mekanizmaları açıklarken, tarihteki örneklerle Gazze’deki durumu ilişkilendirerek, “Hitler döneminde olduğu gibi bugün de bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız. ‘Üstün ırk’, ‘seçilmiş halk’ gibi inançlar kötülüğü meşrulaştırıyor.” dedi.</p>
<p>İsrail’deki söylemlerin “biz üstünüz, vadedilmiş toprakları savunuyoruz” anlayışıyla şekillendiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu düşüncenin politik bir dini yorum haline getirildiğini ve “Bu anlayışla yetişen nesiller, karşı tarafı insan olarak görmüyor. Bu da zulmü normalleştiriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor”</strong></p>
<p>Gazze halkının maruz kaldığı travmaya değinen Prof. Dr. Tarhan, Freud’un “yas ve melankoli” kavramları ile Viktor Frankl’ın logoterapi yaklaşımını hatırlattı. Prof. Dr. Tarhan, “Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor ama yas tutacak vakit bulamıyorlar. Buna rağmen yaşadıkları acıya anlam yükleyerek dayanıyorlar. Viktor Frankl’ın dediği gibi; ‘İnsan bir acıya anlam yüklerse, o acıya dayanabilir.’ Gazzeliler için bu anlam şehitlik ve inanç üzerinden şekilleniyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Gazze’nin yaşadığı bu travma, Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Gazze’deki direncin “travma sonrası büyüme” örneği olduğunu ifade ederek, “Bu halk yenilgiyi kabul etmedi. Travmayı anlamlandırarak, umuda ve dirence dönüştürdü. Bu, küresel vicdanı da harekete geçirdi.” dedi.</p>
<p>Dünyadaki sessizliğe de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bugün kötülüğün yayılmasının en büyük nedeni sessizliktir. Kötülüğe sessiz kalanlar, kötülüğün ortağı olur. Gazze’nin yaşadığı bu travma, sadece Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mekanın bireysel ve kolektif bilinçaltındaki temsilini merkeze alan analizinde, kutsal alanların anlam yüklemeleri üzerinden barışın ve umudun yeniden inşasının gerekliliğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Gazzeliler kendi vatanlarını korudu”</strong></p>
<p>Filistin halkının direnişini ise hem psikolojik hem etik çerçevede değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Filistinlileri büyük bir küresel örnek olarak görüyorum… Onlar haklıyken haksız duruma düşmemek için intihar komandosu gibi masum sivili hedef alan eylemlerden kaçındılar—bu saygı kazandırdı. Gazzeliler kendi vatanını korudu. Dinin öğretilerinin dışına çıkmadı. İsrailli esirlere çok ciddi iyi davranıldığıyla ilgili de çok ciddi kanıtlar var.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, barışın korunmasının ve travmaların felaket yaratmamasının önemine değinerek, “Gerçekten bu savaşta böyle şartlarda ayakta kalabilmek büyük bir başarıdır. İnşallah Gazze’yi daha az konuşacağımız günler olur.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Gazze’deki durum planlı ve örgütlü bir soykırım”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, konuşmasında Gazze’deki durumu yalnızca bir savaş ya da çatışma değil, planlı ve örgütlü bir soykırım olarak tanımladı. Soykırımın yalnızca insan bedenine değil, aynı zamanda insanın ruhuna, kimliğine ve belleğine yönelen bir saldırı olduğunu belirten Prof. Dr. Kaynak, “Bu, insanı değersizleştiren, onu istatistik bir veri haline getiren bir anlayıştır.” dedi.</p>
<p><strong>“Kötülüğün sıradanlaşması”</strong></p>
<p>Soykırımın aşamalarına değinen Prof. Dr. Kaynak, “Önce bir topluluğu etnik ya da kültürel olarak sınıflandırırsınız, sonra damgalarsınız, ardından insan dışı hale getirirsiniz. Bu noktada artık onun imhası meşrulaşır. Çünkü insanlar artık karşısındakini insan olarak görmez.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Kötülüğün sıradanlaşması” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Kaynak, Hannah Arendt’in Nazi subayı Adolf Eichmann’ın yargılanmasına dair analizini hatırlattı ve “Arendt’e göre kötülüğün en tehlikeli hali, fark edilemez hale gelmesidir. İnsan, kötülüğü sıradanlaştırdığında, zalimlik artık görünmez olur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Gazze’de yaşananların yalnızca insan kaybı veya fiziksel tahribat olmadığını; bunun aynı zamanda kolektif hafıza, kimlik ve gelecek tahayyülüne yönelik sistematik bir saldırı olduğunu kaydederek, “Mekana saldırı ve yurtsuzlaştırma aslında aynı şey. Bir mekanın yıkımı sadece insan bedeninin yok olması anlamına gelmiyor. Mekan dediğimiz yer… bir hafıza mekanı, bir ortak ilişkiler mekanı, beraber ortak bir hikayenin mekanı. Saldırıların hedefinin yalnızca birey değil, ortak yaşam alanları da…” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze Filistin’in merkezi”</strong></p>
<p>Gazze’nin Filistin için taşıdığı merkezi konumu hatırlatan Prof. Dr. Kaynak, “Gazze’nin şöyle bir anlamı var. Filistin’in merkezidir Gazze. Bu, soykırım kolektif hafızaya yönelik bir saldırıdır. Ölüm tehdidi, açlık, daimî bir yaşam tehdidi altında yaşamak ‘şimdiki zamanın çökertilmesi’ algısı yaratıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Kaynak, uluslararası kamuoyunda yaşanan duyarlılığın önemine değinerek, “Bu bir insanlık davasıdır. Bu çapta bir soykırım, bütün dünyanın gözleri önünde naklen izlenerek yaşanıyor. İnsanlığın gözünde ben de Filistinlileri bu zaferi kazanmış ilan ediyorum; büyük bir direniş gösterdiler.” dedi.</p>
<p><strong>ISIF 2025’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi yapıldı</strong></p>
<p>Katılımın oldukça yoğun olduğu törende, 10. Uluslararası Buluş Fuarı (ISIF 2025)’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi, Meslekte 50. Yıl Plaket Takdim Töreni yapıldı.</p>
<p>Törende “Umbilical Cord Training Kit” adlı projesiyle Bronz Madalya kazanan Arş. Gör. Dr. Ebru Sağıroğlu’, “Gri Atık Suyun Değerlendirilmesine Yönelik Elektronik Akıllı Sifon Adaptör Sistemi” projesiyle Bronz Madalya kazanan Doç. Dr. Uğur Çini ve Hamada M.R. Abujazar, “Topuk Kanı Alma Cihazı” projesiyle Gümüş Madalya kazanan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan ve Dr. Öğr. Üyesi Günay Arslan, “(Rareasy) SMA Hastalığının Erken Tanı CE Taşıyıcılık Tespitinde Tek Adımda &#038; Kuru RT-PCR Tanı Kiti” adlı çalışmayla Gümüş Madalya kazanan Dr. Cihan Taştan önderliğinde Beyza Aydın, Buse Baran, Beste Gelsin, Hasret Araz ve İlayda Çavdar, “Temporomandibular Hipermobilite Aparatı” projesiyle Altın Madalya kazanan Dr. Dt. Hacer Fulya Üçem teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi.</p>
<p><strong>Meslekte 50. Yıl plaketleri</strong></p>
<p>Törende Meslekte 50. Yıl Plaket Takdimleri de yapıldı. </p>
<p>Buna göre, Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Üyesi Fırat Tarhan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a Meslekte 50. Yıl Plaketi takdim ederken, mesleğinde 50. Yılı dolduran; Prof. Dr. Sevil Atasoy, Prof. Dr. Osman Çerezci, Prof. Dr. Mehmet Savsar, Prof. Dr. Mehmet Yakup Tuna’ya da 50. Yıl plaketleri takdim edildi. </p>
<p>Törene katılamayan Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Prof. Dr. Nurper Ülküer ve Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ’a plaketleri daha sonra sunulacak.</p>
<p><strong>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme töreni yapıldı</strong> </p>
<p>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme ile 2025 Doktora Mezunları Diploma Takdim Merasimi de gerçekleştirildi. Doçentlikten Profesörlüğe, Dr. Öğretim üyeliğinden Doçentliğe yükseltilen akademisyenler cübbe giydi. Ayrıca Araştırma ve Öğretim Görevliğinden Dr. Öğretim Üyeliğine yükseltilen akademisyenler de cübbelerini törenle giydi</p>
<p>ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi resmi youtube hesabından canlı verilen program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;En iyi antidepresan karşılıksız iyilik yapmak!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-en-iyi-antidepresan-karsiliksiz-iyilik-yapmak-581843</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıksız]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyilik ve psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-en-iyi-antidepresan-karsiliksiz-iyilik-yapmak-581843">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;En iyi antidepresan karşılıksız iyilik yapmak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyilik ve psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Cömert olan daha mutlu ve uzun yaşıyor</strong></p>
<p>Son yıllarda pozitif psikolojinin önemli bir alt dalı haline gelen &#8220;iyilik psikolojisi&#8221; ne dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Harvard Business School&#8217;un 136 ülkede iş adamları üzerinde yürüttüğü geniş kapsamlı bir araştırmada, yardımsever ve cömert olan iş adamlarının, olmayanlara göre hem daha mutlu oldukları hem de ortalama ömürlerinin daha uzun olduğu tespit edildi. Bu, iyiliğin doğrudan yaşam kalitesine ve süresine etki ettiğini gösteren en net kanıtlardan biridir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İyilik stresi azaltıyor!</strong></p>
<p>İyilik yapmanın nörolojik ve hormonal etkilerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Düzenli olarak iyilik yapan kişilerde, ‘savaş ya da kaç’ hormonu olarak bilinen ve kortizolü tetikleyen ACTH hormonunun %23 daha az salgılandığı tespit edildi. Bir kişi iyilik yapmayı hayal ettiğinde bile, beynin ödül merkezi olan ventral striatum bölgesi aktif hale geliyor. Bu, beyinde haz ve odaklanma kimyasalı olan dopamin ile bağlanma hormonu olan oksitosin salgılanmasını sağlıyor. Tüm bu kanıtlar gösteriyor ki iyilik yapmanın antidepresan etkisi var. Hatta diyebiliriz ki en güzel antidepresan iyiliktir. Yani iyilik yapmak en güzel antidepresan.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İyilik bulaşıyor… </strong></p>
<p>İyiliğin bulaşıcı &#8220;dalga etkisi&#8221; ne vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişinin yaptığı bir iyiliğin, kısa sürede 300 kişiye ulaşabildiğini gösteren çalışmalar var. Patronundan çekinen bir genç, katıldığı bir kursta aldığı tavsiye üzerine aksi patronuna bir kravat hediye eder. Patronu önce terslese de gencin samimiyetinden etkilenir ve o da kendi oğluna bir hediye almaya karar verir. Hediye karşısında ağlamaya başlayan oğlu, &#8216;Baba, kimse beni sevmiyor diye bu gece intihar etmeyi planlıyordum&#8217; itirafında bulunur. İşte iyiliğin dalga etkisi budur. Gerçekten iyiliğin antidepresan etkisi var. Hem kişinin beyin fonksiyonlarını, kimyasını etkiliyor, hem de diğer insanları. İyilik yaparken hemen büyük iyilik düşünmemek lazım. Sevgi dolu bir bakış, bir tebessüm, birkaç güzel söz, içten bir selam veya bir helalleşme de en kıymetli iyiliklerdendir. &#8216;Kalbini kırdıysam özür dilerim&#8217; demek bile müthiş bir iyileştirici güce sahiptir.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İyilik psikolojisinin nörobiyolojik temelleri var</strong></p>
<p>İyilik ve iyiliğin psikolojisinin nörobiyolojik temelleri olduğunu işaret eden Prof. Dr. Tarhan, iyilik psikolojisinin sadece bireysel bir erdem olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik refahın temelini oluşturduğunu vurguladı.</p>
<p>Karşılık bekleyerek yapılan iyiliği yazar Cemil Meriç&#8217;in &#8220;tefecilik&#8221; olarak tanımladığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, gerçek ve karşılıksız iyiliğin sosyal bağları ve toplumsal güveni artırarak en büyük sermayeyi oluşturduğunu belirtti.</p>
<p>Davranış iktisadının kurucusu Kahneman&#8217;a atıfta bulunan Prof. Dr. Tarhan, büyük ekonomik kararların bile salt çıkara göre değil, güven ve sevgi gibi psikolojik faktörlere göre alındığını ifade ederek, “Fukuyama&#8217;nın da belirttiği gibi, yüksek güvenlikli toplumlarda yatırımlar artar, çünkü güven riskleri azaltır. Güven ortamının temelinde ise karşılıklı ve çıkarsız iyilik ilişkileri yatıyor.” dedi.</p>
<p><strong>İyilik projeleri, okullarda akran zorbalığını azaltıyor… </strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kötülükle mücadelenin en etkili yolunun, iyiliği bir eğitim politikası haline getirmek olduğunu ifade ederek, Türkiye&#8217;nin kendi kültüründe var olan bu değerleri eğitim sistemine entegre etmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>&#8220;Bizim kültürümüzde zaten var olan sadaka ve yardımlaşma kültürünü, nasılsa aileden öğreniliyor diye eğitim sistemi önemsemiyordu. Ancak artık aileler kültür aktarıcısı değil. Eğer okulda da öğretmezsek, çocuklarımız bu değerlerden mahrum kalacak.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Rastgele iyilik projeleriyle teşvik edilen çocukların olduğu okullarda akran zorbalığı da şiddet olayları da azalır.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Eğitim sisteminin amacının robotik bireyler yetiştirmek değil, sosyal ve duygusal zekâsı gelişmiş, merhametli ve iyi insanlar yetiştirmek olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Ağlayan bir insana uzatılan bir elin, verilen bir ekmeğin yarattığı tebessüm hem alanı hem de vereni mutlu eder. Çocuklarımıza bu mutluluğu öğretmeliyiz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Tembele iyilik, tembelliğe teşvik ediyor </strong></p>
<p>‘Merhamet yorgunluğu’ denilen bir şey olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan,<strong> </strong>&#8220;Tembel kişilere yapılan iyilik onları tembelliğe, bencil kişilere yapılan iyilik ise onları parazit gibi beslenmeye teşvik eder. Bu, iyiliğin kötüye kullanımıdır ve karşı tarafa iyilik değil, kötülük yapmaktır.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyiliğin &#8220;doğru ve yanlış&#8221; uygulanması arasındaki ince çizgiye dikkat çekerek, &#8220;İyilik yapıyorum derken karşı tarafın hayatına ne kattığımızı, bu iyiliğin onu iyiye ve doğruya götürüp götürmediğini sorgulamalıyız. Sadece kendimizi iyi hissetmek için yapılan, içinde anlam olmayan iyilikler, uzun vadede zarar verir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek&#8221; ilkesinin iyilikte de geçerli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Emek vermeden, yorulmadan elde edilen bir şeyin kıymeti bilinmez. Eğer bir kişiye sürekli emek harcamadan bir şeyler verirseniz, onu sorumluluk almaktan uzaklaştırırsınız. Bu çocuğunuz da olabilir, bir yakınınız da. Bu bir merhamet değil, &#8216;merhamet yorgunluğu&#8217; veya kişinin kendi egosunu tatmin etme çabasıdır.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Yanlış kişiye iyilik yaparsanız, etrafınızda kan emiciler toplanır.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Güçlüyken yanınızda olup düştüğünüzde kaybolan insanlardan şikâyet ediyorsanız, bunun sebebi genellikle zamanında yaptığınız yanlış iyiliklerdir. İyilik, hak edene, hak ettiği şekilde ve karşı tarafı geliştirecek biçimde yapılmalıdır.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Narsisizmin tedavisinde en etkili yöntemlerden biri &#8220;sessiz iyilik yapmak&#8221;…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern çağın en yaygın sorunlarından biri olan narsisizmin tedavisinde en etkili yöntemlerden birinin &#8220;sessiz iyilik yapmak&#8221; olduğunu ifade ederek, &#8220;Bir elinle dilenciye para verip diğer elinle selfie çekmek, iyilik değil, ego tatminidir. Gerçek iyileşme, kimseye göstermeden, sessizce yapılan ve narsistik dürtüleri eğiten iyiliktir.&#8221; dedi.</p>
<p>İyilik yaparken sergilenen gösterişin ve kendini öne çıkarma çabasının, iyiliğin ruhuna aykırı olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu tür eylemlerin genellikle beklenen ilgiyi görmediğini ve &#8220;soğuk&#8221; kaçtığını söyledi.</p>
<p>Narsistik kişilik özelliklerine sahip veya narsisizm puanı yüksek çıkan kişilere yaptıkları bir iyiliği hiç kimseye anlatmamalarını, göstermemelerini tavsiye ettiklerini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin içinde &#8216;herkese anlat, göster&#8217; diyen bir ses vardır. Bu sese rağmen iyiliği gizli tutabilmek, kişinin kendi narsisizmini ve çıkarcı dürtülerini eğitmesinin en güçlü yollarından biridir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklara yapılan iyilikler bir &#8220;tehdit veya itaat unsuru&#8221; olarak kullanılmamalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ailelerin çocuklarına yaptıkları iyilikleri bir &#8220;tehdit veya itaat unsuru&#8221; olarak kullanmasının yanlış olduğunu belirterek, &#8220;Çocuğunuza para verirken kendi egonuzu tatmin etmek için bahşiş vermeyin. Ona sorumluluk almayı ve bütçe yönetimini öğretmek için &#8216;hak ediş&#8217; verin. Aksi takdirde para yönetimini öğrenemeyen bireyler yetiştirirsiniz.&#8221; dedi.</p>
<p>Aile içi ilişkilerde sıkça yapılan &#8220;iyilik hatalarına&#8221; da dikkat çekerek, &#8220;Ben sana iyilik yapıyorum, sen de dediğimi yap&#8221; mantığının çocuk yetiştirmede büyük zararlar verdiğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Saçımı süpürge yaptım&#8221; diyerek sürekli karşılık bekleyen ve şikâyet eden ebeveynlerin, aslında çocuklarına iyilik yapmadığını, tam tersine hem kendilerini hem de çocuklarını huzursuz ettiklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun &#8220;merhamet yorgunluğu&#8221; ve yaşam doyumu düşük kişilikler ortaya çıkardığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sağlıklı empati nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, empatinin sıkça &#8220;karşı tarafın yerine kendini koymak&#8221; olarak yanlış anlaşıldığını belirterek, &#8220;Sağlıklı empati, kendi kimliğini ve sınırlarını unutmadan karşı tarafı anlamaktır. Sınırlarını korumadan kendini tamamen feda etmek, &#8216;fedakârlık şeması&#8217; denilen psikolojik bir sorundur ve &#8216;merhamet yorgunluğu&#8217;na yol açar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Empati ve sempati arasındaki farkı vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Kreşte bir bebek ağladığında diğerlerinin de ağlamaya başlaması sempati duymaktır. O bebekler, kendi acılarıyla başkasının acısı arasındaki ayrımı henüz öğrenememiştir. Sağlıklı empati ise &#8216;O acı çekiyor, ona yardım etmeliyim ama kendi haklarımı ve sınırlarımı da korumalıyım&#8217; diyebilmektir.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yardımseverlik gibi kültürel değerleri kaybediyoruz</strong></p>
<p>Türkiye’nin sıcak ve yardımseverlik gibi kültürel değerlerini, genç nesillere aktaramaması halinde kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, Japonya gibi ülkelerin ve Harvard, Yale gibi öncü Batı üniversitelerinin, çocuklara küçük yaşta akademik bilgiden önce değerler eğitimini ve &#8220;İyilik Psikolojisi&#8221;ni öğreterek bu soruna çözüm bulduğunu, Üsküdar Üniversitesi’nin de bu dersi 2013 yılında, Harvard’dan bile önce başlatarak öncülük ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, fedakârlık ve empatiyle ilişkili genlerin var olduğunu ancak bu genlerin, değerleri öğretmeyen bir çevre ve eğitim sistemi tarafından &#8220;susturulabildiğini&#8221; ifade ederek, genetik yatkınlıklarımıza rağmen, iyiliği veya saldırganlığı seçmenin &#8220;özgür irademize&#8221; ve aldığımız eğitime bağlı olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Kadın beyninin empati ve iç gerçekliğe, erkek beyninin ise mantık ve dış gerçekliğe olan biyolojik yatkınlığının, endüstri devrimiyle değişen sosyal rollerle birlikte yeni bir denge gerektirdiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yaptığımız iyilikleri küçük görmeyelim; onun dalga ve bulaşıcı etkisi muazzamdır. Ancak bu sihir, sadece karşılık beklenmeyen, samimi iyiliklerde ortaya çıkar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Şirketler iyilik projeleri başlatmalı</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyilik yapma sorumluluğunun sadece Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;na bırakılmasının büyük bir hata olduğunu, zira dinin artık kurumsal bir kimlik olmaktan çıkıp bireysel bir &#8220;hal&#8221;e dönüştüğünü belirterek, Türkiye&#8217;de de cemaat ve tarikatlara olan güvenin 15 Temmuz sonrası eridiğini ve yeni STK&#8217;ların da ticarileşip dünyevileşerek iyi bir temsil sunamadığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu boşluğun ancak eğitim sistemi, şirketler ve diğer kurumlar tarafından doldurulabileceği uyarısında bulunarak, kurumsal aidiyeti artırmak isteyen şirketlerin &#8220;iyilik projeleri&#8221; başlatması gerektiğini, okullarda ise &#8220;karşılıksız iyiliklerin&#8221; ödüllendirilmesinin, gençlerdeki şiddeti ve politizasyonu azaltacağını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-en-iyi-antidepresan-karsiliksiz-iyilik-yapmak-581843">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;En iyi antidepresan karşılıksız iyilik yapmak!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 gençten 4&#8217;ü siber zorbalığa uğruyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-gencten-4u-siber-zorbaliga-ugruyor-580690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gençten]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uğruyor]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığa]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, akran zorbalığı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-gencten-4u-siber-zorbaliga-ugruyor-580690">Her 10 gençten 4&#8217;ü siber zorbalığa uğruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, akran zorbalığı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Siber zorbalık bireysel eylemlerden çıkarak organize bir yapıya büründü</strong></p>
<p>Günümüzün en büyük tehditlerinden biri olan siber zorbalığın, masum bir sosyal medya atışmasının çok ötesinde, kasıtlı ve organize bir &#8220;psikolojik savaş&#8221; aracına dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun küresel bir tehdit olduğunu ve özellikle gençlerin ruh sağlığını hedef aldığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir eylemin &#8220;zorbalık&#8221; sayılabilmesi sistematik olması, kasıtlı olması, tekrarlayıcı olması ve taraflar arasında bir güç dengesizliği bulunması şeklinde kriterlerin olması gerektiğini ifade ederek, &#8220;Bu kriterler karşılandığında, ortada net bir suç vardır. Bu suçu işleyenlerin de mutlaka bir bedel ödemesi gerektir, aksi takdirde toplumda güçlü olanın zayıfı ezdiği bir siber anarşi hâkim olur.” dedi.</p>
<p>Siber zorbalığın artık bireysel eylemlerden çıkarak organize bir yapıya büründüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bir grup, hedef aldığı kişiyi itibarsızlaştırmak için troll orduları gibi faaliyet gösteriyor. Bu, politik bir proje veya bir psikolojik savaş hamlesi olabilir. İngiltere&#8217;nin 2015 yılında, askeri bir terim olan &#8216;tugay&#8217; ismini kullanarak bir sosyal medya birimi kurması, devletlerin bu alanı ne kadar ciddiye aldığının en net kanıtıdır. Amaç, dezenformasyon yaymak veya hedefleri itibarsızlaştırmaktır.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Siber zorbalık gençler arasında çok yaygın</strong></p>
<p>Siber zorbalığın özellikle gençler arasında endişe verici boyutlara ulaştığını rakamlarla ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Yapılan çalışmalar, akran zorbalığı kurbanı olan gençlerin oranının her üç gençten biri olduğunu gösteriyor. Ancak konu siber zorbalığa gelince bu oran yüzde 40&#8217;lara kadar çıkıyor. Bu, küresel bir ruh sağlığı tehdididir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Siber zorbalığın gençler üzerindeki yıkıcı etkilerine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu durum, ergenlerde ciddi okul reddi, akademik başarıda düşüş, içe kapanma, depresyon ve kaygı bozukluklarına yol açıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle &#8220;akademik zekâsı yüksek ancak sosyal ve duygusal becerileri zayıf&#8221; çocukların zorbalığa karşı daha savunmasız olduğunu ve bu çocukların sosyal iletişim bozuklukları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Evde şiddet varsa çocuk zorbalığı öğreniyor</strong></p>
<p>Zorbalığın temelinde genellikle çocuğun aile içinde öğrendiği yanlış sorun çözme yöntemlerinin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Çocukluk agresyonlarında birinci sırada canlı örnekler, yani aile içi tutumlar gelir. Evde &#8216;vurdum mu oturturum&#8217; kültürünü gören çocuk, hak arama yöntemi olarak zorbalığı öğrenir.&#8221; dedi.</p>
<p>Ergenlik döneminin, gençlerin hayatı keşfettiği ve sosyal becerilerini geliştirdiği &#8220;normal şizofrenik bir dönem&#8221; olarak tanımlanabileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu süreçte duyguların mantığın önüne geçtiğini ve gençlerin sonunu düşünmeden hareket edebileceğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;Ergenden sıfır hata beklemek gerçekçi değil, tam tersine zararlıdır. Gençlerin hata yapma hakkı vardır, çünkü hayatı böyle öğrenirler.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, “Aile, özellikle şiddet ve yalan gibi temel konularda net bir tavır alarak çocuğa duygusal ve sosyal sınırları öğretmelidir. Tıpkı bir binanın kapıları, pencereleri gibi, duyguların da sınırları vardır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İyiliklerin yaygınlaştığı bir ortamda zorbalık barınamaz</strong></p>
<p>Zorbalığın sadece vurmakla, kırmakla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, fiziksel, sözel ve sosyal olmak üzere şiddetin üç farklı yüzü olduğunu, zorbalığı uygulayan kişilerin genellikle özgüven eksikliği yaşadığını ve başkalarını ezerek, değersizleştirerek kendi egolarını tatmin etmeye çalıştıklarını söyledi.</p>
<p>Okullarda artan akran zorbalığına karşı geliştirilen mevcut programların &#8220;kötülükle mücadele&#8221; üzerine odaklanarak eksik kaldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Karanlıkla mücadelenin en güzel yöntemi bir mum yakmaktır. Zorbalığı önlemenin en etkili yolu da sınıflarda iyiliği, paylaşmayı ve yardımlaşmayı artırmaktır. Milli Eğitim, &#8216;Rastgele İyilik Projeleri&#8217;ni acilen politika haline getirmelidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Kaliforniya&#8217;daki okullarda başarıyla uygulanan &#8220;Rastgele İyilik Projesi&#8221; ni örnek göstererek, &#8220;Öğrencilere, bir yaşlı bakımevinde veya bir engelli merkezinde çalışmaları karşılığında kredi veriliyor. Gençler hem mağduriyeti görüyor hem de iyilik yapmanın getirdiği manevi hazzı tadarak bu davranışları pekiştiriyor.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Akran zorbalığının küresel bir sorun haline geldiğini ve Finlandiya gibi ülkelerin buna çözüm aradığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Bizim kültürümüzde sadece kötüyle mücadele etmek yoktur, aynı zamanda iyiyi güçlendirip artırmak vardır. İyiliklerin yaygınlaştığı bir ortamda zorbalık zaten barınamaz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalığa uğramanın temeli de evde atılıyor</strong></p>
<p>Zorbalığın temelinde genellikle ergenin evde yaşadığı &#8220;insan yerine konulmama&#8221; hissinin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, ailelere çocuklarıyla iletişim kurma biçimleri konusunda hayati uyarılarda bulunarak, &#8220;Sen adam olmazsın, akılsızsın&#8221; gibi çocuğun kişiliğini hedef alan eleştirilerin, özgüvenini yok edeceğini ve onu zorbalık kurbanı olmaya aday hale getireceğini, doğru eleştirinin &#8220;Sen iyi bir çocuksun ama şu davranışın şu gerekçeyle doğru değil&#8221; diyerek, sadece davranışı ve çabaları gerekçesiyle eleştirmek olduğunu anlattı.</p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, baskı ve korku kültürlerinde yetişen çocukların &#8220;sorma, düşünme, itaat et&#8221; mottosuyla büyüdüğünü, bunun da girişimci ve yenilikçi olamayan, sadece itaat eden nesillere neden olduğunu kaydederek, &#8220;Sessiz sakin bir toplum olur ama ufak bir problemde büyük patlamalar yaşanır.&#8221; dedi. </p>
<p><strong>Aile içinde monolog yerine diyalog esas alınmalı</strong></p>
<p>Zorbalık uygulayan kişilerin de aslında kendi zayıflıklarını kapatmaya çalışan, kendileriyle yüzleşemeyen bireyler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu döngünün kırılabilmesi için aile içinde monolog yerine diyaloğun esas alınması gerekir. Bizim kültürümüzde &#8216;su büyüğün, sus küçüğün&#8217; gibi artık çağa uymayan kalıp düşünceler var. Bu şekilde yetiştirilen &#8216;hanım hanımcık, efendi&#8217; çocuklar, saygılı olsalar da kendilerini ezdirdikleri için zorbalığa kurban olmaya adaydırlar.&#8221; diyerek, bu gençlere &#8220;hayır deme becerileri&#8221; ve girişkenlik eğitimlerinin verilmesinin şart olduğunu söyledi.</p>
<p>Sosyal ve duygusal zekânın, en az akademik zekâ kadar hayati olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, sadece ders çalışmaya odaklanılarak &#8220;proje çocuk&#8221; yetiştirmenin büyük bir hata olduğunu ifade etti.</p>
<p>&#8220;Bu çocuklar okulda birinci olur ama &#8216;kurtlar sofrası&#8217; gibi olan iş hayatında başarısız olurlar, çünkü nerede nasıl davranacaklarını öğrenememişlerdir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, sosyal zekânın da doğuştan gelmediğini, öğrenilebilir bir beceri olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Medya şirketlerine çocukları korumaya yönelik yasal zorunluluklar getirilmesi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ailelerin ve okulların akran zorbalığı karşısındaki panik halinin yanlış olduğunu belirterek, &#8220;Akran zorbalığını bir tehdit olarak görmeyelim. Bu, çocuğun hayatın zorluklarını öğrenmesi, problem çözmesi ve kendi gemisinin kaptanı olması için bir gelişim fırsatıdır. Görevimiz, çocuklarımızı sera çiçeği gibi büyütmek değil, onları bu fırtınalı denizde yüzmeye hazırlamaktır.&#8221; dedi.</p>
<p>Pandemi döneminin en büyük kurbanlarının, sanılanın aksine yaşlılar değil, dijital bağımlılığa sürüklenen çocuklar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, Ulaştırma Bakanlığı&#8217;na acil çağrıda bulunarak, Avrupa&#8217;da olduğu gibi medya şirketlerine çocukları korumaya yönelik yasal zorunluluklar getirilmesi gerektiğini, aksi halde bir neslin kaybedileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>Problemleri çocuklar aralarında çözmeli</strong></p>
<p>Zorbalık vakalarında ailelerin hemen karşı tarafın ailesini aramasının &#8220;ilkel&#8221; ve &#8220;kolaycı&#8221; bir yöntem olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Problem iki çocuk arasında. Öncelik, aileleri hiç devreye sokmadan, bu iki çocuğun rehber öğretmen eşliğinde sorunu kendi aralarında çözmeyi öğrenmesidir. Asıl amaç olayı çözmekten çok, o olaydan çocuğa bir hayat dersi öğretmek, yani bir fırsat eğitimi yaratmaktır. Gelişmiş eğitim sistemleri buna &#8216;sessiz eğitim&#8217; diyor; sorun, farkında olmadan, ilişkiler içinde çözülüyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Ergenler dürtüsel ve sonunu düşünmeden hareket edebiliyor</strong></p>
<p>Ergenlerin beyninin ön bölgesinin (frontal lob) henüz tam olgunlaşmadığı için dürtüsel ve sonunu düşünmeden hareket edebileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, &#8220;Rehber öğretmenler, olayın arkasında kasıt mı, dürtüsellik mi, yoksa bilmeden yapılan bir hata mı olduğunu analiz etmeli. Çözüm, bu analize göre şekillenmelidir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern ve etkili bir ceza yöntemi olarak, zorbalık yapan öğrenciye &#8220;haftada üç gün bir yaşlı bakımevinde çalışma ve bunu raporlama&#8221; gibi topluma hizmet cezaları verilebileceğini, bu tür uygulamaların Türkiye&#8217;de de yapılabileceğini dile getirerek, &#8220;Buradaki amaç, o gence suçluluk ve pişmanlık duygusu yaşatarak empati kurmasını sağlamak ve onu topluma yeniden kazandırmaktır. Öbür türlü cezalar, gencin paranoid düşüncelerini pekiştirir ve onu &#8216;devamlı savaştaymış&#8217; gibi hissettirerek daha büyük ruhsal sorunlara yol açar.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Evde yok sayılan çocuklar…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kötülük yapmaktan zevk alan zorba çocukların temelinde genellikle &#8220;sevgi yoksunu ama aşırı disiplinle büyütülme&#8221; yattığını belirterek, &#8220;Bu çocuklar kendilerini değersiz hisseder ve başkalarını ezerek ego tatmini yapmayı öğrenirler. Evde yok sayılan bir çocuk, dayak yediğinde bile &#8216;varlığımın farkındalar&#8217; diye düşünür ve öfkeyle beslenerek insanları yönetmeye çalışır.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Zorbalığın altında yatan derin psikolojik nedenlere dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir çocuğa verilebilecek en kötü cezanın onu &#8220;yok saymak&#8221; olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-gencten-4u-siber-zorbaliga-ugruyor-580690">Her 10 gençten 4&#8217;ü siber zorbalığa uğruyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
