<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>problemlerinin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/problemlerinin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/problemlerinin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Nov 2025 09:41:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>problemlerinin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/problemlerinin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hamilelikteki diş eti problemlerinin sebebi eskiye dayanıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikteki-dis-eti-problemlerinin-sebebi-eskiye-dayaniyor-589341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:41:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[eşkiye]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikteki]]></category>
		<category><![CDATA[problemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, hamilelik döneminde diş ve diş eti sağlığının korunmasının önemi, yetersiz ağız hijyeninin anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve hangi diş tedavilerinin gebelikte güvenle yapılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikteki-dis-eti-problemlerinin-sebebi-eskiye-dayaniyor-589341">Hamilelikteki diş eti problemlerinin sebebi eskiye dayanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, hamilelik döneminde diş ve diş eti sağlığının korunmasının önemi, yetersiz ağız hijyeninin anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve hangi diş tedavilerinin gebelikte güvenle yapılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hamilelikte ortaya çıkan diş eti problemlerinin nedeni yetersiz ağız hijyeni!</strong></p>
<p>Hamile kadınlarda hormonal dengelerin bozulması nedeniyle diş etlerinde şişme veya kızarıklık görülebileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu şişmeler genel bir diş eti şişmesi veya lokal denilen bir dişi ya da bir kısım diş etini kapsayabilir.” dedi.</p>
<p>Diş eti şişmesinin sebebinin direkt hamilelik olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Eğer altta yatan bir sebep olarak dişlerimize iyi bakmıyorsak, hamilelik döneminden önce de oral hijyen iyi yapılmamışsa, hamilelik dönemi bu oral hijyenin eksikliğini daha çok arttırabilir. Sonuç olarak daha şiddetli bir tablo ortaya çıkabilir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Diş eti iltihabı erken doğum ve düşük riskine neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuk sahibi olma planları yapanların gebelik döneminden önce mutlaka ağız ve diş sağlığı bakım ve muayenelerini yaptırmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Diş eti iltihabının hamileler üzerinde erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, düşük, preeklampsi ve alt genital bölge enfeksiyonu gibi çeşitli olumsuz etkilere sahip olduğu farklı çalışmalarla ortaya konmuştur.” dedi.</p>
<p>Hamilelik döneminde diş tedavilerinin etkileri konusundaki çalışmalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu konuda yapılan çalışmalar, hamileliğin ikinci 3 aylık döneminde yapılan cerrahisiz periodontal tedavinin güvenli olduğunu ve istenmeyen hamilelik problemlerinde bir artışa neden olmadığını açıkça gösteriyor. Periodontal tedavinin diğer tedavi yöntemlerine göre olumsuz hamilelik sonuçlarında önemli bir azalma sağladığı, yapılan birçok çalışmayla da gösterilmiştir.”</p>
<p><strong>Cerrahi tedaviler hamilelik sonrasında, cerrahisiz tedaviler ise hekim onayıyla yapılmalı!</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde diş tedavisi için hastanın kadın doğum doktoruna danışılması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Hamilelik döneminde diş taşı temizliği gibi cerrahisiz periodontal tedavilerin yapılabilmesi için hastanın kadın doğum doktoruna danışılması önemli. Akabinde hamile hastalara uygulanan özel protokoller yerine getirilir ve uygulama yapılır.” dedi.</p>
<p>Cerrahi tedavilerin ise çok acil olmadığı sürece hamilelik sonrasına bırakılması tavsiyesinde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Hamilelik doğrudan diş ve diş etlerinde var olmayan bir rahatsızlığa sebep olmaz. Hormonal denge değişimi altta yatan bir enflamasyonu veya problemi daha da alevlendirebilir. Bu yüzden hamilelik planlayan kadınların mutlaka diş bakımlarını yaptırmaları ve mümkünse diş eti uzmanı kontrollerini aksatmamaları tavsiye edilir.” hatırlatmasını yaparak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikteki-dis-eti-problemlerinin-sebebi-eskiye-dayaniyor-589341">Hamilelikteki diş eti problemlerinin sebebi eskiye dayanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pelvik taban problemlerinin 7 belirtisine dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pelvik-taban-problemlerinin-7-belirtisine-dikkat-561804</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 07:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[pelvik]]></category>
		<category><![CDATA[problemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[taban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561804</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar kaçırma, pelvik ağrı, cinsel işlev bozuklukları ve vajinal sarkma gibi şikayetler kadınların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pelvik-taban-problemlerinin-7-belirtisine-dikkat-561804">Pelvik taban problemlerinin 7 belirtisine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar kaçırma, pelvik ağrı, cinsel işlev bozuklukları ve vajinal sarkma gibi şikayetler kadınların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Ancak pelvik taban rehabilitasyonu ile bu sorunlar tedavi edilebiliyor ve çoğu zaman ameliyatsız çözülebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Gülin Feykan Yeğin, pelvik taban fonksiyonlarının doğru çalışmasının önemine değinerek, tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bu sorunların tümü aynı nedenden kaynaklanabilir</strong></p>
<p>Pelvik taban mesane, rahim ve bağırsak gibi iç organları destekleyen kas ve bağ dokularından oluşmaktadır. Güçlü bir pelvik taban; idrar kaçırma, pelvik organ sarkması gibi sorunların önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda duruş, denge ve genel yaşam kalitesi üzerinde de etkili olmaktadır. Özellikle kadın sağlığı açısından bu bölgenin korunması büyük önem taşımaktadır. Günümüzde birçok kadın, idrar kaçırma, cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinal baskı hissi ya da kasık ağrısı gibi şikâyetleri tek tek ve birbirinden bağımsız problemler sanmaktadır. Oysaki bu belirtilerin hepsinin ortak bir kökeni olabilmektedir. Pelvik taban kaslarının zayıflığı veya işlev bozukluğu. Hamilelikler, zor doğumlar, fazla kilo, kronik kabızlık veya öksürük gibi birçok faktör pelvik tabanı zayıflatmaktadır. Ama esas sorun farkındalık eksikliğidir. Kadınlar bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu sanabilmektedir. Bu sorunlar artık konuşulabilmekte, tedavi edilebilmekte ve çoğu zaman ameliyatsız çözülebilmektedir. Sessiz kalmak yerine, bir uzmana başvurmak, kişilerin hayat kalitesini kökten değiştirebilmektedir. </p>
<p><strong>Bu belirtileri yaşıyorsanız dikkat!</strong></p>
<ol>
<li>İdrar kaçırma (sıklıkla stres tipi yani efor, hapşırma, ıkınma, fiziksel yüklenme ile)</li>
<li>Vajen ve makatta dolgunluk ve baskı</li>
<li>İşeme ve/veya defekasyon sonrası tam boşaltamama hissi</li>
<li>Kabızlık (zorlu defekasyona bağlı makat çatlakları veya yırtıkları ile birlikte olabilir)</li>
<li>Kronik pelvik ağrılar</li>
<li>Pelvik organ sarkması</li>
<li>Cinsel işlev bozuklukluları veya doğum sonrası pelvik taban sorunları</li>
</ol>
<p><strong>İdrar kaçırma problemi yaşıyorsanız…</strong></p>
<p>İdrar kaçırma, özellikle kadınlarda sık karşılaşılan ancak çoğu zaman utanma, çekinme gibi nedenlerle dile getirilmeyen bir sağlık problemi. Doğum, menopoz, kronik kabızlık, fazla kilo ve pelvik taban kaslarının zayıflığı gibi nedenlerle gelişebilmektedir. Yaşam kalitesini etkileyen bu durum, doğru tanı ve tedavi yöntemleriyle uygun hastalarda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan da tedavi edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Cinsellik konuşulmadığı için sorunlar derinleşiyor</strong></p>
<p>Cinsel ilişki sırasında ağrı, haz alamama, vajinismus ve orgazm olamama gibi birçok sorunun altında da pelvik taban kaslarıyla ilgili bir problem olabilmektedir. Bu sorunlar, yine kişiler utanma duygusu yaşadığı için dile getirilmemektedir. </p>
<p><strong>Pelvik </strong><strong>taban</strong><strong> kasları eğitilebilir</strong></p>
<p>Tıpkı omuz ya da diz gibi, pelvik bölgedeki kaslar da çalıştırılabilmektedir. Ama bu özel bilgi ve ekipman gerektirmektedir.  Hastalara, bu kasların nasıl kontrol edileceği öğretilerek, gerekirse biofeedback, elektrik stimülasyonu gibi teknolojiler kullanılmakta ve bu şikayetler giderilebilmektedir. Amaç sadece kasları değil; hissi, işlevi ve özgüveni geri kazandırmaktır. </p>
<p><strong>Ameliyat en son çare</strong></p>
<p>Elbette bazı ileri vakalarda cerrahi gerekmektedir. Ancak doğru hasta, doğru zaman ve doğru tedavi çok önemlidir. Ameliyat genellikle ilk seçenek değildir. Özellikle son yıllarda artan sosyal medya içerikleri, bilinçli hasta profilini oluşturmuş durumdadır. Kadınlar daha fazla soru sormakta ve daha fazla çözüm aramaktadır. Pelvik taban sorunları sadece bir fizyolojik durum değil, duygusal ve sosyal etkileri olan bir meseledir. Cinsellik dahil tüm bu konular konuşulabilir ve tedavi edilebilir. Hasta yaşadığı durumu içine atmamalı, utanmamalı ve uzman yardımı almalıdır. Çünkü bu sessiz sıkıntıların sustuğu yerde, gerçek iyileşme başlamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pelvik-taban-problemlerinin-7-belirtisine-dikkat-561804">Pelvik taban problemlerinin 7 belirtisine dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sindirim problemlerinin sebebi çölyak olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sindirim-problemlerinin-sebebi-colyak-olabilir-527342</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 08:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[problemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde buğdayı sofralarımızda çok sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte karşılaştığımız glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sindirim-problemlerinin-sebebi-colyak-olabilir-527342">Sindirim problemlerinin sebebi çölyak olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülkemizde buğdayı sofralarımızda çok sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte karşılaştığımız glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur. İçeriği sayesinde hamurun elastikiyetini sağlar ve özellikle ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı olur bu yüzden de fırıncılık ürünlerinin vazgeçilmezidir. Glüten içeren tam tahılların; lif, B vitaminleri ve bazı mineraller bakımından zengin olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu maddenin sindirim sağlığını ve enerji metabolizmasını desteklemek gibi artı yönleri olsa da bazı kişilerde başta çölyak olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara yol açabileceği unutulmamalı” dedi.</strong></p>
<p>Yaklaşık 100 kişiden birinde ortaya çıkan çölyak hastalığının, son yıllarda görülme sıklığının arttığı biliniyor. Bu artışın sebebinin, bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkların yaygınlaşmasıyla ilişkili olabileceğini dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Çölyak, bağışıklık sisteminin glütene tepki göstererek ince bağırsaklara zarar verdiği otoimmün bir rahatsızlıktır ve ciddi sindirim sorunlarına sebep olur. En yaygın belirtiler; karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık ve kilo kaybı olsa da çocuklarda büyüme geriliği, iştahsızlık ve gelişim sorunları da dikkat çeker. Sindirim problemleri dışında; demir eksikliği anemisi, kemik erimesi, ağız yaraları, cilt döküntüleri, halsizlik, baş ağrısı, depresyon ve adet düzensizlikleriyle de kendini gösterebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Hastalığın bazı bireylerde sessiz seyredebileceğini de belirten Eren, “Belirti göstermeden, sadece kan testleri ve bağırsak biyopsisiyle teşhis edilebilen vakalar da mevcuttur. Bu nedenle, özellikle bu belirtilerle açıklanamayan sağlık sorunları yaşayan bireylerde çölyak hastalığı mutlaka göz önünde bulundurulmalı” diye ekledi.</p>
<p><strong>Tedavi edilmezse bağırsak kanseri riski oluşabilir</strong></p>
<p>Çölyak hastalarının glüten almaya devam ederlerse, bağışıklık sistemlerinin ince bağırsaklardaki villus adı verilen yapıları tahrip edeceğini açıklayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu villuslar, besin emilimini sağlayan saç benzeri çıkıntılardır ve zarar gördüklerinde vücudun temel vitamin, mineral ve diğer besin maddelerini emme kapasitesi ciddi şekilde azalır. Bunun sonucunda da demir eksikliği anemisi, D vitamini ve B12 eksikliği, kemik erimesi gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca glüten tüketimi devam ederse, hastalarda ishal, karın ağrısı, kilo kaybı, halsizlik ve gaz gibi sindirim sistemi sorunları yeniden baş gösterir. Uzun vadede bağırsak hasarı artacağı için bağırsak kanseri riski de yükselebilir. Bazı çölyak hastalarında depresyon, baş ağrısı ve cilt döküntüsü gibi glüten dışı semptomlar da gözlemlenebilir. Bu nedenle glütensiz diyete ömür boyu sadık kalmak, çölyak hastalığının yönetimi için kritik bir değere sahip” dedi.</p>
<p><strong>Hastalıkla mücadelede beslenme bilinci çok önemli</strong></p>
<p>Günümüzde çölyak hastalığının kesin bir tedavisi olmadığını açıklayan Uzman Diyetisyen Derya Eren, “Amerikan Pediatri Derneği’nin raporuna göre bilinen tek tedavi, ömür boyu uygulanması gereken glutensiz beslenmedir. Glutensiz diyet ile şikayetler azalır ve oluşabilecek hastalıklar ortadan kaldırılır. Çölyak sahibi bireylere ve yakınlarına, glüten içerme olasılığı yüksek ürünler ve katkı maddeleri konusunda bilgilendirmeler yapılmalı. Bu kişiler glütensiz yiyeceklerin hazırlanması, depolanması ve saklanması konusunda ayrıntılı ve doğru bilgiye bir beslenme ve diyet uzmanı aracılığıyla ulaşmalı” dedi.</p>
<p><strong>Ek gıdaya geçiş döneminde anne sütü kesilmemeli</strong></p>
<p>Çölyak sağlık probleminin hem çevresel hem de genetik faktörlerle oluşabileceğinin altını çizen Eren, “Ülkemizde olduğu gibi buğdayın çok sık kullanıldığı toplumlarda bebeklik ve çocukluk döneminde glütenle erken buluşma kaçınılmazdır. Öyle ki, bebekler ek gıdaya geçtiği anda bu maddeyle karşılaşır ve böylece bu rahatsızlığa zemin hazırlanır. Bu yüzden ek gıdaya geçiş aşamasında anne sütü alımının kesilmemesi, çölyak gibi hastalıkların riskini önemli ölçüde azaltacağı için çok önemli. Hastalığın nedenleri arasındaki bir diğer önemli faktör ise, fast food gibi karbonhidratı yüksek hazır besinlerin ve katkı maddeleri içeren ürünlerin sık tüketiminden oluşan kötü beslenme alışkanlarıdır” dedi.</p>
<p><strong>Ortak kullanılan mutfak aletleri iyi temizlenmeli</strong></p>
<p>Çapraz bulaşmanın kısaca, yemek hazırlama aşamasında glütensiz bir gıdanın glütenle temas etmesi anlamına geldiğini paylaşan Eren, “Bu durum az veya çok ne kadar olursa olsun glüten almaması gereken kişiler için son derece hayatidir. Çünkü miktar az olsa bile glüten bağışıklık sisteminin tepki vermesine ve bağırsakların zarar görmesine yol açabilir. Glüten içeren ve içermeyen gıdalar; aynı kesme tahtasında hazırlanmamalı, aynı yağın içinde kızartılmamalı veya her kullanımdan sonra ortak mutfak gereçleri iyice temizlenmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sindirim-problemlerinin-sebebi-colyak-olabilir-527342">Sindirim problemlerinin sebebi çölyak olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
