<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>politik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/politik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/politik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Mar 2026 11:33:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>politik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/politik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Başkan Büyükakın uluslararası gazetecilerle bir araya geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-uluslararasi-gazetecilerle-bir-araya-geldi-623606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 11:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilerle]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, COP31 yolunda düzenlenen “Çevre ve İklim Medya Programı” kapsamında uluslararası gazetecilerle bir araya geldi, Avrupa’nın en büyük çevre projesi olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’ni anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-uluslararasi-gazetecilerle-bir-araya-geldi-623606">Başkan Büyükakın uluslararası gazetecilerle bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, COP31 yolunda düzenlenen “Çevre ve İklim Medya Programı” kapsamında uluslararası gazetecilerle bir araya geldi, Avrupa’nın en büyük çevre projesi olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi’ni anlattı.</p>
<p><b>AVRUPA’NIN EN BÜYÜK ÇEVRE PROJESİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çevre yatırımları arasında öne çıkan ve Avrupa’nın en büyük çevre projesi olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi, uluslararası medyanın gündemine taşındı. Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne damga vuracak olan İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizleme Projesi, bu kez uluslararası gazetecilere anlatıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından COP31 yolunda düzenlenen “Çevre ve İklim Medya Programı” kapsamında Kocaeli’ye gelen gazeteciler, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ndan projenin detaylarını öğrenme fırsatı buldu.</p>
<p><b>“5 YILI DEĞİL, GELECEĞİ DÜŞÜNDÜK”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, çevre yatırımlarının kısa vadeli politik bakış açısıyla değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Büyükakın, “Politika yapmanın kısa vadeli bir yanı var. Politikacılar, 5 yıl seçildiği için genellikle bu süreçte netice alacakları işler yapmaya odaklıdırlar. Ama odak noktanız çevre olduğunda neredeyse hiçbir konuda 5 yılda sonuç almak mümkün değildir” dedi. İklim krizinin küresel bir mesele olduğuna dikkat çeken Büyükakın, pandemi örneği üzerinden şu ifadeleri kullandı: “Tek başınıza sizin maske takmanız pandemiyi engellemedi. Diğerleri de maske takmazsa pandemi yayılmaya devam ediyor. İklim krizi de böyle bir şey. Birlikte hareket etmek gerekiyor.”</p>
<p><b>“POPÜLİZM İÇİN HARCAYABİLİRDİK”</b></p>
<p>Çevre yatırımlarının ekonomik ve siyasi açıdan zorlu bir tercih olduğuna vurgu yapan Başkan Büyükakın, ayrılan bütçeye dikkat çekerek, “Mesela Dip Çamuru Temizliği için 150 milyon dolar gibi dev bir bütçe kullanılıyor. Böyle bir bütçeyi popülizm için kullanabilirdik. Dezavantajlı kesimlere büyük kaynaklar ayırabilir, bunu çok güzel bir politika ambalajı içinde sunabilirdik. Bu politik olarak da doğru olurdu. Ancak biz tercihimizi çevreden yana kullandık. Dolayısıyla 150 milyon doları denizi temizlemeye harcamak yerine başka alanlara yönlendirmek politik olarak daha rasyonel olurdu. İşte büyük açık burada oluşuyor” ifadesini kullandı.</p>
<p><b>“BU MÜCADELEDE EN BÜYÜK GÜÇ MEDYA”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın konuşmasında medya ve sivil toplumun rolüne de vurgu yaparak şunları söyledi: “Siz, dördüncü kuvvetsiniz. Kamusal farkındalık yaratmak ve politik karar alma süreçlerini buna zorlamak için medya ve sivil toplumdan başka elimizde araç yok. Çevre projelerinin sürdürülebilir olması için kamuoyu desteği şart. Siyasetçiler kendilerine oy getirecek şeyleri yaptıklarına göre, çevresel projelerin de kamuoyunda itibar görmesi gerekiyor.”</p>
<p><b>“ZOR OLANI YAPIYORUZ”</b></p>
<p>Marmara Denizi çevresindeki çok aktörlü yapıya dikkat çeken Büyükakın, kolay olan yerine doğru olanı tercih ettiklerini şu sözlerle anlattı: “Ben çok rahatlıkla ‘Onlar kirletiyor, ben temizlemeyeyim’ diyebilirim. Bu politik olarak sürdürülebilir bir söylem olur. Ama biz zor olanı yapıyoruz. Proje bütçesini üçte bir Cumhurbaşkanlığı, üçte bir Çevre Bakanlığı, üçte bir de Büyükşehir Belediyemiz karşılıyor” dedi. 2022’de yaşanan müsilaj krizine de değinen Büyükakın, “İnsanların görmediği, dolayısıyla oy vermek için bir sebep bulmadığı bir şeyi görünür kılmak istiyoruz” dedi. Programın sonunda Başkan Büyükakın, uluslararası gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-uluslararasi-gazetecilerle-bir-araya-geldi-623606">Başkan Büyükakın uluslararası gazetecilerle bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de Cumhuriyetin inşasında tarım, nüfus ve ekonominin rolü konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-cumhuriyetin-insasinda-tarim-nufus-ve-ekonominin-rolu-konusuldu-589584</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetin]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ekonominin]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[inşasında]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde düzenlenen (EÜ) “Cumhuriyet ve Atatürk” etkinlikleri kapsamında Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü (TDAE)  tarafından “Atatürk Döneminde Modern Türkiye’nin İnşası: Ekonomi, Nüfus ve Tarım” adlı panel gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-cumhuriyetin-insasinda-tarim-nufus-ve-ekonominin-rolu-konusuldu-589584">EÜ&#8217;de Cumhuriyetin inşasında tarım, nüfus ve ekonominin rolü konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde düzenlenen (EÜ) “Cumhuriyet ve Atatürk” etkinlikleri kapsamında Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü (TDAE)  tarafından “Atatürk Döneminde Modern Türkiye’nin İnşası: Ekonomi, Nüfus ve Tarım” adlı panel gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Temizkan’ın yaptığı panele, Celal Bayar Üniversitesi   İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yakınçağ Tarihi öğretim üyesi Doç. Dr. Ferhat Berber, TDAE<b> </b>Türk Dünyası Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Hamit Özman ve Doç. Dr. Mehmet Fatih Sansar konuşmacı olarak katıldı.  TDAE Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen etkinlikte, uzman akademisyenler Atatürk döneminin kritik politikalarını bilimsel bir perspektifle değerlendirdi.</p>
<p>Toplum olarak her bireyin kendi sorumluluğunun bilincinde olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Abdullah Temizkan, “Atatürk Haftası&#8217;nda, Cumhuriyetimizin ve devletimizin kurucusu Atatürk&#8217;ü anmak üzere bir aradayız. Ancak bu anmayı, alışılagelmişin dışında bir yaklaşımla gerçekleştirmek istiyoruz. Amacımız, Atatürk&#8217;ün ve bizden sonraki nesillere derin etkileri olan devrimlerinin ve politik uygulamalarının daha ölçülebilir ve somut yönlerini ele almaktır. Atatürk döneminde modern Türkiye&#8217;nin inşasını ekonomi, nüfus ve tarım üçgeninde değerlendirerek, o dönemin fotoğrafını daha net bir şekilde görmeyi ve anlamayı hedefliyoruz. ‘Millet’ olmak, ortak dil, kader ve tarihten gelen organik bir süreçtir. ‘Ulus’ olmak ise bu ortak değerlerle birlikte, geleceğe yönelik bir projeksiyon, bir vizyon ortaya koymaktır. İşte bu anlamda ulus, bir gelecek projesidir. Yalnızca sistemi değiştirmek yeterli değildir; o sistemi işletecek kültürü de inşa etmek gerekir. Toplumsal olarak çok eksiğimiz olduğunun farkındayız. Bu eksiklikleri gidermek yalnızca devlet politikalarıyla mümkün değildir. Her bireyin kendi sorumluluğunun bilincinde olması, gördüğü aksaklıkları uyarması ve çözümün bir parçası olması gerekir. Bu duygularla, katılımınız için hepinize ve değerli konuşmacılarımıza çok teşekkür ediyorum” dedi</p>
<p><b>“Zor şartlar altında gelen ekonomik mucizeler”</b></p>
<p>Atatürk döneminin olağanüstü iktisat politikalarını ve bu politikaların günümüze uzanan süreçlerini anlatan Doç. Dr. Hamit Özman, “Türkiye&#8217;nin bir burjuva devrimi yaşamadığını, hepimizin köklerinin çiftçiliğe dayandığını unutmamalıyız; bu yüzden köylü toplumundan bilim insanları ve iş insanları çıkaran Cumhuriyetimize ve kurucularına minnet borçluyuz. Sanayi Devrimi sonrası zenginle yoksul arasındaki uçurumun 60 kata ulaştığı bir dünyada, ‘İttihat ve Terakki’den dünyaya entegre ancak Alman ekonomik etkisi altındaki bir yapı devraldık. Cumhuriyet kurulduğunda, Lozan görüşmeleri sürerken düzenlediğimiz İzmir İktisat Kongresi ile Batı dünyasına net bir mesaj verdik. ‘Bizim yolumuz liberal ekonomi ve Batı ile entegrasyondur’. Ancak 1929 Büyük Buhranı gibi küresel bir kriz, bizi 1930 sonrası daha devletçi bir modele yöneltti; fakat bu, özel sektörü asla dışlamadı, nitekim sanayinin yüzde 90&#8217;ı hâlâ özel girişimin elindeydi. Bu politikaların somut sonuçları ise o zor şartlarda elde edilen muazzam başarılardır. 1923-1929 arası yıllık ortalama yüzde 10.9 gibi rekor bir büyüme yakaladık ve dünya krizde boğulurken bile pozitif büyümeyi sürdürdük. Bununla kalmayıp, son derece sağlam bir para politikası izledik; enflasyon neredeyse yoktu, bütçemiz hiç açık vermedi ve en önemlisi, Türk lirası yabancı paralar karşısında değer kazandı. Ayrıca, toplumda sermaye birikimi olmadığının bilinciyle, halkın sırtındaki yükü hafifletmek için dolaylı vergilerin payını yüzde 73&#8217;ten yüzde 55&#8217;e düşürerek gelir dağılımını daha adil hale getirmeye çalıştık. Atatürk dönemi, sadece bir kurtuluş mücadelesi değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın ve zor şartlar altında mucizeler yaratmanın da adıdır ve bu miras, bugün bile hepimiz için en büyük ilham kaynağı olmalıdır” diye konuştu</p>
<p><b>&#8220;Sağlıksız nüfus en temel sorun olarak görüldü&#8221;</b></p>
<p>Atatürk&#8217;ün, Cumhuriyet dönemindeki nüfus politikalarını anlamanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Ferhat Berber ise “Sanayi Devrimi sonrası dünyada nitelikli ve doğru yönlendirilmiş nüfusun devletler için en büyük güç haline geldiği gerçeğinden hareketle, Cumhuriyet&#8217;i kuran kadrolar, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda yaşanan büyük kayıplar sonucu devraldıkları 13 milyon civarındaki küçük, yüzde 75&#8217;i kırsalda yaşayan, kadın-erkek dengesi bozulmuş ve sıtma, trahom gibi salgın hastalıklarla boğuşan sağlıksız nüfusu en temel sorun olarak görmüşlerdir. Bu doğrultuda, ‘çok nüfus, tok nüfus, şen ve zengin nüfus’ mottosuyla hem nüfusu artırmaya hem de kalitesini yükseltmeye yönelik çift yönlü bir politika izlenmiştir. Nüfusun kalitesini artırmak amacıyla Dr. Refik Saydam öncülüğünde ülke çapında bir sağlık seferberliği başlatılmış, dispanserler, hastaneler ve sağlık ocakları kurularak salgın hastalıklarla etkin bir mücadele yürütülmüştür. Nüfusu artırma yönünde ise altı çocuklu ailelere vergi muafiyeti gibi teşvikler uygulanmış, ancak Atatürk&#8217;ün kadını sosyal hayata katma idealine paralel olarak evlilik ve çocuk doğurma konusunda baskıcı politikalardan kaçınılmıştır” dedi</p>
<p><b>“Cumhuriyetin tarım politikaları günümüze çözüm sunuyor”</b></p>
<p>Atatürk&#8217;ün &#8220;Kılıçla ülke alanlar, sabanla ülke alanlara yenilmeye mahkumdur&#8221; sözünü bir medeniyet projesinin temeli olarak yorumlayan Doç. Dr. Mehmet Fatih Sansar, “Cumhuriyetin tarım politikaları, günümüzdeki gıda krizlerine dahi çözüm sunuyor, nitekim 1980&#8217;lerdeki özelleştirme furyasıyla gözden çıkarılan devletçi modellerin aksine, bugün çözümü Atatürk&#8217;ün kurduğu ‘Tarım Kredi Kooperatifleri’ gibi kurumlarda aradığımıza dikkat çekmek isterim. ‘Milli iktisat’ hedefiyle yola çıkan Cumhuriyet, bu meseleyi bir bakanlık kuracak kadar ciddiye aldı; İzmir İktisat Kongresi&#8217;nde çiftçinin talepleriyle şekillenen politikaları hayata geçirdi. Bu dönemin başarısının sadece Aşar vergisinin kaldırılması gibi bilinen reformlarla sınırlı değildir. Asıl devrim Almanya&#8217;dan hocalar getirilerek kurulan Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü, yurt dışına gönderilen ziraat mühendisleri ve Manisa&#8217;da bağcılık, Adana&#8217;da tohum ıslahı, Bornova&#8217;da zeytincilik gibi alanlarda kurulan ihtisaslaşmış araştırma enstitüleriyle oluşturulan muazzam bilimsel altyapıdır” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-cumhuriyetin-insasinda-tarim-nufus-ve-ekonominin-rolu-konusuldu-589584">EÜ&#8217;de Cumhuriyetin inşasında tarım, nüfus ve ekonominin rolü konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel bir tehdit &#8216;Politik Narsisizm&#8217;!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-bir-tehdit-politik-narsisizm-549958</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 14:50:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[narsisizm]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ‘Birinci Uluslararası Politik Psikoloji Çalıştayı’, çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Çalıştayda Türkiye’de politik psikoloji alanında yürütülen çalışmalar, akademik iş birlikleri, kurumsal paydaşlıklar ve uluslararası görünürlük gibi konular ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-bir-tehdit-politik-narsisizm-549958">Küresel bir tehdit &#8216;Politik Narsisizm&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ‘Birinci Uluslararası Politik Psikoloji Çalıştayı’, çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Çalıştayda Türkiye’de politik psikoloji alanında yürütülen çalışmalar, akademik iş birlikleri, kurumsal paydaşlıklar ve uluslararası görünürlük gibi konular ele alındı.</p>
<p>Liderlerin narsistik özelliklerinden toplumsal kaygının artışına, disiplinler arası iş birliklerinden yayın ve eğitim çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapılan çalıştay, politik psikolojiyi Türkiye&#8217;de daha etkin ve yaygın hale getirmeyi amaçladı.</p>
<p>Çalıştayın açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı, Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak gerçekleştirdi. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Beyin fırtınası yapmak önemli”</strong></p>
<p>Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezinin kuruluş amacına işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Buradan projeler çıkması, çeşitli gözlemler yapılması yani uluslararası bağlantılar kurulması gerekiyordu. Bununla ilgili altyapımız, hocalarımız, yeteri kadar olgunlaştı. Umarım bu çalıştay daha sonra uluslararası kongrelere dönüşür. Bununla ilgili ilk başta bir beyin fırtınası yapmak önemli.” diyerek sözlerine başladı.  </p>
<p><strong>“Politik psikoloji, küresel tehdit haline gelen politik narsisizmle de ilgilenmeli”</strong></p>
<p>Liderlerin narsist özelliklerinin bilimsel çerçevede incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Politik psikoloji şu anda küresel bir tehdit haline gelen politik narsisizmle de ilgilenmeli. Geçen sene iletişim günlerinde dijital narsisizmi konuşmuştuk. Dijitalleşmenin yaptığı narsisizm kongrenin ana temasıydı. Bugün burada liderlik konuşacağız. Liderlerin narsistik özelliklerini konuşacağız. Bunları bilimsel bir alanda kalarak konuşmak gerekiyor. Mesela bir anne baba da narsistik bir lider olabilir. Bir şirketin yöneticisi de olabilir. Bir ülkenin yöneticisi de olabilir. Bunların temel özellikleri var. Bu tarz kişiler aşırı övgü bekliyorlar. Sürekli takdir görmek istiyorlar. Eleştiriye tahammülsüz, savunmacı, agresif oluyorlar. Sonra hep her başarıyı da sahipleniyorlar, hataları başkalarına yüklüyorlar. Empati kurmakta zorlanıyorlar ve güç odaklı davranıyorlar, bu en tehlikelisi. İşte şu anda Ortadoğu&#8217;da yaşadığımız olaylarda etnik narsisizm var. Bazen ulusal kimliği yücelterek de olabiliyor. Tarihsel travmaları da ve başarıları da narsistik amaçla kullanıyorlar. Bu küresel narsisizmin araçsallaştırılması çok tehlikeli böyle olunca da kolektif bir narsisizm ortaya çıkarıyor.”</p>
<p><strong>“Hakikati arama niyetiyle hareket etmeliyiz”</strong></p>
<p>Bilimsel bir metodoloji kullanarak doğruları aramak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Hakikati arama niyetiyle hareket etmeliyiz. Önümüzdeki kongrenin konusu adalet üzerine olabilir. Çünkü narsisizmin çözümü adalet, adil denge kurabilmekle, adil sınırlar çizmeyle ilgili. Adalet psikolojisi tarzında bir yaklaşım olabilir. Biz bir kaftan biçeceğiz kime uyar uymaz bilemeyiz. Biz ama biz orada bir şeyleri ölçüp biçip anlatmak durumundayız.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Türkiye&#8217;nin dört bir yanından bu alanda çalışan insanların olduğunu gördük”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak; “Bu çalıştayın esas maksadı herhangi bir tema üzerinden konuşmak yerine daha çok iş birlikleri, hep beraber birbirimize nasıl destek olabiliriz, nasıl ortak projeler geliştirebiliriz, ne yapabiliriz diye konuşmak. Biz Üsküdar Üniversitesindeki Politik Psikoloji Merkezimizi Nevzat Hocamızın liderliğinde açtık. Önce bize o yol göstermişti. Ben de o zaman zaten sırf bu merkezi kurmak için Üsküdar Üniversitesine gelmiştim, Oxford&#8217;dan döndüğüm dönemde. 2018&#8217;de merkezimizi kurduk. Kendi çapımızda araştırmalar, çalışmalar yapıyoruz. Aslında Türkiye&#8217;nin dört bir yanından bu alanda çalışan insanların olduğunu gördük, hocalarımız olduğunu gördük. Bugün dünyanın dört bir yanında politik psikoloji çalışan dostlarımız, akademisyenlerimiz, meslektaşlarımız bizlerle değerli bilgiler paylaşacak.” diyerek sözlerine başladı.</p>
<p><strong>“İnsanlar kaygıyı normalize etmiş durumda”</strong></p>
<p>Toplumsal ruh halini anlamak için siyasal davranışların kökenine bakılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kaynak; “Zamanın sadece iktisadi ya da siyasi ruhu olmuyor, zamanın bir de psikolojik ruhu var. İçinde yaşadığımız dönemde insanlar daha karamsar, daha yalnız, daha yabancılaşmış, daha kaygı içinde ve kaygıyı artık normalize etmiş durumda bir insan topluluğu var. Yani trilyonlarca dolarlık mental hastalık bütçeleri var. 2030 yılında 16 trilyon dolarlık bir mental rahatsızlıklar maliyeti var dünyanın, küresel maliyeti. Şu anda bu rakam 5 trilyon dolar. Yani bakıldığı zaman 5 yıl içerisinde 16 trilyon dolara çıkması, insanlığın çok ciddi bir psikolojik problem içerisine gireceğini de bekliyorlar. Yani önümüzdeki dönemde antidepresansız yaşayamayacak milyarlarca insandan söz ediyor olacağız. Toplumsal ruh halini anlamak, bugünkü siyasal davranışlarımızın da kökeninde bunun yattığını bilmek önemli.” dedi.</p>
<p><strong>“Doktora öğrencilerimize büyük katkılar sağlandı”</strong></p>
<p>Politik Psikoloji Merkezinin çalışmalarından bahseden Prof. Dr. Kaynak; “Politik Psikoloji Merkezi olarak doktora öğrencilerimiz genellikle psikoloji bölümünden, psikoloji doktorası verdiğimiz için onların katılımıyla oluşuyordu. İlk başta psikoloji bölümüne politik psikoloji dersi açıldığında bayağı bir itiraz da ettiler, bizim ne alakamız var diye. Fakat sonradan o kadar memnun kaldılar ki tezlerini dönüştürenler oldu, makaleler yazdılar ve kendi hastalarını bizzat görürken bile çok faydası olduğunu, yeni bir bakış açısı geliştirdiklerini söylediler. Yani psikoloji eğitimine de doktora eğitimine de çok katkısı oldu. Biz de Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi olarak dört tane kitap çıkardık. COVID döneminde iki tane çıkardık. Sonra da ‘Mekana Dair Psikopolitik Okumalar’ diye bir başlıkta çıkardık. Sosyolojiyle politik psikolojiyi karıştırdık. Editoryal çalışmalara devam ediyoruz. Hadiye hocamızla beraber en son yazdığımız ‘Travmadan Zafere’ kitabında da Politik Psikoloji Merkezimizin yine adını anmış olduk. Böyle yayınlara devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.   </p>
<p><strong>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Hedefimiz iyi insan yetiştirmek”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, çalıştay kapsamında konuştu. Prof. Dr. Arslan; “Barış çalışmaları politik psikolojinin bir üst şemsiyesidir. Orada politik psikoloji değil peace psychology yani barış psikolojisi diye adlandırılıyor. Orada böyle bir normatif tavır var. Çünkü orada tarafsız olamayız. Yani iyi insan olmak, barışçıl insan olmak esastır deniyor. Dolayısıyla hedefimiz iyi insan yetiştirmek, iyi bir toplum yetiştirmek, oradan da küresel barışa ulaşmak. Politik psikolojiye çok fazla yoğunlaşıldığı zaman biz kendi toplumumuzu sorgulamaya başlıyoruz. Bizim liderlerimiz neden böyle ya da işte Amerika&#8217;nın lideri neden böyle? Halbuki bunları üreten sisteme bakmak lazım. Politik psikoloji de bu araçlardan bir tanesi gibi geliyor bana. O yüzden de stratejik araştırma merkezinde çok farklı şeyler yapmaya çalışıyorum.” dedi.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı: “Birbirimize her anlamda destek olalım”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Politik psikoloji alanı aslında son derece enteresan. Ne yazık ki ülkemizde gerçek manada gelişememiş bir alan. Oysa bütün hocalarımın da ifade ettiği gibi aslında pek çok bilimin psikolojiden bağımsız olarak gerçek manada sonuca ulaşamayacağı gerçeği bu kadar hakimken, çoğumuz bunun bu kadar farkındalığını yaşarken ne yazık ki disiplinler arası bir alan olan politik psikoloji konusunda memleketimizde gerçek manada bir adım atılabilmiş değil. Biz bu yoldan devam ederiz ve epey de şeyler yaparız diye düşünüyorum. Bu toplantıyı bunun için yaptık. Bu görüşmelerimiz devam edecek. Hedefimiz politik psikoloji sempozyumları yapmak. Bunun dışında yayınlarımızı beraber yapmak isteriz. Politik psikolojik yazıların dergilerde yayınlanması kolay değil. Yani birbirimize her anlamda destek olalım. Bizim merkezimizin temel gayesi bu. Bu toplantıyla birlikte görüyorum ki bu anlamda bir arzu, istek de var. İnşallah hep beraber alanımızı çok daha ileri boyutlara taşırız.” dedi.</p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas: “Psikoloji bölümü olarak her türlü desteği vereceğiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Ben aslında klinik psikoloji ve spor psikolojisi alanında çalışıyorum. Deniz hocamın da bahsettiği gibi Politik Psikoloji grubunun ortaya çıkardığı Mekana Dair Psikopolitik Okumalar kitabında stadyumların psikopolitiğine dair bir bölümde ben de katkı sağladım. Orada hem aslında biraz spor sosyolojisine hem de politik psikolojiye girmiş oldum. Dolayısıyla alana tanışıklığım çok daha kısıtlı sizlere göre. Psikolojide kişilik kuramlarından tutun, doğan çocuğun doğum sırasının devrimleri destekleyici ya da karşıt olmasına ilişkin kuramlardan, spor psikolojisi alanında da işte liderlik çalışıyoruz, motivasyon çalışıyoruz, rekabet çalışıyoruz. Bunların hiçbiri de bu sizlerin de konuştuğu konulardan çok da bağımsız değil. Dolayısıyla ben Psikoloji Bölümü olarak elimizden gelen tüm desteği vereceğimizi söylemek amacıyla buradayım. Her türlü desteğe bölümümüz olarak açığız. Elimizden geldiğince çalışmalara katkı sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Alim Yılmaz: “Felsefeyle dünyayı anlamak kolay bir mesele değil”</strong></p>
<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Yılmaz, “Felsefeyle dünyayı, insanı, toplumu anlamak kolay bir mesele değil. Onun yanında psikolojiye, sosyolojik bakışa ciddi manada ihtiyacımız var. Benim doktora yaptığım dönemlerde postmodernist eğilimler revaçtaydı. Orada postmodernizmin temel varsayımı faili ön plana çıkaran bir yaklaşım esasında. Yani moderniteye karşıt olarak bireyi öne çıkaran bir yaklaşım. Ben de hep bunu anlamaya çalıştım. Bunu yaparken işte yolum doğal olarak sosyal psikolojiye gitti. Biz bireyi, lideri, kişilik özelliklerini anlamaya çalışıyoruz. Buna özetle yapı diyoruz. Toplum, kültür, gelenek, tarih, dil de diyebiliriz. Dolayısıyla bunu bir bütün içinde anlamaya çalışmak lazım.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Gümüş: “Burada lider yetiştiriyor olmak güzel bir duygu”</strong></p>
<p>Louisiana State University öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Gümüş, “Liderlik çalışmaları doktora programında dersler veriyorum. Lider yetiştirmeye çalışıyorum. Yani Amerika&#8217;da her alanda lider konumunda olan öğrencilerimle dokunmaya çalışıyorum. Yaş yelpazesi gerçekten çok geniş. Yani 20&#8217;li yaşlardan 60&#8217;lı, 70&#8217;li yaşlara kadar öğrencilerim var. Onlara liderlik öğretmeye çalışıyorum. Sadece politik lider yok. O yüzden kendimi politik liderlikten de çok uzaklaşmış olarak hissetmiyorum. Belki de en çok düzeltilmesi gereken toplumların bir tanesinin içerisinde yaşıyorum. O yüzden de hani yaptığım işten gerçekten gurur duyuyorum, burada lider yetiştiriyor olmak güzel bir duygu. Politik liderlikte genelde vaka çalışmaları üzerinden gidiyoruz. O profile uyan yüzlerce insanla çalışma yapmak çok mümkün olmadığı için biraz daha bireyler üzerinden, vaka çalışmaları üzerinden gitmeye çalışıyorum.” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-bir-tehdit-politik-narsisizm-549958">Küresel bir tehdit &#8216;Politik Narsisizm&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ölümünün politik sonuçları ne olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-olumunun-politik-sonuclari-ne-olur-461769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 09:08:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[ölümünün]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[reisinin]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461769</guid>

					<description><![CDATA[<p>İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin hayatını kaybettiği helikopter kazasının politik sonuçlarını değerlendiren Dr. Güler Kalay, “Ülkede siyasi bir krizin oluşma olasılığını öngörmüyorum.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-olumunun-politik-sonuclari-ne-olur-461769">İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ölümünün politik sonuçları ne olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dini Lider Hamaney’in İran iç ve dış politikasındaki etkisiyle Reisi’nin ölümünün radikal bir politika değişimine neden olmayacağını da dile getiren Dr. Güler Kalay, “İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklaması yapılması ve İran’ın kaza ihtimaline ağırlık vermesi, şimdilik bölgede gerginliği arttıracak bir durum olmadığını gösteriyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Güler Kalay, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan&#8217;ın hayatını kaybettiği helikopter kazasının politik sonuçlarını değerlendirdi</p>
<p><strong>“Ülkede siyasi bir krizin oluşma olasılığını öngörmüyorum”</strong></p>
<p>İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümünün, İran iç politikasında kısa süreli bir iktidar boşluğu oluşturmasının beklenebileceğini dile getiren Dr. Güler Kalay, “Ancak ülkenin iç mevzuatındaki düzenlemeler bu iktidar boşluğunun büyük olmayacağını gösteriyor. 50 gün içinde yeni bir seçim yapılması ve bu süreçte İran Anayasasına bağlı olarak cumhurbaşkanlığına Reisi’nin yardımcısı olan Mohammad Mokhber’in getirilmesi bekleniyor. Ülkede siyasi bir krizin oluşma olasılığını öngörmüyorum.” dedi. </p>
<p><strong>Geçtiğimiz iki hafta içinde gerçekleşen olaylar ne anlatıyor?</strong></p>
<p>Geçtiğimiz iki hafta içinde gerçekleşen olayları hatırlatan Dr. Güler Kalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“15 Mayıs 2024’de Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun vurulmasının ardından 19 Mayıs günü İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin bulunduğu helikopter düştü. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı’nın suikast tehditleri aldığı da bilinmekte; ayrıca 7 Mayıs 2024 tarihinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman Al Saud’a yönelik suikast girişimi yapıldığı üzerine iddialar basında yer almıştı. Slovakya, İran, Sırbistan ve Suudi Arabistan söz konusu olduğunda son olayların ve iddiaların peş peşe yaşanmasının rastlantısallığına kuşkuyla bakılıyor.” </p>
<p><strong>İran kaza olasılığı üzerinde duruyor!</strong></p>
<p>Fico’nun Ukrayna’ya ABD ve Avrupa tarafından destek ve doğrudan askeri yardım yapmasına karşı çıktığını biliyoruz diyen Dr. Kalay, “Öte yandan İsrail’in Gazze’de yürüttüğü işgal zemininde politik çatışma içinde olan İsrail-İran ilişkilerini dikkate aldığımızda İran Cumhurbaşkanı Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve Doğu Azerbaycan Valisi Malik Rahmati’nin bulunduğu helikopterin düşmesinin kaza ihtimalini de sorgulamamıza neden oluyor. Bu bağlamda İsrail özel servislerinin kaza ile bağlantısının olması ihtimalini göz ardı edemeyiz; ancak İsrail’den olayla ilgili olmadıkları yönündeki açıklamalar ve İran’ın kaza olasılığı üzerinde durması bu ihtimali zayıflatıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Bir iktidar boşluğu veya siyasi krizden bahsetmek doğru değil…</strong></p>
<p>Bunların haricinde Reisi’nin son zamanlarda doların küresel hegemonyasını zayıflatması beklenen BRICS çerçevesinde bir para birimi oluşturulması gerektiği yönündeki söylemlerini de hatırlatan Dr. Güler Kalay, şunları dedi:</p>
<p>“İran’ın iç ve dış politikasının sadece cumhurbaşkanı tarafından değil, Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney tarafından belirlendiği bilinmekte ve bu bağlamda ülkenin şu an içinde düştüğü kriz iktidar boşluğu krizinin ötesine gideceğini düşünmüyorum. Kaldı ki iktidar boşluğu da uzun sürmeyecektir; çünkü İran Anayasasında bu gibi hallerde ne yapılacağı 131. Maddeyle net olarak belirtilmiştir. Bu maddeye göre; cumhurbaşkanının görevi sırasında ölümü halinde görevi yardımcısı üstlenir. Bununla ilişkili olarak 2021 yılından bu yana merhum Reisi’nin yardımcılığını yürüten Mohammad Mokhber’in cumhurbaşkanlığı beklenmektedir. Yine İran Anayasasına göre Mohammad Mokhber’in görev süresi 50 gün içinde yapılması gereken yeni bir seçimin sonuçlanmasına kadar olacaktır. Bu durumda aslında bir iktidar boşluğu veya siyasi krizden bahsetmek doğru olmaz, normal siyasi sürecin kesintiye uğraması olarak düşünebiliriz. Dini Lider Hamaney’in İran iç ve dış politikasındaki etkisiyle İbrahim Reisi’nin ölümü, radikal bir politika değişimine neden olmayacaktır.” </p>
<p><strong>ABD-İran görüşmeleri devam eder mi?</strong></p>
<p>İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklanırken, İran tarafının da kaza olasılığı üzerinde durduğunu hatırlatan Dr. Kalay, “Son zamanlarda ABD-İran görüşmeleri kısmen başlamıştı; bu sürecin devam edeceğini düşünüyorum.” dedi.</p>
<p>Kazanın Orta Doğu&#8217;daki güç dengelerini değiştirip değiştirmeyeceğine ilişkin de Dr. Kalay, “Olayın İran tarafından tamamen kaza olduğunun tespit edilmesi ve İsrail’in oluşacak iktidar boşluğu ve seçim sürecini kendi lehine çevirmeye çalışmaması en olumlu senaryo olacaktır. Daha kötü senaryo ise İsrail’in bölgede daha proaktif davranmaya başlaması ve İran’la olan gerginliğin daha da artması durumunda Tahran, tavrını sertleştirebilir.” şeklinde değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklaması…</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olaya ilişkin derin üzüntülerini belirtirken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan resmi X hesabından “Dost ve kardeş İran halkının derin acısını paylaşıyor, hayatlarını kaybedenlere Allah&#8217;tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Bölgemizin içinde bulunduğu kritik dönemde kendisiyle yakın mesai yapma fırsatı bulduğum Abdullahiyan&#8217;ın ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkileri daha da güçlendirmeye yönelik katkılarını hayırla yâd ediyorum” paylaşımını yaptığını hatırlatan Dr. Kalay, “Rusya, Azerbaycan, Çin, Mısır, Suriye, Irak, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Belarus liderleri ve Avrupa Konseyi Başkanı taziyelerini ve üzüntülerini bildirirken, Pakistan ve Ürdün yas ilan etti. Hamas ise Reisi’nin ölümünü “kayıp” olarak değerlendirdi. İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklaması yapılması ve İran’ın kaza ihtimaline ağırlık vermesi, şimdilik bölgede gerginliği arttıracak bir durum olmadığını gösteriyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-olumunun-politik-sonuclari-ne-olur-461769">İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ölümünün politik sonuçları ne olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
