<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>parçası | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/parcasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/parcasi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Mar 2026 08:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>parçası | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/parcasi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[eskinazi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçilmez]]></category>
		<category><![CDATA[zincirlerinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618047</guid>

					<description><![CDATA[<p>AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047">Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, son dönemde yürütülen yapıcı diyaloğun somut sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.</p>
<p>Eskinazi, “Avrupa Birliği ile son dönemde ekonomik ve ticari alanlarda yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyuyoruz. AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘Made in EU’ politikası çerçevesinde yayımlanan taslakta, Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin bu politika kapsamında dikkate alınması, iki taraf arasındaki güçlü ekonomik entegrasyonun ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesidir.” dedi.</p>
<p>Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yürütülen istişarelerin ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Eskinazi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki rolünün de bu süreçte bir kez daha teyit edildiğini ifade etti.</p>
<p>“Türkiye, uzun yıllardır Avrupa sanayi ekosistemiyle entegre bir üretim yapısına sahiptir. Otomotivden makineye, tekstilden kimyaya kadar pek çok sektörde Avrupa değer zincirlerinin önemli ve güvenilir bir parçasıyız. Bu çerçevede atılan adımların, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Başkan Eskinazi, bu olumlu gelişmede Türkiye’nin yürüttüğü aktif ticaret diplomasisinin önemli bir payı bulunduğunu belirterek Ticaret Bakanlığı’nın sürece sağladığı katkıya özel olarak dikkat çekti.</p>
<p>“Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde Ticaret Bakanlığımızın kararlı ve etkin ticaret diplomasisinin büyük rolü bulunmaktadır. Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Avrupa Birliği ile yürütülen temaslarda ortaya koyduğu yapıcı, çözüm odaklı yaklaşımın bu olumlu sonucun ortaya çıkmasına önemli katkı sağladığını düşünüyoruz. Türk iş dünyasının ve ihracatçılarımızın çıkarlarını uluslararası platformlarda güçlü bir şekilde savunan Ticaret Bakanlığımıza ve Sayın Bakanımıza ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.”</p>
<p>Eskinazi ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ortaklığın güçlenmesi, değer zincirlerinin rekabetçiliğinin artırılması ve yeşil ile dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte kamu ve özel sektörün güçlü iş birliğiyle Avrupa ile ekonomik entegrasyonumuzu daha ileri bir seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047">Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 12:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçların çoğunun hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azalttığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188">Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçların çoğunun hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azalttığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir. İlaçların aksatılması nöbetlerin yeniden başlamasına, şiddetlenmesine ve ciddi sağlık risklerine yol açabilir” dedi. Epilepsi hastalarında ilaç kullanımının tedavinin en kritik parçası olduğunu vurgulayan Bilgin Topçuoğlu, ilaçların doğru şekilde alınmasının nöbetlerin kontrol altına alınmasını sağladığını ve yaşam kalitesini yükselttiğini söyledi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 9 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi hastalarında düzenli kontrol ve ilaç kullanımının önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Hastalığın seyri kişiden kişiye değişiyor</p>
<p>Epilepsi hastalığında düzenli doktor kontrolünün önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Epilepsi hastalarında düzenli doktor kontrolü, nöbetlerin kontrol altında tutulması, ilaçların etkinliğinin ve yan etkilerinin izlenmesi, yaşam kalitesinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Tedavi süreci kişiye özel olduğu için düzenli takip, hastalığın seyrini doğrudan etkiler. Epilepsi hastalarında doktor kontrolü için tek bir standart süre yoktur çünkü bu hastalığın seyri kişiden kişiye değişir” diye konuştu. </p>
<p>Kontrol dönemleri her hasta için farklılık gösterebilir</p>
<p>Doktor kontrolünün hastalığın tanı ve tedavi süreçlerine göre farklılık gösterebileceğini ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, bu dönemleri şöyle sıraladı: </p>
<p>Tanı ve tedavi başlangıcı: İlaç başlandıktan sonra genellikle ilk birkaç ay içinde sık kontroller yapılır. Bu dönemde ilacın etkinliği ve yan etkileri yakından izlenir.</p>
<p>Tedavi oturduktan sonra: Nöbetler kontrol altına alındığında kontroller 3–6 ayda bir yapılabilir.</p>
<p>İlaç değişikliği veya yeni şikâyetler olduğunda: Daha sık kontroller gerekebilir.</p>
<p>Çocuk ve genç hastalarda: Gelişim ve öğrenme süreci izlendiği için kontroller daha düzenli ve sık yapılır.</p>
<p>İlaç tedavisiyle nöbetlerin sıklığı ve şiddeti azalır</p>
<p>Epilepsi tedavisinde en temel yöntemin antiepileptik ilaçlar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Bu ilaçlar nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da çoğu hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltır. Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir. İlaçların aksatılması nöbetlerin yeniden başlamasına, şiddetlenmesine ve ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Epilepsi hastalarında ilaç kullanımı, tedavinin en kritik parçasıdır. İlaçların doğru şekilde alınması nöbetlerin kontrol altına alınmasını sağlar ve yaşam kalitesini yükseltir” diye konuştu.</p>
<p>İlaç kullanımında 6 önemli nokta!</p>
<p>İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli noktalara değinen Bilgin Topçuoğlu, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>1. Düzenli ve zamanında kullanım: İlaçlar doktorun belirttiği saatlerde alınmalıdır. Doz atlamak veya ilacı geç almak, nöbet riskini artırır.</p>
<p>2. İlacı kendi kendine bırakmamak: Antiepileptik ilaçlar ani şekilde kesilmemelidir. Doktor kontrolü olmadan ilaç bırakmak, nöbetlerin şiddetlenmesine ve “status epileptikus” gibi hayati risklere yol açabilir.</p>
<p>3. Yan etkileri takip etmek: Baş dönmesi, yorgunluk, kilo değişiklikleri gibi yan etkiler görülebilir. Şiddetli yan etkilerde mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>4. Düzenli doktor kontrolü: İlaçların kan düzeyleri ve organ fonksiyonları (karaciğer, böbrek) düzenli testlerle izlenmelidir. Doktor, gerektiğinde doz ayarlaması veya ilaç değişikliği yapar.</p>
<p>5. İlaç etkileşimlerine dikkat: Bazı ilaçlar (antibiyotikler, doğum kontrol hapları vb.) antiepileptik ilaçlarla etkileşebilir. Yeni bir ilaç başlanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.</p>
<p>6. Yaşam tarzı ile desteklemek: Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi ilaçların etkinliğini artırır. Alkol ve uyarıcı maddelerden uzak durulmalıdır.</p>
<p>İlaçların aksatılması ya da bırakılması önemli riskler oluşturabilir</p>
<p>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, doktor önerisi olmadan ilacın bırakılması ya da ilaç dozlarının düzensiz kullanımının olumsuz pek çok etkiye yol açabileceği uyarısında da bulunarak “Antiepileptik ilaçlar, beynin elektriksel aktivitesini dengelemeye çalışır; bu denge bozulduğunda nöbetler yeniden ortaya çıkabilir veya şiddetlenebilir. Olası etkiler arasında nöbetlerin tekrarı ve şiddetlenmesi, tedaviye direnç gelişmesi, yan etkilerin artması ve günlük yaşamı etkileyecek önemli riskler oluşabilir” uyarısında bulundu. </p>
<p>Oruç tutmak isteyen, mutlaka doktoruna danışmalı</p>
<p>Ramazan ayında oruç tutmak isteyen epilepsi hastalarının mutlaka doktorlarına danışması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Açlık ve susuzluk, kan şekeri düşüklüğü ve ilaçların kandaki seviyesinin değişmesi, nöbet riskini artırır ve uyku düzensizliği, nöbetleri tetikleyebileceği için oruç tutmak isteyen epilepsi hastalarının mutlaka nöroloji uzmanına danışmaları gerekir. Epilepsi hastaları için oruç tutmak kişisel sağlık durumuna bağlıdır. Uzun süredir nöbet geçirmeyen ve doktor onayı alan bazı hastalar oruç tutabilir ancak ilaçların düzenli kullanımı, uyku ve beslenme düzeni mutlaka korunmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188">Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe&#8217;nin Zeyna&#8217;sı artık ekibin bir parçası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepenin-zeynasi-artik-ekibin-bir-parcasi-597803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[ekibin]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sı]]></category>
		<category><![CDATA[zeyna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe’ye eğitilmesi için getirilen ve isimi Maltepeliler tarafından belirlenen Zeyna, resmi olarak arama-kurtarma köpeği oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepenin-zeynasi-artik-ekibin-bir-parcasi-597803">Maltepe&#8217;nin Zeyna&#8217;sı artık ekibin bir parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe’ye eğitilmesi için getirilen ve isimi Maltepeliler tarafından belirlenen Zeyna, resmi olarak arama-kurtarma köpeği oldu. AFAD tarafından düzenlenen “Canlı Arama Köpeği Eğitim ve Görev Yeterlilik Sınavları”ndan başarıyla geçen Zeyna, Türkiye’deki afetlerde arama-kurtarma ekipleriyle birlikte görev yapacak.</p>
<p>Maltepe Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Belçika Çoban Köpeği Zeyna, uzun yıllar süren yoğun bir eğitim programına tabi tutuldu. Yaklaşık iki yıl süren uygulamalı çalışmalar, tatbikatlar ve profesyonel seviyede hazırlıkların ardından Zeyna, afet ve acil durumlarda sahada görev yapabilecek yeterliliğe ulaştı. Eğitmeni Emre Volkan Uzun ile birlikte girdiği sınavları başarıyla tamamlayan Zeyna, K-9 Köpekli Arama Timi unvanını almaya hak kazandı.</p>
<p>OLASI AFETLERDE HAYAT KURTARACAK</p>
<p>Afet İşleri Müdürlüğü yetkilileri, Maltepe Belediyesi’nin afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesini artırmak için eğitimli arama-kurtarma köpeklerini de ekiplerine dâhil ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Afetlere karşı dayanıklılığı güçlendirmek adına uzman personelimizin yanı sıra eğitimli arama-kurtarma köpeklerimizle de sahadaki etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz. Patili dostumuz Zeyna, enkaz altı canlı arama faaliyetlerinde aktif görev alarak olası afetlerde hayat kurtarma çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Toplumun güvenliği için özveriyle çalışmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepenin-zeynasi-artik-ekibin-bir-parcasi-597803">Maltepe&#8217;nin Zeyna&#8217;sı artık ekibin bir parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denizden tekne parçası şezlong ve araç lastiği çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/denizden-tekne-parcasi-sezlong-ve-arac-lastigi-cikti-577870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 19:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizden]]></category>
		<category><![CDATA[kıyı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyı Temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[lastiği]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[şezlong]]></category>
		<category><![CDATA[tekne]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde Uluslararası Kıyı Temizleme Günü kapsamında bir etkinlik düzenledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizden-tekne-parcasi-sezlong-ve-arac-lastigi-cikti-577870">Denizden tekne parçası şezlong ve araç lastiği çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde Uluslararası Kıyı Temizleme Günü kapsamında bir etkinlik düzenledi. Konyaaltı Sahili’nde yapılan kıyı temizliğinde demir parçaları, şezlong, araba lastiği, plastik şişeler ve daha birçok atık toplandı. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vekili Büşra Özdemir’de deniz gönüllüleri ve vatandaşlarla birlikte kıyı temizliğine destek verdi. <br />Antalya Büyükşehir Belediyesi ve TURMEPA işbirliği ile çevre bilincini artırmak ve deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Kıyı Temizleme Günü kapsamında Konyaaltı Varyant Ekdağ 1 No’lu Plajı önünde deniz ve kıyı temizliği etkinliği düzenlendi. Birçok ülkede binlerce gönüllünün katılımıyla eş zamanlı olarak başlayan etkinliklere Antalya’da da yoğun ilgi gösterildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir,  kamu kurum temsilcileri, su sporları kulüpleri, dalgıçlar, STK’lar, ve gönüllülerle birlikte kıyı temizliğine destek verdi. <br />SAHİLDE 7/24 GÖREVDEYİZ<br />Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak denizlerin ve kıyıların korunmasına büyük bir önem verdiklerini söyledi. Uluslararası Kıyı Temizleme Günü’ne bir farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Başkan Vekili Özdemir, “Dünyaca ünlü sahilimiz 7/24 yaşayan şehrimizle bütünleşmiş bir yer. Ağustos ayında ilk kez Konyaaltı Sahili’nde çevreye çöp atanlara caydırıcılık oluşması amacıyla bir ceza uygulaması başlattık. Amacımız ceza yazmak değil, vatandaşlarımızın duyarlı olmasını sağlamak. Sahillerimize, kıyılarımıza ve çevremize karşı duyarlı olmalıyız. Konyaaltı Sahili’nde üç vardiya ile 24 saat esasıyla tüm ekibimiz yoğun bir çalışma gerçekleştiriyor. Günlük yaklaşık 100 bin misafir ağırlıyoruz.  Amacımız Antalya’mızı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimize, halkımıza daha temiz bir Antalya için çalışmak” dedi. <br />DENİZDEN ÇIKAN ATIKLAR PES DEDİRTTİ<br />Daha sonra ise Başkan Vekili Büşra Özdemir, gönüllülerle birlikte farkındalık oluşturmak amacıyla kıyı temizliği yaptı. Eldivenleri takarak çöp poşetini eline alan Başkan Vekili Özdemir, kıyı temizliğine destek verdi.  Başkan Vekili Büşra Özdemir, etkinliğe katılan tüm paydaşlara destekleri için teşekkür etti. Bir tarafta gönüllüler kıyıları temizlerlerken, 30 dalgıç da Konyaaltı Sahili’nde bir dalış gerçekleştirerek, dip temizliği yaptı. Dalgıçların 40 dakika süren dalışında dipten çıkan atıklar dikkat çekti. Denizin dibinden demir parçaları, araç lastiği, şezlong, plastik şişeler ve birçok tekne parçası çıktı. Etkinliğin sonunda ise Büyükşehir Belediyesi çocuklara ve gençlere yönelik ebru atölyesi düzenlendi. Kıyıdan topladıkları taşlar ile ebru çalışması yapan çocuklar keyifli bir zaman geçirdi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/denizden-tekne-parcasi-sezlong-ve-arac-lastigi-cikti-577870">Denizden tekne parçası şezlong ve araç lastiği çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurubaklagiller çocuklar için sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurubaklagiller-cocuklar-icin-saglikli-ve-dengeli-beslenmenin-onemli-bir-parcasi-562443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 10:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmenin]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kurubaklagiller]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeklerin 7. ve 8. aydan itibaren bakla hariç tüm kurubaklagil türlerini tüketebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, baklanın favizm ve kansızlık riski nedeniyle 2 yaşından önce tüketilmemesini, 2 yaşından sonra ise çocuğun yaşına göre önerilen miktarlarda tüketilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurubaklagiller-cocuklar-icin-saglikli-ve-dengeli-beslenmenin-onemli-bir-parcasi-562443">Kurubaklagiller çocuklar için sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Bebeklerin 7. ve 8. aydan itibaren bakla hariç tüm kurubaklagil türlerini tüketebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, baklanın favizm ve kansızlık riski nedeniyle 2 yaşından önce tüketilmemesini, 2 yaşından sonra ise çocuğun yaşına göre önerilen miktarlarda tüketilmesi gerektiğini söyledi. Kurubaklagillerin koruyucu etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bu koruyucu etkiler; kurubaklagillerin yağ içermemesi, kan şekerinin yükselmesini yavaşlatıcı özelliği, prebiyotik olması, yüksek lif içermesi ve zengin fitokimyasal bileşenlere sahip olmasıdır. Düzenli kuru baklagil tüketiminin obezite, kardiyovasküler hastalıklar ve kolon kanseri gibi sağlık sorunlarının riskini düşürdüğü çalışmalarla ortaya konmuştur” dedi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, bebeklerde ve çocuklarda kurubaklagil tüketimi ve dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Kurubaklagiller yüksek koruyucu etkiye sahip</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuklarda kurubaklagil tüketiminin sağlıklı ve dengeli beslenme açısından önemli olduğunu ifade eden <span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, “</span>Bakla hariç tüm kurubaklagil türlerini bebeklerin 7. ve 8. aydan sonra yaşına göre önerilen miktarlarda tüketmesi gereklidir. Kurubaklagiller, aynı zamanda beslenme ile ilişkilendirilen birçok kronik hastalığın önlenmesinde koruyucu rol oynamaktadır. Bu koruyucu etkiler; kurubaklagillerin yağ içermemesi, kan şekerinin yükselmesini yavaşlatıcı özelliği, prebiyotik olması, yüksek lif içermesi ve zengin fitokimyasal bileşenlere sahip olmasıdır. Düzenli kurubaklagil tüketiminin obezite, kardiyovasküler hastalıklar ve kolon kanseri gibi sağlık sorunlarının riskini düşürdüğü çalışmalarla ortaya konmuştur. Aynı zamanda prebiyotik özellikleri ile bağırsaklardaki probiyotiklerin varlığını ve çoğalmasını teşvik ederek, sindirim sistemi sağlığının korunmasına katkı sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Bebeklerde kurubaklagil tüketimine ne zaman geçilmelidir?</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Bebeğin gelişimine ve anne sütü alma durumuna göre </span></span></span></span><span><span><span>kurubaklagillere </span></span></span><span><span><span><span>geçiş süresinin belirlenebileceğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “</span></span></span></span><span><span><span>Türkiye Beslenme Rehberi’nin önerisi ‘Kırmızı-yeşil mercimek, nohut, fasulye gibi kurubaklagiller, 7. ve 8. aylarda sebze pürelerine, çorbalara ezilerek eklenir, daha sonra tek başına verilebilir’ şeklindedir. Anne sütü almayan bebeklerde 7. aydan sonra kurubaklagillerin tüketimi önerilirken, anne sütü alan bebekler için 8. ayda tüketilmeye başlanması önerilmektedir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlk kurubaklagil denemesine kırmızı mercimekle başlanabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye Beslenme Rehberi’nde 2-3 yaş için haftada 1 çocuk porsiyonu, 4-6 yaş için haftada 1-2 çocuk porsiyonu; 7-10 yaş için haftada 3 yetişkin porsiyonu; 11-18 yaş için haftada 3 yetişkin porsiyonu tüketiminin önerildiğini kaydeden </span></span></span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Daha küçük çocuklar için haftalık veya günlük tüketim önerisi bulunmamaktadır. Bir porsiyon kurubaklagil 4-5 yemek kaşığı (≈130 g) haşlanmış nohut, kuru fasulye, barbunya, mercimek ve börülceye eşdeğerdir. Çocuklar için yetişkinlik döneminde verilebilen porsiyon miktarının yarısı ile kuru baklagil denemesine 7. ve 8. aylarda mercimek ile başlanabilir. Nohut ve kuru fasulye gibi gaz yapıcı özelliği daha yüksek olan kuru baklagillerin mercimekten sonraki süreçlerde doğru pişirme yöntemleri ile ve kabukları soyularak (gaz yapıcı özelliği kabuklarındadır) tüketilmesi sağlanmalıdır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kuru fasulye, pilav ve ayran üçlüsü…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kurubaklagillerde triptofan, kükürtlü amino asitler ve tirozin gibi bazı elzem aminoasitlerin  sınırlı miktarda bulunduğunu ifade eden </span></span></span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, “</span></span></span></span><span><span><span>Bu eksik aminoasitler tahıllar ile tamamlanabilir. Süt ürünlerinin de tahıl ve kuru baklagillerle birlikte tüketilmesi öğünün protein kalitesinin yükseltilmesini sağlar. Kültürümüzde yer alan kuru fasulye pilav ve ayran üçlüsü buna en güzel örnektir. Ezogelin çorbaya katılan mercimek, pirinç ve bulgur protein kalitesi artmış besleyici bir çorbadır. Çocukların sevebileceği şekillerde çorbalarla (sütlü mercimek çorbası, erişteli yeşil mercimek çorbası), tatlılarla (kuru fasulye tatlısı ve keki ile aşure), leblebi, salata (nohut, yeşil mercimek ve börülce salatası, humus), köfte şeklinde (yeşil mercimek köftesi “</span></span></span><i><span><span><span>falafel”</span></span></span></i><span><span><span> ve kırmızı mercimek köftesi) tüketimi kolaylaştırılabilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, k</span></span></span></span><span><span><span>uru baklagillerdeki demirin vücutta kullanılabilirlik oranının düşük olduğunu belirterek “C vitamini ile kuru baklagillerin birlikte tüketilmesi, demirin emilimini arttırır. Sebzeli kuru baklagil yemeklerinin tüketilmesi de demir emilimini arttırır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bakla 2 yaşından önce tüketilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Baklanın 2 yaşından küçük bebekler için kesinlikle kaçınılması gereken besinler arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bakla, &#8216;favizm&#8217; adı verilen bir hastalığın tetikleyicisi olabilir. Favizm, glukoz 6 fosfat dehidrogenaz (G6PD) adlı enzimin eksikliği nedeniyle ortaya çıkmaktadır. G6PD eksikliği, özellikle 2 yaş altı bebeklerde yaygın olarak görülür ve bakla tüketimi, kırmızı kan hücrelerinin aniden parçalanmasına yol açarak ciddi kansızlık nedeni olabilir. Favizm durumunda hayatı tehdit edebilecek bir anemiyle karşılaşılmaktadır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Soya fasulyesine dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, s</span></span></span></span><span><span><span>oya fasulyesinin ve soya ürünlerinin (soya kıyması ve eti, soya sütü, tofu vb.) içeriğindeki östrojen ön maddeleri sebebiyle çocukluk çağında tüketiminin sınırlandırılması ve aşırıya kaçılmaması gereken bir besin olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurubaklagiller-cocuklar-icin-saglikli-ve-dengeli-beslenmenin-onemli-bir-parcasi-562443">Kurubaklagiller çocuklar için sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Son nefesimi verene kadar bu mücadelenin bir parçası olacağım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-son-nefesimi-verene-kadar-bu-mucadelenin-bir-parcasi-olacagim-545433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 08:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelenin]]></category>
		<category><![CDATA[nefesimi]]></category>
		<category><![CDATA[olacağım]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[verene]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545433</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilirlik sponsoru olduğu, gençlerin sosyal fayda odaklı ve sürdürülebilirlik temelli projelerini desteklemeye yönelik bir proje olan İnci Vakfı Üçüncü Hasat Hibe Programı’nın finalinde konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-son-nefesimi-verene-kadar-bu-mucadelenin-bir-parcasi-olacagim-545433">Tugay: Son nefesimi verene kadar bu mücadelenin bir parçası olacağım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilirlik sponsoru olduğu, gençlerin sosyal fayda odaklı ve sürdürülebilirlik temelli projelerini desteklemeye yönelik bir proje olan İnci Vakfı Üçüncü Hasat Hibe Programı’nın finalinde konuştu. Tugay, “Elimizdeki kaynakların sınırlı olduğunu algılayamamakla hata yaptık. Gelişme, kalkınma, büyüme derken sınırları aştık. Duyarsız olmaya kimsenin hakkı yok. Umut sizde. Bu umudu büyütmek, yaymak için bugüne kadar ne yaptıysanız onun on katı, yüz katı kadar çaba göstermelisiniz. Ben de son nefesimi verdiğim ana kadar bu mücadelenin bir parçası olacağım” diye konuştu. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İnci Vakfı tarafından üçüncü kez düzenlenen Hasat Hibe Programı’nın finaline katıldı. Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde gerçekleşen buluşmada 2025 finalistleri proje sunumlarını yaptı. Cevdet İnci Eğitim Vakfı’nın yürüttüğü, gençlerin sosyal fayda odaklı ve sürdürülebilirlik temelli projelerini desteklemeye yönelik bir proje olan Hasat Hibe Programı’na İzmir Büyükşehir Belediyesi de sürdürülebilirlik alanında katkı sundu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı bünyesinde Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü olarak görev yapan Enver Emre Uysal, İnci Vakfı Güç Kaynağı Yönetim Kurulu Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez, İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Neşe Gök ve finalistlerin yer aldığı programda destek kazanan projeler de açıklandı.</p>
<p><strong>“İzmir’e kötü demek için kötü bir insan olmak lazım”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, içinde yaşadığımız şehrin, zamanın güncel sorunlarına baktığınız zaman kendimizi iyi hissetmediğimizi belirterek “Bunun nedeni İzmir’in kötü bir şehir olması değil. İzmir çok güzel bir şehir. İzmir dünyada eşi benzeri olmayan bir şehir. İnanılmaz bir doğal yapısı, muhteşem bir körfezi var. Eşi benzeri az bulunur Kuş Cenneti burada. Havzalarında inanılmaz tarım toprakları, doğal kaynaklar var. Adeta bu şehir insanlara ‘Gelin buraya yerleşin, bu güzelliklerin keyfini çıkarın, tarım yapın, hayvancılık yapın, deniz kenarında oturun, şarkılar besteleyin’ demiş. İnsan, güzelliğe aşık, iyilik arayışında olan bir varlık. Bu güzellikleri görmezden gelemediği için gelmiş buraya yerleşmiş. Burası, Homeros’un da yaşadığı topraklar, tıbbın da doğduğu topraklar olmuş. Ama bu şehir en güzel yaşam şeklini ticaret yapmakta, liman kurmakta bulmuş. İzmir bu şekilde muhteşem çoklu bir kültüre de ev sahipliği yapmış. Bunların izlerinin üzerinde yaşıyoruz, bu izlerle komşuyuz. Bunlar sadece arkeolojik miraslar değil. İzmir’e kötü demek için kötü bir insan olmak lazım. Böyle bir şehre kötü denmez” dedi. </p>
<p><strong>“Gelişme, kalkınma, büyüme derken sınırları aştık”</strong></p>
<p>İnsanlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara değinen Başkan Tugay, “Hiçbir zaman görmediğimiz kadar sıcaklık rekorları görüyoruz, kuraklığı yaşıyoruz. Çevremizdeki ekosistemin değiştiğini net olarak görüyoruz. Biz nerede hata yaptık? Bu önemli bir soru. Gelecekte ne olacak? Biz yaşarken ne göreceğiz? Bizim çocuklarımız ve torunlarımız ne görecek? Bu sorular akla geliyor. Biz elimizdeki kaynakların sınırlı olduğunu algılayamamakla hata yaptık. Gelişme, kalkınma, büyüme derken sınırları aştık. Cahil olmaya ve duyarsız olmaya kimsenin hakkı yok. Ne yaşadığımızı ve ne yaşayacağımızı doğru görmemiz, bilimle, akılla, mantıkla yol almamız gerekiyor. Bunların zorunluluğu içindeyiz. İnsan, özel bir varlık. Bu durum insanlığa yakışmıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Umut her birinizde”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, kapıdan kapıya atık toplama projesini İzmir’de hayata geçirdiklerini de belirterek  “8 mahallede evlerde ayrıştırarak çöpleri toplamaya başladık. 2 senelik bir hedef koyduk. İzmir’in tamamında çöpleri evlerden ayrıştırarak toplamaya başlayacağız. Bunu zorunlu hale getireceğiz. Artık geri dönüşüm atığını kimse normal çöpe atamayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok duyarlı ve çalışkan. Sorunları çözmek lazım. Mazeretler önümüzdeki yıllarda yaşayacağımız gıda krizini, açlığı açıklamaya yetmeyecek. Bu mazeretleri kimse dinlemeyecek. Umut sizde. Umut her birinizde. Ama bunu israf etmemelisiniz. Bu umudu büyütmek, yaymak için bugüne kadar ne yaptıysanız onun on, yüz katı kadar çaba göstermelisiniz. Durmamalısınız. Dünyayı sizler gibi insanlar kurtaracak. Bu duyarlılığa sahip insanlar daha cesur, girişken, daha aktif olmazlarsa sorunlar çözülmeyecek. Ben son nefesimi verdiğim ana kadar bu mücadelenin bir yerinde, bir parçası olacağım” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Ev sahipliği yapmaktan mutluyuz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin etkinliğe ev sahipliği yapmasından dolayı mutluluk duyduğunu aktaran Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Enver Emre Uysal, Sürdürülebilir Bir İzmir Çağrısı’nın önemine dikkat çekti. Şube Müdürü Enver Emre Uysal, Başkan Tugay’ın öncülüğünde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmalardan örnekler verirken, “Bugün burada bir çalışma yaparken ayak izlerimize çok dikkat ettik. Bu farkındalığı biraz göstermek istiyoruz. Bu durumun tüm hayatımıza etki edeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İnci Vakfı Güç Kaynağı Yönetim Kurulu Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez de, “Bugün burada geleceğe dair kolektif bir umut için buluştuk. Umut da tıpkı bir tohum gibidir, emekle, sabırla buluştuğunda filizlenir. Hasat hibe programı da bu. Yalnızca bir hibe desteği değil. Bir yaklaşımın ifadesi. Sürdürülebilir bir dünya olmadan diğer tüm miraslar anlamını yitiriyor. Gelin geleceği birlikte tasarlayalım. Gelecek hasadı hepimize ilham ve cesaret getirsin” diye konuştu.</p>
<p>Kurumsal faaliyetlerinden örnekler veren İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Neşe Gök ise, “Çevreye, topluma, tüm paydaşlarımıza ortak fayda yaratmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Biz inanıyoruz ki gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak sadece iyi bir hedef değil kuşaklar arası bir görevdir” dedi.</p>
<p>Başkan Tugay, Sürdürülebilir1İzmir Ödülü ile Sürdürülebilir1İzmir Jüri Ödülü’nü proje ekiplerine takdim etti.</p>
<p><strong>Hasat Hibe Programı</strong></p>
<p>Hasat Zamanı 2025 etkinliği, Cevdet İnci Eğitim Vakfı ev sahipliğinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilirlik sponsorluğuyla yürütülen Hasat Hibe Programı kapsamında desteklenen projelerin kamuoyuna tanıtıldığı ve ödüllerin takdim edildiği bir paylaşım ve görünürlük buluşmasıdır.</p>
<p>Bu yılki özel çağrı olan Sürdürülebilir1İzmir, BM’nin 11. Sürdürülebilir Kalkınma Amacı olan “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar” odağında kurgulandı. Etkinlik, genç akademisyenlerin ve araştırmacıların kente dair sürdürülebilirlik perspektifiyle geliştirdiği fikirleri kamuoyuyla buluşturuyor, yerel yönetimle bilgi toplumu arasında köprü kuruyor.</p>
<p>Etkinlik, aynı zamanda disiplinler arası yaklaşımla geliştirilen projeler üzerinden İzmir’in doğa dostu, krizlere dayanıklı, adil ve kapsayıcı bir şehir olma vizyonuna katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu etkinlikte yer alarak gençlerin bilgi ve yaratıcılığını İzmir’in sürdürülebilirlik hedefleriyle buluşturmayı hedefledi. Sadece finansal destek sunmak değil, aynı zamanda bilimsel fikirlerin politikayla, stratejik yönetişimle ve yerel halkın ihtiyaçlarıyla buluşmasını sağlamayı önemsedi. Hasat Hibe Programı Sürdürülebilir1İzmir Özel Çağrısı, aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın vizyonunda şekillenen sürdürülebilirlik temelli dönüşümün kamusal bir parçası.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-son-nefesimi-verene-kadar-bu-mucadelenin-bir-parcasi-olacagim-545433">Tugay: Son nefesimi verene kadar bu mücadelenin bir parçası olacağım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahmut Görgen&#8217;in &#8220;Love&#8221; Parçası müzik Listelerinde Zirveye Tırmanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mahmut-gorgenin-love-parcasi-muzik-listelerinde-zirveye-tirmaniyor-461645</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 23:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[görgenin]]></category>
		<category><![CDATA[listelerinde]]></category>
		<category><![CDATA[love]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[tırmanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zirveye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461645</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ünlü aranjör ve DJ Mahmut Görgen, Deep House tarzındaki son single'ı "Love" ile yaz sezonuna enerjik bir giriş yapıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mahmut-gorgenin-love-parcasi-muzik-listelerinde-zirveye-tirmaniyor-461645">Mahmut Görgen&#8217;in &#8220;Love&#8221; Parçası müzik Listelerinde Zirveye Tırmanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü aranjör ve DJ Mahmut Görgen, Deep House tarzındaki son single&#8217;ı &#8220;Love&#8221; ile yaz sezonuna enerjik bir giriş yapıyor. Şarkının video klibi, Fethiye&#8217;de Fatih Doğukan Yılmaz yönetmenliğinde çekildi ve WM Music etiketiyle yayınlandı. Aynı zamanda WM Music YouTube kanalında da izleyicilerle buluştu.</p>
<p>&#8220;Love&#8221;, çıktığı anda Apple Music&#8217;te büyük bir başarı elde ederek iki prestijli listeye girmeyi başardı: &#8220;New Music Daily (Günün Yenileri)&#8221; ve &#8220;New In Dance (Yepyeni: Dans)&#8221;. Ayrıca, şarkının video klibinden bir bölüm Times Square meydanında yayınlanarak geniş bir kitleye ulaştı. Aynı zamanda Itunes üzerinde en çok satın alınan şarkılar arasında ise 4. sırada yer alıyor.</p>
<p>&#8220;I can see the stars, shining in your eyes&#8230;&#8221; sözleriyle başlayan &#8220;Love&#8221;, duygusal bir hikayeyi müzikal bir yolculuğa dönüştürüyor. Şarkının eşsiz melodileri ve etkileyici ritmi, dinleyicileri dans etmeye ve duygusal bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor. Mahmut Görgen&#8217;in özgün tarzıyla buluşturduğu bu şarkı, dinleyicilere unutulmaz bir deneyim sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Mahmut Görgen, &#8220;Love&#8221; hakkında konuşurken şunları söyledi: &#8220;Bu şarkı, aşkın gücünü ve etkisini kutluyor. Gökyüzündeki yıldızları görmek, senin gözlerinde parladıklarını hissetmek&#8230; Bu şarkı, birbirimize ışık olmanın ve yeniden başlamanın güzelliğini anlatıyor.&#8221;</p>
<p>Mahmut Görgen&#8217;in &#8220;Love&#8221; adlı şarkısı, dinleyicileri dans pistlerine ve yazın coşkusuna davet ediyor. WM Music etiketiyle yayınlanan şarkının video klibi ise sanatçının müziğine görsel bir anlatı katıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mahmut-gorgenin-love-parcasi-muzik-listelerinde-zirveye-tirmaniyor-461645">Mahmut Görgen&#8217;in &#8220;Love&#8221; Parçası müzik Listelerinde Zirveye Tırmanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 10:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliğin]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunması]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[planın]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendirin]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461407</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü'nde, biyolojik çeşitliliğin korunması için herkesi harekete geçmeye çağırarak sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407">TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Her geçen gün, gezegenimizi yaşanabilir kılan doğal varlıklar tükeniyor. Yaşanan biyolojik çeşitlilik kaybı, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri. Artık değişim zamanı, elimizi taşın altına koymak zorundayız.&#8221; diyerek biyolojik çeşitliliğin korunması için atılması gereken adımlara dikkat çekti</span></strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) tarafından her sene 22 Mayıs’ta kutlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yılki teması &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; olarak belirlendi.</p>
<p>Ekosistemlerin temel bileşeni olan biyolojik çeşitlililiği korumanın; havayı, suyu ve gıdayı yani kısacası tüm yaşamı korumak olduğunu belirten TEMA Vakfı, her bir bireyin yapacağı küçük katkıların bir araya geldiğinde büyük sonuçlar doğuracağını ve hep birlikte harekete geçme zamanının geldiğini vurguladı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Dünya’da tüm yaşamın birbirine bağlı olduğunu söyleyerek &#8220;İnsan faaliyetleri sonucunda 1970’den günümüze kadar biyolojik çeşitlilikteki azalma %68 oranına ulaşmıştır. Ancak bu endişe verici tabloyu tersine çevirmek mümkün. Daha az tüketerek, israftan kaçınarak, tamir ederek, dönüştürerek, paylaşarak, atıkları azaltarak, doğayı kirleten kimyasal kullanımından kaçınarak, iklimi koruyarak, doğadaki ayak izimizi azaltarak, doğal alanların korunması konusunda birlik olarak ve en önemlisi toplumsal duyarlılığımızı artırarak bunu başarabiliriz. Yapacaklarımız sadece bugünü değil,  geleceğimizi de korumak demektir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Dünya’da 1 milyon türün nesli tehlike altında </strong></p>
<p><span>Biyolojik çeşitlilik kaybının ana nedenlerinin iklim değişikliği, çevre kirliliği, istilacı türler, orman ve çayır-mera arazilerinin zarar görmesi ile bu arazilerden aşırı yararlanma olduğunu belirten Ataç, &#8220;Bugün, buzul alanlar hariç karaların %75&#8217;i insan faaliyetlerinin etkisi altında. Yapılan araştırmalara göre, karalarda biyolojik çeşitlilik kaybının %70’i ise tarım faaliyetlerinden kaynaklanıyor ve tarım faaliyetlerinin, nesli tehlike altında olan 24.000 türün tükenmesinden sorumlu olduğu ifade ediliyor. Buna karşılık, üretilen gıdanın %33’ü ise ne yazık ki israf oluyor. Denizlerde ve okyanuslarda da yaşamın neredeyse tamamının yok olduğu 245.000 km2 alan bulunuyor. Bunun yanında denizlerin %66’sı kirlilik ve balıkçılıktan etkilenmiş durumda. Ülkemizde son yıllarda deniz salyası (müsilaj) kirliliği yaşanan Marmara Denizi bu durumun örneklerinden birini oluşturuyor.&#8221; şeklinde konuştu. </span></p>
<p><span>Dünyamızdaki 1 milyon türün neslinin tehlike altında olduğunu vurgulayan Deniz Ataç, &#8220;İnsanlığın refahı, ekosistemlerin sunduğu hizmetlere bağlıdır. Bugün, küresel ekonominin %50’si doğal varlıklardan elde ediliyor. Bu nedenle tüm canlıların yaşamı için tehdit oluşturan bu sorunun çözümü adına acil olarak harekete geçilmesi gerekiyor. Aksi halde <em>Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’</em>ndaki ilgili başlıklarda yer alan 44 hedefin 35’inin gerçekleşmesi mümkün olmayacak.&#8221; dedi.</span></p>
<p><strong><span>&#8220;Biyolojik çeşitliliği korumak evrensel bir sorumluluktur&#8221;</span></strong></p>
<p><span>Türkiye’nin kıtalar arasında bir köprü olmasının yanı sıra üç tarafının denizlerle çevrili olması, topoğrafyası ve iklim çeşitliliği ile önemli bölgelerden biri olduğunu belirten Deniz Ataç, “Türkiye dünyada üç farklı bitki coğrafyasına sahip ender ülkelerden biri. Ülkemizdeki bitki türlerinin %32’si, yani yaklaşık 3.700 tür dünyada sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunun yanında Dünya genelinde karasal ekosistemlerde korunan alan oranı %17 iken bu oran Türkiye&#8217;de %14. Dünya’da 2030 yılına kadar bu oranın %30’a çıkarılması hedefleniyor. Sahip olduğumuz zenginliği korumak için korunan alanların artırılması gerekiyor. Örneğin, biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu birçok önemli doğa alanı henüz koruma altına alınmadı.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span>Doğamızın ve sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunun altını çizen Ataç, &#8220;Biyolojik çeşitlilik kaybı, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri. Artık değişim zamanı, elimizi taşın altına koymak zorundayız. Bu senenin teması olan ‘Planın Parçası Olun’ çağrısı da tüm insanların biyolojik çeşitliliği korumak için adım atması gerektiğini vurguluyor. Sivil toplum, kamu ve özel sektör iş birliğiyle beraber herkesin biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki kararlılığını gösterecek adımlar atması lazım. Nitekim 2022 yılında gerçekleşen Kunning-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi’nde de bunun altı çizilmişti.&#8221; ifadelerinde bulundu.</span></p>
<p><span>Biyolojik çeşitlilik zenginliğinin, gelecek nesillerin yaşam kalitesini ve gezegenimizin sürdürülebilirliğini sağlamak için hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Ataç, &#8220;Unutmamalıyız ki, Kurucu Onursal Başkanımız Yaprak Dedemiz merhum A. Nihat Gökyiğit’in her zaman belirttiği gibi, ‘Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan biyolojik zenginliktir.’ Biz de TEMA Vakfı olarak</span> <span>A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğinin korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve herkesi biyolojik çeşitliliği korumak için sorumluluk almaya çağırıyoruz.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-biyolojik-cesitliligin-korunmasi-icin-planin-parcasi-olun-ve-gelecegi-sekillendirin-461407">TEMA Vakfı: Biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;Planın Parçası Olun&#8221; ve geleceği şekillendirin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: &#8220;İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle bu sürecin parçası olacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-izmir-kentsel-gida-stratejisi-belgesiyle-bu-surecin-parcasi-olacagiz-453886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 17:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belgesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453886</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tarım Ekonomisi Derneği ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen “Neoliberalizmin Krizinde Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı panele katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-izmir-kentsel-gida-stratejisi-belgesiyle-bu-surecin-parcasi-olacagiz-453886">Tugay: &#8220;İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle bu sürecin parçası olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Tarım Ekonomisi Derneği ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen “Neoliberalizmin Krizinde Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı panele katıldı. </span></p>
<p><span>Gıda krizinin yaşanacağını ve tedbir alınması gerektiğini söyleyen Başkan Tugay, “Gıda kriziyle baş edebilmek için doğru tarım politikalarının olması lazım. Biz hem yakında hazırlayacağımız İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle, hem de bugüne kadar tarımsal üretimi desteklemiş olan İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin çabalarını daha da artırarak bu sürecin bir parçası olacağız” dedi.</span></p>
<p><span>Tarım Ekonomisi Derneği ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Mustafa Necati Kültür Merkezi&#8217;nde “Neoliberalizmin Krizinde Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” konulu bir panel düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karabağlar Belediye Başkanı Helil İnay Kınay&#8217;ın da katıldığı panelin ilk oturumunda Adnan Menderes Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu&#8217;nun moderatörlüğünde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili, İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Tarım Ekonomisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Çukurova Üniversitesi&#8217;nden Dr. Burhan Özalp konuşmacı olarak yer aldı. </span></p>
<p><span><strong>Tugay: “Gıda krizinin yaşanacağı yıllar olacak”</strong><br />Panelin başlangıcında katılımcılara seslenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Önümüzdeki yıllar çok açık ki gıda krizinin yaşanacağı yıllar olacak. Gıda kriziyle baş edebilmek için doğru tarım politikalarının olması lazım. Ana sorumluluk kamu yönetiminde. Yerel yönetimler kentsel gıda stratejilerini belirlemek, planları yapmak zorundalar. Aynı zamanda üreticiyi doğru noktalarda desteklerken, tüketiciyi de iklim dostu beslenme alışkanlığı, sağlıklı ve güvenli beslenme açısından bilinçlendirmeliler. Herkes yediği içtiği şeylerin nerede, hangi şartlarda üretildiğini hem bilmek hem doğru tercihlerde bulunmak durumunda” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span><strong>“İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi hazırlanacak”</strong><br />İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi hazırlayacaklarını ifade eden Başkan Tugay, “Bilinçli bir toplum, ne yapacağı konusunda net karar vermiş kamu yönetimi ve kamu yönetiminin çabalarına katkıda bulunmaya hazır demokratik kitle örgütü yapısına ihtiyacımız var. Bu çerçevede bu etkinliklerin her birisi değerli. Önümüzdeki 5 yıl hem yakında hazırlayacağımız İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle, hem bugüne kadar tarımsal üretimi desteklemiş olan İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin bundan sonraki çabalarını daha da artırarak bu sürecin bir parçası olacağım. Bana ihtiyacınız olan her konuda elimden geleni yapmaya hazırım” dedi. </span></p>
<p><span><strong>Günaydın&#8217;dan ortak tarım politikası vurgusu</strong><br />Panelin moderatörlüğünü Adnan Menderes Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu yaptı. Konuşmacı olarak katılan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’nin ardından CHP&#8217;nin kazandığı başarıyı vurgulayarak “Bir başka iklimdeyiz artık. 2019&#8217;dan bu yana büyükşehirlerimiz önemli oranda bizlerle beraber. 2024&#8217;te artık bir başka belediyecilikle karşı karşıyayız. Nüfusun yüzde 65&#8217;i CHP&#8217;li belediyelerin yönettiği yerleşim merkezlerinde yaşıyor ve buralarda gayrisafi milli hasılanın neredeyse yüzde 80&#8217;i üretiliyor. O halde biz burada bir örnek tarım modelinin nasıl kurgulanacağını inşa etmek zorundayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi Aziz Kocaoğlu zamanından başlayarak tarım politikalarında doğru işler yaptı. Yeni eklenen belediyelerimiz de bunları sürdürmeye gayret etti. Tüm büyükşehirlerimiz ortak bir tarım politikasının izleyicisi olmak zorundadır. Herkesin tarımı yeniden keşfetmesi gibi bir durum olamaz. Uygulamalarımızı birleştirmek zorundayız. Doğru örnekleri çoğaltmak zorundayız” dedi. </span></p>
<p><span><strong>Özkaya: “Ciddi bir dönüşüme ihtiyaç var”</strong><br />Tarım Ekonomisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya da “Türkiye&#8217;de Tarım Politikalarını Yeniden Düşünmek” başlıklı bir sunum yaptı.  Özkaya, “Bir politika değişikliğine ihtiyaç var. Çok ciddi bir dönüşüme ihtiyaç var. Bugüne kadar yaptığımız şeylerden çok farklı şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Tarım politikamız neoliberal bir politikadır. Agroekolojik tarım tekniklerini geliştirmemiz gerekiyor. Çiftçinin ezilmesini önleyebilmemiz için endüstriyel girdilerden vazgeçmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.   </span></p>
<p><span><strong>Suiçmez: “Tarım politikasını doğru bulmuyoruz”</strong><br />TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Türkiye&#8217;de tarım politikası var. Destekleri azaltan, dışa bağımlılığı artıran, Cumhuriyet’in kazanımlarını özelleştiren, dolayısıyla büyük şirketlerle, dışarıya bağımlı lobilerle çalışan, üretilen değerden küçük üreticilerin zarar ettiği, alandan çekildiği, tüketicilerin yeterli gıdaya ulaşamadığı ama birilerinin kar ettiği, 1980&#8217;lerde başlayan, 2002&#8217;den sonra da kesintisiz uygulanan bir politika var. Biz bunu doğru bulmuyoruz” dedi. Çukurova Üniversitesi&#8217;nden Dr. Burhan Özalp, “Tarımda Devlet: Türkiye Tarımı” konulu bir sunum yaptı. Özalp, “Ben şuna inanıyorum; Türkiye&#8217;yi dünyanın süper gücü yapacak kadrolar Türkiye&#8217;de var, sadece iktidarda değiller. İktidara gelmek dileğiyle” dedi. </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-izmir-kentsel-gida-stratejisi-belgesiyle-bu-surecin-parcasi-olacagiz-453886">Tugay: &#8220;İzmir Kentsel Gıda Stratejisi Belgesi&#8217;yle bu sürecin parçası olacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 11:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[göçler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[mahallerinde]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumunun]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426374</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı:</strong></p>
<p><strong>Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu. Diğer taraftan araştırma, göçmenlerin toplumsal katılımının niteliğini ve seviyesini olumsuz yönde etkileyen en önemli olgunun ise ‘ayrımcılık’ olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasında göçmenlerin istihdama yoğun olarak katıldıklarını ancak çoğunlukla kayıtdışı çalıştıklarını da ortaya koyuyor. </strong></p>
<p><strong>Araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, eğer yasal olarak ikamet ediyorlarsa sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Araştırma, benzer sosyo-ekonomik yapıdaki yerli ve göçmenlerin bir arada yaşadığı mahallelerde yapıldı. Araştırma; göçmenlerle benzer sosyoekonomik özellikleri paylaşan yerlilerin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</strong></p>
<p><em><strong>Araştırma; Türkiye&#8217;nin dünyada en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğu ve toplamda muhtemelen altı milyona yakın mülteci ve göçmenin yaşadığı bilgisi ile başlıyor.</strong></em></p>
<p>Türkiye’de yaşayan göçmen ve mültecilerin toplumsal katılımının detaylı fotoğrafını çeken “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı. Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk araştırma olarak toplumsal katılıma ilişkin dikkat çeken bulgulara dikkat çekiliyor.</p>
<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico ile araştırma ekibini oluşturan Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın katılımıyla 29 Kasım 2023 Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında açıklanan araştırma; mülteci ve göçmen topluluklarının içinde bulundukları tüm olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p>Nicel ve nitel saha verisinden oluşan araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, yasal olarak ikamet ediyorlarsa, hukuki statülerinin türüne bağlı olarak sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Yerli katılımcılarda Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğinin göçmenlere göre daha düşük olduğunu ortaya koyan araştırma; toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler olmadıklarını, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Araştırma, göçmenler, mülteciler ve Türkiyelilerin çalışma ve gündelik yaşama katılımlarına dair kapsamlı veriler sunuyor.</p>
<p><strong>Araştırma nicel ve nitelden oluşan karma yöntemle gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Türkiye’de göçmenlerin sosyal uyumu, entegrasyonu veya toplumsal katılımı hakkında bütüncül bir veri oluşturma amacıyla gerçekleştirilen ve tam adıyla “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın akademik liderliğinde nicel ve nitelden oluşan karma araştırma yöntemi kullanılarak yapıldı. Araştırma, 2010 yılı sonrasında Türkiye’ye gelen Suriyeli ve diğer göçmenler odağında yürütüldü. Ayrıca toplumsal katılım hem göçmen ve mültecileri hem de ev sahibi toplumu içerdiği için verilerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını da kapsaması durumunda sağlıklı bir şekilde oluşacağı anlayışıyla araştırmaya göçmenlerin yaşadıkları mahallelerdeki Türkiyeliler de dâhil edildi. Nicel araştırma, Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı 16 il ile Van’da, 18-49 yaş arasında kadın ve erkek Türkiyeli, Suriyeli ve diğer göçmenlerden oluşan toplam 3.866 haneden birer kişiyle yüz yüze yapılan görüşmelerle gerçekleştirildi. Nicel ve nitel araştırmanın saha çalışmaları 2022 yılı Haziran-Ekim döneminde gerçekleştirildi. Nicel araştırmaya katılan Türkiyeli katılımcılar, Türkiye nüfusunu temsilden ziyade göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerdeki örneklemle oluşturuldu. Nitel araştırma ise nicel araştırma içerisinde de yer alan İzmir, Gaziantep, Konya, Mardin ve İstanbul’dan oluşan 5 ilde gerçekleştirildi. Bu illerde, sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışanları, yerel yöneticiler, muhtarlar, sağlık çalışanları, öğretmenler, sendikalar ile işveren ve meslek örgütlerinin temsilcileri gibi yetkililerle toplam 72 mülakat yapıldı.</p>
<p><strong>Dünyada en yüksek sayıda mülteci Türkiye’de yaşıyor</strong></p>
<p>Araştırmada, Türkiye’nin dünyada en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda olduğu vurgulanıyor. Araştırmada derlenen verilere göre, 3,3 milyondan fazla geçici koruma statüsünde Suriyeli, başka ülkelerden 300 binden fazla mülteci ve sığınmacının yanı sıra 1,3 milyondan fazla ikamet izinli yabancı ve birkaç yüz bin kişi oldukları tahmin edilen düzensiz göçmenler Türkiye’de yaşıyor. Vatandaşlık almış 230 binden fazla Suriyeli de dâhil edildiğinde Türkiye’de 5.5-6 milyon civarında göçmen ve mülteci bulunuyor. 85 milyon civarındaki Türkiye nüfusunun tahminen yüzde 6,5-7’sini göçmenler ve mülteciler oluşturuyor. Bu veriler de Türkiye’nin bir göç ülkesi, özellikle de bir zorunlu göç ülkesi olduğunu net bir şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>10 Suriyeli göçmenden sadece 3’ü lise veya yüksekokul mezunu</strong></p>
<p>Nicel araştırmada katılımcılara; işgücüne katılımları ve ekonomik durumları, eğitimleri, sosyal hayata katılımları, temel ihtiyaçlara erişimleri ve gündelik hayatta bağımsız olarak hareket edebilme imkânlarına ilişkin durumlarını ortaya koyacak sorular soruldu. Ankete katılan 3.866 kişinin yüzde 49,6’sı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak doğmuş, yüzde 36,9’u Suriye vatandaşı, yüzde 13,1’i son 13 yıl içinde diğer ülkelerden gelen göçmenler ve yüzde 0,4’ü ise sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı edinenlerden oluşuyor. Araştırma, aynı mahallede yaşayan göçmen nüfusla yerli nüfus arasında eğitim düzeyi açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin yüzde 75,3’ü liseden az eğitime sahip, yerli nüfusta bu oran yüzde 36 civarında. Araştırmaya göre, Suriyeli göçmenlerin yüzde 8’i, diğer göçmenlerin yüzde 5,5’i yükseköğrenim mezunu ya da yükseköğrenimine devam ederken yerli nüfusta bu oran yüzde 25,8’e yükselmektedir. Başka bir ifadeyle yerli nüfusta 10 katılımcıdan en az 6’sı, Suriyeli 10 katılımcıdan ise 2’si lise ve üzerindeki öğrenim kurumundan mezun. Bununla birlikte, katılımcıların hanelerinde yaşayan çocukların okullaşma düzeyi kayda değer. Katılımcılardan hanelerinde yaşayan bireylerle ilgili bilgi de toplanan nicel araştırma bulgularına göre Suriyeliler, yüzde 38,4 ile eğitimine devam eden hanehalkı üyesi oranı en yüksek olan grup. Bu oran Türkiyelilerde yüzde 32,8, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,2. Devam edilen eğitim düzeyi sorgulandığında, okullaşan Suriyeli çocukların yüzde 66,3’ünün ilk veya ortaokula devam ettikleri, yüzde 29,8’inin ise lise veya üniversiteye devam ettikleri görülüyor. Yerlilerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 47,4 ve yüzde 49,2. Suriyeli katılımcıların hanehalkı üyelerinin daha yüksek bir oranının ilk ve ortaöğretimde olması, hanelerde 0-18 yaş arasındaki üye oranının daha yüksek olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Göçmen ve mülteci çocukların temel eğitime katılımı düşük</strong></p>
<p>Resmî açıklamalar Suriyeli çocukların üçte birinin okula kayıtlı olmadığını gösterirken, nitel araştırma, göçmen ve mülteci çocukların bir bölümünün neden temel eğitime katılamadıklarını, katılsalar bile tamamlayamadıklarını ortaya koydu. Araştırmada, mülteci ve göçmen çocukların eğitim sisteminde yaşadığı sorunların; bir kısmının aile dili Türkçe olmayan çocuklar için destek mekanizmalarının yetersiz olması ve öğretmenlerin yabancı öğrencilerin eğitimi konusunda yeterli eğitim almamış olmaları gibi Türk eğitim sisteminin yapısal sorunlarından kaynaklandığı belirtiliyor. Araştırma, bazı sorunların ise çocukların gündelik yaşamlarındaki koşullardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Araştırmada, erkek çocukların ailelerinin yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle erken yaşta çalışmak zorunda kalmaları ve bazı kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmelerinin okul terkine yol açan önemli sorunlar olduğu vurgulanıyor. Pandeminin çocukların okulla ilişkisinin zayıflamasına neden olduğu da belirtiliyor. Araştırmada ayrıca, artan göçmen karşıtı siyasi söylemlerden beslenen bir ortamda, okullarda Suriyeli çocuklara yönelen akran zorbalığı, kimi zaman öğretmenler ve okul idarecilerinden de kaynaklanan ayrımcılığın kaygı verici boyutlarda olduğunun altı çiziliyor. Araştırmada; eğitim sistemindeki yapısal sorunlarla mülteci ve göçmen öğrencilerin gündelik yaşamlarının kesiştiği noktalara yönelik şu noktaların altı çiziliyor: “Yoksul mahallelerde sınıfların kalabalık olması, bu nedenle okul yöneticilerinin kimi zaman Suriyelileri kaydetmek istememesi, kalabalık sınıflarda öğretmenlerin Türkçeyi iyi bilmeyen öğrencilerle ilgilen(e)memesi, devamsızlık takibinin düzenli yapılmaması, çocukların okulu erken terk etmelerine yol açmaktadır. Dil sorunu, öğrencilerle öğretmenler arasında olduğu gibi, mülteci velilerle öğretmenler arasında da iletişim sorununa neden olmaktadır. Bir diğer sorun, geçici koruma kaydı başka bir ilde olan ailelerin çocuklarını bulundukları ilde okula kaydettirememeleridir.”</p>
<p><strong>Suriye’den Türkiye’ye olan göç, 2019’dan itibaren düşüşe geçiyor</strong></p>
<p>2010 yılından itibaren Türkiye’ye yönelen göç dalgalarını örneklem olarak ele alan “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Türkiye’ye gelişlerin en yoğun olduğu yılların 2014-2018 dönemi olduğunu ve 2019’dan itibaren göç hızının düştüğünü gösteriyor. Araştırmaya göre, Suriyelilerin yüzde 71,6’sı 4-8 yıl, yüzde 7,1’i ise üç yıl veya daha az bir süredir Türkiye’de yaşıyor. Dokuz yıldan uzun süredir Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin oranı ise yüzde 21,2. Diğer göçmenlerin Türkiye’de yaşama sürelerinin ise ağırlıkla beş yıldan az olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Suriyeli kadınların iş hayatına katılımı düşük kalıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan Türkiyelilerin yüzde 63,9’u, Suriyeli göçmenlerin yüzde 58’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 68’i çalışıyor. Çalışma durumunun cinsiyete bağlı dağılımına bakıldığında ise Türkiyeli erkek katılımcıların yüzde 85’i, kadın katılımcıların yüzde 43,7’si çalışıyor. Suriyelilerde erkek katılımcıların yüzde 87,3’ü çalışırken, kadın katılımcıların sadece yüzde 16,7’si çalışıyor. Ankete katılan diğer göçmenlerde ise erkekler yüzde 89,5 ile oldukça yüksek bir oranda çalışma hayatının içindeyken, kadınlar ise yüzde 37,9 oranıyla yerli nüfustaki kadınların çalışma oranına daha fazla yaklaşıyor. Araştırma, Suriyeli kadınların çalışma yaşamına katılımının düşük kalmasının, Suriyeli ailelerdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin olması ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin bakımının yerli nüfusun görece sahip olduğu sosyal destek mekanizmalarına göçmen kadınların sahip olmaması nedeniyle kadınların omuzlarına binmesinden kaynaklandığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Çocuk işçiliği Suriyeli göçmenlerde daha yaygın</strong></p>
<p>Kiraların görece düşük olduğu, emek yoğun sektörlerde çalışan emekçilerin yaşadığı 39 mahallede gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 86,6’sının ücretli olarak çalıştığı, yüzde 13,4’ünün ise ağırlıkla küçük esnaf veya zanaatkâr olduğu görülüyor. Araştırma, Suriyeli katılımcıların yüzde 88,8’inin, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 83,2’sinin ücretli bir şekilde çalıştığını ortaya koydu. Hane halkının işgücüne katılımıyla ilgili sorgulamada ise, Suriyeli hane halkının yüzde 27,7’si çalışırken, yerliler arasında bu oran yüzde 36,3’e, diğer göçmenlerde ise yüzde 47’ye yükseliyor. Katılımcıların hane halkı bireylerinin çalışma durumu yaş kırılımı incelendiğinde, 7-17 yaş arasındaki Suriyeli hane halkının çalışma oranı yüzde 4, diğer göçmenlerde bu oran yüzde 3, Türkiyelilerdeyse yüzde 1,7’dir. Yaş kırılımındaki istihdam verileri, çocuk işçilik olgusuna işaret etmenin yanı sıra, göçmenlerin daha genç bir işgücü oluşturduğunu da gösteriyor. STK’lar ve mahalle muhtarlarının tanıklıkları da çocuk işçiliğinin, Türkiye’ye aile bireyleriyle birlikte gelen Suriyeliler arasında diğer göçmen gruplarına göre daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Suriyeliler ve Afganlar işgücü olarak üretimin yapısal unsuru haline geldi</strong></p>
<p>Araştırma, toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler değil, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Nitel araştırma, göçmenlerin ve mültecilerin çalışma yaşamına, çalışma rejimindeki bazı engellere rağmen yüksek oranda katılabilmelerini sağlayan en önemli unsurun Türkiye ekonomisindeki vasıfsız ve yarı vasıflı işgücü/ara eleman eksikliği olduğunu gösterdi. Araştırma kapsamında görüşme yapılan işveren örgütleri, işçi örgütleri ve meslek odaları temsilcileri, özellikle sanayi üretimi ve tarımda Suriyelilerin ve Afganların işgücü olarak üretimin yapısal unsurlarından biri haline geldiği bilgisini veriyor. Araştırmaya göre göçmenler istihdama yoğun olarak katılıyor ancak çoğunlukla kayıtdışı çalışıyor.</p>
<p><strong>Dört Suriyeli aileden ancak birinin evinde bulaşık makinesi bulunuyor</strong></p>
<p>Türkiyeli ve göçmen katılımcıların konutlarındaki sahip oldukları temel ev eşyalarına dair sorgulamada ankete katılan yerlilerin ve göçmenlerin neredeyse tamamı evlerinde buzdolabı olduğunu belirtiyor. Evde fırını ve ocağı olan Türkiyeli katılımcıların oranı yüzde 96 iken Suriyelilerde fırın sahipliği yüzde 71,4, diğer göçmen katılımcılarda ise yüzde 76,1 düzeyine düşüyor. Suriyeli katılımcılar arasında evinde ocak bulunanların oranı yüzde 70,3. Ev eşyalarına sahiplik açısından yerli katılımcılarla göçmenler arasındaki daha büyük farklılık ise bulaşık makinesi, klima gibi eşyalarda ortaya çıkıyor. Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 84,1’inin evinde bulaşık makinesi varken, bu oran Suriyelilerde yüzde 25,5’e, diğer göçmenlerde yüzde 39,3’e düşüyor. Aynı şekilde yerli katılımcılar içinde evinde klima olanların oranı yüzde 29,1, Suriyelilerde yüzde 4,9 ve diğer göçmenlerde yüzde 3,8. Otomobil sahipliği yerli haneler içinde yüzde 44,1, Suriyelilerde yüzde 4,3 ve diğer göçmenlerde yüzde 5,5 düzeyinde kalıyor.</p>
<p>Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 51,1’i, Suriyeli göçmenlerin yüzde 0,8’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 3’ü yaşadığı evin sahibi olduğunu belirtiyor. Araştırmada, diğer göçmenlerde ev sahipliğinin Suriyelilere göre yüksek çıkmasının nedenleri arasında, Türkiye’de uzman mesleklerde çalışarak veya kendi ülkelerindeki birikimlerini Türkiye’ye aktararak ev sahibi olanların varlığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Göçmen ailelerinin hane halkı geliri aylık ortalama 5 bin liranın altında</strong></p>
<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, göçmen ailelerin büyük bir çoğunluğunun, Türkiyelilerin ise üçte birinin hane halkı aylık gelirinin 6.000 TL’nin altında olduğunu ortaya koydu. Hatırlanacağı gibi, araştırmanın yapıldığı 2022 yılının ilk yarısında aylık net asgari ücret 4.253 TL, ikinci yarısında ise 5.500 TL’ydi. Araştırmaya katılan ve hane halkı gelirine yönelik soruyu cevaplayan Suriyelilerin yüzde 85,5’i, diğer göçmenlerin yüzde 77,2’si aylık hane halkı gelirinin 6 bin liranın altında olduğunu belirtti. Suriyelilerin yüzde 44,1’i ise aylık hane halkı gelirlerinin 4 bin liranın altında olduğu bilgisini verdi. Türkiyeli katılımcıların yüzde 34,2’si hane halkı gelirinin aylık 6.000 TL’nin altında olduğunu, yüzde 31,7’si 6.000-7.999 TL arasında olduğunu, yüzde 14,3’ü ise 8.000-9.999 TL arasında olduğunu belirtirken, yüzde 19,8’i hane halkı gelirinin 10 bin liranın üzerinde olduğu bilgisini verdi. Araştırma, Türkiyelilerin aylık 7.586 TL, Suriyeli göçmenlerin 4.329 TL, diğer göçmenlerin ise 4.994 TL ortalama hane halkı gelirine sahip olduklarını ortaya koydu. Nicel verilerin 17 Haziran-10 Ağustos 2022 tarihleri arasında toplandığı dikkate alındığında Suriyeli ve diğer göçmenlerin hane gelir ortalamalarının asgari ücretin altında ya da asgari ücret bandında olduğu görülüyor. Araştırmada, Türkiyeli hanelerde eğitim düzeyi arttıkça hane halkı gelirinin arttığı görülürken, eğitim düzeyi daha yüksek olan Suriyeli katılımcıların hane halkı gelirlerinin ise genel olarak daha yüksek olmadığı ortaya çıktı. Diğer göçmenlerde ise küçük oranlarda da olsa eğitim düzeyindeki artışa paralel hane halkı gelirinin de arttığı görülüyor. Bu durum çalışma izni alma koşullarının zor olması nedeniyle Suriyeliler açısından vasıfsızlaşmaya işaret ediyor.</p>
<p><strong>Beklenmedik masrafları karşılama gücü yok</strong></p>
<p>Araştırmada katılımcılara sorulan “Yaşamınızda beklenmedik zorunlu bir masraf (kaza, hastalık, evde hasar vb. gibi) çıksa bu masraf ne kadar olursa ödeyebilirsiniz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların dörtte biri, Suriyelilerin ve diğer göçmenlerin de yaklaşık üçte biri beklenmedik bir masrafı ödeyemeyecekleri cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 45,5’i ya hiçbir zorunlu masrafı ödeyemeyeceklerini ya da ancak 500 TL’ye kadar olan bir masrafı ödeyebileceklerini belirtirken, diğer göçmenlerin yüzde 63,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 78,5’i bu cevabı veriyor. Bu soruya verilen cevaplar aynı zamanda katılımcıların tasarruf imkânı olmadığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Türkiyelilerin yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 35,1’i ekonomik durumlarından memnun değil</strong></p>
<p>Türkiyeli katılımcıların yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin yüzde 35,1, diğer göçmenlerin ise yüzde 38,1’i ekonomik durumlarından memnun olmadıklarını belirtiyor. “Şu andaki ekonomik durumunuzdan memnun musunuz?” sorusuna cevaben Türkiyelilerin yüzde 16,7’si, Suriyelilerin yüzde 25,7’si, diğer göçmenlerin ise yüzde 36,4’ü memnun oldukları cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 24,7’si, Suriyelilerin yüzde 39,2’si, diğer göçmenlerin yüzde 25,5’i ise olumlu veya olumsuz bir cevap vermedi.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yarıya yakını Türkiye’de yaşamaktan memnun değil</strong></p>
<p>Nicel araştırma kapsamında katılımcılara yaşamdan duyulan memnuniyet ve yaşanılan yerde kendini güvende hissedip etmeme durumuna ilişkin de sorular yöneltildi. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 35,7’si “memnun değilim” cevabını veriyor. Suriyelilerde bu oran yüzde 14,2, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,8. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Suriyeli göçmenlerin yüzde 52’si, diğer göçmenlerin yüzde 64’ü, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 42’si “memnunum” cevabı veriyor. Nicel ve nitel saha çalışmaları, Suriyelilerin ev sahibi ülke hakkında olumlu konuşma yönünde bir eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Yaş grupları ile Türkiye’de yaşamaktan duyulan memnuniyet arasındaki dağılıma bakıldığında ise “Memnun değilim” diyenler arasında en büyük grubu 18-24 yaş arasındaki Türkiyeli genç katılımcılar oluşturuyor. Araştırma, Türkiyeli gençlerin yüzde 48,8’inin Türkiye’de yaşamaktan memnun olmadığını ortaya koydu. Araştırma bulguları, genç mülteci ve göçmenlerin ise Türkiye’deki yaşama daha olumlu baktıkları ve Türkiye’de olmaktan memnun oldukları bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yüzde 62,2’si başka bir ülkede yaşamak isterken Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin yüzde 61,4’ü Türkiye’de yaşamaya devam etmeyi düşünüyor</strong></p>
<p>“Oturduğunuz mahallede kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 43,8’i güvende hissetmediklerini, yüzde 56,2’si ise güvende hissettikleri cevabını veriyor. Suriyelilerin yüzde 71,6’sı, diğer göçmenlerin ise yüzde 65,8’i “güvende hissediyorum” cevabını veriyor.</p>
<p>“Geleceğinizi düşündüğünüzde Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğiniz konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Türkiyelilerin yüzde 48,1’i, Suriyelilerin yüzde 50,7 diğer göçmenlerin ise yüzde 55,2’si “Türkiye’de yaşamaya devam edebilirim” ya da “Türkiye’de kesinlikle yaşamak istiyorum” cevabı veriyor. Araştırma 18-24 yaş arasındaki katılımcılarda özellikle Türkiyeli gençlerin yüzde 43,8’inin başka bir ülkede yaşamayı istediğini ortaya koydu. Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin ise yüzde 61’den fazlası gelecekte Türkiye’de yaşamaya devam edebileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Haksızlığı en fazla işyerlerinde yaşıyorlar</strong></p>
<p>“Türkiye’de yaşadığınız dönem boyunca herhangi bir haksızlığa uğradınız mı?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 88’i, Suriyelilerin yüzde 79,9’u, diğer göçmenlerin ise yüzde 83,6’sı “hayır” cevabı veriyor. Haksızlığa uğradığını belirten katılımcıların “Hangi sebeplerden dolayı haksızlığa uğradıkları” sorusuna verdikleri cevaplarda, Türkiyeliler en çok ekonomik durum, cinsiyet ve etnik kimlik nedeniyle haksızlığa uğradıklarını beyan ederlerken, Suriyelilerin yanıtlarında dil, milliyet ve ekonomik durum, diğer göçmenlerde ise yabancı olmak, milliyet, etnik kimlik ve dil yanıtlarını öne çıkıyor. “Hangi durumlarda haksızlığa uğradınız?” sorusuna cevaben üç gruptaki katılımcıların verdiği yanıtlar arasında, işyerinde haksızlığa uğrama öne çıkıyor. Türkiyeliler en çok sokakta/toplu taşımada, okulda ve işyerinde cevaplarını verirken, Suriyelilerin en çok belirttiği seçenekler arasında ilk üç sırada sağlık hizmeti alırken, ev ararken ve işyerinde seçenekleri yer alıyor. Diğer göçmenler ise işyerinde, işe başvuru yaparken ve sokakta/toplu taşımada şeklinde sıralıyor.</p>
<p><strong>Suriyelilerin yüzde 40’ı idare edecek düzeyde Türkçe biliyor</strong></p>
<p>Araştırmada Türkiye’ye 2010 yılından itibaren çeşitli biçimlerde ve statülerde giriş yapmış, bir konutta ikamet eden 1.427 Suriyelinin ve 506 diğer göçmenin Türkçeyi kullanma becerileri de yer alıyor. Buna göre, Suriyelilerin yaklaşık yüzde 40’ı Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularında, Türkçe kullanma becerisi açısından, idare edecek düzeyde olduklarını ifade ediyor. Anlama, konuşma, okuma ve yazmada Türkçeyi kullanma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 20’nin üzerinde. Diğer göçmenlerinse yüzde 30,8’i Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama açısından iyi, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularındaysa yüzde 41-44 düzeyinde idare edecek seviyede oldukları bilgisini paylaşıyor. Türkçe konuşma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 23 düzeyinde.</p>
<p><strong>Gündelik yaşamda yardımlaşma yok denecek kadar düşük düzeyde</strong></p>
<p>Araştırma, Türkiyeliler, Suriyeli ve diğer göçmenlerin kendileriyle aynı uyruktan olmayan komşuları ya da tanıdıklarının evine gitme sıklıklarının son derece düşük olduğunu gösterdi. Araştırma, yerli katılımcıların yüzde 67’si, Suriyeli göçmenlerin yüzde 37,6’sı ve diğer göçmenlerin yüzde 52,8’i hiçbir zaman kendisiyle aynı uyruktan olmayan komşu ya da tanıdıklarının evlerine gitmediklerini ortaya koydu. Araştırma, Türkiyeliler ve göçmen grupları arasında ve göçmen gruplarının kendi aralarında gündelik yaşamda yardımlaşmanın son derece düşük düzeyde kaldığını da ortaya koydu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hisse Devri Onaylandı: Türk Kargo Dağıtım Firması MNG Kargo Artık DHL Group&#8217;un Bir Parçası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hisse-devri-onaylandi-turk-kargo-dagitim-firmasi-mng-kargo-artik-dhl-groupun-bir-parcasi-411947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 19:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtım]]></category>
		<category><![CDATA[devri]]></category>
		<category><![CDATA[dhl]]></category>
		<category><![CDATA[firması]]></category>
		<category><![CDATA[groupun]]></category>
		<category><![CDATA[hisse]]></category>
		<category><![CDATA[kargo]]></category>
		<category><![CDATA[mng]]></category>
		<category><![CDATA[onaylandı]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hisse Devri onaylandı: Türk kargo dağıtım firması MNG Kargo artık DHL Group’un bir parçası</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hisse-devri-onaylandi-turk-kargo-dagitim-firmasi-mng-kargo-artik-dhl-groupun-bir-parcasi-411947">Hisse Devri Onaylandı: Türk Kargo Dağıtım Firması MNG Kargo Artık DHL Group&#8217;un Bir Parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8211; Regülatör kurumların onaylarının alınmasının ardından DHL Group, MNG Kargo’nun satın alımını 5 Ekim tarihinde tamamladı.</p>
<p>&#8211; Entegrasyon, DHL eCommerce yönetiminde başlıyor.</p>
<p>&#8211; MNG Kargo, DHL Group’un Avrupa eCommerce paket ağını tamamlıyor.</p>
<p>Bonn/İstanbul, 6 Ekim 2023: DHL Group, Türk kargo teslimat şirketi MNG Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş. (MNG Kargo) ve iştiraklerinin satın alma işlemini tamamladı. Rekabet Kurumu ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan gerekli onayların alınmasının ardından hisse devir işlemi tamamlandı ve Türkiye’nin önde gelen kargo teslimat şirketlerinden MNG Kargo, artık resmi olarak DHL ailesinin bir parçası oldu. MNG Kargo, DHL Group’un eCommerce (DHL e-ticaret) iş birimine dahil olacak ve entegrasyon DHL eCommerce yönetiminde ilerleyecek.</p>
<p>DHL eCommerce CEO’su Pablo Ciano, “MNG Kargo’nun kargo teslimat hizmetlerindeki uzmanlığı ve yurt içindeki yaygın ağı, Türkiye’deki hizmet teklifimizi daha da genişletmemize ve sınır ötesi Avrupa kargo ağımızı geliştirmemize yardımcı olacak. Yeni çalışma arkadaşlarımıza sıcak bir “hoş geldiniz” diyoruz ve yurt içi ve ötesindeki muazzam eCommerce potansiyelinden birlikte yararlanmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi. </p>
<p>Bu satın alma, Türkiye’de halihazırda mevcut olan çeşitli DHL bölümleriyle iş birliği yoluyla, DHL Group müşterilerinin Türkiye içinde ve sınır ötesinde benzersiz lojistik tekliflerinden faydalanmalarını sağlayacak.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin tüm şehirlerinde 27 transfer merkezi ve 800&#8217;ü aşkın şubesi ile hizmet veren MNG Kargo, DHL eCommerce biriminin bir parçası olacak ve DHL eCommerce Avrupa kargo teslimatı ağını tamamlayacaktır. Dijitalleşmeye yatkın, genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan Türkiye&#8217;deki e-ticaret pazarının, önümüzdeki yıllarda AB pazarlarından daha yüksek, çift haneli büyümesi bekleniyor. DHL eCommerce’in yaygın global ağını ve dijital uzmanlığını MNG Kargo&#8217;nun yerel ayak iziyle birleştiren DHL Group, Türkiye pazarının yüksek büyüme potansiyelinden yararlanmayı hedefliyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hisse-devri-onaylandi-turk-kargo-dagitim-firmasi-mng-kargo-artik-dhl-groupun-bir-parcasi-411947">Hisse Devri Onaylandı: Türk Kargo Dağıtım Firması MNG Kargo Artık DHL Group&#8217;un Bir Parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş&#8217;ın Yunanistan&#8217;a en yakın kara parçası Megisti/Meis Adası&#8217;ndan başlayan yarış Kaş&#8217;ta sona erdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kasin-yunanistana-en-yakin-kara-parcasi-megisti-meis-adasindan-baslayan-yaris-kasta-sona-erdi-388017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jun 2023 19:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[erdi]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kaşın]]></category>
		<category><![CDATA[kaşta]]></category>
		<category><![CDATA[megistimeis]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[yakın]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=388017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl Uluslararası Likya Kaş Kültür Sanat Festivali’nin sonunda düzenlenen Megisti Kaş Swim Race, bu yıl 17. kez gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kasin-yunanistana-en-yakin-kara-parcasi-megisti-meis-adasindan-baslayan-yaris-kasta-sona-erdi-388017">Kaş&#8217;ın Yunanistan&#8217;a en yakın kara parçası Megisti/Meis Adası&#8217;ndan başlayan yarış Kaş&#8217;ta sona erdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her yıl Uluslararası Likya Kaş Kültür Sanat Festivali’nin sonunda düzenlenen Megisti Kaş Swim Race, bu yıl 17. kez gerçekleşti. Rekortmen yüzücüler, “Barış ve Dostluk” sloganıyla antik dönemden Likyalılar’a, Türk topluluklarından Bizanslılara pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış Kaş’ta buluştu. Yunanistan’a en yakın kara parçası olan Megisti/Meis Adası’ndan sabahın erken saatlerinde başlayan zorlu yarış, 7 kilometre parkurun ardından Kaş’ta son buldu. 16 ülkeden 193 sporcunun katıldığı Megisti Kaş Swim Race’te kadınlarda birinci 1:46:34 süreyle yarışın en genç sporcusu Aybike Su Irçağ, ikinci 1:57:32 süreyle Kathryn Haesner ve üçüncü 1:59:53 süreyle Ironman şampiyonu Sera Sayar oldu. Erkeklerde birinci 1:37:42 süreyle Emre Erdoğan, 1:38:01 süreyle Spyros Chrysikopoulos oldu. Dostluk için kulaç atan ve ilk ikiye giren Türk ve Yunan sporcular yarış sonunda sarılarak sıcak anlar yaşattı. Dünya Rekortmeni 61 yaşındaki Ahmet Nakkaş yarışı 1:39:15 süreyle üçüncü olarak tamamladı. Hasan Gökhan Kotan, 3 saat 22 dakika 30 saniyeyle yarışı tamamlayarak dünyada 7 kilometre yüzen ilk down sendromlu yüzücü oldu.</strong></p>
<p>İmza attığı spor organizasyonlarıyla adından söz ettiren, ülkemizi uluslararası pek çok branşta gururla temsil eden Rossist Event tarafından düzenlenen yüzme yarışı sona erdi. Akdeniz’in masmavi sularında, akıntıya ve dalgalara karşı verilen mücadele spor tutkunları tarafından heyecanla takip edildi. Türkiye, Yunanistan, ABD, İngiltere ve Avustralya başta olmak üzere Afganistan, Bosna – Hersek, Fransa, Gürcistan, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Japonya, Makedonya ve Rusya’dan gelen üst düzey 193 sporcu birincilik için kıyasıya mücadele etti. Kaş Belediyesi ve Radisson Blu Hotel Kaş ana sponsorluğunda, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kaş Kaymakamlığı, Türkiye Yüzme Federasyonu ve Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin destekleriyle, MK Group co-sponsorluğunda MEKVIN Hotels konaklama sponsorluğunda gerçekleşen benzersiz yarış, otoritelerden bir kez daha tam not aldı.</p>
<p><strong>Megisti Kaş Swim Race büyük bir heyecanla başladı</strong></p>
<p>Sabahın erken saatlerinde başlayan yarışın start noktasında yüzücüleri yerli yabancı basın mensupları ve spor severlerin yoğun ilgisi karşıladı. Yarışın startını ise spora ve sporcuya verdiği önemle ön plana çıkan Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan ve Rossist Event Kurucusu Polat Dede verdi.   Yarışı ilk 3’te bitiren sporcular aynı hizada yüzerek yarışı tamamladı. Sıcak havanın etkili olduğu yarışta sporcular dalgalara meydan okudu. Birincilik için kıran kırana mücadele eden sporcular finish noktasına aynı anda geldi. </p>
<p>Yarış hakkında düşüncelerini aktaran <strong>Rossist Event Kurucusu Polat Dede</strong>; <em>“Yoğun geçen bir yarışın ardından Kaş’ın masmavi sularında sporcularımızı karşıladık. Bu güzel yarışın öncesinde Yunanistan genel seçimlerinin olduğu gün yarışımızı gerçekleştirmemizde özel destek veren Meis Belediye Başkanı Samsakos Yorgos’a, Kaş Belediyesi’ne, Radisson Blu Hotel Kaş’a, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na, Kaş Kaymakamlığı’na, Türkiye Yüzme Federasyonu’na, Türkiye Spor Yazarları Derneği’ne, MK</em> Group ve MEKVIN Hotels’e teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm sporcularımızı tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>16 ülkeden 193 sporcu “Barış ve Dostluk” için kulaç attı</strong></p>
<p>Akdeniz’in akvaryum gibi denizinde, komşu ülke Yunanistan’ın Kaş’a en yakın kara parçası Megist/Meis Adası’ndan start verilen yarışa 16 ülkeden 193 sporcu katıldı. Sporcuların arasında Manş Denizi’ni geçen en genç Türk sporcu Aysu Türkoğlu, 100 metre Serbest 60-64 Yaş Dünya rekoru sahibi Ahmet Nakkaş, ultra maraton yüzücü Bengisu Avcı ve Ironman Şampiyonu Sera Sayar da yer aldı. </p>
<p><strong>Down sendromlu yüzücü Hasan Gökhan Kotan dünyada bir ilki gerçekleştirdi…</strong></p>
<p>Benzersiz yarışı özel kılan yanlardan biri ise down sendromlu sporcu Hasan Gökhan Kotan’ın mücadelesi oldu. Hasan Gökhan Kotan, 7 kilometre yüzerek Kaş’a 3 saat 44 dakika 30 saniyede vararak dünya tarihine geçti. İskelede alkışlarla karşılanan Gökhan’ı görenler, duygusal anlar yaşadı.</p>
<p><strong>Kaş’ın turkuaz sularında dalgaların şampiyonları belli oldu</strong></p>
<p>Tatil denince akla gelen ilk noktalardan biri olan, her yıl dünyanın dört bir yanından turist akımına uğrayan Kaş, benzersiz bir yarışa ev sahipliğine imza attı. Heyecan dolu anlara sahne olan ve bu yıl 17. kez gerçekleştirilen Megisti Kaş Swim Race’te kazanan belli oldu. Erkeklerde Emre Erdoğan, 1 saat 37 dakika ve 42 saniyeyle karaya varan ilk isim oldu. İkinci sırayı ise 1 saat 38 dakika 01 saniyeyle Spyros Chrysikopoulos kaptı. Son olarak Ahmet Nakkaş 1 saat 39 dakika ve 15 saniye ile yarışı üçüncü sırada tamamladı. Kadınlarda yarışın en genç sporcusu Aybike Su Irçağ, 1 saat 46 dakika 34 saniyeyle iskeleye ulaştı. İkinci sırada 1 saat 57 dakika 32 saniyeyle Kathryn Haesner ve üçüncü 1 saat 59 dakika 53 saniyeyle Ironman şampiyonu Sera Sayar oldu.</p>
<p><strong>Kaş Cumhuriyet Meydanı’nda ödül töreni düzenlendi</strong></p>
<p>Nefes kesen yarışının ardından ödül töreni Antalya’nın simge noktalarından olan Kaş Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşti. Yarışı ilk üçte tamamlayan isimler ödüllerine kavuştu. Kazananlara ödüllerini ise Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, MK Group İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Kemal Gürsoy ve Meis Belediye Başkan Yardımcısı Nicolas Asvestis verdi.</p>
<p><strong>Kulaçların “Barış ve Dostluk” için atıldığı yarışın kazananları ise şöyle:</strong></p>
<p><strong>Megisti Kaş Swim Race Kadınlar İlk 3:</strong></p>
<p>1- Aybike Su Irçağ, 1 saat 46 dakika 34 saniye</p>
<p>2- Kathryn Haesner, 1 saat 57 dakika 32 saniye </p>
<p>3- Sera Sayar, 1 saat 59 dakika 53 saniye</p>
<p><strong>Megisti Kaş Swim Race Erkekler İlk 3:</strong></p>
<p>1- Emre Erdoğan, 1 saat 37 dakika ve 42 saniye</p>
<p>2- Spyros Chrysikopoulos, 1 saat 38 dakika 01 saniye</p>
<p>3- Ahmet Nakkaş, 1 saat 39 dakika ve 15 saniye</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kasin-yunanistana-en-yakin-kara-parcasi-megisti-meis-adasindan-baslayan-yaris-kasta-sona-erdi-388017">Kaş&#8217;ın Yunanistan&#8217;a en yakın kara parçası Megisti/Meis Adası&#8217;ndan başlayan yarış Kaş&#8217;ta sona erdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer&#8217;den Fuar İzmir&#8217;e gönüllü çağrısı &#8220;İzmirlileri bu dayanışmanın parçası olmaya davet ediyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-fuar-izmire-gonullu-cagrisi-izmirlileri-bu-dayanismanin-parcasi-olmaya-davet-ediyorum-352216</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 11:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmanın]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[izmire]]></category>
		<category><![CDATA[izmirlileri]]></category>
		<category><![CDATA[olmaya]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[soyerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352216</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremin ilk gününden bu yana yardımların toplandığı Fuar İzmir'i ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-fuar-izmire-gonullu-cagrisi-izmirlileri-bu-dayanismanin-parcasi-olmaya-davet-ediyorum-352216">Başkan Soyer&#8217;den Fuar İzmir&#8217;e gönüllü çağrısı &#8220;İzmirlileri bu dayanışmanın parçası olmaya davet ediyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremin ilk gününden bu yana yardımların toplandığı Fuar İzmir&#8217;i ziyaret etti. Fuar İzmir&#8217;e gelen bağışların ayrıştırılmasında gönüllülerden destek beklediklerini ifade eden Başkan Tunç Soyer, “İzmirlileri bu dayanışmanın parçası olmaya davet ediyorum” dedi.</p>
<p>Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen deprem felaketinin ardından yardımların toplanma noktası olan Fuar İzmir&#8217;den depremzedelere destek devam ediyor. Yardımların toplandığı Fuar İzmir&#8217;deki D Holü&#8217;nü ziyaret eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Ulaş Aydın&#8217;dan bilgi alarak gönüllülerle buluştu. İzmir&#8217;e gelen depremzedeleri karşılamak için oluşturulan merkezde depremzedelerle buluşan Başkan Soyer&#8217;e çocuklar yaptıkları resimleri hediye etti.</p>
<p><strong>“Gencizmir.com üzerinden gönüllü olabilirsiniz”</strong><br />Gönüllü desteğine ihtiyaç duyduklarını ve gönüllü olmak isteyen gençlerin gencizmir.com üzerinden kayıt olabileceğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Türkiye ve İzmir&#8217;in her yerinden gelen çok sayıda bağış malzemesi var. Giysi, ayakkabı, tüketim malzemesi, elektrikli soba gibi çok malzeme var. Gelmeye devam ediyor. Arkadaşlarım bunları çok düzenli biçimde tasnif ediyorlar, yaşa göre, malzemenin türüne göre ayrıştırıyorlar. Bu malzemelerin tasnif edilmesi, hangarlara yerleştirilmesinde gönüllülere ihtiyacımız var. İzmir&#8217;e gelen yaklaşık 50 bin üzerinde depremzedenin buradaki hayatını kolaylaştıracak malzemeler bunlar. O nedenle bir an önce depremzedelerimizin ihtiyaç duydukları malzemeye erişimini sağlamak istiyoruz. Yaptığımız bu çalışmayı gönüllülerle hızlandırmamız mü mkün. Dolayısıyla daha çok depremzedeye ulaşmamız mümkün. İzmirlileri bu dayanışmanın parçası olmaya davet ediyorum” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-fuar-izmire-gonullu-cagrisi-izmirlileri-bu-dayanismanin-parcasi-olmaya-davet-ediyorum-352216">Başkan Soyer&#8217;den Fuar İzmir&#8217;e gönüllü çağrısı &#8220;İzmirlileri bu dayanışmanın parçası olmaya davet ediyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
