<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ortam | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ortam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ortam</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Mar 2026 06:49:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ortam | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ortam</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[88]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[saklama]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[verilerin]]></category>
		<category><![CDATA[verilerini]]></category>
		<category><![CDATA[yedekleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Yedekleme Günü öncesinde Kaspersky, önemli verilerin en yaygın saklanma yöntemlerini ortaya koyarken, bu verilerin nasıl daha güvenli korunabileceğine ilişkin pratik öneriler paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735">Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Yedekleme Günü öncesinde Kaspersky, önemli verilerin en yaygın saklanma yöntemlerini ortaya koyarken, bu verilerin nasıl daha güvenli korunabileceğine ilişkin pratik öneriler paylaşıyor. Araştırmaya göre Z kuşağı ve Y kuşağı kullanıcıları neredeyse tüm verilerini dijital ortamda saklarken, 55 yaş üzerindeki katılımcıların yaklaşık üçte biri hâlâ geleneksel kâğıt yöntemlerini tercih ediyor.</strong></p>
<p><strong>Değerli verilerimizi nerede saklıyoruz?</strong></p>
<p>Kaspersky’nin Pazar Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen araştırma*, Türkiye’deki kullanıcıların büyük çoğunluğunun önemli bilgilerini dijital olarak saklamayı tercih ettiğini gösteriyor. Katılımcıların %88’i; kimlik bilgileri, finansal veriler, sağlık bilgileri veya fotoğraf arşivleri gibi hassas kişisel verilerini elektronik ortamda sakladığını belirtiyor.</p>
<p>Dijital veri saklama yöntemleri incelendiğinde ise katılımcıların %58’i önemli kayıtlarını bilgisayarlarında veya sabit disklerinde tuttuğunu ifade ederken, %39’u bulut çözümlerini tercih ediyor. %28’i ise verilerini kamuya ait dijital hizmetlerde saklamayı seçiyor.</p>
<p><strong>Dijital ortam gerçekten daha güvenli mi? </strong></p>
<p>Her veri saklama yönteminin kendine özgü avantajları ve sınırlamaları bulunuyor. Fiziksel ortamlar kaybolabilir veya zarar görebilirken, harici diskler hareket halindeyken kullanım açısından her zaman pratik olmayabiliyor. Bulut servisleri ise erişim kolaylığı sağlasa da yetkisiz erişim risklerine açık olabiliyor.</p>
<p>Dijital verilerin güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak için Kaspersky uzmanları şu temel uygulamaları öneriyor:</p>
<p><strong>1. Bir yedekleme stratejisi oluşturun</strong></p>
<p>Veri saklama için tek bir doğru yöntem bulunmadığı gibi, her dosyanın yedeklenmesi de şart değildir. Ancak özellikle hassas veriler veya yeniden oluşturulması mümkün olmayan dosyalar için düzenli yedekleme alışkanlığı edinmek kritik önem taşır.</p>
<p>Yaygın olarak kullanılan 3-2-1 yedekleme stratejisine göre; önemli verilerinizin en az üç kopyasını oluşturmalı, bunları iki farklı depolama ortamında saklamalı ve en az bir kopyayı farklı bir fiziksel konumda (bulut ya da harici bir ortam) tutmalısınız.</p>
<p>Parolalar, kimlik bilgileri veya finansal veriler gibi en hassas bilgiler ise ekstra koruma gerektirir. Bu tür veriler için, kullanıcı kimlik bilgileri ve banka kartlarının yanı sıra taranmış pasaport/kimlik belgeleri, PDF dosyaları, adresler ve notları güvenli şekilde saklamaya olanak tanıyan özel “gizli kasa” özelliği sunan Kaspersky password manager gibi çözümler tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>2. Dijital kasalarınızı koruyun</strong></p>
<p>Kaspersky verilerine göre, katılımcıların %98&#8217;inin kişisel veri depolarını korumak için en azından bazı önlemler alması umut verici bir gelişme. Ancak katılımcıların %30&#8217;u, kişisel verilerini korumak için kolay hatırlanan parolalar kullanmaya devam ediyor. Yalnızca basit parolalara güvenmek, dijital kasalarınızı kaba kuvvet (brute force) saldırılarına karşı savunmasız bırakır. Bu nedenle uzmanlar, mümkün olan her yerde iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirmenizi veya geçiş anahtarı (passkey) teknolojisini benimsemenizi öneriyor. Geçiş anahtarları bir password manager ile güvenli bir şekilde saklanabilir ve yetkilendirilmiş herhangi bir cihazdan sorunsuz bir şekilde erişilebilir.</p>
<p><strong>3. Mümkün olan yerlerde otomatik yedekleme ayarlayın</strong></p>
<p>Yedekleme işlemlerini sürekli hatırlamak zorlayıcı olabilir. Bu süreci kolaylaştırmak için kullandığınız tüm cihazlarda yerleşik yedekleme hizmetlerini aktif hale getirmeniz önerilir (örneğin iPhone/iPad/Mac için iCloud, Android/Windows için Google Drive veya OneDrive).</p>
<p>Ayrıca yedeklerin düzgün çalıştığından emin olmak için ayda bir veya iki ayda bir tek bir dosyayı geri yükleyerek test yapılması tavsiye edilir. Kaspersky Premium, kullanıcıların Windows cihazlarında düzenli yedekleme yapmasına ve verilerini geri yüklemesine olanak tanır. Yedekler, çıkarılabilir sürücülerde veya bulut depolama alanlarında şifrelenmiş biçimde güvenle saklanabilir.</p>
<p><strong>Kaspersky Tüketici İş Birimi Başkan Yardımcısı Marina Titova</strong> konuya ilişkin şunları söylüyor:<br />“<em>Yedeklemenin önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, ancak çoğu zaman tüm verileri tek seferde yedeklemeye çalıştığımız için bu süreci erteliyoruz. Oysa daha akıllı yaklaşım, yedeklemeyi günlük iş akışının bir parçası haline getirmektir. Dosyalarınızı ‘kritik’, ‘önemli’ ve ‘düşük öncelikli’ olarak sınıflandırın. Kritik veriler için gerçek zamanlı yedekleme otomasyonu kurun, diğerleri için haftalık veya aylık planlar oluşturun. Parolalar ve kimlik bilgileri gibi hassas veriler için ise özel güvenli kasa çözümlerini tercih edin. Otomasyon ve önceliklendirme sayesinde, gereksiz yük oluşturmadan gerçekten önemli olan verileri koruyabilirsiniz</em>.”</p>
<p>* <em>Araştırma, Kaspersky Pazar Araştırmaları Merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirilmiştir. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 3.000 katılımcı araştırmaya dahil olmuştur.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735">Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ING Türkiye, kampüs buluşmasında üniversitelilerle bir araya geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-kampus-bulusmasinda-universitelilerle-bir-araya-geldi-622520</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmasında]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[ing]]></category>
		<category><![CDATA[kampüs]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622520</guid>

					<description><![CDATA[<p>ING Türkiye, farklı üniversitelerden gelen 100’ün üzerinde öğrenciyi Genel Müdürlük binasında düzenlediği kampüs buluşmasında ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-kampus-bulusmasinda-universitelilerle-bir-araya-geldi-622520">ING Türkiye, kampüs buluşmasında üniversitelilerle bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ING Türkiye, farklı üniversitelerden gelen 100’ün üzerinde öğrenciyi Genel Müdürlük binasında düzenlediği kampüs buluşmasında ağırladı. Gün boyu süren programda öğrenciler kariyer yolculuklarına dair merak ettikleri konuları konuşma, iş hayatına ilişkin deneyimleri dinleme ve yetkinliklerine yönelik fikir alışverişinde bulunma fırsatı buldu. Etkinlikte konuşan ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, “ING’de birlikte öğrenmeye ve keşfetmeye açık bir çalışma ortamı sunmaya önem veriyoruz. Esnek ve kapsayıcı çalışma kültürümüzle gençlerin potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı oluşturuyoruz” dedi.</strong></p>
<p>ING Türkiye, farklı üniversitelerden gelen 100’ün üzerinde öğrenciyi Genel Müdürlük binasında düzenlediği kampüs buluşmasında ağırladı. Öğrenciler etkinlik boyunca kariyer yolculuklarına dair merak ettikleri konuları konuşma, iş hayatına ilişkin deneyimleri dinleme ve yetkinliklerine yönelik fikir alışverişinde bulunma fırsatı buldu. Ayrıca ING’nin kurum kültürü, çalışma ortamı ve geleceğe yönelik yetenek yaklaşımını daha yakından tanıma şansı yakaladı. Etkinlikte ING kültürü, öğrenme ve gelişim odaklı çalışan deneyimi ile genç yeteneklere sunulan kariyer olanakları aktarıldı. ING’nin sürdürülebilirlik yaklaşımı ile müşteri deneyimi odağı gerçek iş örnekleri üzerinden paylaşılırken öğrenciler de fikirlerini aktardı.</p>
<p>Gençlerin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmalarını destekleyen ING Türkiye, ayrıca Uluslararası Yetenek Programı (ITP) ile genç yeteneklere global ölçekte gelişim ve uluslararası bir kariyer yolculuğu fırsatı sunuyor. Genç yetenekler, Uluslararası Yetenek Programı’na Youthall üzerinden 13 Nisan’a kadar başvuru yapabiliyor.</p>
<p>Etkinlikle ilgili değerlendirmede bulunan <strong>ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı </strong>şunları söyledi:<strong> “</strong>Gençlerle bir araya gelmek, onların merak ettikleri konuları dinlemek ve kariyer yolculuklarına dair deneyimlerimizi paylaşmak bizim için çok değerli. ING’de öğrenmeye ve keşfetmeye açık bir çalışma ortamı sunmaya önem veriyoruz. Esnek ve kapsayıcı çalışma kültürümüzle farklı bakış açılarını destekleyen bir yapı oluştururken gençlerin potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir ortam sunmayı hedefliyoruz. Uluslararası Yetenek Programımız (ITP) başta olmak üzere sunduğumuz programlarla gençlerin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmalarını destekliyoruz. Bu tür buluşmaların gençlerle karşılıklı öğrenme ve deneyim paylaşımı açısından değerli olduğuna inanıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-kampus-bulusmasinda-universitelilerle-bir-araya-geldi-622520">ING Türkiye, kampüs buluşmasında üniversitelilerle bir araya geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de akran zorbalığı dünya ortalamasını aştı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-akran-zorbaligi-dunya-ortalamasini-asti-620966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[aştı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[ortalamasını]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “Okullarda Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri, Önleme ve Farkındalık Çalışmaları” başlıklı çevrim içi eğitim programında liselerde görev yapan psikolojik danışmanlarla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-akran-zorbaligi-dunya-ortalamasini-asti-620966">Türkiye&#8217;de akran zorbalığı dünya ortalamasını aştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “Okullarda Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri, Önleme ve Farkındalık Çalışmaları” başlıklı çevrim içi eğitim programında liselerde görev yapan psikolojik danışmanlarla bir araya geldi.</p>
<p>İstanbul’daki liselerde görev yapan rehber öğretmenlere yönelik düzenlenen seminere yaklaşık 2 bine yakın psikolojik danışman ve rehber öğretmen katıldı.</p>
<p>Programda okullarda koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin önemi, ergenlik dönemindeki gençlerin psikolojik ihtiyaçları ve okullarda uygulanabilecek önleyici yaklaşımlar ele alındı.</p>
<p><strong>“Rehber öğretmenlerin rolü çok kritik”</strong></p>
<p>Programda konuşan Prof. Dr. Tarhan, dijitalleşen dünyada gençlerin karşılaştığı risklerin arttığını ve bu süreçte rehber öğretmenlerin çok önemli bir rol üstlendiğini belirterek, “Bugün dijitalleşen dünyada ve küresel ölçekte gençlerin birçok riskle karşı karşıya kaldığı bir dönemde rehber öğretmenlerimizin kilit rolü olduğunu görüyorum. Okullarda hem büyük bir sorumlulukları var hem de büyük bir fırsatları var.” dedi.</p>
<p>Psikolojik danışmanların yaşadıkları vakaları kayıt altına almalarının mesleki gelişim açısından önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Rehber öğretmenlerimizin yaşadıkları olayları not almalarını ve bir olgu defteri tutmalarını tavsiye ederim. Karşılaştıkları vakaları yazmaları, daha sonra bunlar üzerine düşünmeleri ve çözüm arayışlarını kaydetmeleri onların mesleki gelişimleri açısından çok önemli bir birikim oluşturur. Bu belki kısa vadede bir külfet gibi görünebilir ama uzun vadede insanı ve gençleri daha iyi anlamayı sağlayacak çok değerli bir tecrübe kazandırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlik dönemi kimlik arayışının yoğun yaşandığı bir süreç</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ergenlik döneminin gençlerin kimlik arayışı yaşadığı doğal bir süreç olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Gençlik döneminin doğal bir özelliği kimlik arayışıdır. Gençler bu dönemde ‘Ben kimim, nereye yönelmeliyim, niçin varım?’ gibi sorular sorarlar. Bu süreç özellikle 12–15 yaş aralığında daha yoğun yaşanır. Nörobiyolojik olarak ergenlik ortalama 22 yaşına kadar devam eder. Hatta bazı kişilerde 30’lu yaşlara kadar uzayabilen bir süreçten söz ediyoruz.”</p>
<p>Ergenlik döneminde beynin gelişimi nedeniyle duyguların aklın önüne geçebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ergenlikte beynin duygusal bölgeleri daha hızlı gelişirken, düşünme ve karar verme ile ilgili frontal bölgeler daha geç gelişir. Bu nedenle ergenler çoğu zaman sonunu düşünmeden hareket edebilir. Hisleri akıllarının önüne geçebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ergenlerin üç temel psikolojik ihtiyacı var</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ergenlik döneminde gençlerin üç temel psikolojik ihtiyaca sahip olduğunu belirterek, “Ergenlerin üç temel psikolojik ihtiyacı vardır: Aidiyet, yeterlilik ve anlam. Aidiyet duygusu, gencin kendisini ailesine, okuluna veya arkadaş grubuna ait hissetmesiyle ilgilidir. Yeterlilik duygusu, bir alanda küçük de olsa başarı yaşayabilmesiyle oluşur. Anlam duygusu ise yaptığı işin değerli olduğunu hissetmesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu ihtiyaçların karşılanmasının ergenlik sürecini daha sağlıklı hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu üç ihtiyaç karşılandığında ergenlik dönemi daha az fırtınalı geçer. Ancak bu ihtiyaçlar karşılanmadığında gençler kendilerini değersiz veya dışlanmış hissedebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Arkadaş önünde küçük düşürülmek ağır bir deneyim… </strong></p>
<p>Okul ortamında adalet duygusunun gençler için çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Ergenler adalet konusunda çok hassastır. Öğretmenin ayrımcılık yaptığını düşündükleri anda bu durum öfke birikimine yol açabilir. Kendini değersiz veya görülmemiş hisseden genç bazen güç gösterisiyle dikkat çekmeye çalışabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin arkadaşlarının önünde küçük düşürülmemesinin önemine de dikkat çekerek, “Bir gencin arkadaşlarının önünde küçük düşürülmesi çok ağır bir deneyimdir. Bazı gençler bu tür durumlarda içine kapanır, bazıları ise biriktirdikleri öfkeyi ani ve dürtüsel davranışlarla dışa vurabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ergenlerin hata yapma hakkı vardır</strong></p>
<p>Gençlerin hatalarının cezalandırılmak yerine eğitsel bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “onarıcı adalet” yaklaşımına dikkat çekti ve “Ergenlerin hata yapma hakkı vardır. Ancak başkasına zarar verme hakları yoktur. Bu nedenle ceza vermek yerine onarıcı adalet yöntemleri uygulanabilir. Örneğin topluma hizmet çalışmaları yaptırmak veya iyilik projeleri hazırlatmak gibi yöntemler gençlerin davranışlarının sonuçlarını anlamasını sağlar.” dedi.</p>
<p><strong>Korkutarak genç yönetilemez</strong></p>
<p>Prof. Dr.<strong> </strong>Tarhan, günümüz dünyasında otoriter ve baskıcı yaklaşımların gençler üzerinde etkili olmadığını belirterek, “Artık dünyada toplumlar açık toplum haline geldi. Dijitalleşme dünyayı adeta elektronik köy haline getirdi. Böyle bir çağda korkutarak bir genci yönetmek mümkün değildir. Gençlerin kendilerini ifade edebileceği, konuşabileceği ve paylaşabileceği ortamların oluşturulması gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p>Ruh sağlığında önleyici çalışmaların önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Psikiyatri çoğu zaman sorun ortaya çıktıktan sonra devreye girer. Oysa birincil koruma dediğimiz yaklaşımda sağlıklı bireylerin psikolojik dayanıklılığını artırmaya odaklanırız. Okullarda yapılacak psikolojik sağlamlık çalışmaları bu açıdan çok değerlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital ortam şiddetin tek nedeni değil</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin gençler üzerindeki etkisinin çoğu zaman yanlış yorumlandığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital araçların tek başına şiddet üretmediğini, ancak bazı psikolojik süreçlerle birleştiğinde şiddet eğilimini kolaylaştırabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dijital ortam tek başına şiddetin nedeni değildir. Ama başka psikolojik mekanizmalarla birleştiğinde şiddet eğilimini kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Sosyal medya, video oyunları ve internet içerikleri gençlerin dünyasının bir parçası. Ancak bunların bazıları şiddeti normalleştirebiliyor. Kavga videoları, saldırgan içerikler ve şiddeti çözüm gibi gösteren videolar, özellikle ergenler üzerinde etkili olabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Agresif influencer gençler üzerinde etkili…</strong></p>
<p>Dijital ortamın en önemli etkilerinden birinin şiddeti sıradanlaştırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, gençlerin yalnızca dijital içeriklerden değil, gerçek hayattaki rol modellerden de etkilendiğini vurguladı ve “Dijital ortamın yaptığı en önemli etki şiddeti normalleştirmesidir. Ancak bundan daha güçlü bir etki canlı şiddettir. Ailede, çevrede ya da toplumda öfke dili iletişim dili haline gelmişse çocuk bunu model alır. Gördüğü şiddeti alışılmış bir davranış gibi algılamaya başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu noktada sosyal öğrenmenin önemine değinen Prof. Dr. Tarhan, psikolog Albert Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına dikkat çekerek, özellikle agresif influencer’ların ve zorbalık içeren içeriklerin gençler üzerinde güçlü model etkisi oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Şiddete maruz kalmak empatiyi azaltıyor</strong></p>
<p>Şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmanın gençlerde duygusal duyarsızlaşmaya yol açabileceğini söyleyen Tarhan, bunun empati duygusunu zayıflatabileceğini belirtti ve “Şiddetin görüntülerine çok maruz kalındığında korku ve empati azalır. Bu durum kötülüğün sıradanlaşmasına yol açar. Şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmak gençlerin duyarlılığını azaltabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sosyal medya algoritmaları agresif içerikleri öne çıkarabiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sosyal medya algoritmalarının da bu süreçte etkili olduğunu ifade ederek, dijital platformların çoğu zaman dikkat çekici ve tartışmalı içerikleri daha fazla öne çıkardığını söyledi ve “Sosyal medya algoritmaları çoğu zaman şeffaf değil. Şok edici, agresif veya tartışmalı içerikler daha hızlı yayılıyor. Arama motorlarında ve sosyal platformlarda adeta ikna laboratuvarları gibi çalışan sistemler var. Kullanıcının ilgisine göre içerik sunuluyor ve kişi sürekli aynı tür içeriklerle besleniyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Dijital ortamın özellikle ergenlik döneminde kontrolsüz kullanıldığında bağımlılık riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eğer bir genç dijital ortamda saatler geçiriyor, yemek reddi, okul reddi gibi davranışlar gösteriyorsa burada bağımlılıktan söz edebiliriz. Hatta bazı vakalarda çocukların odalarına pet şişe koyup tuvalete gitmek için bile oyunu bırakmak istemediklerini görüyoruz.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eğlence amaçlı ekran kullanımının günlük zamanın yüzde 20’sini geçmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu sınırın aşılması durumunda bağımlılık riskinin arttığını ifade etti.</p>
<p><strong>Dijital zorbalık korkakça yapılan bir şiddet türü</strong></p>
<p>Siber zorbalığın da gençler arasında önemli bir risk alanı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, anonim ortamların saldırgan davranışları kolaylaştırabildiğini söyledi ve “Dijital ortamda siber zorbalık dediğimiz bir durum var. Buna dijital zorbalık da diyoruz. Kişiler anonim şekilde saklanarak saldırgan davranışlar gösterebiliyor. Bu da özellikle ergenler için ciddi bir risk oluşturuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme tehdit olduğu kadar fırsat da</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin yalnızca risk değil aynı zamanda önemli fırsatlar da sunduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, doğru kullanıldığında gençlerin gelişimine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>
<p>“Dijitalleşme bir sel gibi geliyor. Bu sele lanet okumak yerine onu fırsata dönüştürmemiz gerekiyor. Uçurtmayı uçurtan rüzgar değil, rüzgara karşı aldığımız pozisyondur. Eğer doğru pozisyon alırsak gelecek nesiller bize teşekkür eder.” diye konuşan Prof. Dr. Tarhan, dijital çağda en önemli konunun etik değerler eğitimi olduğunu ve özellikle erken çocukluk dönemine dikkat çekti.</p>
<p>“Ahlak doğuştan gelmez, öğrenilen bir şeydir. Erdem ve değer eğitimi en etkili şekilde 4–6 yaş arasında verilir. Bu dönem altın değerindedir. Daha sonraki yıllarda da öğrenilir ama daha zor olur.” ifadesinde bulunan Prof. Dr. Tarhan, “Okullarda yaşanan olayları cezalandırma yerine fırsat eğitimine dönüştürmek gerekir. Öğrenciyi utandırmadan, incitmeden o olay üzerinden bir öğrenme fırsatı oluşturmak eğitimciliğin en önemli becerilerinden biridir.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddet vakalarının öncü işaretleri var</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda görülebilecek şiddet vakalarının çoğunda önceden ortaya çıkan bazı işaretler bulunduğunu belirterek, bu belirtilerin erken fark edilmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Şiddetin yalnızca başkalarına yönelik değil, kişinin kendisine yönelttiği davranışlar şeklinde de ortaya çıkabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, özellikle intihar vakalarının çoğunda öncü belirtilerin görüldüğünü vurguladı ve “İntihar da aslında kendine yönelik bir şiddettir. Başkasına yönelik şiddet gibi intihar vakalarının da öncülleri vardır. Bu belirtileri erken fark edebilmek çok önemli. Bu öncülleri çoğu zaman sınıf öğretmenleri, öğrencinin yakın arkadaşları ya da sınıf temsilcileri daha kolay yakalayabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ani kişilik değişimleri önemli bir uyarı işareti</strong></p>
<p>Bir öğrencinin davranışlarında aniden ortaya çıkan değişimlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde görülen ani duygu durum değişimlerinin risk işareti olabileceğini söyledi ve “Daha önce neşeli ve sakin olan bir öğrenci birden durgunlaşmışsa ya da tam tersi sürekli durgun olan bir öğrenci birden aşırı hareketli hale gelmişse burada bir kişilik değişimi olabilir. Bu tür durumlarda şüphelenmek gerekir. Çünkü bu değişimler bazen duygu durum bozukluklarının habercisi olabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şiddetin küçük belirtileri büyük olayların habercisi olabilir</strong></p>
<p>Başkasına yönelik şiddetin de çoğu zaman küçük davranışlarla başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Küçük şiddet davranışları büyük şiddetin habercisi olabilir. Eğer bir kişi şiddeti bir sorun çözme yöntemi haline getirmişse o kişi risk grubunda kabul edilmelidir. Okullarda risk grubu oluşturulmalı ve bu öğrenciler birebir takip edilmelidir. Bu öğrencilerin içine attığı duygular, biriktirdiği öfke ya da yaşadığı sorunlar anlaşılmaya çalışılmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Akran zorbalığı Türkiye’de yüksek seviyede</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığının da gençler arasında önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, uluslararası verilerle Türkiye’deki durumu karşılaştırdı ve “Dünyada akran zorbalığı ortalama yüzde 33 civarında. OECD ortalaması bu seviyede. Türkiye’de ise bu oran yüzde 40’lara kadar çıkıyor.” dedi.</p>
<p>Ergenlik dönemindeki bazı çatışmaların doğal olduğunu ancak sistematik zorbalığın mutlaka ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, okullarda sosyal ve duygusal becerilerin geliştirilmesinin önemini vurguladı.</p>
<p><strong>Sosyal ve duygusal beceriler şiddeti azaltır</strong></p>
<p>Gelişmiş eğitim sistemlerinde “Sosyal ve Duygusal Öğrenme” modelinin yaygın olarak uygulandığını belirten Tarhan, “Şiddeti azaltmanın önemli yollarından biri sosyal ve duygusal öğrenme modelidir. Bu model öğrencilerin empati kurmasını, duygularını yönetmesini ve sorunlarını şiddet dışı yollarla çözmesini öğretir.” diye konuştu.</p>
<p>Okullarda yaşanan disiplin sorunlarının yalnızca ceza ile çözülmemesi gerektiğini belirten Tarhan, “Disiplin uygulamalarında cezalandırıcı adalet yerine onarıcı adalet yaklaşımı benimsenmelidir. Öğrencinin yaptığı hatayı telafi etmesine imkân tanıyan yöntemler daha kalıcı sonuç verir. Bazı eğitim sistemlerinde öğrenciler rastgele iyilik projelerine gönderiliyor. Yaşlı bakım evlerinde, çocuk koruma kurumlarında gönüllü çalışmalar yapıyorlar. Böylece empati geliştiriyor ve hayatın farklı yönlerini deneyimleyerek öğreniyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Kriz yönetimi için hazırlıklı olmak gerekir</strong></p>
<p>Okullarda yaşanabilecek şiddet veya intihar vakalarına karşı kriz yönetim planlarının hazırlanmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Krizi yönetmenin birinci şartı krize hazırlıklı olmaktır. Krize hazırlıklı olmayan kişi krizin bir parçası haline gelir. Stres altında soğukkanlı kalmak çok önemli. Kriz anında liderlik ortaya çıkar. Panik yapanı sakinleştirmek, ortamı kontrol etmek ve doğru müdahale planını uygulamak gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şiddet olayları sosyal bir yangın gibi görülmeli</strong></p>
<p>Okullarda kriz müdahale ve risk yönetimi planlarının oluşturulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu konunun yangın güvenliği kadar ciddiye alınması gerektiğini söyledi ve “Yangın eğitimi nasıl ciddiye alınıyorsa bu konu da aynı şekilde ele alınmalıdır. Çünkü bu da bir sosyal yangındır. Okullarda kriz önleme ve kriz müdahale planları mutlaka hazırlanmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-akran-zorbaligi-dunya-ortalamasini-asti-620966">Türkiye&#8217;de akran zorbalığı dünya ortalamasını aştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nöbetçi Kitaphanelerden 816 Bin 593 Öğrenci Faydalandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nobetci-kitaphanelerden-816-bin-593-ogrenci-faydalandi-612704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 15:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[593]]></category>
		<category><![CDATA[816]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[faydalandı]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[kapasite]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitaphanelerden]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[Merkezler]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetçi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612704</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi’nin ilkini 2020 yılında hayata geçirdiği ve bugün 5 ayrı noktada bulunan Nöbetçi Kitaphaneler, gençlerin eğitim yolculuğuna güçlü bir destek sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nobetci-kitaphanelerden-816-bin-593-ogrenci-faydalandi-612704">Nöbetçi Kitaphanelerden 816 Bin 593 Öğrenci Faydalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin ilkini 2020 yılında hayata geçirdiği ve bugün 5 ayrı noktada bulunan Nöbetçi Kitaphaneler, gençlerin eğitim yolculuğuna güçlü bir destek sağlıyor. Sunduğu zengin kaynak ve modern çalışma ortamıyla dikkat çeken merkezler, geride kalan 6 yılda 816 bin 593 kişiye hizmet verdi.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin ilkini 2020 yılında şehre kazandırdığı Nöbetçi Kitaphaneler, kısa sürede öğrencilerin uğrak mekanı haline geldi. Gençler için eşsiz mekanlar olmakla beraber sunulan hizmet ve sağlanan imkanlarla ilkokul düzeyinden üniversite üstü düzeye kadar her yaşa hitap eden Nöbetçi Kitaphaneler, İnegöl’de eğitim alanının sembol mekanı haline geldi. Şehrin farklı noktalarında hizmet veren 5 merkez, kurulduğu günden bu yana toplam 816 bin 593 kişiye ev sahipliği yaparak öğrencilerin en önemli çalışma ve gelişim alanlarından biri oldu.</span></span></p>
<p><span><span><b>5 MERKEZDE GÜÇLÜ EĞİTİM ALTYAPISI VE ZENGİN KAYNAK PORTFÖYÜ </b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin öğrencilerin talep ve önerilerinden yola çıkarak oluşturduğu bu özgün modelli kütüphaneler, özellikle sınavlara hazırlanan öğrenciler başta olmak üzere, ders çalışmak ve araştırma yapmak isteyen herkes için modern, güvenli ve konforlu bir ortam sunuyor. Sessiz çalışma alanları, zengin kitap arşivleri ve uygun fiziki koşullarıyla dikkat çeken merkezler, gençlerin akademik başarısına doğrudan katkı sağlıyor. Bugün itibariyle 5 ayrı noktada hizmet veren Nöbetçi Kitaphaneler, kapasite ve kitap sayılarıyla da önemli bir büyüklüğe ulaştı: Yeni Yaşam Alanı içerisinde bulunan Nöbetçi Kitaphane 19.222 kitap ve 215 kişilik kapasitesiyle en yoğun kullanılan merkez. Gençlik Merkezi Kitaphane ise 8.949 kitap ve 152 kişilik kapasiteye sahip. Daha çok ilk ve ortaokul düzeeyi öğrencilerine hitap eden ve Z Kütüphane formunda oluşturulan Akhisar-Huzur Kitaphanesi 4.974 kitap ile 45 kişilik kapasiteye sahipken, Kanal İnegöl Kitaphane 2.856 kitap ve 40 kişilik kapasite, Konak Kitaphane ise 43 kişilik kapasitesiyle hizmet veriyor. Toplam kitap sayısı on binleri aşan bu merkezler hem kaynak çeşitliliği hem de oturma kapasitesiyle İnegöl’de önemli bir eğitim altyapısı oluşturuyor.</span></span></p>
<p><span><span><b>ÖĞRENCİLERİN BAŞARI YOLCULUĞUNA DESTEK</b></span></span></p>
<p><span><span>Nöbetçi Kitaphaneler, yalnızca birer çalışma alanı değil; aynı zamanda gençlerin disiplinli çalışma alışkanlığı kazandığı, hedeflerine odaklandığı ve motivasyonunu artırdığı sosyal öğrenme ortamları olarak öne çıkıyor. Özellikle sınav dönemlerinde yoğun ilgi gören merkezler, öğrencilerin ev ortamında bulamadığı sessiz ve düzenli çalışma atmosferini sağlıyor. 6 yılda 816 bin 593 kişilik kullanım sayısı, Nöbetçi Kitaphanelerin İnegöl’de ne denli büyük bir ihtiyaca cevap verdiğini ortaya koyuyor. Bu rakam, projenin yalnızca bir hizmet değil, aynı zamanda gençliğe yapılan güçlü bir yatırım olduğunu gösteriyor.</span></span></p>
<p><span><span><b>ÖĞRENCİLERİN HAYALİ VE İNEGÖL BELEDİYESİ’NİN VİZYONUYLA ORTAYA ÇIKTI</b></span></span></p>
<p><span><span>Nöbetçi Kitaphane projesinin gençlerin hayali ve İnegöl Belediyesi’nin vizyonuyla ortaya çıktığını hatırlatan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “2019 seçimleri sürecinde gençlerimize beklentilerini sorduğumuzda, tam manasıyla bir isim ve şekil belirtmeseler de istenen özellikleri derlediğimizde, Nöbetçi Kitaphane modeli oluştu. 2020 yılında da hızlıca ilk Kitaphanemizi tarihi bir konakta hayata geçirdik. İlk günden itibaren öğrencilerin yoğun olarak kullandığı, aynı zamanda farklı sınavlara girecek öğrencilerin de yoğun maratona hazırlanmak için tercih ettiği Nöbetçi kitaphane, kısa sürede talebi karşılayamamaya başladı. Bu yoğun ilgi sonrası 2021 yılında daha gelişmiş bir kitaphaneyi şehre kazandırmak için çalışmalara başladık.  Bu defa Gençlik Merkezimizin zemin katında uygulanan özel projeyle hayat bulan kitaphane, teknolojiyle donatılarak eşsiz bir mekan halini aldı. İlk ve ortaokul öğrencilerinin de benzer bir merkez talebi sonrasında ise Huzur Mahallesinde Z Kütüphane şeklinde üçüncü bir kitaphaneyi açtık. Akabinde Mesudiye Mahallemizde Kanal İnegöl Projesi içerisinde butik bir Nöbetçi Kitaphane oluşturduk. Son olarak da içerisinde ilkokuldan başlayıp üniversite üstü gençlere kadar aynı çatı altında hizmet veren şehrimizin Yeni Yaşam Alanı ve Kent Meydanı Projesi içerisindeki 2 katlı Nöbetçi Kitaphanemizi oluşturduk” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>816.593 KİŞİNİN FAYDALANMASI, DOĞRU VE YERİNDE BİR YATIRIM OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR</b></span></span></p>
<p><span><span>Gençlerin daha nitelikli ve konforlu ortamlarda ders çalışabilmesi için başlatılan Nöbetçi Kitaphane uygulamasının bugün 5 farklı merkezde hizmet vermesinden büyük mutluluk duyduklarını dile getiren Başkan Taban, “Bizler için en kıymetli veri ise bu merkezlerimizin kurulduğu günden bu yana tam 816 bin 593 gencimizin, öğrencimizin, vatandaşımızın buralardan istifade etmiş olması. 6 yaş itibariyle; ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, KPSS hazırlık, yüksek lisans ve doktora öğrencileri dahil olmak üzere her yaş grubu Nöbetçi Kitaphanelerimizi kullanıyor. 816 bin rakamı da merkezlerimizin ne kadar doğru bir yatırım ve ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Gençlerimizin hedeflerine ulaşma yolculuğunda yanlarında olmaya, onların eğitim hayatına katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin eğitim ve gençlik odaklı vizyon projelerinden biri olan Nöbetçi Kitaphanelerin öğrencilerin yanında olmaya ve şehrin eğitim hayatına katkı sunmaya devam edeceğini kaydeden Başkan Taban, 2026 yılında; Alanyurt köy içi, Alanyurt Ek Hizmet Binası, Akhisar ve Yeniceköy Mahallelerinde olmak üzere 4 tane daha merkezin hizmete açılacağının müjdesini verdi.</span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nobetci-kitaphanelerden-816-bin-593-ogrenci-faydalandi-612704">Nöbetçi Kitaphanelerden 816 Bin 593 Öğrenci Faydalandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abb-endustriyel-inovasyonu-sureklilik-ile-mumkun-kilan-automation-extendedi-sundu-611002</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 06:54:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[abb]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kılan]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[novasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[otomasyon]]></category>
		<category><![CDATA[süreklilik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611002</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, endüstride inovasyonu süreklilik ile mümkün kılan Automation Extended programını tanıttı. Endüstrilerin kesinti yaşamadan modernize edilmesine yardımcı olmak üzere tasarlanan dağıtılmış kontrol sistemlerinin (DCS) stratejik evrimi olan Automation Extended programı, geleceğin otomasyon yetkinliklerinin sistem bütünlüğünü koruyarak, aynı zamanda endüstriyel operasyonların yeni çağında ihtiyaç duyulan esnekliği, ölçeklenebilirliği ve verimliliği sağlayacak şekilde kademeli olarak devreye alınmasına yönelik bir yol haritası sunuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abb-endustriyel-inovasyonu-sureklilik-ile-mumkun-kilan-automation-extendedi-sundu-611002">ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. </p>
<p>Operatörler; ABB Ability<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> System 800xA®, ABB Ability<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. </p>
<p>ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor:</p>
<p>Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor.</p>
<p>Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor.</p>
<p>Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır.</p>
<p>Automation Extended; ABB Ability<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> System 800xA®, ABB Ability<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak.</p>
<p><strong>ABB </strong>daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. <strong>www.abb.com</strong></p>
<p><strong>ABB Otomasyon iş kolu;</strong> enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. </p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abb-endustriyel-inovasyonu-sureklilik-ile-mumkun-kilan-automation-extendedi-sundu-611002">ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 08:37:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166">Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.  Uzmanlara göre, kış aylarında bu hastalıkların bulaşma riski yaz aylarına nazaran 3 kat daha yüksek.  Bunun nedeni ise kapalı alanlarda daha uzun süre kalınması ve havalandırmanın yetersiz olması sebebiyle mikropların yayılımının kolaylaşması. Ayrıca, bağışıklık sisteminin soğuk havada zayıflaması da enfeksiyonlara olan yatkınlığı artırıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, </strong>aslında doğru önlemlerle bu enfeksiyonlardan korunmanın veya hastalığa yakalanma riskini ciddi oranda azaltmanın mümkün olduğunu belirterek, “Hem kişisel hijyen hem de yaşam tarzı alışkanlıkları bu süreçte büyük önem taşıyor. Kışın sağlığımızı korumak için en önemli kural ise kalabalık ve kapalı ortamları sınırlamak, doğru havalandırma yapmak ve bağışıklığı güçlü tutmaktır. Ayrıca, öksürme ve hapşırmayla yayılan damlacıklar kolayca bulaşabildikleri için özellikle yüz yüze olan karşılıklı konuşmalarda aramızdaki mesafenin en az 70 cm olmasına özen göstermeliyiz” diyor.  <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, </strong>kış aylarında hastalıklardan korunmamız için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı  anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının</strong></p>
<p>Kışın kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmanız çok önemli. Zira, insanların birbirine yakın bulundukları alanlarda influenza, solunum sinsityal virüsü (RSV) ve COVID-19 gibi virüsler çok hızlı yayılıyorlar. Araştırmalar, kalabalık ve kötü havalandırılan ortamlarda bulaşma riskinin 10 kata kadar arttığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, sinema, AVM, toplu taşıma ve toplantı salonlarında uzun süre kalmaktan kaçınmak enfeksiyon riskini ciddi şekilde azaltıyor. Mecburi  durumlarda maske takmak da etkili olan bir başka önlem. </p>
<p><strong>Haftada en az 3 kez 1’er saat yürüyün</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz bağışıklık hücrelerinin dolaşımını artırarak enfeksiyonlara karşı koruyucu etki sağlıyor. Araştırmalar, haftada en az 150 dakika yürüyen kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 30 oranında daha az görüldüğünü gösteriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, kışın soğuk havaya rağmen açık havada yapılan tempolu yürüyüşün hem D vitamini sentezine katkı sağladığını hem de kişiyi kapalı alan kalabalığından uzak tuttuğunu belirterek, “Yürüyüşü mümkünse gün içinde ve rüzgârdan korunaklı bir rota seçerek yapın. Aşırı terlemeyi ve üşümeyi önlemek için kat kat giyinmeye de dikkat edin” diyor. </p>
<p><strong>Odalarınızı günde 3 kez 15’er dakika havalandırın</strong></p>
<p><strong> </strong>Kışın pencereler genelde kapalı kaldıkları için virüsler havada daha uzun süre asılı kalıyorlar. Bu nedenle, oturduğumuz, çalıştığımız veya uyuduğumuz ortamları günde 3 kez en az 10–15 dakika havalandırmak büyük fark oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, iyi havalandırmanın solunum yolu hastalıklarını yüzde 50 oranında azalttığını bildiriyor. Havalandırma sırasında kısa süreli ısı kaybı olsa bile hava kalitesinin korunması enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürüyor. Kapalı ortamlarda sürekli klima veya soba kullanımı havayı kuruttuğu için nem dengesini korumak da önem taşıyor.</p>
<p><strong>Aşılarınızı mutlaka tamamlayın</strong></p>
<p>Grip aşısı, özellikle risk grubunda yer alan kişilerde hastaneye yatış riskini yüzde 60 oranına kadar azaltıyor. COVID-19 hatırlatma dozları bağışıklık düzeyinin düştüğü kış aylarında koruma sağlıyor. Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,  65 yaş üstünde veya kronik hastalığı olanlarda zatürre (pnömokok) aşısının da ciddi enfeksiyonları önleyebildiğini vurgulayarak, “Aşılar hastalıkların bulaşmalarını ve ağır seyretmelerini önleyen en güçlü araçlardandır. Üstelik, sadece sizi değil çevrenizdeki hassas kişileri de koruyor” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Eve geldiğinizde ilk iş ellerinizi yıkamak olsun</strong></p>
<p>Virüslerin büyük bir bölümü eller yoluyla bulaşıyor. Bu nedenle, ellerinizi yıkamadan yüzünüze, burnunuza veya gözlerinize asla dokunmayın. Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye yıkanması enfeksiyon riskini yüzde 40–50 oranında azaltıyor. Dolayısıyla, özellikle toplu taşıma, market, okul veya iş yerinden dönüşte bu alışkanlık çok önem taşıyor. Su ve sabun yoksa en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri de fayda sağlıyor. </p>
<p><strong>Boyun ve burun bölgenizi koruyun</strong></p>
<p>Soğuk hava solunum yolu mukozasını zayıflatarak virüslere daha duyarlı hâle getiriyor. Boyun ve burun bölgesini korumak ise özellikle rüzgârın etkisini azaltarak mukozanın kurumasını ve bu sayede virüslerin solunum yollarında kolayca tutunmalarını önlüyor.<strong> </strong>Yaygın inanışın aksine, üşümek doğrudan hastalık yapmıyor; ancak bağışıklığı baskılayarak enfeksiyonlara zemin hazırlıyor. Dolayısıyla dışarı çıkmadan önce termal içlik ve atkı kullanmak faydalı oluyor. Bunların yanı sıra ince tek bir kıyafet yerine kat kat giyinmek vücut ısısını dengede tutuyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Günde 7–8 saat kesintisiz uyuyun</strong></p>
<p>Uykusuzluk bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivitelerini azaltıyor ve bu nedenle viral enfeksiyonların gelişme riskini artırıyor. Bilimsel çalışmalar, günde 6 saatten az uyuyan kişilerde hastalanma riskinin yaklaşık 4 kat arttığını gösteriyor. “Düzenli ve kaliteli uyku için uyku saatlerinin mutlaka sabit olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,   “Yoğun günlerde kısa molalar vermek stres hormonlarının seviyelerini düşürüyor ve böylece bağışıklığı güçlendiriyor. Akşam geç saatlerde ekran kullanımını sınırlandırmak da uyku kalitesini artırıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bağışıklığı güçlendiren beslenme düzenini sürdürün</strong></p>
<p>Yetersiz beslenme, enfeksiyonlara yatkınlığı yüzde 20–30 oranında artırıyor. Bu nedenle, dengeli ve yeterli beslenme bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Günde birkaç porsiyon sebze ve meyve tüketimi bağışıklığı destekliyor. Ayrıca, C vitamini, çinko, D vitamini ve omega-3 bakımından zengin gıdalar, <em>antioksidan ve antiinflamatuar </em>etkileri sayesinde enfeksiyon riskini azaltıyor. Haftada 2 kez balık, her gün yoğurt veya kefir tüketimi ise güçlü bir bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan bağırsak florasını destekliyor. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak da enfeksiyon süresini kısaltmaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Geceleri odanıza bir bardak su koyun</strong></p>
<p>Kışın kullanılan ısıtıcılar odadaki nemi düşürüyor; kuru hava, virüslerin solunum yollarına kolayca tutunmalarına yol açıyor. Burun içinin kuruması da hem kanamaya hem enfeksiyona yatkınlık oluşturuyor. Bu nedenle, ortam neminin yüzde 40–60 arasında olması ideal kabul ediliyor. Geceleri odaya bir bardak su koymak veya nemlendirici cihaz kullanmak odanın nemlenmesinde fayda sağlıyor. Bu basit önlem bile üst solunum yolu enfeksiyonlarını azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Yüz yüze konuşurken en az 70 cm uzak durun</strong></p>
<p>Kış aylarında aile ortamlarında bulaşma riski oldukça yükseliyor. Öyle ki temas hâlindeki her 3 kişiden 1’i enfeksiyonu kapabiliyor.  Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, basit temas önlemlerinin bile bulaşma riskini önemli şekilde azaltabildiğini vurgulayarak, “Bunun için yüz yüze konuşurken mesafe korunmalı ve mümkünse maske kullanılmalı. Ortak havlular, bardaklar veya telefonlar paylaşılmamalı. Bunların yanı sıra hastanın ayrı odada kalması ve sık havalandırma da çok önemlidir” diyerek sözlerini tamamlıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-en-buyuk-tehlikesi-kapali-alanlar-598166">Kışın en büyük tehlikesi kapalı alanlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanal ortam Türkçe&#8217;nin yozlaşmasına neden oldu! Gençlerin &#8216;tmm&#8217;, &#8216;nbr&#8217;, &#8216;tşk&#8217; ve emojilerle yazışması giderek artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanal-ortam-turkcenin-yozlasmasina-neden-oldu-genclerin-tmm-nbr-tsk-ve-emojilerle-yazismasi-giderek-artiyor-444008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:05:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[emojilerle]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[nbr]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[tmm]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[türkçenin]]></category>
		<category><![CDATA[yazışması]]></category>
		<category><![CDATA[yozlaşmasına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dilin sürekli değişime açık ve yaşayan bir varlık olduğunu ifade eden uzmanlar, sosyo-kültürel, coğrafi, mali ve teknolojik faktörlerin dildeki değişimlerin temel nedenlerini oluşturduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanal-ortam-turkcenin-yozlasmasina-neden-oldu-genclerin-tmm-nbr-tsk-ve-emojilerle-yazismasi-giderek-artiyor-444008">Sanal ortam Türkçe&#8217;nin yozlaşmasına neden oldu! Gençlerin &#8216;tmm&#8217;, &#8216;nbr&#8217;, &#8216;tşk&#8217; ve emojilerle yazışması giderek artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dilin sürekli değişime açık ve yaşayan bir varlık olduğunu ifade eden uzmanlar, sosyo-kültürel, coğrafi, mali ve teknolojik faktörlerin dildeki değişimlerin temel nedenlerini oluşturduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalara göre yazı dilinde kullanılan kısaltma, argo ve jargonun özellikle yeni kuşakların okuma ve yazma becerilerinin zayıflamasına kapı açabildiğini dile getiren ÜSTÖMER Müdürü Öğr. Gör. Selçuk Duman, “Ne var ki gençlerimizin yazılı ve sözlü anlatımlarında hatalı yazım ve anlatım bozukluğu gibi dil deformasyonlarını biz eğitimciler olarak gözlemliyoruz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSTÖMER) Müdürü Öğr. Gör. Selçuk Duman, yeni neslin dil kullanımı ve dilin deformasyonu konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Dil sürekli değişime açık ve yaşayan bir varlık”</strong></p>
<p>Dilin değişimi konusunda “Dil sürekli değişime açık ve yaşayan bir varlıktır. Sosyo-kültürel, coğrafi, mali ve teknolojik faktörler dildeki değişimlerin temel nedenlerini oluşturur.” diyen Öğr. Gör. Selçuk Duman, özellikle 2000’li yılların başından itibaren sosyal medya ve dijital iletişim kanallarının gelişmesiyle birlikte dünya toplumlarının temaslarının yoğunlaştığını ve bu durumun kültürümüzde ve bunun en önemli taşıyıcısı olan dilimizde de birtakım değişimlerin ortaya çıkmasını beraberinde getirdiğini anlattı.</p>
<p>Özellikle genç nüfusun resmi olmayan yazışmalarında ünlü harflerin terkiyle ‘’tmm’’, ‘’nbr’’, ‘’tşk’’ gibi çok sayıda kullanımının yaygınlaşması, yabancı kökenli kelimelere sıkça yer vermesi ve emoji figürlerine başvurmalarının artarak devam ettiğini de dile getiren Duman, “Sanal ortam Türkçemizin yozlaşmasına müsait bir alan açmıştır.” dedi.</p>
<p><strong>Kısaltma, argo ve jargon yeni kuşakların okuma ve yazma becerilerini zayıflatıyor… </strong></p>
<p>Argo, jargon ve özellikle kısaltma kullanımının iletişimde amaca giden en kısa yolu kullanmak ve meramı etkileyici bir biçimde ifade etmek için hız çağı olan zamanımızın gençleri tarafından başvurulan bir yöntem olarak görüldüğü dile getiren Öğr. Gör. Selçuk Duman, “Bunu elbette kültürel etkileşimlerin sonucu olarak tezahür eden bir ifade şekli olarak görebiliriz. Kısaltmalar ve internet argosu çevrimiçi iletişimi bizler için daha uygun hale getirebilir. Fakat bu gibi ifade şekillerinin dildeki yansımaları özellikle uzun vadede olumsuz etkiler bırakabilir. Araştırmalara göre yazı dilinde kullanılan kısaltmalar, argo ve jargon özellikle yeni kuşakların okuma ve yazma becerilerinin zayıflamasına kapı açabiliyor. Ne var ki gençlerimizin yazılı ve sözlü anlatımlarında hatalı yazım ve anlatım bozukluğu gibi dil deformasyonlarını biz eğitimciler olarak gözlemliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Günlük dilin üslubu daha samimi ve sıcaktır”</strong></p>
<p>Akademik ve günlük dil kullanımının farklı niteliklere sahip dil kullanım şekilleri olduğunu kaydeden ÜSTÖMER Müdürü Öğr. Gör. Selçuk Duman, şöyle devam etti:</p>
<p>“Akademik dil, bilimsel, teknik, hukuki ve edebi metinlerde kullanılır. Bu dilde günlük yaşamda yaygın olarak kullanılmayan bilimsel ve teknik terimler kullanılır. Daha nesnel ve objektiftir. Bu dildeki cümle yapıları daha karmaşık ve daha uzundur. Üslup resmidir. Günlük dil ise günlük hayatımızda kullandığımız konuşma dilidir. Günlük dilin cümle yapıları daha kısadır. Daha öznel ve kişisel bir dildir. Kullanımı yaygın olup bu dilde basit kelimeler kullanılır. Üslup daha samimi ve sıcaktır. Eğitim dili sürekli ve hızlı bir gelişim içindedir. Eğitim ve bilim geliştikçe dilimizde yeni kavramlara karşılık gelen kelimelere yenileri eklenir. Günlük iletişim dilinin gelişimi daha sınırlıdır ve bu gelişim toplumun kapasitesiyle orantılı olarak seyreder.”</p>
<p><strong>“Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ifadesiyle ‘ses bayrağımız Türkçe’yi gelecek kuşaklara hakkıyla teslim etmeliyiz”</strong></p>
<p>ÜSTÖMER Müdürü Öğr. Gör. Selçuk Duman, dildeki değişim ve gelişimin dilin doğası gereği kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öncelikle her birey, devraldığı bu dil mirasını, şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ifadesiyle ‘ses bayrağımız Türkçe’yi bir bayrak yarışı gibi gelecek kuşaklara hakkıyla teslim etme bilinciyle yetiştirilmelidir. Bu, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir devlet politikası olmalıdır. </p>
<p>Dildeki yozlaşmaya karşı birtakım yasaklamalarla mücadele etmek yerine yeni neslin tercihlerine uygun seçeneklerin farkındalığını sağlamak isabetli olacaktır. Bu da edebiyat ve fikir dünyamızın zenginliklerini keşfetmelerini sağlayacak okumalar ve bu okumaların iz sürümleri olan söyleşileri takip etmelerini sağlamakla olacaktır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanal-ortam-turkcenin-yozlasmasina-neden-oldu-genclerin-tmm-nbr-tsk-ve-emojilerle-yazismasi-giderek-artiyor-444008">Sanal ortam Türkçe&#8217;nin yozlaşmasına neden oldu! Gençlerin &#8216;tmm&#8217;, &#8216;nbr&#8217;, &#8216;tşk&#8217; ve emojilerle yazışması giderek artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
