<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önlenebilir | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onlenebilir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlenebilir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Feb 2026 07:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>önlenebilir | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlenebilir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Önlenebilir Körlük ile Aydınlık Bir Yaşam Projesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onlenebilir-korluk-ile-aydinlik-bir-yasam-projesi-611362</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[körlük]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611362</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Optisyenlik Programı’nın ana yürütücülüğünde hayata geçirilen “Önlenebilir Körlük ile Aydınlık Bir Yaşam” projesi kapsamında, Hatay’ın Defne ilçesindeki Gümüşgöze İlkokulu’nda çocuklara yönelik göz sağlığı taraması yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlenebilir-korluk-ile-aydinlik-bir-yasam-projesi-611362">Önlenebilir Körlük ile Aydınlık Bir Yaşam Projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Optisyenlik Programı’nın ana yürütücülüğünde hayata geçirilen “Önlenebilir Körlük ile Aydınlık Bir Yaşam” projesi kapsamında, Hatay’ın Defne ilçesindeki Gümüşgöze İlkokulu’nda çocuklara yönelik göz sağlığı taraması yapıldı. 6 Şubat 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası bölgede iyileşme sürecine katkı sunmayı amaçlayan çalışma, akademisyenler ve BİLGİ Optisyenlik Programı öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Türk Kızılay, Miyop-Der (Miyopi Akademi Optik ve Optometri Göz ve Görme Sağlığı Derneği) ve Miyopi Academy işbirliğiyle yürütülen çalışmada, çocuklarda görme kusurlarının erken tanı ve yönlendirme yoluyla tespit edilmesi hedeflendi. Gerçekleştirilen taramalarla önlenebilir körlük risklerine dikkat çekilirken elde edilen bulgular değerlendirilmek ve gerekli yönlendirmelerin yapılması amacıyla ilgili sağlık birimlerine iletilmek üzere kayıt altına alındı.</p>
<p>Proje kapsamında göz sağlığı taramalarının yanı sıra okul bünyesinde göz sağlığına yönelik eğitim atölyeleri kuruldu. Atölye çalışmalarında çocuklara göz sağlığını koruma, doğru görme alışkanlıkları ve ekran kullanımı konularında yaş gruplarına uygun bilgilendirme yapıldı. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar, tarama ve eğitimi bir araya getiren bütüncül bir halk sağlığı yaklaşımı olarak yürütüldü.</p>
<p>Projenin ana yürütücüsü İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve  Miyopi Academy Direktörü Aykut Çağlı, çocukluk çağında erken tanının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Miyopi başta olmak üzere çocukluk çağında ortaya çıkan görme kusurları, erken fark edildiğinde büyük ölçüde önlenebilir. Çocukların göz sağlığı, yalnızca bireysel bir sağlık meselesi değil; aynı zamanda eğitim, gelişim ve toplum sağlığının temel bir parçasıdır. Bu sorumlulukla sahadayız ve çocukların gözlerindeki ışığı korumaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlenebilir-korluk-ile-aydinlik-bir-yasam-projesi-611362">Önlenebilir Körlük ile Aydınlık Bir Yaşam Projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri Büyük Ölçüde Önlenebilir ve Erken Tanı Hayat Kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-buyuk-olcude-onlenebilir-ve-erken-tani-hayat-kurtarir-595030</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:09:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüde]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanserinin en çarpıcı yönlerinden biri, büyük ölçüde önlenebilir nedenlere bağlı olarak gelişmesidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-buyuk-olcude-onlenebilir-ve-erken-tani-hayat-kurtarir-595030">Akciğer Kanseri Büyük Ölçüde Önlenebilir ve Erken Tanı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Akciğer kanserinin en çarpıcı yönlerinden biri, büyük ölçüde önlenebilir nedenlere bağlı olarak gelişmesidir. Riskleri ve nedenleri çok net olan akciğer kanserinin önlenebilirlik oranı da çok yüksektir. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Balcı, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, hastalığın büyük ölçüde önlenebilir olduğunu ve erken tanının hayat kurtardığını vurguladı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Hastaların Yarısı İleri Evrede Tanı Alıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 2,5 milyon kişinin akciğer kanseri tanısı aldığını ve 1,8 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Balcı; “Rakamlar, akciğer kanserini hem en sık görülen hem de en ölümcül kanser türü konumuna getiriyor. Türkiye’de yıllık 31 bin yeni vaka ve 25 bin ölüm ile yaygın ve yüksek ölümcüllüğü olan bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Akciğer kanserinin, erkeklerde görülme olasılığı yüz binde 55,9, kadınlarda yüz binde 11,2 olarak bildiriliyor. Türkiye’de akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %25-30’u yakın lenf nodlarına yayılım olduğunda, %50-55’i ise uzak organlara yayılım olduğunda tanılanabiliyor. Yani, ortalama %80-85’i ileri evrede tanılanan akciğer kanseri vakalarında erken teşhis oranları oldukça düşük. Bu da tedavinin başarısını ve sağ kalımı büyük ölçüde azaltıyor. Bu nedenle koruyucu önlemler, risk gruplarına yönelik bilinçlendirme ve tarama programlarının geliştirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Türkiye’de, Erkek Hastalarda Görülen Akciğer Kanserinin Büyük Çoğunluğu Tütün ile İlişkili”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akciğer kanserinin risk ve nedenlerine değinen Balcı; “Sigara ve tütün ürünleri en büyük tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Akciğer kanserinin %85–90’ı sigara kullanımına bağlı olarak gelişiyor. Türkiye’de, erkeklerde görülen vakaların büyük çoğunluğunun tütünle ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Elektronik sigara, nargile, puro ve pipo da aynı derecede risk taşıyor. Görünmeyen risk olarak karşımıza çıkan pasif içicilik durumunda ise ev, iş yeri veya kapalı alanlarda sigara dumanına maruz kalmak, akciğer kanseri riskini ciddi biçimde artırıyor. Çocuklar ve kadınlar bu riskten daha fazla etkileniyor.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Büyük şehirlerde artan hava kirliliği, akciğer dokusuna zarar vererek kanser gelişimine zemin hazırlıyor. Asbest, radon, dizel egzozu, ağır metaller ve kimyasal dumanlara mesleki maruziyet; madenciler, sanayi işçileri ve inşaat çalışanları başta olmak üzere birçok meslek grubunda hastalık riskini artırıyor. KOAH gibi hastalıklar ve ailede akciğer kanseri öyküsü de risk oluşturuyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Akciğer Kanseri Riskini Azaltmanın Püf Noktaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Balcı, akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilen ve erken tanı ile hasta hayatının kurtarılabilir olduğunu dile getirerek alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı; “Sigaranın bırakılması en etkili koruyucu yöntemdir. Sigara bırakıldıktan sonra ilk yılda risk belirgin şekilde azalır, 10–15 yıl içinde risk, hiç sigara içmemiş kişiye yakın seviyeye düşebilir. Bu konuda ülkemizde Ulusal Sigara Bırakma Poliklinikleri ücretsiz destek sunuyor. Pasif içicilikten korunulması, ev ve iş yerlerinde tamamen dumansız alan oluşturulması, çocukların ve hassas grupların korunması açısından kritik önem taşıyor. Hava kalitesi uyarılarının takip edilmesi, gerekli günlerde maske kullanımı, kentsel temizlik ve çevre politikalarının desteklenmesi riskleri azaltıyor. Yüksek riskli sektörlerde çalışanların koruyucu ekipman kullanması, ortam havalandırmasının iyileştirilmesi ve düzenli sağlık taramaları hayati önem taşıyor.  Özellikle uzun süre sigara içmiş 50 yaş üzeri yüksek riskli bireyler için düşük doz bilgisayarlı tomografi ile tarama öneriliyor. Nitekim, erken evrede yakalanılan akciğer kanserinde, 5 yıllık sağ kalım oranı %60’ın üzerine çıkabiliyor. Düzenli egzersiz, sebze-meyve ağırlıklı beslenme ve hava kalitesine dikkat etmek, riski azaltan diğer önemli faktörlerdir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Erken Tanı, Hayat Kurtarır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akciğer kanserinin dünyada ve Türkiye’de en ölümcül kanser türü olmaya devam ettiğine değinen Balcı; “Hastalığın nedenlerinin büyük bir kısmının önlenebildiği gibi erken tanı tedavi şansını önemli düzeyde artırıyor. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında atılacak adımlardan olan sigarayı bırakma, riskli bireylerin taranması, toplumların bilinçlendirilmesi faaliyetleri ile binlerce kişinin kaderi değiştirilebilir” diyerek erken tanının, yaşam süresini uzatmanın ve tedavinin başarısını artırmanın en önemli adımı olduğuna dikkat çekti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-buyuk-olcude-onlenebilir-ve-erken-tani-hayat-kurtarir-595030">Akciğer Kanseri Büyük Ölçüde Önlenebilir ve Erken Tanı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 07:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, bilindiği gibi tüm dünyada en fazla karşılaşılan kanser türü. Yılda 1,69 milyon kişinin kaybına neden olan bu hastalıkta en önemli risk faktörlerinden biri de tütün kullanımı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108">Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri, bilindiği gibi tüm dünyada en fazla karşılaşılan kanser türü. Yılda 1,69 milyon kişinin kaybına neden olan bu hastalıkta en önemli risk faktörlerinden biri de tütün kullanımı. Özellikle ülkemizde akciğer kanserinin yüzde 90’ı sigara kullanımına bağlı olarak gelişiyor. Sık sigara içen kişilerde akciğer kanserine yakalanma riski yüzde 30’lara çıkarken, hiç sigara içmeyen kişilerde ise bu risk yüzde 1’in altına kadar düşüyor. Bu da sadece sigara tüketimini azaltarak, Türkiye’de her yıl 25 bin akciğer kanseri vakasının önlenebileceğini ortaya koyuyor. Tütün ürünleri dışında aile öyküsü, KOAH, hava kirliliği, asbest ve radon gazı gibi maddelere uzun süre maruz kalmak da akciğer kanseri riskini artırıyor. Bu kapsamda risk faktörlerine karşı önleyici tedbirlerin alınması ve hastalığın erken evrede teşhis edilmesi, akciğer kanseriyle mücadeledeki en kritik unsurlar.</p>
<p><strong>Sinsice İlerliyor, Geç Belirti Veriyor  </strong></p>
<p>Akciğer kanserinde görülen belirtilerin oluşumu genellikle birkaç yıl sürüyor ve hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemiyor. Belirtiler, tümörün akciğer içindeki yerleşimine, büyüklüğüne, yayılım yerine ve yayılma derecesine göre değişebiliyor. En sık gözlenen belirtilerin başında; geçmeyen veya kötüleşen öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, öksürürken şiddetli göğüs ağrısı, tekrarlayan ve geçmeyen bronşit veya zatürre, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı var. Hastalığın tanısı için fizik muayene, görüntüleme, bronkoskopi ve doku örneği incelemesi gibi yöntemler kullanılırken tedavisi için ise multidisipliner bir çalışma gerekiyor. Bu süreçte cerrahi hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi gibi farklı seçenekler mevcut. </p>
<p><strong>Akciğer Sağlımızı Koruyabiliriz! </strong></p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>, akciğer kanserinin hastadan hastaya farklılık gösterebildiğini; tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla faktörün etkili olabildiğini söylüyor. <strong>Prof.</strong> <strong>Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>’ın akciğer sağlığımızı korumak için ise 5 önerisi var: </p>
<ul>
<li>Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durun. </li>
<li>Özellikle kapalı ortamlarda dumansız alanları tercih edin. </li>
<li>Mesleki nedenlerden dolayı kimyasal maruziyetten korunmak için gerekli ekipmanları kullanmaya özen gösterin. </li>
<li>Hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın. </li>
<li>Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-25-bin-akciger-kanseri-vakasi-onlenebilir-592108">Her Yıl 25 Bin Akciğer Kanseri Vakası Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Araştırma Dünya Genelinde Karaciğer Kanseri Vakalarının En Az Yüzde 60&#8217;ının Önlenebilir Olduğunu Gösterdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-dunya-genelinde-karaciger-kanseri-vakalarinin-en-az-yuzde-60inin-onlenebilir-oldugunu-gosterdi-563116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 08:23:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[genelinde]]></category>
		<category><![CDATA[gösterdi]]></category>
		<category><![CDATA[inin]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarının]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaciğerin en yaygın kanseri olarak gösterilen hepatoselüler karsinom (HCC) dünya genelinde hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-dunya-genelinde-karaciger-kanseri-vakalarinin-en-az-yuzde-60inin-onlenebilir-oldugunu-gosterdi-563116">Yeni Araştırma Dünya Genelinde Karaciğer Kanseri Vakalarının En Az Yüzde 60&#8217;ının Önlenebilir Olduğunu Gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Karaciğerin en yaygın kanseri olarak gösterilen hepatoselüler karsinom (HCC) dünya genelinde hızla artıyor. Tıbbi otoritelerin &#8220;sessiz ama ölümcül bir pandemi&#8221; olarak tanımladığı sorunla ilgili The Lancet dergisinden yayınlanan yeni bir çalışma çarpıcı verileri ortaya koydu. Araştırmanın karaciğer kanserlerinin yüzde 60’ının önlenebilir olduğunu gösterdiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman: “Yeni veriler, karaciğer sağlığı için erken harekete geçmemiz gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.” diye konuştu</em>. </p>
<p>Lancet Dergisi’nin Uluslararası Hepatosellüler Karsinom Komisyonu, 30’dan fazla ülkeden, hepatoloji, onkoloji ve halk sağlığı uzmanlarının kolektif çalışması sonucu bu raporu hazırladı. “Dünya çapındaki en saygın kurumların verileriyle desteklenen bu çalışma küresel perspektifte bir alarm zili çalıyor.” Diyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Veysel Umman, gerekli önlemler alınmazsa 2050’de yılda 1,5 milyon karaciğer kanseri vakası beklendiğine dikkat çekti. </p>
<p>Doç. Dr. Umman, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Karaciğer kanseri, kamuoyunda yeterince yer bulmasa da, sinsi ve ölümcül biçimde yayılıyor. Bu çalışmaya göre pandemi öncesi ve sonrası karşılaştırmada: 2022’de 0,87 milyon yeni vaka varken, 2050’de 1,52 milyon yeni vaka bekleniyor. Bu artış, fark edilmeden büyüyen bir küresel halk sağlığı krizine işaret ediyor. Sessiz sedasız, hayatlarımızın tam ortasında artan bir felaket. Yıllık sadece yüzde 2 düşüş bile, gelecek 25 yılda 8,8–17,3 milyon vakayı önleyebilir ve 7,7–15,1 milyon hayatı kurtarabilir.”</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZ İÇİN DE CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNU”</strong></p>
<p>Araştırmaya göre 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 870 bin kişinin HCC tanısı aldığını belirten Doç. Dr. Veysel Umman, bu rakamın 2050 yılına 1,5 milyonu geçmesinin beklendiğini hatırlattı. Türkiye’de de dünya ile benzer bir artış trendi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Umman, sözlerine şöyle devam etti: “HCC, dünya genelinde en sık görülen 6. kanser ve kanser kaynaklı yaşam kayıpların 3. en yaygın nedeni. Türkiye’de ise karaciğer kanseri tüm kanserler arasında ilk 10’da yer almıyor. Ancak karaciğer kanseri sadece yaygınlığı ile değil yaşam kaybı oranlarıyla dikkat çektiği için ülkemiz için de ciddi bir sağlık sorunu olarak önemini koruyor.” </p>
<p><strong>“SAHADA GÖZLEMLEDİĞİMİZ GERÇEKLER BİLİMSEL VERİLERLE ORTAYA KONMUŞ OLDU”</strong></p>
<p> “Bu araştırma, aslında yıllardır sahada gözlemlediğimiz gerçekleri bilimsel verilerle doğruluyor.” diyen Doç. Dr. Veysel Umman, “Karaciğer kanseri kader değil. Zamanında fark edilirse önlenebilir bir hastalık. Hepatit aşıları, kilo kontrolü, alkol tüketiminin azaltılması ve düzenli kontrollerle bu kanser türünün önüne geçebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZDE SON YILLARDA ARTAN KARACİĞER YAĞLANMASI ÖNEMLİ BİR SORUN”</strong></p>
<p>Ülkemizde Hepatit B taşıyıcılığı yaygınlığı nedeniyle vakalarının büyük kısmının bu enfeksiyona bağlı olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Umman, son yıllarda artış gösteren MASLD, yani Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığı, halk arasında &#8220;karaciğer yağlanması&#8221; olarak bilinen soruna dikkat çekti. </p>
<p>Türkiye’de de obeziteye ve diyabete bağlı karaciğer yağlanması vakalarında ciddi artış gözlendiğine işaret eden Doç. Dr. Umman, “Bu hastalık obezite, insülin direnci, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi metabolik bozukluklarla birlikte görülür. MASLD ilerlediğinde siroza ve ardından karaciğer kanserine dönüşebilir. Zaten karaciğer kanserinin çıkışına zemin hazırlayan en temel etken karaciğerin artık siroz geliştirmiş olmasıdır. Özellikle alkol kullanmayan ama karaciğer yağlanması olmuş ve karaciğerin sirotik hale geldiği kişilerde de kanser gelişebildiğini göstermesi açısından önemlidir.” diye konuştu. </p>
<p>Doç. Dr. Umman, halk arasında nispeten “masum bir problem” olarak görülen ya da ihmal edilebilen karaciğer yağlanmasının dikkatle ele alınması gerektiğini vurguladı: “Karaciğer yağlanması, birçok insanda belirti vermeden ilerliyor. Bu yağlanma zamanla karaciğerde hasara, siroza ve kansere dönüşebiliyor” dedi. </p>
<p><strong>“VİRAL HEPATİTLERİN YAYGINLIĞININ KARACİĞER KANSERİNİN ARTIŞINDA ÖNEMLİ BİR PAYI VAR”</strong></p>
<p>Karaciğer kanseri vakalarının hızla artmasının başlıca nedenlerinin viral hepatitlerin (özellikle Hepatit B ve C) yaygınlığı, alkol kullanımı, obezite, karaciğer yağlanması ve diyabetin artması olarak sıralayan Doç. Dr. Veysel Umman, sözlerine şöyle devam etti: “Korunma adına son derece önemli olan aşılama konusunda özellikle gelişmekte olan ülkeler yetersiz kalıyor. Bunun yanında gelişmiş ülkelerde ise, beslenme alışkanlıklarındaki sağlıksız seçimler, hareketsiz yaşam tarzı gibi etkenler de yağlı karaciğer hastalığını önemli bir risk haline getiriyor. Uzun süreli ve yoğun alkol tüketimi de siroz ve ardından HCC’ye neden oluyor. Bu üç önemli faktörün birleşimi de HCC vakaların yüzde 60’ından fazlasının nedeni ortaya koyuyor. Bu faktörlerin önlenebilir olması ise işin en dramatik kısmı aslında.” </p>
<p><strong>“SİROZ SADECE ALKOL KULLANANLARDA GÖRÜLMEZ”</strong></p>
<p>“Bugüne kadar çoğu kişinin karaciğer hastalığını sadece alkolle ilişkilendirdiğini ancak yeni verilere göre sağlıksız beslenme, aşırı kilo ve hareketsiz yaşamın da karaciğeri aynı ölçüde yıprattığını gösterdiğini anlatan Doç. Dr. Umman, “Üstelik bazı kişilerde kanser, siroz gelişmeden de ortaya çıkabiliyor. Yani vücut hiçbir sinyal vermeden altta yatan genetik faktörlerin tetiklemesiyle ilerleyen bir sürece karşı da uyanık olmak zorundayız.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“ÖZELLİKLE RİSKLİ GRUPTA YER ALANLAR DÜZENLİ KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEMELİ”</strong></p>
<p>Yeni bilimsel analizle birlikte karaciğer sağlığını korumak için alınabilecek önlemlerin gündeme geldiğini söyleyen Doç. Dr. Umman, özellikle şu grupları uyardı: “Fazla kilolu bireyler, şeker, tansiyon, kolesterol hastaları, karaciğerinde yağlanma tespit edilenler, ailesinde karaciğer hastalığı olanlar, hepatit virüsü taşıyanlar veya aşısını yaptırmamış olan kişilerin yılda bir kez kan testleriyle karaciğer enzimlerine baktırması, gerektiğinde ultrason veya karaciğerin elastikliğinin böylece de dolaylı olarak sağlığının değerlendirilmesi gibi ileri görüntüleme yöntemleriyle karaciğer hasarının değerlendirilmesi gerekir. En yaygın ve etkili tedavilerden biri de kilo kaybıdır. Hareketli bir yaşam, sağlıklı beslenme, alkolü sınırlama, düzenli kontroller ve hepatit aşısı ile karaciğerimizi kanserden koruyabiliriz. Karaciğer nakli olması gereken alıcı adaylarımızın nakil merkezimize getirdiği bağış yapmak isteyen sağlıklı verici adaylarında dahi artık sıklıkla karaciğer yağlanmasına rastlayabiliyoruz. Bu kişilere önce kilo verme programları düzenleyip karaciğer yağlanması gerilerse değerlendirmeye alıyoruz’’ diye belirtti.</p>
<p><strong>“ERKEN TANIYLA ŞİFA SAĞLANABİLİYOR”</strong></p>
<p>Hepatoselüler karsinomda da diğer birçok kanserde olduğu gibi erken tanının son derece önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Umman, “Erken tanı konulan hastalarla, cerrahi tedavi, ablasyon veya karaciğer nakli gibi şifa sağlayabilecek seçenekler uygulanabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserin evresi de ilerliyor ve tedavi şansı düşüyor ve yaşam süresi kısalıyor. Bu nedenle riskli bireylerin 6 ayda bir karaciğer ultrasonu yaptırması çok önemli” diye konuştu. </p>
<p><strong>“‘SESSİZ İLERLESE DE ÖNLEMLERLE DURDURMAK MÜMKÜN’ </strong></p>
<p>“Raporun en çarpıcı bulgularından biri de şu: karaciğer kanserlerinin en az yüzde 60’ı, hepatit yani karaciğerde iltihap ve hücre kaybına yol açan bulaşıcı virüslerin hepatit B ve C virüsü (HBV, HCV), ve metabolik hastalıkların (MASLD) ve alkolün kontrolüyle engellenebilir.” Diye konuşan Doç. Dr. Umman, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Karaciğer kanserinin en yaygın nedeni 2022’de olduğu gibi 2050’de de hepatit B (HBV) olmaya devam edecek. Ancak oranı yüzde 39’dan yüzde 36,9’a düşecek. Bunun yanında alkol kaynaklı karaciğer hasarı ve metabolik kaynaklı steatohepatit (MASH) ise hızla artış gösteriyor ve bunlar önlenebilir kaynaklar.”</p>
<p><strong>“HEPİMİZE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”</strong></p>
<p>Sessiz ilerleyen bu krize karşı hepimize büyük görev düştüğünün altını çizen Doç. Dr. Veysel Umman çözüm önerileriyle ilgili şunları aktardı: “Aşıdan taramaya, sağlıklı yaşamdan devlet politikalarına kadar her adım, hayatta kalma mücadelesinde bir adım daha öne geçmek demek. Fakat bu ancak planlı bir yaklaşımla mümkün ve bu plan içinde hem devlet hem birey emeği gerekli. Ulusal aşı kampanyaları, yaygın tarama programları, sigarayı ve alkolü azaltan politikalar, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı eğitimleri, hepsi birleştiğinde, “sessiz fırtına”nın yönünü değiştirebilir. Git gide ilerleyen karaciğer yetmezliği ve sonrasında gelişen karaciğer sirozu kanser oluşmasındaki en temel zemini hazırlıyor. Karaciğer kanseri bu şekilde ilerlerken sessiz olabilir, ama biz sessiz kalamayız.”</p>
<p><strong>“KARACİĞER YAĞLANMASINI CİDDİYE ALIN, KONTROLLERİNİZİ İHMAL ETMEYİN”</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Karaciğer kanseri sessiz ilerleyen ama erken önlemle durdurulabilecek bir hastalık. The Lancet dergisinde yayınlanan çok merkezli bu yeni çalışma, hem bireyler hem de sağlık sistemi için bir uyarı niteliğindedir. Karaciğer yağlanmasını ciddiye alın, kontrollerinizi ihmal etmeyin.   Şimdi harekete geçmezsek, 2050 hızlı gelecek ve çok geç olabilir.<strong> </strong>Unutmayın, karaciğer uzun süre sessiz kalır ama bir gün konuştuğunda geç olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-dunya-genelinde-karaciger-kanseri-vakalarinin-en-az-yuzde-60inin-onlenebilir-oldugunu-gosterdi-563116">Yeni Araştırma Dünya Genelinde Karaciğer Kanseri Vakalarının En Az Yüzde 60&#8217;ının Önlenebilir Olduğunu Gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek aşılama oranları ile salgınlar önlenebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-asilama-oranlari-ile-salginlar-onlenebilir-522283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 12:25:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[oranları]]></category>
		<category><![CDATA[salgınlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde aşılar sayesinde her 6 dakikada bir, bir insan hayatı kurtuluyor. Aşılamanın bulaşma özelliği çok güçlü olan viral enfeksiyonları kontrol altında tutmada etkili olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, aşılama oranlarının belirli bir düzeyin üzerinde gerçekleştirilmesinin önemini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-asilama-oranlari-ile-salginlar-onlenebilir-522283">Yüksek aşılama oranları ile salgınlar önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzde </span></span></span></b><b><span><span><span>aşılar sayesinde her 6 dakikada bir, bir insan hayatı kurtuluyor. Aşılamanın bulaşma özelliği çok güçlü olan viral enfeksiyonları kontrol altında tutmada</span></span></span></b><b><span><span>etkili olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, </span></span></b><b><span><span>aşılama oranlarının belirli bir düzeyin üzerinde gerçekleştirilmesinin önemini vurguladı. Badur, a</span></span></b><b><span><span><span>şılamanın aksaması ve uygun biçimde sürdürülen bağışıklama hizmetlerinin farklı nedenlerle kesintiye uğramasının, üstesinden gelindiği düşünülen hastalıkların yeniden alevlenmesine; böylece beklenmedik aşamalarda salgınların görülmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Badur, “Kızamık gibi bulaşma özelliği çok güçlü olan bir viral enfeksiyonu kontrol altında tutmada, toplumun yüzde 95’inin aşılanması gerekmektedir ve aşılama oranları bu seviyenin altına düşer ise toplumda kızamık olgularında artışlar kaydedilir” uyarısında bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, 24-30 Nisan Aşı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada çocukluk döneminde aşılamanın önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her yıl 4,5 milyon çocuk ölümü önleniyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span><span>Klasik bir tanımlamayla aşıların, temiz içme suyu kullanımından sonra, en fazla hayat kurtaran önemli bir sağlık uygulaması olduğunu belirten Badur, “Nitekim UNICEF’in 2023 yılında ‘Dünya Bağışıklama Haftası’ bağlamında yayınladığı raporda, aşılar sayesinde her yıl 4-4,5 milyon çocuğun ölümünün önlendiği; Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 yılı raporuna göre ise son 50 yılda en az 157 milyon yaşamın aşılar sayesinde kurtarıldığı belirtilmiştir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hastane başvuruları ve antibiyotik kullanımı aşı sayesinde azalıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span>Aşıların pek çok yönden fayda sağladığını kaydeden Badur,</span></span><span><span><span> “Bulaşıcı hastalıkların insidansında azalma sağlayan aşılar ayrıca, dolaylı yollardan birçok olumlu gelişmeyi sağlamaktadır. Örneğin süreğen hastalıkların seyrini değiştiren aşılar, hastane başvurularının ya da antibiyotik tüketiminin azalmasından ekonomik katkı sağlamakta; sonuçta bir dizi farklı açıdan yararlı olmaktadır.  Bugün için aşılar sayesinde her 6 dakikada bir, bir insan hayatının kurtulduğunu belirtmek, konunun önemini vurgulamak için uygun bir veridir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılama oranları belirli bir düzeyin üzerinde gerçekleştirilmelidir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama sisteminin aksamasının salgınlar başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının oluşmasına yol açacağı uyarısında bulunan Badur, “Aşılamanın aksaması, uygun biçimde sürdürülen bağışıklama hizmetlerinin farklı nedenlerle kesintiye uğraması, üstesinden gelindiği düşünülen hastalıkların yeniden alevlenmesine; böylece beklenmedik aşamalarda salgınların görülmesine yol açabilir. Birçok bulaşıcı hastalığın kontrol altına alınmasında aşılama oranlarının belirli bir düzeyin üzerinde gerçekleştirilmesi gereklidir. Örneğin kızamık gibi bulaşma özelliği çok güçlü olan bir viral enfeksiyonu kontrol altında tutmada, toplumun yüzde 95’inin aşılanması gerekmektedir ve aşılama oranları bu seviyenin altına düşer ise toplumda kızamık olgularında artışlar kaydedilir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çocukların aşılanması, hastalıklara karşı korunmalarını sağlar</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocukluk döneminde aşılamanın önemini vurgulayan Badur, “Yeni doğan çocuklar, ortalama 6 ay kadar, annelerinden pasif olarak geçen maternel antikorlar sayesinde bir dizi önemli enfeksiyon hastalığına karşı korunurlar. Sonraki süreçte kendilerinin bağışıklık sistemleri gelişip olgunlaşmaya başlar ve hastalıklara karşı korunmaları kendi üretecekleri yapıtaşları sayesinde gerçekleşir. İşte bu aşamada çocukluk çağında sorun yaratan bir dizi hastalığa karşı aşılama yapılarak, duyarlı çocukların hastalıklara karşı korunmaları sağlanır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>ABD’de çocuklar arasında kızamık olguları yükselişte</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuk hastalıkları ile ilgili salgınların dünyada da gündeme geldiğini belirten Badur, “Bugün için en çarpıcı örnekler ABD’den gelmekte olup, çocuklar arasında uzun süredir görülmeyen kızamık olgularının yükselişte olduğu, enfekte olan çocuklar arasında iki ölüm gerçekleştiği kayıtlara geçmiştir. Düzgün yürütülen bağışıklama hizmetleri, örneğin aşı-karşıtlığı grupların baskısı ile aksarsa ya da bu grupların etkisi ile aileler çocuklarını aşılatmazlar ise kısa sürede ‘aşı ile korunulabilen hastalıkların’ adeta hortlayacağı, geniş kitlesel sorunlara yol açaçağı bilinmektedir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılanmayan çocuklar risk oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span><span>Söz konusu grupların etkisi sonucu, ülkemizde 2000’li yıllarda yüzlerle ifade edilen aşılanmamış çocuk sayısının, 2020 yılında 100 binlere ulaştığını ifade eden Badur, “Bu tabloya baktığımızda, aşılanmayan çocuklar sadece kendileri için değil, çevrelerindeki çocuklara da etkenleri bulaştırarak toplum sağlığını tehdit etmektedirler. Bu gerçekten hareketle ‘Benim bedenim benim kararım’ ya da ‘Benim çocuğuma dışardan bir madde verilmesine, ebeveyini olarak ben karar veririm’ yaklaşımlarının ne denli sakıncalı olduğu anlaşılmaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşamın ilk yıllarında aşılama çok önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşamın ilk yıllarında bağışıklığın güçlenmesi için aşılamanın yaygınlaştırılmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, sözlerini şöyle tamamladı: “Anneden pasif olarak geçecek antikorların koruması ortadan kalkınca bebeklerin hastalıklara açık olacakları; ancak aşılama ile korunmalarının mümkün olacağını biliyoruz. İşte bu denli önemli bir işleve sahip olan aşıları, bilimsel olmayan, gerçekler ile bağdaşmayan savlarla karalamak; özellikle sosyal medya üzerinden yaygınlaşan mesajlar ile aileleri aşılardan soğutmak, yükselmekte olan ciddi bir sorundur. Günümüzde aşı karşıtlığını bilim karşıtlığı şeklinde nitelemek doğru olacaktır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-asilama-oranlari-ile-salginlar-onlenebilir-522283">Yüksek aşılama oranları ile salgınlar önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi Vakalarının Yüzde 25&#8217;i Önlenebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsi-vakalarinin-yuzde-25i-onlenebilir-439691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 12:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarının]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Epilepsi ile Savaş Derneği, 12 Şubat 2024 Dünya Epilepsi Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’deki 1 milyon epilepsi hastası ve yakınlarının karşılaştıkları ön yargılara karşı ‘Epilepsi İçin Bak’ ve ‘Gerçeği Gör' dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-vakalarinin-yuzde-25i-onlenebilir-439691">Epilepsi Vakalarının Yüzde 25&#8217;i Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Epilepsi ile Savaş Derneği, 12 Şubat 2024 Dünya Epilepsi Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’deki 1 milyon epilepsi hastası ve yakınlarının karşılaştıkları ön yargılara karşı ‘Epilepsi İçin Bak’ ve ‘Gerçeği Gör&#8217; dedi</strong></p>
<p>Epilepsi,<strong> </strong>beyin hücrelerinde var olan elektriğin geçici olarak aşırı artması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalık. Cinsiyet ayrımı olmaksızın kadın ve erkeklerde eşit olarak görülen bu hastalık, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.  Dünya genelinde en sık görülen ve her 100 kişiden birini etkileyen nörolojik hastalıklardan biri olan epilepsi hastalığına dikkat çekmek için Şubat ayının ikinci pazartesi günü Dünya Epilepsi Günü olarak ilan edildi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Epilepsi hastalığı için DSÖ’den Küresel Eylem Planı</strong></p>
<p><strong>Türk Epilepsi ile Savaş Derneği (TESD) Başkanı Prof. Dr. Nerses Bebek</strong>, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün, epilepsi hastaları için kamu sağlığı yaklaşımını yeniden düşünmemizi vurgulayan ve 2031 yılına kadar bu alanda atılması gereken adımları içeren Epilepsi ve Diğer Nörolojik Rahatsızlıklar için Küresel Eylem Planı’nı açıkladığına dikkat çekti. </p>
<p>Prof. Dr. Bebek sözlerine şöyle devam etti: “Biz nöroloji uzmanları için epilepsi hastalığının klinik yönleri kadar hastaların yaşam kalitelerini artırmak da çok önemli. DSÖ’nün sunduğu bu 10 yıllık yol haritası, epilepsi hastalığını önleme, tanı ve tedavisi için etkin çözümler ile hastalar ve ailelerinin yanlış anlama, bilgisizlik ve negatif tutumlar nedeniyle karşılaştıkları ayrımcılıklarla mücadele için önemli başlıklar içeriyor. Bu eylem planı ayrıca Türk Epilepsi ile Savaş Derneği olarak sekiz yıldır yürüttüğümüz Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyasının da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bizlere gösterdi. ”</p>
<p> </p>
<p><strong>Epilepsi vakalarının yüzde 25’i önlenebilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bebek: “Türk Epilepsi ile Savaş Derneği olarak ülkemizi epilepsi hastalığı konusunda bekleyen iki önemli sınav olduğuna inanıyoruz. Bunlardan ilki epilepsi hastalığının oluşmasını önlemek için gerekli tedbirleri almamızı söylüyor. Daha zor olan diğer sınavımızı ise hastaların sağlığını derinden etkileyen ön yargılarla mücadele alanında vereceğiz. DSÖ’nün Epilepsi Küresel Eylem Planı’na göre epilepsi vakalarının yüzde 25’i önlenebilir nitelikte… Bu konuda atılması gereken adımlardan biri güvenli gebelik ve doğumların teşvik edilerek doğum travmalarından kaynaklanan epilepsi hastalığının önüne geçmek. Yine menenjit ve sıtma gibi merkezi sinir sistemi enfeksiyonları epilepsiye yol açabiliyor. Menenjit hastalığıyla mücadelede ülkemizde çocuklara aşılama yapılıyor ancak bazı bakteriyel menenjite karşı her yaş grubu tehlikeye açık. İyi temizlenmeyen ve paylaşımlı kullanılan tabak, çatal ve kaşık aracılığıyla bulaşabilen bu menenjit türü epilepsiye de yol açabiliyor. Özellikle dışarıda yemek yediğimiz yerlerin temiz olmasına dikkat etmeli ve çatal-kaşıkları kullanmadan önce bir peçete ile silmeliyiz. Son zamanlarda artış gösteren influenza vakaları sonrası görünen menenjit de epilepsi hastalığına neden olabiliyor. Bu yüzden bağışıklığı güçlü tutmak, sağlıklı beslenmek, hijyen kurallarına uymak, uyku düzenine dikkat etmek ve sosyal mesafeyi korumak çok önemli. Hastalığa yakalanmamız halinde hekime başvurmakta da gecikmemeliyiz. Sıcak ülkelerde daha yaygın olarak görülen sıtma vakalarına karşı da özellikle risk taşıyan ülkelere seyahatler öncesi gerekli önlemleri almak kritik önem taşıyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>1 milyon hasta ve yakını için toplum olarak vermemiz gereken bir sınav var</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nerses Bebek, ülkemizde yaşayan 1 milyon epilepsi hastası ve aileleri için toplum olarak vermemiz gereken en önemli sınavın ön yargılarımızdan arınmak olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Bebek: “DSÖ Küresel Eylem Planı’nda epilepsi ile ilgili küresel hedeflere ulaşmanın önündeki ana engellerden biri, düşük düzeydeki sağlık okuryazarlığı ve epilepsi hakkındaki yanlış bilgilerin fazlalığı. Türk Epilepsi ile Savaş Derneği olarak biz sekiz yıldır Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyası ile epilepsili bireylerin de herkes gibi hayatlarına devam edebileceklerini, okuyabileceklerini, çalışabileceklerini, evlenebileceklerini, çocuk sahibi olabileceklerini ve başarılı işlere imza atabileceklerini anlatmaya çalışıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Epilepsi için Bak farkındalık kampanyası bu yıl ‘Gerçeği Gör’ diyecek</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bebek, “Toplumdaki ön yargılar tamamen ortadan kalkana dek sürdürmeyi planladığımız Epilepsi için Bak farkındalık kampanyasını bu yıl ‘Gerçeği Gör’ mottosuyla hayata geçireceğiz. Bakmakla görmek arasındaki farka atıfta bulunarak ön yargıların değil gerçeklerin görülmesini ve anlaşılmasını hedefliyoruz. UCB Pharma’nın koşulsuz desteğiyle hayata geçirdiğimiz Epilepsi İçin Bak farkındalık kampanyası kapsamında bu yıl, tarihi ve sembolik binalar Dünya Epilepsi Günü’nde mor renkle ışıklandırılacak. Spor kulüpleriyle ve birçok marka ile iş birlikleri yaparak toplumun her kesiminde epilepsi hastalığına karşı farkındalık sağlamak için çalışacağız.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Herkesi “Gerçeği Gör”meye davet ediyoruz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bebek, herkesin epilepsi hastalığına karşı ön yargılarla mücadele etmek için yapabileceklerinin olduğuna da dikkat çekti. TESD Başkanı, sosyal medyanın farkındalık konusundaki etkisine vurgu yaparak, herkesi Epilepsi İçin Bak Instagram sayfasında yer alan <strong>#MorGözlük</strong> filtresini kullanarak kendi fotoğrafını çekip farkındalık mesajlarıyla birlikte<strong> #EpilepsiİçinBak</strong> ve <strong>#GerçeğiGör</strong> etiketleriyle sosyal medya hesaplarında yayınlamaya ve farkındalığın bir parçası olmaya davet etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-vakalarinin-yuzde-25i-onlenebilir-439691">Epilepsi Vakalarının Yüzde 25&#8217;i Önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser önlenebilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-onlenebilir-mi-437782</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2024 15:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=437782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserin ölüme neden olan hastalıklar arasında ikinci sırada yer aldığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, düzenli kontrolün önemine işaret ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-onlenebilir-mi-437782">Kanser önlenebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kanserin ölüme neden olan hastalıklar arasında ikinci sırada yer aldığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, düzenli kontrolün önemine işaret ediyor. Bilinen çevresel nedenlerden ve risk faktörlerinden kaçınılarak kanserlerin en az 3’te 1’inin önlenebileceğini belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, kanser tarama testlerinin önerilen yaşlarda ve sıklıkta yaptırılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Aydın, ideal kiloda olunmasını, daha fazla hareket edilmesini, alkol ve sigaradan uzak durulmasını öneriyor.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanserin ülkemizde ve dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer aldığını söyledi.</p>
<p> </p>
<p><b>5 ölümden biri kanserden</b></p>
<p>Resmi verilere göre kanserin 2020 yılında dünya çapında tahminen yaklaşık 10 milyon kişinin ölümüne neden olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Dünyada her altı ölümden birinin kanser nedeniyle olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde de ölüm nedeni olarak kanser, dolaşım sistemi hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Her 5 ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşmektedir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Meme kanseri en sık teşhis ediliyor</b></p>
<p>Uluslararası Kanser Araştırması Ajansı verilerine göre, 2020 yılında dünya çapında tahminen 19,3 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Her iki cinsiyette tüm kanserler arasında meme kanseri, en sık teşhis edilen kanser olarak akciğer kanserini geride bıraktı. Verilere göre meme kanserinde yüzde 11,7 oranı ile 2,3 milyon yeni vaka görüldü. Bunu yüzde 11,4 ile akciğer, yüzde 10 ile kolorektal, yüzde 7,3 ile prostat ve yüzde 5,6 ile mide kanserleri takip etmektedir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Kanserden ölümlerde akciğer kanseri ilk sırada yer alıyor </b></p>
<p>Prof. Dr. Faruk Aydın, akciğer kanserinin tahmini 1,8 milyon ölüm (yüzde 18) ile kanserden ölümlerin önde gelen nedeni olmaya devam ettiğini, akciğer kanserini yüzde 9,4 ile kolorektal, yüzde 8,3 ile karaciğer, yüzde 7,7 ile mide ve yüzde 6,9 oranı ile kadın meme kanserlerinin takip ettiğini söyledi.</p>
<p> </p>
<p><b>2040 yılında 28,4 milyon kanser vakası bekleniyor</b></p>
<p>Veriler ışığında küresel kanser yükünün yıldan yıla artış göstermesinin beklendiğini dile getiren Prof. Dr. Faruk Aydın, “Küresel kanser yükünün 2040 yılında 28,4 milyon vaka olması bekleniyor. Bu da 2020&#8217;ye göre yüzde 47 artış anlamına geliyor. Küreselleşme ve büyüyen ekonomiyle ilişkili risk faktörlerinin artmasıyla bu durum daha da kötüleşebilir. Dünya Kanser Raporunda, nüfusun artması ve yaşlanmasıyla birlikte kanser vaka sayısındaki artışın devam edeceği, bu artışın en fazla düşük ve orta gelirli ülkeleri etkileyeceği vurgulanmaktadır” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><b>Kanser önlenebilir hastalıklardandır</b></p>
<p>Kanserlerin çoklu risk faktörüne bağlı hastalıklar olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, çocukluk çağı kanserleri ile erişkin yaş kanserlerinde ve ayrıca her bir kanser için farklı risk faktörlerinden günümüzde bir kısmının bilinebiliyorken, bir kısmının ise henüz bilinmediğini söyledi. Aydın, “Kanserlerin oluşumunda yüzde 90-95 çevrenin, yüzde 5-10 genlerin etkisinin olduğu bilinmektedir. Bilinen çevresel nedenlerden ve risk faktörlerinden kaçınılarak kanserlerin en az 3’te 1’inin önlenebileceği, diğer 3’te 1’inin de erken teşhis ve etkin tedavi ile kontrol altına alınabileceği bilinmektedir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Tütün kullanımı ve hareketsiz yaşam önemli risk faktörleri</b></p>
<p>Kanser için bazı risk faktörlerinin bulunduğunu, alınacak bazı önlemlerle bu risklerin azaltılabileceğini belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, bu risk faktörlerini tütün kullanmak, alkol tüketmek, insan papilloma virüsü (HPV), hepatit B ve C virüsü, helikobakter pilori gibi bazı viral enfeksiyonlara maruz kalmak, yaşlanma, ailede kanser öyküsünün olması, aşırı kilolu veya obez olmak, sedanter (hareketsiz) yaşamak olarak sıraladı. Aydın, benzen, dizel motor dumanı maruziyeti, asbest gibi çevresel kanserojenlere maruziyeti de önlenebilecek kanser nedenleri olarak belirtti.</p>
<p> </p>
<p><b>Bu önerilere kulak verin</b></p>
<p>Kanserden korunmak için bireysel olarak yapılması gerekenlere değinen Prof. Dr. Faruk Aydın, önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>T.C. Sağlık Bakanlığı’nın Sağlıklı Hayat Merkezleri içinde yer alan Kanser Erken Tanı (KETEM) merkezlerinde “meme kanseri, kalın barsak kanseri ve rahim ağzı kanseri” tarama testlerini ücretsiz olarak ulusal kanser tarama programlarında önerilen yaşlarda ve sıklıkta yaptırın.</li>
<li>Sağlıklı ve yaşınıza göre ideal bir kiloda olun.</li>
<li>Daha fazla hareket edin.</li>
<li>Daha fazla tahıl, sebze, meyve ve baklagil tüketin.</li>
<li>Yüksek kalorili yiyeceklerden kaçının.</li>
<li>Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın.</li>
<li>Şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketimini sınırlayın.</li>
<li>Alkol içmeyin.</li>
<li>Sigara içmeyin. Sigara içilen ortamlarda bulunmayın.</li>
<li>Besin takviyelere güvenmeyin.</li>
<li>Stresinizi kontrol edin ve azaltın. Hayatınızda spor, müzik, dans, yoga ve meditasyon gibi aktivitelere yer verin.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><b>Bilimdışı açıklamalara itibar etmeyin</b></p>
<p>Kanserin önlenmesi, teşhis ve tedavisi konusunda başta sosyal medya olmak üzere zaman zaman medyada da yer alan bilimdışı açıklamalara ve alternatif yöntemlere de dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Aydın, “Güvenilir bilim insanlarının sözleri dışındakilere inanmayın ve itibar etmeyin. Dünya Sağlık Örgütü çatısı altında faaliyet gösteren Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı yayınlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının web siteleri de bilgi almak için güvenilir kaynaklardır” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-onlenebilir-mi-437782">Kanser önlenebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Vajina daraltma ile cinsel sorunlar önlenebilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vajina-daraltma-ile-cinsel-sorunlar-onlenebilir-402192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 10:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[daraltma]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[vajina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vajinayı destekleyen dokuların yaş, gebelik ve doğumun etkisiyle gevşeyerek cinsel ilişkide sorunlara ve özgüven eksikliğine neden olabildiğinin altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mine Gültekin Çalık, “Vajina daraltma (vajinoplasti), vajinayı yeniden şekillendirmek için yapılan cerrahi bir işlemdir. Kozmetik jinekolojide; vajinoplasti, vajinal kanalın çapını ve vajinanın girişini daraltmak için kullandığımız prosedürleri ifade eder” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vajina-daraltma-ile-cinsel-sorunlar-onlenebilir-402192">&#8220;Vajina daraltma ile cinsel sorunlar önlenebilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vajinayı destekleyen dokuların yaş, gebelik ve doğumun etkisiyle gevşeyerek cinsel ilişkide sorunlara ve özgüven eksikliğine neden olabildiğinin altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mine Gültekin Çalık, “Vajina daraltma (vajinoplasti), vajinayı yeniden şekillendirmek için yapılan cerrahi bir işlemdir. Kozmetik jinekolojide; vajinoplasti, vajinal kanalın çapını ve vajinanın girişini daraltmak için kullandığımız prosedürleri ifade eder” dedi.</strong></p>
<p>Vajina daraltma işlemi (vajinoplasti) hakkında bilgilendirmede bulunan VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mine Gültekin Çalık, işlemin uygulamadaki detaylarının kişinin hedeflerine veya tıbbi ihtiyaçlarına bağlı olarak değiştiğini ifade etti.</p>
<p><strong>DOĞUM HASARLARLARI GİDERİLEBİLİR</strong></p>
<p>Yapılacak işlemin detaylı değerlendirme ve muayene sonrasında cerrah tarafından belirleneceğini belirten Op. Dr. Mine Gültekin Çalık, doğumda oluşan yaralanmaları onarmak için vajinoplasti yapılacağı zaman prosedürün şu işlemleri içereceğini belirtti:</p>
<ul>
<li>“Gevşek dokuları ve doğum kusurlarını onarmak için destek dikişleri atılması,</li>
<li>Fazla derinin çıkarılması,</li>
<li>Vajina girişinin daraltılması,</li>
<li>Bazı hastalarda mesane ve bağırsakların vajinal kanala herniasyonu da olabilir. Bu kusurlar operasyon sırasında tamir edilebilir.”</li>
</ul>
<p><strong>CİNSEL TATMİN ARTIRILABİLİR</strong></p>
<p>Op. Dr. Çalık, vajinoplasti ameliyatının özgüven artışı ve cinsel hazzın artırılması gibi kişisel faydaları olabileceğini belirtti.</p>
<p><strong>RİSKLER EN AZA İNDİRİLEBİLİR</strong></p>
<p>Her cerrahi operasyonun kendi içerisinde bazı riskler barındırdığını altını çizen Op. Dr. Mine Gültekin Çalık, vajinoplasti sonrası yaşanabilecek bazı riskleri şu şekilde açıkladı:</p>
<p>• “Ağrılı cinsel ilişki (Disparoni),</p>
<p>• Uyuşma veya his kaybı. Ancak deneyimli bir cerrah, doğru cerrahi teknik ve uygun postoperatif bakım ile bu riskler en aza indirilebilir.”</p>
<p><strong>10 GÜN İÇİNDE GÜNLÜK YAŞAMA DÖNÜLEBİLİR</strong></p>
<p>Vajinoplasti ameliyatı sonrası süreç hakkında da bilgilendirmede bulunan Op. Dr. Çalık, şunları söyledi:</p>
<p>“İyileşme, ameliyatın boyutuna bağlı olarak birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Çoğu hastanın 7-10 gün sonra günlük yaşamına dönebildiğini belirten Op. Dr. Mine Gültekin Çalık, 6 hafta boyunca küvete girme ve yüzme ile birlikte cinsel ilişkiden veya herhangi bir vajinal penetrasyondan kaçınılmalıdır.”</p>
<p><strong>KALICI SIKILIK ELDE EDİLİR</strong></p>
<p>Vajinoplasti ameliyatların en büyük özelliğinin kalıcı bir sıkılık elde edilmesi olduğunu ifade eden Op. Dr. Çalık, “Normal doğum olmadığı sürece operasyonun etkisi kalıcı olur” diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vajina-daraltma-ile-cinsel-sorunlar-onlenebilir-402192">&#8220;Vajina daraltma ile cinsel sorunlar önlenebilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser vakalarının 3&#8217;te 1&#8217;i önlenebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-vakalarinin-3te-1i-onlenebilir-361121</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 09:54:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser bütün dünyada görülme oranları giderek artan önemli bir sağlık problemidir. Global Kanser İstatistik verilerine göre 2020 yılında tanı konulan 19,3 milyon yeni kanser hastası olduğunu ve 10 milyon</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-vakalarinin-3te-1i-onlenebilir-361121">Kanser vakalarının 3&#8217;te 1&#8217;i önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser bütün dünyada görülme oranları giderek artan önemli bir sağlık problemidir. Global Kanser İstatistik verilerine göre 2020 yılında tanı konulan 19,3 milyon yeni kanser hastası olduğunu ve 10 milyon hastanın da kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Erkeklerde en sık akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer kanseri görülürken; kadınlarda meme, kalın bağırsak, akciğer, rahim ağzı ve tiroit kanserlerine daha sık rastlanıyor. Kanser vakalarının üçte biri farkındalık ve erken teşhisle önlenebiliyor, diğer üçte biri ise erken tanı ve uygun tedavi ile tamamen iyileşebiliyor. Tarama programları, farkındalığın arttırılması, virüslerin neden olduğu bazı kanserlere karşı koruyucu aşılama, çevresel etkenlerin azaltılması, genetik risk faktörleri bulunanlarda çeşitli önleyici önlemler alınması, erken tanı ve tedavi ile milyonlarca hayat kurtarılabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalar kanserdeki artışın devam edeceğini, 2040 yılında 27,5 milyon yeni kanser hastası olacağını ve 16,3 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybedeceğini gösteriyor.  Bütün dünyada en sık tanı konulan kanserin meme kanseri olduğunu, bunu akciğer kanseri, kalın bağırsak kanseri ve prostat kanserinin izlediğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Kanser, genlerimizde oluşan ve ‘mutasyon’ denen değişiklikler sonrası normal hücrelerin değişmesi, kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan bir hastalık. Tüm kanserlerin yüzde 5-10’u kalıtımsaldır, ailesel geçiş gösterir. Bu grupta kanser yapıcı genler bir nesilden diğerine genetik olarak aktarılabiliyor. Örneğin birinci ve ikinci derece yakınlarınızda meme veya yumurtalık kanseri varsa detaylı genetik testlerinizin yapılması gerekir. Ailede kalın bağırsak ve rahim kanseri olan bireyler varsa kalıtımsal kanser riskinizi belirlemek için genetik danışmanlık almanızı tavsiye ederiz” dedi.</p>
<p><strong>Tarama testleri kansere bağlı ölüm oranını azaltıyor</strong></p>
<p>Herhangi bir şikâyeti bulunmayan sağlıklı bireylerde kanserin erken teşhisi için yapılan testlere tarama testleri denildiğini söyleyen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, akciğer kanseri ve rahim ağzı kanseri için önerilen tarama testleri, kanserin erken teşhisini sağlayarak kansere bağlı ölüm oranını azaltmaktadır. Kadınlara meme kanseri için 40-44 yaş arası bazal bir mamografi yapılarak başlanabilir. 45-55 yaş arasında ise her yıl düzenli mamografi önerilir. 55 yaşından sonra da 2 yılda bir mamografi ile taramalara devam edilebilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksek riskli hastalarda tarama özel olarak planlanmalıdır.</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri (servikal kanser) için taramaya 25 yaşında başlanması gerektiğini öneren Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, tarama testi olarak HPV testi ve pap smear testinin yapıldığına dikkat çekerek bazal bir HPV testi yapıldıktan sonra negatif ise her 5 yılda bir tekrarının, Pap smear testinin de her 3 yılda bir yapılmasının önerildiğini vurguladı. </p>
<p>Kronik bağırsak hastalığı olmayan ya da ailesinde kolon kanseri olmayan ortalama risk grubundaki bireylerde kolonoskopi ile her 10 yılda bir tarama önerildiğinin altını çizen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Fekal immunhistokimyasal test ya da gaytada gizli kan testleri gibi  noninvazif yöntemler de tarama olarak kullanılabilir ancak pozitif sonuç gelmesi halinde kolonoskopi yapılması gerekir. Kolorektal kanser gelişimi için yüksek riskli hastalarda tarama kişisel risklere göre özel olarak planlanmalıdır. Akciğer kanseri için ise tarama, 50-80 yaş arasında en az 20 paket/yıl sigara içim öyküsü olan, halihazırda sigara içen ya da 15 yıl içinde sigarayı bırakmış hastalara yapılmaktadır. Tarama testi olarak yılda bir düşük yoğunluklu akciğer tomografisi yapılması tavsiye edilmektedir. Bu risk grubunda olan bu hastalarda tomografi ile akciğer kanserinin erken tanınması mümkün olabilmektedir” dedi.</p>
<p><strong>Tedavisini tamamlamış kanser hastalarında tekrardan kansere yakalanmamak için öneriler:</strong></p>
<ul>
<li>Sigara kullanmayın.</li>
<li>Sağlıklı beslenin: 
<ol>
<li>Kızartmalar, doymuş yağlar, asitli ve şekerli içecekler, işlenmiş gıdalar, işlenmiş et ürünleri tüketmeyin.</li>
<li>Taze sebze ve meyvelerin farklı farklı çeşitlerinden tüketin, tek tip beslenmeyin.</li>
<li>Tam tahıldan yapılmış gıdaları tercih edin.</li>
<li>Et tüketimini sınırlayın. (Haftada 2-3) </li>
</ol>
</li>
<li>Egzersiz yapın: Düzenli egzersiz hem fiziksel hem ruhsal sağlık için oldukça önemlidir. 
<ol>
<li>Daha az oturun, daha çok hareket edin.</li>
<li>Her gün en az 30-45 dakika yürüyüş gibi hafif egzersizler ya da haftada 2 kez 60-75 dakika yoğun egzersizler yapmaya özen gösterin. </li>
</ol>
</li>
<li>İdeal kilonuzu koruyun, kilo almışsanız beslenme kontrolü ve egzersizle kilo kontrolü sağlayama çalışın. </li>
</ul>
<p><strong>Kanser belirtileri:</strong></p>
<ul>
<li>Uzun süren geçmeyen öksürük, nefes darlığı,</li>
<li>Bağırsak alışkanlığında değişiklik, uzun süren kabızlık ya da geçmeyen ishal,</li>
<li>Kanlı balgam,</li>
<li>Büyük tuvalette kan görmek, kanlı kusma,</li>
<li>İdrarda kan görmek, </li>
<li>Kanlı ve geçmeyen vajinal akıntı, menopozdaki kadınlarda kanama,</li>
<li>Memede sertlik ve kitle ele gelmesi, lenf bezlerinde şişlik, büyüme, </li>
<li>Vücutta aniden ortaya çıkan sertlik ve kitleler, karın şişliği,</li>
<li>Derideki benlerde kanama, renk ve şekil değişikliği, büyüme,</li>
<li>Açıklanamayan kilo kaybı, geçmeyen yüksek ateş, aşırı gece terlemesi, halsizlik,</li>
<li>Ciltte ve gözlerde sararma,gibi şikayetleri olanlar doktora başvurmalı.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-vakalarinin-3te-1i-onlenebilir-361121">Kanser vakalarının 3&#8217;te 1&#8217;i önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
