<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önlemler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onlemler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlemler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Feb 2026 08:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>önlemler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlemler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> “Kanser, günümüzde bilimsel gelişmeler sayesinde giderek sadece tedavi edilen değil, daha iyi kontrol edilebilen ve yönetilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Her yeni yıl, kanserle yaşayan hastalar için daha fazla umut veren gelişmeleri tedavi protokolüne sokmaktadır. Tıbbi Onkolog gözüyle baktığımızda gelinen noktada; hastalığı değil hastayı merkeze alan anlayışla ilerlenmekte; erken tanı ve multidisipliner yaklaşımla, doğru zamanda, doğru merkezde ve doğru tedaviyle hastalar için çok büyük kazanımlar elde edilmektedir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, <strong>4 Şubat Dünya Kanser Günü </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi ve kanser tedavisinde en yeni 4 çarpıcı gelişmeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kişiye özel tedavi etkinliği artırıyor, yan etkileri azaltıyor</strong></li>
</ul>
<p>Geçmişte kanser tedavisi büyük ölçüde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile sınırlıydı.<br /> Son 10–15 yılda ise kanser biyolojisinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte tedavi yaklaşımının köklü şekilde değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ölmez şöyle konuşuyor: “Artık her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine, hastanın tümörünün genetik ve moleküler özelliklerine göre, kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırmakta hem de gereksiz yan etkileri azaltmaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>‘Uzun yaşam’ kavramı gerçekçi bir hedef haline geliyor</strong></li>
</ul>
<p>Kanser tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin immünoterapiler olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez “Oyun değiştiren yaklaşım olarak adlandırabileceğimiz immünoterapi tedavileri; doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine, bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını ve yok etmesini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, melanom, böbrek kanseri, mesane kanseri ve bazı meme kanseri alt tiplerinde; uzun süreli hastalık kontrolü hatta bazı hastalarda yıllarca süren tam yanıtlar elde edilebilmektedir. Bu durum, kanser tedavisinde ‘uzun yaşam’ kavramını gerçekçi bir hedef haline getirmiştir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğdu</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ölmez, bilimin son yıllarda hızlı ilerlemesiyle; hedefe yönelik ve akıllı tedavilerin zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğmasını sağladığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Hedefe yönelik tedaviler; tüm vücudu etkilemek yerine, yalnızca kanser hücresindeki bozuk sinyal yollarını hedefliyor. Antikor-ilaç konjugatları yani ‘Akıllı ilaçlar’ ise; ilacı doğrudan kanser hücresine taşıyarak, sağlıklı dokuların olumsuz etkilenmesini önlüyor, etkinliği artırıp yan etkileri azaltmayı amaçlıyor. Bu tedaviler sayesinde, daha önce tedavi seçeneği sınırlı olan birçok hasta için yeni kapılar açılmış; meme, akciğer, mide ve jinekolojik kanserlerde sağkalım ve yaşam kalitesinde anlamlı artışlar sağlanmıştır.” </p>
<ul>
<li><strong>Kanserde hedefe yönelik bağışıklık tedavileri çığır açıyor</strong></li>
</ul>
<p>Hedefe yönelik bağışıklık tedavilerinin (bispesifik ankitorlar) son 10 yıla damga vuran en yenilikçi tedavilerden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ölmez sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu ilaçlar aynı anda iki farklı hedefe bağlanarak; bağışıklık hücrelerini doğrudan kanser hücresine yönlendirir, tümör ile bağışıklık sistemi arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır, dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hastalarda dahi etkili yanıtlar sağlayabilir. Özellikle hematolojik kanserlerde ve seçilmiş solid (katı doku) tümörlerde yeni bir umut alanı oluşturmuştur.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kanser riskini azaltan 7 etkili önlem!</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> kanserlerin önemli bir bölümünün çevresel faktörler ve sağlıksız yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Bu risklerin azaltılması, kanser görülme sıklığında belirgin düşüş sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Alkol, elektronik sigara, tütün ve tütün mamülleri kullanımından kaçının</li>
<li>Hava kirliliği, sigara dumanı, toksik gazlar, tiner, boya çözücü vb maruz kalmayın</li>
<li>İnşaat ve sanayi ortamlarında koruyucu maske takın, çıplak elle temas etmeyin</li>
<li>Zararlı güneş ışınlarından korunun  </li>
<li>İşlenmiş gıdalardan uzak durun, meyvelerin kabuğunu soyun, sebzelerdeki pestisitleri olabildiğince arındırın</li>
<li>Kimyasal maddelere (deterjanlar vb) çıplak elle temas etmeyin, kokusuna maruz kalmayın</li>
<li>Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzme Keyfi Sağlığınıza Zarar Vermesin: Havuz Enfeksiyonlarına Karşı Önlemler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuzme-keyfi-sagliginiza-zarar-vermesin-havuz-enfeksiyonlarina-karsi-onlemler-555967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 08:59:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlarına]]></category>
		<category><![CDATA[havuz]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[keyfi]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınıza]]></category>
		<category><![CDATA[vermesin]]></category>
		<category><![CDATA[yüzme]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte yüzmek, oyun oynamak veya serinlemek amacıyla kullanılan havuzlar, jakuziler, su parkları ve kaplıcalar mikropların bulaşması için önemli bir risk oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuzme-keyfi-sagliginiza-zarar-vermesin-havuz-enfeksiyonlarina-karsi-onlemler-555967">Yüzme Keyfi Sağlığınıza Zarar Vermesin: Havuz Enfeksiyonlarına Karşı Önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte yüzmek, oyun oynamak veya serinlemek amacıyla kullanılan havuzlar, jakuziler, su parkları ve kaplıcalar mikropların bulaşması için önemli bir risk oluşturuyor. Bu hastalıklar; suyun yutulması, temas edilmesi veya bu suyun buharlaşan zerreciklerinin solunması yoluyla bulaşabiliyor. Suyun içindeki veya havaya karışan kimyasallara maruz kalmak da hastalıklara yol açabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak, havuzdan bulaşan enfeksiyonlar ve önlem almanın yolları ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuklar, hamileler ve bağışıklığı zayıf olanlar dikkat! </strong></p>
<p>Yüzme havuzlarındaki yetersiz klorlama, havuz suyunun uygun şekilde filtre edilmemesi ve havuzu kullanan kişilerin hijyen kurallarına uymaması, bu enfeksiyonların başlıca nedenleridir. Havuz kullanımı sonrası en sık ishal, dış kulak iltihabı, cilt döküntüleri ve ayak mantar enfeksiyonları görülmektedir. Çocuklar, hamile kadınlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler havuzda yüzmeyle ilişkili hastalıklara karşı daha savunmasız kalmaktadır. Özellikle <em>Cryptosporidium</em> (Crypto) adı verilen bir mikrop, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde hayatı tehdit eden hastalığa neden olabilmektedir. Bu bireylerin, bu tür aktivitelere katılmadan önce doktorlarına danışmaları önerilmektedir.</p>
<p><strong>İshal, dış kulak iltihabı ve mantarlar sık görülüyor</strong></p>
<p><strong>İshal:</strong></p>
<p>İshal; havuzlar, jakuziler, su parkları, deniz, göl veya nehirlerdeki suyla bağlantılı salgınlarda en yaygın olarak görülen hastalıktır. Temiz olmayan suyun yutulması ile ishal gelişebilmektedir. İshal olan biri suda bir kaza geçirdiğinde, milyonlarca ishale neden olan mikrop suya karışabilmektedir. Ayrıca, yüzücülerin vücutlarından az miktarda dışkının suya karışmasıyla da mikroplar suya girebilmektedir.</p>
<p>Yüzme sırasında, Crypto, Giardia, Shigella, Norovirus ve <em>E. coli</em> O157 gibi ishale neden olan mikropları yutmak mümkündür. Bu mikroplar, uygun şekilde klorlanmış suda bile mikrop türüne bağlı olarak dakikalardan günlere kadar hayatta kalabilirler. Özellikle Crypto, &#8220;su uygun şekilde dezenfekte edilmiş olsa bile 7 günden fazla canlı kalabilir. Kişide ishal varsa havuz, jakuzi gibi alanlardan uzak durulması önerilmektedir. Özellikle Crypto enfeksiyonu olanlar için, ishal tamamen durduktan 2 hafta sonrasına kadar suya geri dönülmemeniz önemlidir. Havuz suyu yutmamak, suya dışkılamamak, çocukları tuvalet molalarına sık götürülmesi ve bezlerinin her saat başı kontrol edilmesi, mikropları sudan uzak tutmak için bezleri havuz kenarından uzakta değiştirmek, sonrasında elleri yıkamak gibi önlemler ishal salgınının ortaya çıkarabileceği sonuçlara engel olabilmektedir.</p>
<p>Havuz filtreleri ve dezenfektanlar (klor veya brom gibi kimyasallar) mikropları öldürmeye yardımcı olmak için birlikte çalışır. Aynı zamanda klor seviyesinin (1-4 pmm) ve ph ın (7.0-7.8) uygun seviyelerde olduğu denetlenmelidir.</p>
<p><strong> Dış kulak iltihabı (Yüzücü kulağı)</strong></p>
<p>Dış kulak iltihabı uzun süre dış kulak kanalında kalan suyun neden olduğu bir bakteriyel enfeksiyondur. Bu durum, koruyucu kulak kirini ve cildi aşındırarak bakterilerin çoğalması için nemli bir ortam sağlamaktadır. Çocuklarda yetişkinlere göre daha sık görülmektedir, ancak herkesi etkileyebilmektedir. Bulaşıcı değildir. Orta kulak enfeksiyonundan farklıdır. Kulaktan akıntı, ağrı ve kulakta kızarıklık ve şişlik bulgularıyla seyreder. Dış kulak çekildiğinde veya kulak kanalının önünde çıkan dış kulak kısmına (tragus) baskı uygulandığında ağrı olur.</p>
<p>Korunmak için yüzerken bone, kulak tıkacı kullanılabilir. Baş hareketleri ile kulakta kalan suyun akması sağlanmalıdır. Kulakları iyice kurulamak için bir havlu kullanmalıdır. Su kalırsa, saç kurutma makinesini kulaktan birkaç cm uzakta, en düşük ısı ve hız/fan ayarında kullanarak kurutma yapılabilir. Kulak pamuğu kullanılmamalıdır, kulak kiri kulak kanalını enfeksiyondan korumaya yardımcıdır.</p>
<p><strong> Ayak mantarı</strong></p>
<p>Ayak mantarı bulaşıcı bir hastalıktır. Enfekte bir kişiyle temas veya havlular, soyunma odaları, saunalar, yüzme havuzları, ortak banyolar ve duşlar, halka açık alanlarda çıplak ayakla yürümek gibi ayak mantarına davetiye çıkarabilmektedir. Korunmak için havuzlar, duşlar ve soyunma odalarında suya dayanıklı terlik veya ayakkabılar giyilmelidir. Kişisel havlu kullanmak ve ayakları iyi kurulamak da önemlidir.</p>
<p><strong>Cilt döküntüleri</strong></p>
<p>Jakuzi ve kaplıca kullanımı sonrası ciltte follikülit denen döküntü görülebilir. Kirlenmiş suyun uzun süre ciltte kalmasıyla ortaya çıkan bir cilt rahatsızlığıdır. Buna, çevrede (örneğin, suda veya toprakta) yaygın olarak bulunan <em>Pseudomonas aeruginosa</em> adlı mikrop neden olur. Belirtiler; kaşıntılı, kırmızı ve kabarık döküntü ile kıl köklerinin etrafında irin dolu kabarcıklar oluşması şeklindedir. Döküntü, mayonun suyu ciltte tuttuğu bölgelerde daha kötü olabilir. Hafif döküntüler genellikle birkaç gün içinde tıbbi tedavi olmaksızın iyileşir. Ancak, döküntü kötüleşirse veya birden fazla kez ortaya çıkarsa doktora danışılması gerekir. Korunmak için; sudan, özellikle de sıcak küvetlerden çıktıktan sonra mayonun çıkarılıp ve sabunla duş alınması, mayonun yıkanması önemlidir. Kişide açık bir kesik veya yara varsa (özellikle bir ameliyat veya piercingden kaynaklanan) sudan uzak durulmalıdır. Eğer suya girilmesi gerekliyse kesiği veya yarayı tamamen kapatan su geçirmez bandajlar kullanmalıdır. Jakuzi suyunun kimyasal kontrolünün,  klor seviyesi ve Ph kontrollerinin yapıldığından emin olunmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuzme-keyfi-sagliginiza-zarar-vermesin-havuz-enfeksiyonlarina-karsi-onlemler-555967">Yüzme Keyfi Sağlığınıza Zarar Vermesin: Havuz Enfeksiyonlarına Karşı Önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda yaz hastalıklarına karşı etkili önlemler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-yaz-hastaliklarina-karsi-etkili-onlemler-553122</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2025 07:53:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553122</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında çocuklar tatilin de etkisiyle dışarıda daha fazla vakit geçirerek, hem hareket etme hem de stres atma imkanı buluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-yaz-hastaliklarina-karsi-etkili-onlemler-553122">Çocuklarda yaz hastalıklarına karşı etkili önlemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında çocuklar tatilin de etkisiyle dışarıda daha fazla vakit geçirerek, hem hareket etme hem de stres atma imkanı buluyor. Ancak bu dönemde mevsimsel bazı hastalıkların görülme sıklığı da artıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Recep Kavas</strong> son günlerde çocuklarda; yüksek ateş, ishal, kusma, cilt döküntüleri, böcek ısırıkları sonrası şişlik veya alerjik reaksiyonlar ile kulak ağrısı gibi şikayetlerin yoğun olarak görüldüğünü belirterek “Şikayetler baş gösterdiğinde ailelerin hekime başvurmayıp ‘biraz dinlensin geçer’ gibi bir yaklaşımda bulunmaları ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Oysa erken müdahale ve tedavi sayesinde ciddi sorunları önlemek mümkün” diyor. Mevsimsel özelliklerin de etkisiyle çocuklarda görülme sıklığı artan hastalıkların çoğunun alınacak basit önlemlerle kolayca önlenebileceğini ya da azaltılabileceğini vurgulayan Dr. Recep Kavas, çocuklarda yaz aylarında görülme sıklığı artan 5 hastalığı anlattı, bu hastalıklara karşı basit ama etkili önlemleri açıkladı, önemli uyarılarda ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Yaz ishali </strong></li>
</ul>
<p><strong>NEDENLERİ:</strong> Yaz aylarındaki ısı ve nem artışı mikroorganizmaların ve özellikle virüslerin gıdalarda ve durgun sularda daha hızlı üremesine yol açar. Uygun şartlarda saklanmamış ve iyi yıkanmamış yiyeceklerle virüs-bakteri bulaşı çok daha kolay olur. El hijyeninin yeterince sağlanmaması da hastalığı kolaylaştırıcı etmendir. </p>
<p><strong>BELİRTİLERİ:</strong> Sık ve sulu dışkılama, ateş, karın ağrısı, inatçı kusmalar, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı halsizlik ve bitkinlik, dışkıda mukus ve bazen kan hekime getirten şikayetlerdir. Özellikle Rota ve Adenovirüsler ve Giardia en sık karşılaşılan etkenlerdir. Yaz ishali, gıda alerjileri ve antibiyotik kullanımına bağlı ishallerle karıştırılabilir. </p>
<p><strong>TEDAVİSİ:</strong> Tedavi açısından nedeni ve etkeni saptamak önemlidir. Bebeklik döneminde ilk 6 ay içinde uygulanan Rota aşıları rota ishallerinden korunmada çok etkin bir korunmadır. En önemli tedavi sıvı kaybının önlenmesidir. Bakteriyel sebep yoksa antibiyotik gerekmez. Tedavide gecikme, ciddi su kaybı, elektrolit dengesizliği ağızdan alım azlığı ve kusma hastaneye yatış gerektirebilir. </p>
<ul>
<li><strong>El-ayak-ağız hastalığı </strong></li>
</ul>
<p><strong>NEDENLERİ:</strong> Hastalığa enterovirüsler (özellikle Coxsackie virüsü) sebep olur. Sıcak ve nemli ortamda rahat yayılırlar. Yaz aylarında çocukların daha sık dış ortamda olması, kreş, parklar, havuz gibi toplu ortamlarda temas riski yüksektir. İstanbul gibi coğrafi göç alan metropollerde son yıllarda sıklığı artmıştır. </p>
<p><strong>BELİRTİLERİ:</strong> Ateş, boğaz ağrısı, ağız içi aftlar, el ve avuç içinde ve ayak tabanlarında veziküler döküntüler, huzursuzluk ve iştahsızlık, ağızdan beslenmede ciddi ölçüde azalma sık görülür. Suçiçeği, alerjik döküntüler veya ağız içi pamukçuk ile karıştırılabilir. </p>
<p><strong>TEDAVİSİ:</strong> Virüs olduğundan spesifik tedavisi yoktur. Destek tedavisi (ateş düşürücüler, sıvı alımı, ağız içi dezenfektanları) uygulanır. Nadiren beyin zarı iltihabı komplikasyon olarak görülebilir. Yüksek ateş ve oral alımı iyi olmayan süt çocukları ve çocuklarda hastane yatışı gerekebilir. </p>
<ul>
<li><strong>İdrar yolu enfeksiyonları </strong></li>
</ul>
<p><strong>NEDENLERİ:</strong> Yaz aylarında sıklıkla havuz bazen de deniz sonrası girilen suyun hijyenik olmaması, mayo ile uzun süre ıslak kalınması, terleme ile artan bakteri yükü idrar yolu enfeksiyonu (İYE) riskini artırır. Kız çocuklarda anatomik yapı sebebi ile daha sık görülebilir. </p>
<p><strong>BELİRTİLERİ:</strong> İdrar yaparken yanma, idrara sık ve ağrılı çıkma, mesane alt kısmında ağrı, ateş, halsizlik, bebeklerde huzursuzluk, huy değişikliği, bazen kusmalar eşlik edebilir. Viral ateşli hastalıklar ve bebeklerde gaz sancısı ile karıştırılıp, tanı gecikebilir. </p>
<p><strong>TEDAVİSİ:</strong> Tam idrar tetkiki ve kültürü ile teşhis konur ve kültür sonucuna göre hangi bakteri olduğu ve hangi antibiyotiğe duyarlı olduğu belirlenip tedaviye başlanır. Tedavide bol sıvı tüketimi ve hijyenin de önemi büyüktür. Tedavisiz bırakılırsa mesane ve böbrek enfeksiyonlarına yol açıp kalıcı hasar oluşturabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Dış kulak yolu enfeksiyonu </strong></li>
</ul>
<p><strong>NEDENLERİ:</strong> Yaz aylarında havuza ve denize giren çocuklarda kulak yolu ve kanalı uzun süre ıslak-nemli kalır. Bu nemli ortam, bakteri ve mantar çoğalması için çok elverişli hale gelir. Aşırı ve sık yapılan kulak temizliği uygulamaları da tahrip olan ciltte, enfeksiyon riskini artırır. </p>
<p><strong>BELİRTİLERİ:</strong> Kulakta aniden başlayan ağrı (özellikle dokununca artan), kaşıntı, tıkanıklık hissi, kulakta akıntı ve bazen ateş hekime getirten şikayetler arasındadır. Orta kulak iltihabı ile karışabilir. Ancak yüzücü kulağında işitme kaybı daha az ve ağrı daha yüzeyeldir.</p>
<p><strong>TEDAVİSİ:</strong> Doktora başvurmak ve tedaviye başlamak şarttır aksi taktirde sorun çok daha karışık bir hale gelebilir. Doktor önerisiyle kulak damlası ve ağrı kesici ile tedaviye başlanır. Gerekli görülürse antibiyotik kullanılır. Tedavi süresince kulağın kuru tutulması, kulak temizliğinde kulak çubuğu vb kullanılmaması gerekir. </p>
<ul>
<li><strong>Güneş çarpması </strong></li>
</ul>
<p><strong>NEDENLERİ:</strong> Yaz aylarında çocuklar sıcak havalarda uzun süre açık havada kalırlar. Çocuklarda vücudun ısı düzenleme mekanizmaları yetişkinlere göre daha zayıftır. Şapkasız olmak, koruyucu krem kullanılmaması, yetersiz sıvı alımı, kalın giyinme ve açık hava etkinliklerinde uzun süre kalınması gibi nedenler durumu ağırlaştırır. </p>
<p><strong>BELİRTİLERİ:</strong> Genelde acil servise yüksek ateş, baş ağrısı, mide bulantısı, yoğun halsizlik, bilinç bulanıklığı ve bazen de bayılma gibi şikayetlerle başvurulur. Viral enfeksiyonlar ve menenjit gibi nörolojik acillerle karışabilir.</p>
<p> <strong>TEDAVİSİ:</strong> Çocuğun derhal serin-gölge ortama alınması, vücut ısısının düşürülmesi ve sıvı verilmesi gerekir. Ciddi ve düzelmeyen durumlarda hastaneye yatış gerekebilir. Gecikme durumunda beyin hasarı, çoklu organ yetmezliği nadiren görülebilir. </p>
<p><strong>xxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çocuklarda yaz hastalıklarına karşı basit ama etkili önlemler! </strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Recep Kavas, çocuklarda yaz hastalıklarına karşı basit ama etkili önlemleri şöyle sıraladı; </p>
<ul>
<li>Bol su içmesini sağlayın. </li>
<li>Şapka ve güneş gözlüğü kullandırın. </li>
<li>Saat 11:00-16:00 arası güneşten uzak tutun. </li>
<li>Havuz ve deniz hijyenine dikkat edin. </li>
<li>Yüzdükten sonra duş aldırın ve mayosunu değiştirin.  </li>
<li>Açıkta satılan yiyeceklerden uzak tutun. </li>
<li>El hijyenini öğretin.</li>
<li>Böcek ve sineklerden korumak için uygun losyon kullanın.</li>
<li>Pamuklu, açık renkli ve ince giysiler giydirin. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-yaz-hastaliklarina-karsi-etkili-onlemler-553122">Çocuklarda yaz hastalıklarına karşı etkili önlemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivrisinekle Mücadelede Önlemler Artırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sivrisinekle-mucadelede-onlemler-artirildi-524759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 May 2025 11:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinekle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=524759</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB, İstanbulluların yaz boyunca sivrisinek sorunu yaşamaması için önlemlerini artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivrisinekle-mucadelede-onlemler-artirildi-524759">Sivrisinekle Mücadelede Önlemler Artırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, İstanbulluların yaz boyunca sivrisinek sorunu yaşamaması için önlemlerini artırdı. Toplam 588 kişilik uzman kadroyla yürütülen çalışmalarda, 39 ilçedeki 120 bin 485 noktada düzenli vektör mücadelesi yapılıyor. Kış aylarında başlayan çalışmalar, yaz dönemi süresince de artırılarak devam edecek.  </strong></p>
<p><strong> </strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, başta sivrisinek olmak üzere her türlü vektörle mücadelesine aralıksız devam ediyor. İstanbulluların rahat bir yaz geçirmesi adına yürütülen çalışmalar, kent genelinde sürdürülüyor.  </p>
<p><strong>588 KİŞİLİK 182 EKİP SAHADA</strong></p>
<p>Toplam 182 ekip ve 588 kişilik uzman kadroyla 39 ilçede görev yapan Vektörle Mücadele Ekipleri, 120 bin 485 potansiyel üreme alanında düzenli uygulamalar gerçekleştiriyor. İBB vektörlerle mücadele ekipleri; başta su birikintileri, göl-göletler olmak üzere dereler, su kanalları ve mezarlıklarda çalışmalarını yürütüyor. </p>
<p><strong>39 İLÇENİN TAMAMINDA MÜCADELE ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜLÜYOR</strong></p>
<p>İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Birimi, 39 ilçenin tamamında çalışmalarına yoğun şekilde devam ediyor. Özenle yürütülen çalışmalarla, sivrisinek, karasinek, fare, kene, hamamböceği gibi vektör (taşıyıcı) popülâsyonların, biyolojik zincirde tamamen yok edilmeden, insan sağlığını tehdit etmeyecek düzeyde tutulması hedefleniyor. </p>
<p>Vektörle mücadele çalışmaları kapsamında, kültürel mücadeleye de yer veriliyor. Ekipler, İstanbullulara bilinçlendirici broşürler dağıtılıyor. Gidilen ilçelerde, belediyelerinin yetkili personelleriyle düzenli bilgilendirme toplantıları yapılıyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sivrisinekle-mucadelede-onlemler-artirildi-524759">Sivrisinekle Mücadelede Önlemler Artırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali-436105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2024 08:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[salgınına]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde çevremizde yoğun olarak duyduğumuz söz “herkes hasta”. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde çok yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bunun yanında hastane yatışlarının da çok arttığını hatta yoğun bakımlarda grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali-436105">Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son günlerde çevremizde yoğun olarak duyduğumuz söz “herkes hasta”. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde çok yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bunun yanında hastane yatışlarının da çok arttığını hatta yoğun bakımlarda grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladığını söyledi. Yaşanan bu durumu “soğuk algınlığı salgını” olarak tanımlayan Prof. Dr. Sönmezoğlu, alınması gereken önlemlerle ilgili bilgi verdi. </em></p>
<p>2020 yılında başlayan ve 2023&#8217;e kadar hızını kesmeyen Covid-19 salgınının etkileri yeni yeni kaybolmaya başlarken 2023 yılının kasım ayından itibaren sadece ülkemizde değil, Avrupa&#8217;nın çoğu ülkesinde ve Kuzey Amerika ülkelerinde de ağır bir solunum yolu enfeksiyonlarından bahsedildiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu salgının “tripledemik” yani 3&#8217;lü virüs salgını olarak tanımlandığını söyledi. </p>
<p><strong>“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİN VİRÜSLERİ UNUTMASI BU DURUMA NEDEN OLDU”</strong></p>
<p>Bir solunum yolu enfeksiyonu olmakla birlikte yaşanan bu durumun Covid-19 gibi tek bir virüs değil, birçok virüsün bazen bir arada, çoğunlukla peş peşe görülmesiyle seyrettiğini söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, bu durumun nedenini şöyle açıkladı: </p>
<p>2020 Covid salgını sırasında ve 2022 ve 2023 sezonunda, her kış görmeye alışık olduğumuz influenza görülmedi. Çünkü 3 yıl boyunca insanlar evlerinde kapalı kaldılar, dışarı çıkınca maske taktılar. Dolayısıyla insanların bu virüslere karşı bağışıklığı belirgin olarak düştü. Bu yıl da her yıl görmeye alışık olduğumuz influenza salgını yeniden ortaya çıktı. Çünkü insanlar artık bir araya gelmeye başladı, korunma önemleri azaldı. Dolayısıyla bağışıklık sistemimizin unuttuğu virüsler hızlı ve kolayca yayıldı.”</p>
<p>Şu an özellikle İstanbul ve çevre illerde çok ciddi vaka birikimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, polikliniklerinde çok yoğun bir hasta birikimi var. Acil serviste kuyruklar oluşmaya başladı. Hastane yatışları çok arttı. Hatta yoğun bakımlarda bu grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladı. Dolayısıyla çok ciddi bir vaka birikimi var.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>“OMİCRONUN YENİ VARYANTINA KARŞI AŞI KORUYUCU OLMUYOR!”</strong></p>
<p>Covid 19’un soğuk algınlığı gibi bu virüslerin arasındaki yerini koruduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, görülen vakalar arasında yüzde 20 oranında Omicron varyantının bir alt grubu olan yeni bir varyant olduğunu söyledi. Hatta bunun daha sık duyulacağına işaret eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Aşı olan ya da covid geçirenlerin de buna karşı bağışıklığı zayıf olduğu için herkeste görülüyor. Hiç geçirmemiş evinde hep kapalı kalmış ben 3 sene hiç yakalanmadım diyen herkes şu dönem covid geçiriyor. Hatta daha sık duyacağımızı söyleyebilirim.”</p>
<p><strong>VİRÜSLER BİRBİRİNE KARIŞMAYA BAŞLADI</strong></p>
<p>Unutulan Influenza A (grip) ve pandemi döneminde kaybolan RSV virüsüyle birlikte üç virüsün birbirine karıştığını söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Önceki yıllarda RSV her zaman salgın yapar ama kasım, aralık gibi biterdi. O biterken de influenza başlardı. Şimdi bu 3 virüs birbirine karışmaya başladı. O nedenle insanlar, burun akıntısı, öksürük ve kırıklık şikayetlerinin tam geçmek üzereyken yeniden başladığını söylüyor. Yani bitmeyen bir enfeksiyon ve buna bağlı şikayetlerden bahsediyor. Aslında bu durumun nedeni virüslerin arka arkaya etki etmesi. Azalmış bağışıklıkla birlikte salgın boyutundaki bu tablo görülüyor.”</p>
<p><strong>RİSKLİ GRUPTA OLANLAR DİKKAT!</strong></p>
<p>Bu sorunun toplumun her kesiminden ve her yaş grubundaki insanı etkilediğini ancak özellikle daha ağır seyreden, hastaneye yatması gereken hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan riskli grupların olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklar 65 yaşın üstündekiler daha ağır geçiriyor. Bunun yanında 70 yaşın üstündekileri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananları riskli gruplar olarak tanımlıyor ve bu kişilerin mutlaka hastane gitmelerini öneriyoruz.”</p>
<p><strong>BELİRTİLER BENZİYOR</strong></p>
<p>Klinik olarak ilk muayene sırasında yaşanan RSV, influenza ya da Covid olup olmadığının kesin olarak ayırt edilemediğini söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, hepsinde benzer olan belirtileri anlattı: </p>
<p>“Vakaların hepsinde ateş, kırıklık, vücut ağrıları, sırt ağrıları, boğaz ağrısı ve öksürük görülüyor. Öksürük çok uzun bir süre kuru ama daha sonra balgamlı hale dönebiliyor ve alıştığımız enfeksiyonlardan farklı olarak daha uzun süren bir kuru öksürük oluyor. Hastalar göğüs ağrısı, kaburga ağrıları, sırt ağrılarından yakınmaya başlıyor.”</p>
<p><strong>BELİRTİLER AYNI OLSA DA TEDAVİLER FARKLI!</strong></p>
<p>Belirtiler farklı olsa da enfeksiyonlarda farklı tedavi protokolleri uygulandığını ve bu nedenle de özellikle riskli gruptaki kişilerin mutlaka tanıya göre tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hem covid hem de influenza için tanı konulduğunda kullandığımız etkin ilaçlar var. RSV, çocuklarda özellikle de bir yaşın altındaki çocuklarda, zatürreye hatta yaşam kaybına yol açabiliyor. Çocukluk astımlarının temelinde de RSV virüsü yatıyor. Bu nedenle tanı koyarak ona göre bir tedavi düzenliyoruz. Dolayısıyla eğer çocuk ya da yaşlı kişiler enfeksiyonu ağır geçiriyorsa mutlaka hastaneye başvurması ve tanı konularak uygun tedavi görmesi çok önemli. Çünkü bu sayede hem kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir hem de başkalarına bulaştırması önlenebilir.” </p>
<p><strong>KAPALI ALANLARDA MASKE TAKILMA VE HİJYEN ÖNLEMLERİ ALINMALI</strong></p>
<p>Yaşanan bu durumdan etkilenmemek için bazı önlemlerin alınmasının şart olduğunun altını çizen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, şunları anlattı: </p>
<p>“Öncelikle maske ve hijyen önlemlerine karşı dikkatimizi yoğunlaştırmalıyız. Özellikle, otobüs, metro, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarında, asansörde ve daha kalabalık yerlerde maske takmakta fayda var. Çünkü hafif belirtilerle seyreden kişiler bile birkaç metre alandaki herkese enfeksiyonu bulaştırabilir. Her ne kadar insanlar maske kullanmaktan bıkmış olsa da eğer yakın mesafede kapalı alanda bulunacaksa kesinlikle maske kullanılmasını öneriyorum. Bizim hastanelerimizde yeniden uygulamaya döndük. Açık havada bir metreden daha uzun mesafe bulunacaksa maske kullanmanın çok anlamı yoktur. Bunun yanında el yıkamak çok önemli. Çünkü dokunduğumuz her yerden virüsü alma riskimiz var. Bu nedenle el hijyeni konusuna aynı bir önem verilmeli. Bir diğer önemli konu da şu kış döneminde tokalaşma belki ama sarılıp öpüşmeyi özellikle risk gruplarında yapmamak gerekir.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali-436105">Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Okul Reddine Karşı Alınması Gereken Önlemler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-okul-reddine-karsi-alinmasi-gereken-onlemler-403881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 14:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[reddine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul, akademik becerilerin yanı sıra bilişsel, sosyal ve duygusal alanlardaki kazanımların elde edilebilmesinde önemli role sahiptir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-okul-reddine-karsi-alinmasi-gereken-onlemler-403881">Çocuklarda Okul Reddine Karşı Alınması Gereken Önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul, akademik becerilerin yanı sıra bilişsel, sosyal ve duygusal alanlardaki kazanımların elde edilebilmesinde önemli role sahiptir. Ancak bazı çocuklar maddi olanaksızlıklar, bazıları ise davranış sorunlarının bir sonucu olarak okula gitme veya devam etmede sorunlar yaşar. Bazı çocuklar ise okula gitmekle ilgili belirgin duygusal sıkıntı yaşararak okula gitmeyi reddeder. Bu durumu tanımlamak için geçmişte okul fobisi terimi kullanılmış olsa da, günümüzde durumun farklı neden ve bileşenlerini daha iyi kapsayabilmesi nedeniyle ‘okul reddi’ terimi tercih edilmektedir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Doç. Dr. Semra Yılmaz, çocuklarda okul reddi hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çocukta karın ağrısı ve mide bulantısı gibi sorunlar görülebilir</strong></p>
<p>‘Okul reddi’ kaygı ve korku gibi duygusal nedenlerden ötürü okula devam edememe durumunu tanımlar. Okul reddi olan çocuklardaki temel sorun okula gitme ile tetiklenen duygusal zorlanmadır. Çocuk, okula gitmesi istediğinde özellikle de okul saati geldiğinde, aşırı korku, huzursuzluk, mutsuzluk ve hatta öfke patlaması ve saldırganlık gibi şiddetli duygusal ve davranışsal belirtiler sergileyebilir. Bu belirtilere sıklıkla karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel yakınmalar eşlik eder. Okul reddi olan bazı çocuklarda bu belirtiler çocuk evden çıkmadan önce görülmeyebilir. Bu çocuklar okula gitmek için hazırlanırken rahat veya kısmen rahat olabilir ancak okul yolunda veya okul kapısında ve bazen de sınıf kapısında aniden bu belirtileri yaşamaya başlayabilir. Okul reddi yaşayan çocuklarda çocuğun okula gitmemesi gizli bir durum değildir, ebeveyn ve öğretmenlerin bilgisi dahilindedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okul reddi ile okuldan kaçma farklıdır</strong></p>
<p>Okul reddi bu özellikleriyle okuldan kaçma davranışından farklılık göstermektedir. Okuldan kaçma otoriteye karşı gelme davranışıdır. Okuldan kaçan çocuklarda okul devamsızlığı bilinçli ve keyfi şekilde tercih edilen bir durumdur, bu çocukların okula gitmekle ilgili herhangi bir kaygı veya korkuları sıklıkla yoktur. Genel olarak okula ilgi duymama, okul dışında daha keyifli zaman geçirme, okul kurallarına uymama nedeniyle devamsızlık yaparlar. Okuldan kaçan çocuklar bu durumu çoğu kez ailelerinden gizlerler ve okul saatlerini ev dışında geçirirler. Bu çocukların akademik başarıları ve bununla ilişkili kaygıları düşük olabilir. Diğer davranış sorunlarının görülme riski daha yüksektir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okul reddi her yaştan çocukta görülebilir </strong></p>
<p>Okul reddi denildiğinde akla öncelikle kreş/anasınıfı veya 1.sınıfa başlayan çocuklar gelse de okul reddi her yaş veya sınıftan çocukta görülebilir. Okula başlama ve okul değişikliği dönemlerinde daha sık görülür (5-7 yaş, 11-12 yaş ve 14-16 yaş). Her sosyoekonomik düzeyde, her kültür ve toplumda görülebilen evrensel bir sorundur. Kız ve erkekleri benzer oranda etkileyen bu sıkıntılı durumun okul çağı çocuklarında %1 oranında görüldüğü bildirilmektedir. Son yıllarda okul reddinin sıklığının özellikle de ergenlerde arttığı görülmektedir. Bu durum çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniklerinde dikkat çekmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Birçok etken okul reddinin sebebi olabilir</strong></p>
<p>Birçok olguda temel sorun ebeveynden ayrılmada yaşanan sıkıntı yani ayrılık kaygısıdır. Ancak aslında okul reddi ayrılık kaygısı dışında birçok ruhsal bozukluğun belirtisi olarak karşımıza çıkabilir (diğer kaygı bozuklukları ve depresyon gibi). Bununla birlikte çocuğun kendisine ve çevresine dair pek çok farklı durum okul reddinin altında yatan bir neden veya tetikleyici olabilmektedir. Çocuğa dair özellikler arasında, çocuğun yapı olarak kaygıya yatkın olması, özgüven sorunları, okul başarısının düşük olması, öğrenme ve konuşma sorunları sayılabilir. Okul reddi bazen bir hastalık veya ameliyat bazen de bir kaza sonrasında okuldan uzak kalma sonrası ortaya çıkabilmektedir. Çocuğun alıştığı arkadaş çevresinden uzak kalması ve yeni arkadaşlıklar kurmakta zorlanması da okul reddi açısından tetikleyici bir unsur olabilir. Aile içinde yaşanan olumsuz yaşantılar, aile veya akraba üyesinin kaybı, aile içi şiddet, ihmal, istismar gibi travmatik olaylar, ebeveynlerde psikiyatrik veya fiziksel hastalık, bazen de yeni kardeş veya taşınma gibi aslında dışarıdan bakıldığında güzel sayılabilecek yaşam değişiklikleri de okul reddinin gelişmesinde etken olabilmektedir. Okul reddi okul ortamında yaşanan birçok farklı stresöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Okul, sınıf veya öğretmen değişiklikleri, okulda, serviste kötü muamele veya örselenmeye maruz kalma (akran zorbalığı, öğretmen ihmal-istismarı) ve hatta bazen sadece öğretmenden korkmak tetikleyici olabilir. Bazen de ağır ev ödevleri, kapasitesini aşan eğitimsel ve sosyal etkinlikler çocukta okul reddi davranışının altındaki neden olabilmektedir. Özellikle okul reddi aniden ortaya çıkıyorsa, akran grubunda veya öğretmenle olan olumsuz bir yaşantı mutlaka sorgulanmalıdır. Bazı çocuklarda ise alt ıslatma veya sınıfta kusma gibi küçük düşürücü bir olayın ardından okul reddi gelişebilmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okul reddinin ihmal edilmesi ruhsal bozuklukları da beraberinde getirebiliyor</strong></p>
<p>Okul reddi bireyin sosyal, duygusal ve eğitim hayatında kısa-uzun dönem olumsuz ve kalıcı olabilecek sonuçlara neden olabilmektedir. Düşük akademik başarı ve uzun vadede düşük eğitim düzeyine neden olabilirken ileriki yaşlarda artmış ruhsal sağlık sorunları ile ilişkili olabileceği bildirilmektedir. Erken ve etkin tedavi ile çocuğun kısa sürede okula devamlılığının sağlanması mümkündür. Ancak uzun süredir devam ediyorsa, ilk kez ergenlik çağında ortaya çıkmışsa, çocuğun depresyonu veya mental kısıtlılığı varsa klinik seyir biraz daha dirençli olabilmektedir. Bu nedenle okul reddi yaşayan çocukların erken dönemde fark edilerek ele alınması ruhsal bozuklukların gelişimini engelleyecektir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Temel amaç okula devamlılığın sağlanmasıdır</strong></p>
<p>Okul reddinin tedavisinde temel amaç çocuğun kısa sürede okula dönmesinin ve devam etmesinin sağlanmasıdır. Her bir çocuk kendine özeldir. Tedavi sürecinde, sorunun altında yatan nedenler ve çocuğun bireysel ihtiyaçlarına yönelik özelleştirilmiş yaklaşımlar gerekmektedir. Ancak çocuğun okulda geçirdiği sürenin artırılmasında tutarlı ve kararlı bir tutum sergilemek olmazsa olmaz bir yaklaşımdır. Tanı sürecinde olduğu gibi tedavi sürecinde de sadece çocuk ile değil, ebeveyn ve öğretmen ile de işbirliği içinde olunmalıdır. Tedavide, psikososyal ve psikofarmakolojik yaklaşımlar kullanılmaktadır.</p>
<p>Psikososyal tedaviler bireysel psikoterapilerin yanısıra aile ve okula yönelik tedavileri içermektedir. <strong>Bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi, şema terapi gibi terapiler başlıca etkili bireysel psikoterapilerdir. Aile </strong>temelli terapilerde ebeveynlik becerileri ve ebeveyn tutumları ile ebeveyn-çocuk ilişkisi ve aile dinamikleri ele alınmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-okul-reddine-karsi-alinmasi-gereken-onlemler-403881">Çocuklarda Okul Reddine Karşı Alınması Gereken Önlemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte yaz risklerine karşı etkili önlemler…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-yaz-risklerine-karsi-etkili-onlemler-391242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 08:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[risklerine]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavurucu sıcaklar ve yoğun nem 7’den 70’e göz açtırmazken, riskli grup arasında yer alan hamilelerin çok daha dikkatli olması gerekiyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-yaz-risklerine-karsi-etkili-onlemler-391242">Hamilelikte yaz risklerine karşı etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAZIN HAMİLELİKTE EN SIK KARŞILAŞILAN 6 SORUN</strong></p>
<p>Kavurucu sıcaklar ve yoğun nem 7’den 70’e göz açtırmazken, riskli grup arasında yer alan hamilelerin çok daha dikkatli olması gerekiyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz</strong>, anne adaylarına mümkünse bugünlerde dışarı çıkmamayı önerirken, çıkmaları durumunda ise olabildiğince gölgede kalmaları, kıyafetten güneş koruyucu sürmeye dek bazı kurallara çok dikkat etmeleri uyarısında bulunuyor. Yaz hamileliğinin sıcak hava dışında da mantar enfeksiyonlarından besin zehirlenmelerine dek yaza özgü mevsimsel bazı hastalık risklerini artırabildiğini belirten Dr. Filiz Candan Topuz yazın hamilelikte en sık karşılaşılan 6 sorunu anlattı, yaz risklerine karşı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p><strong>Dehidratasyon (susuz kalma)</strong></p>
<p>Yazın terleme ve sıcaklık artışı ile vücutta su ve mineral kaybı olabiliyor. Dehidratasyon yani vücudun susuz kalmasının en önemli belirtilerinin, halsizlik, baygınlık hissi, baş ağrısı, baş dönmesi, dil kuruluğu, idrarın koyu sarı olması, az idrara çıkma, konstantrasyon eksikliği ve idrar yolu enfeksiyonuna yatkınlığın oluşturduğunu belirten Dr. Filiz Candan Topuz şöyle konuşuyor: “Bulantı, kusma şikayeti olan ve oral beslenemeyen hamilelere damardan sıvı vermek gerekebilir. Özellikle yazın uzun araba yolculukları ve az su içme idrar yolu enfeksiyonuna da eğilimi artırır. Böbrek taşı olan ve enfeksiyona eğilimi olan hamilelerin daha dikkatli olmaları önerilir. İlk üç ayda gebelik kusmaları özellikle yaz aylarında daha kötü seyredebilir ve serum tedavileri gerekebilir. Yaz aylarında hamilelerin günde 10 bardak su içmeleri, tansiyon sorunu yoksa tuzlu ayran içerek kaybettikleri tuzu yerine koymaları önerilir.” </p>
<p><strong>Varis ve toplardamar yetmezliği (Venöz yetmezlik)</strong></p>
<p>Yaz aylarında dışarıda geçen zamanla birlikte, çalışan hamilelerde sabit ayakta kalma, uzun süre oturarak iş yapma ve uzun süren yolculuklar derken özellikle bacaklarda venöz yetmezlik (toplardamar yetmezliği) artıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz “Bu durum varisleri olan hamilelerde bacak ve ayak üstünde ödeme ve ağrıya sebep olurken, hareketsizlik de tromboemboli yani pıhtı atma riskinin artmasına yol açabiliyor. Bu nedenle orta basınçlı varis çorapları giyilmesi önerilir. Yolculuklarda 2-3 saatte bir 15 dakika yürüyüş ile geçen hareketli aralar tavsiye edilir. Serin saatlerde yürüyüş yapmak ve yüzmek toplardamarlardaki kanın kalbe dönmesini kolaylaştırır ve ödemi azaltır” diyor. </p>
<p><strong>Hormonal etkilerle güneşe bağlı cilt problemleri</strong></p>
<p>Hamilelikte hormonal etkilere bağlı olarak ciltte pigmentasyona (deri renklenmesi) eğilim artarken, cilde rengini veren melanositler gebelik hormonu ve güneşle birlikte daha da uyarılıyor. “Beyaz tenli hamileler bu açıdan risk taşırlar. Yüzde güneşe bağlı kelebek tarzında lekelenmeler-melazma, çillerde artış, genel olarak el ve sırtta artan lekelenmeler görülür” diyen Dr. Filiz Candan Topuz, bu nedenle hamilelerin 11:00-16:00 saatleri arasında güneşe çıkmamaları ve yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanmaları gerektiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Besin zehirlenmesi ve gezgin ishali</strong></p>
<p>Yaz aylarında hamilelerle besin zehirlenmesi ve gezgin ishaline sık rastlanıyor. Sıcak havada dışarıda kalan besinler daha çabuk bozuluyor. Bu nedenle özellikle tavuk, dondurma, açık ayran, kremalı yiyecekler vb  süt ürünlerini tüketmemek, kaynağı belli olmayan suları içmemek gerekiyor. Gezgin ishalinin; seyahat sırasında meyve ve sebze gibi iyi yıkanmamış besinlerin tüketilmesi, kaynağı belli olmayan suların içilmesi ve ellerin yeterince temizlenmemesi durumunda ağız yoluyla mikropların bulaşması nedeniyle ortaya çıktığını belirten Dr. Topuz “Gezgin ishali, mikropların ağız yoluyla bulaşması sonucu ishal ve kusma ile seyreden bir durumdur. Özellikle reflü nedeni ile anti-asit kullanan hamileler midenin asidindeki azalmaya bağlı ağızdan geçen mikropların sebep olacağı bu duruma karşı savunmasızdırlar. Gıda zehirlenmesi ve gezgin ishali bir-iki günde geçer ama bazen sıvı ve kaybedilen mineralleri yerine koyma tedavisi ve antibiyotik tedavisi gerekir” diyor. </p>
<p><strong>Vajinal mantar enfeksiyonları </strong></p>
<p>Hamilelikte yaz aylarında hormonal etki nedeniyle vajinal mantar enfeksiyonuna eğilim artıyor. Özellikle aşırı sıcaklarda kaçınılmaz terleme başta olmak üzere sık duş almak ve ıslak mayoyla kalmak da mantara bağlı vajinit gelişmesine neden oluyor. Dr. Filiz Candan Topuz, vajinal mantardan korunmak için deniz ve havuzda yarım saatten fazla kalmamak, ıslak mayoyu değiştirmek, pamuklu iç çamaşırı kullanmak ve sık değiştirmek gerektiğini belirtirken, ph değeri düşük ve borik asit içeren intim şampuanlar kullanmanın da fayda sağlayacağını söylüyor. </p>
<p><strong>Havuzdan geçen enfeksiyonlar</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, hamileler için en önemli egzersizlerden birinin yüzmek olduğunu ancak havuzdan geçen enfeksiyonlara karşı dikkatli olmak gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Yüzmek hem serinlik hissi verir hem de suyun kaldırma kuvveti ve tüm kasların birlikte koordineli çalışmasıyla hamilelikte oldukça rahatlatıcı ve faydalıdır. Buna karşın havuzun temiz ve hijyenik olduğundan emin olunmalı ve mümkünse kalabalıklaşmadan sabah saatleri tercih edilmelidir. Hijyenik olmayan havuzlardan sıklıkla bulaşan virüs ve bakteriler ile konjonktivit dediğimiz göz iltihapları, ciltte içi su dolu veziküller ile belirti veren bazı viral hastalıklar ve cilt mantarları, üst solunum yolu, idrar yolu enfeksiyonları ve  ishal yapan bazı mikroplar ve hepatit A bulaşabilir. Bu nedenle serinleme ve yüzme amaçlı mümkünse deniz ya da deniz suyu olan havuzlar tercih edilmelidir. Yine   alerjisi olan hamileler havuz dezenfektanlarına karşı gözlük ve bone kullanmalı ve dikkatli olmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-yaz-risklerine-karsi-etkili-onlemler-391242">Hamilelikte yaz risklerine karşı etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem öncesi alınacak önlemler konulu bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-oncesi-alinacak-onlemler-konulu-bilgilendirme-toplantisi-gerceklestirildi-387207</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 00:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınacak]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[konulu]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malkara Kent Konseyi Başkanlığı, Malkara Kaymakamlığı ve Malkara Belediye Başkanlığı işbirliğiyle organize edilen, İnşaat Mühendisleri Odası Tekirdağ Şubesi Yönetim Kurulu ile Jeoloji Mühendisleri Tekirdağ İl Temsilciliği tarafından düzenlenen "Deprem Öncesi Alınacak Önlemler" konulu bilgilendirme toplantısı, 22 Haziran 2023 Perşembe günü saat 18.00'de Malkara Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-oncesi-alinacak-onlemler-konulu-bilgilendirme-toplantisi-gerceklestirildi-387207">Deprem öncesi alınacak önlemler konulu bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malkara Kent Konseyi Başkanlığı, Malkara Kaymakamlığı ve Malkara Belediye Başkanlığı işbirliğiyle organize edilen, İnşaat Mühendisleri Odası Tekirdağ Şubesi Yönetim Kurulu ile Jeoloji Mühendisleri Tekirdağ İl Temsilciliği tarafından düzenlenen &#8220;Deprem Öncesi Alınacak Önlemler&#8221; konulu bilgilendirme toplantısı, 22 Haziran 2023 Perşembe günü saat 18.00&#8217;de Malkara Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıya; Malkara Belediye Başkan Vekili Mustafa Özer, CHP Malkara İlçe Başkanı Hülya Ertan, Belediye Başkan Vekili Nuran Başkütük, Malkara Kent Konseyi Başkanı Hasan Akçay, Malkara Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Öznur Akyol ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>Toplantıda, konunun uzmanları olan Jeoloji Mühendisi Mümin Düvenci, İnşaat Mühendisleri Cafer Çetin ve Berkcan Akın, deprem öncesi yapılması gerekenler konusunda katılımcılara detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Yapılan konuşmaların ardından katılımcıların sorularıyla devam eden toplantı, bilgi alışverişiyle son buldu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-oncesi-alinacak-onlemler-konulu-bilgilendirme-toplantisi-gerceklestirildi-387207">Deprem öncesi alınacak önlemler konulu bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem bölgesinde salgın hastalık riskine karşı hijyenik önlemler arttırılmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-salgin-hastalik-riskine-karsi-hijyenik-onlemler-arttirilmali-357316</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 08:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hijyenik]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[riskine]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357316</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Ecder, afetler sonrasında yaşanabilecek önemli sorunlardan birinin de salgınlar olduğuna dikkat çekerek hijyenik önlemlerin alınmasının önemini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-salgin-hastalik-riskine-karsi-hijyenik-onlemler-arttirilmali-357316">Deprem bölgesinde salgın hastalık riskine karşı hijyenik önlemler arttırılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Ecder, afetler sonrasında yaşanabilecek önemli sorunlardan birinin de salgınlar olduğuna dikkat çekerek hijyenik önlemlerin alınmasının önemini vurguladı. Ecder, depremzedelere temiz su ve yiyecek ulaştırılması, barınma yerlerinin temizliğinin sağlanmasının enfeksiyon ve salgın riskini azaltacağını ifade etti. Ayrıca depremzedelerde yoğun psikolojik sorunlarla karşılaşılabileceğine de dikkat çeken Ecder, “Depremi yaşayan kişilerde en sık görülen rahatsızlıkların akut stres bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete, uzamış yas ve deliriumdur. Bu nedenle deprem bölgesine psikiyatrik destek verilmesi çok önemli,” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’yi derinden sarsan depremler sonrası bazı depremzedeler başka şehirlere göç ederken, bazılarıysa deprem bölgelerinde kurulan konteyner kentlerde ve çadırlarda yaşamlarını sürdürüyor. Deprem bölgelerinde salgın hastalık riski ve enkaz altından kurtarılan depremzedelerde yaşanabilecek akut böbrek yetersizliği ve psikolojik sorunlar gibi hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Ecder, deprem bölgesinde yaşanabilecek salgın riskine karşı<br /> hijyen önlemlerinin alınması gerektiğine dikkat çekti. Depremi yaşayan kişilerde en sık görülen rahatsızlıkların akut stres bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete, uzamış yas ve delirium olduğunu belirten Ecder, deprem bölgesine psikiyatrik destek verilmesinin önemini vurguladı. </p>
<p><strong>“Enkaz altında kalanları bekleyen önemli bir sorun da akut böbrek yetersizliğidir”</strong></p>
<p>Depremden sonra depremzedelerde oluşabilecek sağlık sorunlarına değinen Prof. Dr. Tevfik Ecder, şöyle konuştu:</p>
<p>“Deprem sonrasında, depremin şiddetine ve etkilenen bölgenin altyapısına göre değişen düzeylerde sorunlarla karşılaşılır. Enkaz altında kalan insanların bir kısmı deprem sırasında almış oldukları ölümcül travmalar nedeni ile hayatlarını kaybederler. Bazı depremzedelerin ise enkaz altında kalan vücut bölümleri ağır hasar görmüş olabilir. Bu şekilde kurtarılan ve hastaneye sağ olarak ulaştırılabilen hastaların hasar görmüş kol veya bacaklarının ampüte edilmesi gerekebilir. Bu durum, bu hastaları sadece fiziksel açıdan etkilemekle kalmamakta, psikolojik olarak ciddi bir travmaya da yol açmaktadır. Deprem sonrasında enkaz altında kalan hastaları bekleyen önemli bir sorun da akut böbrek yetersizliğidir. Enkaz altında kalarak ezilen kol ve bacak gibi uzuvların hasar gören kas dokularından açığa çıkan bazı maddelerin böbreğe toksik etki göstermesi burada önemli bir rol oynar. Bu tabloya ‘ezilme sendromu’ adı verilir. Kişinin uzun süre susuz kalması bu olayın gelişmesini kolaylaştırır. Kaslardan açığa çıkan maddeler arasında potasyum da vardır. Potasyumun kanda hızla yükselmesi ani ölümlere neden olabilir. Kişinin enkazdan kurtarılmasından hemen sonra görülebilen ani ölümlerin temel sebebi kaslardaki potasyumun kana karışarak hızla yükselmesidir. ‘Kurtuluş ölümü’ adı verilen bu dramatik olayın önlenmesi için kurtarma işlemi sırasında hastanın bir eline, koluna ya da ayağına ulaşıldığında (vücudun tamamen kurtarılmasını beklemeden) acil olarak damardan sıvı verilmeye başlanmalıdır. Bir sağlık kuruluşuna sağ olarak ulaştırılması mümkün olan bu ezilme sendromlu hastalar diyaliz tedavisine alınarak hayatta tutulurlar. Çoğu kez günler içinde böbrek fonksiyonları kendiliğinden düzelen bu hastalara bu süre boyunca diyaliz tedavisi desteği verilmelidir. Ezilme sendromuna bağlı akut böbrek yetersizliği gelişen bu hastaların az bir oranında ise böbrek fonksiyonları düzelmez ve bu nedenle de kişi kronik diyaliz tedavisine ihtiyaç duyabilir.”</p>
<p><strong>“Kronik diyaliz tedavisi gören hastalar için acil önlemler alınmalı”</strong></p>
<p>Yaşanan afet sonrasında kronik hastalıkları bulunan kişilerle ilgili alınabilecek önlemler konusunda da bilgi veren Ecder, şöyle devam etti:</p>
<p>“Afet sonrasında, yaşanan afet ile ilgili sağlık sorunlarına ek olarak kronik hastaların hastalıkları ile ilgili sorunlar da dikkate alınmalı. Kronik hastaların tedavileri hiçbir şekilde aksamamalı. Bu hastalar için acil önlemler alınmalı. Deprem bölgesindeki diyaliz merkezleri yıkılmış veya ciddi derecede hasar görmüş olabilir. Diyaliz merkezinde görevli olan hekim, hemşire ve diğer sağlık personeli depremden zarar görmüş olabilir veya merkeze ulaşamayabilir. Bu durumda o bölgeye en yakın olan diyaliz merkezlerine ulaşım gerekir. Ayrıca enkaz altından çıkarılan ve akut böbrek yetersizliği nedeni ile diyaliz tedavisi gereken hastalar da olacağından, diyaliz merkezlerinin iş yükü artabilir. Bu bölgelere ek sağlık personelinin getirilmesi ve hastaların mümkün olabildiğince ve güvenli bir şekilde başka merkezlere sevk edilmesi gerekebilir. Kronik hastaların kullanmakta oldukları ilaç tedavilerinde bir aksaklık yaşanmamalı. Toplumda sık karşılaşılan sağlık sorunları olan hipertansiyon, diyabet, kronik akciğer hastalığı ve koroner kalp hastalığı gibi hastalıklar afet sonrasında kontrolsüz hale gelebilir. Bu nedenle deprem sonrasında, bölgeye başka yerlerden hekim ve hemşire desteği verilmeli ve yeterli miktarda ilaç ulaştırılmalıdır. Kronik diyaliz tedavisi görmekte olan hastaların diyalizleri aksayabileceğinden dolayı, bu hastaların daha sıkı diyet yapmalarının, özellikle olabildiğince potasyumdan fakir beslenmelerinin ve sıvı alımlarının kısıtlamalarının hayati önemi vardır.” </p>
<p><strong>“Bölgede hijyenik önlemlerin alınmasının büyük önemi var”</strong></p>
<p>Oluşabilecek salgın tehlikesi ve enfeksiyon hastalıklarına da dikkat çeken Prof. Dr. Ecder, “Afetler sonrasında yaşanabilecek önemli sorunlardan biri de salgınlardır. Bu nedenle hijyenik önlemlerin alınmasının büyük önemi var: Deprem sonrası yaşanan yıkımlardan dolayı altyapı da hasar görür. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kanalizasyon sisteminin hasar görmesi insan sağlığı için önemli risk oluşturur. Depremzedelere temiz su ve yiyecek ulaştırılması, barınma yerlerinin temizliğinin sağlanması enfeksiyon ve salgın riskini azaltır. Deprem sonrası verilen hizmetlerde bu konu dikkate alınmalıdır,” dedi. Depremzedelerde yoğun psikolojik sorunlarla karşılaşılabileceğine de değinen Ecder, sözlerine şunları ekledi: </p>
<p>“Depremi yaşayan kişilerde en sık görülen tablolar akut stres bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete, uzamış yas ve deliriumdur. Bu nedenle deprem bölgesine psikiyatrik destek verilmesi çok önemli.”   </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-salgin-hastalik-riskine-karsi-hijyenik-onlemler-arttirilmali-357316">Deprem bölgesinde salgın hastalık riskine karşı hijyenik önlemler arttırılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Deprem Bölgesinde İmmün Yetmezliği Olan Hastalar İçin Ek Önlemler Alınmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-immun-yetmezligi-olan-hastalar-icin-ek-onlemler-alinmali-351410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 13:21:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[immün]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351410</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmmün yetmezliği olan hastalar, tedavileri aksamadan devam etmesi gereken özel bir grup. Çünkü bu hastaların diğer bireylere göre enfeksiyonlara çok daha yatkın olması, sanitasyon ve hijyen önerilerine mümkün olan en üst seviyede dikkat etmelerini zorunlu kılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-immun-yetmezligi-olan-hastalar-icin-ek-onlemler-alinmali-351410">&#8220;Deprem Bölgesinde İmmün Yetmezliği Olan Hastalar İçin Ek Önlemler Alınmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İmmün yetmezliği olan hastalar, tedavileri aksamadan devam etmesi gereken özel bir grup. Çünkü   bu hastaların diğer bireylere göre enfeksiyonlara çok daha yatkın olması, sanitasyon ve hijyen önerilerine mümkün olan en üst seviyede dikkat etmelerini zorunlu kılıyor. Bu nedenle, deprem bölgesindeki hastalar için ek önlemler alınarak uygun hijyenik ortamların oluşturulması gerektiğinin altını çizen Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Elif Karakoç Aydıner, “Kolaylıkla enfeksiyon kapabilen immün yetmezlikli hastalarla, merkezlerdeki hekimler ve hasta platformları sürekli iletişim halinde olmalı” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İmmün yetmezliği olan hastalar enfeksiyonlara karşı çok hassas oldukları için uygun barınma ve hijyenik ortamın oluşturulması diğer hasta gruplarına göre çok daha büyük bir önem arz ediyor. Bu ortamın sağlanamaması durumunda hastaların muhakkak uygun bir sağlık kuruluşuna sevk edilmeleri gerektiğini belirten <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Elif Karakoç</strong> konu ile ilgili uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>“Temiz içme suyuna erişim, uygun barınma, atık yönetimi, izolasyon için ek önlemler alınmalı”</strong></p>
<p>Enfeksiyonların deprem sonrası uygunsuz yaşam koşulları nedeniyle geçici bir süre artabileceğine dikkat çeken Karakoç, “İmmün yetmezlikli hastalar diğer bireylere göre enfeksiyonlara çok daha yatkın olduğundan sanitasyon ve hijyen önerilerine mümkün olan en üst seviyede dikkat edilmesi gerekiyor. Enfeksiyon riskini azaltmaya yönelik temiz içme suyuna erişim, uygun barınma, atık yönetimi, izolasyon için ek önlemler alınması da hayati bir önem taşıyor. Bunlara ek olarak maske kullanımına ve el temizliğine de her ortamda dikkat etmek, hastalıklara yakalanmama konusunda önleyici bir rol üstleniyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hekim ve hastalar ilaca erişim için sürekli iletişim halinde olmalı”</strong></p>
<p>“Hastalarımızın tedavi ve takiplerine deprem sonrası ilk günlerde aksama olması doğaldır ancak en kısa sürede ilaçlarına ve hekim kontrollerine devam etmeleri hayati öneme sahiptir” diye devam eden Karakoç şunları söyledi,  “Bulundukları yerdeki varsa sağlık kuruluşları veya sahra hastanesine bu mümkün değilse gezici sağlık ekiplerine bildirimde bulunmaları ve kullanmakta oldukları ilaçlar için talep yapmaları önerilir. Primer immün yetmezliği olan pek çok hastanın kullandığı ve enfeksiyonlardan korunmada çok önemli olan immünglobulin preparatlarına erişim elzemdir. Bu ürünler özel reçete, saklama ve uygulama koşullarına sahip olduğundan eğer bunlar sağlanamıyorsa tedavinin aksamaması ve devamlılığı açısından uygun merkezlere hastalar sevk edilmelidir. Mevcut durumda rapor süreleri uzatılmış olup reçete zorunluluğu yoktur.”</p>
<p><strong>“Uygun bir merkeze sevk edilmeliler”</strong></p>
<p>Enfeksiyon geçirdiğine dair bir şikâyet ya da belirti olması halinde immün yetmezlikli hastanın en yakın sağlık ekibine ulaşarak uygun merkeze sevkini talep etmesi gerektiğini ifade eden Karakoç,  “Bu süreçte tıbbi ve sosyal destek için hastalar takipli oldukları merkezlerdeki hekimler ve hasta platformları ile iletişim halinde olabilirler. Depremzede hastalarımız sevk edildikleri şehir ve/veya hastanede ihtiyaçları doğrultusunda tüm aile bireyleri de dahil olmak üzere destek almak için il/ilçe/hastane sosyal hizmetler birimine şahsen ya da hekimleri aracılığı ile başvurmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-bolgesinde-immun-yetmezligi-olan-hastalar-icin-ek-onlemler-alinmali-351410">&#8220;Deprem Bölgesinde İmmün Yetmezliği Olan Hastalar İçin Ek Önlemler Alınmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
