<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önlemek | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onlemek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlemek</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Feb 2026 07:13:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>önlemek | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlemek</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 07:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[hareketle]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtık]]></category>
		<category><![CDATA[yırtıklarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036">Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor. Gençlerde genellikle spor aktiviteleri sırasında meydana gelen bu durum, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, menisküs yırtığı sadece “profesyonel sporcu hastalığı” değil. Haftada bir halı saha maçı yapan veya hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkan ofis çalışanlarında ya da fitness salonuna giden herhangi bir bireyde de sıkça görülüyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatolojij Uzmanı Doç. Dr.  Burak Özturan,</strong>  menisküs yırtığının tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebildiğini belirterek, “Menisküs yırtığı; sürekli veya hareketle tetiklenen diz ağrısına, dizin bir pozisyonda takılı kalmasına, çömelme, merdiven inip çıkma ve spor yapma gibi basit günlük aktivitelerde bile güçlük yaşanmasına neden olabilir. Uzun dönemde ise dizde kıkırdak aşınmasına ve buna bağlı olarak kireçlenme (osteoartrit) gibi ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle, erken teşhis için özellikle spor yapan kişiler diz ağrılarını  asla ihmal etmemelidir” diyor.  </p>
<p><strong>Bu sorunlardan biri bile varsa, dikkat!</strong></p>
<p>Menisküs yırtığının genellikle en sık görülen belirtileri; ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı oluyor.  Bazı hastalar yaralanma anında dizin içinden &#8220;çıt&#8221; sesi geldiğini veya kopma hissi yaşadıklarını belirtirken, ardından özellikle ilk gün  belirginleşen dizde ağrı ve şişlikten yakınıyorlar. Bazen de bu belirtiler hiç olmadan; dizde başlayan ağrıyla birlikte dizi tam olarak bükmede veya düzleştirmede zorluk, merdiven inip çıkarken veya çömelirken ağrının artması gibi sorunlar yaşadıklarını ifade ediyorlar.  Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>erken tanı için dizinizde aşağıda yer alan sorunlardan biri bile varsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<ul>
<li>Ani bir hareket sonrası ağrı ve şişlik oluştuysa</li>
<li>Dizinizde takılma, kilitlenme gibi mekanik belirtiler varsa</li>
<li>Bir haftadan uzun süren ve dinlenmeyle geçmeyen diz ağrınız varsa</li>
<li>Merdiven inip çıkarken batma oluyorsa </li>
</ul>
<p><strong> Erkeklerde yaklaşık 3 kat daha fazla görülüyor! </strong></p>
<p>Her iki dizimizde, uyluk ve kaval kemikleri arasında &#8220;C&#8221; şeklinde yer alan iki adet kıkırdak yapı “menisküs” olarak adlandırılıyor. Menisküs; vücut ağırlığını dengeli bir  şekilde dağıtarak, ekleme binen baskıyı azaltıyor ve eklem stabilitesini artırarak ani hareketlerde dizin korunmasına yardımcı oluyor. Ancak çeşitli etkenler, bu önemli yapının yırtılmasına neden olabiliyor. Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>menisküsün erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayarak, “Bunun temel nedeni, erkeklerin ani dönme ve zıplama hareketleri içeren futbol ve basketbol gibi yüksek riskli sporları kadınlara oranla daha yoğun bir şekilde yapma eğiliminde olmalarıdır” diyor. </p>
<p><strong>En önemli nedeni bilinçsizce yapılan spor! </strong></p>
<p>Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtığının son yıllarda daha fazla görüldüğünü ifade ederek, bu artışın en önemli nedenini şöyle anlatıyor: “İnsanlar artık daha aktif bir yaşam sürüyor, düzenli spor yapıyorlar. Bu durum genel sağlık için oldukça önemlidir.  Ancak, bilinçsizce ya da hazırlıksız yapılan sporlar diz yaralanması riskini artırır. Bunun dışında, halı saha maçları, kayak ile basketbol gibi ani yön değiştirme ve dönme hareketleri içeren sporların popülerliği, özellikle gençlerde travmatik menisküs yırtıklarının daha sık görülmesine sebep olmaktadır.” </p>
<p><strong>Yırtığın büyüklüğü, yeri ve tipi çok önemli!</strong></p>
<p>Menisküsün kan damarlarından zengin olan dış (periferik) kısmındaki küçük yırtıklar, özellikle genç hastalarda dinlenme ve destekleyici tedavilerle kendiliğinden iyileşebiliyor. Ancak, menisküsün kanlanması zayıf olan iç kısımlarındaki yırtıkların veya büyük ve karmaşık yırtıkların kendi kendine iyileşme olasılığı çok düşük oluyor. Doç. Dr. Burak Özturan, bu nedenle tedavi planlanırken yırtığın büyüklüğünün, yerinin ve tipinin dikkate alındığını  ifade ederek, “Bununla birlikte, hastanın yaşı ve aktivite seviyesi de dikkate alınır.   Tedavide en önemli hedefimiz ise ağrıyı gidererek hayat kalitesini arttırmak ve beraberinde oluşabilecek kıkırdak yaralanmalarının önüne geçmektir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>İlk tercih ameliyat dışı tedaviler</strong></p>
<p>Her menisküs yırtığı ameliyat gerektirmiyor. Doç. Dr. Burak Özturan, kanlanması iyi olan bölgedeki küçük yırtıklarda ve stabil yırtıklarda ilk tercihin ameliyat dışı tedaviler olduğunu söyleyerek,  “Ödemi ve ağrıyı dindirmek için dinlenme, buz tedavisi ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Sonrasında, diz çevresindeki kasları güçlendirerek ekleme binen yükü azaltmak ve hareket açıklığını geri kazanmak için fizik tedavi uygulanır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Cerrahide artroskopik yöntem tercih ediliyor</strong></p>
<p>Konservatif tedavinin yetersiz kaldığı, dizde kilitlenme gibi mekanik belirtilerin olduğu veya büyük yırtıkların görüldüğü durumlarda ise ameliyat kararı alınıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özturan, günümüzde artroskopik olarak kapalı yöntemle bu ameliyatların rahatlıkla yapılabildiğini belirterek, “Bu yöntem, dizin önünden açılan yaklaşık 0.5 cm&#8217;lik birkaç küçük delikten iletilen bir kamera ve özel cerrahi aletlerle gerçekleştirilir. Ekrana yansıyan görüntü eşliğinde ya yırtık kısım özel dikişlerle tamir edilir  ya da tamiri mümkün değilse sadece yırtık olan küçük parça temizlenerek vücuttan çıkarılır” diyor. Yırtık parçanın temizlendiği ameliyatlarda hastaların 1-2 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade eden Doç. Dr. Burak Özturan, “Ancak, menisküs onarımının yapıldığı, yani cerrahi dikiş gerçekleştirilen hastalarda ise yırtığın tipine göre özel önlemler ve rehabilitasyon süreçleri gerekir” diyor. </p>
<p><strong>Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 önemli kural!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>menisküs yırtıklarını önlemek için dikkat etmeniz gereken 7 kuralı şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Spor sırasında ısınma ve soğuma egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin. </li>
<li>Diz çevresindeki kaslarınızı (özellikle kuadriseps ve hamstring) güçlendirerek dizlere binen yükleri azaltın. </li>
<li>Zeminin yaptığınız spora uygun olmasına dikkat edin.</li>
<li>Yaptığınız spora uygun ayakkabı kullanın.</li>
<li>Dize ekstra yük oluşturacağı için fazla kilolarınızdan kurtulun.</li>
<li>Ağır yük kaldırırken veya ani hareketler yaparken dikkatli olun.</li>
<li>Ağrıya neden olan hareketlerden kaçının. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036">Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 15:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[imkansız]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583413</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın başkanlığındaki Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği'nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413">&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın başkanlığındaki Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde yapıldı. Meclis toplantısının açılışında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, dünyayı tehdit eden iklim krizi ve karbon emisyonu artışına dikkat çekerek bunu durdurmak için katı kararların alınması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, iklim krizi ile mücadelede birliğin önemli çalışmalar yürüttüğünü aktardı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde Swiss Otel İzmir&#8217;de  yapıldı. Birliğe üye büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının katıldığı toplantının açılışında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin ülkenin eski ve köklü belediye birliklerinden biri olduğunu belirterek, bu birliğin Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün, şehirlerin daha sağlıklı bir çevreye kavuşması felsefesi çerçevesinde Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı&#8217;nın bir parçası olarak Türkiye&#8217;de Bursa Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin öncülüğünde kurulduğunu hatırlattı.  </p>
<p><strong>“Türkiye&#8217;nin yarısından fazlasında ciddi kuraklık yaşandı”</strong><br />Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin iklim kriziyle mücadelede önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Başkan Tugay, “Dünyada iklim konusunda en güçlü çalışmaları yerel yönetimler yapabilir. &#8216;Ne yapabiliriz?&#8217; sorusuna hepimizin daha güçlü bir şekilde, hazırladığımız plan doğrultusunda cevap verebiliyor olması lazım. Bu planın yapılabileceği, konuşabileceği meclis tam olarak bu meclis, bu ortam. Bu çatı altında olabilir. Bunu önemsemeliyiz. Bu sene Türkiye&#8217;nin yarısından fazlasında ciddi kuraklık, su problemleri yaşandı. Sonbahara girdik, yağışların devam etmesini umuyoruz. Bu seneyi yeni bir susuzluk krizi yaşamadan atlatmayı umuyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Durdurmazsak daha da kötüsünü yaşayacağız”</strong><br />Türkiye&#8217;de her yıl iklim krizi nedeniyle kuraklığın arttığını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, sıcaklık artışı ve ona bağlı orman yangınlarına da değindi. Tugay, “Kısa vadede baş etmek için bir şeyler yapılabileceği gerçek ama ana problem, krize neden olan konu karbon emisyonu fazlalığı. Bunu durdurmak için çok net, katı kararların alınması gerektiğini de hatırlamamız lazım. Bunu yapmazsak eğer bu süreç asla durmayacak ve kötünün daha da kötüsünü yaşayacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Bu imkansız değil”</strong><br />Türkiye&#8217;deki toprakların yüzde 88&#8217;inin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Tugay, toprakların organik içeriğini kaybederek verimsiz hale geldiğini, verim alınamadığını belirtti. Yoksulluk, işsizlik, pahalılık, toprağından verim alamayan çiftçiler ve çiftçilik yapmak istemeyen gençlere değinen Tugay, “Herhangi birisi içinde bulunduğumuz olumsuz iklim koşullarının ülkemize getirdiği mali yükü hesaplasa, bütçemizin en az yarısı buraya gidiyor. Bu olumsuzlukları gidermek için yapılacak ekstra masraflara gidiyor. Ülkemiz neden fakirleşsin, neden milli servetimizden kaybedelim? Bunların durması lazım, böylesine basit bir gerçek var ortada. İklim krizini durdurmak, karbon emisyonunu durdurmak, nötr hale getirmek, karbonu bir şekilde yok edebildiğimiz kadar üretebilmek. Bu imkansız değil. Önce bilinç sonra ne yapılması gerektiğine dair bir planla bu işe bakmamız lazım. Bunların konuşulacağı, çalışılacağı, planlanacağı, uygulamada insanların birbirine örnek olacağı yer yine Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği” dedi. </p>
<p><strong>Birliktelik vurgusu</strong><br />Tüm birlik üyelerini yaşanan sorunların çözümü için birlik olmaya davet eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Birliğe düşen ne varsa yapmaya hazırız. Yeter ki istekli olalım, kararlı olalım, etkili bir şeyler yapmaktan vazgeçmeyelim. Günü kurtarmayı amaçlayan değil sorunu kökünden çözen işler yapalım” diyerek konuşmasını tamamladı. <br />Açılışın ardından meclis oturumuna geçildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413">&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zabıta ekipleri orman yangınlarını önlemek için denetimde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zabita-ekipleri-orman-yanginlarini-onlemek-icin-denetimde-561615</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 12:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[denetimde]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlarını]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=561615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yangın riskine karşı dağlık ve kırsal bölgelerdeki denetimlerini artırdı. Piknik alanlarını tek tek gezen zabıta ekipleri, oluşabilecek orman yangınlarına karşı vatandaşlara uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabita-ekipleri-orman-yanginlarini-onlemek-icin-denetimde-561615">Zabıta ekipleri orman yangınlarını önlemek için denetimde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yangın riskine karşı dağlık ve kırsal bölgelerdeki denetimlerini artırdı. Piknik alanlarını tek tek gezen zabıta ekipleri, oluşabilecek orman yangınlarına karşı vatandaşlara uyarılarda bulundu.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, orman yangınlarını önlemek adına ilçe sınırları içindeki piknik alanlarında denetimler yapıyor. Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe sınırları içinde bulunan piknik alanlarını gezerek, özellikle ateş yakılmasının yasak olduğu alanlarda kontrollerde bulunuyor. Piknik alanlarında denetimler gerçekleştiren ekipler, son günlerde artan orman yangınlarının bir daha yaşanmaması için piknikçileri mangal ve semaver kullanımına karşı dikkatli olunması konusunda bilgilendiriyor. Artan sıcak havayla birlikte denetimlerini sıklaştıran zabıta ekipleri, son olarak Uludağ’ın eteklerinde yer alan etrafı çam ormanlarıyla çevrili Tuzaklı ve Hüseyinalan piknik alanlarında denetim gerçekleştirdi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><b><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“Havalar ısındı orman yangınlarına karşı çok dikkatli olmalıyız” </span></span></span></span></span></span></span></span></span></b></p>
<p><b><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Zabıta ekipleri tarafından bilgilendirilen vatandaşlar, denetimleri çok yerinde bulduklarını belirterek, “Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, piknik yaptığımız sırada yanımıza gelerek bize son günlerde artan orman yangınlarına karşı dikkatli olmamız konusunda uyarılarda bulundu. Piknik yapan herkesin özellikle ateş yakmak, mangal ve semaver kullanmak konusunda çok dikkatli olması gerekiyor. Ormanlar bizim için çok önemli. Ormanlarımızı koruyup kollamalı, yangınların çıkmaması için çok dikkatli olmalıyız. Belediye ekiplerimizin denetimleri çok yerinde. Bu uygulama için kendilerine teşekkür ederiz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></b></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zabita-ekipleri-orman-yanginlarini-onlemek-icin-denetimde-561615">Zabıta ekipleri orman yangınlarını önlemek için denetimde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muğla Büyükşehir Belediyesi yaz sezonunda artan deniz trafiği nedeniyle ortaya çıkabilecek kirliliği önlemek için 8 atık alım teknesi ile turizm sezonuna hazır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mugla-buyuksehir-belediyesi-yaz-sezonunda-artan-deniz-trafigi-nedeniyle-ortaya-cikabilecek-kirliligi-onlemek-icin-8-atik-alim-teknesi-ile-turizm-sezonuna-hazir-449087</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 15:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alım]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[muğla]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[sezonuna]]></category>
		<category><![CDATA[sezonunda]]></category>
		<category><![CDATA[teknesi]]></category>
		<category><![CDATA[trafiği]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, denizlerin daha temiz kalması için 8 atık alım teknesi ile turizm sezonuna hazır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mugla-buyuksehir-belediyesi-yaz-sezonunda-artan-deniz-trafigi-nedeniyle-ortaya-cikabilecek-kirliligi-onlemek-icin-8-atik-alim-teknesi-ile-turizm-sezonuna-hazir-449087">Muğla Büyükşehir Belediyesi yaz sezonunda artan deniz trafiği nedeniyle ortaya çıkabilecek kirliliği önlemek için 8 atık alım teknesi ile turizm sezonuna hazır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, denizlerin daha temiz kalması için 8 atık alım teknesi ile turizm sezonuna hazır. Yaz mevsiminde yoğun olan deniz trafiği nedeniyle çalışmalarını sürdüren Büyükşehir ekipleri 1 Mayıs itibariyle atık ve sintineleri toplayamaya devam edecek.</p>
<p>Mavi yolculuğun uğrak noktası, Avrupa ve Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Muğla’nın denizleri Büyükşehir Belediyesi tarafından temizlenmeye devam ediliyor. İl genelinde denizleri korunması için çalışmalarını aralıksız sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda 1 Mayıs itibariyle atık alım tekneleriyle hizmetine devam edecek.</p>
<p>Büyükşehir Muğla’nın Denizlerini Korunuyor<br />Muğla Büyükşehir Belediyesi ‘Mavi Deniz Temiz Kıyılar’ projesi kapsamında 8 tekne ile deniz araçlarından atıkları alıp Göcek ve Akyaka’da bulunan atık alım merkezinde topluyor. Binlerce tur teknesi ve özel deniz araçlarının seyahat ettiği Muğla’nın denizleri Büyükşehir sayesinde korunuyor. Büyükşehir ekipleri Göcek, Gökova Körfezleri ve Dalaman koylarında atık alımlarına devam ederken 2014 yılından bugüne kadar 26 bin 386 tekneye hizmet verdi. Hizmet verilen teknelerden 16 bin 32 litre atık yağ, 53 bin 452 litre sintine, 16 milyon 787 bin 745 kg katı atık ve 19 milyon 532 bin 372 litre pis su toplandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mugla-buyuksehir-belediyesi-yaz-sezonunda-artan-deniz-trafigi-nedeniyle-ortaya-cikabilecek-kirliligi-onlemek-icin-8-atik-alim-teknesi-ile-turizm-sezonuna-hazir-449087">Muğla Büyükşehir Belediyesi yaz sezonunda artan deniz trafiği nedeniyle ortaya çıkabilecek kirliliği önlemek için 8 atık alım teknesi ile turizm sezonuna hazır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin Önemli Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kurulugunu-onlemek-icin-onemli-oneriler-424156</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 08:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluğunu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte rüzgarlı ve soğuk havalarda ciltte kurumaya bağlı tahriş ve pullanma gibi sorunlar görülebiliyor. Bu da kış aylarında cilt bakımı rutininin değiştirilmesiyle ilgili soru işaretlerini akıllara getiriyor. Cildi nemlendirmenin önemli olduğu soğuk günlerde, cilt tipine uygun nemlendiricilerin kullanılması öneriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kurulugunu-onlemek-icin-onemli-oneriler-424156">Kışın Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin Önemli Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIŞIN CİLT KURULUĞUNU ÖNLEMEK İÇİN ÖNEMLİ ÖNERİLER </strong></p>
<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte rüzgarlı ve soğuk havalarda ciltte kurumaya bağlı tahriş ve pullanma gibi sorunlar görülebiliyor. Bu da kış aylarında cilt bakımı rutininin değiştirilmesiyle ilgili soru işaretlerini akıllara getiriyor. Cildi nemlendirmenin önemli olduğu soğuk günlerde, cilt tipine uygun nemlendiricilerin kullanılması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Asude Kara Polat, kış aylarında cilt bakımı ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Cildi uygun şekilde nemlendirmek önemli</strong></p>
<p>Cilt bakım rutininde temizleme, nemlendirme ve güneşten korunma temel basamaklardır. İlk basamak olan temizlemede önemli olan banyo yaparken sıcak su kullanılmamasıdır. Çok sıcak su cildin doğal yağ tabakasını bozar ve cildi daha kuru hale getirir. Bunun yerine ılık su tercih edilmelidir. Banyoda sabun kullanılmamalı, duş jelleri veya sabun içermeyen temizleyiciler kullanılmalıdır.  Kuru cilt yapısına sahip kişiler bebek ürünleri de tercih edebilir. Yine bu kişiler kese yapmaktan ve uzun süre banyoda kalmaktan kaçınmalıdırlar. Kuru ciltlerde tonikler cildi tahriş edebilir ve kızarıklığa yol açabilir.</p>
<p>Cildin nemlendirilmesi çok önemlidir. Bu noktada cilt tipine uygun olacak şekilde nemlendiricilerin kullanılması gerekir. Her banyo sonrası tüm vücut krem, losyonlar ile nemlendirilmelidir. Yine yağ bazlı yoğun nemlendiriciler kışın daha çok tercih edilebilir. Kışın dudaklarda da kuruluk, çatlama, kabuklanma gözlenebilir. O yüzden dudakların da nemlendirilmesi önemlidir.  Buna göre piyasada çok sayıda yoğun nemlendirici özelliği olan lip stickler bulunmaktadır ve bunların gün içinde tekrarı önemlidir.</p>
<p>Ortam havasız ve kuru ise ortam nemini sağlamak için nemlendirici cihazlar kullanılabilir. Bu sayede cildin daha fazla kuruması engellenir. Özellikle kuru ve hassas bir cilde sahip kişiler kış aylarında temizleyici olarak süt, losyon tercih edebilir ve yağlı nemlendirici yüz kremleri cilt bakımınızın vazgeçilmezi olabilir. Karma, yağlı bir cilde sahip kişiler de yoğun nemlendirici ajanlara sahip ürünler kullanabilir. Cilt tipinin ne olduğuna bakılmaksızın günde minimum iki kez cildinizi nemlendirmek gerekir</p>
<p><strong>Rüzgar ve soğuk hava ellerinizi kurutabilir</strong></p>
<p>Eller kışın rüzgardan ve soğuktan fazlası ile etkilenir. Dışarı çıkarken eldiven giyilmesi koruyucu olur. Sabah mutlaka nemlendirici krem kullanılması ve her el yıkama sonrası yeniden ellerin nemlendirilmesi kışın önemlidir. Ev temizlik ürünleri ile temas etmemek için pudrasız eldiven kullanılması gerekir.</p>
<p>En doğru bakım malzemesi kişinin cilt tipine uygun olan, cildin sağlığını korumak ve sağlamak için gereken malzemedir. Bu noktada önemli olan ise herkes için ortak olan cilde uygun temizleyici, nemlendirici ve güneş koruyucu krem, losyon, sticklerdir. Elbette bu noktada düzenli ve sürekli kullanım söz konusu olmalıdır.</p>
<p><strong>Hindistan cevizi yağı ile kuruyan saçlarınızı güçlendirebilirsiniz</strong></p>
<p>Saç ve tırnak için de kışın nemlendirme önemlidir. Saç bakım yağları,  nem maskeleri, tırnaklar için koruyucu balmlar kullanılabilir. Kuruyan saç ve cilt için çeşitli doğal yağlar önerilmektedir. Kuruyan ve yıpranmış saçlar için Hindistan cevizi yağı ve jojoba yağı, argan yağı gibi organik yağlar kullanılabilir. Saçı beslemekte ve onarmaktadır.  Yapılan bir çalışmada tatlı badem, çuha çiçeği ve jojoba yağlarının cilt bakımı uygulamalarındaki etkinliği ve faydaları incelenmiş ve cilt bakımı preparatlarında cildin en üst tabakası olan stratum korneumun bütünlüğünü, iyileşmesini ve lipit oranını güçlendirmek için etkili bileşenler olarak gösterilmiştir.</p>
<p><strong>Güneş kremi sadece yazın değil kışın da kullanılmalı</strong></p>
<p>Cilt sağlığını korumak için güneş koruyucular kremlerin, losyonların veya sticklerin kışın da kullanılması gerekmektedir. Ultraviyole ışınlarının etkisi hava güneşli olmasa dahi devam etmektedir. Özellikle karlı havalarda yansıma olacağı için cilt üzerinde ultraviyole ışınlarının etkisi artmaktadır. Bu nedenle güneşten koruma faktörü yani SPF (sun protection factor) en az 30 olacak şekilde güneş koruyucu kremlerin uygulanması gerekmektedir. Gün içinde bu kremlerin 2 veya 3 saatte bir yenilenmesi önemlidir.</p>
<p>Cilt bakımı için yapılacak dermokozemtik işlemler mevsimsel olarak farklılık gösterebilmektedir. Kış aylarında birçok kozmetik işlem yapılabilmektedir. Yaz döneminde lekelenme nedeniyle uygulanamayan kimyasal peeling tedavileri, dermabrazyon, fraksiyonel karbondioksit lazer tedavileri gibi uygulamalar kış dönemi yapılabilmektedir. Kış ayları lekelerin, derin akne izlerinin tedavisi için en uygun dönemlerdendir.</p>
<p>Sadece kış mevsiminde değil cilt sağlığımız için bol su içmek, yeterli sebze, meyve ve baklagil tüketerek sağlıklı beslenmek ve sigara kullanmamak önemlidir. Sigara cilt yaşlanmasını tetikleyen faktörlerden birisidir. Yine kışın yeterli güneş ışığı alamama dolayısı ile ciltte sentezlenen D vitamini yeterli olamayabileceği için D vitamini takviyesi doktor tavsiyesi ile kullanılabilir.  Yine yeterli balık tüketmeyen kişiler için Omega 3 takviyeleri kullanmak cilt sağlığı için önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kurulugunu-onlemek-icin-onemli-oneriler-424156">Kışın Cilt Kuruluğunu Önlemek İçin Önemli Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 07:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090">Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                   Günde 3 fincandan fazla kahve içmeyin! </strong></p>
<p><strong>                                Her gün 15 dakika güneşe çıkmak şart, çünkü…</strong></p>
<p><strong>                  KEMİK KAYBINI ÖNLEMEK İÇİN 8 ETKİLİ KURAL!</strong></p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık. Kemiklerin yeterince mineral depolayamaması veya kemik yıkımının kemik oluşumundan daha hızlı gelişmesi sonucu genellikle bel, kalça ve el bileğinde kırıklara sebep oluyor. Üstelik hastalık sinsi gelişiyor ve çoğunlukla kemikler kırılıncaya dek hissedilmiyor. Sağlığı, hatta hayatı tehdit eden osteoporoz aslında beslenme ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle önlenebiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> osteoporoz riskini azaltmak için sağlıklı beslenmeye yaşamın her döneminde özen göstermek gerektiğini belirterek, “Yeterli kalsiyum, D vitamini ve protein alımının sağlanması, düzenli egzersiz yapılması ve sigara ile alkol gibi zararlı alışkanlıklardan vazgeçilmesi kemik kalitesinin korunmasına yardımcı oluyor” diyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> güçlü kemikler için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Kalsiyumdan zengin besinler tüketin</strong></p>
<p> ‘Sağlıklı kemikler’ denildiğinde akla gelen ilk şey, kalsiyum  oluyor. Zira kemiklerin sağlıklı kalmalarında kalsiyum büyük önem taşıyor. Bu nedenle süt, yoğurt, peynir ve badem sütü gibi kalsiyum açısından zengin gıdaları sofranızda mutlaka bulundurun. Erkeklerin yetişkinlik döneminde günde 1000 mg, kadınların da menopoz öncesi dönemde 1000 mg kalsiyum almaları öneriliyor. Her iki cinsiyette de yaşlılık döneminde günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması yararlı oluyor. 1 su bardağı sütün içinde yaklaşık 300 mg, 1 dilim kaşar peynirinde 210 mg ve 1 porsiyon somon balığında yaklaşık 200 mg kalsiyum bulunuyor. </p>
<p><strong>Proteinli besinler tüketmeniz şart</strong></p>
<p>Kemiğin önemli bir kısmını proteinler oluşturuyor. Dolayısıyla kemik sağlığının korunmasında yeterli miktarda protein alınması gerekiyor. Sağlıklı bireyler için kilo başına bir gram protein alımı öneriliyor. Bu da normal kilodaki (65-75 kilo arası) bir kişinin günlük 65 &#8211; 75 gram protein almasının kemik sağlığı için yeterli olduğunu gösteriyor. 1 adet orta boy bir yumurtada 6 gram, 100 gram tavukta 20 gram ve 100 gram somon balığında 19 gram protein bulunuyor. </p>
<p><strong>Potasyum ve sodyum alımını dengede tutun</strong></p>
<p>Fazla sodyum alımının neden olduğu kalsiyumun idrarla vücuttan atılması, diyetle potasyum alımı artırıldığında azalıyor. Dolayısıyla potasyum osteoporozun önlenmesine katkıda bulunuyor. Bu nedenle osteoporoz riskini azaltmak için sodyum ve potasyum dengesine de önem vermeniz gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Günümüzde sodyum alımı potasyumdan çok daha yüksektir, bu durumun getireceği sağlık problemlerini önlemek için; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, bulgur ve patates gibi potasyum içeriği yüksek besinler tüketilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Kahveyi 3 fincanla sınırlayın  </strong></p>
<p>Kafeinin fazla tüketimi, idrarla birlikte atılan kalsiyum miktarını arttırıyor. Potansiyel olarak zararlı etkilerinin çoğu, süt ve diğer sağlıklı içeceklerin yerine kafeinli içeceklerin kullanılmasından kaynaklanıyor. Diyetiniz yeterli miktarda kalsiyum içerdiği sürece orta derecede kafein tüketimi (günde yaklaşık iki &#8211; üç fincan kahve ) zararlı olmayacaktır. Ancak kemiklerinizin güçlü kalması için kafeinde bu miktarı aşmamanız çok önemli.  </p>
<p><strong>Sigara ve alkolü bırakın</strong></p>
<p>Sigara içerdiği zararlı maddeler nedeniyle vücutta kadmiyum, kurşun ve diğer toksik bileşiklerden oluşan zehirlerin açığa çıkmasına yol açıyor. Bu durum kemiklerin kullandıkları kalsiyum miktarının azalmasına sebep oluyor. Kalsiyum miktarının azalması da kemiklerin zayıflamasıyla sonuçlanıyor. Ayrıca kemiklerin kalsiyumu kullanmasına yardım eden D vitaminin etkisi de sigara nedeniyle azalıyor. Sigaranın yanı sıra günde bir veya ikiden fazla alkollü içecek tüketmek kemik kaybını hızlandırıyor ve vücudumuzun kalsiyumu emme yeteneğini zorlaştırıyor.  </p>
<p><strong>Bir çay kaşığı tuzu aşmayın</strong></p>
<p>Besinlerle alınan tuz oranının yüksek olması kalsiyumun emilimini azaltıp vücuttan atılmasını arttırarak kalsiyum metabolizmasını bozuyor. Her 2 bin 290 mg sodyumla yaklaşık 40 mg kalsiyum kaybı gerçekleşiyor. Günde 40 mg kalsiyum kaybı da 10 yılın sonunda  kemiklerde yüzde 10’luk kayıpla sonuçlanıyor. Günlük 2 bin 300 miligram (1 çay kaşığı) tuz tüketmeniz yeterli gelecektir. Bu miktar da gün içinde hazırlanan yemeklerle zaten karşılanıyor. Dolayısıyla yemeklere tuz serpmeyin, işlenmiş gıdalardan da kaçının.  </p>
<p><strong>Günde 15 dakika güneş ışığı çok önemli</strong></p>
<p>D vitamini kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini sağlayıp kemiklerin güçlenmesinde önemli katkıda bulunuyor. Kemik kitlesinin korunması için günde 400-800 IU D vitamini almamız gerekiyor. Günde ortalama 15 dakika güneş ışığına maruz kaldığımızda günlük D vitamini ihtiyacımız cildimiz tarafından sentezleniyor. Eğer güneşe maruziyetiniz sınırlıysa D vitamini takviyeleri kullanmayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong> Düzenli egzersiz yapın</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite ve egzersizler, kemik yoğunluğunun artırılmasında ve korunmasında önemli bir role sahip. Düzenli yapılan egzersiz; kasları güçlendiriyor, destek doku elastikiyetini sağlıyor, denge ile koordinasyonu geliştiriyor ve duruşun korunmasına yardımcı oluyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090">Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik böbrek hastalığının ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmak mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginin-ilerlemesini-onlemek-veya-yavaslatmak-mumkun-373938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 09:16:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığının]]></category>
		<category><![CDATA[ilerlemesini]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlatmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polikistik böbrek hastalığı, en sık karşılaşılan kalıtsal böbrek hastalığı ve böbrek yetersizliğinin de önde gelen nedenlerinden biri konumunda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginin-ilerlemesini-onlemek-veya-yavaslatmak-mumkun-373938">Polikistik böbrek hastalığının ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmak mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Polikistik böbrek hastalığı, en sık karşılaşılan kalıtsal böbrek hastalığı ve böbrek yetersizliğinin de önde gelen nedenlerinden biri konumunda. Abdi İbrahim Otsuka da 10 Mayıs Polikistik Böbrek Hastalığı Günü’nde, Türkiye’de her 1000 kişiden birinde görülen ve kalıtsal bir rahatsızlık olan polikistik böbrek hastalığının, tedavi edilmediği takdirde diyalize veya böbrek nakline kadar ilerlediğine dikkat çekiyor. </strong></em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>POLİKİSTİK böbrek hastalığı, günümüzde en sık görülen yaşamı tehdit edici kalıtsal hastalıklardan ve böbrek yetersizliğinin de önde gelen nedenlerinden biri. Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü de 10 Mayıs Polikistik Böbrek Hastalığı Günü kapasımda yaptığı açıklamada polikistik böbrek hastalığının Türkiye’de her bin sağlıklı insandan 1&#8217;inde görülebileceğine işaret etti ve hastalıkla ilgili kritik bilgileri derledi.</p>
<p> </p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı, kronik, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalık. Anne veya babadan birinde bu hastalık varsa, çocuğa geçiş riski ise %50. Böbrekler ve özellikle karaciğer olmak üzere diğer organlarda kist denilen sıvı dolu keselerin çoğalıp büyüdüğü karmaşık bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığında böbrek, sağlıklı bireylerdekinin birkaç katı daha büyük hale gelebilir ve hastalarda ağrı, kanama ve kist içinde enfeksiyon başta olmak üzere birçok şikâyete ve belirtiye neden olur. </p>
<p>Zamanla hastaların çoğunda böbrek yetersizliği gelişir. Ayrıca ODPBH hastalarında kan basıncı yüksekliği ve kardiyovasküler hastalıklara yatkınlık da sık rastlanan bir tablodur. Hastalığa hem yetişkin dönemde hem de çocukluk çağında tanı konabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Nakil gerektiren her 10 vakadan birinin nedeni, polikistik böbrek hastalığı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Böbrek nakli gerektiren her 10 vakadan 1’inde böbrek yetmezliğinin temel nedeni polikistik böbrek hastalığıdır. Erken tanı ve tedavi ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması mümkünken, hastaların çoğunda ise ortalama 60 yaşından önce böbrek nakli veya diyaliz gereksinimi doğar.</p>
<p> </p>
<p>ODPBH&#8217;nin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek, ömür boyu devam eden fiziksel ve psikolojik etkileri vardır. Erken dönemlerde bile çoğu hasta iş yaşamına ve fiziksel aktiviteye engel olan belirtiler yaşar. Polikistik böbrek hastalığı; kayıp, belirsizlik ve korku gibi derin duygusal etkilere yol açabilir ve bu durum kaygı bozukluğu veya depresyon yaratabilir.</p>
<p> </p>
<p>Yüksek tansiyon, bel ve/veya sırt ağrısı, sık idrar yolu enfeksiyonu, kanlı idrar, sık taş düşürme gibi şikâyetleri olan ya da birinci derece akrabalarında ve ailesinde polikistik böbrek hastalığı bulunan kişilerin, bir nefroloji uzmanına başvurmaları, erken teşhis ve tedavi açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-bobrek-hastaliginin-ilerlemesini-onlemek-veya-yavaslatmak-mumkun-373938">Polikistik böbrek hastalığının ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmak mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medya zorbalığını önlemek için neler yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medya-zorbaligini-onlemek-icin-neler-yapilmali-352558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 08:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimlik belirsizliği ve erişim kolaylığı, zorbalığı teşvik ediyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medya-zorbaligini-onlemek-icin-neler-yapilmali-352558">Sosyal medya zorbalığını önlemek için neler yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kimlik belirsizliği ve erişim kolaylığı, zorbalığı teşvik ediyor…</strong></p>
<p><strong>Sosyal medya araçlarında farklı biçimlerde ortaya çıkan zorbalık, bireyler üzerinde büyük ölçekli etkiler yaratıyor. Elektronik ortamlarda en çok aşağılama, hakaret, tehdit, dışlama ve cinsiyetçilik şeklinde zorbalık türleri ile karşılaşıldığını belirten uzmanlar; sosyal medyada yer alan kimlik belirsizliğinin ve erişim kolaylığının dışlama, nefret söylemi ve rencide eden söylemleri teşvik ettiğini ifade ediyor. Zorbalığa herkesin maruz kalabileceğinin altını çizen Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, “Elektronik ortamlardaki zorbalık türlerinin neler olduğunu öğrenmek ile korunmaya başlanılabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta ise, bireylerin zorbalık içeren paylaşımların dolaşımına katkı sunmayı bırakmalarıdır” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, sosyal medyada karşılaşılan zorbalığın uygulanma biçimleri ile zorbalık uygulayan kişilerin özelliklerine değindi, sosyal medya zorbalığına karşı konulmasını sağlayacak tavsiyelerini paylaştı.</p>
<p><strong>Sosyal medyada farklı biçimlerde uygulanıyor</strong></p>
<p>Genel olarak kendini rahatlıkla savunamayacak olan bireye yönelik bir kişi ya da grup tarafından kasıtlı olarak gerçekleştirilen saldırgan bir eylem, davranış ya da söylem olarak tanımlanan zorbalığın sosyal medya araçlarında farklı biçimlerde ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, “Zorbalık bireyler üzerinde büyük ölçekli etkiler yaratıyor. Sosyal medya mecralarının kendine has yapısı, sosyal baskılar sebebiyle dile getirilemeyen düşüncelerin iç kısıtlamalardan geçmeden etkileşime girmesi ya da teşhir, linç ve iptal kültürünün iç içe geçmesi bazı sosyal normların ve değerlerin değişimine neden oluyor. Günümüzde elektronik ortamlarda en çok alay, aşağılama, hakaret, tehdit, dışlama, yıpratma, cinsiyetçilik, linç, başkası adına hesap açma, insan karalama, dolaylı, ilişkisel ya da sosyal zorbalık türleri ile karşılaşılıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Otorite karşısında düşüncelerini söyleyemiyorlar</strong></p>
<p>Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, sosyal medyada yer alan ve siber zorbalık olarak isimlendirilen bu zorbalığın en önemli faktörlerinin başında mecranın kimlik belirsizliği, disinhibisyon (<em>baskılananın dışavurumu</em>) ve erişim kolaylığı özelliklerine sahip olmasının yer aldığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bireyler bir grubun içinde yer aldıklarında kendi içi kısıtlamalarını kontrol edip, ifadelerini özenle seçerken sahte hesaplar kullandıklarında öz farkındalıklarını ve sorumluluklarını azaltıyorlar, normalde yapmayacakları eylemleri ve söylemleri gerçekleştiriyorlar, daha rahat davranıyorlar ve kendilerine sınır koymuyorlar. Öte yandan bireyler gündelik hayattan farklı olarak sosyal medya mecralarında karşısındaki kişiyi etkilemek ve ikna etmek için performans sergiliyor, profillerini vitrine dönüştürerek sanal kimliklerini oluşturuyorlar. Gündelik hayatta bir otoritenin varlığında gerçek düşüncelerini söylemekten kaçınan bireyler, otoritenin en aza indiği sosyal medya mecralarında karşısındaki kişinin statüsünü düşünmeden istediğini ifade ederek kendi sanal kimliklerini bu akran iletişimi formu ile oluşturuyorlar. Yapılan çalışmalar, sosyal medyada yer alan kimlik belirsizliğinin, disinhibisyonun ve erişim kolaylığının kaba, rencide edici küfür, daha az pozitif yorum, dışlama, fanatik nefret söylemi içeriklerini teşvik ettiğini gösteriyor. Diğer faktörler ise eş zamansızlık ve siber mağduriyettir.”</p>
<p><strong>Siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında ilişki bulunuyor</strong></p>
<p>Bireylerin gündelik hayatta iletişim kurarken yüz yüze anlık tepkiler verdiklerini, sosyal medya mecralarında karşılaştıkları bir iletiye ise dakikalar ya da saatler sonra geri bildirimde bulunabildiklerini ifade eden Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, “Mesajlarda, iletilerde ve söylemlerde senkronize bir zaman diliminin kullanılmaması, zorbalığı yapan kişinin empati kurması, pişmanlık duyması ve geribildirimlere anlık cevap oluşturma şansını azaltıyor. Siber zorbalık ile siber mağduriyet arasında organik bir ilişki bulunuyor. Bireyler kendisinin gördüğü zararı elektronik ortamlarda başkasına da verme eğilimi gösterebilir. Özellikle düşmanca duyguları aktarma ve intikam alma duygusunun ağır bastığı bireyler sanal ortamda agresif ve yönlendirici davranışlar sergileyerek üstünlük ihtiyaçlarını gidermeye çalışabilir. Bu mecrada zorbalığın görünmez olması ya da zorbalığı yapan kişinin davranışlarının sonuçlarının farkına varamaması disinhibisyon etkisini de artırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Homojen yapıya sahip değiller</strong></p>
<p>Sosyal medya kullanıcılarının homojen bir yapıya sahip olmadıklarının altını çizen Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, “Sosyal medya kullanıcıları mecranın olumlu ya da olumsuz olmak üzere iki farklı özelliğinin belirginlik kazanmasını sağlıyor. Olumlu özellik olarak paylaşımlar katılımcı kültürün yaygınlaşması, hızlı mesaj iletimi ile insanlara kolaylıkla ulaşıp örgütlenme alanı ve demokratik bir ortamın oluşmasına katkıda bulunuyor. Özellikle kriz ve afet anlarında yerel bilgiler, koordinasyon verileri, uyarılar, önemli bilgiler ve tavsiyelerin aktarımında oldukça etkili oluyor. Olumsuz özellik olarak ise paylaşılan bilginin doğru ve güvenilirliğine dair kafa karışıklıkları, gözlemsel seçilim uygulamalarının yaygınlık kazanması, insan karalama tekniklerine sıklıkla başvurulması, teyit ya da doğrulama araçlarının aktif kullanılmaması ve iletilerin sorgulanmaması enformasyon/mesaj enflasyonuna neden oluyor. Bireylerin sosyal medyadaki davranış örüntüleri ile beş faktörlü kişilik modeli (dışadönüklük, nevrotiklik, deneyime açıklık, uyumluluk, özdenetim) arasında ilişki olmasına rağmen tüm paylaşımları bu model ile açıklamak doğru ve yeterli olamıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık türleri öğrenilerek korunma sağlanabilir</strong></p>
<p>Öncelikle elektronik ortamlardaki zorbalık türlerinin neler olduğunu öğrenmek ile korunmaya başlanabileceğini ifade eden Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu Vural, “Zorbalığın sınırları çizilirse korunma yolları da belirlenebilir. ‘Benim çevremde gerçekleşmez ya da benim başıma gelmez’ düşüncesinden sıyrılmakta fayda var. Zorbalığa herkes maruz bırakılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bireylerin zorbalık içeren paylaşımların dolaşımına katkı sunmayı bırakmalarıdır. Paylaşımların trafiği arttıkça izleyici kitlesi de artış gösterecek ve zorbalık eylemi normalleşerek meşruluk kazanacaktır. Elektronik ortamlarda uygulanan zorbalıkların sadece fail ve mağdur arasında gelişen bir durum olmadığı, geniş bir izleyici kitlesine sahip olduğu ve bu sebeple de depresyon, kaygı, boyun eğici tutum, öfke, benlik saygısı yitimi gibi psikolojik olarak olumsuz yönde etkisinin olduğu unutulmamalı.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medya-zorbaligini-onlemek-icin-neler-yapilmali-352558">Sosyal medya zorbalığını önlemek için neler yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salling Group ve Danfoss, gıda ve enerji israfını önlemek için Microsoft ile güçlerini birleştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/salling-group-ve-danfoss-gida-ve-enerji-israfini-onlemek-icin-microsoft-ile-guclerini-birlestirdi-344537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 08:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[birleştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[danfoss]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[group]]></category>
		<category><![CDATA[güçlerini]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[israfını]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[salling]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Danimarka'nın gıda perakende zincir lideri Salling Group ve Danfoss, dijital teknolojilerle sürdürülebilir gıda perakendesi için Microsoft ile iş birliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/salling-group-ve-danfoss-gida-ve-enerji-israfini-onlemek-icin-microsoft-ile-guclerini-birlestirdi-344537">Salling Group ve Danfoss, gıda ve enerji israfını önlemek için Microsoft ile güçlerini birleştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Danimarka&#8217;nın gıda perakende zincir lideri Salling Group ve Danfoss, dijital teknolojilerle sürdürülebilir gıda perakendesi için Microsoft ile iş birliği yaptı. </strong></p>
<p>Salling Group ve Danfoss, perakende sektöründe sürdürülebilir gıda için dijital yatırımlarını güçlendirmek üzere Microsoft ile iş birliği yaptığını duyurdu. İş birliği kapsamında Danfoss Alsense®, mağaza yöneticilerinin soğutucu cihazlarda bulunan alarmlara daha hızlı yanıt vermesi, gıda koşullarının 7/24 izlenmesi ve enerji tüketiminin azaltılmasına yönelik önleyici bakım faaliyetlerini artıracak.</p>
<p>Salling Group, Danfoss Alsense®&#8217;in alarmların hassasiyetini artıran Ortalama Kinetik Sıcaklık adlı yeni bir özelliğinin pilot uygulamasını da bu iş birliğinde hayata geçirecek. Bu sayede, mağaza yöneticileri bir dondurucu kapısı açık kaldığında veya soğutucu dolabın sıcaklığı yüksek olduğunda, gıdalar bozulmadan önce sıcaklığın &#8220;tehlike bölgesine&#8221; ulaştığına dair uyarı alacak ve mağaza yöneticileri açısından sorunun daha erken fark edilmesini sağlayacak. Ayrıca, mağaza yöneticileri, mağazalara ait verileri gerçek zamanlı olarak izleyebilecek. Bu sayede çalışanlar sıcaklık gibi parametrelerde ciddi değişimler meydana geldiğinde, proaktif bir şekilde harekete geçebilecek. İş birliğinin bir parçası olarak Danfoss ve Microsoft, süpermarket soğutma sistemlerinde sıcaklık ve enerji kullanımını takip etmek için sınıfının en iyisi dijital hizmetler geliştirerek; gıda ve enerji israfını önlemek için önleyici bakım yapılmasını sağlayacak. </p>
<p>Süpermarketler, enerji tasarruflu soğutma çözümleri sayesinde optimum enerji ile doğru oranda soğutma sağlayarak gıda israfını önleyebilir. Gıda sektörü uzun yıllar CO2 ve KIP (Küresel Isınma Potansiyeli) değerine sahip soğutkanlara geçişle başlayan bir dönüşümden geçiyor. Dijitalleşme, bu yolculuğun sonraki aşamasının diğer adımını oluşturuyor. Salling Group, CO2 soğutucu akışkanını ilk benimseyenlerden biri olmakla birlikte mağazalarında sürdürülebilir soğutma teknolojilerini uygulamak için 1980&#8217;lerden bu yana Danfoss ile iş birliği yapıyor. Danfoss ise sektör uzmanlığını güvenli Microsoft Cloud platformuyla birleştirmek için 2019&#8217;dan bugüne Microsoft ile partnerliğini sürdürüyor.</p>
<p>&#8220;Bugün karbon emisyonlarını azaltacak enerji verimliliği teknolojilerine ve tedbirlerine sahibiz. Danimarka&#8217;nın en büyük gıda perakendecisi olan Salling Group’un karbonsuzlaştırma ortaklarından biri olarak çalışmaktan gurur duyuyoruz&#8221; diyen <strong>Danfoss İklimlendirme Çözümleri Başkanı Jürgen Fischer</strong>, şöyle devam etti: &#8220;Soğutma alanındaki uzmanlığımız ve bilgi birikimimiz, Microsoft’un bulut ve dijital teknolojilerdeki uzmanlığıyla birleştiğinde, gıda perakendeciliğinde sürdürülebilirlik dönüşümünü sağlamak için doğru yeteneklere sahibiz.&#8221;</p>
<p><strong>Microsoft Danimarka Kurumsal Ticari Direktörü Peter Skov;</strong> &#8220;Sürdürülebilirlik Microsoft için gündemin en üst sıralarında yer alıyor. Danfoss ve Salling Group ile birlikte, teknolojinin gıda israfını ve karbon emisyonlarını azaltma çabalarımızda ne denli kilit bir rol üstlenebileceğini gösterebiliyoruz. Günümüzde pek çok kuruluş için, doğru verileri toplama ve bu verilere göre hareket etme becerisi önem teşkil ediyor. Ayrıca platformumuzun mümkün kıldığı şekilde karbon salınım değerlerini kaydetmek ve raporlamak da bu zorluklardan biri. Platformumuzun sürdürülebilirlik gündeminde onları nasıl daha fazla destekleyebileceğini görmek için Salling ve Danfoss ile birlikte daha fazla zaman geçirmeyi dört gözle bekliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/salling-group-ve-danfoss-gida-ve-enerji-israfini-onlemek-icin-microsoft-ile-guclerini-birlestirdi-344537">Salling Group ve Danfoss, gıda ve enerji israfını önlemek için Microsoft ile güçlerini birleştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
