<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önlemede | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onlemede/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlemede</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jul 2025 08:10:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>önlemede | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlemede</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın Kısırlığını Önlemede Hayat Kurtaran İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-kisirligini-onlemede-hayat-kurtaran-ipuclari-556905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığını]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[önlemede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde kısırlık sorunlarının yaklaşık % 50’si kadınlara ilişkin faktörlerden kaynaklanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-kisirligini-onlemede-hayat-kurtaran-ipuclari-556905">Kadın Kısırlığını Önlemede Hayat Kurtaran İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde kısırlık sorunlarının yaklaşık % 50’si kadınlara ilişkin faktörlerden kaynaklanıyor. Erkek kısırlığı çiftlerde % 30’luk bir oranla ifade edilirken, % 20 oranında da hem erkek hem de kadına bağlı faktörlerin bir kombinasyonu olabiliyor. Kısırlığın çözümü için öncelikle yaşanan sorunun kaynağının belirlenmesi gerekiyor. Kadınlarda tedavi sürecine adım atılırken yapılacak yaşam tarzı değişiklikleri gebelik şansını artırıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadın kısırlığı ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kısırlık için kişiye özel tedavi</strong></p>
<p>Korunma olmadan, düzenli olarak cinsel birlikteliğe rağmen gebelik elde edilememesi, infertilite yani kısırlık olarak tanımlanmaktadır. Kısırlık kadın açısından değerlendirildiğinde gebe kalamama durumudur. Kısırlık için hormonal sorunları düzeltmek, cerrahi müdahale ve tüp bebek (IVF) gibi doğurganlık tedavileri uygulanabilmektedir. Kısırlık, hem kadın hem de erkek için kişiye özel ve çözüme yönelik tedavi yapılması gereken bir sorundur. Bir kadının 40 yaşına gelmesinden sonra hamile kalma şansı önemli ölçüde azalmaktadır.</p>
<p><strong>Kadın kısırlığı giderek artıyor</strong></p>
<p>ABD’de çocuk isteğiyle kliniklere başvuran 15-49 yaşları arasındaki kadınların oranı 1980’de % 9 iken, 2010 yılı itibarı ile bu oran % 12 seviyesine yükselmiştir. 2023 yılında ise % 17,5 seviyelerine çıkmıştır. Bu yükselmenin nedeni ise artmış kadın yaşı ile evresel toksinlere daha fazla maruziyet ve artmış obezitenin yanı sıra seksüel yolla bulaşan hastalıklarda artış gibi bazı faktörlerdir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na göre ülkemizde, üreme çağındaki kadınlarda kısırlık % 15 olarak belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Kısırlık konusunda erkek faktörü</strong></p>
<p>Kadın kısırlığının son 30 yılda hızla arttığı, yaşa göre belirlenen oranların yükseldiği ve 30’lu yaşların sonlarındaki kadınların dünya çapında en yüksek kısırlık riskiyle karşı karşıya olduğu belirlenmiştir. Dünya genelinde 2021 yılında, kısırlık 110 milyon kadını etkilemiştir. Bu verilere rağmen kısırlığın nedenleri her iki partnerden de kaynaklanmaktadır. Kısırlık, kadın üreme sistemindeki bir sorun nedeniyle olduğu kadar erkek üreme sistemindeki bir sorun nedeniyle de ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Yanıt alamamak umutsuzluk nedeni</strong></p>
<p>Bazı durumlarda kısırlığın nedeni uzun süre bulunamamaktadır. Her iki partnerde de birkaç küçük faktörün bir araya gelmesi, açıklanamayan doğurganlık sorunlarına neden olabilmektedir. Kısırlığın nedeni hakkında belirli bir cevap alamamak çoğu zaman umutsuzluğa neden olsa da, bu sorun zamanla kendi kendine düzelebilmektedir. Açıklanamayan kısırlığın tahmini yüzdesindeki farklılık, uzmanların standart kısırlık testinin ne olması gerektiği konusunda fikir birliğine varamamasından kaynaklanmaktadır. Testler, bireyin durumuna ve doktorunun test protokollerine göre değişebilmektedir.</p>
<p><strong>Süre beklenmeden araştırılması gerekenler</strong></p>
<p>Kısırlık araştırmaları aynı partnerle 12 ay boyunca vajinal seksüel ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftler üzerinde yapılmaktadır. 12 ay olan bekleme süresi kadın yaşı 35 ve üzeri olduğu durumlarda 6 aya üzerinden hesaplama yapılır. Ancak bu süre beklenmeden temel kısırlık araştırmasının yapılması gereken durumlar ise şunlardır;</p>
<ul>
<li>Aşikar menstrüel düzensizlik söz konusu olması</li>
<li>Devam eden cinsel fonksiyon bozukluğu varlığı</li>
<li>Pelvik inflamatuar hastalık öyküsü</li>
<li>Evre 3-4 endometriosis yani çikolata kisti olması durumu</li>
<li>Kanser tedavisi için kemoterapi alınması</li>
<li>Bilinen bir erkek faktörü varlığı</li>
</ul>
<p><strong>Kadın kısırlığı için araştırılması gereken faktörler</strong></p>
<p>Kadınlarda kısırlığa neden olabilecek birçok faktör bulunmaktadır. Genel sağlık koşullarının yanı sıra genetik (kalıtsal) özellikler ile yaşam tarzı ve yaş, kısırlığa yol açabilmektedir. Ancak kadın kısırlığı için aşağıdaki faktörlerin araştırılması gerekmektedir;</p>
<ul>
<li>Yaş faktörü önemlidir. Genellikle doğurganlık 30’lu yaşlarda azalmaya başlamaktadır</li>
<li>Yumurtlamayı engelleyen hormon sorunları araştırılmalıdır</li>
<li>Anormal adet döngüsü</li>
<li>Obezite kısırlığı etkileyen önemli bir nedendir</li>
<li>Vücut kitle endeksinin düşük olması.</li>
<li>Endometriozis</li>
<li>Yapısal sorunlar (fallop tüpleri, rahim veya yumurtalıklarla ilgili sorunlar)</li>
<li>Rahim miyomları</li>
<li>Yumurtalık kistleri</li>
<li>Tümörler</li>
<li>Otoimmün bozukluklar (lupus, romatoid artrit, Haşimato hastalığı)</li>
<li>Pelvik inflamatuar hastalığa neden olan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar</li>
<li>Polikistik over sendromu kısırlığa neden olabilen hormonal bir bozukluktur.</li>
<li>Birincil yumurtalık yetmezliği</li>
<li>Aşırı madde kullanımı (alkol veya uyuşturucu)</li>
<li>Sigara içmek</li>
<li>Daha önce dış gebelik geçirmiş olmak</li>
<li>Kullanılan ilaçlar; (non-steroid anti-inflamatuarlar, steroid)</li>
<li>Smear sonucu, meme değişiklikleri, memeden süt benzeri akıntı olup olmadığı, aknenin eşlik ettiği yüzde ve göğüste aşırı kıllanma</li>
</ul>
<p><strong>Sağlıklı yaşam tarzı önemli</strong></p>
<p>Sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri doğurganlık da dahil olmak üzere bireylerin fiziksel, zihinsel ve duygusal refahını etkileyen davranışlardan oluşmaktadır. Sigara tiryakiliği, sağlıksız beslenme, vücut kitle endeksinin dengesiz olması, aşırı alkol ve kafein tüketimi, yetersiz fiziksel aktivite ve egzersiz, cinsel yolla bulaşan hastalıklara maruz kalmak ve çevresel faktörler üreme sağlığını etkilemektedir. Yaşam tarzını değiştirmek bireyin tercihleri sonucu değişebilmektedir. Yaşam tarzı davranışlarının üreme sağlığını olumlu veya olumsuz yönde etkilediği yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Sağlıklı yaşam biçimleri sayesinde kısırlık tedavisinde başarı elde edildiği, gebelik ve canlı doğum oranlarının arttığı bilinmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-kisirligini-onlemede-hayat-kurtaran-ipuclari-556905">Kadın Kısırlığını Önlemede Hayat Kurtaran İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şarj aleti yangınlarını önlemede orijinal şarj cihazı uyarısı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sarj-aleti-yanginlarini-onlemede-orijinal-sarj-cihazi-uyarisi-421502</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 09:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[önlemede]]></category>
		<category><![CDATA[orijinal]]></category>
		<category><![CDATA[şarj]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yangınlarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, prize takılı şarj aletlerinin yanma ve yangına sebebiyet vermesinde orijinal şarj cihazı tercih edilmemesinin etkili olduğunu belirtiyor. Şarj cihazı yangınlarında yüksek ortam sıcaklığı ve gevşek bağlantıların da tetikleyici olduğunu ifade eden uzmanlar, aşırı ısınma varsa cihazların kullanım dışı bırakılması gerektiğinin altını çiziyor. Yüksek gerilim oluşumları da yine yangının çıkma nedenleri arasında bulunuyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarj-aleti-yanginlarini-onlemede-orijinal-sarj-cihazi-uyarisi-421502">Şarj aleti yangınlarını önlemede orijinal şarj cihazı uyarısı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şarj aleti yangınlarını önlemede orijinal şarj cihazı uyarısı…</strong></p>
<p><strong>Yüksek ortam sıcaklığı ve gevşek bağlantı yangını tetikliyor…</strong></p>
<p><strong>Uzmanlar, prize takılı şarj aletlerinin yanma ve yangına sebebiyet vermesinde orijinal şarj cihazı tercih edilmemesinin etkili olduğunu belirtiyor. Şarj cihazı yangınlarında yüksek ortam sıcaklığı ve gevşek bağlantıların da tetikleyici olduğunu ifade eden uzmanlar, aşırı ısınma varsa cihazların kullanım dışı bırakılması gerektiğinin altını çiziyor. Yüksek gerilim oluşumları da yine yangının çıkma nedenleri arasında bulunuyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce, prizde bırakılan şarj aletleri gibi cihazların nasıl yangın tehlikesi oluşturabildiğini değerlendirdi.</p>
<p>İSG Uzmanı Dr. Rüştü Uçan, normalde enerji çekilmezken, telefon şarj aletine takılı değilken prize takılı olan şarj aletinin yanmaması ve yangın çıkarmaması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>Aşırı ısınma varsa kullanım dışı bırakılmalı! </strong></p>
<p>“Telefon şarjdan çıkarılana kadar cihaz aşırı ısınmışsa, böylece piroforik (kolay tutuşan madde) hale gelmişse telefon şarjdan çıkarıldıktan sonra yanmaya başlayabilir. Telefon şarja takılı iken bu olayın meydana gelmesi daha muhtemel. Bunun önlenmesi için öncelikle orijinal şarj cihazı kullanılmalı. Normalde şarj olurken telefon da şarj cihazı da bir miktar ısınır. Şarj tamamlandıktan sonra her ikisi de soğur. Şarj aletinde aşırı ısınma olup olmadığı kontrol edilmeli, aşırı ısınma varsa kullanım dışı bırakılmalı.”</p>
<p><strong>Lityum pillerin aşırı ısınmalarının önüne geçilmeli</strong></p>
<p>Elektronik aletlerde yangına sebep olma tehlikesi açısından ikinci dikkat edilecek konunun lityum piller olduğuna dikkati çeken Dr. Uçan, “Artık tüm akıllı telefonlarda, tabletlerde, dizüstü bilgisayarlarda lityum pil kullanılıyor. Bunların da aşırı ısınmalarının önüne geçilmeli.” dedi.</p>
<p><strong>Yüksek ortam sıcaklığı körükleyebiliyor…</strong></p>
<p>Ortamın yüksek sıcaklığının aşırı ısınmayı körükleyebildiğini dile getiren Dr. Rüştü Uçan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Prize takılı bırakıldıklarında da aşırı ısınma oluşabilir. Bu pillerde şişme başlamışsa kullanım dışı bırakılmalı. Bunların yangınları D Sınıfı metal yangını oluşturduklarından su ve sulu söndürücüler kesinlikle kullanılmamalı. Diğer yaygın söndürücülerin çoğu da bu tip yangınlarda etkisizdir. Ayrıca lityum pili yangınları çoğunlukla patlamalı olarak başlar.”</p>
<p><strong>Gevşek bağlantı en sinsi ve yaygın yangın sebebi!</strong></p>
<p>Elektrik kablolarının kullanımında iletkenin yetersiz kesit alanının da yangın sebebi olduğunu anlatan Dr. Rüştü Uçan, şunları ifade etti:</p>
<p>“Çekilecek güce göre yeterli iletken kalınlığında kablo seçilmeli. Ayrıca kablolar bir halının altından geçirildiklerinde veya tambura sarılı olarak kullanıldıklarında yeterli soğuyamazlar, ısınıp yangın çıkarırlar. Tüm bağlantı noktaları sıkı olmalı. Gevşek bağlantı en sinsi ve yaygın yangın sebebidir. Tüm bağlantılar periyodik kontrol edilmeli, gevşemeye başlayan bağlantılar sıkılaştırılmalı. Özellikle fiş-priz bağlantılarında bu gevşek bağlantılar çok yaygın yangın sebebidir. Bu bağlantılarda ısınma varsa, koku üremeye başlamışsa derhal kullanım dışı bırakılmalı, gevşek bağlantı problemi giderildikten sonra kullanıma devam edilmeli.”  </p>
<p><strong>Yüksek gerilim oluşumları yangını tetikleyebilir…</strong></p>
<p>Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce de elektronik ev aletlerine nazaran, evde kullanılan ve daha fazla güç çeken diğer elektrikli cihazlarda sorunun daha büyük olacağına işaret ederek, bu aletlerin de titizlikle kullanılması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>İSG Uzmanı İnce, “Elektrik kesintisi sonrası tekrar enerji geldiğinde veya diğer ani şebeke geriliminin düşük, yüksek ya da dalgalı gelmesi durumunda (özellikle yüksek gerilim oluşumlarında) elektronik cihazların bozulması ve yangın çıkması söz konusu olabiliyor. Buna önlem olarak regülatör kullanılması önerilir.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarj-aleti-yanginlarini-onlemede-orijinal-sarj-cihazi-uyarisi-421502">Şarj aleti yangınlarını önlemede orijinal şarj cihazı uyarısı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepatitte Aşılama Kronik Enfeksiyonları Önlemede %95 Etkili</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepatitte-asilama-kronik-enfeksiyonlari-onlemede-95-etkili-391330</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 11:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hepatitte]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önlemede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya geneli için ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam eden Hepatit virüsleri gerekli önlem alınmazsa hayatı tehdit eder boyutlara ulaşabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatitte-asilama-kronik-enfeksiyonlari-onlemede-95-etkili-391330">Hepatitte Aşılama Kronik Enfeksiyonları Önlemede %95 Etkili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya geneli için ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam eden Hepatit virüsleri gerekli önlem alınmazsa hayatı tehdit eder boyutlara ulaşabiliyor. Hepatitte aşılamayla kronik enfeksiyonları yüzde 95 oranında önlemenin mümkün olduğunu hatırlatan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hepatitler semptom vermeden ilerlediği için binlerce kişi Hepatit olduğunu bilmeden hayatını sürdürmeye devam ediyor. Olası riskleri önlemek için aşılanma oranları artırılmalı” diye konuştu. </em></p>
<p> </p>
<p>Hepatit, neden olduğu hastalıkları açısından dünya genelinde önemini koruyan ciddi bir sağlık sorunu. A, B, C, D ve E olmak üzere farklı tipleri bulunmakla birlikte özellikle hepatit B ve C’nin yarattığı sonuçlar açısından ayrı önemi olduğuna işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişinin hepatit B ve C ile hayatını sürdürdüğünü ve beraberinde yüzbinlerce insanda kronik hastalıklara neden olduğuna işaret etti. </p>
<p><strong>“HEPATİTİN TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK OLDUĞU BİLİNMİYOR”</strong></p>
<p>Dünya Hepatit Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Sönmezoğlu, konuyla ilgili toplumsal farkındalığın oluşmadığı sürece bu tablonun değişemeyeceğine işaret etti. “Dünyada her yıl 3 milyon kişinin Hepatit B ve C enfeksiyonuna yakalanmasına ve her yıl 1.1 milyon kişinin hepatit nedeniyle hayatını kaybetmesine karşın kronik Hepatit B vakalarının yüzde 10’u ve kronik hepatit C vakalarının da ancak yüzde 21’i tanı almakta, kalan hastaların hepatit olduklarını bilmeden hayatlarına devam ediyor” diye konuşan Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hepatit tedavi edilebilir hatta tamamen ortadan kaldırılabilir bir hastalık olmasına rağmen hala yeterince tanınmadığı için ne yazık ki rakamlar her geçen gün atıyor” dedi. </p>
<p><strong>“TEK HAYAT, TEK KARACİĞER”</strong></p>
<p>DSÖ’nün 2023 yılında Hepatit Farkındalık Çalışmaları kapsamında, “Tek Hayat, Tek Karaciğer” temasıyla sağlıklı bir hayat sürdürebilmek için sağlıklı karaciğerin önemine dikkat çektiğini anlatan Prof. Sönmezoğlu, “Bu bağlamda karaciğer sirozu, kanseri gibi hastalıklardan korunabilmek için hepatiti önlemenin, erken tanı ve doğru tedavinin de hayati bir öneme sahip olduğunun altı çiziliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SEMPTOM VERMEDEN İLERLİYOR”</strong></p>
<p>Hepatit B ve C’nin yıllarda belirti vermeden ilerlediğini ancak fark edilmediği taktirde karaciğer kanseri ve siroza kadar varabilen çok ciddi sonuçlar doğurduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütü bu konudaki yoğun çalışmalarına devam ediyor. Bazı hepatit türlerinde aşılamanın hastalıkları önlemede çok önemli olduğunu biliyoruz. İşte bu farkındalık konusunda ülkeler bazında politikalar geliştirilmeli. Bu konuda DSÖ’nün üye tüm ülkeler tarafından kabul edilen küresel hepatit stratejisi ile; 2016-2030 yılları arasında yeni hepatit enfeksiyonlarının yüzde 90 ve yaşam kayıplarının da yüzde 65 oranında azaltılması amaçlanıyor.”</p>
<p><strong>“HEPATİT B’DEN KORUNMAK İÇİN AŞILANIN”</strong></p>
<p>Karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine kadar ulaşabilen tablonun ortaya çıkmasından sorumlu olan Hepatit B enfeksiyonundan korunabilmek için aşıların çok önemli bir silah olduğun altını çizen Prof. Dr. Sönmezoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Hepatit B’nin bulaş yolları arasında; doğumda anneden bebeğe, çocuktan çocuğa, korunmasız cinsel temas ve güvenli olmayan enjeksiyonlar ve kan transfüzyonu gelir. Bununla birlikte çoğu kişinin yanlış bildiği gibi, emzirmek, el ele tutuşmak, hapşırmak ya da havuzlar gibi ortak kullanım alanlarını kullanarak virüs bulaşmaz. Ancak en önemli korunma yöntemi aşılanmadır. Bugün dünya genelinde yaygın olarak kullanılan Hepatit B aşısı kronik enfeksiyonların gelişmesini önlemede yaklaşık yüzde 95 oranında etkili bir güce sahiptir.”</p>
<p><strong>ÜLKEMİZDE RİSK GRUPLARINDA HEPATİT B AŞISI ÜCRETSİZ YAPILIYOR</strong></p>
<p>Türkiye’de yaklaşık 3 buçuk milyon Hepatit B hastası, 750 bin Hepatit C hastası olduğunun tahmin edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Ülkemizde tüm yeni doğanlara ve risk grubunda kabul edilen kişilere 1998 yılından bu yana Hepatit B aşıları ücretsiz olarak yapılıyor. Bu aşılama programlarıyla birlikte enfekte olmuş kişi sayısında ciddi oranda azalma yaşanmış durumda.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“HEPATİT C’DE ERKEN TANI VE TEDAVİYLE RİSKLERİ AZALTMAK MÜMKÜN”</strong></p>
<p>Karaciğerde yaratabileceği riskler açısından bir diğer önemli virüs olan Hepatit C için aşı bulunmamasına rağmen tedaviyle etkili sonuçlara ulaşılabildiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün ülkemizde yaklaşık 750 bin Hepatit C hastası olduğu tahmin ediliyor. Dünya genelinde Hepatit C’nin çoğunlukla kontamine olmuş kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuyla bulaştığı görülüyor. Ülkemizde ise en yaygın bulaşma şekliyle ilgili kesin bir bilgi olmamakla birlikte 1996 yılında başlayan ve tüm kanların Hepatit C virüsü açısından taranması kararından sonra bu yolla bulaşmanın ciddi oranda azaldığını söylemek mümkün.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatitte-asilama-kronik-enfeksiyonlari-onlemede-95-etkili-391330">Hepatitte Aşılama Kronik Enfeksiyonları Önlemede %95 Etkili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
