<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önlem | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onlem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlem</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 21:38:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>önlem | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onlem</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaz aylarında cilt kanserine karşı 8 önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-cilt-kanserine-karsi-8-onlem-633581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneşe maruz kalma süresi artarken, cilt sağlığını korumak daha da önem kazanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-cilt-kanserine-karsi-8-onlem-633581">Yaz aylarında cilt kanserine karşı 8 önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneşe maruz kalma süresi artarken, cilt sağlığını korumak daha da önem kazanıyor. 1–31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında ultraviyole (UV) ışınlarının cilt kanseri gelişimindeki rolüne dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Uzun süreli ve kontrolsüz güneş maruziyeti cilt hücrelerinde hasara yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir. Bu nedenle güneş ışınlarından doğru zamanda ve doğru şekilde yararlanmak, ayrıca ciltteki değişimleri dikkatle izlemek çok kıymetli” dedi.</strong></p>
<p>Ciltte oluşan yeni lezyonlar ya da mevcut benlerde şekil, renk ve boyut değişikliklerinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Özellikle büyüyen, düzensizleşen, renk değişikliği gösteren veya kanama eğilimi olan oluşumların gecikmeden değerlendirilmesi gerekir. Asimetri, kenar düzensizliği ve hızlı büyüme gibi belirtiler kanserin erken sinyalleri arasında yer alabilir. Bu dönemde fark edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksekken, ihmal edilen durumlarda hastalık ilerleyerek farklı dokulara yayılabilir. Bu noktada kişilerin kendi ciltlerini düzenli olarak gözlemlemesi ve fark ettikleri değişiklikleri önemseyerek gecikmeden bir sağlık merkezine başvurması kritik” dedi.</p>
<p><strong>Deodoranttan değil merdiven altı üretimden korkulmalı</strong></p>
<p>Cilt kanseri denince bir diğer merak edilen konunun parfüm ya da parfümlü ürünlerin kullanımı olduğunu açıklayan Yıldırım, “Bu ürünlerin kullanımı ile kanser riskinde artışa dair bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Parfümler, deodorantlar ve banyo ürünleri gibi pek çok üründe kullanılan kokular, farklı kimyasal bileşenlerden oluşsa da bu içerikler dünya çapındaki denetleyici kurumlar tarafından inceleniyor ve güvenlik açısından değerlendiriliyor. Bu nedenle uygun koşullarda üretilmiş, dermatolojik testlerden geçmiş ve sağlık otoritelerince onaylanmış ürünlerin kullanımında bir sakınca yok. Ancak merdiven altı üretilen sahte parfüm ve deodorantlarda toksik maddeler bulunabileceği için bu tür ürünlere karşı dikkatli olunmalı” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım yaz aylarında cilt kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gereken 8 maddeden bahsetti:</p>
<ol>
<li>Güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde (10.00–16.00) dışarı çıkmaktan kaçınmalı, gerekiyorsa gölgede kalınmalı. </li>
<li>Cilt kanserleri en sık yüz, kulak, burun ve alın bölgesinde görüldüğü için geniş kenarlı şapka kullanılmalı. </li>
<li>UVA ve UVB korumalı uygun bir güneş gözlüğü tercih edilmeli. </li>
<li>En az SPF 30 içeren güneş koruyucu kremler, dışarı çıkmadan 20-30 dakika önce sürülmeli ve gün içinde yenilenmeli. </li>
<li>Açık renkli, uzun kollu ve sık dokumalı giysiler tercih edilerek cilt fiziksel olarak korunmalı. </li>
<li>Solaryum gibi yapay bronzlaşma yöntemlerinden kaçınılmalı, bronzlaşmanın bir cilt hasarı olduğu unutulmamalı. </li>
<li>Benlerde şekil, renk veya boyut değişikliği fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzman görüşü alınmalı. </li>
<li>Erken yaş maruziyeti cilt kanseri riskini artırabileceği için çocukluk ve gençlik döneminde güneş yanıklarına karşı özellikle dikkatli olunmalı.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-cilt-kanserine-karsi-8-onlem-633581">Yaz aylarında cilt kanserine karşı 8 önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar geldi, alerji kabusu başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-geldi-alerji-kabusu-basladi-631658</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kabusu]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-geldi-alerji-kabusu-basladi-631658">Bahar geldi, alerji kabusu başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek,</strong> burun akıntısı, uzayan öksürük, hapşırma, gözlerde sulanma, kaşıntı hatta nefes almada zorluk gibi şikayetlerin bahar mevsiminde yaygınlaştığını, bazı kişilerde astım ataklarını da tetikleyebildiğini söylüyor. Özellikle ilkbaharda artan polenlerin yalnızca dışarıyla sınırlı kalmadığını, evin içinde de gizli ve önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tülek “Bahar alerjisinde en büyük sorun; yanlış bilgilerle hareket edilerek alerjenlere maruz kalmaktır. Oysa doğru bilgilenme ve basit önlemlerle alerji yönetimi kolay ve etkili hale gelir” diyor. Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisinde doğru sanılan 8 yanlışı anlattı ve basit ama etkili önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Alerji sadece baharda olur: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Bu en yaygın yanılgılardan biridir. Bahar aylarında polenler arttığı için şikayetler belirginleşse de alerji yılın sadece bu dönemine özgü değildir. Ev tozu akarları, küf, evcil hayvan tüyleri ve hava kirliliği gibi faktörler dört mevsim etkisini sürdürebilir. Bu nedenle yalnızca bahara odaklanmak, alerjinin gerçek kaynağını gözden kaçırmaya neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Polene karşı ev içinde güvendeyiz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sanılanın aksine polenler sadece dış ortamda kalmaz. Saç, cilt ve kıyafetler aracılığıyla evin içine taşınır ve özellikle yatak, koltuk ve perdelerde tutunarak etkisini sürdürür. Kişinin dışarı çıkmadığı günlerde bile şikayetlerinin devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle eve dönüşte duş almak, kıyafet değiştirmek ve ortam hijyenini sağlamak en az dışarıdaki korunma kadar önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Alerji sadece burun akıntısı ve hapşırmadan ibarettir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Alerji, yalnızca basit bir nezle gibi düşünülmemelidir. Gözlerde kaşıntı ve sulanma, uzayan öksürük, göğüste sıkışma, nefes darlığı, uyku bozukluğu ve günlük performansta düşüş gibi çok daha geniş bir etki alanına sahiptir. Özellikle astım ile ilişkili durumlarda, alerji ciddi solunum problemlerine zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>İlaçlar tek başına yeterlidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Prof. Dr. Baykal Tülek “Alerji tedavisinde ilaçlar önemli olsa da tek başına yeterli değildir. Ne bir hava filtresi ne de tek bir ilaç tüm sorunu ortadan kaldırır. Çevresel önlemlerle desteklenmeden, sadece geçici rahatlama sağlar. Kalıcı iyilik hali için; alerjenle temasın azaltılması, yaşam alanının düzenlenmesi ve günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerekir. En etkili yaklaşım, doğru tedavi ile doğru yaşam düzeninin birlikte uygulanmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Pencereyi açıp evi havalandırmak her zaman iyidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Temiz hava almak sağlıklı olsa da polen yoğunluğunun yüksek olduğu bahar aylarında açık pencereler tam tersine alerjenleri içeri taşır. Özellikle sabah saatlerinde havalandırma yapmak, evin içindeki polen yükünü artırabilir. Bu nedenle havalandırma saatleri ve yöntemi mevsime göre planlanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Maske sadece viral enfeksiyonlu hastalar için gereklidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Pandemiyle birlikte hayatımıza giren maskeler, aslında alerji hastaları için de önemli bir koruyucudur. Çoğu kişinin tercih etmediği maske kullanımı, basit ama etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yoğun polen dönemlerinde dışarıda maske kullanmak ya da süpürge filtresi temizliği gibi yoğun alerjene maruz kalma anlarında maskeler solunan alerjen miktarını azaltabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Alerji zamanla kendiliğinden geçer: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek “Bazı kişiler belirtilerin zamanla azalacağını düşünerek doktora başvurmaz, önlem almayı erteler. Oysa kontrol altına alınmayan alerji, zamanla daha şiddetli hale gelebilir ve alt solunum yollarını etkileyerek astım gibi daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Alerjiye karşı erken önlem almak ve süreci doğru yönetmek bu nedenle büyük önem taşır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Burun açıcı spreyler ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi gelir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hızlı rahatlama sağladığı için sık tercih edilen burun açıcı spreyler, bilinçsiz kullanıldığında tam tersi etki yaratabilir. Uzun süreli kullanım burunda “geri tepme” etkisine yol açarak tıkanıklığı artırabilir ve bağımlılık benzeri bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle bu tür ürünler kısa süreli ve kontrollü kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>xxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bahar alerjisine karşı 10 etkili önlem!</strong></p>
<p><strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, </strong>bahar alerjisine karşı 10 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkarken maske ve güneş gözlüğü takmak</li>
</ul>
<ul>
<li>Dışarıdan geldikten sonra duş almak ve kıyafet değiştirmek </li>
<li>Burun içini salin solüsyonu (serum fizyolojik) ile temizlemek</li>
<li>Ev ve araçta camları kapalı tutmak </li>
<li>Polen filtreli hava temizleyicileri kullanmak</li>
<li>Çamaşırları dışarıda kurutmamak</li>
<li>Evde nem oranını kontrol altında tutmak</li>
<li>Nevresimleri en az 60 derecede yıkamak,</li>
<li>Toz tuttuğu için evde halı ve peluş oyuncak bulundurmamak</li>
<li>Doktorun önerdiği tedavi yöntemini uygulamak</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-geldi-alerji-kabusu-basladi-631658">Bahar geldi, alerji kabusu başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş kazaları bitmiyor çözüm &#8216;güvenlik kültürü&#8217;nde!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-kazalari-bitmiyor-cozum-guvenlik-kulturunde-630973</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı Ve Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-kazalari-bitmiyor-cozum-guvenlik-kulturunde-630973">İş kazaları bitmiyor çözüm &#8216;güvenlik kültürü&#8217;nde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nden<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>İş sağlığı ve güvenliğinin amacı, insanların sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlamak</strong></p>
<p>Sağlıklı olma durumunun kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı olması anlamına geldiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “İş sağlığı ise çalışma ortamında kişinin sağlıklı olma durumunu sağlaması adına yapılan uygulamaları; iş güvenliği ise çalışma ortamının kişinin güvende olması adına yapılması veya alınması gereken güvenlik önlemleri anlamına gelmektedir. Buradan iş sağlığı ve güvenliğinin temel amacı, en yalın haliyle, çalışanların ya da daha genel bir tabirle insanların sağlıklı ve güvenli bir yaşama sahip olmasıdır. İnsan hayatından daha değerli bir şey olmadığını düşündüğümüzde, işyerlerinde yürütülen her faaliyetin öncelikli hedefi; çalışanı olası kazalardan, meslek hastalıklarından, fiziksel ve ruhsal zararlardan korumak olmalıdır. Bu sadece işyerinin değil, toplumun genel refahı için de hayati öneme sahiptir.” dedi.</p>
<p><strong>En riskli alanlar inşaat, sağlık ve taşımacılık</strong></p>
<p>Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıklarının en sık görüldüğü sektörlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Türkiye’de iş kazalarının ve meslek hastalıklarının en sık yaşandığı alanlara baktığımızda, inşaat sektörü hâlâ ilk sırada yer almaktadır. Bunun yanında, sağlık sektörü çalışanları ergonomik riskler ve biyolojik etkenlere bağlı meslek hastalıklarıyla karşı karşıyadır. Son zamanlarda ise otellerde meydana gelen yangınlar bize, hizmet sektöründe yangın güvenliği önlemlerinin ne kadar hayati olduğunu tekrar hatırlattı. Ayrıca, uzun yol taşımacılığında tır sürücülerinin karşılaştığı trafik kazaları ve bu kazaların ardında yatan yorgunluk, dikkat dağınıklığı, riskli sürüş davranışları gibi etkenler, İSG’nin sadece fabrika veya inşaat gibi alanlarda değil, hayatın her yerinde gerekli olduğunu ortaya koyuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>6331 sayılı kanun önemli bir dönüm noktası</strong></p>
<p>2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun alandaki en önemli adımlardan biri olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Bu yasa ile birlikte her işyerinde risk değerlendirmesi yapılması, çalışanlara eğitim verilmesi ve iş güvenliği uzmanlarının görevlendirilmesi gibi zorunluluklar getirildi. 2012 yılından günümüze 6331 sayılı İSG Kanunu’nun üzerinde günümüz şartlarına ve Türk çalışma kültürüne uyumluluk sağlanması adına birçok düzenleme yapılmıştır. Mevzuatsal açıdan yapılan bu yenilikler ve gelişmeler ülkemizde işyerlerinde güvenlik kültürünün oturtulması adına önemli birer adım ve sistemli bir yapıya dönüştürmekte yol gösterici niteliktedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Mevzuatlar kağıt üzerinde kalmamalı</strong></p>
<p>Mevzuatta yapılan güncellemelerin işyerlerinde güvenlik kültürünün oluşturulmasına katkı sağladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Ancak mevzuatlar kağıt üzerinde kaldığında, bu kazanımlar gerçek hayatta karşılık bulamayabiliyor. Uygulamada, denetimlerin yetersizliği, işverenlerin sadece yasal zorunlulukları yerine getirme motivasyonuyla hareket etmesi ve bazı çalışanların farkındalık düzeyinin düşük olması gibi nedenlerle sistem tam anlamıyla işlemez hâle geliyor. Oysa güvenli bir çalışma ortamı için mevzuatların içselleştirilmesi, bir alışkanlık hâline getirilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvenlik kültürü yaşam tarzı haline gelmeli</strong></p>
<p>İş sağlığı ve güvenliğinde kalıcı başarının “güvenlik kültürü” ile mümkün olabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Güvenlik kültürü, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir prosedür değil, yaşam tarzı hâline gelmesini ifade eder. Bu kültürün oluşması ise yalnızca işyerlerinde değil, okullarda, evlerde hatta toplu taşımalarda dahi güvenli davranış biçimlerinin benimsenmesiyle mümkündür. Toplumun geneline yayılan bir güvenlik bilinci, yalnızca bugünü değil, yarını da güvence altına alır. Güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması yönünde bugünden atılacak adımlar ancak 10-15 yıl içinde çok daha güvenli bir toplum yapısının temellerini atmamıza imkân sağlayacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>İSG bir önlem değil, yaşam değeridir</strong></p>
<p>İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir önlem paketi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Uzun vadeli hedefe ulaşabilmek için tümevarım yönteminin izlenmesi önemli bir strateji olacaktır. Küçük yaştaki çocuklar yeni alışkanlıkları daha kolay kazandıkları için, güvenlik kültürü eğitimlerinin erken yaşlarda verilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bireylerin lise ve üniversite mezuniyetlerinden sonra büyük bir kısmını işyerlerinde geçirmeleri nedeniyle, işyerlerinde kazanılan güvenli davranışlar zamanla bireyin genel yaşamına da sirayet eder. Bu da güvenlik kültüründe toplumsal bir dönüşümün başlamasında etkili olacaktır. Eğitim, iletişim, katılım ve örnek davranışlar, bu sürecin temel bileşenleridir. İSG yalnızca bir önlem paketi değil, yaşamı önceleyen bir değerdir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-kazalari-bitmiyor-cozum-guvenlik-kulturunde-630973">İş kazaları bitmiyor çözüm &#8216;güvenlik kültürü&#8217;nde!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olası nükleer sızıntılar sağlığı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olasi-nukleer-sizintilar-sagligi-tehdit-ediyor-630412</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[işınlama]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[olası]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[parçacık]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sızıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Program Başkanı Öğr. Gör. Dilek Aker, 26 Nisan Çernobil Felaketini Anma Günü kapsamında olası bir nükleer sızıntının sonuçları hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olasi-nukleer-sizintilar-sagligi-tehdit-ediyor-630412">Olası nükleer sızıntılar sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Program Başkanı Öğr. Gör. Dilek Aker, 26 Nisan Çernobil Felaketini Anma Günü kapsamında olası bir nükleer sızıntının sonuçları hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Radyoaktif sızıntı/parçacıklar nasıl yayılıyor?</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Dilek Aker, radyasyonun kararsız atomların enerji yaymasıyla ortaya çıktığını belirterek, “Radyasyon, kararsız atomların kararlı hale geçmek için parçacık (alfa, beta, nötron) veya elektromanyetik dalga (X ışınları, gama ışınları, radyo dalgaları, kızılötesi ışınlar) şeklinde yaydığı enerjidir. Günlük hayatta telefon, televizyon ve Wi-Fi gibi cihazlarla iç içe yaşadığımız radyo dalgaları, mikrodalgalar ve kızılötesi dalgalar, iyonize olmayan radyasyon türlerindendir.” dedi.</p>
<p>Asıl dikkat edilmesi gerekenin ise iyonize radyasyonlar olduğunu söyleyen Öğr. Gör. Dilek Aker, “Bu tür radyasyonlar alfa ve beta gibi parçacık şeklinde ortama saçılarak, gama ışınları gibi elektromanyetik dalgalar ise doğrusal bir yönde yayılır. Radyasyonun insan üzerindeki biyolojik etkisi; ışınlanma şekli, süresi ve kaynağına göre değişiklik gösterebilir. Ayrıca maruz kalan kişinin yaşı, cinsiyeti ve vücudunda hangi bölgenin ışınlandığı da bu etkiyi doğrudan etkiler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İki şekilde radyasyon maruziyeti vardır; iç ışınlama ve dış ışınlama</strong></p>
<p>Olası bir sızıntı halinde yutma, soluma olarak iç ışınlamaya maruz kalınabileceğini ifade eden Öğr. Gör. Dilek Aker, “Alfa ve Beta ışımaları iç ışınlamada oldukça zararlı biyolojik etkiler oluşturur. Alfa ve beta parçacıkları ulaştıkları doku ve organlara yüksek miktarda radyasyon enerjisi verebilir, genetik dizilime etki edebilirler ve farklı hücre ve organellerine zarar verebilirler. Bu hasarların kanser gibi hastalıklara ya da mutasyona sebep olabilirler. Dış ışınlamada ise Alfa parçacıkları için tehlike gözlenmez çünkü bu parçacıklar deriyi geçemez fakat açık yaralar iç ışınlamaya sebebiyet verebilir. Beta parçacıkları alfa parçacıklarına göre daha zararlı etkiler yaratabilir. Örneğin; derinin yanması, gözde katarakt oluşması gibi. Gama ışınları ise daha tehlikelidir. Uzun mesafeler kat edebilen gama ışınları tüm vücuda nüfuz edebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Radyasyon maruziyeti insan sağlığını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Radyasyon maruziyetinin deterministik veya stokastik etki denilen etkiler yaratabildiğini anlatan Öğr. Gör. Dilek Aker, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nükleer tesislerdeki kaza, yakın çevresindeki insanları deterministik olarak etkilenirken, daha uzaktakileri stokastik olarak etkileyebilir. Deterministik etki; radyasyon maruziyeti sonucu maruz kalınan bölgenin zarar görmesi, o bölgede hücre ölümlerinin gerçekleşmesi, çok yüksek dozlarda da ölüme neden olan bir etkidir. Deterministik etkiyi, bir anda yüksek seviyeli radyasyona maruz kalmak olarak da adlandırabiliriz. Stokastik etki ise kanser gibi hastalıkların, genetik mutasyonlar ortaya çıkabilmesi ve nesilden nesile aktarılabilen bir etkidir.  Bu etkiyi nispeten düşük dozlarla sürekli maruziyet olarak da adlandırabiliriz.”</p>
<p><strong>Çernobil sonrasında bazı önlemler alındı</strong></p>
<p>Çernobil kazası sırasında bazı sistemler ve sözleşmeler olmadığını, “Nükleer Kaza Halinde Erken Bildirim Sözleşmesi”nin Çernobil Kazasını takiben 26 Kasım 1986’da yürürlüğe girdiğini hatırlatan Öğr. Gör. Dilek Aker, “Sözleşmenin amacı; nükleer bir kaza sonrası, sözleşmeye taraf bir ülkede radyoaktif madde salınımı olasılığında, bir ‘Erken Bildirim Sistemi’ oluşturulacak ve çevre ülkelerle bu risk paylaşılacaktır. Böylelikle etkilenebilecek ülkeler erkenden önlem alabileceklerdir. UAEA (Uluslararası Atom Enerji Ajansı) ve OECD Nükleer Enerji Ajansının iş birliği ile nükleer olayları oluşturdukları riske göre sınıflandırılabilmesi için ‘Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği Sistemi (INES)’ çalışmalar başlatılmıştır. Dolayısı ile radyasyon sızıntısının kaynağını, nasıl ve ne tür bir enerji yaydığını bilebilirsek önlem almamız o ölçüde kolaylaşacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Nükleer patlama durumunda yakın çevredekilerin alması gereken önlemler neler?</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Dilek Aker, nükleer patlama durumunda yakın çevredekilerin alması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Patlamayla oluşan ışık hüzmesi gözleri kör edebileceği için asla doğrudan bakılmamalıdır. En kısa sürede korunaklı alanlara girilmeli ve en az 48 saat bu alanlardan çıkılmamalıdır. Gıda ve su ihtiyacı için açıkta kalmış yiyecekler tüketilmemeli, bunun yerine kapalı ambalajlı ya da konserve ürünler tercih edilmelidir. Toprak üstünde yetişen sebzeler yenmemeli, havuç, patates gibi toprak altında yetişen ürünler tercih edilmelidir. Açık su kaynakları (göl, dere, nehir gibi) kullanılmamalı, kapalı ambalajlı içme suları tercih edilmelidir. Radyoaktif parçacıkların atmosfere karışıp yere inmesiyle birlikte, vücut, deri ve gözlerin korunması önem kazanır. Bu nedenle koruyucu giysiler, maske, şapka, eldiven, gözlük ve uzun kollu kıyafetler giyilmelidir. Beton, iyi bir radyasyon zırhıdır. Bu nedenle yapıların içinde en az 48 saat, tercihen 8-9 gün kalınmalı; radyasyonun içeri sızmaması için su ve havalandırma boruları kapatılmalı, pencereler açılmamalıdır. Ayrıca, tiroid bezini korumak amacıyla tiroit koruyucu tabletler (iyot tabletleri) kullanılabilir. Unutulmamalıdır ki, bu önlemler salınan radyasyonun şiddetine göre değişiklik gösterebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olasi-nukleer-sizintilar-sagligi-tehdit-ediyor-630412">Olası nükleer sızıntılar sağlığı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşmadan]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanseri, kansere bağlı ölümler arasında da üst sıralarda yer alıyor. En sık 50 yaş ve üzerindeki kişilerde görülse de son yıllarda gençlerde de artış gösteriyor. Kalın bağırsağın iç yüzeyinde başlayan bu hastalık, genellikle “polip” adı verilen küçük oluşumlarla başlıyor ve yıllar içinde kansere dönüşebiliyor. Her iki cinsiyette de görülen ve çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyen kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünden Doç. Dr. Remzi Beştaş, kolon kanserinde düzenli tarama testleri ve erken tanın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biri</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler dünya genelinde en sık görülen üçüncü kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ikinci sırada yer almaktadır. En sık görülme yaşı 50 yaş ve üzeri olsa da son yıllarda genç yaş gruplarında da görülmeye başlanmıştır. Ancak bu hastalığın önemli bir özelliği bulunmaktadır. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan kanser türlerinden biridir. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Kolon kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler sinsi seyirli hastalıklar arasında yer alır ve erken evrelerde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkabilir.</p>
<ol>
<li>Dışkıda kan görülmesi, </li>
<li>Uzun süre devam eden kabızlık veya ishal, </li>
<li>Tuvalet alışkanlıklarında değişiklik, </li>
<li>Karın ağrısı ve şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı,</li>
<li>Sürekli yorgunluk ve halsizlik, </li>
<li>Dışkı şeklinde değişiklik ve demir eksikliğine bağlı </li>
</ol>
<p>Bu belirtilerden biri veya birkaçının görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Bazı risk faktörleri kolon kanseri riskini artırıyor</strong></p>
<p>50 yaş ve üzeri olmak, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması, fazla kırmızı et tüketimi ve liften fakir beslenme gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile inflamatuvar bağırsak hastalıkları kolon kanseri riskini artırabilmektedir. Bu risk faktörlerine sahip kişilerin kolon kanseri tarama programlarına daha dikkatli şekilde katılması ve düzenli kontrollerini yaptırması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Tarama testleri kanseri ortaya çıkmadan önleyebilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde en önemli basamak erken tanıdır. Kolonoskopi ile bağırsakta oluşabilecek poliplerin tespit edilmesi ve çıkarılması sayesinde kanser gelişimi daha ortaya çıkmadan önlenebilir. Kolon kanseri için önerilen tarama yaşı genellikle 45 olarak kabul edilmektedir. Tarama yöntemleri arasında 10 yılda bir kolonoskopi, yılda bir gaitada gizli kan testi, üç yılda bir gaita DNA testi ve beş yılda bir BT kolonoskopi yer almaktadır. Aile öyküsü bulunan veya yüksek risk grubunda yer alan kişilerde tarama daha erken yaşlarda ve daha sık aralıklarla yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kolon kanseri riskini azaltabilir</strong></p>
<p>Kolon kanseri riskini azaltmak için yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler oldukça etkili olabilir.</p>
<ul>
<li>Lif açısından zengin sebze ve meyve tüketmek, </li>
<li>Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmak, </li>
<li>Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak, </li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak </li>
<li>Düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olur.</li>
</ul>
<p>Dünya genelinde Mart ayı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilmektedir ve mavi kurdele ile simgelenmektedir. Bu ay boyunca hastalık hakkında farkındalık oluşturulması ve bireylerin tarama testlerine yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Çünkü kolon kanseri erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinin-6-belirtisi-ile-karsilasmadan-onlem-alin-622962">Kolon Kanserinin 6 Belirtisi İle Karşılaşmadan Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşıyaka&#8217;da çöp toplama verimliliği için dubalı önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-cop-toplama-verimliligi-icin-dubali-onlem-622586</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[dubalı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[konteyner]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[toplama]]></category>
		<category><![CDATA[verimliliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622586</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha temiz bir kent ve çevre için faaliyetlerini sürdüren Karşıyaka Belediyesi, yer altı çöp konteynerlerinin çevresine koruyucu dubalar yerleştirmeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-cop-toplama-verimliligi-icin-dubali-onlem-622586">Karşıyaka&#8217;da çöp toplama verimliliği için dubalı önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Daha temiz bir kent ve çevre için faaliyetlerini sürdüren Karşıyaka Belediyesi, yer altı çöp konteynerlerinin çevresine koruyucu dubalar yerleştirmeye başladı. Bu uygulama ile hatalı araç parklarının önüne geçilerek çöp toplama işlemlerinin aksaması ve kirlilik oluşması engelleniyor. Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Daha temiz bir çevre hedefi doğrultusunda sürdürdüğümüz çalışmalarımıza vatandaşlarımızdan da destek bekliyoruz” dedi.</b></p>
<p>Karşıyaka Belediyesi, modern kent temizliği çalışmaları kapsamında yer altı çöp konteynerlerinin çevresine koruyucu duba yerleştirme uygulamasına başladı. Özel donanımlı araçlarla tahliye edilen yer altı konteynerlerinin önüne kontrolsüz araç park edilmesinin önüne geçmeyi hedefleyen çalışma, ilçe genelinde yaygınlaştırılacak. Özellikle araç sirkülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde, konteynerlerin önüne veya yanına park edilen araçlar nedeniyle çöp toplama kamyonları boşaltma işlemi gerçekleştiremiyor. Bu durum, çöplerin birikmesine, çevre kirliliğine ve kötü koku oluşumuna sebebiyet veriyor. Gelen şikayetleri değerlendiren belediye ekipleri, çözüm olarak konteyner çevrelerini dubalarla ayırarak kamyonların erişim alanını güvence altına alıyor.</p>
<p><b>“VATANDAŞLARIMIZDAN DESTEK BEKLİYORUM”</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Kentimizin temizliği ve halk sağlığı en temel önceliğimizdir. Yer altı konteyner sistemimiz, modern ve hijyenik bir çözüm sunsa da özel donanımlı araçlarımızın bu alanlara yanaşabilmesi kritik önem taşıyor. Yapılan hatalı parklar maalesef çöp toplama sürecini aksatıyor ve o sokakta yaşayan tüm vatandaşlarımızı mağdur eden bir kirliliğe yol açıyor. Bu sorunu aşmak adına başlattığımız duba çalışmasıyla toplama alanlarını erişilebilir kılıyoruz. Tüm vatandaşlarımızdan konteyner çevrelerine araç park etmeyerek bu konuda hassasiyet göstermelerini ve temiz bir çevre mücadelesine destek olmalarını rica ediyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karsiyakada-cop-toplama-verimliligi-icin-dubali-onlem-622586">Karşıyaka&#8217;da çöp toplama verimliliği için dubalı önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilde Kış Koruması Sağlayan 9 Altın Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilde-kis-korumasi-saglayan-9-altin-onlem-607172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[cilde]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Egzama]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[koruması]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarıyla birlikte cilt, her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Soğuk hava, rüzgar ve kapalı alanlarda yoğun kullanılan ısıtma sistemleri cildin nem dengesini bozuyor, koruyucu bariyerini zayıflatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilde-kis-korumasi-saglayan-9-altin-onlem-607172">Cilde Kış Koruması Sağlayan 9 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarıyla birlikte cilt, her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Soğuk hava, rüzgar ve kapalı alanlarda yoğun kullanılan ısıtma sistemleri cildin nem dengesini bozuyor, koruyucu bariyerini zayıflatıyor. Bu süreçte ortaya çıkan kuruluk, gerginlik ve hassasiyet çoğu zaman geçici bir mevsim etkisi olarak görülüyor. Oysa kış mevsimi, cilt sağlığının en fazla özen gerektirdiği zaman dilimlerinden biri olarak gösteriliyor, doğru bakım alışkanlıkları ise bu dönemde cildi korumanın en etkili yolunu oluşturuyor. Memorial Göztepe Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sümeyre Ertekin, kış aylarında cilt sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kış mevsimi cilt için neden zorlayıcı?</strong></p>
<p>Kış ayları, cildin doğal dengesinin en kolay bozulduğu dönemlerin başında gelir. Hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte dış ortamın nem oranı azalır; iç mekanlarda kullanılan kalorifer ve ısıtma sistemleri ise havayı daha da kurutur. Bu durum cilt yüzeyinden su kaybını artırarak cildin savunma mekanizmalarını zayıflatır. Sonuç olarak kuruluk, gerginlik, kızarıklık ve kaşıntı gibi şikâyetler sık görülmeye başlar.</p>
<p><strong>Nem kaybı ve cilt bariyerinin zayıflaması</strong></p>
<p>Soğuk havanın daha az nem tutması, transepidermal su kaybının (TEWL) belirgin biçimde artmasına neden olur. Artan su kaybı ile birlikte cildi dış etkenlere karşı koruyan doğal lipid bariyer incelir. Bariyer bütünlüğünün bozulması, cildi hem tahrişe hem de çevresel faktörlere karşı daha savunmasız hale getirir.</p>
<p><strong>Kış aylarında en sık görülen cilt sorunları</strong></p>
<p>Kış mevsiminde dermatoloji polikliniklerine başvuruların büyük bir kısmını cilt kuruluğu ve buna bağlı gelişen kuruluk egzaması oluşturur. Atopik dermatit alevlenmeleri, sedef hastalığı atakları, dudaklarda kuruluk ve çatlamalar ile dudak kenarında görülen egzama ve mantar enfeksiyonları bu dönemde sık karşılaşılan sorunlardır. Özellikle sık el yıkamaya bağlı gelişen irritan kontakt dermatit (el egzaması), kış aylarında en yaygın şikâyetler arasındadır.</p>
<p><strong>Kimler daha fazla etkilenir?</strong></p>
<p>Atopik dermatit yani, egzama öyküsü olanlar, bebekler, küçük çocuklar ve ileri yaş grubu bireyler kış aylarında cilt sorunlarını daha yoğun yaşayabilir. Bunun yanı sıra sık el yıkamak zorunda kalan sağlık çalışanları, hizmet sektörü çalışanları ve dış mekanda çalışan kişiler de artan kuruluk ve tahriş açısından risk altındadır.</p>
<p><strong>Cilt ihmal edildiğinde ne olur?</strong></p>
<p>Cilt kuruluğu ve egzama belirtileri çoğu zaman basit önlemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak ihmal edildiğinde kaşıntıya bağlı uyku bozukluklarına, yaşam kalitesinde belirgin düşüşe ve ikincil enfeksiyonların gelişmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kış aylarında cilt bakımına bilinçli ve düzenli bir şekilde yaklaşmak büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Kış aylarında cilt sağlığı için 9 öneri</strong></p>
<ol>
<li>Duş ve banyolarda çok sıcak su yerine ılık su tercih edin, süreyi 5-10 dakika ile sınırlayın.</li>
<li>Sert lif, kese ile cildi ovalamaktan kaçının.</li>
<li>Parfümsüz, boyasız ve cilt pH’ına uygun nazik temizleyiciler kullanın.</li>
<li>Duş sonrası cildi havluyla ovalamadan, hafif nemli kalacak şekilde tamponlama hareketiyle kurulayın.</li>
<li>Duştan hemen sonra, ilk 3 dakika içinde cilt tipine göre su ya da yağ bazlı bir nemlendiriciyi tüm vücuda uygulayın.</li>
<li>Giyinmeden önce nemlendiricinin cilt tarafından emilmesi için birkaç dakika bekleyin.</li>
<li>Soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka eldiven kullanarak ellerinizi koruyun.</li>
<li>Yün ve naylon gibi tahriş edici kumaşlar yerine pamuklu ve yumuşak dokulu giysiler tercih edin.</li>
<li>Şiddetli kuruluk veya egzaması olan kişilerde iç ortam nemini yüzde 30-60 arasında tutmak cildi rahatlatır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilde-kis-korumasi-saglayan-9-altin-onlem-607172">Cilde Kış Koruması Sağlayan 9 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ali Sağlık: &#8220;Önlem Almasaydık Su 5 Ay Önce Bitecekti&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ali-saglik-onlem-almasaydik-su-5-ay-once-bitecekti-595065</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 07:38:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bitecekti]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595065</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünün, 2025 yılı 2. Olağan Genel Kurulu 2. Oturumu’nda açıklamalarda bulunan İSU Genel Müdürü Ali Sağlık : “Eğer tedbirleri almasaydık, kuyular, yerel kaynaklar, etkin sürdürülen kayıp kaçak mücadelesi ve altyapı yenileme çalışmaları gerçekleştirilmeseydi bizim suyumuz Haziran ayında bitiyordu.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ali-saglik-onlem-almasaydik-su-5-ay-once-bitecekti-595065">Ali Sağlık: &#8220;Önlem Almasaydık Su 5 Ay Önce Bitecekti&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünün, 2025 yılı 2. Olağan Genel Kurulu 2. Oturumu’nda açıklamalarda bulunan İSU Genel Müdürü Ali Sağlık : “Eğer tedbirleri almasaydık, kuyular, yerel kaynaklar, etkin sürdürülen kayıp kaçak mücadelesi ve altyapı yenileme çalışmaları gerçekleştirilmeseydi bizim suyumuz Haziran ayında bitiyordu.” dedi.</p>
<p>YUVACIK BARAJI’NA 2025 YILINDA 86 MİLYON TON SU GİRDİ<br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğünün, 2025 yılı 2. Olağan Genel Kurulu 2. Oturumu’nda gerçekleştirdiği sunumunda konuşan Genel Müdür Ali Sağlık: “Yuvacık Barajı’na 2024 yılında 113 milyon ton, 2025 yılında 86 milyon ton su girdi. Bu, son 25 yılın %46 daha aşağısı bir oran. Eğer tedbirleri almasaydık, kuyular, yerel kaynaklar, etkin sürdürülen kayıp kaçak mücadelesi, altyapı yenileme çalışmaları gerçekleştirilmeseydi bizim suyumuz Haziran ayında bitiyordu. İnşallah bu hafta sonu yağışları bekliyoruz. Bu hafta sonu da yağış olmazsa su kesintilerine başlıyoruz. Geleceğe dönük meteorolojik verileri takip ederek planımızı uygulayacağız.” dedi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ali-saglik-onlem-almasaydik-su-5-ay-once-bitecekti-595065">Ali Sağlık: &#8220;Önlem Almasaydık Su 5 Ay Önce Bitecekti&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edremit&#8217;te yağışlara karşı önlem: Narlı&#8217;da yağmur suyu hattı çalışmaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edremitte-yagislara-karsi-onlem-narlida-yagmur-suyu-hatti-calismalari-594910</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:35:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[edremit]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[narlı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[yağışlara]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi, kış mevsiminde yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Narlı Mahallesi’nde yeni yağmursuyu hatları döşeme çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremitte-yagislara-karsi-onlem-narlida-yagmur-suyu-hatti-calismalari-594910">Edremit&#8217;te yağışlara karşı önlem: Narlı&#8217;da yağmur suyu hattı çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi, kış mevsiminde yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Narlı Mahallesi’nde yeni yağmursuyu hatları döşeme çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p>Edremit Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Narlı Mahallesi 2077. Sokak’ta yağmursuyu hattı döşeme çalışmalarını sürdürüyor. Bölgedeki altyapı kapasitesini artırmayı hedefleyen çalışma kapsamında, yağışlı havalarda yaşanabilecek su baskınlarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Yağmursuyu hattı döşeme çalışmalarının planlanan program doğrultusunda ilerlediği belirtilirken, Edremit Belediyesi ekiplerinin hem merkezde hem de kırsal mahallelerde eş zamanlı olarak altyapı yatırımlarını sürdürdüğü ifade edildi.</p>
<p>Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Edremit’in geniş bir coğrafyaya sahip olduğunu belirterek,  “Edremit, büyük ve hızla gelişen bir kent. Bu nedenle merkez–kırsal ayrımı yapmadan, hizmeti her mahallemize eşit şekilde ulaştırmaya özen gösteriyoruz. Altyapı çalışmaları bizim için öncelikli. Yağmursuyu hatları, mahallelerimizin gelecekte yaşayabileceği sorunları önlemek açısından kritik önem taşıyor” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremitte-yagislara-karsi-onlem-narlida-yagmur-suyu-hatti-calismalari-594910">Edremit&#8217;te yağışlara karşı önlem: Narlı&#8217;da yağmur suyu hattı çalışmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aort]]></category>
		<category><![CDATA[Aort Anevrizması]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı hastalıklar hiç belirti vermeden, vücutta sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati riske yol açabilecek boyutlara geldiğinde kendisini belli ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445">Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı hastalıklar hiç belirti vermeden, vücutta sinsi bir şekilde ilerleyerek hayati riske yol açabilecek boyutlara geldiğinde kendisini belli ediyor. Abdominal aort anevrizması, yani karın ana atardamarının balonlaşması da bu rahatsızlıkların başında geliyor. Sigara, yüksek tansiyon ve damar sertliğinin neden olabildiği abdominal aort anevrizmaları erken teşhisle tedavi edilebiliyor. Takip ve tedavi edilmediği takdirde iç kanamalar dahil birçok rahatsızlığı sebep olabilen abdominal aort anevrizması, balonlaşmanın çapı ve yerleşimine göre hastaya özel tedavi planlarıyla ortadan kaldırılabiliyor. 5 cm’nin altındaki anevrizma genişlemeleri olan hastalar takip altına alınırken, daha geniş balonlaşmalar açık veya kapalı ameliyatlarla onarılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, abdominal aort anevrizması ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Aort damarındaki problemler tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Aort, kalpten çıkan ve vücuttaki tüm organ ve dokulara temiz kan taşıyan en büyük damar olduğu için, bu damarla ilgili problemler bütün vücudu olumsuz etkileyebilir. Zamanla damar duvarı zayıflarsa, özellikle karın bölgesinde bir kısım genişleyip balon gibi şişer. Bu genişleme Abdominal Aort Anevrizması (AAA) olarak isimlendirilir. Normalde aort çapı yaklaşık 2 santimetredir. Eğer bu çap 3 santimetreyi geçerse anevrizmadan bahsedilir. 5–5.5 santimetreye ulaşırsa, patlama (rüptür) riskini artırır. Anevrizmanın en önemli nedenleri şunlardır; </p>
<ul>
<li>Sigara kullanımı (en büyük risk faktörü)</li>
<li>Hipertansiyon (yüksek tansiyon)</li>
<li>Damar sertliği (ateroskleroz)</li>
<li>Erkek cinsiyet</li>
<li>İleri yaş</li>
<li>Genetik yatkınlık </li>
</ul>
<p><strong>Ailede varsa risk 4-6 kat artıyor</strong></p>
<p>Ailesinde aort anevrizması öyküsü olan kişilerde bu hastalığın görülme riski 4–6 kat artar. Bu nedenle ailesinde “aort anevrizması” tanısı olan kişilerin birinci derece yakınlarının mutlaka tarama yaptırması gerekir. Özellikle baba veya erkek kardeşinde anevrizma olan erkeklerin 55 yaşından sonra, kadınların ise 65 yaşından sonra taramadan geçmesi önerilir. Tarama çok basittir, sadece karın ultrasonu (Abdominal Ultrasonografi) ile anevrizma varlığı saptanabilir. Gerektiğinde daha detaylı inceleme için BT anjiyo yapılır. Anevrizma geliştiğini ilaçla küçültmek mümkün değildir. Ancak alınan bu önlemlerle büyüme hızı yavaşlatılabilir;    </p>
<ol>
<li>Sigaradan uzak durmak</li>
<li>Tansiyonu kontrol altında tutmak</li>
<li>Kolesterol ve şekeri düzenlemek</li>
<li>Ağır kaldırmaktan kaçınmak</li>
<li>Düzenli doktor kontrolünü yaptırmak</li>
</ol>
<p><strong>Karındaki el bombası olarak ifade ediliyor</strong></p>
<p>Abdominal aort anevrizması, sessiz ama tehlikeli bir hastalıktır. Kendini hissettirmeden yıllarca büyür. Bu nedenle damar hekimleri tarafından karındaki el bombası olarak isimlendirilir. Çünkü bir gün patladığında hastada ölümcül sonuçlar doğurabilir. Aort anevrizması patladığında, karın içine ani ve büyük miktarda kanama olur. Hastalar çoğu zaman hastaneye ulaşamadan hayatını kaybeder. Rüptüre olmuş anevrizmalarda ölüm oranı %80’in üzerindedir. Bu yüzden erken tanı, tedaviden bile önemlidir. Karında atım hissi, sürekli dolgunluk ya da ailede anevrizma öyküsü olan kişilerin vakit kaybetmeden mutlaka bir kalp damar cerrahına başvurması gerekir. </p>
<p><strong>Tedavi kişiye özel olarak planlanıyor</strong></p>
<p>Abdominal aort anevrizması erken teşhis ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Tedavi, anevrizmanın büyüklüğüne ve yerine göre değişir. 5,5 santimetreyi geçen veya hızla büyüyen anevrizmalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Açık cerrahide karın açılarak, balonlaşan damar bölümü sentetik bir damar greftiyle değiştirilir. Kapalı (EVAR &#8211; Endovasküler Anevrizma Onarımında ise kasık damarından girilerek, stent-greft adı verilen özel bir protez damarın içine yerleştirilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aort-anevrizmasi-riskini-azaltan-5-altin-onlem-592445">Aort Anevrizması Riskini Azaltan 5 Altın Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:07:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluktan]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukluktan itibaren önlem almak, ileride böbrek yetmezliğini önleyebilir!</strong></p>
<p>Kronik böbrek yetmezliğinin son yıllarda artış gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalar yaşamlarını ya diyalize bağlı olarak sürdürüyor ya da organ nakli olarak yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşabiliyor.” dedi.</p>
<p>Böbrek sağlığına çocukluk çağından başlayarak dikkat edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının kişiyi ilerleyen yıllarda böbrek yetmezliği tehlikesinden koruyabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Atamer, “Böbrek vücudumuzdaki zehirli maddeleri temizleyen, D vitaminin aktivasyonunu sağlayan, kırmız kan hücrelerimizin üretimini sağlayan hormonu üreten ve vücudumuzun sıvı, elektrolit ve pH dengesini sağlayan eşsiz bir organımızdır. Böbrek fonksiyonlarının belirli bir değerin altına inmesi kronik böbrek yetmezliğine işaret eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kronik böbrek yetmezliği tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açabilir! </strong></p>
<p>Böbrek yetmezliğinin süzme değerinin 60 ml/dk altına inmesi demek olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Eğer süzme değeri 20’nin altına inerse son dönem böbrek yetmezliği olarak adlandırılır.” dedi.</p>
<p>Önemli olanın böbrek yetmezliği gelişmeden müdahale etmek olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Üç ayı aşan bir böbrek yetmezliği kronik böbrek yetmezliği olarak adlandırılır. Kronik böbrek yetmezliği kemik erimesi, kansızlık ve kalp hastalıklarına neden olduğundan dolayı tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açar. Böbrek yetmezliği her yaş ve cinsiyette görülebilirse de  özelikle ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görülür.”</p>
<p><strong>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmak ve tedavi etmek mümkün </strong></p>
<p>Böbrek yetersizliğinin erken evrelerde herhangi bir belirti göstermeyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalığı saptamanın en etkili yolu kan ve idrar tahlillerinin belirli aralıklarla yapılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmanın ve tedavi etmenin mümkün olduğuna işaret eden Prof. Dr. Atamer, “Diyabet, yüksek tansiyon, fazla kilo, aile ve akrabalarda böbrek yetmezliği hikayesi varsa 6-12 ayda bir hekim kontrolü yapılması gerekir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Böbrek sağlığını korumak için gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Böbrek sağlığını korumak için kan şekerinin belirli aralılarla kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyabet hastaları da ilgili uzman hekimler tarafından tedavi ve takip edilmeli. Kan basıncı takibi son derecede önemli. Sağlıklı beslenmeye, tuz tüketimini günlük en fazla bir çay kaşığı olacak şekilde sınırlandırmaya özen gösterilmeli. İşlenmiş gıdalar ve fast food tarzı beslenmeden uzak durulmalı, taze sebze meyve ve ev yemekleri tercih edilmeli. Günde 1.5-2 litre su içilmeli, tütün ürünlerinden uzak durulmalı ve en önemlisi gereksiz yere antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edremit&#8217;te Şiddetli Yağışlara Önlem Alınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edremitte-siddetli-yagislara-onlem-aliniyor-591090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[edremit]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[yağışlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi şiddetli yağışlara önlem olarak menfezleri temizliyor. Meteorolojiye göre etkili olması beklenen yağışlara karşı yağmur suyu bertarafını sağlamak için çalışmaları hızlandıran ekipler sahada.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremitte-siddetli-yagislara-onlem-aliniyor-591090">Edremit&#8217;te Şiddetli Yağışlara Önlem Alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edremit Belediyesi şiddetli yağışlara önlem olarak menfezleri temizliyor. Meteorolojiye göre etkili olması beklenen yağışlara karşı yağmur suyu bertarafını sağlamak için çalışmaları hızlandıran ekipler sahada.</p>
<p>Edremit’te kent genelinde etkili olması beklenen sağanak yağışlara karşı Edremit Belediyesi’ne bağlı ekipler çalışmalara hız verdi. Önlemleri arttıran Edremit Belediyesi menfezler ve mazgalları temizleyerek olası taşkın ve su baskınlarının önüne geçiyor. İlçe genelinde maddi zarar ve yaşanabilecek olumsuzlukları engelleme adına 7 gün 24 saat görevde olan belediyeye bağlı ekipler, yağmur sonrası çevre temizliğini de sağlıyor. Ekipler özellikle su birikintisi riski taşıyan ana arterler, cadde ve sokaklardaki menfez ve mazgalların da yağmur suyu tahliyesinin aksamaması için kontrolünü sağlıyor.</p>
<p>Edremit Belediyesi meydana gelecek olumsuzluklar ve vatandaşların yağmur nedeniyle oluşan aksaklıklar ile karşılaşması durumunda 444 85 10 numaralı iletişim hattını kullanarak belediyeye bildirebileceklerini duyurdu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremitte-siddetli-yagislara-onlem-aliniyor-591090">Edremit&#8217;te Şiddetli Yağışlara Önlem Alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[nmeden]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre her yıl ülkemizde 150 bin kişi inme geçiriyor. Beyin ve damar hastalıkları, ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 6&#8217;sını oluştururken, inme ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. İnmede erken müdahale büyük önem taşıyor. Öyle ki 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler bireyde sakatlık ve ölüm riskini en aza indirebiliyor. Umut veren bir başka haber ise inme vakalarının % 90&#8217;ının sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve risk faktörlerinin kontrolüyle önlenebilmesidir. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer “29 Ekim Dünya İnme Günü” nedeniyle, inmeden korunma yolları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Zaman Beyindir: İlk 4,5 Saat Kritik Önemde</strong></p>
<p>İnme tedavisinde inme belirtilerinin fark edilmesi hayati önem taşımaktadır. Yüzün bir tarafında asimetri, ani kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma güçlüğü, ani görme sorunları, denge kaybı veya ani şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden uzman yardımı almak gerekir. İlk 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler, sakatlık ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle &#8220;zaman beyindir&#8221; teması, inme tedavisinde en önemli ilke olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>İnme tedavisi konusunda son yıllarda ülkemizde önemli adımlar atılmıştır. 2019 yılında başlatılan sertifikasyon süreciyle 57 kapsamlı inme merkezi ve 51 birincil inme merkezi oluşturulmuş; bu merkezler, nüfusun yaklaşık yüzde 85&#8217;ini kapsayarak ülke genelinde inme tedavisine erişimi kolaylaştırmıştır.</p>
<p><strong>Birkaç Küçük Değişiklikle İnme Riskini En Aza İndirebilirsiniz</strong></p>
<p>İnmenin en önemli nedenleri arasında; ileri yaş, genetik faktörler, sigara, yüksek tansiyon, diyabet, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezitedir. Sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kötü kolesterolün yüksek olması, fiziksel aktivite eksikliği ve obezite gibi risk faktörlerin farkında olmak inme görülme riskini azaltabilir. İnme atağı olsa bile inmeden sonra yaşama ihtimalini artırarak sakatlığın derecesini azaltır. Bu nedenle özellikle yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının yüksek kolesterol düzeyleri olan insanların kan şekeri, kan basıncı ve kandaki kötü kolesterol düzeylerini sıkı olarak kontrol altına alması gerekir. Tüm bunların yanında aşağıdaki önlemleri de alarak inme riskini en aza indirmek mümkün; </p>
<ul>
<li>Dengeli ve sağlıklı beslenmek</li>
<li>Düzenli fiziksel aktiviteye özen göstermek</li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak</li>
<li>Kan basıncı ve diyabet kontrolünü ihmal etmemek</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak</li>
<li>Aile hekimi takibi ve tarama programlarına katılmak</li>
</ul>
<p><strong>AF inme riskini 5 kat artırıyor</strong></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları arasında Atrial Fibrilasyon (AF) ve karotis arter darlıkları, inme riskini önemli ölçüde artıran durumlardır. Atrial fibrilasyon, kalbin düzensiz atmasına neden olan bir ritim bozukluğu olup, inme riskini yaklaşık 5 kat artırmaktadır. Kalpteki düzensiz kasılmalar nedeniyle kan pıhtıları oluşabilir ve bu pıhtılar beyne giderek felce yol açabilir. 65 yaş üstü bireylerde yüzde 8-10 oranında görülen AF, çoğu zaman belirtisiz seyredebilir veya çarpıntı, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>Düzenli kontrol şart! </strong></p>
<p>AF&#8217;nin erken tanısı için düzenli nabız kontrolü ve elektrokardiyografi (EKG) tetkiki önerilmektedir. Tanı konulduktan sonra, inme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Ayrıca ritim kontrolü sağlayan ilaçlar, elektriksel kardiyoversiyon veya kateter ablasyonu gibi girişimsel yöntemler de tedavi seçenekleri arasındadır. Karotis arter darlığı ise, boyundaki ana atardamarlarda plak birikimi sonucu daralma oluşmasıdır ve iskemik inmelerin yüzde 20-30&#8217;undan sorumludur. Risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, sigara, yüksek kolesterol ve ileri yaş yer alır. Karotis darlığı genellikle belirtisiz seyreder, ancak geçici iskemik atak (TIA) veya inme ile kendini gösterebilir. Erken tanı için Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri, antiplatelet ilaçlar ve kolesterol düşürücü ilaçların yanı sıra, ciddi darlıklarda karotis endarterektomi (cerrahi plak temizliği) veya karotis stent yerleştirilmesi gibi girişimsel yöntemler uygulanır. Bu tedaviler, inme riskini yüzde 80&#8217;e varan oranlarda azaltabilir.</p>
<p>Unutmayın, inme her yaşta ve her an karşımıza çıkabilir. İnme belirtilerini bilmek ve hızlı hareket etmek, hayat kurtarır. Siz ya da çevrenizdekilerde ani konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta güçsüzlük, görme kaybı, baş dönmesi ya da ani ve şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden inme konusunda donanımlı bir hastaneye başvurmak gerekir. Çünkü erken tanı ve müdahale inmede sağ kalım oranını artırarak engelli kalma riskini en aza indirebilmektedir.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inmeden-koruyan-6-altin-onlem-586946">İnmeden Koruyan 6 Altın Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[emre]]></category>
		<category><![CDATA[geceleri]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıpranma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dizlerimiz vücudumuzun en büyük eklemi olarak her adımda tüm ağırlığımızı taşıyor. Merdivenlerden inip çıkmak,  çömelmek, spor yapmak, hatta oturduğumuz yerden kalkmak bile dizlerimizin karmaşık bir uyum içinde çalışmalarını gerektiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286">Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dizlerimiz vücudumuzun en büyük eklemi olarak her adımda tüm ağırlığımızı taşıyor. Merdivenlerden inip çıkmak,  çömelmek, spor yapmak, hatta oturduğumuz yerden kalkmak bile dizlerimizin karmaşık bir uyum içinde çalışmalarını gerektiriyor. Ancak, bu kadar aktif bir eklem olan dizlerimiz aynı zamanda çokça yıpranmaya da maruz kalıyor. Zamanında önlem alınmazsa ağrı giderek kalıcı hale geliyor ve hareket kısıtlılığı yaşam kalitemizi düşürüyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre</strong>, bu nedenle geceleri uyandıran ağrı, şişlik ve hareket kısıtlanması gibi sorunlar geliştiğinde mutlaka bir hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekerek, “Dizden gelen her ağrı bir uyarı niteliği taşır. Ağrıyı hafife almak, ‘geçer’ demek diz sağlığını kalıcı biçimde tehdit eder. Çünkü, yıpranma başladığında süreç sessiz ama ilerleyicidir” diyor.</p>
<p><strong>Dizlerimizi yıpratan 7 önemli neden!</strong></p>
<p>Vücudumuzun en büyük eklemi olan dizlerimiz  yük taşıma ve hareket fonksiyonları açısından kritik bir önem taşıyor. Diz ekleminde menisküsler, bağlar ve eklem kapsülü önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple, diz ekleminin diğer eklemlerde olduğu gibi günlük aktivitelerimizi sürdürebilmesi için sağlıklı olması gerekiyor. Ancak bazı etkenler dizlerimizin yıpranmalarına neden olabiliyor. Fazla kilolar,  aşırı fiziksel aktivite, sürekli diz üzerinde iş yapma, sık sık diz çökme, kaslarda zayıflık, sert zeminde yapılan sporlar ve eşlik eden metabolik hastalıklar (diyabet, yüksek tansiyon, kan yağlarının yüksekliği) dizlerimizi yıpratan 7 önemli sebebi oluşturuyor. Bu faktörlerin birlikte görülmesi diz ömrünü önemli ölçüde kısaltıyor. Diz yıpranmasının en büyük sebebinin “fazla kilo” olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre, “Her fazla kilo dize binen yükü katlar. Zamanla kıkırdak yüzeyleri aşınır, ağrı ve hareket kısıtlılığı kaçınılmaz hale gelir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Ağrı geceleri uykudan uyandırabiliyor</strong></p>
<p>Dizlerde yıpranma süreci; dizin kıkırdak doku kaybı, aşınma, menisküs yırtıkları, dizde eğrilik ve halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit ve geceleri uyandıran ağrılara kadar gidebiliyor. Kireçlenmenin “paslanma” olarak düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre,<strong> </strong>“Gerçekte olan<strong> </strong>paslanma değil, eskimedir. Dizlerde yıpranma, diz eklemlerinin kıkırdak dokularının aşınması hatta kaybı; diz ağrısı, dizden ses gelmesi, aşırı aktivite sonrasında geceleri uyandıran ağrı, dizin genellikle skoda bacak şeklini alması, dizin iç kısımlarının ağrısı ve hareket kısıtlılığının 90 dereceden fazla olmasıyla kendini belli etmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>“Kendiliğinden geçer” diyerek ihmal etmeyin! </strong></p>
<p>Bazı belirtiler fark edildiğinde “kendiliğinden geçer” deyip ihmal etmemek, ortopedi hekimine danışmak gerekiyor, aksi halde sorun daha da ilerleyerek kalıcı hale gelebiliyor. Bu belirtiler “ağrı, hareket kısıtlılığı, merdivenleri inip çıkmada zorlanma, dizleri otururken bükülü tutmakta güçlük çekme, uçakta bacakları diğer koltuk altına uzatma ihtiyacı, hareket esnasında ağrılı ses gelmesi, namaz kılar pozisyonda oturamama, geceleri uyandıran ağrı, şekil bozukluğu, dizde güvensizlik, takılma, kilitlenme ve şişlik” olarak sıralanıyor.</p>
<p><strong>Alınabilecek ilk önlem: İstirahat</strong></p>
<p>Diz ağrısını geçirmek için uygulanacak yöntemler, altta yatan nedene ve ağrının şiddetine göre değişiklik gösteriyor. Kronik ya da ciddi durumlarda profesyonel tedavi gerekmekle birlikte hafif rahatsızlıklarda hekimin önerisiyle evde uygulanabilecek yöntemler fayda sağlayabiliyor. Bu yöntemlerin başında istirahat ve dizi zorlayan aktivitelerden kaçınmak yer alıyor. Günde birkaç kez 15-20 dakikalık buz kompresi ile diz desteği veya bandaj kullanımı ağrıyı hafifletiyor. Diz ağrısı yaşayanlara kas dengesizliklerini düzeltmeye yönelik egzersiz programları ve ortopedik tabanlıklar veya uygun spor ayakkabılar tavsiye edilebiliyor. Ayrıca doktor önerisiyle steroid içermeyen antienflamatuar ilaçlar kullanılabiliyor.</p>
<p><strong>En önemli tedavi yıpranmayı önlemek</strong></p>
<p>Diz yıpranmalarında en etkili tedavinin sürecin başlamadan önlenmesi olduğunu vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre,<strong> </strong>“Erken teşhis, doğru egzersiz ve kilo kontrolü diz sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturur. Bu önlemler alınmadığında ağrı kalıcı hale gelir, hareket kısıtlanır ve yaşam kalitesi düşer” sözleriyle uyarıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Diz protezlerinin ömrü uzun yıllar sürüyor</strong></p>
<p>Dizlerde artrit, yani eklemlerde iltihap varsa veya bir travmadan sonra iyileşme sürecindeyse kasları güçlendirmek için fizik tedavi öneriliyor. Diz ağrısı olan çoğu hastada ameliyata ihtiyaç duyulmuyor. Ancak, ağrı şiddetliyse ve diğer tedaviler işe yaramadıysa, hasarlı bir bağ, kemik kırığı veya şiddetli artrit varsa ameliyata başvurulabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre, dizlerdeki ağrı ve diğer semptomların ayakta durma, yürüme ile diğer hareket etme yeteneğini büyük ölçüde etkilediği durumlarda diz protezi gerekebildiğini anlatarak, “Diz protezleri yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Diz artrozu olup protez ihtiyacı olmasına rağmen ameliyatı 5-10 yıl geciktirmek, ‘ne kadar geç olursa o kadar iyi olacağını düşünmek’ doğru bir yaklaşım değildir. Günümüzde son teknolojiler sayesinde diz protezleri uzun yıllar aşınmadan kullanılabilmektedir. Unutmayalım ki dizlerimize 60 yaşında iken 70 yaşından daha  fazla ihtiyacımız olacaktır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286">Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU&#8217;dan Taşkın Riskine Karşı Güçlü Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isudan-taskin-riskine-karsi-guclu-onlem-581798</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 07:44:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[dere]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[Hattın]]></category>
		<category><![CDATA[islah]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[metrelik]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskine]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581798</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, iklim değişikliği ve ani yağışların yol açtığı taşkın riskine karşı güçlü ve kalıcı yatırımlarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isudan-taskin-riskine-karsi-guclu-onlem-581798">İSU&#8217;dan Taşkın Riskine Karşı Güçlü Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, iklim değişikliği ve ani yağışların yol açtığı taşkın riskine karşı güçlü ve kalıcı yatırımlarını sürdürüyor. Çayırova Özgürlük Mahallesi’nden başlayıp Gebze Adem Yavuz Mahallesi’ne uzanan dere hattında gerçekleştirilen ıslah çalışmaları, yalnızca taşkın riskini azaltmakla kalmıyor; bölgeye modern ve estetik bir görünüm de kazandırıyor.</p>
<p>DERE ISLAHI VE ALTYAPI EL ELE<br />Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle düzensiz ve şiddetli yağışlar artarken bu durum, kentlerde taşkın ve sel riskini de beraberinde getiriyor. İSU, Çayırova ilçesinde başlattığı proje kapsamında 515 metrelik dere ıslahını hayata geçiriyor. Islah kapsamında yürütülen 325 metrelik kapalı menfez hattının 240 metresi tamamlandı, kalan 85 metrede ise imalatlar hızla sürüyor. Açık (U tipi) menfez bölümünde ise 190 metrelik hattın 80 metresi bitirilirken, geriye kalan 110 metrede çalışmalar aralıksız devam ediyor. Mahalle sınırından geçen dere hattı tamamlandığında her iki mahalleye de güvenli ve modern bir altyapı kazandıracak.</p>
<p>KANALİZASYON, YAĞMUR SUYU VE İÇME SUYU HATLARI YENİLENİYOR<br />Çayırova’da dere ıslahıyla eş zamanlı sürdürülen altyapı yatırımlarıyla bölgeye daha güçlü ve uzun ömürlü bir sistem kazandırılıyor. Bu kapsamda kanalizasyon hattında 400 milimetre çapındaki betonarme borularla planlanan 600 metrelik imalatın 400 metresi tamamlandı. Yağmur suyu hattında 500 milimetre çapında borularla 180 metrelik yeni hat inşa edilirken içme suyu hattında ise 100 milimetre çapındaki duktil font borularla planlanan 1.100 metrelik imalatın 260 metresi tamamlandı. Kalan 840 metrelik bölümde çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.</p>
<p>SÜRDÜRÜLEBİLİR ALTYAPI, GÜVENLİ GELECEK<br />İSU Genel Müdürlüğü, ani hava olaylarına karşı dirençli şehir altyapıları inşa etmeyi sürdürüyor. Çayırova’da yürütülen dere ıslahı ve altyapı çalışmalarıyla yalnızca bugünün ihtiyaçları değil, gelecekte yaşanabilecek riskler de öngörülerek kalıcı ve sürdürülebilir çözümler hayata geçiriliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isudan-taskin-riskine-karsi-guclu-onlem-581798">İSU&#8217;dan Taşkın Riskine Karşı Güçlü Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menderes&#8217;te Su Taşkınlarına Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mendereste-su-taskinlarina-onlem-580475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 08:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[menderes]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[taşkınlarına]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menderes’te artan yağışlar öncesi Menderes Belediyesi, İZSU ile gerçekleştirdiği ortak çalışma ile dere yatakları ve kanalları temizledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mendereste-su-taskinlarina-onlem-580475">Menderes&#8217;te Su Taşkınlarına Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menderes’te artan yağışlar öncesi Menderes Belediyesi, İZSU ile gerçekleştirdiği ortak çalışma ile dere yatakları ve kanalları temizledi. <br />Menderes Belediyesi, artan yağışlar ve yaklaşan kış öncesi su taşkınlarına karşı önlem alıyor. Belediye Temizlik İşleri Müdürlüğü ve Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin İZSU ile gerçekleştirdiği ortak çalışma ile Özdere ve Gümüldür’deki dere yatakları ve kanallar temizlendi. Su yollarındaki tüm çöpler, ağaç dalları toplanırken dere yatakları da kepçelerle düzenlendi. <br />Sağlık ve güvenlik önceliğimiz<br />Konu hakkında açıklama yapan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, “Sonbahar ve kış aylarında artacak olan yağışlar öncesi önlemimizi alıyoruz. Vatandaşlarımızı mağdur edebilecek su taşkınlarının önüne geçiyoruz. Vatandaşlarımızın sağlığı ve güvenliği bizim önceliğimiz. İlçemizin her bir noktasında çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mendereste-su-taskinlarina-onlem-580475">Menderes&#8217;te Su Taşkınlarına Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 12:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kül]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurundan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları, sağlık açısından riskler barındırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159">Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülke genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları, sağlık açısından riskler barındırabiliyor. Külleri solumanın zararlı olduğunu vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, kurşun, kadmiyum, nikel ve arsenik gibi metaller içeren kül partiküllerinin akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek astımı kötüleştirebileceği ve nefes almayı zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Külün çöktükten sonra rüzgâr veya insan faaliyetleriyle yeniden havada asılı kalarak haftalarca hatta aylarca hava kalitesini etkilemeye devam edebileceği uyarısında bulunan Osman El Jundi, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını, kapı ve pencerelerin kapalı tutulmasını ve dışarda maske kullanılmasını önerdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, yurt genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları ve korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Külleri solumak sağlık açısından zararlı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yangın sonrası oluşan kül partiküllerinin atmosferdeki bulutlar ile birleştiğinde kül yağmuru şeklinde sağlığı tehdit eden ilave bir tehlike oluşturabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Direkt olarak külleri solumak sağlımız için zararlıdır. Kül, tehlikeli bir atık maddesi olarak sınıflandırılmasa da kurşun, kadmiyum, nikel ve arsenik gibi metaller; eski evlerden veya diğer binalardan gelen asbest ve yakıcı maddeler gibi tehlikeli maddelerin izlerini içermektedir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astımı kötüleştirebilir, nefes almayı zorlaştırabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Külde bulunan maddelerin oluşturacağı sağlık sorunlarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “İnce partiküller akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek astımı kötüleştirebilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Külde asbest, nikel, arsenik veya kadmiyum varsa, bu maddeler kansere neden olabileceğinden, bunlara maruz kalma özellikle endişe vericidir. Küldeki maddeler çeşitlilik gösterdiğinden, her zaman dikkatli olmak en iyisidir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik hastalığı olanlar dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle KOAH ve alerjik astım gibi kronik hastalığı olanlar açısından oluşabilecek etkileri de anlatan Osman El Jundi, “K</span></span></span><span><span><span>ül parçacıkları o kadar ince olabilir ki akciğerlerin derinliklerine kadar solunabilir. Yüksek maruziyetle, sağlıklı bireyler bile artan öksürük ve tahrişle birlikte göğüs rahatsızlığı yaşayabilir. Burun tahrişi ve burun akıntısı gibi yaygın akut (kısa süreli) semptomlar görülebilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanser riski ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yangın sonrası temizlik çalışmaları nedeniyle yangın bölgesinde kül ve yangının diğer ürünlerine maruz kalınabileceğini ifade eden Osman El Jundi, “Bu durum da gözlerin, burnun veya cildin tahriş olmasına, öksürük ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Akciğerlere derinlemesine solunan kül partikülleri ise astım ataklarına neden olabilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Uçan külde bulunan bileşenlere maruz kalmak, kişinin kanser ve diğer solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Islak kül havuzları yeraltı sularını kirletebilir ve arsenikle kirlenmiş suyun yutulması durumunda, kişinin kansere yakalanma riski artar” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kül uzun süre hava kalitesini etkileyebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kül yağmurlarından korunmak için alınabilecek önlemlere değinen Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Kül, çöktükten sonra rüzgâr veya insan faaliyetleriyle yeniden havada asılı kalarak haftalarca hatta aylarca hava kalitesini etkilemeye devam edebilir. Kendinizi ve ailenizi kül yağışından korumanın en iyi yolu önceden plan yapmaktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Pencere ve kapıları kapalı tutun</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle yangın bölgesinde maske kullanılmasını tavsiye eden Osman El Jundi, pencere ve kapıların mümkün olduğunca kapalı tutulması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Sıcak hava olmasına rağmen olabildiği kadar evin içerisinde kalmak, kül yağmurun etkilerinden korumak için en etkili yöntemdir. Dışarıdaysanız, mümkün olan en kısa sürede sığınacak bir yer arayın. Araç kullanmanız gerekiyorsa, düşük hızlarda sürün ve bol miktarda ön cam yıkama sıvısı bulundurduğunuzdan emin olun. HEPA filtreli veya N-95 filtreli maskeler, küldeki zararlı ince parçacıkları filtreleyeceği için özelikle dışarda görevi olan kişiler tarafından temin edilmelidir. Pencere ve kapıları mümkün olduğunca kapalı tutun. Evcil hayvanlarınızı mümkün olduğunca içeride tutun. İçeri girdiğinizde evcil hayvanları fırçalayın veya elektrik süpürgesiyle süpürün. Önemli bilgiler için yerel yetkilileri dinleyin. Orman yangını sonrası temizlik yaparken kendinizi zararlı küllerden koruyun.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159">Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhsan Taş Uyarıyor: Sinema Ölüyor, Sektör Acil Önlem Almalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ihsan-tas-uyariyor-sinema-oluyor-sektor-acil-onlem-almali-555897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 00:05:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha önce bir çok başarılı projelere imza atan Türk sinemasının ödüllü yönetmenlerinden İhsan Taş, sinema sektöründeki kötü gidişatla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ihsan-tas-uyariyor-sinema-oluyor-sektor-acil-onlem-almali-555897">İhsan Taş Uyarıyor: Sinema Ölüyor, Sektör Acil Önlem Almalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce bir çok başarılı projelere imza atan Türk sinemasının ödüllü yönetmenlerinden İhsan Taş, sinema sektöründeki kötü gidişatla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Başarılı yapımcı ve yönetmen, sektördeki çöküşün nedenlerini değerlendirirken şu ifadeleri kullandı: “Filmleri milyonlarca kişi tarafından izlenen belli başlı bir kaç isim vardı. İnsanlar sinemaya o isimlerin filmlerini izlemeye giderken, salonlardaki diğer filmlerin afişlerini de görüp, onlara da şans verirdi. Böylece salonlar canlı, sinema güçlü kalırdı. Ama o isimler dijital platformlara geçince, sinema adeta öksüz kaldı. Şimdi gelinen noktada salonlar boş, gişeler sessiz. Bence bugünkü kötü gidişatın en büyük sorumluları, sinemadan beslenip sonra arkasını dönenlerdir.”</p>
<p>İhsan Taş, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıklarla insanların artık sinema kültüründen uzaklaştığını da vurgulayarak; “Elbette teknoloji ilerliyor, yeni mecralar kaçınılmaz. Ama sinema sadece bir ekran değil, bir ruhtur. Karanlıkta yüz yüze gelen insanların kurduğu bir büyüdür. O büyü kaybolursa, sadece salonlar değil, hikâyeler de sessizleşir.”</p>
<p><strong>“SİNEMAYI TERK ETMEYİN, SAHİP ÇIKIN!”</strong></p>
<p>İhsan Taş, açıklamasının sonunda yapımcılara, yönetmenlere ve oyunculara da çağrıda bulunarak; “Sinemaya küsmeyin. Gelin, sinemayı hep birlikte yeniden ayağa kaldıralım. Çünkü eğer sinema çökerse, sadece bir sektör değil, <strong>hayallerimizi, kültürümüzü ve gelecek kuşaklara miras bırakacağımız o benzersiz ruhu da sonsuza dek kaybederiz.</strong>” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ihsan-tas-uyariyor-sinema-oluyor-sektor-acil-onlem-almali-555897">İhsan Taş Uyarıyor: Sinema Ölüyor, Sektör Acil Önlem Almalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En büyük önlem, dikkat ve hassasiyet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-buyuk-onlem-dikkat-ve-hassasiyet-553668</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2025 09:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, orman yangınlarına karşı vatandaşları dikkatli olmaya davet etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-buyuk-onlem-dikkat-ve-hassasiyet-553668">En büyük önlem, dikkat ve hassasiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir İtfaiyesi, yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan orman yangınları konusunda vatandaşları uyardı. Yetkililer, en büyük önlemin vatandaşlar tarafından gösterilecek dikkat ve hassasiyet olduğunu vurguladı.</p>
<p><b> KOCAELİ İTFAİYESİ’NDEN YANGIN UYARISI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, artan hava sıcaklıkları, kuvvetli rüzgârlar ve düşen nem oranlarına bağlı olarak oluşabilecek orman yangınları konusunda vatandaşları dikkatli olmaya davet etti. Büyükşehir İtfaiyesi, yangın riskine karşı önleyici tedbirler ile 24 saat esaslı görev yaparken, en büyük önlemin vatandaşlar tarafından gösterilecek dikkat ve hassasiyet olduğunu vurguladı.</p>
<p><b>ORMAN YANGIN RİSKİ CİDDİ SEVİYEYE ULAŞTI</b></p>
<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte orman yangını riskinin ciddi seviyelere ulaştığını belirten Kocaeli İtfaiyesi, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Yapılan açıklamada, orman yangınlarının önlenmesi adına başta anız ve bahçe temizliği amacıyla kesinlikle ateş yakılmaması gerektiği belirtildi. Ayrıca, çöp ve sigara izmaritlerinin ormanlık alanlara ya da yol kenarlarına atılmaması konusunda da uyarı yapıldı.</p>
<p><b>112 ACİL ÇAĞRI MERKEZİNE BİLGİ VERİLMELİ</b></p>
<p>İtfaiye yetkilileri, tarım arazilerinde çalışan iş makinelerinin yanında mutlaka yangın söndürme tüpü ve su tankeri bulundurulması gerektiğini, ormanlık alanlarda yasaklanan bölgelere girilmemesi ve izin verilen alanlar dışında piknik yapılmaması gerektiğini vurguladı. Herhangi bir duman veya ateş görülmesi durumunda ise derhal 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verilmesi istendi. Orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin önlem almak olduğu belirtilirken toplumsal farkındalık ve iş birliğinin hayati önem taşıdığı bir kez daha hatırlatıldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-buyuk-onlem-dikkat-ve-hassasiyet-553668">En büyük önlem, dikkat ve hassasiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumurta ihracatına önlem: Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan izin alınacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yumurta-ihracatina-onlem-ticaret-bakanligindan-izin-alinacak-552714</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 07:22:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlığından]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatına]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ticaret Bakanlığı, “İhracı Kayda Bağlı Mallar Listesi”ne tavuk yumurtaları (Gallus domesticus türü) da ekledi. Bu kapsamda, yumurta ihracatı artık kayıt altına alınarak yapılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurta-ihracatina-onlem-ticaret-bakanligindan-izin-alinacak-552714">Yumurta ihracatına önlem: Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan izin alınacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Türkiye&#8217;den </strong>ihraç edilecek tavuk yumurtaları için <strong>kayda bağlı ihracat </strong>sistemi işletilecek.</p>
<p>Böylece tavuk yumurtası ihraç etmek isteyen kuruluşlar<strong> Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan izin alacak.</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı&#8217;nın yayımladığı tebliğ bugünden itibaren geçerli oldu.</p>
</div>
<div>
<p><b>Kayda bağlı ihracat nedir?</b></p>
</div>
<div>
<p>Gümrük müsteşarlığı tarafından ihracatı yapılacak malların bazıları için bazı kurallar belirleniyor. Bu amaçla ihracı gerçekleştirilecek olan ürünlerin kayıt altına alınması ve işlemlerinin bu şekilde yürütülmesi işlemlerine kayda bağlı ihracat deniliyor.</p>
</div>
<div>
<p>Kayda bağlı ihracat kapsamına alınan mallar <strong>Resmi Gazete&#8217;de </strong>yayımlanıyor.</p>
</div>
<div>
<p>İhracat yapan firmaların ihraç edeceği ürünler yayınlanan bu listede yer alıyor ise ihracat işlemleri ile ilgili olarak ilgili gümrük müsteşarlığına başvuru yapılması ve <strong>ihracatın </strong>kayıt altına alınması gerekiyor.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurta-ihracatina-onlem-ticaret-bakanligindan-izin-alinacak-552714">Yumurta ihracatına önlem: Ticaret Bakanlığı&#8217;ndan izin alınacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİKAV, &#8216;ÖNLEM AL, GÜVENDE KAL&#8217; PROJESİ İLE 2025 YILI BOYUNCA 28 LOKASYONDA YAŞAYAN KADINLARA ULAŞMAYI HEDEFLİYOR TİKAV, &#8220;Önlem Al, Güvende Kal&#8221; Projesi ile Kırsal Bölgelerde Yaşayan Kadınlara Afetlerden Korunma Eğitimi Veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tikav-onlem-al-guvende-kal-projesi-ile-2025-yili-boyunca-28-lokasyonda-yasayan-kadinlara-ulasmayi-hedefliyor-tikav-onlem-al-guvende-kal-projesi-ile-kirsal-bolgelerde-yasayan-kadinlara-afetlerden-korun-550078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 07:49:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgelerde]]></category>
		<category><![CDATA[boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[güvende]]></category>
		<category><![CDATA[hedefliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[kal]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[lokasyonda]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[tikav]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşmayi]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akfen Holding’in kurucusu olduğu ve sosyal sorumluluk projeleriyle toplumun farklı kesimlerine destek olmayı amaçlayan Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), ‘Önlem Al, Güvende Kal’ projesi kapsamında kırsal bölgelerde yaşayan kadınlara yönelik afet farkındalığı eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tikav-onlem-al-guvende-kal-projesi-ile-2025-yili-boyunca-28-lokasyonda-yasayan-kadinlara-ulasmayi-hedefliyor-tikav-onlem-al-guvende-kal-projesi-ile-kirsal-bolgelerde-yasayan-kadinlara-afetlerden-korun-550078">TİKAV, &#8216;ÖNLEM AL, GÜVENDE KAL&#8217; PROJESİ İLE 2025 YILI BOYUNCA 28 LOKASYONDA YAŞAYAN KADINLARA ULAŞMAYI HEDEFLİYOR TİKAV, &#8220;Önlem Al, Güvende Kal&#8221; Projesi ile Kırsal Bölgelerde Yaşayan Kadınlara Afetlerden Korunma Eğitimi Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akfen Holding’in kurucusu olduğu ve sosyal sorumluluk projeleriyle toplumun farklı kesimlerine destek olmayı amaçlayan <strong>Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), ‘Önlem Al, Güvende Kal’</strong> projesi kapsamında kırsal bölgelerde yaşayan kadınlara yönelik afet farkındalığı eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor. TİKAV, hayatın her alanında farkındalık yaratmayı sürdürürken Akfen Yenilenebilir Enerji A.Ş.’nin finansörlüğü ile <strong>RES, GES VE HES</strong> projelerinin olduğu kırsal yerlerde ikamet eden kadınları ve onların ailelerini desteklemeyi önceliklendiriyor.</p>
<p>Akfen Yenilenebilir Enerji’nin hidroelektrik (HES), güneş (GES) ve rüzgâr (RES) santrallerinin bulunduğu bölgelerde yürütülen ‘Önlem Al, Güvende Kal’ projesi ile bugüne <strong>kadar Trabzon, Giresun, Malatya, Elazığ, Erzurum, Muğla, Denizli ve Aydın</strong> illerinde eğitimler başarıyla gerçekleştirildi. Bu eğitimlerde kadınlara; afet öncesinde alınabilecek önlemler, afet anında doğru hareket tarzları ve afet sonrasında dayanışma temelli iyileşme süreçleri hakkında bilgi verildi. Katılımcılara ayrıca afetlerin kadınlar üzerindeki sosyal, ekonomik ve psikolojik etkileri de aktarıldı.</p>
<p>TİKAV, <strong>“Önlem Al, Güvende Kal”</strong> projesi kapsamında 2025 yılı sonuna kadar Türkiye genelinde toplam 28 farklı kırsal lokasyonda 25 eğitim düzenlemeyi hedefliyor. Proje, afet risklerinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan kadınları bilinçlendirerek, bireysel ve toplumsal dayanıklılığı artırmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>TİKAV BUGÜNE KADAR 5 FARKLI ULUSAL</strong></p>
<p><strong>PROJEDE 9 BİN 300 KADINA ULAŞTI</strong></p>
<p>TİKAV ile Akfen Yenilenebilir Enerji birlikteliğinde 2017 yılında <strong>“Evde Okullu Olduk”</strong> projesiyle 0-6 yaş grubu çocukların gelişimi konusunda <strong>15 bölgede</strong> <strong>800 kadına</strong> ulaşıldı. Sağlık olarak belirlenen 2018 yılının temasında <strong>“Önce Sağlık”</strong> projesiyle <strong>17 bölgede</strong> <strong>1500 kadına sağlık eğitimi </strong>verildi. 2019 yılıyla birlikte başlayan <strong>“Hijyen Sağlıktır”</strong> projesinde de <strong>26 farklı noktada 2 bin kadın</strong>a ulaşıldı.</p>
<p>Pandeminin ardından hayata geçirilen <strong>“Tasarruf Evimizde, Gelecek Elimizde”</strong> projesi ile çevresel ve ekonomik sorunlarının etki boyutunun arttığı günümüzde aile içerisinde tasarruf yöntemlerinin benimsenmesi ve doğa ile uyumlu bir yaşam tarzının sağlanması konusunda Akfen Yenilenebilir Enerji’ye ait enerji santralleri bölgelerinde yaşayan <strong>2500 kadına</strong> eğitim verildi. <strong>‘Dijitaldeki Ayak İzimiz’</strong> projenin de uygulanması ile birlikte 5 farklı sosyal sorumluluk projesinde yaklaşık <strong>9 bin 300 kadına </strong>çeşitli konularda yüz yüze eğitim verilmiş oldu. Projelerle dolaylı olarak ulaşılan kişi sayısı ise 20 bini aştı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tikav-onlem-al-guvende-kal-projesi-ile-2025-yili-boyunca-28-lokasyonda-yasayan-kadinlara-ulasmayi-hedefliyor-tikav-onlem-al-guvende-kal-projesi-ile-kirsal-bolgelerde-yasayan-kadinlara-afetlerden-korun-550078">TİKAV, &#8216;ÖNLEM AL, GÜVENDE KAL&#8217; PROJESİ İLE 2025 YILI BOYUNCA 28 LOKASYONDA YAŞAYAN KADINLARA ULAŞMAYI HEDEFLİYOR TİKAV, &#8220;Önlem Al, Güvende Kal&#8221; Projesi ile Kırsal Bölgelerde Yaşayan Kadınlara Afetlerden Korunma Eğitimi Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri İçin Mucizevi Önlem: Mamografi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-icin-mucizevi-onlem-mamografi-458596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 07:52:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[mucizevi]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme Kanseri ciddi bir sağlık sorunudur ve önemi oldukça büyüktür. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı artar, bu nedenle düzenli meme muayeneleri ve mamografi taramaları önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-icin-mucizevi-onlem-mamografi-458596">Meme Kanseri İçin Mucizevi Önlem: Mamografi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi bölümünden Prof. Dr. Abut Kebudi meme kanserini ve mamografinin önemini detaylandırdı.</p>
<p>Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir, batı ülkelerinde her 8 kadından 1’inde gelişebilmektedir.</p>
<p>Erken tanı hayat kurtarıcı olmakta ve en az tedavi ile en iyi sonuçlar alınabilmektedir. Erken tanı için, kadınların 20 yaşından itibaren risk durumuna uygun sıklıkta doktora başvurmaları çok önemlidir.</p>
<p>Tanıda önemli olan konular öncelikle; </p>
<ul>
<li>Hastanın ayda bir kendi kendini muayenesi, </li>
<li>Doktor muayenesi, </li>
<li>Görüntüleme yöntemlerine başvurulması ve</li>
<li>Nihayetinde biyopsi yapılması şeklinde ifade edilebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Meme Kanseri Bulguları</strong>: Memede sertlik, ciltte kızarıklık, ciltte ödem, ciltte çekinti, meme başında iyileşmeyen yara, koltukaltında sertlik.</p>
<p>Meme kanseri tanısında “Mamografi” en değerli görüntüleme yöntemidir. Özellikle 40 yaşından sonra taramada çok yararlıdır. Öncesinde genellikle ultrasonu ve risk yüksek ise MR’ı tercih etmekteyiz. Ayrıca, bazen hastada hiçbir şikayet yoktur, muayenede de bir özellik yoktur, ama görüntüleme yapıldığında görülen bazı yapısal bozukluklar ile kanserden şüphelenilebilir.(Muayenede belirti vermeyen kanserler) </p>
<p>Aile hikayesi çok önemlidir, ailede birden fazla kişide meme kanseri olması, iki taraflı meme kanseri olması, erkek meme kanseri olması, erken yaşta meme kanseri olması durumunda “Genetik Araştırma” yapılmalıdır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-icin-mucizevi-onlem-mamografi-458596">Meme Kanseri İçin Mucizevi Önlem: Mamografi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den trafik güvenliğine önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-trafik-guvenligine-onlem-431567</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:38:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğine]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir teknolojik yatırımlarla şehir içi trafiğini rahatlatmak için çalışmalarını sürdürürken, trafik güvenlik ekipmanları iyileştirme çalışmalarına 2023 yılında da devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-trafik-guvenligine-onlem-431567">Büyükşehir&#8217;den trafik güvenliğine önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir teknolojik yatırımlarla şehir içi</p>
<p>trafiğini rahatlatmak için çalışmalarını sürdürürken, trafik güvenlik ekipmanları</p>
<p>iyileştirme çalışmalarına 2023 yılında da devam etti.</p>
<p>YATAY İŞARETLEME İMALATLARI</p>
<p>Ulaşımda yatırımları hayata geçiren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaya ve</p>
<p>sürücü güvenliği için trafik güvenlik ekipmanları iyileştirme çalışmalarına</p>
<p>devam ediyor. Ulaşım Dairesi Başkanlığı Trafik Hizmetleri Şube Müdürlüğü</p>
<p>bünyesinde 11 ve 12 etap yatay trafik işaretlemeleri yapım işi kapsamında bir</p>
<p>yılda şehir içinde 128 bin 974 metre, kırsalda 113 bin 141 metre şerit çizgisi,</p>
<p>bin 705 adet yaya geçidi çizgisi işi yapıldı. 2023 yılı asfalt ile hız kesici kasis</p>
<p>yapılması işi kapsamında ise 5 bin 411 metre (713 adet) hız kesici kasis</p>
<p>konuldu. 2023 yılı otokorkuluk imalatı işi kapsamında 18 bin 355 metre</p>
<p>otokorkuluk imalatı yapıldı.</p>
<p>SİNYALİZASYON İMALATLARI</p>
<p>2023 yılı içerisinde trafik sinyalizasyon sistemleri imalatı yapım işi kapsamında</p>
<p>9 yaya sinyalizasyon kavşağı, 6 tam adaptif sinyalizasyon kavşağı, 25 revize</p>
<p>edilen sinyalizasyon kavşağı, 9 UKOME kararı gereği demontajı yapılan</p>
<p>sinyalizasyon kavşağı imal edildi. Ayrıca 1 uyarı ikaz flaşör sistemi, 82 adet</p>
<p>loop sensör imalatı, 80 UPS cihazı montajı yapılan sinyalizasyon kavşağı, 4</p>
<p>bin 950 sinyalizasyon kavşaklarına yapılan bakım ve onarım müdahalesi ve 30</p>
<p>metre ledli zemin yaya sistemi yapıldı.</p>
<p>KÖY YOLLARINA MÜDAHALE</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kırsal bölgelerdeki vatandaşların hayatına değer</p>
<p>katan yatırım ve hizmetlerine de aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda kırsalda</p>
<p>15 bin 643 adet levha yapımı ve onarımı, 9 bin 578 adet levha direği yapımı ve</p>
<p>onarımı, 11 bin 886 adet aplikasyon levha imalatı, 865 metre kauçuk kasis</p>
<p>montajı ve 773 metre kauçuk kasis sökümü yapıldı. </p>
<p>LEVHA MONTAJI VE ONARIMI</p>
<p>Trafik Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nce bir yılda 3 bin 749 adet direk, bin 902</p>
<p>adet delinatör, 6 bin 170 adet levha onarımı veya sökümü gerçekleşti. Ayrıca 9</p>
<p>bin 917 adet levha, 5 bin 028 adet direk, 4 bin 814 adet delinatör, 250 adet</p>
<p>sınır elemanı montajı ve 328 adet plastik refuj başı montajı yapıldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-trafik-guvenligine-onlem-431567">Büyükşehir&#8217;den trafik güvenliğine önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Yılda Bir Önlem Amaçlı Mamografi Çekilmeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2-yilda-bir-onlem-amacli-mamografi-cekilmeli-417314</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 07:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri; meme dokusunda yer alan hücrelerin mutasyona uğrayıp, değişmesi ve sonrasında kontrolsüz çoğalması sonucu oluşmaktadır. Dünyada ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen kanserdir. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-yilda-bir-onlem-amacli-mamografi-cekilmeli-417314">2 Yılda Bir Önlem Amaçlı Mamografi Çekilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meme Kanseri Nedir?</strong></p>
<p>Meme kanseri; meme dokusunda yer alan hücrelerin mutasyona uğrayıp, değişmesi ve sonrasında kontrolsüz çoğalması sonucu oluşmaktadır. Dünyada ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen kanserdir. </p>
<p>Henüz hastalığın klinik bulgular ortaya çıkmadan önce erken evrelerde (duktal karsinoma in situ evresi gibi) tespit edilen meme kanserlerinde hastaların yaşam kalitelerinde bozulma olmadan tedavileri daha kolay ve daha başarılı olmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Meme kanseri için risk faktörleri nelerdir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değiştirilemeyen Risk Faktörleri</strong></p>
<p>1-Cinsiyet: Meme kanserinde kadınlar erkeklere göre 100 kat daha fazla risk altındadır.</p>
<p>2-Yaş: Yaşlanma ile özellikle 40 yaş ve üzerinde meme kanseri riski artmaktadır. </p>
<p>3-Ailede meme kanseri öyküsü ve BRCA1/BRCA2 gibi belirli gen mutasyonlarına sahip olmak: Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri görülmesi riskini iki kat arttırmaktadır.</p>
<p>4- Memenin yapısal özellikleri: Yoğun meme dokusuna sahip olunması,</p>
<p>5-Erken adet görmek(12 yaşından önce) ve geç adetten kesilmek(55 yaşından sonra)</p>
<p>6- Daha öncesinde lenfoma ve benzeri bir hastalıktan dolayı memeyi de içine alacak şekilde göğüs kafesi bölgesine radyo terapi almak</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Değiştirilebilir Risk Faktörleri</strong></p>
<p>1-Hareketsiz bir yaşam sürmek,</p>
<p>2-Fazla kilolu veya şişman (obez) olmak, </p>
<p>3-Hiç doğum yapmamış olmak, </p>
<p>4-35 yaşından sonra doğum yapmış olmak, </p>
<p>5-Hiç bebek emzirmemiş olmak, </p>
<p>6-Menapoz sonrası uzun süreli hormonal tedavi kullanmak, </p>
<p>7-Sigara içmek,</p>
<p>8-Fazla alkol tüketmek,</p>
<p><strong>Meme kanserinin belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Kadınların memelerini tanımaları belirtileri fark etmek açısından önemlidir. Yirmi yaşından başlayarak, her ay düzenli olarak kendi memelerini muayene eden kadınların, memelerinde oluşabilecek en ufak değişikliği bile erkenden fark etmeleri mümkündür. Meme kanserinin en sık rastlanan belirtileri arasında memede ağrısız, zamanla büyüyen bir sertliğin (kitlenin) ele gelmesidir.</p>
<p><strong>Ayrıca ele gelen kitle olsa da olmasa da aşağıdaki belirtiler meme kanserinde görülebilmektedir: </strong></p>
<ul>
<li>Bir memenin tamamının veya bir kısmının şişmesi, </li>
<li>Memede ya da meme ucunda ağrı, </li>
<li>Tek taraflı meme ucunda akıntı (özellikle kanlı akıntı),</li>
<li>Meme derisinde kaşıntı ve </li>
<li>Yanmayla belirginleşen egzama. </li>
<li>Meme ucunda çekilmeler, </li>
<li>Memede portakal kabuğu görünümü oluşması bulunmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Meme kanseri tanısı nasıl konur?</strong></p>
<p><strong>Kendi kendine meme muayenesi yapılmalı!</strong></p>
<p>Kadınlar 20’li yaşlardan itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Bu muayene sırasında ayna karşısına geçilerek her iki memenin görüntüsünün simetrik olup olmadığına bakmalı, meme başı ve derisinde çökme/çekilme, deride kızarıklık ve ödem olup olmadığı incelenmelidir. Memede bir kitle veya her zamankinden farklı bir görünüm fark edildiğinde hemen doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Yılda 1 kez klinik meme muayenesi önemli!</strong></p>
<p>Kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kez de doktora meme muayenesi olması önerilmektedir. Eğer birinci derece akrabalarında meme kanseri tanısı alan varsa, bu muayeneler, kanser tanısı alan akrabanın tanı aldığı yaştan beş yıl öncesinden başlamalıdır.</p>
<p><strong>2 yılda bir önlem amaçlı mamografi çekilmeli!</strong></p>
<p>Ülkemizde, 40-69 yaş aralığında klinik şikâyeti olmayan kadınlarda meme kanserinin erken tanısı koyabilmek amaçlı tarama testidir. Yıllık veya kişiye göre 2 yılda bir çekilebilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tedaviyi şekillendiren önemli unsurlar nelerdir?</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavisinde her bir kadının kendi meme kanserinin özelliklerine göre, yani kişiye özel yapılmaktadır. Tedavi kararında hastalığın memedeki yerleşim yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının var olup olmaması gibi birden fazla faktör göz önünde bulundurulmaktadır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2-yilda-bir-onlem-amacli-mamografi-cekilmeli-417314">2 Yılda Bir Önlem Amaçlı Mamografi Çekilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz Riskini Azaltacak 7 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osteoporoz-riskini-azaltacak-7-onlem-415397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 10:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltacak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osteoporoz vücutta kemik mineralinin bozulmasıyla kemiklerin zayıflamasına ve kırılganlaşmasına neden olan, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen bir hastalıktır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osteoporoz-riskini-azaltacak-7-onlem-415397">Osteoporoz Riskini Azaltacak 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osteoporoz vücutta kemik mineralinin bozulmasıyla kemiklerin zayıflamasına ve kırılganlaşmasına neden olan, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen bir hastalıktır. Osteoporozda kemikler çok kırılgan hale gelir ve bununla birlikte düşme, eğilme veya öksürme gibi hafif stresler bile kırılmaya neden olabilir. Osteoporoza bağlı kırılmalar en sık kalça, el bileği veya omurgada meydana gelir. Hastalığın kendine özgü bir belirtisi yoktur. Boy uzunluğunda kısalma, yaygın vücut ve sırt ağrısı, travma içermeyen kemik kırıkları osteoporoz belirtileri arasında sayılabilir. Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. Ayşe Yener Güçlü “20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü” nedeniyle, osteoporoz hakkında merak edilenleri paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>İleri yaş kadınlar risk grubunda</strong></p>
<p>Kemik sürekli olarak parçalanan ve yenilenen canlı bir dokudur. Osteoporoz, yeni kemik oluşumunun eski kemik kaybına ayak uyduramaması durumunda ortaya çıkar. Osteoporoz tüm ırklardan kadın ve erkekleri etkiler. Ancak beyaz ve Asyalı kadınlar, özellikle de menopozu geçmiş yaşlı kadınlar en yüksek risk grubunda yer almaktadır. İlaçlar, sağlıklı beslenme ve ağırlık kaldırma egzersizleri kemik kaybını önlemeye veya zaten zayıf olan kemikleri güçlendirmeye yardımcı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Osteoporoz aşağıdaki gruplarda görülebilir;</strong></p>
<ul>
<li>Genetik yatkınlığı olanlarda</li>
<li>Tiroid ve paratiroid hastalarında </li>
<li>Adrenal bez hastalıklarında </li>
<li>Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımında </li>
<li>İleri derecede böbrek yetmezliği olan kişilerde </li>
</ul>
<p><strong>Kemik ölçümü yaptırmayı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Osteoporozun en sık görülme yerleri olan el, bilek, kalça ve omurga bölgelerinden yapılan kemik yoğunluk ölçümü yani DEXA ölçümü ile tanı konmaktadır. Bunun yanında hastalığın sebebinin araştırılması ve seyrinin belirlenmesi amacıyla kan ve idrar tahlilleri istenebilir. Osteoporoz tedavisi olan bir hastalıktır. Tanı sonrası tedavi başlanan hastalar düzenli kontrollerini aksatmamalı ve yıllık DEXA ölçümlerini yaptırmalıdır. Bu sayede olabilecek yan etkilerden ve kemik kırılması riskinden korunma sağlanabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Osteoporoz riskini azaltmak için bunlara dikkat edin;</strong></p>
<ol>
<li>Düzenli ve dengeli beslenin </li>
<li>D vitamini ve kalsiyum takviyeleri kullanmayı ihmal etmeyin</li>
<li>Haftada 2-3 gün ortalama 30 dakika tempolu yürüyüş yapın</li>
<li>Yük bindirici ve kas kuvvetlendiren egzersizler yaparak kaslarınızı kuvvetlendirin</li>
<li>Sigara ve alkol kullanmayın</li>
<li>Osteoporoz riski oluşturabilecek ilaçlardan kaçının</li>
<li>Kronik hastalığınız varsa takip ve tedavisini aksatmayın</li>
</ol>
<p><strong>Erken menopoza girenler dikkat!</strong></p>
<p>Erken menopoza giren kişilerin, birkaç ay boyunca kortikosteroid kullananların ya da ebeveynlerden herhangi birinde kalça kırığı olanların osteoporoz konusunda bir uzmana başvurması önemlidir. Osteporoz tedavisi hastanın yaşı, cinsiyeti, eşlik eden hastalıklarının olup olmadığı ve hastalığın şiddeti göz önünde bulundurularak planlanır. Daha hafif belirtilerin görüldüğü durumlarda vitamin ve mineral destekleri bir uzman tarafından önerilebilir. Hastalığın şiddetine göre kemik yapımını artırıcı ya da yıkımını önleyici tedavi yöntemleri tercih edilebilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osteoporoz-riskini-azaltacak-7-onlem-415397">Osteoporoz Riskini Azaltacak 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gribe Karşı Hayati Önlem: Grip Aşısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gribe-karsi-hayati-onlem-grip-asisi-406297</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 06:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[gribe]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her grip sezonunda milyonlarca kişi hastalığa yakalanmakta, ciddi iş gücü kaybına uğramakta, yüzbinlerce insan hastaneye yatırılmakta, on binlerce insan influenza ve komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetmektedir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gribe-karsi-hayati-onlem-grip-asisi-406297">Gribe Karşı Hayati Önlem: Grip Aşısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her grip sezonunda milyonlarca kişi hastalığa yakalanmakta, ciddi iş gücü kaybına uğramakta, yüzbinlerce insan hastaneye yatırılmakta, on binlerce insan influenza ve komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Grip virüsü damlacık, aerosol ve temas ile bulaşabilmektedir. Özellikle kapalı ortamda bulaş ihtimali artmaktadır. Covid-19 pandemisi nedeniyle kullandığımız maske, mesafe ve hijyen önlemleri grip virüsü için de koruyucudur. Son yüzyılda grip virüsüne bağlı dünyada 4 pandemi meydana gelmiştir.</p>
<p><strong>Domuz gribinde aşağıdaki semptomlar görülmektedir;</strong></p>
<ul>
<li>Boğaz ağrısı</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Ateş yüksekliği</li>
<li>Yaygın vücut ağrısı (Kas-eklem-Kemik ağrıları)</li>
<li>Burun akıntısı</li>
<li>Öksürük</li>
<li>Nefes Darlığı</li>
<li>Kusma, İshal</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Grip aşılarının hastalığın ortaya çıkmasının azalması, hastaneye yatış ve ölüm oranlarının azalmasının yanında diğer insanlara hastalığın bulaşının azalması gibi birçok faydası vardır. Grip aşısının yapılmasından iki hafta sonra koruyucu antikorlar oluşur.</p>
<p>Özellikle 65 yaşın üzerinde, astım, KOAH, Diabetes mellitus(şeker hastalığı), Kalp yetersizliği, İnme, Gebelik ve lohusalık, HIV/AIDS, Kanser hastalığı, kronik böbrek yetersizliği, bağışıklık sistemi baskılayan ilaç kullanımı, morbid obezite ve huzurevi/bakımevinde yaşayanlar kişilerde hastalık daha sık ve ağır geçmektedir. 6 ay-18 yaş arasında olan ve uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve adolesanlarda her grip sezonu aşılanmalıdırlar. Yukarıda belirtilen hastalığı olan hastaların her yıl Eylül-Ekim aylarında aşılanmaları önerilmektedir. İdeal olarak herkes Ekim ayının sonuna kadar aşılanmalıdır. İki nedenle grip aşıları her yıl tekrarlanmalıdır. Birincisi aşıya bağlı koruyucu antikorlar aylar içinde azalır. İkinci olarak da her yıl grip virüsü şekil değiştirdiği için, güncel aşıların bileşimi her yıl en yaygın virüsler için yeniden düzenlenir.</p>
<p><strong>Gebeler ve bağışıklığı düşük olanlarda canlı aşılara dikkat!</strong></p>
<p>Grip aşıları genel olarak burun yoluyla uygulanan canlı aşılar ve parenteral yolla uygulanan inaktif aşılar olarak ikiye ayrılır. Gebelik ve bağışıklık yetersizliği olan durumlarda canlı aşı uygulanmamalıdır. İnaktif(cansız) grip aşıları bu grup hastalarda tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Grip aşısının faydaları nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Grip aşısı, grip hastalığına yakalanma ihtimalinizi azaltır.</li>
<li>Grip aşısının, aşı olan ancak yine de hasta olan kişilerde hastalığın şiddetini azalttığı çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir.</li>
<li>Grip aşısı, griple ilişkili hastaneye yatış riskini azaltır.</li>
<li>Grip aşısı, belirli kronik sağlık problemlerine sahip kişiler için önemli bir önleyici araçtır.</li>
<li>Grip aşısı, hamilelik sırasında ve sonrasında hamile kişilerin korunmasına yardımcı olur.</li>
<li>Aşı olmak, bebekler ve küçük çocuklar, yaşlılar ve belirli kronik sağlık sorunları olan kişiler gibi ciddi grip hastalığına karşı daha savunmasız olanlar da dâhil olmak üzere çevrenizdeki insanları da koruyabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Grip aşısının en sık yan etkileri;</strong></p>
<ul>
<li>Aşının yapıldığı yerde ağrı, kızarıklık ve/veya şişlik</li>
<li>Baş ağrısı (düşük dereceli)</li>
<li>Ateş</li>
<li>Kas ağrıları</li>
<li>Mide bulantısı</li>
<li>Halsizlik</li>
</ul>
<p>Aşılanmayan ve hastalık semptomları olan hastaların erken teşhisi oldukça önemli olduğunu söyleyen Öztürk; ‘’Çünkü Grip virüsü özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan virüsler arasında antiviral tedavisi olan nadir virüslerden birisidir. Semptomlar başlamasından sonraki 48 saat içerisinde başlanan tedaviler ile hastalık süresi kısaltabilir, hastaneye yatış ihtimalini azaltabilirsiniz’’ dedi.</p>
<p> ‘’Akdeniz diyeti ile beslenin, kalabalık kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durun,  erişkin yaş aşılamaları için doktorunuza başvurmayı unutmayın!’’ diyerek önerilerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gribe-karsi-hayati-onlem-grip-asisi-406297">Gribe Karşı Hayati Önlem: Grip Aşısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TPF Başkanı Ömer Düzgün: &#8220;Önlem Alınmazsa 3 Kuşaktır Bu İşi Yapan Yereller, Tekelleşmeye Yenik Düşecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tpf-baskani-omer-duzgun-onlem-alinmazsa-3-kusaktir-bu-isi-yapan-yereller-tekellesmeye-yenik-dusecek-404617</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 15:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[düşecek]]></category>
		<category><![CDATA[düzgün]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kuşaktır]]></category>
		<category><![CDATA[ömer]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[tekelleşmeye]]></category>
		<category><![CDATA[tpf]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<category><![CDATA[yenik]]></category>
		<category><![CDATA[yereller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404617</guid>

					<description><![CDATA[<p>Organize gıda perakende sektörünün öncü organizasyonu Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB) 2023, yoğun bir katılımla 14'üncü kez kapılarını açtı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tpf-baskani-omer-duzgun-onlem-alinmazsa-3-kusaktir-bu-isi-yapan-yereller-tekellesmeye-yenik-dusecek-404617">TPF Başkanı Ömer Düzgün: &#8220;Önlem Alınmazsa 3 Kuşaktır Bu İşi Yapan Yereller, Tekelleşmeye Yenik Düşecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Organize gıda perakende sektörünün öncü organizasyonu Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB) 2023, yoğun bir katılımla 14&#8217;üncü kez kapılarını açtı. Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün, sektörün hızla büyüyen sorunlarına ve gelecekteki tehditlere dikkat çekerek tüm sektör oyuncularını bir araya gelmeye çağırdı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye genelinde market mağaza sayılarının 51 bini aştığını belirten Düzgün; &#8220;Gıda perakendesinin güvencesi olan yerel zincirler, rekabet gücünü hızla kaybediyor. Bir tarafta 46 bini aşkın discount ve ulusal zincirler, diğer tarafta 5 bin 500 yerel zincir. Sektörün tüm tarafları ortak hareket etmezse sadece yerel zincirler değil, yerli üreticiler ve tüm ekosistem kaybedecek. Mağaza açılışlarına yönelik önlem alınmazsa 3 kuşak bu işi yapan yerel zincirler tekelleşmeye yenik düşecek&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>Tüm market zincirleri karşısında konumlanan yeni mağaza oluşumlarına da dikkat çeken Düzgün; &#8220;Biz rekabete karşı değiliz, haksız rekabete karşıyız. Türkiye&#8217;nin şu anda yeni market mağazalarına ve oluşumlara ihtiyacı yok. Karşımızdaki yeni oluşumlar ne satıyor, hangi markayı satıyor, hangi fiyata satıyorsa, bu olanaklar bize de sunulsun. Türkiye genelindeki tüm yerel zincirler olarak market mağazalarımızda aynı fiyata satacağız&#8221; açıklamasını yaptı.</strong></p>
<p>Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) 2023, Türkiye gıda perakendesinin nabzını tutmak için kapılarını açtı. İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde bu yıl 14&#8217;üncüsü gerçekleşen zirvede sektörün önde gelen yüzlerce temsilcisi ve uzmanı &#8220;Birlik &#8211; Beraberlik&#8221; teması altında bir araya geldi. İki gün sürecek etkinlikte katılımcı ve sponsor firmalar önümüzdeki dönemde market raflarında yer alacak ürünlerini sergilerken, sektörün onlarca duayen ismi, gıda perakendesinin yarınına şekil vermek için YZB&#8217;de sahne alacak.</p>
<p>Zirvenin açılış konuşmasını yapan TPF Başkanı Ömer Düzgün, ülkece zorlu süreçlerle mücadele ettiğimize değinerek, pandemi ve devamında pandeminin ağır ekonomik etkileriyle karşılaşıldığını belirtti. Şubat ayında üst üste meydana gelen 2 deprem ile yüzyılın felaketini yaşadığımızı belirten <strong>Düzgün</strong>, &#8220;Depremler sonucunda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah&#8217;tan rahmet diliyor, acılı ailelerine sabır, halen tedavisi devam eden vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“TEK YÜREK OLMA VAKTİ”</strong></p>
<p>Ömer Düzgün, ekonomik sıkıntıların dünya genelinde ana gündem olduğunu vurgulayarak, &#8220;Yaşadığımız tüm zorluklarda millet olarak benzersiz bir dayanışma sergiliyoruz. Geçici zorluklar karşısında birlikte hareket ederek güçlü duruyoruz. Bu dayanışma ve birlik ruhunu, hayatımızın her alanına ve iş yapma şeklimize yaymak için bu yılki Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) temasını &#8216;Birlik-Beraberlik&#8217; olarak seçtik&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p>Gelecekteki tehditleri ele alan Düzgün, enflasyon gibi ekonomik sorunların yanı sıra üretim, iş gücü, tarım ve hayvancılık gibi gündem maddelerinin, ortak gayret ve dayanışma ile aşılabilineceğini vurguladı.</p>
<p>Ömer Düzgün, gıda perakendesinde şimdiye kadar sektörün farklı oyuncularının kendi iç işleyişlerine odaklandığını belirterek, &#8220;Herkes kendi stratejilerini izledi, değerli projeler hayata geçirildi ve başarı hikayeleri yazıldı. Şimdi, hep birlikte hareket etme zamanı geldi. Daha güçlü iletişim ve iş birliği gerekiyor. Eğer bugünden geleceğe dönük adımlar atmaz, ortak hedeflere ilerlemez, muhtemel sorunları öngörmez, tüketicilere alınması gereken önlemleri sunmaz ve daha şeffaf olmazsak, gelecekteki hedeflere ulaşma hayal olur&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“GELECEĞİMİZİ İNŞA EDECEĞİMİZ TÜM PROJELERDE YER ALMAK İÇİN HAZIRIZ”</strong></p>
<p>Gıda perakendesinin yeni bir yaklaşıma ihtiyacı olduğunu vurgulayan <strong>Düzgün</strong>, &#8220;Gençlerimizin marketçiliği bir meslek olarak görmelerini sağlamak için ortak adımlar atmalıyız. Aynı şekilde, gençlerimizin tarım ve hayvancılığa yönelmeleri için gereken tüm desteği sağlamalıyız. Yerel zincirler olarak, geleceğimizi şekillendirecek adımları atmak için devletimizden, otoritelerden ve sektörden gelecek tüm iş birliklerine ve her türlü projede yer almak için hazırız&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p>Sektörün binlerce paydaşını bir araya getiren etkinlikte yerel zincirlerin hiçbir zaman rekabete karşı olmadığının altını çizen <strong>TPF Başkanı</strong>, &#8220;Rekabet sektörün ve şirketlerin verimliliğini artırır, yenilikçi düşünceye teşvik eder. Şirketler rakiplerinden bir adım önde olmak için sürekli yeni çözümlere yönelir. Bu, müşteri memnuniyetini artırır, kaliteyi yükseltir, pazarın büyümesini sağlar ve ülkemiz kazanır&#8221; dedi. </p>
<p><strong>“ÖNLEM ALINMAZSA TÜM EKOSİSTEM KAYBEDECEK”</strong></p>
<p>Teknoloji ve savunma sanayi kadar, önümüzdeki süreçte yerli üretimi, tarımı, yerel işletmeleri ve sürdürülebilirliği desteklemek zorunda olduğumuzu belirten Ömer Düzgün, atılacak ilk adımın Perakende Yasası&#8217;ndaki eksikliklerin giderilmesi olduğuna işaret etti. Türkiye&#8217;de 5 ve üzeri mağazaya sahip olan market sayısının 51 binin üzerine ulaştığını belirten <strong>Düzgün</strong>, &#8220;Ülkemizde devasa boyutlara ulaşan market enflasyonuna karşı, yan yana veya üst üste açılışlar yerine bunun belirli kurallara göre yapılmasının neresi kötü? Bir tarafta 46 bini aşkın discount ve ulusal market, diğer tarafta 5 bin 500&#8217;ü aşkın yerel market bulunuyor. 5 ve altı mağaza sayılarını da düşündüğümüzde market enflasyonunun vahameti açıkça ortada. Büyük şehirlerden bölgelere, bölgelerden ilçelere, ilçelerden köylere kadar rekabet gücünü yitiren yerel zincirler, yayımlanan raporlara göre rekabette kan kaybetmeye devam edecek. Sadece 5 yılda 20 bin mağaza açan discount ve ulusal zincirlerin mağaza sayısının 2029 yılında 55 bini aşacağı belirtiliyor. Rekabet gücünü kaybedecek olan yerel zincirlerin bir kısmı ya kepenk kapatacak ya da market birleşmeleri hızlanacak. Birçoğu 3 kuşaktır hizmet verdiği sektördeki tekelleşme yönü nedeniyle yenik düşecek, yaptığı işi bırakacak. Peki burada kim başarısız ilan edilecek? Onca kepenk kapanırken discountlar, ulusallar sevinecek mi? Bu kuralsız gidişatın tek kaybedeni gıda sektörünün sigortası olan yerel zincirler olmayacak. Önlem alınmazsa yerel zincirlerle birlikte, yerli üreticiler ve tüm ekosistem kaybedecek&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;ADİL REKABET İÇİN AYNI OLANAKLARI İSTİYORUZ: AYNI FİYATA SATMAYA HAZIRIZ!&#8221;</strong></p>
<p>Enflasyon karşısında vatandaşların istedikleri ürünleri almakta güçlük çektiklerini ve market sepetlerinin bölünmeye devam ettiğini belirten Ömer Düzgün, yeni market mağazalarına veya oluşumlara şu an için ihtiyaç olmadığını vurguladı. <strong>TPF Başkanı</strong>, &#8220;Karşımızdaki yeni oluşumlar ne satıyorsa, hangi markayı satıyorsa, kaça satıyorsa, bu fırsatları bize de sunsunlar. Türkiye&#8217;deki tüm yerel zincir market mağazalarında aynı fiyata satacağız&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“VATANDAŞLARIMIZIN ALGISIYLA OYNANAN UYGULAMALARA ÖNLEM ALINSIN”</strong></p>
<p>Ömer Düzgün Perakende Yasası&#8217;ndaki eksik ayaklarla ilgili alınması gereken önlemlerle ilgili olarak şöyle konuştu: &#8220;Mağaza markalı ürünlerin satışı için muadil en az üç bilinen marka ürünün de satılması zorunlu olsun. Satışa sunulan mağaza markalı ürün miktarı, aynı ürünün muadiliyle birlikte işletmede satışa sunulan toplam miktarın yüzde 25’ini geçmesin. Yerli üretici, yerli markalar da rekabette yenik düşmesin. Daha da önemlisi, alışveriş için sadece birkaç dakika ayıran vatandaşlarımız daha düşük gramajlı ürünlere aynı ücreti ödemesin, algısıyla oynanmasın. Herkesi kucaklayacak düzenlemelerle sektörümüz, vatandaşlarımız ve ülkemiz kazanacak. 100 bini aşkın çalışanımızla bayrağı daha ileri taşımak, ilçelerimizden şehirlerimize ve ülkemize daha fazla katma değer sağlamak, yeni başarı hikayeleri yazmak için hazırız.&#8221;</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tpf-baskani-omer-duzgun-onlem-alinmazsa-3-kusaktir-bu-isi-yapan-yereller-tekellesmeye-yenik-dusecek-404617">TPF Başkanı Ömer Düzgün: &#8220;Önlem Alınmazsa 3 Kuşaktır Bu İşi Yapan Yereller, Tekelleşmeye Yenik Düşecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu Rahim Ağzı Kanserinden Korumak İçin Erkenden Önlem Alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-rahim-agzi-kanserinden-korumak-icin-erkenden-onlem-alin-404125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 10:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[erkenden]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404125</guid>

					<description><![CDATA[<p>200’den fazla türü olan Human Papilloma Virus (HPV) dünyada yaygın olarak görülüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-rahim-agzi-kanserinden-korumak-icin-erkenden-onlem-alin-404125">Çocuğunuzu Rahim Ağzı Kanserinden Korumak İçin Erkenden Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>200’den fazla türü olan Human Papilloma Virus (HPV) dünyada yaygın olarak görülüyor. Çoğu HPV türü herhangi bir bulguya sebep olmaksızın bağışıklık sistemi tarafından vücuttan temizlenebiliyor. Ancak bazı HPV türleri, belirli kanserlerin gelişme riskini artırabiliyor. Günümüzde HPV’nin riskli türlerine karşı geliştiren aşılar mevcut olup çocukluk çağından itibaren uygulanabiliyor. Çocukların HPV’ye karşı mümkün olduğunca erken aşılanması gelecekte de onları bazı kanser tiplerine karşı daha iyi koruyabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Utkucan Uçkun, HPV virüsü ve HPV aşıları hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>HPV sadece kadınları etkilemiyor</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri, 35 yaş altı kadınlarda görülen en yaygın kanser türlerinden biridir ve HPV&#8217;nin neden olduğu kanserler arasında en yaygın olanıdır. Bu nedenle HPV’ye karşı ergenlik döneminde önlem alınabilirse gelecekte görülecek rahim ağzı kanseri olgularının sayısı da azaltılabilir. HPV rahim ağzı (serviks) dışında genital bölge (vulva, vajen ve penis), anüs ve orofarenks (ağız ve yutak) kanserlerine de yol açabilmektedirler. Bu kanserler, HPV bulaşından yıllar sonra ortaya çıkarlar. Özellikle HPV’nin 16 ve 18 tipleri, çoğu rahim ağzı kanseri olgusunun temelinde yatmaktadır. Buna ek olarak özellikle HPV 6 ve 11 gibi türler, genital siğillerin %90’ından fazlasından sorumlu tutulmaktadırlar. HPV enfeksiyonu sadece kadınları etkileyen bir virüs değildir. Erkeklerde de anüs, orofarenks ve penis kanserlerine yol açabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>9’lu aşı HPV’nin 9 riskli türüne karşı koruma sağlıyor</strong></p>
<p>HPV aşısı, HPV&#8217;nin bireye bulaşmasını engellemede oldukça etkin bir aşı olup HPV enfeksiyonlarının %99&#8217;unu durdurabilmektedir. Dört HPV tipine (6, 11, 16, 18) karşı koruyucu nitelikteki 4’lü HPV aşısının yanı sıra Türkiye’de de sıklıkla uygulanan yeni aşı 9 farklı HPV tipine (6,11,16,18,31, 33, 45, 52, 58) karşı koruma sağlayabilmektedir.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Erken yaşta aşı olmak rahim ağzı kanseri riskini azaltıyor</strong></p>
<p>HPV aşısının rutin aşılama programına dahil olduğu ülkelerde yapılan araştırmalar, 12-13 yaşlarında HPV’ye karşı aşılama başlatılan kadınlarda rahim ağzı kanseri olgularının neredeyse %87; aşılamanın 16-18 yaşlarda başlandığı grupta ise %34 azaldığını göstermektedir. Aşı ile rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığı aşı olunmayan duruma kıyasla çok daha düşüktür, ancak rahim ağzı kanserlerinin %30&#8217;u aşının içerdiği HPV tipleri ile ilişkili değildir. Rahim ağzı kanseri gibi, HPV aşısı anüs kanseri riskini de büyük ölçüde azaltacaktır. Ancak, her iki kanser türü için de risk sıfırlanmamaktadır. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>9-15 yaş arası 2 doz, 15 yaş sonrası 3 doz öneriliyor</strong></p>
<p>Aşı 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocuklara uygulanabilmekte ve önerilmektedir. Her doz için aynı tip aşı kas içine enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır. Çoğunlukla ciddi bir yan etki gözlenmemektedir. En yaygın gözlenen yan etkiler zamanla kendiliğinden gerileyebilen baş ağrısı ve enjeksiyon yapılan bölgede hassasiyettir. Çok nadir olarak, bazı çocuklarda HPV aşısına karşı alerjik reaksiyon görülebilmektedir. </p>
<p>Eğer ilk doz 15 yaşından büyükken başlanırsa veya bireyin bağışıklık sistemi zayıf çalışıyorsa, iki yerine üç doza ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan araştırmalarda 15 yaş öncesi iki doz aşı uygulamanın üç doz kadar etkili olduğu görülmüştür. Bu yüzden doz ve zamanlama konusunda çocuk doktorunuza mutlaka danışmanız önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-rahim-agzi-kanserinden-korumak-icin-erkenden-onlem-alin-404125">Çocuğunuzu Rahim Ağzı Kanserinden Korumak İçin Erkenden Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[denk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[oluşabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesine]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor. Yapay zekânın kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, önlem alınmadığı takdirde bu teknolojinin nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabileceğini vurguluyor. Yapay zeka denetimlerinin nasıl uygulanacağı sorusunun henüz bir yanıtı olmadığına değinen Bingöl, küresel bir otoriteden çok her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini ifade ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi SBF Dekan Yardımcısı, Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yapay zeka modellerinin getirebileceği olası riskleri ve bu risklerin nasıl kontrol altına alınabileceği konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâlar, büyük bir alanda birçok kişinin işini elinden alabilir </strong></p>
<p>Her şeye muktedir yapay zeka modellerinin olası riskleri de beraberinde getirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Kullanıcılarına büyük avantajlar sağlaması yüzünden, bu kişilerin insanlığı avucunun içine alması gibi medyatik riskleri şu an için düşünmek gereksiz. Ancak çok daha yakında etkileriyle yüzleşmemiz gereken birçok risk ve tehlike bizleri bekliyor.” dedi.</p>
<p>Sanayi devrimiyle birlikte, buharlı makinelerin insanların yapmış olduğu işleri elinden aldığını ama bunun yanında çok daha fazla iş alanı oluşturduğunu hatırlatan Bingöl, “Yapay zekâ için ‘yeni iş imkânları oluşturacak’ dense de son zamanlarda her kesimden insanın da dikkatini çeken genel modeller, buharlı makineler gibi insanların yaptığı işleri daha verimli yapmak için tasarlanmadılar. İnsanların yapabileceği her türlü bilişsel faaliyeti yapabilmek için tasarlandılar. Bu da demektir ki yeni iş imkânı olarak gördüğümüz her şey bir süre sonra tekrardan genel modeller tarafından öğrenilebilir. Sürecin hiçbir yerinde insana gerek kalmaksızın faaliyet gösteren işletmeler oluşabilir. Doğru yönetilmediği takdirde bu tür bir değişimin etkileri dünya üzerinde çok yıkıcı olabilir. Genel maksatlı yapay zekâlar, doktorluktan avukatlığa, yazılım mühendisliğinden yöneticiliğe kadar büyük bir alanda, birçok kişinin işini elinden alabilir. Bunun yanında 7 gün 24 saat çalışıp insan meslektaşlarından çok daha ucuz bir maliyet oluşturabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bu kadar önemli bir gücün tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir</strong></p>
<p>Yapay zekânın diğer bir aşaması olan ‘model oluşturma ve geliştirme aşaması’ için merkezi denetimin getirdiği risklerin düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Bingöl, bunun tek bir otorite tarafından yapılmasının önemli bir risk olduğunu söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten Bingöl, “Bu kadar önemli bir gücün üretim ve kullanımının, küresel veya değil, herhangi bir tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir. Günümüzde nükleer gücün yarattığı sorunlar ve dünya güç dengesi üzerindeki rolü ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Yeterli önlemler alınmazsa yapay zekâ teknolojisi nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojileri alanında önemli gelişmelere imza atmış bir şirket kurucu ve yöneticileri tarafından yayımlanmış bir makaleye değinen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Makalede, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde kullanılması ve doğru şekilde denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu teknolojinin denetlenmediği takdirde, insan hayatı ve toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek riskler taşıyabileceği söyleniyor. Makaleye göre, yapay zekânın uluslararası kurumlar tarafından kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldı ve yeterli önlemler alınmadığı takdirde bu teknoloji nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilecek.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Küresel gücün bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi başka sorular doğuruyor</strong></p>
<p>“Bu nükleer güç ve risk benzetmesinden yola çıkarsak, yapay zekâ teknolojisinin de küresel veya değil tek bir elde toplanmasının nasıl sonuçlar doğuracağı ve dünya güç dengesine nasıl etki edeceği açıktır.” diyen Bingöl, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu riski azaltmak için, küresel gücün birden fazla aktörün olduğu bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi ise başka sorular doğuruyor. Küresel gücü temsil eden unsurlar nasıl belirlenecek? Bu gücün kullanımı hangi süreçlere ve yetkilere bağlanacak? Anlaşmazlıklar nasıl giderilecek, onay ve veto hakları nasıl adil olarak yönetilecek?”</p>
<p><strong>Yapay zekâ iyi yönetilmezse daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabilir</strong></p>
<p>Pandemi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarından örnek veren Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler&#8217;e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan oldukça saygın ve kabul gören bir örgüt. Buna rağmen COVID-19 pandemisi döneminde, dünya üzerindeki toplumların tamamının acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine ne derece katkı sağlayabildi? Pandemi döneminde aşı geliştirme gücünü elinde bulunduran devletler, dünya dengesi üzerinde etkili oldularsa hangi güç bunu nasıl kullandı? Görüldüğü gibi, yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarına çözüm olmasını beklediğimiz küresel otorite modeli, günümüzde başka konularda tecrübe ettiğimiz modellerin bütün sorunlarına çare olamadı. Yapay zekâ kadar güçlü bir teknolojinin iyi yönetilmediği taktirde daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabileceği ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarının, küresel bir gücün elinde bulundurduğu tek bir merkeze bağlı ‘devre kesici’ gibi yapılar olmak zorunda olmadığını aktaran Bingöl, “Çeşitli standartları, çalışma ve iz bırakma çerçevelerini, yetki denetimi alt yapılarını içeren, açık ve şeffaf denetlenebilir düzenlemeler, yasalar ve mevzuatlar olarak düşünülebilir. Bu konuda çeşitli aktörlerin rol ve sorumlulukları yasalar ve mevzuatlarla düzenlenebilir. Bu yetkiler dağıtılarak çok taraflı bağımsız kontroller sağlanabilir.   Kontrol dışına çıkan, tehdit ve tehlike yaratan çalışma durumlarında uyulması gereken müdahale politikaları belirlenebilir. Bu politikalar siber güvenlik prosedürlerinde olduğu gibi önceden prova edilebilir ve denetlenebilir. Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir. Uluslararası bir otorite ile modellerin oluşturulması ve eğitilmesi gibi süreçleri denetlemek yerine, bir model oluşturulduktan sonra ‘insanların hayatlarını nasıl etkiliyor ve insanlara ait hakları ihlal ediyor mu?’ konusu denetlenmeli.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı</strong></p>
<p>Her teknolojik gelişim gibi yapay zekâ teknolojisinin de gelişimi için kaynaklara, ticari modellere ve ilgiye muhtaç olduğunu dile Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yapay zekâ konusunda oluşturulacak denetimin ve sınırlandırmanın getireceği ilave önemli yükleri olacak. Yeni uyum süreçleri, zorunluluklar, süreçler finansman ve kaynak kullanımı sınırlandırmaları… Oysa, insanlık için varoluşsal veya ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı.” dedi ve bu beklentiyi oluşturacak sınırların kim tarafından ve hangi kriterler ile belirleneceği sorusuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Denetimin ‘nasıl’ uygulanacağı konusunun henüz bir yanıtı yok</strong></p>
<p>Denetim ve sınırlandırmaların nasıl uygulanacağı ile ilgili daha alınacak çok yol olduğunu ifade eden Bingöl, “Bunun için devlet kurumlarının, teknoloji üreticilerinin ve bu konunun fikir öncülerinin beraber çalışması ve çözüm üretmesi kaçınılmaz. Özellikle bu çözümlerin, gelişim önünde engel olmadan ‘nasıl’ uygulanacağı çalışma konusudur ve henüz bir yanıtı yok. Uluslararası bir otorite oluşma fikri ise, bu yanıt bulduğunda bir anlam taşıyacak. Uluslararası bu otoritenin yetkilerinin bireysel, ulusal ve küresel güç sahibi firmalar ile nasıl uyum sağlayacağı, kullanacağı denetim mekanizmaları ve yetkileri gibi soruların da yanıtları netleşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olmalı</strong></p>
<p>Küresel bir otoriteden çok her ülkenin veya ülkeler birliğinin, temel prensiplere ve uyuma sadık kalmak üzere, kendine göre uyarlayabileceği mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Karşılıklı yükümlülükler üzerine bir denge inşa edilmesi ülkemiz açısından da önemli riskleri bertaraf ederek, tersine avantajlar getirir.” dedi. </p>
<p>Türkiye’nin, birçok uluslararası organizasyon ve düzenlemelere tabi olduğunu, bunların getirdiği yükümlülüklere, bağımsızlığı ve güvenliğinden taviz vermeden uyum sağladığı ve taahhütlerini yerine getirebildiğini hatırlatan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ülkemiz bunu sağlamak için gerekli resmi, kamu ve özel kurumlara, üniversite ve ar-ge merkezlerine, sivil toplum örgütlerine sahip. Bunlar arasında eşgüdümü sağlayacak mevzuatları oluşturma tecrübesi ve kapasitesi var. Küresel alanda Türkiye bu gibi organizasyonların da tam ortasında olmak zorunda. Güç dengesini korumak ve söz sahibi olmak üzere son yıllarda oldukça gelişmiş yapay zekâ teknolojilerini üretmesi, kullanması ve geliştirmesi ile bu durumu hak ediyor. Ayrıca adalet, hak ve hukuk konularında da yapay zekâ üzerinden öncü rolünü üstlenmeli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş Yanıkları Önlem Alınmazsa Kalıcı Hasar Bırakabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-yaniklari-onlem-alinmazsa-kalici-hasar-birakabiliyor-386399</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 08:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bırakabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte güneşle olan temasın daha çok arttığı şu günlerde vücudumuzu güneşin zararlı etkilerinden korumak daha da önem kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-yaniklari-onlem-alinmazsa-kalici-hasar-birakabiliyor-386399">Güneş Yanıkları Önlem Alınmazsa Kalıcı Hasar Bırakabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte güneşle olan temasın daha çok arttığı şu günlerde vücudumuzu güneşin zararlı etkilerinden korumak daha da önem kazandı. Masum görünen güneş yanıklarının aslında oldukça önem taşıdığına işaret eden Deri Hastalıkları Uzm. Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, yarattığı ağrı, kızarıklık gibi şikayetlerin çok ötesinde kalıcı hasar bırakabileceğine dikkat çekti. Dr. Öğr. Ü. Akın, cilt yaşlanmasını hızlandırdığı gibi bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom  melanom vakalarının çoğunda güneş yanıklarının önemli bir risk faktörünü oluşturduğuna dikkat çekti. </em></p>
<p><em> </em>Özellikle son yıllarda, ozon katmanındaki incelme, bronz tenin moda haline gelmesi, solaryum gibi yapay ışık kaynaklarının kullanımının artmasının da güneş yanıklarındaki artışta etkili olduğuna dikkat çeken Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Akın, yanıkların oluşmasındaki en önemli risk gruplarının başında da güneş koruyucu kullanmadan cildi güneş ışığından veya solaryum gibi yapay kaynaklardan gelen UV ışığına maruz bırakanların geldiğini söyledi.  </p>
<p>Güneşin UV ışınlarına aşırı maruziyet, güneş yanığı, erken cilt yaşlanması hatta cilt kanserine varan sonuçlar doğurabileceğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, “Cilt kanseri için her ne kadar çevresel faktörler ve kalıtım gibi etkenler söz konusu olsa da korunmasız güneşe maruziyet de önemli bir etkeni oluşturmaktadır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GÜNEŞ YANIĞI RİSKİNİ BELİRLEMEK İÇİN GÖLGE KURALINI KULLANIN”</strong></p>
<p>Güneş yanığı riski açısından, güneşin ne kadar güçlü geldiğinin göstergesinin UV indeksi olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, bu değer ne kadar yüksek olursu yanık riskinin de o denli artacağını söyledi. Bununla birlikte değerin artmasıyla birlikte yanığın oluşması için gereken sürenin de kısaldığını hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Akın doğru zamanı bulmak için kullanılabilecek gölge kuralıyla ilgili şunları anlattı: “Gölgenize baktığınızda boyunuzdan kısa olması güneşin UV ışınlarının güçlü olduğunu ve mutlaka korunmak gerektiğini gösterir. Bu nedenle mutlaka UV indeksi incelenmelidir. Ayrıca UV ışınlarının yüksek irtifalarda daha güçlü olduğu da unutulmamalı. Dolayısıyla dağcılık, kayak gibi sporlarla ilgilenen kişilerin de kolaylıkla yanabileceği unutulmamalı. Çünkü UV ışınlarının %85&#8217;e kadarı kardan, %15&#8217;i kumdan ve %10&#8217;u sudan geri yansır.”</p>
<p><strong>“ŞİDDETLİ YANIKLARDA ZAMAN KAYBETMEDEN TIBBİ YARDIM ALINMALI”</strong></p>
<p>Güneş yanıklarının iyileşme sürecinde derecesi, diyabet gibi yara iyileşmesini geciktirici hastalıkların varlığı ya da yanığa yapılan doğru ya da yanlış müdahalelerin etkili olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, “Aynı şekilde iyileşme süresi de yanma şiddetiyle doğru orantılıdır. Çünkü şiddetli yanıklarla vücudun hasar görmüş deri tabakasını değiştirmesi zaman alacaktır. Bu nedenle hafif güneş yanıklarında 3-5 gün içinde şikayetler azalmaya başlarken daha şiddetli yanıklarda iyileşme birkaç haftayı bulabilir. İyileşme sürecinde kişinin yaşı ve genel sağlık durumu gibi faktörler de etkilidir. Bu nedenle hafif derecedeki yanıkların kendi kendine iyileşmesi beklenebilir ancak daha şiddetli yanıklarda mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır.”</p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, güneş yanıklarında ilk etapta yapılabilecekler konusunda ise şu bilgileri verdi: “İyileşme sürecinde mutlaka güneşten korunmalı. Yanık olan bölgeler uygun kıyafetlerle kapatılmalı. Hem yaranın iyileşmesi hem de olası enfeksiyonlardan korunmak için oluşan kabarıklar kesinlikle patlatılmamalı. Bunun yanında ağrıyı azaltmak için ılık duş alınabilir. Sonrasında da aloe vera içerikli nemlendiriciler kullanarak derinin nemi korunmalı. Su kaybını önlemek için de ekstra su tüketmeye dikkat edilmeli.”</p>
<p><strong>“GÜNEŞ YANIĞI VARSA HAVUZA GİRMEYİN”</strong></p>
<p>Güneş yanığı olan kişilerin hiçbir şekilde havuza girmemeleri ve kabarcıkları patlatmamaları gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, “Havuz suyunda yer alan klor cilde zarar verecektir. Kabarcıklar içinde su ve sabunla temizlenip antibiyotikle krem sürülmesi ve korumak amacıyla da bandajla kapatılması gerekir.” diye konuştu. </p>
<p><strong> BU ÖNLEMLERİ ALMADAN GÜNEŞE ÇIKMAYIN</strong></p>
<p>Güneş yanıkları için en önemli noktanın ise gerekli korunmanın önceden sağlanması olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Özlem Akın, alınabilecek önlemler konusunda şu bilgileri verdi: </p>
<p>“Alınabilecek önlemlerin başında riskli saatlerde güneşe çıkılmaması geliyor. Bu nedenle zorunlu olmadıkça, UV ışınlarının en güçlü geldiği 10:00-16:00 tarihleri arasında güneşe çıkılmamalı. Ayrıca sadece güneş altında değil, dışarıya çıkıldığında gölgede bile olunsa mutlaka koruyucu kullanılmalıdır. Eğer açık havada bulunması gerekiyorsa da dışarı çıkmadan yarım saat önce suya dayanıklı koruyucu krem kullanılmalı. Güneşe çıkılacaksa sıkı dokulu kumaşlardan yapılan uzun kollu gömlekler, plaj kıyafetleri ve uzun pantolon, etekler tercih edilmeli. Kıyafetlerdeki renk tercihleri de açık renkler olmalı. </p>
<p>Şapka yine mutlaka kullanılması gereken aksesuarlardan biri olmalı. Şapka; yüzü, kulakları ve boynun arkasını gölgelemeli. Koyu renkli ve hasır şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri tercih edilmeli.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-yaniklari-onlem-alinmazsa-kalici-hasar-birakabiliyor-386399">Güneş Yanıkları Önlem Alınmazsa Kalıcı Hasar Bırakabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-379177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burhan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarını]]></category>
		<category><![CDATA[dark]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[pektaş]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[webden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Burhan Pektaş: “Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-379177">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web, son dönemde oldukça gündemde. Dark Web’e girenlerin karşılarına çıkan içeriklere hazır olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin bu tarafında görülebilecek şeylerin yüzde 95’inin yasal olmadığını söyledi. Yasal olan kısımların da bulunması nedeniyle Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirten Pektaş, Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmanın kişiye bağlı olduğunu kaydetti. Pektaş, çocuklara olan zararları ve nasıl korunmaları gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoinformatik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin karanlık yüzü “Dark Web” hakkında önemli açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>Dark Web internet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanılıyor</strong></p>
<p>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web’in İnternet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanıldığını söyleyen Prof. Dr Burhan Pektaş, “Bu gizlilik hem yasal hem de yasa dışı uygulamalar için yararlıdır. İnsanların kimliklerini ve konumlarını diğer insanlardan ve kanun uygulayıcılardan gizlemesine izin veren internetin bir parçasıdır. Bunun sonucu olarak, çalınan kişisel bilgileri satmak için kullanılabilir. Dark Web’e erişmek için, Google arama veya Safari gibi tarayıcıları kullanılamaz.” dedi.  </p>
<p><strong>Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız gerekir</strong></p>
<p>Pektaş, Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirterek sakıncalı durumları şu şekilde tarif etti: “Dark Web’in içinde yasal olmayan adreslere yönlendirilebilirsiniz. Eğer ki yanlış bir adrese girerseniz ya da size internet üzerinden bir davetiye gönderilirse ve bu adreslerde herhangi bir aktivite içinde bulunursanız suçlu duruma düşebilirsiniz. Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız, internetin bu tarafında görebileceğiniz şeylerin %95’inin yasal olmadığını bilmeniz gerekir. Birçok şey yasal değil fakat yasal olan kısımlar da olduğu için Dark Web’e girmeniz yasak değildir. Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlıdır.”</p>
<p><strong>Daha çok gençler ve orta yaş tercih ediyor!</strong></p>
<p>Dark Web’in çoğunlukla kaçakçılık ve veri ihlalleri gibi yasadışı faaliyetlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, “Devlet kurumları da Dark Web’i, sınıflandırılmış bilgilerin paylaşımı ve diğer olumlu aktivitelerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanır. Bu açıdan bakıldığında Dark Web’in kişileri suça teşvik ettiğini söylemek doğru olmaz. Zira sigara satışı insanları ne kadar sigara alışkanlığına teşvik ediyorsa Dark Web’in de kişileri suça o derece teşvik ettiği söylenebilir. Kullanmak yasak olmadığı için her yaş grubundan kullanıcılar Dark Web’i kullanabilir. Diğer taraftan kullanılan yazılımın şifreli bir bağlantı kullanması sebebiyle kullanıcı grupları ile ilgili bir istatistik vermek zor olmakla birlikte çoğunlukla gençler ve orta yaş grubu kişilerin tercih ettiği söylenebilir.” dedi. </p>
<p><strong>Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir </strong></p>
<p>Dark Web tarafından çocukların kötü niyetli kişilerin eline düşebileceğine dikkat çeken Prof. Pektaş,  “Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir. Bu nedenle ebeveynlerin Dark Web’den çocuklarını korunmak için bazı önlemler almaları gerekir. Bu önlemler ne kadar basit görünse de bir o kadar efektiftir.  Elbette en başta geleni güvenlik uygulamalarıdır.” diyerek sözlerini şu tavsiyelerle tamamladı: </p>
<p>&#8211; Dark Web’e giriş yapılabilen tarayıcıları kullanılmasını engelleyin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik protokolleri hakkında çocuklarınızı bilgilendirin! </p>
<p>&#8211; Çocuklarınızın hassas verilere ulaşmasını sınırlayın! </p>
<p>&#8211; Bilgisayarlarınızda, antivirüs yazılımları kullanmaya özen gösterin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik önlemlerinizi artırın ve siber güvenlik uygulamaları kullanın! </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-379177">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-2-379176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burhan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarını]]></category>
		<category><![CDATA[dark]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[pektaş]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[webden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Burhan Pektaş: “Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-2-379176">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web, son dönemde oldukça gündemde. Dark Web’e girenlerin karşılarına çıkan içeriklere hazır olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin bu tarafında görülebilecek şeylerin yüzde 95’inin yasal olmadığını söyledi. Yasal olan kısımların da bulunması nedeniyle Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirten Pektaş, Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmanın kişiye bağlı olduğunu kaydetti. Pektaş, çocuklara olan zararları ve nasıl korunmaları gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoinformatik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin karanlık yüzü “Dark Web” hakkında önemli açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>Dark Web internet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanılıyor</strong></p>
<p>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web’in İnternet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanıldığını söyleyen Prof. Dr Burhan Pektaş, “Bu gizlilik hem yasal hem de yasa dışı uygulamalar için yararlıdır. İnsanların kimliklerini ve konumlarını diğer insanlardan ve kanun uygulayıcılardan gizlemesine izin veren internetin bir parçasıdır. Bunun sonucu olarak, çalınan kişisel bilgileri satmak için kullanılabilir. Dark Web’e erişmek için, Google arama veya Safari gibi tarayıcıları kullanılamaz.” dedi.  </p>
<p><strong>Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız gerekir</strong></p>
<p>Pektaş, Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirterek sakıncalı durumları şu şekilde tarif etti: “Dark Web’in içinde yasal olmayan adreslere yönlendirilebilirsiniz. Eğer ki yanlış bir adrese girerseniz ya da size internet üzerinden bir davetiye gönderilirse ve bu adreslerde herhangi bir aktivite içinde bulunursanız suçlu duruma düşebilirsiniz. Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız, internetin bu tarafında görebileceğiniz şeylerin %95’inin yasal olmadığını bilmeniz gerekir. Birçok şey yasal değil fakat yasal olan kısımlar da olduğu için Dark Web’e girmeniz yasak değildir. Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlıdır.”</p>
<p><strong>Daha çok gençler ve orta yaş tercih ediyor!</strong></p>
<p>Dark Web’in çoğunlukla kaçakçılık ve veri ihlalleri gibi yasadışı faaliyetlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, “Devlet kurumları da Dark Web’i, sınıflandırılmış bilgilerin paylaşımı ve diğer olumlu aktivitelerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanır. Bu açıdan bakıldığında Dark Web’in kişileri suça teşvik ettiğini söylemek doğru olmaz. Zira sigara satışı insanları ne kadar sigara alışkanlığına teşvik ediyorsa Dark Web’in de kişileri suça o derece teşvik ettiği söylenebilir. Kullanmak yasak olmadığı için her yaş grubundan kullanıcılar Dark Web’i kullanabilir. Diğer taraftan kullanılan yazılımın şifreli bir bağlantı kullanması sebebiyle kullanıcı grupları ile ilgili bir istatistik vermek zor olmakla birlikte çoğunlukla gençler ve orta yaş grubu kişilerin tercih ettiği söylenebilir.” dedi. </p>
<p><strong>Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir </strong></p>
<p>Dark Web tarafından çocukların kötü niyetli kişilerin eline düşebileceğine dikkat çeken Prof. Pektaş,  “Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir. Bu nedenle ebeveynlerin Dark Web’den çocuklarını korunmak için bazı önlemler almaları gerekir. Bu önlemler ne kadar basit görünse de bir o kadar efektiftir.  Elbette en başta geleni güvenlik uygulamalarıdır.” diyerek sözlerini şu tavsiyelerle tamamladı: </p>
<p>&#8211; Dark Web’e giriş yapılabilen tarayıcıları kullanılmasını engelleyin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik protokolleri hakkında çocuklarınızı bilgilendirin! </p>
<p>&#8211; Çocuklarınızın hassas verilere ulaşmasını sınırlayın! </p>
<p>&#8211; Bilgisayarlarınızda, antivirüs yazılımları kullanmaya özen gösterin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik önlemlerinizi artırın ve siber güvenlik uygulamaları kullanın! </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-2-379176">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzite Karşı 8 Etkili Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinuzite-karsi-8-etkili-onlem-375983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 08:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüz kemiklerimizin içindeki hava odacıklarının aşırı mukus salgılamasına bağlı olarak bu bölgelerde ağrı, basınç ve akıntı oluşmasına ‘sinüzit’ deniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzite-karsi-8-etkili-onlem-375983">Sinüzite Karşı 8 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüz kemiklerimizin içindeki hava odacıklarının aşırı mukus salgılamasına bağlı olarak bu bölgelerde ağrı, basınç ve akıntı oluşmasına ‘sinüzit’ deniyor. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından geliştiği için kış aylarında sık görülse de, aslında bahar mevsimi de sinüzit için önemli bir tehdit oluşturuyor. Öyle ki baharda hava durumunda yaşanan dengesizlikler vücudumuzun üşüme-terleme döngüsüne girmesine yol açabiliyor. Böyle bir durumda hafif bir rüzgârda kaldığımızda bile sinüzit atağı hızla tetiklenebiliyor. Ayrıca bahar aylarında başlayan polen artışı nedeniyle alerjik rinitler alevleniyor ve alerjik zeminden köken alan sinüzitlere zemin hazırlıyor. </p>
<p>Yılda bir iki kez akut sinüzit atağı geçirmek endişe edecek bir tablo oluşturmuyor. Ancak tedavi ihmal edilir ve yeteri kadar önlem alınmazsa hastalık kronik sinüzite dönüşebiliyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Halit Çam</strong>,<strong> </strong>sinüzit kronikleştiğinde ciddi sorunların gelişebileceğine dikkat çekerek,<strong> </strong>“Sinüzit erken dönemde en sık burun tıkanıklığı, yüz ve baş ağrısı, burun ile geniz akıntısına yol açıyor. Kronikleşirse tablo daha da şiddetleniyor; gözlerde şişlik ile kızarıklık, göz kapağında şişlik ve şaşılık gibi görme bozukluğu da eşlik edebiliyor. Dahası, ilaç tedavisine yanıt vermeyen baş ağrısı, menenjit, hatta beyin iltihabına varan durumlar gelişebiliyor. Bu nedenle sinüzitte erken dönemde tedavi olmak ve yaşam alışkanlıklarında önlem almak büyük önem taşıyor” diyor. <strong>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Halit Çam</strong>,<strong> </strong>bahar mevsiminde sinüzitten korunma yolarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p> </p>
<p><strong>Alerjinizi kontrol altına alın</strong></p>
<p>Bahar ve yaz aylarında alerjik nezleyi alevlendiren başlıca etmen polenler olduğu için polen maruziyetini minimuma indirmeniz gerekiyor. Odanızda hepa filtreli hava filtreleme cihazları bulundurmanız fayda sağlayacaktır. Eğer alerjik nezleyi kontrol etmekte zorlanıyorsanız, doktorunuzdan ilaç desteği için yardım almayı ihmal etmeyin. Ayrıca polenlerin en yoğun olduğu 05:00-10:00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarıya çıkmayın. Eğer çıkmanız gerekiyorsa mutlaka maske ve gözlükle korunun. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ani hava değişimlerine dikkat! </strong></p>
<p>Ani hava değişimlerine karşı önlem almanız da dikkat etmeniz gereken bir başka önemli noktayı oluşturuyor. İnce bir üst kıyafet üzerine yine ince bir mont giymeniz, yanınıza şal ve şapka almanız sizi hava değişimlerine karşı koruyacaktır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Başınızı sıcak tutun </strong></p>
<p>Duş sonrasında, dışarı çıkmadan önce başınızın sıcak olduğundan mutlaka emin olun. Klasik ‘ıslak saçla dışarı çıkmamalısınız’ uyarısından öte, başınızın iyice ısındığından emin olmanız gerekiyor. Bunun için saçınızın sadece kuru olması yetmiyor. Çünkü saçınız kurumak için başınızın ısısını kullanacak ve başınız gövdenize göre daha soğuk olacaktır. Bu mekanizma da baş ağrılarını tetikliyor ve sinüzite de zemin hazırlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İrritanlardan uzak durun</strong></p>
<p>Tekrarlayan sinüzit ataklarınız varsa, dikkat etmeniz gereken diğer bir konu da sinüs mukozalarını rahatsız eden kimyasallardan uzak durmak olmalı. Bu kimyasalların başında sigara dumanı geliyor. Diğer irritanlar arasında hava kirliliği, yüksek konsantrasyonlu deterjanlar ve çamaşır suları yer alıyor. Bunlara maruziyeti kesemiyorsanız mutlaka maske kullanmanız gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>‘Burun duşu’ yapın </strong></p>
<p>Sinüzit ataklarından korunmanın diğer bir yolu ise burun ve sinüs duşudur. Doç. Dr. Osman Halit Çam, bu alışkanlığı edinmenizde bir sakınca olmadığını belirterek, “Böylelikle, gün boyu dışarıda geçirdiğiniz süreçte burun ve sinüs mukozalarınızda birikmiş olan mikro partiküllerini mekanik olarak uzaklaştırmış olursunuz. Ancak solüsyon seçimi ve uygulama basınçları kontrollü olmalıdır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Diş kontrollerinizi yaptırın</strong></p>
<p>Çürük dişlerin varlığı, azı dişlerin köklerinde kist ya da enfeksiyon gelişmesi gibi durumlarda yaşanan sorunlar komşuluk yoluyla sinüslere kolayca yayılabiliyor. Doç. Dr. Osman Halit Çam,<strong> </strong>diş kaynaklı sinüzitlerde tek kür ilaç tedavisinin çoğu zaman tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Ağız ve diş sağlığına özen göstermek, yılda iki kez diş kontrolünden geçmek, sinüzitten korunmaya yardımcı olacaktır.” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Basınç değişikliklerine dikkat edin</strong></p>
<p>Soğuk algınlığı, nezle ya da alerjik alevlenme dönemlerinizde scuba diving ya da uçak seyahatleriniz varsa, bu etkinliklerinizi erteleyin. Normalde basınç değişikliklerinde, vücut boşluklarımızdaki hava genleşip büzüşüyor. Hastalık dönemlerinde ise bu dokular hem ekstra hassas oluyor hem de basınç değişikliklerine bağlı hava sirkülasyonunu yeteri kadar tolere edemiyor. Bu tablo da hastalığın uzamasına neden olarak sinüzit ataklarını tetikleyebiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Burun tıkanıklıklarını çözün</strong></p>
<p>Burnunuzda kemik eğriliği (deviasyon) veya et büyümesi (konka hipertorfisi) gibi anatomik olarak tıkanıklık varsa sinüs mukozalarınız sağlıklı bir şekilde havayla temas etmiyor ve hava sirkülasyonu yeteri kadar iyi olmuyor demektir. Doç. Dr. Osman Halit Çam, “Bu anatomik problemleri cerrahi olarak çözmek sinüzite yakalanmanızı geciktirecek, yakalansanız bile sizi yormadan hastalığı atlatmanızı sağlayacak önlemler arasındadır.” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzite-karsi-8-etkili-onlem-375983">Sinüzite Karşı 8 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 09:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[estetiğinden]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok insan daha iyi hissetmek, toplumda kendine yer edinebilmek için fiziksel görünümünü değiştirmek istiyor. Burun estetiği de erkeklerde sık tercih edilen estetik operasyonlar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883">Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok insan daha iyi hissetmek, toplumda kendine yer edinebilmek için fiziksel görünümünü değiştirmek istiyor. Burun estetiği de erkeklerde sık tercih edilen estetik operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak burun estetiğinin yüz görüntüsünü başlı başına etkilediğinin unutulmaması gerekiyor. Kişiye göre güzelin değil, sanatsal açıdan bakılınca güzel görüntünün yakalanması ve sağlıklı bir şekilde nefes alınabilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, erkeklerde burun estetiği hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadın ile erkek burun estetiği arasında farklar bulunuyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Erkekler ve kadınlar arasında estetik görünüm açısından bazı farklar vardır. Erkekler genellikle ameliyat olduklarının anlaşılmasını istemez, estetik sonrasında dışarıdan bakıldığında doğuştan burunlarının şekliymiş gibi anlaşılmasını tercih eder. Kadınlardan farklı olarak erkekliğin maskülen yapısına uygun bir şekil isterler. Kadınlar daha dar, daha küçük bir burun isterken, erkekler daha iri ve daha düz inen bir burun ister. Ayrıca kadınlara göre burun uçları daha geniş ve burun kenarları daha yapılı olur. Erkekler estetik burun ameliyatı olduğunun anlaşılmasını istemedikleri için burun sırtının tam düzgün olmasındansa hafif çıkıntılı kalması tercih edilebilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Erkeklerde de ideal yaş 22 </strong></p>
<p> </p>
<p>Günümüzde pek çok hasta 18 yaşını doldurur doldurmaz burun estetiği için başvurmaktadır ancak yüz kemiklerinin tamamen oturması 22 yaşı bulmaktadır. Bu nedenle erkeklerde veya kadınlarda burun estetiği ya da tüm estetik operasyonlar için 22 yaş idealdir. Ameliyat öncesinde hastanın tam olarak ne istediğinin anlaşılması, tüm açıların belirlenmesi, belirli formatlarda hazırlanması ve fotoğraflanması önemlidir. Tüm bunlar kayıt altında olmalı ve hastanın imzası alınmalıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ameliyattan sonra 6 ay dikkatli olmak gerekiyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Burun estetiği ameliyatından sonra kadın ve erkek hastaların dikkat etmesi gerekenler aynıdır. İlk geceden sonra hastanın 3 aylık dikkat etmesi gereken bir dönem başlar. İki hafta boyunca burun alçılarla desteklenir bu sayede oluşabilecek travmalardan korunur.  Bunun için içeriden ve dışarıdan buruna koyulan malzemelerle burun desteklenir. 6 ay kadar hastanın gözlük takmaması, güneşten korunması, yüze gelebilecek en ufak travmalardan bile korunması istenir. Burnun tamamen iyileşmesi 6 ayı bulmaktadır ve 6 aydan sonra normal hayata geçilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Burun estetiğinden sonra bunlara dikkat edin;</strong></p>
<ol>
<li>Crossfit ve koşu gibi yorucu aktivitelerden kaçının.</li>
<li>Burnunuzda bandaj varken duş almak yerine banyo yapın.</li>
<li>Burnunuzu sümkürmeyin.</li>
<li>Kabızlığı önlemek için meyve ve sebzeler gibi yüksek lifli yiyecekler yiyin. Kabızlık, ödem yapabileceğinden ameliyat bölgesinde basınca neden olabilir.</li>
<li>Çok gülümseme veya kahkaha atmak gibi aşırı yüz ifadelerinden kaçının.</li>
<li>Üst dudağınızın hareketini sınırlamak için dişlerinizi nazikçe fırçalayın.</li>
<li>Önden bağlanan giysiler giyin. Gömlek veya kazak gibi giysileri başınızın üzerine çekmeyin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erkeklerde-burun-estetiginden-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-370883">Erkeklerde Burun Estetiğinden Sonra Alınması Gereken 7 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hpv Enfeksiyon Riskinizi Düşürecek 8 Önlem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-enfeksiyon-riskinizi-dusurecek-8-onlem-363526</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 11:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşürecek]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskinizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363526</guid>

					<description><![CDATA[<p>200’den fazla tipi saptanan ve sadece insanları enfekte eden HPV’nin (Human Papilloma Virus) düşük riskli tipleri el, ayak ve genital bölgede siğillere neden olurken, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzında lezyonlara ve rahim ağzı kanserine neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-enfeksiyon-riskinizi-dusurecek-8-onlem-363526">Hpv Enfeksiyon Riskinizi Düşürecek 8 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>200’den fazla tipi saptanan ve sadece insanları enfekte eden HPV’nin (Human Papilloma Virus) düşük riskli tipleri el, ayak ve genital bölgede siğillere neden olurken, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzında lezyonlara ve rahim ağzı kanserine neden oluyor. Tüm dünyada cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında ilk sırada yer alan HPV, Batı toplumlarında cinsel yönden aktif olan kadınların yaklaşık yüzde 70’inin en az bir kez hayatına giriyor. HPV DNA ve Smear testleri tanıda büyük önem taşırken, pozitif çıkan kişilere uygulanan kolposkopi yöntemi ile de<strong> </strong>kansere neden olabilecek lezyonların belirlenmesi sağlanabiliyor. Hastalığın lezyonlarına sadece tedavi uygulanabilirken, alınacak önlemlerle bu hastalığın bulaşma riski de düşürülebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Öz, HPV enfeksiyonu ve alınacak önlemler ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bulaşma en sık cilt teması ile gerçekleşir</strong></p>
<p> </p>
<p>HPV’nin en sık bulaş yolunu cilt teması oluşturmaktadır.  Dezenfektanlara karşı da canlı kalmayı başarabilen HPV, genital organlara temas eden eşyaların ve giysilerin ortak kullanımı sonucunda da başkasına geçebilmektedir. Bulaşmaya neden olan diğer bir durumu da gebelik sürecinde annede bulunan aktif genital HPV enfeksiyonunun, normal doğum sırasında bebeğe geçişi oluşturur. </p>
<p> </p>
<p><strong>Genellikle belirti vermez</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Çoğunlukla belirti vermeyen HPV enfeksiyonunun görülen en sık bulgusu genital siğiller olmaktadır. Bununla birlikte rahim ağzını örten epitel içerisinde gelişen hücresel değişiklik ve lezyonlar da belirti vermeyen durumları oluşturur.  Bu durumular ancak tarama testlerinde ya da biyopsi sonucunda patolojik inceleme sayesinde tanı alırlar. Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa da düzenli jinekolojik kontrollerin aksatılmadan yapılması büyük önem taşımaktadır. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5 yılda bir HPV DNA ve her yıl smear testi yapılmalıdır</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri taramasında kullanılan HPV testleri ile enfeksiyonun varlığı saptanabilmektedir. HPV testinin kullanılmasının esas amacı kişide rahim ağzı kanseri ile ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını belirlemektir.<strong> </strong>Mevcut rahim ağzı kanseri tarama programına göre 30 yaşından itibaren her kadına 5 yıl aralıklarla HPV DNA ve her yıl smear testi önerilmektedir. Alınan testlerden herhangi birisinde anormallik olması durumunda uzman hekim hastaya uygun tedavi planı sunmaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kolposkopi kansere neden olabilecek lezyonların belirlenmesini sağlar</strong></p>
<p> </p>
<p>Yapılan tetkiklerde rahim ağzı kanseri için yüksek risk taşıyan bireylere, HPV testinin pozitif çıkmasından sonra rahim ağzı kanserine neden olabilecek lezyonların saptanması ve bunların erken tedavisinin yapılabilmesi için tanısal yöntem olan kolposkopi yapılmaktadır. Temel olarak rahim ağzını 8-20 kat büyütebilen mikroskop benzeri bir cihaz olan kolposkopi, rahim ağzı dokusunu daha detaylı incelemeye olanak verir. Ayrıca asetik asit ve lugol gibi özel solüsyonların rahim ağzı dokusunda sebep olduğu değişimlerin net bir şekilde gözlemlenmesi ve ilgili yerlerden biyopsi alınmasını sağlamak için hekimin yönlendirilmesini sağlamaktadır. Kolposkopi işleminin ve alınan biyopsinin sonucuna göre bir sonraki basamakta nasıl bir yol izleneceğine karar verilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tedavi enfeksiyonun neden olduğu lezyonlara uygulanır </strong></p>
<p> </p>
<p>HPV enfeksiyonunun kendisine uygulanan bir tedavi bulunmamaktadır. Tedavi daha çok HPV enfeksiyonunun neden olduğu lezyonlara yönelik uygulanmaktadır.  Bu kapsamda genital siğillerde kimyasal koterizasyon ya da elektrokoterizasyon tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir. </p>
<p>CIN lezyonlarının (rahim ağzını örten epitel içerisinde gelişen hücresel değişiklik ve lezyonlar) tedavisi ise cerrahi yöntemler gerektirmektedir. Lezyonun yerleşimine ve ciddiyetine göre LEEP ya da soğuk konizasyon yöntemlerinden birisi ile rahim ağzının etkilenen bölgesi çıkarılmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>HPV enfeksiyon riskini alacağınız bu önlemlerle düşürebilirsiniz</strong></p>
<p> </p>
<p>HPV enfeksiyonundan korunma tam olarak sağlanamazsa da alınacak önlemlerle bu risk minimuma indirilebilir. HPV enfeksiyon ihtimalini azaltmak için alınacak önlemler şu şekilde sıralanabilir:</p>
<ul>
<li><strong>İlk cinsel ilişki yaşının erken olmamas</strong>ı: HPV enfeksiyonu ergenlik ve gençlik dönemlerinde, en sık 20-29 yaş arasında görülmektedir. Erken yaşlarda başlayan cinsel hayat, enfeksiyon riskini yükselten faktörlerdendir. </li>
<li><strong>Tek eşlilik:</strong> Birden çok cinsel partnere sahip olunması ve bu sayının artması bulaşma riskini artırır. </li>
<li><strong>Cinsel partnerin birden çok partnere sahip olmaması: </strong>Sizin olmasa da partnerinizin birden çok partnere sahip olması riskin artmasına neden olur. </li>
<li><strong>HPV aşısının yapılması:</strong> HPV aşısı sonucu oluşan antikorlar, aşının içerdiği HPV tiplerine karşı tam ve kalıcı koruma sağlar.</li>
<li><strong>Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi:</strong> Sigara, alkol ve madde bağımlılığının olması veya savunma sistemini bozan hastalık ya da ilaç kullanımının bulunması HPV kapma riskini artırır. </li>
<li><strong>Kondom gibi bariyer yöntemlerinin kullanılması: </strong>Cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak, HPV riskini azaltır. Ancak kondomlar genital bölgeyi tam örtmedikleri için tam bir koruma sağlamamaktadır. </li>
<li><strong>Düzenli smear ve HPV testlerinin yapılması:</strong> HPV enfeksiyonunu tamamen önlemek mümkün olmasa da HPV enfeksiyonu nedeniyle meydana gelen CIN/SIL lezyonları ile rahim ağzı kanserini önlemek mümkündür. Bu amaçla düzenli smear ve HPV testleri yaptırılmalıdır</li>
<li><strong>Kişisel eşyaların paylaşılmaması: </strong>Kıyafet veya cinsel oyun aletleri gibi kişiye özel eşyaların paylaşılması bulaşın artmasına neden olur. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-enfeksiyon-riskinizi-dusurecek-8-onlem-363526">Hpv Enfeksiyon Riskinizi Düşürecek 8 Önlem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserine Karşı 5 Etkili Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserine-karsi-5-etkili-onlem-361091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 09:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan kolon (kalın bağırsak) kanseri, gerek erkeklerde gerekse kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserine-karsi-5-etkili-onlem-361091">Kolon Kanserine Karşı 5 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan kolon (kalın bağırsak) kanseri, gerek erkeklerde gerekse kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete</strong> yanlış yaşam alışkanlıkları ve batı tipi beslenme nedeniyle artış gösteren kolon kanserinden bazı önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete kolon kanserine karşı 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.   </p>
<p>Beslenme alışkanlıkları sindirim sistemi kanserlerinin gelişmesinde kritik rol oynuyor. Özellikle sebze tüketiminin yetersiz olması, et ağırlıklı beslenme, alkol, aşırı şekerli yiyecekler, salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerini aşırı tüketmeye hareketsizlik ve fazla kiloların da eklenmesi kolon kanserine davetiye çıkarıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete “Kolon kanseri ülkemizde erkeklerde ve kadınlarda en sık karşılaşılan üçüncü kanser tipidir. Erkeklerde yüzde 24.4, kadınlarda ise yüzde 15.3 oranında görülmektedir. Yılda ortalama 15 bin vatandaşımız kolon kanseri tanısı almaktadır. Yıllık kolon kanseri nedeniyle vefat eden vatandaş sayımız yaklaşık 7 bin 200 civarındadır” diyor. </p>
<p><strong>Genç yaşlara indi!</strong></p>
<p>Geçmişte en sık olarak ortalama 64-74 yaşları arasında görülen kolon kanserine artık sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve obezitenin de etkisiyle genç yaşlarda da rastlandığını belirten Dr. Mehmet Teomete şöyle konuşuyor: “Son yıllarda gençlerde de kolorektal kanser sıklığı giderek artış gösteriyor. Artık 40 yaş altında kişilerde de kolon kanseri ile karşılaşıyoruz. Gençlerde kolon kanserindeki artışta obezitenin de büyük etkisi olduğu düşünülüyor. Kolon kanserlerinin beşte biri kalıtsal nedenlerle gelişirken, büyük nedeni yanlış yaşam alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.”</p>
<p><strong>Bu belirtilerle kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Kolon (kalın bağırsak) kanserinin kendisini en sık bağırsak hareketlerinde ve dışkılama alışkanlıklarında değişikliklerle gösterdiğini vurgulayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete; kabızlık, ishal, dışkıda kan, şişkinlik hissi, dışkıda incelme, aşırı gaz ve karın ağrısı şikayetleri ile belirti verebildiğini söylüyor. Bu nedenle bağırsak hareketlerinde ve dışkılama alışkanlıklarında olası değişikliklerin dikkate alınması ve birkaç gün içerisinde düzelmediği taktirde mutlaka hekime başvurulması gerektiğine dikkat çeken Dr. Mehmet Teomete “Kolon kanserinde birinci evre hastaların neredeyse tamamı erken teşhis durumunda iyileşebilir. İkinci evrede bu oran yüzde 90 seviyesinde olmaktadır. Ancak ileri evrelerde tedavi şansı azalmaktadır. Bu nedenle kolon kanserinde erken tanı çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Kolon kanserinden korunmanın 5 önemli kuralı! </strong></p>
<p>“Kolon kanseri erken tanı ile iyileşebilen ve alınacak tedbirlerle gelişmesi engellenebilen bir hastalık olduğundan bazı kurallara dikkat ederek önlem alabilirsiniz” diyen Dr. Mehmet Teomete, o kuralları şöyle sıralıyor;   </p>
<ol>
<li>Düzenli sağlık taramaları yaptırın. Kolon kanserine neden olan polipler kolonoskopi sırasında tespit edilip alınarak, kanserleşmesinin önüne geçilebiliyor. </li>
<li>Akdeniz tipi beslenin. Mevsim sebzeleri, haftada iki gün balık, ceviz, badem ve fındık ile kuru bakliyat tüketmeye özen gösterin. Sağlıksız beslenmekten kaçının.</li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durun.</li>
<li>İdeal kilonuzda olun. Obezite kolon kanserine yol açan önemli etkenlerden biri. Bu nedenle aşırı kilolarınızdan sağlıklı diyet ve düzenli spor yaparak kurtulun. </li>
<li>Bedeninize uygun spor yapın. Özellikle haftada en az üç gün ve en az yarım saat olmak üzere düzenli yürüyüş yapmaya özen gösterin. </li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserine-karsi-5-etkili-onlem-361091">Kolon Kanserine Karşı 5 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Depreme Karşı Önlem Alıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-depreme-karsi-onlem-aliyor-360359</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 09:31:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan deprem felaketi ülkemizde olası afet endişesini artırdı. Tedbir almak isteyenler Türkiye’nin en büyük online hizmet platformu Armut üzerinden deprem testi ve bina güçlendirme hizmetlerine yöneldi. Deprem öncesi ve sonrası süreçleri karşılaştıran Armut, deprem testi taleplerinde yüzde 16 bin artış, bina güçlendirme taleplerinde yüzde 6 bin 800 artış tespit etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-depreme-karsi-onlem-aliyor-360359">Türkiye Depreme Karşı Önlem Alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşanan deprem felaketi ülkemizde olası afet endişesini artırdı. Tedbir almak isteyenler Türkiye’nin en büyük online hizmet platformu Armut üzerinden deprem testi ve bina güçlendirme hizmetlerine yöneldi. </strong></p>
<p><strong>Deprem öncesi ve sonrası süreçleri karşılaştıran Armut, deprem testi taleplerinde yüzde 16 bin artış, bina güçlendirme taleplerinde yüzde 6 bin 800 artış tespit etti. </strong></p>
<p>Kahramanmaraş merkez üssü olan ve ülkemizde 11 ili etkileyen deprem felaketinin ardından bireyler artan endişeleri ile tedbir almaya yöneldi.  Türkiye’nin en büyük hizmet platformu Armut, Şubat – Mart dönemindeki artan hizmet taleplerini analiz etti. Armut üzerinden depreme karşı hazırlıklı olmak için 24 bin 276 talep alındı.</p>
<p>Türkiye genelinde depreme karşı hazırlıklı olmak üzere deprem testi, bina güçlendirme ve prefabrik ev yapımı taleplerinde büyük artış gözlemlendi. Deprem testi taleplerinde yüzde 16 bin artış yaşanırken, bina güçlendirme taleplerinde yüzde 6 bin 800 artış yaşandı.</p>
<p>Talepler arasından yaşam alanları için alınabilecek önlemler de gündemdeydi. Mobilya sabitleme taleplerinde yüzde 375 artış yaşandı. Şubat ayında yaşanan deprem felaketinin ardından Armut üzerinden deprem bölgelerinin barınma ihtiyacının artmasıyla prefabrik ev yapımı taleplerinde yüzde 488 artış görüldü.</p>
<p><strong>İstanbullular Önlem Alıyor</strong></p>
<p>Uzmanların yıllardır süregelen uyarıları yankı buldu ve İstanbullular depreme karşı önlem almak amacıyla harekete geçti. Armut’un verilerinde İstanbul mercek altına alındığında Türkiye geneli deprem testi ve bina güçlendirme taleplerinin yarısından fazlasının İstanbul’dan geldiği görüldü.</p>
<p>İstanbullar bireysel tedbirleri de elden bırakmadı. Evlerde mobilya sabitleme taleplerinde yüzde 673 artış yaşandı. Yapı stoğu bakımından kendilerini bir an önce güvenceye almak isteyen İstanbulluların yapı denetim taleplerinde de yüzde 10 bin artış yaşandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-depreme-karsi-onlem-aliyor-360359">Türkiye Depreme Karşı Önlem Alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlağa Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeklik-doneminde-onlem-alinmazsa-bu-hastalik-kisirlaga-yol-acabiliyor-355192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 11:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklik]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlağa]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen hipospadias, doğuştan gelen hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklik-doneminde-onlem-alinmazsa-bu-hastalik-kisirlaga-yol-acabiliyor-355192">Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlağa Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen hipospadias, doğuştan gelen hastalıklar arasında yer alıyor. Doğru ve güvenilir ortamda uygulanan cerrahi müdahale yaşam boyu devam edebilecek bir hastalığın iyileşmesinde önemli rol oynuyor. Fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan olumsuz etkilenmemek için hipospadias tedavisinin sağlanması gerekiyor. İdrarın aşağı veya ayaklara doğru yapılması, ön tarafta sünnet derisi bulunmaması, penis baş kısmının koni şeklinde olmaması ve normal bir penis görüntüsüne sahip olunmaması özgüven kaybına yol açabiliyor. Hipospadias hastalığının ağır tiplerinde ise daha fazla kısırlık riskinin ortaya çıktığı biliniyor. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Taner Kamacı, hipospadias (peygamber sünneti) ve merak edilenleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bu nedenlere dikkat edin</strong></p>
<p>Hipospadias hastalığı doğuştan gelen ve penis ucunda olması gereken idrar deliğinin penisin alt tarafında olması ile karakterize bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Ortalama her 300 erkek çocuğundan birinde görülmektedir. Gerçek idrar deliğinin uca yakın olduğu hastalarda çift delik görünümü şeklinde de görülebilmektedir. Bu hastaların çoğunda peniste öne doğru eğrilik görülmektedir. Sünnet derisi arka tarafta gelişip, alt tarafta gelişmediğinden sıklıkla yarım sünnet veya peygamber sünneti olarak da adlandırılmaktadır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hipoaspadias nedenleri şunları içerir;</p>
<ul>
<li>İleri anne yaşı</li>
<li>Hamilelikte düşük tehditleri sırasında anneye verilen bazı hormonlar ve ilaçlar,</li>
<li>Tek yumurta ikizi olması,</li>
<li> Prematürite gibi durumlar</li>
</ul>
<p><strong>Doğum sonrası Çocuk Cerrahisi muayenesi yaptırın</strong></p>
<p>Hipospadias ailevi yatkınlığı yüksek olan bir hastalık türüdür. Hipospadias hastalığı eski çağlardan beri bilinen ve birçok farklı tipi, sınıflaması bulunan bir hastalıktır. Doğum sonrası ilk muayeneleri sırasında çocuk doktorları hastalığı fark eder veya anneler bebeğin altını değiştirirken penis alt tarafında sünnet derisinin olmaması, idrar deliğin penisin alt tarafında olması ve peniste öne doğru eğrilik olması ile hastalığı fark etmektedir. Ancak çocuk cerrahisi muayenesi ile de hipospadias tanısı kesinleştirilir.</p>
<p><strong>Erken dönemde önlem alın</strong></p>
<p>Hipospadiası olan çocuklarda mevcut hastalığa ek olarak; kasık fıtığı, inmemiş testis, mesane reflüsü, böbreklerde şişme, bir böbreğin doğuştan olmaması veya cinsiyet gelişim anomalileri gibi bazı hastalıklar eşlik edebilmektedir. Hipospadias hastalığının tipi ne kadar ağırsa, ek anomali riski o kadar artmaktadır. Ağır tip hipospadiası olan çocuklarda beraberinde tek taraflı inmemiş testis varsa böbrek anomalileri, iki taraflı inmemiş testis varsa cinsiyet gelişim anomalileri mutlaka araştırılmalıdır. Erken dönem tanı alınması ve tedavi sürecinin başlatılması gerekir. </p>
<p><strong>Cerrahiden korkmayın</strong></p>
<p>Yenidoğan döneminde bebeklerde ameliyat gerektiren sağlık sorunları ebeveynler tarafından paniğe ve korkuya neden olabilmektedir. Tanı sonrası sakin kalarak tedavi sürecinin nasıl işleyeceği konusunda bir çocuk cerrahi uzmanına danışılmalıdır. Hipospadias ameliyatı için ideal zaman 6 ay ile 1 yaş arasında kabul edilmektedir. Hafif olan distal hipospadias hastalarında ameliyat genellikle 1-1,5 saat sürmektedir. Daha ağır tiplerde ise sıklıkla daha uzun sürebilmektedir. Hipospadias ameliyatı genel anestezi altında, penil blok veya spinal blok ile desteklenerek yapılır. Ameliyat sırasında sünnet derisi kullanıldığından dolayı bu hastalar ameliyattan önce kesinlikle sünnet edilmemelidir. Ameliyatın ertesi sabahı hasta taburcu edilir. Hipospadias ameliyatı geciktirilirse, yaş büyüdükçe; yara iyileşmesi ve hastanın normal aktif yaşantısına dönme süresi gecikir, enfeksiyon riski artar, hastanın yaşayacağı travma ve psikolojik etkilenme daha fazla olur. Bu nedenle tedavide geç kalınmaması çok önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeklik-doneminde-onlem-alinmazsa-bu-hastalik-kisirlaga-yol-acabiliyor-355192">Bebeklik Döneminde Önlem Alınmazsa Bu Hastalık Kısırlağa Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Felç ve Kalp Yetmezliğine Karşı Önlem Almak Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/felc-ve-kalp-yetmezligine-karsi-onlem-almak-mumkun-354916</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 13:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliğine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova - İzmir şubesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yusuf Altınkaynak kalp ritim bozukluklarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/felc-ve-kalp-yetmezligine-karsi-onlem-almak-mumkun-354916">Felç ve Kalp Yetmezliğine Karşı Önlem Almak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova &#8211; İzmir şubesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yusuf Altınkaynak  kalp ritim bozukluklarını anlattı. Bazı kalp ritim bozukluklarının  süreç içerisinde kalp krizi, felç, organ yetmezliği gibi ölümcül tablolara sebebiyet verebileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, “Alanında uzman bir kardiyolog tarafından yapılacak rutin kalp muayeneleri sayesinde tanı almak ve tedavi olmak çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p><b> KALP İŞLEVİNDE BOZUKLUĞA NEDEN OLABİLİR</b></p>
<p>Kalp ritim bozukluğu, kalp kasına iletilen sinirsel sinyallerin işlev bozuklukları nedeniyle kalp atışlarının düzensiz seyretmesi durumudur. Bu durum aritmi olarak ifade edilmektedir. Aritminin erken dönemde fark edilerek alta yatan nedenlerin araştırılması ve uygun şekilde tedavi edilmesi kalp yetmezliği felç ve ölüm riskini azaltır.</p>
<p>Sağlıklı bireylerde kalp atışları belli bir ritimde sürer ve kan dolaşımı olağan şekilde sağlanır. Ancak aritmi durumunda anormalleşen kalp ritimleri kalbin kan pompalama işlevinde  bozukluğa neden olur.</p>
<p>Aritminin seyrine göre kategorize edilen farklı türleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Taşikardi,</strong>  kalp atışlarının dakikada 90’dan yukarıya çıkmasıdır. Kalp atış hızı strese, troid hastalıkları kansızlık egzersiz ve bazı kalp ve kalp dışı hastalilarda artabilmektedir.</p>
<p> Aritmi ise bir kalp ritim bozukluğudur. Tedavi edilmediğinde kalp yetmezliği. kalp krizi, inme ve ani ölüm gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Taşikardi hastalarında kalbin çalışma hızının artması nedeniyle, kalp vücuda kan pompalama işlevinde azalma sonucunda kişinin kendi kalp atışlarını hissetmesi, yorgunluk, kalp ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, bilinç kaybı, sersemlik, düşük tansiyon belirtileri ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>Bradikardi,</strong> kalp atış hızının normalin altında seyretmesini ifade eder. Normal kalp atış hızı 1 dakikada 60-90 aralığındayken, bradikardi hastalarının kalp atışları 1 dakikada 60’ın altına düşmektedir. Bradikardi nedeniyle kalbin beyne ve diğer organlara ihtiyaç duyduğu kanı pompalayamayabilir. Bu nedenle nabzın sıklıkla 60’ın altında seyretmesi durumunda bir kardiyoloji uzmanına muayene olmak gerekmektedir.</p>
<p><strong>Ventriküler Fibrilasyon,</strong> kalbin alt odacıklarının kasılma işlevlerini yitirmesi nedeniyle oluşan ve kanın hayati organlara ulaşmasını engelleyen acil ölüm riski yüksek olan acil mudahele gereken  bir aritmi çeşitidir. Ani bilinç kaybı ve ölüme neden olabilen ventriküler fibrilasyonun acilen tedavisi hayati önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Atriyal Fibrilasyon, </strong>kalbin üst odacıklarını etkileyen ve normal kan akışının bozulmasına neden olan  ve  sık karşılaşılan yaş ilerledikçe sıklığı artan   aritmi sorunudur. Kanın alt odacıklara geçişinde bozulma ile seyreden atriyal fibrilasyon tüm vücudun kan dolaşımını etkileyerek kalp yetmezliğ, kalpte pıhtı oluşumuna neden olarak ölümcül sonuçlara neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Atriyal Flutter, </strong>kalbin üst bölümlerini etkileyen bir aritmi sorunudur. Kalbin üst bölümlerinin alt bölümlerine oranla çok daha hızlı attığı atriyal flutterin kalpte yol açtığı senkronizasyon bozukluğu nedeniyle hayatı tehdit eden sonuçlar oluşabilmektedir.</p>
<p><b>ARİTMİ VE SONUCUNDA OLUSAN AĞIR TABLOLAR ERKEN TANI İLE ÖNLENEBİLİR </b></p>
<p>Aritmiler ,süreç içerisinde kalp krizi, felç, organ yetmezliği gibi ölümcül tablolara sebebiyet verebilir. Bu nedenle bir kardiyolog tarafından yapılacak rutin kalp muayeneleri sayesinde tanı almak ve tedavi olmak çok önemlidir. Aritmi tedavilerinde, hekiminizin yönlendirmeleri doğrultusunda sadece ilaç tedavisi uygulanabileceği gibi, elektriksel prosedürler, açık veya kapalı cerrahi girişimler.kalbe yerleştirilen akım düzenleyici cihazlar veya kalp pili  gibi çözümler de önerilebilmektedir. Erken dönemde aritmi tanısı ve uygulanan tedaviler sayesinde kalp sağlığını korumak ve kalp yetmezliği kalp krizi, felç gibi olumsuz sonuçları azaltmak mümkün olmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/felc-ve-kalp-yetmezligine-karsi-onlem-almak-mumkun-354916">Felç ve Kalp Yetmezliğine Karşı Önlem Almak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, deprem bölgesinde salgın riskine karşı önlem alıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-deprem-bolgesinde-salgin-riskine-karsi-onlem-aliyor-350530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 08:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskine]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem felaketinin yaşandığı bölgelerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından kemirgen mücadelesi ve dezenfeksiyon çalışmaları yapılıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-deprem-bolgesinde-salgin-riskine-karsi-onlem-aliyor-350530">Büyükşehir, deprem bölgesinde salgın riskine karşı önlem alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem felaketinin yaşandığı bölgelerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından kemirgen mücadelesi ve dezenfeksiyon çalışmaları yapılıyor</p>
<p>Hatay başta olmak üzere depremden etkilenen diğer illerde yaraların sarılması için çalışmalar devam ederken salgın hastalıklar konusunda önlemler alınıyor. Türkiye’nin adeta yardım olup aktığı deprem bölgesinde kamu kuruluşları hijyen koşullarının sağlanması için çalışmalar yapıyor. Tüm ekipleriyle bölgede yer alan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi de Hatay’da depremden etkilenen alanlarda kemirgen mücadelesi ve dezenfeksiyon çalışmaları yapıyor. </p>
<p><b>SALGIN RİSKİNE KARŞI ÖNLEM</b></p>
<p>Deprem bölgesinde vatandaşların her türlü ihtiyacını karşılamak için çalışmalar yapan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, salgın riskine karşı da önlem alıyor. Büyükşehir depremzedelerin kaldığı çadır kentlerde ve toplanma alanlarında hastalık yayılmasını önlemek maksadıyla dezenfeksiyon çalışmaları yürütüyor.</p>
<p><b>5 EKİPLE MÜCADELE EDİLİYOR</b></p>
<p>Büyükşehir Vektörle Birimi, vektörle mücadele çalışmaları kapsamında kemirgen mücadelesi ve dezenfeksiyon çalışmaları için 5 araç 13 personelin yanı sıra cihaz ve ekipmanlarla deprem bölgesine gitti. Ekipler, çadır kentler ve toplanma alanlarıyla tuvaletler başta olmak üzere çok sayıda noktada dezenfekte çalışması yapıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-deprem-bolgesinde-salgin-riskine-karsi-onlem-aliyor-350530">Büyükşehir, deprem bölgesinde salgın riskine karşı önlem alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-347478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 08:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluğuna]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında özellikle soğuk hava ve rüzgar cilt sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Ciltte kuruluk, bu mevsimde en sık görülen cilt sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-347478">Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında özellikle soğuk hava ve rüzgar cilt sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Ciltte kuruluk, bu mevsimde en sık görülen cilt sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Soğuk ve rüzgarlı hava cildimizin koruyucu bariyerinde hasar oluşturuyor. Bunun sonucunda cildimizin su tutma kapasitesi azalıyor. Cildimizde oluşan sıvı kaybı nedeniyle de cildimiz kurumaya başlıyor. Ciltte kuruluk vücudun hemen her bölgesinde görülse de, kış aylarında en sık soğuk havaya maruz kalan ellerde, yüz bölgesinde ve dudaklarda oluşuyor. Cildimiz kuruduğunda yaygın olarak pul pul dökülmeler, gerilme hissi ve kaşıntı gibi sorunlar gelişerek yaşam kalitemizi olumsuz etkiliyor. Önlem alınmadığı takdirde ise kuruluğun artmasıyla birlikte ciltte geniş ve derin çatlaklar, egzama, enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi tablolar ortaya çıkabiliyor! </p>
<p><strong>Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl</strong>, bu nedenle ciltte oluşan kuruluğun hafife alınmaması gerektiğini belirterek, “Kuru cilt tedavi edilmezse egzama gelişebildiği gibi, daha önceden egzaması olan kişilerde de hastalık aktifleşiyor. Ciddi kuruluklar cilt bariyerinin yıkılmasına neden olarak enfeksiyonlar için bir odak olabiliyor. Bunların yanı sıra alerjenler hasar görmüş olan cilt bariyerinden vücuda çok daha rahat girerek alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Dolayısıyla alınan önlemlere rağmen ciltte oluşan kuruluğun şiddeti artıyorsa, zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak büyük önem taşıyor” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,</strong> kış aylarında ciltte oluşan kuruluğa karşı almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Günde 2 kez nemlendirin</strong></p>
<p>Cilt kuruluğuna karşı nem koruyucu önlemler almanız ve cildinizi sık sık nemlendirmeniz büyük önem taşıyor. Nemlendirici ürünleri günde 2 kez ve banyodan hemen sonra, cildinizin gözenekleri henüz açık iken sürmeye özen gösterin. Üre, seramid veya alfa hidroksi asit içeren nemlendirici ürünleri ılık banyonun ardından kullanabilirsiniz. Ayrıca<strong> </strong>kış mevsiminde cildi nemli tutan yağ oranı yüksek nemlendirici ürünleri tercih edin. </p>
<p><strong>Cildinizi sabunla temizlemeyin</strong></p>
<p>Cilt temizliğinde sabun kullanımından kaçının. Zira bu ürünler cilde nem veren yağ tabakasını ciltten uzaklaştırarak kuruluğun şiddetini artırabiliyorlar. Cildinizi kurutmayan, yani alkali olmayan temizleyici ürünleri tercih edin. Yüzünüzü, ciltteki koruyucu yağ tabakası azalacağı için günde iki kereden fazla yıkamaktan kaçının.  </p>
<p><strong>Çok sıcak suyla duş almayın</strong></p>
<p>Çok sıcak su ciltte kuruluğu arttırdığı için ılık suyla duş almayı alışkanlık edinin. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,<strong> </strong>“Ayrıca uzun süreli ve sık banyo yapmayın. Günde en fazla bir kez duş almanız yeterli gelecektir. Duş alımından hemen sonrasında cildinize uygulayacağınız nemlendiriciler de cilt kuruluğunu kontrol altında tutmanızda fayda sağlayabiliyor.” diyor.</p>
<p><strong>Odanın nem oranına dikkat! </strong></p>
<p>Hava kuruluğunu önlemek için odaların nem oranına dikkat edin. Böylece ciltte gelişen kuruluğun şiddetlenmesini engelleyebilirsiniz. Odalardaki nem oranının yüzde 50- 60 arasında olması öneriliyor. Ayrıca sıcak ve soğuk hava da cilt kuruluğunu şiddetlendirdiği için oda sıcaklığını 21-25 derece arasında tutmayı alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Cilde ‘nefes aldıran’ kıyafetler giyin!</strong></p>
<p>Kış aylarında doğru kıyafet seçimi cilt sağlığımız açısından da önem taşıyor. Cildinizi soğuk ve rüzgardan korumak için bere, eldiven ve atkı takmayı ihmal etmeyin. Naylon tarzı kumaşlar cildin nefes almasını önlüyor. Bu nedenle hava dolaşımını sağlayan ve ter emen pamuklu kıyafetleri tercih edin, eldivenlerinizin içine de yine pamuklu eldivenler giyerek cildinizin nemini korumaya çalışın. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, cilt kuruluğuna karşı pamuklu giysiler giymenizin transepidermal su kaybını önlediğini belirterek, “Cildin bütünlüğünün korunmasında; cildin bariyer fonksiyonu, terleme, yağ hücreleri ile enflamasyonun kontrol altında tutulması önem taşıyor. Dolayısıyla kış aylarında pamuklu kumaşlar gibi hava alabilen kumaşları tercih edin.” bilgisini veriyor.   </p>
<p><strong>Aşırı baharatlı gıdalar tüketmeyin</strong></p>
<p>Aşırı baharatlı gıdalar terlemeyi arttırarak ciltte kuruluk oluşturuyor. Özellikle kırmızıbiber ile karabiber kaçınmanız gereken baharatlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. </p>
<p><strong>Sıcak içeceklere dikkat!</strong></p>
<p>Kış aylarında içecekleri genellikle sıcak tüketmeyi tercih ediyoruz. Ancak sıcak içeceklerin sinirsel yolaklar üzerinden cildin bariyer fonksiyonunu bozduğu ve iltihaplanmayı arttırdığı, bu etkileri nedeniyle de ciltte kuruluğu şiddetlendirdiği düşünülüyor. </p>
<p><strong>Çok dar kıyafetler giymeyin</strong></p>
<p>Şiddetli cilt kuruluğu sorununuz varsa çok dar kıyafetler giymeyin. Aksi halde sürtünmeden dolayı cilt kolayca hasarlanabiliyor. Bunun sonucunda enfeksiyon ve alerji tetiklenerek daha büyük sorunlar gelişebiliyor.</p>
<p><strong>Bol bol su için</strong></p>
<p>Sağlıklı bir cilt yapısı için nem dengesini sağlamak son derece önemli. “Dıştan nem kaybını önlemeye yönelik tedbirlerimizin yanı sıra günlük ihtiyacımız olan su miktarını tüketmeye özen göstermeliyiz” diyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, “Günlük tüketmeniz gereken su miktarını; vücut ağırlığınızı (kg) 33 ml ile çarparak kolayca hesaplayabilirsiniz. Mesela 60 kilo iseniz 1980 ml, yani yaklaşık 2 litre su tüketmeniz gerekiyor” diyor.</p>
<p><strong>Alkol ve kahveyi kısıtlayın</strong></p>
<p>Alkol, kahve ve çay diüretik etkileri nedeniyle vücuttan su atılımına yol açıyor. Ciltte kuruluğun artmaması için bu tür içecekleri sınırlı tüketmeli, hemen ardından mutlaka bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-347478">Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
