<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>öneri | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/oneri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/oneri</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Feb 2026 09:49:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>öneri | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/oneri</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayını]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmemizi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı, yeme-içme düzeninin, uyku saatlerinin ve günlük aktivitenin değiştiği; bu nedenle planlı beslenmenin hem konforu hem de sağlık sonuçlarını belirgin şekilde etkilediği bir dönemdir. Ramazan ayında orucun birçok kişide kilo ve bazı metabolik göstergelerde hafif iyileşmeler sağlayabildiği; ancak aşırı/yanlış iftar, yetersiz sıvı, kötü uyku ve düzensiz fiziksel aktiviteyle bu durum tersine dönebiliyor. Ancak tüm bu önerilerin yanında, diyabet (özellikle insüline bağımlı), böbrek hastalığı, ileri kalp yetmezliği, gebelik/emzirme, ileri yaş gibi durumları olanların veya farklı klinik hastalığı olanların ramazan için mutlaka hekime danışması öneriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Ramazan ayında beslenme önerileri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<ol>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak oruç tutarken yardımcı olabilir! </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında oruç tutarken beslenmede bazı hedefler konulması gerekmektedir. İftara kadar aç kalan vücut iftarda kan şekeri dalgalanmalarıyla karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak:</strong> Çok hızlı sindirilen karbonhidratlar (şerbetli tatlılar, beyaz ekmek/pilav/makarna ağırlığı) iftardan sonra ani kan şekeri yükselmeleri, ardından erken acıkma ve tatlı isteğine neden olabilir. Bu durum özellikle iftardan hemen sonra görülen halsizlik ve düşük enerjiyi beraberinde getirebilmektedir. Düşük/orta glisemik yük, lif ve protein dengesi daha stabil enerji sağlar.  </li>
<li><strong>Kas kaybını sınırlamak:</strong> Uzun açlık aralığında günlük protein dağılımı önem kazanır. Sahur ve iftarda kaliteli protein (yumurta, yoğurt/kefir, peynir, balık-tavuk-et, baklagil) planlamak kas volümünü korumak için oldukça etkilidir. Ramazan modelini inceleyen güncel derlemeler, uygun makro dağılımıyla vücut kompozisyonunun daha iyi korunabildiğini vurgulamaktadır.  </li>
<li><strong>Hidrasyonu korumak:</strong> Özellikle uzun günlerde ve sıcak iklimde, iftar–sahur arasında suyu “toplam hedef” olarak görmek gerekir. Su tüketiminde ideal hedef için kg başına 30-35 ml su gerekmektedir. Yani 50 kg bir kişi için en az 1,5 litre su tüketilmelidir. Düşük su tüketimi, baş ağrısı, kabızlık, odaklanmada güçlük, yavaş metabolizma ile sonuçlanabilmektedir. </li>
<li><strong>Uyku–sirkadiyen ritme destek olmak:</strong> Gece geç saatlerde ağır yemek, reflü ve uyku kalitesini bozabilir. Ramazan döneminde uyku ve yaşam davranışlarının değiştiğini gösteren çalışmalar, planlamayı daha da önemli kılar.  Özellikle sahura kadar oturmak veya uykudan feragat etmemek için sahura hiç kalkmamak gibi süreçler daha zorlayıcı olabilmektedir. </li>
</ul>
<p>Ramazan ayında en sık ortaya çıkan şikayetler; kabızlık, reflü ve baş ağrısıdır. Bunlarla baş etmek için bazı önlemler alınabilmektedir. </p>
<ul>
<li>Kabızlık: Lif (sebze, baklagil, tam tahıl), iftar–sahur arası yeterli su, sahurda yoğurt/kefir, yürüyüş.</li>
<li>Reflü/hazımsızlık: İftarı bölmek, kızartma ve çok yağlı/çok baharatlıdan kaçınmak, yatmadan 2–3 saat önce yemeyi bitirmek.</li>
<li>Baş ağrısı: Kademeli kafein azaltımı, düzenli su planı, sahuru atlamamak, uyku düzenini korumak.  </li>
<li><strong>İftarda yemeye yavaş başlamak metabolizmayı rahatlatıyor </strong></li>
</ul>
<p>Ramazan ayı boyunca en sık yapılan hata orucu tek öğünde “tıkınır” gibi açmaktır. Hızlı yenilen yemek hem mideyi yoruyor hem de daha tokluk sinyalini düzenliyor. </p>
<p>1. adım (0–10 dakika): </p>
<p>1–2 bardak su </p>
<p>1–2 hurma (veya 1 porsiyon meyve), istenirse küçük bir çorba.</p>
<p>2. adım (10–20 dakika): 10–15 dakikalık ara (mümkünse kısa yürüyüş/namaz arası). Bu ara, tokluk sinyallerinin gelmesini kolaylaştırır.</p>
<p>3. adım (ana öğün): “Tabak modeli” uygulayın:<br /> </p>
<ul>
<li>Tabağın yarısı: salata/haşlanmış-sebze yemekleri</li>
<li>Tabağın çeyreği: protein (balık/tavuk/et/yoğurt-baklagil)</li>
<li>Tabağın çeyreği: tam tahıl veya nişastalı grup (bulgur, tam buğday, kepekli ürünler; porsiyon kontrollü)<br /> </li>
</ul>
<p>Tatlı olacaksa: Şerbetli yerine sütlü/meyveli seçenekleri küçük porsiyonla; mümkünse iftardan 1–2 saat sonra tüketin. Böylece ana öğündeki aşırı enerji yükünü azaltmış olursunuz.</p>
<p>Karaciğer hastalıkları olanlarda da bireysel değerlendirme gerekir; beslenme gereksinimi ve malnütrisyon riski olanlarda hekim-diyetisyen planı şart olmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong>Sahuru atlamak gün içinde halsizliği artırır! </strong></li>
</ol>
<p>Sahuru atlamak, gün içinde halsizlik ve iftarda aşırı yeme riskini artırır. Özellikle lif + protein + sağlıklı yağ kombinasyonu daha uzun tokluk sağlar. Aynı zamanda bedenin ihtiyacı olan bütün besin öğelerini eksiksiz almayı kolaylaştırır. </p>
<p>Örnek sahur seçenekleri olarak; </p>
<ul>
<li>Yumurta + yoğurt/kefir + tam tahıllı ekmek + salatalık-domates</li>
<li>Yulaf + yoğurt/süt + chia/keten + ceviz/badem + tarçın + meyve (ölçülü)</li>
<li>Baklagil bazlı seçenek: Nohutlu/mercimekli salata + ayran/yoğurt<br /> Ramazan beslenmesi üzerine pratik öneriler ve diyabet kılavuzları, sahurda düşük glisemik indeksli karbonhidrat, yeterli protein ve sıvıyı özellikle vurgular.  </li>
</ul>
<p>Sahurda kaçınılması gerekenler: Aşırı tuzlu (salamura, çok tuzlu peynir), çok baharatlı ve kızartmalar → gün içinde susuzluğu artırabilir; şekerli hamur işleri → hızla acıktırabilir.</p>
<ol>
<li><strong>İftar ve sahur arası sıvı alımını düzenlemek önemli </strong></li>
</ol>
<p>Oruçluyken sıvı alınamadığı için, iftar–sahur arası sıvı alımını düzenlemek hayati önem taşıyor. İftarda 1-2 bardak su ile başladıktan sonra, ana öğün sonrası 1–2 bardak, teravih/akşam arası 1–2 bardak ve yine sahura kadar aralıklı 2–3 bardak su içmek gerekiyor. <br /> Toplam hedef kişiye göre değişmektedir. İdrar renginin açık saman rengi olması pratik bir göstergedir. Ramazan modelini değerlendiren derlemeler, hidrasyonun performans ve baş ağrısı üzerinde belirleyici olabildiğini belirtmektedir.</p>
<p>Kafein: Kahve/çay bazı kişilerde diürezi (idrarda artış) artırabilir ve uykuya zarar verebilir; miktarı sınırlı tutmak gerekmektedir. </p>
<ol>
<li><strong>Ramazan ayında egzersizlerinizi de planlayarak devam ettirin </strong></li>
</ol>
<p>Ramazan ayında egzersizler tamamen bırakmadan zamanlaması planlanarak yapılması gerekir. Gün içinde veya iftara yakın hafif orta seviye aktiviteler yani yürüyüş veya esneme hareketleri oruç tutarken de yapılabilir. Daha yoğun antrenmanlarda ise iftardan 1–2 saat sonra (sıvı ve enerji alımı sonrası) yapılmasında fayda vardır. Sporcularda Ramazan orucu sırasında yük–toparlanma dengesinin hassaslaştığını bildiren çalışmalar, aşırı yoğunluğu azaltma ve hidrasyonu planlamayı önermektedirler.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayini-saglikli-gecirmemizi-saglayan-5-oneri-615246">Ramazan Ayını Sağlıklı Geçirmemizi Sağlayan 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşından]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613656</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Küresel bir salgın olarak da nitelenen böbrek taşı; bölgesel faktörler, hareketsiz yaşam, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla protein &#8211; tuz tüketimi ve fazla kilolardan kaynaklanıyor. Kadınlarda da sık rastlanmaya başlayan böbrek taşı, zamanında tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliği gibi hayati risklerle sonuçlanan rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doğum sancısına benzer ağrılarla kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen böbrek taşları, lazerli ve robotik cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek hastanın aynı gün taburcu olması sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Yanaral, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Ülkemizde her 100 kişiden 15’inde böbrek taşı görülüyor</strong></p>
<p>Dünya genelinde böbrek taşı görülme sıklığı %5-15 arasındayken, Türkiye’de bu oran %15 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Yani ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık 15’i hayatının bir döneminde bu ağrılı süreçle tanışma riski altındadır. Bu yüksek oranın nedenlerini üç ana başlıkta açıklayabiliriz:</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak İklim:</strong> Türkiye, dünyada &#8220;taş kuşağı&#8221; olarak adlandırılan riskli bölgededir. Artan hava sıcaklıkları vücutta sıvı kaybını artırırken, idrarın yoğunlaşmasına ve kristallerin çökmesine neden olur.</li>
<li><strong>Beslenme Hataları:</strong> Aşırı tuz tüketimi (Türkiye&#8217;de günlük ortalama tuz tüketimi önerilenin iki katıdır) ve hayvansal proteinden zengin beslenme, kalsiyum dengesini bozarak taş oluşumunu tetikler.</li>
<li><strong>Genetik Faktörler:</strong> Ailesinde taş öyküsü olanlarda risk %30 daha fazladır. </li>
</ul>
<p><strong>Tedavi edilmeyen taş böbrek yetmezliğine neden olabilir</strong></p>
<p>Böbrek taşının en önemli ve en sık belirtisi sırt ve bel ağrısıdır. Taşın olduğu böbrek tarafındaki uzun süren ağrılar ya da bıçak saplanır tarzdaki şiddetli ağrılar ile kendisini belli etmektedir. Ayrıca idrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de böbrek taşının belirtisi olabilir. Bir böbrek taşı tespit edildiğinde, tedavi planlamasındaki en önemli faktör taşın boyutu ve böbrekteki yeridir. Taşın boyutu ne kadar büyükse, hastanın taşı kendiliğinden düşürme şansı o kadar azdır. Tıbbi cihazlardaki ve lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde böbrek taşlarının cerrahi tedavisinde artık kapalı endoskopik yöntemler kullanılmaktadır. </p>
<p><strong>Böbrek taşları bıçaksız ve izsiz tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Artık böbrek taşları için &#8220;açık ameliyat&#8221; tercih edilmemektedir. Özellikle endoskopik aletler ve lazer teknolojisindeki gelişmeler böbrek taşı tedavisini kolaylaştırmıştır. Son yıllarda gelişen en önemli yenilikler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Lazer teknolojisi: </strong>Geleneksel lazerlerin yerini alan Thulium Fiber Lazer, böbrek taşı tedavisinde daha sık kullanılır hale geldi. Bu lazer taşları sadece kırmamakta, adeta &#8220;un&#8221; haline getirmektedir. Bu yöntemle hastalar, işlem sonrası büyük parçaları düşürme sancısı yaşamamaktadır. Ayrıca hızlı etkisi sayesinde operasyon sürelerini yarı yarıya kısaltmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Akıllı aspirasyon sistemleri: </strong>Artık taşlar kırılırken aynı zamanda endoskopik cihazlara entegre sistemlerle vakumlanarak temizlenir. Bu da böbreğin içinin taşsız hale getirilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu yenilikler, endoskopik tedavileri kolaylaştırmakta ve hastalar aynı gün taburcu olabilmektedir.</p>
<p> <strong>Taştan korunmak için yaşam biçiminizi değiştirin</strong></p>
<p>Böbrek taşı tedavisinden sonra yeniden taş oluşmaması için doktor kontrollerinin yayında kişinin yaşam biçiminde de şu değişiklikleri yapması gerekir; </p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketin:</strong> Günde en az 2,5 litre su tüketin ve içine bir dilim limon atın. Limondaki sitrat taş oluşumunu engeller.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Tuzu Azaltın:</strong> Sofradan tuzluğu kaldırın ve paketli gıdalardan uzak durun.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Düzenli Egzersiz Yapın:</strong> Düzenli yürüyüş yerçekimi etkisiyle kristallerin böbrekten atılmasına yardımcı olur.</li>
<li><strong>Meyve-Sebze Ağırlıklı Beslenin:</strong> Hayvansal protein tüketimini sınırlayıp sebze ve meyve ağırlıklı beslenme alışkanlığı kazanın</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor. Ancak ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve bilinçsiz kullanım; omurga sağlığı başta olmak üzere kas-iskelet sistemi ve ruhsal denge üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Uzun süre ekran başında kalmak boyun, omuz ve bel ağrılarıyla birlikte duruş bozukluklarına, uyku kalitesinde azalmaya ve dikkat süresinde kısalmaya neden olabiliyor. Bu nedenle dijital kullanımın omurga sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Topal Yarat, dijital ekran kullanımının omurga sağlığına etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dijital teknolojiler omurga sağlığını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>İnsan vücudu uzun süreler boyunca sabit bir pozisyonda kalmak üzere tasarlanmamıştır. Bu nedenle hareketsiz yaşam biçimi, zamanla yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik stresin de artmasına yol açar. Ekran karşısında uzun süre hareketsiz kalmak; omurganın doğal eğriliklerinin bozulmasına, kas grupları arasında dengesizliklerin gelişmesine ve eklemlere binen yükün artmasına neden olur. </p>
<p><strong>Bel ve sırt ağrıları, duruş bozuklukları kaçınılmaz </strong></p>
<p>Özellikle başın öne eğik pozisyonda kalması, boyun omurlarına normalin çok üzerinde baskı uygulanmasına yol açar. Bu durum zamanla boyun, bel ve sırt ağrıları, postür (duruş) bozuklukları ve kas spazmları ile kendini gösterebilir. Ayrıca çene sıkma, gerilim tipi baş ağrıları, omuz ve üst sırt bölgesinde sertlik sık görülen şikayetler arasındadır. Uzun süreli ekran kullanımı uyku kalitesinde azalma, dikkat ve konsantrasyon süresinde kısalma gibi bilişsel sorunlara da zemin hazırlayabilir. Tüm bu fiziksel etkiler, beraberinde huzursuzluk, yorgunluk ve ruhsal dengesizlik belirtilerini de getirebilir.</p>
<p><strong>Her yaşta omurga sağlığı için risk oluşturuyor</strong></p>
<p>Uzun süreli ve kontrolsüz dijital ekran kullanımı, her yaş grubunda omurga sağlığı açısından önemli riskler barındırır. Özellikle çocukluk döneminde artan ekran süresi; boyun eğriliği ve skolyoz gelişimine zemin hazırlayabilir. Sağlıklı bir omurga gelişimi için çocuklarda günlük ekran süresinin ideal olarak 1-2 saati aşmaması önerilir. Yetişkinlerde uzun süreli masa başı ve ekran kullanımı postür bozukluklarına, boyun ve bel problemlerine neden olabilir. Omuz, dirsek ve el bileği ağrıları sık görülen şikayetler arasındadır ve zamanla kronik kas-iskelet sorunlarına dönüşebilir. </p>
<p>Daha ileri yaşlarda ekran karşısında geçirilen sürenin artması, hareketsizlikle birlikte kas kütlesinde azalmaya (sarkopeni) ve omurga problemlerinin belirginleşmesine yol açabilir. Bu durum yaşam kalitesini düşürürken, düşme riski, bağımlılık davranışları ve erken ölüm riskinde artışla da ilişkilendirilmektedir. Yaş grubu ne olursa olsun, aşırı dijital ekran kullanımı; dikkat, hafıza ve bilişsel işlevlerde bozulma ile birlikte ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek bağımlılık riskini artırabilir.</p>
<p><strong>Bilinçli dijital kullanım omurga sağlığını destekler</strong></p>
<p>Dijital dünyada yer almak günümüzde kaçınılmazdır. Ancak ekran kullanımını dengeli ve bilinçli şekilde yönetmek, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın korunmasında önemli rol oynar. Teknolojinin yaşamı yönetmesine izin vermek yerine, kullanım sınırlarını bireyin kendisinin belirlemesi gerekir. Omurga sağlığını koruyarak dijital araçları kullanmak mümkündür. Günlük hayata eklenecek birkaç küçük alışkanlık değişikliği, ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltabilir. Ekranların yalnızca iş ve gereklilik durumlarında kullanılması, teknolojinin bir eğlence aracı değil ihtiyaç aracı olarak görülmesi önem taşır. Çalışma sürelerinin bölünmesi, düzenli aralar verilmesi, esneme ve hafif egzersizlerin günlük rutine eklenmesi omurganın korunmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir omurga için 7 pratik öneri</strong></p>
<p>Dijital ekran kullanımının omurga üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek basit ama etkili alışkanlıklar büyük önem taşır. Bu öneriler, hem masa başı çalışanlar hem de uzun süre ekran karşısında vakit geçiren bireyler için yol gösterici olabilir:</p>
<ol>
<li>Her 30 dakikada bir 5 dakika mola verin. Kısa molalar kasların gevşemesine ve omurganın rahatlamasına yardımcı olur.</li>
<li>Her 60 dakikada ayağa kalkın ve yürüyün. Kan dolaşımını artırarak kas-iskelet sisteminin yükünü azaltır.</li>
<li>Boyun, omuz, bel ve el bileklerini düzenli olarak esnetin. Esneme hareketleri kas sertliğini ve spazm riskini azaltır.</li>
<li>Ekranı göz hizasında konumlandırın. Başın sürekli aşağıda veya yukarıda kalması boyun omurlarına aşırı yük bindirir.</li>
<li>Sandalye yüksekliği ile kol ve bilek pozisyonunu ergonomik hale getirin. Eklemlere binen yükü azaltarak uzun vadeli ağrıların önüne geçer.</li>
<li>Basit nefes egzersizleri uygulayın. Nefes egzersizleri hem fiziksel rahatlama sağlar hem de zihinsel stresi azaltır.</li>
<li>Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapın. Düzenli fiziksel aktivite omurga sağlığını destekler ve kas gücünü artırır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lipödemsiz Bir Yaşam İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lipodemsiz-bir-yasam-icin-7-oneri-600629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 11:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[lipödemsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ödem]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görünürde basit bir kilo problemi gibi dursa da özellikle kadınları etkileyen kronik bir rahatsızlık olan lipödem, hem fiziksel hem de duygusal açıdan yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemsiz-bir-yasam-icin-7-oneri-600629">Lipödemsiz Bir Yaşam İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Görünürde basit bir kilo problemi gibi dursa da özellikle kadınları etkileyen kronik bir rahatsızlık olan lipödem, hem fiziksel hem de duygusal açıdan yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bu nedenle lipödemli bireyler için özel olarak planlanmış bir beslenme düzeni ve yaşam tarzı yaklaşımı büyük önem taşıyor. Doğru beslenme sayesinde hem şikayetlerde azalma sağlanabiliyor hem de yaşam kalitesi artırılıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Büşra Şen, vücuttaki ödem ve iltihabı azaltmaya yönelik beslenme önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Cildinizdeki morarmalar lipödem belirtisi olabilir </strong></p>
<p>Lipödem, çoğunlukla kadınlarda deri altı yağ bağ dokusunun anormal dağılımı olarak ortaya çıkan ve genellikle morarma, ağrı ve ödemle birlikte görülen kronik bir hastalıktır. Toplumda yeterince bilinmeyen bu hastalık morarma, ağrı ve geçmeyen ödem gibi belirtilerle kendini gösterebilir ve genellikle obezite ya da lenfödemle karıştırılabilir. Lipödem sadece kilo artışı değildir. Aynı zamanda kronik ödem, ağrı ve iltihap durumu da vardır. Bu nedenle, lipödemde uygulanan beslenme planı klasik diyetlerden farklıdır. Lipödemde klasik diyet yöntemleri tek başına etkili olmayabilir. Vücuttaki yağ dağılım bozukluğuna karşı lipödem diyeti oldukça destek sağlar. Diyetin amacı sadece kilo vermek değildir. Ödemi azaltan, iltihabı baskılayan ve lenf dolaşımını destekleyen gıdalarla beslenme planı oluşturulur. </p>
<p><strong>Yeterli protein alarak kas kütlenizi koruyabilirsiniz</strong></p>
<p>Lipödem diyeti yapmak isteyen her kişinin ihtiyaçları bir uzman kontrolünde metabolizmasına bağlı olarak belirlenmelidir. Dengeli bir diyet ile birlikte vücudun ihtiyaç duyduğu mikro ve makronütrientler karşılanabilir. Yeterli protein alımı sayesinde kas kütlesinin korunması sağlanırken tokluk hissi de artış gösterir. Yüksek protein kaynaklarına yumurta, somon, hindi, yeşil mercimek ve maş fasulyesi örnek verilebilir. </p>
<p><strong>Yemeklerinize zerdeçal katarak lipödem riskini azaltabilirsiniz </strong></p>
<p>Bu süreçte, şeker ve beyaz ekmek, makarna gibi rafine karbonhidrat tüketimi iltihabı arttıracağı için bunlardan uzak durulmalıdır. Bunlar yerine kompleks karbonhidrat olarak adlandırılan karabuğday, kinoa, siyez unlu tahıllar ve siyah pirinç tercih edilebilir. Yaban mersini, mürdüm eriği, ahududu, zeytinyağı, avokado, mor lahana, brokoli, enginar, pancar, ceviz ve somon gibi fitokimyasallardan zengin antiinflamatuvar besinler diyete daha sık dahil edilmelidir. Ayrıca zerdeçal, zencefil, sumak, kişniş, biberiye, kekik ve nane gibi antiinflamatuvar baharatlar herhangi bir mide rahatsızlığı yoksa yemeklere eklenebilir. Özellikle zerdeçalın içerdiği kurkuminden daha yüksek yararlanım sağlayabilmek için piperin içeriği ile karabiberi ile birlikte zeytinyağında tüketilmelidir.</p>
<p><strong>Soğuk çorba, ayran ve kefir tercih edin</strong></p>
<p>Lipödem karşı beslenme planı oluştururken en önemli kaynaklarımızdan biri sudur. Günlük yeterli su tüketimi vücudun hidrasyonunu sağlamada önemli rol oynar. Örneğin 70 kg bir birey günlük ortalama 2,5 litre su tüketmelidir. Günlük sıvı alımını destekleyebilmek için soğuk çorba, kefir ve ayran gibi besinlerden destek alınabilir. Tuz alımını sınırlamak ise vücuttaki sıvı tutulumunu azaltarak şişkinliği azaltabilir. Özellikle işlenmiş katkı maddeli salam, sosis, sucuk ve tuz içeriği yüksek salça, turşu, tuzlu peynir ve tuzlu zeytin gibi gıdaları azaltmak faydalı olacaktır. </p>
<p><strong>Lipödemsiz yaşam için…</strong></p>
<ol>
<li>Antiinflamatuvar besinler tüketin</li>
<li>Tuz tüketimini kısıtlayın</li>
<li>Yeteri kadar su için</li>
<li>Düzenli egzersiz yapın</li>
<li>Stres yönetimini sağlayın</li>
<li>Hazır gıdalar tüketmeyin</li>
<li>Bitkisel ağırlıklı beslenme tercih edin</li>
</ol>
<p><strong>Lipödemle savaşan antioksidan içeren yemekler hazırlayabilirsiniz</strong></p>
<p>Lipödemle savaşmak için besinlerin gücünden yararlanmak önemlidir. Evde birkaç malzeme ile basit bir şekilde lipödem konusunda hem etkili hem de lezzetli bir içecek hazırlayabilirsiniz. 1 su bardağı sade kefir, 5 yaban mersini, 5 aronya ve 1 tatlı kaşığı chia tohumunu blenderdan geçirin ve her gün tüketin İsteğe bağlı olarak buz da ekleyebilir ve sıcak yaz günlerinde serin bir içecek yapabilirsiniz. Bu smoothie tarifi ödem atmanıza yardımcı olurken aynı zamanda kilo vermenizi de destekleyecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemsiz-bir-yasam-icin-7-oneri-600629">Lipödemsiz Bir Yaşam İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[lenfödeme]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.  Genellikle kol veya bacaklarda şişlik ve dolgunluk hissiyle kendini gösteren bu hastalık, tedavide gecikildiğinde oluşan enfeksiyonlar, ağrı, ağırlık hissi ve ciltte derin yaralar gibi önemli sorunlara yol açması nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini düşürüyor. Hastalık ilerlediğinde kıyafet seçimi zorlaşırken, yazı yazmak, yürümek ve ayakkabı giymek gibi basit işler bile güçleşebiliyor. Lenfödemin sadece fiziksel değil, psikolojik yönü de önemli. Hastalar, estetik kaygılar veya hareket kısıtlılığı nedeniyle sosyal ortamlardan uzaklaşırken, aile ve iş hayatında da sorunlarla karşılaşabiliyor.  Tüm bunlar kaygı bozukluğuna ve depresyona yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, </strong>erken tanının lenfödem tedavisinden etkin sonuç alınmasında kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı için kol veya bacak  bölgesinde hassasiyet, dolgunluk,  ağırlık hissi veya hafif bir şişlik olduğunda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı bu ilk adımda hastanın öyküsü ile detaylı bir fizik muayene, ihtiyaç halinde laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleriyle lenfödemi tespit edebilmektedir. Erken tanı sayesinde, ciltte enfeksiyon ve derin yaralar gibi gelişebilecek olan sorunlara yönelik önleyici tedbirler alınabilmektedir. Erken tanı ve tedavinin yanı sıra hastaların kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları tedavinin başarısı için çok önemlidir” diyor.   </p>
<p><strong>Dünyada yaklaşık 250 milyon kişi bu sorunu yaşıyor!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminden itibaren her yaşta görülebilen lenfödem dünyada ve ülkemizde   yaygın görülen bir sorun. Öyle ki dünya çapında yaklaşık 250 milyon insanın lenfödemden etkilendiği belirtiliyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaygın görülen bu hastalığın son yıllarda daha sık teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Meltem Vural, “Bunun en önemli nedeni ise kanser gibi hastalıkların artmasıdır. Bu hastalıklarda uygulanan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler sonrasında ikincil sebeplerle lenfödem gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>En riskli grup meme kanseri hastaları olsa da… </strong></p>
<p>Lenfödem; lenf bezleri ile damarlarının gelişim sorunları ve lenfatik akım bozuklukları nedeniyle oluşuyor. Sıklıkla kol veya bacaklarda görülse de genital bölge, baş ile boyun gibi vücudun farklı bölgelerinde de rastlanabiliyor. Cerrahi girişimler, radyoterapi, travma veya enfeksiyon gibi sebeplerin yanı sıra doğuştan da görülebiliyor. Ancak, kanser hastalarının en yüksek risk grubunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Meltem Vural, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanserle ilişkili lenfödem sebebi olarak en sık meme kanseri karşımıza çıkmaktadır. Meme kanseri sonrasında lenfödem gelişme oranı yaklaşık yüzde 25 civarındadır. Hastalarda tedavi sonrasında çoğunlukla  kol, önkol ve el bölgesinde lenfödem gelişebilmektedir. Bu durum genellikle lenf nodlarının alınması veya radyoterapi sonrasında ortaya çıkmaktadır. En önemli nedeni, işlemler sebebiyle dokularda oluşan etkilenmeler sonucunda lenfatik akımın bozulması ve dokular arasında lenf sıvısının birikmesidir.” </p>
<p><strong>Tedavisinde gecikmeyin, çünkü!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin genellikle etkilenen kol veya bacak bölgesinde; şişlik, dolgunluk, hassasiyet ve ağırlık hissiyle kendini gösterdiğini belirterek, “Örneğin, yüzük veya kıyafetler dar gelmeye başlamışsa, dikkatli olunmalıdır. Şişlik ve dolgunluk hissi başlangıç evresinde hafifken; zamanında müdahale edilip tedavi edilmezse karşımıza daha ciddi bulgular çıkabilir. Şişlik artabilir, ciltte renk değişiklikleri, kalınlaşmalar, ağrı ve enfeksiyonlar gelişebilir” diyor. Prof. Dr. Meltem Vural, ilerleyen durumlarda ciltte yaraların, derinlemesine çukurların, papillom  adı verilen kabartıların ve skar dokularının da oluşabileceğine işaret ederek, “Gelişen bu sorunlar nedeniyle elde, kolda veya bacakta fonksiyon kaybı sonucunda; ellerini kapatma, bir şeyi kavrama, kaldırma, itme, çekme, yürüme ve oturup-kalkma  gibi aktivitelerde hareket kısıtlılıkları oluşabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Erken tedaviyle kontrol altına alınabiliyor! </strong></p>
<p>Lenfödem tedavi edilebilir olmakla birlikte tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin erken tanı ve tedaviyle önemli ölçüde kontrol altına alınabildiğini ve ilerlemesinin önlenebildiğini vurgulayarak, “Lenfödemin tüm dünyada altın standart tedavi yöntemi; lenfödem rehabilitasyonu, yani  hastaların eğitimi, manuel lenf drenajı, çok tabakalı bandaj,  kompresyon giysileri, egzersiz ve cilt bakımıdır. Hastaların düzenli takip ve tedavilerinin yapılması da vazgeçilmezdir” diye konuşuyor.<strong>  </strong>Bazı özel durumlarda  veya ileri evrelerde cerrahi müdahale gerekebildiğini ifade eden Prof. Dr. Meltem Vural, “Süper mikrocerrahi teknikleri, lenf sıvısının dolaşıma kazandırılmasını sağlayarak şikayetleri azaltabilmektedir. Lenfovenöz anastomoz (LVA) ve lenf nod transferi (LNT) gibi yeni cerrahi yöntemler, lenfödem tedavisinde uygulanabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</strong></p>
<p>Lenfödem açısından riskli olan kişilerin veya lenfödem sorunu yaşayan hastaların kol ve bacak gibi uzuvlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödeme karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Sorunlu olan kol veya bacağınıza yönelik zorlayıcı aktivitelerden kaçının. Ağırlık kaldırma, itme veya çekme gibi güç gerektiren hareketler yapmayın. </li>
<li>Etkilenen kol bölgesinden tansiyon ölçümü yapmayın. Damar yolu açılacaksa lenfödem sorunu olduğunuzu bildirin, bu durumda işlem diğer kolunuzdan yapılacaktır. </li>
<li>Cilt temizliğine ve kuruluğuna önem verin. Etkilenen bölgeye uygun PH içeriğine sahip temizleyici ürünlerle yıkanın. Ardından, cildinizi nazik bir şekilde kurulayın ve yağsız dermatolojik nemlendiriciler ile nemlendirin. Tırnaklarınızı cildinize zarar vermeyecek şekilde kısaltın.</li>
<li>İlgili bölgelerinizi güneşten koruyun, yüksek faktörlü güneş kremlerini tercih edin.</li>
<li>Etkilenen uzuvlarınızı böcek ısırmalarına, yara ve çiziklere karşı koruyun.</li>
<li>Sıkı ve dar giysilerden, takılardan kaçının. </li>
<li>Uyurken, etkilenen uzvun altta kalmamasına dikkat edin. </li>
<li>Uçak yolculuklarında basınç değişimlerine karşı bası giysileri giyin. </li>
<li>Dengeli beslenin ve kilo kontrolüne özen gösterin. </li>
<li>Hekiminizin önerileri doğrultusunda; tempolu yürüyün,  temiz olduğu bilinen denizde yüzün, lenfödeme yönelik egzersizler ve nefes egzersizleri yapın. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kalmamaya çalışın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yileşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri, her yıl milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783">Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, her yıl milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak kabul ediliyor. Tanı konulduğu andan itibaren sadece bedensel bir tedavi süreci değil, aynı zamanda ruhsal bir yeniden yapılanma dönemi de başlıyor. Uzmanlar, fiziksel iyileşmenin yanında psikolojik desteğin de tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psi. Arzu Beyribey, meme kanseriyle mücadele sürecinde ruhsal dayanıklılığın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tanı anında şok, kaygı ve belirsizlik duyguları hakim olur</strong></p>
<p>Kanser tanısını duymak, birçok kadın için hayatın durduğu bir an anlamına gelebilir. “Kanser” kelimesi, sadece bir teşhis değil; ölüm, kayıp ve belirsizlik kavramlarını da beraberinde getirir. Bu dönemde hastalar genellikle şok, inkâr, öfke ve yoğun kaygı yaşarken; psikolojik destek, bilgi kirliliğini azaltmak ve yalnızlık hissini gidermek açısından kritik önem taşır.</p>
<p><strong>Cerrahi süreç ve kadınlık kimliği</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavi sürecinde memenin tamamen alınması ya da sınırlı bir kısmın çıkarılması sadece fiziksel değil, duygusal izler de bırakabilmektedir. Meme; kadınlık, annelik ve toplumsal kimliğin sembolü olarak algılandığı için, kaybı ya da şekil değişikliği benlik algısında sarsılmalara yol açabilir. Memenin kaybı ya da şekil değişikliği, kişide “ben hala aynı kadın mıyım?” endişesi ve bedensel bütünlüğün zedelenmesi hissi doğurabilir. “Aynaya bakmaya korkuyorum”, “Eşim beni çekici bulacak mı?” gibi sorular; psikolojik travmanın kaçınılmaz olduğunun bir göstergesidir. Bu süreçte psikolojik destek çok önemlidir. Cerrahi sonrası rekonstrüksiyon fiziksel bir onarım sağlasa da, kadının kendi bedenini yeniden kabullenmesi ve özsaygısını inşa etmesi için psikoterapi büyük önem taşır. </p>
<p><strong>Yorgunluk ve sosyal izolasyon aşaması</strong></p>
<p>Kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavileri, bedeni olduğu kadar ruhu da etkiler. Saç dökülmesi, kilo değişimleri ve yorgunluk gibi yan etkiler, kişinin sosyal çevresinden uzaklaşmasına ve depresif duygulara sürüklenmesine neden olabilir.  Bu süreç depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları ve sosyal izolasyonla el ele ilerler. Kimi hastalar sevdiklerinden uzaklaşırken kimileri, toplumdan gelen “artık kırılgansın”, “iyi misin?” gibi iyi niyetli ama yargılayıcı bakışlar nedeniyle içine daha da kapanabilir. Bu noktada bilişsel davranışçı terapi (CBT), mindfulness uygulamaları ve grup terapileri hem kaygıyı azaltır hem de yalnızlık hissini hafifletir. Psikolojik destek, tıbbi tedavinin tamamlayıcısı olarak hastaların yaşam kalitesini artırır.</p>
<p><strong>Çiftlerin iletişimi de etkilenebilir</strong></p>
<p>Meme kanseri sadece bireysel değil, aynı zamanda ilişkisel bir mücadeledir. Cerrahi sonrası yaşanan bedensel değişiklikler, çift ilişkilerinde mesafe yaratabilmektedir. Kadın “Eşim beni hâlâ çekici bulacak mı?” diye kaygılanırken, partneri “Ona nasıl yaklaşmalıyım?” ikilemiyle baş başa kalabilir. Bu noktada çift terapisi ve psikoseksüel terapi, açık iletişimi güçlendirmeye destek olabilir. İlişkilerin yeniden güven, sevgi ve anlayış temeline oturmasını sağlar. </p>
<p><strong>Hayata yeniden dönüşle başlayan hastalanma korkusu</strong></p>
<p>Tedavi tamamlandığında hastalarda çoğu zaman yeni bir kaygı başlar; hastalığın tekrarlama korkusu. Bu nedenle her ağrı ya da kontrol, yeni bir endişeye dönüşebilir. Ancak bu dönem aslında, doğru yaklaşımlarla psikolojik destek sağlandığında, “travma sonrası büyüme”nin de mümkün olduğu bir dönemdir. Birçok kadın bu süreçte hayatın anlamını yeniden tanımlar, ilişkilerini güçlendirir ve kendi iç dayanıklılığını keşfeder. Bu dönemde psikolojik destek almak; kaygıları yönetmek, olumlu baş etme stratejileri geliştirmek ve bireyin kendi iç gücünü keşfetmesini sağlamak açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p><strong>Beden ve ruhun ortak iyileşmesi sağlanmalı</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavi sürecinde beden ile ruh eşzamanlı iyileştiğinde, gerçek iyileşme kalıcı olur. Çünkü gerçek iyileşme yalnızca tümörün alınmasıyla değil, hastanın yaşam sevincini ve özgüvenini yeniden kazanmasıyla mümkündür. Bu dönemde hasta yakınlarının da dikkat etmesi gereken noktalar var. Örneğin “güçlü olmalısın” demek yerine duygulara alan tanıyın. Beden değişimlerine eleştirel yaklaşmayın; sevgi ve destek diliyle konuşun. Beraber yemek yapmak, refakat etmek gibi basit destekler kişinin yalnızlık hissini azaltır.</p>
<p><strong>Ruhun iyileşmesi için 5 öneri</strong></p>
<ul>
<li>Duygularınızı paylaşın ve profesyonel destek alın.</li>
<li>Bedeninizdeki değişimle uyum sağlamak için kendinize zaman tanıyın.</li>
<li>Grup terapilerine katılın; benzer deneyimlerin paylaşımı yalnızlık hissini azaltır.</li>
<li>Cinsel veya çift sorunlarında uzman desteğine başvurun.</li>
<li>Tekrar hastalanma korkusuyla başa çıkmak için nefes, gevşeme ve farkındalık tekniklerini deneyin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783">Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 13:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[drar]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715">Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor. Hamilelik, doğum ve menopozdan kaynaklanan hormonal değişiklikler ile pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneye baskı yapması sonucunda ortaya çıkabiliyor. Doğru teşhis, kişiye özel tedaviler ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde idrar kaçırmadan kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorunu ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>İdrar kaçırma sosyal yaşamdan uzaklaştırır</strong></p>
<p>İdrar kaçırma her yaştan ve her sosyal statüden kadın için önemli bir sorundur. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir sorundur. Kadınlar yaşlandıkça istemsiz şekilde ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu, yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmemelidir. Özellikle gebelik sırasında veya idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle geçici olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri (kilo vermek gibi), pelvik taban kas eğitimi ve menopoz sonrası dönemde yapılan müdahale ile sorun olmaktan çıkmaktadır. Günde 10- 15 kez idrara çıkan bir kadının yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu sorunu yaşayan her kadın sosyal hayattan da uzaklaşmaktadır. İdrar kaçırma günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir uzman doktordan destek alınmalıdır.  </p>
<p><strong>Kadınlar bu sorunu erteliyor</strong></p>
<p>Kadınlar bu sorunu çoğu zaman sakladıkları için çözümünü de ertelerler. İdrar tutamama bazı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. </p>
<ul>
<li>Hapşırma ve öksürme, ağır eşyalar kaldırma, ağır egzersiz yapma gibi durumlarda mesaneye baskı uygulandığında idrar kaçağı ortaya çıkabilir. </li>
<li>Yoğun bir idrar yapma isteğinin ertelenmesi sonucunda istemsiz idrar kaçırma kaçınılmazdır. Özellikle uyku sırasında gece boyunca sık sık idrara çıkma ihtiyacı olabilmektedir. Ayrıca enfeksiyona bağlı hastalıkta ya da nörolojik bir sorunda ve şeker hastalığı gibi daha ciddi bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.</li>
<li>Taşma tipi idrar kaçırmada ise mesanenin tamamen boşalmaması nedeniyle sık sık veya sürekli idrar damla damla idrar çıkışı olabilmektedir.</li>
<li>Fiziksel veya zihinsel sorunlar idrarı kaçırmaya neden olabilmektedir. Örneğin, şiddetli artrit söz konusu ise, zamanında tuvalete yetişmekte sorun çıkmaktadır.</li>
<li>Karma tip idrar kaçırmada ise birden fazla idrar kaçırma türü vardır. Genellikle stres bağlı idrar kaçırma ile sıkışma sonucunda sorun olmaktadır. <strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>Her 3 kadından 1’inde var </strong></p>
<p>İdrar kaçırma yani idrar veya mesane kontrolünün kaybı her üç kadından birinde görülmektedir. İdrar kaçırma sorunu belirtilere göre kişiye özel bir tedavi planıyla hareket edilmelidir ve yaşam kalitesinin yükseltilmesiyle çözülebilmektedir. </p>
<p>İdrar kaçırmanın tedavisi ise detaylı bir tıbbi öykü ve belirtilerin ayrıntılı bir şekilde uzman hekime anlatılmasıyla başlamaktadır. İdrar kaçırmanın ne zaman ve ne sıklıkla yaşandığı sorulmalıdır. Mesaneyi etkileyecek sorunun ve semptomlara neden olabilecek diğer durumlar hekim tarafından araştırılmadır. Bunun için fiziksel bir muayene de yapılabilmektedir. Bu muayenede mesane doluyken öksürme istenebilmektedir. </p>
<p><strong>Kegel egzersizi öneriliyor</strong></p>
<p>Pelvik taban kasları yaşla ve daha az fiziksel aktiviteyle zayıflamaktadır. Pelvik taban kas eğitimi olarak da bilinen Kegel egzersizleri, stres kaynaklı idrar kaçırmayı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Pelvik taban kasları çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları; rahmi, mesaneyi, ince bağırsağı ve rektumu destekler. Her 10 kadından 4’ünde Kegel egzersizlerini denedikten sonra idrar kaçırma sorununda azalma olduğu görülmüştür. Günlük olarak yapılan Kegel egzersizi özellikle hamilelik döneminde yararlı olabilmektedir. Hamilelik ve doğum sırasında sıklıkla görülen pelvik taban kaslarının zayıflamasını önlemeye yardımcıdır. </p>
<p><strong>Bu önerileri dikkate alın </strong></p>
<p>Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kas eğitiminin yanı sıra hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamalar da faydalı olabilmektedir.</p>
<ol>
<li>Yaşam tarzı değişiklikleri sorunun çözümünde etkilidir. Özellikle sıvı alımı kontrollü olarak yapılabilir. </li>
<li>Mesaneyi 2-3 saatte bir boşaltmak için tuvalete gidilmesi idrar kaçırma sorunu için etkili olabilir.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanmanın sorun olmaması için kabızlığın kesinlikle tedavi edilmesi gerekir.</li>
<li>Kilo kontrolünün sağlanması sorunu azaltacaktır.</li>
<li>Sigara kesinlikle bırakılmadır. Sigara içmek, pelvik taban rahatsızlığının gelişme riskini 2 kat artırmaktadır. Alkol ve kafein tüketimi de sınırlanmalıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715">Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Belediyesi Yalın Belediyecilik Modeli Maruf&#8217;ta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-yalin-belediyecilik-modeli-marufta-582278</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 15:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyecilik]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<category><![CDATA[maruf]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[yalın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalın Üretim Metodolojisini kamuya uyarlayan ilk ilçe belediyesi olan İnegöl Belediyesi, Marmara Belediyeler Birliği tarafından gerçekleştirilen MARUF25’te yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-yalin-belediyecilik-modeli-marufta-582278">İnegöl Belediyesi Yalın Belediyecilik Modeli Maruf&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Yalın Üretim Metodolojisini kamuya uyarlayan ilk ilçe belediyesi olan İnegöl Belediyesi, Marmara Belediyeler Birliği tarafından gerçekleştirilen MARUF25’te yer aldı.</span></span></p>
<p><span><span>Marmara Belediyeler Birliği (MBB) tarafından “Çözüm Üreten Kentler” mottosuyla düzenlenen Marmara Urban Forum (Marmara Uluslararası Kent Forumu – MARUF), bu yıl dördüncü kez kent paydaşlarını İstanbul’da bir araya getirdi. MARUF25, 1-3 Ekim 2025 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Çözüm Üreten Kentler” ana mottosuyla düzenlenen MARUF’ta İnegöl Belediyesi de yerini aldı. İnegöl Belediyesi Yalın Ofis MARUF25’te kurumu temsil etti.</span></span></p>
<p><span><span><b>YALIN ÜRETİM MOTODOLOJİSİNİ KAMUYA UYARLAYAN İLK İLÇE BELEDİYESİ</b></span></span></p>
<p><span><span>Yalın Belediyecilik çalışmaları ve MARUF25’e katılımla ilgili değerlendirmelerde bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “Kamuda Sürdürülebilir Katma Değerli Yalın Yönetim mottosuyla, özel sektörde uygulanan yalın üretim metodolojisini hizmet sektöründe kamuya uyarlayan ilk ilçe belediyesiyiz. 2020 yılında projenin temellerinin atıldığı Kaizen Enstitü Türkiye ile yapılan iş birliği neticesinde 1 yıllık danışmanlık süreci akabinde kendi eğitmenlerimizi yetiştirmemizin ardından süreci idare olarak devraldık. Çalışmalarımıza, Yalınlaştırma Sistemi, Performans Ölçme ve Değerlendirme Sistemi ile Yalın Öneri Sistemi olmak üzere üç sistem temeli üzerinde, dört etaplı bir harita oluşturarak başladık. Bu yıl itibariyle 3. etabı tamamlamayı ve 2026 yılında 4. etabı tamamlamayı hedefliyoruz” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>Yalınlaştırma Sistemi kapsamında 26 müdürlük ve 4 koordinatörlükte gerçekleştirilen Gemba/Kalite yürüyüşleri neticesinde toplam 753 tespit yapılarak iyileştirme önerileri sunulduğunu dile getiren Başkan Taban, “Bu önerilerin %55,6’sı uygulanarak iş süreçlerine katma değer sağlanmıştır. Performans ölçme ve değerlendirme sistemi kapsamında, Dönemsel Başarı Ölçme ve Değerlendirme alanında başarı ortalamaları 2021 yılında %73 iken, 2024 yılı itibarıyla %75’e yükselmiştir. Yetkinlik ölçümlerinde ise %10’luk bir artış sağlanmıştır. Yalın Öneri Sistemi çerçevesinde, sistem kurulduğu günden bu yana toplam 284 öneri toplanmış ve bunlardan 13’ü uygulanarak hayata geçirilmiştir” diye konuştu.</span></span></p>
<p><span><span><b>172,5 MİLYON GİDERİN ÖNÜNE GEÇİLDİ</b></span></span></p>
<p><span><span>Başkan Alper Taban, Yalın Belediyecilik projesine pandeminin gölgesinde başlamalarına rağmen çalışma arkadaşlarının özverili bir şekilde Yalın Metodolojinin idarenin bir kurum kültürü haline gelmesi için çok büyük gayretle çalıştığını kaydederek şöyle devam etti: “Toplam 4 etapta programladığımız projemizde saha ve sınıf ekiplerimiz Belediyemizin tüm iş süreçlerinde GEMBA, 5S, Değer Akış Haritalama gibi birçok çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmalar neticesinde kamu kaynaklarımızın etkin ve verimli kullanılması adına olası giderlerin önüne geçtik. Projemizde geride bıraktığımız 5 yılda toplam 172 milyon 558 bin 364,92 TL olası giderin önüne geçerek sürekli verimlilik ve katma değerli yönetim anlayışımızı pekiştirdik.”</span></span></p>
<p><span><span><b>MARUF25’TE YER ALMAK BİZİ MUTLU ETTİ</b></span></span></p>
<p><span><span>“Marmara Belediyeler Birliği tarafından gerçekleştirilen MARUF-25 programına davet ediliyor oluşumuz da bizi çokça mutlu etti. Programda Yalın Belediyecilik tecrübelerimizi uluslararası düzeyde katılımcılara anlatmak, aktarmak bizler için memnuniyet verici.”</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-yalin-belediyecilik-modeli-marufta-582278">İnegöl Belediyesi Yalın Belediyecilik Modeli Maruf&#8217;ta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim politikalarında İzmirliler de söz sahibi olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-politikalarinda-izmirliler-de-soz-sahibi-olacak-573542</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 08:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[politikalarında]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş]]></category>
		<category><![CDATA[zmirliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573542</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmirlileri iklim politikalarına dahil etmek amacıyla hayata geçirdiği İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi'nin ilk oturumu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın ev sahipliğinde yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-politikalarinda-izmirliler-de-soz-sahibi-olacak-573542">İklim politikalarında İzmirliler de söz sahibi olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmirlileri iklim politikalarına dahil etmek amacıyla hayata geçirdiği İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi&#8217;nin ilk oturumu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın ev sahipliğinde yapıldı. SMS yoluyla davet gönderilen 50 bin kişi içerisinden seçilen 50 kişinin oluşturduğu meclisin ilk oturumunda konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Sizlere tavsiyem, cesur, rahat ve özgür olmanız. Yapılması gerekeni yapın. Yurttaş Meclisi&#8217;nin başarısı, Türkiye&#8217;de yeni yurttaş meclislerinin kurulmasına öncülük edecektir” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilki daha başlattı. Küresel iklim krizinin etkilerini azaltmak amacıyla çalışan Büyükşehir Belediyesi, yurttaşları iklim politikalarına dahil etmek ve iklim değişikliğiyle mücadelede örnek bir model oluşturdu ve İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi’ni hayata geçirdi.  Meclisin ilk toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ev sahipliğinde Tarihi Akın Pasajı&#8217;nda yapıldı. Toplantıya ayrıca; Yuva Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Vardar, İZENERJİ Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Uzunoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Hakan Uzun, İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Yiğit Beydağ,  bürokratlar ve İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi üyeleri katıldı. </p>
<p><strong>“Sorunları çözmek için uğraşıyoruz”</strong></p>
<p>Yurttaş meclislerinin 2015&#8217;ten beri Avrupa&#8217;nın değişik ülkelerinde uygulandığını belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Avrupa&#8217;daki örneklerinden çok başarılı işler olmuş. İklim krizinden tüm dünyada olduğu gibi İzmir de etkileniyor. Orman yangınları, kuraklık, deniz suyunun ısınması sadece İzmir&#8217;de yaşanmıyor. Hava sıcaklığı nedeniyle deniz suyu sıcaklığı Körfez&#8217;de tarihinin en yüksek derecesinde. 30 derecenin üzerine çıktı. Alg patlamaları, balık ölümleri, koku sorunları yaşanıyor.  Uzun yıllardır biriken sorunları çözmek için çok uğraşıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Siz şu anda şehri temsil ediyorsunuz”</strong></p>
<p>İklim krizi ile mücadele çalışmalarında yurttaşların da fikirlerinin çok önemli olduğunu belirten Başkan Tugay, şunları söyledi:</p>
<p>“Yurttaşlarımızın yönetime katılmasını, kentin iklim politikalarında söz sahibi olmasını istiyoruz. Burada sadece fikir üretip bunu teorik olarak dile getirip evinize gitmeyeceksiniz. Aynı zamanda ürettiğiniz fikirleri bizden uygulamaya sokmamızı isteyeceksiniz.  Siz şu anda şehri temsil ediyorsunuz. Şehrimiz için, insanlar için, gelecek için bir şeyler yapma şansınız var. Sizlere tavsiyem; cesur olun. Lütfen rahat olun, özgür olun ve yapılması gerekeni yapın. Yurttaş Meclisi&#8217;nin başarısı, Türkiye&#8217;ye de yeni yurttaş meclislerinin kurulmasına, İzmir&#8217;de de bu işin devamıyla ilgili bir sürecin başlamasına sebep olacak.”</p>
<p><strong>“İnisiyatif almalıyız”</strong></p>
<p>İklim krizi ile ilgili Birleşmiş Milletler çatısı altında yüzlerce ülkeden binlerce bilim insanının bir araya geldiği IPCC kuruluşunun yayınladığı raporlara dikkat çeken Başkan Tugay, “Bundan iki yıl kadar önce okuduğum o rapor &#8216;2027 yılına kadar, eğer karbon emisyonu artışı durmazsa o dakikadan sonra bozulmanın geriye dönme ihtimali yok&#8217; diyordu. O zamanlar önümüzde 3-5 sene var diyordum, şimdi iki sene var. Bazı şeyler imkansız gibi görünüyor ama aslında imkanlı. Hep birlikte çalışmalıyız. Yurttaşlarımız da inisiyatif almalı” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Beydağ:  Bu meclis yalnızca bir proje değil</strong></p>
<p>Meclisin yapacağı çalışmalar hakkında bilgiler veren İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Yiğit Beydağ, “Amacımız iklim değişikliğinin, kentimize etkileri karşısında siz değerli yurttaşlarımızın doğrudan söz sahibi olmalarını sağlamak ve katılım süreçlerini güçlendirmek. Bu meclis yalnızca bir proje değil, İzmir&#8217;de demokrasiyi ve katılımcılığı güçlendiren örnek bir girişim olma özelliği de taşıyor” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Vardar: Hepimize yol gösterecek olan bu salondaki dayanışma</strong></p>
<p>Yuva Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Vardar, “Dayanışmanın, birlikte düşünmenin ve ortak aklın bize yeniden yol göstereceğini biliyorum. Biz yalnızca kaygımızı ifade etmeye gelmedik, sadece eleştirmek için bir arada değiliz. Bugün bizler İzmir&#8217;in yurttaşları olarak çözümün bir parçası olmak için yan yana geldik. Gelecek kaygısını, doğa sevgisini, yaşanabilir bir İzmir özlemini paylaşıyoruz. Belki çocuklarımız imbatı bizim gibi solusun diye, belki torunlarımız çınar ağaçlarının gölgesinde oynayabilsin diye, belki de bu güzel kentin dağında kekik kokusu hiç eksilmesin diye. Buradan çıkacak her öneri İzmir&#8217;in geleceğine bırakılacak iz olacak. İzmir bize hem kaybolmayı hem de yeniden yolu bulmayı öğreten şehir. Bugünden sonra iklim meselesinde de hepimize yol gösterecek olan bu salondaki dayanışma olacak” dedi.</p>
<p><strong>“30 tane elle tutulur öneri yayınlayacağız”</strong></p>
<p>Vardar, konuşmaların ardından süreci anlatan bir sunum gerçekleştirdi. Vardar, “Toplantıların sonunda 30 elle tutulur öneri yayınlayacağız. Bu öneriler İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin İklim Eylem Planı&#8217;na ve 2030 Karbonnötr İzmir hedefleri doğrultusunda hazırladığı stratejik planlara entegre edilecek. Genel anlamda belediyenin iklim çalışmalarında kullanılacak. Cesur olmamız, özgür olmamız çok önemli. Buradaki bütün sözler anonim kalacak. Gönül rahatlığıyla karşı çıkabilirsiniz, daha kuvvetli destek verebilirsiniz. Bütün amacımız burada sadece eleştirmek değil çözüm öneri getirmek” diye konuştu.</p>
<p><strong>50 kişiden oluşuyor</strong></p>
<p>50 bin İzmirliye SMS yoluyla davet gönderildi. Projede yer almak isteyen 442 kişinin başvurusu alındı. Başvuru yapan yurttaşlar arasında yaş, cinsiyet, ilçe, eğitim durumu, meslek grubu ve iklim değişikliğine dair kaygı düzeyi gibi veriler dikkate alındı. İzmir’in demografik yapısını temsil edecek şekilde seçilen 50 asil üye “Isınan bir İzmir’de nasıl hayatta kalırız?” sorusuna birlikte yanıt arayacak. İklim Yurttaş Meclisi, toplam beş oturum düzenleyecek. İlk toplantının ardından sırayla; 21 Eylül, 5 Ekim, 19 Ekim ve 2 Kasım tarihlerinde toplanacak. Meclis, her oturumda farklı konuları ele alarak, çözüm odaklı grup çalışmaları yürütecek. Beş oturumun sonunda yurttaşlar tarafından geliştirilen öneriler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’na (SECAP) entegre edilecek. Böylece yurttaşların talep, deneyim ve çözüm önerileri, doğrudan kent politikalarına yansıyacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, YUVA Derneği ve HUDOTO Vakfı ortaklığında yürütülen, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilip Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından desteklenen “İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi”, Sivil Katılım Hibe Programı kapsamında destekleniyor. 15 ay sürecek  proje, İzmir’in düşük karbonlu ve iklim dirençli bir şehir olma hedeflerine katkı sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-politikalarinda-izmirliler-de-soz-sahibi-olacak-573542">İklim politikalarında İzmirliler de söz sahibi olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne sütünü artırmak için 6 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sutunu-artirmak-icin-6-oneri-2-564329</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 08:49:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sütünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne sütünü artırmak için 6 öneri... Bebekler dünyaya geldikten yaklaşık bir saat sonra uyuklamaya başlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sutunu-artirmak-icin-6-oneri-2-564329">Anne sütünü artırmak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne sütünü artırmak için 6 öneri… <strong>Bebekler dünyaya geldikten yaklaşık bir saat sonra uyuklamaya başlar. </strong></p>
<p>Bu yüzden bir saat dolmadan yani yenidoğan aktifken anne ile bebeğin ten temasını sağlamak çok değerli. Bu zaman diliminin halk arasında altın saat olarak da bilindiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Genel Pediatri Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Altın saatte emziren annenin süt üreten ve salgılayan hormonları aktive olur, bebek kendini güvende hisseder ve memeyi daha kolay kavrar. Altın saatten sonra emzirmek imkânsız değildir ancak bebek uykulu olacağı için süreç zorlaşabilir. Bu durumda bebek ememezse hayal kırıklığı ya da stres yaşayan annelerin süt hormonları baskılanabilir. Vajinal doğumda ilk bir saatin değerlendirilmesi daha kolay olsa da sezaryende bazı gecikmeler yaşanabilir. Bu nedenle anne anestezi altında olsa bile bebekle fiziksel bağın sağlanması ve emzirmenin gerçekleştirilmesi tavsiye edilir” dedi.</p>
<p><b><strong>Yeterli Sıklıkta Emzirmek Önemli </strong></b></p>
<p>Yeterli sıklıkta emzirmemek, bebeği çok sarmalayıp memeye uzanmasını zorlaştırmak, annenin aşırı yorgunluğu, düzenli beslenmemesi veya çevresinden gelen eleştirel yorumlarla stresini kontrol edememesi ve yenidoğanın erken dönemde emziğe alıştırılması en sık yapılan hatalar arasında. Doğurganlık çağında iyi beslenen bir annenin yeterli sütünün olmamasının çoğunlukla dış etkenlere bağlı olduğuna değinen Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Genel Pediatri Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Annenin desteklenmesi, dinlenmeye zaman ayırabilmesi ve doğru emzirme teknikleri konusunda bilgilendirilmesi süt miktarını artırmada önemli rol oynar” açıklamasında bulundu.</p>
<p><b><strong>Doğru emzirme teknikleri hakkında bilgi sahibi olunmalı</strong></b></p>
<p>Emzirme döneminin verimli bir şekilde geçebilmesi için anne adaylarının doğumdan önce bilinçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Sokullu, “Anne emzirirken rahat bir koltukta dik oturmalı. Bebek ise yüzü memeye dönük, kolları anneye sarılır gibi konumlandırılmalı. Bu esnada bebeğin burnu ve çenesi de memeye değmeli. Meme başı bebeğin ağzının en açık olduğu sırada üst damağa doğru ilerletilerek ağzına yerleştirilmeli, hatta sadece meme ucunun değil, çevre dokunun da bir kısmının bebeğin ağzına girmesi sağlanmalı. Bu sayede meme başı bebeğin damağına oturur ve böylece vakum etkisi oluşur” bilgilerini verdi.</p>
<p><b><strong>Süt yoksa bile bebek emzirme pozisyonunda beslenmeli</strong></b></p>
<p>Emziren anneye destek için en önemli şey olumlu tavır olduğunun altını çizen Sokullu, “Her anne ve bebek ikilisi biriciktir. Baba da bu ikiliye aktif katılım sağlamalı, ziyaretçiler ve aile fertleri ile iletişim halinde kalarak ortamın stresini azaltmalı. Aile fertleri olumlu ya da olumsuz deneyimlerini paylaşmamalı, annenin ihtiyaçlarına odaklanmalı. İlk defa anne olan kişilerin endişe ve performans kaygısı yaşamaları olağan olsa da övgü, ilgi ve desteğe ihtiyaç duydukları bilinmeli.   Ancak herhangi bir sebeple emziremeyen annelerin de emeklerini gözden kaçırmamak önemli. Annelik sadece emzirmekten ibaret değildir. Bebeklerini memede besleyemeyen annelerin yapabilecekleri en iyi şey bebeği her zaman kucakta, emzirme pozisyonunda doyurmak ve o göz göze yakın teması sağlamaktır” dedi.</p>
<p><b><strong>Anne sütü buzdolabında dört gün dayanabiliyor</strong></b></p>
<p>Süt sağma ve saklama konusunda da önemli noktalar olduğuna dikkat çeken Sokullu, “Yeterli performansta sağım yapan bir cihaz, sürecin ağrılı ve yorucu geçmesini engelleyerek anneye yardımcı olur. Süt sağma esnasında kullanılan ekipmanların temizliğine de çok dikkat edilmeli. Sağılan süt her defasında temiz kaplara ya da süt poşetlerine doldurularak buzdolabında saklanmalı. Sağılan anne sütü oda sıcaklığında (16-29 derece, loş ortamda) dört saat, buzdolabı rafında (4 derece) dört gün, derin dondurucuda ise (-18 derecenin altında) altı aya kadar saklanabilir. Derin dondurucudan çıkarılan ve çözülmüş anne sütü 24 saat içinde tüketilmeli” dedi. Uzm. Dr. Ayşe Sokullu, anne sütünü artırmaya yardımcı olabilecek 6 öneriyi paylaştı:</p>
<ol>
<li>Anne emzirme konusunda bebeğinin iyiliği için kararlı ve istikrarlı olmalı. Bebek istemese bile günde 8-12 defa emzirme denenmeli. Ayrıca anne memelerini yeterli derecede boşaltamıyorsa, fazla süt sağılarak üretimin devamlılığı korunmalı.</li>
<li>Anne düzenli ve dengeli beslenmeli, emzirme döneminde zayıflama diyetleri yapmamalı.</li>
<li>Anne, yenidoğan bakımı konusunda yardım almalı ve bebeği ile baş başa zaman geçirebilmeli. Ten tene temasın oksitosin artışı ile sütü artırdığı biliniyor.</li>
<li>Anne sütü büyük oranda sudan oluşur. Bu nedenle süt üretiminin devamı ve genel sağlığın korunması için anne günde en az 2–2,5 litre su içmeli.</li>
<li>Uyku eksikliği hem annenin ruhsal durumunu hem de süt miktarını olumsuz etkileyebilir. Anne, fırsat buldukça kısa süreli de olsa uyumalı en azından dinlenmeli.</li>
<li>Meme ucu çatlak ve yaraları, annenin emzirmekten soğumasına ya da emzirmeyi yarıda kesmesine yol açabilir. Yaralar tedavi edilmeli, doğru emzirme teknikleri kullanılmalı ve gerekiyorsa sağma işlemi ile süt üretimi sürdürülmeli. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sutunu-artirmak-icin-6-oneri-2-564329">Anne sütünü artırmak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne sütünü artırmak için 6 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sutunu-artirmak-icin-6-oneri-560793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 12:44:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sütünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebekler dünyaya geldikten yaklaşık bir saat sonra uyuklamaya başlar. Bu yüzden bir saat dolmadan yani yenidoğan aktifken anne ile bebeğin ten temasını sağlamak çok değerli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sutunu-artirmak-icin-6-oneri-560793">Anne sütünü artırmak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebekler dünyaya geldikten yaklaşık bir saat sonra uyuklamaya başlar. Bu yüzden bir saat dolmadan yani yenidoğan aktifken anne ile bebeğin ten temasını sağlamak çok değerli. Bu zaman diliminin halk arasında altın saat olarak da bilindiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Genel Pediatri Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Altın saatte emziren annenin süt üreten ve salgılayan hormonları aktive olur, bebek kendini güvende hisseder ve memeyi daha kolay kavrar. Altın saatten sonra emzirmek imkânsız değildir ancak bebek uykulu olacağı için süreç zorlaşabilir. Bu durumda bebek ememezse hayal kırıklığı ya da stres yaşayan annelerin süt hormonları baskılanabilir. Vajinal doğumda ilk bir saatin değerlendirilmesi daha kolay olsa da sezaryende bazı gecikmeler yaşanabilir. Bu nedenle anne anestezi altında olsa bile bebekle fiziksel bağın sağlanması ve emzirmenin gerçekleştirilmesi tavsiye edilir” dedi.</strong></p>
<p>Yeterli sıklıkta emzirmemek, bebeği çok sarmalayıp memeye uzanmasını zorlaştırmak, annenin aşırı yorgunluğu, düzenli beslenmemesi veya çevresinden gelen eleştirel yorumlarla stresini kontrol edememesi ve yenidoğanın erken dönemde emziğe alıştırılması en sık yapılan hatalar arasında. Doğurganlık çağında iyi beslenen bir annenin yeterli sütünün olmamasının çoğunlukla dış etkenlere bağlı olduğuna değinen Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Genel Pediatri Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Annenin desteklenmesi, dinlenmeye zaman ayırabilmesi ve doğru emzirme teknikleri konusunda bilgilendirilmesi süt miktarını artırmada önemli rol oynar” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Doğru emzirme teknikleri hakkında bilgi sahibi olunmalı</strong></p>
<p>Emzirme döneminin verimli bir şekilde geçebilmesi için anne adaylarının doğumdan önce bilinçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Sokullu, “Anne emzirirken rahat bir koltukta dik oturmalı. Bebek ise yüzü memeye dönük, kolları anneye sarılır gibi konumlandırılmalı. Bu esnada bebeğin burnu ve çenesi de memeye değmeli. Meme başı bebeğin ağzının en açık olduğu sırada üst damağa doğru ilerletilerek ağzına yerleştirilmeli, hatta sadece meme ucunun değil, çevre dokunun da bir kısmının bebeğin ağzına girmesi sağlanmalı. Bu sayede meme başı bebeğin damağına oturur ve böylece vakum etkisi oluşur” bilgilerini verdi.</p>
<p><strong>Süt yoksa bile bebek emzirme pozisyonunda beslenmeli</strong></p>
<p>Emziren anneye destek için en önemli şey olumlu tavır olduğunun altını çizen Sokullu, “Her anne ve bebek ikilisi biriciktir. Baba da bu ikiliye aktif katılım sağlamalı, ziyaretçiler ve aile fertleri ile iletişim halinde kalarak ortamın stresini azaltmalı. Aile fertleri olumlu ya da olumsuz deneyimlerini paylaşmamalı, annenin ihtiyaçlarına odaklanmalı. İlk defa anne olan kişilerin endişe ve performans kaygısı yaşamaları olağan olsa da övgü, ilgi ve desteğe ihtiyaç duydukları bilinmeli.   Ancak herhangi bir sebeple emziremeyen annelerin de emeklerini gözden kaçırmamak önemli. Annelik sadece emzirmekten ibaret değildir. Bebeklerini memede besleyemeyen annelerin yapabilecekleri en iyi şey bebeği her zaman kucakta, emzirme pozisyonunda doyurmak ve o göz göze yakın teması sağlamaktır” dedi.</p>
<p><strong>Anne sütü buzdolabında dört gün dayanabiliyor</strong></p>
<p>Süt sağma ve saklama konusunda da önemli noktalar olduğuna dikkat çeken Sokullu, “Yeterli performansta sağım yapan bir cihaz, sürecin ağrılı ve yorucu geçmesini engelleyerek anneye yardımcı olur. Süt sağma esnasında kullanılan ekipmanların temizliğine de çok dikkat edilmeli. Sağılan süt her defasında temiz kaplara ya da süt poşetlerine doldurularak buzdolabında saklanmalı. Sağılan anne sütü oda sıcaklığında (16-29 derece, loş ortamda) dört saat, buzdolabı rafında (4 derece) dört gün, derin dondurucuda ise (-18 derecenin altında) altı aya kadar saklanabilir. Derin dondurucudan çıkarılan ve çözülmüş anne sütü 24 saat içinde tüketilmeli” dedi.</p>
<p>Uzm. Dr. Ayşe Sokullu, anne sütünü artırmaya yardımcı olabilecek 6 öneriyi paylaştı:</p>
<ol>
<li>Anne emzirme konusunda bebeğinin iyiliği için kararlı ve istikrarlı olmalı. Bebek istemese bile günde 8-12 defa emzirme denenmeli. Ayrıca anne memelerini yeterli derecede boşaltamıyorsa, fazla süt sağılarak üretimin devamlılığı korunmalı.</li>
<li>Anne düzenli ve dengeli beslenmeli, emzirme döneminde zayıflama diyetleri yapmamalı. </li>
<li>Anne, yenidoğan bakımı konusunda yardım almalı ve bebeği ile baş başa zaman geçirebilmeli. Ten tene temasın oksitosin artışı ile sütü artırdığı biliniyor. </li>
<li>Anne sütü büyük oranda sudan oluşur. Bu nedenle süt üretiminin devamı ve genel sağlığın korunması için anne günde en az 2–2,5 litre su içmeli.</li>
<li>Uyku eksikliği hem annenin ruhsal durumunu hem de süt miktarını olumsuz etkileyebilir. Anne, fırsat buldukça kısa süreli de olsa uyumalı en azından dinlenmeli.</li>
<li>Meme ucu çatlak ve yaraları, annenin emzirmekten soğumasına ya da emzirmeyi yarıda kesmesine yol açabilir. Yaralar tedavi edilmeli, doğru emzirme teknikleri kullanılmalı ve gerekiyorsa sağma işlemi ile süt üretimi sürdürülmeli.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sutunu-artirmak-icin-6-oneri-560793">Anne sütünü artırmak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahat Uyku İçin 10 Altın Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahat-uyku-icin-10-altin-oneri-560141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 09:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[rahat]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahat uyku için 10 altın öneri! Çakmak Erdem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nurgül Gürgen, uyku hakkında önemli bilgiler verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahat-uyku-icin-10-altin-oneri-560141">Rahat Uyku İçin 10 Altın Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahat uyku için 10 altın öneri! Çakmak Erdem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nurgül Gürgen, uyku hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Türkiye’yi etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgaları yalnızca gündelik hayatı değil, gece uykusunu da doğrudan etkiliyor. Uykuya dalamama, gece boyunca sık sık uyanma, sabah yorgun kalkma gibi sorunlar bu dönemde daha sık yaşanıyor. Özellikle nem oranının yüksek olduğu bölgelerde vücut sıcaklığı ideal seviyelere düşemediği için kaliteli uyku neredeyse imkânsız hale geliyor.  Çakmak Erdem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nurgül Gürgen, sıcak yaz gecelerinde sağlıklı bir uyku uyumanın mümkün olduğunu, bunun için bilimsel olarak kanıtlanmış bazı yöntemlerin uygulanmasının yeterli olabileceğini vurguluyor.</p>
<p><b><strong>Neden Sıcaklarda Uyuyamıyoruz?</strong></b></p>
<p><strong> </strong>Dr. Gürgen, “Vücut gece uykuya geçerken doğal olarak sıcaklığını düşürmeye çalışır. Ancak hava sıcaksa ve ortam yeterince serin değilse bu mekanizma çalışmaz. Uyuyabilmek için vücudun belirli bir serinliğe ulaşması gerekir. Eğer ortam sıcaklığı 25°C’nin üzerindeyse uykuya dalma süresi uzar, uyku bölünür ve derin uykuya geçmek zorlaşır” ifadelerini kullanıyor. Ayrıca gece terleme ile ısı kaybetmeye çalışan vücut, nemli hava nedeniyle yeterince soğuyamaz. Sonuç: Huzursuz, bölünmüş ve kalitesiz bir uyku.</p>
<p><b><strong>Vücudu Serin Tutmak İçin Bilimsel Çözümler: </strong></b></p>
<p><strong> </strong>1. Yatmadan önce ılık duş alın.</p>
<p>2. Pamuklu ve açık renkli pijamalar tercih edin.</p>
<p>3. Pamuklu ve nefes alan çarşaflar kullanın.</p>
<p>4. Ayakları serin tutun.</p>
<p>5. Yatmadan önce bir miktar soğuk su için.</p>
<p><b><strong>Yatmadan Önce Kaçınılması Gereken Alışkanlıklar</strong></b></p>
<p>6. Gece geç saatlerde ağır yemek yemeyin.</p>
<p>7. Kafeinli içeceklerden uzak durun.</p>
<p>8. Alkol tüketiminden kaçının.</p>
<p><b><strong>Uyku Ortamını Doğru Şekilde Hazırlamak </strong></b></p>
<p>9. Oda sıcaklığını 18-22°C arasında tutun.</p>
<p>10. Klima kullanıyorsanız, doğrudan vücuda üflememesine ve oda sıcaklığını çok düşürmemesine dikkat edin.</p>
<p><b><strong>Uyuyamamak Sadece Rahatsızlık Değil, Sağlık Sorunu</strong></b></p>
<p><strong> </strong>Uyku problemleri sadece ertesi gün yorgunlukla sınırlı kalmaz. Bağışıklık sistemini zayıflatır, stres hormonlarını artırır ve zihinsel performansı düşürür.<br /> Uzm. Dr. Gürgen, “Uyuyamayan bireylerde sinirlilik, konsantrasyon eksikliği, tansiyon problemleri ve hatta kalp-damar hastalıklarına zemin oluşabilir. Uzun vadede bu durum depresyon riskini bile artırabilir” diyerek, uykunun psikolojik etkilerine de dikkat çekiyor.</p>
<p><b><strong>Uykusuzluk Süreklilik Kazanırsa Uzman Görüşü Alınmalı</strong></b></p>
<p>Zaman zaman uyku sorunları yaşanması normaldir. Ancak bu sorun haftalarca devam ederse mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır. Dr. Gürgen, “Sıcaklar nedeniyle oluşan geçici uykusuzluk bazı bireylerde ciddi uyku bozukluklarına dönüşebiliyor. Bu yüzden ihmal edilmemeli” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><b><strong>Sağlıklı Uyku, Sağlıklı Yaşamın Anahtarı</strong></b></p>
<p><strong> </strong>Uyku, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, zihinsel berraklık ve bedensel yenilenme açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Yaz aylarında bu dengeyi kurmak için çevresel koşullar kadar bireysel alışkanlıklar da önem taşır. Dr. Gürgen, “Sıcaklıklar ne kadar artsa da doğru alışkanlıklarla uyku kalitesini korumak mümkündür. Yeter ki bilinçli olalım” diyerek sözlerini tamamlıyor.</p>
<p><strong>ERDEM SAĞLIK GRUBU HAKKINDA</strong></p>
<p>Erdem Sağlık Grubu, 1988 yılından beri sağlık sektöründe faaliyet göstermekte olup, hasta memnuniyetini ön planda tutan, yüksek hizmet kalitesi ve hasta haklarına saygılı anlayışıyla sağlık hizmeti sunmaktadır. Çakmak, Çamlıca ve Güneşli Erdem Hastaneleri ile iki tıp merkezi, iki diyaliz merkezi ve bir ağız ve diş sağlığı merkezi bulunan Erdem Sağlık Grubu, bünyesinde 160 hekimi ve 350 yatak kapasitesini barındırmaktadır. Başakşehir Erdem Hastanesi ise yapım aşamasındadır. Erdem Sağlık Grubu hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahat-uyku-icin-10-altin-oneri-560141">Rahat Uyku İçin 10 Altın Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Sıcaklarında Evcil Hayvanlarınızı Koruyacak 7 Veteriner Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-evcil-hayvanlarinizi-koruyacak-7-veteriner-oneri-557039</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 07:52:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[evcil]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlarınızı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyacak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarında]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimi, yalnızca insanlar için değil; kediler ve köpekler için de günlük yaşam rutinlerinin değiştiği, dikkatli olunması gereken bir dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-evcil-hayvanlarinizi-koruyacak-7-veteriner-oneri-557039">Yaz Sıcaklarında Evcil Hayvanlarınızı Koruyacak 7 Veteriner Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi, yalnızca insanlar için değil; kediler ve köpekler için de günlük yaşam rutinlerinin değiştiği, dikkatli olunması gereken bir dönemdir. Artan sıcaklık, güneş ışınlarının yoğunluğu ve nem oranındaki yükseliş; özellikle kedi ve köpeklerde su kaybı, iştah azalması, davranışsal hassasiyetler, sağlık risklerini beraberinde getirebilir.</p>
<p>Royal Canin, bu dönemde yaşanan sıcaklık kaynaklı zorluklara karşı kedi ve köpeklerin sağlığını destekleyecek bir yaklaşım sunuyor: <strong>Karışık Besleme</strong>. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve su tüketimindeki genel azalma nedeniyle, yaş ve kuru mamaların birlikte yer aldığı bu yöntem, yaz aylarında ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Royal Canin’in uzman veteriner hekimlerinin katkısıyla hazırlanan yaz önerileri hem günlük bakım rutinlerine hem de mevsime özel beslenme yaklaşımlarına rehberlik ediyor.</p>
<p><strong>Yaz Aylarında Karışık Besleme Kritik Rolde</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıklar, birçok kedi ve köpekte iştah kaybına ve sıvı tüketiminde azalmaya neden olabilir. Bu durum, başta üriner sistem hastalıkları olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Royal Canin’in bilimsel temelli karışık besleme yaklaşımı, bu mevsimsel zorluklara karşı etkili bir çözüm sunuyor.</p>
<p>Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva, karışık beslemenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Karışık besleme; kuru mamanın besleyiciliğini ve yaş mamanın nem içeriğini birleştirerek yaz aylarında hem iştahı destekliyor hem de günlük sıvı alımını artırıyor. Yaş mamalar genellikle daha aromatiktir, bu da özellikle yaz aylarında hayvanlar için beslenmeyi daha cazip hale getirir. Kuru mamalar ise çiğneme ihtiyacını karşılayarak tatmin hissi sağlar. O yüzden karışık besleme sadece yaz aylarının değil, tüm beslenme planının temel bileşeni olmalıdır. Bu noktada, günlük beslenme miktarını belirlemek için hayvan sahiplerinin veteriner hekimlerine danışması oldukça önemlidir. Royal Canin olarak her bir kedi ve köpeğin eşsiz olduğunu biliyoruz. Bu yüzden yaşlarına, boyutlarına, yaşam tarzlarına ve sağlık durumlarına göre özel olarak geliştirilmiş yaş ve kuru mama formüllerimiz ile hayvanların özel ihtiyaçlarını önceliklendiriyoruz.”</p>
<p><strong>Yazın Kedi ve Köpekler İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
<p>Sıcak havalarda sadece mama içeriği değil, günlük yaşam düzenindeki küçük değişiklikler de hayvan sağlığını doğrudan etkileyebilir. İşte yaz aylarında hayvan sahiplerinin dikkat etmesi gereken başlıca noktalar:</p>
<ul>
<li><strong>Gezdirme Saatlerini Erken ve Geç Saatlere Alın</strong></li>
</ul>
<p>Köpeklerin dışarı çıkarılması gerekiyorsa, yürüyüşler sabah erken saatlerde veya akşam güneş battıktan sonra yapılmalıdır. Öğle saatlerinde güneşin altında yürüyüş, sıcak çarpmasının yanı sıra asfaltın ısınması nedeniyle pati yanıklarına da yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Su Tüketimini Teşvik Edin, Taze Su Sürekli Ulaşılabilir Olsun</strong></li>
</ul>
<p>Su kabı günde birkaç kez yenilenmeli; serin, gölgeli bir alanda konumlandırılmalı ve gerekirse içine buz eklenerek su içme isteği artırılmalıdır. Karışık besleme ile ek sıvı alımı da desteklenmiş olur.</p>
<ul>
<li><strong>Öğün Zamanlarını ve Miktarını Yeniden Düzenleyin</strong></li>
</ul>
<p>İştahın azalabileceği bu dönemde öğünler serin saatlerde verilmeli; aktivite düzeyine göre porsiyonlar gözden geçirilmelidir. Gerektiğinde veteriner hekimle birlikte beslenme planı yeniden düzenlenmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli Tarama Yapın</strong></li>
</ul>
<p>Tüyler düzenli olarak taranmalı, keçeleşmiş bölgeler açılarak derinin hava alması sağlanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Serin Dinlenme Alanları Oluşturun</strong></li>
</ul>
<p>Hayvanların dinlenebileceği serin, gölgeli ve havadar alanlar sağlanmalı. Fayans zeminler, serin pet yatakları ya da buz jelli minderler sıcaklıkla başa çıkmada yardımcı olabilir. Klima veya vantilatör kullanılıyorsa, doğrudan hava akımına maruz bırakmamaya özen gösterilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Araçta Asla Yalnız Bırakmayın</strong></li>
</ul>
<p>Araç içindeki sıcaklık, birkaç dakika içinde tehlikeli seviyelere çıkabilir. Camlar açık olsa bile bu riski ortadan kaldırmaz. Hayvanlar hiçbir koşulda araçta yalnız bırakılmamalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Parazit ve Hastalık Kontrollerini Aksatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Yaz ayları, keneler, pireler, sinekler ve sivrisineklerin aktif olduğu bir dönemdir. Bu parazitler yoluyla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamak için veteriner hekimin önerdiği ilaçlama ve takip programlarına uyulmalıdır. Seyahat planı olan hayvanlarda bu hazırlık daha da erken yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Yazın En Büyük Risk, Önlem Alınmayan Küçük Detaylarda Gizli</strong></p>
<p>Veteriner Hekim Murat Altunyuva, her hayvanın ihtiyacının farklılık gösterebileceğini vurgulayarak şunları söyledi: “Özellikle yavrular, yaşlı bireyler ve kronik rahatsızlıkları olan kediler ve köpekler yaz aylarında daha yakından izlenmelidir. Hayvanların yeterince su içip içmediği, dış parazit korumalarının güncel olup olmadığı ve mama tüketimlerinde bir değişiklik olup olmadığı düzenli olarak gözlemlenmelidir. Tüy bakımından beslenmeye, yürüyüş rutininden sıvı alımına kadar tüm konularda veteriner hekim desteği almak büyük önem taşır. Çünkü her hayvanın ihtiyacı kendine özeldir. Küçük bir davranış değişikliği bile, sıcak çarpması ya da sıvı kaybının ilk işareti olabilir. Yazın sağlıklı geçmesi, çoğu zaman erken fark edilen belirtilere ve düzenli veteriner hekim takibine bağlıdır.”</p>
<p>Royal Canin, yaz mevsimine özel bakım ve beslenme önerilerini paylaşırken hayvan sahiplerini bir kez daha uyarıyor:</p>
<p><em>Kedi ve köpeklerinizin sağlığı, güvenliği ve mutluluğu için yaz boyunca yaşanabilecek tüm değişimlerde mutlaka veteriner hekiminize danışın. Önceden alınan basit önlemler, yazı hem sizin hem de hayvanınız için çok daha güvenli ve konforlu hale getirir.</em></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-evcil-hayvanlarinizi-koruyacak-7-veteriner-oneri-557039">Yaz Sıcaklarında Evcil Hayvanlarınızı Koruyacak 7 Veteriner Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veteriner Hekimlerden Yaz Alarmı: Kedi ve Köpekleriniz İçin Hemen Uygulayabileceğiniz 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekimlerden-yaz-alarmi-kedi-ve-kopekleriniz-icin-hemen-uygulayabileceginiz-7-oneri-554870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 10:55:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarmı]]></category>
		<category><![CDATA[hekimlerden]]></category>
		<category><![CDATA[hemen]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[köpekleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[uygulayabileceğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554870</guid>

					<description><![CDATA[<p> Yaz mevsimi, yalnızca insanlar için değil; kediler ve köpekler için de günlük yaşam rutinlerinin değiştiği, dikkatli olunması gereken bir dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekimlerden-yaz-alarmi-kedi-ve-kopekleriniz-icin-hemen-uygulayabileceginiz-7-oneri-554870">Veteriner Hekimlerden Yaz Alarmı: Kedi ve Köpekleriniz İçin Hemen Uygulayabileceğiniz 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Yaz mevsimi, yalnızca insanlar için değil; kediler ve köpekler için de günlük yaşam rutinlerinin değiştiği, dikkatli olunması gereken bir dönemdir. Artan sıcaklık, güneş ışınlarının yoğunluğu ve nem oranındaki yükseliş; özellikle kedi ve köpeklerde su kaybı, iştah azalması, davranışsal hassasiyetler, sağlık risklerini beraberinde getirebilir.</p>
<p>Royal Canin, bu dönemde yaşanan sıcaklık kaynaklı zorluklara karşı kedi ve köpeklerin sağlığını destekleyecek bir yaklaşım sunuyor: <strong>Karışık Besleme</strong>. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve su tüketimindeki genel azalma nedeniyle, yaş ve kuru mamaların birlikte yer aldığı bu yöntem, yaz aylarında ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Royal Canin’in uzman veteriner hekimlerinin katkısıyla hazırlanan yaz önerileri hem günlük bakım rutinlerine hem de mevsime özel beslenme yaklaşımlarına rehberlik ediyor.</p>
<p><strong>Yaz Aylarında Karışık Besleme Kritik Rolde</strong></p>
<p>Yüksek sıcaklıklar, birçok kedi ve köpekte iştah kaybına ve sıvı tüketiminde azalmaya neden olabilir. Bu durum, başta üriner sistem hastalıkları olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Royal Canin’in bilimsel temelli karışık besleme yaklaşımı, bu mevsimsel zorluklara karşı etkili bir çözüm sunuyor.</p>
<p>Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva, karışık beslemenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Karışık besleme; kuru mamanın besleyiciliğini ve yaş mamanın nem içeriğini birleştirerek yaz aylarında hem iştahı destekliyor hem de günlük sıvı alımını artırıyor. Yaş mamalar genellikle daha aromatiktir, bu da özellikle yaz aylarında hayvanlar için beslenmeyi daha cazip hale getirir. Kuru mamalar ise çiğneme ihtiyacını karşılayarak tatmin hissi sağlar. O yüzden karışık besleme sadece yaz aylarının değil, tüm beslenme planının temel bileşeni olmalıdır. Bu noktada, günlük beslenme miktarını belirlemek için hayvan sahiplerinin veteriner hekimlerine danışması oldukça önemlidir. Royal Canin olarak her bir kedi ve köpeğin eşsiz olduğunu biliyoruz. Bu yüzden yaşlarına, boyutlarına, yaşam tarzlarına ve sağlık durumlarına göre özel olarak geliştirilmiş yaş ve kuru mama formüllerimiz ile hayvanların özel ihtiyaçlarını önceliklendiriyoruz.”</p>
<p><strong>Yazın Kedi ve Köpekler İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
<p>Sıcak havalarda sadece mama içeriği değil, günlük yaşam düzenindeki küçük değişiklikler de hayvan sağlığını doğrudan etkileyebilir. İşte yaz aylarında hayvan sahiplerinin dikkat etmesi gereken başlıca noktalar:</p>
<ul>
<li><strong>Gezdirme Saatlerini Erken ve Geç Saatlere Alın</strong></li>
</ul>
<p>Köpeklerin dışarı çıkarılması gerekiyorsa, yürüyüşler sabah erken saatlerde veya akşam güneş battıktan sonra yapılmalıdır. Öğle saatlerinde güneşin altında yürüyüş, sıcak çarpmasının yanı sıra asfaltın ısınması nedeniyle pati yanıklarına da yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Su Tüketimini Teşvik Edin, Taze Su Sürekli Ulaşılabilir Olsun</strong></li>
</ul>
<p>Su kabı günde birkaç kez yenilenmeli; serin, gölgeli bir alanda konumlandırılmalı ve gerekirse içine buz eklenerek su içme isteği artırılmalıdır. Karışık besleme ile ek sıvı alımı da desteklenmiş olur.</p>
<ul>
<li><strong>Öğün Zamanlarını ve Miktarını Yeniden Düzenleyin</strong></li>
</ul>
<p>İştahın azalabileceği bu dönemde öğünler serin saatlerde verilmeli; aktivite düzeyine göre porsiyonlar gözden geçirilmelidir. Gerektiğinde veteriner hekimle birlikte beslenme planı yeniden düzenlenmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli Tarama Yapın</strong></li>
</ul>
<p>Tüyler düzenli olarak taranmalı, keçeleşmiş bölgeler açılarak derinin hava alması sağlanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Serin Dinlenme Alanları Oluşturun</strong></li>
</ul>
<p>Hayvanların dinlenebileceği serin, gölgeli ve havadar alanlar sağlanmalı. Fayans zeminler, serin pet yatakları ya da buz jelli minderler sıcaklıkla başa çıkmada yardımcı olabilir. Klima veya vantilatör kullanılıyorsa, doğrudan hava akımına maruz bırakmamaya özen gösterilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Araçta Asla Yalnız Bırakmayın</strong></li>
</ul>
<p>Araç içindeki sıcaklık, birkaç dakika içinde tehlikeli seviyelere çıkabilir. Camlar açık olsa bile bu riski ortadan kaldırmaz. Hayvanlar hiçbir koşulda araçta yalnız bırakılmamalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Parazit ve Hastalık Kontrollerini Aksatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Yaz ayları, keneler, pireler, sinekler ve sivrisineklerin aktif olduğu bir dönemdir. Bu parazitler yoluyla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamak için veteriner hekimin önerdiği ilaçlama ve takip programlarına uyulmalıdır. Seyahat planı olan hayvanlarda bu hazırlık daha da erken yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Yazın En Büyük Risk, Önlem Alınmayan Küçük Detaylarda Gizli</strong></p>
<p>Veteriner Hekim Murat Altunyuva, her hayvanın ihtiyacının farklılık gösterebileceğini vurgulayarak şunları söyledi: “Özellikle yavrular, yaşlı bireyler ve kronik rahatsızlıkları olan kediler ve köpekler yaz aylarında daha yakından izlenmelidir. Hayvanların yeterince su içip içmediği, dış parazit korumalarının güncel olup olmadığı ve mama tüketimlerinde bir değişiklik olup olmadığı düzenli olarak gözlemlenmelidir. Tüy bakımından beslenmeye, yürüyüş rutininden sıvı alımına kadar tüm konularda veteriner hekim desteği almak büyük önem taşır. Çünkü her hayvanın ihtiyacı kendine özeldir. Küçük bir davranış değişikliği bile, sıcak çarpması ya da sıvı kaybının ilk işareti olabilir. Yazın sağlıklı geçmesi, çoğu zaman erken fark edilen belirtilere ve düzenli veteriner hekim takibine bağlıdır.”</p>
<p>Royal Canin, yaz mevsimine özel bakım ve beslenme önerilerini paylaşırken hayvan sahiplerini bir kez daha uyarıyor:</p>
<p><em>Kedi ve köpeklerinizin sağlığı, güvenliği ve mutluluğu için yaz boyunca yaşanabilecek tüm değişimlerde mutlaka veteriner hekiminize danışın. Önceden alınan basit önlemler, yazı hem sizin hem de hayvanınız için çok daha güvenli ve konforlu hale getirir.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekimlerden-yaz-alarmi-kedi-ve-kopekleriniz-icin-hemen-uygulayabileceginiz-7-oneri-554870">Veteriner Hekimlerden Yaz Alarmı: Kedi ve Köpekleriniz İçin Hemen Uygulayabileceğiniz 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 08:11:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[havuzda]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavurucu yaz sıcaklarıyla mücadelede serinlemek için girilen deniz ve havuzlar, önemli noktalara dikkat edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300">Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kavurucu yaz sıcaklarıyla mücadelede serinlemek için girilen deniz ve havuzlar, önemli noktalara dikkat edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor. Tuzlu su, klor, UV ışınları ve mikropların gözlerde kalıcı hasarlar bırakabileceği uyarısında bulunan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, “Suyun içindeyken göz sağlığını tehdit edebilecek birden fazla unsuru engellemenin en iyi yolu yüzücü gözlüğü kullanmak. Örneğin klor gibi kimyasal maddeler sebebiyle konjunktivit dediğimiz göz irritasyonu, en sık karşılaşılan şikayetlerden biri. Bu nedenle yüzme sonrası ortaya çıkan kızarıklık, batma, kaşınma ve çapaklanma gibi belirtilerde bir sağlık merkezine başvurmak önemli” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, yaz aylarında akın edilen deniz ve havuzların göz sağlığına kalıcı zararlar vermemesi için 6 önemli tavsiyede bulundu:</p>
<p><strong>Yüzücü gözlüğü takın</strong></p>
<p>Deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klor, gözleri tahriş edebilir. Yüzücü gözlüğü, fazla tuz ve klor gibi kimyasalların göze temasını engelleyerek koruyucu bir bariyer oluşturur.</p>
<p><strong>Kontakt lensle yüzmekten kaçının</strong></p>
<p>Kontakt lenslerle denize ya da havuza girmek, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Suda bulunan mikroorganizmalar lense yapışarak kornea bütünlüğünü tehdit eder. </p>
<p><strong>Hijyeninden emin olmadığınız havuzlara girmeyin</strong></p>
<p>Berrak olmayan, ağır klor kokan veya kalabalık havuzlar bakteri riski taşır. Göz enfeksiyonlarının önemli bir kısmı bu tarz ortamlardan kaynaklanır.</p>
<p><strong>Sudan çıktıktan sonra gözlerinizi temizleyin</strong></p>
<p>Deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra gözlerinizi mutlaka temiz suyla durulayın. Göz kuruluğu ya da batma hissi varsa, suni gözyaşı damlası kullanmak faydalı olabilir.</p>
<p><strong>UV korumalı güneş gözlükleri kullanın</strong></p>
<p>Kaynağı güneş olan UV ışınları, dozunda faydalı olsa da kontrolsüz bir şekilde maruz kalındığında önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle su yüzeyi güneş ışığını yansıttığı için gözler daha fazla zarar görebilir. Özetle sadece cildi değil gözleri de etkileyen bu ışınlardan korunmak için UV filtresi olan güneş gözlükleri tercih edilebilir.</p>
<p><strong>Şikayetleri önemseyin, doktora başvurun</strong></p>
<p>Gözlerde kısa sürede geçmeyen; batma, kızarıklık, kaşıntı, bulanık görme ya da çapaklanma gibi belirtiler varsa bir göz uzmanına görünmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300">Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş Çıkaran Bebekler İçin Ebeveynlere 8 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-cikaran-bebekler-icin-ebeveynlere-8-oneri-554243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 07:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[çıkaran]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynlere]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen yüksek ateş, nesneleri ısırma huyları ya da sürekli bir huysuzluk. Hemen endişelenmeyin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-cikaran-bebekler-icin-ebeveynlere-8-oneri-554243">Diş Çıkaran Bebekler İçin Ebeveynlere 8 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen yüksek ateş, nesneleri ısırma huyları ya da sürekli bir huysuzluk. Hemen endişelenmeyin. Bebeğiniz diş çıkarıyor olabilir. Elbette bu süreç bebek için olduğu kadar anne ve babalar için de biraz yorucu. Ancak diş çıkarma dönemi zorluklarıyla bilinse de bebeğinizin gelişiminin doğal bir parçası. Doğru bilgi, uygun müdahale ve bolca sevgi ile bu süreci daha kolay ve sağlıklı şekilde atlatmanız mümkün. </p>
<p><strong>1.Belirtileri Doğru Tanıyın: </strong>Diş çıkarma belirtileri bebekten bebeğe değişebilir ancak yaygın olarak; ağızda artan salya, diş etlerinde kızarıklık ve şişlik, huysuzluk, huzursuzluk, uyku düzeninde bozulma, nesneleri ısırma isteği, iştahsızlık ve hafif ateş (38°C altı) gibi belirtiler görülür. Ancak yüksek ateş, ishal veya döküntü gibi belirtiler genellikle diş çıkarmayla ilgili değildir. Bu durumlarda mutlaka uzman bir hekime başvurmanız gerekir. </p>
<p><strong>2. Diş Kaşıyıcıları Kullanın: </strong>Diş etini rahatlatmak için soğuk diş kaşıyıcılar etkili olabilir. BPA içermeyen, bebeğin yaşına uygun sertlikte olan kaşıyıcıları tercih edebilirsiniz. Buzlukta kısa süre bekletilen diş kaşıyıcılar, şişen diş etini serinleterek rahatlatır.</p>
<p><strong>3. Soğuk ve Güvenli Gıdalarla Destekleyin: </strong>Ek gıdaya geçmiş bebeklerde soğutulmuş yoğurt, püre haline getirilmiş soğuk meyveler (elma, armut gibi), soğutulmuş havuç (sadece dişsiz bebekler için ezilmemiş ve mutlaka ebeveyn gözetiminde) diş etini rahatlatmaya yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>4. Diş Eti Masajı: </strong>Temiz ellerle bebeğin diş etine nazikçe yapılan masaj, hem kan dolaşımını artırır hem de basıncı azaltarak ağrıyı hafifletir. Diş etine uygun silikon parmak fırçaları da kullanabilirsiniz. </p>
<p><strong>5. Salya Tahrişine Dikkat: </strong>Artan salya, bebeklerin ağız çevresinde kızarıklığa ve tahrişe neden olabilir. Bu bölgenin temiz ve kuru tutulması, tahrişi önlemek açısından önemlidir. Yumuşak bir mendille nazikçe silinmeli ve gerekirse nemlendirici bir krem uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>6. Uyku Rutinine Sadık Kalın: </strong>Diş çıkarma süreci uyku düzenini etkileyebilir. Bu dönemde uyku rutinini korumak, bebeğin sakinleşmesine yardımcı olur. Ilık bir banyo, hafif bir masaj veya ninni gibi rahatlatıcı aktiviteler faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>7. Gerektiğinde Doktora Danışın: </strong>Bazı bebeklerde diş çıkarma süreci daha zor geçebilir. Eğer bebeğiniz sürekli ağlıyorsa, hiçbir şeyle sakinleşmiyorsa, ateşi yükselmişse veya ishal varsa bir çocuk doktoruna danışmanız gerekir. Doktor önerisiyle uygun dozda parasetamol içeren ağrı kesiciler kullanılabilir. Ancak ilaç kullanımı mutlaka hekim önerisiyle olmalıdır.</p>
<p><strong>8. Sevgi ve Sabır En Etkili İlaçtır: </strong>Unutmayın, bu dönem geçici. Bebeğinizin huzursuz olduğu anlarda fiziksel temas, kucağa alma, şefkatli dokunuşlar ve yumuşak sesle konuşmak onun güvende hissetmesini sağlayacaktır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-cikaran-bebekler-icin-ebeveynlere-8-oneri-554243">Diş Çıkaran Bebekler İçin Ebeveynlere 8 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl Belediyesi Yalın Öneri Sistemi&#8217;nin Meyvelerini Topluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-yalin-oneri-sisteminin-meyvelerini-topluyor-550536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 08:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[meyvelerini]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sisteminin]]></category>
		<category><![CDATA[topluyor]]></category>
		<category><![CDATA[yalın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550536</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, kurum içi verimliliği artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla 2021 yılında hayata geçirdiği “Yalın Öneri Sistemi” kapsamında başarılı çalışanlarını ödüllendirmeye devam ediyor. Sürekli iyileştirme anlayışını temel alan sistem kapsamında öneri sunan personele teşekkür belgeleri takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-yalin-oneri-sisteminin-meyvelerini-topluyor-550536">İnegöl Belediyesi Yalın Öneri Sistemi&#8217;nin Meyvelerini Topluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>İnegöl Belediyesi, kurum içi verimliliği artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla 2021 yılında hayata geçirdiği “Yalın Öneri Sistemi” kapsamında başarılı çalışanlarını ödüllendirmeye devam ediyor. Sürekli iyileştirme anlayışını temel alan sistem kapsamında öneri sunan personele teşekkür belgeleri takdim edildi.</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>İnegöl Belediyesi bünyesinde uygulanan Kaizen sisteminin önemli bir parçası olan Yalın Öneri Sistemi kapsamında Bugüne kadar 238 önerinin değerlendirildiği sistem sayesinde 15 öneri hayata geçirilerek yaklaşık 2 milyon TL’lik tasarruf sağlandı. Son olarak gerçekleştirilen ödül töreninde ise 44 öneriyle katkı sunan 26 personele İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban tarafından teşekkür belgeleri verildi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b> “ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZIN EMEKLERİYLE FARKINDALIK DAHA DA ARTTI”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Törende konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban sistemli şekilde gelen önerilerin dikkatle takip edildiğini vurgulayarak, “Yalın öneri sisteminde gerek sizler gerekse de vatandaşlarımızın önerileri ilgili kurullarımız tarafından sürekli olarak ölçümlenmeye devam ediliyor. Katkı ve destekleriniz için çok teşekkür ederim. İnegöl Belediyesi olarak kamu kurumları içerisinde en aktif, en analitik düşünen, akılcı yaklaşan ve konuları iyi yorumlayan bir kurum haline döndük, bu uygulamalar ile dönüşüme devam ediyoruz. Bu akılcı çözümleri tüm İnegöl Belediyesi çalışanlarımızla birlikte yapıyoruz. Çalışma arkadaşımızın emekleriyle artık farkındalık daha da arttı.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“KATILIMCI KURUM KÜLTÜRÜ OLUŞTURUYORUZ”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kurum kültüründe katılımcı bir yapının önemine dikkat çeken Başkan Alper Taban, “Kurumumuzda sadece yöneticiler, belirli bir departman ya da birimler değil tüm çalışma arkadaşlarımız yenilikçi düşünsün gayretindeyiz. Bu nedenle yalın belediyecilik sistemiyle gelen her türlü fikir, görüş ve önerileri önemsiyoruz. Kurumumuza dahil ettiğimiz her bir arkadaşımız ile fırsatları görebilen, fark eden ve uygulamaya dönüştüren, sorunu çözüme ulaştırıp yaptığı işi mükemmele doğru taşımayı hedefleyen bir ekip haline dönüşüyoruz.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“ŞEHİR OLARAK TOPYEKÜN HAREKETE GEÇELİM İSTİYORUZ”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Toplumun da bu dönüşüm sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirten Başkan Alper Taban, “Bizimle birlikte hareket etmesini istediğimiz toplumumuz ve diğer kurumlarımız da var. Her bir kurumumuzun bu doğrultuda hareket etmesi bu şehrin dönüşümü noktasında ciddi katkı sunacaktır. Vatandaşlarımız da yaşanan sorunların aşılabilmesi için sorgulayıp çözümcü gözle bakmasını arzu ediyoruz. Vatandaşımız bir denetim ekibidir. Şehrin ileriye ve daha doğruya gidebilmesi için katkı ve destek sağlayanlardır. Bu şehir sadece 902 çalışandan ibaret değil. Bu şehirde kim yaşıyorsa onun da sorumluluğu var. Gördüğümüz ve yaşadığımızdan mesulüz. Dolayısıyla da şehir olarak topyekün harekete geçelim istiyoruz.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“İNEGÖL’ÜN GELİŞİMİNE KATKI VE DESTEK SAĞLAYAN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Son olarak İnegöl Belediyesi’nin teknolojik altyapı hamlelerine de değinen Başkan Alper Taban, “Bununla da yetinmeyip dijital cihaz, donanım ve yazılımları kullanalım gayretindeyiz. Pek çok birimimiz yeni nesil teknoloji yapay zekâ desteğiyle ne gibi yenilikler oluştururuz, yeni cihazlar alarak ne gibi kolaylıklar sağlarız düşüncesinde çalışıyor. Bunlar bir bütün haline dönüştüğünde emekleriniz hiçbir zaman karşılıksız kalmadı, kalmayacak da. Her birinizin emeğine sağlık. İnegöl’ün gelişimine katkı ve destek sağlayan herkese teşekkür ediyorum.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Konuşma sonrası İnegöl Belediyesi personelleri önerilerini kürsüye çıkarak anlattı. Personellere Başkan Alper Taban ve başkan yardımcıları tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegol-belediyesi-yalin-oneri-sisteminin-meyvelerini-topluyor-550536">İnegöl Belediyesi Yalın Öneri Sistemi&#8217;nin Meyvelerini Topluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketimi İçin 6 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketimi-icin-6-oneri-542006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 07:31:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Et yemeklerinin ağırlıkta olduğu özenle kurulan sofralar ve birbirinden lezzetli ikramlar Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketimi-icin-6-oneri-542006">Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketimi İçin 6 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Et yemeklerinin ağırlıkta olduğu özenle kurulan sofralar ve birbirinden lezzetli ikramlar Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak bayram boyunca et, hamur işi ve tatlı tüketiminin fazla olması sindirim ile kalp-damar sistemi başta olmak üzere genel sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Bayram ve sonrasında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamak için bu dönemde tüketilen gıdalara, miktarlarına ve yemeklerin pişirme şekline çok dikkat edilmesi gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dr. N. Sinem Türkmen, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konuları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kalp, diyabet ve mide- bağırsak hastalığı olanlar dikkat ! </strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda et tüketmek geleneklerimizin başında gelmektedir. Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak istediğimiz bu özel günlerde et dışında tatlı ve hamur işleri de ikramlarımıza eklenmektedir. Bu nedenle çoğu zaman bayramda yeme içme alışkanlıklarımızı kontrol etmek zor olabilmektedir. Kendi hazırladığımız veya ikram edilen yemeklerin tadını çıkarmak gerekir ancak porsiyon büyüklüğü ve zamanlama çok önemlidir. Kalp- damar hastaları, yüksek kolesterol, diyabet veya karaciğer yağlanması olanlar, mide-bağırsak problemleri yaşayanlar et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bayram sabahı kahvaltıları her zaman keyiflidir. Güne hafif ve sağlıklı bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Yumurta, zeytin, avokado, çiğ ceviz, kuru kayısı, bol mevsim sebzesi, tam tahıllı ekmek ile doyurucu bir kahvaltı yapmak sonraki öğünlerde porsiyon kontrolü sağlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p>Akraba ve arkadaş ziyaretleri bayramların en önemli ritüellerinden birisidir. Çoğu zaman gün içerisinde birden çok ev ziyereti yaparak sevdiklerimizle bayramlaşırız. Her ziyarette de etinden tatlısına çeşitli hamur işleri ve içecekler ikram edilir.  Kendi evimiz ve ziyaretlerde ikram edilen yeme içmeye dikkat etmediğimiz takdirde, bayram günlerinde ya da sonrasında sağlık sorunları kaçınılmaz olabilir. Bu problemleri yaşamamak için tam porsiyon yemekler yerine küçük atıştırmalık ikramların tadına bakmayı tercih etmemiz gerekir. Aynı gün içinde birkaç yere gidecekseniz, toplamda ne kadar tatlı yediğinize ve ne kadar çay veya kahve içtiğinize dikkat etmeniz önemlidir. İçtiğiniz çay veya kahve miktarı kadar esktra su içmeye özen göstermelisiniz. Günde toplam 2 fincan sade kahve ve 2 fincan sade çay tüketmeniz yeterli olacaktır. </p>
<p><strong>Egzersizlerinizi aksatmayın</strong></p>
<p>Bayramlarda fazla miktarda et ve tatlı tüketildiği için mutlaka egzersiz yapılması gerekir. Asansörler çıkmak yerine ziyaretler sırasında merdivenleri kullanın, kısa mesafeli ziyaretlerinizi arabayla değil yürüyerek yapın. Yaptığınız düzenli egzersizlere devam edin, bu sayede sindiriminizi destekleyebilir ve bayram sofralarında yediklerinizi enerjiye çevirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Et yemeklerinin yanında yoğurt yerine salata tüketin</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda et tüketimi kaçınılmaz olacaktır. Et yemeklerinin yanında mutlaka bol yeşillikli ve limon eklenmiş salatalar eklenmelidir. Fazla et tüketimi vücudun asit yükünü artırır. Yeşil yapraklı sebzeler bu yükü azaltarak böbreklerin işleyişini destekleyecektir. Ayrıca sindirimi de destekler ve özellikle Kurban Bayramı’nda sıkça yaşanan kabızlık problemini azaltır. Salataya limon eklemek ise, kırmızı etten alacağımız demirin emilimini artırır. Demir emiliminin azalmaması için etle beraber yoğurt, süt, peynir gibi kalsiyum içeren gıdalar tüketilmemelidir.</p>
<p><strong>Kurban etindeki ölüm katılığına dikkat !</strong></p>
<p>Hayvan etinde, kesilirken solunumun durmasıyla kaslardaki oksijen ve enerji tükendiği için kaslar gevşeyemez. Bu nedenle, kasların kasılı olmasından kaynaklı Rigor Mortisadı verilen ölüm katılığı gerçekleşebilmektedir. Eğer kesilen kurban etleri, hemen buzluğa konursa, rigos mortis katılığı devam edecektir. Bu nedenle etleri tüketmeden veya saklamadan önce mutlaka 12 saat oda sıcaklığında dinlendirmek gerekmektedir. Rigos mortisin geçmesini beklemeden tüketilen etler hazımsızlık gibi mide-bağırsak problemlerine neden olur. </p>
<p><strong>Sağlıklı et tüketimi için bunlara dikkat edins</strong></p>
<ol>
<li>Tavada, ızgarada veya buharda pişirme tercih edilmelidir. </li>
<li>Kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için etler çok yüksek sıcaklıkta ve uzun süre pişirilmemelidir. </li>
<li>Mangalda pişirme yapılacak ise; önce ön pişirme uygulanmalı ve et suyu uzaklaştırıldıktan sonra ızgara işlemine geçilmelidir. </li>
<li>Etlerin, antioksidan kapasitesi yüksek baharatlar; (zerdeçal, zencefil, biberiye, karabiber vb.) ve sirke, limon suyu gibi C vitamininden zengin asidik sıvılar ile marinasyonu yapılarak ısıyla teması kesilmelidir. Marinasyona şeker içeriği yüksek maddeler ve yağ eklenmemelidir. </li>
<li>Etin fazla pişmekten yanmış yerleri varsa, tüketilmeden önce mutlaka yanık kısımlar kesilip atılmalıdır. </li>
<li>Etler buzdolabında +4 / +7derecede uygun ambalaj veya yağlı kağıda sarılarak 2-3 gün, derin dondurucuda ise (-180C) en fazla 3-4 ay saklanmalıdır. </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketimi-icin-6-oneri-542006">Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketimi İçin 6 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-529995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 09:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korkusuyla]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişinin olası deprem riskleri nedeniyle kendisi ve sevdikleri için yoğun korku hissetmesi olarak tanımlanan deprem korkusu (Sismofobi, Seismophobia), bugün artık pek çok insanın ortak sorunu haline dönüştü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-529995">Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin olası deprem riskleri nedeniyle kendisi ve sevdikleri için yoğun korku hissetmesi olarak tanımlanan deprem korkusu (Sismofobi, Seismophobia), bugün artık pek çok insanın ortak sorunu haline dönüştü. Sarsıntının getirdiği korku ve endişe insanlarda çaresizlik duygusunu ve anksiyeteyi de artırıyor. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işıl Göğcegöz</strong> anormal durumlara verilen anormal tepkilerin, bizi hayatta tutma amacı taşıdığını ve bu yüzden hepsinin çok doğal olduğunu belirtiyor. Ancak kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyen deprem korkusunun; baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı, hafıza bulanıklığı, dikkat sorunları, uyku bozukluğu ve anksiyete gibi başa çıkılması zor olan pek çok etkisi olduğuna dikkat çeken Göğceğiz, bu durumları yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini öneriyor. </p>
<p><strong>Deprem Korkusu Nasıl Tedavi Ediliyor?</strong></p>
<p>İlerleyen ve tedavi edilmeyen deprem korkusu, akut stres bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara da kapı aralıyor. Oysa erken müdahale, sorunun derinleşmesini engelliyor. Kişiye özel uygulanacak tedavi yöntemlerinin, kişiye deprem korkusuyla başa çıkma becerisi kazandırmayı amaçladığını belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işıl Göğcegöz, </strong><strong>bazı basit önlemlerle yaşam kalitesinin artırılabileceğini söylüyor:  </strong></p>
<ol>
<li><strong>Destek İsteyin:</strong> Kendinizi güvende hissedeceğiniz bir yaşam alanında kalın. Yaşam alanınız riskliyse destek isteyin. </li>
<li><strong>Uzak Durun:</strong> Deprem korkusunu aktif tutan haberlerden ve sosyal medya paylaşımlarından mümkün olduğunca uzak durun. </li>
<li><strong>Güncelleyin:</strong> Temel yaşam ihtiyaçlarınız için hazırladığınız çantanızdaki malzemeleri belirli periyotlarla kontrol ederek güncelleyin.</li>
<li><strong>Teknolojiden yararlanın:</strong> Acil durumlar için kullanılan mobil uygulamaları telefonunuza indirin. </li>
<li><strong>Sabitleyin:</strong> Çevresel güvenliğe dair hazırlıklar rahatlamanızı sağlar. Evinizde devrilme riski taşıyan eşyalarınızı duvara sabitleyin.</li>
<li><strong>Paylaşın:</strong> Korku anlarınızda duygularınızı yakınlarınızla paylaşmaktan çekinmeyin.  </li>
<li><strong>Azaltın:</strong> Nefes ve gevşeme teknikleriyle sakinleşerek kaygınızı azaltın.  </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-529995">Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaza Formda Girmek İçin 10 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaza-formda-girmek-icin-10-oneri-452649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2024 10:55:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[formda]]></category>
		<category><![CDATA[girmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yaza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında gerek mevsim koşulları nedeniyle aktivitelerin ve su tüketiminin azalması gerekse gecelerin uzun olması nedeniyle gece yemelerinin artması fazla kiloları da pek çoğumuz için kaçınılmaz kıldı. Ancak bahar aylarıyla birlikte kolları ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaza-formda-girmek-icin-10-oneri-452649">Yaza Formda Girmek İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Kış aylarında gerek mevsim koşulları nedeniyle aktivitelerin ve su tüketiminin azalması gerekse gecelerin uzun olması nedeniyle gece yemelerinin artması fazla kiloları da pek çoğumuz için kaçınılmaz kıldı. Ancak bahar aylarıyla birlikte kolları sıvayarak yaz mevsimine fazla kilolardan arınmış olarak girmek mümkün! <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet uzmanı Nilay Kayım</strong> “Gece tüketilen atıştırmalıklar, fast- food gıdalar, su tüketiminin azalıp çay, kahve tüketiminin artması vücutta ödem, yağ oranı ve kilo artışına yol açıyor. Ancak bazı basit ama etkili önlemlerle metabolizmayı canlandırmak ve fazla kilolardan kurtularak yaza sağlıklı ve formda girmek zor değil. Sağlığa ciddi zararlar verebildiğinden şok diyetlerden ise kesinlikle kaçınmak gerekir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım, yaza formda girmek için 10 yöntemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu; birer tane de ‘metabolizma hızlandırıcı salata’ ve ‘ödem atıcı içecek’ tarifi verdi.   </span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Yağ tüketimini sıfırlamayın</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Diyet dediğimizde aklımıza yağ tüketimini tamamen sıfırlamak gelmemeli! Ancak fast food, paketli gıdalar ve kızartmalar gibi yüksek doymuş yağ oranı fazla olan besinlerden kaçınmak gerekir. Diyete bu tip gıdalar yerine ceviz, fındık, avokado, zeytinyağı gibi gıdaların eklenmesi, sanılanın aksine ağırlık kaybını kolaylaştırmaktadır. </span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Karbonhidrat alımından korkmayın</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Yağ yakımı metabolizmasında karbonhidrat alımının önemi büyüktür. Özel diyetler haricinde karbonhidrat içeren gıdaları diyetten kontrolsüzce çıkarmak; daha fazla acıkma hissi, tatlı isteği ve porsiyonlarınızın büyümesine neden olabilir. Beslenmenize lif içeriği yüksek sağlıklı karbonhidratları (bulgur, karabuğday, kurubaklagiller, tam buğday makarna, yulaf vb.) porsiyon kontrolü yaparak eklemeli; kilo alımına neden olan karbonhidrat içeren besinleri (tatlı, şeker, meyve suları, hamurişi vb gıdalar) diyetten çıkarmalısınız.</span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Düşük protein alımından kaçının </span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Yetersiz protein alımı; metabolizma hızı ve kas sentezini azaltmakta, ödem artışına neden olmaktadır. Özellikle yağ kaybı, kas artışı amacıyla yapılan egzersizlere mutlaka yeterli protein alımı da eşlik etmelidir. Beslenmenize daha çok balık, kefir, yumurta ekleyerek diyetinizin protein içeriğini artırabilirsiniz. </span></p>
<p><span> </span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Daha çok hareket edin</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Hava sıcaklıklarının artışı daha az hareket etmek için ürettiğimiz bahaneleri de azaltmış oluyor. Hareket etmek metabolizmayı hızlandırmakta, hormonal değişimler ile diyete motivasyonu artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, haftalık en az 150-300 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktiviteyi önermektedir. Haftada en az üç gün bir saat tempolu yürüyüş yapmaya özen gösterin.</span></p>
<p><span> </span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Sebzeleri her öğününüze ekleyin</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Sebzeler yüksek lif, vitamin ve mineral içermektedir. Özellikle potasyum içeriği yüksek sebzeler (ıspanak, pazı, marul, maydanoz, havuç gibi) ödem atımını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca sebze tüketimi ile tokluk süresi de uzamaktadır. İçerisinde tüm besin gruplarını içerecek şekilde hazırladığınız ana öğün salataları ile ödem atımını kolaylaştırabilir ve daha uzun süre tok kalabilirsiniz. Böbrek hastaları sebze tüketiminde dikkatli olmalı ve beslenme uzmanına danışmalıdır.   </span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Şekerli içeceklere dikkat edin! </span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım “Havaların ısınmasıyla birlikte dondurma, şekerli ve gazlı içecekler, meyve suları, kremalı/şuruplu kahve tüketimi artmakta ve bu durum kilo artışına neden olmaktadır. Diyetinizdeki bu tip gıdaların yerine sade maden suyu, şekersiz soğuk kahveler ve ev yapımı şekersiz sebze/meyve içecekleri ekleyebilirsiniz” diyor.</span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Su tüketimini artırın, kafeini sınırlayın</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Günlük sıvı ihtiyacınız ağırlık (kg) x 30-35 ml’dir. Ancak bu tüketime kafein içermesi nedeniyle çay ve kahveyi dahil etmemelisiniz. Kafein, diüretik etki yaratarak vücudunuzu susuz bırakmaktadır. Günlük ihtiyacınız olan sıvı miktarını almanız metabolizmayı hızlandırmakta, ödem atımını sağlayarak vücudu toksinlerden arındırmaktadır.</span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Bağırsak sağlığınızı destekleyin</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Bağırsak sağlığı ağırlık kaybını etkileyen faktörler arasındadır. Bağırsak sağlığını korumak veya geliştirmek için günlük ihtiyacınız olan lifi (25-35 gr) almalı, kefir gibi fermente gıdaları tüketmeli ve gerektiği durumlarda doktorunuza danışarak probiyotik takviyelerden yararlanmalısınız. </span></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Uyku düzeninize dikkat edin!</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Uyku düzenindeki bozulmalar, açlık-tokluk durumunu etkileyen hormonlarda dengesizlikler meydana getirmektedir. Ayrıca yetersiz uyku ile kortizol salınımı artmakta ve yüksek kalori /karbonhidratlı gıdalara eğilim gözlemlenmektedir. Yetersiz uyku sonucu oluşan yorgunluk ise hem besin alımını etkilemekte hem de fiziksel aktivitenin azalmasına neden olmaktadır. Yetişkin bireyler için en az 7-8 saat uyku süresi önerilmektedir. Bu nedenle uyku düzeninize mutlaka özen gösterin.</span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<div>
<ul>
<li><strong><span>Şok Diyetlerden Kaçının</span></strong></li>
</ul>
</div>
<p><span>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım “Çok düşük kalorili veya tek tip gıdaları içeren şok diyetler kas ve sıvı kaybına neden olmaktadır. Tartıda hızlıca eksilen o rakamlar aslında yağ kaybını yansıtmamaktadır. Ayrıca bu amaçla kontrolsüz bir şekilde kullanılan besin destekleri ise karaciğer ve böbrekler başta olmak üzere sağlığa ciddi zararlar verebilme hatta hayati riske bile yol açabilmektedir. Bu nedenle şok diyetlerden kesinlikle uzak durun” diyor.   </span></p>
<p> </p>
<p><span>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım, metabolizma hızlandırıcı salata ve ödem atıcı içecek tarifi de verdi…</span></p>
<p><strong><span>Metabolizma Hızlandırıcı Salata</span></strong></p>
<p><span>7-8 yaprak marul, </span></p>
<p><span>½ demet maydanoz </span></p>
<p><span>½ demet dereotu </span></p>
<p><span>1-2 adet haşlanmış enginar </span></p>
<p><span>3 yemek kaşığı haşlanmış maş fasulyesi </span></p>
<p><span>2-3 adet çilek </span></p>
<p><span>1-2 kaşık zeytinyağı, bol limon suyu, </span></p>
<p><span>1-2 kaşık elma sirkesi (tercihen)</span></p>
<p><span>Hazırlanışı: Tüm malzemeler doğranır ve karıştırılır (yeşillikler artırılabilir). Üzerine zeytinyağı, limon, sirke eklenir. Tercihen tuz yerine baharat (pulbiber, sumak vb) kullanılabilir. Yanında 1 bardak kefir ile ana öğün olarak tüketilebilir. Diğer öğününüze et grubu eklemeyi unutmayınız </span></p>
<p><strong><span> </span></strong></p>
<p><strong><span>Ödem Atıcı İçecek </span></strong></p>
<p><span>1 şişe maden suyu </span></p>
<p><span>2 dilim ananas </span></p>
<p><span>1 salatalık </span></p>
<p><span>1/3 demet maydanoz </span></p>
<p><span>1/3 demet nane</span></p>
<p><span>½ adet limonun suyu</span></p>
<p><span>100 ml yeşil çay </span></p>
<p><span>Hazırlanışı: Yeşil çay 100 ml suda demlenir ve soğutulur. İçerisine maden suyu, ananas, salatalık, maydanoz, nane eklenir ve blender edilir. Son olarak limon suyu da eklenir ve afiyetle içilir. </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaza-formda-girmek-icin-10-oneri-452649">Yaza Formda Girmek İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diz Kireçlenmesine Karşı 5 Etkili Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diz-kireclenmesine-karsi-5-etkili-oneri-450896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 09:24:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenmesine]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudumuzun tüm yükünü dizlerimiz çekiyor ancak günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle diz sağlığımız son yıllarda alarm veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diz-kireclenmesine-karsi-5-etkili-oneri-450896">Diz Kireçlenmesine Karşı 5 Etkili Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Vücudumuzun tüm yükünü dizlerimiz çekiyor ancak günlük yaşamda yanlış alışkanlıklarımızın da etkisiyle diz sağlığımız son yıllarda alarm veriyor. </span></p>
<p><span>Hareketsizlik, diz kaslarımızı güçlendirici egzersizlere günde sadece birkaç dakika bile olsa zaman ayırmamak, topuklu ayakkabı ve fazla kilo derken diz hastalıkları artık sadece yaşlılıkta değil gençlikte de kapıyı çalıyor. </span><strong><span>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Turan Çift</span></strong><span> “Son yıllarda özellikle obezitenin de etkisiyle giderek daha sık karşılaştığımız osteoartrit, diz eklemindeki kıkırdakların aşınması ve yıpranması durumudur. Hastaların çoğunlukla ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı şikayetleriyle başvurmasına neden olan kireçlenme, tedavi edilmediğinde istirahat anında bile rahatsız eder ve gece uykudan uyandıran ağrılara neden olur” diyor. Diz kireçlenmesine karşı bazı basit uygulamalara dikkat ederek yaşam kalitesini yükseltmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Hakan Turan Çift,  diz kireçlenmesine karşı alınması gereken önlemleri ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </span></p>
<p><strong><span>· Fazla kilolardan kurtulun!</span></strong></p>
<p><span>Çağımızın sorunu olan obezite, genel sağlığımızı tehdit ettiği gibi diz sağlığımıza da son derece zarar veriyor. Fazla kilolar gün boyunca diz eklemlerimize binen yükün artmasına neden olarak kıkırdakları yıprandırıp aşındırıyor. Sağlıklı bir diyet ve hareketle fazla kilolardan kurtularak eklemlere binen yükleri azaltabilir ve dizlerinizi koruyabilir, mevcut diz sorunlarınızı hafifletebilirsiniz. </span></p>
<p><strong><span>· Diz çevresi kaslarınızı güçlendirici egzersiz yapın!</span></strong></p>
<p><span>Günde sadece birkaç dakikanızı ayırarak özellikle diz çevresi kaslarını kuvvetlendirici egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Kıkırdağın kendini yenileme kapasitesi ve kan akışı da bulunmadığı için bu bölgeye yapacağınız güçlendirici egzersizler diz sağlığınıza çok büyük fayda sağlayacaktır. Fırsat bulabilirseniz yüzmek de genel sağlığımız açısından olduğu gibi diz sağlığımızda da son derece önemli bir rol oynuyor. </span></p>
<p><strong><span>· Dizlerinizi zorlamayın!</span></strong></p>
<p><span>Özellikle merdiven inip çıkmak ve çömelmek, dizlerinizi bükerek yere oturmak diz eklemlerini zorlayarak zarar verebiliyor. Kıkırdağın aşınması neticesinde alttan kemik doku ortaya çıkar ve kemikteki serbest uçlar dizde ağrılara sebep olur. Zaman geçtikçe kemikler arası eklem boşlukları daralır ve kemik kemiğe sürtünmeye başlar. İleri dönemlerde kemiklerde osteofit denilen kemik çıkıntıları ortaya çıkar. Merdiven inip çıkmak, çömelmek ve dizleri bükerek oturmak da rahatsızlığın çok daha ilerlemesine ve şikayetlerin artmasına neden olur. Bu nedenle dizlerinizi zorlayıcı hareketlerden kaçının.   </span></p>
<p><strong><span>· Sıcak/soğuk kompres uygulayın</span></strong></p>
<p><span>Dizleriniz fazla aktivitede bulunduğunuz ya da üzerinde fazla durduğunuzda şiştiği zamanlarda bu akut dönemde lokal olarak soğuk kompres uygulayabilirsiniz. İnce bir tülbente havluya ya da kağıt havluya buz torbasını kararak dizinize sarabilir, dizlerinizdeki şişliği ve ağrıyı hafifletebilirsiniz. Herhangi bir akut rahatsızlık olmayan, kronik dönemlerinde ise dizlerinizi rahatlatmak için sıcak su torbası uygulayabilirsiniz. </span></p>
<p><strong><span>· Gelişigüzel ağrı kesici kullanmayın</span></strong></p>
<p><span>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Turan Çift “Hastaların kendi günlük rutinlerini belirleyip hangi hareketlerin diz ağrısına sebep olduğunu ortaya koymaları ve o hareketleri yapmamaları çok büyük fayda sağlar. Ayrıca ağrıların çok arttığı durumlarda doktora başvurmak ve özellikle arkadaşlarının ağrısına iyi gelmiş hapları (gıda takviyesi, ağrı kesici vb) doktorlarına danışmadan kesinlikle almamak gerekir” diyor.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diz-kireclenmesine-karsi-5-etkili-oneri-450896">Diz Kireçlenmesine Karşı 5 Etkili Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar Yorğunluğuna Karşı 10 Etkili Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-etkili-oneri-448875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 09:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yorğunluğuna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halsizlik, mutsuzluk, dikkat eksikliği, kas veya eklem ağrıları gibi yakınmalarınız var mı? Gece saatlerce uyumanıza rağmen sabahları yataktan kalkmakta güçlük çekiyor musunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-etkili-oneri-448875">Bahar Yorğunluğuna Karşı 10 Etkili Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halsizlik,  mutsuzluk, dikkat eksikliği, kas veya eklem ağrıları gibi yakınmalarınız var mı? Gece saatlerce uyumanıza rağmen sabahları yataktan kalkmakta güçlük çekiyor musunuz?</p>
<p>Bu sorunlar size tanıdık geliyorsa, nedeni yaşam kalitemizi oldukça düşürebilen ‘bahar yorgunluğu’ olabilir! Bahar yorgunluğu  genellikle kışın sona erip baharın gelmesiyle ortaya çıkan bir durum. Vücudumuz kış aylarında azalan gün ışığına ve düşen sıcaklıklara uyum sağlamak için enerji harcıyor.  Bahar geldiğinde günlerin uzaması ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vücut bu değişime uyum sağlamakta zorlanabiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> bunun sonucunda bahar yorgunluğu sorunu yaşanabileceğine işaret ederek, “Bahar yorgunluğunun başlıca nedenleri arasında; düzensiz uyku alışkanlıkları, beslenme düzenindeki değişiklikler ve mevsim geçişlerine bağlı olarak vücuttaki hormon seviyelerindeki dalgalanmalar yer alır. Sağlıklı beslenmek, bol su içmek ve düzenli egzersiz yapmak gibi önlemler alınarak baharı enerjik geçirmek mümkündür. Bahar yorgunluğuna karşı özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi son derece önemlidir” diyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, </strong>baharı enerjik geçirmek için beslenme ve sıvı tüketimiyle ilgili dikkat etmeniz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Güne mutlaka kahvaltı ile başlayın</strong></p>
<p>Dengeli bir kahvaltı güne enerjik başlamaya yardımcı oluyor ve gün boyunca enerji seviyelerini koruyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Bahar yorgunluğuyla mücadele etmek için kahvaltıda protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağ içeren bir kombinasyon tercih edilmelidir” diyor.</p>
<p><strong>Dengeli ve çeşitli beslenin</strong></p>
<p>Bahar yorgunluğu genellikle vücudun vitamin ve mineral eksikliğinden kaynaklanıyor. Dengeli ve çeşitli besin gruplarından yeterli miktarda beslenmek vücudu bu dönemde güçlendiriyor ve enerji seviyelerini yükseltiyor. Dolayısıyla günlük menüde sağlıklı protein kaynaklarına (örneğin tavuk, balık, tofu), lif açısından zengin tam tahıllı gıdalara (örneğin esmer pirinç, tam buğday ekmeği), antioksidan bakımından zengin meyve ve sebzelere (örneğin ıspanak, çilek, brokoli) ve sağlıklı yağlara (örneğin avokado, badem, zeytinyağı) yer vermek önem taşıyor. Bu besin gruplarının her biri vücudun ihtiyacı olan farklı besin öğelerini sağlıyor. Protein kaynakları kas ve dokuların yenilenmesine yardımcı olurken, lifli tam tahıllar sindirimi düzenliyor ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı oluyor. Antioksidanlar vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerinden korurken, sağlıklı yağlar beyin fonksiyonlarını destekliyor ve enerji seviyelerini artırıyor. </p>
<p><strong>Öğün atlamayın</strong></p>
<p>Düzenli aralıklarla beslenmek kan şekerinin dengelenmesine ve enerji seviyelerinin stabil kalmasına yardımcı oluyor. Özellikle sabah kahvaltısı   metabolizmayı hızlandırıyor ve enerjinin gün boyunca sürmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Antioksidandan zengin besinler tüketin</strong></p>
<p>Bahar yorgunluğu genellikle vücudun oksidatif stresle başa çıkma yeteneğini azaltıyor. Antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı önlüyor ve bağışıklık sistemini destekliyor. Bu sayede bahar yorgunluğunun etkilerini azaltabiliyor. Yeşil çay ve beyaz çay gibi antioksidan içeren içecekler bu dönemde vücudu destekliyor. </p>
<p><strong>Su miktarını artırın</strong></p>
<p>Baharda enerjinizi yükseltmek için günde 2 – 2.5 litre su içmeye özen gösterin. Zira bahar aylarında artan sıcaklıklar ve terleme, vücudun su ihtiyacını artırıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Yeterli miktarda su içmek vücudu nemli tutar, sindirimi destekler ve enerji seviyelerini yükseltir” diyor.  </p>
<p><strong>Düşük glisemik indeksli besinler önemli</strong></p>
<p>Tam buğday ekmek, kinoa ve mercimek gibi düşük glisemik indeksli besinler kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlıyor ve enerji seviyelerini daha uzun süre stabil tutuyor. Bu işlevleri de bahar yorgunluğunun etkilerini azaltarak daha istikrarlı bir enerjiye katkıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Doymamış yağları tercih edin</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri beyin fonksiyonlarını destekliyor ve zihinsel enerjiyi artırıyor. Balık gibi omega-3 bakımından zengin besinlerin tüketilmesi bahar yorgunluğuyla mücadelede yardımcı olabiliyor.</p>
<p><strong>Kafein ve şeker içeren içeceklerden kaçının</strong></p>
<p>Kafein ve şeker içeren içecekler kısa süreli enerji artışlarına neden olabiliyor, ancak ardından düşüş yaşatabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Dolayısıyla bu içeceklerin tüketimini azaltmak veya sınırlamak daha istikrarlı bir enerji seviyesi sağlayarak bahar yorgunluğunun etkilerini azaltabilir” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Tuz tüketimini kısıtlayın</strong></p>
<p>Yüksek tuz tüketimi su tutulumuna yol açarak enerji seviyelerini düşürebiliyor. Bu tablo da bahar yorgunluğunun etkilerini artırabiliyor. Tuz tüketimini azaltmak vücudun su dengesini koruyarak enerji seviyelerini daha dengeli tutabiliyor.</p>
<p><strong>Uykusuz kalmayın</strong></p>
<p>Bahar yorgunluğuyla mücadelede düzenli ve yeterli uyumak önem taşıyor. Yeterli uyku vücudun yenilenmesine ve enerji depolarının dolmasına katkı sağlıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-etkili-oneri-448875">Bahar Yorğunluğuna Karşı 10 Etkili Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Besinlerin olumlu etkisini arttıracak 25 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/besinlerin-olumlu-etkisini-arttiracak-25-oneri-444656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttıracak]]></category>
		<category><![CDATA[besinlerin]]></category>
		<category><![CDATA[etkisini]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüketilen her bir besinin sağlığa büyük katkısı var. Ancak besinlerden en yüksek faydayı almanın yolunun onları doğru yöntemlerle tüketmekten geçtiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Besinlerin faydalarını bilmek kadar, onların en doğru şekilde nasıl tüketilmesi gerektiğini bilmek de önemli” dedi. Tuba Örnek, besinlerin olumlu etkilerini arttıracak 25 bilimsel öneri paylaştı:</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besinlerin-olumlu-etkisini-arttiracak-25-oneri-444656">Besinlerin olumlu etkisini arttıracak 25 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüketilen her bir besinin sağlığa büyük katkısı var. Ancak besinlerden en yüksek faydayı almanın yolunun onları doğru yöntemlerle tüketmekten geçtiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Besinlerin faydalarını bilmek kadar, onların en doğru şekilde nasıl tüketilmesi gerektiğini bilmek de önemli” dedi. Tuba Örnek, besinlerin olumlu etkilerini arttıracak 25 bilimsel öneri paylaştı:</strong></p>
<p><strong>Çiğneyin ya da dövün!</strong></p>
<p>Sarımsağı çiğneyerek ya da havanda dövülmüş olarak tüketin. </p>
<p><strong>5 dakika yeterli!</strong></p>
<p>Brokoliyi uzun süre pişirmeyin, 5 dakika yeterli!</p>
<p><strong>Demir onsuz yapamaz </strong></p>
<p>Demir emilimi için yanında C vitamini zengin besin tüketin. Örneğin etin yanında bol limonlu yeşil ve kırmızı biberden zengin bir salata tüketin.</p>
<p><strong>Bu ikiliyi ayırmayın</strong></p>
<p>Zerdeçalı karabiber ile birlikte sıcak yemeklerde kullanın.</p>
<p><strong>Çayınızı güçlendirin! </strong></p>
<p>Demlediğiniz yeşil çaya 1 tatlı kaşığı doğal bal ekleyin, antioksidan değeri artsın. </p>
<p><strong>Ezin ya da öğütün</strong></p>
<p>Karanfili havanda ezerek veya öğüterek çaylarınıza ekleyin. </p>
<p><strong>K2 desteği var mı? </strong></p>
<p>D vitamini takviyelerinizin K2 destekli olmasına dikkat edin.</p>
<p><strong>Pişirmeyin, çiğ tüketin</strong></p>
<p>Ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumları çiğ olarak tüketin.</p>
<p><strong>Saklayın ama öğütmeden!</strong></p>
<p>Keten tohumunu öğütmeden saklayın. Tüketeceğiniz zaman 1-2 tatlı kaşığı öğütüp bekletmeden kullanın.</p>
<p><strong>Meyveleri kabuklarıyla yiyin</strong></p>
<p>Elma, armut gibi meyveleri karbonatlı suda bekleterek tarım ilaçlarından arındırdıktan sonra vitaminlerinden daha fazla faydalanmak için kabuklarını soymadan tüketin.</p>
<p><strong>Kızartmayın, fırınlayın! </strong></p>
<p>Balık kızartıldığında omega 3 azalır. Fırın veya ızgara şeklinde pişirin. </p>
<p><strong>Filizlendirip pişirin</strong></p>
<p>Kurubaklagilleri bir gece önceden ıslatın, hatta filizlendirdikten sonra pişirin.</p>
<p><strong>Pişmiş olarak tüketin</strong></p>
<p>Domatesi pişirdiğinizde likopenden daha fazla faydalanırsınız.</p>
<p><strong>Probiyotik kazanın </strong></p>
<p>Süt yerine yoğurt veya kefir tüketin. Sindirimi daha kolaydır ve probiyotik kazanmış olursunuz.</p>
<p><strong>Rafineden uzak durun</strong></p>
<p>Rafine değil, kabuklu, lifli olan tam tahılları tercih edin.</p>
<p><strong>Sızmadan vazgeçmeyin</strong></p>
<p>Zeytinyağını sızma olarak kullanın, ışıksız ortamda saklayın. Sebze yemeklerinizde ve salatalarınızda zeytinyağı kullanırsanız vitamin mineral emilimi artar. </p>
<p><strong>Tuzunuzu karanlıkta saklayın</strong></p>
<p>Tuzunuzu iyot kaybı olmaması için ışıksız ortamda saklayın. </p>
<p><strong>Olgunları seçmeyin!</strong></p>
<p>Muz, elma ve kiviyi olgunlaşmamış olarak tercih edin. </p>
<p><strong>Bitki çaylarını kısa süre demleyin </strong></p>
<p>Yaprak ve çiçeklerinden yararlandığımız bitki çaylarını uzun süre kaynatmayın, 5 dakika demleyin.</p>
<p><strong>Bıçak kullanmayın </strong></p>
<p>Yeşil sebzeleri bıçakla keserek değil elinizle bölerek hazırlayın. Sebze ve meyveleri kesip doğradıktan sonra bekletmeden tüketin. </p>
<p><strong>O kadar da bekletmeyin!</strong></p>
<p>Pişmiş yemeğinizi 2 saatten fazla oda sıcaklığında bekletmeyin, buzdolabında ise 2 günden fazla kalmamalı. </p>
<p><strong>Stresinizi yönetin</strong></p>
<p>Stres sindirimi olumsuz etkiler, besin öğeleri işe yaramaz hale gelir. </p>
<p><strong>Tütün kullanmayın </strong></p>
<p>Sigara besin emilimini azaltır. </p>
<p><strong>Acele yok! Bir saat bekleyin</strong></p>
<p>Çay ve kahvenizi yemekten 1 saat sonra tüketin. </p>
<p><strong>Hemen pişirin</strong></p>
<p>Dondurulmuş sebzelerinizi, çözülmesini beklemeden pişirin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/besinlerin-olumlu-etkisini-arttiracak-25-oneri-444656">Besinlerin olumlu etkisini arttıracak 25 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğlenceli ve verimli bir yarı yıl tatili için 7 etkili öneri !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eglenceli-ve-verimli-bir-yari-yil-tatili-icin-7-etkili-oneri-436979</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jan 2024 07:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[eğlenceli]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yarı]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okullarda eğitim ve öğretim döneminin ilk yarısı cuma günü çalacak karne ziliyle tamamlanırken, öğrenciler için heyecan dorukta! Onlar karne ve tatil heyecanının coşkusunu şimdiden hissederken, veliler açısından ise bu süreç kimi zaman güç olabilecek durumlar ortaya çıkarabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eglenceli-ve-verimli-bir-yari-yil-tatili-icin-7-etkili-oneri-436979">Eğlenceli ve verimli bir yarı yıl tatili için 7 etkili öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda eğitim ve öğretim döneminin ilk yarısı cuma günü çalacak karne ziliyle tamamlanırken, öğrenciler için heyecan dorukta! Onlar karne ve tatil heyecanının coşkusunu şimdiden hissederken, veliler açısından ise bu süreç kimi zaman güç olabilecek durumlar ortaya çıkarabiliyor. Özellikle de karnesinde zayıf notu olan veya LGS sınavına hazırlanan çocukların ailelerinde bu durum endişeli bir hale bürünebiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi’nden Klinik Psikolog Cansu İvecen Zakiroğlu</strong> “Unutmayın ki her çocuk farklı öğrenme tarzına sahiptir. Karnedeki zayıf notlar, çocuğunuzun belki de farklı bir yaklaşımı benimsemeye ihtiyaç duyduğunu gösterebilir. Tatil sürecini, onun öğrenme tarzına uygun olarak planlamak ve onu destekleyici bir ortam sağlamak çocuğunuzun başarısını ve motivasyonunu artırabilir” diyor. </p>
<p>LGS’ye hazırlanan çocukların ebeveynlerine de öneride bulunan Zakiroğlu şöyle konuşuyor: “LGS süreci ne kadar önemli olursa olsun sömestr tatili aynı zamanda dinlenme ve motivasyon kazanma sürecidir. Çocuğunuzun bu tatilde dinlenmesine, sevdiği aktivitelerle ilgilenmesine ve enerjisini toplamasına izin verin. Aşırı bir şekilde ders çalışma tatilin tadını kaçırabilir. Öte yandan derslerin tamamen bırakılması da tempo ve motivasyon kaybına yol açabilir; bu nedenle çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre rehber öğretmenleriyle işbirliği içerisinde hazırlayacağınız kararında bir ders çalışma planının uygulanması çocuğunuz için faydalı olacaktır.”</p>
<p>Klinik Psikolog Cansu İvecen Zakiroğlu yarıyıl tatilinde çocukların bu özel zamanını hem eğlenceli hem de öğretici bir şekilde değerlendirebilmeleri için 7 adımda pratik öneriler sundu; önemli uyarılar ve açıklamalar yaptı. </p>
<ul>
<li><strong>Kışın keyfini çıkarın</strong></li>
</ul>
<p>Sömestr tatili kış mevsiminin tadını çıkarmak için harika bir fırsattır. Kışa yönelik yapacağınız doğa etkinlikleri, çocuğunuzun hem fiziksel aktivitesini artırmasına hem de kışın getirdiği güzellikleri keşfetmesine yardımcı olacaktır. Ayrıca evde sıcacık bir içecek eşliğinde kitap okumak veya ailece film izlemek gibi kışa özgü keyifli aktiviteler de planlayabilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Teknolojiyi bilinçli kullanmasını sağlayın</strong></li>
</ul>
<p>Klinik Psikolog Cansu İvecen Zakiroğlu “Teknolojiyi etkili bir şekilde kullanmak, çocuğunuzun dijital becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir. Ancak sömestr tatili sadece ekran başında geçirmek yerine, teknolojiyi bilinçli ve dengeli bir şekilde kullanmalarını sağlamak önemlidir. Eğitici uygulamalar, sanal müze turları veya online öğrenme platformları aracılığıyla çocuğunuzun bilgi birikimini artırmasına destek olabilirsiniz” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Birlikte plan yapın</strong></li>
</ul>
<p>Tatilinizi çocuğunuzla birlikte planlamak, hem onun beklentilerini anlamanıza yardımcı olur hem de tatil sürecini daha keyifli kılar. Ortak planlar yapmak aile bağlarını güçlendirir. Çocuğunuzun ilgi alanlarına odaklanarak, beraber yapacaklarınızı planlayın. Belki bir günü doğada geçirmek belki de sanatsal aktivitelere yönelmek isteyeceklerdir. Planlarınıza çocuğunuzun da fikirlerini dahil etmek, tatilin daha keyifli geçmesine yardımcı olacaktır. </p>
<ul>
<li><strong>Sosyal ilişkileri güçlendirin</strong></li>
</ul>
<p>Sömestr tatili, çocuğunuzun sosyal becerilerini geliştirmek ve arkadaşlarıyla daha fazla zaman geçirmek için harika bir zaman dilimidir. Onun sosyal çevresini genişletmek, grup aktivitelerine katılmasını teşvik etmek ve arkadaşlarıyla birlikte planlar yapmak, sosyal gelişimine önemli katkılarda bulunacaktır. </p>
<ul>
<li><strong>Eğlenceli ve öğretici oyunlar oynayın</strong></li>
</ul>
<p>Ne yapıp edin ve çocuğunuzla birlikte eğlenceli ve öğretici oyunlar oynamaya özen gösterin. Bilgi kartları, bulmacalar ve strateji oyunları çocuğunuzun zihinsel gelişimine katkı sağlar. Eğlenceli matematik oyunları veya dil becerilerini geliştiren oyunlarla çocuğunuzun öğrenmeye olan ilgisi canlı tutabilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Kitap okuma alışkanlığı kazandırın</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğunuzun kitap okuma alışkanlığını yeterince kazanmamış olmasına üzülüyorsanız  sömestr kitap okuma alışkanlığını geliştirmek için harika bir fırsattır. Birlikte kitaplar seçmek, birlikte düzenli okuma saatleri belirlemek ve hatta aile içi minik bir kitap kulübü oluşturmak çocuğunuzun okuma alışkanlığını güçlendirecek etkili yollar arasında yer alır. Söz konusu kitaplar, çocuğunuzun hayal gücünü zenginleştirecek ve öğrenmeye olan ilgisini artıracaktır. </p>
<ul>
<li><strong>Ev içinde sanatsal aktivitelere zaman ayırın</strong></li>
</ul>
<p>Ailece ev içinde birlikte resim yapma, el işi projeleri hatta tiyatro oyunları düzenleme gibi sanatsal aktiviteler çocuğunuzun yaratıcılığını geliştirir. Sömestr tatili birlikte keyifli sanat projelerine başlamak veya çocuğunuzun ilgisini çeken bir sanat dalını keşfetmek için mükemmel bir fırsattır. El becerilerini geliştiren aktivitelerle hem eğlenceli vakit geçirin hem de çocuğunuzun özgüvenini artırın. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eglenceli-ve-verimli-bir-yari-yil-tatili-icin-7-etkili-oneri-436979">Eğlenceli ve verimli bir yarı yıl tatili için 7 etkili öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karda düşmemek için 6 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karda-dusmemek-icin-6-oneri-435769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 08:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşmemek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[karda]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin büyük bir bölümü kar yağışının etkisi altında. Kar yağışı nedeniyle kaygan zeminin düşme ve yaralanmalara davetiye çıkardığını ve yürürken dikkat edilmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selim Şanel karlı zeminde yürürken dikkat edilmesi gereken önemli bilgileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karda-dusmemek-icin-6-oneri-435769">Karda düşmemek için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin büyük bir bölümü kar yağışının etkisi altında. Kar yağışı nedeniyle kaygan zeminin düşme ve yaralanmalara davetiye çıkardığını ve yürürken dikkat edilmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selim Şanel karlı zeminde yürürken dikkat edilmesi gereken önemli bilgileri paylaştı.</strong></p>
<ul>
<li>Eller cepte yürünmemeli, eller düşme tehlikesine karşın serbest olmalı.</li>
<li>Zemini karda yürümeye uygun ayakkabılar giyilmeli.</li>
<li>Büyük adımlar atmaktan kaçınılmalı, acele değil, yavaş ve küçük adımlar atılmalı.</li>
<li>Apartman ve bina girişlerindeki kaygan zeminlere ve merdivenlere çok dikkat edilmeli.</li>
<li>Mümkün olduğunca yavaş ve dikkatli bir şekilde hareket edilmeli, ani ve hızlı hareketlerden kaçınılmalı.</li>
<li>Düşmelere karşı mümkün olduğunca ellerde poşet, çanta taşınmamalı.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karda-dusmemek-icin-6-oneri-435769">Karda düşmemek için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Finans Uzmanından Gençlere Öneri… Harcama yapmadan önce kendinize bunu sorun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/finans-uzmanindan-genclere-oneri-harcama-yapmadan-once-kendinize-bunu-sorun-435264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2024 15:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bunu]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[harcama]]></category>
		<category><![CDATA[kendinize]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<category><![CDATA[yapmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm ekonomik zorluklara karşın tüketim çılgınlığı özellikle gençler arasında hız kesmeden devam ediyor. Araştırmalara göre, her iki gençten biri para harcama ve para yönetiminde iyi olduğunu düşünüyor ancak gençlerin yüzde 83’ünün harcama planı yapma alışkanlığı bulunmuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/finans-uzmanindan-genclere-oneri-harcama-yapmadan-once-kendinize-bunu-sorun-435264">Finans Uzmanından Gençlere Öneri… Harcama yapmadan önce kendinize bunu sorun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm ekonomik zorluklara karşın tüketim çılgınlığı özellikle gençler arasında hız kesmeden devam ediyor. Araştırmalara göre, her iki gençten biri para harcama ve para yönetiminde iyi olduğunu düşünüyor ancak gençlerin yüzde 83’ünün harcama planı yapma alışkanlığı bulunmuyor. </p>
<p>Finansal okuryazarlık konusunda gençlere önerilerde bulunan Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği Başkanı Zekeriya Öztürk, harcama yapmadan önce “İstek mi ihtiyaç mı” sorusunu kendilerine sormalarını önererek “Bütçe yapmayı, birikim yapmayı, birikimi yatırıma yönlendirmeyi, tasarruf etmeyi ve sabırlı olmayı hiç unutmayın” dedi. </p>
<p><strong>Tasarruf Yapanların Oranı Arttı</strong></p>
<p>Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Başkanı Zekeriya Öztürk, 10 yıldır FODER kurumsal üyesi olan Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Finansal Okuryazarlık Semineri’nde, Türkiye ve dünyanın finansal okuryazarlık durumuna ilişkin bilgiler verdi. Öğrencilerin yoğun olarak ilgi gösterdiği seminerde Öztürk, gençlere önemli önerilerde bulundu.</p>
<p>Dünya Bankası’nın verilerine göre, dünyada 2011 yılında kişisel hesap sahipliği oranı yüzde 51 iken bu oranın 2021’de yüzde 76’ya yükseldiğini belirten Öztürk, Türkiye’de hesap sahipliği oranının yüzde 74 olmasına karşın kadınlarda bu oranın yüzde 63 olduğuna dikkat çekti. </p>
<p>Bir özel bankanın Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’yla ilgili de bilgi veren Zekeriya Öztürk, “Araştırmanın II. Çeyrek Raporu’na göre 2023 yılında tasarruf yapanların oranı 2019’da yüzde 14 civarındayken 2023 yılında bu oran yüzde 25’e çıktı. Buna göre Türkiye’de 2023 yılında her 4 kişiden biri tasarruf yapmaya başladı.” </p>
<p><strong> “Bilgi Davranışa Dönüşmeli”</strong></p>
<p>2018 yılında Bankalararası Kart Merkezi’nin gençlerin finansal tutum ve davranışlarına ilişkin bir araştırma yaptığını anımsatan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Bu araştırmaya göre; gençlerin finansal kavramları bilme düzeyi yüzde 50’nin altında, finansal okuryazarlık oranı yüzde 64, her dört gençten birinin banka hesabı var ve her iki gençten biri para harcama ve para yönetiminde iyi olduğunu düşünüyor. Ancak gençlerin yüzde 83’ü harcama planı yapma alışkanlığına sahip değil. Finansal okuryazarlık kişinin para kullanma konusunda bilgi edinmesi, bu bilgiyle değerlendirme yapması ve etkili karar vermesi yetkinliğidir. Finansal bilgi ve değerlendirme davranışa dönüşmüyorsa etkili olmaz.”</p>
<p><strong>Hayal ve Hedef Arasındaki Tek Fark Planlama </strong></p>
<p>“Harcama hızlı olurken birikim zaman alır” ifadelerini kullanan Öztürk, şunları kaydetti:</p>
<p>“Hedefinize ulaşmak için kendiniz ve geleceğinizle ilgili bir planınız olsun. Hedef ve hayal arasındaki tek fark planlamadır. Finansal davranış, bireyin finansal tutumunu eyleme geçirecek alışkanlıklar edinmesidir. Bu alışkanlıkları da, gelir-gider takibi, borç yönetimi, örneğin kredi kartının son ödeme tarihinin takibi, alışverişlerde fiyat kontrolü, yatırım var ise getirisi ve risk takibi, bireysel emeklilik için yatırım şeklinde özetleyebiliriz.”</p>
<p>Gençlerin harcama yapmadan önce “İstek mi ihtiyaç mı” sorusunu kendilerine sormaları gerektiğine işaret eden Öztürk, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bütçe yapmayı, birikim yapmayı, birikimi yatırıma yönlendirmeyi, tasarruf etmeyi ve sabırlı olmayı hiç unutmayın.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/finans-uzmanindan-genclere-oneri-harcama-yapmadan-once-kendinize-bunu-sorun-435264">Finans Uzmanından Gençlere Öneri… Harcama yapmadan önce kendinize bunu sorun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıla Kilo Almadan Girmek İçin 9 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yila-kilo-almadan-girmek-icin-9-oneri-431364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2023 09:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[almadan]]></category>
		<category><![CDATA[girmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yılbaşı tatili gibi kutlama zamanlarında hazırladığımız sofralar doğal olarak fazla yemek eğilimini de getiriyor. Ertesi günden itibaren de küçük sağlık sorunları ya da “neden yedim” vicdan muhasebesi de kaçınılmaz oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yila-kilo-almadan-girmek-icin-9-oneri-431364">Yeni Yıla Kilo Almadan Girmek İçin 9 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılbaşı tatili gibi kutlama zamanlarında hazırladığımız sofralar doğal olarak fazla yemek eğilimini de getiriyor. Ertesi günden itibaren de küçük sağlık sorunları ya da “neden yedim” vicdan muhasebesi de kaçınılmaz oluyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanelerinden Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş Sefer, bu şekilde güzel aile yemekleri ya da tatillerden sonra da sağlıklı tercihler yaparak beslenmenin mümkün olabileceğini hatırlattı. Hatta yapılacak kaçamakların da ertesi gün telafi edilebileceğini belirterek yeni yıla kilo almadan girmek için önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>SABAH KAHVALTISINI PROTEİN VE SEBZE AĞIRLIKLI YAPIN</strong></p>
<p>“Akşam rahat yemek için sabahı pas geçmek isteyebilirsiniz, fakat bu kan şekerinin ani dalgalanmalarına yol açacaktır” diyen Dyt. Sefer, şunları anlattı: “İştahımızı kontrol altında tutabilmek için mutlaka kahvaltı yapılmalı kahvaltıda ise yumurta, az yağlı peynir, avokado ve bolca mevsim sebzesi, ihtiyaca göre bir dilim ekmek ideal bir öğün örneğidir. Hem tok tutacak hem de özellikle avokado ve sebzeler sayesinde iyi bir antiinflamatuar menü olacaktır.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ATIŞTIRMAYIN, ARA ÖĞÜN YAPMAYIN</strong></p>
<p>“En geç 29 Aralık tarihinden itibaren 2-3 günlük dikkatin yüksek seviyede olduğu bir beslenme düzeni yaratabilirsek yeni yıla girdiğimiz gece pişmanlık hissi daha az olacaktır” diyen Dyt. Sefer, “Bu sayede istediklerimizin tadına gönül rahatlığıyla bakabileceğiz. Bu demek değil ki o gece her şeyi tıka basa yiyelim. En sevdiğimiz şeylerden bir tabak yapmak ideal olacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>ABARTMAKTAN KAÇININ</strong></p>
<p>Sadece bir akşamlık küçük kaçamakların sağlığımız üzerinde çok fark yaratmayacağını ve önemli olan noktanın genel olarak sağlıklı beslenmek olduğunu hatırlatan Buket Ertaş Sefer, “Yediklerimiz zamana yaymak önemli. Yavaş yavaş ve zamana yayarak yenilen yemeklerde miktar kontrolü yapmak da daha kolay olacaktır. Aynı zamanda doygunluk hissi oluşması için zaman kazanılacağı için miktar da azalacaktır. Ancak asıl önemli olan nokta ne yenildiğinden ziyade abartmamak yemek olacaktır.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>ŞİŞKİNLİK YAPTIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ GIDA GRUPLARINI MENÜ DIŞI BIRAKIN</strong></p>
<p>Yenildiğinde şişkinlik yaratacak besinleri menüden çıkarmanın da yarar sağlayacağını söyleyen Dyt. Sefer, sözlerine şöyle devam etti: “Kaloriden bağımsız, örneğin glüten hassasiyetiniz var fakat tüketme konusunda sıkıntı yaşayacak kadar büyük bir noktada değilsiniz. Yediğinizde sadece sadece şiş hissediyorsanız menüyü buna göre belirleyin. Bulgur yerine bol sebzeli bir basmati pirinci pilavı çok daha iyi hissettirebilir. Laktoz hassasiyetiniz varsa mezelerinizi laktozsuz yoğurt ile yapabilirsiniz. Süte karşı hassasiyetiniz varsa kekinizi, pastanızı yaparken bitkisel sütlerden yararlanabilirsiniz. Bunların yanı sıra suyunuzu da bolca tüketirseniz bir sonraki gün şişkinlik hissiniz daha az olacak, kilo alma paniğini daha az yaşayacaksınızdır.”</p>
<p><strong>KAVRULMAMIŞ ÇİĞ KURUYEMİŞLERİ TERCİH EDİN</strong></p>
<p>Yemeğin yanı sıra yılbaşı gecelerinin vazgeçilmezi olan kuruyemişlerin de görünmez kalori kaynaklarından olduğunu hatırlatan Dyt, Buket Ertaş Sefer, “Özellikle keyifli sohbetler sırasında farkında olmadan kuruyemiş tüketimi de artar. Bunun önüne geçebilmek için tüketmeniz gereken miktar kadar yanınıza almak ipin ucunun kaçmasını önleyecektir. Bununla birlikte daha sağlıklı olması sebebiyle mümkünse kavrulmamış, çiğ olan kuruyemişleri tüketmek iyi bir tercih olacaktır.”</p>
<p><strong>HAREKETİNİZİ ARTTIRIN</strong></p>
<p>Her zaman olduğu gibi bu dönemde de beslenmenin yanında mutlaka hareketi koymak gerektiğini anlatan Dyt. Sefer, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle yılın son haftası normalden daha fazla hareket etmeye çalışmak metabolizmanızın da canlı kalmasına yardımcı olacaktır. Davetlerin olduğu günleri sporsuz geçirmemekte fayda var. Kalori açığı yakalayabilmek için yakılan kalorinin de belli bir düzeyde kalması avantajınıza olacaktır.”</p>
<p><strong>RAHAT BİR SİNDİRİM İÇİN SALATA VE SEBZE </strong></p>
<p>Salata ve sebze ağırlıklı oluşturulacak sofraların sindirime de yardımcı olacağını hatırlatan Dyt. Buket Ertaş Sefer, sözlerine şöyle devam etti: Ayrıca, pilav, makarna, çorba, ekmek gibi karbonhidrat bakımından zengin besinlerin arasından bir tanesini tüketmek denge açısından önemli olacaktır. Menü çeşitliliği çok ise, en sevdiklerinizden tüketmeye özen gösterin. Örneğin birden çok meyve çeşidi varsa siz en çok sevdiğinizi tercih edin. Bu özeni bütün besin gruplarında gösterin. Hamurlu veya şerbetli tatlılar yerine daha hafif olan sütlü tatlıları tercih edin.”</p>
<p><strong>GAZLI İÇECEKLERE SINIR GETİRİN</strong></p>
<p>Bu tarz akşamlarda gazlı içeceklerin gizli kalori odakları olduğunu hatırlatan Dyt. Sefer, “Çoğunlukla yemeğe odaklanıldığı için içecekler göz ardı edilebiliyor. Bu da gece boyu alınan kalori miktarının artmasına neden oluyor. Bu nedenle mümkünse gazlı içecekleri tüketmeyin. Tercihinizi sudan yana kullanın. Alkol alıyorsanız sınırlayın ve gün içinde, gece boyunca, ertesi gün bol su tüketin. Bol su tüketimi alınacak alkolün yaratacağı su kaybının etkisini azaltacaktır.”</p>
<p><strong>ERTESİ GÜN KALİTELİ PROTEİNLERE YÖNELİN</strong></p>
<p>Ne kadar yenilirse yensin ertesi gün kendinizi cezalandırmayın diyen Dyt. Buket Ertaş Sefer, “Ağır yemekler yerine bolca sebze, su içeriği yüksek meyveler ve kaliteli proteinler tüketmeye çalışın. Midenizi rahatlatmak için de adaçayı, papatya çayı gibi bitki çayları yardımcı olacaktır.” Diye sözlerine tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yila-kilo-almadan-girmek-icin-9-oneri-431364">Yeni Yıla Kilo Almadan Girmek İçin 9 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yılbaşı sofrası için 8 altın öneri !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-yilbasi-sofrasi-icin-8-altin-oneri-431219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2023 06:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni yıla sayılı saatler kala yılbaşı gecesine yönelik planlar da şekilleniyor. Kimileri yeni yılı dışarıda karşılamaya hazırlanırken kimileri ise sevdiklerini kendi kuracakları yılbaşı sofrasında ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak dikkat! Gerek sofrada geçirilecek sürenin uzunluğu gerekse sofradaki yemeklerin lezzetli olması adına katkı maddeleri, yağ, şeker, tuz ve kalori oranlarında aşırıya kaçılabilmesi sağlık açısından bazı tehlikeleri beraberinde getirebiliyor! </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yilbasi-sofrasi-icin-8-altin-oneri-431219">Sağlıklı yılbaşı sofrası için 8 altın öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yıla sayılı saatler kala yılbaşı gecesine yönelik planlar da şekilleniyor. Kimileri yeni yılı dışarıda karşılamaya hazırlanırken kimileri ise sevdiklerini kendi kuracakları yılbaşı sofrasında ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak dikkat! Gerek sofrada geçirilecek sürenin uzunluğu gerekse sofradaki yemeklerin lezzetli olması adına katkı maddeleri, yağ, şeker, tuz ve kalori oranlarında aşırıya kaçılabilmesi sağlık açısından bazı tehlikeleri beraberinde getirebiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman</strong> “Yılbaşı sofralarında ölçüyü fazla kaçırmak mide ve bağırsak sorunlarına yol açarak gecenin hastanede acil serviste sonuçlanmasına neden olabildiği gibi, özellikle kalp damar hastaları ve diyabet hastalarında hayati risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gerek tüketim miktarı gerekse yiyeceklerin içerikleri açısından dikkatli olmak gerekiyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı bir yılbaşı sofrası için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p><strong>Sebze çeşitliliğini artırın</strong></p>
<p>Yılbaşı sofralarınız için yapacağınız meze ya da salatalarda çok çeşitli sebzeler kullanın. Bu sayede kalori yoğunluğu düşük, besin değeri yüksek ve uzun süre tok tutan bu besinler tüketerek, yüksek kalori içeren, besin değeri düşük ürünlerden korunmuş olacaksınız. Yemeğe salata, sebze gibi seçeneklerle başlangıç yaparak iştahınızı kontrol altında tutabilirsiniz. </p>
<p><strong>Proteine mutlaka yer verin</strong></p>
<p>Yılbaşı sofranızda proteinlere mutlaka yer verin. Proteinlerin sindirim süresi uzundur ve sizi daha uzun süre tok tutar. Ana yemekte kırmızı et yerine hindi-balık gibi protein türevlerine ve yine meze olarak bakliyat salatası gibi bitkisel proteinlere yer vererek hem tok tutucu hem de sağlıklı proteinleri öğününüze eklemiş olursunuz. </p>
<p><strong>Hafif mezeler seçin</strong></p>
<p>Kızartarak yaptığınız ya da yoğun soslu, mayonezli mezeler hazım problemlerine yol açabileceğinden fırınlama yöntemini tercih edin. Böylece yılbaşı akşamını hem daha konforlu hem de daha az kalori alarak geçirebilirsiniz. Yine gıda zehirlenmelerinden korunmak için mezeleri taze olarak tüketmek, beklemiş olanları tercih etmemek büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Şeker ilavesiz, doğal içecekler tercih edin</strong></p>
<p>Lezzetli sofraların eşlikçisi lezzetli içecekler yılbaşında da sofralarınıza renk katar. Ancak yoğun kalorili, şeker ilaveli hazır içecekler hem kalorisi hem de doğal olmayan içeriği ile sağlığınızı tehdit edebilir. Evde çeşitli meyveleri kaynatarak yapacağınız bir içecek hem sofranıza renk katar hem de sağlığınızı korumanıza yardımcı olur. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kuru üzüm ve ayvayı kaynatarak biraz da tarçın kabuğu ve karanfil ekleyerek güzel bir içecek elde edebilirsiniz. Ayrıca en değerli içeceğimiz olan su tüketimine de yer verebilmek için sularınızı frenk üzümü,  taze nane gibi renkli meyvelerle ve sebzelerle aromalandırabilirsiniz” diyor. </p>
<p><strong>Meyveli ya da sütlü tatlıları tercih edin </strong></p>
<p>Yılbaşı sofraları tatlılarla taçlandırılsa da alınan yoğun kaloriler üzerine bir de yoğun şerbetli, hamurlu bir tatlı tercih etmek mide bağırsak sorunları, hatta uyku problemlerine dahi yol açabilir. Bu nedenle meyve tatlıları, sütlü tatlılar çok daha hafif seçenekler olacaktır.</p>
<p><strong>Kompleks karbonhidratları seçin</strong></p>
<p>Pirinç ve beyaz un gibi basit karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara neden olarak tok hissetmenizi engelleyebilir. Yılbaşı sofrasında yardımcı yemek olarak pirinç, beyaz unlu yiyecekler ve börek yerine bulgur, kara buğday, esmer pirinç gibi kompleks karbonhidratları sofranıza ekleyerek daha tok hissetmeyi ve dolayısıyla daha az kalori alımını hedefleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kuruyemişleri kontrollü tüketin</strong></p>
<p>Kuruyemişlerin her zaman olduğu gibi yılbaşı sofrasında da kontrollü tüketilmesi gereken besinler arasında olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ozman “Sağlıklı olduğu kadar yoğun yağ içeriği ve kaloriye sahip bu besinlerin de fazlası hazım ya da gaz problemlerine yol açabilir. Bu nedenle yaklaşık 1 avuç kuruyemişi tabağınıza alarak tüketmeye çalışın, paketten ya da kontrolsüz tüketimi engelleyin” diyor. </p>
<p><strong>Sofraya aç oturmayın, yavaş yavaş yiyin</strong></p>
<p>‘Nasıl olsa güzel bir sofraya oturacağım’ düşüncesiyle yılbaşı yemeğine çok aç halde başlamayın. Mümkünse 2-3 saat kadar önce 1 su bardağı kefir ya da 8-10 çiğ badem yanında sütlü bir kahve ile ara öğün yapın. Bu sayede yılbaşı sofrasında yediğiniz miktarları kontrol altında tutabilirisiniz. Sofrada yemeklerinizi yavaş tüketin ve iyi çiğneyin, bu sayede hem hazım problemlerinden kurtulmuş hem de çok daha az kalori almış olursunuz. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yilbasi-sofrasi-icin-8-altin-oneri-431219">Sağlıklı yılbaşı sofrası için 8 altın öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Normal doğumu destekleyen 7 altın öneri !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/normal-dogumu-destekleyen-7-altin-oneri-427835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 07:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda normal doğuma yönelen anne adaylarının sayısı giderek artıyor. Doğum sonrası annenin bebeğini kucağına alıp daha hızlı bağ kurma isteği, normal yaşamına dönüşünün çok daha hızlı olması, bebeğini kucağına alıp daha erken emzirmeye başlaması, doğum sonrası depresyonun daha az olması gibi etkenler normal doğum isteğinde etkili oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumu-destekleyen-7-altin-oneri-427835">Normal doğumu destekleyen 7 altın öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NORMAL DOĞUMU DESTEKLEYEN 7 ALTIN ÖNERİ!</strong></p>
<p> </p>
<p>Son yıllarda normal doğuma yönelen anne adaylarının sayısı giderek artıyor. Doğum sonrası annenin bebeğini kucağına alıp daha hızlı bağ kurma isteği, normal yaşamına dönüşünün çok daha hızlı olması, bebeğini kucağına alıp daha erken emzirmeye başlaması, doğum sonrası depresyonun daha az olması gibi etkenler normal doğum isteğinde etkili oluyor. Ancak bazı tıbbi durumlarda normal doğum yerine sezaryen bir gereklilik olarak ortaya çıkabiliyor. İşte, anne adaylarının normal doğum şansını artırmaları için hamilelik sürecinde bazı konulara dikkat etmeleri gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyfettin Özvural</strong>, yapılan bilimsel çalışmalara göre, normal doğum şansını artıran 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli kontrole gidin</strong></p>
<p> </p>
<p>Normal doğumu destekleyen bir merkezde düzenli doktor kontrolüne giderek olası risklerinizi yönetmeniz ve bu riskleri en aza indirmeniz mümkün. Gebelik takibi ve doğum sürecinizde kaliteli sağlık hizmeti almak, doğum sürecinizi öngörmenize de fayda sağlıyor.   </p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın, aşırı kilodan kaçının</strong></p>
<p> </p>
<p>Sağlıklı beslenmeye ve egzersize önem verin, aşırı kilo alımından kaçının. Böylece olumsuz gebelik sonuçları ve sezaryen olasılığını azaltabilirsiniz. Hekiminizin size özel belirlediği haftadan itibaren, haftada en az 150 dk. uygun kalp hızı ve ağırlıkta düzenli egzersiz yapın. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sürekli doğum desteği alın</strong></p>
<p> </p>
<p>Gebelik sürecinizde Doula (doğum süreciyle ilgili eğitimini tamamlamış doğum destekçisi) ya da fiziksel ve duygusal açıdan size iyi hissettiren, bilgi veren doğum yardımcısı desteği ile sezaryen oranı, doğum süresi ve doğumda ağrı kesici kullanımı belirgin olarak azaltılıyor. Ayrıca doğum öncesi eğitim programına katılarak kendinizi daha güçlü hissedebilirsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Endişe ve stresten uzak durun </strong></p>
<p>Doğum sürecine faydalı olmak adına yapılacak her müdahale doğumun doğal seyrini ve hormonların orkestrasyonunu bozma riski doğurabileceğinden aşırı müdahaleci olmayın. Zihninizi ve ruhunuzu olumlu bilgiler ve duygularla besleyin. Stres ve endişeden uzak durun. Yürüyün, dans edin. Size iyi gelecek herkese ve her şeye alan açarken, istemediğiniz hiçbir şeye tolerans göstermeyin. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kasılmalara karşı hazırlıklı olun </strong></p>
<p> </p>
<p>Doğum süresince sizi zorlayabilecek kasılmalara karşı bilimsel olarak faydası gösterilen pek çok doğal uygulama bulunuyor. Örneğin; nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, ritmik hareketler, sıcak kompresler vb. uygulamaları araştırarak size uygun olanlara odaklanın.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Aceleci olmayın</strong></p>
<p> </p>
<p>Doğumun erken evrelerinde kasılmalarınızın düzensiz olduğu dönemlerde herhangi bir risk faktörünüz saptanmadıysa, hekiminizin önerisi doğrultusunda hastaneye geç yatın. Dr. Seyfettin Özvural “Günümüzde doğumların daha önceki yıllarda düşünüldüğü kadar hızlı ilerlemeyebileceğini biliyoruz. Hekiminiz tarafından bebeğiniz ve sizin için saptanan bir risk yoksa pozisyon değiştirmeyi, duşu ve hareketli olmayı deneyip bekleyin” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğum mümkün olduğunca kendi başlasın </strong></p>
<p> </p>
<p>Doğumun kendisinin başlaması çoğu zaman bedeninizin ve bebeğinizin doğum için hazır olduğunun işareti olup vajinal doğum şansını artırıyor. Tıbbi bir gereklilik olmadıkça rutin suni sancı uygulamalarını hekiminizle konuşup diğer seçenekleri sorgulayın. Hekiminizle size uygun olduğunu düşündüğünüz seçeneğe ya da beklemeye karar verin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumu-destekleyen-7-altin-oneri-427835">Normal doğumu destekleyen 7 altın öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alerji yöntemi için 20 öneri !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alerji-yontemi-icin-20-oneri-418048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuğunuz hayvanları çok mu seviyor? Hatta eve alma konusunda ısrarcı mı? Aslında bu haksız bir ısrar değil. Ailede bir kedinizin ya da köpeğinizin olması çok güzel, çünkü bu aynı zamanda kızınızın ya da oğlunuzun sorumluluk bilincini kazanmasına da katkı sağlar. Siz de çocuğunuz gibi bir hayvanı sahiplenmeyi istiyor fakat alerjiniz yüzünden olaya uzak mı duruyorsunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerji-yontemi-icin-20-oneri-418048">Alerji yöntemi için 20 öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ALERJİ YÖNETİMİ İÇİN 20 ÖNERİ!</p>
<p>KEDİ KÖPEK ALERJİNİZ İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?</p>
<p> ALERJİ GEÇMİŞİNE GÖRE EVCİL HAYVAN SEÇİN!</strong></p>
<p><strong>ALERJİNİZİ YÖNETEBİLİRSİNİZ!</strong></p>
<p><strong>Çocuğunuz hayvanları çok mu seviyor? Hatta eve alma konusunda ısrarcı mı? Aslında bu haksız bir ısrar değil. Ailede bir kedinizin ya da köpeğinizin olması çok güzel, çünkü bu aynı zamanda kızınızın ya da oğlunuzun sorumluluk bilincini kazanmasına da katkı sağlar. Siz de çocuğunuz gibi bir hayvanı sahiplenmeyi istiyor fakat alerjiniz yüzünden olaya uzak mı duruyorsunuz?<br /> Hayvanların tüyleri, tüy dökme, tüylerdeki proteinler ve tüylerin taşıdığı alerjenler nedeniyle ortaya çıkan kedi ve köpek alerjilerini yönetmek ve semptomları hafifletmek aslında o kadar da zor değil. Dikkate almanız gereken bazı önemli faktörler var. Bunlar neler mi? Liv Hospital Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mahir İğde açıkladı.</strong></p>
<p><strong>1. Hayvan temasınızı sınırlayın:</strong> Mümkünse, evinizdeki kedi veya köpek temasınızı sınırlayın veya tamamen engelleyin.</p>
<p><strong>2. Sevimli hayvan dostunuzu belirli alanlarda tutun:</strong> Kedinizi veya köpeğinizi evin belirli bölgelerinde tutarak alerjen maruziyetini azaltmayı deneyin.</p>
<p><strong>3. Hava temizleyicileri kullanın</strong>: Özel HEPA filtreli hava temizleyicileri kullanarak evdeki alerjenleri azaltın.</p>
<p><strong>4. Düzenli temizlik yapın:</strong> Düzenli olarak evi süpürün, silin ve toz alın. Özellikle kumaş yüzeyleri ve halıları temiz tutmaya özen gösterin.</p>
<p><strong>5. Evcil hayvanınızı temizleyin:</strong> Evcil hayvanınızı, saç dökmesini azaltacak özel şampuanlarla yıkayın.</p>
<p><strong>6. Giysilerinizi değiştirin ve hemen duş alın:</strong> Evcil hayvanlara temas ettiyseniz, giysilerinizi değiştirin ve duş alın.</p>
<p><strong>7. Alerji dostu yatak seçin:</strong> Alerjik kişiler için evcil hayvanların girmesine izin verilmeyen yatak odaları oluşturun.</p>
<p><strong>8. Alerji geçmişine göre evcil hayvan seçin:</strong> Daha düşük alerjen üreten ırkları seçmek alerji riskinizi azaltabilir.</p>
<p><strong>9. Evcil hayvanınızın tüylerini sık sık fırçalayın:</strong> Bu, dökülen tüyleri ve alerjenleri azaltabilir.</p>
<p><strong>10. Alerji ilaçlarını kullanın:</strong> Doktorunuzun tavsiye ettiği antihistaminikler ve diğer ilaçları kullanın.</p>
<p><strong>11. Alerji aşılarını deneyin:</strong> Uygun durumlarda, alerji aşılarını (immünoterapi) düşünün.</p>
<p><strong>12. Alerjen kapsüllerini kullanın:</strong> Evinizdeki hava girişlerine alerjen kapsüllerini yerleştirin.</p>
<p><strong>13. Yüz maskelerini tercih edinin:</strong> Temas riskini azaltmak için yüz maskeleri kullanın.</p>
<p><strong>14. Alerjen geçirmez kaplamaları kullanın:</strong> Özel kaplamalar ve örtüler kullanarak koltukları ve yastıkları kaplayın.</p>
<p><strong>15. Kontrollü temas sağlayın:</strong> Evcil hayvanlarınıza temas ettikten sonra ellerinizi yıkayın ve gözlerinize, burun ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.</p>
<p><strong>16. Alerji dostu halıları ve mobilyaları tercih edin:</strong> Evde kullandığınız malzemeleri alerji dostu seçin.</p>
<p><strong>17. Düzenli veteriner kontrollerini yaptırın:</strong> Evcil hayvanınızın sağlığını düzenli olarak kontrol ettirin ve uygun bakımı sağlayın.</p>
<p><strong>18. Alerjik reaksiyonları izleyin:</strong> Alerjik semptomlarınızı ve reaksiyonlarınızı izleyin ve doktorunuzla paylaşın.</p>
<p><strong>19. Evcil hayvanlarınızı yıkayın:</strong> Evcil hayvanlarınızı düzenli olarak yıkayarak tüylerindeki alerjen miktarını azaltmayı deneyin.</p>
<p><strong>20. Doktora danışın:</strong> Şiddetli alerjik reaksiyonlar veya semptomlarınızı yönetemiyorsanız bir alerji uzmanına danışın.</p>
<p>Unutmayın ki herkesin alerji tepkisi farklıdır ve belirli önlemler herkes için işe yaramayabilir. Alerji yönetimi için en iyi yaklaşımı belirlemek için bir alerji immünoloji uzmanı ile görüşmek önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerji-yontemi-icin-20-oneri-418048">Alerji yöntemi için 20 öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber Dayanıklılığı Artıracak 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-dayanikliligi-artiracak-8-oneri-414794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 14:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[artıracak]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılığı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber saldırılarla başa çıkmaya hazırlıklı olmak ev ve küçük işletmelerde uğranılan saldırının etkisini azaltma konusunda önemli rol oynuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-dayanikliligi-artiracak-8-oneri-414794">Siber Dayanıklılığı Artıracak 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber saldırılarla başa çıkmaya hazırlıklı olmak ev ve küçük işletmelerde uğranılan saldırının etkisini azaltma konusunda önemli rol oynuyor. Siber güvenlik şirketi ESET siber saldırılara karşı alınması gereken önlemler konusunda yapılabilecekleri sıraladı.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Her yıl Ekim ayında kutlanan ‘Siber Güvenlik Farkındalık Ayı’ tüm kullanıcılar açısından siber güvenlik önlemlerini gözden geçirmeleri için bir olanak tanıyor.  Güçlü ve benzersiz şifre ve parolaları tercih etmek, iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) kullanmak, kimlik avı saldırılarına karşı dikkatli olmak ve siber suçluların bilinen güvenlik açıklarından yararlanmasını engellemesini sağlamak için cihazlardaki yazılımı güncellemek ilk akla gelen önlemler arasında yer alıyor. </p>
<p> </p>
<p>Bunlara ek olarak küçük bir işletme sahibi, kişisel kullanıcı veya bir aile bireyi olarak yapılabilecek bazı temel hazırlık adımları da var: </p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli olarak verilerinizi yedekleyin:</strong> Saldırı veya donanım arızası durumunda veri kaybını önlemek için düzenli veri yedeklemesinin önemini vurgulayın. Mümkünse hem yerel hem de bulut tabanlı yedeklemeleri kullanın ve bu yedeklemeleri düzenli olarak test edin.</p>
<p><strong>Çalışma arkadaşlarınızı ve aile üyelerini eğitin:</strong> Bu, fark ettiğiniz iyi hazırlanmış bir kimlik avı e-postasından bahsetmek kadar basit bir şey olsa bile, onları en son tehditlerden haberdar edin. Ve bir olay karşısında nasıl tepki vereceklerini bildiklerinden emin olun.</p>
<p><strong>Bir olay tepki planı hazırlayın:</strong> Plan, bir siber güvenlik saldırısına nasıl müdahale edileceğini, kiminle iletişime geçileceğini ve bir saldırıyı hafifletmek ve saldırıdan kurtulmak için yapılması gerekenleri özetlemelidir. </p>
<p><strong>Haberdar olun:</strong> Haber uygulamalarındaki siber güvenlik haber kategorisini en az haftada bir kez kontrol edin. Bu kaynaklardan elde edeceğiniz en önemli bilgi, cihazlara ne zaman yama yapmak gerektiğini bilmektir. Siber güvenlik sektörü, yazılımın güncellenmesine acil ihtiyaç olduğunda sıklıkla içerik yayınlar.</p>
<p><strong>Şüpheli hareketler hakkında tartışın:</strong> Herkesi şüpheli hareketler veya güvenlik olaylarını tartışmaya teşvik edin. Bunu aile içinde veya küçük bir işletmede de benimsemek, gizlenen küçük bir olayın büyük bir soruna dönüşmesini önler. </p>
<p><strong>Ardınızda bir cihaz bırakmayın:</strong> Tüm cihazların evinizde ya da iş yerinizde nerede olduğunu bilmek, onları güncel tutmanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Hesapları ve erişimi sık sık izleyin: </strong>Abone olduğunuz bir hizmeti kullanan bir cihazdan yapılan herhangi bir bağlantı da araştırılmalıdır; bu, parolanızın ve kişisel bilgilerinizin ihlal edildiği anlamına gelebilir. </p>
<p><strong>Tüm finansal hesaplar, telefon operatörleri, internet servis sağlayıcısı ve benzeri kişilerin iletişim bilgilerini (fiziksel olarak) elinizin altında bulundurun.</strong> Bir olay meydana gelirse, kartların bloke edilmesi, SIM kartların devre dışı bırakılması veya daha fazla kötüye kullanımın önlenmesi amacıyla bu şirketlerden bazılarıyla iletişime geçmeniz gerekebilir.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-dayanikliligi-artiracak-8-oneri-414794">Siber Dayanıklılığı Artıracak 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kulak Ağrısını Gidermek için 10 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisini-gidermek-icin-10-oneri-411434</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 12:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısını]]></category>
		<category><![CDATA[gidermek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebeklik çağından yetişkinliğe kulak ağrısı ciddi sonuçlar doğurabiliyor ve hafife alınmaması gerekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisini-gidermek-icin-10-oneri-411434">Kulak Ağrısını Gidermek için 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklik çağından yetişkinliğe kulak ağrısı ciddi sonuçlar doğurabiliyor ve hafife alınmaması gerekiyor. Aniden başlayabilen ve şiddetli seyredebilen kulak ağrıları enfeksiyonlardan kaynaklanabildiği gibi; alerji, uçak seyahati, dalış sporu ya da kulağın yanlış şekilde temizlenmesi nedeniyle de olabiliyor. Kulak ağrısının kaynağının belirlenmesi, tedavinin planlanması ve önlem alınması için büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Yılmaz, kulak ağrısı nedenleri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülüyor</strong></p>
<p>Kulak ağrısının en sık görülen nedeni enfeksiyonlardır.  Orta kulak enfeksiyonları,  kulak zarının hemen arkasındaki orta kulağı geniz bölgesine bağlayan östaki borusunun tıkanması sonucu ortaya çıkar. Sigara dumanı, sinüzit, soğuk algınlığı, kalıtım ve alerji gibi faktörler tıkanıklığa yol açabilen sebeplerdir. Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu yetişkinlere oranla daha yaygındır çünkü çocukların kulaklarındaki östaki borusu daha kısa ve yataydır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yanlış emzirme orta kulak enfeksiyonuna neden olabilir!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminde yanlış emzirme ve besleme de sık kulak enfeksiyonuna neden olabilir. Bunu önlemek için bebek emzirilirken veya beslenirken başının yukarıda olmasına dikkat edilmelidir. Dış kulak enfeksiyonunda kulak kepçesine önden veya alttan yapılan basıda genellikle şiddetli ağrı olur ve çoğunlukla bu kirli suda yüzmenin bir sonucudur. Kulakta oluşmamasına rağmen sinüs, diş ve boğaz enfeksiyonları da kulak ağrısına yol açan diğer enfeksiyonlar arasındadır. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Alerji kulak ağrısı yapabilir</strong></p>
<p>Saman nezlesi, toz, polen ve hayvan alerjileri de kulak ağrısına yol açabilir. Bu tip alerjilerde burunda tıkanıklık ve akıntı olur. Bir ucu genize açılan östaki borusunun tıkanması sonucu ağrı, kulakta dolgunluk ve basınç hissi görülebilir. Dış kulaktaki, alerjik egzamalar kulak cildinde çatlaklara ve kolay dış kulak yolu enfeksiyonuna yakalanmaya neden olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Basınç farklılığı ağrıya yol açıyor</strong></p>
<p>Uçak seyahatlerinde veya dalış esnasında aniden ortaya çıkan şiddetli kulak ağrıları görülebilir. Bu durum ani basınç farklılığı sonucu kulak zarına uygulanan basınçtan ortaya çıkar. Sebebi; kulağın, orta kulak ile dış kulak arasındaki basınç farkını dengeleyememesidir. Bu basınç farkı kulak ağrısına hatta kulak zarının zedelenmesine bile neden olabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kulağınızı temizlerken dikkatli olun</strong></p>
<p>Kulak ağrısının sebeplerinden biri kulağa sokulan yabancı cisimlerdir. Kulağı temizlemek için kullanılan kulak çöpleri kullanılmamalı sadece dışa gelmiş olan kirler temizlenmelidir. Kiri daha ileri iterek temizleme hareketi kulak zarına zarar verebilir. Sert kulak kirleri kulak zarına veya dış kulak yoluna bası yaparak kulak ağrısına neden olabilir. Uzmanlar kulak kirini mikroskop veya ışık altında basit bir işlemle temizleyebilir. Ayrıca, kulağa alınan güçlü bir darbe ya da silah sesi gibi yüksek bir ses de kulak zarına zarar verebilir. Kulak zarı genellikle 2 ay içerisinde kendi kendini iyileştirir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda bir uzmana başvurun;</strong></p>
<ul>
<li>Belirtiler bir günden fazla sürüyorsa,</li>
<li>6 aydan küçük bir bebekte belirtiler görülüyorsa,</li>
<li>Kulak ağrısı şiddetliyse,</li>
<li>Çocuklar soğuk algınlığı veya diğer üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra uykusuz veya sinirliyse</li>
<li>İşitme zorluğu varsa,</li>
<li>Kulaktan sıvı, irin veya kanlı sıvı akıntısı geliyorsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. Ağrının kaynağına bağlı olarak tedavi yöntemi de değişiklik gösterir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Kulak ağrısına iyi gelen yöntemler şunlardır;</strong></p>
<ol>
<li>Isıttığınız bir havluyu kulağınıza koyun, havlunun kulağınızı yakacak kadar sıcak olmamasına dikkat edin.</li>
<li>Ağrı kesici kullanın.</li>
<li>Bu süreçte ağır aktivitelerden kaçının ve dinlenin.</li>
<li>Sigara ve sigara dumanından uzak durun.</li>
<li>Kulağınızı rüzgardan koruyun.  Özellikle dışarı çıkarken ya da bir klima yakınında şapka veya şal ile kulaklarınızı örtün.</li>
<li>Kulağınıza kulak çöpü de dahil olmak üzere hiçbir şey sokmayın.</li>
<li>Yüzmeyin ve duş veya banyo sırasında kulağınıza su kaçırmamaya özen gösterin.</li>
<li>Bir doktor önermediği sürece kendi kendinize kulak damlası kullanmayın.</li>
<li>Odanızı havalandırarak içeride temiz hava olmasına özen gösterin.</li>
<li>Tıbbi bir engeliniz yoksa bol sıvı tüketin. Günde en az 8 bardak su içmeye özen gösterin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kulak ağrısı çekenler bu ağrının nasıl da aniden bastırabileceğini veya ne kadar şiddetli olabileceğini bilirler. Nedenine bağlı olarak tek ya da her iki kulakta birden ortaya çıkabilen kulak ağrıları yine nedenine göre farklı özelliklerde olabilir. Kulak ağrısı kulağın kendisinden kaynaklanabileceği gibi baş veya boyun bölgesindeki başka bir sorundan dolayı da kaynaklanabilir. </p>
<p> </p>
<p>Kulak ağrısının pek çok farklı nedeni olabilir ve bir kulak burun boğaz doktoruna görünmek, ağrının kaynağını bulmak için en doğru çözüm olacaktır. Kulak tıkanıklığı, az duyma, baş dönmesi, çınlama veya uğultu kulak ağrısına sıkça eşlik eden diğer şikâyetlerdir. </p>
<p>Kabaca kulak ağrısı nedenleri şöyle sıralanabilir.</p>
<p>Kulak zarının zarar görmesi: </p>
<p>Kulağa yansıyan ağrılar: Boğaz, boyun ve geniz bölgesi tümörleri, aftlar, diş çürükleri, boyun bölgesi lenf bezi iltihapları, boyun bölgesi kas ağrıları, çene eklemi rahatsızlarının ağrıları da kulağa vurabilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulak-agrisini-gidermek-icin-10-oneri-411434">Kulak Ağrısını Gidermek için 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okula başlayacak çocukların sağlığı için 8 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okula-baslayacak-cocuklarin-sagligi-icin-8-oneri-402576</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 09:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz tatili bitti ve yeni bir okul yılı daha başlamak üzere. Kimimizin çocuğu çoktan okul hayatını tamamlayıp hayata atıldı, kimimizinki okul hayatının tam içinde geleceğini şekillendirmek için ter döküyor, kimimizinki de el bebek gül bebek büyüdüğü o devri tamamladı ve okula başlayacak. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-baslayacak-cocuklarin-sagligi-icin-8-oneri-402576">Okula başlayacak çocukların sağlığı için 8 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatili bitti ve yeni bir okul yılı daha başlamak üzere. Kimimizin çocuğu çoktan okul hayatını tamamlayıp hayata atıldı, kimimizinki okul hayatının tam içinde geleceğini şekillendirmek için ter döküyor, kimimizinki de el bebek gül bebek büyüdüğü o devri tamamladı ve okula başlayacak. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Didem Yayla Karakurt, ‘okula başlayacak çocuklar için ebeveynlere 8 önemli öneri’de bulundu.</strong></p>
<p>Yaz döneminin eğlenceli ve hızlı günleri yavaş yavaş yerini rutinlere ve yeni sorumluluklara bırakıyor. Okulların açılmasıyla daha fazla insanla yakın temas ve beraberinde de havaların soğumasıyla salgın hastalıklarda belli bir artış oluyor. Aynı zamanda bazı çocuklar okula başlamalarıyla birlikte görme, işitme gibi bazı duyularında çeşitli rahatsızlıklarını keşfediyorlar. Peki, bütün bunlara öncesinde hazırlanmak, uzun ve kısa vadede çocuğun hayatı için pratik ve etkili çözümler, alışkanlıklar üretmek adına aileler neler yapabilir?</p>
<p><strong>1. RUTİN DOKTOR MUAYENESİNİ YAPTIRIN </strong></p>
<p>Her çocuk 3 yaşından sonra yılda 1 kez olmak üzere rutin doktor muayenesine gitmelidir. Yıllık kontrollerde sistemik sorgulama ve fizik muayene ile beraber çocuğun gelişimi değerlendirilir, kan ve idrar tahlili yapılır. Çocuğunuzun bilinen hastalığı varsa tedavisi düzenlenir, yıllık plan oluşturulur. Çocuklar okul döneminde hastalıklara daha sık yakalandıkları için okul öncesi bir doktor muayenesi çocuğunuz için faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>2. İŞİTME TESTİ VE GÖZ MUAYENESİNİ UNUTMAYIN</strong></p>
<p>Yenidoğan döneminde her bebeğe işitme testi yapılsa da sonradan işitme kaybı gelişebilir. Okula başlamadan önce işitme testi ile çocuğun işitme kaybı olup olmadığı değerlendirilmelidir. </p>
<p>Göz taramaları ile de çocukta görme tembelliği, şaşılık ya da kırma kusurları açısından bir sorun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Görmede ya da işitmede bir rahatsızlığı bulunan çocuğun okul başarısı bu durumdan olumsuz etkilenebilir.</p>
<p><strong>3. DİŞ DOKTORUNUZU ZİYARET EDİN</strong></p>
<p>Çocukların ağız ve dişle ilgili ufak tefek sorunları öğrenme ve kavramayı zorlaştırabilir. Aynı zamanda okul döneminde oluşabilecek diş problemleri okula devamlılığı etkileyebilir. Bütün bu sebepler göz önüne alındığında okula başlamadan önce çocuğa diş muayenesi yaptırılmalıdır. </p>
<p><strong>4. EKSİK AŞISI VARSA TAMAMLAYIN </strong></p>
<p>Aşılar, hastalıklara karşı en önemli silahımızdır. Çocukların hastalığı geçirmeden o hastalığa bağışıklık kazanmasını sağlar. Okul döneminde çocuklarda bulaş nedeniyle hastalık sıklığı artmaktadır ve eğer çocuğun rutin aşılama takvimine göre eksik yapılmış aşıları varsa bu aşılar kısa sürede tamamlanmalıdır.</p>
<p><strong>5. TEMİZLİK VE HİJYEN EĞİTİMİ VERİN </strong></p>
<p>Çocuktan çocuğa hastalık bulaşını kolaylaştıran nedenlerden biri de el yıkamaya dikkat edilmemesidir. Çocuklara okula başlamadan önce temizlik ve hijyen konusu anlatılmalıdır. Çocuk, özellikle el yıkama konusunda bilgilendirilmelidir. </p>
<p>Uyarıda bulunmamız gereken bir diğer konu da tuvalet temizliğidir. Okul çağındaki çocuklar sıklıkla tuvaletini tuttuğu için idrar yolu enfeksiyonu ve kabızlık görülebilmektedir. Çocuklara tuvaletini tutmaması gerektiği ve tuvalet temizliği gerekliliği anlatılmalıdır. Bilhassa kız çocuklarında, tuvalette genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi gerektiği izah edilmelidir. </p>
<p><strong>6. SAĞLIKLI BESLENMESİNE DİKKAT EDİN</strong></p>
<p>Bağışıklığı güçlendirmenin bir diğer yolu sağlıklı beslenmedir. Hiçbir çocuk kahvaltısını yapmadan okula gitmemelidir ve okula giderken evde beslenme çantası hazırlanmalıdır. Çocuk evde hazırlanan öğle yemeğini ve ara öğünlerini yemeli, ara öğün olarak paketli gıdalar yerine kuruyemiş, meyve gibi sağlıklı besinler tercih edilmelidir. Ek olarak su tüketimi çok önemlidir. Genellikle çocuklar okulda su içmeyi unuturlar, bu sebeple aileler su içmenin önemini çocuğa detaylı ve bilgilendirici şekilde anlatmalıdır.</p>
<p><strong>7. UYKU DÜZENİ OLUŞTURUN</strong></p>
<p>Yaz dönemi biterken uyku düzeni okul saatine uygun olacak şekilde yavaş yavaş öne çekilmeli, çocuk akşam 21.00’da yatağında olmalı ve en geç 22.00’da uyumuş olmalıdır. Bir çocuk yaşına göre değişmekle beraber en az 9 saat uyumalıdır. Çocuğun uyku düzeni hem bağışıklığı hem de okul başarısı için önemlidir. Uyumadan 1 saat öncesinde çocuğun egzersizden, ekrandan uzak durması gerekir ve çocuk, kafeinli gıda tüketmemelidir.</p>
<p><strong>8. OKUL ÇANTASININ AĞIR OLMAMASINA DİKKAT EDİN </strong></p>
<p>Okul çantası sırtta ve omuzlarda ağrıya neden olmayacak ağırlıkta olmalıdır. Ağır okul çantasının uzun süre taşınması, sonrasında skolyoz gibi omurga deformitelerine ve duruş bozukluklarına neden olabilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okula-baslayacak-cocuklarin-sagligi-icin-8-oneri-402576">Okula başlayacak çocukların sağlığı için 8 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat kanserinde hayat kurtaran 4 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-hayat-kurtaran-4-oneri-401894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 16:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat kanseri dünyada ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-hayat-kurtaran-4-oneri-401894">Prostat kanserinde hayat kurtaran 4 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanseri dünyada ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunu. Araştırmalar, ülkelerin yüzde 60’ında erkeklerde en sık görülen kanser türü olmasının yanı sıra Batı ülkelerinde bir erkeğin yaşamı boyunca prostat kanserine yakalanma olasılığının yüzde 12,5 olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla her 6-8 erkekten biri bu hastalıkla tanışıyor. Ülkemizde ise erkek kanserlerinde 2. sırada yer alıyor. Türkiye’de ilk teşhiste her yüz hastanın 30’unda hastalığın prostat dışına çıktığı, yani teşhiste önemli bir hasta grubunda geç kalındığı biliniyor.  </p>
<p>Artık sadece ileri yaşta değil, genç yaşta da erkeklerin kapısını çalabilen prostat kanserinde bu olumsuz gidişatı tersine çevirmek mümkün! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek </strong>gelişmiş ülkelerde, özellikle fırsatçı tarama programlarının kullanılmasıyla beraber, prostat kanserine bağlı ölüm oranlarında azalma olduğunu belirterek “Prostat kanseri batılı ülkelerde erkeklerde kansere bağlı ölüm nedenleri arasında ikinci sırada bulunuyor.Tüm dünya için çok önemli bir sağlık sorunu olan prostat kanserinin, insanlarda yaşam süresinin giderek uzamasıyla çok daha yaygın bir hastalık haline geleceği düşünülüyor” diyor. Prostat kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu, ancak hastalığın kendine özgü bulguları olmadığını belirten Prof. Dr. Can Öbek, bu nedenle tarama yöntemlerinin kritik rol oynadığını vurguluyor. Prof. Dr. Can Öbek <strong>1-30 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı </strong>kapsamında yaptığı açıklamada prostat kanserinde hayat kurtaran 4 önerisini anlattı, önemli uyarılarda bulundu.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>1. Erken tanı mümkün ve hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Prostat kanserinin sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken dönemde herhangi bir yakınmaya neden olmadığını belirten Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, bu nedenle erken tanı konusunda gereken önlemlerin alınmasının hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor. Hastalık prostatta sınırlıyken yakalanır ve tedavi edilirse, tam şifa olasılığının çok daha yüksek olduğunu ve erken tanı için en önemli yöntemin PSA denilen (Prostat Spesifik Antijen) prostat bezine özgü bir kan testi yapılması olduğunu belirten Prof. Dr. Öbek şöyle konuşuyor: “Bu kan testinin yüksek çıkması kişide prostat kanseri olabileceğini düşündürür.  Ayrıca erken yaşta bakılan değerler, bu kişinin özelinde prostat kanseri için ne kadar risk taşıdığını bize gösterir; takip buna göre planlanır. Önemli olarak, PSA düzeyi kanser harici nedenlerle de yükselebilmektedir. Erken tanı açısından 2. tarama yöntemi ise üroloji hekiminin yaptığı prostat muayenesidir. Burada prostatın kıvamı prostat kanseri açısından değerlendirme yapma olanağı verir. Şüpheli durumda öncelikle bir MR görüntüleme yapılır ve gerekirse biyopsi ile kesin teşhis yoluna gidilir” diyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>2. 40 yaş sonrası mutlaka tarama testi yaptırın!</strong></p>
<p>Prostat kanserinde ‘Ne zaman PSA testi yaptıralım? Ve ne zaman prostat muayenesi olalım?” şeklinde sorularla çok sık karşılaştıklarını belirten Prof. Dr. Can Öbek bu soruları şöyle yanıtlıyor: “Günümüzde 40-50 yaş arasındaki erkeklerin PSA testi yaptırması ve prostat muayenesi olmasını öneriyoruz. Böylece hem kişinin mevcut durumunu, hem de ileriki yaşantısında prostat kanseri riskini tespit ediyoruz ve bundan sonraki takip sıklığımızı da buna göre ayarlayabiliyoruz. Prostat kanserinin kesin tanısı PSA testi ve/veya muayenedeki şüpheden yola çıkılarak prostat biyopsisi ile konuluyor.  Son yıllarda kullanımımıza giren MR-US füzyon biyopsi teknolojisiyle, prostat biyopsisini çok daha isabetli olarak yapabiliyoruz.” </p>
<p> </p>
<p><strong>3. Bu şikayetlerinizde hekime başvurmayı ertelemeyin! </strong></p>
<p>Prostat kanseri belirti vermeden sinsice ilerlese de, bazı şikayetleri ihmal etmemek gerekiyor. Sık idrara çıkma, geceleri idrar yapmak için sık uykudan uyanma, zayıf ince ve kesik kesik idrar yapma, idrar yapmaya başlamada gecikme ve idrarın bitiminde idrar kesesini tam boşaltamama hissi, idrar yaparken yanma-ağrı ve idrar veya menide kan görülmesi durumlarında mutlaka zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Can Öbek “Ancak bu yakınmaların bulunması kişide prostat kanseri olduğunu göstermez. Prostatın iyi huylu büyümesi gibi bir çok etken de bu sorunlara yol açabilir. Üroloğun değerlendirmesi yakınmaların nedenini ortaya çıkartacaktır. Öte yandan geç dönem prostat kanserinde halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, soluk renk ve sırt, bel, bacak ağrıları gibi şikayetler olabilir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>4. Yaşam biçiminize dikkat edin</strong></p>
<p>Prostat kanserinde genetik geçiş önemli bir rol oynuyor. Birinci derecede akrabada hastalığın bulunması ile hastalık riskinin 2 katına çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Can Öbek şöyle konuşuyor: “Ailede iki veya daha fazla birinci derecede akrabada hastalığın bulunması durumunda ise bu oran 5- 11 kat arasında artış gösteriyor.” Ancak, doğru yaşam tarzını benimseyerek, prostat kanserine karşı koruyucu genlerimizi aktif hale getirip, prostat kanserine yol açan genleri de sessizleştirebileceğimizi vurgulayan Prof. Dr. Can Öbek, bu konuda; şişmanlıktan kaçınmayı, sigara içmemeyi, Akdeniz tipi beslenme tarzını benimsemeyi ve düzenli egzersiz yapmayı öneriyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-hayat-kurtaran-4-oneri-401894">Prostat kanserinde hayat kurtaran 4 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Varisten Korunmak İçin 10 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-varisten-korunmak-icin-10-oneri-396116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 11:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[varisten]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varis; gebelik, obezite, duruş bozuklukları, kabızlık, doğum kontrol hapları ve hormon tedavileri gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Kalıtım, riskli yaşam tarzı ve sigara kullanımı önde gelen risk faktörleri olarak gösteriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-varisten-korunmak-icin-10-oneri-396116">Yaz Aylarında Varisten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Varis; gebelik, obezite, duruş bozuklukları, kabızlık, doğum kontrol hapları ve hormon tedavileri gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Kalıtım, riskli yaşam tarzı ve sigara kullanımı önde gelen risk faktörleri olarak gösteriliyor. Ancak kumsal ve deniz mevsimi, birçok kadın için bacaklarındaki varis görüntüsüyle yüzleşmek anlamına geliyor. Estetik kaygıların yanında, ağrı, şişme, kramp gibi sağlık sorunlarına da neden olan varisin ihmal edilmemesi gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsa Coşkun, varisin nedenleri, tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor</strong></p>
<p>Varis toplardamarların genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hal alması olarak tanımlanır. Özellikle uzun süre ayakta kalan ya da uzun süre oturarak çalışanların risk altında olduğu varis, yetişkin nüfusun %15-20’sini etkilemektedir. Varis kadınlarda, erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülür ve varisin ailesel geçiş oranı %50’den fazladır. Ayrıca varis, 4 saatten fazla ayakta kalanlarda 3 kat daha fazla görülmektedir. </p>
<p><strong>Yaz aylarında şikayetler artıyor</strong></p>
<p>Yaz aylarında dolaşım sistemi, vücudu soğutmak için daha iyi kan akışı sağlamak amacıyla venodilasyon olarak bilinen bir süreç olan damarların boyutunu artırarak yüksek sıcaklıkların etkileriyle savaşır. Yaz güneşine maruz kalmak, vücuttaki kolajeni parçalayarak ve derinin altındaki kan damarlarını zayıflatır ve elastikiyeti kaybolan ciltte örümcek damarların görünür hale gelmesine neden olabilir. Bazı kişiler bu damarların görünürlüğünü azaltmak için bronzlaşmayı seçer, ancak bu aslında varisli damarları daha belirgin hale getirir. Güneş yeni varis oluşturmasa da, varisli damarların genişlemesine, kötüleşmesine ve şikayetleri artırmasına yol açar. Yakın zamanda damar tedavisi görmüş olanların ciltte pigment değişikliklerine neden olabileceğinden güneşten kaçınmaları gerekir. </p>
<p><strong>Uzun süre ayakta kalmamaya özen gösterin</strong></p>
<p>Hastaların en yaygın belirtileri; bacaklarının görüntüsünün bozulması, uzun süre ayakta kalmaya bağlı oluşan bacak ağrısı, bacaklarda ağırlaşma ve geceleri bacaklarda hissedilen kramplardır. Bacak varislerinde kronik ayak bileği şişliği, cilt bozuklukları ve bacak ülserleri gelişebilir. Uzun süre ayakta durmak veya obezite tüm bacak varis etkilerinin daha da artmasına neden olur. Varis ayrıca ağrı ve dolgunluk hissi, ayak tabanlarında yanma, kaşıntı, ayak bileğinde şişme, gece krampları, kanamalar, cilt değişiklikleri ve açık yaralara neden olur. </p>
<p><strong>Nedenleri ortadan kaldırılmazsa hastalık tekrarlayabilir</strong></p>
<p>Varis tedavisinde amaç, yaşam kalitesini artırmaktır. Hastalık genellikle iyi huylu seyir gösterdiğinden hastaların çoğu ameliyat edilmez. Büyük varisleri olan hastalarda, kanama veya bacak ülseri gibi durumlar gelişirse cerrahi tedavi yöntemleri kaçınılmazdır. Varise neden olan etkenler ortadan kaldırılmadıkça belli bir süre sonra hastalık tekrarlayabilir. </p>
<p><strong>Varisten korunmak için aşağıdaki önerileri dikkate alın;</strong></p>
<ol>
<li>Bol bol hareket edin. Yürüme, yüzme, bisiklet, gibi sürekliliği olan hareketleri tercih edin. Yaz aylarında uzun süreli güneş banyolarından kaçının. </li>
<li>Bir saatten daha uzun süre oturmayın ya da ayakta kalmayın. Gün içerisinde birkaç kez bacakları yüksekte tutmak yararlıdır. </li>
<li>Soğuk suyla bacaklara duş yapın. Cilde uygulanan soğuk su kanın kalbe dönüşünü hızlandırır. </li>
<li>Bol giysileri tercih edin.</li>
<li>Topuk yüksekliği 5 cm’den fazla olan ayakkabıları mümkünse giymeyin. </li>
<li>Beslenmenize dikkat edin.</li>
<li>Günde en az iki litre su tüketin.</li>
<li>Sigara içmeyin. </li>
<li>Varisleriniz varsa varis çorabını düzenli giyin.</li>
<li>Varisleriniz varsa ve bununla ilgili şikayetleriniz bulunuyorsa mutlaka kalp- damar cerrahına başvurun.  </li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-varisten-korunmak-icin-10-oneri-396116">Yaz Aylarında Varisten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Sistitten Korunmak İçin 10 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sistitten-korunmak-icin-10-oneri-392977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 07:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sistitten]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her üç kadından birinde görülen sistit yani idrar yolu enfeksiyonu, kadınları en çok rahatsız eden sağlık sorunları arasında yer alıyor. Sistit özellikle tatil döneminde; yetersiz su tüketilmesi, havuz, deniz ya da ani ısı değişikliği ile soğuğa maruz kalma gibi nedenlerle sıklıkla ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sistitten-korunmak-icin-10-oneri-392977">Yaz Aylarında Sistitten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AZ AYLARINDA SİSTİTTEN KORUNMAK İÇİN 10 ÖNERİ</strong></p>
<p>Her üç kadından birinde görülen sistit yani idrar yolu enfeksiyonu, kadınları en çok rahatsız eden sağlık sorunları arasında yer alıyor. Sistit özellikle tatil döneminde; yetersiz su tüketilmesi, havuz, deniz ya da ani ısı değişikliği ile soğuğa maruz kalma gibi nedenlerle sıklıkla ortaya çıkabiliyor. Bazı kişilerde yaz dönemini kabusa dönüştürebilen sistit, erişkin bir kadında bir yıl içerisinde 3 kez ve daha sık oluyorsa o zaman altta yatan başka nedenlerin de araştırılması gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. A. Egemen İşgören; sistit belirtileri, tedavisi ve doğal korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur</strong></p>
<p>Kadınların idrar yolları erkeklerinkinden farklı olarak dışarıya kısa bir kanalla açılır. Bu nedenle dışarıdan mikropların girmesi daha kolaydır. Aslında vücudun dış kısmında yani vajinal bölgede genital flora denilen; belirli oranda mikropların barındığı bir ortam bulunmaktadır.   Bu flora dış kapı nöbetçisi gibi kötü mikropların içeri girmesine engel olur. İdrar kesesinde ise normalde mikrop bulunmaz yani bu bölge sterildir. Dış ortamda bulunan bu mikropların idrar kesesine girmesi ve çoğalması enfeksiyona yani sistite neden olur. Özellikle genital bölgedeki tahrişler buradaki mikropların idrar kanalına girmesini kolaylaştırır. Ayrıca vücut direncinin azaldığı durumlar da enfeksiyona yatkınlığı artırabilir.  </p>
<p><strong>Yeterli su tüketilmezse sistit riski belirgin şekilde artıyor</strong></p>
<p>Hava sıcaklıkları artmasıyla su alımında yetersiz kalınabilmektedir. Sıcak havalarda serinlemek için vücut daha fazla terlediğinden, su alımını artırmak her zamankinden daha önemlidir. Günde ortalama 2 buçuk litre su içilmesi; mesaneyi tahrişten uzak tutmak ve konsantre idrarın bakteriyel enfeksiyonların üreme alanı olmasını önlemek için, idrarın uygun şekilde seyreltilmiş olması önemlidir. Bu da yeterli miktarda su içmekle gerçekleşir. Ayrıca sıvı seviyesi, atıkların bağırsaktaki hareketini doğrudan etkiler. Yeterli su tüketilmemesi enfeksiyonların ana yollarından biri olan bağırsağı ve dolayısıyla mesaneyi etkiler. Bunun sonucunda idrar yapma sırasında yanma, sık idrara gitme olabilir. Bu nedenle şikayetler şiddetli değil ise öncelikle alınan sıvı miktarını arttırmak yeterli olabilir.</p>
<p><strong>Sistit 24 saatte geçmiyorsa…</strong></p>
<p>İlk 24 saat içinde; idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma gibi şikayetlerin tamamen geçmediği ya da idrar yaparken zorlanma, idrarın kanlı gelmesi, kasık ve bel ağrısı, akıntı, idrar tutamama, ateşlenme, halsizlik gibi şikayetlerin eklendiği durumlar  idrar yollarında ciddi bir enfeksiyona işaret ediyor olabilir. Bu durumda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Erişkin bir kadında sistit bir yıl içerisinde 3  kez ve daha sık oluyorsa o zaman altta yatan başka nedenlerin de araştırılması gerekir. </p>
<p><strong>Kontrolsüz antibiyotik enfeksiyonu kronikleştirir!</strong></p>
<p>Basit bir idrar tahlili ile sistit tanısı konulabilir. Ancak özellikle sık tekrarlayan sistitlerde, mikrobun cinsinin saptanabilmesi  ve  uygun antibiyotiğin seçilebilmesi için idrar kültürü  yapılması önemlidir. Bu aşamada yapılacak en önemli yanlışlardan biri, kontrolsüz antibiyotik kullanılmasıdır. Yanlış kullanılan ilaçlar hem  yan etkileri nedeniyle sorunlar yaratır hem de bakterilerde  direnç gelişimine ve kronikleşen enfeksiyonlara yol açabilir. Komplike olan idrar yolları enfeksiyonlarında ise; daha uzun süreli tedavi ve sadece enfeksiyonu kurutmak değil aynı zamanda altta yatan nedenleri de araştırıp ortaya çıkarmak gerekir.  </p>
<p><strong>Sistitten korunmak için bu önerileri dikkate alın;</strong></p>
<ol>
<li>Bol miktarda sıvı alın</li>
<li>Hijyen kurallarına dikkat edin</li>
<li>Havuza girdikten sonra mutlaka duş alın</li>
<li>Islak mayo veya bikininizi değiştirin</li>
<li>Tuvalet temizliğini suyla ya da tuvalet kağıdıyla, mutlaka önden arkaya doğru yapın</li>
<li>C vitamini idrarla atılırken idrarın asitliğini de artırdığı için yaz mevsiminde kullanılmalıdır. Asit, ortam bakterilerin  yerleşmesini  ve üremesini zorlaştırır. Bu durum tedavinin etkinliğini artırabilir ve kısmen de olsa korunma sağlayabilir</li>
<li>Kızılcık suyu için. Hem yüksek C-vitamini içeriği olan hem de mesane içerisinde koruyucu bir film tabakası oluşturduğu söylenen kızılcık suyu (cranberry), tedaviyi destekleyen doğal ve etkili bir maddedir</li>
<li>Tüketilen gıdalarda, gıdaların bozulmasını önleyici katkı maddelerinin bulunmamasına özen gösterin</li>
<li>Kendi mayaladığınız yoğurdu tüketin. Doğal yollarla mayalanmış yoğurt, özellikle antibiyotik kullananlarda, üriner sitemi yeniden düzeltmeye etmeye yardımcı olacak birçok yararlı bakteri içerir</li>
<li>Probiyotik tüketin</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sistitten-korunmak-icin-10-oneri-392977">Yaz Aylarında Sistitten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Tırnak Mantarından Korunmak İçin 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tirnak-mantarindan-korunmak-icin-8-oneri-390384</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2023 06:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[mantarından]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayak tırnağı mantarı nemli, sıcak ve karanlık alanlarda büyümeyi seviyor. Ayakların sıcak ve terli olması ayak parmaklarının ideal bir mantar ortamı oluşturduğu anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tirnak-mantarindan-korunmak-icin-8-oneri-390384">Yaz Aylarında Tırnak Mantarından Korunmak İçin 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayak tırnağı mantarı nemli, sıcak ve karanlık alanlarda büyümeyi seviyor. Ayakların sıcak ve terli olması ayak parmaklarının ideal bir mantar ortamı oluşturduğu anlamına geliyor. Yaz ayları tırnak mantarı için en ideal dönem olabiliyor. Ortak kullanılan havuz, duş ve soyunma odaları da önemli bir sağlık sorunuyla karşı karşıya bırakıyor. Bu nedenle yaz mevsiminin bunaltıcı sıcakları ve artan nem durumuna karşı ayak ve el tırnaklarının bakımına ayrıca özen gösterilmesi gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ali Rıza Başaran, tırnak mantar enfeksiyonları ve tedavi yöntemleri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Hasarlı tırnaklara daha çok yerleşiyor</strong></p>
<p>Ayak tırnakları birçok katmana sahiptir ve mantar enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar bu katmanların arasına girebilir. Tırnak mantarı bir kere yerleştiğinde tedavisi zorlaşır ve diğer tırnaklara ve hatta ayaklardaki deriye yayılabilir. Tırnak mantar enfeksiyonları; tırnak altında oyulma, ufalanma, kalınlaşma, renk değişikliği şeklinde kendini gösterir. Mantarlar, sağlam tırnaklardan çok hasarlı tırnaklara yerleşme eğilimindedir. Ayakları sıkıştıran küçük veya sivri uçlu ayakkabılar, tırnaklara gelen darbeler gibi durumlarda da tırnağın yapısı bozulur ve enfeksiyonlara yatkın hale gelir. </p>
<p><strong>Tırnak mantarının belirtilerine dikkat!</strong></p>
<ul>
<li>Tırnakta renk değişikliği</li>
<li>Bozuk tırnak şekli</li>
<li>Tırnak kalınlaşması</li>
<li>Kötü koku</li>
<li>Ağrı veya rahatsızlık</li>
</ul>
<p><strong>Ortak kullanım alanları mantara neden olabilir</strong></p>
<p>Mantarlar; özellikle ortak kullanıma açık, ılık ve nemli yerlerde yoğunlaşır. Bulaşmaya neden olan dış ortamlar genellikle havuzlar, ortak duşlar, soyunma odaları ve steril olmayan manikür ve pedikür aletleridir. Dış ortamdan bulaşmanın yanı sıra; deri üzerinde spor halinde bulunan mantarlar da uygun üreme şartlarında enfeksiyonlara neden olabilir. Bulaşmanın temel rol oynamadığı üreme şartlarına örnek olarak elleri sudan çıkmayan ev hanımları, ayakların banyodan sonra ıslak bırakılması, terleme gibi nemin ve ısının arttığı durumlar gösterilebilir. Tırnak mantarı ortaya çıktığında zaman kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Tırnak mantarının tedavisi ağızdan alınan ve tırnağın üzerine sürülen ilaçlarla sağlanır. Ağızdan ilaç tedavisi ortalama 3 ay uygulanır. Ancak tırnağın tamamen normal görüntüsüne kavuşması için yaşa bağlı olarak 9-12 ay gereklidir. </p>
<p><strong>Tırnak mantarlarından korunmak için; </strong></p>
<ol>
<li>Ayaklarınızı ıslak bırakmayın </li>
<li>Ayaklarınızdaki terlemeyi önleyin </li>
<li>Tırnaklarını darbelerden koruyun </li>
<li>Sivri topuklu, ayağınızı sıkan ayakkabılardan kaçının </li>
<li>Ortak alanlarda terlik kullanın </li>
<li>Ayak havlusu ve terlik gibi eşyaların şahsi olmasına özen gösterin </li>
<li>Şahsi manikür ve pedikür seti kullanın </li>
<li>Mantar önleyici tozlar veya spreyler kullanın</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tirnak-mantarindan-korunmak-icin-8-oneri-390384">Yaz Aylarında Tırnak Mantarından Korunmak İçin 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda sağlıklı beslenmek için 7 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmek-icin-7-oneri-387481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 13:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı, sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, paylaşımların yoğunlaştığı, keyifli sofralarda çeşit çeşit yemeklerin yendiği güzel günleri içinde barındırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmek-icin-7-oneri-387481">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlıklı beslenmek için 7 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı, sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, paylaşımların yoğunlaştığı, keyifli sofralarda çeşit çeşit yemeklerin yendiği güzel günleri içinde barındırıyor. Ancak bayramda beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi sağlık için bazı sakıncaları da beraberinde getirebiliyor. Özellikle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramları kontrollü tüketmek, et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçmamak sağlıklı ve formda kalmak için önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Kurban Bayramı’nda doğru beslenmek için önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Kurban etini kızartmaktan ve kavurmaktan kaçının</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda özellikle etin kesiminden saklamasına, tüketimine kadar pek çok noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirme hem de sindirimde zorluğa yol açar. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemelidir. Etler 24-48 saat buzdolabında bekletildikten ve dinlendirildikten sonra haşlama, ızgara, buğulama şeklinde pişirilmelidir. Bekletilmeden tüketilen etler öğün sonrasında karında rahatsızlık, şişkinlik, gaz gibi şikayetlere neden olabilir. Pişirirken eti kızartmanız ya da kavurmanız, vücudunuza yüksek miktarda yağ almanıza sebep olacaktır. Mümkünse kavurma- kızartma gibi pişirme yöntemlerinden uzak durulması gerekmektedir.  </p>
<p><strong>Etlerin tazeliğini ve lezzetini doğru saklama koşulları ile koruyun</strong></p>
<p>Kurban etini doğru şekilde saklamak, tazelik ve kaliteyi korumak için önemlidir. Taze kesilen etleri hemen buzdolabına yerleştirilmesi ve +4°C&#8217;lik soğuk bir ortamda saklanması gerekmektedir. Etler hava geçirmez poşetler veya kapların içinde muhafaza edilmelidir. Uzun süreli saklama için derin dondurucu tercih edilmelidir. Dondurmadan önce etlerin porsiyonlara ayrılması ve hava geçirmez kaplara yerleştirmesi gerekmektedir. Dondurucu sıcaklığını -18°C veya daha altında olmalıdır. Kurban etini doğru şekilde saklayarak tazelik, lezzet ve besin değerini koruyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Bayram sofralarında yeşil yapraklı sebzeler ile hazırlanmış salatalara yer verin</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda çoğu insanın et tüketimi normal günlere oranla artmaktadır. Özellikle kolesterol ve kalp damar hastalığı bulunan kişilerin miktar kontrolüne dikkat etmeleri gerekmektedir. Kırmızı ette bulunan doymuş yağ oranının yüksek olması kalp damar hastalıklarına davetiye çıkaracağından kurban etini tüketmeden önce yağlı kısımlarını ayırmalı ve elden geldiğince yağsız ve az yağlı et tüketilmelidir. Kırmızı et hem iyi protein kaynağı hem de yüksek oranda demir içermektedir. Etin içerisindeki demirin biyoyararlanımı artırabilmek için, iyi bir C vitamini kaynağı olan yeşil yapraklı sebzeler ile yapılmış salataya sofrada yer verilmesi doğru bir seçim olacaktır. Günlük kırmızı et tüketimi her birey için farklılıklar göstermekle birlikte sağlıklı bireylerde ortalama 100-300 gram aralığında olmalıdır.</p>
<p><strong>Hem dengeli ve hem de çeşitli beslenin</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nın içinde bulunduğu günlerde çeşitli besin gruplarından yeterli miktarda tüketmek önemlidir. Etin yanı sıra sebzeler, meyveler, tahıllar ve süt ürünleri gibi diğer besinleri de içeren dengeli bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Özellikle et yenecek öğünde et miktarı 120 gr’ı (4 köfte kadar) geçmemeli, yanında çeşitli sebzelerle hazırlanmış az yağlı bol salata ve esmer ekmek türlerinden 1-2 dilim tercih edilebilir. Eğer pilav veya makarna tüketilecekse ekmek yenmemesi dengenin korunmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde ekmek tüketilecekse pilav ve makarna tüketmek, dengeyi bozarak karbonhidrat yoğunluğunu arttırarak kilo alınmasına sebebiyet verecektir. Asitli, şekerli, kalorili içecekler yerine ayran, şekersiz komposto gibi içeceklerin tercih edilmesi de sağlığı korumak için doğru seçim olacaktır.</p>
<p><strong>Yeterli ölçüde su tüketin</strong></p>
<p>Bayramda aşırı et tüketimi, tuz oranının artmasına sebebiyet verebilmektedir. Bunun yanı sıra yetersiz su tüketimi de söz konusu olabilmektedir. Vücudun su ihtiyacını karşılamak için yeterli miktarda su içmek önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı&#8217;nda tüketilen yiyeceklerin ardından su tüketimi daha da önem kazanır. Bol su içerek vücudun susuz kalmasının önüne geçilmeli ve sindirim-boşaltım sistemi sağlığı desteklenmelidir. Mutlaka gün içerisine yayacak şekilde 2-2,5 litre su içilmelidir.</p>
<p><strong>Tatlıların porsiyonlarını küçültün</strong></p>
<p>Bayramların olmazsa olmazı tatlılar ne yazık ki masum olmayabiliyor. Şerbetli tatlı, artan et tüketimi ve bayramın sıcaklara denk gelmesi ile kronik rahatsızlığı olan kişileri rahatsız edebilmektedir. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine, daha hafif ve sağlıklı alternatifler tüketilmelidir. Hurma, kuru meyveler, sütlü tatlılar veya şekersiz tatlılar gibi seçenekler tercih edilebilir. Ayrıca ev yapımı tatlılar da kontrollü bir şekilde tüketilebilir. Şeker miktarını azaltmak için alternatif tatlandırıcılar kullanmak da diğer bir seçenek olabilir. Küçük porsiyonlarla tatlıyı tadabilir ve aşırıya kaçmadan da keyfini çıkarabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kısa bir yürüyüş ile harcanılan enerjiyi artırın</strong></p>
<p>Kurban Bayramı döneminde egzersiz yapmak, sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmek açısından önemlidir. Bayram süresince yeme alışkanlıklarının değişmesi ve hareketsizlik, vücutta enerji birikimine ve kilo artışına neden olabilir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak, metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Yürüyüşe çıkmak, bisiklet sürmek, aile ile spor oyunları oynamak gibi aktiviteler bayram süresince fiziksel aktivite seviyesini artırabilir. Gün içerisinde 30-40 dakikalık kısa yürüyüşler yaparak harcadığınız enerjiyi artırabilirsiniz. Egzersiz, bayram süresince enerji seviyesinin yükselmesine yardımcıdır, stresi azaltır ve genel sağlığı destekler. Bu nedenle Kurban Bayramı&#8217;nda düzenli egzersiz yapmaya özen göstermek önemlidir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmek-icin-7-oneri-387481">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlıklı beslenmek için 7 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astım hastalarına özel 6 etkili öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astim-hastalarina-ozel-6-etkili-oneri-386008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 09:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda hızla yaygınlaşan astım özellikle geceleri sürekli öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve göğüste sıkışma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astim-hastalarina-ozel-6-etkili-oneri-386008">Astım hastalarına özel 6 etkili öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda hızla yaygınlaşan astım özellikle geceleri sürekli öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve göğüste sıkışma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai</strong>, astımın en yaygın görülen 7 farklı türü bulunduğunu, belirtilerin ve tedavinin kişiden kişiye değişebildiğini belirterek “Astım ciddi sonuçlara yol açabilse de, tetikleyici etkenlere karşı önlem alarak ve doğru tedavi ile yönetilebilir. Doğru teşhis, doktorunuzla düzenli iletişim ve tetikleyici etkenlerden uzak durarak astım şikayetlerini azaltmak mümkün” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai en sık görülen astım türlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Polenler, tozlar, sigara dumanı, parfüm, aşırı kilo ve sağlıksız beslenme başta olmak üzere birçok risk faktörleriyle tetiklenebilen astım, akciğerlerdeki küçük hava yollarının iltihaplanmasına ve daralmasına bağlı olarak gelişiyor. Ailesinde astımı olanlarda hastalığın gelişme riskinin daha fazla olduğunu belirten <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai</strong>, “Alerjenlere maruz kalmak astım şikayetlerini tetikler hatta bazen krize yol açabilir. Astım krizi sırasında akciğerlere hava ileten borular ciddi düzeyde daralarak kandaki oksijen seviyesini önemli ölçüde azaltır, dudaklar mavi renge dönüşür, bilinç kaybına ve hayati riske yol açabilir. Bu nedenle acil tedavi şarttır” diyor. Çocukluğunda veya gençliğinde astımı olmayan kişilerde de ileride astım gelişebildiğini belirten Dr. Naurzvai, yetişkin yaşta astım tanısı alan kişilerin genellikle kalıcı semptomları olduğunu, bu durumu yönetmek için günlük ilaç tedavisine ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. </p>
<p><strong> Astımınızın türünü biliyor musunuz?</strong></p>
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai, en yaygın görülen astım türlerinin; egzersize bağlı bronkospazm, alerjik astım, alerjik olmayan astım, öksürük varyantlı astım, mesleki astım ve gece astımı olduğunu söylüyor. Bazı insanlar için şikayetler yalnızca tetikleyicilerle karşılaşıldığında ara sıra ortaya çıkarken, daha ağır düzeyde astımı olanlarda şikayetler daha sık görülüyor. Dr. Naurzvai en yaygın görülen astım çeşitleri hakkında şu uyarılarda bulunuyor; </p>
<p><strong> Alerjiye bağlı astım</strong></p>
<p>Alerjiye bağlı astımın en yaygın görülen tür olduğunu belirten Dr. Naurzvai, alerjik tepkiye neden olan alerjenlerin vücuda hava yolu, cilt, yemek borusu veya enjeksiyon yoluyla girebildiğini söylüyor. Alerjik astımı olan bir kişi tetikleyici bir maddeyle temas ettiğinde vücut, IgE tipi antikorları serbest bırakarak yanıt veriyor. Alerjen maddelerin başlıcalarını; polenler, hamam böcekleri, ev tozu akarları, küf mantarlar, evcil hayvan kepeği (deri pulları), idrarı, dışkısı, tükürüğü ve saçı oluşturuyor. Dr. Naurzvai “Cilt veya kan testi ile spesifik alerjenler belirlenebilir ve alerjik kaynaklı astımınız için mevsimsel mi yoksa yıl boyunca mı ilaç kullanmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz” diyor. </p>
<p><strong>Egzersize bağlı astım</strong></p>
<p>Egzersize bağlı bronkospazm (hava yollarının daralması), fiziksel aktivitelerden sonra ortaya çıkıyor. Fiziksel aktivitenin tetiklediği bu astım çeşidi, hastaların yüzde 90’ında egzersiz yaparken hava akımının kısıtlanmasına ve solunum şikayetlerine yol açıyor. Doğru teşhis ve doktorunuzla düzenli iletişim sayesinde size uygun en ideal hareket tarzını belirleyebilirsiniz. </p>
<p><strong> Öksürük Varyant Astım (ÖVA) </strong></p>
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai, öksürük varyant astımın nefes darlığı olmadan sadece öksürük şikayeti ile seyrettiğini belirterek “Bu astım türü kronik bir öksürük olarak görülür. Düzgün tedavi edilmediğinde öksürük varyantlı astım daha ağır astıma ilerleyebilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong> Mesleki astım</strong></p>
<p> Mesleki astım işyerinde maruz kaldığınız tahriş edici bir madde tarafından tetikleniyor. Astımınız iş değiştirdiğinizde başladıysa, çalışma ortamından uzaktayken düzeliyorsa ya da  kimyasallar tarafından tetikleniyorsa mesleki astımınız olabilir. Mesleki astım çoğunlukla; fırıncılar, deterjan üreticileri, ilaç üreticileri, çiftçiler, tahıl asansörü çalışanları, laboratuvar çalışanları, metal işçileri, değirmenciler, plastik işçileri ve marangozlarda görülüyor.</p>
<p><strong>Gece astımı</strong></p>
<p>Gece astımı olarak sınıflandırılan bu türün, diğer astım çeşitlerinde olduğu gibi öksürük, nefes alıp verirken hırlama ve göğüste sıkışma gibi şikayetlere yol açtığını belirten Dr. Naurzvai “Ancak gece astımında şikayetler akşam saatlerinde şiddetlenir. Tedavisi, diğer astım çeşitleri için olan inhaler ve diğer ilaçlarla hemen hemen aynıdır. Solunum cihazları, hastalığı kontrol etmeye yardımcı olabilir ve hastanın normal ve aktif bir yaşam sürmesini sağlayabilir” diyor.  </p>
<p><strong>Alerjik olmayan astım</strong></p>
<p>Alerjik etkenler tarafından tetiklenmeyen astıma ‘alerjik astım’ deniliyor. Alerjik olmayan astımı tetikleyen unsurların başlıcalarını; enfeksiyonlar, egzersiz, stres ve değişen hava koşulları oluşturuyor. </p>
<p><strong>Ağır astım</strong></p>
<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Naurzvai “Bir kişi haftada ikiden fazla astım semptomu yaşıyorsa astımı ‘kalıcı’ olarak adlandırılır. Kalıcı astım hafif, orta veya şiddetli olarak sınıflandırılır. Astım semptomları iyi yönetilmediğinde ‘kontrolsüz astım’ ortaya çıkar. Kalp hastalığı gibi astımı yönetmeyi zorlaştıran diğer durumlar astım semptomlarını şiddetlendirebilir. Sigara içme ve inhaler ilaçlarını düzenli almamak da kontrolsüz astım nedenlerindendir” diyor. </p>
<p><strong>Astım hastaları için etkili öneriler!</strong></p>
<p><strong> </strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai astım semptomlarını rahatlatmak için alabileceğiniz basit ama etkili önlemleri şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong> </strong></p>
<ol>
<li>Hava değişiklikleri, toz, duman, çim ve ağaç polenleri, hayvan tüyü, sabunlar ve parfümler astımın başlıca tetikleyicilerinden olduğundan bu tür alerjenlerden korunun.  </li>
<li>Fazla kilo astım semptomlarını artırabildiğinden sağlıklı bir diyetle ideal kilonuza inin. </li>
<li>Kesinlikle sigara içmeyin, tütün dumanına maruz kalmaktan kaçının. </li>
<li>İlaçlarınız, astımınızın türüne ve hastalığın ağırlığına göre değiştiğinden doktorunuzun talimatına uyun. İlaçlarınızı her zaman doktorunuzun önerdiği şekilde alın. </li>
<li>Burun tıkanıklığı ve hava yolu tahrişine iyi gelen sıcak buhar banyosu yapabilirsiniz.</li>
<li>Kullandığınız ilaçlarla etkileşime girebileceğinden dolayı kesinlikle doktorunuza danışmadan bitkisel ilaç kullanmayın.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astim-hastalarina-ozel-6-etkili-oneri-386008">Astım hastalarına özel 6 etkili öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyona Karşı 7 Etkili Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyona-karsi-7-etkili-oneri-380667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 10:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyona]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, fazla kilo, stres ve zararlı yaşam alışkanlıkları derken son yıllarda hipertansiyon hastalarının sayısı hızla artıyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyona-karsi-7-etkili-oneri-380667">Hipertansiyona Karşı 7 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, fazla kilo, stres ve zararlı yaşam alışkanlıkları derken son yıllarda hipertansiyon hastalarının sayısı hızla artıyor! <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Özkan, </strong>ülkemizde her 3 kişiden 1’inin hipertansiyon hastalığıyla karşı karşıya olduğunu belirtirken “Oldukça yüksek olan bu orandan daha da kötüsü ise; yarıya yakın tansiyon hastasının maalesef hastalığının farkında bile olmamasıdır.  Sinsice ilerlediğinden ‘sessiz katil’ diye de anılan hipertansiyon; başta kalp damarları olmak üzere tüm vücutta büyük tahribata yol açıyor” diyor. Hipertansiyonu kontrol altında tutmak için tek yöntemin düzenli ilaç kullanımı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Alper Özkan, yaşam tarzında yapılacak birkaç basit değişikliğin kan basıncını kontrol altına almaya katkı sağlayacağını söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Özkan, hipertansiyona karşı 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tuz tüketimini sınırlandırın! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük tuz tüketiminin 5 gramı yani 1 tatlı kaşığını geçmemesi gerekiyor. Zira aşırı tuz tüketilmesi vücutta sıvı tutulmasına ve ödeme yol açarak beraberinde tansiyonun yükselmesine neden olabiliyor. Prof. Dr. Alper Özkan “Bilimsel çalışmalara göre; erken evrede yakalanan hipertansiyon hastalarında sadece tuzun azaltılması ile tansiyonda yaklaşık 10 birimlik düşme sağlanabiliyor. Bu da neredeyse hafif etkili bir ilacın etkisine eşit demek! Ancak doktorunuz ilaç kullanmanızı önerdiği sürece ilacı bırakmayın” diyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Şeker ve karbonhidrat tüketimine dikkat edin!</strong></p>
<p>En az tuz tüketimi kadar şeker ve karbonhidrat alımına da dikkat edilmesi gerekiyor. Beyaz ekmek, unlu mamüller ve tatlılar başta olmak üzere ihtiyaç fazlası her türlü karbonhidrat kilo alımına yol açarken, damarlarda sertleşmeye ve tansiyon değerlerinin yükselmesine neden oluyor. Gizli şeker kaynağı olan meyve, meyve suyu ve alkolün de kan şekerini yükselterek kan basıncını olumsuz etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Alper Özkan, meyve tüketimininin günde bir porsiyonu aşmamasını, meyve suyu ve alkolden kaçınılması gerektiğini söylüyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Egzersiz yapın</strong></p>
<p>Hipertansiyonun en önemli nedenlerinden biri de; hareketsiz yaşam! Hareketsizlik kan basıncının yükselmesine neden oluyor. Hipertansiyondan korunmak için düzenli egzersizin şart olduğunu, özellikle haftada 3 gün tempolu ve yarım saatlik yürüyüşlerin hipertansiyonu kontrol altına almada büyük rol oynadığını belirten Prof. Dr. Alper Özkan “Egzersiz ve hipertansiyon ilişkisi üzerine yapılan çalışmalar; kardiyo egzersizleri, pilates, yüzme gibi sporların kan basıncı kontrolünde çok önemli etkisi olduğunu gösteriyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Mutlaka yeterince su için!</strong></p>
<p>Yetersiz sıvı alımı olan kişilerde böbreklere ve kalbe giden kan miktarında zamanla azalma oluyor, damarlar büzüşerek kan basıncı artıyor. Günlük tüketmeniz gereken su miktarını, vücut ağırlığınızı 30 ile çarparak bulabilirsiniz. Örneğin; 70 kg olan bir kişinin günlük tüketmesi gereken su miktarı (70&#215;30=2100 ml) ortalama 8-10 bardağa tekabül ediyor. Çay, kahve veya gazlı içeceklerse suyun yerini tutmazken aksine hem idrar söktürücü etkileri hem de damar içinde kalma sürelerinin düşük olması nedeniyle vücutta sıvı kaybına neden oluyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yeterli ve kaliteli uyuyun </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalar; uykusuzluk problemi olan kişilerin kan basıncı kontrolünün daha zor olduğunu ortaya koyuyor. Yeterli ve kaliteli uyku için; her gün aynı saatte yatağa girilmesi,  karanlık bir odada uyunması, cep telefonunun yataktan uzak bir noktaya bırakılması, gerekirse uzman önerisiyle melatonin takviyesi alınması gerekiyor. Prof. Dr. Alper Özkan,  uyku apnesi (uykuda solunumun geçici durması) olup tansiyon dengesi bir türlü sağlanamayan kişilerde uyku laboratuvarında test yapılmasının önemli olduğunu belirterek “Apnenin önlenmesi uyku kalitesini artırırken tansiyonunuzu da dengeye sokacaktır” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Stresi yönetmeyi öğrenin</strong></p>
<p>Ruh sağlığımızın tansiyonu doğrudan etkilediğini, modern yaşamın yol açtığı stresi mutlaka yönetmeyi öğrenmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Alper Özkan “Aşırı stres pek çok tansiyon hastasında etkin kan basıncı sağlanmasını güçleştiriyor” uyarısında bulunuyor. Son dönemlerde hipertansiyon tedavisinde meditasyon ve stresle baş etme yöntemlerine yönelik eğitimler önem kazanıyor.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İlaçlarınızı düzenli ve aynı saatlerde alın</strong></p>
<p>“Bir kere ilaca başlanıldı mı hayat boyu ilaç alınmalı” düşüncesiyle pek çok hasta ilaç kullanımından kaçınıyor, doktorundan habersiz ilacı kesebiliyor. Bu düşüncenin doğru olmadığını, aksine hayati sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Alper Özkan şöyle konuşuyor: “Tansiyon ilaçları gözlük gibidir ve kullanırsak etki eder. Bırakınca da etkisi geçecektir. Her ilaç her hastada aynı oranda fayda vermeyebilir veya yan etki olabilir. Tansiyon ilaçları tıpkı bir terzinin özel dikim elbise dikmesi gibi hastanın bir takım özellikleri göz önüne alınarak ayarlanmalıdır. Doktorunuzla her türlü etki ve yan etkiyi konuşarak size en uygun tansiyon ilacını bulabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyona-karsi-7-etkili-oneri-380667">Hipertansiyona Karşı 7 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fibromiyalji ile Yaşamı Kolaylaştıracak 12 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fibromiyalji-ile-yasami-kolaylastiracak-12-oneri-374795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 10:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fibromiyalji]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştıracak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusun yaklaşık yüzde 5’ini etkilediği bilinen fibromiyalji sendromu özellikle 20 ila 55 yaş arası kadınlarda yaygın kas-iskelet sistemi ağrısının en yaygın nedeni olarak gösterilmekte ve nedeni tam olarak bilinmemektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fibromiyalji-ile-yasami-kolaylastiracak-12-oneri-374795">Fibromiyalji ile Yaşamı Kolaylaştıracak 12 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya nüfusun yaklaşık yüzde 5’ini etkilediği bilinen fibromiyalji sendromu özellikle 20 ila 55 yaş arası kadınlarda yaygın kas-iskelet sistemi ağrısının en yaygın nedeni olarak gösterilmekte ve nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın semptomlarının kişinin günlük aktivitelerini ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebildiği hatırlatan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Öğr. Ü. K. Neslihan Kurt Oktay, “Bu nedenle, fibromiyalji sendromuna sahip kişilerin hem semptomlarının azaltılması hem de diğer sağlık sorunlarını önlemek için zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmaları gerekir” dedi</em>.</p>
<p><strong>“FİBROMİYALJİ İLE YAŞAMAYI ÖĞRENİN”</strong></p>
<p>Yaşam tarzı değişikliği ve bilinçli bir fakındalıkla fibromiyaljiye bağlı semptomları azaltıp fibromiyalji sendromunun tam olarak nedeni bilinmemesine ve optimal tedavisinin netleşmemesine rağmen konforlu bir rahat sürebileceklerini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Öğr. Ü. K. Neslihan Kurt Oktay, hastaların öncelikle fibromiyalji ile yaşamayı öğrenmeleri gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Hastalığınızın kronik olduğunu kabullenin ve hastalığınızla mümkün olduğunca barışık olun. Kendinizi suçlamayın ve yargılamayın. Uygun tedavi ve öz bakım ile semptomların şiddetini azaltabilip hayat kalitenizi iyileştirebileceğinizi unutmayın” diye konuşan Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay hastaların yaşamını kolaylaştıracak önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>“İLAÇ TEDAVİNİZİ TAKİP EDİN”</strong></p>
<p>Hastaların semptomlarının hem ilaçsız hem de ilaç temelli tedaviler ile kontrol altına alınabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Ü Kurt Oktay, “Böylece yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir. Ancak bu noktada hasta uyumu son derece önem taşır. Dolayısıyla doktorunuzun önerdiği ve reçete ettiği ilaçları doğru dozda ve sıklıkta kullanmaya özen gösterin. Ayrıca, ilaçların yan etkileri konusunda dikkatli olunmalı ve olası yan etki durumlarında doktorunuzla iletişime geçmelisiniz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN”</strong></p>
<p>“Egzersizin fibromiyalji tedavisinin olmazsa olması olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Ü Kurt Oktay, genellikle fiziksel aktivite düzeyleri azalmış olan hastalarda bu durumun diğer sağlık sorunlarının gelişme riskini arttırabilir” diye konuştu. Düzenli egzersizin semptomları azaltmaya yardımcı olmakla birlikte kalp hastalığı, diyabet ve diğer hastalıkların önlenmesinde de önem taşıdığını hatırlatan Dr. Öğr. Ü Oktay sözlerine şöyle devam etti: “Egzersiz programınızı, ağrı toleransınıza ve fiziksel kondisyonuna uygun olarak belirleyin. Hafif aerobik egzersizler, yüzme ve su içi egzersizler, yürüyüş ve yoga gibi aktiviteler  semptomlarınızı azaltmada faydalı olabilir.”</p>
<p><strong>“STRES YÜKÜNÜZÜ AZALTMAYA ÇALIŞIN”</strong></p>
<p>Stresin birçok hastalıkta olduğu gibi fibromiyalji için de önemli bir etken olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Ü Kurt  Oktay, “Stres, fibromiyalji semptomlarınızı arttırabilir. Stresle başa çıkmak için yoga, meditasyon veya derin solunum egzersizleri gibi stres azaltıcı teknikleri uygulayabilirsiniz. Her gün az da olsa dinlenmek için kendinize zaman ayırın” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İYİ UYKU ALIŞKANLIKLARI GELİŞTİRİN”</strong></p>
<p>Kaliteli uyku fibromiyalji semptomlarının yönetiminin olmazsa olmazlarının başında yer alıyor. Uyku kalitesindeki bozulmaların ağrı, yorgunluk, halsizlik ve diğer semptomların artmasına neden olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Ü Oktay, sabahları daha iyi hissederek uyanmak ve kalite uyku için yapılabilecekleri şöyle sıraladı: “Uyku pozisyonunuzu, uyku ortamınızı ve uyku rutininizi optimize edin. Örneğin, düzenli bir uyku programı uygulamak, uyku ortamını düzenlemek ve yatağı rahat bir hale getirmek, sabahları daha iyi hissetmeye yardımcı olabilir. Akşamları yatmadan önce dinlendirici ılık bir banyo, orta şiddette bir masaj, yoga, germe egzersizleri, sakinleştirici müzik dinlemek, rahatsız eden düşüncelerden uzaklaşmak ve gerginliği azaltmak için meditasyon yapmak, karanlık, sessiz ve uygun oda sıcaklığı uyku kalitenizin artmasına yardımcı olacaktır.”</p>
<p><strong>“SİGARA, ALKOL VE KAFEİNDEN UZAK DURUN”</strong></p>
<p>“Sigara hem vücudun oksijen ihtiyacını azaltır hem de nikotin içeriği ile uyarıcıdır; alkol ise vücutta inflamasyona neden olabilir ve ağrı semptomlarını arttırabilir” diyen Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay, hem fibromiyalji semptomları hem de genel sağlık için sigara ve alkolden uzak durmak gerektiğini söyledi. Bununla birlikte uykuyu bozabilecek kafein alımının da sınırlanmasının yarar sağlayacağını hatırlattı.</p>
<p><strong>“TÜKETTİĞİNİZ GIDALARA DİKKAT EDİN”</strong></p>
<p>Sağlıklı ve dengeli bir beslenme planının fibromiyalji semptomlarının yönetiminde de faydalı olabileceğini belirten Dr. Öğr.Ü. Neslihan Kurt Oktay, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Hastalar hangi besinlerin semptomlar üzerinde etkisi olduğunu takip edebilir. Her öğünden sonra nasıl hissedileceğinizi takip etmeye yardımcı bir yemek günlüğü tutmak, hangi besin türlerini tercih edip etmemeniz gerektiğini belirlemek için etkili bir yöntem olabilir. Genel öneriler; antiinflamatuar gıdalar, omega- 3 yağ asitleri, lifli gıdalar, taze sebze ve meyveler, lifli tam tahıllar, kuruyemişler, balık ve zeytinyağı gibi anti-inflamatuar özelliklere sahip besinleri içeren bir diyet fibromiyalji semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir.”</p>
<p><strong>“PROBİYOTİKLERE YER AÇIN”</strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan araştırmaların fibromiyalji gibi kronik ağrı sendromları ve bağırsak mikrobiyatası arasında bir ilişki olduğunu gösterdiğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü Kurt Oktay, “Bağırsak mikrobiyatasındaki değişikliklerin, fibromiyalji gibi kronik ağrı sendromlarının gelişimde rol oynayabileceği düşünülmektedir. Fibromiyalji hastalarında, serotonin metabolizması ile ilgili bazı anormallikler tespit edilmiştir. Probiyotikler, bağırsak mikrobiyatasını düzenleyerek ve serotonin üretimini arttırarak ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Özellikle atak dönemlerinde hastaların probiyotik ürünleri kullanmaları yarar sağlayabiliyor.”</p>
<p><strong>“SUYUN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNDEN FAYDALANIN”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Ü Kurt Oktay, mineralli suların kullanıldığı sıcak su havuzları, hidromasajlı küvetler ve termal banyoların fibromiyalji hastalarına fayda sağlayabildiğini belirterek, “Ağrıyı yorgunluğu hafiflettiği ve kaslardaki gerginliği azalttığı, inflamasyonu azaltığı genel, rahatlama sağladığı, uyku kalitesini arttırıp, depresyon ve anksiyete semptomlarında anlamlı bir azalma sağladığı yüksek düzeyde kanıtlanmıştır. En azından evinde küveti olan hastalara haftada 3 gün 20-30 dk ılık su bile yardımcı olacaktır.”</p>
<p><strong>“DANS VE MÜZİĞİ HAYATINIZDAN EKSİK ETMEYİN”</strong></p>
<p>Dans ve müzik terapisinin hem fiziksel hem de duygusal stresi azaltarak, beden farkındalığı ve kas gevşetme teknikleri gibi stratejileri kullanarak rahatlamayı sağladığını anlatan Dr. Öğr. Ü. Kurt Oktay, “Kas sertliğini ve ağrısı azaltarak ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur ve uyku kalitesini artırır. Takip ettiğim fibromiyalji hastalarımı mutlaka bir dans kursuna başlamaları veya müzik aleti çalmaları için teşvik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“DESTEK GRUPLARINA KATILIN VE PSİKOLOJİK DESTEK ALIN”</strong></p>
<p>Hastaların bu konuda yalnız olmadığı görmeleri için destek gruplarının da katılabileceğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü Oktay, “Fibromiyalji ile yaşayan insanlarla bir destek grubuna katılmak, hastalığın sosyal ve psikolojik yönleriyle başa çıkmaya yardımcı olup duygusal destek ve bilgi paylaşımı sağlayabilir. Etkinliği kanıtlanan bilişsel davranış terapisi (BDT) için psikolojik destek almaktan da çekinmemeliler” diye konuştu.</p>
<p><strong>“FİZİK TEDAVİ PROGRAMINA KATILIN VE KONTOLLERİNİZİ İHMAL ETMEYİN”</strong></p>
<p>Fibromiyalji hastalarının sağlıklarını izlemek ve diğer sağlık sorunlarının gelişmesini önlemek için düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Öğr. Ü. K. Neslihan Kurt Oktay, sözlerini şöyle tamamladı: “Doktorunuzun önerdiği ve reçete ettiği elektroterapi, masaj ve sıcak ısı uygulamaları kas spazmlarını azaltmaya ve kan akışını artırmaya yardımcı olup ağrıyı azaltmaya yardımcı olurken; soğuk uygulamalar inflamasyonu azaltabilir ve ağrıyı azaltabilir. Bununla birlikte altını çizdiğimiz tüm bu öneriler, fibromiyalji hastalarının semptomlarını yönetmelerine yardımcı olabilir. Ancak, herkesin şikayetleri ve tedavi ihtiyaçları farklı olduğundan alanında uzman bir fizik tedavi hekimine başvurup medikal tedavi ve alternatif tedavi planları üzerinde doktorunuzla beraber konuşup çalışmak ve size özel bir tedavi planı oluşturmanız önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fibromiyalji-ile-yasami-kolaylastiracak-12-oneri-374795">Fibromiyalji ile Yaşamı Kolaylaştıracak 12 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçi gizlilik için 5 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevrimici-gizlilik-icin-5-oneri-374145</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 13:28:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374145</guid>

					<description><![CDATA[<p>İletişim bilgilerinizi internette dolaşıma sokarak kendinizi tehlikeye atmayın</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-gizlilik-icin-5-oneri-374145">Çevrimiçi gizlilik için 5 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İletişim bilgilerinizi internette dolaşıma sokarak kendinizi tehlikeye atmayın </strong></p>
<p><strong>Kullanıcıların çevrimiçi dünyanın sunduğu kolaylıklardan yararlanmak için gerçek iletişim bilgilerini vermeleri her zaman gerekmiyor. Siber güvenlik şirketi ESET çevrimiçi gizliliği sağlamaya yönelik önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir çevrimiçi hizmete kaydolmak, bir web sitesine veya uygulamaya erişim sağlamak, haberleri okumak ya da  sosyal medya hesabına giriş yapmak için e-posta adresinizi ve telefon numaranızı sürekli paylaşmak durumunda kalıyor olabilirsiniz. Yeni bir hizmete kaydolmak veya online alışveriş yapmak için kişisel bilgilerinizi vermek güvenlik açısından riskleri de yanında getirebilir. </p>
<p> </p>
<p>Çevrimiçi gizlilik konusunu hayatın normallerinden biri olarak benimsemek, kullanıcıların güvenli bir dijital yaşam için gerekenleri yaptığından emin olmasını ve böylece daha rahat hissetmesini sağlar. Birçok web sitesine kaydolmak  bir e-posta adresi gerektiriyor ve çoğumuz yalnızca birincil e-posta adresimizi kullanıyoruz. Yeni bir hesap açtığımızda veya kısıtlı içeriklere erişmek için e-posta adresimizi verdiğimizde, iletişim bilgilerimizin pazarlama amacıyla bir hizmetten diğerine aktarılmasını da çoğunlukla kabul etmiş oluyoruz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Her hizmet için kişisel bilgilerinizi vermenize gerek olmayabilir</strong></p>
<p>Doğrudan bağlantınız olmayan e-posta adresleri, telefon numaraları ve banka kartları kullanmak, dijital ayak izinizi küçültmek ve bir veri ihlali veya dolandırıcılık kurbanı olma riskini azaltmanın en iyi yoludur. Siber güvenlik şirketi ESET çevrimiçi gizliliği sağlayarak daha güvenli bir sanal ortam yaratılabileceğini paylaşarak beş öneride bulundu. </p>
<ol>
<li>Sınırlı erişim engelini aşmanız için, sizden e-posta adresinizi isteyen içeriklere yönelik geçici e-posta hesapları oluşturun.</li>
<li>Çevrimiçi hizmetler ve web sitesi kayıtlarında kullanacağınız ikincil bir hesap oluşturmak için Gmail veya Outlook gibi bilindik bir e-posta sağlayıcısı kullanın.</li>
<li>Bir kez kullanıldıktan sonra kendini imha eden sanal, tek kullanımlık banka kartları kullanın.</li>
<li>Güçlü ve benzersiz bir parolanın yanı sıra iki faktörlü kimlik doğrulama için tek kullanımlık kodlar kullanın.</li>
<li>SMS ve dolandırıcılık çağrıları almaktan korunmak için ucuz, kontörlü bir SIM kart  edinin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-gizlilik-icin-5-oneri-374145">Çevrimiçi gizlilik için 5 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklardan Dikkat Eksikliğine Karşı 7 Etkili Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklardan-dikkat-eksikligine-karsi-7-etkili-oneri-373065</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 09:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklardan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliğine]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373065</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınavlarda en basit soruların dikkat eksikliğinden dolayı yanlış cevaplanması, ani öfke patlamaları, unutkanlık, gerginlik, görevleri tamamlamada güçlük çekme, çabuk sıkılma, bir eylemi yapmak için ebeveynlerin birkaç kez uyarıda bulunmak zorunda kalmaları…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklardan-dikkat-eksikligine-karsi-7-etkili-oneri-373065">Çocuklardan Dikkat Eksikliğine Karşı 7 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sınavlarda en basit soruların dikkat eksikliğinden dolayı yanlış cevaplanması, ani öfke patlamaları, unutkanlık, gerginlik, görevleri tamamlamada güçlük çekme, çabuk sıkılma, bir eylemi yapmak için ebeveynlerin birkaç kez uyarıda bulunmak zorunda kalmaları… Günümüzde pek çok anne babanın muzdarip olduğu bu sorunlar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) belirtileri olabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Uzman Psikolog Melis Doğan</strong>, son yıllarda giderek yaygınlaşan DEHB’nin tedavi edilmediğinde, akademik ve sosyal becerilerin gelişimini olumsuz etkilediğini, yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek “Ancak, doğru tanı ve tedavi ile birçok insan DEHB ile başa çıkabilir ve başarılı bir hayat sürdürebilir. Anne babaların bazı hatalı yaklaşımları da çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu gibi davranışsal sorunları artırabiliyor” diyor. Uzman Psikolog Melis Doğan çocuklarda dikkat eksikliğini artıran 6 hatalı ebeveyn yaklaşımını anlattı, dikkat eksikliğine karşı 7 etkili öneride bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Pozitif yaklaşın</strong></p>
<p>Çocuğunuzda hoşunuza gitmeyen, sorunlu davranışlara odaklanmak yerine olumlu davranışlarına odaklanın. Doğru bulmadığınız davranışlarını uzun uzun eleştirmeyin. Çocuğunuz iyi davrandığınızda veya bir başarı elde ettiğinde, bir işin üstesinden geldiğinde övgüde bulunup, bir çizelgeye yıldız koyabilir, her hafta yıldızları toplayarak ona uygun mütevazı bir ödül verebilirsiniz. Olumsuz davranışlarında da eksi koyup buna göre yaptırım uygulayabilirsiniz. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Rutin uygulamalarınız olsun</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Melis Doğan “DEHB&#8217;li çocuklar için, rutin düzen oldukça önemlidir. Bu, çocuğun günlük hayatını planlamayı ve organize etmeyi kolaylaştırır. Bu nedenle, evde bir rutin oluşturmak ve çocuğun günlük planını belirlemek önemlidir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sınır belirleyin</strong></p>
<p>Sınır belirlemek çocuğun davranışlarını kontrol etmesine yardımcı olurken, sorunla mücadeleye karşı fayda sağlayabiliyor. Ancak, bu sınır belirlemeleri sert değil, esnek şekilde uygulayın. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İyi bir iletişim kurun</strong></p>
<p>DEHB&#8217;li bir çocukla iyi bir iletişim kurmak, ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. Çocuğunuzla açık ve anlaşılır bir şekilde konuşun, onların duygularını anlamaya çalışın ve duygularını paylaşın. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Güçlü yönlerine odaklanın</strong></p>
<p>Çocuğunuzun güçlü yönleri, onların özsaygılarını artırır ve DEHB gibi davranışsal problemleri azaltabilir. Bu nedenle mutlaka çocuğunuzun güçlü yönlerini keşfedin ve bu yönlerini geliştirmelerine yardımcı olun. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Düzenli spor ve uyku düzeni sağlayın</strong></p>
<p>Düzenli spor DEHB bozukluğu olan çocukların stres seviyelerini azaltabilir ve sorunlarıyla mücadele etmelerine yardımcı olabilir. Sağlıklı bir uyku düzeni de çocukların dikkatlerini toplamalarına ve daha iyi davranışlar sergilemelerine yardımcı olacaktır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Farkında olun</strong></p>
<p>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında bilgi edinmek, çocuğunuzun davranışlarını daha iyi anlamanızı sağlayacağından uzmanlar tarafından hazırlanan kitaplar, makaleler veya seminerlerden yararlanabilirsiniz. Ayrıca DEHB&#8217;li bir çocukla başa çıkmak zorlu bir durum olduğundan destek alabileceğiniz gruplar veya uzmanlarla iletişime geçmek faydalı olabilir. Bu desteklerin hem ebeveynlerin hem de çocuğun hayatını kolaylaştırabileceğini belirten Uzman Psikolog Melis Doğan “DEHB tedavisinin genellikle bir kombinasyon halinde ilaç tedavisi ve davranış terapisi olarak uygulanır. Davranış terapisi; problem çözme, zaman yönetimi, ödül sistemleri, sosyal beceriler ve duygusal düzenleme gibi konularda kişilere yardımcı olur. İlaç tedavisi de semptomları azaltabilir ve tedaviye katkıda bulunabilir” diyor.</p>
<p>  </p>
<p><strong>xxxxxxxxxxx Kutu xxxxxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>DEHB’yi artıran 6 hatalı ebeveyn yaklaşımı!</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Melis Doğan anne babaların bazı hatalarının, çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu gibi bazı davranışsal sorunları artırabildiğini belirterek, 6 hatalı ebeveyn yaklaşımını şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li><strong>Yetersiz disiplin:</strong> Disiplin çocuğun düzenli ve yapıcı davranışlar sergilemesine yardımcı olur. Yetersiz disiplin ise çocuğun davranış kontrolü ve düzenli bir hayatı takip etmesinde sorunlara yol açabilir. </li>
<li><strong>İletişim eksikliği:</strong> İletişim eksikliği, çocukların ihtiyaçlarının ve duygularının anlaşılmamasına neden olabilir. Bu da çocuğun DEHB belirtilerinin artmasına neden olabilir.</li>
<li><strong>İlgi eksikliği:</strong> İlgi eksikliği, çocukların kendilerini yalnız hissetmelerine neden olabilir. Bu da çocukların davranış problemleri geliştirmesine ve DEHB gibi sorunlar yaşamasına yol açabilir.</li>
<li><strong>Kural koymamak:</strong> Çocuklar için kurallar, sınırlar ve rutinler oldukça önemlidir. Kurallara uymama, çocukların düzensiz davranışlar sergilemesine ve DEHB belirtilerinin artmasına neden olabilir.</li>
<li><strong>Bilinçsiz yaklaşım:</strong> Bazı ebeveynler, çocuklarına nasıl doğru davranacakları ve sorunlarını nasıl çözecekleri konusunda yeterli bilgi sahibi olmayabilirler. Bu da çocukların DEHB gibi davranışsal problemler yaşamasına neden olabilir.</li>
<li><strong>Çatışma ve strese yol açan ev ortamı:</strong> Gerek anne babanın birbiriyle gerekse çocuklarıyla sık sık çatışması ve stresli bir ev ortamı, çocukların stres seviyelerini artırabilir ve DEHB gibi davranışsal problemlere yol açabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklardan-dikkat-eksikligine-karsi-7-etkili-oneri-373065">Çocuklardan Dikkat Eksikliğine Karşı 7 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Tüketimini Azaltan 10 Etkili Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-372258</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 09:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker günlük beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şekeri cazip kılan şey ise ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotoninin salgılanmasını tetikleyerek bize keyif veren bir işlev görmesi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-372258">Şeker Tüketimini Azaltan 10 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şeker günlük beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şekeri cazip kılan şey ise ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotoninin salgılanmasını tetikleyerek bize keyif veren bir işlev görmesi. Bu nedenle şeker veya şekerli besinlere karşı gelmek kuşkusuz çoğumuz için hiç kolay olmuyor. Ancak vücudumuzun enerji kaynağı olan şekeri doğru besinlerden almamak ve tüketimini abartmak ciddi sağlık sorunlarıyla sonuçlanabiliyor. Öyle ki fazla şeker tüketimi; obeziteden diyabete, kalp hastalıklarından kansere, karaciğer yağlanmasından bunamaya kadar pek çok hastalığa zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca heyecanla beklediğimiz yaz mevsimine fit bir vücutla girmek için şeker tüketimini bırakmak kilit role sahip. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman</strong>,<strong> </strong>bu nedenle şekerin mutlaka sınırlı miktarda tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük alınan enerjinin yüzde 5’inden daha azı şekerden gelmelidir. Paketli gıdalardan da farkında olmadan şeker aldığımızı unutmamalıyız. Zira şeker; hazır soslar, ketçaplar, kahvaltılık gevrekler gibi pek çok paketli gıdalarda bulunuyor. Günlük beslenmemizde şekerden tümüyle kaçınmak neredeyse imkansız olsa da paketli gıdaları satın alırken şeker oranı en düşük olan yiyecekleri tercih etmeye özen gösterebiliriz. Bu noktada etiket okuryazarlığı oldukça önem kazanıyor. Paketlerde yer alan besin etiketlerini inceleyerek şeker içermeyen veya düşük oranda içerenleri seçebiliriz. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman</strong>, şeker alışkanlığını bırakmanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p> </p>
<p><strong>Öğün saatlerinizi kendinize göre belirleyin</strong></p>
<p>Günde kaç ana öğün ya da ara öğün yapmanız gerektiğine; vücudunuzdan gelen açlık, tokluk veya tatlı isteği gibi sinyalleri dikkate alarak karar verin. Örneğin, hergün ikindide tatlı krizi yaşıyorsanız, öğle yemeğini atlamanın ya da öğle yemeğinden sonra uzun açlığın dezavantajını yaşıyor olabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu durumda öğle yemeğini ihmal etmeyin ya da yediyseniz öğleden sonra meyve veya ceviz gibi bir atıştırma yapmayı deneyin. Bu şekilde kan şekerinizi dengede tuttuktan sonra tatlı istekleriniz devam ediyorsa kendinize alışana kadar biraz zaman tanıyabilir ya da tatlı isteğinizin altında yatabilecek diğer sebepleri araştırabilirsiniz” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Günde 2-3 porsiyon meyve tüketin</strong></p>
<p>Düzenli meyve tüketmek, ihtiyaç duyulan şeker tadını meyvelerden alarak, zamanla diğer şekerli besinlerin tüketilmesinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Diyabet hastası değilseniz, günde 2-3 porsiyon meyve tüketmeyi alışkanlık edinin. Burada önemli olan, bir porsiyon meyvenin bir yumruk büyüklüğü meyve olduğunu unutmamanız ve meyve yemeyi akşama bırakmıyor olmanız.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yeterli karbonhidrat aldığınızdan emin olun</strong></p>
<p>Yeterli miktarda karbonhidrat alınmadığında bu durum tatlı atağıyla sonuçlanabiliyor. Tam tahıllı ekmek, bulgur, meyve gibi besinler doğal olarak karbonhidrat ve diğer birçok besin ögesi içeriyor. Bu besin grubu yeterli miktarda tüketilmediğinde kan şekeri düşebiliyor ve ani bir tatlı isteği belirebiliyor. Dolayısıyla öğünlerinizde karbonhidrat içeren bu besinlerden bir ya da birkaçına yer vermeniz gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tarçının tadından faydalanın</strong></p>
<p>Tatlı tada sahip bir baharat olması nedeniyle meyvelere veya süte eklediğinizde tarçının sağlayacağı tat, şeker isteğinizi baskılayabiliyor. Dilimlediğiniz meyvelerin üzerine tarçın serperek veya gece geç saatte tatlı isteğiniz oluyorsa bir su bardağı süte tarçın ekleyerek tatlı isteğini bastırabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Su içmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Susama ve açlık sinyalleri bazen birbiriyle karıştırılabiliyor. Susuzluğun açlık veya tatlı isteğiyle karışmaması için yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun. Kilonuzu 35 ml ile çarparak günlük su ihtiyacınızı bulabilirsiniz.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğru karbonhidratları seçin</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman,<strong> </strong>tükettiğiniz karbonhidrat türünün de tatlı isteğinizi tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Örneğin pirinç ve patates gibi karbonhidratlar kan şekerinizin hızlıca yükselip sonrasında hızlıca düşmesine neden olabiliyor. Bu durum kan şekerini dengelemek için tatlı atağına yol açabiliyor. Bunun aksine, tam tahıl ekmek ve bulgur gibi karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara yol açmıyor ve tatlı isteğini tetikleme olasılıkları daha düşük oluyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Süt ürünlerini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Süt ürünleri hem içeriğindeki protein hem de laktoz sayesinde kan şekerini dengede tutmaya yardımcı oluyor. Gün içerisinde uzun süre aç kaldığınızda süt, yoğurt veya kefir gibi bir süt ürünü tüketerek tatlı isteğinizin önüne geçebilir, aynı zamanda kalsiyum ve protein gereksiniminizi karşılayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kahvaltı ve öğünlerde proteini unutmayın</strong></p>
<p>Yeteri kadar protein tüketmek kan şekerinizin dengede kalmasına ve tok hissetmenize yardımcı oluyor. Dolayısıyla eğer karbonhidrat ağırlıklı besleniyor, ancak yeteri kadar protein almıyorsanız tatlı isteği yaşamanız çok daha muhtemel. Kahvaltıda yumurta, peynir ve ceviz tüketmek, öğünlerde et/tavuk/balık/yoğurt gibi protein içeren besinlere yer vermek tatlı isteğinize iyi gelebiliyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sebzeleriniz çeşitli olsun!</strong></p>
<p>Vücuttaki bazı vitamin veya minerallerin eksikliği de tatlı isteği ya da benzer eğilimleri tetikleyebiliyor. Bu nedenle mevsime uygun çeşitli sebzeleri düzenli olarak tüketmeniz hem besin içeriğiyle hem de kan şekerinizi dengede tutmaya yardımcı olarak tatlı isteğinizi azaltabiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın!</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite ya da egzersiz serotonin salgılanmasına yardımcı olarak duygu durumunuzun dengede olmasına katkı sağlayabiliyor. Eğer tatlı isteğinizin altında stres, anksiyete veya mutsuzluk gibi sebepler yatıyorsa, egzersiz yapmanız tatlı isteğinizi baskılayabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-372258">Şeker Tüketimini Azaltan 10 Etkili Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramı Sağlıklı Geçirmeniz İçin 6 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrami-saglikli-gecirmeniz-icin-6-oneri-367520</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 07:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatlılar, sarmalar, şekerler, çikolatalar, lokumlar… Ramazan ayında uzun açlık ve susuzluk süreci sonrası ilk kez yapılan kahvaltıda yer verilen yüksek karbonhidratlı besinler…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-saglikli-gecirmeniz-icin-6-oneri-367520">Bayramı Sağlıklı Geçirmeniz İçin 6 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatlılar, sarmalar, şekerler, çikolatalar, lokumlar… Ramazan ayında uzun açlık ve susuzluk süreci sonrası ilk kez yapılan kahvaltıda yer verilen yüksek karbonhidratlı besinler… Ziyaretlerde karşı konulamayan ikramlıklar, art arda içilen çaylar, kahveler… Tüm bunlar Ramazan Bayramında mideye bayram ettiren unsurlar gibi görünse de dikkat! <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur</strong> Ramazan ayında yavaşlayan metabolizmaya aniden yüklenmenin bayram keyfine gölge düşürebileceğini hatta hayati sorunlara davetiye çıkarabileceğini belirterek “Beslenmede porsiyon kontrolü sağlanmaması, yağlı, kızartılmış besinler, hamurişi ve tatlı tüketimi hazımsızlık, reflü, şişkinlik gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları ile birlikte diyabet ve kalp rahatsızlıklarını da beraberinde getirebilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, bayramı sağlıklı geçirmek için 6 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Güne hafif bir kahvaltı ile başlayın</strong></p>
<p>Bayram sabahı, uzun süredir kahvaltı yapmayan bir sindirim sistemi ile güne başlandığının unutulmaması, özellikle poğaça ve börek gibi hamur işlerine yüklenilmemesi gerekiyor. Zira Ramazan ayı boyunca küçülen mideye bir anda yüklenmek hem sindirim sistemi problemlerine hem de kan şekerinde ani yükselme ve dalgalanmalara yol açabilir. Kahvaltıda yumurta, peynir, yeşillik, domates, salatalık, zeytin veya ceviz ile tam tahıllı ekmeğe yer vererek sağlıklı ve dengeli beslenebilirsiniz.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Yeterli sıvı tüketin </strong></p>
<p>Gün içerisinde özellikle öğün aralarında ağırlıklı olacak şekilde toplamda 2-2,5 lt su tüketmeye özen gösterin. Yeterli su tüketmek hem bayram sonrası oluşabilecek ödemlerin vücuttan atılmasına hem de metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olacaktır. Asitli ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Bunların yerine şekersiz meyve kompostoları, süt, ayran ve maden suyu tüketebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tatlıya ‘dur’ demeyi bilin</strong></p>
<p>Bayramın olmazsa olmazı özellikle misafirlikte ikram edilen çikolatalar ve tatlılar. Bu tatlıları tüketirken porsiyon kontrolü sağlanması çok önemli. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur “Tercihiniz öncelikle dondurma, sütlü veya meyveli hafif tatlılardan yana olmalıdır. Şerbetli tatlı tüketimini önermesek de illaki istiyorsanız 1 küçük dilim baklava tüketebilirsiniz. Şerbetli tatlıları asitli içecekler ve meyve sularıyla değil ayran ile birlikte tüketirseniz kan şekerinizin dengelenmesine yardımcı olursunuz. Eğer tatlı tüketiminde porsiyon ölçünüz kaçtıysa akşam öğününde ve ertesi gün boyunca sebze ve protein ağırlıklı beslenmeniz aldığınız kaloriyi dengelemenize yardımcı olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Beslenme düzeni oluşturun </strong></p>
<p>Ramazanda ikiye düşen öğün sayısı bayramda da 2 ana öğün ile 1-2 ara öğün şeklinde devam edebilir. Doygunluğunuzu artırmak ve porsiyonları küçültebilmek için ana yemeklerin yanına bol bol salata ve yoğurt ekleyebilirsiniz. Sindirim sistemi rahatsızlıklarını önlemek için yemekleri yavaş yemek ve besinleri iyi çiğnemek çok önemli. 3 ana öğünlü beslenme düzenine geçmek için, öğün sayısı önce ara öğünlerle artırılmalı. Böylece vücudun yeni beslenme düzenine uyum sağlaması kolaylaşır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Öğünlerinizi planlayın </strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur özellikle bayramda ana öğünlerin hafif tutulması gerektiğini belirterek “Yeterli ve dengeli bir öğünü, bir kase çorba veya tam tahıllı ekmek, zeytinyağlı bir sebze yemeği, ızgara/haşlama veya fırında pişmiş et/tavuk/balık, rengarenk sebzelerden oluşan bir salata ve yoğurt ile oluşturabilirsiniz. Gün içinde az ve sık beslenebilmek için ara öğünler atlanmamalıdır. Ara öğünlerde tercihiniz kefir/süt, meyveler ve kuruyemişler olabilir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Fiziksel aktivite şart</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlık ile yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak için mutlaka fiziksel aktivite yapılması gerekiyor. Günde 30 dakika veya haftada 3 gün 45-50 dakika yürüyüş yaparak ya da evde 20-30 dakika egzersiz ile hem metabolizmanızı hızlandırabilir hem de aldığınız fazla kalorileri dengeleyebilir böylece kilo kontrolü sağlayabilirsiniz. Egzersiz yapmaya zamanınız yoksa bile kısa mesafelerde araba kullanmak yerine yürümeyi ve asansöre binmek yerine merdiven çıkmayı tercih ederek günlük hareketinizi artırabilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-saglikli-gecirmeniz-icin-6-oneri-367520">Bayramı Sağlıklı Geçirmeniz İçin 6 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Hastalarına 7 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-hastalarina-7-onemli-oneri-365267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 14:14:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada görülme sıklığı artış gösteren ve hayat kayıplarının ilk sıralardaki nedenini oluşturan kanser çağımızın en önemli hastalıkları arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-hastalarina-7-onemli-oneri-365267">Kanser Hastalarına 7 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada görülme sıklığı artış gösteren ve hayat kayıplarının ilk sıralardaki nedenini oluşturan kanser çağımızın en önemli hastalıkları arasında yer alıyor. Tıp ve teknoloji alanında yaşanan ilerlemelerle günümüzde daha erken dönemde teşhis edilebilen kanser hastalığında multidisipliner tedavi anlayışı büyük önem taşıyor. Değiştirilebilir risk faktörlerinden uzak durmak kanserden korunmakta en önemli basamağı oluşturuyor. Ancak kanser hastalığı ortaya çıkmışsa hastaların beslenmeden doktor takibine, hareketli bir yaşam tarzı benimsenmesinden güneş ışınlarından korunmaya kadar birçok noktaya dikkat etmesi gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Tıbbi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Umut Demirci, kanser tedavisinde dikkat edilmesi gereken konular ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p>Memorial Ankara Hastanesi’nde bu yıl “Kanserle Yaşam” toplantısının 6.sı gerçekleştirildi. Kanser hastaları, hasta yakınları ve alanında uzman hekimlerin bir araya geldiği toplantıda kanser ve tedavi yöntemleri ile ilgili güncel bilgiler paylaşıldı. Onkoloji alanında uzman hekimlerin katıldığı toplantıda kanserle yaşam, psikoonkolojik destek, güncel tedavi yöntemleri, tedavide teknolojinin kullanımı, kanserde beslenme, kanser cerrahisinde modern uygulamalar ve tedavi adımları gibi önemli konu başlıkları ele alındı.</p>
<p><strong>Toplumda kanser farkındalığı artırılmalı</strong></p>
<p>Toplumun kanser hastalığı konusunda bilgilendirilmesi ve kanser ile ilgili araştırmaların desteklenmesi amacıyla 1947 yılında Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği’nin önerisi ile 1-7 Nisan tarihleri “Kanser haftası” olarak belirlendi. Kontrolsüz ve anormal hücre bölünmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık olan kanser hastalığı kişiyi ve yakınlarını fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden ciddi oranda etkilemektedir. Erken tanının büyük önem taşıdığı kanser hastalığında tarama programları ise günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. Kanser haftasında yapılan etkinliklerle toplumsal bilincin oluşması, tarama programları ile erken tanının konulabilmesi ve kansere bağlı ölümlerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. </p>
<p><strong>Akciğer ve meme kanseri ilk sırada yer alıyor</strong></p>
<p>Kanserin görülme sıklıkları kadın ve erkek cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Ülkemizde erkeklerde akciğer kanseri, kadınlarda ise meme kanseri en sık görülen kanserler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte erkeklerde ikinci sıklıkta prostat, kadınlarda ise tiroid kanseri görülmektedir. Kolorektal kanserler ise her iki cinsiyette de en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada yer almaktadır. </p>
<p><strong>Risk faktörlerinden uzak durulmalı</strong></p>
<p>Kanser hastalığı oluşumunda etkili olan risk faktörleri değiştirilemeyen ve değiştirilebilir faktörler olarak ikiye ayrılmaktadır. İleri yaş, aile öyküsü, genetik ve cinsiyet değiştirilemeyen risk faktörleri arasında yer alırken; çevresel faktörler olarak da adlandırılan değiştirilebilir risk faktörleri olan sigara kullanımı, kimyasal maruziyet, yoğun alkol tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı, kötü ve yetersiz beslenme, UV ışınlarına aşırı ve korunmasız maruziyet, radyasyon ve bazı mikroorganizmalar kansere neden olabilmektedr. </p>
<p><strong>Pandemi süreci ileri evre hastalarda hastalığın ilerlemesine neden oldu</strong></p>
<p>Kanser ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalarda çeşitli nedenlerle kemoterapi tedavisinin ertelenmesinin kanser hastalığında sağ kalım oranlarını olumsuz yönde etkilediği ortaya konulmaktadır. Aralık 2019 yılında Çin’de başlayan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılarak pandemiye neden olan Covid 19 enfeksiyonu, bireylerde endişe ve korkuya sebep oldu. Yaşanan sosyal izolasyonlar ve karantina süreçleri bu dönemde kanser hastalarının tedavilere zamanında ulaşamamasına ve hastaların enfeksiyon riski sebebiyle takip ve tedavilerini ertelemelerine neden oldu. Bu süreçte takipler online görüşmelerle, tedaviler ise damar yolu yerine ağızdan kullanılan haplarla sürdürüldü. Kanser hastalığı tedavi uygulanmadığı ve takip edilmediği durumlarda ilerleme gösterebilen bir hastalık olduğundan, özellikle ileri evre ve hayati organ tutulumu olan hastalarda hastane başvurularındaki gecikme nedeniyle hastalık ilerlemesi ile karşılaşıldı. Bununla birlikte akciğer tutulumuna sebep olan Covid-19’un tespiti için çekilen akciğer tomografileri de erken evre akciğer kanseri hastalarının tespit edilmesinde rol oynadı. Bu sebeple pandemi döneminde akciğer kanseri tanısında bir artış yaşandı. </p>
<p><strong>Kanserde yenilikçi tedaviler</strong></p>
<p>Kanser hastalığında yeni tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, hastaların iyileşme oranları ve sağ kalım sürelerinin artmasını sağlamaktadır. Öncelikle ileri evre hastalıklarda çalışmaları yapılan ve onaylanan tedaviler, günümüzde ameliyat öncesi dönem de dahil olmak üzere olumlu sonuçları ile tedavide kullanılabilir hale gelmiştir. Standart kemoterapinin yanı sıra akıllı ilaçlar olarak adlandırılan hedefe yönelik tedaviler ile tedavinin etkinliği artmakta ve daha az yan etki ile karşılaşılmaktadır. Kanserde kontrolsüz büyümeye neden olan ve hücre içi sinyalizasyonu tetikleyen genetik mutasyonların tespiti ile bu mutasyonlara yönelik hedefe yönelik ilaçların sayısı da günden güne artış göstermektedir. Bu yeni ilaçlar, kanser hastalığında tedavi başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Genetik mutasyonların tespitinde tümör dokusunda yapılan moleküler testlerin yanı sıra doku biyopsisinin alınamayacağı durumlarda, kanda dolaşan tümör DNA’sını değerlendiren likit biyopsiler de kolay ve pratik bir şekilde uygulanabilmektedir. Test sonuçlarının değerlendirilmesi ile de hastalara kişiye özgü tedaviler planlanmaktadır. </p>
<p>Ayrıca akciğer kanseri ve cilt kanseri başta olmak üzere daha birçok kanser türünde bağışıklık sisteminin tümör hücresi ile savaşını tetikleyen immünoterapi alanında da önemli gelişmeler olmuştur. Hatta günümüzde immünoterapi, kematorepi ile birlikte kombine olarak kullanılabilmektedir. Bununla birlikte kanser aşı çalışmaları da yoğun bir şekilde devam etmektedir. Prostat kanserindeki onaylanmış aşı tedavisinden sonra cilt kanserinde de mRNA kişiselleştirilmiş aşı uygulaması ile beraber immünoterapinin ileri evre cilt kanserinde olumlu sonuçları beklenmekte olup, gelecekte kanser tedavisinde kullanılabilecektir. </p>
<p><strong>Kanser hastalarının tedavi sürecinde dikkat etmesi gerekenler</strong></p>
<p>Kanserden korunmak için risk faktörlerine karşı önlemlerin alınması gerekir. Ancak kanser hastalığı ortaya çıkmışsa hastaların dikkat etmesi gereken noktalar şöyle sıralanabilir:</p>
<p>-Aktif ve pasif sigara içiciliğine son verilmeli, sigara bulunan ortamlardan uzak durulmalıdır</p>
<p>-Alkol kullanımı sınırlandırılmalı, mümkünse hiç kullanılmamalıdır</p>
<p>-Hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli ve düzenli fiziksel aktiviteler hayata entegre edilmelidir. </p>
<p>-Hastalar düzenli doktor kontrollerini aksatmamalıdır.</p>
<p>-Ultraviyole ışınlarına karşı tedbirli olunmalı ve güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır</p>
<p>-Beslenme kanser tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bireyler günlük enerji ve kalori ihtiyacını doğru bir şekilde karşılayabilmelidir. Kanser hastalarında kilogram başına 1,5 gram kaliteli yüksek protein alımı sağlanmalı, yağ içeriği yüksek işlenmiş gıdalar tüketilmemeli, ızgara, haşlama gibi pişirme yöntemleri tercih edilmeli, taze sebze ve meyveler tüketilmeli, kas dokusunu güçlendiren yüksek kaliteli proteinler tüketilmelidir. </p>
<p>-İdeal kilo kontrolünü sağlayacak şekilde sağlıklı beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması, normal sınırlarda vitamin D düzeyi gerek sağlıklı bireylerde kanser gelişiminin önlenmesi, gerekse de takipte olan hastalarda önem taşır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-hastalarina-7-onemli-oneri-365267">Kanser Hastalarına 7 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acronis Fidye Yazılımı Saldırıları İçin 7 Öneri Paylaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acronis-fidye-yazilimi-saldirilari-icin-7-oneri-paylasiyor-358967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 07:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fidye yazılımı saldırılarının hem sıklığı hem de maliyeti gün geçtikçe artıyor. IDC'nin Fidye Yazılım Çalışması’na göre, kurumların %37'si bir tür fidye yazılımı saldırısının kurbanı olduklarını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acronis-fidye-yazilimi-saldirilari-icin-7-oneri-paylasiyor-358967">Acronis Fidye Yazılımı Saldırıları İçin 7 Öneri Paylaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fidye yazılımı saldırılarının hem sıklığı hem de maliyeti gün geçtikçe artıyor. IDC&#8217;nin Fidye Yazılım Çalışması’na göre, kurumların %37&#8217;si bir tür fidye yazılımı saldırısının kurbanı olduklarını söylüyor. Bazı araştırmalar ise bu saldırıların toplam maliyetinin 11 milyar dolardan fazla olduğunu gösteriyor. Başarılı fidye yazılımı saldırıları, daha kolay hedefler arayan siber suçluları cesaretlendiriyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, fidye yazılımı saldırılarından korunmak için 7 ipucunu sıralıyor.</strong></p>
<p>Fidye yazılımlarının finansal etkileri son yıllarda ön plana çıkıyor. %37’si bir tür fidye yazılımı saldırısına maruz kalan kurumlar için toplam maliyetin 11 milyar doları aştığı belirtiliyor. Tedarik zinciri saldırıları, çifte tehdit, RaaS, yamalanmamış sistem saldırıları ve kimlik avı gibi yöntemlerle gerçekleştirilen saldırılar güvenliği tehdit etmeye devam ediyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, bu tür siber tehditlerden korunmak ve tüm önlemlerin alınmasına rağmen saldırıya uğrama halinde etkilerini hafifletmeye yardımcı olmak amacıyla, kendisini ya da şirketini fidye yazılımı saldırılarından korumak isteyenler için 7 ipucunu paylaşıyor. </p>
<p><em><strong>1. Sistemlerinizi düzenli olarak yedekleyin.</strong></em><strong> </strong>Çok basit bir çözüm gibi görünse de verilerinizin her zaman yedeklendiğinden emin olmanız, fidye ödeme riskinden uzak olduğunuzu gösterir. Verileri yeniden yüklemek ve sistemlerinizi çalışır hale getirmek zor gibi görünebilir ancak günümüzün en etkili yedekleme çözümleri aslında kritik uygulamaların, sistemlerin ve verilerin hızlı ve güvenilir bir şekilde kurtarılmasını sağlar. Verileri yedekleme konusunda disiplinli bir yaklaşım benimsemek size siber saldırganlara karşı değerli bir avantaj sağlayabilir. </p>
<p><em><strong>2. Uygulamalar ve Sistemler İçin Düzenli Yama Yönetimi Kullanın.</strong></em><strong> </strong>Tüm yazılım endüstrisi güvenlik açıklarına eğilimlidir. Yazılım uygulamalarının genel olarak iyileştirilmesi ve bilinen sorunlara çözüm sunmak için güvenlik güncellemeleri gerektiren bazı açıklar ortaya çıkabilir. Siber suçlular bu açıkların farkında ve onlardan faydalanmak, bilgisayarlara ve ağlara erişim sağlamak için hızlı çalışma konusunda oldukça yetenekliler. Hatta sıfırıncı gün açıklarını bile hedef alabilirler. Bu da bir güvenlik açığının farkına vardıklarında son derece hızlı hareket edecekleri anlamına gelir. Güvenlik açıklarına karşı korunmanın en iyi yolu, daha proaktif bir şekilde yama yapmayı önemsemektir. Günümüzde en iyi siber güvenlik çözümlerinin birçoğu yüzlerce uygulama ile çalışan otomatik yama yetenekleri sunuyor. Sonuç olarak, yamalanmamış bir güvenlik açığı yoluyla saldırı tehdidini en aza indirmek ve genel güvenlik duruşunuzu iyileştirmek mümkün.</p>
<p><em><strong>3. İki Faktörlü Kimlik Doğrulamayı Etkinleştirin.</strong></em><strong> </strong>İki faktörlü kimlik doğrulama önemli bir tavsiyedir ve siber güvenlik önlemlerinizi geliştirmeniz için size iyi bir yol sunar. Siber saldırganların sisteminize girmesini zorlaştırmak için atacağınız önemli adımlar arasında yer alır ve sizi hedef olmaktan kurtarabilir. Tam bir koruma sağlamasa da siber saldırganı uzaklaştırmak için göz önünde bulundurulmalıdır. Günümüzde kolay fırsatlar arayan saldırganlar için iki faktörlü kimlik doğrulama, ekstra çabaya değmeyeceği mesajını taşıyabilir. Güvenlik önlemlerinize ne kadar çok şey ekleyebilirseniz o kadar güvende olursunuz ve iki faktörlü kimlik doğrulama başlangıç için harika bir noktadır.</p>
<p><em><strong>4. Neye Tıkladığınıza Dikkat Edin. </strong></em>Siber suçlular kötü niyetli e-postalar, bağlantılar ve ekler içeren yaygın oltalama saldırılarını hala kullanıyor ve ne yazık ki düşündüğümüzden daha başarılılar. Günümüzde hepimiz çok meşgulüz ve çoğu zaman gerektiği kadar dikkat etmiyoruz. Saldırganların hasar vermek için ihtiyaç duydukları tam erişimi elde etmek için tek bir yanlış tıklama yeterli olabilir. Yakın zamanda kötü niyetli bir aktörün sahte reklamlar oluşturarak kötü niyetli web sitelerine yönlendirdiği ünlü bir Facebook örneği yaşandı. Bu potansiyel hataların üstesinden gelmenin ihtiyatlı bir yolu, bağlantılara ve reklamlara tıklarken dikkatli olmak ve internet sitesini direkt adres satırına yazarak ziyaret etmektir. Bu fazladan bir önlem gibi görünebilir ancak yanlış harflerle dikkatlice oluşturulmuş (örneğin, &#8220;o&#8221; yerine bir &#8220;0&#8221; ve benzer alan adları) kötü URL’lerden kaçınmanın önemli bir yolu olabilir.</p>
<p><em><strong>5. Güvenli Ağlar Kullandığınızdan Emin Olun. </strong></em>Siz veya çalışanlarınız restoran, kafe, havaalanı veya güvenli olmayan farklı yerlerde çalışıyorsanız, siber güvenlik risklerinizi gidermek için, her zaman sanal bir özel ağ (VPN) kullandığınızdan ve oturum açar açmaz başlayacak şekilde yapılandırdığınızdan emin olmalısınız. Sadece işletmeler için kullanılmayan VPN&#8217;leri herkese açık bir ağda olacağınız zaman da kullanmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Ekstra bir masraf gibi görünseler de kimliğinizi kaybetmenin veya bir fidye yazılımı saldırısına maruz kalmanın yüksek maliyeti ile karşılaştırıldığında kolay önlemler arasındadır.</p>
<p><em><strong>6. Fidye Ödemeyin. </strong></em>Birçok kişi ve kurum saldırı sonrasında verilerini hızlı bir şekilde geri almak ve bu kötü deneyimi sona erdirmek için tutarını önemsemeden ödeme yapmayı düşünüyor. Ancak bazı nedenlerden dolayı fidye için ödeme yapmayı tavsiye etmiyoruz. İlk olarak siber suçluların vedettiklerini gerçekten yapacaklarının garantisi yoktur. Ayrıca saldırganların dikkatini çeken ilginç bilgiler ya da özellikle hassas veriler bulduktan sonra ikinci kez geri geldikleri birçok vaka yaşanıyor. Hiç kimse ödeme yapmazsa, siber suçluların giderek daha az başarılı olacağı ve fidye yazılımı saldırılarıyla kar elde etmeyi bırakacaklarını ön görüyoruz. Uzmanlar olarak, tüm toplumun faydalanmasına yardımcı olmak için sıfır tolerans yaklaşımını benimsememiz gerektiğine inanıyoruz.</p>
<p><em><strong>7. Kötü Amaçlı Yazılımdan Koruma ve Fidye Yazılımlarına Yatırım Yapın. </strong></em>Günümüzün kötü amaçlı yazılım ve fidye yazılımı karşıtı siber güvenlik çözümleri son derece etkilidir ve size siber tehditlere karşı en iyi savunma şansı tanır. Örneğin, Acronis Cyber Protect, yerleşik MI tabanlı fidye yazılımı yeteneklerini kullanan güvenli fidye yazılımı koruması içerir. Son olarak, beyaz liste ve kara liste stratejilerinin kullanılması harika bir fikirdir ve siber güvenliğin iyileştirilmesinde son derece etkili olabilir. Bu durumda, varlıklar veya uygulamalar onaylanmış bir beyaz listede değilse otomatik kurulum için onaylanmazlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acronis-fidye-yazilimi-saldirilari-icin-7-oneri-paylasiyor-358967">Acronis Fidye Yazılımı Saldırıları İçin 7 Öneri Paylaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Kalitesini Artırmak İçin 6 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitesini-artirmak-icin-6-onemli-oneri-356191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 07:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku, vücudun dinlenerek ve yeni güne hazırlanarak geçirdiği toparlanma süreci olarak biliniyor. Kaliteli bir uykunun ardından güne daha dinç ve enerjik başlanılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitesini-artirmak-icin-6-onemli-oneri-356191">Uyku Kalitesini Artırmak İçin 6 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku, vücudun dinlenerek ve yeni güne hazırlanarak geçirdiği toparlanma süreci olarak biliniyor. Kaliteli bir uykunun ardından güne daha dinç ve enerjik başlanılabiliyor. Gün içinde öğrenilen bilgiler uzun dönem hafızaya uyku sırasında yerleştiriliyor. Ancak günlük hayatta uyku kalitesinin düştüğü zamanlar da olabiliyor. Özellikle stresli dönemlerde uyku kalitesi düşüyor ve uyumakta zorluk çekilebiliyor. Kalitesiz uyku da çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Uyku Merkezi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem İliaz, kalitesiz uykuyla ilgili bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Kalitesiz uyku vücudu yoruyor </strong></p>
<p>Kalitesiz uyku, süre olarak yetersiz olan, kalitesiz veya dinlendirici olmayan uyku olarak tanımlanabilmektedir. Uyku kalitesini düşürmemek için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Çok geç yatılmamalı, yatmaya yakın zamanda alkol, çay veya kahve tüketilmemelidir. Çay ve kahve uyarıcı olduğundan uykuyu geciktirmekte, alkol ise uykunun yapısını bozarak dinlendirici olmasını engellemektedir. Yatakta yeterince uzun zaman geçirildiği halde uykuyu başlatamama veya gece çok sık uyanma durumu, uykuyu kalitesiz hale getirmektedir. Kişi uyandığını fark etmediği halde uykuyu derinleştirememiş ve sık uyanmalar nedeniyle yeterince dinlendirici bir uyku uyuyamamış olabilir. Uykuda sık tekrarlayan solunum durması veya yüzeyelleşmesi de uykunun derinleşmesini ve dinlendirici olmasını engellemektedir. </p>
<p><strong>Uyku süresi her bireye göre değişiyor</strong></p>
<p>Uyku çocukların gelişiminde büyük katkı sağlamaktadır. Yenidoğan döneminde bebekler uyku ile büyümektedir. Her uyku evresi sonrası bebek enerjisini toplamakta ve yorulup tekrar uyumaktadır. Uyku ihtiyacı yaş aldıkça azalmaktadır. Erişkin bir insanın ortalama 7-8 saat uykuya ihtiyacı olabilmektedir. Bu süre kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Günlük işleyişi sağlayabilmek için günde 10 saat uyuma ihtiyacı olan insanlar olduğu gibi, 5-6 saat uyku ile çok rahat eden bireyler de bulunmaktadır. </p>
<p><strong>Kaza ve hastalık riski artıyor</strong></p>
<p>Eğer yeterli ve kaliteli şekilde uyunmazsa bağışıklık sistemi zayıflamakta ve vücut enfeksiyonlara açık hale gelebilmektedir. Bu nedenle sık sık hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Uykuda nefes durmaları ile karakterize bir hastalık olan uyku apne sendromu varsa ve tanı konup, tedavisi başlanmazsa bu da gündüz aşırı uykulu olma hali nedeniyle trafik ve iş kazalarına, kontrolünde zorluk çekilen yüksek tansiyon ve ritim bozukluğuna neden olabilmektedir. Bu sebeple uyku bozukluklarının tedavisi vakit kaybedilmeden gerçekleştirilmelidir. Bu konu ile ilgili olarak uyku bozuklukları konusunda uzman ekiplerin görev aldığı uyku merkezlerinde uyku testleri yapılmakta ve gerekli tedavi planlaması kişiye özel olarak yapılmaktadır.   </p>
<p><strong>Uyku kalitesini yükseltmek için bunlara dikkat edin</strong></p>
<p><strong>1. </strong>Erişkinler için gerekli olan 7-8 saat uykuyu alabilmek için saat geç olmadan yatılmalıdır. </p>
<p><strong>2.</strong> Yatılan oda gündüz havalandırmalı, yatak çarşafları sık değiştirilmeli ve çok dar olmayan rahat kıyafetlerle uyunmalıdır.</p>
<p><strong>3.</strong> Odanın sessiz ve karanlık olması uykuya dalmayı ve melatonin salınımını kolaylaştırmaktadır. Kişi eğer bir ışık kaynağına ihtiyaç duyarsa direkt yüze yansımayacak şekilde ışıklandırma yapılmalıdır.</p>
<p><strong>4.</strong> Yatma saatine yakın çok sıvı almak, alkol, çay, kahve tüketilmesi uyku kalitesini bozacağından tavsiye edilmemektedir.</p>
<p><strong>5.</strong> Yatmaya gitmeden önce beyaz ışık kaynağı denilen akıllı telefon, tablet ve TV ile uzun zaman geçirmek de uyarıcı olacağı için önerilmemektedir. </p>
<p><strong>6.</strong> Horlama, tanıklı apne, gündüz aşırı uyku hali veya sabah dinlenmemiş uyanma gibi şikayetler varsa, uyku apne sendromu açısından değerlendirilmek üzere uyku apne polikliniklerine başvurulması tanı konulması ve tedavinin başlanması açısından yararlı olacaktır.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitesini-artirmak-icin-6-onemli-oneri-356191">Uyku Kalitesini Artırmak İçin 6 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Sonrası Uyku Sorunları Çözümü İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-uyku-sorunlari-cozumu-icin-7-oneri-352936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 10:39:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm ülkeyi derinden sarsan ve yüzyılın felaketleri arasında yer alan Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremler sonrasında hem depreme maruz kalanlarda hem de dolaylı yoldan etkilenenlerde bazı psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-uyku-sorunlari-cozumu-icin-7-oneri-352936">Deprem Sonrası Uyku Sorunları Çözümü İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm ülkeyi derinden sarsan ve yüzyılın felaketleri arasında yer alan Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremler sonrasında hem depreme maruz kalanlarda hem de dolaylı yoldan etkilenenlerde bazı psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu sorunlardan birini de uyku problemleri oluşturuyor. Deprem sonrasında görülen belirtiler arasında yer alan uyku bozuklukları; kişilerde uykuya dalma güçlükleri, uykuyu sürdürme güçlükleri, erken uyanma, dingin uyumama şeklinde görülebiliyor. Depremden sonra kişilerde ruhsal bir rahatsızlık olup olmadığından bağımsız olarak görülen bu belirtiler, aslında bireyi ruhsal olarak korumaya ve kurtarmaya yönelik olarak ortaya çıkıyor. Ancak depremden sonra görülen belirtilerin kişilerin günlük işlevselliğini bozması ve bir aydan daha uzun sürmesi gibi durumlarda mutlaka bir profesyonel yardım alması öneriliyor. Memorial Ankara Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Esengül Ekici, deprem sonrası görülen uyku problemleri ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Deprem sonrası akut stres bozukluğu görülebilir</strong></p>
<p>Doğal bir afet olarak deprem pek çok psikolojik tepkiye yol açabilen bir travmadır. Bu psikolojik belirtilerin işlevsellik kaybına yol açtığı ve travmadan sonraki bir ayda görülmesi durumu “Akut Stres Bozukluğu” ya da ICD-11’e göre ise “Akut Stres Tepkisi” olarak isimlendirilir. Bu psikolojik belirtiler arasında, depremin istemsiz bir biçimde sıkıntı veren anılarının akla gelmesi, tekrarlayıcı düşler, depremin yeniden oluyormuş gibi hissedilmesi, sürekli bir biçimde olumlu duygular yaşayamama ve sürekli olumsuz duygusal durum, kendi, çevre ve dünyaya karşı olumsuz düşünceler, kişinin kendini yabancı gibi hissetmesi, zamanın hızlanması, yavaşlaması, deprem anını hatırlatan içsel olarak anı, duygu ve düşüncelerden ve dışsal olarak durum ve faaliyetlerden kaçınılması, uyku bozuklukları, kızgın davranışlar, her an tetikte olma, irkilme tepkisi ve odaklanma güçlüğü gibi durumlar yer alır.</p>
<p><strong>Deprem sonrası görülen psikolojik belirtiler bireyi korur</strong></p>
<p>Depremden sonra bu belirtilerin ruhsal bir rahatsızlık olsun olmasın görülmesi normaldir ve ruhsal olarak bireyi korumaya, kurtarmaya yönelik tepkilerdir. Hayat boyu bir travmayla karşılaşma sıklığı yüzde 50-60 oranındayken travma sonrası stres bozukluğu gibi bir psikiyatrik bozukluk olma olasılığı yüzde 8’dir. Bazı kaynaklara göre ise bu oran yüzde 2-5 aralığındadır. Deprem gibi bir doğal afette ise bu oran yüzde 20’lere kadar çıkabilir. Bu durumda her travmanın psikiyatrik bir bozukluğa yol açmadığı ve akut stres tepkisinin genel olarak yüzde 90-95 oranında tam olarak iyileştiği görülebilir. </p>
<p><strong>Psikolojik ilk yardım travmanın etkilerinin azaltılmasını sağlar</strong></p>
<p>Depremle ilişkili travmanın etkilerinin azaltılmasında ilk bir ayda yapılacak olan en önemli şey; kişinin temel gereksinimlerinin karşılanması, güvenliğinin, barınmanın ve temel hayat şartlarının sağlanmasıdır. Bunlar psikolojik ilk yardımın ana kısımlarını oluşturmaktadır. Psikolojik ilk yardım bireyin duygularının dinlenilmesi ve anlaşılması, duyguya değer verilmesi ve bireyin yanında olduğunun hissettirilmesini içerir. </p>
<p><strong>Deprem korku ve kaygısı uyku bozukluklarını tetikleyebilir</strong></p>
<p>Depremde travmaya doğrudan ya da dolaylı yollardan maruz kalan bireylerde, yani deprem bölgesinde kendi ya da yakını bulunanlar ile yaşananlara dışarıdan tanıklık edenlerde görülen psikiyatrik belirtilerden biri de uyku bozukluklarıdır. Uyku bozuklukları; uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü, erken uyanma, dingin uyuyamama, kabus görme, gece uyurken ani irkilme gibi durumları kapsamaktadır. Bu belirtileri yaşayan bireyler uykuda kendilerinin de depreme yakalanabileceğini düşünebilir, korkabilir ve kaygılanabilir. Depremden sonra yaşanan bu korku ve kaygılar kişinin uyku düzeninin bozulmasına ve uyku problemleri yaşamasına neden olabilir. </p>
<p><strong>Güvenli bir ortam ve uyku hijyeninin sağlanması uyku sorunlarını hafifletebilir</strong></p>
<p>Toplumda örseleyici etki gösteren deprem varlığı, kendisine maruz kalanları daha çok etkiliyor. Ancak yazılı, görsel ve sosyal medyanın yaygınlaşması aslında yaşanan felaketin acısının ve kaygısının daha geniş kesimlerce hissedilmesini de sağlıyor. Depreme direkt maruz kalanlar başta olmak üzere, bu felaketin acısını ve korkusunu içinde hisseden kişilerde ortaya çıkabilecek uyku sorunlarının çözümü için uygulanabilecek uyku hijyeni önerileri şu şekilde sıralanabilir: </p>
<p>-Güvenli ve sıcak bir ortam sağlanmalı </p>
<p>-Yatma-kalkma saatleri düzenli olmalı</p>
<p>-Uyku saatine yakın çay-kahve tüketilmemeli</p>
<p>-Yatak odası karanlık, sessiz ve serin olmalı</p>
<p>-Yatak odası başka bir etkinlik için kullanmamalı</p>
<p>-Uykuya dalınamadığında uykuyla inatlaşmayıp yataktan kalkıp başka bir odaya geçilmeli ve karanlık ya da loş ışıkta oturulmalı</p>
<p>-Eğer uykusuzluk kişinin günlük işlevselliğini bozacak düzeye gelmişse profesyonel yardım alınması önerilmelidir</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-sonrasi-uyku-sorunlari-cozumu-icin-7-oneri-352936">Deprem Sonrası Uyku Sorunları Çözümü İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Deprem Psikolojisini Yönetmek İçin 4 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-deprem-psikolojisini-yonetmek-icin-4-oneri-350875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2023 11:18:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisini]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem afetini yaşayan, yaşananlara şahitlik eden, tanıdığı kişilerin bedensel ve ruhsal örselenmelerini öğrenmek durumunda kalan çocuklar, deprem sonrası “Akut Stres Bozukluğu” sorunu ile karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-deprem-psikolojisini-yonetmek-icin-4-oneri-350875">Çocuğunuzun Deprem Psikolojisini Yönetmek İçin 4 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem afetini yaşayan, yaşananlara şahitlik eden, tanıdığı kişilerin bedensel ve ruhsal örselenmelerini öğrenmek durumunda kalan çocuklar, deprem sonrası “Akut Stres Bozukluğu” sorunu ile karşı karşıya kalabiliyor. Deprem anı tekrar yaşanıyor gibi hissetme, afetten etkilenen çocuklarda sık görülen bir sorunu oluşturuyor. Ailelerin, bu anormal sürece çocuklarının verdiği tüm tepkileri normal ve olağan karşılamaları, öncelikle çocuklarının davranışlarını takip ederek gerektiğinde uzman desteği almaları, deprem travmasının daha doğru yönetilmesine olanak sağlıyor. </p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Uz. Dr. Leyla Alkaş, çocukluk çağı ve ergenlik döneminde depremin neden olduğu yıkıcı psikolojik etkinin kontrol altına alınması için önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Önce çocuğunuzun ruh sağlığının nasıl etkilendiğini anlayın! </strong></p>
<p>Deprem, çocuğumun ruhunda nasıl bir etkiye yol açtı? Aileler, öncelikle bu sorunun yanıtını bulmak için çocuklarının hareketlerini gözlemlemeli ve verdikleri tepkileri kontrol ederek çocuklarına doğru yaklaşım yolu izlemelidir. </p>
<p>Çocuklarda deprem gibi doğal afetler sonucu gelişebilecek bazı davranış değişiklikleri şunlardır:   </p>
<ul>
<li>Deprem anıyla ilgili oyun, söylem ve düşünceler yaşamak,</li>
<li>Uyku, iştah sorunları, bebeksileşmek, yetişkinlerden ayrılmayacak şekilde vücut temasında bulunmak, </li>
<li>Öfkeli, yaramaz, hırçın, huzursuz, aşırı hareketli davranmak,</li>
<li>Sessizleşip, içe kapanıp, kaygıyla hareketsizleşmek,</li>
<li>Depremle ilgili, hatırlatıcı her şeyden kaçınmak,</li>
<li>Zevk aldığı şeylerden uzaklaşma, rüyada gibi, dalgın olmak. </li>
</ul>
<p><strong>Depremden yoğun olarak etkilenen çocuğunuzu takip edin onun yanında olun! </strong></p>
<p>Ailelerin, çocuktan önce kendilerini sakinleştirerek bu konuda doğru bilgileri alması uygun olur. Sonrasında çocukları rahatlatıcı ve onlara güven sağlayıcı şu davranış modelleri geliştirilmelidir: </p>
<ul>
<li>Küçük çocuğunuza sarılın. </li>
<li>Bebeğinizi emzirirken, çocuğunuzu beslerken zihninizi depremle değil gelecek güzel günlerle meşgul etmeye çalışın. </li>
<li>Sorumlu olduğunuz çocuğu gerçekten anlayarak, sevgiyle ve kabul ederek görün. </li>
<li>Çocuğunu gözlemleyin, anlamlandırın, yanında olduğunuz güvenini verin, konuşmaya zorlamadan dinleyin, sakinleştirip yanında olun. </li>
<li>Kendini ifade etmesi için küçük çocukların oyununu, sözünü kesmeden, yorumlamadan; resim yapmasına, oyun oynamasına, konuşmasına izin verin. </li>
</ul>
<p><strong>Çocuğunuzun deprem korkusunu ve depremle ilgili fikirlerini dinleyin!</strong></p>
<p>Çocukların, “Burada deprem olur mu?” gibi ailelerinin, yetişkinlerin de korkularını tetikleyecek soruları karşısında; sakin, dürüst ve yapıcı kalmak hiç kolay değildir. Bu nedenle örneğin; “Depremler dünyada birçok yerde az veya çok oluyor, üzerinde yaşadığımız çok derindeki yaşlı kayalar yerlerine yerleşmeye çalışıyor. Dünyamızdaki doğal güzellikler böyle şekilleniyor” sözleri ile deprem gerçeğinin var olduğunu ona anlatmak daha uygundur. Bunun yanında, depreme karşı alınması gereken önlemler konusunda çocuğa bilgi verilmesi ya da onun fikirlerinin sorulması da rahatlatıcı bir etki sağlayacaktır. “Deprem olursa neler yapmalıyız?”, “Depreme nasıl hazırlanmalıyız, sana göstereyim mi?”, “Belki senin de bu konuda fikirlerin vardır” soruları ile onunla bağ kurarak, ondan düşüncelerini aktarması istenebilir. Çocuk, aileye göre anlamsız bir çözümden söz etse de onu destekleyip dinlemek çok önemlidir. Çocuğun depremle ilgili görüntü ve dehşet verici konuşmalara şahit olmasını engellemek gerekir. Onu yaramaz, mutsuz, kaygılı olduğu için suçlamayıp, utandırmamaya çok dikkat edilmelidir. Tutulamayacak sözler vermemeli, yanlış söz ve bilgileri onunla paylaşmamalı, sorunun ve korkunun değil, çözümün ve iyileşmenin parçası olmalarının desteklenmesi gerekir. </p>
<p><strong>Çocuğunuzda ruhsal bir hastalık oluşması durumunda profesyonel yardıma başvurun!</strong></p>
<p>Çocuğun ani stres reaksiyonu nedeniyle oluşan davranış değişikliklerinin sıklığına, şiddetine ve günlük rutinlerini bozma seviyesine bakarak takip edilmesi uygun olur. Çocuk deprem travmasına ne kadar yakından maruz kaldıysa, ne kadar kayıplar ve üzüntüler içindeyse “Travma Sonrası Stres Bozukluğu”, “Çocuklarda Basit veya Kompleks Yas Bozuklukları” ve hatta tekrarlayan ikinci travmalara bağlı “Depresyon Anksiyete Bozuklukları” o kadar sık görülmektedir. </p>
<p>Güvende ve direkt etkilenmemiş çocuklarda süreç 2 ile 4 hafta içinde azalır. Belirtilerin sıklığı ve şiddeti azalmıyor hatta artıyorsa, uyku-yemek-oyun-günlük aktiviteler bozulduysa, okula gitmek, ödev yapmak giderek zorlaştıysa yakın takibe almak hatta profesyonel destek almak gerekebilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-deprem-psikolojisini-yonetmek-icin-4-oneri-350875">Çocuğunuzun Deprem Psikolojisini Yönetmek İçin 4 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 Ocak Veri Koruma Günü&#8217;ne Özel Veri Güvenliği İçin 5 Öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/28-ocak-veri-koruma-gunune-ozel-veri-guvenligi-icin-5-oneri-346773</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 08:06:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gününe]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346773</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnterneti kullanan herkes için kişisel verileri koruma farkındalığını artırmayı ve veri koruma yöntemlerinin kullanımını teşvik eden Veri Koruma Günü, her yıl olduğu gibi 28 Ocak’ta kutlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/28-ocak-veri-koruma-gunune-ozel-veri-guvenligi-icin-5-oneri-346773">28 Ocak Veri Koruma Günü&#8217;ne Özel Veri Güvenliği İçin 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnterneti kullanan herkes için kişisel verileri koruma farkındalığını artırmayı ve veri koruma yöntemlerinin kullanımını teşvik eden Veri Koruma Günü, her yıl olduğu gibi 28 Ocak’ta kutlanıyor. Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, kişisel verilerin etkili bir şekilde korunabilmesi için Veri Koruma Günü’ne özel 5 öneri paylaşıyor.</strong></p>
<p>Veri gizliliğinin korunması için farkındalık yaratmayı amaçlayan 28 Ocak Veri Koruma Günü, kullanıcıların güvenliğini ve gizliliğini sağlamak için en iyi siber güvenlik çözümlerine bağlı kalmaya teşvik ettiği için son derece önemli bir gün. Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, 28 Ocak Veri Koruma Günü’ne özel kişisel verilerin korunmasına yönelik 5 öneri paylaşıyor.</p>
<p><em><strong>1. Akıllı parolalar kullanmak ve parola yöneticisine sahip olmak verilerinizi koruyacaktır. </strong></em>Gizliliğinizi savunmak söz konusu olduğunda güvenilir bir parola yöneticisi kullanmak sizi dolandırabilecek veya kişisel bilgilerinizi çalabilecek sahte web sitelerini tespit etmenize yardımcı olarak genel gizliliğinizi artırır. Ayrıca dijital hesaplarınız için güçlü ve benzersiz parolalar oluşturmanızın yanı sıra 2FA (çift faktörlü doğrulama) özelliğini aktif hale getirmek güvenliğinizi daha sağlam hale getirecek.</p>
<p><em><strong>2. Gizliliğinizi VPN ile sağlayabilirsiniz. </strong></em>Alışveriş yapmak, internette gezinmek veya sevdiğiniz programı izlemek için her çevrimiçi oluşunuzda siber saldırganlar tarafından izlenebilirsiniz. VPN kullanmanız, man-in-the-middle saldırılarına ve tehlikeli Wi-Fi bağlantı noktalarından gelebilecek olası saldırılara karşı sizi korurken sanal ortamda izlenmenizin önüne geçer ve kişisel verilerinizin korunmasına yardımcı olur. Bir VPN, trafiğinizi şifrelediği ve çevrimiçi etkinliğinizin siber saldırganlar tarafından izlenmesini engellediği için internette var olduğunuz her an sizi koruyacaktır.</p>
<p><em><strong>3. Dijital kimlik koruma çözümleriyle dijital kimliğinizi koruyabilirsiniz. </strong></em>Siber bir dünyada yaşadığımız için tüm kişisel verilerimiz internet ortamında depolanıyor ve bir dijital kimliğe dönüşüyor. İnternete her girdiğimizde yarattığımız ve genişlettiğimiz bu dijital kimlik, finansal güvenliğimizi tehdit eden ciddi gizlilik risklerini beraberinde getirebilir. Siber suçlular kişisel bilgilerinizi kullanarak sizin dijital kopyalarınızı oluşturabilir. Bilgilerinizi ele geçirerek tıpkı sizin yaptığınız gibi çevrimiçi hesabınıza ve ek hassas bilgilerinize erişim sağlayabilir ve daha da fazla zarar verebilirler. Bitdefender Antivirüs gibi dijital kimlik koruması barındıran ödüllü antivirüs çözümleri kullanarak dijital kimliğinizi kontrol edebilirsiniz.</p>
<p><em><strong>4. Siber tehditlere karşı korunmanın en etkili yolu antivirüs çözümleri kullanımıdır. </strong></em>İsteyerek paylaştığınız bilgi miktarını sınırlamak, gizlilik ayarlarınızı sıkılaştırmak, olası siber tehditlere karşı tedbir almak ve tetikte olmak gibi çevrimiçi gizliliğinizi korumanın birçok yolu vardır. Ancak cihazlarınızı ve verilerinizi siber tehditlerden korumak söz konusu olduğunda hiçbir alternatif sağlam bir antivirüs çözümünün yerini tutmaz. Fidye yazılım saldırıları, Truva atları, kimlik avı saldırıları ve casus yazılımlar dahil olmak üzere her türlü siber saldırı çeşidine karşı koruma sağlamak için antivirüs çözümleri son derece etkilidir.</p>
<p><em><strong>5. Bilmediğimiz uygulamaları kurmak ve kullanmak arka planda farkında olmadan kişisel verilerimizi paylaşmamıza neden olabiliyor.</strong></em> Kullandığımız uygulamaları seçerken daha dikkatli olmalı ve belli periyotlarda özellikle kullanmadığımız uygulamaları cihazlarımızdan kaldırarak temizlik yapmalıyız. Ayrıca aktif olarak kullandığımız uygulamaların, adres defteri, kamera ve mikrofon erişimi gibi ayarlarını tekrar gözden geçirmemiz bizim için önemli bir adım olabilir. En azından kullanım esnasında erişim izinlerini vermek kullanıcılar için fayda sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/28-ocak-veri-koruma-gunune-ozel-veri-guvenligi-icin-5-oneri-346773">28 Ocak Veri Koruma Günü&#8217;ne Özel Veri Güvenliği İçin 5 Öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HONOR&#8217;dan karne hediyesine uygun fiyatlı öneri: HONOR Pad 8</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/honordan-karne-hediyesine-uygun-fiyatli-oneri-honor-pad-8-346497</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 13:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[fiyatlı]]></category>
		<category><![CDATA[hediyesine]]></category>
		<category><![CDATA[honor]]></category>
		<category><![CDATA[honordan]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[pad]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346497</guid>

					<description><![CDATA[<p>12 inç ekranı, şık tasarımı ve güçlü ses sistemiyle birlikte gelen HONOR Pad 8, sömestr döneminde çocuklarını sevindirmek isteyenler için uygun bir hediye alternatifi olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/honordan-karne-hediyesine-uygun-fiyatli-oneri-honor-pad-8-346497">HONOR&#8217;dan karne hediyesine uygun fiyatlı öneri: HONOR Pad 8</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>12 inç ekranı, şık tasarımı ve güçlü ses sistemiyle birlikte gelen HONOR Pad 8, sömestr döneminde çocuklarını sevindirmek isteyenler için uygun bir hediye alternatifi olarak öne çıkıyor.  </strong></p>
<p>Öğrencilerin yoğun bir dönemi geride bıraktığı, hem dinlenecekleri hem de keyifli zaman geçirecekleri yarı yıl tatili başladı. Karne heyecanını yaşayan çocuklarının başarısını ödüllendirecek bir hediye arayışında olan ebeveynler için HONOR’un uygun fiyatlı tableti HONOR Pad 8, sahip olduğu özellikler ile öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Hem ders hem eğlence</strong></p>
<p>Yarıyıl tatilinde çocukların hem derslerine odaklanacağı hem de eğlenceli vakit geçirebileceği cihazların başında tabletler geliyor. HONOR Pad 8 şık tasarımı, sekiz hoparlörlü ses sistemi ve çoklu görev yönetimi gibi özellikleri ile öğrencilerin sadece yarıyıl döneminde değil, okul hayatlarında da yardımlarına koşacak bir ürün olma potansiyeline sahip. HONOR Pad 8 özellikleri ile ön plana çıkarken, uygun fiyatıyla da sömestr döneminde çocuklarınına hediye alternatifi arayanlar için istenen tüm bu özellikleri bir araya getiriyor.</p>
<p>Her an, her yerde medya dosyalarına ulaşmak, müzik dinlemek, ders notlarını kontrol etmek öğrencilik hayatının önemli bir parçası haline dönüştü. HONOR Pad 8, 520 gram ağırlığı ile taşınabilir olması sayesinde hem eğlenceyi hem de ders notlarınızı her yere götürmenize ve 12 inç ekranı ile kolayca göz atmanıza olanak sağlıyor.</p>
<p><strong>Birinci sınıf tasarım, şık görünüm</strong></p>
<p>Hafif alüminyum alaşımlı gövdesiyle birinci sınıf bir tasarıma sahip olan HONOR Pad 8, sadece 520 gr ağırlığı ve 6,9 mm inceliğiyle kullanıcıların tableti tek elle rahatça tutabilmelerini sağlıyor. Kavisli kenarları ve zarif buzlu kaplaması ile HONOR Pad 8, pürüzsüz bir dokunuş ve birinci sınıf bir görünüm ve his sunuyor. </p>
<p>Sekiz çekirdekli Qualcomm® Snapdragon® 680 yonga seti ile donatılan HONOR Pad 8, genişletilmiş multimedya oynatma ve gelişmiş performans sunmak için üretildi. Yüksek performanslı yonga seti, kullanıcıların birden fazla uygulamayı sorunsuz bir şekilde çalıştırmasını sağlayarak oyun oynarken, ders çalışırken veya en sevdiğiniz programı izlerken gelişmiş bir deneyim sunuyor.</p>
<p><strong>Tüm gün bağlı kalın</strong></p>
<p>HONOR Pad 8, tüm gün bağlantı için ekstra büyük 7250 mAh pile sahip. Kullanıcıları her zaman çevrimiçi ve bağlı tutan HONOR Pad 8, 14 saate kadar çevrimdışı video oynatmayı veya 10 saate kadar çevrimiçi kullanmayı destekliyor. Bu sayede tüm gün kullanım için gelişmiş bir bataryaya ihtiyaç duyanlar için mükemmel bir seçenek sunuyor. </p>
<p>Tavsiye edilen satış fiyatı 500 TL indirim ile 5.499 TL olan ve şafak vakti gökyüzünde oluşan tonlamalardan ilham alan HONOR Pad 8, “Şafak Mavisi” rengi ile Vatan, Teknosa, Hepsiburada ve Trendyol satış kanallarından alınabiliyor.</p>
<p>Ayrıca HONOR Pad 8 satın alan herkes (her seri numarası için bir adet olmak üzere) 1 adet ücretsiz koruma filmi almaya hak kazanıyor. Ücretsiz olarak verilen bu koruma filmleri, HONOR&#8217;un resmi servis merkezlerinde taktırılabilecek. Servis Kampanyaları ile ilgili daha fazla bilgiye https://www.hihonor.com/tr/support/h70-vip-service adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/honordan-karne-hediyesine-uygun-fiyatli-oneri-honor-pad-8-346497">HONOR&#8217;dan karne hediyesine uygun fiyatlı öneri: HONOR Pad 8</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keyifli Bir Yarıyıl Tatili İçin 8 Etkili Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keyifli-bir-yariyil-tatili-icin-8-etkili-oneri-345804</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 08:36:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[keyifli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yarıyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345804</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoğun okul temposunda ilk dönemin sonuna gelindi. Okulların kapanmasıyla beraber eğitim sürecine ara verilen bu dönemde unutmamalıyız ki mola vermek ve dinlenmek çocuklar için çok faydalı olacaktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keyifli-bir-yariyil-tatili-icin-8-etkili-oneri-345804">Keyifli Bir Yarıyıl Tatili İçin 8 Etkili Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun okul temposunda ilk dönemin sonuna gelindi. Okulların kapanmasıyla beraber eğitim sürecine ara verilen bu dönemde unutmamalıyız ki mola vermek ve dinlenmek çocuklar için çok faydalı olacaktır. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, </strong>“Bu ara dönemin bir mola dönemi olduğu unutulmamalı, çünkü çocukların da dinlenmeye, rahatlamaya ve eğlenmeye ihtiyaçları var. Dinlenmiş bir beden ve zihinle bir sonraki döneme geçişleri daha rahat olacaktır. Yarıyıl tatilinin, koşuşturmalı tempoda anne ve babayla akşamları geçirilen kısa zamanların telafi edilmesi için de önemli bir fırsat olduğunu dile getiren <strong>Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz</strong>, “Ailece tatil gezileri, kültürel geziler veya bulunduğunuz şehre dair keşif gezileri yapabilirsiniz. Bu tür aktiviteler hem çocuk ve ebeveyn ilişkisini yakınlaştırırken hem de çocuğun eğlenerek farklı deneyimler kazanmasını sağıyor. Ancak bu süreçte öğretmenler tarafından verilen ödev ve çeşitli faaliyetlerin de çocukların sorumluluğu olduğu unutulmamalı ve mutlaka yerine getirilmeli. Eğlence ve sorumluluklar bir arada götürülmelidir” diyor. <strong>Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz,</strong> verimli bir yarıyıl tatili için ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Çok esnek veya otoriter olmayın!</strong></p>
<p>Yarıyıl tatilinde çocuğunuzu ne çok esnek bırakın ne de çok otoriter olun. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Anne ve baba olarak ev içinde hiçbir zaman öğretmen konumunda olmayın. Çocuğunuza yol gösteren ve onu destekleyen bir lider olmaya özen gösterin. Çünkü öğretmen konumunda olmak, çocukla kurulan ilişkinin güç savaşına dönüşmesine yol açabiliyor. Bunun sonucunda ders çalışmak ve ödev yapmak onun kendi sorumluluğundan çıkıyor, anne ve babanın arzusuna hizmet eden bir çalışmaya dönüşebiliyor.” diyor. </p>
<p><strong>Ceza ve ödül vermeyin!</strong></p>
<p>Yarıyıl tatilinde ceza ve ödül gibi yaklaşımlardan uzak durmaya özen gösterin. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Özellikle karne konusunda çocuğun başarısı, kendisinin çabası ve emeği olduğu üzerinden yorumlanmalı, başarı ve ödül eşleştirmesinden kaçınılmalıdır. Çocuğun emeği ve çabası üzerinden yapılan yorum iç dünyasında sorumluluk duygusunu arttıracaktır. Ceza vermek ise yetersizlik ve suçluluk duygusunu arttırdığı gibi çocuğun kendini destekten yoksun hissetmesine neden olabiliyor.” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Rutinlerde büyük değişiklik yapmayın!</strong></p>
<p>Yarıyıl tatilinde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da, rutinlerinizde çok büyük değişiklikler yapmamak olmalı. Aksi halde tatil bitiminde çocuğun okula dönüşü ve uyumu zorlaşabiliyor. Ancak bu süreçte, gün içerisindeki rutinlerinizde ufak ufak esneklikler ise yapabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuz akşamları saat 21.00’de yatıyorsa, bu süreyi yarım saat uzatabilirsiniz.</p>
<p><strong>Etkinliklerinizi birlikte planlayın</strong></p>
<p>Tatil sürecinde neler yapabileceğinize dair çocuğunuzla birlikte plan yapmanız, onun ilgisini çekebilecek etkinlikleri yine beraber düşünerek oluşturmanız da çok önemli. Çocuğunuzun fikrini önemsemeniz kendine olan güvenini arttıracaktır. Ev içinde kutu oyunları oynayabilir, yapboz yapabilir, kitap okuyabilir, beraber film izleyebilir ve üzerine konuşabilirsiniz. Bu tür keyif veren aktiviteleri birlikte yapmanız ve bol bol gülmeniz, çocuğunuzun stresini azaltmada ve okulun bir sonraki dönemine geçişini kolaylaştırmada çok etkili olacaktır.</p>
<p><strong>Yaşıtlarıyla sosyalleşmesini sağlayın</strong></p>
<p>Tatilde çocuğunuzun sosyalleşmesini sağlamanız da çok önemli. Zira, çocukların kendi arkadaş gruplarıyla sosyalleşmeleri ve daha önce deneyimlemedikleri çeşitli grup etkinliklerine dahil olmaları, yeni sosyal becerilerini fark etmelerini sağlayabiliyor.</p>
<p><strong>‘Yapmasın bir şey olmaz’ demeyin</strong></p>
<p>Öğretmenleri tarafından yarıyıl tatilinde tamamlamaları için verilen sorumlulukları yerine getirmeleri son derece önemli. Bu sorumluluklar, çocuğun okuluna ve öğretmenine karşı sorumlu olduğunun farkındalığının gelişebilmesini sağlıyor. Dolayısıyla ödevlerini yapmak istemiyorsa, ‘yapmasın bir şey olmaz’ şeklinde yaklaşırsanız, okula dönüşte çocuğunuzda suçluluk duygusunun gelişmesine neden olabilirsiniz. Dolayısıyla öğretmeninin onun sorumluluklarını yerine getirmesini beklediğini hatırlatmalı ve destek vermelisiniz.</p>
<p><strong>Eleştirmeyin, baskı kurmayın</strong></p>
<p>Çocuğunuzun karne notu ve performansı düşükse tatil sürecinde onu eleştirerek ve baskı kurarak ders çalıştırmaya zorlamayın. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, bu davranışınızın ilişkinize zarar vereceği uyarısında bulunarak, “Çocuğunuza, düşüşler kadar yükselişlerin de olduğunu belirtip bunu gerçekleştirebileceğine dair ümit ve destek veren bir tutumda olmalısınız. Ders çalışma konusunda okulda verilen ödevlere ek bir çalışma gerekecek ise öğretmeninin yönlendirmesiyle ek çalışma düzeni oluşturulabilirsiniz” bilgisini veriyor.   </p>
<p><strong>Okulun açılacağı gün yaklaşırken…  </strong></p>
<p>Okulların açılmasına 3 veya 4 gün kala, yavaş yavaş eski rutine geçmeniz gerekiyor. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Ayrıca, tatilin bitmesi çocuk üzerinde hüzün ve ayrılık duygusu oluşturacaktır. Bu nedenle tatilin nasıl geçtiği, neler hissettiği konusunda duygularına alan açmasını sağlayın. Duygularını ifade etmesine teşvik ve hislerine eşlik etmeniz, bu geçiş sürecinde rahatlamasına yardımcı olacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keyifli-bir-yariyil-tatili-icin-8-etkili-oneri-345804">Keyifli Bir Yarıyıl Tatili İçin 8 Etkili Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
