<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>öneme | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/oneme/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/oneme</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Sep 2025 11:18:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>öneme | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/oneme</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital okuryazarlık bireyler için hayati öneme sahip! Yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-okuryazarlik-bireyler-icin-hayati-oneme-sahip-yaniltici-ve-guvenilmez-bilgi-salgini-var-415403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 10:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilmez]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[okuryazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yanıltıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, dijital okuryazarlığının önemine işaret ederek, teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgiye erişimin büyük ölçüde dijital teknolojiler aracılığıyla sağlanmaya başlandığını ve yaşamlarımızın birçok alanının dijital teknolojilerle birebir ilişkili hale geldiğini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-okuryazarlik-bireyler-icin-hayati-oneme-sahip-yaniltici-ve-guvenilmez-bilgi-salgini-var-415403">Dijital okuryazarlık bireyler için hayati öneme sahip! Yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden birinin doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırması olduğunu anlatan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay,</strong> <strong>sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu belirterek, bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcıların sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Atalay, “İçeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemlidir.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, dijital okuryazarlığının önemine işaret ederek, teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgiye erişimin büyük ölçüde dijital teknolojiler aracılığıyla sağlanmaya başlandığını ve yaşamlarımızın birçok alanının dijital teknolojilerle birebir ilişkili hale geldiğini anlattı.</p>
<p><strong>Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır</strong></p>
<p>“Dijital okuryazarlık günümüzde bireyler için hayati bir öneme sahiptir” diyen Doç. Dr. Atalay, dijital okuryazarlığın çeşitli dijital kaynaklardan bilgi edinebilme, bu bilgileri eleştirel bir şekilde değerlendirme, dijital teknolojilerle etkili iletişim kurma ve teknolojik araçları etkili bir şekilde kullanma yetileri olarak tanımlanabileceğini anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Atalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu beceriler sayesinde bireyler, internet üzerinden hızlı ve geniş bir bilgi yelpazesine erişebilirler. Ancak bu bilgi bolluğu içinde, yanıltıcı veya düşük kaliteli bilgilerle de karşılaşma riski bulunmaktadır. Dijital okuryazarlık becerisi bu noktada çok önemlidir. Çünkü bireyleri bu tür bilgileri ayırt etme ve eleştirel bir perspektiften değerlendirme konusunda donatır. Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır. Bireyler, dijital okur yazarlık eğitimi aldıklarında kişisel bilgilerini koruma, çevrimiçi tehditleri tanıma ve dijital güvenlik önlemlerini alma konusunda daha bilinçli davranırlar.”</p>
<p><strong>Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak hatalı bilgilere maruz kalmayı önler</strong></p>
<p>Doç. Dr. Atalay, dijital dünyada çok sayıda içerik var olduğunu ancak bu içeriklerin hepsinin doğru ve faydalı bilgi içermediğini de kaydederek, dijital okuryazarlığın işlevleri hakkında bilgi verdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden biri doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırmasıdır. Herhangi bir kaynağın doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmeden önce kaynağı eleştirel bir gözle incelemek gerekiyor. Söz konusu içeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemli. Özellikle sosyal medya mecralarında karşılaşılan içeriklere karşı çok daha şüpheci yaklaşmak şart.”</p>
<p><strong>Sosyal medya platformlarında içerik neredeyse denetimsiz bir şekilde yayımlanıyor </strong></p>
<p>“İlgi çekici bir içeriğin doğrulanmadan, eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden paylaşılması, çoğaltılması yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasına hizmet ediyor. Çünkü sosyal medya platformları kullanıcı üretimi içeriğe dayanan ve her isteyenin kolayca hesap açarak istediği içeriği neredeyse denetimsiz şekilde yayımlayabildiği mecralar. Gazete ya da televizyon gibi geleneksel medya araçlarında yer alan denetim ve editörlük süreçleri sosyal medyada bulunmuyor. Bu açıdan, dijital okur-yazarlık becerileri sosyal medyayı verimli, etkili ve zarara uğramadan kullanmak için son derece gerekli.”</p>
<p><strong>Sosyal medya mecralarının yoğun kullanımı güvenilmez bilgi salgınına neden oldu</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığının dijital medya okuryazarlığı kavramında kesiştiğini anlatan Doç. Dr. Atalay, şunları ifade etti:</p>
<p>“Medya okuryazarlığı kavramının bugün dijital medya teknolojilerinin kullanımına ve tüketimine hâkim olmayı da kapsayan şekilde geniş bir perspektiften ele alındığını söyleyebiliriz. Sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu biliyoruz. Bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcılar olarak bizlerin sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut. Dijital medyadan ulaştığımız ilgi çekici, şaşırtıcı, korkuya sürükleyen her bilgiye şüpheyle yaklaşmalıyız. Eleştirel düşünme son derece önemli. Önemli gördüğümüz, düşüncelerimize, davranışlarımıza ve yaşamımıza etki edecek içerikleri mutlaka birden çok kaynaktan doğrulamak gerekiyor. Özellikle bu tür içerikleri tekrar paylaşıma sokmadan önce iki kez kontrol etmeliyiz.”</p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri şart</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlığın, dijital platformlarda nasıl içerik oluşturulacağını bilmenin önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Atalay, dijital dünyanın nezaket kurallarına hakim olan bireylerin dijital platformlarda daha etkili bir şekilde iletişim kurduklarını, dijital medya yoluyla kurulan sosyal ilişkilerde de belirli nezaket ve davranış kurallarına uyulmazsa olumsuz bir imaj çizilebileceğini ve ilişkilerin bundan zarar görebileceğini unutmamak gerektiğini belirtti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri son derece gerekli. Özellikle doğru ve değerli içeriği tespit etmek için bu platformların doğasını iyi bilmek ve buralarda karşılaşılan her bilginin gerçeği yansıtmayabileceğini, tanınmış, ünlü, önemli biri tarafından yapılıyor gibi görünen açıklamaların verilen bilgilerin sahte hesap kaynaklı olabileceğini akılda tutmak gerekiyor. Bu yıl yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sırasında sosyal medyada şahit olduğumuz üzere, önemli ve ciddi kurumlardan yapılan açıklamalarmış gibi lanse edilen paylaşımlar insanları zor durumlara düşürdü, yardım çalışmalarının yanlış yönlendirilmesine, gecikmesine neden oldu. Dolayısıyla bir kez daha tekrar etmek gerekirse, sosyal medya söz konusu olduğunda şüpheciliği elden bırakmamak ve kaynağın doğruluğunu, paylaşımdaki görsellerin bahsi geçen konu, bölge, ya da kişilerle ilişkili olup olmadığını kontrol etmek gerekiyor.” </p>
<p><strong>Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden birinin doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırması olduğunu anlatan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay,</strong> <strong>sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu belirterek, bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcıların sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Atalay, “İçeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemlidir.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, dijital okuryazarlığının önemine işaret ederek, teknolojinin hızla gelişmesi ile bilgiye erişimin büyük ölçüde dijital teknolojiler aracılığıyla sağlanmaya başlandığını ve yaşamlarımızın birçok alanının dijital teknolojilerle birebir ilişkili hale geldiğini anlattı.</p>
<p><strong>Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır</strong></p>
<p>“Dijital okuryazarlık günümüzde bireyler için hayati bir öneme sahiptir” diyen Doç. Dr. Atalay, dijital okuryazarlığın çeşitli dijital kaynaklardan bilgi edinebilme, bu bilgileri eleştirel bir şekilde değerlendirme, dijital teknolojilerle etkili iletişim kurma ve teknolojik araçları etkili bir şekilde kullanma yetileri olarak tanımlanabileceğini anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Atalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu beceriler sayesinde bireyler, internet üzerinden hızlı ve geniş bir bilgi yelpazesine erişebilirler. Ancak bu bilgi bolluğu içinde, yanıltıcı veya düşük kaliteli bilgilerle de karşılaşma riski bulunmaktadır. Dijital okuryazarlık becerisi bu noktada çok önemlidir. Çünkü bireyleri bu tür bilgileri ayırt etme ve eleştirel bir perspektiften değerlendirme konusunda donatır. Dijital okuryazarlık, dijital platformlardaki güvenlik ve gizliliğe dair farkındalığı artırır. Bireyler, dijital okur yazarlık eğitimi aldıklarında kişisel bilgilerini koruma, çevrimiçi tehditleri tanıma ve dijital güvenlik önlemlerini alma konusunda daha bilinçli davranırlar.”</p>
<p><strong>Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak hatalı bilgilere maruz kalmayı önler</strong></p>
<p>Doç. Dr. Atalay, dijital dünyada çok sayıda içerik var olduğunu ancak bu içeriklerin hepsinin doğru ve faydalı bilgi içermediğini de kaydederek, dijital okuryazarlığın işlevleri hakkında bilgi verdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Dijital okuryazarlığın en önemli işlevlerinden biri doğru bilgiye nereden, hangi kaynaktan ulaşabileceğine dair bireylere farkındalık kazandırmasıdır. Herhangi bir kaynağın doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmeden önce kaynağı eleştirel bir gözle incelemek gerekiyor. Söz konusu içeriği oluşturan kişi ya da kişilerin uzmanlığı, kaynağın yayınlandığı platformun güvenilirliği sorgulanmalı. Yine kaynakta sunulan kanıtlar, görseller, atıflar farklı kaynaklardan kontrol edilerek eleştirel bir süzgeçten geçirilmeli. Birden fazla kaynaktan doğrulama yapmak, yanıltıcı veya hatalı bilgilere maruz kalmayı önlemek açısından son derece önemli. Özellikle sosyal medya mecralarında karşılaşılan içeriklere karşı çok daha şüpheci yaklaşmak şart.”</p>
<p><strong>Sosyal medya platformlarında içerik neredeyse denetimsiz bir şekilde yayımlanıyor </strong></p>
<p>“İlgi çekici bir içeriğin doğrulanmadan, eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden paylaşılması, çoğaltılması yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasına hizmet ediyor. Çünkü sosyal medya platformları kullanıcı üretimi içeriğe dayanan ve her isteyenin kolayca hesap açarak istediği içeriği neredeyse denetimsiz şekilde yayımlayabildiği mecralar. Gazete ya da televizyon gibi geleneksel medya araçlarında yer alan denetim ve editörlük süreçleri sosyal medyada bulunmuyor. Bu açıdan, dijital okur-yazarlık becerileri sosyal medyayı verimli, etkili ve zarara uğramadan kullanmak için son derece gerekli.”</p>
<p><strong>Sosyal medya mecralarının yoğun kullanımı güvenilmez bilgi salgınına neden oldu</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığının dijital medya okuryazarlığı kavramında kesiştiğini anlatan Doç. Dr. Atalay, şunları ifade etti:</p>
<p>“Medya okuryazarlığı kavramının bugün dijital medya teknolojilerinin kullanımına ve tüketimine hâkim olmayı da kapsayan şekilde geniş bir perspektiften ele alındığını söyleyebiliriz. Sosyal medya mecralarının yoğun bir şekilde kullanılmasıyla toplumda adeta yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını olduğunu biliyoruz. Bu salgından korunmak ya da en az hasarla kurtulmak için kullanıcılar olarak bizlerin sahip olması gereken bir dizi prensip mevcut. Dijital medyadan ulaştığımız ilgi çekici, şaşırtıcı, korkuya sürükleyen her bilgiye şüpheyle yaklaşmalıyız. Eleştirel düşünme son derece önemli. Önemli gördüğümüz, düşüncelerimize, davranışlarımıza ve yaşamımıza etki edecek içerikleri mutlaka birden çok kaynaktan doğrulamak gerekiyor. Özellikle bu tür içerikleri tekrar paylaşıma sokmadan önce iki kez kontrol etmeliyiz.”</p>
<p><strong>Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri şart</strong></p>
<p>Dijital okuryazarlığın, dijital platformlarda nasıl içerik oluşturulacağını bilmenin önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Atalay, dijital dünyanın nezaket kurallarına hakim olan bireylerin dijital platformlarda daha etkili bir şekilde iletişim kurduklarını, dijital medya yoluyla kurulan sosyal ilişkilerde de belirli nezaket ve davranış kurallarına uyulmazsa olumsuz bir imaj çizilebileceğini ve ilişkilerin bundan zarar görebileceğini unutmamak gerektiğini belirtti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyal medya kullanımı için dijital okuryazarlık becerileri son derece gerekli. Özellikle doğru ve değerli içeriği tespit etmek için bu platformların doğasını iyi bilmek ve buralarda karşılaşılan her bilginin gerçeği yansıtmayabileceğini, tanınmış, ünlü, önemli biri tarafından yapılıyor gibi görünen açıklamaların verilen bilgilerin sahte hesap kaynaklı olabileceğini akılda tutmak gerekiyor. Bu yıl yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sırasında sosyal medyada şahit olduğumuz üzere, önemli ve ciddi kurumlardan yapılan açıklamalarmış gibi lanse edilen paylaşımlar insanları zor durumlara düşürdü, yardım çalışmalarının yanlış yönlendirilmesine, gecikmesine neden oldu. Dolayısıyla bir kez daha tekrar etmek gerekirse, sosyal medya söz konusu olduğunda şüpheciliği elden bırakmamak ve kaynağın doğruluğunu, paylaşımdaki görsellerin bahsi geçen konu, bölge, ya da kişilerle ilişkili olup olmadığını kontrol etmek gerekiyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-okuryazarlik-bireyler-icin-hayati-oneme-sahip-yaniltici-ve-guvenilmez-bilgi-salgini-var-415403">Dijital okuryazarlık bireyler için hayati öneme sahip! Yanıltıcı ve güvenilmez bilgi salgını var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardiyovasküler Cerrahi ve Sağlıklı Yaşam: Hangi Alışkanlıklar Hayati Öneme Sahip?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardiyovaskuler-cerrahi-ve-saglikli-yasam-hangi-aliskanliklar-hayati-oneme-sahip-414089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 14:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını korumak için neler yapılabilir? En yaygın görülen bu sağlık sorunlarından uzaklaşmak için sahip olmanız tavsiye edilen alışkanlıkların neler olduğunu, Kardiyovasküler cerrahi uzmanı, Prof. Dr. Hakkı Kazaz açıklıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardiyovaskuler-cerrahi-ve-saglikli-yasam-hangi-aliskanliklar-hayati-oneme-sahip-414089">Kardiyovasküler Cerrahi ve Sağlıklı Yaşam: Hangi Alışkanlıklar Hayati Öneme Sahip?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını korumak için neler yapılabilir? En yaygın görülen bu sağlık sorunlarından uzaklaşmak için sahip olmanız tavsiye edilen alışkanlıkların neler olduğunu, Kardiyovasküler cerrahi uzmanı, Prof. Dr. Hakkı Kazaz açıklıyor.</p>
<p>Kardiyovasküler cerrahi, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde hayati bir rol oynar. Ancak bu ameliyatların başarısı sadece cerrahi müdahaleye değil, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam tarzına da dayanır. Bu noktada hastaların ve aslında herkesin belli alışkanlıklara sahip olması ve yaşam tarzını sağlıklı yaşam yönünde sürdürmesi gerekir.</p>
<p>Sağlıklı Beslenme</p>
<p>Sağlıklı beslenme, kalp sağlığı için temel bir taşınması gereken bir yapı taşıdır. Bu beslenme yaklaşımı, kalp-damar sağlığını desteklemek ve korumak için önemlidir. İdeal bir beslenme planı, yüksek lifli gıdaların (tam tahıllar, sebzeler ve meyveler), az yağlı protein kaynaklarının (tavuk, balık, fasulye) ve sağlıklı yağların (zeytinyağı, avokado) dengeli bir şekilde tüketilmesini içerir. Ayrıca sodyum (tuz) ve şeker alımını sınırlamak da önemlidir. Bu, yüksek tansiyon ve obezite riskini azaltabilir. Kalp-damar hastalıklarını önlemek veya mevcut durumu iyileştirmek isteyenler için, doymuş yağlar ve trans yağlar gibi zararlı yağların sınırlanması önemlidir. Bunun yerine, omega-3 yağ asitlerini içeren balık gibi besinler ve doğal yağ kaynakları tercih edilmelidir. Ayrıca porsiyon kontrolüne dikkat ederek aşırı yemekten kaçınılmalı ve düzenli öğünlerle metabolizma desteklenmelidir. Sağlıklı beslenme, kolesterol seviyelerini düşürebilir, kan basıncını kontrol altında tutabilir ve kalp-damar sistemi için gerekli olan besin maddelerini sağlayarak kalp sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.</p>
<p>Düzenli Egzersiz</p>
<p>Düzenli Egzersiz: Kalp sağlığı için düzenli egzersiz, vazgeçilmez bir unsurdur. Her gün yapılmasına gerek olmamakla birlikte haftada en az 3-4 gün, her seferinde 30-40 dakika süren orta yoğunluklu aerobik egzersizler, kalp sağlığını olumlu yönde etkiler. Bu tür egzersizler, kalp atış hızını artırarak kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını iyileştirir ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Ayrıca egzersiz vücut ağırlığını kontrol altında tutmaya yardımcı olur ve obezitenin önlenmesine katkı sağlar. Fiziksel aktivite, aynı zamanda stresi azaltabilir ve genel yaşam kalitesini artırabilir. Ancak başlamadan önce doktora danışmak önemlidir, özellikle de mevcut sağlık sorunları veya kardiyovasküler cerrahi sonrası bir program başlatmak isteniyorsa. Egzersiz düzeni kişiselleştirilmeli ve bireyin yaş, sağlık durumu ve hedeflerine uygun olmalıdır. Kalp sağlığını korumak için egzersizi yaşam tarzının ayrılmaz bir parçası haline getirmek önemlidir.</p>
<p>Sigara ve Alkolün Bırakılması</p>
<p>Sigara ve alkol tüketiminin bırakılması, kalp sağlığı açısından hayati bir öneme sahiptir. Sigara içmek, vücuda zarar veren birçok toksini serbest bırakır ve bu toksinler damarları daraltarak kan basıncını artırabilir. Aynı zamanda sigara içmek, vücudu oksijensiz bırakır ve kalp krizi riskini artırır. Alkol tüketimi ise aşırıya kaçıldığında kalp ritim bozukluklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Alkol, kalp kasına da zarar verebilir ve kalp yetmezliği riskini artırabilir. Bu nedenle sigara içmeyi bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak, kalp sağlığını olumlu yönde etkileyen önemli adımlardır. Sigara bırakma programlarına katılmak, destek gruplarına katılmak ve alkol tüketimini azaltmak için danışmanlık almak, bu alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırabilir. Bu adımlar, kalp-damar sağlığını korumanın yanı sıra genel sağlık açısından da büyük faydalar sağlayabilir.</p>
<p>Stres Yönetimi</p>
<p>Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak ve kardiyovasküler cerrahi sonrası iyileşme sürecini desteklemek için kritik bir faktördür. Yoğun stres, vücudu sürekli olarak yüksek seviyede kortizol adı verilen stres hormonu üretmeye zorlayarak kan basıncını artırabilir, kalp atış hızını hızlandırabilir ve damarların sıkışmasına neden olabilir. Bu durum, kalp hastalıklarının gelişme riskini artırabilir. Stresle başa çıkmak için gevşeme teknikleri, meditasyon ve derin nefes alma gibi yöntemler önerilir. Ayrıca düzenli fiziksel aktivite, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir. Kişisel hobilerin veya sosyal destek ağlarının oluşturulması da stresi azaltabilir. Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak için vazgeçilmez bir adımdır ve yaşam kalitesini artırabilir.</p>
<p>İlaçların Düzenli Kullanımı</p>
<p>Kalp sağlığını korumak veya kardiyovasküler cerrahi sonrası tedaviyi desteklemek için ilaçların düzenli kullanımı son derece önemlidir. Kalp hastalıkları için reçete edilen ilaçlar, kan basıncını düzenlemek, kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak, kan pıhtılarını önlemek ve kalp ritmini düzenlemek gibi önemli görevlere sahiptir. Bu ilaçları doktorun önerdiği şekilde ve düzenli olarak kullanmak, tedavi sürecinin başarısını artırabilir. İlaçların zamanında alınmaması veya düzensiz kullanılması, hastalığın ilerlemesine ve komplikasyon riskinin artmasına yol açabilir. Bu nedenle doktorun önerdiği dozları ve kullanım talimatlarını tam olarak takip etmek çok önemlidir. Ayrıca ilaçların yan etkileri veya etkileşimleri hakkında doktorla iletişim halinde olmak da gereklidir. İlaçların düzenli kullanımı, kalp sağlığına yönelik yapılan diğer çabaları destekler ve uzun vadeli başarı için kritik bir adımdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardiyovaskuler-cerrahi-ve-saglikli-yasam-hangi-aliskanliklar-hayati-oneme-sahip-414089">Kardiyovasküler Cerrahi ve Sağlıklı Yaşam: Hangi Alışkanlıklar Hayati Öneme Sahip?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Hayati Öneme Sahip İlaçlara Erişim Alarmı: &#8220;Şikayetler yüzde 113 arttı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-hayati-oneme-sahip-ilaclara-erisim-alarmi-sikayetler-yuzde-113-artti-403801</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 12:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alarmı]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlara]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403801</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok hasta ve hasta yakını, tedavide kritik öneme sahip ilaçların tedarik edilememesi sorununu, çözüm platformu Şikayetvar üzerinden dile getirdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-hayati-oneme-sahip-ilaclara-erisim-alarmi-sikayetler-yuzde-113-artti-403801">Türkiye&#8217;de Hayati Öneme Sahip İlaçlara Erişim Alarmı: &#8220;Şikayetler yüzde 113 arttı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birçok hasta ve hasta yakını, tedavide kritik öneme sahip ilaçların tedarik edilememesi sorununu, çözüm platformu Şikayetvar üzerinden dile getirdi. İlaç üretici firmalara yönelik şikayetler, platformda geçen yıla oranla yüzde 113 arttı. </strong></p>
<p>Türkiye genelinde birçok hasta ve hasta yakını, hayati öneme sahip ilaçlara erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle mağduriyetlerini Şikayetvar üzerinden duyurmaya çalışarak çözüm arayışlarını sürdürüyor. Wilson hastalığından bipolar bozukluğa, lösemiden cilt hastalıklarına kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların tedarik edilememesi gelen şikayetler doğrultusunda vatandaşları zor durumda bırakmışa benziyor. Kamu kurum iskontosundaki yükseklik, ilaç fiyat kararnamesindeki sabit euro kuru, hammaddenin dolar üzerinden satılması yaşanan tedarik sorununun nedenlerinden bazılarını oluşturuyor. Hasta ve hasta yakınlarının eczanelerde ilaç bulamaması Şikayetvar verileri de yansıdı. Öyle ki ilaç üreticisi firmaların şikayetleri geçen yıla oranla yüzde 113 artış gösterdi.</p>
<p> <strong>Şikayetvar’a konuyla ilgili yansıyan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı:</strong></p>
<p><strong>“İlacımızın olmaması yavaş yavaş ölüme terk edilmek demek”</strong></p>
<p>“21 yıldır ben ve iki kardeşim Wilson hastasıyız ve ilaçlar temin edilmemeye başlandı. Ben ve benim gibi bir sürü Wilson hastası zor durumdayız. İlacımızın olmaması yavaş yavaş ölüme terk edilmek demek. Tüm Wilson hastalarına sesleniyorum susmayın şikayette bulunun sesinizi duyurun.”</p>
<p><strong>“Bunca insan şimdi ne yapacak?”</strong></p>
<p>“Bipolar bozukluk için üretilen ilaç piyasada yok. Bu ilaç ağrı kesici değil. Bu ilaç birçok hastayı ve hasta yakınını hayata bağlıyor. Nasıl olur da muadili olmadan hastalardan bu ilacı kesersiniz? Bunca insan şimdi ne yapacak?”</p>
<p><strong>“Lösemi hastası annemin ilacını bulamıyoruz”</strong></p>
<p>“Annem lösemi hastası. 2 aydır kullandığı ve faydasını gördüğü ilacı bulamıyoruz. Birçok yere baktık. Lütfen yardımcı olun.”</p>
<p><strong>“Kur farkı yüzünden basit bir ilaç bile bulunamıyor”</strong></p>
<p>“İlaç bulamıyoruz. Basit bir antibiyotiği bulabilmek için tam 8 tane eczane gezdim. 2 paket gerekliydi, 1 paket zor bulabildim. Kime sorsam ya ‘yok’ diyor ya da ‘en fazla 1 paket var’ diyor. Kalan 1 paketi de reçeteli olduğu için alamadım. Bu euro kuru sorunu yüzünden basit ilaçlar bile bulunamıyor. Tam bir rezalet.”</p>
<p> <strong>“İlaçlar, lüks tüketim ürünü değil. Neden piyasada bulunmuyor?” </strong></p>
<p>“Dikkat eksikliği için kullanılan ilaçlar hiçbir eczanede bulunmuyor. Bunlar ilaç, lüks tüketim ürünleri değil. Hangi eczaneye sorsam çok normalmiş gibi, ‘yok, gelmiyor’ diyorlar. Bir de çok garip bir şey istemişim gibi garip bir tavır takınıyorlar. Bütün dünyada kullanılan bu ilaçlar neden bulunamıyor?”</p>
<p><strong>“İlaç bulamadığım için tedavim iptal oldu”</strong></p>
<p>“Tüp bebek tedavisi görüyorum ve ihtiyaç duyduğum iğneyi bulamıyorum. Doktorlar muadillerini denedi ve başarısız oldu. Ne kadar eczane aradıysam kimsenin elinde ilaç bulunmuyor. İlaç bulamadığım için tedavim iptal oldu. Kim bu işin muhatabı? İlaç neden yok?”</p>
<p><strong>“En temel hakkımız olan ilaca ulaşamıyoruz, şaka gibi”  </strong></p>
<p>“Cilt hastalığı olan babamın 1 yıldır düzenli kullandığı ilaç, bir türlü tedarik edilemiyor. Önemli ilaçlar bunlar. Mutlaka elinizde fazla stok bulundurmanız gerekiyor. Tedarik edemiyoruz diye bir bahane kabul edilemez. En temel hakkımız olan ilaca ulaşamıyoruz şaka gibi…”</p>
<p><strong>“Hastamız var, ilaç bulmakta zorluk çekiyoruz”</strong></p>
<p>“Huntington hastalığında kullanılan ilacı bulamıyoruz. Lütfen bu soruna bir çare bulun. Hastamız var, ilacı bulmakta zorluk çekiyoruz. Raporlar düzenleyip gönderiyoruz, ama ret geliyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz.”</p>
<p><strong>“Neden çözüm üretilmiyor?”</strong></p>
<p>“DEHB’li çocuklarımız için çok çok önemli olan ilaç uzun zamandır depolarda dahil hiçbir yerde yok. Muadil ilaç verildiği zaman çocuğun bütün düzeni bozuluyor. İzmir, Antalya, İstanbul… Hiçbir yerde bulamıyoruz. Doktorlarımız da biliyor ilacın zor bulunduğunu ama neden çözüm üretilmiyor.”</p>
<p><strong>“Düzenli kullanılması gereken ilaç piyasada yok”</strong></p>
<p>“Dikkat eksikliği için kullandığımız ilaca ulaşamıyoruz. ‘Üretim durduruldu’ diyen var ‘Ülkede yok’ diyen var. Eczanelerde ve ilaç depolarında bulamıyoruz. İstanbul&#8217;daki eczanelere sordurdum. Haftalardır yok deniliyor. En son ilaç için 300 TL istendi. Düzenli kullanılması gereken bir ilaç. Neden piyasada yok? Ne zaman gelecek? Kısa sürede temin edilmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın bu duruma bir çare bulmasını istiyorum.”</p>
<p><strong>“İl dışındaki eczanelerde bile ilacım yok”</strong></p>
<p>“Uzun zamandır kullandığım ilacı bulamıyorum. Her üç ayda bir ilaç yazdırıyorum. Raporum olduğu halde gezdiğim tüm eczanelerde yok. İl dışındaki eczaneleri telefon ile arıyorum. Yok. Bir çözüm bulunsun. Tüp bebek tedavisi için çok önemli. Lütfen yardımcı olun.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-hayati-oneme-sahip-ilaclara-erisim-alarmi-sikayetler-yuzde-113-artti-403801">Türkiye&#8217;de Hayati Öneme Sahip İlaçlara Erişim Alarmı: &#8220;Şikayetler yüzde 113 arttı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarıiletken ve mikroelektronik teknolojileri Türkiye için stratejik öneme sahip</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yariiletken-ve-mikroelektronik-teknolojileri-turkiye-icin-stratejik-oneme-sahip-375500</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 May 2023 10:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mikroelektronik]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yarıiletken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Üniversitesi tarafından düzenlenen “Teknolojinin Gücüyle Geleceğe” Webinar Serisi 2023 programının üçüncü semineri “Dünyada Entegre Devre Krizi ve Yarı İletken Teknolojilerinin Geleceği” teması ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici’nin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yariiletken-ve-mikroelektronik-teknolojileri-turkiye-icin-stratejik-oneme-sahip-375500">Yarıiletken ve mikroelektronik teknolojileri Türkiye için stratejik öneme sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi tarafından düzenlenen “Teknolojinin Gücüyle Geleceğe” Webinar Serisi 2023 programının üçüncü semineri “Dünyada Entegre Devre Krizi ve Yarı İletken Teknolojilerinin Geleceği” teması ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici’nin katılımıyla gerçekleşti.</strong></em></p>
<p>Sabancı Üniversitesi’nin kamu ve özel sektör yöneticilerini bilim ve teknoloji ile buluşturmak amacıyla düzenlediği “Teknolojinin Gücüyle Geleceğe” Webinar Serisi’nin 2023 programının üçüncüsü 11 Mayıs Perşembe günü gerçekleşti. <strong>Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici</strong> seminerde yarıiletken ve mikroelektronik teknolojilerinin geleceği ve yaşantımızdaki önemine dair bilgiler paylaştı. </p>
<p>Yarıiletken ve mikroelektronik teknolojilerinin 3 trilyon dolarlık bir endüstriyi besleyen bir alan olduğunu belirten Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici şunları söyledi: </p>
<p><em>“Tüketici elektroniğinden savunma sanayine, iletişim teknolojilerinden, tıp elektroniğine kadar birçok alan yarıiletken ve mikroelektronik endüstrisinin ortaya çıkardığı ürünler sayesinde gelişiyor ve ayakta duruyor. Yarıiletken pazarı kendi başına senelik 600 milyar dolar cirosu olan bir alan. Ülkeler bu teknolojiye sahip olmanın önemini kavradılar ve bu artık bir milli güvenlik sorunu olarak düşünülmeye başlandı. Örneğin birkaç sene önce İngiltere kökenli ARM’ın Amerika kökenli Nvidia’ya satılması ihtimali bile çok büyük bir tartışma yarattı. Devamında Intel gibi oturmuş Amerikan şirketleri kendi üretimlerini artık Uzak Doğu’da değil kendi topraklarında yapmak üzere çok ciddi yatırımlara girişmeye başladılar. Örneğin Amerikan Senatosu’nun onayladığı bir yatırım planının boyutu 52 milyar dolar, Intel’in kendi üretim tesisine yapmaya karar verdiği yatırımın değeri ise 20 milyar dolar. Bunlar münferit kararlar değil, dünya çapında tüm ülkeler bu konunun öneminin farkına vararak önlem almaya başladılar”</em>.   </p>
<p>Şirketlerin ve ülkelerin bu farkındalığa ulaşmasının çip krizi ile başladığını ifade eden Yusuf Leblebici <em>“Çip krizi COVID-19 ile başlamış gibi görünse de aslında geçmişi ondan da önceye dayanıyor. Tedarik zincirlerinin kolay kırılabilmesi, üretim için kullanılan ham maddelerin akışında tedarik zincirinden kaynaklanan sıkıntılar, sadece ham madde değil üretimde kullanılan cihazların bile sadece belli firmalar tarafından üretiliyor olması ve bu firmaların da talebe yetişemiyor olması gibi birden fazla sebeple dünya mikroelektronik yarıiletken üretiminde bir aksama oldu. Bunun üzerine COVID-19 geldiğinde de üretim şirketlerinin çoğu üretimlerinin önemli bir kısmını cep telefonları ve akıllı telefonlara hitap eden çip üretimine çevirerek tüketici elektroniği, endüstriyel elektronik ve otomotiv gibi geri kalan alanları ihmal ettiler ve bu kriz ortaya çıktı, bugün hala devam ediyor” dedi.</em></p>
<p>Konunun ülkemiz açısından düşünüldüğünde yarıiletken ve mikroelektronik teknolojilerinin stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Leblebici, <em>“Bu teknolojiler sadece tüketici elektroniği, otomotiv gibi alanlarda kullanılmıyor. Savunma alanında, komünikasyon uydularında, yer istasyonlarında da kullanılıyor. Bu konuda herhangi bir ülkenin bağımsız hareket edebilmesi için bunların ülke içinde üretiliyor olması hayati önem taşıyor. Türkiye’nin de aynı şekilde buna önem verip, özellikle siber güvenliği garanti altına alabilmek için mikroelektronik çip</em> <em>üretiminin en azından bir kısmının ülke içinde gerçekleştirilmesinin yolunu bir an önce bulması lazım”</em> değerlendirmesinde bulundu.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yariiletken-ve-mikroelektronik-teknolojileri-turkiye-icin-stratejik-oneme-sahip-375500">Yarıiletken ve mikroelektronik teknolojileri Türkiye için stratejik öneme sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim ekibinden depremde kritik öneme sahip yapıların kayıplarını önleyecek proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-depremde-kritik-oneme-sahip-yapilarin-kayiplarini-onleyecek-proje-346053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2023 08:06:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[depremde]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ekibinden]]></category>
		<category><![CDATA[kayıplarını]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[öneme]]></category>
		<category><![CDATA[önleyecek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[yapıların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ninel Alver ve ekibi, yapay zekâ ile afet anında alarm veren bir yöntem geliştirecek</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-depremde-kritik-oneme-sahip-yapilarin-kayiplarini-onleyecek-proje-346053">Egeli bilim ekibinden depremde kritik öneme sahip yapıların kayıplarını önleyecek proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ninel Alver ve ekibi,  yapay zekâ ile afet anında alarm veren bir yöntem geliştirecek</p>
<p>Ülkemizin deprem kuşağında olması ve son yıllarda yaşanan deprem felaketleri dolayısıyla bu konu ile ilgili gerçekleştirilen bilimsel projeler hayati önem taşıyor. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ninel Alver ve ekibinin bu bağlamda gerçekleştirdiği proje, TÜBİTAK 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında kabul gördü. Proje ile, afet anında kritik öneme sahip olan köprü, viyadük, tünel, baraj ve nükleer enerji santrali gibi yapılar gerçek zamanlı olarak izlenerek can ve mal kayıplarının önüne geçilecek.</p>
<p>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Hepimizin bildiği gibi yakın zamanda ilimizde yaşadığımız deprem felaketi, bizlere depremin acı yüzünü bir kez daha hatırlattı. Deprem esnasındaki can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi konusunda bilim insanlarına ve üniversitelere de görevler düşüyor. İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Ninel Alver ve ekibinin gerçekleştirdiği proje ile kritik öneme sahip yapılar gerçek zamanlı olarak izlenerek afet anında kayıplar minimum düzeye indirgenecek. Böylesine önemli bir projeyi hayata geçiren hocalarımızı tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>“Depremler hem sosyolojik hem ekonomik zarar veriyor”</b></p>
<p>Depremlerde yapıların hasar görmesinin sosyolojik ve ekonomik büyük zararları da beraberinde getirdiğini söyleyen Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Ninel Alver, “Çoğunluğu birinci derece deprem bölgesinde yer alan ülkemizde sıklıkla büyük depremler yaşanması sebebiyle yapılarımız hasar görmekte ve yeni afetlere karşı dayanıklılıklarını yitirmektedir. Bu yapıların hasar durumlarını belirlemek için mevcut uygulamada gözle muayene yapılmakta ve yapıya zarar veren karot alma yöntemi kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerle yapının hasar aldıktan sonraki ve yalnızca gözle görülebilen durumu sübjektif olarak değerlendirilmekte, yapıdaki hasar gelişimi takip edilememekte ve tehlike öncesi gerekli tedbirleri alma imkânı doğmamaktadır. Özellikle köprü, viyadük, tünel, baraj ve nükleer enerji santrali gibi kritik öneme sahip yapıların deprem öncesi durumlarını ve deprem anında hasar oluşumlarını belirlemek, bu açıdan çok önemlidir. Mevcut uygulamaların bu amaca hizmet edemediği noktada tahribatsız test yöntemleri gözle görülmeyen hasarları dahi görüntülemek için en iyi yöntemlerdir. Bu yöntemlerle hasarların oluşum zamanlarını, yerlerini, büyüklüklerini ve yönlerini saptayarak yapının performansı hakkında önemli bilgiler edinebilmek mümkündür” dedi.</p>
<p><b>“Kritik durumlarda alarm vererek uyaracak”</b></p>
<p>Proje ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Alver, “Projemiz kapsamında yapay zeka teknikleri tahribatsız test yöntemlerine uygulayarak, kritik yapılardaki hasarları hasar oluştuğu anda tespit edip kritik durumlarda alarm verecek bir yöntem geliştireceğiz. Bu sayede afet sonrasında milyonları etkileyebilecek kritik yapıların güvenle kullanılması sağlanabilecek ve yeni can ve mal kayıplarının önüne geçilecek. Araştırma ekibimizde Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Arş. Gör. Dr. Sena Tayfur, Hacettepe ve Chicago Northwestern Üniversitelerinden öğretim üyeleri de yer alıyor. Projemiz 3 yıl sürecek” diye konuştu.</p>
<p>Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ninel Alver, tahribatsız test yöntemlerinin geliştirilmesi ve uygulanması alanında Japonya’da doktorasını tamamladı. Almanya’da ve ABD’de uluslararası prestijli burslarla çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ninel Alver, bugüne kadar çok sayıda TÜBİTAK ve diğer ulusal ve uluslararası destekli projede yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı. Prof. Dr. Alver, bu projeden bağımsız olarak tahribatsız test yöntemleri alanında Japonya ve Endonezya ile 2 ayrı ortak proje yürütüyor. Yürüttüğü projeler uluslararası alanda ödüller alan Prof. Dr. Alver, Ege Üniversitesi markasının dünyaca tanınmasına katkı sağlıyor.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-ekibinden-depremde-kritik-oneme-sahip-yapilarin-kayiplarini-onleyecek-proje-346053">Egeli bilim ekibinden depremde kritik öneme sahip yapıların kayıplarını önleyecek proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
