<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ömrü | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/omru/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/omru</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 07:38:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>ömrü | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/omru</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzmir&#8217;in ömrü uzatan pazarı: Ekopazar İzmir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-omru-uzatan-pazari-ekopazar-izmir-645679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ekopazar]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Ürün]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzatan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645679</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde kurulan ve yüzde yüz organik ürünlerin satıldığı Ekopazar İzmir, halkı güvenli gıdayla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-omru-uzatan-pazari-ekopazar-izmir-645679">İzmir&#8217;in ömrü uzatan pazarı: Ekopazar İzmir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde kurulan ve yüzde yüz organik ürünlerin satıldığı Ekopazar İzmir, halkı güvenli gıdayla buluşturuyor. Organik tarımı yaşam biçimi olarak benimseyen çiftçilerin ürünleri, Büyükşehir ve üç farklı kurum tarafından topraktan tezgaha kadar denetlenerek satışa sunuluyor. Bostanlı ve Balçova’da hizmet veren Ekopazar’ı İzmirliler anlattı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin halkı sertifikalı organik ürünlerle buluşturduğu Ekopazar İzmir, Bostanlı ve Balçova’da güvenli gıdaya ulaşmak isteyen İzmirlileri ağırlıyor. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) iş birliğiyle 17 yıldır faaliyet gösteren Ekopazar İzmir’de satışa sunulan organik sertifikalı ürünler, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ETO Derneği ve ilçe belediyeleri tarafından topraktan tezgâha kadar denetleniyor.</p>
<p>Mevsim sebze ve meyvelerinin yanı sıra organik zeytinyağı, bakliyat, kuruyemiş ve kişisel bakım ürünleri gibi birçok ürün organik olarak tezgâhlarda yer alıyor. Pazara ilgi sabahın erken saatlerinden itibaren başlıyor. 17 yıldır düzenli olarak alışveriş yapan müşterilerin yanı sıra ilk kez pazara gelen İzmirliler de çocukluklarındaki kokulu ve lezzetli meyve ile sebzelerin tadını yeniden keşfediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2010 yılında başlattığı “Organik Tarımda Sürdürülebilir Bir Örnek: Yarımada’da Organik Tarım Projesi” kapsamında, tarımda kimyasal kullanımını tamamen bırakarak organik üretime geçen 12 üretici, büyük emekle ürettikleri sertifikalı ürünleri salı günleri Balçova Kızılkanat Parkı’nda, cuma günleri ise Bostanlı Kapalı Pazaryeri’nde tüketicilerle buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>“17 yıldır güveniyoruz, içimize siniyor, sağlıklıyız”</strong></p>
<p>Ekopazar İzmir’in kurulduğu ilk günden beri alışveriş yaptığını belirten Devrim Deniz Dalgıç, “17 yıldır geliyorum. Her şeyden önce ürünler sağlıklı. Güveniyoruz. Organik olup olmadığına dair soru bile bizim için gereksiz. Kontrol için numune alındığına da zaman zaman şahit oluyoruz. Buradaki çiftçi kardeşlerimizle güzel bir bağımız oluştu. Hatta bazı üreticilerin tarlalarını ziyaret ettik. Bu pazarın ürünleri lezzet açısından gerçekten çok üstün. Kışın aldığım kerevizin kokusu bile çok farklı oluyor. Güveniyoruz, içimize siniyor, sağlıklı besleniyoruz. Pazarın ve çiftçilerin desteklenmesini istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Doktor tavsiyesiyle buradayız”</strong></p>
<p>İlaçlı tarım ürünlerine karşı alerjik reaksiyon gösteren minik Nil’in annesi Cemile Sarıoğlu, “Mümkün oldukça zaman bulduğum her fırsatta gelmeye çalışıyorum. Özellikle kızım için buraya geliyorum. Çeşitlilik yeterli ve güzel. Organik tarımın ne kadar zor olduğunu biliyorum, bu nedenle böyle bir imkân sunulmasını çok değerli buluyorum. Bebeğim alerjik bir bebek. Doktorumuzun tavsiyesiyle buraya geliyoruz. Tarım ilaçlarının alerjiyi tetiklediğini fark ettik. Bu nedenle mümkün olduğunca organik ürünlerle beslenmeye çalışıyoruz. Uzaklaştığımızda ya da farklı ürünler tükettiğimizde Nil’de hemen etkisini görüyoruz ve vücudunda semptomlar ortaya çıkıyor” dedi.</p>
<p><strong>“Herkesi bu fırsatı değerlendirmeye davet ediyorum”</strong></p>
<p>Cemile Sarıoğlu, üniversitedeyken bir panele katılarak organik üretimin ne kadar zor olduğunu öğrendiğini belirterek “Sonuna kadar bu pazara güveniyorum. Herkesi böyle bir fırsat varken değerlendirmeye davet ediyorum” dedi. </p>
<p><strong>“Rahatsızlıklar yaşadım, organik ürüne yöneldim”</strong></p>
<p>Balçovalı Süheyla Ural, yaşadığı bazı rahatsızlıklar nedeniyle organik ürünlere yöneldiğini belirterek, “Araştırdığımda belediyenin bu konuda oldukça aktif olduğunu gördüm ve belediye sayesinde organik ürünlere kavuştum. Her pazarda buradayım, gönül rahatlığıyla alışveriş yapıyorum. Özellikle kâğıt torba uygulamasını çok beğendim. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum; minnettarız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Diğer pazarları unuttuk”</strong></p>
<p>Organik ürünlerle çocukluğundaki sebze ve meyvelerin tadına yeniden kavuştuğunu söyleyen Cebriyye Önür, “Çok memnunuz. Güvenerek geliyoruz. Dışarıdaki ürünlere, ilaç kullanımı nedeniyle güvenimiz kalmadı. Mümkün olduğunca buraya gelmeye çalışıyoruz. Diğer pazarları adeta unuttuk. Burada denetim var. Çocuklarımız için güvenli gıda arıyoruz. Biz doğal şartlarda yetiştik ama günümüzdeki gıdalar aynı değil. Diğer pazarlardan aldığımız ürünlerle kıyasladığımızda tadı ve kokusu fark ediyor. Fiyatlar normale göre yüksek olsa da bunu hak ediyor. Çiftçilik kolay değil, onlara da hak vermek lazım” dedi.</p>
<p><strong>“Tüketici hemen numune aldırabilir”</strong></p>
<p>Menemen Emiralemli, 17 yıllık sertifikalı organik üretici Halil Hallaç ise tarladan sofraya organik üretim sürecini anlattı. Hallaç, “Tarım ilaçları, insan gıdası olan bitkilerde tedavi amacıyla kullanılıyor ve ardından bu ürünler insanlar tarafından tüketiliyor. Bu, yanlış. Bu nedenle organik üretime geçtim. Bitkiyi elbette koruyacağız, besleyeceğiz; ancak bunu suni gübreyle değil, hayvan gübresiyle yapmalıyız. Kimyasal yerine biyolojik koruma yöntemleri kullanılmalı. İnsan sağlığı için organik ürün tüketilmeli. Organik ürün tüketenler daha sağlıklı bir yaşam sürer” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sertifikasyon kuruluşlarının ürünleri detaylı şekilde incelediğini de vurgulayan Hallaç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toprak, yaprak ve ürün analizlerinin ardından organik sertifikası veriliyor. Hem kilogram bazında hem de ürünün üretim süreci denetleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ürünleri tartarak pazara kabul ediyor. Birçok kişi geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler nedeniyle organik pazara güvenmekte zorlanabiliyor. Ancak isteyen herkes gelip denetimleri görebilir. Üç farklı kurum tarafından ürünlerimiz kontrol ediliyor. Tüketici herhangi bir üründen şüphe duyarsa hemen numune aldırabilir” dedi.</p>
<p><strong>“Organik üretim bir yaşam biçimi”</strong></p>
<p>Organik üretime gönül veren genç çiftçi Mehmet Halil Kul, “İlk açıldığı gün biz buradaydık. Babam da organik üretici. Türkiye’de sertifikalı olarak kuru üzümü yurt dışına satan dedemdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi bize önemli bir pazar ve iş imkanı sağladı. Organik üretim bir felsefedir, yaşam biçimidir. Benim dedem ve babam, ‘Biz bu toprakları çocuklarımız için emanet aldık’ der. Ben de aynı şekilde devam ediyorum. Birçok üretici sattığı ürünü kullandığı zehirden dolayı yemiyor. Ben de ziraat mühendisiyim. Bazı ürünlerde, örneğin kirazda, sezonda 12 kez ilaçlama yapılabiliyor. Biz ise hiçbir kimyasal ilaç kullanmadan üretim yapıyoruz. Çünkü buna inanıyor, doğru olanın bu olduğunu düşünüyoruz. Beni en çok mutlu eden nokta olumlu geri dönüşler. İzmirliler çok sıcakkanlılar. Bu da motivasyonumuzu artırıyor. Bütün İzmir halkını bir kere olsun pazarımızı görmeye davet ediyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Pestisitten kilogram bilgisine kadar tüm kontroller yapılıyor</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda faaliyet gösteren Ekopazar İzmir’de satışa sunulan ürünlerin, 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında sertifikalandırılmış &#8220;organik&#8221; veya &#8220;organik geçiş ürünü&#8221; olması gerekiyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ETO Derneği tarafından gerçekleştirilen denetimlerde; tezgâhlarda satışa sunulan ürünlerin kilogram bilgisi, ürünün geçiş sürecini gösteren etiket bilgileri, organik ürün sertifikaları ve ürünü üretici dışında bir satıcı pazarlıyorsa müstahsil belgesi veya fatura gibi belgeler kontrol ediliyor. Pazar sonunda ise satılan ve elde kalan ürünlerin kilogram bilgileri de denetleniyor. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından görevlendirilen personel de habersiz denetimler gerçekleştiriyor. Bu kapsamda satışa sunulan yaş meyve ve sebzelerden numuneler alınarak pestisit kalıntısı analizleri yapılıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-omru-uzatan-pazari-ekopazar-izmir-645679">İzmir&#8217;in ömrü uzatan pazarı: Ekopazar İzmir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, ömrün uzamasında genetik bilim, biyoteknoloji ve organ yenilenmesinin rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsan yaşam süresi son 70 yılda uzadı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan yaşam süresinin son 70 yılda belirgin biçimde uzadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:</p>
<p>“1950’li yıllardan beri insan ömrü zaten uzadı. Ortalama yaşam süresi 50’li, 60’lı yaşlardan 83-85 yaşlara kadar çıktı. Yapılan bilimsel çalışmalar, organların dayanıklılığı ve biyoteknolojik gelişmeler dikkate alındığında insan ömrünün 150 yıla kadar uzayabileceğini gösteriyor. Rockefeller neredeyse 100 yaşına kadar yaşamıştı ve yaşamı boyunca birden fazla organ nakli geçirmişti. Karaciğer, böbrek gibi organlar sayesinde o yaşa kadar dayanabildi. Bu da gösteriyor ki organ nakliyle bir noktaya kadar idare edebilmek mümkün olabiliyor.”</p>
<p><strong>Konu uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşamak</strong></p>
<p>Ömrü uzatma araştırmalarının artık sadece “yaş almak” değil, sağlıklı yaşlanmak üzerine yoğunlaştığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Longevity yani uzun ama kaliteli yaşam bilimi, bugünlerde çok revaçta. İnsan ömrü uzadıkça nörolojik, kalp ve hücresel düzeyde sağlığı korumak daha önemli hale geliyor. Artık sadece uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşlanmak tartışılıyor. Bunun öncüleri var dünyada. Brian Johnson her gün 2000’in üzerinde test yaparak vücudunu sürekli izliyor ve buna göre yaşam biçimini düzenliyor. Kendini adeta bir bilimsel denek gibi konumlandırdı. Sağlıklı yaşlanmanın sınırlarını bu tür örnekler üzerinden göreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Organ nakliyle değil, genetikle ulaşabiliriz</strong></p>
<p>Organ nakillerinin insan ömrünü uzatmada geçici bir çözüm sunduğunu belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Başkasının organını aldığınızda vücudun bu organı kabul etmesi için uzun süre immün süpresif yani bağışıklık baskılayıcı tedavi görmeniz gerekir. Bu da sizi bakteriyel, viral, mantar enfeksiyonlarına açık hale getirir. Bu nedenle sadece organ nakliyle yüzyıllarca yaşamak mümkün değil. Geleceğin çözümü genetik mühendislik ve hücresel yenilenmede. Yaşlanmayı geciktiren moleküller yani senolitikler üzerinde çalışmalar hızla ilerliyor. Japonya’da yeniden diş çıkarmayı sağlayan ilaç denemeleri başladı. Benzer şekilde yaşlanmayı yavaşlatan hatta geriye çevirebilen moleküller üzerinde çalışmalar yürütülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendi organlarımızı üretme dönemi yaklaşıyor</strong></p>
<p>Gelecekte insanların kendi kök hücrelerinden organ üretmesinin mümkün olacağını belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Tissue regeneration dediğimiz doku yenileme teknikleri gelişiyor. IPS teknolojileri sayesinde bireyin kendi hücresinden organ üretmek mümkün hale gelecek. Böylece artık başkasının organını almak yerine kendi organımızı yeniden üretebileceğiz.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca, genetiği değiştirilmiş hayvanlardan organ nakli çalışmalarının da ilerlediğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Domuzlarda insan bağışıklık sisteminin tanıyıp saldırdığı proteinler genetik olarak silindi. Bu organlar insanlara nakledilebilir hale geliyor. Yani hayvan kaynaklı organ nakli çok yakın bir gelecekte klinik aşamaya gelecek.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>150 yıl ilk Asya’da mümkün olabilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan ömrünün 150 yıla ulaşmasının ilk olarak Batı’da değil, Asya ülkelerinde gerçekleşeceğini ifade ederek, “Regülasyonlar (düzenleme) Batı’da çok sıkı ama Asya ülkelerinde daha esnek. Genetiği değiştirilmiş ilk insanlar da Çin’de doğdu. Bu nedenle 150 yıllık ömür hedefi ilk olarak Çin gibi ülkelerde uygulanabilir. Orada bilimsel riskler daha serbest test ediliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Putin–Şi arasındaki diyaloğun “sadece bir sohbet değil, aynı zamanda bir mesaj” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Biyoteknoloji ilk olarak bu ülkelerde hızlı gelişecek. Bilimsel etik ve yasal sınırlamalar Batı’da daha katı olduğu için orada bu gelişmeleri daha geç göreceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Bugün doğan çocuklar 150 yılı görebilir</strong></p>
<p>İnsan ömrünün 150 yıla ulaşmasının 2030’da değil ama gelecek 50 yıl içinde mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2030 yılı biraz erken. Belki 90’lı yaş ortalamalarına ulaşabiliriz ama 150 yıl için 50 yıl daha gerekiyor. Bugün doğan çocuklar bu gelişmelere şahit olacak. Onların 150 yaşına kadar yaşayabileceğini görebiliriz. Bizim kuşak için sınır hala 100 yaş civarında.”</p>
<p><strong>Gen düzenleme hızla ilerliyor ama sağlıkta süreçler yavaş</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, CRISPR ve PA (Prime Editing) gibi gen düzenleme teknolojilerinin insan ömrünü uzatmada devrim yaratacağına işaret ederek, “Bozuk genetik materyali çıkarıp yerine sağlıklı genleri takabiliyoruz. Tek bir mutasyonu bile değiştirmek artık mümkün. Ancak sağlıkta mevzuat çok yavaş. Bir ilacın klinik uygulamaya girmesi 5 ila 15 yıl sürüyor. Dolayısıyla laboratuvardaki buluşları biz ancak 15-20 yıl sonra klinikte görebiliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Yapay zeka (AI) teknolojilerinin hızla ilerlemesine karşın sağlıkta aynı hızın mümkün olmadığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Yapay zekada güvenlik regülasyonu yok, o yüzden çok hızlı. Ama sağlıkta etik ilkeler, onay süreçleri ve regülasyonlar var. Bu da ilerlemeyi doğal olarak yavaşlatıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
