<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>oluşuyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olusuyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olusuyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 10:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>oluşuyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olusuyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 10:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[E-Atık]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Karan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[piller]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Bşk. Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan,  atık pillerden eski elektronik cihazlara kadar evlerde biriken atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik risklerine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509">Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Bşk. Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan,  atık pillerden eski elektronik cihazlara kadar evlerde biriken atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik risklerine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Pil ve elektronik atıkların kontrolsüz bertarafı çevre ve insan sağlığına zararlı </strong></p>
<p>Evlerde biriken atık piller ve kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazların, içeriklerinde bulunan toksik ve tehlikeli bileşenler nedeniyle çevre ve insan sağlığı açısından önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu atıkların kontrolsüz şekilde evsel atıklarla birlikte bertaraf edilmesi, zamanla fiziksel ve kimyasal bozunma sonucu içerdikleri zararlı maddelerin çevreye salınmasına neden olmaktadır. Özellikle atık pil ve elektronik cihazların yapısında bulunan kurşun (Pb), cıva (Hg), kadmiyum (Cd), nikel (Ni) ve lityum (Li) gibi ağır metaller, çevresel açıdan ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bu metaller toprağa, yeraltı sularına ve yüzey sularına karışarak ekosistem dengesini bozabilmektedir. Ağır metallerin en önemli özelliklerinden biri doğada kolay parçalanmamaları ve biyobirikim göstermeleridir. Bu durum, besin zinciri yoluyla canlı organizmalarda birikmelerine ve biyobüyütme etkisiyle daha yüksek trofik seviyelerde daha yoğun hale gelmelerine yol açmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Kurşun ve cıva sinir sistemi üzerinde toksik etki oluşturuyor</strong></p>
<p>İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde, kurşunun özellikle sinir sistemi üzerinde toksik etki göstererek bilişsel gelişim bozuklukları ve nörolojik hasarlara neden olabildiğini kaydeden Karan, “Cıva, merkezi sinir sistemi ve böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere sahip güçlü bir nörotoksindir. Kadmiyum, böbrek hasarı, kemik mineral yoğunluğunda azalma ve kanser riski ile ilişkilendirilmektedir. Nikel ise alerjik reaksiyonlar ve solunum sistemi problemlerine yol açabilmektedir. Bunun yanında lityum içeren piller, yanlış depolama veya fiziksel hasar durumunda yangın ve patlama riski taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Atık pillerin ve elektronik atıkların ayrı toplanması halk sağlığı açısından önemli</strong></p>
<p>Ayrıca elektronik atıkların kontrolsüz yakılması durumunda dioksinler, furanlar ve diğer toksik gazların atmosfere salınarak hava kirliliğine ve dolaylı sağlık risklerine neden olabildiğine de vurgu yapan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu nedenle atık pillerin ve elektronik atıkların evsel atıklardan ayrı toplanması, lisanslı geri dönüşüm tesislerinde işlenmesi ve uygun bertaraf yöntemleriyle yönetilmesi; çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların korunması ve halk sağlığının güvence altına alınması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kullanılmayan cep telefonları da e-atık!</strong></p>
<p>“Elektronik atık ya da kısa adıyla e-atık, kullanım ömrünü tamamlamış, işlevini yitirmiş veya ekonomik olarak kullanım dışı kalmış elektrikli ve elektronik ekipmanları ifade etmektedir.” diyen Karan, “Bu kapsamda cep telefonları, bilgisayarlar, televizyonlar, küçük ev aletleri, kablolar, bataryalar ve benzeri teknolojik cihazlar e-atık kategorisinde değerlendirilmektedir. E-atıkları diğer atık türlerinden ayıran temel özellik, hem ekonomik değeri yüksek geri kazanılabilir materyaller hem de çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturan toksik bileşenler içermeleridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>E-atıklarda altın, gümüş ve nadir toprak elementleri bulunuyor</strong></p>
<p>“Elektronik atıkların yapısında bakır, altın, gümüş, alüminyum ve nadir toprak elementleri gibi geri kazanılabilir değerli materyaller bulunurken; aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum ve bromlu alev geciktiriciler gibi zararlı maddeler de yer almaktadır.” ifadesinde bulunan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, bu nedenle e-atıkların etkin yönetiminin, yalnızca çevresel koruma açısından değil, aynı zamanda kaynak verimliliği ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton e-atık oluşuyor</strong></p>
<p>Türkiye’de elektronik atık yönetiminin son yıllarda gelişim gösterdiğine işaret eden Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, genel geri kazanım oranı 2024 yılında yüzde 36,08 seviyesine ulaşmıştır ve bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 60’a çıkarılması hedeflenmektedir. Ancak elektronik atıklara özgü toplama ve geri dönüşüm oranları, genel atık geri kazanım oranlarının altında kalmaktadır. Güncel veriler, Türkiye’de yıllık oluşan elektronik atık miktarının yaklaşık 1 milyon ton seviyesinde olduğunu, ancak bunun yalnızca yaklaşık %6–7’lik kısmının kayıtlı sistemler aracılığıyla toplanabildiğini göstermektedir. Bu durum, e-atık yönetiminde toplama altyapısının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla elektronik atık yönetiminde temel amaç; bu atıkların çevreye zarar vermeden geri kazanım süreçlerine dahil edilmesi, değerli materyallerin yeniden ekonomiye kazandırılması ve toksik bileşenlerin kontrollü şekilde bertaraf edilmesidir.”</p>
<p><strong>Kullanılmış piller normal çöpe atılmamalı</strong></p>
<p>Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının ciddi çevresel riskler doğurduğunu belirten Karan, “Kullanılmış pillerin normal evsel atıklarla birlikte bertaraf edilmemesi gerekir; çünkü bu piller çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturan ağır metaller ve toksik kimyasal bileşenler içermektedir. Pil yapısında bulunan kurşun, kadmiyum, cıva, nikel ve lityum gibi maddeler, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra fiziksel bütünlüğün bozulmasıyla çevreye sızabilmektedir. Evsel atıklarla birlikte depolama sahalarına gönderildiğinde, bu toksik bileşenler zamanla toprağa ve yeraltı sularına karışarak çevresel kirlenmeye neden olmaktadır. Özellikle ağır metallerin doğada kalıcılık göstermesi ve biyobirikim özelliği taşıması, ekosistem ve besin zinciri üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratmaktadır. İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde ise bu maddeler nörolojik bozukluklar, böbrek hasarı, solunum yolu problemleri ve çeşitli toksik etkilerle ilişkilendirilmektedir. Ayrıca lityum bazlı piller, uygun olmayan koşullarda depolandığında yangın ve patlama riski de taşımaktadır. Bu nedenle kullanılmış pillerin ayrı toplanması, lisanslı geri dönüşüm ve bertaraf sistemlerine yönlendirilmesi çevresel sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve halk sağlığının korunması açısından zorunlu bir uygulamadır.” dedi.</p>
<p><strong>Şarj edilebilir pil kullanımı yaygınlaştırılmalı</strong></p>
<p>Evlerde e-atık oluşumunu azaltmak için bireysel farkındalığın önemine değinen Karan, “Evlerde elektronik atık ve atık pil birikimini azaltmak için bireylerin günlük yaşamda uygulayabileceği çeşitli pratik adımlar bulunmaktadır. Öncelikle, gereksiz elektronik ürün tüketiminin azaltılması ve ihtiyaç odaklı satın alma davranışının benimsenmesi önemlidir. Elektronik cihazların kullanım ömrünün uzatılması, e-atık oluşumunun önlenmesinde temel yaklaşımlardan biridir. Bunun yanında, kullanılabilir durumdaki elektronik cihazların bakım ve onarım yoluyla tekrar kullanıma kazandırılması ya da ikinci el değerlendirilmesi atık miktarını azaltmaktadır. Kullanım ömrünü tamamlamış cihazların ise evsel atıklarla karıştırılmadan belediyelerin, yetkili toplama noktalarının veya lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarının sistemlerine teslim edilmesi gerekmektedir. Pil kullanımında ise tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi önemli bir atık azaltım stratejisidir. Ayrıca kullanılmış pillerin evde biriktirilerek marketlerde, okullarda veya belediyelerin pil toplama kutularına bırakılması çevresel risklerin azaltılmasına katkı sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eski cihazlar lisanslı tesislere teslim edilmeli</strong></p>
<p>Eski telefon ve bilgisayarların geri dönüşüm süreçlerine ilişkin de bilgi veren Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Eski telefon, bilgisayar ve benzeri elektronik cihazların geri dönüşümü, çevresel risklerin azaltılması ve değerli kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması açısından sistemli bir şekilde yürütülmelidir. Bu cihazlar öncelikle evsel atıklardan ayrı olarak toplanmalı ve yetkili toplama merkezlerine ya da lisanslı geri dönüşüm tesislerine teslim edilmelidir. Çünkü elektronik cihazlar hem geri kazanılabilir değerli metaller hem de çevreye zarar verebilecek toksik bileşenler içermektedir. Geri dönüşüm süreci genellikle birkaç aşamada gerçekleşmektedir. İlk aşamada cihazların veri güvenliği açısından kontrol edilmesi ve kişisel verilerin tamamen silinmesi gerekmektedir. Ardından cihazlar ayrıştırma tesislerinde bileşenlerine göre sınıflandırılmaktadır. Plastik, cam, metal ve elektronik devre kartları birbirinden ayrılarak farklı geri kazanım süreçlerine yönlendirilmektedir. Özellikle devre kartlarında bulunan altın, bakır, gümüş ve palladyum gibi değerli metaller özel yöntemlerle geri kazanılabilmektedir. Bunun yanında pil, ekran ve bazı devre elemanlarında bulunan kurşun, cıva ve kadmiyum gibi tehlikeli maddeler kontrollü şekilde bertaraf edilmektedir.”</p>
<p>Bu süreçlerin lisanslı tesislerde gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Karan, “Çünkü kayıt dışı ya da kontrolsüz geri dönüşüm uygulamaları, toksik maddelerin çevreye yayılmasına ve insan sağlığı açısından ciddi risklerin oluşmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla elektronik cihazların doğru şekilde geri dönüşüm sistemine dahil edilmesi hem çevresel sürdürülebilirlik hem de kaynak verimliliği açısından temel bir gerekliliktir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gelecekte “döngüsel ekonomi” modeli öne çıkacak</strong></p>
<p>Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi yaklaşımının daha fazla önem kazanacağını ifade eden Karan, “Gelecekte e-atık yönetimi konusunda öne çıkan yenilikler ve politikalar, daha çok döngüsel ekonomi temelli yaklaşımlar etrafında şekillenmektedir. Geleneksel ‘üret-kullan-at’ modelinden uzaklaşılarak, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatmayı ve atık oluşumunu kaynağında azaltmayı hedefleyen sistemler ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda en önemli politikalardan biri Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (Extended Producer Responsibility &#8211; EPR) uygulamalarıdır. Bu yaklaşımda üreticiler, ürünün yalnızca üretim aşamasından değil, kullanım ömrü sonrasındaki toplama, geri dönüşüm ve bertaraf süreçlerinden de sorumlu tutulmaktadır. Bu sistem, üreticileri daha dayanıklı, onarılabilir ve geri dönüştürülebilir ürün tasarlamaya yönlendirmektedir. Son yıllarda bu konuda yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi ve kapsamın genişletilmesi dikkat çekmektedir. Bunun yanında, eko-tasarım (ecodesign) yaklaşımı geleceğin önemli bileşenlerinden biridir. Elektronik ürünlerin tasarım aşamasında sökülebilirlik, tamir edilebilirlik ve malzeme geri kazanımına uygunluk kriterlerinin dikkate alınması, geri dönüşüm verimliliğini artırmaktadır. Buna paralel olarak ‘onarım hakkı (right to repair)’ politikaları da yaygınlaşmaktadır. Bu politikalar, tüketicilerin ürünlerini daha uzun süre kullanabilmesini desteklemektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gelecekte e-atık yönetiminde temel hedef ne olacak?</strong></p>
<p>Teknolojik yenilikler açısından ise yapay zekâ ve dijital takip sistemlerinin ön plana çıktığına işaret eden Karan, “Yapay zekâ destekli ayrıştırma teknolojileri, elektronik atıkların daha hızlı ve doğru sınıflandırılmasını sağlamakta; dijital ürün pasaportu gibi uygulamalar ise ürün içeriğinin ve yaşam döngüsünün izlenebilirliğini artırmaktadır. Bu da geri kazanım süreçlerini daha verimli hale getirmektedir. Gelecekte e-atık yönetiminde temel hedef; yalnızca atıkları bertaraf etmek değil, ürünleri sistem içinde mümkün olduğunca uzun süre tutarak kaynak verimliliğini artırmak ve çevresel etkileri minimize etmektir. Bu doğrultuda politika, teknoloji ve tüketici davranışlarının birlikte dönüşmesi gerekmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509">Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı kentlerin ortak dili oluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-kentlerin-ortak-dili-olusuyor-635046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 16:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[düğümü]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[kentlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk defa düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nun ilk gününde su krizinden enerji verimliliğine, gıda güvenliğinden kent yoksulluğuna kadar çoklu krizler ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-kentlerin-ortak-dili-olusuyor-635046">Sağlıklı kentlerin ortak dili oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk defa düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nun ilk gününde su krizinden enerji verimliliğine, gıda güvenliğinden kent yoksulluğuna kadar çoklu krizler ele alındı. Sağlıklı kentlerin ortak dilinin oluşturulmasına yönelik yol haritası oluşturuldu. </p>
<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk defa organize edilen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF) akademi, toplum ve yerel yönetimleri bir araya getirdi. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen iki günlük forumun ilk gününde Gıda Düğümü, Su Düğümü ve Enerji Düğümü başlıklı oturumlar başta olmak üzere çok sayıda panel gerçekleştirildi. Başkan Dr. Cemil Tugay ve Sağlıklı Kentler Birliği üye il ve ilçe belediye başkanları olmak üzere katılımcılar, alanında uzman akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin sunumlarını dinledi.</p>
<p><strong>Daha çok gıda üretimi değil daha az tüketim </strong><br />Moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Tavman’ın gerçekleştirdiği “Gıda Düğümü” oturumunda İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Program Destek Uzmanı Ali Agören konuşmacı oldu. “Toprağı Kaybeden Kentler: Gıda, Tarım ve Kent Arasındaki Kopuş&#8221; başlığıyla düzenlenen oturumda, kırsalda tarım alanlarının azalması, orman alanlarının yok edilmesi, kırsaldan kent merkezlerine göç ve kırsal yerleşim yerlerinin şehirleşmesi gibi gıda güvenliğini tehlikeye sokan pek çok konu masaya yatırıldı. Tarımsal üretimin artırılmasından ziyade doğru gıda tüketim politikalarının yaygınlaştırılması fikri ön plana çıktı. </p>
<p><strong>Su kaynaklarının kirletilmemesi hayati öneme sahip </strong><br />Forumun “Su Düğümü” başlıklı ikinci oturumu Ege Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu moderatörlüğünde gerçekleştirildi.  &#8220;Daha Azına Hazır mıyız? Kuraklık Çağında Suyun Geleceği&#8221; başlığıyla düzenlenen oturumda İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yolcubal ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Serengil konuşmacı oldu. Oturumda kentlerdeki nüfus artışının su varlığına etkisi, iklim krizi ve yağışlar, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının durumu, su rezervlerinin doğru kullanılamaması, Gediz Nehri örneğinde olduğu gibi su kaynaklarını kirleten unsurlar, tarım ve sanayi kaynaklı faaliyetlerin oluşturduğu kirlilikler, geçmişten gelen yanlış politikaların günümüze olan etkileri konuşuldu. Su kaynaklarının temizlenmesinden ziyade kirletilmesinin önlenmesi ön plana çıktı. </p>
<p><strong>Enerji düğümünde kritik nokta verimlilik </strong><br />Üçüncü “Enerji Düğümü” oturumu “Kentlerin Enerjisi: Yenilenebilir Enerji, Temiz Enerji Kaynakları ve Enerjide Merkezsizleşme” başlığıyla düzenlendi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ender Peker’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Geoff Green ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Kurucu Direktörü Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, enerjinin günlük hayatın devamı için oluşturduğu kritik nokta, enerji sistemlerinin örgütlenmesi ve doğru kurgulanması, davranışsal dönüşüm ve kentsel mobilite, toplu ulaşım kullanımının yaygınlaşması,  enerji verimliliği yatırımları, hanelerde enerji verimliliğinin sağlanması, konutlarda apartmanlarda enerji verimliliğinin artırılması konuşuldu.  </p>
<p><strong>Kentlerin dört ana sorunu: Barınma, sürekli gözetim, ekoloji ve güvensizlik</strong><br />Üç oturumun ardından günün “Koridorlara Geçiş” adlı son paneli &#8220;Daha Çoğuna Hazır mıyız? Çoklu Krizler Çağında Kentler ve Sistemler Arası Bağlantılar&#8221; başlığıyla gerçekleştirildi. Adnan Menderes Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve DSÖ Bilim Kurulu Onursal Üyesi Prof. Dr. E. Didem Evci Kiraz moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Çörekçioğlu ve Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Deniz Gümüsel konuşmacı oldu. Kentlerin yaşadığı krizlerin sıradanlaşması, kriz yönetimi, kentlerin kriz enflasyonu, kentlerin sorunlarının doğru tespiti ve tedavi yöntemleri, temiz hava hakkı, yabancılaşma, yaşam hakları gibi sorunlar konuşuldu. Modern kent paradigmasının dört ana sorunu olarak mekânsal ayrışma ve barınma,  akıllı kent projeleri ve sürekli gözetim hali, ekolojik sorunlar ile kentlilerin yaşadığı güvensizlik ön plana çıktı. <br />Ana salondaki oturumlarla eş zamanlı olarak Tek Sağlık, Fonlar ve Projeler, Senin Meselen, Senin Sesin: Gençliğiyle Sağlıklı Kenti İnşa Etmek, Sekizinci Faz, Sağlık Okuryazarlığı, Şehir Sağlık Profili başlıklı paneller gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>Sağlıklı kentlerin ortak dili “Sağlıklı Kentin Alfabesi” ile oluşuyor</strong><br />Sağlıklı Kentler Birliği, Sağlıklı Kentler Forumu boyunca İzmir Planlama Ajansı tarafından geliştirilen dijital platform aracılığıyla “Sağlıklı Kentin Alfabesi” çalışmasını hayata geçirdi.  Sağlıklı kent yaklaşımına ilişkin ortak bir kavramsal çerçeve ve terminoloji oluşturmayı hedefleyen çalışma kapsamında katılımcılar, hazırlanan kare kod üzerinden platforma erişerek alfabeden harfler seçti ve sağlıklı kenti tanımlayan kavramlar ekledi. Başkan Tugay, alana gelerek kavramları inceledi; bilgi aldı. Her kavram, katılımcılar tarafından yapılan kısa açıklamalarla birlikte sisteme işlendi. Forum süresince üretilen kavramlar, alanda kurulan dijital ekrana canlı olarak yansıtılarak ortak ve katılımcı bir üretim süreci oluşturuldu. Çalışma; sağlıklı kenti yalnızca fiziksel çevre üzerinden değil, sosyal, ekolojik, mekânsal ve yönetişim boyutlarıyla birlikte ele alan ortak bir dil geliştirmeyi amaçlıyor. Sağlıklı Kentler Birliği, katılımcı katkılarını değerlendirerek DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı VIII. Faz yaklaşımıyla uyumlu, belediyeler arasında ortak anlayış ve bilgi paylaşımını güçlendirecek bir yönetişim altyapısının oluşturulmasını hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-kentlerin-ortak-dili-olusuyor-635046">Sağlıklı kentlerin ortak dili oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halka arz olan her 2 şirketten 1&#8217;inde yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halka-arz-olan-her-2-sirketten-1inde-yonetim-kurulunun-tamami-erkeklerden-olusuyor-426694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 08:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerden]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kurulunun]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[şirketten]]></category>
		<category><![CDATA[tamamı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kurumsal Yönetim Forumu, “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu” sonuçlarını açıkladı. Rapora göre Borsa İstanbul’da (BIST), yönetim kurulunun tamamını erkeklerin oluşturduğu şirketlerin oranı 2023 yılında yüzde 34,6’ya yükseldi. Yaşanan bu yükselişte, son iki yılda halka arz olan şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın oranının çok düşük olması dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-arz-olan-her-2-sirketten-1inde-yonetim-kurulunun-tamami-erkeklerden-olusuyor-426694">Halka arz olan her 2 şirketten 1&#8217;inde yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HALKA ARZ OLAN HER 2 ŞİRKETTEN 1’İNDE YÖNETİM KURULUNUN TAMAMI ERKEKLERDEN OLUŞUYOR </strong></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kurumsal Yönetim Forumu, “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu” sonuçlarını açıkladı. Rapora göre Borsa İstanbul’da (BIST), yönetim kurulunun tamamını erkeklerin oluşturduğu şirketlerin oranı 2023 yılında yüzde 34,6’ya yükseldi. Yaşanan bu yükselişte, son iki yılda halka arz olan şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın oranının çok düşük olması dikkat çekiyor. “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu”na göre bu dönemde halka arz olan neredeyse her 2 şirketten 1’inin yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong> Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ev sahipliğinde çalışmalarını sürdüren Yüzde 30 Kulübü Türkiye, şirketlerin yönetim kademelerinde toplumsal cinsiyet dengesini iyileştirebilmek için başlattığı ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ projesinin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. </strong></em></p>
<p> </p>
<p>İş hayatının her seviyesinde toplumsal cinsiyet dengesini iyileştirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından Yüzde 30 Kulübü Türkiye programı kapsamında düzenlenen <strong>10. Türkiye Kadın Direktörler Konferansı, 29 Kasım 2023 Çarşamba </strong>günü The Marmara Taksim’de gerçekleştirildi. Bu yılki teması “Yönetim Kurullarının Geleceği ve Kadınların Rolü” olarak belirlenen konferans kapsamında <strong>“2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu”</strong> sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. </p>
<p> </p>
<p>Borsa İstanbul’da (BIST) işlem gören şirketlerin yönetim kurullarındaki toplumsal cinsiyet dengesini inceleyerek kurumsal yönetim anlamında yıllık bazda değerlendirmede bulunan Rapor; yönetim kurullarındaki toplam kadın üye sayısında artışa, diğer yandan en az bir kadın yönetim kurulu üyesi bulunan şirket oranında azalışa işaret ediyor.  2023 yılında BIST’e kayıtlı 517 şirketin yönetim kurullarındaki kadın oranı son bir yılda 17,5 yüzde 17,9’a yükselirken, yönetim kurullarının tamamını erkeklerin oluşturduğu şirket sayısı da 158’den (yüzde 33.3) 179’a (yüzde 34,6) çıktı. Yaşanan bu artışta 2022 ve 2023 yıllarında halka arz olan şirketlerin yönetim kullarındaki kadın oranının çok az olmasının etkili olduğu görülüyor. Son iki yılda<strong>*</strong> halka arz olan 108 şirket içinde yönetim kurullarındaki kadın oranı yüzde 13,5 ile genel ortalamanın çok altında kalırken, yönetim kurulunun tamamını erkeklerin oluşturduğu şirketlerin oranı yaklaşık yüzde 50 olarak gerçekleşti. Buna göre, son iki yılda halka arz olan neredeyse her 2 şirketten 1’inin yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınların Cam Tavanı Kırma Mücadelesi Devam Ediyor </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yüzde 30 Kulübü Türkiye Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Melsa Ararat </strong>toplantıda “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Raporu” ve Yüzde 30 Kulübü Türkiye hedeflerini açıkladı. <strong>Melsa Ararat</strong>, rapora ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “<em>Tüm çabalara rağmen yönetim kurullarında ve CEO seviyesinde kemikleşme devam etmekte. Tüm pay sahiplerini, çalışanları, müşteri ve tüketicileri ve de toplumsal yaşamı etkileyen kararlar, kadınların temsil edilmediği karar organları tarafından veriliyor. Bunun kadınların yeteneksiz, deneyimsiz veya isteksiz olduğu gibi sebeplerle açıklanması mümkün değil. Yetkiyi ve gücü elinde tutanlar, bundan kolay kolay   vazgeçmiyorlar. 2022 yılında Avrupa Birliği Parlamentosu’nda kabul eden direktifin halka açık şirketlere tanıdığı süre 2036’da sona eriyor. Direktif yönetim kurullarında en az yüzde 33 oranında kadın olmasını zorunlu kılıyor. Bazı AB ülkelerinde bu oranın üstünde yasal kotalar uzun zamandır yürürlükteydi. %30 Kulübü Türkiye olarak yasa ve kural koyucuları bu konuda AB ile hizalanma konusunda çaba göstermeye davet ediyoruz.</em>”</p>
<p> </p>
<p>10. Türkiye Kadın Direktörler Konferansı’nın ana konuşmacısı <strong>Oxford Üniversitesi Said Business School Öğretim Üyesi Profesör Colin Mayer </strong>oldu. Colin Mayer, konferans kapsamında yaptığı “Şirketlerin Varoluş Amacı ve Yönetim Kurullarının Değişen Rolü” konuşmasında kurumların amacının değişen doğasını yansıtmak için yönetim kurullarının rolünün temel bir şekilde değiştiğini ve yönetim kurullarının, karlılığı ve değer artışını şirketin sosyal amacı ile birleştirmeleri beklendiğine dikkate çekti. Yönetim kurullarının finansal hedeflerini sosyal amaçları da içselleştirerek formüle etmelerinin gerekliliğini vurgulayana Prof. Mayer yönetim kadınların bu dönüşümde önemli bir rol oynama potansiyeli taşıdığına dikkat çekti.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yönetim Kurulunda Kadın Üye Bulunmayan Şirketlere Açık Çağrı</strong></p>
<p>Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ev sahipliğinde 7 yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdüren Yüzde 30 Kulübü Türkiye’nin hayata geçirdiği ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ projesine de dikkat çekildi.<strong> </strong>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan<strong> Yüzde 30 Kulübü Türkiye Kampanyası Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Eş Lideri </strong>ve <strong>Boyner CFO’su ve İcra Kurulu Üyesi Özgür Tokgöz Altun</strong> konuşmasında, kadının iş hayatında ve toplumun her alanında güçlenmesinin Türkiye ekonomisi için de büyük önem taşıdığına dikkat çekerek <em>“Kadınların iş hayatında ve toplumun her alanında güçlenmesi, en önemli sorumluluklarımız arasında yer alıyor. Bu yüzden Yüzde 30 Kulübü Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ projesi, iş hayatında hayal ettiğimiz toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak adına büyük bir adım. Bu proje ile yönetim kurullarında kadın temsil oranını arttırma  yolundaki gayretlerimize ivme kazandırmayı hedefliyoruz. İlk adımda yönetim kurulunda hiç kadın olmayan 179 şirketi projemize dahil edeceğiz. 2024 yılı ve sonrasında ise Cumhuriyetimizin temsil ettiği değerleri geleceğe ulaştırmamız için kurumlarımızın ve liderlerimizin verdiği destekle, iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitliği ve yönetim alanında daha fazla kadının söz sahibi olmasını destekleyeceğiz.”</em> açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ kapsamında yönetim kurullarında kadın üye bulunmayan halka açık şirketlere çağrıda bulunuluyor. Bu amaçla halka açık 517 şirketten yönetim kurulunda hiç kadın bulunmayan 179 şirketin yönetim kurulu başkanlarına özel bir mektup gönderildi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Şirketlerin Yönetiminde Kadınların Rolü” Paneli</strong></p>
<p>Konferans kapsamında moderatörlüğünü A&#038;B İletişim Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Sibel Asna</strong>’nın yaptığı “Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Şirketlerin Yönetiminde Kadınların Rolü” başlıklı bir de panel gerçekleştirildi. Panele, BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Yardımcısı <strong>Zeliha Ünaldı,</strong> Australian Professional Leagues, International Tennis Integrity Agency Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ebru Köksal</strong>, EBRD Ülke Başkan Vekili <strong>Şule Kılıç</strong> ve Nato İnovasyon Fonu, HSBC   Türkiye ve Saran Grubu Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ebru Dorman</strong> panelist olarak yer aldı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8216;Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu&#8217; Ödülleri Sahiplerini Buldu</strong></p>
<p>10. Türkiye Kadın Direktörler Konferansı’nda <strong>&#8216;Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu&#8217; </strong>ödülleri de sahiplerini buldu. Son 3 yılı kapsayacak şekilde “Halka Yeni Arz Edilen Şirketlerde Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulları” kategorisinde, Smart Güneş Enerjisi Teknolojileri Araştırma Geliştirme Üretim, Sun Tekstil, Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri Merkezi, Anatolia Tanı ve Biyoteknoloji Ürünleri Araştırma Geliştirme, Ünlü Yatırım Holding ve Gelecek Varlık Yönetim şirketlerine  ödülleri takdim edildi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>“2023 Yönetim Kurulunda Kadın Raporu”na https://iwdturkey.sabanciuniv.edu/tr/all-report linkinden ulaşabilirsiniz. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>* Veriler; 2022 yılının tamamını, 2023 yılında ise Kasım 2023’e kadar gerçekleşen halka arz rakamlarını içermektedir. Buna göre 2022 yılında 63, 2023 yılı için ise 45 şirketin verileri değerlendirmeye alınmıştır. </strong></em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-arz-olan-her-2-sirketten-1inde-yonetim-kurulunun-tamami-erkeklerden-olusuyor-426694">Halka arz olan her 2 şirketten 1&#8217;inde yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
