<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>oluşturduğu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olusturdugu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olusturdugu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jun 2025 16:32:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>oluşturduğu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olusturdugu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bisikletseverler Konya Büyükşehir&#8217;in Yeni Oluşturduğu Tarihi Rotada Pedal Çevirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bisikletseverler-konya-buyuksehirin-yeni-olusturdugu-tarihi-rotada-pedal-cevirdi-547552</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 16:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[bisikletseverler]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirin]]></category>
		<category><![CDATA[çevirdi]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturduğu]]></category>
		<category><![CDATA[pedal]]></category>
		<category><![CDATA[rotada]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya’yı bisikletli turizimde daha cazip bir destinasyon haline getirmek için Beyşehir Eflatunpınarı Su Anıtı ile Eşrefoğlu Cami arasında oluşturduğu yeni rotada bisikletseverleri buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bisikletseverler-konya-buyuksehirin-yeni-olusturdugu-tarihi-rotada-pedal-cevirdi-547552">Bisikletseverler Konya Büyükşehir&#8217;in Yeni Oluşturduğu Tarihi Rotada Pedal Çevirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya’yı bisikletli turizimde daha cazip bir destinasyon haline getirmek için Beyşehir Eflatunpınarı Su Anıtı ile Eşrefoğlu Cami arasında oluşturduğu yeni rotada bisikletseverleri buluşturdu. Mevlana Kalkınma Ajansı’nın da desteklediği yeni rota Konya’da bisikletli turizmin gelişmesi adına da önemli rol oynayacak. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bu anlamlı etkinliğe katılan tüm bisikletseverlere teşekkür ederek, bisiklet turizminin daha çok gelişmesi adına çalışmaya devam edeceklerini söyledi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan, Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) tarafından desteklenen yeni bisiklet rotasında bisikletseverler tarihle ve doğayla iç içe oldu.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 680 kilometre ile Türkiye’nin en uzun bisiklet yoluna sahip şehri Konya’da çevreci ulaşımı ve aktif yaşam kültürünü yaygınlaştırmak için çalıştıklarını söyledi.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY ETKİNLİĞE KATILAN BİSİKLETSEVERLERE TEŞEKKÜR ETTİ</strong></p>
<p>Bu doğrultuda yeni bisiklet rotaları oluşturduklarını kaydeden Başkan Altay, “Konya’mızdaki bisiklet topluluklarının katılımıyla organize ettiğimiz bisiklet turunda bisikletseverler Hitit Dönemi’nden kalma Eflatunpınar Su Anıtı’ndan, Beylikler Dönemi’nden kalma Eşrefoğlu Camii’ne kadar bisiklet sürüş programında bir araya geldi. Sporun, tarihin ve doğanın iç içe geçtiği güzel bir buluşma oldu. Bu anlamlı etkinliğe katılan tüm bisikletseverlere gönülden teşekkür ediyorum. Şehrimizde bisiklet turizminin daha çok gelişmesi için çalışmaya devam edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>YENİ ROTA MEVKA TARAFINDAN DESTEKLENİYOR</strong></p>
<p>Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) tarafından 2024 Yılı Turizm Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen yeni bisiklet rotası yaklaşık 3200 yıllık geçmişe sahip olan ve Hititler Dönemi’nden kalma Eflatunpınar Su Anıtı’ndan başlayarak Akburun, Gölkaşı ve Çiftlik Mahalleleri’ne uğradıktan sonra Beylikler Dönemi eseri olan Eşrefoğlu Camii’nde son buluyor.</p>
<p>Konya’da bisiklet turizmini desteklemek ve geliştirmek adına, yönlendirme ve bilgilendirme levhalarının da yer aldığı rotada bisiklet kullanıcıları tarihi zenginlikler ile alakalı rehber eşliğinde bilgi alarak, Beyşehir Gölü’nün eşsiz manzarası arasında keyifli bir gün geçirdi.</p>
<p>Bisiklet rotasının UNESCO Geçici Dünya Mirası listesinde yer alan Eflatunpınar Su Anıtı’ndan başlayıp yine UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Eşrefoğlu Camii’nde sonlanması, Konya’daki kültürel noktaların tanıtılmasında da önemli oynayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bisikletseverler-konya-buyuksehirin-yeni-olusturdugu-tarihi-rotada-pedal-cevirdi-547552">Bisikletseverler Konya Büyükşehir&#8217;in Yeni Oluşturduğu Tarihi Rotada Pedal Çevirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölgedeki tehlike: Yetkisiz BT ürünlerinin işletmeler için oluşturduğu risklere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golgedeki-tehlike-yetkisiz-bt-urunlerinin-isletmeler-icin-olusturdugu-risklere-dikkat-430194</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 07:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gölgedeki]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturduğu]]></category>
		<category><![CDATA[risklere]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[yetkisiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, dağıtık iş gücüne yönelik artan eğilim nedeniyle şirketlerin, çalışanları tarafından gölge BT kullanımı nedeniyle siber olayların hedefi olma riski artıyor. Kaspersky tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin %73'ü son iki yılda siber olaylara maruz kaldı ve bunların %6’sı gölge BT kullanımından kaynaklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golgedeki-tehlike-yetkisiz-bt-urunlerinin-isletmeler-icin-olusturdugu-risklere-dikkat-430194">Gölgedeki tehlike: Yetkisiz BT ürünlerinin işletmeler için oluşturduğu risklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, dağıtık iş gücüne yönelik artan eğilim nedeniyle şirketlerin, çalışanları tarafından gölge BT kullanımı nedeniyle siber olayların hedefi olma riski artıyor. Kaspersky tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin %73&#8217;ü son iki yılda siber olaylara maruz kaldı ve bunların %6’sı gölge BT kullanımından kaynaklandı.</strong></p>
<p>Yakın zamanda yapılan bir Kaspersky araştırması[1], son iki yılda dünya çapındaki şirketlerin %11&#8217;inin çalışanlar tarafından gölge BT kullanımı nedeniyle siber olaylara maruz kaldığını gösterdi. Türkiye’de bu oran %6 oldu. Gölge BT kullanımının sonuçları ciddiyet açısından farklı olabiliyor. Ancak ister bir parça gizli verinin sızdırılması olsun isterse de iş dünyasında somut bir hasar olsun, sonuçlarını mutlaka önemsemek gerekiyor.</p>
<p><strong>Gölge BT nedir?</strong></p>
<p>Gölge BT, şirketin BT altyapısının BT ve bilgi güvenliği departmanlarının yetki alanı dışında kalan, yani uygulamalar, cihazlar, genel bulut hizmetleri gibi bilgi güvenliği politikalarına uygun olarak kullanılmayan kısmıdır. Gölge BT&#8217;nin konuşlandırılması ve işletilmesi işletmeler için ciddi olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Kaspersky&#8217;nin son araştırmasına göre, 2022 ve 2023 yıllarında gölge BT&#8217;nin yetkisiz kullanımı nedeniyle meydana gelen siber olayların %16&#8217;sına maruz kalan sektörler arasında en çok etkilenen, BT sektörü oldu. Araştırma, bir dizi örnek ile bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Sorundan etkilenen diğer sektörler ise, %13 ile kritik altyapısı ile taşımacılık ve lojistik oldu.</p>
<p>Okta raporunun son vakası, gölge BT kullanımının tehlikelerini açıkça kanıtlar nitelikte. Bu yıl şirkete ait cihazda kişisel Google hesabı kullanan bir çalışan, istemeden de olsa tehdit aktörlerinin Okta&#8217;nın müşteri destek sistemine yetkisiz erişim sağlamasına izin verdi. Bu kişiler daha sonra saldırılarını gerçekleştirmek için kullanılabilecek oturum belirteçlerini içeren dosyaları ele geçirmeyi başardılar. Okta&#8217;nın raporuna göre bu siber olay 20 gün sürdü ve 134 şirketin müşterisini etkiledi.</p>
<p><strong>&#8216;Bulanık gölgelerin&#8217; ana hatlarını çizmek</strong></p>
<p>Peki gölge BT&#8217;yi ararken nelere dikkat etmelisiniz? Bunlar, çalışan bilgisayarlarına yüklenen yetkisiz uygulamalar, istenmeyen flash sürücüler, cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar vb. olabiliyor.  Ancak bu konuda daha az dikkat çeken bazı örnekler de var. Bunun bir örneği, BT altyapısının modernizasyonu veya yeniden düzenlenmesinden sonra kalan terk edilmiş donanımlar. Bu donanımlar diğer çalışanlar tarafından &#8216;gölgede&#8217; kullanılabiliyor ve er ya da geç şirketin altyapısına girecek güvenlik açıkları edinebiliyor.</p>
<p>BT uzmanları ve programcılar, çoğu zaman olduğu gibi, bir ekip/departman içindeki çalışmayı optimize etmek veya dahili sorunları çözmek, işi daha hızlı ve daha verimli hale getirmek için kendilerine özel programlar oluşturabiliyor. Ancak, bu programları kullanmak için her zaman bilgi güvenliği departmanından yetki istemezler ve bu durum son derece olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. </p>
<p>Kaspersky Bilgi Güvenliği Başkanı <strong>Alexey Vovk</strong>, konuyla ilgili olarak şu bilgileri paylaşıyor: <em>&#8220;BT departmanı tarafından onaylanmayan uygulamaları, cihazları veya bulut hizmetlerini kullanan çalışanlar, bu BT ürünleri güvenilir sağlayıcılardan geliyorsa korunduklarına ve güvende olduklarına inanırlar. Ancak, üçüncü taraf sağlayıcılar &#8216;şartlar ve koşullarda&#8217; sözde &#8216;paylaşılan sorumluluk modeli&#8217; kullanmaktadır. Buna göre, kullanıcılar &#8216;Kabul ediyorum&#8217; seçeneğini seçerek bu yazılımın düzenli güncellemelerini yapacaklarını ve bu yazılımın kullanımıyla ilgili olaylarda (kurumsal veri sızıntıları dahil) sorumluluğu üstleneceklerini onaylamaktadır. Ancak günün sonunda işletmeler, çalışanlar tarafından kullanıldığında gölge BT&#8217;yi kontrol etmek için araçlara ihtiyaç duyar. Kaspersky Endpoint Security for Business ve Kaspersky Endpoint Security Cloud, istenmeyen uygulamaların, web sitelerinin ve çevre birimlerinin kullanımını sınırlayan uygulama, web ve cihaz kontrolü işlevleriyle bu kontrolü sunar. Bilgi güvenliği departmanının, kontrolsüz ve güvenli olmayan donanım, hizmet ve yazılım uygulamalarının yetkisiz kullanımını önlemek için şirketlerinin iç ağını düzenli olarak taraması gerekir.”</em></p>
<p>Genel olarak, gölge BT&#8217;nin yaygın kullanımıyla ilgili durum, birçok kuruluşun çalışanlarının bu konudaki BT politikalarına karşı gelmelerinin bir sonucu olarak zarar görecekleri herhangi bir belgelenmiş yaptırıma sahip olmaması nedeniyle karmaşık bir hal alıyor. Dahası, gölge BT&#8217;nin 2025 yılına kadar kurumsal siber güvenliğe yönelik en önemli tehditlerden biri haline gelebileceği varsayılıyor. İyi haber şu ki, çalışanların gölge BT kullanma motivasyonu her zaman kötü niyetli değil, hatta çoğu zaman tam tersi. Birçok durumda çalışanlar bunu, izin verilen yazılım setinin yetersiz olduğuna inandıkları ya da sadece kişisel bilgisayarlarındaki tanıdık programı tercih ettikleri için iş yerinde kullandıkları ürünlerin işlevselliğini genişletmek için bir seçenek olarak kullanıyor. </p>
<p><strong>Kaspersky, kurumlarda gölge BT kullanımının risklerini azaltmak için şunları öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>İşletmenin ihtiyaç duyduğu yeni BT hizmetlerini oluşturmak ve mevcut BT hizmetlerini iyileştirmek amacıyla yeni iş ihtiyaçlarını düzenli olarak tartışmak, kullanılan BT hizmetleri hakkında geri bildirim almak için işletme ve BT departmanları arasında işbirliğini sağlayın. </li>
<li>Kontrolsüz donanım ve hizmetlerin ortaya çıkmasını önlemek için düzenli olarak BT varlıklarının envanterini çıkarın ve dahili ağınızı tarayın.</li>
<li>Kişisel çalışan cihazları söz konusu olduğunda, kullanıcılara yalnızca işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları kaynaklara mümkün olduğunca sınırlı erişim vermek en iyisidir. Yalnızca yetkili cihazların ağa girmesine izin verecek bir erişim kontrol sistemi kullanın.</li>
<li>Çalışanların bilgi güvenliği okuryazarlığını geliştirmek için eğitim programları uygulayın. Çalışanlar arasında güvenlik farkındalığını artırmak için onları güvenli internet davranışını öğreten Kaspersky Automated Security Awareness Platform eğitim programı ile eğitin.</li>
<li>BT güvenlik uzmanları için ilgili eğitim programlarına yatırım yapın. Kaspersky Cybersecurity for IT Online eğitimi, genel BT yöneticileri için BT güvenliğiyle ilgili basit ama etkili en iyi uygulamaların ve basit olay müdahale senaryolarının oluşturulmasına yardımcı olurken Kaspersky Expert Training, güvenlik ekibinizi tehdit yönetimi ve azaltma konusunda en son bilgi ve becerilerle donatır.</li>
<li>Kurumunuzda gölge BT kullanımını kontrol etmenizi sağlayan ürün ve çözümleri kullanın. Kaspersky Endpoint Security for Business ve Kaspersky Endpoint Security Cloud, istenmeyen uygulamaların, web sitelerinin ve çevre birimlerinin kullanımını sınırlayan uygulama, web ve cihaz kontrolleri sunarak çalışanların gölge BT kullandığı veya siber güvenlik alışkanlıklarının olmaması nedeniyle hata yaptığı durumlarda bile bulaşma risklerini önemli ölçüde azaltır. </li>
<li>Terk edilmiş cihaz ve donanımları ortadan kaldırmak için düzenli olarak BT varlıklarının envanterini çıkarın.</li>
<li>BT&#8217;nin ve dolayısıyla bilgi güvenliği uzmanlarının bunları zamanında öğrenebilmesi için kendi yazdıkları çözümleri yayınlamak üzere merkezi bir süreç düzenleyin.</li>
<li>Çalışanların üçüncü taraf harici hizmetlerle çalışmalarını sınırlandırın ve mümkünse en popüler bulut bilgi alışverişi kaynaklarına erişimi engelleyin.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golgedeki-tehlike-yetkisiz-bt-urunlerinin-isletmeler-icin-olusturdugu-risklere-dikkat-430194">Gölgedeki tehlike: Yetkisiz BT ürünlerinin işletmeler için oluşturduğu risklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Tanrıöver: İstilacı sivrisineklerin oluşturduğu tehdit kapımızda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-iklim-klinigi-bilim-kurulu-uyesi-tanriover-istilaci-sivrisineklerin-olusturdugu-tehdit-kapimizda-397766</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 13:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[istilacı]]></category>
		<category><![CDATA[kapımızda]]></category>
		<category><![CDATA[kliniği]]></category>
		<category><![CDATA[kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturduğu]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisineklerin]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıöver]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yuvam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397766</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir' denilerek açılan Türkiye’nin ilk İklim Kliniği, iklim krizinin etkileri ve ortaya çıkan sağlık risklerini anlatmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-iklim-klinigi-bilim-kurulu-uyesi-tanriover-istilaci-sivrisineklerin-olusturdugu-tehdit-kapimizda-397766">Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Tanrıöver: İstilacı sivrisineklerin oluşturduğu tehdit kapımızda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>‘İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir</strong>&#8216; <strong>denilerek açılan Türkiye</strong>’<strong>nin ilk İklim Kliniği, iklim krizinin etkileri ve ortaya çıkan sağlık risklerini anlatmaya devam ediyor. Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver, ısınan havalar nedeniyle artan istilacı sineklerin insan sağlığı üzerine olumsuz etkilerini sıraladı.</strong></p>
<p>İklim krizinin etkileri ve ortaya çıkan sağlık risklerini gün geçtikçe daha fazla deneyimlemeye devam ederken, temmuz ayı son 125 bin yılın en sıcak ayı olarak tarihe geçti. Okyanus sıcaklıkları son 125 bin yılın en yüksek seviyesine ulaşarak rekor kırdı. İklim krizi ise yalnızca aşırı sıcaklarla değil; seller, orman yangınları, hava kirliliği, su kaynaklı hastalıklar, vektör kaynaklı hastalıklar, gıda güvensizliği ve beslenme bozuklukları, ruh sağlığı sorunları şeklinde ortaya çıkan etkilerle de sağlığımızı tehdit ediyor.</p>
<p><strong>İstilacı sivrisineklerin oluşturduğu tehdit kapımızda</strong></p>
<p>Isınan havalar ve artan yağışlardan dolayı taşıyıcı (vektör) hayvanların yoğunluğu ve yayılımında belirgin artışa sebep oluyor. Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver, bu yaz ülkemizi oldukça etkileyen istilacı sivrisineklere dair konuştu: “Şehirleşme ve biyoçeşitlilik kaybı bu vektörlerin doğal düşmanlarını ortadan kaldırarak kontrolsüz bir şekilde ve insanlara yakın yerlerde üremelerine neden oluyor. İstilacı sivrisinek olarak anılan ve esas olarak tropik bölgelerde görülen <em>Aedes aegypti</em> (sarı humma sivrisineği) ve <em>Aedes albopictus</em> (Asya kaplanı sivrisineği) türleri şu anda ülkemizde Ege, Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yerleşik olarak görülüyor. Bu sivrisinekler ısırdıkları yerde belirgin reaksiyon oluşturmakta ve özellikle alerjik bünyeli insanlarda ilaç tedavisi gerektirecek daha ciddi ve yaygın reaksiyonlara, çok nadiren anafilaksiye yol açabiliyor. Yara yerinin cildi hasarlayacak kadar çok kaşınması ikincil bakteriyel enfeksiyonlara neden olabilir. Ancak bu sivrisineklerin sağlığı tehdit eden esas özelliği sarı humma, chikungunya, zika ve deng hummasına yol açan virüsler gibi patojenleri taşımaları. Sıcaklık artışları daha hızlı üremelerine, daha uzun mesafe uçmalarına, daha çok ısırmalarına ve taşıdıkları patojenlerin de daha hızlı çoğalmasına sebep oluyor.”</p>
<p>“<strong>En istilacı olan Asya kaplanı sivrisineği”</strong></p>
<p>Tanrıöver, ülke gündemine de yoğun şekilde gelen Asya kaplanı sivrisineğine dair ise “Asya kaplanı sivrisineği en istilacı ve saldırgan sivrisinek türü, çevre şartlarına hemen uyum sağlayabiliyor, oldukça dayanıklı ve insanları çok fazla ısırabildiği için hastalık bulaştırma potansiyeli de daha fazla. Bu nedenle Asya kaplanı sivrisineği şu anda Avrupa’da sivrisinek ilişkili hastalıklar açısından halk sağlığını en çok tehdit eden tür olarak kabul ediliyor. Bunun yanında yerel sivrisineklerin sayısında da belirgin bir artış yaşanıyor. <em>Culex pipiens</em> Avrupa’da yaygın olarak bulunan bir sivrisinek türü iken, son yıllarda Doğu Karadeniz bölgesindeki illerde daha yaygın olmak üzere ülkemizde pek çok şehirde de görülüyor ve Batı Nil virüsü enfeksiyonlarına yol açıyor” dedi.</p>
<p><strong>Sivrisineklerle mücadele nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Sivrisineklerle mücadelede bilim insanları, yetkililer ve yerel yönetimlere düşen büyük görevler olduğunu vurgulayan Tanrıöver, yapılması gerekenleri şöyle özetledi: “Sivrisinek yayılımının yakın bir şekilde izlenmesi ve kaynak kontrolünün sağlanması önemli. Ekolojik yöntemler henüz yaygın olarak kullanılabilecek düzeyde değil ve bu nedenle böcek zehirlerinin uygulanması şimdilik kaynak kontrolünde gerekli gözüküyor. Ancak sivrisineklerin böcek zehirlerine karşı direnç geliştirebildiği ve sıcak havaların bunu kolaylaştırdığı da unutulmamalı. Bu nedenle biyoçeşitliliğin artırılması, sivrisineklerin doğal düşmanları olan hayvanlardan ya da onlarla yarışan başka zararsız sivrisinek türlerinden faydalanılması ve üreme alanlarının ortadan kaldırılması daha kalıcı çözümler sunuyor. Gerek ev içinde gerekse de dış ortamda durağan suların yumurta ve larvalar için bir üreme alanı haline gelmesine izin vermemek gerekir. Bunun yanında yataklarda koruyucu sinek ağlarının kullanılması, camlara ve kapılara sinek teli takılması ve uyumadan önce odaların bu açıdan kontrol edilmesi, riskli bölgelerde cildi açık bırakmayacak kıyafetlerin giyilmesi ve sinek kovucu ürünlerin uygun şekilde kullanılması kişisel koruyucu önlemler arasında yer alıyor. Ciddi deri reaksiyonlarına yol açan ısırıklarda; ateş, grip benzeri belirtiler, nörolojik bulgular gibi sistemik tabloların ortaya çıktığı durumlarda hızla bir sağlık kuruluşuna başvurmak çok önemli. Daha önce görmediğimiz hastalıklarla karşılaşma olasılığımızı göz önünde bulundurarak hem toplumun farkındalık ve bilgi düzeyinin artırılması hem de sivrisinek ısırıkları ve ilişkili enfeksiyon hastalıklarının tanı ve tedavisi açısından sağlık çalışanlarının eğitilmesi gerekiyor.”</p>
<p><strong>İklim krizi alerjik solunum yolu hastalıklarını tetikliyor</strong></p>
<p>Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Bayram ise iklim krizinin solunum sağlığına etkisinin altını çizdi. Bayram, “Sıcaklık artışları nedeniyle uzun süren polen mevsimleri ve yüksek polen konsantrasyonları, alerjik solunum yolu hastalıklarını tetikliyor. Kurak bölgelerdeki arazi yapısının bozulması çölleşme riskini artırmakta, bu da bir yandan çöl tozu kirliliğine yol açarken, aynı zamanda solunum hastalıklarının gelişiminde önemli risk oluşturan yetersiz beslenmeye ve gıda temininde güçlüğe yol açıyor.” dedi. </p>
<p>Bayram, bu risklerin kırılgan gruplara etkisini, “Çocuklar ve yaşlı bireyler, iklim krizinin olumsuz sağlık etkilerine karşı daha hassaslar. Coğrafi ve sosyoekonomik koşullar, uyum sağlama kapasitesinin azalmasıyla birlikte, iklim krizinin olumsuz etkilerine karşı insan savunmasını iyice zayıflatıyor. Coğrafi olarak iklim krizinden daha yoğun etkilenen bölgelerde ve sosyoekonomik koşulların düşük olduğu durumlarda iklim krizinin olumsuz etkileri daha çok hissediliyor.” şeklinde açıkladı. </p>
<p><strong>Küresel sıcaklıkların rekor seviyelere kıyasla azalması şaşırtıcı değil</strong></p>
<p>Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz<strong>, “</strong>Bu hafta küresel sıcaklıklar yavaş yavaş azalmaya başladı. Bunu önemli bir düşüş olarak görmemek gerekiyor. Hala yaşadığımız her gün tarihte insanlığın yaşadığı en sıcak gün olsa da küresel ortalama sıcaklık uzun bir aradan sonra ilk defa 17℃&#8217;nin altına indi. Ülkemizde bunu ‘eyyam-ı bahur sıcakları geçti tabii ki’ diye karşılasak da sözü edilen ‘eyyam-ı bahur’ aslında yazın en sıcak günleri anlamına geliyor. Ağustos ayının ortasına yaklaştığımızda da küresel sıcaklıkların rekor seviyelere kıyasla azalması şaşırtıcı değil. Gene de bilim insanları açısından bakıldığında bu yazı geçtiğimiz tüm yazlardan farklı olarak artık iklim krizinin gözümüzün önünde ve yadsınamaz şekilde belirdiği yaz olarak anacağız. Bir kez daha unutmayalım, gelecek yaz daha da sıcak olacak.” dedi.</p>
<p><strong>İKLİM KLİNİĞİ POSTASI #3 &#8211; Yayıncılar için Notlar</strong></p>
<p><em>Yuvam Dünya Derneği Kimdir?</em></p>
<p>Yuvam Dünya Derneği, iklim krizi ile mücadele etmek için önce söz konusu krizin ne olduğunun anlaşılmasını gerektiğine inanan; bunun için her yaştan insana uygun eğitimler veren, sanatın ve sporun gücüyle toplumun iklim krizi hakkında farkındalık geliştirmesini sağlamayı amaç edinen iş insanları, iletişimciler sanatçılar, bilim insanları ve doğa severlerden oluşan bir dernektir.</p>
<p><strong><em>İklim Kliniği Nedir?</em></strong></p>
<p>İklim Kliniği, Yuvam Dünya Derneği liderliğinde Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında yer alan Hacettepe Üniversitesi ve Koç Üniversitesi iş birliği ile yürütülen bir iklim krizi ve sağlık projesidir. İklim Kliniği iklim krizinin etkilerinden insanları korumak için farkındalığı ve bilgi düzeyini artırmayı, kanıta dayalı karar verme sürecine destek sağlamayı ve sağlık müdahalelerini hayata geçirmeyi amaçlar. Ulusal sağlık politikasını iklim krizi ile uyumlu halde yeniden şekillenmesine destek vererek, sağlık sistemlerinin karbon ayak izini azaltmaya ve direncini artırmaya katkıda bulunmayı hedefler. Eğitim, araştırma, topluluk oluşturma, farkındalık çalışmaları, savunuculuk gibi çeşitli kollardan oluşan projenin ilk etkinliği olan İklim Kliniği Sağlık Bilimleri Konferansı, 20 Mayıs günü 1300 öğrencinin ve ilgilinin katılımıyla 7 farklı oturumda ağırlanan 35 konuşmacı ile gerçekleşti. </p>
<p><strong><em>Neden İklim Krizi ve Sağlık?</em></strong></p>
<p>İklim krizinin etkilerinin insanlar ve tüm canlıların sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Bu etkilerin görüldüğü alanlar arasında aşırı hava olayları, hava kirliliği,</p>
<p>su kaynaklı hastalıklar, vektör kaynaklı hastalıklar, gıda güvensizliği ve beslenme bozuklukları, ruh sağlığı sorunları yer alır. Diğer yandan, iklim krizinin etkileri sağlık </p>
<p>hizmetleri ve sağlık sistemleri için de bir tehdit oluşturabilir.</p>
<p><strong><em>İklim Kliniği Postası</em></strong></p>
<p>İklim Kliniği Postası, yaz ayları boyunca her hafta yayınlanarak başlayacak bir bülten serisidir. İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyeleri tarafından iklim krizi ve sağlık odağında yapılacak güncel değerlendirmelerin medya aracılığıyla daha fazla kişiye ulaşarak farkındalık oluşturulmasını amaçlar. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-iklim-klinigi-bilim-kurulu-uyesi-tanriover-istilaci-sivrisineklerin-olusturdugu-tehdit-kapimizda-397766">Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Tanrıöver: İstilacı sivrisineklerin oluşturduğu tehdit kapımızda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı&#8217; ile mücadele eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremin-olusturdugu-psikolojik-sarsinti-ile-mucadele-egitimi-352171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 09:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[depremin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturduğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sarsıntı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) İzmir Şubesi, tüm ülkemizi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından toplumsal olarak yaşadığımız psikolojik yıkım ile mücadeleye ilişkin eğitim düzenledi. Psikolog Gamze Eren Kanpolat, ‘Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı’ başlığı ile çevrimiçi olarak verdiği eğitimde, “Kilometrelerce uzakta olan, sarsıntıyı hissetmeyenler olarak yaşadığımız durumun adı ikincil travma.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-olusturdugu-psikolojik-sarsinti-ile-mucadele-egitimi-352171">&#8216;Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı&#8217; ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) İzmir Şubesi, tüm ülkemizi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli depremlerinin ardından toplumsal olarak yaşadığımız psikolojik yıkım ile mücadeleye ilişkin eğitim düzenledi. Psikolog Gamze Eren Kanpolat, ‘Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı’ başlığı ile çevrimiçi olarak verdiği eğitimde, “Kilometrelerce uzakta olan, sarsıntıyı hissetmeyenler olarak yaşadığımız durumun adı ikincil travma.” dedi. ‘İkincil travma ile mücadele etmek için kontrol algımızı yeniden oluşturmalıyız’ şeklinde konuşan Kanpolat, “Hepimizin başı sağ olsun. Ülkemiz açısından zor, etkisi uzun sürecek bir afet ile karşı karşıyayız. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza yardım etmeyi devam ettirmek için kendimizi, zihnimizi ve bedenimizi korumalıyız. Kendimize bakmak bizi sorumsuz, hissiz, kötü biri yapmaz. Kendinizi iyileştirmek için hareket edin. Su için, su iyi bir duygu düzenleyicidir. Günlük rutinlerinizi yapmaya devam edin. Duran şeylere değil, devam eden şeylere odaklanın. İşinize, okulunuza gidin.  Bir süre için kontrol edemediğiniz sosyal medya içeriklerini de kısıtlayın” tavsiyelerinde bulundu. </p>
<p>Eğitimin açılış konuşmasını gerçekleştiren GGYD Genel Başkanı M. Nezih Allıoğlu, “Büyük bir acı yaşıyoruz. Yaşadıklarımız bireysel ve toplumsal psikolojik yıkım. Yüreğimiz enkaz altında kaldı. Fiziki enkazlar ortadan kaldırılıyor ama duygularımızı nasıl onaracağımızı bilmiyoruz. Bugün bunun için bir araya geldik” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Evinizde güvenli yer oluşturun, eşyalarınızı sabitleyin” </strong></p>
<p>GGYD İzmir Şubesi, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bireysel ve toplumsal olarak yaşadığımız psikolojik yıkımın yaralarını sarmak amacıyla ‘Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı’ konulu eğitimi düzenledi. Psikolog Gamze Eren Kanpolat tarafından çevrimiçi olarak gerçekleştirilen eğitimde, “Depremzedelerle doğru iletişim nasıl olmalıdır?”, “Depremin ardından duygusal olarak nasıl toparlanabiliriz?”, “Depremin çocuklarımızda bıraktığı duygusal olarak etkilere nasıl yaklaşmalıyız?” başlıkları ele alındı. Ülkemiz açısından zor, etkisi uzun sürecek bir afet ile karşı karşıya olduğumuzu belirten Psk. Gamze Eren Canpolat, “Korku, endişe gibi duygularla yönetildiğimiz bir durum var. Bu bir ikincil travma. Bu travma ile mücadele etmek için kontrol duygusunu yeniden harekete geçirmeliyiz. Evimizde güvenli yer oluşturmalı, eşyalarımızı sabitlemeliyiz. İşimize, okula gitmek, toplantılara girmek gibi ‘süren’ şeylere odaklanmalıyız. Hareketsiz olana odaklanırsanız travmatize olmaya devam edersiniz” diye konuştu. Psk. Kanpolat sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>Su, iyi bir duygu düzenleyicidir </strong></p>
<p>“Basit hedeflerle kendimizi toparlayabiliriz. En basit yöntem olarak sosyal medyaya sınır koyabiliriz. Deprem hakkında konuşmaya sınır getirebiliriz ama duygularımıza değil. Korktuk, kaygılıyım, öfkeliyim, hayal kırıklığı yaşıyorum diyebilmeliyiz. Duygularımızı, çocuklarımızın duygularını es geçmemeliyiz. Beslenme, özellikle travmatik dönemlerde çok önemli. Yemekleri geçiştirmemiz gerekiyor. Vücudumuzu harekete geçirmek, 20 dakikalık yürüyüşler duygularınızı düzenlemenizde yardımcı olacaktır. Su çok iyi bir duygu düzenleyicidir. Bunları yapmazsak duygular bedenimizde kilitleniyor. Duygularınızı açın.</p>
<p><strong>İki ayağınızı ile yere basın </strong></p>
<p>Son üç yıl düşünüldüğünde kolay şeyler yaşamadık. Pandemi, İzmir depremi, yangın ve son olarak Kahramanmaraş depremi. Bu süreci atlatmak için ‘şimdi ve burada’ egzersizi yapın. Zihnimiz Hatay’da, Kahramanmaraş’ta, bedenimiz Ankara’da iken bunu nasıl başaracağız? İki ayağınız ile yere basın, kendinizi topraklayın. Nefes, çok önemli bir düzenleyici. Beş duyunuz ile ‘şimdi ve burada’ olana odaklanın. Akışımızda olmayan görüntülerle karşılaştık. Bunlar bir vatandaş için ağır yükler. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza daha fazla yardım etmek, yardımı devam ettirmek için kendimize, zihnimizi korumalı, bedenimize bakmalıyız. Kendimize iyi bakmak bizi sorumsuz, hissiz, kötü biri yapmaz. Yas süreci dalgalı bir süreçtir; bazen üzülmek bazen mutlu olmak bunların hepsi anlaşılır. Hep aynı duyguda kalamayız.</p>
<p><strong>Depremzedelere ‘Ben buradayım’ deyin </strong></p>
<p>Diğer önemli bir konu depremzedeler ile iletişim. Yardım verenler olarak yapabileceğimiz ilk şey onlara kendilerinin anlaşıldığını hissettirmek. Fiziki yardımların dışında, ‘Ben buradayım’ demek, onları dinlemek gerekiyor. En zoru dinlemektir, dinlemeyi başarmak gerekiyor. Anlaşıldıklarını hissettirmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>GGYD olarak 2 Milyon TL ayni ve nakdi yardım yaptık</strong></p>
<p>‘GGYD olarak depremden etkilenen her bir ferdimizin yanında olmaya gayret edeceğiz’ şeklinde konuşan GGYD Genel Başkanı M. Nezih Allıoğlu ise ‘Yeniden milletimizin başı sağ olsun’ diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu afet bizlere zor zamanlarda dayanışmanın, birlik olmanın önemini acı bir şekilde hatırlattı. GGYD olarak, ilk etapta Dernek üyelerimizin yüksek katılımı ile ayni ve nakdi yardımı Hatay’a ulaştırdık. Bölgenin en acil ihtiyaçlarından çadır yardımlarımızı yine üyelerimizin destekleri ile temin edip bir heyetle Hatay’a giderek kendi ellerimizle teslim ettik. Kahramanmaraş’a ilaç desteğinde bulunduk. Üyelerimizin destekleriyle Ankara’ya zorunlu yerleşen depremzedelere ayni desteklerimizi yaptık. Üyelerimizin katkılarıyla 2 Milyon TL’nin üzerinde nakdi ve ayni destek olduk. GGYD olarak vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”</p>
<p>Eğitimin son bölümünde GGYD üyeleri Hatay’a yaptıkları ziyaret gözlemlerini aktardı ve GGYD İzmir Başkan Vekili Ahmet Kiraz, “Depremi unutturmayalım. Bugünkü gibi toplantılar ile depremi gündemimizde tutmaya devam edelim” vurgusu yaptı. Eğitim katılımcılar ile gerçekleştirilen soru-cevap bölümü ile tamamlandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremin-olusturdugu-psikolojik-sarsinti-ile-mucadele-egitimi-352171">&#8216;Depremin Oluşturduğu Psikolojik Sarsıntı&#8217; ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
