<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olur | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olur</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 21:13:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>olur | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olur</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cinsiyete Göre Beslenme Olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cinsiyete-gore-beslenme-olur-mu-632888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:13:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyete]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünle]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopozla birlikte östrojenin azalması, kardiyovasküler risklerin artması ve ciltte elastikiyet kaybı gibi doğal süreçler kadınları çözüm arayışına yönlendiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinsiyete-gore-beslenme-olur-mu-632888">Cinsiyete Göre Beslenme Olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopozla birlikte östrojenin azalması, kardiyovasküler risklerin artması ve ciltte elastikiyet kaybı gibi doğal süreçler kadınları çözüm arayışına yönlendiriyor. Bu noktada piyasaya sürülen kolajen takviyeleri ve östrojen içerikli ürünler, “genç kalma” ve “sağlıklı yaş alma” vaatleriyle pazarlanıyor. Oysa tek bir mucize ürünle sağlığı korumanın mümkün olmadığını belirten <strong>Diyetisyen Kumsal Kurucu, </strong>“Ayak tırnaklarımızdan, saç telimize kadar bir bütünüz. Sağlık parametrelerinde her halka birbiriyle iç içe, bütün halinde! Tek bir şeyden mucize etki bekleyip geri kalanını arka plana atmamalısınız. Menopoz sonrası kadınlara, omega-3 yağ asitleri, sebze, şeker oranı düşük mor renkli meyveler, antioksidanlar ve fitoöstrojenlerden zengin bir beslenme önerisi sunulur. Ek olarak, omega-3 balık yağı, magnezyum ve koenzim Q10 gibi takviyeler tıbbi gözetim altında verilebilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>TEKNOLOJİ ALGORİTMALARI KADINLARIN SÖZDE İHTİYAÇLARINA OYNUYOR!</strong></p>
<p>Kadınların öncelik verdiği sağlık faydaları, fizyolojik ihtiyaçlar ve toplumsal baskıların birleşiminden oluşuyor. Teknolojik cihazların algoritmaları da bu eğilimleri algıladığında, kadınların karşısına sürekli olarak hormonal dengeyi, cilt sağlığını veya menopoz semptomlarını iyileştirdiğini iddia eden ürünler çıkıyor. Bu ürünler, sosyal medya ve reklamlarla çoğunlukla bir ‘ihtiyaç’ olarak tanıtılıyor ve kadınlara yönelik mesajlarla öne çıkarılıyor. Kadınlar için hormon döngülerini destekleyen beslenme stratejilerinin önem taşıdığını belirten <strong>Acıbadem Life Uzman</strong> <strong>Diyetisyen Kumsal Kurucu,</strong> “Magnezyum ve B6 vitamini, kasları gevşeterek ve nörotransmitter işlevini destekleyerek PMS semptomlarını azaltmada özellikle etkilidir. Bununla birlikte Omega-3 yağ asitleri, iltihabı yönetmeye ve hormon üretimini desteklemeye yardımcı olur ve bunları tüm yaşam evrelerinde olmazsa olmaz hale getirir. Hormonal dalgalanmaları ve menopoz geçişlerini yönetmek için bütüncül ve fonksiyonel tıp bakış açısıyla, bu gıdalardan çok daha öte bir yolculuk var. Bu nedenle sağlık yönetiminizi sosyal medyadan gördüklerinizle, influencer ürünleri ile değil sağlık uzmanı ile yapmalısınız.  Mesela östrojen bandı gerekli mi, ne gibi riskleri var? Hekiminizle konuşmalısınız” diyor. </p>
<p><strong>ERKEKLER “KAS” ODAKLI!</strong></p>
<p>“Kas kütlesi artırma ve hızlı toparlanma hedefi, erkekleri protein tozları ve performans artırıcı takviyelere yönlendiriyor. Sosyal medya ve reklamlar da bu ürünleri ‘olmazsa olmaz’ olarak gösteriyor. Antrenman sıklığı, yoğunluğu ve bireysel sağlık durumu dikkate alınmadan kontrolsüz kullanılan takviyelerin ciddi sağlık riskleri doğurabildiğini söyleyen <strong>Uzman</strong> <strong>Diyetisyen Kumsal Kurucu, “</strong>Özellikle testosteron artırıcı ürünlerin bilinçsiz tüketimi hormon dengesini bozabilirken, doğal yöntemler ve dengeli beslenme, güvenli ve etkili bir alternatif olarak öne çıkıyor. Oysa yağsız etler, yumurtalar, kinoa, tofu, tempeh ve mercimek gibi gıdalar, erkekler için mükemmel protein kaynakları! Testosteron artıcı doğal yöntemlerle oldukça mevcut ve başarılı sonuçlar alıyoruz. İlaçlar, kontrolsüz takviyeler kullanıp sağlığınızı riske etmek yerine doğal yollara başvurmalısınız” diyor. </p>
<p><strong>RİSKLİ GIDA TRENDLERİ SAĞLIĞINIZI BOZABİLİR</strong></p>
<p>Dönemsel gıda trendleriyle birlikte tek bir besine ya da takviyeye aşırı yüklenme eğiliminin ciddi dengesizliklere yol açtığını belirten <strong>Acıbadem Life Uzman</strong> <strong>Diyetisyen Kumsal Kurucu, “</strong>Sosyal medyada popülerleşen ürünler, kontrolsüz kullanımın önünü açıyor. Mucize etkiler beklemek yerine dengeli ve doğal beslenmeye odaklanılması gerekiyor. Örneğin kolajen patlaması yaşanırken, bu ihtiyacın ilikli kemik suyu gibi doğal kaynaklarla karşılanması çok daha güvenli bir yaklaşım. Prolin, glisin, hiyaluronik asit ve glukozamin gibi damar sağlığını ve doku esnekliğini destekleyen bileşenler içeren bu besin, bütüncül bir yaklaşımın parçası olabilir. Yine doğum ve menopoz sonrası dönemlerde de kalsiyum, D vitamini ve magnezyum gibi temel besin öğelerinin kişiye özel bir planlama ile hekim gözetiminde alınması gerekir. Yine ihtiyaçların da dönemsel olarak değişebileceği unutulmamalıdır” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ DİYET VE TAKVİYE PLANLARI</strong></p>
<p>Günümüzde kadın ve erkeğin cinsiyetlendirilmiş alışkanlıklara doğru sürüklendiğini belirten <strong>Acıbadem Life Uzman Diyetisyen Kumsal Kurucu, “</strong>Fizyolojik, biyolojik ihtiyaçlar çerçevesinde kişiye özel bir beslenme planı olması gerektiğini, kadınların arzuladığı sağlık faydalarının erkeklerden daha fazla olduğunu çok net görüyoruz. Ancak ihtiyaçların cinsiyet, yaş, genel sağlık durumu ve yaşam evresine göre değiştiği unutulmamalı. Bu nedenle sağlık hedeflerinize uygun, kişiselleştirilmiş diyet ve takviye planları ile uyum içerisinde olun. Trendlere kendinizi kaptırıp genel sağlık kontrollerinizi aksatmayın” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinsiyete-gore-beslenme-olur-mu-632888">Cinsiyete Göre Beslenme Olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ergenliktir geçer&#8221;, &#8220;Dikkat çekmek istiyor&#8221;, &#8220;Her çocukta olur&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenliktir-gecer-dikkat-cekmek-istiyor-her-cocukta-olur-demeyin-632405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:51:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ergenliktir]]></category>
		<category><![CDATA[geçer]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[istiyor]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[sivri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda çocuklar ve ergenler arasında görülen öfke patlamaları, akran zorbalığı, içe kapanma, riskli davranışlar ve şiddet eğilimleri giderek artıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenliktir-gecer-dikkat-cekmek-istiyor-her-cocukta-olur-demeyin-632405">&#8220;Ergenliktir geçer&#8221;, &#8220;Dikkat çekmek istiyor&#8221;, &#8220;Her çocukta olur&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda çocuklar ve ergenler arasında görülen öfke patlamaları, akran zorbalığı, içe kapanma, riskli davranışlar ve şiddet eğilimleri giderek artıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sena Sivri</strong>, “Dijital dünyanın kontrolsüz etkisi, sosyal medyada şiddetin normalleşmesi, aile içi iletişimin zayıflaması, yoğun akademik baskı, yalnızlık hissi ve duygularını sağlıklı ifade edememe, bu tabloyu besleyen önemli faktörler arasında yer alıyor” diyor. Pek çok ebeveynin endişesini, “çocuğumu dışarı tek başına göndermeye korkuyorum”, “kötü arkadaş çevresine denk gelir mi?”, “internette kimlerle konuşuyor bilmiyorum”, “bir gün okuldan kötü bir haber gelir mi?” gibi sözlerle sıkça dile getirdiğini vurgulayan Sivri, çocuğunu koruma güdüsüyle bazı anne-babaların aşırı kontrolcü davranırken, bazılarının da neyi nasıl yöneteceğini bilemediği için çaresizlik hissettiğini söylüyor.  </p>
<p>Çocukların, çoğu zaman yaşadıkları sıkıntıları anlatmayıp, davranışlarıyla belli ettiklerini ancak bazı ebeveynlerin yoğun yaşam temposu içinde bu sinyalleri “ergenliktir geçer”, “dikkat çekmek istiyor” ya da “her çocukta olur” diye yorumlayarak gözden kaçırabildiğini vurgulayan Sena Sivri, oysa erken fark edilen birçok sorunun, doğru yaklaşımla büyümeden çözülebileceğine dikkat çekiyor. Çocuğun davranışındaki ani değişimlerin çoğu zaman bir mesaj taşıdığını, bu nedenle yargılamadan gözlemlemek, sakin kalmak ve zamanında destek almak gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuklarda mutlaka dikkate alınması gereken 6 belirtiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>1. Ani öfke patlamaları ve saldırgan davranışlar</strong></p>
<p>Çocuk daha önce göstermediği şekilde bağırıyor, eşyaları fırlatıyor, kardeşine ya da arkadaşlarına zarar veriyorsa bu durum yalnızca “huysuzluk” olarak değerlendirilmemelidir. Bastırılmış stres, okul baskısı, zorbalık görme ya da duygularını yönetememe bu davranışların altında yatabilir. Özellikle sıklaşan öfke nöbetleri profesyonel değerlendirme gerektirebilir.</p>
<p><strong>2. İçe kapanma ve yalnızlaşma</strong></p>
<p>Eskiden konuşkan ve sosyal olan bir çocuğun odasına kapanması, aileyle vakit geçirmek istememesi, arkadaşlarından uzaklaşması önemli bir sinyal olabilir. Çocuklar mutsuzluklarını çoğu zaman sessizlikle gösterirler. Bu durum depresif belirtiler, özgüven kaybı ya da okul ortamında yaşanan sorunlarla ilişkili olabilir.</p>
<p><strong> 3. Uyku ve iştah düzeninde bozulma</strong></p>
<p>Gece korkuları, sık uyanma, kabus görme, iştahsızlık ya da aşırı yeme davranışları çocuğun ruhsal yük taşıdığını gösterebilir. Çocuk zihinsel olarak zorlandığında beden de tepki verir. Süreklilik gösteren değişimlerde ailelerin dikkatli olması gerekir.<strong> </strong></p>
<p><strong>4. Ders başarısında ani düşüş ve dikkat dağınıklığı</strong></p>
<p>Başarılı bir öğrencinin kısa sürede dersten kopması, unutkanlık yaşaması, okula gitmek istememesi ya da öğretmen şikayetlerinin artması yalnızca “isteksizlik” olmayabilir. Kaygı, zorbalık, özgüven sorunları ya da duygusal stres akademik performansı doğrudan etkiler.</p>
<p><strong> 5. Gizlilik, yalan söyleme ve riskli dijital davranışlar</strong></p>
<p>Telefonunu aşırı saklama, sürekli hesap değiştirme, kimlerle görüştüğünü gizleme, gece geç saatlere kadar çevrim içi kalma gibi davranışlar dikkatle izlenmelidir. Özellikle ergenlerde dijital ortamda kötü niyetli kişilerle temas, zorbalık ya da manipülasyon riski bulunabilir. Yasaklamak yerine güven temelli iletişim kurulmalıdır.</p>
<p><strong> 6. Kendine zarar verme söylemleri veya umutsuzluk ifadeleri</strong></p>
<p>“Ben olmasam daha iyi”, “Kimse beni anlamıyor”, “Yaşamak istemiyorum” gibi cümleler asla küçümsenmemelidir. Bazı çocuklar yardım çağrısını bu şekilde dile getirir. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çocuğunuzla sağlıklı iletişimin 5 temel kuralı!</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri “Çocuklarla sağlıklı bir iletişim kurmanın temelinde, onlara gerçekten “görüldüklerini ve anlaşıldıklarını” hissettirmek yatar. Gün içinde kısa da olsa birlikte geçirilen kaliteli zaman, çocuğun duygusal güvenini güçlendirirken; onu yargılamadan dinlemek, kendini ifade etme cesaretini artırır. Çocuğun hislerine isim koymak, duygularını tanımasına ve düzenlemesine yardımcı olurken, sınırların sevgi diliyle anlatılması kuralların daha kolay benimsenmesini sağlar. Tüm bunlara rağmen iletişimde zorlanılan durumlarda profesyonel destek almak ise sorunların büyümeden çözülmesine katkı sunar” diyor. Uzman Psikolog Sivri, çocuğunuzla sağlıklı iletişimin 5 temel kuralını şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Her gün kısa da olsa kaliteli zaman ayırın. 15 dakikalık kesintisiz ilgi bile çocuk için çok değerlidir.</li>
<li>Yargılamadan dinleyin. Hemen öğüt vermek yerine önce ne hissettiğini anlamaya çalışın.</li>
<li>Duygularına isim verin. “Kızgın görünüyorsun”, “Canın sıkkın galiba” demek çocuğu rahatlatır.</li>
<li>Kural koyarken bağ kurmayı unutmayın. Sınırlar sevgiyle anlatıldığında daha etkili olur.</li>
<li>Gerekirse profesyonel destek alın. Erken alınan destek, büyüyen sorunları önler.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenliktir-gecer-dikkat-cekmek-istiyor-her-cocukta-olur-demeyin-632405">&#8220;Ergenliktir geçer&#8221;, &#8220;Dikkat çekmek istiyor&#8221;, &#8220;Her çocukta olur&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-agri-kesici-kullanimi-otizme-neden-olur-mu-628689</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:34:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki olduğuna dair iddialar anne adaylarında ciddi bir endişe yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-agri-kesici-kullanimi-otizme-neden-olur-mu-628689">Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki olduğuna dair iddialar anne adaylarında ciddi bir endişe yaratıyor. Özellikle sosyal medya ve çeşitli açıklamalar, bilimsel gerçeklikten uzak yorumlarla kafa karışıklığına neden olabiliyor. Uzmanlar, doğru bilgiye ulaşmanın ve tedavi kararlarını hekimle birlikte vermenin önemine dikkat çekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Burcu Ece Kök Özyürek, gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizmle ilişkisine dair bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Tedaviden kaçınmak daha büyük risk oluşturabilir</strong></p>
<p>Gebelikte kullanılan ağrı kesicilerin otizme yol açabileceğine dair iddialar her zaman gündeme gelmektedir. Bu tür söylemler, özellikle anne adaylarında her zaman ciddi bir kaygı oluşturur. Gebelik zaten başlı başına hassas bir süreçtir ve yanlış ya da eksik bilgiler bu dönemi gereksiz yere daha zor hale getirebilir. </p>
<p>Burada önemli bir denge var. Sadece endişe nedeniyle tedaviden kaçınmak, bazen ilacın kendisinden daha fazla risk yaratabilir. Gebelikte ateşin kontrol altına alınmaması ya da şiddetli ağrının tedavi edilmemesi hem anne hem de bebek açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle “hiç kullanmamak daha güvenlidir” yaklaşımı her zaman doğru değildir.</p>
<p><strong>Bilimsel veriler endişeyi desteklemiyor</strong></p>
<p>Burada en önemli soru şu: Bilimsel veriler bu iddiaları destekliyor mu? The Lancet Obstetrics, Gynaecology &#038; Women’s Health dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir analiz, bu konuyu detaylı şekilde ele aldı. Çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirildiği bu araştırmada, gebelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya zihinsel gelişim sorunlarıyla anlamlı bir ilişkisi gösterilmedi. Bu sonuçlar, mevcut tıbbi kılavuzlarla da uyumlu. Parasetamol, gebelikte ateş ve ağrı tedavisinde güvenli kabul edilen ve sıklıkla ilk tercih edilen ilaçlardan biri olmaya devam etmektedir.</p>
<p><strong>Her gebelik özeldir kararı doktorunuzla verin</strong></p>
<p>Her anne adayının sağlık durumu farklıdır. Bu yüzden ilaç kullanımıyla ilgili kararlar genel bilgilerle değil, kişiye özel değerlendirmelerle verilmelidir. Bir ilacı kullanıp kullanmama kararını sosyal medyaya göre değil, sizi takip eden hekiminizle birlikte verin. Çünkü doğru karar, risk ve faydanın birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Stres ve kaygı da sağlığı etkiler</strong></p>
<p>Gebelik yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal olarak da hassas bir dönemdir. Artan stres ve kaygının, hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilimsel olarak biliniyor. Yanlış bilgilerle oluşan gereksiz korkular, anne adaylarının ihtiyaç duydukları tedaviden uzaklaşmasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Otizmin tek bir nedeni yok</strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu, tek bir nedene bağlı gelişen bir durum değildir. Genetik ve çevresel birçok faktörün birlikte rol oynadığı karmaşık bir süreçtir ve hala araştırılmaktadır. Bu nedenle tek bir ilacı sorumlu göstermek bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Gebelikte karşılaştığınız her sağlık durumunda en doğru yaklaşım; güvenilir bilgiye dayanmak ve hekiminizle birlikte hareket etmektir. Doğru bilgi sizi gereksiz kaygıdan korur; doğru tedavi ise hem sizi hem bebeğinizi korur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-agri-kesici-kullanimi-otizme-neden-olur-mu-628689">Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamaney: Savaşı başlatırlarsa bölgesel çatışma olur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamaney-savasi-baslatirlarsa-bolgesel-catisma-olur-609818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 21:27:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[başlatırlarsa]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[hamaney]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609818</guid>

					<description><![CDATA[<p>İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD'nin tehditlerine sert karşılık verdi. Hamaney, ABD'nin askeri tehditlerine karşı İran’ın taviz vermeyeceğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamaney-savasi-baslatirlarsa-bolgesel-catisma-olur-609818">Hamaney: Savaşı başlatırlarsa bölgesel çatışma olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>ABD ve İran arasında artan gerilimle ilgili İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney&#8217;den açıklama geldi.</p>
</div>
<div>
<p>Sosyal medya hesabından Hamaney, <em>&#8220;Amerikalılar şunu bilmelidir ki, eğer bir savaş başlatırlarsa, bu kez bölgesel bir savaş olur. Amerikalıların bazen savaş gemileri ve uçaklarla geleceğiz şeklindeki açıklamaları yeni bir şey değil. İran milleti böyle sözlerden etkilenmez. İran milletini korkutmaya çalışmasınlar. Biz savaşın başlatıcısı değiliz. Hiç kimseyi ezmeye çalışmıyoruz. Hiçbir ülkeye saldırmayı düşünmüyoruz. Ancak, saldırmak veya zarar vermek isteyen herkes, İran milletinden kararlı bir darbe alacaktır&#8221;</em> dedi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamaney-savasi-baslatirlarsa-bolgesel-catisma-olur-609818">Hamaney: Savaşı başlatırlarsa bölgesel çatışma olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölmesi Gereken Hücreler Hayatta Kalırsa Ne Olur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olmesi-gereken-hucreler-hayatta-kalirsa-ne-olur-606570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[kalırsa]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[ölmesi]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanma araştırmalarında son yıllarda dikkat çeken başlıklardan biri, vücutta biriken ve halk arasında “zombi hücreler” olarak adlandırılan senesans hücreleri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olmesi-gereken-hucreler-hayatta-kalirsa-ne-olur-606570">Ölmesi Gereken Hücreler Hayatta Kalırsa Ne Olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanma araştırmalarında son yıllarda dikkat çeken başlıklardan biri, vücutta biriken ve halk arasında “zombi hücreler” olarak adlandırılan senesans hücreleri. Bu hücreler, çoğalma yeteneğini kaybetmesine rağmen dokuda kalmaya devam ediyor. Peki bu hücreler bizi koruyor mu, yoksa yaşlandırıyor mu? <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong> bu belirsizliğe dikkat çekerek, “Senesans hücreleri bugün için ne tamamen ‘’iyi’’ ne de tamamen ‘kötü’ olarak tanımlanabilir. Asıl mesele bu hücrelerin yaşlanma sürecinde nasıl, ne zaman ve ne ölçüde devreye girdiğini doğru anlamak ve süreci abartıdan uzak, bilimsel veriler ışığında yönetmektir” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Hücreler Ölmezse Ne Olur?</strong></p>
<p>Her gün vücudumuzda milyonlarca hücremizin DNA hasarı, çevresel stres, toksinler ve yaşa bağlı süreçler nedeniyle yıprandığını belirten <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Sağlıklı işleyen bir sistemde bu hücreler ya onarılır ya da kontrollü bir şekilde devre dışı bırakılarak yerlerini yeni hücrelere bırakır. Zombi hücreler olarak da adlandırılan senesans hücreleri ise bu doğal döngünün dışında kalır; çoğalma yeteneklerini kaybetmelerine rağmen ölmezler ve sağlıklı hücreler gibi işlev görmezler. Yani normalde yaşam döngüsünü tamamlaması gereken bir hücrenin sistem içinde tutunmaya devam etmesidir. Başlangıçta bu mekanizmanın, tümör oluşumunu engelleyen ve doku bütünlüğünü koruyan bir savunma refleksi olduğu düşünülür. Ancak bu hücrelerin zamanla dokularda birikmesi, yaşlanma sürecini hızlandıran ve çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayan bir tabloya dönüşebilir” diyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmanın Nedeni mi Yoksa İyileştirici Güç mü? </strong></p>
<p>SASP (Senescence-Associated Secretory Phenotype) olarak adlandırılan süreçte, zombi hücrelerin bulundukları dokuda iltihaplanmayı artıran maddeler, doku yıkımına yol açabilen enzimler ve hücreler arası sinyalleşmeyi etkileyen büyümeyi düzenleyici proteinler salgılayabildiğini söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız, “Bu durum, çevredeki sağlıklı hücrelerin yapısını ve normal işlevlerini bozabiliyor. Klinik çalışmalarda bu hücrelerin vücutta uzun süre kalmasının; kalıcı iltihaplanma, doku yenilenmesinde yavaşlama, bağışıklık sistemi performansında düşüş, metabolik dengenin bozulması ve insülin direnci ile yaşla ilişkili hastalık risklerinde artış gibi süreçlerle ilişkili olabileceği gösterildi” diyor. </p>
<p><strong>Zombi Hücreler Yok Edilmeli mi? </strong></p>
<p>Bununla birlikte senesans hücrelerinin yalnızca olumsuz süreçlerle ilişkilendirildiğini söylemenin de doğru olmadığını ifade eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Araştırmalar, bazı koşullarda bu hücrelerin doku bütünlüğünün korunmasına katkı sağlayabildiğini, ani stres durumlarında hasarın sınırlandırılmasına yardımcı olabildiğini ve yara iyileşmesinin düzenlenmesinde rol oynayabildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca senesans hücrelerinin, kontrolsüz hücre çoğalmasını baskılayarak tümör gelişimine karşı koruyucu mekanizmaları desteklediği de bilinmektedir. Bu nedenle söz konusu hücrelerin “tamamen yok edilmesi” yaklaşımı, güncel bilimsel veriler ışığında tartışmalı kabul edilmektedir. Mevcut çalışmalar, senesans hücrelerinin hedefli, kontrollü ve kişiye özel biçimde düzenlenmesinin, daha dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım sunduğuna işaret etmektedir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Panik Olmalı mıyız?</strong></p>
<p>Bugün için klinik pratikte kabul görmüş bir ‘zombi hücre tedavi rehberi’ bulunmadığını söyleyen <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Buna karşın düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve kaliteli uyku, iltihaplanmayı azaltmaya yönelik beslenme modelleri ve metabolik risklerin kontrol altına alınması gibi yaşam tarzı temelli yaklaşımlar, senesans hücreleri üzerinde dolaylı ve destekleyici etkide bulunabilir. Bugün için ise senesans hücreleri panik yaratacak bir tıbbi başlık olmadığı gibi göz ardı edilmemesi gereken önemli bir biyolojik gerçekliktir” diyor. </p>
<p><strong>Bilim Zombi Hücreleri Araştırırken… </strong></p>
<p>Bugün için en uygulanabilir sağlıklı ve uzun yaşam yaklaşımının düzenli klinik izlem, metabolik risklerin yönetimi ve iltihaplanmayı azaltmayı hedefleyen sürdürülebilir yaşam tarzı stratejileri olduğunu ifade eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Zombi hücrelerin tedavi edilip edilmemesi gerektiği ile ilgili yaklaşım standart kılavuzlara girecek mi? Bunu zaman gösterecek. Mevcut bilgiler ışığında en gerçekçi hedef, yaşlanma sürecini daha kontrollü, daha sağlıklı ve daha az hasarla yönetebilmek” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olmesi-gereken-hucreler-hayatta-kalirsa-ne-olur-606570">Ölmesi Gereken Hücreler Hayatta Kalırsa Ne Olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-597380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:07:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zekâ Arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ arkadaşlık uygulamaları hızla yaygınlaşıyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET, kontrolsüz yapılan paylaşımlara dikkat çekerek  yapay zekâ botuyla iletişim kurmanın risklerine dikkat çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-597380">Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ arkadaşlık uygulamaları hızla yaygınlaşıyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET, kontrolsüz yapılan paylaşımlara dikkat çekerek  yapay zekâ botuyla iletişim kurmanın risklerine dikkat çekti. </strong></p>
<p>Yapay zekâ arkadaşlar, LLM&#8217;lerin ve doğal dil işleme (NLP) teknolojisinin gücünü kullanarak kullanıcılarıyla sohbet tarzında, son derece kişiselleştirilmiş bir şekilde etkileşim kuruyor. Character.AI, Nomi ve Replika gibi uygulamalar, kullanıcılarının psikolojik ve bazen de romantik ihtiyaçlarını karşılıyor. Büyük platformlar bile bu trendi yakalamaya başladı. OpenAI kısa süre önce &#8220;doğrulanmış yetişkinler için erotik içerik&#8221; sunacağını ve geliştiricilerin ChatGPT üzerine kurulu &#8220;yetişkinlere yönelik&#8221; uygulamalar oluşturmasına izin verebileceğini açıkladı. Elon Musk&#8217;ın xAI şirketi de Grok uygulamasında flörtöz yapay zekâ arkadaşları piyasaya sürdü. </p>
<p><strong>Kişisel bilgilerinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağından nasıl emin olabilirsiniz?</strong></p>
<p>Temmuz ayında yayımlanan bir araştırma, gençlerin yaklaşık dörtte üçünün yapay zekâ arkadaşlarını kullandığını ve yarısının bunu düzenli olarak yaptığını ortaya koydu. Aynı araştırmada gençlerin üçte birinin ciddi konuşmalar için insanlara göre yapay zekâ botlarını tercih etmesi ve dörtte birinin onlarla kişisel bilgilerini paylaşması dikkat çekti. Bu durum, uyarıcı hikâyeler ortaya çıkmaya başladıkça özellikle endişe verici hâle geliyor. Ekim ayında, araştırmacılar iki yapay zekâ arkadaş uygulamasının farkında olmadan son derece hassas kullanıcı bilgilerini ifşa ettiğini paylaştı. Fırsatçı tehdit aktörleri, para kazanmanın yeni bir yolunu her zaman keşfedebiliyor. Kurbanların yapay zekâ arkadaşlarıyla romantik sohbetlerinde paylaştıkları bilgilerin şantaj için biçilmiş kaftan olduğunu her zaman göz önüne almaları gerekir. </p>
<p><strong>Ailenizi nasıl güvende tutabilirsiniz?</strong></p>
<p>İster kendiniz bir yapay zekâ arkadaşlık uygulaması kullanın ister çocuklarınızın kullanmasından endişe duyuyor olun  şu noktalara dikkat etmelisiniz. Yapay zekânın yerleşik güvenlik veya gizlilik önlemleri olmadığını varsayın. Bir yabancıyla paylaşmaktan rahatsız olacağınız hiçbir kişisel veya finansal bilgiyi onunla paylaşmayın.  Siz veya çocuklarınız bu uygulamalardan birini denemek istiyorsanız önceden araştırma yapın ve en iyi güvenlik ve gizlilik korumalarını sunan uygulamaları bulun. Bu, gizlilik politikalarını okuyarak verilerinizi nasıl kullandıklarını veya paylaştıklarını anlamak anlamına gelir. Kullanım amacını açıkça belirtmeyen veya kullanıcı verilerini sattığını paylaşan uygulamalardan kaçının. Uygulamanızı bulduktan sonra, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi güvenlik özelliklerini etkinleştirmeyi unutmayın. Bu, çalınan veya brute force saldırısıyla ele geçirilen parolaların kullanılarak hesapların ele geçirilmesini önlemeye yardımcı olacaktır. Gizlilik ayarlarını inceleyerek korumayı artırın. Örneğin, model eğitimi için konuşmalarınızın kaydedilmesini devre dışı bırakma seçeneği olabilir.</p>
<p><strong>Arkadaşlık uygulamalarının kâr amaçlı uygulamalar olduğunu unutmayın</strong></p>
<p>Çocuklarınızın bu araçları kullanmasının güvenlik, gizlilik ve psikolojik etkileri konusunda endişeleriniz varsa daha fazla bilgi edinmek için onlarla diyalog kurun. Aşırı paylaşımın risklerini hatırlatın ve bu uygulamaların, kullanıcılarının çıkarlarını ön planda tutmayan, kâr amaçlı araçlar olduğunu vurgulayın. Bu uygulamaların çocuklarınız üzerinde yaratabileceği etkiden endişe duyuyorsanız ekran süresini ve kullanımı sınırlamak gerekebilir. Bu sınırlama, ebeveyn denetim kontrolleri veya uygulamaları aracılığıyla uygulanabilir. Çocuklarınız için yaş doğrulama ve içerik denetimi politikalarına sahip yeterli koruma sağlayamayan hiçbir yapay zekâ destekli arkadaşlık uygulamasına izin vermemeniz gerektiği unutmayın. Düzenleyicilerin, geliştiricilerin bu alanda neler yapıp yapamayacağına dair daha katı kurallar uygulamak için müdahale edip etmeyeceği henüz belli değil. Romantik botlar şu anda bir nevi gri alanda faaliyet gösteriyor ancak AB&#8217;de yakında yürürlüğe girecek olan Dijital Adalet Yasası, aşırı derecede bağımlılık yaratan ve kişiselleştirilmiş deneyimleri yasaklayabilir. Geliştiriciler ve düzenleyiciler bu konuda bir sonuca varana kadar, yapay zekâ arkadaşlarını sırdaş veya duygusal destek olarak görmemek daha iyi olabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-597380">Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özge Ulusoy &#8216;Evlilik olursa bana da sürpriz olur!&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozge-ulusoy-evlilik-olursa-bana-da-surpriz-olur-593082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 10:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bana]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[özge]]></category>
		<category><![CDATA[sürpriz]]></category>
		<category><![CDATA[ulusoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593082</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir, gelinlik ve abiye dünyasının kalbi Wedgala Wedding Fashion Show'un 2. gününde yine şıklık ve ışıltıya doydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozge-ulusoy-evlilik-olursa-bana-da-surpriz-olur-593082">Özge Ulusoy &#8216;Evlilik olursa bana da sürpriz olur!&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir, gelinlik ve abiye dünyasının kalbi Wedgala Wedding Fashion Show&#8217;un 2. gününde yine şıklık ve ışıltıya doydu. Kaya İzmir Thermal&#8217;de düzenlenen etkinlikte, ALTIN Duvak firmasının özel gelinlik ve abiye koleksiyonu ünlü mankenler Ece Gürsel ve Özge Ulusoy tarafından podyuma taşındı.</p>
<p>Mimar Kemalettin Moda Merkezi Derneği ve Wedding Style iş birliğiyle, Nalan Oğuz&#8217;un ev sahipliğinde gerçekleşen defilede Serkan Duman ve Gökhan Duman&#8217;ın koreografileriyle sahne alan modeller, geceye damga vurdu. Özellikle Gürsel ve Ulusoy&#8217;un taşıdığı özel tasarımlar büyük beğeni topladı.</p>
<p>Defilinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Altın Duvak firmasının sahibi Celal Kalkan, uzun bir hazırlık sürecinden geçtiklerini vurgulayarak ekibine teşekkür etti: &#8220;Yılların emeği var burada&#8230; Geceli gündüzlü büyük bir çalışma yürüttük. En iyisini yapmak için çabaladık, daha da iyisi gelecek.&#8221;</p>
<p><strong>ÖZGE ULUSOY&#8217;DAN &#8216;SÜRPRİZ&#8217; ÇIKIŞI</strong></p>
<p>Muhabirlerin 2016&#8217;da &#8216;evlilik olursa sürpriz olur mu ? sorusuna Özge Ulusoy yine net bir yanıt verdi: &#8220;Adı üstünde&#8230; Evlilik olursa bana da sürpriz olur.&#8221;</p>
<p>Ulusoy ayrıca koleksiyondaki parçaların ağırlığı ve ihtişamıyla ilgili de konuştu: &#8220;Gerçekten çok ağır ve özel parçalar. Bu tarz modeller genelde uzun boylu ve yapılı modellere veriliyor. Biz de elimizden geldiğince en iyi şekilde taşımaya çalışıyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>ECE GÜRSEL: &#8220;2026&#8217;YA YENİ ŞARKIYLA GİRİYORUM&#8221;</strong></p>
<p>Ece Gürsel ise yılbaşı dileklerini paylaşarak 2026&#8217;nın ilk haftasında yeni şarkısının çıkacağını müjdeledi: &#8220;Bu kez farklı bir tarzla karşılarına çıkacağım. 2026&#8217;ya muhteşem bir şarkıyla gireceğim. En büyük dileğim ise ülke ve dünya adına barış, sağlık ve huzur.&#8221;</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozge-ulusoy-evlilik-olursa-bana-da-surpriz-olur-593082">Özge Ulusoy &#8216;Evlilik olursa bana da sürpriz olur!&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk Sanat Merkezi&#8217;nde Sahnelendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ataturk-sanat-merkezinde-sahnelendi-586784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 09:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[sahnelendi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi, Ağaçlar Ayakta Ölür tiyatro oyununa ev sahipliği yaptı. Kapalı gişe sahnelenen oyuna Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner de katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturk-sanat-merkezinde-sahnelendi-586784">Atatürk Sanat Merkezi&#8217;nde Sahnelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi, Ağaçlar Ayakta Ölür tiyatro oyununa ev sahipliği yaptı. Kapalı gişe sahnelenen oyuna Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner de katıldı.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi, Cumhuriyet Haftası etkinlik programı kapsamında “Ağaçlar Ayakta Ölür” tiyatro oyununu sanatseverlerle buluşturdu. Atatürk Sanat Merkezi’nde kapalı gişe sahnelenen oyuna Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner de katıldı. </p>
<p><b>“HEPİNİZİN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUZ”</b></p>
<p>Temsilin sonunda usta oyunculara çiçek takdiminde bulunan Başkan Güner, “Bugün sanatçıların günü. Onun için biz siyasetçilerin susma zamanı diyeyim. Çok güzel, harikulade bir oyundu. Çok güzel bir emek vardı. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyoruz, iyi ki varsınız” dedi.</p>
<p><b>BİR İYİLİK OYUNU ÖYKÜSÜ</b></p>
<p>Yönetmenliğini Nedim Saban’ın yaptığı, usta oyuncu Nevra Serezli, Aziz Sarvan, Meral Asiltürk, Önder Atakanlı, Murat Şahan, Meltem Özlevent ve Beyza Vural tarafından sahnelenen “Ağaçlar Ayakta Ölür”, çocuklarını uçak kazasında kaybeden bir ailenin tek varlığı olan torunlarıyla olan öyküsünü konu alıyor.</p>
<p>Torunuyla bağını koparan bir dedenin, ölüm döşeğindeki eşinin son isteğini yerine getirebilmek için “Bir Dilek Tut” derneğine başvurmasıyla gelişen olayları anlatan hikayede torun rolünü üstlenen bir gencin gelişiyle başlayan bu iyilik oyununun gerçek torunun ortaya çıkmasıyla sarsıcı bir gerçeğe dönüşmesi izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p>İspanyol yazar Alejandro Casona’nın kaleme aldığı eser, savaş sonrası dönemde bile iyiliğe tutunmanın insani bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.</p>
<p><b>ÖDÜLLÜ OYUNA BÜYÜK İLGİ</b></p>
<p>Nevra Serezli’nin 11 yıl aradan sonra sahneye dönüş yaptığı “Ağaçlar Ayakta Ölür”, sahnelendiği günden bu yana yedi farklı ödülün sahibi oldu. Başkentli sanatseverlerin de büyük ilgi gösterdiği oyun, seyircilerden tam not alarak dakikalarca ayakta alkışlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ataturk-sanat-merkezinde-sahnelendi-586784">Atatürk Sanat Merkezi&#8217;nde Sahnelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden bazı kişiler en ufak sesten rahatsız olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/neden-bazi-kisiler-en-ufak-sesten-rahatsiz-olur-586048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[Saçlı]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sesten]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[ufak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü’nden Dr. Yeter Saçlı, işitme eşiği kavramını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/neden-bazi-kisiler-en-ufak-sesten-rahatsiz-olur-586048">Neden bazı kişiler en ufak sesten rahatsız olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü’nden Dr. Yeter Saçlı, işitme eşiği kavramını anlattı.</p>
<p><strong>İşitme eşiği işitme testleriyle belirleniyor</strong></p>
<p>İşitme eşiğinin, bir kişinin duyabildiği en düşük ses şiddetini ifade ettiğini dile getiren Dr. Yeter Saçlı, “Bu eşiklerin belirlenmesi, odyologlar tarafından uygulanan işitme testleriyle mümkündür. Bu amaçla odyoloji kliniklerinde, kişilerin özellikle yaşları ve zihinsel durumları dikkate alınarak, sessiz kabin içerisinde saf ses odyometrisi olarak bilinen işitme testleri uygulanır. Yapılan testler sonucunda işitme eşiklerinin normal olup olmadığı; varsa işitme kaybının tipi ve derecesi belirlenebilir. İşitme kaybı derecelerini belirlemek için farklı sınıflandırmalar olsa da genellikle 15 desibele kadar olan eşiklerin normal kabul edildiği söylenebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Normal sesler bile rahatsız edici olabilir</strong></p>
<p>Ses hassasiyetlerine dikkat çeken Dr. Saçlı, şunları kaydetti:</p>
<p>“İşitme eşiklerinin normal olması, kişinin gürültülü ya da zorlayıcı dinleme koşullarında konuşmayı anlama problemi yaşamayacağını veya seslere karşı algısal hassasiyet göstermeyeceğini garanti etmez. Örneğin, çoğu insanın tolere edebildiği sesleri tolere edemeyen bireyler olabilir. Azalmış ses toleransı olarak da bilinen hiperakuzi, başkalarının normal olarak algıladığı seslerin rahatsız edici ve dayanılmaz derecede yüksek hissedilmesi sonucu ortaya çıkan fiziksel rahatsızlık veya ağrıyı tanımlar. Bu duruma sahip kişilerde işitme kaybı olmayabilir; ancak genellikle çınlama gibi işitsel semptomlar eşlik eder. Gürültüye maruziyet bu durumun başlıca nedeni olarak öne çıksa da travma gibi farklı etkenler de hiperakuziye yol açabilir.”</p>
<p><strong>Çiğneme, şapırdatma veya solunumdan rahatsızlar…</strong></p>
<p>Sesleri tolere etmekte zorlanan bir diğer hasta grubunun da misofoniye sahip olanlar olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Dr. Yeter Saçlı, “Misofoni, belirli seslere (çiğneme, şapırdatma, solunum vb. vücut sesleri) karşı yoğun duygusal tepkilerin verilmesiyle karakterizedir. Bu duruma sahip bireylerde de genellikle işitme eşikleri normaldir. Misofoninin altında yatan nedenler genetik, psikolojik ya da nörolojik olabilir. Eğer kişi sesleri tolere etmekte zorlanıyorsa öncelikle bir kulak burun boğaz muayenesinden geçerek odyologa başvurmalıdır. Yapılan testler sonucunda odyolojik açıdan herhangi bir sorun tespit edilmezse, problemin çözümüne yönelik olarak psikiyatri, nöroloji gibi ilgili branşlara yönlendirme yapılabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Profesyonel destek şart!</strong></p>
<p>Seslere karşı aşırı hassasiyet gösteren bireylerin profesyonel destek alması gerektiğine işaret eden Dr. Yeter Saçlı, “Problemin altında yatan nedene bağlı olarak uygulanacak tedavi veya terapi yöntemleri farklılık gösterebilir. Ayrıca bu yöntemler kişiye özel olarak planlanır. Tedavinin yanı sıra, bireyin günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla tetikleyici unsurlarını belirlemesi ve kendisine rahat, tutarlı bir ses alanı oluşturması tavsiye edilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/neden-bazi-kisiler-en-ufak-sesten-rahatsiz-olur-586048">Neden bazı kişiler en ufak sesten rahatsız olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Karın Ağrısı Neden Olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-karin-agrisi-neden-olur-558783</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:11:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk karın ağrısı neden olur? Uzmanlar yaz aylarında gelişen karın ağrısının nedenleri hakkında önemli bilgiler verdi.   </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-karin-agrisi-neden-olur-558783">Çocuk Karın Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuk karın ağrısı neden olur? Uzmanlar yaz aylarında gelişen karın ağrısının nedenleri hakkında önemli bilgiler verdi.   </strong></p>
<p><b>Karın Ağrısına Dikkat</b></p>
<p>Çocuklarda görülen karın ağrısı, çoğunlukla basit nedenlere bağlı olsa da, cerrahi müdahale gerektiren ciddi hastalıkların da belirtisi olabilir. Yaz aylarında artan sıcaklık ve enfeksiyon riskiyle birlikte bu şikayetler daha sık görülmeye başlamaktadır. Çocuklarda karın ağrısının altında yatan nedenin mutlaka dikkatle araştırılması ve tedavi planının buna göre belirlenmesi önemlidir. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mithat Günaydın, çocukluk çağında karın ağrısına neden olabilecek hastalıklar ve dikkat edilmesi gereken durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çocukluk çağında karın ağrısına genellikle idrar yolu enfeksiyonu, ishal veya bağırsak parazitleri gibi ilaçla tedavi edilebilecek nedenler yol açar. Ancak karın ağrısına neden olabilecek yaklaşık 50 farklı hastalık bulunduğu unutulmamalıdır. Bu vakaların yalnızca %1 ila %3’ü cerrahi müdahale gerektiren durumlardır. Yine de, erken tanı hayati önem taşır.</p>
<p><b><strong>İnvajinasyon: Sessiz ilerleyen tehlike</strong></b></p>
<p>Cerrahi müdahale gerektiren karın ağrısı nedenlerinin başında akut apandisit ve invajinasyon (bağırsakların iç içe geçmesi) gelir. Özellikle invajinasyon, daha çok süt çocukluğu döneminde görülür ve ishal sonrası gelişebilir. Yaz aylarında bakteriyel ve viral ishallerin artmasıyla bu risk daha da yükselir.</p>
<p><b><strong>Belirtileri tanıyın, gecikmeden harekete geçin</strong></b></p>
<p>İshal sonrası ortaya çıkan kıvranır tarzda karın ağrısı, kusma, karında “sucuk gibi” kitlenin hissedilmesi ve zamanla çilek jölesi şeklinde kanlı dışkı görülmesi invajinasyonun habercisi olabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden çocuk cerrahisine başvurulmalıdır. Tedavi edilmediği takdirde bağırsakta kangren gelişebilir ve çocuğun genel durumu hızla bozulabilir. Tanıda; kan tahlilleri, direkt karın grafisi ve karın ultrasonu yardımcı olur. Tanı konduğunda ağızdan beslenme kesilir, mideye tüp yerleştirilir, sıvı-elektrolit tedavisine başlanır ve hasta yakından izlenir. Tedavide öncelikle invajinasyonun kendillğinden açılıp açılmadığı takip edilir. Açılmadığı durumlarda radyoloji eşliğinde su (hidrostatik) veya hava (pnömatik) redüksiyon yöntemleri uygulanır. Bu işlemlerde çocuk cerrahı ve deneyimli bir radyologun birlikte çalışması gerekir. Nadir durumlarda bağırsak delinmesi olabileceğinden cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi müdahale laparoskopik (kapalı) ya da açık yöntemle yapılabilir. Laparoskopide bağırsakların dolaşımı sağlıklıysa işlem burada sonlandırılır. Açık ameliyatta ise iç içe geçmiş bağırsaklar elle açılır; dolaşımı bozulmuşsa bu kısım çıkarılarak sağlıklı uçlar yeniden birleştirilir.</p>
<p><b><strong>Apandisit yaz aylarında daha sık görülüyor</strong></b></p>
<p>Yaz döneminde çocuklarda daha sık karşılaşılan bir diğer cerrahi durum ise apandisittir. Kalın bağırsağın başlangıcında yer alan apendiksin iltihaplanmasıyla oluşan bu tablo, genellikle göbek çevresinde başlayan ve sağ alt karna yerleşen karın ağrısı ile kendini belli eder. Ağrıya iştahsızlık, ateş ve bazen kusma eşlik edebilir.</p>
<p>Apandisit, öykü ve fizik muayene ile birlikte yapılan laboratuvar tetkikleri ve ultrasonografiyle teşhis edilebilir. Bazı durumlarda bilgisayarlı tomografi de gerekebilir. Tedavisi cerrahidir. Ameliyat açık ya da laparoskopik yöntemle yapılabilir. Patlamamış apandisit durumunda çocuk genellikle 1-2 gün içinde taburcu edilebilir.</p>
<p><b><strong>Ciddi hastalıkların habercisi olabilir</strong></b></p>
<p>Özellikle yaz aylarında karın ağrısı yaşayan çocuklar, cerrahi olasılık göz önünde bulundurularak dikkatle izlenmelidir. Gerekirse tekrar tekrar muayene edilmeli ve klinik tablo yakından takip edilmelidir. Erken tanı ve doğru müdahale sayesinde, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesi mümkündür. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-karin-agrisi-neden-olur-558783">Çocuk Karın Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ölümünün politik sonuçları ne olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-olumunun-politik-sonuclari-ne-olur-461769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 09:08:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[ölümünün]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[reisinin]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461769</guid>

					<description><![CDATA[<p>İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin hayatını kaybettiği helikopter kazasının politik sonuçlarını değerlendiren Dr. Güler Kalay, “Ülkede siyasi bir krizin oluşma olasılığını öngörmüyorum.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-olumunun-politik-sonuclari-ne-olur-461769">İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ölümünün politik sonuçları ne olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dini Lider Hamaney’in İran iç ve dış politikasındaki etkisiyle Reisi’nin ölümünün radikal bir politika değişimine neden olmayacağını da dile getiren Dr. Güler Kalay, “İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklaması yapılması ve İran’ın kaza ihtimaline ağırlık vermesi, şimdilik bölgede gerginliği arttıracak bir durum olmadığını gösteriyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Güler Kalay, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan&#8217;ın hayatını kaybettiği helikopter kazasının politik sonuçlarını değerlendirdi</p>
<p><strong>“Ülkede siyasi bir krizin oluşma olasılığını öngörmüyorum”</strong></p>
<p>İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümünün, İran iç politikasında kısa süreli bir iktidar boşluğu oluşturmasının beklenebileceğini dile getiren Dr. Güler Kalay, “Ancak ülkenin iç mevzuatındaki düzenlemeler bu iktidar boşluğunun büyük olmayacağını gösteriyor. 50 gün içinde yeni bir seçim yapılması ve bu süreçte İran Anayasasına bağlı olarak cumhurbaşkanlığına Reisi’nin yardımcısı olan Mohammad Mokhber’in getirilmesi bekleniyor. Ülkede siyasi bir krizin oluşma olasılığını öngörmüyorum.” dedi. </p>
<p><strong>Geçtiğimiz iki hafta içinde gerçekleşen olaylar ne anlatıyor?</strong></p>
<p>Geçtiğimiz iki hafta içinde gerçekleşen olayları hatırlatan Dr. Güler Kalay, şöyle devam etti:</p>
<p>“15 Mayıs 2024’de Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun vurulmasının ardından 19 Mayıs günü İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin bulunduğu helikopter düştü. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı’nın suikast tehditleri aldığı da bilinmekte; ayrıca 7 Mayıs 2024 tarihinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman Al Saud’a yönelik suikast girişimi yapıldığı üzerine iddialar basında yer almıştı. Slovakya, İran, Sırbistan ve Suudi Arabistan söz konusu olduğunda son olayların ve iddiaların peş peşe yaşanmasının rastlantısallığına kuşkuyla bakılıyor.” </p>
<p><strong>İran kaza olasılığı üzerinde duruyor!</strong></p>
<p>Fico’nun Ukrayna’ya ABD ve Avrupa tarafından destek ve doğrudan askeri yardım yapmasına karşı çıktığını biliyoruz diyen Dr. Kalay, “Öte yandan İsrail’in Gazze’de yürüttüğü işgal zemininde politik çatışma içinde olan İsrail-İran ilişkilerini dikkate aldığımızda İran Cumhurbaşkanı Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve Doğu Azerbaycan Valisi Malik Rahmati’nin bulunduğu helikopterin düşmesinin kaza ihtimalini de sorgulamamıza neden oluyor. Bu bağlamda İsrail özel servislerinin kaza ile bağlantısının olması ihtimalini göz ardı edemeyiz; ancak İsrail’den olayla ilgili olmadıkları yönündeki açıklamalar ve İran’ın kaza olasılığı üzerinde durması bu ihtimali zayıflatıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Bir iktidar boşluğu veya siyasi krizden bahsetmek doğru değil…</strong></p>
<p>Bunların haricinde Reisi’nin son zamanlarda doların küresel hegemonyasını zayıflatması beklenen BRICS çerçevesinde bir para birimi oluşturulması gerektiği yönündeki söylemlerini de hatırlatan Dr. Güler Kalay, şunları dedi:</p>
<p>“İran’ın iç ve dış politikasının sadece cumhurbaşkanı tarafından değil, Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney tarafından belirlendiği bilinmekte ve bu bağlamda ülkenin şu an içinde düştüğü kriz iktidar boşluğu krizinin ötesine gideceğini düşünmüyorum. Kaldı ki iktidar boşluğu da uzun sürmeyecektir; çünkü İran Anayasasında bu gibi hallerde ne yapılacağı 131. Maddeyle net olarak belirtilmiştir. Bu maddeye göre; cumhurbaşkanının görevi sırasında ölümü halinde görevi yardımcısı üstlenir. Bununla ilişkili olarak 2021 yılından bu yana merhum Reisi’nin yardımcılığını yürüten Mohammad Mokhber’in cumhurbaşkanlığı beklenmektedir. Yine İran Anayasasına göre Mohammad Mokhber’in görev süresi 50 gün içinde yapılması gereken yeni bir seçimin sonuçlanmasına kadar olacaktır. Bu durumda aslında bir iktidar boşluğu veya siyasi krizden bahsetmek doğru olmaz, normal siyasi sürecin kesintiye uğraması olarak düşünebiliriz. Dini Lider Hamaney’in İran iç ve dış politikasındaki etkisiyle İbrahim Reisi’nin ölümü, radikal bir politika değişimine neden olmayacaktır.” </p>
<p><strong>ABD-İran görüşmeleri devam eder mi?</strong></p>
<p>İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklanırken, İran tarafının da kaza olasılığı üzerinde durduğunu hatırlatan Dr. Kalay, “Son zamanlarda ABD-İran görüşmeleri kısmen başlamıştı; bu sürecin devam edeceğini düşünüyorum.” dedi.</p>
<p>Kazanın Orta Doğu&#8217;daki güç dengelerini değiştirip değiştirmeyeceğine ilişkin de Dr. Kalay, “Olayın İran tarafından tamamen kaza olduğunun tespit edilmesi ve İsrail’in oluşacak iktidar boşluğu ve seçim sürecini kendi lehine çevirmeye çalışmaması en olumlu senaryo olacaktır. Daha kötü senaryo ise İsrail’in bölgede daha proaktif davranmaya başlaması ve İran’la olan gerginliğin daha da artması durumunda Tahran, tavrını sertleştirebilir.” şeklinde değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklaması…</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olaya ilişkin derin üzüntülerini belirtirken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan resmi X hesabından “Dost ve kardeş İran halkının derin acısını paylaşıyor, hayatlarını kaybedenlere Allah&#8217;tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Bölgemizin içinde bulunduğu kritik dönemde kendisiyle yakın mesai yapma fırsatı bulduğum Abdullahiyan&#8217;ın ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkileri daha da güçlendirmeye yönelik katkılarını hayırla yâd ediyorum” paylaşımını yaptığını hatırlatan Dr. Kalay, “Rusya, Azerbaycan, Çin, Mısır, Suriye, Irak, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Belarus liderleri ve Avrupa Konseyi Başkanı taziyelerini ve üzüntülerini bildirirken, Pakistan ve Ürdün yas ilan etti. Hamas ise Reisi’nin ölümünü “kayıp” olarak değerlendirdi. İsrail tarafından olayla ilişkili olmadıkları açıklaması yapılması ve İran’ın kaza ihtimaline ağırlık vermesi, şimdilik bölgede gerginliği arttıracak bir durum olmadığını gösteriyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iran-cumhurbaskani-reisinin-olumunun-politik-sonuclari-ne-olur-461769">İran Cumhurbaşkanı Reisi&#8217;nin ölümünün politik sonuçları ne olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalnızlık korkusu, herkes için farklı anlamlar taşır ve ilişkileri karmaşık bir hale getirebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858">Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlık korkusu, herkes için farklı anlamlar taşır ve ilişkileri karmaşık bir hale getirebilir. Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk, yalnızlık duygusunun üstesinden gelmenin önemini vurguluyor ve kendimize yatırım yapmanın önemini vurguluyor.</p>
<p><b><strong>Yalnızlık ve İlişkiler: Nasıl Bir Bağ Var Aralarında?</strong></b></p>
<p>Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk, yalnızlık korkusuyla ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Sosyal varlıklar olarak, ilişkilerimizle şekilleniriz. İlk olarak ailemizle ve ardından çevremizle bağlar kurarız. Hayatı gözlemleyerek öğrenir, deneyimlerimizle zenginleşiriz. Bu süreç, yetişkinlik döneminde dünyayı algılayışımızı etkileyen birçok öğreti ve değer yargısıyla şekillenir. Ancak, her bireyin farklı öğretilere sahip olduğu bir dünyada, olaylara atfettiğimiz anlamlar da farklılık gösterir, bu da ilişkileri karmaşık hale getirir.</p>
<p> YAŞLILARDA YALNIZLIK </p>
<p>Bu karmaşık yapıdaki bir başkasını anlamanın yolu, genellikle kendimizi anlamaktan geçer. Kendimizle kurduğumuz bağı anlamak için, bazen yalnız kalmamız gerekebilir. Yalnızlık duygusundan kaçan kişi, genellikle kaçınma davranışları sergiler. Bazen, kalabalık ortamlarda bile yalnızlık hissi yaşanabilir. Kimi insanlar, sürekli plan yaparak kendilerinden kaçmaya çalışır. Ancak kaçtığımız her duygu ve davranış, aslında onları anlamamızı zorlaştırır.</p>
<p><b><strong>Yalnızlık: Farklı Anlamlar, Farklı Deneyimler</strong></b></p>
<p>Yalnızlık herkes için farklı anlamlar taşır. Örneğin, bazı ilişkilerde bir partner, diğerine hiç alan tanımaz ve sürekli beraber olmayı tercih eder. Bu kişi, yalnız kaldığında aldatılacağını veya terk edileceğini düşünebilir. Kimi, bir planın dışında kaldığında kendini dışlanmış hisseder, arkasından kötü konuşulacağını ve sevilmeyeceğini düşünür. Kimi insanlar, yalnız kaldıklarında yaşadıkları zorlukları düşünmekten kaçınmak için sürekli olarak arkadaşlarıyla plan yapar. Bazıları ise kendi başlarına kaldıklarında zamanı nasıl geçireceklerini bilemezler ve bu nedenle sürekli olarak başkalarıyla plan yaparlar.</p>
<p><b><strong> Yalnızlık ve Kaygı Arasındaki Bağlantı</strong></b></p>
<p>Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk’e göre, yalnızlık korkusuyla başa çıkmak için önemli olan, kendimize yatırım yapmaktır. Yalnızlık korkusuyla başa çıkmak için, bir başkasına aşırı bağımlı olmak yerine kendi iç dünyamızı keşfetmeliyiz. Kendi yalnızlığımızı kabul etmek ve ondan keyif almaya başladığımızda, kaygılarımızın yerini huzurlu ilişkilere, üretken bir yaşama bırakabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858">Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panik Atak Nedir, Neden Olur ve Nasıl Geçer?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/panik-atak-nedir-neden-olur-ve-nasil-gecer-415664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 08:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atak]]></category>
		<category><![CDATA[geçer]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Panik atak hakkında sıkça sorulan sorulara, Uzman Klinik Psikolog Ege Ece Birsel cevaplar veriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-nedir-neden-olur-ve-nasil-gecer-415664">Panik Atak Nedir, Neden Olur ve Nasıl Geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıkça karşılaşılan ve hayatın olağan akışını etkileme boyutuna dahi ulaşabilen panik atak veya panik bozukluk nedir? Panik atak neden olur? Her kaygı bozukluğu panik atak olabilir mi? Bu sorunun giderilmesinde hangi yöntemler kullanılabilir? Panik atak hakkında sıkça sorulan sorulara, Uzman Klinik Psikolog Ege Ece Birsel cevaplar veriyor.</p>
<p>Panik atak, herhangi bir zamanda ve herhangi bir duruma karşı ortaya çıkabilecek endişe/korku nöbetleri olarak tanımlanır. Kişi bu atakları yaşarken, gerçeklikten uzaklaşır ve hatalı düşünceler üretir. Genellikle panik atak, bireyin tehlikeli olarak koşullandığı bir durum üzerine geliştirdiği felaketleştirme düşünceleri nedeniyle tetiklenir ve bireyin panik atağı karşılayış biçimine göre de giderek şiddetlenir. Kişi kimi zaman gerçek olayları olmayacak boyuta getirirken, kimi zaman gerçekte var olmayan ihtimalleri felaket senaryoları biçiminde yorumlar ve reaktif hale gelir. Bunun sonucu olarak, fiziksel ve bilişsel tepkiler ortaya çıkar. Ancak her reaksiyon veya stres periyodunun panik atak olarak tanımlanması söz konusu olamaz. Panik bozukluk, düzenli ve devamlı ortaya çıktığında tanısı konulan bir durumdur. Olağan dışı hallerde, bir defaya mahsus veya uzun dönemde birkaç kez yaşanan ataklara, panik atak tanısı koymak doğru olmaz.</p>
<p>Kişinin devamlı endişe halinde olması ve dışarıdan gelen tüm sinyalleri bir panik atak tetikleyicisi olarak görmesi, bunu aşırı stres ve kaygı seviyesine taşıması panik atağın başlıca belirtisidir. Hasta olma kaygısı, ölmek korkusu, birilerini veya sahip olduklarını kaybetme korkusu düzenli olması halinde reaksiyon gösterilmesi durumu sıklaşır ise uzman görüşü gereklidir.</p>
<p>Panik atak; çarpıntı, terleme, baş dönmesi, nefes alamama hissi, karıncalanma veya his kaybı gibi semptomlara sebep olabilir. Kişi bu esnada fiziksel koordinasyonunu kaybederken, doğru düşünme yetileri de sınırlanır. Herhangi bir kaynak olmaksızın veya bir soruna karşı bu türlü reaksiyon hali, ayda bir defadan fazla olması halinde, tanı gerektirir. Tanı için mutlaka uzmana başvurulması gerekir.</p>
<p>Panik Atak Neden Olur?</p>
<p>Panik bozukluğun tek bir nedeninden söz edilemez. Psikolojik rahatsızlıklar, birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Panik atak sorunu, genetik yatkınlığı söz konusu olan bir durum olmakla birlikte, herhangi bir genetik aktarım olmasa da bazı sebeplerle ortaya çıkabilir.</p>
<p>Geçmiş yaşantıda, özellikle çocuklukta yaşanan travmaların yetişkinlikte panik atak olarak ortaya çıkması mümkündür. Bununla birlikte, güncel koşullarda yaşanan ciddi kayıp ve travmalar da panik atağı tetikleyebilir. Sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ise beynin kimyasal normallerini etkilediği için bu durumu tetikleyebilir. Kimi bireylerde ise bu faktörlerin herhangi birisi olmasa dahi, panik atak problemi söz konusu olabilir. Bunun nedeni, insanın hayatta kalma içgüdüsünün abartılı biçimde ortaya çıkmasıdır.</p>
<p>Panik bozuk, çocukluktan itibaren görülebileceği gibi, yaşantının herhangi bir döneminde çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Örneğin; bir yakının kanser nedeniyle kaybedilmesinden sonra, kanser olup ölme endişesinin panik atak durumuna dönüşmesi söz konusu olabilir. Bu durumda, yaşam konforu sürdürebilmek için uzman görüşü almak gerekli olacaktır. Zira panik atak, hayatı ciddi anlamda etkileyen sonuçları doğurabilir.</p>
<p>Panik Atak Nasıl Geçer?</p>
<p>Panik atak, beraberinde farklı mental problemlerle birlikte seyredebilir. Bireysel olarak uygulanacak yöntemler, sorunun panik bozukluğa dönüşmüş olması halinde etkili olmayacaktır. Panik bozukluk tanısı almış veya bu semptomları gösteren kişilerin, psikolog ve psikiyatr denetiminde bir tedavi sürecine tabi olmaları gerekir. Elde edilecek veriler ışığında yapılacak değerlendirme, tedavi sürecini şekillendirecektir.</p>
<p>Panik bozukluk tedavisinde, bazı vakaların ilaçlı tedavisi gerekirken, tüm vakaların terapi alması uygun görülür. Psikoterapide, farklı yaklaşımlar söz konusudur ki, uzmanın hangi yöntemi kullanacağına karar verebilmesi için kişi ile belli bir süre görüşmesi gerekir.</p>
<p>Psikolog ve psikiyatrlar, panik bozukluk tedavisini koordineli olarak gerçekleştirebilirler. Sorunun boyutuna bağlı olarak belirlenecek tedavi periyodunda, nefes terapisi ve düzenli yürüyüş gibi; bireyin kendisinin gerçekleştirebileceği terapiler de uygulanabilir.</p>
<p>Panik atak; ciddiye alınması gereken bir sorun olmakla birlikte, kişinin mevcut endişelerinin içerisine bir de bunu eklemesi doğru değildir. Bu sorunun tedavisinde uzman kontrolünde ciddi yol kat edilmesi mümkündür. Semptomları, düzenli ve devamlı görmeniz durumunda, uzmanlardan destek almanız halinde, kalıcı çözümlere de ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Yapılması gereken, sadece uzmanlardan görüş almak ve bilimsel yöntemleri kullanmaktır. Bu şekilde etkili çözümleri elde etmek mümkün olabilecektir. Açık kaynaklardan elde edilen, kaynağı belli olmayan ve sorumluluk taşımayan bilgiler, daha olumsuz durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle, bu sorunun giderilmesine yönelik olarak yalnızca, psikolog ve psikiyatrlardan bilgi ve destek alınız.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-nedir-neden-olur-ve-nasil-gecer-415664">Panik Atak Nedir, Neden Olur ve Nasıl Geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sese de Estetik Olur!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sese-de-estetik-olur-396495</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 10:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[sese]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396495</guid>

					<description><![CDATA[<p>İster arkadaş çevrenizde isterseniz de iş çevrenizde dinlenebiliyor ve dikkate alınabiliyor olmanın temeli doğru iletişim kurmaktan geçse de bu iletişim sırasında sesinizin tonunu ayarlıyor olmanız da son derece önemli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sese-de-estetik-olur-396495">Sese de Estetik Olur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İster arkadaş çevrenizde isterseniz de iş çevrenizde dinlenebiliyor ve dikkate alınabiliyor olmanın temeli doğru iletişim kurmaktan geçse de bu iletişim sırasında sesinizin tonunu ayarlıyor olmanız da son derece önemli. Peki ses tonumuz bizim ayarlayabileceğimizin dışındaysa yani standart diyebileceğimiz incelik ve kalınlık algısı açısından uyumsuzsa ne yapmalıyız? Bu durum ses estetiğine olan ihtiyacımızı mı gösteriyor? Ses estetiği nedir, nasıl yapılır? Estetik sonrası seste tekrardan bir değişim olur mu?</strong></p>
<p><strong>Liv Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hakan Birkent yanıtladı.</strong></p>
<p><strong>Ses estetiği nedir?</strong></p>
<p>Sesimiz iletişimimizdeki en önemli enstrümanımızdır. Aynı zamanda toplum içerisindeki pozisyonumuzu belirlemede rol oynayan en önemli faktörlerden biridir. Bireyin sesinin cinsiyeti, yaşı ve fiziksel görünümü ile uyumlu olması beklenir. Aksi durumlar hiç şüphesiz ki bireyin toplum içerisindeki algısında sıkıntılar yaratabilmektedir. Örneğin, ince sesli bir erkek ya da kalın sesli bir kadın toplumda iletişim esnasında yanlış değerlendirmelerle karşılaşabilmektedir. Bu tür ses bozukluklarının tedavisi amacıyla sesin özellikle incelik ve kalınlık algısına yönelik olarak yapılan işlemler bütününe ses estetiği adı verilir.</p>
<p><strong>Ses estetiğine kimler ihtiyaç duyar?</strong></p>
<p>Hiç şüphesiz ki güzel sesli olmak her insan tarafından istenecek bir özelliktir. Bu açıdan bakıldığında herkes ses estetiği için aday olabilir. Ancak daha sıklıkla karşılaşılan hasta grubunu sosyal iletişimlerinde seslerindeki özellikle incelik ve kalınlık algısı açısından problem yaşayan hastalar oluşturmaktadır. Örneğin kalın sesli bir bayanın telefon konuşması esnasında beyefendi ifadesi ile karşılaşması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu ses problemi yapısal nedenlerden kaynaklanabileceği gibi uzun yıllar sigara içiminin bir sonucu olarak da görülebilmektedir. Özellikle çocukluk döneminde çeşitli hormonal ilaç tedavileri kullanmak zorunda kalan kadınlarda da ilerleyen yaşlarda kalın ses problemi ile karşılaşmak mümkündür. Bu tabloların tam tersi olarak ince sesli bir erkeğin konuşması esnasında karşısındakiler tarafından yaşadığı algısal problemler de ciddi anlamda sıkıntı verici olabilmektedir. Hele bu kişi iş alanında yönetici pozisyonunda biri ise bu durum otorite ve pozisyon anlamında ciddi negatif sonuçlar oluşturabilmektedir. Ses estetiğine ihtiyaç duyan bir diğer hasta grubu da cinsiyet değişikliği tercihi içerisinde olan bireylerdir. Özetle, sesimizin cinsiyet, yaş, fiziksel görünüm ve sosyal pozisyonumuzla uyumlu olması gerekir. Bu açıdan sıkıntı yaşayan tüm hastalar için ses estetiğine yönelik girişimler yapılabilir.</p>
<p><strong>Ses estetiği nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Sesimizi incelik ve kalınlık algısına yönelik olarak değiştirmek mümkündür. Bu amaçla uyguladığımız çeşitli cerrahi girişimler ile elde edilen sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür. Ağız içerisinden endoskopik olarak ya da boyundan küçük bir kesi yoluyla yapılan bu cerrahi girişimlerde amaç ses tellerimizin uzunluk, kütle ve gerginliğini ayarlayarak aynen bir enstrümanın teli gibi frekansını değiştirmektir. Bu sayede sesimizi inceltmek, kalınlaştırmak ve tınısını ayarlamak mümkün olmaktadır. Cerrahi işlemlerle birlikte tedaviye eklenecek ses terapisi uygulamaları başarı oranını daha da arttırmaktadır.</p>
<p><strong>Ses inceltme nedir?</strong></p>
<p>Sesimizin incelik ve kalınlık algısını oluşturan temel öğe ses tellerimizin ses üretimi esnasında oluşturduğu titreşim sayısı yani sesimizin temel frekansıdır. Sağlıklı bir erkekte sesin temel frekansının 120 Hz&#8217;in altında, sağlıklı bir kadında ise 150 Hz&#8217;in üstünde olması beklenir. Kısaca, sesin temel frekansı yükseldikçe ses incelir, frekans düştükçe ses kalınlaşır.</p>
<p>Sesimizin temel frekansını belirleyen faktörler ise ses tellerimizin uzunluğu, kalınlığı ve gerginliğidir. Sesi inceltmek için ses tellerini uzatmak, inceltmek ve gerginliğini arttırmak gerekirken, sesi kalınlaştırmak için ses tellerini kısaltmak, kalınlaştırmak ve gerginliğini azaltmak gerekir. Dolayısıyla bu 3 parametre üzerinde yapılacak değişiklikler seste incelik ve kalınlık anlamında değişimlere yol açar.</p>
<p>Sesin inceltilmesi ihtiyacı farklı sebeplerden kaynaklanabilir. Cinsiyet değişimi isteği bu sebeplerin başında gelenlerinden biridir. Değişen fiziksel görünüm ile uyumlu olacak şekilde yeni bir ses hiç şüphesiz ki elde edilmek istenen yeni cinsel kimliğin en vazgeçilmez öğesidir. Çocukluk döneminde hormon tedavisi almak zorunda kalan ya da birtakım hormonal problemleri olan kadınlar için de kalın sesli olmak şüphesiz sosyal anlamda sıkıntı verici bir durumdur. Yoğun sigara kullanımı hikayesi olan orta yaşlı kadınlarda da ses kalınlaşması sık karşılaşılan bir problemdir. Ya da basitçe ortada hiçbir patolojik durum yokken yapısal olarak bazı kadınların sesi daha kalın olabilmektedir.</p>
<p>Tüm bu gruplar için ortak amaç sesin inceltilmesi olmaktadır. Günümüzde uygulanan birtakım cerrahi girişimlerle sesin inceltilmesi mümkündür. Gerek ağız içerisinden ve gerekse boyundan yapılan küçük bir kesi yoluyla uygulanan bu cerrahi girişimlerle seste etkili ve beklentileri karşılayabilecek düzeyde bir incelme elde edilebilmektedir.</p>
<p><strong>Ses inceltme ameliyatları nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Sesin inceltilmesi amacıyla günümüzde birkaç farklı cerrahi teknik uygulanmaktadır. Bunlardan en sık uygulananı Prof. Dr. Jurgen Wendler tarafından yaklaşık 30 yıl önce geliştirilen Wendler glottoplasti tekniğidir. Bu teknikte ses tellerinin ön 1/3’lük kısımları birbirlerine dikilerek ses telleri kısaltılır ve sesin inceltilmesi amaçlanır. Bu yöntemde ses telleri üzerine dikiş atıldığı için uzun bir iyileşme süreci gerekir ve dikişe bağlı komplikasyonlar izlenebilir. Ayrıca bu teknik sadece ses tellerinin boyunu kısaltır, gerginliğini arttırmaz. Bunun dışında da sınırlı düzeyde kullanılan birkaç farklı cerrahi teknik mevcuttur. </p>
<p>Benim geliştirdiğim ve “Tensioning Glottoplasty” olarak isimlendirdiğim tekniğin en önemli özelliği ise ses tellerini kısaltma ile birlikte germe imkanı da sunmasıdır. Buna bağlı olarak seste daha belirgin bir incelme elde etmek mümkündür. Ayrıca ses telleri üzerine dikiş atılmadığı için iyileşme daha hızlı olmakta ve ince ses daha kısa sürede elde edilmektedir. Ses telleri üzerinde ameliyat sonrasında açıkta dikiş kalmadığı için komplikasyon oranı da daha düşüktür. Ameliyat esnasında eş zamanlı olarak boyun ön kısmındaki adem elması çıkıntısının alınması da mümkündür. Daha önce ses inceltme ameliyatı olmuş ve sonuçtan memnun kalmamış bireyler için de uygun bir revizyon yöntemidir. </p>
<p>Tüm bu cerrahi prosedürlerin iyileşme sürecinde ses terapisinden faydalanmak, sesin oturması ve kalıcı hale gelmesi açısından son derece faydalı olmaktadır.   </p>
<p><strong>Ses kalınlaştırma nedir?</strong></p>
<p>Ses estetiği kavramı içerisinde bazı olgular için sesin kalınlaştırılması sosyal iletişim ve toplum içerisindeki algı açısından son derece etkili ve faydalı olmaktadır. Ses kalınlaştırması uygulamaları genellikle erkekler için söz konusu olmaktadır. Bu kapsamda en sıklıkla karşılaştığımız hasta grubunu ergenlik döneminde seste kalınlaşma yönünde olması gereken değişimin izlenmediği puberfoni (mutasyonel falsetto) olguları oluşturmaktadır. Çocukluk çağındaki sesimiz normalde ergenliğe geçişle birlikte kalınlaşır. Fakat bazen bu olması gereken kalınlaşma ortaya çıkmaz ve ses ince olarak kalmaya devam eder. Bu durum da doğal olarak bireyin toplum içerisinde yanlış anlaşılmasına ve sosyal izolasyona yol açabilmektedir. Ses terapisi çalışmaları ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilen bu hasta grubu için uygulanacak birtakım cerrahi girişimlerle seste etkili ve kalıcı bir kalınlaşma elde etmek mümkündür.   </p>
<p>Ses tellerinde yapısal olarak bozukluk olan ya da daha önce ses tellerinden geçirdiği birtakım ameliyatlar sonucunda komplikasyon olarak sesi ince çıkmaya başlayan bir grup hasta açısından da ince ses problem olmaktadır. Bu tür olgularda da ses kalınlaştırma ameliyatları oldukça yüz güldürücüdür.</p>
<p>İnce sesli olmak iş hayatında özellikle otorite ve etkililik anlamında birtakım problemlere yol açabilmektedir. Sosyal iletişimin üst düzeyde olduğu meslek gruplarında, yöneticilerde, otoritenin ön planda olduğu mesleklerde bu husus daha da önemli hale gelmektedir. Bu tür durumlar için de seste kalınlaşma son derece önemli olup yapılacak birtakım cerrahi girişimlerle oldukça etkili sonuçlar almak mümkündür.</p>
<p><strong>Ses kalınlaştırma ameliyatları nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Sesi kalınlaştırmak amacıyla uygulanan birkaç farklı cerrahi teknik bulunmaktadır. Bunlardan en bilineni <strong>Tip 3 tiroplasti</strong> tekniği olup lokal anestezi altında boyun ön alt kısmından yapılan bir kesi ile uygulanmaktadır. Bu kesi aracılığı ile tirod kıkırdak küçültülerek ses telleri gevşetilir ve gerginliği azaltılan ses telinin daha kalın bir ses üretmesi sağlanır. Bu amaçla uygulanan diğer ve daha güncel cerrahi teknikler ise <strong>Relaksasyon tiroplasti</strong> ve <strong>Baklava tiroplasti</strong>dir. Bu iki cerrahi teknik de yine lokal anestezi altında ve benzer bir cilt kesisi ile uygulanmaktadır. Amaç yine ses tellerini gevşetmek ve dolayısıyla sesi kalınlaştırmaktır. Ameliyat esnasında hasta uyanık olmakta ve hastayla birlikte en uygun ses tonu belirlenmektedir. Her 3 teknik de sesi kalınlaştırmak anlamında oldukça başarılıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sese-de-estetik-olur-396495">Sese de Estetik Olur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın varis tedavisi olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-varis-tedavisi-olur-mu-394705</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 09:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394705</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerde bacaklarınızda oluşan varislerden şikayetçi misiniz? Merak etmeyin yalnız değilsiniz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-varis-tedavisi-olur-mu-394705">Yazın varis tedavisi olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemlerde bacaklarınızda oluşan varislerden şikayetçi misiniz? Merak etmeyin yalnız değilsiniz? Çalışma şartları birçok kadının varis başta olmak üzere şikayetlerini arttırma yönünde ne yazık ki. Peki bu sıkıntının tedavisi için ne yapmalısınız? Varis şikayetlerinin çözümlerini yazın mı yoksa kışın mı aramalıyız? Tedavi konusunda mevsim önemli mi? Yaz aylarında şikayetler daha çok artar mı? Varis hastalığının hem tıbbi hem de estetik amaçlı tedavi yöntemleri olduğunu söyleyen Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi, Doç. Dr. Cem Arıtürk merak edilen soruların cevaplarını yanıtladı.</p>
<p>Toplardamarların bir hastalığıdır</strong></p>
<p>Varis vücutta kanı, dokulardan kalbe taşıyan toplardamarların bir hastalığıdır. Bu toplardamarlarda gelişen yetmezlik (venöz yetersizlik) sonucunda oluşan damar deformasyonları varis olarak tanımlanabilir. Venöz yetmezlik ve varis, yerçekiminden en çok etkilenen bacak toplardamarlarında meydana gelen akım ve bunun sonucunda gelişen kalıcı yapı ve şekil bozuklukları (genişleme, kıvrımlanma, kırılgan hale gelme…) ile karakterize bir hastalıktır. Dikkat edilmediği ve tedavi edilmediği takdirde çok ciddi sonuçlara neden olabilir.</p>
<p><strong>Hastalığın belirtilerini ciddileştiriyor</strong></p>
<p>Havanın ısınması ve nem miktarının artması gibi olağan mevsimsel döngülerden etkilenen varis hastaları için yaz aylarının şikayetler açısından can sıkıcı olduğu bir gerçek. Bununla birlikte günümüzün çalışma şartları nedeni ile hareketsizlik ve sürekli oturma gibi ek faktörlerin hastalık belirtilerini daha da ciddileştirebileceğini akılda tutmak lazım.</p>
<p><strong>Hem tıbbi hem de estetik amaçlı tedavileri var</strong></p>
<p>Şikayetleri açısından mevsimsel özellikler gösteren varis tedavisinde de bir takım mevsimsel özellikler bulunmakta. Bilindiği üzere varis hastalığının hem tıbbi hem de estetik amaçlı tedavileri var. </p>
<p><strong>Estetik tedaviler</strong></p>
<p>Olağan şartlarda estetik amaçlı köpük tedavisi (skleroterapi) ve lazer gibi tedavi yöntemleri havanın serin ve güneşli olmadığı dönemlerde önerilmekte; yani haziran ile eylül arası dönem estetik işlemler için pek de uygun değil. Çünkü bu dönemlerde uygulandığında kalıcı iz oluşması ve yapılan tedavinin başarısız olması gibi ihtimaller daha yüksek. </p>
<p><strong>Estetik amaçlı tedavilerden çok farklı</strong></p>
<p>Toplumda çok sık karşılaşılan ancak hem belirsiz şikayetleri hem de yavaş seyri nedeni ile çok dikkate alınmayan ancak ileri dönemlerinde bacak kaybına dek uzanabilecek ciddi komplikasyonlara neden olabilecek kronik venöz yetmezlik ve varis hastalığının tıbbi amaçlı tedavisinde ise durum, estetik amaçlı tedavilerden çok farklı.  </p>
<p><strong>İlaç ve çorap tedavisi</strong></p>
<p>İlaç ve çorap tedavisi ile takip edilen hasta grubu kronik süreçte rutin kontrollerine devam etmelidirler. </p>
<p><strong>Ameliyatsız tedavi yöntemleri</strong></p>
<p>Lazer, radyofrekans ve yapıştırıcı gibi girişimsel yöntemlerle kesisiz ve ameliyatsız tedavi mümkündür. Estetik tedavilerden farklı olarak, tıbbi amaçlı uygulanan girişimsel yöntemler yılın 12 ayında da uygulanabilmektedir. </p>
<p>Hava sıcaklığı veya güneş; işlemlerin iyileşme sürecine veya başarı oranına etki etmemektedir. Bununla birlikte hastaların aynı gün içinde, 2-4 saat sonra evlerine dönebilmeleri ve kaldıkları yerden normal hayatlarına devam etmeleri, ertesi gün iş ve sosyal hayatlarına tekrar dahil olmaları bu girişimlerin en önemli avantajlarındandır. </p>
<p>Lazer, radyofrekans ve yapıştırıcı yöntemlerinden hangisinin hangi hastada kullanılacağı diğer bir soru olarak karşımıza çıkmakta; burada vurgulamam gereken şey, “iyi” veya “kötü” yöntem yerine “hastaya uygun yöntem” olduğu. Bu doğrultuda hastanın şikayet profili, hastalıklı damar bölgesi (diz altı veya üstü), damar özellikleri (çapı, ne kadar kıvrımlı olduğu gibi), vücut yapısı, cilt altı yağ dokusu veya diğer problemler nedeni ile ek bir işlem uygulanıp uygulanmayacağı gibi bir dizi değişken, uygun yöntemi seçmek konusunda değerlendirilmesi gereken kriterlerdir. Benzer şeklide bu üç yöntemden her birinde az oranda da olsa komplikasyon olasılığı bulunmaktadır.  Bu nedenle uygulanacak yöntemin seçimi sırasında; hasta ve yakınlarına işlemlerin tekniği, başarı yüzdeleri, olası komplikasyonları ve sonrasındaki tedavi süreci hakkında detaylı bilgi verilmeli ve hasta ile hekim (hekimin önerisi ve profesyonel yönlendirmesi doğrultusunda) beraber karar vermelidir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-varis-tedavisi-olur-mu-394705">Yazın varis tedavisi olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spor yapan çocuk hayatın her alanında başarılı olur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/spor-yapan-cocuk-hayatin-her-alaninda-basarili-olur-390122</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 11:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390122</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, yaz okulları kapsamında eğitim veren kulüplerini ziyaretlerini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-yapan-cocuk-hayatin-her-alaninda-basarili-olur-390122">Spor yapan çocuk hayatın her alanında başarılı olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, yaz okulları kapsamında eğitim veren kulüplerini ziyaretlerini sürdürüyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>ASKİ Atatürk Spor Salonuna giden Başkan Soner Çetin, burada voleybol eğitimi alan çocuklarla buluştu, ailelerle sohbet etti ve çocuklarını spora yönlendikleri için teşekkür etti. Çocuklarla bir süre voleybol oynayan Başkan Soner Çetin, kadın voleybolunun dünyadaki en popüler spor dallarından biri olduğunu anlattı. Yaz okullarında voleybol eğitimi alan çocukları Sultandan Liginde Adana’yı temsil eden Çukurova Belediyesi Spor Kulübünde voleybol oynarken görmek istediğini söyleyen Başkan Soner Çetin, “İstiyorum ki takımımızın ilk 6’sında en az 3 Adanalı kızımız olsun. Bunlar sizlerin arasından çıkacak” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kadın voleybolunun Türkiye’de çok sevildiğini ve dünyanın en iyi liginin Türkiye’de olduğunu kaydeden Başkan Soner Çetin, “Kızlarımız Milletler Liginde dünya şampiyonu olarak hepimizi gururlandırdı. Sizlerin içinden de başarılı sporcular çıkacaktır. Spor yapan çocuklar hayatının her alanında başarılı olur. Spordan asla kopmayın. Bu arada derslerinizi de ihmal etmeyin” şeklinde konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Soner Çetin daha sonra Torosspor kulübünü ziyaret ederek burada futbol eğitimi alan çocukları ziyaret etti. Çocuklarla penaltı yarışması yapan Başkan Soner Çetin ardından savunma sporları eğitiminin verildiği Durum Spor Salonuna ziyarette bulundu</span></span></span><br />Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-yapan-cocuk-hayatin-her-alaninda-basarili-olur-390122">Spor yapan çocuk hayatın her alanında başarılı olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
