<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olumsuz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olumsuz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olumsuz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>olumsuz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olumsuz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dokunan]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygulara]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı. Atölyede, insan vücudunda salgılanan bu kimyasalların duygu, düşünce ve davranışlar üzerindeki belirleyici rolü bilimsel veriler ışığında ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sunan Osmangazi Belediyesi, düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde katılımcılara, duygu durumunu olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimleri öğretildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen atölyeye konuşmacı olarak katılan İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Sezgin Akgün Hacızade, sunumunda beyin kimyasallarının insan davranışları üzerindeki etkilerini örneklerle anlattı. Hacızade, özellikle mutluluk, motivasyon ve bağ kurma süreçlerinde rol oynayan hormonlara dikkat çekerek katılımcılara önemli bilgiler aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Eğitimde ayrıca, karşılıksız yapılan iyiliklerin insan vücudunda oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormonun, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını desteklediği ifade edildi. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Olumsuz Kurulan Cümleler İnsan İlişkilerini Olumsuz Anlamda Etkiliyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Vücut ve beynimizde salgıladığımız kimyasalların duygularımız, davranışlarımız ve düşüncelerimiz üzerine çok büyük etkileri olduğunu belirten İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Hacızade, “Kullandığımız kelimeler ve beden dilimizle duygularımıza müdahale edebilir, onları dönüştürebiliriz. Bugün katılımcılarımıza, hangi kelimelerle oksitosin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasını destekleyebileceğimizi ve duygu durumumuzu olumsuzdan olumluya nasıl çevirebileceğimizi anlatmaya çalıştık. Özellikle ‘ama’ kelimesi çok kritik. Bir kişiyi överken ya da eleştirirken ‘ama’ kelimesini kullandığımızda, öncesinde söylediğimiz tüm olumlu ifadeleri adeta yok saymış oluyoruz. Bu da iletişimi zayıflatıyor. Olumsuz ifadelerle kurulan cümleler, insan ilişkilerini de olumsuz etkiliyor. Örneğin, ‘Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum’ dediğimizde, beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa ‘Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım’ dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span> “Karşılıksız İyilik Yaptığımızda Oksitosin Salgılıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Omuzları çökük biçimde bilgisayar başında uzun süre durulduğunda vücudun beyine olumsuz anılar komutu gönderdiğini söyleyen Hacızade, “Bu konu, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Dik durduğumuzda ve daha aktif hareket ettiğimizde, beynimize daha olumlu düşünceler gelmeye başlıyor. İnsanların sizi dinlemesi için öncelikle kişinin kendini dinlemesi gerekiyor. Kendini dinlemeyen ve fark etmeyen birini, başkalarının fark etmesi de mümkün değildir. Çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlar. Bu noktada kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmamız büyük önem taşıyor. Herkes hata yapabilir ve yapılan hataların büyük bir kısmı telafi edilebilir. İyi bir iletişim kurabilmek ise insanın hayatına çok önemli katkılar sağlar. Oksitosin, beyin ve kalpte salgılanan önemli bir kimyasaldır. İyi niyetli, yapıcı ve olumlu davranışlar sergilediğimizde bu hormonun salgılanmasını artırırız. Oksitosin, öncelikle kişinin kendisine karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını destekler. Bu kimyasal en kolay, karşılıksız iyilik yaptığımızda salgılanır. Herhangi bir beklenti olmadan birine yardım ettiğimizde, hem kendimiz hem de çevremiz için olumlu bir etki oluştururuz. Bugünkü atölye çalışmasını özetleyecek olursak; ‘Duruşunu değiştir, duygun değişsin’ diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”ne katılan vatandaşlar çok önemli bilgiler öğrendiklerini söyleyerek Bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli Fırtına Nedeniyle Yaşanan Olumsuz Durumlara Milas Belediyesi Anında Müdahale Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-firtina-nedeniyle-yasanan-olumsuz-durumlara-milas-belediyesi-aninda-mudahale-etti-613391</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 09:14:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[durumlara]]></category>
		<category><![CDATA[fırtına]]></category>
		<category><![CDATA[fırtınanın]]></category>
		<category><![CDATA[milas]]></category>
		<category><![CDATA[Milas Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613391</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlçemizde etkisini gösteren şiddetli fırtınanın ardından ortaya çıkan olumsuz durumlara Milas Belediyesi ekipleri anında müdahale etti. Fırtına anında ve sonrasında hayatın normale dönmesi için saha çalışmalarını aralıksız sürdüren ekipler 7/24 görev başındaydı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-firtina-nedeniyle-yasanan-olumsuz-durumlara-milas-belediyesi-aninda-mudahale-etti-613391">Şiddetli Fırtına Nedeniyle Yaşanan Olumsuz Durumlara Milas Belediyesi Anında Müdahale Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>İlçemizde etkisini gösteren şiddetli fırtınanın ardından ortaya çıkan olumsuz durumlara Milas Belediyesi ekipleri anında müdahale etti. Fırtına anında ve sonrasında hayatın normale dönmesi için saha çalışmalarını aralıksız sürdüren ekipler 7/24 görev başındaydı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Gün boyunca etkisini gösteren fırtına, şehir genelinde ağaç devrilmeleri ve çatı uçmalarına neden oldu. Fırtınanın ilk anlarından itibaren koordine olan Milas Belediyesi ekipleri tespit edilen noktalar ve vatandaşlardan gelen ihbarları değerlendirerek vatandaşlarımızın güvenliğini sağladı ve ulaşımda yaşanan aksamaların önüne geçti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Devrilen ağaçlar temizlendi…</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yapılan çalışmalar kapsamında Milas Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı ekipler devrilen ağaçlar ve savrulan parçalar nedeniyle kapanan ana arterler ve sokakları hızla temizleyerek trafiğe açtı. Fırtınanın sürüklediği atıklar ve dal parçaları, çevre kirliliği oluşturmaması adına temizlenerek toplandı. Hasar gören çatılara da anında müdahale eden ekipler ortaya çıkabilecek tehlikeli durumların önüne geçti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İlçemizde bugün de etkisini gösterecek şiddetli fırtına nedeniyle ekipler alarm seviyesini yükselterek görev başında olacak. Vatandaşları ortaya çıkabilecek tehlikeli durumlar hakkında uyaran Milas Belediyesi herhangi bir olumsuz durumda Milas Belediyesi’ne ulaşmaları noktasında çağrıda bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>‘Hemşehrilerimizin can ve mal güvenliği bizim önceliğimizdir’…</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Şiddetli fırtınanın ardından konuşan Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz,  Hemşehrilerimizin can ve mal güvenliği bizim önceliğimizdir. Fırtınanın etkilerini en aza indirmek için tüm birimlerimizle sahadaydık ve bugün de sahada olmaya devam edeceğiz. Gelen her ihbara anında müdahale eden ekiplerimiz ortaya çıkabilecek olumsuz durumların önüne geçti. Devrilerek yolu kapatan ağaçları temizleyen ekiplerimiz böylelikle ulaşımı da rahatlatarak trafik akışını sağladı. Milas’ımızda devam eden şiddetli fırtına boyunca ekiplerimiz sahada olmaya devam edecek” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-firtina-nedeniyle-yasanan-olumsuz-durumlara-milas-belediyesi-aninda-mudahale-etti-613391">Şiddetli Fırtına Nedeniyle Yaşanan Olumsuz Durumlara Milas Belediyesi Anında Müdahale Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Ustalar Didim&#8217;de Anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olumsuz-ustalar-didimde-anildi-611677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 00:12:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<category><![CDATA[ustalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk müziğine damga vurmuş usta sanatçılar Cem Karaca, Müzeyyen Senar ve Barış Manço, hafızalara kazınan eserleriyle Didim Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-ustalar-didimde-anildi-611677">Ölümsüz Ustalar Didim&#8217;de Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk müziğine damga vurmuş usta sanatçılar Cem Karaca, Müzeyyen Senar ve Barış Manço, hafızalara kazınan eserleriyle Didim Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte anıldı.</p>
<p>Didim Belediyesi DİGEM Sanat Akademisi’nde gerçekleştirilen anma programına Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay ve çok sayıda Didimli katıldı.</p>
<p><strong>Nostaljik Şarkılar Hep Bir Ağızdan Seslendirildi</strong></p>
<p>Müziğin zamana meydan okuyan gücünün hissedildiği gecede, ustaların unutulmaz eserleri salonu dolduran katılımcılarla birlikte hep bir ağızdan seslendirildi. Nostalji, duygu ve müziğin iç içe geçtiği etkinlikte, Türk müziğinin hafızalara kazınan değerleri saygıyla anıldı.</p>
<p><strong>Başkan Hatice Gençay: “Büyük Ustaları Rahmetle Anıyoruz”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, şu ifadeleri kullandı: “Cem Karaca, Müzeyyen Senar ve Barış Manço gibi bu toprakların ortak hafızasında yer edinmiş ustalarımızı şarkılarıyla anmak, kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkmaktır. DİGEM’de halkımızla bir araya gelerek müziğin birleştirici gücünü paylaşmaktan büyük mutluluk duyduk. Büyük ustalarımızı rahmetle anıyoruz.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-ustalar-didimde-anildi-611677">Ölümsüz Ustalar Didim&#8217;de Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de yağış sonrası hasar tespit ve müdahale çalışmaları devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-yagis-sonrasi-hasar-tespit-ve-mudahale-calismalari-devam-ediyor-609328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 13:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[genelinde]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[ihbar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kilogram]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sahada]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609328</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, dün gece etkili olan sağanak yağışın ardından Afet Koordinasyon Merkezi Şube Müdürlüğü’nde (AKOM) kriz masasını oluşturarak kent genelindeki çalışmaları koordine etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yagis-sonrasi-hasar-tespit-ve-mudahale-calismalari-devam-ediyor-609328">İzmir&#8217;de yağış sonrası hasar tespit ve müdahale çalışmaları devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, dün gece etkili olan sağanak yağışın ardından Afet Koordinasyon Merkezi Şube Müdürlüğü’nde (AKOM) kriz masasını oluşturarak kent genelindeki çalışmaları koordine etti. Belediye ekipleri, yağışın neden olduğu olumsuzlukları gidermek amacıyla kentin farklı noktalarında sahadaki çalışmalarını sürdürüyor. Meteoroloji verilerine göre hafta sonu için de yağış uyarısı bulunurken, İzmir Büyükşehir Belediyesi olası risklere karşı tüm birimleriyle teyakkuz halinde çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p>İzmir’de dün gece etkisini artıran sağanak yağış, kent genelinde yaşamı olumsuz etkiledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine göre, son 24 saatte il genelinde metrekareye ortalama 45,2 kilogram yağış ölçüldü. Bazı ilçelerde yağış miktarı mevsim normallerinin üzerine çıktı. En yüksek yağış Buca’da metrekareye 81,8 kilogram, Konak’ta 71,6 kilogram, Bornova Çiçekliköy’de 49,9 kilogram ve Kemalpaşa’da 40,8 kilogram olarak kaydedildi.</p>
<p><strong>İZSU ve HİM hatlarına 557 ihbar</strong></p>
<p>İZSU (185) ve HİM (153) hatlarına, yağışlara bağlı olarak toplam 557 ihbar ulaştı. İhbarların 214’ü yol ve kavşaklarda, 343’ü ise konut ve iş yerlerinde yaşanan su baskınlarına ilişkin oldu. İZSU Genel Müdürlüğü, tüm ihbarlara müdahale ederken bugün saat 11.00 itibarıyla bekleyen ihbar bulunmadığı bildirildi. İlçelere göre dağılımda Bornova 283, Buca ise 142 ihbarla ilk sıralarda yer aldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kente ulaşan ihbarları titizlikle değerlendirirken temizlik, yol bakım ve altyapı çalışmaları kent genelinde 55 araç ve 750 personel ile yürütülüyor. Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri 103 iş makinesiyle sahada görev yaparken, dere ve köprülerdeki kontrol çalışmaları 25 ayrı noktada gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>Tüm birimler teyakkuzda</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Afet Koordinasyon Merkezi Şube Müdürlüğü’nde (AKOM) kriz masasını toplayarak yürütülen çalışmaları değerlendirdi. Belediye birimleri, sorumluluk alanları kapsamında yürüttükleri ve planladıkları çalışmalara ilişkin bilgi paylaştı. Hafta sonu için beklenen yağışların kenti olumsuz etkileme olasılığına karşı alınacak önlemler gözden geçirilerek gerekli koordinasyon sağlandı.</p>
<p><strong>Hasar tespit çalışmaları sürüyor</strong></p>
<p>Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, dün saat 18.00’den itibaren etkili olan yağışların ardından kent genelinde sel ve su baskınlarının meydana geldiğini belirterek, “Özellikle Bornova ve Buca ilçelerinde yağışlar yoğun şekilde etkili oldu. Bu süreçte yaklaşık 1.500 ihbar aldık. İtfaiye Dairesi Başkanlığı ile İZSU Genel Müdürlüğü ekiplerimiz sahada görev yaptı. Şu anda itfaiye ekiplerimiz hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmaların ardından vatandaşlarımızın mağduriyetlerini gidermek, gerekli bakım-onarım çalışmalarını yapmak ve kent temizliğini sağlamak için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Kriz masasında ve sahada yoğun mesai</strong></p>
<p>İklim değişikliği nedeniyle yağışların artık olağan akışının dışında seyrettiğine dikkat çeken Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, “Böyle kritik dönemlerde yaşanan olumsuzluklara hızlı ve etkili müdahale edebilmek için kriz masamızı topluyoruz. Bu süreçte Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) devreye giriyor ve çalışmaları AKOM üzerinden koordine ediyoruz” dedi. Hafta sonu yağışların devam edeceğini belirten Ayatar, Meteoroloji’den alınan verilere göre yarın Menderes ve Seferihisar ilçelerinde geçiş yağışlarının, pazar günü ise Aliağa çevresinde yağış beklendiğini ifade etti. Ayatar, “Bu süreçte ekiplerimiz sahada olacak. Sadece saha birimlerimiz değil, destek birimlerimiz de dâhil olmak üzere tüm birimlerimiz olası olumsuzluklara karşı teyakkuz halinde görev yapacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>İhbarlar çağrı merkezleri üzerinden anında değerlendiriliyor</strong></p>
<p>Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, yurttaşlardan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uyarılarını dikkatle takip etmelerini isteyerek, “İzmirliler, ihbarlarını 112 Acil Çağrı Merkezi ile 153 Hemşehri İletişim Merkezi (HİM) üzerinden iletebilir. İhbarlar doğrudan bize ulaşıyor ve ilgili birimlere yönlendiriliyor. Can ve mal güvenliği açısından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uyarılarının dikkate alınmasını önemle rica ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-yagis-sonrasi-hasar-tespit-ve-mudahale-calismalari-devam-ediyor-609328">İzmir&#8217;de yağış sonrası hasar tespit ve müdahale çalışmaları devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi ekiplerinin fırtına ve yağış mesaisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-ekiplerinin-firtina-ve-yagis-mesaisi-608316</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[çatı]]></category>
		<category><![CDATA[Devrilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ekipler]]></category>
		<category><![CDATA[ekiplerinin]]></category>
		<category><![CDATA[fırtına]]></category>
		<category><![CDATA[mesaisi]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sahada]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Belediyesi, kent genelinde etkili olan şiddetli yağış ve fırtına nedeni ile tüm birimleri ile sahada çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-ekiplerinin-firtina-ve-yagis-mesaisi-608316">Buca Belediyesi ekiplerinin fırtına ve yağış mesaisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Belediyesi, kent genelinde etkili olan şiddetli yağış ve fırtına nedeni ile tüm birimleri ile sahada çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler çatı uçması, ağaç devrilmesi gibi yaşanan pek çok olaya anında müdahale ederek ilçedeki hasarın giderilmesi ve herhangi bir can kaybı yaşanmaması için canla başla çalışıyor. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, ”Meteoroloji uyarılarını aldığımız ilk andan itibaren çalışmalarımızı başlattık ve personelimizle sahadaki yerimizi aldık &#8221; diye konuştu.</p>
<p>Dün akşam ve tüm gece boyunca etkili olan yoğun yağış ve fırtına İzmir genelinde olduğu gibi Buca’da da olumsuz durumların yaşanmasına neden oldu. Bazı yerlerde evlerin çatıları uçarken pek çok yerde ağaçlar yol ve kaldırımlara devrilerek yaya ve araç trafiğini engelledi. Buca Belediyesi yaşanan tüm bu olumsuz durumlara müdahale için tüm birimleri ile sahada bulunarak akşam ve tüm gece boyunca çalışmalarını sürdürdü. Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, Buca’nın huzuru ve güvenliği için tüm birimleri ile sahada olduklarını ifade ederek, “Fırtına ve yoğun yağış nedeni ile oluşan olumsuzluklara müdahale etmek için ekiplerimiz 7/24 esasına göre nöbetini sürdürüyor. Şehrimizi etkisi altına alan olumsuz hava şartlarına karşı tüm birimlerimizle en üst düzeyde teyakkuz halindeyiz. Meteoroloji uyarılarını aldığımız ilk andan itibaren çalışmalarımızı başlattık ve personelimizle sahadaki yerimizi aldık. Ekiplerimiz, tıkanan mazgallardan devrilen ağaçlara kadar her türlü aksaklığa anında müdahale ederek ulaşımın ve günlük yaşamın akışını sağlamak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Vatandaşlarımız müsterih olsun; şehrimizin her noktasında kontrol bizde. Tüm hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, ekiplerimize bu zorlu mesailerinde kolaylıklar diliyorum&#8221; diye konuştu.</p>
<p>DEVRİLEN AĞAÇLAR KALDIRILDI</p>
<p>Buca Belediyesi Park Bahçeler ve Fen İşleri Müdürlüğü’nün ortak çalışmaları ile ilçe genelinde yaşanan ağaç devrilmesi vakalarına hızla müdahale edildi. Devrilen tüm ağaçlar motorlu testerelerle kontrollü bir biçimde küçük parçalara ayrıldı. İş makineleri ve kamyonlar yardımı ile toplanan ağaç dalları yollardan temizlenerek bölgeden uzaklaştırıldı. Ekipler gece boyunca Onat Caddesi, Fırat Mahallesi 289/65 Sokak, Uçan Yol Homeros Bulvarı’nda yaşanan ağaç devrilmelerine müdahale etti. Yeşilbağlar Mahallesi 637/4 Sokak’ta ise ağacın bir apartmanın çatısına devrilmesi sonucu evin çatısı hasar aldı. Ekipler buraya da çok kısa bir sürede müdahale ederek daha olumsuz bir durumun yaşanmasına müsaade etmediler.</p>
<p>ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR</p>
<p>Sabah saatlerinde de çalışmalarını sürdüren ekipler İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri ile birlikte Fırat Mahallesi 272 Sokak Dalyan Sitesi’nde yaşanan ağaç devrilmesi olayına müdahale ederek olumsuz durumun ortadan kalkması için canla başla çalıştı.</p>
<p>BUCAKUT GÖREV BAŞINDA</p>
<p>Buca Belediyesi Arama Kurtarma Birimi(BUCAKUT) de diğer ekiplerle birlikte dün akşam ve gece boyunca sahada bulunarak ilçedeki hasarın giderilmesi için yoğun mesai harcadı. BUCAKUT, Çamlık Mahallesi’nde yaşanan çatı uçması olayına hızla müdahale etti. Bölgeye giden ekipler öncelikle çatının elektrik telleri üzerine düşmesi nedeni ile güvenlik önlemi alarak çalışmalarını sürdürdü. Elektrik şirketi ile irtibata geçen ekipler, hatta verilen elektriğin kesilmesini sağlayarak yaşanacak herhangi bir can kaybının önüne geçti. Ardından çatının kaldırılması için çalışmalara başlandı.</p>
<p>BUCAKUT ekipleri Akıncılar Mahallesi Koşuyolu Caddesi’nde yaşanan ağaç devrilmesi vakalarına da müdahale etti. Cadde boyunca iki farklı noktada çalışmalarını sürdüren ekip devrilerek araç ve yaya trafiğine engel olan ağaçları kaldırarak yolun yeniden trafiğe açılmasını sağladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesi-ekiplerinin-firtina-ve-yagis-mesaisi-608316">Buca Belediyesi ekiplerinin fırtına ve yağış mesaisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çiğli Belediyesi Fırtına ve Sağanağa Karşı Seferber Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesi-firtina-ve-saganaga-karsi-seferber-oldu-607300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 10:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[fırtına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sağanağa]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[seferber]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607300</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir genelinde etkili olan şiddetli fırtına ve sağanak yağış, Çiğli’de yaşamı kısa süreliğine olumsuz etkilerken, Çiğli Belediyesi ekipleri olası risklere karşı hızlı ve koordineli bir çalışma yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesi-firtina-ve-saganaga-karsi-seferber-oldu-607300">Çiğli Belediyesi Fırtına ve Sağanağa Karşı Seferber Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir genelinde etkili olan şiddetli fırtına ve sağanak yağış, Çiğli’de yaşamı kısa süreliğine olumsuz etkilerken, Çiğli Belediyesi ekipleri olası risklere karşı hızlı ve koordineli bir çalışma yürütüyor. Vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla sahaya inen ekipler, ilçenin dört bir yanında aralıksız görev yapmaya devam ediyor.</p>
<p>Fırtına nedeniyle devrilen ağaçlar ve kırılan dallar belediye ekipleri tarafından hızla kaldırılarak park ve yeşil alanlar güvenli hale getirildi. Sağanak yağışın etkisiyle mazgal ve ızgaralarda biriken atıklar temizlenirken, yollarda oluşan su birikintileri vidanjörler aracılığıyla tahliye edilerek ulaşımda aksama yaşanmasının önüne geçildi.</p>
<p><b>Mahalle Mahalle Kontrol ve Anında Müdahale</b></p>
<p>Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, yağış sonrası oluşabilecek risklere karşı tüm mahallelerde saha taraması yaparak çöken yol ve zemin hasarı olup olmadığını inceledi. Yağıştan daha fazla etkilenen Ataşehir, Balatçık, Evka 5 ve Anadolu Caddesi çevresinde çalışmalar yoğunlaştırıldı. Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri ise vidanjörlerle yollarda biriken suları tahliye ederken, mazgallarda biriken atıkları temizledi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri de Evka 5, Ataşehir, Yeni Mahalle, Esentepe, Küçükçiğli, Çağdaş ve Egekent Mahallelerinde kırılan ağaç dalları ile molozları hızla kaldırarak park ve yeşil alanları vatandaşların kullanımına güvenli şekilde açtı.</p>
<p><b>Başkan Yıldız: “Çiğli’de Kimseyi Mağdur Etmeyeceğiz”</b></p>
<p>Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, fırtına ve sağanak yağışın ardından yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Ekiplerin olumsuz hava koşullarının başladığı ilk andan itibaren sahada olduğunu vurgulayan Yıldız, Çiğli’de hiçbir yurttaşın mağdur edilmeyeceğini belirtti. Başkan Onur Emrah Yıldız, “İzmir genelinde etkili olan fırtına ve sağanağa karşı tüm ekiplerimizle teyakkuz halindeyiz. İZSU ekiplerimizle de koordineli şekilde çalışıyoruz. Olumsuz hava koşullarının etkili olduğu saatlerde vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak adına anında müdahalede bulunduk. Çiğli’de hiçbir yurttaşımızı mağdur etmeyeceğiz” dedi.</p>
<p><b>“Vatandaşlarımızın Huzuru İçin Sahadayız”</b></p>
<p>Yağıştan etkilenen bölgelerde koordineli bir çalışma yürütüldüğünü kaydeden Başkan Yıldız, “Devrilen ağaçlara, tıkanan mazgallara ve su birikintilerine hızla müdahale ederek günlük yaşamın normale dönmesini sağladık. Fen İşleri, Temizlik İşleri ile Park ve Bahçeler Müdürlüklerimiz tam uyum içerisinde çalışıyor. Ekiplerimiz olası risklere karşı saha kontrollerini sürdürüyor; ihtiyaç duyulan her noktada müdahaleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Başkan Yıldız ayrıca, olumsuz hava koşulları süresince vatandaşlara dikkatli olmaları çağrısında bulunarak, belediye ekiplerinin her türlü olumsuzlukta halkın yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cigli-belediyesi-firtina-ve-saganaga-karsi-seferber-oldu-607300">Çiğli Belediyesi Fırtına ve Sağanağa Karşı Seferber Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>John Steinbeck&#8217;in ölümsüz eseri Fareler ve İnsanlar Fişekhane&#8217;de</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/john-steinbeckin-olumsuz-eseri-fareler-ve-insanlar-fisekhanede-582105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[eseri]]></category>
		<category><![CDATA[fareler]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[john]]></category>
		<category><![CDATA[nsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[steinbeck]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan edebiyatının en güçlü yapıtlarından biri olan John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar adlı ölümsüz eseri, yıllar sonra Gösteri İstanbul yapımıyla İstanbul seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/john-steinbeckin-olumsuz-eseri-fareler-ve-insanlar-fisekhanede-582105">John Steinbeck&#8217;in ölümsüz eseri Fareler ve İnsanlar Fişekhane&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Amerikan edebiyatının en güçlü yapıtlarından biri olan John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar adlı ölümsüz eseri, yıllar sonra Gösteri İstanbul yapımıyla İstanbul seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor.</b></p>
<p>Oyunun prömiyeri, tarihi dokusunu koruyarak geçmişi bugüne taşıyan; günün her anında yaşayan bir kültür-sanat, lezzet ve yaşam merkezi haline gelen Fişekhane’de gerçekleşecek.</p>
<p>Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda 8 yıl boyunca kapalı gişe sahnelenen ve 50 binden fazla seyirci tarafından ayakta alkışlanan bu büyük prodüksiyon, yönetmen <b>Aydın SİGALI</b> imzasıyla İstanbul’da yeniden perde açıyor.</p>
<p>Başrollerini <b>Erdem IRMAK</b>, <b>Volkan DİNÇ</b> ve <b>Erkan TAŞDÖĞEN</b>’in paylaştığı oyunda toplam 10 kişilik oyuncu kadrosu bulunuyor, ayrıca oyunda Candy’nin köpeğine, köpek oyuncu Şebo hayat veriyor. Dekor tasarımını <b>Behlüldane TOR</b>, kostüm tasarımını <b>Emine Kaynak YILDIRIM</b>, müzik tasarımını ise <b>Fatih Veli ÖLMEZ</b> üstlenirken, sahne arkası ve yaratıcı ekipte de yaklaşık 34 kişilik devasa bir kadro bulunuyor.</p>
<p>İstanbul’daki yolculuğuna güçlü bir başlangıç yapacak olan Fareler ve İnsanlar, <b>13 Ekim 2025 Pazartesi günü saat 20.00’de Fişekhane’de </b>gerçekleşecek<b> Prömiyer Galası</b>’yla seyircisiyle buluşacak.</p>
<p>Oyunun belirlenen diğer gösterimi <b>26 Kasım Çarşamba, 20.30’da </b>yine <b>Fişekhane</b>’de olacak.</p>
<p><b>29 Ağustos 2025 Cuma</b> gününden itibaren oyunun biletleri <b>biletinial</b>’da satışa sunulacaktır.</p>
<p>Edebiyat tarihinin en etkileyici dostluk hikâyelerinden birini sahneye taşıyan <b>Fareler ve İnsanlar,</b> İstanbul tiyatro sezonunun en iddialı yapımlarından biri olmaya aday.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/john-steinbeckin-olumsuz-eseri-fareler-ve-insanlar-fisekhanede-582105">John Steinbeck&#8217;in ölümsüz eseri Fareler ve İnsanlar Fişekhane&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz eser, Milli İrade&#8217;de ilgiyle izlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olumsuz-eser-milli-iradede-ilgiyle-izlendi-581048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 10:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[ilgiyle]]></category>
		<category><![CDATA[izlendi]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[rade]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Milli İrade Meydanı’nda “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmiyle sonbahara dokunaklı bir başlangıç yaptı. Başrollerini Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın paylaştığı ölümsüz eser, sonbaharın serin akşamında ilgiyle izlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-eser-milli-iradede-ilgiyle-izlendi-581048">Ölümsüz eser, Milli İrade&#8217;de ilgiyle izlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Milli İrade Meydanı’nda “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmiyle sonbahara dokunaklı bir başlangıç yaptı. Başrollerini Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın paylaştığı ölümsüz eser, sonbaharın serin akşamında ilgiyle izlendi.</p>
<p><b>SONBAHARIN SERİN AKŞAMINDA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit’in kalbi Milli İrade Meydanı’nda gerçekleştirdiği açık hava sineması etkinliğiyle Türk sinemasının unutulmaz eserlerini Kocaelililerle buluşturuyor. Bu bağlamda başrollerini Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın paylaştığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği ve Ali Özgentürk’ün senaryosunu yazdığı “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmi, sonbaharın serin akşamında izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.</p>
<p><b>TÜRK SİNEMASININ EFSANEVİ AŞKI</b></p>
<p>İzmit’in simgelerinden Milli İrade Meydanı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Açık havada gerçekleşen sinema gösterimlerinin son konuğu, 1977 yapımı “Selvi Boylum Al Yazmalım” oldu. Film, derin anlatımı ve unutulmaz oyunculuklarıyla izleyicilerden büyük beğeni topladı.</p>
<p><b>İZLEYİCİLERDEN SICAK VE SAMİMİ ANLAR</b></p>
<p>Vatandaşlar, yanlarında getirdikleri sandalyelerle meydanda konforlu bir alan oluşturdu. Aileler, küçük atıştırmalıklar ve sıcak içeceklerle filmi izlerken, Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu patlamış mısır ikramı akşamı daha da keyifli hale getirdi.</p>
<p><b>AŞK, FEDAKÂRLIK VE İNSANLIĞIN ZAMANSIZ HİKÂYESİ</b></p>
<p>“Selvi Boylum Al Yazmalım”, Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un 1970 yılında yayımlanan aynı adlı uzun hikâyesinden sinemaya uyarlandı. Ali Özgentürk’ün senaryosunu yazdığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği bu film, sevgi ve fedakârlığın gücünü içten ve çarpıcı bir dille anlatırken izleyenleri derinden etkiledi.</p>
<p><b>FİLMİN ÖZETİ</b></p>
<p>Kırgızistan’dan Türkiye’ye göç eden Asya (Türkan Şoray) ile kamyon şoförü İlyas (Kadir İnanır) arasındaki tutkulu aşkın öyküsü, hayatın zorluklarıyla sınanır. İlyas’ın öfkesi ve hırsı, Asya’yı zor anlara sürüklerken, onun yanında olan Cemşit (Ahmet Mekin) ile kurduğu dostluk ve sevgi, filmin unutulmaz duygusal anlarını oluşturur. Film, gerçek aşkın ve insanlığın sınandığı bu güçlü hikâyeyle izleyicilerin kalbine dokunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-eser-milli-iradede-ilgiyle-izlendi-581048">Ölümsüz eser, Milli İrade&#8217;de ilgiyle izlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyada-paylasmaya-odaklanirken-yasamin-kendisini-kaciriyoruz-579442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 08:44:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beğeni]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[kendisini]]></category>
		<category><![CDATA[medyada]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanırken]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmaya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beğenilme ve onay alma isteği insan doğasının temel özelliklerinden biri. Sosyal canlılar olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için başkalarıyla ilişki kurmaya ve kabul görmeye ihtiyaç duyarız.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyada-paylasmaya-odaklanirken-yasamin-kendisini-kaciriyoruz-579442">Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Beğenilme ve onay alma isteği insan doğasının temel özelliklerinden biri. Sosyal canlılar olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için başkalarıyla ilişki kurmaya ve kabul görmeye ihtiyaç duyarız. Ancak günümüzde sosyal medya, bu doğal eğilimi farklı bir boyuta taşıyarak bireylerin psikolojisi ve toplumsal ilişkileri üzerinde yeni etkiler yaratıyor. Özellikle “like” kültürü, beğeninin karşılığını anında ve geniş kitlelerden alabilme imkânı sunduğundan, bireylerde kısa vadede dopamin salınımını tetikliyor; fakat uzun vadede bağımlılık, kıskançlık ve tüketim baskısı gibi olumsuz sonuçlara yol açıyor. Acıbadem Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Bilgili, sosyal medyanın bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini değerlendirerek, “Beğenilme ve onay alma isteği doğamızda var, ama sosyal medya bunu başka bir boyuta taşıyarak insan psikolojisi için zararlı bir hale getiriyor” diyor.</strong></em></p>
<p>Günümüzde adeta bir “beğeni bağımlılığı” yaşandığını dile getiren Doç. Dr. Alper Bilgili, sosyal medyanın sıradan insan ilişkilerinde olmayan bir imkân sunduğuna dikkat çekiyor: “Beğeninin karşılığını hemen ‘like’larla alıyoruz. Üstelik çok daha büyük bir kitleye, hatta tanımadığımız insanlara bile kendimizi beğendirebiliyoruz. Bu kısa vadede dopamin olarak bize dönse de, uzun vadede psikolojimiz ve toplumsal ilişkilerimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Alper Bilgili’ye göre bu olumsuz etkilerden en dikkat çekeni ise “kıyaslama”. Kullanıcıların, başkalarının abartılı hatta aldatıcı paylaşımlarını gerçek sandıklarına dikkat çeken Doç. Dr. Alper Bilgili, “Örneğin Utah Valley Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre Facebook kullanıcılarının ciddi bir bölümü diğer insanların kendilerinden daha mutlu bir hayat yaşadığına inanıyor. Missouri Üniversitesi’nde yapılan başka bir araştırmaya göreyse sosyal medya kıskançlık hissini artırıyor. Zaten düşünüldüğünde iki sonucun birbirinden bağımsız olmadığı görülür” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Sosyal Medya Bağımlılık Yaratıyor </strong></p>
<p>Sosyal medyanın bağımlılık yarattığına dair geniş bir literatür bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Alper Bilgili, “Gallup araştırmasına göre kullanıcıların %41’i saatte birkaç kez, %11’i birkaç dakikada bir bildirimlerini kontrol ediyor. Bu bağımlılık tesadüf değil; sosyal medya insan psikolojisinin zaaflarına göre bilinçli olarak tasarlanıyor” diyor. </p>
<p>Doç. Dr. Alper Bilgili’ye göre sosyal medya, tüketim alışkanlıklarını yönlendiriyor. Orada gördüğümüz paylaşımların, tüketim kültürünü sürekli olumlayan bir etki yarattığını vurgulayan Doç. Dr. Alper Bilgili, “İhtiyacımız olmasa da oradakiler gibi tüketmek istiyoruz. Sosyal medya sadece tüketimi özendirmiyor, kolaylaştırıyor da. Geçen sene ‘Kara Cuma’ diye bilinen dönemde TikTok, ‘TikTok Shop’ isimli kendi uygulaması üzerinden günde 100 milyon dolarlık satış yapmayı başardı. Bunun yanında sponsorlu içerikler ve influencer’ların paylaşımları belirli ürünlerin karşımıza çıkmasına neden oluyor. Reklam verenlerin ilgi alanlarımıza erişmesi, uygulama üzerinden bizi tanıyor olması bu sosyal medya uygulamalarını ana akım medyadan çok daha etkili kılıyor. Çünkü firmalar alıcı kitlesini belirleyip bu tür reklamları gerçek muhataplarına ulaştırabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Minimalizm de Gösterişe Dönüştü </strong></p>
<p>Sosyal medyada minimalist yaşam tarzına yönelik akımlar da popüler. Ancak Doç. Dr. Alper Bilgili, bu akımların samimiyetini sorguluyor: “Minimalizm, tüketim kültürüne karşı bir duruş gibi görünüyor. Ama sosyal medyada minimalist yaşamakla övünmek, yeni bir statü aracı haline geldi. Bazıları sahip olduklarını azaltmak yerine, minimalist yaşam videolarında gördüklerini edinmeye başladı. Amaç yine beğeni almak oldu.”</p>
<p>Sosyal medya platformlarının da kendi dinamikleri olduğuna işaret eden Doç. Dr. Alper Bilgili, “Bu platformlarda aşırı tüketimle veya gösterişçi tüketimle ilgili bir farkındalık uyandırmak teoride mümkün. Ancak platformların beğeni üzerine kurulu olması, bu platformlardaki algoritmaların temelde kâr amacı gütmeleri, bu iyi niyetli eylemlerin kolaylıkla amacından sapmasına neden olabilir. Tabii detaya inildiğinde sosyal medya platformlarının kullandıkları farklı algoritmalar nedeniyle tüketimle ilgili farkındalık oluşturma potansiyelleri arasında da ayrıma gitmek gerektiği söylenebilir. Örneğin Reddit ile Instagram’ı bu anlamda aynı kefeye koymamak gerekir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Doğru Kullanılırsa Faydaları da Var </strong></p>
<p>Sosyal medyanın olumsuz yanlarının yanında bazı faydaları da olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alper Bilgili, “Doğru kullanılırsa iyi bir network ve bilgi kaynağı olarak işlev görebiliyor. Özellikle konvansiyonel medyayla kıyaslandığında sesini duyurmak için etkili bir mecra. Memnuniyetsizlik halinde etkili bir ceza aracı olarak da kullanılabiliyor. Ancak tüm bunlar doğru kullanılma şartına bağlı” diyor. </p>
<p>Peki olumsuz etkilerden korunmak için ne yapılabilir? Doç. Dr. Alper Bilgili şu önerilerde bulunuyor: “Öncelikle sosyal medyayı neden kullandığımızı sorgulamalıyız. Kullanım sınırlarını aktifleştirmek, bazı günleri ‘Dijital Şabat’ ilan etmek faydalı olabilir. Kendimize sosyal medyanın gerçeği temsil etmediğini hatırlatmamız gerekiyor. Bu platformların bizi esir etme stratejileri, kumarhane taktiklerinden davranışsal psikolojiye kadar pek çok araçtan faydalanıyor. Bunlara ilaveten sosyal medyada ne paylaşacağımızı veya kime ne cevap vereceğimizi düşünürken hayatla olan temasımızı yitirdiğimizi hatırlamak gerekir. Aksi takdirde paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz. Özetle sosyal medyanın olumsuz etkilerinden kaçınmak sadece ciddi bir irade değil, aynı zamanda zamanımızı, enerjimizi ve dikkatimizi paraya çevirmek için tasarlanmış platformlara karşı bilinçli bir farkındalık gerektiriyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyada-paylasmaya-odaklanirken-yasamin-kendisini-kaciriyoruz-579442">Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Kahramanlara Vefa</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olumsuz-kahramanlara-vefa-576652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:39:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlara]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, 15 Temmuz Gaziler ve Şehit Aileleri Derneği tarafından düzenlenen Deri Kumaş Çanta Kursu’nun sertifika törenine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-kahramanlara-vefa-576652">Ölümsüz Kahramanlara Vefa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, 15 Temmuz Gaziler ve Şehit Aileleri Derneği tarafından düzenlenen Deri Kumaş Çanta Kursu’nun sertifika törenine katıldı.</b></p>
<p><b>&#8220;Ölümsüz Kahramanlara Vefa&#8221; temasıyla gerçekleştirilen törene Kahramankazan Kaymakamı Abdullah Selim Parlar, Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu ve davetliler katılım sağladı. Şehit aileleri, gaziler ve gazi yakınlarının yer aldığı kursta, el emeğiyle hazırlanan deri kumaş çantalar büyük beğeni topladı. Düzenlenen anlamlı törende kursiyerler, emeklerinin taçlandırıldığı sertifikalarını aldı.</b></p>
<p><b>Program sonunda protokol üyeleri, kursiyerlerin el emeği göz nuru eserlerini inceleyerek kendilerini tebrik etti.</b></p>
<p><b> </b></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-kahramanlara-vefa-576652">Ölümsüz Kahramanlara Vefa</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[aşırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnançlar]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, batıl inançların psikolojik, kültürel ve nörobiyolojik temelleri, sağladığı faydalar ve olası zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirsizlikle başa çıkmada batıl inançlar, psikolojik bir araç olarak kullanılır!</strong></p>
<p>Batıl inançların temelinde, insan zihninin belirsizlik karşısında geliştirdiği başa çıkma mekanizmaları yattığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik olarak insanlar, kontrol edemedikleri durumlarda anlam arayışı içerisindedir.” dedi.</p>
<p>Araştırmaların, stresli ve öngörülemez olaylarla karşılaşıldığında beynin tehdit algısını azaltmak için çeşitli bilişsel stratejiler geliştirdiğini gösterdiğini aktaran Güven, “Bu stratejilerden biri de nedensellik yanılsamasıdır. İnsan beyni, rastlantısal olayları birbirine bağlayarak sahte neden-sonuç ilişkileri kurma eğilimindedir. Örneğin, sınav öncesinde aynı kıyafeti giydiğinde başarılı olduğunu gören bir öğrenci, bu davranışın ‘şans getirdiğine’ inanabilir. Bu inanç, gerçekte bilimsel bir temele dayanmasa da kişinin kaygısını azaltır ve öznel bir kontrol hissi sağlar. Dolayısıyla batıl inançlar, psikolojik anlamda belirsizlikle baş etmenin ve zihinsel huzuru korumanın bir yolu olarak işlev görür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kaygıyı azaltıp psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir!</strong></p>
<p>Stresli veya kriz dönemlerinde batıl inançlara yönelme eğiliminin, psikolojide ‘algılanan kontrol’ kavramıyla açıklandığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnsan, yaşamı üzerinde kontrol sahibi olduğunu hissettiğinde kaygı düzeyi azalır.” dedi.</p>
<p>Ancak hastalık, ekonomik kriz, iş kaybı ya da duygusal travma gibi zorlayıcı dönemlerde kontrol duygusunun zayıfladığını ifade eden Güven, “Bu noktada batıl inançlar, kişiye psikolojik bir ‘sığınak’ sunar. 2008 ekonomik krizi döneminde yapılan bir araştırmada, belirsizlik yaşayan bireylerin batıl ritüellere daha sık başvurduğu saptanmış. Çünkü uğurlu objeler taşımak veya belirli ritüelleri uygulamak gibi sembolik davranışlar kişinin zihninde güvenlik algısını pekiştirir. Böylece batıl inançlar, kaygıyı düzenleyen, duygusal dayanıklılığı artıran ve belirsizlik karşısında psikolojik istikrarı destekleyen bir araç haline gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Batıl inançlara aşırı bağımlılık, öz yeterlilik duygusunu zayıflatıp karar verme kapasitesini azaltabilir!</strong></p>
<p>Batıl inançların, bireyin psikolojik kaynaklarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir yandan, batıl inançlar ‘psikolojik destek’ işlevi görerek özgüveni artırabilir. Uğurlu olduğuna inanılan bir nesneyi taşıyan kişi, riskli bir karar anında daha cesur davranabilir. Bu durum, plasebo etkisine benzer. İnanç, bireyin öznel deneyimini ve performansını güçlendirebilir. Ancak aşırı düzeyde batıl inançlara bağımlı olmak, öz yeterlilik duygusunu zayıflatabilir. Birey, kendi yetenekleri yerine ‘dışsal’ faktörlere güvenmeye başladığında bağımsız karar alma kapasitesi azalır. Bu, bilişsel çarpıtmaların devreye girdiği bir süreçtir. Özellikle yüksek düzeyde belirsizlik kaygısı yaşayan kişilerde, batıl inançların karar verme süreçlerini rasyonel temelden uzaklaştırarak uzun vadede psikolojik esnekliği sınırladığı görülmektedir.”</p>
<p><strong>Kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde…</strong></p>
<p>Batıl inançların, yalnızca bireysel psikoloji ile değil, kültürel normlarla da derin bir ilişki içerisinde olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin inançlarının önemli bir bölümünün, içinde bulundukları toplumun değerleri ve ritüelleri tarafından şekillendiğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bazı toplumlarda ‘13’ sayısının uğursuzlukla ilişkilendirilirken, bazı Asya kültürlerinde ‘8’ sayısının şansı temsil ettiğini hatırlatan Güven, “Bu kültürel farklılıklar, bireylerin günlük tercihlerini, karar verme süreçlerini ve sosyal davranışlarını etkiler. Sosyal öğrenme kuramına göre, bireyler çevrelerinden model aldıkları inanç ve davranışları içselleştirirler. Bu nedenle, toplumsal düzeyde yaygın olan batıl inançlar, bireyler üzerinde sosyal baskı yoluyla daha da güçlenir. Sonuç olarak, kültürel bağlam, batıl inançların benimsenme düzeyini ve bireylerin bu inançları hangi yaşam alanlarına entegre edeceğini doğrudan belirler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Batıl inançlar nörobiyolojik temellere de sahip!</strong></p>
<p>Nörobilimsel araştırmaların, batıl inançların beynin öğrenme ve ödül mekanizmalarıyla yakından ilişkili olduğunu gösterdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Beynin dopamin sistemi, ödül beklentisi ve alışkanlık oluşumunda önemli bir rol oynar. Eğer bir kişi belirli bir davranışın ardından olumlu bir sonuç yaşarsa, beyin bu iki olayı birbirine bağlayarak davranışı pekiştirir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca, yüksek kaygı seviyelerinde beynin amigdala ve prefrontal korteks bölgeleri arasındaki iletişimin farklılaştığının belirten Güven, bu durumun da tehdit algısının artmasına ve batıl inançlara yatkınlığın yükselmesine neden olduğunu söyledi ve batıl inançların yalnızca kültürel ve psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik temellere de sahip olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Batıl inançlar aşırıya kaçtığında ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir!</strong></p>
<p>Araştırmaların, batıl inançların belirli sınırlar içerisinde psikolojik faydalar sağlayabileceğini ortaya koyduğunu da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu faydalar arasında stres yönetimi, motivasyonun artması ve umut duygusunun güçlenmesi sayılabilir. Örneğin, sporcuların ‘uğurlu’ ritüeller uygulaması, öz güvenlerini artırarak performanslarını dolaylı olarak destekler. Bununla birlikte, batıl inançların aşırıya kaçması psikolojik rahatsızlık riskini beraberinde getirir. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) benzeri tekrarlayıcı ritüellerin oluşumu, bu aşırılığın bir yansımasıdır. Dolayısıyla batıl inançlar, dengeli düzeyde işlevsel bir başa çıkma stratejisi olabilirken, kontrol kaybına yol açacak boyuta ulaştığında bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/batil-inanclarin-asiriligi-ruh-sagligini-olumsuz-etkiliyor-575478">Batıl inançların aşırılığı ruh sağlığını olumsuz etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;de Çevre Timi Göz Açtırmıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegolde-cevre-timi-goz-actirmiyor-571392</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 21:55:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Konuda]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571392</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Çevre Timi, daha temiz bir İnegöl için 7/24 sahada. Çevre Timi geride kalan 8 aylık sürede 1021 işlem yaparak çevre kirliliği ile mücadelesini sürdürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-cevre-timi-goz-actirmiyor-571392">İnegöl&#8217;de Çevre Timi Göz Açtırmıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Çevre Timi, daha temiz bir İnegöl için 7/24 sahada. Çevre Timi geride kalan 8 aylık sürede 1021 işlem yaparak çevre kirliliği ile mücadelesini sürdürdü.</p>
<p>İnegöl Belediyesi’nin daha temiz bir İnegöl hedefiyle Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde oluşturduğu Çevre Timi 2025 yılının ilk 8 ayında şehrin dört bir yanında denetim ve uygulamalarıyla dikkat çekti. Her an sahada olan ve karşılaşılan olumsuzluklara anında müdahale eden Çevre Timi, 8 aylık sürede 26 ayrı konuda 1021 işlem yaptı.</p>
<p>BAŞLICA SORUNLAR<br />
Zamansız çöpten çöpte aykırı atığa, yetkisiz geri dönüşümden boş arsalardaki çevresel ve görsel kirliliğe, kamu malına zarar verilmesinden inşaat atıklarına pek çok konuda çevre sorununu tespit ederek müdahale eden Çevre Timinin en fazla karşılaştığı olumsuzluklar ise genel tabloyu gözler önüne serdi. Sanayi bölgesinde endüstriyel atıklar, şehir genelinde çevre kirliliği ve işyeri önü kirliliği, sigara ve katı atık çevre kirliliği ile yine ağırlıklı olarak sanayi bölgesinde olmak üzere sobada yabancı madde yakılması konuları tespit edilen olumsuzluklar arasında başı çekti. 1021 işlemin 834’ünü bu 4 konu oluşturdu.</p>
<p>TEMİZ BİR ÇEVRE İÇİN ÇALIŞMALAR KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLECEK</p>
<p>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, geleceğe bırakılacak en güzel mirasın temiz ve yaşanabilir bir dünya olduğuna dikkat çekerek bu konuda çalışmaların hassasiyetle sürdürüldüğünü söyledi. Son olarak Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde bir çevre timi oluşturduklarını da kaydeden Başkan Taban, “Hedefimiz 7/24 sahada çevre konusunda çalışmalar yapan bir birimin olması. Bunu da çevre timi ile başardık. Arkadaşlarımız özveriyle çalışmalarını sürdürüyor. 2025 yılında 8 aylık sürede sahada karşılaşılan ve işlem yapılan olumsuzluklar, bu konunun ne kadar gerekli olduğunu da göstermiş oldu. Çevre Timi tarafından 26 ayrı konuda toplamda 1021 işlem yapıldı. Yani 8 ayda çevre kirliliğiyle ilgili 1021 olumsuz davranışa müdahale edilmiş oldu. Ancak önemli olan bunları işlem yaparak değil, bir çevre bilinci oluşturarak sıfıra indirmek. Bir yandan da bu noktada mücadelemiz sürüyor. Vatandaşlarımızdan da bu konuda daha duyarlı olmalarını rica ediyorum” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-cevre-timi-goz-actirmiyor-571392">İnegöl&#8217;de Çevre Timi Göz Açtırmıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Bağımlılık Beyin Fonksiyonlarını Olumsuz Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-bagimlilik-beyin-fonksiyonlarini-olumsuz-etkiliyor-556081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:43:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyonlarını]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556081</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda bilinirliği hızla artan kavram dijital bağımlılık; bireyin telefon, tablet, bilgisayar gibi dijital cihazları ya da internet aracılığıyla sosyal medya veya çevrim içi oyunlar gibi içerikleri kontrolsüz ve aşırı şekilde kullanması anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-bagimlilik-beyin-fonksiyonlarini-olumsuz-etkiliyor-556081">Dijital Bağımlılık Beyin Fonksiyonlarını Olumsuz Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplumda bilinirliği hızla artan kavram dijital bağımlılık; bireyin telefon, tablet, bilgisayar gibi dijital cihazları ya da internet aracılığıyla sosyal medya veya çevrim içi oyunlar gibi içerikleri <strong>kontrolsüz ve aşırı şekilde kullanması anlamına geliyor. </strong>Bu sorunun; kişinin <strong>günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini, akademik veya mesleki işlevselliğini</strong> olumsuz etkileyebilecek ciddi bir problem olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Sosyal medyada, video oyunları, arkadaşlık uygulamaları, çevrim içi araştırma, alışveriş, haber takibi gibi kontrollü tüketildiği zaman fayda sağlayabilecek kullanımları, bağımlılıktan korunarak sürdürmek önemli” dedi.</strong></p>
<p>Dijital bağımlılık beynin; ödül işleme, dürtü kontrolü ve duygusal düzenleme gibi temel işlevlerinden sorumlu bölgelerini etkileyen nöropsikolojik bir sorundur. Dopamin salınımının tetiklenmesiyle bağımlılığın pekiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Dijital içerikler beyindeki bazı bölgelerde dopamin salınımını sürekli teşvik ederek kısa vadeli haz beklentisini artırır. Bu durum zamanla odaklanma, ruh hali düzenleme ve sağlıklı ilişkiler kurma becerilerini zayıflatır. Beynin en çok etkilenen bölgelerden biri olan karar verme ve öz denetimden sorumlu prefrontal korteks, dijital bağımlılarda hem yapısal hem işlevsel olarak zayıflar. Ayrıca duygusal tepkiler açısından amigdala, dikkat ve çoklu görev becerileri noktasında da parietal lob da zarar görür. Tüm bu değişimler, dikkat süresini kısaltır ve odaklanma güçlüğüne yol açar. Bu nedenle dijital bağımlılığın erken fark edilerek önüne geçilmesinin, beyin sağlığı açısından kritik olduğunu unutmamak gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Dijital dünyaya bağımlı olanlar daha çok erteliyor </strong></p>
<p>Aşırı dijital kullanımının, bireyleri çevrim içi etkileşimlere öncelik verir hale getirebileceğine dikkat çeken Tezel, “Bu durum; aile üyeleri, arkadaşlar ve partnerlerle yüz yüze iletişimin ve birlikte geçirilen kaliteli zamanın azalmasına yol açarak ilişkilerde çatışmalara neden olabilir. Aslında teknoloji, kişiler arasındaki mesafeleri ortadan kaldırarak sosyal bağları güçlendirme imkânı yaratsa da dozu kaçırıldığı takdirde kişinin tam tersi şekilde sanal dünyaya yoğunlaşarak sosyal bağlarının zayıflamasına ve yalnız hissetmesine yol açabilir. Buna ek olarak akademik, mesleki ve kişisel alanlarda erteleme, dikkat dağınıklığı ve verimlilik kaybı gözlemlenebilir. Bireyler dijital dünyada geçirdikleri süreyi kontrol altına alamazlarsa, odaklanma ve dikkati sürdürme becerileri zayıflamaya başlar” dedi.</p>
<p><strong>Risk altındaki grup 9-18 yaş arası </strong></p>
<p>Dijital bağımlılığın en çok çocukları ve ergenleri etkilediğini paylaşan Tezel, “Özellikle bilişsel gelişimini henüz tamamlamamış 9-18 yaş arası; dürtü kontrolü ve öz denetim becerisi yeteri kadar olgunlaşmadığı için dijital uyaranlara karşı daha hassastır. Bu yaş grubunda bulunan sosyal medya, oyun ve çevrim içi etkileşimlere yönelik yüksek ilgi, bağımlılık riskini artırır. Yetişkinlerde de dijital bağımlılık görülebilir ancak gelişmiş otokontrol becerileri sayesinde risk daha düşüktür. Özellikle 10-15 yaş arası bireylerde hafıza ve karar verme gibi aktif düşünme süreçlerinden sorumlu yürütücü kontrol ağına ait beyin bölgelerinde işlevsel bağlantıların genel olarak azaldığını ortaya koyan çalışmalar var. Bu konuda yapılan çeşitli araştırmalara göre hem dijital araçlara bağımlı hem de çalışan ebeveynlere sahip ergenler, daha yüksek risk taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Sanal dünyaya düşkünlük uyku düzenini de bozuyor</strong></p>
<p>Yapılan bir çalışmaya göre teknoloji bağımlılarının uyku problemi yaşama olasılığının, bağımlı olmayan bireylere kıyasla 2,2 kat daha yüksek olduğunu paylaşan Tezel, “Yine aynı araştırmaya göre, bağımlı bireylerin uyku süresinin normal bireylere göre daha sağlıksız ve kısa olduğu da göz önüne serilmiştir. Aynı zamanda sosyal medya kullanımının gençler arasındaki artışı, özellikle genç kızların öz güveni ve beden memnuniyetini de zedeliyor. Bazı araştırmalar, medya içeriklerinin beden memnuniyetsizliği ve yeme bozukluklarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor, bazı içeriklerin; kıyaslama, kendini-yaşantısını-bedenini beğenmeme, suçlama, öz değer eksiklikleri, öfke ve motivasyon düşüklüğüne sebep olabileceğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-bagimlilik-beyin-fonksiyonlarini-olumsuz-etkiliyor-556081">Dijital Bağımlılık Beyin Fonksiyonlarını Olumsuz Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D Vitamini Eksikliğinin Anne ve Bebeğe 8 Olumsuz Etkisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-eksikliginin-anne-ve-bebege-8-olumsuz-etkisi-547240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 11:42:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğe]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta kemiklerin oluşup sağlıklı kalmasında kalsiyumla birlikte önemli bir fonksiyonu olan D vitamini, bağışıklık sistemini destekleyerek kasların ve beyin hücrelerinin çalışmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-eksikliginin-anne-ve-bebege-8-olumsuz-etkisi-547240">D Vitamini Eksikliğinin Anne ve Bebeğe 8 Olumsuz Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta kemiklerin oluşup sağlıklı kalmasında kalsiyumla birlikte önemli bir fonksiyonu olan D vitamini, bağışıklık sistemini destekleyerek kasların ve beyin hücrelerinin çalışmasını sağlıyor. DNA’ya doğrudan bağlanabildiği için aynı zamanda bir hormon olarak sınıflandırılan D vitamininin vücuttaki miktarı; cilt rengi, hangi coğrafyada yaşandığı ve yaşam tarzına göre değişebiliyor. Vitamin D’nin eksikliğinin de özellikle anne adayları ve bebeklere olumsuz etkileri olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Endokrinoloji ve Neonatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, hamileler ve bebeklerde D vitamininin eksikliği ile ilgili önemli uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>D vitamini en çok güneşten alınır</strong></p>
<p>Vücudun ne kadar D vitamini ürettiği birçok unsura bağlıdır. Bunlar arasında güneş ışınlarına hangi saatler arasında maruz kalındığı, mevsim, hangi coğrafyada yaşandığı ve cildin rengi önemlidir. Mesela nerede yaşadığınıza ve yaşam tarzınıza bağlı olarak, kışın güneşten çok ya da az veya hiç D vitamini alamazsınız. Yumurta, süt, balık ile hayvansal besinlerin yanı sıra mantar ve bazı sebzelerde de bulunan D vitamini en çok güneşten alınmaktadır. Vücutta yeterli miktarda D vitamini sentezlenmediğinde ve özellikle gebelik döneminde eksik olan D vitamini hem annede hem de doğumdan sonra bebekte ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. </p>
<p><strong>D vitamini hormon olarak da kabul ediliyor</strong></p>
<p>Vitamin D, bir vitamin olarak bilinmekte ise de hayatın tüm dönemlerinde birçok doku ve fonksiyonlarına olumlu etkileri nedeniyle hormon özelliği taşıdığı da kabul edilmektedir.</p>
<p>Vitamin D eksikliği rikets, kemik zayıflığı, kemik erimesi ve çocuklarda erişkinlerde, yaşlılarda kemik kırıklarına yol açmaktadır.  Bu etkilerinin dışında vücut bağışıklığı, kardiovasküler fonksiyonlar, metabolik hastalık tablosu, kanser ve otoimmun hastalıklar açısından koruyucu etkileri ortaya konulmuştur. Böbreklerde aktif D vitamini formuna dönüşür.  Diğer etkilerine ek olarak beyin dokusunda önemli rollere sahiptir. Nöronlarda artma ve farklılaşma aşamalarında beyin ve sinirlerde vitamin D reseptörlere bağlanarak etki eder. Nörolojik gelişmeye olumlu katkıları ile ileri yaşlarda görülen dejeneratif beyin hastalıkları olasılığı azalmaktadır.</p>
<p><strong>D vitamini eksikliğinin anne adayına etkileri</strong></p>
<ul>
<li>Gebelikte D vitamini eksikliği maternal inflamasyonun artışı ile birlikte tansiyon yükselmesi ve proteinüri yani preeklampsi olasılığını artırır. Bu durum hamileler ve anne karnındaki bebeklerde hayati riske yol açabilir. Ayrıca gebelik diyabeti gelişebilir. Bebekte ise prematürite ve intrauterin büyüme kısıtlanmasına yol açmaktadır.</li>
<li>Gebelikte obezite  % 22 oranında gözlenmektedir. Gebelerde obezite artışı D vitamini eksikliğinde daha sıktır. Yağ dokusunun artışı ile D vitamini düzeyi düşmeye başlar ve anne-bebek için olumsuz sonuçlara yol açar.</li>
<li>Gebelikte D vitamini eksikliği bağışıklık sistemini bozarak viral efeksiyonlarda artışa yol açar ve anne ile bebekte bir dizi probleme yol açar.</li>
<li>Vajende aerobik ve anaerobik bakterilerin artışı bakteriel vajinosiz olarak bilinir. Vitamin D düzeyi yetersiz olan gebelerde vajinozis artar ve servikal bölgede (rahim) ve amnios sıvısında enfeksiyon gelişir. Bu durum prematüre doğum ve nörolojik problemlere yol açabilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>D vitamini düşüklüğünün bebeğe etkileri</strong></p>
<ul>
<li>İntrauterin büyüme kısıtlanması, prematür doğum, düşük doğum ağırlığı</li>
<li>Nöral tüp defektlerinde artış (belde açıklık ve kese)</li>
<li>Gebelikte D vitamini eksikliğine bağlı enflamasyonla beyin gelişimi de olumsuz etkilenmektedir. Bebeklerde serebral palsy, anksiete, depresyom, otizm ve dikkat eksikliği hiperaktive bozuklukları sık görülmektedir. İlerleyen yaşlarda şizofreni, depresyon, demans ve Parkinson gibi dejeneratif beyin hastalıkları olasılığı artmaktadır. Ayrıca kardiovasküler problemler, metabolik sendrom, kanser ve otoimmun hastalıklarda artış daha fazla gözlenir.</li>
<li>Kemik gelişimi ve sağlığında sorunlar oluşabilir. Bunlar arasında raşitizm,  osteomalazi, osteopeni, osteoporoz ve kırıklarda artma gözlenir.</li>
</ul>
<p><strong>D vitamini eksikliğinde ne yapılmalı?</strong></p>
<p> Ülkemizde 2005 yılında yapılan araştırmada gebelerde % 81,7 ve bebeklerde % 40 oranında D vitamini eksikliği saptanmıştır. Gebelik öncesinde vitamin D kaynakları ile beslenme ve D vitamini desteği önemlidir. Gebelikte D vitamini düzeyi 20 nanogram/ml altında ise yetersiz, 12 altında ise düşük olarak yorumlanır. T.C. Sağlık Bakanlığı gebelerde 12 haftadan sonra ve doğumdan itibaren 6 ay süreyle günlük D vitamini desteğinin 1200 ünite olarak uygulanmasını önermektedir. Anne adaylarında yoğurt tüketimi de önemlidir. Bebeklere ise günlük 400 ünite D vitamini verilmektedir.       </p>
<p><strong>15-20 dakika güneşlenmek yeterli</strong></p>
<p>Gebeler, D vitamininden zengin olan yumurta, süt, yoğurt,  karaciğer ve balık (somon, sardalya, uskumru, morina gibi) tüketimine önem vermelidir. Bir yumurta 20, bir bardak süt 100, 1 tatlı kaşığı balık yağı 400,  100 gram somon balığı 345 ünite D vitamini içermektedir. D vitamini için güneşlenme önemli bir kaynaktır. Derinin hafif pembeleşmesinin gerçekleştiği 15-30 dakika güneşlenme ile 2000 ünite D vitamini üretilmektedir.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-vitamini-eksikliginin-anne-ve-bebege-8-olumsuz-etkisi-547240">D Vitamini Eksikliğinin Anne ve Bebeğe 8 Olumsuz Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Afet haberciliğinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımı olumsuz etkilere neden olabiliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-afet-haberciliginde-yanlis-veya-eksik-bilgi-paylasimi-olumsuz-etkilere-neden-olabiliyor-526796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 12:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[etkilere]]></category>
		<category><![CDATA[haberciliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[irvan]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, özellikle deprem gibi afet durumlarında medyanın hız ve doğruluk dengesini koruyarak toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-afet-haberciliginde-yanlis-veya-eksik-bilgi-paylasimi-olumsuz-etkilere-neden-olabiliyor-526796">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Afet haberciliğinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımı olumsuz etkilere neden olabiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, özellikle deprem gibi afet durumlarında medyanın hız ve doğruluk dengesini koruyarak toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Deprem gibi afetlerde medyanın sorumluluğu daha çok artıyor  </strong></p>
<p>6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, medyada sorunlu habercilik pratikleri görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Bu haberler ile sosyal medya paylaşımları konusunda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak bir ‘Deprem Haberciliği Rehberi’ oluşturmuştuk. Bu rehberde de vurguladığımız gibi, deprem gibi afetlerde medyanın sorumluluğu daha çok artıyor.” dedi.</p>
<p>Bir deprem meydana geldiğinde insanların bir an önce ne olup bittiğini öğrenmeye çalıştığını aktaran İrvan, “Bu nedenle medyanın son dakika haberciliğinde hem yeterince hızlı olması hem de teyitsiz bilgiler aktarmaması beklenir. Bu ikisi arasındaki dengeyi kurabildiği oranda medya başarılı olacaktır. Deprem haberciliğinde, ‘haberi hızlı ver ama doğru ver’ şeklinde özetleyebileceğimiz bir yayıncılık anlayışını oturtmamız gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hız anlayışını teyide dayalı habercilik anlayışıyla değiştirmek kolay değil! </strong></p>
<p>Doğruluk ve hız arasında denge kurarken, doğruluktan ödün vermemenin ilkesel olarak kabul edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Maalesef günümüzde habercilik pratiği büyük oranda sosyal medya platformları üzerinden yürüyor ve sosyal medyanın birinci ilkesi hız. Aynı şekilde, internet üzerinden yayın yapan haber siteleri de hıza dayalı bir yayıncılık anlayışına sahipler. Bu anlayışı, teyide dayalı habercilik anlayışıyla değiştirmek çok kolay değil.” dedi.</p>
<p>Deprem haberlerinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımının toplum üzerinde birçok olumsuz etkisi söz konusu olduğuna dikkat çeken İrvan, şöyle devam etti:</p>
<p><strong>Yalan haberler medyanın itibarını sarsıyor</strong></p>
<p>“İlk olarak, toplumda korku ve paniğe yol açabiliyor. Bunun örneğini Hatay’da gördük. Barajın patladığına ilişkin olarak yayılan bir söylenti halk arasında paniğe yol açmıştı. İkincisi, kurtarma ve yardım faaliyetlerini sekteye uğratabiliyor. Örneğin kurtarma ekipleri paniğe kapılıp çalışma yerlerini terk edebiliyorlar ya da ekipler yanlış yerlere yönlendirilebiliyor. Üçüncüsü, toplumun medyaya duyduğu güveni zedeliyor. Yalan haberler medyanın itibarını sarsıyor.”</p>
<p><strong>Afet anlarında medyada ‘önleyici habercilik’ yapılmalı</strong></p>
<p>Sosyal medyada yalan ve dezenformasyonu tümüyle ortadan kaldırmanın mümkün olmadığına değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, afet zamanlarında sosyal medya platformlarına kısıtlama getirmenin de doğru olmadığını vurguladı. Bu uygulamanın olumsuz etkilerinin de Kahramanmaraş depremleri sırasında görüldüğünü dile getiren İrvan, “Yapılması gereken, şeffaf bir kriz yönetimi gerçekleştirebilmektir. Bu ne demek? Öncelikle yetkili birimlerden doğru bilgi akışının hızla sağlanması gerekir. Doğru bilgi akışını sağlamazsanız söylentiler hızla devreye girecektir. Doğru bilgi akışı da iyi organize olarak sağlanabilir. İkincisi, tıpkı pandemi sürecinde olduğu gibi, deprem uzmanlarından oluşan bir bilim kurulu oluşturulmalı, medyaya bu kurulda yer alan uzmanlar bilgi vermelidir. Her kafadan farklı bir ses çıktığında toplum çaresiz kalır. Yurttaşların deprem anında yapması gerekenler iyi anlatılmalı, medyada ‘önleyici habercilik’ yapılmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kaynaklar ulaşılabilir olmalı ve gazeteciler sorularına cevap alabilmeli…</strong></p>
<p>Resmi kaynaklardan teyit edilmemiş bilgiler paylaşmanın deprem anında kurtarma çalışmalarını olumsuz etkileyebildiğini, halkta paniğe yol açabildiğini kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Ancak resmi kaynakların da medyaya zamanlı ve doğru bilgi vermesi beklenir. Kaynaklar ulaşılabilir olmalı ve gazeteciler sorularına cevap alabilmeliler. Türkiye’de maalesef zaman zaman resmi makamların olumsuzlukları gizleme gibi bir kötü alışkanlığı söz konusu.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem anında ve sonrasında yayın yaparken gazeteciler nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Deprem anında ve sonrasında yayın yaparken gazetecilerin dikkat etmesi gereken konulara da değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, şunları söyledi:</p>
<p>“Göçük başında yakınlarının enkazdan kurtarılmasını bekleyen insanlarla konuşurken dikkatli bir dil kullanılmalı. Depremzedelerle röportaj yaparken ve haberleri aktarırken duyarlı olunmalı, insani duygu ve değerler göz ardı edilmemeli. Yakınları halen göçük altında olan insanlara mikrofon uzatırken çok dikkatli davranılmalı. Depremde hayatını kaybedenlerin görüntülerini ve özellikle de yüzlerini gösteren görüntüleri vermekten kaçınılmalı. Depreme ilişkin haberleri verirken, görüntülere müzik ekleyerek dramatikleştirmek<strong> </strong>doğru değildir. Göçük altında bulunan insanlarla, habercilik uğruna sağlıklarını tehlikeye atacak şekilde gereksiz temas kurmaya çalışmamak gerekir.”</p>
<p><strong>Reyting uğruna, toplumda infial oluşturacak bir dil kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Deprem anında gazetecilerin şok edici nitelikte görüntüler çekebileceklerini ifade eden İrvan, “Ancak bu görüntüleri verirken toplumsal sorumluluk anlayışı ile hareket edilmeli, haber diline dikkat edilmelidir. Sırf reyting uğruna, bağıra çağıra haber sunmak, ‘şok görüntüler’, ‘gördüklerinize inanamayacaksınız’ gibi toplumda infial oluşturacak bir dil kullanmak yanlıştır.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-afet-haberciliginde-yanlis-veya-eksik-bilgi-paylasimi-olumsuz-etkilere-neden-olabiliyor-526796">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Afet haberciliğinde yanlış veya eksik bilgi paylaşımı olumsuz etkilere neden olabiliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Ekipleri Olumsuz Hava Koşulları İçin 39 Noktada Hazır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ekipleri-olumsuz-hava-kosullari-icin-39-noktada-hazir-436884</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 15:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[ekipleri]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[noktada]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi il genelinde devam eden yağışlı hava nedeniyle 39 noktada ekiplerini hazır bulunduruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ekipleri-olumsuz-hava-kosullari-icin-39-noktada-hazir-436884">Büyükşehir Ekipleri Olumsuz Hava Koşulları İçin 39 Noktada Hazır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi il genelinde devam eden yağışlı hava nedeniyle 39</p>
<p>noktada ekiplerini hazır bulunduruyor.</p>
<p>Muğla genelinde yaşanan yoğun yağışlar nedeniyle Büyükşehir Belediyesi 13 ilçe</p>
<p>39 noktada ekiplerini hazır bulundurarak vatandaşların herhangi bir olumsuzluk</p>
<p>yaşamaması için çalışıyor. İl genelinde heyelan, yol kapanması, su baskını, menfez</p>
<p>tıkanıklığı gibi sorunları ekipleri ile hızlıca çözen Büyükşehir Belediyesi Dalaman,</p>
<p>Milas, Yatağan, Köyceğiz, Seydikemer’de çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi ekipleri; Milas ilçesi Çökertme mahallesinde heyelan</p>
<p>nedeniyle kapanan Çökertme yoluna 1 greyder,1 kazıcı yükleyici, 1 damperli</p>
<p>kamyon,1 pikap, 1 yol kontrol aracı, 6 personel ile müdahale ederek aşırı yağış</p>
<p>nedeniyle tıkanan köprü ve menfezleri, yola gelen kaya, çamur, hafriyat temizlik</p>
<p>çalışmalarını yaptı. Ekipler; Yatağan Bencik Yayla mahallesi hattında büz ağzı ve</p>
<p>şarampol temizlik çalışması yaptı. Yatağan Bozüyük mahallesinde yağmur suyu</p>
<p>mazgal temizliği, Dalaman ilçesi Elcik mahallesi şarampol temizliği yapıldı.</p>
<p>Köyceğiz ilçesi Pınar mahallesinde yol temizliği yapıldı. Dalaman ilçesi Gürleyik</p>
<p>mahallesinde kısmi olarak kapana yola 1 kazıcı yükleyici, 1 paletli ekskavatör, 1</p>
<p>greyder görevlendirildi. Dalaman ilçesi Darıyeri Çöğmen, Fethiye Nif Yol</p>
<p>güzergahında yağış nedeniyle meydana gelen göçük temizleme çalışmaları devam</p>
<p>ediyor.</p>
<p>Seydikemer ilçesi Söğütlüdere Mahallesi İle Burdur il sınırı arasında kalan yol</p>
<p>güzergahında meydana gelen kar yağışına da Büyükşehir ekipleri 1 adet kar</p>
<p>kürüme tuzlama aracı, 2 personel ile müdahale edilerek yol ulaşıma açıldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ekipleri-olumsuz-hava-kosullari-icin-39-noktada-hazir-436884">Büyükşehir Ekipleri Olumsuz Hava Koşulları İçin 39 Noktada Hazır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısını]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkilerin de olumsuz olarak etkilendiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404">Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkilerin de olumsuz olarak etkilendiği uyarısında bulunuyor.</strong> <strong>Gençlerin sosyal medya platformlarında fotoğraf filtreleri kullanmalarındaki asıl amacın kendilerini başkalarına karşı beğendirmeye çalışma, takdir ve övgü toplama olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Çünkü sosyal medyada sıklıkla görülen durumlardan biri güzellik algısı ve zayıf bir vücuda sahip olmanın ideal olduğudur. Bu nedenlerden dolayı fotoğraflarını paylaşırken bedenlerinde sevmedikleri ve kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşımda bulunurlar.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, sosyal medyanın gençlerin duygusal ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın aşırı kullanımı sosyal ilişkileri de olumsuz olarak etkiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medya ve yanlış kullanımının gençlerin psikolojik sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Özellikle gençlerin karakter gelişimi ve benlik saygısını etkilemekte olup yalnızlık, sevilmeme, kaygı ve yaşam memnuniyeti üzerinde olumsuzluklara yol açabiliyor. Ayrıca sosyal medyanın aşırı kullanımı sonucunda internet bağımlılığı ortaya çıkabiliyor, buna bağlı olarak aile ilişkileri, günlük yaşam aktiviteleri ve sosyal ilişkileri de olumsuz olarak etkiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Gençler bedenlerinde kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşıyor</strong></p>
<p>Gençlerin sosyal medya platformlarında fotoğraf filtreleri kullanmalarındaki asıl amacın kendilerini başkalarına karşı beğendirmeye çalışma, takdir ve övgü toplama durumlarına aşırı önem vermelerinden kaynaklandığını anlatan Konuk, “Çünkü sosyal medyada sıklıkla görülen durumlardan biri güzellik algısı ve zayıf bir vücuda sahip olmanın ideal olduğudur. Bu nedenlerden dolayı fotoğraflarını paylaşırken bedenlerinde sevmedikleri ve kusur buldukları durumları filtreyle düzelterek paylaşımda bulunurlar. Bu sayede kendilerini farklı biri olarak tanıtmaya ve bunun mutluluk, başarı, onay getirdiğini düşünerek güzel, zayıf ve çekici görünmeye çabalarlar.” şeklinde ifade etti.</p>
<p><strong>Gençlerde yeme bozukluklarını da tetikliyor</strong></p>
<p>Aktarılan bu idealler karşısında gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyasladığını ifade eden Konuk, gençlerin bu şekilde karşılaştırma yaparak olumsuz bir beden algısına sahip olduklarını, buna bağlı olarak gelişen memnuniyetsizlik ile çeşitli kaygı ve depresif belirtiler yaşayabildiklerini hatta ideal olana ulaşma amacıyla beden üzerinde daha fazla çabalayan gençlerde yeme bozukluklarının da sıklıkla görülebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sanal arkadaşlıklar kurup konuşarak değil yazışarak iletişim sağlıyorlar</strong></p>
<p>Yapılan birçok araştırmanın sosyal medyanın sosyal ilişkiler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Konuk, “Gençler zamanlarının büyük bir kısmını sosyal medyada geçirerek, sanal arkadaşlıklar kurar ve konuşarak değil yazışarak iletişim sağlarlar. Gerçek yaşamda ifade bulamayan duygularını, düşüncelerini sosyal medya aracılığıyla daha rahat bir şekilde kendilerini göstermeden ifade ederler. Bu durum onları gündelik yaşamlarındaki arkadaş ortamından ve sosyal çevresinden uzaklaşmaya iter ve ilişkilerinin zayıflamasına neden olarak sosyal ilişkilerden geri çekilmeyi tetikleyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalığa da maruz kalabiliyorlar</strong></p>
<p>Aynı zamanda sosyal medyanın özgür bir ortam olması nedeniyle gençlerin tanımadığı kişilerle iletişim ve ilişki kurarak siber zorbalığa maruz kalabildiklerini de vurgulayan Konuk, “Kolay bir şekilde kişilik haklarına saldırılabilir, izinsiz paylaşımlar, iftira, şantaj, taciz, tehdit, alay etme, küçük düşürme gibi durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Bunların sonucunda siber zorbalık davranışlar gençlerin depresyon, içe çekilme, kaygı ve çeşitli travmatik yaşantılar yaşamasına sebep olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gerçek hayatın ve yaşantıların önüne geçiyorsa bağımlılığa dönüşüyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın hızlı biçimde yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir olmasının gençlerin zamanlarının büyük çoğunluğunu sanal ortamda geçirmesine neden olduğunu anlatan Konuk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Benzer şekilde sosyal medyanın bağımsız ve çevreden denetimin çok daha az olma özelliği, aktif bir ortam oluşturması, sosyalleşmeyi ve kendini rahat biçimde ifade etmeyi sağlaması, bir gruba ait hissetmesine alan tanıması gibi özellikler nedeniyle de gençler tarafından sıklıkla kullanılıyor ve günlük yaşamlarının merkezi haline geliyor.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın sıklıkla kontrol edilmesi odaklanmayı engelliyor</strong></p>
<p>Eğer sosyal medya gerçek hayatın ve yaşantıların önüne geçiyorsa, sürekli olarak sosyal medyayı kontrol etme ve bir şeyler paylaşma ihtiyacı duyuluyorsa, günlük yaşam aktivitelerini yapmayı engelliyor veya kısıtlıyorsa, gerçek hayattaki arkadaşlıkların yerini sanal arkadaşlıklar alıyorsa bağımlılığa dönüşebiliyor. Bu aşırı kullanım onların hem benlik algılarını etkilerken hem de günlük yaşam aktivitelerini kesintiye uğratıyor. Aynı zamanda aşırı kullanım gençlerin zaman yönetimini bozarken sosyal medyanın sıklıkla kontrol edilmesi dikkat dağıtıcı bir unsur olarak odaklanmayı engelliyor ve akademik başarının da düşmesine neden olabiliyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-benlik-algisini-olumsuz-etkiliyor-426404">Aşırı sosyal medya kullanımı benlik algısını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dr. Türktemiz; İyonlaştırıcı Radyasyonun Olumsuz Etkilerini Azaltmak Mümkün&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-turktemiz-iyonlastirici-radyasyonun-olumsuz-etkilerini-azaltmak-mumkun-423819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltmak]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[iyonlaştırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyonun]]></category>
		<category><![CDATA[türktemiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423819</guid>

					<description><![CDATA[<p>X-ışınlarının insan üzerinde kullanılması, tıbbi görüntülemenin temelini oluşturuyor. Bu sayede, insan vücudunun iç yapısının görüntülenmesi sağlanarak bazı hastalık ya da rahatsızlıkların tespit edilmesi kolaylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-turktemiz-iyonlastirici-radyasyonun-olumsuz-etkilerini-azaltmak-mumkun-423819">&#8220;Dr. Türktemiz; İyonlaştırıcı Radyasyonun Olumsuz Etkilerini Azaltmak Mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DR. TÜRKTEMİZ; “İYONLAŞTIRICI RADYASYONUN OLUMSUZ ETKİLERİNİ</p>
<p>AZALTMAK MÜMKÜN”</p>
<p>X-ışınlarının insan üzerinde kullanılması, tıbbi görüntülemenin temelini</p>
<p>oluşturuyor. Bu sayede, insan vücudunun iç yapısının görüntülenmesi sağlanarak bazı</p>
<p>hastalık ya da rahatsızlıkların tespit edilmesi kolaylaşıyor. Konya Ticaret Odası (KTO)</p>
<p>Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Görüntüleme Teknikleri</p>
<p>Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Halil Türktemiz, iyonlaştırıcı radyasyonun</p>
<p>olumsuz etkilerinden korunma yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>“İyonlaştırıcı Radyasyon, Birçok Sağlık Sorununa Neden Olabiliyor”</p>
<p>X-ışınlarının; röntgen, bilgisayarlı tomografi (BT), skopi, mamografi gibi tıbbi cihazlarda</p>
<p>kullanıldığını belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi</p>
<p>Görüntüleme Teknikleri Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Halil Türktemiz;</p>
<p>“Radyasyon, boşlukta elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar halinde enerji yayımı ya da</p>
<p>aktarımı şeklinde tanımlanıyor. Radyasyon, iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan</p>
<p>radyasyon olarak iki grupta inceleniyor. İyonlaştırıcı radyasyonlar, insan vücudunda hücrelerin</p>
<p>ölmesi ya da zarar görmesi, DNA’da kalıcı bozuklukların meydana gelmesi, gözde katarakt</p>
<p>oluşması ve kanser ile karşı karşıya kalınması gibi birçok sağlık sorununa neden olabiliyor. Tıbbi</p>
<p>tanı ve tedavi süreçlerinde, iyonlaştırıcı radyasyon grubunda yer alan x-ışınları ve gama ışınları</p>
<p>kullanılıyor. Dolayısıyla iyonlaştırıcı radyasyon alanında görev yapan sağlık çalışanlarının</p>
<p>kendilerini, hastaları ve yakınlarını iyonlaştırıcı radyasyonun olumsuz etkilerinden mümkün</p>
<p>olduğunca korumaları gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Maruz Kalınan Radyasyon, Mümkün Olduğunca Azaltılmalı”</p>
<p>Radyasyon alanında görev yapan sağlık çalışanlarının, koruyucu ekipman kullanmasının</p>
<p>gerekliliğinin altını çizen Türktemiz; “Radyasyon alanlarında görev yapan sağlık çalışanları</p>
<p>kurşun paravan, kurşun önlük, tiroit koruyucu, gonad koruyucu, kurşun gözlük gibi koruyucu</p>
<p>ekipmanların kullanımına özen göstermelidir. Hasta yakınlarının çekim esnasında gereksiz</p>
<p>radyasyona maruz kalmaması için çekim odasında bekletilmemesine dikkat edilmelidir. Hasta</p>
<p>yakınlarının, çekim esnasında hastanın yanında durmasını gerekli kılan durumlarda kendilerine</p>
<p>koruyucu ekipmanlar verilerek, maruz kalınan radyasyonun mümkün olduğunca azaltılmasına</p>
<p>önem verilmelidir” ifadelerine yer verdi. </p>
<p>“Gereksiz BT Çekimlerinden Kaçınılması Gerekiyor”</p>
<p>Türktemiz, BT çekimlerinde hastaların röntgene göre daha fazla radyasyona maruz</p>
<p>kaldığını söyleyerek; “Gereksiz BT çekimlerinden kaçınılması gerekiyor. Hastanın rahatsızlığı,</p>
<p>daha zararsız olan ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme gibi alternatif yöntemlerle</p>
<p>tespit edilecek durumda ise öncelikle onlar tercih edilmelidir. Hamileler ve hamilelik şüphesi</p>
<p>olanlar radyasyon alanlarında bulunmamalı, ayrıca hastalar radyoloji ünitelerindeki uyarı</p>
<p>levhalarına dikkat etmelidir. Hamilelere röntgen ve BT çekilmesi önerilmiyor. Fakat hamilelerin</p>
<p>acil ya da hayati durumları söz konusu olduğunda, fayda zarar dengesi göz önünde</p>
<p>bulundurularak röntgen ve BT çekimleri yapılabiliyor. Bu durumlardaki çekimlerde mutlaka</p>
<p>hastanın karın bölgesi, kurşun önlükle korumaya alınmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Sağlık Sorunları Ortaya Çıkmadan Önce Radyasyona Yönelik Önlem Alınmalı”</p>
<p>Radyasyon duyu organlarıyla algılanamadığı için ömür boyu radyasyondan korunmaya</p>
<p>dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Türktemiz; “Yapılan her çekimde gereksiz radyasyona</p>
<p>maruz kalmak ya da radyasyondan korunma önlemlerine dikkat etmemek, geri dönüşü olmayan</p>
<p>sağlık sorunları ile karşı karşıya kalma ihtimalini artırıyor. Unutulmamalıdır ki, sağlık sorunları</p>
<p>ortaya çıkmadan önce radyasyona yönelik önlem almak, sorunlar ortaya çıktıktan sonra onlarla</p>
<p>mücadele etmekten daha ucuz ve daha kolaydır” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-turktemiz-iyonlastirici-radyasyonun-olumsuz-etkilerini-azaltmak-mumkun-423819">&#8220;Dr. Türktemiz; İyonlaştırıcı Radyasyonun Olumsuz Etkilerini Azaltmak Mümkün&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beydağ&#8217;da Kestane Festivali olumsuz hava koşulları nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beydagda-kestane-festivali-olumsuz-hava-kosullari-nedeniyle-ileri-bir-tarihe-ertelendi-420757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Nov 2023 02:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beydağda]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ertelendi]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[kestane]]></category>
		<category><![CDATA[koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[tarihe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=420757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meteoroloji’den yapılan kuvvetli rüzgar, fırtına ve yağmur uyarısı nedeniyle Beydağ’da 12 Kasım Pazar günü yapılması planlanan Kestane Festivali ileri bir tarihe ertelendi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beydagda-kestane-festivali-olumsuz-hava-kosullari-nedeniyle-ileri-bir-tarihe-ertelendi-420757">Beydağ&#8217;da Kestane Festivali olumsuz hava koşulları nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Meteoroloji’den yapılan kuvvetli rüzgar, fırtına ve yağmur uyarısı nedeniyle Beydağ’da 12 Kasım Pazar günü yapılması planlanan Kestane Festivali ileri bir tarihe ertelendi. </b></p>
<p>Beydağ Belediye Başkanı Feridun Yılmazlar sosyal medya hesabından 12 Kasım’da gerçekleştirecek oldukları Kestane Festivali’ni olumsuz hava koşullarından dolayı ileri bir tarihine ertelediklerini duyurdu.  </p>
<p>Başkan Yılmazlar, &#8221; 12 Kasım Pazar günü gerçekleştirmeyi planladığımız Kestane Festivali olumsuz hava koşulları sebebiyle ileri bir tarihe ertelenmiştir. Festival tarihini sosyal medya hesaplarımızdan duyuracak olup hep birlikte ileri bir tarihte festivalimizi gerçekleştireceğiz. Vatandaşlarımıza duyurulur.” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beydagda-kestane-festivali-olumsuz-hava-kosullari-nedeniyle-ileri-bir-tarihe-ertelendi-420757">Beydağ&#8217;da Kestane Festivali olumsuz hava koşulları nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile içi problemler, çocukların okula gitme isteğini olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-ici-problemler-cocuklarin-okula-gitme-istegini-olumsuz-etkiliyor-403963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 01:26:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gitme]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[isteğini]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[problemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul kaygısının çocuğun okula gitmeye dair aşırı endişe ve korku yaşadığı bir durum olduğunu belirten uzmanlar, okul kaygısı belirtilerinin farklı şekillerde görülebildiğini söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-ici-problemler-cocuklarin-okula-gitme-istegini-olumsuz-etkiliyor-403963">Aile içi problemler, çocukların okula gitme isteğini olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okul kaygısının çocuğun okula gitmeye dair aşırı endişe ve korku yaşadığı bir durum olduğunu belirten uzmanlar, okul kaygısı belirtilerinin farklı şekillerde görülebildiğini söylüyor. Çocuğun okula gitmek istememesinin nedenlerine işaret eden Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, yeni bir okula başlama, sınıf veya öğretmen değişiklikleri, akademik zorluklar, sınavlar, sosyal ilişkilerde sorunlar gibi durumların çocuklarda okul kaygısını tetikleyebildiğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, okulun, çocuklar için sadece eğitim alınan bir yer değil, aynı zamanda sosyal becerilerin geliştirildiği, arkadaşlıkların kurulduğu bir ortam olduğuna işaret etti.</p>
<p>İnci Nur Ülkü, bazı çocuklar için okulun, kaygıya neden olan bir durum haline gelebildiğini söyleyerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Okul kaygısı, çocuğun okula gitmeye dair aşırı endişe ve korku yaşadığı bir durumdur. Bu endişe, çocuğun okulda başarısız olacağı, reddedileceği veya olumsuz bir durumla karşılaşacağı düşüncelerinden kaynaklanabilir.  Okul kaygısı birçok farklı nedenden ortaya çıkabilir. Özellikle yeni bir okula başlama, sınıf veya öğretmen değişiklikleri, akademik zorluklar, sınavlar, sosyal ilişkilerde sorunlar gibi durumlar çocuklarda kaygıyı tetikleyebilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Okul kaygısı fiziksel belirtilerle de görülebilir</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocuklardaki okul kaygısının farklı belirtilere neden olabileceğine dikkat çekerek bu belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Çocuğunuzun okula gitmekle ilgili karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, nefes darlığı gibi fiziksel yakınmalarının olması,</p>
<p>&#8211; Çocuğunuzun endişeli ve gergin, sinirli, mutsuz hissetmesi,</p>
<p>&#8211; Okul hakkında olumsuz duygular ifade etmesi ve okula gitmek istemediğini söylemesi, </p>
<p>&#8211; Çocuğunuzun okulda arkadaşlarıyla ilişkilerini kesmesi,</p>
<p>&#8211; Öfke nöbetleri yaşaması</p>
<p>&#8211; Okulda belirli aktivitelerden veya durumlardan kaçınma</p>
<p> </p>
<p><strong>Aile içindeki anlayış eksikliği ve iletişim sorunları okula gitmeme isteğine neden olabilir</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocukların okula gitmeme isteğinin altında yatan nedenleri ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p>&#8211; Özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemindeki çocuklar, anne-babalarından ayrı kalmaktan kaygı duyabilirler. </p>
<p>&#8211; Okul, yeni arkadaşlar edinme ve sosyal etkileşim açısından önemlidir. Ancak bazı çocuklar, özgüven eksikliği, utangaçlık ya da zorbalık gibi sebeplerden dolayı okula gitmekten kaçınabilirler.</p>
<p>&#8211; Öğrenme güçlükleri yaşayan öğrenciler, sınıfta diğerlerine yetişememe korkusuyla okula gitmek istemeyebilirler. </p>
<p>&#8211; Aile içi problemler, çocukların okula gitme isteğini etkileyebilir. Aile içindeki anlayış eksikliği, iletişim sorunları veya ayrılık gibi durumlar çocuğun okula karşı olumsuz bir tutum geliştirmesine neden olabilir.</p>
<p>&#8211; Ders yoğunluğu, sıkıcı ders içerikleri veya aşırı rekabetçi bir okul ortamı, öğrencilerin okula gitmek istememesine yol açabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli günlük rutin çocukların kaygısını hafifletebilir</strong></p>
<p>Ailelere, çocukların okul kaygısını anlamaları ve yardımcı olmaları için önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, öncelikle çocukla açık ve anlayışlı bir iletişim kurulması gerektiğine dikkat çekti. Ülkü, “Okula gitme ile ilgili duygularını ve endişelerini paylaşmasını teşvik edin. Çocuğunuzun fiziksel ve duygusal durumunu yakından gözlemleyin. Okul hakkında konuşurken çocuğunuzun tepkilerini ve ifadelerini dikkatlice dinleyin. Arkadaşlar ve akranlarla olan ilişkilerini gözlemleyin. Destekleyici bir ortam yaratarak, kaygıyla başa çıkmalarına yardımcı olun. Okul kaygısı yaşayan çocuklar için düzenli bir günlük rutin oluşturmak, onların endişelerini hafifletebilir.” dedi.</p>
<p>Sabahları erken kalkmanın, çocuğun rahatça hazırlanmasını sağlayacağını dile getiren Ülkü, “Giyinme, çanta hazırlama gibi aktiviteler, çocuğunuzun sorumluluk hissetmesini sağlar. Okul sonrası ödev zamanı belirleyin. Çocuğunuzun ödevlerini birlikte gözden geçirebilirsiniz. Okul sonrası çocuğunuzun ilgi duyduğu aktivitelere zaman ayırmasına izin verin. <strong> </strong>Okula gitme konusunda büyük adımlar atmak yerine küçük adımlarla başlayarak çocuğunuzu rahatlatın. Örneğin, okula gitme sürecini aşama aşama planlayabilirsiniz. Okul kaygısıyla başa çıkması için verdiğiniz desteklerin yeterli gelmediğini düşünüyorsanız yardım istemekten çekinmeyin. Okulun rehberlik ve psikolojik danışmanlık biriminden ya da uzman bir psikologdan yardım alabilirsiniz.” önerisinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Öğrenciler kaygılarını öğretmenlerine anlatabilmeli </strong></p>
<p>Öğretmenlerin çocukları sınıf içinde gözlemledikleri için çocuğun yaşadığı okul kaygısını anlayabileceğine de vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Her öğrencinin farklı olduğunu anlayarak, öğrencilerle birebir iletişim kurmak ve ihtiyaçlarına özel destek sağlamak önemlidir. Okul kaygısı yaşadığını düşündüğünüz öğrencinizle yaşadığı kaygılar hakkında konuşabilirsiniz. Öğrencileriniz ihtiyaç duyduklarında size ulaşabileceklerini ve onlara gerekli desteği sağlayabileceğinizi bilmeliler. Keyif alacakları etkinlikler ve projeler sunmak, onların okula olan ilgisini artırabilir. Arkadaşlar arası ilişkileri güçlendiren etkinlikler düzenlemek öğrencilerinizin birbirlerine destek olmasını sağlayabilir.” diyerek sözlerinin tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-ici-problemler-cocuklarin-okula-gitme-istegini-olumsuz-etkiliyor-403963">Aile içi problemler, çocukların okula gitme isteğini olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olumsuz rutinlerini değiştir, sağlığını koru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olumsuz-rutinlerini-degistir-sagligini-koru-401897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 16:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değiştir]]></category>
		<category><![CDATA[koru]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[rutinlerini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401897</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sağlığın korunması ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesi bütüncül bir yaklaşımla kolay ve mümkündür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-rutinlerini-degistir-sagligini-koru-401897">Olumsuz rutinlerini değiştir, sağlığını koru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Sağlığın korunması ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesi bütüncül bir yaklaşımla kolay ve mümkündür. Hastalıktan korkmak yerine; sağlıklı olma haline odaklanmak, sağlığımızı korumak ve geliştirmek için adımlar atmak uzun ve sağlıklı bir yaşam vadetmektedir.” diyen Liv Hospital Aile Hekimi Uzman Dr. Gözde Nizamoğlu Mercan 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası özelinde halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurguluyor.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü sağlığı; “Yalnızca hastalık ve sakatlığın olmaması değil; fiziksel, sosyal ve ruhsal tam bir iyilik halinde olma” olarak tanımlamıştır. Pandemi ile birlikte sağlıklı yaşamın da önemi daha çok anlaşılmıştır. Sağlıklı bir yaşam için sağlığın korunması ve sağlıklı olma halinin sürdürülmesi de esastır.</p>
<p>Aslında günlük hayatımızda uygulayabileceğimiz küçük değişiklikler bile sağlığımızın korunmasında ve geliştirilmesinde büyük yer bulur. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak: </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı beslenme:</strong> Protein, karbonhidrat ve yağ dengesi korunmuş, taze ve doğal besinlerle beslendiğiniz bir diyet idealdir. Ancak kişiye özel olarak diyet programları düzenlenebilir. Günlük olarak en az 8 bardak su tüketiminiz önemlidir. </li>
<li><strong>Düzenli egzersiz:</strong> Haftada 5 gün yarım saatlik hafif tempolu yürüyüş kalp ve beden sağlığınızı desteleyecek, enerji düzeyinizi arttırıp yaşam kalitenizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.</li>
<li>Temizlik ve hijyen kurallarına uyma.</li>
<li><strong>Stres yönetimi:</strong> Gevşeme teknikleri, meditasyon, yoga, nefes egzersizleri, düzenli ve kaliteli uyku stresinizi azaltmanıza yardımcı olabilecek seçeneklerdir.</li>
<li>Sigara, alkol, uyarıcı ve uyuşturucu maddelerden uzak durma.</li>
<li><strong>Sağlıklı ilişkiler:</strong> Sağlıklı sosyal ilişkiler ve destekleyici bir çevre zihinsel, ruhsal, bedensel ve sosyal sağlığınızı her zaman olumlu etkileyecektir. En önemli ilişkinin ise kendinizle kurduğunuz ilişkiniz olduğunu hatırlayıp, kendinize vakit ayırmak, değer vermek, şefkatli olmak ve ruh-zihin-beden dengenizi korumak bütüncül sağlığınıza katkı sağlayacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenli kontrol önemli!<br /> </strong>Sağlıklı bir yaşam için düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırmak, sizi pek çok ciddi hastalıktan koruyacak ve hatta kanser gibi hastalıklarda erken teşhis ile hayat kurtarıcı olacaktır. Düzenli check-up’larınız ile kalp damar hastalıkları, diyabet, obezite, kanser hastalıkları için sağlık kontrollerinizi yaptırabilir, izlem ve tedavi planlarınızı oluşturabilirsiniz.<br /> </p>
<ul>
<li>18 yaş ve üstündeki bireyler için yılda en az bir kez, kan basıncı, boy, kilo ve bel çevresi ölçümü, rutin kan ve sağlık testleri değerlendirilmeli.</li>
<li>40 yaş ve üstündeki bireylerde yılda en az bir kez kan şekeri ölçümü ve kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmalı.</li>
<li>Yaş ve cinsiyete uygun kanserde erken tanı için sağlık kontrollerinin yapılması:</li>
</ul>
<p><strong>1- Meme Kanseri </strong></p>
<p>Ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi</p>
<p>Yılda bir kez klinik meme muayenesi</p>
<p>40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir mamografi çekimi</p>
<p><strong>2- Serviks Kanseri</strong></p>
<p>30-65 yaş aralığındaki kadınlardan 5 yılda bir smear ve HPV-DNA testi yapılması</p>
<p><strong>3- Kolorektal Kanser </strong></p>
<p>50-70 yaş aralığındaki erkek ve kadınlarda 2 yılda bir gaitada gizli kan testinin yapılması</p>
<p>50-70 yaş arasında 10 yılda bir kolonoskopi yapılması</p>
<ul>
<li><strong>Yaş ve risk grubuna uygun aşılama</strong></li>
</ul>
<p>Grip, pnömokok, erişkin tip tetanoz, HPV, hepatit B, hepatit A, KKK, meningekok aşıları farklı yaş ve risk gruplarındaki erişkinlere uygulanmaktadır.</p>
<p>Sağlığın korunması ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesi bütüncül bir yaklaşımla kolay ve mümkündür. Hastalıktan korkmak yerine; sağlıklı olma haline odaklanmak, sağlığımızı korumak ve geliştirmek için adımlar atmak uzun ve sağlıklı bir yaşam vadetmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olumsuz-rutinlerini-degistir-sagligini-koru-401897">Olumsuz rutinlerini değiştir, sağlığını koru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın: Olumsuz duygular hissedildiğinde çözüm buzdolabında değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-ozgenur-taskin-olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-399240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 09:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buzdolabında]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[hissedildiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[özgenur]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten uzmanlar bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörlerin çeşitli beslenme sorunlarına yol açtığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-ozgenur-taskin-olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-399240">Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın: Olumsuz duygular hissedildiğinde çözüm buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten uzmanlar bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörlerin çeşitli beslenme sorunlarına yol açtığını söylüyor. Bunlar arasında en sık olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen duygusal yeme sorunuyla karşılaşıldığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke, hüzün gibi duygu yoğunluklarının duygusal yemeyi tetiklediğini söylüyor. Olumsuz duygular yaşanırken sorunun çözümünün buzdolabı olmadığının altını çizen Taşkın, duyguları ele almanın daha sağlıklı yollarının bulunabileceğine vurgu yapıyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, duygusal yeme davranışının altındaki sebeplere dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Duygusal yeme, olumsuz duygularla bağlantılı</strong></p>
<p>Sağlıklı olabilmenin ön koşullarından birinin yeterli ve dengeli beslenmek olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu kontrolü, bazı metabolik, psikolojik ya da sosyolojik faktörler nedeniyle kaybettiğimizde, çeşitli beslenme sorunları yaşamaya başlıyoruz. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkansa duygusal yeme.” dedi. </p>
<p>Duygusal yemenin aslında olumsuz duygulara karşılık olarak gelişen aşırı yeme eğilimini ifade eden bir davranış bozukluğu olduğuna vurgu yapan Taşkın, “Ruh halinde gelişen olumsuzlukları kontrol etme dürtüsüyle ortaya çıkan bu yeme davranışında normalden çok daha fazla yemek yemek, gerekenden daha yağlı, daha tuzlu veya daha şekerli yemek davranışlar gözlemlenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygusu duygusal yemeyi tetikliyor</strong></p>
<p>Bilim insanlarının, farklı duygu durumlarının yemek yeme sürecinde bireylerin yeme davranışını nasıl etkilediğini araştırdıklarını aktaran Taşkın, bunun sonucunda da duygusal yemenin, özellikle ‘olumsuz emosyonlar’ denilen yoğun stres, anksiyete, depresyon, kızgınlık, öfke, hüzün gibi duygu yoğunlukları yaşandığında tetiklendiğinin görüldüğünü aktardı.</p>
<p>Duygusal yemenin düşük benlik saygısı ve yetersizlik duygularıyla da ilişkili olduğunun saptandığını dile getiren Taşkın, “Kişilerin hayatlarında yaşadıkları olumsuzluklar yeme alışkanlıklarını ciddi anlamda etkiliyor. Ayrılıklar, aldatılmalar, kayıplar, işsizlik gibi yaşanan olumsuzluklar kişide ciddi anlamda bir boşluk yaratıyor. Yalnızlık duygusuyla baş edememe başlıyor. Aidiyet duygusunu yitiriyorlar ve işte tam bu noktada boşluğu bir şeyler yiyip içmekle doldurmaya çalışıyorlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yemek bittiğinde olumsuz duygular yok olmaz</strong></p>
<p>“Üzgün, öfkeli, yalnız, bitkin ya da sıkılmış olduğumuzda sorunun çözümünü bulacağımız adres buzdolabı değil.” diyen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, bilinmesi gereken en önemli noktanın duygusal açlığın yiyeceklerle doyurulamayacağı olduğunu söyledi. </p>
<p>İnsanın yediği anda kendini iyi hissedebileceğini ama yemek bittiğinde duyguların gitmeyeceğini vurgulayan Taşkın sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Üstelik o kötü duyguların üstüne bir de fazladan alınan kalori eklenir. Duygularınızı ele almanın daha sağlıklı yollarını bulabilir, bilinçsizce yemek yerine bilinçli yemeyi öğrenebilir, kilonuzu kontrol altına alıp duygusal gıda tüketimine son verebilirsiniz. Eğer siz de duygusal yeme noktasında kendinizi durduramıyorsanız, mutlaka psikolojik destek almalısınız.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-klinik-psikolog-ozgenur-taskin-olumsuz-duygular-hissedildiginde-cozum-buzdolabinda-degil-399240">Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın: Olumsuz duygular hissedildiğinde çözüm buzdolabında değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2023 14:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[değişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[direncini]]></category>
		<category><![CDATA[dokularını]]></category>
		<category><![CDATA[düşürebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[ısısının]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hava sıcaklıklarının değişken seyretmesinin vücut direncini düşürdüğüne dikkat çeken uzmanlar bu durumun hastalıklara davetiye çıkardığını söylüyor. Ani hava değişikliklerinden etkilenip hasta olmamak için doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersizin önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kapalı ortamların iyi havalandırılması ve uzun süreler klima önünde kalınmaması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, hava değişimlerinin bağışıklık üzerinde nasıl bir etkisi olduğuna dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Isı değişimleri, sağlığı tehlikeye atabiliyor</strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının bir gün yüksek bir gün düşük olmasının bu duruma hazırlıksız yakalanan kişilerin sağlığını tehlikeye attığını belirten Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ani hava değişimleri, insan bünyesinin adaptasyon ve savunma mekanizmasını bozduğundan hastalıklara da davetiye çıkarıyor.” dedi.</p>
<p>Değişen ısıyla birlikte vücut direncinin düşebileceğine dikkat çeken Atamer, mevsim değişikliklerinden etkilenip hasta olmamanın yolunun bilinçli olmaktan geçtiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Doğru beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku ve egzersiz önemli </strong></p>
<p>Değişken havalarda bağışıklık sistemini güçlendirmek için öncelikle doğru bir beslenme programı benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Atamer, “Besin çeşitliliğine önem verilmeli. Beslenmemizde sebze, meyve ve  yeteri kadar protein olmalı. Bol su tüketilmeli. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketimi artırılmalı. Hazır meyve suları, çay, kahve ve asitli içecekler sıvı ihtiyacına cevap vermek için yeterli değildir. Sigara ve alkolden uzak durulmalı. Yaşa ve sağlık durumuna uygun egzersiz yapılmalı. Düzenli ve kaliteli uyku gün boyu zindelik verir. Sabah, öğlen ve akşam saatleri için uygun giyinmeye özen gösterilmeli. Kapalı ortamlar iyi havalandırılmalı. Klima ile serinlemek isterken dikkatli olunmalı. Saatlerce klima önünde kalınmamalı.” uyarılarını yaptı.</p>
<p><strong>Vücut ısısının artması bağışıklık sistemini etkileyebilir</strong></p>
<p>Arı poleni, beta karoten, vitamin kompleksleri ve yeşil çay gibi takviyelerin bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınabileceğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücudumuz fonksiyonlarını düzgün yürütebilmek için belirli ısı aralığında çalışmak zorunda. Sıcak havalarda vücut  ısımız artarsa, vücudumuzdaki protein ve yağ dokuları etkilenebilir. Sonuç olarak bu olumsuz etki bağışıklık sistemimize de yansıyabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isi-degisimleri-vucut-direncini-dusurebiliyor-vucut-isisinin-artmasi-protein-ve-yag-dokularini-olumsuz-etkiliyor-399011">Isı değişimleri, vücut direncini düşürebiliyor! Vücut ısısının artması protein ve yağ dokularını olumsuz etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğun kontrolsüz yaz tatili geçirmesi gelişimini olumsuz etkiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugun-kontrolsuz-yaz-tatili-gecirmesi-gelisimini-olumsuz-etkiler-386117</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 12:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların yaz tatili dönemlerini planlarken, yaş dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, planlamanın yaş gruplarına göre yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugun-kontrolsuz-yaz-tatili-gecirmesi-gelisimini-olumsuz-etkiler-386117">Çocuğun kontrolsüz yaz tatili geçirmesi gelişimini olumsuz etkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların yaz tatili dönemlerini planlarken, yaş dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, planlamanın yaş gruplarına göre yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Okul öncesi eğitimi alan çocukların aynı düzeni devam ettirmelerinin gelişimleri için önemli olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, 11 yaş sonrası çocuklarınsa yaz kamplarına katılmalarının daha uygun olacağını söylüyor. Aydoğdu, 0-6 yaş grubu çocuklar için ise ailelerinden uzun süre uzak kalacak planlamalar yapılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Okullar kapandı. Çocuklar için aileler tarafından program yapılması gereken günler başladı. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, çocukların yaz tatilini nasıl daha verimli değerlendirebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yaz tatilinden maksimum verim alınabilmesi için yaşa uygun planlama yapılmalı</strong></p>
<p>Çocukların yaz tatili dönemlerini belirlerken, yaş dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Farklı yaş dönemleri için farklı stratejiler belirlenmeli ve farklı düzenlemeler yapılmalı. Böylece çocukların yaz tatilinden maksimum verim almalarını sağlanabilir. Özellikle okul öncesi eğitimi alan çocukların, okul dönemindeki düzenlerine devam ediyor olmaları gerekir. Hem akran ilişkileri hem sosyal öğrenme hem de fiziksel gelişimleri için dikkat edilmesi gereken bir nokta. Bilişsel gelişimlerin de bunlara eşlik edebilmesi için yaz okulu gibi uygulamalara devam edilmesi oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar ailelerinden uzun süre uzak kalmamalı</strong></p>
<p>Okul öncesi eğitimi alan çocukları olan ve çalışan anne-babaların çocukların gelişimi için geniş aile bireylerinden destek almasının sık görülen bir durum olduğuna değinen Aydoğdu, “Ancak 0-6 yaş dönemindeki çocukların anne-babadan uzun süre ayrı kalarak uzak mesafede olması, onların gelişimi açısından çok olumlu ve sağlıklı karşılanmamaktadır. Bu yüzden mümkün oldukça evlerine yakında hatta evleri içerisinde bakım alabileceği şekilde düzenleme yapılması gerekir. Yaşanılan ilin dışında planlanan tatillerin de annenin veya babanın eşlik edebileceği zaman dilimlerinde yapılması daha uygundur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Okul döneminde olduğu gibi belli bir düzen içerisinde olmalılar</strong></p>
<p>11 yaş sonrası çocuklar için yaz kampı gibi uygulamaların daha önemli olabileceğini belirten Aydoğdu, “Ön ergenlik dönemi içerisinde olan çocukların daha sık akranlarıyla birlikte olması, sosyal medya kullanımının kontrol altında tutulması ve yoğun fiziksel hareket içeren aktiviteler yapması, bütün gelişim basamakları için önerilen, yönlendirilen ve destek alınması gereken alanlar içerisinde yer alır. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, çocukların okul döneminde olduğu gibi belli bir program ve düzen içerisinde olması oldukça önemli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuğa, esnek ama kuralların da olduğu tatil için alan açmak gerekir</strong></p>
<p>Tüm bu düzenlemeleri yaparken çocuğun ne istediğinin göz önünde tutulması gerektiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Çocuğun yerine sadece aileler karar vermemeli. Seçenekler arasından çocukla birlikte karar vermek, çocuğun gideceği kurs hakkında söz sahibi olması önemli. Mümkünse süreci arkadaşlarıyla beraber karar verebileceği bir hale getirmek, onun da karar mekanizması içerisinde olması çocuğun öz güvenini de geliştiren bir durum.” dedi.</p>
<p>Çocuğun kontrolsüz bir şekilde bütün yaz tatili boyunca tek başına evde olmasının gelişim basamakları için olumsuz etkilere sahip olacağına vurgu yapan Aydoğdu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Böyle bir durumda çocukta geceyle gündüz karışır, sosyal medya kullanımında sınırlar ve kurallar kalkmış olur. Tabii ki okul döneminde olduğu gibi çocuğu çok fazla sıkmak ve yönlendirmek de doğru bir yaklaşım değil. Çocuğa nispeten biraz daha esnek ama kuralların da olduğu bir yaz tatili geçirebileceği alan açmak, zaman yaratmak gerekir. Özellikle çocuğun kış döneminde, okul döneminde yapmak istediği ama okul şartları ya da hava şartlarından dolayı yapamadığı etkinler, dâhil olamadığı aktiviteler varsa bunlara katılması için teşvik edilmesi ve yönlendirilmesi oldukça önem arz eder.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugun-kontrolsuz-yaz-tatili-gecirmesi-gelisimini-olumsuz-etkiler-386117">Çocuğun kontrolsüz yaz tatili geçirmesi gelişimini olumsuz etkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 10:16:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetin]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[ozon]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet hastalığında komplikasyonlarının tedavisinde en etkili tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biri olan ozon terapi, kan dolaşımını arttırırken, dokulara daha çok oksijen gitmesini sağlıyor. Ozon terapinin hücresel metabolizmayı artırarak şeker hastalarında yoğun egzersizin yarattığı faydalı etkiye benzer bir etki oluşturduğunu, dokuların enerji açığının giderildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi, insülin hormonunun yaptığı bir dizi fonksiyonu oluşturuyor. Şeker hastalarında çok sık görülen susuzluk hissini, idrara çıkma sıklığını, ağız kuruluğunu, cilt kaşıntılarını, el ve ayak yanmalarını azaltıyor. Düzenli ozon tedavisi sonrası hastaların ilaç dozları ve kullanmaları gereken insülin miktarı azalıyor. Bağışıklık sistemini düzenlediğinden ve direnci arttırdığından şeker hastalarında çok sık görülen ayak enfeksiyonlarını, idrar yolları enfeksiyonlarını ve yaraları tedavi ediyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p> </p>
<p>Dünyada diyabetik olan bireylerin sayısı giderek artıyor. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılında 366 milyon olması bekleniyor. Türkiye’de de diyabetli sayısının 5 milyona yaklaştığını hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Hareketsiz yaşam tarzının artması, aşırı obezite, sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları diyabetin görülme sıklığını artırıyor” dedi. </p>
<p>Şeker hastalığının önemli komplikasyonlarından biri olan ve diyabetin yarattığı olumsuz zeminde gelişen diyabetik ayak ülserleri, iyileşmeyen yara ve kangren nedeniyle ekstremite, hatta hayat kaybına yol açabilen ciddi olgular olduğunu söyleyen Dr. Sadi Kayıran, “Tüm diyabetlilerin yüzde 15’i hayatları boyunca bir kez diyabetik ayak sorunu yaşarlar. Travma dışı amputasyonların yüzde 50’si diyabetik ayak nedenidir. Kan kimyasında değişimler, damarsal yapılarda bozulmalar ve periferik sinirlerde bozulmalar” olduğunu paylaştı.</p>
<p><strong>Diyabet belirtileri dikkate alınmalı</strong></p>
<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybının sık görülen belirtiler olmakla birlikte bazen de hiçbir belirtisinin olmadığının altını çizen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta ama aynı biçimde tip 2 diyabetli kişilerde de olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur. Bazı tip 2 diyabetli kişilerde hiçbir erken belirti görülmez ve başlangıçtan birkaç yıl sonra çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis koyulur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ozon terapi damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesini destekliyor</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında ozon terapinin etkin olduğunun bilindiğini ve genelde prediyabet hastalarında ve insülin direnci olan hastalarda oldukça yararlı bir tedavi süreci olduğunun altını çizen Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapi için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Sadece gebelerde uygulanmıyor. Tedavinin etkin ve faydalı olması için en az 8-10 seans tedavi gerekiyor. Ozon terapi uygulamaları antioksidan sistemi güçlendirdiği için vücudun enerji döngüsüne önemli bir katkı sağlamakta ve bu sayede hastalıklar ile mücadelede olumlu etlkileri olmaktadır. Ozon terapi yara üzerindeki doku oksijenizasyonunu arttırır, damar ve şeker metabolizmasının düzenlenmesine ve immün sistemi güçlendirdiğinden enfeksiyonla mücadelede yardımcı olur” dedi.</p>
<p><strong>Diyabet hastalarının tedavisine ozon terapisi eklemek yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Diyabet tedavisinde en önemli hususlardan birisi dokulara daha fazla oksijen ulaştırmak olduğunu ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sadi Kayıran, “Ozon terapinin uygulandığı diyabet hastaları, tedaviye ek olarak bir süre boyunca beslenme programında doktorun önerileri doğrultusunda sağlıklı değişiklikler yaparlarsa, özellikle de sebze ağırlıklı beslenirlerse vücutta herhangi bir dokuda, uzuvda kangren oluşumuna neden olacak doku kaybının engellendiği görülüyor. Vücudun oksijen miktarının artarak hastanın metabolik hızının ve enerjiyi kullanma verimliliğinin de artmasıyla vücudun kan şekerini daha iyi kullanması sağlanabiliyor. Diyetine dikkat eden, bağışıklık sitemini dengede tutan, ilaçlarını düzenli kullanan, egzersiz yapan ve ozon terapi alan diyabet hastalarının yaşam kalitesi yüksek olduğu görülüyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozon-terapi-diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltiyor-375746">Ozon terapi diyabetin olumsuz etkilerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 11:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynası]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348114</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, bu kişilerin ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114">Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais,  bu kişilerin ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıklarına dikkat çekiyor. Toksik kişilerin, ilişkilerde zarar görebileceğini, yalnız olduğunu ve kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünebileceğini ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler yaşadıklarının sonrasında özür dilememek ve karşı tarafa bazı duygular hissettirmek gibi bir yöntem geliştiriyor. Ben buna olumsuz duygu aynası diyorum. Kişi, hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, toksik ilişkilerin psikoloji ve kişiler üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Toksik kişiler herkesin hayatında olabilir</strong></p>
<p>Toksik kişilerin herkesin hayatında zaman zaman olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişi akrabalarımızdan biri olabilir, aileden biri olabilir, arkadaş olabilir, sevgili ve eş olabilir. Kısa süreli hayatımıza girebilir yani bir iş arkadaşı olabilir ya da uzun süreli olabilir. Biz bu kişileri aslında süreç içinde tanıyoruz. Bir süre sonra bize hissettirdikleri ya da bu ilişkinin şekliyle tanıyoruz.” dedi. Toksik ilişkilerin kişilerin psikolojisini olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Toksik biliyorsunuz ki zehirli demek. Aslında bizi zehirleyen, bizi aşağı çeken&#8230; Biz sosyal ilişkilerimizi neden kurarız? Daha iyi hissetmek, daha mutlu olabilmek, daha başarılı olabilmek, bize cesaret vermesi ve destek olması için sosyal ilişkiler kurarız ancak bu kişiler bunun tam tersini yapar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişki nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Kişilerin ve ilişkilerin toksik olup olmadığını yaşadığımız ilişkide hissettiğimiz duygulardan anlayabileceğimizi ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Biz bu kişileri nasıl tanıyoruz? Öncelikle ilişkilerimizde hissettiğimiz duygulardan bunu çıkartıyoruz. Eğer bazı insanlarla ilişkinizde bazı olumsuz duyguları sık yaşadığınızı düşünüyorsanız yani çaresizlik, öfke ya da suçluluk gibi, sürekli açıklama yapma gereği hissediyorsanız bu ilişkinin aslında toksik bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Karşı tarafın bizi bir şekilde manipüle ettiğini, değiştirmeye, kontrol etmeye, belirli yönlere çekmeye çalıştığını düşünebiliriz. Yaşadığımız bu duygulardan anlayabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Toksik kişiler geri adım atmaz</strong></p>
<p>Sağlıklı ilişkilerde tarafların birbirlerinden özür dilediğini toksik ilişkilerde ise böyle bir durumun olmadığını ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Sağlıklı ilişkilerde de kişiler zaman zaman birbirlerine yanlış davranışlarda bulunabilir, hata yapabilir, kırıcı olabilir. Ama sonrasında ne bekleriz, o kişinin özür dilemesini bekleriz. Ancak toksik kişilerde geri vites yoktur yani geri adım atma durumu yoktur. Bu kişiler yanlış bir şey yaptıklarını düşündüklerinde ya da siz bunu düşünüyor olsanız bile asla özür dilemezler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Saygınlıklarını yitirecekleri düşüncesiyle özür dilemezler</strong></p>
<p>Bu kişilerin özür dilememesinin birçok sebebi olabileceğini ifade Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu durum, bu kişilerde daha çok özgüvenle ilişkili bir sorundur. Kendisine bir yıkım gibi gelebilir. Özür dilemek demek, ‘Ben yanlışım, ben hatalıyım, bana olan saygı kaybolacak, bu yüzden asla geri adım atmamalıyım, sonuna kadar gitmeliyim’ şeklinde düşünceye sahiptirler. Tabii bu tür davranışların, öğrenmelerden yani çocukluk öğrenmeleri ve aile yaşantılarından geldiğini biliyoruz. Bu kişiler sebepsiz şekilde böyle olmuyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Olumsuz duygu aynası olurlar</strong></p>
<p>Toksik kişilerin olumsuz duyguları karşı tarafa aktardığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişiler, ilişkilerde daha fazla sorun yaşarlar. Bu kişiler, ilişkilerde daha fazla zarar görebileceğini, yalnız olduğunu düşünebilir, kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünebilir. Bu kişilerin ilişki tarzı aslında hayata bakışı, baş etme yöntemleri aslında. Bu kişiler yaşadıklarının sonrasında böyle bir yöntem geliştiriyor. Özür dilememek ve karşı tarafa bazı duygular hissettirmek gibi… Çünkü zamanında kendisi de bunu hissetmiş. Ben buna olumsuz duygu aynası diyorum. Kişi hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sürekli memnun olmama durumundadırlar</strong></p>
<p>Bu kişilerden çok ciddi bir memnuniyetsizlik beklendiğini kaydeden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişilerde sürekli memnun olmama durumu vardır. Eleştiri vardır, sürekli bir şeylere sinirlenirler, bir şeylere kızarlar, rahatsız olurlar, alınganlık gösterirler. Bir kafeye gidersiniz garsonla tartışırlar, bir sinemaya gideceksinizdir sinemanın yeri ile ilgili şikayet ederler. Sürekli bir memnuniyetsizlik durumu vardır. Aslında baktığımızda siz de bir süre sonra o duyguları satın alırsınız, bir süre sonra siz de onun yanındayken bu duyguları sık hissettiğinizi daha eleştirel daha alıngan olduğunuzu fark edersiniz.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Memnuniyetsizliğinin kaynağını kendisi de bilemez</strong></p>
<p>Toksik kişilerin yanındaki kişiyi de duygu olarak sürekli aşağı çekmeye çalıştığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Aslında sizi de o duygulara çekerek sizi de aşağıya çekmeye çalışırlar. Bu kişilere ‘Neden kötü davranıyorsun, neden bana böyle bir şey söyledin, bir şeye mi kızdın ya da bana kızdığın bir şey mi var, alındığın bir şey mi var, sana yanlış bir şey mi yaptım?’ diye sorsanız neden kötü davrandığına dair bir açıklama yapamaz. Çünkü kişi de bilmez bunu. Kişide bir memnuniyetsizlik var ama bu durum neden kaynaklanıyor onu da bilmez. ‘Öyle olmam gerekiyor’ der. Bu kişilere kötü insanlar diyemeyiz. Bu kişi kötü kalpli ve bana bunu yapmaya çalışıyor diyemeyiz. Sadece hayatta öğrendikleriyle aldıkları topladıkları bilgilerle böyle baş edebildikleri için kişi bunu yansıtıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Altta yatan neden kişilik bozukluğu olabilir</strong></p>
<p>Toksik kişiliğin altında yatan nedenin aslında bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Aslı Başabak Bhais, “Altta yatan neden, kaygı, depresif bir durum olabilir, kişilik bozuklukları olabilir. Genellikle kişilik bozuklukları daha sık gördüğümüz bir durum oluyor. Bu nedenle iyi insan veya kötü insan olarak değil, bunun bir hastalık olduğunu düşünmek gerekiyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toksik-kisiler-olumsuz-duygu-aynasi-oluyor-348114">Toksik kişiler, olumsuz duygu aynası oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun: Karneye Verilen Olumsuz Tepki Çocuğa Sanıldığından Daha Fazla Zarar Veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yelkin-diker-coskun-karneye-verilen-olumsuz-tepki-cocuga-sanildigindan-daha-fazla-zarar-veriyor-344333</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 09:22:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[diker]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[karneye]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sanıldığından]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[verilen]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yelkin]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milyonlarca öğrenci alacağı karne ile bu cuma günü yoğun geçen bir dönemi sonlandıracak ve sömestr tatiline girecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yelkin-diker-coskun-karneye-verilen-olumsuz-tepki-cocuga-sanildigindan-daha-fazla-zarar-veriyor-344333">Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun: Karneye Verilen Olumsuz Tepki Çocuğa Sanıldığından Daha Fazla Zarar Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca öğrenci alacağı karne ile bu cuma günü yoğun geçen bir dönemi sonlandıracak ve sömestr tatiline girecek. Uzmanlar, karnenin öğrencilerin gelişimini desteleme aracı olarak görülmesi gerektiğini belirterek karneye karşı verilen olumsuz tepkilerin çocukların gelişimine sanıldığından daha fazla zarar verdiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Karne Nasıl Değerlendirilmeli?</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, karne alan öğrenciler ve velilere önerilerde bulundu. </p>
<p>“Karne evde aileler tarafından öğrencinin gelişimini destekleme aracı olarak görülmelidir” diyen Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, “Karne öğrencilerin kendini, potansiyellerini tanıma aracıdır. Hangi ders için ne kadar çalışması gerektiğini hem öğrenciye hem veliye gösteren somut bir göstergedir. Öğrenciyi olumsuz niteliklerle etiketlemek, akranları ile kıyaslamak, cezalar vermek karnenin gelişim izleme ve destekleme amacını ortadan kaldırır. Karneye verilen bu tarz tepkiler nedeniyle öğrencilerin öğrenmeye ve değerlendirilmeye ilişkin olumsuz tutum geliştirmesi akademik gelişimlerine sanıldığından daha büyük zarar verebilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Öğrencinin Başarı Algısı Farklı Olabilir”</strong></p>
<p>Öğrencilerin başarı algısının ebeveynlerinkinden farklı olabileceğini vurgulayan Coşkun, “Bu nedenle anne ve babalar çocukları ile başarı konusunda konuşmalılar. Başarıyı nasıl tanımlıyor? Başarı ya da başarısızlık ölçütleri neler? Bunu öğrenmek karneyi değerlendirmek, yeni hedefler belirlemek açısından kritik olabilir” dedi. </p>
<p><strong>“Hedef Belirlemek Başarının İlk Adımıdır”</strong></p>
<p>Çocuk ve ergenlerde hedef oluşturmanın akademik ve sosyal başarıyı elde etmede çok önemli olduğunu kaydeden Yelkin Diker Coşkun, karnenin bir yönüyle de çocukların kendine akademik hedefler koymasına yardımcı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu hedefleri kendi planları doğrultusunda gerçekleştirmek akademik ve sosyal başarıların ilk adımlarıdır. Bu konuda ebeveynler çocukları ile birlikte hareket etmeli, onların hedef oluşturmasını desteklemelidir. Hedefler mutlaka öğrencilerle birlikte oluşturulmalıdır. Çocukların kendi potansiyeline uygun hedefler koyması aileler tarafından teşvik edilmelidir. Örneğin, bir derse ilişkin notunu nasıl gördüğünü anlamak, daha yüksek bir nota dönüştürmek için neler yapması gerektiğine ilişkin bir çalışma planı oluşturmasını sağlamak yani öğrenciyi motive etmek gerekiyor.”</p>
<p><strong>“Okul Aynı Zamanda Sosyal Gelişim Alanıdır”</strong></p>
<p>Okulun akademik başarının yanında ve hatta daha fazla sosyal gelişimin gerçekleştiği bir yer olduğuna dikkati çeken Coşkun, karnelerin bu anlamda da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Coşkun, “Okulun öğrencilere neler kattığını bütünsel olarak değerlendirmek gerekiyor. Sanat, spor ve diğer gelişim alanlarında da başarı hedeflerinin oluşturulması öğrenci kişilik gelişimi için oldukça değerli olacaktır” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>İkinci Döneme Hazırlık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, ders dönemini tamamlamış öğrencilerin tatili verimli şekilde geçirmesinin önemine işaret etti. Coşkun, “Böylece ikinci döneme daha sağlıklı şekilde hazırlık yapılabilir. Tatil, dinlenme, oyun, kısa geziler gibi etkinliklerin dengeli biçimde planlandığı bir zaman olmalı. Öğrencilerin kitap okuma, tiyatro ya da sinemaya gitme gibi kişisel gelişimi destekleyici etkinliklerin içinde bulunması için fırsatlar oluşturulması faydalı olacaktır” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yelkin-diker-coskun-karneye-verilen-olumsuz-tepki-cocuga-sanildigindan-daha-fazla-zarar-veriyor-344333">Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun: Karneye Verilen Olumsuz Tepki Çocuğa Sanıldığından Daha Fazla Zarar Veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
