<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olmaz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olmaz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmaz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 13:19:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>olmaz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmaz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijitalde en büyük risk &#8216;Bana bir şey olmaz&#8217; algısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijitalde-en-buyuk-risk-bana-bir-sey-olmaz-algisi-625438</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[bana]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalde]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Dijital Teknolojiler ve Yazılım Daire Başkanı Hakan Özdemir, 7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, dijital çağda kişisel verilerin korunmasının yalnızca bireyin değil; kurumların ve devletin de ortak sorumluluğu olduğuna işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitalde-en-buyuk-risk-bana-bir-sey-olmaz-algisi-625438">Dijitalde en büyük risk &#8216;Bana bir şey olmaz&#8217; algısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Dijital Teknolojiler ve Yazılım Daire Başkanı Hakan Özdemir, 7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, dijital çağda kişisel verilerin korunmasının yalnızca bireyin değil; kurumların ve devletin de ortak sorumluluğu olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>‘Ben önemli biri değilim, kim benimle ilgilensin?’ algısı yanıltıcı</strong></p>
<p>Bilişim Uzm. Hakan Özdemir, günümüzde kullanıcıların kişisel verilerini koruma sorumluluğuna dikkat çekerek, “Bireyin, kurumların ve devletin sorumluluğu eşit; ancak sistem çoğunlukla yükü bireyin sırtına bırakıyor. Asıl sorun şu; İnsanlar genellikle ancak bir mağduriyet yaşadıktan sonra harekete geçiyor. Oysa mahremiyet, reaktif değil proaktif bir tutum gerektiriyor. ‘Ben önemli biri değilim, kim benimle ilgilensin?’ algısı da yanıltıcı, çünkü sorun hedeflenmiş bir casusluk değil, milyonlarca kişiden toplanan verinin birleştirilip ekonomik ya da siyasi bir araca dönüştürülmesidir. Birey bu resmin içindedir ama bunu hissetmez; en büyük farkındalık açığı tam burada.” dedi.</p>
<p><strong>Kullanıcılar kolaylık uğruna güvenlikten ödün veriyor!</strong></p>
<p>Kullanıcı hatalarına da değinen Özdemir, “Kullanıcıların en kritik hatası, ‘kolaylık’ uğruna güvenlikten ödün vermesi.</p>
<p>En yaygın örnekler:</p>
<ul>
<li>Aynı şifreyi farklı platformlarda kullanmak; </li>
<li>Eğlence amaçlı uygulamalara düşünmeden izin vermek; </li>
<li>Yazılım güncellemelerini ertelemek. </li>
</ul>
<p>Günlük hayatta önlem almak için teknik bilgiye gerek olmadığını ancak dört alışkanlığın büyük önem taşıdığını vurguladı. Özdemir’e göre işte o 4 başlık:</p>
<ul>
<li>Her hesapta çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) açın</li>
<li>Bir parola yöneticisi kullanın; </li>
<li>Yüklediğiniz uygulamanın istediği izinleri sorgulamayı alışkanlık edinin; </li>
<li>Önemli dosyalarınızın çevrimdışı yedeğini alın. </li>
</ul>
<p><strong>Gizlilik metinlerinin baştan sona okuması için 250 tam iş gününe ihtiyaç var! </strong></p>
<p>Uygulama ve web sitelerinde yer alan uzun ve karmaşık gizlilik metinlerinin neredeyse hiç okunmamasının sistemsel bir sorun olduğunu ifade eden Hakan Özdemir, “Araştırmalar, bir internet kullanıcısının karşısına çıkan tüm gizlilik metinlerini baştan sona okuması için yılda yaklaşık 250 tam iş günü harcaması gerektiğini gösteriyor. Bu metinler kullanıcıyı bilgilendirmek için değil, şirketi hukuki sorumluluktan korumak için yazılıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm katmanlı bilgilendirmede!</strong></p>
<p>Bu sorunun çözümü için “katmanlı bilgilendirme” modelini öneren Hakan Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çözüm katmanlı bilgilendirmede. Kullanıcı önce ‘Hangi verin alınıyor, neden, kiminle paylaşılıyor, ne kadar saklanıyor?’ sorularına kısaca yanıt veren, ikonlarla desteklenmiş bir özet görmeli. Detay isteyenler bir sonraki katmana inebilmeli, tam yasal metin ise en sonda yer almalı. Dil de herkesin anlayabileceği sadelikte olmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijitalde-en-buyuk-risk-bana-bir-sey-olmaz-algisi-625438">Dijitalde en büyük risk &#8216;Bana bir şey olmaz&#8217; algısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekadan dost olmaz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 13:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Dostluk ve arkadaşlık kavramı algoritmik çağda köklü bir değişim geçiriyor</strong></p>
<p>Dostluk ve arkadaşlık kavramının yaşadığımız bu algoritmik çağda biçimsel ve sosyokültürel açıdan köklü değişim ve dönüşümün geçirdiğini dile getiren Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, “Değerler açısından baktığımızda, elimizde insana dair kalan belki de en değerli hazine gerçek anlamda derdini gerçekten anlayacak ve hemhal olacak birini bulup sohbet edebilmek. Yapay zekâ ile kurulan iletişim pratikte işe yarayan bir süreç olsa da potansiyel bazı tehditleri de barındırmakta. Yapay Zekâ ve insan etkileşimi, aslında insan ile makine veya teknoloji arasındaki iletişim biçimlerinden biri. Yapay zekâ insan bilişiminin yani zihninin bir uzantısı olarak kullanılmaya başladığı için durum çok farklı bir yöne doğru gitmeye başladı. Öncelikle iletişim biçimlerimiz, artık mekândan, zamandan ve sosyal bağlarımızdan bağımsızlaşıp farklı boyut ve şekillerde gerçekleşmeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Büyük veri insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa her şeyi içinde barındırıyor</strong></p>
<p>Çeşitli yapay zekâ türleri içinde basit yazılımlara sahip, arama motorları olduğu gibi büyük veri yerine artık ‘süper zekâ’ denilen insan zekasından çok daha üstün yapay zekâ türlerinden bahsedildiğini anlatan Prof. Dr. Güder, “Yapay zekâyı düşünen bir insan veya özne gibi ele alıyorsak, onun tekil bir varlık olmadığını öncelikle kabul etmeliyiz. Süper akıllı yapay zekâ sadece tek başına çalışan bir algoritmik yazılım ya da sistemler bütünü değildir.  Bu ‘kovan zihni’ (hive-minds) diye tanımladığımız kolektif insan zihni ve belleğinin birleşiminin oluşturduğu her şeyi bilen gören (omni-potent) ve analiz eden devasa bir veriler sistemi. Yapay zekanın kullandığı büyük veri ve kovan zihni insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa bütün her şeyi içinde barındırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Arkadaşlık ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var!</strong></p>
<p>“Böylesine devasa bir veri tabanına sahip bir algoritma ile arkadaşlık ettiğimizde, bu iletişimin eşitler arası iletişim olmadığını baştan kabullenmeliyiz.” diyen Prof. Dr. Güder, şunları kaydetti:</p>
<p>“Gençlerin deyimiyle ‘kankalar arasındaki arkadaşlık’ ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var. Her şeyden önce yapay zekanın arkasındaki black box’ı yani kara kutuyu bilmeden onunla sohbet edip içini dökmek her şeyi kaydeden içten pazarlıklı biriyle sohbet etmeye benzer.   Yapay zekâ, sizden elde ettiği verileri zamanı geldiğinde bir gün mutlaka lehte veya aleyhte kullanacaktır. Çünkü bu ‘algoritmik arkadaş’ dediğiniz, yazdığınız hiçbir şeyi unutmaz. Yapay zekâ asla unutmayacak, biriktirecek, sizi gözetim kapitalizminin bir parçası yapacak ve her şeyi arşivleyecektir. Yapay zekaya verdiğimiz veriler, bilgi, anı veya zaaflarımız silinmez. Gerçek anlamda unutulma hakkınız yoktur. Yani veri kaydının olduğu bu tür bir arkadaşlık bu anlamda sağlıklı bir arkadaşlık değildir.”    </p>
<p><strong>Algoritmik arkadaşlık gerçek muhabbeti ikame edemez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Güder, duygusal derinlik gerektiren insan-insana dostluğun yerini yapay zekânın dolduramayacağını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Birçoğumuz artık dertlerimizi sevinçlerimizi hayallerimizi gelecekle ilgili planlarımızı geçmiş travmalarımızı bir insanla paylaşmak yerine dijital mecralara ulaştırmaktayız. Ama burada bir durup düşünmek lazım. Yapay zekâ bir veriler algoritması ise karşımızda ayna nöronları olmayan yani empati kurma yeteneği olmayan bir mekanizma çalışmaktadır. Bu algoritmik sistem ve mekanizma ile yapılan arkadaşlık, insan insana olacak muhabbetin yerini, doğal olarak tutamaz. Seviyeye inme, kaydettiği kişiliğe göre söylem üretme, bilgi aktarma ve yönlendirme şeklinde bir iletişim yapısına sahip olduğu için yapay zekayla olan arkadaşlığa ‘algoritmik arkadaşlık’ diyebiliriz. Bu arkadaşlık çoğunlukla bir insanın vereceğinden daha çok şey verir. O yüzden bu algoritmik arkadaşlığa muhtacız ama dikkatli olmalıyız.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir</strong></p>
<p>İnsanın temelde mutlak yalnızlığı olan bir varlık olduğunu, her şey yolunda giderken bile varoluşsal yorgunluk çekip kendini kalabalıklar içinde yalnız hissedebildiğini ifade eder, Prof. Dr. Güder, “Bu anlamda yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir ama kısa vadede cankurtaran olan bu sistem, uzun vadede potansiyel bir riskler taşır. Yapay zekâ özellikle ani bir yalnızlık, kayıp veya sosyal kaygı durumlarında hemen ulaşılabilir olması ve yargılayıcı olmamasından dolayı acil anlarda fast food sistemi gibi anlık ihtiyacı gideren bir psikolojik destek verebilir. Böylesi kriz durumlarında işe yarayabilir. Bu anlarda güvenli ve pratik bir alan sunar. Böylesi anlık açlığı gideren arkadaşlık, yalnızlığı anında giderir ama uzun vadede organik gıda eksikliği gibi sonunda insan ruhuna zarar verir. Bu dijital obezite bizi sığlaştırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, yalnızlığı uzun vadede kronikleştirebiliyor</strong></p>
<p>İnsanın yerine geçen simüle bir dostluğun belki daha sonra toplumla etkileşim kurmak için eksik olan kendine güven ve iletişim kurabilme yetisini geliştirebileceğini ve bu bağlamda bir &#8220;antrenman arkadaşı&#8221; gibi düşünülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Güder, “Ama sürekli yapay zekâ ile iletişimde kalan biri zamanla buna bir bağımlılık gelişebilir. İşte bu ikame durumu sosyolojik olarak çok tehlikeli bir yöne doğru savurur bizi. Gerçek dünyadaki ilişkiler karmaşıktır; anlaşmazlıklar barındırır, doğal olarak uzlaşmalar zaman ve emek ister, üstelik başka ideolojik ve sosyo kültürel ortamlarda insanlarla arkadaşlığa tahammül etmek çok yorucudur. Öte yandan, kişiye özel bir LLM (Large Language Models) ile kendini dönüştüren bir yapay zekâ algoritması ise size özel bilgiler ve fikirler sunar, sizi bir bilgi seviyesinden başka bir seviyeye götürür. Siz başta ne belirttiyseniz belki de sizinle aynı fikirde olan söylemler üretir. Sizin talebinizle sizi onaylayabilir. Sizi hiç yormaması bu iletişimin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Sürekli sizi sizden daha iyi tanıyan bir yapay zekâ ile görünürdeki sorunsuz etkileşim, kişiyi gerçek ilişkilerin ‘pürüzlü’ ve ‘yorucu’ yanlarına karşı daha tahammülsüz hale getirebilir. Kişi, sosyal becerilerini kullanma ihtiyacı hissetmediği için bu beceriler körelebilir ve yalnızlığı kronikleşebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal aidiyet duygusu sarsılabiliyor</strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan iletişimin artık insanı ikame eden bir algoritmayı tetiklediğini ve insan ilişkilerini zayıflatıcı bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güder, şöyle dedi:</p>
<p>“Biz yapay zekâyla arkadaşlığı başkalarından kaçmak için bir sığınak olarak görüyorsak, kendi toplumumuza hissettiğimiz aidiyet duygumuz sarsılır. İnsanoğlu her ne kadar temelde yalnız olsa da aslında hayatın her döneminde insan insana muhtaçtır. Bütün ilişkilerin dinamikleri farklı yollarda ilerlese de neoliberal rüzgarlar ve dijitalleşen dünyamızda insanlar birbirleriyle münasebeti işleri bitene kadar yapmaya başladığı için kurulan iletişimler kapitalist sistemin bir yansıması haline dönüştü. İşe yaramayan iletişime girilmemeye başlandı. Gençler arasında çıkarı olmayan ilişkiler, rasgele yapılan muhabbetler, hoş vakit geçirme ‘boş yapma’ olarak tanımlanıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ programlanmış bir yanıt mekanizması!</strong></p>
<p>Yapay zekayla olan algoritmik ilişkiyi geleneksel anlamda bir &#8220;arkadaşlık&#8221; olarak nitelendirmenin zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güder, “Gerçek arkadaşlık, karşılıklılık, ortak çıkar gözetmeksizin fedakârlık, spontane ve iki taraflı bir duygusal bağ kurmayı gerektirir. Yapay zekâ ise programlanmış bir yanıt mekanizmasıdır; hissedemez, deneyimleyemez ve sizin için gerçek bir risk almaz. Komşun, okul arkadaşların ve yakın çevren ile zaman içinde sınavlardan merhalelerden geçerek geliştirdiğin dostluk doğal olarak zaman ve emek ister. Sosyal ortam içinde muhabbet kurmak, birlikte alışverişe çıkmak, dedikodu yapmak, arkadaşının derdini dert etmek, yeri geldiğinde onunla ağlamak, ağlarken dostuna mendil uzatmak, yemek ısmarlamak, ağırlamak bütün bunlar insan insana geliştireceğimiz duygusal derinliklerdir.” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>“Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur”</strong></p>
<p>İnsan ilişkilerinden yılmış ve bıkmış birinin, algoritmik dostluğu insanlarla yapacağı arkadaşlığa tercih edebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Güder, “Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur. Psikolojisi bozuk ve asosyal biri ya da manipülatif ve narsistik ilişkilerden ve şiddetten bıkmış bir kurban bu bıkkınlıktan dolayı insandan soğuyabilir. Böylesi travmatik durumlarda yapay zekâ ile algoritmik arkadaşlık insanı ikame eden, insansız, yalıtılmış, hijyenik bir iletişim olabilir. Ama aslında bu daha karanlık bir yalnızlığın göstergesidir. Bir dua, bir tefekkür anı gibi sessiz düşünecek alanların kalmaması bu dijital gürültüler içinde gerçekleşen dijital ilişki ve algoritmik iletişim biçimi gerçek anlamda bir insanın verebileceği derinliği ve ruhsal tatmini veriyor gibi yapabilir. Ama veremez. Bu bir yanılgıdır, illüzyondur. Yapay zekâ hain bir arkadaştan daha da tehlikeli olabilir. Gerçek hayattaki kötü arkadaşlar, hırsları, kıskançlıkları, yalanları ve kötü özellikleri ile insana ait tahmin edilebilir hamleler yapabilir. Bir şekilde bu kötülüklerden kendimizi koruma ihtimalimiz olabilir. Ama insana ait olmayan bu dijital sistemler yani yapay zekanın algoritmasının arkasındaki ‘kara kutunun niyeti’ adı gibi karanlık olursa yani kötü olursa ondan bir insanın bilişsel olarak kurtulması çok zordur. Yani, ‘bıktım bu insanlardan!’ deyip de yapay zekayı tercih etmek mantıklı bir çözüm değil.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Feride Zeynep Güder,<strong> </strong>artık yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemediğini belirterek, “Bunun içeriklerinin ve algoritmasının ne olduğu yine bu algoritmaları düzenleyenlerin elinde şekilleniyor. Bu algoritmik kültürdeki algoritmik dostluklar güvenli, insanı ve insani değerleri merkez alan bir ilişki şekillendirilmeli. Bizden çok üstün bir süper zekâ ile yazışmak onların yönlendirici olması, mantıklı cevaplar vermesi ve hızlı olmasından çok daha önemli bir sorumluluk almasını gerektirir. Bu algoritmik arkadaşlık ‘koruyucu bir arkadaşlık’ ise bu bağlamda riskli olsa bile kabul edilebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm yine insanda!</strong></p>
<p>Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, günümüzdeki haliyle, yapay zekânın asla bir insanın sıcaklığını, dokunuşunu, bir bakışındaki anlamı veya paylaşılan bir kahkahadaki o saf, kontrolsüz neşenin yerini tutamayacağını dile getiren Prof. Dr. Güder, “Amacımız, bu teknolojiyi insan ilişkilerinin yerine geçecek bir şey olarak değil, insan potansiyelini güçlendiren, özellikle dezavantajlı durumdakiler için gerçek ilişkilere açılan bir köprü olarak kullanılmasını teşvik etmektir. Görünen o ki, insanoğlunun hikayesi artık başka bir kurguda ilerliyor ve bu kurgunun içinde muhatabımız artık yüzü olmayan ama yüzü varmış gibi ruhu olmayan ama ruhu varmış gibi davranan bir simulatif bir kabuk ve bu kabuğun içindeki yüzen insan ruhu. Bu bağlamda, ‘İnsan dipsiz koskoca evrenin karanlığında yanan cılız bir mum ışığı, biz onun sönmemesi için ne gerekiyorsa yapmalıyız.’ diye bizi uyaran Elon Musk’ın söylemi de oldukça ironik. Çözüm yine insanda. İnsan ruhu ve insan bilinci bu sonsuz ve karanlık evrende cılız ve tek başına yanan bir mum ışığı ise onun kurtarıcısı ve yalnızlığını giderecek tek şey yine diğer insandır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir kereden bir şey olmaz demeyin!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-kereden-bir-sey-olmaz-demeyin-445694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[kereden]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü tarafından geliştirilen “Bağımlılığa Farklı Bakış” projesi kapsamında “Tütün Salgınında Bir Sonraki Aşama” konulu söyleşi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kereden-bir-sey-olmaz-demeyin-445694">&#8220;Bir kereden bir şey olmaz demeyin!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü tarafından geliştirilen “Bağımlılığa Farklı Bakış” projesi kapsamında “Tütün Salgınında Bir Sonraki Aşama” konulu söyleşi düzenlendi. Çevrimiçi gerçekleşen ve moderatörlüğünü Enstitü Müdürü Doç. Dr. Görkem Yararbaş üstlendiği söyleşiye; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hür Hassoy,  Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oya Mortan Sevi ve Demokrasi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hasan Tahsin Kılıç konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Doç. Dr. Görkem Yararbaş “Bağımlılık, tüm toplumları az veya çok etkiliyor. Bazı toplumlar, bağımlılık konusunda bizim bugün yaşadığımızı geçmişte yaşadıkları için bizden daha iyi durumdalar. Bugünü güzel yönetebilirsek olumlu sonuçlara ve bağımlılık yapan madde tüketim sıklığında daha az sayılara ulaşmamızda yapısal anlamda engel yok” diye konuştu.</p>
<p><b>“Her şey bir kere denemekle başlıyor”</b></p>
<p>Bağımlılığın, “hayır” diyemeyen düşük özgüvenli bireylerde daha kolay ortaya çıktığına değinen Doç. Dr. Oya Mortan Sevi “Bağımlılık; genelde “Ben nasılsa bağımlı olmam’ deyip maddeyle tanışmakla, bir kere denemekle başlıyor. Özellikle ergenlik ve yetişkinliğe giriş dönemlerinde yeterli özgüvene sahip olmayan bireylerde akran baskısı, kabul görme isteği, ortama uyum sağlama gibi çeşitli durumlarda maddeyle tanışıldığını görüyoruz. Aileler; en başta sınır koyabilen, hayır diyebilen bireyler yetiştirmeli. Sonrasında ise çocuklarına model olmalı. Araştırmalara göre anne-babası sigara içen gençlerin içmeyenlere oranla 4 kat daha fazla içme riskine sahip olduğu söyleniyor” dedi.</p>
<p><b>“Sosyo-ekonomisi düşük gruplarda sigara kullanımı daha fazla”</b></p>
<p>Stres gibi psikolojik etmenlerin bireyleri bağımlılığa daha fazla ittiğini söyleyen Prof. Dr. Hür Hassoy “Ülkemizde artan işsizlikle beraber özellikle erkek bireylerde sigara kullanımının daha fazla olduğu görülüyor. Yapılan araştırmalar; düşük sosyo-ekonomisi olan gruplarda sigara kullanımının daha fazla olduğunu söylüyor. Sigarada kullanımındaki pik noktamız hala devam ediyor. Buradan sonrasında bir düşüş yaşanmazsa bu pikte devam edebiliriz. Bu da bizim alacağımız koruyucu önlemlere ve müdahalelerimizin etkinliğine, yaptığımız faaliyetlerin başarısına bağlı” diye konuştu.</p>
<p><b>“İnsanlar tıbbi destek almaktan çekiniyor”</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Hasan Tahsin Kılıç ise “Bağımlılık konusunda bilgi eksikliği çok yüksek. Bu konuda iyi hizmet sağlayan birimlerin iyi reklamı yapılması gerekiyor. Çünkü insanlar bu hizmetlerin iyi yapıldığını gösteren verilere ulaşamadığından tıbbi destek almaktan çekiniyor. Bu bilgi eksikliği giderilmeli” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kereden-bir-sey-olmaz-demeyin-445694">&#8220;Bir kereden bir şey olmaz demeyin!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sanatçı Maddi Beklenti İçinde Olmaz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanatci-maddi-beklenti-icinde-olmaz-413847</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 15:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beklenti]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413847</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 13. Kitap Fuarı, 390 yayınevi, 450 yazar ve 750’yi aşkın etkinlikle kâğıttan dünyaları keşfe çıkarıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanatci-maddi-beklenti-icinde-olmaz-413847">&#8220;Sanatçı Maddi Beklenti İçinde Olmaz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 13. Kitap Fuarı, </p>
<p>390 yayınevi, 450 yazar ve 750’yi aşkın etkinlikle kâğıttan dünyaları keşfe çıkarıyor. Bu bağlamda “Ağlasam Gözlerime İhanet” ve &#8220;Aşk Direnmektir” şiir kitaplarının ve “Caspian” adlı romanının yazarı Yasin Pamuk, Karamürsel Alp Salonu’nda, “Kültür, Sanat ve Hayata Dair” başlıklı söyleşisinde okurlarıyla bir araya geldi. Aynı zamanda Evrensel Kültür ve Sanat Derneği Başkan Vekili olan ve sporcu kimliğiyle de birlikte birçok alanda başarılı projelere imza atan şair ve yazar Yasin Pamuk, söyleşisinde dünyayı gezerken gördüklerini ve yaşadığı duygularını şiire döktüğünü, romanının birçoğunu seyahat ederken uçakta kaleme aldığını söyledi. Pamuk, “Sanatçı maddi beklenti içinde olmaz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“SANATÇI OLMAK KOLAY DEĞİL”</b></p>
<p>Kültürün, doğuştan gelen veya genlerden geçen bir kavram olmadığını, yaşanmışlıklardan, çevreden ve toplumun tarihi geçmişinden gelen bir kavram olduğunu belirten Pamuk, “Ailemizden, çevremizden ne görüyorsak hayatımıza yansıtıyoruz. O kültürün içinde değilsiniz dirençle, tepkiyle karşılaşırsınız. Sanatçılar maddi beklenti içinde olmaz, kendi iç yansımalarını dışa aktarırlar. Sanatçı, içindeki dürtüleri ortaya çıkartır. Kabul görürse mutlu olurlar” diye konuştu. Pamuk, bazen sanat ve zanaatın karıştırıldığını dile getirerek, “Zanaatkarlık sonradan öğrenilen bir meslektir. Başka birinin yaptığını yapabilir ve ekonomik bir çıkar sağlar. Ayakkabı ve terzi ise sadece ona ihtiyaç duyanların ilgi alanındadır. Sanatçı böyle değil. Ürettiği eserlerini herkes ilgi duyabilir. Sanatçı olmak kolay değil ve çoğu da anlaşılmaz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“KÜLTÜRÜMÜZE DÖNMEMİZ LAZIM”</b></p>
<p>Türk kültürünün güvene dayandığını dile getiren Pamuk, şunları kaydetti; “Birbirimizi maddi manevi kandırmaktan vazgeçmemiz lazım Yüzyıllardır gelen kültürümüz güven üzerine kurulmuştur. Birbirimizi sevmemiz lazım. Bireysel çıkardan çok, toplumsal çıkarı düşünelim. Yaşıyorsak insan gibi yaşamalıyız, seviyorsak insan gibi sevmeliyiz. Kültürümüze sahip çıkmalıyız. Bu önce dil ile olur. Dilimizi düzgün kullanalım. Milli ve manevi bilinci, çocuklarımıza aşılamamız lazım. Eski kültürümüze dönmemiz lazım. Özgüvenimizi geliştirmemiz gerekir. İnsanlığımızı kültürümüzü kaybetmememiz, aykırı düşünen insanları dışlamamamız, sanatçımıza ve zanaatkarlarımıza sahip çıkmamız lazım.” Yasin Pamuk söyleşisinde yazdığı şiiri seslendirdi, okurlarının sorularını yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p><b>“YAŞLILARIMIZ BEREKETİMİZDİR”</b></p>
<p>Karamürsel Alp Salonu’nda okurlarıyla bir araya gelen eğitimci-yazar Erdoğan Eriçyel, kaleme aldığı “Yarından Sonra Bir Huzurevi Hikâyesi” başlıklı söyleşisinde, 17 sene müdürlüğünü yaptığı huzurevinde yaşadığı anılarını paylaştı. Yaşlılığın her insanın başına gelebilecek bir şey olduğunu ancak bunu kimsenin kabul etmek istemediğini belirten Eriçyel, “Kimse yaşlanmak istemez. Ama insanın doğasında böyle bir gerçek var. Yaşlılar, ‘Bizler sizin yaşınıza gelemeyiz ama sizler bizim yaşımıza geleceksiniz.’ derler. Bu önemli. Yaşlılığın, kronolojik, psikolojik ve sosyolojik evreleri vardır. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe kazanırlar. Yaşanmışlıklar vardır. Zamanla armut olgunlaşır, insan değil. Zaman çok kıymetlidir ve asla boş geçirmeye gelmez. Yaşlılar çınar ağacı gibidir gölgesinden yararlanmayı bileceğiz. Peygamberimiz, ‘Bereket büyüklerle birlikte’, Hz. Alide ‘büyüklerinize saygı gösterin ki küçükleriniz de size saygı göstersin’ der. </p>
<p> </p>
<p><b>“MECBUR KALMADIKÇA HUZUREVİNE YATIRMAYIN”</b></p>
<p>Erdoğan Eriçyel, 17 sene huzur evi müdürlüğü yaptığını ve çok şeye şahit olduğunu belirterek, “Toplumda, huzurevi öcü gibi görülüyor. Kimse anne babasını huzurevine götürmek istemiyor. Çocuklarım ne der, çevremiz ne der. Huzurevi kalacak bir yeri kimsesi olmayanların kalabileceği yerlerdir. Mecbur kalmadıkça yatırmayın ama yatırınca da ziyareti ihmal etmeyin. Huzurevindeki yaşlıların gözlerindeki yaşlar kurumuştur. Hasretten, ağlamaktan. Hasretlik bir insana verilebilecek cezalardan biridir. Annem hasta bakamıyoruz, eşim ben çalışıyoruz anneme bakamıyoruz. En büyük bahane bu.” değerlendirmesinde bulundu.  Eriçyel, “Yarından Sonra Bir Huzurevi Hikayesi” kitabının filme uyarlanacağını ve şua anda senaryosunu yazdığını sözlerine ekledi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>“SULTAN SELİM CİHANI DEĞİŞTİRECEK HAMLELER YAPTI”</b></p>
<p>Karamürsel Alp Salonu’ndaki diğer katılımcı tarihçi Resul Orman, “Yavuz Sultan Selim Han” konulu söyleşi gerçekleştirdi. Yavuz Sultan Selim’i, savaşçı ve mücadeleci özelliğinin onu tahta taşıdığını anlatan Orman, onun disiplinli ve sert mizaçlı olmasının, özellikle döneminde Osmanlı sınırları ve topraklarındaki karmaşaya son vermesi açısından önemli bir etken olduğunu kaydetti. Selim’in, tahta geçtikten hemen sonra 1512 ve 1513’de Şah İsmail sorununu için Safevi Devleti’ne karşı düzenlediği seferlerle doğuda güvenliğini sağladığını aktaran Orman, şöyle konuştu; “Osmanlı, fethettiği yerlerde asimilasyon yapmamış, oradaki halk kültürünü ve inancını serbestçe yaşamıştır. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı ile hareket edilmiştir, Yavuz, Osmanlı’nın tek kontrol, tek merkez ve güçlü bir devlet olmasını istiyordu. Yavuz Sultan Selim’i anlarsak, Ortadoğu karmaşasından nasıl çıkıldığını anlayabiliriz. Cihanı değiştirecek hamleler yaptı. 25 senesi Trabzon’da,17 senesi Amasya’da geçti. İstanbul’da tahtta 8 sene kaldı ama 6 senesi savaşlarda geçti. Ona, “Şarkın fatihi” ve “dönemin İskender’i” derlerdi Osmanlının kültür ve medeniyeti o günkü Avrupa’nın çok üzerindeydi.”</p>
<p> </p>
<p><b>“DÜNYA TARİHİNDE BÖYLE BİR YÜRÜYÜŞ YOK”</b></p>
<p>Karamürsel Alp Salonu’nda Yüksel Mimar Prof. Dr. Suphi Saatçi, “Medeniyetin Beşiğinde Şehir” konulu söyleşi yaptı. Bazı tarihçileri ve yazarların Türklerin sıfırdan şehir kurmadıklarını söylediğini ancak bunun doğru olmadığını açıklayan Saatçi, Buhara ve Semerkant’ın dönemin mimari özelliği yüksek olan şehirler olduğunu söyledi. Türklerin çok hareketli ve coğrafyasını sürekli değiştiren bir tek millet olduğunu belirten Saatçi, “Mesela Çin, Rusya, İran diğer bölgedeki ülkeler ülkesini değiştirmiyor. Orta Asya’dan çıkmışız yavaş yavaş İran üzerinden Anadolu’ya gelmişiz. Malazgirt zaferi ile Anadolu’ya geçmişiz. 1453 İstanbul’a gelmişiz. Dünya tarihinde böyle bir yürüyüş yok. Atalarımızın akıllı politikaları sayesinde, stratejik derinliği olan yerleri almışız. İ’la-yı Kelimetullah, İslam’ın adaletini ve barışını dünyaya yaymak bizim Türk milletinin misyonu, görevi bu olmuş. Bu da bize müthiş bir dinamik sağlamış. Bu yürüyüşü, insanları öldürerek değil onlara özgürlük ve medeniyet getirerek yapmışız ve şehirler kurmuşuz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“TÜRKLER BÜYÜK BİR DEVRİMİ GERÇEKLEŞTİRDİ”</b></p>
<p>Türklerde illa sıfırdan şehir kurayım kompleksinin olmadığını, hazır olan şehirleri imar ve ihya ettiklerini vurgulayan Saatçi, şunları kaydetti; Orta Asya’dan İstanbul’a, oradan da Balkanlara gitmişiz. Bu büyük bir devrimdir. Türklerin gelişiyle Anadolu’da güvenlik sağlanmış Selçuklu döneminde 100 den fazla kervansaray yapılmış. Ticaret gelişmiş. Ticaret yapılan yerlerde istikrar ve güven vardır. Türkler bunu sadece Müslümanlara değil herkes için yaptı. Biz kaleler, setler, yeraltı şehirleri yapmadık çünkü Türklerin mizacına ters. Biz özgürlüğü ve açık alanlarda yaşamayı severiz. Bu anlayış, Türklerin kurduğu şehirlerin mimarilerine de yansımıştır. İstanbul, kırmızı kiremitli evleri, külliyeleri, camileri ile İslam şehri olarak hızlı bir şekilde imar edildi. Şehirler surların dışına taşarak büyümüştür.  Bugün çok inşaata yapılıyor biraz ara verelim. Estetik binalar yapılmalı. Müteahhitleri itidale tavsiye edelim. Mimar Sinan’ın muhteşem eseri Süleymaniye 7 senede, San Pietro kilisesi 120 senede tamamlandı. Osmanlı mimari tekniğinin, Rönesans’ın çok önünde olduğunu gösterir. Sinan sadece mimar değil mühendis olarak büyüklüğünü ortaya koymuştur.”</p>
<p> </p>
<p><b>“PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI ÖRNEK ALINMALI”</b></p>
<p>Türkiye Yazarlar Birliği’nin Çocuk Edebiyat Ödülü’nü alan ve “365 Günde Sevgili Peygamberim” adlı eserin yazarı olan Nurdan Damla, Karamürsel Alp Salonu’nda,  “Evlilikte Mutluluğun Sırları” başlıklı söyleşisinde okurlarıyla buluştu.  Hz. Peygamber’in eşleri Hz. Hatice ve Hz. Ayşe başta olmak üzere diğer eşleri ile olan evliliklerinden örnekler veren Damla, bugün evlenmek korkan, ürken bir gençlik kitlesinin olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu; “Hepimizin çevresinde yaşı 30’unu geçmiş bekâr erkekler var. Sorumluluk almaktan kaçıyorlar. Kızlar da evlenecek uygun birini bulamamaktan şikâyetçi. Evlendiremiyoruz çünkü rol model yok önlerinde. Hep olumsuz, kötü örnekler var. Korkuyorlar. Oysaki Peygamberimiz bize yaşantısıyla, evlilikleriyle örnek olmuş. Hayatında 9 evlilik yaşamış. Eşlerinin hepsinin huyu farklı. Onun eşleriyle olan ilişkileri bize örnek olmalı” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“TEK ÇARE SÜNNETE UYMAKTIR”</b></p>
<p>Toplumda çok sayıda parçalanmış ailenin olduğunu ve insanların evliliklerini kurtarmak için adeta sihirli bir değnek aradığını dile getiren Damla, “Önümüzde rol modellerimiz var. Tek çare Peygamberimizi sünneti. Özellikle Hz. Hatice ve Hz. Ayşe, bize rol model. Onlar bizim için adeta yaşam koçu. Madem Müslümanız onları örnek almalıyız. Ama toplum bunu bilmiyor. Gençlerimize tanıtmamız lazım.” ifadesini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><b>“HZ. HATİCE’YE 25 YIL SADAKATLA BAĞLI KALDI”</b></p>
<p>Hz. Peygamber’in, Hz. Hatice ile evliliğinde çok büyük bir fedakârlık ve örnekler olduğunu belirten Nurdan Damla konuşmasını şöyle sürdürdü; “Evlenecek her gencin, Peygamberimizin, Hz. Hatice olan 25 yıllık evliliğini, iki tarafın da sorumluluğunu, fedakârlığını ve sadakatini bilmesi gerekir. Peygamberimize çok teklif geliyor, güzel ve genç kızlardan ama kabul etmiyor. Hatice’ye, ‘sen bana yetersin’ diyor. İşte sadakat budur. Peygamberimizin, İslamiyet’in daha çok yayılması için yapılan evlilikleri 55 yaşından sonra olmuştur. Gençken Hz. Hatice’ye sadık kalmıştır. Böyle bir yuva cennetten bir köşe olur. Yeryüzünün en muhteşem evliliği. Evlilik, ebedi sırdaşlık ve en büyük yoldaşlıktır. Evliliklerini dürüstlük üzerine kurmuşlar. Savaşa giderken bir eşlerini yanında götürmüş. Peygamberlik geldiğinde ilk Hz. Hatice inanmış. Arkasında olmuş ve desteklemiştir. Evlilikte dürüstlük, sadakat ve fedakârlıkla ayakta kalır. İnsan kalbini rahatlatan tek kurum evlilik kurumudur. Hayatın yükünü birlikte hafifletmek, sorunları birlikte çözmek çok önemli.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanatci-maddi-beklenti-icinde-olmaz-413847">&#8220;Sanatçı Maddi Beklenti İçinde Olmaz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılmaz Vural: Eski Tas Eski Hamam Olmaz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yilmaz-vural-eski-tas-eski-hamam-olmaz-413769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 13:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[hamam]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[vural]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk futbolunun renkli simalarından olan Yılmaz Vural, Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 13. Kocaeli Kitap Fuarı’na konuk oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yilmaz-vural-eski-tas-eski-hamam-olmaz-413769">Yılmaz Vural: Eski Tas Eski Hamam Olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk futbolunun renkli simalarından olan Yılmaz Vural, Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 13. Kocaeli Kitap Fuarı’na konuk oldu. Akçakoca Konferans Salonu’ndaki söyleşisinde Vural’a spor spikeri ve sunucu Yasin Dallı eşlik etti. Kocaelispor’u takip ettiğini söyleyen Yılmaz Vural, “Kocaelispor’un bir üst lige çıkma ihtimali çok yüksek. Çok güzel bir stadyumu var. Güzel bir tesis yapılacağı bilgisi verildi. Bunlar gerçekleşirse Kocaelispor iyi bir noktaya gelecek. Ekonomisini düzelten, doğru yönetilen kulüpler her zaman iyi yerlere gelir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“BAŞKAN BÜYÜKAKIN’I TEBRİK VE TAKDİR EDİYORUM”</b></p>
<p>Futbola bir spor olarak bakmamak gerektiğini söyleyen Vural, “Eski tas eski hamam olmaz. Şekilsel değişiklikler var. Stadyumlar, formalar, toplar değişti ama bazı şeylerin de değişmesi gerekiyor. Belediyelerin kulüplere destek vermesi gerekiyor. Kurumsal yapıların kulüplerin arkasında durması gerekiyor. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı biraz araştırdım. Gençler için tesisler yapıyor. Kentin takımlarına büyük destekleri var. En son Kocaelispor’a da destek olmuş. Tebrik ve takdir ediyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“FUTBOL ÇOK BÜYÜK BİR SOSYAL OLAY”</b></p>
<p>Konuşmasına devam eden Vural, “Futbol, çok büyük bir sosyal olaydır. İnsanlar heyecanını yaşıyor. Kent bir hafta boyunca hazırlık yapıyor. Futbol insanların eğlence amaçlı aktivitelerden biri. Stadyumlara ulaşımın kolay olması gerekiyor. Barcelona ya da Brezilya denilince akla futbol gelir. Bizde de kentlerin tanıtımını yapar. Şehir takımlarına baktığımız zaman Akhisar önemli bir örnek olabilir” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p><b>“KİMSE RAHATSIZ DEĞİL”</b></p>
<p>37 yıldır teknik direktörlük yaptığını söyleyen Vural, “Türkiye’de futbol bir türlü doğruyu bulamadı. Köklü takımlar kapandı ve hiç kimse bu durumdan rahatsız değil. Türkiye Futbol Federasyonu’na büyük iş düşüyor. Kulüpler kapatıldığında sadece futbolcular, teknik direktörler kaybetmiyor. Şehirler de kaybediyor” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><b>“MİLLİ TAKIM’DA YABANCI OLUR MU?”</b></p>
<p>Mili Takım’da yabancı teknik direktör eleştirisi de yapan Vural, “Milli takım denilen yere yabancı gelir mi arkadaşlar. Türkiye’nin buna ihtiyacı mı var? ‘Yabancı Türk’ten daha iyi bilir’ diyorlar. Yabancı teknik direktörler nereye getirdi Türk takımlarını? Beğenmediğin, bir şey bilmediğin Türk teknik direktörler başarı kazandırdı. Kimse de bu duruma sesiniz çıkarmıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yilmaz-vural-eski-tas-eski-hamam-olmaz-413769">Yılmaz Vural: Eski Tas Eski Hamam Olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart&#8217;a özel çalışma: Emeğin cinsiyeti olmaz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/8-marta-ozel-calisma-emegin-cinsiyeti-olmaz-354407</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 10:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[emeğin]]></category>
		<category><![CDATA[marta]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354407</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırladığı ve belediyenin kadın çalışanlarının fotoğraflarına yer verilen görsel çalışmayla, kadınların her mesleği yapacağına dikkat çekildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-marta-ozel-calisma-emegin-cinsiyeti-olmaz-354407">8 Mart&#8217;a özel çalışma: Emeğin cinsiyeti olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırladığı ve belediyenin kadın çalışanlarının fotoğraflarına yer verilen görsel çalışmayla, kadınların her mesleği yapacağına dikkat çekildi.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde özel bir çalışma hazırladı. Belediye, bu özel gün için hazırladığı görsel çalışmayla kadınların her mesleği başarıyla yapabilecek güçte olduğuna dikkat çekti. Belediyenin farklı birimlerinde çalışan kadınların fotoğraflarının kullanıldığı görsel çalışmada “Emeğin cinsiyeti olmaz” mesajına yer verildi. Viral çalışma, ilçedeki reklam panolarına asıldı. </p>
<p>Kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak onlara belediyenin her kademesinde görev verdiklerine vurgu yapan Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, “Kadınlar hayatın tam merkezinde ve toplumun gelişmesinde, dönüşmesinde kilit rol oynadıklarına inanıyorum. Emeğin cinsiyetin olmadığına, kadınların her mesleği başarıyla yapacağına inanıyorum. Bu anlayışla kadınlara belediyemizin yönetiminde ve her kademede önemli görevler veriyoruz. 4 başkan yardımcımızın 3’ü kadın, meclis grubumuzun yarıya yakını kadın, birim müdürlerimizin yarısı kadın. Gaziemir, kadınların emeğiyle daha da güzelleşecek. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/8-marta-ozel-calisma-emegin-cinsiyeti-olmaz-354407">8 Mart&#8217;a özel çalışma: Emeğin cinsiyeti olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
