<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olmayan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olmayan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmayan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jan 2026 02:39:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>olmayan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmayan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Dijital Ürün Pasaportu&#8221; Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-urun-pasaportu-olmayan-avrupa-kapisindan-donecek-609436</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 02:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dönecek]]></category>
		<category><![CDATA[kapısından]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[pasaportu]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği en kritik düzenlemelerden biri olan Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması, 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak yürürlüğe girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-urun-pasaportu-olmayan-avrupa-kapisindan-donecek-609436">&#8220;Dijital Ürün Pasaportu&#8221; Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnovakademi ve Akademik Dünyadan Sürdürülebilirlik İş Birliği</strong></p>
<p>Avrupa Birliği&#8217;nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği en kritik düzenlemelerden biri olan Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması, 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak yürürlüğe girdi. Türk ihracatçısının küresel pazardaki rekabet gücünü korumak amacıyla harekete geçen İnovakademi ve Sürdürülebilir Ticaret Derneği ile stratejik bir eğitim ve danışmanlık seferberliği başlattı. Doç. Dr. Şenay BALBAY&#8217;ın liderliğinde oluşturulan içeriğe katılımcılar yoğun ilgi gösteriyor.</p>
<p><strong>&#8220;Bu Bir Mevzuat Değil, Yeni Bir Ticaret Rejimi&#8221;</strong></p>
<p>Konunun akademik ve yasal çerçevesini değerlendiren Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Endüstriyel Sürdürülebilirlik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, Dijital Ürün Pasaportu&#8217;nun teknik bir belgeden çok daha fazlası olduğunu vurguladı.</p>
<p>Doç. Dr. Şenay Balbay:&#8221;Dijital Ürün Pasaportu, bir ürünün ham maddesinden geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünü şeffaf bir şekilde kayıt altına alıyor. 2026 itibarıyla bu veri setini sunamayan ürünlerin AB gümrüklerinden geçişi imkansız hale gelecek. Akademik bakış açısıyla uyarımız net: Bu bir tercih değil, zorunluluktur. Şirketlerin yaşam döngüsü analizlerini (LCA) bilimsel temellere oturtması ve verilerini uluslararası denetim standartlarında doğrulatması gerekiyor. Biz bu projeyle, bilginin sanayiye aktığı güvenli bir liman inşa ediyoruz,&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;35 Yıllık Tecrübemle Söylüyorum: Pazar Kaybetme Riski Kapıda&#8221;</strong></p>
<p>Dış tica retin duayen isimlerinden, İnovakademi Kurucusu Gökhan Erol ise sürecin saha gerçeklerine ve sanayici üzerindeki etkilerine dikkat çekti. 35 yıllık dış ticaret geçmişiyle ihracatçının nabzını tutan Erol, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi:</p>
<p>Gökhan Erol:&#8221;Sahadaki 35 yılım bana şunu öğretti: Türk sanayicisi kaliteli üretir, zamanında teslim eder ama değişen regülasyonun getirdiği görünmez gümrük duvarlarını görmezden gelip öteler. Şu an karşımızda duran Di jital Ürün Pasaportu, ihracatçımız için bir &#8216;dijital vize&#8217;dir. Eğer bu vizeyi alamazsanız, malınız gümrükte kalır, rakipleriniz sizin rafınıza yerleşir. Özellikle Bursa, Gaziantep, Kocaeli ve İstanbul gibi üretim merkezlerimizdeki tekstil, otomotiv ve kimya devleri için &#8216;bekleyip görme&#8217; dönemi bitti. Biz İnovakademi olarak, sadece eğitim vermiyoruz, sanayicinin ticari sırlarını koruyarak bu dijital dönüşümü nasıl yapacağını, tedarik zincirini nasıl ayakta tutacağını gösteren bir hayatta kalma stratejisi sunuyoruz. Artık pazar kaybetmeye ihracatçılarında bizim de tahammülümüz yok.&#8221;</p>
<p><strong>Eğitim Turu Bursa, Gaziantep ve İstanbul&#8217;dan Başlıyor</strong></p>
<p>Nisan ayı itibarıyla start alacak olan kapsamlı eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, tekstil, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimya gibi lokomotif sektörlerin yoğunlaştığı sanayi illerinde hayata geçiyor. Program sonunda şirketler; veri katmanlandırma, ticari gizlilik yönetimi, tedarikçi izleme sistemleri ve finansal yüklerin yönetimi gibi kritik başlıklarda uzmanlaşarak, 2026&#8217;da hayata geçen yeni ticaret düzenine tam donanımlı birer stratejik oyuncu olarak dahil olacaklar.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-urun-pasaportu-olmayan-avrupa-kapisindan-donecek-609436">&#8220;Dijital Ürün Pasaportu&#8221; Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında uygulayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-hizmet-binalarinda-uygulayacak-597319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 08:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[binalarında]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[Su Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[uygulayacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597319</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin su krizine yenilikçi çözüm getiren “RESWATER-Dirençli Kentsel Su Yönetimi İçin Geleneksel Olmayan Su Kaynakları” projesi  Akdeniz Havzası Sınır Ötesi İş Birliği Programı’ndan (Interreg NEXT MED) hibe almaya hak kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-hizmet-binalarinda-uygulayacak-597319">Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında uygulayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin su krizine yenilikçi çözüm getiren “RESWATER-Dirençli Kentsel Su Yönetimi İçin Geleneksel Olmayan Su Kaynakları” projesi  Akdeniz Havzası Sınır Ötesi İş Birliği Programı’ndan (Interreg NEXT MED) hibe almaya hak kazandı. Büyükşehir hizmet binalarında gri su arıtma sistemi kuracak, arıtılan su bina temizliği ve peyzaj sulamasında kullanılacak. Türkiye’ye örnek olacak uygulama ile hem maliyetlerin düşürülmesi hem de çevresel etkilerin en aza indirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Akdeniz Havzası Sınır Ötesi İş Birliği Programı (Interreg NEXT MED) kapsamında hibe almaya hak kazanan projeler açıklandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi,  “Dirençli Kentsel Su Yönetimi İçin Geleneksel Olmayan Su Kaynakları-RESWATER” projesi ile hibe almaya hak kazanarak yedi Akdeniz kenti ile birlikte program ortağı oldu. Koordinatörlüğünü Malta Enerji ve Su Bakanlığı’nın yürüttüğü program Akdeniz’de sürdürülebilir su yönetimi için önemli adımlar içeriyor. Proje kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında gri su kullanımına yönelik araştırma, geliştirme ve uygulama çalışmaları yapacak.</p>
<p><strong>İzmir’de sürdürülebilir su yönetimi için örnek proje</strong></p>
<p>Belediye hizmet binalarında merkezi ve konvansiyonel olmayan su kaynakları çözümleri uygulanacak. Bu alanda su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için kapsamlı bir gri su arıtma ve yağmur suyu hasadı projesi geliştirilecek. Binada oluşan gri su arıtılacak ve arıtılan su, bina içi temizlik ile kamusal alanlar ile peyzaj alanlarının sulanmasında kullanılacak. Uygulama ile hem maliyetlerin düşürülmesi hem de çevresel etkilerin en aza indirilmesi hedefleniyor. Kurulacak sistem, su miktarı ve kalitesini dijital araçlarla izleyerek fizibilite analizlerine olanak sağlayacak. Belediye, proje ortaklarıyla birlikte elde edilen deneyimleri paylaşacak, performans verilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirecek ve yerel düzeyde farkındalık çalışmaları, atölye ve etkinlikler düzenleyecek. Proje sayesinde sürdürülebilir su yönetimi konusunda hem yerel hem de bölgesel ölçekte iyi uygulama örneklerinin ortaya konması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Amaç sürdürülebilir ve dirençli bir kentsel su yönetimi</strong></p>
<p>Proje, programın “Daha yeşil, sıfır karbon ekonomisine doğru daha düşük karbon tüketimine yönelen ve dirençli bir Avrupa” önceliği kapsamında, “Suya erişimin ve sürdürülebilir su yönetiminin desteklenmesi” özel hedefi doğrultusunda yürütülüyor. Bu kapsamda iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle tatlı su kaynaklarına olan talebin giderek arttığı bölgelerde, doğal su kaynaklarına bağımlılığı azaltacak alternatif çözümler araştırılacak. Yine küçük ölçekli ve merkezi olmayan (şebeke dışı) su kaynaklarının kullanımı incelenecek ve gri su ile yağmur suyunun depolanması pilot bölgelerde uygulanacak.</p>
<p><strong>Kentsel su talebinin yüzde 30-50 oranında azaltılması hedefleniyor</strong></p>
<p>Projeyle, konvansiyonel olmayan su kaynaklarının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi, elde edilen deneyimlerin hem yerel hem de Akdeniz bölgesi aktörleriyle paylaşılması ve kentsel su talebini yüzde 30-50 oranında azaltma potansiyeli taşıyan çözümlerin fizibilite çalışmalarının yapılması hedefleniyor. Projenin sonuçlarının, sürdürülebilir ve düşük karbonlu su yönetimi politikalarının geliştirilmesine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.</p>
<p><strong>Uluslararası güçlü ortaklık</strong></p>
<p>RESWATER Projesi, Akdeniz çanağından geniş bir ortaklık ağını da bir araya getiriyor. Çalışmada; Malta Enerji ve Su Ajansı (Koordinatör), İzmir Büyükşehir Belediyesi, Su Araştırmaları ve Teknolojileri Merkezi (Tunus), Cagliari Üniversitesi (İtalya), Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı, Akdeniz Bilgi Ofisi / Küresel Su Ortaklığı Vakfı (Yunanistan), Murcia Bölgesi Su Genel Müdürlüğü (İspanya) yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-hizmet-binalarinda-uygulayacak-597319">Büyükşehir Belediyesi hizmet binalarında uygulayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelere yapılan ihracatla ayakta kaldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zeytinyagi-ihracati-uretici-olmayan-ulkelere-yapilan-ihracatla-ayakta-kaldi-589539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:41:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatı]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatla]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelere]]></category>
		<category><![CDATA[üretici]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinyağı İhracatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, zeytinyağı sektöründe ihracatta zorluklarla dolu bir sezonu geride bıraktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinyagi-ihracati-uretici-olmayan-ulkelere-yapilan-ihracatla-ayakta-kaldi-589539">Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelere yapılan ihracatla ayakta kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, zeytinyağı sektöründe ihracatta zorluklarla dolu bir sezonu geride bıraktı. 2023/24 sezonunda 70 bin 626 ton altın sıvı ihraç eden Türkiye, 2024/25 sezonunda 50 bin 713 ton zeytinyağı ihraç edebildi. Zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 28 kan kaybetti.</p>
<p>Zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 28 gerilerken, dünya genelinde zeytinyağı fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ihracattan elde edilen döviz getirisi yüzde 50’lik kayıpla 505 milyon dolardan 252 milyon dolara indi. </p>
<p>Zeytincilik sektörü, 2024/25 sezonunda sofralık zeytinde 255 milyon dolarlık döviz getirisiyle rekor kırarken, zeytinyağı ihracatında 252 milyon dolarla beklentilerin uzağında kaldı ve 4 sezon sonra sofralık zeytin ihracatının gerisine düştü. </p>
<p><strong> Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelerde tutundu</strong></p>
<p><strong> </strong>Türk zeytinyağı sektörünün üretici olmayan ülkelerdeki pazar payını koruması, sektörel ticaret heyetleri yaptığı ülkelerde ise önemli ihracat artışları yakalaması kayıplarla geçen 2024/25 sezonunun tesellisi oldu. </p>
<p>Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelerde 2023/24 sezonunda 46 bin 670 ton iken, 2024/25 sezonunda 45 bin 501 ton oldu. Bu ülkelerdeki kayıp yüzde 3’le sınırlı kaldı.</p>
<p>Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin sektörel ticaret heyetleri düzenlediği Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne zeytinyağı ihracatımız yüzde 17’lik artışla 21 bin 460 tondan 25 bin 202 tona yükseldi.</p>
<p><strong> Prina ihracatı yüzde 9 arttı</strong></p>
<p><strong> </strong>Türkiye’nin 2024/25 sezonunda prina yağı ihracatı ise yüzde 9’luk artışla 48 milyon dolardan 52,3 milyon dolara yükseldi. </p>
<p>Türk zeytincilik sektörü 2023/24 sezonunda zeytinyağı, sofralık zeytin ve prina yağı ihracatından 763,5 milyon dolar ihracat geliri karnesine yazarken, 2024/25 sezonunda yüzde 27’lik kayıpla 559,6 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırabildi.</p>
<p><strong> Uygun: “Yanlış kararlar yarayı derinleştirdi”</strong></p>
<p><strong> </strong>İhracat verilerini değerlendiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Türkiye’nin zeytinyağı sektöründe dünyadaki gelişmeleri doğru okuyamadığını, Ticaret Bakanlığınca 22 Mart 2021 tarihinde dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen kısıtlamayla başlayan, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında zeytinyağı ihracatına getirilen fon, yasak ve kısıtlamaların dünya fiyatlarındaki gerilemeyle birleşmesi sonucunda zeytinyağı ihracatındaki yararın derinleştiğini dile getirdi. Uygun, “Fon ve yasak kararları Türkiye’yi dünyada spotçu konumuna düşürdü. Bu süreçte Türkiye yüz milyonlarca dolar ihracattan oldu ve prestij kaybı yaşadı. Günümüzde de bu yanlış kararların uzantılarıyla mücadele ediyoruz” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Ticaret heyeti yaptığımız ülkelere ihracatımız arttı</strong></p>
<p><strong> </strong>Zeytinyağında kan kaybını minimize etmek için Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında zeytinyağı tüketicisi ülkelere yoğunlaştıkları bilgisini veren Uygun şöyle devam etti: “Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne sektörel ticaret heyetleri gerçekleştirdik. Zeytinyağı ihracatımız totalde miktar bazında yüzde 28 azalırken bu ülkelere ihracatımız yüzde 17’lik artışla 21 bin 460 tondan 25 bin 202 tona yükseldi.” </p>
<p><strong> Zeytinyağının yüzde 46’sı ABD’ye ihraç edildi</strong></p>
<p><strong> </strong>Türkiye, 2024/25 sezonunda 128 ülke ve gümrüklü bölgeye altın sıvı ihraç ederken zirvede 20 bin 938 tonla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. ABD’ye yapılan altın sıvı ihracatının döviz getirisi 94 milyon 327 bin dolar oldu. Zeytinyağı ihracatında ABD miktar bazında yüzde 46’ya ulaştı. </p>
<p>Zeytinyağı ihracatında ikinci sıranın sahibi 22 milyon 511 bin dolarla Japonya olurken, Kanada 14 milyon 257 bin dolarlık taleple ismini üçüncü sıraya yazdırdı. Türk zeytinyağı sektörünün geleneksel ihraç pazarlarından Suudi Arabistan’a 2024/25 sezonunda 10,8 milyon dolarlık altın sıvı gönderildi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinyagi-ihracati-uretici-olmayan-ulkelere-yapilan-ihracatla-ayakta-kaldi-589539">Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelere yapılan ihracatla ayakta kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 12:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586012</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişiler tarafından uygulanması gerektiğini belirterek önemli bilgiler aktardı.<br />“Isı ile Yanmış Bölgeye Tereyağı, Diş Macunu ve Yoğurt Sürülmemelidir”<br />İlk yardımın, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerle hızlı biçimde uygulanması gerektiğini belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, “İlk yardım becerisi, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerin hızlı şekilde uygulanmasını gerektiriyor. Halk arasında yaygın olarak kabul gören, bilimsel temeli zayıf veya yanıltıcı olan bazı uygulamalar, yardımda bulunulan insanlara hem zarar verebiliyor hem de zaman kaybına neden olabiliyor. <br />Örneğin; birçok kişi yanık bölgesine tereyağı, yağ ya da evde hazırlanan merhemler sürmenin yararlı olacağını düşünüyor. Oysaki bu uygulama, yanığın iç ısısını hapsederek cilde zarar veriyor ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Aynı şekilde yoğurt ve diş macunu gibi steril olmayan maddeler yara bölgesine ek mikrop taşıyabiliyor. Doğru yaklaşım, yanan bölgeyi 10–20 dakika boyunca soğuk su ile soğutmak, ardından temiz ve nemli bir bez ile kapatmaktır. Derin yanıklarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.<br />“Nöbet Geçiren Kişilere Keskin Kokular Koklatılmamalı ve Ağzı Zorla Açmak İçin Kuvvet Uygulanmamalı”<br />Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmanın, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmanın ya da ellerini açmaya çalışmanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyleyen Yılmaz; “Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmak, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmak ya da ellerini açmaya çalışmak en sık yapılan hatalardan biridir. Bir kişi nöbet geçiriyorsa, bu tür davranışlardan uzak durmak gerekiyor. Bunun yerine, kişinin baş bölgesi korunarak kendine zarar vermesi önlenmeli, kasılmaların bitmesi beklenmeli ve vakit kaybetmeden ambulans çağrılmalıdır” dedi.<br />“Zehirlenme Durumunda Hastayı Kusturmak Kesinlikle Yanlış Bir Uygulamadır”<br />Zehirlenme durumunda zehrin kesinlikle ağız yoluyla çıkarılmaması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz; “Zehirlenme vakalarında halk arasındaki en yaygın inanış, etken maddenin ağız yoluyla çıkarılmasıdır. Zehirli maddenin ele temas etmesi durumunda eller bol sabunlu su ile yıkanmalı ve zehirlenen kişi kesinlikle kusturulmaya çalışılmamalıdır. Özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmamalıdır. Bu durum özofagus ve solunum yollarında ek yaralanmalara neden olabilir.  Zehirlenme durumunda da acil tıbbi yardım istenmelidir” ifadelerine yer verdi.<br />“Yılan ve Böcek Sokmalarında Kanın Emilesi Enfeksiyona Sebep Oluyor”<br />Yılmaz; &#8220;Yılan soktuğunda yarayı kesip emmek kesinlikle yanlıştır. Bu uygulama, bulaşıcı hastalık riski de taşır. Böcek ya da yılan sokmalarında, sokulan bölgenin kesilerek kanatılması veya kanın emilip tükürülmesi, işlemi yapan kişiye enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle, böcek sokmalarında etkilenen bölgenin su ve sabunla temizlenmesi gerekir. Kaşıntı ve ağrının azaltılması için de buz ile soğuk uygulama yapılabilir” dedi.<br />“İlk Yardım Eğitimleri Yaygınlaştırılmalı”<br />İlk yardımın, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale geldiğinin altını çizen Yılmaz; “İlk yardım uygulamalarında halk arasında yaygın biçimde kabul görmüş pek çok inanış, bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen yanıltıcı bir yaklaşımlardır. İlk yardım, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale gelir. Bilinen bu yanlışlar, sağlımız için büyük risk oluşturur ve durumun daha da kötüye gitmesine neden olur. Bu sebeple, toplumda ilk yardım eğitimlerinin yaygınlaştırılması, daha doğru ilk yardımın sağlanabilmesi için gerekli bir yaklaşımdır” diyerek ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişilerce uygulanması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurumsal Sektör Hesapları, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-582749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 09:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gayrisafi]]></category>
		<category><![CDATA[gsyh]]></category>
		<category><![CDATA[hanehalkı]]></category>
		<category><![CDATA[hesapları]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal]]></category>
		<category><![CDATA[Net Borç]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 2024 yılında 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-582749">Kurumsal Sektör Hesapları, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 2024 yılında 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu</strong></p>
<p>GSMH 2024 yılında bir önceki yıla göre %64,3 artarak 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu.</p>
<p><strong>Mali olmayan şirketlerin 2024 yılı katma değer içindeki payı %59,4 oldu</strong></p>
<p>Mali olmayan şirketler, toplam ekonomide yaratılan katma değere en fazla katkıyı yapan sektör oldu. Mali olmayan şirketlerin toplam katma değer içindeki payı 2024 yılında %59,4 olarak gerçekleşti. Bu sektörü sırasıyla hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar (HHKOK) ile genel devlet takip etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-0-3sX5DrJ3.png"/></p>
<p><strong>Toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla&#8217;ya (GSYH) oranı 2024 yılında %30,1 oldu</strong></p>
<p>Toplam gayrisafi tasarrufun GSYH&#8217;ye oranı 2024 yılında toplam ekonomi için %30,1 oldu. Bu oran mali olmayan şirketler için %18,9 hanehalkı için %6,9 mali şirketler için %2,7 ve genel devlet için %1,5 oldu.</p>
<p><strong> Kurumsal sektörlere göre GSYH içindeki gayrisafi tasarruf oranları, 2023, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-1-snh1jYij.png"/></p>
<p><strong>Gayrisafi hanehalkı tasarruf oranı 2024 yılı için %11,3 oldu</strong></p>
<p>Hanehalkı tasarrufunun harcanabilir gelire oranı olarak tanımlanan tasarruf oranı, 2023 yılında %11,8 iken 2024 yılında<br />%11,3 oldu.</p>
<p><strong>Hanehalkı(1)sektörü temel göstergeler, 2023, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-2-HWbdnWUp.png"/></p>
<p><strong>Net borç verme/net borç alma işleminin GSYH&#8217;ye oranı toplam ekonomi için 2024 yılında %-0,7 oldu</strong></p>
<p>Toplam ekonomi 2023 yılında GSYH&#8217;nin %2,8 ile net borç alan pozisyondayken, 2024 yılında %0,7 ile net borç alan pozisyonda oldu.</p>
<p><strong>B9 (Net borç verme (+) / Net borç alma (-)) 2009-2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-3-GrEqAsS5.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurumsal-sektor-hesaplari-2024-582749">Kurumsal Sektör Hesapları, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyene &#8220;Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı&#8221; unvanı verildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyene-somut-olmayan-kulturel-miras-tasiyicisi-unvani-verildi-576358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyene]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Miras]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[somut]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyıcısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, akademik ve kültürel alanda önemli bir başarıya daha imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyene-somut-olmayan-kulturel-miras-tasiyicisi-unvani-verildi-576358">Egeli akademisyene &#8220;Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı&#8221; unvanı verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi, akademik ve kültürel alanda önemli bir başarıya daha imza attı. Dünyanın ilk kadın deri profesörü unvanını taşıyan Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Deri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Elif Eser Eke Bayramoğlu’na Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen değerlendirme süreci sonucunda “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanı verildi.</p>
<p>Akademik alandaki başarılarının yanı sıra geleneksel bilgi ve üretim biçimlerine yönelik katkılarıyla da öne çıkan Prof. Dr. Bayramoğlu, bu ünvanla birlikte Türkiye’nin kültürel mirasının yaşatılmasına yönelik çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmış oldu.</p>
<p>Prof. Dr. Elif Eser Eke Bayramoğlu, Deri Mühendisliği alanındaki öncü çalışmalarıyla uluslararası çapta tanınırken, son yıllarda kültürel miras alanındaki derinlemesine araştırmaları ve katkılarıyla da dikkat çekiyor. Prof. Dr. Bayramoğlu’nun bu yeni unvanı, Türkiye&#8217;nin zengin kültürel mirasının ulusal ve uluslararası platformlarda daha etkin bir şekilde temsil edilmesine olanak sağlayacak.</p>
<p>Prof. Dr. Bayramoğlu’nun başarısı hem akademik çevreler hem de kültürel miras alanında çalışan uzmanlar tarafından takdirle karşılandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyene-somut-olmayan-kulturel-miras-tasiyicisi-unvani-verildi-576358">Egeli akademisyene &#8220;Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı&#8221; unvanı verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Altyapıyla ilgili sorunu olmayan bir şehir olmalıyız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-altyapiyla-ilgili-sorunu-olmayan-bir-sehir-olmaliyiz-564029</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 15:27:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapıyla]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[olmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564029</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İlkses TV’nin canlı yayınına katılarak kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-altyapiyla-ilgili-sorunu-olmayan-bir-sehir-olmaliyiz-564029">Başkan Tugay: Altyapıyla ilgili sorunu olmayan bir şehir olmalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İlkses TV’nin canlı yayınına katılarak kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Altyapı konusunda önemli çalışmalar yapıldığını kaydeden Tugay, “Altyapıyla ilgili sorunu olmayan bir şehir olmalıyız. Altyapı yatırımları belediye başkanlarını siyaseten güçlü yapmaz. Ama ne olursa olsun, değeri anlaşılmasa da altyapıyı birinci sıraya koyuyorum. Devam edeceğiz. Diğer taraftan altyapı projeleriyle ilgili bulduğumuz kredilerin bakanlık tarafından onaylanması gerekiyor” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 16’ncı kuruluş yılını kutlayan İlkses TV’nin canlı yayınına katılarak Erdal Erek ile Siyaset Kulisi Programı’nda konuştu. Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir’de altyapı, ulaşım, kentsel dönüşüm, Körfez temizliği, 94’üncü İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) başta olmak üzere kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Altyapıyla ilgili çok ciddi yatırım yaptıklarını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, “Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesini yüzde 36 artırarak Körfez’in temizleme sürecini hızlandıracak 4. fazı, İzmir’in ikinci büyük arıtma tesisi olan Torbalı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ni açtık. Yoğun bir şekilde içme suyu hattı imalatı ve yenileme çalışmaları yapıyoruz.  Kirli su kanal çalışması yaptık ve yağmur suyu ayrıştırma hatları için çok önemli bir kaynak ayırdık. Altyapıyla ilgili sorunu olmayan bir şehir olmalıyız. Altyapı yatırımları belediye başkanlarını siyaseten güçlü yapmaz. Ama ne olursa olsun, değeri anlaşılmasa da altyapıyı birinci sıraya koyuyorum. Devam edeceğiz. Diğer taraftan altyapı projeleriyle ilgili bulduğumuz kredilerin bakanlık tarafından onaylanması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Buca Metrosu hızlandı</strong></p>
<p>Trafik ve ulaşım sorunlarıyla ilgili kısa vadeli çözümler içinde olan altgeçit, bulvar, yeni yol, köprü çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Tugay, büyük projelerle ilgili de önemli adımlar attıklarını söyledi: “Buca Onat Tüneli çalışmaları sürüyor. Umuyorum bir yıl içinde hizmete açılacak. Buca Metrosu’nun çalışmalarını hızlandırdık. Pazartesi günü Üçyol’dan Şirinyer’e kadar tünel açılmış olacak. Şehrin 50 yılını hesap eden Ulaşım Master Planı’na ihtiyacımız var. 2017 yılında yapılmış ama şu anda güncelliğini kaybetmiş durumda. Mevcut durumda yeni plana ihtiyacımız var. Bu uzun vadeli bakış açısıdır ve kalıcı çözümler üretecek yol izlemektir. Bu konuda da çalışıyoruz.”</p>
<p><strong>Daha sağlıklı mahallelere dönüşecek</strong></p>
<p>Kentsel dönüşüm çalışmalarına da değinen Başkan Tugay, “Kentsel dönüşüm denilince insanların aklına doğrudan deprem geliyor. Sadece riskli konutlar için kentsel dönüşümden bahsetmiyoruz. Öyle bakılmaması gerekir. Eski yapıları olan ama zeminin güçlü olması nedeniyle depremde sorun yaşamasını beklemediğimiz mahalleler var. Ama buralarda da yapılaşma plansız, ruhsatsız olmuş. Oralarda da bırakın çocuk parkı, yeşil alan, okul yapmayı, çöp konteyneri koyacak yer bulamıyorsunuz. Herkes birbirine yapışık evler yapmış. Ruhsatlar sonradan alınmış. İnsanların yaşam kalitesi iyi değil. Buraları da değiştirmemiz lazım. Bununla ilgili çok önemli adımlar atıyoruz. Diğer yandan riskli yapılarla ilgili genel tarama sonrasında riskli olduğu saptanan yapıların daha detaylı değerlendirilmesi ile ilgili bir süreç yürüyor. Düzensiz yapılaşmış mahalleler ile ilgili de, o mahalleleri daha sağlıklı hale getirecek çalışmalar yapılacak” dedi.</p>
<p><strong>“Körfez iyiye gidiyor”</strong></p>
<p>Körfez tarihindeki en büyük çalışmalardan birinin yürütüldüğünü aktaran Başkan Tugay, temizlik için dip taraması yapıldığını hatırlatarak “Elimizden geleni yapıyoruz. Daha uzun vadede daha iyi sonuçlar alacağız. Bu sene Körfez daha temizdi. İyiye gidiyor. Bu seneyi atlatırsak önümüzdeki sene muhtemelen sorun yaşamayacağız” diye konuştu.</p>
<p>94’üncü kez İEF’in kapılarını açacağını da söyleyen Başkan Tugay, “Bugün fuarda açacağımız iki önemli serginin basın toplantısını yaptık. Biri Refik Anadol’un sergisi, diğeri Atatürk’e ait fotoğraf ve kişisel eşyaların ilk kez sergileneceği sergi. Yine konserler ve sanatsal etkinlikler düzenliyoruz. Uluslararası açıdan geçen senelerden daha fazla katılım olacak. Fuarın içinde bazı yapıları, alanları tekrar hizmete açıyoruz. Göl Gazinosu’nu, oradaki gölü aktif hale getiriyoruz.  Yeni bir müze ve kütüphane devreye giriyor. Her sene fuarı daha renkli hale getirmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-altyapiyla-ilgili-sorunu-olmayan-bir-sehir-olmaliyiz-564029">Başkan Tugay: Altyapıyla ilgili sorunu olmayan bir şehir olmalıyız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akademi ve teknoloji iş birliğinde ilaç olmayan ürün geliştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akademi-ve-teknoloji-is-birliginde-ilac-olmayan-urun-gelistirildi-559602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Girişimci öğrenci ve akademisyenlerine projelerinde destek olan İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi’nde (TEKMER) yeni bir ürün geliştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akademi-ve-teknoloji-is-birliginde-ilac-olmayan-urun-gelistirildi-559602">Akademi ve teknoloji iş birliğinde ilaç olmayan ürün geliştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Girişimci öğrenci ve akademisyenlerine projelerinde destek olan İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi’nde (TEKMER) yeni bir ürün geliştirildi., Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan’ın girişimiyle geliştirilen ve ilaç olmayan ürünün sağlıklı kilo vermede etkili olması hedefleniyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Akademi ve teknoloji iş birliği, yeni fikir ve ürünlerin hayata geçmesinde önemli bir rol üstleniyor. İstanbul Atlas Üniversitesi çatısı altında girişimci öğrenci ve akademisyenlerine önemli fırsatlar sunan ve güçlü bir girişimcilik ortamı sağlayan Atlas Teknoloji Merkezi (TEKMER), yeni bir iş birliğini hayata geçirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı kilo vermede etkili ürün geliştirildi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği’nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan’ın girişimiyle geliştirilen ürünün sağlıklı kilo vermede etkili olması hedefleniyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas TEKMER’in sağladığı fiziksel altyapı, mentörlük, ticarileştirme danışmanlığı ve girişimcilik destekleriyle laboratuvar çalışmalarını gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan, kolayca hazırlanabilen toz formda, ilaç olmayan bir ürünü uygulamaya aldı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kilo kontrolü ve metabolik denge sağlanmasına destek sunuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ürünle ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ürün, sabah ve akşam yemeklerden önce bir bardak soğuk suyla karıştırılıp içiliyor. İçeriğindeki özel doğal bileşenlerle mide ve bağırsaklarda su tutarak tokluk hissi oluşturuyor, yemeklerin emilimini geciktiriyor ve yağların bir kısmını tutarak kalori alımını sınırlandırıyor. Bu sayede hem kilo kontrolü hem de metabolik denge açısından kullanıcıya destek sunuyor. Ayrıca gece yatmadan yaklaşık bir saat önce kullanılan farklı bir formül ise bağırsak florasının desteklenmesine ve günlük dışkılama düzeninin sağlıklı şekilde sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Bu sistemin en önemli avantajlarından biri, klasik diyet uygulamalarını kolaylaştırması. Yemeklerden önce alınan ürün, uzun süreli tokluk hissi sağlayarak bireyin açlıkla başa çıkmasını kolaylaştırıyor. Bununla birlikte, kan şekerini hızla yükselten yiyeceklerden uzak durmak, porsiyonları kontrollü belirlemek ve günlük su tüketimini artırmak da sürece önemli katkı sağlıyor.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Atlas TEKMER’in girişimcilik desteği çok önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas TEKMER’in önemini vurgulayan Dr.  Öğr. Üyesi Erdem Tezcan, sözlerini şöyle tamamladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “Atlas TEKMER’in girişimcilik destekleri, fikirlerin hızlı ve etkili şekilde hayata geçmesini sağlıyor. Sağlanan altyapı, danışmanlık ve destek sayesinde hem bilimsel çalışmamı tamamladım hem de bu çalışmayı toplumsal faydaya dönüştürebildim. Atlas Üniversitesi’nin akademisyenlere sunduğu bu fırsatlar kadar, öğrencilere verdiği girişimcilik desteği de büyük önem taşıyor. Öğrencilerimiz de kendi projelerini burada geliştirip ticarileştirme yoluna gidebiliyor.  Atlas Üniversitesi ve Atlas TEKMER, akademik bilginin ticarileştirilmesi, inovatif fikirlerin desteklenmesi ve toplum yararına dönüşecek projelerin hayata geçirilmesi adına örnek bir model sunuyor. Akademisyenlerin ve öğrencilerin birlikte üretebildiği, destek alabildiği ve büyüyebildiği bu yapı; üniversite, sanayi ve toplum üçgeninde güçlü bir köprü kurmaya devam ediyor.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akademi-ve-teknoloji-is-birliginde-ilac-olmayan-urun-gelistirildi-559602">Akademi ve teknoloji iş birliğinde ilaç olmayan ürün geliştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UV filtresi olmayan gözlükler faydadan çok zarar getiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uv-filtresi-olmayan-gozlukler-faydadan-cok-zarar-getiriyor-548130</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 08:58:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[faydadan]]></category>
		<category><![CDATA[filtresi]]></category>
		<category><![CDATA[getiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gözlükler]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş ışığında bulunan ultraviyole ya da morötesi ışınlar, göz sağlığı için büyük bir tehdit oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uv-filtresi-olmayan-gozlukler-faydadan-cok-zarar-getiriyor-548130">UV filtresi olmayan gözlükler faydadan çok zarar getiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güneş ışığında bulunan ultraviyole ya da morötesi ışınlar, göz sağlığı için büyük bir tehdit oluşturuyor. Özellikle yaz aylarında güneşin daha dik açıyla gelmesiyle UV miktarı şiddetini artırıyor. Yüksek enerjili olması ve gözün hassas dokularına doğrudan zarar vermesi nedeniyle bu morötesi ışınlara karşı önlem almak kıymetli. Olası risklerin başında katarakt ve sarı nokta hastalığının geldiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Sarı nokta hastalığı diye bilinen makula dejenerasyonu ve katarakt gelişimine karşı gözümüzü sakınmamız gerekiyor. Bu nedenle güneş gözlüğü seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta gözlüğün UV filtresine sahip olması” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının sadece yetişkinleri değil çocukların göz sağlığını da önemli ölçüde etkilediğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Güneş gözlüğü kullanımı toplumda çocuklar için gereksiz gibi görülse de aslında bu büyük bir yanılgıdır. Dış ortamda vakit geçirmeye başlayan yani güneşe maruz kalan herkesin güneş gözlüğü ile göz sağlığını desteklemesi tavsiye edilir. Normalde ışığa ya da güneşe maruz kalındığında göz bebekleri daralır, bu sayede yoğun ışığın veya UV’nin gözün lens ve makula bölgesine ulaşması engellenir. Eğer UV filtresi olmayan bir güneş gözlüğü kullanılırsa, gözlükteki renkli camlar bir karartma oluşturur ve göz bebeklerinin daha çok açılmasına yol açar. Yani kısılması gereken göz bebekleri gözlük nedeniyle genişler bir yandan da bu zararlı ışınlara maruziyet artar. Kısaca UV filtresi olmayan gözlükler faydadan çok zarar verir” dedi.</p>
<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz güneş gözlüğü kullanmanın göz sağlığı açısından sağladığı faydaları sıraladı:</p>
<p><strong>UV ışınlarından korur</strong></p>
<p>Gözleri güneşin zararlı ışınlara karşı koruyarak katarakt ve sarı nokta hastalığı riskini azaltır.</p>
<p><strong>Göz yanıklarını önler</strong></p>
<p>Yoğun güneş ışığında oluşabilecek fotokeratit yani kornea yanığı gibi durumları engeller.</p>
<p><strong>Parlamayı azaltır</strong></p>
<p>Özellikle su, kar veya cam gibi yüzeylerden yansıyan ışığın göz kamaştırıcı etkisini azaltarak görme kalitesini korur.</p>
<p><strong>Toz ve rüzgâra karşı koruma sağlar</strong></p>
<p>Gözleri toz, rüzgâr, polen gibi dış etkenlerden koruyarak tahrişi, alerjik reaksiyonları önler. Alerjenlerin göze temasını engelleyerek gözde sulanma, kaşıntı gibi şikâyetleri azaltır.</p>
<p><strong>Göz yorgunluğunu azaltır</strong></p>
<p>Güneşe maruz kalındığında oluşan göz kısılmalarını azaltır, göz kaslarının zorlanmasını önleyerek konfor sağlar.</p>
<p><strong>Görme kalitesini artırır</strong></p>
<p>Daha net, konforlu ve güvenli bir görüş sağlar. Özellikle araç kullanırken oldukça faydalıdır.</p>
<p><strong>Göz çevresini korur</strong></p>
<p>Göz kenarındaki hassas cildi UV ışınlarından koruyarak kırışıklık ve leke oluşumunu azaltır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uv-filtresi-olmayan-gozlukler-faydadan-cok-zarar-getiriyor-548130">UV filtresi olmayan gözlükler faydadan çok zarar getiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Felaket Kurtarma Planı Olmayan Şirketler İçin Büyük Tehdit: Veri Kaybı ve Finansal Zarar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/felaket-kurtarma-plani-olmayan-sirketler-icin-buyuk-tehdit-veri-kaybi-ve-finansal-zarar-547259</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 12:36:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547259</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş dünyası, siber saldırılardan doğal afetlere, insan hatalarından teknik arızalara kadar pek çok beklenmedik riskle karşı karşıya. Bu riskler, şirketlerin en değerli varlıklarından biri olan verilerini kaybetme tehlikesini beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/felaket-kurtarma-plani-olmayan-sirketler-icin-buyuk-tehdit-veri-kaybi-ve-finansal-zarar-547259">Felaket Kurtarma Planı Olmayan Şirketler İçin Büyük Tehdit: Veri Kaybı ve Finansal Zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş dünyası, siber saldırılardan doğal afetlere, insan hatalarından teknik arızalara kadar pek çok beklenmedik riskle karşı karşıya. Bu riskler, şirketlerin en değerli varlıklarından biri olan verilerini kaybetme tehlikesini beraberinde getiriyor. Veri kaybı, sadece operasyonel aksaklıklara yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda ciddi finansal zararlara, müşteri güveninin sarsılmasına ve uzun vadede marka itibarının zedelenmesine neden olabiliyor.</p>
<p>Bu kritik tehditler karşısında, şirketlerin iş sürekliliğini ve veri güvenliğini sağlamak için proaktif adımlar atması büyük önem taşıyor. İşte bu noktada, kapsamlı bir felaket kurtarma planı (Disaster Recovery Plan &#8211; DRP), şirketlerin olası kriz anlarında hızla toparlanmasını, veri bütünlüğünü korumasını ve operasyonlarına kesintisiz devam etmesini sağlayan hayati bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Felaket kurtarma planı neden bir zorunluluk? </p>
<p>Dijitalleşmenin hızla arttığı günümüz iş ortamında, şirketler için veri kaybı riski hiç olmadığı kadar yüksek. Siber saldırılar (fidye yazılımları, veri ihlalleri), doğal afetler (deprem, sel, yangın), donanım arızaları, yazılım hataları ve insan kaynaklı hatalar, her an iş sürekliliğini tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. </p>
<p>IBM ve Ponemon Institute iş birliğiyle hazırlanan Cost of a Data Breach Report 2024 verilerine göre; küresel veri ihlallerinin maliyeti 2024’te ortalama 4,88 milyon dolara ulaşarak, 2023’e göre yüzde 10 artışla şimdiye kadarki en yüksek seviyeyi ulaştı. Ayrıca kamu bulutundan kaynaklanan ihlallerin maliyeti ortalama 5,17 milyon dolar ile genel ihlaller arasında en yüksek maliyete sahip oldu. Günümüzde bir veri kaybı veya sistem kesintisi, şirketler için doğrudan ve dolaylı pek çok maliyete yol açabiliyor:</p>
<ul>
<li>
<p>Finansal kayıplar: Operasyonların durması nedeniyle gelir kaybı, kurtarma çalışmaları için ek maliyetler, yasal cezalar ve tazminatlar<br /> </p>
</li>
<li>
<p>Operasyonel kesintiler: Üretim duruşları, hizmet aksaklıkları, tedarik zinciri sorunları ve müşteri memnuniyetinde düşüş<br /> </p>
</li>
<li>
<p>İtibar kaybı: Müşteri güveninin sarsılması, marka değerinin düşmesi ve uzun vadede pazar payı kaybı<br /> </p>
</li>
<li>
<p>Yasal ve regülasyonel riskler: KVKK gibi veri koruma yasalarına uyumsuzluktan kaynaklanan ağır para cezaları ve hukuki süreçler</p>
</li>
</ul>
<p>Bu riskler göz önüne alındığında, bir felaket kurtarma planı, şirketlerin sadece verilerini değil, aynı zamanda finansal istikrarlarını ve itibarlarını da korumak için kritik bir yatırım olarak öne çıkıyor. Planlı bir yaklaşım, olası bir felaket anında iş süreçlerinin asgari kesintiyle devam etmesini sağlıyor ve şirketleri beklenmedik durumlara karşı dirençli hale getiriyor.</p>
<p>DT Cloud ile kesintisiz iş sürekliliği ve veri güvenliği</p>
<p>Felaket kurtarma ve veri koruma stratejileri, şirketlerin dijital varlıklarını güvence altına almasının temelini oluşturuyor. Cost of a Data Breach Report 2024 verilerine göre, yapay zeka destekli güvenlik ve otomasyon teknolojilerini kullanan kuruluşlar veri ihlali maliyetlerinde ortalama 2,22 milyon dolar tasarruf sağlıyor. DT Cloud, yerel ve ulusal regülasyonlara tam uyumlu, yüksek güvenlikli ve yapay zeka destekli bulut altyapısıyla şirketlere kapsamlı bir felaket kurtarma ve iş sürekliliği çözümü sunuyor. </p>
<p>”Dijital Türkiye’nin Yerli Bulutu” DT Cloud olarak kurumların ekonomik sürdürülebilirliği için çözümler geliştirdiklerini belirten DT Cloud Genel Müdürü Serdar Yokuş, “Türkiye&#8217;nin dört stratejik bölgesindeki yüksek güvenlikli merkezlerimizle, verilerin ülke içinde kalmasını ve hızlı kurtarmayı garanti ediyoruz. Veriler, birden fazla lokasyonda ve en az üç kopya halinde yedeklendiği için veri kaybı riski de minimize oluyor. Detaylı senaryolar ve test edilebilir planlarla, olası bir kesinti anında operasyonlara hızla geri dönülmesine imkan tanıyoruz. 7/24 siber güvenlik operasyon merkezimiz (SOC) ile sürekli tehdit izleme ve yapay zeka destekli güvenlik çözümleriyle siber saldırılara karşı proaktif savunma sağlıyoruz. KVKK ve Siber Güvenlik Kanunu gibi ulusal regülasyonlara uyumlu bir şekilde, hukuki ve finansal riskleri azaltıyoruz. Self-servis bir platform sunuyoruz, bulut yönetim platformumuz (CMP), kurtarma süreçlerinin kolayca yönetilmesine ve otomasyonuna imkan veriyor. Türkiye&#8217;deki uzman ekibimiz, felaket anında hızlı ve etkin destek sunarak kesinti süresini en aza indirgiyor.” diyerek hizmetlerini özetledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/felaket-kurtarma-plani-olmayan-sirketler-icin-buyuk-tehdit-veri-kaybi-ve-finansal-zarar-547259">Felaket Kurtarma Planı Olmayan Şirketler İçin Büyük Tehdit: Veri Kaybı ve Finansal Zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cerrahi-sansi-olmayan-karaciger-tumorlerinde-radyoembolizasyon-yasam-beklentisini-yukseltiyor-453102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 11:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beklentisini]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[radyoembolizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tümörlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yükseltiyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son yıllarda görülme sıklığında artış gözlenen karaciğer tümörlerinin tedavisinde cerrahi tedavi çok önemli bir yer tutmakla birlikte hastaların yüzde 20 gibi küçük bir bölümü cerrahi şansına ulaşabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cerrahi-sansi-olmayan-karaciger-tumorlerinde-radyoembolizasyon-yasam-beklentisini-yukseltiyor-453102">Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son yıllarda görülme sıklığında artış gözlenen karaciğer tümörlerinin tedavisinde cerrahi tedavi çok önemli bir yer tutmakla birlikte hastaların yüzde 20 gibi küçük bir bölümü cerrahi şansına ulaşabiliyor. </em></p>
<p><em>Cerrahi şansı olmayan karaciğer tümörlerinde ise radyoembolizasyon yönteminin kullanıldığını anlatan Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topcuoğlu, karaciğer tümörlerinin ülkemizde de son yıllarda giderek arttığına işaret ederek hastaların yaşam beklentisinin artmasına fayda sağlayan radyoembolizasyon tedavisi hakkında bilgi verdi.</em></p>
<p> </p>
<p>Karaciğer tümörleri ve farklı organ kanserlerinin karaciğere metastaz yapmaları durumunda kullanılan TARE (TransArteriyel RadyoEmbolizasyon) yönteminin kullanımı giderek artıyor. Uygulamanın disiplinler arası bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topçuoğlu, bu yöntemin özellikle cerrahi imkanı olmayan hastalarda kullanıldığını ve başarılı sonuçlara ulaşıldığını anlattı. </p>
<p>Gerek tanı olanaklarının artması gerekse çevresel etkenlere bağlı olarak son yıllarda karaciğer kanseri sıklığının tüm dünya ile birlikte ülkemizde de arttığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk, dolayısıyla radyoembolizasyon tedavisinin de öneminin arttığına işaret etti. Vücuda radyoaktif maddeler verilerek sürdürülen bu tedavi ile ilgili Prof. Dr. N. Alan Selçuk, “Özellikle karaciğerin HCC dediğimiz Hepatoselüler kanserinde ya da kolanjio kanserinde radyoembolizasyon uyguluyoruz. Ayrıca kolon kanserinde, memenin ve nöroendokrin tümörlerinin karaciğere metastazlarında da radyoembolizasyon tedavisini uyguluyoruz” dedi. </p>
<p><strong>“KARACİĞER TÜMÖRLERİ ARTTIKÇA İHTİYAÇ ARTIYOR”</strong></p>
<p>Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topcuoğlu, bunun yanında cerrahi tedavi şansı olmayan hastalarda radyoembolizasyon tedavisi sonrasında hastanın cerrahiye uygun hale gelebildiğini anlattı. Bu kapsamda karaciğer tümörlerinde radyoembolizasyon tedavisinin önemine değinen Doç.  Dr.Topçuoğlu, radyoembolizasyon uygulamasının girişimsel radyolojik tedavi yöntemlerinden bir tanesi olduğunu belirterek günümüzde karaciğer tümörlerinin saptanabilirliğinin artış göstermesiyle birlikte ihtiyacın her geçen gün arttığını söyledi. </p>
<p>Doç. Dr. Topcuoğlu bu hastaların sadece küçük bir kısmının cerrahi olarak ameliyatla tedavi olabildiğini belirterek “Cerrahi şansı olmayan hastalarda biz devreye girebiliyoruz. Tüm dünyada bu tedaviler yaklaşık 30 yıldır giderek artan sıklıkla yapılmakta. Cerrahi imkanı olmayan hastalara uyguladığımızda o hastaların tümörlerini küçülterek cerrahiye uygun hale getirebiliyoruz. Bazı hastalarda tümörleri tamamen ortadan kaldırıp ömürlerini uzatmaya yönelik katkı sağlayabiliyoruz. Birçok opsiyon mevcut” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong> “HASTALARDA TÜMÖRÜN KARACİĞERDE SINIRLI OLMASI TARE UYGULANMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ</strong>”</p>
<p>Prof. Dr. Alan Selçuk, lokal tedaviler arasında nükleer tıp ve girişimsel radyolojinin iş birliği ile uygulanan TARE tedavi yönteminin yer aldığını belirterek tedaviyi hangi durumlarda kullandıkları konusunda şu bilgileri verdi: “Cerrahi şansını kaybetmiş ve karaciğer içerisinde çoklu tümör söz konusu olan hastalarda, TARE yöntemiyle tümörler küçültülebiliyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Ancak tümörün karaciğere lokalize olması yani sadece karaciğerde sınırlı olması uygulama için önem taşıyor. Karaciğerin kendinden kaynaklı ya da metastaz yapmış bu tümörler nastanın yaşam kalitesini etkiliyorsa ya da hastanın prognozunu yani hastalığın ilerlemesini karaciğer tümörü belirliyorsa bu tedaviyi devreye sokuyoruz.” </p>
<p><strong>“TEDAVİ RADYOAKTİF MADDELER VERİLEREK YAPILIR”</strong></p>
<p>Kolon kanserinde, memenin ve nöroendokrin tümörlerinin karaciğere metastazlarında da radyoembolizasyon tedavisini kullandıklarını anlatan Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi: “Girişimsel radyoloji ile birlikte yürütülen radyoembolizasyon iki basamaklı bir yöntemdir. Önce bir provası yapılır, karaciğerin anjiyosu çekilir. Tümörü besleyen damarı bulup hastaya uygulanacak radyoaktif maddenin dozu hesaplanır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“HER HASTANIN ALACAĞI RADYASYON DOZLARI VE MİKTARLARI FARKLIDIR”</strong></p>
<p>Tedavi öncesinde prova yapıldığını hatırlatan Nükleer Tıp Uzman Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk, prova yapılmasındaki amacın hastanın bu tedaviden faydalanıp faydalanmayacağını ön görmek ve uygun olan hastada tümörü yok etmek için verilen radyasyon miktarını belirlemek olduğunu söyledi. Uygulanan bu tedavinin kişiye özel olduğunun altını çizen Prof. Dr. Alan Selçuk şunları anlattı: “Her hastanın damar yapısı kendine özgüdür. Bu nedenle hastanın damar yapısının haritasının çıkarılması tedaviyle verilecek olan radyoaktif madde kaçaklarının tespiti için önemlidir. Bazı hastalarda karaciğeri besleyen damarların başka organı da beslediği görülmektedir. Böyle bir durumda siz prova yapmadan verdiğiniz radyaaktif madde tümör yerine sağlan dokuya giderek orada hasar yaratmaktadır. Bunun önüne geçmek için tedavi öncesinde mutlaka prova amaçlı anjiyografi yapılarak her hastanın damar yapısı incelenir. Karaciğer dışına kaçak var mı yok mu gözlemlenir. Her hastanın alacağı radyasyon dozları ve miktarları farklıdır. Her hastanın anjiyo yapısı farklıdır. Bunların her biri ince hesaplar doğrultusunda hesaplanarak hastaya yönelik değerlendirme yapılır. Sonrasında provada yapıldığı şekliyle hesaplanan radyoaktif maddeler yine aynı yöntemle enjekte edilir. Enjeksiyon yapıldıktan sonra da verilen maddenin doğru hedefe gidip gitmediğini veya hastanın bu tedaviden faydalanıp faydalanmayacağı PET görüntüleri alınarak gözden geçirilmektedir.”</p>
<p><strong> “HASTA AYNI GÜN YA DA ERTESİ GÜN TABURCU EDİLİR”</strong></p>
<p>Yapılan işlem sonrasında hastanın aynı gün ya da bir gün sonra taburcu edildiğini söyleyen Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topçuoğlu, kanserli dokuların bu tedaviye yanıtı en erken 6’ncı, 9’uncu ve 12’nci hafta arasındaki dönemde beklendiğini aktardı. Böylece yaklaşık 3 ay sonra MR, PET BT görüntülemesiyle kontrollerin sağlandığını hatırlatan Doç. Dr. Topcuoğlu metastazları ya da karaciğer tümöründeki küçülmeye göre ikinci bir tedavi şansının da hastalara tanıma imkanı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Topcuoğlu, “Birinci seans anjiyoda provası yapılmış hastalar asıl tedavi için girişimsel radyoloji ünitesine gelir. Geldiğinde standart olarak sağ kasıktan nadiren de el bileğinden iğne deliğinden girilerek anjiyosunu gerçekleştiririz. Buradaki amaç: kanserli dokuları, kanseri besleyen atardamarlardan, radyasyon dozları önceden hesaplanmış ve yüklenmiş radyoaktif madde içeren mikroküre dediğimiz yapıları enjekte etmek. Hasta açısından oldukça konforlu olan bu işlemi lokal anesteziyle gerçekleştiriyoruz. Bu işlem yaklaşık olarak tabi tecrübeye de bağlı olarak 30 dk ile -1,30 saat sürmektedir. 1. anjiyo seansı olan prova işleminde kanserli dokunun atar damar haritası çıkarıldığı için ikinci anjiyo her zaman çok daha kısa sürer. Hastalar da uygulamanın nasıl gerçekleştiğine prova anjiyosu ile aşina olduğu için ikinci seans tedavi anjiyosu çok daha rahat oluyor” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cerrahi-sansi-olmayan-karaciger-tumorlerinde-radyoembolizasyon-yasam-beklentisini-yukseltiyor-453102">Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Albaraka Türk&#8217;ün 2023 Konsolide Olmayan Net Kârı 3,43 Milyar TL Oldu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/albaraka-turkun-2023-konsolide-olmayan-net-kari-343-milyar-tl-oldu-442478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2024 21:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[albaraka]]></category>
		<category><![CDATA[konsolide]]></category>
		<category><![CDATA[krı]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[türkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Albaraka Türk Genel Müdürü Malek Khodr Temsah: “2023 yılı kârlılığımızın arttığı ve bilançomuzun daha da güçlendiği bir yıl oldu. Bankamızın, 2023 yılında konsolide olmayan net kârı bir önceki yıla %151 artış ile 3,43 milyar TL oldu.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/albaraka-turkun-2023-konsolide-olmayan-net-kari-343-milyar-tl-oldu-442478">&#8220;Albaraka Türk&#8217;ün 2023 Konsolide Olmayan Net Kârı 3,43 Milyar TL Oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Albaraka Türk Genel Müdürü Malek Khodr Temsah: “2023 yılı kârlılığımızın arttığı ve bilançomuzun daha da güçlendiği bir yıl oldu. Bankamızın, 2023 yılında konsolide olmayan net kârı bir önceki yıla %151 artış ile 3,43 milyar TL oldu.”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Albaraka Türk, 2023 yılında net kârını bir önceki yıla göre %151 arttırarak 3,43 milyar TL’ye yükseltti. Artan kârlılık seviyesinin yanı sıra aktif kalitesini daha da güçlendiren Banka, 2022 yılsonunda %1,9 olan takipteki alacak oranını %1,7’ye düşürürken özel karşılık oranını ise %88,7’den %95,2’ye çıkardı. Bankanın ihtiyatlılık politikaları çerçevesinde, 3,41 milyar TL’si 2023 yılında ayrılmış olmak üzere, ayrılan toplam serbest karşılıkları 5,23 milyar TL seviyesine yükseldi.</p>
<p> </p>
<p>Banka, 2023 yılında toplam nakdi kredi ve toplanan fonlarını 2022 yılsonuna kıyasla sırasıyla %44,6 ve %43,6 arttırırken, Merkez Bankası’nın liralaşma stratejisine uygun olarak, bilançosundaki Türk Lirası varlıklarının ağırlığını yükselterek, toplam varlıklardaki TL payını 2022 yıl sonuna göre %45’den %53’e çıkardı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Artan Kârlılık ile Sermaye Yeterlilik Oranı Güçlendi </strong></p>
<p> </p>
<p>Malek Khodr Temsah, “Bankamızın ortalama özkaynak kârlılığı 2023 yılında bir önceki yıla göre, %21’den %32’e yükselmiştir. Sürdürülebilir kârlılık ve büyüme vizyonumuz doğrultusunda, Bankamızın kâr üretim kapasitesi artış, bilançomuz daha güçlü hale gelerek sermaye yeterlilik rasyomuz Aralık 2023 itibarıyla %17,3 olarak gerçekleşmiştir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin 100. yılını kutlayan Temsah, bu önemli zaman diliminde, birliğimizin ve dayanışmamızın devamının, güven, huzur ve barış atmosferinde uzun yıllar boyunca sürmesini içtenlikle arzuladığını ve ülkemizin ekonomik olarak ilerlemesi ve katılım finansın gelişimi için Albaraka Türk olarak azimle çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p>Temsah, “2023 yılının başında hepimizi derinden etkileyen elim bir deprem felaketi ile karşı karşıya kaldık. Deprem sonrası süreçte depremzede vatandaşlarımızın elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık. Bu deprem felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>2023 Yılı Başarılarla Tamamladığımız Bir Yıl Oldu</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sözlerine Albaraka Türk’ün yıl içerisinde yapmış olduğu yeniliklerle devam eden Temsah, “Geçtiğimiz yıl PTT ile yaptığımız anlaşmaya ilaveten Yapı Kredi ile de ATM kullanımına dair gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde 8.500’den fazla ATM üzerinden hizmet sunmaya başladık. Dijitalleşme stratejimiz doğrultusunda, geleneksel ürünlerimizi dijital kanallardan sunmak için çalışmalarımıza hız verdik. Bu kapsamda, ticari müşterilerimizin kullanımına sunduğumuz dijital ürünlerimizden “Jet Finansman” ürünün yanı sıra sigortacılık ürünlerimizin ve fon alım/satımı gibi sermaye piyasası işlemlerinin dijital kanallardan kullanımını müşterilerimizin hizmetine sunduk. </p>
<p> </p>
<p>2023 yılında kazanılan ödüllere de değinen Temsah, “2023 yılı yine başarılarımızı ödüllerle taçlandırdığımız bir yıl oldu. Her yıl Türkiye’nin en güçlü ve en değerli 100 markasını seçen uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından bu yıl, önceki yıla kıyasla bir sıra yükselerek 51’inci sırada yer aldık. Ayrıca Şikayetvar tarafından 1,5 milyonu aşkın veri analizi kullanılarak yapılan “Müşteri Deneyimi Endeksi” araştırmaları sonucunda 8’inci A.C.E. Awards’ta katılım bankacılığı alanında “Diamond” ödülüne layık görüldük.”</p>
<p> </p>
<p>“Finansal teknoloji alanında yaptığımız çalışmalar sonucunda dünya üzerindeki bankaların açık bankacılık platformlarını değerlendiren ve bağımsız bir platform olan INNOPAY’in Q1/2023 raporunda dünyada fonksiyonel anlamda en yenilikçi API platformları arasında yer alırken İngiltere merkezli Global Business Outlook tarafından, 2023 yılında Bankacılık kategorisinde Türkiye’nin en inovatif API Servis Sağlayıcısı seçildik. Bunun yanı sıra, uzun yıllardır banka bünyesinde sürdürdüğümüz ve birçok prestij eseri okuyucu ile buluşturduğumuz Albaraka Yayınları, 2022 Kamu Yayıncılığı Ödülü’nü almaya hak kazandı.”</p>
<p> </p>
<p>“Yenilikçi projeleri desteklemek amacıyla kurduğumuz Albaraka Garaj ile girişim ekosistemindeki faaliyetlerimize devam ediyoruz. 2023 yılında altıncısı düzenlenen Albaraka Garaj Ön Hızlandırma Programı’na 13 girişim katıldı. Düzenlediğimiz “Demoday” etkinliği sonucunda yedi girişim ile yola devam edilmesi kararlaştırıldı. Girişimcilerle iş birliği yaparak şirketlerini büyütmek ve sektöre önemli katkılarda bulunmak için çalışmaya devam ediyoruz. Albaraka Türk olarak, önceki deneyimlerimizden elde ettiğimiz bilgiler ışığında, hızlandırma programına katılan girişimlerin ihtiyaçlarına yönelik adımlar atmayı ve girişim ekosistemine katkı sağlamayı sürdüreceğiz.”</p>
<p> </p>
<p>Sürdürülebilirliğin önemini vurgulayan Albaraka Türk Genel Müdürü Malek Khodr Temsah, “Katılım Bankaları arasında sürdürülebilirlik alanında öncü olan Albaraka Türk, son 10 yılda çok ciddi mesafe kat eden Bankamız, 2015 yılından bu yana Sıfır Atık Projesi’ne ve 2016 yılından bu yana Karbon Saydamlık Projesi’ne (CDP) anlamlı katkılar sunmaya devam ediyor. 2019 yılında dâhil edildiğimiz BİST Sürdürülebilirlik Endeksi için raporlama yapmakta olduğumuz Refinitiv’de değerleme notumuzu artırma hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Sürdürülebilirlik çalışmalarımızda uluslararası standartların yanı sıra ülkemizde 2023 yılında açıklanan ulusal standartlara uyum için de gerekli hazırlıklara başladık”</p>
<p> </p>
<p>Albaraka Türk Genel Müdürü Temsah, “Sürdürülebilirlik yolculuğumuz katılım bankaları arasındaki lider konumunu koruyarak, nihai hedefimiz olan “Net Sıfır” hedefine ulaşmamızı sağlayacak şekilde devam edecektir. Biz bu konuda üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz.” diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/albaraka-turkun-2023-konsolide-olmayan-net-kari-343-milyar-tl-oldu-442478">&#8220;Albaraka Türk&#8217;ün 2023 Konsolide Olmayan Net Kârı 3,43 Milyar TL Oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyanin-yarattigi-guzellik-algisi-estetik-yasini-dusurdu-uzman-olmayan-ellerde-yapilan-islemlere-dikkat-425548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2023 07:55:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düşürdü]]></category>
		<category><![CDATA[ellerde]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[işlemlere]]></category>
		<category><![CDATA[medyanın]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yarattığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medyanın yaygın kullanımı toplumsal güzellik algılarını da belirliyor. Değişen bu algıyla birlikte başta burun estetiği olmak üzere birçok estetik işlemin erken yaşlarda yapılmak istendiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Özellikle bu uygulamaların uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyanin-yarattigi-guzellik-algisi-estetik-yasini-dusurdu-uzman-olmayan-ellerde-yapilan-islemlere-dikkat-425548">Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</strong></p>
<p> </p>
<p><em>Sosyal medyanın yaygın kullanımı toplumsal güzellik algılarını da belirliyor. Değişen bu algıyla birlikte başta burun estetiği olmak üzere birçok estetik işlemin erken yaşlarda yapılmak istendiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Özellikle bu uygulamaların uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi.</em> </p>
<p> </p>
<p>Özellikle sosyal medya fenomenlerinin ve ünlülerin paylaştığı görseller ve kullandığı filtreler toplumdaki güzellik algısını dönüştürdü. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, bunun sonucunda sosyal medya ve toplumsal güzellik algılarının günümüz estetik trendini belirlemede önemli bir role sahip olduğunu söyledi. “Ancak bir ünlünün veya çok beğendiği birinin bir organını taklit etmek yerine kişinin kendi güzelliğinin farkına varması çok daha önemli” diyen Dr. Öğr. Ü. Ersan, herkesin yüz yapısının farklı olduğunu ve estetik işlemlerin de kişiye özel planlanması gerektiğine işaret etti. </p>
<p> </p>
<p><strong> “ESTETİK CERRAHİ GİRİŞİMLER UZMAN ELLERDE YAPILMALI”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, “Özellikle son 5-6 yıldır estetik işlemlerin artması nedeniyle çoğu kişi tarafından bunun bir gelir kapısı olarak görüldüğünü gözlemliyoruz. Ancak ehil olmayan kişiler tarafından yapılan işlemler birçok komplikasyona neden olabiliyor.</p>
<p>“Yasal olarak içinde ‘estetik’ kelimesini barındıran tıptaki tek branş plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahidir” diyen Dr. Öğr. Ü. Ersan, uzman olmayan kişiler tarafından yapılan estetik müdahalelerin istenmeyen sonuçlara neden olabileceği konusunda uyardı. Dr. Öğr. Ü. Ersan sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Biz hem asistanlık eğitimimiz hem de gördüğümüz vakalar sayesinde kendimizi çok daha iyi yetiştirmiş vaziyetteyiz. Bir işi yapabiliyor olmak, o işi yapabileceğiniz anlamına gelmiyor. Merdiven altı uygulamalarla karşılaştığımız durumlarda hastayı tekrar tedavi edebilmek için çok çok büyük çaba sarf ediyoruz. Günümüzde sadece dolgu, botoks gibi cerrahi olmayan işlemler yapılmıyor. Ehil olmayan eller tarafından cerrahi girişimler bile yapılıyor maalesef. Bu tarz işlemler deri ve deri altı anatomisine hâkim, konuyu derinlemesine ele alabilen, hem teorik hem pratik anlamda ciddi bir tecrübeye sahip ve karşılaştığı komplikasyonları yönetebilecek hekimler tarafından yapılmalı. Bu hem bizler hem de toplum sağlığı açısından son derece önem taşıyor.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“ERKEN ESTETİK YAŞI KIZ ÇOCUKLARINDA DAHA YÜKSEK” </strong></p>
<p>Estetik yaşının erken yaşlara düştüğü gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını söyleyen Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, özellikle kız çocuklarının toplumdaki güzellik algısından daha çok etkilendiğini belirtti. Ersan, “Toplumsal güzellik algısı, sosyal medya gibi faktörler kız çocukların üzerinde daha etkili oluyor. Özellikle ergenlik sonrası dönemde kız çocukları dış görünüşüne daha fazla önem vermeye başlıyor” dedi.  </p>
<p><strong> “ERKEN YAŞLARDA YÜZ GELİŞİMİ TAMAMLANMADAN BURUN ESTETİĞİNDEN UZAK DURULMALI”</strong></p>
<p> </p>
<p>Erken yaşlarda en sık tercih edilen ameliyatların başında burun ameliyatlarının geldiğini anlatan Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, bu noktada bazı parametrelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Dr. Öğr. Ü. Ersan sözlerine şöyle devam etti: “Yüz gelişimi tamamlanmadan erken yaşlarda yapılacak müdahaleler yüzün diğer bölümlerinin gelişimine zarar verebiliyor. Bu da ileride fonksiyonel, fiziksel ve görsel olarak bazı problemlere sebebiyet verebiliyor. Dolayısıyla yüz gelişimi tamamlanmadan, 18 yaşından daha erken yaşlarda burun estetiği önermiyoruz.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“HASTAYLA DOĞRU İLETİŞİM ÖNEM TAŞIYOR” </strong></p>
<p>Bu işlemi gerçekleştirecek olana adayla doğru bir iletişim içinde olmanın ve hastanın tüm süreci anladığından emin olmanın gereğini belirten Dr. Öğr. Ü. Ersan, sözlerine şöyle devam etti:  “Ne yazık ki bu gençler ameliyat olduktan bir saat sonra çok daha güzel burnuyla hayatına devam edeceğini zannediyor ki elbette durum böyle değil. Dolayısıyla hastayla doğru iletişimi kurup süreci çok iyi anladığından emin olmak gerekiyor. Hasta gerçekten tüm süreci anlamış mı, ameliyattan önce ve sonra neler yapması gerekiyor, nasıl bir ameliyat süreci onu bekliyor, hastanın psikolojisi bu operasyonu kaldırabilecek düzeyde mi, hasta ameliyat sonrası yeni burnuyla hayatında nelerin değişmesini bekliyor gibi sorularda ortak noktada buluşmak gerekiyor.”  </p>
<p> </p>
<p><strong> “BURUN ESTETİĞİNDE SADECE GÖRSEL KAZANÇ SAĞLAMAK ADINA FONKSİYONDAN FERAGAT EDİLMEMELİ” </strong></p>
<p> </p>
<p>“Bizim bir organa estetik diyebilmemiz için fonksiyonel olarak işlevini yerine iyi getirmesi gerekir. Dolayısıyla bizim için güzel nefes alabilen bir burun estetiktir” diyen Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, “Sadece görsel bir kazanç sağlamak adına fonksiyondan feragat etmememiz gerekiyor. Bu nedenle öncelikle hastanın nefes almada problem yaşayıp yaşamadığını çok ciddi bir şekilde değerlendiriyoruz. Fizik muayeneyle ve ayrıca bazı görüntüleme yöntemleriyle, endoskop gibi kameralı sistemlerle de hastanın nefes alma problemi olup olmadığı değerlendirilebilir” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“HER BURUN HER HASTAYA UYGUN DEĞİL” </strong></p>
<p>Herkesin yüz yapısının birbirinden farklı olduğunu ve estetik operasyonlarında kişiye özel planlanma yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Ü. Mert Ersan, “Bunun yanında hangi hastaya hangi burnun yapılması gerektiği de bir diğer önemli noktayı oluşturuyor. Zira herkesin yüz yapısı farklı olduğu için her burun her hastaya uygun değildir. Öncelikle hastanın beklentisini anlamak bizim için oldukça önemli. Kendi için rahatsızlık yaratan durumları değerlendirip hastanın beklentilerinin ne kadar gerçekçi olup olmadığını değerlendiriyoruz diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“ÜÇ BOYUTLU GÖRÜNTÜLEME PROGRAMLARI ELDE EDİLECEK SONUÇ HAKKINDA FİKİR VERİYOR”</strong></p>
<p>Ameliyat kararı alınan hastalarda sonraki sürecin üç boyutlu görseller üzerinden değerlendirildiğini ve bu doğrultuda hareket ettiklerini söyleyen Dr. Öğ. Ü. Mert Ersan, sözlerine şöyle devam etti: “Hastanın nasıl bir sonuca ulaşmak istediği ve beklentilerinin gerçekçi olup olmadığı konusunda farklı yöntemler kullanıyoruz. Örneğin beğendiği ve beğenmediği burun fotoğraflarını getirmelerini istiyor ve bunun üzerinden değerlendirme yapıyoruz. Herkesin kıkırdak, cilt ve kemik yapısının birbirinden farklı olduğunu dolayısıyla beklentilerin de bu yönde olması gerektiğini anlatıyoruz. Bu noktada üç boyutlu görüntüleme programları kullanıyoruz. Hastanın farklı açılardan fotoğraflarını çekip sisteme yükleyerek üç boyutlu bir görüntü oluşturuyoruz. Bu görüntüleme üzerinde bazı değişiklikler yaparak nasıl bir görüntüye ulaşacağımızın ön izlemesini çıkarıyoruz. Elbette elde edilen görüntü kesin sonuç vermese de sonuç açısından bir fikir sunuyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyanin-yarattigi-guzellik-algisi-estetik-yasini-dusurdu-uzman-olmayan-ellerde-yapilan-islemlere-dikkat-425548">Sosyal Medyanın Yarattığı Güzellik Algısı Estetik Yaşını Düşürdü, Uzman Olmayan Ellerde Yapılan İşlemlere Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada 3.5 Milyon Çocuk Temiz Olmayan Su ve Yetersiz Hijyenden Ölüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-35-milyon-cocuk-temiz-olmayan-su-ve-yetersiz-hijyenden-oluyor-414360</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 14:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hijyenden]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden birincisinin temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları olduğunu kaydeden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “5 yaşından küçük toplam çocuk ölümlerinin yüzde 18’i ishale bağlıdır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-35-milyon-cocuk-temiz-olmayan-su-ve-yetersiz-hijyenden-oluyor-414360">Dünyada 3.5 Milyon Çocuk Temiz Olmayan Su ve Yetersiz Hijyenden Ölüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden birincisinin temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları olduğunu kaydeden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “5 yaşından küçük toplam çocuk ölümlerinin yüzde 18’i ishale bağlıdır. Uygun teknik ile el yıkamak ishal vakalarını yüzde 50 oranında azaltabiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 15 Ekim’in 5 kıtada 70&#8217;den fazla ülkede ‘Küresel El Yıkama Günü’ olarak kutlandığını hatırlatarak, UNICEF tarafından ilk kez 2008’de ilan edilen ‘Küresel El Yıkama Günü’nün, ellerin su ve sabunla yıkanmasının önemini, sağlık alanındaki en etkili ve ucuz müdahale olarak vurgulamayı amaçladığını anlattı.</p>
<p><strong>Çocuk ölümlerinin ikinci nedeni ishal…</strong></p>
<p>UNICEF uzmanlarının, sadece el yıkamakla her yıl bir milyon çocuğun hayatının kurtulabileceğini bildirdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tüm dünyada temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları özellikle çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden biri. İshal ve zatürre gibi hastalıkların her yıl dünyada yaklaşık 3.5 milyon çocuk ölümüne neden olduğu ve bunların yarısından fazlasının 5 yaşından küçük olduğu tahmin ediliyor.”</p>
<p>Çocuklar arasında görülen ölümlerin en yaygın ikinci nedeninin ishal olduğunu da vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “5 yaşından küçük toplam çocuk ölümlerinin yüzde 18’i ishale bağlıdır. Uygun teknik ile el yıkamak ishal vakalarını yüzde 50 oranında azaltabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>El yıkamanın önemi</strong></p>
<p>Yüzyıllar boyunca su ve sabunla el yıkamanın kişisel hijyenin bir ölçüsü olarak kabul edildiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, el yıkamanın önemini şöyle anlattı:</p>
<p>“Gün içinde değişik aktivitelerle eller kirlenir ve hastalık kaynağı olan mikroorganizmalar ellere yerleşir. Gözle görünmeyen bu mikroorganizmalar ağız, burun, deri gibi yollarla vücuda girer ve enfeksiyon yaratır. Başta grip, soğuk algınlığı, zatürre gibi solunum yolu virüsleri yanında ishal, hepatit A gibi birçok bulaşıcı hastalık bakterisi de doğru yıkanmayan eller aracılığı ile bulaşır.”</p>
<p><strong>Sıvı sabun tercih edilmeli ve takılar çıkartılmalı </strong></p>
<p>Dr. Dilek Leyla Mamçu, el yıkamanın önemli kriterlerini de şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Su ve sabun kullanılarak yapılmalı, sadece su kullanılması yeterli değil. </p>
<p>&#8211; El yıkamada çok sıcak ve çok soğuk su ellerde tahrişe neden olur, mikroorganizmaların girişine zemin hazırlar.</p>
<p>&#8211; Eller yıkanırken tüm takılar çıkartılmalı.</p>
<p>&#8211; Katı sabunda mikroorganizma üreyebildiği için sıvı sabun kullanılmalı.</p>
<p>&#8211; Kısmen boş sabun dağıtıcısına sabun eklenmemeli. Sıvı sabun yeniden doldurulacaksa tamamen boşaltılıp yıkanmalı, dezenfekte edildikten sonra yeniden sabun eklenmeli.</p>
<p>&#8211; Çok kullanımlık havlular uygun değil.</p>
<p>&#8211; Etkili el yıkama 30 saniye ile 1 dakikalık sürede gerçekleşir. Eller çok kirli ise 3-5 dakika sürebilir.</p>
<p><strong>Gözle görülür kir için antiseptik kullanılmamalı</strong></p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, doğru el yıkamanın nasıl olması gerektiğini şu şekilde anlattı:</p>
<p>“Eller su ile ıslatılır, 3 – 5 ml sıvı sabun alınır, sıvı sabun ile eller el bilekleri, avuç içleri, baş parmaklar ve parmak araları en az 30 saniye ovalanır. Avuç içi, parmak araları, parmak uçları özellikle tırnak dipleri ve baş parmaklarda temizlenecek şekilde iyice yıkanmalıdır. Eller yıkanırken yavaş yavaş 15 &#8211; 20’ye kadar sayılmalıdır. Eller durulandıktan sonra tek kullanımlık havlu ile kurulanmalı, musluk kullanılan havlu ile kapatılıp havlu çöpe atılmalıdır.”</p>
<p>Su ve sabuna ulaşılamayan yerlerde, iş yerlerinde, okullarda, seyahat esnasında, acil durumlarda el antiseptiği kullanılabileceğini de ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak hiçbir zaman el yıkamanın yerini tutmaz. Ellerde gözle görünür kir varsa kullanılmaz.” dedi.</p>
<p><strong>Eller ne zaman yıkanmalı?</strong></p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, ellerin ne zaman yıkanması gerektiği konusunda da şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8211; Eller kirli hissedildiği zaman,</p>
<p>&#8211; Yemek hazırlamadan ve yemeden önce, yedikten sonra,</p>
<p>&#8211; İşe başlamadan önce,</p>
<p>&#8211; Tuvaleti kullandıktan sonra,</p>
<p>&#8211; Çöplere dokunduktan sonra,</p>
<p>&#8211; Para alışverişinden sonra,</p>
<p>&#8211; Hasta insanlara dokunmadan önce ve sonra,</p>
<p>&#8211; Burnumuzu   temizledikten   sonra,</p>
<p>&#8211; Herhangi bir kesik ve yaraya dokunduktan sonra,</p>
<p>&#8211; Hapşırdıktan, öksürdükten, burun, kulak karıştırdıktan sonra el yıkamalıyız.</p>
<p>Dr. Dilek Leyla Mamçu, doğru el yıkamanın enfeksiyonlardan korunma ve enfeksiyonların yayılımını önlemede en etkili ve en ucuz yol olduğunu da vurguladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-35-milyon-cocuk-temiz-olmayan-su-ve-yetersiz-hijyenden-oluyor-414360">Dünyada 3.5 Milyon Çocuk Temiz Olmayan Su ve Yetersiz Hijyenden Ölüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erbaş: Yazılı Bir Hayatı Olmayan İnsanın Hayatı Olmamıştır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erbas-yazili-bir-hayati-olmayan-insanin-hayati-olmamistir-412181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Oct 2023 13:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[erbaş]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[olmamıştır]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’nin okuyan ve okutan kent olarak anılmasına büyük katkılar sağlayan 13. Kocaeli Kitap Fuarı tüm heyecanıyla başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erbas-yazili-bir-hayati-olmayan-insanin-hayati-olmamistir-412181">Erbaş: Yazılı Bir Hayatı Olmayan İnsanın Hayatı Olmamıştır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin okuyan ve okutan kent olarak anılmasına büyük katkılar sağlayan 13. Kocaeli Kitap Fuarı tüm heyecanıyla başladı. Birbirinden ünlü yazarların ve 390 yayınevinin katıldığı fuarda kitapseverler ve yazarlar bir araya gelerek kâğıdın büyülü dünyasıyla buluşuyor. Bu kapsamda Büyükşehir’in düzenlediği 13. Kocaeli Kitap Fuarı’na katılan Şair ve Yazar Şükrü Erbaş, Selim Sırrı Paşa Salonu’nda okuyucularıyla bir araya geldi. “Şiir: İnsanın Dünya Şarkısı” konu başlığıyla söyleşisini gerçekleştiren Erbaş, “Bir insanın yazılı bir hayatı yoksa bir hayatı olmamıştır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“ŞİİR BAŞKA BİR DİLDİR”</b></p>
<p>Şiirin insan için önemli olduğunu ifade eden Erbaş, “Bizim içine doğduğumuz dünya bizden önce tanımlanmıştır. Büyüdükçe yaşadığımız dünyada hayat bize bir şeyler öğretir. Biz öğrenmeye başlarız. Okulda gördüğümüz her ders bize bir şeyler katar. Burada hayatımıza giren kitaplar bize farklı dünyaların kapılarını açar. Edebiyat, resim ve müzik yapan herkes aslında kalabalığı yalnızlığa taşır. İnsan sanat akımını başlattı. Şiir bu akımdan çıkmıştır. Ben şiirlerimi yazmaya başladığımız zaman dünyayla bütün bağımı kesiyorum. Zaman akıp gidiyor anlamıyorum. Ben şuna inanıyorum. Bir insanın yazılı bir hayatı yoksa bir hayatı olmamıştır. Şiir başka bir dildir” ifadesini kullandı. Erbaş, söyleşinin ardından sevilen şiirlerini okuyucuları için seslendirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erbas-yazili-bir-hayati-olmayan-insanin-hayati-olmamistir-412181">Erbaş: Yazılı Bir Hayatı Olmayan İnsanın Hayatı Olmamıştır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber dolandırıcılar, saldırılarında merkezi olmayan dosya sistemi kullanarak &#8216;Gezegenler Arası&#8217; hale geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-dolandiricilar-saldirilarinda-merkezi-olmayan-dosya-sistemi-kullanarak-gezegenler-arasi-hale-geldi-367103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:28:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[kullanarak]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılarında]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky uzmanları, siber suçluların e-posta kimlik avı saldırılarında InterPlanetary File System'i (IPFS) nasıl kullandığını keşfetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-dolandiricilar-saldirilarinda-merkezi-olmayan-dosya-sistemi-kullanarak-gezegenler-arasi-hale-geldi-367103">Siber dolandırıcılar, saldırılarında merkezi olmayan dosya sistemi kullanarak &#8216;Gezegenler Arası&#8217; hale geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky uzmanları, siber suçluların e-posta kimlik avı saldırılarında InterPlanetary File System&#8217;i (IPFS) nasıl kullandığını keşfetti. Dolandırıcılar, 2022&#8217;nin sonlarından bu yana Web 3.0&#8217;ın en ileri teknolojilerinden biri olarak kabul edilen, güvenli, merkezi olmayan ve güvenilir dosya dağıtım yöntemini dünyanın dört bir yanındaki şirketleri hedef almak için kullanıyor. Kaspersky tarafından hazırlanan yeni raporda araştırmacılar, saldırganların web barındırma maliyetlerini düşürmek için kimlik avı HTML dosyalarını IPFS&#8217;ye nasıl yerleştirdiğini ortaya koydu. Şubat 2023&#8217;te halihazırda devam eden toplu ve hedefli kimlik avı kampanyaları için kullanılan bu yeni tekniğin yer aldığı yaklaşık 400 bin kimlik avı e-postası tespit etti.</strong></p>
<p>IPFS, dünyanın dört bir yanındaki kullanıcıların dosya alışverişi yapmasına olanak tanıyan dağıtık bir dosya sistemine verilen isim. Merkezi dosya sistemlerinin aksine IPFS, dosya yollarına göre değil, benzersiz içerik tanımlayıcılarına (CID) göre yapılan adreslemeyi kullanıyor. Bu teknikte dosyanın kendisi, onu IPFS&#8217;ye &#8220;yükleyen&#8221; kullanıcının bilgisayarında bulunuyor ve doğrudan bu bilgisayardan indiriliyor. Normalde IPFS&#8217;ye bir dosya yüklemek veya indirmek için özel bir yazılım (IPFS istemcisi) kullanmak gerekiyor. Bununla birlikte özel ağ geçitleri sayesinde kullanıcıların IPFS&#8217;de bulunan dosyaları herhangi bir yazılım yüklemeden serbestçe görüntülemesi sağlayabiliyor.</p>
<p>2022 yılında dolandırıcılar IPFS&#8217;yi e-posta kimlik avı saldırıları için aktif olarak kullanmaya başladı. Bu teknikte IPFS&#8217;ye kimlik avı formu içeren HTML dosyaları yerleştiriliyor ve ağ geçitlerini proxy olarak kullanılıyor. Böylece kurbanlar cihazlarında bir IPFS istemcisi çalıştırıyor olsalar da olmasalar da dosyayı açabiliyorlar. Dolandırıcılar ayrıca ağ geçidi üzerinden dosya erişim bağlantılarını kurbanlara gönderilen kimlik avı mesajlarına dahil ediyor.</p>
<p>Saldırılardan merkezi olmayan, dağıtık özellikteki bu dosya sisteminin kullanılması saldırganların kimlik avı sayfası barındırma maliyetlerinden tasarruf etmelerini sağlıyor. Bunun yanı sıra üçüncü şahıslar tarafından yüklenen dosyaları IPFS&#8217;den silmek mümkün olmuyor. Birisi bir dosyanın sistemden tamamen kaybolmasını istiyorsa dosya sahibinin onu bilgisayarından silmeye teşvik etmesi gerekiyor. Ancak bu yöntem, siber suçlular söz konusu olduğunda pek de gerçekçi değil.</p>
<p>IPFS ağ geçidi sağlayıcıları, alternatif olarak sahte dosyalara giden bağlantıları düzenli olarak silerek IPFS kimlik avı ile mücadele etmeye çalışıyor.</p>
<p>Ancak ağ geçidi düzeyinde bağlantıların tespiti ve silinmesi işlemi her zaman bir kimlik avı web sitesinin, bulut formunun veya belgenin engellenmesi kadar hızlı gerçekleşmiyor. IPFS dosyalarının URL adresleri ilk olarak Ekim 2022&#8217;de ortaya çıktı. Şu an için bu kampanya devam ediyor ve adresler Kaspersky tarafından engelleniyor.</p>
<p>IPFS bağlantıları içeren oltalama mesajları da orijinal olmaktan oldukça uzak. Hepsi kurbanın hesap giriş bilgilerini ve şifresini elde etmeyi amaçlayan tipik oltalama mesajları içeriyorlar. Bu teknikle ilgili ilginç olan tek şey HTML sayfası bağlantılarının nereye gittiği.</p>
<p>URL parametresi alıcının e-posta adresini içeriyor. Değiştirildiğinde, oltalama formunun üstündeki kurumsal logo ve giriş alanına girilen e-posta adresi de değişiyor. Bu şekilde tek bir bağlantı farklı kullanıcıları hedefleyen çeşitli kimlik avı kampanyalarında, hatta bazen düzinelerce kampanyada kullanılabiliyor.</p>
<p>Kaspersky, 2022&#8217;nin sonlarına doğru bazı durumlarda günde 15 bine ulaşan IPFS kimlik avı mesaj trafiği gözlemledi. Bu yıldan itibaren de IPFS kimlik avı saldırılarının ölçeği büyümeye başladı ve Ocak ve Şubat aylarında günde 24 binden fazla mesaja ulaştı.</p>
<p><em>IPFS kimlik avı saldırılarının sayılarındaki değişim, Kasım 2022 &#8211; Şubat 2023.</em></p>
<p>Şubat ayı IPFS kimlik avı faaliyetleri açısından en yoğun ay oldu. Araştırmacılar yalnızca bu ayda yaklaşık 400 bin mesaj gözlemledi. Bu Kasım ve Aralık 2022&#8217;ye kıyasla 100 bin artışa karşılık geliyor.</p>
<p>Kaspersky Güvenlik Uzmanı <strong>Roman Dedenok</strong>, konuyla ilgili şunları söylüyor: <em>&#8220;Saldırganlar kâr elde etmek için en son teknolojileri kullandılar ve kullanmaya devam edecekler. Son zamanlarda hem kitlesel hem de hedefli IPFS kimlik avı saldırılarının sayısında bir artış gözlemliyoruz. Dağıtık dosya sistemi, dolandırıcıların alan adından tasarruf etmelerini sağlıyor. Ayrıca bu teknikte bir dosyayı tamamen silmek kolay değil. Ancak IPFS ağ geçidi düzeyinde dolandırıcılıkla mücadele etmeye dair bazı girişimler de mevcut. İyi haber şu ki, anti-spam çözümleri IPFS&#8217;deki kimlik avı dosyalarına giden bağlantıları tıpkı diğer kimlik avı bağlantılarında olduğu gibi tespit ederek engelleyebiliyor. Özellikle Kaspersky ürünlerinde IPFS kimlik avını tespit etmek için bir dizi sezgisel yöntem kullanıyoruz.&#8221;</em> </p>
<p>IPFS kimlik avı saldırıları hakkında daha fazla bilgi için Securelist’e bakabilirsiniz. </p>
<p><strong>Kaspersky, kendinizi ve şirketinizi spam e-posta kampanyalarından korumak için aşağıdakileri öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>Personelinize temel siber güvenlik hijyeni eğitimi verin. Kimlik avı e-postalarını nasıl ayırt edeceklerini bildiklerinden emin olmak için simüle edilmiş kimlik avı saldırıları düzenleyin</li>
<li>Kimlik avı e-postası yoluyla bulaşma olasılığını azaltmak için uç noktalarda ve posta sunucularında Kaspersky Endpoint Security for Business gibi kimlik avı önleme özelliklerine sahip bir koruma çözümü kullanın.</li>
<li>Microsoft 365 bulut hizmeti kullanıyorsanız, onu da korumayı unutmayın. Kaspersky Security for Microsoft Office 365, güvenli iş iletişimi için SharePoint, Teams ve OneDrive uygulamalarına yönelik korumanın yanı sıra spam ve kimlik avı önleme özelliğine sahiptir.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-dolandiricilar-saldirilarinda-merkezi-olmayan-dosya-sistemi-kullanarak-gezegenler-arasi-hale-geldi-367103">Siber dolandırıcılar, saldırılarında merkezi olmayan dosya sistemi kullanarak &#8216;Gezegenler Arası&#8217; hale geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kazandağ: Deprem sonrası diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığı arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kazandag-deprem-sonrasi-dis-kaynakli-olmayan-dis-agrilarinin-gorulme-sikligi-artti-358550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılarının]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklı]]></category>
		<category><![CDATA[kazandağ]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin insanlardaki ağız ve diş sağlığını da etkileyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, “Gerek deprem bölgesinden gelen hastalarımızda gerekse genel popülasyonda, diş kaynaklı olmayan, başka nedenlere bağlı olan diş ağrılarının görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kazandag-deprem-sonrasi-dis-kaynakli-olmayan-dis-agrilarinin-gorulme-sikligi-artti-358550">Prof. Dr. Kazandağ: Deprem sonrası diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığı arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depremin insanlardaki ağız ve diş sağlığını da etkileyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, “Gerek deprem bölgesinden gelen hastalarımızda gerekse genel popülasyonda, diş kaynaklı olmayan, başka nedenlere bağlı olan diş ağrılarının görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz. Diş hastalıklarından kaynaklanmayan diş ağrıları nedeniyle dişlerini çektiren birçok hastaya rastlıyoruz” dedi.  </p>
<p>Deprem felaketinin her alanda olduğu gibi ağız ve diş sağlığı konusunda da etkilerinin olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Haftası’na özel bilgilendirmelerde bulundu. </p>
<p><strong>“Ağrının Kaynağını Doğru Teşhis Etmek Çok Önemlidir” </strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının Türkiye’deki durumuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kazandağ, “Türkiye özelinde değerlendirecek olursak, insanlarımız genellikle dişlerini fırçalıyor; ancak arayüz temizliği henüz yaygınlaşmadı. Bu nedenle dişlerin arayüzlerinden başlayan çürükleri ve diş eti hastalıklarını halen sıklıkla gözlemliyoruz. Dişlerin birbirine bakan yüzeylerini normal diş fırçası ile temizlemek oldukça güçtür. Bu amaçla üretilmiş diş ipleri ve arayüz fırçaları bulunuyor. Bunları kullanarak ilave bir temizlik yapılmalı. 6 ayda bir diş hekimine giderek diş taşı temizliği yaptırmayan herkes ağız ve diş sağlığı sorunu yaşayabilir” dedi. </p>
<p>Yapılan çalışmaların, insanların yüzde 66&#8217;sının son 6 ay içerisinde ağrı hissettiklerini gösterdiğini belirten Kazandağ, “Bu ağrıların yüzde 12&#8217;si diş ağrısı olarak karşımıza çıkıyor. Ağrının kaynağını doğru teşhis etmek çok önemlidir” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Detaylı Muayeneyi Endodonti Uzmanı Yapar”</strong></p>
<p>Diş ağrısına dişlerden kaynaklanan ve kaynaklanmayan durumların sebep olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Meriç Karapınar Kazandağ, “Hastalar diş ağrılarının yanı sıra diş kaynaklı olmayan ağrılar, en çok da çene eklemi ve çiğneme kaslarından kaynaklanan ağrılarla da diş hekimine başvuruyor. Diş ağrısına birçok etken neden olabileceği için diş hekimlerinin tedaviye başlamadan önce hastayı çok dikkatli dinlemeleri ve detaylı bir muayene yapmaları gerekir. Çeşitli uzmanların çalıştığı merkezlerde diş ağrısına dair bu detaylı muayeneyi genellikle endodonti uzmanları yaparlar” dedi.  </p>
<p><strong>“100 Diş Ağrısından 3’ünün Sebebi Diş Değil” </strong></p>
<p>Diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının deprem felaketinden sonra artabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kazandağ, konuyla ilgili şöyle konuştu: </p>
<p>“Endodonti bölümlerine yönlendirilen 100 hastadan yaklaşık 3 tanesi dişten kaynaklanmayan nedenle ağrı çekiyor. Ancak son günlerde, ülkemizin yaşadığı deprem felaketi sonrasında, gerek deprem bölgesinden gelen hastalarımızda gerekse genel popülasyonda, diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz. Bu konuda yapılmış bir çalışma henüz yayınlanmadı; ancak, endodonti uzmanı bir diş hekimi olarak  deprem sırasında ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik yaralanmaların bu artışa olabileceğini düşünüyorum. Deprem felaketi hepimizi çok üzdü, çok fazla canımızı yitirdik, çok sayıda yaralımız var. Baş-boyun yaralanmaları yaşayan, uzuvlarını kaybeden, iç organları zarar gören hastalarımız oldu. Bu fiziksel yaralanmalar sinir zedelenmelerine yol açıyor. Sinirler de merkezi sinir sisteminde bazı verileri karıştırabiliyor. Bazen periferik sinirlerde karıştırmalar, bazen de merkezi sinir sisteminde yanılsamalar olabiliyor. Bunların neticesinde hastalar gerçekte dişlerden kaynaklanmayan ağrıları sanki diş ağrıları gibi algılayabiliyor.” </p>
<p><strong>“Kaygı Bozuklukları da Diş Ağrısı Yanılsamasını Ortaya Çıkarır” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Kazandağ, detaylı muayene yapıldıktan sonra ağrının diş kaynaklı olmadığı ortaya çıkarsa ‘ne yapılmalı’ sorusuna ise şu cevabı verdi: </p>
<p>“Çiğneme kaslarının yaralanmasından veya diş sıkma alışkanlığından kaynaklandığını düşünüyorsak bu konuda uzmanlaşmış diş hekimlerine yönlendiriyoruz. Sinirlerin travma veya enfeksiyon sonucu zarar gördüğünü ve nedenin diş ile ilgili olduğunu düşünüyorsak diş hekimleri olarak biz tedavi ediyoruz, aksi takdirde ‘Nöroloji uzmanına’ yönlendiriyoruz. Sinüslerin enfeksiyonu veya alerjik nedenlerle ortaya çıkan diş ağrılarını, ‘KBB uzmanına’ yönlendiriyoruz. Daha nadir olarak kalp, göğüs, boğaz, boyun, kafa ve yüzdeki yapılardan kaynaklanan ağrılar da dişlere yansıyor olabilir. Böyle bir olasılık düşündüğümüzde, gerekli değerlendirmelerin ve varsa yönlendirmelerin yapılması için öncelikle ‘Ağrı uzmanına’ yönlendiriyoruz. Bazı kişiler de ise ‘Somatoform bozukluklar’ veya ‘kaygı bozuklukları’ gibi nedenlerle bozulmuş algılarının bir yansıması olarak ‘psikojenik diş ağrısı’ hissedebiliyorlar. Psikolojik travma sonrası da ortaya çıkabilen bu tip durumlarda hastalarımızı bir ‘Psikiyatri uzmanına’ yönlendiriyoruz.” </p>
<p><strong>“Bu Şekilde Dişlerini Kaybeden Birçok Hastaya Rastlıyoruz” </strong></p>
<p>Diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının doğru teşhis edilmesinin çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Kazandağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Diş kaynaklı olmayan diş ağrıları doğru teşhis edilemediğinde hastalar, kanal tedavisi veya ağrı geçmeyince diş çekimi gibi gereksiz müdahalelere maruz kalmış oluyor. Bu yüzden hastalara, diş hekimlerine gidip muayene olmalarını, dişlerinin çekilmesi için ısrar etmek yerine başka uzmanlardan da yardım istemelerini önerebilirim. Hastalar, diş ağrısı olduğunda ısrarcı oluyor. Yapılan muayeneler sonucunda diş ağrısı olduğu kesinleşmese bile hasta büyük ısrarlar neticesinde kanal tedavisi yaptırıyor. Kanal tedavisinden sonra bir hafta 10 güne arası ağrılar genellikle geçiyor. Fakat bir süre sonra tekrar başlıyor. Bu durumda hasta, ben bu ağrıya dayanamıyorum, dişimin çekilmesini istiyorum gibi bir taleple gelebiliyor. Israrlar devam edince diş çekiliyor ve bir süre sonra bu bir kısır döngüye giriyor. Ağrı, bir sonraki dişe atlamış oluyor; o dişe kanal tedavisi yapılıyor ve diş çekiliyor. Bu bir döngü şeklinde devam ediyor. Bu şekilde dişlerini kaybeden birçok hastaya rastlıyoruz.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kazandag-deprem-sonrasi-dis-kaynakli-olmayan-dis-agrilarinin-gorulme-sikligi-artti-358550">Prof. Dr. Kazandağ: Deprem sonrası diş kaynaklı olmayan diş ağrılarının görülme sıklığı arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
