<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olmasın | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olmasin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmasin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jul 2025 07:51:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>olmasın | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmasin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Klima Serinlik Sağlarken Hastalık Nedeni Olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klima-serinlik-saglarken-hastalik-nedeni-olmasin-556872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 07:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlarken]]></category>
		<category><![CDATA[serinlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klimaların neden olduğu hastalıklardan en önemlisi kuşkusuz atipik pnömoni olarak da bilinen zatürre. Ancak sadece bu değil; baş ağrısı, kas tutulmaları, yüz felci ve bazı alerjik sorunlarda da klimaların etkisi büyük. Oysa klimaların doğru kullanımı, olası hastalık risklerinin düşürülmesini sağlıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klima-serinlik-saglarken-hastalik-nedeni-olmasin-556872">Klima Serinlik Sağlarken Hastalık Nedeni Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Klimaların neden olduğu hastalıklardan en önemlisi kuşkusuz atipik pnömoni olarak da bilinen zatürre. Ancak sadece bu değil; baş ağrısı, kas tutulmaları, yüz felci ve bazı alerjik sorunlarda da klimaların etkisi büyük. Oysa klimaların doğru kullanımı, olası hastalık risklerinin düşürülmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fidan Yıldız Ünal</strong>, klimaların periyodik bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, olası klima hastalıklarına yönelik belirtiler olduğunda mutlaka doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Uzun Süre Çok Düşük Isıda Kullanmayın</strong></p>
<p>İnsan vücudu, ani ısı değişikliklerinden kolaylıkla etkilenebilir. Örneğin soğuk bir ortam, vücudun direncini düşürür, bakterilerin varlıklarını göstermesine neden olur. Özellikle sıcak ortamdan soğuk ortama geçiş, hiç istediğimiz bir durum değildir. Bu yüzden klima ısı derecelerinin çok iyi ayarlanması ve düşük ısılarda kullanılmaması gerekir.</p>
<p><strong>Yüz Felci Geçirme İhtimalini Unutmayın </strong></p>
<p>Çocukları, yaşlılar, üst ve alt solunum yolu ile ilgili rahatsızlığı olan kişiler klima kullanımı konusunda daha dikkatli davranmalı. Klimalardan yüze direkt gelen soğuk hava üflemesi, yüzün sinir kılıfına etki edebilir, ödem ve yüz felçleri ile sonuçlanabilir.</p>
<p><strong>Alerjik Rahatsızlığı Bulunan Kişiler Dikkat!</strong></p>
<p>Klimalar üflediği soğuk hava ile beraber ortama toz da yayar. Bu durum özellikle, alerjisi olan kişilerin şikayetlerini artırır ve krizlerini tetikler. Şiddetli kuru öksürükler, yaşamayı istemeyeceğimiz bir durum. Bu nedenle alerjik bir bünyeniz varsa, ani ısı değişimlerine karşı dikkatli olmanız ve çok soğuk ortamlarda bulunmamanız gerekir.</p>
<p><strong>Sigara Kullananlar Risk Altında</strong></p>
<p>Büyük otellerde çalışan kişiler, havalandırma görevlileri ve sağlık personelleri risk altında olan gruplardır. Bebek, çocuk ve yaşlılar, diyabet hastaları, alkol kullananlar, kortizon tedavisi görenler, kemoterapi tedavisi alanlar, böbrek yetmezliği ve KOAH hastalığı olan kişiler çok dikkat etmeli ve sigara kullanımından kaçınmalıdırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klima-serinlik-saglarken-hastalik-nedeni-olmasin-556872">Klima Serinlik Sağlarken Hastalık Nedeni Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar Ayları Çocuğunuza Kâbus Olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-528006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 08:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayları]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuza]]></category>
		<category><![CDATA[kbus]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan “alerjik nezle (rinit)” ya da bilinen diğer adıyla “saman nezlesi” oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-528006">Bahar Ayları Çocuğunuza Kâbus Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan “alerjik nezle (rinit)” ya da bilinen diğer adıyla “saman nezlesi” oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabilmektedir. Alerjik nezle çoğunlukla soğuk algınlığıyla karıştırılır. Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelmelidir. Böyle durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, çocuklarda alerjik nezle ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p> <strong>Çocuğunuz hapşırma krizine giriyorsa&#8230;</strong></p>
<p>Bahar aylarında burun akıntı veya tıkanıklığı nedeni ile doktora başvuran çocukların yaklaşık yarısı alerjik rinittir. Alerjik rinit ya yıl boyu sürer ya da mevsimseldir. Mevsimsel alerjik rinitte genellikle çiçek açmayan ve polenleri rüzgar ile saçılan bitkiler etkendir. Sıklıkla bahar aylarında özellikle bitkilerdeki tozlaşma döneminin başlamasıyla, üst solunum yollarını etkiler.  </p>
<p>Her çocukta belirtiler farklı olabilir, yaygın belirtiler aşağıdaki gibidir;</p>
<ul>
<li>Hapşırma</li>
<li>Burun tıkanıklığı</li>
<li>Burun akıntısı</li>
<li>Kaşıntılı burun, boğaz, gözler ve kulaklar</li>
<li>Burun kanamaları</li>
<li>Kulaklarda tıkanma</li>
<li>Gözlerde kızarıklık, sulanma, yanma veya kaşıntı </li>
</ul>
<p>Yıl boyu alerjik rinitli çocuklarda ayrıca şu şikayetler de görülebilir;</p>
<ul>
<li>Tekrarlayan kulak enfeksiyonları</li>
<li>Horlama</li>
<li>Ağızdan nefes alma</li>
<li>Koku alamama</li>
<li>Kaşıntılı burnu sık sık silmekten veya kaşımaktan kaynaklanan burun köprüsünde çizgi veya kırışıklık </li>
</ul>
<p><strong>Astımlı çocuklarda daha çok görülüyor</strong></p>
<p>Egzama, gıda alerjisi ve astım gibi diğer alerjik hastalıkları olan çocukların alerjik rinit geçirme olasılığı daha yüksektir. Astımlı çocukların yaklaşık 10&#8217;da 8&#8217;inde alerjik rinit de vardır. Bu çocuklar için alerjenler astım ataklarının yaygın bir nedenidir. Ebeveynleri alerjisi olan çocuklar da alerji geliştirme riski daha yüksektir.</p>
<p><strong>Sadece polenler değil, ev tozu da etkiliyor!</strong></p>
<p>Evlerde bulunan çiçek ve bitkilerin polenlere karşı duyarlı olan çocukları çok fazla etkilemezken; açık havada, yeşillik alanlarda, ormanda, kırda görülen bitkilerin alerjik nezle şikayetlerinin artmasına neden olabilir. Alerjik nezleye polenlerin yanı sıra; evdeki toz, hayvan tüyleri, tütün dumanı gibi alerjenler de yol açabilmektedir. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalığın, kişinin tüm hayatı boyunca birlikte yaşamayı öğrenmesi gereken bir durum haline gelebilir. </p>
<p><strong>Alerjiye neden olan madde tespit edilmeli</strong></p>
<p>Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, aile alerjiye neden olan etkenleri fark edebileceği gibi alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testlerine ihtiyaç da duyulabilir. Ayrıca, burun akıntılarında alerji hücrelerinin yüzdesinin ölçüldüğü “nasal eosinofili” testi de alerjik nezle tanısı için kullanılan bir yöntemdir. Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir.  </p>
<p><strong>İlaç tedavisi yetersiz kalırsa aşı tedavisi uygulanabilir</strong></p>
<p>Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye neden olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da tedavi altında yeşil alanlarda bulunması sağlanmalıdır. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisi etkili bir yöntem olacaktır. Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikayetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, “immünoterapi” uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-aylari-cocugunuza-kabus-olmasin-528006">Bahar Ayları Çocuğunuza Kâbus Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram tatili kâbusunuz olmasın! 2 saatte bir, 15 dakikalık molalar verin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-tatili-kabusunuz-olmasin-2-saatte-bir-15-dakikalik-molalar-verin-449969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2024 12:38:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dakikalık]]></category>
		<category><![CDATA[kbusunuz]]></category>
		<category><![CDATA[molalar]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[saatte]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[verin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün olmasıyla birçok kişi tatile çıktı veya çıkmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-tatili-kabusunuz-olmasin-2-saatte-bir-15-dakikalik-molalar-verin-449969">Bayram tatili kâbusunuz olmasın! 2 saatte bir, 15 dakikalık molalar verin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu yıl Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün olmasıyla birçok kişi tatile çıktı veya çıkmaya hazırlanıyor.</strong> <strong>Bayram tatili için kendi aracıyla seyahat edecek vatandaşlara sürüş güvenliği konusunda uyarılarda bulunan yol ve trafik güvenliği danışmanı Öğr. Gör. Özgür Şener, “İlk yapılması gereken araç bakımını yaptırmak.” dedi. 2 saatte bir, 15 dakikalık molalar verilmesinin gerekliliğine de işaret eden Öğr. Gör. Özgür Şener,</strong> “<strong>Kendinize mola yerleri planlayın ve acil durumlar için uğrayacağınız noktalar belirleyin.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Ramazan Bayramı tatili için yola çıkanlara sürüş güvenliği hakkında öneri ve uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>9 günlük tatilde sürüş güvenliği …</strong></p>
<p>Bu yıl Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün olmasıyla birçok kişi tatile çıktı veya çıkmaya hazırlanıyor. </p>
<p>Bayram tatili için kendi aracıyla seyahat edecek vatandaşların sürüş güvenliği konusuna dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulunan yol ve trafik güvenliği danışmanı Şener, “Tatilinizin aksamaması veya daha üzücü bir hadise yaşamamanız için, seyahate çıkmandan önce aracınızın periyodik bakımlarının tam olduğundan mutlaka emin olun. İlk yapılması gereken araç bakımını yaptırmak.” dedi.</p>
<p><strong>“Kendinize mola yerleri planlayın”</strong></p>
<p>Seyahate çıkmadan önce mutlaka en az 8 saat dinlenmek gerektiğini kaydeden Öğr. Gör. Özgür Şener, “Dinç bir vücutla seyahat etmek, seyir zevkiniz ve güvenliğiniz için çok önemli. Ayrıca seyahat öncesi gideceğiniz bölgenin trafik, hava durumunu ve yol çalışma gibi durumları önceden kontrol edin. Kendinize mola yerleri planlayın ve acil durumlar için uğrayacağınız noktalar belirleyin.” şeklinde de hatırlatmalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Araçta bulunan tüm yolcuların emniyet kemeri takmasını sağlayın”</strong></p>
<p>Seyir öncesi aracın lastik, aydınlatma, yük emniyeti, yakıt gibi fonksiyonlarının kontrol edilmesi gerektiğini de kaydeden Öğr. Gör. Özgür Şener, “Cam silecek suyu gibi eksiklerin tamamlandığından emin olun. Aracınızın ruhsat, ehliyet gibi dokümanlarını hazırda bulundurun. Emniyet kemeri takmak 1 saniyenizi almaz. Fakat takılmadığında acıları bir ömür boyu unutulmaz. Araçta bulunan tüm yolcuların emniyet kemeri takmasını sağlayın. Bebekler ve çocuklar için uygun koltuk kullandığınızdan, çocuk koltuğunun araca, çocuğun da çocuk koltuğuna bağlı olduğundan emin olun.” uyarılarında bulundu.</p>
<p><strong>Güneş, etraftaki araçları görmeyi zorlaştırır</strong></p>
<p>Güneşin de sürücüleri zorlayabileceğini ve güvenli sürüşü olumsuz etkileyebileceğini belirten Öğr. Gör. Özgür Şener, sürüş esnasında güneş arkada ise çok dikkat edilmesi gerektiğini, aynalarda diğer taşıtların zor görüleceğini veya hiç görülmeyebileceğini, önde giden araçların da fren lambaları zor görüleceğini dile getirdi.</p>
<p>Sürüş esnasında güneşin önde olduğu durumlarda da dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Özgür Şener, “Güneş ışıkları parlak bir yüzey oluşturarak görmeyi zorlaştırır. Etraftaki araçlar görme açısı içinde dahi olsalar fark edilemeyebilir. Kirli ön cam sürücünün görüş yeteneğini aşırı olumsuz şekilde etkiler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Güneşli havada sürüş güvenliğini sağlamanın püf noktaları</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Özgür Şener, görüş kalitesini sürüş boyunca en üst seviyede olmasını sağlayacak güneş gözlüğü kullanmanın önemine değinerek, diğer sürücülerin de güneşten olumsuz etkilenebileceğini bilerek aynaların daha sık kontrol edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.</p>
<p>“Karşıdan gelen araçlara direkt bakmayın, güneş yansıması gözlerinizi alabilir ve geçici körlük oluşturabilir.” diyen Şener, yolun ilerisi net şekilde görülmüyorsa hızın azaltılması gerektiğini söyledi. </p>
<p><strong>Hız artıkça tehlike de artıyor…</strong></p>
<p>Trafik kurallarına uyulması konusuna da işaret eden Öğr. Gör. Özgür Şener, tüm araştırmaların ve kaza analizlerinin hız artıkça tehlikenin artacağını kanıtladığını, 500 kilometrelik bir yolda yapılacak 20 kilometrelik hız artışının maksimum 40 dakika kazandırdığını, olası bir kaza halinde ölme riskini ise 6 kat artırdığını hatırlattı.</p>
<p>Öğr. Gör. Özgür Şener, 2 saatte bir, 15 dakikalık molalar verilmesinin gerekliliğine de işaret ederek, her yıl bayram haberlerinin kaza haberleriyle birleştiğini, bu bayram kurallara uyarak güvenli ve mutlu bir bayram geçirmenin mümkün olacağını söyledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-tatili-kabusunuz-olmasin-2-saatte-bir-15-dakikalik-molalar-verin-449969">Bayram tatili kâbusunuz olmasın! 2 saatte bir, 15 dakikalık molalar verin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 07:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[hepimizin]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421126</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, bu yıl 13 - 19 Kasım tarihleri arasında kutlanan Erozyonla Mücadele Haftası’nı “Türkiye Çöl Olmasın” sloganıyla karşılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126">TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi,</strong></p>
<p><strong>Türkiye Çöl Olmasın!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TEMA Vakfı, bu yıl 13 &#8211; 19 Kasım tarihleri arasında kutlanan Erozyonla Mücadele Haftası’nı “Türkiye Çöl Olmasın” sloganıyla karşılıyor.  Ülkemizin önemli bir bölümünün çölleşme riski altında olduğunu ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri de erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlarsa erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor” diyerek toprağı korumanın hepimizin görevi olduğunu bir kez daha hatırlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p>TEMA Vakfı tarafından hafta boyunca; çevrim içi webinar, uzun yıllardır düzenlenen geleneksel Toprak Yürüyüşü, stant çalışmaları ve eğitim sunumları gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bir kez daha sesleniyoruz: Türkiye çöl olmasın!</strong></p>
<p>Türkiye 1994 yılında, TEMA Vakfı’nın yıllardır birlikte anıldığı “Türkiye Çöl Olmasın!” sloganı ile tanışmış ve slogan o dönem toplumda büyük yankı uyandırmıştı. Önlem alınmadığı takdirde, ülkemizin çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ilk kez bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti. TEMA Vakfı 29 yılın ardından insan faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik tahribatların ve bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit olan iklim krizinin şiddetinin artması nedeniyle bir kez daha “Türkiye Çöl Olmasın” diyor ve iklim krizi, erozyon, çölleşme ve kuraklığın ülkemizdeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<p>Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre; iklim krizinin sebep olduğu, dünyanın ortalama sıcaklığındaki 1.1°C artış iklim krizinden en çok etkilenecek yerlerden biri olan ve ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda, dünyanın geri kalanına göre %50 oranında daha fazla yaşanacak.</p>
<p> </p>
<p><strong>2030 yılına gelmeden su fakiri olabiliriz</strong></p>
<p>“İklim krizine dur demezsek sıcak hava dalgaları sıklığını ve şiddetini artıracak, buna bağlı olarak su varlıklarımız giderek azalacak” diyen Deniz Ataç, “Bugün kişi başına düşen 1.347 m3 su miktarı ile su kıtlığı çeken bir konumda olan ülkemizin, nüfus artışı ve su potansiyelindeki azalma ile birlikte 2030 yılından önce su fakiri bir ülke konumuna geleceği öngörülüyor. Yapılan araştırmalar, 2070 yılına gelindiğinde Akdeniz Havzası’nın en büyük gölü olan Beyşehir Gölü başta olmak üzere ülkemizin birçok su varlığının yok olacağını gösteriyor. Ülkemizin su potansiyelinde 2100 yılına kadar; iyi senaryoda %15-20, kötü senaryoda ise %40-45 oranında azalma olacağı düşünülüyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ülkemiz şimdiden ciddi bir kuraklık tehdidi altında</strong></p>
<p>Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar sonucu yaşanan kuraklıkların, tarımsal üretimi de ciddi boyutta etkilediğine vurgu yapan Ataç, “Ülkemizin birçok bölgesinde şiddetli kuraklık yaşanıyor. Küresel ısınmanın 1.5°C’de sınırlanmaması durumunda, 2050 yılına gelindiğinde tarımsal ürünlerin verimliliği %45 oranında azalacak. Küresel gıda ihtiyacının %35-56 oranında artacağı göz önünde bulundurulduğunda, toprak varlığımızı korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. </p>
<p>Ancak ülkemiz karasal alanının yaklaşık 3/4’ü orta ve yüksek şiddette çölleşme riski altında. Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri de erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlarsa erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Bu da en az 500 yıl gibi bir zamanda oluşan 1 cm’lik verimli üst toprağın 16 yıl gibi kısa bir sürede kaybedilmesi anlamına geliyor” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İklim kriziyle mücadele için toprağı korumalıyız</strong></p>
<p>“Toprak; atmosferden karbonu alan bitkilerin yaşam alanı olmasının yanı sıra en büyük karbon deposudur. Bu nedenle iklim krizinin etkilerini azaltan çözümlerin odağında toprağın korunması yer alıyor. İklim kriziyle mücadele için toprağı korumak hepimizin görevi” ifadelerini kullanan Ataç, “Sera gazı salımının 2030 yılına kadar en az %35 oranında azaltılması, kömür başta olmak üzere fosil yakıt kullanımına son verilmesi ve toprak varlığımızın korunarak çölleşme ile mücadele edilmesi konusundaki çağrımızı yineliyoruz” diyerek bir kez daha karar vericilere seslendi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126">TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz güneşi düşmanınız olmasın </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-gunesi-dusmaniniz-olmasin-390601</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2023 12:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanınız]]></category>
		<category><![CDATA[güneşi]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390601</guid>

					<description><![CDATA[<p>Derimiz bizim giysimiz ve tüm bedenimizi koruyan bir kalkan görevi görüyor; ancak yaz mevsiminde etkisi artan güneş ışınları ve sıcaklıkla birlikte, bazı deri hastalıklarında artış görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-gunesi-dusmaniniz-olmasin-390601">Yaz güneşi düşmanınız olmasın </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derimiz bizim giysimiz ve tüm bedenimizi koruyan bir kalkan görevi görüyor; ancak yaz mevsiminde etkisi artan güneş ışınları ve sıcaklıkla birlikte, bazı deri hastalıklarında artış görülebiliyor. Bizler ne kadar kendimizi bu ışınlardan çeşitli yöntemlerle korumaya çalışsak da bu yöntemlerin yeterli olmadığı durumlarda güneş ışınları ve artan sıcaklar bazı deri hastalıklarına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzman Dr. İhsaniye Dönmez Çelik ‘yaz döneminde görülen deri hastalıkları’ ile ilgili bilgi verdi.</strong></p>
<p>Yaz döneminde görülebilen deri hastalıklarından korunmak veya etkilerini azaltmak için dikkat edebileceğimiz bazı noktalar mevcut. İşte yaz mevsiminde sıkça görülen hastalıklar ve bunlardan nasıl korunabileceğimiz ile ilgili ipuçları:<strong> </strong></p>
<p><strong>YAZIN DERİNİZİ BU HASTALIKLARDAN KORUYUN!</strong></p>
<p><strong>1. GÜNEŞ YANIKLARI </strong></p>
<p>Direkt olarak güneş ışığına bağlı oluşan yanıklar veya güneşin toksik etkisiyle ilgili reaksiyonlardır. Bunları önlemek adına özellikle giysilerimizin güneşten koruyucu özellikte olmasına dikkat etmeliyiz ve açıkta kalan bölgelerimize güneş koruyucu krem ve losyonlar kullanmalıyız. Bununla birlikte son zamanlarda özel olarak üretilmiş güneş koruyucu gıda takviyeleri de bu konuda hem içsel olarak güneşten korunmamıza destek olmaktadır, hem de uzun vadede deri kanserine yakalanma potansiyelimizi azaltmaktadır.</p>
<p><strong>2. ALLERJİLER </strong></p>
<p>Allerjiler yine güneşe bağlı olabileceği gibi, bazı haşerelerin ısırıklarına bağlı da görülebilir. Güneşe bağlı allerjileri azaltmada, güneşin altında belli saatlerde bulunmak ve özellikle güneş koruyucu giysi ve kremler kullanmak önemlidir. Isırıklara karşı ise vücudumuza lavanta yağı içeren özel spreyler sürmek, haşerelerin derimizden uzaklaşmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>3. ENFEKSİYONLAR </strong></p>
<p>Özelikle mantar enfeksiyonları, hem çevresel ısı artışına bağlı oluşan terleme, hem de sürtünme bölgelerindeki travmaya bağlı olarak görülebilir. Diğer yandan bazı kişilerde boyun, sırt ve gövde bölgelerinde üzeri kahverengimsi hafif kepeklenme gösteren lezyonlar şeklinde kendini belli eder. Bazı kişilerde de koltuk altları veya kasıklarda kırmızı kahverengi kaşıntılı lezyonlar şeklinde görülebilir. Bunun dışında havuza girilmesi sonucunda oluşan bazı siğiller, ayak parmak araları ve tırnaklarda mantar enfeksiyonları şeklinde de kendini belli edebilir.</p>
<p><strong>4. KURULUK</strong></p>
<p>Hava şartlarına bağlı olarak, başta güneşin ve terlemenin etkisiyle ya da uzun süreli havuz suyuna ve tuzlu deniz suyuna maruziyetle, vücutta yoğun kuruluk ve bunun sebep olduğu kaşıntılar görülebilir.</p>
<p><strong>5. İSİLİK</strong></p>
<p>Ter bezlerinin yoğun çalışmasına bağlı olarak aşırı terleme bölgelerinde kaşıntılı, yer yer kızarık iğne batması tarzı belirtilerle seyreden isilik tarzı görüntülere de rastlarız. Yoğun terlemeye bağlı yüz bölgesinde burun kenarları, alın ve göz çevresinde yine 2-3 mm çaplı saydam deri kabarcıkları şeklinde de kendini gösterebilir.</p>
<p><strong>6. LEKELER </strong></p>
<p>Güneş ışığına bağlı lekelenmeler özellikle yüz, dekolte, omuzlar ve el sırtlarında kahverengi lezyonlar şeklinde görülmektedir.</p>
<p><strong>7. ERKEN YAŞLANMA </strong></p>
<p>Güneş ışınlarının etkisi ve derinin fazla kurumasına bağlı olarak erken cilt yaşlanması başlayabilir. Ek olarak, yaz döneminde dikkat etmezsek cildimizde ince kırışıklıklar ve bunun gibi yaşlanma belirtileri daha erken şekilde görülebilir.</p>
<p><strong>8. CİLT KANSERİ </strong></p>
<p>İyi bir şekilde güneşten korunmadığımızda cilt kanseri ya da kansere öncülük eden aktinik keretoz tarzı lezyonlar da sıklıkla görülebilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-gunesi-dusmaniniz-olmasin-390601">Yaz güneşi düşmanınız olmasın </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 Kadından 1&#8217;ini Etkileyen Endometriozis Kısırlığa Neden Olmasın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-kadindan-1ini-etkileyen-endometriozis-kisirliga-neden-olmasin-346797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 09:22:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[ini]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlığa]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üreme dönemindeki kadınların %10 ile 17’sinde, kısırlık tedavisi gören kadınların ise %50’sinde görülen endometriozis, rahim içi zarının rahim dışında vücudun herhangi bir yerinde oluşmasıyla ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-kadindan-1ini-etkileyen-endometriozis-kisirliga-neden-olmasin-346797">Her 10 Kadından 1&#8217;ini Etkileyen Endometriozis Kısırlığa Neden Olmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üreme dönemindeki kadınların %10 ile 17’sinde, kısırlık tedavisi gören kadınların ise %50’sinde görülen endometriozis, rahim içi zarının rahim dışında vücudun herhangi bir yerinde oluşmasıyla ortaya çıkıyor. Sebebi henüz tam olarak bilinmeyen endometriozis, tedavi edilmediği durumlarda kısırlığın en önemli sebebini oluşturuyor. Şiddetli adet ağrıları, cinsel ilişki sırasında oluşan ağrılar, korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamamayla kendini belli eden endometriozis, alanında uzmanlaşmış hekimler ve multidisipliner anlayışla kişiye özel yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Altuncu Numanoğlu, endometriozisin nedenleri belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Korumasız ilişkiye rağmen gebe kalamıyorsanız </strong></p>
<p>Endometriozis, rahmin içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Endometriozis en sık yumurtalıklar, karın zarı, rahmin ön, arka, yan kısımları ile bağırsaklar ve ameliyat kesi yerlerinde oluşur. Bazen, yumurtalıklarda çikolata kisti (endometrioma) olarak özellikle sezeryan sonrası dikiş yeri gibi vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir. Endometriozisin semptomları arasında alt karın ağrısı, ağrılı adet, cinsel ilişki sırasında ağrı ve korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamama sayılabilir. </p>
<p><strong>Aşırı zayıf olan kadınlarda daha fazla görülüyor</strong></p>
<p>Üreme çağındaki kadınların %10 ila17’sinde, kronik pelvik ağrısı olan kadınların  % 35 ila 60’nda, pelvik ağrı nedeniyle ameliyat olan kadınların % 10 ila 35’inde, kısırlık nedeniyle ameliyat olan kadınların ise yaklaşık % 50’sinde endometriozis görülür. Kız çocuklarında endometriozis regl başlamadan önce nadiren görülür ve genelde çok şiddetli adet sancısı ya da ara kanamalar nedeniyle doktora başvurulduğu zaman teşhis edilir. Endometrioz hastalığının kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan bazı çalışmalara göre endometrioz riski altında olan gruplar şu şekilde sıralanabilir: </p>
<ul>
<li>Birinci derece akrabasında endometriozis olan kadınlar</li>
<li>Rahimde yapısal anormalliği olanlar</li>
<li>İlk doğumunu 30 yaşından sonra yapanlar ya da hiç doğum yapmayan kadınlar</li>
<li>İlk adet kanaması erken yaşta olanlar ya da menopoza geç yaşta giren kişiler</li>
<li>Adet döngüsü 27 gün veya daha kısa sürede olanlar ve yoğun adet kanaması olan kadınlar</li>
<li>Çok zayıf olan kadınlar</li>
</ul>
<p><strong>Cinsel ilişki sırasındaki ağrıları hafife almayın</strong></p>
<p>Endometriozisin en yaygın belirtisi ağrıdır. Pelvik veya alt karın ağrısı, adetlerde ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, bağırsak hareketleri ve dışkılama sırasında ağrı ile de kendisini belli edebilir. Endometriozisin belirtileri sabit veya döngüsel olabilir. Yani adet öncesi ve sırasında kötüleşir ve sonra düzelir. Kadınlarda sürekli pelvik veya alt karın ağrısı olabilir. Diğer semptomlar arasında kısırlık, bağırsak ve mesane semptomları (şişkinlik, kabızlık, idrarda kan veya idrar yaparken ağrı) ve muhtemelen anormal vajinal kanama sayılabilir. Endometriozis bazı kadınlarda ise hiçbir belirti vermeden rutin kontrollerde tesadüfen teşhis edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Endometriozis hastaya özel yöntemlerle tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Doğurgan yaştaki her 10 kadından 1’ini etkileyen endometriosiz sorununun tedavisinin bu alanda uzmanlaşmış hekimlerin multidisipliner bir çalışma ile yürütülmesi önemlidir. Ağrı, hamile kalmada zorluk, yumurtalık kistleri gibi istenmeyen sağlık sorunlarına yol açan hastalığın kişiye özel belirlenecek tedavi planı ve düzenli kontrollerle ömür boyu yakından takip edilmesi gerekir. Endometriozis tedavisi hastalığın yaygınlığı, seviyesi, bulguları ve gebelik düşünülüp düşünülmemesine göre değişiklik gösterebilir. İlaç tedavisi, ameliyat ya da her iki yöntemin birlikte kullanımı söz konusu olabilir. Gebelik planı varsa; yaş ve yumurtalık kapasitesi değerlendirilerek tedavi planlanır. Hangi tedavinin, kime, ne kadar süreyle uygulanacağı sorularının cevabı hasta ve hastalığın durumuna göre şekillendirilir. Hastanın yaşı ve doğurganlık durumu değerlendirilerek hastaya özel tedavi planı hazırlanmaktadır. Genç kızlar ve doğum yapmamış kadınlarda yumurtalık rezervine zarar vermemek amaçlanır. Doğum kontrol hapları kistin( endometrioma) veya endometriozis odaklarının büyümesi ve ağrının baskılanmasına yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra özellikle derin ve yaygın endometrioziste yine hastaya özel ilaçlar da tercih edilmektedir. Süreklilik gösteren ve ilaç tedavisine cevap vermeyen ağrı yakınması olduğunda, mevcut hayat fonksiyonları kısıtlanan, ağır bulguları olan hastalarda, doku tanısının gerekli görüldüğü durumlarda ve bağırsak ya da idrar yolları tıkanıklığının olduğu durumlarda hastaya cerrahi tedavi uygulanır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-kadindan-1ini-etkileyen-endometriozis-kisirliga-neden-olmasin-346797">Her 10 Kadından 1&#8217;ini Etkileyen Endometriozis Kısırlığa Neden Olmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
