<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olmasa | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olmasa/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmasa</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Mar 2026 07:43:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>olmasa | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmasa</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hiçbir şikayetiniz olmasa bile…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hicbir-sikayetiniz-olmasa-bile-623192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hiçbir]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[olmasa]]></category>
		<category><![CDATA[Pap]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetiniz]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve ülkemizde kanserin görülme sıklığı giderek artıyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve bazı çevresel risk faktörleri yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hicbir-sikayetiniz-olmasa-bile-623192">Hiçbir şikayetiniz olmasa bile…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve ülkemizde kanserin görülme sıklığı giderek artıyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; yaşam süresinin uzaması, sigara kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve bazı çevresel risk faktörleri yer alıyor. Üstelik kanser kalp damar hastalıklarından sonra dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olarak öne çıkıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde bazı yaş gruplarında ise birinci sıraya yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 230–240 bin yeni kanser vakası görülüyor.  <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez,</strong> aslında kanserin risk faktörlerinin önemli bir kısmının kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Bilimsel çalışmalar, uygun önlemler alındığında kanserlerin yaklaşık yüzde 30–40’ının önlenebileceğini göstermektedir. Kanserden korunmada en temel kurallar ise sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmaktır. Bunların yanı sıra tarama tetkiklerini düzenli olarak yaptırmak da kanser riskini önemli ölçüde azaltabilmektedir” diyor. <strong> Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, </strong>kanserden korunmak için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun</strong></p>
<p>Sigara dumanında dört binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların 50’den fazlasının kansere yol açabildiği biliniyor. Bu etkisi nedeniyle sigara ve tütün ürünleri; başta akciğer kanseri olmak üzere ağız, gırtlak, pankreas, mesane ve böbrek gibi pek çok kanser türüne yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Araştırmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara ve tütün ürünlerinin sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu zararlı alışkanlığın bırakılması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenin</strong></p>
<p>Sebze, meyve, tam tahıllar ve liften zengin besinlerin tüketildiği “Akdeniz tipi” beslenme kanser riskinin azalmasında önemli bir rol oynuyor. Bu besinler içerdikleri antioksidanlar, vitaminler ve fitokimyasallar sayesinde hücrelere zarar veren serbest radikalleri azaltarak DNA hasarını önlemeye yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra liften zengin besinler, bağırsakta zararlı maddelerin daha hızlı atılmalarını sağlayarak, özellikle kolorektal kanser riskini düşürüyor. Araştırmalar, liften zengin beslenmenin bazı kanser türlerinde riski yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini gösteriyor. </p>
<p><strong>Sağlıklı kilonuzu koruyun </strong></p>
<p>Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, kanser riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Obezite; kronik iltihap, artmış insülin ve IGF-1 hormon düzeyleri ile yağ dokusundan salgılanan östrojen gibi bazı hormonların artışı yoluyla hücre çoğalmasını tetikleyebiliyor. Bu durum bazı kanser türlerinin gelişimine zemin hazırlayabiliyor. Obezitenin özellikle meme, kolon, rahim, pankreas ve karaciğer kanseriyle ilişkili olduğu belirtiliyor.  </p>
<p><strong>Haftada en az 150 dakika egzersiz yapın </strong></p>
<p>Düzenli egzersiz; bağışıklık sistemini güçlendirmesi, hormon dengesini düzenlemesi, bağırsak hareketlerini artırması ve kronik iltihabı azaltması sayesinde kanser riskini  düşürebiliyor. Büyük ölçekli çalışmalar; düzenli egzersizin kanser riskini yaklaşık yüzde 10 – 30 oranında azalttığını gösteriyor. Düzenli fiziksel aktivitenin özellikle kolon ve meme kanseri üzerinde etkili olduğunu belirten<strong> </strong>Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Sağlıklı bir yaşam için haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapılması önemlidir”   diyor. </p>
<p><strong>Alkolden uzak durun</strong></p>
<p>Alkol vücutta asetaldehit adı verilen toksik bir maddeye dönüşerek oksidatif stres ve hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Bu durum DNA’ya zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. Alkol tüketimi; karaciğer, ağız, yemek borusu, meme ve kolon kanserleriyle ilişkili oluyor. Alkol tüketimi arttıkça kanser riski de yükseliyor.  </p>
<p><strong>İşlenmiş et ürünlerinden kaçının</strong></p>
<p>İşlenmiş et tüketimi özellikle kolorektal kanser riskini artırabiliyor. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş ürünler; içerdikleri nitrit ve nitratların kansere neden olabilen N-nitrozo bileşiklerine dönüşmesi sebebiyle risk oluşturuyor. Ayrıca, bu ürünler yüksek sıcaklıkta pişirildiğinde oluşan zararlı bileşikler de DNA hasarına yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Güneşin zararlı ışınlarından korunun</strong></p>
<p>Aşırı güneş ışığına maruz kalmak cilt kanserlerinin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Güneşten korunmak ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımı riski azaltabiliyor. Bu nedenle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11:00 – 15:00 saatleri arasında mümküne dışarı çıkmayın. Mecbursanız güneş koruyucunuzu güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulamayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Enfeksiyonlara karşı aşı olun</strong></p>
<p>HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonu rahim ağzı kanseri; hepatit B ve C virüsleri ise karaciğer kanseriyle ilişkili oluyor. Aşı olmak bu kanserlerin önlenmesinde etkili bir yöntem olarak yerini koruyor. </p>
<p><strong>Tarama programlarını ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Meme kanseri için mamografi, kolon kanseri için kolonoskopi ve rahim ağzı kanseri için Pap smear ile HPV (Human Papilloma Virüsü) tarama testleri kanserin önlenmesi açısından büyük bir öneme sahip. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, hiçbir yakınmanız olmasa bile bu tarama yöntemlerini düzenli olarak yaptırmanızın yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekiyor. </p>
<p><strong>Kolonoskopi:</strong> Kansere dönüşebilen poliplerin saptanması için 45 yaşından itibaren 5-10  yılda bir kolonoskopi öneriliyor. Ailede kolon kanseri öyküsü varsa tarama 40 yaşında başlatılabiliyor. İltihabi bağırsak hastalığı gibi risk faktörlerinde takvim daha öne çekilebiliyor. </p>
<p><strong>Pap smear ve HPV DNA testi:</strong> 21 yaşından itibaren her 3 yılda bir Pap smear testi yaptırılması gerekiyor. 30 yaşından sonra 5 yılda bir Pap Smear ile birlikte  HPV DNA testinin yapılması, rahim ağzı kanserine neden olabilen CIN (Cervical Intraepithelial Neoplasia) lezyonlarının erken saptanmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Mamografi:</strong> 40 yaşından itibaren yılda bir kez yapılan mamografi taramasıyla meme kanserinin öncül lezyonları tespit edilebiliyor.  </p>
<p><strong>Zararlı çevresel maddelerden kaçının</strong></p>
<p>Hava kirliliği ve bazı kimyasallar (asbest, kurşun, arsenik, pestisit ve civa) DNA hasarına ve inflamasyona neden olarak özellikle akciğer kanseri riskini artırabiliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hicbir-sikayetiniz-olmasa-bile-623192">Hiçbir şikayetiniz olmasa bile…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susuzluk hissi olmasa da su için!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/susuzluk-hissi-olmasa-da-su-icin-563942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 14:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[olmasa]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, dehidratasyonun (sıvı kaybı) nedenleri, belirtileri, risk grupları ve önlenme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/susuzluk-hissi-olmasa-da-su-icin-563942">Susuzluk hissi olmasa da su için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, dehidratasyonun (sıvı kaybı) nedenleri, belirtileri, risk grupları ve önlenme yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dehidratasyon her zaman kolay fark edilmeyebilir!</strong></p>
<p>Vücuttan aşırı sıvı kaybı ya da bilinen diğer tıbbi ismi de dehidratasyonun, vücudun aldığından daha fazla su kaybetmesi durumu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Kaybedilen su ile birlikte bazı minerallerin özellikle sodyum ve potasyum dengesinin de bozulması nedeniyle dehidratasyon yani sıvı kaybı denen durum ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Daha çok uzun süre sıvı almama, terleme, ateş, kusma ya da ishal gibi durumlar karşısında sıvı kaybı olduğuna dikkat çeken Atamer, “Özellikle sıcak havalarda alınan sıvının, vücuttan atılan sıvıdan daha fazla olması gerekir. Dehidratasyonun fark edilmesi her zaman kolay olmayabilir. Bunun için düzenli olarak su tüketilmesi önemlidir. Öyle ki orta ile şiddetli dehidratasyon vakalarında sıvı almak için hastaneye gitmek gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İdrar renginin koyulaşması vücudun susuz kaldığının işareti! </strong></p>
<p>Dehidratasyon belirtileri hakkında bilgi veren Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Ağızda kuruluk, sık idrara çıkma, yorgunluk, baş ağrısı, terleme şeklinde kendini belli eder. Bunun dışında baş dönmesi, yüksek nabız, düşük tansiyon, idrar renginin koyulaşması gibi şikayetler de sıvı kaybına işaret eder. Özellikle bebekler ve çocuklarda da sıvı kaybı önemlidir. Ağız ve dil kuruluğu, ağlarken gözyaşının olmaması, 3 saat boyunca bezin ıslanmaması gibi bulgular görülebilir. Sıvı kaybı, çok sık ve aşırı terlemek, yüksek ateş, sık idrara çıkmak gibi nedenlerle görülür.”</p>
<p><strong>Sıvı kaybı bazı guruplarda ölüme bile neden olabilir!</strong></p>
<p>Özellikle sıcaklığın çok arttığı ortamlarda sıvı kaybının oldukça sık görüldüğünü, kapalı ve nemli ortamlarda çalışmanın sıvı kaybını arttırdığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle çalışacağımız yerlerin de kapalı olmaması, havalandırmasına dikkat etmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Yaşlılarda, çocuklarda, bebeklerde ve hastalığı olan kişilerde sıvı kaybının ölüme neden olabileceğine dikkat çeken Atamer, “Hamile kadınlar, yaşlılar ve çocuklar da aşırı sıvı kaybı normal insanlara nazaran daha tehlikeli olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sıvı kaybı su dışında hiçbir içecekle giderilemez!</strong></p>
<p>Aşırı sıvı kaybını önlenmek için günlük 2-3 litre arasında sıvı almak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ama kişinin sağlık durumuna, yaşına, cinsiyetine, aktivitelerine göre bu miktar değişir. Bu nedenle ağız kuruması, susama hissi olmadan dahi yeteri kadar sıvı almak gerekir.” dedi.</p>
<p>Sıvı kaybını çay ile dengelemenin mümkün olmadığının altını çizen Atamer sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çay tam tersine sık idrara çıkmayı sağladığı için sıvı kaybını artırır. Ayran gibi dengeli elektrolitler içeren içecekler sıcak havalarda önerilebilir. Ancak en önemlisi bol su içmektir. Sıvı kaybının yerini su dışında hiçbir şey dolduramaz, gazlı içecekler de dahil. Sıvı kaybı olmadan muhakkak yerine koymalı. Eğer ciddi bir durumla karşılaşılırsa hastaneye gidilmesi gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/susuzluk-hissi-olmasa-da-su-icin-563942">Susuzluk hissi olmasa da su için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
