<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olmadan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olmadan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmadan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Oct 2025 09:31:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>olmadan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olmadan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siber güvenlik olmadan endüstri sürdürülebilir değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-olmadan-endustri-surdurulebilir-degil-586868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 09:31:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İhlal]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde üretim tesisleri artık arızalı makineler nedeniyle değil, siber saldırılar nedeniyle duruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-olmadan-endustri-surdurulebilir-degil-586868">Siber güvenlik olmadan endüstri sürdürülebilir değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde üretim tesisleri artık arızalı makineler nedeniyle değil, siber saldırılar nedeniyle duruyor. Fidye yazılımları ve veri ihlalleri, üretim hatlarını sekteye uğratıyor; tedarik zincirlerini zorluyor ve marka güvenini sarsıyor.  </strong></p>
<p>Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, üretim sektöründe siber güvenliğin artık bir teknoloji sorunu değil, üretim hatlarını durdurabilen, tedarik zincirini sekteye uğratan, yatırımcıların ve müşterilerin güvenini sarsabilen bir iş riski olduğunun altını çizdi.  Son dönemde otomotiv sektöründe yaşanan olaylar da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Stellantis’in veri ihlali açıklaması ve Jaguar Land Rover’ın siber saldırı nedeniyle dört haftalık üretim duruşu, sınırlı kaynaklara sahip küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi bir uyarı niteliğinde. Siber güvenliği yalnızca yasal uyumluluk gerekliliklerini karşılamak için uygulamak artık yeterli değil. Günümüzün sofistike saldırganları, kimlik avı, sistem izinsiz girişleri ve güvenliği ihlal edilmiş yazılımlar gibi yöntemlerle üreticileri hedef alıyor. Üretim ihlallerinin yüzde 85’i bu tür saldırılardan kaynaklanıyor. Bu nedenle siber güvenlik, yönetişim, kültür ve kaynak yönetimiyle bütünleşik bir strateji olarak ele alınmalı.</p>
<p><strong>Siber güvenlik, diğer stratejik iş riskleri gibi ele alınmalı</strong></p>
<p>Üreticiler genellikle yıllarca, bazen on yıllarca dayanacak şekilde tasarlanmış operasyonel teknolojilerle çalışıyor. Bu sistemler finansal amortismanlarını aşmış olsa da değiştirme masrafları ve kesintiler genellikle yükseltmeleri geciktiriyor. Bir zamanlar son teknoloji olan bu cihazlar modern siber saldırılara karşı savunmasız hâle geliyor ve kuruluşun saldırı yüzeyini genişletiyor. Küçük üreticiler için kritik soru, bir siber olayın potansiyel finansal ve operasyonel etkisinin, eskiyen teknolojinin güncellenmesi veya değiştirilmesinin maliyetinden ne zaman daha ağır basacağıdır.</p>
<p><strong>Güvenlik açıklarını engellemek için neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Kimlik avı e-postaları, çalınan kimlik bilgileri ve güvenliği ihlal edilmiş üçüncü taraf yazılımlar, siber suçluların kullandığı ön kapılardır. Üreticiler özellikle savunmasızdır çünkü saldırganlar, fabrikaların kesintiye tahammül edemeyeceğini bilir. Tedarik zincirleri saldırı yüzeyini genişletir. BT ekipleri yetersiz kalır; KOBİ üreticileri nadiren 7/24 izleme için gerekli kaynaklara sahiptir ve hızlı müdahale yetenekleri için gerekli uzmanlıktan yoksundur. Fikri mülkiyet değerlidir; tasarımlar, formüller ve prototipler casusluk veya hırsızlık için kazançlı hedeflerdir. Üreticiler, önce önleme odaklı BT stratejisi, temel savunma önlemlerinin ötesine geçmelidir. Saldırıları engellemek yeterli değildir; üreticiler, tehditleri operasyonları kesintiye uğratmadan önce öngörmeli ve etkisiz hâle getirmelidir.</p>
<p><strong>Eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı</strong>: Fidye yazılımı taktikleri, tedarik zinciri güvenlik açıkları ve kalıcı tehditler hakkında ayrıntılı bilgiler dâhil olmak üzere mevcut tehdit ortamına ilişkin gerçek dünya verileri, ekiplerin gerçekten önemli olan konulara öncelik vermelerini sağlar.</p>
<p><strong>Sürekli izleme</strong>: Uç noktalar, sunucular ve bulut uygulamaları arasındaki etkinlikleri ilişkilendirmek, izinsiz girişi gösterebilecek anormallikleri tespit etmeye yardımcı olur. İzleme, normal BT altyapısının ötesine geçmeli ve teknik olarak mümkünse operasyonel teknolojiyi de kapsamalıdır. BT ve OT izlemeyi tek bir platformda birleştirmek, tehditlerin görünürlüğünü ve tehditleri tahmin etme ve önleme yeteneğini artırır.</p>
<p><strong>Bölümleme ve erişim kontrolü</strong>: Net sistem sınırları ve operasyonel teknolojinin bölümlenmesi, sıkı kimlik yönetimi ve çok faktörlü kimlik doğrulama, saldırganların yanal olarak hareket etmesini engeller.</p>
<p><strong>Güvenlik açığı yönetimi</strong>: Tüm cihaz ve makinelerde otomatik yama ve ürün yazılımı güncellemeleri, saldırganların potansiyel olarak yararlanabileceği boşlukları kapatır.</p>
<p><strong>Yedekleme ve kurtarma</strong>: Tesis dışında depolanan çevrimdışı yedeklemeler ve test edilmiş geri yükleme prosedürleri, kesinti süresini en aza indirerek fidye yazılımının üretimi rehin almasını engeller.</p>
<p>İstihbarat, izleme ve Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) gibi modern yanıt yeteneklerini bir araya getirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki yalın BT ekiplerinin tam bir güvenlik operasyon merkezi kurmadan sağlam savunmalar sürdürmelerini sağlar.</p>
<p><strong>XDR ile BT savunmasını genişletme</strong></p>
<p>Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değildir. XDR, cihazlar, sunucular ve bulut sistemleri genelinde algılama ve yanıtı birleştirerek bir saldırının devam ettiğini işaret edebilecek çeşitli farklı kaynaklardan gelen verilerin bütünsel bir görünümünü sağlar. Bu, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleriyle daha da ileriye götürülebilir. Bu hizmetler sayesinde, küçük BT ekipleri bile 7/24 uzman gözetimi, daha hızlı kontrol ve daha az kör nokta elde ederek fabrikaların ve işletmelerin çalışır durumda kalmasını sağlayan öncelikli önleme yaklaşımını benimseyebilir.</p>
<p><strong>Siber dayanıklılık için iş gerekçesi</strong></p>
<p>Siber saldırılar soyut riskler değildir; operasyonel maliyetlerdir. IBM&#8217;in 2025 Veri İhlali Maliyetleri raporuna göre, ortalama endüstriyel ihlal maliyeti yaklaşık 5 milyon dolardır ancak asıl zarar üretimdeki aksaklıklar, kaçırılan sözleşmeler ve azalan müşteri güveninden kaynaklanmaktadır. Siber güvenliği bir iş riski olarak ele almak, büyümeyi, itibarı ve dayanıklılığı korur. Şirketler eski teknolojinin değiştirilmesini sadece teknik bir yükseltme olarak değil, potansiyel siber olayların iş üzerindeki etkisini azaltmak için stratejik bir hamle olarak değerlendirmelidir. Siber saldırıların maliyeti artmaya devam ederken kuruluşlar siber güvenliği doğrudan operasyonel süreklilik ve finansal dayanıklılıkla ilişkilendiren bütünsel bir bakış açısı benimsemekten fayda sağlar.</p>
<p>Üretim sektöründe, siber güvenlik ekipleri yalnızca siber riskleri azaltmaya odaklanmakla kalmamalı, işletme için potansiyel aksaklıkları ve ekonomik sonuçları en aza indirecek önlemleri önceliklendirmelidir. Siber dayanıklılık, riski tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kabul edilebilir risk için net bir eşik belirlemek ve baskı altında operasyonların devam etmesini sağlayacak kadar güçlü BT savunmaları oluşturmak anlamına gelir. Endüstri 4.0&#8217;da en akıllı fabrikalar sadece en otomatik olanlar değil, aynı zamanda en siber dayanıklı olanlar da olmalıdır. Siber güvenlik olmadan inovasyon, başka bir deyişle iş riski demektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-olmadan-endustri-surdurulebilir-degil-586868">Siber güvenlik olmadan endüstri sürdürülebilir değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Madonna&#8217;dan Papa&#8217;ya çağrı: Çok geç olmadan Gazze&#8217;ye gidin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/madonnadan-papaya-cagri-cok-gec-olmadan-gazzeye-gidin-564634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 04:21:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[gazzeye]]></category>
		<category><![CDATA[geç]]></category>
		<category><![CDATA[gidin]]></category>
		<category><![CDATA[madonnadan]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[papaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madonna, Gazze'deki çocukların kurtarılması için Papa XIV. Leo'ya "Çok olmadan lütfen Gazze'ye gidin" çağrısı yaptı, "Hepimizin çocukları" dediği Filistinli çocukların acılarını izlemeye dayanamadığını dile getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/madonnadan-papaya-cagri-cok-gec-olmadan-gazzeye-gidin-564634">Madonna&#8217;dan Papa&#8217;ya çağrı: Çok geç olmadan Gazze&#8217;ye gidin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü şarkıcı Madonna, çatışmaların ortasında kalan masum çocukların açlıktan ölmesini engellemek için Papa XIV. Leo&#8217;ya &#8220;Çok geç olmadan lütfen Gazze&#8217;ye gidin&#8221; çağrısı yaptı.</p>
<p>Yaklaşık 2 milyon 800 bin takipçisi olan Madonna, X hesabından yaptığı paylaşımda Papa&#8217;ya &#8220;Lütfen çok geç olmadan Gazze&#8217;ye giderek ışığınızı çocuklara götürün. Bir anne olarak çektikleri acıyı izleyemeye dayanamıyorum&#8221; sözleriyle seslendi.</p>
<p><b>&#8220;Girişi reddedilmeyecek tek kişi sensin&#8221;</b></p>
<p>Mesajında, &#8220;Dünyadaki çocuklar, hepimizin çocukları&#8221; ifadesini kullanan Madonna, Papa&#8217;ya şöyle seslendi:</p>
<p>&#8220;Aramızda Gazze&#8217;ye girişi reddedilmeyecek tek kişi sensin. Bu masum çocukların kurtarılması için insani yardım kapılarının tamamıyla açılması gerekiyor. Artık vakit kalmadı. Lütfen gideceğinizi açıklayın.&#8221;</p>
<p><b>Bağış çağrısı da yaptı</b></p>
<p>Madonna, Gazze Şeridi&#8217;ndeki çocuklar için Papa&#8217;dan yardım istediği çağrısını, oğlu Rocco Ritchie&#8217;nin 25. yaş günü vesilesiyle yaptığını duyurdu.</p>
<p>Açıklamasında değişimin siyasetle değil bilinçle sağlanabileceğini, bu nedenle &#8220;Tanrı&#8217;nın adamı&#8221; olarak nitelendirdiği Papa&#8217;ya ulaşmaya çalıştığını ifade eden Madonna, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bugün oğlum Rocco&#8217;nun doğum günü. Bir anne olarak ona verebileceğim en iyi hediye, herkesten Gazze&#8217;de çatışmaların ortasında kalan masum çocukları kurtarmak için ellerinden geleni yapmaları istemek. Kimseye parmakla işaret etmiyorum, kimseyi suçlamıyorum, taraf tutmuyorum. Herkes acı çekiyor. Sadece bu çocukların açlıktan ölmesini önlemek için elimden geleni yapıyorum.&#8221;</p>
<figure><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/madonnadan-papaya-cagri-cok-gec-olmadan-gazzeye-gidin-0-Jxskr61m.jpg" /><br />
Papa XIV. Leo&#8217;nun Madonna&#8217;nın çağrısına vereceği yanıt merak ediliyorFotoğraf: Andrew Medichini/AP Photo/dpa/picture alliance</figure>
<p>Madonna, ayrıca &#8220;Yardım etmek isterseniz lütfen bana katılın şu örgütlere bağışta bulunun&#8221; diyerek takipçilerine bağış yapabilecekleri bazı kurum ve kuruluşları önerdi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) hafta sonunda &#8220;Gazze&#8217;deki çocuklar arasında akut yetersiz beslenmenin şimdiye kadarki en yüksek seviyelere ulaştığını&#8221; açıkladı. Sadece Temmuz ayında 5 yaş altı yaklaşık 12 bin çocukta akut yetersiz beslenme teşhis edildi, 2 bin 500 çocuğun bu nedenle ölümle burun buruna olduğu duyuruldu.</p>
<p><b>U2 solisti Bono: &#8220;Tiksinti duyuyorum&#8221;</b></p>
<p>Pazar günü, dünyaca ünlü rock grubu U2 de İsrail hükümetinin eylemlerine yönelik sert bir eleştiri yayımlamış, grubun solisti Bono tepkisini şu sözlerle ifade etmişti:</p>
<p>&#8220;Hamas&#8217;ın açlığı savaşta bir silah olarak kullandığını biliyoruz, ama şimdi İsrail de bunu yapıyor ve bu ahlaki iflastan tiksinti duyuyorum.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/madonnadan-papaya-cagri-cok-gec-olmadan-gazzeye-gidin-564634">Madonna&#8217;dan Papa&#8217;ya çağrı: Çok geç olmadan Gazze&#8217;ye gidin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp krizi denildiğinde genellikle göğüs ağrısı akla gelse de her zaman tek belirti olmayabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275">Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kalp krizi denildiğinde genellikle göğüs ağrısı akla gelse de her zaman tek belirti olmayabilir. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, kalp krizinin sırt ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, mide bulantısı gibi göğüs dışı belirtilerle de ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Özellikle kadınlar, yaşlılar ve diyabet hastaları gibi bazı gruplarda bu atipik belirtilerin daha sık görüldüğüne işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, bu durumun tanı sürecini zorlaştırabildiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. </em></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları hem Türkiye’de hem de dünyada yaşam kayıplarına neden olan hastalıkların başında geliyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiğini belirterek, özellikle son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında artış olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Yılmaz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Son zamanlarda 30’lu yaşlarda kalp krizi vakalarında artış gözlemliyoruz. Bunun en sık nedenleri arasında hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, erken yaşta sigara ve madde kullanımı ile genetik yatkınlık yer alıyor. </p>
<p><strong>DİYABET HASTALARINDA SESSİZ KALP KRİZİ ÖNEMLİ BİR RİSK!</strong></p>
<p>Kalp krizinin farklı belirtilerle de ortaya çıktığını ve en sık görülen ve hastaların da en çok bildiği belirtinin göğüs ağrısı olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, bunun yanında hastaların yaklaşık yüzde 20-30’unda kalp krizinin göğüs ağrısı olmadan seyredebileceğine dikkat çekti. Doç. Dr. Yılmaz, “Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı, sırt ya da çeneye vuran ağrılar kalp krizinin habercisi olabilir. Özellikle kadınlarda mide bulantısı ve terleme gibi belirtiler öne çıkabiliyor. Diyabet hastalarında ise “sessiz kalp krizi” olarak bilinen, fark edilmeden geçirilen krizler ciddi risk oluşturuyor. Bu hastalar kalp krizi geçirmiş bir şekilde karşımıza geldiği için kalpte artık hasar geri dönüşümsüz olur ve hastalarda kalp yetmezliği gelişir. Sonrasında ritim bozuklukları ya da ani ölüm gibi komplikasyonlarla hastaneye başvuru olabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>GÖĞÜSTEKİ BASKI EFORLA ARTIYORSA DİKKAT!</strong></p>
<p>Son yıllarda 30’lu yaşlarda kalp krizi vakalarındaki artışa işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, genç hastalarda da göğüs ağrısı dışı belirtilerin öne çıkabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti; “Örneğin, eforla artan göğüste baskı hissi, yanma, genellikle mide problemleriyle karıştırılabiliyor. Ancak bu tür şikayetlerin ciddiye alınması gerekir. Bu belirtiler, özellikle risk faktörleri varsa, kalp krizine işaret edebilir. Mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.” </p>
<p><strong>‘KALP KRİZİNİN İLK SAATLERİ ÇOK KRİTİK’</strong></p>
<p>Kalp krizinde ilk saatlerin, hatta dakikaların kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, “Her geçen dakika kalp hasarını artırır. Erken tanı ve hızlı müdahale, kalbin zarar görmesini önleyebilir. Özellikle bu şikayetler ani başladıysa ve hastanın yaşı ve belirli risk faktörleri varsa tabii ki kalp krizi olabilir. Bu nedenle ani başlayan sırt ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya mide bulantısı gibi belirtiler, özellikle diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı ya da ailede kalp hastalığı öyküsü gibi risk faktörleri varsa, mutlaka ciddiye alınmalı.” Dedi. </p>
<p><strong>‘ŞİKAYETLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’</strong></p>
<p>Kalp krizinin bilinmeyen işaretlerine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Yılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle sonlandırdı: “Özellikle 40 yaş sonrası, diyabet, tansiyon, kolesterol yüksekliği ya da sigara kullanımı gibi risk faktörleri olan kişiler, şikayetleri olmasa bile yıllık kontrollerini ihmal etmemeli. Şikayetlerin göz ardı edilmemesi ve herhangi bir şüphede doktora başvurulması, hayat kurtarıcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275">Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Taştan: &#8220;Gezeravcı astronot olmadan önce çok iyi bir Biyolog oldu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-tastan-gezeravci-astronot-olmadan-once-cok-iyi-bir-biyolog-oldu-437161</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jan 2024 13:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[astronot]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[biyolog]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[gezeravcı]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[taştan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=437161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca, aralarında Üsküdar Üniversitesi TRGENMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan ve ekibindeki Gamze Gülden, Berranur Sert, Büşra Tekirdağlı, Berranur Sert, Ebru Çam, Özge Demir, Fatmanur Erkek tarafından yürütülen "Message" bilim misyonunun da yer aldığı 13 farklı bilimsel deneye imza atacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tastan-gezeravci-astronot-olmadan-once-cok-iyi-bir-biyolog-oldu-437161">Dr. Taştan: &#8220;Gezeravcı astronot olmadan önce çok iyi bir Biyolog oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün boyunca, aralarında Üsküdar Üniversitesi TRGENMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan ve ekibindeki Gamze Gülden, Berranur Sert, Büşra Tekirdağlı, Berranur Sert, Ebru Çam, Özge Demir, Fatmanur Erkek tarafından yürütülen &#8220;Message&#8221; bilim misyonunun da yer aldığı 13 farklı bilimsel deneye imza atacak.</strong></p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Çok heyecanlıyız, biz küçüklükten beri bilim kurgu filmleriyle büyümüş çocuklarız. Özellikle uzaya bir mekik çıktığında hep başka ülkelerin alkışlamalarını izledik. Şimdi ilk defa kendi astronotumuz, Türkiye’den Türk bilim insanlarının ürettiği yerli bilimsel misyonları uzaya götürüyor.” dedi. Taştan, böyle bir çalışmayı yapabilmek için bir savaş pilotu olan Alper Gezeravcı’nın astronot olmadan önce çok iyi bir Biyolog olduğunu da sözlerine ekledi.</strong></p>
<p><strong> Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan: “Projemiz aslında uzayda gerçekleşecek 14 günlük süre içerisinde tamamlanmış değil başlamış olacak.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi, Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, ilk Türk astronot Alper Gezeravcı tarafından yapılacak uzay yolculuğu ve çalışma hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye’den Türk bilim insanlarının ürettiği yerli bilimsel misyonları uzayda</strong></p>
<p>“Bu uzay misyonlarından biri olarak biz Üsküdar Üniversitesi’nde kanser tedavilerini geliştiren ve yıllardır çalışan bilim insanları arasındayız. Bu kapsamda özellikle Uzayda, Marsta, koloni kurma, Ay’da koloni kurma gibi uzun uzay seyahatlerinde astronotların yer çekimsiz ortamda genetik ifadelerinin nasıl değişebileceği şuana kadar keşfedilmedi ve Dünyada ilk defa böyle bir çalışma yapılacak hem Genetik Mühendislik hem kanser immünoterapi dediğimiz kanser tedavilerine bir ışık tutacak.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Alper Gezeravcı astronot olmadan önce çok iyi bir Biyolog oldu</strong></p>
<p>Böyle bir çalışmayı yapabilmek için bir savaş pilotu olan Alper Gezeravcı’nın astronot olmadan önce çok iyi bir Biyolog olduğunu kaydeden TRGENMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Hem üniversitemizi hem de 13 bilim misyonu kapsamında birçok üniversiteyi ve kurumu gezdi. Biz dünyada yaklaşık 12 ay boyunca birçok toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıları yeri geldiğinde NASA ve AXIOM’daki uzmanlarla değerlendirerek bütün deneysel onaylarımızı aldık ve Alper Gezeravcı da laboratuvarlarımızda birebir bu deneyleri simüle edebildi.” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Biz ruhumuzla, aklımızla ve dualarımızla onunlayız</strong></p>
<p>TRGENMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, bu 14 gün boyunca hem Alper Gezeravcı hem de yanında beraber gittiği diğer Astronotların genetik profilini takip edeceklerini de ifade ederek, “Bu genetik analizlerimizle beraber belki de geleceğin uzay misyonlarında doğru astronotların seçimi için yer çekimsiz ortamda aktifleşecek, şu ana kadar keşfedilmemiş genleri bulmak ve bunu uzay ve bilimsel dünya literatürüne kazandırmak istiyoruz. Tabii bu belki de gelecekte uzay turizminde kanser hastalarının uzayda tedavi edilebilmesine kadar gidebilecek bilimsel keşiflerin önünü açacak bizim için. Biz de hem Türkiye’nin uzay misyonuna hem de dünyanın uzay misyonuna değer katmak istiyoruz hatta bu kapsamda Alper Gezeravcı 14 gün boyunca neredeyse attığı her adım, yapacağı her deney, alacağı nefese kadar hepsi adım adım planlanarak işlendi. Dolayısıyla biz ruhumuzla da onunlayız, aklımızla da onunlayız, dualarımızla da onunlayız.” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Taştan: “Önümüzdeki aylar içerisinde genetik taramalarımızı yapacağız.” </strong></p>
<p>Misyonları hakkında da bilgi veren TRGENMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aslında bizim ‘massage’ yani mesaj bilim misyonumuz başlamış durumda. Alper Gezeravcı karantinaya girmesiyle beraber biz genetik profillerini alacağımız örnekleri toplamaya başladık astronotlarımızla. Projemiz aslında uzayda gerçekleşecek 14 günlük süre içerisinde tamamlanmış değil başlamış olacak. Bunu takiben gerçekleşecek önümüzdeki aylar içerisinde genetik taramalarımızı yapacağız.</p>
<p>CRISPIR gibi son yıllarda Nobel ödülü kazanmış genetik mühendislik tekniklerini de kullanarak yine astronotumuzun ve diğer insanların bağışıklık sistemi hücrelerinin genetiğini değiştirecek, uzayda keşfettiğimiz bu genleri bu kez kansere karşı savaştıracağız. Geleceğin uzay misyonlarında da bu hücreleri ve bu kanser taramalarını tekrardan uzayda test etmeyi ve yeni tedavi yöntemlerini dünya literatürüne kazandırmayı planlıyoruz.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-tastan-gezeravci-astronot-olmadan-once-cok-iyi-bir-biyolog-oldu-437161">Dr. Taştan: &#8220;Gezeravcı astronot olmadan önce çok iyi bir Biyolog oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Yücel, &#8220;Tarım eğitimi olmadan üretim ve gıda güvenliği mümkün değildir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yucel-tarim-egitimi-olmadan-uretim-ve-gida-guvenligi-mumkun-degildir-435437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jan 2024 08:08:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değildir]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yücel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=435437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Mekteb-i Zirai Şahane’nin açılması ile başlayan tarım eğitiminin 178’nci yıl dönümü dolayısıyla Ege Üniversitesinde “Tarım Bayramı” programı düzenlendi. Ziraat Fakültesi Prof. Dr. Feyzi Önder Konferans salonunda gerçekleştirilen etkinliğe EÜ Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Banu Yücel, İzmir İl Tarım ve Orman Müdür Yarımcısı Ayhan Temiz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yucel-tarim-egitimi-olmadan-uretim-ve-gida-guvenligi-mumkun-degildir-435437">Prof. Dr. Yücel, &#8220;Tarım eğitimi olmadan üretim ve gıda güvenliği mümkün değildir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de Mekteb-i Zirai Şahane’nin açılması ile başlayan tarım eğitiminin 178’nci yıl dönümü dolayısıyla Ege Üniversitesinde “Tarım Bayramı” programı düzenlendi. Ziraat Fakültesi Prof. Dr. Feyzi Önder Konferans salonunda gerçekleştirilen etkinliğe EÜ Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Banu Yücel, İzmir İl Tarım ve Orman Müdür Yarımcısı Ayhan Temiz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan Prof. Dr. Banu Yücel, “Tarım eğitimi ülkemizde ilk olarak 10 Ocak 1846 tarihinde başlamıştır. Bu vesileyle her yıl 10 Ocak gününü kapsayan hafta ülkemizde tarım haftası olarak kutlanmaktadır. Tarımın önemi geçen küresel pandemi sürecinde daha fazla idrak edilmiş, sürdürülebilir, nitelikli ve sağlıklı tarımsal üretimin önemi ortaya konmuştur. Yapılan tahminlere göre 2050’li yıllarda dünya nüfusunun 9 milyar olacağı göz önünde bulundurulursa tarım ve gıdanın milli güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesinin yanı sıra artık sağlık, gıda güvencesi, çevre, doğal kaynaklar, enerji lojistik, finansman, kırsal kalkınma gibi çok farklı açılardan da toplumumuzu etkileyecektir. Yapılan araştırmalar, önümüzdeki yıllar için önlem alınmadığında, bireylerin beslenme için yeterli gıdaya ulaşmakta ciddi düzeyde zorlanacağını ortaya koymaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ülkemizi bağımsızlığa kavuşturduktan sonra, ‘milli ekonominin temeli tarımdır’ diyerek ülke tarımının kalkınmada ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmıştır” dedi.</p>
<p>“Günümüzde sürdürülebilir tarımın önemi ortaya çıktı” Prof. Dr. Yücel, “Türkiye Yüzyılı olarak nitelendirilen günümüzde; ekonomik kalkınma hedefleri, yoksulluğun azaltılması, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik için çağa uygun tarımsal üretimin önemi daha fazla ortaya çıkmaktadır. Farklı bilim disiplinlerinin etkileşimi ve kadim bilgiyle bezenmiş yetkin teknolojinin daha fazla kullanılmasının sağlanmasıyla; tarımsal üretimde verimliliği artırmak, üretimin izlenebilirliğini sağlamak, kalite ve gıda güvenliğini sürdürülebilir hale getirmek mümkün olabilecektir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki bilim odaklı ve nitelikli bir tarım eğitimi olmadan  tarımsal üretim dolayısıyla sağlıklı beslenme ve gıda güvenliği mümkün olmamaktadır” diye konuştu.</p>
<p>Ziraat Fakültesinin yarım asrı aşkın süredir nitelikli mühendisler yetiştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Yücel, “Öğrencilerimiz teknolojik yenilikleri ve eğitimle aldıkları bilgi birikimi ve tecrübeyi gelecekte tarım politikalarına yön verebilecek yetkinliğe erişmek için kullanacaklardır. Bu amaçla dünyada tarım bilimleri alanında 288’inci, ülkemizde ise ilk sırada bulunan fakültemiz, tarımda sürdürülebilir kalkınma amaçlarına öncülük eden fakültelerden birisi olma hedefiyle köklü ve deneyimli akademik kadrosu, kaliteli ve güncellenmeye sürekli açık eğitim planı, etik değerlerden ödün vermeden hayat boyu öğrenmeyi kendine amaç edinerek, ülke tarımının gelişimine yüksek düzeyde katkı sağlayacak donanımlı ziraat mühendisleri yetiştirerek ülkemize hediye etmektedir. Bu eğitim günümüzde Azerbaycan ve Özbekistan ile lisans, İspanya ile lisansüstü düzeyde sürdürdüğümüz çift diploma programları ve yurt dışından gelen 28 ülkeden 383 öğrencimizle uluslararası görünürlüğü ve repütasyonu artmış, bilim ihraç eder noktaya ulaşmıştır. Bugün fakültemizde 24’ü uluslararası olmak üzere toplam 87 Ar- Ge projesi devam etmektedir. Aynı zamanda üniversite-sanayi iş birlikleri ile çeşitli tescil çalışmaları yapılmaktadır. Fakültemiz 2023-2024 öğretim yılında taban puan sıralamasında 8 bölümü ile birinci, 2 bölümü ile ikinci sırada öğrenci kaydı alarak Türkiye’de bu başarıyı elde eden tek ziraat fakültesi olmanın gururunu ve mutluluğunu bize yaşatmaktadır” dedi.</p>
<p>“Tarım insanlık tarihindeki en temel ve hayati faaliyetlerden biridir” Tarım eğitiminin önemine değinen İzmir İl Tarım ve Orman Müdür Yarımcısı Ayhan Temiz ise, “Tarım eğitiminin 178 Yılını kutlamak için bugün burada bir araya gelmiş bulunuyoruz. Tarım insanlık tarihindeki en temel ve hayati faaliyetlerden biridir. Bu alandaki eğitim ise sadece bitkileri ve hayvanları yetiştirmekle kalmayıp aynı zamanda doğal kaynakların yönetimi, robotik, iklim değişikliği gibi pek çok önemli konuyu da kapsamaktadır. 178 yıl önce başlayan tarım eğitimi, modern tarımın temellerini atmamıza, verimliliği artırmamıza ve kırsal bölgelerin kalkınmasına katkı sağlamıştır. Tarım eğitimi; bilim, teknoloji ve inovasyonla birleşerek tarım sektörünü daha sürdürülebilir, verimli ve çevre dostu hale getirmiştir. Ancak son zamanlarda tarımın karşısında bulunan zorluklara karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini unutmamalıyız. İklim değişikliği, nüfus artışı, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, tarımda yeni teknolojilerin kullanımı gibi konularda daha fazla çalışma ve çaba sarf etmemiz gerekiyor. Henry Kissinger’in dediği gibi, ‘Petrolü kontrol edersen ulusları,  tarımı kontrol edersen insanlığı kontrol edersin’ bu noktada genç nesilleri tarım bilimleri alanlarına teşvik etmek büyük önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p>Program kapsamında 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılında unvan değişikliği olan ve EÜ Ziraat Fakültesine yeni katılan akademisyenlere berat belgeleri, 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılında gerçekleştirdikleri ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalara katkı sağlayan akademisyenlere ve sınıf temsilcilerine teşekkür belgeleri takdim edildi. Belge takdimlerinin ardından Grup Ortam müzik dinletisiyle katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Tarım Eğitiminin 178 Yılı’nın kutlandığı etkinlikte, “Tarım Eğitiminde Uluslararasılaşma Ege Üniversitesi ve Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi Örneği” konferansı ve “Tarım Eğitiminde Ege-ADAU Çift Diploma Örneğinin Öğrettikleri” paneli gerçekleştirildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yucel-tarim-egitimi-olmadan-uretim-ve-gida-guvenligi-mumkun-degildir-435437">Prof. Dr. Yücel, &#8220;Tarım eğitimi olmadan üretim ve gıda güvenliği mümkün değildir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmak sağlığı tehlikeye atabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-kontrolu-olmadan-ilac-kullanmak-sagligi-tehlikeye-atabilir-430519</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atabilir]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçların vücutta zarar oluşturabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Hekim önerisi olmadan ilaç veya destek ürünlerinin kullanımı, gereksiz zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Ruhsatsız ilaçlar ve doktora danışılmadan gelişigüzel alınan bitkisel ürünler sağlığı tehlikeye atabilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-kontrolu-olmadan-ilac-kullanmak-sagligi-tehlikeye-atabilir-430519">Hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmak sağlığı tehlikeye atabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçların vücutta zarar oluşturabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Hekim önerisi olmadan ilaç veya destek ürünlerinin kullanımı, gereksiz zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Ruhsatsız ilaçlar ve doktora danışılmadan gelişigüzel alınan bitkisel ürünler sağlığı tehlikeye atabilir” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, bilinçsiz ilaç kullanımları hakkında bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Hekim önerisi olmadan kullanılan bilinçsiz ilaç kullanımına dikkat çeken Prof. Dr. Kutlutürk, “Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık; sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Hastalıkların tedavi edilmesi sağlık hizmetleri için temel hedef olsa da koruyucu sağlık hizmetleri giderek daha önem kazanmaktadır. Bu konuda modern tıp hizmetlerini sunan sağlık kurumları gerekli çalışmaları yaparken, maalesef çok sayıda kişi hekim önerisi olmadan çevresinden, sosyal medyadan veya diğer kaynaklardan ulaştıkları bilgilerle bitkisel ürünleri, takviye besinleri veya ilaçları kontrolsüz olarak kullanmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE İLAÇLAR TERCİH EDİLMELİ</strong></p>
<p>Doktor kontrolü sonrası ilaç kullanımının önemine değinen Prof. Dr. Kutlutürk, “Gerek koruyucu sağlık hizmeti gerekse hastalık halinde tedavinin yönetimi günümüzde kanıta dayalı tıp verileri ile yapılmalıdır. Bireysel olarak yapılması gerekenlerin başında dengeli beslenme, daha fazla hareket ve egzersizin olduğu yaşam tarzı değişiklikleri olmalı, sonrasında hekim kontrolünde gerektiğinde ilaçlar veya destekleyici ürünlerin kullanılması düşünülmelidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>BESLENME TARZINA DİKKAT EDİLMELİ</strong></p>
<p>Geçmişten günümüze kadar yaşam tarzının değiştiğini dile getiren Prof. Dr. Kutlutürk, “Daha az hareket etmeyi sağlayan gelişmiş ulaşım araçları, masa başında geçirilen zamanın fazlalığı, besine ulaşmada kolaylık ve besinlerin içeriklerindeki değişiklikler hayatımızı bir taraftan kolaylaştırırken diğer taraftan hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Bu değişimlere olumlu yönde adapte olanlar daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilmektedir” dedi.</p>
<p><strong>AMAÇ KRONİK HASTALIKLARDAN KORUNMAK</strong></p>
<p>Bugünkü arayışın obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi toplumun çoğunu olumsuz etkileyen kronik hastalıklardan korunmak olduğunu belirten Prof. Dr. Kutlutürk, “Modern tıptaki gelişmelerle birlikte, gıda, pazarlama ve reklam sektöründeki gelişmeler, bireyleri daha fazla gıda tüketmeye yönlendirmektedir. Yemek sonrası hiç aklınızda yokken izlediğiniz bir televizyon programı, sinema, dizi veya reklam içine gizlenmiş mesajlarla beyninize gıda tüketmesi konusunda uyarı gönderebilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İLAÇ ENDÜSTRİSİNİN GELİŞİMİ YAŞAM SÜRESİNİ UZATTI</strong></p>
<p>Yaşam süresinin uzadığını söyleyen Prof. Dr. Kutlutürk, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Nüfusun hızla artması sanayileşme, şehir hayatına geçilmesi bazı sorunları beraberinde getirmiş olsa da aslında her şeyin kötüye gittiğini söylenemez. Cumhuriyetimiz 100 yıl önce kurulduğunda insanların ortalama yaşam süresi 42 yıldı. Son yüzyıldaki gelişmeler ortalama yaşam beklentisini 80 yaşına kadar iyileştirmiştir. Beklenen ortalama ömürdeki bu artışta en önemli etkenlerden biri ilaç endüstrisindeki gelişmeler olup salgın hastalıkların önlenmesi, enfeksiyonların, diyabet, kalp hastalığı, kanser gibi hastalıkların etkili tedavi edilebilmesidir.</p>
<p><strong>KONTROL DIŞI İLAÇ KULLANMAK ZARARLI </strong></p>
<p>Doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçların sağlığa zarar verebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kutlutürk, “Modern tıp alanındaki gelişmeleri takip etmek hekimlerin, diyetisyenlerin, spor fizyologlarının yaşama tarzıyla ilgili önerilerine uymak, sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanmak sağlık için çoğunlukla yeterli olmaktadır. Hekim önerisi olmadan ilaç veya destek ürünlerinin kullanımı ise, çoğu zaman gereksiz zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Kontrol dışı ilaç kullanmak, faydasından çok zarar verebilmektedir. Nitekim bir maddenin ilaç olarak kullanılabilmesi için 10 yıl boyunca laboratuvar ortamlarında ve canlılar üzerinde çalışılması gerektiği bilinmektedir. Bir ilacın olumlu etkilerinden daha önemlisi, olumsuz etkilerinin de olmamasıdır. Ruhsatsız ilaçlar veya doktor tavsiyesi olmadan gelişigüzel alınan bitkisel ürünlerin faydasından çok zararı vardır.  Bazı diyabet ve obezite ilaçları çok etkili olmalarına rağmen 10 bin hastadan birinde görülen yan etkileri nedeniyle kullanımdan kaldırılmıştır” şeklinde konuştu. </p>
<p>Sonuç olarak sağlıklı bir yaşam için ilaçları hekim kontrolünde kullanmanın ve yaşam tarzında olumlu düzenlemeler yapmanın önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kutlutürk, kanıta dayalı olmayan, hekim önerisi dışında ilaç kullanılmamasına da özen gösterilmesi gerektiğini ifade ederek açıklamalarını sonlandırdı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-kontrolu-olmadan-ilac-kullanmak-sagligi-tehlikeye-atabilir-430519">Hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmak sağlığı tehlikeye atabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim Tavsiyesi Olmadan Gargara Kullanılmamalı&#8230; Uzun Süreli Kullanımı Tat Kaybına Neden Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-tavsiyesi-olmadan-gargara-kullanilmamali-uzun-sureli-kullanimi-tat-kaybina-neden-olabilir-404572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 13:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gargara]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmamalı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmamalı8230]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[süreli]]></category>
		<category><![CDATA[tat]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız gargarasının ağız ve diş temizliği için kullanılabilecek bir ürün olmadığını belirten uzmanlar, gargaraların hekim tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-tavsiyesi-olmadan-gargara-kullanilmamali-uzun-sureli-kullanimi-tat-kaybina-neden-olabilir-404572">Hekim Tavsiyesi Olmadan Gargara Kullanılmamalı&#8230; Uzun Süreli Kullanımı Tat Kaybına Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağız gargarasının ağız ve diş temizliği için kullanılabilecek bir ürün olmadığını belirten uzmanlar, gargaraların hekim tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Uzun süreli kullanımının ağız içi mikroorganizmalarının dengesini bozabildiğini ifade eden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, farklı hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabileceğini ve tat kaybı ya da kötü tat hissi oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Güler ayrıca gargaraların yutulması halinde sağlık problemlerine neden olabileceğinin de altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, ağız gargaralarının hangi durumlarda ve ne şekilde kullanılması gerektiğine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Gargara öncesinde ve sonrasında diş fırçalanmamalı</strong></p>
<p>Diş bakımına özen gösterenlerin sıklıkla tercih ettikleri gargaraların nasıl kullanılması gerektiğine değinen Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bir ölçek gargara ağıza alınır ve yarım dakika boyunca çalkalandıktan sonra tükürülür. Öncesinde ve sonrasında yarım saat boyunca diş fırçalamamak gerekir. Çünkü bazı gargaraların diş macunları ile etkileşimi vardır ve bu etkileşim neticesinde etkinlikleri azalabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Gargara rutin olarak kullanılmamalı </strong></p>
<p>Ağız gargarasının ağız kokusu veya diş arası temizliği için kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Güler, “Gargara rutinde kullanılması gereken bir ürün değildir ve asla diş fırçalama, diş ipi ya da ağız duşu kullanımının yerine geçemez. Çürük oluşumuna çok yatkınlığı olan bireylerde ya da şiddetli diş eti problemi olan hastalarda hekim reçete ederse gargara kullanılmalıdır.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Fazla miktarda yutulması hayati tehlikeye neden olabilir</strong></p>
<p>Ağız gargarasının yutulması durumunda sağlığı olumsuz etkileyebilecek sorunlara neden olabileceğini belirten Güler, az miktarda yutulması halinde midede yanma ve bulantı oluşabileceğini söyledi. 5-6 kapak gibi yüksek miktarlarda yutulması durumunda ise hemen bir hastaneye ulaşılması gerektiğini ifade eden Güler, fazlaca yutulmasının hayati tehlike doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Diş etlerinin de gargaradan etkilenebileceğini belirten Güler, “1-2 haftadan uzun süreli kullanımları ağız içi mikroorganizmalarının dengesini bozarak farklı hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilirken, bunun yanı sıra ağızda tat kaybı ya da kötü tat hissi oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kekik suyu veya az tuzlu ılık su da diş etlerini rahatlatabilir </strong></p>
<p>Gargaraların hekim tavsiye etmedikçe kullanılmaması gerektiği uyarısını yineleyen Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Gargaralar hekim tavsiyesine göre edinilip, hekimin önerdiği sürece kullanılmalı. Gargara yaklaşık 30 saniye ağızda tutulmalı ve çalkalama yapılmalı. Ticari ürünler yerine kekik suyu ya da az tuzlu ılık su tercih edilebilir. Bu şekilde gargara yapmak da diş etlerini rahatlatabilir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-tavsiyesi-olmadan-gargara-kullanilmamali-uzun-sureli-kullanimi-tat-kaybina-neden-olabilir-404572">Hekim Tavsiyesi Olmadan Gargara Kullanılmamalı&#8230; Uzun Süreli Kullanımı Tat Kaybına Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçililerin Yarısı Mezun Olmadan İş Buluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bogazicililerin-yarisi-mezun-olmadan-is-buluyor-390091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 10:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçililerin]]></category>
		<category><![CDATA[buluyor]]></category>
		<category><![CDATA[mezun]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[yarışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS’in “Dünya Üniversiteler Sıralaması 2024”te değerlendirilen kriterler arasında yer alan “mezun istihdamı”nda Türkiye’de ilk, dünyada ise 121’inci sırada yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazicililerin-yarisi-mezun-olmadan-is-buluyor-390091">Boğaziçililerin Yarısı Mezun Olmadan İş Buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boğaziçi Üniversitesi Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS’in “Dünya Üniversiteler Sıralaması 2024”te değerlendirilen kriterler arasında yer alan “mezun istihdamı”nda Türkiye’de ilk, dünyada ise 121’inci sırada yer aldı. Boğaziçi Üniversitesi Kariyer Merkezi ve Mezunlar Ofisi’nin güncel verileri ise öğrencilerin yarısının henüz mezun olmadan istihdam edildiğini gösteriyor.</strong></p>
<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçları 20 Temmuz’da açıklandı. Adaylar tercih döneminde hayallerindeki programlar için tercihlerini yaparken, seçecekleri üniversitenin mezun olduktan sonra kariyer yolculuklarına yapacağı katkıları da değerlendiriyor. Bu kriterler arasında son yıllarda saygın yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarının artan oranlarda dikkate aldığı “mezun istihdamı” da yer alıyor. Buna göre Boğaziçi Üniversitesi geçen haziranda yayımlanan QS Dünya Üniversiteler Sıralaması 2024’te “mezun istihdamı” kriterinde Türkiye’de lider olurken, dünyada ise ilk 150’ye girmeyi başararak 121’inci sırada yer buldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>İŞ ARAYANLARIN ORANI YÜZDE ÜÇTE KALIYOR</strong></p>
<p>Yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarına mezunlarla ilgili veri sağlayan Boğaziçi Üniversitesi Kariyer Merkezi ve Mezunlar Ofisi’nin mezunlarla yaptığı anket çalışmalarıyla elde ettiği verilere göre Boğaziçili mezunların yüzde 50.4’ü daha mezun olmadan istihdam ediliyor. Yüzde 17.3’ü 3; yüzde 7.1’i 6; yüzde 3.1 9 ve yüzde 7.1 ise mezuniyetin ardından ilk 12 ayda çalışma hayatında yerini alıyor. İş aradığını belirtenlerin oranı yüzde 3.1’de kalırken, lisansüstü eğitime devam edenlerin oranı ise yüzde 11.8.</p>
<p> </p>
<p><strong>YÜZDE 63 AYNI İŞE DEVAM EDİYOR</strong></p>
<p>Kariyer Merkezi ve Mezunlar Ofisi’nin verileri Boğaziçili mezunların Türkiye ve dünyada sektörlerin önde gelen şirket ve kurumlarında istihdam edildiğini gösterirken, yaklaşık yüzde 62.2’lik grup iş hayatına ilk adım attığı şirket veya kurumda devam ediyor.</p>
<p>Yüzde 37.8 ise “daha iyi iş teklifi”, “alanı sevememek” ve “düşük tatmin düzeyi” gibi nedenlerle işini değiştirdiğini belirtiyor. Boğaziçili mezunların yaklaşık yüzde ikisi de kendi işini kurarak çeşitli sektörlerde girişimcilik yapıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>BOĞAZİÇİLİ MEZUNLARIN İSTİHDAM ORANI YÜZDE 90’LARA ULAŞTI</strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Kariyer Merkezi ve Mezunlar Ofisi Koordinatörü Dr. Burcu Ertürk Kılıç da Boğaziçili mezunların istihdam oranlarının salgın sonrası ortaya çıkan ekonomik koşullara rağmen arttığını ve yüzde 90’lara ulaştığını belirterek, “Kariyer Merkezi ve Mezunlar Ofisi olarak çalışmalarımızı bir arada yürütmeye özen gösteriyoruz. Her sene mezuniyetlerinin üzerinden bir yıl geçen mezunlarımıza ulaşıp kariyer ve istihdam durumları ile ilgili anketler yapıyoruz. Bu verileri QS ve Times Higher Education (THE) gibi birçok uluslararası derecelendirme kuruluşlarıyla paylaşmanın yanında, mezunlarımızla ilişkilerimizi sıcak tutmaya ve onları kariyer alanında takip etmeye özen gösteriyoruz. Bu yaptığımız çalışmalar gösteriyor ki Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının istihdam oranı son 5 yıllık verilere göre yüzde 80 bandından yüzde 90’lara ulaşarak yükselmeye devam ediyor. Salgınla beraber dünya ve ülkemizde yaşanan krizler göz önüne alındığında, Boğaziçi mezunlarının bundan etkilenmediği hatta krizi fırsata çevirdiğini görüyoruz” değerlendirmesini yapıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÖĞRENCİ ODAKLI KÜLTÜR İSTİHDAMI DA DESTEKLİYOR”</strong></p>
<p>Mezunların iş dünyasında tercih edilmesinin en büyük nedeninin, Boğaziçi Üniversitesi’nin eğitim kalitesiyle birlikte öğrenciyi odağa alan kültüründen kaynaklandığını ifade eden Dr. Ertürk Kılıç bu ekosistemi şöyle özetliyor:</p>
<p>“Öğrencilerimizin mezun olmadan iş bulmalarını sağlayan en önemli faktör, kaliteli eğitim ile desteklenen ve kampüste öğrenciyi merkeze alan Boğaziçi kültürüdür. Öğrencilerimiz, daha eğitim hayatları devam ederken farklı kariyer seçeneklerini deneme ve gözlemleme fırsatı buluyor. Ayrıca kriz dönemlerinde daha çok ihtiyaç duyulan lider ruhlu, inisiyatif alabilen, özgüveni yüksek, inovasyon kültürüne yatkın ve üretken bireyler olarak yabancı dillerinin verdiği avantajla Türkiye ve dünyada önemli rollerde yer alıyorlar. Öğrenci ve mezun ilişkilerimizin güçlü olması ve üniversitemizin uluslararası tanınırlığı da bu yüksek istihdam oranının hem nedeni hem de sonucu olarak, kendi kendini destekleyen bir ekosistem oluşturuyor. Son olarak en önemlisi de mezunlarımızın kariyer yollarını belirlerken, yine bu kültürde geliştirdikleri çok yönlü bakış açısı ve özgüvenleriyle kendilerini gerçekleştirebilecekleri ve mutlu olabilecekleri alanlara yönelebildiklerine şahit oluyoruz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bogazicililerin-yarisi-mezun-olmadan-is-buluyor-390091">Boğaziçililerin Yarısı Mezun Olmadan İş Buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Siber tehdit ve izleme istihbaratı olmadan siber koruma mümkün değil </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-tehdit-ve-izleme-istihbarati-olmadan-siber-koruma-mumkun-degil-389521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 09:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[istihbaratı]]></category>
		<category><![CDATA[izleme]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber tehdit istihbaratı ve izleme, modern bir siber saldırıya karşı kuruluşların hazırlıklı olma, eyleme geçirilebilir bilgi toplama ve durdurma aşamalarında kritik önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-tehdit-ve-izleme-istihbarati-olmadan-siber-koruma-mumkun-degil-389521"> Siber tehdit ve izleme istihbaratı olmadan siber koruma mümkün değil </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber tehdit istihbaratı ve izleme, modern bir siber saldırıya karşı kuruluşların hazırlıklı olma, eyleme geçirilebilir bilgi toplama ve durdurma aşamalarında kritik önem taşıyor. Birçok kuruluş, konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmamakla birlikte, saldırıları önlemek için gereken personele ya da uzmanlığa bütçe ayırmadığı için saldırılara karşı savunmasız kalıyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, kuruluşların siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri hakkında bilmesi gerekenleri paylaşıyor.</strong></p>
<p>Siber saldırılar artık sadece kişi ve kuruluşlar için değil, devletleri de kapsayan küresel bir tehdit haline geldi. Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla, korumasız ağların kullanılması ve çalışanların kendi cihazlarıyla şirket ağına bağlanması, siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümlerine duyulan ihtiyacı her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor. Stratejik zeka tabanlı siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri, kötü amaçlı yazılım saldırılarına karşı kuruluşların güvenlik açıklarını daha iyi anlamalarına, saldırı halinde uygun önlemlerin alınmasına, şirketin ağını ve uç noktalarını gelecekteki saldırılara karşı korumalarına yardımcı oluyor. Aynı işlemlerin gerçekleştirilmesi için 8 bin 774 analistin bir yıl boyunca tam zamanlı çalışması gerekiyor. Doğru bir güvenlik duvarı oluşturmak amacıyla yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi ile çalışan siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri en etkili yöntemler arasında. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, siber tehdit istihbaratı ve izleme çözümleri hakkında bilinmesi gerekenleri paylaşıyor.</p>
<p><strong>Siber Tehdit İstihbaratı Yaşam Döngüsü ve Süreci </strong></p>
<p>Sektör uzmanları, ham verileri istihbarata dönüştüren siber tehdit istihbaratı yaşam döngüsünün beş veya altı yinelemeli süreç adımı olduğunu belirtiyor. CIA ilk önce altı adımlı bir yaşam döngüsü süreci geliştirirken, diğer güvenlik uzmanları yaşam döngüsü sürecini aşağıdaki gibi birleştirerek 5 adıma indiriyor.</p>
<p><strong>1.</strong> <strong>Planlama ve yön</strong>: CISO veya CSO, siber tehdit istihbarat programının amaçlarını ve hedeflerini belirliyor. Bu aşama, korunması gereken hassas bilgilerin ve iş süreçlerinin tanımlanmasını, verileri ve iş süreçlerini korumak için gereken güvenlik operasyonlarını ve neyin korunacağına öncelik verilmesini içeriyor.</p>
<p><strong>2.</strong> <strong>Koleksiyon</strong>: Veriler, açık kaynak aktarımları, şirket içi tehdit istihbaratı, dikey topluluklar, ticari hizmetler ve karanlık web istihbaratı gibi birden çok kaynaktan toplanıyor.</p>
<p><strong>3.</strong> <strong>İşleme</strong>: Toplanan veriler daha sonra daha fazla analiz için uygun bir formatta işleniyor.</p>
<p><strong>4. Analiz</strong>: Veriler farklı kaynaklardan birleştirilerek, analistlerin kalıpları belirleyebilmesi ve bilinçli kararlar alabilmesi için eyleme geçirilebilir istihbarata dönüştürülüyor.</p>
<p><strong>5.</strong> <strong>Yaygınlaştırma:</strong> Tehdit verileri analizi daha sonra uygun şekilde yayınlanıyor ve şirketin paydaşlarına veya müşterilerine dağıtılıyor.</p>
<p>Siber tehdit istihbarat ve yaşam döngüsü, dijital saldırılarla mücadele için tek seferlik bir süreç değil, her siber deneyimi alıp bir sonrakine uygulayan döngüsel bir süreç olarak kuruluşlara destek veriyor.</p>
<p><strong>Siber Güvenlikte Tehdit Modelleme İle İlgili Yanılgılar Neler?</strong></p>
<p>&#8220;Tehdit modelleme&#8221; terimi birçok kullanıcı için çeşitli yanlış anlamalara yol açabiliyor.   Bazıları bu yaklaşımın yalnızca bir uygulama tasarlanırken uygulanabileceğini ya da kod incelemesi ve sızma testi ile kolayca çözülebilen, isteğe bağlı bir görev olarak görüyor. Süreci aşırı karmaşık gereksiz bir faaliyet olarak gören kuruluşlar da bulunuyor. Acronis, genel kanı olarak yerleşen, doğru bilinen yanlışları aşağıdaki şekilde sıralıyor. </p>
<p><strong>1.</strong> <em><strong>Kod incelemesi ve sızma testi, tehdit modellemenin yerini tutmaz</strong></em><strong>. </strong>Kod incelemesi ve sızma testi, herhangi bir uygulama geliştirme sürecinin temel bir parçası olarak koddaki hataları bulmada etkili oluyor. Ancak tehdit modellemesi ile başlatılan özel güvenlik değerlendirmeleri düzeltilmediği takdirde güvenlik ihlali yaratan karmaşık tasarım kusurlarını beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><em><strong>2. Tehdit modellemesi dağıtımdan sonra da yapılabilir.</strong></em><strong> </strong>Tehdit modellemesini tasarım aşamasının başında başlatmak en iyi yöntem olarak görülüyor. Bu işlem, dağıtım sonrasında da ilgili yaklaşıma başvurulması gerektiği anlamına geliyor. Uygulama dağıtımdan sonra daha erişilebilir hale geldikçe yeni siber tehditler ortaya çıkabiliyor. Uygulamaya yönelik mevcut tüm tehditlerin değerlendirmesi olmadan, onu tüm olası risklere karşı güvence altına alınamıyor. Dağıtım sonrası aşamadaki zayıflıkların izlenerek uygulama için daha hızlı ve daha etkili iyileştirme sağlanabiliyor.</p>
<p><em><strong>3. Tehdit modelleme, makul bir şekilde yaklaşılırsa karmaşık bir süreç değildir</strong>. </em>Mevcut süreç, bir plan yapılmadan önce incelendiğinde zaman alıcı ve yorucu görünebiliyor. Ancak sistematik adımlar halinde sınıflandırıldığında uygulanabilir görevlere bölünebiliyor. Her görev bir öncekini takip ediyor. Bu nedenle &#8220;komut dosyasına&#8221; uyulduğu sürece tehdit modelleme fazla güçlük çekmeden tamamlanabiliyor.</p>
<p>Siber koruma, araştırma ve tehdit izleme özelliklerini tek bir çatı altında birleştiren Acronis, geliştirdiği Acronis Cyber Protect ürünü ile tüm verileri, uygulamaları ve sistemleri korumak için yedekleme ve siber güvenlik yeteneklerini tek bir çözümde birleştiriyor. Acronis, sektörde ilk kez geliştirdiği bu çözümle siber suçlara karşı mücadele ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-tehdit-ve-izleme-istihbarati-olmadan-siber-koruma-mumkun-degil-389521"> Siber tehdit ve izleme istihbaratı olmadan siber koruma mümkün değil </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Güven Eken: Sevgi olmadan dünyada hiçbir şey değişmez</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-guven-eken-sevgi-olmadan-dunyada-hicbir-sey-degismez-358283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 22:26:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değişmez]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[eken]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hiçbir]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin dördüncü gününde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Dr. Güven Eken, “Sevgi, dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi milletten olursanız olun çözümün nerede olduğunu gösteriyor. Sevgi olmadan dünyada hiçbir şeyi değiştiremeyiz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-guven-eken-sevgi-olmadan-dunyada-hicbir-sey-degismez-358283">Dr. Güven Eken: Sevgi olmadan dünyada hiçbir şey değişmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin dördüncü gününde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Dr. Güven Eken, “Sevgi, dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi milletten olursanız olun çözümün nerede olduğunu gösteriyor. Sevgi olmadan dünyada hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bir şehri aşkla yöneteceğim diyen ve 50 yılda bir gelen bir lider İzmir’i yönetiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin dördüncü gününde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Dr. Güven Eken “Döngüsel Kültür Şehirleri” başlığıyla bir sunum yaptı. Eken, “Geleneksel anlamda ben kelimesi yaşadığımız çağda en temel kutsalımız haline geldi. Bizim dışımızdaki canlılar için ben kelimesi geçerli değil. Ben olunca biz kümesi de beraberinde geliyor. Ben ve bizim dışımızdaki her şey de iklim, biyoçeşitlilik, ekosistem bunlar da çevre oluyor. Bizim dışımızdaki birçok canlı yaşamı böyle algılamıyor. Çevre dediğimiz şey, hepimizin parçası olduğumuz doğa, evren, yer kürenin bütünlüğü. Bu iki algı yaşamda aldığımız her türlü kararın zemini aslında” dedi.</p>
<p><strong>Temel bilimlerin içerisine ekosistemi de dahil etmek gerek</strong><br />Bencilliğin, bizciliğin kışkırtıldığı bir çağda yaşadığımızı söyleyen Güven Eken, “Doğayla ilişki kurmayınca yaşamın temeli gidiyor. Sadece almak ve biriktirmek ortaya çıkıyor. Hayata ne vereceğim sorusu aklımıza gelmiyor. Günün sonunda kendi mekanlarımızı yaratıyoruz. Etrafındaki kuşlarla, derelerle ilişkisi olmayan mekânlar bunlar. Mekanlar düşüncemizin aynasıdır. Dirençli, doğayla uyumlu bir şehir yaratmak için temel bilimler bilgilerimiz eksik. Bir uygarlık yaratmak istiyoruz ama parçası olduğumuz ekolojiyi, doğayı içerisine katmıyoruz.<br />Anadolu bilgeliği aslında bize çok daha iyi yaşayabileceğimizi gösteriyor. Geleceğin şehirlerini inşa etmek için doğadan daha fazla ilham almamız gerek. Temel bilimlerin (matematik, kimya, fizik, bilim, astronomi) tam ortasına ekolojiyi koymamız gerek. Öncelikle temel bilimlerin tanımını değiştirmek gerek. Hangi tasarımı yaparsak yapalım temel bilimleri esas alarak yaratıp üretmemiz gerek” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Doğanın bir tasarım dengesi var</strong><br />Doğanın bir tasarım dengesinin olduğunu ifade eden Güven Eken, “Bu öyle bir tasarım ki sonsuz bir çeşitlilik yaratabildiği gibi bir benzerlik de yaratabiliyor. Bunu çözdüğümüzde de tam uyum içerisinde yaşayabiliyoruz. Doğadaki bütün varlıklar bunu yapıyor. Bizim beynimiz ise insanları bölüp parçalamaktan besleniyor ve belli güç odakları yaratıyor. Aslında kendimizi doğanın sevinç ve coşku kaynaklarından ayrı kalarak cezalandırıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geleceğin şehirlerini döngüsel kültür ile kurabiliriz</strong><br />Şehir denilen yapıların ilk tatilde uzaklaşılması gereken yerler olarak algılanmaması gerektiğini söyleyen Eken, “Şehirleri kurarken doğayı okuyup yazabilmek çok önemli. Dünyamız uzaktan bakıldığında nefes alıp veren mavi, yeşil, kahverengi bir gezegen. Varlıklar birbirlerini besliyorlar. İnsanların şehirde veya köyde nerede yaşıyorsa yaşasın bir ayak izi var. Yarattığımız iklim değişikliği dünyaya yayılıyor, etkiliyor.  Nasıl döngüsel şehirler kurabiliriz? Bu, şehrin içerisinde yeşil koridorlar oluşturarak dereleri beton değil, toprakla buluşturduğumuzda mümkün. Yöntemler çok basit. Eğer bir şehri döngüsel kültür ile beslersek bu mümkün. Birbirimizle uyum, değişimle uyum, doğayla uyum, geçmişimizle uyum döngüsel kültürü oluşturuyor. Geleceğin şehirleri bu ana zincir üzerinden inşa edilebilir. Unuttuklarımızı hatırlamak, hatırladıklarımı zı unutmamak gerek” dedi.</p>
<p><strong>Bu bizler için bir şans</strong><br />Mümkün olduğunca daha fazla sevgiyi hayatımızın içine almamız gerektiğini söyleyen Eken, “Korku devreye girdiğinde hareket, ilişki, iyileşmeyi kapatıyorsunuz. Sevgi, dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi milletten olursanız olun çözümün nerede olduğunu bize gösteriyor. Sevgi olmadan dünyada hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bir şehri aşkla yöneteceğim diyen ve 50 yılda bir gelen bir lider İzmir’i yönetiyor. Bu, bizler için bir şans, en önemlisi de bu” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-guven-eken-sevgi-olmadan-dunyada-hicbir-sey-degismez-358283">Dr. Güven Eken: Sevgi olmadan dünyada hiçbir şey değişmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
