<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olaylar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olaylar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olaylar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 11:19:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>olaylar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olaylar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Okul Temelli Şiddetin Ardında Sosyal Dışlanma: Ergenler Kimlik İnşasında Şiddete Yönelebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okul-temelli-siddetin-ardinda-sosyal-dislanma-ergenler-kimlik-insasinda-siddete-yonelebiliyor-628254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ardında]]></category>
		<category><![CDATA[bireyin]]></category>
		<category><![CDATA[dışlanma]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ergenler]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetin]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628254</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatih Yurdalan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da gerçekleşen okul temelli şiddet olaylarını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-temelli-siddetin-ardinda-sosyal-dislanma-ergenler-kimlik-insasinda-siddete-yonelebiliyor-628254">Okul Temelli Şiddetin Ardında Sosyal Dışlanma: Ergenler Kimlik İnşasında Şiddete Yönelebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatih Yurdalan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da gerçekleşen okul temelli şiddet olaylarını değerlendirdi. Ergenlik döneminde ortaya çıkan saldırgan davranışların yalnızca bireysel patoloji çerçevesinde ele alınmasının yetersiz olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yurdalan, bu tür davranışların anlaşılabilmesi için, bireyin içinde bulunduğu sosyal bağlamın ve özellikle sosyal dışlanma deneyimlerinin dikkate alınması gerektiğini söylüyor. </p>
<p>“Sosyal dışlanma, bireyin anlamlı sosyal ilişkilerden mahrum kalması ve ait olma ihtiyacının karşılanamaması olarak tanımlanabilir. Ergenlik döneminde akran ilişkilerinin merkezi bir rol oynadığı göz önünde bulundurulduğunda, dışlanma deneyimleri bireyin benlik algısı ve kimlik gelişimi üzerinde belirleyici etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda, süreğen dışlanma yaşantıları, bireyin kendilik değerine ilişkin algılarında bozulmaya ve sosyal dünyayı tehditkâr bir yapı olarak değerlendirmesine yol açabilmektedir.”</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yurdalan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen şiddet olaylarının, sosyal dışlanmanın kimlik inşası süreçleriyle nasıl iç içe geçebileceğini göstermesi açısından dikkat çekici olduğunu ifade ediyor: “Aidiyet duygusunun zayıfladığı durumlarda birey, kimliğini alternatif yollarla yapılandırma eğilimi gösterebilir. Bu noktada şiddet, yalnızca bir davranışsal tepki değil, aynı zamanda bireyin görünürlük kazanma, kontrol sağlama ve özdeğerini yeniden tesis etme girişimi olarak işlev görebilmektedir. Başka bir ifadeyle, şiddet eylemi, sosyal olarak marjinalleşmiş birey için çarpık bir kimlik kurma stratejisine dönüşebilmektedir.”</p>
<p><strong>“Sosyal olarak görünmez hale gelen bireylerin, görünürlük kazanmak<br /> adına yıkıcı davranışlara yönelme olasılığı devam edecektir”</strong></p>
<p>Bu süreçte şiddetin iletişimsel bir işlev taşıdığının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor: “Söz konusu davranışlar, çoğu zaman ifade edilemeyen duygusal yaşantıların (örneğin değersizlik, öfke, reddedilme) dışavurumu niteliğindedir. Bununla birlikte, sosyal dışlanmanın tek başına belirleyici bir faktör olmadığı; dürtüsellik, aile içi işlevsizlikler, psikolojik dayanıklılık düzeyi ve silaha erişim gibi değişkenlerle etkileşim içinde risk oluşturduğu bilinmektedir. Sonuç olarak, okul temelli şiddet olaylarının önlenmesine yönelik müdahalelerde, yalnızca bireysel risk faktörlerine odaklanmak yerine, gençlerin sosyal aidiyet deneyimlerini güçlendirmeye yönelik bütüncül yaklaşımların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, sosyal olarak görünmez hale gelen bireylerin, görünürlük kazanmak adına yıkıcı davranışlara yönelme olasılığı devam edecektir.”</p>
<p><strong>“Şiddet, bir tür ‘duygusal regülasyon aracı’ haline gelebilir”</strong></p>
<p> “Ergenlik dönemi, nörobiyolojik ve psikososyal değişimlerin yoğun olarak yaşandığı bir evre olması nedeniyle duygu düzenleme açısından kırılgan bir dönemdir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Yurdalan bu dönemde bireylerin dürtü kontrol mekanizmalarının henüz tam olarak olgunlaşmadığını bu nedenle duygusal tepkiselliğin oldukça yüksek olduğunu ifade ediyor. “Bu dengesizlik, özellikle stresli ya da tetikleyici yaşam olaylarıyla karşılaşıldığında, ani ve kontrolsüz davranışların ortaya çıkma riskini artırmaktadır. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki olaylar bu çerçevede ele alındığında, şiddet davranışının yalnızca planlı bir saldırıdan ziyade, düzenlenemeyen yoğun duyguların ani bir dışavurumu olabileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür durumlarda birey, yaşadığı duygusal yükü sözel ya da bilişsel yollarla işleyemediği için, davranışsal bir boşaltım yoluna yönelir. Şiddet, bu bağlamda bir tür ‘duygusal regülasyon aracı’ haline gelebilir; ancak bu, son derece yıkıcı ve geri döndürülemez sonuçlar doğurur.”</p>
<p>Bireyin duygu düzenleme kapasitesinin gelişiminde aile içi iletişim örüntüleri, erken dönem bağlanma deneyimleri, sosyal destek sistemleri ve çevresel stresörlerin önemli rol oynadığını ekliyor: “Bu nedenle, söz konusu şiddet olaylarını anlamlandırırken çok boyutlu bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Şiddet davranışlarının önlenmesine yönelik müdahalelerde, bireylerin duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi kritik bir öneme sahiptir. Okul temelli psikoeğitim programları, erken müdahale çalışmaları ve aile odaklı destek sistemleri, bu becerilerin geliştirilmesinde etkili olabilir. Aksi takdirde, düzenlenemeyen duyguların davranışa dönüşme biçimi, birey ve toplum açısından ağır sonuçlar doğurmaya devam edecektir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-temelli-siddetin-ardinda-sosyal-dislanma-ergenler-kimlik-insasinda-siddete-yonelebiliyor-628254">Okul Temelli Şiddetin Ardında Sosyal Dışlanma: Ergenler Kimlik İnşasında Şiddete Yönelebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belleğe]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[kaydediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” diyor.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789">Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</strong></p>
<p><strong>Travmatik bir olay yaşama veya şahit olma duygusal bellekte işlenmeden kalıyor</strong></p>
<p><strong>Aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük ve zil çalsa zıplamak gibi belirtiler görülüyor</strong></p>
<p><strong>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, “Bunlardan en önemlisi de bellek üzerine olan etkisidir.” diyor.  Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, günlük yaşantı sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak gibi belirtilerin görüldüğünü söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik belleğe ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yaşanan travmatik bir olayın kişi üzerinde psikolojik, sosyal, bedensel birçok etkisi olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, bunlardan en önemlisinin de bellek üzerine olan etkisi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Beynin hafıza merkezi olaylara zaman damgası vuruyor</strong></p>
<p>Travmatik bir olay yaşama, böyle bir olaya şahit olmanın özellikle duygusal bellekte işlenmeden kalacağını kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Yani güncel bilgilerimizin belleği olan hipokampüs (beynin hafıza merkezi), olayları işlerken zaman damgası vurur. ‘Bu 10 yıl önceydi’ der. Bu bilgi beynin duygu üretiminde ve davranış yönetiminde önemlidir. Duygu yükü yüksek olaylar yani travma sonrası bilgi hipokampüste işlenemez ve örtük bellekte kalır. Yani herhangi bir durum, nesne geçmişi hatırlattığında sanki bugün olmuş gibi beyin yeniden bu olayı yaşar. Neredeyse hatırlamaz yeniden yaşar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış görülüyor</strong></p>
<p>Travmatik belleğin kişilerde ne tür belirtilere neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşantılar sırasında aşırı tepkili olmak, tahammülsüzlük, sese duyarlılık, zil çalsa zıplamak, kendi ya da dünya hakkında olumsuz düşüncelerde artış, sebepsiz anksiyete atakları, bedensel yakınmalar, sebebi bulunamamış ağrı bozuklukları, olumsuz ilişkilerden ayrılamama, sürekli kendini sabote etme, dikkat ya da bellek sorunları gibi belirtiler görülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabiliyor</strong></p>
<p>Bu durumun kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini de kaydeden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “Günlük yaşamda kişinin işlevselliğinde bozulma olacaktır. Kişiler arası ilişkilerde bozulma, depresif yakınmalar ya da sürekli hep aynı hataları yapma gibi kendine ya da dünyaya yabancılaşma olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Posttravmatik stres bozukluğunun (PTSD) travma sonrası gelişen bir psikiyatrik hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, “PTSB’de de travmatik bellek vardır.” dedi.</p>
<p>Travmatik belleğin; travmanın özel tedavisi, EMDR (bir psikoterapi çeşidi), gerekirse ilaç tedavileri ile tedavi edildiğini anlatan Prof. Dr. Gül Eryılmaz, travmatik bellekle ilgili şu örneği de verdi:</p>
<p>“Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar sonrası duygusal biri olarak kendini tanımlamak&#8230; Kişi kendisini ‘duygusal tepkiler veririm, hep duygum ön plandadır, bu nedenle hiç aklımı kullanmam’ dediği noktada duygusallık aslında travmatik belleğin bir belirtisi olabilir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-caginda-yasanan-travmatik-olaylar-bellege-kaydediliyor-423789">Çocukluk çağında yaşanan travmatik olaylar belleğe kaydediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakışlarını]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumdaki]]></category>
		<category><![CDATA[travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[yönlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplarla sonuçlanabilen afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilere neden olduğunu belirten uzmanlar, toplumsal olarak da etkileri olduğunu söylüyor. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçların da, kaynakların kısıtlı olması nedeniyle çatışma ve agresif tutumların da görülebildiğine vurgu yapıyor. Travmatik olayların, çocukların düşünce kalıplarını, algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebileceğine dikkat çeken Çetin, toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin büyük önem taşıdığını söylüyor ve gerekli durumlarda profesyonel yardım alınmasını öneriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, afetlerin toplumlar üzerindeki travmatik etkilerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur </strong></p>
<p>Büyük afetlerin, bireylerde travmatik ve stresli tepkilerin oluşmasına neden olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Korku, endişe, çaresizlik ve panik gibi duygusal tepkiler görülebilir. Afetler sadece bireysel olarak değil toplumsal olarak da etkilere neden olur. Topluluk içinde dayanışma ve yardımlaşma gibi kenetleyici sonuçlar görüyoruz ki bunu yakın dönemde deprem zamanında da gözlemledik. Bunun tam tersi kaynakların kısıtlı olduğu durumda ise çatışma ve agresif tutumlar artabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir</strong></p>
<p>Afetlerin, can kaybı, yaralanma ve maddi kayıplar meydana getirdiğini hatırlatan Çetin, kayıp yaşayan bireylerin yasın inkar, öfke, depresyon, kabul etme gibi farklı etkilerini yaşadıklarını söyledi. Afet sonrasında stres bozukluğu gelişebileceğine de dikkat çeken Çetin, “Travmatik olayın ardından en az bir ay süren kaygı, korku ve kaçınma davranışları gözlemlenebilir. Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkilerinin çok yönlü olduğunu söylemek mümkündür. Yaşanılan durumun tepkisi, bireyden bireye farklılık gösterir. O nedenle profesyonel destek bu etki ile başa çıkmak için önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Afetlerin sonrasında TSSB yaygın görülüyor </strong></p>
<p>Afetlerin, kişilerin ve toplumların hayatlarında olumsuz etkiler bırakabileceğine değinen Çetin, buna örnek olarak, afet sonrasında yaygın olarak görülen bir psikolojik durum olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu (TSSB) gösterdi. Afet yaşayanların travmatik olayın neden olduğu stres, korku ve kaygıyla başa çıkmada zorlandıklarını dile getiren Çetin, “TSSB belirtileri arasında tekrarlayan hatıralar, kabuslar, aşırı uyarılma, anksiyete ve kaçınma davranışları yer alabilir. Ayrıca, afetlerin toplumlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, artan stres düzeyleri, öfke, güvensizlik ve sosyal izolasyon gibi diğer psikolojik sonuçlara da yol açtığını söyleyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Başa çıkmada sosyal destek çok önemli </strong></p>
<p>Afetlerin ani ve şiddetli yaşanmasının, kişide panik, çaresizlik, şaşkınlık, korku gibi tepkilere neden olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Deprem gibi ani afetler sonrasında depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Bu tür afetlerde başa çıkma mekanizmalarını şöyle izah edebiliriz; ilk olarak sosyal destek çok önemlidir. Sonrasında problem çözmek için pratik adımlar atmak kişiye güven ve kontrol hissi sağlayabilir. Bireyin yaşadığı süreci ve olası kendinde oluşabilecek sorunları fark etmesi ya da buna dair bilinçlenmesi zihinsel olarak denge sağlaması konusunda etkili olabilir. Afet sonrası başa çıkma süreci oldukça karmaşık olabilir. Bu durum her birey için farklıdır. Bireylerin duygusal desteğe ve sağlıklı başa çıkma stratejilerine ihtiyacı vardır. Bu mekanizmalar da kişiye özgüdür. O nedenle gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.” önerisinde bulundu. </p>
<p><strong>Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir </strong></p>
<p>Toplumları etkileyen travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine de değinen Çetin, “Çocuklar ve gençler, toplumsal travmalar sonrasında korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi yoğun duygusal tepkiler gösterebilirler. Bu tepkiler normaldir ancak uzun vadeli etkilere yol açabilir. Travmatik olaylar, çocukların düşünce kalıplarını da etkileyebilir. Algılarını ve inançlarını şekillendirerek, dünyaya nasıl baktıklarını etkileyebilir. Çocuklar, travmalar sonrasında davranışsal değişiklikler gösterebilir. Bunlar arasında uyku sorunları, yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sosyal geri çekilme ve agresyon yer alabilir. Toplumsal travmalar, çocukların okul performansını etkileyebilir. Konsantrasyon güçlüğü, hafıza sorunları ve motivasyon eksikliği gibi zorluklar yaşayabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli </strong></p>
<p>Çocukların travmayla baş edebilmesi için yetişkinlere de görev düştüğünün altını çizen Çetin, “Ebeveynler ve yetişkinler, çocuklara güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamalı. Bu, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Çocuklara olayları anlamaları için açık ve anlayışlı bir iletişim kanalı sunulmalı. Çocukların duygusal tepkilerini ifade etmelerine izin verilmeli ve sorularına dürüst cevaplar verilmeli. Ebeveynler, günlük rutinleri korumak ve normalleştirmek için çaba göstermeli. Bu, çocuklara güven ve istikrar hissi sağlayabilir.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır </strong></p>
<p>Ebeveynlerin, sağlıklı başa çıkma stratejilerini modellemeleri gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kendi duygusal tepkilerini yönetme ve olumlu davranışlar sergileme, çocuklara örnek olabilir. Eğer gerekliyse, profesyonel yardım alınmalıdır. Çocuklar ve gençler için uzman psikologlar veya danışmanlar, duygusal iyilik hali ve başa çıkma becerilerini desteklemekte yardımcı olabilir. Toplumsal travmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri büyük önem taşır. Ebeveynlerin, yetişkinlerin ve toplumun desteği bu süreçte kritik bir rol oynar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siddetli-afetlerin-toplumdaki-psikolojik-etkileri-cok-yonlu-olabilir-travmatik-olaylar-cocuklarin-dunyaya-bakislarini-etkileyebilir-398640">Şiddetli afetlerin toplumdaki psikolojik etkileri çok yönlü olabilir. Travmatik olaylar, çocukların dünyaya bakışlarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
