<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>olanlar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/olanlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olanlar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 21:16:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>olanlar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/olanlar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karbonsuz-karbon-zirvesinde-karbon-el-izi-yuksek-olanlar-konustu-632954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:16:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[karbonsuz]]></category>
		<category><![CDATA[Kei]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[süt-d]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zi]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karbon Ayak İzi iklimimizi değiştirirken Karbon El İzi iklim değişikliği mücadelemizin gücüdür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karbonsuz-karbon-zirvesinde-karbon-el-izi-yuksek-olanlar-konustu-632954">Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karbon Ayak İzi iklimimizi değiştirirken Karbon El İzi iklim değişikliği mücadelemizin gücüdür. Karbon Nötr, yüksek paydaş katılımıyla gerçekleştirilen, oturumları ve sergisi büyük ilgi gören 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Karbon El İzi yükseltenleri ödüllendirdi.</strong></p>
<p>Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı(ÇŞİDB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde, “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’ni 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ’de Karbon Nötr gerçekleştirerek  Karbon El İzi yükseltenleri ödüllendirdi.</p>
<p><strong>Karbonsuz karbon zirvesinin Karbon El İzi yüksek oldu</strong></p>
<p>İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı <strong>Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu </strong>günlük yaşam ve iş dünyasında doğrudan ve dolaylı sera gazları emisyonu yayıp küresel ısınma sonucu iklim değişikliğine sebep olarak Karbon Ayaz İzi(KAİ) yaparız. İklim değişikliği mücadelemizde, bu gidişata dur demek için gücümüz,  yaşam döngüsü yönetiminde her yerde, üretim-tüketim-hizmet süreçlerinde Karbon El İzi(KEİ) yükseltmektir. KEİ pozitif etki ve fayda yaratarak iklim teknolojileri desteğinde sera gazları emisyonunu düşürmektir. Zirvemizi ülkemizin ilk ve tek “ISO 20121 Sürdürülebilir Etkinlik Yönetim Sistemi” belgemiz gerekliliklerine uygun ve <strong>ST Climate</strong> desteğinde “Karbon Nötr” gerçekleştirerek etkinliğimizin KEİ yüksek etkisi için uğraştık. İTÜ Rektörü <strong>Prof.Dr.</strong> <strong>Hasan Mandal </strong>ile ÇŞİDB Çevre Yönetimi Genel Müdürü <strong>Fatih Turan </strong>zirveyi açarak sergide incelemede bulundular bilgisini verdi. ÇŞİDB İklim Değişikliği Başkanı <strong>Prof.Dr. Halil Hasar</strong> ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı <strong>Dr. Zafer Demircan</strong>’ın delegeye hitaplarını sunan Prof. Karaosmanoğlu Kasım 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde zirvemiz çıktılarıyla ayrıcalıklı konumda. Oturum başkanlarımıza, konuşmacılarımıza ve yüksek paydaş katılımı başarımız için delegelerimize hassaten teşekkür ediyorum.Zirve Sonuç Raporu ve Sunum E-Kitabı için çalışmaya başladık dedi.   </p>
<p><strong>BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı</strong></p>
<p><strong>Prof.</strong> <strong>Karaosmanoğlu</strong> çocuklara ulaşarak sürdürülebilir yaşam kültürü kazandırılması, iklim okuryazarı ve KEİ yüksek nesillere katkı SÜT-D hedefimiz için her eğitim yılında bir okulu seçerek öğrenci, öğretmen ve velilerle ilerleyerek eğitim ve uygulamalar yapıyoruz.<strong> </strong>Bu yıl Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi(BİLSEM) paydaş okulumuz.<strong>BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı</strong> okullarında ayrı topladıkları  atıklardan kuklalar tasarlayıp, yaptılar. Kuklalarının sesi ile bizlere gezegenin iklim krizi çığlığını anlattılar. SÜT-D 2026 Küçük Karbon Kahramanı Ödülü takdimini İTÜ Rektör Yardımcısı <strong>Prof.Dr. İpek Akın Karadayı, </strong>Çevre Yönetimi Genel Müdürü <strong>Fatih Turan </strong>ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı <strong>Dr. Hasan Özçelik </strong>birlikte yaptılar.</p>
<p><strong>SÜT-D Düşük Karbon Kahramanları</strong></p>
<p><strong>Prof. Karaosmanoğlu</strong> “Sürdürülebilir üretim, tüketim ve hizmette<em><strong> </strong></em><strong>k</strong>arbon yönetimini mükemmel başaranları, iklim değişikliğine karşı uğraş verenleri destekleyerek toplumda konunun bilinç ve farkındalığını artırma hedefimizle<em> </em>sürdürülebilirlik yönetimi üst başlığında başta çevresel göstergelerde olmak üzere sosyal ve yönetişimsel göstergelerdeki sera gazı azaltım başarılarını, KAİ düşürenleri, KEİ yükseltenleri ödüllendiriyoruz. Yarışma ile takdim edilmeyen ödülümüz için gereğinde adaylarla iletişim de yaparak değer yaratıyoruz. Adaylarımız yanı sıra SÜT-D’nin izlemesi ile belirlenen kişi ve kurum başarılarını da değerlendiriyoruz. Bu yıl da başvuru rekorumuzu kırdık. Ödül sunma gerekçemizi törende ayrıntılandırarak 19 başarıyı taltif ettik.<strong> </strong>Ödül takdimlerini İTÜ Rektörü <strong>Prof.</strong> <strong>Hasan Mandal </strong>yaptı.SÜT-D seçimimiz 2006’da yeşil radyoculuk yoluna çıkan Temiz Enerji ve Gündemdeki Enerji programlarını tasarlayıp yapmış, 2020’den beri yayındaki İklimin Geleceği programının yapımcısı TRT Ankara Radyosu Müdürlüğü’nde Prodüktör <strong>NEŞE YENİCE</strong> oldu. AKSA Doğalgaz; AKSA Jeneratör; DANONE Türkiye; ENDA Enerji; ETİ Bakır; HALKBANK; İMMİB; İNCİ Akü; İSTAÇ; KADOOĞLU Yağ; Kartal Belediyesi; KOCAELİ Sanayi Odası; SHELL&#038;TURCAS Petrol; SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon; TKYB; TSKB; VAKIFBANK; VAKIF Katılım Bankası’nı  SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı olarak alkışladık. Kahramanlarımızı tebrik ediyor, biricik ülkemizin karbonsuzlaşma yolunda<strong> </strong>hepimize yüksek KEİ, sağlık ve mutluluk diliyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong><u>SÜT-D 2026 DÜŞÜK KARBON KAHRAMANLARI</u></strong></p>
<ol>
<li><strong>AKSA Doğalgaz:</strong> Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği</li>
<li><strong>AKSA Jeneratör:</strong> <strong>GreenTech ile E</strong>nerji Çözümlerimiz İklim Dostu</li>
<li><strong>DANONE Türkiye: </strong>Sürdürülebilir Çiftlik</li>
<li><strong>ENDA Enerji:</strong> Suyumuzu yönetiyor, Karbonumuzu Azaltıyoruz</li>
<li><strong>ETİ Bakır:</strong> Entegre Sürdürülebilirlik Modeli</li>
<li><strong>HALKBANK:</strong> Enerji Verimliliğiyle Geleceğe Yatırım</li>
<li><strong>İMMİB</strong>: SEE BRIDGE Projesi</li>
<li><strong>İNCİ Akü: </strong>Her Akü Bir Tohum</li>
<li><strong>İSTAÇ: </strong>Güneş’le Daha Güçlü</li>
<li><strong>KADOOĞLU Yağ</strong>: Ayçiçekte Saklı Güneş, İklimimize Kardeş</li>
<li><strong>KARTAL Belediyesi:</strong> Ağaçlar Kitap Açıyor</li>
<li><strong>KOCAELİ Sanayi Odası:</strong> Sanayinin Sürdürülebilir Performans Liderleri</li>
<li><strong>NEŞE YENİCE: </strong>SÜT-D Seçimi<strong> </strong></li>
<li><strong>SHELL ve TURCAS Petrol: </strong>Toprağa Değil, Geleceğe Dokunuyoruz</li>
<li><strong>SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon</strong>: TRACE: Analizden Prosese-Daha Az Enerji, Daha Düşük Karbon</li>
<li><strong>TKYB:</strong> Sürdürülebilir Finansman Yolunda Doğa Pozitif, Düşük Karbon</li>
<li><strong>TSKB: </strong>Yeşil Dönüşüm İçin Türkiye Yeşil Fonu</li>
<li><strong>VAKIFBANK:</strong> Veri-Validasyon-Verim-Karbon Azaltımı</li>
<li><strong>VAKIF Katılım Bankası:</strong> Geleceğe Vakfedilen Enerjimizin Gücü Değerlerinde ve Güneş&#8217;te</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karbonsuz-karbon-zirvesinde-karbon-el-izi-yuksek-olanlar-konustu-632954">Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bankada parası olanlar dikkat: Stopaj artışı ve faiz düşüşü mevduat getirilerini etkileyecek, güncel banka faizleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bankada-parasi-olanlar-dikkat-stopaj-artisi-ve-faiz-dususu-mevduat-getirilerini-etkileyecek-guncel-banka-faizleri-552707</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 06:34:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bankada]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düşüşü]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[faizleri]]></category>
		<category><![CDATA[getirilerini]]></category>
		<category><![CDATA[güncel]]></category>
		<category><![CDATA[mevduat]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[parası]]></category>
		<category><![CDATA[stopaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vadeli mevduatta hem faiz oranları düşüşe geçti hem de stopaj oranları artırıldı. Uzmanlara göre bu gelişmelerin yanı sıra Merkez Bankası’ndan beklenen faiz indirimi, mevduat kazançlarını daha da aşağı çekebilir. Uzman tahminleri ve güncel banka faizleri haberimizde.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bankada-parasi-olanlar-dikkat-stopaj-artisi-ve-faiz-dususu-mevduat-getirilerini-etkileyecek-guncel-banka-faizleri-552707">Bankada parası olanlar dikkat: Stopaj artışı ve faiz düşüşü mevduat getirilerini etkileyecek, güncel banka faizleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Faizlerin yükselmesiyle yatırımcıların yeniden yöneldiği vadeli mevduat hesaplarında dengeler değişmeye başladı. Son günlerde hem bankaların uyguladığı faiz oranlarında düşüş gözlemlenirken, hem de mevduat ve yatırım fonlarında stopaj oranlarının artırılmasıyla birlikte getirilerde düşüş yaşanıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Piyasada şu anda en yüksek mevduat faizi yüzde 53 seviyesinde. Ancak bankalar bu oranları kademeli şekilde aşağı çekmeye başladı. Bunun en büyük nedenlerinden biri, Merkez Bankası’nın aldığı yeni düzenlemeler ve faiz indirimi beklentisi olarak öne çıkıyor.</p>
</div>
<div>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, <strong>mevduat hesapları ve yatırım fonlarında stopaj oranlarında artışa gidildi.</strong> Buna göre, yatırım fonlarında stopaj yüzde 15’ten yüzde 17.5’e yükseltildi. Mevduatlarda ise 6 aya kadar vadeli hesaplarda stopaj oranı yüzde 15’ten yüzde 17.5’e, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda ise yüzde 12’den yüzde 15’e çıkarıldı. 1 yıldan uzun vadeli mevduatlarda uygulanan yüzde 10’luk stopaj oranında ise bir değişiklik yapılmadı.</p>
</div>
<div>
<p><strong>1 milyon lira ana paraya 32 gün vadeyle verilen faizler (bazı bankalar ilk müşteriye yüksek faiz uygulayabiliyor) :</strong></p>
</div>
<div>
<div>
<div>Akbank &#8211; yüzde 50</div>
<div>Odeabank &#8211; yüzde 51</div>
<div>TEB &#8211; yüzde 49</div>
<div>ING Bank &#8211; yüzde 50</div>
<div>Anadolubank &#8211; yüzde 53</div>
<div>Alternatifbank &#8211; yüzde 52</div>
<div>Fibabanka &#8211; yüzde 51</div>
<div>QNB &#8211; yüzde 49,75</div>
<div>Türkiye Finans &#8211; yüzde 53</div>
<div>Denizbank &#8211; yüzde 50</div>
<div>Yapı Kredi &#8211; yüzde 49</div>
<div>Ziraat Bankası &#8211; yüzde 47,5</div>
<div>Garanti BBVA &#8211; yüzde 47</div>
<div>İş Bankası &#8211; yüzde 38</div>
<div>Vakıfbank &#8211; yüzde 48,5</div>
</div>
</div>
<div>
<p>Öte yandan gözler 24 Temmuz’da yapılacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Piyasada <strong>250-350 baz puanlık bir faiz indirimi</strong> beklentisi hakim.</p>
</div>
<div>
<p>Milliyet&#8217;e konuşan Göz Danışmanlık Kurucusu Hikmet Baydar, Merkez Bankası’nın dışında alınan bir kararın da mevduat faizlerini etkileyebileceğini belirtti:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>“Mevduat bankalarının TL’ye geçiş oranı %60’tan %40’a indirildi. Katılım bankalarının TL’ye geçiş oranı %45’ten %25’e düşürüldü. Bu karar bankaların oranları tutturmak için yüksek faizle TL toplama ihtiyacını ortadan kaldırmış oluyor. Merkez Bankası’nın faiz kararının dışında alınan bu karar bile bankaların TL mevduata verdiği faizde daha rahat davranmalarına yol açacağı için mevduatta önemli bir faiz düşüşüne yol açabilir. Bankalar bu nedenle hızlı bir şekilde mevduat faizlerini aşağı çekebilirler.”</div>
</div>
</div>
<div>
<p>Baydar ayrıca, stopaj artışının da net getiriyi düşüreceğine dikkat çekti:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>“1 milyon TL’yi aylık mevduata bağlayan bir kişinin faiz gelirine uygulanacak stopaj nedeniyle ek stopaj kadar getiride azalma olacaktır. Daha önceki stopaja göre daha az net getiri alacak.”</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bankada-parasi-olanlar-dikkat-stopaj-artisi-ve-faiz-dususu-mevduat-getirilerini-etkileyecek-guncel-banka-faizleri-552707">Bankada parası olanlar dikkat: Stopaj artışı ve faiz düşüşü mevduat getirilerini etkileyecek, güncel banka faizleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş koruması önemli: Açık tenliler, sarışın ve kızıl saçlılar ve çilleri olanlar dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-korumasi-onemli-acik-tenliler-sarisin-ve-kizil-saclilar-ve-cilleri-olanlar-dikkat-552271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 11:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çilleri]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[koruması]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saçlılar]]></category>
		<category><![CDATA[sarışın]]></category>
		<category><![CDATA[tenliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kontrollü ve bilinçli şekilde güneşten faydalanmanın cilt sağlığını korumada etkili olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji) Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazmi Geyik, “Doğru zamanlama, kısa süreli maruziyet ve cilt tipine uygun yaklaşım ile güneşten fayda sağlamak mümkündür” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-korumasi-onemli-acik-tenliler-sarisin-ve-kizil-saclilar-ve-cilleri-olanlar-dikkat-552271">Güneş koruması önemli: Açık tenliler, sarışın ve kızıl saçlılar ve çilleri olanlar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kontrollü ve bilinçli şekilde güneşten faydalanmanın cilt sağlığını korumada etkili olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji) Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazmi Geyik, “Doğru zamanlama, kısa süreli maruziyet ve cilt tipine uygun yaklaşım ile güneşten fayda sağlamak mümkündür” dedi. Açık tenli bireyler, sarışın ve kızıl saçlılar, çilleri olanlar ve cilt kanseri öyküsü olan kişilerin UV ışınlarına karşı daha hassas olduğunu, bu nedenle mutlaka düzenli korunma sağlanması gerektiğini vurgulayan Geyik, “Denge çok önemlidir çünkü fazla güneş maruziyeti cilt yaşlanmasına, lekelenmeye ve uzun vadede cilt kanserine neden olabilir. Güneş ışınlarının dik geldiği 10:00–16:00 saatleri arasında güneşlenmekten kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu. <br />Atlas Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji) Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazmi Geyik, güneş korumasının önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />UV ışınlarının cilt üzerinde önemli etkileri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “Güneş dünyaya enerji gönderen çok güçlü bir kaynaktır. Ancak bu enerjinin yalnızca yaklaşık üçte ikisi atmosferi geçip yeryüzüne ulaşabilir. Güneş ışığının sadece küçük bir kısmı, yaklaşık yüzde 5’i ultraviyole (UV) ışınlarından oluşur. Bu UV ışınları görünmezdir ama cilt üzerinde önemli etkiler yaratır. Güneş ışınlarının geri kalan büyük kısmı görünür ışık ve ısıdan oluşur. Görünür ışığın tamamı yeryüzüne ulaşabilirken, UV ışınlarının bazı türleri atmosferdeki ozon tabakası tarafından süzülür. Örneğin en zararlı olan UVC ışınları (çok kısa dalga boylu ışınlar), ozon tabakası tarafından tamamen engellenir yani yeryüzüne ulaşmaz. Bu nedenle insan cildi UVC’ye normal şartlarda maruz kalmaz” dedi.<br />D vitamini cam arkasından sentezlenmiyor<br />UV ışınlarının UVA, UVB ve UVC olmak üzere üçe ayrıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “UVA, dalga boyu en uzun olan gruptur ve cilde daha derinlemesine nüfuz eder. Uzun vadede cilt yaşlanmasına, lekelenmelere ve DNA hasarına neden olabilir. UVB, güneş yanıklarına yol açan esas ışındır. Aynı zamanda vücudun D vitamini üretmesinde rol oynar. Ancak UVB camdan geçemez; bu yüzden cam arkasında oturmakla D vitamini sentezlenmez. UVC ise en kısa dalga boyuna sahip olan ve hücreler üzerinde öldürücü etkisi olabilen ışın türüdür, fakat dediğimiz gibi ozon tabakası UVC’yi tamamen engellediği için doğrudan karşılaşmayız” diye konuştu.<br />UVB, güneş yanıklarına yol açıyor<br />Güneş ışığına maruz kalındığında ciltte bazı değişiklikler olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “Bunlardan biri güneş yanığı, diğeri ise bronzlaşmadır. Güneş yanığı genellikle UVB ışınlarının etkisiyle olur ve maruziyetten yaklaşık 6–24 saat sonra ortaya çıkar. Bronzlaşma ise iki şekilde gelişir: Erken bronzlaşma daha çok UVA ışınlarına bağlıdır, ciltte kısa sürede renk koyulaşması olur. Gecikmiş bronzlaşma ise UVB etkisiyle gelişir ve melanin üretimi artar” dedi.<br />Güneşten kontrollü ve bilinçli şekilde yararlanmak önemli<br />Güneş ışınlarının cilt üzerinde bağışıklık sistemini baskılayıcı etkisi de olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “Bu durum bazı cilt hastalıklarında (örneğin sedef) faydalı olabilirken, uzun süreli ve yoğun maruziyet cilt kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle güneşi tamamen zararlı ya da tamamen faydalı olarak değerlendirmek doğru değildir. Önemli olan ne zaman, ne kadar ve nasıl güneşe maruz kaldığımızdır. Kontrollü ve bilinçli şekilde güneşten faydalanmak cilt sağlığımızı korumak açısından büyük önem taşır” uyarısında bulundu. <br />Günde 10-15 dakika güneş banyosu yeterli<br />D vitaminin karşılanması için saatlerce güneşte kalmanın gerekmediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “Güneş ışığı vücudumuz için gereklidir çünkü ciltte D vitamini üretimini sağlar. D vitamini, kemik sağlığı, bağışıklık sistemi ve birçok metabolik süreç için önemlidir. Ancak bu faydayı elde etmek için güneşte saatlerce kalmak gerekmez. Açık tenli bireylerde, güneş koruyucu sürülmeden yalnızca kollar ve bacaklar açıkta olacak şekilde, sabah erken saatlerde veya akşamüstü geç saatlerde yaklaşık 10–15 dakika güneşlenmek genellikle yeterlidir. Bu kısa süre, vücudun ihtiyacı olan D vitamininin sentezi için çoğu zaman yeterli olur. Fazlası ise cilde zarar verebilir” dedi. <br />Güneşin fazlası cilde zarar veriyor <br />“Denge çok önemlidir çünkü fazla güneş maruziyeti cilt yaşlanmasına, lekelenmeye ve uzun vadede cilt kanserine neden olabilir” uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “Özellikle çocukluk çağında sık güneş yanığı geçirenlerde ilerleyen yaşlarda cilt kanseri riski artar. Ayrıca güneş, bazı cilt hastalıklarını da tetikleyebilir veya şiddetlendirebilir. Örneğin lupus, rozasea (gül hastalığı), melazma (hamilelik maskesi) ve uçuk gibi hastalıklar güneşle kötüleşebilir. Dolayısıyla doğru zamanlama, kısa süreli maruziyet ve cilt tipine uygun yaklaşım ile güneşten fayda sağlamak mümkündür” şeklinde konuştu.<br />Kimler daha çok dikkat etmelidir? <br />Güneşin zararlı etkilerinden korunmada bazı grupların daha çok dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Geyik, “Açık tenli bireyler, sarışın ve kızıl saçlılar, çilleri olanlar ve cilt kanseri öyküsü olan kişiler UV ışınlarına karşı daha hassastır; bu nedenle mutlaka düzenli korunma sağlamalıdır. Çocuklar, özellikle 6 aydan küçük bebekler, ciltleri çok ince ve savunmasız olduğu için doğrudan güneşe çıkarılmamalıdır. Yaşlılar, bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler, kanser tedavisi gören hastalar ve otoimmün hastalığı olanlar da güneşe karşı daha dikkatli olmalıdır” uyarısında bulundu.<br />Dr. Öğr. Üyesi Geyik, bunun yanı sıra güneş altında uzun saatler çalışmak zorunda kalan tarım işçileri, inşaat çalışanları, balıkçılar ve dış mekan sporcuları gibi meslek grupları için de düzenli ve etkili güneş korumasının hayati önem taşıdığını vurguladı. <br />Güneş yanıklarında neler yapılmalıdır? <br />Güneş yanığı oluşması halinde öncelikle güneşten uzak durulması ve cildin dinlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nazmi Geyik, “Yanık oluşan bölge serin (ama buz gibi soğuk olmayan) suyla yıkanabilir veya nemli bir bezle hafifçe kompres yapılabilir. Cildi nemlendirmek için parfümsüz, alkol içermeyen, aloe vera veya panthenol gibi yatıştırıcı içeren kremler kullanılabilir. Ağrı varsa parasetamol gibi basit ağrı kesiciler alınabilir. Yanığın şiddetli olduğu, kabarcıklar geliştiği veya ateş, halsizlik eşlik ettiği durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” dedi.<br />Yanlış uygulamalardan kaçınılması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nazmi Geyik, “Güneş yanığı olan cilde diş macunu, yoğurt, sirke gibi ev yapımı ürünler sürmek yanlıştır ve tahrişi artırabilir. Buz direkt olarak cilde uygulanmamalıdır; bu, soğuk yanığına neden olabilir. Kabarcıklar patlatılmamalı, cilt soyulmamalıdır. Güneş yanığı sonrası tekrar güneşe çıkmak, ciltteki hasarı derinleştirir ve iyileşme sürecini uzatır” dedi.<br />Güneşlenirken bu noktalara dikkat!<br />Güneşlenirken dikkat edilmesi gerekenlere işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Geyik, tavsiyelerini şöyle sıraladı: <br />-Güneşlenme sırasında öncelikle saat seçimi çok önemlidir. Güneş ışınlarının dik geldiği 10:00–16:00 saatleri arasında güneşlenmekten kaçınılmalıdır. Bu saatler arasında güneş ışınları dik açıyla geldiği için cilde daha fazla zarar verir. Ayrıca yaz aylarında, deniz kenarı, yüksek rakımlı bölgeler veya karla kaplı alanlar gibi UV ışınlarının yansımasının arttığı ortamlarda da korunmak şarttır.<br />-Güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce, geniş spektrumlu (UVA ve UVB’ye karşı koruyucu) ve en az SPF 30 içeren bir güneş koruyucu krem cilde bolca sürülmelidir. Bu koruyucu, her 2–3 saatte bir veya yüzme ve terleme sonrası mutlaka yeniden uygulanmalıdır. <br />-Ciltte aktif iltihap, yanık, taze bir lazer uygulaması ya da soyucu işlem yapılmışsa, cilt daha hassas olduğu için mutlaka güneşten korunmalıdır. Bunun dışında güneşle tetiklenebilen hastalıkları (örneğin lupus, melazma, rozasea gibi) olan bireyler de ciltte bozulmayı ve atakları önlemek adına her zaman korunmalıdır. <br />-Ayrıca şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu giysilerle fiziksel koruma sağlanmalı; güneşte uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınılmalıdır. Vücudun susuz kalmaması için bol sıvı tüketmek de ihmal edilmemelidir. <br />-Güneş altında uzun süre kalmak, özellikle açık tenli bireylerde yanıklara ve lekelere neden olabilir. Bu nedenle güneşlenmenin kontrollü, bilinçli ve koruyucu önlemlerle yapılması gerekir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-korumasi-onemli-acik-tenliler-sarisin-ve-kizil-saclilar-ve-cilleri-olanlar-dikkat-552271">Güneş koruması önemli: Açık tenliler, sarışın ve kızıl saçlılar ve çilleri olanlar dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik hastalıkları olanlar kurban bayramında çok dikkatli olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-hastaliklari-olanlar-kurban-bayraminda-cok-dikkatli-olmali-541710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 07:41:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı'nda et tüketiminin artmasıyla birlikte bazı hastalıklarda da artış görülür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-hastaliklari-olanlar-kurban-bayraminda-cok-dikkatli-olmali-541710">Kronik hastalıkları olanlar kurban bayramında çok dikkatli olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı&#8217;nda et tüketiminin artmasıyla birlikte bazı hastalıklarda da artış görülür. Bu dönemde özellikle mide-bağırsak, kalp-damar ve metabolik hastalıklar daha sık tetiklenebilir.</p>
<p><em><strong>YYÜ Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Bölümünden Uzman Dr. Gülnar Zeynalova, kurban bayramının doğasına uygun olarak artacak et tüketimi konusunda dikkat edilmesi gerekenleri hatırlattı. Özellikle  kronik hastalıkları olan kişilerin çok daha hassas ve özenli beslenmesi konusunda uyarılarda bulundu. </strong></em></p>
<p><strong><u>Kurban Bayramı&#8217;nda Sık Görülen Hastalıklar:</u></strong></p>
<p><strong>Mide ve Bağırsak Sorunları:</strong></p>
<p>   &#8211; Aşırı ve hızlı et tüketimi; hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlara yol açabilir.  </p>
<p>   &#8211; Yağlı ve kızartılmış etler mideyi daha fazla rahatsız eder.  </p>
<p><strong>Gıda Zehirlenmeleri:</strong></p>
<p>   &#8211; Etin uygun olmayan koşullarda kesilmesi, saklanması ya da pişirilmemesi sonucu bakteri üreyebilir.  </p>
<p>   &#8211; Özellikle yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim sistemi açısından risklidir.</p>
<p><strong>Kalp ve Tansiyon Problemleri:</strong></p>
<p>   &#8211; Yağlı etlerin sık tüketimi, kolesterol ve tansiyon değerlerini artırabilir.  </p>
<p>   &#8211; Kalp hastaları, hipertansiyon ve kolesterol hastaları dikkatli olmalıdır.</p>
<p><strong>Şeker Hastalarında Denge Bozulması:</strong></p>
<p>   &#8211; Et tüketimiyle birlikte tatlılar ve karbonhidratların da fazlalaşması, kan şekerini olumsuz etkileyebilir.  </p>
<p><strong>Gut Hastalığı Atakları:</strong></p>
<p>   &#8211; Yüksek proteinli kırmızı et, gut hastalığını tetikleyebilir.   </p>
<p><strong>Et Tüketiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
<p>Kurban Bayramı&#8217;nda et tüketimi artar. Ancak yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesi sindirim sorunlarına yol açabilir. Etin, kesildikten sonra en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi önerilir. Bu süreç, etin sertliğinin azalmasına ve sindiriminin kolaylaşmasına yardımcı olur</p>
<p>Pişirme yöntemleri de sağlık açısından önemlidir. Etlerin haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesi önerilirken, kızartma ve mangalda pişirme yöntemlerinden kaçınılmalıdır. Bu yöntemler, etin besin değerini azaltabilir ve sindirim sistemini zorlayabilir.</p>
<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar İçin Öneriler</strong></p>
<p>Kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerin et tüketiminde daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu bireyler, yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve porsiyon kontrolüne özen göstermelidir. Ayrıca, etin yanında lif açısından zengin sebzelerin tüketilmesi, sindirimi kolaylaştırabilir.</p>
<p><strong>Tatlı ve Şeker Tüketimi</strong></p>
<p>Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlı ve şekerlemelerin aşırı tüketimi, kan şekerinde ani yükselmelere neden olabilir. Özellikle diyabet hastalarının bu konuda dikkatli olmaları gerekmektedir. Tatlı tüketiminde, sütlü ve meyveli tatlılar gibi daha hafif seçenekler tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>Etin Saklanması ve Hijyen Kuralları</strong></p>
<p>Etlerin uygun koşullarda saklanması, gıda zehirlenmelerinin önlenmesi açısından önemlidir. Etler, buzdolabında -2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 derecede 6 ay süreyle saklanabilir. Çözdürülen etler hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Ayrıca, çiğ etle temas eden mutfak gereçleri, diğer gıdalarla temas etmeden önce iyice temizlenmelidir</p>
<p><strong>Nelere Dikkat Etmeli?</strong></p>
<p>Eti hemen tüketmeyin. En az 24 saat buzdolabında dinlendirin.</p>
<p>Haşlama, ızgara veya fırında pişirme tercih edin. Kızartmadan kaçının.</p>
<p>Yanında mutlaka salata, sebze veya yoğurt tüketin. Lif dengesi için önemli.</p>
<p>Porsiyonlara dikkat edin. Günde 100-150 gramdan fazla kırmızı et önerilmez.</p>
<p>Bol su tüketin. Sindirimi destekler.</p>
<p>Tatlılarda aşırıya kaçmayın. Şekerli hamur işlerinden ziyade meyve tercih edin.</p>
<p>Bu dönemde özellikle kronik hastalığı olan bireylerin, doktorlarının beslenme önerilerine sadık kalmaları önemlidir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-hastaliklari-olanlar-kurban-bayraminda-cok-dikkatli-olmali-541710">Kronik hastalıkları olanlar kurban bayramında çok dikkatli olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endeksa Genel Müdürü Görkem Öğüt: Konut satış adetleri düşse de nakitte olanlar için fırsat var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/endeksa-genel-muduru-gorkem-ogut-konut-satis-adetleri-dusse-de-nakitte-olanlar-icin-firsat-var-460532</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 09:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[düşse]]></category>
		<category><![CDATA[endeksa]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[görkem]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[nakitte]]></category>
		<category><![CDATA[öğüt]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460532</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka ile gayrimenkul değer hesabı yapan ve bu sayede kullanıcıların güvenle gayrimenkul satışı yapmalarına imkan sağlayan Endeksa’nın Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Görkem Öğüt, TÜİK’in açıkladığı Nisan 2024 Konut Satış İstatistiklerini ve güncel konut fiyatlarındaki değişimi değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endeksa-genel-muduru-gorkem-ogut-konut-satis-adetleri-dusse-de-nakitte-olanlar-icin-firsat-var-460532">Endeksa Genel Müdürü Görkem Öğüt: Konut satış adetleri düşse de nakitte olanlar için fırsat var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Konut piyasasında değer artışının devam ettiğini vurgulayan Öğüt, fiyatların nominal olarak hala yükselişte olduğuna, ancak artış hızındaki yavaşlamayla reel olarak düşüş gösterdiğine dikkat çekti. Endeksa verilerine göre, satılık konut piyasasında fiyatların nisan ayı itibarıyla bir yıl içerisinde %54 oranında arttığı görülüyor. Öğüt, “Pazardaki reel düşüş bu şekilde devam ederse, 2022’de konut fiyatlarında açılan büyük makasın önümüzdeki 2 yıllık bir süreçte kapanacağına ve fiyatların nominal olarak da düştüğüne şahit olabiliriz. Ancak bugünden yarına çok çarpıcı düşüşler beklemiyoruz” dedi. Öğüt, gayrimenkulde özellikle nakit alım düşünenler için yatırım fırsatı döneminde olunduğunu söyledi.</strong></em></p>
<p>Büyük veri analizi ve yapay zekâ teknolojisi kullanarak gayrimenkul değer hesabı sunan ve bu sayede kullanıcıların güvenle gayrimenkul satışı yapmalarına imkan sağlayan Endeksa, TÜİK’in açıkladığı Nisan 2024 Konut Satış İstatistikleri’ni kendi veri analizi değerlemeleriyle mercek altına aldı. Platformun büyük veri ağındaki rakamların ortaya koyduğu Türkiye geneli ortalama konut fiyatları ışığında değerlendiren <strong>Endeksa Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Görkem Öğüt</strong>, son 2 yılın en düşük konut satış adetlerini gördüğümüz bugünlerde fiyatların nominal olarak hala yükselişte olduğuna dikkat çekti. Öğüt sözlerine şöyle devam etti:  </p>
<p>“Endeksa değerlemelerine baktığımızda fiyatlar nominal olarak geçen seneye ve ondan önceki seneye göre artmaya devam ediyor ancak reel olarak fiyat artışının en düşük seviyesinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Türkiye geneli ortalama gayrimenkul satış fiyatı rakamları, satılık konut piyasasında nominal artışın devam ettiğini gösteriyor. Buna göre, satılık konut fiyatları, yıllık değer değişimlerine bakıldığında Nisan 2024 itibariyle bir yıl içerisinde %54 artmış durumda. Endeksa verilerine göre Türkiye genelinde ortalama konut fiyatı 3 milyon 358 bin 940 TL&#8217;yi bulurken, bu rakam Muğla’da 7,5 milyon, İstanbul’da 4,5 milyon TL&#8217;yi aşmış durumda. Ancak konut fiyatları ülkedeki mevcut enflasyondan arındırıldığında yıllık satılık fiyat değişiminin %9 azaldığı görülüyor.” </p>
<p><strong>‘Konut fiyatlarında 2 yıl içerisinde rakamsal gerileme olabilir’</strong></p>
<p>Görkem Öğüt, konut piyasasında son dönemlerde alımların likiditeyle gerçekleştirildiğini vurgularken özellikle yüksek segmentteki konutlarda bu nedenle çetin pazarlıklar yaşandığının altını çizdi: “Gayrimenkulde nakitin kuvvetli olduğu bir dönemdeyiz ve nakitle dönen bir piyasa olduğundan pazarlık payları da çok yükseldi. Bu pazarlık baskısı özellikle yüksek segmentteki konutlarda fiyatları aşağıya indiriyor.” Öğüt, konut artış hızındaki reel gerilemenin nominal değerlere yansımasının beklenenden daha uzun sürebileceğini söyledi: “Bu şekilde devam ederse 2022’de açılan makasın 2 yıl içerisinde kapanması mümkün. Sadece reelde değil, nominalde de düşen rakamlardan bahsedebileceğiz. Ancak burada unutulmamalıdır ki gayrimenkul, dünyada olduğu gibi ülkemizde de zamandan bağımsız iyi ve en güvenli yatırım aracı olarak ön sıralarda yer alır.” </p>
<p>Fiyat artışı anlamında enflasyonun altında kalan hatırı sayılır miktarda bölge olduğunu belirten Öğüt, “Özellikle İstanbul’a baktığımızda, örneğin konutların daha hızlı satıldığı Esenyurt gibi bölgelerde bu fiyat düşüşünü daha fazla hissediyoruz. Bu bölgede düşüş %35-40’lara ulaşmış durumda. Yine aynı şekilde, 2022’nin ağustos ayında çok hızlı yükselen Antalya ve diğer sahil kentleri gibi bölgelerde de fiyat artışı hız keserek reelin altında kalmaya başladı” dedi. </p>
<p>Endeksa verilerine göre kiralık konutlarda da satılık konutlardakine benzer bir durum gözlemleniyor. Kiralık konut fiyatları Nisan 2024’te bir önceki yılla göre %55 artarken, yıllık artış enflasyondan arındırıldığında %8 azaldı. </p>
<p><strong>Satış adetlerinde ipotekli satışlardaki düşüşün payı var</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları Nisan ayında bir önceki aya göre %28, bir önceki yılın aynı ayına göre %12 azalarak 75 bin 569 oldu. Öğüt konuyla ilgili şunları ekledi: </p>
<p>“Satış adetleri bazında son iki yıla bakıldığında bu düşüşün ardındaki en büyük etken, ipotekli satışların düşmüş olması. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Nisan ayında bir önceki aya göre %45, bir önceki yılın aynı ayına göre %68 azalarak 7 bin 71 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %9 olarak gerçekleşti. Son 2 yıllık dönemde bu oran %30-32 seviyelerindeydi.” </p>
<p><strong>İstanbul hala zirvede</strong></p>
<p>Nisan ayında konut satışlarında İstanbul 12 bin 406 konut satışı ve %16 ile en yüksek paya sahip iken İstanbul&#8217;u %8 pay ile Ankara, ve %6 pay ile Antalya izledi. Endeksa verilerine göre Nisan ayı sonu itibarı ile İstanbul’da konut satış fiyatlarında yıllık değer artışı %53, ortalama konut metrekare satış fiyatı 39 bin 388 TL, ortalama konut fiyatı 4,6 milyon TL. </p>
<p>Ankara’da konut fiyatları son bir yılda %63 artış gösterdi, ortalama konut metrekare satış fiyatı 21 bin 231 TL, ortalama konut fiyatı 2,76 milyon TL. </p>
<p>Antalya’da ise yıllık değer artışı %44, ortalama konut metrekare satış fiyatı 34 bin 988 TL, ortalama konut fiyatı 4,1 milyon TL.</p>
<p>Endeksa verilerine göre, Nisan ayında en çok konut satışının olduğu ilk 30 il değerlendirildiğinde yıllık değer artışı en yüksek olan iller ise sırasıyla Erzurum, Ordu ve Elazığ. Erzurum’da konut fiyatları son bir yılda %85 arttı, ortalama konut metrekare satış fiyatı 12 bin 623 TL, ortalama konut satış fiyatı 1,9 milyon TL, Ordu’da konut satış fiyatlarında değer artışı %73, ortalama konut metrekare satış fiyatı 22 bin 138 TL, ortalama konut fiyatı 2,9 milyon TL ve Elazığ’da konut satış fiyatlarında değer artışı %72, ortalama konut metrekare satış fiyatı 13 bin 182 TL, ortalama konut fiyatı 2,2 milyon TL oldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/endeksa-genel-muduru-gorkem-ogut-konut-satis-adetleri-dusse-de-nakitte-olanlar-icin-firsat-var-460532">Endeksa Genel Müdürü Görkem Öğüt: Konut satış adetleri düşse de nakitte olanlar için fırsat var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 11:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çektirebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458758</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Tabak, yaklaşık 40 dakika gibi bir sürede tüm vücut hakkında yüksek görüntü kalitesinde bilgi alınabildiğini kaydetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758">Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji uzmanı Dr. Necati Alp Tabak, Türkiye’de az merkezde bulunan geniş magnet (70 cm) 3 Tesla MR cihazıyla yüksek kaliteli görüntü ve hasta konforu elde ettiklerini belirterek, 3 Tesla MR cihazı ile yapılanlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Dr. Tabak, yüksek çözünürlük ve keskinlikte görüntüler elde etmek için tasarlanan 3 Tesla teknolojisinin MR sisteminin temelini oluşturduğunu ifade ederek, 3 Tesla manyetik alan gücüne sahip sistemlerin doktorların teşhis yeteneklerini artırırken hastaların daha hızlı ve daha ayrıntılı bir muayene deneyimi yaşamasını sağladığını ifade etti.</p>
<p>Yeni MR cihazı ile yaklaşık 40 dakika gibi bir sürede tüm vücut hakkında yüksek görüntü kalitesinde bilgi alınabildiğini dile getiren Dr. Tabak, “Bununla birlikte damar yolundan ilaç verilmeden beyin ve böbrek damarları gibi tüm damarlarda anjiyo olarak adlandırdığımız görüntüleme yapılabilmektedir. Bununla birlikte; multi parametrik prostat MR‘ı, kardiyak görüntüleme yapılabilmektedir” dedi.</p>
<p>Radyoloji uzmanı Dr. Necati Alp Tabak, 3 Tesla MR cihazının avantajlarını şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın avantajları neler?</strong></p>
<p>1. Cihaz içinin genişliği, hastanın MR çekimine uyumunu ve konforunu artırıyor. Kapalı yerde kalma korkusu ve aşırı kilosu olan hastaların da MR çektirmesini mümkün kılıyor.</p>
<p>2. 3T cihazlarda hasta konforunu etkileyen en önemli faktörlerden biri de tetkik esnasında oluşan yüksek ses düzeyi. Bazı hastalar bundan çok rahatsız olabiliyor. 3T cihazında hastanın duyduğu sesi yüzde 40’a kadar azaltabilen ses düşürme tekniği bulunuyor.</p>
<p>3. Hastaların tetkik sırasında keyifli vakit geçirmesi için müzik sistemi ve video yayını da yer alıyor.</p>
<p>4. Hareketten, vücutta takılı MR uyumlu metal protezden ve implantlardan kaynaklı görüntü bozukluğunu engelleme programı sayesinde tüm çekimlerde görüntü kalitesi yüksek.</p>
<p>5. Pediatrik hastaların Manyetik Rezonans (MR) taraması sırasında daha rahat ve huzurlu hissetmelerini sağlayan özel bir yaklaşımı temsil ediyor. Bu deneyim, çocukların kapalı alan fobisi veya endişesi olan durumlarda daha kolay bir tarama süreci geçirmelerini amaçlıyor. Bu özel tasarım, dış ve iç ambiyans efektleri, özel görüntüler ve müzikler gibi faktörlerle çocukların dikkatini dağıtarak sakinleşmelerini ve rahatlamalarını amaçlıyor. Örneğin, renkli ışıklar veya hoş manzaralı görüntüler kullanılarak çocuğun dikkati tarama sürecinden uzaklaştırılabiliyor. Ayrıca, hafif bir müzik eşliğinde tarama yapılması da çocukların sakinleşmesine yardımcı olabiliyor. </p>
<p>6. Özel gereksinimli bireylere uygulama yöntemleri arasında sedasyon anestezisi altında çekimler güvenli bir şekilde gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın uygulama süreci nasıl?</strong></p>
<p>3 Tesla MR’ın uygulama süreci hakkında da açıklamalarda bulunan Dr. Tabak, şunları kaydetti:</p>
<p>“İşlem öncesi hastanın üzerinde kolye, küpe, saat, yüzük gibi hiçbir metal bulunmamalı. Ekip tarafından hastadan öncelikle üzerindeki tüm metalleri çıkarması isteniyor. Hasta MR cihazına uzanır ve görüntüleme yapılacak bölgeye göre yatış pozisyonu ekip tarafından hastaya gösteriliyor. Hasta işlem sırasında gerekli uyarıları kulağına takılan kulaklık vasıtasıyla duyuyor ve gerçekleştiriyor. Kulaklık aynı zamanda hastanın cihazın sesinden daha az etkilenmesine de olanak tanıyor. Hastanın elinde, herhangi bir problem ihtimaline karşı ekibi hızlıca çağırabilmesi için bir buton bulunuyor. Çekim süresi, görüntülenecek bölgeye ve hastalık türüne göre değişiyor.”</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın uygulama alanları neler?</strong></p>
<p>3 Tesla MR’ın, vücudun farklı bölgelerindeki organ ve sistemlerin görüntülenmesinde uygulanabildiğini kaydeden Dr. Tabak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Beyin tümörü, epilepsi, omurilik hastalıkları, migren gibi nörolojik rahatsızlıklar, kulak rahatsızlıkları, çene problemleri, omurga hastalıkları, prostat hastalıkları, meme hastalıkları, omuz ve diz gibi eklem ve bağ doku görüntülemelerinin yanında kemiklerle ilgili birçok sorunun tespitinde ve tüm vücut görüntülemede 3 Tesla MR’a başvuruluyor.”</p>
<p><strong>Beyin gibi birçok organın değerlendirilmesinde MR isteniyor</strong></p>
<p>Diğer radyolojik modalitelerin tanıda yetersiz kaldığı durumlarda veya hastanın klinik durumunun açıklanamadığı bulguların varlığında, hastalıkların teşhis edilmesinde başrol oynayan ileri radyolojik tetkiklerden biri olan MR istendiğini anlatan Dr. Tabak, MR’ın , direkt grafilerde gösterilemeyen beyin gibi birçok organın değerlendirilmesinde de ilk istenen tetkikler arasında yer aldığını belirtti.</p>
<p>Bilgisayarlı Tomografi’nin kemik yapılarını değerlendirmede, Manyetik Rezonans Görüntüleme’nin (MRG) ise yumuşak dokuları göstermede daha başarılı görüntüler verdiğini kaydeden Dr. Tabak, NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Kliniği&#8217;nde ayrıca en son teknolojik bilgisayar programlar sayesinde renkli haritalandırma ve değişik açılardan inceleme yapılabildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>3 Tesla MR kalp pili olanlara uygulanamıyor</strong></p>
<p>Dr. Tabak, 3 Tesla MR’ın yüksek manyetik alan etkisi yarattığı için kalp pili ve bazı özel protez takılı hastalar için uygun görülmediğini de ifade ederek, ancak MR uyumlu protez takılı hastalar için sorun olmadığını dile getirdi.</p>
<p>3 Tesla MR’da radyasyon olmadığını ve bu sayede kanserin evrelendirilmesinde de kullanılabildiğini belirten Dr.   Tabak, kapalı bir cihaz olan 3 Tesla MR’ın yeterli genişlik düzeyi ve konforu sayesinde hastaların rahatlıkla girebildiği bir cihaz olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758">Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gripte (Influenza) 65 yaş üstü kişiler, gebeler ve kronik hastalığı olanlar, yüksek risk altında&#8221;  </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gripte-influenza-65-yas-ustu-kisiler-gebeler-ve-kronik-hastaligi-olanlar-yuksek-risk-altinda-421894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 11:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gebeler]]></category>
		<category><![CDATA[gripte]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okulların açılması ve mevsim değişikliği nedeniyle grip (influenza) vakalarında artış gözlemleniyor.  Prof. Dr. İftihar Köksal, 65 yaş üstü kişilerin, gebelerin ve kronik hastalığı olanların gribin ciddi sonuçları açısından yüksek risk taşıdığına dikkat çekerek bu nedenle yaygın bir grip salgınının önüne geçmek ve gribin ciddi sonuçlarını önlemek adına grip aşısının önemini vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gripte-influenza-65-yas-ustu-kisiler-gebeler-ve-kronik-hastaligi-olanlar-yuksek-risk-altinda-421894">&#8220;Gripte (Influenza) 65 yaş üstü kişiler, gebeler ve kronik hastalığı olanlar, yüksek risk altında&#8221;  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>“Gripte (Influenza) 65 yaş üstü kişiler, gebeler ve kronik hastalığı olanlar, yüksek risk altında”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Okulların açılması ve mevsim değişikliği nedeniyle grip (influenza) vakalarında artış gözlemleniyor.  Prof. Dr. İftihar Köksal, 65 yaş üstü kişilerin, gebelerin ve kronik hastalığı olanların gribin ciddi sonuçları açısından yüksek risk taşıdığına dikkat çekerek bu nedenle yaygın bir grip salgınının önüne geçmek ve gribin ciddi sonuçlarını önlemek adına grip aşısının önemini vurguladı.</strong></p>
<p>Prof. Dr. İftihar Köksal, influenza virüsünün sebep olduğu gribin sadece bir solunum yolu enfeksiyonu olmadığını, kanıtların gribin daha geniş kapsamlı sağlık komplikasyonları ile ilişkili olabileceğini, sonbahar mevsimiyle birlikte grip sezonuna da girildiğini söyleyen Prof. Dr. İftihar Köksal, risk grupları ve grip aşısının önemine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p>“Grip, sağlıklı erişkinler dahil olmak üzere, enfeksiyondan birkaç gün sonra kalp krizi riskini en az 10 kat ve inme riskini en az 8 kat arttırarak şiddetli kardiyovasküler komplikasyonları tetikleyebiliyor. Grip aşısı ise kardiyovasküler olayları yüzde 26-53, kardiyovasküler ölümleri yüzde 56 oranında azaltmakta.” </p>
<p>Bunun yanı sıra bir diğer risk grubu diyabetli hastalarda grip enfeksiyonu hastaneye yatış ve ölüm riskini 6 kat ve hastaneye yatıştan sonra yoğun bakım ünitesine yatış riskini 4 kat arttırıyor. Bu noktada grip aşısı diyabetli kişilerde hastaneye yatışı yüzde 58, grip/zatürre nedeniyle hastaneye yatışı yüzde 43 azaltıyor.</p>
<p>Ayrıca 65 yaş üstü hastalarda, influenza virüsü nedeniyle hastaneye yatırılan her 3 yaşlı yetişkinden birinde zatürre gelişmekte ve bu hastalar grip enfeksiyonundan sonra 2 aya kadar daha yüksek felç riski altındadırlar. Hamile kadınlar da hem kendileri hem de gelişmekte olan bebekleri için grip enfeksiyonunun ciddi sonuçları açısından yüksek risk altındalar.”</p>
<p><strong>‘Okula dönüş ile çocuklarda grip riski artıyor’ </strong></p>
<p>5 yaşından küçük çocuklarda griple ilgili ciddi komplikasyonlar gelişme riskinin yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. İftihar Köksal, en büyük grip atak hızının tipik olarak okul çağı çocuklarında olduğunu ve gribin esas olarak çocuklardan yetişkinlere yayılma ve epidemilere neden olma eğiliminde olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>“Eylül – Ocak ayları aşılanma için en uygun zaman”</strong></p>
<p>Grip aşısı zamanlamasıyla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. İftihar Köksal, aşıya geç kalındığı algısının yanlış olduğunu, ocak ayı başında vakalarda pik noktayı görmeyi beklediklerinden dolayı bu zaman dilimi içerisinde başta risk grupları olmak üzere aşıya erişebilen herkesin gripten korunmak adına aşı olmasının önemini vurguladı. Ayrıca “Geçen sezon grip salgınları ekim ayının sonlarına doğru başladı ve çok hızlı arttı. 2009 grip pandemisinden beri görülen en kötü grip sezonu yaşandı. Bu nedenle bu sezona hazır olmak için henüz aşılanmamış kişilerde grip aşısı uygulamasına bugün itibariyle başlanarak mart sonuna kadar devam edilmesini öneriyoruz. Böylece nisan-mayıs aylarına kadar devam eden influenza vakalarını önlemek mümkün olacaktır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“Grip aşısını daha önce grip geçirenler de olmalıdır”</strong></p>
<p>Grip enfeksiyonu geçiren birinin aşı olmasıyla ilgili de konuşan Prof. Dr. İftihar Köksal, “Türkiye’de bulunan aşıları, 4 ayrı virüs alt tipine karşı koruyuculuk sağlıyor. Toplumda influenza virüsünün farklı alt tipleri hastalığa sebep oluyor. Bu nedenle hasta olsanız bile hangi virüsün sizi hasta ettiğinden bağımsız diğer 3 tipe karşı bağışıklığınız olmayacaktır. Bu nedenle de grip hastalığı geçirilse dahi güvenle grip aşısı olunabilir. Tabii aşı olacak bireyin o esnada ağır ateşli bir hastalık geçirmediği ilgili hekim tarafından kontrol edilmelidir.” dedi.</p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gripte-influenza-65-yas-ustu-kisiler-gebeler-ve-kronik-hastaligi-olanlar-yuksek-risk-altinda-421894">&#8220;Gripte (Influenza) 65 yaş üstü kişiler, gebeler ve kronik hastalığı olanlar, yüksek risk altında&#8221;  </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altını olanlar dikkat! Atağa kalktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altini-olanlar-dikkat-ataga-kalkti-414240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 06:52:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atağa]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[kalktı]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altının onsunun bin 877 dolar seviyelerine doğru hareketlenmesiyle birlikte, iç piyasadaki altın fiyatları da yukarı çıkmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altini-olanlar-dikkat-ataga-kalkti-414240">Altını olanlar dikkat! Atağa kalktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Altına yatırım yapan kişiler ve altın almak isteyen kişiler çeyrek altın, gram altın ve tam altının alış satış fiyatları ne durumda merak ediyor.</p>
<p>Canlı altın fiyatlarında çeyrek altın satış fiyatını 2 bin 903.00 TL&#8217;den açtı. </p>
<p><strong>GRAM ALTIN FİYATI</strong></p>
<p>Gram altın alış: 1.725,16<br /> Gram altın satış: 1.725,74</p>
<p><strong>ÇEYREK ALTIN FİYATI</strong></p>
<p>Çeyrek altın alış: 2.903,00<br /> Çeyrek altın satış: 2.942,00</p>
<p><strong>YARIM ALTIN FİYATI</strong></p>
<p>Yarım altın alış: 5.823,00<br /> Yarım altın satış: 5.885,00</p>
<p><strong>TAM ALTIN FİYATI</strong></p>
<p>Tam altın alış: 11.610,00<br /> Tam altın satış: 11.725,00</p>
<p><strong>CUMHURİYET ALTINI FİYATI</strong></p>
<p>Cumhuriyet altını alış: 11.775,00<br /> Cumhuriyet altını satış: 11.953,00</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altini-olanlar-dikkat-ataga-kalkti-414240">Altını olanlar dikkat! Atağa kalktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailesinde meme kanseri olanlar prostat kanseri açısından da risk altında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ailesinde-meme-kanseri-olanlar-prostat-kanseri-acisindan-da-risk-altinda-401945</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 19:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü her yıl dünyada yaklaşık 1 buçuk milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailesinde-meme-kanseri-olanlar-prostat-kanseri-acisindan-da-risk-altinda-401945">Ailesinde meme kanseri olanlar prostat kanseri açısından da risk altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü her yıl dünyada yaklaşık 1 buçuk milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konduğunu belirtiyor. Türkiye’de ise bu rakamın ortalama olarak 20 bin olduğunu ve akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen kanserin prostat kanseri olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. İlker Tinay, “Prostat kanseri düzenli muayene ve erken tanı ile önlenebilen bir kanser türü. Genetik yatkınlık prostat kanserinde önemli. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar 2-3 kat daha fazla risk altında. Ayrıca ailede meme kanseri varlığı da prostat kanseri açısından bir risk. Bu nedenle ailesinde meme veya prostat kanseri olanlar prostat taramalarına daha erken başlamalı” hatırlatmasında bulundu.</strong></p>
<p>Kadınlarda meme kanserine neden olan BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların (değişikliklerin), erkeklerde de prostat kanserine neden olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. İlker Tinay, “Dolayısıyla annesinde meme kanseri öyküsü olanlar, prostat kanseri açısından da risk altında. Sağlıklı erkekler 50 yaşından sonra, ailesinde prostat kanseri veya meme kanseri öyküsü olanlar ise 40 yaşından itibaren yıllık muayene ve PSA tahlili yaptırmalı” dedi. </p>
<p>  </p>
<p><strong>Erkekler muayeneden kaçıyor</strong></p>
<p>Pek çok erkeğin elle yapılan üroloji muayenesinden çekindiğini ve sadece kan tahlili yaptırmayı tercih ettiğini söyleyen Prof. Dr. İlker Tinay, “Hiçbir teknoloji muayenenin yerini tutmaz. Görüntüleme yöntemleriyle ortaya çıkmayan pek çok sorun sadece elle muayene esnasında tespit edilebiliyor” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Prostat kanseri belirti vermeyebilir</strong></p>
<p>Erken tanının daha başarılı tedavi anlamına geldiğini hatırlatan Prof. Dr. İlker Tinay, “İnsanların bilinçli olması ve düzenli kontrollere gelerek taramalarını yaptırması çok önemli. Yeni gelişmeler sayesinde ileri evre prostat kanserinde bile tedavide yüz güldürücü sonuçlar elde etmek mümkün olsa da erken tanı alan kişilerin sonuçları da daha başarılı oluyor” dedi. Prostat kanserinin hiçbir belirti vermeyebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İlker Tinay, “İleri evre prostat kanserinde idrarda kan görülebilir. Prostat kanseri ilk olarak bel omurlarına ve omurgaya sıçrama yaptığı için bel ve sırt ağrıları olabilir. İdrarın kesik kesik yapılması ise kansere değil, iyi huylu prostat büyümesine de bağlı olabilir. Ancak net tanı koymak için bir üroloji uzmanına başvurmak önemli” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Ameliyatsız tedavi mümkün</strong></p>
<p>Prostat kanserinin çoğu zaman tedavisinin ameliyat olduğunu ancak özellikle Radyasyon Onkolojisi alanındaki teknolojik gelişmeler sayesinde pek çok prostat kanseri hastasının ameliyat olmadan, sadece ışın tedavisiyle de sağlığına kavuşabildiğini belirten Prof. Dr. İlker Tinay, “Sadece tümörü hedef alan, çevre dokulara zarar vermeyen yeni radyoterapi cihazları yaşam kalitesini daha çok koruyor. Günümüzdeki gelişmeler sayesinde artık çok daha etkili ve çok daha az yan etkili tedaviler söz konusu. Nükleer Tıp alanındaki yeni radyonüklid tedaviler, medikal taraftaki akıllı ilaçlar ve bağışıklık sistemini harekete geçiren immünoterapiler de prostat kanseri tedavisinde cerrahiye giderek daha sık ek veya alternatif olan yöntemler arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailesinde-meme-kanseri-olanlar-prostat-kanseri-acisindan-da-risk-altinda-401945">Ailesinde meme kanseri olanlar prostat kanseri açısından da risk altında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 07:58:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatli]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gösterişli iftar sofraları pek çoğumuzu heyecanlandırmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988">Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gösterişli iftar sofraları pek çoğumuzu heyecanlandırmaya başladı. Kronik hastalığa sahip olanlar ve hamileler için ise durum biraz daha farklı: Onlar, “Acaba oruç tutabilecek miyim?” sorusuyla baş başalar&#8230; Uzmanlara göre, bu soruya mutlaka hekim kontrolünde cevap aranması gerekiyor. Liv Hospital hekimlerinden Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova ile Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç kronik hastalığı olanlar ve hamileler için Ramazan’a özel uyarılarını ve önerilerini paylaştılar.</strong></p>
<p><strong><u>Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk</u></strong></p>
<p><strong>Kalp dostu besinlerden Ramazan’da da vazgeçmeyin! </strong></p>
<p>Sağlıklı oruç konusunu kronik hastalıkların başında gelen kalp-damar hastalıkları açısından değerlendiren Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk “Bazı kalp-damar hastaları için oruç tutmak tehlikeli olacağından kesinlikle önerilmez. Dolayısıyla hastalar, doktorlarının önerileri doğrultusunda hareket etmeli, eğer doktorları izin vermiyorsa kesinlikle oruç tutmamalılar. Oruç tutabilecek kalp hastalarının ise Ramazan boyunca dikkatli olması gereken konu, beslenme şeklidir” dedi.</p>
<p>Kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltan, iyi kolesterolü artırarak kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olan besinlerin önemini hatırlatan Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Vücudumuzun ihtiyacı olan yağ tüketimi için ağırlıklı olarak sağlığımıza &#8216;iyi&#8217; gelen; diğer adıyla doymamış yağlı besinleri tercih edin. Doymuş yağ içeriği yüksek gıdaları ise belirli ve gerekli ölçülerde tüketin, &#8216;kötü&#8217; olarak nitelendirdiğimiz trans yağlardan mutlak suretle kaçının. Buna göre salata ve yemeklerinizde ağırlıklı olarak zeytinyağı ve ayçiçek yağını kullanabilir; zeytin, avokado, badem, ceviz, yer fıstığı, fındık, ay çekirdeği, mısır gibi besinler ile somon, uskumru, hamsi, alabalık gibi balık çeşitlerine beslenme düzeninizde yer verebilirsiniz.” </p>
<p><strong>Pide yerine bol tahıllı ekmek tüketin </strong></p>
<p>Aşırı ve sağlıksız karbonhidrat tüketiminin kan şekeri, kan basıncı, kan yağları seviyelerinin yükselmesine ve uzun vadede şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine de değinen Doç. Dr. Cem Arıtürk karbonhidrat tüketiminde lifli besinleri öneriyor:</p>
<p>“Sahurda nişasta ve şeker gibi karbonhidrat içeriği yüksek olan besinleri tercih edenler gün boyu açlık hissedeceklerdir. Daha uzun süre tok hissetmek için sahurda pide yerine bol tahıllı ekmekler tercih edin. Lif içeriği yüksek, az şekerli tam tahıllardan üretilmiş kahvaltılık gevrek, ekmek, makarna gibi besinler; kahverengi pirinç veya kinoa gibi tahıllar kan şekerini dengede tutacağı için faydalıdır.”</p>
<p><strong>Halsizliğe karşı protein ağırlıklı beslenin </strong></p>
<p>Doyurucu ve daha uzun süre tokluk için ise protein açısından zengin ve yüksek lifli besinleri tavsiye eden Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Dengeli ve yeterli miktarda protein almak, gün içinde gelişebilecek halsizliği ve yorgunluğu da engelleyecektir. Yumurta, et, balık, süt ve süt ürünlerinden oluşan hayvansal protein kaynakları ile kuru baklagiller, yulaf ezmesi, fındık, fıstık, badem ve chia tohumu gibi bitkisel protein kaynaklarının beslenme düzeninde dengeli dağılımı sağlanmalıdır” şeklinde bilgi verdi. </p>
<p><strong>Meyve suyu yerine meyve tüketmeyi tercih edin </strong></p>
<p>Doç. Dr. Cem Arıtürk sıvı tüketimi konusunda “Kadınlar için günde 2,5 litre, erkekler için 3,5 litre sıvı tüketimi vücuttaki sıvı dengesinin korunması açısından idealdir. Seçilebilecek en iyi içecek türü ise kaynağı bilinen, temiz sudur. Bunu ayran, taze sıkılmış meyve suları, sade soda, çay ve kahve izleyebilir. Ancak yine de meyvelerin bütün olarak yenmesinin, sadece sularının içilmesinden daha sağlıklı olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin bir portakal, bir bardak portakal suyunun iki katı kadar lif; yarısı kadar şeker içerir” diye konuştu.  </p>
<p><strong><u>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova</u></strong></p>
<p><strong>Ramazan’da şiddetli hipoglisemi vakaları artıyor</strong></p>
<p>Liv Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova da oruç tutmanın, Diyabet hastaları için taşıdığı olası ve ciddi riskler hakkında bilgi verdi. Yapılan çalışmalarda Ramazan ayında şiddetli kan şekeri düşüklüğünün (hipoglisemi) yedi kat; şiddetli şeker yüksekliğinin ise dört kat artış gösterdiğine işaret eden Uzm. Dr. Saida Dashdamirova, “Yüksek riskli hastalar, oruç tuttukları zaman ciddi kan şekeri düşüklüğü ve kan şekeri yüksekliğinin yanı sıra vücutta sıvı kaybı (dehidratasyon), tansiyon düşüklüğü, bayılmalar, yaralanmalar, tromboz (kanda pıhtı oluşumu) gibi komplikasyonlar yaşayabilir” diyerek yüksek riskli olarak değerlendirilen Diyabet hastaları için oruç tutmamaları yönünde uyarıda bulundu: </p>
<p><strong>Yüksek riskli Diyabet hastaları oruç tutmamalı </strong></p>
<p>“Tip 1 diyabeti olanlar, akut hastalığı olanlar, diyalize girenler, ciddi şeker düşüklükleri yaşayanlar, şekerinin düştüğünü fark edemeyenler, üç aylık ortalama kan şeker testi yüzde sekizin üzerinde olanlar, son üç ayda diyabete bağlı koma, şeker yüksekliği veya düşüklüğü ile hastaneye yatışı olanlar, şeker hastalığına bağlı organ hasarı gelişenler, yalnız yaşayan insülin veya sulfanilüre grubu ilaç kullananlar, 75 yaş üzeri olan hastalar, çoklu insülin tedavisi alanlar yüksek riskli olarak değerlendirilir. Bu hastaların oruç tutması önerilmez, fakat oruç tutmakta ısrarcı olurlarsa kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulmalı, hasta gerekli eğitimi almalı, her zamankinden daha sık parmak ucu kan şekeri kontrol edilmelidir. Parmak ucu kan şekeri ölçümü ve kan vermek orucu bozmaz. Hasta, kan şekerini ölçtüğünde 70 mg/dL&#8217;nin altında veya 300 mg/dL&#8217;nin üstünde olursa veya kendini kötü hissederse mutlaka orucunu bozmalı; kan şeker düzeyinde düzelme olmazsa hastaneye başvurarak tıbbi yardım almalıdır. Kan şekeri 70 mg/dl altında ölçüldükten sonra oruca devam etmek ise hayati risk getirebilir.”</p>
<p><strong>Düşük riskli Diyabet hastaları gerekli tedavi düzenlemelerini yaptırmalı </strong></p>
<p>Diyabet tanısı olan ve oruç tutmayı planlayan hastalar için ise mutlaka, Ramazan’dan 1-2 ay önce durum değerlendirmesi için doktor kontrolüne gitmiş olmaları gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Saida Dashdamirova, “Düşük hipoglisemi riskine sahip olan ilaçlarla tedavi edilen ve üç aylık ortalama kan şeker testi yüzde sekizin altında olan hastalar son 3 ay içerisinde kan şekeri düşüklüğü veya yüksekliği nedeniyle hastaneye yatışı olmamışsa gerekli tedavi düzenlenmelerinden sonra oruç tutabilirler” şeklinde bilgi verdi. </p>
<p><strong><u>Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum &#8211; Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç </u></strong></p>
<p><strong>Anne adayları oruç tutabilir mi?</strong></p>
<p>Anne adayları için de gebelik döneminde oruç tutup tutamayacakları en sık merak edilen konulardan biri. Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Hamileyim, oruç tutabilir miyim? Tutarsam bunun bebeğime etkisi nasıl olur” gibi soruların cevabının her gebe için farklılık göstereceğini belirtti: </p>
<p>“Birçok çalışma, orucun gebelik ve bebek üzerinde yaptığı etkilerin anlamlı sonuçlar yaratmadığını göstermektedir. Fakat gebelikte düzenli ve kaliteli beslenme ile sıvı tüketimi düzeni oldukça önemlidir. Uzun süreli açlık durumunun ve sıvı alımının olmamasının genel etkilerini, gebelerin doktorları ile birlikte değerlendirmesini ve oruç tutma kararını buna göre almasını öneririm.”</p>
<p>Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç, oruç tutan anne adaylarında gözlemlenebilecek durumlar hakkında da bilgi verdi:</p>
<p><strong>Anne ve bebek için ne gibi olumsuzluklar gelişebilir?</strong></p>
<p>“Uzun süreli açlığa bağlı olarak anne kan şekerinin düşmesi, kan insülin artışı, kan yağ asitlerinde artış, tüm vücutta dolaşan damar içi kan hacminde azalma, kalpten pompalanan kanın azalması, vücut su dengesinin bozulması, böbreklere giden kan akımın azalması, idrar çıkışında azalma gibi olumsuz sonuçlar görülebilir. Gelişen bu değişimlere karşı bebeği korumaya yönelik mekanizmalar devreye girer. Bunun sonucunda bebekte hareket azlığı, bebeğin kanlanmasına destek sağlayan damarların kan hacminde azalma, amnios sıvı hacminde azalma gibi bebek adına olumsuz etkiler ile karşılaşabiliriz.”</p>
<p>Özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan dönemlerinde uzun süreli açlık ve susuzluğun bebek ve anne için negatif etkilenme olasılığını artırdığını hatırlatan Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Anne ve bebek ancak dokuz  saati aşmayan oruç saatlerinde bahsettiğimiz olumsuz etkileri tolere edebilir” dedi. </p>
<p><strong>Oruç tutacak anne adaylarına öneriler</strong></p>
<p>“Oruç tutmak konusunda kararlı olan gebelerin ise iftar ve sahur arasında zamanı bölerek beslenmeleri, yağlı karbonhidratlı gıdalar yerine tok tutucu protein desteği yüksek olan gıdaları tüketmeleri ve su içmeyi ihmal etmemeleri gerekir” şeklinde bilgi veren Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç bazı sağlık problemleri olan anne adaylarının ise kesinlikle oruç tutması gerektiğini hatırlattı. Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Hipertansiyon, böbrek hastalığı, diyabet, erken doğum riski, bebek gelişme geriliği gibi var olan gebelik riskleri ile takip edilen gebeler kesinlikle oruç tutmamalıdır” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988">Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
