<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>öğrenilen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ogrenilen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ogrenilen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 15:02:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>öğrenilen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ogrenilen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sağlıklı beslenme, öğrenilen bir beceri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ogrenilen-bir-beceri-639502</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 15:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilen]]></category>
		<category><![CDATA[okuryazarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, 6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında, öğrenilen bir davranış olan sağlıklı beslenmede diyetisyenlerin rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ogrenilen-bir-beceri-639502">Sağlıklı beslenme, öğrenilen bir beceri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, 6 Haziran Dünya Diyetisyenler Günü kapsamında, öğrenilen bir davranış olan sağlıklı beslenmede diyetisyenlerin rolü hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Beslenme, doğuştan kusursuz şekilde bildiğimiz bir davranış değil!</strong></p>
<p>Beslenmenin yalnızca açlığı gidermekten ibaret olmadığını aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Gün içerisinde yaptığımız besin seçimleri; fiziksel sağlığımızı, enerji düzeyimizi, ruh halimizi ve yaşam kalitemizi etkiler. Bu nedenle beslenme, doğuştan kusursuz şekilde bildiğimiz bir davranış değil; zamanla öğrenilen ve geliştirilen bir beceridir.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı beslenmenin neyi yediğimiz kadar neden yediğimizi, açlık ve tokluk sinyallerimizi ne kadar tanıdığımızı ve günlük yaşamda nasıl seçimler yaptığımızı da kapsadığını ifade eden İspiroğlu, “Günümüzde insanlar beslenme konusunda çok fazla bilgiye maruz kalıyor, ancak bu bilgilerin hepsi bilimsel doğruluk taşımıyor. Sosyal medya, reklamlar ve kulaktan dolma öneriler zaman zaman bireylerin kendi ihtiyaçlarından uzaklaşmasına neden olabiliyor. Oysa araştırmalar beslenme okuryazarlığı arttıkça beslenme bilgisinin, diyet kalitesinin ve yaşam kalitesinin de arttığını gösteriyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmede önemli olan yalnızca bilgiye ulaşmak değil, doğru bilgiyi ayırt edebilmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenmede başarı mükemmel diyet listesinde değil, yaşama yerleştirilebilen alışkanlıklarda!</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenmenin yalnızca neyin doğru olduğunu bilmekten ibaret olmadığını da vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bilginin günlük yaşamda uygulanabilir alışkanlıklara dönüşmesi gerekir. Çünkü insanlar çoğu zaman ne yapmaları gerektiğini bilir; zor olan bunu sürdürülebilir hale getirmektir.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı beslenmede başarıyı belirleyen unsurun mükemmel bir diyet listesi olmadığını, kişinin yaşamına yerleştirebildiği alışkanlıklar olduğunu ve kalıcı değişimin de tam olarak burada başladığını kaydeden İspiroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Toplumda beslenme farkındalığının geçmiş yıllara göre arttığını söyleyebiliriz ancak beslenme okuryazarlığı açısından hâlâ geliştirilmesi gereken önemli alanlar bulunuyor. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Araştırması&#8217;nın 2018 yılı sonuçlarına göre toplumun yaklaşık yüzde 69&#8217;u yetersiz veya sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlığı düzeyinde. Beslenme okuryazarlığı da sağlık okuryazarlığının önemli bir parçası olduğundan, bu sonuç bireylerin beslenme ile ilgili bilgileri değerlendirme ve doğru karar verme süreçlerinde zorluk yaşayabildiğini düşündürüyor. Ayrıca Türkiye&#8217;de üniversite öğrencileri üzerinde yapılan 2023 tarihli bir çalışmada, beslenme okuryazarlığı düzeyi arttıkça sağlıklı beslenme davranışlarının ve beslenme bilgi düzeyinin de arttığı gösterilmiştir. Bu nedenle günümüzde temel ihtiyaç yalnızca bilgiye ulaşmak değil, ulaşılan bilginin doğruluğunu değerlendirebilmek ve günlük yaşama aktarabilmektir.”</p>
<p><strong>Her birey için tek bir ‘doğru beslenme modeli’ yok!</strong></p>
<p>“Her birey için tek bir ‘doğru beslenme modeli’ yoktur” diyen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Çünkü beslenme yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda psikolojik, sosyal, kültürel ve çevresel etkenlerden etkilenen bir davranış.” dedi. </p>
<p>İnsanların sağlık durumları, yaşam koşulları, ekonomik imkanları, çalışma düzenleri, beslenme alışkanlıkları, inançları ve besinlerle kurdukları ilişkilerin birbirinden farklı olduğuna işaret eden İspiroğlu, “Bu nedenle bir kişi için sürdürülebilir ve sağlıklı olan bir beslenme modeli, başka bir kişi için uygulanabilir olmayabilir. Beslenmede önemli olan belirli bir kalıba uymak değil, bireyin ihtiyaçlarına, yaşam tarzına ve sağlık hedeflerine uygun, sürdürülebilir bir denge oluşturabilmektir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Diyetisyenin asıl görevi sağlıklı seçimleri yaşamın doğal bir parçası haline getirmek!</strong></p>
<p>Diyetisyenlerin yalnızca ne yenilip ne yenilmeyeceğini söyleyen kişiler olmadığına dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, “Diyetisyenin asıl görevi bireyin beslenme davranışını anlamak ve sağlıklı seçimleri günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirmesine yardımcı olmaktır.” dedi.</p>
<p>Bazen porsiyon kontrolünü, bazen besin etiketlerini okumayı, bazen de açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi öğrettiklerini ifade eden İspiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Kısacası kişiye yalnızca bir liste değil, sürdürülebilir bir yol haritası sunulur. Çoğu kişi beslenmeyi birkaç haftalık bir proje gibi görür. Oysa sağlıklı beslenme kısa süreli bir uygulama değil, uzun vadeli bir davranış değişikliğidir. İnternette bulunan birçok diyet planı bireyin yaşam koşullarını, sağlık durumunu ve alışkanlıklarını dikkate almaz. Bu nedenle başlangıçta hızlı sonuç alınsa bile sürdürülebilir olmadığı için kişi çoğu zaman eski alışkanlıklarına geri döner. Sorun genellikle irade eksikliği değil, kişinin yaşamına uygun olmayan yöntemlerdir.”</p>
<p><strong>Diyetisyenler; bireylerin uygun kararlar almasına rehberlik eden sağlık profesyonelleri!</strong></p>
<p>Diyetisyen desteğinin yalnızca kilo vermek isteyen bireyler için olmadığının altını çizen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Diyabetten kalp-damar hastalıklarına, sindirim sistemi hastalıklarından yeme bozukluklarına kadar pek çok durumda beslenme tedavisi sürecin önemli bir parçasıdır.” Dedi.</p>
<p>Bunun yanında herhangi bir hastalığı olmayan bireylerde de sağlığın korunması, yaşam kalitesinin artırılması ve doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması için diyetisyen desteğinin önemli bir rol oynadığına vurgu yapan İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Eskiden insanlar bilgiye ulaşmakta zorlanırken, bugün doğru bilgiyi ayırt etmekte zorlanıyor. Sosyal medya ve dijital platformlarda her gün yeni bir beslenme önerisi, yasaklı besin listesi veya hızlı sonuç vaat eden yöntemlerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle günümüzde diyetisyenlerin rolü yalnızca beslenme planı hazırlamanın ötesine geçmiş durumdadır. Diyetisyenler; bilimsel kanıtları günlük yaşama uyarlayan, bilgi kirliliğini azaltan ve bireylerin sağlık durumlarına uygun kararlar almasına rehberlik eden sağlık profesyonelleridir. Özellikle obezite, diyabet, depresyon ve yeme bozuklukları gibi beslenmenin doğrudan etkili olduğu alanlarda, doğru bilginin güvenilir kaynaklardan aktarılması her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-beslenme-ogrenilen-bir-beceri-639502">Sağlıklı beslenme, öğrenilen bir beceri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetersizlik duygusu öğrenilen hatalı düşüncelerle gelir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetersizlik-duygusu-ogrenilen-hatali-dusuncelerle-gelir-378237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 May 2023 17:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşüncelerle]]></category>
		<category><![CDATA[duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilen]]></category>
		<category><![CDATA[yetersizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetersizlik duygusunun bir noktaya kadar sağlıklı olduğunu belirten uzmanlar rahatsızlık verdiği noktada bir özgüven sorununa dönüşebileceğinin altını çiziyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersizlik-duygusu-ogrenilen-hatali-dusuncelerle-gelir-378237">Yetersizlik duygusu öğrenilen hatalı düşüncelerle gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yetersizlik duygusunun bir noktaya kadar sağlıklı olduğunu belirten uzmanlar rahatsızlık verdiği noktada bir özgüven sorununa dönüşebileceğinin altını çiziyor. Yetersizlik duygusunun kökeninin çocukluğa kadar gittiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, aileleri uyarıyor: “Erişkin dönemde yetersizlik duygusunun gelişmemesi için çocukluk çağında ailelerin çocuklarından beklentilerini makul ölçülerde tutması, çocuğa yeterlilik hissini vermesi gerekir. Ancak bunun için ebeveynin de kendisini yeterli hissetmesi önemlidir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yetersizlik duygusunun kişide nasıl geliştiğini açıkladı ve bu duyguyla başa çıkmak için önerilerini sıraladı.</p>
<p><strong>Ebeveynler çocuklara yeterlilik hissini verebilmeli</strong></p>
<p>Yetersizlik duygusunun bir noktaya kadar sağlıklı olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak rahatsızlık veriyorsa bir özgüven ve bağımlılık sorunudur. Yetersizlik duygusunun kökeni çocukluğa kadar gider. Bir çocuk neyin yeterli, neyin yetersiz olduğuna dair bilgiye sahip değildir. Bu bilgi sosyal öğrenme ile elde edilir. Çocuk ebeveyninden nasıl yeterli hissedileceğini öğrenir. Ancak bunun için ebeveynin de kendisini yeterli hissetmesi gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk, yaşının üzerinde bir sorumluluk aldıysa yetişkinlikte yetersiz hissedebilir </strong></p>
<p>Yetersizlik hissedildiğinde çocukluk dönemine bakılması gerektiğini belirten Candaş Demir, “Terapilerde çoğu zaman danışanın getirdiği yetersizlik hissinin gerçek bir yetersizlik olmadığını, öğrenilen ve hatalı düşünceler ile gelen bir duygu olduğunu görüyoruz.” dedi.</p>
<p>Yetersiz hisseden kişinin çocukluğunda kendisinin yapabileceğinden fazla bir talep ile karşı karşıya kalmış olduğunu sözlerine ekleyen Candaş Demir, “Kendine yetemeyen ebeveyn, öğretmen, aile üyeleri sıklıkla çocuktan büyük beklentiler içindedir. Çocuğun yaptığı şeyler onlara bir türlü yetmez. Klasik bir örnek olarak sınavdan 90 alır, neden 100 almadın derler. Çocuğa, gelişim sürecinde kendi yaşının üzerinde bir sorumluluk verildiyse, yetişkin olduğunda yetersiz hissetme ihtimali yüksektir. 6-7 yaşlarındaki bir çocuğa kardeşinin bakım sorumluluğunun verilmesi buna örnek olabilir. O yaşta bir çocuk kardeşine bakamaz ve doğal olarak yetersiz hisseder. Yetişkin olduğumuzda işte bu yetersizliği beynimiz bize hatırlatır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Yetersiz hisseden kişiler aldığı kararların ilişkisini bozacağını düşünür</strong></p>
<p>Yetersiz hisseden kişilerin özerklikle ilgili sorunları olduğuna değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu kişilerin kendi başına bir şeyler yapabilme becerileri zarar görmüştür. Kendi geleceğini kendisinin belirleyemeyeceğini düşünür. Kendini bağımlı algılayabilir. Başarı potansiyelini düşük görür, güvensiz hisseder. Özerk olarak aldığı kararların ilişkisini bozacağını düşünür. Onay arayışı vardır.” diyerek yetersiz hisseden kişilerin özelliklerini sıraladı.</p>
<p><strong>Çocuktan beklentiler makul seviyede tutulmalı</strong></p>
<p>Yetersizlik duygusuyla başa çıkmak için önerilerini sıralayan Candaş Demir, öncelikle ailelere uyarıda bulundu:</p>
<p>“Bireyin erişkin dönemde yetersizlik duygusunun gelişmemesi için çocukluk çağında ailelerin beklentilerini makul ölçülerde tutması gerekir.”</p>
<p>Hissedilen duygunun ‘yetersizlik’ olduğunu kabul etmenin bu duygu ile başa çıkma noktasında önemli olduğuna vurgu yapan Candaş Demir, “Bu yetersizliğin ‘gerçek’ bir yetersizlik olup olmadığını değerlendirmek, sınırları belirlemek ve zaten kişinin yapamayacağı bir konuda kendisine koyduğu standartlarını gözden geçirmek gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Kişi kendini yetersiz gördükçe yalnızlaşma eğilimi gösterir</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalarda yetersizlik duyguları yoğun olan kişilerin diğer insanları tehdit olarak algıladığının görüldüğünü ifade eden Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Başkaları ile kıyas yapmamak, kendimize odaklanmak önemlidir. Yalnız kalmamak, sosyalleşmek gereklidir. Yine çalışmalara göre, yalnızlık ve yetersizlik arasında yüksek düzeyde pozitif korelasyon mevcuttur. Yani kişi kendini yetersiz gördükçe yalnızlaşma, kendini saklama eğilimi göstermektedir. Başkalarıyla birlikte olmak bu duygu ile daha kolay başa çıkabilmemizi sağlar. Tüm bunlara rağmen yaşanılan yetersizlik ile başa çıkılamıyorsa bireysel psikoterapi için bir uzmana başvurabilirsiniz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetersizlik-duygusu-ogrenilen-hatali-dusuncelerle-gelir-378237">Yetersizlik duygusu öğrenilen hatalı düşüncelerle gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
