<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>odağa | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/odaga/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/odaga</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Apr 2023 16:00:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>odağa | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/odaga</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TEMA Vakfı&#8217;ndan seçimler öncesi çağrı: Siyasette ekoloji temelli yaklaşım odağa alınsın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-secimler-oncesi-cagri-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin-365744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 16:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınsın]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[odağa]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasette]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[vakfından]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365744</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 28 yıldır her seçim öncesinde olduğu gibi 14 Mayıs seçimleri öncesinde de hazırladığı Ekosiyaset Belgesi ile tüm siyasi partilere, siyasette ekoloji temelli yaklaşımı odağa almaları yönünde çağrıda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-secimler-oncesi-cagri-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin-365744">TEMA Vakfı&#8217;ndan seçimler öncesi çağrı: Siyasette ekoloji temelli yaklaşım odağa alınsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, 28 yıldır her seçim öncesinde olduğu gibi 14 Mayıs seçimleri öncesinde de hazırladığı Ekosiyaset Belgesi ile tüm siyasi partilere</strong>, <strong>siyasette</strong><strong> ekoloji temelli yaklaşımı odağa almaları yönünde çağrıda bulundu. “Tüm canlıların yaşam hakkını, toplum yararını ve mutluluğunu odağına alan siyasete davet ediyoruz” diyen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Vakıf olarak doğanın korunması için ellerinden gelen desteği vermeye hazır olduklarını bir kez daha vurguladı.</strong></p>
<p>TEMA Vakfı’nın, 14 Mayıs 2023 seçimi öncesinde hazırladığı Ekosiyaset Belgesi’nde toprak başta olmak üzere; doğal varlıkları, biyolojik çeşitliliği ve iklimi koruma amacıyla uygulanması önerilen çevre politikaları özetlendi. İklim, enerji, madencilik, mekânsal politikalar ve çevresel etki değerlendirme süreçleri kapsamında mevcut durumun incelendiği belgede, başlıca sorunlara dikkat çekilerek çözüm önerileri sunuldu.</p>
<p>Çalışma hakkında bilgi veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Hazırladığımız Ekosiyaset Belgesi ile ülkemizde canlı yaşamının, toprak, su, hava, mera, orman varlıklarının, korunan alanların ve iklimin korunması amaçlanıyor. Aynı zamanda doğaya müdahale gerektiren konularda korumacı, denetleyici, bütüncül yaklaşımlar geliştirilirken, kamusal ve toplumsal yararlar gözetilerek ekolojik politikalar oluşturulması talep ediliyor. Üstün kamu yararı ilkesini ve bilimsel gerçekleri esas alarak hazırladığımız önerilerimizi siyasetçilerin benimsemesini ve öncelik vermesini bekliyoruz” çağrısında bulundu.</p>
<p><strong>“Metalik madenciliğin ve büyük kentsel projelerin sebep olduğu tahribatı durdurmalıyız”</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de tarım arazilerinin, ormanların ve diğer doğal alanların hızla kaybedildiğine dikkat çeken Deniz Ataç, “Türkiye&#8217;de son 30 yılda mevcut tarım arazilerinin yaklaşık beşte biri, son 50 yılda ise meraların neredeyse yarısı kaybedildi. Tarım arazilerinin ve meraların amacı dışında kullanımının önünü açarak gıda güvenliğimizi tehdit eden tüm uygulamaların önüne geçilmesi için acil önlemler alınması gerekiyor. 2021 yılı istatistiklerine göre; Türkiye’de karasal ve denizel koruma alanlarının ülke yüz ölçümüne oranı sırasıyla %8,7 ve %4’tür. Bu oranlarla dünyada korunan alanlar sıralamasında ise 177 ülke arasında 133’üncü konumdayız. Ülkemizde koruma alanlarımızı artırmalı, temiz enerjiye geçişi planlamalı ve Kanal İstanbul, 3. Havalimanı gibi büyük kentsel projeler ve metalik madenciliğin doğal varlıklarımız üzerinde sebep olduğu tahribatı acil olarak durdurmalıyız” şeklinde konuştu.</p>
<p>İklim krizinin her geçen gün şiddetini artırdığını belirten Ataç, Türkiye’nin sera gazlarına yol açan etkinliklerin azaltımı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumu konusunda net bir politika belirlemesi gerektiğinin altını çizdi. Ataç ayrıca su varlıklarının sürdürülmesi ve korunması için bir Su Kanunu hazırlanması ve taslağı hazırlanmış İklim Kanunu’nun da iklim adaletini sağlama bakış açısı ile yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>“Doğal varlıklarımızı ekosistem öncelikli bir anayasa ile garanti altına alalım”</strong></p>
<p>Mevcut kanunların doğal varlıkları koruma esası ile yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizen Ataç, “Çevreye ağır ve geniş çaplı veya uzun vadeli zarar verme ihtimalinin yüksek olduğunun bilincinde, hukuka aykırı veya gerekli önlemleri almayarak yapılan eylemler, ceza kanununda eko-kırım suçları olarak tanımlanmalıdır. Yaşadıklarımız göstermiştir ki kanunlar ve yönetmelikler, anayasa ile teminat altına alınmadığı sürece yaşam ve ekosistem haklarının sürdürülebilirliğini sağlamakta yeterli olmamaktadır. Bu nedenle iklim adaleti, ekosistem hakları, doğal varlıklarımızın korunması ve çoğaltılması mutlak surette ekosistem öncelikli bir anayasa ile garanti altına alınmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Doğanın korunması için elimizden gelen desteği vermeye hazırız”</strong></p>
<p> “2018 yılından bu yana geçen 5 yıllık seçim dönemi boyunca iklim krizi nedeniyle yaşadığımız felaketlerin ve depremin yıkıcı sonuçları için yönetimlerin kapsamlı çözümler üretmesi ve kararlar alması gerekirdi. Tüm bu çözümü zor olan konular, siyasette ekoloji temelli yaklaşımın odağa alınmasını bize bir kere daha hatırlatmış oldu” ifadelerini kullanan Deniz Ataç, doğa olayları felakete dönüşmesin diye doğayı tahrip eden uygulama ve yaklaşımların tespit edilerek, bunlara temel oluşturan politikaların ortadan kaldırılması için siyasilere çağrıda bulunduklarını belirtti.</p>
<p>“Cumhuriyetin 100. yılında yaşam ve felaketler arasında bir seçim olmasın” diyen Ataç, “Tüm siyasi aktörleri bütün canlıların şu anki ve gelecekteki yaşam haklarını korumaya, toplum genelinin yararını ve mutluluğunu odağına alan siyasete davet ediyoruz. Çalışmalarımızda bize ilham kaynağı olan Onursal Başkanlarımız merhum Sayın Hayrettin Karaca ve merhum Sayın Ali Nihat Gökyiğit’in izinde hazırladığımız TEMA Vakfı Ekosiyaset Belgesi’nin tüm siyasiler tarafından benimsenmesini umuyoruz. TEMA Vakfı olarak, doğanın korunması için elimizden gelen desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfindan-secimler-oncesi-cagri-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin-365744">TEMA Vakfı&#8217;ndan seçimler öncesi çağrı: Siyasette ekoloji temelli yaklaşım odağa alınsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY: Dönüşümde başarı için insan faktörünü odağa almak şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-donusumde-basari-icin-insan-faktorunu-odaga-almak-sart-364045</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 13:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[faktörünü]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[odağa]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dönüşüm projelerinde başarı oranını katlamak isteyen kurumların titizlikle uygulamaları gereken temel faktörleri açıklayan EY, organizasyonları dönüşümlerin kalıcı başarısı için çalışanlarının gücünden yararlanmaya çağırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-donusumde-basari-icin-insan-faktorunu-odaga-almak-sart-364045">EY: Dönüşümde başarı için insan faktörünü odağa almak şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dönüşüm projelerinde başarı oranını katlamak isteyen kurumların titizlikle uygulamaları gereken temel faktörleri açıklayan EY, organizasyonları dönüşümlerin kalıcı başarısı için çalışanlarının gücünden yararlanmaya çağırıyor.</strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY (Ernst &#038; Young) ve Oxford Üniversitesi Saïd Business School tarafından gerçekleştirilen araştırma, dönüşüm projelerinin başarısının insanların duygusal davranışlarına dayandığını ortaya koyuyor.</p>
<p>EY ve Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, çalışanların duygularına odaklanmanın kurumların dönüşüm projelerinde halen düşük düzeylerde olan başarı olasılığını %70&#8217;in üzerine çıkarabileceğini gösteriyor. Araştırmaya göre, yüksek performans ve sürdürülebilir büyüme için operasyonlarında onlarca yıldır çeşitli aralıklarla kapsamlı dönüşümlere giden kurumlar için son dönemde bu dönüşümlerin niteliği ve hızı açısından büyük değişiklikler söz konusu.</p>
<p>EY Küresel Yönetim Kurulu Riski anketine katılan yönetim kurulu üyelerinin ve CEO&#8217;ların %82&#8217;si, piyasa üzerinde etkili olan yıkıcı dönüşümlerin sıklaştığını belirtiyor. Şirketler de bu dönüşümlere ayak uydurmak adına organizasyonel dönüşüm çabası içine giriyor.</p>
<p>Değişimi yönlendirmenin yenilikçi ve etkili yollarına dikkat çeken araştırma, kurumların insan faktörüne daha fazla önem vermesi ve hem liderleri hem de çalışanları dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Araştırmaya katılan kıdemli liderlerin %85&#8217;i, son beş yılda iki veya daha fazla büyük çaplı dönüşüme dahil olduklarını; üçte ikisi (%67) ise bu süre içerisinde düşük performans gösteren en az bir dönüşüme tanık olduklarını söylüyor.</p>
<p><strong>Dönüşümde başarıyı duygusal etkenler belirliyor </strong></p>
<p>Araştırma, başarısız olan dönüşümler sırasında çalışanlar arasındaki olumsuz duyguların %130&#8217;dan fazla bir oranda arttığını gösteriyor.<strong> </strong>Öte yandan, kuruluşların bu dönüşümleri tamamen yeniden ele alma ve insan odaklı biçimde yeniden tasarlayabilme becerisi, dönüşümler için düşük performansı başarıya çevirmenin başlıca anahtarı olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Başarılı bir dönüşümde liderler, hem rasyonel hem de duygusal düzeyde başarının koşullarını oluşturmak için başlangıçta yatırım yaparlar. Dönüşüm ilerledikçe, stres artar ve güven azalabilir. Ancak baskı arttıkça destek de artar. Çalışanların dönüşümü pozitif duygularla tamamlamaları ise doğru zamanda doğru destekle mümkün olabilir. Araştırma, başarılı bir dönüşümden sonra çalışanların %79&#8217;unun çoğunlukla mutluluk ya da memnuniyet gibi olumlu duygular hissettiğini belirtiyor. Bu oran, dönüşümden önceki seviyeye göre yaklaşık %50 daha yüksektir.</p>
<p><strong>Dönüşümü başarıya taşıyan altı temel etken</strong></p>
<p>EY araştırması, kurumlar için dönüşümün kolay ve doğrusal değil; oldukça virajlı ve zorlu bir yolculuk olduğunun altını çiziyor. Bunun yanı sıra araştırma, şirketlerin dönüşüm çabalarındaki başarısızlıkları &#8220;değişimin bedeli&#8221; olarak kabul etmelerinin isabetli bir yaklaşım olmadığına işaret ediyor. Tahminlere dayalı analiz araçlarını kullanan EY, titiz bir şekilde benimsenip uygulandığında başarılı bir sonuca ulaşma olasılığını 2,6 kat artırarak %73&#8217;e yükseltebilecek altı temel etkeni şu şekilde sıralıyor:</p>
<p><strong>1. Gerekli liderlik becerilerini uyarlayın ve geliştirin: </strong>Araştırmaya göre, çalışanlar liderliği dönüşüm için temel itici güç olarak görüyor. Liderler ise, başarılı dönüşümlerde bir numaralı etken olarak liderliği tanımlarken, dönüşümün başarısız olduğu durumlarda liderlik etkisini önemsiz olarak görüyorlar.<strong> </strong>Kurumlar,<strong> </strong>kişisel dönüşüme gereken önemi vererek iş birliği ve iletişim yoluyla &#8220;biz” yaklaşımını vurgulamalı.</p>
<p><strong>2. Herkesin benimseyebileceği ve ilham alabileceği bir vizyon yaratın: </strong>Vizyon, gidişatı tayin eder ve dönüşümün temelini oluşturur. Liderlerin ikna edici bir vizyon belirleyebilmeleri için kendilerinin, kuruluşlarının ve sektörlerinin dışına da bakmaları gerekir. </p>
<p><strong>3. Herkesin fikrini önemseyen ve teşvik eden bir kültür oluşturun: </strong>Duygular, başarılı dönüşümlerin anahtarıdır. Organizasyon bu açıdan hazırlıksız ise, dönüşüm yolculuğunun başarısızlığına da yol açan da bu etkenlerdir. Çalışanlarınızı dikkatle dinleyin, endişelerini anlayın ve sorunlarını destekleyici ve yapıcı bir şekilde ele alın.</p>
<p><strong>4. Yetki ve güç verin: Net hedefler belirleyin ve değişime hazırlıklı olun: </strong>Araştırma, dönüşümlerin genelde doğrusal yolculuklar olarak düşünüldüğünü ve bu düşünceyle yönetilmeye çalışıldığını; ancak durumun böyle olmadığını, bunun inişli-çıkışlı bir yolculuk olduğunu vurguluyor. Liderler için kilit nokta, hem yapı ve disiplin açısından hem de keşfetmek ve yenilik yapmak için yaratıcı özgürlüğü ne ölçüde sağlayabildikleridir. </p>
<p><strong>5. Teknolojiyi ve yetenekleri kullanarak eyleme geçin: </strong>Teknoloji, kendi başına bir vizyon olmasa da vizyonun hayata geçirilmesinde oldukça etkilidir. Vizyonu gerçekleştirmede ve dönüşüm sürecini kolaylaştırmada doğru teknolojiler, kritik bir öneme sahiptir. Teknolojinin organizasyon üzerindeki olası duygusal etkilerinin farkında olun. Dijital bir yaklaşım ve beceri geliştirmek için doğru eğitimi ve duygusal desteği sunarak çalışanları vizyon ve değerler konusunda ikna edin.</p>
<p><strong>6. İş birliği yapın ve birlikte değer yaratmanın en iyi yollarını bulun: </strong>Eski kültürler, liderlerin vizyonu belirlediği ve işçilerin uyguladığı, komuta ve kontrol odaklı hiyerarşik bir yaklaşımı benimsemişken, günümüzün sürekli dönüşüm gerektiren koşulları ise karşılıklı bağlılık ve iş birliğini gerektirmektedir. Bu doğrultuda, yeni çalışma yöntemlerini birlikte geliştirin ve çalışanları işlerini yeniden tasarlamaları ve yeniden tanımlamaları yönünde destekleyin. Değişimin hem duygusal hem de rasyonel unsurlarını yönetmek için ekipler arasındaki iş birliğini güçlendirin.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlü</strong> konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: </p>
<p>&#8220;Teknolojideki tüm gelişmelere ve edinilen organizasyonel öğrenim ve deneyimlere rağmen, son 25 yılda kurumların dönüşüme yaklaşımlarında çok az değişiklikler oldu. Kuruluşlar, organizasyonel performansı iyileştirmek ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek için operasyonlarında dönemsel olarak geniş kapsamlı değişikliklere gidiyordu. Piyasa önceliklerindeki veya paydaş taleplerindeki değişimler de liderleri bu değişimlere uyum sağlamak veya kuruluşlarını tamamen yeniden tasarlamak için kademeli değişiklikler yapmaya yönlendiriyordu. Bugün gelinen noktada ise dönüşüm, her kurum için zorunluluk halinde ve dönüşümün başarısı ise kimse için ‘garanti’ değil.” </p>
<p>&#8220;Dönüşümün zorunluluk olduğunun farkında olan birçok lider, bunun zorlukları karşısında kendilerini baskı altında hissediyor. Bu koşullarda hareketsiz kalmak bir seçenek olamaz. Dönüşümlerini üst seviyelere taşımak isteyen kuruluşlar için insan faktörünü odağa almanın zamanı gelmiş durumda.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-donusumde-basari-icin-insan-faktorunu-odaga-almak-sart-364045">EY: Dönüşümde başarı için insan faktörünü odağa almak şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
