<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>normal | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/normal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/normal</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Mar 2026 15:52:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>normal | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/normal</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eczacıbaşı Dynavit normal sezonu galibiyetle tamamladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eczacibasi-dynavit-normal-sezonu-galibiyetle-tamamladi-620400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[dynavit]]></category>
		<category><![CDATA[eczacıbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Eczacıbaşı Dynavit]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[galibiyetle]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Rakibin]]></category>
		<category><![CDATA[set]]></category>
		<category><![CDATA[sezonu]]></category>
		<category><![CDATA[tamamladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eczacıbaşı Dynavit, Vodafone Sultanlar Ligi’nin 26. haftasında kendi evinde Aydın Büyükşehir Belediyespor ile karşılaştı. Rakibini 23-25, 25-22, 24-26, 25-19 ve 15-11’lik set skorlarıyla 3-2 mağlup etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eczacibasi-dynavit-normal-sezonu-galibiyetle-tamamladi-620400">Eczacıbaşı Dynavit normal sezonu galibiyetle tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eczacıbaşı Dynavit, Vodafone Sultanlar Ligi’nin 26. haftasında kendi evinde Aydın Büyükşehir Belediyespor ile karşılaştı. Rakibini 23-25, 25-22, 24-26, 25-19 ve 15-11’lik set skorlarıyla 3-2 mağlup etti.</p>
<p><strong>Emir Turam’a çiçek takdimi</strong></p>
<p>1978-80 ve 1983-89 yıllarında Eczacıbaşı formasını terleten ve kulüp hafızasında önemli bir yere sahip olan spor dünyasının önemli ismi Emir Turam’a karşılaşma öncesi Eczacıbaşı Spor Kulübü tarafından çiçek takdim edildi.</p>
<p><strong>Kazanan taraf Eczacıbaşı Dynavit</strong></p>
<p>Konuk ekibin üstünlüğüyle başlayan karşılaşmanın ilk setinde turuncu beyazlılar Meliha’nın servis turunda beraberliği yakaladı. Setin ortalarına doğru ev sahibi ekip öne geçse de bu bölüm karşılıklı sayılarla devam etti. Eczacıbaşı Dynavit’li oyuncular sete tutunmaya çalıştı fakat seti rakibine 25-23 kaybetti.</p>
<p>Üstünlüğün sürekli el değiştirdiği ikinci sette konuk ekip mücadeleyi elden bırakmasa da Eczacıbaşı Dynavit hücumda oyununu etkili kurdu. Kıyasıya rekabete sahne olan maçın bu bölümünde ev sahibi ekip seti 25-22 kazanarak maça ortak oldu. Kathryn Boden 6 sayıyla sette ön plana çıktı.</p>
<p>Karşılaşmanın üçüncü seti de büyük bir çekişmeyle başladı. Setin sonlarına doğru Eczacıbaşı Dynavit agresif oyunuyla rakibin motivasyonunu bozmayı başardı ve farkı 4 sayıya kadar açtı. Rakip takım kovalamaya devam etti ve son anlarda beraberliği yakaladı ve seti 26-24 kazanarak öne geçti.</p>
<p>Dördüncü sete Bengisu’nun üst üste aldığı servis sayılarıyla başlayan Eczacıbaşı Dynavit moral buldu ve 5 sayılık üstünlüğü ilk anlarda elde etti. Rakibine fırsat tanımayan turuncu beyazlılar kısa sürede momentumu eline aldı ve etkili oyun organizasyonuyla seti 25-19 kazarak karşılaşmayı karar setine taşıdı. </p>
<p>Karar setine de ev sahibi ekibin üstünlüğüyle başlandı. Aydın ekibi zaman zaman öne geçse de saha değişimine ev sahibi ekip önde gitmeyi başardı. Rakibine fırsat tanımayan Eczacıbaşı Dynavit seti 15-11 maçı ise 3-2 kazandı.</p>
<p>Aldığı 26 sayıyla Anna Smrek karşılaşmanın en skorer ismi oldu. Emily Maglio ise kaydettiği 20 sayıyla galibiyette önemli rol oynadı. Eczacıbaşı Dynavit’li oyuncular toplamda 15 blok ve 6 servis sayısı elde etti.</p>
<p><strong>Eczacıbaşı Dynavit – Aydın Büyükşehir Belediyespor: </strong>3-1<strong> </strong></p>
<p><strong>Salon:</strong> Eczacıbaşı Spor Salonu</p>
<p><strong>Hakemler:</strong> Nurper Özbar, Tuncay Sevim</p>
<p><strong>Eczacıbaşı Dynavit:</strong> Meliha, Maglio, Dilay, Boden, Bengisu, Smrek, Aybüke (L), Yaprak, Elif, Ebrar, Stysiak, Simge (L)</p>
<p><strong>Aydın Büyükşehir Belediyepsor: </strong>Mısra, Grajber, Seher, Tikhomirova, Mijatovic, Beliz, Çerağ (L), İlarya, Hilal, Selen, Fatma</p>
<p><strong>Setler:</strong> 23-25, 25-22, 24-26, 25-19, 15-11</p>
<p><strong>Süre: </strong>147 dakika (33, 35, 33, 26, 20)</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eczacibasi-dynavit-normal-sezonu-galibiyetle-tamamladi-620400">Eczacıbaşı Dynavit normal sezonu galibiyetle tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günde 50-100 tel saç kaybı normal</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunde-50-100-tel-sac-kaybi-normal-617877</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[50-100]]></category>
		<category><![CDATA[diker]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tel]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617877</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duşta ele gelen saçlar, yastıkta kalan teller, aynada fark edilen seyrelmeler… Saç dökülmesi, kadın erkek fark etmeksizin birçok kişiyi etkileyen yaygın bir durum.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunde-50-100-tel-sac-kaybi-normal-617877">Günde 50-100 tel saç kaybı normal</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Duşta ele gelen saçlar, yastıkta kalan teller, aynada fark edilen seyrelmeler… Saç dökülmesi, kadın erkek fark etmeksizin birçok kişiyi etkileyen yaygın bir durum. Çoğu zaman mevsimsel ve geçici olsa da bazen hormonal değişimlerin, vitamin eksikliklerinin, bağışıklık sistemi hastalıklarının ya da yoğun stresin işareti olabiliyor. Saç kaybının genellikle paniğe yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Hicran Ercan Diker, “Saç dökülmesi ilk etapta ciddi bir hastalığı düşündürmez ancak uzun sürüyor, giderek artıyor ve belirgin incelme ya da açılma görülüyorsa bir dermatoloji uzmanına başvurmak önemli” dedi.</strong></p>
<p>Saçın doğal bir büyüme döngüsü var. Tellerin yaklaşık yüzde 85–90’ı 2–6 yıl sürebilen aktif büyüme evresindeyken yüzde 10–15’i dinlenme ve dökülme aşamasındadır. Bu nedenle günde 50-100 tel saç kaybının fizyolojik olarak normal kabul edildiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Hicran Ercan Diker, “Mevsim geçişlerinde, özellikle ilkbahar ve sonbaharda dökülme artabilir ancak saç çizgisinde belirgin bir açılma olmaz. Genellikle birkaç ay içinde dökülme kendiliğinden azalır ve yeni saç çıkışı görülür yani saçın kalınlığı ve hacminde ciddi bir değişiklik yaşanmaz. Buna karşılık günlük dökülmenin belirgin şekilde artması, saç ayrımının genişlemesi, tepe ya da şakaklarda gözle görülür seyrelme, saçın incelip hacmini kaybetmesi ve kaş, kirpik ya da vücut kıllarında azalma varsa bir uzmana başvurmak faydalı olur” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlarda seyrelme, erkeklerde saç çizgisi gerilemesi</strong></p>
<p>Erkeklerde en sık görülen saç dökülmesi tipinin genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu ve halk arasında erkek tipi dökülme olarak bilindiğini açıklayan Dr. Hicran Ercan Diker, “Bu tip genellikle 20’li ve 30’lu yaşlarda başlar. Saç çizgisi şakaklardan geriye doğru çekilir ya da tepe bölgesinde açılma olur. Çoğu erkekte ailede benzer bir öykü bulunur. Kadınlarda ise dökülme daha çok saçın genelinde seyrelme şeklinde görülür. Ön saç çizgisi çoğu zaman korunur ancak tepe bölgesinde hacim azalması fark edilebilir. Doğum ve emzirme dönemi, menopoz ve diğer hormonal değişimler, yoğun âdet kanamalarına bağlı demir eksikliği ile B12 ve D vitamini eksiklikleri kadınlarda sık karşılaşılan nedenler arasındadır. Uykusuzluk, yoğun stres, hızlı kilo kaybı ve şok diyetler de saç dökülmesini artırabilir” dedi.</p>
<p><strong>Demir, çinko, B12, folik asit ve D vitamini saç sağlığında etkili </strong></p>
<p>Stres, yetersiz beslenme ve bazı kronik hastalıkların, saç köklerinin büyüme sürecini etkileyebileceğinden bahseden Dr. Diker, “Özellikle ani stres, enfeksiyon, ameliyat ya da ağır bir hastalık sonrasında saçlar normalden daha erken dinlenme dönemine geçebilir ve buna bağlı olarak ani ve yaygın dökülme görülebilir. Beslenme eksiklikleri ve emilim sorunları da bu süreci etkiler. Demir, çinko, protein, B12, folik asit ve D vitamini eksiklikleri saçın sağlıklı uzamasını zorlaştırabilir. Diyabet, tiroit hastalıkları ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı hastalıklar da saçın büyüme döngüsünü bozarak dökülmeye yol açabilir” dedi.</p>
<p><strong>Saç dökülmesinin altında yatan sebepler araştırılır </strong></p>
<p>Özellikle doğum ya da bir enfeksiyon ardından başlayan geçici saç dökülmeleri hastaları çok endişelendirebiliyor. Bu tip dökülmelerin çoğu zaman altı ila dokuz ay içinde kendiliğinden toparladığını vurgulayan Dr. Diker, “Bu süreçte yapılan en büyük hatalardan biri kontrolsüz vitamin ve takviye kullanımı. Çünkü her saç dökülmesi vitamin eksikliğine bağlı değildir ve bilinçsizce kullanılan ürünler tam tersi şekilde zarar verebilir. Tedavide öncelikle altta yatan neden araştırılır, gerçekten bir vitamin ya da mineral eksikliği saptanırsa buna yönelik takviye planlanır, sistemik bir hastalık varsa ilgili branşlarla birlikte yönetilir. Gerekli durumlarda mezoterapi, PRP ya da lazer destekli uygulamalar da değerlendirilebilir. Hangi yöntemin uygun olacağı ise yapılan incelemeler ve muayene bulgularına göre belirlenir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Muayenede saç çekme testi yapılıyor </strong></p>
<p>Saç dökülmesi tanısında, hasta öyküsünün ayrıntılı dinlenmesinin çok kıymetli olduğunu dile getiren Dr. Diker, “Dökülmenin ne zaman başladığı, artıp artmadığı, ailede benzer bir durum olup olmadığı ve eşlik eden hastalıklar sorgulanır. Muayenede saç çekme testi yapılarak her çekişte ele gelen saç sayısına bakılır. Gerekli görüldüğünde hemogram, vücudun demir deposunu gösteren Ferritin değeri, B12, folik asit, D vitamini ve tiroit hormonları gibi kan testleri istenir. Saçta yuvarlak açılmalar, kaş ya da kirpik kaybı veya ek bir sorun varsa farklı cilt hastalıkları da değerlendirilir” dedi.</p>
<p><strong>Saç bakım ürünlerinin içeriğine dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Saç dökülmesini azaltmak için dengeli beslenmenin ve yeterli protein alımının önemli olduğunu vurgulayan Diker, “Vitamin ve mineral dengesini korumak için gerekli durumlarda diyetisyen desteği alınabilir. Aynı zamanda kozmetik ürün seçiminde de bilinçli davranılmalı. Kuaför ya da kozmetik mağazalarında tavsiye edilen ürünler yerine, dermatologların önerdiği ve belirtilen süre boyunca kullanılan ürünler daha güvenli bir alternatif sunar. İçeriği bilinmeyen ürünler saç derisinde hassasiyete yol açabilir ve dökülmeyi artırabilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunde-50-100-tel-sac-kaybi-normal-617877">Günde 50-100 tel saç kaybı normal</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğumla]]></category>
		<category><![CDATA[doğumun]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571">Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor. SSVD’ye uygun anne adayları, gebelik sürecinin düzenli takibiyle sorunsuz doğum yapabiliyor. Sezaryene göre birçok avantajı olan SSVD konusunda anne adaylarının bilgilendirilmesi önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Sezaryen doğum bir kural değil</strong></p>
<p>Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), daha önce sezaryenle doğum yapmış olan kadınların vajinal doğum yapması anlamına gelir. Kadınların geçmişte sezaryen doğum yapmış olmaları, tekrar hamile kaldıklarında doğumlarını yeniden sezaryen yöntemiyle yapmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Sezaryen yöntemiyle yapılan doğumdan sonra, anne adaylarının bir sonraki çocuğunu normal doğumla dünyaya getirmesi, yakın zamana kadar bazı riskler barındırdığı düşünülerek tercih edilmiyordu. Ancak yapılan araştırmalarda SSVD’yi deneyen gebelerde %60-80 oranında başarı elde edildiği görüldü. Bir kez sezaryen doğum yapan her 4 anne adayından 3’ü SSVD için uygundur. SSVD genellikle güvenli bir uygulamadır. Daha önce ilk doğumu vajinal yapıp daha sonraki doğumları sezaryen olanlarda SSVD başarı oranı daha yüksektir. Günümüzde ilk bebeğini sezaryen yöntemiyle dünyaya getiren pek çok kadın, ikinci veya sonraki doğumlarında vajinal doğum yapmayı tercih etmektedir. Sezaryen sonrası normal doğun tüm dünyada teşvik edilmektedir. </p>
<p><strong>Avantajları ile öne çıkıyor</strong></p>
<p>Tekrar sezaryen doğum yapmakla karşılaştırıldığında, vajinal doğumun birçok avantajı bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li>Ameliyat izi olmayacaktır.</li>
<li>Enfeksiyon ve ciddi kan kaybı riskinin daha düşüktür.</li>
<li>Bebeğin doğumdan sonra solunum problemi yaşama riski düşüktür.</li>
<li>Bebekle ten teması kurma şansınız daha yüksektir</li>
<li>Başarılı bir şekilde emzirme şansı daha yüksektir. Anne sütü daha kısa sürede gelir. </li>
<li>Hastanede kalış süresi daha kısadır.</li>
<li>Normal hayata dönüş daha hızlıdır. </li>
</ul>
<p><strong>Kadınların bilgi sahibi olması önemli</strong></p>
<p>Daha fazla gebelik planlayan kadınlar için sezaryen sonrası vajinal doğum, risklerin azalması anlamına gelir. Plasenta yapışma anomalileri (akreata gibi) ve sezaryan skar gebelik riskleri azalır. Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), tekrarlayan sezaryenleri ve ilişkili potansiyel kısa ve uzun vadeli riskleri önler. SSVD oranlarını artırmak için, kadınların risk ve faydaları hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.  </p>
<p><strong>Hangi gebeler SSVD’ye uygun</strong>?</p>
<p>Gebelerin SSVD’ye uygun olup olmadığı birçok faktöre bağlıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Önceki sezaryen kesisi türü:</strong> Rahimde transvers kesi adı verilen alçak, yanal bir kesi kullanır. Alçak transvers kesi geçiren kişiler genellikle SSVD yapabilir. Ancak klasik kesi olarak da adlandırılan yüksek dikey kesi geçirenler genellikle SSVD’ye uygun değillerdir. Çünkü yüksek dikey kesi, rahim yırtılması riskini artırır.</li>
<li><strong>Rahim yırtılması öyküsü:</strong> Daha önce rahim yırtılması geçirmiş kişiler genellikle SSVD’ye uygun değildir.</li>
<li><strong>Geçmişte rahim ile ilgili ameliyat geçirilmiş olması:</strong> Miyom aldırma ameliyatı gibi başka rahim ameliyatları geçirmiş kişilere SSVD önerilmez. Bu ameliyatlardan kalan izler rahim yırtılması riskini artırır.</li>
<li><strong>Diğer sezaryen sayısı:</strong> İki veya daha fazla sezaryen doğum yapmak, SSVD bağlantılı bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. </li>
<li><strong>Gebelik aralığı</strong>: Daha erken bir gebelikte doğum yaptıktan sonra 18 aydan kısa bir süre içinde SSVD yapılan kadınlarda rahim yırtılması riski daha yüksektir.</li>
</ul>
<p>Ayrıca sağlık sorunları nedeniyle vajinal doğumu etkileyebilecek sağlık sorunları olan kişilere SSVD denemesi önerilmez. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: </p>
<ul>
<li>Plasenta ile ilgili sorunlar olması</li>
<li>Fetüsün vajinal doğumu zorlaştıracak bir pozisyonda bulunması</li>
<li>Üçüz veya daha fazla sayıda gebelik söz konusu olması</li>
<li>Doğumun tetiklenmesine ihtiyaç duyulması</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571">Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[İskemi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bazı kalp krizleri hissedilmeyebiliyor!</strong></p>
<p>Gizli kalp krizinin, sessiz iskemi olarak da değerlendirildiğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bir kalp krizi oluştuğunda, normal şartlar altında, çoğu insanda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, bayılma, şuur kaybı veya ani kalp durmasına da neden olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Baltalı, “Ancak bazı vakalarda bunların hiçbiri görülmez. Kişi normal ayakta kalp krizini geçirir ve herhangi bir sıkıntı veya şikâyet hissetmez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi çoğunlukla EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebiliyor </strong></p>
<p>Normal kalp krizinde şiddetli göğüs ağrısı görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu ağrı, çoğunlukla sola kola veya alt çeneye yayılır. Ancak sessiz, gizli kalp krizinde veya sessiz iskemi olarak adlandırılan durumda, bu belirtilerin hiçbiri görülmez.” dedi.</p>
<p>Kişinin tüm bu süreci fark etmeden, normal hayatını sürdürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Baltalı, şunları söyledi:</p>
<p>“Sessiz iskemi çoğunlukla bir EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebilir. Sessiz iskeminin görülme sıklığı oldukça yüksektir. Çok seyrek bir hadise değildir ve yaklaşık yüzde 20 civarında görülür. Sessiz iskemi, şikâyeti olmayan bir durumdur. Peki, iskemi nedir? İskemi, kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijenin, damarlardaki darlık veya tıkanıklık nedeniyle yeterince ulaşamamasıdır. Bir iş yaparken, yürürken veya koşarken kalp pompalama görevini yerine getirir. Eğer kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijen yeterince ulaşamazsa, iskemi oluşur ve bu durum daha sonra göğüs ağrısı veya diğer belirtilerle kendini gösterebilir.”</p>
<p><strong>En ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmaması! </strong></p>
<p>Sessiz iskeminin en sık görüldüğü hasta grubunun, şeker hastaları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Şeker hastalarında sinirler zarar görebilir ve bu nedenle kişiler herhangi bir belirti hissetmeyebilir.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskemi esnasında kişinin normal yaşamına devam edebildiğini aktaran Prof. Dr. Baltalı, “Ancak kalp pompalama fonksiyonu bozulduğunda, kalp yetmezliği ortaya çıkabilir ve bu durum nefes darlığı, çarpıntı gibi diğer bulgularla kendini gösterebilir. Sessiz iskeminin en ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmamasıdır. Kişi üç kat merdiven çıktıktan veya birkaç basamak çıktıktan sonra nefes darlığı hissedebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir! </strong></p>
<p>Sessiz iskemi veya gizli kalp krizinde asıl araştırılması gerekenin, iskeminin veya kriz varlığının tespit edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu durumda risk faktörlerine dikkat etmek gerekir. Şeker, tansiyon, sigara ve kolesterol kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli kontroller önemlidir. Bu sayede iskemiye karşı uyanık olunur ve farkındalık sağlanır.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskeminin tehlikeli bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baltalı, “Normal göğüs ağrısı ile ortaya çıkan kalp krizlerinde, kişi hemen hastaneye başvurur ve müdahale edilir. Ancak sessiz iskemide bu durum gerçekleşmez ve bu açıdan sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden bazı kişiler en ufak sesten rahatsız olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/neden-bazi-kisiler-en-ufak-sesten-rahatsiz-olur-586048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsız]]></category>
		<category><![CDATA[Saçlı]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sesten]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[ufak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü’nden Dr. Yeter Saçlı, işitme eşiği kavramını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/neden-bazi-kisiler-en-ufak-sesten-rahatsiz-olur-586048">Neden bazı kişiler en ufak sesten rahatsız olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü’nden Dr. Yeter Saçlı, işitme eşiği kavramını anlattı.</p>
<p><strong>İşitme eşiği işitme testleriyle belirleniyor</strong></p>
<p>İşitme eşiğinin, bir kişinin duyabildiği en düşük ses şiddetini ifade ettiğini dile getiren Dr. Yeter Saçlı, “Bu eşiklerin belirlenmesi, odyologlar tarafından uygulanan işitme testleriyle mümkündür. Bu amaçla odyoloji kliniklerinde, kişilerin özellikle yaşları ve zihinsel durumları dikkate alınarak, sessiz kabin içerisinde saf ses odyometrisi olarak bilinen işitme testleri uygulanır. Yapılan testler sonucunda işitme eşiklerinin normal olup olmadığı; varsa işitme kaybının tipi ve derecesi belirlenebilir. İşitme kaybı derecelerini belirlemek için farklı sınıflandırmalar olsa da genellikle 15 desibele kadar olan eşiklerin normal kabul edildiği söylenebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Normal sesler bile rahatsız edici olabilir</strong></p>
<p>Ses hassasiyetlerine dikkat çeken Dr. Saçlı, şunları kaydetti:</p>
<p>“İşitme eşiklerinin normal olması, kişinin gürültülü ya da zorlayıcı dinleme koşullarında konuşmayı anlama problemi yaşamayacağını veya seslere karşı algısal hassasiyet göstermeyeceğini garanti etmez. Örneğin, çoğu insanın tolere edebildiği sesleri tolere edemeyen bireyler olabilir. Azalmış ses toleransı olarak da bilinen hiperakuzi, başkalarının normal olarak algıladığı seslerin rahatsız edici ve dayanılmaz derecede yüksek hissedilmesi sonucu ortaya çıkan fiziksel rahatsızlık veya ağrıyı tanımlar. Bu duruma sahip kişilerde işitme kaybı olmayabilir; ancak genellikle çınlama gibi işitsel semptomlar eşlik eder. Gürültüye maruziyet bu durumun başlıca nedeni olarak öne çıksa da travma gibi farklı etkenler de hiperakuziye yol açabilir.”</p>
<p><strong>Çiğneme, şapırdatma veya solunumdan rahatsızlar…</strong></p>
<p>Sesleri tolere etmekte zorlanan bir diğer hasta grubunun da misofoniye sahip olanlar olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Dr. Yeter Saçlı, “Misofoni, belirli seslere (çiğneme, şapırdatma, solunum vb. vücut sesleri) karşı yoğun duygusal tepkilerin verilmesiyle karakterizedir. Bu duruma sahip bireylerde de genellikle işitme eşikleri normaldir. Misofoninin altında yatan nedenler genetik, psikolojik ya da nörolojik olabilir. Eğer kişi sesleri tolere etmekte zorlanıyorsa öncelikle bir kulak burun boğaz muayenesinden geçerek odyologa başvurmalıdır. Yapılan testler sonucunda odyolojik açıdan herhangi bir sorun tespit edilmezse, problemin çözümüne yönelik olarak psikiyatri, nöroloji gibi ilgili branşlara yönlendirme yapılabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Profesyonel destek şart!</strong></p>
<p>Seslere karşı aşırı hassasiyet gösteren bireylerin profesyonel destek alması gerektiğine işaret eden Dr. Yeter Saçlı, “Problemin altında yatan nedene bağlı olarak uygulanacak tedavi veya terapi yöntemleri farklılık gösterebilir. Ayrıca bu yöntemler kişiye özel olarak planlanır. Tedavinin yanı sıra, bireyin günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla tetikleyici unsurlarını belirlemesi ve kendisine rahat, tutarlı bir ses alanı oluşturması tavsiye edilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/neden-bazi-kisiler-en-ufak-sesten-rahatsiz-olur-586048">Neden bazı kişiler en ufak sesten rahatsız olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların en çok merak ettiği jinekolojik sorunlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-en-cok-merak-ettigi-jinekolojik-sorunlar-572488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 09:03:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınların sağlıklarıyla ilgili en çok merak ettikleri konuların başında jinekolojik sorunlar geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-en-cok-merak-ettigi-jinekolojik-sorunlar-572488">Kadınların en çok merak ettiği jinekolojik sorunlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınların sağlıklarıyla ilgili en çok merak ettikleri konuların başında jinekolojik sorunlar geliyor. Ancak çoğunlukla utandıkları ya da ihmal ettikleri için doktora başvurmayı geciktirebiliyorlar. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Harika Bodur Öztürk</strong>, kadınların jinekolojik sağlığıyla ilgili farkındalıklarını artırmanın önemine dikkat çekerek “Vücudumuzun verdiği sinyalleri ciddiye almak, erken tanı ve tedavinin en etkili yoludur. Oysa ülkemizde kadınlar çoğunlukla ‘bu sorun arkadaşımda da var, demek ki normal’ diye düşünerek doktora gitmiyorlar ya da utandıkları için anlatmaya dahi çekiniyorlar. Bu yaklaşım ise önemli bir hastalığın tanısını geciktirebiliyor. Vücut bir sinyal veriyorsa, onu yok saymak yerine anlamaya çalışmalıyız. Sorunları doktorla paylaşmaktan ise kesinlikle utanmamalıyız. Unutmayın, erken teşhis için ilk adım farkındalık ve düzenli muayene olmaktır” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk, ülkemizde kadınların jinekolojik sorunlara yönelik en çok yönelttiği 9 soruyu ve yanıtlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Kadınlarda idrar kaçırma neden olur? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Özellikle gebelik, kilo alıp verme, kronik kabızlık, menopoz ve vajinal doğumlar sonrasında pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla birlikte, öksürme veya hapşırma gibi karın içi basıncını artıran durumlarda idrar kaçırma sorunu yaşanabiliyor. Tedavide pelvik taban egzersizleri ve genital laser tedavileri oldukça etkili olabilirken, anatomik bozulma durumunda ise ameliyatla tedavi ediliyor. İdrara zor yetişme gibi daha farklı bir şikayet olduğunda ise ilaç tedavileri ile bu sorun çözülebiliyor.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Adet düzensizliği normal olabilir mi? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Adet döneminde bir iki günlük sarkma normaldir. Genç bir kızda menstruel kanama başladıktan sonra ilk 2 yıl düzensiz kanamalar normal kabul edilir. Ancak sonrasında düzensizlik devam ediyorsa değerlendirilmelidir. Ani ve hızlı kilo kayıpları ile aşırı egzersizde adet olamama şikayeti gelişebilir. Kilo almaya eğilim ile birlikte adetlerin arası 35 gün üzerine çıkıyorsa polikistik over sendromu veya tiroit hormonu bozuklukları değerlendirilmelidir. Yaş ilerledikçe peryodlar 24-25 gün gibi öne gelmeye başladıysa perimenopoza giriş süreci de araştırılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Doğum kontrol hapı kullanırsam ilerde çocuğum olmaz mı?</strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Dünya Sağlık Örgütü doğum kontrol haplarının kısırlığa yol açmadığını belirtiyor. Hap bırakıldığında, yumurtlama yeniden başlıyor ve gebelik planlanabiliyor. Çoğu kadında doğurganlık, hap bırakıldıktan sonraki ilk 1–3 ayda geri dönüyor. Burada önemli olan doğum kontrol ilaçlarını kullanırken hastanın yaşının ilerlediği ve yaşla birlikte doğurganlığın azaldığı bilgisinin unutulmamasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Yumurta rezervim nasıl artabilir? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Kadın doğurganlığının limitleri olduğu için yumurtalık rezervini değerlendiren muayene, ultrasonografide antral folikül sayısının değerlendirilmesi ve kan testlerini yapmak önemlidir. 35 yaş civarında halen gebelik planlamayan kadınların yumurta rezervi araştırılarak (ailede erken menopoz gibi risk faktörü varsa daha öne çekilmeli) yumurta dondurma veya tüp bebek uygulamasıyla ileride gebelik şansı artırılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Menopozla birlikte neler yaşayacağım? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Menopoz aslında kadınların yeni hayatlarını kucakladığı bir dönemdir. Halk arasındaki tabiriyle sıcak basmaları, gece uykusuzluğu, çarpıntı, anksiyete, cilt ve saçlarda değişim, vajinal kuruluk, libido azalması, unutkanlık ve beyin sisi gibi şikayetler menopoz öncesi geçiş dönemi veya menopozla ilgili olabilir ve destekle düzelebilir. Menopozla birlikte başlayan kalp damar hastalığı ve kemik erimesi riski hormon replasman tedavileriyle azaltılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Vajinal akıntı ne zaman normal, ne zaman hastalık belirtisidir? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Dr. Harika Bodur Öztürk “Vajinal akıntı varlığını sorduğumuz her hasta evet cevabını verebilir. Şeffaf ve koku içermeyenler normaldir. Ancak sarı, yeşil, süt kesiği karakterinde, yoğun beyaz, özellikle de koku, kaşıntı ve genital bölgede yanma varsa mantar veya bakteriyel enfeksiyon olabilir. Mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilip tedavi edilmelidir. Bulaşıcı enfeksiyonlar infertiliteye de yol açabilir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Ağrılı cinsel ilişki bir kader mi?</strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Hayır. Bu sorun altta yatan nedenin tedavisiyle tümüyle ortadan kaldırılabilir ve tedavi edilebilir. Ağrı birçok mekanizma ile gelişebilir. Mantar enfeksiyonu, menopozla birlikte vajinal kuruluk, doğum sonrasında hormon dengesindeki değişiklikler veya endometriozis gibi nedenler ağrıya yol açabilir. Ülkemizde tanı konulmamış ve uygun tedavi edilmemiş vajinismus vakalarında da ağrılı cinsel ilişki bir kadermiş gibi algılanabilir ancak tedavisi mümkündür.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: HPV nasıl bulaşır?</strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Dr. Harika Bodur Öztürk “HPV virüsü hamam, güzellik merkezi ve ortak kullanılan tuvaletler gibi ortamlardan bulaşmaz. En yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan biridir. Prezervatif kullanımı riski azaltsa da tamamen ortadan kaldırmaz. Tek partnerli ilişkiniz olsa bile riskim yok diye düşünmeyin. HPV’nin bazı tipleri rahim ağzı kanserine, bazı tipleri ise genital siğillere neden olur. Dünya Sağlık Örgütü, korunmada en etkili yöntemin HPV aşısı olduğunu vurgulamaktadır, bu nedenle taramalar ve HPV aşısı çok önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>SORU: Miyomlar kötü huylu mudur? Mutlaka ameliyat olmak mı gerekir? </strong></p>
<p><strong>CEVAP: </strong>Miyomlar rahim dokusunun kas tabakasından gelişen çoğunlukla iyi huylu tümörlerdir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 40’ında miyom tespit edilebilir. Genellikle belirti vermez ve rutin muayenede fark edilip takibe alınır. Ancak rahim duvarına yakınsa veya büyükse aşırı derecede kanama yaparak kansızlık nedeni olabilir. Büyük miyomlar bulunduğu konuma göre mesaneye veya bağırsaklara bası şikayetine yol açabilir. Sık idrara gitme, karında büyüme, ele gelen kitle gibi durumlara yol açabilir. Dr. Harika Bodur Öztürk “Hastanın şikayetine göre cerrahi endikasyon konulur. Kanama, anemi etkeniyse, gebeliğe engel olduğu veya tekrarlayan düşüklere yol açtığı düşünülüyorsa, takiplerde hızlı büyüdüğü tespit edilirse hastanın yaş ve klinik durumuna göre cerrahi laparoskopik olarak myomun çıkarılması veya histerektomi yapılması tıbben gerekir. Binde 3 oranında ‘leiomyosarkom’ adını verdiğimiz kötü huylu tümör saptanabilir. Menopozdan sonra miyomda büyüme varsa, kısa sürede boyutunda değişiklik olduysa ‘sarkom’ ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-en-cok-merak-ettigi-jinekolojik-sorunlar-572488">Kadınların en çok merak ettiği jinekolojik sorunlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebelik Eğitimleriyle Normal Doğum Güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ebelik-egitimleriyle-normal-dogum-gucleniyor-529857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 08:02:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[ebelik]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=529857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından “Doğal Olan Normal Doğum” temasıyla yürütülen "Normal Doğum Eylem Planı" E8 " Ebelik Eğitimlerinin Güçlendirilmesi" programı kapsamında kamu hastanelerinde çalışan ebelerin normal doğum bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen eğitimler başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ebelik-egitimleriyle-normal-dogum-gucleniyor-529857">Ebelik Eğitimleriyle Normal Doğum Güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından “Doğal Olan Normal Doğum” temasıyla yürütülen &#8220;Normal Doğum Eylem Planı&#8221; E8 &#8221; Ebelik Eğitimlerinin Güçlendirilmesi&#8221; programı kapsamında kamu hastanelerinde çalışan ebelerin normal doğum bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen eğitimler başladı.</p>
<p>Tıbbi zorunluluk olmadıkça yapılan sezaryenlerin önlenmesi, normal doğumun teşvik edilmesi ve bu yolla anne, bebek sağlığının korunması amacıyla düzenlenen eğitimlere Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü akademisyenleri de aktif rol alıyor. Eğitimler,  İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Başkanlıkları ve Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman Soğukpınar’ın koordinasyonunda gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esin Çeber Turfan, toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik her çalışmada yer almaktan ve kamu kurumlarıyla iş birliği içinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya katkı sunmaktan gurur duyduklarını ifade etti.  Dekan Prof. Dr. Esin Çeber Turfan, “Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın da çok önem verdiği Üniversitemizin Toplumsal Katkı süreçlerine katılımı doğrultusunda Sağlık Bakanlığının ‘Doğal Olan Normal Doğum’ temalı planın E8 maddesinde yer alan ‘Ebelik Eğitimlerinin Güçlendirilmesi’ faaliyetlerinde fakültemizin aktif rol üstelenmesinden memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Kamu hastanelerinde çalışan ebelerin normal doğum süreçlerinde bilgi ve beceri düzeyini artırmak amacıyla İzmir’in beş farklı Kamu hastanesinde yapılacak eğitimlerin ilki İzmir Şehir Hastanesinde gerçekleştirildi. Program Koordinatörü Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman Soğukpınar her biri beşer gün süren eğitimlerin, eğitici eğitimine katılan ebeler ile Ebelik Bölümü öğretim üye ve elemanlarının “Anne Dostu” uygulamalara ilişkin geniş bir içerikte verildiğini belirtti.  Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi olarak zorunlu olmadığı sürece sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun özendirilmesi ve nüfus artış hızının sürdürülebilir bir seviyede tutulması amacıyla hayata geçirdiği ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında sürdürülecek eğitimlere katkı sağlamaya devam edeceklerini belirtti.  Bu eğitimlerle, kamu hastanelerinde çalışan ebe unvanlı personelin doğum salonu-ünitesindeki görevlerinde daha güvenli, kanıta dayalı ve anne-bebek sağlığını önceleyen uygulamaları benimsemelerini hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ebelik-egitimleriyle-normal-dogum-gucleniyor-529857">Ebelik Eğitimleriyle Normal Doğum Güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 09:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsünü]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri” etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454">Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen ve Anadolu Yakası’ndaki psikolojik danışmanları bir araya getiren “Anadolu Yakası PDR Günleri” etkinliği gerçekleştirildi. Konferansta konuşan psikolojik danışman Doç. Dr. Serdar Körük, “Sosyal medyayı kullanarak fotoğraf paylaştığımızda ardından etkileşim alınca haz duyuyoruz. Haz duydukça regülasyonumuz bozuluyor yani haz eşiğimiz yükseliyor. Daha sonra yaptığımız aktiviteler bize yeteri kadar haz vermemeye başlıyor. Aslında normal giden bir döngüyü biz bozmuş oluyoruz” dedi.</p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin de destek verdiği etkinlik, Yeditepe Üniversitesi’nin Kayışdağı Kampüsü’nde yapıldı. “Koruyucu ve Önleyici Ruh Sağlığında Güncel Konular” temasıyla düzenlenen konferansa 900’den fazla Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) uzmanı katıldı. Etkinlikte dijital çağda duyguların yönetimi, ruh sağlığı, yeni nesil zorluklar ve çözüm önerileri gibi konular ele alındı.</p>
<p>Etkinliğe Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun, Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Alaaddin Karaca, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü Zeynep Aydın, Türk PDR Derneği Genel Başkanı Mesut Yıldırım, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, araştırmacı-yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin, Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Serdar Körük, öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşen Köse Şirin ve çok sayıda akademisyen katıldı.</p>
<p><strong> Durman: “Toplumsal Bir Vizyonun Göstergesi”</strong></p>
<p>Konferansın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman, “2025 yılı, bireyin ruh sağlığını yalnızca bir sağlık başlığı olarak değil; toplumsal vefa, eğitim ve sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdiğimiz kritik bir döneme işaret ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030’a uzanan Ruh Sağlığı Eylem Planı sadece klinik müdahaleleri değil, toplum temelli önleyici yaklaşımları da kapsıyor. Bizler de bugün bu bilinçle bir aradayız. Bu buluşma yalnızca mesleki gelişim değil, aynı zamanda toplumsal bir vizyonun göstergesidir,” dedi.</p>
<p><strong>“Amaç, Okul Psikolojik Danışmanlarını Güncel Konularla Buluşturmak”</strong></p>
<p>Etkinliğin temel amacının, okul psikolojik danışmanlarını güncel konularla ilgili bilgilendirmek olduğunu belirten Prof. Dr. Yelkin Diker Coşkun ise “Psikolojik danışmanların mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla akademisyenler ile sahada çalışan profesyonelleri bir araya getirdik. Bugün burada 900’den fazla okul psikolojik danışmanını ağırlıyoruz. Gün boyunca iki panel ve 20’den fazla çalıştay ile danışmanların güncel bilgi ve yaklaşımlarla etkileşimli, verimli bir gün geçirmelerini hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: “Okul psikolojik danışmanları ve ebeveynler, çocukların potansiyellerini ve kendilerini tanımalarını sağlayarak onlara ilk adımda yardımcı olabilir. Dijitalleşen dünyada çocukları dijital ortamdan tamamen koparmak kolay değil, doğru da doğru değil. Ancak dijital becerilerini geliştirerek, sosyal izolasyona düşmeden akranlarıyla etkileşime geçmelerini sağlamak ve böylece dijitalleşmeyle uyumlu bireyler olmalarını desteklemek gerekiyor. Yani çocukları engellemekten ziyade, dijital ve sosyal yaşam becerilerini birlikte geliştirmelerini sağlamak önemlidir.”</p>
<p><strong> “Dijital Bağımlılık Diğer Bağımlılıklarla Aynı Mekanizmaya Sahip”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan Yeditepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serdar Körük, dijital medyanın bireyler üzerindeki psikolojik etkilerini anlattı:</p>
<p>“Dijital medya, oyunlar, sosyal medya, çevrimiçi alışveriş platformları ve akıllı telefon kullanımı gibi birçok başlığı kapsayan bir alan. Tüm bu başlıklar, davranışsal ve teknolojik bağımlılıklar grubuna giriyor. Bu bağımlılıkların hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri, diğer bağımlılık türleriyle aynı mekanizma üzerinden işler. Yani dopamin üzerinden çalışan haz sistemiyle.”</p>
<p>Doç. Dr. Körük, sosyal medya kullanımının bireyin haz eşiği üzerindeki etkisine de dikkat çekti:</p>
<p>“Dijital medya kullandığımızda ya da sosyal medyada etkileşim aldığımızda haz duyuyoruz. Bu haz, beyinde dopamin salgılanmasına neden olan biyokimyasal bir süreç. Ancak bu süreç sık tekrarlandıkça haz eşiğimiz yükseliyor, regülasyon bozuluyor ve daha önce keyif aldığımız aktiviteler artık yeterli gelmemeye başlıyor. Haz seviyesini korumak için aynı uyarana sürekli maruz kalma ihtiyacı doğuyor ve bu da dijital bağımlılığa zemin hazırlıyor. Uyarana ulaşamadığımızda ise yoksunluk belirtileri ortaya çıkabiliyor.”</p>
<p><strong>“Dijital Medyayı Araç Olarak Kullanmalıyız”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Körük konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Haz eşiğimizi koruyabilmek için dopamin toleransını dengede tutmalıyız. Çocukluk döneminden itibaren aşırı uyarana maruz kalan bireylerin haz toleransı düşük olur. Dijital medya, ihtiyaçlarımızı karşılayan bir araç olarak kalmalı, ihtiyacın kendisine dönüşmemelidir.”</p>
<p><strong> “Okullar, Eşit ve Adil Erişimin Anahtarıdır”</strong></p>
<p>PDR uzmanı Doç. Dr. Ayşen Köse Şirin ise, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin eşit ve adil olması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu noktada okul psikolojik danışmanları çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü farklı sosyo-ekonomik düzeydeki tüm çocuklar için erişilebilir durumdalar. Ayrıca yalnızca sorun çözen profesyoneller değil, okul iklimini destekleyen, topluluk temelli yapılar oluşturan ve önleyici çalışmalar yürüten kişilerdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-sosyal-medya-uyarisi-normal-duygu-dongusunu-bozuyor-527454">Uzmanından Sosyal Medya Uyarısı: Normal Duygu Döngüsünü Bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 13:07:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görünürde]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[travmasıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘görünürde normal aile’ kavramından bahsederek, dışarıdan mükemmel görünen ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayan ailelerin, fark edilmeyen çocukluk travmalarına nasıl yol açabileceği konusuna açıklık getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307">&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘görünürde normal aile’ kavramından bahsederek, dışarıdan mükemmel görünen ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayan ailelerin, fark edilmeyen çocukluk travmalarına nasıl yol açabileceği konusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>Görünürde normal aile tehlikesi</strong></p>
<p>Çocukluk çağı travmalarının, duygusal ihmal ve istismar, fiziksel ihmal ve istismar ile cinsel istismar olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak son çalışmalar ‘aşırı koruyucu kollayıcı aile’ alt başlığının da çocukluk çağı travmalarına dahil edildiğini söylüyor. Yani ebeveynleriniz siz büyürken sizi aşırı kontrol etmeye çalışıyorsa, sürekli tüm arkadaşlarınızla tanışmak istiyorlarsa, siz yokken odanızı karıştırıp, günlüğünüzü okuyorlarsa, ihtiyaçlarınızı karşılıyor gibi görünüyor ancak duygusal açıdan kendinizi yalnız hissediyorsanız, görünürde normal bir aileye sahip olabilirsiniz. Ve bu da gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ailedeki bakımın niteliği, bireyin yetişkinliğe adımında önde yer almasını sağlar</strong></p>
<p>Görünürde normal ailelerle dolu bir toplum haline geldiğimize işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Dışardan mükemmel aile, anne-baba uyumlu, çocuklarıyla ilgili görünüm mevcut. Çocuk çeşitli kurslara gönderiliyor, eğitimler alıyor, hafta sonu gezileri oluyor, akademik açıdan destekleniyor. ‘Ben çocuğuma her şeyi veriyorum, her türlü ihtiyacını karşılıyorum’ diyor ebeveyn.” dedi.</p>
<p>Ailenin, sağlıklı bireylerin yetişmesi için birincil bakım alınan yer olduğunu kaydeden Demir, “Bu bakımın niteliği, bireyin yetişkinliğe adımında önde yer almasını sağlar. Ancak aile içi travmalar yoğunsa kişi akranlarına kıyasla bir adım geriden hayatına devam eder. Burada önemli bir kavram olan, gizli kalmış, belki de farkına varılmayan bir aile türü mevcut. Psikoloji literatüründe bu aileye ‘Görünürde Normal Aile’ denmekte.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çocuklar, dış dünyaya gösterilen olumlu imajın gölgesinde büyür </strong></p>
<p><strong>‘Apparently Normal Family’</strong> yani ‘Görünürde Normal Aile’ kavramının, çocukluk çağı travmalarını inceleyen literatürde, sorunsuz, işlevsel ve ‘mükemmel’ görünen ancak derinlerde duygusal ihmal, kontrolcülük ya da psikolojik baskı barındıran aileleri tanımlamak için kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu tür ailelerde çocuklar, dış dünyaya gösterilen olumlu imajın gölgesinde büyürken, gerçek duygusal ihtiyaçları ya göz ardı edilir ya da bastırılır.” dedi.</p>
<p>Görünürde normal olan bu aile yapısında, travmanın genellikle fark edilmediğini ve çocuğun kendi duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlandığına vurgu yapan Demir, “İşte gizli tehlike buradadır. Travmatik ortamın adı koyulmaz ve çocuk bu ortamda kendi olmak yerine ebeveyni odaklı olur. Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>‘Kusursuz aile’ imajını sürdürme çabası, çocuğun travmatik deneyimlerini göz ardı edebilir</strong></p>
<p>“Araştırmaların, dışarıdan normal görünen ailelerde büyüyen çocukların, çoğu zaman duygusal ihmal yaşadığını ve bunun uzun vadede derin psikolojik etkiler bırakabildiğini göstermektedir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ayrıca araştırmaların, görünürde normal ailelerde büyüyen çocukların, çoğu zaman ‘duygusal güvenlik’ eksikliği hissettiklerini ve bu durumun ilerleyen yaşlarda depresyon, anksiyete ve bağlanma sorunlarına yol açabileceğini belirttiğini dile getirdi. </p>
<p>Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu ailelerde, ebeveynler çocuklarına fiziksel anlamda gerekli olan her şeyi sağlayabilir, hatta dış dünyaya karşı mükemmel bir aile imajı çizebilirler. Ancak, asıl sorun duygusal desteğin, empati kurmanın ve çocuğun iç dünyasına gerçek anlamda temas etmenin eksikliğidir. Bu durum çocukta, ebeveynlerine karşı ‘görünmez’ olma hissini ve sürekli bir tatminsizlik duygusunu tetikler. Görünürde normal ailelerdeki en temel sorunlardan biri, çocuğun duygusal olarak güvende hissetmemesi ve bu yüzden de kendi kimliğini oluşturmada zorlanmasıdır. Ebeveynlerin ‘kusursuz aile’ imajını sürdürme çabası, çocuğun travmatik deneyimlerini göz ardı eder ve bu durum, travmaların hem fark edilmesini hem de işlenmesini zorlaştırır. Çocuk, gerçek duygularını ve acılarını bastırmaya zorlanarak, ilerleyen yaşlarda kendilik değerini sorgulayan, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanan bir bireye dönüşebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307">&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu Efes, Normal Sezonun Son Haftasında Kızılyıldız Takımını Konuk Ediyor.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anadolu-efes-normal-sezonun-son-haftasinda-kizilyildiz-takimini-konuk-ediyor-450460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Apr 2024 14:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[haftasında]]></category>
		<category><![CDATA[kızılyıldız]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sezonun]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[takımını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Turkish Airlines EuroLeague’in normal sezonunun son haftasında Anadolu Efes Spor Kulübü, Sırbistan temsilcisi Kızılyıldız ile 11 Nisan Perşembe akşamı saat 20.30’da karşılaşacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anadolu-efes-normal-sezonun-son-haftasinda-kizilyildiz-takimini-konuk-ediyor-450460">Anadolu Efes, Normal Sezonun Son Haftasında Kızılyıldız Takımını Konuk Ediyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Turkish Airlines EuroLeague’in normal sezonunun son haftasında Anadolu Efes Spor Kulübü, Sırbistan temsilcisi Kızılyıldız ile 11 Nisan Perşembe akşamı saat 20.30’da karşılaşacak.</p>
<p><strong>Play-In potasını yakından ilgilendiren bu karşılaşma için nefesler tutulacak</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta rakibi Fenerbahçe Beko’yu zorlu deplasmanda mağlup eden ve Play-In yarışında büyük bir avantaj elde eden mavi beyazlılar, evinde oynayacağı Kızılyıldız maçından galibiyet ile ayrıldığı takdirde diğer maçların sonuçlarına bakmadan normal sezonu dokuzuncu sırada tamamlayacak ve Play-In potasını garantileyecek.</p>
<p><strong>Karşılaşmanın canlı yayını 20.30’da S Sport’ta</strong></p>
<p>Anadolu Efes &#8211; Kızılyıldız mücadelesi ise saat 20.30’da her zaman olduğu gibi S Sport ekranlarından naklen yayınlanacak. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anadolu-efes-normal-sezonun-son-haftasinda-kizilyildiz-takimini-konuk-ediyor-450460">Anadolu Efes, Normal Sezonun Son Haftasında Kızılyıldız Takımını Konuk Ediyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük: &#8220;Ergenin Sağlıklı Bir Kişilik Gelişimi için Ebeveynleriyle Çatışması Normal&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-serdar-koruk-ergenin-saglikli-bir-kisilik-gelisimi-icin-ebeveynleriyle-catismasi-normal-439319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 18:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[ergenin]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[körük]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[öğr]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[serdar]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenlik, ebeveynlerin en çok dert yandığı konulardan biri… Yönetmesi zor… Uzmanlar ise ebeveynlere “endişelenmeyin” diyor, “Ebeveyn-ergen çatışmasının olması değil, olmaması sağlıksızlığa işaret eder. Ergenin sağlıklı bir kişilik gelişimi olabilmesi için ebeveynleriyle çatışması gerekmektedir ancak ebeveynlerin bu çatışmaları yapıcı bir şekilde ele alması, çözmesi önemlidir” diyor. Peki, bunu nasıl yapacağız?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-serdar-koruk-ergenin-saglikli-bir-kisilik-gelisimi-icin-ebeveynleriyle-catismasi-normal-439319">Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük: &#8220;Ergenin Sağlıklı Bir Kişilik Gelişimi için Ebeveynleriyle Çatışması Normal&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik, ebeveynlerin en çok dert yandığı konulardan biri… Yönetmesi zor… Uzmanlar ise ebeveynlere “endişelenmeyin” diyor, “Ebeveyn-ergen çatışmasının olması değil, olmaması sağlıksızlığa işaret eder. Ergenin sağlıklı bir kişilik gelişimi olabilmesi için ebeveynleriyle çatışması gerekmektedir ancak ebeveynlerin bu çatışmaları yapıcı bir şekilde ele alması, çözmesi önemlidir” diyor. Peki, bunu nasıl yapacağız?</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük, ergenlik ve ergenlerle etkili iletişim konusunda ailelere önerilerde bulundu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Somuttan Soyut Düşünceye Geçiyorlar</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde kısa zaman içerisinde yoğun fizyolojik, bilişsel ve duygusal değişimlerin yaşandığını anımsatan Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük, ergenlik başlangıcı ile birlikte ergenin zihinsel işlem yapabilme kapasitesinin somut evreden soyut evreye geçtiğini kaydetti. Körük, “Çocuklar daha çok somut şeyler üzerine düşünebilir ve hipotez kurabilir. Burada gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik esastır. Ergenler ise düşünce hakkında düşünebilir ve en önemlisi soyut varsayımlar kurabilirler. Felsefeyi, soyut sanat akımlarını, soyut matematiksel kavramları ve benzerini anlamaya başlayabilirler” dedi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sürekli Arayışta Kalmasın!</strong></p>
<p>Duygusal gelişim bağlamında ise ergenlik döneminin en önemli gelişimsel görevinin kimlik kazanımı olduğuna işaret eden Serdar Körük, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ünlü gelişim kuramcılarından Erik Erikson, bu görevi kimlik bunalımı vs. kimlik kazanımı olarak isimlendirmiştir. Kimlik kazanımıyla ifade edilen şey ergenin ilişkisel kimliğini, cinsel kimliğini, ideolojik kimliğini, değerlerini, sosyal kimliğini, mesleki kimliğini düşünmesi ve araştırması, en sonunda ise bir sentez yapıp kendi yapısını ortaya çıkarabilmesidir. Ergenleri bu konudaki seviyelerine göre sınıflandırabiliyoruz. Bir ergen, “Ben nasıl bir hayat yaşamak istiyorum ve nasıl bir insan olmak istiyorum?” sorularını soruyorsa ve bu doğrultuda araştırma yapıyorsa bu bir başarı olarak görülmektedir. Ama sadece araştırma yapmak yeterli olmamaktadır, süreç sonunda bir sentez yapmak lazımdır aksi takdirde sürekli bir arayış içerisinde olma-erteleme dediğimiz durum görülmektedir.”</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük, tüm bunların 12-18 yaş arasındaki bir birey için zorlayıcı olduğunun da altını çizerek anksiyete ve depresif belirtilerin yanı sıra sıklıkla görülen intihan girişimlerine karşı da aileleri uyardı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Koşulsuz Sevginizi Hissettirin </strong></p>
<p>“Ebeveyn-ergen çatışması zaten doğal olarak görmeyi beklediğimiz durumdur” diyen Dr. Öğr. Üyesi Körük, şöyle devam etti:  </p>
<p>“Bunun olması değil, olmaması sağlıksızlığa işaret etmektedir. Ergenin sağlıklı bir kişilik gelişimi olabilmesi için ebeveynleriyle çatışması gerekmektedir ancak ebeveynlerin bu çatışmaları yapıcı bir şekilde ele alması çözmesi önemlidir. Aile bağlamında bakıldığında otonomi, kabul ve sevgi ihtiyaçları bu dönemde ergen için büyük önem taşımaktadır. Ebeveynlerin ergen çocuklarına belirli bir otonomi-özgürlük sağlamaları, çocuklarının tercihlerine saygı duymaları ve koşulsuz sevgilerini hissettirmeleri gerekmektedir. Bir yandan aralarında olan bağlanma ilişkisinin zayıflamaya başlamasını da kabullenmelidirler. Bu bağlanma ilişkisi zayıflamak zorundadır ki ergen birey sosyal yapıyla, arkadaşlarıyla ve diğer insanlarla bağlanma kurabilsin. Otonomi-özgürlük kavramının yanlış anlaşılmaması lazımdır. Ebeveyn hala hiyerarşik olarak ergenin üstündedir ve onun hayatını yönlendirmekle mükelleftir. Burada anlatılmak istenen ergenin kendi hayatını ilgilendiren konularda bir paydaş olarak algılanması, ona bir yetişkin gibi davranılması ve demokratik bir aile tutumu içerisinde kendisini ifade etmesinin sağlanmasıdır.”  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Grup Çalışmasını Severler</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük, bu dönemde ergenin akranlarıyla ve öğretmenleriyle ilişkilerinin ebeveynleriyle olan ilişkilerinden çok daha önemli olduğunun görüldüğüne işaret etti. Ergen bireylerin kişilerarası uyum dönemi denilen dönemde bulunduğunu anımsatan Körük, şunları kaydetti: </p>
<p>“Ergenin bağlı olduğu grubun değerleri ve doğruları, hedefleri, motivasyonları, alışkanlıkları ve benzeri ergen tarafından hızlıca içselleştirilmektedir. Ergenler genelde bireysel olarak zaman geçirmezler, birlikte ders çalışırlar, birlikte gezerler, grup çalışmasını severler, birlikte aktivite yaparlar. Bunun altında yatan motivasyon grubun dışında kalmama ihtiyacıdır. Dolayısıyla grubun iyi olması, sağlıklı alışkanlıklara sahip olması, akademik olarak motivasyon sahibi olması ve sosyal yapıyla uyumlu olması ergenin gelişimini olumlu yönde etkilerken, grubun riskli ve antisosyal davranışlara sahip olması ergeni de bu davranışlara rahatlıkla yönlendirebilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Öğretmeniyle Özdeşleşmek İsteyebilir</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde, soyut düşünceyle birlikte başkalarının nasıl hayatlar yaşadığına olan merakın da arttığını kaydeden Serdar Körük, bu merakın öğretmenlere de yönelebileceğine işaret etti. Öğretmenin sınırı koruması, samimi ilişkiler kursa da özel hayatına dair çok fazla bilgi paylaşmamaya özen göstermesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Körük, “Öğretmenler ergenler için önemli birer özdeşleşme nesneleridirler ve bu durum özellikle travmatik süreçlerden gelen ergenler için onarıcı işlev görebilmektedir. Özdeşleşmek ergenler için önemli bir ihtiyaçtır ve eğer iyi özelliklerle özdeşim yapılıyorsa kimlik kazanımı süreçlerine büyük destek sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-serdar-koruk-ergenin-saglikli-bir-kisilik-gelisimi-icin-ebeveynleriyle-catismasi-normal-439319">Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük: &#8220;Ergenin Sağlıklı Bir Kişilik Gelişimi için Ebeveynleriyle Çatışması Normal&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Normal doğumu destekleyen 7 altın öneri !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/normal-dogumu-destekleyen-7-altin-oneri-427835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 07:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[destekleyen]]></category>
		<category><![CDATA[doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda normal doğuma yönelen anne adaylarının sayısı giderek artıyor. Doğum sonrası annenin bebeğini kucağına alıp daha hızlı bağ kurma isteği, normal yaşamına dönüşünün çok daha hızlı olması, bebeğini kucağına alıp daha erken emzirmeye başlaması, doğum sonrası depresyonun daha az olması gibi etkenler normal doğum isteğinde etkili oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumu-destekleyen-7-altin-oneri-427835">Normal doğumu destekleyen 7 altın öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NORMAL DOĞUMU DESTEKLEYEN 7 ALTIN ÖNERİ!</strong></p>
<p> </p>
<p>Son yıllarda normal doğuma yönelen anne adaylarının sayısı giderek artıyor. Doğum sonrası annenin bebeğini kucağına alıp daha hızlı bağ kurma isteği, normal yaşamına dönüşünün çok daha hızlı olması, bebeğini kucağına alıp daha erken emzirmeye başlaması, doğum sonrası depresyonun daha az olması gibi etkenler normal doğum isteğinde etkili oluyor. Ancak bazı tıbbi durumlarda normal doğum yerine sezaryen bir gereklilik olarak ortaya çıkabiliyor. İşte, anne adaylarının normal doğum şansını artırmaları için hamilelik sürecinde bazı konulara dikkat etmeleri gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyfettin Özvural</strong>, yapılan bilimsel çalışmalara göre, normal doğum şansını artıran 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli kontrole gidin</strong></p>
<p> </p>
<p>Normal doğumu destekleyen bir merkezde düzenli doktor kontrolüne giderek olası risklerinizi yönetmeniz ve bu riskleri en aza indirmeniz mümkün. Gebelik takibi ve doğum sürecinizde kaliteli sağlık hizmeti almak, doğum sürecinizi öngörmenize de fayda sağlıyor.   </p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın, aşırı kilodan kaçının</strong></p>
<p> </p>
<p>Sağlıklı beslenmeye ve egzersize önem verin, aşırı kilo alımından kaçının. Böylece olumsuz gebelik sonuçları ve sezaryen olasılığını azaltabilirsiniz. Hekiminizin size özel belirlediği haftadan itibaren, haftada en az 150 dk. uygun kalp hızı ve ağırlıkta düzenli egzersiz yapın. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sürekli doğum desteği alın</strong></p>
<p> </p>
<p>Gebelik sürecinizde Doula (doğum süreciyle ilgili eğitimini tamamlamış doğum destekçisi) ya da fiziksel ve duygusal açıdan size iyi hissettiren, bilgi veren doğum yardımcısı desteği ile sezaryen oranı, doğum süresi ve doğumda ağrı kesici kullanımı belirgin olarak azaltılıyor. Ayrıca doğum öncesi eğitim programına katılarak kendinizi daha güçlü hissedebilirsiniz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Endişe ve stresten uzak durun </strong></p>
<p>Doğum sürecine faydalı olmak adına yapılacak her müdahale doğumun doğal seyrini ve hormonların orkestrasyonunu bozma riski doğurabileceğinden aşırı müdahaleci olmayın. Zihninizi ve ruhunuzu olumlu bilgiler ve duygularla besleyin. Stres ve endişeden uzak durun. Yürüyün, dans edin. Size iyi gelecek herkese ve her şeye alan açarken, istemediğiniz hiçbir şeye tolerans göstermeyin. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kasılmalara karşı hazırlıklı olun </strong></p>
<p> </p>
<p>Doğum süresince sizi zorlayabilecek kasılmalara karşı bilimsel olarak faydası gösterilen pek çok doğal uygulama bulunuyor. Örneğin; nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, ritmik hareketler, sıcak kompresler vb. uygulamaları araştırarak size uygun olanlara odaklanın.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Aceleci olmayın</strong></p>
<p> </p>
<p>Doğumun erken evrelerinde kasılmalarınızın düzensiz olduğu dönemlerde herhangi bir risk faktörünüz saptanmadıysa, hekiminizin önerisi doğrultusunda hastaneye geç yatın. Dr. Seyfettin Özvural “Günümüzde doğumların daha önceki yıllarda düşünüldüğü kadar hızlı ilerlemeyebileceğini biliyoruz. Hekiminiz tarafından bebeğiniz ve sizin için saptanan bir risk yoksa pozisyon değiştirmeyi, duşu ve hareketli olmayı deneyip bekleyin” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğum mümkün olduğunca kendi başlasın </strong></p>
<p> </p>
<p>Doğumun kendisinin başlaması çoğu zaman bedeninizin ve bebeğinizin doğum için hazır olduğunun işareti olup vajinal doğum şansını artırıyor. Tıbbi bir gereklilik olmadıkça rutin suni sancı uygulamalarını hekiminizle konuşup diğer seçenekleri sorgulayın. Hekiminizle size uygun olduğunu düşündüğünüz seçeneğe ya da beklemeye karar verin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumu-destekleyen-7-altin-oneri-427835">Normal doğumu destekleyen 7 altın öneri !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Bir Normal Doğum İçin Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Durum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-normal-dogum-icin-dikkat-edilmesi-gereken-4-onemli-durum-404374</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 07:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404374</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğumun bir mucize olduğu ve bu deneyimin anne adayları için eşi benzeri olmayan duygusal ve fiziksel bir yolculuk olduğu herkes tarafından kabul ediliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-normal-dogum-icin-dikkat-edilmesi-gereken-4-onemli-durum-404374">Sağlıklı Bir Normal Doğum İçin Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Durum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğumun bir mucize olduğu ve bu deneyimin anne adayları için eşi benzeri olmayan duygusal ve fiziksel bir yolculuk olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Doğum yapma deneyiminin kadının hem psikolojik hem de fiziksel sağlığı üzerinde uzun vadeli etkileri oluyor. Bireyselleştirilmiş duygusal desteğin kadınları güçlendirdiği ve olumlu bir doğum tecrübesi olasılığını artırdığı belirtiliyor. Olumlu doğum deneyiminde ailenin, ortamın ve sağlık çalışanlarının yaklaşımı büyük önem taşıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nilüfer Yüksel, normal doğum sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p>Doğum süreci tüm kadınlar için mucizevi bir durumdur ancak normal doğum anne adaylarında çok daha fazla duygu durumlarının gelişmesine neden olabilir. Normal doğum esnasında kadın sanki bu dünyada değil de başka bir gezegendeymiş gibi hisseder ve dünyadan koparak içe dönüş yaşar. Günlük yaşamda yapmaya cesaret edemediği çığlık atmak, garip sesler çıkarmak ve değişik pozisyonlara girmek gibi hareketleri doğum esnasında yapabilir. Bunun nedeni beynin daha çok düşünen kısmı neokorteks faaliyetlerinde azalma olmasıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı bir normal doğum süreci için bunlara dikkat edin;</strong></p>
<p>Uzmanlar doğum sürecinde beyinde düşünme, görme, işitme, konuşma gibi üst düzey zihinsel işlevleri yöneten neokorteksi uyarmaktan mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğinin altını çizmektedir. </p>
<p>Başlıca neokorteksi uyaran 4 faktör aşağıdaki gibidir;</p>
<p> </p>
<p><strong>1-  Sessiz ve sakin bir ortam seçilmeli:</strong> Doğum odasında kadın bir içe dönüş yaşarken konuşarak kadının içe dönüşüne engel olmamak gerekir. Doğum odasındaki yardımcı kişi olabildiğince sessiz olmalı ve net cevaplar istenen sorular sormamalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>2-Loş ışık tercih edilmeli:</strong>  Uyku ihtiyacı olduğunda, beyin faaliyetleri azalarak uykuya geçiş sağlanır. Bu nedenle etrafta ışık gibi kişiyi uyaran bir şey olmaması önemlidir. Doğum esnasında da çok aydınlık bir oda doğum yapan kadını yoracaktır. Gece ise az ışık açılarak, gündüzde ise perdeler kapatılarak ortam doğum yapan kadına uygun hala gelmelidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>3-İzlenme hissini engellenmeli:</strong> Doğum esnasında en rahatsız edici durumlardan biri ziyaretçiler olabilmektedir. Doğum odasına ziyaretçi kabul edilmemesi kadının rahatlığı için önemlidir. Aynı duruma sağlık çalışanlarının da dikkat etmesi gerekir. Normal doğumu tek ebenin takip etmesi anne adayının doğum sürecinin daha rahat gerçekleşmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong>4-Adrenalin salınımına dikkat edilmeli:</strong> Adrenalin neokorteksi uyaran, vücudun stres anında ürettiği bir hormondur. Eğer doğum yapan kadın doğum odasında kendini ve bebeğini güvende hissetmezse adrenalin salınımı başlar. Doğum sürecinde güven duyduğu ebe ve doktoru ile normal doğuma başlamışsa süreç daha rahat ilerleyecektir. Fakat kadının kafasında; doğum yapabilecekken doktorunun kendisini sezaryene alması veya tam tersi doktorunun kendisini normal doğuma zorlayarak kendinin veya bebeğinin zarar görebileceği gibi endişeler varsa bu durum adrenalin salınımı uyarır. Böyle bir şey söz konusu olduğunda da doğum yavaşlayabilir veya durabilir.  Doğumda güven duyulan bir ekiple doğum sürecinin başlatılması oldukça önemlidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-normal-dogum-icin-dikkat-edilmesi-gereken-4-onemli-durum-404374">Sağlıklı Bir Normal Doğum İçin Dikkat Edilmesi Gereken 4 Önemli Durum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşım ilerledi, unutmam normal&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-400660</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:40:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[ilerledi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[unutmam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’  özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de, aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan ‘Alzheimer hastalığının ilk uyarılarından biri de olabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-400660">&#8220;Yaşım ilerledi, unutmam normal&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’  özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de, aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan ‘Alzheimer hastalığının ilk uyarılarından biri de olabiliyor! Türkiye’de net veriler olmasa da 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğu ve uzayan insan ömrüyle birlikte bu sayının 65 yaş üzerinde her beş yılda bir iki katına çıktığı belirtiliyor.<strong> Acıbadem Ataşehir Hastanesi Demans ve Davranış Nörolojisi</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer</strong>, Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Erken tanı sayesinde hastalığın ilerleme hızı belirli bir süre yavaşlatılabiliyor, hatta bazı tablolarda durdurulması bile mümkün olabiliyor. Alzheimer en sık unutkanlık gibi yakın bellek sorunlarıyla başlıyor. Hastalığın özelliği, önce yeni olaylar unutulurken eski yaşantıların detaylı bir şekilde hatırlanması. Bu durum hasta yakınlarını şaşırtabiliyor ve unutkanlığın gerçek olup olmadığının sorgulanmasına neden oluyor. Yıllar içinde hastanın belleğindeki bilgiler en yeniden en eskiye doğru bir bir siliniyor ve en eski anılar da kayboluyor. Dolayısıyla erken tanı için özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerde oluşan  ‘unutkanlık’ sorununda zaman kaybetmeden konunun uzmanı bir nöroloji hekimine başvurmak gerekiyor” diyor.  <strong>Alzheimer’ın 10 erken sinyali!</strong>Alzheimer hastalığına erken tanı konulması tedaviden etkin sonuç alınmasında büyük öneme sahip.<strong>  </strong>Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’ın erken dönem belirtilerini şöyle sıralıyor:  </p>
<ul>
<li>Unutkanlık giderek artıyorsa ve günlük yaşamı artık etkiler hale geldiyse</li>
<li>Konuşmada bozulma varsa</li>
<li>Zaman ve yer algısında kayıp başladıysa</li>
<li>İç görü ve yargılamada bozulma varsa ve hastalık inkar ediliyorsa</li>
<li>İş planlama ve takipte zorluk başladıysa </li>
<li>Aynı soruları tekrar tekrar sorma, eşyaları yanlış yere koyma dikkat çeker hale geldiyse</li>
<li>Kişilik ve davranış değişikliği gözleniyorsa</li>
<li>Yol, yön bulma güçlüğü nedeniyle artık dışarı çıkmak zor oluyorsa</li>
<li>İçe kapanma, sosyal ortamlara girememe sorunu başladıysa</li>
<li>Hobi ve uğraşlardan vazgeçme olduysa </li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Beyindeki değişimler 20-30 yıl önce başlıyor </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının nedenleriyle ilgili çok sayıda çalışma ve teori mevcut. Beyinde asetil kolin azalması bir neden olarak biliniyor. Yapılan çalışmalara göre; beynin kabuk kısmında hücre içi ve hücreler arasında anormal protein birikimi oluyor, buna bağlı olarak hücreler ölüyor ve hücreler arası bağlantılar geri dönüşümsüz kayboluyor. Bunun sonucunda beyinde hafızayla ilgili görev yapan aracı kimyasalların (asetil kolin) düzeyi azalıyor. Alzheimer hastalığında beyindeki bu değişimler belirtiler ortaya çıkmadan 20-30 yıl önce başlıyor. Dolayısıyla hastalık bulguları ilerledikten sonra tedavilerin faydası sınırlı kalıyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Aile öyküsü önemli bir risk faktörü </strong></p>
<p>Beyindeki proteinlerin neden bazı kişilerde biriktiği tam olarak bilinmese de hastalığa yatkınlık oluşturan etkenler üzerine tıp dünyasının kapsamlı çalışmaları sürüyor. Alzheimer’de en önemli risk faktörünün ilerleyen yaş olduğu belirtiliyor. Bunun yanı sıra düşük eğitim düzeyi ve sedanter yaşam, ağır beyin travmalarına maruz kalmak, hipertansiyon ve diyabet gibi damar yapısını bozan hastalıkların kontrolsüz şekilde var olması, kadın cinsiyeti, tedavi edilmemiş depresyon, obezite, sigara ve alkol tüketimi, hatta hava kirliliği ve zehirli gazlar gibi pek çok etken hastalığın başlamasında etkili oluyor. Prof. Dr. Neşe Tuncer, aile öyküsünün Alzheimer’da önemli bir risk faktörü olabileceğine işaret ederek, Alzheimer hastalığının bazı ailesel formlarında hastalığa yakalanma riskinin normal popülasyona göre 3-4 kat fazla görülebileceği belirtiliyor. Üstelik ailesinde Alzheimer hastalığı olan kişilerde hastalık 65 yaş öncesinde başlayabiliyor ve bu tablo ‘erken başlangıçlı Alzheimer’ olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle aile öyküsü olan kişilerde genetik araştırma yapılması önem taşıyor.   </p>
<p> </p>
<p><strong>Yeni tedaviler umut veriyor! </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının tedavisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde onay alan, henüz Avrupa’da onay almamış bazı yeni ilaçlar mevcut. Amiloid aşıları olarak geçen bu moleküller beyinde biriken anormal proteinleri temizleyerek etkili oluyorlar. Bilim dünyası her gün bu tedavileri geliştiriyor; etkinliğini arttıran ve yan etkilerini azaltan formlar üzerinde çalışıyor. Çalışmaları yakından takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer, “Yakın bir dönemde ülkemizde de hastalarımıza verebileceğimiz yeni tedaviler için umutluyuz.” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılabiliyor</strong></p>
<p>Halihazırda kullanılan ilaç tedavisi ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılarak hastanın fonksiyonel kapasitesi artırılabiliyor. Demans ve Davranış Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,<strong> </strong>ancak tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilaç kullanımına mutlaka erken dönemde başlanması gerektiğine dikkat çekerek, “Özellikle, hastalığın bulgularını yavaşlatmakta etkili olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmış olan ilaçların tedavisine erken dönemde başlandığında, tedavinin etkinliği daha uzun süreli oluyor. Erken teşhisin bir başka önemi ise bunamaya neden olan Alzheimer dışındaki tiroit hastalıkları, vitamin yetmezlikleri, depresyon ve diğer sistemik hastalıkların tedavi edilmesidir” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bedensel ve zihinsel yöntemler önemli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Neşe Tuncer, ilaç tedavisinin yanı sıra bilişsel stimülasyon, hastanın zihinsel kapasitesinin arttırılmasına yönelik hobiler, faaliyetler, egzersizler, sosyalliğin arttırılması, fiziksel egzersiz programları, beslenme alışkanlıklarında yapılan düzenlemeler (yeşil sebze, meyve, tahıllardan zengin kolesterolden  fakir Akdeniz diyeti ile beslenme) gibi bedensel ve zihinsel yöntemlerin de hastalığın ilerlemesini önlemede etkili olduğunu belirtiyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-400660">&#8220;Yaşım ilerledi, unutmam normal&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Normal Doğumdan Uzaklaştıran 6 Yaygın Kaygı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/normal-dogumdan-uzaklastiran-6-yaygin-kaygi-381752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 08:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğumdan]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklaştıran]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik dönemi kuşkusuz her kadının hayatındaki en önemli ve heyecanlı süreç. Ancak anne adayları bu dönemde pek çok konuda endişeye kapılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumdan-uzaklastiran-6-yaygin-kaygi-381752">Normal Doğumdan Uzaklaştıran 6 Yaygın Kaygı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik dönemi kuşkusuz her kadının hayatındaki en önemli ve heyecanlı süreç. Ancak anne adayları bu dönemde pek çok konuda endişeye kapılabiliyor. Özellikle ilk doğumunu yapacak olan anne adaylarında en yaygın görülen kaygılardan biri, doğum korkusu oluyor. Öyle ki İsveç’te yapılan bir araştırma, her 10 kadından birinin doğum korkusu yaşadığını ortaya koyuyor. Avustralya’da ise bu oran yüzde 48 olarak tespit edilmiş. Türkiye’de hamilelerin kaygı düzeyleriyle ilgili yapılan bir araştırmada, katılımcıların yüzde 58.5’inin doğumdan korktukları saptanmış. Anne adayları da çeşitli etkenler nedeniyle yaşadıkları doğum korkusu nedeniyle, aslında sağlığı tehdit eden hiçbir sorun olmasa dahi sezaryen doğumu tercih edilebiliyorlar.  </p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özge Kaymaz Yılmaz</strong>,<strong> </strong>vajinal doğum korkusunun kadınlar arasında oldukça yaygın görülen bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Ne yazık ki bu korku doğumun doğal döngüsünü bozabiliyor. Doğumun evrelerinde süre değişikliğinin yanı sıra doğumda yaralanmalar gibi fiziksel ve sonrasında posttravmatik stres bozukluğu gibi psikolojik komplikasyonların oluşumuna da neden olabiliyor. Dolayısıyla savunduğumuz ana nokta, anne ve bebeğin sağlığını etkileyecek bir problem söz konusu değilse, vajinal doğumun yapılmasıdır. Unutulmamalıdır ki sezaryen doğum bir kurtarma yöntemidir” diyor. </p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özge Kaymaz Yılmaz</strong>,<strong> </strong>anne adaylarını normal doğumdan uzaklaştıran kaygıları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bebeğin doğumda yaralanacağı kaygısı</strong></p>
<p>Doğum girişiminden kaynaklanabilen bazı sorunlar nedeniyle bebeğin zarar göreceği endişesi, anne adaylarını sezaryene yönelten en yaygın etkenler arasında yer alıyor. Doğum sırasında yaşanabilecek olumsuzluklar arasında; omuz takılmasına bağlı sinir yaralanmaları, kemik travması ve doğum kanalında uzun süre kalmanın bebekte beyin hasarına sebep olması ile bazı enfeksiyonların bulaşma riski yer alıyor. Yapılan çalışmalar, toplumdaki yaygın inanışın aksine doğru yönetilen doğum eyleminde bu tür risklerin az olduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sosyal çevrenin kötü doğum deneyimleri</strong></p>
<p>Doğum deneyimleri, günümüzde kadınların üzerinde en çok konuştukları konulardan biri kuşkusuz. Olumlu geçen vajinal doğumun ardından bile kadınlar lohusalığın getirdiği duygusal yük nedeniyle doğum hikayelerini negatif bir tecrübe olarak hatırlayabiliyorlar. Dolayısıyla çevrelerine normal doğumu çok ağrılı ve sıkıntılı bir süreç olarak anlatabiliyorlar. Dr. Özge Kaymaz Yılmaz, “Yaygın inanışın aksine bu olumsuz hikayeler azınlıkta oluyor ve zor bir süreç yaşanmış olsa da çoğu anne normal doğum yaptığına pişman olmuyor. Doğum korkusuyla baş edebilmenin en etkili yolu ise psikolojik destek almak ve mümkün olduğunca kaygıları hekimle paylaşmaktır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Doğum ağrısından kaçınmak</strong></p>
<p>Doğum ağrısı kadının hayatı boyunca karşılaşabileceği en şiddetli ağrı oluyor. Sosyal medya, doğumu deneyimlemiş annelerin tecrübeleri, içinde bulunulan kültürel yapı ve kadının kendi bedenini tanıyamaması gibi etkenlerle bu ağrı korkusu adeta bir<strong> </strong>kabus<strong> </strong>haline gelebiliyor. Dolayısıyla doğum ağrısı yaşama kaygısı anneleri sezaryene yönelten en yaygın nedeni oluşturuyor. Öyle ki yaklaşık her iki kadından birinin ideal doğum şeklinin vajinal doğum olduğuna inanmasına rağmen, doğum ağrısı kaygıları nedeniyle sezaryeni tercih ettiği gözleniyor. Anne adaylarına verilen eğitimler, hekimleriyle süreci birlikte yönetme şansı, ağrı yönetimi için uygulanabilir yöntemler (nefes egzersizleri, yoga, hipnoz, epidural anestezi gibi) doğum ağrılarının büyük oranda hafiflemesini sağlarken doğumun kalitesini de artırıyor. Ayrıca doğumdan hemen sonra anne ve bebeğin ten tene temas etmesi ve her fırsatta emzirebilmek, anne ile bebeğin ruhsal – fiziksel sağlıkları açısından büyük önem taşıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>İdrar kaçırma kaygısı </strong></p>
<p>Normal doğumdan kaynaklanan pelvik taban travması nedeniyle pelvik bölgesindeki organların<strong> </strong>sarkacağı ve bunun sonucunda idrar kaçırma sorunu yaşanacağı kaygısı da anne adaylarını sezaryene yöneltebiliyor. Vajinal bölgede<strong> </strong>yaralanma korkusu, vajinal doğumdan kaynaklanan idrar ile dışkı kaçırma/zorluk gibi sorunlar anne adaylarının sezaryen doğum istemesine yol açabiliyor. Aslında her hamilelik ile doğum pelvik bölgesindeki organ sarkmaları için risk oluşturuyor ve doğum sonrasında organ koruyucu egzersizler yapılması öneriliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Vajinal kesilerden korkmak</strong></p>
<p>Vajinal doğumlarda doğum kanalının en son bölümünde gelişebilecek olan yırtıkları önlemek, kimi zaman da doğumu hızlandırmak amacıyla yapılan ve epizyotomi olarak adlandırılan kesiler de sezaryene yönelmenin bir başka önemli nedenini oluşturuyor. Ancak son yıllarda nefes egzersizleri, doğum öncesindeki eğitimler ve bilinçlenme sayesinde epizyotomi oranı önemli ölçüde azalmış durumda. Ayrıca veriler, vajinal kesi girişimlerin doğum sırasındaki anüs yaralanması riskini azalttığını gösteriyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Vakumla doğum / Acil sezaryene geçiş </strong></p>
<p>Doğal vajinal doğum başlangıçta yolunda gitse de, bazen çeşitli etkenler nedeniyle forseps veya vakum gibi aletlerle yapılan operatif vajinal doğuma ya da acil sezaryen doğuma geçiş olabiliyor. Zira, müdahaleli ve sezaryen doğum, yolunda gitmeyen veya eylemin durakladığı dönemde bir kurtarma yöntemi olarak uygulanıyor. Dr. Özge Kaymaz Yılmaz, “Enfeksiyon ve kanama gibi fiziksel sorunlara ek olarak, acil sezaryenle doğum hastalar için genellikle duygusal olarak travmatik bir deneyim oluyor. Bunun sonucunda doğum sonrasında depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu sorunları gelişebiliyor. Dolayısıyla anne adayları bu tür travmalardan kaçınmak için sezaryene yönelebiliyor. Aslında normal doğum esnasında sorunlar nadir yaşanıyor. Ayrıca yaşansa dahi komplikasyon riski de günümüzde oldukça azdır.” diyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/normal-dogumdan-uzaklastiran-6-yaygin-kaygi-381752">Normal Doğumdan Uzaklaştıran 6 Yaygın Kaygı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VakıfBank, normal sezonu galibiyetle kapattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vakifbank-normal-sezonu-galibiyetle-kapatti-369089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Apr 2023 13:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[galibiyetle]]></category>
		<category><![CDATA[kapattı]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sezonu]]></category>
		<category><![CDATA[vakıfbank]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369089</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank, Misli Sultanlar Ligi 26. hafta mücadelesinde Çukurova Belediyesi Adana Demirspor’a konuk oldu. Sarı-siyahlılar, Adana’da set vermeden kazanarak normal sezonu 23 galibiyetle tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vakifbank-normal-sezonu-galibiyetle-kapatti-369089">VakıfBank, normal sezonu galibiyetle kapattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank, Misli Sultanlar Ligi 26. hafta mücadelesinde Çukurova Belediyesi Adana Demirspor’a konuk oldu. Sarı-siyahlılar, Adana’da set vermeden kazanarak normal sezonu 23 galibiyetle tamamladı.</strong></p>
<p>Türkiye’nin 2018’den bu yana tek şampiyonu VakıfBank, Misli Sultanlar Ligi normal sezon kapanış haftasında Adana deplasmanındaydı. Sarı-siyahlılar, Çukurova Belediyesi Adana Demirspor’u 3-0 yenerek 23. galibiyetini aldı ve normal sezonu 2. sırada tamamladı.</p>
<p>Aski Atatürk Spor Salonu’ndaki mücadelede, Derya Cebecioğlu’nun 7, Zehra Güneş ve Paola Egonu’nun 5’er sayı kaydettiği ilk sette VakıfBank, 25-19’luk skorla öne geçti.  Çekişmeli geçen ikinci seti de 25-21 hanesine yazdıran sarı-siyahlılar 2-0 öne geçti. Son seti de aynı skorla alan VakıfBank, Misli Sultanlar Ligi’nde normal sezonu set vermeden kazanarak tamamlamış oldu. </p>
<p>VakıfBank’ta Zehra Güneş 16 sayıyla en skorer isim olurken; Paola Egonu 13, Gabi 11, Derya Cebecioğlu ise 10 sayıyla çift hanelerde skor üretti.</p>
<p>VakıfBank sıradaki maçında AXA Sigorta Kupa Voley Dünya Baltacıoğlu Özel Sezonu Dörtlü Finali için İzmir’e gidecek. Sarı-siyahlılar 29 Nisan Cumartesi, 17.00’de Aydın Büyükşehir Belediyespor ile finale yükselme mücadelesi verecek.</p>
<p><strong>ÇUKUROVA BELEDİYESİ ADS &#8211; VAKIFBANK: 0-3</strong></p>
<p><strong>SALON</strong>: Aski Atatürk Spor Salonu</p>
<p><strong>HAKEMLER</strong>: Doğan Sevinçelli, Ozan Sarıkaya</p>
<p><strong>ÇUKUROVA BELEDİYESİ ADS: </strong>Duygu Düzceler 1, Katarina Lazovic 11, Ceren Nur Domaç 3, Olessia Ryhkliuk 16, Angele Reyva 10, Ceren Baysal 3, Pınar Atasever (L), Merve Altın Şiirsel, Dilara Sağbaş</p>
<p><strong>VAKIFBANK:</strong> Cansu Özbay 1, Gabi 11, Zehra Güneş 16, Paola Egonu 13, Derya Cebecioğlu 10, Chiaka Ogbogu 5, Aylin Acar (L), Aleksia Karutasu 2, </p>
<p><strong>SETLER:</strong> 19-25, 21-25, 21-25</p>
<p><strong>SET SÜRELERİ: </strong> 22’, 24’, 24’</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vakifbank-normal-sezonu-galibiyetle-kapatti-369089">VakıfBank, normal sezonu galibiyetle kapattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
