<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nişasta | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/nisasta/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/nisasta</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 08:03:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Nişasta | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/nisasta</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-3-622724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoplastik]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Etki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımlık]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[sanayide]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-3-622724">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde  biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu</strong> bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. </p>
<p>“<strong>Her plastik aynı değildir”</strong></p>
<p>Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Aynı sepete konması teknik bir hata&#8221;</strong></p>
<p>Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren<strong> Çomu</strong>, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan <em>yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.”</em></p>
<p><strong>Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren <strong>Packaging and Packaging Waste Regulation</strong> ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. </p>
<p>Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen <strong>EN 13432</strong> standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>“Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Mustafa Nuri Çomu</strong>, “<em>Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır</em>” ifadelerini kullandı.  Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>“Doğru regülasyon ile Türkiye lider konumda olabilir”</strong></p>
<p>Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkileri azaltma açısından önemli bir adım olsa da malzemeler<strong> </strong>arasındaki ayrım konusunda geliştirilmeye açık görünüyor. Özellikle petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerle, çevresel etkileri farklı olan biyoplastiklerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, sürdürülebilir alternatiflerin önünü kesme riski taşır. Sunar NP, biyoplastiklerin GEKAP’tan ayrıştırılarak özel regülasyon ve teşviklerle desteklenmesini öncelikli bir strateji olarak ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, çevresel sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirliği bir arada sağlayarak Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabet gücünü artırıyor. <strong>Çomu konuya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı</strong>,<strong> </strong><em>“Türkiye’nin COP31 sürecinde çevre ve sürdürülebilirlik alanında atacağı adımlar uluslararası ölçekte büyük önem taşıyor. Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin, tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”</em></p>
<p>Sektörde öne çıkan görüş ise oldukça net; sorunun kendisi plastik değil, yanlış malzeme tercihidir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklere kıyasla daha temiz ve güçlü bir alternatif olarak görülürken, doğru malzemenin doğru yerde kullanılması durumunda hem çevrenin korunabileceği hem de sanayinin gelişebileceği vurgulanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-3-622724">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-2-622475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bazlı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoplastik]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımlık]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[sanayide]]></category>
		<category><![CDATA[sunar]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-2-622475">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde  biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu</strong> bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. </p>
<p>“<strong>Her plastik aynı değildir”</strong></p>
<p>Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Aynı sepete konması teknik bir hata&#8221;</strong></p>
<p>Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren<strong> Çomu</strong>, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan <em>yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.”</em></p>
<p><strong>Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren <strong>Packaging and Packaging Waste Regulation</strong> ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. </p>
<p>Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen <strong>EN 13432</strong> standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>“Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Mustafa Nuri Çomu</strong>, “<em>Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır</em>” ifadelerini kullandı.  Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-2-622475">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-622370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoplastik]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Etki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımlık]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[sanayide]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-622370">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde  biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu</strong> bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. </p>
<p>“<strong>Her plastik aynı değildir”</strong></p>
<p>Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Aynı sepete konması teknik bir hata&#8221;</strong></p>
<p>Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren<strong> Çomu</strong>, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan <em>yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.”</em></p>
<p><strong>Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren <strong>Packaging and Packaging Waste Regulation</strong> ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. </p>
<p>Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen <strong>EN 13432</strong> standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>“Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Mustafa Nuri Çomu</strong>, “<em>Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır</em>” ifadelerini kullandı.  Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Doğru regülasyon ile Türkiye lider konumda olabilir”</strong></p>
<p>Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkileri azaltma açısından önemli bir adım olsa da malzemeler<strong> </strong>arasındaki ayrım konusunda geliştirilmeye açık görünüyor. Özellikle petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerle, çevresel etkileri farklı olan biyoplastiklerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, sürdürülebilir alternatiflerin önünü kesme riski taşır. Sunar NP, biyoplastiklerin GEKAP’tan ayrıştırılarak özel regülasyon ve teşviklerle desteklenmesini öncelikli bir strateji olarak ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, çevresel sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirliği bir arada sağlayarak Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabet gücünü artırıyor. <strong>Çomu konuya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı</strong>,<strong> </strong><em>“Türkiye’nin COP31 sürecinde çevre ve sürdürülebilirlik alanında atacağı adımlar uluslararası ölçekte büyük önem taşıyor. Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin, tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”</em></p>
<p>Sektörde öne çıkan görüş ise oldukça net; sorunun kendisi plastik değil, yanlış malzeme tercihidir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklere kıyasla daha temiz ve güçlü bir alternatif olarak görülürken, doğru malzemenin doğru yerde kullanılması durumunda hem çevrenin korunabileceği hem de sanayinin gelişebileceği vurgulanıyor.</p>
<p><em><strong> </strong></em></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-622370">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:01:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklerle]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemeklerinizde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591433</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünü destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433">&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünü destekleyecek önerilerde bulundu. Kenger, diyabetin kan şekerinin kronik olarak yüksek seyretmesiyle karakterize metabolik bir hastalık olduğunu belirterek “Kan şekerini kontrol altında tutmak, diyabetin uzun vadeli komplikasyonlarını önlemek açısından büyük önem taşır. Özellikle beslenme alışkanlıklarında yapılacak basit değişikliklerle, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak ve daha dengeli seyretmesini sağlamak mümkün” dedi. </p>
<p><strong>Yemeğe hangi besinle başladığınız önemli</strong></p>
<p>Besinlerin tüketim sırası, kan şekeri üzerindeki etkisini doğrudan belirliyor. Kenger, öğünlere lifli sebze veya salata ile başlamanın, midede sindirim hızını etkileyerek glikozun kana karışma hızını değiştirdiğini belirtti: “Öğünlere sebze ve proteinle başlayıp karbonhidratı en sona bırakmak kan şekerinin daha kontrollü yükselmesini sağlar. Yapılan araştırmalar, aynı öğünde karbonhidratı sona bırakan bireylerin kan şekeri ve insülin düzeylerinin çok daha düşük olduğunu gösteriyor” dedi. </p>
<p><strong>Pişirme şekli ve sıcaklığı kan şekerini etkiliyor</strong></p>
<p>Yiyeceklerin pişirilme yöntemleri, süresi ve servis sıcaklığının yiyeceklerin glisemik indeksini değiştirebildiğini belirten Kenger, “Karbonhidrat içeren besinlerin pişirilme biçimi, nişastanın yapısını ve sindirim hızını değiştirerek glisemik indeksini etkiler. Bir besin ne kadar uzun süre pişirilir veya işlemden geçirilirse o kadar hızlı sindirilir ve kan şekerini o denli hızlı yükseltir.  Patates gibi nişastalı bir gıdayı fırında çok uzun süre pişirmek veya ezerek püre haline getirmek, nişastayı kolay parçalanır duruma getirip daha yüksek bir glisemik etki yaratabilir. Buna karşın, bazı pişirme ve hazırlama hileleriyle aynı yiyeceğin kan şekerine etkisini azaltmak mümkün” dedi.</p>
<p>Kenger, pişirme sürecinde “dirençli nişasta” oluşturmanın önemine dikkat çekerek “Pişirilip soğutulan pirinç, makarna veya patates daha fazla dirençli nişasta içerir. Bu formdaki nişasta ince bağırsakta sindirilmez, dolayısıyla kan şekerini klasik nişastalar kadar yükseltmez ve bağırsaklardaki faydalı bakteriler için lif benzeri bir görevi olur. Yapılan araştırmalar, taze pişmiş sıcak pilav yerine pişirilip 24 saat buzdolabında soğutulduktan sonra ısıtılan pirincin 2,5 kat daha fazla dirençli nişasta içerdiğini ve tüketildiğinde kan şekerinde daha küçük bir yükselişe yol açtığını gösteriyor. Benzer şekilde, soğutulmuş patatesin glisemik indeksi, sıcak patatese kıyasla da yüzde 25–28 daha düşüktür” dedi.</p>
<p>Kenger, makarna gibi nişastalı yiyeceklerin çok yumuşayana kadar pişirilmesinin, nişastayı fazla jelatinize ederek glisemik indeksini yükselttiğini belirtti. Buna karşın, “al dente” yani biraz daha kısa süre pişirilmiş makarnanın daha yavaş sindirildiğini ve kan şekerini daha yavaş yükselttiğini de vurguladı.</p>
<p><strong>‘Sebzeyi püre yapmak yerine bütün tüketin’</strong></p>
<p>Yiyeceklerin fiziksel formunun önemine değinen Kenger, “Bütün halde tüketilen tahıllar veya sebzeler, meyveler püre veya suyu sıkılmış formlara göre daha düşük glisemik etki gösterir. Aynı besini farklı şekillerde hazırlamak kan şekeri üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Daha düşük ısıda veya kısa süre pişirmeyi, yemekleri mümkünse biraz soğutup tüketmeyi, besinlerin lifli kısımlarını öğünlerde bırakmayı deneyerek glisemik yükü azaltabilirsiniz” dedi.</p>
<p><strong>‘Hızlı yemekten kaçının’</strong></p>
<p>Kenger, günlük yaşamda uygulanabilecek bazı pratik önerilere de dikkat çekti. Yemekleri yavaş tüketmenin, yemek sonrası kan şekeri ve insülin seviyelerinin yükselmesini önlediğini belirterek yavaş yemenin hem tokluk sinyallerini artırdığını hem de daha dengeli bir kan şekeri seyri sağladığını vurguladı. Öğün atlamamanın ve porsiyonları dengelemenin de önemli olduğunu ifade eden Kenger, uzun süre aç kalıp ardından fazla yemek yemenin kan şekerinde keskin yükselişlere yol açabileceğini, bu nedenle üç ana ve üç ara öğün şeklinde düzenli beslenmenin faydalı olduğunu söyledi. Ayrıca, günde bir çay kaşığı tarçın tüketiminin açlık kan şekerini düşürmeye ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabileceğini, yemek sonrası 5–10 dakikalık hafif bir yürüyüşün de kan şekeri artışını yavaşlattığını belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433">&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
