<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nedenler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/nedenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/nedenler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 11:59:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>nedenler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/nedenler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 11:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[şaşırtıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyen]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397">Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:</p>
<p><strong>Yalnızlık</strong></p>
<p>Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.</p>
<p><strong> Beyaz önlük sendromu</strong></p>
<p>Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. “Beyaz önlük etkisi” olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong> Tuvalete gitmeyi geciktirmek</strong></p>
<p>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusal konuşmalar</strong></p>
<p>Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Susuzluk</strong></p>
<p>Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.</p>
<p><strong> Şeker</strong></p>
<p>Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bitkisel takviyeler</strong></p>
<p>Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Uyku apnesi</strong></p>
<p>Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.</p>
<p><strong> Tiroid problemleri</strong></p>
<p>Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.</p>
<p><strong> Doğum kontrol ilaçları</strong></p>
<p>Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong>Antidepresanlar</strong></p>
<p>Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.</p>
<p><strong>Ağrı kesici kullanımı</strong></p>
<p>Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.</p>
<p><strong> Potasyum eksikliği</strong></p>
<p>Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve, sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Ağrı</strong></p>
<p>Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397">Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorsa]]></category>
		<category><![CDATA[eşlik]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda son yıllarda ekran kullanım süresinin uzaması, uyku düzensizlikleri, okul stresi ve sağlıksız beslenme nedeni ile baş ağrısı sorunu yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028">Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda son yıllarda ekran kullanım süresinin uzaması, uyku düzensizlikleri, okul stresi ve sağlıksız beslenme nedeni ile baş ağrısı sorunu yaygınlaşıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Aydınlı,<strong> </strong>baş ağrısının masum nedenleri olduğu gibi, ciddi hastalıklara işaret eden tehlikeli nedenlerinin de olabildiğini belirterek “Ülkemizde özellikle okul çağı çocuklarında baş ağrısı yaygın bir sağlık sorunu haline gelmiştir. İlköğretim çağındaki çocukların yaklaşık yarısı, lise çağındaki çocukların ise üçte ikisinin değişen sıklıklarla baş ağrısı yaşadığı saptanmıştır. Baş ağrısının altında bazen açlık ve susuzluk gibi basit nedenler yatabilirken, bazen de ciddi sorunlardan kaynaklanabilir” diyor. Bu nedenle ailelerin özellikle bazı belirtilere çok dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydınlı, çocuklarda baş ağrısına yol açan etkenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeni ve beslenme bozuklukları </strong></li>
</ul>
<p>Yetersiz uyku, düzensiz uyku saatleri, açlık ve susuzluk çocuklarda baş ağrısı gelişimine zemin hazırlar. Düzenli uyku ve yeterli beslenme ağrıları azaltabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Psikolojik Stres ve Anksiyete</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda okul stresleri, arkadaş ilişkileri veya aile problemleri baş ağrısını tetikleyebilir. Bu durumlarda ebeveynlerin davranışları ve çocuğa yaklaşımları önemlidir, psikolojik destek gerekli olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Migren </strong></li>
</ul>
<p>Migren çocuklarda çok sık görülen baş ağrısı tipidir. Zonklayıcı, genellikle tek taraflıdır ve ışık, ses hassasiyeti, mide bulantısı gibi eşlik eden semptomlar olabilir. Atağı başlatan tetikleyiciler stres, açlık, uyku düzensizliği olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Göz sorunları </strong></li>
</ul>
<p>Yanlış numaralı gözlük kullanımı, göz yorgunluğu, ekrana uzun süre maruz kalma veya göz hastalıkları baş ağrısına neden olabilir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görme muayenesi ve uygun gözlük seçimi önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Gerilim tipi baş ağrısı</strong></li>
</ul>
<p>Çocuklarda en sık görülen baş ağrısı türlerinden biri de gerilim tipi baş ağrısıdır. Stres, okul baskısı, duruş bozukluğu, psikolojik sıkıntılar bu baş ağrısına yol açabilir. Ağrı genellikle baş çevresinde sıkıştırıcı veya baskı hissi şeklindedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sinüzit ve Enfeksiyonlar</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk algınlığı, sinüs enfeksiyonu gibi durumlarda sinüslerin iltihaplanması baş ağrısı oluşturabilir. Bu ağrılar genellikle yüz ve başın ön kısmında hissedilir, burun tıkanıklığı gibi belirtilerle birlikte olur.</p>
<ul>
<li><strong>Kafa travmaları ve organik nedenler </strong></li>
</ul>
<p>Kafa yaralanmaları, kafa içi basınç artışları, nadiren tümör gibi ciddi nedenler de baş ağrısının sebebi olabilir ve mutlaka ciddi değerlendirme gerektirir. </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeyin</strong></p>
<p>Çocuklarda baş ağrısı konusunda toplumda en sık yapılan hatalar arasında; yanlış ağrı kesici kullanımı, baş ağrısını ihmal etme veya stres ve psikolojik etkenleri göz ardı etme geliyor. Prof. Dr. Nur Aydınlı, baş ağrısına özellikle bazı belirtiler eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden çocuk nöroloğu veya sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğini belirterek, baş ağrısında ihmale gelmez durumları şöyle sıralıyor; </p>
<p>•        Ani başlayan, şiddetli veya sürekli ilerleyici baş ağrıları varsa</p>
<p>•        Baş ağrısına kusma, mide bulantısı, görme bozukluğu, bilinç değişikliği eşlik ediyorsa</p>
<p>•        Baş ağrısı uykudan uyandırıyorsa veya sabahları daha şiddetliyse</p>
<p>•        Kafa travması sonrası baş ağrısı varsa</p>
<p>•        Ağrı kesiciye yanıt vermiyorsa</p>
<p>•        Haftada iki veya daha fazla tekrarlıyorsa</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-bas-agrisina-bu-belirtiler-eslik-ediyorsa-583028">Çocuğunuzun baş ağrısına bu belirtiler eşlik ediyorsa…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekanın Terapi Seanslarının Yerini Tutmadığını Gösteren nedenler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-terapi-seanslarinin-yerini-tutmadigini-gosteren-nedenler-563738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 08:41:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gösteren]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[seanslarının]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[tutmadığını]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda bazı kullanıcıların yapay zekayı “dijital terapist” olarak görmeye başladığını hatırlatan Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, insan-yapay zeka ilişkilerinin psikolojik etkileri ve potansiyel riskleri hakkında uyardı. “Yapay zeka yargılamıyor, hep ulaşılabilir, ‘sizi anlıyormuş’ gibi davranıyor” diyen Öz, yapay zeka ile sohbetin terapi seanslarının yerini tutamayacağının altını çizerek nedenlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-terapi-seanslarinin-yerini-tutmadigini-gosteren-nedenler-563738">Yapay Zekanın Terapi Seanslarının Yerini Tutmadığını Gösteren nedenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son zamanlarda bazı kullanıcıların yapay zekayı “dijital terapist” olarak görmeye başladığını hatırlatan Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, insan-yapay zeka ilişkilerinin psikolojik etkileri ve potansiyel riskleri hakkında uyardı. “Yapay zeka yargılamıyor, hep ulaşılabilir, ‘sizi anlıyormuş’ gibi davranıyor” diyen Öz, yapay zeka ile sohbetin terapi seanslarının yerini tutamayacağının altını çizerek nedenlerini anlattı.</em></p>
<p>“Yapay zeka sizi rahatlatabilir ama sizi dönüştüremez. Dolayısıyla iyileştirmez” diyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, ruhsal destek arayışında olan bireylerin yapay zeka tabanlı çözümler yerine mutlaka alanında uzman terapistlere başvurması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>YAPAY ZEKANIN TERAPİ SEANSLARININ YERİNİ TUTMADIĞINI GÖSTEREN NEDENLER</strong></p>
<p><strong>• Empati Kuramaz</strong></p>
<p>Yapay zeka ile kurulan iletişimin bir terapi ilişkisi olmadığının altını çizen Öz, “Yapay zekanın programlanmış cümleleri var; empati yetisi, bir kalbi, içgörüsü yok. Yani yapay zeka empatiyi sadece simüle edebilir, gerçekten hissedemez” dedi. Yapay zekanın sadece yazılı veya sesli komutlara tepki verdiğini ve duygusal karmaşıklığı kavrayamadığını anlatan Öz, şöyle devam etti: “Bu konunun uzmanları, duygusal zekâları yüksek bireylerdir ve gözlem yetenekleri çok gelişmiştir. Ses tonu ve beden dili gibi ince sinyallerden kişinin hissettikleri hakkında çıkarımlarda bulunabilirler. Kişisel fayda bu noktadan sonra oluşur.”</p>
<p><strong>• Gerçekle Yüzleştirmez</strong></p>
<p>Psikoterapinin temel hedeflerinden birinin kişinin kendiyle yüzleşmesini sağlamak ve olaylar karşısında yeni bir bakış açısı kazandırmak olduğunu anlatan Öz, yapay zeka sohbetlerinde ise kişinin baktığı tarafa göre yanıtlar geliştirildiğini dolayısıyla sadece kişinin duymak istediklerini söylediğini aktardı. Psikoterapide yüzleştirme varken, yapay zekanın amacının kişiyi haklı hissettirmek olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>• Veri Güvenliği Sağlanamaz</strong></p>
<p>Terapilerin gizlilik esasına göre yapıldığını ve bu konuda etik kurallara bağlılığın son derece önemli olduğunu hatırlatan Öz, yapay zeka kullanımında böyle bir gizliliğin söz konusu olmadığını belirtti ve şunları söyledi:</p>
<p>“Yapay zeka sistemleri büyük miktarda veriyi işlediği için yanlış ellere bu verilerin sızması veya kötüye kullanılması riski vardır. Özellikle ruh sağlığıyla ilgili hassas verilerin işlenmesi, saklanması ve paylaşımı çok büyük etik riskler taşımaktadır.”</p>
<p><strong>• Bireysel Bağ Kurma Eksikliği Var</strong></p>
<p>Terapilerin sadece öneri değil, derinlemesine analiz ve karşılıklı ilişki ile ilerlediğini ve iki insan arasındaki güven ilişkisi üzerine kurulduğuna işaret eden Öz, “Yapay zeka, insanla kurulan derin ve anlamlı terapötik ilişkiyi kopyalayamaz. Oysa terapistler aktif dinleme yaparak, duyguları yansıtarak, yanlış anlamaları düzelterek, kişinin içsel dünyasına derinlemesine nüfuz eder. Terapistle kurulan bağ, güven inşa etmek için kritik öneme sahiptir” dedi.</p>
<p><strong>• Karmaşık Psikolojik Durumlar ve Kriz Anlarında Etik Kararlar Alamaz</strong></p>
<p>Kişilik bozuklukları, majör depresyon gibi ağır psikolojik rahatsızlıklarda yapay zekanın vereceği birkaç tavsiyenin yeterli olamayacağını belirten Öz, “Ayrıca intihar düşünceleri, şiddet, travma gibi durumlarda yapay zeka yetersiz kalır. Terapistler bu gibi durumlarda gerekirse destek kaynaklarına yönlendirir, kriz müdahalesi yapar. Yapay zeka bu tür kararları etik olarak alamaz ve almamalıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>• Yasal Sorumluluğu Yoktur</strong></p>
<p>En önemli noktalardan birinin de yapay zekanın yasal sorumluluğunun bulunmaması olduğunu belirten Öz, “Terapistler meslek etiğine, denetimine ve yasal sorumluluğa tabidir. Yapay zeka hata yapsa bile etik sorumluluk taşımaz. Terapi için güvenli ve etik bir ortam gerekir. Yapay zeka ile bu sağlanamaz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Yapay Zeka ile Dertleşmek Bazı Tehlikeler de Doğurabiliyor”</strong></p>
<p>Yapay zekadan bazen yanlış, eksik ya da bağlamdan kopuk bilgiler edinilebildiğini, bunun da özellikle ruh sağlığı gibi hassas konularda olumsuz sonuçlara neden olabileceğini hatırlatan Merve Öz, yapay zeka ile dertleşmenin olası tehlikeleri konusunda şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Yapay zeka ile sürekli sohbet etmenin sonucu olarak insanlarda ‘Yapay zeka beni anlıyor, insanlara ihtiyacım yok’ düşüncesi gelişebilir. Oysa duygusal iyileşme genellikle insanlar arası ilişkiler üzerinden gerçekleşir. Yapay zekaya fazla bağlanmak, yalnızlığı derinleştirebilir. Ayrıca kişi konuşunca rahatladığını sanabilir ama sorun içeride büyümeye devam edebilir. Yani yalancı bir rahatlama ortaya çıkabilir. Yapay zeka rahatsız edici veya zorlayıcı konuların üzerine gitmez çünkü yapay zeka iyi hissettirmeye odaklıdır. Bu da derinleşmeyi engelleyebilir hatta kaçınmayı besleyebilir. Sürekli yapay zekaya fikir danışmak zamanla beyin için bir tembelleşme alanı yaratabilir, kişinin özgün düşünme becerilerini köreltebilir. Bu bir alışkanlığa dönüştüğünde ise kişi öz farkındalık, duygusal dayanıklılık ve içsel dünyası ile bağlantı kurmak yerine hep dışardan yanıt aramaya başlar. Bu da bağımlılığa yol açabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-terapi-seanslarinin-yerini-tutmadigini-gosteren-nedenler-563738">Yapay Zekanın Terapi Seanslarının Yerini Tutmadığını Gösteren nedenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
