<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nasıl | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/nasil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/nasil</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Sep 2025 11:18:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>nasıl | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/nasil</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sıcak hava dalgası etkili olacak, 6 ilde yağış var: Bugün hava nasıl olacak?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-dalgasi-etkili-olacak-6-ilde-yagis-var-bugun-hava-nasil-olacak-570328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Aug 2025 09:04:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[dalgası]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ilde]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meteoroloji uyarıyor: Türkiye genelinde hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Marmara’nın kuzeybatısı ve Doğu Akdeniz’de kısa süreli sağanaklar görülebilir ancak sıcak hava dalgası etkisini sürdürüyor. Sıcak çarpmasına karşı dikkat.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-dalgasi-etkili-olacak-6-ilde-yagis-var-bugun-hava-nasil-olacak-570328">Sıcak hava dalgası etkili olacak, 6 ilde yağış var: Bugün hava nasıl olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#8217;nün (MGM) 31 Ağustos Pazar günü hava durumu tahminlerine göre sıcak hava dalgası etkili olacak.</p>
</div>
<div>
<p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam edeceği belirtildi. Marmara’nın kuzeybatısı ile Doğu Akdeniz’in parçalı ve yer yer çok bulutlu olacağı, Edirne, Kırklareli, Osmaniye ve çevreleri ile Adana’nın doğusu, Kahramanmaraş’ın güneybatısı ve Hatay kıyılarında kısa süreli sağanak ve gök gürültülü sağanak geçişlerinin yaşanabileceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<p>Uzmanlar, sıcak hava dalgasının etkisiyle güneş çarpması riskinin arttığını vurgulayarak günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkılmasını önermiyor.</p>
</div>
<div>
<p><b>🌤 MARMARA</b></p>
</div>
<div>
<p>Parçalı ve az bulutlu, kuzeybatısının yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra Kırklareli ve Edirne çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Çanakkale:</strong> 32°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Edirne:</strong> 32°C – Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</div>
<div><strong>İstanbul:</strong> 33°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Kırklareli:</strong> 32°C – Parçalı ve az bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>☀️ EGE</b></p>
</div>
<div>
<p>Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Afyonkarahisar:</strong> 33°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Denizli:</strong> 37°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>İzmir:</strong> 34°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Muğla:</strong> 35°C – Az bulutlu ve açık</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>🌡 AKDENİZ</b></p>
</div>
<div>
<p>Parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu. Osmaniye çevreleri, Adana&#8217;nın doğusu, Kahramanmaraş&#8217;ın güneybatısı ve Hatay kıyılarında yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Adana:</strong> 33°C – Parçalı ve az bulutlu, doğusu öğleden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</div>
<div><strong>Antalya:</strong> 30°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Burdur:</strong> 36°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Hatay:</strong> 31°C – Parçalı bulutlu, kıyılar yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>🌞 İÇ ANADOLU</b></p>
</div>
<div>
<p>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Ankara:</strong> 34°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Eskişehir:</strong> 35°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Konya:</strong> 35°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Nevşehir:</strong> 33°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>🌄 BATI KARADENİZ</b></p>
</div>
<div>
<p>Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Bolu:</strong> 35°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Düzce:</strong> 36°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Sinop:</strong> 31°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Zonguldak:</strong> 28°C – Az bulutlu ve açık</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>🌅 ORTA ve DOĞU KARADENİZ</b></p>
</div>
<div>
<p>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Amasya:</strong> 38°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Samsun:</strong> 31°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Tokat:</strong> 39°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
<div><strong>Trabzon:</strong> 27°C – Parçalı ve az bulutlu</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>🏔 DOĞU ANADOLU</b></p>
</div>
<div>
<p>Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Erzurum:</strong> 33°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Kars:</strong> 33°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Malatya:</strong> 36°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Van:</strong> 30°C – Az bulutlu ve açık</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>🌵 GÜNEYDOĞU ANADOLU</b></p>
</div>
<div>
<p>Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.</p>
</div>
<div>
<div>
<div><strong>Diyarbakır:</strong> 38°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Gaziantep:</strong> 36°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Mardin:</strong> 33°C – Az bulutlu ve açık</div>
<div><strong>Siirt:</strong> 39°C – Az bulutlu ve açık</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-dalgasi-etkili-olacak-6-ilde-yagis-var-bugun-hava-nasil-olacak-570328">Sıcak hava dalgası etkili olacak, 6 ilde yağış var: Bugün hava nasıl olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tavuk Karası Hastalığı ve Tedavisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-ve-tedavisi-nasil-olmali-562736</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2025 18:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[karası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tavuk Karası Hastalığı tedavisi var mı ? Uzmanlar, tavuk karası hastalığının kök hücre yöntemi ile tedavi edilebileceğini öne sürdü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-ve-tedavisi-nasil-olmali-562736">Tavuk Karası Hastalığı ve Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tavuk Karası Hastalığı tedavisi var mı ? Uzmanlar, tavuk karası hastalığının kök hücre yöntemi ile tedavi edilebileceğini öne sürdü.</p>
<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Sinan Emre, halk arasında  tavuk karası olarak bilinen retinitis pigmentosa hastalığında, kök hücre tedavisinin hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor. Kalıtsal bir retina hastalığı olan tavuk karası, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ilerleyici bir hastalık olarak öne çıkıyor. Şu anda kesin bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkta, kök hücre tedavisi sayesinde önemli kazanımlar elde edilebiliyor.</p>
<p><b>Görme Kaybının İlerlemesi Yavaşlatılabilir</b></p>
<p>Retina hücrelerinin zamanla bozulmasıyla ortaya çıkan tavuk karası hastalığında, gece körlüğü ve daralan görme alanı yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Sinan Emre, kök hücre tedavisinin bu hastalıkta umut vadeden bir yaklaşım olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor,  “Tavuk karası, günümüzde kesin olarak tedavi edilebilen bir hastalık değil. Ancak, kök hücre tedavisi sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve bazı görsel fonksiyonlar korunabiliyor. Bu da hastaların günlük yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileşmeler sağlıyor.”</p>
<p><b>Karanlık Adaptasyonunda ve Görme Alanında İyileşme Mümkün</b></p>
<p>Tavuk Karası hastalarının zorlandığı durumlardan biri olan karanlık ortamlarda görme sorunu, kök hücre tedavisiyle kısmen hafifletilebilir. Tedavi sonrasında hastalar karanlığa daha kolay adapte olabilir ve gece görüş performanslarında artış gözlemlenebilir. Hastalığın görme alanında daralma ile seyretmesi ise günlük yaşamda ciddi kısıtlamalara yol açabiliyor. Kök hücre tedavisi, bazı hastalarda çevresel görme alanının genişlemesini sağlayarak bireyin hareket kabiliyetini artırabiliyor.</p>
<p><b>Mevcut Görme Düzeyi Korunabiliyor</b></p>
<p>Kök hücre tedavisinin bir diğer önemli avantajı ise mevcut görme seviyesinin korunmasına yardımcı olması. İlerleyici görme kaybını durdurmasa da hastalığın mevcut seviyede sabitlenmesi, kişinin bağımsız yaşamını sürdürebilmesi açısından önemli. Prof. Dr. Sinan Emre, “Hedefimiz, mevcut görmeyi koruyarak, hastanın yaşam kalitesini maksimum düzeyde sürdürmesini sağlamak. Özellikle erken evrede başlanan tedavilerde bu başarı oranı daha yüksek,” açıklamasında bulundu.</p>
<p><b>Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımı Şart</b></p>
<p>Kök hücre tedavisi her hasta için uygun olmayabilir. Uygulama kararı; kişinin hastalık evresi, genetik yapısı ve genel göz sağlığı gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. “Tedavi süreci her hastada farklılık gösterebilir. Bu nedenle kişiye özel değerlendirme ve multidisipliner bir yaklaşım benimsenmeli” diyen Prof. Dr. Sinan Emre, kök hücre tedavisinin deneyimli uzmanlar tarafından, uygun koşullarda uygulanması gerektiğini söyledi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tavuk-karasi-hastaligi-ve-tedavisi-nasil-olmali-562736">Tavuk Karası Hastalığı ve Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demans Tedavisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/demans-tedavisi-nasil-olmali-562733</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2025 18:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demans tedavisi nasıl olmalı. Her unutkanlık demans değil! Uzmanlar, demansın nedenleri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demans-tedavisi-nasil-olmali-562733">Demans Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demans tedavisi nasıl olmalı. Her unutkanlık demans değil! Uzmanlar, demansın nedenleri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi.</p>
<p>Unutkanlığın çoğu zaman hayatın doğal bir parçası olarak kabul edildiğini belirten uzmanlar, ancak bazı belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Yaşlanmayla birlikte hafızada belirli değişiklikler olmasının doğal olduğunu ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Bu, her yaşlılık dönemi hafıza sorununun demans belirtisi olduğu anlamına gelmez. Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterizedir.” dedi. Stres, uykusuzluk, vitamin eksikliği gibi nedenlerin de unutkanlığa yol açabileceğine dikkat çeken Şalçini, bu durumların tedavi edilebildiğini, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve zihni aktif tutmanın beyin sağlığı için önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, unutkanlığın ne zaman normal bir durum, ne zaman demans gibi ciddi bir sorunun belirtisi olabileceği anlattı.</p>
<p><b><strong>Günlük hayatta karşılaşılan basit unutkanlıklar genellikle endişe verici değil!</strong></b></p>
<p>Unutkanlığın hepimizin yaşadığı, çoğu zaman normal kabul edilen bir durum olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “Günlük yaşamda unutkanlık çoğu zaman mizah konusu olsa da bazen akıllara ‘her unutkanlık demans belirtisi mi?’ gibi önemli sorular getirir” diye konuştu. Günlük hayatta karşılaşılan basit unutkanlıkların genellikle endişe verici olmadığını dile getiren Şalçini, “Anahtarı nereye koyduğumuzu unutmak, birinin ismini hatırlayamamak, markete gidince birkaç şeyi almayı unutmak veya bir kelimeyi dilimizin ucuna gelip de söyleyememek oldukça normal kabul edilir. Bunlar, beynimizin yoğun bilgi akışı içinde zaman zaman yaşadığı geçici aksaklıklardır” dedi.</p>
<p><b><strong>Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterize!</strong></b></p>
<p>Yaşlanmayla birlikte hafızada belirli değişiklikler olmasının doğal olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Yeni bilgileri eskisi kadar hızlı öğrenememek, olayları hatırlamak için biraz daha zamana ihtiyaç duymak gibi durumlar yaşlılıkla birlikte görülebilir. Ancak bu, her yaşlılık dönemi hafıza sorununun demans belirtisi olduğu anlamına gelmez. Demans, beynin fonksiyonlarında belirgin ve ilerleyici bozulmalarla karakterizedir” şeklinde konuştu. Unutkanlığın sadece yaşlanma veya demansla ilgili olmadığını da vurgulayan Şalçini, “Stres, yoğun çalışma temposu, uykusuzluk, B12 eksikliği, tiroid bozuklukları, depresyon, anksiyete ve bazı ilaçların yan etkileri gibi birçok faktör unutkanlığa neden olabilir. Bu durumlar genellikle altta yatan neden tedavi edildiğinde veya ortadan kaldırıldığında düzelir.” dedi.</p>
<p><b><strong>Normal unutkanlıklardan farklı olarak, demans günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler!</strong></b></p>
<p>Hangi unutkanlıkların bir uyarı sinyali olabileceği ve doktora başvurmayı gerektireceğine değinen Dr. Celal Şalçini, “Normal unutkanlıklardan farklı olarak, demans belirtileri genellikle günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler ve zamanla kötüleşir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Yemek pişirmeyi veya faturaları ödemeyi unutmak gibi günlük görevleri yerine getirmede zorluk; problem çözme ve planlama yeteneğinde azalma, karmaşık işleri organize edememek; zaman ve yer kavramında karışıklık; tanıdık bir yerde kaybolmak gibi görsel-uzamsal yeteneklerde bozulma; kelime bulmada güçlük çekmek veya konuşmayı takip edememek; eşyaları yanlış yerlere koyma ve bulamama, daha sonra mantıksız yerlerde bulmak; basit kararları bile verememek; hobilerden ve sosyal aktivitelerden uzaklaşma; kişilik ve ruh halinde değişiklikler.</p>
<p>Eğer kendinizde veya sevdiklerinizde bu tür belirtilerin bir araya geldiğini ve günlük yaşamı olumsuz etkilediğini fark ederseniz, bir doktora başvurmak önemlidir.”</p>
<p><b><strong>Unutkanlık hayatın doğal bir parçası ancak beyin sağlığını korumak gerekli…</strong></b></p>
<p>Demans teşhisi almamış ancak unutkanlık yaşayan bireyler için bazı önerilerde bulunan Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Düzenli egzersiz yapın, dengeli beslenin ve yeterli uyuyun. Beyin sağlığı için bu adımlar çok önemli. Beyninizi aktif tutun. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni bir dil veya enstrüman öğrenin. Sosyal aktivitelerde bulunun ve sevdiklerinizle vakit geçirin. Meditasyon ve yoga gibi stresi azaltmaya yönelik teknikler öğrenin. Notlar alın, ajanda kullanın, hatırlatıcılar kurun. Unutkanlığınızın altında yatabilecek tıbbi nedenleri araştırmak için doktorunuza danışın. Unutkanlık çoğu zaman hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bu durum günlük yaşamınızı etkilemeye başladığında veya beraberinde başka belirtilerle ortaya çıktığında, bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin. Unutmayın, erken teşhis birçok durumda çok önemlidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demans-tedavisi-nasil-olmali-562733">Demans Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Diş Çürüğü Nasıl Engellenir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-dis-curugu-nasil-engellenir-560488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2025 18:49:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çürüğü]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[engellenir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk diş çürüğü nasıl engellenir? Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, anne ve babaların çocuklardaki diş çürüklerini engelleyecek önerilerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-dis-curugu-nasil-engellenir-560488">Çocuk Diş Çürüğü Nasıl Engellenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk diş çürüğü nasıl engellenir? Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, anne ve babaların çocuklardaki diş çürüklerini engelleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p>Diş çürüğü, bir bakteri aracılığıyla gelişen; doğru ağız bakımı ve sağlıklı beslenmeyle kolayca önlenebilecek kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle çocukluk çağında edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları, bu hastalığın temel sebepleri arasında yer alır. “Amerikan Sağlık Derneği (AHA) yönergelerine göre, 2 yaşın altındaki çocukların yiyeceklerinde şeker olmamalıdır,” diyen Diş Hekimi Nurgül Demir, ailelerin bu konuda bilinçli davranmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>
<p><b>Çürükler Bulaş Yoluyla Bebeğe Geçebilir</b></p>
<p>Dt. Nurgül Demir, çürüklerin sadece şekerli gıdalarla değil, bulaş yoluyla da bebeklere geçebileceğini belirterek: “Diş çürüğü bulaşıcıdır. Çürük bakterisi, ebeveynlerden ya da bakımı üstlenen kişilerden bebeklere geçebilir. Bu nedenle bebeğe özel kaşık, biberon ve emzik kullanılmalı; bebekler ağız kenarlarından öpülmemelidir. Aksi halde daha ilk dişi çıkmadan çürük riskiyle karşı karşıya kalabilirler.” dedi. Anne sütünün tartışmasız faydalarının yanında, içerdiği doğal şeker nedeniyle ağızda kalıntı bırakabileceğini de hatırlatan Demir, her emzirmeden sonra ağız içinin suyla çalkalanması ya da nemli bir tülbentle silinmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/cocuk-dis-curugu-nasil-engellenir-0-c8RBiphf.jpeg"/></p>
<p><b><strong>Biberonla tatlandırılmış uykuya hayır</strong></b></p>
<p>Gece uyumadan önce bebeğe bal ya da pekmezle tatlandırılmış biberon veya emzik verilmemesi gerektiğine dikkat çeken Dt. Nurgül Demir, “Gece boyunca tükürük akışı azalır, şeker ise ağız içi pH’yı düşürerek çürük bakterilerini hızla çoğaltır. Bu da erken çocukluk çağı çürüklerinin temel sebebidir,” diyor. Ek gıda döneminde çocuklara beyaz şeker yerine doğal tatlandırıcılar (bal, pekmez, keçiboynuzu özü) öneren Demir, bu ürünlerin ardından diş yüzeylerinin mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurguluyor. Süt ve süt ürünlerinin çürük önleyici etkisine de değinen Nurgül Demir, özellikle peynirin içeriğindeki kazein maddesinin diş minesini güçlendirdiğini ve ağız içi asidik dengeyi düzenlediğini belirtiyor.</p>
<p><b><strong>5 yaşa kadar alışkanlık kazandırın</strong></b></p>
<p>Çocuklarda erken yaşta kazandırılan alışkanlıkların diş sağlığı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Demir “5 yaşına kadar çocuklara sağlıklı beslenme ve düzenli ağız bakım alışkanlığı kazandırmalıyız. Okula başladıklarında şeker tüketimi sınırlandırılmalı, pediatrist kontrolünde uzun vadeli diyetler planlanmalı. Çocuklarımızın ağız sağlığını bugünden korursak, yarının sağlıklı nesillerini inşa etmiş oluruz.” diyerek sözlerini noktaladı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-dis-curugu-nasil-engellenir-560488">Çocuk Diş Çürüğü Nasıl Engellenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı cevapladı: Büyük felaketler çocuklara nasıl anlatılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-cevapladi-buyuk-felaketler-cocuklara-nasil-anlatilmali-559978</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 14:44:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[cevapladı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[felaketler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, toplumsal felaketlerin çocuklar üzerindeki duygusal etkileri hakkında bilgi verdi ve ebeveynlerin çocukların bu zor süreçleri sağlıklı atlatabilmesi için nasıl destek olmaları gerektiği anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-cevapladi-buyuk-felaketler-cocuklara-nasil-anlatilmali-559978">Uzmanı cevapladı: Büyük felaketler çocuklara nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, toplumsal felaketlerin çocuklar üzerindeki duygusal etkileri hakkında bilgi verdi ve ebeveynlerin çocukların bu zor süreçleri sağlıklı atlatabilmesi için nasıl destek olmaları gerektiği anlattı. </p>
<p><strong>Çocuklar, trajik olaylarla başa çıkmak için ebeveyn ve yetişkin desteğine ihtiyaç duyar!</strong></p>
<p>Çocukların, çevrelerinde yaşanan trajik olayları algılarken yaşlarına, bilişsel düzeylerine ve duygusal dayanıklılıklarına göre farklı tepkiler verdiklerini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Küçük yaşlardaki çocuklar, olayları somut ve sınırlı bir şekilde anlamlandırırken, neden-sonuç ilişkilerini tam olarak kavrayamayabilirler. Daha büyük çocuklar ise olayların boyutunu, sonuçlarını ve duygusal etkilerini daha derinlemesine anlayabilirler.” dedi.</p>
<p>Çocuğun duygusal dayanıklılığının bu noktada önemli etkenlerden biri olduğuna dikkat çeken Ergür, “Çocuklarda bu durum kaygı, korku ve güvenlik duygusunda sarsılmalara yol açabilir. Çocuklar, trajik olayların etkisiyle başa çıkabilmek için ebeveynlerin ve yetişkinlerin desteğine ihtiyaç duyarlar. Yetişkinlerin çocuklara yapacakları açıklamalar ve baş etme davranışlarıyla model olmaları oldukça destekleyici olacaktır. Şefkatli bir iletişim ve güvenli bir ortam, çocukların bu olayları anlamlandırmasına ve duygusal iyilik halini yeniden kazanmasına yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklara yaşlarına uygun ve güven verici bilgi verilmeli!</strong></p>
<p>Ailelerin, çocukları felaketlerden korumak adına olayları tamamen yok saymasının, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocuklar çevrelerindeki değişiklikleri ve duygusal yoğunluğu hissedebilir, belirsizlik ve açıklama eksikliği ise kaygıyı artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle, çocukları olaylardan tamamen izole etmek yerine, yaş ve gelişim düzeylerine uygun, kontrollü bir şekilde bilgi vermenin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu kaydeden Ergür, şeffaf, sade ve güven verici bir dil kullanarak durumu açıklamanın, aynı zamanda duygusal destek sunmanın, çocukların korkularını yatıştıracağını ve güvende hissetmelerine yardımcı olacağını aktardı.</p>
<p><strong>Empati ve umut mesajları, çocukların olayları sağlıklı algılamasını sağlar!</strong></p>
<p>Felaket dönemlerinde çocuklar için eğlence veya dikkat dağıtıcı etkinliklerin düzenlenmesinin, onların duygusal yüklerini hafifletmek, iyi hissetmelerini sağlamak ve güven duygularını yeniden inşa etmek açısından faydalı olabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, şunları söyledi:</p>
<p>“Ancak, bu yaklaşım çocukların olayları tamamen yok saymasına veya toplumsal sorumluluk bilincinden uzaklaşmasına neden olmamalı. Çocukların hem olayın ciddiyetini anlayabilmesi hem de umut ve dayanışma duygusunu deneyimlemesi önemlidir. Bu nedenle, etkinlikler sırasında çocuklara yaşlarına uygun şekilde empati, dayanışma ve umut mesajları verilmesi, toplumsal olayları sağlıklı bir şekilde algılamalarına katkı sağlar.</p>
<p><strong>Ebeveynler, güven verici bir tutumla umut duygusunu pekiştirmeli!</strong></p>
<p>Çocukların felaketler karşısında sağlıklı bir dayanıklılık geliştirebilmeleri için ebeveynlerin, bilgi verirken yaş ve gelişim düzeyine uygun bir dil kullanmaları gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Çocukların duygusal ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı. Gereksiz detaylardan kaçınılarak sade, net ve doğru bilgi paylaşılmalı; aynı zamanda çocukların hislerini ifade etmelerine olanak tanınmalı. Ebeveynler, korku ve kaygılarını yatıştırmak için güven verici bir tutum sergilemeli, birlikte çözüm yolları ve dayanışma örnekleri paylaşarak umut duygusunu pekiştirmeli. Bu yaklaşım, çocukların hem olayı anlamlandırmasına hem de duygusal dayanıklılık kazanmalarına destek olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çocukların duyguları kabul edilmeli ve ifade etmelerine olanak tanınmalı!</strong></p>
<p>Çocukların felaketlere tanık olduktan sonra hissettikleri korku ve endişelerle başa çıkabilmeleri için ebeveynlere önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öncelikle çocukların duygularını kabul etmeli ve ifade etmelerine olanak tanımalılar. Güven verici bir iletişimle, olaylara dair yaşlarına uygun açıklamalar yapılarak, belirsizlikler ortadan kaldırıldıktan sonra çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olmak gerekir. Çocukların konuşmaları için teşvik edilmesi, oyun veya resim gibi yollarla duygularını ifade etmelerine destek olmak oldukça önemli. Bunun yanı sıra çocukların rutinlerini sürdürmeleri, onlara güvenli bir alan sağlar ve duygusal dengeyi destekler. Nefes egzersizleri, rahatlatıcı müzik, sanat etkinlikleri veya hikayeler gibi sakinleştirici aktiviteler de çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olur ve stresin azalmasını sağlar. Gerektiğinde bir uzman desteği almak, çocuğun sağlıklı bir şekilde iyileşme sürecine katkıda bulunur.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-cevapladi-buyuk-felaketler-cocuklara-nasil-anlatilmali-559978">Uzmanı cevapladı: Büyük felaketler çocuklara nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak Havalarda Çalışma Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-calisma-nasil-olmali-559060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 10:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu ve  Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, sıcak havalarda çalışan emekçilerin sağlığı konusunda bir açıklama yaptı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-calisma-nasil-olmali-559060">Sıcak Havalarda Çalışma Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu ve  </strong><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, sıcak havalarda çalışan emekçilerin sağlığı konusunda bir açıklama yaptı. </strong></p>
<p>Sıcak havalarda çalışma nasıl olmalı? Hava sıcaklıkları çok arttı. Klima/vantilatör olmadan evde oturan, büroda çalışan kişileri bile çok bunaltan bir hava var bugünlerde. Açık havada güneş altında çalışmak zorunda olan işçiler ise neredeyse hiçbir önlem alınmadan, hayati risk altında çalışmaya devam ediyorlar.</p>
<p>İskenderun’da 26 Temmuz’da iki askerimizin sıcağa bağlı su kaybından öldüğü düşünülmektedir. Millî Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında <em>“…ölüm nedenlerinin aşırı sıvı kaybına bağlı (dehidratasyon) kandaki sodyum düzeyinin sebep olduğu çoklu organ yetmezliği tespiti yapılmıştır”</em> denilmiştir. Gerekli önlemler alınmazsa özellikle işçilerde sıcağa bağlı ölümlerin daha da artacağından endişe etmekteyiz.</p>
<p>Meteoroloji tarafından her gün ilan edilen sıcaklıklar gölgede ölçülen değerlerdir. Halbuki işçilerimiz direk güneşin altında saatlerce çalışmak zorundalar.</p>
<p>Sıcak havanın canlıya vereceği zararı sadece sıcaklığı ölçerek anlayamayız. Ayrıca bağıl nem miktarını da bilmek ve buna göre bir <strong>ısı indeksi</strong> çıkarmak gerekiyor. Bağıl nem arttıkça hissedilen sıcaklık artmaktadır. Şöyle bir örnek vererek açıklamak daha anlaşılır olacaktır: Ölçülen sıcaklık 37,7 C° iken, bağıl nem oranı %20 ise hissedilen sıcaklık 36,4 C°, %80 ise hissedilen sıcaklık 70,2 C° olmaktadır. Ülkemizde özellikle güney kıyı bölgelerinde nem oranının çok yüksek olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün web sayfasına bakıldığında 26 Temmuz 2025 tarihinde ölçülen en yüksek sıcaklığın Şırnak, Cizre’de 48,9 C°, nem oranının da Adana’da %96 olduğunu, bu sıcaklıkların önümüzdeki haftada da devam edeceği, dikkatli olunması ve zorunlu olmadıkça 11.00-15.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmaması gerektiği bildirilmiş olduğu görülmektedir. Sağlık Bakanlığı (SB) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı-İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (ÇSGB-İSGGM) web sayfalarında ise bu konuyla ilgili hiçbir uyarıya ve önleme rastlanmamıştır.</p>
<p>Açık havada çalışan inşaat işçileri, yol bakım işçileri, mevsimlik tarım işçileri, liman/tersane işçileri, elektrik/su/doğalgaz arıza, onarım, bakım işçileri, kuryeler, turistik tesislerde çalışan işçiler ve kapalı ortamlarda çalışan fabrika, atölye, depo vb. işçileri hayati tehlike alında çalışmaktadırlar. Onları korumak hepimizden çok devletin sorumluluğundadır.</p>
<p>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün, her gün bölgelere göre <strong>ısı indeksi tabloları</strong> hazırlaması (Grup 1: Dikkat/Sıcak, Grup 2: Aşırı Dikkat/Çok Sıcak, Grup 3: Tehlike/Tehlikeli Sıcak, Grup 4: Aşırı Tehlike/Çok Tehlikeli Sıcak), SB ve ÇSGB ile koordine olarak en azından Grup 4 olarak hesaplanan bölgelerde işin acilen durdurulmasına yönelik merkezi bir kararın verilmesi ve bunun duyurulması gerekmektedir.</p>
<p>Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 15 Haziran-15 Eylül arası 12.30-16.00 saatleri arasında çalışmak yasaklanmıştır. Yunanistan geçen hafta 12.00-17.00 saatleri arasında işi durdurduğunu açıklamış, özel sektörde uzaktan çalışmaya geçilmesini önermiştir.</p>
<p>Sıcaklıkların insanda yaratacağı zararlar ölçülen sıcaklığa, bağıl nem oranına, ortamda gölge varlığına, hava akımına, giyilen kıyafete, kişinin harcadığı beden gücüne, eforuna ve kişisel sağlık durumuna göre değişmektedir. Çocukların, yaşlıların, gebelerin, kronik hastalığı olanların (hipertansiyon, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, kalp hastaları, psikiyatrik hastalıklar vb.), çok ilaç kullanan, çok kilolu/çok zayıf olanların, vücuttan su kaybına neden olan kusma-ishal gibi hastalıkların varlığı kişinin sıcaktan daha çabuk etkilenilmesine neden olmaktadır. Yeterince su içmemek, çok fazla çay-kahve, kafeinli/gazlı/şekerli içecek tüketimi, alkol kullanımı, kalorisi yüksek gıdayla beslenmek, açlık durumu sıcaktan etkilenmeyi daha da artıracaktır. Terlemeyi engelleyecek kıyafet giymek, yıkanmamak/cildin temiz olmaması (ter gözeneklerinin tıkalı olması), koruyucu şapka kullanmamak da olayın şiddetini artıran etkenlerdir.</p>
<p>Aşırı sıcaklarda güneş altında veya kapalı havasız ortamlarda uzun süre mola vermeden çalışmak ölümcül sonuçlara bile yol açabilmektedir. Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, mide ve kas krampları, kusma, ateş, aşırı terleme, solunum sıkıntısı, şuur bulanıklığı, konuşma bozukluğu yaşanabilmektedir. Bu durumda kişiyi acilen serin gölgelik bir yere almak, azar azar su içirmek ve dinlenmesini sağlamak gerekmektedir. Sıcak çarpması ise vücudun ısı denge sistemini bozulması sonucu yüksek ateş, terleyememe, kuru ve kırmızı deri, hızlı ve yüzeysel nabız, nefes darlığı, kas kasılmaları, bilinç kaybı ile giden ölümcül bir durumdur. Hemen 112 tıbbi acil yardım ekipleri çağrılmalı, kişi hastanede tedavi edilmelidir.</p>
<p>2012 yılında yayımlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre özel/kamu fark etmeksizin her işyeri İSG uygulamaları zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde 19,5 milyonu özelde, 5,5 milyonu kamuda olmak üzere yaklaşık 25 milyon çalışan vardır. 13 yıldır zorunlu olmasına rağmen sayısını tam bilmemekle beraber hâlâ birçok işyeri İSG hizmeti almamakta, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurmamakta, bu durum ÇSGB tarafından etkin denetlenmemekte ve caydırıcı önlemler ne yazık ki alınmamaktadır. Bu alandaki mevzuat işverenin İSG maliyetini azaltma ve işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerini piyasaya açma dışında bir işe yaramamıştır. Her ay 100-200 arası işçimizi iş cinayetlerinde kaybetmeye devam ediyoruz. Çalışırken/çalıştığı için hastalanan işçilerin istatistiklerini sağlıklı tutamıyor, meslek hastalığı tanısı koyamıyoruz.</p>
<p>İşyerine ve yapılacak işe yönelik risk değerlendirmesi yapılması, çalışırken/çalıştığı için işçinin sağlığının bozulmaması, meslek hastalığı ve iş kazalarına yönelik işyerinde önlemlerin alınması, sağlığının geliştirilmesi için çalışma ortamının iyileştirilmesi işverenin sorumluluğundadır. Her çalışan işyeri hekimi tarafından işe giriş sırasında muayene edilmeli, sağlık durumuna uygun bir işe yerleştirilmeli, işin tehlikeleri ve yaşanabilecek riskler hakkında bilgilendirilmeli, işin tehlike sınıfına göre işçiler en az 1-5 yılda bir periyodik muayeneye çağrılmalıdır. Sıcakta çalışmasında sakınca bulunan, örneğin kronik hastalığı bulunan çalışanların işyeri hekimi tarafından belirlenmesi, alınması gereken önlemler ve gerekiyorsa iş değişikliği önerisinin işverene yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Birçok şirket/firma/kurum sıcakta çalışmanın yaratacağı sağlık sorunları ve alınması gereken önlemlerle ilgili broşürler yayımlamakta ve işçilerini bilgilendirmekte, eğitimler vermektedir. Ülkemizde bütünsel olarak işçi sağlığı ve güvenliğine yaklaşım sorunu vardır. Patronu/üretimin değil işçinin sağlığını ve güvenliğini merkeze alan merkezi uygulamalar ve önlemler olmadıkça alınacak kişisel önlemlerin bir etkisi olmayacaktır. Kayıt dışı istihdamla mücadele ve sendikalaşma oranının artması da bu alandaki kazanımların açısından çok kritiktir.</p>
<p>Kontrol hiyerarşisi, çalışanları tehlikelerden korumak için güvenlik önlemlerini belirleme ve sıralama yöntemidir. En etkiliden en az etkiliye doğru sıralanırsa bunlar “ortadan kaldırma”, “ikame”, “mühendislik kontrolleri”, “idari kontroller” ve “kişisel koruyucu ekipman”ı içerirler. Sıcak havalarda çalışma için kontrol hiyerarşisinin birinci adımı yani “ortadan kaldırma”, hava çok sıcak olduğunda çalışmama anlamını taşır. Bu kararı devlet otoriteleri vermeli, bunu tüm şirket/firma/kurumlara duyurmalı, yasağın ihlali durumunda çok ağır yaptırımlar uygulamalıdır. “İkame” adımı ise, işi başka bir ortamda/zamanda/yöntemler/ekipmanla yapmak anlamını taşır. “Mühendislik önlemleri” de çalışma ortamının gölgelendirilmesi, havalandırılması, soğutulması vb. işlemler olarak tanımlanabilir. “İdari önlemler” başlığı çok çeşitlidir, vardiyalı çalışma, mola süreleri, kronik hastalığı olanların iş değişiklikleri vb. uygulamaları içerir. Kontrol hiyerarşisinde “kişisel koruyucu ekipman” adımı ise en son uygulanacak yöntemdir. Sıcak havaya uygun pamuklu/ince iş kıyafeti, güneşten koruyacak şapka, gözlük, güneş kremi vb. sağlamak işverenin sorumluluğundadır. Ayrıca işveren çalışanlar için yeterli miktarda içecek soğuk su (yalıtımlı su matarası ile) sağlamalı, duş alabilmeleri için ortam oluşturmalı, çalışama bölgesinde gölgelik alan oluşturmalı ve dinlenme/mola zamanlarında serin bir ortam yaratmalıdır.</p>
<p>Termal konfor; bir işyerinde çalışanların, sıcaklık, nem, hava akım hızı gibi koşullar açısından gerek bedensel gerekse zihinsel faaliyetlerini sürdürürken belli bir rahatlık içinde bulunmalarını ifade eder. İSG ölçümleri içerisinde fiziksel etkenler sınıfında değerlendirilen bir parametredir. Sıcak veya soğuk çalışma ortamlarında bu ölçümlerin mutlaka işveren tarafından yaptırılması gerekmektedir.</p>
<p>Çalışanların günün en az sekiz saatini geçirdiği işyerlerindeki termal konforun sağlanması son derece önemlidir.</p>
<p>Sıcak havalarda çalışmak zorunda kalan işçilerin dikkat etmeleri gerekenler:</p>
<ol>
<li>İşe giriş ve periyodik muayene sırasında var olan hastalıklarınızı, kullandığınız ilaçları, daha önce geçirmiş olduğunuz operasyonları, önemli hastalıkları işyeri hekiminizle paylaşın. Yeni bir sağlık sorunu olduğunda işyeri sağlık birimine başvurarak bu durumu kayıt altına aldırın. İşyeri hekimlerinin sağlığınızla ilgili uyarılarını dikkate alın, önerilerine uyun.</li>
<li>Güne/işe başlamadan ve iş bitimlerinde mutlaka duş alın, vücudunuzu temiz, gözeneklerinizi açık tutun.</li>
<li>Terlemeye müsaade eden ince, hafif, açık renk, pamuklu/keten dokuda, kol ve bacaklarınızı kapatan giysiler tercih edin (işverenden/sendikanızdan talep edin).</li>
<li>Güneş gören cildinize belli aralıklarla güneş koruyucu krem sürün (işverenden/sendikanızdan talep edin).</li>
<li>Güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanın (işverenden/sendikanızdan talep edin).</li>
<li>Gün içinde en az 2-4 litre temiz su için (işverenden/sendikanızdan talep edin). Günde 1-2 adet soda/maden suyu içmeye çalışın.</li>
<li>Mümkün olduğu kadar az çay, kahve tüketin, alkol almayın, kafeinli/gazlı/şekerli içeceklerden uzak durun.</li>
<li>Ağır, yağlı, şekerli ve karbonhidratlı gıdalardan uzak durun, salata, sebze ve meyve (sulu ve az şekerli olanları tercih edin) ağırlıklı beslenin.</li>
<li>Açık havada çalışma ortamınızda gölge oluşturmaya (şemsiye, tente vb.), kapalı ortamlarda hava akımı oluşturmaya çalışın.</li>
<li>Güneşin dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında ağır ve beden gücü gerektiren işleri yapmamaya, sık sık serin ve gölge bir yerde mola vermeye çalışın (işverenden/sendikanızdan talep edin).</li>
<li>Çalışma ortamında hayati tehlike olduğunu düşünüyorsanız bunu işverene/sendikanıza bildirin ve çalışmaktan kaçınma hakkınızı kullanın.</li>
</ol>
<p>6331 sayılı İSG Kanunu’nun 13. maddesi çalışmaktan kaçınma hakkı başlığındadır.</p>
<p><em>MADDE 13:</em></p>
<p><em>(1) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.</em></p>
<p><em>(2) Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.</em></p>
<p><em>(3) Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda birinci fıkradaki usule uymak zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider.</em></p>
<p><em>(4) İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.</em></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-calisma-nasil-olmali-559060">Sıcak Havalarda Çalışma Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yangına Doğru Müdahale Nasıl Olmalı? Hayat Kurtaran İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yangina-dogru-mudahale-nasil-olmali-hayat-kurtaran-ipuclari-558307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 13:04:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren KOBİTEM, sanayi kuruluşlarında güvenli çalışma ortamını sağlamak amacıyla yangın eğitimleri veriyor. Eğitimlerde ilgili personele doğru müdahale yöntemleri anlatılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yangina-dogru-mudahale-nasil-olmali-hayat-kurtaran-ipuclari-558307">Yangına Doğru Müdahale Nasıl Olmalı? Hayat Kurtaran İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren KOBİTEM, sanayi kuruluşlarında güvenli çalışma ortamını sağlamak amacıyla yangın eğitimleri veriyor. Eğitimlerde ilgili personele doğru müdahale yöntemleri anlatılıyor.</p>
<p><b>SANAYİ KURULUŞLARINA YANGIN EĞİTİMİ</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Kocaeli’de çalışma ortamını daha güvenli hale getirmek için sanayi kuruluşlarına yönelik yangın güvenliği ve acil durum eğitimlerine devam ediyor. Sanayi kuruluşlarından gelen talep üzerine eğitim sunan İtfaiye Dairesi Başkanlığı Önleme ve Eğitim Şube Müdürlüğü Eğitim Birimi (KOBİTEM), bu kapsamda Polimer Arge Plastik San. ve Tic. A.Ş. ve Yıldız Demir Çelik firmalarının personeline eğitim verdi.</p>
<p><b>DOĞRU MÜDAHALE YÖNTEMLERİ ANLATILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı KOBİTEM ekipleri, eğitim kapsamında yanma ve yangın, yangın yerindeki tehlikeler, söndürme maddeleri ve söndürme teknikleri başta olmak üzere çeşitli konularda bilgileri teorik ve pratik olarak iki aşamada verdi. Yangın çıkma durumunda alınması gereken ilk önlem ve doğru müdahale yöntemleri, sahada yapılan uygulamalarla katılımcılara deneyimletilerek pekiştirildi. Büyükşehir Belediyesi, sanayi tesislerinde güvenli çalışma ortamlarının sağlanması için çalışmalarına sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yangina-dogru-mudahale-nasil-olmali-hayat-kurtaran-ipuclari-558307">Yangına Doğru Müdahale Nasıl Olmalı? Hayat Kurtaran İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğal yöntemlerle kilo kontrolü nasıl sağlanır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogal-yontemlerle-kilo-kontrolu-nasil-saglanir-558331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 12:58:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanır]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemlerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, zayıflama amacıyla kullanılan diyabet iğnelerinin etkileri ve riskleri hakkında bilgi vererek, doğal yollarla kilo kontrolü sağlamanın püf noktalarından bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogal-yontemlerle-kilo-kontrolu-nasil-saglanir-558331">Doğal yöntemlerle kilo kontrolü nasıl sağlanır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, zayıflama amacıyla kullanılan diyabet iğnelerinin etkileri ve riskleri hakkında bilgi vererek, doğal yollarla kilo kontrolü sağlamanın püf noktalarından bahsetti.</p>
<p><strong>Diyabet için geliştirilen iğnelerin, zayıflama amacıyla rastgele kullanılması doğru değil! </strong></p>
<p>Kilo verme yöntemleri arasında son dönemde sıkça gündeme gelen ‘zayıflama iğneleri’nin, hem kilo kontrolü sağlamak isteyenlerin hem de dış görünümüne dikkat eden bireylerin ilgisini çektiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Aslında diyabet tedavisi amacıyla geliştirilen bu iğneler, iştahı azaltmaları ve uzun süre tokluk hissi sağlamaları sayesinde zayıflama sürecinde de kullanılmaya başlandı.” dedi.</p>
<p>Bu iğnelerin, vücutta doğal olarak bulunan ve tokluk hormonu olarak bilinen GLP-1 adlı maddenin etkisini taklit ettiklerini aktaran Yiğit, “Normalde yemek yedikten sonra salgılanan bu hormon, beynimize ‘artık doyduk’ sinyali gönderir, mide boşalmasını yavaşlatır ve pankreastan insülin salgılanmasını artırarak kan şekerini dengede tutar. Yani hem iştahı azaltır hem de uzun süre tok kalmayı sağlar. Bu mekanizmalar sayesinde kilo kaybına destek olabilir. Ancak bu iğnelerin herkes tarafından rastgele kullanılması doğru değil.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kilo verdirici iğneler, bilinçsizce değil; doktor takibiyle ve kişiye özel planla kullanılmalı!</strong></p>
<p>Herhangi bir ilaç kullanımından etkili ve güvenli bir sonuç almak için mutlaka doktor gözetiminde başlanması ve tedavi sürecinin düzenli olarak izlenmesi gerektiğine vurgu yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Zira mide bulantısı, hazımsızlık gibi sindirim sistemi şikâyetlerinin yanı sıra pankreas ve karaciğer fonksiyonlarını etkileyebilecek olası riskler de mevcut.” dedi.</p>
<p>Organların sağlığını korumak adına gerekli laboratuvar kontrollerinin hangi sıklıkla yaptırılması gerektiğinin hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini de kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Kısacası ‘hızlı kilo verdiriyor’ diyerek bu enjeksiyonlara bilinçsizce yönelmek yerine, kişiye özel bir planlama ve tıbbi takip şarttır. Bu süreçte unutulmaması gereken bir diğer önemli konu ise hızlı kilo kaybının sadece yağ değil, kas kaybına da yol açabileceğidir. Kas kaybı sadece güçsüzlük değil, aynı zamanda elmacık kemikleri, yanaklar ve göz altı gibi bölgelerde hacim azalmasına da neden olabilir. Halk arasında ‘sönük yüz’ olarak bilinen bu durum, özellikle hızlı kilo veren kişilerde daha sık görülür. Bu nedenle bu tedaviler uygulanırken mutlaka bir diyetisyen eşliğinde ilerlenmeli, yeterli protein, enerji ve kas koruyucu beslenme planı kişiye özel olarak hazırlanmalı. Beslenmenin doğru şekilde desteklenmediği hiçbir süreç sağlıklı ya da sürdürülebilir olmaz.”</p>
<p><strong>Bazı besinler, GLP-1 hormonunu artırarak kilo kontrolüne destek olabilir!</strong></p>
<p>İştahı kontrol altına almak ve zayıflamak için sadece iğne tedavilerine mecbur olunmadığını ifade eden<strong> </strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Son yıllarda yapılan  araştırmalar bazı besinlerin ve doğal bileşenlerin, vücutta GLP-1 hormonunun salınımını artırarak kilo kontrolüne destek olabileceğini bildirmektedir. Bu sayede hem kan şekeri kontrolü sağlanabiliyor hem de iştah yönetimi konusunda doğal, sürdürülebilir ve güvenli bir destek sunulabiliyor.” dedi.</p>
<p>Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bazı koyu renkli orman meyvelerinin vücutta GLP-1 hormonunun doğal salınımını destekleyebileceğini gösterdiğini aktaran Yiğit, “Özellikle yaban mersini, böğürtlen, ahududu, kızılcık (cranberry) ve frambuaz gibi ‘berry’ türü meyveler, içeriklerindeki yüksek antosiyanin sayesinde dikkat çekiyor. Bu güçlü antioksidanlar yalnızca hücreleri oksidatif hasardan korumakla kalmaz; aynı zamanda iştahı ve kan şekerini düzenleyen biyolojik süreçleri de destekleyebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğal olan her şey zararsız değil; etkili olan her şey de herkes için uygun değil!</strong></p>
<p>Bazı araştırmaların, bu meyvelerin düzenli tüketimiyle GLP-1 hormon salınımının artabileceğini ve bunun da hem tokluk hissini uzatmaya hem de kan şekeri dengesini korumaya yardımcı olabileceğini bildirdiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Renkleriyle cezbeden bu meyveler, dengeli bir beslenme planı içinde zayıflama sürecine doğal ve lezzetli bir katkı sunabilir. Benzer şekilde, zerdeçalın içeriğindeki kurkumin bileşiği de GLP-1 salınımı üzerinde olumlu etki gösterebilir. Ancak bu etkiyi gösterebilmesi için zerdeçalın yağ veya karabiberle birlikte tüketilmesi önerilir; çünkü kurkuminin emilimi tek başına oldukça düşüktür.</p>
<p>Zayıflama iğneleri ya da doğal alternatifler&#8230; Her iki yaklaşımın da bilimsel karşılıkları ve sınırları var. Önemli olan, hangi yöntemin sizin için en uygun olduğunu belirlerken bilimsel veriye ve uzman görüşüne kulak vermek. Doğal olan her şey zararsız değildir; etkili olan her şey de herkes için uygun değildir. Bu dengeyi sağlamak, ancak bilinçli bir planlama ile mümkündür.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogal-yontemlerle-kilo-kontrolu-nasil-saglanir-558331">Doğal yöntemlerle kilo kontrolü nasıl sağlanır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>USB Portlarından Gelen Gizli Tehlike! Tatilde Nasıl Korunursunuz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/usb-portlarindan-gelen-gizli-tehlike-tatilde-nasil-korunursunuz-557924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 13:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[korunursunuz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[portlarından]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[usb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557924</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025 yılının ilk çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 8 milyon 262 bin kişi seyahate çıktı. Aynı dönemde Türkiye'den çıkış yapan ziyaretçi sayısı ise geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,2 artarak 9 milyon 121 bin 152’ye ulaştı. Ancak tatil dönemlerinde dikkat elden bırakılmamalı; siber suçlular tatile çıkmıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/usb-portlarindan-gelen-gizli-tehlike-tatilde-nasil-korunursunuz-557924">USB Portlarından Gelen Gizli Tehlike! Tatilde Nasıl Korunursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şifre güvenliğini sağlamak, uygulamaları güncellemek ve olası riskleri önceden bilmek; özellikle tatil sırasında düşen dikkat seviyesine karşı verilerin korunması açısından hayati önem taşıyor.</p>
<p>Tatile çıkarken mümkün olduğunca az cihaz (telefon, bilgisayar vb.) almak en iyi tercih. Daha az cihaz, daha az saldırı ya da hırsızlık riski anlamına geliyor.</p>
<p>Tatil öncesinde, önemli verilerin (örneğin fotoğrafların) hem bulut ortamında hem de fiziksel olarak yedeğini almak büyük önem taşıyor. Ayrıca cihazlar ve uygulamalar güncel değilse mutlaka en son sürümleri yüklenmeli. Yazılım güncellemeleri, güvenlik açıklarını kapatarak siber saldırılara karşı daha güçlü koruma sağlıyor.</p>
<p><strong>USB, QR KOD VE Wİ-Fİ ÜZERİNDEN SALDIRILAR</strong></p>
<p>Havalimanları veya tren istasyonları gibi yerlerdeki halka açık Wi-Fi noktaları, siber saldırganların gözde alanları. Bu ağlar aracılığıyla sosyal medya ya da bankacılık giriş bilgileri çalınabiliyor. Bu nedenle, halka açık Wi-Fi kullanıldığında VPN ile bağlantıyı şifrelemek çok daha güvenli. Ayrıca telefon ayarlarında otomatik Wi-Fi ve Bluetooth bağlantılarını devre dışı bırakmak, dışarıdan erişimi zorlaştırıyor.</p>
<p>Kamuya açık USB şarj portları da riskli olabiliyor. Siber suçlular, bu portların içine kendi cihazlarını yerleştirerek veri çalabiliyor. Aynı şekilde, halka açık alanlarda giderek yaygınlaşan QR kodlar da dikkatle kullanılmalı. Bu kodlar sizi dolandırıcılık amaçlı sahte sitelere yönlendirebiliyor. Bu tür sitelere bilgi girmek ya da ödeme yapmak, doğrudan maddi kayıplara yol açabiliyor.</p>
<p><strong>YAPAY ZEKÂ, SAHTECİLİKTE SEVİYE ATLADI</strong></p>
<p>Siber suçlular yapay zekâdan faydalanarak son derece gerçekçi sahte internet siteleri ve e-posta adresleri oluşturabiliyor. Özellikle Booking ya da Airbnb gibi konaklama sitelerini taklit ederek kullanıcıları kandırıp para sızdırıyorlar.</p>
<p>Fortinet uzmanları uyarıyor: “Saldırganlar artık AI destekli ses teknolojileriyle aile bireylerinin sesini taklit edebiliyor. Tanıdık bir sesle, acil para ihtiyaçları olduğunu söyleyip banka hesabına para istiyorlar. Tatildeyken yakınlarla daha az temas kurduğumuz için, dikkatimiz de düşük oluyor – bu da siber saldırganların işini kolaylaştırıyor.”</p>
<p><strong>SALDIRIYA UĞRADIYSANIZ HIZLI HAREKET EDİN</strong></p>
<p>Kendi cihazlarınızı güvenmediğiniz kişilerle paylaşmayın ve siz de onların cihazlarını kullanmayın. Şifrelerinizi korumak ve unutma riskini azaltmak için şifre yöneticisi kullanmak etkili bir yöntem. Ayrıca halka açık Wi-Fi yerine internet paketi olan bir SIM kart tercih etmek daha güvenli olur. Her durumda dikkatli olmak, bağlantı sağlanan web sayfalarının ve e-postaların doğruluğunu kontrol etmek şart.</p>
<p>Fortinet uzmanları, bu noktada şu uyarıyı yapıyor: “Bir siber saldırı durumunda en kritik adım hızlıca harekete geçmektir. İlgili hesapların şifreleri hemen değiştirilmelidir. Banka hesapları koruma altına alınmalı ve olay resmi olarak bildirilmelidir. Ancak hızlı tepki için önce saldırının farkında olmak gerekir. Bu yüzden özellikle tatildeyken e-postalarınızı ve banka hesaplarınızı düzenli kontrol edin.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/usb-portlarindan-gelen-gizli-tehlike-tatilde-nasil-korunursunuz-557924">USB Portlarından Gelen Gizli Tehlike! Tatilde Nasıl Korunursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollywood Gülüşü Nedir? Kimlere Uygulanır ve Nasıl Yapılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hollywood-gulusu-nedir-kimlere-uygulanir-ve-nasil-yapilir-555857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 14:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gülüşü]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[kimlere]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[uygulanır]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hollywood gülüşü estetiği hakkında bilgi veren uzmanlar, bu işlemin diş, dudak, diş eti uyumuyla yaratılabileceğini söyledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hollywood-gulusu-nedir-kimlere-uygulanir-ve-nasil-yapilir-555857">Hollywood Gülüşü Nedir? Kimlere Uygulanır ve Nasıl Yapılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hollywood gülüşü estetiği hakkında bilgi veren uzmanlar, bu işlemin diş, dudak, diş eti uyumuyla yaratılabileceğini söyledi.</p>
<p>Hollywood gülüşünün son yıllarda çok talep gören bir uygulama olduğunu belirten uzmanlar, uygulamanın dişlerin, dudakların ve diş etlerinin estetik uyumuyla ortaya çıkan bir tasarım süreci olduğunu söylüyor.</p>
<p>Hollywood gülüşü sürecinin ilk adımının sağlıklı ve estetik diş eti tedavisi olduğunu aktaran Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bu tedavi ile diş-diş eti ve gülerken ki oranları ayarlanarak kişinin daha genç görünmesi sağlanabiliyor.” dedi. Uygulamaların kişiye özel olarak planlandığını kaydeden Bellaz, hastanın anatomik yapısı, beklentileri ve renk tercihleri göz önünde bulundurularak tasarımın yapıldığını ifade etti. Bellaz ayrıca, tedavinin kalıcı olabilmesi için hastanın hijyen alışkanlıkları ve düzenli takibinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, Hollywood gülüşü estetiğinin nasıl planlandığı, nasıl uygulandığı, kişiye özel nasıl tasarlandığı, diş eti sağlığının önemi ve tedavi sonrası bakımın kalıcılık üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b><strong>Hollywood gülüşü: Diş, dudak ve diş etlerinin estetik uyumu…</strong></b></p>
<p>Hollywood gülüşünün bir tedavi konsepti olmadığını belirten Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Dişlerin daha beyaz hatta doğalından daha beyaz görünmesi, altın orana uyacak şekilde düzenlenmesi, dişlerin, dudakların ve diş etlerinin uygun oranlarda görünmesi için yapılan bir uygulamadır. Sadece bir tanımlama olarak Hollywood gülüşü diyoruz.” dedi.</p>
<p><b><strong>Hollywood gülüşü için ilk adım, sağlıklı ve estetik diş eti tedavisi</strong></b></p>
<p>Hollywood gülüşüne giden yolda ilk adımın diş etlerinin tedavi edilmesi olduğuna değinen Bellaz, “Diş etleri sağlıklı, pembe ve uygun oranda görünmeli. Diş etlerinde bazı düzensizlikler olabilir. Ancak yaşa bağlı olarak dudakların aşağıya doğru yer değiştirmesi sonucunda kasların gevşemesiyle diş etleri daha az görünür hâle gelir. Bu tedavi ile diş-diş eti ve gülerken ki oranları ayarlanarak kişinin daha genç görünmesi sağlanabiliyor. Aynı şekilde dişlerin üzerindeki bazı renklenmeler, deformiteler ve düzensizlikleri ortodontik tedavilerle veya birtakım kaplamalarla düzelterek dişlerin düzgün ve güzel görünmesini sağlanıyor. Bunları diş eti tedavisiyle birleştirdiğimizde kişiyi gençleştiren, özgüvenini artıran, aynaya baktığında kendinden hoşnut olmasını sağlayan bir görüntü elde ediyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b><strong>En iyi sonuca ulaşmak, kişinin özel ihtiyaçlarına göre yapılan bireysel planlama ile mümkün!</strong></b></p>
<p>Uygulamanın kişiye özel olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Herkesin anatomik yapısı, dudak ve kaslarının yapısı farklıdır. Hastanın teşhisi konulduktan sonra fotoğraflarını ve videolarını çekiyoruz. Bilgisayar programları üzerinde bir gülüş tasarımı yapıyoruz. Sonra, gülüş tasarımı yaptığımız dizaynı hasta ile üzerinde tartışarak ve renk konusunda da anlaşarak sonunda varılacak görüntünün kararını veriyoruz.” dedi.</p>
<p>Hastanın talep etmesi halinde, uygulamanın hastanın ağzında nasıl görüneceğinin hastaya gösterilebildiğini belirten Bellaz, “Hastadan ölçü alıyoruz ve model üzerinde planlamalar yapıyoruz. Daha hiç diş kesimi yapmadan dişin üzerine uygulayarak yaklaşık nasıl olacağını hastaya gösterebiliyoruz. Anlaşmaya vardıktan sonra o hedefe varmak için yola çıkıyoruz. Bu süreçte eksik dişleri olup implant yaptıklarımız da oluyor. Sadece var olan dişler üzerinden düşünmemek lazım. Hiç dişi olmayan bir hastaya bile gerekirse implantlarla ağzında doğal diş varmış gibi sabit kökler uygulayabiliyoruz. Ama bunların hepsi kişiye özeldir. Üzerinde düşünülüp planlama yapılması gerekir. Ardından da hayat kalitesini artıran bir sonuç ortaya çıkar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><b><strong>Yapılan uygulamanın kalıcılığı kişinin hijyen alışkanlıkları ile ilgili…</strong></b></p>
<p>Yapılan uygulamanın kalıcılığının tamamen kişinin hijyen alışkanlıkları ile alakalı olduğuna değinen Bellaz, “Biz ideal tedavileri yapıp sağlıklı hale getirdikten sonra burada kişinin katkısı da önemli. Bizim yönlendirmelerimiz ve eğitimlerimiz oluyor. Hastaya uygun şekilde hijyen kurallarını öğretip takiplerini yaptığımız zaman, kişi çok uzun yıllar belki ömür boyu kullanabilecektir. Bu tedavinin sonucunda sadece estetik anlamda bir hoşnutluk sağlamış olmuyoruz. Aynı zamanda ağız kokusunun engellenmesi ve ağızda hoş olmayan tadın yok olması gibi hayattan daha çok keyif alınacak bir noktaya da varmış oluyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hollywood-gulusu-nedir-kimlere-uygulanir-ve-nasil-yapilir-555857">Hollywood Gülüşü Nedir? Kimlere Uygulanır ve Nasıl Yapılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nazan Öncel Hastaneye Kaldırıldı: Sağlık Durumu Nasıl?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nazan-oncel-hastaneye-kaldirildi-saglik-durumu-nasil-555819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 13:25:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[durumu]]></category>
		<category><![CDATA[hastaneye]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nazan]]></category>
		<category><![CDATA[öncel]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mayıs ayında anjiyo yapılan ünlü sanatçı Nazan Öncel'in hastaneye kaldırıldığı açıklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nazan-oncel-hastaneye-kaldirildi-saglik-durumu-nasil-555819">Nazan Öncel Hastaneye Kaldırıldı: Sağlık Durumu Nasıl?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Söz yazarı, besteci, yorumcu ve şarkıcı Nazan Öncel&#8217;in danışmanı Yağız Yılmaz&#8217;ın sanatçının resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şunlar kaydedildi:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>
<p>&#8220;Mayıs ayında anjiyo balon yapılarak iki stent takılan sanatçımız bu sabaha karşı 04:30’da apar topar tekrar acile kaldırıldı. Yüksek nabız, yüksek tansiyon bir stentle daha kontrol altına alınırken sanatçımızın durumu stabil hale getirilmeye çalışılıyor.&#8221;</p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/nazan-oncel-hastaneye-kaldirildi-0-uXT3KWsU.jpg" /></div>
</div>
<div>Nazan Öncel&#8217;e Mayıs ayında anjiyo yapılmıştı</div>
<div>
<div>© Fotoğraf</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<p>“<strong><em>Ben bu kalp için daha ne yapayım? Ne istediyse yaptım; yürü dedi yürüdüm, diyet yap dedi yaptım, bol su iç dedi içtim, stent dedi eyvallah dedim; olmayınca olmuyor demek ki hadi dua edin</em></strong>” sözleriyle hayranlarına mesaj gönderen Öncel’in ne zaman taburcu olacağı henüz belli değil.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nazan-oncel-hastaneye-kaldirildi-saglik-durumu-nasil-555819">Nazan Öncel Hastaneye Kaldırıldı: Sağlık Durumu Nasıl?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç Maliyetleri Nasıl Azaltılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-maliyetleri-nasil-azaltilir-555712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 06:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltılır]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555712</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlaç harcamaları nasıl düşer? Türkiye'nin ilaç harcamaları her geçen gün artarken uzmanlar, genetik çalışmalar ve ilaç ilişkisini anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-maliyetleri-nasil-azaltilir-555712">İlaç Maliyetleri Nasıl Azaltılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlaç harcamaları nasıl düşer? Türkiye’nin ilaç harcamaları her geçen gün artarken, Prof.Dr. Muhsin Konuk, genetik çalışmalar ile ilaç harcamaları arasındaki ilişkiyi anlattı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, kişiye özel tedavi ve farmakogenetik biliminin önemine dikkat çekerek, tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu. “Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.” diyen Konuk, “Hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor” diye konuştu.  Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırıldı” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Konuk; 2 ml kandan elde edilen bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profiliyle devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini vurguladı.  Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk,<strong> </strong>tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><b><strong>Aldığımız ilaçların neredeyse tamamı vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor</strong></b></p>
<p>Farmakogenetiğin, kişilerin genetik yapılarının dışarıdan aldıkları ilaçlara nasıl tepki verdiğini inceleyen bir bilim dalı olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “İnsan vücudunda yaklaşık 22 bin tane gen olduğu söyleniyor. Ancak bunun yüzde 25’inin gerçekte hangi özelliklerimizle ilişkili olduğunu net olarak bilmiyoruz. Aldığımız ilaçlar vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor. Özellikle karaciğerimizdeki Sitokrom P450 adlı gen ailesinin ürettiği proteinler, bu ilaçları vücudumuzun kullanabileceği aktif moleküllere dönüştürüyor. Bu proteinlerin çalışma hızı da kişiden kişiye değişiyor.” dedi.</p>
<p><b><strong>Genetik profillere bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor</strong></b></p>
<p>“Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.” diyen Prof. Dr. Konuk, süreci şöyle özetledi: “Eğer bir kişinin enzimleri ilacı çok hızlı metabolize ediyorsa, ne kadar doz verirseniz verin ilaç etkisiz kalır. Eğer normal düzeyde metabolize ediyorsa, düşük doz bile ciddi bir yanıt oluşturur. Eğer yavaş metabolize ediyorsa veya hiç edemiyorsa, ilacın hiçbir etkisi olmaz. İşte bu yüzden hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor.”</p>
<p><b><strong>Sağlık harcamaları azalabilir</strong></b></p>
<p>Bütün hastalara aynı hastalıkta aynı tip ilaç verildiğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti: “Bugünkü istatistik veriler her hastaya aynı ilaçla yapılan tedavi şeklinin başarı oranının yüzde 20 olduğunu söylüyor. Dolayısıyla kaynaklarımızı yüzde 80’i heba oluyor. Çok ciddi anlamda bir masraf oluyor. Aslında burada devlete önemli bir görev düşüyor. Bu bağlamda, nasıl ki hastaneden taburcu edilmeden önce bebeklerden topuktan üç damla kan alınıyor ve bu örnekle üç farklı genetik hastalık taranıyorsa; aynı sistemin bir adım daha geliştirilmesi mümkün. Bu testlere dördüncü bir tarama eklense ve o tek damla kandan bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili de belirlenebilse, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’i önlenebilir. Çünkü ilaçların birey üzerindeki etkileri, genetik farklılıklara göre büyük ölçüde değişiklik göstermektedir. Bu alanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tedavi başarısındaki yüzde 20 ile yüzde 100 arasındaki farkın en temel sebebi, ilacın kişiye uygun olup olmamasıdır. Bazı Batı ülkeleri, özellikle de Hollanda, bu tür farmakogenetik taramaları sağlık sistemlerine entegre etmeye başlamış durumdadır. Türkiye’nin de bu uygulamayı hayata geçirmesi hem hasta sağlığı hem de ekonomik verimlilik açısından büyük bir kazanım olacaktır.”</p>
<p><b><strong>Kişiye özel tedavide genetik testlerin rolü arttı</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Muhsin Konuk, son yıllarda kişiye özel (bireyselleştirilmiş) tedavi yaklaşımlarında genetik testlerin rolünün giderek arttığına işaret ederek, “Bu testlerin doğruluk ve güvenilirlik oranı, neredeyse yüzde 100’e yakındır. Özellikle gen ekspresyonu (genin nasıl çalıştığı) ve bu ekspresyonu etkileyen epigenetik faktörler üzerine yapılan çalışmalar sayesinde, genlerin sadece varlığı değil ne zaman ve ne şekilde çalıştığı gibi çok daha karmaşık mekanizmalar anlaşılmaya başlandı. Artık hangi hastalık grubunda hangi genlere ve hangi tür mutasyonlara bakılması gerektiği konusunda önemli bilgiler elde etmiş durumdayız. Buradaki en kritik nokta, sadece bu bilgileri öğrenmek değil; bu bilgileri klinik uygulamaya aktararak hastalıkların tedavisini bu doğrultuda şekillendirmektir.” diye konuştu.</p>
<p><b><strong>Hem etik hem de tıbbi açıdan bir engel yok</strong></b></p>
<p>Farmakogenetik analizlerin, tamamen hastanın onamına dayalı olarak gerçekleştirildiği için bu alanda herhangi bir etik sorunun söz konusu olmadığını da kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Testin uygulanması, yalnızca hastanın rızasıyla mümkün olmaktadır. Ayrıca bu analiz sonucunda hastanın tedaviden yüzde 100’e yakın fayda sağlayabileceği, yani klasik yaklaşımda olduğu gibi 5’te 1 oranında değil, doğrudan 5’te 5 oranında etkili bir tedavi planı oluşturulabildiği görülmektedir. Dolayısıyla hem etik hem de tıbbi açıdan bu uygulamaların önünde bir engel yoktur. Ancak eğer bu analizler bir devlet politikası hâline getirilebilir ve ülkemizde tüm bireylerin farmakogenetik profilleri belirlenebilirse, sağlık harcamalarında ciddi bir tasarruf sağlanabilir. Hatta bu tasarruf, bazı alanlarda harcamaların beşte birine kadar düşmesine olanak tanıyabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b><strong>Tıp eğitiminde zihniyet değişimi gerekli</strong></b></p>
<p>Mevcut tıp eğitim sisteminde bu konuya gereken önemin verilmediğine de dikkat çeken Prof. Dr. Konuk, “Her ne kadar ‘modern tıp’ ifadesini kullanıyor olsak da tıp eğitimi veren bazı akademisyenlerin bu alana hâlâ yeterince açık olmadığını görüyoruz. Oysa farmakogenetik, klasik tıbbın ötesine geçen translasyonel bir bilimdir ve bu yaklaşımın yeni hekim adaylarına mutlaka öğretilmesi gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><b><strong>Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarı Üsküdar Üniversitesi’nde</strong></b></p>
<p>Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Örneğin, geçtiğimiz yıl sadece benim danışmanlığımda yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırılmıştır. Ancak hâlâ bu alanda kurum içi dirençler yaşanmakta, bazı akademik çevrelerde gerekli farkındalık oluşmamış durumda. Bu nedenle, bu konunun her ortamda konuşulması, anlatılması ve yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b><strong>SMA ilacının Ar-Ge sürecini tamamladık</strong></b></p>
<p>Şu anda nadir hastalıklarla ilgili ülkemizde ve dünyada ciddi sorunlar yaşandığını, ilaç firmalarının önceliği genellikle kâr elde etmek olduğundan, nadir hastalıklar için ilaç geliştirmeye sıcak bakmadıklarını kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Örneğin SMA hastalığının bir doz ilacı şu anda 2,5 milyon dolar civarında. Biz üniversite olarak bu ilacın Ar-Ge sürecini tamamladık. Ürün geliştirme ve üretim aşamasına geçiyoruz. Bu süreç tamamlandığında maliyetin bugünkü fiyatın 15’te 1’ine düşeceğini öngörmekteyiz. Bu durum hem bakanlığa hem de hastalara ciddi avantaj sağlayacak. Bizim temel amacımız hastaların daha hızlı, daha etkili ve daha ekonomik şekilde tedavi edilmesi.” dedi.</p>
<p><b><strong>Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa…</strong></b></p>
<p>Sadece bilim insanlarının değil, devlet yöneticilerinin de bu konuya sahip çıkmasının gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Konuk, “Bu iş, zannedildiği kadar masraflı değil. Bir insanın 3,5 milyar nükleotid dizisinin analiz edilmesi bugün sadece 1000 dolara yapılabiliyor. Bu maliyetin yakın gelecekte 300 hatta 200 dolara kadar düşmesi bekleniyor. Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa, çok büyük kazanım sağlanır. Çünkü en ucuz tedavi, hasta olmadan önlem alınan koruyucu hekimliktir. Batı ülkelerinde olduğu gibi biz de bu yaklaşımı benimsersek, hastanelerin yükü azalır ve sağlık sistemi daha verimli işler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><b><strong>Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük</strong></b></p>
<p>“Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük.” diyen Prof. Dr. Konuk, “Üsküdar Üniversitesi’nde kurduğumuz <em>in silico</em> laboratuvarı kullanıma açtık. Bu laboratuvarda yapay zekâ destekli ilaç keşifleri yapılacak. Tedavisi yok denilen birçok hastalığın çözümünün doğada zaten var olduğunu ve yapay zekâ sayesinde bu gizli hazinelerin keşfedileceğini düşünüyorum. Özellikle Biyomühendislik ve Kimya Mühendisliği bölümleriyle birlikte Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı hocalarımızla iş birliği yaparak yeni ilaç adayları ortaya çıkaracağımıza inanıyorum.” diye konuştu. Araştırmalar sadece nöropsikiyatrik hastalıklarla sınırlı olmadığını, tıp fakültelerinin her bir anabilim dalı bu alanda çalışma yapabileceğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, “Çünkü durmaksızın yeni hibrit alanlar oluşuyor. Bu alana giren bir öğrenci sadece var olanı öğrenmekle kalmaz, belki de yepyeni kapılar açar” diye konuştu. Prof. Dr. Konuk, yalnızca 2 ml kandan elde edilen, bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili sayesinde, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-maliyetleri-nasil-azaltilir-555712">İlaç Maliyetleri Nasıl Azaltılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kene ısırdığında doğru müdahale nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kene-isirdiginda-dogru-mudahale-nasil-olmali-550527</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 08:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ısırdığında]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kene ile bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalıklarında, erken ve doğru müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kene-isirdiginda-dogru-mudahale-nasil-olmali-550527">Kene ısırdığında doğru müdahale nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ile bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalıklarında, erken ve doğru müdahale büyük önem taşıyor. Kenelerin hastalık bulaştırması için deriye yapıştıktan sonra 24–48 saat boyunca insandan kan emmesi gerektiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu yüzden keneyi erken fark edip doğru şekilde çıkarmak bulaş riskini önemli ölçüde azaltır. Erken tanı ve tedavi hastalık seyrini önemli ölçüde olumlu etkilediği için kene teması dikkate alınıp hekim takibine girmek gerekir” dedi. Kenenin salgısında anestezik (ağrı kesici) madde olduğu için insan cildine tutunurken herhangi bir ağrı hissedilmediğini, bu nedenle kenenin varlığının uzun süre fark edilmeyebileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Bozkurt, kene riski bulunan alanlardan dönüşte çok dikkatli kontrol yapılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, kenelerin yol açtığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalıklarına erken müdahalenin önemini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Lyme hastalığında erken tanı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kenenin her iki hastalığın bulaş kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Her iki hastalığın da insanlara en önemli bulaş kaynağı kenelerdir ancak hastalık farklı mikroorganizmalar tarafından meydana gelir. KKKA hastalığının etkeni virüsler iken, Lyme hastalığının etkeni bakteriler olup ikisi de ölümcül seyredebilir. Özellikle Lyme hastalığı, erken tanı ve antibiyotik tedavisiyle iyileşebilen ancak tanıda gecikme olması durumunda eklem harabiyeti, beyin ve kalp tutulumuna yol açarak kronikleşen bir hastalıktır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kenelerin çıplak elle çıkarılması ile bulaşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ile temasın özellikle yaz aylarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “KKKA ve Lyme hastalıkları, daha çok vücudumuza kene tutunması ile bulaşmakla birlikte kenelerin çıplak elle çıkarılması ya da ezilmesi ile, hasta insanların kan gibi vücut sıvılarına temas etmekle, mikrobu taşıyan hayvanların kanları, vücut sıvıları ve dokularına korunmasız temasla da bulaşabilir. Kene teması mevsimsel özellik gösterir. Genelde ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Türkiye’de yazın ilk aylarında sıklıkla vakalar görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kuluçka süresi 1-14 gün arasında değişiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığında kuluçka süresinin, mikrobun vücuda girmesinden sonra hastalık belirtilerinin başlamasına kadar geçen süre olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “KKKA hastalığında, virüsün bulaş yoluna bağlı olarak, virüsün alınmasını müteakip 1-14 günlük kuluçka süresi sonrası belirtiler ortaya çıkar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının belirtilerine değinen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, bunları yüksek ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kollarda ve bacaklarda şiddetli ağrı, bazen kusma, karın ağrısı veya ishal, yüzde kızarıklık olarak sıraladı. Prof. Dr. Bozkurt, ilerleyen safhada vücudun değişik yerlerinde kanamalar, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülebileceği uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hekim takibi ve kontrolünde olunmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene teması sonrası hekim takibi ve kontrolünde olunması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Hastalıkta erken tanı konulup semptomlara yönelik müdahale ve Ribavirin gibi antiviral tedaviler hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle kene teması sonrası hekim takip ve kontrolünde olmak hayati önem arz etmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Lyme hastalığında vücutta lezyonlar görülüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kenenin yol açtığı Lyme hastalığında vücutta lezyonların görüldüğünü belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Kene temasından sonra 1-4 haftalık kuluçka dönemi sonrası, hastalığın ilk bulgusu olan Eritema Migrans (EM) denilen bir lezyon vücutta görülür. Lezyon vakaların üçte birinde, tek ve klasik boğa gözü görüntüsü şeklinde olup, diğer üçte bir vakada da birden fazla lezyon olarak görülebilir. Geri kalan vakalarda lezyon olmayıp sadece kene ısırık izi görülebilir. Lezyon görünümü merkezi soluk olup bunu çevreleyen eritemli bir halka olarak görülür. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Grip benzeri belirtiler de ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, ayrıca hastaların yüzde 50’sinde ateş ve terleme, yorgunluk, baş ağrısı, miyalji (kaslarda oluşan ağrı) ve artralji (omuz, dirsek ve dizler gibi yerlerde oluşan ağrı) gibi grip benzeri belirtilerin ortaya çıkabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Lezyonlar tedavi edilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Lezyonların genellikle bir ay içinde kaybolduğunu ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Ancak lezyonlar tedavi edilmez ise aylar- yıllar sonra deri, eklemler, kalp ve sinir sistem tutulumu gösteren kronik bir hastalığa dönüşür. Semptomatik ve tetrasiklin türevi antibiyotikler ile tedavi edilebilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ısırığında acı hissedilmiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ısırmasının fark edilmesinin bazen zaman alabileceğini belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Kenenin salgısında anestezik (ağrı kesici) madde olduğu için insan cildine tutunurken herhangi bir ağrı hissedilmez. Bu nedenle kenenin varlığı uzun süre fark edilmeyebilir. Çoğu zaman özellikle vücut beni olanlar keneyi vücut beni olarak düşünebilir. Cilde tutunamayan kene temasında da ciltte ısırık izi olabilir” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Deriye yapıştıktan sonraki 24-48 saate dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doğada birçok kene türü olduğunu ama her birinin hastalık yapıcı mikroorganizma taşımadığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Hastalık taşıyan kenelerin de insanlara bulaştırmaları için, genellikle kene deriye yapıştıktan sonra 24–48 saat boyunca insandan kan emmesi gerekir. Bu yüzden keneyi erken fark edip doğru şekilde çıkarmak bulaş riskini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca erken tanı ve tedavi hastalık seyrini önemli ölçüde olumlu etkilediği için kene teması dikkate alınıp hekim takibine girmek gerekir” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ısırmasına nasıl müdahale edilmelidir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ısırmasına doğru müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Vücuda tutunan kene, en kısa sürede çıplak elle dokunmadan ele eldiven, bez ya da poşet geçirilerek veya bir pens yardımıyla deriye yakın yerden, keneyi ezmeden ve baş kısmını kopartılmadan çıkartılmalı veya çıkartılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene patlatılmamalı ve ezilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskinin olduğu bölgelerde keneyi saklayıp doktora göstermenin faydalı olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bozkurt, “Vücuda tutunmuş olan keneyi patlatmayın, ezmeyin. Üzerine alkol, deterjan, sıvı sabun, gazyağı, kolonya gibi herhangi bir kimyasal madde kesinlikle dökmeyin ve üzerine sigara bastırmayın” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Vücudu örten kıyafetler giyilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ısırmasına karşı alınacak önlemlere de değinen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalıdır. Ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Oturulacak yerlere de açık renkli örtü serilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene kontrolü dikkatle yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene kontrolünün dikkatle yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Riskli alanlardan döndükten sonra kene olup olmadığını görmek için vücudun ve elbiselerin her yerine dikkatlice bakılmalıdır. Vücudun özellikle diz arkası, koltuk altları, kulak arkası, ense, saç dipleri ve kasıklar dâhil kontrol edilmeli ya da ettirilmelidir” tavsiyesinde bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hasta ile temasta gerekli önlemler alınmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hastalığın hayvanlarda belirti göstermeden seyretmesi nedeniyle hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu sebeple hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanların kan ve idrar gibi vücut sıvılarına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartılarıyla hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler eldiven, önlük, maske gibi gerekli korunma önlemlerini almalıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kene-isirdiginda-dogru-mudahale-nasil-olmali-550527">Kene ısırdığında doğru müdahale nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MasterChef Canlı izleme linki var mı? 29 Haziran Pazar MasterChef nereden nasıl izlenir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masterchef-canli-izleme-linki-var-mi-29-haziran-pazar-masterchef-nereden-nasil-izlenir-549176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jun 2025 17:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[canlı]]></category>
		<category><![CDATA[haziran]]></category>
		<category><![CDATA[izleme]]></category>
		<category><![CDATA[izlenir]]></category>
		<category><![CDATA[linki]]></category>
		<category><![CDATA[masterchef]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nereden]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekranların sevilen yarışması MasterChef Türkiye, yeni bölümleriyle izleyicisiyle buluşuyor. Danilo Zanna, Somer Sivrioğlu ve Mehmet Yalçınkaya'nın jürisi olduğu bu program ilgiyle takip ediliyor. Peki, 29 Haziran Pazar MasterChef nereden nasıl izlenir? MasterChef Canlı izleme linki var mı?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masterchef-canli-izleme-linki-var-mi-29-haziran-pazar-masterchef-nereden-nasil-izlenir-549176">MasterChef Canlı izleme linki var mı? 29 Haziran Pazar MasterChef nereden nasıl izlenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Jüriliğini Somer Sivrioğlu, Danilo Zanna ve Mehmet Yalçınkaya&#8217;nın üstlendiği Masterchef Türkiye&#8217;de yarışmacılar izleyicilerin ilgi odağı oluyor. Sevilen yarışmada birbirinden özelyarışmacılar üst tura çıkmak içn mücadele ediyor. Peki, MasterChef Canlı izleme linki var mı? 29 Haziran Pazar MasterChef nereden nasıl izlenir?</p>
<p><b>GEÇEN SEZONUN ŞAMPİYONU KİMDİ?</b></p>
<p>MasterChef Türkiye 2325-2325 sezonunda finalde Onur ve Kerem karşı karşıya gelmişti. Gecenin sonunda, şampiyonluk kupasını kaldıran isim Onur olmuş ve MasterChef tarihine adını yazdırmıştı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/masterchef-canli-izleme-linki-var-mi-29-haziran-pazar-masterchef-nereden-nasil-izlenir-0-va1u5iAT.jpg"/></p>
<p><b>MASTERCHEF TÜRKİYE JÜRİLERİ KİM?</b></p>
<p>2325-2326 MasterChef Türkiye sezonunda jüri üyelerindedeğişiklik olmadı. TV8 ekranlarında izleyiciyle buluşacak yarışmada, önceki sezonlarda olduğu gibi şu üç usta şefin yer aldı.</p>
<p>• Mehmet Yalçınkaya</p>
<p>• Somer Sivrioğlu</p>
<p>• Danilo Zanna</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/masterchef-canli-izleme-linki-var-mi-29-haziran-pazar-masterchef-nereden-nasil-izlenir-1-qkghg62T.jpg"/></p>
<p><b>HAZİRAN Pazar MASTERCHEF NEREDEN NASIL İZLENİR?</b></p>
<p>MasterChef Türkiye TV8 ekranlarından izleyicilerle buluşuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masterchef-canli-izleme-linki-var-mi-29-haziran-pazar-masterchef-nereden-nasil-izlenir-549176">MasterChef Canlı izleme linki var mı? 29 Haziran Pazar MasterChef nereden nasıl izlenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçlü Pürüz filmi oyuncuları kim, konusu ne, sonu nasıl bitiyor? Üçlü Pürüz filmi ne zaman, nerede çekildi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uclu-puruz-filmi-oyunculari-kim-konusu-ne-sonu-nasil-bitiyor-uclu-puruz-filmi-ne-zaman-nerede-cekildi-549173</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jun 2025 17:19:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bitiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çekildi]]></category>
		<category><![CDATA[filmi]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[konuşu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nerede]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[pürüz]]></category>
		<category><![CDATA[sonu]]></category>
		<category><![CDATA[üçlü]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinemaseverlerin beğenisini toplayan Üçlü Pürüz filmi televizyon ekranlarında da izleyicilerin beğenisini topluyor. İzleyicilerin merak ettiği Üçlü Pürüz konusu, özeti ve Üçlü Pürüz oyuncuları gibi konuları mercek altına alıyoruz. Üçlü Pürüz filminin detayları…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uclu-puruz-filmi-oyunculari-kim-konusu-ne-sonu-nasil-bitiyor-uclu-puruz-filmi-ne-zaman-nerede-cekildi-549173">Üçlü Pürüz filmi oyuncuları kim, konusu ne, sonu nasıl bitiyor? Üçlü Pürüz filmi ne zaman, nerede çekildi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzleyenleri ekrana bağlayan Üçlü Pürüz filmi, beyaz perdeden sonra televizyon ekranlarında izleyici ile buluşuyor. Üçlü Pürüz filmini izleyecek olanların merak ettiği Üçlü Pürüz konusu nedir, Üçlü Pürüz oyuncuları kimler ve Üçlü Pürüz özeti gibi konuları inceliyoruz.</p>
<p><b>ÜÇLÜ PÜRÜZ FİLMİ KONUSU NEDİR?</b></p>
<p>Ailelerinden gizli bir şekilde evlenen Fatih (Özgür Can Çoban) ve Eda (Ecenaz Üçer), bankacı olan arkadaşları Serhat&#8217;tan (Okan Cabalar) sahte nikah memuru olmasını ve Adana&#8217;ya gelerek ailelerinin karşısında nikahlarını kıymasını ister. Adana yolculuğunda Serhat&#8217;a nikah şahidi olmaları için ortak arkadaşları Haktan (Emrah Kaman) ve Utku&#8217;da (Korhan Herduran) eşlik eder.</p>
<p>Ancak yolculukları sırasında arabaları çalınır. Üç arkadaşın yaşayacağı talihsizlikler bununla sınırlı kalmayacak, düğüne yetişmeye çalışırken kendilerini geri dönüşü olmayan bir maceranın içinde bulacaklardır!</p>
<p><b>ÜÇLÜ PÜRÜZ FİLMİ OYUNCULARI VE KADROSU</b></p>
<p>Yönetmenliğini Vedat Uyar&#8217;ın üstlendiği, oyuncu Okan Cabalar, Emrah Kaman, Korhan Herduran, Müfit Kayacan, Özgür Can Çoban, Ecenaz Üçer, Selim Erdoğan, Bahar Süer ve Haluk Levent&#8217;in yer aldığı &#8220;Üçlü Pürüz&#8221; filmi, 14 Mayıs Salı saat 20.00&#8217;de NOW izleyicisiyle buluşacak.</p>
<p><b>ÜÇLÜ PÜRÜZ FİLMİ NE ZAMAN NEREDE ÇEKİLDİ?</b></p>
<p>Üçlü Pürüz filmi, 2022 yaz aylarında İstanbul&#8217;da ve Bolu&#8217;da çekildi. Filmin çekimleri yaklaşık 6 hafta sürdü.</p>
<p>Üçlü Pürüz filmi 2023 yılında vizyona girmişti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uclu-puruz-filmi-oyunculari-kim-konusu-ne-sonu-nasil-bitiyor-uclu-puruz-filmi-ne-zaman-nerede-cekildi-549173">Üçlü Pürüz filmi oyuncuları kim, konusu ne, sonu nasıl bitiyor? Üçlü Pürüz filmi ne zaman, nerede çekildi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flash Depolama, Veri Merkezi Operasyonlarını Nasıl Destekler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/flash-depolama-veri-merkezi-operasyonlarini-nasil-destekler-544449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 09:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[destekler]]></category>
		<category><![CDATA[flash]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[operasyonlarını]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda NAND, SSD ve NVMe™ teknolojilerinin güç, performans ve kapasitesinde önemli gelişmeler yaşandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/flash-depolama-veri-merkezi-operasyonlarini-nasil-destekler-544449">Flash Depolama, Veri Merkezi Operasyonlarını Nasıl Destekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda NAND, SSD ve NVMe™ teknolojilerinin güç, performans ve kapasitesinde önemli gelişmeler yaşandı. Aynı zamanda yüksek hızlı veri işleme ve veriye hızlı erişim talebindeki artış da bu yükseliş trendini destekledi. Sonuç olarak da kurumsal BT altyapısında flash depolamanın benimsenmesi hızla arttı. </p>
<p>Günümüzde 3D NAND ve dört seviyeli hücre (QLC) flash gibi son teknoloji yenilikler, kapasite, performans ve maliyet etkinliğinin sınırlarını zorlamaya devam ediyor ve flaş depolamayı, veri yoğun ortamlarda modern depolama stratejilerinin kritik bir unsuru olarak sağlamlaştırıyor.  </p>
<p><strong>Flash Depolamanın Avantajları </strong></p>
<p>Flash depolama, geleneksel depolama ortamlarının ötesinde performansı, verimliliği ve ölçeklenebilirliği artıran önemli avantajlar sunması sebebiyle özellikle veri merkezleri için önemli faydalar sağlıyor. Öne çıkan özellikler arasında, genel sistem performansının optimize edilmesine yardımcı olmak amacıyla okuma ve yazma işlemlerini hızlandıran yüksek hız ve düşük gecikme süresi yer alıyor. Bu hız artışı, daha düşük enerji tüketimi ve daha az ısı üretimi gibi ek avantajlarla birlikte geliyor; bu da hem soğutma ihtiyaçlarını hem de genel işletme maliyetlerini azaltıyor. </p>
<p>Ayrıca, flash çözümlerinin kompakt form faktörü, daha yüksek yoğunlukta veri depolamayı mümkün kılarak, alan veya yerleşim kısıtlamaları olan veri merkezleri için ideal bir seçenek sunuyor. Ek olarak flash depolama çözümlerinde hareketli parça bulunmaması gelişmiş dayanıklılık ve güvenilirlik sağlayarak uzun vadede istikrarlı kullanımı destekliyor ve mekanik arızaları azaltıyor; bu da flash depolamayı ek güvenilirlik sağlayan sağlam bir çözüm haline getiriyor. </p>
<p>Performansın da ötesine bakıldığında flash depolama, veri merkezi verimliliğini artıran operasyonel faydalar da sunuyor. Arızalanma potansiyelinin daha az olması kullanım ömrünü uzatır; bu da flash çözümlerin bakım maliyetlerinin azalacağı, dolayısıyla da işletmeler için uygun maliyetli, uzun vadeli bir yatırım olacağı anlamına gelir. Dahası, NVMe depolama dizileri gibi flash tabanlı çözümlerin ölçeklenebilirliği, veri merkezlerinin yüksek performansı korurken altyapıyı kolayca genişletmesine olanak tanır. Flash depolama ayrıca, saniye başına yüksek giriş/çıkış işlemlerini (IOPS) işlemede de üstün performans göstererek, yüksek verim gerektiren zorlu iş yüklerini destekliyor. Bu avantajlar, performans, verimlilik ve güvenilirliğin kritik olduğu modern veri merkezleri için flash teknolojisini vazgeçilmez bir bileşen haline getiriyor. </p>
<p><b>Flash Depolamanın Çeşitli Sektörlere Özgü Avantajları </b></p>
<p>Flash depolamanın çok çeşitli sektörlerde, çok çeşitli kullanım örnekleri bulunuyor. Bunlar arasında finansal hizmetler ve sağlık hizmetleri gibi veri yoğun sektörlerin yanı sıra giderek daha fazla yapay zeka (AI) veya makine öğrenimi (ML) ve bulut bilişime bağımlı hale gelen sektörler de bulunuyor. Bu tür sektörler, gerçek zamanlı veri analitiği, hızlı işlem hesaplama ve yüksek hızlı içerik dağıtımı gibi iş çevikliği ve dijital dönüşüm için olmazsa olmaz yeteneklere olanak tanıyan flash depolamanın düşük gecikme süresi ve yüksek veriminden özellikle yararlanan sektörler. </p>
<p>Bu sektörlerin haricinde, e-ticaret ve perakende gibi sektörler de, hızlı çevrimiçi işlemler, öneri motorları ve envanter yönetimi için flash depolamadan yararlanıyor. Flash bellek hızı, kusursuz bir müşteri deneyimini, gerçek zamanlı analitiği ve dinamik fiyat ayarlamalarını destekliyor. </p>
<p>Flash depolama, devlet, kolluk kuvvetleri ve savunma gibi kamu sektörlerinde de kritik bir rol oynayabilir. Flash teknolojisi, performans ve güvenliğin önemli olduğu savunma ve istihbarat uygulamaları için hayati önem taşıyan daha hızlı şifreleme, şifre çözme ve gerçek zamanlı tehdit algılama yetenekleriyle gizli veriler için güvenli, güvenilir ve yüksek performanslı depolama sağlayabilir. </p>
<p><strong>Flash Teknolojisinin Geleceği</strong></p>
<p>İleriki dönemlere, QLC, NAND ölçeklendirme ve yeni nesil arayüzlerdeki yenilikler, performansı, enerji verimliliğini ve ölçeklenebilirliği artırarak veri merkezi altyapılarını dönüştürmeye devam edecek. 3D NAND ve QLC gibi teknolojiler, önümüzdeki aylarda ve yıllarda flash depolama alanında daha fazla ilerleme sağlanmasının önünü açıyor. Bellek hücrelerini dikey olarak istifleyen 3D NAND, daha yüksek depolama yoğunluğu, gelişmiş performans ve maliyet avantajları sunarken, hücre başına dört bit veri depolayan QLC, kapasiteyi önemli ölçüde artırarak büyük ölçekli uygulamalar için daha uygun maliyetli bir çözüm sunuyor. </p>
<p>Flash depolama, güç tüketimi, performans ve kapasitedeki geliştirmeler sayesinde veri merkezi operasyonlarını önemli ölçüde iyileştirmeye hazırlanıyor. QLC, TB başına maliyetleri düşürerek daha küçük ve yoğun depolama dizilerinin oluşturulmasını mümkün kılıyor. Öte yandan PCIe 5.0® ve Compute Express Link™ (CXL) gibi arayüzler, hesaplama depolamasıyla birlikte veri akışındaki darboğazlarını azaltarak verimliliği artırabilir. Bilişim ve AI/ML iş yüklerinin artmasıyla birlikte, düşük gecikmeli flash çözümleri, bu teknolojilere güç sağlayan altyapının vazgeçilmez bir parçası haline gelme potansiyeline sahip. Veri merkezlerinde Flash depolama alanının önem kazanmaya devam edeceği ve geleceğinin oldukça ümit verici olduğu görülüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/flash-depolama-veri-merkezi-operasyonlarini-nasil-destekler-544449">Flash Depolama, Veri Merkezi Operasyonlarını Nasıl Destekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz Tedavisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisi-nasil-olmali-541561</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2025 14:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skolyoz tedavisi nasıl olmalı? Skolyoz, omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında sağa veya sola doğru eğrilik görülmesi ile anlaşılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisi-nasil-olmali-541561">Skolyoz Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Skolyoz tedavisi nasıl olmalı? Skolyoz, omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında sağa veya sola doğru eğrilik görülmesi ile anlaşılıyor.</p>
<p><b>Skolyoz Neden Oluşuyor?</b></p>
<p>Skolyoz, genellikle büyüme çağındaki çocuklarda çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak oluşuyor. Omurganın sağ ya da sola S ve ya C şeklinde eğilmesi, kendi etrafında dönmesi olarak tarif edilen skolyoz, hastanın gelişim dönemini olumsuz etkileyebiliyor. Skolyoz tedavisi, hastanın yaşı, eğriliğin derecesi ve büyümesi yani ilerleme potansiyeline göre kişiye özel olarak planlanıyor. Bu tedavi uygulamalarından biri de ipli skolyoz, füzyonsuz skolyoz ameliyatı ya da omurgada gerdirme metodu olarak adlandırılıyor ve gögüs bölgesindeki omurlarda olan yani idiopatik skolyoz tiplerinin büyük bir kısmında kullanılabiliyor. Bu yöntem, skolyoz hastasının boy uzamasını engellemeyerek büyüme sırasında eğriliğin de düzelmesini sağlıyor. Memorial Şişli ve Bahçelievler Hastaneleri İleri Omurga Merkezi’nden Prof. Dr. Mehmet Aydoğan, 1-30 Haziran Skolyoz Farkındalık Ayı için, ipli skolyoz yöntemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b><strong>Skolyoz ergenlik döneminde sık görülüyor</strong></b></p>
<p>Skolyoz, omurganın sağa veya sola doğru eğriliği olarak tanımlanır. Skolyoz yani omurgadaki eğrilikler hafif gelişebileceği gibi, ileri derecelerde de görülebilmektedir. Ergenlikte ortaya çıkan “Adölesan İdiyopatik Skolyoz” en yaygın görülen skolyoz tipidir. Skolyoz hastalığında tedavi prensipleri her hasta özelinde değerlendirilerek uygulanmaktadır. Skolyoz tedavisi; hastanın yaşı, eğriliğin yeri, derecesi ve büyüme potansiyeline göre kişiye özel planlanmaktadır. Skolyoz hastalığın erken saptanması hastanın takibi ve doktor kontrolünde olması açısından hastaya önemli avantaj sağlayabilmektedir. Ancak erken yaşlarda saptanan skolyozda çocuğun büyüme potansiyeli aynı zamanda eğilme ihtimali anlamına da gelmektedir. Erken başlayan skolyozlarda çocuk uzadıkça omurga eğilmeye devam etmektedir.</p>
<p><b><strong>Skolyozun derecesi çok önemli</strong></b></p>
<p>Skolyozun derecesi 20 derecenin altında ise hasta gözlem tedavisine alınır. Büyüme potansiyeline göre 4-6 ay aralarla kemik gelişimi tamamlanana kadar hasta takip edilir. İlk doktora başvurduğunda 20-45 derece arasında olan veya 20 derecenin altında olan ancak takiplerde 5 dereceden fazla ilerleme saptanan hastalar konservatif tedavi denilen ameliyatsız tedaviler uygulanır. Bunlar; fizik tedavi, egzersiz ve korse tedavileri gibi yöntemlerdir. Bel eğrilikleri için 35, sırt eğrilikleri için 40 derecenin üzerindeki hastalar cerrahi süreç açısından değerlendirmeye alınmaktadır.</p>
<p><b><strong>Çocukların büyüme ve gelişmesini destekleyen yöntem: İpli skolyoz</strong></b></p>
<p>Skolyoz hastalığında ameliyatla eğriliğin düzeltilmesi ve kaynatılması esastır. Birleşen omurlar düz ancak hareketsiz hale gelmektedir. Hareketsiz hale gelen omurların uzaması da olmayacağı için büyüme çağındaki çocuklara kaynatma ameliyatı mümkün olmamaktadır. Ancak ülkemizde sayılı merkezlerde uygulanan ipli skolyoz yöntemi ile skolyoz hastası çocukların bu sıkıntısı büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Bu yöntem göğüs bölgesindeki omurlarda olan idiopatik skolyoz tiplerinin büyük bir kısmında kullanılmaktadır. Hastanın boy uzamasını engellemez, büyüme döneminde eğriliğin uzama ile birlikte düzelmesini sağlar.</p>
<p><b>İpli Skolyoz Yöntemi</b></p>
<p>İpli skolyoz yöntemi, laparoskopik olarak göğüs kafesinden açılan deliklerle kamera yardımıyla yapılmaktadır. Sistem eğriliğin olduğu omurlara ulaşılıp bu omurlarda eğriliğin dış bükey tarafına konan vidalar ve bu vidalara bağlanarak gerdirilen bantlardan oluşmaktadır.  Gerdirme işlemi sırasında akut bir miktar düzelme olur, vidalar ve gerdirilen bant eğriliğin dış (dışbükey)  tarafının daha yavaş iç tarafının daha hızlı büyümesini sağlar, bu sayede hasta uzarken oluşan eşitsiz büyüme eğriliği düzelir. Burada operasyon sırasında germe yapılarak gelişen düzeltme miktarı eğriliğin esnekliği ile orantılı olmaktadır, esnek bir eğrilikte operasyon sonrası belirgin düzelme sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Boy Uzaması</b></p>
<p>İpli skolyoz, tüm skolyoz hastalarına uygulan bir yöntem değildir. Bu yöntem için öncelikle uygun hastalar seçilmelidir. Göğüs bölgesindeki omurlarında 30-60 derece arası eğrilik olan kemik büyümesinin başında olan ve boy uzamasının devam edeceği, uzama kıkırdakları açık olan skolyoz hastalarına uygulanmaktadır. Gerdirme yönteminin uygulanması için omurganın belirli bir güce sahip olması gerekmektedir. Hastanın fiziksel özellikleri ve gelişmişliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmekle birlikte sıklıkla bu yöntem 10 yaşından sonra uygulanmaktadır. Boy uzaması tamamlamış ancak esnek (hastayı sağa veya sola eğerek çekilen röntgenlerde eğrilikte belirgin düzelme görülüyorsa) bir eğriliğe sahip genç erişkin hastalarda hareketi koruması avantajı göz önünde bulundurularak kullanılabilmektedir.</p>
<p><b><strong>Hastalar ameliyat sonrası dans edip, spor yapabilir</strong></b></p>
<p>İpli skolyoz yöntemi, hastada göğüs kafesi kenarlarından açılan küçük deliklerden yapılmaktadır ve oldukça konforlu bir ameliyat tekniğidir. Hastanın kanama miktarı ve ameliyat sonrası ağrısı az olur. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresi kısadır. Skolyoz hastalığında en önemli kıstas hastanın eğriliğini düzeltirken, hareket kapasitesini korumaktır. Bu nedenle skolyoz tedavisinde uzun yıllardır hekim ve hastaların tedaviye karar verirken sordukları “Düz ancak hareketsiz bir omurga mı? Eğik ancak hareketli bir omurga mı?” sorusu yerini “Hem düz hem hareketli bir omurga” cevabına bırakmıştır. Bu nedenle ipli skolyoz yöntemi  hastalara hareketli bir omurga sunmaktadır. Hastalar bu sayede ameliyat sonrası dans, bale, spor gibi her türlü aktiviteyi herhangi bir kısıtlama olmadan rahatlıkla yapabilmektedir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyoz-tedavisi-nasil-olmali-541561">Skolyoz Tedavisi Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hugh Jackman, 29 Yıllık Evliliğin Ardından Hayatına Nasıl Devam Ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hugh-jackman-29-yillik-evliligin-ardindan-hayatina-nasil-devam-ediyor-540985</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 13:49:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ardından]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[evliliğin]]></category>
		<category><![CDATA[hayatına]]></category>
		<category><![CDATA[hugh]]></category>
		<category><![CDATA[jackman]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ünlü oyuncu Hugh Jackman’ın 29 yıllık eşi ve kendisi gibi Avustralyalı oyuncu olan Deborra-Lee Furness ile boşanmasının ardından nasıl bir ruh hâlinde olduğu, uzun yıllardır yakın arkadaşı olan radyo sunucusu Gus Worland tarafından paylaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hugh-jackman-29-yillik-evliligin-ardindan-hayatina-nasil-devam-ediyor-540985">Hugh Jackman, 29 Yıllık Evliliğin Ardından Hayatına Nasıl Devam Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="346" data-end="587">Jackman ve Furness, 2023 yılında ayrıldıklarını duyurmuşlardı. Boşanma süreci ise resmi olarak 23 Mayıs 2024&#8217;te, Furness&#8217;in New York&#8217;ta açtığı dava ile sonuçlandı. Belgelerin itirazsız olduğu ve sadece hakimin onayının beklendiği belirtildi.</p>
<p data-start="589" data-end="626"><strong data-start="589" data-end="626">“New York’ta Görüştük, Gayet İyi”</strong></p>
<p data-start="628" data-end="778">Jackman’ın çocukluk arkadaşı olan Worland, 29 Mayıs Perşembe günü 2GB radyo kanalında Ben Fordham Live programında yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>
<blockquote data-start="780" data-end="1016">
<p data-start="782" data-end="1016">“Hiç kimsenin böyle bir süreçten geçmesini istemezsiniz, hele ki Hugh gibi bir ünlüyseniz, her şey kamuoyunun gözü önünde yaşanıyor. Ben başından beri şuna dikkat ettim: Hugh ve Deborra-Lee&#8217;nin kendi yollarında gitmesine izin vermek.”</p>
</blockquote>
<blockquote data-start="1018" data-end="1278">
<p data-start="1020" data-end="1278">“Geçen ay New York&#8217;ta onunlaydım ve gerçekten iyiydi. Hayatına devam ediyor. Umarım Deb de aynı şekilde ilerler. 30 yıl evli kaldılar ve iki harika çocukları var. Ben de çocuklarına gidip, &#8216;Bu süreci en sağlıklı şekilde nasıl atlatabiliriz?&#8217; diye soruyorum.”</p>
</blockquote>
<p data-start="1280" data-end="1343"><strong data-start="1280" data-end="1343">Deborra-Lee Furness: “İhanetle Dolu Travmatik Bir Yolculuk”</strong></p>
<p data-start="1345" data-end="1449">Boşanmanın ardından konuşan Furness ise <em data-start="1385" data-end="1397">Daily Mail</em>’e yaptığı açıklamada yaşadığı süreci şöyle anlattı:</p>
<blockquote data-start="1451" data-end="1616">
<p data-start="1453" data-end="1616">“İhanetle dolu, derin bir yara bırakan travmatik bir yolculuktu. Ancak inançlarım, neredeyse otuz yıllık bir evliliğin sona erişini anlamlandırmama yardımcı oldu.”</p>
</blockquote>
<blockquote data-start="1618" data-end="1826">
<p data-start="1620" data-end="1826">“Bazen karşımıza çıkan zorluklar, aslında bizi en yüksek hayrımıza, gerçek amacımıza götürür. Acı verebilir, ama uzun vadede kendine dönmek ve kendi değerlerin, sınırların içinde yaşamak özgürleştiricidir.”</p>
</blockquote>
<p data-start="1828" data-end="2062">Furness sözlerini, “Hepimiz kendi bireysel yolculuklarımızdayız ve hayatımıza giren insanlar rastlantı değildir. Onlar, öğrenmemiz gereken dersler ve içimizdeki kırık parçaları iyileştirmek için gelir. Minnettarım,” diyerek tamamladı.</p>
<p data-start="2064" data-end="2122"><strong data-start="2064" data-end="2122">1995&#8217;te Tanıştılar, 1996&#8217;da Evlenip 2023&#8217;te Ayrıldılar</strong></p>
<p data-start="2124" data-end="2295">Jackman ve Furness, 1995’te Avustralya yapımı TV dizisi <em data-start="2180" data-end="2190">Correlli</em> setinde tanıştı ve ertesi yıl evlendiler. İkilinin birlikte evlat edindiği iki çocuğu var: Oscar ve Ava.</p>
<p data-start="2297" data-end="2397">Çift, 2023 Eylül’ünde <em data-start="2319" data-end="2327">People</em> dergisine yaptıkları ortak açıklamada ayrılıklarını şöyle duyurmuştu:</p>
<blockquote data-start="2399" data-end="2780">
<p data-start="2401" data-end="2780">“Neredeyse 30 yıllık, sevgi dolu bir evliliği paylaşma ayrıcalığına sahip olduk. Yolculuğumuz artık değişiyor ve bireysel gelişimimiz adına ayrılmaya karar verdik. Ailemiz daima en büyük önceliğimiz oldu ve olmaya devam edecek. Bu yeni süreci minnettarlık, sevgi ve nezaketle karşılıyoruz. Mahremiyetimize saygı göstermenizi rica ediyoruz. Bu konuda yapacağımız tek açıklamadır.”</p>
</blockquote>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hugh-jackman-29-yillik-evliligin-ardindan-hayatina-nasil-devam-ediyor-540985">Hugh Jackman, 29 Yıllık Evliliğin Ardından Hayatına Nasıl Devam Ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırnak Mantarı Nasıl Geçer ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tirnak-mantari-nasil-gecer-540212</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 16:17:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[geçer]]></category>
		<category><![CDATA[mantarı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tırnak Mantarı nasıl geçer? Ortak çorap, terlik kullanımından kaçının! Aynı ayakkabıyı günlerce giymeyin! Uzmanlar tırnak mantarı için önemli uyarılarda bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-mantari-nasil-gecer-540212">Tırnak Mantarı Nasıl Geçer ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tırnak Mantarı nasıl geçer? Ortak çorap, terlik kullanımından kaçının! </strong><strong>Aynı ayakkabıyı günlerce giymeyin! Uzmanlar tırnak mantarı için önemli uyarılarda bulundu. </strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi zayıf olanların, diyabet hastalarının, yaşlıların, sporcuların ve sürekli ıslak ortamlarda çalışmak zorunda kalan meslek gruplarının tırnak mantarına yatkınlığının olduğunu ifade eden uzmanlar, son zamanlarda klinik uygulamalarda uzun yol şoförlerinde de sıkça tırnak mantarıyla karşılaşıldığını söyledi. Tırnak mantarının yayılmasını engellemek için ayakların günlük olarak yıkanması ve çok iyi şekilde kurulanması, evde ortak çorap ve terlik kullanımından kaçınılması, başkalarıyla tırnak bakımı araçlarının paylaşılmaması gerektiğini kaydeden Podolog Muharrem Tosun, “Tırnak mantarını önlemek için pamuklu, bambu ve gümüş içerikli çoraplar giyilmelidir. Ayrıca, ayakkabılar iyi havalandırılmalı aynı ayakkabı uzun günler aralıksız giyilmemelidir” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, tırnak mantarının nedenleri, risk grupları, tedavi yöntemleri ve korunma yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><b><strong>Tırnak mantarının başlıca sebebi Dermatofitler</strong></b></p>
<p>Tırnak mantarına genellikle “Dermatofitler” adı verilen mantar türlerinin neden olduğunu belirten Podolog Muharrem Tosun, en yaygın olanlarının Trichophyton rubrum ve Trichophyton mentagrophytes olduğunu, bu mantarların tırnağın altına yerleşerek enfeksiyon oluşturduğunu söyledi.</p>
<p><b><strong>Kimler daha yatkın? </strong></b></p>
<p>Tırnak mantarına daha yatkın olan kişilerin bağışıklık sistemi zayıf olanlar, diyabet hastaları, yaşlılar, sporcular ve sürekli ıslak ortamlarda çalışmak zorunda kalan meslek grupları (örneğin, temizlik işçileri) olduğunu dile getiren Podolog Muharrem Tosun, “Ayrıca son zamanlarda klinik uygulamalarımızda uzun yol şoförlerinde de sıkça tırnak mantarıyla karşılaşmaktayız.” diyerek yeni bir risk grubuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Tedavi yöntemleri neler?</strong></p>
<p>Tırnak mantarının tedavisinde en yaygın yöntemlerin topikal antifungal kremler (cilalar), oral antifungal ilaçlar, lazer tedavisi ve frezelerle yapılan küretaj adı verilen mekanik temizlik işlemi olduğunu ifade eden Podolog Muharrem Tosun, “Podologlar, tırnak mantarını tedavi etmek için frezelerle mekanik temizlik yapar, medikal tedavi yöntemleri uygularlar. Buradaki amacımız mantarlı dokuyu tırnaktan temizlemek ve kalan tırnağımızın sağlıklı bir şekilde uzamasını sağlamaktır. İlgili hekimlerle yapılacak multidisipliner çalışmada sürecin çok daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır.” dedi.</p>
<p><b><strong>Hijyen kuralları hayati önem taşıyor</strong></b></p>
<p>Tırnak mantarının çoğu zaman ayaklarda görüldüğünü kaydeden Podolog Muharrem Tosun, yayılmayı engellemek için alınması gereken hijyen önlemlerini şöyle anlattı,  “Ayaklar günlük olarak yıkanmalı ve çok iyi şekilde kurulanmalıdır (özellikle parmak araları). Evde ortak çorap ve terlik kullanımından kaçınılmalı, başkalarıyla tırnak bakımı araçları paylaşılmamalıdır. Tırnak mantarını önlemek için ayaklar ve eller düzenli olarak yıkanmalı, nemli ortamlarda uzun süre kalmaktan kaçınılmalıdır. Tırnaklar hijyenik şekilde kesilmeli bu konuda Podologlardan destek alınmalıdır. Pamuklu, bambu ve gümüş içerikli çoraplar giyilmelidir. Ayrıca, ayakkabılar iyi havalandırılmalı aynı ayakkabı uzun günler aralıksız giyilmemelidir”</p>
<p><b><strong>Ortak kullanım alanlarında dikkat edilmesi gerekenler</strong></b></p>
<p>Sauna, spor salonu, havuz gibi ortak kullanım alanlarında tırnak mantarından korunmak için her zaman kişisel terlik kullanılması, havuz ve sauna sonrası ayakların iyice kurulanması ve hijyenik alanların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Podolog Tosun, “Ayrıca, ortak duşlarda çıplak ayakla yürümekten kaçınılmalıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><b><strong>Tedavi edilmeyen tırnak mantarı yaşam kalitesini düşürüyor</strong></b></p>
<p>Uzun süre tedavi edilmeyen tırnak mantarının kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini belirten Podolog Muharrem Tosun, “Tedavi edilmeyen tırnak mantarı sonucu kalınlaşan tırnaklar, tırnak yatağının bozulmasına ve böylece tırnaklarda deformasyona ve tırnak batmasına yol açabilmektedir. Bu durum kişinin parmağında ağrı hissetmesine ve yürüyüşünün bozulmasına neden olup sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkiler. Ayrıca tırnaklardaki bu kötü görüntü özgüven kaybına da neden olabilir. Tırnak mantarının deriye bulaşma riski de bulunduğundan tedavi geciktirilirse ayaklarda ve parmak aralarında kaşıntı durumuyla da karşılaşılabilir bu da yaşam kalitesini düşürür.” dedi.</p>
<p><b><strong>Tedavisi sabır gerektiriyor</strong></b></p>
<p>Podolog Muharrem Tosun, tırnak mantarının ayaklarda daha sık görülmesinin sebebinin mantarların karanlık ve nemli ortamlarda daha rahat yaşama imkanı bulması olduğunu belirterek, ayakları nemli bırakmamaya özen gösterilmesi gerektiğini söyleyerek, şöyle devam etti, “Özellikle belirtmek isterim ki tırnak mantarı tedavisi sabır gerektiren uzun bir süreçtir. Kimi zaman bu süreç 1-1,5 yılı dahi bulabilir. Bu süreçte kişisel bakımlarına çok dikkat etmeli, doktor ve podologların vermiş olduğu ödev ve sorumlulukları yerine getirmelidirler” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tirnak-mantari-nasil-gecer-540212">Tırnak Mantarı Nasıl Geçer ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-nasil-olmali-531460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 16:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınav öncesi beslenme hakkında bilgi veren Uzm. Diyetisyen Esra Öztürk, sınav öncesi alınacak gıdaların sınav başarısına etkisini anlattı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-nasil-olmali-531460">Sınav Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sınav öncesi beslenme hakkında bilgi veren Uzm. Diyetisyen Esra Öztürk, sınav öncesi alınacak gıdaların sınav başarısına etkisini anlattı.</p>
<p>Yoğun çalışma temposu, stres, uykusuzluk ve baskı… Sınav dönemleri yalnızca zihni değil; beden sağlığını da zorluyor. Özellikle üniversite sınavı gibi kritik virajlara hazırlanan öğrencilerde kaygı düzeyi artarken beslenme alışkanlıklarında da gözle görülür değişimler yaşanıyor. Kimileri stresten ötürü iştahını kaybederken kimileri yüksek kalorili atıştırmalıklara yönelerek sağlığını riske atabiliyor. Tam da bu noktada doğru ve dengeli beslenme hem başarıyı artırmak hem de psikolojik dengeyi korumak açısından büyük önem taşıyor. Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, sınav döneminde zihinsel performansı destekleyen, odaklanmayı artıran ve kaygıyla başa çıkmaya yardımcı olan sağlıklı beslenme önerilerini paylaştı.</p>
<p><b><strong>Kahvaltı günün en kritik adımı</strong></b></p>
<p>Sınav dönemlerinde öğrencilerin sıklıkla atladığı kahvaltı öğünü aslında günün en önemli yakıtıdır. Uyandıktan sonra bir saat içinde yapılması gereken dengeli bir kahvaltı hem güne enerjik başlamayı sağlar hem de kan şekerini dengeleyerek konsantrasyonu artırır. Uzman Dyt. Esra Öztürk, kahvaltıda mutlaka kaliteli protein, sağlıklı yağ ve kompleks karbonhidratlara yer verilmesini öneriyor. “Yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, ceviz ve mevsim sebzeleriyle yapılan bir kahvaltı hem tokluk hissi verir hem de zihinsel odaklanmayı artırır. Özellikle sınav sabahı kahvaltı kesinlikle atlanmamalı ve sindirimi zor, yağlı besinlerden kaçınılmalıdır.” diyor.</p>
<p><b><strong>Dengeli bir öğün başarının anahtarı olabilir</strong></b></p>
<p>Sınav döneminde öğrenciler çoğu zaman öğün atlayarak ya da abur cubura yönelerek hızlı enerji sağlamaya çalışır. Ancak bu alışkanlıklar uzun vadede hem zihinsel performansı düşürür hem de sindirim sorunlarına yol açabilir. Öğle ve akşam yemeklerinde dengeli bir tabak oluşturulması gerektiğini vurgulayan Dyt. Esra Öztürk, her öğünde mutlaka sebze, tam tahıllı karbonhidrat, sağlıklı yağ ve protein bulunması gerektiğini belirtiyor. Tavuk, balık, et gibi kaliteli protein kaynakları; bulgur, tam buğday ekmeği gibi kompleks karbonhidratlar; zeytinyağı ve avokado gibi sağlıklı yağlar, yoğurt ve kefir gibi probiyotikler bağışıklığı ve zihinsel dayanıklılığı destekliyor.</p>
<p><b><strong>Basit şekerlere hayır, doğal karbonhidratlara evet</strong></b></p>
<p>Tatlı krizleri sınav stresiyle birleştiğinde kontrolsüz bir hâle gelebiliyor. Özellikle şekerli gıdaların hızlı enerji verdiği düşünülse de bu besinler kısa süreli tokluk sağlarken uzun vadede dikkat dağınıklığına neden olabiliyor. Uzman Dyt. Öztürk, bu tür besinlerin yerine kuru veya taze meyvelerin, tam tahılların ve yulaf gibi lif oranı yüksek ve glisemik indeksi düşük gıdaların tercih edilmesini öneriyor.</p>
<p><b><strong>Ara öğünlerle kan şekerini dengede tutun</strong></b></p>
<p>Sınav dönemi boyunca kan şekeri dengesini korumak, gün içindeki ruh hâli değişimlerini ve dikkat dağınıklığını azaltmak açısından kritik öneme sahip. Bu nedenle ana öğünlerin yanı sıra sağlıklı ara öğünler de planlanmalı. “Bir avuç çiğ badem veya ceviz, bir su bardağı süt veya kefir, bir dilim tam buğday ekmeği üzerine sürülmüş az tuzlu peynir ya da meyve ile yoğurt gibi seçenekler ideal ara öğünlerdir.” diyen Dyt. Öztürk, bu sayede öğrencilerin hem enerji seviyesini koruyabileceğini hem de açlık krizlerinin önüne geçilebileceğini ifade ediyor.</p>
<p><b><strong>Omega-3 yağ asitleri: Zihin dostu besinler</strong></b></p>
<p>Balık yağı ve Omega-3 yönünden zengin besinler hafıza ve öğrenme fonksiyonlarını desteklemesiyle biliniyor. Bu dönemde özellikle haftada en az 2-3 kez yağlı balık (somon, uskumru gibi) tüketilmesi; ayrıca ceviz, keten tohumu, semizotu gibi bitkisel Omega-3 kaynaklarına da öğünlerde yer verilmesi öneriliyor. Bu besinler beyin hücrelerinin sağlığını koruyor ve sınav öncesi stresle baş etmeye yardımcı oluyor.</p>
<p><b><strong>Yeterli sıvı alımı unutulmamalı</strong></b></p>
<p>Öğrenciler genellikle ders çalışmaya odaklanırken gün boyunca yeterli su içmeyi ihmal edebiliyor. Oysaki su tüketimi, konsantrasyonun korunmasında ve yorgunluğun önlenmesinde büyük rol oynuyor. Günde en az 8-10 bardak su içilmesi gerektiğini belirten Dyt. Esra Öztürk, “Susamayı beklemeden su içmek bir alışkanlık hâline gelmeli. Ayrıca çay ve kahve gibi içecekler suyun yerini tutmaz, bu içeceklerin aşırı tüketimi uyku düzenini bozabilir ve stres seviyesini artırabilir” dedi.</p>
<p><b><strong>Sınav sabahı yeni şeyler denemeyin</strong></b></p>
<p>Sınav sabahı öğrencinin alışık olduğu besinlerin tercih edilmesi de önem taşıyor. Sindirimi zor besinler mide bulantısı, gaz, şişkinlik gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle sınav sabahı her zamanki düzen içinde, hafif ama besleyici bir kahvaltı yapılmalı, daha önce hiç denenmemiş bir gıda tüketilmemelidir.</p>
<p><b><strong>Çikolata iyi gelir mi? </strong></b></p>
<p>Sınav öncesi çikolata gibi şekerli yiyeceklerin moral yükselttiği düşünülse de içeriğindeki yüksek şeker ve doymuş yağ oranı nedeniyle ölçülü tüketilmesi gerekiyor. Eğer çikolata tercih edilecekse bitter olanlar ve az miktarda tüketimi daha sağlıklı bir seçenek olabilir.</p>
<p><b><strong>Uyku ve hareketi de ihmal etmeyin</strong></b></p>
<p>Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, sınav döneminde sağlıklı beslenmenin yeterli olmadığını, düzenli uyku ve fiziksel hareketin de en az beslenme kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. “Günde 7-8 saat kaliteli uyku, hafif egzersiz veya yürüyüş gibi aktiviteler stresin azaltılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda öğrenilen bilgilerin daha iyi pekişmesini sağlar.” şeklinde konuşuyor.</p>
<p><b><strong>Ailelere büyük görev düşüyor</strong></b></p>
<p>Sınav döneminde çocuklarını desteklemek isteyen ailelere de önemli görevler düşüyor. Evde öğün düzenine dikkat edilmesi ve öğrencinin beslenme alışkanlıklarını yönlendirmede sabırlı olunması, bu süreci hem öğrenciler hem de aileler için daha sağlıklı bir hâle getirebilir.</p>
<p><strong>ERDEM SAĞLIK GRUBU HAKKINDA</strong></p>
<p>Erdem Sağlık Grubu, 1988 yılından beri sağlık sektöründe faaliyet göstermekte olup, hasta memnuniyetini ön planda tutan, yüksek hizmet kalitesi ve hasta haklarına saygılı anlayışıyla sağlık hizmeti sunmaktadır. Çakmak, Çamlıca ve Güneşli Erdem Hastaneleri ile iki tıp merkezi, iki diyaliz merkezi ve bir ağız ve diş sağlığı merkezi bulunan Erdem Sağlık Grubu, bünyesinde 160 hekimi ve 350 yatak kapasitesini barındırmaktadır. Başakşehir Erdem Hastanesi ise yapım aşamasındadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-nasil-olmali-531460">Sınav Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hareketsizlik bakın organlarımıza nasıl zarar veriyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hareketsizlik-bakin-organlarimiza-nasil-zarar-veriyor-527251</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 07:25:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakın]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[organlarımıza]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği uzun süreli masa başı çalışma, teknoloji bağımlılığı ve azalan fiziksel aktivite, insanları giderek daha da hareketsizleştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareketsizlik-bakin-organlarimiza-nasil-zarar-veriyor-527251">Hareketsizlik bakın organlarımıza nasıl zarar veriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği uzun süreli masa başı çalışma, teknoloji bağımlılığı ve azalan fiziksel aktivite, insanları giderek daha da hareketsizleştiriyor. Oysa insan vücudu açısından kritik önem taşıyan düzenli hareket; kas ve eklem hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, depresyon, kalp ve damar hastalıkları ile osteoartrit gibi kronik sorunların önlenmesinde önemli rol oynuyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meral Bayramoğlu</strong> “İnsan bedeni hareket etmek için yaratılmıştır<strong>.</strong> Hareketsizlik doğal bir durum değildir. Maalesef teknolojinin sağladığı kolaylıklar bizi konforlu ama sağlıksız bir hayata alıştırdı. Bunun bedelini ağrılar, erken yaşta başlayan kireçlenmeler, metabolik hastalıklar ve ruhsal çöküntüyle ödüyoruz” diyor. </p>
<p>Son yıllarda hareketsizliğe bağlı boyun, bel ve sırt ağrıları ile kas ve eklem hastalıklarının gençlerde de arttığını vurgulayan Prof. Dr. Bayramoğlu “Özellikle genç yaş grubunda bile postüral sorunlara bağlı ağrıları çok sık görmeye başladık. Ayrıca hareketsizliğe bağlı olarak kilo alımı da yaygınlaştı. Fazla kilo, özellikle diz, kalça ve bel bölgesine binen yükü artırarak dejeneratif eklem hastalıklarına, menisküs ve bağ problemlerine zemin hazırlar, ağrılar kronikleşir. Üstelik hareketsiz yaşam, sadece bedeni değil, zihinsel fonksiyonları da köreltir” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meral Bayramoğlu <strong>10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü</strong> kapsamında, hareketsizliğin vücudumuzda yol açtığı hasarları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kas-iskelet sistemi hastalıkları </strong></li>
</ul>
<p>Kaslar kullanılmadıkça küçülür, gücünü kaybeder. Bu da günlük hareketleri yapmayı zorlaştırır. Hareketsizlik, eklem kapsüllerinin ve bağların esnekliğini azaltır. Bu durum bel ve diz tutulmaları gibi sorunlara yol açar. Özellikle uzun süre masa başı çalışan bireylerde kamburluk (kifoz), boyun düzleşmesi gibi postüral deformiteler gelişebilir. Ayrıca eklem yüzeyleri hareketsiz kaldığında beslenmesi bozulur, bu da dejenerasyona zemin hazırlar.</p>
<ul>
<li><strong>Kalp-damar hastalıkları </strong></li>
</ul>
<p>Hareketsizlik venöz dönüşü (kanın kalbe geri taşınması) yavaşlatır, bu da ödem, varis ve damar tıkanıklığı riskini artırır. Düzenli egzersiz yapılmadığında kalp daha az verimli çalışır, kondisyon düşer. Hareketsiz yaşam damar duvarlarının elastikiyetini azaltır, bu da kan basıncını yükseltir.</p>
<ul>
<li><strong>Metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Meral Bayramoğlu “Hareketsizlikle birlikte kalori harcaması azalır, bu da kilo artışına neden olur. Ayrıca kaslar aktif olmadığında glikozu daha az kullanır. Bu da insülinin etkisini azaltır. Hareketsizlik, kötü kolesterol (LDL) düzeyini de artırabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Solunum sistemi hastalıkları </strong></li>
</ul>
<p>Hareketsiz yaşam tarzına sahip olan bir kişide zamanla sığ solunum gelişir, bu da akciğerlerin hava kapasitesini sınırlar. Düzenli hareket ve düzenli egzersiz derin solunumu teşvik eder, dokulara daha iyi oksijen taşınmasını sağlar ve nefes darlığını azaltır.  </p>
<ul>
<li><strong>Sindirim sistemi hastalıkları </strong></li>
</ul>
<p>Hareket eksikliği sindirim sistemi üzerinde de birçok olumsuz etkiye yol açabilir. Bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığa, gaz ve şişkinlik gibi sorunlara neden olur. Aynı zamanda hareketsizlik ve uzun süre oturmak reflü riskini de artırır. </p>
<ul>
<li><strong>Depresyon ve uyku bozuklukları </strong></li>
</ul>
<p>Fiziksel aktivite, mutluluk hormonları olan serotonin ve endorfin salınımını artırır. Hareketsizlik bu dengeyi bozar. Özellikle yaşlı bireylerde fiziksel inaktiviteyle birlikte dikkat, hafıza ve konsantrasyon sorunları gelişebilir. Gün içinde enerji harcamayan bireyler geceleri daha huzursuz ve kesik kesik uyuyabilir. Egzersizle birlikte artan beyin kan akımı, öğrenme, hafıza ve karar verme gibi bilişsel fonksiyonları destekler. Düzenli hareket, Alzheimer ve demans riskini azaltır.  </p>
<ul>
<li><strong>Lenfatik sistem ve bağışıklık </strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Meral Bayramoğlu “Kasların pompalama etkisiyle ilerleyen lenf sistemi, hareketsizlikle duraklar. Bu da vücuttaki toksinlerin ve ödemin atılmasını engeller. Kan dolaşımı ve lenfatik akış yavaşladığında, bağışıklık hücrelerinin etkinliği de azalır” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareketsizlik-bakin-organlarimiza-nasil-zarar-veriyor-527251">Hareketsizlik bakın organlarımıza nasıl zarar veriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>39. Genç Günler &#8220;Gelecek, Peki Nasıl?&#8221; Temasıyla Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/39-genc-gunler-gelecek-peki-nasil-temasiyla-basliyor-523368</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2025 09:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[peki]]></category>
		<category><![CDATA[temasıyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523368</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın geleneksel olarak düzenlediği 39. Genç Günler, 9 Mayıs 2025 tarihinde Boğaziçi Gençlik Korosu Konseri’yle başlıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/39-genc-gunler-gelecek-peki-nasil-temasiyla-basliyor-523368">39. Genç Günler &#8220;Gelecek, Peki Nasıl?&#8221; Temasıyla Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın geleneksel olarak düzenlediği <b>39.</b> <b>Genç Günler, </b>9 Mayıs 2025 tarihinde Boğaziçi Gençlik Korosu Konseri’yle başlıyor. </p>
<p> </p>
<p>Genç Günler’in ilk etkinliği olan Boğaziçi Gençlik Korosu Konseri’nde, Şef Masis Aram Gözbek’in yönetimindeki orkestra seçkin bir repertuvarla Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde saat 20.30’da gençlerin karşısına çıkacak.</p>
<p> </p>
<p>İstanbul’un en önemli gençlik ve sanat buluşması olan Genç Günler, 9-22 Mayıs 2025 tarihleri arasında söyleşiler, atölyeler ve katılımcı grupların oyunlarıyla, gençleri sanatla buluşturacak.</p>
<p> </p>
<p>Oyunların ve atölyelerin ücretsiz davetiyeleri, 2 Mayıs 2025 Cuma saat 11.00’den itibaren <u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>GELECEK, PEKİ NASIL?</b></p>
<p><b> </b></p>
<p>Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever bu senenin temasını şöyle açıklıyor:</p>
<p> </p>
<p>“Bildiğiniz üzere her yıl bir bağlam cümlesiyle Festival’imizi açıklıyoruz. Sanatsal ekibimizdeki arkadaşlarımızla uzun toplantılar sonucu, “Gelecek!.. Peki Nasıl?” cümlesiyle bu yılın mottosunu belirledik. Özellikle yapay zeka ve dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzden baktığımızda, çoğumuzu bu “belirsizlik”ten kaynaklı bir karamsarlığın ve endişenin esir aldığını da gözlemliyoruz. Özellikle son yıllarda yaşanan değişimin hızla hayatımızı şekillendirmesi, hepimizi değişmeye, uyum sağlamaya zorluyor. Peki uyum sağlayamadığımız noktada başımıza ne gelecek? Dünya, yapay zekanın makine ve robotla buluşmasıyla, “insansız” bir evreye doğru mu gidiyor? Peki Beckett’in “anlamsız”lık ikliminden daha derin bir “anlam” ve “bağlam” kriziyle mi karşı karşıyayız? İnsan, bu “travma”yı nasıl atlatacak? Hatta nesillerin alfabetik kodlarla sıralandığı bir denklemden baktığımızda, gelecekte insan olacak mı?”</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>TOPLAM 53 EKİP, 68 FARKLI OYUN SEYİRCİYLE BULUŞUYOR</b></p>
<p> </p>
<p>Bu yıl 20 konservatuvar oyunu, 28 üniversite tiyatro kulübü oyunu, 5 iç yapım oyunu 39. Genç Günler’de seyirciyle buluşacak. 39. Genç Günler, her yaştan genci sahnelerinde buluşturmaya devam edecek.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>İÇ YAPIMLAR</b></p>
<p><b> </b></p>
<p>İBB Şehir Tiyatroları her yıl olduğu gibi tiyatrosunun içinden Genç Günler için hazırladığı oyunlarına da festival boyunca yer veriyor.</p>
<p> </p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı,<b> </b>Hakan Örge’nin yönettiği “Bir Adam Yaratmak”,</p>
<p>Dennis Kelly’nin yazdığı, Ogeday Erkut’un yönettiği “Öksüzler”, </p>
<p>Fırat Devecioğlu’nun yazdığı Ayşe Günyüz Demirci’nin yönettiği “Lazarus”,</p>
<p>Yağmur Topçu’nun yazdığı, Ahmet Kahvecioğlu’nun yönettiği “Gölge”</p>
<p>Samuel Beckett’in yazdığı, Selçuk Yüksel’in yönettiği “Krapp’ın Son Bandı” festivalde seyirciyle buluşacak.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>SÖYLEŞİLER</b></p>
<p><b> </b></p>
<p>İBB Şehir Tiyatroları 39. Genç Günler’de tiyatronun ve sinemanın genç yeteneklerini seyirciyle buluşturuyor. Hayko Cepkin, Giray Altınok, Cem Say ve Özlem Özdemir’in katılacakları söyleşilerde konuklar kariyerleriyle ilgili gençlerin ilgisini çekecek konulara değinecek, sorularına cevap verecekler.</p>
<p> </p>
<p>Hayko Cepkin Söyleşisi 13 Mayıs 2025 tarihinde 14.00’te Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p>Cem Say ve Özlem Özdemir Söyleşisi 13 Mayıs 2025 tarihinde 18.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p>Giray Altınok Söyleşisi 15 Mayıs 2025 tarihinde 18.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>ATÖLYELER</b></p>
<p> </p>
<p>İBB Şehir Tiyatroları yazarlık, yönetmenlik, oyunculuk, fiziksel tiyatro, yaratıcılık, beden, hareket vb. güncel konularda birbirinden önemli eğitmenlerle atölyeler düzenliyor.</p>
<p> </p>
<p><b>Doç.Dr. Sibel Erdenk’in düzenlediği “Hareket Atölyesi”</b></p>
<p>10-11 Mayıs Saat 13.00-17.00 Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi Stüdyo 1</p>
<p><b>Öğr. Gör. Yönetmen Barış Erdenk’in düzenlediği “Yönetmenlik Atölyesi”</b></p>
<p>10 Mayıs Cumartesi Saat 17.30-19.30 Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi</p>
<p><b>Prof. Dr. Beliz Güçbilmez’in düzenlediği “Yazarlık Atölyesi”</b></p>
<p>16 Mayıs Saat Cuma Saat 17.30-19.30 Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi</p>
<p><b>İpek Bilgin’in düzenlediği “Oyunculuk Atölyesi”</b></p>
<p>17 Mayıs Cumartesi Saat 13.00-17.00 Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi</p>
<p><b>Yasin Yürekli’nin düzenlediği “Fiziksel Tiyatro-Clown Atölyesi”</b></p>
<p>17-18 Mayıs Saat 13.00-17.00 Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi Stüdyo 1</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>GENÇLİK TİYATROSU BELGESELİ</b></p>
<p>Belgesel, Türkiye’de toplumcu çağdaş tiyatronun temellerini atarak, Türk tiyatrosunun ilk defa Avrupa’ya açılmasını sağlamış, usta tiyatrocular yetiştirmiş, ülkemizin ilk üniversite tiyatrosunun hikayesini ve Türkiye üzerindeki etkilerini anlatmaktadır.</p>
<p>1953 yılının 19 Mayıs’ında, Cumhuriyetimizin gençlerinin kurmuş olduğu Gençlik Tiyatrosu, kendilerinden sonraki kuşağın düşünce ve sanat yaşamını şekillendirerek, birçok amatör ve özel tiyatroların kurulmasına ilham sağlamıştır.</p>
<p>Belgesel gösterimi 17 Mayıs 2025 tarihinde saat 19.00’da Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde gerçekleştirilecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/39-genc-gunler-gelecek-peki-nasil-temasiyla-basliyor-523368">39. Genç Günler &#8220;Gelecek, Peki Nasıl?&#8221; Temasıyla Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Dünyasına Çocuklarımızı Nasıl Hazırlamalıyız?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dunyasina-cocuklarimizi-nasil-hazirlamaliyiz-463103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 08:54:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlamalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, yakın gelecekte karşı karşıya kalacağımız yapay zekâlı dünyaya çocuklarımızı nasıl hazırlamamız gerektiğini anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dunyasina-cocuklarimizi-nasil-hazirlamaliyiz-463103">Yapay Zekâ Dünyasına Çocuklarımızı Nasıl Hazırlamalıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ artık hayatımızın her alanında yer alıyor, çok yakın bir gelecekte de robotlarla yaşam hayal gibi görünmüyor. Birçok yönüyle yapay zekâ tartışılıyor. Hayatımızın en önemli alanlarından eğitimde bizi nelerin beklediği de önemli soru işaretlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, yapay zekânın eğitim alanında bize hangi fırsatları sunacağına ilişkin bilgiler verirken erken çocukluk döneminden itibaren nasıl bir yapay zekâ eğitimi verilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini paylaştı. </p>
<p>Türkiye’nin bu konuda 2020 yılından bu yana ciddi girişimlerde bulunduğunu anımsatan Cumaoğlu, “İlk olarak TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü (BİLGEM-YZE) kuruldu. Ardından 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı yapay zekâ alanında ilk ulusal strateji belgesi olan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisini yürürlüğe soktu. Temel amaç, sürdürülebilir yapay zekâ ekosistemini oluşturmaktı. Diğer önemli konular ise bu alanın uzmanlarını yetiştirmek, toplumsal uyum ve düzenlemeleri yapmak ve işgücü dönüşümünü hızlandırmaktı” dedi. </p>
<p>Gelecek yıllar içinde çok öngörülebilir bir dünyanın bizi beklemediğini kaydeden Prof. Dr. Cumaoğlu, “AGI (Artificial General Intelligence-Yapay Genel Zeka) düzeyine çıktığında -ki çok uzak bir gelecek değil- dünyada ciddi bir istihdam sorunu yaşanacağını düşünüyorlar. Çocuklarımızın ilk ihtiyaç duyacağı sey tüm yeni okuryazarlıklara sahip olmaktır. Yapay zeka okuryazarlığından yeni medya ve dijital okuryazarlıklara kadar. Geri kalan konularda kendimizi eğitmek için hiçbir engelimiz olmayacak çünkü” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yukarıdan Aşağıya Kırılma Yaşanacak</strong></p>
<p>Eğitim sistemlerinde genellikle değişikliklerin hızlı yapılıp uygulanmadığına işaret eden Prof. Dr. Cumaoğlu, “Ancak burada yukarıdan aşağıya bir kırılma yaşanacağını düşünüyorum. Çünkü eyleme geçmek üzerine düşünürken toplumsal yaşamı kökten etkileyecek istihdamla ilgili dönüşümler; önce üniversite sistemini, daha sonra da zorunlu olarak tüm ihtiyaçların yeniden tanımlandığı bir eğitim sistemini mecbur kılacak gibi görünüyor. Biz yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmeden kendisi bize entegre oldu bile diyebiliriz. Örneğin, YÖK ‘Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımına Dair Etik Rehber’ yayınladı. Konu öğretim programına girmeden kullanımına dönük bir rehberimiz oldu yani. Çünkü araştırmacılar olarak biz de öğrencilerimiz de aktif olarak kullanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eğitimde Birçok Fırsat Sunacak</strong></p>
<p>Yapay zekânın sistemsel değişiklerin dışında öğrenmeye ve öğrenme ortamlarında sunacağı fırsatlara da işaret eden Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, şu bilgileri verdi: </p>
<p>“<strong>Kişiselleştirilmiş Öğretim: </strong>Yapay zekâ ile öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına, öğrenme hızlarına, ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre uyarlanmış eğitim yöntemleri ve materyalleri geliştirilerek öğrenme süreci optimize edilebilir. Bu modellemede, öğrencinin güçlü ve zayıf yönlerini dikkate alarak, ona özel öğrenme yolları ve hedefler belirlenir, böylece öğrencinin en verimli şekilde öğrenmesi sağlanır.</p>
<p><strong>Geri bildirim ve mentörlük: </strong>Yapay zekâ, öğrencilere daha hızlı geri bildirimler sağlayarak hatalarını düzeltmelerine ve öğrenmelerine yardımcı olabilir. Kişinin ilerlemesini yakından izleyerek eksikleri konusunda rehberlik ve destek sağlayabilir.</p>
<p><strong>Öğretmenlere destek: </strong>Bunlar bireysel olarak öğrenmeye sağlayacağı desteklerdir. Diğer taraftan öğretmenlere materyal geliştirme bağlamından destek olabilir. Örneğin, öğrencilerin ilgi alanlarına ve güçlü yanlarına dayalı olarak tasarlanmış öğrenme materyalleri oluşturabilir. Tüm bunların hızlıca ve nitelikli yapılabiliyor olması okuldaki öğretim süreçlerini de daha verimli hale getirmek için önemli bir fırsattır.</p>
<p><strong>Öğrenme Analitiği:</strong> Biraz daha büyük pencereden bakacak olursak büyük veri ile çalışan öğrenme analitiği ve öngörü analizi, yapay zeka ile oldukça kolaylaşacaktır. Öğrenme analitiği; öğrenmeyi ve ortamı düzenlemek amacıyla öğrencilerin performans verilerini analiz ederek veriye dayalı karar almayı ve erken müdahalede bulunmayı sağlayan bir araştırma alanıdır.” <strong> </strong></p>
<p><strong>Yapay Zekâ Eğitimine Ne Zaman Başlanmalı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, hangi yaş aralıklarında nelerin konu edilmesi konusunda ise şu bilgileri verdi:</p>
<p><strong>Erken Çocukluk Dönemi (3-6 Yaş):</strong> Bu aralıkta temel dijital beceriler ile eğitici oyunlar ve uygulamalarla teknolojiye aşinalık kazandırılabilir.</p>
<p><strong>İlkokul Dönemi (7-12 Yaş):</strong> Temel Programlama ve Kodlama becerileri için Scratch gibi basit programlama dilleri ile algoritmik düşünme kazandırılabilir. Dijital Okuryazarlık için güvenli internet kullanımı, bilgi arama ve değerlendirme becerileri sunulabilir. Yeni Medya Okuryazarlığı kazanmak için medya içeriğini anlama, değerlendirme ve üretme becerileri ele alınabilir.</p>
<p><strong>Ortaokul Dönemi (12-15 Yaş):</strong> Yapay zekânın temel kavramları ve çalışma prensipleri ile temel uygulamalar öğretilebilir. Çevrimiçi etik, güvenlik ve gizlilik konuları işlenebilir. Medya ve Bilgi Okuryazarlığı açısından bilgi doğrulama, haber kaynaklarını değerlendirme ve medya eleştirisi programa alınabilir.</p>
<p><strong>Lise Dönemi (15-18 Yaş):</strong> Bu düzeyde yapay zekâ uygulamaları, veri analizi ve makine öğrenimi konuları, daha ileri web uygulamaları için web geliştirme, mobil uygulama geliştirme ve siber güvenlik konuları ele alınabilir. Yeni medya okuryazarlığı için dijital medya üretimi, kaynak değerlendirme, gizlilik ve güvenlik, telif hakkı ve etik kullanım, dijital ayak izi yönetimi, sosyal medya yönetimi ve çevrimiçi iletişim becerileri konuları da incelenmelidir. Bu süreçte, ailelerin ve eğitimcilerin çocuklara rehberlik etmeleri, teknolojinin güvenli ve etik kullanımı konusunda bilinçlendirmeleri de gerekmektedir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dunyasina-cocuklarimizi-nasil-hazirlamaliyiz-463103">Yapay Zekâ Dünyasına Çocuklarımızı Nasıl Hazırlamalıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maria Turri&#8217;nin &#8220;Tiyatro, kahkaha ve bilinçdışı: Komedi Nasıl Güçlendirir ve Neyi Reddeder?&#8221; Semineri Seyirciyle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maria-turrinin-tiyatro-kahkaha-ve-bilincdisi-komedi-nasil-guclendirir-ve-neyi-reddeder-semineri-seyirciyle-bulustu-461843</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 11:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçdışı]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirir]]></category>
		<category><![CDATA[kahkaha]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[maria]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[neyi]]></category>
		<category><![CDATA[reddeder]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[seyirciyle]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[turrinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Londra Shakespeare Globe Theater’da tiyatro ve psikoloji dallarında çalışmalar yapan Londra Queen Mary Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanatlar ve Ruh Sağlığı Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Dr. Maria Grazia Turri, İBBŞT Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi ve Beykoz Üniversitesi işbirliğiyle, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Tiyatro, kahkaha ve bilinçdışı: Komedi Nasıl Güçlendirir ve Neyi Reddeder?” başlıklı kurumsal tiyatrolarda seyirci politikaları araştırmaları çerçevesinde bir seminer verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maria-turrinin-tiyatro-kahkaha-ve-bilincdisi-komedi-nasil-guclendirir-ve-neyi-reddeder-semineri-seyirciyle-bulustu-461843">Maria Turri&#8217;nin &#8220;Tiyatro, kahkaha ve bilinçdışı: Komedi Nasıl Güçlendirir ve Neyi Reddeder?&#8221; Semineri Seyirciyle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seminer hali hazırda Turri ile çalışma yürüten öğretim üyesi Dr. Özgül Akıncı, klinik psikolog Tuğba Kocaefe ve Şehir Tiyatroları yönetmenlerinden ve ÇGSM Sorumlusu Emre Koyuncuoğlu moderatörlüğünde ilerledi.</p>
<p>Seminere tiyatro alanında profesyonel oyuncu, yönetmen, yazar, dramaturg, psikanalist, kültür araştırmacısı, sosyolog ve çeşitli alanlarda eğitim alan öğrencilerden katılım oldu. Seyircilerle soru cevap şeklinde interaktif  olarak ilerleyen seminer aynı zamanda İBB Şehir Tiyatroları sosyal medya hesaplarından canlı olarak      yayınlandı.</p>
<p>Maria Turri, tiyatroda seyirci deneyiminin, bilinçdışını da içeren karmaşık algı süreçlerini kapsadığını, seyircilerin bilinçdışı duygulanımlarının tiyatronun sosyal değerinin taşıyıcısı olduğunu ve henüz bu konunun çok fazla çalışılmadığını aktardı. Turri’ye göre tiyatrodaki bilinçdışı duygulanımsal süreçler, psikanalitik aktarımı aynalamakta. Karakter, oyuncu ve seyircinin bilinçdışı süreçleri birbirini dönüştürmekte.</p>
<p>Maria Turri seminerde Londra Shakespeare Globe Theater’da seyircilerin erken modern tiyatro metinlerindeki komik karakterlere nasıl tepki verdiklerini incelediği deneysel çalışmayı, örneklerle aktardı. Trajik olanla komik olanın seyirci tarafından nasıl güçlü ya da zayıf algılandığına dair bilgiler  verdi. Bu verilerin istatistiksel açıdan kanıtlanabilir veriler olduğunu aktardı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maria-turrinin-tiyatro-kahkaha-ve-bilincdisi-komedi-nasil-guclendirir-ve-neyi-reddeder-semineri-seyirciyle-bulustu-461843">Maria Turri&#8217;nin &#8220;Tiyatro, kahkaha ve bilinçdışı: Komedi Nasıl Güçlendirir ve Neyi Reddeder?&#8221; Semineri Seyirciyle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi Nedir, Nasıl Ortaya Çıkar?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsi-nedir-nasil-ortaya-cikar-456893</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 08:08:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her insanın beyninde elektrik aktivitesi vardır. Bu elektriksel aktivite arttığında epilepsi ya da sara hastalığı dediğimiz tablo ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-nedir-nasil-ortaya-cikar-456893">Epilepsi Nedir, Nasıl Ortaya Çıkar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beyinde bulunan nöronlarda ani ve kontrolsüz deşarjlar olur. Bunun sonucunda da istemsiz kasılmalar bilinç değişiklikleri ve duygusal değişiklikler oluşur. </p>
<p>Epilepsi nöbetler halinde olan bir hastalıktır ve nöbet aralarında hasta sağlıklıdır. Nöbet tipleri basitçe parsiyel ve jeneralize olarak iki ayrılır. Bunların yanı sıra başkalarının dışarıdan fark edemeyeceği hafif nöbet tipleri de mevcuttur. Nöbetler 30 saniye ile 2 dakika arasında sürer. Bazı epilepsi nöbetleri 5 dakikadan uzun sürebilir ve o zaman status epileptikus tablosundan söz edilir. </p>
<p><strong>Epilepsi Belirtileri Nelerdir ve Tanısı Nasıl Konur?</strong></p>
<p>Epilepsi nedenleri arasında doğumsal anomaliler, doğum travması, beyin-damar hastalıkları, beyin iltihaplanması, beyin tümörleri yer almaktadır. </p>
<p>Epilepsi tanısı fizik muayenesinin ardından Kranial BT, MR görüntüleme ve EEG tetkikleriyle konur. Epilepsi tanısı almış hastalara epilepsi nöbetlerini durdurmak için anti-epileptikler başlanır. İlaçlarla kontrol altına alınamayan nöbetlerde cerrahi yöntemlere de başvurulabilir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-nedir-nasil-ortaya-cikar-456893">Epilepsi Nedir, Nasıl Ortaya Çıkar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçi reklamlar çocukları nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevrimici-reklamlar-cocuklari-nasil-etkiliyor-455179</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 May 2024 11:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[reklamlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şüpheli içeriklerin tanıtımından güvenlik riski oluşturmaya kadar çevrimiçi reklamlar çocuklar için birçok tehlike arz ediyor. Dijital güvenlik şirketi ESET gençlerin düzenli olarak hedefli mesaj tüketmelerinin risklerini inceledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-reklamlar-cocuklari-nasil-etkiliyor-455179">Çevrimiçi reklamlar çocukları nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şüpheli içeriklerin tanıtımından güvenlik riski oluşturmaya kadar çevrimiçi reklamlar çocuklar için birçok tehlike arz ediyor. Dijital güvenlik şirketi ESET gençlerin düzenli olarak hedefli mesaj tüketmelerinin risklerini inceledi.</strong></p>
<p>Reklam, işletmeler için güçlü bir araç olsa da genç beyinler üzerindeki etkisi genellikle hafife alınıp göz ardı ediliyor. Araştırmalar, gelişmekte olan eleştirel muhakemeleri nedeniyle gençlerin reklamlardan yetişkinlere kıyasla daha fazla etkilendiğini gösteriyor. Bir gencin ortalama olarak günde 8,5 saatten fazla zamanını ekranlara bakarak geçirdiğini düşündüğünüzde, gördükleri reklam sayısının ne kadar çok olduğu hakkında bir fikre sahip olabilirsiniz. Ancak bu durum doğru bir şekilde yönetilmediği ve konuşulmadığı takdirde birçok soruna yol açabilir. </p>
<p><strong>Uygunsuz davranışların normalleştirilmesi </strong></p>
<p>En belirgin risklerden biri, çocukların uygun olmayan içerik, ürün ve hizmetlere maruz kalmasıdır. Bu tür içeriklerin bilinçaltında bile teşvik edildiğini görmek bu davranışları normalleştirebilir ve neyin uygun olup neyin olmadığı konusunda çarpık bir algı yaratabilir.  Araştırmalar, bu tür materyallere uzun süre maruz kalmanın beynin pre-frontal korteksinin gelişimini etkileyebileceğini gösteriyor. Bu durum saldırganlığın ve engelleyici davranışların artmasına neden olabilir, bu da ömür boyu çocuklarla birlikte kalır ve ilerleyen yaşlarda başlarını belaya sokabilir.  </p>
<p><strong>Çarpıtılmış gerçeklik algıları </strong></p>
<p>Çocukların eleştirmeden kabul etme eğiliminde oldukları reklamlardan gelen mesajlar, çevrelerindeki dünyaya ilişkin algılarını şekillendirebilir. Sosyal medya fenomenlerinin ve seçilmiş çevrimiçi içeriğin yükselişiyle birlikte, reklamlar genellikle günlük yaşamın karmaşıklıklarını yansıtmayabilecek idealize edilmiş bir gerçeklik versiyonunu tasvir etmektedir. Bu çarpıtma, ulaşılamaz beklentilere, zayıf öz saygıya ve toplumsal normların çarpık bir şekilde anlaşılmasına yol açabilir. Gençlerde yeme bozuklukları, anksiyete, uykusuzluk ve depresyonun artmasına neden olabilir. Ebeveynler veya sorumlu yetişkinler, çocukların medya mesajlarını eleştirel bir gözle değerlendirmelerine ve dengeli bir bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olmalıdır. </p>
<p><strong>Sağlıksız alışkanlıkların özendirilmesi </strong></p>
<p>Reklamların amacı satışları artırmak olduğundan, tanıtılan ürün veya hizmetlerin niteliği, gençlerin tüketim alışkanlıklarını nasıl etkileyebileceklerini belirlemede önemlidir.   Örneğin, gençlerin yüzde 85’inden fazlası Instagram, Facebook ve X’de  abur cubur reklamlarına maruz kalmaktadır. Endişe verici bir şekilde, araştırmalar buna maruz kalmanın artmasının tuz, şeker ve yağ oranı daha yüksek gıdaların tüketiminin artmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Sorun sadece sağlıksız gıda reklamları değildir: Çeşitli platformlarda sinsice tanıtılan alkol ve tütün ürünleri de kötü alışkanlıklara yol açabilir.      </p>
<p><strong>Uygulama içi satın alımlar ve finansal riskler </strong></p>
<p>Mobil oyunlarda yeni jetonlar, puanlar, silahlar vb. satın alma olanağı, reklamcıların çocukları hedef almaları için yeni bir yol açtı. Bu satın alımlar ilk başta zararsız gibi görünse de hızla artarak ebeveynler veya faturayı ödeyen kişi için önemli masraflara yol açabilir. Özel oyun özellikleri, modifikasyonlar ve sanal para birimleri çocukları çoğu zaman finansal sonuçlarını tam olarak anlamadan uygulamalarda gerçek para harcamaya teşvik ediyor. </p>
<p><strong>Güvenlik ve gizlilik riskleri </strong></p>
<p>Çocukların maruz kalabileceği bazı çevrimiçi reklamlar önemli güvenlik ve gizlilik riskleri oluşturabilir. Bu, siber suçlular tarafından kötü amaçlı yazılım içerecek şekilde hazırlanmış veya kimlik avı dolandırıcılığına yol açarak çocukların cihazlarını ve kişisel bilgilerini riske atan belirli bannerlar, resimler veya mikro siteler yoluyla olabilir. Bu arada saygın şirketler bile çocukların gizliliğini tehlikeye atabilecek aşırı reklam takibi yapabilir ve bu da ebeveyn izni olmadan hassas verilerin toplanmasına yol açabilir. Bu risklere karşı korunmak, sağlam siber güvenlik önlemleri ve ebeveyn gözetimi gerektirir. Ebeveyn kontrol araçları bu noktada son derece değerli olabilir ve ebeveynlere ve vasilere hangi uygulamaların indirilebileceğini ve hangi web sitelerine erişilebileceğini yönetme becerisi kazandırır.  </p>
<p><strong>Ebeveynler nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Açık diyalog ve iletişim, dijital okuryazarlık ve dayanıklılığın geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır.  Reklamların potansiyel tehlikelerini tartışmak, gençleri reklamları nasıl aldıkları ve yorumladıkları konusunda bilinçli seçimler yapmaları için güçlendirebilir. Açık diyaloğa ek olarak, ebeveyn kontrol yazılımı çocukların çevrimiçi deneyimlerini yönetmede değerli bir araç olarak hizmet edebilir. ESET Parental Control for Android gibi çözümler, uygulama engelleme, web filtreleme ve ekran süresi yönetimi sunarak ebeveynlerin ve vasilerin çocukların dijital ortamını kendi özel ihtiyaçlarına ve endişelerine göre uyarlamalarına olanak tanır. Bu araçları proaktif iletişimle birlikte kullanan ebeveynler, çocukları için daha güvenli ve emniyetli bir çevrimiçi ortam yaratabilirler. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-reklamlar-cocuklari-nasil-etkiliyor-455179">Çevrimiçi reklamlar çocukları nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka İş Dünyasını Nasıl Değiştirecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-is-dunyasini-nasil-degistirecek-453892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 17:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirecek]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasını]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453892</guid>

					<description><![CDATA[<p>UEZ Sapanca 2024’ün ikinci gününde beşinci panelin sponsorluğunu İş Bankası üstlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-is-dunyasini-nasil-degistirecek-453892">Yapay Zeka İş Dünyasını Nasıl Değiştirecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Panelde konuşan HepsiPay Genel Müdürü Ozan Bayülgen, yapay zekanın şirketler açısından çok önemli bir itici güç olduğunu ifade etti.</span></strong></p>
<p><strong><span>Capital, Ekonomist, Start Up </span></strong><span>ve<strong> CeoLife</strong> dergileri tarafından düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi (UEZ Sapanca 2024), bu yıl 13’üncü kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırladı.</span></p>
<p><strong><span>&#8220;Sorumlu ve Duyarlı Liderlik: </span></strong><span>Teknoloji ve Yapay Zekâ Çağında Gezegen ve İnsanlıkla Uyumlu Bir Sisteme Öncülük Etmek&#8221; temasıyla düzenlenen zirve ikinci gününde de yoğun katılımla gerçekleşti. </span></p>
<p><span>UEZ Sapanca 2024’ün ikinci günündeki beşinci panelin konusu <strong>“Yapay Zeka İş Dünyasını Nasıl Değiştirecek?”</strong> olurken, panelin sponsoru <strong>İş Bankası</strong> oldu. </span></p>
<p><span>Panelin moderatörlüğünü United Payment Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Emrah Silav</strong> yaptı.</span></p>
<p><span>Teknolojik bir devrimin yaşandığını ve küçük ve orta ölçekli şirketlerde de yapay zekaya ilginin arttığını aktaran Silav, “Bir devrimin eğişindeyiz. Bunun en önemli itici gücünün yapay zeka olacağını öngörüyorum” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Yapay zeka süreci hızlandırıyor</span></strong></p>
<p><span>Figopara Kurucu Ortağı <strong>Bulut Arukel</strong>, bankacılık sistemi ve finansal modellerin tamamen iş yapış şekillerini değiştireceğini aktardı. Geçmişte, bir şubeye gidip hesap açtırma ve analizin yapılması, limitin belirleme süreçlerinin günlerce, proje finansmanlarında aylarca sürdüğünü aktaran Arukel, finansal teknoloji ile bunun minimuma indiğini belirtti. </span></p>
<p><span>Arukel, “Figoparanın temel amacı ticari işletmelerin hayatını kolaylaştırmak. Son 1 yıldır yapay zekada ne yapabiliriz bakıyoruz. Yapay zekanın çok hızlı data okuma metodolojisi var, süreci hızlandırıyor. Rekabet fazla, kim hangi yapay zekayı kullanacak ona bakılıyor. Bugün önemli olan yarının hiçbir şeyi oluyor. Bu da bir yapay zeka. Yapay zeka çalışmalarımızı, birlikte çalıştığımız 22 bankaya entegre ediyoruz. Öğrenen yapay zekaya dayanan call center geliştirdik, yakında lanse edeceğiz. Önümüzdeki dönemlerde süreçler daha da hızlanacak” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Zihinsel devrim yaşanıyor</span></strong></p>
<p><span>Yapay zeka ile ilgili yazdığı kitap ile öne çıkan Girişimci–Yatırımcı <strong>Daniel Doll Steinberg</strong>, yapay zekanın bir şifre haline geldiğini aktardı. 2 yıl önce Metaverse ve Blockchain’in gündemde olduğunu şu anda yapay zekanın daha fazla üstünde durulması gerektiğini aktaran Steinberg, “Son 50 yılda elimizdeki her şey demateryalize olmuştur. Bir pusula veya kitap veya haritalama sistemimiz notlarımız zekamız her şeyimiz bu telefon içinde. Ve demateryalizasyon devam edecek, bir 10 yıl sonra bir mercek olacak vücudumuza girecektir. Kabul etme hızı artıyor. Bulut üzerinde aniden bir değişiklik var. Her saniyede ve her saniye araçlarınız güncelleniyor ve siz bunu bilmiyorsunuz. Bu teknolojiler artık genel bir hedef haline geldi” diye konuştu. </span></p>
<p><span>Dünyanın teknoloji ile daha iyi hale geldiğini ancak zenginliğin ve bazı sistemlerin sanayi devrimine bağlı olduğunu kaydeden Steinberg, artık zihinsel bir devrimin yaşandığını dile getirdi. Steinberg, “İnsanlar aslında zihindir sadece fiziksel değildir. Bizim temel noktamız değişecektir” dedi.</span></p>
<p><strong><span>Teknolojide kırılma anı yaşıyoruz</span></strong></p>
<p><span>Bir e-ticaret sitesi olarak ayda 63 milyon kullanıcı ve toplamda 500 milyondan fazla ziyaret ile 13-15 milyar arasında sayfa gösterimi yapıldığını aktaran sahibinden.com CEO’su <strong>Burak Ertaş</strong>, yapay zeka konusunda nasıl yapılacağında çok ne yapılabilir konusunun öne çıktığını belirtti. Ekip olarak 1.000 çalışanları olduğunu ve 300’ünün teknoloji alanında yapay zeka konusunda ne yapılacağı konusunda bilgi sahibi olduğunu belirten Ertaş, “İki gün sonra benim işimi kim daha iyi yaparak elimden alabilir düşünce tarzını doğru buluyorum. Ben iyimser bir realistim. Teknolojide bir kırılma anı yaşıyoruz. Bir tanesi internetti. İkinci bir ara kırılma anı internetin cebe girişiydi. Şimdi hepsini kırabilecek bir yapay zeka var. </span></p>
<p><span>Biz ekip olarak bunu düşünüyoruz; kullanıcılarımıza acaba ne gibi bir hizmet sunabiliriz ki onların hayatları daha da kolaylaşabilir. Şu anda internetin kırılması gibi devrimsel bir kırılma yaşıyoruz. 5 yıl önce başladık yapay zeka çalışmalarına. Bir yıl sonra ilk ürünümüzü çıkardık. Satmak istediğiniz aracınızın sadece fotoğrafını çekmeniz yeterli. Yapay zeka sayesinde aracınızın tüm özellikleri sisteme girilebiliyor. Sizin doldurmanız gerekmiyor” diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>Müşterilerin tercihleri analiz ediliyor</span></strong></p>
<p><span>HepsiPay Genel Müdürü <strong>Ozan Bayülgen</strong>, yaptıkları araştırmada tüketicinin ödeme sayfasında ödeme araçlarında yöntemine çok daha önceden belirlendiğinin ortaya çıktığını belirtti. HepsiPay olarak tüketicinin seçtiği ödeme aracı olmak için hangi müşterinin hangi kaynaklarını hangi aracı kullanmak istediğini öngörmeyi hedeflediklerini aktaran Bayülgen, “Kendi işinizi yeniden yaratma gündeminiz varsa yapay zeka sizin için çok önemli bir alet. Yapay zekanın bu dönüştürücü gücünden faydalanmak lazım. Bugün 7 milyondan fazla müşteri Hepsiburada Limit&#8217;ten faydalanıyor. Toplam harcamada payı yüzde 4&#8217;ten fazlaya ulaştı. Diğer satıcı platformlarında da kullanıma açıyoruz. Bu hizmetin içinde kullandığımız bir yetkinlik var. Ben müşterinin geçmiş alışverişlerinden kredibilitesine ilişkin önemli bir iç görüş yakalıyorum&#8221; dedi. </span></p>
<p><span>Yapay zekanın şirketlerin varoluş sebeplerini sorgulamalarına neden olduğunu kaydeden Bayülgen, yapay zekanın çok önemli bir itici güç olduğunu ve bundan çok daha fazla faydalanmak için altyapı kurduklarını dile getirdi.</span></p>
<p><strong><span>Eğitim sektöründe zihniyet değişimi çok önemli</span></strong></p>
<p><span>Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü, <strong>Prof. Dr. Esra Hatipoğlu</strong>, yapay zeka yolu ile eğitimde ciddi bir geri bildirim aldıklarını belirterek, “Yapay zekayı sistemin içine dahil ettiğinizde daha hızlı müdahale etmek mümkün oluyor. Bu da öğrencilerin avantajlarını değerlendirip süreçlere müdahale etmemizi sağlıyor. Gerçek zamanlı bir geri bildirim var çünkü. Öğretmene ve öğrenciye zaman kazandırıyor. Bir başka önemli konu akıllı ders materyalleri. Okul öncesinde de bu materyallerin kullanılıyor olması… Farklı sınıflandırmalar, konular üzerinde çalışıyoruz. Yapay zeka bunları etkiliyor. Yeni öğrenme metotları en önemli etki. Aktif, uzaktan öğrenme ve ömür boyu öğrenme de kullanıyoruz. Belli alanlara kanalize olmaları sağlanıyor. Yapay zekanın eğitimde eşitsizikleri artırma ve giderme potansiyeli var” dedi.  </span></p>
<p><span>Tüm bunlara karşın yapay zekanın bir amaç mı yoksa araç mı olduğu konusunda tartışmaların da sürdüğünü anlatan Hatipoğlu, “Bence eğitim sektöründe de zihniyet dönüşümü çok önemli bir süreç. Eğiticinin eğitimi çok önemli bir süreç. Mevzuatın sisteme ayak uydurması önemli. Siber güvenlik anlamında da konuşulabilir olması lazım. Etik ile ilgili konu hâlâ gözden geçiriliyor. Ancak eğitimde tüm süreçlerin yapay zekaya devri mümkün değil. Eğitim sadece bilgi alışverişi demek değildir. Öğretmen ve öğrenci arasında iletişim de önemli” dedi.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-is-dunyasini-nasil-degistirecek-453892">Yapay Zeka İş Dünyasını Nasıl Değiştirecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NP Toplumu Bilgilendiriyor! &#8216;Çocuğumun Bağımlı Olduğunu Nasıl Anlarım?&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/np-toplumu-bilgilendiriyor-cocugumun-bagimli-oldugunu-nasil-anlarim-453735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 13:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğumun]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Grubunun ''NP Toplumu Bilgilendiriyor'' adlı Webinar serisinin üçüncüsünde, NPİSTANBUL Hastanesi'nden Prof. Dr. Onur Noyan ile 25 Nisan Perşembe günü ‘Çocuğumun Bağımlı Olduğunu Nasıl Anlarım?’ konusu ele alınacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/np-toplumu-bilgilendiriyor-cocugumun-bagimli-oldugunu-nasil-anlarim-453735">NP Toplumu Bilgilendiriyor! &#8216;Çocuğumun Bağımlı Olduğunu Nasıl Anlarım?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Grubunun &#8221;NP Toplumu Bilgilendiriyor&#8221; adlı Webinar serisinin üçüncüsünde, NPİSTANBUL Hastanesi&#8217;nden Prof. Dr. Onur Noyan ile 25 Nisan Perşembe günü ‘Çocuğumun Bağımlı Olduğunu Nasıl Anlarım?’ konusu ele alınacak.</strong></p>
<p>NP Sağlık Grubu’nun sağlık alanında toplumu bilgilendirmeyi hedefleyen ‘<strong>NP Toplumu Bilgilendiriyor</strong>’ adlı webinar serisi devam ediyor. </p>
<p><strong>25 Nisan Perşembe </strong>günü yapılacak Webinar’da NPİSTANBUL Hastanesi&#8217;nden Prof. Dr. Onur Noyan, ebeveynlerin çocuklarının bağımlı olup olmadığını nasıl anlayacakları ve bu konuda nasıl önlemler alabilecekleri hakkında değerli bilgiler paylaşacak. Webinar’ın konusu ise “<strong>Çocuğumun Bağımlı Olduğunu Nasıl Anlarım</strong>?”</p>
<p>Moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Simge Yıldırım Yurğa’nın yapacağı ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan’ın konuşmacı olarak katılım sağlayacağı webinar, <strong>25 Nisan Perşembe </strong>günü <strong>19.45 &#8211; 20.15</strong> saatleri arasında gerçekleşecek. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/np-toplumu-bilgilendiriyor-cocugumun-bagimli-oldugunu-nasil-anlarim-453735">NP Toplumu Bilgilendiriyor! &#8216;Çocuğumun Bağımlı Olduğunu Nasıl Anlarım?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Telefon Aramasının Dolandırıcılık Olduğunu Nasıl Anlarsınız?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-telefon-aramasinin-dolandiricilik-oldugunu-nasil-anlarsiniz-453678</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 12:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlarsınız]]></category>
		<category><![CDATA[aramasının]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dolandırıcıların telefon yoluyla kişileri kandırarak, kişisel bilgilerini ve banka hesaplarını ele geçirmeye çalışmasıyla ortaya çıkan telefon dolandırıcılığı, modern toplumun karşılaştığı en yaygın suçlardan biri olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-telefon-aramasinin-dolandiricilik-oldugunu-nasil-anlarsiniz-453678">Bir Telefon Aramasının Dolandırıcılık Olduğunu Nasıl Anlarsınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dolandırıcıların telefon yoluyla kişileri kandırarak, kişisel bilgilerini ve banka hesaplarını ele geçirmeye çalışmasıyla ortaya çıkan telefon dolandırıcılığı, modern toplumun karşılaştığı en yaygın suçlardan biri olarak görülüyor. </strong></p>
<p><strong>Telefon dolandırıcılığının dünyada ve ülkemizde yüksek oranda görüldüğünü belirten Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, telefon dolandırıcılığını tespit etmenin ve korunmanın yöntemlerini paylaşıyor.</strong></p>
<p>Günümüz teknoloji dünyasında siber saldırılara ve dolandırıcılıklara yalnızca kurumlar değil, bireyler de sık sık maruz kalıyor. Gelişmiş teknolojiler sayesinde dolandırıcılar, daha etkili yöntemler kullanarak masum kişileri kandırma konusunda farklı taktikler geliştirebiliyor. Özellikle modern toplumun karşılaştığı en yaygın suçlardan biri olarak görülen telefon dolandırıcılığında yaşanan artışlar, bireylerin dolandırıcılar tarafından kişisel bilgilerini ve paralarını kaybetmeleri konusunda ciddi bir tehdit oluşturuyor. <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, </strong>telefon dolandırıcılığı noktasında dikkat edilmesi gereken noktaları ve saldırılardan korunmanın yollarını paylaşıyor.</p>
<p><strong>Dolandırıcının Aradığını Anlamanın Yolları</strong></p>
<p>1. Yerel gibi görünen uluslararası alan kodlarına sahip olması.</p>
<p>2. Numaranın, arayanın kimliğiyle ve bahsettiği şirketle eşleşip eşleşmemesi.</p>
<p>3. Polis veya resmi bir devlet kurumundan olduğunun iddia edilmesi.</p>
<p>4. Arayanın kimliğinde &#8220;Olası Dolandırıcılık&#8221; veya &#8220;Spam Riski&#8221; görünüyor ibaresi.</p>
<p>5. Sorun olduğunu dile getirerek bir yazılım indirilmesini veya erişim izni istenmesi.</p>
<p>6. T.C. kimlik numarası, şifreler ve banka hesap numaraları gibi kişisel bilgilerin doğrulanmasının istenmesi.</p>
<p><strong>Dolandırıcıya Cevap Verilmesi Durumunda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar</strong></p>
<p>Bir spam aramasına cevap verilmesi durumunda paniğe kapılmadan, soğukkanlılıkla hareket edilmesi gerektiğini dile getiren <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “</strong>Çoğu durumda, bir spam numarasını yanıtlamak değil, onlarla paylaştığınız şeyler sizi riske atabilir. Bir dolandırıcı ne kadar çok kişisel veri elde ederse, kimlik dolandırıcılığı, hırsızlık veya adınıza yasa dışı olarak yeni krediler açılması riskiniz o kadar yüksek olur.” ifadelerinde bulunuyor ve dikkat edilmesi gereken noktaları sıralıyor.</p>
<p> </p>
<p>1. Güvenmediğiniz numaralardan arayan kişilere, asla kişisel veya finansal bilgilerinizi vermeyin. Bir dolandırıcılıktan şüpheleniyorsanız telefonu kapatın.</p>
<p>2. Herhangi bir bilgi vermeden önce kimliklerini doğrulayın. İsimlerini ve dahili numaralarını isteyin. Telefonu kapatın ve kurumu resmi numaralarından tekrar arayın.</p>
<p>3. Akıllı telefonunuzda bilinmeyen numaraları sessize alın. Bu sayede aramalar, doğrudan meşgule alınmış olur.</p>
<p>4. Bilinen dolandırıcılık numaralarını tespit etmek için operatörünüzün spam engelleyici uygulamasını kullanın.</p>
<p>5. Kısa süreli arama yapıp kapatan numaraları geri aramayın. Bu durum, dolandırıcıları geri aramanızı sağlamak için kullanılan yaygın bir dolandırıcılık taktiğidir.</p>
<p>6. Şüphelendiğiniz kişilere uzaktan cihaz erişimi vermeyin veya istenmeyen arayanlarla herhangi bir şeyi kabul etmeyin.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-telefon-aramasinin-dolandiricilik-oldugunu-nasil-anlarsiniz-453678">Bir Telefon Aramasının Dolandırıcılık Olduğunu Nasıl Anlarsınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres Farkındalık Ayı: Sosyal medyada stresle nasıl mücadele edilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-farkindalik-ayi-sosyal-medyada-stresle-nasil-mucadele-edilir-450947</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 10:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[edilir]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[medyada]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nisan ayında her yıl kutlanan Stres Farkındalığı Ayı, kullanıcıların zihinsel ve fiziksel sağlıklarını korumak için stres yönetiminin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak adına kritik bir zaman dilimi olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-farkindalik-ayi-sosyal-medyada-stresle-nasil-mucadele-edilir-450947">Stres Farkındalık Ayı: Sosyal medyada stresle nasıl mücadele edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Nisan ayında her yıl kutlanan Stres Farkındalığı Ayı</span></strong><strong><span>, kullanıcıların zihinsel ve fiziksel sağlıklarını korumak için stres yönetiminin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak adına kritik bir zaman dilimi olarak kabul ediliyor. </span></strong></p>
<p><strong><span>Uzmanlara göre kullanıcılar arasında yaygın bir </span></strong><strong><span>stres kaynağı</span></strong><strong><span> olarak görülen sosyal medya, anksiyete ve stresle ilişkili sorunların artmasına katkıda bulunuyor. Kaspersky uzmanları </span><span>sosyal ağların dijital refah üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirecek ipuçları paylaşıyor. </span></strong></p>
<p><span>Sosyal medyanın bizi çok fazla bilgiye boğması ve bir şeyleri kaçırıyormuşuz gibi hissetmemize neden olmasının yanı sıra, bizi kişisel bilgilerimizi kâr amacıyla kullanabilecek dolandırıcılara da maruz bırakıyor. Sosyal medyanın kullanıcıların refahını nasıl etkilediğini anlamak, stresi yönetmek için çok önemli bir nokta olarak karşımıza çıkıyor. Bu dijital alanlarla nasıl daha sağlıklı bir ilişki kurulacağını öğrenmek ise kritik bir önem taşıyor.</span></p>
<p><span>Kaspersky uzmanları, sosyal ağların dijital refah üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için beş basit ipucu öneriyor:</span></p>
<div>
<ol>
<li><strong>Gizlilik hesap ayarlarında artırılabilir</strong></li>
</ol>
</div>
<p><span>Çevrimiçi hesapların gizlilik ayarlarının uygun şekilde yapılandırılması, kişisel bilgilerin korunması ve dijital güvenliğin sürdürülmesi için çok önemli bir adım olarak belirtiliyor. Kullanıcılar, bir profili ve gönderileri kimlerin görüntüleyebileceğini özelleştirerek, kötü niyetli olabilecek yabancılarla istenmeyen etkileşim riskini önemli ölçüde azaltabiliyor. Bu proaktif önlem, takip, kimlik hırsızlığı, doxing ve kimlik avı dolandırıcılığı gibi potansiyel tehditleri azaltıyor. Çevrimiçi hizmet Privacy Checker &#8216;ın talimatlarını takip etmek, kullanıcıların en popüler sosyal ağlardaki gizlilik ayarlarını yönetmelerine yardımcı olabiliyor.</span></p>
<div>
<ol>
<li><strong>Seçici bağlantılar ve stratejik paylaşımlar, çevrimiçi güvenliği ve dijital refahı sağlamak için önemli stratejilerdir</strong></li>
</ol>
</div>
<p><span>Kullanıcılar, bağlantılarını kişisel olarak tanıdıkları kişilerle sınırlandırarak dolandırıcılarla karşılaşma ve zararlı veya kötü niyetli içeriklere maruz kalma olasılığını azaltabiliyor. Şiddet veya zalimlik sahneleri gibi uygun olmayan içeriklerle karşılaşmak rahatsızlığa neden olabiliyor; dolayısıyla arkadaşlık isteklerini dikkatli bir şekilde kabul ederek dijital ortamı kontrol etmek, kullanıcıların daha olumlu ve güvenli bir çevrimiçi deneyime katkıda bulunmalarına olanak tanıyabiliyor. Kullanıcılar arkadaşlarını kategorilere ayırarak yakın bir grupla daha kişisel içerikler paylaşabilir ve böylece daha az riskle sosyal paylaşımın faydalarından yararlanabilirler.</span></p>
<div>
<ol>
<li><strong>Dikkat her şeydir: Her bağlantı potansiyel bir tehlike işareti olabilir</strong></li>
</ol>
</div>
<p><span>İnternette karşılaşılan her bağlantıya, bir arkadaştan gelen kişisel bir mesaj olsa bile dikkatle yaklaşılmalıdır, çünkü hesaplarının ele geçirilmiş olma ihtimali her zaman bulunuyor. Sosyal medyada zararsız gibi görünen bağlantıların arkasında, meşru web sitelerini taklit etmek için gizlenmiş kimlik avı planları sıklıkla gizleniyor. Bu aldatıcı siteler kullanıcıları kandırarak parolalar, finansal bilgiler ve diğer kişisel veriler gibi hassas bilgileri ifşa etmelerini sağlamak üzere tasarlanıyor. Kimlik avı sitelerinin gerçek muadillerine benzerliği kolayca kafa karışıklığına yol açarak kişisel veri kaybı riskini önemli ölçüde artırabiliyor. Bu dijital tehdit, dikkatli olmanın ve herhangi bir bilgi girmeden önce web sitelerinin gerçekliğini doğrulamak ve kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanmak gibi güvenli çevrimiçi uygulamaların benimsenmesinin önemini vurguluyor. </span></p>
<div>
<ol>
<li><strong> Zayıf bir şifre dolandırıcılar için bulunmaz bir nimettir</strong></li>
</ol>
</div>
<p><span>Zayıf bir parola, kötü niyetli kişilerin işini önemli ölçüde kolaylaştırarak sosyal medya hesaplarına yetkisiz erişim elde etmelerini kolaylaştırıyor. Bu hesaplar ele geçirildikten sonra, iletişim listesindeki</span><span> </span><span>kişileri kandırmak veya şantaj ve haraç almak gibi birçok zararlı şekilde kullanılabiliyor. Güçlü ve karmaşık bir parola, bu tür tehditlere karşı kritik bir ilk savunma hattı görevi görüyor. Ayrıca, güvenilir bir parola yöneticisi kullanmak yalnızca çevrimiçi güvenliği artırmakla kalmıyor aynı zamanda birden fazla karmaşık parolayı hatırlama stresini de azaltıyor.</span></p>
<div>
<ol>
<li><strong> Şüpheli faaliyetlerin ve siber zorbalığın sosyal medya platformlarına bildirilmesi, güvenli ve olumlu bir çevrimiçi ortamın sürdürülmesinin önemli bir parçasıdır</strong></li>
</ol>
</div>
<p><span>Çevrimiçi platformlar, dijital güvenlik ve huzurumuzu sağlamak için işbirlikçilerimiz arasında yer alıyor ve kullanıcılarının güvenliği ve memnuniyeti için büyük önem taşıyor. Zararlı içerikleri veya çevrimiçi tacizi raporladığınızda, sadece kendinizi değil, aynı zamanda genel toplumun da iyiliğine katkıda bulunduğumuz hatırlatmakta fayda bulunuyor. Bu tür raporlar, sosyal medya şirketlerinin uygun önlemleri almasına yardımcı oluyor — zararlı içerikleri kaldırmak, kötü niyetli hesapları yasaklamak veya yeni güvenlik özellikleri eklemek gibi — böylece herkes için daha güvenli bir çevrimiçi ortam sağlanıyor. <em> </em></span></p>
<p><strong><span>Anna Larkina, Kaspersky Web İçerik Analizi Uzmanı</span></strong><em><span> “Sosyal medya alanında, teknolojiyi bilinçli seçimlerle birleştirmek zihinsel sağlığımızı korumanın en iyi yoludur.</span></em><span> <em>Kullanıcıların gizliliğini ve güvenliğini artıran Kaspersky çözümleri, dijital etkileşime bilinçli bir yaklaşımla birlikte çevrimiçi deneyimimizi bir stres kaynağından olumlu bir etkileşime dönüştürebilir</em>&#8221; diyor. </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-farkindalik-ayi-sosyal-medyada-stresle-nasil-mucadele-edilir-450947">Stres Farkındalık Ayı: Sosyal medyada stresle nasıl mücadele edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital adli bilişim gerçeği nasıl ortaya çıkarıyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-adli-bilisim-gercegi-nasil-ortaya-cikariyor-442945</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2024 21:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojinin hayatımızın çeşitli yönleriyle giderek daha fazla iç içe geçmesiyle birlikte, dijital adli bilişimin farklı alanlardaki önemi daha da artıyor. Teknoloji geliştikçe, faaliyetlerini gizlemek ya da izlerini kaybettirmek isteyen kötü niyetli aktörler tarafından kullanılan yöntem ve teknikler de gelişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-adli-bilisim-gercegi-nasil-ortaya-cikariyor-442945">Dijital adli bilişim gerçeği nasıl ortaya çıkarıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojinin hayatımızın çeşitli yönleriyle giderek daha fazla iç içe geçmesiyle birlikte, dijital adli bilişimin farklı alanlardaki önemi daha da artıyor. Teknoloji geliştikçe, faaliyetlerini gizlemek ya da izlerini kaybettirmek isteyen kötü niyetli aktörler tarafından kullanılan yöntem ve teknikler de gelişiyor. Dijital adli bilişimin bu değişikliklere uyum sağlamaya devam etmesi ve siber tehditlerin önüne geçmek ve nihayetinde dijital sistemlerin güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak için yenilikçi yaklaşımlar kullanması gerekiyor. </strong></p>
<p><strong>Dijital güvenlik şirketi ESET, olay yerinin boyutlandırılmasından ipuçlarının aranmasına ve verilerin anlatacağı hikayenin bir araya getirilmesine kadar dijital adli bilişim süreçlerini inceledi. </strong></p>
<p>Dijital kanıtları ortaya çıkarma, analiz etme ve yorumlama sanatı, özellikle çeşitli dolandırıcılık ve siber suçlar, vergi kaçakçılığı, takip, çocuk istismarı, fikri mülkiyet hırsızlığı ve hatta terörizmle ilgili soruşturmalarda önemli bir büyüme gösteriyor. Dijital adli bilişim teknikleri kuruluşların veri ihlallerinin kapsamını ve etkisini anlamalarına ve bu olaylardan daha fazla zarar görmelerini önlemeye yardımcı oluyor. Dijital adli bilişim; suç soruşturmaları, olaylara müdahale, boşanma ve diğer yasal işlemler, çalışanların suiistimal soruşturmaları, terörle mücadele çabaları, dolandırıcılık tespiti ve veri kurtarma dahil olmak üzere çeşitli bağlamlarda bir rol oynuyor.  ESET uzmanları dijital adli bilişim araştırmacılarının dijital suç mahallini tam olarak nasıl boyutlandırdıklarını, ipuçlarını nasıl aradıklarını ve verilerin anlatması gereken hikayeyi nasıl bir araya getirdiklerini inceledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kanıtların toplanması</strong></p>
<p>Bu adım, dijital kanıt kaynaklarının belirlenmesi ve toplanmasının yanı sıra olayla bağlantılı olabilecek bilgilerin tam kopyalarının oluşturulmasını içerir. Orijinal verileri değiştirmekten kaçınmak; uygun araç ve cihazların yardımıyla bit-bit kopyalarını oluşturmak önemlidir. Analistler daha sonra silinmiş dosyaları veya gizli disk bölümlerini kurtarabilir ve sonuçta diske eşit boyutta bir görüntü oluşturabilir. Tarih, saat ve zaman dilimi ile etiketlenen örnekler, onları dış etkenlerden koruyan ve bozulmayı ya da kasıtlı kurcalamayı önleyen kaplarda izole edilmelidir. Cihazların ve elektronik bileşenlerinin fiziksel durumunu belgeleyen fotoğraflar ve notlar genellikle ek bağlam sağlamaya ve kanıtların hangi koşullar altında toplandığını anlamaya yardımcı olur. </p>
<p><strong>Veri koruma</strong></p>
<p>Başarılı bir analizin temellerini atmak için toplanan bilgiler zarar görmekten ve tahrif edilmekten korunmalıdır. Analistlerin, analizin daha sonra üzerinde yapılacağı verilerin adli görüntülerini (veya tam kopyalarını veya replikalarını) oluşturmaları gerekir. Bu aşama, numunenin yeri ve tarihinin yanı sıra onunla tam olarak kimin etkileşime girdiğini belgeleyen titiz bir kayıt olan &#8220;gözetim zinciri&#8221; etrafında döner. Analistler, soruşturma için yararlı olabilecek dosyaları kesin olarak tanımlamak için hash tekniklerini kullanır. Hash&#8217;ler aracılığıyla dosyalara benzersiz tanımlayıcılar atayarak, kanıtın gerçekliğinin izlenmesine ve doğrulanmasına yardımcı olan dijital bir ayak izi oluştururlar. </p>
<p><strong>Analiz</strong></p>
<p>Araştırmacılar olay veya suç hakkında anlamlı içgörüler ve sonuçlar çıkarmak için toplanan kanıtları incelerken özel donanım ve yazılımların devreye girdiği yer burasıdır. Analistler, son derece dinamik olan dijital adli tıp alanında etkin kalabilmek için gelişen teknolojileri ve siber tehditleri yakından takip etmelidir. Zaman çizelgelerinin ve erişim günlüklerinin incelenmesi bu aşamada yaygın bir uygulamadır. Bu, olayların yeniden yapılandırılmasına, eylem dizilerinin oluşturulmasına ve kötü niyetli faaliyetlerin göstergesi olabilecek anormalliklerin belirlenmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Dokümantasyon</strong></p>
<p>Bu aşamadan önce tespit edilen tüm eylemler, eserler, anormallikler ve her türlü model mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde belgelenmelidir. Aslında, dokümantasyon başka bir adli bilişim uzmanının analizi tekrarlayabileceği kadar ayrıntılı olmalıdır. Araştırma boyunca kullanılan yöntem ve araçların belgelenmesi şeffaflık ve tekrarlanabilirlik açısından çok önemlidir. Başkalarının sonuçları doğrulamasına ve izlenen prosedürleri anlamasına olanak tanır. Uzmanlar, özellikle beklenmedik zorluklarla karşılaştıklarında, kararlarının arkasındaki nedenleri de belgelemelidir. Bu, soruşturma sırasında alınan önlemlerin gerekçelendirilmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Raporlama</strong></p>
<p>Tipik bir dijital adli bilişim raporu dava hakkında arka plan bilgisi sağlar. Araştırmanın kapsamını, hedefleri ve sınırlamaları ile birlikte tanımlar. Kullanılan yöntem ve teknikleri açıklar. Dijital kanıtların elde edilmesi ve korunması sürecini detaylandırır.</p>
<p>Keşfedilen eserler, zaman çizelgeleri ve modeller de dahil olmak üzere analiz sonuçlarını sunar ve bulguları ve bunların araştırmanın hedefleri açısından önemini özetler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-adli-bilisim-gercegi-nasil-ortaya-cikariyor-442945">Dijital adli bilişim gerçeği nasıl ortaya çıkarıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Renkler satın alma davranışlarımızı nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/renkler-satin-alma-davranislarimizi-nasil-etkiliyor-431582</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 08:54:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[renkler]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüketiciyi satın almaya teşvik eden renkler kırmızı, mor ve mavi… Renklerin duygusal tetikleyiciler olduğunu dile getiren uzmanlar, ürün veya markaların nasıl algılandığını etkileyerek, tüketici davranışlarına etki yaptığını söylüyor. İndirimli satışlarda teşvik edici olduğu için sıklıkla kırmızı rengin görüldüğünü kaydeden Araştırma Görevlisi Kumsal Kınay, “En etkili ve tüketiciyi satın almaya teşvik eden renkler kırmızı, mor ve mavidir.” dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/renkler-satin-alma-davranislarimizi-nasil-etkiliyor-431582">Renkler satın alma davranışlarımızı nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüketiciyi satın almaya teşvik eden renkler kırmızı, mor ve mavi…</strong></p>
<p><strong>Renklerin duygusal tetikleyiciler olduğunu dile getiren uzmanlar, ürün veya markaların nasıl algılandığını etkileyerek, tüketici davranışlarına etki yaptığını söylüyor. İndirimli satışlarda teşvik edici olduğu için sıklıkla kırmızı rengin görüldüğünü kaydeden Araştırma Görevlisi Kumsal Kınay,</strong> <strong>“En etkili ve tüketiciyi satın almaya teşvik eden renkler kırmızı, mor ve mavidir.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü Araştırma Görevlisi Kumsal Kınay, renklerin satın alma kararlarına etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Renkler, ürünün lüks görünüp görünmediğini belirleyebiliyor</strong></p>
<p>Araştırma Görevlisi Kumsal Kınay, renklerin duygulara etkisine ilişkin, “Renkler duygusal tetikleyicilerdir. Ürün veya markaların nasıl algılandığını etkileyerek tüketici davranışlarını da etkilerler. Kullanılan renkler, ürünün güvenilirliği, uygun fiyatlı oluşu veya lüks görünüp görünmediğini belirleyebilir. Böylelikle tüketicinin satın alma kararına da etki etmiş olur.” dedi.</p>
<p><strong>Hangi renk, hangi duyguyu tetikliyor?</strong></p>
<p>Kınay, pazarlama stratejisi bağlamında hangi rengin, hangi duyguyu tetiklediğine ilişkin ise şunları söyledi:</p>
<p>“<strong>Kırmızı; </strong>aciliyet hissi yaratır ve heyecan uyandırır. Anlık alımlar ya da indirimli satışlar için teşvik edici olabilir. Bu nedenle indirim yazılarında sıklıkla kırmızı rengi görürüz.</p>
<p><strong>Mavi; </strong>güven, sakinlik ve emniyet duygularını çağrıştırır. Tüketicileri satın alma kararlarında kendilerini güvende hissetmeleri konusunda etkileyerek, markalar tarafından güvenilirliği ve profesyonelliği iletmek için kullanılır.</p>
<p><strong>Yeşil; </strong>doğa, büyüme ve sağlıkla ilişkilidir. Genellikle çevre dostu, sağlık bilincine sahip veya çevreye duyarlı tüketicilere hitap etmek için kullanılan rahatlama ve uyum duygusunu verir.</p>
<p><strong>Sarı; </strong>iyimserliği, gençliği ve dostluğu temsil eder. Dikkat çeker, iletişimi teşvik eder ve genellikle indirim satışlarında veya indirimleri vurgulamak için kullanılan bir sıcaklık hissi yaratır.</p>
<p><strong>Turuncu; </strong>enerjiyi, coşkuyu ve yaratıcılığı sembolize eder. Dürtüsel davranışları teşvik eder ve harekete geçirici mesaj oluşturmak veya sınırlı süreli teklifleri vurgulamak için de kullanılır.</p>
<p><strong>Mor; </strong>lüksü ve yaratıcılığı temsil eder. Birinci sınıf veya üst düzey ürünler arayan tüketicileri etkileyerek zarafet ve ayrıcalık duygusunu uyandırmak için kullanılır. </p>
<p><strong>Siyah; </strong>gelişmişlik, güç ve otorite anlamını taşır. Genellikle ürün veya hizmetlerde yüksek değer algısını teşvik ederek prestij ve lüks duygusu yaratmak için kullanılır.”</p>
<p><strong>Hangi renkler hangi sektörlerde tercih ediliyor?</strong></p>
<p>Pazarlama ve reklamcılıkta renklerin; algıları, duyguları ve eylemleri etkileyerek tüketici davranışına yön verdiğini hatırlatan Kumsal Kınay, “Duyguları uyandırmak için kullanılan renkler duygusal bağ kurmak için markalar tarafından kullanılır. Renklerin tutarlı kullanımı marka tanınırlığı sağlar. Tüketiciler bir markayla ilişkilendirilen belirli renkleri tekrar tekrar gördüklerinde zihinsel bir çağrışım oluştururlar ve bu da markayı tanımayı ve hatırlamayı kolaylaştırır.” dedi.</p>
<p><strong>Canlı veya zıt renkler reklamları tıklamayı teşvik ediyor</strong></p>
<p>Renklerin harekete geçmeyi de teşvik edebileceğini kaydeden Kumsal Kınay, “Canlı veya zıt renkler dikkat çeker ve tüketicileri satın alma, bir reklama tıklama veya içerikle etkileşime geçme gibi eylemlere teşvik eder. Renkler bir markanın kimliğini tanımlamada da önemli bir rol oynar. Markanın kişiliği, değerleri ve konumlandırması hakkında mesajlar iletirler. Örneğin bir teknoloji şirketi, güvenilirliği ve yeniliği ifade etmek için maviyi kullanabilir. Farklı renkler tüketicilerin ürün algısını da etkileyebilir. Örneğin, kırmızı kullanmak bir aciliyet duygusu yaratarak tüketicileri hızlı hareket etmeye teşvik edebilir; yeşil ise çevre dostu olma veya sağlık açısından faydalar anlamına gelebilir ve belirli tüketici kesimlerine hitap edebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sağlık sektöründe mavi ve yeşil yaygın kullanılıyor</strong></p>
<p>Reklamcılıkta renklerin stratejik kullanımının, markaların mesajlarını iletmelerine, kalabalık bir pazarda öne çıkmalarına, arzu edilen duyguları uyandırmalarına ve pazarlama hedefleriyle uyumlu olarak tüketici davranışlarını etkilemelerine yardımcı olduğunu söyleyen Kumsal Kınay, farklı sektörlerin genellikle hedef kitlelerine iletmek istedikleri duygu, değer ve mesajlara göre belirli renkleri tercih ettiklerini kaydetti.</p>
<p>Teknoloji markalarının güveni ve yeniliği temsil ettiği için maviyi kullanabileceğini ifade eden Kumsal Kınay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlık sektöründe de mavi ve yeşil yaygın kullanılan renklerdir. Bu renkler, sağlık sektöründe çok önemli olan hijyeni ve sakinlik duygusunu çağrıştırır. Gıda sektöründe kırmızı, sarı ve turuncuyu sıklıkla görürüz. Kırmızı, iştahı temsil eder. Sarı renk ise dikkat çekicidir. Turuncu da enerji demektir. Özellikle fast food zincirleri bu renkleri tüketiciyi çekmek için sıklıkla kullanır. Moda ve güzellik sektörlerindeki markalar genellikle siyah, beyaz ve mor renklerini kullanır. Siyah, zarafeti ve lüksü, beyaz ise sadeliği ve saflığı temsil eder.</p>
<p><strong>Altın, gümüş ve mor tonları lüks markalar tarafından tercih ediliyor</strong></p>
<p>Mor, yaratıcılık ve lüksle ilişkilendirilir ve bu da onu üst düzey moda ve güzellik markaları için uygun kılar. Yeşil, sürdürülebilirliğe, çevre dostu olmaya ve çevresel nedenlere odaklanan markalar için doğal bir seçimdir. Büyümeyi, doğayı ve çevreye olan bağlılığı sembolize eder. Altın, gümüş ve mor tonları lüks markalar tarafından sıklıkla tercih edilir. Altın zenginliği, başarıyı ve ayrıcalığı temsil ederken, gümüş gelişmişliği ifade eder. Mor, lüksü ve yaratıcılığı temsil eder.”</p>
<p>Markaların renk seçerken, iki temel renk seçmesinin önerildiğini de dile getiren Kumsal Kınay, “Bu şekilde tüketicilerin markayı anımsama ve akılda tutma oranları da artıyor. En etkili ve tüketiciyi satın almaya teşvik eden renkler kırmızı, mor ve mavidir.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/renkler-satin-alma-davranislarimizi-nasil-etkiliyor-431582">Renkler satın alma davranışlarımızı nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 10:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların yanlış beslenme alışkanlıklarının sebep olduğu problemler, beslenme yetersizliklerinin yol açtığı farklı şikayetlerle ve hastalıklarla kendini belli ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981">Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul çağındaki çocukların yanlış beslenme alışkanlıklarının sebep olduğu problemler, beslenme yetersizliklerinin yol açtığı farklı şikayetlerle ve hastalıklarla kendini belli ediyor. Okullarda atıştırmalık olarak tüketilen paketli gıda ve içeceklerin pek çoğunun çürük riskini arttırdığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bir gerçek olmasına rağmen bu şikayetle gelen hasta sayılarında bir azalma olmamasına vurgu yapan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>okullardaki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong> </strong>Çocuklarda oluşan beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkilerine dair önemli açıklamalarda bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>“Karbonhidrat zengin beslenme alışkanlıkları, ağız hijyeni alışkanlıklarının sağlanmasındaki eksiklikler, lokal veya sistemik etkenler sebebiyle diş çürümeleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Okullarda sıklıkla tüketilen çürük yapıcı gıdalar ve şekerle tatlandırılmış içecekler de çocuklarda çürüme riskini arttıran diğer faktörlerden. Bu durum maalesef hemen hemen her gün kliniklerimizde karşılaştığımız ciddi bir problem haline geldi” dedi.</p>
<p><strong> Şekerle tatlandırılmış içecekler diş sağlığını tehlikeye sokuyor </strong></p>
<p>Meyveli sodalar, kutu meyve suları, hazır kahveler, enerji içecekleri gibi içeceklerin çocuklarda, ağızdaki çürük yapan bakteriler için önemli bir besin kaynağı olan şekeri yüksek oranda içerdiğini söyleyen <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Şekerle tatlandırılmış içecekler, dişlerde çürük oluşması riskini arttırır. Çoğu ebeveynin geçmişinde süt dişi tedavisi öyküsü yoktur ancak maalesef günden güne çocuklarda giderek artan çürük görülme sıklığı, bahsettiğim durumun vahametini gözler önüne seriyor. Bunun en göze çarpan sebebi, çocukların günlük olarak aldıkları rafine şeker miktarıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gazlı içeriklerdeki tehlike</strong></p>
<p>“Gazlı içeceklerin yapısındaki asitin ise şekerli içeceklerin ağız içinde çözünmesi ile ortaya çıkan asite göre, diş minesi üzerinde daha yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu vurgulamak gerekir” diyen Nurgül Demir “Okul çağındaki çocukların şekerle tatlandırılmış içeceklere erişim kolaylığının, içecek otomatlarının her yaştan çocuğun ulaşabileceği kadar yaygın olmasının bir sonucu olarak bu durumlar ile karşı karşıyayız. Beslenmelerini okulda yapan çocuklarda bu içeceklerin tüketimlerinde meydana gelen artış, çocukların tükettiği süt miktarının giderek azalmasına sebep olarak; vücuda kalsiyum girişini düşürüyor.  Çocuklarda çürük oluşma riskinin düşürülmesi için ağız hijyeni sağlama alışkanlıklarının yanısıra çürük yapıcı beslenme alışkanlıklarından da uzak durmak gerekiyor. Bunun akabinde ‘Antikaryojenik’ yani ‘çürük yapıcı olmayan’ gıdaları tüketmek de büyük önem taşıyor. Bu noktada evde ebeveynlerin kontrolünde idame ettirilebilen beslenme alışkanlıklarına ek olarak, okuldaki beslenme alışkanları için de mutlaka ebeveynler yönlendirici olmalı ve çocukların okulda yapılan her ara öğünden sonra ağızlarını suyla çalkalamaları veya bolca su içmeleri sağlanmalıdır.</p>
<p><strong> Minikler için Beslenme çantası önerileri;</strong></p>
<ol>
<li>Elma, kereviz sapı ve havuç; gevrek yapısıyla çocukların okulda diş fırçalayamadıkları zamanlarda diş yüzeylerinin bir miktar temizlenmesini sağlayabilir.</li>
<li>Kalsiyum ve fosfor içeriği bakımından peynir ve yoğurt, diş minesinin hasar görmüş bölgelerinin onarılarak, yeniden güçlenmesine yardımcı olur. Seçilen ürünlerin ‘şeker ilavesiz’ olmasına dikkat edilmesi gerekir. Yoğurt, dilimlenmiş mevsim meyveleri ile tüketilebilir.</li>
<li>Lahana, ıspanak ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, vitamin ve mineral içeriği zenginleşmiş tükürük yapımını sağlayarak; ağız içinin temizlenebilirliğini arttırır ve diş sağlığını korur.</li>
<li>Ay çekirdeği, badem ve ceviz gibi kuruyemişler içerdikleri mineraller ile dişleri korur, asit atakları ile hasar gören diş dokularının onarılmasına yardımcı olarak, güçlendirir.</li>
<li>İçecek olarak, günlük süt, ayran, taze sıkılmış ve katkısız meyve suları tercih edilebilir.</li>
</ol>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-caginda-beslenme-aliskanliklari-dis-sagligini-nasil-etkiliyor-430981">Okul çağında beslenme alışkanlıkları diş sağlığını nasıl etkiliyor ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>El hareketinden daha fazlası: Galaxy Watch&#8217;taki evrensel hareketler özelliği, erişilebilirliği nasıl geliştiriyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/el-hareketinden-daha-fazlasi-galaxy-watchtaki-evrensel-hareketler-ozelligi-erisilebilirligi-nasil-gelistiriyor-428525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 21:02:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilirliği]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[galaxy]]></category>
		<category><![CDATA[geliştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareketinden]]></category>
		<category><![CDATA[hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[watchtaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=428525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm Samsung Galaxy kullanıcılarına faydalı deneyimler sunmaya kendini adayan Samsung, bu yöndeki çabaları doğrultusunda, Galaxy Watch akıllı saatlerde yenilikçi erişilebilirlik çözümler sunan Evrensel Hareketler (Universal Gestures) özelliğini öne çıkarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/el-hareketinden-daha-fazlasi-galaxy-watchtaki-evrensel-hareketler-ozelligi-erisilebilirligi-nasil-gelistiriyor-428525">El hareketinden daha fazlası: Galaxy Watch&#8217;taki evrensel hareketler özelliği, erişilebilirliği nasıl geliştiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm Samsung Galaxy kullanıcılarına faydalı deneyimler sunmaya kendini adayan Samsung, bu yöndeki çabaları doğrultusunda, Galaxy Watch akıllı saatlerde yenilikçi erişilebilirlik çözümler sunan <strong>Evrensel Hareketler</strong> (Universal Gestures) özelliğini öne çıkarıyor. Kolay ve sezgisel el hareketleri üzerinden dokunma gerektirmeyen deneyimler sunma hedefiyle tasarlanan Evrensel Hareketler, One UI 5 Watch güncellemesinin bir parçası olarak tanıtıldı. Evrensel Hareketler, kullanıcılara parmaklarıyla saate dokunmadan veya bir düğmeye basmadan da cihazı kullanabilmek için bir alternatif sunuyor. Eli Yumruk Yapma, İki Kez Yumruk Yapma, Parmakları Sıkıştırma ve Çift Sıkıştırmadan oluşan dört farklı el hareketiyle Galaxy Watch&#8217;ları ihtiyaca göre kullanmak mümkün hale geliyor. Galaxy Watch&#8217;taki Evrensel Hareketler özelliği etkinleştirildiğinde Galaxy Watch&#8217;unuz, özelleştirilebilir renkli bir çerçeveyle gösteriyor. Böylece bu sezgisel mod, özel ve erişilebilir bir deneyim yaşatmak için kullanımınıza sunulmuş oluyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eylem menüsünü açmak için elinizi yumruk yapın ve açılan menüden bir öğe seçin</strong></p>
<p>Evrensel Hareketlerden biri olan Yumruk Yapma hareketi, Galaxy Watch&#8217;ta öğe seçme ve açma işlemini kolaylaştırıyor. Elinizi art arda İki Kez Yumruk Yapınca ise doğrudan bileğinizden erişilebilen bir dizi kullanışlı seçenek içeren Eylem Menüsü açılıyor. Bu menü, uygulamalar listesini açmak, önceki ekrana gitmek ve son uygulamaları görüntülemek gibi temel araçlar sunan ve ihtiyaç duyduğunuz her an yanınızda olan bir alet çantası gibi çalışıyor. Dinamik yapıdaki Eylem Menüsü, kullanıcı tarafından etkinleştirdiğinde, o an hangi ekran açıksa içeriğini ona göre ayarlıyor. Bir öğeyi seçmeye karar verdiğinizde elinizle tek seferlik yumruk yapmanız yeterli oluyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İleri ve geri gitmek için baş ve işaret parmaklarınızı birleştirerek sıkıştırma hareketi yapın</strong></p>
<p>Galaxy Watch&#8217;taki Sıkıştırma (baş ve işaret parmakları birleştirme) ve Çift Sıkıştırma hareketleri, özellikle Galaxy Watch&#8217;larıyla etkileşime girme konusunda hareket kısıtlamaları olan kullanıcılara fayda sunan yeni ve dokunmanın zorunlu olmadığı yollar sunuyor. Bu iki hareket sayesinde, bir öğeden diğerine geçilebiliyor veya bir önceki öğeye geri dönülebiliyor. Mesajlar arasında gezinmek, takvim öğelerine göz atmak ve fotoğraf albümüne bakmak gibi eylemlerin tümü, parmakları sıkıştırma hareketleriyle gerçekleştirilebiliyor. Erişilebilirlik özelliklerinin hedefi engelleri kaldırmak ve herkese sorunsuz deneyimler yaşatmak. Bu nedenle Evrensel Hareketler, kullanıcılara Galaxy Watch&#8217;ları üzerinde sezgisel kontrol imkanı sunuyor. Örneğin, Samsung Galaxy kullanıcıları, bu dört hareketin hedeflediği eylemi kolayca değiştirebiliyor ve cihazlarını kendi ihtiyaçlarını daha etkin karşılayabilecek şekilde kişiselleştirebiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Galaxy Watch’ta dikkat çeken başka bir kontrol özelliği</strong></p>
<p>Galaxy Watch menüsündeki Gelişmiş Özellikler içinde yer alan <strong>Hareketler</strong> özelliği, kullanışlı kısa yollar üzerinden eylemlere erişim sunan farklı bir çözüm olarak öne çıkıyor. Gelen aramaları yanıtlamak, uyarıları ve aramaları durdurmak ve uygulamaları hızlıca başlatmak gibi işlemlerin tümü, kolay el ve kol hareketleriyle gerçekleştirilebiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/el-hareketinden-daha-fazlasi-galaxy-watchtaki-evrensel-hareketler-ozelligi-erisilebilirligi-nasil-gelistiriyor-428525">El hareketinden daha fazlası: Galaxy Watch&#8217;taki evrensel hareketler özelliği, erişilebilirliği nasıl geliştiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa yeşil mutabakatı, türk şirketleri nasıl etkileyecek ?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avrupa-yesil-mutabakati-turk-sirketleri-nasil-etkileyecek-425862</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 07:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425862</guid>

					<description><![CDATA[<p>2050’ye kadar sera gazı emisyonunun net sıfıra indirilmesi ve küresel kalkınmanın ekosistemle uyumlu bir şekilde ilerlemesi hedefiyle yayınlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, uluslararası ticaret anlayışında yepyeni bir çağın başladığının habercisi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupa-yesil-mutabakati-turk-sirketleri-nasil-etkileyecek-425862">Avrupa yeşil mutabakatı, türk şirketleri nasıl etkileyecek ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI, TÜRK ŞİRKETLERİ NASIL ETKİLEYECEK?</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>2050’ye kadar sera gazı emisyonunun net sıfıra indirilmesi ve küresel kalkınmanın ekosistemle uyumlu bir şekilde ilerlemesi hedefiyle yayınlanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, uluslararası ticaret anlayışında yepyeni bir çağın başladığının habercisi oldu. Sürdürülebilir ve temiz dünya odaklı regülasyonlar, sırayla tüm sektörlerin kapısını çalıyor.  Bu yeni döneme uyumlanma sürecinde, çevre dostu teknolojileri kullanmak artık bir alternatif değil zorunluluk haline geldi.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Avrupa Birliği, 2019 yılında yayınlamış olduğu Yeşil Mutabakat ile uluslararası ticaret kriterlerinin ilk sırasına, ekosistemi koruma şartını yerleştirdiğini tüm dünyaya ilan etti. Tabii bu durumun, sadece AB ülkelerini değil AB ile ticari ilişkide bulunan tüm ülkelerdeki işletmeleri oldukça yakından ilgilendirdiğini söylemekte fayda var. Özellikle de dış ticaret hacminin yüzde 70’ten fazlasını Avrupa pazarından elde eden Türkiye’yi. </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>LOJİSTİK VE ULAŞTIRMA SEKTÖRÜ DOĞRUDAN ETKİLENECEK</strong></p>
<p> </p>
<p>Sektörleri hızla çevre dostu teknolojiler kullanmaya yöneltmeyi amaçlayan Yeşil Mutabakat, aynı zamanda AB’ye ihraç edilen tüm ürünlere de karbon vergisini zorunlu tutuyor. En basit açıklamayla ‘karbon ayak izi hesabına göre kirletenin ödediği’ bu vergi türü, tüm sektörleri dolaylı olarak ilgilendirdiği gibi dünya karbon salınımının yüzde 5,5’ine neden olduğu bilinen lojistik ve ulaştırma sektörünü ise doğrudan etkileyeceğe benziyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>DİJİTAL ALT YAPILARI GÜÇLENDİRMEK BUGÜNÜN OLMAZSA OLMAZI!</strong></p>
<p>PATH Software House kurucu ortağı Kurucu Ortağı Murat Kader bu gelişmeleri, “AB Yeşil Mutabakatı, önümüzdeki süreçte dünya ticaret trendlerinin yönünü bizlere net bir şekilde gösteriyor. Küresel pazarlardaki payını korumak ve artırmak isteyen tüm yerli işletmecilerin, yatırımlarını dijital alt yapılarını güçlendirmekten ve regülasyonlara uyumlu iş modelleri üretmekten yana yaptıklarını zaten biliyoruz. Fakat lojistik ve ulaştırma sektöründe hala teknoloji kullanımına karşı mesafeli bir tutum görebiliyoruz. Özellikle istihdam edilen taşımacı personelin, geleneksel yöntemlerle operasyonları yönetmeye karşı eğilimi hala çok güçlü. Bizler de bu alışkanlıkları yenileri ile değiştirebilmek için PATH teknoloji laboratuvarlarında kargo ve lojistik sektörü için kolay kullanılabilir, çevre dostu sistem ve ürünler geliştiriyoruz” şeklinde değerlendirdi.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>REKABET AVANTAJI YARATAN SİSTEMLER GELİŞTİRİYORUZ</strong></p>
<p> </p>
<p>Tasarladıkları sistemlerin; depolama, taşıma, operasyon, sevkiyat, müşteri ilişkileri ve teklif yönetimi gibi uçtan uca tüm süreçleri kapsadığını ve kullanıcı dostu olduğunu belirten Kader, “Geleneksel yöntemlerle ilerlemek özellikle sevkiyat yönetimi konusunda büyük bir sorun. Hele de Türkiye gibi transit taşımacılıkta üs olarak kabul edilen ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle tercih edilirliği git gide artacak bir ülke için yüzde 100 oranında teknolojiye geçiş elzem. Küresel anlamda stratejik avantajlarımıza rağmen hala sektördeki operasyonel aksaklıklardan kaynaklı sevkiyat bulamama, yük indirememe, araç bulamama gibi sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu durum hem ciddi bir maliyet üretiyor hem de AB Yeşil Mutabakat’ın karbon emisyonu stratejileriyle taban tabana ters düşüyor. İlerleyen zamanlarda sıkılaşacak denetlemeler ve yaptırımlardan dolayı mutabakat kriterlerine uymayan taşımacılık şirketlerinin ve diğer endüstrilerin gümrük kapılarından geri çevrildiğini duymamız yakındır. Bu nedenle lojistik firmalarının yazılım alt yapılarına yatırım yapmaları, ileriye dönük ciddi bir tasarruf kalemi olarak değerlendirilmelidir” sözleriyle lojistik sektörünü geleceğe taşıyacak en temel unsurun yapay zekâ yatırımları olduğunun altını çizdi.</p>
<p> </p>
<p>Lojistik ve kargo sektörüne aktif bir şekilde ürün ve hizmet geliştirdiklerini belirten PATH Software House Kurucu Ortağı Murat Kader, “PATH olarak 2 büyük kargo şirketi için alt yapı ve akıllı gönderim ağı sistemlerini geliştiriyoruz. Bu sistemler ilk kilometreden (first mile) orta ve son kilometreye (mid ve last mile) kadar uçtan uca lojistik süreçlerini kapsıyor. Amacımız, süreçlerin maliyetlerini azaltarak, işletmeler tarafından kolay kullanılabilir uygulamalar üreterek sektörde teknoloji kullanımını yaygınlaştırmak. Türkiye’nin uluslararası ticaretteki frekansını artırmak için lojistik ve ulaşım sektöründe kolektif bir eylem planına ihtiyacımız var. Özellikle pandemi sonrasında devasa bir büyüme yakalayan online pazar yerlerinin taleplerini karşılayabilmek için depolama, ulaştırma ve hizmet gibi operasyonların tamamının otomatize edilmiş sistemler üzerinden yönetilmesi gerekli,” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupa-yesil-mutabakati-turk-sirketleri-nasil-etkileyecek-425862">Avrupa yeşil mutabakatı, türk şirketleri nasıl etkileyecek ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailesi cezaevinde olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ailesi-cezaevinde-olan-cocuklara-nasil-yaklasilmali-423032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Nov 2023 09:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevinde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşılmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin cezaevinde olmasının çocukların duygularında değişmelere neden olacağını dile getiren uzmanlar, bu çocukların duygularını ifade edebilmesi, kapsanması ve anlaşıldığını hissetmesinin de oldukça önemli olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailesi-cezaevinde-olan-cocuklara-nasil-yaklasilmali-423032">Ailesi cezaevinde olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ailesi cezaevinde olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı?</strong></p>
<p><strong>Telefon görüşmeleri veya açık görüşlere çocuğun da katılması önemli</strong></p>
<p><strong>Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin cezaevinde olmasının çocukların duygularında değişmelere neden olacağını dile getiren uzmanlar, bu çocukların duygularını ifade edebilmesi, kapsanması ve anlaşıldığını hissetmesinin de oldukça önemli olduğunu söylüyor. Cezaevinde olan ebeveyn/ebeveynlerle düzenli görüşmelerin yapılmasının önemine değinen Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Telefon görüşmeleri, mektuplaşmalar veya açık görüşlere çocuğun da katılması ilişkinin sürmesi ve güçlenmesini sağlayacağı gibi hükümlülüğün sona ermesinde de daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur.” dedi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, çocukların, anne babadan birinden ya da her iki ebeveynden aynı anda ayrılmasını değerlendirdi.</p>
<p>Çocukların sağlıklı gelişimi için düzenin her zaman çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Ani ayrılıklar yetişkinler için travmatik olabiliyorken çocuklar için etkileri daha yoğun olabiliyor. Çocuğun içerisinde bulunduğu gelişim dönemine göre; bazen olayı anlamak, neden sonuç ilişkisi kurmak onlar için çok daha zor olabiliyor. Belirsizlik çocuklar için endişe ve kaygıyı arttırırken bu belirsizliğe neden olan durum anne ve babadan ani, beklenmedik bir ayrılık olduğunda çocukların kaygısı çok daha yoğun bir şekilde artabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Ayrılığın sebebi ebeveynlerden birinin veya her ikisinin cezaevine girmesi ise ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Ani ayrılık durumlarında çocuğun güvenliğinin, düzeninin ve rutininin devamlılığını sağlamanın önemine işaret eden Aydoğdu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun ayrılığın nedenine dair yalın, sade, basit ve anlayabileceği düzeyde bilgilendirilmesi önemli. Ayrılığın sebebi ebeveynlerden birinin veya her ikisinin cezaevine girmesi ise; yakalanma, cezaevine girme, mahkeme süreçleri ve hükmün verilmesi gibi uzun ve zorlayıcı süreçler içerisinden geçerken çocuğun duyguları da her bir sürece göre değişebilir. Değişen süreçler değişen duygulara neden olur. Bu sebeple çocuğun duygularını ifade edebilmesi, kapsanması ve anlaşıldığını hissetmesi de oldukça önemli.”</p>
<p><strong>Açık görüşlere çocuğun da katılması önemli</strong></p>
<p>Cezaevinde olan ebeveyn/ebeveynlerle düzenli görüşmelerin yapılmasının önemine dikkat çeken Aydoğdu, “Telefon görüşmeleri, mektuplaşmalar veya açık görüşlere çocuğun da katılması ilişkinin sürmesi ve güçlenmesini sağlayacağı gibi hükümlülüğün sona ermesinde de daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, bu süreçlerin çocuk için sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde yürütülmesi durumunda çocukların psikolojik sağlamlıkları ve dayanıklılıklarının artacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunlarla birlikte; mizaç, bilişsel kapasite, duygu düzenleme stratejileri de bu becerilerin kazanılmasında oldukça önemli. Psikolojik dayanıklılığı iyi olan çocukların ve yetişkinlerin; problem çözme kapasitelerinin arttığı, günlük yaşam içerisinde karşılaştıkları zorlukları aşabildikleri ve diğerleriyle ilişki kurmakta zorlanmadıkları görülüyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailesi-cezaevinde-olan-cocuklara-nasil-yaklasilmali-423032">Ailesi cezaevinde olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-kisinin-madde-kullanip-kullanmadigi-nasil-anlasilir-421679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 13:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıp]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421679</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş veya okul performansındaki düşüş, sosyal etkileşimlerde sorunlar, finansal zorluklar ve ilişki sorunlarının madde kullanımının gündelik hayata olan etkilerinden olduğunu kaydeden uzmanlar, aile üyelerinin dikkat etmesi gereken işaretler olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kisinin-madde-kullanip-kullanmadigi-nasil-anlasilir-421679">Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p><strong>İş veya okul performansındaki düşüş, sosyal etkileşimlerde sorunlar, finansal zorluklar ve ilişki sorunlarının madde kullanımının gündelik hayata olan etkilerinden olduğunu kaydeden uzmanlar, aile üyelerinin dikkat etmesi gereken işaretler olduğunu söylüyor. Madde kullanımını belirlemenin zor olabileceğini, ancak bazı işaretlerin gözlemlenebileceğini ifade eden Psikiyatri ve AMATEM Kliniği Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “İştah, uyku düzeni ve enerji seviyelerinde ani değişiklikler, istemsiz kilo kaybı veya artışı, gözle görülür zihinsel veya fiziksel koordinasyon eksikliği gibi belirtiler madde kullanımının işaretleri olabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bir kişinin madde kullanıp kullanmadığının nasıl anlaşılacağına ilişkin bilgiler verdi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, madde kullanımını belirlemenin zor olabileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bazı işaretler gözlemleyebiliriz. Madde kullanımı, genellikle kişinin davranışlarında belirgin değişikliklere neden olur. İştah, uyku düzeni ve enerji seviyelerinde ani değişiklikler, istemsiz kilo kaybı veya artışı, gözle görülür zihinsel veya fiziksel koordinasyon eksikliği gibi belirtiler madde kullanımının işaretleri olabilir. Ayrıca, iş veya okul performansındaki düşüş, sosyal etkileşimlerde sorunlar, finansal zorluklar ve ilişki sorunları da madde kullanımının gündelik hayata olan etkilerine örnek olarak verilebilir.”</p>
<p><strong>Madde kullanımı altında yatan nedenleri anlamak için terapi ve danışmanlık önemli</strong></p>
<p>Madde kullanan kişilerin psikolojik yaklaşımlarının, bireysel ihtiyaçlara ve madde kullanımının ciddiyetine bağlı olarak değiştiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Genellikle, madde kullanımının altında yatan nedenleri anlamak ve bu nedenlerle başa çıkmak için terapi ve danışmanlık önemli. Uzmanlar, bireyin motivasyonunu artırmaya, zararlı düşünceleri ve davranışları değiştirmeye, gerçekçi hedefler belirlemeye ve destek sistemleri oluşturmaya odaklanan bilişsel davranışçı terapi ve motivasyonel mülakat gibi terapötik yaklaşımları kullanabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğru destekle kişi madde kullanımını bırakabilir</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, madde kullanan bir bireyin kendi azmiyle maddeyi bırakmasının mümkün olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Ancak, madde bağımlılığı kompleks bir sorun olabilir ve profesyonel destek gerekebilir. Uzmanlar, bireylere madde kullanımından vazgeçme sürecinde destek olabilir, tedavi seçeneklerini sunabilir ve motivasyonlarını artırabilir. Madde kullanımının bırakılması, bireyin kendisi için zorlu bir mücadele olabilir, ancak doğru destekle ve uygun tedavi yöntemleriyle başarılı olma şansı artar.”</p>
<p><strong>Madde kullanan kişiye ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Madde kullanan bir kişiye yaklaşırken, aile üyelerinin empati, destek ve anlayış göstermesi gerektiğini de ifade eden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “İlk adım, açık iletişim kurmak ve duyguları ifade etmek. Aile üyeleri, eleştirel olmaktan ziyade, bağımlılığın altında yatan sorunları anlamaya çalışmalı ve yardım arayışında olduklarını net bir şekilde iletmeli. Profesyonel yardım aramak, tedavi seçenekleri hakkında bilgi almak ve aile terapisi gibi destekleyici programlara katılmak da önemli. Aileler, madde kullanımının etkilerini anlamak ve bireyin tedavi sürecinde destekleyici bir rol oynamak için eğitim de alabilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Birden fazla tedavi yöntemleri bir arada kullanılabiliyor</strong></p>
<p>Madde kullanımı tedavisinin, bireyin ihtiyaçlarına ve bağımlılık seviyesine bağlı olarak değişebildiğini de anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, tedavide birden fazla yöntemin bir arada kullanıldığını ve bu tedavileri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>“<strong>Tıbbi tedavi:</strong> Bazı durumlarda, madde bağımlılığı için tıbbi tedaviler kullanılabilir. Örneğin, nikotin yoksunluğu tedavisinde nikotin replasman terapisi veya opioid bağımlılığında buprenorfin gibi ilaçlar kullanılabilir.</li>
<li><strong>Psikoterapi:</strong> Bireylerin madde kullanımının altında yatan nedenleri anlaması, zararlı düşünceleri ve davranışları değiştirmesi için terapi önemlidir. Bilişsel davranışçı terapi, motivasyonel görüşme, aile terapisi ve grup terapisi gibi farklı psikoterapi yöntemleri kullanılabilir.</li>
<li><strong>Destek grupları:</strong> Madde kullanımıyla mücadele eden kişilere destek sağlayan gruplar mevcuttur. Bu gruplar, bireylere karşılıklı destek, paylaşım ve motivasyon sağlayarak tedavi sürecini kolaylaştırabilir.</li>
<li><strong>Rehabilitasyon programları:</strong> Bazı durumlarda, bireylerin bağımlılığı aşması ve sağlıklı bir hayata dönmesi için rehabilitasyon programlarına ihtiyaç duyulabilir. Bunlar, kısa süreli veya uzun süreli konaklamalı programlar olabilir ve bireylere tıbbi, psikolojik ve sosyal destek sunar.”</li>
</ul>
<p><strong>Uyuşturucu kullanımını arttıran birçok etmen var</strong></p>
<p>Uyuşturucu kullanımını arttıran birçok etmen bulunduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Bunlar arasında, stresli yaşam olayları ve zorlu yaşam koşulları, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar, uyuşturucunun kolay erişilebilir olması, arkadaş çevresinde kullanımın yaygınlığı gibi çevresel etkenler, aile içi sorunlar, istismar, ihmal ve düşük sosyoekonomik durum gibi aile veya çevresel faktörler, ilgili reklamlar ve medya etkisi ile genetik yatkınlık yer alıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her yaşta madde kullanımı görülebiliyor</strong></p>
<p>Madde kullanımının her yaşta görülebildiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak, farklı yaş grupları arasında farklı madde tercihleri ve kullanım oranları bulunabiliyor. Örneğin, 18-25 yaş arası genç yetişkinlik dönemi madde kullanımının en yaygın olduğu dönemlerden biri. Bununla birlikte, 13-17 yaş arası ergenlik dönemi de risk altında olan bir yaş aralığı. Çocuklar ve gençler arasında ise alkol ve sigara kullanımı daha yaygın. Madde kullanımı yaş aralıkları, kültürel ve coğrafi faktörlere, sosyoekonomik duruma ve diğer değişkenlere bağlı olarak değişebiliyor.” </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kisinin-madde-kullanip-kullanmadigi-nasil-anlasilir-421679">Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçmişten Günümüze: Sesli Deepfake Araçlarıyla Siber Dolandırıcılıkta Nasıl Kandırılıyoruz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gecmisten-gunumuze-sesli-deepfake-araclariyla-siber-dolandiricilikta-nasil-kandiriliyoruz-421559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 10:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araçlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[deepfake]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılıkta]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişten]]></category>
		<category><![CDATA[günümüze]]></category>
		<category><![CDATA[kandırılıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sesli]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beatles, geçenlerde yapay zeka (AI) sayesinde eski bir kaydın parçalarını birleştirerek ve aynı zamanda ses kalitesini geliştirerek yeni bir şarkı yayınladı ve dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca hayranını bir kez daha sevindirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmisten-gunumuze-sesli-deepfake-araclariyla-siber-dolandiricilikta-nasil-kandiriliyoruz-421559">Geçmişten Günümüze: Sesli Deepfake Araçlarıyla Siber Dolandırıcılıkta Nasıl Kandırılıyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Geçmişten Günümüze: Sesli Deepfake Araçlarıyla Siber Dolandırıcılıkta Nasıl Kandırılıyoruz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Beatles, geçenlerde yapay zeka (AI) sayesinde eski bir kaydın parçalarını birleştirerek ve aynı zamanda ses kalitesini geliştirerek yeni bir şarkı yayınladı ve dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca hayranını bir kez daha sevindirdi. Ancak grubun yeni başyapıtından dolayı duyulan sevinci bir tarafa bırakırsak, yapay zekanın sahte sesler ve görüntüler yaratmak için kullanılmasının karanlık tarafları da var.</p>
<p>Neyse ki bu tür derin sahteler ve bunları yapmak için kullanılan araçlar şimdilik çok gelişmiş veya yaygın değil. Yine de dolandırıcılık alanında kullanılma potansiyelleri son derece yüksek ve teknoloji de yerinde durmuyor.</p>
<p><strong>Derin ses sahtekarlığıyla neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Open AI kısa süre önce gerçekçi insan konuşması ve sesli giriş metni sentezleyebilen bir Audio API modeli sergiledi. Bu Open AI yazılımı, şimdilik gerçek insan konuşmasına en yakın olan şey.</p>
<p>Gelecekte bu tür modeller saldırganların elinde yeni bir araç haline gelebilir. Ses API&#8217;si belirtilen metni yeniden seslendirirken, kullanıcılar metnin önerilen ses seçeneklerinden hangisiyle telaffuz edileceğini seçebilir. Open AI modeli mevcut haliyle deepfake sesler yaratmak için kullanılamasa da, ortaya koyduğu nitelikler ses üretme teknolojilerinin hızla geliştiğinin bir göstergesi niteliğinde.</p>
<p>Günümüzde gerçek insan konuşmasından ayırt edilemeyen yüksek kaliteli derin sahte ses üretebilen neredeyse hiçbir cihaz mevcut değil. Ancak son birkaç ay içinde insan sesi üretmeye yönelik daha fazla araç piyasaya sürüldü. Önceleri bunları kullanabilmek için kullanıcıların temel programlama becerilerine ihtiyacı vardı, ancak gün geçtikçe bunları kullanmak çok daha kolay hale geliyor. Yakın gelecekte hem kullanım kolaylığını hem de kaliteli sonuçları bir araya getirecek modeller görmemiz pekala mümkün.</p>
<p>Yapay zeka kullanarak dolandırıcılık yapmak nadir görülen bir durum. Ancak halihazırda &#8220;başarılı&#8221; vaka örnekleri mevcut. Ekim 2023&#8217;ün ortalarında Amerikalı risk sermayedarı Tim Draper, Twitter takipçilerini dolandırıcıların sesini kullanabileceği konusunda uyardı. Tim, sesiyle yapılan para taleplerinin her geçen gün daha akıllı hale gelen yapay zekanın bir sonucu olduğunu paylaştı.</p>
<p><strong>Kendinizi bundan nasıl koruyabilirsiniz?</strong></p>
<p>Şimdiye dek toplumda ses taklitleri olası bir siber tehdit olarak algılanmamış olabilir. Kötü niyetle kullanıldıkları çok az vaka var. Bu nedenle korunmaya yönelik teknolojilerinin ortaya çıkışı da yavaş seyrediyor.</p>
<p>Şimdilik bu durumdan kendinizi korumanın en iyi yolu, arayan kişinin telefonda size söylediklerini dikkatle dinlemekten geçiyor. Eğer kayıt kalitesizse, arada gürültüler varsa ve ses robotik geliyorsa, bu duyduğunuz bilgilere güvenmemeniz için yeterli sebep.</p>
<p>Karşınızdakinin &#8220;insanlığını&#8221; test etmenin bir başka iyi yolu da alışılmışın dışında sorular sormak. Örneğin sizi arayan bir ses modeliyse, en sevdiği renkle ilgili soracağınız bir soru genellikle karşılaşmayı beklediği türden bir şey olmadığı için onu şaşkına çevirebilir. Saldırgan bu noktada manuel olarak çevirip cevabı oynatsa bile, yanıttaki zaman gecikme kandırıldığınızı açıkça ortaya koyar.</p>
<p>Bir diğer güvenli seçenek de güvenilir ve kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanmak. Bunlar deepfake sesleri yüzde 100 tespit edemeseler de, tarayıcıları koruyarak ve bilgisayardaki tüm dosyaları kontrol ederek kullanıcıların şüpheli web sitelerinden, ödemelerden ve kötü amaçlı yazılım indirmelerinden kaçınmalarına yardımcı olabilirler.</p>
<p>Kaspersky Kıdemli Veri Bilimcisi <strong>Dmitry Anikin</strong>, şunları söylüyor: <em>&#8220;Şu an genel tavsiyemiz, tehdidi abartmamak ya da var olmadıkları yerde ses taklitlerini tanımaya çalışmamak yönündedir. Şimdilik mevcut teknolojinin insanların ayırt edemeyeceği kalitede bir ses yaratacak kadar güçlü olması pek olası değil. Yine de olası tehditlerin farkında olmanız ve yakın gelecekte yeni bir gerçeklik haline gelecek olan gelişmiş deepfake dolandırıcılığına hazırlıklı olmanız gerekiyor.&#8221;</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gecmisten-gunumuze-sesli-deepfake-araclariyla-siber-dolandiricilikta-nasil-kandiriliyoruz-421559">Geçmişten Günümüze: Sesli Deepfake Araçlarıyla Siber Dolandırıcılıkta Nasıl Kandırılıyoruz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul Çağındaki Çocuklarda Enfeksiyon Riskini Nasıl Azaltabiliriz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okul-cagindaki-cocuklarda-enfeksiyon-riskini-nasil-azaltabiliriz-417961</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 09:26:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azaltabiliriz]]></category>
		<category><![CDATA[çağındaki]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enfeksiyon riski, tüm çocukların tehdidi altında olduğu bir sorundur. Bu sorunla mücadele etmek için ise bazı tedbirlerin uygulanabilir olduğu, uzmanlar tarafından belirtiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Yar, enfeksiyonlarla karşılaşma riskini azaltabileceğimiz temel tedbirleri anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-cagindaki-cocuklarda-enfeksiyon-riskini-nasil-azaltabiliriz-417961">Okul Çağındaki Çocuklarda Enfeksiyon Riskini Nasıl Azaltabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon riski, tüm çocukların tehdidi altında olduğu bir sorundur. Bu sorunla mücadele etmek için ise bazı tedbirlerin uygulanabilir olduğu, uzmanlar tarafından belirtiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Neşe Yar, enfeksiyonlarla karşılaşma riskini azaltabileceğimiz temel tedbirleri anlatıyor.</p>
<p>Okul çağındaki çocuklar, sık sık enfeksiyonlara maruz kalabilirler. Ancak doğru önlemler alarak enfeksiyon riskini azaltmak mümkündür. Genel-geçer hijyen kurallarına dikkat etmek bu noktada başlıca davranış alışkanlığı olmalıdır. Bu sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de önemlidir. Zira enfeksiyonların yayılmasına, yetişkinlerin etkileri de yoğundur. Bu nedenle, çocuklarımıza kazandıracağımız alışkanlıkları, kedimizin de edinmesi gerekli olacaktır.</p>
<p>El Yıkama Alışkanlığı Kazandırın</p>
<p>El yıkama alışkanlığı kazandırmak, çocukların enfeksiyon riskini azaltmanın temel adımlarından biridir. Çocuklara düzenli el yıkamanın önemi öğretilmelidir. Özellikle okula gitmeden önce ve çıkarken, yemeklerden önce ve sonra, tuvalet kullanımı sonrası, hayvanlarla temasın ardından ve oyun alanlarından döndüklerinde ellerini yıkamaları gerektiği vurgulanmalıdır. El yıkama sırasında sabun kullanımı teşvik edilmelidir. El temizliği, mikropların yayılmasını önler ve çocukların kendilerini ve çevrelerini korumalarına yardımcı olur. Ayrıca çocuklara doğru el yıkama teknikleri öğretilmeli, bu alışkanlık günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Bu sayede çocuklar, okul ve ev ortamlarında daha sağlıklı bir şekilde enfeksiyonlardan korunabilirler.</p>
<p>Islak Mendil Kullanımına Dikkat Edin</p>
<p>Islak mendiller, pratik bir temizlik aracı gibi görünse de, mikroplarla mücadelede etkili değillerdir. Çocuklara ellerini temizlemek için sık sık ıslak mendil kullanmak, mikropların yayılmasına neden olabilir. Bunun yerine, çocuklara ellerini düzenli olarak su ve sabunla yıkamayı öğretmek daha önemlidir. El yıkama, mikropları etkili bir şekilde temizler ve enfeksiyon riskini azaltır. Islak mendiller sadece kirleri yüzeyden alır, ancak mikropları öldürmez. Bu nedenle çocuklarınıza hijyen alışkanlığı olarak el yıkamayı kazandırmak, enfeksiyonlardan korunmada en etkili adımlardan biridir. Ayrıca özellikle yemek öncesi, tuvalet sonrası ve dışarıdan geldiklerinde ellerini yıkamalarını teşvik ederek enfeksiyon riskini daha da azaltabilirsiniz.</p>
<p>Beslenme ve Egzersize Özen Gösterin</p>
<p>Beslenme ve egzersiz çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için kritik öneme sahiptir. Çocukların sağlıklı bir diyetle beslenmeleri, vücutlarının gerekli besin maddelerini almasını sağlar. Özellikle C vitamini ve mineraller, bağışıklık sistemini destekleyen önemli bileşenlerdir. Bu nedenle çocuklarınızın günlük olarak taze meyve, sebze ve lifli gıdalar tüketmelerini teşvik edin. Ayrıca düzenli egzersiz yapmak, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmede etkilidir. Aktif bir yaşam tarzı, vücutlarının daha sağlıklı ve dirençli olmasına yardımcı olur. Çocukları spor veya fiziksel aktivitelerle tanıştırmak, onların düzenli olarak hareket etmelerini teşvik eder. Bu sayede enfeksiyonlara karşı daha dayanıklı bir bağışıklık sistemine sahip olurlar ve sağlıklı bir yaşam biçimini benimserler. Beslenme ve egzersize özen göstermek, çocukların enfeksiyonlardan korunmasında önemli bir adımdır.</p>
<p>Aşıları İhmal Etmeyin</p>
<p>Aşıları ihmal etmemek, çocukların sağlığını korumada kritik bir rol oynar. Aşılar, çocukları bir dizi ölümcül enfeksiyondan korur ve toplumun bağışıklık kazanmasına katkıda bulunur. Çocuklar, doğduklarında ve büyüdükçe belirli aşıları almaları gerekmektedir. Bu aşılar, özellikle bebeklik döneminde, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirir ve ciddi hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca toplum sağlığı açısından da önemlidirler, çünkü aşılanmış bir çocuk, enfeksiyonları yayma riskini azaltır. Bu nedenle çocuklarınızın aşı takvimini eksiksiz takip etmek ve doktorunuzun önerdiği tüm aşıları zamanında yaptırmak, onların sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olur. Aşıları ihmal etmemek, çocukların enfeksiyonlara karşı güçlü bir savunma geliştirmelerini sağlar ve ciddi hastalıkların riskini azaltır.</p>
<p>Sigara İçilmeyen Bir Ortam Sağlayın</p>
<p>Çocukların sağlığını korumak için sigara içilmeyen bir ortam sağlamak son derece önemlidir. Sigara dumanı, çocuklar için ciddi sağlık riskleri taşır. Pasif içicilik, çocukların solunum yollarını etkileyebilir ve astım gibi solunum problemlerine yol açabilir. Ayrıca çocukların uzun vadede sigara içme alışkanlığı kazanma olasılığını artırabilir. Bu nedenle çocukların bulunduğu her ortamda sigara içilmemesine dikkat edilmelidir. Eğer evinizde sigara içiliyorsa, içme alanını çocuklardan uzak tutun ve dumanın diğer odalara yayılmasını önleyin. Aynı hassasiyeti okul ve kreş gibi toplu alanlarda da gösterin. Sigara içenleri çocukların yanında uyarmak ve çocuklara sigaranın zararları hakkında bilgi vermek, sağlıklı bir çevre oluşturmak için önemlidir.</p>
<p>Okulda Enfeksiyonlardan Korunmayı Öğretin</p>
<p>Okulda enfeksiyonlardan korunmayı öğretmek, çocukların sağlığını koruma açısından kritik bir önem taşır. Bu, çocuklara hijyen kurallarını ve enfeksiyon bulaşma yollarını anlatmayı içerir. Çocuklara hapşırma ve öksürme sırasında ağızlarını dirsekleriyle kapatmalarını öğretmek, damlacık yoluyla enfeksiyonların yayılmasını engellemeye yardımcı olur. Paylaşılan materyalleri kullanmamaları ve kişisel eşyalarını sık sık dezenfekte etmeleri konusunda bilinçlendirmek de önemlidir. Okulda hijyen kurallarına uyulması gerektiğini ve sık sık el yıkamanın enfeksiyon riskini azalttığını anlatmak, çocukların bu alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olur. Ayrıca okulun temizliği ve havalandırılması konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurgulamak, çocukların sağlığını koruma açısından önemlidir. Bu şekilde, çocuklar enfeksiyonlardan korunmayı öğrenir ve okulda daha güvende kalabilirler.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okul-cagindaki-cocuklarda-enfeksiyon-riskini-nasil-azaltabiliriz-417961">Okul Çağındaki Çocuklarda Enfeksiyon Riskini Nasıl Azaltabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile Yaşam: Nasıl Yönetilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-obstruktif-akciger-hastaligi-koah-ile-yasam-nasil-yonetilir-416430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Oct 2023 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[obstrüktif]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yönetilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416430</guid>

					<description><![CDATA[<p>KOAH, solunum sistemi rahatsızları en korkulan türlerin başında geliyor. Bu hastalığa yakalananların ise bazı tedbirleri uygulaması öneriliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-obstruktif-akciger-hastaligi-koah-ile-yasam-nasil-yonetilir-416430">Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile Yaşam: Nasıl Yönetilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KOAH, solunum sistemi rahatsızları en korkulan türlerin başında geliyor. Bu hastalığa yakalananların ise bazı tedbirleri uygulaması öneriliyor. KOAH hastalığından korunmak ve hastalık sürecini daha iyi sürdürmek için yapılabilecekleri, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Denizhan Ayatan açıklıyor.</p>
<p>KOAH, yaşam kalitesini etkileyen kronik bir akciğer hastalığıdır. Ancak doğru yaklaşımlar ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu hastalığı yönetmek mümkündür. İşte KOAH&#8217;lı bireyler için daha iyi bir yaşam tarzını benimsemelerine yardımcı olabilecek yöntemleri inceleyelim.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sigarayı Bırakma</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmak, KOAH&#8217;ı etkili bir şekilde yönetmenin en önemli adımlarından biridir. Sigara içmek, KOAH&#8217;ın başlıca nedenlerinden biridir ve akciğerler üzerindeki zararlı etkilerini artırır. Sigara içenlerde hastalık daha hızlı ilerleyebilir ve semptomlar daha şiddetli olabilir. Bu nedenle sigara içmeyi bırakmak, KOAH semptomlarını hafifletmede ve hastalığın ilerlemesini durdurmada kritik bir rol oynar. Sigara bırakma süreci zor olabilir, ancak başarılı olmak için birçok destek seçeneği vardır. Nikotin replasman terapileri, sigara içme isteğini azaltabilir ve bırakma sürecini kolaylaştırabilir. Ayrıca destek grupları veya danışmanlık hizmetleri de moral ve motivasyon sağlayabilir. Sigarayı bırakmak, KOAH&#8217;lı bireyler için yaşam kalitesini artırmanın ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın önemli bir yoludur.</p>
<p> </p>
<p><strong>İlaçları Düzenli Kullanma</strong></p>
<p>KOAH&#8217;ı etkili bir şekilde yönetmenin temel adımlarından biri, doktorunuzun reçete ettiği ilaçları düzenli olarak kullanmaktır. KOAH tedavisinde kullanılan ilaçlar, semptomların kontrol altına alınmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olur. Bronkodilatörler, hava yollarını genişleterek nefes almayı kolaylaştırır ve hava akışını artırır. Kortikosteroidler ise akciğerlerdeki iltihabı azaltır. Bu ilaçları düzenli olarak kullanmak, semptomların kötüleşmesini önlemeye yardımcı olur ve acil durumların sık sık ortaya çıkmasını engeller. Ancak ilaçların doğru bir şekilde kullanılması önemlidir. Doktorunuzun önerdiği dozajı ve kullanım sıklığını takip etmek, ilaçların etkili olmasını sağlar. Ayrıca herhangi bir yan etki veya sorunla karşılaşıldığında hemen doktorunuza başvurmalısınız. İlaçları düzenli kullanmak, KOAH yönetiminde önemli bir adımdır ve semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı Beslenme</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) yönetiminde temel bir rol oynar. KOAH&#8217;lı bireyler için dengeli bir diyet benimsemek, semptomların hafifletilmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir. Bu bağlamda, beslenme planı genellikle düşük yağlı ve yüksek lifli gıdalara odaklanmalıdır. Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıllı ürünler ve protein kaynakları, KOAH hastalarının enerji seviyelerini korumasına ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmesine yardımcı olabilir. Ayrıca tuz alımının sınırlanması, sıvı tüketiminin artırılması ve sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınılması da önemlidir. Bu şekilde, vücut ideal kilosunu koruyabilir ve aşırı kilo nedeniyle artan nefes darlığını engelleyebilir. Ancak her bireyin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle beslenme planınızı bir sağlık profesyoneli ile tartışmalı ve bireysel gereksinimlerinize göre uyarlamalısınız. Sağlıklı beslenme, KOAH&#8217;ı etkili bir şekilde yönetmek için önemli bir adımdır ve genel sağlığınızı desteklerken semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli Egzersiz</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz, KOAH yönetiminde kritik bir rol oynar. Özellikle solunum sistemi ile ilgili sorunlar yaşayan KOAH&#8217;lı bireyler için kasları güçlendirmek ve solunum kapasitesini artırmak son derece önemlidir. Düzenli egzersiz, kalp-damar sağlığını iyileştirir, kilo kontrolünü destekler ve enerji seviyelerini artırabilir. Ancak KOAH&#8217;lı bireylerin egzersiz programlarını doktorlarıyla tartışmaları önemlidir, çünkü herkesin ihtiyaçları farklıdır. Genellikle aerobik egzersizler, yürüyüş, bisiklet sürme veya yüzme gibi, solunum ve dolaşım sistemini güçlendirebilir. Aynı zamanda nefes egzersizleri, KOAH semptomlarını hafifletmede yardımcı olabilir. Egzersiz sırasında nefes darlığı yaşanıyorsa, uygun bir tempo ve süre seçmek önemlidir. Düzenli egzersiz, genel sağlığı iyileştirebilir ve KOAH&#8217;lı bireylerin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Solunum Eğitimi</strong></p>
<p>Solunum eğitimi, KOAH&#8217;lı bireyler için önemli bir yaşam tarzı bileşenidir. Bu eğitim, nefes alma tekniklerini ve doğru nefes alışkanlıklarını öğrenmeyi içerir. KOAH, solunum yollarının daralmasına neden olduğu için etkilenen kişilerde nefes darlığı yaygın bir sorundur. Solunum eğitimi, bu nefes darlığını hafifletmek ve daha etkili nefes almayı öğrenmek için tasarlanmıştır. Bu eğitim, nefes alırken hangi kasların kullanılması gerektiğini ve derin ve yavaş nefes almanın nasıl başarılacağını anlatır. Ayrıca nefes darlığı atakları sırasında panik durumlarını yönetmeyi öğretir. Solunum egzersizleri, KOAH semptomlarını azaltabilir, yaşam kalitesini artırabilir ve günlük aktiviteleri daha kolay hale getirebilir. Bu eğitim, bir solunum terapisti veya doktor gözetiminde yapılmalı ve bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanmalıdır. Solunum eğitimi, KOAH&#8217;lı bireylerin yaşamını olumlu bir şekilde etkileyebilir ve semptomları daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Enfeksiyonlardan Kaçınma</strong></p>
<p>KOAH&#8217;lı bireyler, solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha hassastır. Grip aşısı ve pnömokok aşısı gibi bağışıklık sistemini güçlendiren aşıları almak önemlidir. Ayrıca enfeksiyon riskini azaltmak için kalabalık yerlerden kaçınmak ve ellerinizi sık sık yıkamak da gereklidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-obstruktif-akciger-hastaligi-koah-ile-yasam-nasil-yonetilir-416430">Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile Yaşam: Nasıl Yönetilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 12:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[haberlere]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş,  savaş ile ilgili haberlere maruz kalmış bir çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı hakkında bilgi verdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805">Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş,  savaş ile ilgili haberlere maruz kalmış bir çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “En önemli noktalardan bir tanesi kavramlar ilgili açık ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde konuşmaktır. Onun endişelerini anladığını anne babanın dile getirmesi ve çocuğa güven vermesi çok önemli. Çocuğun kaygılarını çok önemli ölçüde bu durum azaltır ve onunla birlikte haberleri izleyerek belki birtakım görüntülerden çocuğu uzak tutarak, çocuğu korumak anne babanın en önemli görevlerin başında gelir.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenler de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkileniyor</strong></p>
<p>Özellikle ergenlik döneminde çocukların savaş ile ilgili haberlerle doğrudan ilgilenebileceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında politik sorular bile sorabilirler. Kendi görüşünü anne babasının görüşleriyle kıyaslamak isteyebilir ve hatta tartışmak isteyebilir. Anne babanın aslında bu konularda ergenler ile konuşması, konuşmaktan çekinmemesi hatta onu dinlemesi, yargılamaması, eğer kendisi gibi düşünmüyorsa, başka bir görüş bildiriyorsa kesinlikle yargılayıcı konuşmaması çok önemli.”</p>
<p>Ergenlerin de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkilendiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Savaş ortamında yaşayan çocuklar çok daha ciddi travma atlatıyorlar. Şiddete maruz kalmış çocuklar gibi onların da erişkinlik dönemine kadar devam eden, travma sonrası birtakım belirtileri gösterdikleri çeşitli araştırmalarla kanıtlanmış. Bu nedenle belki de çok uzun sürecek birtakım terapilere ve tedavilere ihtiyaç duyabiirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyası yıkılıyor</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, savaş gibi yetişkinlerin bile dehşete düştüğü, dehşet içerisinde kaldığı ve oldukça kötü etkilendiği şiddet ortamında çocukların elbette sadece ruhsal olarak etkilenmediklerini de belirterek, şunları anlattı:</p>
<p>“Çocukların temiz suya ulaşamadığı, temiz yiyeceklere ulaşamadığı, açlık, susuzlukla özellikle 5 yaş altındaki çocukların ölümle karşılaştığı savaş ortamında birinci öncelik elbette çocukların fiziksel olarak sağlıklı olmaları, hayatta kalmaları, temiz suya ve yiyeceğe ulaşmalarıdır. Fakat onların ruhsal dünyasında tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyasında savaş oldukça önemli yıkım etkisi yaratır. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda şiddet içerikli herhangi bir olayın hemen akabinde huzursuzluk, ağlama, her şeye aşırı tepki verme, hırçınlık, uykusuzluk, anne babanın dediklerine uymama, her şeyi reddetme gibi bir takım olumsuz belirtiler görülüyor.”</p>
<p> <strong>Çocukları savaş haberlerinden uzak tutmak gerek</strong></p>
<p> Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, öncelikle 6 yaş ya da 7-8 yaş sonrası çocuklarla daha küçük çocuklar arasında fark olduğunu dile getirerek, şöyle anlattı:</p>
<p>“Ebeveynler olarak, çocukların soyut kavramları anlamadıklarını, savaş da soyut bir kavram olduğu için buna anlam veremediklerini, gördükleri her şeyi sorabileceklerini hiçbir zaman unutmamalıyız. Önemli olan onlara doğru bilgiyi vermek, onların anlayabileceği bir şekilde konuşmak, anlayabileceği dilden konuşmak ve onlara güven vermektir. Zaten ebeveynlerin kendilerini anladığını hissederse bir çocuk, kendisini güvende hisseder dolayısıyla kaygısı çok azalır. </p>
<p>Ergenlik dönemi içinde aslında bu böyledir. Kendi görüşlerini geliştirmeye başladıkları için kişilik gelişimi ile birlikte ergenler bu konular ile ilgili tartışmak isteyeceklerdir. Kendi görüşlerini ortaya koymak isteyeceklerdir. Aslında anne babalar onları yargılamadan dinlemeli, onaylamasalar bile, kendi görüşlerine uymasa bile, yine de onları kesinlikle rencide etmeden, terslemeden dinlemeli, hak vermedikleri yerler olsa bile onları düzeltmeden sadece onların yanında olduğunu gösteren bir şekilde onlarla iletişim kurarak, aslında onlara destek olmak en iyi ebeveynlik işlevidir diyebiliriz.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805">Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panik Atak Nedir, Neden Olur ve Nasıl Geçer?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/panik-atak-nedir-neden-olur-ve-nasil-gecer-415664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 08:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atak]]></category>
		<category><![CDATA[geçer]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Panik atak hakkında sıkça sorulan sorulara, Uzman Klinik Psikolog Ege Ece Birsel cevaplar veriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-nedir-neden-olur-ve-nasil-gecer-415664">Panik Atak Nedir, Neden Olur ve Nasıl Geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıkça karşılaşılan ve hayatın olağan akışını etkileme boyutuna dahi ulaşabilen panik atak veya panik bozukluk nedir? Panik atak neden olur? Her kaygı bozukluğu panik atak olabilir mi? Bu sorunun giderilmesinde hangi yöntemler kullanılabilir? Panik atak hakkında sıkça sorulan sorulara, Uzman Klinik Psikolog Ege Ece Birsel cevaplar veriyor.</p>
<p>Panik atak, herhangi bir zamanda ve herhangi bir duruma karşı ortaya çıkabilecek endişe/korku nöbetleri olarak tanımlanır. Kişi bu atakları yaşarken, gerçeklikten uzaklaşır ve hatalı düşünceler üretir. Genellikle panik atak, bireyin tehlikeli olarak koşullandığı bir durum üzerine geliştirdiği felaketleştirme düşünceleri nedeniyle tetiklenir ve bireyin panik atağı karşılayış biçimine göre de giderek şiddetlenir. Kişi kimi zaman gerçek olayları olmayacak boyuta getirirken, kimi zaman gerçekte var olmayan ihtimalleri felaket senaryoları biçiminde yorumlar ve reaktif hale gelir. Bunun sonucu olarak, fiziksel ve bilişsel tepkiler ortaya çıkar. Ancak her reaksiyon veya stres periyodunun panik atak olarak tanımlanması söz konusu olamaz. Panik bozukluk, düzenli ve devamlı ortaya çıktığında tanısı konulan bir durumdur. Olağan dışı hallerde, bir defaya mahsus veya uzun dönemde birkaç kez yaşanan ataklara, panik atak tanısı koymak doğru olmaz.</p>
<p>Kişinin devamlı endişe halinde olması ve dışarıdan gelen tüm sinyalleri bir panik atak tetikleyicisi olarak görmesi, bunu aşırı stres ve kaygı seviyesine taşıması panik atağın başlıca belirtisidir. Hasta olma kaygısı, ölmek korkusu, birilerini veya sahip olduklarını kaybetme korkusu düzenli olması halinde reaksiyon gösterilmesi durumu sıklaşır ise uzman görüşü gereklidir.</p>
<p>Panik atak; çarpıntı, terleme, baş dönmesi, nefes alamama hissi, karıncalanma veya his kaybı gibi semptomlara sebep olabilir. Kişi bu esnada fiziksel koordinasyonunu kaybederken, doğru düşünme yetileri de sınırlanır. Herhangi bir kaynak olmaksızın veya bir soruna karşı bu türlü reaksiyon hali, ayda bir defadan fazla olması halinde, tanı gerektirir. Tanı için mutlaka uzmana başvurulması gerekir.</p>
<p>Panik Atak Neden Olur?</p>
<p>Panik bozukluğun tek bir nedeninden söz edilemez. Psikolojik rahatsızlıklar, birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Panik atak sorunu, genetik yatkınlığı söz konusu olan bir durum olmakla birlikte, herhangi bir genetik aktarım olmasa da bazı sebeplerle ortaya çıkabilir.</p>
<p>Geçmiş yaşantıda, özellikle çocuklukta yaşanan travmaların yetişkinlikte panik atak olarak ortaya çıkması mümkündür. Bununla birlikte, güncel koşullarda yaşanan ciddi kayıp ve travmalar da panik atağı tetikleyebilir. Sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ise beynin kimyasal normallerini etkilediği için bu durumu tetikleyebilir. Kimi bireylerde ise bu faktörlerin herhangi birisi olmasa dahi, panik atak problemi söz konusu olabilir. Bunun nedeni, insanın hayatta kalma içgüdüsünün abartılı biçimde ortaya çıkmasıdır.</p>
<p>Panik bozuk, çocukluktan itibaren görülebileceği gibi, yaşantının herhangi bir döneminde çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Örneğin; bir yakının kanser nedeniyle kaybedilmesinden sonra, kanser olup ölme endişesinin panik atak durumuna dönüşmesi söz konusu olabilir. Bu durumda, yaşam konforu sürdürebilmek için uzman görüşü almak gerekli olacaktır. Zira panik atak, hayatı ciddi anlamda etkileyen sonuçları doğurabilir.</p>
<p>Panik Atak Nasıl Geçer?</p>
<p>Panik atak, beraberinde farklı mental problemlerle birlikte seyredebilir. Bireysel olarak uygulanacak yöntemler, sorunun panik bozukluğa dönüşmüş olması halinde etkili olmayacaktır. Panik bozukluk tanısı almış veya bu semptomları gösteren kişilerin, psikolog ve psikiyatr denetiminde bir tedavi sürecine tabi olmaları gerekir. Elde edilecek veriler ışığında yapılacak değerlendirme, tedavi sürecini şekillendirecektir.</p>
<p>Panik bozukluk tedavisinde, bazı vakaların ilaçlı tedavisi gerekirken, tüm vakaların terapi alması uygun görülür. Psikoterapide, farklı yaklaşımlar söz konusudur ki, uzmanın hangi yöntemi kullanacağına karar verebilmesi için kişi ile belli bir süre görüşmesi gerekir.</p>
<p>Psikolog ve psikiyatrlar, panik bozukluk tedavisini koordineli olarak gerçekleştirebilirler. Sorunun boyutuna bağlı olarak belirlenecek tedavi periyodunda, nefes terapisi ve düzenli yürüyüş gibi; bireyin kendisinin gerçekleştirebileceği terapiler de uygulanabilir.</p>
<p>Panik atak; ciddiye alınması gereken bir sorun olmakla birlikte, kişinin mevcut endişelerinin içerisine bir de bunu eklemesi doğru değildir. Bu sorunun tedavisinde uzman kontrolünde ciddi yol kat edilmesi mümkündür. Semptomları, düzenli ve devamlı görmeniz durumunda, uzmanlardan destek almanız halinde, kalıcı çözümlere de ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Yapılması gereken, sadece uzmanlardan görüş almak ve bilimsel yöntemleri kullanmaktır. Bu şekilde etkili çözümleri elde etmek mümkün olabilecektir. Açık kaynaklardan elde edilen, kaynağı belli olmayan ve sorumluluk taşımayan bilgiler, daha olumsuz durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle, bu sorunun giderilmesine yönelik olarak yalnızca, psikolog ve psikiyatrlardan bilgi ve destek alınız.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-nedir-neden-olur-ve-nasil-gecer-415664">Panik Atak Nedir, Neden Olur ve Nasıl Geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marka Kopyalamanın Tehlikeleri: Şirketinizin İtibarını Webde Marka Adınızın Yasadışı Kullanımından Nasıl Korursunuz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/marka-kopyalamanin-tehlikeleri-sirketinizin-itibarini-webde-marka-adinizin-yasadisi-kullanimindan-nasil-korursunuz-412851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 12:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[itibarını]]></category>
		<category><![CDATA[kopyalamanın]]></category>
		<category><![CDATA[korursunuz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımından]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[şirketinizin]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeleri]]></category>
		<category><![CDATA[webde]]></category>
		<category><![CDATA[yasadışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanınmış markalar sıkça siber suçlular tarafından istismarın hedefi haline gelebiliyor. Bunlar kalitesi şüpheli mal ve hizmetleri tanıtmak için ünlü bir markanın adının arkasına saklanabiliyor veya markanın müşterilerinin, iş ortaklarının veya çalışanlarının peşine düşebilirler</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/marka-kopyalamanin-tehlikeleri-sirketinizin-itibarini-webde-marka-adinizin-yasadisi-kullanimindan-nasil-korursunuz-412851">Marka Kopyalamanın Tehlikeleri: Şirketinizin İtibarını Webde Marka Adınızın Yasadışı Kullanımından Nasıl Korursunuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tanınmış markalar sıkça siber suçlular tarafından istismarın hedefi haline gelebiliyor. Bunlar kalitesi şüpheli mal ve hizmetleri tanıtmak için ünlü bir markanın adının arkasına saklanabiliyor veya markanın müşterilerinin, iş ortaklarının veya çalışanlarının peşine düşebilirler. Marka temsilcileri, bilgi güvenliği departmanı da dahil olmak üzere genellikle kötü niyetli marka klonlarının varlığından söz konusu eylemler müşteri desteğine gönderilen e-posta mesajlarına veya sosyal ağlarda skandala yol açana kadar haberdar olmuyor. Bu tür olaylar markanın itibarını olumsuz etkiliyor. </p>
<p>Bunların en yaygın olanları üç gruba ayrılıyor.</p>
<p><strong>Mağazalardaki Sahte Uygulamalar</strong></p>
<p>Günümüzde neredeyse her işletmenin, müşterilerinin çevrimiçi hizmetlere kolay erişimi için kendi uygulaması mevcut. Hatta bazılarının birden fazla uygulaması bulunur. Kullanıcılar çevrimiçi bir mağazada bir uygulama aradığında birden fazla sonuçla karşılaşıyor. Çoğu kullanıcı en popüler seçeneği indirecek olsa da (ki bu genellikle gerçek olandır), bazılarının dolandırıcıların tuzağına düşmesi ve sahte uygulamaları yüklemesi olasılıklar dahilinde oluyor. Özellikle bağlantının doğrudan alındığı durumlarda bu geçerli hale geliyor. Bu tarz kötü amaçlı bir uygulama, bankacılık Truva atlarından kullanıcının mobil cihazına uzaktan erişim sunan araçlara kadar hemen her şeyi gizleyebiliyor. Kaspersky uzmanları yakın zaman önce Google Play&#8217;de popüler anlık mesajlaşma uygulamalarının casus yazılım kodu içeren birkaç değiştirilmiş sürümünü buldu.</p>
<p><strong>Sahte Sosyal Medya Hesapları</strong></p>
<p>Belirli bir markaya aitmiş gibi görünen sosyal medya hesapları, siber suçlular tarafından farklı amaçlarla kullanılabiliyor. Bunlar genellikle yanlış bilgi yaymak için kullanılıyor. Bunlar arasında sözde belirli bir kurumsal markaya bağlı yasallığı şaibeli hizmetler (çevrimiçi kumarhaneler gibi) veya düpedüz dolandırıcılık faaliyetleri (her türlü ödül, bilet veya bitcoin için eşantiyonlar) yer alabiliyor. Bununla birlikte sahte hesap kötü amaçlı kimlik avı bağlantıları da dağıtabilir veya daha karmaşık sosyal mühendislik saldırıları için bir platform görevi görebiliyor.</p>
<p><strong>Kimlik Avı Siteleri</strong></p>
<p>Bir şirketin web sitesinde müşteriler, iş ortakları veya çalışanlar için bir üyelik alanı varsa, bu hesaplara ait kişisel kimlik bilgileri saldırganların ilgisini çekiyor. Bir noktada saldırganlar, en azından bu bilgileri diğer siber suçlulara yeniden satmak amacıyla giriş bilgilerini ve şifreleri toplamak için böyle bu tarz web sitelerini taklit etmeye çalışacaklardır.</p>
<p><strong>Şirketinizin İtibarını Kopya Sitelerden Nasıl Korursunuz?</strong></p>
<p>Söz konusu vakaların büyük çoğunluğunda, bir web sitesinin, uygulamanın veya sosyal medya hesabının taklit edilmesini içeren yasadışı planlar başkalarını (bireyleri veya işletme kullanıcılarını) hedef alıyor. Ancak bundan asıl zarar gören, kötü niyetli bir biçimde taklit edilen markanın itibarıdır. Bu nedenle, bu tür marka taklitleri hızlıca tespit edilmesi ve önemli bir zarara yol açmadan önce ortadan kaldırılması büyük önem taşıyor. </p>
<p>Bu konudaki uzmanlığımızı paylaşmak ve şirketlerin marka ikizlerini zamanında tespit etmelerine yardımcı olmak için Kaspersky Digital Footprint Intelligence hizmetini güncelledik. Kaspersky Digital Footprint Intelligence, müşterilerin dijital ayak izlerini izlemelerini ve bununla ilişkili potansiyel riskleri ve güvenlik açıklarını belirlemelerini sağlamak için tasarlandı. Bir süre önce, marka adlarını kullanan veya typosquatting ve combosquatting kullanılarak kaydedilen kimlik avı sitelerinin izlenmesinin yanı sıra bir alan adı kaldırma hizmeti ile de işlevselliği desteklendi.</p>
<p>Bu hizmet, artık şirketin adını yasa dışı olarak kullanan sosyal ağlardaki hesapları ve mağazalardaki uygulamaları izlemeye, tanımlamaya ve kaldırmaya da olanak tanıyor. Kaspersky Digital Footprint Intelligence hakkında daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve şirket 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyor. kaspersky.com adresinden daha fazla bilgi edinin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/marka-kopyalamanin-tehlikeleri-sirketinizin-itibarini-webde-marka-adinizin-yasadisi-kullanimindan-nasil-korursunuz-412851">Marka Kopyalamanın Tehlikeleri: Şirketinizin İtibarını Webde Marka Adınızın Yasadışı Kullanımından Nasıl Korursunuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Markanızı Siber Tehditlerden Nasıl Korursunuz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/markanizi-siber-tehditlerden-nasil-korursunuz-411791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 10:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[korursunuz]]></category>
		<category><![CDATA[markanızı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehditlerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky’nin son Spam ve Kimlik Avı Raporuna göre, 2022 yılında teslimat hizmetlerini taklit eden sayfalar %27,38 ile kimlik avı bağlantıları arasında en yüksek tıklama oranına sahip</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/markanizi-siber-tehditlerden-nasil-korursunuz-411791">Markanızı Siber Tehditlerden Nasıl Korursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky’nin son Spam ve Kimlik Avı Raporuna göre, 2022 yılında teslimat hizmetlerini taklit eden sayfalar %27,38 ile kimlik avı bağlantıları arasında en yüksek tıklama oranına sahip. Çevrimiçi mağazalar %15,56 ile ikinci sırada, ödeme sistemleri üçüncü ve bankalar ise dördüncü sırasında yer alıyor. </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Siber suçlular, faaliyetlerinde başkalarının üzerine güven inşa etmek için uzun yıllar çalıştığı markaları hedef alıyor ve suç faaliyetlerini yürütmek için bu markanın adını kullanarak gelir elde ediyor. Bunlar bir markayı veya çevrimiçi hizmeti kopyalayarak oluşturdukları web sitesini işletirken, girişteki hesap bilgilerinden kişisel ve profesyonel kimliklere, şirkete dair hassas ve finansal bilgilere kadar her şeyi oltalamayla kullanıcıları tuzağa düşürmek için doğru ve ayrıntılı biçimde kullanma yoluna gidiyorlar. Bu durum veri ve para kaybına yol açabileceği gibi, hedef kitlede esas marka hakkında olumsuz bir algı yaratarak büyük itibar kaybı risklerine de neden olabiliyor.</p>
<p>Kaspersky Web İçerik Analisti<strong> Olga Svistunova, </strong>markanızı olası siber risklerden korumanız için aşağıdaki kurallara uymanız çağrısında bulunuyor:</p>
<ol>
<li>Hem çalışanlarınızı hem müşterilerinizi bir kimlik avı e-postasını veya kimlik avı web sitesini nasıl tanıyacakları konusunda bilgilendirin. Şirket personelinin siber güvenlik bilincinin düşük olması, önemli iş süreçlerinin durmasına ve veri sızıntısına yol açabilir. Siber suçlular kurumsal sosyal medya hesaplarını ele geçirebilir ve şirket adına kötü niyetli faaliyetler yürütebilir. </li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>Sadece çalışanlarınız değil, müşterileriniz de risk altında olabilir. Olası tehditleri fark edebilmeleri için önce bunların farkında olmaları gerekir. Bu amaca ulaşmak için personele yönelik özel siber güvenlik eğitimi düzenleyebilir, müşterileriniz için kimlik avı faaliyetlerinin nasıl tespit edileceğini açıklayan özel hikayeler veya güvenlik bilinci oluşturmaya yönelik e-postaları serileri oluşturabilirsiniz.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>Finans alanında ya da siber suçluların sıklıkla ilgisini çeken bir diğer hassas alanda çalışıyorsanız, müşterilerinizi bu konuda uyarın ve kandırılma riskinin arttığına dikkatlerini çekin. Müşterilerinizden aldıkları e-posta ve mesajlara daha fazla dikkat etmelerini isteyin. </li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>Müşterilerinizden markanız adına gerçekleştirilen tüm şüpheli faaliyetleri size bildirmelerini isteyin. Şüpheli eylemleri zamanında öğrenebilmek için müşterilerinizi ekran görüntülerini ve diğer kanıtları sizinle paylaşmaları konusunda teşvik edin.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>Sosyal medya hesaplarınızın güvenlik ayarlarına dikkat edin. Genel bir kural olarak şirketler yalnızca kendi kaynaklarında değil, aynı zamanda harici platformlarda da bilgi yayınlar ve hedef kitleleriyle iletişim kurar. Bu tür platformlardaki gizlilik ayarlarına dikkat edin, bunları iyi inceleyin, karmaşık güçlü parolalar oluşturun ve mümkünse iki faktörlü kimlik doğrulama kullanın.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>Marka taklidi saldırılarını zamanında belirtmek için Kaspersky Digital Footprint Intelligence gibi tehdit istihbaratı araçlarından yardım alın. Bu tür çözümler size hedefli kimlik avı ve sahte sosyal ağ hesapları hakkında gerçek zamanlı bildirimler sağlayabilir. Ayrıca markayı hedef alan kimlik avı web sitesinin görünümünü takip etmenin yanı sıra, sahte sosyal ağ hesaplarının ve mobil pazarlardaki uygulamaların izlenmesine ve kaldırılmasına yardımcı olabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyoruz. kaspersky.com adresinden daha fazla bilgi edinin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/markanizi-siber-tehditlerden-nasil-korursunuz-411791">Markanızı Siber Tehditlerden Nasıl Korursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Z Kuşağı Nasıl Çalıştırılır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-nasil-calistirilir-409107</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2023 12:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştırılır]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada çalışma hayatındaki son veriler üzerine yapılan araştırmalarda; Z kuşağı diye nitelendirilen 1996 yılı sonrası doğanların, çalışma hayatlarında iş yaşam dengesini önceledikleri görüldü</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-nasil-calistirilir-409107">Z Kuşağı Nasıl Çalıştırılır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada çalışma hayatındaki son veriler üzerine yapılan araştırmalarda; Z kuşağı diye nitelendirilen 1996 yılı sonrası doğanların, çalışma hayatlarında iş yaşam dengesini önceledikleri görüldü. </p>
<p>İş hayatındaki istihdam hacmi giderek büyüyen 1996 yılı sonrası doğanlar, davranış biçimleri ve ilgi odaklarının farklılığı ile uzun zamandır konuşulmaya devam ederken bir taraftan da iş dünyası Z kuşağını verimli çalıştırma formülleri arayışı içinde. Konuyla ilgili olarak değerlendirme yapan Datassist YK Başkanı Ayşe Nazmiye Uça, öğrenmeye açık bir kuşak olarak nitelediği Z kuşağının verimli çalıştırılması ile ilgili şunları söyledi:</p>
<p><strong>Uça: “Anlamsız gelen kurallara tahammülleri yok”</strong></p>
<p>“Organizasyonlar Z kuşağı ile çalışmak ve sürdürülebilir olmak zorunda. Bu durumda Z kuşağını ofise nasıl getireceklerine ve onları motivasyonlarını nasıl yüksek tutacaklarını öğrenmek zorundalar. Aslında Z kuşağı da her çalışan gibi pozitif bir iş ortamı arayışı içindeler. Diğer kuşaklardan ayrışan yönleri var. Bu kuşak online oyunlarla büyümüş bir kuşak. Bu nedenle dijital iş araçları, hızlı internet imkanları ile işlerini efektif bir şekilde yapmak istiyorlar. Verimsiz veya onlara anlamsız gelen kuralların varlığına tahammülleri yok. Esnek çalışma saatleri, evden çalışma olanakları veya hibrit çalışma ortamı yöntemlerini tercih ediyorlar. İş, yaşam dengesi konusunda çok hassaslar. </p>
<p><strong>Uça: &#8220;Z Kuşağının %42 ‘si İş Yaşam Dengesi İstiyor&#8221;</strong></p>
<p>Baskı altında çalışmak ve iş yaşam dengesi olmaması onları çok kolay işi bırakma kararına itebilir, başka bir iş bularak ayrılma konusunda diğer kuşaklar gibi değiller. Z kuşağının %42’si fiziksel ve zihinsel dengeyi gözeterek iş bakıyor. Çalıştıkları şirketlerin; çevre sağlığı, iklim değişikliği ve sosyal sorumluluk konularında duyarlı ve samimi olmasını bekliyorlar. Yani, çevre duyarlılığı, cinsiyet eşitliği, ayrımcılık ve katılımcılık, iş, yaşam dengesine ve hayvan haklarına bakışları eski kuşaklardan çok farklı.”</p>
<p><strong>Uça: “Geri bildirim istiyorlar”</strong></p>
<p>Z kuşağının açık, doğru ve çabuk performans geri bildirim istediklerini de kaydeden Uça “Performansları konusunda zam dönemini veya performans dönemlerini beklemiyorlar. Açık ve doğrudan geri bildirim bekliyorlar. %40 ı yöneticilerinden günlük, %60 ı haftalık geri bildirimler bekliyor. Öğrenme, kendini geliştirme dolayısıyla yeni iş alanları ve mesleklere açık olma konusunda olanaklara açık olmak istiyorlar.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusagi-nasil-calistirilir-409107">Z Kuşağı Nasıl Çalıştırılır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliği Tartışmalarında Yol Haritası Nasıl Olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-degisikligi-tartismalarinda-yol-haritasi-nasil-olmali-407870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Sep 2023 13:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[haritası]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmalarında]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407870</guid>

					<description><![CDATA[<p>New York’ta, BM’de etkinlikler çerçevesinde gerçekleştirilen resepsiyona katılan Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Forumu Direktörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Forumu öncülüğünde hazırlanan COP28: İlerleme mi Gerileme mi? raporunu tanıttı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-degisikligi-tartismalarinda-yol-haritasi-nasil-olmali-407870">İklim Değişikliği Tartışmalarında Yol Haritası Nasıl Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her yıl farklı bir ülkede gerçekleştirilen ve bu yıl 30 Kasım – 12 Aralık 2023 tarihleri arasında Dubai’de düzenlenecek ‘Taraflar Konferansı (Conference of  the Parties)’ diğer adıyla ‘2023 İklim Değişikliği Konferansı COP28’ öncesinde Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Forumunun öncülük ettiği ‘COP28: İlerleme mi, Gerileme mi?’ raporu New York’ta tanıtıldı. Raporun yazarlarından Prof. Dr. İbrahim Özdemir, “Bu rapor, delegeleri ve kampanyacıları bu yüksek riskli anda eyleme öncelik vermeye ve çabalarını Dubai&#8217;de yapılacak BM iklim görüşmelerinde sağlam bir küresel iklim anlaşmasının müzakere edilmesine odaklamaya davet ediyor.” dedi.</strong></p>
<p>New York’ta, BM’de etkinlikler çerçevesinde gerçekleştirilen resepsiyona katılan Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Forumu Direktörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Forumu öncülüğünde hazırlanan COP28: İlerleme mi Gerileme mi? raporunu tanıttı. </p>
<p>‘COP28: İlerleme mi Gerileme mi?’ raporunu dikkat çeken yönleriyle aktaran Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Forumu Direktörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir, raporun Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Karayip ASEAN Konseyi&#8217;nin ortak yayını olduğunu ve ayrıca Dominika Topluluğu, Nijerya, Kenya, Çad, Gambiya ve Bangladeş&#8217;ten katılımcılar tarafından hazırlandığını anlattı.</p>
<p>Taraflar Konferansının (COP), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (UNFCCC) ana karar alma organı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özdemir, Sözleşmeyi imzalayan 197 ülkenin temsilcilerinin bir araya geldiği, kaydedilen ilerlemenin değerlendirildiği ve iklim konusundaki aciliyetin ele alınmasına yönelik tedbirlere ilişkin kararların alındığı bir forum olarak hizmet verdiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Küresel iklim müzakereleri değişim için etkili mi?</strong></p>
<p>Geçen yirmi yıl içinde COP&#8217;ların, küçük çalışma oturumlarından büyük yıllık konferanslara dönüşerek katlanarak büyüdüğünü de kaydeden Prof. Dr. Özdemir, küresel iklim müzakerelerinin değişim için gerçekten etkili bir yöntem olup olmadığı konusunda süregelen tartışmaların var olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Özdemir, “Bazıları bu konferansların ‘Sadece lafta kaldığını ve bir eyleme dönüşmediğini’ iddia ediyor. Bununla birlikte, bir iklim felaketi tehlikeli bir şekilde yaklaşırken, COP&#8217;lar küresel tepkimizde ibrenin hareket etmesine ve işleri doğru yönde hızlandırmaya yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri’nin COP28&#8217;de başkanlık görevini devralmasıyla birlikte, gündeminin yeterince dönüştürücü olup olmadığına dair artan endişelerin yanı sıra beklentilerin de yüksek olduğunu anlatan Prof. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:</p>
<p>“BAE Başkanlığının bu yılki konferans için iddialı bir plan ortaya koymasıyla birlikte, COP28 gerçekten iklim eylemi için bir dönüm noktası olma potansiyeline sahip olabilir mi? Bu soruyu cevaplamak için, Gelen Başkanlık tarafından verilen vaatleri geçmiş iklim zirvelerinin daha geniş bir bağlamına yerleştirmek faydalı olacak. Özellikle bu rapor, çok çeşitli Küresel Güney ülkelerinden çevre ve kalkınma uzmanlarının uzmanlık ve görüşlerini, son beş BM COP iklim gündeminin ve bunların uygulanmasının karşılaştırmalı bir analizi şeklinde bir araya getiriyor.”</p>
<p><strong>Emisyonların azaltılması, yeşil enerji projelerine yatırımların artırılması hedefi</strong></p>
<p>Analizde emisyon azaltımı, yenilenebilir enerji hedefleri ve iklim finansmanı ile ilgili politika müdahale alanına işaret edildiğini ifade eden Prof. Dr. Özdemir, ayrıca, her bir COP Başkanlığının görev süresi boyunca ana hatlarıyla belirlenen gündemi kolaylaştırmak için attığı adımlara dikkat çekilerek, varsa emisyonların azaltılması, yeşil enerji projelerine yatırımların artırılması ve iklim eylemi için fonların harekete geçirilmesi çabalarının vurgulandığını kaydetti.</p>
<p>Prof. Dr. Özdemir, çevre ve kalkınma akademisyenleri ve uygulayıcıları olarak bir araya gelinmesinin nedenini; “ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa&#8217;daki bazı kesimlerde çevreyle ilgili düşüncelere hakim olan söylemin, tam da sağlam bir küresel iklim anlaşmasına ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde COP28 iklim zirvesini rayından çıkarma tehlikesi taşımasından endişe duyulması.” olarak açıkladı.</p>
<p><strong>Fosil yakıt lobiciliği kaygısı  </strong></p>
<p>Fosil yakıt lobiciliğine ilişkin meşru kaygıların, gelişmekte olan ülkelerin sanayileşme ve refah seviyelerine ulaşma mücadelelerinde karşılaştıkları zorlukların dikkate alınmadığının da altını çizen Prof. Dr. Özdemir, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Endişemiz bu durumun, tüm samimiyetlerine rağmen iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını baltalayacak dengesiz ve son derece kutuplaşmış yaklaşımlara yol açmasıdır. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının yirminci yüzyılın büyük bölümünde ve yirmi birinci yüzyılın başlarında nispeten uygun fiyatlı ve erişilebilir olması nedeniyle, Batılı ülkeler yaşam koşullarını iyileştirmek, istihdam oluşturmak ve küresel olarak rekabetçi olmak için çok ihtiyaç duyulan sanayileşme ve ekonomik kalkınmayı sağlamak için bunlara bel bağladılar. Yenilenebilir enerjiler çevre dostu olmakla birlikte yüksek ilk yatırım maliyetlerine sahip. Ancak güneş panelleri, rüzgar türbinleri, batarya depolama ve hidroelektrik tesisleri gibi bu girişimler için gerekli kurulum ve altyapı, temiz enerjiye geçiş istekleri ne olursa olsun, gelişmekte olan ülkeler için genellikle büyük bir mali yük oluşturuyor.”</p>
<p><strong>Pek çok sanayi devi, endüstriyel kalkınma yarışına sonradan katılanları eleştiriyor</strong></p>
<p>Gelişmekte olan ülkelerin ister petrol ihracatçısı ister petrol ithalatçısı olsun Batılı ülkelerin geçmişte izledikleri kalkınma hedeflerinin aynısını izlemesinin de bir ironi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özdemir, “Bulundukları noktaya gelmek için fosil yakıtlarla çalışan ve çevreye zarar veren faaliyetlere pervasızca girişen pek çok sanayi devi, endüstriyel kalkınma yarışına sonradan katılanları aynı şeyi yapmakla eleştirmekte gecikmiyor.” dedi.</p>
<p>BAE&#8217;nin bu yılki COP28 iklim zirvesi başkanlığının tartışmalara sahne olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özdemir, “Bu durum, dünyanın Paris Anlaşmasında yer alan tehlikeli küresel ısınmayı önlemek için 1.5 santigrat derecelik güvenli üst sınırı aşmaya ne kadar yakın olduğu göz önüne alındığında, şüphesiz bugüne kadarki en tarihsel öneme sahip iklim görüşmelerinin beklentileriyle ilgili yaygın bir hayal kırıklığı duygusuna yol açtı.” ifadesine yer verdi.</p>
<p>COP28&#8217;in belirtilen vizyonunun her zamankinden daha cesur,  &#8216;sistem dönüşümü&#8217; fikrinin temel bir hedef olarak tekrar tekrar vurgulandığı son derece iddialı, ileriye dönük ve eylem odaklı bir gündem benimseyerek önceki iklim zirvelerinde açık uçlu bırakılan konuları çözmek olması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Özdemir, şunları kaydetti.</p>
<p><strong>Yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefi…</strong></p>
<p>“BAE&#8217;nin COP28 Dönem Başkanlığı, gelişmiş ülkeler tarafından vaat edilen yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefini nihayet gerçekleştirmeyi, 2025 yılına kadar uyum finansmanını iki katına çıkarma sözünü yenilemeyi ve iklim eyleminin en kötü etkileriyle karşı karşıya kalan savunmasız ülkelere çok ihtiyaç duyulan fonların sağlanması için kayıp ve zarar fonunu işler hale getirmeyi hedefliyor. İlk kez bir COP başkanlığı, yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, fosil yakıtların aşamalı olarak azaltılması ve emisyonları yakalanmayan fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması konularında somut anlaşmalar sağlamayı da hedefliyor. Ayrıca mevcut iklim finansmanı ortamının, trilyonlarca dolarlık yatırımı gelişmekte olan ülkelerin kullanımına sunacak şekilde tamamen dönüştürülmesi de planlanıyor.”</p>
<p><strong>Dubai’de yapılacak görüşmelerden beklenti büyük</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Özdemir, bu raporun sonuçlarının, COP28 Başkanlığı tarafından önerilen tedbirlerin yeterliliği ve petrol endüstrilerinin gündemi şekillendirmedeki rolüne ilişkin meşru endişelere rağmen, yine de tarihteki en iddialı COP gündemi olmaya devam ettiğini gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Özdemir, rapora ilişkin şu bilgileri de verdi:</p>
<p>“Özellikle, Aralık 2023&#8217;te Dubai&#8217;de yapılacak BM görüşmelerinde emisyonlar, yenilenebilir enerji ve iklim finansmanına ilişkin temel hedeflere ulaşılması halinde, acil dönüşümün gerekli olduğu yerlerde politika değişikliğini temelden hızlandıracağını tespit ettik. Bu nedenle, COP28 öncesinde zirveye ulaşan yenilgi ve hayal kırıklığı atmosferi, nihayetinde tarihi bir fırsat olan bu durumdan tehlikeli bir şekilde uzaklaşılmasına neden olmakta. Bu rapor, delegeleri ve kampanyacıları bu yüksek riskli anda eyleme öncelik vermeye ve çabalarını Dubai&#8217;de yapılacak BM iklim görüşmelerinde sağlam bir küresel iklim anlaşmasının müzakere edilmesine odaklamaya davet ediyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-degisikligi-tartismalarinda-yol-haritasi-nasil-olmali-407870">İklim Değişikliği Tartışmalarında Yol Haritası Nasıl Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fidye Virüsünden Nasıl Korunulur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fidye-virusunden-nasil-korunulur-407579</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 13:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[korunulur]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[virüsünden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=407579</guid>

					<description><![CDATA[<p>ITServ’e göre fidye (ransomware) yazılımları için binlerce dolarlık siber güvenlik çözümleri bile yeterli olmuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fidye-virusunden-nasil-korunulur-407579">Fidye Virüsünden Nasıl Korunulur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ITServ’e göre fidye (ransomware) yazılımları için binlerce dolarlık siber güvenlik çözümleri bile yeterli olmuyor. Fidye yazılımlarından etkilenmemek için kurumların doğru yedekleme hizmetlerini kullanmaları gerekiyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’de kurumların teknolojiye açılan penceresi ITServ, tüm yedeklerin silinmesi ihtimaline karşı şirketleri kendi hatalarından bile koruyor. ITServ, yedeklerin farklı konumlarda depolanmasını ve şifrelenmesini sağlıyor. Ayrıca, yedeklerin silinmesini önlemek için bir dizi güvenlik önerileri sunuyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Ransomware yani fidye yazılımları, kurumlara büyük bir mali kayıp ve iş kesintisi yaşatıyor.  Bilgisayar sistemlerine sızarak dosyalara erişimi engelleyen kötü amaçlı bu saldırılardan sonra veriler yalnızca fidye ödendikten sonra geri alınabiliyor. Binlerce dolar harcanan güvenlik çözümleri bile bazı sebeplerden dolayı yeterli olmayabiliyor ve tüm önlemlere rağmen sızıntılar yaşanıyor. Peki fidye yazılımlarından zarar görmemek mümkün mü? Türkiye’de kurumlara uçtan uca dijital dönüşüm hizmetleri sunan ITServ’e göre bu saldırılarda zarar görmemenin yolu doğru yedekleme çözümünden geçiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Veri kaybetmeden atlatmak mümkün</strong></p>
<p><strong>ITserv Kurumsal Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Dikmen</strong>, “Hiçbirimiz ransomware saldırısından korunabileceğimizi garanti edemesek de artık ransomware saldırısı yediğimiz durumlarda bile yedeklerimizin etkilenmeyeceğini yada silinmeyeceğini garantiye alabilir teknolojilere sahibiz” diyor. ITServ, fidye saldırısında bile yedeklerin etkilenmeyeceği ve bilgilerin hızlı bir şekilde geri gelebileceği sistemler sunuyor. </p>
<p> </p>
<p>İçerden yada dışardan yapılan bir siber saldırı ile domain yada yedekleme yöneticisinin hesabı ele geçirilerek yedekleme yazılımında tüm yedekler silinebiliyor. Bu senaryoda yıllar boyunca çalışılan yedekleme çözümü alt yapısı korunmasız kalıyor. </p>
<p> </p>
<p>Gökhan Dikmen, “ITServ olarak kurumların verilerini belirtilen sürede silinmez hale getirebiliyoruz. Bir başka deyişle, ITServ olarak kurumları kendisinden bile koruyoruz” diye konuşuyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yedekleme kutusu bile korunmalı</strong></p>
<p>Ransomware ve siber saldırılara karşı yedekler korunuyor olsa bile yedeklerin bulunduğu disk kutusunun koruma altında olması gerekiyor. Çünkü bu kutuların da bir yönetim IP’si ve kullanıcı şifresi var. Saldırganlar bu IP üzerinden yedekleme cihazının yönetim konsoluna erişerek diskleri silebiliyor. ITServ, bu tip saldırılar karşısında da yedeklerin silinmesini engelleyebiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ransomware saldırısı alırsanız ne yapmalısınız?</strong></p>
<ul>
<li>Saldırı öncesinde kesinlikle saldırıya karşı önlemlerinizi alın!</li>
<li>Panik yapmayın.</li>
<li>Fidye ödemeyin.</li>
<li>Şifrelenmiş dosyalarınızın bir kopyasını alın.</li>
<li>Bir siber güvenlik uzmanına başvurun.</li>
</ul>
<p>  </p>
<p><strong>ITGroup Hakkında:</strong></p>
<p><em>Bünyesinde ITServ, ITBackup, ITOC, Cloud4Next ve ITAkademi’yi barındıran ITGroup, 2012 yılından bu yana kamu ve özel sektör kurumlarını teknoloji liginde üst sıralara taşıyor. Yeni nesil bir teknoloji şirketi olarak sektöre yönelik yazılımlarla beraber bir işletmenin ihtiyaç duyduğu tüm çözümleri A’dan Z’ye tek bir merkezden sunuyor. ITGroup, Türki Cumhuriyetler’den Katar’a, Portekiz’den Ekvador’a kadar farklı ülkelerde projeler gerçekleştiriyor. </em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fidye-virusunden-nasil-korunulur-407579">Fidye Virüsünden Nasıl Korunulur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Derek Fisher: &#8220;Beynin hangi ilaçla nasıl göründüğünü görüyoruz!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-derek-fisher-beynin-hangi-ilacla-nasil-gorundugunu-goruyoruz-403927</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 00:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[derek]]></category>
		<category><![CDATA[fisher]]></category>
		<category><![CDATA[göründüğünü]]></category>
		<category><![CDATA[görüyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçla]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde 12 farklı ülkeden 60 uluslararası araştırmacının katılımıyla gerçekleştirilen 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında nörobilim, genetik ve tıp alanlarındaki son gelişmeler ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-derek-fisher-beynin-hangi-ilacla-nasil-gorundugunu-goruyoruz-403927">Prof. Dr. Derek Fisher: &#8220;Beynin hangi ilaçla nasıl göründüğünü görüyoruz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde 12 farklı ülkeden 60 uluslararası araştırmacının katılımıyla gerçekleştirilen 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında nörobilim, genetik ve tıp alanlarındaki son gelişmeler ele alındı. Yeni nörogörüntüleme teknolojilerinin erken tedaviye kadar geçen süreyi kısaltacağına vurgu yapan Kanada Saint Vincent Üniversitesi’nden ve aynı zamanda EEG and Clinical Neuroscience Society (ECNS) Başkanı Prof. Dr. Derek Fisher, beynin hangi ilaçla nasıl göründüğünü ya da ilacın bazı durumları nasıl tersine çevirdiğini beyin haritalama yöntemleri ile görebildiklerini söyledi. Konferansta konuşmacı olarak yer alan Prof. Dr. Pinhas Dannon ise yeni teknolojilerin hekimlere daha fazla başarı, hastaya daha az acı vereceğini ifade etti.</strong></p>
<p>Kanada Saint Vincent Üniversitesi’nden bilişsel ve klinik sinirbilim alanındaki çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Derek Fisher, konferansta yaptığı konuşmasında, ağırlıklı olarak beyindeki psikoz üzerine araştırmalar yaptığını dile getirerek, şizofreni ve psikoz bağlamında beynin nasıl değiştiğini incelediklerini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Prof. Dr. Fisher: “Şuan verdiğimiz tedaviler bir tür tahmin ya da geçmişte işe yarayan yöntemler.”</strong></p>
<p>Biyobelirteçler ve şizofreni konularına da değinen Prof. Dr. Fisher, “Yeni nörogörüntüleme teknolojileriyle yapabileceğimiz pek çok şey var. İyi bir iş çıkarabileceğimiz alanın; hasta gruplarını sınıflandırmak için teknolojileri kullanmak olacak. Şu an verdiğimiz tedaviler bir tür tahmin çalışması ya da geçmişte işe yarayan yöntemler. Ancak kişiye özel değil. Bu yüzden belirli tedavilere daha iyi veya daha kötü yanıt verebilecek bireylerin beynindeki belirli değişiklikleri tanımlamak için görüntüleme teknolojilerinden azami derecede faydalanmak olacak. Böylece hasta bireylerin gerçekten etkili bir erken tedavi almasına kadar geçen süre kısalacak.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Prof. Dr. Fisher: “Beynin hangi ilaçla nasıl göründüğünü görebiliyoruz”</strong></p>
<p>Nörogörüntüleme teknolojilerinin gelişiminin kişiye özel tedavi planı oluşturmak için nasıl kullanılabileceğine de atıfta bulunan Prof. Dr. Fisher, “QEEG&#8217;nin (beyin haritalama) gösterildiği harika çalışmalar olduğunu, bu yüzden örneğin bazı ilaçların belirli anahtar EEG kalıpları ürettiğini de biliyoruz. Beynin hangi ilaçla nasıl göründüğünü ya da ilacın bazı durumları nasıl tersine çevirdiğini görebiliyoruz. Bu da hangi ilaca ya da ilaçlara başlamanın daha etkili olacağına dair bir ipucu oluyor.” diye konuştu.</p>
<p>Hastalar için en etkili tedaviyi bulmanın ve onları bu tedaviyle daha erken buluşturmanın önemine işaret eden Prof. Dr. Fisher, “Bu durum, hastaların yaşam kalitelerini olumlu yönde etkileyecek.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Fisher, şizofreni konusunda nörogörüntüleme yöntemlerinin etkinliği konusuna da değinerek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Multimodal görüntüleme çok önemli. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ve EEG’yi bir araya getirerek, şizofreniye mi baktığımızı yoksa bipolar veya duygusal bozukluk mu gibi belirsizlik olduğunda erken ayırıcı tanı koyabileceğimizi düşünüyorum. Bir kişi kronik bir hastalığa yakalandığında, hastalığın ilerleyişini izlemek için kullanmak da önemli olacak. Bunun için aslında kanıtlamamız gereken bazı belirteçlere de sahibiz.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Prof. Dr. Pinhas Dannon: “Bize daha fazla başarı, hastaya daha az acı verecek”</strong></p>
<p>Konferansta konuşma yapan bir diğer konuşmacı İsrail Herzog Tıp Merkezi Psikiyatri Direktörü Prof. Dr. Pinhas Dannon da teknolojik gelişmelerin gelecekte hastaların tedavisine nasıl katkıda bulunacağına ilişkin, “Bugün psikiyatrik bir hastayı tedavi etmek çok zor bir görev. Çünkü hastanın beyninin içinde neler olup bittiğini bilmiyorsunuz, aynı kişiyi tedavi etmek yerine semptomları tedavi etmeye çalışıyorsunuz. İşte bu noktada gelecekte görüntüleme teknikleri bize yardımcı olacak. Bize daha fazla başarı ve hastalar için daha az acı verecek.” dedi.</p>
<p>Nörogörüntüleme teknolojilerindeki gelişmelerin kişiye özel tedavi planları oluşturmak için nasıl kullanılabileceği konusuna da işaret eden Prof. Dr. Pinhas Dannon, “Sen benden farklısın, ben senden farklıyım. Herkes farklı ve farklı düşünme biçimlerimiz var, farklı genetik profillerimiz var. Bilgi ve teknikler bu farklılıkları gösterme potansiyeline sahip. Bu şekilde sadece sorunlarına değil, aynı zamanda iyilik hallerine de odaklanabiliriz.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Prof. Dr. Dannon: “Geleceğin tıbbını birlikte geliştirebiliriz”</strong></p>
<p>Geleceğin ilacını nasıl yapabileceğine yönelik de Prof. Dr. Dannon, “Entegre olmalıyız, birlikte çalışmalıyız. Birlikte bir şeyler inşa etmeliyiz. Bu şekilde geleceğin tıbbını geliştirebiliriz.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Dannon, nörogörüntüleme teknolojilerinin tıp eğitimine etkisine de değinerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tıp eğitimi hayal bile edemeyeceğimiz kadar hızlı bir şekilde gelişiyor. Bu şekilde söyleyelim, tıp fakültesinin ikinci sınıfındayken ilk kez bilgisayar gördüm. Bugün yüksek teknolojiye sahip bir makine satın aldığınızda 6 ay sonra çöpe atabilirsiniz. Çünkü aynı makinenin daha iyi bir versiyonu var. Hatta aynı yeteneklerin daha iyi bir versiyonu var. Teknoloji alanında tüm gelecek bizim elimizde.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>12 farklı ülkeden 60 uluslararası araştırmacı katıldı</strong></p>
<p>03-07 Eylül 2023 tarihleri arasında Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesinde gerçekleştirilen konferansta 12 farklı ülkeden 60 uluslararası araştırmacı, nörobilim, genetik, tıp alanlarındaki son gelişmeleri ele aldı. </p>
<p>Program kapsamında nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü kabul edilen Prof. Monte Buchsbaum&#8217;a Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından fahri doktora takdimi de yapıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-derek-fisher-beynin-hangi-ilacla-nasil-gorundugunu-goruyoruz-403927">Prof. Dr. Derek Fisher: &#8220;Beynin hangi ilaçla nasıl göründüğünü görüyoruz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky, bir işletmeyi satın alırken siber güvenlik risklerinin nasıl ortadan kaldırılacağını paylaştı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-bir-isletmeyi-satin-alirken-siber-guvenlik-risklerinin-nasil-ortadan-kaldirilacagini-paylasti-401852</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 15:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeyi]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırılacağını]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ortadan]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[risklerinin]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel işletmelerin giderek daha fazla birbirine bağlı hale gelmesinin yanı sıra, şirketlerin büyüme, çeşitlendirme ve stratejik konumlanma arayışına girmesiyle birleşme ve satın almaların sayısı artıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-bir-isletmeyi-satin-alirken-siber-guvenlik-risklerinin-nasil-ortadan-kaldirilacagini-paylasti-401852">Kaspersky, bir işletmeyi satın alırken siber güvenlik risklerinin nasıl ortadan kaldırılacağını paylaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel işletmelerin giderek daha fazla birbirine bağlı hale gelmesinin yanı sıra, şirketlerin büyüme, çeşitlendirme ve stratejik konumlanma arayışına girmesiyle birleşme ve satın almaların sayısı artıyor. LexAfrica tarafından paylaşılan Dealmakers Africa&#8217;nın son verileri, Afrika&#8217;daki birleşme ve satın alma faaliyetlerinde güçlü bir artışa işaret ediyor ve kıtanın küresel iş dünyasında yükselen önemine ışık tutuyor. Kaspersky&#8217;nin de altını çizdiği üzere birleşme ve satın alma sayısındaki bu artış, siber güvenlik uygulamalarına duyulan ihtiyacı da gündeme getiriyor.</p>
<p>Rapor, Afrika&#8217;da 2022 yılının ilk çeyreğinde birleşme ve satın alma faaliyetlerinde önemli bir artış olduğunu vurguluyor. Güney Afrika hariç Afrika kıtasında 2022 yılında 9,7 milyar dolar değerinde anlaşma yapıldı. Bu rakam bir önceki yılın aynı dönemine göre neredeyse üç kat artışa karşılık geliyor. Batı ve Kuzey Afrika gibi bölgeler birleşme ve satın almaların yoğunlaştığı yerler haline gelirken, bu bölgelerdeki potansiyel siber risklerin farkında olmak hayati önem taşıyor.</p>
<p>Kaspersky, bu nedenle birleşme ve satın alma faaliyetlerinin beraberinde getirdiği güvenlik açıkları konusuna özellikle dikkat çekiyor. Başka bir işletmeyi satın almak veya birleşmek beraberinde dijital sistemleri, ağları ve verileri entegre etmek anlamına geliyor. Bu entegrasyon süreci doğru yönetilmezse her iki tarafı da siber tehditlere maruz bırakma riski oldukça yüksek.</p>
<p><strong>Güvenlik, odak noktası</strong></p>
<p>Kaspersky Bilgi Güvenliği Bölümü Başkanı <strong>Alexey Vovk,</strong> şu uyarıları paylaşıyor: <em>&#8220;Halihazırda kurulu bir işletmeyi satın almak, hızlı kazanç potansiyeli nedeniyle girişimciler veya işlerini genişletebilecek yenilikçi varlıklar veya istihbaratlar elde etmek isteyen büyük şirketler için cazip bir seçenek sunuyor. Ancak bu süreçte yasal, finansal ve yönetişimsel durum tespitlerinin yanı sıra güvenlik de odak noktası olmalıdır.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky, yeni bir işletmeyi satın almadan önce dikkat edilmesi gereken siber güvenlik değerlendirmelerini şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Mevcut siber güvenlik önlemleri:</strong> Şirketin geçmişte yapmış olabileceği siber güvenlik denetimlerini araştırın.</li>
<li><strong>Değerli varlıklar:</strong> İşletmenin en değerli dijital varlıklarını belirleyin. Bir e-ticaret platformu için örneğin bu web sitesi olabilir. Bunları kapsamlı güvenlik açığı kontrolünden geçirin.</li>
<li><strong>Barındırma ve veri yönetimi:</strong> Şirketin web barındırma sağlayıcısı ve sağlayıcının itibarı hakkında bilgi edinin. Geçmişte yaşanan güvenlik olayları, barındırma hizmetinin değiştirilmesini gerektirebilir.</li>
<li><strong>Güvenlik standartları:</strong> İşletmenin niteliğine bağlı olarak uyması gereken belirli siber güvenlik standartları olabilir. Kritik varlıkları olmayan işletmeler bile fidye yazılımı gibi yaygın tehditleri engellemek için temel güvenliğe sahip olmalıdır.</li>
<li><strong>Şirket itibarı ve veri ihlalleri:</strong> Geçmişteki veri ihlallerini ve sonraki düzeltme adımlarını araştırın. Veri sızıntıları bir şirketin itibarını zedeleyebilir ve yasal sorunlara davetiye çıkarabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesindeki çalışanların %20&#8217;sinin kötü amaçlı bağlantılara tıklıyor</strong></p>
<p>Bununla birlikte Vovk, tüm tavsiyelerin ötesinde, çalışan hatalarının da bir endişe kaynağı olduğunu ve bunun önemli veri ihlallerine yol açabileceğini belirtiyor. Bu durum, Kaspersky&#8217;nin Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesindeki çalışanlar arasında gerçekleştirdiği son araştırmasında da kanıtlanmıştı. Kaspersky Otomatik Güvenlik Farkındalığı Platformu&#8217;nda (KASAP) yerleşik olarak bulunan kimlik avı simülatörü ile yapılan test, çalışanların %20&#8217;sinin kötü amaçlı bağlantılara tıkladığını ve kurumsal duyurular içerdiği iddia edilen dolandırıcılık e-postalarına aldanma eğiliminde olduğunu gösterdi.</p>
<p>Vovk, şunları ekledi: <em>&#8220;Bir işletmeyi satın alırken, satın alan kuruluş, çalışanlar ve hassas verileri işleyen üçüncü taraflar söz konusu olduğunda, personele daha önce verilen siber güvenlik eğitimlerinin yanı sıra gizlilik anlaşmaları da dikkate alınmalıdır. Temel olarak, veri erişiminin sınırlandırılmasını ve çalışanlar ayrıldığında uygun şekilde iptal edilmesini sağlamak için yeni kuruluşta şirket kaynaklarına yönelik gerekli erişim kontrolleri uygulanmalıdır.&#8221;</em></p>
<p>Bunların yanı sıra birleşme veya satın alma süreçlerinde veri koruma ve siber güvenlikle ilgili yasalar konusunda bilgi sahibi olmak da büyük önem taşıyor. Bu, kişisel verilerin sorumlu bir şekilde işlenmesi için öngörülen koşulları düzenleyen bölgesel regülasyonları ve yasaları da kapsıyor.</p>
<p>Vovk, son olarak şunları söylüyor: <em>&#8220;Bir şirketi satın aldığınızda bu onun risklerini ve sorumluluğunu da üstlendiğiniz anlamına gelir. İşletmelerin siber dayanıklılığının en iyi şekilde sağlanması ve sürdürülmesi devamlılık gerektiren bir süreçtir. Tehdit aktörlerinin yeni teknik ve taktiklerinden korunmak için dijital iş çözümlerine, araçlarına ve becerilerine ek yatırımlar yapmak, yasalara uygun kuralları belirlemek ve siber güvenlik politikalarını ve koruma sistemlerini gözden geçirmek gerekir. Siber güvenlik seviyenizi en başından itibaren kontrol etmek, olaylara dair olasılığını azaltmanıza, gelişim için net bir yol belirlemenize ve yeni hedeflere ulaşmanıza yardımcı olacaktır.&#8221;</em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-bir-isletmeyi-satin-alirken-siber-guvenlik-risklerinin-nasil-ortadan-kaldirilacagini-paylasti-401852">Kaspersky, bir işletmeyi satın alırken siber güvenlik risklerinin nasıl ortadan kaldırılacağını paylaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Navlungo: &#8220;Türkiye&#8217;nin 801 Milyar TL&#8217;lik E-Ticaret Hacmini Nasıl Artırabiliriz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/navlungo-turkiyenin-801-milyar-tllik-e-ticaret-hacmini-nasil-artirabiliriz-398156</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 12:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliriz]]></category>
		<category><![CDATA[eticaret]]></category>
		<category><![CDATA[hacmini]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[navlungo]]></category>
		<category><![CDATA[tllik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, ulusal ve uluslararası düzeyde etkileyici bir yükseliş trendi içerisinde olan e-ticaret sektörü ile büyümeye devam ediyor. iyzico, Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle hazırlanan "2022 Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu", Türkiye'nin e-ticaret hacminin ve işlem sayılarının her yıl artış gösterdiğini gözler önüne seriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/navlungo-turkiyenin-801-milyar-tllik-e-ticaret-hacmini-nasil-artirabiliriz-398156">Navlungo: &#8220;Türkiye&#8217;nin 801 Milyar TL&#8217;lik E-Ticaret Hacmini Nasıl Artırabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türkiye, ulusal ve uluslararası düzeyde etkileyici bir yükseliş trendi içerisinde olan e-ticaret sektörü ile büyümeye devam ediyor. iyzico, Dogma Alares ve ETİD iş birliğiyle hazırlanan &#8220;2022 Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu&#8221;, Türkiye&#8217;nin e-ticaret hacminin ve işlem sayılarının her yıl artış gösterdiğini gözler önüne seriyor.</strong></em></p>
<p>iyzico, Dogma Alares ve Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) iş birliği ile hazırlanan &#8220;2022 Türkiye E-Ticaret Ekosistemi Raporu&#8221;ndaki sonuçlar, Türkiye&#8217;nin e-ticaret sektöründeki güçlü performansını ortaya koyarak, bu alandaki büyüme ve potansiyeli vurguluyor.</p>
<p>Rapor sonuçları, Türkiye&#8217;nin E-Ticaret sektöründeki güçlü performansını ortaya koyarak, bu alandaki büyüme potansiyelini ön plana çıkarıyor.</p>
<p>Pandemi dönemindeki artışın sürdüğü raporda belirtilirken, Türkiye E-Ticaret pazarı dünya genelinde 18. sırada yer alarak büyük bir pazarın parçası haline gelmiş durumda. Pandemi nedeniyle tüketici alışkanlıklarında meydana gelen kalıcı değişiklikler, E-Ticaretin gücünü artırmaya devam ediyor. 2022 yılında dünya genelinde 5.7 trilyon ABD doları değerindeki pazar payının yüzde 5.7&#8217;si E-Ticaret tarafından elde edilirken, toplam global perakende satış içindeki payı yüzde 22 olarak belirlenmiş.</p>
<p>2022 yılında Türkiye&#8217;deki E-Ticaret sektörünün büyüklüğü Gayrisafi Yurt İçi Hasıla&#8217;nın yaklaşık yüzde 6&#8217;sını oluşturarak 801 milyar TL&#8217;ye ulaştı. Son beş yılda E-Ticaretin GSYİH&#8217;den aldığı pay düzenli bir artışla yüzde 2.8&#8217;e çıkarken, bu artışın yüzde 1.6&#8217;sı pandeminin etkisiyle kaydedilen büyümeye yönelik olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de, e-ticaret sektörünün büyüklüğü 2022&#8217;de Gayrisafi Yurt İçi Hasıla&#8217;nın yaklaşık yüzde 6&#8217;sına karşılık gelen 801 milyar TL&#8217;lik ekonomik hacme ulaştı. Son 5 yılın verilerine göre e-ticaretin GSYİH&#8217;den aldığı pay düzenli bir artışla yüzde 2.8&#8217;e yükselirken, bu artışın yüzde 1.6&#8217;sı pandemi etkisiyle kaydedilen büyümeye yönelik olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Rapor ayrıca, Türkiye&#8217;deki E-Ticaret faaliyetlerinin toplam perakende içindeki yüzde 16.5&#8217;lik payına rağmen, sektörde hala büyük bir büyüme potansiyeli olduğunu gösteriyor. E-Ticaretin günlük işlem sayılarına yönelik veriler de ilgi çekici sonuçlar sunuyor. En yoğun alışveriş dönemleri arasında Okula Dönüş ve Black Friday haftası en fazla işlem gerçekleşen dönemler arasında öne çıkıyor. Okula Dönüş döneminde ortalamanın 1.3 katı işlem gerçekleşiyor.</p>
<p><strong>E-İhracatta Kadın Gücü</strong></p>
<p>Raporda, e-ticaret platformlarını kullananların sayısının önceki yıla göre yüzde 2.2 arttığı ve 2022&#8217;de kadın ve erkek kullanıcı oranlarının sırasıyla yüzde 58 ve yüzde 42 olduğu belirtiliyor. Kadınların payı 2021 yılına göre yüzde 10 arttı.</p>
<p>E-Ticarette en yoğun satış hacmine sahip üç coğrafi bölge sırasıyla Marmara, İç Anadolu ve Ege Bölgesi olarak öne çıkıyor. Satış hacmi ve işlem sayısı bazında en yüksek Pazar payına sahip ürün kategorileri ise moda &#038; aksesuar, elektronik ve teknoloji, kozmetik ve kişisel bakım, hizmet, turizm ve seyahat şeklinde sıralanıyor. Bu beş aktör, E-Ticaret sektörünün satış hacminin yüzde 63&#8217;ünü ve işlemlerin yüzde 66&#8217;sını oluşturuyor. Özellikle kozmetik ve kişisel bakım kategorisinde dikkat çekici bir büyüme yaşanıyor.</p>
<p><strong>Dünyadaki Ekonomik Koşulları Fırsata Çevirmek: E-İhracat</strong></p>
<p><strong>Navlungo CEO ve Kurucu Ortağı İsa Korkmaz, </strong>rapor sonuçlarına yönelik yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bu raporda gördüğümüz gibi, Türkiye&#8217;deki e-ticaret sektörü oldukça hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. 2022&#8217;de Gayrisafi Yurt İçi Hasıla&#8217;nın yaklaşık yüzde 6&#8217;sına denk gelen 801 milyar TL&#8217;lik ekonomik hacme ulaşması, sektörün önemli bir aktör haline geldiğini gösteriyor. Ayrıca, son 5 yılda e-ticaretin GSYİH&#8217;den aldığı payın düzenli bir artış göstererek yüzde 2,8&#8217;e yükseldiği belirtiliyor. Bu tür büyüme ve artış oranları, e-ticaretin Türkiye ekonomisinde önemli bir rol oynadığını ve potansiyelini sürdürdüğünü gösteriyor.&#8221;</p>
<p>Korkmaz, ayrıca lojistik sektörüne olan etkilerini şu şekilde açıkladı: &#8220;Bu durum, lojistik firmaları için büyük bir fırsat sunuyor. E-ticaret sektöründeki bu hızlı büyüme, ürünlerin müşterilere ulaştırılmasında lojistik hizmetlerine olan talebin artmasına yol açıyor. Lojistik firmaları, müşterilerin siparişlerini zamanında ve güvenli bir şekilde teslim etmek için stratejilerini ve operasyonlarını geliştirebilir ve bu büyüyen piyasada rekabet avantajı elde edebilirler. Bununla da kalmayıp, e-ticaret yapan tüm işletme ve girişimcilerin ihtiyaç duyduğu depo çözümünü de bünyemizdeki ParkPalet ile giderebilirler. Dünya genelinde 10 ülkede bulunan depolarımız, işletmelerin işlerini kendi garajlarındaymışçasına yönetmelerine yardımcı oluyor”. </p>
<p>E-ihracat hizmeti sundukları günden bu yana 4 sene gibi kısa bir süre geçmesine rağmen, 60 bini aşkın firma ve girişimciye destek olan Navlungo, ParkPalet sayesinde Türk e-ihracatçılarının güçlü bir kalesi olmayı hedefliyor. Bu depolar sayesinde işletmeler, yalnızca tek ekranla tüm lojistik ve depo faaliyetlerini yönetebiliyorlar. Korkmaz sözlerine şöyle devam etti “Önümüzdeki 2 sene içerisinde 15 ülkede yaklaşık 40 depo ile dünyaya Türkiye’den e-ihracatı yayacak depo ve lojistik faaliyetlerini sürdüreceğiz. Amerike’da Charlotte, NC; İngiltere’de Cardiff; Türkiye’de Bağcılar ve Almanya’da Münih gibi stratejik depolarımız hazır ve Türk e-ihracatçısının hizmetinde. Girişimimizi kurduğumuz günden beri attığımız adımların başarısı ise son olarak Global Key Family Network (GKF Network) üyesi olmamız. Türkiye’de son 3 yılda ilk kez üye olabilen Türk firma olarak amacımız müşterilerimize yani Türkiye’nin e-ihracatçılarına dünyanın lider lojistik ağına üye bir şirket olarak hizmet sunmamız”. </p>
<p><strong>Türk KOBİ’lerinin Dünyaya Açılması</strong></p>
<p>Korkmaz, e-ihracatın geleceğine yönelik de önemli açıklamalarda bulundu: &#8220;E-ihracat konusuna gelince, bu rapordaki veriler, Türkiye&#8217;nin e-ihracat piyasasının gelecekte oldukça karlı olabileceğini gösteriyor. E-ticaret sektöründeki büyümenin devam etmesi ve e-ticaretin GSYİH&#8217;den aldığı payın artması, Türk şirketlerinin dijital platformlar üzerinden uluslararası müşterilere ürün ve hizmetler sunma potansiyelini artırıyor.</p>
<p><strong>Genel Bilgi;</strong></p>
<p>Uluslararası dijital lojistik platformu Navlungo, kuruluşunun ikinci yılında ParkPalet’i bünyesine katarken, kargolamaya ek olarak müşterilerinin tüm lojistik ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlamıştı. ParkPalet; İngiltere, Almanya, ABD, Çekya, Polonya, Hollanda, Birleşik Arap Emirlikleri gibi 9 farklı ülkede bulunan 300’e yakın deposu ile dinamik depolama ve fulfillment hizmet sunuyor. Bu sayede Navlungo müşterileri büyüyen operasyonları için hem farklı ülkelerde stok bulundurabiliyor hem de depolama ve fulfillment hizmetleri ile işlerini geliştirebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/navlungo-turkiyenin-801-milyar-tllik-e-ticaret-hacmini-nasil-artirabiliriz-398156">Navlungo: &#8220;Türkiye&#8217;nin 801 Milyar TL&#8217;lik E-Ticaret Hacmini Nasıl Artırabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky uzmanları ses odaklı sahtekarlıkların nasıl tespit edileceğini paylaştı: &#8220;Duyduklarınıza inanmayın!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uzmanlari-ses-odakli-sahtekarliklarin-nasil-tespit-edilecegini-paylasti-duyduklariniza-inanmayin-393170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 10:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[duyduklarınıza]]></category>
		<category><![CDATA[edileceğini]]></category>
		<category><![CDATA[inanmayın]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[sahtekarlıkların]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky uzmanları, deepfake yöntemiyle hazırlanmış sesleri ayırt etme konusundaki bilgilerini paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uzmanlari-ses-odakli-sahtekarliklarin-nasil-tespit-edilecegini-paylasti-duyduklariniza-inanmayin-393170">Kaspersky uzmanları ses odaklı sahtekarlıkların nasıl tespit edileceğini paylaştı: &#8220;Duyduklarınıza inanmayın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaspersky uzmanları, deepfake yöntemiyle hazırlanmış sesleri ayırt etme konusundaki bilgilerini paylaştı. &#8220;Derin öğrenme&#8221; ve &#8220;sahte&#8221; kelimelerinin birleşiminden oluşan yapay zeka odaklı deepfake sahtecilik yöntemleri son birkaç yıldır hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. Bu teknikte makine öğrenimi teknikleri görüntü, video ve ses içeriğinin ilgi çekici sahte örneklerini oluşturmak için kullanılıyor. Bir sesin sahte mi yoksa gerçek bir insana mı ait olduğunu belirlemek için konuşmanın tınısına, tarzına ve tonlamasına dikkat etmek gerekiyor. Örneğin deepfake yöntemi ile oluşturulmuş sahte bir ses, doğal olmayan bir monotonluğa sahip olacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer özellik de sesin kalitesidir. Bu nedenle bir sesli mesajı veya aramayı dinlerken, anlamsız kelimelere ve garip seslere şüpheyle yaklaşılmalıdır.</p>
<p>Deepfake teknolojisi kendi başına zararsız olsa da, dolandırıcıların elinde aldatma, karalama ve dezenformasyon için fırsatlar sunan tehlikeli bir araç haline gelebiliyor. Neyse ki bugüne dek ses sahteleri içeren herhangi bir kitlesel dolandırıcılık vakası yaşanmadı. Ancak ses odaklı deepfake örneklerini içeren birkaç yüksek profilli dolandırıcılık vakası yaşandı. Dolandırıcılar 2019&#8217;da bu teknolojiyi İngiltere merkezli bir enerji firmasını dolandırmak için kullandı. Yapılan bir telefon görüşmesinde dolandırıcı, firmanın Alman ana şirketinin genel müdürü gibi davranarak belirli bir tedarikçi şirketin hesabına acilen 220 bin Euro transfer edilmesini talep etti. Bir yıl sonra, 2020&#8217;de, dolandırıcılar bir Japon şirketinden 35 milyon dolara varan parayı çalmak için deepfake kullandı.</p>
<p>Kaspersky Kıdemli Veri Bilimcisi <strong>Dmitry Anikin</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Şu anda yüksek kaliteli deepfake teknolojisi yaygın kullanıma açık değil. Ancak gelecekte bu teknoloji serbestçe kullanılabilir hale gelebilir ve bu da söz konusu dolandırıcılık örneklerinin sayısının artmasına yol açabilir. Büyük olasılıkla saldırganlar gerçek zamanlı sesler üretmeye çalışacaklardır. Böylece örneğin birinin akrabasının kimliğine bürünebilir ve para koparabilir. Böyle bir senaryo şimdilik gerçekçi değil. Yüksek kaliteli deepfake örnekleri oluşturmak çok fazla kaynak gerektiriyor. Ancak düşük kaliteli bir ses sahtesi yapmak daha az kaynak gerektirir ve dolandırıcılar bu yola başvurabilir. Yukarıda bahsettiğimiz ipuçları, böyle bir sahtekarlığı tespit etmenize yardımcı olabilir.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky uzmanları kendinizi deepfake&#8217;lerden korunmak için şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>Şüpheli aramalara dikkat edin. Düşük ses kalitesi, doğal olmayan ve monoton ses, anlaşılmaz konuşma şekli ve yabancı gürültüyü bir uyarı olarak alın.</li>
<li>Duygularınıza göre karar vermeyin. Bilgilerinizi kimseyle paylaşmayın ve karşınızdaki ses ikna edici olsa bile para transferi yapmayın. Böyle bir durumda aramayı sonlandırmak ve alınan bilgileri birkaç ayrı kaynak üzerinden iki kez kontrol etmek daha iyidir.</li>
<li>Cihazlarınızda Kaspersky Premium gibi güvenilir güvenlik çözümleri kullanın. Bu cihazlarınızın kullanımını daha da güvenli hale getirecektir.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uzmanlari-ses-odakli-sahtekarliklarin-nasil-tespit-edilecegini-paylasti-duyduklariniza-inanmayin-393170">Kaspersky uzmanları ses odaklı sahtekarlıkların nasıl tespit edileceğini paylaştı: &#8220;Duyduklarınıza inanmayın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka destekli yerelleştirme nasıl bir katkı sağlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-destekli-yerellestirme-nasil-bir-katki-saglar-393091</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 09:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sağlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yerelleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka çevirisi, yerelleştirme süreçlerini kolaylaştırmak ve iyileştirmek isteyen şirketler için çok etkili bir araç olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-destekli-yerellestirme-nasil-bir-katki-saglar-393091">Yapay zeka destekli yerelleştirme nasıl bir katkı sağlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yapay zeka çevirisi, yerelleştirme süreçlerini kolaylaştırmak ve iyileştirmek isteyen şirketler için çok etkili bir araç olarak öne çıkıyor.</em></p>
<p>Çeviri ve yerelleştirme, benzer görünseler de farklı amaçlara hizmet eden iki farklı unsur. Sözkonusu süreçler, birlikte çalıştığında iş dünyasında verimli sonuçlar elde ediliyor. Bu noktada yapay zeka çeviri aracı DeepL; yerelleştirme sürecini kolaylaştırmak ve hızlandırmak için önemli bir araç olarak kendini geliştiriyor.</p>
<p>Çeviri, metnin bir dilden diğerine aktarılması anlamına geliyor. Yerelleştirmeyse çevirinin de ötesinde; aktarıldığı dilin kültürel, dilbilgisel ve yapısal gereksinimlerine göre uyarlanmasını hedefleyen daha kapsamlı bir süreç olarak tanımlanıyor. Burada çeviri sadece bir adım olarak yer alıyor. Devamında aktarılan metnin yerel gereksinimlere uygun hale getirilmesi; o dilin ve kültürün inceliklerini göz önünde bulundurulması ve bölgedeki insanlara hitap edecek şekilde uyarlanması gerekiyor. Özetle çeviri, daha uzun ve karmaşık olan yerelleştirme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır ve iki kavram birlikte çok iyi çalışır. Özellikle de yapay zeka çevirisi kullanıldığında.  </p>
<p>Yapay zeka çevirisi anında sonuç veren otomatik bir makine öğrenimi sürecidir. Hızları ve doğrulukları sayesinde, yapay zeka çeviri araçları yerelleştirme sürecine çok iyi uyum sağlar ve hatta iş akışlarını kolaylaştırmak ve verimliliği artırmak için kullanılabilir. </p>
<p><strong>İş dünyasında yapay zeka destekli yerelleştirme </strong></p>
<p>Yerelleştirme günümüzde iş dünyasının en önemli ögelerinden biri haline geldi. Bu sayede küresel kuruluşlar, hedef kitleleriyle kendi ana dillerinde buluşabiliyor ve onların kültürel tercihlerine uygun ürün ve hizmetler sunabiliyor. Bağımsız araştırma şirketi CSA Research&#8217;ün yayınladığı sonuçlara göre online alışveriş yapanların yüzde 76&#8217;sı, kendi ana dillerinde bilgi içeren ürünleri satın almayı tercih ediyor. Aynı araştırmaya göre bu grubun yüzde 75&#8217;i de müşteri hizmetlerinin kendi dillerinde olmasının tekrar alışveriş yapma olasılıklarını yükselttiğini söylüyor. </p>
<p>Dolayısıyla hem yeni pazarlara ulaşmak isteyen, hem de müşteri memnuniyetini artırmakla ilgilenen kuruluşlar için yerelleştirme; müşterileriyle en rahat oldukları yerde, kendi ana dillerinde buluşmasını sağlıyor. Bu konuda DeepL, kullandığı yapay zeka ve makine öğrenme yetenekleriyle yerelleştirme  süreçlerinde destek sunuyor.</p>
<p>Konuyla ilgili olarak <strong>DeepL Kurucusu ve CEO’su Jaroslaw Kutylowski </strong>şunları söyledi: <em>“Yapay zeka destekli yerelleştirme, şirketlerin küresel başarısını yeni bir boyuta taşımak için önemli bir adım olarak ortaya çıkıyor. Modern şirketler için planlanmış ve uygulanmış bir iş stratejisi olan yerelleştirme, potansiyel kitleye uygun içerik sunarak rekabet avantajı elde etmelerini ve gelirlerini artırmalarını sağlıyor” </em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-destekli-yerellestirme-nasil-bir-katki-saglar-393091">Yapay zeka destekli yerelleştirme nasıl bir katkı sağlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de sıcak hava afeti yaşanıyor: Sıcaklarda nasıl sağlıklı kalınır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sicak-hava-afeti-yasaniyor-sicaklarda-nasil-saglikli-kalinir-391813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Jul 2023 10:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalınır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391813</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim krizinin etkileri ve ortaya çıkan sağlık risklerini gün geçtikçe daha fazla yaşıyoruz. Dünyanın birçok noktasında bir afet olarak kabul edilen sıcak hava dalgaları, Türkiye’yi de etkisi altına aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sicak-hava-afeti-yasaniyor-sicaklarda-nasil-saglikli-kalinir-391813">Türkiye&#8217;de sıcak hava afeti yaşanıyor: Sıcaklarda nasıl sağlıklı kalınır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim krizinin etkileri ve ortaya çıkan sağlık risklerini gün geçtikçe daha fazla yaşıyoruz. Dünyanın birçok noktasında bir afet olarak kabul edilen sıcak hava dalgaları, Türkiye’yi de etkisi altına aldı.  Aşırı sıcakların da temeli olan İklim krizi ise; seller, orman yangınları, hava kirliliği, su kaynaklı hastalıklar, vektör kaynaklı hastalıklar, gıda güvensizliği ve beslenme bozuklukları, ruh sağlığı sorunları şeklinde ortaya çıkan etkilerle de insan sağlığını tehdit ediyor.</strong></p>
<p>İklim krizine yönelik farkındalık kazandırmayı ve toplumda kolektif dönüşümü amaçlayan Yuvam Dünya Derneği tarafından, Koç Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi iş birliğiyle açılan Yuvam Dünya İklim Kliniği uzmanlarından, İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyeleleri Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver, bu sıcaklıkların bir afet olduğunu ve sıcak çarpmasından korunmanın yollarını paylaştı.</p>
<p><strong>Kurnaz: Temmuz ayında insanlık tarihindeki en sıcak 17 günü yaşadık</strong></p>
<p>Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz<strong> </strong>yaptığı açıklamada,<strong> “</strong>3-19 Temmuz arasında yaşadığımız 17 gün insanlık tarihinde yaşadığımız en sıcak 17 gün oldu. 6 Temmuz’da 17,23℃ olarak ölçülen küresel en yüksek ortalama sıcaklık da en azından son 125 bin yılın, muhtemelen de son 3 milyon yılın en yüksek sıcaklığı oldu. Sıcaklıkların bu derece yüksek olmasının ardındaki sebepse artık tartışmasız olarak küresel ısınma. Akdeniz’in batısında, Fas-Portekiz-İspanya-İtalya bölgesindeki aşırı sıcak hava, bu bölgede sıcaklık rekorlarının kırılmasına neden oluyor. Bazı zamanlarda ülkemize doğru uzanan bu sıcak hava bizim de bunalmamıza neden oluyor ama ülkemizde yaşananlar, yeryüzünün diğer noktalarında yaşananlara kıyasla henüz çok kötü değil” diye konuştu.</p>
<p><strong>Karadeniz’de olası sağnaklarda taşkınlara dikkat</strong></p>
<p>Türkiye’de sıcak hava dalgası resmi olarak afet kabul edilmese de, İtalya’da sıcaklar yüzünden kalp ve solunum hastalıklarının %20 arttığını belirten Kurnaz, “Ülkemizde de benzer sorunların yaşanmaması için yaşlılar ve sağlık sorunları yaşayanların sıcak hava dalgaları öncesinde özel korumaya alınmaları gerekiyor” dedi ve ekledi; Sıcaklığın baskın olmadığı Karadeniz kıyımızda da olası sağanak durumlarında taşkınlara dikkat etmeliyiz.</p>
<p><strong>Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar için çok riskli</strong></p>
<p>Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver ise dünyanın en sıcak günleri yaşadığı bu dönemde sıcak hava maruziyetinin özellikle yaşlılarda ve kronik hastalıkları olanlarda ölümle sonuçlanabildiğinin altını çizerek şöyle konuştu; “Sıcak hava dalgalarından en çok etkilenenler 65 yaş üstü kişiler, gebeler, bebekler ve çocuklar, obezite, diyabet, kronik kalp damar ve böbrek hastalıkları, ruh sağlığı sorunları olan kişiler,  sporcular, dış ortamda çalışan işçiler ve çiftçiler. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, alerji, psikiyatrik ve nörolojik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar, alkol ve madde kullanımı da sıcağın etkilerini artırabiliyor.” </p>
<p><strong>Prof.Dr. Mine Durusu Tanrıöver: Sıcak krampları ve ciltte döküntüler alarm bulgusu</strong></p>
<p>Tanrıöver, yaşanabilecek etkilere dair ise “Sıcak hava ilişkili hastalıkları hafiften en ağır tabloya doğru, sıcak krampları, sıcak hasarı ve sıcak çarpması olarak sıralayabiliriz. Kişi baş dönmesi ve sersemlik yaşayabilir, hatta bayılabilir. Daha ileri evrede bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, belirgin güçsüzlük ve uykuya meyil gelişebilir. Özellikle kronik hastalıkları olan daha yaşlı kişiler etkilenir. Ancak genç ve sağlıklı olmasına rağmen sıcak ve nemli havada aşırı egzersiz yapan kişiler de sıcak çarpması yaşayabilir. İç vücut sıcaklığının 40℃’nin üzerine çıkması ile birlikte bilinç bulanıklığı ya da kaybı, nöbet gibi nörolojik bulgularla karakterizedir. Kalp ve solunum hızı artar, kan basıncı düşebilir. Halsizlik, güçsüzlük, uykuya meyil, idrar miktarında azalma, kanamalar, aşırı kuru bir cilt ve nörolojik semptomlar görülebilir. Eğer kullanılan ilaçlar fizyolojik uyum mekanizmalarını da engelliyorsa sıcak çarpması çok daha hızlı gelişebilir. Özellikle kronik hastalığı olan ve ileri yaşlı kişilerde bu semptomlar fark edilirse zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmakta fayda vardır. Sıcak çarpması durumunda vücudun hızla soğutulması hayati önem taşır” dedi.</p>
<p><strong>Sıcak ilişkili hastalıkları önlemek için neler yapılmalı?</strong></p>
<ul>
<li>Hiçbir içecek suyun yerini tutmaz. Susamayı beklemek yerine gün içerisinde düzenli olarak su için. Her zamankinden daha çok su içmeniz gerektiğini unutmayın. </li>
<li>Alkollü, çok şekerli ya da kafeinli içeceklerden kaçının.</li>
<li>Küçük porsiyonlarda ama daha sık yiyecek tüketin, yüksek proteinli yiyeceklerden kaçının.</li>
<li>Dış ortamdaki işlerinizi günün daha serin saatlerinde yapın.</li>
<li>Kalabalık ortamlardan kaçının. </li>
<li>Evin en serin odasında oturun, dışardaysanız gölge bulmaya çalışın.</li>
<li>Sık sık serin su ile duş alın. </li>
<li>Eğer spor amaçlı egzersiz yapacaksanız genellikle günün en serin saatleri olan sabah 04:00 ila 07:00 saatlerini tercih edin.</li>
<li>Bol ve açık renkli giysiler giyin. Geniş kenarlıklı şapkalar, şemsiye ve güneş gözlüğü kullanın.</li>
<li>Yeni bir sıcak ortamda yaşamaya başladığınızda dışarda geçirdiğiniz zamanı yavaş yavaş artırın.</li>
<li>Çocukları, kronik hastalığı olan kişileri ve yaşlıları dış ortamda uzun süre gözetimsiz bırakmayın. </li>
<li>Kullandığınız ilaçların etkileri hakkında bilgilenmek ve gerekirse dozlarının düzenlenmesi için hekiminize başvurun.</li>
<li>Çocukları, yaşlıları ve hayvan dostlarınızı park halindeki aracınızda bırakmayın.</li>
<li>Özellikle yalnız yaşayan ileri yaşlı ve kronik hastalıkları olan kişilerin sıcak havalarda güvende olduğunu sık sık kontrol edin ve onları gerekli önlemler konusunda uyarın.</li>
<li>Sıcak ilişkili hastalıkları hangi belirti ve bulgularla tanıyabileceğinizi, bunların kendinizde ya da etrafınızdaki kişilerde ortaya çıkması durumunda ne yapmanız gerektiğini bilin.</li>
</ul>
<p><em><strong><u> Yayıncılar için Notlar:</u></strong></em></p>
<p><em>Yuvam Dünya Derneği Kimdir?</em></p>
<p>Yuvam Dünya Derneği, iklim krizi ile mücadele etmek için önce söz konusu krizin ne olduğunun anlaşılmasını gerektiğine inanan; bunun için her yaştan insana uygun eğitimler veren, sanatın ve sporun gücüyle toplumun iklim krizi hakkında farkındalık geliştirmesini sağlamayı amaç edinen iş insanları, iletişimciler sanatçılar, bilim insanları ve doğa severlerden oluşan bir dernektir.</p>
<p><em>İklim Kliniği Nedir?</em></p>
<p>İklim Kliniği, Yuvam Dünya Derneği liderliğinde Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında yer alan Hacettepe Üniversitesi ve Koç Üniversitesi iş birliği ile yürütülen bir iklim krizi ve sağlık projesidir. İklim Kliniği iklim krizinin etkilerinden insanları korumak için farkındalığı ve bilgi düzeyini artırmayı, kanıta dayalı karar verme sürecine destek sağlamayı ve sağlık müdahalelerini hayata geçirmeyi amaçlar. Ulusal sağlık politikasını iklim krizi ile uyumlu halde yeniden şekillenmesine destek vererek, sağlık sistemlerinin karbon ayak izini azaltmaya ve direncini artırmaya katkıda bulunmayı hedefler. Eğitim, araştırma, topluluk oluşturma, farkındalık çalışmaları, savunuculuk gibi çeşitli kollardan oluşan projenin ilk etkinliği olan İklim Kliniği Sağlık Bilimleri Konferansı, 20 Mayıs günü 1300 öğrencinin ve ilgilinin katılımıyla 7 farklı oturumda ağırlanan 35 konuşmacı ile gerçekleşti. </p>
<p><em>Neden İklim Krizi ve Sağlık?</em></p>
<p>İklim krizinin etkilerinin insanlar ve tüm canlıların sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Bu etkilerin görüldüğü alanlar arasında aşırı hava olayları, hava kirliliği,</p>
<p>su kaynaklı hastalıklar, vektör kaynaklı hastalıklar, gıda güvensizliği ve beslenme bozuklukları, ruh sağlığı sorunları yer alır. Diğer yandan, iklim krizinin etkileri sağlık </p>
<p>hizmetleri ve sağlık sistemleri için de bir tehdit oluşturabilir.</p>
<p><em>İklim Kliniği Postası</em></p>
<p>İklim Kliniği Postası, yaz ayları boyunca her hafta yayınlanarak başlayacak bir bülten serisidir. İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyeleri tarafından iklim krizi ve sağlık odağında yapılacak güncel değerlendirmelerin medya aracılığıyla daha fazla kişiye ulaşarak farkındalık oluşturulmasını amaçlar. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-sicak-hava-afeti-yasaniyor-sicaklarda-nasil-saglikli-kalinir-391813">Türkiye&#8217;de sıcak hava afeti yaşanıyor: Sıcaklarda nasıl sağlıklı kalınır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fintek&#8217;ler finans sektörünü nasıl dönüştürüyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fintekler-finans-sektorunu-nasil-donusturuyor-390901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 09:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[fintekler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Finans sektörü fintek şirketlerinin öncülüğünü yaptığı teknoloji ve çözümlerle son birkaç yılda önemli bir dönüşüme tanıklık ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fintekler-finans-sektorunu-nasil-donusturuyor-390901">Fintek&#8217;ler finans sektörünü nasıl dönüştürüyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Finans sektörü fintek şirketlerinin öncülüğünü yaptığı teknoloji ve çözümlerle son birkaç yılda önemli bir dönüşüme tanıklık ediyor. Fintek’lerin yarattığı pazar değeri 2018 yılında 11,8 milyar dolarken 2023 sonunda bu rakamın 306 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ödeme sistemlerinde Türkiye’nin öncü fintek şirketi Paynet’in Genel Müdürü Onur Ertürk, sektör için bu dönüşümün henüz başında olunduğunu belirtiyor, “Finans sektörü fintek şirketleriyle birlikte dijitalleşme, müşteri odaklı hizmetler, daha iyi veri kullanımı ve daha hızlı inovasyon gibi alanlarda önemli bir dönüşüm yaşayacak” diyor.</strong></p>
<p>Fintek’ler yenilikçi teknoloji ve çözümleriyle tüm dünyada finans sektörünü dönüştürmeye devam ediyor. Fintek’lerin yarattığı pazar değeri 2018 yılında 11,8 milyar dolar iken bu rakamın 2023 yılında 306 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. <br />Ödemeler pazarı, fintek’lerin dijitalleştirerek dönüştürdüğü alanların başında geliyor. Statista verilerine göre dijital ödemeler pazarı 2023 yılında 9,46 trilyon dolara ulaşacak. Toplam işlem değerinin de yıllık yüzde 11,80’lik bir büyümeyle 2027 yılına kadar 14,78 trilyon dolar olması bekleniyor. </p>
<p>Mobil ödeme teknolojileri de hızla büyümeye devam ediyor. Tüketicilerin akıllı telefonlar veya tabletler gibi taşınabilir elektronik cihazları kullanarak anında ödeme yapmalarına olanak tanıyan mobil ödeme teknolojileri, son yıllarda özellikle nesnelerin internetiyle (IoT) büyümesini hızlandırıyor. IoT&#8217;nin mobil ödeme teknolojilerine entegrasyonu, tüketicilerin ve satıcıların ödeme deneyimini kolaylaştırarak her iki tarafta da sorunsuz ve verimli ödemeler yapılmasını sağlıyor. IoT tabanlı mobil ödemelerin sağladığı kolaylık ve güvenlik nedeniyle birçok kişi mobil ödeme teknolojilerine yöneliyor. </p>
<p>Research&#038;Market verilerine göre 2022&#8217;de 86,91 milyar dolar olan küresel mobil ödeme teknolojileri pazarı, 2023&#8217;te yüzde 25,5 yıllık bileşik büyüme oranıyla 109,06 milyar dolara çıkacak. Pazarın 2027 yılında 267,96 milyar dolara ulaşması bekleniyor.</p>
<p>Fintek girişimlerinin yarattığı dönüşümle mobil cüzdan pazarı da hızlı büyümesini sürdürüyor. 2023 yılında 269 milyar dolara ulaşan pazarın 2033 yılı sonuna kadar yıllık yüzde 22’lik bir büyüme temposuyla 1,965 milyar dolarlık hacme ulaşacağı öngörülüyor. QR kod bazlı cüzdanların payının da 2033 yılında mobil cüzdan gelirlerinde yüzde 47’ye ulaşacağı hesaplanıyor. </p>
<p>Veri analitiği ve yapay zeka teknolojilerini etkin kullanan fintek’ler ödeme işlemlerini de iyileştiriyor. Müşteri davranışlarını analiz ederek riskleri tespit ediyor, kişiselleştirilmiş ödeme önerileri sunarak şirketlerin satış hacimlerini artırmalarına destek oluyor. </p>
<p>Fintekler, işletmelerin ödeme süreçlerini de kolaylaştırıp optimize ediyor. Ödeme geçmişlerini yönetmek, faturalandırmayı otomatikleştirmek, sanal kartlar oluşturmak, masrafları takip etmek gibi çeşitli ticari çözümler sunuyorlar. Bu sayede işletmelerin verimliliği artarken maliyetleri düşüyor. </p>
<p>Fintek’lerin dönüştürücü etkisini en iyi ortaya koyan bir diğer alan da açık bankacılık. Küresel açık bankacılık pazar büyüklüğü 2022 yılında 21,3 milyar dolara yükseldi. Research and Market’a göre pazar yıllık yüzde 21,29&#8217;luk bir büyüme sergileyerek 2028 yılına kadar 67,8 milyar dolara ulaşacak. </p>
<p><strong>“İş birliği ve ortaklıklar artacak”</strong></p>
<p>Ödeme sistemlerinde Türkiye’nin öncü fintek şirketi Paynet’in Genel Müdürü Onur Ertürk de finans sektörünün fintek’lerle birlikte önemli bir dönüşüm yaşadığını ifade ediyor. Bu dönüşümün daha iyi hizmet kalitesi ve deneyim yarattığını belirten Ertürk, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ancak geldiğimiz noktada dönüşümün henüz başındayız. Gelecekte fintek şirketlerinin daha fazla inovasyon ve geliştirme yapması bekleniyor. Yapay zeka,  büyük veri ve bulut bilişim teknolojileri gibi alanlardaki gelişmeler fintek şirketlerinin daha iyi hizmetler sunmasını sağlayacak. Ayrıca açık bankacılık uygulamalarının daha da yaygınlaşması ve fintek şirketleri ile geleneksel bankalar arasındaki iş birliği ve ortaklık sayısının da artması bekleniyor. Finans sektörü fintek şirketleriyle birlikte dijitalleşme, müşteri odaklı hizmetler, daha iyi veri kullanımı ve daha hızlı inovasyon gibi alanlarda önemli bir dönüşüm yaşayacak. Bu dönüşüm finansal hizmetlerin kapsamını genişletecek, daha uygun maliyetli ve daha iyi hizmet kalitesi daha geniş kitlelerle buluşacak.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fintekler-finans-sektorunu-nasil-donusturuyor-390901">Fintek&#8217;ler finans sektörünü nasıl dönüştürüyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav Sonrası Aileler Çocuklara Nasıl Davranmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-sonrasi-aileler-cocuklara-nasil-davranmali-387889</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jun 2023 11:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[davranmalı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınav sonuçlarının açıklanması ve tercih dönemleri, çocuğun sadece akademik yaşantısı için değil, psikolojik yaşantısı içinde kritik bir önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-sonrasi-aileler-cocuklara-nasil-davranmali-387889">Sınav Sonrası Aileler Çocuklara Nasıl Davranmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sınav sonuçlarının açıklanması ve tercih dönemleri, çocuğun sadece akademik yaşantısı için değil, psikolojik yaşantısı içinde kritik bir önem arz etmektedir. Özellikle bu dönemde çocuğun akademik performansına yönelik katı ve baskıcı bir tutum sergileyen, ötesiyle kıyaslayan, duygularını düzenlemede güçlük yaşayan, yüksek stres tepkisi gösteren ve çocuğun duygusal sürecini görmezden gelen aile tutumları, çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. </p>
<p><strong>Yargılayacı dilden uzak destekleyici ve motive edici bir rol üstlenin</strong></p>
<p>Çocuğunuzun sayısal değerlerini değil gösterdiği çabasını taktir edin. Ona inandığınızı ve güvendiğinizi sözel ve davranışsal yolla gösterin. “Ben zaten biliyordum. Senden bir şey olmaz. Çalışmadın böyle gidersen bir şey olamayacaksın“ gibi olumsuz ve cesaret kırıcı yıkıcı dilden uzak durun. Bu dil çocuğunuzu motive etmek değil hem kişisel hem sosyal hemde akademik kimliğini olumsuz yönde etkileyecektir.  Tam tersi olumlu ve gerçekçi yaklaşımlarla ileriki akademik yaşantısına yönelik kendisini cesaretlendirin. </p>
<p><strong>Empati kurun</strong></p>
<p>Çocuğunuz yıl boyunca kendi potansiyeli içerisinde bugüne kadar geldi. Bu sürecin kendisi içinde sancılı olabileceğini unutmayın. </p>
<p><strong>Okul seçiminde zorlayacı ve tercihi kendi yapan bir ebeveyn rolünde değil, bilgilendirici ve destekleyici ebeveyn rolünde olun</strong></p>
<p>Çocuğunuzla tercih edebileceği okulları gezin onunla birlikte bilgi alın. Fikirlerine ve tercihlerine önem verin. Seçimlerde ölçü ebeveyn değil gencin kendisi olmalıdır. </p>
<p><strong>Kıyaslayıcı dilden uzak durum:</strong></p>
<p>Kıyaslayıcı tutumlar çocuğun hem sosyal ilişkilerini hemde benlik saygısını olumsuz yönde etkiler. Her çocuk biriciktir. Çocuğunuzu mevcut potansiyeli üzerinden değerlendirin.</p>
<p><strong>Baskıdan uzak gerçekçi beklentiler oluşturun</strong></p>
<p>Tüm bu süreçte çocuğunuzla kurduğunuz iletişimin onda yüksek beklenti oluşturmamasına dikkat edin. Aksi taktirde olumlu etki yaratmak amacıyla yaptığınız konuşmalar çocuğunuzda baskı hissettirerek kaygı seviyesinde artışa neden olacaktır.</p>
<p><strong>Bu sınav sonucunun sadece bir parça olduğunu ona hatırlatın</strong></p>
<p>Sınavın hayatlarının tek belirleyecisi olmadığını ve sadece küçük bir parça olduğunu ifade edin. Bu değerlendirme onun kimlik değerlendirmesi olmadığını sadece o sınavın bir değerlendirmesi olduğunu ona hissettirin. Sonuçtan bağımsız her zaman istediği sürece kendisine destek olacağınızı belirtin.</p>
<p><strong>Duygular bulaşıcıdır. Çift yönlü stresi azaltmaya yardımcı olun</strong></p>
<p>Ebeveyn stresli ve stresi yönetmede zorluk yaşıyorsa çocuk için bu süreci yönetmek daha zor olacaktır. O yüzden önce ebeveyn olarak kendi stres seviyenizi azaltmaya yönelik becerileri uygulama konusunda harekete geçin. Zorlandığınız durumlarda uzmandan destek alın. Bununla birlikte çocuğunuza nefes egzersizi, gevşeme egzersizi ve meditasyon gibi stresle başa çıkma tekniklerini öğrenmeleri konusunda yardımcı olabilirsiniz. </p>
<p><strong>Sonuç odaklı dil yerine duygu odaklı dili kullanmaya özen gösterin</strong></p>
<p>Özellikle sınav haftasına girilen dönemde alınan puanlardan ziyade sınav öncesi ve sonrası çocuğunuzun hislerine odaklanın ve duygusal ihtiyaçlarını gözlemleyin. Örneğin, çocuğunuza ‘Nasılsın?’ ‘Kendini nasıl hissediyorsun?’ ya da “Sınav sonucun hakkında ne düşünüyorsun” şeklinde sorular sorarak onun duygularını ifade etmesine yardımcı olun. </p>
<p><strong>Tercihler konusunda uzmanlardan destek alın.</strong></p>
<p><strong>Çocuğunuzun duygu ifadelerini dinleyin</strong></p>
<p>Sınav sonucu hakkında iletişimde olun. Duygularını ifade etmesine izin verin. Sorularını cevaplayın ve onları rahatlatmaya çalışın. Gerekli gördüğünüz durumlarda bir uzmandan destek alması için çocuğunuzu destekleyin. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-sonrasi-aileler-cocuklara-nasil-davranmali-387889">Sınav Sonrası Aileler Çocuklara Nasıl Davranmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyüme Hedeflerini Aşmak İçin Doğru Sosyal Medya Kampanyası Nasıl Olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyume-hedeflerini-asmak-icin-dogru-sosyal-medya-kampanyasi-nasil-olmali-386381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 08:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşmak]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hedeflerini]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Globalde 4.5 milyarı aşan, Türkiye’de 70 milyona yaklaşan sosyal medya kullanıcıları ile bu mecralar hiper AVM’lere ve en çok ziyaret edilen pazar yerlerine dönüşürken, pastadan daha fazla pay almak isteyen markalar, sosyal medya marketing ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyume-hedeflerini-asmak-icin-dogru-sosyal-medya-kampanyasi-nasil-olmali-386381">Büyüme Hedeflerini Aşmak İçin Doğru Sosyal Medya Kampanyası Nasıl Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Globalde 4.5 milyarı aşan, Türkiye’de 70 milyona yaklaşan sosyal medya kullanıcıları ile bu mecralar hiper AVM’lere ve en çok ziyaret edilen pazar yerlerine dönüşürken, pastadan daha fazla pay almak isteyen markalar, sosyal medya marketing faaliyetlerini artırıyor. Daha çok kazanmak isteyen markalara sosyal medya kampanyası konusunda ipuçları veren Digital Exchange’in uzman ekibi “Doğru Influencer’i seçip, satıştan pay anlaşması yapan ve bütçe yönetimi ile etnik pazarlamayı devreye alan markalar, başarıyı yakalıyor” dedi. Digital Exchange’in CEO’su Emrah Pamuk ise “Influencer’dan daha önceki kampanyalara kadar elde ne kadar fazla veri varsa, başarı da o oranda artıyor” diye konuştu.</strong></p>
<p>Sosyal medya mecraları Facebook, Instagram, YouTube, Twitter, LinkedIn, TikTok, Snapchat ve diğerleri geleneksel medyanın yerini aldı. Hem Türkiye hem de dünya genelinde reklam pastasının yüzde 60’ından fazlası sosyal medya mecralarına harcanıyor. Trilyonlarca dolarlık bu devasa bütçe ile en etkili kampanyaları yapan markalar ise çok kısa sürede rakiplerinin önüne geçerek, büyüme hedeflerinin kat be kat üzerinde gelişmeler kaydediyor. Peki, sosyal medya platformlarında reklam verenler nelere dikkat etmeliler? Hangi yöntemleri izlemeliler? Bütçelerini nasıl yönetmeliler? Bu ve buna benzer birçok önemli sorunun yanıtını Digital Exchange’in uzman sosyal medya marketing ekibi verirken, sosyal medya kampanya ekiplerine de önemli uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Doğru Infuluencer’ı Seçmelisiniz</strong></p>
<p>Sosyal medya reklamlarının marketing denilince akla ilk gelen yöntem olduğunu ifade eden Digital Exchange marketing ekibi, “Markaların bu konuda yaptıkları ilk yanlış, en çok takipçisi olan Influencer ile anlaşma yoluna gitmektir. Oysaki bir ürün ve hizmetin marketing’i yapılırken, en çok takipçisi olan Influencer yerine en doğru Influencer’ı seçmek başarıyı getirir” sözlerini kullandı. Digital Exchange marketing ekibi konuya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Günümüzde 1 milyon ve üzeri takipçisi olan Influencer’lara makro, 10 bin ve altı takipçisi olan Influencer’lara ise mikro ünlü ismi veriliyor. Markalar, elbette en çok takipçisi olan Influencer’ın en çok etkileşimi alacağını düşünüyor. Gerçekte ise bir ürün ve hizmetin marketing’ini yaparken artık Influencer’ların da profesyonelleştiğini unutmamak lazım. Bugün Influencer’ların takipçileri o sosyal medya ünlüsünün </p>
<ul>
<li>Kozmetik</li>
<li>Otomobil</li>
<li>Turizm-Seyahat</li>
<li>Sağlık</li>
<li>Moda</li>
<li>Kültür</li>
<li>Gıda</li>
<li>Alışveriş gibi alanlarda çok başarılı olduğunu biliyor. Dolayısıyla da Influencer’ın tavsiye ettiği, reklamını yaptığı ürünü hizmeti araştırma, alma, kullanma eğilimini gösteriyor. Bu noktadan bakınca, bir sosyal medya kampanyasında en çok takipçisi olan Influencer’ı değil, daha önce yaptığı kampanyalar ile bugün tanıtacağı ürün ve hizmete katkı sağlayacak, satışını artıracak, hedef kitleye tam olarak seslenecek Influencer’ı seçmek gerektiği ortaya çıkıyor.”</li>
</ul>
<p><strong>Bütçe Yönetimi Kampanyaya Uygun Yapılmalı</strong></p>
<p>Ürün ve hizmeti tanıtabilecek doğru Influencer seçimi ile birlikte sosyal medya marketing kampanyalarında ikinci adımın bütçe yönetimi olduğunu ifade eden Digital Exchange marketing ekibi, “Bütçe yönetimi her zaman en önemli konuların başında gelir. Çünkü bütçeyi doğru şekilde kullanmak, kampanyanın başarısını daha fikir aşamasında bilmek anlamına gelir. Sosyal medya mecralarında bugün kampanya düzenlerken Influencer’ların 25 bin TL’den başlayıp milyon TL’ye kadar yükselen eğer kullanılacak isim bir ülke ya da dünya starı ise milyon dolarların konuşulduğu bütçeler ortaya çıkar. Bu nedenle de günümüzde markalar, özellikle de Influencer ile ciro yani satış odaklı, ürün ve hizmeti tanıttığı zaman e-ticaret sitesi ya da online satış mecrasına yönlendirme yapmayı düşünüyorsa, burada Affiliate Marketing dediğimiz satış ortaklığı yani satıştan kâr payı almaya odaklı bütçe yöntemini tercih etmeliler. Bir Influencer’e kampanyanın başında istediği rakamı ödemek, kampanyanın performansını marka adına kontrol edememe sonuçlarını doğurabilir. İstenilen ekonomik sonuca ulaşmak için Influencer’in tanıtımını yaptığı ürün ve hizmet ne kadar çok satılırsa, o kadar fazla kâr payı alacağını bilerek hareket etmelidir” bilgisini paylaştı. </p>
<p><strong>Etnik Öğeler Unutulmamalı</strong></p>
<p>Sosyal medyada pazarlama yaparken en önemli maddelerden birinin de etnik marketing olduğunu ifade eden Digital Exchange marketing ekibi “Bir marka hangi bölgeye, yöreye pazarlama yapacaksa o yerin etnik özelliklerini de iyi bilmeli. Marka ekibi kendine şu soruları sormalı:</p>
<ul>
<li>Hangi alanda marketing yapacağız?</li>
<li>Bu bölgenin dini inançları nedir?</li>
<li>Beyazlar, siyahlar ya da melezler mi ağırlıktadır?</li>
<li>Bölgede/yörede hangi ürünler tercih edilir?</li>
<li>Ne tür sosyal, kültürel hassasiyetler vardır?</li>
</ul>
<p>Sorulara verilecek yanıtlarla birlikte sosyal medyada hedef kitlenin seçilmesiyle birlikte etnik marketing yapılmalıdır” ifadelerine yer verdi. </p>
<p><strong>Hangi Sosyal Medya Mecrasını Seçeceksiniz</strong></p>
<p><strong>Digital Exchange’in CEO’su Emrah Pamuk</strong>, sosyal medyada pazarlama kampanyası yaparken bu maddelere ek olarak hangi sosyal medya mecrasının seçileceğinin de büyük bir önem taşıdığını kaydetti. Ülkelere, hatta şehirlere göre sosyal medya mecralarının popülerlik çeşitliliği oluşturduğunu ifade eden <strong>Pamuk</strong>, şunları söyledi: “E-ihracat yapmak isteyen bir marka yayınlayacağı diyette tüketilen ve tok tutan gıda ürünü için YouTube gibi video marketing yapılacak mecrayı seçerse doğru yapar. Türkiye’de bu marketing’i gerçekleştirecekse bizde Facebook’un daha çok rağbet gördüğünü bilmek gerekir. Bunun yanında Avrupa’da Instagram kullanımı yaygın. Asya’da ise TikTok daha fazla tercih ediliyor. Konu iş dünyasına ilişkin ise mutlaka LinkedIn tercih edilmelidir. Yani kampanyanın planlama aşamasında hangi mecranın seçileceğine ilişkin profesyoneller ile çalışmak ve onların değerlendirmeleriyle hareket etmek, kampanya bütçesinin doğru kullanılmasını ve hedeflenen başarıya ulaşılmasını sağlar.”</p>
<p><strong>Profesyonel ekipler harcanan bütçenin karşılığını verir</strong></p>
<p>Sosyal medyadaki kampanyaların markalara ciro ve itibar kazandırdığını aktaran Emrah <strong>Pamuk</strong>, “Bir kez kampanya yapmak ile kampanyayı sürekli kılmak arasında farklar var. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki sosyal medyada düzenli şekilde marketing faaliyetlerinde bulunan markalar rakiplerine oranla daha çok tercih ediliyor. Yani sosyal medya marketing kampanyalarını tek seferlik değil uzun vadeli olarak düşünmek fayda sağlıyor” dedi. Kampanyaların kalitesini belirleyen en önemli öğelerden birinin de özgün içerik olduğunu aktaran <strong>Pamuk</strong>, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p> “Sosyal medya kampanyasında dikkat etmeniz gerekenlerin başlıca maddelerinden biri de özgün içeriktir. Bugüne kadar sosyal medyada uygulanmayan marketing yöntemi kalmadı. Ama doğru ürüne, doğru hedef kitle ve doğru sosyal medya mecrasını seçerken en uygun içeriği de üretirseniz, yani ürünü ve hizmeti tanır, kitlenizin de ne istediğini bilirseniz başarılı olursunuz. Bunun için de sosyal medya ajansınızdan şunları talep edin:</p>
<ul>
<li>Influencer daha önce hangi kampanyalarda rol aldı?</li>
<li>Nasıl bir satış ve itibar artışı grafiği kaydetti?</li>
<li>Hedef kitlenin beklentileri nedir?</li>
<li>Benzer hangi kampanyalar, hangi oranda başarılı oldu?</li>
<li>Ürün ve hizmet için ne kadar süreyle marketing yapmalıyız?</li>
<li>Profesyonel ajansla çalışmak sosyal medya kampanyasında bize neler kazandırır?</li>
</ul>
<p>Size bu sorulara yanıt veren ajanslar, sosyal medya kampanyalarında başarı sağlayacaktır. Unutmayın ki sosyal medya kampanyaları büyük bir profesyonellik ister. Büyük değişkenlere yönelik önemli ve hızlı aksiyonlar almak gerekir. Bu beceriyi sağlayacak genç, dinamik ve her gelişmeyi takip eden ekiplerle yapılan çalışmalar da verilen paranın karşılığını markaya sağlayacaktır. Sosyal medya kampanyaları özen, beceri ve yaratıcılık ister. Profesyonel ekiplerin yürüttüğü kampanyalar ise başarının anahtarını oluşturur. Influencer’dan daha önceki kampanyalara kadar elde ne kadar fazla veri varsa, başarı da o oranda artıyor.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyume-hedeflerini-asmak-icin-dogru-sosyal-medya-kampanyasi-nasil-olmali-386381">Büyüme Hedeflerini Aşmak İçin Doğru Sosyal Medya Kampanyası Nasıl Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klima Çarpması Nasıl Önlenir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klima-carpmasi-nasil-onlenir-386378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 08:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[önlenir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut sıcaklığımızın artması sonucunda serinlemek için klima açtığımızda vücudumuz bir anda soğuk havaya maruz kalıyor. Ortamda klima sebebiyle oluşan bu ani sıcaklık değişimi klima çarpması adı verilen birtakım sağlık problemlerine neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klima-carpmasi-nasil-onlenir-386378">Klima Çarpması Nasıl Önlenir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Havanın ısınmasıyla birlikte artan klima kullanımı, bir yandan ciddi bir konfor sağlarken diğer yandan sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Halk arasında klima çarpması olarak bilinen sağlık sorunu, özellikle yaz aylarında yaygın şekilde görülebiliyor. Toshiba Ürün Yöneticisi Caner Doğan, vücut sıcaklığında gelişen ani değişim sonucu meydana gelen klima çarpmasından kaçınmak için yapılması gerekenleri anlattı. </strong></p>
<p>Vücut sıcaklığımızın artması sonucunda serinlemek için klima açtığımızda vücudumuz bir anda soğuk havaya maruz kalıyor. Ortamda klima sebebiyle oluşan bu ani sıcaklık değişimi klima çarpması adı verilen birtakım sağlık problemlerine neden olabiliyor. Uzun süre klima rüzgarına maruz kalmanın ve bu süre boyunca çok az hareket etmenin klima çarpmasına sebep olduğunu söyleyen <strong>Toshiba Ürün Yöneticisi Caner Doğan,</strong> klima çarpmasını önlemek için neler yapılabileceği konusunda önemli tavsiyeler verdi.  </p>
<p><strong>Klimanın yaz ayarında kullanılması kritik </strong></p>
<p>Klima çarpması belirtisinin genellikle soğuk algınlığı belirtileri ile benzerlik gösterdiğini belirten Doğan şunları söyledi: “Klima çarpmasını engellemek için kapalı bir alana girildiği zaman öncelikle vücut ısısının düşmesi beklenmeli ve sonrasında klima açılmalı. Bunun yanında klimanın yaz aylarında 23°C ile 26 °C arasında olan ideal sıcaklık derecesinde kullanılmasına dikkat edilmeli. Bu sıcaklık derecesi dış havanın sıcaklığı dikkate alınarak  optimize edilmelidir. Klima kanatlarının dik durumda olması yani cihazın üflediği havanın doğrudan vücuda gelmesi de klima çarpmasına sebep olabilir. Bu yüzden klima kanatları zemine ya da tavana bakacak şekilde ayarlanmalı. Klima çarpması sadece yaşam alanlarımızda kullandığımız cihazlardan değil toplu taşımalardaki, alışveriş merkezlerindeki ya da kafe, restoranlardaki cihazlardan etkilenme sonucunda da olabilir. Bu yüzden bu gibi yerlere giderken yanımızda bir hırka ya da şal bulundurmak faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>Klima hava yönlendiriciler çarpmayı önleyebilir </strong></p>
<p>Farklı ısılara sahip odalar arasındaki ani geçişlerde dikkatli olmak, terli vaziyette klima karşısına geçmemek gibi doğal yöntemlerin yanı sıra korunmak için çeşitli aparatlardan da yardım alınabileceğini belirten Doğan; “Klima çarpması önleyici ürünü olarak bilinen aparatlar kontrollü serinleme konusunda önemli bir yardımcıdır ve ideal iklimlendirmeyi kolaylaştırır. Bu sayede hem sıcak yaz günlerinde bunaltıcı güneşin etkilerinden korunabilir hem de rahatsızlıkların önüne geçilebilir. Örneğin, klima çarpmasını önlemek için aparat alındığı zaman cihazdaki havanın kolayca yönlendirilebildiğini görmek mümkün. Klima hava yönlendirici sayesinde özellikle klimanın altında ya da karşısında oturanlar aşırı klima hava akımından rahatsız olmaz. Klimadan çıkan havayı tavana ya da istenen bir başka yöne odaklayan bu aparatlar, klima çarpmasının teknik olarak önünü kesebilmeyi sağlıyor. Evlerden ofislere kadar pek çok yaşam alanında tercih edilebilecek bu aparatlar, klima çeşitlerine göre de geniş bir yelpazede seyrediyor. Mevcut klima tipine uygun bir aparat, hava yönlendirici alınarak ayrıcalıklı bir serinleme sağlanabilir. Basit bir kuruluma sahip olan ve klimanın hava akışını arzu edilen şekilde yönlendirebilen bu cihazlar, klimanın hemen önüne monte edilebiliyor ve rüzgâr yönünü değiştirebiliyor” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klima-carpmasi-nasil-onlenir-386378">Klima Çarpması Nasıl Önlenir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası ticaretteki gelişmeler, küresel ekonomik değişimler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ticaretteki-gelismeler-kuresel-ekonomik-degisimler-lojistik-sektorunu-nasil-etkiliyor-384817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 14:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünü]]></category>
		<category><![CDATA[ticaretteki]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lojistik sektörü, küresel ticaretin en önemli destekleyicilerinden biri olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ticaretteki-gelismeler-kuresel-ekonomik-degisimler-lojistik-sektorunu-nasil-etkiliyor-384817">Uluslararası ticaretteki gelişmeler, küresel ekonomik değişimler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Lojistik sektörü, küresel ticaretin en önemli destekleyicilerinden biri olarak görülüyor. Son yıllarda dünya ekonomisinde yaşanan değişimler ve uluslararası ticaretteki gelişmeler, lojistik sektörüne de yansıyor. Lojistik firmaları, tedarik zinciri yönetimindeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri takip ederek küresel ticaretin gelişimine katkı sağlıyor. Bu süreçte, lojistik sektöründeki lider firmaların fikirleri ve stratejileri, küresel ekonomiye yön veren önemli bir kaynak haline geliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Küresel ekonominin can damarı olan lojistik sektörü, dünya ticaretinin her geçen gün daha da büyümesinde önemli bir rol oynuyor. Lojistik firmaları, tedarik zinciri yönetimi, depolama, taşıma, gümrük işlemleri gibi pek çok alanda hizmet sunarak, küresel ticaretin gelişimine katkı sağlıyor. Son yıllarda yaşanan dünya ekonomisindeki değişimler ve uluslararası ticaretteki gelişmeler, lojistik sektörünü de etkiliyor. Lojistik firmaları, bu zorlu süreçte müşterilerine özel çözümler sunarak ve tedarik zincirlerini yöneterek küresel ticaretin can damarı haline geliyor. Aynı zamanda, sektör liderleri de tedarik zinciri yönetimi, teknolojik yenilikler ve dijital dönüşüm gibi konularda stratejilerini güncelleyerek, küresel ticaretin gelişimine yön veriyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin önde gelen lojistik şirketlerinden biri olan BATI Innovative Logistics Uluslararası Satış Direktörü Kaan Aydın, 2023 yılının ikinci çeyreğinde lojistik sektörünün mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi. Aydın, sektördeki güncel trendleri ve zorlukları ele alarak, gelecek dönemde beklenen gelişmeler hakkında önemli bilgiler paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaan Aydın, lojistik sektörünün son yıllarda hızla büyüdüğünü ve geliştiğini belirtiyor. Küreselleşme, e-ticaretin yükselişi ve tüketici beklentilerindeki değişimler gibi faktörler, lojistik sektörünün daha da önem kazanmasına neden oluyor. Aydın, bu büyüme trendinin 2023 yılının ikinci çeyreğinde de devam ettiğini vurguluyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aydın lojistik sektöründe ortaya çıkan bazı önemli trendleri ele alıyor. E-ticaretin hızla büyümesiyle birlikte, lojistik şirketlerin hızlı teslimat ve verimlilik konularına odaklandığını belirtiyor. Aydın, teknolojinin lojistik süreçlerindeki rolünün giderek arttığını ve yapay zekâ, otomasyon ve veri analitiği gibi alanlarda yapılan yeniliklerin sektöre büyük avantajlar sağladığını ifade ediyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Lojistik sektöründe yaşanan zorlukları da değerlendiren Aydın, artan rekabet, yüksek yakıt maliyetleri ve işgücü sorunlarının sektörün önündeki başlıca engeller olduğunu dile getiriyor. Aydın, bu zorluklarla başa çıkmak için şirketlerin inovasyona ve iş birliklerine önem vermesi gerektiğini belirtiyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Son olarak Aydın, lojistik sektörünün geleceği hakkında iyimser bir görüş dile getiriyor. E-ticaretin hızla büyümeye devam edeceğini ve bu durumun lojistik sektörünün daha da önemli hale gelmesini sağlayacağını ifade ediyor. Aydın, teknolojik gelişmelerin ve çevre dostu uygulamaların sektörün geleceğini şekillendireceğini ve şirketlerin bu alanlara yatırım yapması gerektiğini vurguluyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uluslararasi-ticaretteki-gelismeler-kuresel-ekonomik-degisimler-lojistik-sektorunu-nasil-etkiliyor-384817">Uluslararası ticaretteki gelişmeler, küresel ekonomik değişimler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıf karneye en doğru yaklaşım nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayif-karneye-en-dogru-yaklasim-nasil-olmali-384518</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 06:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[karneye]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384518</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okullarda bir eğitim öğretim döneminin daha sonuna yaklaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayif-karneye-en-dogru-yaklasim-nasil-olmali-384518">Zayıf karneye en doğru yaklaşım nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda bir eğitim öğretim döneminin daha sonuna yaklaşıldı. Milyonlarca öğrenci ve ailesi karne heyecanı yaşarken, kimi çocuklar anne-babasının karşısına ‘teşekkür’, ‘takdir’ ile çıkmanın haklı gururunu kimi çocuklar ise karnesindeki bir veya birkaç zayıfın üzüntüsünü ve tedirginliğini yaşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Uzman Psikolog Dilara Yamanlar Büyükkoç</strong> her iki durumda da ebeveynlere büyük görev düştüğünü belirterek “Bu süreçte çocukların psikolojisini sağlıklı yönetebilmek ve sonraki dönemler için sağlıklı şekilde motive edebilmek adına ebeveynlerin tutum ve tepkilerinde aşırıya kaçmamaları çok önemlidir” diyor. Peki zayıf ve başarılı karneye en doğru yaklaşım nasıl olmalı? Uzman Psikolog Dilara Yamanlar Büyükkoç ebeveynlere önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı iletişim kurun!</strong></p>
<p>Çocukla empati yapın ve sağlıklı iletişim kurun. İyisiyle, kötüsüyle bir yılın geride kaldığını, zorlandığı konular kadar keyif aldığı konuların da olduğunu hatırlatırken, öncelikle onun fikirlerini dinleyin. ‘Bu karne senin hayat başarını değil, bu yılı nasıl tamamladığını gösteriyor’ şeklinde yaklaşımda bulunun.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Genelleme yapmayın!</strong></p>
<p>Çocuğun başarısızlığını genele yaymayın, sadece konu özelinde yaklaşın. Örneğin; çocuğunuz matematik dersinden zayıf not aldıysa matematiğe karşı yetersiz olduğuna inanırsa, çaba göstermekten vazgeçer. Oysa ona ‘Bu sene matematik dersin zayıf gelmiş olabilir ama bu senin matematikte hiçbir zaman iyi olmayacağın anlamına gelmez, eksiklerini tamamladığın taktirde gelecek sene daha iyi olacaksın’ şeklinde yaklaşmanız onu motive edecektir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yapıcı davranın!</strong></p>
<p>Düşük gelen notlarını beraber değerlendirin ancak bu esnada küçük düşürücü, incitici, alay edici bir yaklaşımdan kesinlikle kaçının! Zorlandığı konuları tespit ederken sevgiyle ve şefkatle, motive edici bir üslupla yaklaşın. ‘Sence nerelerde zorlandın, seneye böyle olmaması için bunu nasıl geliştirebilirsin? Biz ebeveynlerin olarak sana nasıl destek olabiliriz?” şeklindeki tutum hem yapıcı hem de çocuk için farkındalık kazandıran bir yaklaşım olacaktır.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kendinizi de sorgulayın!</strong></p>
<p>Karnedeki zayıf notların nedenlerini sadece çocuğa bağlamak doğru değil. Zira zayıf notların altında birçok etken yatabiliyor. Anne baba olarak yıl boyunca çocuğa nasıl yaklaştığınızdan taşınma, boşanma, aile içinde huzursuzluk ya da kardeş doğumuna dek bir çok faktör doğrudan karne notuna yansıyabileceğinden kendinizi de sorgulamaktan ve bunlardan dersler çıkarmaktan kaçınmayın. </p>
<p> </p>
<p><strong>Geliştirebileceği yönlerini gösterin, çabasını takdir edin! </strong></p>
<p>Odaklandığında ve çabaladığında aslında bir çok şeyi yapabildiğini çocuklara hissettirmek ve önceden çaba gösterip başardığı birkaç örneği hatırlatmak çok önemli. Uzman Psikolog Dilara Yamanlar Büyükkoç “Bu sayede çocuğun kendisini yetersiz hissetme ihtimalini hafifletebilir, onu motive edebilirsiniz. Çabaladıkça çabasını takdir etmek yine pozitif pekiştireç olacak ve bu çabalama davranışının artmasını sağlayacaktır. Örneğin; ‘Bu sene şu dersler için çabaladığını ve o dersin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu görüyorum, çabaladığında tüm dersler için bu yükselişin olacağına benim inancım tam&#8217; şeklindeki yaklaşım ona güçlü yönlerini hatırlatacak ve diğerlerini de geliştirmek için ilham olacaktır” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gelecek sene temiz bir sayfa için motive edin! </strong></p>
<p>Her tecrübenin geliştirici bir yanı olduğunu vurgularken, bu karne döneminden neleri tecrübe ettiğini sorun, verdiği cevaplar ve çıkarttığı dersler için takdir edin, birlikte yeni eğitim yılı için hedefler koyun. Çocuğa önümüzdeki eğitim yılının yepyeni bir yıl olduğunu hatırlatarak temiz bir sayfa açtığını hissettirmek ve edindiği tecrübelerle daha güçlü olduğunu hatırlatmak yeni dönem için daha güvenli ve emin adımlarla ilerlemesini destekleyecektir.   </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Başarısını manevi bir hediyeyle kutlayın!</strong></p>
<p>Başarılı bir karnedeyse ödülün abartılmaması, özellikle yüksek maddi değerli hediyelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Dilara Yamanlar Büyükkoç şöyle konuşuyor: “Çocuğu öncelikle gönülden tebrik edin, başarısını kesinlikle görmezden gelmeyin. Başarıya nasıl ulaştığının tekrar üstünden geçerek, bu başarının ona nasıl hissettirdiği üzerine konuşun. Bu adımlar duygusal anlamda başarıyı içselleştirmesini ve başarısının devamlılığını sağlayacaktır. Başarısını birlikte bir etkinlikle kutlamak, o günün başrol oyuncusu olarak hissettirmek, manevi anlamda onu en çok besleyen, en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Abartılı ve pahalı hediyelerden kaçının zira böyle bir yaklaşım bir süre sonra sadece hediye için çalışan, hediye alınmazsa tepkisel olarak çalışmayan çocuklar görmemize neden olabiliyor. ‘Çok akıllı’, ‘çok zeki’ gibi tanımlamalar ise çalışmadan da başarabileceği düşüncesine yol açarak başarı ivmesini düşürebildiğinden bu tür tanımlamalardan kaçının.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayif-karneye-en-dogru-yaklasim-nasil-olmali-384518">Zayıf karneye en doğru yaklaşım nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amazon Web Services (AWS), eğitim kurumlarının desteğe ihtiyacı olan öğrencileri yapay zeka ve makine öğrenimi kullanarak nasıl belirlediklerini paylaşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amazon-web-services-aws-egitim-kurumlarinin-destege-ihtiyaci-olan-ogrencileri-yapay-zeka-ve-makine-ogrenimi-kullanarak-nasil-belirlediklerini-paylasiyor-384172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 11:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aws]]></category>
		<category><![CDATA[belirlediklerini]]></category>
		<category><![CDATA[desteğe]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanarak]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlarının]]></category>
		<category><![CDATA[makine]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenimi]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[services]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amazon Web Services (AWS) Yapay zeka ve makine öğrenimi, zorluk çeken öğrencileri belirleyebilir, erken müdahale edilmesini sağlayabilir ve kişiye özel öğrenme yolları oluşturabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amazon-web-services-aws-egitim-kurumlarinin-destege-ihtiyaci-olan-ogrencileri-yapay-zeka-ve-makine-ogrenimi-kullanarak-nasil-belirlediklerini-paylasiyor-384172">Amazon Web Services (AWS), eğitim kurumlarının desteğe ihtiyacı olan öğrencileri yapay zeka ve makine öğrenimi kullanarak nasıl belirlediklerini paylaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yapay zeka ve makine öğrenimi, zorluk çeken öğrencileri belirleyebilir, erken müdahale edilmesini sağlayabilir ve kişiye özel öğrenme yolları oluşturabilir. </strong></em></p>
<p>Yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML), öğrencilerin en iyi nasıl öğrendiklerine dair içgörüler sağlayarak eğitim alanında dönüşüm yaratıyor. Kişilerin öğrenme sürecinin izlenebilmesini, akıllı ders sistemlerinin (ITS) öğrenci davranışına uyum sağlamasına olanak tanıyan öğrenci modellerinin geliştirilmesini ve öğrenciler hakkında anlamlı içgörüler edinmek için sürekli değerlendirme yoluyla veri toplanabilmesini sağlıyor. Yapay zeka destekli değerlendirme araçlarından eğitimcilerin kişiselleştirilmiş eğitim deneyimleri oluşturmalarına olanak tanıyan öğrenme yönetim sistemlerine (LMS) kadar geniş bir yelpazede, yapay zeka, eğitim kurumlarının her öğrencinin başarılı olabilmesini sağlamak için öğrenme materyallerinin kişilerin öğrenme stiline veya seviyesine göre uyarlanmasına olanak tanıyor. </p>
<p>AWS Türkiye Ülke Müdürü Burak Aydın’a göre en önemlisi, yapay zeka ve makine öğrenimindeki ilerlemeler, bir dersten kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu veya okulu bırakacağını ya da ekstra desteğe ihtiyaç duyduğunu gösteren davranışsal ipuçları sergileyen öğrencileri belirleyebilen ve böylece duruma erken müdahale edilmesine olanak tanıyan yeni araçların geliştirilmesini sağlıyor. Eğitim kurumları geleneksel olarak, en fazla risk altında olan öğrencileri belirlemek için akademik performans, devamlılık ve davranışla ilgili mevcut sorunlara işaret eden geçmiş performans uyarı sistemlerini kullanıyor. Bu geleneksel yaklaşımın başlıca kısıtlamaları ise öğrencilerin bilgilerini geliştirebilecekleri alanların eksik belirlenmesi, değişen öğrenme stillerine uyum sağlamayan statik bir eğitim yaklaşımı olması ve müdahalelerin genellikle öğrencinin eğitimi üzerinde anlamlı bir etki yaratamayacak kadar çok geç gerçekleşmesidir. </p>
<p><strong>Bulut, öğrenciler için sorunsuz bir deneyim sağlıyor ve yeteneklerini ortaya çıkarıyor</strong></p>
<p>İhtiyacı olan öğrencilere daha erken müdahale edilebilmesini sağlamak için yapay zeka ve makine öğreniminde öncülük eden birçok eğitim teknolojisi bulunuyor. BAE merkezli <strong>Alef Education&#8217;ın</strong> akıllı öğrenme platformu, uyarlanabilir tanı testleri ve tahmine dayalı bir model içeren hibrit bir değerlendirme ve müdahale mekanizması kullanıyor. Platform, tanılama sorularının zorluk seviyesini gerçek zamanlı olarak ayarlayarak öğrencilerin sınıf seviyeleri ve uzmanlık alanlarına dair bilgilerini ortaya çıkarıyor. Alef Education, platformu AWS Educate, CloudFront ve RedShift gibi bulut tabanlı teknolojilerle sorunsuz bir şekilde entegre ederek geniş veri kümelerini işliyor, böylece her öğrencinin yetenekleri hakkında ayrıntılı öngörüler sağlıyor. </p>
<p>Alef Platformu, öğrencilerin soruların zorluğunu derecelendirmelerine olanak tanıyan, madde tepki kuramına (IRT) dayalı bir kullanıcı geri bildirim mekanizması kullanıyor. Bu geri bildirim, okuma veya problem çözme ile ilgili temel sorunların belirlenmesine yardımcı oluyor. Alef Education&#8217;ın yapay zeka destekli tahmin modeli, kullanıcı aktivitesi, tamamlanan kurslar ve geri bildirimler dahil olmak üzere günlük 50 milyondan fazla veri noktası toplayarak eğitimcilerin zorluk çeken öğrencileri belirlemelerini ve duruma proaktif olarak zamanında müdahale edebilmelerini sağlıyor. </p>
<p><strong>Bulut, kişiye özel içerikleri anında sunuyor </strong></p>
<p>Yapay zeka ve makine öğrenimi, öğrencilerin eğitim yolculuklarında doğru zamanda doğru kaynaklara erişmesini sağlayarak son derece kişiselleştirilmiş bir eğitim almalarına olanak tanıyor. İspanyol dijital eğitim kuruluşu <strong>ODILO</strong>, okullar, üniversiteler, hükümetler ve işletmeler gibi kuruluşları içeren kullanıcılarını zorlayan ve memnun eden özel öğrenme deneyimleri sağlamak için yapay zekadan yararlanıyor. ODILO’nun geniş e-öğrenme Ekosistemleri, dünyanın dört bir yanındaki kullanıcıların, 43 dilde e-kitaplar, sesli kitaplar, kurslar, dergiler, videolar, eğitim uygulamaları ve filmler dahil olmak üzere çeşitli formatlarda dört milyondan fazla eğitim kaynağına erişmesini sağlıyor. Şirketin Sınırsız Öğrenme Ekosistemleri olan akıllı içerik platformları, gerçek zamanlı olarak uyarlanan öneriler ve öğrenme planları sağlamak için her kullanıcıyla ilgili verileri analiz ediyor. ODILO Stratejik Ortaklık Direktörü Fátima Bigeriego, “Öğrenme deneyimini son derece kişiye özel bir hale getirerek alışmış olduğumuz öğrenme yöntemlerinde bir devrim yaratıyoruz. Akıllı profil oluşturmadan kişiselleştirilmiş öğrenme yollarına kadar geniş bir yelpazede kullanıcılara yapay zeka destekli içerik seçimi sunuyor, formatı, süreyi, temayı, seviyeyi ve dili kişiselleştiriyoruz. ODILO geleneksel standartlaştırılmış öğrenmeyi geride bırakarak her kullanıcının bireyselliğine ve kendine özgü öğrenme yöntemine odaklanıyor” şeklinde konuştu.   </p>
<p>170 milyondan fazla kullanıcı için sorunsuz bir kullanıcı deneyimi oluşturmak üzere verileri analiz etmek kolay bir iş değil, bu nedenle ODILO, her kullanıcı grubunun ve bireyin ihtiyaçlarına gerçek zamanlı olarak uyum sağlayan son derece kişiselleştirilmiş bir öğrenme deneyimi oluşturmak için akıllı kullanıcı segmentasyonu gerçekleştiren bir yapay zeka hizmeti olan AWS Personalize dahil olmak üzere 40&#8217;tan fazla bulut hizmetinden yararlanıyor. Bigeriego, &#8220;Eğitimin, dayatmanın ve düzenlemelerin ötesine geçen ve kullanıcıların öğrenmeyi bilme, isteme ve seçme yetkisine sahip oldukları çünkü tüm ekosistemin onlara uyum sağladığı bir hale geleceğini öngörüyoruz. Bu yolculukta bulut olmazsa olmaz çünkü bunu gerçeğe dönüştürmek için gereken devasa veri kümelerinin depolama ve diğer hizmetlere ihtiyacı var. Bu bağlamda AWS en başından beri çözüm ortağımız oldu ve sosyo-ekonomik geçmişine bakılmaksızın her bireye uyum sağlayarak, herhangi bir sürtüşme olmadan en yüksek kalitede eğitimi erişilebilir hale getirme hedefimizi güçlendirmede bizi her gün destekledi. Her öğrenci için tamamen kişiselleştirilmiş bir öğrenme deneyimi sunarak tüm potansiyellerini ortaya çıkarmalarını ve olabileceklerinin en iyisi olmalarını sağlıyoruz” dedi.  </p>
<p><strong>Öğrencilerin stresi azaltmaları, odaklanmaları ve ruh hallerini iyileştirmeleri için araçlar</strong></p>
<p>Bazı eğitim teknolojileri, öğrencilerin eğitim yolculukları sırasında kendilerine daha iyi bakmalarını sağlamak için yapay zeka ve makine öğrenimini kullanıyor. <strong>UniWellbeing</strong>,<strong> </strong>öğrencilerin stresi azaltan, odaklanmayı geliştiren ve ruh hallerini iyileştiren etkileşimli araçlarla doğrudan akıllı telefonlarından kullanabilecekleri dijital bir platform oluşturdu. Araştırmalar, üniversite öğrencilerinin ortalama bir insandan önemli ölçüde daha fazla psikolojik sıkıntı yaşadıklarını, ancak zorluk çekseler de üniversitelerin sunduğu zihinsel ve duygusal sağlık hizmetlerini kullanmakta tereddüt ettiklerini gösteriyor. Sağlıklı yaşam programları, öğrenci yolculuğu göz önünde bulundurularak tasarlanıyor. Platform, öğrenciler için zor geçiş dönemlerini belirlemek ve sakinleştirici nefes egzersizleri ya da daha iyi alışkanlıklar oluşturan kaygıyı azaltan etkileşimler gibi içerikleri ve araçları ihtiyaç duydukları anda sunmak için verilerden yararlanıyor. </p>
<p>Zihinsel ve duygusal refah inanılmaz derecede hassas bir konu, bu nedenle üniversitelerin ve öğrencilerin güvenini kazanmak en önemli öncelik. Davranış bilimi ve ruh sağlığı alanında kanıtlanmış yöntemler kullanılarak oluşturulan platform UniWellbeing, hassas öğrenci sağlığı verilerini korumak, gizlilik düzenlemeleriyle uyumlu kalmak ve verilerin tamamen gizli ve güvenli kalmasını sağlamak için AWS bulut çözümlerini kullanıyor. UniWellBeing CEO&#8217;su Hugh Griffiths, &#8220;ISO 27001&#8217;yi gerçekleştirmenin en basit ve en hızlı yolu olmasının yanı sıra müşterilerimizi küresel olarak desteklediği ve yeni bölgelere girmek için engelleri kaldırdığı için AWS’e geçiş yaptık” şeklinde konuştu. </p>
<p>Öğrenciler günlük ruh hallerini, üretkenliklerini ve erteleme ve kaygı ile mücadelelerini gizli bir biçimde rapor edebiliyorlar. Platformun güçlü analiz araçları, öğrencilerin ihtiyaç duydukları içeriği ve desteği hemen almalarını sağlıyor ve üniversite yöneticilerine sağlıklı yaşam davranışları ve bunların sonuçları hakkında değerli bilgiler veriyor. </p>
<p>Yapay zeka ve makine öğrenimi kullanan eğitim çözümleri, verileri işlemek ve yorumlamak için sürekli gelişen özellikleri sayesinde hangi uygulamaların veya süreçlerin işe yaramadığını ve hangilerinin öğrencileri başarıya yönlendirdiğini belirleyerek öğrenciler hakkında daha derin içgörüler sunuyor. Bu teknolojiler, ihtiyacı olan öğrencilere yardım eli uzatarak kimsenin gözden kaçmadığından emin olunmasını sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amazon-web-services-aws-egitim-kurumlarinin-destege-ihtiyaci-olan-ogrencileri-yapay-zeka-ve-makine-ogrenimi-kullanarak-nasil-belirlediklerini-paylasiyor-384172">Amazon Web Services (AWS), eğitim kurumlarının desteğe ihtiyacı olan öğrencileri yapay zeka ve makine öğrenimi kullanarak nasıl belirlediklerini paylaşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky: Kadınların teknolojide algıları nasıl değişti ve teknolojiye nasıl öncülük ediyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-kadinlarin-teknolojide-algilari-nasil-degisti-ve-teknolojiye-nasil-onculuk-ediyor-381863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 10:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değişti]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[öncülük]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojide]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky'nin Webby ödüllü podcast'inin yeni sezonu, dijital teknolojilerin geçmişine, geleceğine ve BT alanına öncülük eden kadınlara odaklanıyor:</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-kadinlarin-teknolojide-algilari-nasil-degisti-ve-teknolojiye-nasil-onculuk-ediyor-381863">Kaspersky: Kadınların teknolojide algıları nasıl değişti ve teknolojiye nasıl öncülük ediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky&#8217;nin Webby ödüllü podcast&#8217;inin yeni sezonu, dijital teknolojilerin geçmişine, geleceğine ve BT alanına öncülük eden kadınlara odaklanıyor:</strong></p>
<p><strong>Teknolojinin öncülük ettiği ilerleme, en son yenilikleri duraksamadan takip etmeyi gerektiriyor Ancak bu çılgın tempo teknolojinin geçmişinden bir şeyler öğrenmeyi de zorlaştırabiliyor. Kaspersky&#8217;nin Fast Forward podcast serisi, teknolojiyi şekillendiren trendleri yakın geçmişin perspektifinden inceliyor ve kadınların BT alanındaki liderliğine odaklanıyor. Programda ayrıca dünyanın dört bir yanından en yeni teknolojilerin ön saflarında çalışan konuklara yer veriliyor.</strong></p>
<p>Kaspersky’nin geleceğin süpermarketlerini ve yeni uzay yarışını inceleyen bölümler içeren Fast Forward 1. Sezon, 2022&#8217;de En İyi Markalı Podcast dalında prestijli Webby Honoree ve Content Marketing Association tarafından Markalı Podcast dalında gümüş ödüle layık görüldü. 2. Sezon, dijital kimlik, sanal varlık ve sürükleyici deneyimler konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan sanatçı ve yönetmen Ghislaine Boddington tarafından sunuluyor. Boddington  düzenli olarak BBC Dünya Servisi için içerik üretiyor ve yardımcı sunuculuk yapıyor.</p>
<p>Ghislaine, 20 dakikalık her bir bölümde hayatımızı etkileyen teknolojilere dair bakış açısını ortaya koyuyor ve küresel endüstri uzmanları ve akademisyenlerle röportajlar yapıyor. Podcastın özgün müzik ve &#8216;binaural&#8217; ses tasarımı hiper-gerçekçi, sürükleyici bir dinleme deneyimi yaratıyor. Programda ayrıca, Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Baş Güvenlik Araştırmacısı David Emm ile dinleyicilere kendilerini ve ailelerini çevrimiçi ortamda nasıl güvende tutabilecekleri konusunda tavsiyelerde bulunan &#8216;Güvenlik Alanı&#8217; bölümü de yer alıyor.</p>
<p>İkinci sezonda bahsedilen teknolojiler arasında metaverse, sanal moda, aile yaşamında teknoloji, dijital sağlık ve artırılmış insanlar yer alıyor.</p>
<p><strong>Kaspersky, kadınlara BT alanında kariyer yapmaları için </strong><strong>ilham veriyor</strong></p>
<p>Bu sezon özellikle kadınların teknolojide algıları nasıl değiştirdiğine ve teknolojiye nasıl öncülük ettiğine odaklanıyor. İki bölüm, oyun dünyasındaki kadınları, kız çocuklarını ve STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) alanında kadınların kariyer yollarını inceliyor. Bu odak noktası, Kaspersky&#8217;nin Mart ayında yayınlanan ilk sürdürülebilirlik raporunda vurgulandığı üzere, kadınlara BT alanında kariyer yapmaları için ilham vermeye devam etme kararlılığının altını çiziyor.</p>
<p>Podcast serisinin sunucusu <strong>Ghislaine Boddington</strong>, şunları söylüyor: <em>&#8220;Fast Forward&#8217;ı sunmaktan ve dinleyicilerimizi bir an durup çevremizdeki teknolojilerin geçmişini ve gelecekteki olasılıklarını düşünmeye davet etmekten mutluluk duyuyorum. Bu dizi için evlerimizi, yaşamlarımızı ve işimizi iyileştiren öncü teknolojilerin ön saflarında çalışan dünyanın dört bir yanındaki en sevdiğim insanlardan bir kısmıyla röportaj yapmak büyüleyici bir deneyimdi. Bir eşitlik savunucusu olarak, teknoloji sektöründe çalışan kadınlar hakkında tartışmayı teşvik etmemizin ve her gün kullandığımız teknolojide kadınların ve kız çocuklarının olumlu temsilini desteklememizin hayati önem taşıdığına inanıyorum.&#8221;</em></p>
<p>Fast Forward 2. sezon 1 Haziran&#8217;dan başlayarak Ağustos&#8217;a kadar Spotify, Google ve Apple dahil olmak üzere tüm ses ve podcast kanallarında yayınlanacak.</p>
<p> Sezon2 Bölümleri:</p>
<p><strong>Bölüm 1 &#8211; Metaverse Karışımı</strong></p>
<p><em>Konular: Metaverse, çevrimiçi oyun, sanal dünyalar, sanal moda</em></p>
<p>Konuklar:<br /> Digital Fashion House’tan Michaela Larosse, The Fabricant </p>
<p>Profesör Andy Miah, Birleşik Krallık Salford Üniversitesi Bilim İletişimi ve Geleceğin Medyası Başkanı, </p>
<p><strong>Bölüm 2 &#8211; Oyun ve Kadınlar</strong></p>
<p><em>Konular: Bilgisayar oyunları, teknolojide kadınlar, genç kadınları yüreklendirmek</em></p>
<p>Konuklar:<br /><strong> </strong>Ghada Almoqbel, CEO, GCON (Girls&#8217; Convention for Game Developers and Women in Gaming in Saudi Arabia)</p>
<p>Jennifer Donahue, Kaliforniya, ABD&#8217;de HiDef&#8217;te Yayıncılık ve Pazarlama Müdürü</p>
<p><strong>Bölüm 3 &#8211; Telegramdan televarlığa</strong></p>
<p><em>Konular: Bağlı ev teknolojileri, aile hayatında dijital yaşam</em></p>
<p>Konuklar:<br /> Sonia Livingstone, Sosyal Psikoloji Profesörü, London School of Economics, Birleşik Krallık</p>
<p>Sly Spencer Lee, Emerge Kurucu Ortağı ve Eş CEO&#8217;su</p>
<p><strong>Bölüm 4 &#8211; Genişletilmiş benlik</strong></p>
<p><em>Konular: Dijital sağlık, telesağlık, kadın sağlığı</em></p>
<p>Konuklar:<br /> Michael Geer, günlük hareket, beslenme, zihin ve iyileşme verilerimizi bir araya getiren bir mobil uygulama olan Humanity.Health&#8217;in Kurucu Ortağı.</p>
<p>Marijke Butkovic, kadın sağlığı inovasyonunda dünya çapında bir uzman ve küresel Women in Wearables ağının kurucusu.</p>
<p><strong>Bölüm 5 &#8211; Cyborg Dönüşümü</strong></p>
<p><em>Konular: Artırılmış bedenler, bedensel engeller, &#8216;süper insan&#8217; teknolojisi</em></p>
<p>Konuklar:<br /> Dani Clode, Birleşik Krallık&#8217;taki Cambridge Üniversitesi Alternatif Uzuv Projesi&#8217;nde çalışan bir üst uzuv protezi, büyütme ve ürün tasarımcısı.</p>
<p>Neil Harbisson kendisini &#8216;Trans Tür&#8217; olarak sınıflandırıyor.</p>
<p><strong>Bölüm 6 &#8211; Kadınlar ve STEM</strong></p>
<p><em>Konular: Teknolojide kadınlar, STEM kariyerleri, genç kadınların güçlendirilmesi</em></p>
<p>Konuklar:<br /> Patricia Peck, Peck Advogados CEO&#8217;su ve Kurucu Ortağı, Dijital Hukuk Profesörü ve Brezilya Veri Koruma Kurumu Konsey Üyesi.</p>
<p>Dr. Anne-Marie Imafidon MBE, Stemettes CEO&#8217;su ve eşitlik ve kapsayıcılık konusunda saygın bir uzman. Ayrıca Stemettes programlarından katılımcılar da yer alacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-kadinlarin-teknolojide-algilari-nasil-degisti-ve-teknolojiye-nasil-onculuk-ediyor-381863">Kaspersky: Kadınların teknolojide algıları nasıl değişti ve teknolojiye nasıl öncülük ediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nükleer Enerji Santralleri, Siber Tehditlerden Nasıl Korunur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nukleer-enerji-santralleri-siber-tehditlerden-nasil-korunur-374457</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 09:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[korunur]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[santralleri]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tehditlerden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374457</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, nükleer enerji santrallerini korumak için tasarımdan itibaren güvenli bir yaklaşım geliştirdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nukleer-enerji-santralleri-siber-tehditlerden-nasil-korunur-374457">Nükleer Enerji Santralleri, Siber Tehditlerden Nasıl Korunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Kaspersky, nükleer enerji santrallerini korumak için tasarımdan itibaren güvenli bir yaklaşım geliştirdi</u></strong></p>
<p><strong>Endüstriyel kontrol sistemleri (ICS), enerji istasyonları ve nükleer santraller de dahil olmak üzere modern kritik altyapıları çalıştırmak için kullanılıyor. Bu nesneler sürekli siber saldırı riski altında çalışıyor. Kaspersky ICS CERT&#8217;in Cyber Security Weekend &#8211; META 2023&#8217;te açıkladığı istatistiklere göre, 2023&#8217;ün ilk çeyreğinde Türkiye&#8217;de ICS bilgisayarlarının %35,7&#8217;sinde saldırı tespit edildi ki bu, 2022&#8217;nin ilk çeyreğine göre %7,6 daha fazla. Nükleer enerji santrallerini siber tehditlerden korumak için Kaspersky, altyapıyı etkileyen siber saldırıların olasılığını ortadan kaldıran benzersiz bir güvenli tasarım yaklaşımı geliştirdi.</strong></p>
<p>Kaspersky&#8217;nin güvenli tasarım yaklaşımı, nükleer enerji santrallerinde ağ güvenlik duvarları, veri diyotları, izleme çözümleri, saldırı tespit sistemleri, uç nokta koruması, operasyonel teknoloji ve IoT siber güvenliği, ağlar ve düğümler için siber güvenlik dahil olmak üzere farklı türde siber güvenlik çözümlerinin kullanılmasını gerektiriyor.</p>
<p>Güvenli tasarım yaklaşımı, BT destekli bir sistemin (veya tesisin) kötü niyetli siber saldırganların cihazlara, verilere ve bağlı altyapıya erişimine karşı koruma sağlayacak şekilde sıfırdan inşa edilmesi anlamına geliyor. Bu yaklaşım sistemin içsel güvenliğine dayanıyor. Zira sistem kullanım ömrü boyunca güvenli ve emniyetli bir durumda kalmak ve yüksek kaliteli koruma maliyetini azaltmak zorunda.</p>
<p>Kaspersky, nükleer enerji santrallerinde tasarımdan itibaren güvenli BT altyapısının uygulanması için eksiksiz bir dokümantasyon seti geliştirdi. Kaspersky&#8217;nin risk yönetimi yaklaşımı, yüklenici, ekipman, donanım ve yazılım seçimini kapsıyor ve yeni bilgisayar tehditlerinin yanı sıra mevcut saldırı taktik ve tekniklerini de dikkate alıyor. Dokümantasyon, bir nükleer enerji santrali BT mimarisinin tanımını, ilgili önerileri ve nükleer enerji santrallerinin uzun yaşam döngüleri boyunca siber güvenlik ve bilgi güvenliğini sağlamayı içeriyor.</p>
<p><strong>Nükleer Enerji Santrallerinin Korunmasına Yönelik Yaklaşım </strong></p>
<p>Kaspersky ICS CERT Güvenlik Analizi Grup Lideri <strong>Ekaterina Rudina</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Evdeki ya da ofisteki bilgisayarımızda geleneksel olarak ‘üstte’ ya da &#8216;eklenti&#8217; olarak yer alan koruma çözümlerini kullanıyoruz. Bunlar bizi bu düzeydeki saldırılardan korumak adına iyi iş çıkarıyor. Ancak nükleer enerji santralleri söz konusu olduğunda, bunların korunmasına yönelik yaklaşım farklı olmalıdır. Nükleer ve radyolojik güvenlik, tesisin kullanılabilirliği, güvenilir elektrik tedariği, diğer faktörlerin yanı sıra siber güvenlik tarafından belirlenir. Nükleer enerji santralinin korunması, tesis tasarımının ilk aşamalarında kapsamlı bir şekilde planlanmalıdır. Kaspersky&#8217;nin nükleer enerji santrali siber güvenliğine yaklaşımı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) dahil olmak üzere uluslararası kuruluşların tüm standartları ve önerileriyle uyumludur.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky uzmanları, enerji santrallerini ve diğer kritik altyapıları çeşitli tehditlere karşı korumak için (güvenliği düşünülerek tasarlanmamış olsalar bile) şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>Olası siber güvenlik sorunlarını belirlemek ve ortadan kaldırmak için operasyonel teknoloji sistemlerinin düzenli güvenlik değerlendirmelerini gerçekleştirin.</li>
<li>OT ağının temel bileşenleri için güncellemeleri zamanında yapın. Güvenlik güncellemelerini ve yamalarını uygulamak veya telafi edici önlemleri teknik olarak mümkün olan en kısa sürede hayata geçirmek, üretim sürecinin kesintiye uğraması nedeniyle milyonlara mal olabilecek büyük olayları önlemek adına çok önemlidir </li>
<li>Etkili güvenlik açığı yönetimi süreci için bir temel oluşturması için sürekli güvenlik açığı değerlendirmesi ve triyaj oluşturun. Kaspersky ICS CERT&#8217;in kapsamlı ve zamanında bilgi içeren benzersiz ICS Güvenlik Açığı Veri Akışları ile bu konuda güncel kalabilirsiniz.</li>
<li>Endüstriyel Otomasyon ve Kontrol Sistemlerini özel, sertifikalı ve yerel olarak entegre edilmiş ürünler ve kapsamlı hizmetlerden oluşan bir ekosistem eşliğinde koruyun. Kaspersky Industrial CyberSecurity gibi özelleşmiş çözümler, endüstriyel ortamlara yönelik siber saldırıları olgun bir şekilde tespit etmek ve bunlara yanıt vermek için etkili bir araç haline gelebilir. </li>
<li>Güvenlik operasyon merkeziniz için ek bilgi almak üzere Kaspersky Threat Intelligence Portal&#8217;da yer alan ICS tehditleri ve tehdit beslemeleri hakkındaki Analitik Raporları göz önünde bulundurun </li>
<li>Ekiplerinizin olay önleme, tespit ve müdahale becerilerini geliştirip güçlendirerek yeni ve gelişmiş kötü amaçlı tehditlere karşı müdahaleyi iyileştirin. BT güvenlik ekipleri ve OT personeli için özel OT güvenlik eğitimleri, bunu başarmaya yardımcı olan temel önlemlerden biridir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nukleer-enerji-santralleri-siber-tehditlerden-nasil-korunur-374457">Nükleer Enerji Santralleri, Siber Tehditlerden Nasıl Korunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Work Trend Index 2023: Yapay zeka çalışma hayatını nasıl değiştirecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/work-trend-index-2023-yapay-zeka-calisma-hayatini-nasil-degistirecek-374358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 08:14:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirecek]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[index]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[work]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Microsoft 365 Copilot Erken Erişim Programı ile birlikte Work Trend Index 2023 Raporu’nun sonuçlarını da duyuran Microsoft, iş liderlerinin ve çalışanların yeni nesil yapay zeka teknolojilerine yaklaşımlarına ışık tutuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/work-trend-index-2023-yapay-zeka-calisma-hayatini-nasil-degistirecek-374358">Work Trend Index 2023: Yapay zeka çalışma hayatını nasıl değiştirecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Microsoft 365 Copilot Erken Erişim Programı ile birlikte Work Trend Index 2023 Raporu’nun sonuçlarını da duyuran Microsoft, iş liderlerinin ve çalışanların yeni nesil yapay zeka teknolojilerine yaklaşımlarına ışık tutuyor. 31 ülkeden iş dünyasının 31 bin paydaşıyla görüşülerek yürütülen araştırmanın sonuçları, yapay zekanın dijital iş yükünü hafiflettiğini ve çalışanlara katma değeri yüksek işlere odaklanabilmeleri için daha fazla zaman yarattığını ortaya koyuyor.   </strong></p>
<p><strong>Microsoft</strong>, her gün milyonlarca insanın kullandığı Microsoft Word, Excel, PowerPoint, Outlook ve Microsoft Teams gibi programlara yaratıcı yapay zeka özellikleri ekleyen <strong>Microsoft 365 Copilot</strong>’u geçtiğimiz aylarda tanıtmıştı. Bugün ise Microsoft 365 Copilot’a daha kapsamlı erişim imkanlarına ve uygulamanın yeni özelliklerine ilişkin bilgiler açıklandı. Aynı zamanda yapay zekanın çalışma hayatı üzerindeki etkilerine odaklanan <strong>Work Trend Index 2023 Raporu</strong>’nun sonuçları da kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p>Work Trend Index 2023, çalışma hayatının “insanların yetişebileceğinin ötesinde” bir hızla aktığına ve bunun da inovasyonu etkilediğine dikkat çekiyor.  Raporda, yeni nesil yapay zeka çözümlerinin iş yükünü azaltacağına; yapay zekayı herkesten önce benimseyen organizasyonların, yaratıcılığın ve üretkenliğin yükselişe geçeceği bir geleceğin temellerini atacağına vurgu yapılıyor. Yeni nesil yapay zeka ile angarya olarak nitelendirilen işlerin ortadan kalkacağını ve yaratıcılığa alan açılacağını ifade eden <strong>Microsoft CEO’su Satya Nadella</strong>, “<em>Yapay zeka tabanlı araçlar dijital iş yükünün azaltılması, yapay zeka yeteneklerinin artırılması ve ekiplerin daha verimli çalışması noktasında büyük bir fırsat sunuyor</em>” diyor.</p>
<p>Work Trend Index 2023 Raporu, organizasyonlarında yapay zeka tabanlı teknolojilerin anlaşılmasını ve bilinçli bir şekilde hayata geçirilmesini hedefleyen iş liderleri için üç başlığı ön plana çıkarıyor: </p>
<ol>
<li><strong>Dijital iş yükü, inovasyonun önünü kesiyor: </strong>Herkesin “dijital angarya” olarak nitelediği birçok işle uğraşmak zorunda olduğu günümüzde verinin, emaillerin ve yazışmaların boyutu işlenemeyecek büyüklüğe ulaşmış durumda. Söz konusu dijital iş yükünün altından kalkmaya çalışırken harcadığımız her dakika, yaratıcı işlere harcayabileceğimiz zamandan çalıyor. Çalışanların %64’ü, işlerini tamamlayacak zamana ve enerjiye sahip olmadıklarını; aynı zamanda inovatif olma ve stratejik düşünme anlamında da zorlandıklarını belirtiyorlar. Microsoft 365 üzerinde çalışanlar vakitlerinin %57’sini iletişim kurmak için kullandıklarını; bunun yanında vakitlerinin sadece %43’ünü yaratıcı işler için kullandıklarını söylüyor.</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2. Çalışan &#038; yapay zeka iş birliği:</strong> Çalışanlar için, iş yükünün azalmasının getirdiği rahatlık, işi kaybetme korkusunun önüne geçiyor. Yöneticiler, yapay zekayı çalışanların yerine koymak için değil, çalışanları güçlendirmek için kullanıyor. Çalışanların %49’u yapay zekanın işini elinden alabileceğinden endişe ettiğini belirtirken; %70’lik bir kesim ise yapay zekaya mümkün olduğu kadar fazla iş yaptırarak kendi iş yükünü hafiflettiğini belirtiyor. Yöneticiler, yapay zekanın çalışan sayısının azaltılmasına değil, iş yerinde üretkenliğin artmasına katkı sağlayan değerli bir araç olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3. Her çalışanın yapay zeka yeteneğine ihtiyacı var:</strong> Yakın gelecekte sadece yapay zeka uzmanları için değil, her çalışan için yapay zeka mühendislerinin sahip olduğuna benzer yeni yetkinlikler edinme ihtiyacı oluşacak. Rapora göre iş liderlerinin %82’si, yapay zeka çağında çalışanların yeni yetkinlikler kazanmasının zorunlu hale geleceğini öngördüğünü paylaşırken; Mart 2023 itibarıyla LinkedIn US üzerinde GPT ile ilgili işlerin geçtiğimiz seneye oranla %79 arttığı görülüyor. Yapay zeka etrafında şekillenen bu yeni yetenek setinin ve iş taleplerinin, özgeçmişlerden iş ilanlarına kadar her alanda etkili olması bekleniyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan <strong>Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin</strong>, dijital iş yükünün günden güne katlanarak arttığına dikkat çekerek, “<em>Teknoloji kasımızı ülke çapında geliştirmek için bir yandan bilişim alanında daha yetkin iş gücünün yetişmesi için yatırım yaparken bir yandan da iş süreçlerinde bireylerin daha verimli çalışmasına olanak sağlayacak modern iş çözümlerimizi her geçen gün yeniliyor, geliştiriyoruz. Yeni nesil yapay zekanın en büyük başarısı, her gün vaktimizi alan manuel işlerin daha hızlı, verimli ve otomatik yapılmasını sağlarken, arta kalan zamanda çalışanlar olarak daha yaratıcı olmamıza, çalıştığımız alanlarda uzmanlaşmamıza ve katma değer yaratan inovatif işlere odaklanmamıza yardımcı olması. Yeni inovasyonların, girişimlerin, yatırımların filizleneceği heyecan verici bir dönem bizi bekliyor</em>” dedi.</p>
<p>Yapay zeka çağında işletmeleri güçlendirmek için Microsoft 365 Copilot Erken Erişim Programı’nı özel davetle global 600 müşterisiyle paylaşan Microsoft, , bunun yanı sıra aşağıdaki yeni yetkinliklerin de Microsoft 365 Copilot ve Microsoft Viva’ya ekleneceğini duyurdu:</p>
<ul>
<li><strong>Whiteboard Copilot’u </strong>ile Microsoft Teams toplantıları ve beyin fırtınaları daha yaratıcı ve etkili hale geliyor. Kullanıcılar konuşma dilini kullanarak Copilot’tan yeni fikirler üretmesini, fikirleri temalara göre organize etmesini, fikirleri hayata geçiren dizaynlar oluşturmasını ve Whiteboard içeriklerini özetlemesini isteyebiliyor.</li>
<li><strong>DALL-E entegrasyonu </strong>ile OpenAI’ın görsel jeneratörü PowerPoint’in Copilot’u üzerinde de çalışabiliyor. Böylece kullanıcılar Copilot’tan içeriklerini güçlendirecek kendilerine özel görseller yaratmasını isteyebiliyorlar.</li>
<li><strong>Outlook Copilot’u</strong> ile koçluk için ipuçlarının yanı sıra; daha net, tonu ve duygusu iyi ayarlanmış etkili mailler yazmak ve daha iyi iletişim kurabilmek için öneriler paylaşılıyor.</li>
<li><strong>OneNote Copilot’u </strong>ile prompt kullanarak plan taslakları oluşturmak, fikir geliştirmek, liste yapmak ve müşterilerin ihtiyaç duydukları şeye daha kolay erişebilmelerine yardımcı olmak için bilgileri organize etmek mümkün hale geliyor. </li>
<li><strong>Viva Learning Copilot’u </strong>ile kullanıcılar konuşma arayüzünü kullanarak yetenek geliştirme yöntemleri oluşturabiliyor; ilgili eğitim kaynaklarını keşfedebiliyor ve kendilerine atanmış eğitimler için takvimini ayarlayabiliyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Tüm müşterilerin yapay zeka çağı için hazır olmasına katkı sağlamayı hedefleyen Microsoft, bu doğrultuda tüm Microsoft 365 E3 ve E5 müşterilerine hitap eden yeni bir yetkinlik olan <strong>Copilot için Semantic Index’i </strong>de tanıttı.  Konuyla ilgili detaylı bilgi edinmek isteyenler resmi Microsoft Blog’unu ve Microsoft 365 Blog’unu ziyaret edebileceği gibi yeni Work Trend Index 2023 Raporu’na da internetten ulaşabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/work-trend-index-2023-yapay-zeka-calisma-hayatini-nasil-degistirecek-374358">Work Trend Index 2023: Yapay zeka çalışma hayatını nasıl değiştirecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faturalardan doğalgazın nasıl düşeceği netleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/faturalardan-dogalgazin-nasil-dusecegi-netlesti-372606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 May 2023 05:52:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgazın]]></category>
		<category><![CDATA[düşeceği]]></category>
		<category><![CDATA[faturalardan]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[netleşti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğalgazda 1 ay faturasız dönem ve 25 metreküplük indirimin detayları belli oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/faturalardan-dogalgazin-nasil-dusecegi-netlesti-372606">Faturalardan doğalgazın nasıl düşeceği netleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Hatalı faturalar iptal edilecek ve oluşan tutarlar aboneye iade edilecek. Şirketler, iptal edilen faturayı en geç 3 gün içinde nakden tüketiciye verecek. İptal ödemesi, ön ödemeliler için ‘kredi yükleme’ ile yapılacak.</p>
<p>Geçen günlerde yayımlanan kararname ile konut, ibadethane ve cemevi abonelerinden, doğalgaz tüketimleri için 24 Nisan’dan 31 Mayıs’a kadar oluşacak ilk faturadan doğalgaz bedeli alınmaması, sonrasında ise 1 Mayıs 2024’e kadarki döneme ait aylık doğalgaz tüketimleri için tahakkuk edecek faturalarda da 25 metreküpe kadar olan tüketim için bedel tahsil edilmemesi düzenlenmişti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu da (EPDK)uygulamaya yönelik esasları belirledi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz yaptığı açıklamada, uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlerken tüm aboneler için gereken ayrıntıları titizlikle ele aldıklarını vurguladı.</p>
<p><strong>19.7 MİLYON ABONE VAR</strong></p>
<p>Yılmaz, 19.7 milyon doğalgaz abonesi olduğunu belirterek, “Merkezi sisteme bağlı mesken sayısı 2.8 milyon. Yaklaşık 320 bin de ön ödemeli abonemiz var. Usul ve esasları belirlerken ince eleyip sık dokuduk.  Hiçbir abonenin hakkının zayi olmaması için gerekli bütün detayları kapsayan bir düzenleme yaptık. Dağıtım şirketleri de gerekli hassasiyeti ve özeni göstererek vatandaşlarımıza hizmet verecek. Elbette biz de süreci yakından takip edeceğiz. Cumhurbaşkanlığı düzenlemeleri ile sağlanan bedelsiz kullanım ve akabinde uygulanacak indirimle birlikte yaklaşık 40 milyar TL vatandaşlarımızın cebinde kalacak” diye konuştu. Düzenlemelerin ayrıntıları şu şekilde:</p>
<p><strong>ENERJİ BAKANLIĞI’NIN BÜTÇESİNDEN KARŞILANACAK</strong></p>
<p>-Konut, ibadethane ve cemevi abonelerinin 24 Nisan 2023 (bu tarih dâhil) tarihinden 31 Mayıs 2023 (bu tarih dahil) tarihine kadar olan ilk Fatura tahakkuklarında sistem kullanım bedelleri ve buna ilişkin vergilerin tamamı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.<br /> *Hesaplanan tüketim bedeli üzerinden yüzde 100 oranında indirim yapılarak toplam ödenecek tutar, fatura üzerinde 0 (sıfır) Türk Lirası olarak gösterilecek.</p>
<p>-24 Nisan 2023 tarihinden sonra hatalı olarak tahakkuk ettirilen faturalar iptal edilecek ve varsa fazladan tahsil edilen tutarlar aboneye iade edilecek. Şirketler faturanın iptalinden itibaren en geç 3 işgünü içerisinde aboneye nakden iade etmekle yükümlü olacak. İade yükümlülüğü, mekanik sayaç kullanan aboneler için ilk faturada mahsuplaşma, ön ödemeli sayaç kullanan aboneler için ise hesaba kredi yükleme suretiyle yerine getirilebilecek.</p>
<p>-Faturalandırma döneminin herhangi bir nedenle 60 günü aşması durumunda, önceki faturanın bildirilmesinden itibaren geçen her bir ay için Doğalgaz tüketiminin en fazla 25 metreküpe kadar olan kısmı tüketim miktarından indirilecek.</p>
<p>-Merkezi sistem tüketicilerine uygulanacak tüketim indirim miktarı, merkezi sisteme bağlı toplam konut, ibadethane ve cemevi toplam sayısından bireysel aboneliği bulunan daire sayısı düşülerek bulunan sayının 25 metreküp ile çarpılmasıyla hesaplanacak.</p>
<p>-Merkezi sistem binalardaki bireysel aboneler kendi abonelikleri üzerinden indirim uygulamasından yararlanacak. Örneğin; 40 dairelik bir merkezi sistem binada 20 adet bireysel abonelik (mutfak ve şofben için) varsa bu abonelerin doğrudan kendi faturalarında indirim uygulanacak, geriye kalan bireysel aboneliği olmayan 20 daire için ise merkezi sistem aboneliği üzerinden en fazla 20&#215;25 metreküp olarak hesaplanacak şekilde indirim uygulanacak.</p>
<p>-Ön ödemeli sayaç kullanan konut, ibadethane ve cemevi abonelerinin sayaçlarının 24 Nisan 2023 tarihinden sonraki ilk okunması sırasında endeks değeri üzerinden hesaplanan tüketim miktarı, abonenin hesabına “alacak” olarak yansıtılacak ve abonenin sonraki alımında bu alacak karşılığında bedelsiz olarak kartına kredi yüklenecek.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/faturalardan-dogalgazin-nasil-dusecegi-netlesti-372606">Faturalardan doğalgazın nasıl düşeceği netleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UEZ 2023&#8217;te kadının iş hayatının her alanında nasıl yer alabileceği konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uez-2023te-kadinin-is-hayatinin-her-alaninda-nasil-yer-alabilecegi-konusuldu-371198</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 14:30:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[hayatının]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[uez]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bank of America Yatırım Bank A.Ş. sponsorluğunda gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin İş Yaşamı ve Refaha Katkıları” oturumunda, Türkiye’de ve dünyada kadının iş hayatının her kademe ve alanında daha iyi varlık gösterebilmesi için neler yapılabileceği, iş dünyasının önde gelen şirketlerinin bu amaç doğrultusunda ne gibi inisiyatifler aldığı ve ne gibi projeler yürüttüğü görüşüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uez-2023te-kadinin-is-hayatinin-her-alaninda-nasil-yer-alabilecegi-konusuldu-371198">UEZ 2023&#8217;te kadının iş hayatının her alanında nasıl yer alabileceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bank of America Yatırım Bank A.Ş. sponsorluğunda gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin İş Yaşamı ve Refaha Katkıları” oturumunda, Türkiye’de ve dünyada kadının iş hayatının her kademe ve alanında daha iyi varlık gösterebilmesi için neler yapılabileceği, iş dünyasının önde gelen şirketlerinin bu amaç doğrultusunda ne gibi inisiyatifler aldığı ve ne gibi projeler yürüttüğü görüşüldü.</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Bank of America Yatırım Bank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Bank of America Türkiye Ülke Yöneticisi Banu Başar’ın yaptığı oturuma BigChefs Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Cizreli, Meta Türkiye Ülke Direktörü İlke Toptaş, Insider Kurucu Ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Nurtaç Ziyal Afridi ve Teknosa Genel Müdürü Sitare Sezgin katıldı.</p>
<p><strong>Banu Başar: “Sürdürülebilirlik adına daha vicdanlı kapitalizme ilerleniyor”</strong></p>
<p>Bank of America Yatırım Bank A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Bank of America Türkiye Ülke Yöneticisi Banu Başar, “Büyük resme baktığımızda hepimiz zor günlerden geçiyoruz. Fakat insanlık bağlamında hepimiz umutla dayanışmayla daha iyi günler için kararlı bir şekilde ilerliyoruz. İş dünyası olarak odağımız sadece büyüme ve kâr olmamalı. Günümüzde sürdürülebilirlik adına daha vicdanlı bir kapitalizme doğru ilerleniyor. Ekonominin büyümesi ve sosyal gelişim, toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında kadın istihdamının desteklenmesi ve istihdam oranlarının yaygınlaşması ile mümkün. Kapsayıcı bir kurum kültürü ile tüm yönetici ve çalışanların kültür eşitliğine inandığı bir çalışma ortamı yaratmamız gerekiyor. Türkiye’deki tüm dünyada kadınların temsiline bakıldığında profesyonel iş hayatında kadınların genel iş gücüne katkısı yüzde 36,4; yönetimde bu oran yüzde 17 ve CEO temsilinde ise yüzde 3. Gelişmiş ülkelerde oranlar çok daha yüksek ve eşit durumda temsiliyet söz konusu” dedi.</p>
<p><strong>Gamze Cizreli: “Kadınları tedarik zincirinde daha fazla görmeliyiz”</strong></p>
<p>BigChefs Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Cizreli: “Günümüzde dünyanın daha vicdanlı ve onarıcı liderlere ihtiyacı var. Aslında şirketler ve liderler sadece kendi ortaklarını daha yükseltmek dışında birçok toplumsal fayda da yaratmak zorundalar. Toplumsal cinsiyet eşitliği bu yüzden çok mühim. Kadınların bu konuda daha duyarlı olduklarını hepimiz biliyoruz. Kadın olmak, kadın çalışan olmak, kadın girişimci olmak çok kolay bir yolculuk değil. Sektörümüz özelinde kadın istihdamı düşük, zira birtakım toplumsal engeller var. Hiç olmazsa kadını tedarik zincirinde daha çok görelim. Türkiye’de kadın tarımda yüzde 40 oranlarında var olsa da sadece binde sekizi kendi işinin sahibi. Çoğu da zaten ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. Devletin de kotalarla destek vererek toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına çalışmalar gerçekleştirmesi ve bunu el ele başarmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>İlke Toptaş: “Kız çocukları büyüdüklerinde belli bir yerden sonra cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyuyorlar”</strong></p>
<p>Meta Türkiye Ülke Direktörü İlke Toptaş, “Hem eşitlilik hem kapsayıcılık noktasında toplumsal cinsiyet eşitliğini bir iş olarak görmek gerekiyor. Meta Türkiye olarak hibrit çalışma oranımız yüzde 75 ve uzaktan çalışmayı ilk olarak kadınlar tercih ediyor. Pandemi sonrasında Instagram’da kadın girişimi ikiye katlandı. Yarattığımız platformda toplamda şu an grubun yüzde 89’u ihracat için bu platformda ve bu durum kadın girişimcilerin dünyaya açılması açısından çok değerli. Dijital becerilerin artması çok değerli. Kişisel beceriler olarak da kadınların geliştirilmesi, motivasyon sağlanması ve cesaretlendirilmesi gerekiyor. Maalesef kadın rol modellerin eksikliğinden kaynaklı olarak kız çocukları büyüdüklerinde belli bir yerden sonra cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyuyor. Bu noktada rol modellerin ve sponsorlukların çok değerli olduğunu düşünüyorum” dedi.</p>
<p><strong>Hande Çilingir: “Eşitsizlik en büyük motivasyonumuz olmalı”</strong></p>
<p>Insider Kurucu Ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, “Dünyada fonların ve yatırımcıların gerçekleştirdiği yatırımların yalnızda yüzde 8’inin bir kadın kurucu ortağı var. Özellikle bizim gibi belirsiz ortamlarda kararların bir kısmı veriye, bir kısmı hisse dayanıyor ve kadınların hissiyatının daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu durum bizlere avantaj ve mutluluk sağlıyor. Eşitsizlik en büyük motivasyonumuz olmalı. Teknoloji ve kadının bir arada olduğunda çıkan algıyla başa çıkmak ve algıyı değiştirmek için işimizin formunu iyi bilmemiz gerekiyor. Bu algıları yıkmak için, kadınların kelebek etkisi yaratmak için bir motivasyona sahip olması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Nurtaç Ziyal Afridi: “Şirketler ve toplum olarak engelleri kendimiz yaratıyoruz”</strong></p>
<p>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Nurtaç Ziyal Afridi, “Yönetim kademelerimizde kadınların temsili yüzde 60, çalışanların ise yüzde 53. Nedenleri sorguladığımız zaman, aslında şirketler ve toplumsal kesimler olarak kendimize engeller koyduğumuzu göreceğiz ve aslında bunlar kendi yarattığımız engeller. Çeşitli faaliyetlerde kadınların ekonomiye katkısı göz ardı edilmemeli. Kadın start-up kurucularının yatırımlarını fonlamaya öncelik veriyoruz. Bütün şirketlerimizde böyle bir inisiyatif başlattık. Şirket olarak kendimize engeller koyuyorsak, bunları aştığımız zaman sadece cinsiyet eşitliği değil, kendimizi kısıtladığımız birçok konuda da önümüzü açmış olacağız. Kadınların çalışma hayatına ve tedarik değer zincirine katılımlarına teşvik edilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Sitare Sezgin: “Toplumsal cinsiyet eşitliği olması gerektiği yere gelene kadar buna odaklanmalıyız”</strong></p>
<p>Teknosa Genel Müdürü Sitare Sezgin, “Biz kadın olarak kendi cam tavanlarımızı kendimiz yaratıyoruz. Nedense siyaset, iş dünyası ve üretimde kadın istihdamında yüzde 50 oranlarına çok seviniyoruz. Aslında bunun devlet tarafından desteklenerek uzun süreli politikalarla olması gereken sayılara ulaşması gerekiyor.</p>
<p>Kadın liderlerin çoğunlukta olduğu şirketlerdeki farka bizzat şahit oldum. O yüzden ben de bir kadın yönetici olarak İK projelerinde eşitlik ilkesiyle hareket edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kadın yönetici sayısını artırmak için organizasyon gelişim programlarına önem vermek gerekiyor. Kadın çalışan oranımız geçtiğimiz 2 yılda yüzde 39’dan yüzde 51’e çıktı. Yönetim kadrosunda yüzde 40’lara ulaşmış durumdayız ama tabii ki bu oranlar yeterli değil. Toplumsal cinsiyet eşitliği, olması gerektiği yere gelene kadar buna odaklanılması gerekiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uez-2023te-kadinin-is-hayatinin-her-alaninda-nasil-yer-alabilecegi-konusuldu-371198">UEZ 2023&#8217;te kadının iş hayatının her alanında nasıl yer alabileceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trafik Kazası Tazminat Nasıl Hesaplanır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trafik-kazasi-tazminat-nasil-hesaplanir-368270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 07:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplanır]]></category>
		<category><![CDATA[kazası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trafik kazalarında tazminat hesaplanması çoğu zaman sorunlar yaratıyordu. Kanun üzerinde yapışan son değişikliklerle kazazedelere yeni haklar tanındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trafik-kazasi-tazminat-nasil-hesaplanir-368270">Trafik Kazası Tazminat Nasıl Hesaplanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trafik kazalarında tazminat hesaplanması çoğu zaman sorunlar yaratıyordu. Kanun üzerinde yapışan son değişikliklerle kazazedelere yeni haklar tanındı. </p>
<p>Evet defalarca değiştirdiler, yine değişti muhtemelen yine değişecek. </p>
<p>Trafik kazalarından sonra yapılan tazmat hesaplaması ile ilgili olarak yaptığı çalışmalarla tanınan İstanbul Barosu Avukatlarından Avukat Armağan Dinlenç konu üzerinde yapılan değişiklikleri ve uygulamaları anlatıyor.</p>
<p><strong>NE OLDU</strong></p>
<p>Reklama gelince kötü günlerde hep yanımızda olduğunu söyleyen ama yıllardır elindeki genel şartlarla sürekli oynayan, kanun değiştirten, içtihatları hiçe sayıp vatandaşın hakkını ödemeyen sigorta şirketlerinin son numarası, kim bilir kaçıncı defa mevzuat değiştirmek olmuştu. En son bunu, genel şartlarda değişiklik yerine kanunla yapmıştı / yaptırmıştı.</p>
<p>Trafik kazalarında ölüm ve yaralanma ve araç değer kaybı tazminatlarının hesaplanma yöntemini vatandaş aleyhine değiştiren bu yasa, nihayet Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.</p>
<p>Yine bir yolunu bulup mevzuatı değiştirirler mi? Yıllardır bu davalara bakan bir avukat olarak aksini pek düşünemiyorum.</p>
<p>Değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatları hesaplanırken kullanılacak kriterler, ayrıca değer kaybı hesaplama kriteri de Anayasa Mahkemesi’ nin AYM, E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022 kararı ile kaldırıldı, iptal edildi. Bu kriterler vatandaş aleyhineydi. Yetmiyormuş gibi kanun koyucu olmayan SEDDK’ ya da ( Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu  ) tazminat hesaplamaları ile ilgili  düzenleme yapma yetkisi veriyordu. Sigorta şirketleri de buraya gidip lobi, faaliyeti yapıp ikide bir genel şartlarda kendi lehlerine düzenlemeler yaptırıyorlardı. </p>
<p>Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. Maddesinde yer alan, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı taleplerinin karşılanmayacağını maddesinin iptali talebi ise kabul edilmedi. </p>
<p><strong><u>KANUNUN ESKİ HALİ</u></strong></p>
<p>Karayolları Trafik Kanunu</p>
<p>Maddi ve manevi tazminat:</p>
<p>Madde 90 – (Değişik: 14/4/2016-6704/3 mad.)</p>
<p>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda[3] (&#8230;..)[1] öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 mad.) Bu tazminatlardan;</p>
<p>a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,</p>
<p>b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,</p>
<p>c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,</p>
<p>hesaplanır. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda[3] (&#8230;..)[2] düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. </p>
<p>(Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 mad.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.</p>
<p><strong><u>KANUNUN YENİ HALİ</u></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Maddi ve manevi tazminat:</strong></p>
<p><strong>Madde 90 –</strong> <strong>(Değişik: 14/4/2016-6704/3 mad.)</strong></p>
<p>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda[3] (&#8230;..)[1] öngörülen usul ve esaslara tabidir. <em><strong>(Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) </strong> <strong>(İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)</strong></em><strong> </strong>Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda[3] (&#8230;..)[2] düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar <em>Kanununun</em> haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. </p>
<p><strong>(Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) </strong><em><strong>(İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)</strong></em></p>
<p> </p>
<p>[1] Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve E.: 2019/40, K.: 2020/40 sayılı Kararı ile, bu maddenin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.</p>
<p> </p>
<p>[2] Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve E.: 2019/40, K.: 2020/40 sayılı Kararı ile, bu maddenin ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.</p>
<p> </p>
<p>[3] 9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kanun” ibaresi “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.</p>
<p> </p>
<p>Maddenin sadeleştirilmiş temiz metni şöyledir:</p>
<p> </p>
<p><strong>Maddi ve manevi tazminat:</strong></p>
<p><strong>Madde 90 –</strong> <strong>(Değişik: 14/4/2016-6704/3 mad.)</strong></p>
<p>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar <em>Kanununun</em> haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. </p>
<p> <strong>ŞİMDİ NE OLACAK</strong></p>
<p> Mahkemelerce verilen kararları artık vatandaşın lehine olacak. Tazminat miktarları, iptal kararı öncesi önemli ölçüde azaltılmıştı ama artık ( yeni bir değişiklik olmazsa ) trafik kazasında yaralanmış, trafik kazasında ölmüş kişi yakınları ve aracı trafik kazasında hasar almış kişilerin değer kaybı tazminatları daha yüksek olacaktır. Teknik faizi uygulaması, % 2 iskonto uygulaması ( ki bu totalde çok yüksek bir tenzile sebep olmaktadır ) kaldırılmıştır. Yargıtay içtihatları neyse o şekilde tazminatlar hesaplanacaktır. Şimdi Yargıtay’ ın uygulaması TRH tablosu, progresif rant sistemi, kaza tarihindeki maluliyet hesap yöntemi şeklindedir. Bu hesaplamalar Yargıtay’ a kalmış bir iştir. Yargıtay her an bu kriterleri, Sigorta şirketleri lehine değiştire de bilir. Araç değer kayıpları da gerçek piyasa verilerine göre hesaplanabilecektir. Yani aracınız o kaza nedeni ile piyasa da ne kadar değer kaybediyorsa o miktar piyasadan yapılacak araştırma ile tespit edilecek. İşin bu kısmında sigorta şirketlerine hak veriyorum. Soyut veriler üzerinden değer kaybı hesabı yapılması, aktüerya üzerine temellendirilmiş sigorta mantığı ile bağdaşmamakta ve sigorta sistemine çok zarar vermektedir.</p>
<p> Yasa ne olursa olsun, çoğu zaman sigortaların kafalarına göre lobi yapıp değiştirttiği &#8221; genel şartlar &#8221; ne derse desin, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da hakkını bilmeyen, arayamayan vatandaşlara ve konuya hakim olmayan avukatlara tazminat ödememeye ya da üç kuruş tazminat vermeye devam edecekler. &#8220;Koskoca sigorta şirketi, ne verdiyse doğrudur &#8221; mantığı ile ödemenin çok az olduğunu fark edemeyen vatandaşın hakkı, sigorta şirketine kalmaya devam edecek. Hemen bazı profesörler, akademisyenler, sigorta şirketleri lehine düzenli yazı yazan ve program yapan bazı programcılar, yazarlar gazeteciler vs. sigorta şirketlerine taziye yazıları yazacaklar. Primler artacak deyip vatandaşa sopa gösterecekler. </p>
<p>Panellerde, kongrelerde, toplantılarda &#8221; biz geçen yıl şu kadar tazminat ödemişiz &#8221; falan deyip bol sıfırlı rakamlarla göz boyamaya çalışırlar ama vermedikleri tazminatın ispatı, mahkemelerden aleyhlerine çıkan binlerce kararla ispatlıdır. ( 08.03.2023 )</p>
<p><strong>TRAFİK KANUNU’ NUN 90. MADDESİNİ DEĞİŞTİREN ANAYASA MAHKEMESİ’ NİN GEREKÇESİ NEYDİ</strong></p>
<p>Gerekçenin özeti şudur:</p>
<p>Kuralın belirlenmesine ilişkin esasları öngördüğü bir diğer tazminat türü destekten yoksun kalma tazminatıdır. Bu itibarla kural, destekten yoksun kalma tazminatının ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağını hükme bağlamıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı, kişinin haksız fiil sebebiyle ölmesi hâlinde ölen kişinin maddi desteğinden mahrum kalan hak sahiplerinin bu mahrumiyet sebebiyle talep edebileceği tazminat türüdür. Kuralda yer alan “…ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu…” ibaresinin tazminat hesabına esas oluşturan zarar süresinin belirlenmesini sağlayan bakiye ömrün ve hesap değerlerinin tespiti amacıyla hazırlanan tabloları ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kural, ülkenin güncel demografik yapısını esas alan ulusal doğum ve ölüm istatistiklerine dayanılarak hazırlanan hayat tabloları kullanılarak bakiye ömrün ve aktüerya hesap değerlerinin belirlenmesini öngörmektedir.</p>
<p>Kurala göre zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hesaplama yapılmasının ise desteğin geleceğe yönelik yıllık gelirleri dikkate alınarak hesaplanacak tazminatın peşin olarak ödenmesi sebebiyle indirim yapılmasını ve bu indirim oranına ilişkin üst sınırı ifade ettiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kuralda yer verilen hayat anüiteleri kavramı ise desteğin yıllara göre irat olarak elde edeceği gelirlerin peşin olarak toplu ödenmesi hâlinde ödenecek tazminatın desteğin ve destekten yoksun kalanların yaşı, cinsiyeti ve yıllara göre yaşam olasılıkları dikkate alınarak hesaplanmasına ilişkin formülleri ifade etmektedir. Hayat anüitelerinin işlevi desteğin yaşı gözönünde bulundurularak belirlenen muhtemel yaşam süresi kapsamında elde edilmesi muhtemel gelirin ve desteğin muhtemel yaşam süresi içinde destekten yoksun kalanlara destek sağlayacağı sürenin gözetilmesi suretiyle yıllık yaşam olasılıklarına ve iskonto oranlarına göre tazminatın hesaplanmasını sağlamaktır. Bu itibarla, kural destekten yoksun kalma tazminatının genel kabul görmüş aktüerya kurallarına, başka bir ifadeyle sigorta risklerine ve aktüerya bilimine dayanan hesaplama yöntemlerine uygun hesaplanmasını öngörmektedir.</p>
<p>Öte yandan kural, kişinin trafik kazasında beden gücü kaybına uğraması hâlinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasına ilişkin esasları da düzenlemektedir. Bu itibarla kuralla sürekli sakatlık tazminatının ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat ünüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.</p>
<p>Sürekli sakatlık tazminatı, haksız fiil sebebiyle beden gücü kaybına uğrayan kişinin bu beden gücü kaybı sebebiyle hayatı boyunca harcayacağı fazladan efor sebebiyle talep edebileceği tazminat türüdür. Sürekli sakatlık oranı ise kişinin uğradığı beden gücü kaybını belirleyen orandır.</p>
<p>Anılan maddenin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde ise söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun’da düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu itibarla kanun koyucunun motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere verilen zarardan dolayı işletenin hukuki sorumluluğu kapsamındaki tazminat borcunun, haksız fiilden doğan sorumluluk niteliği taşıdığını gözettiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Maddenin ilk hâlinde “Maddî tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevî tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” denilmek suretiyle zorunlu mali sorumluluk kapsamında sigorta şirketi tarafından ödenecek tazminatların kapsamının hâlihazırdaki 6098 sayılı Kanun’a göre belirleneceği hükme bağlanmıştı. Bu itibarla anılan madde metninin yürürlükte olduğu dönemde, motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarar meydana gelmesi hâlinde motorlu taşıtı işletenin, sürücünün, olası diğer sorumluların ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi gereğince bu zarardan dolayı sorumlu olan sigorta şirketinin tamamının tazminat borçlarının kapsamı hâlihazırdaki 6098 sayılı Kanun’un haksız fiilden doğan sorumluluğu düzenleyen hükümlerine göre belirlenmekteydi.</p>
<p>Motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması hâlinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’a göre belirlenmektedir. Uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillenmiştir. İşletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlenmektedir. Başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazmininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılınmaktadır. Bu da zarar görenin gerçek zararının karşılanamaması riskini ortaya çıkarmaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamı farklılaşabilecektir.</p>
<p>6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının, bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamaması söz konusu olabilecektir. Bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağı açıktır.</p>
<p>Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5., 17. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trafik-kazasi-tazminat-nasil-hesaplanir-368270">Trafik Kazası Tazminat Nasıl Hesaplanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şah-Mat! Siber suçlular satranç oyuncularını nasıl tuzağa düşürüyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sah-mat-siber-suclular-satranc-oyuncularini-nasil-tuzaga-dusuruyor-367919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 09:54:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[düşürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncularını]]></category>
		<category><![CDATA[şahmat]]></category>
		<category><![CDATA[satranç]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[suçlular]]></category>
		<category><![CDATA[tuzağa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevrimiçi satranç oyuncularının sayısının artmasıyla birlikte, bu alandaki siber saldırı riski de artıyor. Kaspersky siber güvenlik uzmanları, satranç oyuncularının Google Play'de bile kötü amaçlı veya istenmeyen mobil yazılım yayabilen siber suçlulardan, PC ve mobil cihazlar için satranç uygulamaları kılığına girmiş Truva atlarına ve fidye yazılımlarına kadar bir dizi farklı saldırı tekniğinin hedefi olduğunu keşfetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sah-mat-siber-suclular-satranc-oyuncularini-nasil-tuzaga-dusuruyor-367919">Şah-Mat! Siber suçlular satranç oyuncularını nasıl tuzağa düşürüyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çevrimiçi satranç oyuncularının sayısının artmasıyla birlikte, bu alandaki siber saldırı riski de artıyor. Kaspersky siber güvenlik uzmanları, satranç oyuncularının Google Play&#8217;de bile kötü amaçlı veya istenmeyen mobil yazılım yayabilen siber suçlulardan, PC ve mobil cihazlar için satranç uygulamaları kılığına girmiş Truva atlarına ve fidye yazılımlarına kadar bir dizi farklı saldırı tekniğinin hedefi olduğunu keşfetti. 20222 yılında siber suçlular yaklaşık 12 bin satranç oyuncusunu hedef alan 139 bin saldırı girişiminde bulundu. </strong></p>
<p>Geçtiğimiz on yılda satranç dünyası, çevrimiçi eğitim için giderek daha fazla platform ve uygulamanın ortaya çıkması ve dijital formatlarda düzenlenen çok sayıda küresel turnuva eşliğinde hızla büyüyor.  Bununla birlikte satrancın çevrimiçi gelişimi ve yaygınlaşması, çevrimiçi satranç oyuncularını çeşitli hilelerle yakalamaya çalışan siber suçluların da ilgisini çekti.</p>
<p>Satranç oyuncuları sürekli olarak yeni taktikler öğrenirken ve çevrimiçi olarak başkalarıyla oynarken, bilgisayarları ve mobil cihazları için genellikle üçüncü taraf sitelerden edindikleri uygulamaları indiriyor. Doğal olarak yasal uygulama kisvesi altında zararlı dosyalar gizlenmiş olabiliyor. En son Kaspersky istatistiklerine göre, 2022 yılında siber suçlular yaklaşık 12 bin satranç oyuncusunu hedef alan 139 bin 203 saldırı girişiminde bulundu.</p>
<p><strong>Satranç oyuncularının çoğu Rusya, Hindistan, Vietnam, Brazilya ve Almanya’dan </strong></p>
<p>Analiz edilen vakaların çoğunda Kaspersky araştırmacıları, diğer istenmeyen programları yükleyebilen indiriciler keşfetti. Aralarında siber suçluların kredi kartı bilgilerini, kimlik bilgilerini toplamasına, verileri değiştirmesine veya bilgisayarların performansını bozmasına olanak tanıyan diğer Adware ve hatta Truva atı şeklindeki kötü amaçlı programlar da vardı. Ayrıca, siber suçluların satranç uygulamaları kılığında fidye yazılımları yaydığı ve virüs bulaşan cihazdaki tüm dosyaları şifreleyebildiği de tespit edildi. Saldırıya uğrayan satranç oyuncularının çoğunluğu Rusya, Hindistan, Vietnam, Brezilya ve Almanya&#8217;da yer aldı.</p>
<p>Kaspersky araştırmacıları ayrıca son birkaç yıldır siber suçluların satranç oyunu kisvesi altında kötü amaçlı mobil uygulamaları veya istenmeyen yazılımları dağıttığını keşfetti. Bunlardan basitçe &#8220;Satranç&#8221; olarak adlandırılan ve sonradan kaldırılan bir uygulama Google Play&#8217;de dahi yer almayı başarmıştı. Dolandırıcılar Google Play dışında üçüncü parti siteler aracılığıyla mobil kötü amaçlı yazılım ve reklam yazılımlarını aktif olarak yayıyorlar. 2023 yılında tespit edilen uygulamalardan biri, virüs bulaşmış kullanıcının telefonundan SMS mesajları göndererek cihazı siber suçlular için bir spam aracı haline getiriyordu. Diğeri, çoğu saldırganın satranç uygulamalarının arkasına gizlediği dosyalar gibi, kullanıcının isteği dışında tarayıcıda periyodik olarak reklam sekmeleri açan bir reklam yazılımıydı. Uygulama, Google Play&#8217;de 100 binden fazla indirilen &#8220;Chess Pro&#8221; adlı gerçek bir uygulamayı taklit ediyordu.</p>
<p><strong>“Satrançın popülerliği saldırganlar tarafından istirmas ediliyor”</strong></p>
<p>Kaspersky Güvenlik Uzmanı <strong>Igor Golovin</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Satranç dünyası son yıllarda önemli ölçüde değişerek dijitalleşti. Eğitimler ve hatta uluslararası şampiyonalar çevrimiçi ortamda gerçekleşiyor, oyuncuların küresel olarak deneyimlerini paylaşmalarına ve birbirleriyle rekabet etmelerine olanak tanıyor. Ancak gördüğümüz kadarıyla satrancın popülerliği saldırganlar tarafından da istismar ediliyor. Bunun sonucunda satranç kılığında binlerce kötü amaçlı dosya dağıtılıyor. İster kimlik avı e-postaları isterse satrancı taklit eden şüpheli mobil uygulamalar olsun, siber suçluların kurbanı olmamak için dikkatli olmak ve temel siber güvenlik kurallarını hatırlamak hiç bu kadar önemli olmamıştı.&#8221;</em> </p>
<p>World Chess CEO&#8217;su <strong>Ilya Merenzon</strong> da şunları ekliyor: <em>&#8220;Satranç dünyası onlarca yıldır dijitalleşiyor. İlk bilgisayar oyunlarından biri satrançtı. Ancak son zamanlarda satranç büyük bir dijital sıçrama yaptı ve sadece sıradan oyuncular değil, satranç eğitimi, elit seviye yarışmalar, satranç kulüpleri, okullar da bu akıma katıldı. Örneğin, e-oyun platformumuz FIDE Online Arena her ay 600&#8217;den fazla turnuvaya ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle dijital dünyaya bağlı yeni zorluklar artık satranç için kilit önem taşıyor: Hile, siber güvenlik, kimlik yönetimi, dijital ve OTB (tahta üstü oyun) arasındaki bağlantı, hesaplama gücüne dayalı silahlanma yarışı ve daha fazlası gibi. Teknoloji satranç dünyasını değiştiriyor. Bu nedenle oyuncular bu noktada karşılaşacakları zorluklara yanıt vermeye hazır olmalılar.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky, 7 Nisan &#8211; 1 Mayıs tarihleri arasında Kazakistan&#8217;ın Astana şehrinde gerçekleşecek olan satranç dünyasının en etkili etkinliği 2023 FIDE Dünya Şampiyonası&#8217;nın resmi siber güvenlik ortağı olarak yer alıyor.</p>
<p><strong>Kaspersky, mobil tehditlere karşı güvende kalmak için şunları öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>Kullandığınız uygulamaların izinlerini kontrol edin ve özellikle Erişilebilirlik Hizmetlerini kullanma izni gibi yüksek riskli izinler söz konusu olduğunda bir uygulamaya izin vermeden önce iyi düşünün. Örneğin bir el feneri uygulamasının ihtiyaç duyduğu tek izin el feneridir. Fazlasını istiyorsa şüpheyle yaklaşın.</li>
<li>Güvenilir bir güvenlik çözümü, kötü amaçlı uygulamaları ve reklam yazılımlarını cihazınızda kötü amaçlı niyetlerini ortaya koymadan önce tespit etmenize yardımcı olabilir. </li>
<li>iPhone kullanıcıları Apple tarafından sağlanan bazı gizlilik denetimlerine sahiptir. Kullanıcılar bu izinlerin gereksiz olduğunu düşünüyorlarsa fotoğraflara, kişilere ve GPS özelliklerine dair uygulama erişimini engelleyebilirler. </li>
<li>İşletim sisteminizi ve önemli uygulamalarınızı yeni güncellemeler çıktığında güncelleyin. Birçok güvenlik sorunu, yazılımların güncellenmiş sürümleri yüklenerek çözülebilir.</li>
<li> </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sah-mat-siber-suclular-satranc-oyuncularini-nasil-tuzaga-dusuruyor-367919">Şah-Mat! Siber suçlular satranç oyuncularını nasıl tuzağa düşürüyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acil durumlar için telefonun şarjı nasıl hep dolu kalır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acil-durumlar-icin-telefonun-sarji-nasil-hep-dolu-kalir-365612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 11:26:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarjı]]></category>
		<category><![CDATA[telefonun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akıllı telefonlar; sadece günlük hayat akışında değil, acil durumlarda da hayat kurtaran fonksiyonlara sahipler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acil-durumlar-icin-telefonun-sarji-nasil-hep-dolu-kalir-365612">Acil durumlar için telefonun şarjı nasıl hep dolu kalır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akıllı telefonlar; sadece günlük hayat akışında değil, acil durumlarda da hayat kurtaran fonksiyonlara sahipler. Ancak sınırlı pil gücüne sahip bu cihazların afet ve kaza anlarında, özellikle geceleri full şarj halinde olması mümkün mü? “Telefon gece boyu şarjda kalırsa pile zarar verir”, “Şarj sürekli %100 olursa ömrü kısalır” endişesi, Mcdodo’nun power off teknolojisiyle tarihe karışıyor </strong></p>
<p><strong>Hızlı şarj uzmanı Mcdodo</strong>, ürün portföyüne mobil hayatı kolaylaştıran ve iletişimi sürdürülebilir kılan ürünler eklemeye devam ederken, her geçen gün artan kesintisiz ve uzun süreli şarj beklentisine de inovatif çözümler sunuyor.  Özellikle MagSafe şarj cihazlarıyla; hafif, taşınabilir ve hızlı şarjla ilgili tüm beklentileri karşılayan markanın patentli teknolojisi olan <strong>“power off” yani “full dolum halinde enerjiyi kapatan” kabloları, </strong>özellikle telefonu gece şarjda bırakma konusundaki kalan tartışmalara da bir son veriyor. </p>
<p><strong>Acil durumlarda şarj problemi yaşamayın</strong></p>
<p>Akıllı telefonların artık sadece günlük iletişim aracı olmadığını, afet ve acil durumlar için hayatta kalma fonksiyonu taşıdığına da dikkat çeken <strong>Mcdodo Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uçurum, t</strong>elefonların bu fonksiyonu yerine getirmesi için en kritik konunun şarjının sürekli belli bir seviyede kalması gerektiğini söyleyerek, “Bunun için de gündüz MagSafe teknolojili ve sürekli yanınızda taşıyabileceğiniz hafiflikte powerbank’ler ve şarj cihazları kullanabilir, geceleri ise telefonu mutlaka şarjda tutarak acil durumda şarj problemi yaşamanın önüne geçebilirsiniz” diyor. </p>
<p><strong>“Şarjda bırakırsam zarar veririm” devri bitti!</strong></p>
<p>Artık telefon pillerinin şarj dolumu tamamlandığında enerjiyi otomatik kesebildiği günümüzde bile, telefonu şarjda bırakmanın pile zarar vereceğiyle ilgili hurafeler olduğuna dikkat çeken Uçurum sözlerine şöyle devam ediyor: “Tüm bu yeni teknolojilere rağmen, yine de telefonu şarjda bırakınca içi rahat etmeyenler için ya da telefon teknolojisi eski olanlar için, patenti Mcdodo’ya ait olan “power off” yani “şarj tamamlanınca enerjiyi otomatik kesen” kablolar, en güncel çözüm diyebilirim. Bu kablolar sayesinde; kullanıcılar hem gece uyurken telefonlarını gönül rahatlığıyla şarj halinde bırakabilir, hem de acil bir durum halinde full şarj ile telefonun tüm fonksiyonlarından faydalanabilirler. Akıllı kapatma ve iki renkli aydınlatma kontrolüne sahip Type-C ve Lightning bu kablolar, 140W’a kadar hızlı şarj imkanı sunarken, farklı cihazların hızlı şarjını destekliyor ki bu da acil durumlar için en kritik konulardan biridir.”</p>
<p><strong>Mcdodo’dan “Acil Durum Şarj Kiti”</strong></p>
<p>Mcdodo’nun en hızlı sürede dolan ve daha uzun süreler dayanan mobil cihaz şarjları için tasarlanan ürünleri, afet ve acil durumlar için tasarlanan şarj kitinde bir araya geldi. Markanın en çok tercih edilen ürünlerinden olan <strong>36W </strong><strong>Type-C ve USB Girişli Araç Şarjı, 3 in 1 Hızlı Şarj Kablosu, 22.5W 10000 mAh Kablolu Göstergeli Powerbank ve 20W Type-C ve USB Girişli Hızlı Şarj Adaptörü </strong>1.999,90 TL yerine 1.699,90 TL fiyatla sunuluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acil-durumlar-icin-telefonun-sarji-nasil-hep-dolu-kalir-365612">Acil durumlar için telefonun şarjı nasıl hep dolu kalır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hep daha fazlasını isteyen çocuklara ebeveynler nasıl yaklaşmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hep-daha-fazlasini-isteyen-cocuklara-ebeveynler-nasil-yaklasmali-363946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[fazlasını]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[isteyen]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların bazen ihtiyaçlarından daha fazlasını talep etmeleri 3.5 yaş öncesinde normal karşılanabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hep-daha-fazlasini-isteyen-cocuklara-ebeveynler-nasil-yaklasmali-363946">Hep daha fazlasını isteyen çocuklara ebeveynler nasıl yaklaşmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların bazen ihtiyaçlarından daha fazlasını talep etmeleri 3.5 yaş öncesinde normal karşılanabiliyor. </strong></p>
<p><strong>Ancak 3.5 yaş sonrasında elindekilerle yetinmemesi ve isteklerinin devam etmesinin duygusal açlık halinden kaynaklanabildiğini belirten uzmanlar, ebeveynlerin çoğu zaman refleks olarak da olsa çocuklarının isteklerine karşı gelemediklerini ifade ediyor. </strong></p>
<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, çocukların isteklerini geçiştirmenin de çözüm sağlamadığını vurgulayarak ebeveynlere çocukların ihtiyaçlarını dinleyerek gerektiği durumlarda tutarlı bir şekilde ‘Evet’ veya ‘Hayır’ şeklinde karşılık verilmesini tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, her zaman daha fazlasını isteyen çocukların hangi sebeplerle bu şekilde davranış gösterdiğine değindi ve ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu. </p>
<p><strong>İstekler duygusal açlıktan kaynaklanıyor olabilir</strong></p>
<p>Herkesin aslında belirli ihtiyaçlara sahip olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Bu ihtiyaçları giderebilmek için belirli bir düzeyde olduğu takdirde istekler ve beklentiler çevremiz tarafından normal karşılanır. Ama çocuklar bazen ihtiyaçlarından daha fazlasını talep ederler. Bunun altında yatan en önemli sebep onların duygusal açlıklarını yatıştırma istekleridir. 3,5 yaş öncesi dönemde bu tutumları gayet normal karşılanabilir, bu dönemde benmerkezci olabilirler. Bu yaştan sonra eğer bir çocuk hala ihtiyacından fazlasını istiyor, elindekilerle yetinemiyorsa bu isteklerinin altında bir duygusal açlık hali yatıyor olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar onaylanma ihtiyacı duyuyor</strong></p>
<p>Çocuklarda onaylanma ihtiyacı, ruhunu doyurma çabası ve bir beğenilme isteğinin var olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Bu duygusal ihtiyaçlar birçok sebepten kaynaklanabilir. Örneğin ebeveynlerin çocukla çok az zaman geçirmesi, geç saatlere kadar çalışmaları çocuğun isteme davranışının altında yatan sebep olabilir. Oyuncakçıların önünde kendilerini yerlere atıp ağlayan çocuklar, bir dolap oyuncağa sahip olmasına rağmen yine de başka oyuncaklar isteyen çocuklar hepimizin şahit olduğu bir tablodur. Bu durumu bir tehlike işareti olarak görmemiz gerekiyor çünkü ergenliğe geçişle birlikte bu işaretin şiddeti büyümeye başlıyor. Bu çocuklar kendi değerlerini giydiği marka kıyafetlerle ve sahip olduklarıyla ortaya koymaya başlıyorlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hayır’ı öğrenemeyen çocuklar sorun yaşıyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, çocukların çevresindeki insanları da kim olduklarıyla değil, nelere sahip olduklarıyla değerlendirmeye ve yargılamaya başladıklarını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu durum sürekli isteyen, karşılığında her istediği gerçekleşen ve bu konuda sınır konulamayan çocukların mutsuzluk, doyumsuzluk, kendini yeterli hissedememe ve benmerkezci bir şekilde büyümelerine neden oluyor. Yetişkin olduklarında yetersizlik hissediyorlar, dışarıdan gelen herhangi bir sınır koymaya, herhangi bir kural koymaya tepkileri, eleştiriye karşı bir hassasiyetleri oluyor. Hayır’ı öğrenemeyen çocuklar ne yazık ki hem okulda akademik yaşantıda hem de iş yaşantısında çeşitli sorunlar yaşayabiliyorlar. Aynı şekilde toplumsal yaşamın kurallarına da uymakta zorluk çekiyorlar. Sürekli kendi ihtiyaçlarına dönük yaşayan çocuklar başkalarının ihtiyaçlarını da görmezden gelebiliyorlar. Bu durum çocuğun yetişkinlikte eşiyle ilişkisini de doğrudan etkileyebiliyor.”</p>
<p><strong>Az ile yetinemez oluyorlar</strong></p>
<p>Ebeveynlerin refleks olarak da olsa çocuklarının isteklerine karşı gelemediklerine sıklıkla rastlandığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Bunun altında 2 temel sebep var. Bunlardan biri ‘aman çocuğum hiçbir şeyden eksik kalmasın’ düşüncesidir. Bu düşünceyle çocuklara bir şeyler alarak onları mutlu ettiğimizi zannediyoruz fakat aslında onlar duygusal olarak bir şeylerden eksik kalmıyor. Tam tersi bazı yerlerde yaralar oluşturuyoruz. İkinci sebep ise ebeveynlerin kendi çocukluklarında sahip olamadıklarına evlatlarının sahip olmasını istemeleridir. ‘Bana alınmadı ona alınsın, benim olmadı onun olsun’ düşüncesi oluyor. Bu temelde iyi niyetli bir yaklaşımdır fakat aslında yapılan şey, bir yetişkin olarak ebeveynlerin kendi ihtiyaçlarını çocukları üzerinden gidermeye çalışmasıdır. Bu sebeple çocuklar daha çok istemeye başlıyor, az ile yetinemez oluyorlar. Sorunlarını kendi başlarına çözemez hale geliyorlar” dedi.</p>
<p><strong>İsteklerini geçiştirmek çözüm sağlamaz</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe ihtiyaçların boyutunun hem maddi hem manevi olarak artacağını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk,  sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ebeveyn olarak ileriyi düşünerek hareket etmeli, hayır kelimesini çocuklara öğretebilmeliyiz. Çok küçük yaşlardan itibaren neye neden hayır dediğimizi anlatmalıyız. İstediğini almamak için ‘hayır ben bunu alamam’ demek yeterli olmaz, bu yolla onun düşüncesini reddetmiş ve önemsememiş gibi görünürüz. Ayrıca geçiştirmek de bir çözüm sağlamaz. Çocuğu dinlemek ve istediği şeye neden ihtiyacı olduğunu sormak gerekir. Çocuğa istediklerini hemen almak yerine belirli bir süre tanımak önemlidir. Bu sürenin sonunda bazen çocuğun hevesi geçmiş, isteği kırılmış olabilir. Bu durumda tutarlı olmamız ve ebeveynler olarak da ortak bir tutum sergilememiz gerekiyor. Önce ‘hayır’ sonra ‘evet’ dersek hayır yanıtı bir işe yaramayacaktır.” </p>
<p><strong>Ödül ve ceza yöntemi başarılı sonuç vermiyor</strong></p>
<p>Ödül ve ceza yönteminin de çok başarılı bir yöntem olmadığının altını çizen Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, “Burada ödül bir koşula bağlıdır. Çocuk bir konuda başarılı olduğu takdirde ödül alır, ödül alamazsa ceza almış olur. Örneğin çocuğa karnesinde yüksek notlar aldığı için değil, karne aldığı için bir hediye adı altına ödül verilmeli. Çünkü hediye içten gelen bir şeydir, ödül bir koşula bağlı olarak verilir. Ödüle alışan bir çocuğun akademik hayatında da motivasyonu başarı amaçlı değil ödül amaçlı olacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Evdeki ebeveyn ve çocuk davranışları değerlendiriliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Elvin Akı Konuk, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aileler genelde duygusal tepkiler üzerine uzmanlara başvuruyor. Öfke nöbetleri, ağlama krizleri, çevresine kötü söylemlerde bulunma gibi sebeplerin yaygın sebepler olduğunu söylemek mümkün. Çocuğun kendi benlik algısı nasıl, sosyal ilişkileri nasıl, aileyle ilişkileri nasıl bunlar da inceleniyor. Hemen ardından ebeveyn tutumlarına, onların yaklaşımlarına bakılıyor. ‘Evin düzeni, çocukla geçirilen vakit, çocuk evdeki söz hakkı, hangi duygusal ihtiyaçlarını çocuk nesnelerle karşılamaya çalışıyor?’ gibi kriterler değerlendiriliyor. Terapi sürecinde çocuğun bu davranışının altında hangi duygusal ihtiyaçlar yatıyor önce bunlara bakılıyor. Böylece çocuğun asıl ihtiyacı olan şey öğrenilebiliyor ve isteme davranışını makul düzeye indirmek mümkün hale geliyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hep-daha-fazlasini-isteyen-cocuklara-ebeveynler-nasil-yaklasmali-363946">Hep daha fazlasını isteyen çocuklara ebeveynler nasıl yaklaşmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayında Ağız Kokusu Nasıl Önlenir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayinda-agiz-kokusu-nasil-onlenir-362675</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 09:40:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[önlenir]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında değişen beslenme rutini, uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını korumak için hem ağız hijyeni alışkanlıklarında hem de beslenme biçiminde bazı değişikliklerin yapılmasını zorunlu kılar. İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız ve Çene Radyolojisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Yüce bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayinda-agiz-kokusu-nasil-onlenir-362675">Ramazan Ayında Ağız Kokusu Nasıl Önlenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında değişen beslenme rutini, uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını korumak için hem ağız hijyeni alışkanlıklarında hem de beslenme biçiminde bazı değişikliklerin yapılmasını zorunlu kılar. İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız ve Çene Radyolojisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Yüce bilgilendirmelerde bulundu.<br /> </p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumak her zaman dikkat edilmesi, önem verilmesi gereken bir konudur. Günlük yaşantımızda ağız ve diş sağlığını korumak için sabah ve akşam olmak üzere en az iki kere diş fırçalamak; diş ipi, ara yüz fırçası ve ağız gargaraları gibi ek materyaller kullanmak yeterli olmaktadır. Fakat Ramazan ayında değişen beslenme rutini ile birlikte daha dikkatli olmalıyız.</p>
<p>Özellikle Ramazan ayında kişilerin en rahatsız olduğu durumların başında ağız kokusunun (halitozis) artması gelmektedir. Yapılan araştırmalarda ağız kokusunu oluşturan en büyük etmen dil üzerinde biriken bakterilerdir. Oruç tutanlarda ağız kokusunun görülmesinin diğer sebepleri ağız kuruluğu, iyi temizlenmeyen diş yüzeyleri, uyumsuz restorasyonlar ve bunların aralarında biriken yemek artıklarının oluşturduğu plaktır.</p>
<p><strong>“Sahur ve iftar sonrası dişler titizlikle temizlenmeli”</strong></p>
<p>Sahur ve iftar sonrası titizlikle yapılan diş fırçalama ve diş ipi kullanımı, dil üzerinin dil kazıyıcılar ile temizlenmesi hem diş çürükleri ve diş eti iltihaplarını hem de ağız kokusunu önleyecektir. Yine ağız kokusunu engellemek için ağız gargaraları kullanılması önerilmektedir. Ramazan ayında gün içinde ise macun kullanılmadan kuru fırçalama yapılması oluşan dental plağı ortadan kaldırılmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Peki ramazanda başka nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmeli,</li>
<li>Hem ağız kuruluğunu hem de vücut dehidratasyonunu önlemek için iftar ve sahur arası bol bol su içilmeli,</li>
<li>Hızlı yemek yememek ve lokmaları yavaş ve iyi çiğnemek sindirime yardımcı olduğu kadar ağız ve diş sağlığı açısında da oldukça önemli,</li>
<li>Dişlerinize ve diş etlerinize zarar vermemesi için çok sıcak veya soğuk yemek-içecek tüketmemelisiniz,</li>
<li>Ramazan ayında peynir ve süt ürünleri tüketmeye özen gösterebilirsiniz. Bu şekilde en doğal yoldan dişlerinizin çürümesinin önüne geçmiş olursunuz,</li>
<li>Sarımsak ve soğan gibi gıdalardan uzak durulmalı,</li>
<li>Süt ve balık sindirim sırasında kötü koku açığa çıkaran proteinler içerdiğinden tüketiminden hemen sonra dişler fırçalanmalı.</li>
</ul>
<p>Bilinenin aksine oruçlu bireylerde su yutulmayacak şekilde birçok dental işlem (diş taşı temizliği, basit dolgular, ölçü alımı vs.) uygulanabilmektedir. Ancak yine de en güzeli ramazan öncesinde diş hekimi kontrolüne gitmek olacaktır. Acil bir durum varlığında ise sağlığınız her zaman önemlidir. Gerekli işlemler mutlaka yapılmalı ve hekimin yönlendirmelerine uyulmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-ayinda-agiz-kokusu-nasil-onlenir-362675">Ramazan Ayında Ağız Kokusu Nasıl Önlenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Togg&#8217;da büyük gün&#8230; Kura çekimi kaçta, nasıl olacak?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toggda-buyuk-gun-kura-cekimi-kacta-nasil-olacak-360884</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:11:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[VİDEO-GALERİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[gün8230]]></category>
		<category><![CDATA[kaçta]]></category>
		<category><![CDATA[kura]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[toggda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerli otomobil TOGG ön sipariş süreci geçtiğimiz günlerde sona erdi. Heyecanlı bekleyiş bugün yapılacak kura çekilişleri ile ikiye katland</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toggda-buyuk-gun-kura-cekimi-kacta-nasil-olacak-360884">Togg&#8217;da büyük gün&#8230; Kura çekimi kaçta, nasıl olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>TOGG, T10X için verilen ön sipariş sayısı hakkında açıklamada bulundu. Şirketin resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre, yerli otomobil için verilen ön sipariş sayısı 177 bin 467 ulaştı.</p>
<p><strong>TOGG KURASI NE ZAMAN?</strong></p>
<p>Ön sipariş dönemi kapandıktan sonra, dijital çekiliş 29 Mart 2023 tarihinde noter huzurunda çekilecek. Ancak TOGG kura çekilişinin saat kaçta yapılacağı henüz belli olmadı. Çekilişe katılacak kullanıcıların sıralı listesi çekiliş öncesinde Togg tarafından yayınlanacak.</p>
<p>Bu yıl teslim edilecek 20 bin araç için düzenlenecek Togg Büyük Çekilişi, bu akşam 21.00’de TRT Haber’de yayınlanacak.</p>
<p>Togg sosyal medya hesaplarından da canlı olarak yayınlanacak çekilişte, sipariş hakkı kazanan kullanıcılar, akıllı cihazlarının teslimat tarihi geldiğinde ön ödeme tutarı düşülmüş bir şekilde kalan ödemelerini yapacak.</p>
<p>Ön sipariş dönemi sonunda noter huzurunda yapılacak çekilişle, sipariş hakkı kazananlar teslimat önceliğiyle birlikte belirlenecek. Teslimat tarihi belirlenirken seçilen versiyonun yaklaşık teslimat dönemi ile kullanıcının çekiliş sıralamasındaki yeri dikkate alınacak.</p>
<p>Çekilişte sipariş hakkı kazanamayan kullanıcıların ön ödeme bedelleri ise kullanıcıların Trumore e-Cüzdanlarına ardından bankalarına bağlı olarak en geç 14 gün içinde otomatik olarak hesaplarına geri yatırılacak.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toggda-buyuk-gun-kura-cekimi-kacta-nasil-olacak-360884">Togg&#8217;da büyük gün&#8230; Kura çekimi kaçta, nasıl olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzün en zorlu sınavı kuraklıkla nasıl mücadele edebiliriz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-zorlu-sinavi-kuraklikla-nasil-mucadele-edebiliriz-359930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 09:56:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[edebiliriz]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzün]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklıkla]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359930</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın birçok ülkesi gibi Türkiye de kuraklıkla mücadele ediyor. Su yönetiminde yapılan yanlışlıklar, yetersiz teknoloji ve ürün kullanımına bağlı hatalı kaynak yönetimi mevcut kaynakların israf edilmesine sebep oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-zorlu-sinavi-kuraklikla-nasil-mucadele-edebiliriz-359930">Günümüzün en zorlu sınavı kuraklıkla nasıl mücadele edebiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın birçok ülkesi gibi Türkiye de kuraklıkla mücadele ediyor. Su yönetiminde yapılan yanlışlıklar, yetersiz teknoloji ve ürün kullanımına bağlı hatalı kaynak yönetimi mevcut kaynakların israf edilmesine sebep oluyor. Danfoss, geliştirdiği pompa hız kontrol sürücüsü</strong> <strong>VLT® AQUA Drive FC 202’nin sağladığı fayda ile su kaynaklarının verimli bir şekilde yönetilmesine ve kuraklıkla mücadele edilmesine destek oluyor.</strong></p>
<p>Dünya nüfusunun 3’te 1’inin 2030’da su kıtlığı yaşayacağı tahmin edilirken, dünya çapında israf edilen su kaynağı ülkeler bazında yüzde 6&#8217;dan 80&#8217;e kadar farklılık gösteriyor. Su işletmeleri tarafından israf edilen ortalama su miktarı incelendiğinde, istatistikler dünya genelinde yüzde 40 iken, Avrupa&#8217;da yüzde 26 seviyelerinde. Küresel suyun yaklaşık yüzde 70’i tarımda kullanılırken, kuraklık dünyanın artan nüfusuyla doğru orantılı olarak başta gıda olmak üzere enerji krizi riskini de beraberinde getiriyor. Peki, günümüzün en zorlu sınavı kuraklıkla nasıl mücadele edebiliriz? </p>
<p>Danfoss’un su ve su dağıtımının olduğu her yerde ticari, konut ve üretimde suyun doğru yönetimi için geliştirdiği pompa hız kontrol sürücüsü VLT® AQUA Drive FC 202; suyun kaynağından son kullanıcıya ulaştırılmasına, atık suyun arıtılmasına ve hatta deşarj edilmesine kadar tüm süreçleri yöneterek, sınırlı kaynakların verimli kullanılmasına destek olur. Enerji tüketiminde yaklaşık yüzde 35’e varan tasarruf imkânı, yüzde 98’e varan operasyonel verimlilik sağlayan VLT® AQUA Drive FC 202, ihtiyaç anında çalışan soğutma fanıyla da en düşük ısı kaybı oranına sahiptir. İhtiyaca göre anlık kapasite değişimlerine cevap verebilen VLT® AQUA Drive FC 202, bu özelliğiyle aynı zamanda enerji tasarrufu elde edilmesini sağlar.</p>
<p><strong>Sistemdeki kayıp, kaçak su miktarını azaltır, performansı artırır</strong></p>
<p>EMC Filtresi ile daha az gürültü ve daha düşük titreşimle çalışan sürücü, hassas ekipmanların zarar görmesini önler. Sahip olduğu güvenli ve yedeklenebilir sistemiyle süreçlerde süreklilik sağlar. Kaçak su miktarını azaltır ve sistem performansını artırır. Böylece, sistemde yer alan ekipmanların kullanım sürelerinin uzamasına, bakım giderlerinin azaltılmasına destek olur. Farklı uygulama ihtiyaçlarına özel geliştirilebilen ve özel üretim olsa dahi test süreçlerine tabi tutulan VLT® AQUA Drive FC 202, su kaynaklarına özel geliştirilen yazılımı geniş yapılandırma seçenekleri sunar. Akıllı ısı yönetimi özelliği, ısı kaybını azaltmaya odaklı kontrol algoritmalarıyla enerji verimliliğini en üst düzeye çıkarır. Arka kanal soğutması ile ortaya çıkan ısının yüzde 85’i elektronik parçalara ulaşmadan arka kanaldan dışarı atılır. MCT31 yazılımıyla frekans konvertörünü devreye almadan önce ne kadar harmonik etkisi olacağı bilinir ve tesis içi harmonik etki kaynaklı olası ek maliyetler engellenir. </p>
<p><strong>Haberleşme protokolleri ile sistem yönetimini kolaylaştırır</strong></p>
<p>Su darbesini önlemeye yönelik geliştirilen yazılım, sistemin performansını ve su sızıntılarını önler; asenkron, sabit mıknatıslı (IPM ve SPM), SynRM ve PMASynRM motorlarla uyumlu bir şekilde sorunsuz çalışmasıyla verimliğe destek olur. MCT 10 ile kolay motor kurulumunun yanı sıra -25°C ila +50°C arasında değişen sıcaklıklarda çalışabilir. Zorlu koşullara uygun IP00, IP20, IP21, IP54, IP55 ve IP66 mevcut koruma sınıfı seçenekleriyle her türlü iklim ortamına uygun koruma sağlar. BacNET, BacNET IP, PROFINET®, PROFIBUS DP-V1, DeviceNet, EtherNet/IP, EtherCAT, POWERLINK®, CANopen ve Modbus TCP gibi farklı haberleşme protokolleri ile sistem yönetimini bir bütün olarak teknolojiyle kolaylaştırır. Atık su tesislerinde uzun kullanım ömrü için 90 kW üstü cihazlarda 3C3 PCB kaplama standart kaplama özelliği sunar. Esnek ve modüler tasarım konsepti ile daha az yere daha fazla frekans konvertörü kurma imkanı tanır. Otomatik Motor Adaptasyonu (AMA) ve enerji optimizasyonuyla operasyon maliyetini düşürerek enerji tasarrufu sağlar. </p>
<p><strong>“Şehirlerin kuraklıkla mücadeleye hazırlanması gerekiyor”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan <strong>Danfoss Sürücüler Türkiye Satış Direktörü Cem Üstgel, </strong>“Son yıllarda, Türkiye’de mevsim normallerinin  çok altında kalan yağış miktarı almaya başladık. Azalan yağışlar, artan enerji ihtiyacı ve su kaynaklarının doğru yönetilmemesi önümüzdeki 20 yıl içerisinde ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalabileceğimize işaret ediyor. Bu noktada su kaynaklarının doğru yönetimi ön plana çıkıyor. Konuyu bireysel tüketimin ötesine taşıyıp, kaynakların verimli kullanılması ve işletme kaynaklı kayıp, kaçak miktarlarının azaltılmasına yönünden de ele almalıyız. Su kıtlığında öncelik, yağmur hasadı, atık suların geri kazanımı, su yönetim süreçlerine gerekli bakım çalışmalarının doğru ve zamanında yapılması ön plana çıktığı kadar; doğru cihaz, pompa, motor ve sürücü seçimine de önem verilmelidir.  Bugün ve gelecekte doğru su yönetimi için, süreç iyileştirmesi, depolama ve dağıtımda su kayıplarının azaltılması adına AC sürücülerine daha fazla yatırım yapılmalıdır.  Tesislerin modern sürücülerle yenilenerek şehirlerin su kıtlığıyla ve kuraklıkla mücadeleye hazırlanması gerekiyor” diye konuştu.   </p>
<p><strong>“Süreçlerin daha verimli bir hale getirilmesi için çalışıyoruz”</strong></p>
<p><strong>Cem Üstgel,</strong> sözlerini şöyle tamamladı: “Danfoss olarak sunduğumuz ürünlerle önemli bir açığı kapatıyor, süreçlerin daha verimli bir hale getirilmesi için çalışıyoruz. Suyun kaynağından çıktığı andan itibaren, dağıtım, kullanım ve atık olana kadarki tüm süreçlerde pompa hız kontrol sürücülerimiz ile yer alıyoruz. Sınırlı kaynaklarımızın daha verimli bir şekilde, doğru alanlarda ve doğru miktarlarda kullanılmasına destek oluyoruz. Ayrıca sürücümüzle her an dengeli ve istikrarlı bir basınç sağlayarak, sistemlerin zarar görmemesine ve sızıntılara bağlı kayıpların yaşanmamasına katkı sağlıyoruz. Danfoss VLT® AQUA Drive FC 202 sürücümüz ile bugüne kadar birçok büyükşehir belediyesinin şebeke ve atık su işletmesinin yenilenmesinde ve tarımsal ve jeotermal uygulamalarda yer aldık. Tüm projelerimizde suyun doğru yönetimi açısından oldukça başarılı sonuçlara ulaşırken, işletmelerin daha tasarruflu süreçlere sahip olmalarına katkıda bulunduk.”  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunumuzun-en-zorlu-sinavi-kuraklikla-nasil-mucadele-edebiliriz-359930">Günümüzün en zorlu sınavı kuraklıkla nasıl mücadele edebiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmaya Yaklaşım Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/travmaya-yaklasim-nasil-olmali-358577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 09:04:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[travmaya]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik Danışman Funda Nur Akay, yasın ardından bir hayatın nasıl kurulacağını ve travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerini MAG Okurları için ele alıyor...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmaya-yaklasim-nasil-olmali-358577">Travmaya Yaklaşım Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Psikolojik Danışman Funda Nur Akay, yasın ardından bir hayatın nasıl kurulacağını ve travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerini MAG Okurları için ele alıyor&#8230;</u></strong></p>
<p> </p>
<p>Travma sonrası stres bozukluğunun nasıl anlaşılacağını aktaran Funda Nur Akay “Öncelikle travmayı tanımlamakla başlamamız faydalı olabilir. Travmalar; kişinin doğal afet, büyük kazalar, savaş, terör olayları, istismar, taciz, tecavüz gibi ani ve beklenmedik olaylara ya da aile, okul veya iş çevresinde yaşanan şiddet, reddedilme ya da ihmallere maruz kalmasıdır. Travma sonrası stres bozukluğundan; travma sonrasında yaşanan akut stres belirtilerinin bir aydan fazla sürmesi ve belirtilerin yoğunluğu ve sıklığında azalma olmaması durumunda bahsedilebilir. Bu belirtileri de uyku problemleri, kaçınma ya da aşırı uyarılma durumları, olumsuz duygu ve düşüncelerin sürekli tekrarlanması, konsantrasyon ve dikkat eksiklikleri, değişen gerçeklik algısı gibi fiziksel, duygusal, bilişsel ve davranışsal boyutlarda sınıflandırabiliriz” dedi. </p>
<p>Çocuklarda davranış değişiklikleri ya da yaşından küçük davranışlar, uyku problemlerinin gözükebileceğini aktaran Funda Nur Akay “Bu durumlarda çocukların önce güven ihtiyacının karşılanması gerekir. Ergenlerde yukarıdakilere ek olarak, içe kapanma durumları olabileceğinden mutlaka sosyal ortamlar için teşvik ve yaşlarına uygun görev ve sorumluluklar verilmelidir.  Herkes için belirtilerin farklı ve değişik yoğunlukta olması söz konusudur. Az önce de belirttiğim gibi bu belirtiler bir aydan fazla devam ettiği noktada ve yoğunlukları artma eğiliminde ise uzman desteğinin gerekliliğinden bahsedebiliriz. Bu durumlarda EMDR gibi kısa süreli, çözüm odaklı terapiler kullanılabileceği gibi, daha uzun süreli psikoterapilere de ihtiyaç duyulabilir” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/travmaya-yaklasim-nasil-olmali-358577">Travmaya Yaklaşım Nasıl Olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HUAWEI Watch D ile tansiyon nasıl ölçülür?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-ile-tansiyon-nasil-olculur-355060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2023 08:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[huawei]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülür]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[watch]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her zaman doğru tansiyon sonuçları aldığınızdan emin olmak için HUAWEI Watch D hızlı kılavuzuna göz atarak nasıl ölçüm yapacağınızı, cihazın ne kadar doğru olduğunu, saatin düzenli olarak test yapmak için nasıl hatırlatıcılar göndereceğini ve sonuçları nasıl yorumlayacağınızı öğrenebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-ile-tansiyon-nasil-olculur-355060">HUAWEI Watch D ile tansiyon nasıl ölçülür?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her zaman doğru tansiyon sonuçları aldığınızdan emin olmak için HUAWEI Watch D hızlı kılavuzuna göz atarak nasıl ölçüm yapacağınızı, cihazın ne kadar doğru olduğunu, saatin düzenli olarak test yapmak için nasıl hatırlatıcılar göndereceğini ve sonuçları nasıl yorumlayacağınızı öğrenebilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>HUAWEI Watch D&#8217;nin doğruluğu ve hassasiyeti</strong></p>
<p>HUAWEI Watch D, tansiyon değişikliklerini doğru bir şekilde kaydeden yüksek çözünürlüklü bir sensöre sahip. Diğer geleneksel yöntemlerle karşılaştırılabilir güvenilir sonuçlar veren Watch D’nin ölçüm hassasiyeti sadece ±3mmHg aralığında. Örneğin gerçekte 116 mmHg olan büyük tansiyonunuz en fazla 119 ve 113 aralığında değişiklik gösterir. HUAWEI Watch D, sağlığınızdan ödün vermemeniz için sabah ve akşam gibi planlanmış zamanlarda tansiyon hatırlatıcıları göndereceği özelleştirilmiş ölçüm planları ayarlamanıza da olanak tanıyor.</p>
<p><strong>Doğru duruş çok önemli</strong></p>
<p>Tansiyonunuzu ölçmeden önce oturun ve rahatlayın. Maksimum doğruluğu sağlamak için ölçüme başlamadan önce yaklaşık beş dakika dinlenmeniz öneriliyor. Doğru sonuçlar elde etmenin anahtarının ölçümü yapmadan önce doğru bir vücut duruşunu benimsemek olduğunu unutmayın.</p>
<p><strong>Tansiyonunuzu ölçmek için şunları yapmalısınız:</strong></p>
<p>1. Ölçüm için uygun duruşu benimseyin. Bir sandalyede arkanıza yaslanın ve bacaklarınız yerde dik olacak şekilde sırtınızı yaslayın.</p>
<p>2. HUAWEI Watch D&#8217;den veya HUAWEI Sağlık uygulamasından Tansiyon işlevini seçerek ölçümü başlatın.</p>
<p>3. Bileğinizi saatle birlikte kalp hizasında tutun. Duruşunuzu doğal tutmayı unutmayın. Saatin bulunduğu kol dirsekten desteklenmelidir.</p>
<p>4. Ölçüm yapılana kadar doğru duruşu koruyun. </p>
<p>5. Tansiyon ölçüm sonuçlarınız HUAWEI Sağlık uygulamasında görüntülenecektir.</p>
<p><strong>Tansiyon ölçüm sonuçlarınızı nasıl yorumlayabilirsiniz?</strong></p>
<p>Doğru şekilde gerçekleştirilen tansiyon ölçüm sonuçları renkli olarak gösterilecektir. Yeşil renk çok iyi sonuçları ifade eder; kardiyovasküler sisteminiz harika durumdadır. Turuncu renk potansiyel bir riske işaret eder; her şeyin yolunda olduğundan emin olmak adına genel bir muayene için doktorunuza görünmeniz önerilir. Saatiniz kırmızı rengi gösteriyorsa, vücudunuzda bir sorun var demektir. Kesinlikle doktorunuza görünmelisiniz!</p>
<p><strong>En yaygın hatalar ve yanlışlar</strong></p>
<p>Tansiyon sonuçlarının yanlış olduğunu düşünüyorsanız, duruşunuzu kontrol edin ve ölçümü tekrar yapın. Ölçüm sırasında konuşmamayı, kolunuzu dirseğinizden desteklemeyi, bacak bacak üstüne atmamayı ve her şeyden önce oturarak kolunuzu sakin bir şekilde kalp hizasında tutmayı unutmayın. Bileğinizi göğsünüze doğru sıkıca bastırmanıza gerek yok. Konuşmak ve kendinizi kasmak tansiyonunuzun gerçekte olduğundan yüksek çıkmasına neden olabilir ve yanıltıcı sonuçlar alınabilir.</p>
<p>HUAWEI WATCH D, 699 TL değerindeki hediye HUAWEI Akıllı Tartı 3, ve 1.199 TL değerindeki 1 yıl uzatılmış garanti ile HUAWEI Online Mağaza üzerinde 8.999 TL fiyatla satışa sunuluyor. Ayrıca Mart ayı sonuna kadar, HUAWEI Online Mağazası’nda geçerli 300 TL değerindeki indirim kupon kodu kullanılabiliyor: </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-ile-tansiyon-nasil-olculur-355060">HUAWEI Watch D ile tansiyon nasıl ölçülür?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk havalarda güvenli egzersiz nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-havalarda-guvenli-egzersiz-nasil-olmali-354934</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 14:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden uzmanlar, egzersiz yapmaya alışkın olmayanlar için soğuk havada egzersiz yapmaya başlamanın uygun bir zaman olmayabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-havalarda-guvenli-egzersiz-nasil-olmali-354934">Soğuk havalarda güvenli egzersiz nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden uzmanlar, egzersiz yapmaya alışkın olmayanlar için soğuk havada egzersiz yapmaya başlamanın uygun bir zaman olmayabileceğine dikkat çekiyor. </strong></p>
<p><strong>Uygun kıyafet seçimi ve ısınma hareketlerinin tamamlanmasının önemine işaret eden uzmanlar, astım, kalp sorunları veya Raynaud hastalığı gibi belirli rahatsızlıkları olanların doktorlarına danışarak egzersiz yapmasını tavsiye ediyor. Uzmanlar, donma nedeniyle vücutta meydana gelen bir yaralanma olan soğuk yanığına karşı da dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Öyle ki yanık en çok yanaklar, burun ve kulaklar gibi açıkta kalan deride görülüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü Araştırma Görevlisi Beyzanur Dikmen Hoşbaş, soğuk havalarda egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Soğuk havalarda egzersiz yapılabileceğini kaydeden fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş “Neyin soğuk hissettirdiği özneldir ancak genel olarak ‘soğuk’ 4C&#8217;de ve ‘çok soğuk’ -20C’de başlar. Soğuk havalarda egzersiz yapmak güvenli olabilir. Soğuk havalar kişilerin egzersiz motivasyonunu kırabilir. Ancak bazı noktalara dikkat edilerek egzersiz rutinine soğuk havalarda da devam etmek mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>Doktora danışılmalıdır</strong></p>
<p>Soğukta yapılan egzersizin, fizyolojik olarak daha stresli koşullar altında yapılan egzersiz olduğunu kaydeden Hoşbaş, “Egzersiz yapmaya alışkın değilseniz, kışın soğuk havada egzersiz yapmaya başlamak uygun bir zaman olmayabilir. Soğuk havalarda egzersiz yapmak neredeyse herkes için güvenlidir. Ancak astım, kalp sorunları veya Raynaud hastalığı gibi belirli rahatsızlıkları olanlar, durumuna veya kullandığı ilaçlara bağlı olarak alması gereken özel önlemleri gözden geçirmek için önce doktoruna danışmalıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Kalp hastaları dikkatli olmalı!</strong></p>
<p>Egzersiz yaparken özellikle dikkat edilmesi gereken durumlara dikkat çeken fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş, şunları söyledi:</p>
<p><strong>Kalp rahatsızlıkları:</strong> Soğuk havalar kalbe ekstra yük bindirir.</p>
<p><strong>Astım:</strong> Soğuk havanın akciğerleri ve hava yolunu hızla doldurmasıyla tetiklenebilir.</p>
<p><strong>Egzersize bağlı bronkokonstriksiyon</strong>: Egzersize bağlı astım olarak da bilinir Bu, astımı olmayan kişilerde ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Raynaud Hastalığı: </strong>Vücudun periferik bölgelerine kan dolaşımını kısıtlayan ve hipotermi gelişme olasılığının artmasına yol açabilen bir durumdur.</p>
<p><strong>Güvenli egzersiz için bu önerilere kulak verin!</strong></p>
<p>Fizyoterapist Hoşbaş, soğuk havalarda güvenle egzersiz yapmak için dikkat edilmesi gereken noktalara da işaret ederek tavsiyelerini şöyle sıraladı:</p>
<p> </p>
<ul>
<li>Egzersizden önce ve sonra kasları hazırlamak ve onarmak için esneme veya yerinde yürüme gibi ısınma ve soğuma hareketleri yapılmalı.</li>
</ul>
<p><strong>Doğru kıyafetler seçilmeli…</strong></p>
<p>2. Sıcak havayı aralarında hapsetmek için birkaç kat bol kıyafet giyilmeli. Hava karlı veya yağmurluysa su geçirmez bir palto veya ceket giyilmeli ve şapka, atkı ve eldivenler de unutulmamalı. Soğuk havalarda egzersiz yaparken çok kalın giyinmek büyük bir hatadır. Egzersiz, gerçekte olduğundan çok daha sıcakmış gibi hissetmenize neden olacak kadar önemli miktarda ısı üretir. Ancak terin buharlaşması vücudunuzdan ısıyı çeker ve kendinizi üşümüş hissedersiniz. Terlemeye başladığınız anda çıkarabileceğiniz ve gerektiğinde tekrar giyebileceğiniz katmanlar halinde giyinin. </p>
<p>3. Kayıp düşmemek için karlı ve buzlu kaldırımlarda ekstra dikkatli olunmalı. Ayağı sağlam basmak için sağlam ayakkabılar giyilmeli.</p>
<p><strong>Soğuk yanığına dikkat!</strong></p>
<p>4. Vücut ısısında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek bir düşüş olan hipotermi belirtileri hakkında bilgi edinilmeli. Soğuk yanığı, donma nedeniyle vücutta meydana gelen bir yaralanmadır. Soğuk yanığı en çok yanaklar, burun ve kulaklar gibi açıkta kalan deride görülür. Ellerde ve ayaklarda da meydana gelebilir. Erken uyarı işaretleri arasında uyuşma, his kaybı veya batma hissi yer alır. Soğuk yanığından şüpheleniliyorsa derhal soğuktan uzaklaşılmalı. Etkilenen bölge yavaşça ısıtılmalı, ancak ovalanmamalı çünkü bu cilde zarar verebilir. Uyuşukluk geçmezse acil yardım istenmeli. Hipotermi belirti ve semptomları şunları içerir: yoğun titreme, konuşma bozukluğu, koordinasyon kaybı, yorgunluk. Olası hipotermi için hemen acil yardım istenmeli.</p>
<p>5. Hava durumu kontrol edilmeli. Dışarısı çok rüzgarlı, soğuk veya ıslaksa, bunun yerine çevrimiçi bir video veya kapalı alanda egzersiz yapmak düşünülebilir. Aşırı rüzgar soğukları, sıcak tutan giysilerle bile açık havada egzersiz yapmayı güvensiz hale getirebilir. Islanmak kişileri soğuğa karşı daha savunmasız hale getirir. Ve ıslanıldığında, çekirdek vücut sıcaklığı yeterince yüksek tutulamayabilir.</p>
<p>6. Baş, eller, ayaklar ve kulaklar korunmalı: Hava soğuk olduğunda, kan akışı vücudun merkezinde yoğunlaşarak başı, elleri ve ayakları donmaya karşı savunmasız bırakır.</p>
<p>7. Bol sıvı tüketilmeli: Sıvı tüketimi sıcak havalarda olduğu kadar soğuk havalarda da önemlidir. Atrenman öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmek ihmal edilmemelidir. Soğukta terleme, nefes alma, kış rüzgarının kurutucu gücü ve artan idrar üretimi nedeniyle susuz kalınabilir, ancak soğuk havalarda bunu fark etmek daha zor olabilir.</p>
<p><strong>Vücudunuzu iyi gözlemleyin</strong></p>
<p>Soğuk havalarda egzersiz güvenliği için bütün bu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirten fizyoterapist Beyzanur Dikmen Hoşbaş, “Soğuk yanığı gibi yaralanmaları önlemeye yardımcı olmak için soğuk havada egzersiz yaparken vücudunuzu nasıl hissettiğinizin yakından izlenmesi gerekmektedir.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Araştırma Görevlisi Beyzanur Dikmen Hoşbaş, soğuk havanın olumsuz etkilerine de dikkat çekerek “Düşük sıcaklıklar metabolizmanıza daha fazla yük bindirir. Daha soğuk kaslar daha az verimli kaslardır. Çok fazla hızlı seğirme aktivitesi ve yeterince yavaş seğirme olmaması ekstra laktat üretimine yol açar. Soğuk sinirler nedeniyle yavaşlamış reaksiyon süreleri mevcuttur. Glikoz daha hızlı tüketilir, bu nedenle dayanıklılık azalır. Hidrasyon meydana gelir.” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-havalarda-guvenli-egzersiz-nasil-olmali-354934">Soğuk havalarda güvenli egzersiz nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremzede kadınlar, yaralarını nasıl sarmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremzede-kadinlar-yaralarini-nasil-sarmali-354377</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 09:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[depremzede]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sarmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaralarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremzede kadınların sahip oldukları sorumlulukların da etkisiyle felaketten çok daha fazla etkilendiğini belirten uzmanlar, kadınların bu dönemden en az hasarla çıkması için yapılması gerekenlere işaret ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-kadinlar-yaralarini-nasil-sarmali-354377">Depremzede kadınlar, yaralarını nasıl sarmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depremzede kadınların sahip oldukları sorumlulukların da etkisiyle felaketten çok daha fazla etkilendiğini belirten uzmanlar, kadınların bu dönemden en az hasarla çıkması için yapılması gerekenlere işaret ediyor. Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, yaşamının bir amacı olmasının, başkaları için çare olmanın, üstelik bunu yokluk ve kısıtlı imkânlara rağmen yapmaya çalışmanın bir yandan çok zorlayıcı olmakla birlikte diğer yandan depresyondan koruyucu bir rol de oynayabildiğini söyledi. Demirsoy’a göre kadınların geçici bile olsa depremden sonra barındıkları yerde bir yaşam düzeni oluşturması, kendi ailesinin yemeğini ve yaşadığı yerin temizliğini yapabilir duruma gelmesi psikolojik olarak iyileşme sürecini başlatacak.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada özellikle depremzede kadınların yaşadığı travma ve baş etme yollarına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınların yükü daha da ağırlaştı</strong></p>
<p> </p>
<p>Bu dönemde depremzede kadınların yükünün daha da ağırlaştığını söyleyen Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Deprem kadın, erkek, çocuk her yaştaki insanı derinden etkilemekle birlikte kadınlar için zorluk çok daha fazla. Kadınlar ailedeki diğer üyelerin, varsa engellilerin, yaşlıların bakımından birincil derecede sorumlular. Bakım verme sorumlulukları onların yaşadığı güçlükleri daha da ağırlaştırıyor. Evini, eşyalarını, düzenini kaybetmekten ötürü kendi temel fiziksel ihtiyaçlarını bile güçlükle karşılarken bir yandan da bakımından sorumlu olduğu kişileri korumak, kollamak durumundalar. Bakımından sorumlu olduğu engelli veya yaşlı bir birey, ya da küçük bebeği varsa bunun getirdiği hareket kısıtlılığı koşullarını daha da ağırlaştırıyor. Yemeğe, suya erişmek, yardım malzemeleri için sıraya girmek gibi işleri yapmaları gerektiğinde onları bırakıp bunu yapabilmeleri ayrı bir zorluk.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaşamın bir amacı olması, depresyondan koruyabilir</strong></p>
<p> </p>
<p>Depremzede kadınların bir yandan kayıplarının acısını yaşamaktayken bir yandan da diğerlerine bakım vermek ve yeniden bir yaşam düzeni kurmak durumunda olduklarını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Yaşamının bir amacı olması, başkaları için çare olmak, üstelik bunu yokluk ve kısıtlı imkânlara rağmen yapmaya çalışmak bir yandan çok zorlayıcı olmakla birlikte diğer yandan depresyondan koruyucu bir rol de oynayabiliyor. Büyük bir felaket yaşandı ve insanlar sadece evini, eşyalarını, yaşam düzenini değil ailesini, akrabalarından, arkadaşlarından sevdikleri kişileri kaybetti, kendi kaybı olmasa bile kaybedenlerin acısını yakından yaşadı.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Şok ve kaygı yaşamak doğal tepkilerdir   </strong></p>
<p> </p>
<p>“Kayıp duygusu ezici bir yaşantıdır ancak her zaman hastalık boyutunda travmaya yol açmaz” diyen Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Kayıpların ardından birtakım bedensel, duygusal, davranışsal sıkıntıların hissedildiği, depresif duygulanımların görüldüğü bir yas süreci yaşanır. Yaşadığımız bu büyük felaketin ardından ilk bir iki ayda yaşanan şok, kaygı ve panik duyguları, uyku bozuklukları, üzüntü, keder, öfke gibi duygular, düşünme ve karar verme güçlükleri, hastalık olarak görülmemelidir. Bunlar yaşamın doğal akışını bozan, kesintiye uğratan olağanüstü duruma gösterilen doğal tepkilerdir, hastalık sayılmaz. Ancak deprem gibi doğal afetlerle yaşanan ani ve dehşet verici kayıpların ardından travmatik bir yas süreci yaşanması ve birtakım psikiyatrik rahatsızlıkların gelişmesi riski de fazladır.” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Üzüntü ve depresyonda düşünce şekli farklılık gösteriyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Doğal afetler sonrasında en sık görülen hastalık tablosunun TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu), ikincisinin de majör depresyon olduğunu ifade eden Çiğdem Demirsoy, “Kayıplara bağlı olarak derin bir üzüntü, keder duygusu bu süreçte doğaldır ve her üzüntü depresyon değildir. Üzüntü gibi, acı duygusu da yas sürecinin normal bir parçasıdır. Bu duygulardan kaçmaya çalışmak uyum sağlamayı güçleştirir ve sağlıksız sonuçlar doğurur. Üzüntü duygusuna eşlik eden düşünce ‘Yaşamım değişti ve bir daha aynı olmayacak’  şeklinde iken depresyondaki düşünce şekli  ‘Yaşamımın bundan sonra bir anlamı, değeri yok’ şeklindedir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bir yaşam düzeni oluşturulması iyileşme sürecini başlatacak</strong></p>
<p> </p>
<p>Depremzede kadınlara bu dönem için tavsiyelerde de bulunan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Depresyondan korunmak için imkânlar çerçevesinde yaşam rutinlerini oluşturmaya çalışmak, felaketten önceki yaşam amaçlarını kendine hatırlatmak ve bunlarla ilgili davranışlara yavaş yavaş geri dönmek yardımcı olacaktır. Kadınların geçici bile olsa depremden sonra barındıkları yerde bir yaşam düzeni oluşturmaları, kendi ailesinin yemeğini, yaşadığı yerin temizliğini yapabilir duruma gelmeleri psikolojik olarak iyileşme sürecini başlatacaktır. Kurumlar tarafından yapılan yardımlarda da bunu sağlayabilecekleri imkânları sunabilmek önemlidir.” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>İki ay geçmesine rağmen şikayetler azalmıyorsa dikkat!</strong></p>
<p> </p>
<p>Şikayetlerin azalmaması halinde uzmana danışılması tavsiyesinde bulunan Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “İki ay geçtiği halde kaygı korku ve öfke gibi duygular azalmadan devam ediyorsa, uyku bozuklukları, kâbuslar sık yaşanıyorsa, travmatik anıların tekrar tekrar gözünün önünde canlanması gibi durumlar yaşanıyor ve çaresizlik, umutsuzluk, boşluk hissi gibi duygularla felaketten önceki işlevselliğine yavaş yavaş geri dönmeye başlanamadıysa mutlaka bir uzman ile görüşülmelidir.” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Travmayı aşabilmek için bu tavsiyelere kulak verilmeli</strong></p>
<p> </p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, yaşanan bu ağır travmayı aşabilmek için dikkat edilmesi gerekenleri de şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Kayıpların yokluğu ile yaşamaya uyum sağlayabilmek ve iyileşmek için kendine zaman tanımak.</li>
<li>Üzüntü ve acı gibi duyguları hissetmek ve yas tutmak için kendine izin vermek.</li>
<li>Yaşadıklarını konuşmak, paylaşmak.</li>
<li>Duygusal olarak hassas dönemdeyken yemek, uyku gibi ihtiyaçlarını ve fiziksel sağlığını ihmal etmemek.</li>
<li>Belirsizlikleri ortadan kaldırmak için bazı yaşam rutinleri oluşturmak.</li>
<li>İyileşme ve başa çıkma sürecini geciktirebilecek, olumsuz etkileyecek alkol, madde, sigara gibi uyuşturucu mekanizmalardan kaçınmak.</li>
<li>Yıkım ve kayıplarla ilgili haberler maalesef televizyonlarda sürekli yayınlanıyor, travmatik olayı tekrar tekrar yaşamaya yol açtığı için bunları izlemeyi sınırlamak.</li>
<li>Ailesine bakım verirken tükenme noktasına gelmeden yardım isteyebilmek.</li>
<li>Bu süreçte taşınmak iş değiştirmek gibi önemli yaşam kararları vermekten kaçınmak.</li>
<li>Günlük sorumlulukları ve rutinleri sürdüremediğini, süreğen sıkıntı ve umutsuzluk duyguları içinde olduğunu fark ettiğinde bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşmek.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-kadinlar-yaralarini-nasil-sarmali-354377">Depremzede kadınlar, yaralarını nasıl sarmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukları Obeziteden Nasıl Koruyabiliriz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklari-obeziteden-nasil-koruyabiliriz-354056</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 08:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabiliriz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[obeziteden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta aşırı yağ depolanması olarak nitelenebilecek duruma obezite denmektedir.Obezite çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, ebeveyn ve çocuk etkileşiminin de çocuklardaki obezite üzerinde büyük rolünün olduğunu düşünüyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzm. Prof. Alp Gürkan çocukları obeziteden korumanın yollarını açıkladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklari-obeziteden-nasil-koruyabiliriz-354056">Çocukları Obeziteden Nasıl Koruyabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta aşırı yağ depolanması olarak nitelenebilecek duruma obezite denmektedir.Obezite çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, ebeveyn ve çocuk etkileşiminin de çocuklardaki obezite üzerinde büyük rolünün olduğunu düşünüyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzm. Prof. Alp Gürkan çocukları obeziteden korumanın yollarını açıkladı</p>
<p>Hızlı yaşam koşullarının getirdiği “fast food”lar, televizyon ile başlayan tüm gece atıştırmaları ve yiyecek alışkanlıklarımızda değişiklikle beraber tüm dünyada fazla kiloları da beraberinde getiriyor. Sağlıksız yeme alışkanlığı, kimyasal madde ve hormon içerikli gıdalar, günlük aktivitenin azalması vücutta giderek aşırı miktarda yağ depolanmasına neden oluyor.</p>
<p>Özellikle ülkemizde çocukların katlanmak oldukları sınav maratonları, bilgisayar oyunları başında zaman geçirmeleri bu süreci artırıyor. Obez ailelerinin çocuklarının obez olması durumu normalden 2-3 kat daha fazladır. Anne ve babanın her ikisinin obez olması halinde çocuklarında % 80, biri obez ise çocuklarında %40, ikisi normal kilolu ise %10 oranında obez olma riski vardır.</p>
<p>2010 yılında yapılan Sağlık Bakanlığı Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması, 0-5 yaş arası çocuklarda %26,4 oranında; 6-18 yaş arası çocuklarda ise %22,5 oranında kilo sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Yaklaşık her 4 çocuktan birinde kilo problemi bulunmaktadır. Maalesef bu sorun yıllar içinde giderek derinleşmektedir. Beslenme-fizik aktivite bozukluğu dışında nadiren hormonal veya genetik faktörler de söz konusu olabilir. </p>
<p><strong>“Obezite Psikolojiyi de Olumsuz Etkiliyor”</strong></p>
<p>Obezitenin yaratacağı çok ciddi ve çeşitli fiziksel sağlık sorunları dışında psikolojik rahatsızlıklara da yol açacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Görünüşleri nedeniyle arkadaş ortamından dışlanacaklardır. Buna fiziksel aktivite yetersizliği de eklenince bu kişiler giderek içine kapanırlar ve evden dışarı çıkmak istemezler. Bu da daha fazla psikolojik sorunlara yol açar. Kilolar verildikçe öz güvenleri yeniden artar, toplum yaşamına yeniden katılırlar ve depresyonları sona erer.</p>
<p><strong>Obeziteyi Engellemek İçin Neler Yapılabilir?</strong></p>
<p>Kalori alımının kısıtlanması ve günlük aktivitenin artırılması şeklinde özetlenebilecek yaşam biçiminin değiştirilmesi, obezite tedavisinin temelini oluşturmaktaysa da bunu uygulamak ve kalıcı hale getirmek çok kolay değildir. Her ne olursa olsun tıbbi tedavinin mutlaka endokrin veya metabolizma uzmanı ya da bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekimi yanında diyetisyen ve psikolog desteğiyle yapılması gerekiyor. Hızlı kilo vermeye neden olan popüler diyet uygulamaları çocuklar için uygun değildir. Büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilerler. Bunun yerine çocuğa doğru beslenme alışkanlıkları edindirmek önemlidir. </p>
<p>Çocuğun diyetinde şu değişiklikler yapılabilir:</p>
<ul>
<li>Beyaz ekmek, makarna pilav veya patates gibi glisemik indeksi yüksek gıdalar yerine tahıllı ekmek, bulgur tüketilmesi,</li>
<li>Ara öğünlerde paketli işlenmiş gıdaların yerine meyve ve sebzelerin konulması, </li>
<li>Gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, süt ve kefir içilmesi, </li>
<li>“Fast Food” gıdalar yerine evde sağlıklı yöntemlerle hazırlanmış gıdalar tüketilmesi, </li>
<li>Gidilecek yerlere mümkünse yayan veya bisikletle gidilmesi, </li>
<li>Düzenli olarak yapılacak spor aktivitelerine yönlendirilmesi uygun olacaktır.</li>
</ul>
<p> Bunun dışında televizyon, bilgisayar veya telefonla geçirdiği vakte çocuğu da ikna ederek sınır konması yerinde olur. Burada ebeveynlerin çocuğa rol model olması çok önemlidir. Yiyecek tüketim alışkanlıklarına ebeveynlerin de uyması fiziksel aktivitelerini fazlalaştırmaları, günlük yürüyüşler, asansör yerine merdivenin kullanılması çocuğun bu alışkanlığını edinmesini kolaylaştıracaktır. </p>
<p>Bir diğer dikkat edilmesi geren konu da uyku düzeninin sağlanmasıdır. Uyku süresinin yeterli ve zamanında olması hormonal dengeyi sağlayacağı gibi, açlık hissini de azaltacaktır. Günde 8-10 saat uyumak ve en geç gece 11’de uykuya gitmek çocuklar için en sağlıklı olanıdır. </p>
<p>En önemli nokta; obezite oluşmadan önce çocuğa sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının kazandırılmasıdır. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığının ve bilincinin kazanılması özellikle çocukluk döneminde mümkündür. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklari-obeziteden-nasil-koruyabiliriz-354056">Çocukları Obeziteden Nasıl Koruyabiliriz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yas sürecinde olan kişilere nasıl destek olunur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-surecinde-olan-kisilere-nasil-destek-olunur-351803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 08:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kişilere]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[olunur]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm ülkeyi yasa boğan deprem felaketinden sonra maalesef pek çok insan yakınını kaybetmenin acısıyla baş etmeye çalışıyor. Bu kayıp ve yas süreci ize kişiden kişiye ve birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-surecinde-olan-kisilere-nasil-destek-olunur-351803">Yas sürecinde olan kişilere nasıl destek olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm ülkeyi yasa boğan deprem felaketinden sonra maalesef pek çok insan yakınını kaybetmenin acısıyla baş etmeye çalışıyor. Bu kayıp ve yas süreci ize kişiden kişiye ve birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. Kişinin yaşadığı, büyüdüğü çevre ve kültür etkisi, başkalarıyla ilişkileri, baş etme yöntemleri, manevi inançlar, kaybın nasıl gerçekleştiği, kaybın büyüklüğü, yakınlığı ve başa çıkma stratejilerinin farklı olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Kayıp sonucu yaşanan davranışsal, bilişsel, duygusal ve fiziksel tepkilerin görülmesi normaldir. Fakat ortalama 6 ay geçmesine rağmen sosyal, mesleki ve kişisel işlevselliğin giderek bozulması travmatik yas olarak tanımlanabilir” dedi.</strong></p>
<p><strong>Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, sevdiklerini kaybeden kişilere doğru bir şekilde destek olmanın yollarını anlatmanın yanı sıra, yas süreci ve evreleri ile ilgili de aşağıdaki bilgileri verdi:</strong></p>
<p><strong>Birinci evre</strong></p>
<p>Hissizlik evresidir. Sevdiği kişinin hayatını kaybettiğini öğrenen bireyin ilk tepkisi şok olur ve sevdiği kişiyi kaybettiğini kabul edemez, boşluğa düşer ve hayal kırıklığına uğrar. İnkâr ve kabullenememe normaldir. Bu evre birkaç saat ile birkaç hafta devam edebilir. Kişi iyi hissetmekten korkabilir, suçluluk duyabilir. Öfkesini çevresine yansıtabilir. Sakinleşmekte zorlanabilir veya normalden fazla tepkisiz olabilir.</p>
<p><strong>İkinci evre </strong></p>
<p>Birkaç ay veya birkaç yıl sürebilen, kaybedilen kişiyi özleme ve arama evresidir. Kayıptan sonra kişi gerçeği daha iyi idrak etmeye başlar. Kişi dışarıda gördüğü birinin konuşmasını, davranışını ya da dış görünüşünü kaybettiği kişiye benzetir. Yas tutan birey iki ruhsal durum arasında gidip gelir. Özlem ve acı. Hissedilen özlem duygusu hayatını kaybeden kişiyi arama davranışını da beraberinde getirir.</p>
<p><strong>Üçüncü evre</strong></p>
<p>Ruhsal çökkünlük ve ümitsizlik evresidir. Kişi kendisini teselli eden insanlara karşı düşmanlık besleyebilir çünkü teselli eden kişinin, hayatını kaybeden kişiyi önemsemediğini, bu durumu kabullendiğini düşünür. Hatta bazı durumlarda kişinin ölümünden sorumlu olabileceğini bile düşünebilir. Böyle bir durumda yas tutan kişi çevresinden teselli değil, kayıpla ilgili saygı beklemektedir.</p>
<p><strong>Dördüncü evre</strong></p>
<p>Toparlanma evresidir. Yas tutan kişi artık olumsuz duygulara karşı daha güçlüdür. Öfkesini kontrol edebilir, hayatının eskisi gibi olmayacağını kabullenir, daha fazla empati kurabilir ve hayatını tekrar düzene sokabilir. Kaybedilen kişinin yokluğu kabul edilir ve rutin yaşama devam etmeye başlanır. Bu sırada da sosyalleşme yaşanır ve yeni beceriler kazanılır. Bu süreç yalnızca iyileşme veya yaranın iyileşme evresi değildir. Kişi daha önceden sahip olduklarına yeni durumu ile devam etmeye başlar. Yeni gerçekliğe adapte olmaya çalışır.</p>
<p><strong>Çocuklar yas sürecini nasıl yaşar? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3-5 yaş:</strong> Değişen yaşam koşulları ve bozulan düzen çocukların uyum sorunları yaşamasına neden olur. Özellikle bu yaş grubunda maruz kalınan doğal afetin etkisi ile bağlantılı olarak korku, şaşkınlık ve güvensizlik hali oluşur.</p>
<p><strong>6-11 yaş:</strong> Bu yaş grubundaki çocuklar artık olaylar hakkında mantıklı yorum yapabilecek olgunluğa erişmeye başlarlar. Yetişkinlerin de afetlere karşı savunmasız ve zayıf olduklarını görerek onlara karşı da güven kaybı yaşayabilirler.</p>
<p><strong>Kayıp yaşayan ve yas sürecinde olan kişilere destek olmanın yolları</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>Sakin ve dikkatli bir şekilde kelimeleri seçerek, yavaşça konuşarak ve uygun zamanlarda sessizliğe izin veren dikkatli bir konuşma yapılmalı.</li>
<li>Kayıp yaşayan kişi için mahremiyet sağlanmalı. Sürekli ona destek olmak için baskı yapıp bunaltmamak gerekir.</li>
<li>Eline veya omzuna hafif bir dokunuşla ya da yanına oturarak kişinin önemsendiği vurgulanabilir.</li>
<li>Yasın istenilen ortamda yaşanmasına izin verilerek, yasa ilişkin verilen tüm davranışlar kabul edilmeli ve verilen tepkilerin bireysel olduğu unutulmamalı.</li>
<li>Yaşanan yıkıcı ve yıpratıcı afet sonrası 4-6 haftaya varan isteksizlik, halsizlik, çökkünlük hali olabilir. Bu sürecin normal olduğunu unutmamalıyız. Bu süreci mümkünse sevdiklerimizle geçirmeye çalışmalıyız.</li>
<li>Zihnimizde elbette bu afetle ilgili düşünceler, duygular olacak. Fakat dış etkenlerden aldıklarımız bizi oldukça yordu. Bir süre depremle ilgili haberleri kısıtlayarak günlük yaşama odaklanmalıyız.</li>
<li>Kişinin duygularını yaşamasına izin verilerek kaybının farkına varması ve yasını ifade etmesi için uygun ortam sağlanmalıdır.</li>
<li>Duygu karmaşasının normal olduğu kabul edilmeli. Kayıp öncesi ve sonrası kişinin davranışlarındaki değişimler vurgulanmamalı.</li>
<li>Sakin, yası kabullenen ve güvenli bir ortam sağlanmalı. Konuşmaların böyle zamanlarda kişinin yanında bulunmaktan daha az önem taşıdığını unutmamalıyız.</li>
<li>Yakınını kaybeden kişinin, kaybettiği kişi ile bağlarını devam ettirmesinin yollarını bulmasına yardımcı olmak oldukça önemli.</li>
<li>Daha önce kayıp yaşamış biriyle konuşmak yas sürecindeki kişiye çok iyi gelecektir. Kişi anlaşıldığını düşünerek kendisini daha iyi hissedebilir.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-surecinde-olan-kisilere-nasil-destek-olunur-351803">Yas sürecinde olan kişilere nasıl destek olunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet, uluslararası ilişkileri nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-uluslararasi-iliskileri-nasil-etkiliyor-351302</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 11:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depremlerinden hemen sonra deprem bölgesine pek çok ülkeden gelen kurtarma ekipleri, arama kurtarma çalışmalarına katılarak pek çok kişinin kurtarılmasında önemli rol oynadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-uluslararasi-iliskileri-nasil-etkiliyor-351302">Afet, uluslararası ilişkileri nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş depremlerinden hemen sonra deprem bölgesine pek çok ülkeden gelen kurtarma ekipleri, arama kurtarma çalışmalarına katılarak pek çok kişinin kurtarılmasında önemli rol oynadı. Deprem gibi doğal afetlerin uluslararası ilişkilere etkisini değerlendiren siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, bu gibi durumların ülkeler arasındaki politik eğilimleri kalıcı bir şekilde değiştirmekten öte sürtüşmelere bir süre ara verilmesi sonucunu doğurabileceğini belirtiyor. Arslan, bu gibi durumların yardımlaşma ve dayanışma havasının sağlayabileceği potansiyel işbirliği ve uluslararası barış ortamı için de fayda sağlayabileceğine dikkat çekiyor.    </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, deprem gibi doğal afetlerin uluslararası ilişkilere etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>6 Şubat 2023 günü sabah saat 04:17’de 7.7 büyüklüğünde merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık olan ve aynı gün 13.24&#8217;te merkez üssü Kahramanmaraş Elbistan olan 7,6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bölgenin çeşitli yerlerinde şiddetli başkaca artçı depremler bunu takip etmiştir. Çok sayıda insanımızın hayatını kaybettiği ve yaralandığı felakette çok sayıda insan da evsiz kalmış ve psikolojik travma geçirmiştir.” dedi.</p>
<p><strong>Pek çok ülkeden arama kurtarma ekipleri geldi</strong></p>
<p>Kahramanmaraş depremlerinin, ülkemizde uzun yıllardan beridir görülmeyen büyüklükte bir doğal afet olduğunu kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Binlerce binanın yıkıldığı depremler nedeniyle 4. Seviye alarm verilmiş ve pek çok ülkeden kurtarma ekipleri bölgeye intikal etmiştir.” dedi.</p>
<p>Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Adana, Diyarbakır, Şanlıurfa, Kilis ve Osmaniye illerinin depremde en çok zarar gören iller olduğunu ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Ahbap ve İHH gibi sivil inisiyatiflerin yardım çalışmalarında önemli roller oynadıkları bu büyük felaket sonrasında 8 Şubat 2023’ten itibaren 90 günlük OHAL ilan edildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Doğal afetlerde insani boyut öne çıkar</strong></p>
<p>Doğal afetlerin ülkelerin insani ve maddi açıdan büyük zarara uğradıkları durumlar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Olağan durumlarda devletler çatışma ve iş birlikleri ile birbirlerine yer yer fayda sağlar yer yer de birbirlerinin çıkarlarını zedelerler. Ancak doğal afetler yalnızca devletler arası çıkarlar açısından değerlendirilebilecek bir durum olmanın ötesinde bir boyutu ortaya çıkarır, bu da meselenin insani boyutudur.” dedi.</p>
<p><strong>Felaket anında felaketin acısı paylaşılır</strong></p>
<p>Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan sıradan ve ruh sağlığı yerinde olan insanların bir ülkenin başına gelen bir felaket söz konusu olduğunda gösterecekleri ilk tepkinin üzüntü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Zira hangi ülkede olursa olsun sağlıklı insan herhangi bir sebep olmaksızın bir başka insanın başına olağanüstü kötü bir şey gelmesini isteyemez. Bu bakış elbette ki devletlerin ve uluslararası kuruluşların da verecekleri kararlarda kısmen ve kısa bir süreliğine de olsa etkili olur. Bu nedenle bir ülkenin başına gelen bir felaket anında neredeyse her ülke, en azından yaranın şoku atlatılana dek az ya da çok felaketin acısını paylaşma eğilimi gösterir.” dedi.</p>
<p><strong>Ülkeler arasındaki politik eğilimler kalıcı şekilde değişemez</strong></p>
<p>Bu durumun elbette toplumlar arasındaki olumlu insani duyguların hatırlanması bakımından olumlu bir netice doğurduğunu da ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Nitekim zaman zaman sürtüşme yaşadığımız Yunanistan gibi ülkelerde ve özellikle toplumlarında hâkim olan duyguların acımızı paylaşma yönünde olduğunu gözlemleyebilmekteyiz. <strong>Ancak bunların ülkeler arasındaki politik eğilimleri kalıcı bir şekilde değiştirmesini beklememek gerekir. Daha ziyade bu durum, sürtüşmelere bir süre ara verilmesi sonucunu doğurur</strong>.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Olumlu bir fırsat olarak değerlendirilmelidir</strong></p>
<p>Siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, afet öncesi krizlerin özellikle de yapısal nedenlere bağlı olmaması durumunda bu tür krizlerde ilişkilere yansıyan olumlu havanın da hem devlet düzeyinde hem de sivil toplum düzeyinde ülkelerin aralarındaki ilişkiyi olumlu yönde değiştirmek için bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Yardımlaşma ve dayanışma havası, barış ortamına katkıda bulunmalıdır</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dünyanın ve bölgemizin içinde bulunduğu çatışma ortamlarının olduğu bu günlerde felaketin olumsuz yanlarından etkilenmekle <strong>birlikte yardımlaşma ve dayanışma havasının sağlayabileceği potansiyel iş birliği ve uluslararası barış ortamına katkıda bulunacak şekilde lehimize çevirmemiz faydalı olacaktır</strong>.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-uluslararasi-iliskileri-nasil-etkiliyor-351302">Afet, uluslararası ilişkileri nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem çocuklara nasıl anlatılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-cocuklara-nasil-anlatilmali-351299</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2023 11:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem hem çocuklar hem de yetişkinler için kaygıya neden olabilir. Ebeveynlerin çocuklarına deprem kavramını geçiştirip hiç anlatmadıklarını veya hatalı anlatımlarla çocukta yoğun kaygı ve strese sebep olabileceklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “İki durum da çocuklar için sakıncalıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-cocuklara-nasil-anlatilmali-351299">Deprem çocuklara nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deprem hem çocuklar hem de yetişkinler için kaygıya neden olabilir. Ebeveynlerin çocuklarına deprem kavramını geçiştirip hiç anlatmadıklarını veya hatalı anlatımlarla çocukta yoğun kaygı ve strese sebep olabileceklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “İki durum da çocuklar için sakıncalıdır. Çocuklara gerektiği kadar ve doğru kelimelerle açıklama yapılmalı. Tıpkı ölüm ve diğer doğal afetlerde olduğu gibi deprem ile ilgili açıklama yaparken çocuğun gelişimsel özellikleri ve yaşı mutlaka dikkate alınmalı” dedi.</strong></p>
<p>Özellikle depremden etkilenen afetzede çocuklarla iletişimde çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Acıma, suçlama, ölüm, yaralanma gibi konuları gündemde tutmamaya özen gösterilmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p>Depremden doğrudan etkilenmeyen çocukların konuyu yalnızca genel hatlarıyla bilmesi gerektiğini söyleyen Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Afete maruz kalan çocukların güvende olduklarını bilmeleri ve yaşadıkları durum sonrasında destek alabileceklerini bilmeleri gerekir. Ailelerini kaybeden çocukların yakınlarının, akrabalarının, tanıdık kişilerin yanlarında bulunmaları güvende hissetmelerini sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Konu çocuğa basit, açık ve net bir şekilde açıklanmalı</strong></p>
<p>Çocukların sıklıkla “Neden?” sorusunu sorabileceğini vurgulayan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Konu çocuğa olabildiğince basit, net ve açık bir şekilde anlatılmalı. Konuyu gerekmedikçe detaylandırmamaya özen göstermeli. Çocuklara asla yalan söylenmemeli, anlatılması güç konularda genel, basit dille, anlaşılır biçimde açıklama yapılmalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocukların yaşanan olayı anlamaları zaman alabilir</strong></p>
<p>Çocukların soyut düşünme becerilerinin tam olarak gelişmemiş olabileceğini, bu nedenle çocuğa konunun somut örnekler vererek açıklanması gerektiğini söyleyen Ezgi Dokuzlu, “Belki de çocukların birçoğu daha önce depremi deneyimlememişti. Yabancı oldukları bu duruma anlam verememeleri ve hiç tanışmadıkları bu durumun hayatlarına, yaşadıkları çevreye, ailelerine, evlerine zarar vermesi ise ciddi travmalarla mücadele etmeleri anlamına gelir. Yaşadıkları bu olayı tam anlamıyla anlamaları zaman alacaktır. Sabırlı ve şefkatli bir tutumda olmalısınız” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Çocuklara güvende oldukları anlatılmalı </strong></p>
<p>Çocukla konuştuktan sonra anlamadığının veya dinlemediğinin düşünülmesinin normal olduğunu dile getiren Ezgi Dokuzlu, “Konuşmanız sonunda sizden duymak istedikleri şey güvende olup olmadıklarını öğrenmektir. Ailesini kaybeden çocuklar ise ebeveynlerinin nerede olduğunu, ne zaman geleceğini, korktuklarını söyleyeceklerdir. Israrlı, şiddetli ağlamaları, öfkeleri, yoğun kaygı ve korkuları olabilir. Mümkün olduğunca sabırla güvende olduğunu, tehlikenin devam etmediğini, yanında olduğunuzu ve onu bırakmayacağınızı anlatın. Depremin tahmin edilebilir olmadığını mutlaka açıklamalısınız. Nasıl şimşek aniden çakıyorsa ve bazen ürkütüyorsa doğada bu tarz olayların da aniden olmasının olağan olduğunu fakat biz insanların bu olaylar öncesinde önlemler alarak korunabildiğimizi bilmeleri gerekir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-cocuklara-nasil-anlatilmali-351299">Deprem çocuklara nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara Deprem Nasıl Anlatılmalıdır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklara-deprem-nasil-anlatilmalidir-350521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 08:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle, 8-10 yaş altındaki çocuklar, soyut düşünme becerilerinin tam olarak oluşmaması sebebiyle gerçekleşen depremin nasıl olduğunu zihinlerinde anlamlandırmakta zorlanırlar ve bu kavram onlar için oldukça belirsiz kalır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-deprem-nasil-anlatilmalidir-350521">Çocuklara Deprem Nasıl Anlatılmalıdır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle, 8-10 yaş altındaki çocuklar, soyut düşünme becerilerinin tam olarak oluşmaması sebebiyle gerçekleşen depremin nasıl olduğunu zihinlerinde anlamlandırmakta zorlanırlar ve bu kavram onlar için oldukça belirsiz kalır. Belirsiz olan durumlar ise çocukları ürkütür, kaygılarını arttır, endişeli, güvensiz ve korkulu hissederler. Bu duygular beraberinde, kabus görme, tırnak yeme, alt ıslatma ve içe kapanma gibi hem ruhsal hem de fiziksel belirtileri de beraberinde getirir.</p>
<p><strong>Peki, Çocuklarımıza Yaşanılan Bu Afeti Nasıl Anlatabiliriz?</strong></p>
<p>Öncelikle yaşanılan deprem çocuklara mümkün olduğunca yalın ve gerçek bir dilde anlatılmalıdır. Bu noktada, fazla detay vermek veya bu konuyla ilgili hiç konuşmamak çocukların kafasında birçok soru işareti yaratabiliyor. Depremin, yağmur, kar ve diğer hava olayları gibi bir doğa olayı olduğunu ve ayağımızı bastığımız yerlerin zaman zaman bu sebeple hareket edebileceği şeklinde bir aktarım sağlanabilir. </p>
<p><strong>İkinci en önemli adım ise;</strong></p>
<p>Çocukların deprem ile ilgili sorduğu soruların geçiştirilmemesi ve konunun kapatılmamasıdır. Böyle bir yol izlendiğinde çocuk kendi hayal gücüyle bu sorulara cevap aramaya başlar ve bu durum çocuğun daha fazla kaygılanmasına sebep olabilir.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımızla açık iletişim olmazsa olmaz adımlardandır’</strong></p>
<p>Çocuklarla açık iletişim kurmak faydalıdır, ancak bu iletişimin ve aktarımların sınırlarına da dikkat edilmelidir. Çocuğumuzun yanında bu konuyla ilgili detaylı konuşmalardan, çocuğun sürekli deprem ve enkaz görüntülerine maruz kalmasından kaçınılmalıdır. Çocukların, olumsuz görüntülere fazla maruz kalması, güven duygusunu önemli ölçüde zedeleyebilir. Unutulmamalıdır ki bu süreçte çocuğun hissetmek ve duymak istediği en önemli duygu güvenlik hissiyatıdır.</p>
<p>Çoğu zaman çocuklar, çevrelerinde gerçekleşen durumları ebeveynlerin tepkilerini gözlemleyerek algılarlar. Bu noktada, atılması gereken bir diğer önemli adım ise ebeveynin kendi duygu durumunu düzenlemeye çalışmasıdır. Elbette, bu durum korkularımızı ve üzüntülerimizi tamamen saklamak gizlemek anlamında değil tam tersi çocuklarımızın hissettikleri bu belirsizlik ve korkunun birlikte ifade edilebiliyor olması anlamındadır.</p>
<p>Bir diğer yandan, çocukların bu süreçte hissettiklerini sözel olarak ifade etmesi bazen mümkün olamayabilir. Böyle durumlarda, oyun oynamak, resim yapmak gibi çocuğun sevdiği aktiviteler, çocuğun kendisini ifade etmesine olanak sağlayacaktır.</p>
<p>Son olarak,  kaygının, korkunun ve belirsizliğin olduğu bu süreçte çocuğunun en temel ihtiyacı sevdiği birine temas etmek ve yakın ilişki halinde kalmaktadır. Dolayısıyla, bu dönemde çocuklarınızla sık sık yakın temaslar kurarak sakinleştirmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p>Ülkece yaşadığımız bu zor süreçte, vefat edenlerimizin yakınlarına baş sağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Umarım, bir daha böyle bir afeti yaşamayız.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-deprem-nasil-anlatilmalidir-350521">Çocuklara Deprem Nasıl Anlatılmalıdır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evin depreme karşı güvenli olduğu nasıl anlaşılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/evin-depreme-karsi-guvenli-oldugu-nasil-anlasilir-350424</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 09:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[evin]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli deprem 10 ilde hasara ve can kayıplarına neden oldu. Binlerce bina yıkılırken vatandaşların en çok merak ettiği konuların başında “Oturduğum ev sağlam mı, yıkılma riski var mı?” sorusu var.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evin-depreme-karsi-guvenli-oldugu-nasil-anlasilir-350424">Evin depreme karşı güvenli olduğu nasıl anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli deprem 10 ilde hasara ve can kayıplarına neden oldu. Binlerce bina yıkılırken vatandaşların en çok merak ettiği konuların başında “Oturduğum ev sağlam mı, yıkılma riski var mı?” sorusu var.</p>
<p><strong>Evinizi inceleyin</strong></p>
<p>Türkiye’nin deprem gerçeğiyle acı bir şekilde tekrardan yüzleştiğini belirten Gayrimenkul Danışmanı Şule Alp “Bölgede binlerce bina yıkıldı. Bazıları sağlam gözüküyor olsa da çok riskli yapılar. O nedenle vatandaşların dikkatli olması gerekiyor. Öte yandan çevre iller ve İstanbul’daki vatandaşlar da kendi evlerinin sağlamlığı konusunda endişe ediyor.</p>
<p>Bu noktada evlerinin sağlamlığını anlamalarının birkaç yolu bulunuyor. Binanın deprem yönetmeliğine uygun olup olmadığı çok önemli.  Zemin etüd raporu, dış ve iç çatlaklar, daire ve binaya yapılan müdahaleler, kolon ve kirişlerde değişim de incelenmesi gerekiyor. Dere yatağında, sulu zeminde, çevresine göre çukur yerlerde olan binalar çok tehlikeli” dedi.</p>
<p><strong>Altında iş yer varsa dikkat!</strong></p>
<p>Altında iş yeri bulunan binalara daha da dikkat edilmesi gerektiğini aktaran Alp, “Hem son İzmir depremine hem de bu depremde gördük ki altında market, banka, spor salonu, mağazaların bulunduğu birçok bina yıkıldı. Çünkü bu iş yerleri, alanlarını büyütmek için kolonları kesebiliyor. O yüzden altında iş yeri olan binalar daha dikkatli incelenmeli. Yine aynı şekilde binaların bodrumuna da bakılmalı. Bodrumda rutubet olmamalı. Eğer varsa binanın su yalıtımı iyi yapılmamış ve bunun sonucunda taşıyıcı sistemler paslanmış olabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>Risk raporu çıkarın</strong></p>
<p>Alp, evini incelemek isteyenlere ayrıca şunları söyledi: “Evde kolon ve kirişlerin çatlak olup olmadığı kontrol edilmeli. Bina dolgu ya da çamurlu yerdeyse risk vardır. Duvarlarda çatlak olup olmadığına, duvarın inceliğine, yamulmalara bakılmalı. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisans verilen kuruluşlar, belediyeler ve özel kurumlar tarafından riskli yapı tespiti yapılıyor. Eğer evinizi riskli görüyorsanız bir uzman çağırmalısınız. Binanın durumu, zeminin analizi, binanın fay hatlarına olan yakınlığı detaylı olarak incelenir. Son olarak binadan karot ve parça alınarak risk raporu çıkarılır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evin-depreme-karsi-guvenli-oldugu-nasil-anlasilir-350424">Evin depreme karşı güvenli olduğu nasıl anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuz vakalarında artış var, gözlerimizi nasıl korumalıyız?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyuz-vakalarinda-artis-var-gozlerimizi-nasil-korumaliyiz-349077</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 07:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerimizi]]></category>
		<category><![CDATA[korumalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[uyuz]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarında]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği, son birkaç ayda cilt hastalığı olan uyuz vakalarında artış yaşandığını, hemen tedavi edilmemesi halinde göz ve kafa çevresinde etkili olan Norveç Uyuzu (kabuklu uyuz) türüne çevirmesinin mümkün olduğunu açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyuz-vakalarinda-artis-var-gozlerimizi-nasil-korumaliyiz-349077">Uyuz vakalarında artış var, gözlerimizi nasıl korumalıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği, son birkaç ayda cilt hastalığı olan uyuz vakalarında artış yaşandığını, hemen tedavi edilmemesi halinde göz ve kafa çevresinde etkili olan Norveç Uyuzu (kabuklu uyuz) türüne çevirmesinin mümkün olduğunu açıkladı. </strong></p>
<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Oküler Enfeksiyonlar Birimi Başkanı Prof. Dr. Halit Oğuz, uyuz hastalığında vakalarda artış yaşandığını söyleyerek, vatandaşlara alması gereken tedbirlerle ilgili önemli uyarılarda bulundu.</strong></p>
<p>Türkiye’deki göz doktorlarının temsilcisi Türk Oftalmoloji Derneği, bir cilt hastalığı olan uyuz vakalarında artış yaşandığına dikkat çekerek göz sağlığının olumsuz yönde etkilenmemesi için önemli uyarılarda bulundu. Türk Oftalmoloji Derneği Oküler Enfeksiyonlar Birimi Başkanı <strong>Prof. Dr. Halit Oğuz</strong>, uyuz hastalığının sekiz bacaklı akarların sebep olduğu çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ve uyuz akarlarının dişilerinin derinin dış tabakalarına yumurtalarını bırakarak deride alerjik reaksiyona, yoğun kaşıntıya ve döküntüye sebep olduğunu belirtti. </p>
<p><strong>Norveç ya da kabuklu uyuza dikkat</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Halit Oğuz,</strong> “Uyuz kişinin genel sağlık durumu için ciddi tehlike oluşturmasa da hayat kalitesini düşürüyor. Bağışıklık sistemi zayıf, HIV enfeksiyonlu, lenfomalı hastalarda ve bazı yaşlı kişilerde daha bulaşıcı olan ve daha ağır seyreden bir tür olan ‘Kabuklu Uyuz’ veya ‘Norveç Uyuzu’ adı verilen türler gelişebilir. Normalde uyuz belirtilerinin kafada ve göz çevresinde görülmesi beklenmezken hastalığın bu türüne yakalananlarda ender de olsa bu bölgelerde tutulum izlenebilir. Hastalık erken teşhis edilip uygun tedavi başlanmazsa yüzde, göz kapaklarının iç ve dış yüzeyinde ve hatta göz küresini kaplayan konjonktiva tabakasında kabuklu, sarımtırak, yama şeklinde lezyonlar görülebilir. Ciddi vakalarda dahi hastalık doğru ilaçlar ve tedavi planlamasıyla iyileşir.” dedi</p>
<p><strong>Uyuz belirtileri neler?</strong></p>
<p>Uyuzun en önemli belirtisi şiddetli gece kaşıntısı olduğuna vurgu yapan Dr. Oğuz, şöyle devam etti: “Kaşıntı kişinin yatağa girip vücut ısısının yükselmesiyle artar, uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilir. Gündüzleri kaşıntı hafifler. Hastalıkta ayrıca sivilce benzeri döküntüler, kızarıklıklar, kabuklu kabarcıklar ve sürekli kaşımadan kaynaklı yaralar görülebilir. Hastalığın belirti ve bulguları sıklıkla el parmaklarının araları, el bilek iç yüzü, koltuk altları, dirsekler, meme uçları, kasıklar ve ayaklarda görülür. Parmaklar arasında dalgalı kirli bir çizgi halinde görülen, uyuz akarının içinde yaşadığı, gri beyaz renkli 1-10 mm uzunluğundaki tüneller hastalığın en belirgin bulgularından biridir. Bu semptomlarla karşılaşıldığında en kısa zamanda sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.   </p>
<p><strong>Uyuz için alınacak önlemler neler?</strong></p>
<p>Uyuz tedavisinde permetrin ve ivermektin gibi ilaçlar kullanılır. Hekimin önerdiği şekilde, dozda ve sürede ilaçlar kullanılmalıdır. Uyuzun önlenmesi ve kontrolü için belirtilerinin hemen başlamayacağı göz önünde bulundurulup semptomları olup olmamasına bakılmaksızın hastayla birlikte, özellikle hastayla aynı yaşam ortamını paylaşanların, hastayla uzun süreli ve direkt teması olanlar da aynı anda tedavi edilmelidir. Tedavi başlandığında kaşıntı 2-4 hafta daha devam edebilir. Uyuz hastalığının yayılmasının önlenmesi için hasta ve hastayla birlikte yaşayan kişilerin giysi, çarşaf, havlu gibi kişisel eşyaları en az 60°de yıkanmalı ve ütülenmelidir. Yatak takımları birkaç gün havalandırılmalı, yıkanamayacak eşyalar ağzı bağlı bir poşette en az üç gün saklanmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyuz-vakalarinda-artis-var-gozlerimizi-nasil-korumaliyiz-349077">Uyuz vakalarında artış var, gözlerimizi nasıl korumalıyız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulaşık makinası deterjanları bağışıklık sistemimizi nasıl etkiliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bulasik-makinasi-deterjanlari-bagisiklik-sistemimizi-nasil-etkiliyor-348525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 08:42:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşık]]></category>
		<category><![CDATA[deterjanları]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[makinası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sistemimizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok hastalığın nedeninin, besinlerdeki zararlı kimyasal maddelerin bağırsaklardaki küçük çatlakların arasından içeri girmesi ile ilişkili olması, gözleri bulaşık makinası deterjanlarına çevirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulasik-makinasi-deterjanlari-bagisiklik-sistemimizi-nasil-etkiliyor-348525">Bulaşık makinası deterjanları bağışıklık sistemimizi nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birçok hastalığın nedeninin, besinlerdeki zararlı kimyasal maddelerin bağırsaklardaki küçük çatlakların arasından içeri girmesi ile ilişkili olması, gözleri bulaşık makinası deterjanlarına çevirdi. Peki bulaşık makinesi deterjanları bağışıklık sistemini nasıl etkiliyor? </strong></p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Özge Atay, “</strong><strong>İsviçre’de yapılan bir araştırmada bulaşık makinası deterjanlarında bulunan kimyasal maddelerin bağışıklık sistemimize olan etkileri incelendi ve parlatıcılardaki alkol etoksilatlar, eğer yeteri kadar durulanmadan bağırsaklara ulaşırsa, bağışıklık sisteminde önemli sorunlara yol açacağını gösterdi. Bu hastalıklar arasında inflamatuvar bağırsak hastalıkları, sindirim sorunları, metabolik sendrom, obezite, alerjik hastalıklar ve hatta kanser bile yer alıyor” dedi.</strong></p>
<p>Bulaşıkları temizlemek için kullandığımız bulaşık makineleri uzun yıllardan beri evlerde, yemekhanelerde, kafe ve restoranlarda sanayi ve ev tipi olmak üzere sıkça kullanılıyor ve kuşkusuz ki hayatımızı oldukça kolaylaştırıyor. Ancak bulaşık makinasında kullanılan deterjan ve parlatıcıların sağlığımıza zararlarının son dönemde sıkça gündeme gelmesi nedeniyle akıllarda oluşan soru işaretleri uzmanları da harekete geçirdi. <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Dr. Özge Atay, </strong>bağırsakların bağışıklık sistemimizdeki öneminin açıklanmasıyla birlikte birçok müzmin hastalığın bağırsaklardaki küçük çatlakların arasından giren zararlı kimyasal maddelerle ilişkili olmasının gözleri bulaşık makinası deterjanlarına çevirdiğini söyleyerek uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>“Deterjan kalıntıları, virüs ve bakterilerin vücuda girmesini önleyen epitel hücrelerinde hasar oluşturuyor”</strong></p>
<p>Epitel bariyer hipotezi ile bilim dünyasında büyük çığır açan Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş ve arkadaşlarının İsviçre’de yaptıkları araştırmaya değinen Atay, bulaşık makinası deterjanlarında bulunan kimyasal maddelerin bağışıklık sistemimize olan etkilerinin incelendiğini söyledi.<strong> </strong>Parlatıcılarda bulunan alkol etoksilatların yeteri kadar durulanmadan bağırsaklara ulaşması durumunda, bağışıklık sisteminde önemli sorunlara yol açacağını gösterdiklerini ifade eden Atay,  “Deterjan ve parlatıcı kalıntılarının kuruduktan sonra tamamen çıkarılmaması halinde bulaşıkların yüzeyinde kalabileceği ve bunların insanlarda kolitis ülseroza gibi inflamatuvar bağırsak hastalıklarına, metabolik sendroma, obeziteye, alerjik hastalıklara ve hatta kanser gelişimine yol açabileceğini, en önemlisi ekosisteme zarar verebileceğini ortaya koydular.  Ayrıca deterjan veya parlatıcı kalıntılarının özellikle koruyucu bariyer görevi yapan, virüs ve bakterilerin vücuda girmesini önleyen epitel hücrelerinde hasar oluşturarak farklı sistem hastalıklarına neden olduğu da raporlandı” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Özellikle sindirim sistemini olumsuz etkiliyor”</strong></p>
<p>Bulaşık deterjanlarının zararlı etkilerinin laboratuvar koşullarında değerlendirildiğini anlatan Özge Atay, çalışmanın sonucu olarak bariyer bütünlüğünü bozan suçlu bileşenin alkol etoksilatların olduğunu ve bu maddenin deterjanlar ve özellikle parlatıcılarda yaygın olarak kullanılan iyonik olmayan bir yüzey aktif madde olduğunu söyledi. Ancak sitrik asit ve sodyum kümensülfonat gibi diğer bileşenlerin epitel hücrelerinin bariyer bütünlüğünü etkilemediğini belirten Atay, alkol etoksilat için izin verilen oranın farklı olması durumunda bu maddenin birçok gen ve protein hasarına neden olduğu, özellikle sindirim sistemini etkilediğini söyledi. </p>
<p><strong>“Kimyasallar, insan sağlığına uygun şekilde düzenlenmeli”</strong></p>
<p>Parlatıcı ve deterjanların içeriğinde bulunan kimyasalların insan sağlığına uygun şekilde düzenlenmesi ve yetkili kurumlar tarafından denetlenmesinin önemli olduğunun altını çizen Atay, “Özellikle bireysel kullanımlarda, ek durulamalarla olası deterjan ve parlatıcı kalıntılarının minimuma indirilmesi, makinelerin kullanım kılavuzuna uygun kullanılması ve deterjan kalıntılarından arındırmak için makinelerin belirli aralıklarla temizlenmesi ve doğal ürünlerin tercih edilmesi faydalı olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulasik-makinasi-deterjanlari-bagisiklik-sistemimizi-nasil-etkiliyor-348525">Bulaşık makinası deterjanları bağışıklık sistemimizi nasıl etkiliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky: ChatGPT siber güvenliği nasıl etkileyecek?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-chatgpt-siber-guvenligi-nasil-etkileyecek-346608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2023 09:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[chatgpt]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyecek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, ChatGPT'nin kullanımının yaygınlaşmasının siber güvenliğin yerleşik kurallarını nasıl değiştirebileceğini araştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-chatgpt-siber-guvenligi-nasil-etkileyecek-346608">Kaspersky: ChatGPT siber güvenliği nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky, ChatGPT&#8217;nin kullanımının yaygınlaşmasının siber güvenliğin yerleşik kurallarını nasıl değiştirebileceğini araştırıyor. OpenAI&#8217;nin bugüne kadarki en güçlü AI modellerinden biri olan ChatGPT3&#8217;ü piyasaya sürmesiyle birlikte araştırmalara hız verdi. ChatGPT-3, karmaşık bilimsel kavramları birçok iyi açıklayabiliyor, şarkı sözleri yazabiliyor ve kullanıcının isteğine göre hemen hemen her türlü metni oluşturabiliyor.</strong></p>
<p>ChatGPT-3, insanlar tarafından yazılanlardan ayırt edilmesi oldukça zor metinler oluşturabilen bir yapay zeka dil modeli olarak tanımlanıyor. Bu nedenle, siber suçlular bu teknolojiyi hedef odaklı kimlik avı saldırılarına uyarlamaya çalışıyor. Daha önce, kitlesel hedefli kimlik avı kampanyaları düzenlemekten suçluları alıkoyan ana engel, hedeflenen her bir kişiselleştirilmiş e-postayı yazmanın oldukça zahmetli olmasıydı.</p>
<p>ChatGPT, saldırganların endüstriyel ölçekte ikna edici ve kişiselleştirilmiş kimlik avı e-postaları oluşturmasına izin verebileceğinden, oyunun kurallarını değiştirebileceği öngörülüyor. Hatta yazışmaları stilize ederek, bir çalışandan diğerine yazılmış gibi gözüken hayli inandırıcı -sahte- e-postalar bile oluşturabiliyor. Ne yazık ki bu, başarılı kimlik avı saldırılarının sayısının artabileceği anlamına geliyor.</p>
<p>Birçok kullanıcı, ChatGPT&#8217;nin kod yazabildiğini fark etti ve buna maalesef kötü amaçlı kodlar da dahil. Basit bir Infostealer virüsü oluşturmak, herhangi bir programlama becerisine sahip olmadan mümkün olacak gibi gözüküyor. Ancak, ChatGPT’nin dürüst kullanıcıların korkması için hiçbir sebep yok. Bir bot tarafından yazılan kod gerçekten kullanılıyorsa, güvenlik çözümleri bunu, geçmişte insanlar tarafından oluşturulan tüm kötü amaçlı yazılımlarda olduğu gibi hızlı bir şekilde algılayıp etkisiz hale getiriyor.</p>
<p>Bazı analistler, ChatGPT&#8217;nin her belirli kurban için benzersiz kötü amaçlı yazılım oluşturabileceğinden endişe duysa da, bu örnekler de büyük olasılıkla bir güvenlik çözümleri tarafından fark edilecek davranışlar sergiliyor. Dahası, bot tarafından yazılan kötü amaçlı yazılımın ince hatalar ve mantıksal kusurlar içerdiği ve bunun da kötü amaçlı yazılım kodlamasının henüz tam anlamıyla optimize edilemediği anlamına geliyor.</p>
<p>ChatGPT bu yönleriyle saldırganlar için yararlı olsa da güvenliği sağlayanlar da bundan yararlanabiliyor. Örneğin, ChatGPT belirli bir <strong>kod parçasının ne yaptığını hızlı bir şekilde açıklama yeteneğine</strong> sahip. Bu yönüyle, yoğun mesai koşullarında çalışmak zorunda kalan analistlerin olaylara minimum miktarda zaman ayırmak zorunda kaldığı SOC koşullarında, kendi yarattığı problemin çözümü haline gelebiliyor.</p>
<p>Kısaca, süreci hızlandırmak için herhangi bir araç memnuniyetle karşılanacak. Gelecekte, kullanıcıların kodu daha iyi anlamak için bir tersine mühendislik modeli, bir CTF çözme modeli, bir güvenlik açığı araştırma modeli ve daha fazlası gibi çok sayıda özel ürünle karşılaşacağı öngörülüyor.</p>
<p><strong>Kaspersky&#8217;nin Güvenlik Analisti Vladislav Tushkanov,</strong> <em>&#8220;ChatGPT tamamen kötü niyetli yazılımlar anlamında direkt olarak kötü niyetli bir şey yapmasa da saldırganlara çeşitli senaryolarda yardımcı olabilir; örneğin ikna edici hedefli kimlik avı e-postaları yazmak. Bununla birlikte, ChatGPT şu anda kesinlikle bir otonom hacker yapay zekası olma yeteneğine sahip değil. Sinir ağının (Neural Network) ürettiği kötü amaçlı kod, mutlaka bir miktar zarar verebilme yeteneğine sahip olacaktır ama yine de onu geliştirmek ve dağıtmak için yetenekli ve işinde uzman bir saldırgan gerekiyor. </em></p>
<p><em>ChatGPT&#8217;nin endüstri üzerinde şimdilik hemen bir etkisi olmamasına ve siber güvenlik konusunda bir  “oyun değiştirici” olmamasına rağmen, bu durum gelecek nesillerle beraber mutlaka değişecektir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde, hem doğal dil hem de programlama kodu üzerine eğitilmiş büyük dil modellerinin siber güvenlikteki özel durumlara nasıl uyarlandığını görebiliriz. Bu değişiklikler, tehdit avcılığından olay müdahalesine kadar çok sayıda siber güvenlik faaliyetinin doğasını etkileyebilir. Bu nedenle, siber güvenlik şirketleri, bu teknolojinin siber suçlulara nasıl yardımcı olabileceğinin farkına vardıkları gibi, yeni araçların sağlayacağı olasılıkları da keşfetmek isteyeceklerdir.&#8221;</em> yorumunu yapıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-chatgpt-siber-guvenligi-nasil-etkileyecek-346608">Kaspersky: ChatGPT siber güvenliği nasıl etkileyecek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatil nasıl planlanmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tatil-nasil-planlanmali-345879</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 10:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[planlanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sömestr tatilinin çocuklar için dinlenme, tekrar enerji toplama, eğlenme, aileleriyle birlikte olma ve ders stresinden uzaklaştırma amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, günün çocukla beraber planlanması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-nasil-planlanmali-345879">Tatil nasıl planlanmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sömestr tatilinin çocuklar için dinlenme, tekrar enerji toplama, eğlenme, aileleriyle birlikte olma ve ders stresinden uzaklaştırma amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, günün çocukla beraber planlanması gerektiğini söyledi. Tatil dönemini hiç derslere bakmadan geçirmenin çocuğun okula adaptasyonunu zorlaştırabileceği uyarısında bulunan Ülkü, “Yarıyıl tatilinde çocuğu kısıtlamak yerine, eksik olduğu konuları tekrarlaması sonrasında aktivite planlaması yapılabilir.” önerisinde bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, ara tatilde yapılması gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>İkinci döneme başlangıç için önemli bir fırsat</strong></p>
<p>2022-2023 eğitim öğretim yılının ilk yarısının tamamlandığını ve yorucu bir eğitim döneminin geride kaldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocukların ikinci döneme güzel başlangıç yapmaları için yarıyıl tatili önemli bir fırsattır. Çocukların arada bir rahatlamaya ihtiyacı var. Çocuğunuzun notları zayıf geldiyse ona bağırıp cezalandırmak yerine nedenlerini anlamaya çalışın. Bir çocuğun ailesi tarafından olduğu gibi kabul edilmesi, çocuk açısından çok önemlidir. Çocuklar karnelerindeki zayıflar nedeniyle kaygılanmak yerine ailesinin vereceği tepki nedeniyle kaygılanırlar.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Karnesi hakkında da çocuğun da görüşü alınmalı</strong></p>
<p>Çocuğun sene içinde gösterdiği çabanın anne ve babası tarafından mutlaka ifade edilmesini tavsiye eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Karnesi hakkında onun da düşüncelerini ve duygularını ifade etmesine olanak sağlayın. Çözüm yollarını çocuğunuzla birlikte değerlendirin.” dedi.</p>
<p><strong>Başarılı olduğu alanlar ön plana çıkarılmalı</strong></p>
<p>Değerlendirme sırasında yapılması gerekenlere de işaret eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Karnede geliştirilmesi gereken dersleri hakkında konuşmadan önce yüksek olan notlarını takdir edin. Başarılı olduğu alanları da ön plana çıkarın. Kardeşiyle ya da çevredeki diğer çocuklarla kıyaslamayın. Çocuğunuzla konuşurken onu yargılamadan düşük notların nedenini bulmasına yardımcı olun. Örneğin matematik dersinde düşük not alan bir çocuğa ‘Türkçe notların konuyu anladığını gösteriyor ancak Matematik dersinde biraz zorlandığını düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun? Çalışma sistemini gözden geçirmek ister misin?’ diye sorabilirsiniz. Böylece çocuğunuzu yargılamak, eleştirmek yerine anladığınızı ve desteklemek istediğinizi göstermiş olursunuz.” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk koşulsuz sevildiğini hissetmeli</strong></p>
<p>Pahalı hediyelerden kaçınılması gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocuğunuzun notları yüksek olduğu için pahalı hediyelerle ödüllendirmekten kaçının. Bu tür hediyeler, çocuğunuza onu yalnızca yüksek notlar aldığında sevdiğiniz mesajı verebilir. Çocuklar, her şeye rağmen koşulsuz sevildiğini ve ona güvenildiğini hissetmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Ders tekrarı sonrası aktivite planlanabilir</strong></p>
<p>Tatillerin çocuklar için dinlenme, tekrar enerji toplama, eğlenme, aileleriyle birlikte olma ve ders stresinden uzaklaştırma amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Tatil dönemini hiç derslere bakmadan geçirmek yine çocuğun okula adaptasyonunu zorlaştıran bir sürece girmesine sebep olabilir. Çocukların karneleri zayıf olsa bile tatilin bir kısmında dinlenmeliler, dinlenip yeni dönem için enerji toplamaya ihtiyaçları var. Yarıyıl tatilinde çocuğu kısıtlamak yerine, eksik olduğu konuları tekrarlaması sonrasında aktivite planlaması yapılabilir.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Açık havada zaman geçirin</strong></p>
<p>Tatil boyunca çocukların evde boş kalmamasını tavsiye eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “İlgileri doğrultusunda aktiviteler planlayın. Çocuğunuzla açık havada vakit geçirin. Hava nasıl olursa olsun, çocuğunuzla yürüyüş yapın.<strong> </strong>Doğa yürüyüşleri yapın. Çocuğunuzun merak ettiği tarihi yerleri gezin. Sinema tiyatro gibi aktivitelerle keyif alarak yaratıcılıklarını geliştirebilirler.” dedi. </p>
<p><strong>Tatilde mutlaka günün planlaması yapılmalıdır</strong></p>
<p>Tatil döneminde de kuralların olması gerektiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu tatil döneminde belki çocuklar daha geç uyumak isteyebilir. Tatil döneminde kurallarınızı çocuklarınızla konuşup biraz daha esnetebilirsiniz. Çocukların öğrendiklerini tekrar etmesi, kalıcı bir öğrenme ve akademik başarıyı sağlayacaktır. Bu sebeple tatil dönemlerinde tekrar çalışmaları yapmak önemlidir. Tatilde çocuğunuzla birlikte bir çalışma programı yapın ve günün hangi saati ders çalışacağına, ödevlerini yapacağına birlikte karar verin. Eksik kalan konuları günün belli saatlerinde desteklenebilir.” dedi. </p>
<p><strong>Teknoloji kullanımında süre birlikte belirlenmeli</strong></p>
<p>Bu sönemde teknoloji kullanımının da belirli kurallarla sınırlandırılması gerektiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Çocuğunuzun televizyon, bilgisayar ve tablet kullanım süresini birlikte konuşarak belirleyin. Bunu yaparken yasaklama şeklinde değil ‘bugünlük buna ayırılan zaman bu kadar’ şeklinde ifade edilebilir. Arkadaşlarıyla planlar yaparak sosyalleşmesini destekleyin. Ailece kitap okuma saatleri planlayın.” diyerek tavsiyelerde bulundu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tatil-nasil-planlanmali-345879">Tatil nasıl planlanmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı düşmanlığı nasıl önlenir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yabanci-dusmanligi-nasil-onlenir-345119</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 09:37:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[önlenir]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göçmenler, kaynakları tüketen kişiler olarak etiketlenmemeli!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yabanci-dusmanligi-nasil-onlenir-345119">Yabancı düşmanlığı nasıl önlenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Göçmenler, kaynakları tüketen kişiler olarak etiketlenmemeli!</strong></p>
<p><strong>Dünya genelinde göçmenlere yönelik düşmanlığın önlenmesinde toplumsal uyuma işaret eden uzmanlar, bu yönde politikalar oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor. Konunun göçmenlerin topluma entegrasyonunun ötesinde, göçmenler ve yerel halkın birbirlerine uyum sağlaması olması gerektiğini vurgulayan siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Sürecin tek taraflı işletilmesi bir yandan toplumda göçmen karşıtı hareketleri güçlendirip göçmenlerin asimile edilmesi düşüncesini öne çıkartabilirken, diğer yandan ise göçmenlerin örgütlenmesine ve radikalleşmesine sebep olabilmektedir. Şehirlerde göçmenlerin mevcut sınırlı kaynakları tüketen kişiler olarak etiketlenmesinin de engellenmesi için karşılıklı entegrasyona dayanan politikalar oluşturulmalıdır.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan ve Araştırma Görevlisi Doğan Demirkıran, dünya genelinde artan yabancı düşmanlığı ve uluslararası göçmen politikalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Fransa’nın yüzde 11’ini göçmenler oluşturuyor</strong></p>
<p>Fransa’da son olarak yaşanan olayları değerlendiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Fransa, bir yandan tarihindeki siyasal ve ekonomik ilişkilerinden kaynaklı olarak Afrika’dan gelenlere, diğer yandan ise hayatını daha iyi ve gelişmiş şartlar altında devam ettirmek için göç edenlere ev sahipliği yapmaktadır. OECD verilerine göre, Fransa nüfusunun yüzde 11,6’sını başka bir ülkede doğanlar yani göçmenler oluşturmaktadır.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Katar’da gerçekleştirilen 2022 Dünya Kupası’nda Fransa milli takımını oluşturan futbolcuların doğdukları yerler tartışılırken; 24 Aralık’ta Paris’te göçmenlere yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırının başta Fransa olmak üzere Avrupa’da göçmen karşıtı hareketlerin tekrar dünya gündemine gelmesine sebep olduğunu söyledi. Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bir Fransız’ın ülkedeki Kürt göçmenlerin kurduğu Ahmet Kaya Kültür Merkezi önünde silahlı saldırı düzenlemesi ve 3 kişiyi öldürmesi; göç, göçmenler ve göçmen karşıtı hareketlerin tekrar düşünülmesi ve politika üretilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu.” dedi.</p>
<p><strong>“Göç yolculukları farklı amaçlarla yapılıyor”</strong></p>
<p>İnsanların gönüllü veya zorunlu olarak kendi ülkelerinde kalmak istemeyip farklı bir yerde yeni bir hayat kurmak amacıyla göç yolculuğuna çıktığını kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu yolculuğun hedef noktası, sıklıkla siyasi, ekonomik ve kültürel olarak gelişmiş şehirler olmaktadır. Nitekim bu ülke ve şehirlere farklı ülkelerden gerçekleşen göçler, şehrin ve ülkenin farklı kültürden gelenler ile orada yaşayan yerel halkın bir arada yaşadığı alanlara dönüşmesine sebep olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Yabancı düşmanlığı zaman zaman ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Göçlerin yoğun şekilde yaşandığı ülkelerde yabancı düşmanlığının zaman zaman ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ülkelerdeki sınırlı kaynakların göçmenlerle paylaşılmak istenmemesi; din, dil, ırk ve kültür farklılıklarının sürekli ön plana çıkartılması ve popülist siyasetçilerin konuyu çıkarları için öne çıkartması, toplumda yabancı düşmanlığını tetiklemektedir.” dedi.</p>
<p><strong>“Yönetimlerin politika oluşturması gerekiyor”</strong></p>
<p>Yabancı düşmanlığının önlenmesine ilişkin yapılması gereken çalışmalara da değinen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Yerel halk ve göçmenlerin şehirlerdeki karşılaşmalarının yabancı düşmanlığını artırmaması, Paris’teki gibi saldırıya dönüşmemesi ve farklı grupların bir arada yaşayabilmesi için yönetimlerin politikalar oluşturması gerekmektedir. Göç literatüründeki bir arada yaşama kuramlarına bakıldığında entegrasyon; gruplar arasındaki iletişim ve etkileşimi arttırmayı ve bu sayede grupların ortak değerler oluşturarak radikalleşmeyi engellemeyi amaçlaması sebebiyle öne çıkmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Göçmenler, kaynakları tüketen kişiler olarak etiketlenmemeli</strong></p>
<p>Göçmenlere yönelik düşmanlığın önlenmesinde toplumsal uyumun önemine işaret eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Konu göçmenlerin topluma entegrasyonunun ötesinde, göçmenler ve yerel halkın birbirlerine uyum sağlaması olmasıdır. Nitekim sürecin tek taraflı işletilmesi bir yandan toplumda göçmen karşıtı hareketleri güçlendirip göçmenlerin asimile edilmesi düşüncesini öne çıkartabilirken, diğer yandan ise göçmenlerin örgütlenmesine ve radikalleşmesine sebep olabilmektedir. Şehirlerde göçmenlerin mevcut sınırlı kaynakları tüketen kişiler olarak etiketlenmesinin de engellenmesi için karşılıklı entegrasyona dayanan politikalar oluşturulmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>“Politikaların temel hedefi, algı ve tutumları pozitif yöne evirmek olmalıdır”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi Doğan Demirkıran ise politikaların temel hedefinin yerel halk ve göçmenlerin birbirlerine karşı algı ve tutumlarının pozitif yöne evrilmesini ve ihtiyaçlarının karşılanarak bir arada huzurla yaşamasını sağlamak olması gerektiğini söyledi. Demirkıran, “Politikaların başarıya ulaşması ise politika yapım ve uygulama sürecine dahil edilecek aktörlerin çeşitliliğine bağlıdır. Yalnızca devlet tarafından üretilen ve yürütülen göçmen politikalarının, yerel ihtiyaçlara karşılık vermediği ve hedeflerinin muğlak kaldığı ortadadır.” dedi.</p>
<p><strong>“Politikaların uygulanmasında yerel aktörler görev almalı”</strong></p>
<p>Bu nedenle politika yapım sürecine devletin yanı sıra sivil toplum kuruluşları olmak üzere her kesimin katılması gerektiğini kaydeden Demirkıran, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yüzden politika yapım sürecinde devletin farklı bakanlık ve kurumlarının, üniversitelerin, özel şirketlerin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve göçmen derneklerinin yer alması hem yerel halk hem de göçmenler yararına bütüncül ve ihtiyaçlara cevap politikalar üretilmesine katkı sağlayacaktır. Özellikle politikaların uygulanışında yerel aktörlerin aktif görev alması, yaygın etkiyi arttıracaktır. İletişim ve ulaşım teknolojilerinin muazzam şekilde geliştiği günümüzde, göç bir insan hakkı olarak görülmektedir. Bu doğrultuda, topluluklar arasındaki öfke ve nefretin oluşmasını engellemek için insani ve etik yaklaşımlar belirlemek ve uygulamak, başta devletler olmak üzere tüm kurumların ve insanların görevidir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yabanci-dusmanligi-nasil-onlenir-345119">Yabancı düşmanlığı nasıl önlenir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu hafta NVIDIA Studio&#8217;da: 3D Sanatçısı &#8216;CG Geek&#8217;, Büyük Bir Bilim Kurgu Dünyasını Rekor Sürede Nasıl İnşa Ettiğini Anlatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-hafta-nvidia-studioda-3d-sanatcisi-cg-geek-buyuk-bir-bilim-kurgu-dunyasini-rekor-surede-nasil-insa-ettigini-anlatiyor-344489</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 16:06:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[cg]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasını]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[geek]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nvidia]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçısı]]></category>
		<category><![CDATA[studio]]></category>
		<category><![CDATA[studioda]]></category>
		<category><![CDATA[sürede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344489</guid>

					<description><![CDATA[<p>3D ve animasyon dünyasının sıradışı isimlerinden biri olan CG Geek, bu hafta NVIDIA Studio'da iddialı bir görevi tamamladı ve sadece üç gün içinde, bilim kurgudan ilham alan büyük bir üç boyutlu dünya inşa etmeyi başardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hafta-nvidia-studioda-3d-sanatcisi-cg-geek-buyuk-bir-bilim-kurgu-dunyasini-rekor-surede-nasil-insa-ettigini-anlatiyor-344489">Bu hafta NVIDIA Studio&#8217;da: 3D Sanatçısı &#8216;CG Geek&#8217;, Büyük Bir Bilim Kurgu Dünyasını Rekor Sürede Nasıl İnşa Ettiğini Anlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3D ve animasyon dünyasının sıradışı isimlerinden biri<em> </em>olan <em>CG Geek, </em>bu hafta<em> NVIDIA Studio&#8217;</em>da<em> </em>iddialı bir görevi tamamladı ve sadece üç gün içinde, bilim kurgudan ilham alan büyük bir üç boyutlu dünya inşa etmeyi başardı. <em>The Fullness of Time (Zamanın Doluluğu)</em> olarak adlandırılan dünya, GeForceRTX 4090 GPU&#8217;su tarafından hızlandırılarak yaratıldı.</p>
<p><strong>72 Saat İçinde Bir Bilimkurgu Dünyası İnşa Etmek </strong></p>
<p>Animatör ve görsel efekt sanatçısı CG Geek, hevesli sanatçılara popüler bir YouTube kanalının nasıl yaratılacağını öğretiyor. Ayrıca sanatçı açık bir kaynak uygulaması olan rekabete ve sınırları zorlamaya olanak tanıyan 3D uygulaması Blender&#8217;la ilgili eğitici videolar paylaşıyor. </p>
<p>Bu sınırların ne kadar zorlanabileceğini görmek için CG Geek, CES&#8217;in bir parçası olarak süreli bir tasarım yarışması başlattı ve NVIDIA Studio teknolojileri ve GeForce RTX 4090 GPU&#8217;suyla desteklenen animasyonlu bir projeyi, yalnızca üç gün içinde bir araya getirmeyi başardı. Sanatçı, en başta eseri yaratacağı türün seçimi için Instagram, Twitter ve YouTube&#8217;daki topluluğunu oylamaya davet ederek projesine başlıyor.</p>
<p>Bilim kurgunun açık ara galip gelmesiyle uzak gelecekteki bir şehir siluetinin neye benzeyeceğini öngörmeye başlıyor. İlk adımı, alanı fütüristik üç boyutlu binalar ve gökdelenlerle doldurmak oluyor.</p>
<p>CG Geek, Blender&#8217;da basit şekiller oluşturuyor ve bunları gerçek dünyadaki binaların boyutlarına uyacak şekilde ölçeklendiriyor. Daha sonra, güzel dokulu yapılar oluşturmak için malzemeler ve yansımalar ekliyor. Ardından Blender&#8217;a yeni eklenen ve üç boyutlu modellemenin önemli bir yönü olan Geo Nodes veya Geometry gibi parçalardan faydalanıyor.</p>
<p>Geo Nodes neredeyse tüm standart iş akışlarını ortadan kaldırıyor. Sıradan bir nesne inşa etme süreci, her adımın sırayla ilerlediği ve yalnızca manuel geri alma işlemi ile tersine çevrilebildiği doğrusal bir model izliyor. Geo Nodes, doğrusal olmayan, sorunsuz iş akışlarına ve az miktarda veri kullanarak inanılmaz derecede ayrıntılı sahneler oluşturma imkanı sunan nesne örneklendirmeye izin veriyor.</p>
<p>CG Geek, fotoğraflardan gerçekçi üç boyutlu modeller oluşturmak için iPhone&#8217;unu kullanarak nesneleri tarıyor. Daha sonra, GeForce RTX 4090 GPU&#8217;su tarafından mümkün kılınan 30 GPU hızlandırmalı özellikten biri olan ayrıntılı doku uygulaması için Adobe Photoshop&#8217;u kullanıyor. CG Geek, görüntü kalitesini yükseltmek için yapay zeka kullanan RTX hızlandırmalı <em>Super Resolution</em> (Süper Çözünürlük) özelliğinin, tüm eser boyunca dokuları dışa aktarma konusunda oldukça yararlı olduğuna da paylaşıyor.</p>
<p>Sanatçı, istediği görüntüye ulaşana kadar eserindeki bilim kurgusal binalara sarmaşıklar ve yıpranma gibi ince ve gerçekçi detaylar ekliyor.</p>
<p>Görevini yerine getirirken deneyimlediği süreç, birkaç dakika içinde ayrıntılı, düşük poli bilimkurgu binaları inşa etmeye yönelik kısa bir eğitici videoda da ele alınmış. Videoya ulaşmak için:</p>
<p>CG Geek&#8217;in RTX 4090 GPU&#8217;su, böylesine ayrıntılı bir ortamda etkileşimli, fotoğraf gerçekçiliğinde hareket için Blender Cycle&#8217;ın RTX hızlandırmalı, yapay zeka destekli OptiX ışın izleme özelliğini kullanmasına olanak tanıyor. Bu, bekleme sürelerini neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor ve CG Geek&#8217;in hayal gücüyle eşzamanlı eser yaratmasına olanak tanıyor.</p>
<p> Sanatçı, animasyonların yanı sıra kum ve su gibi detaylar için gerçekçi dokuları hızlı ve kolay bir şekilde uyguluyor. Son renderlarsa Blender Cycles&#8217;ta RTX hızlandırmalı OptiX ışın izleme ile hızlı bir şekilde tamamlanıyor. CG Geek&#8217;in fütüristik metropolü inşa etmesi sadece 21 saatini aldı ve 4K çözünürlükte oluşturmasıysa 10 saat sürdü.</p>
<p>Sanatçı “Şu anda NVIDIA, Blender gibi üç boyutlu görevler için yüksek performanslı GPU&#8217;ların başında geliyor” diyor. &#8220;Gerçek zamanlı editleme süreçleri için hiçbir şey RTX 4090 GPU&#8217;nın hızına yaklaşamaz.&#8221;</p>
<p><strong>Yaratıcı Süreçler NVIDIA Studio ile Daha Kolay!</strong></p>
<p>İçerik üreticiler tutkularını iş fırsatlara dönüştürerek bu işlerden işlerinden gelir elde edebiliyor. NVIDIA Studio bu tarz girişimleri destekliyor ve içerik üreticilerin daha çok şeyi öğrenmelerine, keşfetmelerine ve yaratıcı çabalarını bir sonraki seviyeye taşımalarına yardımcı oluyor:</p>
<ul>
<li><em>Teknoloji </em>ve <em>kaynaklarla </em>— GPU hızlandırma ve yapay zeka destekli özelliklerdeki en son gelişmeler, işlerin daha hızlı yapılmasına yardımcı olurken Studio Drivers yaratıcı uygulama optimizasyonu ve sistemlere de güvenilirlik sağlıyor.</li>
<li><em>Eğitimler ile— yaratıcı profesyoneller tarafından oluşturulmuş, herkese açık ve ücretsiz yüzlerce seçkin eğitim</em>, amatör içerik üreticilerinin becerilerini geliştirmesi için hızlı püf noktaları ve ipuçlarından detaylı bilgilendirici serilere kadar birçok şey sunuyor.</li>
<li><em>İlhamla </em>— boyutlar arası Stüdyo sanatçılarının, hikaye anlatıcılarının ve saygın yayıncıların üç boyutlu animasyon, video düzenleme, grafik tasarım, fotoğrafçılık gibi yaratıcı alanlardaki yolculukları deneyimlenebiliyor.</li>
</ul>
<p>NVIDIA Studio standart iş süreçlerinin dışında da içerik üreticileri desteklemeye olanak tanıyor.  </p>
<p>#NewYearNewArt Challenge </p>
<p>NVIDIA Studio topluluk yarışması başladı: #NewYearNewArt.</p>
<p>Yeni bir yılla birlikte yeni sanat eserlerini görme heyecanını yaşıyoruz! Eserlerinizi paylaşarak sosyal medya kanallarımızda yer alma şansı için #NewYearNewArt hashtag&#8217;ini ve NVIDIAStudio etiketini kullanabilirsiniz.</p>
<p><em>Studio YouTube kanalındaki eğitici videolara erişebilir  ve Studio bültenine abone olarak doğrudan gelen kutunuzda güncellemeler alabilirsiniz.</em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-hafta-nvidia-studioda-3d-sanatcisi-cg-geek-buyuk-bir-bilim-kurgu-dunyasini-rekor-surede-nasil-insa-ettigini-anlatiyor-344489">Bu hafta NVIDIA Studio&#8217;da: 3D Sanatçısı &#8216;CG Geek&#8217;, Büyük Bir Bilim Kurgu Dünyasını Rekor Sürede Nasıl İnşa Ettiğini Anlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
