<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Miktar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/miktar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/miktar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jan 2026 08:53:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>Miktar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/miktar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İZSU&#8217;dan susuzluğa karşı üç aşamalı plan</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izsudan-susuzluga-karsi-uc-asamali-plan-608289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşamalı]]></category>
		<category><![CDATA[barajı]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izsu]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[litre]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[ölü]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[saniyede]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluğa]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[zsu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608289</guid>

					<description><![CDATA[<p>İZSU Genel Müdürlüğü, kuraklık riskine karşı mevcut suyu daha verimli kullanmanın yanında yeni kaynaklar oluşturmak için de üç aşamalı bir planı hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsudan-susuzluga-karsi-uc-asamali-plan-608289">İZSU&#8217;dan susuzluğa karşı üç aşamalı plan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İZSU Genel Müdürlüğü, kuraklık riskine karşı mevcut suyu daha verimli kullanmanın yanında yeni kaynaklar oluşturmak için de üç aşamalı bir planı hayata geçiriyor. Bu kapsamda Tahtalı Barajı ölü hacmindeki suyun kullanılması, bulut tohumlama ve deniz suyunun arıtılması gibi adımlar yer alıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Nisan 2025’ten bu yana hayata geçirdiği önleyici ve planlı uygulamalarla İzmir’de günlük içme suyu ihtiyacının yüzde 28’ini, yeni bir kaynak yaratılmadan mevcut sistemin daha verimli kullanılmasıyla karşılıyor. İZSU, kentte etkisini artıran kuraklığa karşı kısa, orta ve uzun vadeli su yönetimi planını da eş zamanlı olarak yürütüyor. Bu kapsamda bulut tohumlama, Tahtalı Barajı’ndaki ölü hacmin değerlendirilmesi ve deniz suyu arıtma tesisi kurulması gibi yöntemler, İzmir’in susuz kalmaması için hazırlanan çok katmanlı planın başlıkları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Bulut tohumlama değerlendiriliyor</strong></p>
<p>Kamuoyunda sıkça gündeme gelen bulut tohumlama yöntemi, İZSU Genel Müdürlüğü’nün üzerinde çalıştığı alternatif uygulamalar arasında yer alıyor. Yöntem, yağış potansiyeli bulunan bulutlardan düşen yağmur miktarının artırılmasını amaçlayan destekleyici bir uygulama olarak değerlendiriliyor. İZSU tarafından hazırlanan teknik raporlar, üniversitelerin bilimsel görüşleriyle birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na iletilirken, Bakanlıkla yürütülen süreç devam ediyor.</p>
<p><strong>Tahtalı Barajı’nın “ölü hacmi” kullanılabilecek</strong></p>
<p>İzmir’in en önemli içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı’nda, su alma pompalarına uzak olması nedeniyle “ölü hacim” olarak adlandırılan bölümdeki suyun, acil durumlarda sınırlı ve kontrollü biçimde kullanılması planlanıyor. Bu yönteme ilişkin hazırlıkların sürdüğü, yağışlı mevsimde barajda toplanacak su miktarına göre sistemin hazırda tutulacağı belirtildi. Öte yandan aynı yöntem, Gördes Barajı’nda da uygulandı. Son yedi ayda ölü hacimden saniyede ortalama 968 litre içme suyu alınarak İzmir’e ulaştırıldı.</p>
<p><strong>Deniz suyu arıtma tesisi için yer belirlendi</strong></p>
<p>İZSU’nun orta ve uzun vadeli planları arasında deniz suyu arıtma tesisi de yer alıyor. Bu kapsamda Seferihisar Ahmetbeyli’de yapılması planlanan tesis için hazırlık çalışmaları sürüyor. İlgili kamu kurumlarından görüş ve izinlerin alınmasına yönelik gerekli yazışmaların yapıldığı bildirildi.</p>
<p><strong>Yeraltı suyu, barajlar ve tasarruf birlikte yürütülüyor</strong></p>
<p>Ülke genelinde olduğu gibi İzmir’de de etkisini hissettiren kuraklık nedeniyle kentin ana içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı’na gelen su miktarındaki ciddi düşüş yaşandı. 2021 yılında baraja yıllık 150 milyon metreküp su gelirken, bu miktar 2022’de 83 milyon metreküpe, 2023’te 47 milyon metreküpe, 2024’te 42 milyon metreküpe, 2025’te ise yalnızca 28 milyon metreküpe geriledi. Ortaya çıkan bu tablo, kısa vadeli önlemlerin neden hayati önem taşıdığını gözler önüne serdi. Yalnızca yeni kaynaklara odaklanmak yerine mevcut kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarını da sürdüren İZSU Genel Müdürlüğü, hayata geçirilen uygulamalar sayesinde kentin su ihtiyacının yüzde 28’ini karşılamayı başardı. Altyapı yenileme, aktif kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda İzmir kent merkezinde kayıp-kaçak oranı yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldü. Sadece bir yıl içinde sağlanan yüzde 2,37’lik bu düşüş, yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde kalmasını sağladı. Elde edilen tasarruf miktarı, on binlerce hanenin yıllık su ihtiyacına karşılık geliyor.</p>
<p><strong>Kuyular yenilendi, saniyede 1.400 litreye yakın ek su sağlandı</strong></p>
<p>Yer altı su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla kent genelinde çok sayıda kuyu yenilenerek devreye alındı. Göksu, Sarıkız ve Menemen bölgelerinde yenilenen kuyulardan  saniyede toplam 1.016 litre su sağlandı. Halkapınar’da yenilenen kuyular ve yapılan yeni depo yatırımlarıyla ise saniyede 375 litre ek kapasite elde edildi. Bu çalışmalarla bugüne kadar sisteme kazandırılan ilave su miktarı yaklaşık 7,8 milyon metreküpe ulaştı.</p>
<p><strong>8 ayda 14,2 milyon metreküp su tasarruf</strong></p>
<p>Aliağa’daki Güzelhisar Barajı için 20 yıldır kullanılmayan isale hattı yenilendi, yeni pompalar devreye alındı. Barajdan kente saniyede 640 litre su iletilmeye başlandı. Bu miktar, İzmir’in günlük su ihtiyacının yaklaşık yüzde 8,5’ini karşılıyor. Temmuz 2025 itibarıyla barajdan alınan toplam su miktarı 8,4 milyon metreküpe ulaştı. Gece planlı su kesintileri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kademe sisteminin uygulanması sayesinde ise son 8 ayda toplam 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsudan-susuzluga-karsi-uc-asamali-plan-608289">İZSU&#8217;dan susuzluğa karşı üç aşamalı plan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetlilerin]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi. Diyabetin kontrol altında tutulmasında en önemli görevin diyabetlilere ait olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada diyabetlilerin beslenmesinde dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.<br />Diyabetin iyi yönetilmesi çok önemli… <br />Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetin tedavisinde amacımız kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Burada en önemli görev diyabetlilere aittir. Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” uyarısında bulundu<br />Beslenme, diyabet tedavisinin temelini oluşturuyor<br />Beslenme, kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde en önemli faktör olduğu için beslenmenin diyabetin tedavisinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, ayrıca beslenmenin diyabetle ilgili komplikasyon riskini azaltmaya ve diyabetlilerin genel olarak sağlıklı olmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Prof. Dr. M. Emel Alphan, doğru ve dengeli beslenmenin önemli olduğu üç noktayı şöyle açıkladı:<br />Kan şekeri kontrolü: Besinlerdeki karbonhidratlar, kan şekeri seviyelerini doğrudan etkilediği için diyabetliler, öğünlerde karbonhidrat sayımı yaparak ve glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederek kan şekeri seviyelerini daha iyi kontrol edebilirler.<br />Komplikasyon riskinin azaltılması: Sağlıklı beslenme, diyabete bağlı oluşabilecek kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı (nefropati), görme bozukluğu (retinopati) ve sinir hasarı (nöropati)  gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olur.<br />Ağırlık yönetimi: Diyabetlilerin çoğu tanı konulduğu zaman şişmandırlar. Diyabetlilerin tanı konulduktan sonra ağırlıklarının yüzde 10’unu kaybetmeleri bile kan şekerlerinin, kan basıncının, kan yağlarının (toplam kolesterol, trigliserid, LDL-K), 3 aylık kan şekeri ortalamalarının (HbA1c), kullanılan ilaç (ağızdan alınan ilaçlar veya insülin vb.) dozlarının azalmasına neden olur. O yüzden diyabetliler için sağlıklı ağırlık yönetimi çok önemlidir. Kişiye özel beslenme planı, kilo verme veya kilo koruma hedeflerine ulaşmada yardımcı olabilir.<br />Özel bir beslenme planı oluşturulmalı<br />Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme, diyabetlilerin enerji seviyelerini iyileştirmeye ve yorgunluklarını azaltmaya da yardımcı olabilir. Her bireyin beslenme ihtiyacı farklı olduğu için, diyabetlilerin bir diyetisyen ile ya da diyabet alanında uzman bir diyetisyen ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturmaları önemlidir.<br />Diyabetli bireylerin beslenmesinde bu noktalara dikkat!<br />Diyabetlilerin beslenmelerinde dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalara da değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bunlar genel önerilerdir. Her diyabetlinin, diyabet diyetisyeni ile birlikte oluşturdukları kendilerine özel bir beslenme planı olmalıdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı: <br />Karbonhidrat sayımı: Kan şekerini etkileyen en önemli faktör karbonhidrattır. Diyabetlilerin karbonhidrat alımlarını takip etmeleri, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmaları için önemlidir. Diyabetlilerin karbonhidrat kaynağı besinleri ve karbohidrat içeriklerini bilmeleri ve önerilen karbonhidratları öğünlerine dengeli olarak dağıtmaları çok önemlidir.  Tam tahıllar (tam buğday ekmeği, çavdarlı ekmek ile bulgur vb. posalı tahıllar), sebzeler, meyveler ve kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Ayrıca süt, yoğurt, kefir vb. besinlerde de karbonhidrat bulunur.<br />Glisemik indeks: Glisemik indeksi ve glisemik yükü düşük besinler seçilmelidir. Glisemik indeks, 50 gram karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerine olan etkisini gösterirken, glisemik yük; besinlerin yenilen miktarının kan şekerine olan etkisini gösterir. Bu besinler kan şekerini daha yavaş yükseltir. Bu besinlere örnek olarak tam buğday ekmeği, yulaf, baklagiller, sebzeleri verebiliriz. Ama miktar çok önemlidir. Örneğin 4-5 yemek kaşığı tüketilen mercimeğin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Fakat bu miktarın üzerine çıkıldığında glisemik yük arttığı için kan şekeri seviyeleri yükselebilir. Düşük glisemik indeksli meyveler seçilmelidir.<br />Posalı besinler: Posa, kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur.   Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller posa açısından zengindir. Özellikle çözünebilir posadan zengin olan sebzeler, meyveler ve baklagiller kan şekerini ve kan yağlarını düşürmede etkilidir.<br />Proteinli besinler: Sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan proteinli besinlerin yağsız olanları tercih edilmelidir (yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller ile az yağlı süt, yoğurt, peynir vb.)<br />Yağlar: Doymuş yağlardan ve trans yağlardan kaçınmak gerekir.  Yemeklerde tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine zeytinyağı ve fındık yağı ile ayçiçek yağı, soya yağı gibi bitkisel sıvı yağların az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca trans yağların en önemli kaynağı olan paketli besinler (bisküvi, kraker, kurabiye vb.), fast food restoranlarda defalarca yanmış yağda kızartılan patatesler, cipsler ve hidrojene edilmiş yağlardan uzak durulmalıdır.<br />Porsiyon kontrolü: Porsiyon boyutlarına dikkat edilmelidir. Aşırı miktarlarda yenilen her yemek kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir.<br />Sıvı tüketimi: Diyabetlilerin su içmeleri çok önemlidir. Şekerli meşrubatlardan ve içeceklerden kaçınılmalı, çay, kahve şekersiz içilmelidir, gerektiğinde belirli miktarlarda yapay tatlandırıcı kullanılabilir.<br />Ara öğünler: Meyveler, sebzeler ve belirli ölçüde kuruyemişler ara öğünlerde tercih edilebilir. Elma, armut, şeftali, portakal ve çilek gibi düşük glisemik indeksli meyveler ara öğünler için uygundur.<br />Alkol ve şekerli besinler: Alkol tüketilmemeli ya da çok az alınmalı. Şekerli besinler ve içecekler tüketilmemelidir.<br />Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır<br />Diyabetli bireylerin şeker, çikolata ve tatlı tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetlilere eskiden şeker, şekerli içecekler, çikolata ve tatlılar belli ölçülerde karbonhidratlı besinlerin yerine sayılarak veriliyordu. Fakat Amerikan Diyabet Derneği, son rehberinde bu tür besinlerin ve içeceklerin kesinlikle yenilmemesi ve içilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun nedeni; bu olayın diyabetliler tarafından abartılması, özellikle tip 1 diyabetlilerin karbonhidrat miktarlarını gözetmeden tatlı vb. besin ve içecekleri tüketerek uyguladıkları insülin dozlarını çok fazla arttırmalarıdır. İnsülin tedavisinde olan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin insülin dozlarının çok yüksek olması istenmez. Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır. O yüzden diyabetlilerin içecek olarak sadece su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu; diyabetlilerin tedavilerinde ilaç/insülin olsa bile sağlıklı beslenme ile birlikte bu ilaçların etkinliğinin artacağını bilmeleridir” diye konuştu.<br />Ketojenik diyetler diyabetliler için uygun mu?<br />Karbonhidratın yer almadığı ketojenik diyetlere de değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Son yıllarda ketojenik diyetler popüler diyetler arasında yerini aldı. Aslında ketojenik diyetlerin tedavi edici özelliği sadece epileptik çocuklarda kanıtlandı ve epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Ketojenik diyet ve obezite ile ilgili araştırmalar, 1960&#8217;lı yıllarda başladı ve ilk sonuçlar net değildi, zayıflamada başarılı olduğunu iddia eden çalışmalar var. Ketojenik diyetlerin kan yağları üzerine etkili olduğu yönünde yapılan çalışmaların sonuçları da karışıktır. Yapılan çalışmaların ya vaka sunumu ya da küçük gruplarda yapılan çalışmalar olduğu ve bu çalışmaların uzun süreli olmadığı ve büyük popülasyonlarda yapılmadığı bilinmektedir. Ketojenik diyetler, kilo vermeye yardımcı olsa da vücuttan su kaybına (dehidratasyon), hipotansiyona (tansiyon düşüklüğü), baş dönmesine, yorgunluğa, besin öğesi eksikliklerine, posa eksikliği nedeniyle kabızlığa ve böbrek taşlarının oluşumuna neden olabilir. Başlangıçta kan lipidlerini düzelttiği iddia edilse de uzun dönemde kan yağlarının yükselmesine neden olduğu için kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon riskini arttırabilir” uyarısında bulundu.<br />Diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor<br />Ketojenik diyetlerinin karbonhidrat miktarının çok az olduğu (enerjinin yüzde 5’i), yağ ve proteinlerin fazla miktarlarda verildiği diyetler olduğunu ifade eden Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: <br />“Beslenme rehberleri, obez ve diyabetliler için ketojenik diyetlerin kullanımını desteklemiyorlar. Rehberlere göre diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor. Bu da enerjinin yüzde 40’ının karbonhidrattan gelmesi demektir. Ketojenik diyetlerin kısa vadede genel olarak güvenli olduğu bulunmuş olsa da uzun süreli uygulanamazlar. Uzun süreli, kesintisiz ketojenik diyetlerin güvenliği üzerine herhangi bir çalışma yapılmamıştır.  Meyve, baklagiller ve yüksek posalı tam tahılları yememek, birçok faydalı besin öğesinin vücuda alınmaması demektir ve bu besin öğeleri takviyelerle yerine konulmazsa yan etkilerin görülme olasılığı daha da artar. Bu bahsettiğimiz besinler yukarıda da anlatıldığı gibi diyabetlilerin mutlaka alması gereken besinlerdir.  Özellikle tip 1 diyabetlilerde ketojenik diyetler, ketoasidoz komasını tetikleyebilir, hipoglisemi (şeker düşüklüğü) riskini arttırabilir. Ayrıca, alınan yüksek miktarlardaki yağ ve protein nedeniyle kalp-damar hastalığı riski artabilir, nefropati oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ayrıca alınan aşırı protein kemiklerden kalsiyumun çekilerek idrarla atılmasına ve osteoporoz (kemik erimesi) riskinin artmasına neden olur.”<br />Diyabet yönetiminde yaşam tarzı değişikliği yapılmalı<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olduğu için sağlıklı beslenmeyi uygulayarak yaşam tarzı değişikliği yapmak (sağlıklı beslenmek, fiziksek olarak aktif olmak, sigara/alkol kullanmamak, kaliteli ve düzenli uyku ve güneşten yeterince yararlanarak D vitamini almak) diyabetlilerin sağlıklı olarak uzun yaşamalarına neden olduğu bir gerçektir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:03:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169">Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İçeriği ve tüketim miktarı kontrol edilmeli!</strong></p>
<p>Renkli ambalajları, çizgi film karakterleri ve tatlı aromalarıyla aromalı sütlerin, çocukların dikkatini kolayca çekebildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu ürünler, süt tüketmeyen çocuklar için cazip bir seçenek gibi görünse de içerik ve miktar açısından dikkatli değerlendirilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Yiğit, “Aromalı sütler, gazlı içecekler ve soğuk çaylar gibi şekerli içeceklere göre elbette daha besleyici olabilir. Ancak evde doğal malzemelerle hazırlanan aromalı sütlerden daha sağlıklı oldukları söylenemez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Şeker içeriği sağlık sorunlarına neden olabilir! </strong></p>
<p>Ticari aromalı sütlerin, kalsiyum, protein ve D vitamini gibi faydalı bileşenler içerse de çoğu zaman yüksek miktarda eklenmiş şeker ve aroma vericiler de barındırdığını kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>Tatlı aromalara alışan çocukların doğal gıdalara ilgisinin azalabileceği ve beslenme alışkanlıklarının olumsuz etkilenebileceği konusunda uyaran Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“Bazı araştırmalar, fazla şeker tüketiminin vücut yağ oranını artırarak hormonal dengeyi etkileyebileceğini ve bu durumun kız çocuklarında erken ergenlik riskini artırabileceğini gösteriyor. Ayrıca, günde 600 ml ve üzeri inek sütü tüketiminin, demir emilimini azaltarak bazı çocuklarda kansızlık riskini artırabileceği de belirtiliyor.”</p>
<p><strong>Evde hazırlamak hem besleyici hem de güvenli… </strong></p>
<p>Evde hazırlanan doğal aromalı sütlerin ise çocuklar için hem daha güvenli hem de daha besleyici bir alternatif olduğunu vurgulayan Yiğit, “Örneğin; 5-6 adet çilekle hazırlanan çilekli süt ya da şekersiz kakao, az miktarda bal veya hurma özü ile yapılmış kakaolu süt, katkı maddesi içermeyen sağlıklı seçenekler sunar. Alerjik yapıya sahip çocuklar için ise bu tarifler keçi sütüyle hazırlanarak da uygulanabilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların sütle olumlu bir ilişki kurabilmesi için birlikte süt hazırlamanın, farklı meyve veya sunumlarla süreci eğlenceli hâle getirmenin beslenme alışkanlıklarını da olumlu etkileyeceğini dile getiren Yiğit, “Sonuç olarak, aromalı sütler bazı koşullarda süt tüketimini teşvik edebilir. Ancak içeriğindeki şeker, katkı maddeleri ve tüketim miktarı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Mümkün olduğunca evde hazırlanan, sade ve doğal içeriklerle zenginleştirilmiş sütler tercih edilmeli.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-aromali-sutler-saglik-sorunlarina-zemin-hazirlayabilir-570169">Uzmanı uyardı: Aromalı sütler sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
