<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mesele | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/mesele/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/mesele</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Mar 2026 19:48:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>mesele | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/mesele</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Başkan Büyükakın: &#8220;Balkanlar&#8217;daki, Orta Doğu&#8217;daki her mesele bizim de meselemizdir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-balkanlardaki-orta-dogudaki-her-mesele-bizim-de-meselemizdir-622015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 19:48:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[daki]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’de gelenek haline gelen Kent Bayramlaşması, bir kez daha kentin tüm renklerini buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-balkanlardaki-orta-dogudaki-her-mesele-bizim-de-meselemizdir-622015">Başkan Büyükakın: &#8220;Balkanlar&#8217;daki, Orta Doğu&#8217;daki her mesele bizim de meselemizdir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’de gelenek haline gelen Kent Bayramlaşması, bir kez daha kentin tüm renklerini buluşturdu. Programa katılan yüzlerce Kocaelili, bayram mutluluğunu birlikte yaşarken; Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, gönül coğrafyamızda kurulan Kardeşlik Sofraları üzerinden çok net mesajlar verdi.</p>
<p><b>BİRLİK VE BERABERLİK RUHU İLE…</b></p>
<p>Kocaeli’nin tüm renklerini buluşturan ve bu yıl 42’ncisi düzenlenen Geleneksel Kent Bayramlaşması, kentin ortak değerleri etrafında bir araya gelmenin en güzel örneklerinden biri olarak bir kez daha kayıtlara geçti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Kent Konseyi öncülüğünde Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen bu anlamlı buluşma, kentin birlik ve beraberlik ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p><b>VATANDAŞLARIN İLGİSİ ÇOK YÜKSEKTİ</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen programda Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Deniz Eğitim-Öğretim ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Selçuk Akarı ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başta olmak üzere milletvekilleri, siyasi parti il başkanları, kamu kurumlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, kent protokolü ve çok sayıda Kocaelili, bayramın manevi atmosferini paylaştı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’DAN ÖNEMLİ MESAJLAR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın selamlama konuşmasına İslam aleminin, aziz milletimizin ve Kocaelililerin bayramını tebrik ederek başladı. Büyükakın şunları ifade etti: “Buruk bir bayram yaşıyoruz. 59 yıl ilk kez, bugün Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınmadı. Bu, yüreğinde oraları hissedebilen birisi için çok anlamlı bir şey. Hissedemeyenlere sözümüz yok. Aslında sözümüz yok diyerek sözümüzü söylüyoruz, anlayan anlar. Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.</p>
<p><b>“GÖNÜL COĞRAFYAMIZ İLE BAĞLARIMIZ GÜÇLENDİ”</b></p>
<p>Biz gönül coğrafyamızda programlar yaparken de şuradaki tablo her şeyi anlatıyor değil mi? Niye yaptığımızı, niye o programları gerçekleştirdiğimizi çok açık anlatıyor. Oraya sizler, ülkemiz, milletimiz adına gittik.  Gönül coğrafyamıza selamlarınızı götürdük, seçim çalışması yapmaya gitmedik. Milletimizi anlatmaya, ülkemizin etki alanını güçlendirmeye kardeşlerimiz ile yardımlaşmaya gittik. Öyle bir yerde olmayacağız da böyle bir zamanda nerede olacağız?</p>
<p><b>“BU HUZURUN KIYMETİNİ BİLELİM”</b></p>
<p>Böyle bir zamanda gönlümüz buruk ama huzur içinde bayramı kutlayabiliyor olmanın da kıymetini ayrıca bilmek lazım. Bakın salon bizi almıyor, küçük geliyor; huzur içindeyiz. Ama mazlum coğrafyalar; aylardır bombalanan öldürülen masum çocuklar, kadınlar var. Böyle şeyleri böyle bir günde konuşmayalım diye düşünebilirsiniz ama böyle günlerde konuşmazsanız öyle günler sizin de başınıza gelir. Onları unutursanız, onları ifade etmezseniz, o dert ile dertlenmezseniz, oraya hiç değilse samimi bir selam göndermezseniz, Filistin’e ‘Bayramın mübarek olsun Filistin’ demezseniz. Filistin’in meselesi bu milletin öz meselesidir.</p>
<p><b>“YAŞANANLARA GÖNLÜMÜZÜ KAPATAMAYIZ”</b></p>
<p>Balkanlar’daki, Ortadoğu’daki her mesele bu milletin öz meselesidir. Dert etmeyen bir kalbin kalbini gözden geçirmesi gerekir diye ifade etme istiyorum. Yanıbaşımızda İran’da bütün mezhep tartışmalarını kenara bırakın. Değerli kardeşlerim, uluslararası hukuk kuralına uyulmadan dünyanın gözü önünde savaş oluyor. Aynı şey Venezuella’da oldu, şu an da İran’da oluyor. Uzun süredir Filistin’de oluyor. Bu hukuksuzluğun sonu yok. Gayet mutedil bir şekilde, akıllı dikkatli adımlar ile ülkemizin birlik ve beraberliğinin ve sınırlarının müdafaasını sağlamaya çalışıyoruz.</p>
<p><b>“BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN”</b></p>
<p>Buradaki bütün kardeşlerim, bütün ülke bu davanın arkasında duruyor ve sahip çıkıyor. Rabbim bu milletin birliğini beraberliğini bozmasın. Bu duygu ve düşünceler ile gönlüm oradaki insanların gözyaşında ve acısında kalarak hepimizin bayramını tebrik ediyorum. Evlatlarınız ile birlikte daha huzurlu yarınlarda; barış, huzur ve kardeşliği bu milletin evlatlarının eli ile dünyaya tesis ettiğimiz günlerin umudu ile bayramınızı tebrik ederim.”</p>
<p><b>KOCAELİ RAMAZAN’I DOYA DOYA YAŞADI</b></p>
<p>Kent Konseyi Başkanı Kadir Çetin ise konuşmasında, “Bu özel gün sadece bir bayramlaşma değil, aynı zamanda gönüllerimizi birleştiren şehrimizin birliğini ve kardeşliğini pekiştiren bir buluşmadır. Kocaeli güçlü bir kentlilik bilinci ile hareket eden, dayanışmayı ve paylaşmayı esas alan büyük bir ailedir” dedi. Vali İlhami Aktaş da, “Bir Ramazan ayını daha birlik ve beraberlik içinde geçirdik. Ramazan bu sene Kocaeli’de bir başka oldu. Heryer kenetlenmiş şekilde dolu dolu bir Ramazan yaşadık. Uzun zamandır böylesine kenetlenmiş bir Ramazan geçirmedik.”<b> </b></p>
<p><b>BAYRAMIN MANEVİ ATMOSFERİ ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLDİ</b></p>
<p>Samimi görüntülere sahne olan 42. Kent Bayramlaşması’nda selamlama konuşmalarının ardından vatandaşlar, protokol üyeleriyle tek tek bayramlaştı. Hafızalara kazınan Kent Bayramlaşması, günün ruhuna uygun sıcak ve dostane bir ortamda hatıra fotoğrafının çekilmesi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-balkanlardaki-orta-dogudaki-her-mesele-bizim-de-meselemizdir-622015">Başkan Büyükakın: &#8220;Balkanlar&#8217;daki, Orta Doğu&#8217;daki her mesele bizim de meselemizdir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-2-611032">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asil]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[erkekliğin]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[görünür]]></category>
		<category><![CDATA[grupları]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[öğretildiği]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610792</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, son dönemde özellikle dijital platformlarda görünür hale gelen şiddet, zorbalık ve kadın düşmanı dili değerlendirdi.</p>
<p><strong>Erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılanıyor</strong></p>
<p>Son dönemde okul ortamlarından meslek gruplarına uzanan ve çoğu zaman dijital platformlarda görünür hale gelen vakaların topluma zarar verebilecek bir sapmaya işaret ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Bu tablo, erkekliğin nasıl kurulduğuna, nasıl öğrenildiğine ve dijital alanlarda nasıl yeniden üretildiğine dair geniş bir soruyu gündeme getiriyor diyebiliriz. Günümüzde erkekliğin hâlâ büyük ölçüde güç, kontrol ve cinsel başarı üzerinden tanımlanması tesadüf değil. Yıllar boyunca erkeklere, değerli olmanın yolunun güçlü görünmekten, hâkim olmaktan ve duygusal mesafeyi korumaktan geçtiği öğretildiği için bu durum, erkekliğin kırılganlıkla, eşitlikle ya da bakım verme pratikleriyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdı. Açıkçası erkeklik hep sarsılmaması gereken bir rol olarak algılandığı sürece eşitlikçi bir temele oturan insan ilişkilerinden uzaklaşıyoruz. Bazı durumlarda erkeklik, kaybedildiği hissedilen gücü yeniden kurma çabasıyla daha sert, daha dışlayıcı ve daha tahakkümcü biçimlerde ortaya çıkabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital alanlar şiddeti görünür kılıyor</strong></p>
<p>İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital alanlarda üretilen kadın düşmanı dilin, gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının nedenlerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımıza giren dijital alanlar ve dijital alt kültürlerde üretilen kadın düşmanı dilin gerçek hayatta bu kadar kolay karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden biri, dijital alanların yarattığı mesafe hissi. Kapalı gruplar, anonimlik ve şaka söylemi, sınırların esnekleşmesine neden oluyor. Zamanla bu dil, yalnızca çevrimiçi bir ifade biçimi olmaktan çıkıp gündelik ilişkilerin parçası haline gelip normalleştiriliyor. Bir taraftan ‘her şeyi söyleyebilirim, sansürsüz ifade edebilirim’ özgürlüğü ve cezasızlık hissi yaratan bir serbestlik, diğer taraftan ise başka bir insanın mahremini fütursuzca metalaştırma gerçeği aynı anda karşımıza çıkıyor. Kullanılan dilin burada belirleyici bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Kadını nesneleştiren, aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler tekrarlandıkça sıradanlaşıyor; sıradanlaştıkça da sorgulanmaz hale geliyor. Bu durum, dijital alan ile gerçek hayat arasındaki sınırın sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>WhatsApp grupları ‘erkekliğin onaylandığı’ alanlara dönüşebiliyor</strong></p>
<p>WhatsApp gruplarını örnek göstererek, ilk bakışta masum görünen bu alanların zamanla erkekliğin kolektif olarak onaylandığı ve pekiştirildiği mecralara dönüşebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “WhatsApp Grupları üzerinden örnek vermek gerekirse; bir grup insanın ortak paylaşım ve haberleşme platformu olarak WhatsApp grubu kurması masum görünebilir ama mevzu bahis grubun erkekler tarafından oluşturulup kurulan iletişimin ise kadını nesneleştiren ortak bir dil üretmesi ayrı bir sorgu alanı oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tür WhatsApp grupları erkekliğin kolektif olarak onaylandığı, performe edildiği ve pekiştirildiği alanlar haline geldiğinde toplumsal nitelikli bir çıkmazın içinde buluyoruz kendimizi. Şöyle ki; bu gruplarda paylaşılan içerikler, çoğu zaman erkekler arası bir aidiyet ve onay mekanizması işlevi görüyor. Kadınlar üzerinden kurulan dil, grubun iç bütünlüğünü güçlendirirken, erkekliğin belirli bir biçimini normal ve makbul olarak yeniden üretiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorbalık bir aidiyet dili haline geliyor</strong></p>
<p>Zorbalığın da bu kültürel zeminin bir çıktısı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Zorbalık ve şiddetin erkek çocukları arasında bir aidiyet dili haline gelmesi, duyguların nasıl yönetildiğiyle yakından ilişkili diyebiliriz. Erkek çocuklar çoğu zaman korku, kırılganlık ya da yetersizlik hissini ifade etmeyi değil, bastırmayı öğreniyor. Bastırılan duygular ise sıklıkla öfke ve saldırganlık olarak dışa vuruluyor. Bu noktada zorbalık, yalnızca bireysel bir davranış değil; gruba dahil olmanın, görünür olmanın ve kabul edilmenin bir yolu haline geliyor. Üstelik şiddet, bir iletişim biçimi olarak öğreniliyor ve ödüllendiriliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sorun neden geç fark ediliyor?</strong></p>
<p>Bu tür davranışların neden zamanında fark edilemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Peki bu durum neden zamanında fark edilemiyor diye soracak olursak; eğitim ve iş hayatı pratiklerinde genellikle başarı, disiplin ve performansa odaklanılırken; ilişkisel ve etik boyutlar geri plana itilebiliyor. ‘Başarılı öğrenci’, ‘profesyonel’ ya da ‘örnek çalışan’ tanımları çoğu zaman akademik ya da mesleki yeterlilikle sınırlı kalıyor. Erkeklik ise görünmez bir norm olarak kabul edildiği için, sorun alanı olarak tanınmıyor. Bu da erken uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına ve sorunların ancak kriz anlarında görünür olmasına yol açıyor. Bu tür davranışların çoğunlukla kapalı erkek gruplarında ortaya çıkması, denetimden çok kültürle ilgili bir meseleye işaret ediyor. Kapalı alanlar, erkekliğin sorgulanmadan yeniden üretildiği, sınırların test edildiği ve çoğu zaman aşıldığı mekânlar haline geliyor. Bu durum, sorunun birkaç kötü örnekten ibaret olmadığını; belirli koşullar oluştuğunda benzer davranışların tekrar edebileceğini gösteriyor.”</p>
<p>Bu durumu yalnızca sapma ya da ahlaki çöküş olarak tanımlamanın yeterli olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin, “Diğer taraftan bu meselenin sadece kadınların sorunu olmadığını aynı zamanda erkeklerin de sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu erkeklik biçimi erkekleri de yalnızlaştırıyor, duygusal olarak yoksullaştırıyor. Çözüm; erkek çocuklara erken yaştan itibaren duygularını tanıma, sınır öğrenme ve eşit ilişki kurma becerileri kazandırmakla mümkün. Asıl mesele, erkekliğin nasıl öğretildiği, hangi davranışların ödüllendirildiği ve hangi sessizliklerin sürdürüldüğü. Erkekliği yeniden tanımlamak gerekiyor. Güçle değil, sorumlulukla; tahakkümle değil, eşitlikle; sessizlikle değil, yüzleşmeyle kurulan bir erkeklik inşasına odaklanabiliriz. Aksi halde bu kriz, gerçek ya da sanal farklı mekânlarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam edecek.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asil-mesele-erkekligin-nasil-ogretildigi-610792">Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSAM: &#8220;Su, Bölgesel Bir Mesele Olmaktan Çıktı, Ulusal Strateji Konusu Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kosam-su-bolgesel-bir-mesele-olmaktan-cikti-ulusal-strateji-konusu-oldu-581201</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 09:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[kosam]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[olmaktan]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en önemli tarım ve üretim merkezlerinden biri olan Konya Kapalı Havzası, son yıllarda iklim koşulları ve artan su ihtiyacıyla daha fazla gündeme gelmeye başladı. Bu gelişmeleri ele almak üzere KOSAM tarafından kamuoyuna sunulan rapor, havzanın geleceği için sürdürülebilir çözümler ve kalkınma odaklı fırsatları ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-su-bolgesel-bir-mesele-olmaktan-cikti-ulusal-strateji-konusu-oldu-581201">KOSAM: &#8220;Su, Bölgesel Bir Mesele Olmaktan Çıktı, Ulusal Strateji Konusu Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Türkiye’nin en önemli tarım ve üretim merkezlerinden biri olan Konya Kapalı Havzası, son yıllarda iklim koşulları ve artan su ihtiyacıyla daha fazla gündeme gelmeye başladı. Bu gelişmeleri ele almak üzere <b>KOSAM</b> tarafından kamuoyuna sunulan rapor, havzanın geleceği için <b>sürdürülebilir çözümler ve kalkınma odaklı fırsatları</b> ortaya koyuyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Konya Kapalı Havzası Su Sorunu, Kuraklık İncelemesi ve Obruk Tehlikeleri: Sürdürülebilir Çözüm Önerileri ve Stratejik Yaklaşımlar”</span></span></span></b><span><span><span> başlıklı raporda, su meselesinin sadece bölgesel bir konu olmadığı, aynı zamanda <b>Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından stratejik bir unsur</b> olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bölgesel Kalkınmadan Ulusal Güce</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOSAM’a göre Konya Kapalı Havzası, ülkenin tarım sektörünün en önemli merkezlerinden biri olmasının yanı sıra <b>sanayi</b>, <b>teknoloji ve yenilenebilir enerji yatırımları</b> açısından da Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek büyük bir potansiyele sahip. Raporda, etkin su yönetiminin tarımsal verimliliği artıracağı, yenilenebilir enerji potansiyelinin ise bölgeyi, <b>Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak güçlü bir merkez</b> hâline getireceği belirtildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bölgesel Kalkınma İçin Su Yönetiminde Stratejik Adımlar Atılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Rapora göre, sürdürülebilir su yönetimi stratejileri, bölgenin tarım ve sanayi entegrasyonunun önünü açabilecek nitelikte. Su ve obruk sorunlarına yönelik önlemler <b>bugünü korurken geleceği de güvence altına alacak. </b>Raporda öne çıkan <b>temel stratejik öneriler</b> arasında şu başlıklar dikkat çekiyor:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span>Havzalar arası su transferi ile suyun daha adil ve verimli dağılımının sağlanması</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Sınıraşan suların ülkede tutulması için stratejik hamlelerin gerçekleştirilmesi</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yeraltı suyu kullanımında etkin denetim ve modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Atık suyun geri dönüşümünün artırılması ve alternatif kaynakların devreye alınması</span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span>Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla entegre sanayi bölgelerinin oluşturulması </span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Kuraklık riski yüksek alanlarda düşük su tüketimli tarım ürünlerine geçilmesi</span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Akademi-sanayi iş birliği ile su verimliliğini artıracak teknolojilerin geliştirilmesi</span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Konya Havzası, Türkiye İçin Yeni Bir Üretim ve Yenilikçilik Üssü Olabilir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOSAM’ın stratejik çözüm önerilerinin <b>Türkiye Yüzyılı vizyonu,</b> <b>12. Kalkınma Planı, Ulusal Su Verimliliği Seferberliği ve 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi</b> ile doğrudan uyumlu olduğu gözler önüne seriliyor. Raporda, hükümetin hayata geçirdiği Yeşil Kalkınma Devrimi politikalarının, Konya Kapalı Havzası gibi stratejik bölgelerde uygulanacak sürdürülebilir su yönetimi ve yenilenebilir enerji projeleriyle daha da güçleneceği anlaşılıyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kosam-su-bolgesel-bir-mesele-olmaktan-cikti-ulusal-strateji-konusu-oldu-581201">KOSAM: &#8220;Su, Bölgesel Bir Mesele Olmaktan Çıktı, Ulusal Strateji Konusu Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vesvese Ne Zaman Hastalığa Döner? Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Vesvese Herkeste Var, Mesele Kontrolü Kaybetmemek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vesvese-ne-zaman-hastaliga-doner-prof-dr-nevzat-tarhan-vesvese-herkeste-var-mesele-kontrolu-kaybetmemek-413760</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 13:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[döner]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[herkeste]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmemek]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[mesele]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vesveseyi, Obsesif Kompulsif Bozukluğun içinde bir kavram olarak değerlendiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvesenin herkeste olabileceğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vesvese-ne-zaman-hastaliga-doner-prof-dr-nevzat-tarhan-vesvese-herkeste-var-mesele-kontrolu-kaybetmemek-413760">Vesvese Ne Zaman Hastalığa Döner? Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Vesvese Herkeste Var, Mesele Kontrolü Kaybetmemek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vesveseyi, Obsesif Kompulsif Bozukluğun içinde bir kavram olarak değerlendiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvesenin herkeste olabileceğini söyledi. Önemli olanının onu yönetmek olduğunu vurgulayan Tarhan, vesvesinin hastalığa dönüşmemesi için önemli uyarılarda bulundu.  </strong></p>
<p>Daha çok dini terminolojide kullanılan vesvese konusuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) vesveseyi içine alır. Dini olarak vesvese ama onun dışında evham, kuruntu, takıntı… Bizde daha çok takıntı kelimesi yerleşti.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<strong> </strong>vesvesenin<strong> </strong>kötücül bir duygu olarak tanımlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Takıntıda kişinin aklına bir şey takılıyor, atamıyor. Bir dakika düşüneceğine 10 dakika düşünüyor, 15 dakika düşünüyor. Bir şiddetinde üzüleceği şeye 10 şiddetinde üzülüyor. Vesvese olarak denilen bu şey, klinik bir durumdur. Ama dini literatürde vesvese olarak geçen durum, daha çok şeytanın fısıldamasıdır.”</p>
<p><strong>İnsan ilişkilerinde sınır ihlali yapmamak </strong></p>
<p>Gerçek olanı olmayanla karıştırmaya vesvese dendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şunları ifade etti:</p>
<p>“Beynimizin çalışma mekanizmasında obsesyon nerede oluyor? Yanlış bir düşünce geldiği zaman aklımıza; saçma, yapmamamız gereken, temel kişiliğimize, değerlerimize uymayan bir düşünce geldiği zaman, böyle durumlarda içimizdeki o kötücül duygulara hayır demek bir beceridir. Kendimize, davranışlarımıza sınır koymak, başkalarına zarar vermemek beceridir. Öğrenilmesi gerekiyor. Çocuklar bunu bilemiyor. </p>
<p>Nasıl bir apartmanda oturuyorsunuz, komşularla sınırlar varsa, insan ilişkilerinde de sınırlar var. Sınır ihlali yapmamak gerekiyor insan ilişkilerinde. Evine girmek gibi, onun gıybetini yapmak, yalan söylemek veya ona kötülük yapmak gibi. İnsan, içine kötücül duyguların gelmesinden sorumlu değildir ama bununla ilgili bir eyleme geçmesinden sorumlu oluyor.”</p>
<p><strong>İçimizden geçen iyicil ve kötücül duygulara karar verip ondan sonra eyleme geçiyoruz</strong></p>
<p>Duyguların regüle edilmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, şunları ifade etti:</p>
<p>“Obsesyon buradaki zihinsel dengeyi bozuyor. Bazılarının tiki vardır. Konuşmaları tutuktur. Kekemelik vardır. Ne zaman omuzlarını hareket ettirir, pat diye konuşur. Omuzunu kaldırma ne yapıyor? Beyindeki devreye bir dürtü sokuyor o devreyi tamamlıyor. Düşüncelerde bile insan öğrendiği düşünceleri yaparken, onu bozan bir şey olduğu zaman, hemen akıl araya girecek, yapma diyecek. Analiz yapacak analiz sonucunda harekete karar verecek. </p>
<p>Yani aslında içimizden iyicil ve kötücül duygular geçiyor, düşünceler ve duygular birleşiyor. Ön beyine komut veriyor. Ön beyine yap – yapma, uygun – uygun değil, geçerli – geçerli değil, gerçek – gerçek değil, güvenli – güvenli değil diye… Karar verip ondan sonra eyleme geçiyoruz. Bu mekanizmaya bozulunca, beyinde obsesyon diyoruz.”</p>
<p><strong>Vesveseyi yönetebilmek neden önemli?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, vesvesenin herkeste var olduğuna işaret ederek, “Maneviyatı en yüksek dediğimiz kişilerde, evliya, aziz dediğimiz kimselerde bile vesvese vardır. Ama o, vesveseyi yönetmeyi artık yapabiliyordur, kontrolü kaybetmiyordur.” dedi.</p>
<p>İnsanların negatif duyguların etkisine girip vesvesenin etkisinde kalabileceğini de kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aslında hayat bir okuldur. Bu okulda iyi şeylerle de karşılaşacağız, kötü şeylerle de karşılayacağız. Ama asıl amacımızı unutmayacağız. Dünyaya geldiğimizde bir okula gelmişiz gibi olacağız ve hayat bittiği zaman da bu okuldan mezun olup daha iyi bir hayata geçiş yapacağımızı düşünerek hareket edeceğiz. Böyle bir amacı olan bir kimseye o vesvese geldiği zaman bu hastalık olan vesveselere dönüşmüyor.” diye devam etti.</p>
<p><strong>Karar verme mekanizmasındaki yollar otoban gibi</strong></p>
<p>Vesveseli ve obsesif kişilerin beynine bakıldığında karar mekanizmalarında sinyal akışının bozulduğunun görüldüğünü kaydeden Tarhan, “Normalde bir insanın beynindeki yollar böyle patika gibiyse bu kişilerin tam karar verme mekanizmasındaki yollar otoban gibi oluyor. O kadar geliştiriyor ki… Mutluluk molekülleri, karar verme, serotonin, dopamin gibi, enerji gibi, düşünce yönetimiyle ilgili moleküller az kalıyor, beynin ürettiği yetmiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dikkat odağını değiştirince kişi bir müddet sonra sağlıklı düşünmeye başlıyor</strong></p>
<p>Gerekli olmayan konularda beynin o bölgedeki yolları genişlettiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, şöyle dedi:</p>
<p>“Aynı şey bağımlılıkta da oluyor. Madde kullananlarda da beyinde ödül ceza sisteminde aynı böyle genişlemeler oluyor. Bu durumda artık telkin fayda etmiyor. Bu durumda psikiyatrik tedavi gerekiyor. Belli ki biyolojik bozulmayı tedavi etmek gerekiyor. </p>
<p>Özellikle son 15-20 sene içerisinde nörobilimin katkıları arttı. İnsan beyninin çalışmasıyla ilgili neden sonuç ilişkisi var. Kişi artık terapi alamıyor. Bu kişi yapamıyor ki. Beyni otomatik üretiyor. Çocuğunu kucağına alıyor, pencerenin kenarına gidiyor ‘Ya atarsam’ diyor.</p>
<p>Beynimizde de bir bilgi trafiği var. Kimyasal sinyal akışı şeklinde oluyor. Bu kişiler beyinlerindeki bilgi trafiğiyle bloke ediyorlar bir bölgeyi. Orası bloke oluyor. Eğer dikkat odağını değiştirirsek, bir müddet sonra orası kendiliğinden yavaş yavaş dağılıyor. Yani böyle durumlarda kişi bir müddet sonra sağlıklı düşünmeye başlıyor.”</p>
<p><strong>Sorumluluk duygusu yüksek kişiler OKB’ye yatkın</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bazı obsesyonların fayda da sağlayabildiğini dile getirerek, mükemmeliyetçi kişilerin amacına uygun hareket ederse büyük başarılar elde edebildiğini kaydetti.</p>
<p>Sorumluluk duygusu yüksek kişilerin OKB’ye yatkın olduklarını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “El yıkama takıntısı gibi gündelik obsesyonlar eğer başlangıç durumundaysa çözümü çok kolay. Kendi kendine halledebilir.” diye konuştu.</p>
<p>Temizlik takıntısı gibi durumları artık nasihat düzelmeyeceğini, medikal tedavi gerektiğini ifade eden Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani saatlerce, 8 saat tuvalette oturuyor. Bir buçuk gün banyoda eli havada duruyor, gidiyor yıkıyor bir daha. Elinin üstü yara oluyor hatta evde banyodan çıkıp elinin üzerine çorap geçirip kapıları açıyor.</p>
<p>Klinik vaka… Bunlar bile düzeliyor. Genellikle bu kişilere optimum tedavi yapılıyor. Evden çıkamayan, her tarafı çamaşır suyuyla yıkayan, çocukları eve geldiği zaman komple banyo yaptıran kişilerin düzeldiğini çok gördüm.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vesvese-ne-zaman-hastaliga-doner-prof-dr-nevzat-tarhan-vesvese-herkeste-var-mesele-kontrolu-kaybetmemek-413760">Vesvese Ne Zaman Hastalığa Döner? Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Vesvese Herkeste Var, Mesele Kontrolü Kaybetmemek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
