<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>merak | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/merak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/merak</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Feb 2026 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>merak | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/merak</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p><b>Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?</b></p>
<p>Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi.</p>
<p><b>Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında</b></p>
<p>Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi.</p>
<p><b>Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları</b></p>
<p>Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.</p>
<p><b>Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?</b></p>
<p>Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?</b></p>
<p>“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”</p>
<p><b>Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!</b></p>
<p>Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.</p>
<p><b>Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir?</b></p>
<p>Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.</p>
<p><b>Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!</b></p>
<p>KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-2-615026">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi. <br /> <br />Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?<br /> <br />Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi. <br /> <br />Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında <br /> <br />Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi. <br /> <br />Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları<br /> <br />Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?<br /> <br />Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” <br /> <br />Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu. <br /> <br />Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?<br /> <br />“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”<br /> <br />Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!<br /> <br />Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.<br /> <br />Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir? <br /> <br />Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!<br /> <br />KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. <br /> <br />Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu.<br /> <br /> <br /> <br /> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulgaristan’a Araçla Gidecekler Dikkat: Yeşil Sigorta Hakkında En Çok Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bulgaristana-aracla-gidecekler-dikkat-yesil-sigorta-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-611557</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araçla]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçerli]]></category>
		<category><![CDATA[gidecekler]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bulgaristan’a araçla seyahat etmeyi planlayan sürücüler için yeşil sigorta büyük önem taşıyor. Sınırda sorun yaşamamak ve cezalardan kaçınmak isteyenler için yeşil sigortanın zorunlu olup olmadığı, nereden ve nasıl yaptırılacağına dair en sık sorulan soruları derledik.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulgaristana-aracla-gidecekler-dikkat-yesil-sigorta-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-611557">Bulgaristan’a Araçla Gidecekler Dikkat: Yeşil Sigorta Hakkında En Çok Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurt dışına araçla çıkmayı planlayanların son dönemde en çok araştırdığı konulardan biri <strong>yeşil sigorta</strong>. Özellikle Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya geçecek sürücüler, sınır kapısına gelmeden önce “Yeşil sigorta gerekli mi, yoksa sınırda mı yaptırılır?” sorusunun yanıtını arıyor. İşte Bulgaristan’a araçla giderken yeşil sigortaya dair <strong>en sık sorulan sorular ve bilinmesi gereken kritik detaylar</strong>…</p>
<p>Yeşil sigorta nedir, neden gerekli?</p>
<p>Yeşil sigorta, aracınızın yurt dışında üçüncü şahıslara verebileceği zararları karşılayan <strong>uluslararası zorunlu trafik sigortasıdır</strong>. Türkiye’de yaptırılan zorunlu trafik sigortası, Bulgaristan dahil olmak üzere yurt dışında geçerli değildir. Bu nedenle sınır ötesine çıkan araçlar için yeşil sigorta büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Bulgaristan’a girişte yeşil sigorta zorunlu mu?</strong></p>
<p>Evet. <strong>Bulgaristan’a araçla girişte yeşil sigorta zorunludur.</strong> Sigortası olmayan araçların ülkeye girişine izin verilmez veya sürücüler sınırda ek sigorta yaptırmak zorunda kalır. Bu durum hem zaman kaybına hem de daha yüksek maliyetlere yol açabilir.</p>
<p><strong>Yeşil sigorta hangi ülkelerde geçerli?</strong></p>
<p>Yeşil sigorta; Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Macaristan ve birçok Avrupa ülkesinde geçerlidir. Ancak sigorta poliçesinde yer alan <strong>ülke kodlarının açıkça belirtilmiş olması</strong> gerekir. Poliçenizde Bulgaristan’ın kapsama dahil olduğundan mutlaka emin olun.</p>
<p><strong>Süresi ne kadar olmalı?</strong></p>
<p>Yeşil sigorta genellikle <strong>15 gün, 1 ay, 3 ay veya 1 yıl</strong> gibi sürelerle düzenlenir. Bulgaristan’dan sadece geçiş yapacak olsanız bile, seyahat sürenizi kapsayacak geçerlilikte olması şarttır.</p>
<p><strong>Yeşil sigorta kaskoyu da kapsar mı?</strong></p>
<p>Hayır. Yeşil sigorta <strong>sadece karşı tarafa verilen zararları</strong> karşılar. Kendi aracınızda oluşabilecek hasarlar için ayrıca <strong>yurt dışı teminatlı kasko</strong> yaptırmanız gerekir.</p>
<p><strong>Sınırda yeşil sigorta sorulur mu?</strong></p>
<p>Evet. Bulgaristan sınır kapılarında polis ve gümrük görevlileri <strong>yeşil sigorta belgesini kontrol edebilir</strong>. Belgenin fiziksel çıktısının yanınızda bulunması tavsiye edilir.</p>
<p><strong>Cezası var mı?</strong></p>
<p>Yeşil sigortası olmayan araçlar Bulgaristan’da trafikte yakalanırsa <strong>yüksek para cezaları</strong> ve aracın trafikten men edilmesi gibi yaptırımlarla karşılaşabilir.</p>
<p><strong>Dijital poliçe geçerli mi?</strong></p>
<p>Birçok ülkede dijital poliçe kabul edilse de, Bulgaristan’a girişte <strong>basılı belge bulundurmak</strong> hâlâ en güvenli seçenek olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Yola Çıkmadan Önce Son Kontrol</strong></p>
<p>Uzmanlar, Bulgaristan’a araçla seyahat edecek sürücülerin yola çıkmadan önce:</p>
<ul>
<li>Yeşil sigortanın geçerlilik tarihini</li>
<li>Kapsadığı ülke listesini</li>
<li>Basılı poliçe belgesini</li>
</ul>
<p>kontrol etmelerini öneriyor.</p>
<p>Avrupa yolculuğu planlayanlar için küçük bir ihmal, büyük bir masrafa dönüşebilir. Yeşil sigorta, sadece bir belge değil, <strong>sorunsuz bir sınır geçişinin anahtarı</strong> olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Kaynak : www.balkanyatirim.com</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulgaristana-aracla-gidecekler-dikkat-yesil-sigorta-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-611557">Bulgaristan’a Araçla Gidecekler Dikkat: Yeşil Sigorta Hakkında En Çok Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canlı yayındaki tartışmanın ardından yokluğu merak konusuydu: Rahmi Özkan programa çıkmadı, Müge Anlı kötü haberi verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/canli-yayindaki-tartismanin-ardindan-yoklugu-merak-konusuydu-rahmi-ozkan-programa-cikmadi-muge-anli-kotu-haberi-verdi-602862</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 14:41:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ardından]]></category>
		<category><![CDATA[canlı]]></category>
		<category><![CDATA[konusuydu]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmanın]]></category>
		<category><![CDATA[yayındaki]]></category>
		<category><![CDATA[yokluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müge Anlı ile Tatlı Sert’te yaşanan canlı yayın tartışmasının ardından Rahmi Özkan’ın programda yer almaması dikkat çekti. Merak edilen soruya Müge Anlı yanıt verdi. Özkan’ın eşinin acil ameliyata alındığını açıklayan Anlı, sağlık durumunun iyiye gittiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canli-yayindaki-tartismanin-ardindan-yoklugu-merak-konusuydu-rahmi-ozkan-programa-cikmadi-muge-anli-kotu-haberi-verdi-602862">Canlı yayındaki tartışmanın ardından yokluğu merak konusuydu: Rahmi Özkan programa çıkmadı, Müge Anlı kötü haberi verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>ATV ekranlarında yayınlanan <strong>Müge Anlı ile Tatlı Sert</strong> programının son bölümünde, yıllardır yayında yer alan avukat <strong>Rahmi Özkan</strong>’ın stüdyoda olmaması izleyicilerin dikkatinden kaçmadı. Özkan’ın programa neden katılmadığı sosyal medyada da yoğun şekilde tartışıldı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Müge Anlı’dan sağlık açıklaması</b></p>
</div>
<div>
<p>Programın sunucusu <strong>Müge Anlı</strong>, canlı yayında yaptığı açıklamayla merak edilen soruya yanıt verdi. Anlı, Rahmi Özkan’ın eşi Güzin Özkan’ın <strong>acil bir ameliyat geçirdiğini</strong> ve şu anda <strong>yoğun bakımda</strong> olduğunu söyledi.</p>
</div>
<div>
<p><b>“Apar topar ameliyata alındı”</b></p>
</div>
<div>
<p>Müge Anlı, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>“Rahmi Özkan’ın eşi Güzin ablam acil bir ameliyat geçirdi. Mide şikâyetiyle başlayan süreçte kalbiyle ilgili ciddi bir sorun ortaya çıktı. Apar topar ameliyata alındı. Şu an durumu iyi ama aile çok endişeli. İnşallah güzel haberler vereceğiz.”</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b>Canlı yayındaki tartışma gündem olmuştu</b></p>
</div>
<div>
<p>Rahmi Özkan’ın yokluğu, yılın son gününde yaşanan <strong>canlı yayın tartışması</strong> nedeniyle daha da dikkat çekti. Programda Arif Göçer’in kayıp eşiyle ilgili dosya ele alınırken, Özkan’ın boşanma sürecine dair sözleri Müge Anlı’nın sert tepkisine yol açmıştı.</p>
</div>
<div>
<p><b>&#8216;Bu programda böyle şeyler konuşmayın&#8217;</b></p>
</div>
<div>
<p>Müge Anlı, Rahmi Özkan’ın hukuki değerlendirmesine itiraz ederek, “Benim programımda böyle şeyler konuşulmasın” demiş, tartışma kısa sürede sosyal medyada gündem olmuştu. Yaşanan gerginliğin ardından Özkan’ın yayına çıkmaması, izleyiciler tarafından <strong>programdan ayrıldı mı?</strong> sorularını da beraberinde getirdi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Pazartesi için umutlu mesaj</b></p>
</div>
<div>
<p>Müge Anlı, Rahmi Özkan’ın pazartesi günü yeniden programa dönebileceğini belirterek izleyicilerden <strong>dua</strong> istedi. Özkan’ın programdan ayrıldığına dair herhangi bir resmi açıklama ise yapılmadı.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/canli-yayindaki-tartismanin-ardindan-yoklugu-merak-konusuydu-rahmi-ozkan-programa-cikmadi-muge-anli-kotu-haberi-verdi-602862">Canlı yayındaki tartışmanın ardından yokluğu merak konusuydu: Rahmi Özkan programa çıkmadı, Müge Anlı kötü haberi verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Hakkında En Çok Merak Edilen 16 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-en-cok-merak-edilen-16-soru-580235</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınması]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kitle]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseri, yaşamın her döneminde ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-en-cok-merak-edilen-16-soru-580235">Meme Kanseri Hakkında En Çok Merak Edilen 16 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseri, yaşamın her döneminde ortaya çıkabiliyor. Pek çok kadın artık meme kanserini yakından tanıyor. Ancak bu hastalıkla ilgili kafalarda netleşmeyen pek çok soru olabiliyor. Meme sağlığı ile ilgili yanlış bilinenler de tanı ve tedavide geç kalınmasına, hastalığın daha ciddi seyretmesine hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan tablolara neden olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Keskin, “<strong>1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı”</strong> nedeniyle meme kanseri hakkında merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><strong>1. Sık mamografi çektirmek meme kanseri yapar mı?</strong></p>
<p>Meme kanseri tanısında çok önemli bir yere sahip olan mamografide verilen ışın dozu düşüktür. Belirli aralıklarla mamografi çektirmek sakıncalı değildir.</p>
<p><strong>2. Mememi ben kontrol ediyorum, şikayetim de yok, doktora gitmeli miyim?</strong></p>
<p>Meme kanseri için en önemli nokta herhangi bir şikayet olmadan doktora gitmektir. Memedeki kitle, ele gelecek hale gelmeden çok önce mamografi ile saptanabilir. Dolayısıyla hiç şikayet olmadan kontrole gidilmelidir.</p>
<p><strong>3. Ailemde hiç meme kanseri yok, bende de olmaz değil mi?</strong></p>
<p>Ailedeki kanser vakaları, meme kanseri riskini artırır. Ancak meme kanserlerinin %85&#8217;i bireysel faktörlerle ortaya çıkar. Bu nedenle ailesinde meme kanseri olmayan kadınlarında rutin kontrollerini ihmal etmemesi gerekir. </p>
<p><strong>4. Doğum yaptım ve emzirdim, benim meme kanseri olma riskim var mı? </strong></p>
<p>Doğum yapmış ve emzirmiş olmak meme kanseri riskini azaltsa da meme kanseri olmayacağı anlamına gelmez.</p>
<p><strong>5. Menopozdan önce meme kanseri olur muyum?</strong></p>
<p>Hayati riske sebep olan en önemli hastalıklardan biri olan kanserin çoğu türü her yaşta ortaya çıkabilir. Meme kanseri günümüzde genç yaşlardaki kadınlarda da sık görülmeye başlamış durumdadır. </p>
<p><strong>6. Erkeklerde meme kanseri olur mu?</strong></p>
<p>Ailesinde kanser hikayesi olan erkekler de meme kanseri ve diğer tüm kanser türleri riski taşırlar. Tüm meme kanserlerinin %1’i erkeklerde görülür.</p>
<p><strong>7. Mememde kistler var, meme kanseri miyim?</strong></p>
<p>Meme kistleri çoğu kadında görülür ve kanser riski taşımaz. Ameliyat ile alınmasına gerek yoktur. Büyüyüp ağrı yaptıklarında ya da meme kanseri yönünden kuşku uyandırdıklarında boşaltılabilir.</p>
<p><strong>8. Mememde bir kitle var ve ağrımıyor, kanser mi oldum?</strong></p>
<p> Kitlenin ağrıması ile kanser olması arasında bağlantı yoktur. Memede ele gelen her doku kanser kitlesi demek değildir.</p>
<p><strong>9. Mememdeki akıntı kanser anlamına gelir mi?</strong></p>
<p>Her kadında memeden sıkmakla bir miktar akıntı olabilir. Bu kanser belirtisi değildir. Kendiliğinden olan, tek taraflı ve kanlı akıntılar tehlike habercisidir ve incelenmesi gerekir.</p>
<p><strong>10. Genç yaşta mamografi çektirmek sakıncalıdır mıdır?</strong></p>
<p> Genç yaşta mamografi çektirmenin sakıncası yoktur. Ancak 30 yaşın altındaki kadınlarda meme dokusunun özelliğinden dolayı mamografi ile yeterli görüntü alınamadığından, genç yaşlarda genellikle mamografi yerine ultrason tercih edilir.</p>
<p><strong>11. Meme MR’ı ile yüksek dozda radyasyon alınır mı?</strong></p>
<p>Meme MR çekimlerinde hasta herhangi bir radyasyona maruz kalmaz.</p>
<p><strong>12. Çok sık meme ultrasonu yaptırmak sakıncalıdır mıdır?</strong></p>
<p> Ultrason, anne karnındaki bebeğe bile yapılabilir. Hangi sıklıkta gerekiyorsa o sıklıkla yapılabilir.</p>
<p><strong>13. Biyopsi yaptırmak kitlenin kanserleşmesine yol açar mı?</strong></p>
<p> Biyopsi işlemi, bir kitlenin adının konması için en güvenli yoldur ve kitlenin niteliğini değiştirmez. Hastalığın yayılmasına neden olmaz.</p>
<p><strong>14. Kanserli bir kitlenin ameliyatla alınması kanserin vücuda yayılmasına yol açar mı?</strong></p>
<p>Kanser vücuda yayılacaksa, kanserli kitleden ayrılan hücreler yoluyla yayılır. Bu kitlenin alınması yayılmayı engeller. Kitlenin alınmasında geç kalınmış ise, ameliyattan önce vücuda yayılmış hücreler, kitlenin kendisi alınsa bile bir süre sonra yeni kitleler oluşturabilir. Bu durumun ameliyatla ilgisi yoktur.</p>
<p><strong>15. Bende meme kanseri tespit edildi, mememi kaybedecek miyim?</strong></p>
<p>Çok geç kalınmamışsa meme kanseri ameliyatlarında memenin tümünün alınmasına gerek yoktur. Yalnızca kanserli dokunun alınmasıyla memeye dokunmadan tedavi tamamlanmaktadır. Gecikmiş olgularda ise, memenin tamamen alınması gerekse bile, aynı seansta hastanın kendi dokularından ya da hazır protezler kullanılarak aynı seansta hastanın alınan memesi yerine konabilmektedir.</p>
<p><strong>16. Meme kanseri ameliyatlarında koltuk altı lenf bezleri tamamen alınır ve bu da kolun şişmesine, sakatlanmasına yol açar. Kolumu artık eskisi gibi kullanamayacak mıyım?</strong></p>
<p>Çok geç kalınmamışsa koltuk altı lenf bezlerinin tamamının alınmasına gerek yoktur. Çeşitli işaretleme yöntemleri ile ameliyat sırasında lenf bezlerinin birkaçı işaretlenip alınarak incelenir. Eğer sorun yoksa diğer lenf bezlerine hiç dokunulmaz. Diğer lenf bezlerinin alınması gerekse bile bu durum mutlaka kolun şişmesi anlamına gelmez. Kolun şişmemesi için tedbirler alınmalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-en-cok-merak-edilen-16-soru-580235">Meme Kanseri Hakkında En Çok Merak Edilen 16 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâğıt paranın hikâyesini merak edenler için benzersiz bir çalışma: &#8220;Para Pul Oldu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kagit-paranin-hikayesini-merak-edenler-icin-benzersiz-bir-calisma-para-pul-oldu-565008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 10:39:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[benzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[edenler]]></category>
		<category><![CDATA[hikyesini]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kğıt]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[paranın]]></category>
		<category><![CDATA[pul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlı modernleşmesinin farklı boyutlarını aydınlatan çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Akyıldız, “Para Pul Oldu” isimli kitabında Osmanlı’nın en uzun yüzyılında devletin ihtiyaçlarını karşılamak üzere çıkardığı kâğıt paranın tarihini inceliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagit-paranin-hikayesini-merak-edenler-icin-benzersiz-bir-calisma-para-pul-oldu-565008">Kâğıt paranın hikâyesini merak edenler için benzersiz bir çalışma: &#8220;Para Pul Oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Osmanlı modernleşmesinin farklı boyutlarını aydınlatan çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Akyıldız, <em>“Para Pul Oldu”</em> isimli kitabında Osmanlı’nın en uzun yüzyılında devletin ihtiyaçlarını karşılamak üzere çıkardığı kâğıt paranın tarihini inceliyor. Kitap, toplumun kâğıt parayla kurduğu ilişkiyi, bu yeni para birimine karşı duyduğu güvensizliği ve kâğıt paranın devlet açısından yarattığı sorunları derinlemesine bir arşiv araştırmasıyla ele alıyor. Devlet Arşivleri ve özel koleksiyonlardan titizlikle derlenen, çoğu ilk kez yayımlanan Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemi kâğıt para görselleriyle zenginleşen bu çalışma, kâğıt paranın yalnızca bir para politikası aracı olmadığını; aynı zamanda Osmanlı’nın kriz yönetiminde başvurduğu stratejik bir enstrüman olduğunu gözler önüne seriyor. Bu eser Tanzimat reformlarından Kırım Savaşı’na, 93 Harbi’nden Birinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki değişim ve krizleri kâğıt para penceresinden okumak isteyenler için eşsiz bir kaynak niteliğinde.</strong></p>
<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) tarih kitaplığı, Prof. Dr. Ali Akyıldız’ın kaleme aldığı “<em>Para Pul Oldu”</em> adlı eserle genişlemeye devam ediyor. Osmanlı maliyesi, modernleşme süreci ve kriz dönemleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Akyıldız, bu kitabında kâğıt paranın Osmanlı devlet ve toplum yapısına nasıl girdiğini ve ne tür dönüşümlere yol açtığını mercek altına alıyor. “<em>Para Pul Oldu”</em>, Galata bankerlerinin spekülasyonlarla kazandığı gücü, Avrupa sermayesinin Osmanlı mali sistemine doğrudan müdahalesini ve ortaya çıkan yeni finansal düzeni titizlikle inceliyor. Kalpazanlık, enflasyon ve vergilendirme gibi pek çok başlıkta kâğıt paranın serüvenini renkli ve akıcı bir dille anlatan eser, bu finansal aracın sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi bir mesele olduğunu ortaya koyuyor. 19. yüzyılda Osmanlı’nın sıklaşan askerî mağlubiyetleri ve büyüyen mali açıkları karşısında devlet, giderlerini karşılamak amacıyla yeni bir araç devreye soktu: Kaime, yani kâğıt para. İlk etapta %12,5 gibi yüksek faizle piyasaya sürülen kaimeler zamanla faizsiz hâle geldi; ancak karşılıksız basılan kâğıt paralar, halkın gözünde hızla değer kaybetti. Devlet ne kadar “kaime altınla eşdeğerdir” iddiasını sürdürse de piyasa kendi kurallarını koydu. Zira halk için para, “şıkırtısı işitilen bir maden parçası”ydı; kâğıt ise güven vermiyordu. Kâğıt para, Osmanlı için sadece geçici bir çözüm olmadı; modernleşme çağından Cumhuriyet Türkiye’sine uzanan yolda kalıcı ve dönüştürücü bir araç hâline geldi. Derinlemesine arşiv çalışmalarıyla hazırlanan kitap, Devlet Arşivleri ve özel koleksiyonlardan özenle seçilmiş, birçoğu ilk kez yayımlanan kâğıt para görselleriyle zenginleşiyor. Bu sayede kitap, okuyucuya yalnızca bir ekonomik tarihin değil, aynı zamanda görsel hafızanın da kapılarını aralıyor. Osmanlı’nın kâğıt para deneyimini yalnızca bir para politikası uygulaması olarak değil, aynı zamanda kriz zamanlarında kullanılan stratejik bir yönetim aracı olarak ele alan bu kapsamlı çalışma; iktisat tarihi, maliye politikası, Osmanlı modernleşmesi ve Türkiye’nin sosyoekonomik dönüşüm süreçleriyle ilgilenen tarihçiler, araştırmacılar ve meraklı okurlar için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Özellikle Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl siyasî ve iktisadî tarihinin çok iyi araştırılması ve bilinmesi gereği bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Oysa Osmanlı Devleti’nin malî ve iktisadî tarihinin gereğince, hatta biraz daha ileri giderek genel hatlarıyla bile ortaya konulmamış olduğunu ifade etmek sanırım abartı sayılmaz. Bunun nedenlerinden biri, şüphesiz son zamanlara kadar Osmanlı araştırmalarının kahir ekseriyetle siyasî tarihle sınırlı kalmış olmasıdır. Bu ifadelerden siyasî tarihin önemsiz olduğu anlamı çıkarılmamalı; bundan kasıt, tarihî olayların çok boyutluluğuna işaret etmektir. O halde bir tarihî olayın, siyasî, iktisadî, malî, idarî, hukukî ve sair boyutlarıyla beraber ele alınması gerekir. Bu bakış açısıyla Osmanlı maliyesinin kriz dönemlerinde bir finans aracı olarak başvurduğu kâğıt para uygulamalarıyla sosyal, iktisadî ve siyasî sonuçları çalışmaya esas olarak alındı. Arşiv ve arşiv dışı malzeme açısından zengin bir potansiyele sahip olmasına rağmen, konunun gereğince incelenmemiş olması şaşırtıcıdır. Konuyu birinci el kaynaklara istinaden bir bütünlük içerisinde ele alan bir çalışmaya duyulan ihtiyaç, bu eserin hazırlanmasındaki itici güç oldu. Eserde, arşiv belgeleri, literatür ve dönemin yerli ve yabancı basını mukayeseli olarak kullanıldı.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>1 Aralık 1963 tarihinde Rize’de doğdu. 1985’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 1987’de <em>İzmir-Aydın</em> <em>Demiryolu </em>konulu teziyle yüksek lisansı, 21 Temmuz 1992’de de <em>Osmanlı Merkez</em> <em>Bürokrasisinde Reform (1836-1856) </em>başlıklı teziyle doktorayı tamamladı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde iki yıl Uzman Yardımcısı olarak çalıştıktan sonra, 1 Şubat 1989’da Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Yakınçağ Tarihi Araştırma Görevlisi; 12 Ekim 1995’te Doçent; 28 Mart 2001’de ise Profesör oldu. Aynı zamanda 1997’den itibaren Türkiye Diyanet Vakfı’nın çıkardığı <em>İslâm</em> <em>Ansiklopedisi</em>’nin Türk Tarihi ve Medeniyeti Heyeti’nde müellif-redaktör olarak yer aldı. Ocak 2014’te Marmara Üniversitesi’nden emekli oldu. Hâlen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı olarak görevini sürdürmekte olup aynı zamanda Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli üyesidir.</p>
<p>1995’te İngiltere ve İskoçya’da araştırma ve incelemeler yaptı. Temmuz-Ağustos 2000 tarihlerinde <em>London School of Economics and Political Sciences </em>ve <em>School of</em> <em>Oriental and African Studies</em>’de misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Eylül 2001’de <em>Islamic Area Studies </em>projesi kapsamında Tokyo Üniversitesi’nde bir hafta süreyle dersler verdi. 1995’te <em>Tanzimat Dönemi Osmanlı Merkez Teşkilâtında Reform </em>isimli kitabıyla Türk Tarih Kurumu Teşvik Ödülü’nü aldı. 2002’de, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, Avrupa Bankacılar Birliği [EABH] ve Tarih Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği Bankacılık ve Finans Tarihi Yarışması’nda <em>Para Pul Oldu:</em> <em>Osmanlı’da Kâğıt Para, Maliye ve Toplum </em>isimli eseriyle kitap dalında birinci oldu. 2010’da ilk defa düzenlenen ve akademik çalışmaların tamamına verilen Uluslararası Halil İnalcık Tarih Ödülü’ne ve 2011’de Elginkan Vakfı tarafından düzenlenen ve yine akademik çalışmaların bütününe verilen Türk Kültürü Araştırma Ödülü’ne lâyık görüldü. Aynı sene Marmara Üniversitesi 129. Yıl Sosyal Bilimler Atıf Ödülü’nü ve 2015’te de Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın beş yılda bir verdiği Türk Kültürüne Hizmet Şükran Ödülü’nü kazandı. 2001 Aydın Doğan Tarih Ödülü; 2004, 2006 ve 2008 yıllarında düzenlenen Uluslararası Bankacılık ve Finans Tarihi Yarışması ile Türk Tarih Kurumu’nun 2011 yılında 80. Kuruluş yılı münasebetiyle düzenlediği Türk Tarih Kurumu Bilim ve Teşvik Ödülleri jürilerinde yer aldı.</p>
<p>Eserleri: <em>Tanzimat Dönemi Osmanlı Merkez Teşkilâtında Reform</em>, İstanbul 1993; <em>Osmanlı Finans Sisteminde Dönüm Noktası: Kâğıt Para ve Sosyo-Ekonomik Etkileri</em>, İstanbul 1996; <em>Mümin ve Müsrif Bir Padişah Kızı: Refia Sultan</em>, İstanbul 1998; <em>Osmanlı Dönemi Tahvil ve Hisse Senetleri, </em>(Türkçe-İngilizce), İstanbul 2001; <em>Para Pul</em> <em>Oldu</em>, İstanbul 2003; <em>Osmanlı Bürokrasisi ve Modernleşme</em>, İstanbul 2004; <em>Anka’nın</em> <em>Sonbaharı: Osmanlı’da İktisadî Modernleşme ve Uluslararası Sermaye</em>, İstanbul 2005; <em>Haliç’te Seyrüsefer: Haliç Vapurları Şirketi</em>, İstanbul 2007; <em>Sürgün Sefir: Sadullah</em> <em>Paşa</em>, İstanbul 2011; <em>Namık Kemal’den Mektup Var</em>, İstanbul 2013 (A. Özcan’la birlikte); <em>Osmanlı Arap Coğrafyası ve Avrupa Emperyalizmi</em>, (Z. Kurşun’la birlikte) İstanbul 2015; <em>Mümin ve Müsrif Bir Padişah Kızı: Refia Sultan</em>, İstanbul 2015 (Genişletilmiş Baskı); <em>Haremin Padişahı: Valide Sultan, Haremde Hayat ve Teşkilat</em>, İstanbul 2017 (Orta ve Büyük Boy); <em>İlk Türk Akademisi Encümen-i Dâniş</em>, Ankara 2018; <em>Yapay Tarihin Esirleri</em>, İstanbul 2018; <em>Osmanlı Merkez Bürokrasisi</em>, İstanbul 2018 (Gözden Geçirilmiş Yeni Baskı); <em>Saray, Harem ve Mahrem</em>, İstanbul 2019; <em>Osmanlıda Ulaşımın Modernleşmesi</em>, İstanbul 2019; <em>Nazime, Aydın ve Dindar Bir</em> <em>Sultan</em>, İstanbul 2020; <em>Tarihçilik ve Yöntem Üzerine</em>, İstanbul 2021; <em>Kral Öldü Yaşasın</em> <em>Kral</em>, İstanbul 2021; <em>Yusuf İzzeddin, İkbal, İdbar, İntihar</em>, İstanbul 2022; <em>Mabeyn-i Hümayun, Osmanlı Saray Teşkilatının Modernleşmesi</em>, İstanbul 2024; <em>Şüphe, Hayri Bey’in Vefatı İntihar mı Cinayet mi?</em>, İstanbul 2024; <em>Adile Sultan, Müsrif, Mümin, Muin, Şair</em>, İstanbul 2025.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Tarih</strong></p>
<p><strong>Yazar: Ali Akyıldız</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Para Pul Oldu</strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Dr. Mehmet Yılmaz Akbulut  </strong></p>
<p><strong>Kapak ve Sayfa Uygulama: Faruk Özcan</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 352</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagit-paranin-hikayesini-merak-edenler-icin-benzersiz-bir-calisma-para-pul-oldu-565008">Kâğıt paranın hikâyesini merak edenler için benzersiz bir çalışma: &#8220;Para Pul Oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enflasyon Oranları Belli Oldu: Merak Son Buldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enflasyon-oranlari-belli-oldu-merak-son-buldu-560626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 09:03:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belli]]></category>
		<category><![CDATA[buldu]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[oranları]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2025 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enflasyon-oranlari-belli-oldu-merak-son-buldu-560626">Enflasyon Oranları Belli Oldu: Merak Son Buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TÜFE’de bir önceki aya göre yüzde 2,06, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,08, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 33,52 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 41,13 artış kaydedildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/enflasyon-oranlari-belli-oldu-merak-son-buldu-0-6zkiudxD.png"></p>
<p><strong>ANA HARCAMA GRUPLARINDA ARTIŞ</strong></p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunda yıllık değişimler şöyle gerçekleşti:</p>
<ul>
<li>Gıda ve alkolsüz içecekler: yüzde 27,95 artış (etki: yüzde 6,94)</li>
<li>Ulaştırma: yüzde 26,57 artış (etki: yüzde 4,35)</li>
<li>Konut: yüzde 62,01 artış (etki: yüzde 9,03)</li>
</ul>
<p>Aylık bazda ise değişimler şu şekilde oldu:</p>
<ul>
<li>Gıda ve alkolsüz içecekler: yüzde 0,07 artış (etki: yüzde 0,02)</li>
<li>Ulaştırma: yüzde 2,89 artış (etki: yüzde 0,45)</li>
<li>Konut: yüzde 5,78 artış (etki: yüzde 0,95)</li>
</ul>
<p>TÜFE kapsamında yer alan 143 temel başlıktan 18’inde düşüş, 5’inde değişim olmazken, 120’sinde artış gözlendi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/enflasyon-oranlari-belli-oldu-merak-son-buldu-1-GSgjq1I5.png"></p>
<p>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç TÜFE (B endeksi), Temmuz 2025’te aylık yüzde 1,82, yıllık yüzde 33,77, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,40 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 40,51 artış gösterdi.</p>
<p>TÜİK’in verileri, özellikle konutta yüksek artışın enflasyon üzerindeki etkisini ortaya koyarken, gıda ve ulaştırma gruplarındaki artışların da tüketici fiyatlarını önemli ölçüde etkilediğini gösterdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enflasyon-oranlari-belli-oldu-merak-son-buldu-560626">Enflasyon Oranları Belli Oldu: Merak Son Buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Netflix, Oyuncu Kadrosu ve Etkileyici Hikayesiyle Merak Uyandıran Geleceğe Mektuplar&#8217;ın Fragmanını Yayınladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/netflix-oyuncu-kadrosu-ve-etkileyici-hikayesiyle-merak-uyandiran-gelecege-mektuplarin-fragmanini-yayinladi-552122</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyici]]></category>
		<category><![CDATA[fragmanını]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[kadrosu]]></category>
		<category><![CDATA[mektupların]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[netflix]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[uyandıran]]></category>
		<category><![CDATA[yayınladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552122</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşk,  dostluk, hayal kırıklıkları ve ikinci şanslar üzerine kurulu bu hikaye, izleyicilere “Geçmişinizden gelen bir mektup, bugününüzü değiştirebilir mi?” sorusunu sormaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/netflix-oyuncu-kadrosu-ve-etkileyici-hikayesiyle-merak-uyandiran-gelecege-mektuplarin-fragmanini-yayinladi-552122">Netflix, Oyuncu Kadrosu ve Etkileyici Hikayesiyle Merak Uyandıran Geleceğe Mektuplar&#8217;ın Fragmanını Yayınladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk,  dostluk, hayal kırıklıkları ve ikinci şanslar üzerine kurulu bu hikaye, izleyicilere “Geçmişinizden gelen bir mektup, bugününüzü değiştirebilir mi?”<strong> </strong>sorusunu sormaya hazırlanıyor.<strong> </strong>Yapımını <strong>O3 Medya</strong>’nın, yapımcılığını <strong>Saner Ayar’</strong>ın, yaratıcı yapımcılığını ise <strong>Ayşe Durmaz</strong>’ın üstlendiği <em><strong>Geleceğe Mektuplar</strong></em>’ın yaratıcılığını ve yazarlığını <strong>Rana Denizer</strong> yaparken, dizinin yönetmen koltuğunda <strong>Cenk Ertürk</strong> oturuyor. </p>
<p>Zamanın tozlu raflarından çıkan mektuplar aracılığıyla geçmişle bugün arasında merak uyandırıcı bir bağ kuran dizi, <strong>Gökçe Bahadır, Onur Tuna, Selin Yeninci, Erdem Şenocak, Saygın Soysal, İpek Türktan, Banu Fotocan, Pelin Karahan ve Yusuf Akgün</strong> gibi sevilen isimleri, genç ve yetenekli isimler olan <strong>Güneş Şensoy, Can Bartu Aslan, Kerem Alp Kabul, Deniz Bakacak, Nilüfer Bayraktutan, Çağıl Aydıner, Berk Özgür </strong>ile buluşturuyor. Dizide aynı zamanda konuk oyuncu olarak <strong>Feridun Düzağaç</strong> yer alıyor. <em><strong>Geleceğe Mektuplar, </strong></em><strong>23 Temmuz’</strong>da tüm dünya ile aynı anda sadece Netflix’de.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/netflix-oyuncu-kadrosu-ve-etkileyici-hikayesiyle-merak-uyandiran-gelecege-mektuplarin-fragmanini-yayinladi-552122">Netflix, Oyuncu Kadrosu ve Etkileyici Hikayesiyle Merak Uyandıran Geleceğe Mektuplar&#8217;ın Fragmanını Yayınladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 07:12:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[diğer]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlaması]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541152</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAV Güvenlik, havalimanlarında uygulanan güvenlik prosedürleri hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. Havalimanı güvenliğinin birçok farklı yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine dayandığını ve her katmanın bir diğerinin eksiklerini tamamladığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanında gördüğünüz her güvenlik kuralının arkasında yolcuların ve personelin can güvenliğini sağlamak gibi temel bir amaç yatar. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152">Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TAV Güvenlik, havalimanlarında uygulanan güvenlik prosedürleri hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. Havalimanı güvenliğinin birçok farklı yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan çok katmanlı bir savunma sistemine dayandığını ve her katmanın bir diğerinin eksiklerini tamamladığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanında gördüğünüz her güvenlik kuralının arkasında yolcuların ve personelin can güvenliğini sağlamak gibi temel bir amaç yatar. Basit ya da gereksiz gibi görünen bazı uygulamaların arkasında, aslında ciddi tehdit unsurları yer alıyor. Özellikle yoğun seyahat dönemlerinde birçok soru alıyoruz. Bunların başında sıvı sınırlaması ve hiçbir neden olmaksızın yolcunun aramaya tabii tutulması geliyor.” dedi.</strong> </p>
<p><b><strong> Havalimanlarındaki sıvı kısıtlamalarının amacı</strong></b></p>
<p>Havalimanlarındaki güvenlik uygulamaları, özellikle sıvı, aerosol ve jel (LAG) ürünleri konusundaki kısıtlamalar, yolcular arasında sıkça merak edilen bir konu. Bir yandan güvenlik kontrol noktalarında su, kolonya veya spreylerin belli miktarların üzerinde kabine alınmasına izin verilmezken, diğer yandan güvenlik tahditli alanlarda (GTA), yani kontrol noktalarından geçtikten sonra bu ürünlerin serbestçe satılması bir çelişki gibi görünebilir. Ancak bu durum, havacılık güvenliği mevzuatının temel prensipleri ve uygulama detayları ışığında oldukça anlaşılır hale gelmektedir. </p>
<p>Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı, yolcuların kabinde taşıyacakları sıvı, aerosol ve jel maddelerine yönelik kısıtlamaları belirler. Bu kısıtlamalar, genel olarak 100 ml hacimli kaplarda taşınma zorunluluğu ve bu kapların 1 litrelik şeffaf, kapanabilir bir poşet içinde bulunması gibi kuralları içerir. Bu düzenlemelerin temel amacı, sıvı patlayıcıların veya diğer tehlikeli sıvıların uçağa sokulmasını engellemektir. Önemli olan nokta, bu yasakların genellikle güvenlik kontrol noktalarından geçiş sırasında yolcuların &#8220;beraberindeki&#8221; ürünler için geçerli olmasıdır. Peki, güvenlik kontrolünden başarıyla geçtikten sonra neden havalimanının Duty Free mağazaları veya diğer ticari işletmelerinde bu tür ürünler satılabiliyor? </p>
<p>Duty Free mağazalardan satın alınan sıvı ürünler için belirlenmiş özel istisnalar bulunmaktadır. Bu ürünlerin, gümrüksüz mağazalarda satılması; kontrollü tedarik zinciri, güvenlik mühürlü poşetler, belge-fatura zorunluluğu ve transfer güvenliği gibi bir dizi sıkı güvenlik protokolüne dayanır. Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programının belirlediği yasaklar, yolcuların dışarıdan getirdiği ve güvenlik kontrolünden geçmemiş, potansiyel risk taşıyan maddeleri hedef alır. Güvenlik tahditli alanlarda satılan ürünler ise, baştan sona kontrollü bir süreçten geçirilmekte ve özel güvenlik önlemleriyle (STEB gibi) paketlenmektedir. Dolayısıyla, Güvenlik Tahditli Alanlardaki bu satışlar, mevzuata tamamen uygun ve uluslararası standartlarla uyumlu bir uygulamadır.</p>
<p><strong>Alarm verecek hiçbir neden yokken aramaya tabii tutulmak</strong></p>
<p>Güvenlik uygulamalarının bir parçası olarak, güvenlik personelinin de öngöremeyeceği bir sistemle hiçbir alarm vermeyen yolcu bile rastgele olarak ek taramalara tabi tutulabilir. Bu, sistemin sürekli olarak öngörülemeyen tehditlere karşı hazır olmasını sağlar. Havalimanında her günün güvenlik derecesi farklı olabilir. Özellikle yoğun dönemlerde güvenlik derecesi arttırılabilir ve her 8 yolcudan biri random olarak uyarı verebilir. </p>
<p><strong>Şüpheli durumlarda laptopun X-ray&#8217;de ayrı geçirilmesinin amacı</strong></p>
<p>Elektronik cihazlar; pil, kablo, çip ve çeşitli bileşenler içeren yoğun ve karmaşık yapılar barındırır. Bu yapılar, X-ray tarayıcılarında net görüntü alınmasını zorlaştırabilir. Özellikle bir dizüstü bilgisayarın içerisine gizlenmiş tehlikeli veya yasadışı maddeler, bu karmaşık yapının içinde “elektronik karmaşa” adı verilen görüntü kirliliği nedeniyle fark edilemeyebilir. Bu nedenle, elektronik eşyaların X-ray cihazında güvenli ve doğru şekilde analiz edilebilmesi için valizlerden ve muhafazalarından çıkarılarak ayrı olarak taramadan geçirilmesi zorunludur.</p>
<p>Ayrıca, şüpheli durumlarda güvenlik görevlileri, cihazın gerçekten çalışır durumda bir laptop olduğunu teyit etmek amacıyla yolcudan laptopu açarak çalıştırmasını isteyebilir. Bu yöntem, cihazın içerisine gizlenmiş olabilecek farklı düzeneklerin tespit edilmesini sağlar ve güvenlik risklerini en aza indirir.</p>
<p><strong>Kesici kısmı 6 santimetre uzunluğunda kesici aletlerin yasak olması</strong></p>
<p>Uluslararası havacılık otoriteleri ve güvenlik uzmanları, yıllar süren araştırmalar ve risk analizleri sonucunda 6 santimetre sınırını belirlemiştir. Bu bir rastgele sayı değildir; aksine, olası bir tehdidin büyüklüğünü ve yaratabileceği riski minimize etmek için tasarlanmış bilimsel ve pratik bir sınırdır. 6 santimetreden daha uzun bir bıçak veya kesici alet, kabin gibi kapalı ve kısıtlı bir alanda, bir güvenlik ihlali durumunda daha ciddi yaralanmalara yol açma potansiyeli taşır. </p>
<p><strong>Güvenlik personelinin sıra tartışmalarına müdahale etmemesi</strong></p>
<p>Havalimanında uçağa yetişme telaşı içinde, güvenlik sırasının uzadığını görmek ve birilerinin acelesi olduğunu bahane ederek öne geçtiğine şahit olmak sinir bozucu olabilir. &#8220;Güvenlik personeli neden müdahale etmiyor?&#8221; diye şikâyet etmekte haklı olabilirsiniz. Özellikle uçağını istemsiz sebeplerle kaçırma riski taşıyan yolcular için bu durum daha da stresli bir hal alabilir. Ancak havalimanı güvenlik personelinin öncelikleri, bu tür &#8220;sıra kavgalarından&#8221; çok daha hassas ve hayati konulara odaklanmıştır. </p>
<p>Güvenlik görevlileri, X-ray cihazının ekranına, kapı dedektöründen geçen yolcuların hareketlerine ve elle yapılan aramalara maksimum düzeyde odaklanmak zorundadır. Sıradaki anlaşmazlıklara veya yolcular arasındaki öncelik tartışmalarına müdahale etmek, onların esas görevlerinden dikkatini dağıtır ve bu da potansiyel bir güvenlik açığı yaratabilir. Güvenlik, saniyelik bir dalgınlığı bile affetmeyecek kadar hassas bir iştir.</p>
<p><strong>“Prosedürlerin amacı hepimizin güvenliğini garanti altına almak”</strong></p>
<p>Havalimanındaki her güvenlik prosedürünün herkesin güvende olması için tasarlandığını belirten TAV Güvenlik Genel Müdürü Turgay Şahan, “Havalimanı güvenliği, tek bir büyük taramadan ibaret değildir. Aksine, birbiri üzerine eklenen çok katmanlı bir savunma sistemidir. Terminal girişindeki ilk X-ray taraması temel bir ön kontrol iken, hava tarafı güvenlik noktasındaki detaylı kontrol ve çalıştırma talebi, riskin tamamen ortadan kaldırılmasını hedefler. Bu ek kontroller, potansiyel tehditleri yakalama olasılığını artırır ve kötü niyetli kişilerin güvenlik sistemini aşma girişimlerini çok daha zor hale getirir. Tüm bu prosedürlerin amacı hepimizin güvenliğini garanti altına almak ve uçuşlarımızın kesintisiz devamlılığını sağlamaktır.” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucus-oncesi-guvenlikte-merak-edilenler-sivi-kisitlamasi-ve-diger-kritik-uygulamalar-541152">Uçuş öncesi güvenlikte merak edilenler: Sıvı kısıtlaması ve diğer kritik uygulamalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri ile İlgili Yanıtı Merak Edilen 5 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-5-soru-410540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 14:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde son yıllarda meme kanseri vakalarında önemli bir artış yaşanıyor. Kadınlarda sık görülen meme kanseri, erkeklerde de görülebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-5-soru-410540">Meme Kanseri ile İlgili Yanıtı Merak Edilen 5 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde son yıllarda meme kanseri vakalarında önemli bir artış yaşanıyor. Kadınlarda sık görülen meme kanseri, erkeklerde de görülebiliyor. Meme kanseri erken evrede yakalandığında tedavide daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Memorial Sağlık Grubu&#8217;nun kadınların meme sağlığı farkındalığı için her yıl düzenlediği “Pembe Ayna” projesinin lansmanında konuşan Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastaneleri Meme Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanseri ile ilgili en çok merak edilen sorulan yanıtlarını paylaştı.</p>
<p> </p>
<p><strong>1. Meme kanseri sadece kitle ile mi belirti verir? </strong></p>
<p>Meme dokusunda bulunan hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve çoğalma sonrasında kanserli hücre yapılarının ortaya çıkması olarak tanımlanmaktadır. Genelde meme kanallarında ve süt bezlerinde bu kontrolsüz çoğalma gerçekleştiğinde kitle benzeri yapılar ortaya çıkmaktadır. Dışarıdan el ile fiziksel muayene gerçekleştirildiğinde oluşan bu kitle fark edilebilmektedir. Bu nedenle kendi kendine meme muayenesi çok önemlidir ve her kadın bunu belirli periyodlarla gerçekleştirmelidir. Ayrıca düzenli taramalar da ihmal edilmemelidir. Memede kitlenin dışında, ağrı, kızarıklık, aşırı hassasiyet, meme boyutunda değişiklik, meme ucunun içe dönmesi gibi belirtiler de gözlemlenebilmektedir. Bu tür durumlarda da vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>2. Dünyada meme kanserinin erkeklerde artış durumu nedir? </strong></p>
<p>Dünya genelinde 2020 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası bildirilmiştir, bu da tanı konulan her 8 kanserden 1’inin meme kanseri olduğunu göstermektedir. Yine 2020 yılında meme kanseri 685.000 yaşam kaybına sebep olmuş ve bu hastalık dünya genelinde ölüme sebep olan kanserler arasında 5. sırada yer almıştır. Meme kanserlerinin yaklaşık %0,5-1&#8217;i erkeklerde görülür.</p>
<p> </p>
<p>Meme kanseri en sık kadınlarda ortaya çıksa da, erkekler de meme kanserine yakalanabilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde teşhis edilen her 100 meme kanserinden yaklaşık 1&#8217;i erkeklerde bulunmaktadır. Genellikle 60 yaşın üzerindeki erkeklerde görülmektedir. Ancak nadiren genç erkekleri de etkileyebilmektedir. Risk faktörleri kadın meme kanseri risk faktörlerine benzerdir. İleri yaş, X ışınlarına ve radyoterapiye maruz kalmak, ailede meme kanseri öyküsü veya kalıtsal meme kanseri geni olması, yüksek östrojen hormon düzeylerine ve Klinefelter sendromu adı verilen nadir bir duruma sahip olunması erkeklerde meme kanseri riskini artırmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>3. Meme kanseri tedavisi nerede olmalıdır?</strong></p>
<p>Meme kanseri teşhisi konulan hastalara en iyi tedavi ve bakımı sağlamak için birlikte çalışan bir grup uzmanlaşmış doktordan oluşan multidisipliner bir ekip gerekmektedir. Meme kanserinin ana tedavileri arasında ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedaviler yer alır. Hastalara bu tedavilerden biri veya birden fazlasının kombinasyonu uygulanabilmektedir. Meme kanseri tedavi seçenekleri kanserin türüne, evresine ve derecesine, büyüklüğüne, kanser hücrelerinin hormonlara duyarlı olup olmadığına göre belirlenmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>4. Meme kanseri erken evrede teşhis edilirse ne olur? Nasıl tedavi edilir? </strong></p>
<p>Erken evre meme kanseri tanısı konulduğu takdirde tedavinin amacı meme kanserinin ve memede, koltuk altında veya vücudun diğer bölgelerinde kalan ancak tespit edilemeyen diğer kanser hücrelerinin uzaklaştırılmasıdır. Erken evre meme kanserinin tedavisi kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Tedaviye karar verirken meme kanserinin evresi önemli bir faktördür. Ancak en uygun tedavi, kanserin memenin neresinde olduğu, derecesi, hormon reseptörleri gibi diğer faktörlere de bağlıdır. Ayrıca yaş, genel sağlık durumu ve hastanın tercihleri de dikkate alınmaktır. Genellikle meme kanseri tedavisinde birden fazla tedavi yöntemi kullanılır. Erken evre meme kanseri tedavisinde temel ameliyat seçenekleri meme koruyucu cerrahi veya mastektomi yani meme dokusunun çıkarıldığı cerrahi işlemdir. Her iki ameliyat türü de genellikle koltuk altından bir veya daha fazla lenf düğümünün çıkarılmasını içermektedir. </p>
<p>Radyoterapi genellikle meme koruyucu cerrahi sonrasında memede kalan kanser hücrelerini yok etmek için önerilmektedir. Ayrıca etkilenen memede kanserin nüks yani tekrarlama riskinin azaltılmasına da yardımcı olur. Kanser hücrelerinin meme ve koltuk altı dışına yayılma riski varsa, erken evre meme kanseri hastalarına da kemoterapi önerilebilmektedir. Kemoterapi kanserin tekrarlama ihtimalini azaltabilir ve hastanın hayatta kalma şansını artırabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>5. Hormonal tedaviler ile başarılı sonuçlar elde edilebilir mi?</strong></p>
<p>Hormonal tedaviler, erken evre meme kanserleri de dahil olmak üzere, kanser hücrelerinde hormon reseptörleri bulunan meme kanserlerini tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Kanserin tekrarlama ihtimalini azaltabilir ve bazı durumlarda hayatta kalma şansını artırabilir. Hormon tedavisinin farklı türleri vardır. Önerilen seçenekler kanserin tekrarlama riskine, hastanın menopoza girip girmediğine ve tedavinin potansiyel yan etkilerine bağlı olacaktır. Hedefe yönelik tedaviler, belirli meme kanseri türlerini tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Bu tedavi türü yalnızca bazı hastalar için uygundur ve diğer meme kanseri tedavileriyle birlikte kullanılabilir. Erken evre meme kanserini tedavi etmek için yaygın kullanılan hedefe yönelik tedavi, HER2 pozitif meme kanserini tedavi etmek için kullanılan trastuzumab yani akıllı ilaçtır. Çoğu durumda, meme kanseri ne kadar erken teşhis edilir ve tedavi edilirse hayatta kalma şansı o kadar artmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-5-soru-410540">Meme Kanseri ile İlgili Yanıtı Merak Edilen 5 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-5-soru-403633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 01:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Birçok tedavi yeni umut ışığı yanmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-5-soru-403633">Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Birçok tedavi yeni umut ışığı yanmasını sağlıyor. Kanserler savaşta en önemli silahlardan olan kemoterapi birçok korkuyu da beraberinde getiriyor. Ancak tedavide uygulanan kemoterapi birçok kişide önyargı uyandırabiliyor. Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soruyu cevapladı.</strong></p>
<ol>
<li><strong>Kemoterapinin etkileri ne zaman geçer?</strong>
<p>Kemoterapide kullanılan ilaçların bir kısmı karaciğerden bir kısmı da böbrekten atılır. Bazı kemoterapi ilaçları da kalbe olumsuz etki yapabilir. Kemoterapi öncesi ve sonrası, doktor kontrolünde hastaya damar yolu ile bol sıvı vererek böbreklerin ve organların korunması sağlanır. Kemoterapi kürünün bitmesinin ardından, ortalama 3 hafta sonra kan değerleri normal aralığa gelir ve bağışıklık da büyük ölçüde toparlanır. Bu süreden sonra hasta gündelik hayata büyük ölçüde dönebilir. Ama özellikle yorgunluk birkaç ay daha sürebilir. Hastanın kendi durumuna göre en doğru olanı ayarlaması yani bu süreçte kendi kendinin doktoru olması, kendini yorgun hissettiğinde dinlenmesi, doğru stres yönetimi çok önemlidir. Kemoterapi ilaçlarının vücuttan tam olarak atılması kişiden kişiye göre değişkenlik gösterse de 6 ay ile 1 yılı bulabilir. Kadın hastalar eğer gebelik düşünüyorsa ancak bu süreden sonra hamile kalabilir. Ancak meme kanseri sonrasında 3 yıl ile 5 yıl arası hastanın takibinin yapılması ve bu süreç içinde de mümkünse çocuk yapılmaması gerekir.<br /> </li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Kemoterapi sırasında beslenme konusunda nelere dikkat edilmeli?</strong>
<p>Kemoterapi sırasında proteinden ve vitaminden zengin, hazmı kolay gıdalarla beslenilmelidir. Kemoterapi sebebiyle daha önce sevdiği yemekler kişide bulantı ve tiksinti yaratabilir. Bu daha sonra geçecektir. Faydalı gördüğümüz besin de olsa hastada bulantı oluşturuyorsa yemeye zorlamamak lazım. Benzer yapıda, yemeyi tercih edeceği gıdaları vermek uygun olur. Kemoterapi sırasında greyfurt tüketilmemelidir. Bu meyve kemoterapi ilaçlarının karaciğer metabolizmalarını etkiler. Ama greyfurtla aynı aileden olan portakal, limon ve diğer tüm turunçgillerin tüketiminde sakınca yoktur. Narın kemoterapi ilaçları ile etkileştiği düşünüldüğü için kemoterapi sırasında tüketilmesi tavsiye edilmez. Kemoterapi ilaçlarının çoğu bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlık, bazıları da ishal yapar. Doktorun tavsiyesine göre hareket edilmelidir. Bol su tüketimi böbrekleri korur ve özellikle böbrekten atılan kemoterapi ilacı kullanımında çok gereklidir.<br /> </li>
<li><strong>Kemoterapi sıranda ne gibi yan etkiler görülebilir ve nasıl önlenebilir?</strong>
<p>En sık bulantı ve kusma görülür. Günümüzde bu yan etkileri giderecek çok kuvvetli ilaçlar vardır ve hem damar hem de ağız yolu ile verilerek bu yan etkiler ciddi biçimde azaltılır. Kullanılan ilaca göre sıklıkla kabızlık, bazen de ishal olabilir. Bu yan etkiler için önce diyet düzenlenir, yetmediği hallerde de kabızlık veya ishal için ilaç verilir. İştahsızlık, tat duyusunda azalma olabilir. Öğün sayısı arttırılarak, tercihe göre atıştırmalıklar ekleyerek yeterli gıda alımı sağlanabilir. Nane, limon ve kahve içeren ciklet ve şekerler astanın kötü tat hissini bastırır ve daha iyi hissetmesini sağlar.  Özellikle kemoterapi sonrası ilk hafta hastada halsizlik olur ve istirahat etmek isteyebilir. İkinci hafta daha rahattır ve üçüncü hafta genelde normale döner. Açık ve temiz havada yürüyüşler iyi gelir. Kemoterapi kullanıldığı dönemde ağızda yaralar ve pamukçuk çıkabilir. Pamukçuk oluşumunu engellemek için ağız hijyenine dikkat edilmelidir.  Ayrıca günde dört kere karbonatlı su ile ağız gargarası önerilir. Kemoterapiden sonraki 7-14 gün arasındaki dönem bağışıklığın en çok baskılandığı zamandır genelde. Bu dönemde 38 ve üstü bir ateş olursa hemen hastaneye başvurup doktora görünmek gerekir. Kemoterapi nedeniyle kanımızdaki lökositler, yani bizi mikroplara karşı savunan beyaz hücrelerimiz sayıca çok düşmüş olabilir. Doktor gereken tedaviyi yapacaktır. Özellikle bu dönemde havasız ortamlarda bulunmamalı, hasta kişilerle görüşülmemelidir. Özellikle meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlarda istenmeyen bir yan etki olarak saçlar dökülmektedir. Bu geçici bir yan etkidir ve kemoterapi bittikten sonra saçlar geri gelecektir. Bu dönemde peruk, bandana ve benzer araçlar kullanılabilir.<br />  </li>
<li><strong>Cinsel ilişkiye ne zaman dönülebilir?</strong>
<p>Yorgunluk, halsizlik, üzüntü ve fiziksel güçsüzlük cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir. Bu durum geçicidir. Kemoterapi sürecinde cinsel ilişki ile ilgili genel olarak yasak bulunmuyor. Ancak, kanserin tuttuğu yer (rahim ağzı ve vajen kanseri) nedeniyle, cinsel yaşam doktorunuz tarafından geçici olarak yasaklanmış olabilir. Veya kemoterapi boyunca bazı özel bazı durumlar yaşandığında; örneğin lökositler düştüğünde, enfeksiyonlardan korunmak için cinsel hayata ara vermek gerekebilir. Bu durumlar haricinde kemoterapi sırasında cinsel yaşam devam edebilir. Hatta tedavi sürecinde yaşanan cinsel ilişkinin sevgi ve şevkat ile yaşanması hastaya moral verir, onu kuvvetlendirir ve mutlu eder. Kemoterapi ve radyoterapi ile vücuda alınan ilaçların cinsel ilişki ile karşı tarafa bulaşmaz, bu yanlıştır.<br /> </li>
<li><strong>Tedavi sırasında doktor hasta ilişkisi nasıl olmalı?</strong>
<p>Kemoterapi çok sayıda yan etkisi olan, zor bir tedavidir. Hastanın yan etkiler konusunda iyi bilgilendirilmesi, bunlarla başa çıkabilmek için iyi yönlendirilmesi gereklidir. Bu nedenle doktoru ile iletişimi çok önemlidir. Hastanın rahat olması için doktorunun ona vakit ayırabilmesi, samimi ve sıcak bir iletişim kurması önemlidir. Kemoterapi sonrasındaki zamanlarda da sorun olduğunda doktoruna ulaşabilmesi de yine aynı şekilde çok önemlidir. Bunu telefonla, mesajla veya kendi gelerek yapabilir. Duygusal olarak da çok hassas ve kırılgan oldukları bu dönemde doktorlarıyla olan iyi ilişkileri onlara ciddi psikolojik destek de sağlamaktır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-5-soru-403633">Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid Hastalıkları İle İlgili Yanıtı Merak Edilen 7 Soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiroid-hastaliklari-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-7-soru-401918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 18:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Tiroid Haftası’nda açıklanan verilere göre dünyada ve Türkiye’de tiroid kanseri vakaları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-hastaliklari-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-7-soru-401918">Tiroid Hastalıkları İle İlgili Yanıtı Merak Edilen 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Tiroid Haftası’nda açıklanan verilere göre dünyada ve Türkiye’de tiroid kanseri vakaları hızla artıyor. Tiroid kanserinin özellikle kadınlarda meme kanserinden sonra ikinci sırayı aldığı göze çarpıyor.  Dünya çapında 300 milyondan fazla kişi tiroid hastalıklarından etkileniyor. Tiroide bağlı hastalıkların ortaya çıkmasında; kadın cinsiyeti, yaş, genetik öykü ve hamilelik faktörleri önem sırasında yer alıyor. Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastaneleri Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, tiroid hastalıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroide bağlı hastalıkların Türkiye’de görülme sıklığı nedir?</strong></p>
<p>Tiroid; soluk borusunun önünde, boynun ortasında bulunan, hormon salgılayan bir bezdir. Vücut metabolizmasında önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Çok hormon salgılamasına hipertiroidi, az salgılanmasınaysa hipotiroidi denmektedir. Guatr ise organın normalden büyük olmasıdır. Cerrahi bölümünü ilgilendirense tiroid bezinde gelişen nodüllerdir. Nodüller çok büyük boyutlara ulaşabilir, bunların özellikleri ultrason ve gerekirse biyopsiyle yapılabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroid nodülleri nasıl karakterlere sahip?</strong></p>
<p>Nodüllerin çoğu selim karakterdedir. Ancak yüzde 5-10 oranındaki bölümü kanserli hücreler içerebilmektedir. Nodüllerin çoğu hormon salgılamaz, ama bazıları aşırı hormon salgılayarak hipertiroidi gelişmesine yol açmaktadır. Bu bezle ilgili hastalıklar, Türk toplumunun yüzde 35-40’ını etkilemektedir ve özellikle kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Guatr ise ülkemizde endemik olarak görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Nodüller çoğunlukla tedaviye olumlu cevap veriyor mu?</strong></p>
<p>Her nodül kansere sebep olmaz. Yapıları kistik ve katı olabilir. Bazı hastaların boynunda nodülün, tümörün büyüklüğüne göre ya da lenf bezlerinin tutulumuna bağlı olarak şişlik ortaya çıkabilir. Kitlenin yaptığı basıya bağlı olarak boğazda rahatsızlık hissi ve nefes alıp vermede sıkıntı yaşanabilir. Özellikle seste kısılma, nefes darlığı, iştahsızlık ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi, ilerlemiş tiroid kanseri habercisi olabilir. Her kanser kötüdür, ancak tiroid kanseri yavaş seyreden ve cerrahiyle iyi cevap alınabilen bir türdür.</p>
<p>Bu kanserin dört alt grubu vardır. En sık görülen papiller ve folliküler tiroit kanserlerinin seyri yavaştır. Her ameliyat gibi tiroid ameliyatının da riskleri bulunmaktadır. Ses siniri hasarı, kanama ve paratiroit zedelenmesi sonucu kalsiyum metabolizmasında bozulma yaşanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tiroid hastalıklarından nasıl korunmalıyız?</strong></p>
<p>Beslenmemize dikkat ederek bazı tiplerinden korunmak mümkün, ancak vücudun kendi yaptığı hücrelerin tiroide harap vermesine neden olan durumları durdurmak mümkün değildir. Hashimato tiroidi kadınlarda çok sık görülen, bezin hasara uğramasına yol açan antikorların gelişimiyle ilgili bir hastalıktır ve semptomlarına göre tedavi edilmektedir. Graves hastalığındaysa tiroidin çok çalışmasına sebep olan antikorlar gelişir ve operasyon gerekebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> <strong>Hastalarda hangi şikayetler görülüyor?</strong></p>
<p> Hipotiroidide halsizlik, çabuk yorulma, ciltte kuruluk ve kalınlaşma, soğuğa dayanıksızlık, dikkat dağınıklığı, saç ve kaşlarda dökülme, seste kalınlaşma, kalp hızının yavaşlaması, kabızlık, yüz ve göz kapaklarında şişkinlik, adet düzensizlikleri görülebilmektedir.  </p>
<p>Hipertiroidide ise, iştah artışına rağmen kilo kaybı, çarpıntı, sinirlilik, çabuk yorulma, sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme, ishal veya sık dışkılama, âdet düzensizliği, kas güçsüzlüğü, göz sorunları vardır. Uzun vadede kemik erimesi de meydana gelebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Beslenme ve günlük yaşamda nelere dikkat edilmesi için önerileriniz neler?</strong></p>
<p>Tiroid hormon sentezi için şart olan iyot, besinlerle yeterince alınmalıdır. İyot eksikliğiyle beraber selenyum eksikliği de guatra neden olabilmektedir. Bu hastalarda B12 vitamini ve demir eksikliği de sık görüldüğünden, yerleri gıdalarla doldurulmalıdır. Hashimato hastalarındaysa D vitamini eksikliği vardır. Bu gruptakiler soya, kırmızı lahana, brokoli, brüksel lahanasını dikkatli tüketmesi önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hastalar tanı ve tedavide hangi süreçlerden geçiyor?</strong></p>
<p>Bezin normal çalışıp çalışmadığı, tiroid hormonlarının test edilmesiyle anlaşılmaktadır. Kanda TSH, T3 ve T4 ölçülür; seviyesi azsa hipotiroidi, çoksa hipertiroididen bahsedilmektedir. Bezin fonksiyonu için sintigrafi yapılabilmektedir. Nodüller hakkında bilgi almak içinse ultrason önerilmektedir. Nodüllerde şüphe saptanırsa, hasta biyopsiye yönlendirilir ve sonucuna göre ameliyat kararı verilebilir. Ameliyat olan hastaların ömür boyunca tiroid bezinin yerini tutan hormon ilacı alması gerekmektedir. Kanserin patolojik tipine ve özelliklerine göre radyoaktif iyot tedavisi de uygulanabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-hastaliklari-ile-ilgili-yaniti-merak-edilen-7-soru-401918">Tiroid Hastalıkları İle İlgili Yanıtı Merak Edilen 7 Soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 10:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[pili]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735">Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem. Cilt altına yerleştirilen pil aracılığıyla gönderilen elektrik sinyalleri, sinir demetinin uyarılmasını sağlayarak sorun yaşanan mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. Bu sayede, çeşitli tedaviler denenmiş olmasına rağmen sonuç alınamayan pek çok sağlık probleminin giderilmesini sağlıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın</strong>,<strong> </strong>mesane pili yönteminden özellikle üç önemli sağlık sorununda önemli başarılar elde edilebildiğini belirterek, “Bu yöntem yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen mesane işlev bozukluğu, erektil disfonksiyon ve pelvik ağrılarında yüksek oranda fayda sağlayabiliyor. İlaç ve botulinum toksin uygulaması gibi yöntemlerden sonuç alınamayan sağlık problemlerinde hastaların çoğu mesane piliyle tedavi olabiliyor. Örneğin, bu yöntem sayesinde idrarı boşaltamama sorununda kalıcı sonda tedavisine ihtiyaç duyulmuyor, hastalar pil tedavisinin ardından uyguladıkları bazı egzersizler sonrasında idrarlarını kendileri yapabilir hale gelebiliyor. Üstelik çözümü olmayan birçok hastalığın tedavisinde başvurulan mesane pili yan etkisi yok denecek kadar az ve tamamen geriye dönüşümlü bir yöntemdir.” diyor.</p>
<p><strong>Mesane pili tedavisinde hedef nedir?</strong></p>
<p>Omurilik, omurga denilen kemik bir yapının içinde sonlanmasının ardından sinir lifleri olarak omurilik sıvısı içerisinde üzüm salkımı şeklinde sağlı ve sollu olarak vücudun iki yanına dağılıyor. Bir kısım sinir lifleri de sakrum adı verilen kuyruk sokumu kemiğinin içine giriyor ve çeşitli bölgelere dağılıyor. Bu sinirler; idrar torbası (mesane), anal sfinkter, penis, vajina ve pelvis içine ulaşarak, yer aldıkları bölgelerin fonksiyonunu üstleniyorlar. Bu bölgelerde yer alan sinyallerde sorun yaşandığında; idrar yapmakta güçlük çekme, erektil disfonksiyon ve pelvik ile vajinal ağrı gibi önemli sorunlar yaşanıyor. Mesane pili tedavisinde sinirlerin uyarılması yoluyla bozuk sinyallerin düzeltilmesi ve bunun sonucunda hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen yakınmaların ortadan kaldırılması hedefleniyor. </p>
<p><strong>Mesane piline hangi sorunlarda başvuruluyor? </strong></p>
<p>Sakral sinir stimülasyonu yöntemine, hastaya ilaç ve botulinum toksin uygulaması gibi farklı tedaviler uygulanmış olmasına rağmen sorunun düzelmediği durumlarda başvuruluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, mesane pilinden son derece başarılı sonuçlar alınan sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Mesane işlev bozukluğu</strong>: Nörojenik mesane olarak adlandırılan ve mesane kaslarının düzgün çalışamaması sonucu gelişen idrara çıkamama, sık idrara gitme ve idrar kaçırma gibi durumlarda </p>
<p><strong>Pelvik ve vajinal ağrılar:</strong> Kadınlarda pelvik bölgesinde gelişen kanser gibi çeşitli hastalıklar nedeniyle pelvik ve kuyruk sokumu kemiğinde oluşan ağrıların, yine kadınlarda sebebi bulunamayan kronik pelvik ağrılarının sıklığı ile şiddetinin azaltılmasında  </p>
<p><strong>Erektil disfonksiyon:</strong> Özellikle genç erkeklerde, sebebi bulunamayan veya bir hastalığın ardından yaşanan erektil disfonksiyonda </p>
<p><strong>Mesane pilinin süresi nedir? </strong></p>
<p>Günümüzde şarj edilebilen pillerin kullanım ömürleri hiçbir sorun yaşanmadan 15 yıla kadar uzayabiliyor. Haftada bir veya iki kez yarımşar saatlik şarj işlemiyle hastalar günlük hayatlarına çok rahat devam edebiliyor. Pilin ayarlamaları, ameliyatın ardından, doktor kontrolünde 2-4 haftalık bir sürede yapılıyor. Ameliyat sonrasında verilen kontrol cihazları sayesinde hastalar uyarıları kendileri ayarlayabiliyor ve pili istedikleri zaman açıp kapatabiliyorlar. </p>
<p><strong>Mesane pili ameliyatı nasıl uygulanıyor? </strong></p>
<p>Sakral sinir stimülasyonu lokal anestezi altında ve iki aşamada gerçekleştiriliyor. İlk aşamada; elektrod röntgen görüntülemesi altında, özel bir iğneyle hastanın kuyruk sokumu bölgesinden girilerek pelvise ulaşılıyor. Test sinyallerinin ardından, mesane ve bağırsaklara uzanan sinir demeti üzerine kalıcı elektrik kablosu yerleştiriliyor. Elektrodun ucu bir ara bağlantı kablosu aracılığıyla dışarıya çıkarılıp geçici olarak harici bir pile bağlanıyor. Bu işlemle, pil aracılığıyla elektrodun gönderdiği sinyaller sakral sinirin uyarılmasını sağlayarak mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. İşlem sonrasında hasta taburcu ediliyor ve test dönemine alınıyor. Test aşaması olan 7-10 günlük süreçte, hastanın şikayetlerinde iyileşme olursa, yine lokal anestezi altında, 2.5 santimlik bir pil, kalça bölgesindeki cilt altında oluşturulan bir cebin içine, dışarıdan görünmeyecek şekilde yerleştiriliyor. Ardından, pil ilk operasyonda yerleştirilmiş olan elektrik kablosuna kalıcı olarak bağlanıyor. Ameliyat sonrasında hasta aynı gün taburcu oluyor ve günlük yaşantısına dönüş yapıyor.</p>
<p><strong>Yöntemden herkes faydalanabiliyor mu? </strong></p>
<p>Mesane pili ameliyatı, vücuduna cihaz takmakla ilgili sağlık sorunu olmayan (örneğin kronik bir hastalığı olup enfeksiyon riski taşımayan, kalp pili taşımayan) ve psikiyatrik sorun yaşamayan her hastaya uygulanabiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesane-pili-hakkinda-en-cok-merak-edilen-5-soru-383735">Mesane Pili Hakkında En Çok Merak Edilen 5 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri olarak ilan ettiği obezite, dünyada her 4 kişiden birinde görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125">Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 21. yüzyılın en ciddi sağlık sorunlarından biri olarak ilan ettiği obezite, dünyada her 4 kişiden birinde görülüyor. Türkiye’de de yetişkin nüfusun yüzde 67’sinin fazla kilolu, yüzde 32’sinin obezite hastası olduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde neredeyse her 3 kişiden biri obeziteyle mücadele ediyor! ‘Vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesi’ olarak tanımlanan obezitenin artışına paralel olarak başta kalp damar hastalıkları olmak üzere, diyabet, solunum problemleri, kas-eklem hastalıkları ve inme gibi tüm vücudumuzu etkileyen hastalıkların sıklığında ciddi yükseliş görülüyor. Ülkemizde obezite oranlarında yaşanan artış doğrultusunda obezite ameliyatlarına olan başvurular da gün geçtikçe artıyor! </p>
<p><strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici</strong>,<strong> </strong>günümüzde obezite cerrahilerinden çok büyük başarılar elde edilebildiğine dikkat çekerek, “Obezite cerrahisinin kilo kaybı için etkili bir tedavi seçeneği olduğu, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi obeziteyle ilişkili sağlık problemlerinde de çok ciddi iyileşmeler sağladığı, yapılan çok sayıda araştırmalarla gösterildi. Üstelik toplumdaki yaygın inanışın aksine, obeziteyle ilgili edinilen tecrübeler ve teknolojik gelişmeler sayesinde, tam teşekküllü hastanelerde ve uzman ellerde gerçekleştiğinde, obezite cerrahisindeki risk safra kesesi ve diz protezi gibi ameliyatlardan daha yüksek olmuyor.” diyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici</strong>, obezite cerrahisi hakkında en sık merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi hangi durumlarda uygulanıyor? </strong></p>
<p>Obezitenin belirlenmesinde pratik bir ölçüm olan vücut kitle indeksinden (VKİ) faydalanılıyor. Bu yöntemle obezite; kilogram cinsinden kilonun, kişinin metre cinsinden boyunun karesine (kg / m2) bölünmesiyle belirleniyor. Buna göre vücut kitle indeksi 25 ile 30 arasında olanlar fazla kilolu, 30 veya daha yüksek olanlar ise obez olarak tanımlanıyor. Ancak bu yöntem fazla kilosundan yakınan herkese uygulanmıyor. Diyet ve egzersize rağmen başarılı kilo veremeyen, ameliyat olmasında tıbbi açıdan engeli olmayan, yeme bozukluğu sorunu yaşamayan ve psikolojik açıdan dengede olan kilolu kişilere obezite cerrahisi öneriliyor. Kişinin obezite cerrahisine uygun olup olmadığı uluslararası rehberler tarafından belirlenmiş. Buna göre; </p>
<ul>
<li>Vücut Kitle İndeksi ≥ 40 kg/m² olan veya</li>
<li>Vücut Kitle İndeksi 35- 39.9 kg/m² olan ve obeziteyle ilişkili bir veya daha fazla hastalığı olanlar (Hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi, yağlı karaciğer, kemik eklem hastalıkları gibi) veya</li>
<li>Vücut Kitle İndeksi 30- 34.9 kg/m² olup optimal tedaviye rağmen düzelmeyen tip 2 diyabeti olanlar, obezite ameliyatına uygun adaylar olarak kabul ediliyor.  </li>
</ul>
<p><strong>Obezite cerrahisi sağlığı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinin temel amacı, fazla kilonun neden olduğu metabolik hastalıkları iyileştirmek, hastanın çok daha sağlıklı bir bedene kavuşmasını sağlamak. Obezite cerrahisiyle besin alımı ve/veya besin emiliminin kısıtlanması sonucunda vücutta bir dizi hormonal ve sinirsel değişimler gelişiyor. Böylece obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarında çok ciddi oranlarda iyileşmeler görülüyor. Ayrıca cerrahi sonrasında istikrarlı bir şekilde kilo kaybı oluşuyor. Birçok bilimsel çalışma, ameliyattan hemen sonra kan şekeri ve kan basıncı düzeylerinde çok hızlı iyileşmeler görüldüğünü tespit etmiş. Öyle ki tip 2 diyabette yüzde 85’e, hipertansiyonda yüzde 80’e ve tıkayıcı uyku apnesinde yüzde 90’a varan düzelmeler bildirilmiş. Bunun yanı sıra obeziteyle ilişkili kanser riskinde azalma görüldüğü, kalp-damar hastalıkları, kas-eklem hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, hormonal hastalıklar ve psikolojik bozuklukların da gerilediği kaydedilmiş. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinde hangi yöntemler uygulanıyor?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde uygulanan teknikler 3 başlık altında sınıflandırıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici,<strong> </strong>bu yöntemleri şöyle özetliyor: </p>
<ul>
<li><strong>Gıda alımını kısıtlayan teknikler:</strong> Dünyada en sık kullanılan ve herkes tarafından bilinen bir teknik olan tüp mide ameliyatı bu sınıfta yer alıyor. Bu yöntemde amaç, mide hacmini azaltmak için mideyi küçük bir tüp haline getirip, alınan besin miktarını azaltmak  </li>
<li><strong>Gıda emilimini azaltan teknikler:</strong> Bu yöntemde amaç, besinin ince bağırsaklardan emildiği yüzey alanını azaltarak vücuda daha az kalori alınmasını temin etmek. Biliopankreatik saptırma ameliyatı bu yöntemler arasında yer alıyor. </li>
<li><strong>Gıda alımını kısıtlayan ve gıda emilimini azaltan kombine teknikler:</strong> Mini Gastrik Bypass ve Roux-en-Y Gastrik Bypass ameliyatları örnek olarak verilebilir. Bu ameliyatlarda mide hacmi azaltılarak ve belirli bir miktar ince bağırsak da emilim alanı dışında tutularak kalori alımı kısıtlanıyor. </li>
</ul>
<p><strong>Hangi yöntemin uygulanacağı nasıl belirleniyor?</strong></p>
<p>En az riskle en yüksek başarıyı elde edecek tekniği belirlemek obezite cerrahisinde büyük önem taşıyor. İlk olarak hastanın beklentilerinin net olarak ortaya konulması gerekiyor. Eşlik eden diyabet, hipertansiyon, crohn ve ülseratif kolit gibi hastalıkların, kullanılan ilaçların, alkol tüketiminin, yeme alışkanlığının, fiziksel aktivitelerin ve psikolojik durumunun belirlenmesi büyük önem taşıyor. Daha önce uygulanan müdahaleler ve/veya ameliyat öyküsü varsa ayrıntılarıyla öğreniliyor. Ardından yapılan kan tahlilleriyle vücut rezervleri ortaya konuluyor. Tüm bu bilgiler değerlendirilerek kişiye uygulanacak olan en uygun cerrahi teknik, standart uygulama adımlarıyla yapılıyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi? </strong></p>
<p>İnsan bedenine yapılan tüm cerrahi müdahalelerde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler olabiliyor. Ancak obezite cerrahisi uzun yıllardır yapılan, etkinliğini ve güvenliğini ispat etmiş, sonuçları net olarak belirlenmiş bir tedavi yöntemidir. Ayrıca bilimsel çalışmalara göre; obezite cerrahisi günümüzde safra kesesi ya da diz protezi ameliyatlarından daha fazla risk içermiyor. Uygun hasta seçimi, hastanın yeterli seviyede değerlendirilmesi, tecrübeli hekim ve multidisipliner yaklaşım gösteren ekibin varlığı, kaliteli ve teknolojik malzeme kullanımı, sıkı hasta takibi, sorumluluklarının farkında olup ödevlerini yerine getiren hasta, obezite cerrahisinde başarıyı sağlayıp riski azaltan en önemli parametreleri oluşturuyor.   </p>
<p><strong>Obezite cerrahisi sonrasında ne kadar sürede kaç kilo veriliyor? </strong></p>
<p>Kaybedilen kilo; uygulanan ameliyat tekniğine, eşlik eden hastalığa, kişinin sağlıklı beslenme programına uyum göstermesine, fiziksel aktivitesine ve bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösteriyor. Obezite cerrahisi sonrasında genel olarak ilk 6 ayda fazla kilonun yarısı, birinci yılın sonunda da fazla kilonun yüzde 70-80’i kaybediliyor. Yani kabaca bir örnek verilirse; boyu 170 cm olup vücut ağırlığı 120 kg olan bir kişi obezite cerrahisi sonrasında ilk 6 ayda ortalama olarak 30-35 kg, ilk yılın sonunda da 40-45 kg kaybediyor. </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra tekrar kilo alma riski var mı?</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlığının kavranması ve daha aktif bir yaşamın tercih edilmesi kilo kaybının kalıcı olarak sağlanmasında en büyük etkeni oluşturuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi sonrasında ortalama olarak 1.5 – 2 yıl istikrarlı bir şekilde kilo kaybı görüldüğüne işaret ederek, “Yeniden kilo alımı da ağırlıklı olarak 2 yıldan sonra ortaya çıkıyor. Bilimsel çalışmalarda, ameliyat sonrasında yüzde 20 oranında geri kilo alımı bildiriliyor. Yetersiz cerrahi teknik, kişinin ameliyat sonrasındaki sürece uyum gösterememesi ve duygusal yeme bozukluğunun varlığı, geri kilo alımında en önemli faktörleri oluşturuyor.” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Obezite cerrahisinden sonra takibin önemi nedir?</strong></p>
<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi sonrasında hasta takibinin en az başarılı bir ameliyat yapmak kadar önem taşıdığına dikkat çekerek, “Zira obezite cerrahisi sonrasında takip edilmeyen hastalarda; yeme bozukluğu, vücutta sarkma, saç dökülmeleri, metabolik ve psikolojik sorunlar ile geri kilo alımı gibi problemler daha sık görülüyor.” diyor. Cerrahi sonrasında birinci hafta, birinci ay, üçüncü ay, altıncı ay, birinci yıl ve sonrasında yıllık takip öneriliyor. Bunun yanı sıra kişinin ihtiyaçlarına göre, ara takiplerle sürekli bağlantı halinde kalmak gerekiyor. Bu takip sürecinde; hastanın vücut yapısının değerlendirilmesi, aralıklı olarak kan değerlerinin takip edilerek ihtiyaç halinde hızlıca takviye edilmesi, hastanın motivasyonunu ve uyumunu en üst seviyede tutması büyük önem taşıyor. Sağlıklı beslenme alışkanlığının benimsenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması sürecinde hastaya sunulan profesyonel destek başarıyı getiriyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-cerrahisi-hakkinda-en-cok-merak-edilen-8-soru-379125">Obezite Cerrahisi Hakkında En Çok Merak Edilen 8 Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tiroid-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-376452</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 09:40:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroid kanseri, diğer kanser türlerine oranla iyi seyir gösteriyor ve kadınlarda, erkeklere oranla daha sık ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-376452">Tiroid ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiroid kanseri, diğer kanser türlerine oranla iyi seyir gösteriyor ve kadınlarda, erkeklere oranla daha sık ortaya çıkıyor. Tüm dünyada troid kanserinin görülme sıklığında ortaya çıkan %100’ün üzerinde artışa ise radyasyona maruziyet, teknolojinin günlük yaşamın içinde olması, genetik yatkınlık ve düzenli tarama yöntemleri ile çok küçük nodüllerin saptanabilmesi neden oluyor. Peki, her tiroid nodülü kanser mi? Ne zaman doktora başvurmalı ve ne sıklıkla tarama yaptırılmalı? Memorial Ataşehir/Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, 25-20 Mayıs Tiroid Farkındalık Haftası’nda, tiroid hastalıkları ve kanserleri ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><strong>1- Her nodül kanser midir? </strong></p>
<p>Çoğunlukla görüntüleme veya fizik muayene sırasında tesadüfen saptanan tiroid nodülleri yetişkin popülasyonun yarısını etkilemektedir. Yüksek yayınlık oranına rağmen genellikle belirti vermeyen tiroid nodüllerinin yalnızca %10-15&#8217;i kötü huylu tümör olarak kendini göstermektedir. Tiroid nodüllerini değerlendirmede önemli olan iyi huylu nodüllerde hasta özelinde tedavi uygulanması ve düşük risk oluştursa da tıbbi müdahaleden fayda sağlayacak kötü huylu nodüllerin belirlenmesidir.</p>
<p><strong>2- Tiroidin kanser dışı hastalıkları nelerdir?</strong></p>
<p>Tiroid hastalığının iki ana tipi hipotiroidizm ve hipertiroidizmdir. Her iki duruma da tiroid bezinin çalışma şeklini etkileyen diğer hastalıklar neden olabilmektedir. Hipertiroidizm semptomları kaygı ve sinirlilik hali, hiperaktivite, uykusuzluk, yorgunluk, ısıya duyarlılık, kas güçsüzlüğü, ishal, normalden daha sık idrara çıkmak, susuzluk hissi, kaşıntı ve cinsel isteksizliktir. Hipotiroidizm belirtileri durumun ciddiyetine bağlıdır. Sorunlar genellikle birkaç yıl içinde yavaş yavaş gelişir. Yorgunluk ve kilo alımı gibi hipotiroidizm semptomları çabuk fark edilmez. Ancak metabolizma yavaşlamaya devam ettikçe daha belirgin problemler gelişebilir. Hipotiroidizm belirtileri yorgunluk, soğuğa karşı intolerans, kabızlık, kuru cilt, kilo alımı, şişmiş yüz, boğuk ses, kaba saç ve cilt, kas güçsüzlüğü, kas ağrıları, kaslarda hassasiyet ve sertlik, normalden daha şiddetli veya düzensiz olan adet döngüleri, saç dökülmesi, yavaşlamış kalp hızı, depresyon ve unutkanlığı içermektedir.</p>
<p><strong>3- Tiroid nodülü nasıl fark edilir? </strong></p>
<p>Tiroid nodüllerinin çoğu belirti göstermeden ortaya çıkmakta, fizik muayenede veya tesadüfen diğer görüntüleme işlemleri sırasında yakalanmaktadır. Yakındaki yapıları sıkıştıran kötü huylu veya belirti gösteren nodüller için cerrahi gerekebilir. Bu nedenle tedavinin ilaçla mı yoksa cerrahi müdahale ile mi yapılacağının belirlenmesi için ileri tetkikler istenebilir. Tiroid nodülleri için tercih edilen görüntüleme yöntemi ultrasondur ve ultrason rehberliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi tercih edilen doku örneklenmektedir. Bir santimetre ya da daha büyük nodüller, ultrasonda şüpheli görünüme sahip nodüller veya kötü huylu nodül riskini daha iyi ölçmek için hücresel analiz gerekir. Ameliyat öncesi biyopsi ve patolojik tanı, hastayı ikinci kez ameliyat riskinden kurtarmaktadır.</p>
<p><strong>4- Tiroid kanseri belirtileri nelerdir? </strong></p>
<p>Çoğu tiroid kanseri, hastalığın erken döneminde herhangi bir belirti veya semptoma neden olmamaktadır. Tiroid kanseri büyüdükçe boyunda ele gelen yumru, dar gömlek yakalarının çok sıkı hale geldiği hissi, artan ses kısıklığı da dahil olmak üzere sesinizdeki değişiklikler, yutma güçlüğü, boyundaki şişmiş lenf düğümleri, boğaz ve boyunda ağrı gibi semptomlara neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>5- Tiroid kanseri vücuda yayılır mı?</strong></p>
<p>Tiroid kanseri bazen yakındaki lenf düğümlerine veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilmektedir. Yayılan kanser hücreleri, ilk tanı konulduğunda veya tedavi sonrası takiplerde saptanabilir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu ise hiç yayılım yapmaz.</p>
<p><strong>6- Tiroid kanserinde tedavi nasıldır? Kemoterapi gerekli midir?</strong></p>
<p>Tiroid nodülü küçük ve tek taraflıysa nodül bulunan kısım çıkarılırken, büyük bir tiroid nodülü varsa tüm tiroid alınmaktadır. Ameliyat sonrası kan dolaşımına katılarak var olabilecek kanser hücrelerini yok eden radyoaktif iyot tedavisi, radyoterapi, kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gerekli hastalarda uygulanabilir. Kemoterapi, tiroid kanserini tedavi etmek için nadiren kullanılır, ancak bazen vücudun diğer bölgelerine yayılmış tiroid kanserinin agresif ve nadir görülen türünde tercih edilebilir. Kemoterapi tedavisi süreci kanserli hücreleri öldüren güçlü ilaçlar almayı içerir. Tiroid kanserini tedavi etmez, ancak semptomları kontrol etmeye yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>7- Tiroid kanseri genetik midir? Ailede tiroid tespit edilirse ne yapmak gerekir? </strong></p>
<p>Dokularda oluşan kanser tipleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Medüller olmayan tiroid kanseri papiller, foliküler ve anaplastik türleri içermektedir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu, yaklaşık %70 ila %80&#8217;i papiller tiroid kanseridir ve genellikle hastalığın agresif olmayan ve yüksek oranda tedavi edilebilir bir şeklidir. Bu vakaların çoğu seyrek olarak ortaya çıktığından veya herhangi bir belirgin genetik geçişe bağlı olmadığından, kişisel veya aile öyküsünde tekil bir papiller tiroid kanseri vakası olan birine genetik danışmanlık veya test önerilmektedir. Cowden sendromu, ailesel yani genetik olarak geçen koşullarda meydana gelmektedir. Bu nedenle ailede bir kişide tiroid kanseri varsa, erkenden teşhis etmek için diğer aile bireylerine de tiroid ultrasonu çekilmesi önerilmektedir. Papiller tiroid kanseri öyküsü bulunan yakın akrabası olan bir aileye sahip kişilerde de ultrason ile tiroid kanseri taraması yapılmalıdır. Medüller tiroid kanseri ile ilişkili olan tip 2 (MEN2) kalıtsal bir hastalıktır. Bu tip tiroid kanseri olan tüm bireyler, genetik danışmanlık için sevk edilmeli ve genetik test önerilmelidir. Bir ailede RET geninde bir mutasyon tespit edilirse, koruyucu cerrahiden (tiroidektomi) yararlanabilmeleri için diğer akrabalarda bu durumu teşhis etmek önemli olacaktır. Genel olarak, hastalar tiroid bezleri çıkarıldıktan sonra uygun ilaç tedavisi ve takip ile uzun, kaliteli ve aktif bir yaşam sürebilmektedir.</p>
<p><strong>8- Tiroid kanseri diğer kanser türlerine göre daha mı az <strong>risklidir?</strong></strong></p>
<p>Tiroid kanseri olan çoğu hasta için prognoz yani hastalığın ileriki dönemde nasıl etkileneceğine dair sonuçlar mükemmeldir. Hastaların genelinde tiroid kanserinin yaşamı tehdit edici olmadığı ve tedavi edilebilir olduğu anlamına gelmektedir. Ancak küçük bir hasta grubunda hastalık ilerlemiş olabilir.</p>
<p><strong>9- Tiroid hastalığının kilo ile ilişkisi var mı? </strong></p>
<p>Hipotiroidizmi olan bir kişide bazal metabolik hız azaldığından, aktivitesi azalmış bir tiroid bezi genellikle bir miktar kilo alımı ile ilişkilidir. Kilo alımı, daha şiddetli hipotiroidizmi olan kişilerde fazla görülür. Bununla birlikte, hipotiroidizme bağlı bazal metabolik hızdaki azalma genellikle hipertiroidizmde görülen belirgin artıştan çok daha az dramatiktir ve tiroidin daha az aktif olması nedeniyle ağırlıkta daha küçük değişikliklere yol açmaktadır. Hipotiroid bir kişide kilo alımının nedeni de karmaşıktır ve her zaman aşırı yağ birikimi ile ilişkili değildir. Hipotiroid bireylerde kazanılan ekstra kiloların çoğu, aşırı tuz ve su birikiminden kaynaklanır. Kilo alımı nadiren hipotiroidizm ile ilişkilidir. Hipotiroidizmin mevcut tek semptomu kilo alımıysa, bunun yalnızca tiroide bağlı olması daha az olasıdır. Hipertiroidizm durumunda ise vücudun normalde olduğundan daha fazla enerji kullanması söz konusudur ve bu da kilo kaybına neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>10- Tiroid hastalığı veya kanseri gebeliği etkiler mi? </strong></p>
<p>Aktif hipertiroidizmi olan kişilerin gebelik sırasında antitiroid ilaçlaı alması gerekir. Bunlar plasentaya geçtiğinden, bebeğin etkilenme olasılığı daha düşük olacak şekilde mümkün olan en düşük doz ile reçete edilmektedir. Hipertiroidizm için başka bir tedavi olan radyoaktif iyot hamilelik sırasında kullanılamaz. Eğer hipertiroidizm kontrol altında değilse, hamileliğin erken evrelerinde düşük yapma riskini artırabilir. Bu nedenle gebelik sırasında ilaç kullanmak istemeyen anne adayları, gebelik öncesinde Graves Hastalığı için radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat seçeneğini tercih edebilir. Antitiroid ilaçların dozu çok yüksekse, bebeğin tiroidi yetersiz hale gelebilir ve bebekte guatr gelişebilir. Bu nedenle gebe kalma planı öncesinde doktor kontrolünde ilaç kullanımı düzenlenmeli ya da bırakılmalıdır. Tedavi edilmemiş aşırı aktif tiroid bezi, gebelik için antitiroid ilaç almaktan daha büyük risk taşımaktadır. Hamilelikte yüksek tansiyon, bebeğin zayıf büyümesi ve erken doğum gibi komplikasyonlara yol açabilir. İlaç dozunun uygun olup olmadığının kontrolü için gebelikte tiroid fonksiyon testlerinin düzenli olarak yapılması gerekir.</p>
<p>Hipotiroidizmi de tedavi edilmediğinde gebelikte erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve solunum sıkıntısına yol açabilir. Hipotiroid anneyi tedavi etmek için tiroid hormon tedavisi kullanılır ve ilacın dozu, bireyin tiroid hormon seviyelerine bağlıdır. Gebeliğin ilk yarısında tiroid hormon düzeyleri 4 haftada bir kontrol edilmelidir. Tüm yenidoğanlar için rutin tarama ise, tiroid hormon düzeylerinin test edilmesini içerir.</p>
<p>Gebelikte tiroid kanseri tespit edilmesi durumunda, tümör yavaş yayılımlı olduğu için pek çok hastada ameliyat için doğum sonrası beklenebilir. Ancak kanser hızla büyüyorsa veya tiroidin dışına boyundaki lenf bezlerine yayılmışsa, ameliyat gebelik sırasında yapılabilir. Bunun için en uygun zaman, ikinci trimesterdir. Birinci ve üçüncü trimesterlarda da hastalar güvenli sonuçlarla tiroidektomi olabilse de bu zaman çerçevesi ideal değildir. Yine de agresif hastalık durumunda tedavi için önerilir</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tiroid-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-376452">Tiroid ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık (Over) Kanserinin Erken Teşhisi İçin &#8220;Merak Et Kendini&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-over-kanserinin-erken-teshisi-icin-merak-et-kendini-373944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 09:16:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[teşhisi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), 8 Mayıs Dünya Yumurtalık (Over) Kanseri Farkındalık Günü'nde hayata geçirdiği “Merak Et Kendini”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-over-kanserinin-erken-teshisi-icin-merak-et-kendini-373944">Yumurtalık (Over) Kanserinin Erken Teşhisi İçin &#8220;Merak Et Kendini&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), 8 Mayıs Dünya Yumurtalık (Over) Kanseri Farkındalık Günü&#8217;nde hayata geçirdiği “Merak Et Kendini” projesi ile yumurtalık kanserinde erken teşhisin ve düzenli kontrolün önemini vurguluyor. TTOD web sitesinden erişilebilecek meraketkendini.com üzerinden ziyaretçiler yumurtalık kanseri hakkında merak ettikleri tüm bilgilere ulaşabilecek ve hastalık farkındalıklarını test edebilecek.</strong></p>
<p> </p>
<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, 8 Mayıs Dünya Yumurtalık Kanseri Farkındalık Günü&#8217;nde başta kadınlar olmak üzere, tüm toplumu yumurtalık kanseri konusunda bilinçlenmeye davet ediyor. Yumurtalık Kanseri Farkındalık Günü özelinde hayata geçirilen “Merak Et Kendini” projesi kapsamında, derneğin web sitesi üzerinden erişilebilen meraketkendini.com adresini ziyaret edenler, yumurtalık kanseri hakkında tüm bilgilere ulaşabilecek ve hastalık hakkındaki bilgilerini test edebilecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yumurtalık (over) kanseri Türkiye’de jinekolojik kanserler arasında en sık görülen 2. kanser türü</strong></p>
<p> </p>
<p>Yumurtalık kanseri, erken evrede belirti göstermeyen ve teşhisi ileri aşamalarda yapılabilen bir hastalık. Dünyada kadın kanserleri arasında görülme sıklığı en fazla olan 7. kanser türü olan; Türkiye’de ise jinekolojik kanserler arasında en sık görülen 2. kanser türü olan yumurtalık kanserinde erken tanı ve düzenli kontroller hayati önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p>Yumurtalık kanserinin semptomları arasında kasıkta ağrı hissi, karında şişkinlik, kilo alımı hissi, hazımsızlık, kabızlık, idrar yapma şikayetleri, kilo kaybı ve aşırı yorgunluk yer alıyor. Bu semptomların uzun süre devam etmesi durumunda hastaların geç olmadan bir jinekoloğa başvurması tavsiye ediliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yumurtalık (over) kanseri en sık 60-64 yaş arası kadınlarda görülüyor </strong></p>
<p> </p>
<p>Kadınlarda genellikle ileri yaşlarda görülen bir hastalık olan yumurtalık kanserinde, hastaların önemli bir bölümü menopoz sonrası dönemde yer alıyor. En sık 60-64 yaş aralığındaki kadınlarda görülmekle birlikte; teşhis konulan hastaların üçte biri 65 yaş ve üzerinde. Yumurtalık kanseri vakalarının yüzde 10-15’i ise kalıtsal özellik gösteriyor ve bu vakalarda hastalık çoğu zaman normalden 10-15 yaş daha genç yaşlarda görülüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu</strong> konuyla ilgili şunları söyledi: &#8220;Yumurtalık kanseri maalesef başlangıçta belirti vermeyen, dolayısıyla erken teşhisi zor bir hastalık. Öyle ki bazı durumlarda bu hastalık, farklı hastalıklarla yönelik yapılan testler sonucu tesadüfen teşhis ediliyor. Erken evrede teşhis edilmediğinde ölümcül olabilen bir hastalık olması sebebiyle kadınların yumurtalık kanseri semptomları hakkında bilinçli olması ve düzenli kontrollerini ihmal etmemesi hayati önem taşıyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak bu yıl Yumurtalık Kanseri Farkındalık Günü&#8217;nde hayata geçirdiğimiz Merak Et Kendini projesi ile yumurtalık kanseri hakkındaki bilinç düzeyini yükseltmek ve erken teşhis oranını artırmayı amaçlıyoruz. Semptomu olsun olmasın, tüm kadınların meraketkendini.com üzerinden yumurtalık kanseri konusunda bilinçlenmeye ve bilgi düzeyini ölçmeleri için hazırlanan testi yapmaya davet ediyorum.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yumurtalik-over-kanserinin-erken-teshisi-icin-merak-et-kendini-373944">Yumurtalık (Over) Kanserinin Erken Teşhisi İçin &#8220;Merak Et Kendini&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[embriyoda]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde sağlıklı embriyo seçmek için uygulanan genetik testler; 35 yaş üstü kadınlar, tekrarlayan gebelik kayıpları olan veya genetik bozukluk taşıyıcısı olan kişilerde ön plana çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403">Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisinde sağlıklı embriyo seçmek için uygulanan genetik testler; 35 yaş üstü kadınlar,  tekrarlayan gebelik kayıpları olan veya genetik bozukluk taşıyıcısı olan kişilerde ön plana çıkıyor. Embriyoya herhangi bir zarar vermeyen genetik testler sağlıklı gebeliğe ulaşma süresini de kısaltabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu, embriyoda genetik test hakkında merak edilen sorular hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1-Embriyoda genetik test nedir? </strong></p>
<p> </p>
<p>Embriyoda genetik test yapmak sadece tüp bebek yaptıran hastalarda mümkündür. Bu testler genetik olarak normal, sağlıklı embriyoyu seçmek amacıyla yapılmaktadır. Bölünme aşamasındaki embriyodan az sayıda hücre, biyopsi yöntemi ile alınarak genetik laboratuvarına gönderilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>2-Embriyoda kaç çeşit genetik test yapılabilir? </strong></p>
<p> </p>
<p>Bu hücrelerde iki tip genetik test yapılabilir. Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) ve Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M).</p>
<p> </p>
<p><strong>3-Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) testinin amacı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik taramanın (PGT-A) amacı kromozomal olarak normal olan çiftte, embriyoda kendiliğinden ortaya çıkan sayısal kromozomal anormallikleri saptamaktır. Teorik olarak, genetik olarak normal embriyonun transferinin gebelik kaybı ve buna bağlı gelişen komplikasyonların riskini azaltması, sağlıklı devam eden gebelik şansını artırması beklenmektedir. Genetik olarak sağlıklı euploid embriyo 23 çift kromozom içerir. Bu kromozom çiftlerinin bir tanesi anneden diğeri babadan gelir. Düşük kaliteli yumurta ya da sperm hücreleri kromozomlar içerisinde bulunan DNA molekülünde genetik hataları bulunan hücrelerdir. Ayrıca hücre bölünmesi ya da döllenmede oluşan sorunlar da embriyoda sayısal kromozomal bozukluklara (aneuploidi) neden olabilir. Aneuploid embriyoların gebelikle sonuçlanma şansı oldukça düşüktür. Gebelik oluşsa bile gebelik kaybı riski yüksektir. </p>
<p> </p>
<p><strong>4-Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) kimlere yapılır?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kadın yaşı arttıkça yaşlı yumurta hücreleri yıllar içerisinde DNA’larında genetik hata biriktirirler. Bu da genetik olarak anormal embriyo gelişimine neden olur. Yirmili yaşlarındaki kadınların embriyolarının %70’i euploid iken, 40 yaşında euploid embriyo oranı %25’e düşmektedir. 35 yaşından sonra doğal yollardan gebe kalma şansının azalması, kısırlık oranlarının artması, gebelik kaybı oranlarının artması ve aneuploidi oranlarının artmasının nedeni artan kadın yaşı ile yumurta kalitesinin azalmasıdır. Dolayısı ile 35 yaş üstü kadınlar Preimplantasyon Genetik Tarama (PGT-A) adayıdırlar.</p>
<p> </p>
<p>Tekrarlayan gebelik kaybı 20 haftanın altında 3 ya da daha fazla gebelik kaybını ifade eder. Sıklıkla 12. Gebelik haftasına kadarki dönemde görülür ve çoğunun nedeni embriyoda aneuploididir. Bu hasta grubunun kısırlık sorunu olmasa da art arda yaşanan kayıplar hastada psikolojik baskı ve artmış gebelik komplikasyonları ile yüz yüze getirmektedir. PGT-A bu olgularda sağlıklı gebeliğe ve canlı doğuma kavuşma süresini kısaltabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>5-Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M) testinin amacı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik tanının amacı, ebeveynlerden bir ya da ikisinde kalıtımsal genetik bozukluk bulunan çiftlerde genetik olarak bu bozukluğu taşımayan sağlıklı embriyoyu belirlemektir. PGD-M genel bir tarama testi olmayıp embriyoda sadece ailede bulunan hastalıkla ilgili genin varlığını araştırmaktadır.  Ayrıca ailede kök hücre transplantasyonu gereği olan hasta çocuk varlığında Human Lökosit Antijen (HLA) uyumlu embriyoyu seçmek ya da ileride bazı hastalıkların riskini artıran genetik bozuklukları tespit etmek (meme kanseri riskini artıran BRCA-1 geni gibi) için de kullanılmaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>6-Preimplantasyon genetik tarama ve tanı testi embriyoya zarar verir mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Embriyo hücre biyopsisi blastokist denilen 5. Gün embriyosuna uygulanmaktadır. Bu aşamada embriyoda 100’den fazla hücre bulunmaktadır ve plasentayı oluşturacak hücrelerle fetüsü oluşturacak hücreler farklılaşmıştır. Hücre biyopsisi plasentayı oluşturacak trophoektoderm’den alınmaktadır. Deneyimli merkezlerde biyopsi işlemine ait embriyoda bir zarar oluşmamaktadır. </p>
<p> </p>
<p><strong>7-Preimplantasyon Genetik Tarama ve Tanı Testi Kimlere Önerilmektedir? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) </p>
<ul>
<li>İnfertilite nedeniyle tüp bebek tedavisi uygulanan 35 yaş üstü kadınlar</li>
<li>Tekrarlayan gebelik kaybı olan olgular</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Preimplantasyon genetik tanı (PGT-M)</p>
<ul>
<li>Tek gen hastalıkları için</li>
<li>Ebeveynlerden her ikisinin de genetik bozukluk için taşıyıcı olması (bazı nadir hastalıklar için tek ebeveynin taşıyıcı olması)</li>
<li>Genetik bozukluktan etkilenmiş biyolojik çocuk varlığı</li>
<li> </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/embriyoda-genetik-test-hakkinda-merak-ettiginiz-7-soru-ve-yaniti-370403">Embriyoda Genetik Test Hakkında Merak Ettiğiniz 7 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-363074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 09:12:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yanıtı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme oranı gün geçtikçe artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-363074">Kanser ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanserin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme oranı gün geçtikçe artıyor. Hayati riske yol açması bakımından kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan kanser hakkında hastalar pek çok konuyu merak ediyor. Memorial Ataşehir ve Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, &#8220;1-7 Nisan Kanser Haftası&#8221; nedeniyle kanser hakkında en çok merak edilen sorulara yanıt verdi.</p>
<p><strong>1.Kanseri erken belirleyebilmek için neler yapmalıyım?</strong></p>
<p>Her kanserin belirtileri farklıdır. Kanserin bulunduğu organa ve organın vücuttaki fonksiyonuna göre ortaya çıkan belirtiler de değişebilmektedir. Örneğin meme kanseri hastaları memede kitle nedeniyle başvururken, kolon kanseri kansızlık ve kabızlık şikayeti ile doktora başvurur. Kanseri erken teşhis edebilmek için belirli dönemlerde rutin sağlık kontrollerinin yapılması hayati önem taşımaktadır. Rutin kontrollerin yaşa ve risk grubuna göre yapılması da önemlidir. </p>
<p><strong>2.Memedeki kitleler kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Memedeki her kitle kanser olmadığı gibi her kitle de kansere dönüşmez. Ama ani ve hızlı gelişen, büyüyen kitlelerde zaman kaybetmeden bir meme cerrahi uzmanına başvurarak muayene olmak ve gerekli radyolojik kontrollerin yaptırılması önemlidir. Her kanserde olduğu gibi meme kanserinde de teşhis ne kadar erken olursa, tedavinin etkinliği de o kadar artmaktadır.</p>
<p><strong>3.Tedavi sürecinde evcil hayvan beslenebilir mi?</strong></p>
<p>Kanser tedavisi sürecinde aşılarının yapılması ve hijyenin sağlanması koşuluyla evcil hayvan beslenmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Hatta hastalar ile evcil hayvanlar arasında kurulan kuvvetli duygusal bağın tedavi sürecini olumlu etkilediği bile söylenebilir. </p>
<p><strong>4.Tedavi sırasında enfeksiyon riski artar mı? Nasıl önlem almalıdır?</strong></p>
<p>Özellikle kemoterapi tedavisi esnasında alınan ilaçlara bağlı olarak değişmekle beraber, bağışıklık sistemi baskılanabilmektedir. Bu nedenle hastalar ister istemez enfeksiyon etkenlerine açık bir hale gelebilmektedir. Bu dönemde özellikle kış aylarında kalabalıktan uzak durulması, maske takılması önemlidir. Yaz aylarında ise öğle güneşinden uzak durulmalıdır.</p>
<p><strong>5.Kanser tedavisi genç hastalarda çocuk sahibi olma ihtimalini azaltır mı</strong>? </p>
<p>Kemoterapi özellikle genç kadınlarda yumurta rezervini de düşürdüğü için gebelik şansı azalmaktadır ancak bu hastaların çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmemektedir. Çocuk sahibi olamama riski menopoza yakın hastalarda daha fazladır. Tedavi sürecinde çocuk sahibi olma ihtimalini artırabilmek adına yumurta toplama ve dondurma gibi önlemler alınabilmektedir. Bu sayede tedavi bitiminde hastaların gebelik şansı tüp bebek yöntemi ile artmaktadır.</p>
<p><strong>6.Memedeki kitlenin ağrı yapması kötü huylu olduğunu mu gösterir?</strong></p>
<p>Memede ortaya çıkan her kitle ağrı yapmamaktadır. Memedeki kistik lezyonlar ve mastit denilen meme iltihabı ağrı kaynağı olabilmektedir. Ancak memede bir kitle saptandığında ağrı olsun olmasın mutlaka muayene ve radyolojik değerlendirme gerekmektedir. </p>
<p><strong>7.Kanser tedavisi alan hastalar il dışına veya seyahate gidebilir mi?</strong></p>
<p>Tedavi süresi boyunca hastanın seyahate çıkıp çıkamayacağı hastalığın evresine ve kişinin bağışıklık sisteminin uygunluğuna göre değişebilmektedir. Hastanın bağışıklık sistemi uygunsa seyahate çıkmasında bir sakınca bulunmamaktadır. </p>
<p><strong>8.Kemoterapi sırasında veya sonrasında hamile kalmak riskli midir? </strong></p>
<p>Gebelik esnasında kemoterapi alınabilir. Ancak özellikle meme kanseri tedavisinin bitiminden hemen sonra gebelik çok önerilmemektedir. Gebelik sırasında yaşanan hormonal artışlar meme kanserini tetikleyebilmektedir. </p>
<p><strong>9.Kanser tedavisi sürecinde beslenmede nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<p>Aslında beslenme, kanser tedavisi ve etyolojisinde en ön sıralarda yer almamaktadır. Ancak hazır ve paketli gıdalar, koruyucu içeren gıdalar, tütsülenmiş, salamura, yanmış gıdalardan uzak durmak gerekir. Olabildiğince mevsiminde ve doğal yollarla elde edilmiş besinlerin tüketilmesi gerekir. Mevsiminde en uygun ve en bol hangi besine ulaşılabiliyorsa bu gıdaların tüketilmesi en doğru yaklaşımdır. Yazın domates ve karpuz, kışın portakal tüketmek örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p><strong>10. Meme kanserli hastalarda soya ürünlerinden kaçınılmalı mı? Her aldığımız üründe soya olup olmadığına bakılmalı mıdır?</strong></p>
<p>Soya ve soya ürünleri östrojenik etkiye sahiptir. Bu nedenle özellikle risk faktörü olan hastalarda ve/veya meme kanseri tedavisi alan kişilerde soya ve soya ürünü içeren gıdalardan uzak durmakta fayda vardır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ile-ilgili-merak-edilen-10-soru-ve-yaniti-363074">Kanser ile İlgili Merak Edilen 10 Soru ve Yanıtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 10:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[cevabı]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanserinin büyük bir çoğunluğunun kaynağı olan HPV virüsünden korunmak için ise HPV aşısı ilk sırada yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013">HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanserinin büyük bir çoğunluğunun kaynağı olan HPV virüsünden korunmak için ise HPV aşısı ilk sırada yer alıyor. Yakın zamana kadar Türkiye’de 4 tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı uygulanırken artık 9 tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı yapılıyor.  </p>
<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bilgi Gökcan, HPV aşısı hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>1-HPV aşısı kimlere uygulanabilir?</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanserine karşı yüksek düzeyde koruma sağlayan HPV aşısı 9 yaşından itibaren üst yaş sınırı olmaksızın her kadına uygulanabilmektedir. Erkeklerde HPV aşısı 26 yaşına kadar uygulanmaktadır. 9 – 26 yaş aralığında olan bütün erkekler HPV aşısı yaptırabilmektedir. </p>
<p><strong>2-HPV aşısı kaç doz kullanılmalıdır?</strong></p>
<p>HPV aşısı 3 doz kullanılan bir aşıdır. İlk doz aşıdan 1 ay sonra 2. doz uygulanır. 2. dozdan 5 ay sonra da son doz aşı yaptırılmalıdır. 14 yaşına kadar çocuklarda tek doz HPV aşısı yeterlidir. 15 yaşından sonra yetişkinlerde olduğu gibi 3 doz aşı gereklidir. 13 yaş sonu ile 15 yaş başı arasındaki çocuklarda 2 doz aşı yeterli olmaktadır.  </p>
<p><strong>3-HPV aşısı kaç tip HPV virüsüne karşı koruma sağlar?</strong></p>
<p>HPV’nin birçok tipi bulunmaktadır. Bu HPV tiplerinden bazıları rahim ağzı kanserine bazıları ise genital siğil oluşumuna yol açmaktadır. Türkiye’de yakın zamana kadar 4’lü HPV aşısı yapılmaktaydı. HPV tip 6, HPV tip 11, HPV tip 16 ve HPV tip 18’e karşı koruma sağlayan 4’lü aşı yerine artık Türkiye’de de 9 tip HPV’ye karşı koruma sağlayan aşı yapılmaktadır. Yeni aşıda 4’lü aşıya ek olarak HPV tip 31, HPV tip 33, HPV tip 45, HPV tip 52 ve HPV tip 53’e karşı da koruma sağlamaktadır. </p>
<p><strong>4-Yeni HPV aşısında doz oranları aynı mı?</strong></p>
<p>9 Tip HPV virüsüne karşı koruma sağlayan yeni aşıda doz şemasında bir değişiklik bulunmamaktadır. 4’lü HPV aşısında olduğu gibi 3 doz şeklinde yapılabilmektedir.  </p>
<p><strong>5- HPV bulaşan kişilerde aşı yapılabilir mi?</strong></p>
<p>HPV bulaşı olan kişilere de HPV aşısı yapılabilir. HPV virüsü vücuduna girmiş olsa bile HPV aşısının yarattığı bağışıklık kendi kendine geçiren kişilerden daha yüksektir. HPV aşısının bağışıklığı yaklaşık 25 yıl devam etmektedir. </p>
<p><strong>6- HPV bulaşan kişiler tekrar HPV virüsüne yakalanabilir mi?</strong></p>
<p>HPV tedavisi olan kişiler sonrasında tekrar HPV virüsü bulaşı olabilir.  Renfeksiyon denilen tekrar HPV virüsüne yakalanma riski bulunmaktadır. Ancak HPV aşısı olan kişilerde bu ihtimal çok düşüktür. </p>
<p><strong>7- HPV aşısı gebelikte uygulanır mı?</strong></p>
<p>HPV aşısının gebelik döneminde uygulanması tavsiye edilmemektedir. Ancak emzirme döneminde HPV aşısı güvenle kullanılabilir.  </p>
<p><strong>8-HPV aşısı yan etkileri nelerdir?</strong></p>
<p>HPV aşısı dünyada kullanılan en güvenli aşı kabul edilmektedir. Yapılan tıbbi çalışmalarda HPV aşısının ciddi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Aşı yapıldıktan sonar ciltte ağrı, kızarıklık, şişlik görülebilmekte bu şikayetler de kısa süreli olmaktadır.  </p>
<p><strong>9- HPV aşısı rahim ağzı kanserine karşı korur mu?</strong></p>
<p>HPV aşısını rutin olarak yaptıran ülkelerde yapılan çalışmalarda rahim ağzı kanserinin yüzde 80 oranlarında azaldığı belirlenmiştir. </p>
<p><strong>10- HPV 4’lü aşıyı yaptıranların 9’lu HPV aşı yaptırmasına gerek var mıdır?</strong></p>
<p>HPV 4’lü aşı yaptıranlar 9 tip virüse karşı koruma sağlayan yeni aşıyı yaptırabilirler.  Ancak 9’lu aşının uygulaması dünyada da çok yeni olduğu için bu konudaki çalışmalar tam olarak tamamlanmamıştır. </p>
<p><strong>11- HPV aşısı öncesi tarama gerekli midir?</strong></p>
<p>HPV bulaşı olan kişiler de HPV aşısı yaptırabileceği için aşı öncesi tarama yaptırmaya gerek yoktur. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-merak-edilen-11-soru-ve-cevabi-357013">HPV Aşısı Hakkında Merak Edilen 11 Soru ve Cevabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[miyomlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında "iyi huylu tümör" olarak da adlandırılırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında &#8220;iyi huylu tümör&#8221; olarak da adlandırılırlar. Miyomlar, asıl olarak kadınların doğurganlık döneminde rahim bölgesinde meydana gelen normalin dışındaki dokulara verilen isimdir. <em><strong>Şiddetli ağrı, adet düzensizlikleri, sık idrara çıkma</strong></em> gibi belirtilerle kendini gösterebilen rahim içi miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Kadın hastalıkları arasında en sık cerrahi operasyonlar ile tedavisi yapılan miyomlar günümüzde kapalı ameliyatlar ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden, Dr. Ört. Üyesi Kübra Bağcı ‘miyomlar hakkında merak edilenleri’ cevapladı</strong></p>
<p><strong>1.Miyom nedir?</strong></p>
<p>Miyomlar halk arasında ‘ur’ olarak bilinen rahmin kas tabakasından gelişen iyi huylu tümörlerdir. 18-45 arasındaki her dört kadından birinde görülmektedir. </p>
<p><strong>2.Miyomlar daha çok kimlerde görülür?</strong></p>
<p>Miyomlarda genetik yatkınlık mevcuttur; annesinde veya kız kardeşinde myom saptanan kadınlarda görülme ihtimali daha yüksektir. Vücut kitle indeksi yüksek kadınlarda, ilk adetini erken yaşta görenlerde ve hiç doğum yapmamış kadınlarda daha sık görülmektedir. </p>
<p><strong>3.Miyomun belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Çoğu hastada herhangi bir şikayet yoktur ve rutin muayene sırasında saptanırlar.  Miyomun oluşturacağı semptom miyomun rahimdeki yerleşim yerine ve boyutlarına bağlıdır.  Sıklıkla kasık ağrısı, sık ve aşırı adet kanamaları, anemi yani kansızlıkla kendini göstermektedir. Bunun yanı sıra eğer miyom oluşturduğu bası ile komşu organları etkilemişse sık idrara çıkma, idrar kaçırma veya kabızlığa neden olabilirler. Cinsel ilişki sırasında ağrı oluşturması ise çiftlerin cinsel yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir.</p>
<p><strong>4.Miyomlar kısırlık yapar mı?</strong></p>
<p>Rahim içinde yerleşim gösteren miyomlar, rahim iç duvarını bozarak kısırlığa, tekrarlayan düşüklere sebep olurlar. Miyomu olan bir kadın gebe kalmışsa gebelik sırasında miyom büyüyebilir, bebekte gelişim geriliği ve erken doğum riski görülebilir.</p>
<p><strong>5.Miyomlar kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Miyomlar iyi huylu tümörler olsa da 1000’de 2 ile 5 arasında kansere dönüşme ihtimali vardır. Hastanın yaşı arttıkça kansere dönüşme ihtimali de artar. Ameliyat edilmeyen miyomlar 3 ile 6 ay aralıklarla yapılacak kontrollerle takibe alınmalıdır.</p>
<p><strong>6.Hangi testlerle miyom tanısı konulur?</strong></p>
<p>Muayene sırasında ultrason ile miyom tanısı konulabilmektedir. Bazen miyomun yerleşim yerini ve boyutlarını tam olarak değerlendirmek için MR görüntüleme yapılması gerekir.</p>
<p><strong>7.Miyomlar nasıl tedavi edilir? </strong></p>
<p>Miyomu besleyen damarların kapatılması, kanama, ağrı gibi semptomları hafifletilmesi veya miyom boyutlarının küçülmesini sağlayacak ilaç tedavileri olsa da miyomların en kesin tedavisi ameliyattır. </p>
<p><strong>8.Miyom ameliyatı sırasında rahmi korumak mümkün müdür?</strong></p>
<p>Miyomların tedavisi için iki tür ameliyat yapılır. Birinci seçenek rahim korunarak miyomların çıkartılması ikinci seçenek ise rahmin alınmasıdır. Hangi ameliyat türünün seçileceği hastanın yaşı, çocuk istemi veya çocuk sayısı gibi parametrelere göre değişmektedir. Hastalar, bireysel olarak değerlendirildikten sonra tedavi seçenekleri belirlenmelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mide-balonu-ile-ilgili-merak-edilen-5-soru-344597</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 09:36:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balonu]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde uzun yıllardır kullanılan etkili bir yöntem olan mide balonu, son dönemde oldukça sık uygulanan tedavi yöntemlerinden biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-balonu-ile-ilgili-merak-edilen-5-soru-344597">Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Obezite tedavisinde uzun yıllardır kullanılan etkili bir yöntem olan mide balonu, son dönemde oldukça sık uygulanan tedavi yöntemlerinden biri.  Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erenoğlu konuyla ilgili merak edilen 5 soruya yanıt verdi.</strong></p>
<p><strong>Mide balonu uygulaması nedir? </strong></p>
<p>Mide balon uygulaması obez hastalarda ameliyata alternatif etkisi ve başarısı kanıtlanmış seçkin bir tedavi yöntemidir. Uygulanması kolay ve kısa süreli endoskopik bir işlemdir, ameliyat değildir. Bu yöntemle hastaların kilo vermesi amaçlanır.</p>
<p><strong>Mide balonu uygulaması ne kadar sürer?</strong></p>
<p>İşlem 20-25 dakika sürer ve hastanede kalış süresi ortalama 2 saattir. Bu işlem uygulanan hastalar aynı gün işine veya evine dönebilirler.</p>
<p><strong>Mide balonu uygulaması kimlere yapılır? </strong></p>
<p>Vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ile 40 arasında olan hastalar bu işlem için uygun adaylardır.</p>
<p><strong>Bu yöntemle ne kadar kilo verilir? </strong></p>
<p>Mide balonu uygulaması ile kilo veriminin esası; mideye yerleştirilen ortalama 500 cc hacme sahip içi sıvı dolu balon nedeniyle mide kapasitesinin azaltılmış olmasına dayanır. Hastaların büyük çoğunluğu 2-6 ay içinde fazla kilolarının yarısından fazlasını kaybederler.</p>
<p><strong>Balon midede ömür boyu kalır mı? </strong></p>
<p>Mideye yerleştirilen balon genellikle 6 ayın sonunda kısa süreli endoskopik bir işlem ile çıkarılır. Endoskopik olarak mideye yerleştirilen balonlar olduğu gibi ağızdan yutularak yerleştirilen ve kendiliğinden eriyen balonlar da mevcuttur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-balonu-ile-ilgili-merak-edilen-5-soru-344597">Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
