<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>masum | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/masum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/masum</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2026 08:00:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>masum | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/masum</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Büyükşehir, savaşın masum çocuklarını unutmadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-savasin-masum-cocuklarini-unutmadi-619099</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarını]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[savaşın]]></category>
		<category><![CDATA[unutmadı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Kadınla Değişir Dünya” temasıyla düzenlediği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programında duygu dolu anlar yaşandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-savasin-masum-cocuklarini-unutmadi-619099">Büyükşehir, savaşın masum çocuklarını unutmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Kadınla Değişir Dünya” temasıyla düzenlediği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programında duygu dolu anlar yaşandı. Program alanında oluşturulan farkındalık köşesinde, İran’da bir okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 168 kız çocuğuna dikkat çekildi.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR’DEN ANLAMLI FARKINDALIK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak düzenlediği program, Kocaeli Kongre Merkezi’nde duygusal anlara sahne oldu. Bu kapsamda İran’da bir okula düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren 168 çocuğun anısına hazırlanan farkındalık köşesinde, çocuklara ait eşyalar ve karanfiller yer aldı. Alana gelen vatandaşlar da bu anlamlı köşeye karanfil bırakırken, kendi getirdikleri kalem, defter, kitap, çanta, kalem kutusu ve ayakkabı gibi eşyalar bırakarak farkındalık oluşturdu.</p>
<p><b>“HER ÇOCUK İNSANLIĞIN KAYBIDIR”</b></p>
<p>Etkinlikte konuşan Anne Şehir Merkezi Begonya üyesi İklim Yenidede, savaşların en büyük mağdurunun çocuklar olduğunu vurgulayarak, “Savaşta kaybolan her çocuk aslında insanlığın kaybıdır. Savaşta çocuklar ölüyorsa insanlık ölüyor, vicdan ölüyor, duygularımız ölüyor” dedi. Yenidede, böylesine anlamlı bir farkındalık çalışmasının içinde bulunmasından dolayı Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
<p><b>DUYGUSAL ANLAR YAŞANDI</b></p>
<p>Program kapsamında oluşturulan bu köşe, katılımcılara duygusal anlar yaşatırken, savaşların çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha hatırlattı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-savasin-masum-cocuklarini-unutmadi-619099">Büyükşehir, savaşın masum çocuklarını unutmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 07:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklansa]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oran]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden <strong>Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak,  “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Modern yaşamla birlikte giderek artıyor </strong></p>
<p>Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.</p>
<p><strong>Horlamanın önemli nedenleri</strong></p>
<p>Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Obezite:</strong> İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.</p>
<p><strong>Burun tıkanıklığı:</strong> Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Büyük geniz eti ve bademcikler:</strong> Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.</p>
<p><strong>Alkol ve sigara kullanımı:</strong> Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır. </p>
<p><strong>Sırtüstü uyuma: </strong>Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir. </p>
<p><strong>Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!</strong></p>
<p>Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.<strong>  </strong>Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!<strong> </strong>Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor. </p>
<p><strong>Etkili ve kalıcı çözüm mümkün! </strong></p>
<p>Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, &#8220;Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!</strong></p>
<p>Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.  </p>
<p><strong>Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor</strong></p>
<p>Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masum Bir Kutlamadan Etik Bir Çöküşe: &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masum-bir-kutlamadan-etik-bir-cokuse-sevgili-yelena-sergeyevna-609068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 12:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çöküşe]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[kutlamadan]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[sergeyevna]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[yelena]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609068</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Sevgili Yelena Sergeyevna”, bir doğum günü kutlamasıyla başlayıp gençlerin zorbalığıyla kabusa dönüşen bir geceyi gözler önüne seriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-bir-kutlamadan-etik-bir-cokuse-sevgili-yelena-sergeyevna-609068">Masum Bir Kutlamadan Etik Bir Çöküşe: &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>&#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna”, bir doğum günü kutlamasıyla başlayıp gençlerin zorbalığıyla kabusa dönüşen bir geceyi gözler önüne seriyor. Oyun, doğrularımızla, yanlışlarımızla, düşüncelerimizle, duygularımızla, davranışlarımızla sınanacağımız bir yolculuğu anlatıyor.</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları <b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın<b> </b>yazdığı, <b>Belgi Paksoy’</b>un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221; oyununu seyirciyle buluşturdu.</p>
<p>&#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;, 28 Ocak 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ilk gösterimini yaptı.</p>
<p>Oyunun ilk gösterimine, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem ve ekibi yalnız bırakmayan oyunun çevirmeni Belgi Paksoy’un yanı sıra çok sayıda basın mensubu ve sanatçı katıldı.</p>
<p><b>İzlenmesi Gereken Sarsıcı Bir Baş Yapıt</b></p>
<p>Oyun, masum bir kutlamayla gelen bir sevgi gösterisiyle başlar. Ancak bu kutlamanın altındaki karanlık niyet çok geçmeden ortaya çıkar. Öğrencilerin asıl amacı, matematik sınav kağıtlarının saklandığı kasanın anahtarını almaktır…</p>
<p>&#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;, eğitim sistemindeki rekabetin, gençleri nasıl birer canavara dönüştürebileceğini ve vicdanın, hırs karşısında nasıl savunmasız kalabileceğini anlatan, izlenmesi gereken sarsıcı bir baş yapıt.</p>
<p>Dramaturgisini Hande Ören’in, dekor ve kostüm tasarımını Almila Altunsoy’un, ışık tasarımını Özcan Çelik’in, efekt tasarımını Emrah Can Yaylı’nın yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş’ın çektiği oyunda <b> Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak </b>rol alıyor.</p>
<p>Oyun, 29-31 Ocak 2026, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 25-28 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>Oyunun Konusu:</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır. Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-bir-kutlamadan-etik-bir-cokuse-sevgili-yelena-sergeyevna-609068">Masum Bir Kutlamadan Etik Bir Çöküşe: &#8220;Sevgili Yelena Sergeyevna&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-2-606600</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Keratokonus]]></category>
		<category><![CDATA[Kornea]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[olmayabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ovalama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606600</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-2-606600">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor</strong></p>
<p>Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi.</p>
<p><strong>Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler</strong></p>
<p>Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi.</p>
<p>Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Keratokonus:</strong> Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.</li>
<li><strong>Göz Tembelliği (Ambliyopi):</strong> Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.</li>
<li><strong>Kırma Kusurları: </strong>Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Gizli Şaşılık:</strong> Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat!</strong></p>
<p>Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor;</p>
<ul>
<li>Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmak</li>
<li>Tahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmak</li>
<li>Okuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek </li>
<li>Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklık</li>
<li>Işığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayeti</li>
<li>Devamlı ilerleyen miyopi ve astigmat</li>
<li>Gözlüklerinizden bir türlü memnun olamama</li>
<li>Gözlüğe rağmen net görüş elde edememe</li>
</ul>
<p><strong>CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün</strong></p>
<p>Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-2-606600">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-606516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 15:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Keratokonus]]></category>
		<category><![CDATA[Kornea]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[olmayabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ovalama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-606516">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor</strong></p>
<p>Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi.</p>
<p><strong>Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler</strong></p>
<p>Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi.</p>
<p>Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Keratokonus:</strong> Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.</li>
<li><strong>Göz Tembelliği (Ambliyopi):</strong> Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.</li>
<li><strong>Kırma Kusurları: </strong>Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Gizli Şaşılık:</strong> Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat!</strong></p>
<p>Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor;</p>
<ul>
<li>Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmak</li>
<li>Tahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmak</li>
<li>Okuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek </li>
<li>Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklık</li>
<li>Işığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayeti</li>
<li>Devamlı ilerleyen miyopi ve astigmat</li>
<li>Gözlüklerinizden bir türlü memnun olamama</li>
<li>Gözlüğe rağmen net görüş elde edememe</li>
</ul>
<p><strong>CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün</strong></p>
<p>Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-goz-ovalama-masum-olmayabilir-606516">Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bed]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[rotting]]></category>
		<category><![CDATA[sanıldığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada ‘bed rotting’ akımı ile sıkça karşılaşıldığını belirten uzmanlar, bu durumun masum bir dinlenme hali değil; çoğu zaman ruhsal zorlanmaların sessiz bir işareti olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu davranışın, kişinin dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi görülebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir.” dedi. Dinlenme kişiyi yenilerken, bed rottingin daha yorgun, suçlu ve hayattan kopuk hissettirebildiğini aktaran Beyaz, özellikle depresyonda bu durumun, hem hastalığın sonucu hem de onu besleyen bir kısır döngüye dönüşebildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bed-rotting-sanildigi-kadar-masum-degil-605872">&#8216;Bed Rotting&#8217; Sanıldığı Kadar Masum Değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz Felcinde Soğuk Hava Masum mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuz-felcinde-soguk-hava-masum-mu-604866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 13:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[felcinde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüz felci, yüz mimik kaslarını uyaran fasiyal sinirin çeşitli nedenlerle hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ve yüzde hareket kaybına yol açan bir tablo olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuz-felcinde-soguk-hava-masum-mu-604866">Yüz Felcinde Soğuk Hava Masum mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüz felci, yüz mimik kaslarını uyaran fasiyal sinirin çeşitli nedenlerle hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ve yüzde hareket kaybına yol açan bir tablo olarak tanımlanıyor. Genellikle tek taraflı görülen yüz felci, etkilenen tarafta ağız köşesinde kayma, gözün kapanmaması ve mimik kaybı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari</strong>, belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini söylüyor. <br /><strong>En Sık Neden “Bell Paralizi”</strong></p>
<p>Yüz felcinin en sık görülen nedeni “Bell Paralizi” yani fasiyal sinirin kanal içinde ödem yapmasının ve kanlanmasının bozulması sonucu ortaya çıkan bir sorun. Bu durum çoğu zaman viral enfeksiyonlar sonrası gelişiyor. Bunun yanı sıra; travmalar, kulak enfeksiyonları, tümörler ve inme gibi bazı hastalıklar da yüz felcine benzer bulgulara yol açabiliyor<strong>. </strong>Yüz felci şikayetleriyle başvuran hastalarda öncelikle kulak muayenesinin yapılması ve yüz sinirinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekiyor. </p>
<p><strong>Risk Gruplarına Dikkat!</strong></p>
<p>Yapılan değerlendirmelere göre yüz felci kadın ve erkeklerde benzer oranlarda görülürken, hamile kadınlarda risk daha yüksek. Ayrıca diyabet ve tiroit hastalığı bulunan bireylerde de yüz felci gelişme olasılığının arttığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Tedavide Cerrahi Çoğu Zaman Gerekmiyor</strong></p>
<p>Yüz felci vakalarının büyük bir bölümü cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavi edilebiliyor. Tedavi sürecinde yüz kaslarına yönelik egzersiz ve masajlar iyileşmeyi desteklerken; özellikle soğuk, rüzgarlı havalarda yüz bölgesinin korunmasının da önemli olduğu göz ardı edilmemeli. </p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari</strong>, halk arasında <em>“soğuk havaya maruz kalmak yüz felcine neden olur” </em>şeklindeki yaygın inanışın ise bilimsel bir temele dayanmadığının altını çiziyor ve ekliyor: “S<em>oğuk hava yüz felcini doğrudan değil ancak dolaylı yollarla ve bazı tetikleyici faktörler üzerinden etkileyebilir.”</em> </p>
<p><strong>İyileşme Süresi Hasarın Derecesine Göre Değişiyor</strong></p>
<p>İyileşme süresi, yüz sinirinde oluşan hasarın derecesine bağlı olarak değişiyor. Hafif vakalarda birkaç gün içinde toparlanma görülebilirken, iltihabı azaltmaya yönelik steroid ilaçlar ve antiviral ilaç tedavileri uygulanan ileri düzey yüz felci hastalarında iyileşme aylarca sürebiliyor. Bu nedenle erken tanı ve tedavinin iyileşme sürecindeki belirleyici rolü oldukça önemli. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuz-felcinde-soguk-hava-masum-mu-604866">Yüz Felcinde Soğuk Hava Masum mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkan Bebek&#8217;in adı Saray&#8217;da ölümsüzleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkan-bebekin-adi-sarayda-olumsuzlestirildi-601749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Acı]]></category>
		<category><![CDATA[adı]]></category>
		<category><![CDATA[anıtı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüzleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[türkan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkan Bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saray Belediyesi tarafından yaptırılan Türkan Bebek Anıtı, 24 Aralık Çarşamba günü Güneşkaya Parkı’nda düzenlenen törenle açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkan-bebekin-adi-sarayda-olumsuzlestirildi-601749">Türkan Bebek&#8217;in adı Saray&#8217;da ölümsüzleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>Saray Belediyesi tarafından yaptırılan Türkan Bebek Anıtı, 24 Aralık Çarşamba günü Güneşkaya Parkı’nda düzenlenen törenle açıldı.</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>KATILIM YOĞUN OLDU</b><br />Zulme karşı direnişin, masumiyetin ve bir halkın kimliğine sahip çıkma iradesinin en güçlü sembolü olan Türkan Bebek Anıtı, 24 Aralık Çarşamba günü saat 14.00’de Pazarcık Mahallesi’nde bulunan Güneşkaya Parkı’nda düzenlenen törenle açıldı. Açılış törenine Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip Üyesi Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Saray Belediye Başkanı Abdül Taşyasan, Hak ve Özgürlükler İttifakı Eş Başkanı Burgaz Milletvekili Sevim Ali, Hak ve Özgürlükler İttifakı Eş Başkanı Smolyan Milletvekili Hayri Sadikov, Şumnu Milletvekili Ceyhan İbryamov, Varna Milletvekili Hüsni Adem, Blagoevgrad Milletvekili Ahmed Vrançev, Lovça Milletvekili Krasimir Krasimirov, Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Müjdat Gürbüz ve Sabit Semiz, siyasi parti ve STK temsilcileri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.<br /><b>BAŞKAN TAŞYASAN : “ANITIMIZ ACIYI VE İNSANLIK DRAMINI UNUTMAMA SÖZÜMÜZDÜR”</b><br />Program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Saray Belediye Başkanı Abdül Taşyasan, günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yaptı. Başkan Taşyasan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:<br />Bugün burada, yalnızca bir anıtı açmak için değil; insanlığın en masum haline sıkılan bir kurşunun acısını, bir milletin kalbine kazınmış derin bir yaranın izini, hep birlikte anmak için toplandık. Hepimiz biliyoruz ki 1980&#8217;li yılların Bulgaristan&#8217;ında yüzbinlerce soydaşımızın insanlık dışı bir asimilasyon politikasına maruz kaldığı o karanlık dönemde, direnişin ve masumiyetin sembolü olan bir isim yüreklerimize kazındı: Henüz 18 aylık bir fidanken hayatını kaybeden Türkan bebek.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Türkan Feyzullah, sadece bir isim sadece bir kayıp değildir. O, zorla isim değiştirme çabalarına karşı çıkanların haklı ve onurlu mücadelesinin küçük, ama en güçlü tanığıdır. O, baskıya boyun eğmeyenlerin döktüğü gözyaşlarının ve akan kanın sembolüdür. Anıtımız, o günlerde yaşanan zulmü, acıyı ve insanlık dramını unutmama sözümüzdür. Bugün burada, Türkan Feyzullah Bebek’in sesi olmak için bir aradayız.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Türkan…</span></span></span></p>
<p><span><span><span>26 Aralık 1984’te Doğu Bulgaristan’da kimliğini, adını, dilini savunan insanların üzerine ateş açıldığında, o masum beden annesinin kollarındaydı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ve bir kurşun, bir bebeğin kalbini hedef aldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>O gün orada yalnızca bir çocuk vurulmadı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bir halkın yüreği parçalandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bir annenin çığlığı göğe yükseldi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bir milletin vicdanı derinden sarsıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Türkan Bebek’in düşen minik bedeni, o karanlık zulmün en sessiz, en masum tanığı oldu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>O gün konuşamadı…</span></span></span></p>
<p><span><span><span>O gün kendini savunamadı…</span></span></span></p>
<p><span><span><span>O gün adalet isteyemedi…</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ama bugün, tam burada bu anıtın önünde onun yerine biz konuşuyoruz.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bugün Türkan Bebek;</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Zulme karşı direnişin,</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Masumiyetin,</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bir halkın kimliğine sahip çıkma iradesinin en güçlü sembolüdür.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bu anıt;</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Acının taşa kazınmış halidir.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Vicdanın somutlaşmış şeklidir.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ve geleceğe bırakılan büyük bir uyarıdır:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Masumlara uzanan hiçbir el, tarihin karanlığından asla kurtulamaz.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Nasıl ki bugün Bulgaristan Türklerinin kimlik mücadelesine canı gönülden destek veriyorsak; aynı duyarlılığı, vicdanı ve kararlılığı yarın da taşımak zorundayız. Bugün burada toplanan, bu acıyı yüreklerinde hisseden tüm hemşehrilerime şükranlarımı sunuyorum. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bu duygu ve düşüncelerle 1984- 1989 yılları arasında yaşanan insanlık dışı baskılar sonucu hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Bu acıların bir daha asla yaşanmaması için sessiz kalmayacağımıza, unutturmayacağımıza söz veriyoruz. Onların aziz hatıraları, Saray’ımızın ve milletimizin kalbinde ebediyete kadar yaşayacaktır. Hepinize saygılar sunuyorum.”<br /><b>SADİKOV: </b><b>“HAKLARIMIZI KORUMAZSAK HER ZAMAN KAYBEDEBİLİRİZ”</b><br />Haklarını korumazlarsa her zaman kaybedebileceklerini belirten Hak ve Özgürlükler İttifakı eş Başkanı ve Smolyan Milletvekili Hayri Sadikov, “Burada bulunduğumuz için gerçekten onur duyuyoruz. Bu heykelin anıtı yalnız geçmişi değil, şimdiki hayatı da anma töreni sayılır. Türkan Bebek hayatını kaybetti ama bize çok büyük yazılı şekilde gönül bıraktı. Otoriter rejim her zaman tekrar olabilir. Haklarımızı korumazsak her zaman haklarımızı kaybedebiliriz. Sayın dostlarım biz haklarımızı, özgürlüklerimizi korumak için her türlü çabayı göstereceğiz ve bunu hep birlikte başaracağımıza inancım tamdır” şeklinde konuştu.<br /><b>SEVİM ALİ: “HAKLARINI KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</b><br />Türklerin ve Müslümanların haklarını korumaya devam edeceklerini kaydeden Hak ve Özgürlükler İttifakı eş Başkanı Burgaz Milletvekili Sevim Ali, “Bulgaristan’dan çok güçlü bir heyet olarak buradayız. 7 tane milletvekili olarak buradayız. Çünkü Türkan Bebek, Bulgaristan’da yaşayan tüm Türklerin, tüm Müslümanların asimilasyona karşı yürüttükleri mücadeledir. Bizler Türk’üz, Müslüman’ız. Türklüğümüzle, Müslümanlığımızla yaşamaya devam edeceğiz. Hem Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşların hem de Bulgaristan’da yaşayan Türklerin, Müslümanların haklarını korumaya devam edeceğiz” dedi.<br /><b>YONTAR: “BULGARİSTAN’DAKİ KARDEŞLERİMİZİN HER ZAMAN YANINDAYIZ”</b><br />Bulgaristan’da yaşayan Türklerin her zaman yanında olduğunu ifade eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Katip üyesi ve CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, “Bugün tam 41 yıl önce 24 Aralık asimilasyonun başladığı ilk gün. Bundan iki gün sonra Türkan Bebek şehit oluyor. Dolayısıyla bu anıtın açılma sebebi özellikle bugün seçildi. Bulgaristan’daki Türkler çok acı çekti ve biz onların buradaki ayağı olarak, buradaki kardeşleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu bildirmek istiyorum.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Açılış konuşmalarının ardından dualar eşliğinde kesilen kurdeleyle birlikte Türkan Bebek Anıtı açıldı. Daha sonrasında anıta çiçek bırakıldı ve Türkan Bebek hayrına lokma dağıtıldı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkan-bebekin-adi-sarayda-olumsuzlestirildi-601749">Türkan Bebek&#8217;in adı Saray&#8217;da ölümsüzleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338">Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor. Özellikle de annelik duygusunu ilk kez yaşayan kadınlar; çevreden gelen iyi niyetli tavsiyeler, sosyal medya paylaşımları ve kulaktan dolma bilgiler arasında çoğu zaman kafa karışıklığı yaşayıp bazı hatalara düşebiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu</strong>, “Hamilelikte doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak kritik önem taşıyor. Oysa toplumumuzda doğru sanılan bazı yanlış inanışlar çok sık karşımıza çıkıp, anne ve bebeğin sağlığını ciddi şekilde riske atabiliyor. Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemek, hamileliği, doğumu ve lohusalığı sağlıklı ve huzurlu kılar. Sağlıklı nesiller, bilinçli annelerin doğru adımlarıyla başlar” diyor. Dr. Kayaoğlu, hamilelik sürecinde en sık yapılan 6 hatayı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>“İki kişilik yemek”: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>“Artık iki canlısın, iki kişilik yemelisin.” cümlesi gebelikte en sık duyulan ve uygulanan yanlışlardan biridir. Hamilelik sürecinde annenin enerji ihtiyacı elbette ki artar; fakat sanılanın aksine bu kadar büyük ölçekte değildir. Günlük beslenmeye ortalama olarak 300–350 kalori eklemek çoğu zaman yeterli olacaktır. Önemli olan porsiyonu arttırmak değil, çeşitli, dengeli ve besin değeri yüksek gıdaları tercih etmektir.</p>
<ul>
<li><strong>Folik asite geç başlamak: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Anne karnındaki bebeklerde beyin ve omurilik taslağı olan nöral tüpün gelişimi ve kapanması gebeliğin erken haftalarında gerçekleşir. Bu dönemde oluşan aksaklıklar, beyin ve omurgayı koruması gereken kemiklerde anatomik bozukluklara yol açabilir. Nöral tüpün doğru şekilde kapanması için folik asite gebelik planlaması sürecinde başlanmalıdır. “Hamile kalınca başlarım” şeklindeki düşünce risk yaratabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Doğal olan zararsızdır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu “Toplumda oldukça yaygın olan bu yaklaşım gebelikte ciddi riskler doğurabilir. Örneğin; bazı bitkisel çaylar rahim kasılmalarını tetikleyerek erken doğum veya düşük riskini artırabilirken; alınan bazı doğal takviyeler ise kullanılmakta olan ilaçlarla etkileşime girerek zararlı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik sürecinde doktor onayı olmadan hiçbir ilaç, vitamin ya da bitkisel ürün kullanılmamalıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hamile kadın yatıp dinlenmeli: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sağlıklı seyreden gebeliklerde hareket çok önemli olsa da mutlaka doktora danışılmalıdır. Egzersiz yapmak konusunda risk oluşturacak durumlar dışında, başlangıç için en uygun zaman gebeliğin 3. ayından sonradır. Egzersiz yapmak; kilo alımının kontrollü olmasına, ödemleri azaltmaya, uykuyu düzenlemeye, doğumu kolaylaştırmaya ve gebelikten lohusalığa ruhen ve bedenen daha sağlıklı geçmeye yardımcı olur.  </p>
<ul>
<li><strong>Hamileyken diş tedavisi yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Hormonal değişim diş eti hassasiyetini artırdığından çürük, diş eti kanamaları ve iltihabi durumlar gebelik döneminde daha kolay gelişebilmektedir. Tedavinin ertelenmesi annenin yaşam kalitesini bozmakla kalmayıp erken doğum riskini artırabilir. Özellikle ikinci üç aylık dönemde lokal anesteziyle uygulanabilecek diş temizliği, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi vb işlemler hekim onayıyla güvenle yapılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Doğuma hazırlığı ertelemek: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Kayaoğlu “Hamilelikte özellikle doğumun fizyolojisini ve doğumda karşılaşılabilecek durumları öğrenmek; doğum ekibiyle işbirliği içerisinde kalınmasını desteklerken, anne adayının süreç içindeki kontrol duygusunu da güçlendirmektedir.  Hamilelikte kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemeniz; gebeliğinizin daha huzurlu, doğumuzun daha güçlü ve lohusalığınızın daha sağlıklı olması için size ışık olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338">Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aralık Dişler Gerçekten Sempatik ve Masum mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aralik-disler-gercekten-sempatik-ve-masum-mu-536966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 May 2025 11:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aralık]]></category>
		<category><![CDATA[dişler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[sempatik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536966</guid>

					<description><![CDATA[<p>En sık üst ön iki diş arasındaki alanda görülen diastema; genetik faktörler, diş boyutlarındaki orantısızlıklar, çene kemiği yapısı, zararlı ağız alışkanlıkları, üst dudak bağı anomalileri ve çocukluk döneminde uzamış parmak emme gibi davranışlar nedeniyle oluşabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralik-disler-gercekten-sempatik-ve-masum-mu-536966">Aralık Dişler Gerçekten Sempatik ve Masum mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En sık üst ön iki diş arasındaki alanda görülen diastema; genetik faktörler, diş boyutlarındaki orantısızlıklar, çene kemiği yapısı, zararlı ağız alışkanlıkları, üst dudak bağı anomalileri ve çocukluk döneminde uzamış parmak emme gibi davranışlar nedeniyle oluşabiliyor. Hatta bazen diastema, altta yatan bir ortodontik sorunun veya periodontal hastalığın dışavurumu da olabiliyor. Özellikle boşluğun geniş olduğu vakalarda, bireyin konuşmasında bozulmalar, çiğneme fonksiyonunda aksaklıklar veya dişlerin yanlış konumlanmasına bağlı olarak çene ekleminde sorunlar görülebiliyor.  </p>
<p>Diastema sorunu olan bireylerin altta yatan nedenler ve potansiyel etkiler açısından mutlaka bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Dr.</strong> <strong>Öğr. Üyesi Işıl Doğruer, </strong>boşluğun yalnızca estetik mi yoksa fonksiyonel bir sorun mu olduğunun belirlenmesinin ardından doğru tedavi planlamasıyla başarılı sonuçlar alındığının altını çiziyor.</p>
<p><strong>Diastema Tedavisi Nasıl Yapılır? </strong></p>
<p>Tedavi sürecinde diastemanın nedeni, hastanın yaşı, çene ve diş yapısı ile estetik beklentileri göz önünde bulundurularak hareket edilirken; tedavi seçenekleri arasında ortodontik tedaviler (braket veya şeffaf plak kullanımı), kompozit rezin uygulamaları (bonding), porselen lamina gibi estetik çözümler ve bazı durumlarda cerrahi müdahaleler var. Özellikle gelişim çağındaki bireylerde tedavi planlaması için zamanlama en kritik nokta. </p>
<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Dr.</strong> <strong>Öğr. Üyesi Işıl Doğruer, </strong>düzenli diş hekimi kontrollerinin yalnızca diastema gibi kolayca fark edilebilen sorunların değil, fark edilmeden ilerleyebilecek birçok ağız ve diş sağlığı sorununun önlenmesinde de büyük önem taşıdığını söylüyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aralik-disler-gercekten-sempatik-ve-masum-mu-536966">Aralık Dişler Gerçekten Sempatik ve Masum mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masum sanılan organik şekerler ve ilaçlar ne kadar masum?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masum-sanilan-organik-sekerler-ve-ilaclar-ne-kadar-masum-414863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 15:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[şekerler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte çocuklarda soğuk algınlığı, gribal enfeksiyonlar gibi hastalıkların görülme sıklığı arttı. Bu durumla ilaç ve vitamin takviyelerinin kullanımının da arttığını ifade eden Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir “Mevsim geçişleri sebebiyle artan hastalıkların önüne geçmek için ebeveynler, bağışıklık sistemini güçlendirici vitamin takviyelerine yöneliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-sanilan-organik-sekerler-ve-ilaclar-ne-kadar-masum-414863">Masum sanılan organik şekerler ve ilaçlar ne kadar masum?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte çocuklarda soğuk algınlığı, gribal enfeksiyonlar gibi hastalıkların görülme sıklığı arttı. Bu durumla ilaç ve vitamin takviyelerinin kullanımının da arttığını ifade eden <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir “Mevsim geçişleri sebebiyle artan hastalıkların önüne geçmek için ebeveynler, </strong>bağışıklık sistemini güçlendirici vitamin takviyelerine yöneliyor. Bunun yanı sıra ilaç ve antibiyotik kullanımları da hastalıkların görülme sıklığı ile paralel ilerliyor. Diş çürükleri denilince risk faktörü olarak hep akıllara şekerli yiyecekler, asitli içecekler gelir. Ancak, çocukların kullandığı ilaçların da çürük riskini arttırabileceği konusunda, ebeveynlere, tam da bu dönemde hatırlatma yapmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.” dedi.</p>
<p>“Çocuklar için sıklıkla reçete edilen ilaçların çoğu, kolay tüketilebilmesi ve ilacın tadının kabul edilebilir hale getirilebilmesi için şeker içermektedir.” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir sözlerine şöyle devam etti: “</strong>İlacın asidik yapısı, kullanım sıklığı ve verilme şekli gibi faktörlere bağlı olmak kaydıyla ilaçların içeriğindeki şeker dişlerde çürük riskini arttırır. Özellikle kronik hastalığı nedeniyle düzenli olarak ilaç kullanması gereken hastalarımız için bu risk daha çok önem taşır. Süt dişlerinin daimî dişlere göre daha ince ve daha az mineral içeren mine yapısı, çocukların çürük riskini arttıran beslenme alışkanlıkları, ağız hijyenlerinin devamlılığının sağlanmasındaki zorluklar da göz önünde bulundurulduğunda; ilaçların çürük riskini arttırması çocuklarda, göz ardı edilemeyecek bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Çürük riski yüksek çocuklarda ilaç kullanımına dikkat</strong></p>
<p>Çocukların kullanması gereken şurup formundaki antibiyotiklerin pek çoğunun şeker içeriğinin, asidik ve kıvamlı yapısının, ilacın kullanım sıklığının artması halinde çürük riskini arttırabileceği aktaran Nurgül Demir “İlacın diş yüzeylerinde kalma süresine göre, kullanılan ilaçlar, diş minesi üzerindeki biyofilm adı verilen yapışkan tabakadaki çürüğe sebep olan bakteri kolonilerinin aktivitesini arttırarak diş minesinin sertliğini azalmasına ve çürük riskinin artmasına sebep olur. İnhaler formda kullanılan astım ilaçları da tükürük yapısı ve miktarını, ağız içi pH’yı değiştirerek çürük riskini arttırabilir. Uzun süre kullanılması gerekebilecek, demir preparatlarının, çiğnenebilir vitamin tabletlerinin de diş minesinin sertliğini azaltabileceği göz önünde bulundurularak çürük riski yüksek hastalarda tedbirli olunmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Vitamin deyip geçmeyin…</strong></p>
<p>Günümüzde çok popüler olan, çocukların tüketimini teşvik etme amaçlı, lolipop gibi farklı formlarda üretilen multivitamin preparatları konusunda da ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğinin önemle altını çizen Dt. Nurgül Demir “Şeker içeren lolipop formundaki multivitamin takviyeleri, ilacın ağız içinde kalacağı süreyi de göz önünde bulundurursak; çocuklarda çürük riskini arttıracağı gibi, ağız içinde bulunan başlangıç çürüklerinin de hızlı ilerlemesine sebep olabilir. Özellikle ağız hijyeni alışkanlıklarının devamlılığının sağlanmasında sorun yaşayan çocuklar için, takviye vitamin seçimi, mutlaka bir ‘çocuk doktoru’ tarafından ve ‘çocuk diş hekimi’ konsültasyonu ile yapılmalıdır. Vitamin takviyeleri, tedavi edici amaçlarla kullanılmasa dahi, bu konuda yönlendirici olan tek yetkili, mutlaka hekim olmalıdır.  </p>
<p>Özetle; ilaçların da şekerli gıdalar kadar çürük riskini arttırabileceği unutulmamalı” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların mine yapısında yumuşamaya ve zayıflamaya sebep olabileceğini de aktaran Nurgül Demir dikkat edilmesi gereken diğer hususları ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p> </p>
<p>-İlaç kullanımından sonra, ağız bol su ile çalkalanmalı ve dişlerin ilaç alımından hemen sonra fırçalanmamalıdır.</p>
<p>-Çocuk diş hekiminin önerileri doğrultusunda diş fırçalama alışkanlığının devamlılığı sağlanmalı ve mutlaka ebeveyn kontrolünde olmalıdır.</p>
<p>-İlaç seçimi yaparken mümkünse şekersiz olanlar tercih edilmeli, ilacın asidik değerleri göz önünde bulundurulmalı, bu amaçla çocuk doktorunuza ve çocuk diş hekiminize mutlaka danışılmalıdır.</p>
<p>-Düzenli ilaç kullanması gereken minik hastalar, mutlaka bir çocuk diş hekimi kontrolünde olmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-sanilan-organik-sekerler-ve-ilaclar-ne-kadar-masum-414863">Masum sanılan organik şekerler ve ilaçlar ne kadar masum?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trafikte Masum Bir Anın Hayatına Mal Olmaması için &#8216;Yola Odaklan&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trafikte-masum-bir-anin-hayatina-mal-olmamasi-icin-yola-odaklan-412932</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 14:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anın]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[hayatına]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mal]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[odaklan]]></category>
		<category><![CDATA[olmaması]]></category>
		<category><![CDATA[trafikte]]></category>
		<category><![CDATA[yola]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 1.2 milyondan fazla araçtan oluşan ağıyla, Avrupa’nın en büyük araç kiralama firması olan Europcar’ın ödüllü sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çeken Türkiye ofisi, yeni bir toplumsal farkındalık projesine daha imza attı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trafikte-masum-bir-anin-hayatina-mal-olmamasi-icin-yola-odaklan-412932">Trafikte Masum Bir Anın Hayatına Mal Olmaması için &#8216;Yola Odaklan&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 1.2 milyondan fazla araçtan oluşan ağıyla, Avrupa’nın en büyük araç kiralama firması olan Europcar’ın ödüllü sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çeken Türkiye ofisi, yeni bir toplumsal farkındalık projesine daha imza attı. </p>
<p>Trafik kazalarına neden olan kusurlar içinde sürücü kusurlarının <strong>yüzde 86.8</strong> ile ilk sırada yer almasından hareketle bu konuda farkındalık uyandırmak için harekete geçen Europcar Türkiye, hem müşterilerinin hem de online kullanıcılarının dikkatlerini bu konuya çekmek için proje görselleri hazırlayarak bunları dijital kanalları aracılığıyla paylaştı. </p>
<p><strong>#YolaOdaklan</strong> hashtag’iyle paylaşılan bu görseller, kişilere araç kullanırken her saniyenin çok önemli olduğunu, telefondan kısa bir mesaj göndermek, hızlıca ruj tazelemek veya kahveden bir yudum almak gibi masum görünen bir anlık dikkatsizliklerin onların hayatlarına mal olabilecek, geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini hatırlattı. </p>
<p><strong>Sosyal medyada yoğun etkileşim aldı</strong></p>
<p>Proje görsellerinin yayınlandıktan sonra oldukça dikkat çektiğini kaydeden <strong>Europcar Türkiye CEO’su Fırat Fidan</strong>, “Sosyal medya kanallarında 300 binden fazla görüntülenme ve 2 bin 500’den fazla etkileşim aldık. Hedeflediğimiz farkındalığı kanıtlar nitelikte kullanıcı yorumlarıyla #YolaOdaklan stratejimizi sürdürülebilir kılma motivasyonu yakaladık. En önemlisi; görsellerimizi gördükten sonra trafikte 1 kişi bile telefon kullanmayı, makyaj tazelemeyi, kahve içmeyi bırakıp ‘yola odaklandıysa’ bu bizim için en değerli sonuç” değerlendirmesini yaptı. </p>
<p> </p>
<p><strong>İşte trafik kazalarıyla ilgili dikkat çekici veriler</strong></p>
<p>Europcar Türkiye’nin araç kullanırken her saniyenin önem taşıdığı ve güvende kalmanın kişilerin sadece bir karar uzağında olduğu sonucunu çıkardığı trafik kaza verileri dikkatleri çekiyor. Bu kapsamda, TÜİK verilerine göre 2022 yılında Türkiye&#8217;de 1.232.957 trafik kazası meydana geldi ve kazaya neden olan kusurlar içinde sürücü kusurları yüzde 86,8 ile ilk sırada yer aldı. Karayolu ağında 2022 yılında toplam 1 milyon 232 bin 957 adet trafik kazası meydana gelirken, trafik kazalarında ölenlerin yüzde 44,9&#8217;unu sürücüler, yüzde 31,8&#8217;ini yolcular, yüzde 23,3&#8217;ünü ise yayalar oluşturdu. </p>
<p><strong>2 sosyal sorumluluk projesi ödül kazandı </strong></p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimde fırsat eşitliği gibi konularda, topluma fayda sağlamayı ve toplumu bilinçlendirmeyi amaçlayan sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çeken Europcar Türkiye, bu alanda pek çok ödülün de sahibi oldu. </p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hayata geçirdiği ‘<strong>Eşitsizliğe Dur De!</strong>’ projesi Kadın Dostu Markalar Platformu’nca ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Kategorisi 2023 Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülü’ne layık görülen Europcar Türkiye, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde de kız çocuklarının kalıplara sığdırılmadan yetiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken projesi ‘<strong>Kalıplara Sığmayan Kızım Var Benim</strong>’ ile de hem Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından Kadın Dostu Marka Farkındalık Ödülü’nü hem de Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) tarafından Kuzey Yıldızı Ödülü’nü kazandı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trafikte-masum-bir-anin-hayatina-mal-olmamasi-icin-yola-odaklan-412932">Trafikte Masum Bir Anın Hayatına Mal Olmaması için &#8216;Yola Odaklan&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Elektronik Sigaralar Masum Mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-elektronik-sigaralar-masum-mu-404762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 08:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[sigaralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404762</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zaman olduğu gibi gündemdeki konuları ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-elektronik-sigaralar-masum-mu-404762">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Elektronik Sigaralar Masum Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, yine çok önemli konular ele alınıyor. Isıtılmış tütün ürünlerinin sağlığa zararlı olup olmadığı, iğne korkusu olanları yakından ilgilendiren “iğne öncesi masaj” yöntemi ve kanser taramasında elektronik sütyen teknolojisi, son sayının öne çıkan başlıkları. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em><em><strong> </strong></em>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son sayısı, her zaman olduğu gibi gündemdeki konuları ve tıptaki önemli yeni gelişmeleri ele alıyor. </p>
<p><strong>Elektronik sigaralar ne kadar zararlı?</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son sayısında, kullanımı giderek yaygınlaşan elektronik sigara başta olmak üzere yine çok özel konu başlıkları yer alıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Kanser taramasında elektronik sütyen</strong>: Prof. Dr. Canan Dağdeviren ve ekibi meme kanserine erken tanı konulmasını sağlayabilecek elektronik sütyen geliştirdi. Sütyen herhangi bir operatöre gerek duymaksızın tüm memenin ultrason filmini birkaç saniye içinde çekiyor.</li>
<li><strong>İğne öncesi masaj: </strong>Çocuklarda ve yetişkinlerde kaygı, sıkıntı ve korkuya neden olan iğneli işlemlerde, enjeksiyon ile ilişkili ağrıyı azaltmada girişim bölgesine masaj yapmanın etkinliği kanıtlandı. </li>
<li><strong>Isıtılmış tütün ürünleri masum mu?</strong> Isıtılmış tütün ürünleri (HTP&#8217;ler), geleneksel sigaradan daha mı az zararlı? Sigarayı bırakmaya yardımcı olabilir mi? Bu soruların cevabı Abdi İbrahim ‘Bilimsel Gündem’ bülteninde.</li>
</ul>
<p><strong>Spotify ve YouTube’a da yükleniyor</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-hafta-elektronik-sigaralar-masum-mu-404762">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; Bülteninde Bu Hafta: Elektronik Sigaralar Masum Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
