<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>maruz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/maruz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/maruz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Mar 2026 09:43:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>maruz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/maruz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kulaklıklar Kalıcı İşitme Kaybına Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kulakliklar-kalici-isitme-kaybina-yol-acabilir-617302</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[şitme]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Ses]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulakliklar-kalici-isitme-kaybina-yol-acabilir-617302">Kulaklıklar Kalıcı İşitme Kaybına Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan kulaklıklar; müzik veya podcast dinlemek, telefonla konuşmak için günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak yanlış kullanım, özellikle yüksek ses seviyeleri ve uzun süreli maruziyet, kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybı riski altında ve erken önlem alınmazsa kalıcı hasarların artacağı öngörülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, “3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” nedeniyle, kulaklıkların işitme sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yanlış kulaklık kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor</strong></p>
<p>Kulak sağlığı sadece işitmeyi değil; dengeyi, iletişim becerilerini ve genel yaşam kalitesini de etkiler. Yüksek seslere maruz kalmak, enfeksiyonlar ve yanlış temizlik yöntemleri gibi faktörler, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Kulaklıklar da en büyük risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Kulaklık kullanımı moderasyonla faydalı olabilir ancak ihmal edildiğinde işitme kaybı, ağrı veya enfeksiyon gibi sorunlar görülebilir. Bu belirtiler fark edilirse, bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmak önemlidir. </p>
<p><strong>Kalıcı işitme kaybına yol açabilir</strong></p>
<p>Kulaklıkların aşırı kullanımı, yüksek ses seviyeleri nedeniyle iç kulaktaki tüylü hücreleri tahrip ederek kalıcı işitme kaybına ve kulak çınlamasına neden olabilir; bu, özellikle gençlerde yaygın bir risk faktörüdür. Kulak içi modeller, kulak kanalında nem ve bakteri birikimine yol açarak enfeksiyonlara davetiye çıkarırken, kulak üstü çeşitler uzun süreli baskıdan kaynaklı baş ağrısı ve cilt irritasyonuna sebep olur. Kablosuz kulaklıklar ise radyofrekans sinyalleriyle beyne yakın konumda elektromanyetik maruziyet yaratabilir ancak bu etkinin kesin zararları henüz bilimsel olarak tam kanıtlanmamıştır.</p>
<p><strong>Kulaklıklar yanlış kullanımda şu riskleri içeriyor;</strong></p>
<ul>
<li><strong>İşitme kaybı riski: </strong>Kulaklıkların en yaygın zararı, yüksek ses seviyelerinde uzun süre kullanım sonucu oluşan işitme kaybıdır. İç kulaktaki hassas tüylü hücreler (koklear hücreler), yüksek desibelli seslere maruz kaldığında hasar görür ve bu hücreler yenilenmez. Örneğin, 85 desibelin üzerindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmak, kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Kulak içi kulaklıklar, sesi doğrudan kulak zarına ilettiği için bu riski artırır; kulak üstü modellerde ise ses biraz daha dağılır, ancak uzun kullanımda benzer sorunlar yaşanabilir. Araştırmalar, kulaklıkla müzik dinleyenlerin %10&#8217;unda işitme kaybı ve ilgili problemler görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca, tinnitus (kulak çınlaması) gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.</li>
<li><strong>Enfeksiyon ve bakteri artışı: </strong>Kulak içi kulaklıklar, kulak kanalındaki nem ve sıcaklığı artırarak bakteri üremesini teşvik eder. Bu, dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak kiri birikimlerine neden olabilir. Paylaşılan veya temizlenmeyen kulaklıklar, bakteri sayısını 10-12 kat artırabilir ve enfeksiyon riskini yükseltir. Kulak üstü modellerde ise baskıdan kaynaklı tahriş ve baş ağrıları daha sık görülür.</li>
<li><strong>Baş ağrısı ve rahatsızlık</strong>: Uzun süreli kullanım, kulak çevresinde baskı yaratır ve migren benzeri ağrılara yol açabilir.</li>
<li><strong>Denge ve genel sağlık etkileri</strong>: Yüksek ses, iç kulaktaki denge mekanizmasını etkileyebilir, nadir de olsa vertigo gibi sorunlara neden olur.</li>
<li><strong>Sistemik riskler:</strong> Bazı ilaçlar veya mevcut hastalıklar (örneğin diyabet), kulak hassasiyetini artırarak zararı büyütür.</li>
</ul>
<p> <strong>Kulak sağlığını korumak için bu kurallara uyun</strong></p>
<p><strong>60/60 Kuralı:</strong> Ses seviyesini cihazın maksimumunun %60&#8217;ıyla sınırlayın ve günde 60 dakikadan fazla kullanmayın.</p>
<p><strong>Temizlik:</strong> Kulaklıkları düzenli dezenfekte edin, başkalarının kullanmasına izin vermeyin. </p>
<p><strong>Model seçimi:</strong> Mümkünse kulak üstü modelleri tercih edin; kulak içi olanlarda silikon uçları doğru boyutta seçin.</p>
<p><strong>Düzenli kontrol</strong>: Özellikle gençlerde ve yüksek sesli ortamda çalışanlarda yıllık işitme testi yaptırın.</p>
<p><strong>Alternatifler:</strong> Hoparlör kullanmayı veya sessiz ortamları tercih edin.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kulakliklar-kalici-isitme-kaybina-yol-acabilir-617302">Kulaklıklar Kalıcı İşitme Kaybına Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfkeyi doğrudan tetikleyen yeni dijital tuzak: Rage Bait</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofkeyi-dogrudan-tetikleyen-yeni-dijital-tuzak-rage-bait-598220</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 09:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[içerikler]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeyi]]></category>
		<category><![CDATA[rage]]></category>
		<category><![CDATA[Rage Bait]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyen]]></category>
		<category><![CDATA[tuzak]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘rage bait’ adı verilen öfke tetikleyici dijital içeriklerin bireysel psikoloji, duygu düzenleme, davranışlar ve toplumsal kutuplaşma üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofkeyi-dogrudan-tetikleyen-yeni-dijital-tuzak-rage-bait-598220">Öfkeyi doğrudan tetikleyen yeni dijital tuzak: Rage Bait</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘rage bait’ adı verilen öfke tetikleyici dijital içeriklerin bireysel psikoloji, duygu düzenleme, davranışlar ve toplumsal kutuplaşma üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öfke uyandıran içerikler, daha dürtüsel davranmaya yol açıyor!</strong></p>
<p>Öfkenin diğer temel duygularımıza kıyasla yüksek uyarılmanın daha belirgin olduğu bir duygu olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Öfke hissettirebilecek bir duruma karşı zihnimiz; ‘bir sorun ya da tehlike var, eyleme geç’ şeklinde sinyal verir.” dedi.</p>
<p>Oxford Sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilen ‘rage bait’in, çevrimiçi etkileşimi artırmak için öfkeyi tetikleyen, kışkırtıcı veya incitici paylaşımlar anlamına geldiğini aktaran Beyaz, “Rage bait bu öfke halini direkt tetikleyebilecek bir boyutta karşımıza çıkıyor. Bu konuyla ilgili yapılan çeşitli çalışmalardan çıkabileceğimiz sonuçların rage bait ile birtakım davranışların değişebileceğini bize gösteriyor. Örneğin, öfke uyandırabilecek bir içeriğin duygusal beyini tetiklemesi nedeniyle, daha akılcı veya sağlıklı düşünmek ve davranmak yerine, daha dürtüsel yani sonuçların düşünülmeden harekete geçilmesi söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra öfkeyi tetikleyen yahut şok edici içeriklere maruziyet, normal içerikler karşısında dikkat sürelerini kısaltıp olumsuz yönde etki edebiliyor. Ayrıca öfke karşısında savaş modunun açılmasıyla sosyal medya tüketimi artabiliyorken, gündelik hayatta da empati göstermede güçlük ve beraberinde de daha tartışmacı bir kimliğe bürünme söz konusu olabiliyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Rage bait’e yoğun maruz kalmak, duygu düzenleme becerisini zayıflatabilir! </strong></p>
<p>Rage bait içeriklere maruz kalmanın duygu düzenleme becerisinde zedeleyici denilebilecek bir etkisi bulunduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Rage bait’e yoğun maruz kalan ya da bu tür içerikleri tercih eden bireylerin beynindeki prefrontal korteks (yani düşünme, karar verme ve idari görevler gibi bilişsel becerilerde rol oynayan kısım) aktivitesinde azalmalar görülebilir. Bu durum öfke ve şok uyandırması sebebiyle limbik sistemi (duygusal beyin) daha aktive edici şekilde çalıştırmakta. Bu da duygu düzenleme kasının zayıflamasına etki eder. Sürekli bir ‘savaş ya da kaç’ modunun aktif olması strese dayanma hacmini azaltır. Gündelik hayatta daha tahammülsüz olmayı ve öfke kontrol güçlüğü yaşamayı artırabilir veya rage bait’e devamlı maruziyet kişiyi gerçek üzücü ve öfke hissettirici durumlara karşı hissizleştirip duyarsız hale de getirebilir.”</p>
<p><strong>Rage bait içeriklerini haftada 2 saatten fazla tüketenlerde depresyon riski yüzde 37 artıyor!</strong></p>
<p>‘Rage bait’in en tehlikeli sonuçlarından birinin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebilme potansiyeli olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bir meseleyi iki zıt kutbun varlığı üzerinden değerlendirenler kendilerini otomatik olarak bir tarafa yerleştirebiliyor. Bu durum, ortak alanın boşalmasına ve uç görüşlerin daha da belirginleşmesine yol açabiliyor.” dedi.</p>
<p>Yani bu tür içeriklerin, bu ayrımdaki kişilerin kendi görüşlerine olan inancını daha da pekiştirmesine neden olabildiğine işaret eden Beyaz, “Kişiler daha radikal bir hale bürünebiliyor. Zihinsel gettolaşmalara hizmet edebiliyor. Rage bait içeriklerin bireysel psikolojik sağlık üzerindeki potansiyel zararları açısından birçok şeyden bahsetmek mümkün. 2023’te yapılan bir meta analize göre, hafta da 2 ve daha fazla saat rage bait tarzı içerik tüketen bireylerde depresif belirti riski yüzde 37 artabiliyor. Bu etkileşime girme, bireylerde stres hormonunun salgılanmasına ve beraberinde de anksiyete, tükenme ve umutsuzluk hali uyandırabilmekte.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Rage bait’in amacını fark etmek, bu içeriklerin üzerimizdeki etkisini azaltır!</strong></p>
<p>Özellikle çocuk ve ergenlerde bu durumun ciddi bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Özellikle prefrontal korteks gelişiminin 25 yaş civarına kadar devam ettiğini göz önünde bulundurursak, rage bait çocuk ve gençler için daha vahim bir noktada karşımıza çıkıyor.” dedi.</p>
<p>‘Rage bait’ düşük empati, agresyon ve dürtü kontrol güçlüğüne sebebiyet verebildiği için, çocuk ve ergenlerde bu sorunların daha kökleşmeye gitme potansiyeli taşıdığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çatışma ve saldırganlığın normal olduğu bir çarpık dünya algısı şekillenmekte ve nezaketin, zayıflık olarak görülmesine sebebiyet vermekte. İlaveten rage bait tarzı yüksek duygusal uyarana maruziyet, gündelik yaşamın olağan akışındaki düşük uyarılma etkenlerine odaklanmakta zorlanmayı artırabilmektedir.</p>
<p>Öfke bizleri kolaylıkla güdüleyen bir duygu. Ancak tutum ve davranışlarımıza yön vermesi sonucunda pişmanlık yaşatabilen bir bedeli de var. Bu nedenle öfke veya şok uyandırabilecek içeriklerden, iletişimlerden hatta kişilerden mümkün olduğunca uzaklaşabilmeli ve bir mesafe oluşturabilmeliyiz. Zaten özü itibariyle ‘rage bait’in maksadının farkındalığına erişmek onun içeriğinin gücünün azalmasını sağlayacaktır. İçeriklere bu bilişsel filtreyle yaklaşmak duygusal bir mesafe için makul bir opsiyon.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofkeyi-dogrudan-tetikleyen-yeni-dijital-tuzak-rage-bait-598220">Öfkeyi doğrudan tetikleyen yeni dijital tuzak: Rage Bait</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğa Karşı Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önleme]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığa]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığına]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 10-14 Kasım Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığı ilişkisini değerlendirerek, bu yılın teması olan “İyiliğin Gücü” ne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749">Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 10-14 Kasım Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığı ilişkisini<strong> </strong>değerlendirerek, bu yılın teması olan “İyiliğin Gücü” ne dikkat çekti.</p>
<p><strong>Çocuğa karşı şiddetin her biçimi devam ediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, geçtiğimiz yıl Kolombiya’nın başkenti Bogota’da düzenlenen Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi Küresel Bakanlar Toplantısı’nın birinci yıl değerlendirmesine değinerek, ülkelerin bu alanda attıkları adımları şöyle değerlendirdi:</p>
<p>“Bir yıl önce ülkeler, çocuğa karşı şiddeti tamamen ortadan kaldırmak için taahhütlerde bulunmuştu. Dünya Sağlık Örgütü ev sahipliğinde yapılan çevrim içi toplantıda, bu sözlerin ne kadar yerine getirildiği konuşuldu. Birçok ülke, özellikle ‘fiziksel ceza’ konusunda ciddi yasal yaptırımlar getirdi. Şiddetin önlenmesi, izlenmesi ve farkındalık oluşturulması konusunda güçlü adımlar atıldı.<br /> Çocuğa karşı şiddetin her biçimi —ihmal, istismar, örseleme— insanlığın acilen çözmesi gereken bir sorun olmaya devam ediyor.”</p>
<p><strong>Çocuğun çocuğa karşı olan şiddeti, akran zorbalığı</strong></p>
<p>Çocuğun çocuğa karşı olan şiddeti yani akran zorbalığının yalnızca fiziksel bir şiddet türü olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, “Zorbalık, bir bireyin kasıtlı olarak ve tekrar eden biçimde bir başka kişiye zarar vermesi ya da onu rahatsız etmesiyle ortaya çıkar. Bu yalnızca fiziksel temasla değil, sözel saldırılar, dışlama veya dijital zorbalık gibi eylemlerle de gerçekleşebilir. Genellikle üç temel unsurla tanımlanır; niyet, süreklilik ve güç dengesizliği.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de her 7 çocuktan biri zorbalığa maruz kalıyor</strong></p>
<p>UNICEF’in 2024 raporuna göre, zorbalık davranışlarının çocukların yaşam kalitesini derinden etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Ülküer, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verileri de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. TÜİK’in 2024 araştırmalarına göre; 6-17 yaş arası her 7 çocuktan biri, birden fazla kez akran zorbalığına uğruyor. Özel gereksinimli çocuklar, akran zorbalığına maruz kalma açısından daha yüksek risk altında. Zorbalığa uğrayan çocukların okul devamsızlık oranları artıyor, akademik başarıları düşüyor ve yaşam boyu sürecek travmalar ortaya çıkabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, bu tabloya dikkat çekerek, “Akran zorbalığı, çocuğa karşı şiddetin önemli bir parçasıdır. Şiddet gören çocuklar, ilerleyen süreçte şiddet uygulamaya daha eğilimli hale gelirler.<br /> Bu nedenle, çocuğa karşı şiddetin önlenmesi, akran zorbalığının da önlenmesi açısından kritik önemdedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güçlü ebeveynler zorbalığın önlenmesinde kilit rol oynuyor</strong></p>
<p>İngiltere merkezli Akran Zorbalığına Karşı Birliği (Anti Bullying Alliance-ABA) gibi kurumların çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Ülküer, zorbalığın önlenmesinde en etkili stratejilerin başında ebeveynlerin güçlendirilmesinin geldiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, akran zorbalığının önlenmesinde en önemli faktörlerden birinin “güçlü ebeveyn-çocuk iletişimi” olduğunu ifade ederek, çocukların ilk öğretmenleri olan ebeveynlerin, bilinçli iletişim kurma becerilerini geliştirmelerinin, zorbalığın erken fark edilmesinde ve önlenmesinde hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Ebeveynlere akran zorbalığıyla mücadelede öneriler</strong></p>
<p>Ebeveynlere bu konuda bazı pratik öneriler sunan Prof. Dr. Ülküer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğunuzla sakin ve yargılamadan konuşabileceğiniz bir zaman ayırın. Açık uçlu sorular sorun; “Bana neler olduğunu anlatabilir misin?” gibi sorularla kendini ifade etmesini sağlayın. Duygusal değişimleri fark edin; okula gitmek istememesi, eşyalarının kaybolması gibi işaretlere dikkat edin.<br />Zorbalığa uğrayan çocuğunuza bunun kendi suçu olmadığını, birlikte çözebileceğinizi hatırlatın.<br /> Zorbalığa tanık olan çocuğunuza iyiliğin önemini anlatın; yetişkine haber vermesini ve zorbalık görene destek olmasını teşvik edin. Zorbalığa karışan çocuğunuzla sakin konuşun; davranışının etkilerini anlamasına ve doğru davranışı öğrenmesine yardımcı olun. Okulla iş birliği yapın ve süreci birlikte takip edin. Empati ve saygı konusunda örnek olun; öfkelendiğinizde bile nazik ve anlayışlı davranarak model oluşturun.”</p>
<p><strong>Her okulda bir ‘zorbalık önleme sorumlusu’ bulunmalı </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, akran zorbalığını önlemede okul sistemlerinin ve eğitim politikalarının önemini dile getirerek, “Öğretmenlerin meslek öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde akran zorbalığıyla mücadeleye yer verilmesi gerekiyor. Her okulda bir ‘zorbalık önleme sorumlusu’ bulunmalı. Zorbalık olayları kayıt altına alınmalı ve ilgili kurumlara hızla bildirilmelidir. Ayrıca okullar, ebeveynlerle güçlü bir iletişim içinde olmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocukların çoğu da geçmişin mağdurları </strong></p>
<p>Zorbalık döngüsünün kırılabilmesi için mağdurların yanı sıra zorbalık yapan çocuklara da psikolojik destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, “Şiddet şiddeti doğurur. Zorbalık yapan çocukların çoğu, geçmişte başka türden şiddetlerin mağdurları olmuştur. Bu nedenle, davranışlarının ardındaki nedenlerin araştırılması ve gerekli psikososyal desteğin sağlanması çok önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p>“Politika odaklı araştırmalar yapılmalı; yalnızca “kim” ve “ne” değil, “neden” ve “nasıl” sorularına da yanıt aranmalı.</p>
<p>İzleme ve değerlendirme çalışmaları, mevcut önleme programlarını bilimsel olarak gözden geçirmeli.</p>
<p>Ulusal strateji planı ve bütçe, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda hazırlanmalı.</p>
<p>Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmalı; farkındalık çalışmalarının sürdürülebilirliği için kaynak oluşturulmalı.”</p>
<p><strong>İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim</strong></p>
<p>Tüm bu gerekçelerden yola çıkarak, TBMM içinde başlatılan Çocuk Hareketi’nin Türkiye Büyük Millet Meclis’i bünyesinde Akran Zorbalığını Önleme Komisyonu kurduğunu ifade eden Prof. Dr. Ülküer, “Komisyon, katılımcı bir bakış açısıyla çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Bu önerilerin hayata geçirilmesinde önemli bir lokomotif olacaktır. Desteklenmesi gereken önemli bir adım. İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749">Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 09:06:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeğin]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[görüldü]]></category>
		<category><![CDATA[Israrlı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırma kapsamında 15-59 yaş grubundaki 18 bin 275 kadın ile görüşüldü</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159">Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma kapsamında 15-59 yaş grubundaki 18 bin 275 kadın ile görüşüldü</strong></p>
<p>Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına, TÜBİTAK 1007 &#8211; Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında Marmara Üniversitesi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğinde gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Araştırma ile Türkiye&#8217;de kadına yönelik şiddete ilişkin mevcut durum, risk faktörleri, sonuç ve etkiler, mücadele yöntemleri ile algı, tutum ve farkındalığın ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmanın alan uygulaması, 18 Kasım 2024 &#8211; 31 Ocak 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde TÜİK tarafından gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Araştırma kapsamında, 15-59 yaş grubunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı en az bir kadın fert bulunan <strong>22 bin 110 örnek hane </strong>belirlenmiştir. Örneklem tasarımı, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1. Düzeye göre 12 bölge ve TÜİK tarafından güncel ihtiyaçlar doğrultusunda revize edilen yeni kent-kır sınıflaması bazında tahmin üretecek şekilde belirlenmiştir. Veriler, örnek hanelerde yaşayan <strong>18 bin 275 kadın </strong>ile yapılan bilgisayar destekli yüz yüze görüşmelerden elde edilmiştir.</p>
<p>Seçilen hanelerde yaşayan kadınlara şiddet deneyimi ve geçmişi, sağlık, çalışma hayatı ve ekonomik durum, kurumsal hizmet ve politikalar hakkında farkındalık gibi konularda sorular içeren bir anket uygulanmıştır. Bu araştırmada sadece eş/eski eş/birlikte olduğu kişi tarafından uygulanan şiddetle sınırlı kalınmamış; <strong>tüm aile üyeleri, sosyal çevre, yabancı biri ve diğer kişiler </strong>tarafından kadına uygulanan şiddet de ayrıntılı olarak derlenmiştir.</p>
<p>Şiddet türleri olarak fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet, ısrarlı takip ve dijital şiddet hem yaşamın herhangi bir dönemi hem de son 12 aylık dönem olarak incelenmiştir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte şiddetin yeni bir görünümü olarak ortaya çıkan <strong>dijital şiddet ile son 12 aylık dönemdeki ısrarlı takip kapsama ilk kez </strong>dâhil edilmiştir.</p>
<p>Araştırma sonuçlarından elde edilen temel bulgular aşağıda verilmiştir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete uğramış kadınların oranı %12,8 oldu</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde kadınların %28,2&#8217;si psikolojik, % 18,3&#8217;ü ekonomik, % 12,8&#8217;i ise fiziksel şiddete uğradı.</p>
<p><strong>Şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-0-1695jQtz.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete en fazla %14,7 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı</strong></p>
<p>Tüm şiddet türleri yaş grubuna göre incelendiğinde, yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete en yüksek oranda 35-44 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Bu yaş grubunu sırasıyla %14,3 ile 45-59 yaş grubundaki kadınlar; %11,9 ile 25-34 yaş grubundaki kadınlar takip etti.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların, yaş grubu ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-1-iuc9GE42.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddet en çok %62,1 ile boşanmış kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde maruz kalınan şiddet değerlendirildiğinde, boşanan kadınların %62,1&#8217;i psikolojik, %42,5&#8217;i ekonomik, %41,5&#8217;i ise fiziksel şiddete maruz kalırken; evli kadınların %26,4&#8217;ü psikolojik, %19,9&#8217;u ekonomik, %11,6&#8217;sı ise fiziksel şiddete maruz kaldı. Hiç evlenmeyen kadınların %25,7&#8217;si psikolojik şiddete, %14,2&#8217;si dijital şiddete, %13,4&#8217;ü ise ısrarlı takibe maruz kaldı.</p>
<p><strong>Medeni duruma ve şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-2-StBtBcet.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Kadına dijital şiddeti uygulayanlar arasında %62,3 ile ısrarlı takip uygulayanlar arasında ise %39,6 ile &#8220;yabancı biri&#8221; ilk sırada yer aldı</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınlar, şiddeti uygulayan kişilere göre incelendiğinde, dijital şiddette yabancı biri %62,3 ile ilk sıradayken, eş/eski eş/birlikte olduğu kişi %15,7 ile ikinci sırada yer aldı. Israrlı takipte ise ilk sırayı %39,6 ile yabancı biri alırken, ikinci sırayı %32,1 ile eş/eski eş/birlikte olduğu kişi aldı.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde dijital şiddet ve ısrarlı takibi uygulayanlara göre oranlar (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-3-ACU5uz4v.png"/><br /><strong>Ekonomik şiddet en az %8,9 ile yükseköğretimi tamamlayan kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde ekonomik şiddete maruz kalan kadınlar tamamlanan eğitim durumuna göre incelendiğinde, bir okul bitirmeyen kadınlar %31,8 ile ilk sırada yer alırken, yükseköğretimi tamamlayan kadınlar ise %8,9 ile son sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Tamamlanan eğitim seviyesine göre yaşamının herhangi bir döneminde ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-4-rA6pV2JB.png"/><br /><strong>İstihdamdaki kadınlar arasında şiddete maruz kalanların en çok özel sektörde çalıştığı görüldü</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar çalışılan sektöre göre incelendiğinde, %34,0&#8217;ünün özel sektörde; %31,9&#8217;unun ise kamu sektöründe çalıştığı görüldü. Ekonomik şiddete maruz kalan kadınların ise %21,1&#8217;inin özel sektörde; %10,6&#8217;sının ise kamu sektöründe çalıştığı görüldü.</p>
<p><strong>Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalan kadınların çalışılan sektöre ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-5-wiTq6RiY.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>İBBS-1 Düzeyinde fiziksel şiddetin en yoğun olduğu bölge Kuzeydoğu Anadolu oldu</strong></p>
<p>Yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı İBBS-1 düzeyine göre incelendiğinde, fiziksel şiddetin en çok görüldüğü bölge %25,9 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi iken en düşük olduğu bölge ise %8,8 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi oldu.</p>
<p><strong>İBBS-1 Düzeyinde yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-6-DmmNDHWn.png"/><br /><strong>Son 12 ayda fiziksel şiddete maruz kalmış kadınların oranı %2,6 oldu</strong></p>
<p>Son 12 ayda kadınların %11,6&#8217;sı psikolojik şiddete, %3,7&#8217;si dijital şiddete, %3,2&#8217;si ekonomik şiddete, %3,1&#8217;i ısrarlı takibe, %2,6&#8217;sı fiziksel şiddete, %0,9&#8217;u cinsel şiddete maruz kaldı. Şiddet türleri arasında birinci sırayı psikolojik şiddet alırken ikinci sırayı dijital şiddet aldı.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların şiddet türüne göre oranı, 2024 </strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-7-XuMm3xHU.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda psikolojik şiddet en çok %12,2 ile yoğun kentte yaşayan kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Son 12 ayda şiddete maruz kalan kadınlar şiddet türüne göre incelendiğinde, yoğun kentte yaşayan kadınların %12,2&#8217;si psikolojik, %4,2&#8217;si dijital şiddete, %3,4&#8217;ü ısrarlı takibe maruz kalırken; orta yoğun kentte yaşayan kadınların %9,1&#8217;i psikolojik, %3,0&#8217;ı dijital, %2,9&#8217;u ekonomik şiddete; kırda yaşayan kadınların ise %10,8&#8217;i psikolojik, %3,7&#8217;si ekonomik, %2,6&#8217;sı fiziksel şiddete maruz kaldı.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların kent-kır sınıflaması ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-8-wfGfjNTJ.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Kadınlarda yaş grubu arttıkça son 12 ayda şiddete maruz kalmada azalma eğilimi görüldü</strong></p>
<p>Tüm şiddet türleri yaş grubuna göre incelendiğinde, son 12 ayda en yüksek oranda şiddete 15-24 yaş grubundaki kadınlar maruz kaldı. Son 12 ayda psikolojik şiddet %15,2 ile en çok 15-24 yaş grubundaki kadınlarda; en az %9,4 ile 45-59 yaş grubundaki kadınlarda görüldü.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, yaş grubu ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-9-kPiaZTil.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda dijital şiddet en çok 15-24 yaş grubundaki kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Dijital şiddet en çok %7,3 ile 15-24 yaş grubundakiler kadınlarda görüldü. Bu yaş grubunu sırasıyla %4,1 ile 25-34 yaş grubundaki; %3,2 ile 35-44 yaş grubundaki kadınlar izledi.</p>
<p><strong>Son 12 ayda ekonomik şiddet en çok %5,3 ile bir okul bitirmeyen kadınlarda görüldü</strong></p>
<p>Son 12 ayda kadınların maruz kaldığı ekonomik şiddet oranı incelendiğinde, %5,3 ile bir okul bitirmeyen kadınların ilk sırada yer aldığı, bunu %5,1 ile ortaokul; %3,2 ile lise; %3,1 ile ilkokul; %1,5 ile yükseköğretim mezunu kadınların takip ettiği görüldü.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, tamamlanan eğitim seviyesine ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-10-q1UQmEPk.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>Son 12 ayda psikolojik şiddete %10,2 ile en düşük oranla evli kadınların maruz kaldığı görüldü</strong></p>
<p>Medeni duruma göre kadınların maruz kaldığı şiddet incelendiğinde, son 12 ayda fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı sırasıyla %5,2 ile boşananlar; %3,1 ile hiç evlenmeyenler; %2,1 ile evliler oldu. Son 12 ayda ısrarlı takibe maruz kalan kadınların oranı sırasıyla %7,3 ile boşananlar; %5,7 ile hiç evlenmeyenler ve %1,8 ile evliler oldu.</p>
<p><strong>Son 12 ayda şiddete maruz kalmış kadınların, medeni duruma ve şiddet türüne göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-11-KJDrCqBn.png"/><br />*Bir kadın birden fazla şiddet türüne maruz kalmış olabilir.</p>
<p><strong>En çok belirtilen şiddet nedeni %21,7 ile erkeğin öfke kontrol sorunu oldu</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalan kadınların belirttiği şiddet nedenleri incelendiğinde, erkeğin öfke kontrolü %21,7 ile ilk sırada yer alırken, erkeğin yetiştirilme tarzı %13,3 ile ikinci, maddi sıkıntı ise %13,0 ile üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların, şiddet nedenlerine göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-12-kkWvaa4p.png"/></p>
<p><strong>Erkeğin öfke kontrol sorunu olduğunu belirtenlerin %28,3&#8217;ü 25-34 yaş grubundaki kadınlar oldu</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların uğradığı şiddet davranışının nedeni olarak erkeğin öfke kontrol sorunu olduğunu belirtenlerin %28,3&#8217;ünün 25-34 yaş grubundaki kadınlar olduğu görüldü. Şiddet davranışının nedeni olarak maddi sıkıntıyı belirtenlerin %15,1&#8217;inin 45-59 yaş grubundaki kadınlar; erkeğin kadını kıskanmasını belirtenlerin %14,1&#8217;inin 15-24 yaş grubundaki kadınlar olduğu görüldü.</p>
<p>Şiddetin nedeni olarak belirtilen; maddi sıkıntı, erkeğin alkollü içki etkisinde olması, erkeğin ailesiyle sorunlar, erkeğin iş sorunları kadının yaşının artmasıyla artarken; erkeğin kadını kıskanması kadının yaşı artarken azaldı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin fiziksel ve/veya cinsel şiddetine maruz kalmış kadınların, şiddet nedenlerine ve kadının yaş grubuna göre oranı, 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-13-RinVDavJ.png"/></p>
<p><strong>Kadınların %31,8&#8217;i en son yaşadığı şiddet davranışını kendi ailesinden bir kadınla paylaştı</strong></p>
<p>Eşi veya birlikte olduğu kişinin şiddetine maruz kalan kadınlar bu durumu; ilk sırada %31,8 ile kendi ailesinden bir kadınla, ikinci sırada %10,2 ile kadın bir arkadaş/tanıdıkla, üçüncü sırada ise %4,4 ile eşinin ailesinden bir kadınla paylaştı. Kadınların %47,7&#8217;si ise eşi veya birlikte olduğu kişinin kendisine uyguladığı en son şiddet davranışını kimseye anlatmadı.</p>
<p><strong>Eşi veya birlikte olduğu kişinin en son şiddetini anlatma durumu ve ilk paylaştığı kişiye göre kadınların oranı (%), 2024</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/10/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-14-DCK1dDJW.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kadina-yonelik-siddet-arastirmasi-2024-582159">Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasif Sigara Dumanı, Meme Kanseri Riskini de Artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pasif-sigara-dumani-meme-kanseri-riskini-de-artiriyor-569488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 09:34:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri Türkiye ve dünyada en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasif-sigara-dumani-meme-kanseri-riskini-de-artiriyor-569488">Pasif Sigara Dumanı, Meme Kanseri Riskini de Artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Meme kanseri Türkiye ve dünyada en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. İstatiklere göre dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadına meme kanseri tanısı konduğunu hatırlatan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, yeni bir araştırmanın meme kanserinde dikkat çekici risk faktörü olarak pasif sigara dumanına işaret ettiğini söyledi. Araştırmanın, evde ya da iş yerinde kullanmasa da sigara dumanına maruz kalan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 24 oranında arttığını gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Köksal, “Kadınlardaki sigara kullanımının artışı da düşünüldüğünde bu durum yeni önlemler alınmasını zorunlu kılıyor dedi.”</em></p>
<p>Meme kanseri risk faktörleri arasında genetik ve yaşam tarzı alışkanlıkları ilk sıralarda yer alırken British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan kapsamlı bir meta-analize göre, pasif sigara dumanına maruz kalmak, içmeyen kadınlarda meme kanseri riskini yüzde 24 oranında artırıyor. Bu verinin son derece dikkat çekici olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, araştırmadan elde edilen sonuçları değerlendirdi:  “1984 ile 2022 yılları arasında yayımlanmış 63 bilimsel çalışmanın değerlendirildiği meta analiz çalışmasında 35 binin üzerinde meme kanseri vakası analiz edilmiş. Elde edilen bulgulara özellikle ev içinde pasif içiciliğin meme kanseri açısından riski en fazla artıran etkenlerden biri olarak tespit edilmiş.”</p>
<p>“Ancak ne yazık ki birçok kadın bu riskin farkında değil ve bu ilişki, çoğu zaman göz ardı ediliyor” diyen Prof. Dr. Köksal, “Çünkü bireyler, aktif olarak sigara içmedikleri için risk altında olduklarını düşünmüyor. Oysa pasif içicilerin de sigara içen bireylerle benzer oranda risk taşıdığı saptanmış durumda.” dedi.</p>
<p><strong>EV İÇİNDEKİ SİGARA DUMANININ RİSKİ DAHA FAZLA</strong></p>
<p>Araştırmada ortaya çıkan ilginç bir veriyi de paylaşan Prof. Dr. Köksal, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle evinde sigara içilen ve dolayısıyla dumana maruz kalan kadınlar için meme kanseri riski yüzde 17 artmış. Bunun yanında eşi sigara kullanan kadınlarda da riskin yaklaşık yüzde 16 arttığı gözlenmiş. Ayrıca çalışma ortamında dumana maruz kalan kadınlarda da risk görece daha düşük olmakta birlikte genel popülasyona oranla anlamlı bir artış olmuş. Dolayısıyla sigara dumanına maruz kalan pasif içici kadınlar nerde olursa olsun meme kanseri açısından riskini artırıyor denilebilir.”</p>
<p><strong>MARUZİYET ARTTIKÇA RİSK DE ARTIYOR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Köksal çalışmayla birlikte ortaya çıkan farklı bir çarpıcı noktanın ise maruziyet arttıkça riskin de artması olduğunu belirtti. “Sigara kullanan kişiler için kullanım miktarı ve kanser riski arasında doğrudan bir ilişki olduğu biliniyordu. Maruziyet için de aynı durum söz konusu. Günde yaklaşık 20 sigara dumanına maruz kalan bir kadının meme kanseri riski yaklaşık yüzde 38 oranında artıyor. 40 yıl boyunca pasif içici olanlarda risk yüzde 29’a, 40 paket-yıllık (pack-year) maruziyette ise yüzde 50’ye kadar yükseliyor ki bu son derece çarpıcı bir veri. Sigara kullanım oranın genç kadınlar arasında da giderek arttığı düşünülecek olursa bu durum önümüzdeki yıllar için de ciddi bir tablonun kaçınılmaz olacağını şimdiden gösteriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>ÇOCUKLUKLARINDA MARUZ KALANLARDA RİSK DAHA YÜKSEK</strong></p>
<p>“Özellikle ergenlik öncesi ve ilk gençlik döneminde maruz kalınan sigara dumanın gelişmekte olan meme dokularında DNA hasarına yol açabiliyor. Bu hasar, yıllar sonra kansere dönüşebilecek hücresel değişimlerin temelini oluşturuyor” diyen Prof. Dr. Köksal, dumana maruz kalan çocuklar için şunları anlattı: “Çalışma, yalnızca erişkinlikteki değil, çocukluk dönemindeki pasif içiciliğin de ileriki yıllarda meme kanseri riskini artırabileceğini gösterdi. Özellikle ebeveynlerinden biri sigara içen çocukların, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde daha yüksek risk taşıdığı vurgulandı.”</p>
<p><strong>HER 8 KADINDAN BİRİ YAŞAMININ BİR ANINDA KARŞILAŞIYOR</strong></p>
<p>Kadınlar için önemli bir sağlık tehdidi oluşturan meme kanserinin her 8 kadından birini yaşamı boyunca etkileyebilecek düzeyde yaygın olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Neşet Köksal, “Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) GLOBOCAN 2020 verilerine göre, yalnızca 2020 yılında dünya çapında 2,3 milyon kadına yeni meme kanseri tanısı konulmuştur. Aynı yıl içinde 685 bin kadın meme kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir.” Diye konuştu.</p>
<p>Ülkemizde kadınlarda görülen tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 24’ünü meme kanserinin oluşturduğunu hatırlatan Prof. Dr. Köksal, “Türkiye’de her yıl yaklaşık 20 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Her ne kadar 50 yaşından sonra görülme sıklığı artsa da, özellikle son yıllarda 30’lu yaşlardaki kadınlarda da meme kanseriyle karşılaşıyoruz. Dolayısıyla bu tablo, ileri yaştaki kadınların yanında genç kadınlarda da farkındalığın artırılması gerektiğini ortaya koyuyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>ERKEN EVREDE BAŞARI ŞANSI ÇOK YÜKSEK</strong></p>
<p>Bugün meme kanseri hastalarının her evrede tedavi şansı bulunduğunu ancak erken tanı ile tedavi başarısının büyük oranda arttığını hatırlatan Prof. Dr. Köksal, “Erken evrede tespit edilen meme kanserlerinde 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Bu da, tarama programlarına katılımın hayati önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir” dedi.</p>
<p><strong>“DUMANSIZ HAVA SAHASI HAYATİ BİR İHTİYAÇ”</strong></p>
<p>Araştırmanın da ortaya koyduğu üzere meme kanseri açısından da pasif sigara içiciliğinin obezite, alkol, hareketsiz yaşam gibi değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer aldığının altını çizen Prof. Dr. Köksal, “Ciddiye alınması gereken bu tehdide yönelik önlemler alınmalı. Özellikle ev ve iş yerlerinde sigara yasağına uyulması, çocukların ve kadınların korunması için büyük önem taşıyor. Bu nedenle, sigara içen ebeveynlerle büyümüş kadınlar, sigara içilen evlerde ya da iş yerlerinde uzun süre bulunmuş bireyler ve sigara içen eşe veya partnerle aynı ortamda yaşayanların konuya ayrı bir hassasiyet göstermesi gerekir. Bilinçlenme, korunma ve erken tarama ile bu sessiz riske karşı önlem alınabilir. Evlerimizde, iş yerlerimizde ve ortak yaşam alanlarımızda dumansız hava sahası artık bir tercih değil, hayati bir ihtiyaç olduğu unutulmamalı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasif-sigara-dumani-meme-kanseri-riskini-de-artiriyor-569488">Pasif Sigara Dumanı, Meme Kanseri Riskini de Artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 21:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[uyaranlara]]></category>
		<category><![CDATA[yeteri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, çocuklarda çevresel uyaran eksikliğinin neden olduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444">Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, çocuklarda çevresel uyaran eksikliğinin neden olduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk çevresel uyaranlara maruz kalmıyorsa bazı sorunlar gelişebilir!</strong></p>
<p>Çocuğun gelişim çağına, yaşına göre maruz kalması gereken çevresel faktörlerin yeterli düzeyde sunulamaması sonucu sosyal becerilerin gelişmemesi durumunun uyaran eksikliği olarak adlandırıldığını ifade eden Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Küçük yaş grubu için bir hareket, görüntü, ses, sosyal ortam, anne ve babayla geçirdiği bir zaman bile çocuk için bir uyarandır. Bu uyaranlar olmadığı zaman beyindeki nörol aktivite bölümünü geliştiremez ve bazı sorunlar ile karşılaşılabilir.” dedi. </p>
<p>Uyaran eksikliği belirtilerinden bahseden Kaya, “Öfke problemleri, anlamada yaşanan zorluklar, inatlaşma, gelişiminde yaşıtları ile arasında oluşan fark, komutları gerçekleştirememe sorunları, göz teması kuramama, konuşma problemleri, uzun süre ekrana bakma isteği, akranları ile iletişime geçme zorlukları gibi belirtiler görülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Otizm bir tanı grubu, uyaran eksikliği bir sebep/neden!</strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu ile uyaran eksikliği arasındaki farka değinen Emrullah Harun Kaya, “En büyük fark otizmin bir tanı grubu,  uyaran eksikliğinin ise bir sebep/neden olmasıdır.” dedi. </p>
<p>Otizmli bireyin seslenildiği zaman tepki vermezken uyaran eksikliği olan bireyin tepki verebildiğini dile getiren Kaya, “Otizm ve uyaran eksikliği; aynı belirtiler, çok fazla iletişim kurulmamış olması, ekran maruziyeti, sözel iletişimin az kurulması, birlikte oyun oynamamak veya oyunların sessiz bir şekilde oynanması, akranları ile aynı ortamda bulunmaması veya az bulunması gibi durumlardan dolayı karışabiliyor. Tam bir tespit yapılması için mutlaka bir uzman kuruluşun çocuk psikiyatristi görmesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. Erken müdahale etmek çok önemlidir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Ergoterapi, uyaran eksikliği olan çocuklara yaşam uyumu sağlar!</strong></p>
<p>Uyaran eksikliğinin özellikle 0-3 yaş döneminde çevresel uyaranlara oldukça az maruz kalması sonucu sosyal becerilerin gelişmemesi ya da oldukça az gelişmesi olarak ifade edildiğini yineleyen Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Örneğin bir yemek tarifine baktınız ve hoşunuza gitti, bunu yapmak için o yemek tarifinin yapılış aşamasında olan planlama becerisi daha önceki deneyimlediğimiz duyguyu, yemeği pişirirken gördüğünüz görselliğini, yediğinizde tat uyarısını deneyimlediniz. Böylece yapabileceklerinizi keşfediyor ve yeni deneyimlere açık oluyorsunuz. Uyaran eksikliği olan çocuklarda bu durum tam tersi olmuş oluyor.” dedi.</p>
<p>Farklı uyaranlar deneyimlendiğinde fiziksel, bilişsel, duygusal, iletişimsel, sosyal ve duygusal açıdan zenginleştirip geliştirilebileceğine vurgu yapan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Uyaran eksikliği olan bireylerde aileler, çeşitli uyaranlarla birlikte bir uzman eşliğinde çocuğun dış dünyayı keşfetmesini sağlayabilir. Ergoterapistler uyaran eksikliği olan çocuklara uyguladıkları testten sonra; hangi duygusal sistemde ya da çevreden gelen hangi uyaranları fark etmede güçlük yaşıyorsa, bunlara karşı uygun cevap üretme, yorumlama gibi durumlarda duyu bütünleme, motor planlama, çevresini fark etmesini ve çevreden gelen uyaranlara doğru tepki vermesini, yani günlük yaşama uyum sağlamsında destek olur. Unutulmaması gereken bir konu ailelerin de uzmana destek olması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444">Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 08:54:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[düzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyona]]></category>
		<category><![CDATA[sabriye]]></category>
		<category><![CDATA[seviyede]]></category>
		<category><![CDATA[tutulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yuşan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, günlük hayatın rutini içinde karşılaşılan ve kimi zaman faydaları, kimi zaman zararları ile gündeme gelen radyasyon ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamada bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466">Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, günlük hayatın rutini içinde karşılaşılan ve kimi zaman faydaları, kimi zaman zararları ile gündeme gelen radyasyon ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamada bulundu. </span></p>
<p><span>Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyonun temel olarak, fizik, kimya, biyoloji, tıp, eczacılık, tarım ve diğer bilimsel alanlarda araştırma yapmak için önemli bir araçlardan biridir ve gelecekte bu bilimsel alanların daha da genişleyeceği kaçınılmazdır. Ancak unutulmamalıdır ki radyasyonun kullanımıyla ilgili güvenlik ve çevresel endişeler de göz önünde bulundurulmalı ve uygun önlemler çerçevesinde ve protokollere bağlı kalınarak çalışmalar sürdürülmelidir” diye konuştu.</span></p>
<p><span>         Radyasyonun bir kaynaktan enerjinin elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar şeklinde yayılması veya aktarılması olduğunu söyleyen Prof</span>.<span> Dr. Yuşan, “Genellikle elektromanyetik dalga ve parçacık olmak üzere iki ana tipe ayrılır. Elektromanyetik radyasyon, elektromanyetik alanlar aracılığıyla yayılan enerjinin bir formudur. Güneşten gelen ışık, radyo ve televizyon sinyalleri, X ışınları ve cep telefonlarından yayılan sinyaller elektromanyetik radyasyona örnektir. Parçacık radyasyonu ise atomik ve nükleer olaylar sonucunda ortaya çıkan yüklü parçacıkların yayılmasıdır. Bu tür radyasyon, genellikle nükleer reaktörler, radyoaktif maddeler ve kozmik ışınlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, parçacık radyasyona alfa ve beta ışınları ile nötronlar örnek verilebilir” dedi.</span></p>
<p><span>         İnsanın günlük hayatında radyasyonun önemli bir yer kapladığını vurgulayan</span> <span>Prof. Dr. Yuşan, “Tıpta hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesi için X ışınları ve radyoterapi gibi teknikler, gıdaların işlenmesi, korunması, raf ömrünün uzatılması, tohum-bitki ıslahı, tarım verimliliğinin artırılması, yeraltı suyunun akışının izlenmesi, yeraltı kaynaklarının haritalanması ve malzeme dayanıklılığının arttırılması gibi alanlarda kullanılmaktadır” dedi.  </span></p>
<p><b><span>“Yasal düzenlemelere uyulmalı”</span></b></p>
<p><span>         Radyasyon kullanımının, belirli güvenlik protokolleri ve lisanslama süreçleriyle düzenlendiğine dikkat çeken</span> <span>Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyon kullanımıyla ilgili yasal düzenlemelere uyulmalı ve yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından verilen lisanslar alınmalıdır. Uyulması gereken temel prensiplerden biri de Radyasyon Dozunun Kontrolü olup; radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı ve radyasyon dozunu kontrol etmek için dozimetri cihazları kullanılmalı, maruz kalma seviyeleri izlenmelidir. Personel, radyasyonun potansiyel riskleri konusunda bilgi sahibi olmalı ve güvenli çalışma prosedürlerini mutlaka uygulamalıdır. Radyasyon yayan cihazlarla çalışan kişiler Radyasyondan Korunma Sorumlusu belgesi mutlaka almalıdır. Ayrıca, gereksiz radyasyon uygulamalarından kaçınılmalı ve yalnızca gerekli durumlarda kullanılmalıdır. Radyasyon kullanımında, çevresel ve toplumsal etkilerin dikkate alınması ve bu süreçte özellikle radyasyon kaynaklarının depolanması, taşınması ve imhası gibi prosesler çevresel etkileri en aza indirmek için uygun prosedürler çerçevesinde yönetilmelidir. Bu nedenle, radyasyonun kullanımıyla ilgili herhangi bir faaliyet, titizlikle planlanmalı, uygulanmalı ve izlenmelidir ” diye konuştu.</span></p>
<p><b><span>“Çevresel endişeler göz önünde bulundurulmalı”</span></b></p>
<p><span>Nisan 1986’da gerçekleşen; insan, hayvan ve bitki dünyasını derinden etkileyen Çernobil Nükleer Kazasında radyasyon nedeniyle pek çok genetik değişim meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyon genetik dizilimi DNA hasarı, kromozom kırılması ve gen ekspresyonu değişmesi şeklinde etkilemektir. DNA hasarı, genetik materyalin bozulmasına ve hücrelerin normal işlevlerini yerine getirememesine yol açabilir. Bu hasar, hücre bölünmesi sırasında kalıcı mutasyonlara ve genetik değişikliklere yol açabilir. Yüksek düzeyde radyasyon maruziyeti, kromozomlarda kırılmalar ve anormalliklere neden olmaktadır. Bu, hücre bölünmesi sırasında yanlış kromozom dağılımına ve genetik materyalin değişmesine yol açmaktadır. Son olarak da Gen Ekspresyonunu değiştirebilmekte ve bu süreçte hücrelerin normal fonksiyonlarını etkilenip, genetik materyaldeki değişiklikler ortaya çıkabilir” dedi.   </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466">Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçi flört edenlerin yaklaşık dörtte biri dijital takibe maruz kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-edenlerin-yaklasik-dortte-biri-dijital-takibe-maruz-kaliyor-441187</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dörtte]]></category>
		<category><![CDATA[edenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[takibe]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky tarafından dünya genelinde 21 bin kişiyle yapılan yeni anket, dijital istismarın boyutları hakkında şok edici veriler ortaya koydu. Katılımcıların neredeyse dörtte biri (%23) yeni çıkmaya başladıkları kişi tarafından çevrimiçi takibe maruz kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-edenlerin-yaklasik-dortte-biri-dijital-takibe-maruz-kaliyor-441187">Çevrimiçi flört edenlerin yaklaşık dörtte biri dijital takibe maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky tarafından dünya genelinde 21 bin kişiyle yapılan yeni anket, dijital istismarın boyutları hakkında şok edici veriler ortaya koydu. Katılımcıların neredeyse dörtte biri (%23) yeni çıkmaya başladıkları kişi tarafından çevrimiçi takibe maruz kaldı. Katılımcıların üçte biri (%34), çıkmaya başladığınız kişinin sosyal medya hesaplarını Google&#8217;da aramanın veya kontrol etmenin kabul edilebilir olduğuna inanıyor ve %41&#8217;i biriyle çıkmaya başladığında bunu yaptığını itiraf ediyor.</strong></p>
<p>Dünya genelinde 21 ülkede 1.000 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre, online randevuyla tanışanlar aşk arayışında kendilerini korumak için adımlar atma konusunda istekli. Bununla birlikte bireyler Sevgililer Günü’nde konum ayarları, veri gizliliği ve aşırı paylaşımdan kaynaklanan riskler nedeniyle takip ve istismarın endişe verici artışına karşı halen savunmasız durumda.</p>
<p>İstismar türleri de çeşitlilik gösteriyor. Katılımcıların üçte birinden fazlası (%39) mevcut veya önceki partnerlerinden bir tür şiddet veya istismar gördüğünü bildirdi. Katılımcıların %16&#8217;sına istenmeyen e-postalar veya mesajlar gönderilirken, belki de en endişe verici olanı %13&#8217;ünün rızası olmadan filme alınması veya fotoğrafı çekilmesi oldu. Katılımcıların %10&#8217;u konumlarının izlendiğini, %10&#8217;u sosyal medya hesaplarının veya e-postalarının ele geçirildiğini ve %7&#8217;si rızaları olmadan cihazlarına takip yazılımı yüklendiğini itiraf etti.</p>
<p>Erkek katılımcılara kıyasla oransal olarak daha fazla kadın katılımcı şiddet veya istismara maruz kaldı (%42&#8217;ye karşı %36). Uzun süreli ilişkisi olanlara kıyasla yeni flört edenler daha fazla şiddet veya istismara maruz kaldı (%48&#8217;e karşı %37). Katılımcıların %34&#8217;ü internette takip edilme ihtimalinden endişe duyduklarını belirtiyor ve kadın katılımcılar bu ihtimalden erkeklere kıyasla daha fazla endişe duyuyor (erkek katılımcıların %31&#8217;ine kıyasla erkeklerin %36&#8217;sı bu konuda endişe duyuyor).</p>
<p>Kaspersky Güvenlik Araştırmacısı <strong>David Emm</strong>, konuya ilişkin şunları söyledi: <em>&#8220;Nesnelerin interneti veya bağlantılı dünya bize sayısız olasılık ve fırsat sunuyor. Ancak fırsatların yanında tehditler de geliyor. Bağlantılı dünyanın bu tehditlerinden biri de bizi istismara karşı savunmasız bırakan, izlenebilir verilere erişim kolaylığı sunması. Bu davranışların suçu taciz mağdurlarına ait değil, ancak mağdurların riskleri en aza indirecek adımları atma konusunda üzerlerinde bazı sorumluluklar var. İnsanların çevrimiçi ortamda kimliklerini doğrulamak için adım atmasının harika olduğunu düşünüyorum. Onları paylaştıkları herhangi bir bilgi, parola veya veri üzerinde hızlı bir durum kontrolü yapmaya ve bu bilgilerin kötü niyetli kişiler tarafından nasıl kullanılabileceğini düşünmeye teşvik ediyorum.&#8221;</em></p>
<p>Refuge Teknoloji Destekli İstismardan Korunma ve Ekonomik Güçlendirme Başkanı <strong>Emma Pickering</strong> de şunları ekledi: <em>&#8220;Çevrimiçi flört ve sanal alanlarda gezinmek zor olabilir. Sosyal medya ve flört uygulamalarının, kullanıcıların profillerinin gerçek fotoğraflarıyla eşleştiğini doğrulamaya yardımcı olabilecek süreçleri uygulaması çok önemlidir. Bildiğim kadarıyla Bumble şu anda bu düzeyde doğrulama kullanan tek arkadaşlık uygulaması. Diğerlerinin de benzer güvenlik önlemlerini benimsediğini görmek isterim. Ayrıca, güvenlik kılavuzlarına ve kaynaklarına çevrimiçi olarak birden fazla dilde kolayca erişilebilmeli, böylece savunmasız bireylerin uygulamaya kaydolmalarına gerek kalmadan gerekli desteğe sahip olmaları sağlanmalıdır. Birleşik Krallık&#8217;ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası, kullanıcıları korumak için platformları düzenleyerek bir emsal teşkil ediyor. Takip ve teknoloji destekli istismarın yaygın doğası göz önüne alındığında, bireylere şifreleri ve hesapları da dahil olmak üzere çevrimiçi varlıklarını güvence altına almalarını tavsiye ediyoruz.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky, çevrimiçi flört sırasında güvende kalmak için bazı önemli ipuçlarını bir araya getirdi. Daha fazla ayrıntı için lütfen güvenli flört rehberimize göz atın veya Stalkerware&#8217;den korunmanın diğer yolları için https://stopstalkerware.org/resources/ adresini ziyaret edin</p>
<ul>
<li>Şifrelerinizi kendinize saklayın ve karmaşık ve benzersiz olduklarından emin olun.</li>
<li>Eğer bir durum gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, muhtemelen öyledi. Şüpheniz varsa kontrol edin. </li>
<li>Dijital gizlilik ayarlarınızı kontrol etmek için zaman ayırın.</li>
<li>Paylaşmadan önce düşünün. İnternetin geniş bir hafızası vardır ve çok fazla şeyi çok erken paylaşmak sizi savunmasız bırakabilir.</li>
<li>Dijital dünyadan gerçek dünyaya geçtiğinizde bir &#8216;güvenli plan&#8217; oluşturun.</li>
<li>Kendinizi korumak için kapsamlı bir siber güvenlik veya VPN çözümü kullanmayı değerlendirin.</li>
</ul>
<p>Kaspersky bu konuda bilgi paylaşmak, hem profesyonelleri hem mağdurları desteklemek için mağdur destek hizmetleri ve fail programlarından araştırma ve devlet kurumlarına kadar aile içi şiddet alanındaki uzmanlarla ve kuruluşlarla birlikte çalışıyor. Kaspersky, takipçi yazılımlarla mücadele etmeye ve aile içi şiddetle savaşmaya adanmış uluslararası bir grup olan Coalition Against Stalkerware&#8217;in kurucu ortaklarından biri konumunda. Kaspersky, 2021&#8217;den beri Avrupa Birliği Haklar, Eşitlik ve Vatandaşlık Programı tarafından ortaklaşa finanse edilen DeStalk adlı AB projesinin konsorsiyum ortağı. Kaspersky ayrıca cihazlarda takip yazılımları ve izleme uygulamaları olup olmadığını kontrol etmek için ücretsiz, güvenli ve kullanımı kolay bir araç olan TinyCheck uygulamasını başlattı ve sürdürüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Anket Detayları</strong></p>
<p>Ocak 2024&#8217;te Arlington Research, Kaspersky adına aşağıdaki 21 ülkenin her birinden 1.000’er kişi olmak üzere 21 bin çevrimiçi görüşme gerçekleştirdi: İngiltere, Almanya, İspanya, Sırbistan, Portekiz, Hollanda, İtalya, Fransa ve Yunanistan, ABD, Brezilya, Arjantin, Şili, Peru, Kolombiya ve Meksika, Asya-Pasifik: Çin, Singapur, Rusya, Hindistan ve Malezya. Katılımcılar 16 yaş ve üzerindeydi. Hepsi ya uzun süreli bir ilişki içindeydi (örneklemin %62&#8217;si), biriyle çıkıyordu (%16) ya da şu an biriyle çıkmıyordu / ilişkisi yoktu ama geçmişte vardı (%21).</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-edenlerin-yaklasik-dortte-biri-dijital-takibe-maruz-kaliyor-441187">Çevrimiçi flört edenlerin yaklaşık dörtte biri dijital takibe maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasif içici olarak her yıl en az 1 milyon insan sigara dumanına maruz kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pasif-icici-olarak-her-yil-en-az-1-milyon-insan-sigara-dumanina-maruz-kaliyor-439598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dumanına]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[içici]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tütün ve tütün ürünleri her yıl 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep oluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasif-icici-olarak-her-yil-en-az-1-milyon-insan-sigara-dumanina-maruz-kaliyor-439598">Pasif içici olarak her yıl en az 1 milyon insan sigara dumanına maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tütün ve tütün ürünleri her yıl 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep oluyor. Sigara içmeyen ve pasif içici olarak sigara dumanına maruz kalan tahmini 1,3 milyon kişinin de bulunduğunu ve böylelikle bu tablonun daha da ağırlaştığını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara bilindiği üzere akciğer kanserinin nedenlerinin başında geliyor. Tüm akciğer kanserlerinin yüzde 80-90’ının sigara kaynaklı olduğu görülüyor. Bu da demek oluyor ki akciğer kanseri, sigara bağımlılığından kurtularak önlenebilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılında yaptığı araştırmaya göre dünya nüfusunun yüzde 22,3&#8217;ü tütün kullanıyor ve içmeyi bırakmayanların yarısı da bu sebepten hayatını kaybediyor. İçerisinde 7 binden fazla zararlı kimyasal madde bulunduran sigaranın, DNA hasarı oluşturarak hücresel fonksiyonlar üzerinde çok ciddi etkileri bulunuyor. Tütün içmenin (sigara, puro ve pipo dahil) akciğer kanseri için birincil risk faktörü olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Bunun dışında hamilelikte sigara kullanımı veya çocukların sigara dumanına maruz kalmaları da çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkiliyor ve astım oluşma riskini arttırıyor. Sigara içen astım hastalarında içmeyenlere göre, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gelişme riskinin daha yüksek olduğu biliniyor” dedi.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakmak KOAH’ın ilerlemesini durdurulabilir</strong></p>
<p>Sigara ile ilişkili oluşan ve rastlanma sıklığı en yüksek hastalığın KOAH olduğunu açıklayan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “KOAH; öksürük, yoğun balgam ve nefes darlığı ile seyreden aynı zamanda kronik, ilerleyici ama önlenebilir bir hastalık. KOAH’ın ilerlemesini ve buna bağlı ölümlerin azaltılmasında en etkili yöntem, sigaranın bırakılması. Sigara, akciğerin süngerimsi yapısını bozarak normal işleyişine zarar veren bir dizi hastalığa da neden olabiliyor. Bunlardan sigara ile güçlü ilişkisi olanlar; respiratuar bronşiyolit, deskuamatif intersitisyel pnömoni ve langerhans hücreli histiyositosistir” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Daha önce sigara içilmiş bir evde bulunmak bile risk</strong></p>
<p>Direkt olarak başkasının içtiği sigaranın dumanına maruz kalınması olan pasif içicilik yani ikincil maruziyetin de sağlığa zararlı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Üçüncül maruziyet ise, kapalı ortamda sigara içilmesine bağlı, kıyafet, mobilya, yatak, perde gibi yumuşak yüzeylerde nikotin, formaldehid ve naftalin gibi kimyasalların birikmesine ve buna maruz kalınmasına bağlı gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Sigaranın akciğer kanserlerinin yanı sıra koroner arter hastalığı, inme ve gebelerde düşük doğum ağırlığına da sebep olabildiğini paylaşan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara ayrıca, bebek ve çocuklarda ani bebek ölüm sendromu, akciğer enfeksiyonları, kulak enfeksiyonu ve astım ataklarına da yol açabiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ancak bir yıl sigara içmeyince sigara bırakılmış sayılıyor</strong></p>
<p>Sigara bırakma polikliniklerinde tütün ürünleri kullanan ancak bir yandan da bırakmak isteyen kişilere psikososyal destek sağlanarak ve gerekli görülen hastalara nikotin replasman tedavileri uygulanarak sigaranın bırakılmasına yardımcı olunduğunun altını çizen Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara bırakma başarısı demek, bir yıl boyunca hiç sigara içilmemesi demektir. Kendi kendine bırakma stratejisinde başarı oranı yüzde 8-25 iken, sigara bırakma polikliniğine başvuran kişilerde başarı oranı yüzde 20-40 arasında saptanıyor. Bu nedenle bırakmak isteyen kullanıcıların profesyonel destek alınması hayati önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasif-icici-olarak-her-yil-en-az-1-milyon-insan-sigara-dumanina-maruz-kaliyor-439598">Pasif içici olarak her yıl en az 1 milyon insan sigara dumanına maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 Yılında sağlık kuruluşlarının yüzde 60&#8217;ı fidye yazılım saldırılarına maruz kaldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2023-yilinda-saglik-kuruluslarinin-yuzde-60i-fidye-yazilim-saldirilarina-maruz-kaldi-439580</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[kaldı]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluşlarının]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılarına]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439580</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık sektöründe hastalara ait özel bilgilerin güvenliği, sağlık operasyonlarının aksatılmadan sürdürülmesinde hayati bir rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinda-saglik-kuruluslarinin-yuzde-60i-fidye-yazilim-saldirilarina-maruz-kaldi-439580">2023 Yılında sağlık kuruluşlarının yüzde 60&#8217;ı fidye yazılım saldırılarına maruz kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık sektöründe hastalara ait özel bilgilerin güvenliği, sağlık operasyonlarının aksatılmadan sürdürülmesinde hayati bir rol oynuyor. Sağlık kuruluşları, hastaya ait haklar ve hassas verilere sahip olduğundan kapsamlı bir siber güvenlik yaklaşımına ihtiyaç duyuyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre 2023 yılında sağlık kuruluşlarının %60’ı fidye yazılım saldırılarına maruz kaldı. Bu sebeple sağlık kuruluşlarının potansiyel tehditlerin tespiti ve hasta güvenliği için siber güvenlik önlemlerini öncelikli hale getirmesi önem taşıyor. Sektörün teknolojiyle olan ilişkisinin güçlendikçe siber saldırı riskinin de arttığını söyleyen WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, siber güvenliğin sağlık sektörüne sağladığı 3 avantajı sıralıyor.  </strong></p>
<p>Her sektörde yaygın olarak kullanılan teknoloji, sağlık ve ilaç endüstrisinde de önemli bir konuma yükseldi. Teknoloji aracılığıyla tıbbi sistemlerdeki ilerlemeler hasta bakımını önemli ölçüde iyileştirerek maliyetleri düşürdü ve verimliliği artırdı. Ancak sektörün veri kalabalığı dikkate alındığında dışardan gelecek tehditlere karşı açık olduğundan, sağlık kuruluşlarının siber güvenlik önlemlerini güçlendirmesi gerekiyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, 2023 yılında sağlık kuruluşlarının %60’ının fidye yazılım saldırılarına maruz kaldığını gösteriyor. Bu sebeple sağlık sektörünün kapsamlı bir güvenlik yaklaşımını benimsemesi önem teşkil ediyor. Sektörün teknolojiyle olan ilişkisinin güçlendikçe siber saldırı riskinin de arttığını vurgulayan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, siber güvenliğin sağlık kuruluşlarına sağladığı 3 avantajı paylaşıyor.  </p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>1. Mevzuata uygunluk sağlar:</strong></em><strong> </strong>Güvenlik duvarları, HIPAA (Sağlık Sigortası Taşınabilirlik ve Sorumluluk Yasası) gibi düzenlemelere uyum açısından kritik önem taşıyor. Ancak gerçekten etkili olabilmeleri için doğru şekilde yapılandırılmaları gerekiyor. Bu amaçla, yetkili ağ adreslerinden yalnızca gerekli veri trafiğine izin veren belirli kurallara ihtiyaç vardır. PHI verilerine yetkisiz erişime izin verebilecekleri için kapsamlı &#8220;izin&#8221; kurallarından kaçınılmalıdır.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>2. Tıbbi cihazları korur:</strong></em> Tıbbi Nesnelerin İnterneti (IoMT) cihazlarının yükselişi nedeniyle artık çok sayıda tıbbi cihaz birbirine bağlanarak gerçek zamanlı izlemeyi ve kesintisiz veri paylaşımını kolaylaştırıyor. Bu durumun en önemli dezavantajı, kritik güvenlik riskleri barındırması. Riskler, ağı bölümlere ayıran, bağımsız alt ağlar oluşturan ve aralarındaki trafiği kontrol eden bir güvenlik duvarı ile önlenebiliyor ve ağın tamamını etkilemeyeceğinden tehditlerin yayılma olasılığını azaltıyor. İyi yürütülen erişim kontrolü politikaları aktif trafik izlemeyle birleştiğinde ağ üzerinde daha fazla kontrol sağlayarak yüksek güvenlik sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong>3. Ağ performansını iyileştirir:</strong></em> Güvenlik duvarları güvenliği artırmanın yanı sıra ağ performansını da optimize ediyor. Trafik akışını yöneterek gereksiz bant genişliği kullanımını önleyebilirken kritik tıbbi uygulamaların düzgün çalışmasını sağlıyor. Böylece gecikmeyi azaltarak ve yanıt sürelerini iyileştirerek genel ağ verimliliğinin optimize edilmesine yardımcı oluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2023-yilinda-saglik-kuruluslarinin-yuzde-60i-fidye-yazilim-saldirilarina-maruz-kaldi-439580">2023 Yılında sağlık kuruluşlarının yüzde 60&#8217;ı fidye yazılım saldırılarına maruz kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky&#8217;nin ücretsiz şifre çözme araçları, fidye yazılımları saldırılarına maruz kalan 360 binden fazla kişiye yardımcı oldu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kasperskynin-ucretsiz-sifre-cozme-araclari-fidye-yazilimlari-saldirilarina-maruz-kalan-360-binden-fazla-kisiye-yardimci-oldu-436697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araçları]]></category>
		<category><![CDATA[binden]]></category>
		<category><![CDATA[çözme]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[kasperskynin]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılarına]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky'nin “No More Ransom” girişimi ve özel “No Ransom” portalı üzerinden erişilebilen şifre çözme araçları, 360 bin indirmeyi aştı. Şirketin sunduğu bu ücretsiz araçlar, fidye yazılımı mağdurları için etkili veri kurtarma çözümleri sunarak iş birliğine dayalı siber güvenlik çabalarının etkisinin altını çiziyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kasperskynin-ucretsiz-sifre-cozme-araclari-fidye-yazilimlari-saldirilarina-maruz-kalan-360-binden-fazla-kisiye-yardimci-oldu-436697">Kaspersky&#8217;nin ücretsiz şifre çözme araçları, fidye yazılımları saldırılarına maruz kalan 360 binden fazla kişiye yardımcı oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky&#8217;nin “No More Ransom” girişimi ve özel “No Ransom” portalı üzerinden erişilebilen şifre çözme araçları, 360 bin indirmeyi aştı. Şirketin sunduğu bu ücretsiz araçlar, fidye yazılımı mağdurları için etkili veri kurtarma çözümleri sunarak iş birliğine dayalı siber güvenlik çabalarının etkisinin altını çiziyor.</strong></p>
<p>2023 yılının sonunda Kaspersky, No More Ransom girişiminin önemli bir katılımcısı olarak yedinci yılını kutladı. Bu dönem, fidye yazılımlarıyla mücadele taahhüdü doğrultusunda Kaspersky&#8217;nin ücretsiz şifre çözme araçlarına erişimin genişletilmesine sahne oldu. Europol tarafından bildirildiği üzere 39 farklı fidye yazılımı ailesini hedef alan bu araçlar, Kaspersky tarafından desteklenen No More Ransom girişiminin derin etkisinin altını çizerek dünya çapında yaklaşık 2 milyon kurbanın verilerini geri almasına yardımcı oldu.</p>
<p>Kaspersky, No More Ransom&#8217;a yaptığı katkıların ötesinde, fidye yazılımlarıyla mücadele etmek için kapsamlı bir kaynak ve araç paketi sunan bir merkez olan kendi &#8216;No Ransom&#8217; web sitesini kurarak bu konudaki taahhüdünü daha da sağlamlaştırdı. &#8216;No Ransom&#8217; portalı 2015 yılında Kaspersky tarafından Hollanda Ulusal Polisi ile işbirliğinin sonucu olarak başlatıldı ve ardından dünya çapında bir girişime dönüşerek insanların hiçbir ücret ödemeden verilerini kurtarmasına yardımcı oldu.</p>
<p>2023 yılı sonu itibariyle Kaspersky&#8217;nin şifre çözme araçları, 2018&#8217;den bu yana 360 binden fazla kez indirildi ve fidye taleplerine boyun eğmeden kritik verileri kurtarmak isteyen kurbanlar için adeta can simidi oldu. Mart 2023&#8217;te Kaspersky, daha önce sızdırılan Conti kaynak koduna dayalı bir fidye yazılımı modifikasyonunun kurbanlarına yardımcı olmak için, özel olarak tasarlanmış bir şifre çözme aracının yeni sürümünü yayınladı.</p>
<p>Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı <strong>Jornt van der Wiel</strong>, şunları söyledi: <em>&#8220;Siber tehditler gelişmeye devam ettikçe, kamu ve özel sektör arasındaki işbirliği giderek daha önemli hale geliyor. &#8216;No More Ransom&#8217; ve Kaspersky&#8217;nin &#8216;No Ransom&#8217; portalı, ortak çabaların mağdurlara yardım etme ve zararı önlemeye dair tavsiyeler verme konusunda önemli bir fark yaratabileceğinin somut bir örneğidir. Bunun yanında siber suçlulara istedikleri fidyeyi ödemenin asla bir çözüm olmadığını anlamak çok önemlidir. Bunun yerine, bireyleri ve kuruluşları ortak çabalar yoluyla sağlanan mevcut şifre çözme araçlarına ve kaynaklara güvenmeye teşvik ediyoruz. Bu da gaspa boyun eğmeden verilerini geri almalarına olanak tanıyor,&#8221;</em> </p>
<p><strong>No More Ransom: Kaspersky&#8217;nin Fidye Yazılımlarıyla Mücadelesinde Öncü Rolü</strong></p>
<p>Kaspersky, tarihi boyunca siber saldırılara karşı ücretsiz yardım girişimleri ortaya koyma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip. Kaspersky, &#8216;No More Ransom&#8217;ın kurucu ortağı olmadan ve No Ransom portalını başlatmadan önce, 2008 yılında fidye yazılımına karşı uluslararası bir girişim olan Stop Gpcode’u başlatmıştı.</p>
<p>Fidye yazılımı, kullanıcıların verilerini şifreleyen ve şifreyi çözmek için ödeme talep eden kötü amaçlı bir yazılım türüdür. Siber suçlular endişe verici bir hızla yeni fidye yazılımı teknikleri ortaya koymaya devam ediyor. Kaspersky Ekim 2023&#8217;te 4 binden fazla yeni fidye yazılımı dosyası tespit etti. Bu rakam Kasım 2022&#8217;ye göre 2,5 kat daha fazla (1.602). Bu durum, sağlam koruma önlemlerinin devam eden öneminin altını çiziyor.</p>
<p>Kaspersky, Europol, Hollanda Ulusal Polisi ve diğer kurucu üyeler tarafından 2016 yılında başlatılan No More Ransom girişimi, fidye yazılımlarıyla mücadele etmek için kolluk kuvvetleri ve özel sektörle iş birliği yapıyor. Bu girişim şifre çözme araçları sağlıyor, toplumu fidye yazılımı riskleri konusunda eğitiyor ve yaygın siber tehditlere karşı koymak için en iyi siber güvenlik uygulamalarını teşvik ediyor.</p>
<p>Fidye yazılımlarına karşı mücadeleye yardımcı olmak ve No More Ransom girişimi hakkında daha fazla bilgi edinmek için nomoreransom.org adresini ziyaret edebilirsiniz. Kaspersky&#8217;nin tüm şifre çözme araçlarını https://noransom.kaspersky.com/ adresinde bulabilirsiniz.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kasperskynin-ucretsiz-sifre-cozme-araclari-fidye-yazilimlari-saldirilarina-maruz-kalan-360-binden-fazla-kisiye-yardimci-oldu-436697">Kaspersky&#8217;nin ücretsiz şifre çözme araçları, fidye yazılımları saldırılarına maruz kalan 360 binden fazla kişiye yardımcı oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 12:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[haberlere]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş,  savaş ile ilgili haberlere maruz kalmış bir çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı hakkında bilgi verdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805">Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş,  savaş ile ilgili haberlere maruz kalmış bir çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “En önemli noktalardan bir tanesi kavramlar ilgili açık ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde konuşmaktır. Onun endişelerini anladığını anne babanın dile getirmesi ve çocuğa güven vermesi çok önemli. Çocuğun kaygılarını çok önemli ölçüde bu durum azaltır ve onunla birlikte haberleri izleyerek belki birtakım görüntülerden çocuğu uzak tutarak, çocuğu korumak anne babanın en önemli görevlerin başında gelir.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenler de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkileniyor</strong></p>
<p>Özellikle ergenlik döneminde çocukların savaş ile ilgili haberlerle doğrudan ilgilenebileceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında politik sorular bile sorabilirler. Kendi görüşünü anne babasının görüşleriyle kıyaslamak isteyebilir ve hatta tartışmak isteyebilir. Anne babanın aslında bu konularda ergenler ile konuşması, konuşmaktan çekinmemesi hatta onu dinlemesi, yargılamaması, eğer kendisi gibi düşünmüyorsa, başka bir görüş bildiriyorsa kesinlikle yargılayıcı konuşmaması çok önemli.”</p>
<p>Ergenlerin de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkilendiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Savaş ortamında yaşayan çocuklar çok daha ciddi travma atlatıyorlar. Şiddete maruz kalmış çocuklar gibi onların da erişkinlik dönemine kadar devam eden, travma sonrası birtakım belirtileri gösterdikleri çeşitli araştırmalarla kanıtlanmış. Bu nedenle belki de çok uzun sürecek birtakım terapilere ve tedavilere ihtiyaç duyabiirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyası yıkılıyor</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, savaş gibi yetişkinlerin bile dehşete düştüğü, dehşet içerisinde kaldığı ve oldukça kötü etkilendiği şiddet ortamında çocukların elbette sadece ruhsal olarak etkilenmediklerini de belirterek, şunları anlattı:</p>
<p>“Çocukların temiz suya ulaşamadığı, temiz yiyeceklere ulaşamadığı, açlık, susuzlukla özellikle 5 yaş altındaki çocukların ölümle karşılaştığı savaş ortamında birinci öncelik elbette çocukların fiziksel olarak sağlıklı olmaları, hayatta kalmaları, temiz suya ve yiyeceğe ulaşmalarıdır. Fakat onların ruhsal dünyasında tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyasında savaş oldukça önemli yıkım etkisi yaratır. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda şiddet içerikli herhangi bir olayın hemen akabinde huzursuzluk, ağlama, her şeye aşırı tepki verme, hırçınlık, uykusuzluk, anne babanın dediklerine uymama, her şeyi reddetme gibi bir takım olumsuz belirtiler görülüyor.”</p>
<p> <strong>Çocukları savaş haberlerinden uzak tutmak gerek</strong></p>
<p> Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, öncelikle 6 yaş ya da 7-8 yaş sonrası çocuklarla daha küçük çocuklar arasında fark olduğunu dile getirerek, şöyle anlattı:</p>
<p>“Ebeveynler olarak, çocukların soyut kavramları anlamadıklarını, savaş da soyut bir kavram olduğu için buna anlam veremediklerini, gördükleri her şeyi sorabileceklerini hiçbir zaman unutmamalıyız. Önemli olan onlara doğru bilgiyi vermek, onların anlayabileceği bir şekilde konuşmak, anlayabileceği dilden konuşmak ve onlara güven vermektir. Zaten ebeveynlerin kendilerini anladığını hissederse bir çocuk, kendisini güvende hisseder dolayısıyla kaygısı çok azalır. </p>
<p>Ergenlik dönemi içinde aslında bu böyledir. Kendi görüşlerini geliştirmeye başladıkları için kişilik gelişimi ile birlikte ergenler bu konular ile ilgili tartışmak isteyeceklerdir. Kendi görüşlerini ortaya koymak isteyeceklerdir. Aslında anne babalar onları yargılamadan dinlemeli, onaylamasalar bile, kendi görüşlerine uymasa bile, yine de onları kesinlikle rencide etmeden, terslemeden dinlemeli, hak vermedikleri yerler olsa bile onları düzeltmeden sadece onların yanında olduğunu gösteren bir şekilde onlarla iletişim kurarak, aslında onlara destek olmak en iyi ebeveynlik işlevidir diyebiliriz.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805">Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fidye Yazılımları Trend Raporu açıklandı: Siber saldırıya en çok maruz kalan sektör özel işletmeler, profesyoneller ve kamusal hizmetler oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fidye-yazilimlari-trend-raporu-aciklandi-siber-saldiriya-en-cok-maruz-kalan-sektor-ozel-isletmeler-profesyoneller-ve-kamusal-hizmetler-oldu-376010</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 08:54:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[fidye]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[kamusal]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[profesyoneller]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[saldırıya]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelindeki kurumsal yapılara dijital risk koruma hizmetleri, harici saldırı yüzeyi yönetimi ve tehdit istihbaratı çözümleri sunan siber güvenlik şirketi Brandefense, 2023’ün ilk çeyreğine ilişkin detayları incelediği ve bu detayları 2022’nin son iki çeyreğiyle kıyasladığı Ransomware Trend Raporu’nu yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fidye-yazilimlari-trend-raporu-aciklandi-siber-saldiriya-en-cok-maruz-kalan-sektor-ozel-isletmeler-profesyoneller-ve-kamusal-hizmetler-oldu-376010">Fidye Yazılımları Trend Raporu açıklandı: Siber saldırıya en çok maruz kalan sektör özel işletmeler, profesyoneller ve kamusal hizmetler oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya genelindeki kurumsal yapılara dijital risk koruma hizmetleri, harici saldırı yüzeyi yönetimi ve tehdit istihbaratı çözümleri sunan siber güvenlik şirketi Brandefense, 2023’ün ilk çeyreğine ilişkin detayları incelediği ve bu detayları 2022’nin son iki çeyreğiyle kıyasladığı Ransomware Trend Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, siber saldırılara en çok maruz kalan sektör özel işletmeler, profesyoneller ve kamusal hizmetler olurken, Lockbit en aktif siber saldırı grubu oldu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Fidye yazılımları son dönemde siber saldırganların en çok kullandığı yöntemlerin başında yer alıyor. Siber saldırganlar bu zararlı yazılımlar aracılığıyla cep telefonu ve bilgisayar gibi cihazlara sızarak elde ettikleri verileri kamuya açma veya dark web’de satma tehdidiyle fidye talebinde bulunuyor. Markaların dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklere karşı, zafiyet analizi, veri sızıntısı bildirimi, darkweb izlemesi, atak yüzeyi tespiti gibi siber güvenlik alanında geliştirdiği ürünler ve sunduğu çözümlerle markaların dijital dünyadaki itibarını koruma hedefiyle faaliyet gösteren Brandefense’in uzman analist ekibi son 3 çeyrekteki fidye yazılımı saldırılarıyla ilgili bir rapor hazırladı. “Ransomware Trend Raporu” başlıklı bu çalışma, 3 aydır en aktif olan ransomware gruplarının saldırı taktik ve teknikleri hakkında ipucu verirken, Bilişim güvenliği ve risk yönetimi çalışanlarının fidye yazılımı saldırılarındaki mevcut eğilimleri anlamaları ve kuruluşlarını gelecekteki tehditlerden korumak için de değerli bilgiler sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>En aktif saldırgan grubu Lockbit</strong></p>
<p> </p>
<p>Brandefense’in yayımladığı Ransomware Trend Raporu, 2022&#8217;nin 3. çeyreğinden 2023 yılının 1. çeyreğine kadar dokuz aylık bir dönemi kapsıyor. Rapora göre bu dönemde fidye yazılımı mağdurlarının yüzde 34’ünün özel işletmeler, profesyoneller ve kamusal hizmetler, yüzde 16’sının imalat sektörüyle, yüzde 8’inin ise bilişim teknolojileriyle ilgili olduğu belirtiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Çalışmada fidye yazılımı saldırgan grupları hakkında da önemli bulgular yer alıyor. Rapora göre yılın birinci çeyreğindeki saldırıları 2022’nin son çeyreğine oranla yüzde 27 azalış gösteren Lockbit; buna rağmen, kullandığı sofistike taktikler ve hedeflenen endüstri yelpazesinin genişliği nedeniyle en aktif saldırı grubu olarak öne çıkıyor. 2023’ün ilk çeyreğinde saldırı aktifliğini yüzde 800 oranında artıran Clop ile yüzde 147 oranında artıran Play de dikkat çeken gruplar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Yine aynı süreçte Royal Grubu&#8217;nun gıda ve tarıma, Clop&#8217;un ise bilişim teknolojilerine odaklanması bazı siber saldırganların belirli sektörlerdeki güvenlik açıklarından yararlanmak için özel teknikler geliştirdiğini gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>ABD toplam saldırıların yüzde 47,6’sına hedef oldu</strong></p>
<p> </p>
<p>6 ay içinde 68 ülkede 1192 siber saldırı mağduru olduğunu belirten Brandefense analistlerine göre son dönemde İsveç, Endonezya, Venezuela, İngiltere ve İtalya gibi birçok ülkede gerçekleştirilen fidye yazılımı mağdurlarında yüzde 12,5 ile yüzde 200 arası oranlarda artış kaydedildi. Yılın ilk çeyreğinde ABD, İngiltere, Kanada ve Almanya en çok mağdurun olduğu ülkeler sıralamasında ilk sıralardaki yerlerini korudu. Toplam saldırı mağdurlarının yüzde 46’sı ABD’de yer alırken, Birleşik Krallık yüzde 8,6, Almanya yüzde 4,1 ve Kanada yüzde 3,9’luk pay aldı. Bu süreçte, önemli hedef ülkeler olan Almanya, Brezilya ve İspanya’ya karşı gerçekleştirilen fidye yazılımı saldırılarında bir önceki çeyreğe göre düşüş yaşanırken, Birleşik Krallık&#8217;ı hedef alan fidye yazılımı saldırılarının neredeyse iki katına yükselmesi dikkat çekti.</p>
<p> </p>
<p>Dünya çapındaki siber suç faaliyetleri hakkında kapsamlı ve geriye dönük bir rapor olan Ransomware Trend Raporu; sektörlere, ülkelere, fidye yazılımı gruplarına ve şirket boyutlarına göre fidye yazılımı saldırısının boyutuna ilişkin istatistiklerin yer aldığı çeşitli bölümler içeriyor. Rapor ayrıca çeşitli fidye yazılımı gruplarının güvenlik açıklarıyla ilgili saldırılar sırasındaki taktik ve teknikleri hakkında da bilgi sağlıyor. Ransomware Trend Raporu’na Brandefense.io üzerinden ulaşılabiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fidye-yazilimlari-trend-raporu-aciklandi-siber-saldiriya-en-cok-maruz-kalan-sektor-ozel-isletmeler-profesyoneller-ve-kamusal-hizmetler-oldu-376010">Fidye Yazılımları Trend Raporu açıklandı: Siber saldırıya en çok maruz kalan sektör özel işletmeler, profesyoneller ve kamusal hizmetler oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 14:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[haberlere]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesini]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar siyasi seçim dönemlerinde, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıklarını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872">Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar siyasi seçim dönemlerinde, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıklarını söylüyor. Seçim dönemlerinde birçok farklı faktörün, insan psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Sürekli olarak karşı siyasi içeriklere maruz kalmak, kaygı ve öfke yaratabilir. Medya ve sosyal medya kısıtlamaları, ruhsal ve duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin kendine ayırdığı vaktin kaliteli bir düzende artması da ruh sağlığının korunması açısından önemlidir. Spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak, hobilerle uğraşmak gibi aktiviteler bu açıdan kişiyi destekleyecektir.” önerilerinde bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, içinde bulunduğumuz seçim döneminin insan psikolojisi üzerinde ne gibi etkilere sebep olabileceğine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Seçimler kendini ifade edebilme hakkıdır</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki siyasi seçim dönemlerinin, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıkları zaman dilimleri olduğunu belirterek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Seçimler, toplumdaki insanların politikaları, yönetici tercihleri ve ülke yönetimini göz önünde bulundurma hakkını ifade etme şansını sunar. Dolayısı ile seçim sürecinde söz sahibi olan birey, kendini ifade edebilme hakkı ile birlikte değerli hissetme duygusunu da yaşamaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Seçim öncesi ‘heyecan ve umutsuzluk’ duyguları ağır basıyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki seçimlerde, siyasi partilerin ve adayların seçim kampanyalarının oldukça yoğun olduğunu ifade eden Çekin, “Seçimlerdeki birlik  ve beraberlik dönemleri yoğun dayanışma ve heyecan duygularını oluşturabildiği gibi insanların psikolojisini olumsuz da etkileyebilmektedir.” açıklamasında bulundu ve seçim zamanlarında ortaya çıkan üç dönemden bahsetti. </p>
<p>Çekin seçim öncesi dönemi ‘heyecan ve umutsuzluk duygularının ağır bastığı bir evre’ şeklinde tanımlayarak “Umutların yükselme potansiyeline sahip olduğu kadar, aynı zamanda kaygı ve umutsuzluk sürelerini da tetikleyebilir. Destekledikleri aday veya parti için heyecanlı olanlar, umutlarını beslerken, desteklemedikleri aday veya parti nedeniyle hayallerini sürdüremeyen ve umutsuz olan bir kesim de olabilmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Umutsuz seçmen gelecek kaygısıyla yoğun anksiyete yaşayabilir</strong></p>
<p>Seçim döneminin stresli bir zaman dilimi olabileceğini kaydeden Çekin, “İnsanlar, ülkenin geleceği hakkında ve seçim sonuçlarının, hayatlarını nasıl etkileyeceği konusunda endişe duyabilirler. Ayrıca, seçimlerde adayların ve partilerin kullandıkları dil, bazen kutuplaştırıcı ve agresif olabilir. Bu da stres ve kaygı hissi yaratabilir. Bununla birlikte umutsuz olan seçmen gelecek kaygısı içerisine girdiği zaman ise yoğun anksiyete yaşayabilir. Adayların ve partilerin beklentilerinin altında performans göstermesi veya seçim sonuçlarının, seçmenlerin istedikleri hedeflerden aşağıda kalması seçmenlerde ahlaki bozulmayı beraberinde getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kutuplaşma farklı bakış açılarının göz ardı edilmesine neden olabilir</strong></p>
<p>Seçim sonrası dönemde ise kutuplaşmaya neden olabilecek bir atmosfer oluşabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “İnsanlar, farklı siyasi görüşlere sahip oldukları için ayrışabilirler. Bu ayrışma, insanların birbirine bağlanmasına karşı düşmanca hissetmelerine neden olabilir ve toplumdaki huzur ve uyumun bozulmasına yol açabilir. Ayrıca kutuplaşma, insanların bilgi seçimlerinde kendi görüşlerine yakın kaynaklara yönelmesine ve farklı bakış açılarını göz ardı etmesine de neden olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Bilinçli medya kullanımı ruh sağlığı için önemli</strong></p>
<p>Seçim dönemlerinin, politikacıların tartışmaları, vaatlerini içeren kampanya süreçleri ve geleceğe yönelik belirsizlikler nedeni ile stresli bir zaman olabileceğine değinen Çekin, bu süreçte bireyin kendi ruh sağlığını koruyabilmesi adına birtakım önlemler alabileceğini söyledi. Çekin bu önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Özellikle haberleri takip etmek önemli olsa da, sürekli olarak siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir. ‘Bilinçli medya kullanımı’ yaparak yani belli bir zaman aralığında haberleri izlemek, güvenilir bilgi edinmeye özen göstermek ve yanıltıcı veya duygusal içeriklere maruz kalmaktan kaçınmak önemli bir yere sahip. Bu tarz haber içeriklerinde daha çok farklı görüşü değerlendirmek, analiz etmek ve eleştirel düşünceyi kullanmak bilişsel esnekliğimiz açısından da faydalı olacaktır. Bu sayede birey farklı görüşlere sahip bireylerle olan ilişkilerinde daha dengeli bir ortam yaratabilir. Burada empati yapabilmek de önemli bir yer tutuyor. Böylece sağduyulu bir iletişim de gerçekleşmiş olur.”</p>
<p><strong>Sosyal medya stres kaynağı olabilir</strong></p>
<p>Seçimin başlangıcında hızlı ve geniş bir bilgi koruması sağlasa da sosyal medyanın, aynı zamanda stres kaynağı olabileceğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Sürekli olarak karşı siyasi içeriklere maruz kalmak, kaygı ve öfkeye neden olabilir. Medya ve sosyal medya kısıtlamaları, ruhsal ve duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin kendine ayırdığı vaktin kaliteli bir düzende artması da ruh sağlığının korunması açısından önemlidir. Spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak, hobilerle uğraşmak gibi aktiviteler bu açıdan kişiyi destekleyecektir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872">Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobbinge maruz kalanların ortak özellikleri var</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobbinge-maruz-kalanlarin-ortak-ozellikleri-var-366068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 12:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kalanların]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[mobbinge]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendilerini ifade etmekte zorlanıyorlar ve hayır diyemiyorlar</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobbinge-maruz-kalanlarin-ortak-ozellikleri-var-366068">Mobbinge maruz kalanların ortak özellikleri var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendilerini ifade etmekte zorlanıyorlar ve hayır diyemiyorlar </strong></p>
<p><strong>İş hayatında psikolojik şiddet olarak tanımlanan ve bezdiri anlamına gelen mobbing, maruz kalan kişileri olumsuz etkiliyor. Mobbinge maruz kalan kişilerin birtakım benzer özelliklerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, kendini ifade etmekte zorlanan, ‘hayır’ diyemeyen, bir topluluğa ait olma ve kabul görme beklentisiyle sürekli uyumlu olmaya çalışan kişilerin daha savunmasız olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, mobbinge ilişkin değerlendirmede bulundu. Sedef Koç Bal, kişilerin neden mobbing uyguladıklarını ve daha çok kimlerin mobbinge maruz kaldıklarını açıkladı.</p>
<p><strong>İş hayatındaki psikolojik şiddet: Mobbing</strong></p>
<p>İş hayatının en basit haliyle ele alındığında üretkenliğin ve kendini gerçekleştirmenin yanı sıra temel gayenin bireyin hayatını idame ettirmek olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Herhangi bir ortamda, bir kimsenin kendini var edebilmesi veya varlığını sürdürmesi için başka bir bireyi değersizleştirmesi kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Özellikle günün önemli bir bölümünü kapsayan iş ortamlarında mobbing kavramından sıklıkla söz edilir. Psikolojik şiddet olarak tanımlanan kelime, TDK’nin deyimiyle ‘bezdiri’ anlamına gelir.” dedi.</p>
<p><strong>İş verimi için huzur gerekiyor</strong></p>
<p>Bireyin kendini iyi hissetmediği bir ortamda verimli olamayacağını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “İş hayatında öncelikli olarak iyiliği gözetilmesi gereken temel unsur ‘iş’in kendisi olarak gözükse de söz konusu işi yapacak olan da insanın kendisidir. Bireyin kendini değerli hissetmediği bir ortamda potansiyelinin en iyi haliyle işini yapmasını beklemek ise anlamlı olmaz. Çalışan bireyin uzun saatleri iş ortamında, iş arkadaşlarıyla ve yöneticileriyle temas halinde geçirdiğini düşünürsek söz konusu ortama dair huzur arayışı çok insani bir beklentidir.” dedi.</p>
<p><strong>Mobbing uygulayanlar koşulsuz itaat beklentisinde olabiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, mobbing uygulayan kişilerin genellikle kendi düşüncelerinin ön planda olmasını, kendisine karşı çıkılmamasını, koşulsuz itaat edilmesini, düşünce ve davranışlarının sorgulanmamasını bekleyen kişiler olduğunu söyledi. Sedef Koç Bal, “Bu beklentiye göre davranılmadığını düşündüklerinde ise diğer bireyin varlığını kendi varlığına bir tehdit olarak algılayabildikleri için o kişiyi pasifize etme eğiliminde olurlar. Mobbing uygulayan bireyin herkese karşı aynı tutum içerisinde olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Sağlıklı sınır çizemeyenler mobbinge uğrayabiliyor</strong></p>
<p>Mobbinge maruz kalan kişilerin birtakım benzer özelliklerinin ortaya çıktığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Gerek işine sahip çıkma kaygısıyla gerek kişilik özellikleriyle ilgili olarak kendini ifade etmekte zorlanan, hayır diyemeyen, bir topluluğa ait olma ve kabul görme beklentisiyle sürekli uyumlu olmaya çalışan kısacası sağlıklı sınırlar çizemeyen bireyler olduğu gözlenmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Her anlaşmazlık mobbing değil</strong></p>
<p>İş hayatında yaşanan her olumsuz davranışı mobbing olarak değerlendirmenin uygun olmadığına dikkat çeken Sedef Koç Bal, “Kişilerarası ilişkileri yönetme konusunda sorumluluk almaktan kaçınan veya kendini ifade etmekte zorlanan kimi bireyler karşısındaki bireyin her söylemini, davranışını mobbing olarak algılayabilir. Bir başka ihtimal ise mobbinge uğradığını düşünen veya bu şekilde yansıtan bireyin mağdur görünerek elde edeceği ikincil kazançları da söz konusu olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Eşit konumdaki kişiler arasında da mobbing görülebilir</strong></p>
<p>Bilinenin aksine mobbingin sadece ast ve üst ilişkileri üzerinden yani yukarıdan aşağıya tek yönlü bir davranış olarak ortaya çıkmadığına vurgu yapan Sedef Koç Bal, “Bazen eşit konumdaki çalışanlar arasında veya aşağıdan yukarı bir hiyerarşide de gözlemlemek mümkün. Bu durumda yalnızca konum olarak avantajlı olanın değil, kişilik özellikleriyle bağlantılı olarak sosyal uyumu yakalamakta zorlanan bireyin davranış örüntüleri olarak da düşünülebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Desteğe başvuranlar obsesif kişilik özelliklerine sahip</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, mobbingle baş edemeyerek yasal sistemlerden veya ruh sağlığı profesyonellerinden destek almak üzere kliniklere yapılan başvurular göz önüne alındığında en fazla başvuruyu kaygısı ön planda olan, haksızlığa gelemeyen, adalet konusunda hassasiyeti olan, düzeni ve kuralı seven obsesif kişilik özelliklerine sahip bireylerin ağırlıkta olduğunu söyledi. Bal, “Elbette bu başvurular çoğunlukla bu kişilik özelliklerindeki bireylerin mobbinge maruz kaldığını doğrudan göstermeyebilir, bu kişiler sadece yasalara veya psikolojik desteğe daha sık başvuran, kendi değer sisteminde adalet kavramının mihenk taşı olduğu bireyler de olabilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Mobbinge mutlaka müdahale edilmelidir</strong></p>
<p>“Psikolojik şiddet hangi ortamda yaşanırsa yaşansın bireyin psikolojik dayanıklılığı açısından saldırı unsurudur” diyen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sözlerini şöyle tamamladı: “Mobbingin kurum tarafından fark edilmesi, bundan da öte müdahale edilerek sorunun giderilmesi beklenir. Anlaşılmadığını ve değer görmediğini hisseden hiç kimsenin kendini o ortamda tam anlamıyla var etmesi ve iş sürecine katkı sağlaması gerçekçi bir beklenti olamaz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobbinge-maruz-kalanlarin-ortak-ozellikleri-var-366068">Mobbinge maruz kalanların ortak özellikleri var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depreme maruz kalanların yüzde 20&#8217;si travma ile mücadele ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depreme-maruz-kalanlarin-yuzde-20si-travma-ile-mucadele-ediyor-352984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 12:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[depreme]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalanların]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ani ve beklenmedik zamanlarda meydana gelen şiddetli depremlerin travmalara yol açabildiğini belirten uzmanlar, depremi yaşayan insanların yüzde 20’sinin Travma Sonrası Stres Bozukluğuna (TSSB) yakalandığını ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depreme-maruz-kalanlarin-yuzde-20si-travma-ile-mucadele-ediyor-352984">Depreme maruz kalanların yüzde 20&#8217;si travma ile mücadele ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ani ve beklenmedik zamanlarda meydana gelen şiddetli depremlerin travmalara yol açabildiğini belirten uzmanlar,  depremi yaşayan insanların yüzde 20’sinin Travma Sonrası Stres Bozukluğuna (TSSB) yakalandığını ifade ediyor. Travma sonrası stres bozukluğunun kadınlarda 2-3 kat fazla görüldüğüne dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, deprem sonrasında travma yaşayanlarda sürekli gergin hissetme, yalnız kalmaktan ve eve girmekten korkma gibi etkiler görüldüğünü vurguluyor. Şentürk, kişinin yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkileyen durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmasını tavsiye ediyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, depremlerin yol açtığı ruhsal travmalara ilişkin değerlendirmede bulundu. </p>
<p><strong>Beklenmedik olaylar travma oluşturuyor</strong></p>
<p>Kişinin hayatında sıkıntı ve üzüntü yaratan pek çok durum ve olaylar olabildiğini ancak bunların tümünün ruhsal travma oluşturmayacağını ifade eden Dr. Erman Şentürk, “Bir olayın ruhsal travma yaratabilmesi için kişinin çok yoğun korku, dehşet veya çaresizlik hissi içinde olması gerekiyor. Aynı zamanda kişinin kendisinin veya yakınlarının da ölüm ve yaralanma tehlikesini yaşaması ya da hissetmesi değerlendirme açısından önemli bir kriter. Sel, deprem, yangın gibi birtakım doğal afetler travmalara yol açabilir. İnsan eliyle yapılan savaş, işkence, tecavüz, kazalar, trafik kazaları, iş kazaları, beklenmedik ani ölümler, ciddi ve ölümcül hastalıklara yakalanma gibi durumlar da ruhsal tramvaya daha fazla yol açıyor. Ruhsal travma sonrasında iki psikiyatrik durum çok fazla gözlemleniyor. Bunlardan biri Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bir diğeri de depresyon” dedi.</p>
<p><strong>Bu belirtiler depresyonu işaret ediyor</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, depresyonda yoğun bir mutsuzluk, karamsarlık, isteksizlik, keyifsizlik, hiçbir şeyden keyif almama, eskiden severek yaptığı şeylere ilgi duymama, geleceğe dair herhangi bir plan ve program yapmama, yoğun bir enerjisizlik hali, uyku ve iştah değişikliklerinin de çok sık gözlemlendiğini söyledi.</p>
<p><strong>TSSB uzun yıllar sürebiliyor</strong></p>
<p>Toplumda ruhsal travma yaşayan pek çok kişi olduğunu ancak bir kısmında travma sonrası stres bozukluğu geliştiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Travma sonrası stres bozukluğu uzun yıllar sürebildiğini ve ciddi iş gücü kaybına yol açabilen bir rahatsızlık olduğunu söylemek mümkün. Yapılan çalışmalar depremi yaşayan insanların yüzde 20’sinin travma sonrası stres bozukluğuna yakalandığını gösteriyor. Bazı kişilerde bu duruma daha yatkınlık olabiliyor veya bazı kişiler bu duruma daha dayanıklı olabiliyor. Bizim için kimlerin travma sonrası stres bozukluğuna yakalanacağı ya da kimlerin daha uzun süre bu durumu yaşayacağını önceden bilmek çok kolay olmuyor ancak bununla ilgili birtakım sinyaller ve belirtiler bulunuyor” dedi.</p>
<p><strong>TSSB kadınlarda 2-3 kat fazla görülüyor</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, yapılan araştırmaların kadınlarda travma sonrası stres bozukluğunun erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görüldüğünü ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Erman Şentürk, “Geçmişte farklı bir ruhsal travma yaşayanlar, geçmiş öyküsünde ruhsal hastalık geçirmiş olanlar, yakınlarında psikiyatrik rahatsızlık bulunan kişilerin travma sonrası stres bozukluğuna yakalanma ihtimalleri daha fazladır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Deprem geçmişi olanın yatkınlığı daha fazla oluyor</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, ‘Ruhsal travma ne kadar şiddetli yaşanmışsa etkileri de bir o kadar fazla ve uzun süreli oluyor’ uyarısında bulundu ve “Örnek olarak depremde yakınını kaybeden bir kişi, kaybetmeyen bir kişiye göre ya da evi hasar gören kişi, evini kaybeden kişi bu durumları yaşamayan kişilere göre, en kötüsü de enkaz altında kalan kişi, kalmayan kişiye göre ruhsal travmayı daha şiddetli yaşayabildiği için travma sonrası stres bozukluğuna yatkınlığı daha fazla oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yalnız kalmak korkutuyor</strong></p>
<p>Olayın olduğu yere gitmemek, olayın olmamış gibi yaşanmaya çalışılması gibi kaçınma davranışlarının travma sonrası stres bozukluğuna daha çok sebep olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Özellikle depremden sonra kişilerde evin içerisinde yalnız kalamama, sürekli bir yakınının yanında olması ihtiyacını hissetme, yakını evin dışına çıktığında kendisini çok huzursuz ve gergin hissetme, evin içine girmek istememe, akrabalarına gitme çok sık gözlemlediğimiz belirtiler arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Etkilenme durumuna göre farklı tedaviler uygulanıyor</strong></p>
<p>Travma sonrası stres bozukluğu tedavisine ilişkin de değerlendirmede bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Burada en önemli durum, kişinin travmadan ne derecede etkilendiğidir. Travmadan çok az etkilenen, hayatını eskisi gibi sürdürebilen kişilerde bilgilendirme genel olarak yeterli oluyor. Travmadan daha çok etkilenmiş, belirtileri yaşayan ancak işine devam edebilen kişilerde danışmanlık veya çok kısa süreli bir psikiyatrik tedavi yaklaşımı yeterli olabiliyor. Travmadan ciddi anlamda etkilenen ve ciddi belirtiler yaşayan ancak yine de işini iyi kötü sürdürebilen kişilere psikiyatrik tedaviyi öneriyoruz. Yine burada da danışmanlık önemli bir rol oynuyor” dedi.</p>
<p><strong>Depresyon eşlik ediyorsa ilaç tedavisi şart…</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, travmadan ciddi anlamda etkilenen ve ağır belirtileri olan kişilere psikiyatrik tedavi önerildiğini söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“TSSB belirtilerine depresyon da ekleniyorsa kesinlikle ilaç tedavisini öneriyoruz. İlaç tedavisinde daha çok antidepresan tedavisi uygulanıyor. Aynı zamanda birtakım anksiyolitik tedavileri de eklenebiliyor. İlaç tedavilerinin yanı sıra aynı zamanda terapilerin de etkili olduğunu biliyoruz. Özellikle bilişsel davranış terapi adını verdiğimiz terapi yöntemi bu sürecin daha kolay atlatılmasında kişilere yardımcı oluyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depreme-maruz-kalanlarin-yuzde-20si-travma-ile-mucadele-ediyor-352984">Depreme maruz kalanların yüzde 20&#8217;si travma ile mücadele ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
