<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Manifesto | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/manifesto/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/manifesto</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Jul 2026 08:12:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Manifesto | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/manifesto</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaki]]></category>
		<category><![CDATA[al-i]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyt]]></category>
		<category><![CDATA[bütün]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığa]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığın]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[rahmet]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186">3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu&#8217;nda gerçekleştirildi.</p>
<p>İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlere Nebevî miras perspektifinden çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilen sempozyum, yayımlanan kapsamlı manifesto ile sona erdi.</p>
<p><strong>İnsanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşması küresel sorunları derinleştirdi</strong></p>
<p>&#8220;Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti Manifestosu&#8221; başlığıyla kamuoyuyla paylaşılan manifestoda, günümüz dünyasında yaşanan savaşlar, çevre felaketleri, toplumsal çözülmeler ve manevi boşluğun ortak bir krizin farklı yansımaları olduğu ifade edildi. Gazze&#8217;den Sudan&#8217;a, Ukrayna&#8217;dan Myanmar ve Doğu Türkistan&#8217;a kadar yaşanan insani trajedilere dikkat çekilen bildirgede, insanlığın ilahi hakikatlerden uzaklaşmasının küresel sorunları derinleştirdiği belirtildi.</p>
<p>Dünyanın büyük bir ahlaki krizle yüz yüze olduğu bir zamanda Âl-i Beyt Sempozyumu’nu düzenlemenin amacının, başta Müslümanlar olmak üzere bütün insanlığı Nebevî mirası hatırlamaya; onun üzerinde düşünmeye bir davet olduğu kaydedilen manifestoda, şöyle devam edildi:</p>
<p>“Hz. Peygamber&#8217;in beşeriyete hediye ettiği Kur&#8217;an&#8217;ın nuruyla ve penceresiyle kâinata ve topluma bakmaya ve anlamaya bir çağrıdır. İnsanın tarih boyunca kendisine sorduğu ‘Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Hayatının anlamı nedir?’ vb. sorulara Nebevi miras ışığında cevap aramaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ‘Size iki şey bırakıyorum…’ hadisinde işaret ettiği iki temel emanet olan Kur’an-ı Kerim ve Âl-i Beyt’in, birbirini tamamlayan ilmî ve manevî rehberliğini akademik yöntemlerle incelemek; bu mirasın insanlığın ortak değerlerine sunduğu katkıyı disiplinler arası bir perspektifle ortaya koymak ve elde edilen bilgi birikimini akademi dışındaki geniş kitlelerle paylaşmaktır.”</p>
<p><strong>Nebevi mirası hatırlamanın önemi…</strong></p>
<p>Nebevi mirası hatırlamanın, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) Hira Mağarası&#8217;nda aldığı ve en yakınlarından başlayarak bütün insanlığa duyurduğu bu nurun, bu manzarayı tamamen nasıl değiştirdiğini anlamaya bir davet olduğu dile getirilen manifestoda, şunlar kaydedildi:</p>
<p>“Hz. Peygamber&#8217;in getirdiği hakikat nuru sayesinde, kâinattaki bütün hareketler, çeşitlilikler, değişimler ve dönüşümler anlamsızlıktan ve kör tesadüflerin oyuncağı olmaktan kurtuldu. Her biri, Allah&#8217;ın kudretini ve hikmetini anlatan birer mektup, yaratılışın sırlarını gösteren birer işaret, Allah&#8217;ın isimlerini yansıtan birer ayna hâline geldi. Böylece bütün kâinat, Allah&#8217;ın hikmetini sergileyen büyük ve anlamlı bir kitaba dönüştü. Aynı nur, insanı diğer canlılardan daha zayıf, daha muhtaç ve daha kırılgan gösteren acziyetini ve ona hüzün, keder, endişe taşıyan aklını da aydınlattı. Bu aydınlanmış akılla insan, kendi aczini ve ihtiyaçlarını Allah&#8217;a yönelmenin bir vesilesi hâline getirerek bütün canlıların üstüne yükseldi. Aczini dua ve kullukla değerlendiren insan, nazlı bir sultan; ihtiyaçlarını Rabbine arz eden insan, yeryüzünün değerli bir emanetçisi (halifesi) oldu. Üstelik bunu zor kullanarak, baskı ve hâkimiyet kurarak yapmamıştır. Asıl fethettiği yerler insanların akılları, kalpleri, ruhları ve gönülleridir. İnsanların sevgisini kazanmış, akıllarına rehber olmuş, nefislerini eğitmiş ve ruhlarına sultanlık etmiştir.”</p>
<p><strong>22 maddelik yol haritası </strong></p>
<p>Veda Hutbesi’nden ve sempozyumda sunulan tebliğlerden ilham alınarak kaleme alınan manifestoda &#8220;varlık ve anlam&#8221;, &#8220;rahmet&#8221;, &#8220;toplumsal dönüşüm&#8221;, &#8220;aile&#8221;, &#8220;gençlik&#8221;, &#8220;yapay zekâ&#8221; ve &#8220;çağımıza çağrı&#8221; başlıkları altında 22 maddelik bir yol haritası ortaya konuldu.</p>
<p>Manifestonun &#8220;varlık ve anlam&#8221; ı ele alan ilk bölümünde, nübüvvetin insanın ve kâinatın anlamını kavramadaki temel rehber olduğu vurgulanırken; bilimin ve teknolojinin ancak vahyin ortaya koyduğu hikmet ve ahlaki ilkelerle buluştuğunda insanlığın gerçek faydasına hizmet edebileceği ifade edildi.</p>
<p>&#8220;Rahmet&#8221; başlığında ise merhametin yalnızca bireysel bir erdem değil, medeniyetin kurucu ilkesi olduğu belirtilerek; insanın yanı sıra hayvanların, doğanın ve tüm canlıların korunmasının Nebevî mirasın ayrılmaz bir parçası olduğu kaydedildi. Çevrenin korunması, sürdürülebilir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinci de bu anlayışın temel unsurları arasında gösterildi.</p>
<p>Toplumsal ve ahlaki dönüşüme ayrılan bölümde ise insan onuru, can ve mal dokunulmazlığı, ırk üstünlüğünün reddi, kadın haklarının korunması, ekonomik adalet, emanet bilinci ve hesap verebilirlik gibi ilkelerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğu vurgulandı. Servetin amaç değil emanet olduğu, sömürü yerine adaletin esas alınması gerektiği ifade edildi.</p>
<p><strong>Manifestoda aile, gençlik ve teknolojiye ilişkin mesajlara da geniş yer verildi</strong></p>
<p>Manifestoda aile, gençlik ve teknolojiye ilişkin mesajlara da geniş yer verildi. Ailenin toplumun temel taşı olduğu belirtilirken, dijital çağın aile bağlarını zayıflatmasına karşı sevgi, güven ve merhamet temelli bir aile yapısının korunması gerektiği dile getirildi. Gençlere iradelerini güçlendirmeleri, dijital bağımlılıktan uzak durmaları ve bilgiyle birlikte ahlakı da öncelemeleri tavsiye edilirken; yapay zekânın insanlığın hizmetinde kullanılmasının, ancak bunun ahlaki ilkeler, mahremiyet ve vicdan ekseninde sınırlandırılmasının önemine dikkat çekildi.</p>
<p>Manifestoda &#8220;rahmet medeniyeti&#8221;nin geçmişe duyulan bir özlem değil, geleceği inşa edecek evrensel bir medeniyet tasavvuru olduğu vurgulanarak; insanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve çevresel krizlerin çözümünün merhamet, adalet, emanet ve sorumluluk ekseninde yeniden inşa edilecek bir anlayışla mümkün olacağı ifade edildi.</p>
<p><strong>İnsanlığın yaşadığı krizlerin çözümü Nebevî mirasta aranmalı</strong></p>
<p>Manifestonun sonuç bölümünde, 3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;nun, Kur&#8217;an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye&#8217;nin insanlık onuruna yakışır bir ahlak ve medeniyetin inşasında en güçlü kurucu esasları ortaya koyduğunu bir kez daha gösterdiği vurgulandı. Nebevî mirasın yalnızca tarihî bir birikim olmadığı, günümüz insanının karşı karşıya bulunduğu ahlaki, sosyal ve manevi sorunlara çözüm sunabilecek evrensel ilkeler içerdiği ifade edildi.</p>
<p>Manifestoda, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Allah&#8217;ın &#8220;er-Rahmân&#8221; ve &#8220;er-Rahîm&#8221; isimleriyle rahmetini bütün varlığa yaydığına işaret edilerek, Hz. Muhammed&#8217;in de &#8220;âlemlere rahmet&#8221; olarak gönderilen en güzel örnek olduğu belirtildi. Kur&#8217;an ve Nebevî mirasa samimiyetle bağlı kalan herkesin bu rahmet anlayışının temsilcisi olabileceği ifade edilen bildirgede, Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;Size iki şey bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece kurtuluşa erersiniz: Allah&#8217;ın Kitabı ve Âl-i Beytim.&#8221; hadisine atıf yapılarak, Âl-i Beyt&#8217;in Sünnet-i Seniyye&#8217;nin korunması ve yaşatılmasındaki merkezi rolüne dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Manevi ve sosyal krizlerin çözümü rahmet, adalet ve tevhitte</strong></p>
<p>Sonuç bölümünde bildirilerde öne çıkan diğer bir hususun da ‘modern dünyanın içine düştüğü manevi ve sosyal krizlerin yegâne çözümünün Nebevi mirasın sunduğu rahmet, adalet ve tevhit ışığında yeniden dirilmekle mümkün olduğuna’ dikkat çekildi.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın evrensel ilkeleri ve Hz. Peygamber&#8217;in sünnetinin, insanın varoluşuna anlam kazandıran, onu yeryüzünün sorumlu bir emanetçisi ve onurlu bir halifesi olarak konumlandıran temel referanslar olduğu ifade edilen manifestoda, yalnızca maddi ilerlemeye dayalı medeniyet anlayışlarının insanlığın yaşadığı sorunları çözmekte yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Gerçek gelişmenin ise bilim ve teknolojinin manevi değerler, hikmet ve ahlakla birlikte ele alınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı. </p>
<p><strong>Sempozyum İslam ahlakını kuşanmaya çağıran bir uyanış manifestosu!</strong></p>
<p>Manifestoda, şöyle devam edildi:</p>
<p>“Çağımızda insanlığın üzerine kabus gibi çöken sosyal ve psikolojik çürümüşlüklerin, aileyi özellikle de çocukları ve genç nesilleri pençesinde kıvrandıran sosyal medya, yapay zekâ ve aşırı madde bağımlılıklarının tedavisi de ancak merhamet ve sevgi bağlarıyla güçlenmiş bir irade ve inançla mümkün olabilecektir.   3.  Al-i Beyt sempozyumu, insanlığı merhamet eksenli bir medeniyeti inşa etmeye ve İslam ahlakını kuşanmaya çağıran bir uyanış manifestosudur. Dünyanın efendisi ve insaniyetin saadet vasıtası olmak, ancak Kur’ân’a sarılmak ve onun birinci tefsiri olan Nebevi mirasla mümkündür.</p>
<p>Dünya ‘merhamet, adalet, eşitlik, kardeşlik’ temelinde yeniden inşa edilecekse, bu inşa ancak rahmetle temellenebilir<strong>.</strong> Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamberi ve nebevi mirasını hatırlamak, o temeli yeniden bulmanın ilk adımıdır. Nebevî miras, sadece asr-ı saadete ait, bugün ancak hasreti çekilen kapanmış bir sayfa değil; geleceğin medeniyetini inşa ve ihya edecek en mükemmel ruhtur. Güneş doğmuş, son aydınlanma yaklaşmıştır; artık gözleri kapatmak sadece kendine karanlık yapmaktır. Asırlardır süren gaflet uykusundan uyanma vaktidir. Kur’ân’ın nuruyla münevver olup hakikî medeniyet-i insaniyeye sarılmak, sadece bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur. Eğer Müslümanlar İslâm ahlakının güzelliklerini hayatın her alanında yaşayarak gösterebilse, bütün vicdanlar yine Asr-ı saadetteki gibi Kur’an güneşine pervane olacaklardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-uluslararasi-al-i-beyt-sempozyumundan-insanliga-cagri-646186">3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumu&#8217;ndan insanlığa çağrı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Belediyesi &#8220;Spor Manifestosu&#8221;nu açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesi-spor-manifestosunu-acikladi-599802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 12:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[manifestosu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[nü]]></category>
		<category><![CDATA[Şadi Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, kentin spor vizyonunu ve geleceğe dair stratejik yaklaşımını ortaya koyan “Nilüfer Spor Manifestosu”nu düzenlediği özel bir geceyle kamuoyuna duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesi-spor-manifestosunu-acikladi-599802">Nilüfer Belediyesi &#8220;Spor Manifestosu&#8221;nu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi, kentin spor vizyonunu ve geleceğe dair stratejik yaklaşımını ortaya koyan “Nilüfer Spor Manifestosu”nu düzenlediği özel bir geceyle kamuoyuna duyurdu. Türkiye’de bir belediye tarafından sporun bir kamu politikası ve yaşam kültürü olarak ele alındığı ilk manifesto olma özelliğini taşıyan belge, sporu yalnızca sportif başarılarla sınırlamayan bütüncül bir anlayış ortaya koyuyor.</b></p>
<p>Sağlıklı kentleşme, kapsayıcı toplumsal katılım ve genç nesillerin potansiyelini artırmak hedefiyle yola çıkan Nilüfer Belediyesi, bugün Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan “Spor Manifestosu”nu kamuoyuna açıkladı. Manifesto, sporu sadece bir yaşam biçimi olarak ele almakla kalmayıp, sosyo-kültürel kalkınmanın da merkezine yerleştirerek toplumsal dönüşümün en etkin aracı olarak tanımlıyor.</p>
<p>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir tarafından açıklanan ve kapsamlı bir analiz, hedef ve eylem planını bir araya getiren manifesto; eğitimden sağlığa, kent güvenliğinden gençlik politikalarına kadar uzanan geniş bir perspektifte sporun rolünü yeniden tanımlıyor.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin, kentin sporla kurduğu bağı güçlendirmek ve bu alandaki vizyonunu kurumsal bir çerçeveye oturtmak amacıyla hazırladığı “Nilüfer Spor Manifestosu”, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Baran Güneş, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or ile iş dünyası temsilcileri, sporcular ve kulüp yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen özel bir organizasyonla paylaşıldı.</p>
<p>“SPOR NİLÜFER’İN YAŞAM KÜLTÜRÜDÜR”</p>
<p>Gecede Nilüfer’in spor anlayışını, vizyonunu ve geleceğini şekillendiren “Spor Manifestosu”nu açıklayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Spor, Nilüfer’in yaşam kültürüdür” mesajını verdi. Başkan Şadi Özdemir, sporu sadece yarışma ve başarıyla sınırlayan anlayışın ötesine geçiren Nilüfer Spor Manifestosu ile kentin planlamasından gençlik politikalarına, halk sağlığından toplumsal dayanışmaya kadar yaşamın her alanına yayılan, kapsayıcı ve eşitlikçi bir yaşam kültürü olduğunu vurguladı.</p>
<p>Manifesto ile seçim döneminde “100 Güldüren Projeler” kapsamında vaat ettikleri spor vizyonunu somutlaştırdıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir; sporu toplumun ahlakını ve disiplinini güçlendiren bir değer olarak gören Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşımından ilham aldıklarını söyleyerek, manifestonun temel felsefesini şu sözlerle açıkladı:</p>
<p>“Biz sporu sadece başarıya indirgemiyoruz. Sadece kupa kazanmak olarak görmüyoruz. Bizim için spor; önleyici, koruyucu ve birleştiricidir. Gençler için bir okul, kadınlar için güçlenme alanı, toplum için ise dayanışmadır. Spor yapan genç hayata tutunur, çocuklar kendini yalnız hissetmez. İşte tam da bu yüzden Nilüfer’de sporu bir kamu sorumluluğu olarak ele alıyoruz.”</p>
<p>Başkan Şadi Özdemir, mahallelerdeki erişilebilir spor alanlarından bisiklet yollarına, gençlere ve kadınlara yönelik programlardan engelli bireyler için oluşturulan olanaklara kadar birçok çalışmanın bu manifestonun bir parçası olduğunu dile getirdi. Konuşmasını “Bu daha başlangıç” diyerek tamamlayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in sporla büyüyen hikayesini Nilüferlilerle birlikte yazmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>“BAŞARI TESADÜF DEĞİL, İSTİKRARIN ÜRÜNÜDÜR”</p>
<p>Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün Türkiye’nin en köklü ve çok branşlı yapılarından biri olduğuna dikkat çeken Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da, elde edilen başarıların planlı çalışma ve güçlü altyapı sayesinde geldiğini vurguladı.</p>
<p>Konuşmasında Nilüfer’in yetiştirdiği voleybolculardan Öykü Saruhan’ın hikayesine atıfta bulunan Muharrem Or, “Öykü’nün başarısı yalnızca bireysel bir yeteneğin sonucu değil; doğru zamanda verilen desteklerin ve sabırla kurulan bir altyapının ürünüdür. Bizim gücümüz sadece kazandığımız kupalarda değil; çocuklara verdiğimiz umut ve gençlere açtığımız yolda yatıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>KATILIMCILARIN GÖRÜŞLERİ ALINDI</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından katılımcıların görüşleri alındı. “Ortak bir spor kültürü yaratmak kentin geleceğini nasıl şekillendirir?” sorusundan yola çıkılarak yapılan ankette konukların önerilerini topladı. Anket sonuçlarının manifestonun sahadaki karşılığını güçlendireceği belirtildi.</p>
<p>Etkinlikte, Nilüfer’de spor kültürüne emek veren sporcular ile Süperlig ve Türkiye 1. lig takımları arasındaki tek kadın baş antrenör olan İlknur Kurtuluş, Nilüfer Belediyespor Hentbol Başantrenörü Gökhan Durmaz ve Nilüfer Belediyespor Eker Voleybol A Takımı destekçisi Eker Spor Kulübü Başkanı Ece Eker’e “Onur ve Katkı Belgesi” verildi. Türkiye Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Yılmaz da, daha nice sporcuların yetişmesine duyduğu inancı temsilen, Milli Takım imzalı formayı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Kulüp Başkanı Muharrem Or’a takdim ederken, Başkan Özdemir ve Or da Nilüfer Belediyespor Eker Voleybol A Takımı sporcularının imzaladığı formayı Yılmaz’a hediye etti.</p>
<p>ÖZETLE NİLÜFER SPOR MANİFESTOSU</p>
<p>Öte yandan Nilüfer Spor Manifestosu, belediyelerin geleneksel spor hizmetlerinin ötesine geçerek; sporu kent planlaması, gençlik politikaları, halk sağlığı ve toplumsal dayanışma başlıklarıyla birlikte ele alan stratejik bir çerçeve sunuyor. Manifesto; sporun yalnızca rekabet ve başarı odaklı değil, yaşam boyu katılımı teşvik eden, kapsayıcı ve eşitlikçi bir toplumsal araç olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>“SPOR, HERKES İÇİN BİR YAŞAM HAKKI”</p>
<p>Nilüfer Spor Manifestosu, günlük yaşamda sporu herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor. Bu çerçevede belgenin temel hedefleri şöyle öne çıkıyor:</p>
<p>Her Yaştan Kentliye Açık Spor İmkanları: Okullar, parklar ve meydanlar başta olmak üzere kentin günlük yaşam alanlarında sporun doğal olarak yer alması.</p>
<p>Gençlik ve Toplum Odaklı Yaklaşım: Gençlerin sadece sportif başarı değil, aynı zamanda sosyal bağ, öz güven ve yaşam becerileri geliştireceği alanlar yaratmak.</p>
<p>Toplumsal Sağlık ve Refah: Sporu, fiziksel sağlığın ötesine taşıyarak ruh sağlığı ve toplumsal dayanışmanın temel bir bileşeni olarak konumlandırmak.</p>
<p>Kapsayıcılık ve Fırsat Eşitliği: Dezavantajlı gruplar, kadınlar, yaşlılar ve özel gereksinimli bireyler için eşit katılım imkânları sağlamak.</p>
<p>Manifesto; sporun yalnızca rekabet ya da başarıya odaklı bir faaliyet olmadığını; toplumun her bireyinin yaşam kalitesini yükselten, sosyal bağları güçlendiren, eşitlikçi bir araç olduğunu vurguluyor.</p>
<p>TÜRKİYE’DE BİR İLK: STRATEJİK SPOR POLİTİKASI</p>
<p>Belediyeler geleneksel olarak spor tesisleri inşa eder, kulüpleri destekler veya gençlik programları yürütür. Ancak Nilüfer’in Spor Manifestosu, bu çalışmaların ötesine geçerek sporu stratejik bir kamu politikası haline getiriyor ve bütüncül bir sosyal dönüşüm aracı olarak tanımlıyor. Sporun kent planlamasından eğitim politikalarına, toplumsal sağlığa kadar uzanan geniş bir vizyonla ele alınması, bu yaklaşımı Türkiye’de benzersiz kılıyor.</p>
<p>Sporun kent yaşamına entegrasyonu ve herkese ulaşan fırsatlar sunması, manifestonun en çarpıcı yönlerinden biri. Bu vizyon, yalnızca yarışma odaklı değil; hayat boyu spor, katılımcı topluluklar ve sağlıklı nesiller yaratma perspektifini benimsiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-belediyesi-spor-manifestosunu-acikladi-599802">Nilüfer Belediyesi &#8220;Spor Manifestosu&#8221;nu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Ortak evimiz Akdeniz&#8217;i birlikte koruyacağız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-ortak-evimiz-akdenizi-birlikte-koruyacagiz-572992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 10:19:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentleri]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572992</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen “Sürdürülebilir Bir Akdeniz İçin Kültür ve Ekolojik Dönüşüm Uluslararası İzmir Sempozyumu” kapsamında Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-ortak-evimiz-akdenizi-birlikte-koruyacagiz-572992">Başkan Tugay: Ortak evimiz Akdeniz&#8217;i birlikte koruyacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen “Sürdürülebilir Bir Akdeniz İçin Kültür ve Ekolojik Dönüşüm Uluslararası İzmir Sempozyumu” kapsamında Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu imzalandı. Atılan imzanın geleceğe dair kurulan hayalin ilk adımı ve verilmiş sözü olduğunu belirten Başkan Tugay, “İzmir, tüm Akdeniz’e şu çağrıyı yapıyor; Akdeniz bizim ortak evimizdir. Bu evi birlikte koruyacak, birlikte yaşatacak, birlikte geleceğe taşıyacağız” dedi.</p>
<p>Sürdürülebilir Bir Akdeniz İçin Kültür ve Ekolojik Dönüşüm Uluslararası İzmir Sempozyumu 4-5 Eylül tarihleri arasında, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Fransa Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Yerel Yönetimler Dış Eylem Delegasyonu (DAECT) hibesinden yararlanan “Kültürle İşlenmiş Bölgeler / Cultivated Territory” projesi kapsamında düzenlenen sempozyumun sonunda ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Nice Belediye Başkan Yardımcısı ve AVITEM (Sürdürülebilir Akdeniz Kent ve Bölgeleri Ajansı) Başkanı Agnès Rampal, Vitrolles Belediye Başkanı Loïc Gachon ve Korsika Kolektifi Kültür Dairesi’ni temsilen Jean-Jacques Ottaviani ile birlikte Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu’nu imzaladı. İmza törenine AVITEM Genel Müdürü Büyükelçi François Xavier Léger, AVITEM Genel Müdür Yardımcısı Marie Baduel, İzmir Fransız Kültür Merkezi Müdürü Juliette Bompoint, Fransa Kültür Etkinlikleri ve İş Birliği Müsteşar Yardımcısı ve Institut Français Türkiye Müdür Yardımcısı Fabien Flori, İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları, Kültürle İşlenmiş Bölgeler (Territoires Cultivés) projesi partnerleri, şehirlerden gelen uzmanlar ve temsilciler de katıldı.</p>
<p><strong>“Hepimizin ortak sorunu”</strong><br />
Konuşmasına İzmir’in Akdeniz’in incisi olduğunu belirterek başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Son iki gündür burada, hepimizin ortak geleceği için yeni bir sayfa açıyoruz. Akdeniz’in binlerce yıllık tarihini, bugünün ağır sorunlarını ve yarının umutlarını aynı çatı altında konuşuyoruz. Akdeniz, insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olmuş bir bölge. Farklı dillerin, inançların ve kültürlerin bir araya geldiği bu verimli havza, insanlığın en büyük ortak miraslarından birini oluşturuyor. Ancak bugün Akdeniz, küresel iklim krizinin en sert sorunlarıyla maalesef karşı karşıya. Uluslararası izleme sistemlerinin verilerine göre dünya nüfusunun sadece yüzde 7’sini barındıran Akdeniz havzası, küresel ölçekte iklim değişikliğinin en fazla hissedildiği bölgelerden biri. Akdeniz Bölgesi’nde son 50 yılda sıcaklık 1,5 derecenin üzerinde arttı. Bu artış, küresel ortalamanın sıcaklık artışının 20 daha fazlası. Akdeniz’in su kaynakları ne yazık ki hızla azalıyor. Çoğu ülkede kişi başına düşen su miktarı 2 bin metreküpün altına düşmüş durumda. Bu da su kıtlığı seviyesine indiğini gösteriyor. Denizlerimiz daha sıcak ve daha asidik. Son 30 yılda Akdeniz’in deniz suyu yüzey sıcaklığı 1 dereceden daha fazla yükseldi. Bu durum denizin biyoçeşitliliğini ne yazık ki tehdit ediyor. Orman yangınları ve aşırı hava olayları artıyor. Akdeniz ülkelerinde son 10 yılda büyük yangınların sayısı iki katına çıktı. Kıyı kentleri eş zamanlı olarak deniz seviyesi yükselmesi tehdidi altında. İzmir, Barselona, Venedik gibi tarihi liman kentlerimiz doğrudan risk altında. Akdeniz’in geleceğini tehdit eden bu tablo, elbette ki bu havzada yaşayan hepimizin ortak sorunu. Bu krizler, yalnızca ekolojiyi değil, aynı zamanda gıda güvenliğini, ekonomik kalkınmayı, toplumsal barışı ve kültürel çeşitliliğimizi de etkiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Ortak aklın gücüne başvuruyoruz”</strong><br />
“Bugün burada, bu sorunları çözmek için kültürün, bilimin ve ortak aklın gücüne başvuruyoruz” diyen Başkan Tugay, toplumları dönüştürmek, doğa ile yeniden sağlıklı bir ilişki kurmak, daha dayanıklı ve adil bir gelecek kurmak için birlikte hareket edilmesi gerektiğinin bilincinde olduklarını vurguladı.  İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu vizyonun bir parçası olmaya kararlı olduklarını kaydeden Başkan Tugay, “Kentimizi iklim dostu projelerle yeniden tasarlarken yeşil ulaşımı, yenilenebilir enerjiyi ve doğayla barışık kentleşmeyi önceliyoruz. Çok kültürlü mirasımızı korumanın öneminin farkındayız. Gençlerimizin yaratıcılığını desteklemek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu çabanın bir parçası olarak Akdeniz’in kardeş kentleriyle dayanışma içinde olmamız gerektiği de çok açık. Bugün imzalayacağımız Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu, yalnızca bir belge değil aynı zamanda yarına daha yaşanabilir bir dünya bırakmak, şehirlerimizi korumak adına verdiğimiz söz olacaktır”</p>
<p><strong>Atatürk’ün sözlerini hatırlattı</strong><br />
Kültürün eşitsizliklerle mücadelede güçlü bir araç olduğunu aktaran Başkan Tugay, konuşmasını şöyle tamamladı:<br />
“Her bölgesel dönüşüm projesi disiplinlerarası bir kültürel yaklaşımla desteklenmelidir. Yurttaşlar bu dönüşümün izleyicisi değil, aktif katılımcısıdır. Sevgili dostlarım, hayal edelim; 50 yıl sonra Akdeniz’in sahilleri temiz ve bereketli olsun, ormanlarımız var olsun ve nefes alsın, şehirlerimiz insanı yormayan yaşam alanlarına dönüşsün. Farklı dillerden barış şarkıları Akdeniz’in tüm kentlerinde yankılansın. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle bitirmek istiyorum: Yarının doğası, bugünden yaratılır. Biz doğayı korudukça doğa da bizi korur.”</p>
<p><strong>“Başka gezegenimiz yok”</strong><br />
Fransa’nın Nice kentinin Belediye Başkan Yardımcısı ve AVITEM Başkanı Agnès Rampal, “Aynı zorluklarla bizler de kendi topraklarımızda mücadele ediyoruz. Bu manifesto, mücadele ettiğimiz sorunlara karşı ortak çözüm ürettiğimizin kanıtı. İmzalayacağımız manifesto, sizin üç yıldır AVITEM ile muazzam çalışma sonucunda hayata geçirdiğimiz çalışmadır. Bununla gurur duyun. Akdeniz’in temsilcileri olarak bir arada çalışmaktan başka çaremiz ve yolumuz yok. Manifesto, bilinç düzeyinin artması için ve topraklarımızın ötesine geçip ilham kaynağı olması için çok önemli bir adım olacak. Her birimiz için önemli bir katkı sağlayacak. Gelecekte kendi yerel yönetimlerimiz arasında yeni faaliyetler ve yeni iş birliklerini hayata geçirmek için rehber olacak. Çünkü başka gezegenimiz yok” dedi.</p>
<p><strong>“Kaderlerimiz birbirine bağlı”</strong><br />
Sempozyum boyunca, İzmir ve Marsilya’nın benzer pek çok noktasının ve bağının ortaya konduğunu belirten Vitrolles Belediye Başkanı Loïc Gachon ise  “İzmir’den döndüğümde Marsilya Belediye Başkanı’na İzmir’e gelip sizlerle çalışması gerektiğini söyleyeceğim. 6 bin yıllık tarihi mirasımız var. Aynı zeytin ağacını paylaşıyoruz. Kurumuş ırmakları paylaşıyoruz. Büyük sıcaklıkların olduğu öğleden sonralarını, akşam esintisinin eşlik ettiği terasta oturduğumuz saatleri, ortak mutfak zenginliğini paylaşıyoruz. Akdeniz bizi birleştiriyor. 21. yüzyılın tehlikeleri karşısında kaderlerimiz birbirine bağlı” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Manifesto, kamuoyuyla paylaşıldı</strong><br />
AVITEM Genel Müdürü Büyükelçi François Xavier Léger de Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu’nu kamuoyuyla paylaştı. Manifestoda; yerel yönetimler, sanatçılar, şehir plancıları, yurttaşlar ve Kültürle İşlenmiş Bölgeler ağı üyeleri olarak 21. yüzyıl Akdeniz’inin hafıza, diyalog ve kültür olmadan tanımlanamayacağı vurgulandı. Çeşitlilik, yaşayan gelenekler ve yerel bilgeliğiyle zengin Akdeniz kıyılarında, köklerini bu topraklardan alan ve ortak yaratımın kaynağı olan bir Akdeniz ağının tercih edildiğinin dillendirildiği manifestoda, şu ifadeler yer aldı:<br />
“Şuna inanıyoruz; kültür ve aktörleri, dünyanın gerçek nabzını kolektif biçimde algılamaya ve temsil etmeye imkan tanıyan duyarlı bir bakış açısı sunar. Bölgeleri şekillendiren aktörler, planlama pratiklerini güncellerken kültürel yaklaşımları gerçek bir tutkuyla kucaklar. Kültür, olumlu değişimler yaşanmasında öncü bir güçtür. Eşitsizliklerle mücadelede bir kaldıraç görevi görür; eğitim, ekoloji ve barışı nazik, sürekli ve kararlı şekilde teşvik eder. Sanatçılar ve bölgesel aktörler arzulanan bir geleceğin başrolündedir. Onların kurduğu ittifaklar, ortak hayal gücümüzü tazeler ve çağdaş sorunların herkes için ulaşılabilir ve değerli olmasını sağlar. Kültürel miras, ortak ürünler, yerel bilgi ve çağdaş yaratıcı formlar, tüm eylem biçimlerinde tanınmalı ve bütünleştirilmelidir.”</p>
<p><strong>Yapılması istenen çalışmalar sıralandı</strong><br />
Leger, manifesto içeriğinde yer alan yapılması istenen çalışmaları şöyle aktardı:<br />
“Sanatsal ve kültürel zekâya, değişim halindeki topraklarda düşünsel çerçeveleri genişletme yeteneği nedeniyle öncelik vermek, yurttaşlarla beraber kendi alanlarımızda yaşamanın yeni yollarını hayal etmek için bu alternatif, kültürel ve tabandan gelen uzmanlık biçimlerine çağrı yapmak, mekânsal planlama politikalarına kültürel yaklaşımı sistematik bir şekilde dahil etmek, ve buna karşılık olarak kültürel politikaların yerelleşmesini sağlamak, kültürel aktörlerin yardımıyla bölgesel planlamayı ortak bir biçimde tasarlamak, her bir bölgesel dönüşüm projesini, başlangıçtan itibaren disiplinlerarası kültürel bir yaklaşımla desteklemek, kültürel hakların; sosyal, eğitim, ekoloji ve turizm politikalarında kendiliğinden dahil edilebilir olmasını sağlamak, yapay zekâ ile ilgili gelecekteki zorluklar karşısında Akdeniz kültürünü öne çıkarmak, Akdeniz iş birliğini ve kültürel etkileşimleri, toprak ve bölge değişimleriyle bağlantılı olarak teşvik etmek.”</p>
<p><strong>Çağrıda bulunuldu</strong><br />
Léger, manifestoda bulunan çağrıyı da maddeler halinde sıraladı. Manifestonun “Çağrılarımız” bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Yurttaşları, toprak ve bölge dönüşümlerinin yönetiminde aktif katılımcılar yapmak, karşılaşılacak zorluklar karşısında genç insanlara gerekli araçları kültür ve somut konular aracılığıyla temin etmek, toprakları, kendi yerel olanakları ve dönüşüm projeleriyle bütünleştirmek için kültürel süreçlerin kullanımını yaygınlaştırmak, ‘Yaşayan Laboratuvar’ biçiminde deneysel programlar inşa edip kültürel eylemler aracılığıyla ve yaşayanlarla birlik içinde toprakların planlaması ve gelişimini anlatmak, ‘Akdenizlerin Sesi’ tarafından desteklenen deneysel sanat-tasarım-toprak projelerini tanıtmak için bölgelerarası bir veya daha fazla büyük kamusal etkinlik düzenlemek, bir iş birliği grubu aracılığıyla ‘kültür-toprak-dönüşüm’ uyumunu deneyimlemek, belgelemek ve paylaşmak ve Akdenizli topluluklar arası bir ağ inşa etmek, Kültürle İşlenmiş Bölgeler Ağı’nı Akdeniz’in tüm kıyılarına ve bölgelerine yaymak.” Léger, “Akdeniz’in dört bir yanında verimli, adil, sürdürülebilir ve şiirsel biçimde yaşanacak, kültürle işlenmiş topraklar inşa etme arzumuzu vurguluyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>“Ortak mirasımıza sahip çıkacağız”</strong><br />
Korsika Kolektifi Kültür Dairesi’ni temsilen konuşma yapan Jean-Jacques Ottaviani ise bu çalışmalardan dolayı çok mutlu olduğunu belirterek, “Ortak mirasımıza sahip çıkacağız” dedi.</p>
<p><strong>İzmir’den Akdeniz’e kültürel diplomasi</strong><br />
İzmir’le birlikte Fransa’nın Nice, Vitrolles ve Korsika şehirlerinde düzenlenen forumlarla şekillenen projenin son ayağı olarak İzmir’de düzenlenen sempozyum; kültür, kentsel tasarım, ekoloji ve toplumsal katılım başlıklarını buluşturan zengin bir programla şekillendi. Sempozyum sonucunda imzalanan manifesto, Akdeniz kentlerinin kültür aracılığıyla ekolojik dönüşüme ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlama iradesini simgeliyor. Kültürle İşlenmiş Bölgeler projesi, İzmir’in Akdeniz’de kültürel diplomasi alanında görünürlüğünü güçlendirirken; doğa, turizm, tarım ve çevre alanlarında sürdürülebilir prototiplerin hayata geçirilmesine katkı sunmayı hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-ortak-evimiz-akdenizi-birlikte-koruyacagiz-572992">Başkan Tugay: Ortak evimiz Akdeniz&#8217;i birlikte koruyacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lüleburgaz&#8217;da yeme-içme işletmelerine atık yağ denetimi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/luleburgazda-yeme-icme-isletmelerine-atik-yag-denetimi-572253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 14:09:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572253</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sürdürülebilir Bir Akdeniz İçin Kültür ve Ekolojik Dönüşüm İzmir Sempozyumu”, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/luleburgazda-yeme-icme-isletmelerine-atik-yag-denetimi-572253">Lüleburgaz&#8217;da yeme-içme işletmelerine atık yağ denetimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Sürdürülebilir Bir Akdeniz İçin Kültür ve Ekolojik Dönüşüm İzmir Sempozyumu”, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde başladı. İki gün sürecek sempozyumun finalinde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın da katılımıyla “Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu” imzalanacak. Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Bu manifesto bize daha iyi bir dünya yaratma yolculuğumuzda rehberlik edecektir” dedi.</p>
<p>Fransa Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Yerel Yönetimler Dış Eylem Delegasyonu (DAECT) hibesinden yararlanan “Kültürle İşlenmiş Bölgeler / Cultivated Territory” projesi kapsamında düzenlenen “Sürdürülebilir Bir Akdeniz İçin Kültür ve Ekolojik Dönüşüm İzmir Sempozyumu” Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde başladı. Organizasyon, AVİTEM (Sürdürülebilir Akdeniz Kent ve Bölgeleri Ajansı) liderliğinde; İzmir Büyükşehir Belediyesi, Nice Côte d&#8217;Azur Metropolü, Vitrolles Belediyesi ve Korsika Kolektifi iş birliğiyle hayata geçirildi. Açılış töreninde; İzmir Fransız Kültür Merkezi Müdürü Juliette Bompoint, Nice Belediye Başkan Yardımcısı ve AVİTEM Başkanı Agnès Rampal, Vitrolles Belediye Başkanı Loïc Gachon, AVITEM Genel Müdürü Büyükelçi François-Xavier Leger ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay konuştu.</p>
<p><strong>“Dönüşüm çabamızın merkezine kültürü koyuyoruz”</strong><br />
Açılış töreninde yaptığı konuşmada Kültürle İşlenmiş Bölgeler Projesi’ne ilişkin bilgiler veren Okyay, projeyle Akdeniz şehirlerinin kültür aracılığıyla ilişkilerini sorgularken doğal mirasa sahip çıkılmasına gayret edildiğini belirtti. Prof. Okyay, “Çoklu krizler çağındayız. Başta iklim krizi olmak üzere, çatışmalar, teknolojinin ve özellikle yapay zekânın getirdiği belirsizlikler ve eşitsizlikler. Her geçen gün güvensizlik artıyor.  Oysa hem günümüz insanları hem de gelecek nesiller için daha adil ve sürdürülebilir bir gelecek istiyoruz. Yakın zamanda hepimizi etkileyen pandemi, bize dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bu proje ile bizler dayanışıyoruz; yerel eylemlerle küresel eğilimleri birleştiren, insanlara ve gezegene özen gösteren ve herkes için eşit haklar ve fırsatları garanti eden bir dönüşüm için çalışıyoruz. Bu dönüşüm çabamızın merkezine de ortak ve farklı yönleri ile kültürümüzü koyuyoruz.  Çünkü, kültürü, sorunlarımızın çözümünde her zaman en etkili bileşenlerden biri olarak görüyoruz. Çünkü, kültür, korumamız gereken ortak bir ürünümüz ve varoluşumuzun izidir. Kültür, ortak noktaları keşfetmemizi sağlarken, farklı hikâyelerden de beslenir. Bizlerin o hikâyelerden ilham almamızı, başkalarından öğrenmemizi sağlar; iyilik, hoşluk, güzellik ve şefkati getirir.  Tam da bu nedenle kültürel çeşitlilik her zaman insan hakları ve temel özgürlüklerle el eledir. Hiç kimseyi geride bırakmamanın garantisidir” dedi.</p>
<p><strong>“İmzalanacak manifesto rehberlik edecek” </strong><br />
Akdeniz kültürünü merkeze koyan projenin kültürel yaşama katılımı,  yaratıcılığı, çeşitliliği, mirası, bilgiyi ve kültürel hakları hem bugünün hem de geleceğin temel öncelikleri olarak benimsediğini aktaran Prof. Okyay şunları söyledi:<br />
“İnanıyorum ki, Kültürle İşlenmiş Bölgeler Projesi paydaşları ile birlikte imzalayacağımız manifesto bize daha iyi bir dünya yaratma yolculuğumuzda rehberlik edecektir. Projeyi hayata geçiren AVITEM ekibine ve Fransız paydaşlarımıza, yol boyunca bizleri hep destekleyen, güçlendiren hocalarımıza, İzmir ayağını yürüten Akdeniz Akademisi&#8217;ne, her zamanki kolaylaştırıcılığı için İzmir Fransız Kültür Merkez Müdürümüz sevgili Juliette’e ve tüm proje paydaşlarımıza İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bizim için çok önemli olan ve bu sürece de katkı verecek bir haberi de sizlerle paylaşmak isterim. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, Birleşik Kentler ve Yerel Yönetimler (UCLG)  Kültür Yönetişim Komitesi’nde yer alıyoruz. Bu görevimizle üstlendiğimiz bir misyon da 2015 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve 2030 yılına kadar ulaşılması hedeflenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacına 18. Amaç olarak Kültür Hedefinin eklenmesidir. İki hafta sonra Barcelona’da bu misyonun savunuculuğunu Mondiacult 2025’te gerçekleştireceğiz. “</p>
<p><strong>Program devam ediyor</strong><br />
İzmir’le birlikte Fransa’nın Nice, Vitrolles ve Korsika şehirlerinde düzenlenen forumlarla şekillenen projenin son ayağı olarak İzmir’de düzenlenen sempozyum; kültür, kentsel tasarım, ekoloji ve toplumsal katılım başlıklarını buluşturan zengin bir programa sahip. İki gün sürecek etkinlik kapsamındaki oturumlarda, yerli ve yabancı uzmanlar ve akademisyenler, şu konuları ele alacak: İzmir’den Akdeniz’e Bakış: İzmir’in Akdeniz içindeki tarihsel ve kültürel rolü masaya yatırılacak. Denizle İlişki, Tasarım ve Kültür: Kıyı tasarımları, bienaller ve ekosistem çalışmaları konuşulacak. Kültürün Mekânsal Boyutu: Çok kültürlü miras ve topluluklarının mekânsal ilişkileri ele alınacak. Geçişlilik Alanları ve Tasarım Olanakları: İzmir’in ekolojik koridor projeleri, kent parklarının geleceği ve tasarım etkinlikleri değerlendirilecek. Kırsal ve Kentsel Dönüşümler: Kent planlaması, ekolojik hafıza, kültür rotaları ve tarım odaklı yeni yaklaşımlar paylaşılacak.</p>
<p><strong>Manifesto imza töreni</strong><br />
Sempozyumun finalinde, 5 Eylül Cuma günü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın da katılımıyla “Akdeniz Kültür ve Ekoloji Kentleri Manifestosu” imza töreni yapılacak. Manifesto, Akdeniz kentlerinin kültür aracılığıyla ekolojik dönüşüme ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlama iradesini simgeleyecek.</p>
<p><strong>İzmir’den Akdeniz’e kültürel diplomasi</strong><br />
Kültürle İşlenmiş Bölgeler projesi, İzmir’in Akdeniz’de kültürel diplomasi alanında görünürlüğünü güçlendirirken; doğa, turizm, tarım ve çevre alanlarında sürdürülebilir prototiplerin hayata geçirilmesine katkı sunmayı hedefliyor. İzmir’in Akdeniz kimliğini uluslararası boyutta tartışan tarihi buluşma kapsamındaki tüm oturumlar ise halka açık olarak düzenleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/luleburgazda-yeme-icme-isletmelerine-atik-yag-denetimi-572253">Lüleburgaz&#8217;da yeme-içme işletmelerine atık yağ denetimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
