<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>madde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/madde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/madde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 12:12:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>madde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/madde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da Madde Bağımlılığına Karşı Annelerle Farkındalık Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-madde-bagimliligina-karsi-annelerle-farkindalik-egitimi-624996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:12:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelerle]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığına]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[narko]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü, madde bağımlılığıyla mücadelede erken farkındalık sağlamak amacıyla önemli bir eğitim programı düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-madde-bagimliligina-karsi-annelerle-farkindalik-egitimi-624996">Bayraklı&#8217;da Madde Bağımlılığına Karşı Annelerle Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü, madde bağımlılığıyla mücadelede erken farkındalık sağlamak amacıyla önemli bir eğitim programı düzenledi. “En İyi Narkotik Polisi; Anne” semineri ile anneler, çocuklarda uyuşturucu kullanımını erken tespit etme ve bağımlılık sarmalına girmeden müdahale etme konusunda bilgilendirildi.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Narko Rehber Eğitimleri Projesi kapsamında Postacılar İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü personeli katılımcılara narkotik maddeler ve etkilerini tanıttı, uyuşturucuyla mücadele yöntemlerini aktardı.</p>
<p>Eğitimin Kapsamı</p>
<p>Eğitimde; uyuşturucu kullanımı ve bağımlılık, aile içi iletişim, çocuk ve ergenlerle sağlıklı iletişim yöntemleri ile bağımlılık sorununda çözüm yolları ve öneriler ele alındı. Bilgilendirme programındaki amacın özellikle anneler aracılığıyla çocukların bağımlılık riski taşıyan durumlarda erken müdahale edilmesini sağlamak ve toplum genelinde farkındalık oluşturmak olduğu belirtildi.</p>
<p>Toplumsal Destek Vurgusu<br />Seminerde konuşan Narkotik Şube görevlisi, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca güvenlik güçlerinin sorumluluğunda olmadığını vurguladı:<br />“Bu mücadelede toplumun tüm kesimlerinin desteği büyük önem taşıyor. Sahada birebir çalışmalar yürütüyoruz; ancak sorun sadece polisiye tedbirlerle çözülemez. Etkili ve kalıcı sonuçlar için vatandaşlarımızın duyarlılığı ve farkındalığı kritik rol oynuyor” dedi.</p>
<p>Sadece Kurumların Değil Toplumunda Sorumluluğu var</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal , madde bağımlılığıyla mücadelenin yalnızca kurumların değil, toplumun ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekerek, “Geleceğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu tür tehditlerden korumak hepimizin görevi. Bu noktada ailelerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bayraklı Belediyesi olarak İzmir İl Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte bu eğitimlerle farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Toplumun her kesiminin bu mücadelede aktif rol alacağına inanıyorum” dedi.</p>
<p>  <br />Eğitimler Devam Edecek<br />Narko Rehber Eğitimleri kapsamında bilgilendirme çalışmalarının vatandaş talepleri doğrultusunda farklı noktalarda devam edebileceği belirtildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-madde-bagimliligina-karsi-annelerle-farkindalik-egitimi-624996">Bayraklı&#8217;da Madde Bağımlılığına Karşı Annelerle Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımda]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[seçilir]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti. Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi? Popüler desteklerin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Etiket ve doz güvenilir mi?” gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. <strong>Acıbadem Life Danışmanı Aile Hekimi Prof. Dr. İsmet Tamer vitamin takviyesini seçmenin altın ipuçlarını paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong>VİTAMİNE GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI?</strong></p>
<p>Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle <strong>D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor.</strong> Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise “doğal, mucize, hızlı etki” söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor. Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir” diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>HER YENİ BİLEŞEN MUTLAKA ALINMALI MI?</strong></p>
<p>Takviye pazarında her gün yeni bir bileşen gündeme geliyor. Yakın dönemde popülerleşen berberin buna iyi bir örnek. Peki yeni maddeler gerçekten yeterli bilimsel kanıtla mı destekleniyor, yoksa trend etkisiyle mi hızla yaygınlaşıyor? <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>’e göre burada en kritik nokta, “etkinlik ve güvenlik verisinin randomize kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi”. Bazı bileşenler için umut vadeden sonuçlar bulunsa da çalışmaların kapsamı, katılımcı sayısı ve kullanılan dozlar büyük farklılık gösterebiliyor. <strong>Tamer</strong>, “ Bitkilerde doğal olarak bulunan berberin bileşiği üzerine kan şekeri ve lipid profili gibi parametrelerde olumlu sonuçlar bildiren yayınlar mevcut; ancak uzun dönem güvenlik verisi ve standart doz netliğine dair yeterli kanıt henüz sınırlı” diyerek temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyor. <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, özellikle sosyal medya etkisiyle hızla yayılan takviyeler konusunda uyarıda bulunuyor ve “Bir madde popüler oldu diye hemen kullanmaya başlanmamalı; hele ki tedavi amacıyla ve mevcut ilaçlarla birlikte alınacaksa mutlaka bir hekim görüşü alınmalı” diyor. </p>
<p><strong>VİTAMİN TAKVİYESİNİN İÇİNDE VİTAMİNİ YOKSA?</strong></p>
<p>Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye’de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>DOĞRU TAKVİYE SEÇME REHBERİ </strong></p>
<p>Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir “alışveriş kontrol listesi” hazırlayan <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, doğru ürün tercihinin sandığımızdan daha kritik olduğunu belirtiyor. Buna göre takviye satın alırken şu adımlar göz önünde bulundurulmalı:</p>
<p><strong>Etiket mutlaka incelenmeli.</strong> Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik–emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu?</p>
<p><strong>Bağımsız test sertifikaları önemli.</strong> USP, NSF, ConsumerLab gibi kuruluşların doğrulama logosu ürünün güvenilirliğini artırır. Üretim yeri, GMP bilgisi ve marka iletişim detayları net olmalı.</p>
<p><strong>İlaç kullanıyorsanız dikkat!</strong> Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı.</p>
<p><strong>Amaç net olmalı.</strong> Destek amaçlı mı yoksa belirli bir eksiklik için mi kullanılıyor? Spesifik eksiklik şüphesinde önce test, ardından hedefe yönelik ürün seçimi yapılmalı.</p>
<p><strong>Fiyat tek kriter değildir.</strong> Çok ucuz ürünler kalite şüphesi yaratabilir; en pahalısı da en iyi anlamına gelmez. Bilimsel veri ve sertifika her zaman fiyatın önündedir.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, takviyelerin herkes için rutin bir ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, “Yeni bir madde popüler oldu diye hemen uzun süreli kullanıma başlanmamalı. Güvenilir kanıta, ürün doğrulamasına ve hekim değerlendirmesine dayanan seçim en sağlıklı yaklaşımdır” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kıskacında]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dünya Sağlık Teşkilatı’nın raporları okul şiddetinin küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Siber zorbalık belirgin biçimde artıyor. Fiziksel şiddet bazı ülkelerde azalırken bazı ülkelerde artıyor. Türkiye’de de fiziksel şiddetin arttığı gözlemleniyor” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik dönemi nöropsikolojik olarak riskli bir evre</strong></p>
<p>Ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinin henüz tam olgunlaşmadığını ifade etti ve “Ergenlikte beynin prefrontal korteks dediğimiz, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi tam gelişmemiştir. Bu bölge beynin kaptan köşküdür. Bedensel gelişim ruhsal gelişimin önüne geçebilir. Bu nedenle ergenlik bazı literatürde ‘normal şizofrenik dönem’ olarak tanımlanır. Sıra dışı ve rasyonel olmayan davranışlar bu çağın doğasında vardır.” diye konuştu.</p>
<p>Ancak bu nöropsikolojik risklerin tek başına belirleyici olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukta adalet algısı varsa, sıcak, tutarlı ve sınır koyan ebeveynlik varsa, açık iletişim ortamı bulunuyorsa şiddet davranışı azalır. Adalet algısı zedelendiğinde çocuk kendini güvende hissetmez, ahlaki dışlanma yaşar ve şiddeti meşrulaştırır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hem evde hem okulda adalet algısı bozulursa risk artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuğun hem evde hem okulda adaletsizlik algısı yaşamasının şiddet riskini ciddi şekilde artırdığını ifade ederek, “Eğer çocuk hem evde hem okulda kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa depresyon ve şiddet eğilimi daha da artar. Bir tarafta güvenli alan varsa denge sağlanabilir. Ancak iki alanda da zedelenme varsa risk büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Açık iletişimin olmadığı, çocuğun zorla konuşturulduğu ya da baskı altında tutulduğu ortamlarda riskin arttığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, özgürlük ve özerklik ihtiyacı karşılanmayan çocuğun kendini tehdit altında hissettiğini ve bu durumun ahlaki kuralları dışlamasına yol açabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk kendi ahlaki kurallarını oluşturmaya başlar ve şiddeti normalleştirir. Ailede, okulda ya da toplumda adalet algısının bozulması, şiddet artışında çok önemli bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Ergen zaten nöropsikolojik olarak hazır değil</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks bölgesinin henüz tam olgunlaşmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, adaletsizlik algısının bu süreci daha da zorlaştırdığını söyledi ve “Ergen adaletsizliğe uğradığını düşündüğünde mantıksal ve duygusal muhakemeyi birlikte kullanarak sağlıklı karar verme kapasitesi zaten sınırlıdır. Bunun üzerine bir de madde kullanımı eklenirse risk katlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Alkol ve madde kullanımının beynin ön bölgesini devre dışı bıraktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde, en sağlıklı insanda bile beynin kaptan köşkü olan prefrontal korteksi baskılar. Kişi düşünmeden konuşur, düşünmeden davranır, birikmiş öfkesini kontrolsüz biçimde dışa vurur. Yanlış senaryolar üretir ve yanlış bir mağduriyet duygusu geliştirir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Bu mağduriyet algısının hem evde hem okulda yaşanması durumunda depresyon ve şiddet riskinin daha da arttığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Eğer çocuk yalnızca bir alanda sorun yaşıyorsa diğer alan denge sağlayabilir. Ancak hem evde hem okulda adalet algısı zedelenmişse şiddet ihtimali yükselir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Madde kullanımının riski ciddi biçimde artırdığını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde kullanan bir çocuğun okula gitmesi sakıncalıdır. Tedavi gören bir öğrencinin ‘okula gidebilir’ raporu olmadan okula dönmemesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Okul iklimi adalet algısıyla doğrudan bağlantılı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, adalet algısının zedelenmesinin okul iklimini de olumsuz etkilediğini belirterek, “Açık, şeffaf, hesap verebilir ve sorgulanabilir bir sistem yoksa adalet algısı bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Öğretmenle güven ilişkisi zarar görür. Öğrenci kendini güvende hissetmez.” diye konuştu.</p>
<p>Araştırmaların zorbalık eğilimleri ile okul iklimi arasında güçlü bir ilişki gösterdiğini vurgulayan Prof. Dr.  Tarhan, adil kurallara sahip, herkese eşit davranan bir okul yönetiminin öğrencilerin güven duygusunu artırdığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Gençler sorunlarının çözülebileceğine inanırsa şiddete başvurma ihtimali azalır.” dedi.</p>
<p><strong>Travmaya duyarlı okullar yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle ABD’de “travmaya duyarlı okul” modelinin yaygınlaşmaya başladığını dile getirerek, “Okul şiddeti ABD’de çok yüksek. Okula silah götüren öğrenci sayısının yüz binlerle ifade edildiği bir tablo var. Bu nedenle travmaya duyarlı okullar açılıyor. Bu okullarda sadece akademik disiplin değil, sosyal ve duygusal öğrenme programları uygulanıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu kapsamda öğrencilere sosyal-duygusal beceriler, mindfulness uygulamaları ve pozitif psikoloji temelli çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlığı artan bir çocuk hem kendi içindeki şiddeti hem de başkasının şiddetini yönetebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çözüm merkezleri kurulmalı</strong></p>
<p>Okul ikliminde normların net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Haksızlığa uğrayan öğrenciler için dijital çözüm merkezleri oluşturulmalı. Çocuk yaşadığı sorunu mesaj yoluyla iletebilmeli ve belirli süre içinde geri dönüş alabilmeli. Böyle bir sistem işlerse çocuk duygularını biriktirmez, ifade eder ve şiddet riski azalır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dili ile “çember etkisi”…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençlerin davranış repertuarını doğrudan etkilediğini belirterek, buna “çember etkisi” adını verdi.</p>
<p>Toplumu iç içe geçmiş halkalara benzeten Prof. Dr. Tarhan, “En iç halkada yöneticiler vardır. Yöneticinin küçük bir hatası ya da kullandığı bir öfke dili, geniş halkalara büyüyerek yansır. Çocuklar ve gençler model alarak öğrenir. Makro modelde öfke varsa mikro modelde de öfke olur.” dedi.</p>
<p>Lider konumundaki kişilerin öfkeyi sorun çözme ya da hak arama yöntemi gibi kullanmasının gençler üzerinde güçlü bir model etkisi oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beynin karar verici bölgesi olan frontal korteks 20-25 yaşına kadar tam olgunlaşmaz. 12-15 yaş en riskli dönemdir. 15-25 yaş ikinci derecede risklidir. Bu süreçte gençlerin yaptığı davranışın sonucunu fark etme ve doğru-yanlışı ayırt etme kapasitesi henüz gelişim halindedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hukuki, sosyal ve ahlaki normlar birlikte korunmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, şiddetin yalnızca bireysel değil normatif bir sorun olduğuna işaret ederek, üç temel normun korunması gerektiğini söyledi ve “Hukuki normlara uymamak en ağır şiddet davranışıdır. Sosyal normlara uymamak, psikolojik taciz gibi davranışları artırır. Ahlaki normların zedelenmesi de farklı şiddet türlerine yol açar. Bu üç norm dengeli biçimde korunmalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toplumsal travmaların bu normları zayıflatabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Pandemide yetişkinler yeni düzene adapte oldu ancak ergenler zorlandı. Beklenti ileri yaş gruplarının daha çok etkileneceği yönündeydi fakat en çok ergenler etkilendi. Sosyal medya ile aşırı temas kurdular, gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kaldılar.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Ailede açık iletişim, sınır ve duygu koçluğu eksikliği olduğunda gençlerin stresle başa çıkmak için sosyal medyaya yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “15 yaş altına sosyal medya hesabı açılması mutlaka sınırlandırılmalı. Sosyal medya şiddeti anonimleştiriyor ve sıradanlaştırıyor. Bu çok tehlikeli. Kötülüğü normalleştiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalık davranış eşiğini düşürüyor</strong></p>
<p>Siber zorbalığın çevrimiçi ortamda oluşan bir “cesaret” duygusu ürettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çevrimiçi ortamda anonimlik hissi oluşuyor. Şiddet sıradanlaşıyor ve normalleşiyor. Oysa yüz yüze ortamda kişi ‘dur, düşün, eyleme geç’ mekanizmasını kullanabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu mekanizmanın beynin ön bölgesiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, “Beynin fren mekanizması GABA sistemiyle, gaz mekanizması ise glutamat sistemiyle ilgilidir. Ergenlerde fren sistemi zayıf, gaz sistemi daha aktiftir. Bu nedenle gençler freni zayıf bir otomobil gibi hareket edebilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Aile ortamında sıcak, tutarlı ve sınır koyan bir iletişim varsa çocuğun dürtülerini daha iyi yönetebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk böyle bir ortamda yaşadığında öfkesini ailesiyle konuşur, ‘dur ve düşün’ becerisini geliştirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Alkol beyindeki fren sistemini zayıflatıyor</strong></p>
<p>Alkol ve bağımlılık yapan maddelerin beynin “fren mekanizmasını” bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Alkol, beyindeki birçok reseptöre bağlanır ancak en belirgin etkisi GABA sistemi üzerindedir. Bu sistem beynin fren mekanizmasıdır. Fren devre dışı kaldığında kişi, gaz sistemi olarak tanımlanan glutamat sisteminin etkisiyle hareket eder. Bu da kontrol kaybına yol açar.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Bağımlılık beynin ödül sistemiyle ilgili</strong></p>
<p>Bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, dopaminin bu süreçte temel rol oynadığını ifade etti. Özellikle ergenlik döneminde anlık haz arayışının yüksek olduğuna dikkat çeken Tarhan, sosyal ve duygusal becerilerin yeterince gelişmemiş olması halinde riskin arttığını söyledi ve “Eğer aile yalnızca akademik başarıya odaklanıyorsa ve sosyal-duygusal öğrenme ihmal ediliyorsa, çocukta dürtü kontrolü zayıf olur. Bu beceriler yaşayarak ve aile içindeki psikolojik iklimle gelişir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üç ebeveynlik tarzı şiddeti tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyi niyetle benimsenen bazı ebeveynlik tutumlarının çocuklarda öfke ve şiddet davranışlarını artırabildiğini belirterek, üç modele dikkat çekti. Baskıcı ve itaati yücelten aile yapısında sürekli eleştirilen çocukların duygularını bastırdığını, ergenlik döneminde ise ya yoğun bir isyan geliştirdiğini ya da öfkesini kendinden daha zayıf kişilere yönelttiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu durumun aile içinde adalet algısını zedeleyerek korku ve güvensizlik kültürüne yol açabileceğini vurguladı.</p>
<p>İhmalkâr ve gevşek disiplinli ailelerde ise sınırların belirsizliği ve yetersiz ilgi nedeniyle çocuğun ilgiyi sevgiyle karıştırdığını, dikkat çekmek için öfke ve şiddet davranışlarına başvurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aşırı koruyucu, “helikopter” ebeveynlikte ise çocuğun problem çözme becerilerinin yeterince gelişmediğini engellenme karşısında daha kolay şiddete yönelebileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Okullarda akran zorbalığına karşı dijital çözümler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığıyla mücadelede dünyada çeşitli yazılımların geliştirildiğini de aktararak, bu sistemlerde zorbalığa maruz kalan öğrencilerin dijital platformlar üzerinden sorular sorabildiğini, yönlendirmeler alabildiğini ve ihtiyaç halinde rehber öğretmene başvurabildiğini söyledi.</p>
<p>Şiddetin önlenmesinde aile, okul ve toplumsal normların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde sosyal ve duygusal eğitimin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları uygulanmalı</strong></p>
<p>Travmaya duyarlı okul modelinin özellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu okullarda öğrencilere bilinçli farkındalık (mindfulness), öz bilinç, öz yönetim, empati ve ilişki yönetimi gibi becerilerin kazandırıldığını ifade etti.</p>
<p>Rehber öğretmenler eşliğinde uygulanan programlarda çocukların önce kendilerini tanımayı, ardından duygu ve dürtülerini yönetmeyi öğrendiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, sosyal bilinç ve empati çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi ve “Bu beceriler okulda ve ailede öğretilmezse çocuklar sosyal medyadan yanlış sosyal-duygusal modeller öğreniyor. Günümüzde çocuklar en çok neye maruz kalıyorsa onu modelliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Madde kullanımı ve ruhsal bozukluk birlikteliği risk artırıyor</strong></p>
<p>Çocuk ruh sağlığı tedavisinden taburcu edilen ergenlerde okul ve kurumlarla etik çerçevede bilgilendirme mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Duygu durum bozukluğu duyguları yönetememe hastalığıdır. Buna bir de madde kullanımı eklendiğinde şiddet davranışı riski yükselir. Bu grup en çok intihar vakalarında ve şiddet olaylarında karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bağımlılık tedavisinde rehabilitasyonun ve “üçüncül koruma” programlarının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Güç gösterisini yücelten kültürler riski artırıyor</strong></p>
<p>Toplumda güç gösterisinin erkeklik normu olarak sunulmasının da şiddeti beslediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetin erkeklik hakkı gibi sunulduğu bir kültürde çocuğun şiddete yönelmemesi çok zor. Hem aileden hem çevreden bunu öğreniyor ve onay görüyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık eğitimi önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çözüm olarak sıcak, tutarlı ve sınır koyan aile ve okul ortamlarının oluşturulması gerektiğini dile getirerek, açık iletişimin hâkim olduğu, sosyal ve duygusal becerilerin sistematik şekilde öğretildiği bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>Bilimsel metodolojisi “psikolojik sağlamlık eğitimi” olan programların müfredata eklenmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, empati eğitiminin özellikle önem taşıdığını vurguladı ve “Empati yoksunluğu şiddetin temel nedenlerinden biridir. Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta ne hissettireceğini öğretmeden kalıcı değişim sağlanamaz” dedi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde çocuk rehabilitasyon merkezlerinde empati farkındalığı oluşmadan taburcu işlemi yapılmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kalıcı çözüm için tedavi ile birlikte rehabilitasyon ve sosyal-duygusal eğitim programlarının birlikte yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 09:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlayan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklere]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. İçe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi gibi fiziksel belirtilerin de önemli bir işaret olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Mutlaka ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışılmalıdır” dedi.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, Yeşilay Haftası kapsamında madde ve alkol bağımlılığı, tedavi yöntemleri ve bağımlılıkla mücadele konusunda bilgiler verdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Madde bağımlılığı, ruhsal bir bozukluktur</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanımının bir ruhsal bozukluk olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “En son uluslararası kabul edilen Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabına göre (DSM-5), “kötüye kullanım” ve “bağımlılık” ayrımı kaldırılmış; bunlar tek bir başlık altında, hafif, orta ve ağır düzey olarak sınıflandırılmıştır. Madde kullanım bozukluğu, klinik olarak belirgin bozulmaya veya sıkıntıya yol açan, sorunlu bir madde kullanım örüntüsü ile karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu bozukluk; bilişsel, davranışsal ve fizyolojik belirtilerle seyreder ve kişinin madde kullanımını kontrol etme kapasitesinde azalma ile tanımlanır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılığın kriterleri var</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Halk arasındaki bilinir haliyle madde (uyuşturucu) bağımlılığı diyebilmek için bazı kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılık yapıcı bir maddenin planlanandan daha fazla ya da uzun süreli kullanımı, maddeyi bırakma veya azaltma girişimlerine rağmen başarısız olunması, madde temini ve kullanımına aşırı zaman ayrılması tanı kriterlerinin başında gelmektedir. Madde kullanımına karşı şiddetli istek (craving) duyulması, iş, okul ve aile sorumluluklarında aksamaya neden olması ve yaşanılan sosyal sorunlara rağmen kullanımı sürdürme çabasının olması tanı konulmasında önemli kriterler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Son bir yıl içinde en az ikisi varsa bağımlılık tanısı konulabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, madde bağımlılığı tanı kriterleri arasında her geçen gün daha fazla madde alımına ihtiyaç göstermek yani tolerans gelişimi olması ve maddenin alınmadığı zamanlarda maddeye özel yoksunluk belirtileri yaşanmasının da yer aldığını belirterek “Son bir yıl içinde tüm bu sayılanlardan en az ikisi bile bulunuyorsa madde bağımlılığı tanısı için yeterli olmaktadır” diye konuştu. Prof. Dr. Hülya Ensari, tanı koyarken de belirtilerin şiddetine göre hafif, orta ve ağır düzeyde bağımlılık şeklinde sınıflandırma yapıldığını söyledi.     </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir hastalık</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bağımlılığın yalnızca davranışsal değil, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir beyin hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bağımlılıkta özellikle mezolimbik dopamin sistemi etkilenmekte, tekrar eden kullanım nöroadaptasyona ve kompulsif davranış örüntüsüne yol açmaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılık yapıcı maddeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Hülya Ensari, DSM-5’e göre madde kullanım bozukluklarının farklı farmakolojik gruplar altında sınıflandırıldığını belirterek bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>1. Tütün (Nikotin</span></b><span>): Yüksek bağımlılık potansiyeline sahiptir. Dopamin salınımını artırır ve yoksunluk belirtileri belirgindir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>2. Alkol:</span></b><span> GABAerjik sistemi güçlendirir, glutamaterjik sistemi baskılar. Tolerans ve yoksunluk gelişir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>3. Opiyatlar (Opioidler):</span></b><span> Morfin, eroin, kodein, metadon vb. µ-opioid reseptör agonistleridir. Yüksek bağımlılık ve ciddi yoksunluk riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>4. Uyarıcılar (Stimülanlar</span></b><span>): Amfetamin, kokain, MDMA; dopamin ve noradrenalin artışı yapar. Psikotik belirtiler gelişebilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>5. Sedatif-Hipnotikler</span></b><span>: Barbitüratlar, benzodiazepinler; GABA üzerinden etki eder. Ani kesilme nöbet riski oluşturabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>6. Halüsinojenler</span></b><span>: LSD, psilosibin vb.; serotonerjik sistem üzerinden algı değişikliklerine yol açar. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>7. Uçucu Maddeler</span></b><span>: Tiner, benzen, yapıştırıcılar; özellikle ergenlerde nörotoksisite riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>8. Kannabis:</span></b><span> THC içeriği ile algı ve bilişsel işlevleri etkiler; yatkın bireylerde psikoz riskini artırabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>9. Diğer Maddeler</span></b><span>: PCP, ketamin, GHB, anabolik steroidler ve nitritler farklı mekanizmalarla bağımlılık riski taşır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Alkol kullanım bozukluğu, ruhsal hastalıklarla eş zamanlı seyredebiliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Alkol kullanım bozukluğunun DSM-5’e göre; alkolün problemli bir kullanım örüntüsü ile klinik olarak belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açması durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tanı ölçütleri madde kullanım bozukluğu ile paraleldir ve yine son 12 aylık dönem esas alınır. Alkol kullanım bozukluğunda genetik yatkınlık, erken yaşta başlama, erkek cinsiyet (epidemiyolojik olarak daha yüksek oran), eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, travma öyküsü, yüksek stres düzeyi risk faktörleri arasında sayılabilir. Alkol kullanım bozukluğu, sıklıkla depresyon ve anksiyete bozuklukları ile eş zamanlı seyretmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Aileler madde bağımlılığında bu belirtilere dikkat etmeli      </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun çoğu zaman davranış değişiklikleriyle kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Ani arkadaş çevresi değişikliği, akademik performansta düşüş, uyku ve iştah düzensizliği, aşırı para harcama veya ihtiyacında artış, son zamanlarda içe kapanma veya irritabilite (çabuk sinirlenme) artışı, göz kızarıklığı, kilo değişimi vb. fiziksel belirtiler görülmesi halinde ailelerin aklına madde kullanımı ihtimali gelmelidir. Aileler özellikle ergenlik döneminde başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat etmelidir. Ancak kesin tanı klinik değerlendirme ile ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından konur. Suçlayıcı değil destekleyici bir iletişim yaklaşımı erken müdahale açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli yaklaşım gerektiriyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde kullanım bozukluğunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Tedavi multidisipliner yaklaşım ile toplum temelli bir yaklaşım gerektirir. Tıbbi değerlendirme ve detoksifikasyon, farmakolojik tedaviler (maddeye özgü), bilişsel davranışçı terapiler, motivasyonel görüşmeler, aile terapileri, grup terapileri, rehabilitasyon ve relaps önleme programları ile bireyin ihtiyacına özgü tıbbi ve psikolojik takip, tedavi ve rehabilitasyon planlanır. Yine bireyin ihtiyacına özel sosyal, ekonomik, barınma ve iş desteği kurumlararası iş birliği ile sağlanarak madde kullanım bozukluğu olan bireyin damgalanmadan, toplumla bütünleşmesi hedef alınır. Nüks görülebilir; bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez; hastalığın kronik doğasının bir parçası olduğunu kabul edip; tedavi ve rehabilitasyon sürecine devam edilir” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Madde bağımlılığının önlenmesinde ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Öncelikle aile içinde açık ve güvenli iletişimin temelleri atılmalıdır. Çocuğun/gencin kendisini ifade etmesine imkân sağlanmalıdır. ‘Hayır’ diyebilme becerisinin geliştirilmesi önemlidir. Bunların yanı sıra stres yönetimi, stresle sağlıklı baş etme yöntemi olarak spor, sanat ve güvenli sosyal etkinliklere yönlendirme etkili yöntemler arasında yer almaktadır” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yaşam becerileri erken yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Erken yaşta yaşam becerileri eğitiminin kazandırılmasının da madde bağımlılığının önlenmesinde etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Özellikle ergenlik döneminde yargılayıcı, eleştirici yaklaşımdan uzak; aşırı koruyucu kollayıcı da olmadan, ilişkilerde sınır koymasını bilen, arkadaş seçimine özen gösteren, özgüvenli, aile bağları güçlü bireyler yetiştirmek ailelerin birincil görevi olmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Aileden başlayarak topluma da önemli görevlerin düştüğünü belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Toplum olarak iyi birer rol model olma sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor. Evde önce aile, sonra okulda öğretmenler bu rolü üstlenirken; artık sosyal medya kullanıcısı olarak hepimiz ve özellikle de medya iletişim kanallarında bağımlılık yapıcı maddeleri özendirici reklam, tutum ve davranışlardan uzak olmak gerekiyor. Madde ve alkol kullanım bozuklukları; biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin etkileşimi ile ortaya çıkan kronik beyin hastalıklarıdır. Erken tanı, damgalamanın azaltılması, önleyici toplum temelli programlar ve erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri bağımlılıkla mücadelede temel stratejilerdir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bağımlılıkla topyekûn mücadele gerekiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uyuşturucu madde ve alkol kullanım bozukluğu ile mücadelede toplumsal desteğin önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Koruyucu önlemlerden sonra erken müdahale için damgalama ile mücadele, bağımlılığın irade sorunu olmaktan çıkıp; kronik bir beyin hastalığı olduğu bilincinin topluma yayılması son derece önemlidir. Bağımlılığın her türlüsünün tedavi edilebilir bir durum olduğu bilinci ile topyekûn mücadele yapılmalıdır. Bunun için Alo 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı, aile hekimlikleri, sağlıklı yaşam merkezleri, en yakın devlet hastanesindeki ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı poliklinikleri, AMATEM, ÇEMATEM, YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi)’ne başvurabilir; danışmanlık ve destek alabilirsiniz.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ergenlikte-baslayan-ani-ve-belirgin-degisikliklere-dikkat-617509">Ergenlikte başlayan ani ve belirgin değişikliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Aile Desteği&#8217; seminerleri başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/madde-bagimliligiyla-mucadelede-aile-destegi-seminerleri-basladi-613604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 15:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığıyla]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[seminerleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon destekleri sunmak için hizmet veren Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi (SEDEM) tarafından  “Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Aile Desteği: Ebeveynler Ne Yapabilir” konulu seminerler düzenlenmeye başladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/madde-bagimliligiyla-mucadelede-aile-destegi-seminerleri-basladi-613604">&#8216;Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Aile Desteği&#8217; seminerleri başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin toplum sağlığını güçlendirmek, erişilebilir danışmanlık ve rehabilitasyon destekleri sunmak için hizmet veren Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi (SEDEM) tarafından  “Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Aile Desteği: Ebeveynler Ne Yapabilir” konulu seminerler düzenlenmeye başladı.  Maltepe Belediyesi’ne bağlı kadın danışma merkezlerinde 19 Şubat tarihine dek devam edecek ücretsiz eğitimlerin ilki bugün Cevizli ve Küçükyalı mahallerinde bulunan kadın danışma merkezlerinde gerçekleşti. Seminer, SEDEM’de görevli Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile Danışmanı Güliz Gökkaya tarafından verildi. Bağımlılığın bir kişinin bir maddeyi kontrolsüz şekilde kullanması ve bırakamaması durumu  olduğuna dikkat çeken Gökkaya katılımcılara madde bağımlılığının risk faktörleri, psikososyal sonuçları, ailenin koruyucu rolü, madde kullanan çocuğa yaklaşım konuları üzerine bilgi ve öneriler sundu. Seminer, katılımcıların soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi. Seminerler 18 Şubat Çarşamba Fındıklı, 19 Şubat Perşembe Esenkent ve Gülsuyu Kadın Danışma Merkezi’nde davam edecek. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/madde-bagimliligiyla-mucadelede-aile-destegi-seminerleri-basladi-613604">&#8216;Madde Bağımlılığıyla Mücadelede Aile Desteği&#8217; seminerleri başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Şehir&#8217;de &#8216;En İyi Narkotik Polisi Anne&#8217; eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sehirde-en-iyi-narkotik-polisi-anne-egitimi-611572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[narkotik]]></category>
		<category><![CDATA[polisi]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan Anne Şehir Merkezleri’nde eğitimler hız kesmiyor. Bu kapsamda merkez üyeleri, İçişleri Bakanlığı tarafından Türkiye çapında hayata geçirilen “En İyi Narkotik Polisi Anne” projesi kapsamında eğitim aldı. Katılımcılara projenin içeriği hakkında önemli bilgiler sunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirde-en-iyi-narkotik-polisi-anne-egitimi-611572">Anne Şehir&#8217;de &#8216;En İyi Narkotik Polisi Anne&#8217; eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan Anne Şehir Merkezleri’nde eğitimler hız kesmiyor. Bu kapsamda merkez üyeleri, İçişleri Bakanlığı tarafından Türkiye çapında hayata geçirilen “En İyi Narkotik Polisi Anne” projesi kapsamında eğitim aldı. Katılımcılara projenin içeriği hakkında önemli bilgiler sunuldu.</p>
<p><b>NARKOTİK EKİPLERİNDEN BİLGİLENDİRME</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü iş birliğinde, Anne Şehir Merkezleri üyelerine “En İyi Narkotik Polisi: Anne” eğitimi verildi. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından verilen eğitimde, annelerin uyuşturucuyla mücadeledeki rolüne dikkat çekildi. Kocaeli Anne Şehir Merkezleri üyeleri, narkotik polislerinin aktardığı bilgileri ilgiyle dinledi.</p>
<p><b>BAĞIMLILIĞIN NEDENLERİ VE ERKEN BELİRTİLER ANLATILDI</b></p>
<p>Eğitim kapsamında çocukların ve gençlerin madde kullanımına yönelme nedenleri ele alınırken, uyuşturucu ve uyarıcı madde çeşitleri ile bu maddelerin sağlığa verdiği zararlar hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Ayrıca bağımlılığın erken fark edilebilmesi amacıyla çocukların davranışlarındaki değişimler, arkadaş çevreleri ile fiziksel, sosyal ve psikolojik belirtiler katılımcılara aktarıldı.</p>
<p><b>AİLE DESTEĞİ MÜCADELEDE KRİTİK ROL OYNUYOR</b></p>
<p>Gençlerin uyuşturucu maddelerden korunmasında aile desteğinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken ekipler, annelerin bilinçlendirilmesinin madde bağımlılığı ile mücadelede güçlü bir etki oluşturduğunu vurguladı. Bu alandaki mücadelenin, annelerin desteğiyle kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.</p>
<p><b>KATILIMCILARDAN EĞİTİMLERE TAM NOT</b></p>
<p>Eğitime katılan Anne Şehir üyeleri, programdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Katılımcılar, verilen bilgilerin hem aile içi iletişimde hem de çocuklarını koruma konusunda yol gösterici olduğunu belirterek, bu tür bilinçlendirme çalışmalarının devam etmesini yetkililerden istedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirde-en-iyi-narkotik-polisi-anne-egitimi-611572">Anne Şehir&#8217;de &#8216;En İyi Narkotik Polisi Anne&#8217; eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: &#8220;Tazelenme Merkezleri&#8217;nin sayısını artıracağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-tazelenme-merkezlerinin-sayisini-artiracagiz-606805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 13:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[tahir]]></category>
		<category><![CDATA[tazelenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sivil toplum kuruluşları buluşmaları kapsamında Diyanet Birlik-Sen’le bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-tazelenme-merkezlerinin-sayisini-artiracagiz-606805">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: &#8220;Tazelenme Merkezleri&#8217;nin sayısını artıracağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sivil toplum kuruluşları buluşmaları kapsamında Diyanet Birlik-Sen’le bir araya geldi. Gündemde son dönemde artan madde bağımlılığı ve şiddet konuları vardı. Başkan Büyükakın, Büyükşehir bünyesindeki Tazelenme Merkezleri’nin sayısını artıracaklarını kaydetti.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sivil toplum kuruluşlarını ve hemşehri dernekleriyle düzenli olarak bir araya gelmeyi sürdürüyor. Başkan Büyükakın son olarak Diyanet Birlik-Sen’in düzenlediği programda din görevlileri ile bir araya geldi. Diyanet Birlik-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Karadaşlı, Kocaeli Şube Başkanı Numan Uysal ve Emekli Öğretim Üyesi Dr. Ali Vasfi Kurt’un ev sahipliğini üstlendiği programa sendika üyesi din görevlilerinin ilgisi son derece yüksekti.</p>
<p><b>UYSAL VE KARADAŞLI: BÜYÜKAKIN HEP YANIMIZDA</b></p>
<p>Din görevlileri, hizmet verdikleri ibadethanelerle ilgili talep ve önerilerini dile getirdi. Numan Uysal özellikle son dönemde gençler arasında artan madde bağımlılığı ve şiddet olaylarına vurgu yaparak, bu konuda yürütülecek çalışmalara her zaman destek vermeye hazır olduklarını belirtti. Mehmet Ali Karadaşlı da, “Bu şehre en güzel şekilde hizmet veren ve taleplerimizin çözümü için her zaman bize destek sunan Başkan Tahir Büyükakın ile ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadesini kullandı.</p>
<p><b>SICAK KARŞILAMAYA TEŞEKKÜR</b></p>
<p>Sıcak ve samimi muhabbetten dolayı din görevlilerine teşekkür eden Başkan Büyükakın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak ibadethanelerden gelen talepleri her zaman yerine getirdiklerini vurguladı. Başkan Büyükakın, madde bağımlılığı ve şiddet konularında ise şunları söyledi: “Şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Sadece gençler aynı durumda değil. Her yaştan insanlar da benzer sorunlarla karşı karşıya olabiliyor. Mesela, önümüzdeki yıllarda çok sık duyacağımız, internet ve sosyal medya bağımlılığı ciddi şekilde artıyor. Dolayısıyla bunu sadece madde kullanımı ve onun getirdiği şiddet meselesi olarak değerlendirmememiz gerekiyor.</p>
<p><b>BAŞKAN’A ÖZEL TABLO HEDİYE ETTİ</b></p>
<p>Aslında dünya uzun bir süredir bu sorunlarla boğuşuyor. Ülkemizde ise henüz yeni başlıyor. Bu sorunların hepsi, insanın aklı ile gönlü arasındaki bağın kopmasından kaynaklanıyor. Söz konusu dengeyi sağlayamadığınız sürece bundan kurtuluş çok zor. Bu bağı yeniden kurmak için yapılması gerekenler var. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak kurduğumuz Tazelenme Merkezleri bunlardan biri. Bugüne kadar çok sayıda kardeşimizi madde bağımlılığından kurtardık. Şu an 2 merkezimiz var ve zaman içinde sayılarını artıracağız. Bu ve benzeri projelerimiz devam edecek. Bu noktada sizlere de toplumun tüm kesimlerine de büyük görevler düşüyor.” Programın sonunda Yahya Kaptan Akşemsettin Camii İmam Hatibi Muhammet Öztürk, Başkan Büyükakın’ın kara kalem portresini çizdiği bir tablo hediye etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-tazelenme-merkezlerinin-sayisini-artiracagiz-606805">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: &#8220;Tazelenme Merkezleri&#8217;nin sayısını artıracağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde çay testine güvenmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/evde-cay-testine-guvenmeyin-605636</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akbulut]]></category>
		<category><![CDATA[aroma]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[evde]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[güvenmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[testine]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605636</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Program Başkanı Öğr. Gör. Dr. Selen Akbulut, çayda toz kavramından katkı maddelerine, tüketicilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evde-cay-testine-guvenmeyin-605636">Evde çay testine güvenmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Program Başkanı Öğr. Gör. Dr. Selen Akbulut, çayda toz kavramından katkı maddelerine, tüketicilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Çayda toz, her zaman yabancı madde anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Çayda tozun aslında çay yapraklarının prosesi sonucu (kurutma, kıyma, eleme ve taşıma) oluşan çok küçük yaprak parçacıklarını ifade ettiğini dile getiren Dr. Selen Akbulut, “Bu toz çayın doğal kırıntısı olabilir. Ancak çay içerisinde yüksek oranda toz yapısının görülmesi   düşük kalite veya aşırı mekanik işlem göstergesi kabul edilebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Çaya hiçbir katkı maddesi eklenemez</strong></p>
<p>Çayda katkı maddesi kullanımı konusunda mevzuatın son derece net olduğunu ifade eden Dr. Akbulut, “Türk Gıda Kodeksi Çay Tebliğine göre; siyah çay, yeşil çay, aromalı siyah ve yeşil çay ile kafeinsiz siyah ve yeşil çay dahil olmak üzere tüm bu ürünlere hiçbir katkı maddesi kesinlikle katılamaz beyanı bulunmaktadır. Ürün geliştirme amacıyla aroma ve aroma verici kullanılacaksa; bu durumda Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliğinde yer alan hükümlere, bulaşanların miktarları Bulaşanlar Yönetmeliğinde yer alan hükümlere, pestisit kalıntı miktarları, Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği&#8217;ne uygun koşullarda kullanılmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çayın içeriği yalnızca Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından oluşmalı</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenli olarak beyan ettiği Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıdalar listesi incelendiğinde, çayda en fazla karşımıza çıkan durumun ‘Gıda Boyası Tespiti’ olarak görüldüğüne işaret eden Akbulut, “Sudan boyaları Sudan I–IV, Metanil sarısı gibi renklendiriciler maalesef çay ürününde taklit ve tağşiş amacıyla kullanılmaktadır. Çayın içeriği yalnızca Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından oluşmalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Hile amacıyla çaya ilave edilen boyar maddelerin sağlık açısından da riskler taşıdığına dikkat çeken Öğr. Gör. Dr. Selen Akbulut, “Çayda kullanıldığı iddia edilen yasak boyalar kanserojen etki, karaciğer ve böbrek hasarı, alerjik reaksiyonlar, uzun vadede toksik birikim riski taşıyabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Evde yapılan testlere güvenilmemeli</strong></p>
<p>Sosyal medyada sıkça paylaşılan “evde çay testi” iddialarına da açıklık getiren Dr. Selen Akbulut, “Maalesef ev ortamında uygulanabilecek basit testlerle çayda hile veya tağşişin güvenilir şekilde tespit edilmesi mümkün değildir. Çayda herhangi bir hile bulunup bulunmadığı ancak akredite laboratuvarlarda gerçekleştirilen bilimsel analizler sonucunda belirlenebilmektedir. Bununla birlikte, tüketicinin satın aldığı çayda hile olduğuna dair bir şüphesi bulunması halinde Alo 174 Gıda Güvenliği Hattı aracılığıyla şikâyette bulunması mümkündür. Ayrıca tüketiciler, şüpheli ürünlere ait numuneleri T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimlerine ileterek resmi inceleme talebinde bulunabilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dökme ve izlenebilirliği olmayan çaylardan uzak durun</strong></p>
<p>Türkiye’de çay tüketiminin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Akbulut, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 yılında yayınlanan son raporuna göre, çay, su hariç dünyadaki diğer tüm içeceklerden daha fazla tüketilmektedir. Çay içmek dünya nüfusunun yarısı için günlük bir ritüeldir. Türkiye kişi başına yaş çay tüketimi 2023/24’te 13,7 kg’dır. Kuru çay miktarı da 3,5-4 kg tekabül etmektedir. Ülkemizde bu denli fazla tüketimi olan bu ürünü tüketiciler satın alırken muhakkak bilinen ve denetlenen markalardan almaya özen göstermelilerdir. Tüm gıda ürünlerini alırken olduğu gibi çay satın alırken de ‘etiket okur-yazarlığı’ oldukça önemlidir. Tüketiciler tarafından Etiket bilgileri (üretici, parti no, menşe) kesinlikle kontrol edilmelidir. Alınan çayda tadı, rengi, kokusu gibi duyusal özelliklerinde herhangi bir şüpheli durum tespit edildiğinde derhal T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimlerine bilgi verilmelidir. Ayrıca dökme çay şeklinde satılan, herhangi bir ambalaj içerisinde olmayan, üretici takibinin yapılamayacağı hiçbir çay satın alınmamalıdır. Bu tür ürünlerde izlenebilirlik mümkün olmadığından, hile ve tağşiş riskinin daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evde-cay-testine-guvenmeyin-605636">Evde çay testine güvenmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ordu&#8217;da otobüsteki yolcunun üzerinde uyuşturucu madde ele geçirildi: 1 tutuklu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/orduda-otobusteki-yolcunun-uzerinde-uyusturucu-madde-ele-gecirildi-1-tutuklu-603898</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 07:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[geçirildi]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[otobüsteki]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yolcunun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603898</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ordu'da durdurulan bir yolcu otobüsünde 114,25 gram bonzai ele geçirildi. Üzerinde uyuşturucu bulunan yolcu, 'Uyuşturucu madde ticareti' suçlamasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Uyuşturucu ile mücadele çalışmalarının devam edeceği bildirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orduda-otobusteki-yolcunun-uzerinde-uyusturucu-madde-ele-gecirildi-1-tutuklu-603898">Ordu&#8217;da otobüsteki yolcunun üzerinde uyuşturucu madde ele geçirildi: 1 tutuklu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Ordu</strong>&#8216;da durdurulan yolcu otobüsünde üzerinde uyuşturucu madde çıkan yolcu gözaltına alındı. Adli mercilere sevk edilen şüpheli tutuklandı.</p>
<p> <strong>Uyuşturucu</strong> ile mücadele çalışmalarını sürdüren İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri ile birlikte yaptığı ortak çalışmalar kapsamında, Gülyalı ilçesi Turnasuyu Mahallesi&#8217;nde bir yolcu otobüsünü durdurdu. Durdurulan otobüste F.S.Ç. isimli şahsın üzerinde arama yapan ekipler, 114,25 gram bonzai ham maddesi ele geçirdi. &#8216;Uyuşturucu madde ticareti&#8217; suçu ile gözaltına alınan ve karakoldaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli tutuklandı.</p>
<p>Uyuşturucu ile mücadele çalışmalarının devam edeceği bildirildi. &#8211; ORDU</p>
<div>Kaynak: İhlas Haber Ajansı /  3-sayfa </div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/orduda-otobusteki-yolcunun-uzerinde-uyusturucu-madde-ele-gecirildi-1-tutuklu-603898">Ordu&#8217;da otobüsteki yolcunun üzerinde uyuşturucu madde ele geçirildi: 1 tutuklu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[canan]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[uraz]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın ve endüstriyel üretim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası olan kimyasallar, doğru yönetilmediğinde insan sağlığı, iş güvenliği ve çevre için ciddi tehditler oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764">Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatın ve endüstriyel üretim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası olan kimyasallar, doğru yönetilmediğinde insan sağlığı, iş güvenliği ve çevre için ciddi tehditler oluşturuyor. Son günlerde gündeme gelen kimyasal madde zehirlenmeleri, özellikle mekanların haşerelerden arındırılmasında kullanılan maddeleri ve yöntemleri tartışmalı hale getirdi.  Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Uraz, kimyasal risklerin ancak doğru bilgi, eğitim ve bilinçli uygulamalarla minimize edilebileceğini belirterek hayati uyarılarda bulundu.</p>
<p>Kimyasal maddelerin kullanımından kaynaklanan risklerin sağlık, güvenlik ve çevre olmak üzere üç ana eksende değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Canan Uraz, “Kimyasal maddeler; meslek hastalıklarından iş kazalarına, yangınlardan ekosistem bozulmalarına kadar geniş bir yelpazede tehdit oluşturabiliyor. Özellikle ilaçlama yapan personelin yetkin olması gerekiyor. Tarım, sağlık veya çevre kontrolünde kullanılan kimyasallar yüksek dikkat gerektiriyor. Bu nedenle çalışanların kimyasal güvenliği, ilk yardım, ekipman kullanımı, yasal mevzuatlar ve atık yönetimi gibi konularda kapsamlı eğitimlerden geçmesi gerekiyor.  Bu konuda sadece eğitimler yeterli değil, düzenli denetimler ve saha uygulamaları da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>“İş yerlerinde kurallara tam uyum şart”</b></p>
<p>İş yerlerinde güvenli bir ilaçlama süreci için uyulması gereken kritik adımları anlatan Doç. Dr. Uraz, “ Güvenli bir ilaçlama süreci doğru ilaç seçimi ve etiket talimatlarının titizlikle okunmasıyla başlar.  Çalışanların maske ve eldiven gibi uygun kişisel koruyucu donanımları kullanması, uygulama sırasında alanın boşaltılması ve rüzgâr gibi hava koşullarına dikkat edilmesi bir zorunluluktur. İlaçlamalar genellikle sabah veya akşam saatlerinde, hava sıcaklığının daha düşük olduğu saatlerde yapılmalıdır. İşlem sonrasında ise alanın yeterince havalandırılması, kimyasal atıkların doğru yönetilmesi, sızıntılara karşı önlem alınması ve acil durum planlarının hazır bulundurulması gerekir. İlaçlama sonrası ortaya çıkan kimyasal atıklar (artık ilaçlar, ambalajlar, temizleme suyu vb.) çevreye zarar vermemek adına doğru şekilde toplanmalı ve bertaraf edilmelidir” dedi.</p>
<p><b>“Zehirlenme belirtileri sinsice ilerleyebilir”</b></p>
<p>Kimyasal zehirlenme belirtilerinin her zaman anında ortaya çıkmayabileceği konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Uraz, “Semptomlar kimyasalın türüne ve maruziyet süresine göre değişebiliyor. Solunum güçlüğü, ciltte yanma, bulanık görme, bulantı, baş dönmesi ve kalp çarpıntısı gibi belirtilerin görülmesi durumunda zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor. Özellikle bilinç kaybı ve nöbet gibi ağır tablolarda acil müdahale hayat kurtarır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Ev ilaçlamalarında gıda güvenliğine dikkat”</b></p>
<p>Vatandaşların evlerinde yaptırdığı ilaçlamalarda da büyük hatalar yapılabildiğine değinen Doç. Dr.  Uraz, işlem öncesinde evcil hayvanların ve hane halkının ortamdan uzaklaştırılması, gıdaların, mutfak gereçlerinin ve kişisel eşyaların ise mutlaka koruma altına alınması gerekiyor. Kimyasalların gıdalara veya mutfak yüzeylerine bulaşması ciddi zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum bazen gıda zehirlenmesiyle karıştırılarak yanlış tedaviye sebep olabiliyor. Kimyasal maddelere maruz kalma durumunda, antidotlar, göz yıkama istasyonları ve acil müdahale kitleri gibi ilk yardım malzemeleri kolayca erişilebilecek bir yerde bulundurulmalıdır. Riskleri en aza indirmek için ruhsatlı firmalarla çalışılması, işlem sonrası detaylı temizlik ve etkili havalandırma yapılması sağlık açısından hayati önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764">Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde &#8220;Ergenlikte Madde Kullanımı&#8221; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-ergenlikte-madde-kullanimi-semineri-599151</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:35:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Eğer]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Madde Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Toksikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Bağımlılık Toksikolojisi Anabilim Dalı tarafından “Ergenlikte Madde Kullanımı” başlıklı hibrit konferans düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-ergenlikte-madde-kullanimi-semineri-599151">Ege Üniversitesinde &#8220;Ergenlikte Madde Kullanımı&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Bağımlılık Toksikolojisi Anabilim Dalı tarafından “Ergenlikte Madde Kullanımı” başlıklı hibrit konferans düzenlendi. Akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı etkinlikte, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Yurtsever sunum gerçekleştirdi. Etkinlikte, ergenlik döneminde artan madde bağımlılığı riskine karşı erken teşhis ve düzenli taramanın önemi vurgulanırken, sürecin yönetiminde ailelerin yargılayıcı değil destekleyici bir yaklaşım sergilemesinin gerekliliğine dikkat çekildi.</p>
<p>         Ergenlerde madde kullanımını anlatan Çocuk Acil Uzmanı Doç. Dr. Ali Yurtsever, “Hepimizin bildiği gibi ergenlik, insan hayatının en özel, en hassas ancak bir o kadar da kritik dönemlerinden biridir. Gençlerimiz bu süreçte çok ciddi sosyal ve psikolojik değişimler yaşıyorlar. Ne yazık ki bu değişim süreci, onları riskli davranışlara yönelmeye ve zararlı alışkanlıklar edinmeye daha meyilli hale getiriyor. Burada en belirleyici faktörlerden biri sosyal çevredir. Ergenler, çevrelerinden çok kolay etkilenebiliyorlar. Eğer sosyal çevrelerinde madde kullanımı varsa, gençlerimiz ciddi bir risk altında demektir. Unutmamalıyız ki madde kullanımı, gelişmekte olan ergen beynini doğrudan ve olumsuz etkiliyor. Bu durum sadece geçici bir heves olarak kalmıyor; bilişsel bozukluklara, psikozlara ve hatta ne yazık ki intihara kadar varabilen çok ağır sonuçlar doğurabiliyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim. Eğer madde kullanımına bu dönemde başlanırsa, bu durum ileride çok ağır bağımlılıklara yol açabilir. Erken teşhis edilmezse, sürecin engellenmesi çok zorlaşır. Profesyonel destek olmadan bu sorunun kendiliğinden çözülmesini beklemek hatadır; destek verilmezse madde kullanımı erişkinlik döneminde de devam eder. Dünyadaki tabloya, özellikle gelişmiş batı toplumlarına baktığımızda durum gerçekten endişe verici. Avrupa ve Amerika’da ergenlerin yaklaşık yarısı en az bir kez yasa dışı madde kullanmış durumda. Bu inanılmaz bir rakam. Özellikle alkol ile birlikte yasa dışı madde kullanımının yaygınlığına dikkat etmemiz gerekiyor” dedi</p>
<p><b>“Testlerin amacı risk altındaki gençleri tespit etmek”</b></p>
<p>Yapılması gerekenleri anlatan Doç. Dr. Ali Yurtsever, “Ergenlerin düzenli olarak değerlendirilmesi şart. Gençlerin yılda en az bir kez, sadece toksikolojik testlerle değil, genel bir değerlendirmeden geçmesi gerekiyor. Özellikle riskli gruplara bu taramayı mutlaka uygulamalıyız. Biz bu noktada CRAFFT tarama ölçeğini kullanıyoruz. Bu tarama ölçeğindeki soruların amacı, gencin risk altında olup olmadığını anlamaktır. Örneğin gence şunu soruyoruz. ‘Daha önce alkol veya madde kullandıktan sonra araç kullandın mı ya da kullanmış birinin sürdüğü araca bindin mi?’ Buradaki temel amacımız, çevresinde bu tür insanların olup olmadığını görmektir. Eğer varsa, o gençte de kullanım ihtimali artıyor demektir. Bunun yanı sıra şu soruların cevaplarını arıyoruz. ‘Rahatlamak için alkol veya madde kullanıyor musun?’ ‘Yalnızken kullandığın oldu mu?’ ‘Kullandıktan sonra yaptıklarını hatırlamadığın oldu mu?’ ‘Ailen veya arkadaşların sana azaltmalısın dedi mi?’ ‘Bu kullanım yüzünden başın hiç belaya girdi mi?’ Bu taramada iki veya daha fazla soruya ‘evet’ yanıtı verilmesi durumunda, riskli madde kullanım bozukluğu açısından detaylı bir değerlendirme yapılması gerekir. Unutmayın, bu bir tanı testi değil, bir tarama aracıdır; ancak bize yol gösterir” diye konuştu.</p>
<p><b>“En büyük görevlerden biri ailelere düşüyor”</b></p>
<p> Ailelerin ergenlerle iletişiminin önemli rol üstlendiğini söyleyen Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Bağımlılık Toksikolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Annette Akgür, “Bu noktada en büyük görevlerden biri de ailelere düşüyor. Madde bağımlılığının engellenmesinin ilk aşaması aslında ailede başlar. Ailelerin çocukları üzerinde daha gözlemci ve dikkatli olması gerekiyor. Eğer çocuğunuzla ilgili bir şüphe duyuyorsanız, takınacağınız tavır her şeyi belirleyecektir. Böyle bir durumda suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil kullanmak yerine, uzlaşmacı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemelisiniz. Eğer sert ve dışlayıcı davranırsanız, ergen ailesinden uzaklaşır. Bu kopuş ise, ergenlikte başlayan bağımlılığın yetişkinlik döneminde de devam etmesine zemin hazırlar. İletişim kapılarını açık tutmak, tedavinin en önemli adımıdır” dedi</p>
<p>Konferansın sonunda Prof. Dr. Serap Annette Akgür, Doç. Dr. Ali Yurtsever’e hediye taktim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-ergenlikte-madde-kullanimi-semineri-599151">Ege Üniversitesinde &#8220;Ergenlikte Madde Kullanımı&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de bağımlılık Sosyoloji bölümünün düzenlediği panel ile her yönüyle ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-bagimlilik-sosyoloji-bolumunun-duzenledigi-panel-ile-her-yonuyle-ele-alindi-595132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bölümünün]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlediği]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanımın]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yönüyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Gör. Dr. Cem Özdemir’in moderatörlüğünde “Bağımlılık Paneli II” adlı etkinlik düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-bagimlilik-sosyoloji-bolumunun-duzenledigi-panel-ile-her-yonuyle-ele-alindi-595132">EÜ&#8217;de bağımlılık Sosyoloji bölümünün düzenlediği panel ile her yönüyle ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Gör. Dr. Cem Özdemir’in moderatörlüğünde “Bağımlılık Paneli II” adlı etkinlik düzenledi. Nuri Bilgin Konferans Salonunda düzenlenen panele Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Arş. Gör. Dr. Demet Havaçeliği Atlam, Uzm. Psk. Enes Kaan Karaçengel, Uzm. Psk Ayça Çınaroğlu Asar, Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Selen Açıkyol, konuşmacı olarak katıldılar. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuran Erol Işık, akademisyenler ve öğrencilerin yer aldığı etkinlikte bağımlılıklar psikolojik ve sosyolojik acıdan ele alındı.</p>
<p>         Açılış konuşmasını gerçekleştiren Öğr. Gör. Dr. Cem Özdemir, “Sosyolojik açıdan baktığımızda bağımlılık; bireyin toplumla kurduğu bağların belli düzeylerde (her zaman olmasa bile) zayıflaması, belki de bir anomi durumunun sonucu olarak değerlendirilebilir. Bağımlılık oldukça karmaşık bir problemdir ve sadece bireyi ilgilendiren bir durum değildir. Bu; bağımlı olan kişinin ailesini, daha geniş çerçevede ceza adalet sistemi içerisindeki kurumları, bireyleri ve hekimleri etkileyen; aynı zamanda günün sonunda artık küresel düzeyde organize suç çetelerinin ve tabii ki birçok yasal şirketin oldukça güçlenmesini sağlayan bir olgudur” dedi.</p>
<p><b>“Madde bağımlılığında coğrafi faktörler etkili”</b></p>
<p>Arş. Gör. Dr. Demet Havaçeliği Atlam, “Maddeye erişimde; coğrafi faktörler, ticaretin yapıldığı güzergâhta ikamet etme, dezavantajlı bölgelerde bulunma, maddenin yasal statüsü ve sosyal çevrede kullanımın yaygınlığı gibi risk faktörleri önemli rol oynamaktadır. Örneğin; eroinin ham maddesi olan haşhaşın üretildiği Afganistan’a komşuluğundan dolayı, alkol sorunu bulunmamasına rağmen eroinle mücadele etmek zorunda kalan İran, bu duruma çarpıcı bir örnektir. Yoksulluk, göç ve sosyal problemlerin de temel teşkil ettiği bu süreçte; maddenin normal karşılandığı, hem kullanımın hem de satışın aile içine kadar girebildiği dezavantajlı bölgelerle karşılaşabiliyoruz. Bu durum, maddenin kültüre ve yaşama entegre olmasına yol açmakta; neticesinde ise aile içi kullanımın yaygınlaşmasını ve farklı suç türlerinin ortaya çıkmasını tetiklemektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Alkol bağımlılığında bilinçlendirme çalışmaları şart”</b></p>
<p><b>         </b>Konuşmasına bağımlılığın tanımıyla başlayan Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Selen Açıkyol, “Bağımlılık; hayatı daha iyi gösterirken aslında onun içini boşaltan her şeydir. Alkol bağımlılığında genetik faktörler en başta gelse de cinsiyet, çevresel ve kültürel faktörler de belirleyicidir. Riskli içme davranışını azaltmak adına sadece bireysel çabalar yeterli değildir. Üniversite kampüslerinin ve sosyal normların dönüştürülmesi, grup baskısının azaltılması ve bilinçlendirme çalışmaları da büyük önem taşımaktadır,” dedi.</p>
<p><b>“Kumar bir ‘beyin hastalığıdır’”</b></p>
<p>         Kumarın bir hastalık olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Ayça Çınaroğlu Asar, “Kumar; tıpkı grip gibi semptomları olan, tanı koyabildiğimiz ve bu sayede tedavisini de uygulayabildiğimiz bir hastalıktır. Ona ‘beyin hastalığı’ dememizin sebebi, beyin inceleme çalışmalarında gözle görülmese bile işlevsel değişikliklerin saptanmasıdır; özellikle duygusal düşünme ve karar verme süreçlerinde işlevsel bozulmalar görüyoruz. Sürecin evrelerine baktığımızda; ‘kazanma evresi’nde oluşan ‘kontrol bende’ hissi, ümit duygusunu perçinler. ‘Kaybetme evresi’nde ise ‘toparlayabilirim’ düşüncesi hâkim olur; kişi, o an vazgeçerse her şeyin boşa gideceğine inanır. Genellikle danışanlarımızla karşılaştığımız son evre olan ‘tükenme evresi’nde ise kişi; ‘ne önemi var ki, her şey bitti’ düşüncesiyle yalnızlaşır ve intihara meyilli hale gelir” dedi</p>
<p><b>“Teknolojiyi bilinçsiz kullanmanın yarattığı ruhsal riskler”</b></p>
<p><b>         </b>Teknoloji bağımlılığının ciddiyetine dikkat çeken Uzm. Psk. Enes Kaan Karaçengel,<b> “</b>Teknoloji bağımlılığı, teknoloji ve internetin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tanım çok tanıdık gelebilir çünkü benzer davranışlar artık hemen hepimizde mevcut. Ancak unutulmamalıdır ki ruhsal bozukluklar, bağımlılığa zemin hazırlar. Özellikle depresyon tanısı olan bir bireyin internet bağımlısı olma riski oldukça yüksektir. Depresyon hafife alınacak bir durum değildir, hayati riskler dahi taşıyabilir. Benzer şekilde içe kapanık ve dürtüsel kişiler de risk altındadır. Çünkü bu kişilerde, sanal dünyada kendine yeni bir kimlik edinme ve kendini orada ‘bulma’ düşüncesi hâkim olabilmektedir. Aile etkisi de yadsınamaz, ebeveynlerinden bağımlılık modellemesi alan çocukların risk düzeyi çok daha fazladır. Bu noktada, bağımlı bireylerden cihazların zorla alınması yoksunluk belirtilerini artıracağından, bu tür sert tutumlardan kaçınılmalı ve süreç ailece yönetilmelidir. Tedavide esas amacımız, kişinin teknoloji kullanımının altında yatan nedenleri ortaya çıkarmaktır. Pandemiyle artan tablet ve ekran kullanımının bu süreçleri tetiklediğini görüyoruz. Bu konuda zorlanan aileler, Yeşilay’ın ücretsiz danışmanlık hizmetlerinden veya Ege Üniversitesi bünyesindeki İnternet Bağımlılığı Polikliniğinden destek alabilirler” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlik, soru cevap bölümünün ardından Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuran Erol Işık ve Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ebru Çetin’in konuşmacılara belge takdim etmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-bagimlilik-sosyoloji-bolumunun-duzenledigi-panel-ile-her-yonuyle-ele-alindi-595132">EÜ&#8217;de bağımlılık Sosyoloji bölümünün düzenlediği panel ile her yönüyle ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konaklı aileler madde bağımlılığına karşı bilinçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakli-aileler-madde-bagimliligina-karsi-bilincleniyor-591406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aileler]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığına]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimler]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[konaklı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[semt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi, ilçenin farklı noktalarında bulunan semt merkezlerinde ebeveynlere yönelik madde bağımlılığına karşı eğitimler düzenliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakli-aileler-madde-bagimliligina-karsi-bilincleniyor-591406">Konaklı aileler madde bağımlılığına karşı bilinçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi, ilçenin farklı noktalarında bulunan semt merkezlerinde ebeveynlere yönelik madde bağımlılığına karşı eğitimler düzenliyor. Psikologlar tarafından verilen eğitimlerde ailelerin çocuklarını bağımlılık risklerinden koruma yolları, erken uyarı işaretleri, destek merkezlerine erişim ve etkili iletişim yöntemleri anlatılıyor.</b></p>
<p>Konak Belediyesi, toplum sağlığı için büyük tehdit oluşturan bağımlılıkla mücadele kapsamında farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda belediye bünyesinde ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti veren Psikososyal Destek Merkezi tarafından ebeveynlere yönelik “Madde Bağımlılığına Karşı Farkındalık ve Koruyucu Aile Tutumları” konulu eğitim düzenleniyor. Aziziye, Ballıkuyu ve Gültepe Semt Merkezlerinde gerçekleştirilen eğitimlerde, ailelerin çocuklarını bağımlılık risklerinden koruma yolları, erken uyarı işaretleri ve etkili iletişim yöntemleri anlatıldı. Ayrıca bağımlılıkla mücadelede ailenin rolüne dikkat çekilerek, ebeveynlerin bilinçlenmesinin gençleri korumada en güçlü adım olduğu vurgulandı. Destek merkezlerinden yardım alma ve toplumsal dayanışmanın önemi konusunda ebeveynlere rehberlik eden eğitimler, sorularının yanıtlandığı interaktif oturumla sona erdi. Eğitimler 18 Kasım Salı günü saat 14.00’da Mersinli ve Saadet Mirci Semt Merkezi, 19 Kasım Çarşamba günü saat 13.00’da ise Zeytinlik Semt Merkezi’nde ailelerle buluşmaya devam edecek.</p>
<p><b>“Farkındalığı eğitimlerle büyütüyoruz”</b></p>
<p>Eğitimlerin toplumsal bilinç oluşturmadaki rolüne dikkat çeken Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Madde bağımlılığı, günümüzün en büyük toplumsal yaralarından biri. Sadece bireyleri değil, aileleri, mahalleleri ve geleceğimizi de derinden etkileyen bir sorun. Madde bağımlılığı ile mücadelenin en önemli ayaklarından biri olan farkındalığı, semt merkezlerimizde verdiğimiz eğitimlerle büyütüyor, ebeveynlerin bilinçlenmesini, çocuklarımızın ve gençlerimizin korunmasını amaçlıyoruz. Psikososyal Destek Merkezimiz aracılığıyla ebeveynlerimize rehberlik ediyor, onların yanında olduğumuzu her fırsatta hissettirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakli-aileler-madde-bagimliligina-karsi-bilincleniyor-591406">Konaklı aileler madde bağımlılığına karşı bilinçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-personeline-madde-bagimliligi-ile-mucadele-egitimi-584816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 13:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Narkotik Şube ile yaptığı ortak çalışmayla personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-personeline-madde-bagimliligi-ile-mucadele-egitimi-584816">Büyükşehir personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Narkotik Şube ile yaptığı ortak çalışmayla personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi verdi.</p>
<p>Bağımlılık yaşı giderek düşen, kullanan kişileri sosyolojik, fiziksel ve ekonomik olarak yıpratan uyuşturucu maddelerin mücadelesi ile ilgili farkındalık çalışması yapan Antalya Büyükşehir Belediyesi hizmet içi eğitimlerine devam ediyor. Antalya Narkotik Şube Müdürlüğü ile ortaklaşa yürütülen eğitim programında Büyükşehir çalışanlarına madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi verildi.<br />MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE ANLATILDI<br />Antalya Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası’nda gerçekleşen eğitime, Antalya Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narko-Rehber Polis Memuru Tugay Çevik eğitmen olarak katıldı. Eğitimde uyuşturucu madde kullanımın nedenleri, madde bağımlılığına uzanan süreçte kişilerin yaşadığı psikolojik döngüler, uyuşturucu maddeye özendirme, yeni kullanılan uyuşturucu türleri, narkotik madde çeşitleri, uyuşturucu satılan yerler ve ailelerin dikkat etmesi gereken detaylar, madde kullanan kişilerdeki belirtiler, fiziksel ve sosyal etkileri anlatıldı. Uyuşturucu ile mücadelede en önemli süreçlerden birinin erken dönemde müdahale olduğunu söyleyen Çevik, ailelerin gençlere yönelik madde kullanımını özendiren, süslü ve zararsızmış gibi gösteren paylaşımlara, algılara ve bilgi kirliliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-personeline-madde-bagimliligi-ile-mucadele-egitimi-584816">Büyükşehir personeline madde bağımlılığı ile mücadele eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye'nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; verdi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen konferans NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu ve Çarşı Yerleşke Emin Nebi Salonu&#8217;ndan hibrit olarak takip edildi.</p>
<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasına öğrencilere &#8220;Merhaba, hoş geldiniz&#8221; diyerek başladı ve Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yaşamlarının en keyifli yıllarını geçirecekleri bir yuva olduğunu belirtti. Öğrencileri başarılı bir dört yıl geçirmeye ve bu dönemin tadını çıkarmaya davet eden Prof. Dr. Atasoy, çap yapanların veya yüksek lisans, doktora programlarına devam edenlerin üniversiteyle bağlarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>Uyuşturucu ve genel olarak bağımlılıkla mücadelenin tüm dünyada, her yaş grubunda karşılaşılan küresel bir sorun olduğunu, mücadelenin zorunluluğunu ve günümüzde artan önemini ele alan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın günümüzün sorunu olmadığını, on binlerce yıl önce bile insanoğlunun bitkileri farklı amaçlarla tükettiğini aktardı.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler ve denetim</strong></p>
<p>Hiçbir ülkenin tek başına bu salgınla mücadele edemeyeceğinin anlaşılması üzerine, 1900&#8217;lerin başından itibaren uluslararası iş birliğinin başladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, günümüzde Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu 1961, 1971 ve 1988 tarihli üç büyük uluslararası sözleşmenin bağımlılıkla mücadelede temel teşkil ettiğini, bu sözleşmelerin arz ve taleple mücadele ettiğini, denetim altındaki maddelerin (esrar, kokain, morfin, eroin, LSD, metamfetamin gibi) sadece bilimsel ve tıbbi amaçla kullanılması gerektiğini öngördüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, bu sözleşmelerin uygulanmasını denetleyen 13 kişilik bir müfettişler grubunun (Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu) bulunduğunu ve kendisinin de bu kurulun başkanı olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Güncel durum ve yeni tehditler</strong></p>
<p>Günümüzde de madde bağımlılığı sorununun devam ettiğini, bazı ülkelerin madde kullanıcılarına hapis hatta idam cezası verdiğini, ancak buna rağmen bağımlılık oranlarının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atasoy, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yüz binlerce ölüme neden olan, eroinden 50-100 kat daha güçlü fentanil maddesinin tehlikelerine dikkat çekti.</p>
<p>“Bir toplu iğne başı kadar kullanımı bile insanları felç edip ölüme götürebiliyor” diyen Prof. Dr. Atasoy, Fentanil&#8217;in şu anda Doğu Avrupa ülkelerine doğru geldiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Atasoy, sadece arzla mücadelenin (satıcıları toplama, gümrük kontrolleri vb.) yeterli olmadığını, kaçakçıların denizaltılar gibi akıl almaz tekniklerle madde taşıdıklarını belirterek, &#8220;Bir ürüne talep varsa eğer mutlaka bir şekilde insanlar onu bulurlar veyahut da ona benzer başka bir maddeyi ararlar ve kullanırlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığı</strong></p>
<p>Bağımlılığın orta çağda ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar bir &#8220;ahlaki mesele&#8221; olarak görüldüğünü, bağımlı kişilerin ahlaksızlıkla suçlandığını anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, ancak günümüzde bu algının değiştiğini ve bağımlılığın &#8220;zararlı sonuçlarına rağmen tekrarlayan madde kullanımıyla karakterize edilen tıbbi bir durum&#8221; olarak tanımlandığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır&#8221; diyerek, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm tıp sektörünün bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul ettiğini, bu kronik hastalığın nüks edebileceğini ve engellenemediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Küresel uyuşturucu kullanımı artıyor</strong></p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen dünya genelinde uyuşturucu kullanımının arttığını dile getiren Prof. Dr. Atasoy, “Artmasının elbette değişik nedenleri var. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, tabii ki bunların başta gelen sebepleri arasında. Stresin yüksekliği, savaşlar vesaire bir sürü parametre insanların kimi zaman daha az uyumak, daha çok çalışmak, daha uzun aç kalmak ya da dertlerini unutmak için başvurduğu bir çözüm yolu.” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl dünya genelinde bilinen yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını açıklayan Prof. Dr. Atasoy, “Bu kişilerin oranı, 15–64 yaş arasındaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor; başka bir deyişle, bu yaş grubundaki her 100 kişiden 6’sı en az bir madde kullanmış durumda. Bu oran muhtemelen daha da yüksek; çünkü istatistikler genellikle 15 yaş altı ve 64 yaş üstü grupları kapsamıyor; oysa bu yaş aralıklarında da madde kullananlar bulunuyor. Geçen yıl madde kullanıcılarının yaklaşık 244 milyonu esrar kullanımıyla öne çıktı; yani esrar, küresel madde kullanımında bir numaralı madde konumunda. Bazı ülkelerde esrarın serbestleştirildiği yönünde algılar olabilse de gerçek şu ki, esrar kullanımı hiçbir ülkede koşulsuz ve kayıtsız serbest değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne karnından itibaren tehlike başlıyor</strong></p>
<p>Esrarı sentetik opioidler, doğal opiatlar, amfetaminler ve kokain gibi maddelerin takip ettiğini anlatan Prof. Dr. Atasoy, &#8220;10 bağımlıdan dokuzu madde kullanımına 21 yaşından önce başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Niye tehlikeli? Çünkü demek ki önleme ve farkındalık yapılacaksa eğer, 21 yaşından çok önce başlamak gerekir. Çünkü bağımlıların yüzde 90&#8217;ı çok daha küçük bir yaşta. Yani lisede, ortaokulda, hatta ilkokulda belki de… Veyahut da annesi hamileyken diyelim ki bir madde kullanmışsa, o yüzden ta o noktadan, anne karnından itibaren böyle bir tehlikenin içinde yaşamaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Üniversite yıllarının bir dönüm noktası olduğunu ve bu dönemde verilen kararların sağlık, eğitim, kariyer ve aile hayatını ciddi şekilde etkileyeceğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Şu anda doğru karar vermek durumundasınız. Nasıl vereceksiniz doğru kararları? Ama öncelikli olarak hayır demesini öğrenmeniz gerekir. Alkol, kuşkusuz toplumda en fazla zarar veren maddeler arasında yer alıyor. Neyse ki Türkiye’de alkol kullanımı Batı ülkelerindeki veya bazı başka bölgelerdeki düzeylere ulaşmamış durumda.”</p>
<p><strong>Antidepresan bağımlılığı yaygın bir sorun</strong></p>
<p>Öte yandan “yasadışı maddeler” olarak adlandırılan ve kullanım/üretim/dağıtımı sınırlandırılan çok çeşitli kimyasal ve doğal maddeler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Mantar veya bitki kaynaklı bileşenlerden, laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmiş tozlara kadar geniş bir yelpaze insanlarda bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca bağımlılık yalnızca yasadışı maddelerle sınırlı değil: reçeteyle verilen bazı ilaçlara da bağımlılık gelişebiliyor. Antidepresanlar, anksiyolitikler ve uyku ilaçları gibi reçeteli müstahzarların kötüye kullanımı ve bağımlılığı yaygın bir sorun. Türkiye’de özellikle kadınların karşılaştığı bağımlılık vakalarında, esrar, eroin veya sentetik uyuşturucular kadar reçeteli ilaç bağımlılığının da önemli bir yer tuttuğu gözleniyor. Reçeteli ilaçların arkadaşlara verilmesi, reçetesiz kullanım, kaçakçılık ve sahte ilaç dolaşımı gibi sorunlar da mevcut; bu nedenle ilaçların doğru kullanımının denetlenmesi ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, sosyal medya (günde 6-7 saat Instagram, Twitter, TikTok kullanımı gibi) gibi davranış bağımlılıklarının da iş, eğitim, gündelik yaşam ve sağlığı olumsuz etkilediğini kaydederek, “Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar. Yiyecekler de bağımlılık yapar&#8221; diyerek konunun genişliğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bağımlılığın nedenleri neler?</strong></p>
<p>&#8220;Acaba ben bağımlı olur muyum?&#8221; sorusuna yanıt arayan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını, genetik yatkınlık, ailede madde kullanımı, arkadaş çevresi ve toplumdaki kabul gibi birçok risk faktörünün bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin!</strong></p>
<p>Konferansının sonunda öğrencilere somut tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Atasoy şunları dile getirdi:</p>
<p>“Uyuşturucu bulunduğunu tahmin ettiğiniz ortamlardan mutlaka uzak durun (pasif içicilik riskine dikkat çekti). Uyuşturucu kullanmayan arkadaşlıklar edinin ve madde kullanan arkadaşlarınızı profesyonel destek almaya yönlendirin. Bir hayat kurtarırsınız bu sayede. En sıkıntılı ya da keyifli anlarınızda size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin. Stresle başa çıkmayı öğrenin. Spor, basit egzersizler, yürüyüşler, nefes egzersizleri ve müzik dinleme stresi azaltır. Kısacası, beyninizi koruyun çünkü bu bir beyin hastalığıdır. Sağlık en değerli hazinedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık hakkında bilinmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195">Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık hakkında bilinmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bağımlı olunan madde veya davranış, kişinin beyni için hava ve su kadar gereksinim haline geliyor!</strong></p>
<p>Bağımlılığın kişinin bedensel, ruhsal, ailesel, toplumsal sorunlar yaşamasına rağmen belli bir maddeyi kullanmaya veya kumar oynama, oyun oynama gibi belli bir davranışı yapmaya devam etmesini tanımlayan bir terim olduğunu hatırlatan Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı olunan maddenin kullanılması veya bağımlı olunan davranışın yerine getirilmesi, giderek kişinin hayatında temel güdü biçimine, motivasyon biçimine dönüşür. Haz veya doyum sağlanır.” dedi.</p>
<p>Dr. Shukurov, son noktada bağımlı olunan madde veya davranışın, kişinin beyni için hava ve su kadar gereksinim haline geldiğini aktardı.</p>
<p><strong>Bağımlılık bir beyin hastalığı ve herkes bağımlı olabilir!</strong></p>
<p>Bağımlı hastalar ve yakınları arasında, ayrıca toplum bilincinde bağımlılığın bir irade zafiyeti olduğu kanısının hâkim olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov , “1950’li yıllarda bağımlılık, ‘toksikomani’ başlığı altında inceleniyordu. Bağımlı hastalara da toksikoman deniliyordu.” dedi.</p>
<p>Toksikomanların iradelerinin zayıf insanlar olduğu, ağır kişilik bozukluklarına sahip oldukları, sıklıkla psikopatlar arasından çıktığı ve tüm bu nedenlerden dolayı kullandıkları maddelerin tiryakisi haline geldiklerinin düşünüldüğünü kaydeden Dr. Shukurov, “Bilim artık bu görüşü aşmış durumda. Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğu ve belirli bir madde ile etkileşim hâlinde herkesin bağımlı olabileceği gösterilmiştir. Bağımlılık yapıcı maddeler beyni ödül, motivasyon, karar verme ile ilgili alanlarında bozulmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bağımlı hasta aile üyelerini de maddi ve manevi olarak etkiliyor! </strong></p>
<p>Bağımlılığın kronik bir hastalık olmasının yanı sıra bir aile hastalığı olduğunu da vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov , “Bağımlı hasta sadece kendisi etkilenmekle kalmaz diğer aile üyelerini de maddi ve manevi olarak etkiler.” dedi.</p>
<p>Dr. Shukurov, tüm sorumluluğu üzerine almanın, bağımlılığın bir hastalık ve tedavi edilmesi gereken bir durum değil de geçici bir durum olduğuna inanmanın, yardım almayı ertelemenin bağımlılığın daha da karmaşık ve daha da içinden çıkılamaz bir hâle gelmesine neden olabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Bağımlılık uygun tedavi ve destekle kontrol altına alınabilir!</strong></p>
<p>Bağımlılığın şeker hastalığı gibi kronik bir hastalık olduğunu yineleyen Dr. Bahruz Shukurov, “Bir şeker hastasının şekeri, uygun diyet önerileriyle, uygun hayat tarzıyla ve ilaç tedavisiyle düzenlenebiliyor, kontrol altına alınabiliyor.” dedi.</p>
<p>Aynı şekilde bağımlıkta da uyaran kontrolü, uygun ilaç tedavisi ve ilaç dışı biyolojik tedavi yöntemleri ve psikoterapiyle hastanın bağımlılığının da kontrol altına alınabileceğini aktaran Dr. Shukurov, “Tedavinin hem bağımlılığı dikkate alarak hem de kişinin bireysel özelliklerini dikkate alarak düzenlenmesi gerekir. En fazla başarı, tedavi ekibi, aile ve hasta işbirliği içerisinde süreci götürdüklerinde elde edilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195">Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 14:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mikroorganizma]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<category><![CDATA[süs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Probiyotikler son yıllarda sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bağışıklığı güçlendirdiği, sindirimi rahatlattığı düşünülerek sıkça tercih edilen probiyotiklerin dikkatli kullanılmaması ise bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437">Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Probiyotikler son yıllarda sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bağışıklığı güçlendirdiği, sindirimi rahatlattığı düşünülerek sıkça tercih edilen probiyotiklerin dikkatli kullanılmaması ise bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Çünkü her probiyotik her soruna iyi gelmiyor ve farklı etkileri olabiliyor. Probiyotiklerden doğru şekilde yararlanmak için, içeriğindeki özel mikroorganizmalara yani “suşlara” dikkat edilmesi ve uzmana danışılarak kullanılması önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Başak Çakır Güney, probiyotik kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Probiyotik seçiminde suş içeriği önemli</strong></p>
<p>Bağırsaklarımızda trilyonlarca mikroorganizma yaşar ve bu dev ekosistem, mikrobiyota olarak adlandırılır. Yalnızca sindirim değil bağışıklık, ruh hali, hatta metabolizma üzerinde bile etkilidir. Sadece 46 kromozomu olan biz insanlar için vücudumuzda saklı inanılmaz bir genetik cevherdir.</p>
<p>Son yıllarda sağlık gündeminin en popüler konularından biri probiyotiklerdir. Birçok kişi bağışıklığı güçlendirdiği ve sindirim sistemini rahatlattığı için bu takviyelere yöneldi. Ancak bu konu aslında bu kadar basit değildir. Probiyotikler suşlardan oluşur. Suşlar kısaca probiyotik mikroorganizmaların genetik olarak özelleşmiş alt türlerini ifade eder. Probiyotik kullanırken suş içeriğine bakmak ve probleme yönelik bir probiyotik kullanmak mantıklı olacaktır. Aksi takdirde içeriğinde suşlar yoksa ya da size uygun değilse kullandığınız ürün boşa gidiyor demektir. Bunun için probiyotik ürün seçerken içeriğini, reçetesini okumak gerekir.</p>
<p><strong>Hastalığınıza göre probiyotik seçin</strong></p>
<p>Probiyotikler, yeterli miktarda alındığında sağlığa fayda sağlayan canlı mikroorganizmalardır. En sık bilinen türleri Lactobacillus ve Bifidobacterium cinslerine aittir. Prebiyotikler ise bu dost bakterilerin besini olan, genellikle lif içeren bileşiklerdir. Birlikte çalıştıklarında bağırsak sağlığını destekleyici etkileri artar. Romatolojik hastalıklardan, kansere kadar pek çok hastalığa karşı mucizevi koruma sağlar. Bilimsel çalışmalar, bazı suşların belirli durumlarda etkili olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Peki, hangi hastalıkta hangi suş daha etkili? Örneğin antibiyotik kaynaklı ishal durumlarında ya da irritabl bağırsak sendromunda “lactobacillus”, crohn hastalığında ve ülseratif kolitte “VSL#3”, tip 2 diyabette ve obezitede “akkermansia muciniphila”, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarında rhamnosus GR-1 türlerine ait suşları içeren probiyotikler kullanılmalıdır. Yine üst solunum yolu enfeksiyonlarında probiyotik kullanılacaksa lactobacillus ve bifidobacterium cinslerine ait suşlar mutlaka olmalıdır.</p>
<p><strong>Doğal probiyotik kaynakları ne kadar etkili?</strong></p>
<p>Yoğurt, kefir, ev turşusu gibi fermente gıdalar doğal probiyotik kaynaklarıdır. Ancak bu gıdalardaki bakteri türleri ve miktarı değişkendir. Mevcut floramızı desteklemek için bu gıdaları mutlaka günlük rutinimize eklemeliyiz. Öte yandan kapsül formundaki probiyotiklerde belirli suşlar, belirli dozlarda yer alır. Bu, özellikle bir sağlık problemi için hedefli kullanımda önemlidir. Probiyotikler, doğru kişi ve doğru zamanda kullanıldığında sağlık üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Ancak bu mikroorganizmalar mucize değildir; her birey için aynı sonucu vermez. Rastgele kullanım yerine, şikayete özel, suş temelli bir seçim ve gerekiyorsa uzman görüşü alınması en doğrusudur. Aynı zamanda beslenme düzeni, stres yönetimi ve uyku gibi diğer yaşam tarzı faktörlerinin de mikrobiyotayı etkilediği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemini dengeleyen yeni nesil probiyotikler</strong><br />
Klasik probiyotiklerin ötesine geçen mikrobiyal dostlarımız arasında son yıllarda en çok dikkat çekenlerden biri “Akkermansia muciniphila”dır. Bu bakteri bağırsak mukus tabakasında yaşar ve bu bariyeri güçlendirerek “geçirgen bağırsak” gibi durumların önüne geçebilir. Çalışmalar, “A. muciniphila”nın obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet ve yağlı karaciğer gibi metabolik hastalıklarla ters ilişkili olduğunu göstermektedir. Yeni nesil probiyotikler arasında “Faecalibacterium prausnitzii” bağırsak iltihabını azaltıcı etkileri vardır. “Christensenella minuta” İnce yapılı bireylerde daha çok bulunur, bu nedenle obeziteyle ters ilişkili olduğu düşünülür. “Bacteroides fragilis (PSA+)” ise bağışıklık sisteminin dengelenmesinde rol oynayan önemli yeni nesil probiyotiklerdendir.</p>
<p><strong>Probiyotik seçerken nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<ol>
<li>Suş bilgisi açıkça belirtilen ürünleri tercih edin.</li>
<li>İçerik kısmındaki suş bilgilerini okuyun.</li>
<li>Sağlık probleminize yönelik suşları içeren ürünler alın.</li>
<li>Bilimsel çalışmalarda kullanılmış mı kontrol edin.</li>
<li>Saklama koşulları ve son kullanma tarihi dikkate alın.</li>
<li>CFU (colony-forming unit) değeri yüksek mi kontrol edin. (Genel destek ve sağlıklı bireylerde 1-10 milyar CFU/gün, ishal durumunda ise 5-20 milyar CFU/gün olmalı)</li>
<li>Bir uzmana danışın</li>
</ol>
<p>Sürekli aynı suş içeren probiyotiği kullanmak yerinde birkaç ay arayla suşları çeşitlendirmek önemlidir. Gıda çeşitliliğine dikkat edilmeli ve fermente gıda tüketme alışkanlığı da mutlaka edinilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/probiyotik-seciminde-dikkat-etmeniz-gereken-7-madde-578437">Probiyotik Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 7 Madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık Tedavisi Bireysel Özelliklere Göre Planlanmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisi-bireysel-ozelliklere-gore-planlanmali-572090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 12:43:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılığın]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, bağımlılığın çok yönlü bir beyin hastalığı olduğundan bahsetti ve tedavi ile anlayışlı yaklaşımın önemine vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisi-bireysel-ozelliklere-gore-planlanmali-572090">Bağımlılık Tedavisi Bireysel Özelliklere Göre Planlanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, bağımlılığın çok yönlü bir beyin hastalığı olduğundan bahsetti ve tedavi ile anlayışlı yaklaşımın önemine vurgu yaptı.</p>
<p><strong>Bağımlılık, beyindeki değişimlerle kontrol kaybına yol açıyor!</strong></p>
<p>Bağımlılığın, toplumda genellikle bireyin iradesiyle yaptığı bir ‘tercih’ olarak görülse de, bilimsel açıdan bir beyin hastalığı olarak tanımlandığını dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, “Bunun temel nedeni, madde kullanımının zamanla beyinde kalıcı biyolojik değişikliklere yol açmasıdır.” dedi.</p>
<p>İlk kullanımın çoğu zaman bilinçli bir tercih olsa da, devam eden süreçte beynin ödül merkezi olan mezolimbik sistemdeki işleyişin bozulduğunu aktaran Noyan, “Özellikle dopamin düzeylerindeki değişiklikler, kişinin yemek, sosyal ilişki gibi doğal haz kaynaklarına olan duyarlılığını azaltır ve maddeye karşı aşırı bir motivasyon gelişmesine neden olur. Aynı zamanda prefrontal kortekste, yani beynin ‘fren mekanizması’ olarak görev yapan bölgede bozulmalar meydana gelir. Bu da dürtü kontrolünü ve sağlıklı karar almayı zorlaştırır. Sonuç olarak bireyin bilişsel işlevleri zayıflar, madde kullanımı üzerinde kontrol kaybı yaşanır ve bağımlılık, bir tercih olmaktan çıkarak tedavi gerektiren nörobiyolojik bir beyin hastalığına dönüşür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Karar alma ve dürtü kontrolü bozulduğu için birey madde kullanımını durduramıyor!</strong></p>
<p>Psikoaktif maddeler olarak tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, beynin haz alma, karar verme, öğrenme ve duyguları kontrol etme gibi önemli bölgelerini etkileyerek bağımlılığa yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Onur Noyan, “Özellikle beynin ‘ödül sistemi’ olarak bilinen yapılar dopamin adlı kimyasalın aşırı salınmasıyla devreye girer ve kişiye yoğun bir haz duygusu verir. Zamanla bu sistem bozulur; kişi doğal yollarla mutlu olamaz hale gelir ve sürekli madde arayışına girer.” dedi.</p>
<p>Karar alma ve dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal korteks zayıfladığı için, bireyin zararlarını bilse bile madde kullanımını durduramadığını aktaran Noyan, “Aynı zamanda amigdala ve hipokampus gibi bölgeler, maddeyle ilgili anıları ve duygusal deneyimleri pekiştirerek bağımlılığı daha kalıcı hale getirir. Bu nörobiyolojik değişiklikler sonucunda kişi, maddeden başka hiçbir şeye ilgi duymamaya başlar ve kullanım üzerinde kontrolünü kaybeder. Bu nedenle bağımlılık, sadece bir alışkanlık değil, tedavi gerektiren bir beyin hastalığıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağımlılık, anlayış ve profesyonel destek gerektiren bir hastalık!</strong></p>
<p>Bağımlılığın bir hastalık olduğunu anlamanın, kişinin sadece kendi iradesiyle bu durumdan kurtulmasının çoğu zaman mümkün olmadığının kabul edilmesine yardımcı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Onur Noyan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bağımlı birey iyileşmek isteyebilir, ancak beyindeki değişimler nedeniyle tıbbi ve psikolojik destek olmadan bu süreçle başa çıkmakta zorlanacaktır. Bu noktada toplumda sıkça karşılaşılan ‘istersen yaparsın’ ya da ‘kendine hakim ol’ gibi ifadeler, hem kişide suçluluk ve yetersizlik duygusu yaratır hem de aile içinde anlaşmazlık ve tartışmalara yol açabilir. Oysa hastalık modeli, bağımlılığın kişinin iradesini zayıflatan nörobiyolojik temelleri olduğunu kabul ederek, daha anlayışlı, destekleyici ve profesyonel bir yaklaşımın önemini vurgular. Bu da hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de hasta ile ailesi arasındaki ilişkiyi iyileştirir.”</p>
<p><strong>Bağımlılıkla mücadelede bütüncül ve bilimsel bir yaklaşım gerekir!</strong></p>
<p>Bağımlılığın sadece bireysel tercihlere değil; genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin bir araya gelmesine bağlı olarak gelişen çok yönlü bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Genetik yatkınlık, bazı bireylerin maddelere karşı daha duyarlı olmasına neden olurken; aile içi çatışmalar, çocukluk travmaları, arkadaş çevresi ve maddeye kolay erişim gibi çevresel etkenler de riski artırır. Ayrıca depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar, bireyin maddeyi bir baş etme aracı olarak kullanmasına zemin hazırlar.” dedi.</p>
<p>Bu etmenlerin bir bütün olarak ele alınmasının, etkili, bireye özel ve sürdürülebilir bir tedavi yaklaşımı geliştirilmesini sağladığını dile getiren Noyan, bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tek boyutlu değil, bütüncül ve bilimsel bir bakış açısı benimsenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, nörobiyolojik değişimlerle ortaya çıkan bir beyin hastalığı!</strong></p>
<p>Toplumda bağımlılığın ‘iradesizlik’ olarak damgalanmasının, hem bireylerin yardım aramasını engellediğini hem de tedavi sürecini zorlaştırdığını kaydeden Prof. Dr. Onur Noyan, “Oysa bağımlılık, beynin ödül, karar verme ve dürtü kontrolü sistemlerinde meydana gelen nörobiyolojik değişimlerin sonucu ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır.” dedi.</p>
<p>Bu bilgilerin  aktarılmasının, bağımlı bireylerin suçlanmadan, anlayışla karşılanmasını sağlayacağına ve onların tedaviye yönelme olasılığını artıracağına işaret eden Noyan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ayrıca ailelerin de daha yapıcı, destekleyici bir tutum benimsemelerine katkı sunar. Bağımlılıkla mücadelede iyileşme sürecinin başarılı olabilmesi için, bireylere karşı anlayışlı bir yaklaşım sergilemek kadar, aynı zamanda net, tutarlı ve sınırları belli bir tutum benimsemek de büyük önem taşır. Çünkü bağımlılık davranışı çoğu zaman inkâr, kaçınma ve dirençle birlikte seyreder. Bu nedenle tedavi sürecinde kararlılık, süreklilik ve düzenli profesyonel takip, hem bireyin motivasyonunu koruması hem de nüks riskinin azaltılması açısından kritik rol oynar. Toplumsal farkındalığı artırmak için bilim temelli kamu spotları, okullarda eğitim programları, medyada uzman görüşlerine yer verilmesi ve bağımlılık yaşayan kişilerin deneyimlerini paylaşabildiği güvenli alanların oluşturulması önemlidir. Bu sayede, damgalama yerine empati ve bilgiye dayalı bir yaklaşım yaygınlaşabilir, toplum bağımlılıkla daha etkili bir şekilde mücadele edebilir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisi-bireysel-ozelliklere-gore-planlanmali-572090">Bağımlılık Tedavisi Bireysel Özelliklere Göre Planlanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 20:09:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, yardım etmenin beyinde mutluluk hormonu yani endorfini artırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548">Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapılan araştırmalar, yardım etmenin beyinde mutluluk hormonu yani endorfini artırdığını ortaya koyuyor. Toplumsal yardımlaşmanın en kıymetli örneklerinden birinin kan bağışı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Sosyal sorumluluk bilincini artıran kan bağışı, topluma katkı sağlama duygusuyla kişide stres ve depresyon belirtilerinin azalmasına da yardımcı olabilir. Bu faydalı alışkanlık, toplumu acil durumlara karşı hazırlıklı olmaya teşvik ederken bir yandan da düzenli bağışçıların sağlık durumlarını daha iyi tanımalarına ve acil durumlarda daha organize hareket etmelerine olanak sağlar” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Türkiye’nin kan bağışı oranlarında gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmesi için bağışçı sayısının artması gerektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Ülkemizdeki kan bağışlarının büyük bir kısmını organize eden kurum Türk Kızılay’ın verilerine göre 2023 yılında toplam 2,5 milyon ünite kan bağışlandı. 300’den fazla mobil kan bağışı noktasıyla düzenli kan veren 1,2 milyon kişiye kolaylık sağlanıyor. Türkiye’de her 1.000 kişiden yaklaşık 14–16’sı düzenli kan bağışı yaparken Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu oran gelişmiş ülkelerde 32 olarak öne çıkıyor. Ülkemiz kan bağışında dünya ortalamasının üstünde fakat gelişmiş ülkelerin gerisinde olduğu için düzenli bağış alışkanlığı önem verilmesi gereken bir konu” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Aç karınla kan bağışı yapılmamalı</strong></p>
<p>Kan bağışının ardından hafif seyreden bazı yan etkiler oluşabileceğine değinen Özdamar, “Bağış sonrası hafif baş dönmesi veya baygınlık hissi yaşanabilir. Bu yan etki genellikle kişinin yeterince su içmemesi ya da aç karınla bağış yapmasıyla ilişkilidir. Genellikle birkaç dakika dinlenmek ve bol sıvı tüketmek bu şikâyeti ortadan kaldırır. Bir başka yan etki olarak iğne yapılan bölgede hafif ağrı, morarma veya şişlik oluşabilir; bu durum da çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelir. Nadir vakalarda, iğne sinir uçlarına yakın bir damardan yapılmışsa kısa süreli uyuşma veya karıncalanma hissi de oluşabilir ancak uzun sürerse doktor değerlendirmesi gerekebilir. Bağış sonrasında vücut kaybedilen kanı telafi etmeye çalışacağı için hafif yorgunluk ve halsizlik hissedilebilir. Bol sıvının yanında hafif gıdalarla beslenmek hızlı bir toparlanma sağlar. Çok nadir olarak ise stres, sıvı eksikliği ya da ani kalkma gibi nedenlerle bayılma yaşanabilir. Bu nedenle bağıştan sonra en az 10-15 dakika dinlenmek ve aniden ayağa kalkmamak sıklıkla tavsiye edilir” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Doç. Dr. Melda Özdamar kan vermeden önce bağışçılara dikkat etmeleri gereken noktaları sıraladı:</p>
<ol>
<li>Kan bağışı aç karnına yapılmamalı. İşlemden birkaç saat önce özellikle demir açısından zengin kırmızı et, ıspanak ve baklagiller gibi besinlerle hafif ve dengeli bir öğün tercih edilmeli. Kandaki yağ oranı çok yüksek olursa bağışlanan kanın işlenmesi zorlaşabileceği için fastfood ve kızartma gibi çok yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. </li>
<li>Vücudun sıvı dengesi iyi olursa, kan alma işlemi daha rahat gerçekleşir ve baş dönmesi gibi şikayetler azalır bu nedenle bağış öncesindeki 24 saat içinde bol su içilmeli. </li>
<li>Uykusuzluk, tansiyon düşüklüğü ve bayılma riskini artırabileceği için kan bağışından önceki gece en az 6-8 saat uyumaya özen gösterilmeli. </li>
<li>İşlemin en az 24 saat öncesinden alkol tüketimi bırakılmalı. Vücuttan su atılımını artıracağı ve sıvı kaybına yol açabileceğinden çay, kahve ve enerji içeceği gibi aşırı kafeinli içecekler de sınırlandırılmalı.</li>
<li>Kan alma işlemini kolaylaştırmak için kısa kollu ya da kolayca sıvanabilen giysiler tercih edilmeli.</li>
<li>Bağış yapacak kişi kendini iyi hissetmiyorsa örneğin ateş, boğaz ağrısı, halsizlik gibi şikayetleri varsa bağışı ertelemeli.</li>
<li>Düzenli kullanılan ilaçlar, yeni geçirilen hastalıklar veya ameliyatlar mutlaka kan merkezi yetkilisine bildirilmeli.</li>
<li>Yasal prosedür gereği kişinin yanında mutlaka; kimlik kartı, ehliyet veya pasaport gibi resmî bir belge bulunmalı.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548">Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılar Belediyesi zabıtasından patlayıcı ve yanıcı madde uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-zabitasindan-patlayici-ve-yanici-madde-uyarisi-559231</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 16:27:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[patlayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtasından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559231</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Valiliği’nin yangınların önüne geçebilmek amacıyla havai fişek, işaret fişeği, meşale, patlayıcı - yanıcı madde satışı ve kullanımına yönelik getirdiği yasak Bağcılar Belediyesini de harekete geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-zabitasindan-patlayici-ve-yanici-madde-uyarisi-559231">Bağcılar Belediyesi zabıtasından patlayıcı ve yanıcı madde uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>İstanbul Valiliği’nin yangınların önüne geçebilmek amacıyla havai fişek, işaret fişeği, meşale, patlayıcı &#8211; yanıcı madde satışı ve kullanımına yönelik getirdiği yasak Bağcılar Belediyesini de harekete geçirdi. Belediyeye bağlı Zabıta Müdürlüğü ekipleri, bu tür tehlikeli maddelerin satıldığı İSTOÇ Ticaret Merkezi’ni dolaşıp esnafı uyardı.</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Türkiye orman yangınlarıyla amansız bir mücadele veriyor. Devlet tüm imkanlarıyla sahada ve teyakkuzda. Ekipler, alevlere hem karadan hem havadan baskı kuruyor. Bütün görevliler, &#8216;Yeşil Vatanı&#8217; korumak için sahada canla başla yoğun bir çaba sarf ediyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Yasağa uymayanlar hakkında yasal işlem yapılacak</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>İstanbul&#8217;un Beykoz ilçesinde de dün akşam saatlerinde bir ormanlık alanda yangın çıkmıştı. Yangının, atılan bir işaret fişeğinden kaynaklandığı tespit edildi. Polis ekipleri, işaret fişeğini attığı iddia edilen kişiyi gözaltına alırken yangın da kısa sürede söndürülerek 500 metrekarelik alanın zarar görmesinin önüne geçildi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yaşanan bu olumsuzluk üzerine İstanbul Valiliği, 23 Haziran-15 Ekim tarihleri arasında ormanlık alanlara girişi yasaklayan genelgesinin ardından, yeni bir önlem daha aldı. İstanbul Valiliği&#8217;, dün yaptığı yazılı açıklamada; &#8220;İstanbul genelinde havai fişek, işaret fişeği, meşale vb. Patlayıcı – yanıcı maddelerin satışı ve kullanımı, 29 Temmuz 2025&#8217;ten 28 Ekim 2025 tarihine kadar yasaklanmıştır. İlgili yasak kararının uygulanması için emniyet, jandarma ve ilgili kolluk birimlerimiz denetimlerini aralıksız sürdürecektir. Yasağa uymaya işletme ve şahıslar hakkında yasal işlem yapılacaktır&#8221; ifadelerine yer verildi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Denetimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bağcılar Belediyesi de bu doğrultuda sabah erken saatlerde harekete geçti. Zabıta Müdürlüğü ekipleri, İstanbul’da ticaretin kalbinin attığı İSTOÇ (İstanbul Toptancılar Çarşısı) Ticaret Merkezi’ne gitti. Ekipler, yanıcı &#8211; patlayıcı madde satışı yapan esnafı dolaşarak yasak hakkında bilgilendirdi ve uyarılarda bulundu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Belediye olarak üzerlerine düşen ne varsa yerine getirdiklerini söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, “İlçemizde tehlikeli maddelerin satışına yönelik denetimlerimiz aralıksız şekilde sürdürüyoruz. Herhangi bir olumsuz durumun yaşanmaması için 24 saat görevimizin başındayız” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-zabitasindan-patlayici-ve-yanici-madde-uyarisi-559231">Bağcılar Belediyesi zabıtasından patlayıcı ve yanıcı madde uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Araştırma: İnternetten Satılan Zayıflama İlaçlarında Yasaklı Madde Tespit Edildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-internetten-satilan-zayiflama-ilaclarinda-yasakli-madde-tespit-edildi-551458</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:19:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[edildi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlarında]]></category>
		<category><![CDATA[internetten]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[satılan]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yasaklı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551458</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnternetten satın alınan zayıflama ürünlerinin sağlık açısından ciddi riskler taşıdığı bir kez daha ortaya konuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-internetten-satilan-zayiflama-ilaclarinda-yasakli-madde-tespit-edildi-551458">Yeni Araştırma: İnternetten Satılan Zayıflama İlaçlarında Yasaklı Madde Tespit Edildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnternetten satın alınan zayıflama ürünlerinin sağlık açısından ciddi riskler taşıdığı bir kez daha ortaya konuldu. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Eczacılık Fakültesi öğrencileri, TÜBİTAK desteğiyle “İnternette Satılan Zayıflama İlaçlarının Sağlığa Etkileri” başlıklı bir araştırma yürüttü.</p>
<p>Çalışma kapsamında internetten temin edilen 11 farklı zayıflama ürünü laboratuvarda analiz edildi. Bu ürünlerin 3’ünde, kalp hastalıklarına yol açabildiği için birçok ülkede yasaklanan “sibutramin” maddesi tespit edildi.</p>
<p>Araştırmanın sonuçlarını Prof. Dr. Ahmet Aydın açıkladı. Zayıflama ürünleri konusundaki bilgi kirliliği nedeniyle bu ürünleri araştırdıklarını belirten Prof. Dr. Aydın, “Çok sayıda insanın bu ürünler nedeniyle sağlığını kaybettiğini gerek tıbbi yayınlardan gerek haberlerden biliyoruz. İncelediğimiz ürünleri seçerken kriterimiz internetten temin edilmiş olmasıydı. Çünkü buradaki en büyük potansiyel risk, internetten alınan ürünlerde. Bu ürünlerin güvenilirliği her zaman sorgulanabilir durumda&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Tübitak Tarafından Desteklendi’</strong></p>
<p>Analiz sürecinde yüksek performanslı ince tabaka kromatografisi (HP-TLC) yöntemini kullandıklarını belirten Prof. Dr. Ahmet Aydın, çalışmayı şöyle anlattı:</p>
<p>“Ürünlerin içinde sibutramin olup olmadığına baktık. Çünkü bu madde, zayıflama ilaçlarında en sık rastlanan yasaklı içeriklerden biri. Öncelikle aldığımız ürünlerde bir analiz süreci süreci başlattık. Yabancı maddeler ekstraksiyon yöntemiyle ayrıldı, ardından bu örnekler çeşitli analiz teknikleriyle laboratuvarda incelendi. Bu analizlerde yüksek performanslı ince tabaka kromatografisi (HP-TLC) yönteminden yararlandık. Sonuçta, incelediğimiz 11 ürünün 3’ünde sibutramin etken maddesini tespit ettik. Bu ürünler, internet ortamında tamamen bitkisel ya da katkı maddesi içermeyen ürünler olarak tanıtılıyor. Ancak analizler, bu ürünlerin bazılarında sibutramin bulunduğunu ortaya koydu.” </p>
<p><strong>‘Sibutramin, Birçok Ülkede Yasak’</strong></p>
<p>Sibutramin’in 2011 yılından bu yana Türkiye’de de yasaklı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Aydın, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Bu madde geçmişte zayıflama ilaçlarında yaygın şekilde kullanılıyordu. Ancak kullanımına bağlı olarak kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı belirlendiği için önce Avrupa’da, ardından ABD ve birçok ülkede yasaklandı. Buna rağmen merdiven altı ya da yasa dışı üreticiler, bu tür maddeleri ürünlerine gizlice ekliyor. Üstelik içinde yasaklı madde bulunduğunu belirtmeden, tamamen doğal ve bitkisel içerikli gibi göstererek pazarlıyorlar.” </p>
<p><strong>‘Vatandaşlar, Ürünlerin Doğal Olduğunu Düşünerek Alıyor’</strong></p>
<p>İnternetten temin edilen zayıflama ürünlerine karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Biz laboratuvarlarımızda bu ürünleri analiz ettiğimiz için yasaklı maddeyi tespit edebildik. Ancak vatandaşların böyle bir imkânı yok. Ürünü ‘doğaldır’ düşüncesiyle kullanıyorlar ama bu durum, ölümle sonuçlanabilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu, göze alınacak bir risk değil. Bu nedenle insanların bu tür ürünleri internetten değil, resmi dağıtım kanallarından temin etmesi gerekiyor. Eczaneler bu konuda en güvenilir adreslerdir.” </p>
<p><strong>‘Zayıflamada Mucize Formül Yok’</strong></p>
<p>“Halkımız şunu bilmeli: Hiçbir mucize formül, on günde ya da bir ayda insanların sağlıklı bir şekilde zayıflamasını sağlayamaz” diyen Prof. Dr. Ahmet Aydın, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Eğer bir ürün bu tür vaatlerle satılıyorsa, büyük olasılıkla sağlığa zararlı ve yasaklı maddeler içeriyordur. Bu nedenle, kişi eğer kilo vermeyle ilgili bir sorun yaşıyorsa öncelikle bir sağlık kuruluşuna başvurmalı, bir hekime danışmalıdır. Hangi ilacın ya da yöntemin uygun olacağına ise hekim ve sağlık ekibi birlikte karar vermelidir. Bu şekilde hareket etmek, sağlığın korunması açısından en doğru yaklaşım olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-internetten-satilan-zayiflama-ilaclarinda-yasakli-madde-tespit-edildi-551458">Yeni Araştırma: İnternetten Satılan Zayıflama İlaçlarında Yasaklı Madde Tespit Edildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser vakalarının dünya genelinde giderek artmasıyla, halk arasında doğru bilinen yanlışlar da hızla artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742">Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser vakalarının dünya genelinde giderek artmasıyla, halk arasında doğru bilinen yanlışlar da hızla artış gösteriyor. Kanser hastalarının evden çıkmaması gerektiği düşüncesinin büyük bir yanlış olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Bu hastaların bazı kurallar çerçevesinde çalışması ve hatta tatil yapması mümkün. Tabii aldıkları tedavinin çeşidi ve çalışma ortamının ya da tatil için seçilen yerin uygun şartlara sahip olması da önemli. Örneğin kemoterapi bulantı, ishal, enfeksiyon gibi yan etkiler oluşturmuyorsa hastanın hayatından geri kalması için hiçbir sebep yok” dedi.</strong></p>
<p>İş hayatına dönme ya da tatile çıkma gibi kararlar konusunda, hastaların hekimlerine danışarak harekete geçmesi gerekiyor. Kemoterapinin yan etki profilinin, veriliş sıklığının ya da kişideki ek hastalıkların varlığının hekimin düşüncelerini etkileyebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Sistemik kanser tedavileri alanların kan değerlerinde düşüklük, bulantı, kusma, ishal gibi yan etkiler veya beslenme sorunları yoksa doktor kontrolüyle rahatlıkla tatil planı yapabilirler” dedi.</p>
<p>Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserli hastalara tatilde her şeyin yolunda gitmesi için 9 öneride bulundu:</p>
<ol>
<li>Tatil için gidilen yer uzak bir yer ise arabayı hastalar kullanmamalı. Beyin ödemi riski, ciddi nefes darlığı ya da derin anemisi olanlar ise uçakla seyahatten uzak durmalı.</li>
<li>Tatile çıkmadan önce liste yaparak düzenli kullandığınız ya da ağrı, bulantı ve ishal gibi acil durumlarda ihtiyaç duyabileceğiniz destek ilaçları yanınıza aldığınızdan emin olun. Düzenli ilaçlarınızı tatil boyunca aksatmadan almaya özen gösterin.</li>
<li>Yürüteç, oksijen tüpü, kolostomi torbası gibi ekipmanlar kullanıyorsanız bunları da tatilinizde eksik etmeyin. </li>
<li>Yemek yiyeceğiniz mutfakların hijyenik olmasına dikkat edin.</li>
<li>Açıkta bekletilmemiş ve günlük taze pişmiş yemekler tercih edin, çiğ balık veya deniz ürünü içeren gıdalardan uzak durun.</li>
<li>Sokaklarda satılan dondurma gibi paketsiz yiyeceklerden, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden kaçın. Suyu bile sadece kapalı şişelerden için.  </li>
<li>Gideceğiniz yerin sıcaklık değerleri yüksekse mutlaka şapka, gözlük, güneş koruyucu kullanın ve 11.00 ile 15.00 saatleri arasında gölge altında olmaya özen gösterin.</li>
<li>Kanser tedavileri nedeniyle hassaslaşan cildinizi güneşe karşı koruyun. Radyoterapi alınan bölgeleri özellikle kapatın. Bazı kemoterapi türlerinin güneşe maruz kalındığında cilt hasarlarına yol açabileceğini unutmayın.</li>
<li>Kontamine sulardan birçok enfeksiyon bulaşabileceği için denize ya da havuza girerken su yutmamaya çok dikkat edin.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hastalarin-tatilde-dikkat-etmesi-gereken-9-madde-541742">Kanserli hastaların tatilde dikkat etmesi gereken 9 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-kisinin-madde-kullanip-kullanmadigi-nasil-anlasilir-421679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Nov 2023 13:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıp]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421679</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş veya okul performansındaki düşüş, sosyal etkileşimlerde sorunlar, finansal zorluklar ve ilişki sorunlarının madde kullanımının gündelik hayata olan etkilerinden olduğunu kaydeden uzmanlar, aile üyelerinin dikkat etmesi gereken işaretler olduğunu söylüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kisinin-madde-kullanip-kullanmadigi-nasil-anlasilir-421679">Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p><strong>İş veya okul performansındaki düşüş, sosyal etkileşimlerde sorunlar, finansal zorluklar ve ilişki sorunlarının madde kullanımının gündelik hayata olan etkilerinden olduğunu kaydeden uzmanlar, aile üyelerinin dikkat etmesi gereken işaretler olduğunu söylüyor. Madde kullanımını belirlemenin zor olabileceğini, ancak bazı işaretlerin gözlemlenebileceğini ifade eden Psikiyatri ve AMATEM Kliniği Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “İştah, uyku düzeni ve enerji seviyelerinde ani değişiklikler, istemsiz kilo kaybı veya artışı, gözle görülür zihinsel veya fiziksel koordinasyon eksikliği gibi belirtiler madde kullanımının işaretleri olabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ve AMATEM Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bir kişinin madde kullanıp kullanmadığının nasıl anlaşılacağına ilişkin bilgiler verdi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, madde kullanımını belirlemenin zor olabileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bazı işaretler gözlemleyebiliriz. Madde kullanımı, genellikle kişinin davranışlarında belirgin değişikliklere neden olur. İştah, uyku düzeni ve enerji seviyelerinde ani değişiklikler, istemsiz kilo kaybı veya artışı, gözle görülür zihinsel veya fiziksel koordinasyon eksikliği gibi belirtiler madde kullanımının işaretleri olabilir. Ayrıca, iş veya okul performansındaki düşüş, sosyal etkileşimlerde sorunlar, finansal zorluklar ve ilişki sorunları da madde kullanımının gündelik hayata olan etkilerine örnek olarak verilebilir.”</p>
<p><strong>Madde kullanımı altında yatan nedenleri anlamak için terapi ve danışmanlık önemli</strong></p>
<p>Madde kullanan kişilerin psikolojik yaklaşımlarının, bireysel ihtiyaçlara ve madde kullanımının ciddiyetine bağlı olarak değiştiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Genellikle, madde kullanımının altında yatan nedenleri anlamak ve bu nedenlerle başa çıkmak için terapi ve danışmanlık önemli. Uzmanlar, bireyin motivasyonunu artırmaya, zararlı düşünceleri ve davranışları değiştirmeye, gerçekçi hedefler belirlemeye ve destek sistemleri oluşturmaya odaklanan bilişsel davranışçı terapi ve motivasyonel mülakat gibi terapötik yaklaşımları kullanabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğru destekle kişi madde kullanımını bırakabilir</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, madde kullanan bir bireyin kendi azmiyle maddeyi bırakmasının mümkün olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Ancak, madde bağımlılığı kompleks bir sorun olabilir ve profesyonel destek gerekebilir. Uzmanlar, bireylere madde kullanımından vazgeçme sürecinde destek olabilir, tedavi seçeneklerini sunabilir ve motivasyonlarını artırabilir. Madde kullanımının bırakılması, bireyin kendisi için zorlu bir mücadele olabilir, ancak doğru destekle ve uygun tedavi yöntemleriyle başarılı olma şansı artar.”</p>
<p><strong>Madde kullanan kişiye ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Madde kullanan bir kişiye yaklaşırken, aile üyelerinin empati, destek ve anlayış göstermesi gerektiğini de ifade eden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “İlk adım, açık iletişim kurmak ve duyguları ifade etmek. Aile üyeleri, eleştirel olmaktan ziyade, bağımlılığın altında yatan sorunları anlamaya çalışmalı ve yardım arayışında olduklarını net bir şekilde iletmeli. Profesyonel yardım aramak, tedavi seçenekleri hakkında bilgi almak ve aile terapisi gibi destekleyici programlara katılmak da önemli. Aileler, madde kullanımının etkilerini anlamak ve bireyin tedavi sürecinde destekleyici bir rol oynamak için eğitim de alabilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Birden fazla tedavi yöntemleri bir arada kullanılabiliyor</strong></p>
<p>Madde kullanımı tedavisinin, bireyin ihtiyaçlarına ve bağımlılık seviyesine bağlı olarak değişebildiğini de anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, tedavide birden fazla yöntemin bir arada kullanıldığını ve bu tedavileri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>“<strong>Tıbbi tedavi:</strong> Bazı durumlarda, madde bağımlılığı için tıbbi tedaviler kullanılabilir. Örneğin, nikotin yoksunluğu tedavisinde nikotin replasman terapisi veya opioid bağımlılığında buprenorfin gibi ilaçlar kullanılabilir.</li>
<li><strong>Psikoterapi:</strong> Bireylerin madde kullanımının altında yatan nedenleri anlaması, zararlı düşünceleri ve davranışları değiştirmesi için terapi önemlidir. Bilişsel davranışçı terapi, motivasyonel görüşme, aile terapisi ve grup terapisi gibi farklı psikoterapi yöntemleri kullanılabilir.</li>
<li><strong>Destek grupları:</strong> Madde kullanımıyla mücadele eden kişilere destek sağlayan gruplar mevcuttur. Bu gruplar, bireylere karşılıklı destek, paylaşım ve motivasyon sağlayarak tedavi sürecini kolaylaştırabilir.</li>
<li><strong>Rehabilitasyon programları:</strong> Bazı durumlarda, bireylerin bağımlılığı aşması ve sağlıklı bir hayata dönmesi için rehabilitasyon programlarına ihtiyaç duyulabilir. Bunlar, kısa süreli veya uzun süreli konaklamalı programlar olabilir ve bireylere tıbbi, psikolojik ve sosyal destek sunar.”</li>
</ul>
<p><strong>Uyuşturucu kullanımını arttıran birçok etmen var</strong></p>
<p>Uyuşturucu kullanımını arttıran birçok etmen bulunduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, “Bunlar arasında, stresli yaşam olayları ve zorlu yaşam koşulları, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlar, uyuşturucunun kolay erişilebilir olması, arkadaş çevresinde kullanımın yaygınlığı gibi çevresel etkenler, aile içi sorunlar, istismar, ihmal ve düşük sosyoekonomik durum gibi aile veya çevresel faktörler, ilgili reklamlar ve medya etkisi ile genetik yatkınlık yer alıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her yaşta madde kullanımı görülebiliyor</strong></p>
<p>Madde kullanımının her yaşta görülebildiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak, farklı yaş grupları arasında farklı madde tercihleri ve kullanım oranları bulunabiliyor. Örneğin, 18-25 yaş arası genç yetişkinlik dönemi madde kullanımının en yaygın olduğu dönemlerden biri. Bununla birlikte, 13-17 yaş arası ergenlik dönemi de risk altında olan bir yaş aralığı. Çocuklar ve gençler arasında ise alkol ve sigara kullanımı daha yaygın. Madde kullanımı yaş aralıkları, kültürel ve coğrafi faktörlere, sosyoekonomik duruma ve diğer değişkenlere bağlı olarak değişebiliyor.” </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kisinin-madde-kullanip-kullanmadigi-nasil-anlasilir-421679">Bir kişinin madde kullanıp kullanmadığı nasıl anlaşılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çelebi Havacılık, IATA&#8217;nın DG AutoCheck Sistemiyle Tehlikeli Madde Taşımacılığında Güvenliği En Üst Düzeye Çıkarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/celebi-havacilik-iatanin-dg-autocheck-sistemiyle-tehlikeli-madde-tasimaciliginda-guvenligi-en-ust-duzeye-cikariyor-408188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 10:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[autocheck]]></category>
		<category><![CDATA[çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[düzeye]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[havacılık]]></category>
		<category><![CDATA[iatanın]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[sistemiyle]]></category>
		<category><![CDATA[taşımacılığında]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408188</guid>

					<description><![CDATA[<p>65 yıllık tecrübesiyle 3 kıta, 5 ülke ve 40’tan fazla istasyonda hizmetlerini sürdüren Türkiye’nin ilk özel yer hizmetleri şirketi Çelebi Havacılık, inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/celebi-havacilik-iatanin-dg-autocheck-sistemiyle-tehlikeli-madde-tasimaciliginda-guvenligi-en-ust-duzeye-cikariyor-408188">Çelebi Havacılık, IATA&#8217;nın DG AutoCheck Sistemiyle Tehlikeli Madde Taşımacılığında Güvenliği En Üst Düzeye Çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>65 yıllık tecrübesiyle 3 kıta, 5 ülke ve 40’tan fazla istasyonda hizmetlerini sürdüren</strong> <strong>Türkiye’nin ilk özel yer hizmetleri şirketi Çelebi Havacılık, inovasyona yatırım yapmaya devam ediyor. IATA’nın (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) DG AutoCheck sistemini hizmetlerinde kullanan şirket, emniyet ve operasyonel verimliliği artırarak yer hizmetlerinde</strong> <strong>mükemmellik taahhüdünü yerine getiriyor.</strong></p>
<p><strong> Tehlikeli madde içeren kargoların güvenli bir şekilde taşınmasını sağlamak, karmaşık ve zaman alıcı bir süreç olarak biliniyor. Süreç içerisinde taşınan kargoların, Gönderilerin Tehlikeli Mallar Beyannamesi (DGD) ile IATA’nın Tehlikeli Mallar Yönetmeliği’ne (DGR) uygun şekilde kontrolü ve kabulünün sağlanması gerekiyor. Kontrol ve kabulün doğru yapılmaması durumunda uçuş ve çalışan emniyeti ve müşteri memnuniyeti sağlanamazken mali yükümlülük oluşturuyor. Tehlikeli madde kabulünde havayolu ve ülke farklılıklarından dolayı kargoların kontrolü, oldukça karmaşık ve hata riski yüksek bir sürece dönüşüyor. </strong></p>
<p><strong> DG AutoCheck, en yüksek düzeyde güvenlik sağlamayı hedefleyen, tehlikeli madde içeren kargoların kabul süreçlerinde oluşabilecek hataları engellemeye yönelik oluşturulmuş bir kontrol-uyumluluk çözümü olarak kabul ediliyor. Uygulama, manuel işlemlerle tutulan kontrol kayıtlarını elektronik verilere dönüştürerek belge kontrollerinin otomatik olarak gerçekleştirilmesini sağlıyor.</strong></p>
<p><strong> Çelebi Havacılık Holding Yer Hizmetleri ve Kargo Başkanı</strong> <strong>Atilla Korkmazoğlu, “IATA ile olan iş birliğimizden ve kargo operasyonlarımızı daha etkin, verimli hale getirecek</strong> <strong>DG AutoCheck çözümünü iş süreçlerimize dahil etmekten mutluluk duyuyoruz. Bu iş birliği, Çelebi Havacılık’ın dijital dönüşümünde inovasyonu faaliyetlerinin merkezine yerleştirerek, müşterilerine ve iş ortaklarına daima en mükemmel hizmeti sunma vaadinin bir yansımasıdır” dedi.</strong></p>
<p><strong> Çelebi Havacılık Holding,</strong> <strong>DG AutoCheck otomatik uyumluluk çözümünü hizmetlerine entegre ederek tehlikeli madde içeren kargo kabul süreçlerinde güvenliği en üst düzeye çıkarırken, operasyonel verimliliği de artırıyor. Sistem dosyalama, raporlama, uygunluk analizi, maliyet süreçlerini kolaylaştırması ve harcanan zamandan tasarruf sağlanmasıyla sürdürülebilir bir yöntem özelliği taşıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/celebi-havacilik-iatanin-dg-autocheck-sistemiyle-tehlikeli-madde-tasimaciliginda-guvenligi-en-ust-duzeye-cikariyor-408188">Çelebi Havacılık, IATA&#8217;nın DG AutoCheck Sistemiyle Tehlikeli Madde Taşımacılığında Güvenliği En Üst Düzeye Çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meclis&#8217;te gündem iki önemli madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mecliste-gundem-iki-onemli-madde-388667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jun 2023 06:50:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mecliste]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=388667</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Ekim’de tekrar çalışmalarına başlanması planlanan Meclis’te iki önemli gündem maddesi dikkat çekiyor. Ayrıca içtüzük düzenlemesinin "İngiliz modeli" şeklinde yapılması üzerinde duruluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mecliste-gundem-iki-onemli-madde-388667">Meclis&#8217;te gündem iki önemli madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Meclis yeni yasama yılına yoğun gündem ile girmeye hazırlanıyor. 1 Ekim’de tekrar çalışmalarına başlayacak olan Meclis’te iki önemli madde dikkat çekiyor. Bunlardan biri anayasa değişikliği ve içtüzük. Anayasa değişikliğinin en önemli maddeleri başörtüsü serbestisi ve aileye ilişkin düzenleme olacak. Muhalefet ile anlaşılması halinde çok daha kapsamlı bir değişiklik gündeme gelebilecek.</p>
<p>İNGİLİZ MODELİ GÜNDEMDE</p>
<p>İçtüzük, yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi&#8217;ne uygun olarak yenilenecek. Çalışma ve üretmeye dönük bir İçtüzük yapılacak. Bu kapsamda İngiliz modeli üzerinde duruluyor. İngiliz modelinde yasa teklifleri komisyonlarda uzun süre tartışılıyor, detaylı çalışmanın ardından Genel Kurul gündemine geliyor. Genel Kurul&#8217;da yasa teklifleri üzerinde görüşme yapılmadan oylamaları yapılıyor.</p>
<p>Yeni dönemde komisyonların fonksiyonu artacağı için yeni ihtisas komisyonları kurulması da gündeme gelecek. Örneğin milli eğitim, kültür, gençlik ve spor komisyonu ikiye bölünecek. Yine &#8220;Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm&#8221; ile &#8220;Sanayi, Ticaret, Enerji Tabi Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji&#8221; komisyonlarının da ayrılması üzerinde duruluyor.</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mecliste-gundem-iki-onemli-madde-388667">Meclis&#8217;te gündem iki önemli madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Madde Komisyonu&#8217;nda Dünya Uyuştusucu Sorunu Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birlesmis-milletler-uyusturucu-madde-komisyonunda-dunya-uyustusucu-sorunu-ele-alindi-359486</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 10:31:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[komisyonunda]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[milletler]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[uyuştusucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359486</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından düzenlenen 66. Narkotik Uyuşturucular Komisyonu Toplantısı, Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birlesmis-milletler-uyusturucu-madde-komisyonunda-dunya-uyustusucu-sorunu-ele-alindi-359486">Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Madde Komisyonu&#8217;nda Dünya Uyuştusucu Sorunu Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından düzenlenen 66. Narkotik Uyuşturucular Komisyonu Toplantısı,  Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleşti. Dünyadan birçok ülkenin katıldığı toplantıda uyuşturucu arzı ve kötüye kullanımındaki endişe verici artış, mevcut küresel eğilimler, kontrol sistemleri ve uygulama örnekleri ele alındı. 66. Narkotik Uyuşturucular Komisyonu Toplantısı&#8217;nda Türkiye Yeşilay Cemiyeti de yer aldı.</strong></p>
<p>Dünya uyuşturucu sorununun ortaklaşa ele alındığı 66. Narkotik Uyuşturucular Komisyonu Toplantısı, 13-17 Mart tarihleri arasında, Avusturya’da gerçekleşti.   Üye devlet temsilcilerinin, uluslararası kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı komisyonda; Türkiye Yeşilay Cemiyeti, 16 Ülke Yeşilayı ile birlikte düzenlenmesine katkı sağladığı 18 oturumda, 9 farklı sunum ile kendi deneyimlerini ve bilgi birikimini paylaştı. Dünyanın farklı yerlerinde bulunan 97 Ülke Yeşilayı, komisyonu çevrim içi takip etti. Resmi oturumlara ek olarak, yan etkinlikler ve sergiler ile zenginleşerek beş gün süren komisyonun ilk gününde, Yeşilay&#8217;ın bağımlılıklara karşı insanlarda farkındalık oluşturmak için her yıl düzenlediği Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması&#8217;ndan derlenen eserler de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.</p>
<p>Ayrıca dünyada artış gösteren sentetik uyuşturucuların, özellikle Türkiye’deki metamfetamin kullanımının gençler üzerinde etkilerini konu alan bir yazılı bildiri yayınlandı. Birleşmiş Milletlerin sitesinde yayınlanan bildiride, sentetik uyuşturucu trafiği ile mücadele edilmesi, gençlerin ve toplumların korunması adına önleme, tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları için devletlere, uluslararası kuruluşlara ve STK’lara ortak iş birliği çağrısı yapılmıştır. </p>
<p><strong>Yeşilay Rehabilitasyon Modeli dünyaya anlatıldı</strong></p>
<p>Yeşilay sponsorluğunda düzenlenen &#8220;Uyuşturucu Kullanımına Yönelik Toplum Temelli İyileşme, Rehabilitasyon ve Sosyal Yeniden Entegrasyon&#8221; başlıklı etkinlikte Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinden (YEDAM) Uzman Kübra Çelik bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda Türkiye Yeşilayı Rehabilitasyon Modeli hakkında bilgilendirmede bulunan Kübra Çelik, Yeşilay Rehabilitasyon Modeli’nin terapötik toplum felsefesinin Türk değerlerine uyarlayarak millileştirildiğine değindi ve şunları söyledi: “Bağımlılık dünya çapında artıyor. Bu artış, ülkeleri farklı tedavilere yöneltmekte. Bu seçeneklerden biri de terapötik topluluk yaklaşımı. Türkiye Yeşilayı olarak farklı coğrafyalardaki 10 ülkeyi incelendik ve dünya çapındaki en iyi uygulamaları anlamak için seçilen 5 ülkeye ziyaretler gerçekleştirdik. Terapötik topluluktan ilham alarak, hastanın kişiselleştirilmiş ihtiyaçlarına göre uyarlanmış ortam terapisi ve tedavi uyguluyoruz. Kırk yatak kapasiteli Yeşilay Rehabilitasyon Merkezlerimizin ilk adımları 2022 yılında atıldı ve 2023 yılının Nisan ayı sonrasında danışanlara hizmet vermeye başlayacak. Bu merkezlerimizde psikologlar, sosyal hizmet görevlileri ve psikiyatrlar dâhil olmak üzere bağımlılık uzmanları yer alıyor, hastanın kişiselleştirilmiş ihtiyaçlarına göre uyarlanmış ortam terapisi ve tedavi uygulayacağız.” </p>
<p><strong>Sentetik uyuşturucu kullanım oranındaki artışa dikkat çekildi </strong></p>
<p>Komisyonda sentetik uyuşturucu oranındaki artış, kadınların ve çocukların hedef alınması, savaş bölgelerinde uyuşturucu kullanımının artması konuları “Sentetik Uyuşturucu Stratejileri ve Korunmasız Popülasyonlar: Gençleri ve Kadınları Koruma Stratejileri” oturumunda ele alındı. Oturumda bir sunum gerçekleştiren Yeşilay Savunuculuk Müdürlüğü Uzmanı Zeynep Temel, Türkiye&#8217;deki sentetik maddelerin durumunu ve artan metamfetamine karşı alınması gereken önlemleri paylaştı. Türkiye 2022 Ulusal Uyuşturucu Raporu’ndan veriler paylaşarak sentetik uyuşturucu yakalama sayılarında ve popülasyonda sentetik uyuşturucu kullanımında önemli bir artış olduğunu belirten Temel, metamfetamin yakalamalarında bir önceki yıla göre yüzde 32,8 artış olduğunu söyleyerek şu verileri paylaştı: “2016-2020 yılları arasında 4.388 kişi (3.570 erkek, 818 kadın) Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine başvurmuştur. Yapılan analizler metamfetamin kullanma oranının %9,2 olduğunu gösteriyor. Yıllara göre metamfetamin kullanımında önemli bir artış var. Ek olarak, kullanıcıların %15&#8217;i bunu 18 yaşından önce denemiştir.”</p>
<p><strong>Farklı ülkelerden uygulama örnekleri sunuldu </strong></p>
<p>Komisyonda farklı ülkelerden temsilciler de ülkelerindeki önleme çalışmalarından bahsetti. &#8220;Bir daha asla. Kendine değer ver. 30 yıl sonra Japonya&#8217;da uyuşturucu önleme&#8221; başlıklı oturumda söz alan Japon yetkililer uyuşturucu kullanımının zirve yaptığı yıllar sonrasında yaptıkları önleme çalışmalarını, gençlere ve kadınlara yönelik çalışmalarını aktardılar.</p>
<p>Oturumda Yeşilay Uluslararası İş Birlikleri Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Merve Tamer de Türkiye Yeşilay Cemiyeti&#8217;nin UNODC ve Uyuşturucu Suistimalini Önleme Merkezi (DAPC) tarafından sağlanan fon ile Van&#8217;da 5 bin 15 üniversite öğrencisine, bağımlılıkla mücadele becerilerinin kazandırılması, bilinç ve farkındalık düzeylerinin artırılmasına yönelik “Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı Akran Eğitimleri Projesi&#8217;nin&#8221; kazanımlarını aktardı.</p>
<p><strong>Bağımlılığın önlenmesinde sporun ve sanatın gücü</strong></p>
<p>Gençleri uyuşturucudan, alkolden uzak tutmanın en önemli yolunun spora yönlendirmek olduğunun altının çizildiği “Bağımlılığın Önlenmesi ve Müdahalesi için Sporun Gücünü Mümkün Kılmak: En İyi Uygulama Örneklerinin Paylaşımı” oturumunda Yeşilay adına söz alan Federasyon Yönetimi Uzman Yardımcısı Ülkü İlayda Mercimekci, YEDAM Modeli’ni anlatarak şunları söyledi: “Bağımlılık tedavisinde düzenli spor ve egzersiz, alkol ve madde kullanımının önlenmesinde etkili. Bağımlılık sorunu yaşayan kişilerin tedavi programlarında, spor veya fiziksel aktivite varsa, daha uzun süre temiz kalıyorlar.”</p>
<p>“Kültürel ve Sanat Temalarını Uyuşturucu Kontrol Politikalarının Bir Bileşeni Olarak Odaklayan STK’ların Çalışmaları” oturumunda bir sunum gerçekleştiren YEDAM Uzman Yardımcısı Serra Postacı ise sanat ve kültürel çalışmaların bağımlılığı azaltmadaki önemini oturuma katılanlara aktardı. </p>
<p><strong>Yeşilay&#8217;ın Türkiye&#8217;deki tecrübeleri anlatıldı </strong></p>
<p>&#8220;Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı Etkili Uygulama Modelleri: Sivil Toplumdan İyi Uygulama Örnekleri” konulu etkinlikte söz alan Yeşilay Federasyon Yönetimi Müdürü Çiğdem Bayram, Yeşilay Federasyonu&#8217;nun bağımlılıkla mücadele programlarının farklı ülkelerdeki yaygınlaştırma çalışmaları hakkında bilgi paylaşımında bulundu. </p>
<p>“Bağımlılığı Önleme Eğitim Programının Yayılması İçin Etkili Uygulama Modelleri: STK&#8217;lardan iyi uygulamalar” oturumunda da söz alan Yeşilay Federasyon Yönetimi Müdürü Çiğdem Bayram ise Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) ve Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı’ndan (OBM) bahsederek her yıl milyonlarca öğrenciye ulaşıldığını aktardı ve şu bilgileri verdi:  “T.C. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından koordine edilen Dijital Eğitim Platformu Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile entegrasyonu sayesinde okullardaki öğrenci ve öğretmenler EBA hesap bilgilerine doğrudan kolayca ulaşabiliyorlar. Bu sistemdeki bağımlılık içerikleri özellikle pandemi sürecinde uzaktan eğitim için EBA kapsamında öğretmenler tarafından aktif olarak kullanıldı. Uzaktan eğitim platformundaki bağımlılıklar çerçevesinde alkol, tütün, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığı ve sağlıklı yaşam alanlarında çok sayıda e-içerik sunulmakta. Platform hem personele hem de tüm genel kullanıcılara açık.”</p>
<p>“Toplulukların ve Küresel Önleme Programlarının Genç Savunucuların Desteklenmesi Konusundaki Görüşlerine Kulak Vermek” oturumunda söz alan Yeşilay Federasyon Yönetimi Uzman Yardımcısı Şule Kaya, geliştirilen teknoloji, alkol, tütün ve madde bağımlılıkları ile sağlıklı yaşam modüllerinden oluşan; başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun tamamını bu konularda bilgilendirmeyi ve farkındalıklarını arttırmayı amaçlayan Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) hakkında bilgiler paylaştı ve bu program ile her yıl yaklaşık 10 milyon öğrenciye 3 milyon yetişkine ulaşıldığını belirtti. </p>
<p>Ülke Yeşilayları ile birlikte 2016 yılından günümüze 58 yan etkinlik gerçekleştiren Türkiye Yeşilay Cemiyeti, çalışmalarını uluslararası arenada ve CND’de aktarmaya devam edeceğini de bildirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birlesmis-milletler-uyusturucu-madde-komisyonunda-dunya-uyustusucu-sorunu-ele-alindi-359486">Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Madde Komisyonu&#8217;nda Dünya Uyuştusucu Sorunu Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
