<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kurtarıyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kurtariyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kurtariyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Feb 2026 07:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kurtarıyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kurtariyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yüksek Riskli Gebeliklerde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-gebeliklerde-erken-tani-hayat-kurtariyor-611038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Anomali]]></category>
		<category><![CDATA[Durumla]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebeliklerde]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Riskli gebeliklerin takip ve tedavisiyle ilgilenen bilim dalı perinatoloji olarak adlandırılır. Perinatoloji; anne ve fetüs sağlığını korumayı amaçlayan, gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek riskli durumların erken tanısı, izlenmesi ve yönetimini kapsayan ileri bir uzmanlık alanıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-gebeliklerde-erken-tani-hayat-kurtariyor-611038">Yüksek Riskli Gebeliklerde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Riskli gebeliklerin takip ve tedavisiyle ilgilenen bilim dalı perinatoloji olarak adlandırılır. Perinatoloji; anne ve fetüs sağlığını korumayı amaçlayan, gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek riskli durumların erken tanısı, izlenmesi ve yönetimini kapsayan ileri bir uzmanlık alanıdır.</p>
<p><strong>Riskli Gebeliklerde Erken Tanının Önemi</strong></p>
<p>Perinatoloji alanında prenatal tarama testleri, genetik tanı yöntemleri ve detaylı fetal ultrason incelemeleri uygulanarak olası risklerin erken dönemde saptanması hedeflenir. Yüksek riskli gebeliklerde özellikle gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği, diyabet ve tiroid hastalıkları, erken doğum riski, plasenta yerleşim anomalileri, çoğul gebelikler ve fetal anomalilerin erken teşhisi ve etkin yönetimi büyük önem taşır. Bu süreçte yapılan düzenli kontroller, anne ve bebeği tehdit edebilecek komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar.</p>
<p>Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Op. Dr. Alp Nuhoğlu, yüksek riskli gebeliklerde erken tanı ve düzenli perinatolojik takibin anne ve bebek sağlığı açısından kritik rol oynadığını belirterek, bu gebeliklerin mutlaka uzman kontrolünde ve planlı bir şekilde izlenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>İleri Tanı Yöntemleri ve İnvaziv İşlemler</strong></p>
<p>Perinatoloji kapsamında, gerekli görülen durumlarda plasentadan biyopsi, amniyosentez ve kordosentez gibi invaziv tanı yöntemleri uygulanır. Bu işlemler sayesinde fetal gelişim yakından izlenir ve şüpheli durumlarda kesin tanıya ulaşılması mümkün olur.</p>
<p><strong>Fetal DNA Testi ile Genetik Tarama</strong></p>
<p>Gebelikte yapılan en önemli tarama testlerinden biri Fetal DNA testidir. Anne kanından alınan örnekle, bebeğe ait hücrelerin incelendiği bu test sayesinde genetik anomalilere yönelik yüksek doğruluk oranıyla tarama yapılabilmektedir. Şüpheli sonuçlar elde edilmesi durumunda ise kesin tanı için amniyosentez gibi ileri tanı yöntemlerine başvurulmaktadır.</p>
<p><strong>Detaylı Ultrasonun Hayati Rolü</strong></p>
<p>Tüm gebeliklerin yaklaşık yüzde 3–5’inde fetal anomali görülmektedir. Bu anomalilerin büyük bir kısmı organ gelişim bozukluklarıyla ilişkilidir. Bu nedenle gebeliğin 21–23’üncü haftaları arasında yapılan detaylı ultrasonografi büyük önem taşır. Özellikle beyin ve kalp anomalileri bu dönemde daha sık saptanmakta, bazı durumlarda yaşamla bağdaşmayan tablolar ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında, aile ile ayrıntılı şekilde görüşülerek sürecin birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Kişiye Özel Takip ve Multidisipliner Yaklaşım</strong></p>
<p>Uzmanlar, riskli gebeliklerin kişiye özel takip planlarıyla izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Anne ve bebeğin ihtiyaçlarına göre planlanan multidisipliner yaklaşım sayesinde gebeliğin güvenli bir şekilde sürdürülmesi ve sağlıklı bir doğum sürecinin desteklenmesi amaçlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-riskli-gebeliklerde-erken-tani-hayat-kurtariyor-611038">Yüksek Riskli Gebeliklerde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;in köylere dağıttığı tankerler ormanları kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-koylere-dagittigi-tankerler-ormanlari-kurtariyor-597806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgelerde]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[dağıttığı]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[köylere]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarlar]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[Tanker]]></category>
		<category><![CDATA[tankerler]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597806</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yangın riski yüksek bölgelerde bulunan muhtarlıklara dağıttığı su tankerleri, sezon boyunca yangınlara müdahalede önemli rol oynadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-koylere-dagittigi-tankerler-ormanlari-kurtariyor-597806">Büyükşehir&#8217;in köylere dağıttığı tankerler ormanları kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yangın riski yüksek bölgelerde bulunan muhtarlıklara dağıttığı su tankerleri, sezon boyunca yangınlara müdahalede önemli rol oynadı. 59 mahallede bulunan toplam 601 yangın söndürme tankeri sayesinde ekipler olay yerine ulaşana kadar bin 18 orman yangını büyümeden önlendi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, yaz aylarında zorlu orman yangınları ile mücadele etti. Ateş savaşçılarının mücadelesine, yangın riski yüksek bölgelerde görev yapan muhtarlar da dağıtılan tankerlerle katıldı. 59 mahallede bulunan 601 yangın söndürme tankeri sayesinde muhtarlar, kritik yangınlarda ekipler olay yerine varana kadar bin 18 orman yangınını kontrol altında tutmayı başardı.</p>
<p><strong>“Tankerler büyük felaketleri önledi”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Orman Köyleri ve Kırsal Alan Yangınları Müdahale Şube Müdürü Şerife Güzel, çok yoğun bir yılı geride bıraktıklarını söyledi. Güzel, “İzmir yangın açısından riskli bir bölge. Biz tüm riskleri dikkate alarak çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Çok sıcak ve kurak bir sezon geçirdik. Öngörülemeyen rüzgârlar nedeniyle yangınlar hızla büyüdü. Bu zorlu dönemde İzmir İtfaiye teşkilatı, tüm gücüyle sahadaydı. Yangınlarla mücadelede sadece itfaiye araçları değil köylere dağıttığımız yangın tankerleri de önemli rol oynadı. Özellikle dar alanlarda itfaiye araçlarının girmekte zorluk yaşadığı bölgelerde bu araçlar büyük felaketleri önledi. Eğer bu yangınlar başlangıç aşamasında kontrol altına alınmasaydı ciddi orman yangınlarına dönüşebilirdi. O nedenle projenin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu bu yaz bir kez daha gördük” dedi.</p>
<p><strong>2026 yılı hazırlıkları başladı</strong></p>
<p>Yüksek bölgelerde bulunan bazı riskli mahallelere ikişer tanker verildiğini, 2026 yılı için hazırlıkların şimdiden başladığını aktaran Güzel şunları söyledi:</p>
<p>“Kırsal bölgelerde altyapıyı güçlendirmeyi ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Muhtarlarımızla sürekli iletişim halindeyiz. Yangın riski yüksek mahalleleri analiz ettik. 2026’da bu bölgelere daha fazla tanker yerleştirmeyi hedefliyoruz. Tatbikatlarımız sürüyor. Yurttaşlarımızı ve muhtarlarımızı yangınla mücadele konusunda bilinçlendirmek için eğitimleri artıracağız.”</p>
<p><strong>“Orman yangınlarına karşı hassas olalım”</strong></p>
<p>Muhtarlarla yapılan anket çalışmaları sayesinde eksiklerin tespit edildiğini belirten Güzel, iklim krizinin mücadeleyi her geçen yıl daha da zorlaştırdığına dikkat çekti. Güzel, yurttaşları yangınlara karşı artık daha hassas davranmaya davet ederek, “İklim krizi artık çok ciddi bir sorun. Su kaynaklarımız azalıyor, rüzgârlar öngörülemez hale geliyor. Bu nedenle orman yangınlarına karşı herkesin daha hassas olması gerekiyor. Muhtarlarımızın özverili çalışmaları için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-koylere-dagittigi-tankerler-ormanlari-kurtariyor-597806">Büyükşehir&#8217;in köylere dağıttığı tankerler ormanları kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşma]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit A]]></category>
		<category><![CDATA[Hepatit B]]></category>
		<category><![CDATA[hepatiti]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[kronikleşebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin nedenleri, bulaşma yolları, belirtileri, kronikleşme riskleri, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Viral hepatitler, dışkı–ağız yolu ile kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşıyor!</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi.</p>
<p>Viral hepatit yapan virüslerin, Hepatit A, B, C, D, E harfleri ile isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri bu yolla bulaşır. Virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması suretiyle enfeksiyon gelişir. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada çok önemlidir. Diğer bulaş yolu da kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D virüsleri bu yolla bulaşır. Bu virüsleri taşıyan kişiler ile korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet, diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi veya sağlık çalışanlarında iğne batması başlıca bulaşma yoludur. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>B, C ve D virüslerinde kronikleşme riski yüksek!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi. </p>
<p>Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının mümkün olduğuna dikkat çeken Dr. Mamçu sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır. A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermez. B, C ve D virüsleri ile oluşan sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, B virüsü için yüzde 5-10, C virüsü için yüzde 80 kadardır.” </p>
<p><strong>Hepatit A ve E, gıda hijyeni ve genel hijyenin iyi olmadığı koşullarda daha kolay bulaşıyor! </strong></p>
<p>Hangi risk faktörlerinin hepatit bulaşma olasılığını artırdığına değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hepatit A ve E, el yıkama kurallarına uyulmadığı, gıda hijyeninin iyi olmadığı, tuvalet temizliğinin yeterince yapılmadığı koşullarda daha kolay bulaşır. Özellikle ilkokullarda toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar.” dedi. </p>
<p>Dr. Mamçu, Hepatit B ve C virüsünün bulaşma riskinin ise sağlık personelinde, virüsü taşıyan kişilerin aile fertlerinde, kan transfüzyonu yapılan kişilerde, damar yolundan ilaç bağımlılarında, diş tedavisi görenlerde, hemodiyaliz hastalarında ve çok eşli ilişki yaşayanlarda daha fazla olduğunu aktardı. </p>
<p><strong>Belirtilerin erken fark edilmesi yayılımın önlenmesi açısından çok önemli! </strong></p>
<p>Hepatitten şüphelenilmesi veya belirti görülmesi durumunda, sağlık kuruluşunda yapılacak virüse özgü kan testleri ile tanı konulduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Belirtilerin erken fark edilmesi ve hastaların tanınması sağlam kişilere bulaşmayı engellemek ve yayılımın önlenmesi açısından çok önemlidir.” dedi. </p>
<p>Hepatit B ve C için mevcut tedavi yöntemlerinden bahseden<strong> </strong>Dr. Mamçu, “Hepatit B ve C virüsünün çoğalmasını durduran veya yavaşlatan, karaciğerin iltihaplanmasını ve hasarını azaltan ilaçlar kullanılır. Bunlar en az 1 yıl ve genellikle daha uzun süre günde bir kez hap olarak alınır. Kronik Hepatit B enfeksiyonu tedavisinde hastanın durumuna ve virüsün yaygınlığına göre tedavi seçenekleri değişebilir. Takip ve tedavide en kritik nokta doğru hekim tarafından doğru zamanda ve doğru ilaç(lar) ile tedaviye başlanması ve hastaların izlenmesidir. Gastroenteroloji veya Enfeksiyon Hastalıkları klinikleri kronik hepatit hastalarını izler. Burada yapılan değerlendirme sonrası güncel kılavuzlara uygun olarak tedavi kararı verilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları en önemli tedbir! </strong></p>
<p>Hepatit A ve B aşılarının koruyuculuklarının son derece yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanmaları en önemli tedbirdir.” dedi.</p>
<p>Virüsün bulaşma yoluna göre hijyen önlemlerinin de alınmasını öneren Dr. Mamçu, “Temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak, sık sık el yıkamak ve güvenli cinsel ilişki kurmak bulaşmayı önlemek açısından yeterlidir. Hepatit B ve C için bir başkasına ait kan ve vücut sıvılarına doğrudan temastan kaçınmak gerekir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Hepatit B aşısı ömür boyu koruma sağlıyor! </strong></p>
<p>T.C. Sağlık Bakanlığı Bebek ve Çocuk Dönemi Aşı Takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Her iki aşı da ücretsizdir. Hepatit B aşısı güvenli olup ömür boyu koruma sağlar.” dedi. </p>
<p>Çocukluk çağında aşılanmamış ve yüksek bulaşma riski taşıyan kişilere de aşı önerildiğini ifade eden Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hepatit A aşısı olmayan erişkinlerde hijyen açısından riskli bölgelere seyahat öncesi aşı yapılmalıdır. Aşı öncesi antikor testiyle bağışıklık durumu kontrol edilebilir. Hepatit C, E ve D için aşı bulunmaz. </p>
<p>Hepatit B ve Hepatit C virüsü ile yaşayan kişiler, kan ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmeli. Kan vermemeli ve korunmasız olarak (kondom kullanmadan) bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemeliler. Panik göstermemeli, fakat düzenli doktor kontrolünde olmalılar. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalılar. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktora danışmalılar.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hijyen-ve-asi-hayat-kurtariyor-b-ve-c-hepatiti-kroniklesebiliyor-583347">Hijyen ve aşı hayat kurtarıyor! B ve C Hepatiti kronikleşebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plazma Kaynaklı Tedaviler Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/plazma-kaynakli-tedaviler-hayat-kurtariyor-581846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 08:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[plazma]]></category>
		<category><![CDATA[takeda]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581846</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Daha Sağlıklı, Daha Parlak Bir Gelecek” misyonuyla hastalarının yaşam kalitesini artırmak için yenilikçi tedaviler geliştiren Takeda bugün 80’den fazla ülkede 50 bini aşkın çalışanıyla Gastroenteroloji, Hematoloji, İmmünoloji, Nadir Genetik Hastalıklar, Nörobilim, Onkoloji, Plazma Kaynaklı Tedaviler ve Aşı alanlarında faaliyet gösteriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/plazma-kaynakli-tedaviler-hayat-kurtariyor-581846">Plazma Kaynaklı Tedaviler Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Daha Sağlıklı, Daha Parlak Bir Gelecek” misyonuyla hastalarının yaşam kalitesini artırmak için yenilikçi tedaviler geliştiren Takeda bugün 80’den fazla ülkede 50 bini aşkın çalışanıyla Gastroenteroloji, Hematoloji, İmmünoloji, Nadir Genetik Hastalıklar, Nörobilim, Onkoloji, Plazma Kaynaklı Tedaviler ve Aşı alanlarında faaliyet gösteriyor. 244 yıllık köklü geçmişinin son 80 yılında uzmanlaştığı bu alanların yanında, plazma kaynaklı tedavilerde de önemli atılımlar yaparak küresel deneyimi ve liderliğiyle, plazmanın dönüştürücü gücünü en ileri teknolojilerle bir araya getiriyor ve bu alanda da hastalar için yenilikçi tedaviler sunuyor.</p>
<p>Kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombositler çıkarıldıktan sonra kalan kanın berrak, saman renkli sıvı kısmı olan plazma, yüzyılı aşkın süredir nadir, karmaşık hastalıklar için hayati önem taşıyan bir tedavi olarak kullanılıyor. İnsan vücudunun enfeksiyonlarla savaşabilmesi için gerekli antikorlar ve kanamaları  durdurabilmesi için gerekli pıhtılaşma faktörleri gibi kritik işlevlere sahip plazma proteinlerinin yetersizliği, yaşamı tehdit eden tıbbi durumlara neden oluyor.[2] </p>
<p>Takeda, plazmaya olan bu ihtiyacı karşılamak için kademeli iyileştirmelerle yetinmeyip, plazmayı yeniden hayal ederek çok daha geniş ve sürdürülebilir çözümler geliştiriyor. Takeda’nın dünya çapındaki plazma bağış ağını oluşturan BioLife Plazma Hizmetleri, ABD ve Avrupa’da 260’tan fazla yüksek teknolojideki tesiste faaliyet gösteriyor. Dünya standartlarında bağış güvenliği ile yüksek kalitedeki merkezlerinde, plazma bağışı ile yaşam kurtarmaya ve iyileştirme sürecine katkı sunma fırsatı veriyor.[3]</p>
<p>Kaynak plazma toplama konusunda küresel bilinci artırmak, plazma protein tedavileri ve nadir hastalıklar hakkındaki anlayışı artırmak amacıyla her yıl Ekim ayının ilk haftasında düzenlenen Uluslararası Plazma Farkındalık Haftası (IPAW)[4] ile ilgili açıklamada bulunan <strong>Takeda Türkiye Medikal Direktörü Dr. Mahir Kula</strong> şunları söyledi:</p>
<p><em><strong>“ Son 20 yılda, daha fazla nadir hastalığın teşhis edilmesi, hasta sayısının artması, bakım standartlarının yükselmesi ve tedaviye erişim imkânlarının genişlemesi nedeniyle plazmadan elde edilen tedavilere olan küresel talep hızla artıyor</strong>.[3] </em></p>
<p><em><strong>Bu bağlamda</strong> <strong>IPAW; 2013 yılından bu yana Plazma Protein Tedavileri Derneği (PPTA) ve üye şirketlerinin, plazma bağışının önemine yönelik farkındalığı artırmak için yürüttükleri koordineli ve ortak bir girişim olarak hayata geçiyor.[5]</strong> <strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Biz de Takeda olarak, plazma alanında bütüncül bir yaklaşım benimsiyor, sektör standartlarını yeniden şekillendirirken verimliliği en üst düzeye çıkarmak için çalışıyoruz. Bilimsel gelişmelerin yanı sıra veri ve teknolojinin gücünden yararlanarak uçtan uca inovasyon odağında sürdürülebilir büyümeyi destekliyor, plazma kaynaklı tedaviler ile hastalara yenilikçi ve etkili tedavi seçenekleri sunuyoruz.”</strong></em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/plazma-kaynakli-tedaviler-hayat-kurtariyor-581846">Plazma Kaynaklı Tedaviler Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her yıl  yaklaşık 1.5 milyon Türkiye’de de 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588">Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl  yaklaşık 1.5 milyon Türkiye’de de 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konuluyor. Yine dünya genelinde yaklaşık 680 bin, ülkemizde ise yaklaşık 6 bin kadın jinekolojik kanserler nedeniyle hayatını kaybediyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı,</strong> rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinin en sık görülen   jinekolojik kanserler olduğunu belirterek, “Son yıllarda tüm dünyada rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı artmaktadır. Ancak, özellikle aşılama ve tarama programı gelişmiş ülkelerde yüzde 80’e varan oranlarda daha az rastlanmaktadır. Öte yandan, rahim kanseri sıklığı hem dünya genelinde hem de Türkiye’de artış göstermektedir. Kesin nedeni bilinmemekle birlikte obezite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve kansere yol açabilen maddelere daha fazla maruz kalmanın bu artışta etkili olduğu düşünülmektedir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde de yaygın görülen jinekolojik kanserlerde ölüm oranları yüksek olsa da aslında erken tanı ve tedavi yaşam kurtarıyor. <strong> Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, </strong>jinekolojik kanserlerin önlenmesinde veya erken teşhis   edilmesinde düzenli olarak yapılan jinekolojik muayeneler ile tarama programlarının son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Ergenlik dönemiyle beraber jinekolojik muayeneye başlanması ve bu kontrollerin hiçbir şikayet olmasa bile yılda bir yapılması önerilmektedir. Bu muayeneler esnasında hastanın yaşına ve kendi özel durumuna göre jinekolojik muayene, ultrason ve tarama testleri uygulanmaktadır. Özellikle yıllık düzenli jinekolojik muayeneler, Pap Smear Testi, HPV taraması ve yine HPV aşıları konusunda farkındalığın artması hayat kurtarmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>RAHİM AĞZI KANSERİ </strong></p>
<p>Dünyada kadın kanserleri arasında dördüncü sırada görülen rahim ağzı kanseri ülkemizde her yıl yaklaşık 2 bin 500 kadında teşhis ediliyor.  Prof. Dr. Serkan Erkanlı, rahim ağzı kanseri için en önemli risk faktörünün yüksek riskli HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu olduğuna işaret ederek, “Rahim ağzı kanseri yüzde 99’un üzerinde bir oranla bu virüsün rahim ağzı epiteline yerleşmesi ve hücrelerde mutasyon, kontrolsüz büyüme ve kansere dönüşümü tetiklemesiyle ortaya çıkmaktadır” diyor. Sigara içmek, erken yaşta cinsel ilişki yaşamak, çok sayıda cinsel partner öyküsü, erken yaşta hamilelik, çok sayıda doğum yapmak, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kortizon tedavisi ve genetik faktör gibi pek çok etken rahim ağzı kanseri riskini artırıyor.  Lekelenme şeklinde gerçekleşen ara kanamalar, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında lekelenme veya kanama ise en yaygın görülen ilk sinyallerinden. </p>
<p><strong>HPV aşısı en etkili korunma yöntemi</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri HPV aşısı ve düzenli yapılan tarama ile önlenebilen bir kanser türü. HPV aşısı bu kanser türüne karşı en etkili korunma yöntemidir. Prof. Dr. Serkan Erkanlı,<strong> </strong>rahim ağzı kanserine neden olan yaklaşık 14 onkolojik Human Papilloma Virüsü’nün olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Bunlardan biriyle karşılaşan hasta HPV aşısı ile rahim ağzı kanserinden yüzde 90 oranında korunabilmektedir. HPV aşısının 11-12 yaşlarında yaptırılması önerilmektedir. Ancak 13-26 yaşları arasında da aşı yapılabilir. 26 yaşından sonra ise özellikle 45 yaşına kadar belli durumlarda aşı uygulanabilir.”</p>
<p><strong>Pap Smear ve HPV taraması şart! </strong></p>
<p>HPV aşısı rahim ağzı kanserini  büyük oranda önlense de risk tümüyle ortadan kalkmıyor.  Bu nedenle, aşı sonrasında da rutin rahim ağzı kanseri taramalarının mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Serkan Erkanlı, <strong>  </strong>tarama  sıklığını şöyle anlatıyor:<strong> </strong>“Rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan hücresel değişimleri tespit eden PAP Smear testine 21 yaşında başlanması ve 65 yaşına kadar her 3 yılda bir devam edilmesi gerekmektedir. 30 yaşından sonra ise Human Papilloma Virüsü testi ile primer tarama yapılması önerilmektedir. HPV testine eş zamanlı olarak PAP Smear testi de eklenebilmektedir. HPV bazlı testin sonuçları normal çıktığında bir sonraki testin 5 yılda bir yapılması önerilmektedir. Riskli durumlarda veya sonuçların riske işaret etmesi halinde ise her iki testte süreler kısalabilmektedir.” Kanser öncüsü lezyonlar rahim ağzının anormallik gösteren ince bir katmanının alınması yoluyla büyük oranda tedavi edilebiliyor. Hastalık erken evrelerde yakalandığında tedavi şansı yüzde 95’in üzerine çıkıyor.</p>
<p><strong>RAHİM KANSERİ</strong></p>
<p>Ülkemizde jinekolojik kanserler arasında en sık görülen tipi olan rahim kanseri her yıl yaklaşık 7 bin 800 kadında teşhis ediliyor.   Özellikle menopoz döneminde daha sık görülen rahim kanseri için en önemli risk faktörlerinden biri kadınlık hormonlarından estrojene fazla miktarda maruz kalmak. Bu durum, obezite, dışarıdan alınan hormon ilaçları ve yumurtalıkta hormon salgılayan tümörlere bağlı olabiliyor. Diğer risk faktörleri arasında yumurtlama olmasını önleyen ve adet dönemlerinin uzamasına neden olan etkenler, adetin erken yaşta başlaması (12 yaşından önce) ve geç yaşta menopoza girmek (52 yaşından sonra), obezite, hiç doğum yapmamış olmak yer alıyor. </p>
<p><strong>Anormal vajinal kanamaya dikkat!</strong></p>
<p>Anormal vajinal kanama rahim kanserinin en önemli belirtisini oluşturuyor. Her ay düzenli olan adet kanaması dışındaki kanamalar temelde anormal kanamalar olarak görülüyor. Adet kanaması normalden fazla miktarda oluyorsa, ara dönemde, beklenmedik zamanlarda görülüyorsa, rahim kanseri veya kanser öncesi lezyonlara işaret edebiliyor. Rahim kanseri için günümüzde kabul görmüş bir tarama programı bulunmuyor. Prof. Dr. Serkan Erkanlı,<strong> </strong>hastalığın en önemli belirtisi olan anormal vajinal kanamada veya menopoz döneminde oluşan kanamada mutlaka bir jinekolojik muayene olunması gerektiğini vurgulayarak, “Bu belirtide hekime başvurulduğunda erken teşhis genellikle mümkündür” diyor.  </p>
<p><strong>Erken evrede başarı şansı oldukça yüksek</strong></p>
<p>Özellikle erken evrelerde tedaviden yüzde 95’in üzerinde başarı elde ediliyor. Rahim kanserinde standart tedavi rahim ve yumurtalıkların alınması şeklinde oluyor. Buna ek olarak genellikle rahimle ilişkili olan ve pelvik veya paraaortik bölgelerdeki lenf bezleri de örnekleme amacıyla alınabiliyor.<strong> </strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı, “Cerrahi tedavi sonrasında, patolojik değerlendirme sonuçlarına göre hastalar ek tedavi almadan takip edilebilmekte veya hastalığın tekrar etme riski yüksek ise  kemoterapi, ışın tedavisi (radyoterapi), hormonal tedavi veya akıllı ilaçlar gibi ek tedaviler alabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>YUMURTALIK KANSERİ</strong></p>
<p>Yumurtalık kanseri, jinekolojik kanserler arasında dünyada rahim ağzı ve rahim kanserinden sonra en yaygın görülen 3. kanser türünü oluşturuyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 4 bine yakın kadında teşhis ediliyor. Epiteliyal, germ hücreli ve stromal tümörler olmak üzere 3 temel türü olan yumurtalık kanserinin kesin sebebi bilinmemekle beraber birçok risk faktörü tespit edilmiş. İleri yaş, ailede meme-yumurtalık kanseri öyküsü, hiç doğum yapmamış olmak, adetin erken yaşta başlaması (12 yaş öncesi) ve geç yaşta menopoza girmek (>52 yaş), menopozda kullanılan hormon ilaçları, endometriozis ile infertilite (kısırlık) en önemli  risk faktörleri olarak sıralanıyor. </p>
<p><strong>Düzenli jinekolojik muayene çok önemli!</strong></p>
<p>Yumurtalık kanseri genellikle erken evrelerde belirti vermiyor, hastaların yüzde 60’ından çoğu ileri evrelerde karın şişliği ve hazımsızlık şikayetiyle hekime başvuruyor. Bazı hormon üreten yumurtalık tümörleri de adet düzensizliği ve tüylenme gibi şikayetlere neden olabiliyor. Yumurtalık kanseri için günümüzde kabul görmüş bir tarama programı mevcut değil. Ancak, kadınların düzenli jinekolojik muayenelerinde erken dönemde tespit edilebiliyor. Özellikle erken evrelerde tedavinin başarı şansı yüzde 90’ların üzerine ulaşıyor. Standart tedavi rahim, yumurtalıklar, mide ile bağırsakların üzerini kaplayan ve omentum olarak adlandırılan yağlı dokunun cerrahi olarak çıkarılması ve lenf bezlerinin alınması şeklinde oluyor. İhtiyaç halinde genellikle kemoterapi veya akıllı ilaç tedavisi gibi ek tedavilere başvuruluyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-tarama-yontemleri-ve-asi-hayat-kurtariyor-576588">Düzenli tarama yöntemleri ve aşı hayat kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu sistem hayat kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-sistem-hayat-kurtariyor-576000</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[haberleşme]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[telsiz]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576000</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi doğal afet anında tüm haberleşme hatları çökse bile iletişimi sağlayabilecek “Sayısal Trunk Telsiz Sistemi”ni güçlendirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-sistem-hayat-kurtariyor-576000">Bu sistem hayat kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi doğal afet anında tüm haberleşme hatları çökse bile iletişimi sağlayabilecek “Sayısal Trunk Telsiz Sistemi”ni güçlendirdi.  Büyükşehir birimleri ile kurumlar arasında hızlı ve sağlıklı iletişimin kurulmasını sağlayan sistem yaz aylarında yaşanan yangınların söndürülmesinde etkili oldu.  </p>
<p>Türkiye’de ilk kez bir belediye doğal afet ve krizlerde olaylara anında müdahale etmek amacıyla bir “Sayısal Trunk Telsiz Sistemi” kurdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2011 yılında 13 noktada kurulan sistem yenilendi, güçlendirildi. Yangın, deprem, sel gibi afet ve kriz durumlarında tüm haberleşme hatları çökse bile iletişimi sağlayabilecek sistem şuan kent genelinde 30 ilçede 28 noktada hizmet veriyor. Yapılan protokollerle ilçe belediyeleri de birbiriyle iletişim kurabiliyor. Yaz aylarında sıkça yaşanan yangınlarda kullanılan Sayısal Trunk Telsiz Sistemi’yle iletişim sıkıntılarının önüne geçildi. Büyükşehir, geçtiğimiz ay afetlerde hem saha çalışanlarının hem de yurttaşların iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için üç Acil Durum Haberleşme Römorku’nu da kente kazandırmıştı.</p>
<p><strong>“Hedefimiz yüzde 100’e tamamlamak”</strong><br /> “Sayısal Trunk Telsiz Sistemi’nin deprem yangın gibi kriz durumlarında kamu kurumları, acil durum kurumlarının İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerle haberleşmesini sağlayan bir sistem olduğun belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Bilgi Ağları Şube Müdürü İbrahim Karahan, “Tüm operatörlerin sustuğu durumlarda bile telsiz sistemimiz devamlı çalışıyor. Kentin yüzde 90’lık alanında 28 istasyonumuz bulunuyor.  Önümüzdeki yıl hedefimiz yüzde 100’e tamamlamak. Kendi kaynaklarımızla inşa ettiğimiz bir sistem” dedi.</p>
<p><strong>“Telsiz haberleşmesi can güvenliğimiz için en önemli kriter”</strong><br />Afetlerde iletişimin kesilmemesi adına çalıştıklarını belirten Karahan, “İzmir büyük bir yangın yaşadı. Bu yangında maalesef orman içindeki canlılarımız yok oldu ama kendi itfaiye ekiplerimizde koordinasyon ve iletişim sağlandığı için sıkıntı yaşanmadı. Telsiz haberleşmesinin kesilmemesi can güvenliğimiz için en önemli kriter” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Kesintisiz 7/24 haberleşme ihtiyacını karşılıyor</strong><br />Sayısal Trunk Telsiz Sistemi; deprem, yangın, sel gibi afet ve kriz durumlarında kamu güvenliği ve acil yardım kurumları ile İzmir Büyükşehir Belediyesi, ESHOT, İZSU başta olmak üzere belediye birimleri ve ilçe belediyelerinin koordinasyonunu sağlayarak kesintisiz 7/24 haberleşme ihtiyacını karşılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde toplam 5 bin 100 el ve araç telsizi sistemde aktif kullanılıyor. Yapılan protokollerle telsiz sistemini Ayrıca İzmir Emniyet Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında Büyükşehir’e ait 11 telsiz kulesi ortak kullanılıyor. Banliyö ve metro hatlarında 4 telsiz röle istasyonu ile de kesintisiz haberleşme sağlanıyor. Telsiz röle istasyonlarında enerji altyapısı yedekli olduğu için İzmir il sınırlarında yaşanacak elektrik kesintilerinde dahi jeneratör ve yakıt tankı ile 15 gün kesintisiz çalışamaya devam ediyor. </p>
<p><strong>Haberleşme römorku da alındı</strong><br />İzmir’i afetlere karşı dayanıklı ve dirençli hale getirme hedefiyle çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olacak bir çalışmayı da geçtiğimiz aylarda hayata geçirdi. Afetlerde hem saha çalışanlarının hem de yurttaşların iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için üç Acil Durum Haberleşme Römorku kente kazandırıldı. Acil Durum Haberleşme Römorku; internetten mobil şarj istasyonlarına, anons ve aydınlatma sistemlerinden kamera ve jeneratörlere kadar pek çok bileşeni bünyesinde barındırıyor. Sistem, 24 saat kesintisiz hizmet sunuyor ve uzaktan kontrol edilebiliyor. Türkiye’de bu özelliklere sahip entegre bir sistemi hayata geçiren ilk yerel yönetim olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet yönetimi konusunda örnek bir belediyecilik anlayışı sergiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-sistem-hayat-kurtariyor-576000">Bu sistem hayat kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğan İşitme Taraması Hayat Kurtarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenidogan-isitme-taramasi-hayat-kurtariyor-559346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 08:28:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[taraması]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde her yeni doğan 1000 bebekten yaklaşık 2 ile 3’ü işitme kaybı ile dünyaya geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenidogan-isitme-taramasi-hayat-kurtariyor-559346">Yenidoğan İşitme Taraması Hayat Kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde her yeni doğan 1000 bebekten yaklaşık 2 ile 3’ü işitme kaybı ile dünyaya geliyor. Bu oran, yoğun bakımda kalan bebeklerde daha da yükselebiliyor. Erken dönemde fark edilmeyen işitme kaybı; konuşma, dil gelişimi, sosyal beceriler ve akademik başarı üzerinde kalıcı etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle yenidoğan işitme taraması, sağlıklı bir gelecek için atılacak ilk adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Kadir Serkan Orhan, yenidoğan bebeklerde görülen işitme kayıpları ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi verdi.</p>
<p><strong>İşitme testinden geçemeyen bebeklerin testi tekrarlanmalı</strong></p>
<p>Bebeklerin işitme kaybı genellikle dışarıdan fark edilememektedir. Bebek, erken dönemde tepkiler verse bile bu yanıltıcı olabilmektedir. Yenidoğan işitme taraması, 2004 yılından itibaren ülkemizde Sağlık Bakanlığı kontrolünde her doğan bebeğe zorunlu olarak yapılmaktadır. Bebeğin doğduğu ilk günlerde yapılan ağrısız ve sadece birkaç dakikalık kolay bir testle işitme kaybını erken saptamak mümkündür. Bebeğin kulağının dış kısmının içine yumuşak uçlu bir alet konulduktan sonra, buradan kulağa ”klik” sesleri gönderilmektedir. Kulak bu sesi işittiği zaman kulağın iç kısmı (koklea) yankı yapmakta ve sağlık profesyoneli bilgisayar aracılığıyla, bebeğin kulağının sese nasıl karşılık verdiğini inceleyebilmektedir. Yenidoğanlarda doğumdan sonra yapılacak tarama testlerinde (OAE, Otomatik ABR) başarısızlık söz konusu olursa 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Başarısızlık tekrar ederse Klinik ABR testi ile işitme kaybı olup olmadığı araştırılmalıdır.</p>
<p><strong>Anne babaların işitme testinin sonuçlarını takip etmesi önemli!</strong></p>
<p>İşitme tarama testi, çocukların ilerleyen yıllarda yaşıtları ile aynı düzeyde gelişim göstermeleri için büyük önem taşımaktadır. Tanı konulup erken dönemde tedavi edilen çocuklar günlük hayata kolayca adapte olabilmektedir. Anne ve babaların dikkat etmesi gereken en önemli konu, doğumdan sonra yapılan işitme taramasının sonuçlarını takip etmektir. Eğer “şüpheli” ya da “tekrar gerekli” gibi bir sonuç çıkarsa bu durum ihmal edilmemeli, ileri testler için zaman kaybetmeden referans merkezlerine başvurulmalıdır. İşitme kaybı erken teşhis edilirse, uygun işitme cihazları, koklear implant ve eğitim desteğiyle çocuk normal bir gelişim süreci izleyebilmektedir.</p>
<p><strong>Çocukta görülen birçok problemin nedeni işitme kaybı olabilir</strong></p>
<p>İşitme kaybı tanısı konmamış çocuklar; geç konuşma, dil geriliği, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve sosyal izolasyon gibi sorunlar yaşayabilmektedir. Bu durum sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal etkilere de yol açabilmektedir. Oysa işitme kaybı için ne kadar erken tanı konulursa ve tedavi başlarsa sonuçlar o kadar yüz güldürücü olabilmektedir.</p>
<p><strong>Yetkilendirilmiş referans merkezlerine başvurmakta gecikmeyin</strong></p>
<p>İşitme taramasında şüpheli sonuç çıkan bebeklerin mutlaka yetkilendirilmiş referans merkezlerine yönlendirilmesi gerekmektedir Bu merkezlerde ileri tanı ve tedavi süreci, uzman ekiplerce yürütülmektedir. Tanı geciktiğinde müdahale şansı azalmış olur. Bu nedenle ailelerin, yönlendirildikleri merkezlere zamanında başvurmaları büyük önem taşımaktadır. Memorial Bahçelievler Hastanesi, “Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı” kapsamında üçüncü basamak merkez olarak yetkilendirilmiştir. Bu tür merkezler, tanı doğrulama ve ileri tetkiklerin yapılabildiği donanıma ve uzmanlığa sahip kurumlar olarak öne çıkmaktadır. İşitme kaybı şüphesiyle merkezimize yönlendirilen bebekler uzman ekiplerimizin bulunduğu ve ileri teknolojilerin kullanıldığı hastanemizde multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Koklear İmplant veya Beyin Sapı İmplantı ile tedavi mümkün</strong></p>
<p>Yenidoğan işitme kayıplarında ilk 3 ayda tanının kesinleştirilmesi, ilk 6 ayda da rehabilitasyona başlanması hedeflenmektedir. Orta ve ileri derecede işitme kaybı tespit edilen bebeklere işitme cihazı verilmekte ve özel eğitim merkezlerinde eğitim almaları sağlanmaktadır. İleri derecede işitme kaybı olan bebeklerin 9. veya 10. ayda Kulak Tomografisi ve Kulak MR’ı çekilerek kulak yapıları ve işitme siniri değerlendirilmelidir. Değerlendirme ile Koklear İmplant için uygun olup olmadığına karar verilmektedir. Bebek 1 yaşına geldiğinde iç kulak yapıları ve işitme siniri uygunsa Koklear İmplant, uygun değilse Beyin Sapı İmplantı uygulanmaktadır. Böylelikle çocuklar; yaşları ilerledikçe akranları ile birlikte eğitime devam edebilmekte, işitmeyi yeniden öğrenmekte ve akranlarına yakın bir performans ile duyup konuşabilmektedir.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenidogan-isitme-taramasi-hayat-kurtariyor-559346">Yenidoğan İşitme Taraması Hayat Kurtarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanayi Tesislerine Kritik Uyarı: Elektrik Bakımı Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanayi-tesislerine-kritik-uyari-elektrik-bakimi-hayat-kurtariyor-554749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 08:47:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[tesislerine]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, “Fabrikalar için en büyük tehlike, sessizce ilerleyen risklerdir. Bakım yapılmayan tesisatlar, can ve mal kaybına yol açabilir,” diyerek planlı bakımın önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanayi-tesislerine-kritik-uyari-elektrik-bakimi-hayat-kurtariyor-554749">Sanayi Tesislerine Kritik Uyarı: Elektrik Bakımı Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fabrikaların elektrik bakımında ilk olarak, iç tesisat denetimleri büyük önem taşıdığını söyleyen Karabiber, &ldquo;Kablolama sistemleri, sigorta panoları ve bağlantı noktaları detaylı şekilde kontrol edilerek olası aşırı ısınmalar ve elektrik kaçakları önceden tespit edilmelidir. Bununla birlikte, trafo bakımları da ihmal edilmemeli; yağ seviyesi, sargı izolasyonu ve bağlantı noktaları düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Topraklama sistemleri, elektrik çarpması ve ekipman arızalarının önüne geçmek açısından kritik rol oynar. Bu nedenle topraklama dirençleri ölçülerek sistemin standartlara uygunluğu sağlanmalıdır&rdquo; dedi.</p>
<p>Yangın algılama sistemlerinin sorunsuz çalışmasının da sık sık kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, &ldquo;Dedektör ve sirenlerin işlevselliği test edilmeli, sensörler düzenli olarak temizlenmeli ve yangın kontrol panelleri arızasız şekilde çalışmalıdır&rdquo; şeklinde konuştu.</p>
<p><b>Bakım Yapılmazsa Ne Olur?</b><br />
Elektrik tesisatlarında bakım yapılmaması durumunda üretim duruşları, yüksek onarım maliyetleri, iş kazaları, sigorta dışı kalma ve yasal cezalar gibi ciddi sonuçların ortaya çıkabileceğine dikkat çeken ETMD Bursa Temsilcisi ve Limadem Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Olgun Karabiber açıklamasını şöyle tamamladı:</p>
<p>&ldquo;İşletmelerin Elektrik Tesisleri Yönetmeliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Yangın Yönetmeliği gibi düzenlemelere uyması gerekiyor. Aksi takdirde ağır yaptırımlarla karşılaşılabiliyor. Elektrik bakımı, arıza çıktığında değil, çıkmadan önce yapılır.&rdquo;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanayi-tesislerine-kritik-uyari-elektrik-bakimi-hayat-kurtariyor-554749">Sanayi Tesislerine Kritik Uyarı: Elektrik Bakımı Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 08:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[isbir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kapak]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060">Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını anlattı. </em></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır.”</p>
<p><strong>KALP KAPAK HASTALIĞI OLAN HERKES AMELİYAT OLMAK ZORUNDA mı?</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>RİTM BOZUKLUĞU BAŞLAMIŞSA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ!</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“CERRAHİDE EN ÖNEMLİ NOKTA HASTA İÇİN GÜVENLİ YÖNTEMİN SEÇİLMESİDİR”</strong></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.”</p>
<p>Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“YAŞAM BOYU TEDAVİ ALGORİTMASI UYGULANIYOR”</strong></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz.”</p>
<p><strong>“AMELİYAT SONRASI ENFEKSİYON VE DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir.” </p>
<p><em>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını anlattı. </em></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır.”</p>
<p><strong>KALP KAPAK HASTALIĞI OLAN HERKES AMELİYAT OLMAK ZORUNDA mı?</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>RİTM BOZUKLUĞU BAŞLAMIŞSA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ!</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“CERRAHİDE EN ÖNEMLİ NOKTA HASTA İÇİN GÜVENLİ YÖNTEMİN SEÇİLMESİDİR”</strong></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.”</p>
<p>Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“YAŞAM BOYU TEDAVİ ALGORİTMASI UYGULANIYOR”</strong></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz.”</p>
<p><strong>“AMELİYAT SONRASI ENFEKSİYON VE DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060">Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 11:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkinlerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre aşılama ile her yıl 3 milyon kişinin hayatı kurtuluyor. Toplumdaki aşılama oranının artması hem hastalığın daha hafif geçmesini hem de hızlıca bulaşmasının önüne geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569">Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre aşılama ile her yıl 3 milyon kişinin hayatı kurtuluyor. Toplumdaki aşılama oranının artması hem hastalığın daha hafif geçmesini hem de hızlıca bulaşmasının önüne geçiyor. Koronavirüs sürecinde aşılama nedeniyle yaklaşık 10 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesinin önlendiği tahmin ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak, 24-30 Nisan Aşı Haftası’nda yetişkin aşılama takvimi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p>Aşılar modern dünyanın en önemli icatlarının başında gelmektedir. Yılda 3 milyondan fazla kişinin hayatının kurtulmasını sağlayan aşılar, geçtiğimiz yıllarda belli hastalıklarda başarılar elde edilmesine neden oldu. Çiçek veya kızamık hastalığının dünya üzerinden kalkmış olmasının tek nedeni aşılardır. </p>
<p><strong>Kanseri önleyen aşı Hepatit B</strong></p>
<p>Aşılar bir yandan hastalıklardan korurken, bir yandan da kanser gibi hastalıklara bağlı gelişen olumsuz etkileri önlemektedir. Özellikle Hepatit B aşısı, kanser önleyen aşı olarak bilinmektedir. Doğumdan sonra ilk 24 saat içinde ilk dozu yapılan Hepatit B aşısı, karaciğer kanserini engelleyen bir aşı olarak bilinmektedir. Ülkemizde 10 yıldır yeni doğan bebeklere Hepatit B aşılaması yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Ek hastalıkları olanlar aşılama takvimine önem vermeli</strong></p>
<p>Sağlıklı yetişkinlerin aşılama takvimini düzenlemesi önemlidir. Bununla birlikte hastalığı bulunan yetişkinlerin özellikle aşılama takvimine dikkat etmesi gerekmektedir. Diyabet hastaları, kronik bronşiti olan hastalar, astımı olan hastalar, kalp hastaları yani bypass geçirmiş ya da koroner arter hastalığı olanlar, kanser hastaları, kemik iliği nakli olan hastalar veya organ nakli hastalarının kendi durumlarına özel aşılar olması gerekmektedir. Bu ek hastalıkları bulunanlar hastalıklara ya da hastalıkların etkilerine açık hale gelebilmektedir. Sağlıklı bireylerin kolayca atlatabileceği hastalıkları aşı olunmadığı takdirde ölüme kadar giden olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. </p>
<p><strong>Hastaneye yatışlar aşılarla önlenebilir </strong></p>
<p>Hastalıklar nedeniyle immün yani bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastaların her yıl mutlaka grip aşısı olması gerekmektedir. Grip aşısı olanların hastaneye yatışlarının %70 oranında azaldığı belirlenmiştir. Bağışıklık sistemi baskılanan hastaların grip olmasıyla birlikte kalp yetmezliği olanlarda durum kötüleşebilir, bronşit tablosu ağırlaşabilir veya astım atağıyla birlikte solunum sıkıntıları gelişebilir. Hem hastalıkların ağırlaşmaması hem de hastaneye yatışların önlenmesi, hastaların ölüm oranını da azaltmaktadır. Ekim ayının sonunda yeni çıkan grip aşıları yani yıla göre antijeni değişen aşının yaptırılması gerekmektedir. Toplumdaki grip salgınının da önüne geçilebilmektedir. </p>
<p>İmmün sistemi baskılanan, şeker yani diyabet hastalığı olanlar, risk grubundaki hastalar veya ameliyatla dalağı alınmış ya da çalışmayan kişilerin pnömokok yani zatürre aşısı olması önerilmektedir. Dalak mikropları süzen ilk noktadır. Bu nedenle dalağı olmayan veya çalışmayan hastalarda mikroplar filtreden geçirilmeden direkt kana geçmektedir. Pnömokok yani zatürre aşısı özellikle bu hastalara önerilmektedir. </p>
<p>Tetanos aşısı da her 10 yılda bir tüm sağlıklı bireylerin aşılanması gereken bir diğer aşıdır. Yıllar geçtikçe tetanos aşı etkinliğini yitirmektedir. Köpek ısırığı, toz ve toprak ile kontamine olmuş yaralanmalar gibi durumlar söz konusu olduğunda vücutta tetanos gelişebilmektedir. Bu hastalık ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle her yetişkinin grip aşısı olduğu gibi tetanos aşısı olması gerekmektedir. </p>
<p>Çocukluk yaş gruplarında yapılan meningokok aşısı, menenjit yani beyin zarı iltihabının ölümcül sonuçlarını ortadan kaldırmaktadır. Eğer çocukluk çağında meningokok aşısı yapılmadıysa, Hac ibadetini gerçekleştirmeye giderken, yurtlarda kalınacağı zaman veya kışlada vakit geçirileceği zamanlarda meningogok aşısının olunması gerekmektedir. Meningokok bakterisi solunum yolundan taşınmaktadır. Kişiler hasta görünmese de solunum yolunda taşıdıkları bu bakteri nedeniyle yurt veya kışla gibi kalabalık ortamlarda kolaylıkla salgınlara neden olabilmektedir. Hastalık iyi tedavi edilmezse menenjit yani beyin zarı iltihabı ile ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. </p>
<p><strong>65 yaş üzeri için zona aşısı önemli</strong></p>
<p>Suçiçeği virüsünün dozu artırılarak hazırlanan zona aşısı, 65 yaş üzerindeki yetişkinlere önerilmektedir. Herhangi bir sağlık problemi bulunmasa da zona hastalığı ileri yaşlarda sorunlara yol açabilmektedir. Çocukluk çağında suçiçeği geçirilmiş olunsa bile, zona virüsü hücrelerin sinir uçlarında yer etmektedir. Aktive olduğu zaman çok ağrılı ve özellikle yaşlı hastalarda ağrının kontrol altına alınmasının güçleştiği zona hastalığı ortaya çıkabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yetiskinlerde-asi-takvimi-hayat-kurtariyor-369569">Yetişkinlerde Aşı Takvimi Hayat Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paynet, Tedarikçi Ödeme çözümüyle çek senet ve vade bekleme döngüsünden kurtarıyor, finansal maliyetlerini azaltıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/paynet-tedarikci-odeme-cozumuyle-cek-senet-ve-vade-bekleme-dongusunden-kurtariyor-finansal-maliyetlerini-azaltiyor-367118</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[azaltıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bekleme]]></category>
		<category><![CDATA[çek]]></category>
		<category><![CDATA[çözümüyle]]></category>
		<category><![CDATA[döngüsünden]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maliyetlerini]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[paynet]]></category>
		<category><![CDATA[senet]]></category>
		<category><![CDATA[tedarikçi]]></category>
		<category><![CDATA[vade]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şirketlerin nakit akışlarını daha hızlı ve kolay yönetmeleri bugün her şeyden daha kritik hale geldi. Ödeme sistemlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşu Paynet de Tedarikçi Ödeme çözümüyle Paynet üye iş yerlerinin ticari şirket kartları üzerinden tedarikçilerine ödeme yapmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/paynet-tedarikci-odeme-cozumuyle-cek-senet-ve-vade-bekleme-dongusunden-kurtariyor-finansal-maliyetlerini-azaltiyor-367118">Paynet, Tedarikçi Ödeme çözümüyle çek senet ve vade bekleme döngüsünden kurtarıyor, finansal maliyetlerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şirketlerin nakit akışlarını daha hızlı ve kolay yönetmeleri bugün her şeyden daha kritik hale geldi. Ödeme sistemlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşu Paynet de Tedarikçi Ödeme çözümüyle Paynet üye iş yerlerinin ticari şirket kartları üzerinden tedarikçilerine ödeme yapmasını kolaylaştırıyor. Bu sayede tedarikçiler ödemelerini hızlıca alırken Paynet üye işyerleri de ticari kartlara uygulanan taksit ile ödemelerinde vade avantajı elde ediyor.  Böylece işletmeler daha sağlıklı bir nakit akışına sahip oluyor.</strong></p>
<p> </p>
<p>Tüm işletmelerin yüksek enflasyonist ortamda en çok nakit akışına dikkat etmesi gerekiyor. Alacak yönetimi de bu nedenle şirketlerin öncelik listesinde en üst sıralarda yer alıyor. Fiyatların stabil olduğu ekonomilerde alış ve satış işlemlerinin vadeli olması işletmeler açısından çok fazla risk barındırmazken enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde bu model işlerliğini yitiriyor. Her geçen gün ürünü yerine koyma maliyeti yükselen şirketler; ödemelerini uzun vadelerde aldıklarında nakit akışları bozuluyor, işletme sermayeleri zayıflıyor. Bu durum kimi zaman da şirketleri varlıklarını sonlandırma noktasına taşıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tüm paydaşlar önemli rekabet avantajı elde ediyor</strong></p>
<p>Ödeme sistemleri sektöründe Türkiye’nin öncü kuruluşu Paynet de sunduğu Tedarikçi Ödeme çözümüyle şirketleri bu noktada destekliyor, tedarikçilerine kolayca ödeme yapılmasına aracılık ediyor. Tedarikçi Ödeme çözümüyle Paynet üye şirketleri; tedarikçilerinden ürün ve hizmet alırken ödemeyi kredi kartı ile 18 aya kadar vadeli yapabiliyor. Bununla birlikte, kendileri taksitli ödeme yaparken tedarikçileri ödemenin tamamını vade beklemeden alıyor. İşletme kasasından nakit çıkmadan tedarikçisini mutlu etmiş oluyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>18 taksite kadar ödeme imkanı sunuyor</strong></p>
<p>Paynet üye iş yerleri, Tedarikçi Ödeme çözümünü PayPortal üzerinden kullanabiliyor. Tüm ticari kartlardan ödeme yapma imkanı da sunan çözümle, tek ekrandan hem tedarikçilerin hem bayilerin ödemeleri ayrı ayrı yönetilip raporlanabiliyor. Tek çekimin yanında 18 taksite kadar ödeme seçeneği olan çözümü, şirket istediği durumda ERP ve CRM sistemlerine kolayca entegre edebiliyor.</p>
<p><strong>“Nakit akışı hızlı ve güvenli hale geliyor”</strong></p>
<p>Tüm işletmeler için nakit akışı sağlamanın kritik olduğu bir dönemde Tedarikçi Ödemesi çözümünün önemli bir misyonu olduğunu belirten <strong>Paynet Ürün Yönetimi, Pazarlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kocatürk</strong>, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tedarikçi ödemelerinde temel bir sorun vardır. Ürün alan firmalar vadeyi daha uzun belirlemek isterken tedarikçi firma ise ödemesini hızla almak ister. Ürünü alan firma, şirket kredi kartıyla taksitli ödeme yaparken, tedarikçi ödemesini hemen alıyor. Bu sayede, her iki tarafın da ihtiyacı olan çözümü sunarak tedarik zinciri sürecini daha hızlı ve verimli hale getiriyoruz. Sonuç olarak hem alıcıların ödeme esnekliği sağlanıyor hem tedarikçilerin nakit akışları daha hızlı ve güvenli hale geliyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/paynet-tedarikci-odeme-cozumuyle-cek-senet-ve-vade-bekleme-dongusunden-kurtariyor-finansal-maliyetlerini-azaltiyor-367118">Paynet, Tedarikçi Ödeme çözümüyle çek senet ve vade bekleme döngüsünden kurtarıyor, finansal maliyetlerini azaltıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glokomda Erken Tanı Kalıcı Körlükten Kurtarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-tani-kalici-korlukten-kurtariyor-355540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 10:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[glokomda]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[körlükten]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “Göz tansiyonu” veya “Karasu hastalığı” olarak da bilinen glokom, çoğu zaman sinsi bir şekilde ilerleyen göz rahatsızlığıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-tani-kalici-korlukten-kurtariyor-355540">Glokomda Erken Tanı Kalıcı Körlükten Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında “Göz tansiyonu” veya “Karasu hastalığı” olarak da bilinen glokom, çoğu zaman sinsi bir şekilde ilerleyen göz rahatsızlığıdır. Aile öyküsünün ve ileri yaşın başlıca risk faktörü olduğu bu hastalıkta uygulanacak tedavilerle glokomunun ilerlemesinin önüne geçilebileceği ancak meydana gelen sinir tahribatının düzeltilemeyeceği bilinmelidir. Bu sebeple glokom hastalığında erken tanı konulması ve rutin kontrollerin aksatılmaması büyük önem taşır. Memorial Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Gümüş, glokom ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Hasar kalıcı hale gelebilir</strong></p>
<p>Göz içi basınç yüksekliğine bağlı olarak meydana gelen görme sinirinin ilerleyici tahribatı olan glokom, bazı durumlarda göz içi basıncı normal değerlerde olan kişilerde de görülebilmektedir. Genetik nedenlerle oluşabilen glokomun başlıca nedeni gözde bulunan drenaj kanallarının tıkanması veya bazı yapısal bozukluklar sonucunda işlevselliğini kaybetmesidir. Oluş mekanizmasına, ortaya çıkış zamanına ve gözün yapısına göre farklı şekilde sınıflandırılan glokomun en çok rastlanılan türü ise “açık açılı” glokom olmaktadır. Toplumun yaklaşık yüzde 1’inde ve daha çok 40 yaş üzerinde ortaya çıkan açık açılı glokomda, göz içi basıncının artış hızı nispeten yavaş olur ve hasta bunun farkına geç vardığı için oluşan hasar kalıcı hale gelir. </p>
<p><strong>Glokom krizi acil müdahale gerektirir</strong></p>
<p>Diğer bir tür olan ve glokom krizi olarak da bilinen “Dar açılı” glokomda ise göz sıvısının dışa akışındaki ani duraklamaya bağlı olarak göz içi basıncı hızlı bir şekilde yükselir. Bu hastalarda şikayetler ani ve belirgin olur. Göz tansiyon krizi olarak da bilinen bu duruma acil müdahale edilmesi gerekir. Aksi halde hastalarda kalıcı körlük oluşur. </p>
<p><strong>Yetişkinlerde hiçbir bulgu vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilir</strong></p>
<p>Glokom belirtileri çocukluk ve yetişkinlik çağında farklı şekilde görülür. Çocukluk çağında ortaya çıkan glokomun en yaygın belirtisi kornea çapının normalden geniş olması, ışığa duyarlılık ve göz sulanması olurken; yetişkinlerde ise çoğu zaman belirti görülmez. Görme sinirlerinde yaklaşık yüzde 50 hasar meydana gelmeden yani başlangıç döneminde hiçbir bulgu vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilir. Ancak göz tansiyonu çok yükseldiğinde bazı hastalarda şiddetli ağrı, kusma, kızarıklık ve görme azalması gibi belirtiler görülebilir. Bu durum acil müdahaleyi gerektirir. </p>
<p><strong>Erken teşhis kalıcı körlükten kurtarır</strong></p>
<p>Glokomun görme sinirlerinde meydana getirdiği tahribatın geri dönüşü olmadığından hastalığın erken teşhisi büyük öner taşır. Bu sebeple 40 yaş üzerindeki kişilerin yılda bir kez, aile öyküsü olanların ise 6 ayda bir mutlaka rutin göz muayenesi yaptırması gerekmektedir. Hastalığın geç teşhis edilmesi telafisi mümkün olmayan görme kayıplarına ve körlüğe neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>İleri yaş ve aile öyküsü tanı koymaya yardımcı olur </strong></p>
<p>Glokom hastalığının en önemli risk faktörleri arasında aile öyküsü ve ileri yaş bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, göz içinde psödoeksfoliasyon materyalinin bulunması da önemli bir glokom risk faktörüdür. Hastalarda diyabet, sistemik hipertansiyon, uyku apnesi mevcudiyeti ve sigara tüketimi de glokomla ilişkili olabilmektedir. Tanı konulmasında aile öyküsü önem taşımaktadır. Ancak yapılacak testler ile bu hastalık belirlenebilir. </p>
<p><strong>Tedavi glokom türüne göre farklılaşıyor </strong></p>
<p>Açık açılı glokom hastalığının tedavisinde göz içi basınç düşürülerek, görme sinirindeki tahribatın ilerlemesi durdurulur veya yavaşlatılır. Tedavide yer alan ilaçların mutlaka doktor kontrolünde ve ömür boyu kullanılması gerekmektedir. Topikal ilaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda lazer ya da farklı cerrahi tedaviler de uygulanabilmektedir. Dar açılı glokomun tedavisi is acil ve farklıdır. Kriz çoğunlukla öncelikle tıbbi müdahale ve ardından cerrahi tedavi gerektirir. Glokom tedavilerinin tümünün amacı gözün mevcut durumunu korumaktır. </p>
<p>Yapılan tüm tedavilerde amaç gözün var olan durumunun korunmasıdır. Tedaviler ile glokom hastalığında oluşmuş hasarın düzeltilemeyeceği, ancak zamanında yapılan tedavi ile gelecekte oluşabilecek hasarların önüne geçmenin mümkün olabildiği unutulmamalıdır. Bu sebeple rutin göz muayeneleri ve takip ihmal edilmemelidir. </p>
<p><strong>Suya dalma ve vücudu zorlayan bazı hareketler glokomu kötü yönde etkileyebilir</strong></p>
<p>Sağlıklı vücutta glokomun kötüleşme hızı yavaşlayacağı için hastalara spor yapılması önerilir. Ancak pigment dispersiyonu sendromu ve bunun sonucu gelişecek pigment glokomu adı verilen özel bir glokom tipinde hastaların ağır sporlardan kaçınması gerekmektedir. Hastalar spor yapmadan önce sahip olduğu glokom çeşidini mutlaka doktoruna sormalıdır. Ayrıca dalma sporu ve vücudu zorlayan bazı hareketler (örneğin bazı yoga pozisyonları) göz içi basıncını artırarak glokoma olumsuz etki edebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-tani-kalici-korlukten-kurtariyor-355540">Glokomda Erken Tanı Kalıcı Körlükten Kurtarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
